Başkalarına Hizmet Forumu
Başkalarına Hizmet Forumu
Ana Sayfa | Bilgilerim | Kayıt Yaptır | Aktif Konular | Forum Üyeleri | Site içi Arama
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni Hatırla
Şifre hatırlatma servisi

  Forum
 Kanal Bilgileri
 Kasyopya Celseleri (Son Yıllardaki Celseler)
 15 Ekim 2016

UYARI: Sadece KAYITLI KULLANICILAR Konulara cevap yazabilir.
Kayıtlı Kullanıcı olmak için, TIKLAYIN.

Ekran Ayarı:
UserName:
password:
Format Mode:
Biçim: KalınSağa yatıkAltı ÇiziliÜstü Çizili Sola DayalıOrtalanmışSağa Dayalı Yatay Çizgi Link EkleEmail EkleResim Ekle Kod ekleAlıntı BildirListe ekle
   
Mesajınız:

* HTML modu KAPALI
* YARDIM Açık
* UYARIYI OKUYUNUZ
Yüzler
Smile [:)] Big Smile [:D] Cool [8D] Blush [:I]
Tongue [:P] Evil [):] Wink [;)] Clown [:o)]
Black Eye [B)] Eight Ball [8] Frown [:(] Shy [8)]
Shocked [:0] Angry [:(!] Dead [xx(] Sleepy [|)]
Kisses [:X] Approve [^] Disapprove [V] Question [?]

  Mesajda Kişisel imzam mesajda görüntülensin.
    

K O N U    G E N E L G Ö R Ü N Ü Ş
bozadi Posted - 17/10/2016 : 19:37:09

Celse Tarihi: 15 Ekim 2016

Tabla başındakiler Laura, Andromeda ve Galatea

Pierre, Joe, Chu, Data, Scottie, Timótheos, Alana, Niall, Arky, Possibility of Being, Prodigal Son, Fabric, Gaby, Itellsya, Windmill knight, Odyssey, Nancy2feathers, Beau

S: (L) Tarih nedir?

(Galatea) 15 Ekim 2016.

(L) Galatea tarihi söyledi, tekrarlamama gerek yok. [Celsede hazır bulunanların gözden geçirilmesi.] Başlayalım... Orada kimse var mı?

C: Kasyopyalı Fliminya'dan herkese selamlar!!!

S: (L) Sanırım hemen sorulara geçebiliriz. Herkesin aklında olduğunu tahmin ettiğim ilk şey, kısa bir süre önce yaşadığımız çok üzücü bir olay. Timótheos ve Alana'nın yeni yavru köpeği trajik bir şekilde öldü. Gözlüklerimi takayım. Gözlüklerim olmadan K'lar nasıl görebilirler? Bunun tamamen bir kaza olup olmadığını bilmek istiyorum. Sanırım ilk soru bu.

C: Hayır

S: (L) Sembolik miydi?

C: Hayır

S: (L) Tamam. Sanırım... Olayın ardındaki faktör neydi?

C: Geçmişte, 2Y varlıkların bu zamanlarda parazit yapışmalara daha eğilimli hale geleceğini belirtmiştik. Bu olayda enerji profilleri arasındaki şiddetli bir uyumsuzluk yavru köpeği etkiye açık hale getirdi.

S: (L) Enerji profilleri arasındaki şiddetli bir uyumsuzluğun yavru köpeği etkiye açık hale getirdiğini söylüyorsunuz. Yani enerji profillerinin uyuşması durumunda yavru köpeklerin veya köpeklerin veya 2Y varlıkların veya genel olarak evcil hayvanların etkiye daha az açık olacakları anlamına mı geliyor bu?

C: Genel olarak, evet.

S: (L) Tamam. Yani eğer evcil hayvanlar ile insanlar arasındaki enerji profili uyumluysa, bu her iki taraf için de koruyucu oluyor anladığım kadarıyla?

C: Evet

S: (L) Bu olayda uyum...

(Andromeda) Demek bir çeşit uyumsuzluk vardı ve bu da hayvanı yapışkan bir varlığa açık hale getirdi. Söyledikleri bu mu?

C: Evet

S: (L) Peki bu nasıl anlaşılır? Yani...

C: Timótheos çok ilerleme kaydetti ve artık o köpek türünün profiliyle uyumlu değil.

S: (L) Demek burada göze görünenden fazlası var...

C: Evet. Konum enerjisi profili de var.

S: (L) Yani yaşadıkları yerin de mi... Anlamadım.

(Pierre) Sanırım şunu söylüyor olabilirler: Eniğin enerji profili Timótheos'un enerji profiliyle uyuşmadı çünkü Timótheos evrim geçirdi ve artık Pepe'ninki gibi profillerle uyuşmuyor. Ayrıca eniğin enerji profili lokasyonun enerji profiliyle de uyuşmadı. Yani çifte uyuşmazlık vardı.

C: Kısmen ama daha da etkili olan faktör konum ve konumun 3Y profiliyle harmanlanışı.

S: (L) Yani lokasyon Timótheos'u ilerletti, ve sanırım Alana'nın da etkisi oldu?

C: Aynen!

S: (L) Yani Alana'nın profili Timótheos'un profilini değiştirdi, yaşadıkları yer her ikisinin enerji profilini değiştirdi ve dolayısıyla da eniğin profiliyle bir uyuşmazlık meydana geldi. Anlatmaya çalıştığınız şey bu mu?

C: Evet!

S: (L) Ve bu da eniği ona yapışan varlığa açık hale getirdi ve o varlık da köpeğin bir arabanın önüne atlamasına neden oldu? Bu mu?

C: Evet

S: (L) Herhangi negatif bir niyet söz konusu muydu?

C: Evet, kısmen.

S: (L) O kötü niyet Timótheos ve Alana'yı üzmeye yönelik miydi?

C: Evet

S: (L) Ve çevrelerinde kaosa neden olmak?

C: Evet

S: (Alana) Bu enerji uyuşmazlığının ne anlama geldiğini anlamıyorum.

(Joe) Söylediğiniz şey bu değildi sanırım ama konum enerjisi profiliyle ilgili kötü birşey var mı?

C: Hayır

S: (Andromeda) Sanırım konum yalnızca farklı.

(Joe) Yani sonuç olarak sorun köpeğin cinsi miydi? Timótheos veya Alana'yla ilgili yanlış birşey yoktu, evle ilgili yanlış birşey yoktu, lokasyonla ilgili yanlış birşey yoktu. Tüm bu iyi şeylere rağmen, köpeğin kendisi uyuşmazlığa neden oldu.

C: Evet

S: (Joe) Çok iyi bir soydan gelmeyen, huysuz bir av köpeğiydi temel olarak. İkiniz de Fransa'nın seçkin bir bölgesinde yaşıyorsunuz, yükseldiniz ve sonra da melez ve uyuz bir köpek aldınız...

(L) Uyuz değildi! Çok ŞİRİNDİ!!!

(Joe) Uyuzdu veya kötüydü demiyorum. Fransa'nın güzel bir yerinde, ilerleme kaydeden arkadaşlarınızla karşılaştırıldığında...

(L) Bunun hoşlukla veya nahoşlukla bir ilgisi olduğunu sanmıyorum. Bence bu başka bir şeyle alakalı. Haklı mıyım?

C: Evet

S: (L) Neyle alakalı?

C: Amaç!

S: (L) Anlamadım.

(Alana) Ben de.

(Chu) Kimin amacı?

(Data) Yeni bir köpek almanın amacı Pepe'yi "geri getirmek" miydi?

(Andromeda) Bence enerjisel amacı kastediyorlar. Köpek daha çok av köpeği tipindeydi, bir anlamda fazla enerjikti ve belki de siz ikiniz için doğru şey olmayan türde bir ilgi gerektiriyordu.

C: Yakın.

S: (L) Ne tür bir köpeğe sahip olman gerektiğini nasıl anlarsın?

C: Düşünün!

S: (Niall) Siz hangi cins köpek alacağınızı nasıl belirlediniz?

(L) Benim köpeğimin benim profilime uygun olduğundan da emin değilim! [kahkaha] Bunu henüz sormadık. Köpeklerimiz profilimize uygun mu?

C: Evet

S: (L) Köpeklerimizin hepsi bizim gibi nevrotik! [kahkaha]

(Alana) Bizimle olduğu ilk birkaç gün, ikimiz de bir noktada "Onu geri götürelim" dedik.

(L) Gerçekten mi?

(Alana) Evet.

(Timótheos) Ama ben bir süre sonra ona bağlandım. Ondan çok hoşlandım.

(Alana) Yavaş yavaş ona adapte olduk, o da bize adapte oldu. Muhtemelen biz ona daha fazla adapte olduk. Güçlü bir kişiliği vardı. Sonunda onunla epeyce vakit geçirmeye başladık.

(Galatea) Köpeğin kaderi daha erken veya daha geç ölmek miydi?

C: Hayır

S: (Joe) "Uyuz" derken kast ettiğim şey genetikti. Melez bir köpekti.

(L) Şakayla karışık, köpeklerimizin de bizim gibi nevrotik olduğunu söyledik. İnsanlar kendilerine benzeyen köpekler mi seçmeli?

C: Bazen...

S: (L) Tamamlayıcı nitelikte köpekler mi seçmeliler? Örneğin bazen kendilerinin zıddı olan?

C: Evet

S: (Joe) Neden köpekle ilgili sorunun ne olduğunu sormuyoruz?

(L) Pekala, bahsettiğiniz uyuşmazlık tam olarak neydi?

C: Enik Timótheos'un and Alana'nın özellikle uzun vadede ona veremeyeceği birşeye ihtiyaç duyuyordu.

S: (L) Peki neydi o? Veremeyecekleri şey neydi?

C: Güçlü hakimiyet ve yoğun enerji.

S: (L) Geçen hafta kawika ve Awapuhi ve onların köpeği ile ilgili konuştuğumuz şeye benziyor.

(Joe) Burada bahsettiğimiz olayla kawika ve Awapuhi's köpeği arasında herhangi bir bağlantı var mıydı?

(L) Evet, çünkü bu biraz garip görünüyor.

(Joe) Aşağı yukarı aynı zamanda oldu.

C: Çok benzer ama doğrudan değil.

S: (L) Pekala şunu sorayım... Yo, sormayayım.

(Galatea) Bizi böyle bir merakta bırakamazsın...

(L) Bence bir Bişon Firize Timótheos ve Alana için ideal köpek olur. Haklı mıyım? [kahkaha]

C: Veya kaniş.

S: [kahkaha] (Galatea) Çok şirin olurdu! Ve onu süsleyebilirsiniz!

(Timótheos) Onun için küçük elbiseler dikebiliriz... [kahkaha]

(Joe) Fransa'da bir Fransız kanişi iyi olur.

(Andromeda) Çok zekiler.

(L) Standart kanişler en akıllı ikinci köpek cinsi, biliyor musunuz?

(Andromeda) Ve tüy de dökmüyorlar.

(L) Alerjiye neden olmuyorlar. Ama sanırım standart bir kaniş fazla enerjik olur. Bence o küçük Bişon Firizelerden bir tane almalısınız.

(Galatea) Bişon Firize istiyor! [kahkaha]

(L) Oyuncak ayıya benziyorlar.

(Alana) Bir daha asla köpek almayacağız.

(Galatea) Alana karar versin.

(L) Pekala, kawika ve Awapuhi'nin olayına gelecek olursak: Kuzey Karolina'daki topluluğa geldiklerinde yaşlı köpeklerini ve bir de genç köpek getirdiler. Yaşlı köpeği başından beri biliyordum ama o genç köpeği edindikerinden haberim yoktu. Topluluğa taşınmadan önce ikinci ve genç bir köpek edinmelerinin biraz garip olduğunu düşünmüştüm. Bu beni biraz ürkütümüştü. Sonuç olarak bunlar konuşuldu ve makul olduğuna karar verildi. Köpeği getirdiler ama köpeğin herkes için bir felaket olduğu ortaya çıktı çünkü evdeki pek çok kişiyi mutsuz ediyordu. Gürültücü ve yüksek enerjili. Catahoula ve Rottweiler kırması. Rottweiler bir sığır çobanı köpeği olmak için yetiştirilmiş. Catahoula'lar ise domuz avı için.

(Andromeda) Yani bir çoban köpeği ile bir av köpeğinin karışımı.

(L) Ve burada agresif bir çoban köpeğinden bahsediyoruz çünkü küçükbaş değil büyükbaş sürülerini yönlendiriyorlar. Sonuç olarak son derece nahoş bir durum. Bu yüzden de köpeğin gitmesi gerektiğini söyledik onlara. Sonuç olarak kawika ve Awapuhi topluluğa uyum sağlayamadıkları için gitmeleri gerektiğini düşünüyorlar. Gitmek istiyorlarsa giderler. Köpeği getirmek kötü bir fikirdi. Bir anlamda... Bu da benim favori teorime geliyor: Melez bir köpek aldığında, bunların yüzde biri veya binde biri veya daha azı dünyadaki en harika köpeklerden biri oluyor. Harika melez köpeklerle ilgili pekçok haber var. Hemen her durumda kahraman köpekler melez. Haberler öyle, değil mi? Ama gerçek şu ki bu yalnızca 1.000'de veya 10.000'de biri için geçerli. Çok sayıda melez var ve bunların çok azı kahramanca özelliklere sahip. Sorun çıkaran, saldıran, ısıran köpeklerle ilgili haberlerin çoğunda yarı-melezler var. Çoklu melezlerden bahsetmiyorum, çünkü onlarda genlerin dengelenmesi ihtimali var. Ama yarı melezlerde genetik bir rulet oynamış oluyorsun. Belki de iki ebeveynin de en kötü yönlerini alıyorsun? Bir ebeveynin en iyi özelliği, diğerinin en kötü özelliğini iptal edecek mi? Gerçekten şüpheli bir durum. Haklı mıyım bu konuda?

C: Evet

S: (L) Elbette haklıyım. Ve elbette bana katılıyorsunuz çünkü siz gelecekteki bensiniz, değil mi? [kahkaha]

(Galatea) Ama Bişon konusunda aynı fikirde değillerdi...

(L) Ne demek aynı fikirde değillerdi?! "VEYA" dediler! [kahkaha]

(Timótheos) Jack Russell Teriyerine ne dersiniz? Uygun olur mu?

C: Daha yakın.

S: (Timótheos) Belki daha küçük bir köpek...

(L) Bişon çok küçük. [kahkaha] Aklınızda bulunsun diye söyleyeyim dedim... Tüy de dökmüyorlar, biliyor musunuz?

(Alana) Yani büyük köpek edinmememiz lazım?

C: Hayır

S: (Joe) Büyük köpekler daha fazla hakimiyet anlamına geliyor.

(Alana) Peki ya kediler? Miss Pearls de uyumsuzluk nedeniyle ölecek mi?

C: Hayır!

S: (L) Miss Pearls uyumsuz değil bence. O harika bir kedi.

(Chu) kawika ve Awapuhi ile ilgili birşey sormak istiyor muydunuz?

(Beau) Şunu merak ediyorum, topluluktan ayrılacaklarını söylemelerinin nedeni tamamen veya kısmen köpeklerinden kurtulmalarını istememiz mi?

C: Evet

S: [Pierre beyaz, pofuduk, harika bir Bişon Firize resmi getiriyor] (L) ÇOK ŞİRİN! AMAN TANRIM!! [kahkaha]

(Galatea) Ne kadar küçük!

(Timótheos) Adını Kartopu koyacağım! [kahkaha]

(L) O mesele konusunda sen ne düşünüyorsun Beau?

(Beau) Bana köpekten kurtulmaya istekli oldukları söylendi. Ama şimdi bunun ayrılma sebepleri olduğunu öğreniyorum...

C: Küçük düşmemeye yönelik bir meydan okumaydı.

S: (L) Yani küçük düşmemek için başta iddialı konuştular.

(Beau) İzlenim yönetimi.

C: Yakında kendilerini benzer bir durumun içinde bulabilirler.

S: (L) Nasıl benzer bir durumda? Köpekle ilgili bir uyumsuzluk mu? Köpeğe bir varlık falan mı yapışacak?

C: Evet. Ama onların durumunda daha tehlikeli.

S: (Beau) Neden?

C: Köpek fiziksel ve içgüdüsel olarak güçlü.

S: (Niall) Birine saldırabilir.

C: Evet

S: (L) Bu tamamen mümkün. Hatta, SOTT'a koyduğumuz pek çok haberde bunu görüyoruz. İnsanlara saldıran köpekler. Yapışkan varlıklar bu hayvanlara ilişiyor. Birşey onları buna daha açık hale getiriyor.

(Galatea) Ya da hayvanat bahçelerinde bakıcılarına saldıran hayvanlar.

C: Evet. Bu konuda sizi uyardık.

S: (L) Yani eğer bir köpek edinecekseniz, öncelikle güçlü insancıl içgüdüleri olan bir tane almak en iyisi, böylece hayvana negatif bir varlık yapışmasına karşı bir tür koruma olur bu, öyle mi?

C: Evet

S: (Scottie) Ve bu SÜPER insancıl bir köpek.

(L) Ne?

(Scottie) Timótheos'a ben de Bişon Firize'yi tavsiye ediyordum yalnızca. Çok şirin.

(Timótheos) "İnsan Hayatı Önemlidir" hareketinin bir üyesi, desenize.

(Pierre) Birini öldürmek istese bile bu uzun sürer... [kahkaha]

(L) Başka soru?

(Prodigal Son) Çiftlik için ne tür bir köpek iyi olur?

(L) Bekle bir saniye...

(Galatea) Aklında birşey var. Bir Bişon daha! [kahkaha]

(Niall) Önce çitleri yapmak gerek.

(Beau) Konuyu biraz değiştirecek bir sorum var. Hillary Clinton'ı çok kötü gösteren Podesta e-posta sızıntılarının ardında kim olduğunu merak ediyorum.

C: Clinton'ın ekibinden biri.

S: (Pierre) Clinton'ın ekibinden ama onunla aynı fikirde olmayan ve onu indirmek isteyen biri mi?

(Galatea) Casus gibi?

(Beau) Bu işin ardında Rusya mı var?

C: Hayır

S: (Niall) Kendi ekibinden biri ona çok kızmış.

(L) Kesinlikle.

(Pierre) Kendi çalışanlarına davranış şeklini görüyorsunuz, birinin onu indirmeye çalışmasına şaşırmam. Birini intihara sürükledi ve neredeyse birini daha sürüklüyordu.

(Niall) Olabilir... Demokrat başkan adaylığını elde etme biçimiyle ilgili bir intikam mı bu?

C: Kişisel kötü davranışların intikamı.

S: (L) Kendi ekibinde kim ondan nefret ETMİYOR ki?

C: Çok az.

S: (L) Yani.

(Beau) Sorunu nedir? Hastalığı nedir?

C: Bunama.

S: (Joe) Etrafındaki kişiler onun bunak olduğunu biliyor sanırım. Kendi ekibi, kampanyalarını yürüten kişiler, Demokrat parti vs. Bunak olmasına rağmen başkan olmasının uygun olduğunu mu düşünüyorlar?

C: Hayır. Onu indirmeye çalışma nedenlerinden biri de bu.

S: (L) Kampanyaya ve örtbaslara çok fazla para harcadı ve eğer indirilirse hiç arkadaşı kalmayacak. Fakirleşecek. Kendi etkisi kalmadığı için etrafında onun etkisini artırmaya çalışan kimse de olmayacak.

(Joe) Biri onu başkan olduktan sonra indirmek mi istiyor?

C: Önce!

S: (Joe) Acele etseler iyi olacak! 3 haftaları kaldı.

(Pierre) Yalnızca büyük bir skandala ihtiyaçları var.

(L) Tüm yapmaları gereken yeteri kadar insanı üzmek, böylece Trump başkanlığı elde edecek.

(Joe) Medya şu anda tamamen Trump karşıtı.

(L) Farketmez. İnsanlar Trump'tan çok Hillary'den nefret ediyorlar.

(Joe) Onu bilmiyoruz. Şu anda Trump'ın kazanma olasılığı nedir?

C: Yüksek.

S: (Pierre) Şikeli olmayan tüm anketler Trump'ı lider gösteriyor. Yani Clinton'ın kazanmasını istemiyorlarsa birşey yapmalarına gerek yok.

(L) Eğer Trump kazanırsa bazı sürprizleri olacak gibi geliyor bana...

C: Evet

S: (L) Pekala. Sorular?

(Pierre) Bir sorum var. Fransız yetkilileriyle geçmişteki etkileşimlerimize ilişkin bazı materyalleri gözden geçiriyoruz. Bölge İdare Müdürlüğü, yerel polis, Toulouse polisi, Toulouse vergi kurumları, Moissac vergi kurumları ve bankalar, hepsi bize aksi davranışlar sergiliyorlar. İlk soru: Bu kurumlar arasında herhangi bir koordinasyon var mı?

C: Perde arkasından.

S: (L) Yani takip edebileceğimiz hiçbir şey yok.

(Pierre) Gizli bir grup veya kişi. Bize bu kişi veya grup hakkında başka herhangi birşey söyleyebilirler mi? Nitelikleri? Amaçları?

C: Pedofiller.

S: (Pierre) Yani tüm bu saldırıları tetikleyen şey geçmişte Laura'nın Gers'te olan biteni ifşa etme çabası mı? "Fransız Bağlantısı" yazı dizisi mi?

C: Kısmen.

S: (Pierre) Başka hangi faktörler var?

(Joe) AB nedeniyle mi?

C: Hayır

S: (L) G_ P_ ve bağlantılı pedofillerle ilgili bir ifşa yaptığım zamanı hatırlıyor musunuz? İşte o zaman tehditler almaya başladık, çitler kesildi, arabanın bijonları gevşetildi ve biri beni takip edip pazarda resimlerimi çekti. Tüm bunlar bu konuyla alakalı mı?

C: Evet

S: (Pierre) Nedenin kısmen bu olduğunu söylediler. Başka hangi sebepler var?

C: Bu kadarı yeterli!

S: (Pierre) Tamam.

(Chu) {Komiser}'in J_ ile irtibata geçmesi tesadüf değildi belki de. Biri onu buna yönlendirdi.

(L) Evet, ilginç bir temastı. Hatta bunu yaparak kendilerini neredeyse ifşa ettiler. {İlgili tüm belgeler güvenlik için ABD'deki avukatlarımıza teslim edildi.}

C: Evet

S: (Chu) İrtibata geçebileceği pek çok insan varken, senin geçmişinden biriyle ve davalık olup kaybetmiş biriyle irtibata geçmeye karar vermişti. Biri ona bunu söylemedikçe böyle birşey yapması pek anlamlı değil.

(L) J_ iftira nedeniyle bize tazminat ödemeye mahkum edilmiş olsa da biri komiserden onu kullanmasını istedi. Ve o davayla ilgili tek bir kelime edilmiyor.

(Pierre) {Komiser}ve {Fisc Denetçisi} bu pedofili meselesinden habersizler mi yoksa buna bizzat yardımcı mı oluyorlar?

C: Kendi istekleriyle manipüle ediliyorlar.

S: (L) Yani manipüle ediliyorlar çünkü kendi çıkarları da var işin içinde... Kendi küçük oyunlarını oynamak istiyorlar. Güçlerini artırmak istiyorlar. Kendi üstlerindeki yetkililerin onları desteklemelerini istiyorlar ve çok kötü bazı insanlara hizmet ediyor olduklarını ya bilmiyorlar ya da umursamıyorlar.

(Joe) Bu işler böyle işliyor. Biri ona yaklaşıp şöyle dedi, "Bak, eğer bu insanları indirmek istiyorsan, şöyle yap..."

(L) Evet, "Başüstüne efendim!"

C: Evet

S: (Pierre) Biliyorsunuz, 15 yıl kadar önce Toulouse'da belediye başkanı dahil olmak üzere yüksek bazı yetkilileri de kapsayan büyük bir pedofili zincirini ifşa etmek üzereydi medya.

C: İlişkili.

S: (L) Çünkü o süreçte "Fransız Bağlantısı" yazı dizisinde J_ ve Gers'i ifşa ediyordum.

(Pierre) Ve işin ucu çok yüksek yerlere uzanıyordu. Başsavcı ve bir bakan işin içindeydi... Çok yüksek seviyeler.

(Chu) Ama bu ifşayı yapmayı çok uzun bir zaman önce bıraktın.

(L) Evet, Grubu korumak için bu yazı dizisini indirdim ve tamam dedim, iyi bir kız olacağım. Ama yine de beni rahat bırakmıyorlar. {O yüzden şu anda bütün belgeler ABD'deki avukatlarımızın elinde.}

(Pierre) Ama Laura'nın bir tehdit olduğunu biliyorlar. Herhangi bir zamanda gerçekleri paylaşabilir.

(Scottie) Ne bildiğini bilmeleri faydalı da olabilir.

(Pierre) Ama çok yüksek seviyelerdeler.

(Scottie) Doğru. Ama Laura'yı devre dışı bırakamadıkları da açık, yoksa bunu zaten yapmış olurlardı.

(Fabric) Uyandığımda birinin adımı iki kez söylediğini duydum, o olayda ne oldu? Evdeki biri değildi.

(L) Ne zaman oldu bu?

(Fabric) Yaklaşık 3 hafta önce.

C: Genişleyen farkındalık.

S: (Galatea) Yani bu bir anlamda onun yüksek benliği miydi?

(L) Bilmem... Bu onun yüksek benliği miydi?

C: Hayır

S: (L) Yani genişleyen farkındalık iki dünya arasında yürümek, alternatif gerçeklerin farkında olmak gibi birşey mi?

C: Evet

S: (Galatea) Yani o sesi alternatif bir gerçeklikte mi duydu?

C: Evet

S: (Andromeda) Sızıntı.

(L) Şükürler olsun ki çupakabralar değildi. Köpeğimin yatağıma sıçradığını düşündüğüm gece, bunu yapan Sebastian mıydı?

C: Evet

S: (L) Peki ne yapıyordu?

C: Eterik tacizcilerden koruyordu.

S: (L) Eterik tacizciler neden oradaydı? O sırada etrafta mevcut enerjiden dolayı mı?

C: Yakın.

S: (L) Yani enerji uyuşmazlığı gibi birşey vardı ve bu da birşeylere kapı araladı, öyle mi?

C: Evet

S: (L) Hmm. Fikir yürüttüğümüz gibi, dövmeler yapışkan varlıkları çekebilir mi?

C: Evet!

S: (Data) Dışarıda öndeki giriş kapısında meydana gelen zarara neden olan neydi?

C: Farkında olmayanlar üzerinden etki yapan varlık.

S: (Joe) Farkında olmayanlar derken, bu...

(L) Bizden biri mi?

C: Evet

S: (L) Biri ne yaptığının farkında değildi çünkü etki altındaydı. Pekala. Bu kadarı yeterli. Yorgunum. Başka soru var mı? Hızlı?

(Gaby) benim bir sorum var. Eğer Rusya'ya gidersem, kalabileceğim bir bölgeyle ilgili tavsiye alabilir miyim?

(L) Nereye gitmek istiyorsun?

(Gaby) Sibirya'yı düşünüyordum.

(L) Sibirya'da neresi?

(Gaby) Sibirya'nın güney sınırı.

C: Evet

S: (L) Sanırım Buz Çağında daha ılık olur orası.

C: Evet

S: [kahkaha] (L) Doğru! Buz Çağı sırasında Sibirya'nın bazı bölümleri daha ılıktı. Tamamen buzla kaplı değildi.

(Pierre) Birkaç hafta önce uzaya gönderilmek üzereyken SpaceX Falcon 9 roketini patlatan şey neydi?

(Joe) Evet, tam fırlatılmak üzereyken 2 siyah nokta giriyor görüntüye ve o sırada roket de fırlatılma rampasında patlıyor. Elon Musk'ın "kafası karışıkmış" bu konuda. Yaklaşık bir buçuk kilometre uzaklıkta, roketi doğrudan gören bir konumdaki rakip bir roket fırlatma şirketinden şüpheleniyorlar.

C: Sabotaj.

S: (Joe) Rakip tarafından sabotaj. Saatte 3000 km hızla oradan geçen o küçük siyah şey neydi?

C: Dron tipi bir araç.

S: (L) Başka sorusu olan?

(Beau) Bitişiğimizdeki mülkle ilgili birşey sorabilir miyim? Onu almak iyi bir fikir mi?

C: Bunun üzerinde çalışın!!!

S: (Galatea) Scottie'nin ve benim duyduğum uluma neydi?

(L) Uluma mı duydunuz? Nerede?

(Galatea) Dışarıdaki uluma. Sana bundan bahsettiğimi hatırlıyor musun?

(L) Oo, evet. Scottie de mi duydu?

(Possibility of Being) Ben geçen gece duydum onu. Havlamayla başladı, sonra ulumaya geçti.

(Galatea) Bizim duyduğumuz o değildi.

(Scottie) Ben yalnızca uluma duydum.

(Galatea) Ulumaya neden olan şey neydi?

C: Mothman tipi küçük bir yaratık.

S: (Galatea) Yavru mothman! [kahkaha]

S: (Data) Çok şirin!!

(Scottie) O zaman dışarı çıkıp el feneriyle araştırma YAPMAMA kararım muhtemelen doğruydu.

(Galatea) Dışarı çıkıp bakmak istedim ama bunu yapmamam gerektiğini hissettim.

(L) Açık alanda değil de ağaçlarda mıydı?

(Galatea) Peki ya benim duyduğum tırmalama sesi?

C: Evet

S: (Galatea) Tırnaklarını ağaca mı sürtüyordu?

C: Evet

S: (Galatea) Tırnakları uzun, pençe gibi miydi?

C: Evet

S: (Galatea) AMAN TANRIM!! [kahkaha]

S: (Andromeda) Kırmızı gözleri var mıydı?

C: Evet

S: (Pierre) Hala orada mı?

C: Hayır. Aralıklı.

S: (Joe) Ses nereden geliyordu?

(Galatea) Üst kattaki bayanlar tuvaleti penceresinin dışındaki büyük ağaçta.

(Scottie) Hayır, hayır, benim duyduğum beyaz banyo penceresinin dışındaydı ve evden epeyce uzaktaydı.

(Galatea) Birden fazlalar mıydı, yoksa sadece bir tane mi?

C: Bir.

S: (L) Bu şeyi bizim mekanımıza çeken şey neydi?

(Galatea) AMAN TANRIM!

C: Sadece "geçiyor".

S: (L) Yoğunluklar arasında geçiş yapıyor yalnızca sanırım.

(Galatea) İnsanları katil palyaço olmaya sevk eden şeyin ne olduğunu sormak istiyor muyuz? Bu insanlara neler oluyor?

C: Yapışmalar ve zihin programlaması.

S: (L) Programlanan atıcılar var, şimdi bir de programlanan palyaçolar ve taklitçileri var, hepsi kaosu tırmandırmak için mi?

C: Evet

S: (L) Buna ne diyorlar, MK Ultra mı? Bu muydu?

C: Evet

S: (L) Kaldırabildiğim haberler bu kadar.

(Galatea) Güzel bir cadılar bayramı celsesi.

(Timótheos) Ve bu gece dolunay var.

(L) Bacağım müsaade eder etmez periyodik aralıklarla kristallerimiz üzerinde çalışmaya devam ediyoruz. Bu konudaki yardımınız için teşekkür etmek istiyoruz. Aynı zamanda şunu sormak istiyorum: Dizim daha iyi olacak mı?

C: Evet

S: (L) Tüm bu sefalete neden olan şey nedir?

C: Biliyorsun!

S: (L) Evet, biliyorum. Cipro.

C: Evet

S: (L) Ama nihayetinde onu bünyemden atacak mıyım?

C: Evet

S: (Galatea) Soğuk terapisi en iyi seçenek mi?

C: Faydalı.

S: (Gaby) Rus banyası.

(L) Evet, doğru mu...

(Pierre) HAYIR diyorlar! Çok kötü! [kahkaha]

(L) Soğuk tedavisi çözümün yalnızca bir kısmı dediniz. Diğer kısmı nedir?

C: Sauna.

S: [Herkes gelen harfleri söylüyor] (Pierre) Sauna ve soğuk tedavisi dışında iyileşme sürecini hızlandırmak için yapabileceğimiz herhangi birşey var mı?

(Chu) Evet, saunayı daha hızlı inşa etmek!

C: Huzur!

S: (L) Huzura ihtiyacım var. Çok hızlı bir şekilde sormak istediğim başka birşey daha vardı... Oo, evet! Eski celseleri gözden geçirirken çok garip deneyimlerim oluyor. {Notlar eklenmiş versiyonların hazırlanması} Birden herşey çok netleşiyor. Eski celselere notlar ekleme çalışması sırasında edindiğim sezgiler beni doğru yönde ilerletiyor mu? 20 yıldır aklımda dolaşan bilmeceleri nihayet çözüyor muyum?

C: Zamanı yaklaşıyor!

S: [kahkaha] (L) Ama bütün parçalar yerine oturmadan onları çözemeyeceğim sanırım?

C: Aynen. O yüzden zaman meselesi!

S: (L) Doğru bir zamanı var.

C: Evet

S: (Andromeda) Bu konuya girmişken, geçen birkaç hafta boyunca zamanın akışkanlığıyla ilgili bazı hislerim oldu. Anılar, eski rüyalar sebepsizce yüzeye çıktı... Bu alakalı bir konu mu, bambaşka birşey mi?

C: Döngüler üzerinde çalışma.

S: (Andromeda) Bu ne anlama geliyor?

C: Zaman, geçmiş yaşamlar, travma, vs.

S: (Andromeda) Hatırladığım, birinin öldüğü belirli bir rüya var ve bu rüya şimdiyle bağlantılı görünüyor. Bu geçmiş yaşamlardaki veya şu andaki herhangi bir şeyle bağlantılı mı?

C: Yeni başlangıçların sinyali genellikle bu şekilde veriliyor.

S: (Galatea) Benim son birkaç aydır hissettiğim ölüm duygusu için de geçerli mi bu?

C: Evet

S: (L) Benim deneyimim de öyle oldu. Rüyamda insanların öldüğünü falan gördüğüm her defasında, Sandra hariç diyelim, birşeyler çok ciddi şekilde değişti. Garip.

C: Evet

S: (L) Bakalım senin rüyandan ne çıkacak.

(Galatea) Umarım iyi başlangıçlardır?

C: Evet

S: (Galatea) EVET! Değişim için biraz mutluluk.

(L) Pekala, sanırım iyi geceler diyebiliriz. Sormak için can attığı sorusu olan?

(Joe) Ya şimdi konuş ya da sonsuza kadar sus.

(Windmill knight) Suriye'deki durum bazı insanların düşündüğü gibi bir üçüncü dünya savaşına mı dönüşecek?

C: Hayır. Ama bir-iki büyük terörist bombalama olabilir!

S: (L) Ve "terörist" derken, sanırım bunun tırnak içinde olduğunu düşünebiliriz?

C: Evet

S: (Beau) Eğer Trump seçilirse, Amerikan dış politikasını gerçekten değiştirecek mi?

C: Deneyecek.

S: (Pierre) Başaracağı anlamına gelmiyor bu.

(Joe) Denersen...

(Pierre) Nispeten...

C: Çok fazla sayıda değişken var.

S: (L) Yani bu konuda net bir tahmin yürütmeye imkan vermeyecek kadar çok değişken var.

(Beau) Evet.

(L) Pekala, daha fazla siyasi soru sormak istemiyorum, yorgunum, bu yüzden iyi geceler diyeceğiz. Sormamız gereken ama sormadığımız herhangi birşey varsa lütfen sorduğumuz varsayın.

(Galatea) Herhangi bir yorum?

C: Hoşçakalın.

CELSE SONU

Orijinal celse metni: https://cassiopaea.org/forum/index.php?topic=42910.0

25   V E R İ L E N    C E V A P L A R    (en son mesajdan itibaren sıralı)
bona fide Posted - 26/02/2017 : 20:05:35
merhaba bozadi, yavaşca acele etmem gerektiğini anlıyorum kendimede bunu telkin edip duruyorum. fabrika ayarlarıma geri dönmek ve yeniden yapılanma gibi. tesellimde var aslında kolay değil benim için dinlerden azade boş yaşarken daha anlamlı gelen bir bakış açısının içine girmek özümsemek sindirmek. sen ve gerçek tosun paşanında dediği gibi çevrenin kh düşüncesinin hakim olduğu bir alanda sizlerin misyon demeyimde düşüncelerine uygun alan açmak çok zor. teşekkür ederim. var olun.
bozadi Posted - 26/02/2017 : 18:35:14
Eklenti:
Yeter demek için karşısında olduğunuz şeyleri anlayabilmeniz gerekir. Dünya insanının çok büyük kesmi bu yozlaşma ve yıkımdan zevk alıyor. Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın mantığıyla paraya ve işini gördürme mertebesine eriştiği takdirde geri kalan tüm yıkımları unutacak kıvama gelmeye hazır. İslam kültüründen bahsetmişsin ya şu açıkladığım konuya böyle bir örnek vereyim. Güzel müslüman esnaf vatandaşın ağzından delikanlılığın kitabını bırakmayıp her fırsatta müslümanlığını ve namusunu göze sokmasına rağmen, müşterisinin arkasından nasıl geçirdim diye düşünüp cebine parasını koyduktan sonra diline yapışmış tüm erdemlerinin önemsiz kalmasını gösterebiliriz.
Evet, insanlığın genelinde KH eğilimi, BH eğiliminden daha güçlü ne yazık ki. Pek çok insani mücadeleye rağmen dünyadaki bu kabusun sürdürülebilmesinin başlıca nedeni de bu zaten.

Eklenti:
Yeter! hali bir ihtiyaçtır. Altının dolu olması gerekir. Şuan dünya insanı ihtiyaç olarak parayı ve gelen statüyü görüyor. İylik, barış, birlik olma, tüm din olguları sadece ezberlenmiş bir şiir gibi ağızda dolaşan içi boş kelimeler olarak kalıyor. Böyle bir yozlaşma karşısında kim saf sevgi muhabbetleriyle toz pembe bulutlarda gezinmek istiyorsa gitsin kendi bahçesinde oynasın. (...) Burası KH gezegeni. En başta medya yoluyla olmak üzere anasının sütünü içer içmez herkes müthiş bir sömürü altına giriyor. Düşünmenin ne olduğunu bilmeyen sadece kendini zeki sanan aptallara dönüştürülüyor. Bunların okumalarını yapabilecek seviyeye gelmeden sevgi pıtırcıklığı yapılmasını biraz aptalın mutluluğu olarak ele alıyorum. Tabi burada herkes aynı eğilim ve istekte olacak diye bir şey yok. Bunlar şahsi fikrim.
K'ların ve Laura ve ekibinin "New Age" konusundaki eleştirilerini ve uyarılarını çok güzel örneklemiş, açıklamışsın burada.

Eklenti:
Birde YETER diyebilmek için korku unsurunu yenmek lazım. Kaybedeceği şeyleri kafasında büyüten veya büyümesine neden olunan varlık yeter meter diyemez. Korkuyu yenmek çok zor bir iştir. Bilgi deneyim ve bir çok erdem ister bu da ciddi bir birikim anlamına gelir. Dünyanın neresinde böyle bir ortam mevcut?
Doğru. Ama biz artık insanların genelinin durumundan ziyade şimdi ve burada, kendi aramızda, elimizden geldiğince korkusuzluğun kaynağını araştıracağız ve bulacağız.
gerçek tosun paşa Posted - 26/02/2017 : 14:51:46
Bozadi yazın çok güzeldi eline sağlık. Kh faktörlerinden bu kadar bahsetmene gelince ben şahsen bunun doğru motivasyon kaynağı olduğunu düşünüyorum. Dualite her tarafıyla ele alınmadığı sürece denge unsuru hep eksik kalacaktır. Birlik,beraberlik, kolektif bilinç anca yüksek bir algılama kapasitesi ve yüksek benliğe ulaşma isteğiyle gerçekleşebilir. Kısaca özetlemek gerekirse varlık zararı yararı net bir biçimde seçebilip kendini adayabilecek kıvama gelmelidir. Bu kendi içinde çeşitli yollarla yapılabilir ama yetersiz bir kesimle mümkün değil. Dünya insanına egemen olan eğilim ve düşüncelere çok dikkatli göz atmak lazım. Bir çok insan hayatı boyunca neye göz atması gerektiğini fark edemiyor bile sonunca ilizyonun içine öyle bir gömülüyor ki düşünme yeteneğini yitirebiliyor. Bu sadece hayati konfor kaybedilirse dikkat çekisi hale geliyor. Yani parası ve statüsü olan birinin ne kadar salak durumda olursa olsun bunun farkına varması imkansız hale geliyor. Buna global etki- kapitalist düzen vs. diyebiliriz elbette.

"Madem varoluş sevgiye, birliğe, iyiliğe, güzelliğe dayalı, nasıl oluyor da hayatımızda bu kadar vahşet, bu kadar katliam, bu kadar işkence, bu kadar adaletsizlik var?! Ve neden insanlar yeterince güçlü bir birlik-bütünlük halinde bu aşşağılık faşist şeytani düzeni sürdüren ve tırmandırmaya çalışan aktörlere "Yeter!" demiyor veya diyemiyorlar? Neden insanlar bu lanet olası kabusa bir son veremiyorlar? Esas sorulması gereken bu değil mi?" diye yazdığına cevap olarak söylemek istediklerim birinin Yeter diyebilmesinin zorluğunu özetlemek istememdir.

Yeter demek için karşısında olduğunuz şeyleri anlayabilmeniz gerekir. Dünya insanının çok büyük kesmi bu yozlaşma ve yıkımdan zevk alıyor. Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın mantığıyla paraya ve işini gördürme mertebesine eriştiği takdirde geri kalan tüm yıkımları unutacak kıvama gelmeye hazır. İslam kültüründen bahsetmişsin ya şu açıkladığım konuya böyle bir örnek vereyim. Güzel müslüman esnaf vatandaşın ağzından delikanlılığın kitabını bırakmayıp her fırsatta müslümanlığını ve namusunu göze sokmasına rağmen, müşterisinin arkasından nasıl geçirdim diye düşünüp cebine parasını koyduktan sonra diline yapışmış tüm erdemlerinin önemsiz kalmasını gösterebiliriz. Burda dikkat çekmek istediğim nokta yüzeysellik. Kimsenin bir konunun içini bilmesini geçtim bilmeye karşı eğilimi bile yok. Yeter! hali bir ihtiyaçtır. Altının dolu olması gerekir. Şuan dünya insanı ihtiyaç olarak parayı ve gelen statüyü görüyor. İylik, barış, birlik olma, tüm din olguları sadece ezberlenmiş bir şiir gibi ağızda dolaşan içi boş kelimeler olarak kalıyor. Böyle bir yozlaşma karşısında kim saf sevgi muhabbetleriyle toz pembe bulutlarda gezinmek istiyorsa gitsin kendi bahçesinde oynasın.

Birde YETER diyebilmek için korku unsurunu yenmek lazım. Kaybedeceği şeyleri kafasında büyüten veya büyümesine neden olunan varlık yeter meter diyemez. Korkuyu yenmek çok zor bir iştir. Bilgi deneyim ve bir çok erdem ister bu da ciddi bir birikim anlamına gelir. Dünyanın neresinde böyle bir ortam mevcut?

Biraz çevremizi gözlemlesek çok ders çıkartmak mümkün aslında.


Çok doğru bir şekilde KH faaliyetleri ve faktörlerini ele alıyorsun. Kh faktörü nedir? Nasıl nüfuz eder? Bunları anlayamadan BH a dair anlaşılabilecek şeyler sürekli eksik kalır. Burası KH gezegeni. En başta medya yoluyla olmak üzere anasının sütünü içer içmez herkes müthiş bir sömürü altına giriyor. Düşünmenin ne olduğunu bilmeyen sadece kendini zeki sanan aptallara dönüştürülüyor. Bunların okumalarını yapabilecek seviyeye gelmeden sevgi pıtırcıklığı yapılmasını biraz aptalın mutluluğu olarak ele alıyorum. Tabi burada herkes aynı eğilim ve istekte olacak diye bir şey yok. Bunlar şahsi fikrim.
bozadi Posted - 26/02/2017 : 13:33:31
Paranoyaklığımın etkisiyle mi bilmiyorum, şu eleştiriyi duyar gibi oluyorum veya yöneltilebileceğini tahmin ediyorum: Madem birliğe, beraberliğe, sevgiye bu kadar önem veriyorsun, neden sürekli KH aktörlerinin faaliyetlerine dikkat çekiyorsun ve bunun şiddetli eleştirisini/yargılamasını bir amaç haline getiriyorsun?

Dikkat edilecek olursa, aslında bu konuda Laura ve ekibinin tutumlarını örnek alıyorum biraz da. Ama bu eğilimi onlardan almadım, zaten vardı ama onların tutumu da benim için cesaretlendirici oldu.

Madem varoluş sevgiye, birliğe, iyiliğe, güzelliğe dayalı, nasıl oluyor da hayatımızda bu kadar vahşet, bu kadar katliam, bu kadar işkence, bu kadar adaletsizlik var?! Ve neden insanlar yeterince güçlü bir birlik-bütünlük halinde bu aşşağılık faşist şeytani düzeni sürdüren ve tırmandırmaya çalışan aktörlere "Yeter!" demiyor veya diyemiyorlar? Neden insanlar bu lanet olası kabusa bir son veremiyorlar? Esas sorulması gereken bu değil mi?
bozadi Posted - 26/02/2017 : 13:24:57
İslam dünyasının berbatlıklarına, yozlaşmışlıklarına sıkça referansta ve eleştirilerde bulunuyorum ama tasavvufi İslam'da olağanüstü derecede hayran olduğum pek çok bilgi / yaklaşım var. İlle şu anda mevcut belirli bir tasavvufi anlayışı/kuruluşu kastetmiyorum, özellikle geçmişten bildiğimiz belirli bazı sufi öncülerin öğretmeye, paylaşmaya çalıştığı realiteleri kastediyorum. Yunus gibi, Mevlana gibi. Bu insanlar neyi biliyor ve uyguluyorlardı da bu kadar çok sevildiler, yüceltildiler? Tabi ki sevgiyi biliyorlardı, daha doğrusu sevginin de özündeki Varlık/Birlik realitesini biliyor, seziyor ve paylaşıyorlardı ve anlatmaya, öğretmeye çalışıyorlardı.
bozadi Posted - 26/02/2017 : 12:59:27
bona fide, "yıldız yağmurları" konusu ilginç. Anlattıklarından anladığım kadarıyla sorun yaratan şey yıldız yağmurları değil de annenle yaptığınız hoca ziyaretleri olmuş sanki :) Ama sanırım negatif enerjilerle o veya bu şekilde tanışmamız gerekiyor ve tüm olumsuz deneyimlerin olumlu yan etkileri de olması kaçınılmaz sanırım. Daha doğrusu, bir insanın niyeti yeterince pozitif olduktan sonra, en olumsuz deneyimler bile kişinin yükselişinde bir basamak olacaktır sonunda.

Bu arada sevgili bona fide, bizim bu forum kaynaklarındaki tüm kavramları, tüm açıklamaları çok iyi anladığımızı, hiçbir belirsizlik, kafa karışıklığı, acizlikler, çıkışsızlıklar yaşamadığımızı sanıyorsan çok yanılıyorsun; durumumuzu, ahkamlarımızı bir şekilde gözünde büyütüyor olabilirsin. Veya aramızda mükemmel bir uyum, anlayış veya eşgüdüm var sanıyorsan, yanılıyorsun. Sadece öyle olmasını istiyoruz ve bunun için çaba gösteriyoruz. Ve referans kabul ettiğimiz bu eserlerde anlatılan pek çok şeyi gerçekten henüz çözümleyebilmiş, anlamlandırabilmiş, bağlantıları kurabilmiş değiliz. Sadece bu kaynaklar arasındaki en genel, en temel bazı uyumluluklara, birbirini destekleyicilere dayanarak bu bilgilerin hayatımızda sürekli olarak karşı karşıya olduğumuz meseleleri, acizlikleri, çıkışsızlıkları, egosallıkları çözümlemeye yardımcı olup olamayacağını anlamaya çalışıyoruz. Hepimiz dünyadaki aynı KH bataklığının mağdurlarıyız. Ve hepimiz ego taşıyoruz. Bizi sıradan insanlardan bir ölçüde ayıran birşey varsa, bu bilgi kaynaklarında hayatla, evrenle, varoluşla ve dünyada olan bitenlerle ilgili açıklamaları biraz ciddiye alarak okuyor ve tartışıyor olmamızdır ve bunu yaparken de aramızda bu rehberliklere uygun bir saygı ve dayanışma geliştirmeye çalışıyor olmamızdır ama bunu yeterli bir düzeyde başarmış değiliz, aramızda yeterince sağlam ve etkili bir birlik/dayanışma kurabilmiş değiliz ama bunu istiyor ve bunun çeşitli yollarını denemeye devam ediyoruz.

"Karmik kader" ifadesi dikkatini çekmiş, bu veya herhangi başka bir spiritüel kavramın aşırı büyük bir önemi olduğunu düşünmüyorsundur umarım. Lütfen hiçbir konuyu, hiçbir kavramı, hiçbir meseleyi aşırı (kendini bir bunalıma sokabilecek kadar) ciddiye alma. Evet, elbette herşeyin bir önemi vardır ama bu forumda sağlamamız, desteklememiz gereken en önemli, en öncelikli farkındalıklardan biri bence şudur ki, hiçbir şey bizim tüm varoluşun en yüce değeri olduğumuz, tüm hayatın, tüm varlığın, tüm varoluşun sahibi, daha doğrusu kendisi olduğumuz gerçeğinden daha büyük, daha önemli, daha doğru, daha mutlak değildir.

Örneğin karma/kader meselesi Kasyopya celselerinde de defalarca geçti. Hatta K'lar dünyanın şu an içinde bulunduğu berbatlığın, Atlantis döneminden / medeniyetinden kalma bir "karma" olduğunu söylediler. Ama ilerleyen zamanlardaki celselerden birinde "Karma kavramına çok fazla itibar/önem atfediliyor" diye dengeleyici bir uyarıda bulunmak zorunda hissettiler. K'ların dünyanın ve insanlığın durumuyla ilgili tanımladığı pek çok negatiflik pek çok celse okuyucusunu epeyce gerdi, hatta korkutucu geldi ama bu K'lar içinde bulunduğumuz durumla veya koşullarla ilgili olarak bize ürkütücü/korkutucu/şok edici gelen onca şey anlatmış olmalarına rağmen, "Baş Yaratıcı Sizsiniz" (Tanrı sizsiniz!) diye de defalarca açıkladılar. Yani "Kendinizi, varlığınızın aslını tanırsanız, bilirseniz, hatırlarsanız, aşamayacağınız hiçbir sorun yok, tüm negatif güçler sonunda yenilgiye mahkumdur" gibisinden son derece yüreklendirici, saygıyla, sevgiyle sarıcı, onurlandırıcı gerçeklikleri tanımladılar. Hiçbir şeyi paranoya haline getirmeme konusunda uyarıda bulundular. Tabi bunları söylerken örneğin sanki ben kendim bu önerilerin, rehberliklerin gereğini çok iyi anlamış ve gereğini yapıyormuşum gibi bir izlenim bırakıyor olabilirim, kesinlikle durum bu değil :)) Paranoyaklığım vardır biraz örneğin. Sıkça korku, endişe deneyimlerim. Üzüntüye, çıkmazlık hislerine kapılırım. Ama artık gerçekten bundan, kendimden, egosallığımdan sıkıldım ve bu yüzden K'larda ve diğer bilgi kaynaklarında en çok, en öncelikli önem verdiğim ve forumdaki herkesle de paylaşmaya çalıştığım şey, önce varlığımızın ne anlama geldiğidir. Varlık biziz, nihayet biziz, bizden öte bir varlık yok. Tüm varlık bir ve biz oyuz. Varlıktan daha yüce bir değer yok, varlıktan başka birşey de yok zaten. Ve biz varlığız. Önce varlığın, varlığımızın ne anlama geldiği konusunda inançsal/bilinçsel bir uzlaşmaya ihtiyacımız olduğuna inanıyorum tüm forum olarak. Bu konuda öncelikli bir uzlaşmaya varamazsak, tüm tartışmalarımız, çabalarımız büyük ölçüde nafile olacak gibi geliyor bana. Evet, dünya hayatında pek çok zorluklar, işkenceler var ve biz de bunun muhatabıyız ama dünya hayatı dediğin yalnızca birkaç onyıl sürüyor, kolayca sonlandırılabiliyor, aşırı ciddiye almaya gelmeyecek birşey. Hani derler ya, "hiçbir şey ağlamaya, üzülmeye değmez şu dünyada", tamam biraz kaba bir ifade olsa da gerçekten ruhsal/nihai manada bir tür geçerliliği var bunun.

Bizler bir bedenden, bir dünya hayatından ibaret varlıklar değiliz. Michael Newton'un "öbür dünyadaki durumla" ilgili anlattığı ve Kasyopya celselerinde verilen bilgiler, aynı zamanda Spiritüalizmdeki spatyom kavramı, ve pek çok başka kaynakta reenkarnasyon realitesiyle ilgili verilen bilgiler de aynı gerçekliği anlatıyor. Bu insani, vicdani sezgilere, sevgi, birlik, beraberlik realitesine de uygundur. M. Newton'un kitaplarını çevirip yayınlayan Ruh ve Madde Yayınları da zaten Türk Spiritüalizminin ana kurumu olan, yeni adıyla BİLYAY, yani İnsanlığı Birleştiren Bilgiyi Yayma Vakfıdır.

Yani öğrenmekte ve tartışmakta olduğumuz bilgiler arasında bir önem/öncelik hiyerarşisinin farkında olmamız gerektiğine inanıyorum. Ve en başta gelen, en önemli, en değerli, en öncelikli bilgi, bizim (yani varlığın/varlıkların) tüm evrendeki, tüm varoluştaki en yüce değer olduğumuzdur. Varoluşa aşırı gizem, aşırı bilinmezlik ve güvenilmezlik/şüphe aurası atfetmemeye dikkat etmek gerek. Bizi aşırı korkuya, aşırı endişeye sevk eden herşeyde muhtemelen bir sahtelik, bir ego faktörü vardır, varoluşun aslıyla esasıyla bir uyuşmazlık vardır. Bu demek değil ki hayatımızda veya evrende hiçbir negatiflik, hiçbir kötülük, hiçbir zararlılık yok, tabi ki var ve kendi hayatımızda zaten buna fazlasıyla tanıklık ediyoruz ama tüm bu zorluklara ve olumsuzluklara maruz kalıyor olmamıza rağmen, kendimizi bununla özdeşleştirmemeye dikkat etmemiz gerekiyor. Ki bunu söylememe rağmen gereğini yeterince yapamadığımı da açıkça itiraf edeyim ama bunu yapabilmek için birbirimize yardımcı olmamız gerekiyor gerçekten, yoksa birbirimize gerçek bir faydamız dokunmuş olmaz. Önce en önceliği olan konuda bilinç ve inanç geliştirmede birbirimize yardımcı olmamız gerekiyor. Kendimize ve birbirimize yapabileceğimiz en büyük iyiliklerden biri budur. Yaşanan herşeyin bir açıklaması, bir nedeni, bir geçmişi var ama sonuçta K'ların ve diğer kaynakların da TEKRAR TEKRAR vurgulayıp durduğu gibi, yaşamakta olduğumuz tüm bu şeyler birer ilüzyondur, ders almaya, öğrenmeye yönelik geçici birer ilüzyondan ibarettir. İlüzyon temelli bir okul bu. Önce okul da gelmiyor, önce öğrenci geliyor, yani biz geliyoruz. Aslolan biziz. Ayrıca tüm öğrenciler aynı zamanda öğretmendir. Bilinç düzeyi olarak her zaman bizden geride ve bizden ileride birileri vardır, bu asla değişmeyecek olan bir gerçektir. Yani öğrenciyiz demek, alt sınıfız demek değil, ikincil öneme sahibiz demek değil. Tüm varlıklar, tüm öğrenciler aynı ve bir olan varlığın ta kendisidir. Öğretmenlik-öğrencilik, ileridelik-geridelik bile ilüzyondur, mutlak gerçek değildir. Mutlak olan yalnızca varlıktır ve varolan herşey varlıktır! Bizim bir "sahibimiz" veya "yöneticimiz" yok gerçek manada. Ama evet, tıpkı çocuklar ile ebeveynler arasındaki ilişkide olduğu gibi "geçici" olarak öyle roller oluyor. Bu da doğal ve güzel birşeydir, her iki tarafın dersleri için gereklidir. Kimse sonsuza kadar aynı rolde kalmıyor, bugün çocuk olan, yarın ebeveyn oluyor. Evren/varoluş herşeyi dengeliyor nihai olarak.
bona fide Posted - 26/02/2017 : 10:46:44
merhaba bigsenfoni, umarım iyisindir. o dönemde ne oldu o anda bilmiyorum. teslimmi oldum meydan mı okudum ya da onlar dünyayı daha cazip kılacak eylemlerin içersine iterek başka türlü kendimi yine onlara bağımlı kılacak yollara mı başvurdular. her hal ve karda o gece olan şeyle uykularım düzeldi.

ve tgur öyle bir yerdesiniz ki sizlerin baktığı yere ulaşmam ne kadar zor imkansız verdiğiniz cevaba bakınca imkansız.bilmiyorum bu yaşamımda ulaşabilirmiyim role kaptırmak ne kelime rol üstüme yapışmış gibi. bağımlıyım bana ya da etrafımdakilere olumsuz durumlarda illaki had bildirme intikam alma kendi içimde savaşma dürtüsü egosu nasıl bencilim nasıl anlatamam. deneyeceğim denemek istiyorum herkesi kendi roluyle başbaşa bırakmak çocuklarımda olsa kendimde olsam bu sabrı öğrenmeliyim rolde olduğumu sürekli hatırlamalıyım. yoksa aynı sınavı tekrar edip duracağım.

fazla kaçırdım dediğin bana bir damla sadece, öyle eksiğimki. teşekkür ederim sabrınız için. var olun.
Tgur Posted - 26/02/2017 : 09:36:26
Bona fide kardeşimiz ,sana sözlerle bir şey söylemekten çekiniyorum zira "...." ile geçiştiriyorsun ,bilgi denizinde boğulmamak için yine sakinlik ve bilgiyi özümseyerek ve bekleyerek anlar geçirmeni tavsiye ediyorum ,"ruhların yolculuğunda "yazar her ne kadar denekleri ile o müthiş ve bahsettiğim gibi bilinci pik yaptıracak bilgiler veriyorsa da kendisi de itiraf ettiği gibi yüksek seviyedeki ruhlarla pek haşır neşir olmamış bazı şeyleri eksik geçiyor ,yanlış anlaşılmasın yine kendimizi parlatmak istemiyorum ama biz ra kasyopya bilgileri ve daha niceleri ile haşır neşiriz ve bu kanallar altıncı yoğunluk terennümleri sunmaktalar ve bizler hala bir şeyleri yeni öğreniyor birbirimizi bilgi yönünden aydınlatıyoruz ,malüm bilgilenmenin sonu yok.
Ayrıca eğer bakmadıysan yukarıda bigsenfoni üstadın aktardığı gerçek üstadlardan Bertrand Russelin aktarımını bir tıkla,

Yine fazla kaçırdım affola ,sana dörtlüklerimden ilgilendiğin kısmı hatırlatırım acizane ,

7.02.2016
Şu söze bakalım Clemente Fransesco dan
"Zeka hayat rolünü oynama becerisidir"
Buna bir ilavesi var zihni çalıştıran,
"Beceridir fakat role inanmadan"

İnanmadan uygulama nasıl olur
Hani her zaman dilimizde ,gerçek budur
Oysa gerçeğin göreceli olduğuna inanan
Olur yaşamın bir rol olduğunu anlayan.

-------------
Gerçek göreceleliğin sınırsızlığında sonsuz yüzlüdür
O zaman gerçek mi kalır ortada bu izahın hüznüdür
Olanlar ise düşüncenin sınırladığı ortamda
Hiçliğin heplik olarak tezahürüdür



bigsenfoni Posted - 26/02/2017 : 03:18:56
Yatma konusunda ben hala pek düz yatmam istisnalar haric.Kendimi bildim bileli düz yattigim zaman sesler resmen muhabbet,müzik,sarki,vizyonlar...görürüm duyarim.Kücüklügümde cok rahatsiz olurdum ve kimseye anlatmazdim yada anlatmaya cekinirdim.Sonra zamanla alistim.5 sene önce falan tinitus ciktigi icin artik sesi 24 saat duyuyorum.Beynimde 3-4 cesit mekanik/sonik/dijital ses var.Özellikle sol kulagimdaki cok acayip uzun ve kisa dalgalar halinde cisirti yapar durur,(sanki bilgisayarin islem yaptigi zaman cikardigi ses gibi)Bazen kozmik,ruhsal,yogunluklar,matrix..gibi konularin üzerinde düsündügüm zaman öyle bir cinlarki düdük gibi!eger yanimda ise pembe kuarzimi kulagima bir tutarim,ses zank diye kesilir ve orta kulagimin icinde sanki bir böcek var gibi kulagimin icinde bir sey pitir pitir hem hareket hem ses yapar!(darbeli bir matkabin delik delelerken ellere verdigi his gibi,ama o his orta kulagimda merkez sinir sisteminin ana kanal yakinlari da bir yerde)

Cok uzun zamandir karanlik diye birsey göremiyorum,heryerim sanki minik minik katrilyonlarca katrilyon yidizlar ile kapli olarak görüyorum.Ve enerji dalgalanmasi gibi dalgalaniyorlar/titresiyorlar.Gündüzleri hava günesli ise daha da canlaniyorlar/cosuyorlar.Enerjim az ise zayifliyorlar/isiklari zayifliyor.

Girmisken bunuda anlatayim negatif düsünceler girdabi icinde oldugum zamanlari uykuya dalmak icin gözlerimi kapattigimda yüzümün etrafinda haraket eden karanlik enerjiler görürdüm.Ve sol beynimin belirli bölgelerine yanma/acima hissi ile beraber zorlayici negatif telkin patlamalari olurdu!

Ne programlardi be...
bona fide Posted - 25/02/2017 : 23:42:58
merhaba buradaki celseleri kronolojik değilde kısım kısım karışık okuyorum ve bilmediğim bir dünya iletişim meditasyon artı korktuğumuda belirteyim. bilinmeyen güçleri rahatsız etme korkusu. çocukluktan kalan bir korku. çocukken hatırladığım bir olay her gece yatıp gözlerimi kapadığımda yıldız yağmurları görürdüm ve bundan çok hoşlanırdım hep geceleri gözlerimi kapadığımda uykuya dalarken.. bu güzel olayı sürekli anneme anlattığımda huylandı sanırım malum güçlerden, beni hocalara götürmeye başladı banada oluyor aynı şey diye. sonrasında surekli hoca aramıyordu ama hoca lafını duyunca fırsatı değerlendirip gidiyorduk sonraları kayboldu yıldız yağmurları gösterisi. bende bir tırsaklık korkaklık başladı uykular kabus yıllarca bakın abartmıyorum 30 yaşıma kadar hatta eşimle tartıştığımızda salonda yatacak olursa ona yalvarırdım tamam konuşma küs ama yanımda kal diye aileden arkadaşlardan bilenler beni bu olayla tehdit ederdi madem şunu yapmıyorsun gece yalnız yatda gör gününü şeklinde. uykuya dalmadan önce dzztt şeklinde yada sinek vınlaması sesiyle bir ses ben anlardım gece nefesimin kesileceğini hiç sırt üstü yatamazdım yana kıvrılırdım. bir gün dedim yeter artık ne olacaksa olsun nedir bu eziyet sırt üstü yattım ve dalmışım kütük gibi uyumuşum ve ömrümün kabusu o gece sona erdi bazen o olaydan sonra hızlandırılmış teste tabi tutulduğumu düşünüyorum.ve bu başlıkta yorumlardaki yargı konusu çok hoşuma gitti arada kaynamış kalmış aslında ayrı bir başlığa mı çekseniz. edindiği izlenim yanlış bir anlaşılmayla konu çok güzel yere gelmiş, günümüz şartlarında nasrettin hocanın fıkrası gibi sende haklısın sende haklısın durumu var ve gerçekten ikinizde haklısınız. kendimde bu çıkmaza giriyorum yaşamımda. arulnoolun anlatmak istediği şey hakkında ruhların yolcuğunda şöyle diyordu,

"Dolayısıyla karmik kader hiçbir şekilde kontrol edemeyeceğimiz olayların pençesine düştüğümüz manasına gelmez. Bu aynı zamanda karmik derslerimiz ve sorumluluklarımız olduğu anlamına gelir. Eylemlerimiz için neden ve sonuç yasası her zaman yürürlüktedir ki incelediğimiz vakanın kendisine uygun olmayan bir hayat seçmek suretiyle yanlışlık yapmak istememesinin nedeni de budur.Şunu çok iyi bir şekilde anlamamız gerekmektedir ki, hayatta ne yaşarsak yaşayalım, mutluluğumuz veya ıstırabımız, Tanrı'nın, rehberlerimizin veya hayat seçimi koordinatörlerinin bizi ödüllendirmesinin ya da cezalandırmasının sonucu ortaya çıkmaz."

yani karmik kader dersi mi oluyor?
bozadi tgur ve arulnool,rica ederim bu konuyu açıklığa kavuşturun yaşamda bilip bilmediklerimi yargılamaktan çok korkuyorum etme bulma dünyası diye ve fakat karşımıza çıkan bazı sorunlarda muhatap öyle zorlayıcı ve yıkıcı olduğunda ne yapmalıyız. genel ve tek mi olmalı yol. içersinde sevdiklerimiz çocuklarımız komşularımız iş yaptığımız insanlar... beni zorluyor bu çenemi kapama olayı.dile getirmesem dahi içimden yapıyorum.
bozadi Posted - 13/11/2016 : 22:37:26
Süper. Teşekkürler Scyth. Yarın akşam en geç bu saatlerde çevirisini paylaşmış olurum.
Scyth Posted - 13/11/2016 : 22:18:04
Yeni celse yayınlandı.
bozadi Posted - 31/10/2016 : 09:40:20
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen zeytin

Kedilerimden birinin neden arıza olduğunu çözdüm galiba :) çeviri için teşekkürler Bozadi

:)
zeytin Posted - 31/10/2016 : 02:18:35
Kedilerimden birinin neden arıza olduğunu çözdüm galiba :) çeviri için teşekkürler Bozadi
Tgur Posted - 24/10/2016 : 15:40:52

Bir haftadır üzülerek izlediğim ve sonlanmasını şiddetle arzu ettiğim mükaleme nihayet son bulmuş,ve kilitler kalkmış ,ona da şükür..
bozadi Posted - 23/10/2016 : 11:31:18
Arulnool da dahil olmak üzere, tartışmaya katılan, görüşlerini paylaşan tüm arkadaşlara teşekkür ediyorum. Arulnool'un son mesajında söylediği ve bir anlamda da çeşitli şiddetli çelişkilerin ve sorunların doğrudan ve dolaylı bir itirafı olarak gördüğüm beyanlardan ve veda mesajından sonra birşey yazma gereği duymadım. Özellikle beyrutkapı'nın cevabı son derece güzel bir analizdi bence, bunun için ayrıca teşekkür ediyorum. Son mesajı üzerine dün Arulnool'un üyeliğine kilit koymuştum ama bugün o kilidi kaldırdım; kapıldığı egosuzluk görünümlü şiddetli egosal girdaba dair samimi bir özeleştiriyle dönmek isteyebilir.
beyrutkapı Posted - 22/10/2016 : 23:01:42
Anlamak her şeyi yerli yerine oturtmayı gerektirir. Yoksa insan boşlukta sallanan bir sarkaça dönüşür. İşin garip yanı, tam da bu noktada karma kişinin kendisini yargılaması ve negatif durumlarda acımasızca cezayı kendine kesmesidir.oysa yeryüzünde olmak zordur ve kişinin bilinci de karışıksa, uzaklaşmayı yada yalnızlığı seçmek ister. Ra da derki; tek başına olmayı yada yalnız kalmayı seçenler benliğini yeniden arayan ve bulmak isteyen kişilerdir. Bu anlamda insan insanın aynasıdır ve ruhsal yolda ilerlemenin en iyi yolu başka insanlarla kurulacak ilişkilerdir.( her şeyin bir olduğunu ve aslında öteki diye bir şey olmadığı konusuna girmek istemiyorum. Şimdi değil. Bu koşullarda ve bu seviyede değil) peki başkaları olmadan sevgi dersleri nasıl olacak? Kişi nasıl öğrenecek sevgiyi? Mümkün mü? Doğru elbette her şey illüzyondan ve oyundan ibaret. Peki evladını bir psikopata kurban veren bir anne yada baba ne düşünür bu konuda? Anlamak için her şeyi yerli yerine oturtmak gerekir. Yani ustanın yolu elbette büyük resmi görmek, fakat tıpkı gezegenin kendisi gibi bir mikrokosmos olan akıl/beden/ruh bütünlüğünü gittikçe mükemmelliğe ulaştırabilmek olmalıdır. Bunun için de enerji alanlarını giriş çıkışlarını iyi tanımalı ve seçtiği yol konusunda olabildiğince farkındalığını arttırmalıdır. Bu manada, şimdi ve burada kendisini pasifize edecek tüm düşünceler tuzaktır. Başkalarıyla, öteki benliklerle sorun yaşayan kişi sarıda yani 3. Çakrada bir tıkanıklık yaşıyor demektir. Ve tıkanıklık varsa bir önceki çakraya yani turuncuya yani kişiliğe ve duygusal benlikle ilgili sorunlara/derslere bakılmalıdır. Bir usta yada bh adayı bunları bilmeli, incelemeli ve özenle üzerinde durmalıdır. anlamak için her şeyi yerli yerine oturtmak gerekir. Aksi halde, kimse kusura bakmasın ama en objektif ve kutsal gibi görünen değerlerin arkasında hala kendimizi, duygusal benliğimizi yada kişiliğimizi tartışıyor oluruz. Ve asıl hazin olanı bunun da asla farkında olmadan yaparız bunu. Günün sonunda hala buradayız ve bu hapishaneden çıkmak için 4. Çakrayı, o güzel yeşili yakmak zorundayız. Peki bilgi olmadan, kendimizle yüzleşmeden, bunun getireceği acıya katlanmadan, her şeyi yerli yerine oturtmadan olur mu? Bilgi olmadan anlamak olur mu? Yeşil hala uzakta dostlar. Her şey olması gerektiği gibi oluyorsa, bizde böyle sapla samanı ayıra ayıra öğreneceğiz anlayacağız idrak edeceğiz. Ve öyle bir yere geleceğiz ki sevgiye dönüşecek tüm bu birikim. Yani ilk düşünceye. Özümüze! Fakat o zamana psikopatı olsun organik portalı olsun, ne kadar çabuk tanırsam o kadar mutlu sayacağım kendimi. Hiçbir pipet istemiyorum artık kendi hayatımda.
gerçek tosun paşa Posted - 22/10/2016 : 21:13:58
Konunun aranızda daha öznel noktalara teması olabilir. Fakat forum sakinleri için oldukça enteresan bir olay gerçekleşmiş. İçimden geldiği için bir paylaşımda bulunacağım.

Yargı;
1. isim Kavrama, karşılaştırma, değerlendirme vb. yollara başvurularak kişi, durum veya nesnelerin eleştirici bir biçimde değerlendirilmesi, hüküm
2. hukuk Yasalara göre mahkemece bir olay veya olgunun doğuşuna etken olan sebeplerin de göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi sonucu verilen karar, kaza

Önyargı;
isim Bir kimse veya bir şeyle ilgili olarak belirli şart, olay ve görüntülere dayanarak önceden edinilmiş olumlu veya olumsuz yargı, peşin yargı, peşin hüküm, peşin fikir

kaynak: TDK

manaları bile yanlış olan kelimeleri açıklamak için tartışmışsınız gibi görünüyor da.

Saygılar hepinize..
Arulnool Posted - 22/10/2016 : 19:57:07
Çoğu zaman, insanlarla iletişim kurmak istemem. Uzak ve yanlız kalmak bana hoş bir huzur verir. Kendimle olan ilişkimde hayat daha katlanılası gelir. Ancak benden öteleride var. Benden öteleri, benden farklımı? Bu soru arayışa neden oldu hayatımda. Arayış bir kere başladımı, bir çok suret belirir, yönler, duraklar çıkar karşına. kimisiyle uyumlanır, kimisiyle zıtlaşırsın. Kimisi engeller çıkarır, kimisi yol gösterir, yardımcı olur. Bu tarz yolculuklarda, çeşitliliğe, farklılaşmaya, değişmeye direnci kalmaz yolcunun. Yolcu bir çok sanrılara şahit olur, gerçeği kendi fikriyatına hapseden suretler görür, girdiği kısırdöngülerde kendini hırpalayanları, kısırdöngüsüne aşık olanları görür. Yolcuya yardım talep edilir, yada yolcu yardım teklif etmiştir anlamak için. insanın gerçek macerasından biride anlamaktır çünkü. Bunu farketmiştir. Yazmıştır aklının bir köşesine ANLAMAK İSTERKEN, HOŞ GÖR YARGILARI. Yıllardır, yargılarla çevrelenen zihinler tanımıştır çünkü. Ve kendisinde de bu suretten parçalar bulup, dehşete düşmüştür. Düşünmüşümdür çoğu zaman. İnsanların zihinlerinden yargılar nasıl sökülür diye. Çok zor bir şeydi bu. Bir yargılamaya şahit olunca, ruhumdan ve zihnimden bir karşı duruş gelir. Bakmam o an hangi inanç yada ideolojide olduğuna. Ama Bilirim ki beyhudedir bu çabalar. Ancak yoldaysan eğer yürümek zorundasın:( Yalnızlık daha huzur verici evet evet daha mutlu oluyorsun. Tek başına saatlerce bir odada yapayalnız kalmak, kendinle kendini avutmak ne harika. Yalnızlığa adanmış tüm sözler, başkalarının gözünde sahteliklerdir. Sahtedir çünkü her kişinin yalnızlığı kendine özeldir. Yalnızsın arkadaş, yalnızız. Bizleri çepeçevre kuşatan karanlığın karşısında yalnızsın. Birlik olmayı beceremiyorum, beceremiyoruz. Çünkü hepimiz zihinsel anlamda sıkıntılıyız. Bunu ister farkedin, ister farketmeyin. Gerisi koskocaman boşluk. hadi sizlere iyi eğlenceler dostlar, ben yeterince eğlendirdim sanırım. Manipulasyon yapıp siz değerli zihinleri çok meşgul etmeyim. malum BH ve KH savaş halinde. Farkında olmanız gerek. Odaklanmanız, DAVA'ya ihanet etmemeniz gerek. Neyse bunların hepsi boş sözler. Özcan Dost, hakkım varsa helal olsun. Bunca zaman bana kattığın iyi kötü ne varsa teşekkürlerimi sunarım Özcan dost. Yaradanım seni korusun. Hadi eyvallah...
bozadi Posted - 22/10/2016 : 10:35:05
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen Arulnool

Bozadi, bana sorduğun ve sohbet etmek istediğin soru buydu: "Kişiler neden asla yargılanmamalı? Yargıdan kastın nedir?"

Ben kavramsal olarak düşüncemi ifade ediyorum, bu benim düşüncem. Katılıp katılmaman, senin insiyatifinde. Sadece saygı beklerim. Aynı şeyi düşünmek zorunda değiliz. Ki aynı şeyi düşünmemekte zenginliktir! Seni 2009 yılından beri tanırım, yazılarını takip eder ve bir çok düşüncenede katılırım. Genel itibariylede yazım uslubununda farkındayım. Sana imalı gelen sözcükler olması kadar doğal bir durum yoktur. Zira konuştuğumuz konunun kapsamı oldukça geniştir ve ben dahil herkese imalı gelmesi çok ama çok normaldir. Çünkü "yargı" herkesin yaptığı bir alışkanlık halini almıştır. Kimisi farkında kimisi değil. Ben yapmıyormuyum zannediliyor. Asla böyle bir iddam yok.

Saygı beklerim dedim farkettiysen, çünkü bir şeyi senden farklı düşünüyor ve algılıyorum diye "Çarpıtma" kelimesini kullanman sohbet adabına yakışmamakta. çarpıtma, bilinçli ve kasti yapıldığına dair düşüncedir. Gerçekten bu şekilde düşünmekteysen, yaptığım bu tesbiti dikkate almanı rica ederim. zira düşüncesini açık bir şekilde ifade eden birine yönelik suçlama söz konusudur ki bu durum sohbet havasına uygun değil kanımca.

İlk başta ki yaptığın alıntıya geri dönersek; Bir fikrin anarjist bakış açısına yakın olmasında bir problem mi var? "Mutlak doğruluk" diye kavramlaştırdığın şeyi açmanı rica ediyorum. Acaba mutlak doğruluk, yazında bahsettiğin gibi, bir boyut içindeki en geçerli olan" Sabit doğruluk"a mı atıf? evrendeki değişim yada değişmemezlik hali, tamamıyla algısaldır! kişinin algısına göre evren değişken, yada sabittir. Bu şuna benzer, kimi bilim adamları evrenin durağan olduğunu savunur, kimiside evrenin genişlediğini söyler. Bakış açısına göre ikside doğrudur. Mutlak doğrumudur, bence hayır, sabit doğrumudur. kişilerin algısına göre değişir. Sende bilirsin ki bozadi, bir çok inanç ekolünde, dünya hayatı ilizyon ve gerçeği olmayan bir oyun alanı olarak tasvir edilir. İstenir ki, hangi boyutta olursan ol, o boyutun kurallarından, sınırlarından, yargılarından sıyrıl ve ilerle. Çünkü hangi boyutta olursan ol, hiç biri hakikat değildir. Hepsi dersler içindir. Bu bakış açısına göre, kişi bağlı bulunduğu kural ve yargılardan sıyrılma idrakine kavuşmalıdır. Aksi halde ilerleme kaydetmez ve tekrarı yaşamaya mahkum olur. Elbette dünyada, güç sahiplerinin, yada toplumdaki bir takım grubların kuralları sabitlenmiş. Ondan öte dünyadaki fizik kuralları insan yapısını belli kurallarla engelemiş. Ancak kişi elindeki bilgiler ile kurallardan ve yargılardan sıyrılma özelliğinede sahiptir. Yaptığın alıntıdaki, yazdığım sözcüklerin daha geniş açıklaması mahiyetinde oldu bu yazı. Zira dediğim gibi algısallık faktörü çok değişkendir, beni "çarpıtan kişi" seviyesine düşürmende senin kendi içinde sorgulaman gereken bir sohbetliktir.

Yaptığın 2. alıntıyla alakalı düşüncemi ifade etmek istiyorum; "mutlak tespitler" Kavramı bence yanlış bir kavram. Tesbitler değişkendir. Zamana, mekana, kişiye göre her an değişir. "Mutlak Tesbit" kavramı anlamsızdır. ve bu kavramın düşünce aleminde bence uygulanırlığı yoktur. Çünkü mutlaklık, tesbit edilmesi şuan için imkansız bir şeydir. Kanımca bu kavramla demogoji yapmaktasın. Gerek yok böyle şeylere. Ancak "Yargıyı inkar eden yargıç" sözü müthiş güzellikte bir söz. Ki Yargıç, yargı yapamaz. kendini ortaya koyamaz. Kendi düşüncesini sunamaz. O kurallara, kaidelere bağlıdır. Yargılamayı bilinmeyen bir güç adına yapar. Bunu görev edinmiştir. zira kural ve kaideler adelet mekanizmasına ters geliyorsa eğer, o görevi yapan yargıç kendini inkar etmiş olur.

3. alıntına vermiş olduğum cevap, sohbetleşmenin seyrine yönelik müdahalelerinden ve kendi düşüncelerinden öte, benim yazdıklarımı sert bir uslupla nitelemen( çarpıtma gibi..)yapmak istediğin sohbete zarar veriyor farkındamısın? düşünceme katılmamana saygı duyarım. Ancak seviye düşürücü cümleler hoş değil! Öyleyse sorumu tekrar soruyorum, sence yargılamak nedir? Benim yaptığım tanım üzerinden bir çok sözler sarfedildi. Seninde yapacağın tanım üzerinden sohbetleşelim.

4. Alıntıya cevap; Beni senden farklı düşünüyorum diye, Körlük ve İnkarla nitelemen neyin göstergesi? Gerçekten o kadar faklımı düşünüyoruz yani? O kadar körmüyüm? Neyi inkar ediyorum? nedir bu sözler Allah aşkına! Kh faliyetinden bahsedip, bahsettiğin faliyetler içinde banada ima katmanda neyin nesi? Fikrimi beyan edince bu forumda Kör mü diye nitelendiriliyoruz? Fikrim, senin fikrine uygun olmayınca Aydınlıktan uzakmı oluyorum yani? bunu mu demek istiyorsun bozadi? Bh ve Kh yı inkar mı ediyoruz nedir anlamdım! Tartışmada sergilediğim tavır nasılmış? Hakaret mi ettim? Bu sözleri yazarken benim yüz hatlarımı, jest ve mimiklerimi mi gördünde tavrımdan şikayet ediyorsun? Yazımda herhangi bir hakaret yoktur. Sadece düşüncelerimi beyan vardır. Bundan dolayı körlük ve inkar ile nitelemen birde üstüne tavrımıda katman, senin kendi içinde sorgulaman gereken şeyler bozadi.

Farkında değilmisin, yaptığın alıntının farklı bir versiyonunu sen aşağıda yazmışsın! Erdoğandan nefret ediyorsun, ancak onu ötelememek gerektiğinide ifade ediyorsun. Çünkü bh' olma şansı var. Ben ne dedim?
Dedim ki hırsızı, teröristi, ötelemek sorunu çözmez. Çünkü onlarda yanlışlarının farkına varabilirler. bh'lığa doğru yönelebilirler. ancak sen onları yargılarsan bu şansıda onlardan almış olursun. Dedim ki onların kötücül yönelimlerini tesbit etmek ve sorunun kaynağını çözmeye yönelik adımlar atılması daha iyileştirici ve birleştiricidir dedim. Ne körlük ne inkar var burda?

bak bozadi, ben seni ne örtülü suçladım, ne de sana ima da bulundum. Sadece bana soru sordun bende sana cevap yazdım. Bu tarz duygusal ataklara niye giriyorsun? konuştuğumuz konular herkesi kapsıyor. Başka forum üyeleride yorum yapıyor, soru soruyor. Heralde ben o arkadaşlarıda mı örtülü olarak suçlayıp, imada bulunmuşum. Lütfen yapmayalım...

Bozadi, sohbetleşmenin seyri benim tavrım değil, senin tavrın belirleyecek. saygılar....



Eklenti:
Saygı beklerim dedim farkettiysen, çünkü bir şeyi senden farklı düşünüyor ve algılıyorum diye "Çarpıtma" kelimesini kullanman sohbet adabına yakışmamakta. çarpıtma, bilinçli ve kasti yapıldığına dair düşüncedir. Gerçekten bu şekilde düşünmekteysen, yaptığım bu tesbiti dikkate almanı rica ederim. zira düşüncesini açık bir şekilde ifade eden birine yönelik suçlama söz konusudur ki bu durum sohbet havasına uygun değil kanımca.
Sana açıkça yönelttiğim herhangi bir suçlamayı, suçladığım şeyi bilinçli ve kasti olarak yaptığından emin olduğum için yöneltiyorumdur. Ve çarpıtmaya çarpıtma demek saygısızlık değil bana göre. Sen bu çarpıtmaları yapma cesaretini nereden buluyorsan, ben de seni yaptığını düşündüğüm şeylerle suçlama cesaretini oradan buluyorum. "Düşünce özgürlüğü" veya "sohbet" gibi kavramların çarpıtmalara kalkan olarak kullanılmasına göz yummam.

Eklenti:
İlk başta ki yaptığın alıntıya geri dönersek; Bir fikrin anarjist bakış açısına yakın olmasında bir problem mi var?
Yok kesinlikle. Bir fikrin faşist bir fikir olmasında da bir problem yok. Fikir fikirdir ama bu forumda her türlü fikre serbest veya sınırsız ifade özgürlüğü tanınmıyor. Senin ifade özgürlüğü bağlamında dayatmakta olduğun fikirler ise K'ların ve Laura ve ekibinin "new age" diye tanımladığı ve hakkında sürekli ve hararetli bir şekilde uyarıda bulundukları manipülatif ve saptırıcı yaklaşımlarla pek çok ortaklık gösteriyor, ben de o noktalara dikkat çekmeye çalışıyorum ve aynı zamanda seni uyarıyorum. Sevgi ve kardeşlik adı altında, özellikle Kasyopyalıların ve Laura'nın yazılarında defalarca ve ısrarla hakkında uyarı yaptıkları şeyleri dayatmaya devam edersen ve ifade özgürlüğü ve sohbet gibi kavramları buna kılıf olarak kullanmaya çalışmaya devam edersen, buna çok uzun süre müsamaha göstermem. Kardeşlik, sevgi, sohbet adı altında son derece sinsi ve çirkin suçlamalarda ve dayatmalarda bulunuyorsun. Bu forumda "gerektiğinde" kritik bir yargılama için baş yargıçlığa soyunma işine ben bakıyorum ve şu ana kadar bana forum üyeliğini askıya almak için gerekli malzemeyi "fazlasıyla" verdin ama okuyan, takip edenler için, Kasyopyalıların ve Laura'nın hakkında sürekli uyarıda bulunduğu (Bu mesele de özü itibariyle şiddetli veya adanmakta olan KH aktörlerine ve faaliyetlerine karşı körlük taslamanın teşvikiyle ilgili) ve senin şu anda yapmakta olduğun manipülasyonun netleşmesine ve iyice bilinmesine biraz daha imkan vermemin faydalı olabileceğini gözlemliyorum. Bu ithamlarımdan sonra forumda yazmaya devam etmek istemeyebilirsin, sen bilirsin, ama devam etmek istersen, aynı anda çok fazla sayıda konuda tartışmanın daha çok manipülasyonun devamına hizmet edeceğini şimdiye kadar iyi anlamış olduğumdan, mümkün olduğunca bir kerede yalnızca bir ana konu üzerinden devam etmek şartıyla istediğin şeyden başlayarak tartışmaya, veya sana daha sıcak bir terim gibi geliyorsa, "sohbete" devam edebiliriz. Benimkisi yalnızca teklif, kabul etmek zorunda değilsin. Forumdan ayrılmak isteyebilirsin, forumda kalarak mevcut tartışmaya devam etmemeyi tercih edebilirsin veya belirttiğim koşulla, yani aynı anda pek çok konuda tartışma konusu üzerinden gitmek yerine, netlik ve anlaşılabilirlik sağlamak için bir kerede bir veya bir-iki ana konu üzerinden devam edecek şekilde bu tartışmayı sürdürebiliriz.
bigsenfoni Posted - 22/10/2016 : 00:31:23
Olur böyle şeyler...
Arulnool Posted - 22/10/2016 : 00:19:07
Bozadi, bana sorduğun ve sohbet etmek istediğin soru buydu: "Kişiler neden asla yargılanmamalı? Yargıdan kastın nedir?"

Ben kavramsal olarak düşüncemi ifade ediyorum, bu benim düşüncem. Katılıp katılmaman, senin insiyatifinde. Sadece saygı beklerim. Aynı şeyi düşünmek zorunda değiliz. Ki aynı şeyi düşünmemekte zenginliktir! Seni 2009 yılından beri tanırım, yazılarını takip eder ve bir çok düşüncenede katılırım. Genel itibariylede yazım uslubununda farkındayım. Sana imalı gelen sözcükler olması kadar doğal bir durum yoktur. Zira konuştuğumuz konunun kapsamı oldukça geniştir ve ben dahil herkese imalı gelmesi çok ama çok normaldir. Çünkü "yargı" herkesin yaptığı bir alışkanlık halini almıştır. Kimisi farkında kimisi değil. Ben yapmıyormuyum zannediliyor. Asla böyle bir iddam yok.

Saygı beklerim dedim farkettiysen, çünkü bir şeyi senden farklı düşünüyor ve algılıyorum diye "Çarpıtma" kelimesini kullanman sohbet adabına yakışmamakta. çarpıtma, bilinçli ve kasti yapıldığına dair düşüncedir. Gerçekten bu şekilde düşünmekteysen, yaptığım bu tesbiti dikkate almanı rica ederim. zira düşüncesini açık bir şekilde ifade eden birine yönelik suçlama söz konusudur ki bu durum sohbet havasına uygun değil kanımca.

İlk başta ki yaptığın alıntıya geri dönersek; Bir fikrin anarjist bakış açısına yakın olmasında bir problem mi var? "Mutlak doğruluk" diye kavramlaştırdığın şeyi açmanı rica ediyorum. Acaba mutlak doğruluk, yazında bahsettiğin gibi, bir boyut içindeki en geçerli olan" Sabit doğruluk"a mı atıf? evrendeki değişim yada değişmemezlik hali, tamamıyla algısaldır! kişinin algısına göre evren değişken, yada sabittir. Bu şuna benzer, kimi bilim adamları evrenin durağan olduğunu savunur, kimiside evrenin genişlediğini söyler. Bakış açısına göre ikside doğrudur. Mutlak doğrumudur, bence hayır, sabit doğrumudur. kişilerin algısına göre değişir. Sende bilirsin ki bozadi, bir çok inanç ekolünde, dünya hayatı ilizyon ve gerçeği olmayan bir oyun alanı olarak tasvir edilir. İstenir ki, hangi boyutta olursan ol, o boyutun kurallarından, sınırlarından, yargılarından sıyrıl ve ilerle. Çünkü hangi boyutta olursan ol, hiç biri hakikat değildir. Hepsi dersler içindir. Bu bakış açısına göre, kişi bağlı bulunduğu kural ve yargılardan sıyrılma idrakine kavuşmalıdır. Aksi halde ilerleme kaydetmez ve tekrarı yaşamaya mahkum olur. Elbette dünyada, güç sahiplerinin, yada toplumdaki bir takım grubların kuralları sabitlenmiş. Ondan öte dünyadaki fizik kuralları insan yapısını belli kurallarla engelemiş. Ancak kişi elindeki bilgiler ile kurallardan ve yargılardan sıyrılma özelliğinede sahiptir. Yaptığın alıntıdaki, yazdığım sözcüklerin daha geniş açıklaması mahiyetinde oldu bu yazı. Zira dediğim gibi algısallık faktörü çok değişkendir, beni "çarpıtan kişi" seviyesine düşürmende senin kendi içinde sorgulaman gereken bir sohbetliktir.

Yaptığın 2. alıntıyla alakalı düşüncemi ifade etmek istiyorum; "mutlak tespitler" Kavramı bence yanlış bir kavram. Tesbitler değişkendir. Zamana, mekana, kişiye göre her an değişir. "Mutlak Tesbit" kavramı anlamsızdır. ve bu kavramın düşünce aleminde bence uygulanırlığı yoktur. Çünkü mutlaklık, tesbit edilmesi şuan için imkansız bir şeydir. Kanımca bu kavramla demogoji yapmaktasın. Gerek yok böyle şeylere. Ancak "Yargıyı inkar eden yargıç" sözü müthiş güzellikte bir söz. Ki Yargıç, yargı yapamaz. kendini ortaya koyamaz. Kendi düşüncesini sunamaz. O kurallara, kaidelere bağlıdır. Yargılamayı bilinmeyen bir güç adına yapar. Bunu görev edinmiştir. zira kural ve kaideler adelet mekanizmasına ters geliyorsa eğer, o görevi yapan yargıç kendini inkar etmiş olur.

3. alıntına vermiş olduğum cevap, sohbetleşmenin seyrine yönelik müdahalelerinden ve kendi düşüncelerinden öte, benim yazdıklarımı sert bir uslupla nitelemen( çarpıtma gibi..)yapmak istediğin sohbete zarar veriyor farkındamısın? düşünceme katılmamana saygı duyarım. Ancak seviye düşürücü cümleler hoş değil! Öyleyse sorumu tekrar soruyorum, sence yargılamak nedir? Benim yaptığım tanım üzerinden bir çok sözler sarfedildi. Seninde yapacağın tanım üzerinden sohbetleşelim.

4. Alıntıya cevap; Beni senden farklı düşünüyorum diye, Körlük ve İnkarla nitelemen neyin göstergesi? Gerçekten o kadar faklımı düşünüyoruz yani? O kadar körmüyüm? Neyi inkar ediyorum? nedir bu sözler Allah aşkına! Kh faliyetinden bahsedip, bahsettiğin faliyetler içinde banada ima katmanda neyin nesi? Fikrimi beyan edince bu forumda Kör mü diye nitelendiriliyoruz? Fikrim, senin fikrine uygun olmayınca Aydınlıktan uzakmı oluyorum yani? bunu mu demek istiyorsun bozadi? Bh ve Kh yı inkar mı ediyoruz nedir anlamdım! Tartışmada sergilediğim tavır nasılmış? Hakaret mi ettim? Bu sözleri yazarken benim yüz hatlarımı, jest ve mimiklerimi mi gördünde tavrımdan şikayet ediyorsun? Yazımda herhangi bir hakaret yoktur. Sadece düşüncelerimi beyan vardır. Bundan dolayı körlük ve inkar ile nitelemen birde üstüne tavrımıda katman, senin kendi içinde sorgulaman gereken şeyler bozadi.

Farkında değilmisin, yaptığın alıntının farklı bir versiyonunu sen aşağıda yazmışsın! Erdoğandan nefret ediyorsun, ancak onu ötelememek gerektiğinide ifade ediyorsun. Çünkü bh' olma şansı var. Ben ne dedim?
Dedim ki hırsızı, teröristi, ötelemek sorunu çözmez. Çünkü onlarda yanlışlarının farkına varabilirler. bh'lığa doğru yönelebilirler. ancak sen onları yargılarsan bu şansıda onlardan almış olursun. Dedim ki onların kötücül yönelimlerini tesbit etmek ve sorunun kaynağını çözmeye yönelik adımlar atılması daha iyileştirici ve birleştiricidir dedim. Ne körlük ne inkar var burda?

bak bozadi, ben seni ne örtülü suçladım, ne de sana ima da bulundum. Sadece bana soru sordun bende sana cevap yazdım. Bu tarz duygusal ataklara niye giriyorsun? konuştuğumuz konular herkesi kapsıyor. Başka forum üyeleride yorum yapıyor, soru soruyor. Heralde ben o arkadaşlarıda mı örtülü olarak suçlayıp, imada bulunmuşum. Lütfen yapmayalım...

Bozadi, sohbetleşmenin seyri benim tavrım değil, senin tavrın belirleyecek. saygılar....
Scyth Posted - 21/10/2016 : 20:05:21
" Günah ve sevap " elbette mevcut. 4 Kh'nin 4. yoğunluğa bu denli yapışıp kalmasında yoğunluğun verdiği avantaj dışında ektiğini biçmenin korkusuda etkilidir diye düşünüyorum.
Scyth Posted - 21/10/2016 : 20:00:19
Bir kitabın kapağına bakıp ne kadar fikir sahibi olabilirse insan 3. yoğunluk için 6. yoğunluk perspektifi de öyledir.
bozadi Posted - 21/10/2016 : 11:41:33
Eklenti:
Kurallar ve doğrular değişkendir. kişilerin yada toplumların algı düzeylerine göre değişkenlik göstermektedir. Hakikatte, yanlış yada doğru yoktur. Günah yada Sevap yoktur. Herşey olandır. Sürekli değişken bir evrende, hangi kuralın yada doğrunun yargısı gerçektir ki. Zamanın olgusal süreçlerinde, kendi kimliğini arayan insan yapısının egosal dramıdır yargı. Doğrular ve kurallar, her zamana ve şartamı uyumlu?
Anarşist bir bakış açısı bu. Kısmen bir doğruluğu var ama kesinlikle mutlak doğru değil. Tüm varoluş için geçerli yasalar, doğrular, kurallar olduğu gibi, her yoğunluk seviyesinin kendi içinde de kendine özgü sabit bazı doğrular, kurallar vardır. Evrende sürekli değişen şeyler olduğu gibi asla değişmeyen şeyler de vardır ve sen bu realiteyi çarpıtan bir bakış açısını dayatıyorsun.

Eklenti:
Benim yargıda bulunduğumu söylemen, bir tesbitindir! Ancak ben yargıdan öte tespitte bulunduğumun farkındayım bozadi. Aradaki cizgi budur.
Hakikatte hiçbir kuralın, hiçbir doğru-yanlışın olmadığına inanan bir insanın "mutlak tespitler" yapabiliyor olması ne kadar ilginç! Yargıyı inkar eden bir yargıç!

Eklenti:
Bozadi, sence yargılama nedir?
Yargılama kavramının genel manasına atfettiğimiz tanımların ne olduğundan ziyade, spesifik örnekler üzerinden yargı kavramıyla ilgili doğru ve yanlışların varlığı veya yokluğuna, anlamlılığına veya anlamsızlığına dair bir tartışma içindeyiz şu anda, tüm mesele bu.

Eklenti:
2. soruya cevap, bir hırsızı, katili, teröristi, psikopatı, öteleyeyince sorunlar çözülüyor mu bozadi? Onu yargılayınca, uzak durulunca hırsız hırsızlığından, terörist teröristliğinden mi vazgeçiyor? belkide sorunun kaynağı, ötelemek, uzak dur diye yargılamaktır? Kendimizi veya başkalarını yada toplumu bu tavırlarlamı koruyacağız? bir konuda bilgilenmek ve terörist denilen kişinin yaptığı kötücül eylemleri tespit etmek ve bu tespit üstüne kötücül eylemlerden uzak durması gereken adımları atmak yargılayıcı değil, birleştiricidir. kötücül etkinin kaynağına yönelik tesbit daha çözümcüdür.
Senin bu tartışmada sergilediğin tavırda, bu söylediklerinde bana son derece yanlış gelen görüş veya ima, adanmış KH'nin ve bununla ilişkili kötücül ve hatta şeytani faaliyetlerin son derece özgür iradeli bir şekilde seçilebilir bir "yol" olduğu gerçeğine karşı potansiyel bir körlük veya inkar eğilimidir. Adanmış KH'ye özgü herhangi ciddi bir faaliyette veya yıkıcı eylemde bulunan bir insanın KH yolundan asla dönmeyeceğini ve dolayısıyla da mutlak şekilde ötelenmesi gerektiğini düşünmüyorum. Tayyip Erdoğan hakkındaki tutumlarım bunun en basit ve net örneklerinden biridir. O mutlak KH'ye adanmak anlamına gelebilecek pek çok şey yaptı ve hatta yapmaya da devam ediyor. Benim içinden geldiğim siyasi/kültürel/inançsal ortama da son derece zıt, adeta nefret saçan tutumları var bu şahsın. Ama buna rağmen ben bu şahsın pozitif yönlerini de görmeye çalışıyorum ve hatta onun giderek BH'ye adanabilecek bir insan olabileceğine dair görüşlerimi, örneklerimi paylaşıyorum. Fethullah'ın bile gayet adanmış olduğu KH yolundan dönme olasılığına dair fikir yürütmeye gayret ediyorum. Ama bu demek değil ki ben bu şahısların KH'ye şiddetle adandığından emin olduğum davranışlarına itiraz etmeyeyim, eleştirmeyeyim, kötülemeyeyim, karşı mücadele sergilemeyeyim.

Biz tıpkı Laura ve ekibinin forumunda yapılmaya çalışıldığı gibi ve K'ların da teşvik ettiği gibi, KH'ye adanmakta olan aktörleri ve onların bu yöndeki faaliyetlerini ifşa ederek bunun yanlışlığına, kötülüğüne, itiraz edilebilirliğine dikkat çekmeye çalışıyoruz ki kendi aktif ve pasif KH kutbiyetimizin de farkına varıp ondan arınabilelim. Yani evet, öncelikle K'ların da ısrarla vurguladığı gibi, önce hepimiz KH statüsü içinde olduğumuzu kabul etmeliyiz. Hepimiz ego taşıdığımızı ve egonun her durumda KH nitelikli olduğunu kabul etmeliyiz. Kimse egosuzluk taslamamalı!

Hatta benim bugünlerde en çok ele alma hevesi gösterdiğim Maharaj da iyiye, doğruya (BH'ye) giden yolun yanlışların (KH'nin) farkına varılması olduğuna sürekli vurgu yapıyor. Şu veya bu düzeyde BH'ye yönelme eğilimimiz olmakla birlikte hepimiz hala teknik olarak KH frekanslarına uygun yaşıyoruz. Ve KH'ye en çok adanan aktörlerin ve onların şeytani faaliyetlerinin ifşa edilmesi, içinde olduğumuzun yeterince farkına varamadığımız KH frekanslarının bizi ne tür koşullarda tuttuğunun ve ne kadar daha kötü koşullara sürükleyebileceğinin farkına varmada en etkili yollardan biridir. Bu demek değil ki BH'yi BH olarak tanıyamayız, göremeyiz, sevemeyiz, ona doğru ilerleyemeyiz. Tabi ki bunu da yaparız ve yapmalıyız da, ama hayatımızda BH tipi katalizörlerden çok KH tipi katalizörler hakim, yani doğrulardan ziyade yanlışlar, iyilikten ziyade kötülük hakim. Elimizde en bol miktarda bulunan malzeme negatiflik olduğundan, negatifin farkına varılması, eleştirilmesi, yanlışlanması, "ötekileştirilmesi", bizim kendi adanmak istediğimiz BH frekanslarına yaklaşmamıza en çok yardımcı olacak yöntemlerden biridir. Dolayısıyla, bizim içinde bulunduğumuz koşullarda adanmış KH aktörlerinin ve faaliyetlerinin "ötekileştirilmesi", yapabileceğimiz en doğru, en etkili şeydir, çünkü "ben bu değilim", "biz bu değiliz" demeye, yani boyun eğme eğiliminde olduğumuz KH frekanslarından ve dayatmalarından arınmaya çok yardımcı olmaktadır. Bu yüzdendir ki, siyasi ideolojik bir adanmışlığım olmadığı halde solculukla özdeşleşen "karşıtlık/muhalefet/karşı mücadelenin" son derece değerli olduğundan hiçbir şüphe duymuyorum (bu da Sol adına yapılan herşeyi onayladığım, Sağ adına yapılan herşeyi yanlış bulduğum anlamına gelmiyor).

Dolayısıyla, tartışma konusunun sapmaması için, yani esas çözümlenmesi gereken husustan uzaklaşmamak için, "adanılan KH yolunun" varlığına dikkat çekmek, bu bağlamda kendi durumumuzu sorgulamak ve yol seçimi duygusunu güçlendirmektir yapmaya çalıştığımız başlıca şeylerden biri.

Eklenti:
Sence bozadi, "ondan uzak dur" demek senin açından yapılması gereken doğru bir yargımı sana göre?
Bunun ve başka tutumların doğru bir yargı olduğu ve olmadığı durumlar olacaktır, öyle değil mi?

Eklenti:
3. soruya cevabımdır. "Başkalarına hizmete ihanet etmek" sözcüğünü etmeni gerektirecek bir sözcükler dizimi yazdığımı hatırlamıyorum. Seni bu sözcükleri yazmaya iten şey nedir? Saldırı karşısında savunma, meşru haktır! saldıran yok etme güdülüdür. Savunan ise hem kendini hemde başkalarının varlığını koruma güdülüdür! Bu açılardan bakılınca başkalarına hizmet eden bir bakış açısı asla saldıran değil, savunan taraftadır. saldırıya karşı savunan, direnen, koruyan, varlığı tesis eden, bir anlayış hiç bir şeye ihanet etmez.
"Ötekileştirmeyle" ilgili örtülü suçlamanda olduğu gibi burada da kavram kargaşasıyla tartışmayı bulandırıyorsun. Savunmanın bir parçası olarak "saldırının" gayet meşru ve mecburi olduğu durumlar vardır. Durup dururken gidip birine saldırmayı mı savundum ben?!

Başkalarına Hizmet Forumu © Kasyopya celselerini ve diğer mesajları farklı ortamlara kopyalamadan önce lütfen izin isteyin: baskalarinahizmet@gmail.com Yukarıya git
Snitz Forums 2000

Design by Sizinsayfaniz.com

Bu sayfa 0,34 saniyede oluşturuldu.