Başkalarına Hizmet Forumu
Başkalarına Hizmet Forumu
Ana Sayfa | Bilgilerim | Kayıt Yaptır | Aktif Konular | Forum Üyeleri | Site içi Arama
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni Hatırla
Şifre hatırlatma servisi

  Forum
 Olağandışı Olaylar
 Hayvan Gizemleri
 Fransa'da 'Vahşi Kedi Çetesi' Alarmı (29 Temmuz)

UYARI: Sadece KAYITLI KULLANICILAR Konulara cevap yazabilir.
Kayıtlı Kullanıcı olmak için, TIKLAYIN.

Ekran Ayarı:
UserName:
password:
Format Mode:
Biçim: KalınSağa yatıkAltı ÇiziliÜstü Çizili Sola DayalıOrtalanmışSağa Dayalı Yatay Çizgi Link EkleEmail EkleResim Ekle Kod ekleAlıntı BildirListe ekle
   
Mesajınız:

* HTML modu KAPALI
* YARDIM Açık
* UYARIYI OKUYUNUZ
Yüzler
Smile [:)] Big Smile [:D] Cool [8D] Blush [:I]
Tongue [:P] Evil [):] Wink [;)] Clown [:o)]
Black Eye [B)] Eight Ball [8] Frown [:(] Shy [8)]
Shocked [:0] Angry [:(!] Dead [xx(] Sleepy [|)]
Kisses [:X] Approve [^] Disapprove [V] Question [?]

  Mesajda Kişisel imzam mesajda görüntülensin.
    

K O N U    G E N E L G Ö R Ü N Ü Ş
bozadi Posted - 10/08/2013 : 11:03:20
29.07.2013

Fransa’da ‘vahşi kedi çetesi’ alarmı

Fransa’da yaşanan akıllara durgunluk veren bir olay, bilim insanları arasında tartışma başlattı. Bir kadın ve köpeğine saldırarak her ikisini de hastanelik eden ‘vahşi kediler çetesi’, endişeye neden oldu. Bir teori, kedileri ‘havaların’ etkilediği yönünde.


Fransa’da kısa bir süre önce yaşanan saldırı, bilim insanlarının kafasını karıştırdı. Fransa’nın doğusunaki Belfort kentinde, 31 yaşındaki bir kadın köpeğini gezdirirken altı kedinin saldırısına uğradı. Kediler, vahşi bir şekilde kadının üzerine atlayarak onu yere serdi ve yaralanmasına neden oldu.

Kuduz aşısı yapılan ve tedavi altına alınan talihsiz kadının annesi josette Galliot, İngiliz Independent sitesine yaptığı açıklamada, “Kediker kızımı yere devirdi ve bacaklarını, kollarını ısırdılar. Hatta bir atar daması neredeyse parçalıyorlardı” dedi.

Galliot, 21 Temmuz’da yaşanan saldırının ardından kızının hala şokta olduğunu ve kendisini toparlamakta güçlük çektiğini söyledi.

KEDİLERİ NE VAHŞİLEŞTİRDİ?
Belfort’daki veterinerler ve yerel sakinler, kedileri neyin kontrolden çıkardığı konusunda emin değil. Bazıları ise sıcak havaların hayvanların başına vurmuş olabileceğini öne sürdü.

Veteriner Valerie Dramard, ‘kedilerin kendi bölgelerini köpeğe karşı korumak istediklerini, kadının karşılarına çıkması sonucu ona saldırdıklarını’ savundu. Dramard, “Kediler bir kıyamet senaryosunun zombileri değil... Sadece bölgelerini korumaya çok düşkünler ve farklı türlere karşı düşmanca davranıyorlar” dedi.

Ancak bilimsel verilere bakıldığında, kediler son derece agresif canlılar olarak ortaya çıkıyor. Kediler, her yıl sadece ABD’de 1.4 ile 3.7 milyar kuş öldürüyor. Yine ABD’de, kedilerin öldürdüğü küçük memeli sayısı her yıl 6.9 ile 20.7 milyar arasında değişiyor.

Verilere bakarak, kedilerin evlerde tutulmasına yönelik kanun çıkarılmasını savunanlar bile var. LiveScience sitesine konuşan ABD’nin Wisconsin-Madison Üniversitesi’nde profesör olan Stanley Temple, “Köpeklerin tasmasız gezdirilmeyeceğini kabul ettik. Ancak bazı kedi sahipleri hayvanlarının evde tutulması gerektiği düşüncesine karşı çıkıyor” dedi.

FRANSA’DA TEHDİT BÜYÜYOR MU?
LiveScience haberine göre, Fransa’da yabani hale gelen kedilerin sayısı her gün 8 bin artıyor.

Kızı hastanede yatan Galliot, “Bu beladan kurtulmalıyız... Mahallelerde başıboş birçok kedi var. Aynı zamanda birçok küçük çocuk var. Yeni bir saldırı yaşanmasını istemiyoruz” diyerek yetkililere seslendi.

Yine de kedi sahipleri fazla alınmamalı. İngiltere’nin Oxford Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırma, köpeklerin de kediler kadar vahşi doğada yaşayan canlıları öldürdüğünü gösterdi.


Kaynak: ntvmsnbc.com
16   V E R İ L E N    C E V A P L A R    (en son mesajdan itibaren sıralı)
Astre Posted - 03/03/2018 : 09:13:58
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen gerçek tosun paşa

Senle ilgili bir şeyi neden kişisel probleme dönüştüreyim Astre? Koşullanmadır o, sen o kısımlarına dikkat etmişsindir bir kaç kere böyle olunca yoksa sana özel bir tutumla yazmıyorum. En içten şekilde sevgiyi anlayıp dengeni olabildiğince sağlayarak mutlu hissetmeni isterim. Burada sana laf sokmak için ya da herhangi bir art niyetle konuşmuyorum.

Söylemlerin dengeden oldukça uzak olduğunu gösteriyor. Fikirlerime zıt şeyler okuduğumda kendi görüşümü beyan ediyorum. Benim de senin gibi dengeden uzak yanlarım vardır. Ben de insan yaşam formuna bayılan, maddeye tapmaya gönüllü biri değilim ama nefret söylemi her türlü negatif etkiyi, şiddeti ve işkenceyi başlatan ana etmendir. Her türlü ahlaksızlık ve sapma, yine günümüzde suç kabul edilen davranış ve sonuçlarının en temel sebebi nefrettir. Nefret söylemlerine çok fazla maruz kalsak bile bu kabul edilmesi gereken, meşrulaştırılabilecek bir şey benim görüşlerim dahilinde asla değildir. Hayata bakış açım gereğince herşey iyi ya da kötü olabilecekken, nefretin hayırlara vesile olduğunu ben görmedim.

Sesin, bilginin, farkındalığın, ışığın herşeyin belirli frekans değerleri var çünkü madde ve antisi yapısı gereği titreşim ve hareket halinde. Beyin alıcısı sürekli veri girişine tabi ve bu verilerin sürekli frekans değerli olduğundan zihin dış etmenlere ve etkilenimlere çok açık buna ilaveten hormonal etki denilen vücut fonksiyonlarıda çok etkili birer etmen.

Örneğin insan yaşlandıkça bile duyabileceği frekanslar değişiyor. mesela genelleme olsa bile şöyle araştırmalar var.

İnsan= 20-20.000 Hz Mavi balina=2- 20 Hz Katil balina=0.5-125.000Hz Fil =1 Hz ile 20.000Hz Gergedan=5 Hz te birbirlerine sinyal gonderirler Guvercin=0.1 kadar dusuk sesleri duyabilir. Fare=1000-100.000 Hz Kedi=100-60.000Hz Yarasa= 2000Hz ile 110.000Hz arasindadir. Köpek=65-45.000Hz


Kediler, köpekler vs. perdelerin kalkmış olmasından ziyade sesin ve ışığın daha farklı frekans değerlerini işitebiliyor, görebiliyorlar. Bir takım parazit enerji dalgalanmalarını görüp tepki verebilirler. Bu perdesizlik değildir. Bunun aksinde daha yüksek seviyede varlıkları görme safhası çok nadir olabilecek şeylerdir. Bunların sebebi boyut yırtılmaları vb. etkiler olacaktır. Kedi köpeklerin gözlerinin köşelere ve tavana dikilmesi böyle bir durumda mümkün olmayacak hayvan travma geçirecektir. Zihinsel fonksiyonlar gereği bu durumda insanın bu görüşü kabul etmeyip beynin algısını kapamasına neden olabilir. Yani sen görmezken kedinin cin çarpmış gibi çıldırıp travma geçirdiğini görmediysen perdelerinin kalktığını düşünmene şahsen gerek olduğunu sanmıyorum. Benim de köpeğim var ve o da çok benzer hareketleri yapıyor zaman zaman parazit enerjileri fark ettiğini de biliyorum çünkü ani enerji değişimlerini ben de fark edebiliyorum o zaman köpek bana ipucu vermiş oluyor.



Bu uzun güzel yazıya kısa güzel bir cevap; "Teşekkürler".
bozadi Posted - 02/03/2018 : 14:29:36
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen JCA

Bizim kediler sapıtmaz inşallah.

Görücez :)
JCA Posted - 02/03/2018 : 13:05:11
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen bozadi

Üstteki haber doğru, çok çeşitli kaynaklar bu haberi vermiş ve hatta saldırıya uğrayan kadının annesinin (adı verilmiş) açıklamaları da var bu haberlerde.

Bir örnek: https://www.thelocal.fr/20130724/feral-french-cats-attack-dog-walker

(google çevirisi: https://goo.gl/ZsKMaQ)

Haberde konusu geçen kediler İngilizce'de "feral cat" (vahşi kedi) denen, genellikle insanlardan uzakta yaşayıp yabanileşen kedilerdenmiş. Haberin çıktığı tarihlerdeki yüksek yaz hava sıcaklığının hayvanları iyice gerginleştirdiğine değinilmiş. Bir de saldırının gerçekleştiği yer çok ayak altı bir yer değildi muhtemelen. Kedilerin köpeğe karşı kendilerini ve bölgelerini savunmacı bir güdüyle saldırmış olabileceğine değiniliyor. Yalnız kadını bir atardamar dahil olmak üzere birkaç yerinden feci şekilde ısırıp yaralamışlar. Bu kimsenin beklemediği bir durummuş.

Kasyopya forumda, 4. yoğunluk enerjileri arttıkça havyanlarda anormal davranışların arttığına dair görüşler paylaşılmış ve sott.net'te buna dair pek çok haber paylaşılıyor. Ayrıca ilginç bir şekilde bazı durumlarda hayvanlarda "bilinç artışlarının" gözlendiğine dair de yorumlar var (celselerde bunların konusu geçmişti biraz.)

Yani özellikle kedilere yönelik bir karalama kampanyası falan yok, sadece ilginç bir gelişme. Her türlü hayvan saldırılarında veya anormal davranışlarında artış olabileceğine dair bir olasılık ve uyarı aynı zamanda.

Yalnız, kedilerin normalde de çevrelerinde en fazla sayıda canlıyı öldüren hayvanlardan biri olduğuna dair çeşitli haberler var. Bazı bölgelerde bazı hayvan türlerinin soyunu tehdit edebilecek kadar.

http://www.dailymail.co.uk/sciencetech/article-3140563/Hunters-loose-Cats-kill-wildlife-owners-think.html

(google çevirisi: https://goo.gl/n5gQGQ)

https://www.livescience.com/26670-cats-kill-billions-animals.html

(google çevirisi: https://goo.gl/hozx5T)




Medya her tip olayı abarttığı ya da çarpıttığı için okur okumaz hadi len çekmek gibi bir huy oluştu bende. Ama haber ciddiymiş. Olay kasyopya celselerine bile konu olmuş. (şimdi gördüm)

Bizim kediler sapıtmaz inşallah.
bozadi Posted - 02/03/2018 : 12:35:07
İnanç yatırımını kullanarak bilincimizde gerçeğe (esas gerçeğe) bir kanal, yani bir sezgi, bilgi, ışık kanalı açtığımızda, veya biz bu yönde güçlü bir çaba harcamadığımız halde etrafımızdaki kişilerin veya koşulların olumlu bazı etkileriyle, egosal olmayan, yani başkalarıyla paylaşılmaya hazır ve istekli olan güçlü ve derin bir huzur, güven, sevinç, sevgi duyduğumuzda (ki kaynağı ne olursa olsun bunlar da sonuçta gerçeğin yansımaları, enerjileri, göstergeleridir), bu güzel ve yüksek bilinçli durum sanki artık kendiliğinden devam edecekmiş gibi bir izlenime kapılırız, öyle umar, arzularız. Ama bu pek mümkün olmaz. Kısa ömürlü olur çoğu durumda bu ilhamlar, yüksek farkındalık, huzur ve güven halleri. Azalır ve yiter. İşte, nasıl dinlerde ibadetlerin "tekrarlanma" gerekliliği varsa, tıpkı onun gibi, bizim de bizi yüksek farkındalıklara, güçlü, derin, basit ve sonsuz bir huzura, güvene (yani bir anlamda "gerçeğe") kavuşturan veya yaklaştıran bilinç yatırımlarını tekrarlamamız, bunu hayatımızın doğal ve gerekli bir pratiği haline getirmemiz gerekiyor. Ta ki bu otomatikleşene kadar. Yani gerçekle bir daha hiç kopmayacak güç ve olgunlukta, sabit, mutlak bir bağlantı kurana kadar; BH olana kadar.
bozadi Posted - 02/03/2018 : 12:19:38
İnanç derken, şu anda "inanç" dediğimiz şey, eğer yeterince isabetliyse, bir süre sonra "gerçeğin" ta kendisi olacak veya ona yaklaştıracak, sonunda gerçek olacak, gerçeğe varacak, vardıracaktır. İnanç bir yatırım, bir bilinç merdivenidir.
bozadi Posted - 02/03/2018 : 12:13:41
Hepimiz ego taşıdığımız için, her türlü negatif duygu ve düşünceye de ev sahipliği yapmaktan yakın bir zamanda kurtulmamız, sakınmamız pek mümkün değil.

Egonun somut gerçeklere dayalı olmayan (aslında yalana, kendini ve başkalarını kandırmaya dayalı olan) mekanizmasını anlamak/tanımak ve gerçeği/gerçekleri hatırlayarak egonun varlığımız üzerindeki kontrolünden giderek kurtulmak hepimizin temel amacı aslında. Bu forum ve forumda temel alınan kaynaklar biraz da bu sorunu anlayıp çözmemiz için var. Dünyanın hali biraz da bizim kendi halimizi yansıtıyor.

Dünya hayatı gibi iyi ihtimalle en geç birkaç on yıl içinde bitiveren, dolayısıyla son derece güvenilmez olan ve epeyce de negatif koşullarda devam eden birşeyi (her ne kadar dersler açısından önemli olsa da) mutlak gerçekmiş gibi kabul ettiğimizde, bu egoyu çok güçlendiriyor. Bunu bence hepimiz yaşıyoruz ve çoğu zaman bunun bilinçli olarak farkında bile değiliz. Soluduğumuz havanın pek bilinçli olarak farkında olmadığımız gibi. Maddi zehirleri boşverin, bilinçsel/bilgisel açıdan zehir soluyoruz, yalan soluyoruz sürekli. Farkına varmadan çok ciddi şekilde ruhsal/evrensel/sonsuz gerçeklerden uzaklaşıyor, materyalistleşiyoruz, dünyevileşiyoruz, dünyanın malı haline geliyoruz ve bu da bizim evrensel/varoluşsal bilgimizi, farkındalığımızı zayıflatıp egomuzu, yani özdeşleştiğimiz sahte benliği ve onun dünyadaki cehennemini güçlendiriyor. Düşünüyorum da, ölüm olmasa insanlar şu dünya üzerinde sürekli veya çok çok uzun süreli enkarne halde kalsalar, tükenirler, mahvolurlar, yok olurlar. Ölüm tıpkı uyku gibi insanı egodan, yalanlardan bir süreliğine de olsa uzaklaştırıp basit ve sonsuz varoluş gerçeğinin iyileştiriciliğinden yararlanmasını sağlıyor. İnsanlar ölümün bir yokoluş olmasından endişelenirler ama gerçek bunun tam tersi, asıl ölmezseler (ilüzyondan varlık özüne dönmezseler) yok olmaları çok muhtemel hale gelir.

İşte, yalan nedir, gerçek nedir, bunları tekrar tekrar konuşmamız, gerçekleri bu koşullarda mümkün olduğu ölçüde hatırlamamız, birbirimize hatırlatmamız ve gerçeğin sonsuz gücü, sevinci ve iyileştiriciliğiyle kendi ders seviyemizdeki sorunlarımızı çözme konusunda işbirliği yapmamız gerekiyor. Ama bu öyle "buluşalım, birşeyler yapalım" meselesi değil temelde. Başlangıcı, özü, temeli çok basit, bilinçsel, inançsal birşey. İşin bu ilk ve en önemli kısmı için de bu sanal ortamdaki iletişimlerimiz bence fazlasıyla yeterli olur. Bu ilk ve temel bilinçsel/inançsal aşamayı belirli bir noktaya ulaştırmadan, egoyu anlamak ve aşmak mümkün değil bence. Bu resmen içimizde, kendimizle kendimiz arasındaki bir mesele. Ama bizimle benzer, hatta özdeş çok sayıda başkalarının varlığı bu süreci anlamlı, mümkün, kabul edilebilir ve keyif alınabilir kılıyor.

Bizi üzen, moralimizi bozan, kızdıran, ümitsizleştiren koşullar maalesef devam ediyor ve edecek. Bu koşulları kendi açımızdan mümkün olduğunca dengeli, kaldırılabilir, kontrol edilebilir hale getirmek için de doğal olarak çaba göstermeye devam edeceğiz. Ama bunun bir sonu yok. Önemli olan dünyada konforumuzu hiç bozamayacak maddi/fiziksel koşullar sağlamak değil. Ölüyoruz sonuçta. Dünya bir yalan, bir ilüzyon. Peki gerçek ne? Bunu dünya hayatı ilüzyonunun içinden sorduğumuz için, bu soruyu hakkıyla sormak ve cevaba ilerlemek kolay değil. Çünkü bilinçsel açıdan paramparça, ezik, yenik, üzgün, ciddi oranlarda ümitsiz ve kızgın durumdayız. K'ların "inanç merkezi" dedikleri işlevleri çalıştırmak da bu yüzden önemli. Yani dünya dediğimiz bu ilüzyonun açık ve örtülü kuralları ve kanunları dahilinde yaşadığımız halde, bundan çok daha derin, çok daha büyük, çok daha gerçek bir realitenin kurallarını, kanunlarını hatırlayabilmemiz, inanabilmemiz, böylece ondan güç alabilmemiz gerekiyor.

"Kurallara uyarsanız hayatta kalamazsınız" demişti K'lar bir celsede. O bahsedilen kurallar işte bu dünyanın, bu dünyada egemen olan şiddetli KH koşullarının ve aktörlerinin, ego dünyasının kanunları ve kuralları. Belli başlı kaynakların bize anlattıkları ve "sezgilerimize" de az-çok uyan bilgileri esas alarak inanç/güven merkezimizi çalıştırmazsak, alternatif bir gerçeklikle (asıl gerçeklikle) bağlantı kuramayız ve sorunlarımızı çözemeyiz.
gerçek tosun paşa Posted - 02/03/2018 : 10:49:09
Senle ilgili bir şeyi neden kişisel probleme dönüştüreyim Astre? Koşullanmadır o, sen o kısımlarına dikkat etmişsindir bir kaç kere böyle olunca yoksa sana özel bir tutumla yazmıyorum. En içten şekilde sevgiyi anlayıp dengeni olabildiğince sağlayarak mutlu hissetmeni isterim. Burada sana laf sokmak için ya da herhangi bir art niyetle konuşmuyorum.

Söylemlerin dengeden oldukça uzak olduğunu gösteriyor. Fikirlerime zıt şeyler okuduğumda kendi görüşümü beyan ediyorum. Benim de senin gibi dengeden uzak yanlarım vardır. Ben de insan yaşam formuna bayılan, maddeye tapmaya gönüllü biri değilim ama nefret söylemi her türlü negatif etkiyi, şiddeti ve işkenceyi başlatan ana etmendir. Her türlü ahlaksızlık ve sapma, yine günümüzde suç kabul edilen davranış ve sonuçlarının en temel sebebi nefrettir. Nefret söylemlerine çok fazla maruz kalsak bile bu kabul edilmesi gereken, meşrulaştırılabilecek bir şey benim görüşlerim dahilinde asla değildir. Hayata bakış açım gereğince herşey iyi ya da kötü olabilecekken, nefretin hayırlara vesile olduğunu ben görmedim.

Sesin, bilginin, farkındalığın, ışığın herşeyin belirli frekans değerleri var çünkü madde ve antisi yapısı gereği titreşim ve hareket halinde. Beyin alıcısı sürekli veri girişine tabi ve bu verilerin sürekli frekans değerli olduğundan zihin dış etmenlere ve etkilenimlere çok açık buna ilaveten hormonal etki denilen vücut fonksiyonlarıda çok etkili birer etmen.

Örneğin insan yaşlandıkça bile duyabileceği frekanslar değişiyor. mesela genelleme olsa bile şöyle araştırmalar var.

İnsan= 20-20.000 Hz Mavi balina=2- 20 Hz Katil balina=0.5-125.000Hz Fil =1 Hz ile 20.000Hz Gergedan=5 Hz te birbirlerine sinyal gonderirler Guvercin=0.1 kadar dusuk sesleri duyabilir. Fare=1000-100.000 Hz Kedi=100-60.000Hz Yarasa= 2000Hz ile 110.000Hz arasindadir. Köpek=65-45.000Hz


Kediler, köpekler vs. perdelerin kalkmış olmasından ziyade sesin ve ışığın daha farklı frekans değerlerini işitebiliyor, görebiliyorlar. Bir takım parazit enerji dalgalanmalarını görüp tepki verebilirler. Bu perdesizlik değildir. Bunun aksinde daha yüksek seviyede varlıkları görme safhası çok nadir olabilecek şeylerdir. Bunların sebebi boyut yırtılmaları vb. etkiler olacaktır. Kedi köpeklerin gözlerinin köşelere ve tavana dikilmesi böyle bir durumda mümkün olmayacak hayvan travma geçirecektir. Zihinsel fonksiyonlar gereği bu durumda insanın bu görüşü kabul etmeyip beynin algısını kapamasına neden olabilir. Yani sen görmezken kedinin cin çarpmış gibi çıldırıp travma geçirdiğini görmediysen perdelerinin kalktığını düşünmene şahsen gerek olduğunu sanmıyorum. Benim de köpeğim var ve o da çok benzer hareketleri yapıyor zaman zaman parazit enerjileri fark ettiğini de biliyorum çünkü ani enerji değişimlerini ben de fark edebiliyorum o zaman köpek bana ipucu vermiş oluyor.
Astre Posted - 02/03/2018 : 09:01:36
Umudum var ancak nefret daha ağır basıyor.
bozadi Posted - 01/03/2018 : 22:10:14
Astre, tahmin ettiğim gibi duygusal bir tepkiyle, birikmiş nefret duygularınla o beyanda bulunmuşsun görebildiğim kadarıyla. Bu zaman zaman hepimizin duyabileceği, gösterebileceği bir tepki bence ama önceki bazı mesajlarındaki "tınıyı" da düşündüğümde, "çok fazla nefret dolu" olduğun sonucuna varıyorum. Bunu şimdiye kadar forumdaki çeşitli mesajlarında gösterdin bence. Bu senin için olağan bir durum mudur, geçici bir durum mudur bilmiyorum ama bu durum bu forum için normal, makul veya görmezden gelinebilecek birşey değil. Ama bunun bir tartışma konusu olarak hem senin için, hem de ben dahil çoğu veya belki tüm forum üyeleri için faydalı yönleri olabileceğini düşünüyorum. Sonuçta hepimizde ciddi nefret ve başka negatif duygu eğilimleri vardır. Ama insan ilişkilerinde çoğu zaman bunları filtreleriz, bastırırız, kontrol altına alırız, yokmuş gibi davranırız vs. Ama bir şekilde o negatif duygu ve düşünceler varlığımızın, benliğimizin, bilincimizin bir yerlerinde mevcuttur. Bazen kendimizden ve başkalarından şu veya bu ölçüde gizlemeye çalışırız bunu.

Senin nefreti bu kadar güçlü yaşamanı ve yansıtmanı ne ölçüde dürüstlük, ne ölçüde kabalık olarak görmem gerektiğini anlamakta zorlanıyorum. Dediğim gibi, hepimizde de vardır, zaman zaman tırmanır, zaman zaman azalır bu negatif duygu ve düşünceler. Sen belki geçici olarak, belki daha uzun vadeli olarak yüksek düzeyli kızgınlık, öfke duyguları yaşadığını bayağı belli ediyorsun.

Senin için sakıncası yoksa, hem kendi varlığınla, genel olarak dünyayla ve en genel olarak tüm evrenle/hayatla ilgili ne tür bir görüşün veya görüşlerin, sezgilerin, inançların olduğundan bahsedebilir misin biraz? Yani olumluluk, iyimserlik, sevgi, coşku adına bir ümidin, inancın, güvenin, sezgin var mı, hayatımızın tüm bu şiddetli karamsar, olumsuz yönlerine, görünümlerine rağmen?
Astre Posted - 01/03/2018 : 20:58:14
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen bozadi

Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen Astre

İnsanlar benim gözümde değersizdir, havyanlara insanlardan daha çok değer veriyorum.

Açıkçası, bu konuda GTP'nin fikrine katılmak zorundayım. Bu sağlıklı bir zihin yapısının yansıması olabilecek bir beyan değil. Ama bunun geçici veya birikmiş bazı negatif duyguların bir patlaması olabileceğini düşünerek görmezden gelmeyi tercih ettim.


Birbirini öldürüp kendi türüne dahi nefret besleyeni neden ben seveyim? İyi olanlar hariç elbet, ancak ahlak,barış gibi kavramlardan bahsedip -bknz: Obama- vahşet işleniyorsa ve bunlara sessiz kalan kim varsa ölsün, cidden diyorum bunları normal karşılayan ölsün girsin. Müslüman değilim ama ne derler bilirsiniz; "Haksızlık karşısında susan bizden değildir." Hayvanlara insanlardan çok değer verme sebebim enerjisel olarak pozitif akışlarının daha stail olmaları, hangi "alimden" öğrendiğim bana kalsın. GTP ayrıca bana olan yanıtlarında bir gariplik var, benimle özel bir problemin varsa mail vereyim istersen?
bozadi Posted - 01/03/2018 : 16:38:09
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen Astre

İnsanlar benim gözümde değersizdir, havyanlara insanlardan daha çok değer veriyorum.

Açıkçası, bu konuda GTP'nin fikrine katılmak zorundayım. Bu sağlıklı bir zihin yapısının yansıması olabilecek bir beyan değil. Ama bunun geçici veya birikmiş bazı negatif duyguların bir patlaması olabileceğini düşünerek görmezden gelmeyi tercih ettim.
gerçek tosun paşa Posted - 01/03/2018 : 12:36:49
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen Astre

@bona fide, kediler konusunda ve diğer görüşlerin hakkında sana katılıyorum. İnsanlar benim gözümde değersizdir, havyanlara insanlardan daha çok değer veriyorum. Kedilerin gözlerinde perde olmadığı ve varlıkları/bedensizleri görebildiğini biliyorum, eski kedim sürekli belli zamanlarda tavana bakardı sebepsizce.



Oldukça hastalıklı bir düşünce yapısına sahipsin şahsi fikrimce. Kedilerin gözlerinde perde olmadığını hangi alimlerden öğrendin? İnsanların çok sıkıntılı yönleri olabilir. Hayvanlar ile insanlar farklı boyutun farklı derslerini alarak döngü içerisinde sonsuz deneyim gerçekleştirmekteler.

Hayvan severlerin inanılmaz bir cahiliyeti var. Ben bunu yıllarca hayvan bakmış (10 taneden fazla hayvan çeşidi) biri olarak söylüyorum. Sizin sevgi tanımınız büyük sapmalara uğramış vaziyette.

Sevgiyi ve vicdanı anlama yolunda sana başarılar dilerim.
bozadi Posted - 01/03/2018 : 12:04:07
Üstteki haber doğru, çok çeşitli kaynaklar bu haberi vermiş ve hatta saldırıya uğrayan kadının annesinin (adı verilmiş) açıklamaları da var bu haberlerde.

Bir örnek: https://www.thelocal.fr/20130724/feral-french-cats-attack-dog-walker

(google çevirisi: https://goo.gl/ZsKMaQ)

Haberde konusu geçen kediler İngilizce'de "feral cat" (vahşi kedi) denen, genellikle insanlardan uzakta yaşayıp yabanileşen kedilerdenmiş. Haberin çıktığı tarihlerdeki yüksek yaz hava sıcaklığının hayvanları iyice gerginleştirdiğine değinilmiş. Bir de saldırının gerçekleştiği yer çok ayak altı bir yer değildi muhtemelen. Kedilerin köpeğe karşı kendilerini ve bölgelerini savunmacı bir güdüyle saldırmış olabileceğine değiniliyor. Yalnız kadını bir atardamar dahil olmak üzere birkaç yerinden feci şekilde ısırıp yaralamışlar. Bu kimsenin beklemediği bir durummuş.

Kasyopya forumda, 4. yoğunluk enerjileri arttıkça havyanlarda anormal davranışların arttığına dair görüşler paylaşılmış ve sott.net'te buna dair pek çok haber paylaşılıyor. Ayrıca ilginç bir şekilde bazı durumlarda hayvanlarda "bilinç artışlarının" gözlendiğine dair de yorumlar var (celselerde bunların konusu geçmişti biraz.)

Yani özellikle kedilere yönelik bir karalama kampanyası falan yok, sadece ilginç bir gelişme. Her türlü hayvan saldırılarında veya anormal davranışlarında artış olabileceğine dair bir olasılık ve uyarı aynı zamanda.

Yalnız, kedilerin normalde de çevrelerinde en fazla sayıda canlıyı öldüren hayvanlardan biri olduğuna dair çeşitli haberler var. Bazı bölgelerde bazı hayvan türlerinin soyunu tehdit edebilecek kadar.

http://www.dailymail.co.uk/sciencetech/article-3140563/Hunters-loose-Cats-kill-wildlife-owners-think.html

(google çevirisi: https://goo.gl/n5gQGQ)

https://www.livescience.com/26670-cats-kill-billions-animals.html

(google çevirisi: https://goo.gl/hozx5T)

JCA Posted - 01/03/2018 : 02:20:36
İnsanların bozukluklarını mı taklit ediyorlar bilmiyorum ama oyum kedilerin masumluğu yönünde. Ailemin evinde epeyden beri kedi vardır. Arada bir oyun için azıttıkları olur ama hiç yukarıdaki gibi bir olayla karşılaşmadım.

Kedileri severim bu arada.
Astre Posted - 24/02/2018 : 16:05:27
@bona fide, kediler konusunda ve diğer görüşlerin hakkında sana katılıyorum. İnsanlar benim gözümde değersizdir, havyanlara insanlardan daha çok değer veriyorum. Kedilerin gözlerinde perde olmadığı ve varlıkları/bedensizleri görebildiğini biliyorum, eski kedim sürekli belli zamanlarda tavana bakardı sebepsizce.
bona fide Posted - 23/02/2018 : 20:15:30
yukardaki haberin gerçek olup olmadığına emin değilim sırf kedilerin toplatılması için ortaya atılmış uydurma haber olabilir ve zaten doğa intikamını aldı. http://www.yeniasya.com.tr/dunya/fransa-da-bakanliklarda-fare-alarmi_449103 kediler kalmadığı için ülkeyi fare bastı.verdiğim link geçen yıla ait sadece insanların doğayı kendine göre tanzim etme cüretine hasta oluyorum. şimdi toplumsal yaşamın gereği filan demesin kimse korkuyu tehdidi izole yaşam için abartıp insanlarıda ötekileştirerek bu günlere gelindi. devlet millet ırk asil köylü burjuva köle. ki insan denen canlının hayvanlardan daha gerizekalı olduğunu düşünüyorum. hakaret babında değil yanlış anlaşılmasın ama gerçekten düşünsenize hayvanlar doğada doğum ve ölüm arası yaşamda nasıl korunacağını barınacağını ne yiyeceğini rahatsızlandığında ne yapacağını biliyor zehirli otu yemez misal doğada yarasını yalar ağzındaki enzimle tedavi eder. temizdir doğanın içinde ne derisi ne tüyleri koku ve pislik barındırmaz öleceğini anladığında bunu sessizce kabullnir yavrusuda olsa onu ölümünü kabullenir eğer yavrusu kaybolduysa onu arar arar arar.insan öylemi on gün yıkanmasa kokar derisi kalınlaşır kirden dişleri ağzı adam akıllı günlük haftalık bakım yapmazsa kepaze olur. doğumdan sonra hadi konuşmayı öğrenmese dahi neyin ne olduğunu ona birisi söylemeden bi halt yapamaz doğada beslenirken yediği otun zehirli olup olmadığını bilemez hayvan olunca hemen içgüdüleriyle biliyor deriz. hayır efendim akıllı kodlanmışlar doğdukları anda biliyorlar anneleri öğretiyor filan hikaye bizim evdeki köpeğimiz 2 aylıkken geldi bize kızımız yediği bişey dokunca kendini kapatır o gün hiç bişey yemez taki vucudundaki toksini zehirli atığı atana kadar. muaayyen günü olduğunda kendini temizler kimse anlamaz kanaması olduğunu yemekten sonra gider uyur. soğukta güneş varsa o alana gider vs.tehlikeyi sezmek duyularının üstünlüğü kediler kuşlar filler maymunlar balıklar hazır bilgi var dna larında insan öyle değil en az on yaşına kadar bakım gerekli kontrol gerekli öğretici biri gerekli.ne demeye çalşıyorum hayvanlar daha üstün. birde belki güleceksiniz ama kedilerin doğa üstü gücü olduğunu düşünüyorum şimdiye kadar abartısız düzenli en az 40 sokak kedi beslemişimdir yaşadığım bölgelerde
aniden yok oluyorlar kayboluyorlar gidecekleri saklanacakları bir alan vardır diyebilirsiniz hayır sanki buhar olup uçuyorlar. artı besleyen kişiye alışınca bakışları değişir kontak kurar gibi mesaj verir gibi. tabi insan denen zararlının trafikte ezdikleri zehirledikleri barınaklarda masumane "uyutma" terimiyle katlettikleri hariç. uzun süre gözlerine bakmamak lazım bunu anladım. gerçekten sevmek sevilmek için yaratılmışlar. arabanızda su bupday bulgur pirinç -kuşlar için- kuru yaş mama- sigaradan daha ucuz- hani olurda sarıp sarmalamak gerekir diye kullanılmayan yumuşak kıyafet katlanmış karton bulundurun doğanın asil ve asıl misafirlerine gerektiğinde ucundan kıyısından yardımcı olmak için. insan gereksiz misafir sırf doğaya zulüm için gelmiş bu yaşam hayvanların insanla sınavı ve insanoğlunun bu sınavı kazanması bu kafayla namümkün.uydurduğu kavramların içini kendi bencil arzularıyla doldurmak ve ona uygun yaşamakla meşgul varlığın sevgiside saygısıda seçici olacaktır ne gaflet. gerçekten kendim dahil yeryüzünün 1. sınıf yalancılarıyız kendini kandırma babında.yaşamımızın bu hali habercilerin rehberlerin varlığını daha çok kanıtlıyor.istisna olan naif insanlara saygı ve hürmetlerimi sunarım.

Başkalarına Hizmet Forumu © Kasyopya celselerini ve diğer mesajları farklı ortamlara kopyalamadan önce lütfen izin isteyin: baskalarinahizmet@gmail.com Yukarıya git
Snitz Forums 2000

Design by Sizinsayfaniz.com

Bu sayfa 0,2 saniyede oluşturuldu.