Başkalarına Hizmet Forumu
Başkalarına Hizmet Forumu
Ana Sayfa | Bilgilerim | Kayıt Yaptır | Aktif Konular | Forum Üyeleri | Site içi Arama
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni Hatırla
Şifre hatırlatma servisi

  Forum
 Kanal Bilgileri
 Kanal Bilgileri
 Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)

UYARI: Sadece KAYITLI KULLANICILAR Konulara cevap yazabilir.
Kayıtlı Kullanıcı olmak için, TIKLAYIN.

Ekran Ayarı:
UserName:
password:
Format Mode:
Biçim: KalınSağa yatıkAltı ÇiziliÜstü Çizili Sola DayalıOrtalanmışSağa Dayalı Yatay Çizgi Link EkleEmail EkleResim Ekle Kod ekleAlıntı BildirListe ekle
   
Mesajınız:

* HTML modu KAPALI
* YARDIM Açık
* UYARIYI OKUYUNUZ
Yüzler
Smile [:)] Big Smile [:D] Cool [8D] Blush [:I]
Tongue [:P] Evil [):] Wink [;)] Clown [:o)]
Black Eye [B)] Eight Ball [8] Frown [:(] Shy [8)]
Shocked [:0] Angry [:(!] Dead [xx(] Sleepy [|)]
Kisses [:X] Approve [^] Disapprove [V] Question [?]

  Mesajda Kişisel imzam mesajda görüntülensin.
    

K O N U    G E N E L G Ö R Ü N Ü Ş
Tiversonus Posted - 01/04/2009 : 21:30:45
Kanal Bilgileri ve/veya ilintili konular hakkındaki görüşlerimizi sunabileceğimiz, fikir alış-verişlerimizi yapabileceğimiz bir başlık.
25   V E R İ L E N    C E V A P L A R    (en son mesajdan itibaren sıralı)
Tgur Posted - 19/01/2019 : 17:42:50
Sağol kıymetli kardeşim beni rahatlattın..
bozadi Posted - 19/01/2019 : 15:44:22
Dengeyle ilgili alıntılar için teşekkürler Tgur.

Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen Tgur

Böyle düzeltme yapınca sitenin doğal tarihsel akışına zarar veriyorum sıkıntısı oldukça rahatsızlık veriyor,başkasının hakkına müdahele gibi geliyor bana ,
Bozadi dostumuz bu düzeltmeleri yaparken tarihsel akışı bozmayacak bir sistemden bahsetmişti tarif ederse memnun olacağım..
Bu özellik (mesaj içeriğinde değişikliğin mesaj altında ve ana sayfada bildirilmemesi maalesef yalnızca forum yöneticisi statüsünde bir seçenek olarak çıkıyor Tgur. Bence bu konuda hiç endişe etme lütfen. Akışın bozulduğunu, herhangi birşeyin zarar gördüğünü hiç sanmıyorum kendi bakış açımdan :)
Tgur Posted - 19/01/2019 : 13:41:01

Böyle düzeltme yapınca sitenin doğal tarihsel akışına zarar veriyorum sıkıntısı oldukça rahatsızlık veriyor,başkasının hakkına müdahele gibi geliyor bana ,
Bozadi dostumuz bu düzeltmeleri yaparken tarihsel akışı bozmayacak bir sistemden bahsetmişti tarif ederse memnun olacağım..

Tgur Posted - 18/01/2019 : 09:22:23
DENGE
Varoluşun ifadesindeki uçlardan kaçınmayı gerektiren ve olmak durumundaki görüntüyü cebirsel formülle izah etmeye çalışırsak eşitliğin iki tarafının aynı olmasını sağlayan ve böylece bilincin olanları kabulde rahatlama sağlayacağı en önemli unsurlardan biridir,bu yüzden varsayımlar ve arzulu düşünüşün sürüklediği tehlikeli noktalardan kaçınmak için bu öğeyi oldukça iyi tanımlayıp topyekün maddesel ve ruhsal yaşantımıza her an uygulayabilir duruma sokmamız lazım,empatiyi kullanmak en başta,

Bu nedenle K.lar neler söylemiş inceleyelim,

--------------------------------------------------------
S: (L) Kertişler gezegenimizin yönetimini devralmayı mı planlıyorlar?
C: Evet.
S: (L) Gemileriyle inip bunu açık bir şekilde yapmayı mı planlıyorlar?
C: Yakın.
S: (L) Kontrollerini sağlamak-güçlendirmek için karanlık enerji formları gibi varlıkların etkilerinden
yararlanıyorlar mı?
C: Evet.
S: (L) Başka hangi gruplarla işbirliği içindeler??
C: Oryonlular.
S: (L) Oryon/Kertiş grubunda kaç üye var?
C: 16.
S: (L) İyi adamlar kimler? Kasyopyalıların iyi adamlar olduğunu söylüyorsunuz. Başka kim var?
C: Pleyadesliler ve pek çok diğeri.
S: (L) Kaç tane?
C: 16.
S: (L) Taraflar eşit şekilde dengeli mi?
C: Evet.
-----------------------------------------------------------
Bu bölümdeki başlangıç celselerindeki Laura ve Frankın dengeli çalışmasını normal olarak görsek de Frankın bu olayda Lauranın psişik kayıtlarını açmasından sonra olaya başka denge unsurları sokulup daha fazla zarar verecek hali kapatılmış ,Frank uzaklaştırılmış ve K.bilgileri geneli onun verdiği zararlı olaylar için yüzde 72 lik bir oranda bilgi doğruluğunda kalmıştır ,alıntılardan ileri bölümlerde konu daha fala açılacaktır,
-------------------------------------------------------------
S: (L) Karmik 1. seviye süreç nedir?
C: Önemli kadersel ders veya görev.
S: (L) F--- ve benim şu anda yaşamakta olduğumuz olaylar varlık durumumuzda veya yaşamlarımızda bir değişim yaratmak...
C: Hafızalarınızı açmak için; psişik kayıt.
S: (L) Diğer yaşamlarımızda da bu deneyimleri yaşadık mı?
C: Evet.
S: (L) Bu görev kadersel bir görev mi?
C: Evet.
S: (L) Eğer biri bir görev yapma anlamında kaderini gerçekleştirme sürecindeyse, evren bu durumda da onun gereksinimlerini karşılama gücüne sahiptir, değil mi?
C: Evet.
S: (L) İkimiz de bu işe odaklanırken bundan mahrum kalmayacağız, değil mi?
C: Zorluklara rağmen ilerlemeye devam ederseniz.
S: (L) Yani şimdi yaptığımız herşey...
C: Ve birbirinizin girdilerini dengeli bir şekilde koordine edin.
---------------------------------------------------------
Bahsi geçen İsa olarak başlangıçta gösterilse de esasta Sezar bilgileri olarak düşünmeliyiz ,dengeli düşünüş üzerine doyurucu bir cevap olduğundan aldım,
------------------------------------------------------------
S: (L) İsa'nın etrafındaki insanlarla olan etkişimiyle ilgili yaptığınız yorumu açıklar mısınız?
C: Kişilerin faydalı enerjilerinin, pozitif veya negatif tarafa doğru dengesizleşmesinin deneyimlenmediği bir seviyeye eriştirilmesine yönelik kitlesel bir meditasyon biçimi.
--------------------------------------------------------------
Roswell olayındaki kazanın oluşundaki denge faktörü ilginç bir tanımlama
--------------------------------------------------------------
S: (L) Roswell'de bir uzay aracının kaza yapması iddiasıyla ilgili tartışmada, bu kazanın iyonizasyon nedeniyle meydana geldiği belirtilmişti. Bunu açıklayabilir misiniz?
C: O tanım, o anda atmosferde bulunan iyonlardan seken radar ışınlarının neden olduğu elektromanyetik
distürbansın, o aracın yerçekimsel dengeleme sistemine yaptığı etkiyi tanımlıyordu.
---------------------------------------------------------------
Kasyopya celse sistemindeki bilgi aktarımının özel bir karakteri,
-------------------------------------------------------------------
S: (L) Diğer bir aktarımda bilgi edinmek için her temas kuruşumuzda farklı bir varlıktan bilgi aldığımız
söylenmişti. Bunun nedeni nedir?
C: Denge ve eşitliğin oluşmasını ve verici ile alıcı arasındaki bu etkileşimde bilgi kaynaklarının taze olmasını temin etmek için.
--------------------------------------------------------------------
Göğüs kanseri ile ilgili hormonal dengesizlik ve kürtaj üzerine,
----------------------------------------------------------------------
S: (V) Janet Dailey isimli bir kadının konuşmasını dinlemiştim. Kürtaj geçiren kadınlarda göğüs kanseri
vakalarının daha fazla olduğunu ama düşük yapmanın aynı etkiyi yapmadığını söylüyor, bu doğru mu?
C: Evet. Ama ilk gebeliklerini ileri yaşlarda deneyimleyen kadınlarda da göğüs kanseri vakaları daha fazladır ve aynı şey hiç gebe kalmayan kadınlar için de geçerlidir.
S: (V) Kürtaj, göğüs kanseriyle sonuçlanan bir karma mı yaratıyor?
C: Göğüs kanseri hormonal dengesizlikler sonucu meydana gelir. Karma fiziksel deneyimlerle de
bağlantılıdır.
S: (L) Kürtajın karma yaratabileceğini mi söylüyorsunuz?
C: Elbette.
S: (V) Bu araştırmanın fonu Pro-Life hareketi taraftarlarınca mı sağlanıyor?
C: Kısmen.
S: (L) Sanırım V--- bu konuyla ilgili karması olup olmadığını sormak istiyor?
C: Evet.
S: (L) Bu konuyu halledemedi mi?
C: Hayır.
S: (L) Bill Baldwin kürtajın ciddi yapışık-ruh sorunlarına neden olduğunu söylüyor. Bu doğru mu?
C: Yarı-doğru.
S: (L) Bu sorunu yaşayan V--- ve diğerleri için bu tür karmadan kurtulmanın bir yolu var mı?
C: Evet.
S: (L) Söyleyebilir misiniz?
C: Söylersek öğrenmezsiniz.
-------------------------------------------------------------
Kafein ve sigaranın dengeleme özelliği ile ilgili o çarpıcı gerçekler ve ciğer kanserinin sebebi,
-------------------------------------------------------------
S: (L) F---'nin kafeine ihtiyacı var mı?
C: Ona bağlı.
S: (L) Onun için faydalı mı?
C: İster inanın ister inanmayın ama evet.
S: (L) V--- için iyi mi?
C: Evet. Düşünüşünüzü dengeliyor.
S: (L) Sigara içmek herhangi birimizin bedeni için zararlı mı?
C: Hafif seviyede olduğunda değil. Eğer zihin doğru moddaysa değil.
S: (L) Sigara içmek psişik yetenekleri olumlu etkiliyor mu?
C: Evet.
S: (L) Hükümetin sigara içimini azaltmaya yönelik programının ardında Kertenkeleler mi var?
C: Evet, çünkü bunun psişik yetenekleri arttırdığını biliyorlar.
S: (L) Peki sigara içmeye bağladıkları ciğer kanserine neden olan şey nedir?
C: Zihinsel koşullanma ve bunu beklemeye yönelik bilinçaltı programlaması.
S: (L) Yani bu, yalnızca bunun olabileceğine ve olması gerektiğine ikna olma durumunda meydana geliyor,öyle mi?
C: Doğru.
---------------------------------------------------------
Çok önemli bir dengeleme vurgusu,
---------------------------------------------------------
C: Soruyu yanıtlaman gerekiyor.
S: (L) Hangi soru? Quorum ve İlüminati sorusu mu?
C: Cevapladığında büyük bir coşku duyacaksın.
S: (L) Pekala. Bir karışım. Ama iki yarı.
C: Bir dairenin.
S: (L) Bu daireyi kim tasarladı?
C: Doğal frekans dalgası. Kavuşuma/birleşime yakın olan bazıları, mükemmel bir denge yaratmak için bu iki hizmet kalıbını, bu iki 'kampı' harmanlıyor.
S: (L) Pekala. Yani İlüminati'dekiler kendine hizmet yolunun üst seviyesindeler ve bir şekilde bu üst
seviyelere erişmiş olmaları, konumlarında bir değişim veya harmanlama meydana getirerek onların
başkalarına hizmete dair bazı farkındalıklara veya frekanslara erişmelerini sağlıyor, doğru mu?
C: Devat et.
S: (L) Tamam, Quorum'dakiler başkalarına hizmete odaklanıyorlar ve onlar da başkalarına hizmet ederken bazı kendine hizmetlerin başkalarına hizmet olduğunu anlıyorlar.
C: Yakın.
S: (L) Yani buradaki fikir, oraya hangi yönden ulaşmış olursan ol, her iki yolu harmanlamak, öyle mi?
C: Başkalarına hizmet, bu iki gerçekliğin mükemmel bir dengesini sağlıyor. Tam karşısındaki kendine hizmet ise büyük döngünün mükemmel bir dengede kapanmasını sağlıyor.
S: (L) Yani başkalarına hizmet yolunun varolabilmesi için kendine hizmet yolunun da olması şart, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Ve Quorum ve İlüminati'dekiler de...
C: Ortada harmanlanıyorlar.
S: (L) Işığın olabilmesi için karanlığın da olması gerekiyor, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Ve Kasyopyalıların olabilmesi için Kertişlerin de olması gerekiyor...
C: Yakın.
S: (L) Ve her iki grup da Masonik örgütlenmeler yoluyla gelişiyorlar...
C: Özgür-Masonluk, bu süreçlerin fizik düzlemdeki insan yansımaları.
S: (L) Pekala, çok teşekkür ediyoruz. Sanırım bu gecelik bu kadar.
C: İyi geceler.
----------------------------------------------------------------
Yukarıdaki alıntıyı tekrar vurgulayınca sanırım şu dörtlüğümü buraya tekrar koymam gerekir ,bu ilkel yaşamı sürdürürken dayanamadım,

Maximalde sonsuzluk varsa minimalde de sonsuzluk vardır
Yaşam bunu ortada bağlayandır
Dengede olmak ise
Maximaldekini alkışladığımız gibi minimaldekini yargılamamaktır

Bu arada böyle büyük laflar edip bol miktarda yaşadığımız ortamda kişileri yargıladığımızı da sık sık görebiliyoruz, KH den kurtulmak kolay değil..

-----------------------------------------------------------------
Bu denge hadisesini bilince tam oturtunca olan biteni daha sağlıklı puzzle boşluklarına yerleştirebiliyoruz ve bahsi geçen KH halimizin dengedeki yerini..
-----------------------------------------------------------------
S: (L) Tamam bu insanlar dünyadaydı, peki yapılan bu etki hepsini birden mi değiştirdi?
A: Işık dalgası yoluyla değiştirme.
S: (L) Işık dalgaları DNA'yı etkiliyor mu?
A: Evet.
S: (T) Peki bu ışık dalgalarının geldiği yer neydi?
A: Bizim merkezimiz.
S: (L) Sizin merkeziniz nedir?
A: Bizim alemimiz. Başkalarına hizmet alemi.
S: (L) Peki kertenkeleler Başkalarına Hizmet aleminden gelen ışınları nasıl kullandılar?
A: Gelişmiş bir teknoloji kullanarak ışık frekans dalgalarını değiştirdiler.
S: (L) Tüm bunlardan anladığım şey şu ki, sanki bir savaş olmuş ve siz kaybetmişsiniz...
A: Evet.
S: (L) Bu, Pleiades'lilerin bahsettiği savaş mı?
A: Evet.
S: (T) Konu değişmeden şunu sormak istiyorum, siz Kasyopyalılar mısınız?
A: Evet.
S: (T) Aynı zamanda Pleiades'liler misiniz?
A: Hayır.
S: (T) Pleiades'lilerle ilişkili misiniz?
A: Evet, diğerleri de öyle.
S: (T) Hepiniz ışık ailesi misiniz?
A: Evet, aynen öyle. Ödevini yapmışsın.
S: (T) Çalışıyorum. Yani geçmişte başka bir güç sizi yendi ve bizim üzerimizde değişiklikler yapmak için ışığın gücünü kullandı, bu doğru mu?
A: Evet. Şimdi şunu anlayın: Bunların hepsi doğal büyük döngünün parçası.
S: (L) Eğer bunların tümü bir doğal büyük döngünün parçası ise, eğer yanılıyorsam düzeltin, öyle görünüyor ki siz "iyi adamlar" ve diğer "kötü adamlar" tüm bunları eğlence olsun için yapıyorsunuz, öyle mi?
A: Hayır.
S: (L) Ama bunun doğal bir büyük döngünün parçası olduğunu söylüyorsunuz. Bu doğal büyük döngü,
aydınlık ile karanlık arasında sürekli bir etkileşim olmasını mı gerektiriyor?
A: Evet. Biz evrenin doğal denge sisteminin "ön cephesindeyiz". Yani, bir varlığın "Bir" ile tam birliğe
ulaşmasından hemen önce bulunduğu yer. 6'ncı seviye.
S: (L) 6'ncı seviyede olmaktan hoşlanıyor musunuz?
A: Siz 3'üncü seviyede olmaktan hoşlanıyor musunuz?
S: (L) Dürüst olmak gerekirse, hayır. (T) Evet sürekli daha yukarı çıkmak için çabalıyoruz. Yani 6'ncı seviyeden yukarıda başka seviyeler de mi var?
A: Evet, bir tane.
S: (L) O da, Bir'le birleşme mi?
A: Evet.
S: (T) Peki geçmişte diğer tarafla yaptığınız savaşta...
A: Devam ediyor.
S: (T) Yani bu savaş devam ediyor... Işığın gücünü geri kazandınız mı?
A: Biz hiç kaybetmedik, siz kaybettiniz.
S: (T) Anlıyorum. Sanırım karşımızdaki ana güç Kertenkeleler, tabii yanlarında başkaları da vardır...
A: Evet.
S: (T) Demek sizin ışığınızı değil bizimkini aldılar, öyle mi?
A: Zorlayarak olmadı. Şu anda onlarla yanyanasınız.
S: (T) Yani biz tüm evrende sürekli devam eden bir mücadeledeki savaşlardan bir tanesinin içindeyiz, öyle mi?
A: Evet. Denge doğaldır. Unutmayın, tüm bunlar büyük döngüdeki derslerden ibaret.
S: (L) Çok merak ediyorum... Siz ve Kertenkeleler savaştığınızda ne yapıyorsunuz? Yani, herhalde birbirinize silahlarla ateş etmiyorsunuzdur, tanklarınız falan yoktur...
A: 4'üncü seviyede olmadığınız için anlayamayacağınız kadar karmaşık.
S: (J) Savaştığınızda bizim bu savaşı algılamamızın herhangi bir yolu var mı?
A: Öncelikle: biz "savaşmayız." İkincisi: Evet; doğada meteoroloji ve dünyasal değişimler yoluyla
algılayabilirsiniz.
S: (T) Sizin onlarla karşı karşıya gelme biçiminiz atmosferdeki ve dünyadaki fiziksel değişimler şeklini mi alıyor?
A: Ve uzaydaki.
S: (T) O şekilde mi anlıyoruz? Yani ne kadar çok hareketlilik varsa o kadar çatışma mı oluyor?
A: Unutmayın, biz ışığız. Onlar ise karanlık. Her iki taraf da, gerçekliğin tüm seviyelerine yansıyan yüksek seviyeli düşünce formları.
S: (T) Yani bizim algılayabildiğimiz şeyler üçüncü yoğunluğa gelen şeyler oluyor ama eğer 4'üncü veya 5'inci veya 6'ncı seviyeye bakabiliyor olsaydık farklı şeyler görürdük, öyle mi?
A: Evet.
-----------------------------------------------------------
Önemli bir açıklama,
------------------------------------------------------------
S: (L) 6'ncı seviye Oryonlar ile 4'üncü seviye Kertişler arasında 5'inci seviye bir güç veya varlık var mı?
A: 5'inci seviye, her iki "taraf" için düşünme ve gözlem (contemplation) bölgesi.
S: (L) Yani düşünme ve gözlem bölgesinde bir etkinlik yok mu? (J) Mola yeri gibi mi?
A: Yakın. Dengeleyici.
S: (L) Işığın güçlerinin 3'üncü seviye bir temsilcisi var mı?
A: Evet.
S: (L) Onlar kim veya ne?
A: Sizin gezegeninizde yoklar.
S: (L) Peki kendi gezegenleri var mı?
A: Katrilyonlarca.

---------------------------------------------------------

Duygular ,maddi yaşamda her şey sanıp girmeye zorlandığımız cinsiyet ve açlık giderme üzerine bol vektörlerle dizayn edilmiş kimyasallarla da tetiklenen duygularımız ,onları dengede tutmak negatif duyguları da benimseyip kabul ederek ,ki etki ve tepkinin bir tezahürüdür bu,fiziğin yasalarına bakıp bu işin normal olduğunu kabul ederek aldandığımız duygular,basit bir ifade ile "taş altında kalırım da laf altında kalmam" diye davranış kalıbımızın olmaz olmazlarına soktuğumuz duygular,bakın nasıl kertişlerin etkisi ile bizim dengede sanarak kapıldığımız fenomenmişler,
---------------------------------------------------------

A: 4'üncü yoğunluk KH'leri (Kendine Hizmet varlıkları) negatif enerjiyle besleniyor.
S: (J) Yani elleri boş kalmış olacak. (T) Ama benim düşündüğüm şey... Benim doğal bir... Negatif enerjiyle besleniyorlar. İçime birşey koyuyorlar, 3'üncü yoğunluğa gelip bizimle uğraşıyorlar...
A: Evet.
S: (T) Ve daha da fazla negatif enerji elde etmiş oluyorlar.
A: Şimdi bir benzetme: Fişi olmayan bir lamba ne işe yarar?
S: (T) Fişi olmayan bir lamba mı? Anlamaya çalışıyorum ama bana biraz daha alan tanımanız lazım.
A: Ne?
S: (T) Eğer bir lambanın fişini çekersen artık ışık vermez. (L) Kertenkeleler lamba oluyor ve sen de güç
kaynağısın. Böylece onların fişini çekmiş olacaksın. (J) Kendi fişini çekmek. (T) Ben lambanın fişi miyim?
A: Hiç çalıştırılmayan bir motor ne işe yarar?
S: (J) Onların enerji kaynağı olma. Eğer negatif enerjiyle besleniyorlarsa, onları aç bırak.
A: Eğer kullanılmazlarsa, implantlar işe yaramaz.
S: (J) İmplantların çalışıp onlara istedikleri gıdayı aktarması için güç kaynağının açık olması gerekir. Güç kaynağı da negatif düşünce ve duygular. (T) Ama ben 3'üncü seviye bir varlığım. 3'üncü seviye bir varlığın bütün duygularına sahibim. Ve beni ben yapan şeylerden biri de bu. Dolayısıyla duygulardan birini kapatamam çünkü bu diğer duyguların dengesini bozar. Duygular da ışık ve karanlığa tıpatıp benziyor.
A: Hayır.
S: (T) Pozitif duygularım var ve negatif duygularım var; İkisi de beni ben yapıyor.
A: Eğer istersen, sadece pozitif duyguların olabilir.
S: (T) Eğer sadece pozitif duygularım olursa, ki güzel birşey olurdu herhalde, bu durum Kertişlerin algılayıcı cihazına nasıl bir etki yapardı?
A: Onları iptal eder.
S: (T) Yani bu cihazlar negatif frekanslara mı ayarlı?
A: Evet.
S: (T) Pozitif hisler implantları kapatıyor. Pozitif hisler duyarak algılayıcıları kapatırsam Kertenkeleler ne yapar?
A: Başka yere giderler.
S: (L) Peki ilk kez kapatıldığında bir süre için çabalarını arttıracaklarını, ama sonunda kişinin bunda kararlı olduğunu gördüklerinde uzaklaşacaklarını düşünmekte haklımıyım?
A: Aynen öyle.
S: (L) Yani ilk ipucunu gördüğünde duygularını kontrol etmeye başlaman gerekiyor. Yaşadığın herşeyi,
bunların hepsinin senin kendi yaratımının birer yansıması oluğunu ve senin mutlak iyiliğine hizmet
ettikleri kabulü ve bilgisi ile değerlendirmen gerekiyor. Tabii bir süre boyunca bir besin kaynağı olarak
seni tekrar kazanmak için belki on kat daha fazla çaba harcayacaklar ama bunu başaramadıklarını
gördüklerinde artık seninle uğraşmayı bırakacaklar, bu şekilde mi?
A: Sen ve F--- şu anda bunu deneyimliyorsunuz.
------------------------------------------------------------

Yukarıdaki alıntıyı daha değişik ifade edebilmek için ,bir başka kanal bilgisinden şöyle bir alıntı aktaracağım,
"ezilmişliğin gücü bunu anlayıp uygulayanlar için sevgi ,hoşgörü ve mükemmellik yaratır, anlamayanlarda ise şiddet ve zulümü ortaya çıkarır"

Bu anlatılanı iyi düşünün ve yorumlayın oldukça ilginç ,ben anladığım kadarı ile şu ifadeyi ortaya koydum,

Ezilmişliğin gücü nasıl uygulanır
Etkiye tepkiyi kaldırırsınız
Yolunu şaşıran davranış
Sevgiye doğru yol alır

Alttaki aktarım ise BH ve KH nın çok gerçekçi bir tarifi,
------------------------------------------------------------
S: (T) Hem BH'den hem de KH'den söz ediyorsunuz. Ama BH olmamız için öğrenmemiz gerektiğini
söylüyorsunuz. Bizim yapmamız gereken şeyle sizin yaptığınız şey arasında neden böyle bir fark var?
C: Bh dengedir çünkü kendinize diğerleri yoluyla hizmet edersiniz.
S: (T) BH olarak KH olduğunuzu söylüyorsunuz. Bu doğru mu?
C: Evet. Zaten yanıtlandı.
S: (T) Yani giden şey dolanıp geri mi geliyor?
C: Evet.
S: (T) BH, KH'nin amacına mı hizmet ediyor?
C: Hayır. BH dengedir. KH dengesizliktir.
S: (T) Eğer KH dengesizlikse BH olma yoluyla nasıl KH olabiliyorsunuz?
C: BH dışa doğru akar ve kök noktası dahil tüm noktalara dokunur, KH ise içe doğru akar ve yalnızca kök noktasına dokunur.
S: (T) Önceki celselerin kayıtlarından okuduğum kadarıyla BH olarak KH olduklarını söylüyorlar. (L)
Başkalarına hizmet etme yoluyla kendilerine hizmet ediyorlar. (T) Bunu mu kastediyorlar? (L) Evet. (T)
Bizim yapmamız gereken şey de bu mu? Yani diğerlerine hizmet ederek kendimize hizmet etmek? Evet!
Çünkü giden dolanıp geri geliyor. Diğerlerine hizmet edersen sen de hizmet görüyorsun. (F) Çünkü
kendine hizmet edersen, aynı şekilde kendine hizmet eden sonsuz sayıda başka birey de olabilir. (T) Yani enerji alışverişi olmaz, grup sinerjisi olmaz. (F) Herşey içe doğru hareket eder. (T) Paylaşım yok, gelişim yok, hiçbirşey yok. (F) Bağlantı kurma yok. (T) Evet, öğrenme yok. (L) KH bakımından, tabii alakalı olabilir de olmayabilir de ama, Kara Deliğin özelliğini söyleyebilir misiniz?
C: Büyük ölçekli KH.
S: (L) Yani bir varlık öylesine yüksek bir kendine hizmet seviyesine çıkıyor ki, resmen kendi içine doğru
patlıyor, öyle mi?
C: Yakın bir benzetme.
S: (T) Yoksa bütün bir KH medeniyeti mi?
C: Hayır.
S: (L) Belki de bir medeniyet bunu yapamaz çünkü medeniyet birlikte çalışmayı ima ediyor. Tek bir varlık olması gerekir.
C: Kara Delikler KH Özgür İrade bilinç yapısının doğal birer yansımasıdır. Dikkat ederseniz Kara delikler, spiral enerji güçlerinin merkezinde bulunurlar, diğer herşey dışarı doğru yayılır.
S: (L) "Spiral" enerji güçleri dediniz, ve dalganın da bir spiral olduğunu söylemiştiniz. Bu dalganın
merkezinde de bir kara delik mi var?
C: Hayır.
S: (L) Dışa yayılım gösteren bir dalga mı?
C: Yaratılıştaki herşey budur: yayılan bir dalga.
S: (L) Kara deliğin emdiği enerji nereye gidiyor?
C: Mutlak yokluğa.
S: (L) Peki eğer bir kara delik sürekli içine birşeyler almaya devam ederse sonunda tüm varoluşu emip
bitirmesi mümkün olabilir mi?
C: Hayır.
S: (L) Neden?
C: Evren herşeyi kapsar. Kara delikler ise tüm KH enerjilerinin son durağıdır.
S: (F) Yani bu, biz veya KH olarak tanımlanan herhangi birinin, o yolda kalmaya devam etmesi durumunda en sonunda varacağı yerin bir Kara Delik olacağı anlamına mı geliyor?
C: Yakın.
S: (L) Çok hoş. Peki "mutlak yokluğa" giden enerjiye ne oluyor?
C: Mutlak yokluk, mutlak varlığı dengeliyor. Mutlak varlığın ne olduğunu tahmin edin.
S: (L) Bir tür dengeleyici güç mü?
C: "Tanrı."
S: (T) Pleiades Öğretileri'nde bahsedildiği şekliyle Baş Yaratıcı'dan mı bahsediyoruz?
C: Evet, Baş Yaratıcı.
S: (T) Baş Yaratıcı ile "Tanrı" arasındaki fark nedir?
C: Yok. Varolduğunuz sürece Baş Yaratıcı'nın bir parçasısınız.
S: (L) O halde Kara Deliklere giden şey Baş Yaratıcı'nın bir parçası olmuyor?
C: Doğru.
S: (L) Baş Yaratıcı kendisinin bir parçasını nasıl kaybedilir?
C: Baş Yaratıcı birşey "kaybetmez."
S: (L) Peki var iken Kara Deliğe gittiği için yok olan şeyler?
C: Yansıma olarak 1'inci seviyede tekrar üretilir.
S: (L) Yani Kara Deliğe giden enerji diğer taraftan çıkıyor mu?
C: Hayır.
S: (L) Primal atom gibi birşey mi oluyor?
C: Hayır.
S: (T) Tekrar döngüye mi giriyor?
C: Hayır. Yok olanın yerine yansıma olarak primal atomlar üretiliyor.
S: (T) Pozitif veya negatif enerji ürettiğimizde, diğer seviyelerde bu enerjiyle beslenen varlıklar var, bu doğru mu?
C: Evet.
S: (T) Tamam, ve Kertişlerin negatif enerjiyle beslendiklerini söylemiştiniz?
C: Evet.
S: (T) Peki pozitif enerjiyle kim besleniyor?
C: Siz.
S: (T) Pozitif enerjiyle nasıl besleniyoruz?
C: Bir'le yani 7'nci seviyeyle birliğe doğru ilerliyorsunuz.
S: (L) Diğer bir deyişle başka birine yakıt sağlamak yerine kendi yakıtını üretiyorsun. (T) Siz 6'ncı
seviyedesiniz, siz neyle besleniyorsunuz?
C: Yanlış kavram. Biz diğerlerine veriyoruz ve diğer BH'lerden alıyoruz. Birbirimizi besliyoruz.
S: (T) Yani birbirinizi besleyerek ilerliyorsunuz ama KH yolundakiler birbirlerini beslemiyorlar ve bu yüzden başkalarıyla beslenmeleri gerekiyor. (T) Şu anda bizimle konuşuyorsunuz. Bu BH mi?
C:Evet.
S: (T) Kanal için de enerji sağlıyoruz, size de enerji veriyor muyuz?
C: Hayır.
S: (T) Programın gerisinde kalıyorsun T---. (L) Bizden ne istiyorsunuz?
C: Saf BH iken birşey istemeyiz. Geldik çünkü SİZ istediniz. Diğerleriyle paylaşana kadar bu da KH.
S: (L) Yani bu bilgileri paylaşmamız gerekiyor, öyle mi?
C: Size kalmış, bu bir özgür irade seçimi.
S: (L) Bu bigilyi paylaşmamız bizim için risk yaratır mı?
C: Bir seviyede, ama herşeyde bir "risk" vardır.
S: (T) Bir sorum var: bizimle ilgili o şirin küçük sözleri ve deyişleri nereden alıyorsunuz?
C: İnsan realitesine erişim yoluyla.
----------------------------------------------------
Fazla uzatmadan dengeye dair başka enteresan alıntıları daha sonra vermek üzere şimdilik kesiyorum.

Tgur Posted - 13/01/2019 : 08:25:11

Bu çok yukarılardan bahisle konuyu içinden çıkılmaz ,erişilmez bir duruma getirdim diye endişelenince şu bölüm gözüme çarptı incelikli okuyunca ve düşününce biraz ferahladım, sonuçta asal sayılara ve ileri matematik bilgileri bölümüne gelip duruyoruz (kifayetsiz olduğumuz bölüm çünkü) bu şekilde daha çok yol almamız gerektiğini ve o erişilmesi imkansız görünen hedefi algılayınca ve yürümeye devam etmek gerektiği sonucuna varınca..

--------------------------------------------------------
C: Çift döngü.

S: (R) Çift döngü, kesinlikle. (MN) Çift sarmal mı? (R) Evet, çünkü bir döngü içinde. 3B parçasına bakarsan spiral değil, koni. (A) Doğru. (R) O şekilde spiral yaptığı için, eğer çözünürlüğü arttırırsan, tam bir koni olur. Şu şekilde hareket eder (el hareketleriyle gösteriyor). Denge nedeniyle o şekilde hareket ediyor. Çünkü diğer tarafta eşit bir enerji miktarı olması gerekiyor. (V) Enerjiyi kendi içinden mi üretiyor? (R) Evet, şöyle; eğer şu şekilde giden bir enerji paketi varsa ve bir sınırla karşılaşırsa, ya kendi basıncıyla şöyle katlanıp geri yaylanır, ya da ekstra boyutlardan ve sarmaldan yararlanabilir. Bir sicime bu hareketi yaptırdığında tek bir noktada olmuyor. Burada da aynı şey oluyor sanırım. Ama bunu nasıl bulacağız? 3. boyutta bu katlanmayla ilgili bir algoritma geliştirmemiz gerekiyor. (A) Evet. (V) Ya orada görmediğiniz birşey oluyorsa? Celsenin başında konuştuğumuz gibi? Perdeli olduğu için göremediğiniz birşeyler olabilir. Orada keşfedilmeyi bekleyen birşey olma olasılığı nedir? (R) Bunun ortaya çıkmasının tek olası nedeninin, dalganın bir sınıra çarpması olduğunu düşünüyorum. 3. boyut olarak bu her zaman bir olasılıktı zaten ama dalga bir sınıra çarpana kadar ortaya çıkmadı. Yani neticede bu sınır bir ek boyut yaratıyor. Her zaman oradaydı ama dalganın önüne bir sınır çıkana kadar görünmedi.
C: Bilinç enerjisi yönlendiricileri.

S: (R) Kesinlikle. Eğer dalga bir sınıra çarpıyorsa, eğer mekanik yasalarını izliyorsa, katlanacaktır, çünkü yasa böyle. Fakat eğer enerjiyle etkileşen bir bilinç varsa, şöyle diyebilir; “hey, bak, eğer katlanmazsan daha verimli oluyor. Eğer bu ek boyuttan yararlanırsan daha verimli. Çünkü eğer bu ek boyutu kullanıyorsan dalgadaki basınç daha az oluyor.” Ama o bilincin “hey, bak, yararlanabileceğin bu ek boyut var” demesi gerekiyor. Ve bundan nasıl yararlanılabileceğini söylemesi gerekiyor, çünkü katlanmaya başlaması için bir yön seçmesi gerekiyor. (B) Eğer bilincimiz 3. yoğunluğun parametrelerini belirliyorsa, dalganın her iki yanındaki sınırlar, 3. yoğunluğun bu ileri ve geri yöndeki sürekli döngüye neden olan dış parametrelerini temsil ediyor olabilir mi? Ve o bariyerlere sahip olmayan farklı bir yoğunlukta başka birşey yapıyor olabilir.
C: Frekans rezonans örtüsü.
S: (R) Evet, çok mantıklı. Yani yoğunluklar frekans rezonans örtüleri. Ve programımızda dalga ancak bir sınıra çarptığı zaman ilginç şeyler oluyor. Ve ekstra boyutu ortaya çıkarması için birinin dalgaya o ekstra boyuta katlanacağı yolu seçmede yardımcı olması gerekiyor. Eğer yoğunluklar frekans rezonans örtüleriyse, ki bunlar birer sınır teşkil ediyor, o enerji dalgaları onlar içinde rezonansa girebiliyor. Bu mantıklı. (JN) Sınır bilinç seviyesi mi? (R) Aynen. Bilinç enerjisi yönlendiricileri. Farkındalığın arttıkça, enerjiyi yönlendirmedeki olasılıkların artıyor. (J) Daha az sınır. (R) Seçebiliyorsun. (V) Birşeyin öyle olduğunu, çünkü bunun bir kanun olduğunu söylüyorsun, ama... (R) Evet, çünkü bunlar gördüğün parametreler, ama daha fazla farkındalığın oldukça daha fazla şey görüyorsun, daha fazla şey bulabiliyorsun, o zaman kaçabileceğin daha fazla boyutu bilebiliyorsun. İçinden çıkamadığımız bir kutuda olduğumuzu düşün. Farkındalığın arttıkça kutunun dışındaki bir başka boyutu görebiliyorsun. Bu söylediğim anlamlı mı?
C: Doğru yönde gidiyorsun...
S: (R) Bu biraz da mizahi, çünkü bilinçten enerji yönlendiricisi olarak söz ettiler ve doğru yönde gidiyoruz. Enerjiyi bilinçli bir şekilde doğru frekans rezonans örtüsüne doğru yönlendiriyoruz. (L) Neden bahsettiğini biliyor olman iyi. ...(R) Temel kavram şu; programımızdaki sınırlara benzer bir şekilde, yoğunluklar frekans rezonans örtülerini teşkil ediyor. Bir bilgisayar programında yoğunlukları modelledik. Enerji ileri geri hareket ediyor ve o enerjiden bilinçli bir şekilde yararlanmadıkça, ileri geri hareket etmekten başka bir işe yaramaz. Ama o enerjiyi yönlendirmeye başladığında, frekans örtüsünü aşacak şekilde yönlendirebiliyorsun. Örtünün sınırını yeniden belirliyorsun.
C: Asal sayılar kapıyı gösteriyor.



Tgur Posted - 13/01/2019 : 07:43:07

FETİH DEĞİL ALGILAMA

Bu bölüme bir bakalım, olağan üstü bir algılama yeteneğimizin olması gerektiğine yakın önerilerle dolu,

İnsan dışı uygulamaların bizler üzerine olacağı etkilerde "doğa gereği" gibi tanımlamalarla giriyorlar ve ben burada önemli bir şeye bilincimizi oturtmaya zorlamalıyız veya anlamalıyız şeklinde düşünüyorum,belki ilerde açılır bir neticeye varırım,

---------------------------------------------------
S: Bulacağım ipuçlarına dayalı olarak bu sorunun cevabını çıkarabileceğimi ima ediyorsunuz sanırım. Whitley Strieber ve Art Bell’in bilgilerini aldığı kaynağın, dünyayı fethetmek ve ele geçirmek isteyen “insan-dışı” kaynaklar olduğunu söylediğiniz noktaya geri dönmek istiyorum. Art ve Whitley bu bilgi kaynağıyla olan bağlantılarının tam olarak farkında mı?
C: Alaşım dedik, “fetih” demedik.
S: Ama daha önce dünyadışı varlıkların zaman yolculuğu yoluyla insanlığı manipüle etme planından ve dünyayı ele geçirmek üzere bir altyapı hazırlıyor olmalarından bahsetmiştiniz. Yani bu öyle bir şekilde yapılacak ki, bunun olmakta olduğuna dair “dışarı” hiçbir işaret verilmeyecek, öyle mi?
C: Yakın.
S: Yani biz tam şu anda burada oturup konuştuğumuz sırada dünya yavaş yavaş ele geçiriliyor ve insanların çoğu bundan haberdar bile değil?
C: Onun gibi birşey...
S: İnsanlar herhangi bir noktada bunun farkına varacak mı? Uyanacaklar mı? Yoksa bu doğanın işleyiş biçimi mi?
C: Doğal süreçler.
S: Yani dünyadışılar daha önce belirttiğiniz şekilde hiçbir zaman gökyüzünde görünmeyecek; bir savaş olmayacak...
C: YAVAŞ!
S: Söylediğiniz şey bunu ima ediyor!
C: Hayır. Aceleyle hızlı ve paketlenmiş bir tanım almaya çalışıyorsun.
S: Bunun doğal bir süreç olduğunu söylüyorsunuz. Ele geçirilmekte olduğumuzu söylüyorsunuz. Bunun bir fetih olmadığını söylüyorsunuz. Ama yine de, bunun bir gele geçirme olmadığını söylemediniz, ki bu da sürecin bir parçası, öyle değil mi?
C: Buna evrim denebilir.
S: Gökyüzündeki savaşlar ve lazer ışınları kullanan uzay gemilerini içermeyen doğal süreçleri getiriyor bu insanın aklına...
C: Bu sürecin bu yönde kuralları olduğunu kim söylüyor?
S: Sizin söylediklerinizden çıkardıklarımı söylüyorum. Bunun tamamen doğal bir süreç olduğunu söylüyorsunuz. 4. yoğunluk varlıklarından bahsediyoruz....
C: Doğal süreçler önyargılarda mevcut olan sınırlarla sınırlanmaz.
S: Olaya şu şekilde yaklaşayım: Strieber ve Bell’in kitaplarının ardında olan varlıklar bir tür savaşta yer alacak olanlardan mı? Buradaki sorun şu ki, “fetih” kelimesini bunun dışında tuttunuz. (A) Sanırım fetih kavramının geçersiz olduğunu söylemelerinin temel nedeni, çoğu insan için bunun bir fetih olmaması. İnsanlar buna izin veriyor. Çoğu insan açısından bir fetih yok...
C: Bu da sürecin bir parçası, ama eğer denerseniz, programlanmış fikirlerinizi aşabileceğinizi biliyoruz. Fethin söz konusu olması veya olmaması bir fikir/algı meselesi.
S: Şunu netleştireyim: Strieber ve Bell’in kitabı KH dünyadışıların planlarına nasıl hizmet edecek?
C: Kitap değil, tasvir edilen olaylar.
S: Whitley ve Art bu bilgiyi yaymakla hepimize bir iyilik mi yapıyor yani? Bunun faydası mı oluyor?
C: Çok az fark ediyor.
S: Fark yaratabilecek herhangi birşey var mı? Veya buna gerek var mı?
C: En büyük resimde, hayır.
S: Yani bir fark yaratmak önemli değil, öyle mi?
C: Önemli olan ruh. Beden değil.
S: Yani en büyük resim bu. Şimdi resmi küçültelim. Fark yaratabilecek birşey var mı? Görünüşe göre en büyük resimde hiçbir şey fark yaratmıyor çünkü...
C: Bir zamanlar Kızılderililer de buna benzer sorular sormuştu!
S: Bu da konuyu Kızılderililere getiriyor. Şu anda onların pek çoklarının öğretmekte olduğu şeye göre dünyadışılar, Griler ve ilgili diğerleri iyi varlıklar. Bize öğretmek ve ilerlememize yardım etmek için buraya gelen “yıldız insanları”! Onlarla temas kurmanın, kaçırılmaların “iyi” birşey olduğunu vs vs söylüyorlar.
C: Hayır. Bozulmuş mesaj. İlk bazı temaslar BH varlıklarıylaydı.
S: Ve şimdi kafaları karışıyor, çünkü geçmiştekilerle aynı varlıklarla temas kurmakta olduklarını sanıyorlar, öyle mi?
C: Yakın.
S: Küçük mail grubumuzda meydana gelen ilginç bir yan etki var. Bu insanlar okumuş, son derece bilinçli insanlar. Ama bu insanlar farkındalıklarını arttırmak üzere materyalimizi okumaya başladığı zaman çok garip şeyler oluyor onlara. Bazıları ÇOK garip davranışlar sergiliyor!
C: Bunu zaten biliyorsun.
S: Genel olarak gruba verebileceğimiz herhangi bir tavsiye mesajınız var mı?
C: Tabi... BİLGİ KORUR, BİLGİSİZLİK/İHMAL TEHLİKE YARATIR!
S: Öyle görünüyor ki, insanlar bazı ipuçları elde etmeye başlayınca saldırılar artıyor ve durum çok moral bozucu bir hale geliyor. Sürecin bu aşamasını nasıl atlatabiliriz?
C: Kişi saldırıyı bilmeli, beklemeli ve sonra da saldırıyı etkisizleştirmeli. Bazı yazışmacılarınız fazla saf.
S: Başka herhangi bir tavsiye? Bazıları şu anda oldukça sağlam darbeler yiyor...
C: Konuya bu noktadan yaklaşabilirsin. Ve şu anda yorgunlaşıyorsun...

--------------------------------------------------------------

Alıntıyı tekrar incelediğimde "doğal süreç" kavramında ve sınırlı düşünme dışında bazı sonuçlara vardım ,

Takıntıda kalan ve bundan sıyrılmayı katiyen düşünmeyen hatta toplu felaketlerde bile sorgulama motorunu çalıştıramayan ve bildiğimiz gibi yüzde büyük kısmı organik portal olan insanlığın çabasız hali, onları dünya zamanı ile takriben 14 bin sene işleyen ve 4. yoğunluk teknolojisi ve kaçırılmalarla istenilen dayanıklı formlara dönüştürülmüş yer altında bekleyen hazır bedenlere intikalini de düşünmeden biatla kabul eden bir duruma sokacak ve KH ordusunun saflarında kalmaya devam edeceklerdir ,
Ama her zaman için BH yolunu seçme şansları da yok değil,
Monoteizm var inanmayanın katli vaciptir ,şiddete bulaşmaya hazır davranışları kabul edenler..

Bu yer altında hazırlanan bedenlerle ilgili 4 Mayıs 1996 celsesinde detaylı bilgiler vardı ilgilenenler inceler burada yer vermiyeceğim zira yakın zamanda aktarmış yorumlamıştık,

Diğer yandan BH adayı olmak için bilgisini arttırmaya çalışan veya bu hakkı kazanıp dünyada olup bu hallerinin farkında olanların enerjisel titreşimi ,bahis konusu olan o boyun eğenler yığınına katılmalarına mani olacaktır, zaten bu tip farkındalık kazanan bireylere KH artık dokunamamaktadır veya çok elzem gördüğünde müdahelede bulunmaya çalışmaktadır, böyle durumlarda da farkında bireyin frekansı ve dönüştürücü algılaması bu hallere kalkan olmaktadır, yani bilgi korumaktadır.

Durumu bu perspektiften görünce olaya biz de doğal gidiş demekten başka bir şey yapamıyacağız, zira zorla bir yerlere varılamaz bilgiyi alan değerlendirebilen yoluna devam edecektir.

Ayrıca yeraltında tünellerde ve özel mekanlarda yaşayanların büyük bir kısmının dünya savaşlarında öldü denilip tekrar dirilenlerin de olduğunu biliyoruz,

----------------------------------------------------

C: Vietnam MK'leri şu anda nerede sizce? (ç.n.: MK - Muharebede Kaybolmuş, MÖ - Muharebede Ölmüş)
S: (L) Bize söyleyeceğinizi umuyorum! (T) Bazıları... (TK) Kaçırıldılar mı? (T) Bazıları öyle kötü bir şekilde havaya uçtu ki bulunamadılar ve MK olarak kaydedildiler, çünkü bulamadıkları için onları MÖ olarak kaydedemezlerdi. Bazıları çeşitli şekillerde kaçtı... Bazıları uyuşturucu ticaretine girdi. (TK) Bazıları ortamı sevip orada kalmıştır. (T) Evet o da var, tahmin ediyorum bazıları ya kaçırıldı veya değiştirildi, gizli devlete girdi... (L) Bunların hepsi doğru mu?
C: Evet.
S: (T) O yüzden insanlara onların nerede olduklarını söyleyemiyorlar... (TK) Askeriye konusunda kalmamızı mı istiyorsunuz? (J) Kim bilir?
C: MÖ'ler apayrı bir konu!! MÖ'lerin sayısı kaçtı?
S: (T) 60.000 kişinin gerçekte kaçı öldürüldü? Kaç tanesi aslında ölmediği halde ölü olarak kaydedildi? ... (TK)
Gizli devlet görevlerine alınmış olabilirler... Oraya giden o kadar çok çeşit insan vardı ki, bazılarını derin devlet görevlerine almış olabilirler... (J) Evet doğru. (L) Pekala, onların şu anda nerede oldukları ve ne yapmakta oldukları konusuna bir ipucu verecek misiniz? Bazıları o yeraltı mekanlarında mı çalışıyor?
C: Evet... Evet... Evet.
S: (L) Demek o personel oradan geliyor... Başka bir hayata geçtiler.
C: Pek çok başka yer, zaman vs.
S: (TK) Tüm çağlarda savaşlar vardı. Kaç kişiden bahsediyoruz? (L) Burada ne tür bir rakamdan bahsediyoruz?
C: Hayalgücü merkeziniz bu gece düşük frekanslarda olduğu için, sanırız bunu bizim söylememiz gerekiyor,fakat etkiyi izlemek keyifli olur; başınıza bir ton tuğla düşmüş gibi...
S: (L) Evet söyleyin. Burada kaç kişiden bahsediyoruz?
C: 2. Dünya Savaşı'ndan 72.355 kişi hala yaşıyor... Nerede?
S: (L) Bu doğru rakam mı? (T) Durun bir dakika...
C: Evet.
S: (T) Bu, gizli devletin kaptığı insanların sayısı mı? (J) 2. Dünya savaşından. (SV) Kore'yi katmıyorlar... (TK) 40 milyon kişiden... (L) Frank, kaç kişiydi? (F) 2. Dünya Savaşı'nda toplam 70-80 milyon kişi vardı... (TK) Askeri zayiat... Sadece ABD ordusundan da bahsetmiyorz, savaşta öldürülmüş tüm insanlar... (T) 2. Dünya Savaşı'nda öldürülenlerden mi bahsediyorsunuz? (L) Hayır, okusana... (J) "2. Dünya Savaşı'ndan 72.355 kişi hala yaşıyor... Nerede?" (L) Hala yaşıyorlar! (T) Muharebede Öldürüldükleri varsayılıyor...
C: Evet.
S: (T) Ordunun tüm bölümlerinden.
C: Evet.
S: (TK) Bu insanlar yaşlanmıyor; hala ayaktalar ve eyleme hazırlar...
C: Aynen öyle dostlarım!!!
S: (J) Pekala bu sadece 2. Dünya Savaşı. (TK) Peki ya Kore, Vietnam vb... (L) Pekala, Kore'deki rakam nedir?
(TK) Ne fark eder ki? (L) O da doğru! (SV) Bilmek istiyoruz.
C: 6734.
S: (TK) Evet, orada o kadar çok asker kaybetmedik... (T) Kore'de çok fazla kayıp olmadı. (TK) Peki ya Körfez Savaşı?
C: Evet. 55.
S: (T) Kore'de dört yılda 55 bin zayiat vardı. Daha doğrusu 3 buçuk yıl. Yani bunların %10'undan biraz daha fazlası aslında ölmedi.
C: 23.469.
S: (l) Bu neydi? (J) Vietnam, bu Vietnam'dı.... (T) 66.000 kişiden 23.000'i...
C: Evet.
S: (T) ...hayatta mı?
C: Evet.
S: (T) O savaştan 23.000...
C: Bazıları beden klonlama ile ruh haznesi değişimi. [Kayıt kasedi diğer tarafına çevrildi; ilk birkaç cümle kaydedilemedi.]
S: (T) Gerçekten hızlı hareket ediyorlarmış. (J) Bu üç rakamda toplam 100.000 kişi oluyor. (T) Sadece üç savaş. Bunu sormadık. (TK) Sadece üç savaşın rakamı... (J) Ya 1. Dünya Savaşı, Körfez Savaşı... (TK) Körfez savaşında pek zayiat yoktu... (T) Yaklaşık bir düzine. (TK) Ama öbür tarafın vardı... (T) Evet biz yalnızca ABD'ninkini düşünüyoruz. Ya diğerleri? ... (J) Hiç tam rakamları açıkladılar mı? Bilmiyoruz. (TK) Şu anda gizli bir orduları var ve bu sadece basit bir ordu değil, elit bir ordu. Özel olarak göreve alındılar. (J) Bunu sormuştuk ve evet dediler! (T) Evet bu sadece bilinçsiz bir şekilde siperde silahıyla bekleyen bir ordu değil. Uzmanlar. (TK) CIA Vietnam'da sağdan ve soldan insanları kendi yanına çekiyordu. (J) Eminim öyledir. (T) Evet ve etrafta koşuşan bu ekiplerin pek çoğu resmiyette mevcut değil... (TK) Gizli operasyonlar gibi ya da her ne diyorlarsa. ... Bu Yeni Dünya Düzeni gelmek üzere. Bunu durdurmanın bir yolu yok galiba. (T) Hayır, durduramayız. (TK) Karşı saldırıya geçebilir ve kendi başına hayatta kalmaya çalışabilirsin ama Yeni Dünya Düzenini durdurmanın bir yolu yok. (T) Buna direnebilmenin tek yolu,"Hayatta kalan buğday sapı, rüzgarla birlikte eğilebilendir." diyen Lao Tsu veya her neyse, o Çinli savaş filozofunun söylediği. (TK) "Evet, ne dersen yapacağım!" (T) Bunu durdurmanın yolu yok. Çıkıp savaşmaktan bahseden insanlar savaşmayacak. Kazanamazlar. (F) Şu anda bile zaten saptırılıyorlar. ...(TK) Bu "Yeni Dünya Düzeni" konusunda ne yapılabilir, eğer yapılabilecek birşey varsa?

-------------------------------------------------
["(T) Buna direnebilmenin tek yolu,"Hayatta kalan buğday sapı, rüzgarla birlikte eğilebilendir." diyen Lao Tsu veya her neyse, o Çinli savaş filozofunun söylediği. (TK) "Evet, ne dersen yapacağım!" ]
---------------
Yorumdan bir kısmını aldım ,çünkü konuyu başka şekilde değerlendiriyorum evvela şimdi farkında olup olan biteni değerlendirenler bu yolu denemekteler "ne denirse yapacağım" yani ne kadar ilkellik davranışları varsa yaşadığımız anda görüyor buna karşı elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz yetişemediklerimize üç maymunu oynuyoruz ..

Bunu yaparken de peygamberliğe mi soyundu bu adam dedirtmemek için baştan "her söylenene inanma hatta benim anlattıklarıma dahi "aklını gönlünden özünden gelen ile devreye sok, alabildiğine düşün bilgileri karşılaştır, yoğur, ondan sonra değerlendir ikazını mutlaka yaparım ,ve gerçekten böyle olması lazım zira bu uğraşıları vaktiyle çok yaptım hala da bir yerlerde takıntılanmamaya dikkat etmekteyim,

Ayrıca frekansı çok düşüklere fark edebilirsem evrensel bilgi yahut bildiklerimizi anlatmaya başladığımda derhal son veririm ,4 BH adayı olmak istiyorsan kimsenin bilincine ilişme "oblomov" gibi olmak lazım bilgisini hatırlıyorum ve buna göre bir yerlerde yanlışta mıyım diye kendimi sorguluyorum,yani durmak mı lazım yoksa devam mı ,bence devam,zira bir yerlerde K.lar "ne yapacaksanız yapacaksınız, yapın" demekteler hatırlıyorum .
Diğer yandan baştaki celse alıntısında şu bölüm çok dikkat çekici,

-------------------------------------------------------

C: Bir zamanlar Kızılderililer de buna benzer sorular sormuştu!
S: Bu da konuyu Kızılderililere getiriyor. Şu anda onların pek çoklarının öğretmekte olduğu şeye göre dünyadışılar, Griler ve ilgili diğerleri iyi varlıklar. Bize öğretmek ve ilerlememize yardım etmek için buraya gelen “yıldız insanları”! Onlarla temas kurmanın, kaçırılmaların “iyi” birşey olduğunu vs vs söylüyorlar.
C: Hayır. Bozulmuş mesaj. İlk bazı temaslar BH varlıklarıylaydı.
S: Ve şimdi kafaları karışıyor, çünkü geçmiştekilerle aynı varlıklarla temas kurmakta olduklarını sanıyorlar, öyle mi?
-------------------------------------------------------------

Kanal ısınmasının bariz bir örneği , kanal yoluyla gelen her bilginin KH tarafından her zaman kullanılabilineceğini ve buna baştan muhatab olup kilitlenen ve anlatılanları masumane kabulle sorgulamayanların yanılmaya mahküm inançlarla karmakarışık bir zihin durumlarına girilebilineceği konusunda harika bir tesbit..

O zaman biz hangi bilgiye tutunacağız ,

Bir bilgiye tutunmak demek ve olanı biteni bu takıntılanmış bilgi bölümü ile değerlendirmek o durakta durmak demek ,bu durumda en ferahlatıcı bilgi ,var oluşun tümüyle olan ile birlikte oluştuğumuzu tam idrak etmek o zaman algılayıp yarattığınız her ortam ve alan sizin yürümekte olduğunuz yoldur bir yerlere tutunmanıza gerek yok ,yürüyün..

Bilgiyle sorgulama kriterleri artmış özsel algılamasını bu yönde değiştirebilmeyi becerebilenler gerçeğe doğru yol alacaklardır ,bu uğurda kat edilen yol, yolun yarısıdır..



Tgur Posted - 02/01/2019 : 09:45:06
EKİN ÇEMBERLERİ

Sıra bu konuya geldi, biraz uzunca,

Evvelce üzerinde durmuş yorumlar yapmaya başlamış ama yetersiz kalmıştık ancak aşağıdaki alıntılarda da izleyeceğiniz gibi onların lisanını anlamak çok önemli ,çözüm için bazı öneriler de veriyorlar,

Ekin çemberlerinin dünyadaki izlenimleri bazılarınca oldukça önemli bulunmuş ve araştırmalarını yoğun bir şekilde yapmışlar ama mevcut donelerimiz kısıtlı olduğundan ve evrensel bilgilere ulaşılamadığından çoğu yetersiz kalmış,bir kısmı hatta büyük kısmı aldırmayıp alay etme moduna geçme yolunu seçmişler,sahtesini yapmaya çalışmışlar veya yapılanların yanına geçip biz yaptık pozları vermişler,

Bunların yanında bizlerin bu konunun üzerine ciddi bir şekilde gitme sorumluluğumuz olduğunu düşünüyorum siz dostlarımın tümünün de aynı fikirde olduğunu biliyorum,bu nedenle bu faaliyetimiz bir evrensel istektir, mutlaka daha zengin bilgilere ulaşabiliriz, cevap gecikmez sanırım,

Genel olarak yaptığım incelemede Ark'ın çözüm görevlisi olması istenmiş ve o da yoğun bir çaba göstermekte, ilgili hususları aktarımları incelerken ulaşabiliriz,

Aşağıdaki ilk bölümde ekin çemberleri gösterilip ne anlattığı soruluyor ve onlar da cevap veriyor ,acaba bu gösterdikleri resimler kasyopya sitesinde var mı ,siteye girebilen lisan bilen dostların bu husustaki çabası hepimiz için faydalı olur ,
---------------------------------------------------------------
C: Herkes için önemi olan konular.
S: (L) Ekin çemberlerini yapan kim veya hangi grup?
C: Biz. (Ç.N.: 6. yoğunluk varlıkları) Emin olabilirsiniz.
S: (L) Ekin çemberlerinin amacı nedir?
C: Dünya'ya mesajlar. Tüm dünyaya.
S: (L) Bu ekin çemberleri bir fikir, bir enerji veya bir kavram mı aktarıyorlar yani? Mesajları nasıl aktarıyorlar?
C: Tercüme edilebilir.
S: (L) Buradaki çember, ne anlama geliyor?
C: Siz.
S: (L) İnsan ırkı mı demek istiyorsunuz?
C: Evet. İnsan ırkının sembolü.
S: (L) Bu ne anlama geliyor?
C: Gezegen.
S: (L) Kocamın otoyolda rastladığı çemberin anlamı nedir?
C: Mars.
S: (L) Nasıl bir mesaj iletiyordu?
C: Astrolojik.
S: (L) Astroloji dışında herhangi bir mesaj aktarıyor muydu?
C: Mars neyi temsil ediyor?
S: (L) Savaş.... Kızgınlık, enerji, mücadele, kendine güvenme, seks, hayat...
C: İlk dördü.
S: (L) Peki bu çember neyi temsil ediyor?
C: Boyutlararasılık.
S: (L) Buradaki? Bu neyi temsil ediyor?
C: Atomik yapı.
S: (L) Bu dalgalı olan ne anlama geliyor?
C: Mücadele.
S: (L) Hangi yönde?
C: Değişim ve zorluklardan ders çıkarma.
S: (L) Elimdeki tüm resimler bunlar...
C: Daha fazlasına ihtiyacın olacak.
S: (L) Kütüphanede var mıdır?
C: Olabilir. Bu son derece önemli.
S: (L) "Ekip" konusunda işe yarayacak mı?
C: Evet.
------------------------------------------------------------------
S: (L) Ekin çemberlerinin dünyaya verilen büyük bir tür reiki olduğu doğru mu?
C: Ama aynı zamanda mesajlar ve dersler.
S: (L) Peki bedene uygulanan reiki sembollerinin de eterik bedene yönelik eterik mesajlar olduğu
söylenebilir mi?
C: Evet.
S: (L) Yani eterik alanımıza bilgi mi aktarıyor?
C: Tüm seviyelerde varolan herşey sadece birer derstir
--------------------------------------------------------------
S: (L) Ekin çemberleri tam olarak nedir ve nasıl oluşturuluyorlar? Biliyorum daha önce bu konuda bilgi
verilmişti, ama spesifik olarak nasıl bir mekanizmayla oluşturulduklarını öğrenmek istiyorum.
C: Bu çok önemli değil, ama enerji girdabı.
S: (L) Bu enerji girdabı dünyanın kendisinden mi çıkıyor?
C: Hayır.
S: (L) Nereden çıkıyor?
C: Buradan. Altıncı yoğunluk.
-------------------------------------------------------------
C: Elbette. Unutmayın, dalga yaklaşıyor ve "yaklaştıkça" giderek daha fazla sıradışı olaylar meydana gelecek.Örneğin ekin çemberleri.

-----------------------------------------------------------------
Yine sorulan bir gurup o bizim göremediğimiz ekin çemberlerinden izahlar ve hayvanların bu alanlarda yüksek anormal faaliyet gösterdikleri dünyasal tetkiklerde anlatılıyordu, burada da kirpi ölmüş,
-----------------------------------------------------------------
C: Açık. ... Ekin çemberleri. 1. Bir gezegen "penceresi." 2. Astronomik "ikiz" fenomeni vs. 3. Alternatif akım.
4. Hasat zamanı ödüllendirilmeyi bekleyin.
S: Salyangoz şekilli oluşum sahte mi?
C: Açık.
S: (L) Ne anlama geliyor?
C: Açık. 5. Gömülü hafıza. 6. Kervan. 7. Özlem. 8. Kavrama yoluyla bilgi. 9. Görüntü doğrulama sunuyor. 10.
Bağlantılı öğrenişler. 11. İletişim.
S: (J) Bu logo olarak kullandıkları. (T) Bunu biliyorlar mı merak ediyorum.
C: Merak et gerçekten! 12. Bilgi aktarımı. 13. Döngüsel kalıpları inceleyerek gerekli ipuçlarını bulun. 14. Aile.
15. Değişim Sezonu. 16. Büyük ilerleyiş. 17. Bir laboratuar olarak evren. 18. Boyut ötesine geçiş. 19.
Fiziksel hayatın resmedilişi. [ç.n.: grup tarafından resimlerine göz atılmakta olan ekin çemberlerinin
anlamsal ifadeleri sanırım.]
S: (L) Bu ekin çemberindeki kirpi neden öldü?
C: Beden kimyasında aşırı faaliyet.
S: (L) Bu şekillerde görülen kirpiler önemli mi?
C: Öğren. Şimdilik sindirecek yeterli materyaliniz var. İyi şanslar ve bir sonraki sefere kadar hoşçakalın
----------------------------------------------------------
S: (L) Bu soruyu sormamın nedeni VB bugün uzun bir süre burdaydı ve [Gülüşme ve öflemeler] Dachau
anma kitabımı çıkardım, ona verdim ve bu konu açıldı. VB dünyaya hakim olma ve yönetme amacını
taşıyan bir Yahudi komplosu olduğundan öyle emindi ki, bunu sorup belki öncekiler dışında bir yorum
alırız diye düşündüm. Bu yanıt için çok teşekkür ederim. Bir sonraki soru: Ekin çemberleri hakkında
birşeyler okuyordum ve bunların altıncı yoğunluktan geldiğini söylediğinizi biliyorum ama bunların tam
olarak nasıl bir şekilde veya mekanizmayla yapıldığını öğrenmek istiyorum. Elektromanyetik bir etki gibi mi, girdap gibi mi? Bize bunların fiziksel olarak nasıl oluşturulduklarından bahsedebilir misiniz biraz?
C: Alan transferi.
S: (L) Ne tür bir alan?
C: Manyetik.
S: (L) Altıncı yoğunluktan doğrudan üçüncü yoğunluğa mı transfer ediliyorlar?
C: Hayır.
S: (L) Üçüncü yoğunluğa gelen bir tür araç gibi bir nesne tarafından mı oluşturuluyorlar?
C: Hayır.
S: (L) Bu konuda bize bir ipucu verebilir misiniz?
C: "İpucu" verebiliriz.
S: (L) Tamam, ipucu nedir?
C: Bkz.: Hoagland.
S: (L) Hoagland ne diyor? (T) Ona göre bu yoğunlukta gördüğümüz şeyler, 4'üncü boyutun 3'üncü boyuttaki yansıması ve farklı gezegenlerdeki bulut şekillerine bakıldığında, matematiksel olarak bu görülebiliyor.Eğer üzerimizde başka bir boyut olmasaydı, dairesel olan şekiller dairesel olurdu ve bulutların dairesel hareketi de aynen kalırdı. Ama dördüncü yoğunluktan üçüncü yoğunluğa bir transfer olduğunda,dördüncü yoğunluk bir cisme baktığında, cismin üçüncü yoğunluktaki versiyonu altıgen bir şekil gibi görünüyor ve Voyager Sondası'ndan gelen fotoğraflarda, çoğu gezegenin Kuzey ve Güney kutuplarındaki bulut şekilleri dairesel değil, altıgen şeklinde. (L) Pekala, altıncı yoğunluk perspektifiyle ekin çemberleri nedir?
C: Düşünceler.
S: (L) Bu düşünceleri kim düşünüyor?
C: Saygılarımızla.
S: (L) Peki eğer bunlar düşünceyse#8230; (J) Bunlar aslında mesaj. Düşünceler mesaja dönüşüyor. (T) Altıncı yoğunluğu saf enerji olarak tanımlamışlardı, dolayısıyla altıncı yoğunluktan üçüncü yoğunluğa etki eden fiziksel bir şey olamaz. Dolayısıyla oradan gelebilecek tek şey düşünceler. Çünkü orada bundan başka birşey yok. (L) Yani bunlar düşünce temelli birer alan transferi. (T) Yani altıncı yoğunluk birşeyler düşündüğünde ve bunları aşağı gönderdiğinde, bu düşünceler beşinci ve dördüncü yoğunluktan geçerek üçüncü yoğunlukta üç boyutlu bir ekin çemberine dönüşüyor. Peki bir ekin çemberi dördüncü
yoğunluktan nasıl görünüyor?
C: Burada önemli olan nasıl "göründüğü" değil.
S: (L) Peki nedir?
C: Hatırlamanız için görsel uyarıcılara ihtiyacınız var.
S: (L) Ou! (J) Görsel nelere ihtiyacımız varmış? (L) Yani bu düşünceler, onlara bakarak birşeyleri hatırlamamız için mi tasarlanıyor?
C: Sizinkisi fiziğe bağımlı bir varoluş.
S: (J) Evet. (L) Peki eğer ekin çemberlerinin resimlerini çıkarıp duvara yapıştırırsak ve bunlara bakıp
meditasyon yaparsak, bunu yapmamız beyinlerimize, elektromanyetik kalıplarımıza herhangi bir etki
yapar mı veya içimizdeki bilgiyi uyandırır mı?
C: Muhtemel değil.
S: (L) Peki bunlarla ilgili ne yapmamız gerekiyor?
C: Belirli birşey değil.
S: (L) Bize bir etki yapıyorlar mı? ...
C: Bekleyin ve görün.
S: (L) Tamam. Chartres Katedrali'nin zeminindeki labirent hakkında konuşuyorduk ve...
C: Medyanız ekin çemberlerine direnç gösteriyor, neden? Tartışma öneriyoruz.
[ç.n.: katılımcılar arasında geçen tartışma metni atlandı.]
S: (L) Yaklaşıyor muyuz?
C: Belki.
S: (L) Konuştuklarımıza eklemek istediğiniz herhangi birşey?
C: Hayır.
----------------------------------------------------------------

Bu bölümde ekin çemberlerinin çözülme işinin dünya için ne kadar önemli olduğu belirtiliyor bu işte Arkın etkin bir görevi olduğu ve matematik ile çözebileceğini ayrıca baştan verdikleri ve onların toparlayıp bir almanak haline getirdikleri ekin çemberi resimlerinin ip ucu olark kullanılması ve bahsedilen matematiksel uygulamalarla 7. yoğunluk bilgisinin geniş bir şekilde bu celseler dışında çok daha itiraz edilemiyecek bir halde anlaşılacağı benimseneceğini belirtiyorlar ,

--------------------------------------------------------------------

S: (L) Daha önce zamanın "seçici ve değişken" olduğunu söylemiştiniz. Bu tam olarak ne anlama geliyor?
C: "Seçici" derken zamanı jukebox (müzik kutusu) gibi düşünmenizi önerdik. Orada seçebileceğiniz pek çok şey var, seçtiğiniz şeyi dinleyebiliyorsunuz. Ama parçaları sırasıyla çalmanız gerekmez, eğer bildiğiniz tek çalış yöntemi bu değilse. Parçalar her zaman orada, değil mi? (ç.n.: kastedilen şeyi ben de bu açıklamayla kavradığım için "selective" kelimesinin bu bağlamdaki daha uygun karşılığının "seçici" değil de "seçimli"veya "seçmeli" olduğu sonucuna varıyorum.)
S: (L) Bu çılgınlık! Herşey öyle rastgele bir sırayla olur mu hiç?!
C: Algılayıcının bakış açısıyla rastgele.
S: (L) Zamanı ancak ardıl şekilde algılayabilmemize neden olan şey nedir?
C: Arkadaşlarımız 4'üncü yoğunluk KH'nin eseri olan DNA yeniden yapılandırması.
S: (L) Bu DNA'yı yeniden kazanma veya yeniden yapılandırma olasılığımız var mı?
C: Daha önce oradaydı, yine orada olacak (ç.n.: düzelecek). ... Sizin için, özellikle de Arkadiusz için zaman,"ekin çemberleriyle" ilgili öğrenebildiğiniz herşeyi öğrenme ve bunları doğrudan araştıranlarla yakın bağlantı kurma zamanı.
S: (L) Neden ekin çemberleri?
C: Tüm soruların yanıtları orada, veya olacak.
S: (L) Ekin çemberlerinin 6'ncı yoğunluktan gelen düşünceleri temsil ettiğini söylemiştiniz. Bu ne anlama geliyor?
C: Tüm dünya insanlığı için bir el kitabı ve almanak derliyoruz. Bunu yapmamızın nedeni Büyük Döngü Dönüşümü arifesinde cevapları bilmek isteyen milyonların mevcut olması. Fakat, bu iletişim biçimini deneyip bir kanal açmayı seçen çok az sayıda değerli kişi var.
S: (L) Peki kaç kişi bunu anlayabilecek?
C: En üst düzey bilginin erişilebilirliğinin tamamen sınırlanması 7'nci Seviye Baş Direktife uygun olmazdı!!!
S: (L) Demek tüm dünyanın bilmesi için tüm hikayeyi oraya koymaya çalışıyorsunuz, öyle mi?
C: "Çalışmıyoruz" canım, koyuyoruz.
S: (L) Tamam, ekin çemberleri bir çeşit dil. Peki bunlar matematikle bir şekilde ilişkili mi?
C: Matematik tek evrensel dil.
S: (L) Bunların anlamlarının nasıl çözülebileceğini anlamıyorum.
C: Çemberlerimizin kodunun "kırılması" için gerekli tüm zihinsel güç bu odada mevcut; tabii buna
Wroclaw'daki "odayı" da dahil ediyoruz.
S: (L) Nasıl başlayabiliriz?
C: Tüm ihtiyaç duyulan bir bilgisayar programı oluşturmak için bir temel girdi. Ve bunu size zaten verdik.
S: (L) Ama söylediklerimizi duymak isteyen kimse yok!
C: Çemberlerin varlığı inkar edilemez; sizinle olan iletişimimiz inkar edilebilir.
S: (L) Eğer kanallanan bilgiyi duymak istemiyorlarsa, ekin çemberlerinin farkının ne olduğunu söyleyebilir misiniz?
C: Konu bu değil. Eğer kodu kırabilirseniz, bu sürekli, tutarlı, kanıtlanabilir ve inkar edilemez bir dil haline gelir.
S: (L) Yani eğer bunların ne anlama geldiğini kanıtlayabilirsek ve yeni ortaya çıkan çemberleri yorumlayıp insanlara bunun...
C: Kendi kendini açıklıyor ve evet.
S: (L) Bir keresinde bana matematik öğrenmem gerektiğini söylemiştiniz, ki bu yıllarca emek gerektirebilir.Ve şimdi, Ark bir matematikçi. Bu Ark'ın bunun bir parçası olacağına dair bir ipucu muydu?
C: Ark zaten resmin bir parçası olmaya geliyordu. Herşey sonsuzdur, zaman seçmelidir. Biz tüm jukebox menü seçimlerini her "zaman" görebiliyoruz. [Mola, Ark internet üzerinden gruba dahil oluyor.]
S: (L) Pekala, Ark'ın bir sorusu var: Gerçek bir ekin çemberi sahte bir ekin çemberinden nasıl ayırt edilebilir?
C: Orijinal olanların tasarımı çok girift ve ayrıntıları çok özenli. Gerçek şu ki, bu fenomenin tüm dünyadaki geçmişinde çok az sayıda "sahte" ekin çemberi oldu.
S: (L) Ark soruyor: Kodu kırmak için bir resim koleksiyonu yeterli mi? Ekin çemberlerinin resmini kastettiğinden eminim.
C: Evet, başlangıç için.
S: (L) Ark diyor ki kodu kırmak için bir örneğe ihtiyacımız var. Bir örnek verebilir misiniz? (T) Ekin çemberi resimlerinden biriyle ilgili bir örnek mi? (L) Kodunu kırmak için işte, ne olursa.
C: Lütfen transkriptleri inceleyin.
S: (L) Söyleyebilir misiniz, ben de merak ediyorum, bu nasıl olacak? Matematiği kullanarak mı, yoksa başka birşeyle mi ilgili?
C: Belirli ekin çemberi resimlerinin yorumlarını istemiştiniz daha önce. Hatırlıyor musunuz?!?
S: (J) Bunu yapmıştık. Sorduklarımızın resmini yapmıştım. Sırf o ekin çemberlerinin resimleriyle dolu bir dosya hazırlamıştım. Ark'a onları göndermedin mi? Bundan bahsediyorlar. Diğer piktogramları da
sormamız gerekiyor. (T) Neye ihtiyacımız olduğunu biliyorum. Ekin çemberlerinin sadece resimleri değil,aynı zamanda boyutlarına da ihtiyacımız var. Eğer ne kadar büyük olduklarını bilmezsen matematiksel olarak hiçbir şey yapamazsın. (Ark) Eğer Einstein'ın görelilik teorisi yalnızca kısmen doğruysa, daha önce söylediğiniz gibi, ve bunun nedeni zamanın "seçimli" olmasıysa, Galilei grubunun görelilik teorisi Lorentz grubununkinden daha mı iyi?
--------------------------------------------------------------

Bu küçük bölümde ise insanların KH yapılarının bilgiyi düşünce ve kendi melekelerini ortaya koymadan hazırlop bir halde adeta beyinlerine şırınga edilme isteklerinin her zaman olabileceği ve sonuçta ne kadar boş ve köle haline gelmesinin adeta izahı olabilecek çıkarımlar var vaktiyle bir arkadaşıma şu evrensel kitabı oku bak ruhun genişler dediğimde "okumak düşünmek bana zor gelir sen biliyorsun anlat ben dinleyeyim" dediğini ve bu yolla toplumumuzun kişilere biat edip nasıl sapkın kitleler doğurduğunu yani "biat etme"ve "şeyh mürit" saçmalığının nasıl süregeldiğini anlamaktayız, hatta tüm ortadoğu toplumunun çoğunlukla neden böyle geri olduğunu idrak edebiliriz,

----------------------------------------------------------------

S: (A) Ekin çemberlerindeki bilginin deşifre edilmesi tamamen otomatik hale getirilebilir mi? Bu baştan sona bilgisayar programı aracılığıyla sağlanabilir mi?
C: Muhtemel değil ve bunun ne faydası olur? Öğrenme ruhun ilerlemesi için gereklidir. Hatırlayın, burada bulunmamızın amacı sizi elinizden tutup götürmek değil. Yardım edeceğiz ama bazı cevapları sizin deşifre etmeniz gerekiyor ve çocukluğunun başlarından beri sen bu işte olağanüstü iyisin sevgili Arkadiusz. Güç merkezinizi bu şekilde geliştirebilirsiniz. Varolan herşey / tek şey derslerdir ve öğrenmek eğlencelidir. Öğretmekten daha da eğlenceli.
-------------------------------------------------------------------
Stonehenge ve ekin çemberleri üzerine ,
-------------------------------------------------------------------
S: (L) Ekin çemberleri hakkında konuşuyorduk ve bu konu hakkında şu anda eklemek istediğiniz herhangi birşey olup olmadığını sormak istiyorum. Tartıştığımız şey hakkında veya herhangi temel bir bilgi...
C: Spesifik sorularla başlamanız gerekiyor.
S: (L) Tamam, çoklu çevresel uzunluklar çoklu yoğunlukları mı temsil ediyor?
C: Kısmen.
S: (L) Ekin çemberleri enerji veya düşünce kalıpları için bir çeşit anten mi?
C: Hayır.
S: (L) Ortaya çıkış zamanlamalarının bir önemi var mı?
C: Yarı.
S: (L) Ortaya çıktıkları yer, enlem-boylam bakımından önemli mi?
C: Evet ve hayır.
S: (L) Hangi anlamda evet?
C: Enlem ve boylam değil, yer.
S: (L) Yer önemli diyorsunuz, hangi bakımdan önemli?
C: Manyetik bağlanma frekansı üreticileri.
S: (L) O yerlerde manyetik bağlanma frekansı üreticileri mi var?
C: Onlar üzerinden.
S: (L) Tamam, yer ve kronoloji...
C: Neden Stonehenge konusuna değinmedin?
S: (L) Daha önce Stonehenge'den bahsetmiştik. Bir çeşitli enerji alıcı-vericisi demiştik. Demek Stonehenge'in oraya konmasının nedeni o yerin belirli bir özelliğiyle ilgili... yoksa Stonehenge'in kendisi... (T) Neden Stonehenge'in özelliği hakkında birşeyler sormuyorsun? (L) Tamam, Stonehenge'in özelliği nedir?
C: O yer uygun frekansa sahip ruh türlerini çekti ve onlar da kırsal bölgelerdeki kodlanmış piktografların peşine düşmek zorunda kalmamak için taşları uygun yerlere koyarak kodlanmış mesajları telepatik olarak aldılar.
S: (L) Telepatik olarak bilgi almak için o daire içinde kullandıkları teknik neydi?
C: Yüksek odaklanmış düşünce dalgası ayrımı.
S: (L) Spiral içinde hareket ederek...
C: Spiral dalgayı yavaşlatarak ve düşünce dalgası transfer enerjisini odaklayarak mesajın tercüme edilmesine yardımcı oluyor. Elektromanyetik dalga alışverişi yoluyla işliyor ve erişilmek istenen evrensel dilin sinyalini yerel fonetik profile dönüştürüyor. Bu çoklu kullanıcı durumu için gerekli.
S: (L) Çok sayıda kullanıcı olması birden fazla sayıda kişinin spiral biçiminde hareketini mi gerektiriyor?
C: Hayır. Tam olarak aynı şeyi duymaları, hissetmeleri ve anlamaları gerekiyor. Uygun şekilde oyulduğunda kayanın moleküler yapısı şarkı söylüyor.
S: (L) Stonehenge'in hala bu anlamda bir kullanılabilirlik potansiyeli var mı?
C: Parçalı enerji.
S: (L) Ben de öyle tahmin etmiştim. (T) Soru: Geçen hafta ekin çemberlerinin çoğunun gerçek, çok azının sahte olduğunu söylemiştiniz. Ekin çemberlerinin yaratıldığı süreçte orada kimlerin veya neyin bulunduğuna bağlı olarak çok çeşitli yöntemler kullanılabiliyor anladığım kadarıyla. Yani o zaman Dough ve Dave'in yaptıkları da aslında gerçek birer ekin çemberleriydi. Doğru mu?
C: Hayır.
S: (T) Çoklu amaç bakımından öyle düşünmüştüm. ... (J) Gerçek ekin çemberlerinin yapılışının tek bir
yöntemi mi var?
C: Dinlemekten ziyade okumak... Evrensel olarak kavramaktan ziyade bireysel olarak deşifre etmek...
Stonehenge'den ziyade ekin çemberleri!!!
S: (L) Stonehenge artık kullanılabilir olmadığı için ekin çemberleri yöntemini izlememiz gerektiğini mi
kastediyorsunuz?
C: Kayalarla çalışmayı nasıl yürütebilirsin? Kim inanacak?
S: (L) Bunun...
C: Tamam millet, Laura ve Ark'ın New Port Richey'e 500 tonluk kayaları sürüklemeye çalıştığını düşünün?!?
S: ... (L) İmkansız. Aslında aklımdaki şey sadece İngiltere'ye gidip Stonehenge'i sadece bir ziyaret etmekti zaten. (T) İzin almadan ona çok yaklaşamazsın. Etrafını çevirdiler. (F) Neden? (T) Çok fazla insan gidiyor.Taşlar zarar görüyor. (L) İsimlerini kazıyorlar... (T) Dokunduklarında ellerindeki nem bile taşa zarar veriyor. Çok sayıda insanın zeminde oluşturduğu titreşimler de var. Piramitlerden daha çabuk eskiyorlar.
---------------------------------------------------------
Sanki ekin çemberlerinin çözümü Sadece Ark'a verilen bir görev gibi geliyor ,sanırım yüksek matematik ve fizik alimi olmak bu konuda yetkili kılıyor ,insanlığa etkin buluşları getiren çok nadir insanlar akla gelince bir şekilde hak veriyoruz,
----------------------------------------------------------
S: (A) Ekin çemberleri üzerinde durmayalı epey zaman oldu. Bunun çeşitli nedenleri vardı ve en önemli
neden de zaman yetersizliği. Şimdi giderek daha fazla zamanım oluyor. Bu ekin çemberi konusu üzerinde çalışmam gerekiyor sanırım. Bunların şifrelerini çözmem gerekiyor. İnternette ekin çemberlerinin kodlarının çözülmesine dair birşeyler aradım. Art Bell sitesinde Hoagland ile yapılmış bir görüşme var ve bu adam herşeyin şifresini çözdüğünü söylüyor. Her neyse, üç boyutlandırma fikri var ve sanırım sizin de söylediğiniz şey buydu. Peki bu üç boyutlu hale getirmeden sonra ne yapılması gerekiyor? Bazı ekin çemberlerinin anlamını bizim için yorumlamıştınız. Ben yorumladığınız ekin çemberlerinin bir tür alfabe görevi görebileceğini, diğerlerinin analiz edilmesinde kullanılabileceğini düşünüyorum. Gama spektrumlarını incelemek için kullandığımız programın bu amaçla kullanılabileceğini düşünüyorum. Bu fikir doğru mu, yoksa ilerlemeyi engelleyecek olan, kaçırdığımız birşey mi var?
C: Birşeyi kaçırmıyorsun ama belki kendi yeteneklerine yeteri kadar güvenmiyor olabilirsin. Sadece çalışmalarına devam et ve hata yapmaktan korkma.
S: (A) Yani bu konuda söyleyeceğiniz başka birşey yok?
C: Zihninin varolan herşeyi zaten içerdiğini ya da erişebileceğini bilmiyor musun?
---------------------------------------------------------------
S: (L) Pekala, sanırım sorunun cevabını aldık. 15 Ağustos 2002 tarihinde meydana geldiği düşünülen ekin çemberini sormak istiyorum. İlk sorum, “kim yaptı?” (ç.n.: söz konusu ekin çemberinin resimleri)
C: 4. yoğunluk teknolojisiyle üretildi.
S: (V) KH mi yoksa BH 4. yoğunluk teknolojisi mi?
C: KH.
S: (L) Tamam. 4. yoğunluk teknolojisi dediniz. Ama 4. yoğunluk varlıkları tarafından yapıldı demediniz...
C: Doğru. 4. yoğunlukla etkileşim nedeniyle 3. yoğunluk aleminde epeyce ilerleme meydana geldi.
S: (V) 3. yoğunlukla kim arasında?
C: Konsorsiyum.
S: (L) Geçen yıl aşağı yukarı aynı tarihte bir kadın yüzü gösteren bir ekin çemberi ortaya çıkmıştı. Chilbolton ekin çemberleri. O da 4. yoğunluk ürünü müydü? (ç.n.: o ekin çemberinin resimleri)
C: Hayır.
S: (L) Ayrıca 15 Ağustos Ana Tanrıça’yla ilgili eski bir bayram günü ve geçen yıl o yüzün ortaya çıkmasının anlamlı olduğunu düşünmüştüm. Hatta onunla ilgili bir rüya görmüştüm. Hemen hemen aynı tarihte ortaya çıkan bu yeni ekin çemberi sanki geçen yılki yüz imgesine bir yanıtmış gibi göründü bana. Bu yeni ekin çemberinde çözülen mesaj: “Sahte yetenek sahiplerinden ve onların tutulmayan sözlerinden sakının.Çok fazla sıkıntı ama hala vakit var. [bilinmeyen bir sözcük] orada iyilik var. Biz kandırmacaya karşıyız.Kanal kapanıyor. (çan sesi).” Bu mesajın anlamı nedir?
C: Niyetlenilen ilk şey ekin çemberi fenomenini korkutucu hale getirmekti. İkinci şey, elverişli olanlara, gri dünyadışı varlıkların “iyi adamlar” olabileceği izlenimini vermekti. Üçüncü şey doğrudan bu odaya bir şüphe mesajı göndermeye yönelikti.
S: (J) “Kanal kapanıyor.” K’ler baştan beri bir kanal açılmasından bahsediyorlardı ve onlar da bizi kanalın kapanmakta olduğuna ikna etmeye çalışıyorlar. Bozulmuş kelime neydi? “İnanın” mıydı?
C: Evet. Hata teknolojinin uygulanış biçiminden kaynaklandı. Bu da KH kaynağı ile ilgili ipucu sağlıyor.
S: (J) Tamam, yani amatörce beceriksizlikleri bu hataya neden oldu. (A) Yazılımdaki hata herhalde insan
unsuruyla ilgiliydi. Kirlilik vardı...
C: Arzulu düşünüş her defasında sizi yakalar.
S: (L) Yani arzulu bir düşünüş içindeydiler ve yaptıkları herşeyin mükemmel olduğunu sanıyorlardı ama öyle değildi. (A) Yine de bu ekin çemberinin fiziksel karakteristiklerinin gerçek bir ekin çemberinin fiziksel karakteristikleriyle uyuşup uyuşmadığını öğrenmek istiyorum.
C: Yaklaşabilirler. Ama yine de farklılıklar var. Eğer kişi farkındaysa ve bakıyorsa bunlar tespit edilebilir.
S: (J) Karşılaştırma yapabilmemizi sağlayacak herhangi bir ölçüt verebilir misiniz? Özellikle dikkat
edilebilecek birşey var mı? Yoksa bir ekin çemberinde anlamlı olmayan garipliklere mi bakmamız
gerekiyor?
C: Bakılabilecek şeylerden biri, alana verilen gelişimsel zarardır. Gerçek çemberler yaratıcı ilkeyi bozmaz.
S: (J) Bu yaratıcı ilkenin bozulmaması, KH mi yoksa BH tarafından yaratılan ekin çemberleri için mi geçerli?Yoksa her ikisi için mi?
C: BH.
S: (J) Yani BH yaşam döngüsüne zarar vermiyor ama eğer KH tarafından yapılmışsa durum değişiyor. Bu anlamlı. KH’yle irtibat kurmayla ilgili bildirilen etkiler var: soğukluk, yanma, yoğun negatiflik. Bu
muhtemelen yaşam döngüsüne zarar verici. Yapılış biçimiyle ilgili olarak, 4. yoğunluktan yönlendirildiğini söylüyorsunuz. Gelip bir tür fiziksel aletle mi yaptılar?
C: 4. yoğunluktan yapılmadı.
S: (J) Şu anda söz konusu olan örnekten bahsetmiyorum. BH bir ekin çemberi yarattığında, fiziksel bir...
C: Gerçek ekin çemberleri 6. yoğunluk birleşik düşünce aleminin düşüncelerini temsil ediyor.
S: (J) Tamam. Yani onlar gelişime zarar vermiyorlar. KH 4. veya 3. yoğunluk üzerinden teknoloji kullanırken,onlar düşünce formları kullanıyorlar. Doğrudan 4. yoğunluk KH tarafından yapılan herhangi bir ekin çemberi var mı?
C: Çok az ve şu ana kadar oldukça acemice.
S: (V) Bir örnek verebilir misiniz?
C: Bir tanesi okült şifreye benzer bir “semboller” dizisi. Verileri kontrol edin.
S: (L) Sanırım onu gördüm. Gerçek olduğu iddia edilenlerden çok farklıydı çünkü. Fate Dergisi için yazan ve ekin çemberlerinin derin devlet teknolojisi ile üretildiğini iddia eden Rosemary Ellen Guiley’nin Konsorsiyum’un içinden biriyle bir irtibatı olabilir sanırım. Ekin çemberlerini bir inceleyelim. (A) Yunanca falan olduğunu söyledikleri bir ekin çember vardı, hatırlıyor musun?.. (L) Bu ekin çemberi hakkında başka birşey? Pekala ekin çemberleri konusuyla işimiz bitti. Portallar konusuna girmeden önce sorunu sor V---.
(V) Bir buçuk yıl kadar önce önkolumda birkaç kez çok küçük bir nokta fark ettim. Mavi renkliydi. Birkaç kişiye bahsettim ve iki kişi kendilerinde de buna benzer noktalar çıktığını söyledi. O zamandan beri bu noktaların nedenini merak ediyorum. Çünkü bu olduğunda kendimi kaçırılmış gibi hissediyordum.Kaçırılma konusundaki hislerimden dolayı, hala kaçırılmaya açık olmamdan dolayı utandım. Hala kaçırılmaya veya benimle uğraşılmasına izin veriyor olmaktan dolayı.
C: Yeni projeksiyonlar?
S: (C) Projeksiyonlar derken neyi kastediyorlar?
C: Bazıları projekte eder... bazıları yansıtır..
---------------------------------------------------------------
S: (L) Bu bana birşey hatırlattı! Neden sürekli mühendis ve bilgisayarcı tiplerle karşılaşıyoruz? (A) Bilgisayarcı tipler, açık: bir tek onlar vakit buluyor! [Gülüşmeler] (L) Bence K’ler mühendis gibi tiplere gerçekten çekici geliyor. (AJ) Polonya’da birkaç yıl boyunca aynı yerde ortay çıkan ekin çemberlerini sormak istiyorum. Son defasında insanlar kameralarını almış orada hazır bekliyorlardı. Bazı oluşumları ve geceleyin garip ışıkları çekmeyi başarmışlar. Pusula ibreleri hareket etmiş vs. Adamın bir tanesi bana mektup yazdı ve ekin çemberleri yapan gerçek bir UFO gördüklerini söyledi. (L) Herhangi somut cisimler çekmişler mi? (AJ) Sadece ışıklar. Tabi bu üç yıla yayılan bir fenomen ve bu süreçte bu ekin çemberlerinin aynı yöntemle yapıldığının bir garantisi yok. Soru şu: bu çemberleri kim yaptı?
C: Bilinçli zihinlerinin bir başka seviyedeki “psişik” bir farkındalık itkisini mantıksallaştırmış olması, haklı oldukları anlamına gelmiyor.
S: (L) Yani bu şahısların meydana gelen şeyle ilgili olarak başka bir seviyede psişik bir etki veya farkındalık deneyimlediklerini, bu nedenle birşeyin ortaya çıkmak üzere olduğuna dair bir ipucu sezdiklerini ve sonra da buna dair mantıksal bir açıklama türetmeye çalıştıklarını söylüyorsunuz, öyle mi? Ve bu mantıksallaştırma doğru olabilir de, olmayabilir de. Yani o farkındalığı deneyimlemeleri ve sonra da gökte ışıklar görmeleri, o ışıkların mutlaka UFO olduğu anlamına gelmiyor...
C: Evet.
S: (AJ) Anlamıyorum. Bu ekin çemberleri mevcut sonuçta. Bunları yapan birşey var. Nedir o?
C: Düşünceler.
S: (BT) Gözlemciler mi, başkası mı?
C: 6. Yoğunluk.
S: (AJ) UFO’lar da mı düşüncelerle yapılıyor?
C: Herşey öyle.
S: (AJ) Ama biz bazı düşüncelere madde diyoruz. Örneğin bu fincan bir madde. Ve bu fincanı üreten bir
teknoloji var. Soru, bu ekin çemberlerinin yapımının ardında bir teknoloji olup olmadığı.
C: Düşündüğün anlamda yok.
S: (L) Sanırım buradaki problem, bu insanların ekin çemberleri yapılırken bazı ışıklar görmeleri neticesinde o çemberleri UFO’ların yaptığını ve o ışıkların UFO olduğunu varsaymaları. Mantıksallaştırma kısmı bu. (AJ)Uçan bir bumerang görmek, gökte bir ışık görmekle aynı şey değil mi? (L) Hayır. Benim gördüğüm uçan bumerang her ne kadar üst boyuta ait olsa da somut bir cisimdi. Bizim anladığımız şekliyle kaynağı somut cisimler olmayan ve sıradışı şeyler yapan ışıkların görülmesine dair pek çok olay var. (AJ) Anladım. Geçen hafta Fransız bilimci Joel Scherk’i araştırıyordum yine. Eylül 1979’da anti-çekim hakkında bir makale yazmış. Daha önce de zaman hakkında makaleler yazmış. 1980’de ölmüş. Şeker hastalığı deneyimlediği sırada kimse ona insülin vermemiş. Soru şu: Scherk’in ölümü “ayarlanmış” birşey miydi?
C: Evet, benzer pek çok durumda olduğu gibi. Beden kimyasallarının uzaktan dalgalarla manipüle
edilebildiğini aklınızda bulundurun!
----------------------------------------------------------------
S: (L) Başka sorusu olan ? Ben yoruldum. (A--) Ben son zamanlarda çılgın gibi sıkça ortaya çıkmaya başlayan hayvan şekilli ekin çemberlerini sormak istiyorum. Yani Anka Kuşu, Denizanası, Balıklar ve Yusufçuk gibi.Bunlar gerçekler mi ? [ç.n. yani gerçekten dünya dışı kaynaklar tarafından yapılıp yapılmadıklarını soruyor]
C: 6. Yoğunluk düşünceleri.
S: (S) Ben aralarından sadece balıklı olanın sahte olabileceğini [insanlar tarafından yapılmış] düşünmüştüm.
(A--) Size söylüyorum, bu sanki 6. Yoğunluktan seslenen David Attenborough gibi [ç.n. David
Attenborough: BBC' de doğal yaşam ve hayvanlar üzerine prıgramlar hazırlayan bir televizyoncu) (Joe)
Denizanası neyi sembolize ediyor, Medusa'yı mı ? (A--) Ya Yusufçuk ?
C: Ne kadar sembolik değil mi ? Ve aynı zamanda , uyumlanmış (frekansa) olanlara , tehditkar ve korkutucu olmayan bir yolla mesaj iletmenin bir yolu.
S: (L) Medusa, Yusufçuk. (A--) Balık. Anka. Üç Balık. (L) Üç balık mı ? (A--) Evet bir tanesinde 3 tane balık vardı. (L) Hatırlamıyor musunuz ? Osiris parçalara ayrılmıştı ve erkeklik organı bir nehire atılmıştı ve sonra da 3 tane balık tarafından yenmişti. (Joe) Aynısı Dick Cheney'in başına da gelecek mi ?
[Gülüşmeler]
C: Sen nasıl istersen!
S: (Gülüşmeler) (L) Tamam, iyi geceler demek istiyorum, çünkü çok bitkin düştüm.
C: İyi geceler Gracie. Hoşçakal.
--------------------------------------------------------------
S: (DD) Benim izlenimim de buydu. Spiral şeklindeydi. (S) Wau! (L) Yazdığınız herhangi bir soru var mı?(Allen) İnternette haklarında birşeyler okuduğumuz, ekin çemberleri yapan adamlara ne dersiniz? O
adamlardan herhangi biri gerçekten iddia ettikleri ekin çemberlerini yaptılar mı?
C: Bazıları, ama farkı anlayabilirsiniz.
S: (J) Çünkü onlar ekinlere zarar veriyorlar...
C: Ayrıca yeni ekin çemberlerini takip ediyor, onların yanında kendileri yapmış gibi poz veriyorlar. Onlara verilen görev bu.
S: (A---) Wau. (J) Yani sadece gürültü ve saptırma için oradalar.
C: Evet, öyle denebilir. Ve pek çok insan çok “saptırılabilir” durumda.
-------------------------------------------------------------------
Pekala, bir sonraki soru? (Andromeda) Neden birden Endonezya’da ekin çemberleri çıktı ortaya?
C: Dalga geliyor. Ekin çemberleri mutlak yıkımı yaşayacaklara sunulmuş bir lütuf. Neden İngiltere’de o kadar çok ekin çemberi çıktı ortaya sanıyorsun? Bu hediyeleri alanlar ve bunlardaki mesajları ciddiye almayanlar kendilerini ve soylarını lanetleyecekler.
S: (L) Birileri yıllardır onlara lütuflar sunuyor ve onlar bu lütufları tekrar tekrar reddettiler. Birilerini bulup ekin çemberlerinin sahtelerini yaptırdılar, alay ettiler... Evren bu insanlarla konuşuyor ve çiftçiler çıkıp bu mesajları siliyor...
C: Evet.
S: (L) Düşünebiliyor musun? Evren seninle konuşuyor ve senin tüm düşündüğün şey ekinin mahvolması!Bunu düşünmek bile ne kadar inanılmaz. (Ailen) Peki neden en çok diğer ülkelerde değil de İngiltere’de?
(L) Başka yerlerde de ortaya çıkıyorlar ama en çok İngiltere’de. İngiltere dünyanın finansal merkezi. Tüm gezegeni yönetenlerin tümünün geldiği yer. “Batı Medeniyeti” denen şeyin kendisi... Ve ne dediler? Bu onlara ve onların soylarına bir uyarı. Soyları nerede? Tüm gezegende!
C: Evet. Kesinlikle!
S: (Andromeda) Son zamanlarda deneyimlenen pek çok garipliğin nedeni, dünya genelinde perdenin
incelmesi mi?
C: Evet.
---------------------------------------------------------
S: (L) Onlar 5 km'ye 10 km demeye çalışırken, ben karıştırıp onu 500 yaptım. Onlar 5... falan demiştiler.
Bilmiyorum ne demişlerdi.Tamam, başka soracak sorusu olan? (Perceval) Ekin çemberleriyle ilgili bir soru var. (L) Evet, onu gördüm ama salakça bir soru olduğunu düşündüm. “Bu yılın ekin çemberleri neden bu kadar yavan?” (Perceval) Andromeda ısrar etti, ben de yazdım. (Gülüşme)
C: 6. yoğunluk meydandan çekilmeye başladı.
S: (L) “Meydandan çekilmek” derken neyi kastediyorsunuz?
C: Daha önce de belirttiğimiz gibi ekin çemberleri bir almanaktı. Yakında son sayfa çevrilecek
-----------------------------------------------------------

Virüsler ,bazen bir çeper ve DNA dan bir bölüm halindedir ve hatta DNA nın başlangıcında yer aldıklarını veya dünyada maddenin canlının organizmaya dönüşümünde üst yoğunluklardan "DNA" izi "kodon" taşımakta görevli olduklarını son celselerde de ve hatta burada da belirtildiğini görüyoruz, virüsler önemlidir anne karnında fetüsün korunmasında da görevlidirler ,ve ilh. anlaşılacak şudur ki virüsler öyle bizi grip falan yapıp kaçınılacak bela değil böyle son derece önemli görevler de alırlar,

İnsanlık bilim bağnazlığından kurtulup biraz derin düşünse o çöp DNA diye kaldırıp attıkları DNA bölümünün bir hazine bilgi deposu olduğunu anlayacaklar,
Düşünün ben bile DNA nın protein yapımında kullanılmayan "intron" bölge sayısı yardımı ile KH nın DNA mızda yaptıkları eksiltmelerin ne derece olduğunu "cinsiyet ve açlık"tan başka şey düşünemeyen insanın tanrısal gücünün esasta topyekün kendisinde olduğunu anlatmaya çalıştım, evveli takip edenler bilirler şimdi tekrara girmeyelim,ancak yeni okuyanlar için
https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=308&SearchTerms=intron,

Burada virüslerin özellikleri ve ekin çemberlerinin anlattıkları ile ilgili olduğundan bahsediliyor,
----------------------------------------------------------------

(L) Pekala Psyche ve benim üzerinde düşündüğümüz bir soru var. Virüsler hakkındaki kitabı okuduktan sonra, virüslerin bu gezegende milyonlarca, belki milyarlarca yıldır meydana gelen genetik manipülasyonun aracı olabileceklerini düşündük (başka yoğunluklardan bilinçli olarak gönderilen şeyler olarak).
C: Evet.
S: (L) Yani virüs boyutlar-arası bir tezahür mü?
C: Evet. Tezahür eden düşünceler! Bazı ekin çemberleriyle karşılaştırın!
S: (Psyche) Atlastaki bazı virüsler gerçekten de ekin çemberleri gibi görünüyor. [rüzgar sesi Ark’ın sorusunun duyulmasını zorlaştırıyor] (Ark) ...elbette virüs saf bir DNA gibi. (Psyche) Tipine bağlı olarak DNA veya RNA olabilir ve kendini korumak için genellikle bir kaplaması vardır. Çok çeşitli virüs türleri var; sadece bir parça genetik kod da olabilir. (Ark) Pekala, benim sorum, virüsün normal kuantum fiziğinde veya kuantum kimyasında tanımlanmayan bir özelliğe sahip belirli bir parçası olup olmadığı veya bunun gibi bilinmeyen ama virüsün tüm organizasyonunu ilgilendiren bir özelliğinin olup olmadığı.
C: Evet. Bilgi alanı madde topluyor.
S: (düşünce ve bilgi ile ilgili konuşmalar) (Belibaste) Bilgi farklı protein veya aminoasitlerin bir virüs
oluşturacak şekilde bir araya gelmesini mi yönetiyor? Virüsün materyalizasyonu?
C: Evet.
S: (Psyche) Bu çok ilginç çünkü “çöp” DNA’mızda kök hücrelerine ve kanser üreten hücrelere yakın
konumlarda virüs özellikleri tespit ettiler. Bu çok ilginç. (Perceval) Bu durumda DNA’mız düşüncenin
maddi bir tezahürü mü?
C: Aşağı yukarı!
S: (Perceval) Ama düşünürken herşeyi berbat ediyoruz. Düşünmeyi ve DNA’mızın tezahür edişine müdahale etmeyi bırakalım mı? (kahkahalar)


bozadi Posted - 30/12/2018 : 13:26:04
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen bona fide

Bir öneri; bozadi yukardaki "thrive" videoyu tam izledinmi henüz izlemedinse 10. dakikadan 32. dakikaya kadar izlemeni tavsiye ederim torus dinamiği olarak tanımlanan enerji akıntısından bahsediyor herşeye uyarlanabilir olduğu, ekin çemberleride dahil ve gösteriyorlar. "Tgur"un paylaşımlarını önce okuyup videoyu izlediğimde anlatımın görsel şekliyle karşılaştım sanki.

İlk yaklaşık 1 saatini izledim. Evet, torus şekliyle ilgili anlatımlar ilgi çekici. Celselerde de geçmişti. Ekin çemberleri üzerinden dünyadışı varlıklar konusuna giriş, ufoloji camiasından isimlerle görüş paylaşımları var. Ama "uzaylı" konusuna aşırı naif yaklaşmış. Yani uzaylıların bize sadece iyi niyetle yaklaştıkları, savaşları ve adaletsizliği bitirmek, sınırsız enerjinin sırrını vermek için bizimle ilgilendikleri şeklinde biraz "dezenformatif ve tehlikeli" bir söyleme kayıyor bu. İlüminati ifşaları güzel ve sevindirici ama onlarla mücadelenin yolu sanki sınırsız bir enerji kaynağı bulmayla mümkün olacakmış gibi bir hava doğuyor anlatımlarda. "Bedava/sınırsız enerji" kavramı maalesef "uyutucu" bir konu izlenimi veriyor. Mesele bedava/sınırsız enerji kaynağımız olmaması değil, mesele insanların egemen psikopatiye karşı mücadele edip hayatlarına sahip çıkma haklarını kullanma konusunda olağanüstü pasif davranıyor olmaları.
Tgur Posted - 29/12/2018 : 08:37:43
Teşekkürler Bozadi saf ve temiz gayretlerin için .

Konuya başka yönden yaklaşacağım ,biraz medyumik olarak dense de bilginin salimen yerleşmesi için daireler içindeki daireler etkisi ile ve toplam faaliyetin ortak rezonansına girmiş dostlar bütünlük mobiüs çalışmasını devreye sokmuş oluyorlar ve her kademede bütünlüğün seslerini duyabiliyorlar, anlıyacağınız bu son olaylar tesadüf değildir.

Böyle bir torus dinamiği içinde olmak ne mutlu..

bozadi Posted - 28/12/2018 : 15:18:56
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen bona fide

Bir öneri; bozadi yukardaki "thrive" videoyu tam izledinmi henüz izlemedinse 10. dakikadan 32. dakikaya kadar izlemeni tavsiye ederim torus dinamiği olarak tanımlanan enerji akıntısından bahsediyor herşeye uyarlanabilir olduğu, ekin çemberleride dahil ve gösteriyorlar. "Tgur"un paylaşımlarını önce okuyup videoyu izlediğimde anlatımın görsel şekliyle karşılaştım sanki.

Maalesef henüz izleyemedim bona fide. Ama en yakın zamanda izleyip konuyla doğrudan veya dolaylı şekilde bağlantılı hususları incelemeye çalışacağım.
bozadi Posted - 28/12/2018 : 15:15:09
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen Tgur

Bozadi dikey gerçekliği netleştirmek adına şu alıntıda belirtilen ve sonuçta K.lara çizdirilen şeklin orijinalini bulabilir miyiz,

...

Yani iki daire içi içe ve kabaca iki daire arasında bağlantı çizgileri veya bölümler gibi geliyor bana
Ben celsede yapılan çizim tasvirinden birşey anlayamadım henüz ama sanırım senin yukarıda belirttiğin şey doğru, çünkü az önce o tasvirin yapıldığı celsenin kasyopya forumdaki orijinalini kontrol ettiğimde, forum üyelerinden birinin o tasvire dayalı olarak sunduğu resim tam da senin dediğin gibi:



Bkz. https://cassiopaea.org/forum/threads/session-29-april-1995.34851/#post-718035

Ekipten veya diğer üyelerden hiçbiri de çıkıp "hayır öyle değil, şöyle" dememiş, dolayısıyla K'ların çizdirmeye çalıştığı şeyin aşağı yukarı bu olduğu sonucu çıkarılabilir sanırım. Yalnız şahıs şekli bayağı "köşeli" çizmiş. Yanlış anlamıyorsam iki eşmerkezli daire gibi olması lazım daha çok.
bona fide Posted - 28/12/2018 : 15:03:48
Bir öneri; bozadi yukardaki "thrive" videoyu tam izledinmi henüz izlemedinse 10. dakikadan 32. dakikaya kadar izlemeni tavsiye ederim torus dinamiği olarak tanımlanan enerji akıntısından bahsediyor herşeye uyarlanabilir olduğu, ekin çemberleride dahil ve gösteriyorlar. "Tgur"un paylaşımlarını önce okuyup videoyu izlediğimde anlatımın görsel şekliyle karşılaştım sanki.
Tgur Posted - 28/12/2018 : 14:53:17
Bozadi dikey gerçekliği netleştirmek adına şu alıntıda belirtilen ve sonuçta K.lara çizdirilen şeklin orijinalini bulabilir miyiz,
-----------------------
C: Bir parça kağıda dikey bir kesişim çiz.
S: [Bir kağıda bunu çizdik] (L) Böyle mi?
C: Hayır, ters bir "T" harfi gibi yap.
S: (L) Tamam, işte bu. [Çiziyor] Şimdi...
C: Sonraki sayfayı kullan ve bu sefer daha yakın çiz ama sol alt köşeye değil.
S: (L) Oldu mu?
C: Hayır, sol alt köşeden daha uzak olsun. ...
S: [Tekrar deniyoruz]
C: Çok daha küçük olsun.
S: [Tekrar deniyoruz] (L) Oldu mu?
C: Merkeze yakın.
S: [Tekrar deniyoruz] (L) Şimdi nasıl?
C: Şimdi diğeriyle birleştir.
S: (T) Üstten mi, alttan mı?
C: Hafif farklı bir açıyla.
S: [Deniyoruz] (L) Böyle mi?
C: Tekrar deneyin.
S: [TR deniyor] (T) Sanırım bunu kastediyorlar. (L) Bu mu?
C: Hayır.
S: [TR tekrar deniyor]
C: Tabanları birleştir.
S: [TR tekrar deniyor] (L) Neden tablada kendiniz çizmiyorsunuz? [Kalemi planşete iliştirerek kağıdın üzerine koyuyor] Evet arkadaşlar, çizin! [Planşet şekli çiziyor]
C: Şimdi siz devam edin...
S: (J) Spiral mi?
C: Hayır.
S: [TR, her yöne dikey uzantıları olan çokgen bir şekil çiziyor] Bunu mu kastediyorsunuz?
C: Şimdi tabanı daireselleştirin... Şimdi bir dış dairenin içine alın... Şimdi başka bir sayfaya temiz bir kopyasını yapın.
S: (J) Bu bir ekin çemberi mi?
C: Yapıldı, evet. Dikey gerçekliklerin birliğini temsil ediyor.
S: (L) TR'nin geçtiği kasaba, bir dikey gerçeklik kasabası mıydı?
C: Yakın. Yedi çizgi gerekiyor.
S: (L) Gruptaki her bir kişi bir çizgi mi?
C: Evet.
S: (L) Sonunda yedi çizgimiz mi olacak?
---------------------------
Sonraki bölümde bir atıf daha var
-------------------------

C: Dikey gerçeklik tamamen değil ama temel olarak, bir kişinin hayat rotasını, ve bu hayat rotasının benzer bir hayat rotasına sahip kişilerinkiyle bir çember veya daire etrafında birleşmesini ifade eder. Ve ne kadar ilginç ki, eşzamanlılıkla ilgili bir önceki soruyla da çok yakından ilişkilidir. Daire içinde bir daire düşünün ve her bir kişi tarafından temsil edilen çizgilerin mükemmel bir dengede olduğunu düşünün. İşte dikey gerçekliğin en iyi temsili bu olurdu. Çünkü tam olarak tek bir kişinin deneyimiyle değil, bir grup bireyin daha büyük bir amaç doğrultusundaki deneyimiyle ilgilidir, eğer kastettiğimizi anladıysanız. Dikey gerçeklik derken kastettiğimiz şey bu. Gözünüzde tekrar iç içe olan ve eşit ölçüde dizilmiş boşluklara sahip bir daire içinde daireyi canlandırın. İşte dikey gerçeklik budur.
S: (T) Bize bu sembolü çizdirmiştiniz ve iki daire arasına yedi çizgi veya bölüm çizdirmiştiniz.
C: Doğru.
-------------------------------------
Yani iki daire içi içe ve kabaca iki daire arasında bağlantı çizgileri veya bölümler gibi geliyor bana


bozadi Posted - 28/12/2018 : 11:11:28
Benim eklediğim resim örnekleri, K'ların bu konuda yaptığı açıklamalar arasında "Dikey gerçeklik tamamen değil ama temel olarak, bir kişinin hayat rotasını, ve bu hayat rotasının benzer bir hayat rotasına sahip kişilerinkiyle bir çember veya daire etrafında birleşmesini ifade eder." kısmına uyuyor ama "Gözünüzde tekrar iç içe olan ve eşit ölçüde dizilmiş boşluklara sahip bir daire içinde daireyi canlandırın. İşte dikey gerçeklik budur." kısmına uymuyor sanki, çünkü ortada sadece tek bir daire/küre vurgusu var benim eklediklerimde. Bu husus biraz kafamı karıştırıyor.

Daha önce kozmolojik yoğunluk dizilimiyle ilgili paylaştığım bir resmi hatırlatmak istiyorum:



Emin olamasam da, şu ihtimal geliyor aklıma: Daha önce eklediğim resimlerde kürenin etrafındaki çizgileri bu son eklediğim yoğunluklar grafiği "içinde" düşünebiliriz belki. Ekim çemberi resminde küreden çıkan çizgilerin, çubukların hepsi aynı uzunlukta değildi. Ortak bir hayat amacı doğrultusunda bir araya gelip dayanışma içine giren bireylerin hepsinin bilgi/farkındalık düzeyi de aynı olmayabilir ve değildir de; "Beş parmağın beşi bir değil". Ama onlar ortak bir hayat amacı doğrultusuna gerçek bir dayanışma içine girdiklerinde, olası bilgi/farkındalık ve bakış açısı farklılıkları bir çatışma değil güzellik, çeşitlilik, zenginlik konusu olacaktır.

Yoğunluklar grafiğindeki 7 seviye ille de farklı yoğunluk seviyelerini ifade etmek zorunda değil. Sonuçta tüm yoğunluk seviyeleri kendi içinde de 7 alt seviyeye bölünüyor ve her bir alt seviye de aynı şekilde daha alt 7 seviyeye, sonsuza kadar bölünüyor. Dolayısıyla, 3. yoğunluk için de 7 ana seviye ve sonsuz sayıda 7 alt seviye var.

Sonuç olarak kendi zihnimde şu an "dikey gerçekliğin" şekilsel açıklaması olarak (doğru veya yanlış bir şekilde) varabildiğim nokta bu.
Dionysos Posted - 28/12/2018 : 03:08:57
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen Tgur

DİKEY GERÇEKLİK

C: Dikey gerçeklik tamamen değil ama temel olarak, bir kişinin hayat rotasını, ve bu hayat rotasının benzer bir hayat rotasına sahip kişilerinkiyle bir çember veya daire etrafında birleşmesini ifade eder. Ve ne kadar ilginç ki, eşzamanlılıkla ilgili bir önceki soruyla da çok yakından ilişkilidir. Daire içinde bir daire düşünün ve her bir kişi tarafından temsil edilen çizgilerin mükemmel bir dengede olduğunu düşünün. İşte dikey gerçekliğin en iyi temsili bu olurdu. Çünkü tam olarak tek bir kişinin deneyimiyle değil, bir grup bireyin daha büyük bir amaç doğrultusundaki deneyimiyle ilgilidir, eğer kastettiğimizi anladıysanız. Dikey gerçeklik derken kastettiğimiz şey bu. Gözünüzde tekrar iç içe olan ve eşit ölçüde dizilmiş boşluklara sahip bir daire içinde daireyi canlandırın. İşte dikey gerçeklik budur.




bir kişinin hayat rotası ve bunun benzer bir hayat rotasına sahip kişilerinkiyle bir çember veya daire etrafında birleşmesi....

Daire içinde bir daire düşünün ve her bir kişi tarafından temsil edilen çizgilerin mükemmel bir dengede olduğunu düşünün.

Örneğin burda 7 deniyor,
sanırım bunun için bir renk skalası ve o skaladaki renk/ton geçişlerini ve eşiklerini düşünebiliriz.

Burda anlamadığım pembeden mora, bir seyahat var mı? ,mı var? Pembe etrafında bir gezinti ve çakışma mı düşünmeliyiz. Yani pembeyi yaşayanlar moru yaşayanlar (ya da açık pembeyi ve koyu moru yaşayanlar) gibi..mi? Bu daire farklı mı? Böyle düşünmemeli miyim?

Örneğin müzikte, seste yedi nota vardır
Ama bir de oktavlar var . Mesela bir üst perde ve oktavdan da aynı notayı bulabiliriz.

Biraz önce celseler de, "duyguların mozaiği" ve "mozaik gerçeklik" denilen ve Photoshoptaki renk paleti/skalası aklıma geliverdi ve google da renk paleti ve skalası gibi aramalar yaptım ve şunları buldum









...

Aslında bunu arıyordum.. oldukça mozaiksi







....

Bu arada böyle bir haber buldum



http://www.gazeteplus.com/yasam/yeni-bir-renk-kesfedildi-h138575.html

....

Bu arada ses demişken onunla da ilgili biraz görsel aradım





Bu arada böyle çok çok güzel bir link buldum..



http://bilimneguzellan.net/temel-harmonikler-ve-lissajous-egrileri/




....
Bu arada mosaic mosque mask gibi kelimeleri birbirine benzettim ve biraz etimolojik tarama yaptım


Eklenti:
Sanatta mozaik; bir yüzeyin, farklı renklerdeki küçük parçacıkların yan yana getirilmesi yöntemiyle süslenmesi ve bu şekilde üretilmiş eserdir.

Vikipedi



Eklenti:
Mozaik Kelime Kökeni
~ Fr mosaïque renkli taş parçacıklarından yapılan resim ~ İt mosaico a.a. << OLat opus musaicus a.a. (= EYun mousíon ; a.a. ) < EYun Moúsa ; sanat tanrıçası +ikos #8594; musiki

Tarihte En Eski Kaynak
[ Ahmet İhsan, Avrupa'da Ne Gördüm (1891) ]
Önemli Not: Bu kaynak kayıtlara geçmiş ve bu kelimenin kullanıldığı yazılı ilk kaynaktır. Kullanımı daha öncesinde sözlü olarak veya günlük hayatta yaygın olabilir.
Kelime Kökeni
Fransızca mosaïque "renkli taş parçacıklarından yapılan resim" sözcüğünden alıntıdır. Fransızca sözcük İtalyanca aynı anlama gelen mosaico sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Geç Latince aynı anlama gelen opus musaicus deyiminden evrilmiştir. (NOT: Geç Latince deyim Eski Yunanca aynı anlama gelen mousíon sözcüğü ile eş kökenlidir. ) Yunanca sözcük Eski Yunanca Moúsa ; "sanat tanrıçası" özel adından +ikos sonekiyle türetilmiştir. Daha fazla bilgi için musiki maddesine bakınız.

Ek Açıklamalar
Latince forma (biçim) muhtemelen Etrüskçe yoluyla Eski Yunanca morfe;'den alınmıştır.

Etiketler: Fransızca, İtalyanca, Ses evrimi, Orta Latince, Eşkökenlilik, Antik Yunanca, Türeme, Antik Yunanca, bkz: Yabancı ekler kategori veya etiketlerine bağlıdır.

https://www.etimolojiturkce.com/kelime/mozaik



Aslında bu da ilginç... özellikle mascid-mescid

Eklenti:
Cami Kelime Kökeni
~ Ar (mascidu'l-)cami cuma mescidi, cuma namazı kılınan mescit < Ar cami; [cm; fa.] toplayan, bir araya getiren < Ar camaa ; topladı ; cem

Tarihte En Eski Kaynak
[ İrşadü'l-Mülûk ve's-Selâtîn (1387) : kaçan kim hutbeden burunbolsa cami 'içinde ]
Önemli Not: Bu kaynak kayıtlara geçmiş ve bu kelimenin kullanıldığı yazılı ilk kaynaktır. Kullanımı daha öncesinde sözlü olarak veya günlük hayatta yaygın olabilir.
Kelime Kökeni

Arapça (mascidu'l-)cami;) "cuma mescidi, cuma namazı kılınan mescit" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça cma; kökünden gelen cami "toplayan, bir araya getiren" sözcüğünden türetilmiştir. Bu sözcük Arapça cama; "topladı" fiilinin failidir. Daha fazla bilgi için cem maddesine bakınız.


..
Son olarak Kasyopya dan Alıntılar...

Eklenti:

Elbette öyle bir durumda hem kanal olarak kullanılan kişi, hem de siz çok sıkıntı çekerdiniz. Yani buradaki mesele, "eşzamanlılık nedir" gibi inanamayacağınız kadar karmaşık bir soruyu yanıtlayamayacak olmamız değildir. Gerçekliğin hayal edilebilir her halindeki unsurların, görsel olarak ifade edilecek olursa mükemmel dengedeki devasa bir mozaikte birleşmesi olarak tanımlanabilir. Elbette bu, sorunuzun yeterli bir yanıtı değildir, fakat, sunulan görsel imaj üzerinde düşünerek, daha tam bir yanıtı öğrenmede kendi kendinize yardımcı olabileceğinizi umuyoruz.

17 Haziran 1995

---

C: ... ama mozaik bilinci öğrenmeni öneriyoruz.

C: Lineer yaklaşımdan ziyade içsel olarak küresel biçimde düşünüş. Tüm sahneyi görme yoluyla tüm resim
görülebilir.

S: (L) Sanırım çok sayıda düşünce kalıbım olmasının nedeni de bu...
C: Kendini bir mozaiğin ortasında düşün.

14 Temmuz 1996

---

S: Tamam. Sonra düşündüm ki 'Percy' inanılmaz, son derece karmaşık bir ağın merkezi idi. Daha önce bana
tarif ettiğiniz 'mozaik farkındalık' gibi bir şeydi. Hangi yöne bakarsam bakayım bağlantıları
görebiliyordum. Yani tam tamına herşey birbiriyle bağlantılı...simya, Kızıl Haç derneği, masonlar, fizik,
genetik bilimi, eskatologya [ç.n. : dünyanın sonu ve ötesini açıklamaya çalışan bilim, teoloji dalları] ,
Kasyopya, asal sayılar, Medusa, perseus...Yani demem o ki, bu hayatımda gördüğüm en inanılmaz şey...
C: Şimdiye kadarki...
S: Tamam. Bu sonrasında beni , evrenin; ortasında bir örümceğin bulunduğu bir çeşit örümcek ağı olduğu
fikrine ulaştırdı... bir çeşit genişleyen ve daha karmaşık bir 'dikey gerçeklik' düşüncesi. Tüm seviyeler
kanallar veya yivler aracılığıyla birbirine bağlanmış. Çekimin herşeyi bağlayıcı etkisi merkezdeki
örümcekten kaynaklanıyor... bir yerlere varıyor muyum ?
C: Dikkatini açık tut...

21 Mayıs 1997

----

Elbette öyle bir durumda hem kanal olarak kullanılan kişi, hem de siz çok sıkıntı çekerdiniz. Yani buradaki mesele, "eşzamanlılık nedir" gibi inanamayacağınız kadar karmaşık bir soruyu yanıtlayamayacak olmamız değildir. Gerçekliğin hayal edilebilir her halindeki unsurların, görsel olarak ifade edilecek olursa mükemmel dengedeki devasa bir mozaikte birleşmesi olarak tanımlanabilir. Elbette bu, sorunuzun yeterli bir yanıtı değildir, fakat, sunulan görsel imaj üzerinde düşünerek, daha tam bir yanıtı öğrenmede kendi kendinize yardımcı olabileceğinizi umuyoruz.

17 Haziran 1995

---

C: ... ama mozaik bilinci öğrenmeni öneriyoruz.

C: Lineer yaklaşımdan ziyade içsel olarak küresel biçimde düşünüş. Tüm sahneyi görme yoluyla tüm resim
görülebilir.

S: (L) Sanırım çok sayıda düşünce kalıbım olmasının nedeni de bu...
C: Kendini bir mozaiğin ortasında düşün.

14 Temmuz 1996

---

S: Tamam. Sonra düşündüm ki 'Percy' inanılmaz, son derece karmaşık bir ağın merkezi idi. Daha önce bana
tarif ettiğiniz 'mozaik farkındalık' gibi bir şeydi. Hangi yöne bakarsam bakayım bağlantıları
görebiliyordum. Yani tam tamına herşey birbiriyle bağlantılı...simya, Kızıl Haç derneği, masonlar, fizik,
genetik bilimi, eskatologya [ç.n. : dünyanın sonu ve ötesini açıklamaya çalışan bilim, teoloji dalları] ,
Kasyopya, asal sayılar, Medusa, perseus...Yani demem o ki, bu hayatımda gördüğüm en inanılmaz şey...
C: Şimdiye kadarki...
S: Tamam. Bu sonrasında beni , evrenin; ortasında bir örümceğin bulunduğu bir çeşit örümcek ağı olduğu
fikrine ulaştırdı... bir çeşit genişleyen ve daha karmaşık bir 'dikey gerçeklik' düşüncesi. Tüm seviyeler
kanallar veya yivler aracılığıyla birbirine bağlanmış. Çekimin herşeyi bağlayıcı etkisi merkezdeki
örümcekten kaynaklanıyor... bir yerlere varıyor muyum ?
C: Dikkatini açık tut...

21 Mayıs 1997
Tgur Posted - 27/12/2018 : 17:37:39
Nev-i şahsına münhasırsın bonafide
bona fide Posted - 27/12/2018 : 10:59:32
Merhaba herkese, Bozadi yukardaki "Thrive" videoyu dün gece izledim. şimdilik olabilecek en iyi tanımlama yapılmış benim algımca. yani evrendeki en küçük birimden evrenin kendisine kadar döngüyü görselleştiren bir anlatım. Tgurun üstteki anlatımları videoyla birebir. izleyip kaleme dökmüş gibi örtüşüyor. zamanın ötesinde birisin tgur ve "sık sık gündemde olmak istemiyorum" da ne Allahını seversen, patlat ne varsa yerimizden sıçrayalım.)) sistem buysa pratikte sen, bozadinin eklediği üstteki iki boyutlu ekin çemberinde en uzun çubuk durumundasın. tarlanın kendi bölüm çizgilerini dalga kabul edersek diğer frekanslara geçen yakalayan nadir insanlar konumunda. ve fakat oldukça sade bu muydu bütün herşey noktasına getiriyor sanki.varoluştaki amaçta bu sanki.herşey ve hiçbirşey yükselip yaratan yok olup yaratılan olmak. videoda yerküreye yönelik kh eylemlerinin amaerikan ve dünya ekonomisine insanlığa zararlarından bahsederek buna karşı direnişe davet etmekte. buraya kadar herşey iyiydi. birleştirmeye sisteme karşı koymaya yönelik organizasyon beni nedenini blmediğim ya da şimdilik ifade edemeyeceğim şekilde rahatsız etti. edici geldi kh olmamdan kaynaklı bütünleştirmeye yönelik çağrı kh ye zarar vereceğinden kodlarım direniş gösteriyorda olabilir.veyahutta bilgi sonsuz ve sonsuz kanallar var sabitte kalma. bu davet sabite yönelik kendi içyapısında kime göre neye göre iyilik tüm bireyler aynı frekansta olmadıkça onlar için iyi olan bakış açısı başkaları -varlıklar- için zarar verici olabilir. isanın durumu örneğide -Tgurun paylaşımında- var yukarda ben oldum bana uyun.gibi hatalara düşüleceği algısıda olabilir. herneyse sitelerini de inceledim gogıl translateyle sizleri burayı siteyi tercih ederim. orda ters bişeyler var çözemedim. izah edemiyorum. ukalalık etmek değil kesinlikle özür dilerim hatta. yılların birikimiyle çıkan videoyu hazırlayanlara saygı minnet duymamak elde değil müteşekkirim. ingilizce bilmememden kaynaklı insana odaklılar gibi algılamış olabilirim. eksik hissettim işte. yaşasın kötülük diyerek çığlık atan sesler mi duyuyorum içimde Aman tanrım)).
bozadi Posted - 26/12/2018 : 17:02:11


Konuyla ilgili farklı fotoğraflar ararken, ilginç bir şekilde tam da 7 kişinin (çocuklar sanırım), öyle "eşmerkezli bir dikeylik" halinde uzandıkları üstteki fotoğrafa denk geldim. Yine, bunu iki boyutlu değil üç boyutlu düşünmek daha da elverişli olur sanırım. Ortada bir küre, ve bu yedi dikey çizgi veya kişi, küreden tüm yönlere uzanıyorlar bir bakıma.

Normalde biz 6 temel yön biliyoruz sanırım: yukarı, aşağı, sağ, sol, ön ve arka. Yedi bir bakıma tıpkı 7. yoğunluk gibi diğer 6 unsurun birliğe, bütünlüğe ermişliklerini temsil ediyor belki de.
bozadi Posted - 26/12/2018 : 15:36:08
Yukarıdaki youtube videosu, "Thrive" orijinal isimli bir belgeselden alıntı, daha önce kenevirle ilgili bir tartışmada linkini paylaşmışım sanırım. Görüntü olarak daha düzgün diğer bir versiyonu Türkçe altyazılı olarak aşağıdaki YouTube videosunda. Türkçe altyazı gömülü değil, seçilmesi gerekiyor sanırım (eğer daha önce altyazı ayarı yapılmışsa, otomatik olarak gösterebilir belki). Yine önce sağ alttaki simgelerden en soldaki altyazı düğmesine tıklanması, sonra onun sağındaki çark simgesine tıklayınca açılan menüde dil ayarı bölümünden Türkçenin seçilmesi suretiyle. Ben bu belgeseli baştan sona izlemedim sanırım, müsait vaktimde izlemek için tekrar not alıyorum.



bozadi Posted - 26/12/2018 : 15:01:08
Aşağıdaki video, iki boyutlu bazı ekin çemberlerinin ifade ettiği muhtemel üç boyutlu görüntüleri yorumluyor. Ve ilginç bir şekilde hem benim kesin emin olmadan yorumladığım şekliyle "dikey gerçeklik" konusunda, hem de "möbiüs şeridiyle", yani yönler ve yönsüzlükle bağlantılı olan torus/simit şekliyle ilgili bazı çağrışımları var:

bozadi Posted - 26/12/2018 : 14:42:41
Ekin çemberi örneği:



Bu şekil iki boyutlu; bunu üç boyutlu olarak hayal etmek gerek. Yani ortadaki daire bir küre aslında ve uzantılar küreden tüm yönlere uzanıyor, sadece dört yöne değil.
bozadi Posted - 26/12/2018 : 14:28:45
Biraz gecikmeli olarak, "dikey gerçeklik"le ilgili olası çağrışımları nedeniyle aşağıdaki resimleri paylaşmak/hatırlatmak istiyorum. "Dikeylik" konusunun bununla ilgili olduğunu düşünüyorum; bir eşmerkezden, küresel olarak ve dikey ve/veya dengeli bir şekilde her yöne yayılan uzantılar.











Özellikle ortaki küreden birbirine dik veya eşit açılı olarak çıkan uzantılar örneğinde, ortaki kürenin 7. yoğunluğu, uzantıların ise çeşitli yoğunluklardaki bireysel ruhları ve ilüzyon realitesini temsil ettiğini düşünüyorum. Ortada sonsuz potansiyel ve o potansiyelin bireyselleşme ve yaratım yoluyla şekil alarak varlığını, zenginliğini ifade etmesi, somutlaştırması.

Tgur Posted - 26/12/2018 : 09:23:03
Böyle sık sık gündemde olmak istemiyorum ama sanki arkamdan itiliyor gibiyim,

YÖNLERİN OPSİYONEL OLMASI:

(L) Bu vakada meydana gelmiş bir şekilde ve sonuç ortada. Oldukça korkunç. 4. yoğunlukta sağ ve sol olmadığına dair bir keresinde söylediğiniz şey hakkında düşünüyorduk da... Bunu nasıl kavramsallaştırabiliriz / anlamlandırabiliriz?
C: Bunu kavramsallaştırmak sizin için zor. Yönler sizin gerçekliğinizin algılanan sınırları içinde mevcut.
S: (L) Yani 4. yoğunlukta bireyler bir “nokta bilinci” halinde var oluyor ve kendileri istemedikçe maddesellik olmuyor, öyle mi?
C: Yakın.
S: (L) Möbius şeridinde sağ ve solun olmaması bununla ilişkili mi?
C: Evet.
S: (L) Möbius şeridini düşünmek hiç zor değil. Ayrıca matematikte bir ekstra boyut ekleyerek sağı sola çevirebildiğini biliyorum. Bu sorun değil. Böyle bir şeyi düşünmemizi tavsiye eder misiniz?
C: Eğer gerçeklikteki herşeyin yapısı daireselse, o zaman yön opsiyoneldir.

-----------------------------------------------------

Opsiyonel=tercihe bağlı demek,bu izahla yönsüzlük duygusunun zor anlaşılır olduğu bir gerçek,ama her şeyin dairesel yapıda olması işi bizi bazı yorumlara götürür,

Molekülü maddeyi meydana getiren atoma bakalım, hatta atom altına inelim quarklar ,mezonlar fermiyon ve bozonlar ,atom alimi değiliz hatalarımız olabilir ,ancak "hıggs bozonunun" fark edildiği söyleniyor var oluş aleminde maddenin oluşumu için gerekli bir alan diyorlar ve konuyu genişletmek için çalışmaları devam ediyor ,biz nötronun küçüğü dedikleri nötrinoyu iyi tanıdık yoğunluklar altında seyahat ettiğini ve nitelikli bir durumda bilgi taşıdığını biliyoruz,yalnız materyalist fizikçiler yoğunluk, boyut nedir bilgisine daha ulaşamadıkları için konuyu yerli yerine oturtmak peşinde değiller ,onların ölçekleri dünya cetveli bizim ölçemediğimiz bir şeye katiyen inanmam fikri bu tip kişilerin takıntı odaları,

Bu arada şu tesbitimi de belirteyim, takıntılı fizik alimleri insanlar size madde nedir diye sorduklarında sakın ukelalık yapmayın şu cevabı verin diye bir bölüm hatırlıyorum Tubitakın bilim dergisinde,"madde =partikül/enerjiden müteşekkildir" ,

Görüldüğü gibi partikülü yani sayılan veya ağrlığı olan kütlesel olan haliyle beraber atomun alt parçalarında o izah edip ölçemedikleri karakterleri hakkında "enerji" tanımını koyup geçiştiriyorlar,bu durumda maddenin tam yapısı izah edilemediği için doğmatik tanımını koyup kaçmaktan başka yolları kalmıyor..Maddeyi böyle belirsiz bir izahla bıraktıktan sonra bilinmeyen sizi neden korkutur ve materyalist takıntı odasında kalmayı seçersiniz,

"Bilinmeyen",

İşte bizim çabamız da tam bu son sonuçla ilgili, bizler bu bilinmeyeni çözmeye doğru bilgiyle giden takıntı odasından çıkmış merdivene hamle yapmışlarız.

Konuda felsefik ama düşününce oldukça gerçek olan kısımlarına dalıp uzatmadan esasa gelince,bu atom altı parçalarının ortak bir özelliği var, hepsi dönüyor ve "spin" diye adlandırılıyor ve bu dönü bazen tam bazen yarım bazen de üçte bir oranında oluyor ,Bu durumda fazla derine gitmeden K.ların şu cevabını getirelim,

"C: Eğer gerçeklikteki herşeyin yapısı daireselse, o zaman yön opsiyoneldir"

Bunu daha iyi izah için "dairesel düzlem"i ortaya koyacağım ,zira yönsüzlüğü anlamak için dairesel düzlemin ne olduğunu da anlamaya çalışmamız lazım ,özetle dairesel bir yapıya lineer sınırlar koymadan düşünmek gerek, bu dairesel düzlemde olduğunuzu kabul edin, yön sizin tercihinize bağlı kalır, tasavvur etmek çok zor..Kendini nokta halinde düşünmek de bir başka yol,

Çünkü yazılımımıza bu linner bakışa bağlı kalmak işlenmiş, zamanla beraber,

Bununla ilgili,
--------------------------------------------------------------------
S: (A) Einstein'ın çekim teorisi ve kozmolojisinde evrenin kapalı olduğu söyleniyor, dolayısıyla evren küre biçiminde bir yüzeye sahip olarak görünüyor....
C: Bunda sadece tek bir evrenin varlığı kabul ediliyor. Farklı nitelikte başka evrenlerle bağlantı kurulmuyor ve Einstein'ın teorisindeki hata da burada yatıyor. Fakat Einstein'ın Birleşik Alanlar Teorisi'nin bilinen pek çok geçerlilikleri var. Neden bu yolu izledi bir kere? Bu, hipotezleri arasında bir birleştirme amacına yönelikti. Bu birleştirme gizlice yapıldı.
S: (A) Tamam. Yani şimdi bir maddi dünya var ve bir de spiritüel dünya ve matematik de bu iki dünya arasında köprü kurmamıza yardım ediyor. Materyal dünyayı, alanları, parçacıkları, dalgaları, kuantum dalgalarını matematikle nasıl tanımlayacağımı biliyorum. Ama diğer kısmı, ruhsal kısmı tanımlamak için gerekli matematiksel kavramları bilmek istiyorum. Şu anda bu ruhsal kısım hakkında bildiğim tek şey,bilincin en saf enerji biçimi olduğunu söylemiş olmanız. Enerjiyi tanımlamak için kullanılan matematik kavramları bilinci tanımlamak için de kullanılmalı mı? Yoksa başka birşey mi gerekiyor?
C: Oraya kesinlikle matematiksel kavramları kullanarak ulaşırsın.
S: (A) Oraya kesinlikle matematiksel kavramları kullanarak ulaşmamız gerekiyor, tamam, ama benim sorum;HANGİ matematiksel kavramlar? Ne tür matematiksel kavramlar? Hangi yönde? Bilincin nasıl matematiksel olarak modelleneceği ve fiziksel dünyayla arasında bir köprünün nasıl kurulacağı konusunda HİÇBİR FİKRİM yok. Bu nasıl yapılır? Bana bir başlangıç noktası verin lütfen.
C: Ne gibi bir başlangıç noktası?
S: (A) Bana bir makale, bir kitap, bir kişi ya da bir fikir söyleyin ki doğru iz üzerine geleyim. Matematiği kullanarak fiziksel dünyanın ötesine nasıl geçeceğim konusunda hiçbir fikrim yok... (L) Fiziksel dünyayı tanımlayan terimler ruhsal dünyayı da tanımlar mı? Belki üzerinde biraz oynamayla?
C: Matematik büyük birleştiricidir.
S: (L) Matematiğin KENDİSİNİN ruhsal dünyanın ifadesi olduğunu mu söylüyorsunuz?
C: Köprü.
S: (L) Her şey ilüzyon olduğuna göre, maddi dünyayı tanımlayan matematik aynı zamanda ruhsal dünyayı da tanımlıyor olabilir. Belki de yalnızca bir zıt görüntü halinde.
C: İlüzyonlar yalnızca kendi alemlerine uyar, ihtiyaç duyulduğu gibi. Neden sonsuzluk kavramınız var?
S: (A) Çünkü elimizde doğal sayılar var. Ve sonsuz sayıda doğal sayı olduğunu kolayca ispatlayabiliyoruz.
C: Ama bu, doğası gereği aslında dairesel olana lineer bir ölçek dayatmaya yönelik umutsuz bir çaba.
S: (A) Sonsuzluktan kurtulmamız gerektiğini mi söylüyorsunuz? 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 0, 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8,9, 0 diye mi saymamız gerekiyor? Sonsuzluğa ihtiyacımız yok mu? Hayır, muhtemelen değil, çünkü soru bilinç hakkındaydı... ve sonsuzluk hakkında düşünmeye yönlendirilmedik – herşey dairesel. Az önce düzlemi düşünüyordum ve sonlu ve dairesel olan kürenin aksine düzlem sonsuz. Düzlemin iyi, kürenin kötü olduğunu söylediniz. O halde...
C: Hayır.
S: (A) Ama düzlem kendi başına sonsuzdur. Sonsuzluğa da bu şekilde varıyoruz, çünkü sonsuz bir düzlemimiz var...
C: Dairesel düzlem nedir?
S: (A) Ne?! Bir disk. Bazen onlara sorduğumuzdan başka soruların yanıtlarını alıyoruz... Son soru: Genel bir hayalkırıklığı hali içindeyim çünkü öğrenecek çok fazla şey, izlenecek pek çok yol, araştırılacak pek çok şey, kanıtlanacak pek çok teori, geliştirilebilecek pek çok matematiksel kavram, ekin çemberleri örneğinde olduğu gibi matematiğin ve fiziğin dışında araştırılacak pek çok şey var ve nereden başlayacağımı bilmiyorum. Hiçbir yere çıkmayan bir labirente girmek istemiyorum... Ne yapmam gerekiyor?
C: Böyle bir karmaşayla karşılaşıldığında, en iyisi önyargısız ve korkusuz bir şekilde sadece yapmaktır. Diğer bir deyişle, bırak yol kendini yaratsın. Ve bu yanıtla birlikte, iyi geceler.

Tgur Posted - 24/12/2018 : 07:58:33
DİKEY GERÇEKLİK

Daireler içinde daireleri tamamlayan ,daha doğrusu o izahımızda iç ice geçmiş olup birliğin farkındalık olgusunu belirleyen daireler içindeki dairelerin irtibatları dikey gerçeklikle olmakta,yani bir daireyi teşkil eden zihinsel bilgi/farkındalık /oluş bu dikey gerçeklikle bir birinin sesini duyan hale geliyor konuyu daha belirgeyen alıntılar sunuyorum,

-----------------------------------------------------------------
S: (L) Asıl önemli olan TR'nin ve ilişki kurduğu diğer o insanların... (T) Ortak bir deneyimi mi paylaşıyoruz?
C: Yakın.
S: (T) Hepsinin kökeni aynı mı?
C: Evet.
S: (L) Bu köken nedir?
C: Neormm.
S: (L) Neromm mu?
C: Sizin dilinizdeki en yakın karşılığı.
S: (L) Bu bir yer mi?
C: Evet.
S: (L) Nerede?
C: Yıldız rehberlerini kontrol edin.
S: (T) Bu bir yıldız mı? Uzunvadeli ilişki kurduğum özel bazı insanlarla başka bir yıldızdan mı geliyoruz?
C: Dikey gerçeklikte.
S: (T) Aradığımız Oryonlu ben miyim?
C: Hayır.
S: (L) JR de onlardan biri mi?
C: Hayır.
S: ... (T) Kafam karıştı. (J) Benim TR'yle olan ilişkimin önemi nedir? (L) Onu insanlaştırmak mı? [Gülüşme]
C: Açık.
S: (T) Açık bir ilişki! (J) Hayır, değil. Bu bir evlilik. Üzgünüm! (T) Evliliği sen istedin! 27 yıldır gayet iyiydik... (F)O kadar oldu mu? (T) Yo, sadece öyle hissettim. (L) Pekala! Şimdi neredeyiz? TR'nin dikey bir gerçeklikten geldiğini ve bunun hayatı boyunca kendini çeşitli şekillerde gösterdiğini ve şu dönemde yaşadıklarının da bununla ilgili olduğunu keşfettik, doğru mu?
C: Evet.
S: (T) Dikey gerçeklik nedir? (L) Dikey bir gerçeklik! (T) Ou, teşekkür ederim! Bu herşeyi açıklıyor. (L) Yanyana farklı gerçeklikler var; demek bu da dikey bir tanesi...
C: Boyut sınırı geçişinde kesişecek.
S: (L) Diğer bir deyişle boyut sınırıyla kesişen bir gerçeklikten geldiği için zihnen onunla bağlantı halinde, öyle mi?
C: Hayır.
S: (L) Sadece denedim. (T) Bana da iyi görünmüştü. Bir acil çıkış kapım olurdu!
C: Birleşiyor.
S: (L) Tamam, yani TR dünyadışı dikey bir gerçeklikten gelen kısmen dünyadışı biri ve bu onun, aynı
gerçeklikten gelen kişilerle etkileşmesine neden oluyor. Ne olmuş? [Gülüşme] (S) Yapacak bir iş! (J) Hobi.
C: 3'üncü yoğunluk düşünüyorsunuz, bir bilgi "tazeleme" celsesine ihtiyacınız var!
S: (T) Kasyopya Bilgi Takviye Kursu. (L) Sadece herşeyin neyle ilgili olduğunu anlamaya çalışıyorum. Tüm bunlar nereye varıyor?
C: O halde size aktardıklarımızdan ve aynı zamanda kendi içinde "kilitli" durandan öğren. Yani, anahtarı
bulma zamanı!
S: (L) Elimizdeki bilgilere bu şekilde mi bakmamız gerekiyor? (J) Bunun, Laura'nın son bir buçuk gününü...
C: Lütfen bizi oraya veya buraya "itmeyi" bırakın ve sadece serbest bir şekilde öğrenin.
S: (L) Bence gezegendeki herkes şu anda bunu yapıyor. Her zaman, alternatif bir gerçekliği paylaştıkları
insanlarla ilişkiler oluşturan farklı gruplar var. (J) Yani birbirimize mi çekiliyoruz? (F) Doğru. Bana anlamlı geldi. (L) Peki o zaman biz hangi alternatif gerçekliği paylaşıyoruz? Yoksa aynı alternatif gerçeklikten gelmiyoruz da, her birimiz farklı bir alternatif gerçekliğin temsilcileri ve bağlantı noktası mıyız?
C: Son kavram aynen doğru!
S: (T) Hepimiz kendi grubumuzu mu temsil ediyoruz?
C: Güç arttırmakla ilgili olarak ne söyledik?
S: (L) Yani her birimiz kendi gerçeklik grubumuzla bağlantılıyız ve...
C: JR, ilgili cümleleri hepinize tekrar okusun.
S: (L) Belirli insanlar, veya belki herkes, kendi içlerinde kilitli olarak veya bireysel elektromanyetik alanları içinde enerji paketlerine veya bilgilere sahip...
C: Yapbozun parçalarının bir araya getirilmesi gibi.
S: (L) Biz bir yapbozun parçaları mıyız? (J) Evet, bunu zaten biliyorduk.
C: Bir parça kağıda dikey bir kesişim çiz.
S: [Bir kağıda bunu çizdik] (L) Böyle mi?
C: Hayır, ters bir "T" harfi gibi yap.
S: (L) Tamam, işte bu. [Çiziyor] Şimdi...
C: Sonraki sayfayı kullan ve bu sefer daha yakın çiz ama sol alt köşeye değil.
S: (L) Oldu mu?
C: Hayır, sol alt köşeden daha uzak olsun. ...
S: [Tekrar deniyoruz]
C: Çok daha küçük olsun.
S: [Tekrar deniyoruz] (L) Oldu mu?
C: Merkeze yakın.
S: [Tekrar deniyoruz] (L) Şimdi nasıl?
C: Şimdi diğeriyle birleştir.
S: (T) Üstten mi, alttan mı?
C: Hafif farklı bir açıyla.
S: [Deniyoruz] (L) Böyle mi?
C: Tekrar deneyin.
S: [TR deniyor] (T) Sanırım bunu kastediyorlar. (L) Bu mu?
C: Hayır.
S: [TR tekrar deniyor]
C: Tabanları birleştir.
S: [TR tekrar deniyor] (L) Neden tablada kendiniz çizmiyorsunuz? [Kalemi planşete iliştirerek kağıdın üzerine koyuyor] Evet arkadaşlar, çizin! [Planşet şekli çiziyor]
C: Şimdi siz devam edin...
S: (J) Spiral mi?
C: Hayır.
S: [TR, her yöne dikey uzantıları olan çokgen bir şekil çiziyor] Bunu mu kastediyorsunuz?
C: Şimdi tabanı daireselleştirin... Şimdi bir dış dairenin içine alın... Şimdi başka bir sayfaya temiz bir
kopyasını yapın.
S: (J) Bu bir ekin çemberi mi?
C: Yapıldı, evet. Dikey gerçekliklerin birliğini temsil ediyor.
S: (L) TR'nin geçtiği kasaba, bir dikey gerçeklik kasabası mıydı?
C: Yakın. Yedi çizgi gerekiyor.
S: (L) Gruptaki her bir kişi bir çizgi mi?
C: Evet.
S: (L) Sonunda yedi çizgimiz mi olacak?
C: Evet.
S: (T) Buradaki beş kişi, çizgilerden beşi mi?
C: Açık.
S: (T) Bu diplomatik bir yanıttı, değil mi? Bu kavramla ilgili öğrenebileceğimiz başka şeyler var mı?
C: Elbette!
S: (L) Yedi çizgi yerini bulduğunda, bu bizim gücümüzü/bilgimizi katlayarak arttıracak mı?
C: Patlarcasına.
S: (L) Bu süreci durdurmaya yönelik bu kadar saldırı ve bu kadar girişim olmasının nedeni bu mu?
C: Kısmen.
S: (T) Tamam, kağıt üzerinde yedi çizgili olarak şekli çizdik. Şimdi bu şekille ne yapacağız?
C: Açık.
S: (T) Sanırım bu sadece bir dersti. (L) Dairenin merkezinde ne var?
C: Herşey yerini bulacak, şimdi bunun önemi üzerinde düşünmeniz gerekiyor ve bizim de iyi geceler
dememiz gerekiyor!
---------------------------------------------------------------
S: (T) Birkaç celse önce "Dikey Gerçeklikler"i tartışırken, yaşadığım birşeyden bahsettiniz ve dönüp hayatıma bakmam ve diğer insanlarla olan ilişkilerimi belirli bir perspektiften incelemem gerektiğini söylediniz ve bunun bir dikey gerçeklik olduğunu söylediniz. Dikey gerçeklik nedir?
C: Dikey gerçeklik tamamen değil ama temel olarak, bir kişinin hayat rotasını, ve bu hayat rotasının benzer bir hayat rotasına sahip kişilerinkiyle bir çember veya daire etrafında birleşmesini ifade eder. Ve ne kadar ilginç ki, eşzamanlılıkla ilgili bir önceki soruyla da çok yakından ilişkilidir. Daire içinde bir daire düşünün ve her bir kişi tarafından temsil edilen çizgilerin mükemmel bir dengede olduğunu düşünün. İşte dikey gerçekliğin en iyi temsili bu olurdu. Çünkü tam olarak tek bir kişinin deneyimiyle değil, bir grup bireyin daha büyük bir amaç doğrultusundaki deneyimiyle ilgilidir, eğer kastettiğimizi anladıysanız. Dikey gerçeklik derken kastettiğimiz şey bu. Gözünüzde tekrar iç içe olan ve eşit ölçüde dizilmiş boşluklara sahip bir daire içinde daireyi canlandırın. İşte dikey gerçeklik budur.
S: (T) Bize bu sembolü çizdirmiştiniz ve iki daire arasına yedi çizgi veya bölüm çizdirmiştiniz.
C: Doğru.
S: (T) Yedi optimal sayı mı?
C: Yedi her zaman optimal sayıdır. Yedi yoğunluk seviyesi vardır. Bu, gerçeğin tüm aşamalarına yansır.
S: (T) Bu süreçte etkileşim kurduğum, içinde bulunduğum dikey gerçeklikteki diğer bireyler de, benimle olan etkileşimleri bağlamında yapmaları gereken diğer şeyleri yapıyorlardı, öyle mi?
C: Doğru.
S: (T) Ayrıca, bu gruptaki her bir bireyin farklı bir dikey gerçeklikten geldiğini söylediniz.
C: Doğru.
S: (T) Bu, birbirimizin deneyimlerinden birşeyler öğrenmek amacıyla dikey gerçekliklerimizi birleştirmemiz anlamına mı geliyor?
C: Bu da doğru denebilir.
S: (L) İç dairenin bu gerçeklikle birleşme ve dış dairenin ve bağlantı noktalarının da, dikey gerçekliğin
"Dalga"yla birleştiği yer olduğu söylenmişti. O cümlede ima edilen şey, bu kanalın oluşturulmasının, bu
dalganın gelmesinde, bu değişimin meydana gelmesinde, bu boyut değişiminin, veya yoğunluk
değişiminin gerçekleşmesinde kilit bir rol oynadığı mıydı ve bu, başka yerlerde de yapılan birşey mi?
C: Bir kerede altı soru sorduğunuz için sizi tebrik etmek istiyoruz.
S: (T) Bir soru daha ekleyelim ve tam bir dikey soru olsun!
C: Neşe!
S: (L) Bireysel olarak veya grup olarak Dalga ile bir şekilde bağlantı halinde miyiz?
C: Elbette. Herşey dalgayla bağlantı halindedir.
S: (L) Bu çemberi oluşturarak, bir şekilde dalgayı etkinleştiriyor muyuz?
C: Bu ilginç yorumunu tam olarak kavrayamadık, ama dalgayla etkileşimli bir ilişkiniz olduğu doğru. Daha önce de belirtildiği gibi dalganın, gerçekliğinizin bir parçası olması bakımından dalgayla etkileşimli bir ilişkiniz var, her zaman vardı ve her zaman da olacak. Ve bu elbette, büyük döngüdeki ilerleyişinizle ilgili.Dikey gerçeklik de, çekirdekten dışa bir ilerlemedir ve bu da, tüm gerçekliğin ve var olan herşeyin diğer bir yansımasıdır. Şimdi, daha önce belirtilen görsel temsile dönmek istiyoruz. Fark ettiyseniz, iç daire, yedi çizgi aracılığıyla dış daireyle birleşiyor. Şimdi bu dış daireyi sürekli genişleyen bir daire olarak ve yedi çizgiyi de sürekli uzayan birer çizgi olarak düşünün. Elbette dışa doğru genişleme de dairesel bir şekilde olacaktır. Şimdi lütfen dışa doğru genişleyen bir dış daire ve genişlemeyen bir iç daireyi canlandırın gözünüzde. Bunun üzerinde düşünün ve sonra da bunun neyi temsil ettiğiyle ilgili düşüncelerinizi söyleyin.
S: (L) Bu, bilgimizin ve bilincimizin sürekli olarak genişlemesini mi temsil ediyor?
C: Bu da sürecin bir parçası.

-------------------------------------------------------------------
S: Tamam. Bu sonrasında beni , evrenin; ortasında bir örümceğin bulunduğu bir çeşit örümcek ağı olduğu fikrine ulaştırdı... bir çeşit genişleyen ve daha karmaşık bir 'dikey gerçeklik' düşüncesi. Tüm seviyeler kanallar veya yivler aracılığıyla birbirine bağlanmış. Çekimin herşeyi bağlayıcı etkisi merkezdeki örümcekten kaynaklanıyor... bir yerlere varıyor muyum ?
C: Dikkatini açık tut...
S: Bunu yapmanızdan nefret ediyorum!
C: Ama kendin keşfettiğinde de seviyorsun!
--------------------------------------------------------------------

Yoğunlukları bilyaların yuvalara oturma özelliği tarifi ile biraz anlamıştık ve dikey gerçekliklerle eşleştirir gibiydik ancak burada farklı bir anlatım ile başka bir şey olduğu belirtilmekte ,şahsen ben tam kavrayamadım zamanla tartışarak oturtabiliriz,

Veya evvela benim anladığım kısmı belirteyim, bu yorumumda aktardığım bölümleri tekrar tekrar okuyunca bu kanıya vardım.

Bununla beraber tekrarlamanın bir sıkıntı değil gerekli dersi anlama yolunda çok önemli olduğunu şahsen tekraren idrak ettim..

Dikey gerçeklik matrisinde farkında olduğumuz konuya tam bir inanış ve vazgeçilmez bir oluşa geçmiş oluyoruz ve dışımızdaki daire ile konuşabiliyor anlaşabiliyoruz kısaca onunla bir gibi olup birliğe doğru yürüyen bir bilince geliyoruz ,yoğunluklar ise üst dairelerden haberdar olup onu benimsemeye başlamış durumdayız ama tam değil, fikir sahibiyiz, bir gün"kalkulüs hakkında bilgi sahibi olmaya başlayan köpek Percy" gibi,
--------------------------------------------------------------------
S: (L) Şimdi bunu bir tür dikey gerçeklik imgesi olarak algılıyorum. Ortada bir daire var ve daireye dik olarak uzanan gerçeklikler var. Bu düz uzanan gerçeklikler gidiyor, gidiyor ve sonunda ortadaki merkeze dönüyor, çünkü merkezdeki çekim onları geri getiriyor. Eşmerkezli bir dairede birşeyler oluyor veya atomun kabukları gibi. Bu merkezle ve bu dikey gerçekliklerle ilişkili olarak kabukları veya oluşun hallerini birbirinden ayrıştıran birşey. Dikey gerçeklik ile onun merkezle belirli ilişki noktalarını ayrıştıran dışa uzanışı arasındaki ilişki nedir? Bunun bilinçle ilgili olduğunu biliyorum ama yokluktan da bahsediyoruz.Varlık ve yokluk. Bu dikey gerçekliklerin varoluşun yedi yoğunluğu ile ilişkisi nedir? (ç.n.: dikey gerçeklik bir küreden dik bir şekilde dışa uzanan ama bir şekilde küreye geri kıvrılan boyutları ve/veya yoğunlukları (?) ifade ediyor gibi.)
C: Tam olarak doğru değil. Dikey gerçeklik bilgi/farkındalık/oluş matrisidir. Yoğunluklar yalnızca bilinç
enerjisi yönlendiricilerine dayalı deneyimsel ayrımlardır.
S: (L) Bilinç enerjisi yönlendiricileri nedir?
C: Kendini arkabahçenizeki sakinle karşılaştır. Kalkülüse bakışınız nasıl?
S: (L) Kalkülüsün tam olarak ne olduğunu bilmiyorum ama önemli olduğunu biliyorum. Bu tür şeyleri
öğrenebileceğimi hiç düşünmedim, o yüzden de denemedim. Ama sanırım bu önemli ve birgün bununla
ilgili birşeyler öğreneceğim. Arkabahçedeki köpeğimizin kalkülüsü faydasız bulacak olması bir yana,
bunun farkında bile olamaz. Bunun bilinç enerjisi yönlendiricileriyle ilgisi nedir?
C: Doğadaki herşey denge arar. Sözün gelişi bir gün, "Percy"nin gerçekten kalkülüsle ilgili bir fikri olacak.
S: (L) Yani bilinç enerjisi yönlendiricileri dikey gerçekliklere karşı yatay gerçeklikler gibi, öyle mi?
C: Yuvalar, canım, yuvalar. (ç.n.: birşeyin konduğu, yerleştirildiği açıklık anlamında)
S: (L) Bu yuvalar bir atomun kabuğundaki ortaya çıkan ve kaybolan elektronlara benzetilebilir mi?
C: İlgisiz. Hala diğer tüm yoğunluk seviyelerinin gerçeklik parametrelerini ölçmek için 3'üncü yoğunluk
farkındalığını kullanmaya çalışıyorsun. Uymaz! Arkadiusz'a çekim dalgalarının yalnızca onu daha yüksek kavrayışa götürecek yol olduğunu, nihai bir son noktaya ulaştıracak bir araç olmadığına güvenmesini söyle.
S: (L) "Yuvalardan" bahsettiniz. Nedir bu yuvalar ve kişi bir yuvadan diğerine nasıl hareket eder?
C: Şunu düşün: 7 boyda bilyen var. Yedi boyda da yuva var. Bilyeler nereye "oturur?"
S: (L) Bilyeler bilinçlilik birimlerini mi temsil ediyor?
C: Yakın. Veya bilinç seviyesi enerji rezonans profilleri ayrımları.
S: (L) Bu bilinç ayrımları gelişip değişiyor mu?
C: Evet.
S: (L) Ve bilgi edinme yoluyla gelişip değişiyorlar, doğru mu?
C: Temel olarak.
S: (L) Bilgi edinme enerji edinme gibi mi? Veya ışık? Işık enerjisi?
C: Pek sayılmaz. Bu, benzin istasyonunda arabanın deposunu doldurmanın hız kazanma gibi olduğunu
düşünmeye benziyor.
S: (L) Yani bilgi ve ışık, arabanın benzini gibi, ama hız kullanımdan geliyor, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Ve kullanım da...
C: Bilginin uygulanması enerji üretiyor, enerji de ışık üretiyor.
S: (L) Yani bu bilyelerden biri bir yuvadayken benzinle doluyor ve bu da onu diğer yuvaya mı taşıyor?
C: Ne!?!
S: (L) Sizin benzetmenizi kullanıyorum!
C: Hayır, benzetmeleri karıştırıyorsun!
S: (L) O zaman toparlayayım. Yuvalarda bilyeler var...
C: Bilyelerin yuvaya girmesine neden olan şey ne? Benzin mi?!???
S: (L) Tamam, benzini nereden alıyorlar?
C: O tamamen farklı bir benzetmeydi, sadece hatalı bir varsayıma yönelik yanıttı, başka birşey değil!
S: (L) Tamam, geri dönüyorum. Yuvalardaki bilyeler. Yuvalar nedir?
C: Yoğunlukları tanımlamak için bir benzetme.
S: (L) Bilyeler bir yuvadan diğer bir yuvaya mı geçiyor?
C: Ancak ve ancak uygun boya ulaştıkları zaman.
S: (L) Uygun boya nasıl ulaşıyorlar?
C: Sen nasıl ulaşıyorsun?
S: (L) Gelişerek sanırım.
C: Evet.
S: (L) Konuyu değiştirmek istiyorum çünkü o kadar derine iniyor ki hangi yöne gideceğimi bilmiyorum.
Beynim bununla baş edemiyor. Ark 1925-27 teorisinin sonraki girişimlerden daha iyi olup olmadığını
öğrenmek istiyor.
Tgur Posted - 20/12/2018 : 05:01:25
DAİRELER İÇİNDE DAİRELER

Ruhsal gelişimin farkındalık kriterlerini belirtirken başlangıçta merdivenler, kademeler, değişik ebattaki yuvalar v.s. den bahsedilir hiyerarşik bir yapı gözümüzün önüne gelir ve bunlar adeta birbirinden ayrı yalın kendine öz farklılık gösteren birbirine tepeden bakan özelliktedir ,her bir kademedeki birikimi yapan bu var oluş nesneleri bir nevi ayrılığı anımsatırlar,"bak sen daha bilmiyorsun öğren de gel" ayrılığı ,

Oysa gerçek bu değildir ,bu anlatılanda "bir" bütünlüğünü baz alarak değerlendirme yapmalıdır ,ne anlatmak istiyorum,

Daireler var oluşun temelinde çok büyük özellik arz eder ,eğer daire çemberinin ölçüsünü hesaplamada Pi katsayısının bir rakam gurubunu sabit tutarsak konumuz sınırlı ortamda hapistir ,bir tek dairede anlayışımızı kilitlemişizdir ,

Uzatmadan, Pİ katsayısı 3,1416 ve bundan sonra yani virgülden sonrakiler sonsuza uzanır ,biz bir daire çemberini hesaplarsak ve sadece bu 5 rakamlı bütünlüğü devreye alırsak konumuz tek dairedir,eğer hesabımızda bu 5 li katsayı gurubu değil de 3,14161 i 6 lı rakam gurubunu alırsak dairemizin çember bütünlüğü daha değişiktir ,evvelce ben bu değişik daire sistemini frekansla bütünleştirmiştim yani frekans denilen o titreşimi izah etmeye çalışmıştım ,ancak şu anlarda "daireler içinde daireler" ifadesi ile ruhsal gelişimde o ayrı sandığımız merdivensi kademelerin dışında "bir" in daireler içinde daireler şeklinde düşünülmesi ve böylece ayrılığı yok eden bir anlayışa gelmemiz işaret ediliyor,

Yani ben bilgide biraz zorlayıp kendimi değişik bir ruhsal farkındalığa ulaşmışsam dikey gerçeklikle hemen etrafımda olan diğer diyeceğim ama esasta benden ayrı olmayan daha geniş dairemle aynı dili konuşmaya yahut onun sözlerini anlamaya başlamışımdır kanal kanal diye bolca bahsettiğimiz herkesin kanalı olabilir diye ısrarlarımız bu paradigmayı ortaya koyuyor,

Bu arada Dikey Gerçeklik nedir incelememiz lazım,sonraki konumuz muhtemelen o olacak,

Kanalın ısınması veya bu kanallara negatifin girmesi işini de böylece daha belirgin anlatabiliriz ,3B deki dairede olan ben 3B anlayışı ile yani varsayımlarla, kişisel meselelerle ,kehanetimsi isteklerimle sorularımı sorup cevaplar istersem bir ananın çocuğuna davranışı gibi muamele görürüm dışımdaki daireler içindeki daireler bölümünden, bir bütünlüğünden ,isteklerime uygun beni o an avutan bilgiler alırım,adeta pışpışlayan takılmış olduğum çıkamadığım o bilgi ve hallere göre cevap alırım ,Ra daki medyum dostumuz Carla Rueckert ve K.daki Lauranın İSA inanç takıntısında olduğu gibi..

Bunlara daha bir çok misal bulabiliriz ve K.ların sorularınızı şahsi meseleler dışında sorun istekleri gibi,

İlgili alıntılar ,

--------------------------------------------------------------
S: (T) Antarktika'daki bu yeraltı üslerinden herhangi biri, 2. Dünya Savaşı sırasında Almanlar tarafından mı
yapıldı?
C: Grup.
S: (T) Naziler mi?
C: Unutmayın, herşey döngüler ve daireler içinde yapılanıyor.
S: (L) Yani bu tüneller Konsorsiyum tarafından yapıldı ve onlara ait, doğru mu?
C: Daireler içinde daireler.
S: (L) Masonlar gibi mi?
C: Bahsettiğimiz kavramın örneklerinden biri.
---------------------------------------------------------------
C: Hmmm. Biz öyle hatırlamıyoruz. Bizim hatırladığımız kadarıyla, içgüdüsü ve hayalgücü vardı ve içgüdüsünü hayal gücüyle birleştirdiği zaman gerçeğe dönüştü. Gerçeğe dönüştüğü zaman, fiziksel üçüncü yoğunluk gerçeğinde ortaya çıkacağından tam emin olduğu bir gerçeklik yaratmıştı. Ama önemli olan kendine güveniyor olması değildi. Öyle olduğunu biliyordu. Denkleme şüphe eklemek için kendini durdurmadı. Ama sen "Ne olduğunu bilmiyoruz, çünkü oraya hiç gitmedik!" dediğinde yaptığın şey bu.Mantıklı düşün lütfen. Herşeyin büyük bir döngü olduğunu defalarca söyledik. Daireler içinde dairelerden bahsettik. Döngülerden bahsettik. Kısa dalga döngülerinden ve uzun dalga döngülerinden bahsettik.
Şimdi, bizden istediğiniz ve bizim büyük bir mutlulukla verdiğimiz tüm bu bilgilerden sonra, düz bir çizginin sonsuza kadar düz bir çizgi olarak devam etmesini mi beklersin? Bunu nasıl yapabilir? Üçüncü yoğunluk dünyanızda, Doğu'ya veya Batı'ya ya da Kuzey veya Güney'e düz bir çizgi çizerseniz ne olur?..
----------------------------------------------------------------
C: Şöyle söyleyelim: hafıza bankalarınızın bir kısmına erişeceğiz ve ilginç bir şekilde daha önce tanımladığımız dikey gerçeklikle çok yakından uyumlu olan başka bir referans vereceğiz. Bir slayt
göstericisinin nasıl birşey olduğunu biliyorsunuz değil mi? Gerçeğin bu geniş nitelikli yapısına dair bir sezgi edinmenizi sağlamak için, kendinizi büyük bir slayt çarkı olan projektörle bir sunum izlerken düşünün. Bu süreçte herhangi bir noktada, belirli bir slaytı izliyor olursunuz. Fakat, diğer tüm slaytlar da çarktadır,değil mi? Ve elbette bu aynı zamanda, daireler içinde daireler ve daireler içinde dairelerin olduğu dikey gerçekliğe, ve aynı zamanda Büyük Döngü'ye ve aynı zamanda daha önce anlattığımız şeye de uymaktadır: Var olan herşey / tek şey derslerdir. Herşey bundan ibarettir ve slayt sunumunu izlerken,derslerinizden keyif almanızı istiyoruz...
--------------------------------------------------------------------
S: (L) Daha spesifik olmamı istiyorsunuz, o zaman şöyle sorayım. Zaman anlayışlarından birine göre zaman her zaman "şimdi." Pek çok insan pek çok başka "şimdiler" hatırlıyor, bazıları hiçbir "şimdi" hatırlamıyor ve hafıza sanki beklentinin ters işlevi gibi görünüyor. Beklenti adeta "geleceğin" anısı ve geçmişin bir zıt beklentisi. Eğer zaman yalnızca "şimdi" ise, hafıza nedir?
C: Algıların bilinçli ve bilinçaltı kaydı.
S: (L) Tamam. Eğer hafıza algıların bilinçaltı ve bilinçli kaydıysa, yeteri kadar hafıza toplandığında kişi "zamansız" mı oluyor?
C: Kişi her zaman zamansız.
S: (L) Peki kişi ne zaman zamansızlığın farkına varır?
C: 4'üncü yoğunlukta.
S: (L) Elektronun hafızası var mı?
C: Elektron 7'nci yoğunluktan alınıyor.
S: (L) "Atomik Yapı" olarak tanımladığınız ekin çemberinin resminde içiçe daireler vardı ve üçgenin köşelerinin dışında üç şey vardı. Biri zikzak şeklinde, biri düz ve biri de tekerlek gibi. Zikzak şeklinde olan elektron mu?
C: Doğru kavram değil. Atomik yapı elemantal atomları birleştiriyor.
S: (L) Elemantal atomun sıradan bir atomdan farkı nedir?
C: Elemantal tekil yapı anlamında. Elektron atomik yapının bir elemanı.
S: (L) Atomda hafızayı tutan birşey var mı?
C: Hafıza subjektiftir, atom subjektif değildir.
S: (L) Bazı atomlar biraz subjektif görünüyor.
C: Hayır, bu senin yorumun.
--------------------------------------------------------
S: (L) Hem de nasıl. Mantıklı şeyi yapmaktan korkar hale getirdi bizi, en hafif deyişle. Pekala. Bunu nasıl yapacağımızla ilgili herhangi belirli bir öneri? Üyelik falan yani, çünkü bu temel olarak QFS için ve daha fazla katılım göstermek isteyen forum üyeleri için bir yasal koruma olarak tasarlanmıştı.
C: Farklı insanların, kendileri için rahat ve mümkün olan derecede katılımda bulunabilmelerine yönelik farklı üyelik seviyeleri olmalı. Geliştikçe daha geniş çemberle bağlantıya geçecekler. Çünkü bu seviyeler hiyerarşik değil, daireler içindeki daireler şeklinde olmalı
------------------------------------------------------------

Başkalarına Hizmet Forumu © Kasyopya celselerini ve diğer mesajları farklı ortamlara kopyalamadan önce lütfen izin isteyin: baskalarinahizmet@gmail.com Yukarıya git
Snitz Forums 2000

Design by Sizinsayfaniz.com

Bu sayfa 2,36 saniyede oluşturuldu.