Başkalarına Hizmet Forumu
Başkalarına Hizmet Forumu
Ana Sayfa | Bilgilerim | Kayıt Yaptır | Aktif Konular | Forum Üyeleri | Site içi Arama
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni Hatırla
Şifre hatırlatma servisi

  Forum
 Kanal Bilgileri
 Kanal Bilgileri
 Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)

UYARI: Sadece KAYITLI KULLANICILAR Konulara cevap yazabilir.
Kayıtlı Kullanıcı olmak için, TIKLAYIN.

Ekran Ayarı:
UserName:
password:
Format Mode:
Biçim: KalınSağa yatıkAltı ÇiziliÜstü Çizili Sola DayalıOrtalanmışSağa Dayalı Yatay Çizgi Link EkleEmail EkleResim Ekle Kod ekleAlıntı BildirListe ekle
   
Mesajınız:

* HTML modu KAPALI
* YARDIM Açık
* UYARIYI OKUYUNUZ
Yüzler
Smile [:)] Big Smile [:D] Cool [8D] Blush [:I]
Tongue [:P] Evil [):] Wink [;)] Clown [:o)]
Black Eye [B)] Eight Ball [8] Frown [:(] Shy [8)]
Shocked [:0] Angry [:(!] Dead [xx(] Sleepy [|)]
Kisses [:X] Approve [^] Disapprove [V] Question [?]

  Mesajda Kişisel imzam mesajda görüntülensin.
    

K O N U    G E N E L G Ö R Ü N Ü Ş
Tiversonus Posted - 01/04/2009 : 21:30:45
Kanal Bilgileri ve/veya ilintili konular hakkındaki görüşlerimizi sunabileceğimiz, fikir alış-verişlerimizi yapabileceğimiz bir başlık.
25   V E R İ L E N    C E V A P L A R    (en son mesajdan itibaren sıralı)
Tgur Posted - 24/04/2019 : 15:17:56

KH NIN BASINÇ ALTINDA OLUŞU

İdare edenler de olsa ortamda basınç hisseden KH mensupları davranışı dolu zamanlar geçiriyoruz,birlik bilinciyle ülkeyi çok kolay kavrayıp toparlayıp o istedikleri madde ve manada en yüksek makamlara ulaşabilme fırsatını kaçıran kişiler görüyoruz ,daha doğrusu hırsların gözleri karartıp kör ettiği anlar, bir ufak parıldamayla ülkeyi kollektife yöneltecek davranışların birden kesildiğini ve minimala doğru uğratan davranışların tekrar su yüzeyine çıktığını,

Bu neden oluyor diye sorguladığımızda K.ların bazı sözleri gözümüze çarpıyor,
--------------------------------------------------------
S:(B) KH olanlar bu yarışı BH olanların kazanacağını kabul ediyorlar mı?
C: Hayır, kesinlikle! KH "kaybetmeyi" algılayamaz, yalnızca içgüdüsel olarak üzerlerinde artan bir basınç hissederler. Artan karmaşanın nedeni bu.
S:(B) Kaybettiklerinde onlara ne oluyor? Manyetik bir yıkım mı yaşıyorlar yoksa başa dönüp tüm evrim sürecini yeniden ve karşı kutupta mı deneyimliyorlar?
C: İkincisi.
S:(B) Demek bir dönüm noktası geliyor?
------------------------------------------------------------

Diğer yandan genelde KH oluşumuzdan ötürü bu tip maniplasyona provakasyona uğrayan bir nüfus birikimini de yarattığını görüyoruz ve bu birikmenin cehalet denilen kavramda kristalleştiğini de fark ediyoruz,

Cehalet eyleme geçtiğinde oluşacak en korkunç ve ümit kıran olaylara da şahit oluyoruz.Goethenin dediği gibi ,zira bu kitleyi yöneten dediklerimiz akıl almaz insanlık dışı bu eylemleri doğal görmekte ve teşvik etmekteler,kaba kuvveti kullananların gladyotör kanlı olaylarını zevkle izlemesi gibi ,

Bu durumda geri çekilip olayları seyreden olarak ne yapılmalı şeklinde veya pozitif eyleme nasıl geçilir düşüncelerine doğru geçiyoruz,

Cehaleti kaldırmak için elimizde fırsat var mı ,
Bu azgın davranış veya düşüncelere karşı nasıl davranmalı,

-Elimizdeki silahı kullanarak ,bu da oy olmakta, zira evvela cehaleti kaldırmak için çok köklü bir eğitim seferberliğine geçmek ancak iktidar elde ise olur,

-Yakın zamanda ise bu basınç altındaki KH davranışlarına karşı itidali kaybetmemek ,etki gösteren cahil davranışlarına karşı eğer bizi yok etmeye gelen bir şiddetle gelmiyorsa tepkiyi kaldırmak ,o fiziksel davranışı sevgiye doğru yöneltecek yumuşaklıkta olmak,

Çok şükür yakın zamandaki seçim bu oyla işi düzeltme imkanı verdi ve baharın çiçekleri kendini göstermeye başladı ,bundan sonra oluşacak o KH davranışı ne olursa olsun akamete uğrayacaktır bunu görebiliyoruz,

-------------------------------------------------------
C: Aynen öyle. Fakat daha önce de olduğu gibi “Müttefikler” garip arkadaşlardan oluşuyor ve ittifak devam etmeyecek. Bu durum büyük bir tehlike sinyali veriyor çünkü kozmik durumu yansıtıyor. “İktidarda”olanların pek çoğu aslında ne kadar çok kontrol altında olduklarını veya bunun nedenini görmüyorlar.
S: (L) Pekala, bariz soruyu soralım o zaman: Neden kontrol altındalar ve savaş kışkırtıcılığı yapmaya yöneltiliyorlar?
C: Kozmik adalet geliyor.
S: (L) Hm...
C: Yaptıklarının neticelerine maruz kalmaya yaklaştıklarını hissediyorlar.

S: (L) Pekala, nerede kalmıştık?
(Chu) Yaptıklarının sonuçlarına maruz kalacaklar...
C: Değişimler yaklaşırken basıncı hissediyorlar ama bu basıncın ne olduğunu anlamıyorlar. Hissettikleri tek şey doymak bilmez bir açlık ve hiçbirşeysiz kalacakları korkusu. Ele geçirip yok etme güdülerinin sebebi bu.
S: (Pierre) Yani bir tür geri besleme döngüsü var. O liderler gezegensel değişimlerin giderek arttığını hissediyorlar ve bu yüzden giderek daha da yıkıcı oluyorlar. Bu da kozmik reaksiyonu hızlandırıyor.(Perceval) Hissettikleri korkuyu insanlara projekte edip baskılarını artırıyorlar. Sonra insanlar tepki gösteriyor ve bu da onların korkularını ve baskılarını artırıyor.
(L) Şu anda tek söyleyebileceğim durumun gerçekten ama gerçekten çirkin, ümitsiz ve tehlikeli gözüktüğüdür. Ve tüm bunlar bu kahrolası gezegen iklim, depremler, yanardağlar bakımından çıldırırken oluyor.

Tgur Posted - 19/04/2019 : 15:22:57

Sağ olun Bozadi ve GTP kardeşlerim,

Esasta dilimin ucunda bir şey daha var söylemekte zorlanıyorum ,şu Notre Dame yangını ,anlatacaklarımızı yangınlara yıkıntalara bağlamak veya bu tür ibret programlarını açığa çıkarmak KH davranışı ile bizi hizalamak gibi geliyor ama dilimizi de tutamıyoruz,

Olayı insan sorgulama kilitlerini açacak hadiselere dayandırmak istiyorum malüm bu katredal, monoteizmin en azgın uygulamalarının yani engizisyon veya dinler savaşlarını takip eden veya bilemiyorum içinde olduğu zamanlarda papalık tarafından yaptırıldı vahşetin doruğundaki dinsel fanatizmi simgeleyen bir hali vardı, protestan uygulaması bu katolik bağnazlığını biraz aklı selime doğru döndürdüyse de sonuçta onlar hala monoteizm tutsağındalar, aynen birbirini yemeye çalışan islam bağnazları gibi ülkemizdeki bu konudaki saçmalıkları da seçim zamanında bolca gördük "ver oyu bana cennet sana",

İşte bu nedenle bu yangın ve yıkıntı bizdeki demokrasi uyanışları ile eşdeğer gibi ,olağanüstü olaylara bakan insanların yavaş yavaş şoklarla şu sorgu işine mecburen daldıracak bir hale gelmelerini umuyorum ,acı da olsa..

gerçek tosun paşa Posted - 19/04/2019 : 12:29:20
Tgur abi çok yerinde paylaşımlar yapmışsın yine emeğine sağlık. Numerolojik bilgi çok enteresan geldi ama artık neye şaşırıyoruz ki? :)
bozadi Posted - 19/04/2019 : 10:02:52
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen Tgur

17 yıl sonra Nisanın 17 sinde saat 17:17 de ve 17+17=34 (İstanbul) gerçeği ile..
Tgur Posted - 19/04/2019 : 08:57:43
DÜZELTME

Sanırım bu bakışımla karanlık bir hava yaratan düşüncedeydim ,zira insanlığa ışığın aralanan bulutların arasından sızabildiği anlar da yaşayabiliyoruz onun belirtisi her halde K.ları şu ümit veren neticeye bağlatıyor,

"Fakat biz yeterince emin bir şekilde sizin gezegeninizin Kantek gezegeni ile aynı kaderi yaşamayacağını hissediyoruz."

Ülkemizdeki son demokratik olaylar ve insanı bazen bezginliğe uğratacak gergin ve acımasız davranışların yavaş yavaş durulduğunu görüyoruz bu da bahsi geçen umudun yitirilmediğini gösteriyor,

Bu gerginlik o kadar had safhada oldu ki ben bile rüyalarımda seçim ve yapılan haksızlıklarla boğuştum uykularım kaçtı ,ben bile derken kendimi lüzumsuz parlatmaktan çok yaşadığım uzunca hayatta gördüklerimle olayların, olağan ve değişken denge hudutlarında defalarca olan mucizevi olgularla belirdiğini/değiştiğini izledik demek istedim,ve nihayet aşırı karamsar ve ağır baskılı geçen bir dönemin bahar çiçeklerine kavuşma işinin numeroloji üstatlarının işaret ettiği bir özellikte gerçekleştiğini de görerek ,

17 yıl sonra Nisanın 17 sinde saat 17:17 de ve 17+17=34 (İstanbul) gerçeği ile..

Tgur Posted - 14/04/2019 : 09:03:25
GERÇEKLİĞİN AKIŞKANLIĞI

Kıyamet tellallığı yapmak istemiyoruz ama yakın zamanlardaki insan keşiflerinin aldığımız bilgiler ölçüsünde olasılık faktörleri üzerinde durmak da farkındalığın bir yoludur,

Aşağıdaki alıntı ile yakında keşfedilen karadelik bilgisi üzerine biraz düşünelim hele hele ülkemizdeki yakın zamanda olanlar daha doğrusu ayan beyan ortada olan bir demokratik oluşumun yok edilmesi için yapılanları göz önüne lütfen getiriniz ,ayrıca dünyadaki korkunç illumunati hareketlerinin büyük bir ustalıkla ufak bir negatif nüfusun (KH) nin dünyanı tümünü ekonomik olarak ele geçirme faaliyetlerini düşünün ve karşı bir uygulama olmayan insan ataletini fark edin ,ne demek istediğimi anlarsınız..

"bizim perspektif noktamızda bile tüm gerçeklik gene de akışkandır"

------------------------------------------

S: (L) Jüpiter ile Mars arasındaki yok olan, şimdi bizim asteroit kuşağı olarak bildiğimiz gezegenin psişik enerji ile yok olduğunu söylemiştiniz. Bunu açıklayabilir misiniz?
C: O gezegende yaşayanlar, ki pek çoğu sizin ruhsal atalarınızdır, bir kendine hizmet ortamı geliştirmeye karar verdiler ve bu o kadar güçlü bir negatif enerji yüklemesi meydana getirdi ki gezegenlerinin yok olmasına neden oldular çünkü enerjideki seviyeler o kadar yükseldi ki kendi üzerlerine çöktü ve gezegenin atomik yapısının prçalanmasına ve fiziksel olarak patlamasına neden oldu.
S: (L) Bu teknolojik olarak mı yapıldı yoksa tamamen zihin gücüyle mi?
C: İkisi bir ve aynı.
S: (L) Bomba atma gibi birşey yaptılar mı?
C: Hayır, hayır. Psişik enerjiyle yapıldı.Geçici bir gerçeklik akışında aynı şeyin sizin gezegeninizde de meydana gelme tehlikesi söz konusu.Ancak biz bunun olmayacağından eminiz çünkü biz tüm gerçekliği görüyoruz geçmiş, şimdi ve gelecek. Ancak şunu da anlamanız gerekiyor ki, bizim perspektif noktamızda bile tüm gerçeklik gene de akışkandır. Hala pek çok gerçeklik seçenekleri, olası gelecekler, olası geçmişler ve olası şimdiler var. Fakat biz yeterince emin bir şekilde sizin gezegeninizin Kantek gezegeni ile aynı kaderi yaşamayacağını hissediyoruz.
-----------------------------------------------------------

Tgur Posted - 13/04/2019 : 08:16:11
GERÇEĞİN DEĞİŞKENLİĞİ

Kanal bilgileri üzerinde bilgi alıp objektif bir bilgi kümesine yaslanabilmek için daha doğrusu objektif bir inanç sistemine geçebilmek için bilinçsel süzmemizin olması, bilinçsel süzme için ise var sayım nedir ne değildir üzerinde bir fikir sahibi olmak gerekir,

Varsayımlar genelde arzulu düşünce ve beklenti ihtiva eden fikir kümeleridir aramak için hazırladığımız soruda kendi gerçekliğimize doğru daha doğrusu 3 B nitelikte bir bilgi isteme özelliği varsa bu varsayımlıdır,

Mesela "kıyamet ne zaman kopacak" veya "dalga dediğinizle ne zaman buluşacağız"şeklinde bir soru gerçeğe etkisi olan bir çok faktörün olduğunu bilmeyen bir bilincin sorusudur,

Genellikle bana başvurup spiritüel bilgilere doğru alaka gösterenlere şu yolları öneririm,çoğunlukla bu konuda kendini arayışa yöneltmişler çeşitli kanal bilgileriyle ilgilenmişler daha doyurucu bilgilere ulaşmak ister durumdadırlar,

*Evvela siteye kayıt olunuz
*Bilgileri , yazılanları üstün körü inceleyiniz
*Gerçekten istiyorsanız ,kitaplıkta mevcut olan şu kitaplara sırayla başlayın ama sırayı kaçırmayın ,

RUHLARIN YOLCULUĞU-PLEİADES BİLGİLERİ -RA BİLGİLERİ-KASYOPYA BİLGİLERİ

K.lara kadar geldiklerinde bazen bir tükenmişlik hissederler zira lisan biraz serttir ve kişiyi araştırmaya sevk eder ,RA da da biraz öyledir, ve ayrıca aşağıda da belirtildiği gibi ön yargıların bu yoğunlukta yaşayanlar için bol olduğudur ,bunun sebebi kanımca hepimizin KH karakter bazında oluşumuzdur,zira uğraştığımızda yani herhangi bir yeni aşama bilgisi geldiğinde değerlendireceğimiz sorular başlangıçta da belirttiğim gibi açıkça olmasa da zihnimizde "bu bilgi bana ne kazandırır ne kaybettirir"cevabı üzerinedir bu nedenle anlamak istediğimiz konularda bu etken vardır ve dolayısiyle varsayım ihtiva ederler, bunun için K.lar özellikle soru soranları varsayım ihtiva etmeyen soru sormaya doğru eğitirler ve düzelme olmazsa cevap vermezler,
-------------------------------------------------------
S: (L) Tamam, SV ve ben tüm geçmiş ceslelerimiz üzerinde bir araştırma yaptık ve diğer insanlar celselere düzenli olarak gelmeye başladıktan sonra bu kaynaktan alınan "size bağlı, açık, belki, yakın" ve buna benzer yanıtların sayısının arttığını, hatta ikiye katlandığını gördük. Daha önceden verilen türde bilgilerin seviyesinde ve türünde büyük bir azalma gerçekleştiğini gördük. Bunun nedeniyle ilgili birşey söyleyebilir misiniz?
C: Buna verebileceğimiz en iyi yanıt şu: herhangi bir olağan kanallamama celsesine katılan bireylerin sayısı arttıkça, elbette zihinsel enerjiler ve düşünce dalgaları da daha fazla çatışan yapıda oluyor ve tabii ki gözlemciler için gereksiz olan çatışmalardan sakınmak için yanıtların da dikkatli bir şekilde verilmesi gerekiyor. Dolayısıyla bazı doğru yanıtların yanıtı alanlar için ağır sıkıntıya neden olabileceği hissedildiğinde veya bilindiğinde, bazı soruların yanıtsız bırakılması daha iyidir. Bu nedenle, bazen soruların ya geçilmesi gerekir ya da her bir bireyin ilgili sorulara kendilerine en uygun gördükleri yanıtları vermesi gerekir.
S: (L) Yani buna göre bilgi almaya en elverişli durumu oluşturmak için mevcut bireylerin sayısını azlatmak ve böylece çatışan düşünce kalıbı miktarını sınırlandırmak gerekiyor.
C: Olası bakış açılarından biri.
S: (L) Bilgi almak mutlak bir açıklık durumu mu gerektiriyor?
C: Hayır, gerektirmiyor ama kesintisiz bir akışla mutlak bilgi almak için öyle bir durum gerekir. Fakat bu tür durumlar üçüncü yoğunlukta çok nadirdir.
S: (L) Bana öyle göründü ki, bilgi aldığımız yaklaşık ilk altı ayda bilgiler ve yanıtlar çok daha açıktı. Öyle görünüyor ki, soru sorduğumda soruyorum çünkü cevabın şekli ile ilgili bir beklenti içinde olmaksızın verilecek yanıtı gerçekten duymak istiyorum. Bu hayatımda yaptığım çok sayıdaki çalışmalardan şunu anlıyorum ki, yanıtları anlayabilecek durumda değildim ve susup dinlemeye hazırdım. Diğer insanlar soru sorduğunda, görünüşe göre çoğu zaman sadece kendi zihinlerinde zaten oluşturmuş oldukları yanıtları doğrulamak için soruyorlar.
C: Bu senin bakış açınla doğru bir algı, fakat tanımladığın bu önyargı, çeşitli soru ve yanıt fırsatlarında üçüncü yoğunluktaki tüm herkesin o ya da bu seviyede suçlanabileceği birşey. Eğer yanıtları daha derinlemesine incelersen, daha az insanın mevcut olduğu celselerde bile bilgi dağıtımına yönelik açıkık veya istekliliğin derecelerinin değişkenlik gösterdiğini görürsün.
S: (L) Doğru. Önyargıların miktarını sürekli azaltmaya, bilgiyi duymaya istekliliği arttırmaya ve yanıtın ne olacağı ile ilgili önyargılı kavramları bırakmaya çalışacağım. İlk aşamalarda elbette gelen yanıt türlerini ve ölçütleri test ediyor ve inceliyordum ve sanırım ilginç bir şekilde, uyguladığım az ya da çok katı test etme
sürecine rağmen, daha çok kişinin olduğu sonraki celselerle karşılaştırıldığında ilk celselerde daha iyi ve daha tam yanıtlar verildi.
C: Mümkün.
S: (L) Bunun sebebi ne olabilir?
C: Bunu önceki yanıtta tanımladık. Katılımcıların sayısı arttıkça, açıktır ki önyargı fırsatları da artmaktadır.
-----------------------------------------------------------------
S: (L) Diyorsunuz ki; çekim heryerdedir ve statik bir dengededir, ondan yararlanma durağan olmayan çekim dalgalarına sebep olur. Ve yine diyorsunuz ki; çekim Tanrı' dır ve Tanrı tüm yaratımdır ve bizler tüm yaratımın birer parçasıyız, böylece bizler Tanrı'yız ve aynı zaman da çekimiz. Şimdi anlamaya çalıştığım şey şu : çekimi bu kusursuz statik durumdan değişken duruma dönüştüren şey, olay, gösterge veya ondan yararlanma biçimi nedir ? Eğer çekimin her zaman kusursuz bir denge durumunda olduğunu söylüyorsanız bu bana anlamsız geliyor.
C: Dengesizlik hali statik olmamak anlamına gelmiyor. Değişken dalgalar kendi değişkenlikleri içerisinde statik olabilirler.
S: (L) Bunların hiç birisi mantıklı gelmiyor. Anlamaya başladığımı düşünmüştüm ve belli ki hiç bir şey kapmamışım. Farklı bir yönden yaklaşmaya çalışalım. Evrenin eşit miktarda madde ve anti-maddeden
oluştuğunu söylediniz. İlk 3 yoğunluk, maddesel yoğunluklar mı ?
C: Ve antimaddesel.
S: (L) Tüm yoğunluklarda eşit miktarlarda madde ve anti-madde mi var ?
C: Evet. Hatırla, yoğunluk yalnızca birinin bilinçsel farkındalığına tekabül ediyor. Biri farkındalığa ulaştığında herşey [planşet üzerinde çok sayıda spiral çiziliyor] bu farkındalığa uyumlanıyor.
S: (L) Herkesi farkındalığa ulaştıracak gelmekte olan dalga hakkında ne söyleyebiliriz ?
C: Henüz değil... Birincisi : peygamberleriniz 4. Yoğunluk gerçekliklerini iletmek için her zaman 3. Yoğunluk sembollerini kullandılar. Sen 4 – 7 arası yoğunlukların prensiplerini çıklayabilmek için 3. Yoğunluk yanıtları almaya çalışıyorsun. Hüsrana uğraman bu yüzden, çünkü "bağdaşmıyor"
--------------------------------------------------

Değişken dalgalar anlamını analitik olarak incelemeye başlamışız gibi geliyor bana zira bunu tam anlamazsak çeşitli kanallardan gelenlerin objektif uyarlamasını kolay kolay yapamayız ,bu yönden bazı özel konular hakkındaki evvelki yorumlarımdan taşımalar da yapmak durumdayım ,

" Dengesizlik hali statik olmamak anlamına gelmiyor. Değişken dalgalar kendi değişkenlikleri içerisinde statik olabilirler."

Kafa karıştıran bu cevap üzerinde durursak bir şeyler çıkarabiliriz,

Statik hal esasta bizim donelerimize göre bir cismin ivmesiz ve dengede olduğu haldir ,cisim ya durağandır hiçbir hareket göstermez veya dönü halindedir ama yine durağan bir halde yörünge çizmeden dönüyordur , bizim statik kavramımız bunu tanımlar,

Verilen cevapta ise dengenin devreden çıktığı anlaşılmaktadır ve statik kavramımızın dışında bir hal düşünülmelidir, değişken dalga kendine özgü bir yörünge çiziyor bizim kabul ettiğimiz haldeki denge özelliği dediğimiz husus ortadan kalkıyor ,bu durumda dalganın seyrini, yörünge dediğimiz, madde özelliğinde somutlaşan geometrik şekillerin dışında bir şey düşünmeliyiz, zira oluşan hal, kendi içinde bir statik yaratıyor,yani bizim bu varsayımlarla çabaladığımız bir sonuç değil..

Kaosun da bir düzeni olabilir demiştim bir zamanlar ,fraktallar gibi,

Ayrıca pi ve phi özelliğindeki sonralardan fark edip anlatmaya çalıştığım değişkenliklerin kendi içerisinde bir stabilite yarattığını belirtmiştim acaba bu bahsedilen o şablonlara uyar mı.

Evvelce okuyanların dışında ilk defa okuyanlara bu pi ve phi konusundaki görüşlerime bir bakmalarını tavsiye ederim,

https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=389

Zira bu iki sayısal öğenin kendi içerisinde statik denilecek sabit sanılan değişken katsayı(pi sayısının virgülden sonraki rakamlarının sonsuza uzanan hali) veya özel sayılar zinciri gibi (fibonacci sayıları) oluş döngüleri vardır.

Diğer taraftan ,4 yoğunluğun değişken fizikselliği üzerine de konuyu oturtmaya çalışabiliriz,

3 b deki algımıza göre dengede olan geometrik veya hacimsel statik bir hal gösteren olgular 4 B de alıştığımız denge halinden çıkıp başka değişken hale bürünebilirler,

Buna nasıl bir misal verebiliriz,

Bu aralar kurgu bilim filimlerinde gördüğümüz veya bildiğimiz gibi, telefon kulubesi içine girip kubbeli bir sarayın içinde dolaşmak,

Ufak bir uzay gemisine binince, yüzlerce kişinin yaşadığı bir gemide olduğunu anlamak,

Tabii ki bu söylediklerimizle anlaşılmak istenen her şeyi çözdük diyemeyiz,açtığımız bu düşünce kapılarından kollektif bilinçten yansıyanları alıp başka misaller bulabiliriz..



Tgur Posted - 06/04/2019 : 08:59:35
"Bence gizem özgür irade ile ilgili olabilir, bu yüzden tüm yaratılışta bu kadar önemli bir şey olabilir. Bir şey yaratabilir, ona hayat verebilirsiniz, ama sonra geri çekilmeli ve ne yaptığını izlemelisiniz. Yaptığı şey, özgür iradeye bağlı ve bu 'nereden geliyor'? Özgür irade, tüm yaratım için sonsuz çeşitlilik sağlayan ve harekete geçiren bir 'güç' olacaktır. Bu gerçek bir gizem ve belki de sonsuzun uygulamasını ve işlevini anlayabildiğimiz kadar yakın."
----------------------------------------------------------

Kasyopya ana forumda bu son celse için ne yorumlar yapılmış göz attım,( Bozadinin o doyurucu tercümelerinin tadını vermese de site çevirmesi ile bu bölüm nisbeten tatminkar olmuş) gerçekten zengin bir yorumlama doluluğu ile karşılaştım aralarında ham diyebileceğimiz bilinçler de olsa doyurucu ve enteresan fikirler ileri sürenler de vardı, ilk defa burayı fark ettim iyi oldu,yukarıda alıntıladığım "Joe" nickli veya isimli bir katılımcının yorumu ilginç geldi ,

Yaradılışın sergilenmesi ve bizim lineer ölçüde devam etmesi mantığında "özgür irade" birincil önceliği alır,zira ruhların bir kısmının fizikselliği deneme isteği madde yaratımı ve üzerindeki oyunu sergilemiştir madde oluşmuş var oluş adeta serpilmiş bu sergilenen ortamın içinde aşırı fizikselliğini denemek isteyen ruhlar çeşitli yaratımlara girerek şu anda sıralanan fiziğin 1,2,3, ve hatta 4 . yoğunluk oluşmasını sağlamışlar biz şu anda 3 te olduğumuzdan ve o uzun uzun anlatılan çeşitli maceralar sonunda kısa döngüdeki mentalitemizle neyin ne olduğunu kavramaya çalışıyoruz,kısa döngüye lucifer düşüşü ile inenlerde bazı mekanizmalar devreye girmiştir bunlardan en önemlisi hayat bulan her insan evvelki oluşumlarına kapalı bir haldedir yani evvelki geçirdiklerini hatırlayamaz, perdelidir zira şuur altı uyku halleri dışında o ruhun bütün macerasını ihtiva etse de bireye açık değildir ,

Bu durumun böyle olması var oluş fenomenindeki başka oluşlara kapı açar ,işte bu hadisede özgür irade bu faaliyetlerin baş motivasyoncusudur kişi kendini bulana yani olayda her oluşun yaratıcısının sadece kendinde olduğu bilgisine ulaşana kadar bir çok kaderi programı enkarnasyonun da devreye girmesi ile oyununa devam eder ve olaya yaptığı özgür irade seçim ve uygulamaları ile sonsuz çeşitlilik sağlar, ve bu, hak ediş ile daha doğrusu 1,2,3 yoğunluk derslerini iyice öğrenene kadar diğer yoğunluk kademelerine tırmanamaz ,yükselmenin sonu 7. yoğunluk idrakindedir..

"Özgür irade, tüm yaratım için sonsuz çeşitlilik sağlayan ve harekete geçiren bir 'güç' olacaktır."

Sonuçta bu cümleyi söyleyebilen bilinci burada takdir ediyorum..


Tgur Posted - 25/03/2019 : 15:30:25

EVREN YARATIRKEN EŞDEĞERLİLİK

Konulara geri dönüp üzerinde gidiliyor gibi olsa da inancın tam yerleşmesi için izahlar arasındaki bağlantıları bulmak ve belirtmek muğlak olanı ütyopik gibi geleni gerçeklik standında buluşturmak yönünden faydalı oluyor,

Evren yaratmak üzerine yorum yaparken şöyle bir benzetme yapmışım,

"Aslında "siz biz siniz biz de siz"ifadesini bu hadisede somutlaştığını görmekteyiz yani Laura ve başka bu şekilde bilgiye katılanlar bir an K.bilgi ve düşünce kümesinde olanlarla aynı düzeyde olmuşlar ,bu yoğunluk hafıza /unutma örtüsü kalkmış ki onun yani perdenin şuur altındakilerin bu yoğunlukta burada yaşarken devrede olduğunu biliyorduk ,birey bu perdesiz haliyle aktif vaziyete gelmiş sorulara cevap verebiliyor ,yani "hepiniz 6 yoğunluk parçalı ruh uzantısızınız"ifadesinin bu yoğunlukta tezahürü (Dionysos dostumuz çok vurguladı),
------------------------------------------------
S: (T) 6.ncı yoğunlukta bu dalganın tepesinde ilerliyorsunuz, doğru mu?
C: Evet. Biz 6'ncı yoğunluktaki siziz.
S: (T) Biz misiniz? Yani T---, Laura, J--- ve F--- mi?
C: Evet.
S: (L) Üst yoğunluklara uzanan diğer benliklerimiz misiniz?
C: Uzay-zamanda mevcut bulunduğunuz yere göre biz gelecekteki siziz.
S: (T) Biz sizin kaderiniz miyiz?
C: Ve tersi.
---------------------------------------------------------
Bu işin nasıl olduğunu "yeni bir evren yaratmak "olarak telakki etmeliyiz bunun için de geçici olarak bizim kapıldığımız zaman illüzyonu ortadan kalkmalıdır ve bazen bu kalkmıştır, bu ne demektir,

K.lar aujo tablosu yoluyla bir kanal yaratmış ve celse esnasında bilgilerin aktığında sorgulayanlar ve cevap verenler bu yaratılan evrende beraberdirler ve bazen işte bahsettiğimiz gibi roller değişmektedir (siz, biz)"

Bu hususu destekleyen başka bir soru cevap kısmına rastlayınca belirtmeden edemiyorum,

(yeni aktarım)
----------------------------------------------------
"S: (L) Zamana göre düşünecek olursak, bizden ne kadar uzaklıktasınız?
C: Sizin zaman ölçümünüzle belirsiz.
S: (L) Bize yaklaşan olayın yaklaşık varış zamanını hesaplamamız için bazı bilgiler vermiştiniz. Bu dalga buraya geldiği zaman mı bizimle birleşip gelecekteki biz olacaksınız?
C: Hayır, bu doğru kavram değil.
S: (L) Dalga buraya vardığında bizimle birleşeceğinizi söylemiştiniz. Gelecekteki biz olduğunuzu söylerken kastettiğiniz şey bu mu?
C: Hayır.
S: (L) Yani iki ayrı olaydan veya konudan bahsediyoruz, veya zaman/mekandaki iki ayrı nokta, öyle mi?
C: Hayır. Yine 3. yoğunluk mantığını daha üst yoğunluk seviyelerine uygulamaya doğru kayıyorsunuz.
S: (L) Bu gece Laura’nın üzerine gelme gecesi mi?
C: Hayır. Herkesin ilerlemesine yardım etmeye çalışıyoruz.
S: (L) Yani aynı olaydan bahsetmiyor muyuz?
C: Bir kere “gelecek” nedir?
S: (L) Zaman/mekandaki farklı noktalar.. Gelecek sadece bilincin farklı bir odağı mı? Herşey eşzamanlı mı?
C: Evet. Eğer bu doğruysa neden burada lineer/doğrusal bir mantık uyguluyorsunuz? Görmüyor musunuz, sizinle şu an birleşiyoruz!

------------------------------------------------------------
Daha sonra dalganın gelişi ile ilgili tamamlayıcı bazı bilgiler,
--------------------------------------------------------------

S: (L) Anladım. (TR) Yani dalga geldiğinde eğer hazırsak dalga bizi 4. yoğunluğa taşıyacak ama o noktada sizinle 6. yoğunlukta gerçek bir birleşme yaşamayacağız ama bir yoğunluktan diğerine geçiş sırasında tüm odak noktaları birleştiği için bir “birleşme” deneyimleyebiliriz, doğru mu?
C: Kısmen doğru, kısmen ilgisiz.
S: (J) Hangi kısmı doğru, hangi kısmı yanlış? (T) Dalga geldiğinde, 4. yoğunluğa geçecek olanları oraya taşıyacak, bu kısmı doğru mu?
C: Açık.
S: (TR) Hangi kısmı açık?
C: 4. yoğunluk adayısın.
S: (TR) Yani biz 4. yoğunluk adayıyız ama bu mutlaka 4. yoğunluğa geçebileceğimiz anlamına gelmiyor, öyle mi?
C: Kısmen.
S: (TR) 4. yoğunluk adayları doğru frekans titreşimine ulaşmışlarsa ve o noktada dalganın onları taşıyacağı bir noktaya yükselmişlerse 4. yoğunluğa geçecekler, doğru mu?
C: Yeterince yakın.
S: (TR) 4. yoğunluğa geçenler o noktada varlıklarının tüm diğer yoğunluklarıyla çok kısa bir süre için de olsa bir birleşme, bir bütünlük mü deneyimleyecekler?
C: Ölçülemeyecek derecede kısa bir an. “Aydınlanma” denen şey işte bu!
S: (TR) Aslında zaman diye birşey olmadığı için bireyin deneyimine göre o kısacık an binlerce yıl gibi de olabilir, değil mi?
C: “Sonsuza kadar” sürmüş görünebilir.
S: (L) “Rapture” (kendinden geçme, vurgun, mest) olarak bilinen şey mi bu?
C: Bazıları iç güdüsel düşünce kalıplarını bu şekilde açıklamaya çalıştı.
-----------------------------------------------

Dionysos Posted - 18/03/2019 : 18:38:22
Şimdi buraya alınmayan başka alıntılarla da birlikte aşağıdaki kavramları biraz tartışmamız gerektiğini düşünüyorum.
Burada mesela griler bizim Organik Portallar gibi mi?
Kertişler orta sınıf diyor ve onlar da yönetiyorlar. Yani bizim toplumumuzun orta sınıfının bilinçsiz bir şekilde bilim yapması ve dünyadan haberi olmaması gibi. Bilgi onlarda da üst sınıfta.
Mesela bu kavramların anlaşılması gerekir mi işe yarar mı bilmiyorum.

Şimdi mesela mitler de düşmüş melek kanı ya da kutsal kase ya da güçlü sevgi arayışı, Lilith'in göksel başka varlıklarla işbirliği çiftleşmesi gibi öyküler var. Mesela bu kavramlar bunların neresinde. Ne kadarı Nordik arayışı?
Nordik diye bir genetik varsa bu zaten katışmadı mı?
Kan soyu denen Nordik mi?
KH saf anlamda kırma melez tür gibi mi? nedir?

Bu arada tabi benim okumalarımda çok eski ve isiklidusler kimliği öncesi ve bir çok şeyi ben de Kasyopya tartışmaya tartışmaya uzak kalınca haliyle unutmuşum.

-----

S: (L) Neyin meleziydi, onu oluşturan unsurlar neydi?
C: "Griler" dediğiniz sibergenetik varlıklar ve sizin gibi üçüncü yoğunluk dünya insanları. Yani bir bakıma, 3. ve 4. yoğunluk varlıklarının melezleri


--''

S: (L) Hepsi melez miydi?
C: Doğru. Bu da fark edilebiliyor ve bunu, yaşadığınız çevrede bu konuyu araştıran bazı insanlar tarafından
yorumlanmış olan resmi kayıtlardan da kontrol edebilirsiniz. Bu olay Kertenkele Varlıkları olarak ifade
edilenler tarafından insan/melez kombinasyonları kullanılarak başlatılan özel bir görevdi. Melez unsur Gri
türüydü. Bu deney kısmen bir keşif görevi, kısmen de o bölgede sizin zaman ölçümünüzle yakın geçmişte
meydana gelen nükleer patlamaların bir sonucu olarak oluşan çevresel koşulların hem canlı Gri türleri ve
tabii hem de Sürüngen veya Kertenkele türleri üzerindeki etkilerinin test edilmesine yönelikti. Griler ve
Kertenkeleler, şu anda ayrıntısına girmeyeceğimiz bazı bakımlardan benzer bir genetik yapıya sahipler.
Netice itibariyle buradaki fikir, hem insan genleri veya genetik yapısı üzerindeki, hem de Kertenkele
genetiğiyle ilişkili olan Gri genetik yapısı üzerindeki etkileri test etmekti, eğer kavramı anlıyorsanız.
Amaçlardan biri buydu. Diğeri ise tabii ki basit bir keşifti.


---'

C: Mümkün. Şimdi incele: "Griler" "Kertenkele" varlıklarının sibergenetik araçları, o halde yardımı aslında
kim yapıyor? Ve Kertenkelelerin arkasında kim var?? Atalarınız olabilir mi acaba


---

C: Üç temel tür. Nordik, Sürüngenimsi ve Griler. Grilerin pek çok türü, Nordikler'in ve Sürüngenimsi'lerin ise
3 türü.
S: (L) Peki "iyi adamlar" hangi ırktan?

941





C: 6'ncı yoğunluk "rehberlerle" işbirliği halindeki Nordikler.
S: (L) Tek iyi adam grubu bu mu?
C: Tüm ihtiyacınız olan bu.

----

S: (L) Kertenkeleler de başka bir grubun ajanları mı?
C: Bu aslında basit bir soru. Ama 4. yoğunluk KH ortamında otorite seviyeleri mevcuttur. Bu seviyeler de
KH'de her zaman olduğu gibi entellektüel ve fiziksel yeteneklere dayanır. Sizin "kıdem düzeni" dediğiniz
şey. Diyebiliriz ki en altta sizin aşina olduğunuz Griler var. Ortada Kertenkele varlıkları olarak
tanımlayacaklarınız var ve onların üstünde de pek aşina olmadıklarınız var.
S: (L) Onlar kim?
C: En yaygın olarak bilinenleri, tabii ki, Oryon KH'leri.
S: (L) Görünüşleri nasıl?
C: Aslında yapı olarak hümanoitler, büyük insanlara benziyorlar.
S: (L) Ve onları pek sık görmüyoruz, öyle mi?
C: Şu anda bildiğiniz gibi 3. yoğunlukta en sık gördükleriniz Griler. Bunlar dışındaki diğer hepsi, eşit ölçüde
daha az sıklıkla görülenler.
S: (L) Peki tüm bu kaçırma olayındaki amaçları ne?
C: Bu konu alanındaki sorularınızı mümkün olduğunca spesifikleştirmenizi istiyoruz.
S: (L) Bu Oryon KH'leri kaçırılmalarda rol oynuyorlar mı?
C: Kaçırılmalar temel olarak Griler tarafından gerçekleştiriliyor. Fakat diğerleri de kaçırma olayları
gerçekleştirebilir, gerçekleştirecek ve hatta gerçekleştirmişlerdir. Ama bu olduğunda, kaçırılmanın yapısı
farklıdır.
S: (L) Şu anda Sirius bölgesinde insanlarla etkileşime giren herhangi pozitif dünyadışılar var mı?
C: Durun şimdi! İlk olarak kullandığınız terimin ne anlama geldiğii öğrenmelisiniz: Dünyadışı, tabii ki sizin
seviyenizde kullanılan en doğru terimlerden biri. Dünyadan olmayan herşey dünya dışıdır. Dünya yüzeyi
ortamında yaşayanların kendilerini üstün tür olarak veya evrende yalnız olarak veya kozmostaki tek tür
olarak ifade etmeleri son derece gülünçtür. Bu bir kum zerresinin üzerindeki mikrobun kendini tüm
kumsaldaki tek canlı olarak görmesine benziyor değil mi? Şimdi siz Sirius civarında bir varlık olup
olmadığını sorduğunuzda bu yine bir plajdaki kum zerresinin üstündeki aynı mikrobun, deniz kabuğunun
civarında herhangi bir varlık olup olmadığını sormasına benziyor...
S: (L) Ama ben özellikle dünyayla etkileşim içinde olanlar var mı diye sordum!
C: Ve biz de o soruyu yanıtlıyoruz. Bu fırsattan faydalanıp olayları sizin daha iyi odaklanacağınız bir noktaya
getiriyoruz. Ve bu mesajların sadece siz değil başkaları tarafından da duyulmasını umuyoruz. SİZ bu
kavramları tam manasıyla anlayabilirsiniz ama herkes anlayamayailir. Bunun farkındasınız değil mi? Bu
yüzden bu bilgiyi veriyoruz. Şimdi soruna cevap: Sirius civarında pozitif yönelimli veya BH varlıklar var mı
sorusu, yine cevaplaması zor bir sorudur çünkü "Sirius civarı"nı nasıl tanımlayacağımızı bilmiyoruz. Ama
eğer Sirius'a, sizin mesafe ölçümünüzle yaklaşık bir ışık yılı uzaklığında bir mesafeyi kastediyorsanız, o
zaman o bölgede 3. yoğunlukta bu tür varlıklar olmadığını söyleyebiliriz. Ama bu bilgi, 4.'den 6.'ya kadarki
yoğunlukları açık bırakıyor. Zaten bildiğiniz birşeyi vurgulamak istiyoruz; bu konuda düşünülmesi gereken
o kadar çok şey var ki, etrafınızdakiler belirli bölgelere veya yıldız sistemlerine referansta bulunup oradan
veya şuradan gelen varlıklardan ve amaçlarının şu veya bu olduğundan bahsettiklerinde, bu gülünç
birşeydir. Çünkü eğer evrenin, tüm evrenin, olası tüm yaşam boyutlarının GERÇEK yapısını biliyor
olsaydınız, o zaman bilirdiniz ki herhangi ve her şey mümkündür ve GERÇEKTEN mevcuttur! Bunu
UNUTMAMALISINIZ.


Tgur Posted - 17/03/2019 : 09:41:22
EVREN YARATMAK

"C: Başkalarının seni yolundan alıkoymasına kesinlikle izin verme. Seni gerçekten uzaklaştıracak pek çok girişime maruz kaldın. Şimdi birkaç bildiri geliyor: Dur. Varolan herşey sadece birer derstir. Bu sonsuz bir okul. Herhangi birşeyin varolmasının başka hiçbir amacı yok. Cansız madde bile öğreniyor. Herşey bir "İlüzyon". Her bir birey aklında tüm varoluşa sahip. Şimdi bunu biraz düşün. Her bir ruhun gücü sonsuz ve eğer nasılını bilirse tüm mevcudiyeti yaratabilir veya yokedebilir. Siz ve biz ve diğer herkes, varolan herşeye ortak sahip oluşumuzla birbirimize bağlıyız. Eğer istersen yeni evrenler yaratabilir ve o evrenlerde yaşayabilirsin. Hepiniz içinde yaşadığınız evrenin bir kopyasısınız. Aklınız varolan herşeyi temsil ediyor. Ne kadar çok şeye erişilebileceğini görmek "eğlence."

---------------------------------------------------------
Celselerin bir kısmında Laura ve Frankın ve hatta başka sorgulayanların K. celselerine karıştığını bilgi verdiğini gördük bu çok tuhaf gelse de umumiyetle öylece geçtik nedenini o anlayamadığımız yüksek teknolojiye verdik ama dur bakalım bunda izah edebileceğimiz şu anki aklımıza uygun bir şey var demeye başladım yahut öğrenebildiğimiz taraflara uygun ,

Bu "hepiniz evrenler yaratacaksınız"sözü bir çok defa geçti ,bunu daha çok bu yoğunluktan sıyrılabildikten sonra yapabileceğimiz bir şey olarak düşünmekte idim ama burada bulunanların da K. celselerinde müdahele ettiklerini görmekteyiz sık sık,yukarıda alıntıda belirtilen bilgiye bakın ve düşünün,

Aslında "siz biz siniz biz de siz"ifadesini bu hadisede somutlaştığını görmekteyiz yani Laura ve başka bu şekilde bilgiye katılanlar bir an K.bilgi ve düşünce kümesinde olanlarla aynı düzeyde olmuşlar ,bu yoğunluk hafıza /unutma örtüsü kalkmış ki onun yani perdenin şuur altındakilerin bu yoğunlukta burada yaşarken devrede olduğunu biliyorduk ,birey bu perdesiz haliyle aktif vaziyete gelmiş sorulara cevap verebiliyor ,yani "hepiniz 6 yoğunluk parçalı ruh uzantısızınız"ifadesinin bu yoğunlukta tezahürü (Dionysos dostumuz çok vurguladı),

------------------------------------------------
S: (T) 6.ncı yoğunlukta bu dalganın tepesinde ilerliyorsunuz, doğru mu?
C: Evet. Biz 6'ncı yoğunluktaki siziz.
S: (T) Biz misiniz? Yani T---, Laura, J--- ve F--- mi?
C: Evet.
S: (L) Üst yoğunluklara uzanan diğer benliklerimiz misiniz?
C: Uzay-zamanda mevcut bulunduğunuz yere göre biz gelecekteki siziz.
S: (T) Biz sizin kaderiniz miyiz?
C: Ve tersi.
---------------------------------------------------------

Bu işin nasıl olduğunu "yeni bir evren yaratmak "olarak telakki etmeliyiz bunun için de geçici olarak bizim kapıldığımız zaman illüzyonu ortadan kalkmalıdır ve bazen bu kalkmıştır, bu ne demektir,

K.lar aujo tablosu yoluyla bir kanal yaratmış ve celse esnasında bilgilerin aktığında sorgulayanlar ve cevap verenler bu yaratılan evrende beraberdirler ve bazen işte bahsettiğimiz gibi roller değişmektedir (siz, biz)

------------------------------------------------------------
Evren yaratma konusu üzerine başka alıntılar,
------------------------------------------------------------

C: Nasıl olduğunu bilenler için, gerçeklik birleşimini dönüştürmek için istendiği anda evrenler yaratılabilir.
S: (L) Gerçeklik birleşimi nedir?
C: Ne gibi görünüyor?
S: (T) Gerçekliklerin bir evrenden diğerine değişmesi mi? Yeni bir gerçekliğin yaratılması, o yeni gerçekliğin eskiyle birleşip yeni bir evren yaratması. (L) Ya da farklı insanların gerçekliklerinin birleşip bir tür "ortak evren" yaratılmasıdır. "Kendi gerçekliğini yaratmak" gibi.
C: TR daha yakın.
-----------------------------------------------------------
C: Yakın. Ayrıca hatırla, "gerçek" boyut dedik!
S: (L) Yani tek bir sabit disk var, pek çok program var. Yeni programların yüklenmesi için geçici yükleme talimatları çalıştırılıyor ve bunlar daha sonra siliniyor. Eğer tek bir "gerçek boyut" varsa ve onun içinde sonsuz sayıda evren varsa, belirli bir evren yeni bir evrenle birleşene kadar belirli bir süre için mi kendi başına mevcut oluyor, yoksa bu tek gerçek boyut içinde bizimki kadar gerçek olan, örneğin bizim evrenimize komşu olan ve gidip gelebileceğimiz evrenler mi var?
C: İkincisine evet.
S: (L) Ve her bir yoğunluk seviyesi içinde geçici de olsa sonsuz sayıda "boyut" varolabiliyor öyle mi?
C: Evet. Eğer geri gidip "tarihi" bireysel olarak veya evrensel bir algı için değiştirmek istersen, bunu yapabilmek için önce alternatif bir evren yaratman gerekir. 4'üncü yoğunluk KH "arkadaşlarınız" bunu çok yapıyor.
--------------------------------------------------------------
S: (T) Bir evrenin içindesin, ve "yeni bir Evren yaratmak istiyorum" diyorsun. Yeni evreni yaratıyorsun ve ona geçiyorsun ve önceki evrenini de birlikte getiriyorsun. Bu gerçekliklerin birleşmesi oluyor. Ama yeni evrene taşındığın zaman önceki evren kendi başına devam ediyor. Yeni evrene eski evrenin kalıbını getiriyorsun ve yarattığın yeni evrenin bir parçası olduğunda artık eskisinden geriye hiçbir şey kalmıyor.Eski evren oradaki herkesle birlikte kendi yoluna devam ediyor. (L) Bu doğru mu?
C: Gibi. Hatırlayın, kişi her tür alternatif olasılık yaratabilir.
S: (L) Yani yeni bir "geçmişi" olan yeni bir evren bile yaratabilirsin, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Yani bu şekilde her ikisi de oluyor ve herşeyi değiştirebiliyorsun?
C: Birleştiği zaman ilki hiç varolmamış olur.
S: (T) Yeni evreni yaratan kişi için. Ama önceki evren, o evrende bulunan herkes için gerçek olmaya devam ediyor.
C: Yakın.
S: (L) Yani yeni evreni yaratan kişi için ilki hiç varolmamış gibi oluyor, fakat eski evrenden memnun olanlar ve orada kalanlar için herşey olduğu gibi devam ediyor...
C: 3'üncü yoğunluk zihinsel sınırlanmalarınız bu alandaki kavrayışınızın kapsamını daraltıyor.
---------------------------------------------------------

Evren yaratma ve sınırlanmadan kurtulamayan bizlerin üzerinde KH nin evrenler yaratıp bizim realitemize monte etmeleri ile ilgili sair aktarımlar,

----------------------------------------------------------
S: (L) Eğer mevcut evreni sevmediğine karar verirsen ve yeni bir evrenin nasıl yaratılacağını büyük bir arzuyla öğrenmek istersen ve bunu yaparsan, temel olarak bunu yaptığını bile unutuyor musun? Ve neden yaptığını? Ve diğer evreni unutuyor musun?
C: İstersen.
S: (L) Yani unutabilirsin de unutmayabilirsin de... (T) Demin söylediğin şey üzerinden gidecek olursak:"mutsuz bir evren" demek içinde bulunduğun evreni mutsuz olarak algılıyorsun demek.
Öğreniş bakımından mutsuz bir durumdasın ve yeni bir evren yaratarak etrafındaki evreni değiştirmek istiyorsun ve aslında buradaki sorun evren değil sensin.
C: Uzaklaşıyorsun.
S: (L) Bir evrenin içinde bulunuyorsun ve orada bir nedenle bulunuyorsun... (T) Dersler almak için oradasın..Öğrenmeyi seçtiğin dersleri öğrenmek istemediğin için evreni değiştirmek... (L) Ya da seçtiğin dersleri öğrendin ve o nedenle de evreni DEĞİŞTİREBİLİYORSUN... (T) Öğrendiğin zaman otomatik olarak ilerliyorsun, evreni değiştirmek zorunda değilsin. Evren kendi kendine değişiyor.
C: Deja vu 4'üncü yoğunluk KH'den kaynaklanıyor.
S: (L) Deja vu evrenin değiştirilmesinin hissedilmesinin bir sonucu mu?
C: Ya da... gerçeklik köprülemesinin bir hissedilişi.
S: (T) Yeni evrene geçerken eski evrende kalan birşeyin oluyor mu?
C: Hayır.
S: (L) Gerçeklik köprülemesi nedir?
C: Ne gibi görünüyor?
S: (L) Evrenlerin birleşmesi gibi birşey mi? (T) Köprü iki şey arasına koyduğun birşey...
C: Sınırlandırıyorsunuz, kelimelerin kullanılmadığı 4'üncü yoğunluğu bekleyin!
S: (L) Deja vu başka bir gerçeklikten bizim gerçekliğimize birşeyin gelmesinden mi kaynaklanıyor?
C: Bir olasılık.
S: (T) Bundan bahsetmemiş miydik? Diğer boyutlardan sızıntılar...
C: Evet.
S: (L) Diyelim ki 4'üncü yoğunluk KH tarafından yaratılan ve birleştirilen belirli bir evrenin içindesin ve eski evren de hala mevcut ve onunla bir bağ hissediyorsun ama alternatif bir benliğin alternatif evrende bir deneyim yaşıyor... bununla mı ilgili?
C: Olasılıklar sınırsız.
S: (L) Yani bu şeylerin herhangi biri veya hepsi olabilir, "geçmiş" ve "geleceğin" realitelerinin köprülenmesi olabilir. ...Diyelim ki belirli bir evrenin içindesin, o evrende zamanda geri gidip geçmişi değiştiriyorsun,bunun ileri doğru herşeyi değiştirmesini sağlıyorsun, domino etkisi gibi... Bu mümkün mü?
C: Öyle bir durumda, evet.
S: (L) Ama eğer geçmişi değiştirmek istersen ayrı bir evren yaratmak zorunda olduğunu söylemiştiniz... (T)Hayır, sen geçmişi değiştirmeyi sordun, onlar da bunu gerçekleştirmek için gerçekliği manipüle edebileceğin geçici bir yer yaratman gerekir dediler...
C: O özel faaliyetler için.
S: (L) Yani alternatif bir evren yaratmak özel şeylere yönelikti, genel tarihsel bir değişim için değil, öyle mi?
C: Tanımladığın şey "alternatif evren" yaratmayla aynı şey değil.
S: (L) Bir programı yüklemeyi bitirdiğin zaman geçici dosya siliniyor. Ve benim bahsettiğim şey alternatif bir evren yaratmak değil, daha çok geçici bir boyut yaratmak...
C: Yakın.
----------------------------------------------------------------
S: (L) Bizim evrenimizde bunun temel yöntemi nedir? Evrenimiz sürekli değiştirilip başka evrenlerle mi birleştiriliyor, yoksa geçmişimiz değiştirilip domino etkisi mi yaratıyor? En azından geçen birkaç yıl... (T)Ama görmemiş olacağımız için geçmişin değiştirilip değiştirilmediğini bilemezdik...
C: Ölçümleriniz yetersiz.
S: (L) Bunun sorumla ilgisi nedir? Hangisi oluyor? Domino etkisiyle değiştirilen tek bir evren mi, yoksa sürekli yaratılan yeni evrenlerle birleştirilen bir evren mi? ... Yoksa herhangi ve tüm olasılıklar gerçekleşiyor ve gerçekleşecek mi?
C: Daha yakın.
S: (L) Bunu biraz daha açıklayabilir misiniz?
C: Hayır, çünkü anlamazsınız.
S: (T) Bu noktada anlama şansımız olmayan evrensel bir altyapı bu. Daha kuarkları bile doğru dürüst anlayamıyoruz.
C: Evet.
S: (L) "Evren" ve "boyut" kelimeleri eşanlamlı mı?
C: Evet ve hayır.
S: (L) Hangi anlamda evet?
C: Sizin için bunlar "gri" alanlar ve ne kadar çabalarsanız çabalayın, algınız temelden değişmedikçe bunu anlamayacaksınız!
S: (J) Güven konusu. (L) Tüm evrenler "Özgür İrade" evreni mi?
C: Eğer seçilirse.
S: (L) Herşeyin önceden belirli olduğu evrenler var mı?
C: Döngüsel ayrım bağı çerçevesi içinde.
S: (L) "Döngüsel ayrım bağı" nedir? Aklım artık birşey almıyor...
C: Çünkü "aklının DIŞINDASIN."
S: (L) Ama döngüsel ayrım bağının ne olduğunu söylemediniz!
C: Söylediğimiz zaman "Bundan neyi kastediyorsunuz?" diye soracaksın.
---------------------------------------------------------

S: (T) Hmm, tek kelimelik cevap! (L) Evet, arkadaşlar hile yaptınız! (T) Dedikleri şu: sonsuz. Sonsuz sonsuzdur. (L) Buna göre; benim bir fikrim vardı: eğer yeterince derin düşünürsen, meditasyon yaparsan ve bilinçli bir seçim yaparsan, önündeki yol boyunca daha çok evren yaratılmış olur, varolanın yanında.Bunu söylemiştim..Böylece onlardan daha fazlasını yaratarak, iyi evren seçim yaratımlarını dengelemiş oluyorsun. Ve böylece elinden daha iyisi gelmediği için gözükara, bilmeden,düşünmeden seçmen gerekeceğin durumdan daha fazla iyi evren yaratmış oluyorsun... (T) Peki, bu kertenkelelerin de yaptığı şey değil mi ? (L) Evet öyle... (T) Onlar bunu negatife doğru dönüştürüyorlar. Ama hiç bir zaman varolan pozitiften çok negatif yaratamıyorlar, çünkü evren sürekli olarak bir denge durumuna doğru uyumlanmayı arıyor. Ve böylece, negatife dönüştürdükleri her bir yer için, bir başka yer pozitife dönüşüyor. Hiç bir zaman [dengeyi bozacak şekilde] daha fazlasını yapamazsın. Sadece deneyebilirsin.
C: Doğru.
S: (T) Buna rağmen bunu başarabilecekleri gibisinden yanlış bir düşünceyle çalışıyorlar. (L) 'Hüsnükuruntu.'[ç.n. hüsnükuruntu : Herhangi bir durumu safça kendinden yana iyiye yorma]
C: Hayır, üzerinde çalıştıkları yanlış düşünce; sanki egemenliklerini 4. Yoğunluk, 3. Yoğunluk, 2. Yoğunluk ve 1. Yoğunluk KH' da sonsuza dek sürdürebileceklerini sanmaları.
-----------------------------------------


Konuyu fazla karıştırmadan biraz anlayabildiğimiz tarafları hazmetmek için şimdilik kesiyorum..


Tgur Posted - 14/03/2019 : 12:52:19
"3. yoğunluk ve evvelkilerden daha çok üst yoğunluklara odaklanın"

K.lar bir ara buna benzer bir şekilde seslenmişlerdi,

İnsanda tarihi kurcalayarak önünü görme merakı vardır bu çok doğal, bilinmeyenleri çözme yönünde masumane bir davranıştır ,
Kh nin de aldatış yolunda bu merak ve arayış güdüsünün paralelinde giden ve bizim o bir türlü anlamakta zorlandığımız maruz kaldığımız zaman illüzyonuna müdahele edip yani zamanı durdurarak ileri geri gitmelerle olayları karıştırma teknolojisini kullanma gerçeği var,

-------------------------------------------------------------
S: (L) Peki eğer biz onlar için bir besin ve enerji kaynağı isek neden bizi kendi gezegenlerinde insan
kümeslerinde beslemiyorlar?
C: Besliyorlar.
S: (L) Burada çok sayıda bulunduğumuza göre neden gelip buranın yönetimine el koymuyorlar?
C: Niyetleri bu. Çok uzun bir süredir bu niyetteler. Herşeyi istedikleri gibi ayarlamak ve bu gezegenin
deneyimleyeceği dördüncü yoğunluğa geçişte mümkün olduğu kadar çok negatif enerji emebilmek için
zamanda ileri ve geri yolculuk yapıyorlar. Buradaki amaç dördüncü yoğunlukta sizin yönetiminizi ele
geçirmek ve bir dizi şeyi gerçekleştirmek; 1: Irklarını sürdürülebilir halde tutumak, 2: Sayılarını arttırmak,
3: Güçlerini arttırmak, 4: Irklarını dördüncü yoğunluk alemine yaymak. Bunların tümünü
gerçekleştirebilmek için sizin takviminize göre yaklaşık 74 bin yıldır olaylara müdahale ediyorlar. Bu
çalışma sırasında zamanda ileri ve geri yolculuklar yapmak suretiyle tüm bunları tamamen sabit bir
zaman-mekan aralığında gerçekleştiriyorlar. Ama ne kadar ilginçtir ki tüm bu çalışmalar başarısız olacak.
S: (L) Başarısız olacaklarından nasıl bu kadar emin olabiliyorsunuz?
C: Çünkü bunu görüyoruz. Biz sadece görmek istediğimizi değil herşeyi görebiliyoruz. Onların
başarısızlıklarının sebebi sadece görmek istediklerini görmeleri. Diğer bir deyişle bu "arzuya dayalı
düşünme" olarak tanımlayacağınız şeyin en yüksek ifadesidir. Ve dördüncü yoğunluk seviyesinde
deneyimlenen arzuya dayalı düşünme, o seviye için gerçek olur. Ne kadar arzuya dayalı bir şekilde
düşündüğünüzü biliyor musunuz? Siz üçüncü yoğunluk seviyesinde bulunduğunuz için bu realiteyi pek
bilmezsiniz, fakat eğer dördüncü yoğunlukta olsaydınız ve şimdiki işlevlerinizi sürdürüyor olsaydınız
sizinde gerçeklik algınız bu olurdu. Onlar bizim gördüklerimizi göremezler çünkü biz kendimize değil,
başkalarına hizmet ediyoruz ve altıncı seviyede bulunduğumuz için, tüm noktalardaki herşeyi olmalarını
istediğimiz gibi değil, oldukları gibi görebiliyoruz.

------------------------------------------------------------------
Bu aşamada kritik hususlar şunlardır,
*Kullandığımız ve ana sütü gibi mutlak olan zaman inanışımız K.ların söylediği gibi göreceli midir,
*İkinci husus KH.lar gerçekten göreceli zaman dışında duran zamana hakim olan bir teknoloji ile olaylar üzerinde çocuk oyuncağı ile uğraşır gibi oynadılar mı oynuyorlar mı,
*Biz bunlara inanıyor muyuz,
Ben bunların yani K.ların bu hususta senelerce akıttıkları bilgilerle ve bu bilgiler üzerinde defalarca gerçeklik ve detay araştırması yapan ve açıklayan Laura ve ekibine katiyetle inanıyorum,
Ve bu inanışımın gerçekliğini perçinleyen şu hususları sergilemek istiyorum ,aşağıda 02.şubat.2003 celsesi en sonu paragrafı var ,

---------------------------------------------------------------
"C: Bir ipucu olabilir. Tüm bu hikayelerde hep hapsolmaktan kaçış, uçma ve afetler var. Kim hapsedildi? Neden? İyi geceler.
S: (Galahad) Kaçış hikayeleri.. Daidalus ve İkarus’un hikayesi var... Kolhis, Yason ve argonotlar var. Perseid ailesinin yaşayan son üyesi var... Tümü İbrahim ve Sara’nın yani Paris ve Helen’in hikayesiyle karıştırılmış. Helen aynı zamanda Nefertiti olarak bilinen kişi. (L) Ve İbrahim bu bireyi Helen’in hiddetinden korumak istemiş. (S) Peki Helen neden kızgındı? Helen’i kızdıracak ne oldu? (Galahad) Bin tane gemi yola çıkarıldı... (L) Ve çok sayıda insan öldü ve bu monoteist saçmalıktan beri de ölmeye devam ediyor. Ve öyle görünüyor ki Helen/Nefertiti/Sara tüm meselenin ana kaynağı. Peru’daki İka’da bulunan başlar gibi büyük kafataslı bir Hitit melezi... Ve Kasyopyalılar Peru’daki melezlerin doğrudan KH enkarnasyonuna yönelik 3. yoğunluk bedenleri yaratma amaçlı girişimler olduğunu söylemişti. Öyle görünüyor ki Sara/Helen/Nefertiti onlardan biriydi. Kadınların adının kirlenmesine şaşırmamalı. Yüzleşmemiz gereken ciddi bir iş var. "

------------------------------------------------------------------
Merak eden dostlar bu izahımın özünü anlayabilmek için celseyi tamamen okuyabilirler,

https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=1349

Bu celsenin tümünde ve benim çeşitli vesilelerle özellikle İsa ,Musa Sezar ,Paul v.s.anlatımlarının olduğu aktarımlarımda bu KH teknolojisi ile karıştırılmış bilgilerin bir kısmının (bu celsede işaret edilen ,diğer celselerin çoğunda da manipülasyonlardan örnekler bolca var) zamanda ileri geri giderek arap saçına döndürülmüş halini de kolayca anlayacaklardır, özetle tarihi bilgiler ,dinsel ve efsane ihtiva eden bilgiler bunların hakkındaki çeşitli kutsal veya tasdikleyici zannedilen bilgiler mantıksallaştırma ustalıkları dahil olmak üzere tamamen karma karışık bir yapıya getirilmiş ve insanlığın geçmişi araştırılınca kaotik bir yapıya büründürülmüşlerdir,dolayısıyla kişiler bu kaos bilgi sisteminde kişiliklerin olayların sabit bir tesbitini yapamamaktalar,

Bu nedenle araştırmalar İsa kimdir Musa kimdir Muhammet var mıydı hangi din neyi anlatmakta, kutsal denilen kitaplar ne zaman toparlanıp değiştirildi işin içinden çıkılamamaktadır ,zira bütün bu kargaşa içinde doğru ve sahih dediğimiz bilgileri yapılan bir çok araştırmalarla çarpıklıkları ortaya döken izahlarla K.lar izlenme yolu bulunabilen sadece ip uçlarını vermişler, Laura ve kıymetli ekibi ve başka araştırıcılar yaptıkları bir dolu faaliyetler sonunda gerçekleri yakalamışlardır ,bu halen de devam etmektedir,

Diğer yandan gerçeklerin değişken bir yapıda olduğu, oluşan her evreni kımıldatan düşünce davranış ve olaylar bu sabitlenmeyen özelliğin biteviye devam ettiğini bize çeşitli yollarla ispat etmiştir çünkü genel yapının özünde bu değişkenlik karakteri baş yapı durumundadır,KH ler bundan da istifade edip bol bol aldatış senaryolarını devreye sokmakta BH lar da aynı yapının karakteristiğinden faydalanıp bilgide açık ve yalana gerçeği sunmak şeklinde aklı selim sahibi ispatlar öngörmekteler yani bir bakıma ortada iyi ve kötünün savaşı sergilenmektedir,

Monoteizm ve dinlerin nasıl doğurulduğunu Mu ve Atlantis uygarlığının Belial Oğulları ve Birin Oğulları fenomenini özllikle Mu ve Atlantis uygarlıklarının çöküşü ve ve doğal felaketler sonrası kurtulanların Dünyanın çeşitli yerlere dağılmaları ,özellikle Mısır ve Orta Doğuda Dinler Programına çevirdiklerini defalarca belirtmiştik ,özetle çeşitli asırlarda KH unsurları bu tapınma ve müthiş ayrılık planları üzerinde işleyerek bu tarihi bilgiler dediğimizi kaotik bir yapıya sokmuşlardır,

Bütün bunların yanında bu anlattıklarımızı ironileştiren "Din Hayattır"ifadesi var ,yani bu kadar manipülasyonlara karşı yaşadığımız ortamı yuva kabul edip olanları izlemek kabaca hayattan kaçış değil hayata dalmak var ,bu ne demektir ,

Beraber yaşadığımız insanların çok büyük bir kısmı bu bahsettiklerimizin bilgi yönünden yanından teğet bile geçemiyecek şekilde takılı oldukları bilgi ve inanç yolunda yaşamaktalar ,bir kısmı özlerinin itmesi ile kendilerine dayattırılıp önlerine konulan bu takıntılı durumu kabul etmeme ama nereye bakacaklarına şaşkın bir haldeler ,bir kısmı realiteyi fark etmiş inançlarını ucu açık bir şekilde arayışa devam etmekteler bir kısmı ise ben bu işi biraz anladım bakın anlatayım hevesindeler (benim gibi),bir kısmı ben de anladım ama bırak da evvelde neler olmuş bir inceleyeyim deyip kaosa dalmaktan çekinmeyenler,

Bütün bu karmaşa içinde din hayattır demek ,oluşan bu çeşitli seçimler yolunda olan insanları anlamaya çalışmak ,katiyen itmemek empati kurmaya çalışıp inançlarına saygı gösterip yargılamadan sevmek ,bilgiye bütün insanların ulaşabilmesi için bazen misyoner gibi çalışıp seçimi bizimle paralel olanlarla bilgiyi olgunlaştırmak paralel olmayanlara ise ilgisiz bakabilmeyi becerebilmek,

Kısaca hayattan sıvışmamak..


Tgur Posted - 12/03/2019 : 11:48:12
S: Pekala, aldığımız borsa tavsiyesinin tam bir fiyasko olduğunu söylemek istiyorum.
C: Borsa tavsiyesinin kaynağı Frank’ti, biz değil!
S: Bundan ben de ciddi bir şekilde şüpheleniyordum. Borsa onun takıntısıydı. Parmağını bile oynatmadan para kazanmanın yolunun bu olduğunu düşünüyordu. Çaba göstermeden para kazanmanın yollarını arıyordu hep.

-------------------------------------------------------------------
Özsel dürtülerde bazen karşı koyulmaz bir israr görüyorum kendimde küçük alıntılarda ortaya çıkan taze yorumların da faydalı olacağının kanaatindeyim, o yüzden bu bölümü irdelemek istedim,

Evvela ortaya attığım her konuda kendimi devreye sokup bahsetmenin istemediğim şeyler olduğunu belirtmeliyim ayrıca şu devrik cümleleri bol miktarda kullanmayı da ,çocukluğumdan beri "ben bir kitap yazacağım" dürtüsü beni biraz edebiyata doğru yöneltti bu yüzden olabilir ,her neyse konuya döneyim,

Bu bölümde o borsa tavsiyelerinin olduğu celsenin bana veya sizlere antipatik geldiğinden bahsetmeliyim genel objektif anlatış tarzına ters gelmişti ,böylece ortaya çıktı ,bozulma Frank kaynaklıymış,

Bundan bahsederken oldukça doğru ve gerçekleri dile getiren bilgi açlığımızı gideren hayran hayran takip ettiğimiz harikulade bir kanal bilgisini Frank nasıl katılıp bozarmış ,şüphe ve inanç sisteminin doğrultusu bu durumda bizde de epeyi bozulma yarattı,

Daha sonra düşünceler içine dalınca aklıma yaşamımın bir bölümünde başka bir kanal bilgilerine takılıp altı sene kadar harcadığım zamanlar aklıma geldi ,sonradan o kanalın "Orion KH "olduğunu anladım bir sebep ortaya çıktığımda koptum ve kendimi senelerce inceledim ve K.lar ve sair bilgilerle düşüncelerle o kanal bilgisi etkisi ile üst düzeylerinde de bol bol çalıştığım zamanlar kendimi her zaman iyi hissettim (yine kendime daldım ama vereceğim başka mesaj var),ta ki derin incelemelerim ve K. bilgilerinde KH nin böyle benim gibi kapılanları "kendini iyi hissettirecek"manipülasyonuna soktuklarını öğrendim ,kendini iyi hisettiren bilgiler doğru olmalı inancı ve manipülasyonu , yani aldatış bu yönde gayet düzgün işliyor,

Konuyu böyle dağıtmak istemiyordum ama dağildı, uzatmadan, incelemelerim sonunda elde ettiğim gerçekleri "negatif mekanizmaları "adı altında bu sitede yayınladım okuyan olmuştur tamamen saf tecrübeye bağlı bilgilerdir,

Yukarıdaki alıntıya gelince, saf ve temiz diye kapıldığımız bu K. bilgilerinde bu bozunma nasıl olur nasıl Frank diye kanala katkısı olan birinin bu bozunmaya sebep olması düşünülebilinir,bu noktaya gelince yine o eski uğraştığım kanal bilgilerindeki karşılaştığım bir durum aklıma geldi bilgilere dalıp okudukça geçici de olsa kanalınız açılıyor ve size "sen şusun sen şu yücesin "provakasyonları geliyor hatta bir seferinde bu dayatmalarında sadece kendimin hissettiği zelzele bile değinledim,verilen maipülasyonu vurgulamak için bu saçmalıkları aşıp normal bir duruma gelmek için oldukça zorlu düşünce ve başka bilgi uğraşılarına girmek icap ediyor sonuçta aştım ,

Burada yani en başta aktardığım hususu yine başka bir K. bilgisi aydınlatıyor

"S: (L) Bir keresinde bu bağlantı kaynağını kişisel meseleler için kullanmanın, onu bozulmuş bir KH kaynağına çevireceğini söylemiştiniz. Bu kaynağı bazen kişisel meseleler ve sorular için kullandık. Bu herhangi bir şekilde bilgi akışını bozdu mu ve KH moduna doğru kaydırdı mı?
C: Yalnızca aşırı olduğunda.,"

Yalnız burada ilave edeceğim bir husus daha var ,herhangi bir paranormal bilgi üzerine gidildiğinde şüphe ve anormal diye durakladığınızda bilgi üzerine gitmekten başka yol olmadığını da anlamamız lazım, yani,

"Bilgi bilgiyi açar"..

Tgur Posted - 08/03/2019 : 09:41:05




Bir kanal bilgisinden "tesadüf diye bir şey yoktur" ifadesini zihnime ve dilime yapıştırmış ama üzerinde derin bir açılım yapacak bilgim olmadığından sanki ileride anlayacağım bir şey bölümüne zihnen atıp ama gerçek bir şeymiş gibi koşullanmıştım,ve bu rastgelme hadisesini ilgili celse altında başka cephelerden bakarak yorumlamıştım ,

Çarpıcı bir şekilde aşağıdaki bölümle yine karşılaştım ve o tesadüf diye bir şey yoktur bilgisi yeni yeni devreye alıp idrakte sağlamlaştırdığımız "daireler içinde daireler"mantığı ile de birleşerek yerine oturdu ve burada tekrar bu yönüyle bir şeyler daha söylemem icap ettiğini anladım,

Varoluşun genelinde gerçekten tesadufi olarak izah edilen bir şey yoktur ve olan her şey bütünlüğün genel yapısı içinde evrensel veya kozmik akıl denilenden oluşur ,insanların hayal ettiklerinin gerçekleşmesi ve düşünce çalıştırıp ortaya koydum zannettikleri her şey o kozmik/evrensel aklın devreye soktuklarıdır ve hatta psikopatinin en yoğun uğraşıları ve ortaya döktükleri de insanları bir maniplasyona sokma işi de bu anlamda bütünlükten geldi kabul edilmelidir zira pozitif veya negatif de bütünlük tezahürleridir önemli olan zihinlerin farkındalık yolunda geliştirip geliştiremedikleri seçimler yoluyla yaşam tablosuna döşenir..

-----------------------------------------------------------
S: (Ark) Kuantum rastgeleliğinin kilit noktası nedir?
C:Uzun cevap.
S: [kahkaha] (Perceval) Tablada gerekli simgeler falan yok. (Pierre) Bunun için özel bir tablaya ihtiyacımız var!
C: "Saf" rastgelelik diye birşey yok.
S: (Ark) Kitabımı okuyorlar. [kahkaha]
C: Herşey bilgiyken saf rastgelelik diye birşey olabilir mi? Sizin aleminizde gerçekten var olan herşey daha üstteki bir bilgi aleminden türer. O halde nasıl "rastgele" olabilir? Kümeler.
S: (Ark) Kümeler mi? (Perceval) Matematiksel kümeler. Yanıt bu. (Pierre) Ne kümeleri?
C: Sizin aleminiz, yani 3. yoğunluk ve zaman bir "küme" teşkil ediyor.
S: (Ark) Küme teşkil ediyor...
C: Küme tanımlıdır.
S: (Ark) Ne? (Perceval) "Küme tanımlıdır."
C: Sınırlıdır.
S: (Mr. Scott) Yani eğer 4. Yoğunluğa gitmek istiyorsan, daha büyük bir küme yazabilmen için daha büyük bir kağıt parçasına ihtiyacın var demektir. Daha büyük bir kek dilimi.
----------------------------------------------------------

Tgur Posted - 07/03/2019 : 13:31:49

Sağ ol kardeşim ,bu bölümü uzun uzun kaplamam yanında böyle küçük ama beni teshir eden kısımlara da dokunmak gerek diye düşünüyorum bunların hepsi idraklerin sağlanması üzerinde pozitif bir rol oynuyor,

Ağ çalışmasının faydalarını arttırıyor bence..


bozadi Posted - 07/03/2019 : 11:21:04
İlginç bir bilgi/konu. Hatırlattığın ve alakalı deneyimini paylaştığın için teşekkürler Tgur.
Tgur Posted - 07/03/2019 : 09:32:56
S: (Perceval) Bir evet veya hayır sorusu sormak istiyorum bu konuda: Bu şahsın düzenli olarak kan vermesi onun vücut sistemini herhangi olumsuz bir şekilde etkiliyor mu?
C: Evet. Tıbbi bir neden olmadığı sürece bunu yapmak tavsiye edilmez. Vücut sıvıları yaşam gücünün ve farkındalığın tutucularıdır.

---------------------------------------------------------------

Son derece ilginç olduğundan kısa bir bölümle yorum belirteceğim, taramalar sırasında bana çarpıcı geldi zira bu konuyla ilgili yaşamımda bazı karşılaşmalar yaşadım,

Evvela diyaliz sonrası diyaliz geçirenlerin psikolojik bozukluk geçirdikleri üzerine bu gerçeği bilmeden kendimce yorumlar getirip karşılaştığım bu tip hastalara ve yakınlarına yardımlarım olmuştu hatta bir mahkeme durumunda hakimin sorusuna da bu tip cevap verdim ve sonunda ilgili diyaliz geçiren şahıs yakını tarafından "sen benim eşim için hakime deli dedin" suçlamasıyla da karşılaştım,

Diyaliz geçirenler ,kan verenler bu hadise sonunda psikolojik sıkıntı çekerler ve yakınları bunu anlamaz ve bir sebebe bağlayamazlardı ben vücut sıvıları ile kişilerin bazı yerleşmiş yaşam özelliklerini de geçici de olsa kaybetmiş olduklarını kabul eder ve bu durumda karşılaştıklarıma gerekli izahları verir teskin etme yoluna giderdim (uzun yıllar sağlık mesleğindeydim),hatta bulunduğumuz apt. yönetimini haksız yere mahkemeye veren diyaliz geçiren bir apt sakini yüzünden bütün kat malikleri hakim önüne çıktık ve en son ben şahitlik yaparken haksız uygulamayı fark etmiş olan hakim bana samimi bir cevap verin diye sorgulayınca konunun bu diyaliz sonucu ortaya çıkan karamsarlık ve buna bağlı çarpık ve haksız suçlamalara yönelen bir davranış yüzünden olduğunu söyledim ve yönetici en sonunda beraat etti,

Sonuçta ben hakime bu şahıs hakkında deli demişim suçlaması ortaya çıktı,

Uzatmadan yaşamımda bu tip özellikler konusunda K.ların evvelce aldırmayp geçiştirdiğim bu kısımla karşılaştığımda onların bu celseler hakkında belirttiklerine şüpheyle bakanlar için pek genele önemsiz gibi gelse de "olanlara ve yalanlara karşı verilen gerçekler" "konusunda ne kadar sağlam bir bilgi manzumesi üzerinde olduğumuzu bir daha ispat etmiş olmakta olduklarını gördüm..


Tgur Posted - 27/02/2019 : 10:07:50
ŞAPLAK MESELESİ,

Bu sefer değişik bir konuyu gündeme getiriyorum, şaplak(=hafif derecede dayak)
Şimdiki durumuma bakınca yani öz eleştirisel derinliklere inince oldukça hümanist bir yapıdayım bireyleri şu veya bu sebeple örselemek hatta varlıklara zarar verecek en küçük bir davranışı bile yapmayı kendime yakıştıramıyorum çocukken ve gençliğimde de bu durumdaydım ancak yaşamın ve kaderi planın, seçimlerin etkisi kişiyi bazen tamamlamadığı karma yollarına itebiliyormuş demek ki, bu itirafları sıralamam icap ettiğini hissediyorum ,yaşamımın erken seviyelerindeki bu olanları anlatırken,

Disipline edilen kitleleri vatan müdafaası olarak yönetmek üzere görevlerde bulundum ,hatta eski hayatımda da bu görevde imişim (reenkarnasyon bilincimi destekleyen vizyon bilgi ve onaylamalarla dolu bir çok olaydan sonra bu gerçekliği keşfettim) ,daha sonra yaşamımın 45 senesi sağlıkla ilgili bir görevde bulundum ve bu eski mesuliyetli görevlerde bu yönteme hiç arzu etmediğim halde baş vurduğum zamanlar oldu zira genç yaşta iken önümüze gelen elemanlar şu andaki gibi eğitimli hatta okur yazar değillerdi şaplağın bol olduğu bir anlayışla yetişmişlerdi çoğu adeta çocuktular onun için bu anlarda buna pek lüzum görülmemeli artık bu günlerimizde harikulade eğitimli ve anlayışlı itina isteyen gençlerin bol olduğu bir yapıdayız ufacık ikazlar disipline etmeye yeter,

Geçenlerde kendi hayatımı düşünüp sorgularken aklıma geldi ,zira terbiye ve disiplin edebilmek için ve buna mecbur bir yaşam kesidi geçirirken konuyu "din hayattır" genel mantığı ile değerlendirirken bazı müeyyideleri elinize almak mecburiyetinde kalırsınız müeyyideler yani cezalar elinizde olmazsa insanların KH illüzyonları ile devletleştirilmiş yani alabildiğine acımasızca bölünmüş komün halinde yaşamlarındaki emniyetleri için ordular beslemek mecburiyetindesiniz ,ve bu ordu içinde bir sebeple göreve düşmüş bir varlıksanız disiplinsiz bir ordu ile 2. Dünya savaşında Habeşlere saldırıp yenilen İtalyan Mussolini Ordu mensubu gibi olursunuz ,zira onların ordusundaki bölük komutanı yüzbaşı tabancasını kaldırıp hücum emri verdiği vakit arkada erler kendini sadece alkışlayıp "bravo kapitano" (capitano =yüzbaşı,gemi kaptanı) deyip disiplinsizce davranmışlar ve böylece o biçare ve silah teçhizat yönünden alabildiğine donanımsız Habeş Ordusuna bu disiplinden yoksun İtalyanlar yenilmişlerdir..Sonuçta Amerika devreye girmiş ancak kendilerini bulabilmişlerdir.

Bu arada bu satırları okuyan çok gencimiz var onlar askerliği henüz görmemişlerse disiplinli disiplinsiz bir ordunun ne önemde olup olmadığı hakkında bilgi ve görüş sahibi olmalılar ,keza bu satırları okuyanların da rahat ve emniyetli bir hayat yaşıyorsak bu hale getirmek için canını veren bir milletin kahraman atalar faaliyetleri ve şu anda karlı dağlarda acımasız koşullarda can siparene davranan yine kahraman denecek askerlerin bulunduğu oldukça disiplinli bir orduya sahip olduğumuzdandır, yoksa milletçe silinip süpürülürdük,

Bu arada askerlik doğal bir meslek değildir ,sağlık ,eğitim mesela doğal insani mesleklerdir her zaman devrede olmaları bu yüzden önemlidir, ama insanlar ne kadar medeni ahlaki bir millet/toplum olmak isteseler de tecavüz ,yıkım, toprak büyültmek ve hüküm altına almak isteğine kurgulanmış komşu veya sair devletlerin bu düşmanca hallerine karşı korunmak için askerliği devreye almışlar ordular beslemeye mecbur kalmışlardır,

Savaşsız dünya en mutlu istenen medeni dünyadır ama KH için iyi bir besin değildir,

Aşağıda özellikle çocukların disipline edilebilmeleri ve hayat şartlarına ana kucağında acıların da denenebileceği bir ortamda hazırlanmaları konusunda enteresan işaretler var,

------------------------------------------------------------------
S: (L) Pekala, başka soru? Geçen gün forumda çocuk şaplaklama hakkında bir tartışma vardı. Bazen bunun yapılabilecek tek şey olduğu durumlar var gibi görünüyor bana, ama yine de bunun çok nadir olması gerekir. Yani özel durumlar. Belki ben bu yolu izlemedim ama bunun tek çözüm olduğu bazı durumlar oldu. Yoksa sadece kendimi haklı çıkarmaya mı çalışıyorum? (Ark) Benim için fiziksel müdahale iyiydi. Yoksa bir suçlu olabilirdim. (gülüşme) (Andromeda) Ya çocuk yolda oynamaya gidiyorsa? Seni ciddiye almıyorsa? Korunmaları için buna ihtiyaçları var. (Ark) Ben tren yollarında oynuyordum. Annem beni görüp geldi ve kulağımdan tutup eve kadar götürdü. Bir hafta kulağıma dokunamadım! (Andromeda) Bu belki de hayatını kurtardı. (L) Bu seni tren yollarından uzak tutmaya yetti mi peki? (Ark) Oo evet. (L) Başka herhangi birşey işe yarar mıydı? (Ark) Mmm... (L) Eğer annen sana tren yollarında oynamanın kötü olduğunu söyleseydi onu dinler miydin? (Ark) Bunu kendim de biliyordum! (L) Yani bir daha gitmemeni sağlayan şey, yeniden şiddete maruz kalma korkusuydu. (Ark) Yoksa tehlikeyi umursamıyorsun. (L) Yani şaplaklanmanın sana doğru şeyler yaptırdığını düşünüyorsun. (PoB) Hatırlamanı sağlıyor. (Ark) Fiziksel zorlama bir tarih sınavını geçmemi sağlamıştı. Yoksa aynı sınıfı bir yıl daha okuyacaktım. (L) Pekala, o halde sorumu tekrar sorayım; eğer...
C: Biz sana soralım: Hayatta kendini fiziksel olarak öne sürmenin uygun olduğu durumlar var mı?
S: (L) Sanırım buna cevabım evet olur. (Andromeda) Kesinlikle. (L) Psikopatlarla, çıldırmış insanlarla, zorbalarla ve sen ve sevdiklerin için tehlikeli insanlarla dolu bir dünyada...
C: Eğer bir davranış modelleri olmazsa çocuklar bu durumları nasıl öğrenecekler?
S: (L) Bir yetişkinin başka bir yetişkine karşı davranışlarını görerek davranış modeli almayı kastediyordum, bir yetişkinin bir çocuğa karşı davranışlarını değil.
C: Çocuklar da zorba ve manipülatör olabilir!
S: (Atriedes) Hatta ebeveynleri tarafından hiç şaplaklanmayan çocuklar genellikle manipülatör oluyor. (L) Gördüğüm kadarıyla, önüne sıkı sınırlar çizilmeyen çocuklar çok iğrençleşebiliyorlar. Bazı insanların çocuklarını hiç şaplaklamadıklarını, küçük Johnny’lerinin harika olduğunu söylediklerini duyuyorum. Küçük Johnny’lerinin gerçekte nasıl olduğunu bilmiyorlar. (Atriedes) Toplumun yapısı ve yetişkinler arasındaki herhangi bir fiziksel reaksiyonu yasadışılaştırması hakkında da şeyler geliyor aklıma. Kavga etmek yasalara aykırı. Eğer biri seni incitiyorsa, birşey yapıyorsa, birşeyini çalışıyorsa, ve eğer sen onlara direnirsen başın derde giriyor. Ama onlarınki girmiyor. Elin kolun kanun yoluyla bağlandığı için herhangi gerçek bir sosyal düzen uygulamanın yolu yok. “Çocuğunuzu şaplaklamayın” meselesinin ardında da bu var. “Şiddetsizlik” hakkında bir sürü kanun çıkarıyorlar ve dünya iyice şiddete batıyor. Çünkü kurallar sadece normal insanlar için geçerli, psikopatlar için değil. Özellikle de tepemizdeki psikopatlar. (L) Evet, oldukça zorlu bir konu. Sanırım bu şaplaklama meselesi forumda tartıştığımız gibi. (Ark) Nadir ve adil.
C: Evet.
S: (Ailén) Sorun da bu. Çoğu ebeveynler bunu doğru durumlarda veya doğru bir şekilde yapmıyor. (Atriedes) Suistimal ile şaplaklama arasında da bir fark var. Biri bir şahsa egemen olmaya yönelik, diğeri ise ona yapı ve kuralları empoze etmeye yönelik. Eğer amacın yapıyı ve kuralları uygulamaksa ve bu konuda bilinçliysen, o zaman bu bir suistimal olmaz. (L) Aynı zamanda sonuçlarla ilgili. Eğer bunu belirli bir yaşta öğrenmezsen, hiçbir zaman öğrenmiyorsun. Ağaç yaşken eğilir. Çok küçük bir yaş da değil elbette. Üç yaşından küçük çocukların buna maruz kalmaması gerekir. Ancak üç veya dört yaşından sonra. O zaman bile sadece hafif bir şekilde olmalı... (Ark) Bir çocuğa birşey öğretebilirsin ve bu on yıl sürebilir. Ama sonra çocukta yanlış bir davranışa dönüş olur. Bir kez şaplaklarsın ve... (L) Sonsuza kadar öğrenirler. (Atriedes) Üzücü tarafı şu ki, bazı hatırlamalar sağlamak için acı çok daha etkili. (L) Doğru, çünkü çoğumuz bir başkasının yaşadığı şeyi ancak kendimiz de aynı şeyi yaşamışsak anlayabiliyoruz. Birinin parmağını kestiğini görüyorsun ve bunun nasıl bir duygu olduğunu biliyorsun, çünkü sen de daha önce parmağını kesmişsindir. Vücudunda meydana gelen fiziksel birşey. Sonra birine incitici birşey yapıyorsun ve o anda akli olarak bunun ciddiyetini anlayamayacak kadar küçüksün ama bu olay üzerine kıçına bir şaplak yiyince o zaman birini gerçekten incittiğin için o şaplağı yediğini anlıyorsun genetik veya fizyolojik bir şekilde. Birkaç yıl sonra büyükler sana bu tür davranışların yanlışlığı açıklıyor ama yediğin şaplaklar olmasa o açıklama biraz temelsiz de kalabilir. Yaptığın herhangi birşeyin neticesi olarak hiçbir fiziksel neticeyle karşılaşmıyorsan, on yıl sonra yetişkinler sana birşeylerin uygunluğunu veya uygunsuzluğunu açıklasa bile bu sana fazla birşey ifade etmiyor. Acı çekmenin nasıl birşey olduğunu anlamayacaksın, çünkü hiç böyle birşey yapmanın neticesiyle karşılaşmadın.
C: Çok yakın. Poneroloji’de karakteropat olarak tanımlanan kadını hatırlıyor musun?
S: (L) Kardeşleri kadının söylediği ve yaptığı herşeyi savunuyordu. Yaptığı herhangi birşeyin gerçek neticesini deneyimlemedi. Peki bunun bir tür beyin hasarı olması gerekmez mi?
C: Aynı şey aşırı hoşgörüden de kaynaklanabilir.
S: (Galaxia) Tek çocuk olmak, beyninde birşeylerin eksik olmasına neden olabilir mi? Kardeşleri olmayan tek çocuklarda beyin hasarı veya benzer birşey olur mu?
C: Bazen, evet. Çocuklara yönelik disiplinde önemli olan, belirli etki yaratım (ç.n.: imprinting) pencereleri açıldığı sırada beyin kimyası karışımlarının etkinleşmesidir. İnsan organizması büyük ölçüde evrimsel baskıların bir ürünüdür. Etrafta hiçbir tehlike yokmuş gibi davranmak, çocuğu düşmancıl bir çevrede büyümenin doğal neticelerine maruz bırakmadan büyütmek, çocuğu uygun büyüme ve gelişim için gerekli pek çok sistemik beyin faaliyeti silsilesinden mahrum bırakmaktır.

S: (Ailén) Yani disiplin olmayınca bir gerçeklik algısı etkinleşmesi de olmuyor. (L) Evet, sonsuza kadar bir balonun içinde yaşıyorlar. (Ailén) Haklı olduklarını, iyi ve doğru olduklarını düşünüyorlar... (Andromeda) Bu Galaxia’nın tek çocuklar hakkında söylediği şeyle de bağlantılı olabilir. (L) Hiç paylaşmaları gerekmiyor. (Ailén) Ama disipline edilebilirler. (Andromeda) Ama disipline edilme ihtimalleri aynı derecede yüksek değil. Kardeşlerle birlikte büyürken bu ihtimal çok daha yüksek. (Galaxia) ____’nin tek çocuk olarak yetişmiş olması, belirli konuları kavrayamaması, kendini ve etrafındaki şeyleri anlayamamasına katkıda bulunuyor mu?
C: Onun durumunda bu sadece küçük bir faktör

Tgur Posted - 18/02/2019 : 09:32:19
DENGE DEVAMI 7. BÖLÜM.
HAYAT DİNDİR

Yaşarken neyi kendimize kılavuz kılmalıyız ,çoğumuzun rutin hayatı yaşarken kendimize sorduğumuz en samimi sorudur ve cevaplarken üstün kişilerin hayatlarını kendimize model almaya çalışırız ,bu tam bir yanılgıdır kanaatimce ,zira mevcut durumda olan bitenler ve dolayısıyla karşılaştıklarımız aldığımız modelin şartları dışına çıkmış başkalaşım göstermiştir ,yeni bir bakışla değerlendirmek ve uyumlamak lazımdır,mesela o yüzden İngilterede anayasa yoktur vaktiyle Magna Karta denen genel ve değişken durumları ele alan prensipler dışında kati kurallar yoktur,hukuki ve yaşamsal değerler günün şartlarına göredir ve hükümler öyle verilir ,bu genel anlatımla ve aşağıdaki bilgiler ve K. lar tarafından gösterilen işaretler bu konu üzerindeki hususları ihtiva ediyor,yani esasta o an yaşanan hayatı değerlendirmek ve uyumlanmak özümsemek "hayat dindir" in açılımı, başka misaller de bolca verebiliriz Atatürkten,

" Ben, manevî miras olarak hiçbir nass-ı katı, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevî mirasım, ilim ve akıldır. Benden sonrakiler, bizim aşmak zorunda olduğumuz çetin ve köklü müşkülât önünde, belki gâyelere tamamen eremediğimizi, fakat asla taviz vermediğimizi, akıl ve ilmi rehber edindiğimizi tasdik edeceklerdir. Zaman süratle dönüyor, milletlerin, cemiyetlerin, fertlerin saadet ve bedbahtlık telâkkileri bile değişiyor. Böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve ilmin gelişimini inkâr etmek olur. "

Ve benim acizane bir süslemem,

Eskiye ,harabeye ,tarihe dikkatli bakın
Ama tarihi tekerrür ettirmeyin sakın
Bilin ki ileri atılacak her yeni bir adım
Size tarihten çok çok daha yakın,
*****
Üstatların sözlerine dikkat et onlar bilge genidir
Ama bastıkları yerden gitme zaman eski değildir
Zoru seç koru tut gerekirse
Yansa bile ellerin gelen yeni deridir
--------------------------------------------------------

C: Hayat dindir.
S: (L) Bu ne anlama geliyor?
C: Yaşam deneyimleri kişinin Tanrı'yla etkileşimini yansıtır. Uykuda olanlar, yaratılışla etkileşimleri konusunda çok az inanca sahiptir. Bazıları dünyanın hakkından gelmeleri, görmezde gelmeleri,susturmaları ya da sona erdirmeleri gereken birşey olduğunu düşünüyor. O bireyler için dünyalar sona erecek. Hayata ne veriyorlarsa tam da o olacaklar. "Geçmişteki" bir hayal olacaklar. Objektif realiteye her yönüyle sıkı bir ilgi gösterenler "Geleceğin" gerçekliği olacaklar.
S: (L) JN ile yaşadığımız son olaya dair birkaç sorum var. Görünüşe göre olan biteni benim duyduğumdan farklı bir şekilde duymuş ve onun yazdığı şeyleri okurken kastettiği şeyi doğru temsil etmeyen bir perspektifle bakmışım. Bana demişti ki: “Karmaşaya dikkat etmiyorsun, sadece buraya yapmaya geldiğin şeyi yapıyorsun.” Ben bunu tamamen farklı bir anlamda anladım. Onun bakış açısıyla “etraftaki karmaşaya dikkat etmemek ve yapmaya geldiğin şeyi yapmak” dünyayı yenerek ve görmezden gelerek “yükselmenin” yollarını ve araçlarını keşfetmek anlamına geliyormuş aslında. Bana göre ise “karmaşaya dikkat etmemek”, olan bitene çok dikkat etmek ama kafanın karışmasına izin vermemek, karmaşanın ortasında gerçekliği görmek anlamına geliyor. (AM) Bir insanın karşılaştığı herhangi yeni bir bilgi, o bilginin gerçekliğiyle uzlaşana kadar karmaşaya neden olabilir. (L) Görünüşe göre burada önemli olan olayın “karmaşa” yönü üzerinde durmamak, karmaşanın içinde gömülü olan bilgiyi öğrenmeye konsantre olmak. Öğrenmen gereken şeyin ne olduğunu anlamaya çalışmak. JN’nin fikrine göre eğer birşey karmaşaya neden oluyorsa, ona ilgini TAMAMEN kesmelisin, herhangi bir yönüne dikkatini harcamamalısın, sadece huzurlu hissetmeye konsantre olmalısın. Whitley Strieber’in söylediği şey de aynıydı: “Sahip olabileceğin tek özgürlük senin içinde.” Sanırım K’lerin açılıştaki sözlerine neden olan şey,bu konu üzerinde kafa yormakta oluşumdu. O açıklamanız kafamda bu konuyla ilgili meselelere bir yanıt mıydı?
C: Aşağı yukarı.
S: (L) Üzerinde düşünmekte olduğum bir diğer şey, ruhsal olarak gelişmek için bir tür keşiş hayatına çekilmen gerektiği fikri. Benim gözlemlediğim şey şu ki, dünya tam da varoluş derslerinin öğrenilmesi için gereken şey. Ruhsal olmak için bir manastıra çekilmesi, meditasyon yapması, şu veya bu “ruhsal uygulamayı” yapması gerektiğini düşünenler Tanrıyla ve hayal edilebilen yaradılışla en büyük etkileşimden uzaklaşıyorlar. Büyük bir nimeti geri tepiyorlar. Dünyada yaşayarak ve herşeyin içindeki ruhu görmeye çalışarak başarılabilecek olanlar, hiçbir saptırmanın olmadığı, hiçbir denge ve kavrayış
testinin olmadığı bir manastıra çekilerek başarılabileceklerden çok daha fazla. Dünyada olmak ve “ruhu”görüp deneyimleyebilmek bence çoğu insanın farkına vardığından daha dini birşey. Gerçek dünya uyduğumuz yerdir. Doğduğumuz yerdir. Eğer bu dersten kaçmaya çalışırsak, tekrar tekrar geri dönmemiz gerekir. (A) Belki de bu gerçekten onların dünyasıdır? Bir manastıra kaçarak veya dünyayı görmezden gelmek onlar için gerçekten de doğru olan şeydir. (AJ) Ama burada mesele, etrafımızdaki dünyayı anlamayı öğrenmeye çalışıp çalışmadığımız. Bazı insanlar dünyayı anlamayı umursamıyor. “Dünyayı umursamamak en güzeli. Bu sizin işiniz. Biz görmezden gelmek istiyoruz.” diyorlar resmen. (L) Ve geçmişin bir anısı, primal madde oluyorlar ve döngüye baştan başlıyorlar. Bu alemde olmamız, buraya uyduğumuz anlamına geliyor. Ve öyle görünüyor ki bir sonraki seviyeye ulaşmanın tek yolu büyümek. Ve bu da büyüme aracının tam olarak kavranması, dünyanın kavranması, olduğun yerde nasıl ruhsal olunacağının öğrenilmesi anlamına geliyor. Kendini nerede bulduysan orada büyümek ama her zaman ışığa doğru.
C: Yuva kalbin olduğu yerdir.
S: (AM) Yakın gelecekte başka bir ülkeye taşınmak fiziksel varlığım için hayati bir öneme sahip mi?
C: Bedende olmak hiç “hayati” değil. Ama bu alemde görevi olanlar için fiziksel aracı korumak oldukça faydalı. Dolayısıyla, eğer kişi insanlığa karşı sorumluluk gömleğini giymeyi kabul ediyorsa, görev
tamamlanana kadar fiziksel aracı korumak oldukça faydalıdır. Mevcut durumda bunun ihtimali ABD dışında daha yüksek olacaktır.
-------------------------------------------------------------

Bu konunun "hayat dindir" iki üstadın belirtilmesi ile fakat anlatılanların pekişmesi yolunda açılım göstermesi üzerine bir değerlendirme yapıyorum şöyle ki,

"Mahareshi Mahesh Yogi ile Sri Sri Ravi Shankar " bir misyon için 5. yoğunluktan geldikleri izahı ile beraber onların bir guru olarak kabul edilmeleri fakat kanaatimce peşinden sürüklenmeme doğrultusunda K.ların bir ikazı var gibi ,sanırım bu iki üstadın üzerinde durup getirdikleri nefes teknikleri sonuçta Lauranın "Eiriu Eiolas" soluma tekniği ile değişik bir tarza bürünmüş ve halen uygulamakta olduğumuz meditasyonu doğurmuştur ve fakat bunu uygularken hiç bir usüle takılı kalmadan kendi yöntemlerimle bazı ilaveler yapmak veya çıkarmak benim tarzım olmuştur onu da belirtmeden geçemiyeceğim,bütün bu davranış tarzları ritüellere takılmak istemeyen bir bilincin sergilenmesidir,

Ritüeller ve ona saplanmış olan bilinçlerin yanlışları bizi bu yola itmektedir zira toplumumuzda ritüeli ilahlaştıran yani tabulaştıran ve onun dışında olanları keskin ayırım çizgisine koyup KH nin bu en bariz ayırma taktiğine kapılan toplumları görmekteyiz ,bunun için savaşlar bile yapılmaktadır, diğer yandan ritüeli yapmakla her türlü kirden arındığını zanneden ve tekrar kire bulaşmayı bir yaşam rutini sayan kişileri bolca görmekteyiz bu konuda ne demek istediğimi yaşadığımız ülkedeki en üst tabakadan en alt tabakaya kadar bireylerin yaptıkları ve peşinde olduklarını ap açık görmekteyiz..
-------------------------------------------------------------------

S: (Craig) Doğru... (L) Daha geniş halk kitlesi için bunun herhangi bir fark yarattığını sanmıyorum. (Craig)Organizasyonu sürdürmek için bunu sır olarak sakladılar, ve aslında organizasyon yanlış yöndeydi. Son olarak, Mahareshi Mahesh Yogi ile Sri Sri Ravi Shankar arasındaki ilişki nedir?
C: 5. yoğunluk anlaşma.
S: (Craig) 5. yoğunlukla çalışan ustalar mı bunlar?
C: 5. yoğunluktan geldiler, buradaki bir misyon için.
S: (L) Temel olarak herkes 5. yoğunluktan geliyor, ama herkes bir misyonla gelmiyor. (Craig) Konsorsiyum tarafından Sri Sri Ravi Shankar’ı durdurmaya yönelik girişimler olacak mı?
C: Çok muhtemel değil.
S: (Craig) Eğer yaptığı şey dünya-değiştirici bir çalışmaysa, bu nasıl olabilir?
C: Sadece dünya-değiştirici olmak dengeli değil.
S: (L) Eğer o çalışmaya bazı unsurlar daha ekleseydi, saklanması gerekirdi.
C: Daha önce söylediğimiz şeyi hatırlayın: Hayat dindir... (ç.n.: “hayatın kendisi, doğası dışında bir takım kurallar ve şekilsellikler getirilerek üretilen her türlü din yapaydır ve ardında başka niyetler aramak gerekir” anlamında diye düşünüyorum)
S: (Craig) Hayat din midir? [konuyla ilgili tartışma] (Joe) Hayat dindir. Her yandaki gerçekliğe ilgi gösterenler geleceğin insanları oluyor. (L) Hayatı karartmaya çalışanlar geçmişe ait bir hayal oluyor. Onun gibi birşey... Bir sonraki soru? (Simon) Avebury’nin ne zaman inşa edildiğini öğrenmek istiyorum.
-----------------------------------------------------------

"Almadan vermek Allaha ait dersiniz/Allah özünüzde, muhtaç önünüzde/niye hala vermek sözünüzde.." Bu acizane benim uydurduğum bir söz gurubu yeri geldiği için buraya koydum,(yine kendimi parlatma egosu, mazur görün)

Bu alma verme hadisesinde tuhaf bir durum var muhtacın yani ihtiyacı olan olmayanı tesbit etmek bizim elimizde değil gibi gözüküyor o zaman alabildiğine şuursuzca verme isteğinde oluyorsunuz ve evrene gerekip gerekmeden ışık gönderme gibi bir KH davranışını ortaya koyuyorsunuz ,

Bakınız K.lar bu konuyu "dulun akçesi" meseliyle nasıl izah ediyorlar ,daha doğrusu alma statüsünde olanların bir adanma haliyle elinde avucundakinin tümünü verecek durumda olması ,zenginin verdiği bedele karşı nasıl ilgisiz olması hali ile inceden bir şeyler anlatılıyor ,

Kısaca ,
"C: Hala hiçbir şey vermeden birşey elde edeceğini düşünenler kendilerini bloke olmuş halde bulacak" ifadesindeki anlam üzerinde düşünelim ve burada alınana karşı sadece para veya bir madde vermekten daha çok ilgi, adanma ve verilen bilgiyse onu genişletmek için şahsi çabadan bahsediliyor kanımca..

------------------------------------------------------------------
S: (L) Tamam. İnsanlar nefes ve meditasyon programı üzerinde çalışıyor. Bazıları fiziksel olarak sıradışı bazı deneyimler yaşıyor. Bazıları ise aşırı yorgunluk... İşte, her türlü şey oluyor. Sanırım bununla ilgili net bir sorumuz yok, çünkü bu aşağı yukarı beklediğimiz bir durum. Herkes birer birey ve programı uygulama biçimleri de kendi bilgi seviyelerine dayalı sanırım...
C: Programı doğrudan sen öğretirsen en iyisi olur. Ama bu kadar büyük bir ihtiyaç olması ve sistemin insanların fonlarını ve dolayısıyla seyahat etme ve senin harcadığın zamanı ve enerjiyi telafi etme yeteneklerini kısıtlaması koşulları altında, şimdiye kadar yapılan, yapılabilecek olanın en iyisiydi. Bazıları bu uygulama neticesinde yaratıcılıklarının ve daha doğrudan bağlantılar kurma yeteneklerinin geliştiğini görecek!
S: (L) “Zamanımı telafi etme yetenekleri” derken?
C: Daha önce enerjinin dengelenme gereksiniminden bahsetmiştik. Bu programı, bireylerin karşılama yeteneklerini göz önünde bulundurarak sunmanız doğru olur. Ama herkes hatırlamalı ki, isteyen HERKESE VERMEK BH’dir. Sen herkese TEKRAR TEKRAR verdin ve pek çokları hala bunun değerini anlamıyor veya tatmin edici bir telafide bulunmuyor. Programda zorluklar yaşayanların, verebileceklerinin tamamını vermediklerini farketmeleri mümkündür. Ve bu her zaman para anlamına gelmez. Adanma anlamına da gelebilir.
S: (L) Sorusu olan? (DD) Grup hala Pazartesi ve Perşembe’leri mi çalışma yapıyor? (L) Hm-hm. (Joe) Programı güzel bir paket halinde bir set olarak satışa sunacağız. Biliyorum konu sadece para değil ama, insanlar aldıkları birşeyin karşılığında doğrudan birşey verme fırsatı bulacak.

C: Hala hiçbir şey vermeden birşey elde edeceğini düşünenler kendilerini bloke olmuş halde bulacak.
S: (L) Ne gibi? “Bloke olmuş” derken neyi kastediyorsunuz?
C: İki ana biçimde olabilir: BH adayında, bir dengesizlik olduğunu bilen bilinçaltı süreci tarafından blokaj meydana getirilebilir. “Diğerleri” ise almak için doğru frekansta değiller. “Alma yeteneği” ve de kapasitesini hatırla.
S: (L) Diğer bir deyişle, bir kişi örneğin program için bir milyon dolar ödeyebilir. Eğer milyarderlerse, bu onlar için bir kova sudaki bir damla gibi kalır. Ama eğer bunu kendilerine yönelik bir çıkar için, manipülatif bir şekilde yapıyorlarsa, ortada bir alışveriş olmasına rağmen aslında hiçbir şey alamayabilirler. Doğru mu?
C: Evet. “Dulun akçesi”ni hatırlayın.
S: (Joe) Dulun Akçesi mi? (L) İncil’deki bir hikaye. Küçük miktardaki bir parayla ilgili. Bilirsin, çok para veren zengin adam kurtuluşu satın alabileceğini sanıyor. Fakir dulun verdiği paraysa çok az ama elindekinin tamamı. Bunu mu kastediyorsunuz?
C: Evet.
------------------------------------------------------------

Kıyamet tellallığı yapmak istemiyoruz ama şu dalga hadisesine inanmışsak malüm üçlü bir döngünün birleşik gelmesi, bazı şeylerin de ortamımızda yükseldiğini ve KH durumunda devam edip fikse olanlar ve BH ye adaylıkların barizleştiğini ama yine de yani o kaos halinde seçimlerin devam edebileceğine dair bilgiler veren önemli bir bölüm,

Eğer var oluşun dağılıp toparlanma üzerine bir nefes alıp verme hareketi gibi rutini olduğuna da inanmışsak dalga nın geleceği muhakkaktır ,en saf izah için kendinize bakın bilgilerde nerelerde idik nerelere geldik ve hangi bilgileri bu yanlış diye ayıklayabiliyoruz..Ve içimizde bu gerçek bu aldanış diyen içgüdü dediğimiz inkar edemediğimiz bir ses var..

--------------------------------------------------------------

C: Dalga geliyor ve siz de insanlara fırtınalı denizlerin altında sürüklenmek yerine üzerinde sörf yapmayı öğretiyorsunuz.
S: (L) Bir keresinde dalganın “hiperkinetik duyumsayış” gibi birşey olduğunu söylemiştiniz. Bunun ne anlama geldiğini merak ediyorum. Bireyin içindeki şeyi çok yükselten birşey mi? Eğer buysa, ve eğer bir insan pek çok nahoş, acılı, sefil hisler, bastırılmış düşünceler vs içindeyse, hiperkinetik duyumsayış tüm bunları arttırırsa, o bireye ne olur? Kendini berbat hissettiğin en kötü halinde bunun milyon kat arttığını düşünsene! Eğer içinde kötü şeyler varsa, içinde tam anlamıyla bir patlama yaşarsın!
C: Ruh parçalanması! (soul smashing)
S: (L) Yani insanların buna hazırlanmak için bu temizlik sürecinden geçmeleri çok önemli, öyle mi?
C: Evet, o zaman “kartallar gibi kanatlanıp yükselecekler” !
S: (L) Yani, Lobaczewski’nin deyişiyle bol miktarda “seçim ve değiştirme” yapan insanlarda bile, rasyonel zihinlerinin bir parçası gerçeğin ne olduğunu biliyor ama o eğer onların grubu, sosyal ortamı, geçmişi veya yetiştiriliş biçimleri o gerçeği kabul etmeye uygun değilse, o gerçeği bastırıyorlar ve onu kendilerine başka şekillerde açıklıyorlar. Ama yine de asıl gerçeği biliyorlar. Eğer gerçeği bilirsen ama onu içinde çarpıtıp kilitleyip bastırırsan, kendine ona bakma ve onu kabul etme izni vermezsen ne olur? (Ark) O artış/büyüme olduğunda, ...küçük şeytan büyük şeytan olacak. Seçmek daha kolay olacak. Seçimler de büyüyecek.[pozitiflikle negatiflik arasında] seçim yapılması gerekecek. Bu karar.... (L) Çok zorlu olacak. (Ark) Evet,ama aynı zamanda daha berrak olacak. (C---) Ya aklın başında olmadığı için bu seçim berrak olmazsa? (L)Eğer korkun çok büyükse... (C---) Kör mü olursun? (Ark) Kaybolursun. (L) Beni asıl şaşırtanlar, aksi yöndeki tüm kanıtlara rağmen yalanlara inanan insanlar. Bunu neden yaptıklarını anlamıyor değilim, çünkü bunun psikolojik ve beyinsel mekanizmasını biliyorum ve bunun binlerce yıldır azar azar insanların hayatına sokulduğunu, herşeyin kirlendiğini biliyorum. Bu korkunç birşey tabi. Ama ya bir psikopat? Duyguları olmayan bir psikopat? Hiperkinetik duyumsayış, yani dalga bir psikopatı nasıl etkiler?
C: Bir tür “duyguları” var. Karanlığa açlık.
S: (L) O zaman dalganın onlarda arttıracağı şey karanlık açlığı mı? (A---) Daha fazla karanlık. (L) Peki o zaman ne olurlar? (Allen) Daha da aç gözlü! (L) Kendi kendilerini yerler belki de?
C: Aşağı yukarı. Merkezinde kocaman boş bir delik varsa, ne yaparsın?
S: (Ark) Bunun nasıl olacağını anlayabiliyorum. Bir yanda bu psikopatlar var ama aynı zamanda giderek dengesizleşen pek çok insan var. Giderek çıldıran bir sürü insan var. Psikopatlar birşeyin, yani yeni bir fırsatın ortaya çıktığını görebilecek, öyle değil mi? Yeni kurbanlar. “Onlar benim!” “Hayır, BENİM!” deyip birbirleriyle kavga edecekler. (L) Çünkü açlıkları giderek artacak. Maskeleri düşecek ve insanlar onları oldukları gibi görebilecek.
C: Evet.

------------------------------------------------------

Denge konusunda oldukça durduk , sonlandırıyorum..



bozadi Posted - 15/02/2019 : 14:58:03
Teşekkürler Tgur.

Çeşitli konu başlıkları arasında dikkatimi çeken hususlardan biri "aydınlanma" konusu. Bu teriminin ille de "sevgi" veya "iyi" anlamına gelmemesi, aydınlanmış varlıklar arasında iyi (pozitif) ve kötülerin (negatif) oranının yaklaşık 50/50 olması.

Neyi görünce veya bilince "aydınlanmış" olunuyor? Aydınlanmış varlıklar en çok neyi bildikleri için "aydınlanmış" oluyorlar? Bana göre, ki elbette bu görüşümü de yine elimizdeki kaynaklara dayandırıyorum, bu "En el-Hak" ("Ben nihai hakikatim, nihai gerçeğim.") meselesidir. Sonsuz potansiyel, sonsuz yaratıcıyım.

Bu noktada şu soru akla gelebilir: Madem KH varlıkları da bu gerçeğe erebiliyor, o zaman nasıl oluyor da onlar "Sonsuza kadar sahip olduklarını sonsuza kadar arıyorlar?" KH ile BH varlıkları arasında "aydınlanma" bakımından fark nedir? Benim şu an için düşünebildiğim cevap şu (daha önce de kısmen belirtmiştim): Aydınlanan KH varlıkları, BH varlıklarıyla aynı çıplak gerçeği görüyorlar, yani eş-yaratan olduklarını. Ama BH varlıkları bunu diğer tüm varoluşla paylaşma eğilimindedir, kendini varoluşun geri kalanından ayrı, mutlak manada müstakil bir varlık olarak görmüyorlar, tüm varoluşu özü ve geneli itibariyle tek bir varlık olarak görüyorlar, biliyorlar. KH varlıkları ise kendi bireysel varlıklarını varoluşun geri kalanından kesin bir çizgiyle ayırma eğilimindeler. Ve sadece kendi şahsının tanrısallığının mutlak olmasını, diğer herkesin onun tanrısallığına (tek taraflı ve mutlak şekilde) hizmet etmesini istiyor, bekliyorlar. Bu da onların kendi kendilerini bloke etmelerine ve hatta kendi kendilerini yok oluşa sürüklemelerine neden oluyor. BH'ler giderek "herşey/tüm" olurken, KH'ler giderek "hiç" oluyorlar (yönünü değiştirmediği sürece).

Bu arada, zaman zaman bu konuyla bağlantılı olarak aklıma gelen hususlardan biri, Ra'nın "Bir'in Yasası" dediği şey. Özellikle de "Bir'in Yasası ne BH'ye göz kırpar, ne de KH'ye" ifadesi. Bu zaman zaman kafamı karıştıran bir ifade olageldi. Yani, Bir veya Bir'in Yasası nasıl olur da BH'ye ve KH'ye aynı gözle bakar?

Bu konunun "Nötrlük" ve "Bilgi" konusuyla yakından bağlantılı olduğu sonucuna varıyorum. Nötralitenin bilgiyle çok yakından alakası var. Bilgi/farkındalık dediğimiz şey nötrlükle, tarafsızlıkla, objektiflikle çok yakından bağlantılı. İyi ve kötü diye ayırmayan şey işte bu: Bilgi/Farkındalık. Dolayısıyla, "Bir'in Yasası" denen şey aslında farkındalık/bilgi/objektiflik dediğimiz şey. Ki bu da yine K'ların "Olanı olmasını istediği gibi değil, olduğu gibi görmek" diye vurguladığı şey. Yani objektiflik, yani bilgi. Ve BH varlıkları bu anlamda Bir'in Yasası'yla uyumluyken, KH varlıkları adeta bunun tam tersi.
Tgur Posted - 15/02/2019 : 09:47:10
DENGE İLE İLGİLİ -6
FAYDA VERMEYEN "VERME" İSTEKLERİ

Davranışlarımızdaki bazı şeyleri tabulaştırmaya ve hatta onu mutlak gerekli bir uygulamaya doğru kendimizi o kadar programlamışız ki bazılarını insanlığın en doğal davranış şeklinde fıkse etmişizdir bakınız ezber bozan izahlarla K.lar bunu bize nasıl anlatıyorlar fazla yorum istemiyor zira fazla yorum yaparsam ben de istenmeden verme yanlışına düşeceğim endişesi duymaktayım,
-------------------------------------------------------------------
S: (A) Benim de bu anlamda beynim yıkanmış durumdaydı ama değişiyorum. (F) HEPİMİZİN beyni yıkandı!(L) Pekala, Eddie diyor ki: "Laura'nın sevgi konusunda söylediği bazı şeyler kafamı karıştırdı. İstenmediği zaman sevgi vermenin nasıl olup da fayda yerine zarara neden olduğunu anlamıyorum." Bu konuda yorumda bulunabilir misiniz?
C: O durumda sevgi "vermek", vermek değildir.
S: (L) Yani senden istenmediği zaman sevgi verdiğinde, aslında veriyor OLMUYORSUN, öyle mi?
C: Genelde olduğu gibi, alıyor oluyorsun.
S: (L) "Alıyorsun" derken, ne alıyorsun?
C: Enerji, KH olarak.
S: (L) İstenmediği bir durumda birine sevgini vererek ondan nasıl enerji alabilirsin ki?
C: Çünkü bir KH aracı, başka birinin ihtiyaçlarına karar vererek BH adayı olmayı öğrenemez.
S: (L) Bunun enerji almayla ilgisini anlayamadım.
C: Çünkü o durumda gerçekleştirilen eylem kendini memnun etmeye yöneliktir. Eğer biri talep yokken, yani ihtiyaç yokken, "verirse", bu bir özgür irade ihlalidir! Ve ayrıca, böyle bir senaryoda başka ne gibi bir motivasyon olabilir ki?!? Bunun hakkında dikkatli ve objektif bir şekilde düşünün.
S: (L) Öyle bir senaryoda eğer biri istemeyen birine sevgi veriyorsa, bu diğerini değiştirmeye yönelik bir arzu olur. Yani kontrol etme arzusu.
C: Anladın!!
S: (L) Bir de şöyle diyor: "Evet, herşey derslerden ibaret ve eğer bir kişi belirli bir yolu seçmişse, onun gidip öğrenmesi gerekeni öğrenmesine izin verilmesi gerekir. Ama diyelim ki bu gerçekten sevdiğin birine oluyor. Ve diyelim ki o kişi öyle bir durumda ki, bir cinayet işlemeye doğru gidiyor. Eğer bu kişiye, bilinçli olarak farkında olmadan bile olsa sevgi gönderirsen, bu o cinayeti durdurmak için gerekli enerjiyi (etkiyi)sağlamaz mı?" Yorum lütfen.
C: Hayır hayır hayır!! Hatta, böyle bir enerji transferi sonucu daha da şiddetlendirebilir.
S: (L) Ne şekilde?
C: Alıcı dengesiz dalgalara dayalı hareket edebilir.
S: (L) "Eğer bu kişiye sevgi gönderirsen, ona gerekli enerjiyi sağlamış olmaz mısın" derken bir ipucu ortaya çıkıyor zaten ve parantez içinde "etki" kelimesini kullanıyor. "Cinayeti durdurmak" için diğer insanın davranışını kontrol etme durumu. Bunda diğer bir insanın eylemlerini kontrol etme arzusu var gibi görünüyor.
C: Evet.
S: (L) Ama niyeti tamamen iyi, çünkü bir cinayeti durdurmak, böylece bir hayatı kurtarmak, ve sevdiği kişinin hapse gitmesini engellemek istiyor. Bu iyi bir niyet gibi görünüyor. Bu bir fark yaratmaz mı?
C: Karma'yı unuttuk mu?
S: (L) Hem S--- hem de ben, bu durumlarda her zaman yargıda bulunmanın mümkün olmadığını söyledik,çünkü bilmediğimiz çok şey var. Bilemeyiz. Örneğin Adolf Hitler tipinde birini öldürerek çok sayıda kişinin hayatının kurtarılabileceği bir durum düşünülebilir ama belki de öldüren ile ölen arasındaki karmik etkileşimden dolayı cinayetin olması gerekiyor ve biz bu şeyleri BİLEMEYİZ ve yargılayamayız.
C: Evet.
S: (L) Bu konuda başka bir yorum?
C: Hayır.
S: (L) "Eğer dünyaya sevgi enerjisi göndermezsek, egosantrik KH enerjisinin hakim olacağına inanıyorum."diyor...
C: Bir kişi neden böyle birşey göndermeyi seçer? Motivasyon nedir?
S: (L) Olması gerektiğine inandığın hale getirmek için olanı değiştirmek... Herşeyin nasıl olması gerektiğiyle ilgili yargını izleyerek kontrol uygulamak.
C: Aynen öyle. Öğrencilerden okulun mimarları olmaları beklenmiyor.
S: (L) Yani herhangi türde bir etki empoze ettiğinde veya uyguladığında aslında Tanrı'yı oynuyorsun ve
evrende bir yanlışlık olduğuna karar verip bunu düzeltmeye çalışıyorsun ve bu da yargılamak anlamına geliyor.
C: Evet, görüyorsun ya, kişi tavsiyede bulunabilir, bunda sorun yoktur, ama dersi değiştirmeye çalışmayın.
S: (L) Bir de şöyle diyor: "Bana göre, aydınlanmış bir varlık nerede olursa olsun etrafına sevgi yayar ve bu da talep edilmeden olan birşeydir. Bu oluyor çünkü bu insanlar bu! Sevgi!" Yorum lütfen.
C: Aydınlanmış varlık sevgi değildir. Buzdolabı otoyol değildir.
S: (L) Ne?! Sizin şu tuhaf benzetmeleriniz yok mu! Bunu anlamadım!
C: Neden olmasın?
S: (L) Tamamen alakasızlar!
C: Aynen öyle!!!
S: (L) Aydınlanmış varlık nedir?
C: Aydınlanmış bir varlık.
S: (L) Aydınlanmanın ölçütleri nedir?
C: Aydınlanmak!
S: (L) Biri aydınlandığı zaman bu kişinin profili nedir?
C: Bu sorgu bir yere ulaşmaz.
S: (L) Yapmaya çalıştığım şey aydınlanmış bir varlığın anlayışının ne olduğunu öğrenmek. Eddie ve başka pek çok insan, aydınlanmış bir varlığın SEVGİ'nin kendisi olduğunu veya sevgi yaydığını, bunun aydınlanmanın bir sonucu olduğunu düşünüyor.
C: Hayır hayır hayır. "Aydınlanmış" iyi anlamına gelmez. Sadece akıllı anlamına gelir.
S: (L) Demek aydınlanmış olan hem BH, hem de KH varlıkları var?
C: Evet, genel oranın yüzde 50/50 olduğunu düşünüyoruz.
S: (L) Peki aydınlanmış bir BH varlığının özelliği nedir?
C: Yalnızca veren akıllı bir varlık. (ç.n.: intelligent: zeki/akıllı)
S: (L) İstemeyenlere sevgi vermeme konusundan bahsettik. Peki aydınlanmış BH varlıkları ne verir ve kime verir?
C: Herşey; isteyenlere.
----------------------------------------------------

Yukarıdaki alıntının sonundaki "aydınlanmış bir BH varlığın isteyenlere herşeyi verir "cevabı zihnimde başka kapılar açtı,üstte anlatılanların tümünü çarpıtan oppozite bir cevap gibi gelse de durumun başka yönleri var ,

Buradaki isteyeni eğer 3. yoğunluk farkındalığı ile ele alırsak bahsedilen istenmeden veren bir yanlışa düşmüş oluruz tamamen KH davranışı imiş bu durumda BH varlığı isteyenlere her şeyi nasıl ve ne zaman verecek,

Hatırlarsanız Laura bir ara bize neden bu bilgileri veriyorsunuz dediği vakit "siz istediniz ondan veriyoruz" demişlerdi ortada 3 yoğunluk farkındalığı ile istemek vermek durumu olmadığını düşündürmüştü o halde olayın özü nedir,

Durumu olayın daireler içinde daireler yani "mobius" mantığı "dikey gerçeklik" anlayışı ile değerlendirmemiz gerek, istek 3. yoğunlukta olanın ruhsal üst kademelerindeki "üst benlik" özelliğinin devreye girmesi ile olmuştur ve Laura bu şekilde bir istek göndermiş ve çok şükür bu isteği ile celseler 6. yoğunlukta olan "biz /siz" bölümünden açılmış akmış ve biz de aktaranların takdir dolu çabası ile ve zihni çalıştırmayı rölanti üzerine çıkararak bilgilenmenin çok özel bir yolunu bulduk,bulmaya devam ediyoruz..

-------------------------------------------------------

Bu bölümde 3 yoğunluktaki yaşamda unutmanın DNA iplikçiğindeki bir düzenlemeden ötürü olduğunu anlamaya çalışırsak da esasta bilinç altında bu unutmanın olmadığı anlaşılıyor ama beni "derslerden dengelenmenin çıkarılmaya çalışılması için en gerekli şeydir" ifadesi düşünceyle bir şeyler bulma mecburiyetine doğru itti, ne denmek isteniyor,

Eski hayatları bilinç altı dışındaki yaşam bilinci dışında normal bir yaşam bilinci ile hatırlamak bir enkarnasyonla seçtiğimiz bu hayattaki kaderi programı alt üst eder, zira seçilen ve gelinen bu hayatta bazı dersler almamız gerekli ve bu da kaybolmuş bir dengelenmeyi tekrar bulup yaşam terazisini stabil düzgün hale getirebilmek ile ilgili, zira getiremezseniz tekrar enkarnasyon döngüsüne girersiniz, ve bu yaşamda dengelenmeyi bulabilmek de o bilinçaltında duran ve ancak öz arayışları ve bilgilenme yoluyla bulunan eski hayat akışlarındaki dengesizlikleri düzeltmek ile mümkün, yani bilgilenmeye ya çaba gösterirsiniz ya da yaşayarak acılarla veya acısız öğrenirsiniz o da mümkün olmazsa o bilinç altı kayıtlardaki eski yaşam eksik derslerini göçüp 5. yoğunlukta inceler yeni bir kaderi program yapma faaliyetine girişirsiniz..

Bu faaliyetler yoğunluk atlama için dersler tamamlanmazsa biteviye devam eder.

Şunu da ilave edebiliriz insanlık bu dersleri daha çabuk atlatmak için uzun döngüden kısa döngüye geçmiş ve böylece kutupların keskinliği ve KH nın etkinliği yaşam tablo mozağinde yerini almış yaratılan bu hali hazır seçimle deneyimlediğimiz müşkül yaşam tablosunda neyin ne olduğunu anlamakla çabalamaktayız.
-------------------------------------------------------------------
S: (L) Yani o yeni bir adım atma sürecinde. Neyse, sorusu şuydu –ve bu konuda çok yılgındı- ve bence bu soru iyi bir noktaya değiniyor : eğer çok sayıda enkarnasyonumuz var ise ve ayrıca herşey derslerden
ibaret ise neden onları [geçmiş yaşantıları] hatırlamıyoruz ? Neden görünüşe göre sürekli baştan başlıyoruz ? Bu unutmanın sebebi nedir ? Bu bilinçli unutuş sebebiyle bir yaşamdan bir sonrakine
yolculuk etme yeteneğimizi mi kaybediyoruz ? Neden önceki yaşamlarımızı hatırlayamıyoruz ?
C: Hatırlıyorsunuz, bilinçaltı seviyesinde. Ve bu seviye de derslerden dengelenmeyi çıkarmanızın en gerekli olduğu yerdir!
S: (L) Unutmanın başka herhangi bir sebebi var mı ?
C: DNA iplikçiğinizin planlanışı.
--------------------------------------------------------------------
Aşağıdaki bölümün başlangıç kısmını bir ara acizane yorumlamıştım "parçalardan biri herhangi bir şey olduğunda tümü olur" ifadesi üzerine ,bu sefer ise şu kısım üzerinde duracağım,

"C: Hayır, kabul edilebilir bir yanıtlar dizisi varsaydığın sürece sorun yanıtlanamaz.S: (L) Benim sorularım bitti o zaman. (A) Bu zamanla ilgili bir soru… [Kahkaha] Zamanın ilüzyon olduğunu söylediniz ama aynı zamanda zamanı kapsayan pek çok şey söylediniz ve ben de bu zaman hakkında sormak istiyorum. Zamanın 4. boyut olarak kabul edilip edilemeyeceğini sormuştum. Siz de zamanı 5.boyuttan doğan birşey olarak düşünmemi önermiştiniz. Bu şaka mıydı, yoksa ciddi bir şekilde düşünmemi istediğiniz birşey mi?
C: Ciddi."

Zaman 5. boyuttan neden doğsun ,
5. boyut veya burada yoğunluk diyeceğiz dinlenme yaşanılanların gözden geçirilmesi enkarnasyon ve kaderi programların hazırlanması yoğunluklar arası hasatların devreye alınması rehberlerin ve meclislerin alabildiğine rol aldığı KH ve BH yönünden nötr bir kısım,

Kanaatimce uzun döngüde gelişip ilerleyemeyen ruhların kısa döngüye geçişi ile de karar verilen yer olarak zihnimde beliriyor ve kısa döngünün düşünülmesi zamana bağlı bir hadisedir ,döngülerin kısası ve uzunluğu ancak zaman devreye girerse anlam kazanır,
Yalnız bu yaklaşımımızda özel bir durum var ,K.lar zamanın hiçbir zaman sizin uygulanışınızla ilgili olmadığını ve hatta bir yerlerde bu yanlış zaman uygulamamızın KH tarafından DNA mıza işlendiğinden bahsettiklerini hatırlıyorum ,bu durumda zamanın bizim devreye aldığımız şekliyle değil olduğunu da anlıyoruz,ama onların bahsettikleri zaman kavramının nasıl olduğunu henüz anlıyamıyoruz veya ben anlamadım.

Mesela "sonuçta geçirilen evrim uzun ve kısa döngüde eşittir" ifadesi bizim çarpık zaman kavramıyla izah edilemiyor.

-------------------------------------------------------------------
C: Daha yakın. Herşeyin, tekrar ediyoruz, herşeyin bir ilüzyon olduğunun farkında değil misiniz hala?!?
S: Bir seviyede evet. Ancak hala şunu soruyorum; neden bizim içinde bulunduğumuz ilüzyonda veya onların içinde bulunduğu ilüzyonda... (A) Bir yandan her şeyin ilüzyon olduğunu söylüyorlar, bir yandan da ruh ve maddenin var olduğunu söylüyorlar. Bunlar da mı ilüzyon?
C: Evet.
S: (A) Tanrı da mı ilüzyon?
C: Evet.
S: (A) Kimin için?
C: 7. Seviyede olmayanlar için. Öğrenişiniz doğal olarak deneyimlerinizi belirliyor. Birşeye ihtiyacınızın
olmadığı bir duruma ulaştığınızda doğal bir şekilde bunu aşacaksınız. Fakat kavrayışın bir fonksiyonu
olarak bu kavramı kullanmaya devam edersiniz.
S: Demek ben de bir ilüzyonum! Ve kavrayış da bir ilüzyon! (L) Soruma dönersek: Kertişleri KERTİŞ olarak kim yarattı?
C: Her şey gerçektir, dolayısıyla ilüzyon gerçektir.
S: (L) Her şey ilüzyonsa, bu ilüzyon nereden çıkıyor ve nereye çıkıyor?
C: Bilinciniz.
S: (L) Bu bilinç nereden çıktı?
C: Bilinç mutlaktır, merkezi noktadır.
S: (L) Merkezlendiği yer neresi?
C: Erişim dahilinde.
S: (L) Erişim nedir?
C: Enerjiye yol açan istem.
S: (L) Bu enerji neyden yapılma?
C: Bilinç.
S: (L) Bu bilincin var olmadığı bir zaman oldu mu hiç?
C: Hayır, ama zaman hiç olmadı.
S: (L) Bilinci tüm bu ilüzyonları hayal etmeye iten neden neydi?
C: Denge ihtiyacı. Enerji bir boşluk içinde var olamaz, bu nedenle (nabız gibi) atması gerekir. Dalgaların varlığı da bundan kaynaklanıyor.
S: (L) Demek tüm ilüzyonların yaratılma nedeni denge ihtiyacıydı. Bu da dengesizliği akla getiriyor; boşluğun içinde dengesizliğin olduğunu...
C: Hayır.
S: (L) Denge ihtiyacının arkasındaki neden nedir?
C: Tam olarak ihtiyaç değil, sadece doğal bir işlev.
S: (L) Nabızsal atma olduğunda dalga var oluyor ve dalga da zamanı ima ediyor.
C: 3. yoğunluk ilüzyonunuzun düğüm noktası da burası. Neden atışın herhangi bir parçasının diğer tüm parçalarla eşzamanlı olarak meydana gelmediğini varsayasınız? Parçalardan herhangi biri (herhangi birşey) olduğunda, tümü olur. Zaman ilüzyonunu tamamen terk edene kadar ilerleme
kaydetmeyeceksiniz.
S: (L) Soruma dönecek olursak…
C: Hayır, kabul edilebilir bir yanıtlar dizisi varsaydığın sürece sorun yanıtlanamaz.
S: (L) Benim sorularım bitti o zaman. (A) Bu zamanla ilgili bir soru… [Kahkaha] Zamanın ilüzyon olduğunu söylediniz ama aynı zamanda zamanı kapsayan pek çok şey söylediniz ve ben de bu zaman hakkında sormak istiyorum. Zamanın 4. boyut olarak kabul edilip edilemeyeceğini sormuştum. Siz de zamanı 5.boyuttan doğan birşey olarak düşünmemi önermiştiniz. Bu şaka mıydı, yoksa ciddi bir şekilde düşünmemi istediğiniz birşey mi?
C: Ciddi.

--------------------------------------------------------------

Melatonin ve diğer bazı uyuşturucular arasındaki fark ve uyuşturucuların yaptığı denge bozuklukları,

---------------------------------------------------------------
S: (L)"İç tutarsızlık" olarak kabul ettiği şeylerden dolayı bir fanınızı (Ç.N: hayranınızı) kaybettiğinizi söylemek zorundayım. Şöyle ki; Meskaline ve Ayahuska gibi maddelerin kullanımıyla oluşan halüsinasyonlara sıcak bakmamıştınız ama halüsinojen olduğu için Melatonini önermiştiniz. Daha sonra, spiritüel güçlerin kimyasallar ya da bitkilerle edinilemeyeceğini söylediniz, ama sonra Melatoninin psişik yetenekleri geliştirdiğini söylediniz. Bununla ilgili bir yorumunuz var mı?
[ Ç.N: Meskaline, kaktüs bitkisinden elde edilen bir tür uyuşturucu Ayahuska ise "ruh iksiri" olarak da
bilinen ve çeşitli bitkilerin karışımı olan bir ilaçtır. ]
C: Birkaç yorumumuz var: Birincisi, "fan", "fanatik" kelimesinin kısaltmasıdır. İkincisi, melatonin; meskaline,peyote ve LSD vs. gibi; fizyolojik beyin kimyasallarını değişime zorlamaz.Böylesi yollarla fiziksel farkındalığın yüksek seviyelerine ulaşmak kök çakranın dengesi açısından zararlıdır çünkü maddeye bağlı olma durumuna neden olarak psişik gelişimin doğal ritmlerini değiştirir ve dolayısıyla öğrenme sürecini engeller. Kendi kendine özgür iradeyi kısıtlamak anlamına gelir. Melatoninin yaptığı ise doğal yoldan sistemin beyin kimyasındaki engelleri kaldırmasına izin vererek kişinin doğal hızıyla öğrenmeye devam etmesini sağlamaktır. Ayrıca melatoninin bir vücut hormonu olması önemsiz bir detay değildir. Burada bahsedilen diğer maddeler, peyote hariç, kısmen de olsa sentetiktir ama peyote bile insanın fizyolojik varlığının doğal bir unsuru değildir. Hem daha önce bu egzersiz ya da iletişimle ilgili karar verenlerin önemi konusunu tartışmıştık.
------------------------------------------------------------------

İnsanlık fizikselliği seçerken sadece insan formunda olmayı mı seçti hayır,eş zamanlı olayı genel uygulama olarak bilen ve seçtikleri bu fiziksellikte de aynı olayın gerçekleşeceğine inanan bilinç yanıldı bununla ilgili bilgiler sergileniyor,
"arzu temelli dengesizlik" açılımı belki de,

------------------------------------------------------------------
C: Şimdiye kadar sunulan materyale daha dikkatli bir şekilde bakarsanız; insanların ve pek çok diğerlerinin şu anda temsil ettiği bilinç seviyelerinin herhangi birşeye değil de FİZİKSELLİĞE “adım attığı” söylendi. (ç.n.:belki de bitki ve hayvan seviyesi [2. yoğunluk] deneyimlerinin mutlaka “fiziksellik” gerektirmediğini
kastediyorlar? formun/biçimin varlığı, fiziksellikten bağımsız olabilir.)
S: (F) Belki de bireysel bilinç birimleri farklı fiziksel formlar içine girdi. Bazıları hemen insan formu içine girdi ve bazıları başka. (B) Hiçbir evrim sisteminde bir başka seviyeyi bekleme diye birşey yok. Herşey sürekli ve eşzamanlı. (F) Pek çok farklı formda fizikselliği deneyimlemeyi BİZ seçtik, belki de lineerden ziyade eşzamanlı bir şekilde, ama zamanı algılama biçimimiz nedeniyle bu bir ilerleme gibi görünebilir. Halbuki başka gerçekliklerde bambaşka varlıklar olabiliriz. (L) “Eşzamanlı dağılım” fikriyle mi ilgili bu yani?Herşeyin yarısı madde halinde “uyumayı” seçti ve diğer birimler veya gruplar ise bununla eşzamanlı
olarak maddeyle etkileşime girmeyi, çok çeşitli türler halinde onu biçimlendirmeyi ve bilgilendirmeyi mi
seçti? Yani ya uzun dalga döngüsünde çok yavaşça, çok uzun sürelerde yoğunlukları kateden ruhlar var,
bir de doğrudan fiziksel bedenlere girip o bedenleri değiştirmek gibi farklı bir yöntemle bunu
hızlandırabileceğini düşünen ruhlar. Sanırım bu, o bedenlerin enerjilerinin ve uzun dalga döngüsünde
gelişmekte olan bilinçlerinin özgür iradesinin ihlal edilmesi oluyor açıkça. O sırada tam olarak anlaşılmasa
bile, aslında burada KH var. Ve böyle bir eylemin, “arzu temelli dengesizlik” dediğiniz şeyi açıklayan pek
çok önemli sonucu oluyor. Bu da bizi Kayıp Çocuk hikayesine getiriyor tekrar. Ruhlar ve onların birden
fazla yöntemle gerçekleşen evrimleriyle ilgili çok karmaşık bir kavram söz konusu burada sanırım.
C: Evet.
S: (L) Ve sonuçta bu sürekli bir kitlesel bölünme ve dağılım. Her zaman öyleydi ve her zaman öyle olacak,
öyle mi?
C: Evet.
--------------------------------------------------------------------
K.celselerinin yüzde yetmiş iki doğru olduğuna dair bozulma neden olmuş ,

--------------------------------------------------------------------
S: (L) Madem Frank KH ile BH arasındaki sınırdaydı, nasıl BH kanallaması yapabildik?
C: Frank, doğumundan önce senin şu anki bedenine kodlanmış olan sırları “download” etme amacıyla
programlandı. Başarısız oldu, çünkü bozulmaz durumdaydın. Şimdi Vincent Bridges ile birlikte, misyonunu gerçekleştirme yeteneğini yok etmek üzere görevlendirilmiş durumda.
S: (L) O halde Frank’in katıldığı celselerde bozulmalar olmuş olması güçlü bir ihtimal. Celselerin saflık derecesi ile ilgili verdiğiniz %72’lik oranın nedeni bu muydu?
C: Evet.
S: (L) Yani Frank’in varlığının o %30’luk bozulmaya neden olduğunu mu söylüyorsunuz?
C: Evet.
S: (L) Bu bozulma en çok ne şekilde meydana geldi? Tespit edebilir miyiz?
C: Kehanetler ve korkutma taktikleri.
S: (L) Peki şu anda izlememizi tavsiye ettiğiniz yol nedir? Yapmakta olduğum şeyleri durdurup, Frank ve Vincent’ın çalışmalarının bir neticesi olarak ortaya çıkan durumlarla ilgilenmek için çok zaman mı
ayıracağım?
C: Bununla mümkün olduğu kadar çabuk bir şekilde ilgilenmek iyi fikir.
S: (L) Hukuki eyleme de geçmemiz gerekiyor mu?
C: Evet, telif hakkı konusunda.
S: (L) Sızma, taciz, hakaret ve şantaj ile ilgili yapacak birşey?
C: Uygun zamanda bunların gereğini yapacaksınız ve bunu ne zaman yapacağınızı bileceksiniz.
S: (A) Neden onları tamamen görmezden gelmiyoruz?
C: Çünkü görmezden gelinmekten etkilenmiyorlar. Ve sizin gerçekliğiniz öyle bir gerçeklik ki, yalanlar ve
yalancılar binlerce yıldır özgür iradeyi ihlal etmede çok egemen oldular. “Öbür yanağını çevir” ve “Görmezden gelirsen gider” gibi bu olumsuz durumu sürdürmeye yönelik programlarla bunu en etkili
şekilde yapıyorlar. Yalana gereken cevabı verin: Gerçeği.
S: (L) Yani iş dönüp dolaşıp dengeye geliyor. Bir yalanla karşı karşıya olduğumuzda, denge ancak Gerçek ile sağlanıyor. Şunu sormak istiyorum: Terry tabla başındayken pozitif enerjiye katkıda bulundu mu?
C: Çoğu zaman.
S: (L) Terry ve Jan’in varlığını teşvik etmenizin nedeni bu muydu? Frank’in negatif enerjisini dengelemek için mi?
C: Evet. Yoksa Frank KH enerji hortumlaması yoluyla kısa süre sonra seni öldürmüş olurdu.
S: (L) Bazı celselerden sonra benim ve diğerlerinin kendini çok yorgun hissetmesine rağmen Frank’in kendini çok enerjik hissetmesinin nedeni bu muydu?
C: Evet.
S: (L) Resmen enerjimi mi hortumluyordu?
C: Evet.
S: (L) O dönem boyunca çok sayıda sağlık sorunu yaşamamın nedeni bu mu?
C: Evet.
S: (L) Evet, bunun kanıtları çoktu. Sorun bunu yorumlayamıyor olmamdı. İnsan yalanlara inanabiliyor ve
Frank yalan söylemede çok iyiydi. Mükemmel bir yalancıydı. Onun N--- E---’yle ve diğerleriyle olan
etkileşimlerini gözlerken, ne kadar yetenekli bir kandırıcı olduğunu görmüştüm. Fonları zimmetine geçirme olayı da dahil buna. Bunu görmezden gelmeyi seçtim, çünkü ona yardımcı olabileceğimi
düşünüyordum. Bu projedeki çalışmalarımızın bana olduğu kadar ona da yardımcı olacağını düşünüyordum. Demek herşey baştan ayarlanmıştı. Başlangıçta gerçekleşen tüm o eşzamanlılıklar, beni
kanallama işine sokmak ve bu kanallama deneyini %72 pozitif hale getirmek içindi. Böylece buna devam etme cesaretini bulacaktım. Frank de bir başka bilinç boyutunda benden enerji ve bilgi hırsızlığı yapıp beni öldürmeye çalıştı. Olan biten bu muydu?
C: Büyük ölçüde.
-------------------------------------------------------------------
Birde Vincent Bridges hadisesi var ve yüzde otuzluk bozukluğu takviyeliyen ayrıca şu güzel vecize "gerçeğin yalanlarla dolu dünyada dengeyi sağlaması"

Bir de Bozadinin gerektiğinde sitemizi temizlemesi aşağıdaki Laura davranışına uyuyor,belirtmeden geçemiyeceğim,
--------------------------------------------------------------------

S: (A) Vincent Bridges ile yaptığımız “ayna celsesini” yazıya döküp yayınlamamızı tavsiye eder misiniz?
Gerçeğin bilinmesi açısından?
C: Evet! Tüm Gerçek faydalıdır ve yalanların egemen olduğu, yalanlarla yürüyen bir dünyada dengeyi arttırır.
S: (L) Evet, ama yalanların egemen olduğu ve yalanlarla yürüyen bir dünyada gerçeği söylemeye başladığında yalancılar kesinlikle çıldırıyor ve seni yok etmek istiyorlar! Karşılaştığımız basit ve katı gerçek bu. Yalanların sonunu getirmek mümkün değil. Birbiri ardına pek çok yalan katmanı var. Bu insanların yalanlarını yutturma biçimlerini anlamak imkansız. Bu beni çok şaşırtıyor.
C: Evet. Misyonunuzun parçası.
S: (A) Bu saldırılara direnme yöntemimin uygun BH yöntemi olup olmadığını merak ediyorum. Örneğin web sitesine Vincent’ın erişimini bloke ettim. Ziyaretçi defterindeki girdilerini sildim. E-grup’tan çıkardım.Onun yalanları yayma misyonunu zorlaştırıyorum. Ama bunun bir BH yaklaşımı olup olmadığından
tamamen emin olamıyorum. Bu uygun bir BH yaklaşımı mı?
C: Evet.
S: (L) Onun yalanlarının istendiği yerlerde, istediği yalanları söylemeye sonuna kadar hakkı var. Bizim
mekanımıza girmeye ve yalanlar söylemeye hakkı yok, çünkü yalan istemiyoruz. Bu bizim kendi mekanımızda gerçeği keşfetmeye çalışma özgür irademizi ihlal ediyor. Onun Matrioshka grubu var ve o
gruptaki insanlar onun yalanlarını dinlemek istiyor. Gerçeği ayırt etmeye çaba harcamıyorlar. Ark o grupta gerçekleri yazdığında çok bozuldular. Özgür iradenin ihlal edilmesinin nasıl bir his olduğunun
sadece küçük bir örneğini gösterdi orada. Vincent orada istediği yalanları söylüyor çünkü bu yalanlar isteniyor. Başka herhangi bir tavsiyeniz var mı?
C: Sadece devam edin ve sabırlı olun.
------------------------------------------------------------

Ve Frank ve Vincentin dengeyi sağlamada diğer bir gerçeklik dersi olarak belirtmiştim evvellerde, onun teyit edilmesini vurgulayan bir bölüm bunu kendimi parlatmak için değil yaptığımız yorumların tekrar incelemelerle zaman içerisinde oturan bilgi bölümlerinden ibaret olduğunu belirtmek için,

Özetle sadece bir iki defa okumak bilgilerdeki genişliği kolay kolay sağlamıyor,
------------------------------------------------------------
C: Frank ve Vincent diğer gerçeklik!
S: (V) Wau! Herşey aynı anda meydana geliyor ha? Laura’nın çalışmasının antitezi gibi bir anlamda mı, diğer gerçeklik?
C: Aşağı yukarı, evet.
S: (L) Frank/Vincent Bridges ile yaşadığımız bu durum, bu çatışma, bir diğer gerçeklikte örneğin şu anda Yahudilerle Araplar arasındaki gibi bir çatışma şeklinde de mevcut mu?
C: Çok yakın, şu anda pek çok şekillerde yansıyor.
S: (L) Şunu bilmenizi isterim ki bizim tarafın durumu pek iyi değil. (V) Neden böyle söylüyorsun? (L) Eğer bu çatışmalar tüm gezegende pek çok seviyede pek çok şekilde yansıyorsa, gezegenin şu anki durumuna baktığımızda, iyi adamlar dediklerimizin şu andaki durumu pek de iyi değil. (B) Evet, bu gerçeklik onların gerçeği. (V) Ben buna biraz farklı bakıyorum. Bence bu durumdayız, çünkü biz bu gerçeklikten değiliz.
Farklı bir seçim yaptık. (L) Ama sayımız çok az.
C: Yardım yolda.
S: (V) Ünlem işareti yok! [gülüşme] Bu gece sadece bir noktayla bitirdiler. Ayda bir bir ünlem işareti geliyor.Sonraki ay iki, sonra üç, o zaman yardımın çok yakın olduğumuzu anlıyoruz. Ne ölçücüymüşüm! [gülüşme]Arzulu düşünüş, ha? (B) Eğer bu ortamın, bu yoğunluk seviyesinin, bu dersin durumu buysa, bundan özgürleşen herkes bir artıdır, çünkü o zaman şüphesiz bu dengeleyici bir faktördür. (V) Doğru. Ne kadarını başarabilirsen.
C: Ve sonunda dengelenecek.
S: (L) Bu iyi olurdu. (V) Bu denge 4. yoğunluğa geçişimiz için gerekli mi?
C: Denge sonuç.
S: (V) Denge, 4. yoğunluğa geçişimizin sonucu mu?
C: Evet. Ama herkes geçmeyecek.
S: (V) Denge %50-50 anlamına gelir. (B) Hayır, çünkü biz yaratılıştaki tek oyun değiliz. Burası yaratılışın
toplamı değil. Bu gerçeklik yaratılışın sadece bir yönü. Bunun diğer doğrultuda olduğu başka gerçeklikler olabilir. (L) Bence bir diğer faktör, insanların ağ çalışması yapması, fikirlerini, gelişim durumlarını paylaşması. O zaman bu parçalarının toplamından daha fazla birşey oluyor. İnsanlar bir ağda birleştiklerinde, öğrendiklerini paylaştıklarında, bu bir şekilde diğerlerinin de bilgisine ekleniyor. Eğer insanlar o gruba bağlılarsa, gruplarının deneyimlerinden çok şey öğrenebiliyorlar. Bireysel olarak her biri
kendi başına 4. yoğunluğa geçebilecek insanlardan oluşan bir grup, bu özelliklerinden dolayı birlikte ilerliyor. Diğer taraftan KH modunda, gruplar veya paylaşım anlamında herhangi birşey yapmadıkları için,bu avantaja sahip değiller. Her birinin bireysel olarak ilerlemesi daha fazla enerji gerektiriyor. Kendi emirkomuta zincirlerinde yalanları paylaşarak ve inanarak sürekli enerji kaybediyorlar. Bu nedenle, sayıları daha az da olsa, avantaj BH grubu tarafında görünüyor. BH’ye yarı hazır bile olsalar, bu geçişi yapabilecek bu tür insanlardan oluşan büyük bir grubun toplam enerjisi, KH’ye hazır olan daha küçük bir grubundakinden çok daha büyük olabilir. KH gruplarının çoğu 3. yoğunluğu tekrarlamak zorunda olacak.
(A) Denge kavramı tam olarak neyin dengelenmesi gerektiğine bağlı. Bir terazin olduğunda, terazinin bir kefesinde çok miktarda un olduğunda, diğer tarafta ise küçük bir altın parçası olduğunda, miktarlar çok farklı da olsa birbirlerini dengelerler. (V) Belki de BH adayları daha büyük bir şeye sahipler... (L) yüke mi?
(ç.n.: yük/enerji) (V) Evet. (L) Öyle birşey, çünkü varlıklarının çok derininde bir paylaşıma sahipler. (V) Yani KH adayları %90, BH adayları %10 olsa bile... (L) Olabilir.
C: Çok yakın. Ama o anlamda sayılara takılmayın. Yardım yolda!
S: (L) Bir ünlem! Yardımda çok yaklaştılar demek! (V) Ne için?
C: Hepiniz için.
S: (B) Bu, spesifik, bireysel bir yardım biçimi değil de genel bir yardım mı?
C: Bekleyin ve görün!
-----------------------------------------------------------------

Bu bölüm ağ çalışmasının önemi üzerine ,

-----------------------------------------------------------------
Öncelikle, tanıtım bir BH aktivitesi olarak düşünülebilir mi?
Yapmaya çalıştığımız veya yapmakta olduğumuz şey için tanıtım faaliyetleri bir BH yaklaşımı mıdır?
[Aşağıdakilerin tümü çok hızlı ve çok gayretli gönderildi.]
C: Kesinlikle. Yalana gerekeni veriyor: Gerçeği.
S: O halde tanıtım aktivitesi daha geniş bir kitleye hizmet olarak düşünülebilir. Açıkçası, tanıtım faaliyeti
kendi kendini desteklemek zorunda. Yaptığımız şeyin kapsamını genişleten, sadece bizim tarafımızdan değil diğer insanlar tarafından da çaba, zaman ve yeteneğin ortaya konulması için ihtiyaç yaratan ve bunun için de desteklenmesi gereken bir şey. Yine de, ne türden olursa olsun bir para alış verişi veya tanıtımı içeren herhangi bir faaliyetin KH olarak algılanması mümkün.
C: Bilinsin ki KH sistemi ancak “yılan kadar akıllı, güvercin kadar ılımlı” olunarak delinebilir. Ağ çalışmasında olumsuz hiçbir şey yok. Ağ çalışmalarının detayları arasında alışveriş sırasında enerji yatırımı yapmaya uygun kişilerin bulunması gerekliliği de vardır. Birey, bir başkasının hayat eseriyle karşılaştığında ve bu eserden kazanç beklediğinde, onlar doğal olarak harcadıkları enerjiyle orantılı olarak kendi pozisyonlarını dengelemek isteyeceklerdir. Aksi takdirde bir enerji dengesizliği oluşacaktır. Bu, sonra bir KH piramidinin oluşmasına neden olur. Bu prensibin tersinden örneği gerçekte işini yapmadığı halde ücret talep eden bir öğretmendir.
İşin aslı siz ikiniz de bu işe kendinizi kısa bir süreliğine adamadınız, bütün hayatınızı verdiniz ve bu yoğun
emeğin karşılığında bir destek istemediniz. Gerçekte bu durum, faydalananlar için bir dengesizlik yarattı.
Kendi hayatlarında tıkanıklıklar yaşayanların çoğu, bu tıkanıklıkların, alışveriş sırasında enerji akışının
açılmasıyla çözüleceğini fark ederler.

Sizin dünyanızda para eşittir enerji!!!

S: (BT) Saldırıyla ilgili kaygılarımızı yöneltmeye gerek duyuyoruz. (L) Evet. Soru şu: Daha aktif bir şekilde meseleye yaklaşırsak, biz insanların din değiştirmelerini istemiyoruz. Sadece farkında olmalarını istiyoruz.İzleyebilir, kabul edebilir, atabilir, her ne istiyorlarsa onu yapabilirler. Sanırım farkındalık faktörü
hedeflediğimiz şey. Bu gezegende 6 milyar insan yaşıyor, çoğu uykuda ve bunu bilmiyorlar bile.Dolayısıyla, mesele, hakikati görmek için farklı bir seçenek olduğunun varlığını fark etmek. Bu farkındalık,
saldırı seviyesini ne kadar yükseltir?
C: Bilgi korur. Uzun zamandır “saldırı okulu”ndaydınız, çok yakında sizi mezun edecek seviyede bir ders alacaksınız. Öğrendiğiniz prensipler sizi iyi bir yerde tutacak. Işık ateşten gelir!
S: (A) Çeşitli zamanlarda bize “yardımın yolda olduğu” söylendi. Nasıl bir yardım?
C: Potansiyel ağ çalışmalarını genişletmeye başladığınızda, pek çok kişiyi rahatsız edeceksiniz
--------------------------------------------------------------------
Burada da yine kesiyorum.



Tgur Posted - 09/02/2019 : 09:53:54
DENGE 5. BÖLÜM
VAR OLANIN DENGE ARAYIŞI

Evvelce konu etttiğimizin daha doğrusu "arka bahçede kulübesinde uyuklayan köpek Percy bile denge arayışında olacak " meselesini biraz daha incelemek üzere tekrar getiriyorum,

Bizim 7. yoğunluktan kopup çevreye yani etrafa yayılma fikrimizin üzerine gitmek işinde "destabilize olma" yani bütünün açılıp tekrar toparlanıp merkezde birleşme hadisesinde yanlış yorumlamamızı düzeltmemiz lazım şeklinde düşünüyorum ve zaten K.lar da öyle olmadığını belirtiyorlar ama doğrusunu da bizim bulmamız için söylemiyorlar esasta ne oluyor,

7. yoğunlukta olmak ve ayrılıp en alt düzeylere açılmakta bütünün bir ile birleşmiş özelliğinden bir şeyler kaybetmeden o alt yoğunluklarda oynayıp tekrar 7 . yoğunluk olmak durumunda hassas bir nokta var ve biz kaçırıyoruz "brahmanın nefesi "de denen bu olayda yani sarkaç gibi açılıp toplanma işinde başka şeyler var ve hatta orkestradaki enstrumanların uygun notaları çalma işinde "bütün eser zaten önünüzdeki partisyon sayfasındaki notalarda duruyor" ifadesinde de kaçırdığımız bir nokta var geniş düşünürsek eser ortada ve aynı düzgün enstruman çalmayı öğrenebilenlerin uğraşısı ile senfoni tekrar çalınabilecek ama her orkestra aynı eseri dinleyenlere aynı zevki verecek şekilde değil ,bir Viyana Senfoni Orkestrası ile Bizim Borusan Senfoni Orkestrasının çaldığı aynı maharet ve eşitlikte değil ,aynı zevki duyamıyoruz hele şefler değişik olunca,

Anlatmak istediğim "her şey zaten belli" determinizm anlayışında bu açılıp toparlanma işinde her oynayanın aynı oyunu oynama yanında oynama tarzlarında seçtikleri yaşam şekillerindeki karşılaşılan her yenilik olaya bir zenginlik katmakta benzer olarak orkestradaki elemanların enstruman çalışlarındaki maharet (bir virtüöz ile normal sanatçı aynı değil) bütün dediğimizin özelliğine yenilik katmakta ve böylece açılma toparlanma işinde bütünlük yeni bir karakter kazanmış olmaktadır,

Ve doğadaki her var olanın denge aradığı gerçeği de bütünden ayrılmış olan mutlaka bütünle irtibatı vardır ona dönecek ve birleşecektir bu da 7. yoğunluğun bütün yoğunluklarda dolaşım ve nüfuz ettiği ifadesini daha geniş açıklar veya daha belirgin olarak, bütün en ufak var oluş biriminde zaten var sadece o noktada olan biteni bütün özelliği ile deneyimde ve o deneyimler sonucunda nitelikli bir genişlik sağlıyor her iniş ve çıkışlarda bu haliyle var"enel hak" veya "ben oyum".

Evvelce de belirttim bunlar benim varsayımlarımdır onaylayan veya öyle değil diyenlerin de seslerini duymak bilinç ortamımızı zenginleştirir,

Bu arada süslemeyi de ilave etmek "enel hak " dememin bir ifadesi
Yalnız bu dörtlüklerimle ilgili şu gerçeği de itiraf etmeliyim,var oluş saçıldı ifadesinde benim de düşüncem bir vazonun veya kırılabilecek her hangi bir şeyin bütünlüğünün bozulması yani "destabilize"bir hale gelmesi şeklinde idi yani onu tekrar toparlayabilmek için puzzle parçaları gibi bir faaliyet gerekli olduğuna dairdi, oysa bu alıntıyı yorumlarken ve 7 yoğunluğun her yoğunlukta nüfuz etmesi derken idrakimde bir sıçrama oldu ve senelerce evvel yazdığım bu dörtlüklerimde saçıldı ifadesini kaldırmam onun yerine "açıldı" demem icap ettiğini anladım ve değiştirdim zira bahsi geçen destabilizeyi andırıyordu ,ve en sondaki "onun kendini parçada görmek isteyişi" ifadesindeki kavramı tam idrak ederek insanlığın bilimle bulabildiği en küçük zerrede partikülde v. s. de dahi 7. yoğunluk bütün özelliği ile orada olduğu "kırıntıların bile o olduğu " ibaresindeki manada da keza ..

Aynaya bakıldı
Var oluş saçıldı (=açıldı)
Kırıntıların bile o olduğu
Heyhat hala anlaşılamadı

Oysa her kişi onun belirişi
Yaşayabilmektir dünyadaki işi
Ayrılıkların böyle alabildiğine sergilenişi
Onun kendini parçada görmek isteyişi

-----------------------------------------------------------

S: (L) Karmaşık olduğunu biliyorum! Işığın 7'nci yoğunluk olduğunu söylüyorsunuz. Çekimin Tanrı olduğunu söylüyorsunuz. Tanrı ve 7'nci yoğunluk aynı şey ve...
C: Hayır. 7'nci yoğunluk "Bir ile birleşme."
S: (L) Bir ile birleşmeyle Tanrı arasındaki fark nedir?
C: Tanrı yalnızca 7'nci yoğunlukta birleşik.
S: (L) Tanrı ayrıştığında veya destabilize olduğunda veya dağıldığında, nerede... biliyorum "nerede" doğru bir tanım değil, hangi yoğunlukta tezahür ediyor?
C: Tamamen yanlış kavram.
S: (L) DOĞRU kavram nedir?
C: Öncelikle tanrı destabilize olmaz veya dağılmaz. Lineer içsel kavramı bırak.
S: (L) Tamam bırakıyorum. 7'nci yoğunlukta Bir ile birleşme var. 6'ncı yoğunlukta ne var? Aydınlık ve karanlığın, varlık ile yokluğun dengesi mi?
C: Fizikselleşmeye ihtiyaç duymayan saf bilinç.
S: (L) Sanırım 3 eterik, 3 de maddi yoğunluk var ve ortadaki yoğunluk da değişken fiziksel/eterik yoğunluk...
C: Yakın.
S: (L) Ve bu yoğunluklar yalnızca Bir ile birliğe yakınlık bakımından ayırt ediliyor, doğru mu?
C: Yakınlık?
S: (L) Hangi anlamda kullandığımı biliyorsunuz.... Biraz yardımcı olun!
C: Hayır, iyi gidiyorsun.
S: (L) Şimdi bunu bir tür dikey gerçeklik imgesi olarak algılıyorum. Ortada bir daire var ve daireye dik olarak uzanan gerçeklikler var. Bu düz uzanan gerçeklikler gidiyor, gidiyor ve sonunda ortadaki merkeze dönüyor, çünkü merkezdeki çekim onları geri getiriyor. Eşmerkezli bir dairede birşeyler oluyor veya atomun kabukları gibi. Bu merkezle ve bu dikey gerçekliklerle ilişkili olarak kabukları veya oluşun hallerini birbirinden ayrıştıran birşey. Dikey gerçeklik ile onun merkezle belirli ilişki noktalarını ayrıştıran dışa uzanışı arasındaki ilişki nedir? Bunun bilinçle ilgili olduğunu biliyorum ama yokluktan da bahsediyoruz.Varlık ve yokluk. Bu dikey gerçekliklerin varoluşun yedi yoğunluğu ile ilişkisi nedir? (ç.n.: dikey gerçeklik bir küreden dik bir şekilde dışa uzanan ama bir şekilde küreye geri kıvrılan boyutları ve/veya yoğunlukları (?) ifade ediyor gibi.)
C: Tam olarak doğru değil. Dikey gerçeklik bilgi/farkındalık/oluş matrisidir. Yoğunluklar yalnızca bilinç enerjisi yönlendiricilerine dayalı deneyimsel ayrımlardır.
S: (L) Bilinç enerjisi yönlendiricileri nedir?
C: Kendini arka bahçenizeki sakinle karşılaştır. Kalkülüse bakışınız nasıl?
S: (L) Kalkülüsün tam olarak ne olduğunu bilmiyorum ama önemli olduğunu biliyorum. Bu tür şeyleri öğrenebileceğimi hiç düşünmedim, o yüzden de denemedim. Ama sanırım bu önemli ve birgün bununla
ilgili birşeyler öğreneceğim. Arkabahçedeki köpeğimizin kalkülüsü faydasız bulacak olması bir yana,bunun farkında bile olamaz. Bunun bilinç enerjisi yönlendiricileriyle ilgisi nedir?
C: Doğadaki herşey denge arar. Sözün gelişi bir gün, "Percy"nin gerçekten kalkülüsle ilgili bir fikri olacak.
S: (L) Yani bilinç enerjisi yönlendiricileri dikey gerçekliklere karşı yatay gerçeklikler gibi, öyle mi?
------------------------------------------------------

Yorumumda bahsettiğimi onaylayan en sondaki "o zaman bir ilişki olmak zorunda değil"ifadesi ,her şey zaten o.

-----------------------------------------------------
S: (L) Bir sonraki soruyu soramıyorum bile çünkü neden bahsettiğimizi bilmiyorum. 3'e 3 ve bir de ortadaki karışık yoğunluktan oluşan bu 7 yoğunluğa dair sınırlı bilgime dayalı olarak birşey sormak istiyorum. Denge bakımından 1 ile 7, 2 ile 6, 3 ile 5 arasında bir ilişki var mı?
C: Döngüsel denge nedeniyle doğa kutupsallaşma sunuyor.
S: (L) Bunu daha iyi anlamak için bazı tahminlerde bulunabilir miyim? 1'inci yoğunlukla 7'nci arasındaki ilişkiyle başlayalım... Eğer 7'nci yoğunluk ışığın çıktığı yerse ve 1'nci yoğunluk da ışığın madde olarak katılaştığı yerse...
C: Biraz uzaklaşıyorsun. Eğer herşey göreliyse, o zaman bir ilişki olmak zorunda değil.

----------------------------------------------------

İnsanların özellikle yüksek fizik çalışmaları ile bazı gerçekleri açıklamalarına ramak kalmış kişileri yok etmek istemesi baştan çok anlamsız gelse de bu yok edici unsurların istihbarat elemanları ve KH tarafından etkilenmiş veya muharebelerde ölüp canlandırılıp KH emellerine göre zihinsel dizayna uğratılmış ve bu birimlerin başlarına getirilmiş kişiler olduğunu ve emrinde çalışanların pavlovun köpekleri gibi disipline sokulmuş elemanlar olduğunu bilince bu anlamsızlık anlam kazanıyor,

Yani devlet elemanlarının bazı üstün gerçekleri açıklanmasını istemeyen zihinsel genişlemeyi kısıtlayan KH düsturu üzerine programlanmış bir hipnozunun sergilenmesi ,
----------------------------------------------------------------

S: (A) Tamam, Marinov denen adamın ölümüyle ilgili birşey sormak istiyorum. Marinov öldü mü?
C: Evet.
S: (L) İntihar mı etti?
C: Hayır.
S: (L) Yangın çıkışından fiziksel olarak itildi mi?
C: Çok gelişmiş post-hipnotik telkin / zihin kontrol kurbanı.
S: (L) Post-hipnotik telkini kim uyguladı?
C: Komuta zinciri.
S: (L) Yani KH komuta zinciri. İnsanlar anlamında işin içinde kim vardı?
C: M1.
S: (L) M1 nedir?
C: İngiliz İstihbaratı.
S: (A) Ölümünün ana nedeni neydi?
C: Ortaya koyabileceği fazla "hassas" bilgiler bazı "dengesizliklere" neden olabilirdi.
S: (L) Hangi konuda dengesizlikler?
C: Güç yapısı / kontrol.
S: (L) Ne tür bilgiler?
C: Teorik fizik.
S: (L) Hangi alanda?
C: "Birleşik Alan Teorisi."
S: (A) Onun bu alanda çalıştığını bilmiyordum. Teorikten ziyade deneyseldi ama diğerleriyle işbirliği vardı.Marinov'un bildiklerini P--- de biliyor muydu?
C: Tam olarak değil, yoksa o da ölmüş olurdu.
S: (T) Bu adamın Birleşik Alan Teorisi'nde ortaya çıkardığı şey neydi? Söylemeyeceklerini biliyorum ama belki bizi doğru yöne yönlendirebilirler. (L) Tırnak içine alarak söylediler, bilmiyorum...
C: Birleşme.
S: (A) Benim P---'yle iletişim kurup sorular sormam güvenli olur mu?
C: Bir noktaya kadar. Kendi keşiflerin için, sahip olduğun kendi yeteneklerini kullanman daha iyi olur.
S: (T) Ölen adam Birleşik Alan Teorileri'nin birleşimi hakkında birşey mi öğrenmişti? (L) Veya bazı faktörlerin birleşimi...
C: Sorun şu ki bu bilimadamları verileri paylaşmaya ve ifşa etmeye genellikle fazla hevesli. Hatırlayın:mezardayken Nobel Ödülü kazanmak çok zor.
S: (L) Marinov'un öldüğü kaldırımda parlak bir nokta olduğu doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Neden?
C: Zihin kontrolü prosedüründe kullanılan maddenin kalıntısı.
S: (L) Bu madde neydi? Ve ne için kullanılıyordu?
C: Fosforesan Sülfat Amonyum Klorür. Önceden mevcut hipnotik programlamayla birlikte kullanılmak üzere,bir süper-telkin hali oluşturmak üzere Amonyum Klorür doğru formülasyonla intravasküler olarak enjekte edilebilir.
S: (L) Birkaç yıl önce hipnoza soktuğum bir şahıs bir kaçırılmayı tanımlamıştı. Yakındaki bir yeraltı tesisine götürüldüğünü, intravasküler olarak bir tür ışıldayan yeşil sıvı verildiğini söyledi. Bu da benzer bir sıvı mıydı?
C: Yakın.
S: (L) Karla Turner da buna benzer birşey anlatmıştı sanırım.
C: Kaldırımdaki kalıntı, kafatasının parçalanması sonucu ortaya çıktı.
S: (L) Programlamadan dolayı aşağı atladı ve kafası kaldırıma çarptı...
C: Evet.
S: (T) Bu fikirler, Laura'nın subjesinin ve Karla Turner'ın tanımladığı şekildeki programlamalar, askeri kaçırma senaryoları veya gizli operasyon kaçırmaları içinde mi gerçekleştiriliyor? Tüm bunlarda kaçıran kişiler,dünyadışılardan ziyade insanlar mı?
C: Evet, bir ölçüde.
S: (L) Evet, S--- kendisini kaçıranların dünyadışı varlıklar değil askeri birileri olduğunu anlatmıştı... (T) Evet, ve Anclote'daki küçük üsse götürülmüştü...
C: Stauffer Kimya fabrikasının oranın yakınında bulunması da tesadüf değil!
S: (A) Hem Marinov'la, hem de P---'yle temas halinde olan biri daha vardı, ki benim de görüştüğüm biriydi;
A---. O da Marinov'un bildiklerini biliyor mu?
C: Yakın.
S: (A) Elimizde kitapları olan G---'nin, onların hepsinden daha fazla şey bildiğini düşünüyorum.
C: Spesifik.
S: (A) G--- Birleşik Alan Teorisi'nin bizim bilmediğimiz ayrıntılarını biliyor mu?
C: Fazlasını...
S: (L) Daha fazlasını biliyor... Neden bizi uğraştırmak yerine formülleri vermiyorsunuz?
C: Hayır. O zaman biri sizi öldürürdü.
S: (L) Tamam o zaman. Bilmek istemiyorum! Sorduğum için özür dilerim!
C: Hazır olduğunuzda kendiniz keşfedeceksiniz.
S: (L) Kendi deneylerimizle, hmmm.... Bu gezegende yüzeyin altında neler olduğunu keşfettiğimizde, doğru yönde ilerliyor mu olacağız?
C: Evet.
S: (L) Eklemek istediğiniz başka birşey?
C: Evet, keşfedin! Gitme "zamanı." İyi geceler!
-------------------------------------------------------------

Ölmeden dalganın gelip bizi etkilemesinde ne olacak fikri hep bilincimi kurcalar ,ve dualarımda böyle bir şey olursa duruma adapte olup eğer yapabileceksek şoka giren diğer bilmeyenleri teskin etmek v.s. gibi yardımcı olmak şeklinde ütyopik bir durumu da belirtirim kendime çekine çekine,

Bu aktarımda buna ait bir şeyler var ,dalga geldiğinde KH lar tarafından "hatur hutur"yenemiyeceğiz tabiiki zira saha eşitlenmiş bir saha ve bizlerde ağıllardaki koyunlar olmayacağız,gerekirse değişken fizikselliğin kabiliyetlerini uygulayıp olumsuz durumlardan sıyrılabilmeyi sağlayacağız ,robotların savaşları filimleri boşa değil yani,

Ama bütün bunların yanında olay İspanyolların Amerika yerlilerini asimile etmesi gibi geçmeyecek şeklinde izlenimler ve akıl yürütmelere doğru sürükleniyorum , Alice harikalar diyarındaki gibi olacak değişikliklere karşı yumuşak ve kabullenir bilinç yapısı ile bazen coşku duyabilecek halle bulunmak,ayrıca şu andaki uzaysal kaçırılmalarla bedensel özellikleri kuvvetlenirilmiş ve uzun ömürler yürütebilecek bedenlere nakil işine de biraz dengeli bakmaya çalışıyorum veya biz değişken fizik özelliklerle o tip bedenlere bürünebiliriz gibi düşünceler geliyor ,

------------------------------------------------------------

C: Varolan herşey derslerdir!!
S: (L) Öğrenilmesi gereken ders nedir?
C: Deneyimler asla sona ermez, sadece dönüşür. Beden-merkezliliğe gerek yok.
S: (L) Bir keresinde 4'üncü yoğunluğa geçişin "eşit bir oyun sahası" yaratacağına dair birşey söylemiştiniz. O halde, insanlar uyanacak ve insanlarla dünyadışı varlıklar arasında bir savaş olacak...
C: Evet.
S: (L) Eğer bu daha eşit bir oyun sahasıysa, o zaman durum pek İspanyol Fetihçilerine karşı Aztekler ve
Avrupalılara karşı Amerikan Yerlileri gibi olmayacak demektir...
C: Yanlış, o dramadaki herşey 3'üncü yoğunluktaydı. Tavşanlar, fareler, köpekler vs sizinle eşitlenmiş bir sahada oynamıyor!
S: (L) Bu dünyadışı varlıklar gelen kometleri ve benzer şeyleri biliyorlar mı?
C: Evet.
S: (L) Yarattıkları bu ırkın bu afetlerde hayatta kalmasını mı istiyorlar?
C: Elbette.
S: (L) Peki bu, "hayatta kalacaklar" anlamında mı, yoksa hayatta kalacaklarına İNANIYORLAR anlamında mı?
C: Her ikisi.
S: (L) Bir keresinde bize bunun "kozmik bir savaş" gibi olduğunu söylemiştiniz. Döngünün bir denge
yaratacağını vs söylemiştiniz. Bunu anlamaya çalışıyorum. Durum "İspanyol fetihçilerine karşı Aztekler ve Amerikan yerlilerine karşı Avrupalılar"dan biraz daha karmaşık olmalı. Çünkü hikaye bir noktada
değişiyor. Baskı yapılan saldırıya geçiyor. Benzetmeyi daha anlaşılabilir bir çerçeveye sokmaya
çalışıyorum. Kastettiğim şeyi anlıyor musunuz?
C: Hayır.
S: (L) Çünkü kafam karışık. Doğrudan sormadığım şey şuydu: Herhangi birşey yapma şansımız var mı?
C: Hala "daha büyük resmi" görmüyorsun.
S: (L) Daha büyük resim nedir?
C: Ruhlarınız, bilinciniz.
S: (L) Yani, gezegenimize el koyulmasını, insan ırkının fethedilip yok edilmesini deneyimlemek üzere zamanda bu noktaya gelmeyi seçtik, böylece bunu deneyimleyip, ayrılıp bir şekilde reenkarne olabiliriz,
öyle mi?
C: Hayır.
S: (L) Söylediğinizden bunu anlıyorum! Tek önemli olanın ruhlarımız, bilincimiz olduğunu söylüyorsunuz.Eğer ruhlarımıza yönelirsek, bedenlerimizden ayrıldığımızda ya aynı yoğunluğa reenkarne olacağız, ya da bir sonraki yoğunlukta reenkarne olacağız. Başka hangi seçenek var?
C: Ne kadar "yaşamayı" planlamıştın?
S: (L) Normal koşullar altında 70 veya 80 yıl. İyimser ihtimalle.
C: Peki bu uzun mu?
S: (L) Hayır, değil. Kozmik standartlara göre bu kısa bir esinti gibi. Varmak istediğiniz nokta nedir?
C: Bunu biraz düşün. 5'inci yoğunluğa geçen akranların oldu mu hiç?
S: (L) Evet.
C: Neden? Bu nasıl mümkün olabilir?
S: (L) Çünkü öldüler. Bedenleri öldü.
C: Neden?
S: (L) Çünkü bedenleri bunu yaptı.
C: Peki bu "adil" mi?
S: (L) Adil mi?! Sanırım bunu kendileri seçti.
C: Ve...
S: (L) Nereye varmaya çalıştığınızı bilmiyorum!
C: Yalnızca "iyi" deneyimlerin kabul edilebilir olduğu izlenimi altındasın gibi görünüyor.
S: (L) Hayır, yalnızca iyi deneyimlerin kabul edilebilir olduğu izlenimi altında değilim, ama burada biraz belirsizlik içindeyim. Biz burada sizinle konuşuyoruz. Gelecekteki "biz" olduğunuzu söylüyorsunuz. Biz bu zaman periyodunda bu gezegendeyiz ve burada olaylar çok garip bir durumda. Büyük bir geçiş oluyor ve ben sadece tüm bunların anlamını merak ediyorum. Sizinle neden konuşuyoruz? Bunun amacı nedir?
C: Ders bu. Hala anlamıyor musunuz? Ders, dersler, herşey bundan ibaret. Tüm dersler paha biçilmez değere sahip.
S: (L) Tamam, bu dersleri alıyoruz. Bize neler döndüğünü anlattınız. Bunların etrafımızda olmakta olduğunu görüyoruz. Bize söylediğiniz şeyin diğer kanıtlar ve diğerlerinin aynı sonuçlara ulaşan araştırmalarıyla da doğrulanması nedeniyle ikna olmuş durumdayım. Ve LANET OLSUN, BU ÇİRKİN BİR DURUM! BENİ ANLIYOR MUSUNUZ?! ÇOK ÇİRKİN!
C: Bu senin bakış açın.
S: (L) Chloe'nin geçen gün telefonda söylediği gibi, neye uyanmamız gerekiyor? Tüm bu şeylerin olmakta olduğunu GÖRMEYE mi uyanmamız gerekiyor?
C: Evet.
S: (L) Tüm bunlara uyanıp görmekle mi ilgili? Tamam, uyanıp bunu gördüğümüzde neden tüm bunlardan kurtulamıyoruz? Senaryonun ne olduğunu biliyorsun, filmi seyretmen gerekmiyor!
C: Ama o zaman bazı deneyimleri kaçırırsın.
S: (L) Yani burada bulunmamızın amacı yenilip yutulmayı deneyimlemek mi?
C: Hayır.
S: (L) Esaret altında, kontrol altında, laboratuardaki bir kafesteki fareler gibi muamele görerek...
C: Coşku, hatırlıyor musun?
S: (L) Coşku mu?! TABİİ EMİNİM! HEPİMİZ BİR KAZIKTA YANABİLİRİZ! Bunun OLDUKÇA COŞKULU bir deneyim olduğundan eminim! William Wallace'ın karnını açıp bağırsaklarını çıkardıklarında ve gözleri önünde o insanları yaktıklarında tam bir coşku yaşadığından eminim!
C: Çok uzun olmayan bir süre önce suratın kaldırıma yapıştı...
S: (L) Bu coşkulu bir deneyim miydi?
C: Evet.
S: (L) Yani "coşkulu" dediğiniz zaman sadece pencereden atlayıp ölmekten mi bahsediyorsunuz?! 3'üncü yoğunluktaki bakış açısını anlamanız gerekiyor! Burada kaldırımlara çarpacak fazla yüzün yok!
C: Bizim de öyle.
S: (A) Bilginin koruduğunu söylüyorsunuz. NEYE karşı koruyor?
C: Pek çok şey. Bir örnek: Dönüşüm sonrası travma ve kafa bulanıklığı.
S: (L) Demek bilgi bizi dönüşüm sonrası travma ve kafa bulanıklığına karşı koruyor. 4'üncü yoğunluğa geçişin travmatik ve kafa bulandırıcı olduğunu söylüyorsunuz. 3'üncü yoğunluktan 4'üncüye geçişi mi kastediyorsunuz, yoksa 3'üncü yoğunluktan 5'inciye geçişi, yani ölümü mü?
C: Her ikisi.
S: (L) Yani şok ve travma içinde olmadığın zaman, kafan bulanık olmadığı zaman daha iyi işlev görüyorsun,bu mu?
C: Evet.
S: (L) Eğer bir insan 5'inci yoğunluğa geçmeden, yani ölmeden 3'ten 4'üncü yoğunluğa geçerse, bu o kişinin ölmeden, doğrudan 3'üncü yoğunluktan 4'üncü yoğunluğa geçtiği anlamına gelir, doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Bu nasıl bir his peki? Nasıl bir deneyim...
C: Alice aynalar diyarında.
S: (A) Bilginin travmadan ve kafa karışıklığından koruduğunu söylüyorsunuz. Diğer taraftan herşey ders. Yani travma da bir ders. Neden bir dersten kaçınmaya çalışıyoruz?
C: Haklısın, bir ders, ama ön bilgin olduğunda o dersi erken ve daha farklı bir şekilde öğrenirsin.
S: (L) Yani bu dersi farklı bir şekilde öğrenirsen, geçiş zamanı geldiğinde bu dersin alınması daha kolay mı oluyor?
C: Evet. Daha yumuşak.
S: (L) Tüm bunları bilip bununla ilgili birşey yapamamak, inanmadıkları için insanlara bundan
bahsedememek, bunun şokuna maruz kalmaktan kesinlikle daha sıkıntı verici bence...
C: Hayır.
S: (L) Diğerlerine bu tür şeyleri anlatabileceğimi söylüyorsunuz yani?
C: Aktarabilirsin ama bunun incelikli bir şekilde yapılmasını öneriyoruz.
S: (L) Ne kadar incelikli olabilir ki? "Merhaba millet, ham-hum, hapır-hupur kelimelerini biliyorsunuz değil mi???"
C: Tamamen o şekilde değil, bunu biliyorsun! Çoğunluk yenmiyor, sadece manipüle ediliyor. Bilgi çok ilginç şekillerde korur. Sizin yoğunluğunuzda matematik, sadece seçilmiş az sayıda insanın öğreneceği şekilde "öğretiliyor." Ve matematik tüm yaratımın dilidir. Örneğin cebir gibi ileri matematik çalışmaları, madde ile antimadde evrenleri arasındaki kapıların kilitlerinin anahtarını sunar. Mevcut olanlar arasında hala öğrenmeye ihtiyaç duyanların cebiri öğrenmesini öneriyoruz.
S: (L) Burada mevcut olan herkese cebiri öğrenmesini tavsiye ediyorsunuz...
C: İhtiyaç duyanlara.
S: (L) Madde ile antimadde evrenleri arasındaki kapıların kilitlerini açacağımızı mı söylüyorsunuz?Söylediğiniz şey bu mu?
C: Belki...
S: (L) Dünyadışı varlıklar bu gezegene el koyduğu ve herkesi hatır hutur yemeye başladıkları zaman kesinlikle bu gezegende takılmak istemiyorum!
C: Hatır hutur yemek mi? Lütfen!!
-------------------------------------------------------------

Yine kısa kesip bitiriyorum


Tgur Posted - 06/02/2019 : 09:49:45
DENGE KONUSU-4

5.yoğunlukta olmak 3. yoğunluk bilincimizle sıraladığımız hiyerarşik düzenlemelerimize pek uymayan bir hal arz ediyor ,daha çok bir ara dinlenme ve düşünme karar verme yoğunluğu ve oraya gelmiş varlıklar kendi kaderi meceralarında rehberliğe gelmişlerle beraber denge özelliğinde seçimlerini düzenlemeye tabi tutuyorlar anladığım kadarı ile ,ve başka şeyler de var,kosmosun tümünün dengelenişi hakkında ,

---------------------------------------------------------------

S: (L) Bu gece 5'inci yoğunluk hakkında birşeyler sormak istiyorum. 4 fiziksel yoğunluk ile 5'inci yoğunluhk arasındaki "ayrım çizgisi" nasıl işlev gösteriyor?
C: Çevrim döngüsü bölgesi. 1'den 4'e kadar olan yoğunluklardaki enkarnasyonlar arasında düşünme/öğrenme ihtiyacını karşılamak için kişinin 6'ncı yoğunluktaki varlıklarla mükemmel dengede doğrudan bir iletişim kurması gerekir.
S: (L) Bir kişi 1'inci yoğunluktan 4'üncüye kadarki tüm deneyimlerini tamamladıktan sonra 6'ncı yoğunluğa geçmeden önce bir süre 5'nci yoğunlukta mı kalıyor?
C: Evet.
S: (L) 3'üncü yoğunlukta ölüp 5'inci yoğunluğa giderken 4'üncü yoğunluktan mı geçiyorsun veya onu görüyor musun?
C: Hayır.
S: (L) 5'inci yoğunluk seviyesinde bulunan varlıkların hizmetinin bir bölümü bir rehber görevi görmeyi mi gerektiriyor? Yani 5'inci yoğunlukta iki tür varlık mı var; çevrim için orada bulunanlar ve kendi bilinç seviyesi 5'inci yoğunluk olanlar?
C: Hayır. 5'inci yoğunlukta herkes varolan herşeyin zamansız kavrayışına sahip.
S: (L) Eğer 5'inci yoğunlukta herhangi bir varlığın zaman ötesi bir kavrayışı varsa, o varlığın 5'inci yoğunluktan 6'ncı yoğunluğa geçmek yerine "çevrim döngüsüyle" önceki bir yoğunluğa dönmesini belirleyen şey nedir?
C: Düşünüş ihtiyaç duyulan kaderi ortaya koyuyor.
S: (L) Yani 5'inci yoğunluktaki diğer varlıklarla birleştiğinde, kendi derslerin hakkında bir tür kavrayışa sahip oluyorsun...
C: Dengeli. Ve bu, canım, tüm yaratımın bağlayıcısı olarak çekimin diğer bir örneği... "Büyük Dengeleyici!"
S: (L) Zihnimdeki resme göre döngü dışarı yayılıyor, sonra giderek birleşip kaynağa dönüyor. Bu doğru mu?
C: Yakın.
S: (L) Varolan herşeyin tam olarak yarısı dengesizliğe doğru hareket ediyor ve diğer yarısı da dengeye doğru hareket ediyor. Bu doğru mu?
C: Yakın.
S: (L) Tüm kozmos mu? Varolan herşey mi?
C: Evet.
S: (L) Kozmosun bir bölgesindeki enerji daha çok denge arayan bir enerjiyken, diğer bölümünün daha çok dengesizlik arayan enerjiyle dolu olması mümkün mü?
C: Ou evet!
S: (L) Dünya şu anda dengeden ziyade dengesizliğin hakim olduğu bölgelerden biri mi?
C: Evet, ama hızla dengeye geri dönüyor.
S: (L) Yoğunluk Sınır dalgasının geçişi bu dengelenmenin bir parçası mı?
C: Evet.

--------------------------------------------------------------------

İnsanlığın üstün bir üst teknoloji ile yanlış algıladığımız ama içinden henüz çıkamadığımız zaman çizelgesinde bilgisel yönden zaman ile oynayarak karmakarışık bir zihin yapısı içinde adeta bombardımana tabi tutulduğunu ve içimizde bazılarının inanç fenomenini bazı takıntılarla sabit tutarak olan bitene kendi takıntı bazını terk etmeden bakmaları değerlendirmeleri, maalesef bu sitemize bile sirayet edip bizi topluca "men çi goyem tamburem çi guyed" yani farisi bir deyimdir, ben ne söylüyorum tamburem ne çalıyor daha açıkçası ben ne söylüyorum o nelerden bahsediyor şeklinde düşündürecek hale getirmektedir (bu arada yargılama moduna düştük küçülmek demek bu) ama bazı şeyleri anlayabilmek ve anlatabilmek için zavallı Laura (tabii bu çabası için üzüldüğümden zavallı diyorum yoksa haddimize düşmemiş) bir çok efsaneler , dezenformasyon yazıtları içerisinde senelerce inceleme ve anlama için çırpınıp durdu ,hatta kitaplar yazdı sırf bahsi geçen aldatılmışlık gerçeklerini ortaya çıkarmak şeklinde, konuyu böyle değerlendirirsek ne anlatmak istediğim anlaşılır,

Özetle insanlara sunulan bilgi olarak kabul etmeye dayattırılan özellikle kutsal çerçevesi içerisinde sunulan ve itaat et baskısı ile savaşlar yapılan ayrıca efsane mit tarihsel olaylarla desteklenmiş tüm bilgilere ve halen sürdürülen insanlığın güya bu verilenler ışığında dizayn edilen yaşam şekillerine ve kurulan düzenlere faullü bakmalıyız ,uğraştığımız şu K. celselerine bile yüzde yetmiş doğru çünkü ancak celseleri derinlemesine inceleyince bu bilgi saptırmasının neden ve kimler olduğunu anlayabiliyoruz,diğer yandan sorumlu Frank ,Vincent gibi KH elemanları konmuş olunmaları tesbit edilse dahi esasta bu hadisenin en güvenli sayılan bir bilgilendirme düzeyinde de saptırılma tehlikesinin olabileceğini bizlere ispat ve ders olarak konduğunu çıkarabiliyoruz evet olanlara bu düzeyden de bakıp sonuç ve idrakte olmalıyız..Takınılmış ve sabitlenmiş sanılan her bilgi de böyle çarpıtılır, insanlar aldatılır.

Sonuç korkutucu gelse de güvenebileceğimiz şeyin kullanmasını bildiğimiz ve serbestliği bağımsızlığı düstur edinmiş beynimiz zihnimiz bilincimizdir.

Aşağıdaki alıntıda bu mealde çarpıcı açıklamalar ve ip uçları var,
---------------------------------------------------------------
S: (L) Ve Yoğunluk Sınır Geçişi'nin tezahürlerine dayalı olarak bazı insanlar 4'üncü yoğunluğa mezun oluyor veya geçiş yapıyor, farkındalıkları değişiyor, herşey değişiyor, oyun sahası dengeleniyor. Demek Almanya'da olan şey bir provaydı ama asıl olacak olan şey oyun sahasının eşdüzeyli hale gelmesi... yani aslında tam olarak aynı senaryo olmayacak. Bu doğru bir değerlendirme mi?

C: Belki. Tamam canım, gerçekleri istiyorsun ve biz de vereceğiz ve kavramanızı ümit ediyoruz. Şimdi değilse bile belki gerekli olduğu zaman... Gerçek bir: Varolan herşey / tek şey derslerdir. Gerçek iki: Varoluş büyük bir okul. Gerçek üç: Sizin algıladığınız şekliyle zamanlama ASLA kesin değildir. Gerçek dört: Olacak olan şey, senin deyişinle, öğrenme döngünde o noktaya ulaşana kadar gerçekleşmeyecek ve şu anda henüz yakın bile değilsiniz. Daha fazla gerçek verilmeden önce bunlar üzerinde düşünün!!
S: (L) Tamam sonsuz bir okulun içindeyiz ve hepimiz karanlıkta dolanıyor gibi görünüyoruz...
C: Gerçek beş: Öğrenme döngüsü değişkendir ve öğrenme döngüsündeki ilerleyiş meydana gelen olaylar ve koşullar ile belirlenir.

S: (L) Yani bireysel ve kolektif olarak yaşamlarımızdaki olaylar ve koşullar bu öğrenme döngüsünde nerede olduğumuzu gösterebilir, öyle mi? Ve bunların deneyimlenmesi gerektiği için de bunlardan sadece bahsetmenin hiçbir anlamı yok?
C: Kısmen doğru. İpuçları istiyorsan vereceğiz. Ama eğer bir "yol haritası" istiyorsan, bunu unut!!
S: (L) Pekala birkaç ipucu istiyoruz. Ve Ark da ipuçları istiyor! Ark özgür iradeyi geliştirecek bir alet icat edip edemeyeceğimizi öğrenmek istiyor.
C: Gerçek 3, 4 ve 5'ten dolayı alete gerek yok.
S: (L) Hmmm... Yani insanlar hipnotize edildiği ve dışarıdan kontrol edildiği zaman, ki celseden önce tartıştığımız konu da buydu, bunu durdurmayı öğrenene kadar hipnoz altında olurlar ve kontrol edilirler,
öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Yani domuz ağılı benzetmesini kullanacak olursak, bunu yeterince deneyimleyene kadar o ağılda debelenmeleri ve acı çekmeleri mi gerekir?
C: Bisiklet benzetmenizi kullanacak olursak: Çocuğun bisiklet sürmeyi bilmesi için nasıl bisiklet sürüleceğini öğrenmesini gereksiz kılan bir alet var mı?!?!
S: (MM) Sanırım ne kadar bilgi özümsemişsen o kadar çok özgür iraden oluyor.
C: Evet!! Evet!!

S: (L) Diğer bir deyişle, bilgi ve farkındalık özgür iradenin farkına varmanı sağlıyor ve böylece hangi eylemlerin GERÇEKTEN özgür irade eylemi olduğunun farkına varıyorsun ve böylece yalanlar, aldatmalar ve gerçek arasındaki farkı bildiğinde veya şüphelendiğinde, hayatını kontrol edebilecek bir konumda oluyorsun. Doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Ark bir şey daha soruyor... sorunu inançmış, bana söylediği şekliyle.
C: İnanç da bilgiden gelir, ve daha önce söylediğimiz gibi... Yanlış bilgi, bilgisizlikten daha kötüdür!!!!!
S: (L) Yani öğrendiğimiz veya incelediğimiz herhangi birşeyde doğruluğu TAM olarak belirlemek için onu alıp her parçasını incelememiz, her yönüyle, hatta diğer şeylerle ilişkisini kavramamız gerekiyor, öyle mi? C. S.Lewis'in dediği gibi bilgi bir ip gibidir... eğer onu bir kutuyu bağlamak için kullanıyorsan kusursuz olupolmadığı o kadar önemli değildir, ama eğer bir halat olarak onunla bir uçurumdan iniyorsan, ağırlığını kaldıracak kadar sağlam olduğundan mutlaka emin olman gerekir.
C: Evet.
------------------------------------------------------------
Niyet ve beklenti konusunda fazla yorum yapamayacağım ama zihne bazı gerçekleri zor da olsa oturtmamız gereken de beklenti oluyor bu çok hassas ve keskin bir zemin düşünmemiz üzerine diyebilirim, "zihinsel ret eksersizleri"
-------------------------------------------------------------
S: (L) Tamam, bu akşam daha önce niyet hakkında konuşuyorduk ve tabii bizim niyetle ilgili deneyimlerimiz başlı başına fenomendi. Tekrarlı olarak onaylandığı zaman niyetin güç üreten birşey olduğu sonucuna vardık. Bu doğru bir kavram mı ve ekleyebileceğiniz herhangi birşey var mı?
C: Yalnızca beklenti resmi bulandırana kadar... Zorlu bir cevap, ha?
S: (L) Beklenti birşeyin nasıl gerçekleşeceğini bildiğini varsayma eylemi mi?
C: Ne yazık ki 3'üncü yoğunlukta bir şeyin gerçekleşmesinden sonra beklenti ortaya çıkıyor.
S: (L) Değerlendirmemiz doğru muydu?
C: Verilen her iki örnek de doğru. Beklenti bir kez resme girdiğinde niyet artık BH olamaz.
S: (L) Beklenti şahsi bir arzu mu? (ç.n.: "beklenti" olarak çevirdiğim "anticipation" terimi, umma, olayların sonucunun arzulanan belirli bir şekilde olması, varsayım, istenen belirli bir sonuç için eylemde bulunma gibi anlamlarda olabilir.)
C: Evet.
S: (L) Tamam, yani birşeye niyet etmek, niyet enerjisiyle düşünmek ve niyet yoluyla birşeyi ümit etmek başkalarına hizmet ama beklenti bunu kişisel birşey haline getiriyor.
C: Ve bunu gerçekleşme izliyor.
S: (L) Başkalarına hizmet etme, başkalarına faydası olacağı için birşey yapma arzusu bunun gerçekleşmesini sağlıyor...
C: Ama gerçekleşme beklenti yaratıyor.
S: (L) Ama böyle bir bıçak sırtında ilerleme nasıl mümkün olabilir? Yani zihnini sürekli kontrol altında tutup beklenti içinde olmayacaksın ama çabalarının gerçekleşmesini deneyimleyeceksin ve ümit etmeyi sürdüreceksin... (J) Zorlu olduğunu söylemişlerdi...
C: Önyargılı olmayan saf bir inança dengelenmiş zihinsel ret egzersizleri.
S: (L) Yani andakini kabul etmek, olduğu gibi kabul etmek, evrene inanmak ve herşeyin olması gerektiği gibi olacağına güvenmek ve nasıl olacakları konusunda herhangi bir beklenti içinde olmamak mı?
C: Evet.
S: (L) Ark hakkında sormak için değil ama geleceği şekillendirme konusunda konuşurken bundan bahsetmişti. Geleceği şekillendirmeyi sadece iyi birşey yaratma niyeti olarak düşünüyor ama bunun için
bir ölçüm zamanı tanımlamadan. Yani niyet yoluyla bir enerji üretiyorsun ama neticenin nerede, ne zaman veya nasıl ölçüleceğine karar vermiyorsun. Kuantum sıçraması olduğu zaman kendi kendine ve
kendi yoluyla oluyor. Söylediği şey sizin bahsettiğiniz şey mi?
C: Beklenti.
S: (L) Beklenti hakkında söyledikleri mi?
C: Hayır.
S: (L) Neyi kastediyorsunuz? Söylediğim şeylerden hangisine cevap olarak beklenti diyorsunuz?
C: Geleceği şekillendirmenin anahtarı bu... Bundan sakınmak.
S: (T) Yani geleceği şekillendirmeye çalışmadığımızda beklenti içinde olmayız...
C: Evet.
S: (T) Bizim yaptığımız şey beklentisel değil, sadece oluyor. Buraya gelirken bundan bahsediyorduk.Diğerleriyle olan etkileşimlerimizde gerçekliği yarattığımız... Gerçeklikle ilgili herkesin söylediği şey bu.
C: Size çarptığı zaman duruyor.
S: (L) Ne bize çarptığı zaman? (J) Gerçekleşme. (T) Birşeyin olmakta olması gerçeği.
C: Beklentiyi tamamen sıfırlayana kadar.
S: (L) Bu gerçekten çok zorluymuş.
----------------------------------------------------------------
Yapay bir şekilde geometrik düzenler hakkında ve david yıldızının da dahil olduğu saptırılma elemanları olarak kullanımları ama esasta yoğunlukları aşmaya uygun fiziki olgular olduğunu pek açıkça olmasa da anlayabiliyoruz,
------------------------------------------------------------------
C: Yapay olarak inşa edilen tetrahedronlar, manyetik alanlardan en uygun şekilde yararlanabilmek amacıyla gezegen üzerinde bir çok stratejik noktaya yerleştirilmiştir.
S: (L) Bu yapay olarak inşa edilmiş tetrahedronları kim yerleştirdi ?
C: Yapay şekilde inşa edenler.
S: (L) Peki kim onlar ?
C: Her kim olabilirse.
S: (T) Başka bir deyişle herhangi birileri olabilir. Yapay bir şekilde inşa ettiler, herhangi birileri olabilir... (L)Eğer tüm bunları biliyorlardıysa, bunları inşa etmiş olabilirler...
C: Hayır, hayır, hayır. Kuzeye ve güneye doğru 19. derece.
S: (T) Doğru, bunlar Hoagland'ın da bu şeylerle ilgili bulduğu rakamlar. Bir çok gezegende ve güneşimizde büyük çapta şeyler oluyor gibi görünüyor veya olmuş...
C: Hawai.
S: (T) Evet, Hawai, Porto Rico, bir bakalım, kuzey ve güneye 19. derece, Filipinler, sanıyorum güney taraflarında, yakınlarından bir yerde. Büyük volkanlar... (F) Filipinler kuzeyde kalıyor, güney yarımkürede değil...(T) Bir Dünya haritası alıp bakmalıyım, 19. derece nerelere düşüyor diye. Mars' ta Cydonia yaklaşık 19. derecede bulunuyor, Mars' taki büyük, sönmüş yanardağ 19. derecede, Venüs üzerinde buldukları önemli bazı şeyler yine 19. derecede. Jüpiter üzerinde bulunan kırmızı lekeler, güneş lekeleri 19. derecede. (L) Bu tetrahedronlar ile ilgili bilmek isteyeceğimiz başka bir şey var mı ? Kendimizin düşünmeyip de sormak isteyebileceğimiz herhangi bir şey ? (T) Eminim çok var... (L) Oh, biliyorum, sizin belirtebileceğiniz bir şey ?
C: Sınırsız.
S: (L) Tetrahedronlar kürenin içerisinde eksen etrafında dönüyorlar mı ? Tetrahedronun kuvvet noktaları dönüyorlar mı ?
C: Enerji alanları denge içerisinde akıyor.
S: (T) Demek dengeyi korumak için dönüyorlar. (J) Bir cayroskop gibi [ç.n. : cayroskop, kendi çevresinde döndükçe, kazandığı açısal momentum sebebiyle kararlı bir duruma ulaşan bir tür alet, sarkaç] (T)Burada..? Tamam toparlarsam, Yahudilerin David Yıldızı ile bu tetrahedrallar arasında doğrudan bir ilişki olduğunu söylersem, doğru birşey söylemiş olur muyum ?
C: Evet.
S : (T) Ve yaklaşık son 500 yıldır bu sembol üzerinde yapılanlar daha çok zihinleri karıştırmaya mı yönelikti?
C: Evet.
S: (T) Evet. Demek ki o sembol düşünüldüğü kadar dini bir sembol değil, bunun ötesinde çok önemli bir... (L)... güç sembolü.
C: Evet.
S: (T) Yoğunlukları aşmaya ilişkin bir fizik kuramını tarifliyor.
C: Beşgen de öyle.
S : (T) Beşgende mi öyle ? (J) Bir beşgen. (T) Beşgen şekli. Bunlar insanoğlunun gizemli, kutsal geometri olarak tanımladığı şeylerin bir parçası.
C: Evet.
S: (T) Okuduğum bir kitapta şu vardı...
C: Atlantisliler olarak bunu biliyordunuz ve bunlar yaşamlarınızda pek çok farklı şekilde mevcuttu. Örnek olarak bir piramit, enerji noktalarının tam olarak yarısı kavrandığında şarj olur, bu da pozitif bir dengesizliğin elde edilmesini ve sonra harcanmasını sağlar.
-------------------------------------------------------------

Evvelce bahsettiğimiz bilgi v.s yoluyla yapılan dezenformasyon faaliyetlerine ilaveten hipnoz ve sair psişik yollarla hatta kanal obsedasyonlarıyla da diyebiliriz kurgulanmış ve greenbaumlanmış tanımı verilen insanların yaptıkları ile de maruz kaldığımız bilgi ve diğer yollar kirletilebilir ,

---------------------------------------------------------------

S: (L) Eğer birbiriyle evli olan iki kişi Greenbaum'lanmışsa birbirlerini öldürmeye programlanabilirler mi?
C: Belki, ama her zaman değil.
S: (TM) Ya da bu programlamaya sahip herhangi iki insan?
C: Programlamaların genel amacı dengesiz ve aşırı davranışlar üretip toplumu korkutarak totaliter bir devleti benimsemesini ve hatta talep etmesini sağlamak.
S: (L) Yani insanlar aşırı davranışlara...
C: Açıklanmayacak bir şekilde çeşitli kamu ve özel alanlara girip çok sayıda insanı vuran kişileri düşünün....İşte bu Greenbaum'lu bireylerden birkaçını gördünüz demektir.
S: (L) Bu Greenbaum programlaması, kısmen az önce tanımladığım şeyin, yani...
C: Kısmen.
S: (L) Halk içinde kitlesel bir kaos yaratmak için gelecekteki belirli bir noktada etkinleşmek üzere yerleştirilen tetikleyiciler de var mı?
C: Bunu kendin keşfetsen daha iyi olur.
S: (L) Yani şu anda bilmenin tehlikeli olabileceği birşey. (V) Geçen hafta tanıştığım --- isimli adam Greenbaum'landı mı? (L) Ne garip bir tipti değil mi?
C: Şimdi biraz tarih... Bildiğiniz gibi CIA ve NSA ve diğer kurumlar Nazi Gestaposunun çocuklarıdır. SS,nefalimi 3'üncü ve veya 4'üncü yoğunluk dünyaya yeniden getirmek için prova yapmış olan Antareslilerin güdümü altındaki bir deneydi. Ve "Antareslilerle" temas, tam programlı kukla öncü olarak Adolph Hitler'i yetiştirmiş olan Thule Topluluğu tarafından gerçekleştirildi. Modern zamanlarda daha düşük bir ölçekte gördüğünüz benzer isimler: Oswald, Ruby, Demorenschildt, Sirhan Sirhan, James Early Ray, Arthur Bremer, Farrakhan, Menendez, Bundy, Ramirez, Dahmer vs...
S: (L) Daha belirgin bir konum almak için şu anda programlanmakta olan herhangi belirli...
C: Daha sonra... Oswald'ın pek çok çelişkili şey söyleyecek şekilde kolay manipüle edilebilir nitelikte programlandığını bilmeniz gerekiyor. Demorenschildt hem programcıydı hem de programlanmıştı.
Oswald'ı vurmak için Ruby hipnotik olarak programlandı. Duysal bir uyarıcı ile tetiklendi; bu ses bir araba kornasıydı.
S: (L) Bir Greenbaum veya diğer zihin programlaması kurbanını bazı ipuçlarıyla tespit edebilmemizi sağlayacak yollar var mı?
C: Çok geç olana kadar yok.

----------------------------------------------------------

Bu sitede olan dostların çoğu paranormal olaylarla karşılaşmıştır veya karşılaşıyorlar bunu sezebiliyoruz şahsen ben de epey şeye şahidim bunların tümü bilinç açılışı ile ve şu cevap daha çok yakışıyor,7. yoğunluğun zihin canlandırma kuvveti için dolaşımı,kanaatim bu tip olayların sebeplerini öğrendikçe olağanüstülerin obsedasyonuna kapılmamak normali izlemek en akılcı yol oluyor,

-----------------------------------------------------------

S: (TA) Peki yedinci yoğunluk kendini hayatta mı ifade ediyor? Hayatın kendisi mi? Hayatın bir örneği mi?Yaşayan birşey mi?
C: Tam olarak öyle değil, ama buna tüm seviyelerde ve tüm temsillerdeki bilincin canlandırıcı kuvveti diyebiliriz.
S: (L) Tamam...
C: Bu daha yakın.
S: (TR) Anladığım kadarıyla TA işini yaparken evrensel hayat gücüyle, o enerji alanıyla, evrensel enerji frekanslarıyla bağlantı kurabiliyor...
C: Hayır. Herkes o veya bu şekilde "bağlantı kuruyor" ama kaç kişi bunu bir şekilde "hissediyor?!?"
S: (TA) Peki neden ben bunu hissedebiliyorum da diğerleri hissedemiyor?
C: 4'üncü yoğunluk dönüşümüne daha yakın olmayla ilgili.
S: (TA) İletişim kurduğum insanlara, güçlü bir yönelim duyduğum kişilere yardımcı olmak için bu hissedişten faydalanabilir miyim? Bedenlerini dengelemelerine yardımcı olabilmek için o güçlü hissedişi kullanabilir miyim?
C: Hop! Bir saniye! Bir bebek bir "boeing 747"yi kullanabilir mi?
S: (TR) Ama bir şekilde kullanıyor...
C: Hayır.
S: (L) Kullanmıyor mu? (TA) Akupunkturu kullanırken, kişideki enerji blokajlarını serbest...
C: Hayır TA. Diğerleriyle temas kurduğunda herkesin deneyimlediği şeyi algılıyorsun. Geçmişinde zihinsel,duygusal ve psişik farkındalığında ve genel tutum ve farkındalığında oldukça büyük değişimler yaşadın. Bu frekans rezonans titreşimindeki değişime işaret ediyor. Eskiden ilgini çeken şeyler artık ilgini çekmiyor ve tersi. Bunun yansımalarından biri maddi veya fiziksel yapıdaki şeylere olan ilginin azalmasıdır. Örneğin libido düşer.
S: (L) Bununla ilgili farkındalığı artmaya devam edecek mi?
C: Evet.
S: (TA) Bazen kafamda bazı hisler algılamanın yanında renkler de görüyorum... Gördüğüm renklerin elektromanyetik alanla ilgisi var mı?
C: Evet, ama auraları görmek temel olarak yaklaşan dalganın, yani yoğunluk değişiminin işareti.
S: (L) Bu iyi çünkü olan şeyle uyumlu olduğunu gösterir! (TA) Bununla ilgili herhangi bir geçmiş yaşam bağlantısı var mı? Bunu algılayabilmeyle ilgili?
C: Pek sayılmaz.
S: (L) Görünüşe göre TA'nın nasıl akupunktur yapılacağıyla ilgili sezgisel bir bilişi var ve...
C: Bu hayattaki değişimin sonucu. Çocukluğunda ve gençliğinde nasıl olduğunu, o zamanla şimdi arasındaki büyük değişimi grupla paylaşmak ister misin? Bunu ilginç bulabileceklerini düşünüyoruz!
S: (TA) Bu farkındalık... Üç yaşındayken geçirdiğim çocuk felciyle ilgisi var mı?
C: Hayır, ama o durum yüksek ateş ve acı zamanlarında bir kanal açtı.
S: (L) Yüksek ateş ve ağrılar mı yaşadın? (TA) Evet, 42-43 derece. İki bacağım birden ve sağ tarafım felç olmuştu. (L) TA'nın bayağı ciddi deneyimleri olmuş!
C: Söyledik! Dahası var, uygun hissettikçe anlatsın.
S: (TR) Değişimin bir kerede olmuş olması gerekmiyor. O deneyimden sonra da dereceli olarak gerçekleşmiş olabilir. (J) Bir dizi olayla... (TA) Ve tüm o stresten, sinir çöküntülerinden ve üç hastane ziyaretinden sonra... (L) Hepimiz o veya bu şekilde benzer deneyimler yaşamış gibiyiz! Böylesine uyumsuz olduğumuz bir dünyada normal olmaya çalışmak! (TA) Hayır. Biz mi uyumsuzuz, yoksa dünyanın geri kalanı mı? (L)Onların dünyası... Buraya gelmeyi seçtik, ama... (TR) Biz de buraya aitiz, bizim de dünyamız! (TA) İş bakımından şu anda üzerinde bulunduğum yol, devam etmem gereken yol mu?
C: İlginç deneyimlere giden bir yol. Sıradışı bazı deneyimlere, rüyalara, vizyonlara ve daha büyük bilinç ve farkındalığa hazır ol.
------------------------------------------------------------

Bu bölümü de şimdilik bitiriyorum.



Tgur Posted - 03/02/2019 : 08:52:05

S: (L) Daha spesifik sormalısın. Biliyorsun, belirsiz soru, belirsiz yanıt. Bu işin en zor kısmı soruları oluşturmak. (V) Bu “Allies of Humanity” kitabının içindekiler bölümüne gözattım. Pek çok şeyi açıklamaya çalışıyorlar gibi görünüyor. Tanrı’nın ne olduğunu tanımlamaya çalışıyorlar...
C: Kendi bakış açılarıyla.
S: (V) Bu bilgi nereden geliyor.
C: Kanallandı.
S: (V) Kanallayan kim? (JN) Marshall Summers. (V) Peki Marshall Summers kimi kanallıyor? (JN) İnsanlığın Müttefikleri. (V) Ne demek istediğimi anlamadın. Bu kendi kendilerine verdikleri isim. Ne tür bir kaynak olduklarını sormak istiyorum.
C: 4. yoğunluk.
S: (V) KH mi, BH mi?
C: BH baskın.
S: (V) Wau!
C: 4. yoğunluk BH perspektifinin, o alemin frekans seçimi itibariyle, belirli faktörleri gözardı etme eğilimi olduğunu aklınızda bulundurun. Bu şu anlama geliyor; 4. yoğunluk BH’nin ders profili, KH ile sürekli temas içermeyen ağlar içinde birleşme yoluyla enerjiyi arttırmaktır; bu nedenle bakış açıları pozitif BH deneyimi üzerinde odaklanır. (ç.n.: birbiriyle var gücüyle savaşan 4. yoğunluk grupları da var ama bu 4. yoğunluğun genelini kapsayan bir durum değil. özel temaslar. iki tarafın gücü eşit neticede)
S: (R) Yani frekans seçimleri itibariyle KH ile temasları yok, çünkü KH aynı frekansta değil. (L) 4. yoğunlukta, BH’ye mezun olanlar bir seçim yapmaktan ziyade, yapılmış olan seçimin geliştirilmesi üzerinde odaklanıyor. Seçim yapılmış durumda. (R) “Açık bir zihin ve uygun bir bakış açısıyla incelenirse, herşey değerlidir” dedikleri noktaya dönelim. Bizim bakış açımızla bakılacak olursa, 4. yoğunluk BH’den herhangi bir yardım alma durumunda, bizim uğraşmak zorunda olduğumuz şeylerle uğraşmak zorunda olmadıklarını aklımızda bulundurmamız gerekiyor. (L) Evet. (R) Onlardan herhangi bir yardım aldığımızda, buna ek durumları da eklememiz gerekiyor... (L) Kendi gerçekliğimizle ilgili durumları...
C: Önce seçimin farkındalığı gelir. Sonra seçimin yapılması. Sonra mezun olmak için enerjinin arttırılması. 3. yoğunluğun sorunu, seçenekleri tanımlamada. Çünkü pek çok şey perdelenmiş durumda.
S: (R) E-grupta sanırım birkaç hafta önce yaptığımız tartışmayla ilişkili bu. Mümkün olan çok şey var ama bunları bilmezsen, seçemezsin. Bilmediğin birşeyi nasıl seçebilirsin? (B) Seçimin faydalarına erişmek için burada seçimi yapman gerekiyor. (L) Evet. Eğer bir seçeneğin olduğunu bilmezsen seçim yapamazsın. (R) Kirlenmiş sudaki balık gibi. (L) Evet. O ortamda yaşamayı öğreniyorsun, ona alışıyorsun ve artık alternatif algılamıyorsun. Sıradaki soru.

--------------------------------------------------

4. Yoğunlukta BH seçilmiş ise ve orada isek ,çatışma diye bir kavrayış artık 3. yoğunluk davranışı oluyor ,"peki orada 4 KHda var onlar bizi kendilerine doğru çekecek hareketlerde bulunmayacaklar mı ayartmak yeni bir peygamber bulmak v.s. gibi" sorular akla geldiğinde biz konuyu hala 3. yoğunluk mensubu gibi düşünüyor oluruz veya zaten 4 BH değiliz demek (bu düşünce ve davranışları bu yoğunlukta iken ürettiğimiz için)

Sanırım bu kabil düşünce şu izaha uygun bir davranış oluyor,
"C: Önce seçimin farkındalığı gelir. Sonra seçimin yapılması. Sonra mezun olmak için enerjinin arttırılması. 3. yoğunluğun sorunu, seçenekleri tanımlamada. Çünkü pek çok şey perdelenmiş durumda"

Seçimin yapıldıktan sonra enerjinin arttırılması işi biz 3 yoğunlukta iken yapılması gereken bir husus, yoksa mezuniyet yok,

3. yoğunluğun bu perdelenmiş bilgilere kapılmış ve kurtulamamış bireylerin içinde enerji nasıl arttırılır,

Bulunduğun ortamın karışıklığın evvela tam farkında olacağız,yani beden korunacak,tehlike sizi yok etme seviyesine geliyorsa direnip mani olmaya çalışacaksınız yani tokat atana öbür yanağı uzatmak yok,bulunduğunuz yerdeki insanları eğer ilgilenecek bir kapasiteleri varsa aydınlatma için ışığın yolunu göstereceksiniz yoksa kendi haline bırakacaksınız ısrar yok,etrafta içinizi sızlatan olaylara eğer mümkünse düzeltmeye çalışacaksınız v.s.

Velhasıl bütün çirkinlikleri görüp kapılmadan ,tehlikeye girmeden müdahele gerekirse yapacaksınız ama düzeletemedim diye kendi kendinizi yemeyecek ve bütün bunları uygularken enerjinizi düşürmeyecek konuları kuşbakışı bir görüşle değerlendireceksiniz,ileriyi ve gerçeği gören bir farkındalıkla ümidinizi kaybetmeyeceksiniz ,

Ayrıca 4 .yoğunlukta 4 KH den 4 BH a geçenler oluyor imiş ve doğal gidişten ötürü onlar artık KH a geçmeyi düşünmüyorlarmış ,bu bize neyi izah eder, KH nın artık yıpranıp yok olmaya doğru gitmekte olduklarını,onun için şu zamanlarda bu durumu hisseden ve çılgınlaşan 4KH nin aşırı etkileri ile dünyada kaos ve karmaşa hızlanmış vaziyette ..

Tabiiki ilgili dörtlüklerim var,

20.08.2006
Bilinci parlamış parlamamışlarla yaşarsa ne olur
Yarı parlamışsa kavrulur, yok olur
Bu mahşeri özellikteki yaşam,
Olgunlaşma tamam ise,rol olur

***********
OYUN
29.04.2006
Zamanı bilmeyen varlığa bir ömür nedir ki
O, bir yaşam sürmeyi görev bilmektedir
Zamansızlığın erittiği o muhteşem bilinciyle
İnsanın yaşarken bela dediklerini oyuna çevirmektedir

Ne güzeldir ona hayat , var oluşların en güzel kolu
Ego yok , savaş yok , maddeye takılmak başkasının yolu
Saf denilip alay edilen yanları ile
İliklerine kadar o unutulan sevgiyle dolu



Tgur Posted - 03/02/2019 : 07:40:59
"Bebeklere, çocuklara boşuna mı tanrı (evrenin merkezi, efendisi, ilahı) muamelesi yapıyoruz (mümkün olduğu ölçüde)? Çünkü o gerçekten tanrı sonuçta, tıpkı diğer herkes ve herşey gibi. İçinde bulunduğumuz KH düzeninin tezgahından geçtikçe tanrısallık farkındalığında ciddi kayıplar, yamulmalar geçireceğini biliyoruz aslında, tıpkı kendimiz de o kayıpları, yamulmaları geçirdiğimiz gibi. "İçindeki çocuğu kaybetmek veya kaybetmemek" muhabbeti de bununla ilgili olsa gerek."

------------------------------------
Çok yerinde bir tanımlama Bozadi ,çocuklardaki sevinç, sevgi ve evrene karşı yargısız ve bazen bizi derin düşündürten algılama, onların tanrısal hali çok çok masumane ve saf olarak tezahür ettirmeleri..



Başkalarına Hizmet Forumu © Kasyopya celselerini ve diğer mesajları farklı ortamlara kopyalamadan önce lütfen izin isteyin: baskalarinahizmet@gmail.com Yukarıya git
Snitz Forums 2000

Design by Sizinsayfaniz.com

Bu sayfa 2,41 saniyede oluşturuldu.