Başkalarına Hizmet Forumu
Başkalarına Hizmet Forumu
Ana Sayfa | Bilgilerim | Kayıt Yaptır | Aktif Konular | Forum Üyeleri | Site içi Arama
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni Hatırla
Şifre hatırlatma servisi

  Forum
 Kanal Bilgileri
 Kanal Bilgileri
 Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)

UYARI: Sadece KAYITLI KULLANICILAR Konulara cevap yazabilir.
Kayıtlı Kullanıcı olmak için, TIKLAYIN.

Ekran Ayarı:
UserName:
password:
Format Mode:
Biçim: KalınSağa yatıkAltı ÇiziliÜstü Çizili Sola DayalıOrtalanmışSağa Dayalı Yatay Çizgi Link EkleEmail EkleResim Ekle Kod ekleAlıntı BildirListe ekle
   
Mesajınız:

* HTML modu KAPALI
* YARDIM Açık
* UYARIYI OKUYUNUZ
Yüzler
Smile [:)] Big Smile [:D] Cool [8D] Blush [:I]
Tongue [:P] Evil [):] Wink [;)] Clown [:o)]
Black Eye [B)] Eight Ball [8] Frown [:(] Shy [8)]
Shocked [:0] Angry [:(!] Dead [xx(] Sleepy [|)]
Kisses [:X] Approve [^] Disapprove [V] Question [?]

  Mesajda Kişisel imzam mesajda görüntülensin.
    

K O N U    G E N E L G Ö R Ü N Ü Ş
Tiversonus Posted - 01/04/2009 : 21:30:45
Kanal Bilgileri ve/veya ilintili konular hakkındaki görüşlerimizi sunabileceğimiz, fikir alış-verişlerimizi yapabileceğimiz bir başlık.
25   V E R İ L E N    C E V A P L A R    (en son mesajdan itibaren sıralı)
Tgur Posted - 23/09/2018 : 08:22:17
Silindir döngüsü konumuz ,cebir ve geometri uzmanlığı istese de ve biz o durumda olmadığımız halde bazı şeyleri açığa çıkartmaya çalışan itilimden kurtulamıyoruz,veya solucan kutusu açmaya meraklıyız,aşağıdaki alıntılar ışığında kapıyı biraz aralayabiliriz ve çıkarabildiklerimizi sıralayabiliriz,

*Silindir döngüsü 4 den 6 ya kadar olan yoğunluklarla ilgili bir profil,hiper uzaydan bahsediliyor ve 4 yoğunlukta olanların geçit halinde yaşayabileceği bilgisiyle birleştirdiğimizde bu olayı gerçekleştirebilecek bir mekanizma bu silindir döngüsü ile izah ediliebilinir,

*Silindir döngüsünün bir çift döngü olduğu üzerindeki düşüncelerimiz onu birbiri ile irtibatlı ama aralarındaki bağın solucan delikleri veya "torus" kalıbı özellikleri ile olabileceği fikri geliyor,

*Tibet tapınaklarındaki döndürülen silindirik çarklar "duaların rüzgara ve evrene dağıtılması" maksadı ile imiş bunlar silindirik yapıdaki şeyler aşağıdaki alıntıların bir bölümü bunu anımsattı kısaca bir iletişim sağlanıyor,

*Yıldız pencerelerinin sekizgen altıgen beşken gibi şekillerle bahsettiklerini bizim silindirik yapı algılamamızın 3. yoğunluğa bağlı bir görüş olduğunu vurguluyorlar,ve bu geometrik özelliklerle iletişim işinin çözümünü geometri ve cebir ile çözebileceğimizi belirtiyorlar bu tip alimlerden olmadığımızdan tıkanıp kalıyoruz ,ama işin esasını kavrayabilecek zihnimizde solucan delikleri açılıyor ..

-------------------------------------------------------
(L) Bu Alman zaman makinesine dönecek olursak: Almanlar savaş sırasında düşmüş bir UFO'yu ele geçirdiler mi?
C: Evet.
S: (L) Bu UFO'yu kim uçuruyordu -pardon- kim KULLANIYORDU?
C: Griler.
S: (L) Almanlar geri mühendislik yapıp bu aracın bir benzerini yapabildiler mi?
C: Buna ihtiyaçları yoktu. Bu tür şeylerle ilgili bilgileri kanallanan kaynaklardan edinmişlerdi.
S: (L) Almanlar bu bilgileri Vril Topluluğu'ndan mı aldı?
C: Kısmen. Ayrıca Thule Topluluğu.
S: (L) Antartika'da bu zaman makinesine sahip olan bireyler, bu makineyle ne yapıyorlar veya ne yapmayı planlıyorlar?
C: Silindir döngüsüyle zaman sektörlerini keşfediyorlar.
S: (L) Silindir döngüsü nedir?
C: Karmaşık ama 4'ten 6'ıncıya kadarki yoğunlukları kapsayan bir profil.
S: (L) Bu "zaman keşiflerini" yapmada herhangi belirli amaçları var mı?
C: Sizin ölçüm şeklinizle, şu ana kadar yok.
S: (L) Eğer Antartika'ya kaçıp zaman makinelerini de yanlarında götürdülerse, herhangi bir dünyadışı varlık grubuyla çalışıyorlar mı?
C: 4'üncü yoğunluk KH.
S: (L) Bu Almanlar ve zaman makineleri, 4'üncü yoğunluğa geçtiği zaman dünyayı ele geçirme planlarının bir parçasını mı teşkil ediyor?
C: Belki.
S: (L) ABD'deki komploların herhangi birinin arkasında Almanlar var mı?
C: Hayır.
S: (L) Demek bağımsız hareket eden bir Alman unsuru var. Fakat bu fenomenin temel özelliği olarak böylebirşeyin üzerinde odaklanmak, yanlış şey üzerinde odaklanmak olur, değil mi?
C: Belki.
S: (L) Thule ve Vril topluluklarındaki Almanlar'ın tartıştığı şeyler arasında "İçi Aydınlatan Siyah Güneş" de vardı. Bize "Siyah Güneş"in ne olduğunu söyleyebilir misiniz?
C: KH yöneliminin nihai kaderi.
S: (L) Bu Siyah Güneş astronomik bir olay mı?
C: Temel olarak.
616
S: (L) Biz bu Siyah Güneş'i ne olarak biliyoruz? Kara delik mi?
C: Yüksek olasılık.
S: (L) Biraz alakasız ama Japonların bununla herhangi bir bağlantısı var mı?
C: Yalnızca "gizli" dünya devletine katılım seviyesi oranında.
---------------------------------------------------------
S: (L) Eğer çekim maddi ve eterik varoluşu bir arada tutan şeyse ve eğer materyal durumdan eterik durumlara geçeceksen...
C: Evet, senin tanımına göre yapışkanı sökerdin, çünkü fiziksel durumu algılıyor olursun, dolayısıyla da eterik durumda mahsur kalmazsın.
S: (L) Yani bu şekilde seyahat ederken fiziksel gerçekliği ve fiziksel dünyayı hala algılayabiliyor olursun ve dolayısıyla da eterik durumda yolunu kaybetmezsin. Ama daha önce orada tamamen mahsur kalanlardan bahsetmiştik sanırım, değil mi?
C: Yakın.
S: (L) Ark Einstein'ın Kaluza'ya yazdığı bazı mektupları okumuş ve o yazılarda o zaman onun tarafından ortaya konmuş bir birleşik alan teorisinin varlığını düşündüren birşey olmadığını söylüyor. Ama Kaluza'nın 5 boyutlu silindir birleşik alan teorisi fikri ortaya koymuş ve Einstein bunu oldukça şaşırtıcı bulmuş. Ama görünüşe göre Einstein sanki Kaluza'nın sunumunu biraz geciktirmiş. Burada "silindir" kelimesi dikkatimi çekti. Bir celsede Almanların bir zaman makinesi geliştirip geliştirmediğini sormuştum ve siz de "evet"demiştiniz ve Antartika'da olduğunu ve silindir döngüsüyle keşif yaptıklarını söylemiştiniz. Silindirin döngüsünün 4'üncü yoğunluktan 6'ncı yoğunluğa uzanan bir özelliği olduğunu söylemiştiniz. Bu silindirden, silindirin döngüsüne dair biraz daha ayrıntılı açıklama yapabilir misiniz? Ve birleşik alan
teorisini yapanın Einstein değil de Kaluza olup olmadığını?
C: Silindir aslında bir çiftli döngüdür, değil mi? Ve istersen, bunun gerçek anlamı üzerinde düşün!
--------------------------------------------------------
S: (A) Şimdi fiziğe dönmek istiyorum. Anti-çekimden bahseden ve bunu evrenin çiftli yapısıyla ilişkilendiren Fransız ---'nın yazısını okuduk. Anti-maddenin bizim evrenimizde değil, başka bir evrende bulunduğunu
söylüyor... [Teypte birkaç saniye boyunca ses anormalliği]
C: İkisi, tıpkı iyon değiştiricisi gibi, birbiriyle değiştirilebilirdir.
S: (A) Yani ikisi birbirinin yerini alabilir, ama konu biziz. Görünüşe göre bizim yapımız antimadde değil,madde. Yoksa antimadde niteliğinde başka bir biz de mi varız? Bizim değiştirilebilir olduğumuzu sanmıyorum. Antimadde değil madde evreninde yaşıyoruz gibi görünüyor.
C: Değiştirilebilir. (ç.n.: birbirinin yerini alabilir, değişdokuş edilebilir gibi bir anlamda. bir şekilde dengede ve etkileşimli oldukları kastediliyor olmalı.)
S: (A) Kaluza-Klein'ın döngüsel boyutu... Ekstra boyutlar hakkında soru sorduğumda "ekstra" boyut diye birşeyin olmadığı söylenmişti... Kaluza-Klein'ın döngüsel boyutla, 5'inci boyutla ilgili bir teorisi var. Bu Birleşik Alan Teorisi'ne gidişin yolu mu? Bu döngüyü veya silindir boyutu eklemenin doğru adım olup olmadığı konusuna bir ipucu istiyorum.
C: Evet.
---------------------------------------------------------
S: (L) Görünüşe göre Chartres'deki katedrali Tapınakçılar inşa etmiş. Melkizedek ve Saba Melikesi bir sundurmada resmedilmiş. Tam aralarında ise bir araba içinde Ahit Sandığı. Melkizedek kutsal kase olduğu iddia edilen bir kap tutuyor. Bu kabın içinde silindirik bir taş cisim var. Bu nedir?
C: Daha derin ve geniş görüş.
S: (L) Ne?! (A) Bir sembol mü yoksa bir cihaz mı?
C: Neden her ikisi olamasın?
S: (A) Her ikisi olabilir tabii, ama her ikisi mi?
C: Evet.
S: (A) Yani daha büyük bir görüş elde etmek için kullanılan kristal bir küre gibi bir cihazdı, öyle mi?
C: Yalnızca tam olarak işlevine uygun şekilde kullanıldığında.

-------------------------------------------------------
Tamam, bir başka heykel daha var, onun da sol elinde muhafazalı bir kitap bulunuyor, ama bunun üzerinden çıkan kabartmayla yapılmış çatallı bir kulp var. Sağ elinde tuttuğu nesne kabaca bir silindir şeklinde,merkezde dar , her iki bitiş ucunda daha geniş. Başka parçaları da varmış gibi gözüküyor. Bu eski heykellerin üzerine oyularak yapılmış bu nesnelerin, cihazların neyi temsil ettiğini sormak istiyorum.
C: İletken.
S: (L) Bu ileteknler neyi iletiyorlardı ? Bunlar daha önce tarif ettiğiniz ses makinaları mıydılar?
C: Hayır.
S: (L) Ne iletiyorlardı ?
C: Atmosferik kaynaktan alınan kuvarsin enerjisi.
S: (L) Bu enerji ne amaçla kullanılıyordu ?
C: Herşey.
S: (L) Daha önce tüm bu işlevlere sahip bir çok şeyden bahsettiniz; piramit, Stonehenge yapıları.
C: Serbest enerjinin koşumları ele geçirildiğinde, yapılabilecek uygulamaların sınırları yoktur
------------------------------------------------------
S: (L) Santilli’nin böyle acayip insanların arasına girmiş olması gerçekten üzücü! (F) Her zaman öyle değil miydi? Kesinlikle yanlış insanlardan etkileniyor! Onunla herhangi bir şey yapmak istediğimizi sanmıyorum.
(A) Kaluza Klein’dan bahsediyorduk ve Almanların zaman yolculuğuyla ilgili olarak “silindir döngüsünü keşfetmekte” olduklarını söylemiştiniz. Bunun ne anlama geldiğini bilmiyorum ama bunun ekstra boyutlarla, hiperuzayla ilgili olduğu düşüncem var. Şimdi, bir keresinde bir soru sormuştuk ve siz de silindirin aslında ikili bir döngü olduğunu söylemiştiniz. Sonra da bu cümlenin gerçek anlamı üzerinde düşünmemizi tavsiye etmiştiniz. Nasıl düşüneceğimi bilmiyorum ama nasıl matematik yapacağımı biliyorum. Buraya üç resim çizdim: biri gerçek bir silindir. İkincisi bir silindir içindeki bir tür silindir ve üçüncüsü bir torus (ç.n.: simit biçimi). Laura bunlardan hiç biri olmadığını ve tıpkı bir silindir/möbius şeridi gibi tek yanlı olması gerektiğini, sağ ve sol olmaması gerektiğini söyledi. Bu da bir 4. seçenek olabilir; yani bir Klein şişesi gibi olabilir. Veya bükülmüş bir simit gibi bir 5. seçenek olabilir. Bunlardan hangisi? 1, 2, 3, 4 veya 5? Veya 6, hiç biri? Bunlardan biri mi?
C: Seçenek 3.
S: (A) 3, torus. (L) Silindirin döngüsü nedir? Evet, bir döngü var ve bir döngü daha var. Döngülerden biri muhtemelen bizim zaman -döngüsel zaman- dediğimiz şey.
C: Zaman döngüsü.
S: (L) İkinci döngü nedir?
C: Dahil ama kapsayıcı değil.
S: (L) Sanırım bunun anlamı bunun içinde olduğu ama tüm şey olmadığı. Ne anlama geliyor bu?
C: Evet.
S: (L) Bir saniye, ikinci döngünün ne olduğunu sordum. İkinci döngü burada içeriliyor ama kapsayıcı değil mi?
C: Hatırlayın, sizin de döngüleriniz var ama bu mutlaka döngüsel anlamına gelmez. Döngünün 3 boyutlu tasviri. Daha fazlası için altıgene bakın. Geometrik teori cevabın anahtarını veriyor. Yıldız pencerelerine bakın. Sekizgen, altıgen, beşgen.
S: (L) Bunlar farklı yoğunluk seviyeleri mi?
C: Hayır, ama ilgili. Geometri sizi oraya götürür; cebir sizi “özgürleştirir!”
----------------------------------------------------------
C: Uzaklık/mesafe, bilinç enerjisi ızgara yapısıyla ilgili bir 3. yoğunluk sınırlamasıdır.
S: (L) Bilinç enerjisi bir ızgara yapısıyla mı uzanıyor? Nasıl soracağımı bile bilmiyorum. (A) Einstein, Bergman ve Bargmann 5. boyutta iki şeyin birbirine uzaklığını ölçmek için mesafeyi kullanıyordu. Bilinci kullanmıyorlardı. Izgara kullanmıyorlardı. Mesafe kullanıyorlardı. Bırakmak zorunda kaldıklarına göre iyi bir teori olmalı. Ama mesafeden bahsetmelerine rağmen bilinç hakkında hiçbir şey söylemediler. Sorum şu: mesafe bir bilinç ifadesi mi? İki nokta arasında, örneğin 2 milyon atom diye bir mesafe var mı? Bu bir mesafe mi? Bilincin bununla ilgisi nedir? Bu 5 boyutlu dünyada atomlar nasıl modelleniyor?
C: Izgara olarak.
S: (A) Neyin ızgarası?
C: Enerji.
S: (A) Bu ızgarada 5. boyutun rolü nedir?
C: Silindirin kenarı.
S: (A) Kenar nedir?
C: Döngünün yüzeyi.
S: (A) 3. boyuttaki döngü mü, 5. boyuttaki mi?
C: 5.
S: (L) Bu bana uçuk geliyor. (A) Onlara biraz cebir öğretmem gerekecek.
C: Evet. Uyumlanma zaman alıyor.
S: (TB) Bu bana çok normal görünüyor. (L) Evet, önemli olan uygulama. Bize doğrudan cevabı vermek yerine,çözüm üzerinde çalışabilmemiz için kesin yanıtın biraz sağını veya solunu söylüyorlar. (TB) Einstein bu 1935 teorisinden ne çıkacağını düşünüyordu?
C: BAT (Birleşik Alan Teorisi).
----------------------------------------------------------------
S: (Ark) Bir soru sorabilir miyim? Homo polar motor denen şeyle uğraşıyordum. Bunu yapıyorsun ve dönüyor. Silindir mıknatıs var ve dönüyor. O şekilde hareket ettiği düşünülen elektrik alanı var {manyetik alan çizgilerini gösteriyor}. Şimdi, fizikçilerin tartıştığı büyük soru şu: o manyetik hatlar gerçekten var mı ve mıknatısla birlikte dönüyorlar mı, yoksa manyetik hatlar yok ve {Ark mıknatısların yaptığı şeyi gösteren el hareketleri yapıyor.}
C: Manyetik akış yönlendiricileri var. Cihazı etkinleştirdiğin zaman elektronları kaydırıyorsun ve bir akış başlıyor. Bu akış serbest elektronları cihaza çekiyor.
S: (Ark) Fakat ben mıknatısı döndüren şeyin manyetik alan olup olmadığını soruyordum.
C: Değil.
S: (Ark) O zaman başka bir sorum var. Benim tahminim de buydu. Fakat neden manyetik alan bir kutuptan diğerine gidiyor. “Vektör 7potansiyeli” denen, manyetik alandan daha ilkel birşey var. Bu vektör potansiyelinin eterdeki birşeyin gerçek akışını temsil ettiği şekilde bir hipotez vardı. Benim sorum, bu hipotezin herhangi bir şekilde doğru olup olmadığı.
C: Bu tam da şimdi tanımladığımız şey.

Tgur Posted - 07/09/2018 : 09:42:47
Merhaba Bona fide ,benden de sevgiler,

Bilgi yolundaki gelişimin mükemmel, gelişenler soruları veya davranışları ile bizleri de bulunduğumuz noktadan gelişmeye itmekte bu çok güzel (kendimi övmekteki gelişimim de dahil),fazla uzatmadan yetişebildiğim kadar sorularına cevap vereyim,

Nötrinolar hakkında şu andaki bilimin kabul ettiği bölümü Ark. yeteri kadar izah etmiş atom alt yapısındaki bozon, fermiyon ifadeleri ile, benim nükleer fizikçiler kadar bilgim olmadığı malüm ama fiziği severim ,o bölümde nötrinoların metafizik yönünden K.ların izahları çok çok anlaşılmasa da anladığım kadarı ile burada nötrinoların bizim donelerimizle izaha sığdıramıyacağımız bir nicelik nitelik hadisesi var, özetle bu akıl almaz parçalara anıların yüklendiği ve boyutlar arasında seyahat ettikleri gerçeği var bu da çekimin en önemli özelliği olan maddi alemle eterik alem arasında bağı sağlamaya yönelik uygulama veya başka nasıl tabir edilirse bilemiyorum o faaliyete yardım eden en önemli faktörlerden biri haline sokuyor, ve bu işi de bizim bildiğimiz maddi ölçülerle izah edilmeyen nicelik değil de nitelik kazandıran bir halde yapıyor, şöyle,

"S: (L) Bir bilinç birimi veya ruh meydana getiren belirli bir nötrino sayısı var mı?
C: Sayının doğru kavram olduğu pek söylenemez. Oryantasyon/yönelim daha yakın.
S: (L) Yönelim seçenekleri nelerdir?
C: Titreşim frekansları.
S: (L) Veri yoğunluğunun artmasıyla birlikte titreşim frekansları artıyor mu, yoksa azalıyor mu?
C: Değişiyor; nicelememek daha iyi."

Dolayısiyle" reichin yaşam enerjisi"nedir bir bakmam lazım, neticede yoğunluklar arasında dolaşan ve ruhtaki maddi ve eterik alemde farkındalığı taşıyan önemli ve özel parçacıklar..

İkinci olarak, insanların büyük çoğunluğundaki bilgi ile bazılarındaki 30.000-40.000 yıllık bilimde gelinilen farkı ben de anlamaya çalışıyorum muhtemelen BAT ile gelinilen fark bu izahın özü,yani bazı bilim insanları bu gibi bilimsel konulardaki ileri düzeye 4 . yoğunluk etkileri ile gelmiş ama açıklamıyorlar,

Bunun bazı örnekleri var gibi ,
Mesela Einstein BAT (birleşik alan teorisi)(ilk defa okuyanlar için bu izahı koydum bilenleri tenzih ederim) konusunda bazı çözümlere boyutlar farkındalığına gelmiş ama izah edememiş baskı ve maddi geçim yüzünden ,aynı şekilde Nicola Tesla bir çok keşifte bulunmuş ama daha fazla bildiklerini açıklama imkanı verilmemiş ve bir nevi küskünlükle kendini kapatmış, şu akıllı telefonu bulana bakın o da kısa ömürle sınırlı kaldı galiba yapacağı çok şey vardı bu işlerde saldırı izleri de alınmıyor değil ,

Bu gibi dahilerin getirdikleri yenilikler Newton da kıvranan insanlığın bilim ölçü seviyesinin çok çok üstünde bu bir gerçek..

New meksikodaki o sihirli yerler diye kendini reklamlayanların 4.yoğunluk sızıntısı işi başka bir alem tahmin ederim o K.ların bahsettiği anomaliler daha henüz tam yerleşmiş belirgin değil ,yoksa şimdiye kadar dünya duyardı ,baksanıza şu şarbon hadisesini gizlemeye çelışıyorlar sosyal medya çılgına dönmüş biraz da abartı ile milletin midesine et gurubu girmeyecek ,yalnız UFO ların bolluğu bariz ,onlar kendi yoğunluklarında yani 4. yoğunlukta normal uçuşlarını yapıyorlar N.Meksikodakiler ve dünya UFO lar etrafı kapladı diye telaştalar yani tam bir sızıntı sergilenmesi ,

Diğer yandan bu 4. yoğunluk sızıntısı henüz dalga tam gelmeden evvelki şu anlarda, kişilerin farkındalığı veya kabulü ile ilgili gibi ,bazı insanların yıldız diye gördüğünü aynı şeye bakanlar için o bir UFO ydu bilgileri aldığımı hatırlıyorum,

Neticede bu hadise tam bir özellikle ile tarif edilemiyecek durumda ama çok şükür biz artık nasıl şeyler göreceğimize alışıyor gibiyiz, Kolay adapte olabilir miyiz bilemem.


bona fide Posted - 06/09/2018 : 15:30:14
kısa bir aradan sonra tekrar merhaba Tgur ve forum. Bu 20 günlük yokluğumda ontarino gölü kıyısındaki 10 odalı kulubemde doğayla başbaşa yazın tadını çıkarmakla meşguldum.yeşillik mavilik serinlik gerçek zenginlik şimdiden özledim... bu havayı atarak 20 günlük internet erişim problemimi ve nete giremediğim için forumdan uzak kaldığımı saklamaya çalıştığım hatta yaşamımın 40 km2 bi alanda geçtiği anlaşılmıyordur umarım. ve ilginçtir internet yokken sadece forumu merak ettim engin bilgilerimden yoksun kalmanıza üzüldüm. ikgün önce geldi ve paylaşımlarını okumaktan gözlerim kızardı net yine giderse aklım kalmasın diye. allahtan gitmedi endişeli bekleyiş devam ediyor.

paylaştığın bir bölümde nötrinolardan bahsediyorlar nette ekşi sözlukte 7-8 sayfa konu hakkında yorumlar var fizikle alakası olmayan ben açısından en azından anlamasamda keşfine yoğunluğuna dair anlıyor gibi oldum. paylaştığın kısım şu;

C: Tamam, dikkatliliği bir kenara bırakıp “evet” diyeceğiz. [Gülüşme]
S: (L) Nötrinolar ve ruh bileşimi... Anılar bu nötrinolarla nasıl oluşturuluyor veya tutuluyor?
C: Uygun olduğunda bırakılmak üzere nötrinolar içinde tutuluyor.
S: (L) Anılar nötrinolar içinde mi depolanıyor?
C: Yakın.
S: (L) Nötrinoların oluşturduğu kalıplar içinde mi?
C: Daha yakın.
S: (L) Yani eğer bir “bilinç birimi” veya ruh başka bir bilinç biriminden daha fazla anıya veya deneyime
sahipse, o zaman onun daha fazla nötrinosu var demek oluyor, öyle mi?
C: Hayır.
S: (B) Kalıplar mı farklı oluyor?
C: Hayır.
S: (L) Fark nedir?
C: Birim başına daha fazla veri, gibi.
S: (L) Yani bir nötrino veri içeriği bakımından başka bir nötrinodan daha “yoğun” olabiliyor mu?
C: Yakın.
S: (L) Bu artan veri yoğunluğu o nötrinonun yapısını veya işlevini değiştiriyor mu?
C: Belki de farkındalığın işlevini değiştiriyor, böylece de çevreyi.
S: (L) Bir bilinç birimi veya ruh meydana getiren belirli bir nötrino sayısı var mı?
C: Sayının doğru kavram olduğu pek söylenemez. Oryantasyon/yönelim daha yakın.
S: (L) Yönelim seçenekleri nelerdir?
C: Titreşim frekansları.
S: (L) Veri yoğunluğunun artmasıyla birlikte titreşim frekansları artıyor mu, yoksa azalıyor mu?
C: Değişiyor; nicelememek daha iyi.
S: (A) Ruhtan bahsediyoruz. Kavramsal olarak ruhun yoğunluğu nedir?
C: Ark, nötrinolar bir şekilde saf enerjiye giden köprü kavramıyla ilgili mi?
S: (A) Evet. Ben de bunu düşünüyordum. Neden fotonlardan değil de nötrinolardan bahsettiğinizi merak
ediyordum. Çünkü bence fotonlar da saf enerjiye giden bir köprü. Fotonlarla nötrinolar arasındaki fark şu ki, fotonlar bozon, nötrinolar ise fermiyon. Nötrinolar birbirlerine dokunmamak için dans etmek
zorundalar. Bozonlar nötrino ve foton çiftleri gibiler. Bozonlar mekanda/boşlukta istedikleri gibi hareket
edebiliyorlar.
C: Bu tartışma bağlamında fotonlardan bahsedebilirdik ama Web Sayfalarını okuyan bazılarının “sevgi ve ışık” fantazisi temelinde konuyu yanlış yorumlama eğilimi nedeniyle bahsetmiyoruz.

S: ... (A) Nötrinolar herşeyin temel yapı taşları mı? Yani en temel parçacık?

C: Daha ziyade küresel dışa genişleme niteliğine sahip bir orta nokta. Tetrahedron, beşgen, altıgen.


ekşide yazana göre evrenimizdeki yoğunluğu santimetreküp başına yaklaşık 336 adet yani bu heryer onlarla dolu demek oluyorsa titreşim frekanslarıyla bilince ve ruha yöneliyorlarsa ve maddesel olanla olmayanın sınırını oluşturan temel parça öyle yazıyor celsede ve ekşi sözlükte nötrinonun çıkış noktası olan güneşten galaksinin sonuna kadar nötrinonun ilerlediği yol üzerine kesintisiz şekilde kurşun engeli konulsa bile nötrino engel yokmuş gibi herhangi bir yavaşlama göstermeden yoluna devam eder.dediğine göre bu nötrinolardaki veriler evrende -veri dedi kasyopalılar-herkese herşeye eşit ölçüde dağıtılıyorda bizdeki frekans mı onu ya alıyor ya almıyor yani biz ne kadar bilgi edinmeye öğrenmeye azmedersek mi desem ya da bizdeki istek mi onun bizde yoğunlaşmasını sağlıyor daha doğrusu bilinci artırmayı. sonuçta illaki açık alan temiz doğa olması farketmiyor bu nötrinolar her yerden geçiyor ama yoğunluğunu biz mi sağlamış oluyoruz.o halde bu isteğin içeriğide değişebilir farketmiyor iyi kötü mefumu adına sonuçta nötrino akışta surekli ve zihin ne isterse ona yoğunlaştırabilir istediği yönde donanımını artırabilir mi reich nin yaşam enerjisi dediği şeye de benziyor yoksa tamamen yanlış mı anlamışım.

artı yine yukardaki paylaşımında yazan;

25 yıl ötesinde olduğunu düşünür ama bence en az bir 100 yıl ötesinde olmalı, hatta belki çok daha ötesinde.
Gezegenimizde bilimin ulaştığı son nokta bizlerin bildiğinin 300-400 yıl mı ötesinde?
C: Daha doğru olarak 30.000-40.000 yıl "ötesinde!"
S: (L) Bu 4. Yoğunluktan kaynaklanan etki ve bilgilendirmenin bir sonucu mu ?

C: Evet.
S: (T) 30.000-40.000 yıl arası mı ? Rakamı doğru mu anladım?...
C: Evet, en az o kadar

bu şimdiki seviye mi eğer öyleyse umarım bh ye yöneliktir. gerçi kasyopalılar kh ye yönelik tüm çalışmaların başarısız olacağını belirtmişler.

bide nivmeksiko'daki 4 yoğünluğa geçiş olayında o bölge geçiyor olmasından oradakilerinde geçiyor olması ilginç böyle kısım kısım bölgesel geçişler olabiliyormuydu. yani birey hazır olsada olmasada bölge 4. yoğunluk olacak bireyin kh yada bh yönelimi bireye bağlı kalacak, geçiş öncesi kaos kargaşa felaket babında mı acaba. umarım kafanı şişirmemişimdir. sevgiler.
Tgur Posted - 05/09/2018 : 08:52:18
ABD alıntılar devamı

S: (L) Dürüst olmak gerekirse beklemiyordum. Çünkü insanlara yapay olmadığını bile söylemiştim. Bunun çok abartılı olacağını düşünmüştüm. ...Sormak istediğim soru, nasıl yapay olarak deprem meydana getirebildikleri. (Ark’a) Sence nasıl deprem meydana getiriyorlar? (Joe) Uzaydan uydularla. (Ark) İnternet’ten araştırman yeterli! (gülüşme) Evet, İnternet’te var. Dünyaya doğru giden özel dalgalar yaratıyorsun ve doğru yöne yöneltiyorsun... (L) Buna inanmıyorum. Bunu yapacak kadar güçleri yok. (Joe)
Peki depremi kim meydana getirdi?
C: ABD.
S: (Joe) Devlet seviyesinde mi, yoksa süper-gizli saçmalık mı?
C: Derin devlet.
S: (L) Peki bunu nasıl yaptılar? Ark’ın bahsettiği dalga türleriyle mi?
C: Yakın. Ve şu anda kimsenin onlarla münakaşa etmediğine dikkat edin!
S: (L) Yani böyle birşey yapabilecek gücün var, o yüzden de kimse senin işine karışmaz. (Ark) Ama asıl soru
şu: Depremi gerçekten Haiti civarında mı meydana getirmek istediler, yoksa bir hata mıydı?
C: Evet, hazırlık yapıldı.
S: (Andromeda) Yani kasıtlı olarak Haiti’de yaptılar. (Ark) Ben olsam nasıl yapardım? Bir denizaltı kullanırdım, fay hattına yaklaşırdım ve o denizaltı üzerinden, dalga güçlendiriciyle bir dalga sinyali yaratırdım. Okyanus altında faylar var. Fayı doğru frekansla doğru yönde hareket ettirmen yeterli olur.
C: O şekilde fazla tehlikeli olur, çünkü dalga sinyalleri denizaltıyı da parçalardı. Çoklu noktalardan uzay
silahları kullanmak daha iyi.
1684
S: (Belibaste) Neden özellikle Haiti’yi hedef aldılar?
C: Güney Amerika’ya yakın. Elverişli bir yer, petrol ve emperyalistik nitelikte başka faktörler.
S: (Andromeda) Bu bir deneme gibi birşey miydi?
C: Hayır.
S: (Burma Jones) Bu şeyi daha önce çok kullandılar mı? (Joe) Kolombiya’da kullandılar.
C: Bir veya iki kere
S: (Joe) Uzay mekiğinde kullandılar. (Psyche) Demek Chavez o yüzden o kadar eminmiş. (Ark) Bir adada yapmak, karasal bir yerde yapmaktan çok daha kolay... (L) Evet, çünkü okyanus tabanından bir ayrım var ve farklı katmanlar var. Büyük bir toprak parçasındaki bir fayı harekete geçirsen bu çok kontrol dışı bir hale gelebilirdi. (Andromeda) Kaliforniya gibi mi? (Joe) “şu anda kimsenin onlarla münakaşa etmediğine dikkat edin!” derken, dünyadaki başlıca devletler bu olayın aslında bir...
C: Evet.
S: (Joe) İnsanları susturmanın iyi bir yolu.
C: Karşıtlara gözdağı.
Tgur Posted - 05/09/2018 : 08:51:10
ABD alıntıar devamı

S: (L) Diğer bir deyişle KH konsorsiyumunun yüksek merkezleri olanların yaratıcı enerjisini bastırmaya,
çalmaya ve kontrol altına almaya yönelik faaliyetleri kendi yıkımlarının nedeni olabilir çünkü bu enerji
kontrol edilemez. (A) Evet ama bu herkesin başına bela oluyor. (Perceval) Belki de planları budur, sonuçta
gezegeni yıkmak istiyorlar. (L) Evet ama zannetmiyorum ki Bush ve kafadarları gibi insanlar gezegeni
yıkmak istesin, ama onlar yine de olup biteni çok fazla bilmiyorlar. Peki, bu konuda başka bir şey? (A) Bir
iddiaya göre ABD, İngiltere, Rusya ve Fransa hepsi yaklaşan tsunamiyi biliyorlarmış ama kimseye
söylememişler. Bazı somut kanıtlardan ABD ve İngiltere’nin bildiğini biliyoruz ama peki ya uydular gibi
yollarla böyle şeyleri açığa çıkartacak bu kapasitelere sahip olan Fransa ve Rusya?
C: Gerçekten de biliniyordu ve gizli tutuldu ve Fransa ve Rusya’yı küçümsemeyin.
S: Bu mesele teknolojiyle veya kötü niyetlerle mi alakalı?
C: Teknoloji ama biraz da “kötülük”. Fransa’da hala biraz denge var. Bu olayda “kötüler” önceden
biliyorlardı.
S: Dünya Ticaret Merkezi’ni vuran iki uçakta da yolcular ve mürettebat var mıydı?
C: Evet.
S: Uçaklarda sözü edilen hava korsanlarından herhangi biri var mıydı?
C: Hayır.
S: Dünya Ticaret Merkezi’ni vuran uçaklar yakınlardaki helikopterler veya başka uçaklar tarafından mı
kontrol ediliyordu?
C: Gerekli bile değil. Uçakların bilgisayarları yeterli.
S: Peki yolcular ve mürettebat, bilinci nasıl kaybetti?
C: Uçaktaki havalandırma sistemi ile salınan gaz hakkında tahminde bulunmuştunuz bile.
S: Barbara Olsen yaşıyor mu?
C: Şimdi bu çok ilginç bir soru. Taşınma partisi için sığınağını daha konforlu hale getirmekle meşgul diyelim.
S: Delta 1989 indikten sonra Cleveland’da ikinci bir mecburi iniş var mıydı?
C: Hayır, bu sadece mevzuyu bulanıklaştırmak içindi.
S: Yani bu sadece istihbarat servislerinin gerçek zamanlı olarak dezenformasyon tohumu ekme çabalarından
bir diğeriydi. Bu da 93 numaralı uçağın gerçekten de Pensilvanya’da çakıldığı anlamına gelir.
C: Çakılma?
S: Yani vurulduktan sonra çakıldı. O zaman vuruldu?
C: Kesinlikle. Bunu güvenilir bir kaynaktan öğrenmiştiniz.
S: Öyleyse, vuruldu çünkü yolcular kontrolü ele almaya hazırlanıyordu ve bu da ortaya çıkmasını
istemedikleri birşeyin ortaya çıkmasına neden olacaktı?
C: Evet.
S: Peki neden bu insanlar Dünya Ticaret Merkezi’ne çarpan uçaklardakiler gibi gazlanmadılar?
C: Mekanik aksaklık. Arzulu düşünce her zaman ayağa dolanır.
S: Peki 93 numaralı uçak vurulmasaydı nereye gidecekti?
C: Beyaz Saray. Yangın bunun beklentisiyle önceden çıkarılmıştı ve söndürülmesi ve örtbas edilmesi gerekti.
S: O sırada uçak çarpmadan önce Pentagon’da da yangın haberleri vardı, bu Beyaz Saray’daki gibi birşey
miydi?
C: Evet.
S: Dick Eastman’ın öne sürdüğü gibi 77 numaralı uçak Başkent Washington’daki Reagan Havalimanı’na iniş
yaptı mı?
C: Wright Patterson Hava Üssü’nü dene.
S: Başka bir yere gitti mi, WP’den sonra?
C: Sadece parçaları.
S: Ama eski bir celsede 77 numaralı uçağın Denver’a iniş yaptığı ve bunun Denver Havalimanı skandalının
muhtemel kaynağı olabileceği söylenmemiş miydi? [“Parçaları” ifadesinin anlamı üzerine tartışma. Uçak
ve yolcuların “ayırıldığı” ve uçağın parçalarının başka bir yere, muhtemelen Denver’a taşındığı sonucuna
varıldı.]
C: Şimdi anlıyor musunuz?
S: O gün halka açıklanmayan başka uçak kazaları var mıydı?
C. Bunu araştırıp çelişkili bilgiler bulabilirsiniz. Ama, yoktu.
S: Pentagon’daki hava saldırısı yasal eğitim tatbikatlarına katılan ve o günkü olayların gerçeğini
anlayabilecek insanları ortadan kaldırma amaçlı mıydı?
C: İlginç bir soru daha! Peki ya donanma?
S: Ne olmuş donanmaya?
C: Belki de anlatmadıkları birşeyler biliyorlar. Belki de bildikleri şey onlara “doğalarıyla” ilgili bir saygınlık
kazandırıyor ve burunlarını sokma konusunda onları tereddüde düşürüyor.
S: Açabilir misiniz?
C: Donanmanın zorbalarla oynamayacağını söyleyelim sadece çünkü daha büyük zorbaları biliyorlar.
Donanma, Philadelphia deneyinden çok şey öğrendi. Baba George Bush, duyduğu ve gördüğü şeyler
hakkındaki tüm veriyi elde etmeyi denedi ama başaramadı.
S: Donanma, şu an ne yapıyor?
C: Kendini öne çıkarmadan bekliyor.
S: 11 Eylül saldırılarını planlayan taraflardan biri diğerine şantaj yapmaya çalıştı mı?
C: Kesinlikle ama bununla ilgili sorunlar çıktı.
S: Denver havalimanı skandalı hükümeti açığa çıkaracak demiştiniz; devlet başka bir tarafça kasten ifşa mı
edilecek?
C: Havalimanlarının hem KH hem BH tarafından kullanıldığını söylemiştik.
S: Yüksek seviyelerde bulunanlar arasında nasıl devam edileceği konusunda bir iç anlaşmazlık var mı?
C: Çeşitli seviyelerde, evet. Ama “tencere yuvarlanmış, kapağını bulmuş” deyişini bilirsiniz.
S: Ne anlamda?
C: Tepedekiler, her birinin gizlediği bir amaç nedeniyle oradalar. Nüfuz etmek için harekete geçme fırsatını
bekliyorlar. Ama Bush’u kontrol etmenin giderek zorlaştığını öğreniyorlar.
S: Pentagon saldırısı videomuzu kaç kişi izledi?
C: 300 milyon.
S: Arapçası da piyasaya çıkınca bir çıngar çıkmasını beklemeli miyiz?
C: Belki.
------------------------------------------------------------------------------
S: (H) ABD nüfusunun yüzde kaçı gerçekten düşünüyor?
C: Katı bir tanımla %12. (Grubun bu orana şaşırması)
C: HAARP beyinleri tapyokaya çevirirken başka ne bekliyorsunuz?
(Perceval) O zaman bu, bir zombi ulusu?
C: Ağzımızdan aldın.
S: (Perceval) Peki HAARP sadece ABD nüfusunu mu etkiliyor?
C: Çoğunlukla.
S: (Perceval) Grup üyeleri açısından, tek çözüm, ABD dışına çıkmak mı? Bu, doğru mu?
C: Veya farkında olmak ve ağ çalışması.
-----------------------------------------------------------------------------------
S: (Atriedes) Güzel. (Perceval) Bu son celseye bir referanstı sanırım. (L) "Yeni kan". (Atriedes) Seksi bir Signs
sayfası. (Perceval) İsrail'deki yeni ABD üssünün amacı nedir? İsrail'deki 65 km2'lik ABD üssü?
C: Hangisiyle ilgili sorduğuna bağlı: İsrail veya ABD.
S: (Perceval) İsrail için soracak olursak?
C: Çıkarları korumak.
S: (Perceval) Peki ABD açısından sorarsak?
C: Çıkarları korumak.
--------------------------------------------------------------------------
S: (Joe) Yeni bir devrimden endişeleniyorlar. (L) Peki Fransa'yı zor duruma sokmaya çalışanlar kim?
1593
C: Meşhur Siyonaziler.
S: (L) Peki onlara karşı olanlar kim?
C: Sarkozy'nin de aralarında bulunduğu diğerleri. Ama Sarkozy bazı yollarla onların gönlünü almaya çalışıyor.
S: (H) Segolene Siyonazilerle daha yakından mı bağlantılı?
C: Bu ilginç bir soru: Seçimi kaybetmek üzere seçildiğini söyleyelim sadece.
S: (H) O halde ona çok yakın olan Julien Dray adlı şahıs önemli oyunculardan biri demektir.
C: Öyle. Sarkozy durumun üstesinden gelebileceğini sanıyor ama kaplanın kuyruğunu tuttuğunu görecek.
S: (Joe) Yani temelde hem Sarko hem de Segolene özellikle seçildi ve Segolene seçimde makul bir kaybeden
taraf olabileceği için seçildi. Herşey zaten Sarko'nun kazanacağı şekilde ayarlanmıştı.
C: İyi analiz. Görüyor musunuz? Bize ne için ihtiyacınız var ki?
S: (S) Yani Sarkozy'yi seçtiler, çünkü onu istedikleri gibi yönlendirebilecekler. Sarkozy Siyonistlere karşı
duruyor gibi ama yakında bunun bir önemi olmadığını, onu iktidara onların getirdiğini ve ona istediğini
yaptırabileceğini anlayacak...
C: Karşı değil, sadece onlardan daha zeki olduğunu sanıyor.
S: (H) Yani Sarko'nun bazı sosyalistlerle uzlaşma önerisi denilen şey aslında Fransız hükümeti içinde Siyonist bir cephe oluşturulmasına yönelik.
C: Aşağı yukarı.
S: (Joe) Fransa'nın elini kolunu bağlamak istiyorlar dediniz. Bu bir terör saldırısı şeklinde mi olacak?
C: Pek sayılmaz, sadece ABD ve İngiltere'deki koşulların Fransa'da da oluşturulmasına yönelik.
S: (L) Yani faşizm. Faşizmin kelime anlamı bu: bir demet çubuk gibi bağlanarak bir araya getirilmiş şey. (H)Peki hiç iyi adam var mı?
C: Çoğu ölü.
S: (iç çekişler) (L) Yani kısaca, işimiz bitti!
C: "İyi adamlar" siz olun.
S: (gergin gülüş) (H) Nisan'da meydana geleceğini söylediğiniz şeylerin Fransa seçimlerinin zamanlamasıyla
bir ilgisi var mı? Seçimler Nisan sonunda başladı.
C: Evet ve daha ortaya çıkacak şeyler var.
S: (H) Bu gece bununla ilgili bize birşeyler açıklamanız mümkün mü?
C: Bush Nisan'da ne yapıyordu? Blair? Sarkozy?
S: (S) İran'ı havaya uçurmayla ilgili toplantılar yapıyorlardı! Benim teorim bu. (Ailén) Yakında taşınmayı
düşünmemiz gerekir mi?
C: Vakti gelince taşınma gerçekleşecek.
S: (S) Harika, yeniden taşınıyoruz! (A) Belki de kendi isteğimizle taşınmayacağız, can güvenliğimiz için
taşınmak zorunda kalacağız! (gülüşme). (L) Öyle mi olacak?
C: Hayır!
-----------------------------------------------------------
S: (L) Signs sayfasında çalışabilir. (Andromeda) İyi fikir! (A) ABD ile Putin arasında şu anda artmakta olan
gerilimin geleceğinin ne olduğunu öğrenmek istiyorum.
C: Çoğu şov ama şurası gerçek ki Putin zalimi (ABD'yi) tuzağa yönlendiren akıllı bir adam.
S: (L) Ama bunun nedeni iyi bir adam olmasından ziyade bunun bir güç mücadelesi olması sanırım.
C: Evet.
S: (Ailén) Putin bu konuda Chavez'le işbirliği yapıyor mu?
C: Elbette.
S: (L) Elbette, herkesle işbirliği yapar. Aptal bir adam değil. Bush'tan çok daha akıllı. Bence Sarkozy'den de
akıllı ve kesinlikle Blair'den de. Nöronlarını çalıştırıyor. (A) Pratik bir soru: PoB Wroclaw'daki daireyi satsın mı?
-----------------------------------------------------------------------------
S: (L) Pekala. Bu geceki maceraya neden “ABD yıkıma doğru ilerliyor” diye başladınız?
C: Sonucun değişmesi için herhangi birşeyin yapılabileceği noktayı geçti.
S: (L) Sonuç nedir?
C: Artan iç karışıklık. Almanya’da neler olmuştu?
S: (L) Almanya’da ne zaman ne olmuştu?
C: Savaşın sonuna doğru. Hitler’in çılgınlığı ve dünyanın Almanya’ya karşı nefreti.
S: (L) Pek parlak bir resim değildi sanırım. (J) Dünya Almanya’yı bombaladı...
C: Evet. Bunu nihai olarak ABD’de de bekleyin.
S: (J) Nükleer bombalar mı?
C: Ve fazlası.
S: (A---) Bu durum dünyanın kalanını da mı yok edecek?
C: Pek sayılmaz... ama kozmik faktörlerin yıkıcı etkileri olacak. (ç.n.: muhtemelen kometler vs kastediliyor)
---------------------------------------------------------------------------------
S: (Joe) Büyük bir şehir mi? (P---) Büyük Elma? New York? (A---) Başkent mi? (Allen) Veya bir şehirden
fazlası! (Joe) ABD’nin kendisi, Tepenin Üzerindeki Şehir. Burada kozmik bir felaketten mi bahsediyoruz?
C: Nihayetinde evet.
S: (L Joe’ya) Bu düşünce seni çok sevindirmiş gibi görünüyor! (gülüşme) (Joe) Hayır, sadece bu konuda başka
bir soru daha sorarsam “Şansını zorlama” yanıtı alacağımı biliyorum! (Ark) Bu arada, çok alakalı
olmayabilir ama Rus haberlerinde yeni Putin Doktrini vardı. Artık füzesavar sistemleri
geliştirmeyeceklermiş. ABD’nin füzesavarlarına karşı çok hızlı ve güçlü saldırı silahları geliştireceklermiş.
(L) Artık savunma odaklı değiller yani... (Ark) Hayır. (L) Sadece bizi oyalamaya çalışıyorlar. Oyunun bir
parçası. (Joe) Bu ayın başında, Norveç üzerinde görülen ve Rus ordusuna ait olduğu iddia edilen füze testi
hakkında ne söylersiniz? Füze miydi?
C: Evet.
-------------------------------------------------------------------
Tgur Posted - 05/09/2018 : 08:50:09
ABD alıntılar devamı


C: Capitol Hill’de Gore düğmelere basıyor.
S: (L) Gore’un herhangi birşeyle ne ilgisi var? Seçimi kaybetti. (A) Lieberman’la ortaklık yapıyor. Ne tür düğmeler? (L) Olayı ifşa etmek için mi basıyor düğmelere, yoksa bastırmak için mi?
C: Bastırmak için.
S: (L) Bu duyduğum en berbat şeylerden biri. Bazılarının iddia ettiği gibi ABD dördüncü uçağı vurdu mu?
C: Evet.
S: (L) ABD hükümeti bu saldırının gerçekleşeceğini önceden biliyor muydu? İlgili yetkili konumdaki insanlarımızdan herhangi biri biliyor muydu?
C: Hayır.
S: (L) Yani tamamen habersizler miydi?
C: Hayır. Ama beklemiyorlardı.
S: (A) Yani olacağını biliyorlardı ama ne zaman ve tam olarak nasıl olacağını bilmiyorlardı, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Yani bu gerçekten bir “istihbarat başarısızlığı” mı?
C: Evet. Kasıtlı.
S: (L) Saldırıyı planlayanların arasına sızan kişi birşeyler öğrenmiş olmalı ama herhalde olayı tam olarak
çözemedi.
C: Yakın.
S: (A) En muhtemel senaryo nedir? Aralarına sızan bazı kişiler vardı, bu kişiler bazı şeyleri biliyorlardı ve bu bilgiyi istihbarat örgütünün bir birimine gönderdiler ama istihbaratın o birimi bunu daha üst kısımlara aktarmadı mı?
C: Evet. Ve bilinen plan bu değildi.
S: (L) Yani sızanlar kesin planı bilmiyordu. Saldırıyı ayarlayanlar aşırıya gittiler. Kibir. (A) Saldırının ardında İsrail hükümetinin hangi kanadı vardı? (L) Muhtemelen Kochav gibi derin seviyeli ortodoks bir gruptur.
C: Evet.
S: (A) Ama bir sürü Yahudi'yi de öldürdüler. (L) Umurlarında değil. 2. Dünya Savaşı'nda Yahudiler pek çok
Yahudi öldürdüler.
C: Hırs.
-----------------------------------------------------------------------------------
S: (L) Şu ana kadar bizim düşündüğümüz şey de buydu. Bir sonraki soru: Ülke genelinde birkaç kişiye bulaşan
şarbon hastalığı, ülkemize karşı yabancı teröristiler tarafından düzenlenen bir terör eyleminin neticesi
mi?
C: Hayır.
S: (L) Kaynağı nedir?
C: ABD devleti.
S: (L) Bu hiç iyi değil. (A) “ABD Devleti” hepsi kendi arasında savaş halinde olan pek çok parçadan herhangi
biri olabilir. (L) Pekala, “ABD Devleti” derken, bu bizim devletimiz olarak düşündüğümüz devlet mi, yoksa derin devlet mi? Yani seçilmiş yetkililerimizin onayı olmadan faaliyette bulunan başınabuyruk bir dal mı?
C: İkincisi.
S: (A) Bu da belirsiz bir durum. Seçilmiş yetkililerden en az bir tanesinin bu işin içinde olduğundan eminim.
Belirli soruların cevapları az çok belli. Netice olarak şarbon ABD devletinin parçalarının birinden geliyor.
Başınabuyruk bir parça. Hangi parça olduğunu bilmiyoruz ve bilmek isteyip istemediğimizi de bilmiyoruz.
(L) Muhtemelen istemiyoruz. (A) Bu şarbonun kökenini araştırdıklarında muhtemelen başka bir ülkeye yönlendirecekler durumu. Afganistan veya başka bir yer. (L) Evet. Bu da bir yeri veya birilerini bombalamak için izin sağlamış olacak. (A) Bu doğru mantık mı? (L) Bu suçu yabancı bir unsura mı atacaklar?
C: Evet.
S: (L) Hangi unsur?
C: Irak.
S: (L) Irak’ı bombalamaya doğru mu gidiyoruz?
C: Evet.
S: (A) Ama dünyanın her yanında ABD’ye karşı protestolar başladı. İnsanlar Avrupa’da protesto için sokaklara dökülecek. Bu protestoya maruz kalmamak için ABD muhtemelen yeni bazı kanıtlar üretecek.
Belki bir şarbon patlaması veya belki tamamen yeni birşey. (L) Bu meydana gelecek birşey mi?
C: Evet.
S: ...(A) Belki Avrupa ülkelerini ikna etmek için Avrupa’da bir yerde kalkışacaklar buna. (L) Yani kim en çok protesto ediyorsa, muhtemelen o hedef olacak. (A) Ama diğer taraftan, ABD’nin orada birşeyler çevirmesi kolay olmayabilir. Çünkü kontrolün tamamen ellerinde olduğu ABD’de bunu çok daha kolay bir şekilde yapabilirler. (L) Eğer bunu başka bir yerde yapmaya çalışırlarsa, yakalanabilirler.
C: Sırada, Fransa nükleer bir silahla vurulabilir.
S: (L) Bu hiç hoş değil! (A) Mantıklı olabilir. Afganlar, Cezayirliler ve Fransa arasında bir bağlantı var. Cezayir
geçmişte Fransa’yı korkutmuştu ve şimdi bunun üzerinden çalışabilirler. (L) Dedikodu gazetesinde sözü
edildiği gibi bu ayın 31’inde bir terör patlaması olacak mı?
C: Muhtemel değil.

S: (L) Sollog denen adam birkaç yıl önce bir dizi olayla ilgili kehanetlerde bulundu. Uçağın büyük bir binaya çarpması, ardından Papa’nın ölümü, ardından görevdeki ABD başkanının ölümüne dair kehanetlerde bulunduğunu iddia ediyor. Eğer bu doğruysa, “büyük bina” konusundaki kehaneti doğru çıktı ve her an gitmesi mümkün çok yaşlı bir Papamız var. Görev sırasında ölecek bir Amerikan başkanı konusu açıkta kalıyor. Önümüzdeki bir iki yıl içinde böyle bir olay olma ihtimali var mı?
C: Evet.
S: (A) Bu olasılık %1 olabilir. (L) Olasılık yüksek mi?
C: Hayır.
S: (BT) Cheney’nin böyle bir senaryoyla ilişkili olabileceğini düşündüm. Bu ipleri oynatan başınabuyruk
grubun bir parçası olabilir mi o?
C: Yakın.
S: (L) Bunun bilincinde olmayabilir. Bence çoğu bu durumun farkında değil. Diğer herkes gibiler: kontrol
edilen kuklalar. ...Kamuoyunun gözü önündeki devlet adamlarından, karar vericilerden herhangi biri,gezegenin KH güçleri tarafından ele geçirilmesi planına hizmet ettiğini biliyor mu? Ana oyuncular
arasında?
C: Hayır.
S: (L) Bush sadece bir kukla. Pinokyo gibi. Ağzını her açışında burnu sürekli uzuyor. Yakında burnu o kadar uzayacak ki odada yürüyemeyecek. (A) Polonya’da sıkıyönetim getiren Jaruzelski denen adam vardı.Generaldi. Asker olduğu için annem onu desteklerdi. Ama ben o adamın nasıl biri olduğunu görebiliyordum. (L) Bush’un herhangi başka biri kadar ahmağın teki olduğunu anlayana kadar adamın
yaptıklarına üzülüyorsun. Ne kadar aptal biri olduğu hakkında yapılan espriler doğru! Bir kuklaya nasıl
kızabilirsin ki? Yazılıp önüne konmadan bu adamın herhangi zeki bir laf ettiğini duymadım hiç. Önüne konanı bile berbat etmeyi başarabiliyor. (A) Öyle görünüyor. Çünkü geçmişte aptal olmadığını kanıtlayan liderler kendilerini... (L) ...ölü buldular. (A) Ya da kendileri hayatta kalabilmek için milyonlarca insanı
öldürebileceklerini kanıtladılar. (L) Evet, öyle görünüyor. (A) Çok zeki bir şekilde de aptal olabilirler. (L)
Tüm bu insanlar ifşa edilecek mi, yakalanacak mı, gerçekleri ortaya çıkarılacak mı?
C: Nihai olarak.
-----------------------------------------------------------------------
S: (C) Pekala, kardeşim devlet ajanları tarafından kaçırılmakta olduğunu iddia ediyor. Peki beni kaçıranlar da mı onlar bu durumda? (L) Ya öyle ya da kardeşin bunun kendisine olduğunu iddia etmesine rağmen aslında kaçırılan sensin. Böyle söylemesinin nedeni de ekranın bir kısmının kendisi olması. Projekte ediyor, yansıtıyor. Saptırıyor. (C) K’ler ne söylüyor? (AM) Belki de kardeşin dikkat saptırmak için
kullanılıyor. O veya bu şekilde sana ulaşmak için. (A) O halde C--- bir tür derin devlet faaliyeti türüne karışmış durumda, öyle mi? (L) Öyle görünüyor. (J) Neden belirli ekranlar seçtikleriyle ilgili belirli bir neden var mı? Bazı insanların sürüngenimsilerle ilgili deneyimleri var, bazılarının mantislerle (peygamberdevesi tipi varlıklar) ve başka türde dünyadışı varlıklarla ilgili deneyimleri var. Neden böyle bir
ekran seçiyorlar? Bir insanın duygularıyla, perspektifiyle oynamak için mi?
C: Sürüngenimsiler ve mantisler ekran değil.
S: (J) Yani onlar gerçek varlıklar, öyle mi?
C: Evet.
S: (V) Gerçek 4. yoğunluk KH varlıklar. (L) Grilerle ilgili olarak... Aklıma bir düşünce geldi ve yataktan fırladım.
Gecenin ortasında yataktan kalktım çünkü sürekli bunun hakkında düşünmeye başladım. Dolan’ı okumuştum; o programları ve bu programı ozon tabakası ile dünya arasındaki tüm boşluğa yayabildiklerini okumuştum. Sonra “Neden Amerika’daki neredeyse tüm kaçırılmalar griler tarafından gerçekleştiriliyor?” diye düşünmeye başladım. Ve neden dünyanın geri kalanı başka türde yaratıklarla
ilgili deneyimler yaşıyor? Neden Amerika’daki deneyimle dünyanın geri kalanındaki deneyim birbirinden farklı? K’lerin bir keresinde Amerika’nın KH’nin başkenti olduğunu söylediklerini hatırladım ama bu tüm bu kaçırılmaların gerçekten meydana geldiği anlamına gelmiyordu. ABD’de gri dünyadışı varlıklarca
kaçırılmaların sayısının inanılmaz ölçüde fazla olması gerçeği ile ABD’nin KH’nin başkenti olması gerçeğini bir arada düşündüğümde, bir de buna zihin kontrol araştırmalarıyla ilgili sızıntıları eklediğimde, “burada neler oluyor?” sorusunu sormaya başladım. Dolan’ın anlattığı fenomene baktığımızda devletin kesin bir
şekilde UFO’larla ve dünyadışı varlıklarla ilgilendiğini görüyoruz. Ayrıca devletin bu meseleyi örtmek için gerçekten Makyavellist bir şekilde çalıştığını ve böyle birşey mevcut dahi değilmiş gibi davrandığını görüyoruz! “Bunun bir gerçekliği yok” fikrini o kadar aşırıya taşıdıklar ki, insanlar deli diye görülmekten
korktuğu için bundan bahsetmeye korkar oldu. Ya bu kasıtlıysa? Böylece eğer biri GERÇEK bir kaçırılma yaşadıysa ve GERÇEK kanıtlar ortadaysa veya gerçekten korkunç birşey oluyorsa, bunu kolayca akıl
kaçıklığına atfedebilecekler. Ya bazı korkunç şeyler konusunda GERÇEKTEN endişelilerse? Ya bazı şeyleri gerçekten gizlemeleri gerekiyorsa? Bu fenomeni inkar etmek ve herşey sadece insanların zihinlerinde oluyormuş gibi davranmak yeterli değil, çünkü bariz bir şekilde bu doğru değil. Peki Makyavelli ne
yapardı? Öncelikle yıkmak için çöpten bir adam yapardı. Dikkati gerçek dünyadışılardan saptırmak için belirli bir dünyadışı varlık türü yaratırdı. Tam zihin kontrol araştırması uygun bir aşamaya geldiğinde bir gün Whitley Strieber devletin örtbas edebilmek için bariz bir şekilde insanları öldürdüğü şeyler hakkında
çok satan kitaplar yazıyor. Eğer derin devlet gerçekten bu meseleyi toplumdan gizlemeye çalışıyorsa,Whitley gerçeği anlatan bir kitap yayınlayabilir miydi? Ve bu kitap bestseller olur muydu? Tek bir kitap da değil, aynı konu hakkında birden fazla sayıda kitap. Ve tam kapakta dünyadışı varlığın resmi. O resmi görür görmez mideleri bulanan, o tür bir deneyim yaşamış olan insanlar hakkında yazılar okudum. Herkes birden grileri görmeye başladı. Strieber’in kitabı öncesinde aynı türde olaylarla ilgili yalnızca birkaç vaka
vardı. Strieber’in kitabı bestseller olunca bu fenomen birden patladı. Gecenin ortasında bilincine vardım bu durumun. Bir başka ilginç şey daha vardı. O Roswell videosuna baktığında kendine şunu soruyorsun: bu bir kandırmaca mıydı ve eğer ben böyle bir sahtekarlık yapacak olsaydım, nasıl yapardım? Sonuçta bu hilenin ‘ikna edici’ olması gerekiyor, öyle değil mi? Eğer hileydiyse, hilecilerin onu standart gri gibi yapmaları gerekirdi. Ama o varlık standart griye benzemiyordu. Üstelik her bir elinde ve ayağında altı parmak vardı. Tıpkı bir çocuğun bedeni gibiydi. Büyük bir fetüs gibi görünüyordu. Eğer o video sahte olsaydı veya “popüler uzaylı realitesini” onaylamak üzere sahte bir uzaylı yaratacak olsalardı, onu tipik bir
griye benzetirlerdi, çünkü herkesin beklediği şey buydu. Mike Lindemann dahil olmak üzere araştırmacı denen pek çok kişinin bu videoyu sahte diye etiketleme nedenlerinden biri, gri denen uzaylılardan biri olmamasıydı! Reddettiler, çünkü griye benzemiyordu. Ve elbette herkes uzaylının tıpkı Whitley ı, böcek gözlü yarı böceğimsi yarlık gibi görünmesi gerektiğine ikna olmuştu. Gerçek şey önlerinde durduğu hale Whitley’in grileri gibi görünmediği için onu reddettiler.
(J) Belki de otopsi videosunun yayınlanma nedeni, projenin ne kadar iyi gittiğini test etmekti... (L) Pekala,sonuçta gerçekten bazı griler var ama bunlar Whitley’in grisi gibi görünmüyor olabilir... Tıpkı Whitley’ingrileri gibi görünen gerçek griler var mı?
C: Whitley ıskaladı.
S: (V) Benim o kaçırılmada hatırladığım şeyler Whitley’in grilerine tamamen uymuyordu. O küçük varlıklar neydi?
C: Gerçek şey.
S: (V) Üsleri Ay’da mı?
C: Çoğunun üssü Dünya’da.
--------------------------------------------------------------
S: (V) Pekala. Merak ediyorum ve daha önce soruldu mu bilmiyorum. Çin’in Irak konusundaki rolü nedir?
C: Büyük soru işareti, ha?
1525S: (V) Aklıma gelip duruyor, Çin, Çin, Çin, Çin... Şu anda çok sessizler, herhangi birşey söylediklerini duymuyorum...
C: Gerçekten de...
S: (V) Iraklılara kimyasal ve biyolojik silahlar mı sağlıyorlar?
C: Ve...
S: (V) Nükleer silahlar?
C: ?
S: (V) Söyleyemez misiniz?
C: Hayır.
S: (A) Belki de cevabı böyle veriyorlar. Cevap evet. Eğer Çin veya Rusya’nın yerinde olsaydın, elinde nükleer
silahlar olsaydı ve ÇOK paraya ihtiyacın olsaydı ne yapardın? (L) Elindeki şeye ihtiyaç duyan biri var ve işin
içinde tüm o petrol ve para var, şaka mı yapıyorsun? Eğer Saddam’ın elinde bombalar olmasa bu kadar kendinden emin davranmazdı. Ve silahlar bize çevrilmiş durumda, garanti edebilirim. (V) Devletimiz ve onun istihbaratı denen şey bunun olduğunu biliyor mu? (A) Elbette. (V) Onlarla işbirliği içindeler mi? (L)Elbette. (A) Belirli bir seviyede herkes herşeyi satıyor. (L) O seviyelerde öyle çünkü Dünya’nın nüfusunu kırmaya çalışıyorlar. (V) Çin Irak’a silah beslemesi yapan tek güç mü? (L) Neden öyle olsun? ABD de onlara
silah sağlıyor. Olayın kirlilik derecesi kavranamayacak düzeyde. Hepsi aynı yatakta. (V) Laura haklı mı?Dünya liderlerinin amaçladığı...
C: Plan bu.
S: (A) Ama hatırlamalısın ki eğer bir ülke diğer bir ülkeye silah satıyorsa, bu silahların çalışacağı anlamına gelmez. Satmak birşey, kullanmak farklı birşey. Zaman zaman bu silahlar çalışmıyor. (V) Ne kadar pis bir
oyun, ha? (L) Korkunç.
C: Bu hoş düşünceyle birlikte, hoşçakalın.
-------------------------------------------------------------------------
S: (L) Bush’u Irak’la savaşmaya iten şey nedir?
C: Emirler. Bush neyi niye yaptığı konusunda çok az şey biliyor.
S: Bu savaş draması dikkatimizi dağıtıp bizi bir koku hali içinde tutmak için oynatılan bir oyun mu yalnızca?
C: Aşağı yukarı.
S: ABD’nin bombalanacağını söylemiştiniz ama bir başka defasında da nükleer savaş olmayacağını
söylediniz.
C: “Bombaların” hepsi “nükleer” değil. Ve ayrıca “doğal bombalar” var.
S: (A) Dünya Ticaret Merkezi’nin çökmesi ile ilgili birşey sormak istiyorum. Maddeyi parçalamış gibi görünen
sismik faaliyetlere ve olağandışı darbelere dair bazı kanıtlar var.
C: Çok iyi gözlem ama bu insan kaynaklı sabotaj anlamına da gelmiyor. Kesinlikle “darbeler” vardı. Bunlar “şekillendirilip” yönlendirilen “doğal” bir kaynaktan geliyordu.
S: “Doğal kaynak” derken?
C: Gezegen enerjilerinin yapay yollarla toplanıp kullanılması. Bir tür yapay deprem.
S: Ama sonuçta bu da teknoloji. Bu tür şeylerin operasyon merkezi neresi?
C: 4. yoğunluk teknolojisi.
S: Bunu biliyoruz. Ama bu işin içinde insan beyni de var. Bu olayın ardındaki beyinler kim?
C: Pentagon’un neden pentagon (beşgen) olduğunu düşündünüz mü hiç? İpucu!
S: Pentagon’u da 11 Eylül saldırında vurulacak binalardan biri olarak seçmelerinin nedeni bu mu? Şüpheleri
azaltmak için mi?
C: Aynen öyle!
S: Pentagon’un 4. yoğunluk bölümleri var mı?
C: Kesinlikle. Derinde ve gizli bir yer.
S: (A) Şimdi, bir yanda Pentagon var, bir yanda bir diğer süpergüç olan Rusya var, onun dışında bir Çin var...
C: Yalnızca tek bir süper güç var. ABD’nin tek özelliği merkezde olması.
S: (A) Hmm. (L) Belki de bu diğer ülkelerin başlarının hepsi George Bush gibi. Yaptıklarını neden yaptıklarını
bilmiyorlar. Senaryo hep başka bir yerden belirleniyor. (A) Avrupa... Fransa veya Rusya ve bir başkası böyle bir teknolojiye karşı nasıl zafer kazanabilir? Tek bir merkez olduğuna göre ve bu teknolojinin
merkezi ABD olduğuna göre durum çok ümitsiz görünüyor.
C: Perseus’u, Davut ve Calut’u (Golyat) hatırlayın. Ayrıca, yardım yaklaşıyor.
S: (A) Yardım. (L) “Yardım yaklaşıyor” diyorlar ya, bazen bunun aslında “geleceğin” yaklaştığı ve yardımı yapacak olanların da biz olacağımız anlamına geldiğini hissediyorum! [kahkaha]
C: Yakın, ama hepsi bu değil.
S: (A) Yani bizi bekleyen sürprizler var. (L) Savaş karşıtlığına konsantre olmanın bir zaman kaybı olduğunu düşünüyorum. “Bush’u savaş suçuyla itham etme” üzerinde odaklanmaları gerektiğini düşünüyorum.
Ama Bush’u hesaba çekmek ne işe yarayacak ki? Gore da olsa aynı şey olacaktı. İnsanlar 4. yoğunluk manipülasyonu gerçekliğine uyanana kadar hepimiz lağım batağında sürünmeye devam edeceğiz.
C: Doğru.
S: (L) Sanırım tüm insanlar savaş meydanında toplanacak ve karşı tarafın ödünü patlayacak birşey olacak.
C: Belki...
S: (A) Mesele şu ki, insanların seçeneği yok. Köşeye sıkıştırılıyorlar. Şu anda tek yapabilecekleri şey Bush’u
yargılamak. Bunu yapmazlarsa yapabilecekleri başka birşey yok. Çünkü hiçbir şey yapmazlarsa, hiçbir şey yapmamanın suçunu taşıyacaklar. Tıpkı Almanya’nın Hitler’den sonra yaptığı gibi. Aynı işaretler şimdi ve burada mevcut: Durum tıpkı 1939 Avrupası gibi.
(L) Ne yaparsak yapalım, sonucu tahmin edemeyiz. Faydası olup olmayacağını bile bilemeyiz. Bildiklerimize dayanarak en iyi çabalarımızı gösterip bir andan diğerine doğru olanı yapmamız gerekiyor sadece. Çünkü Bush’u yargılama konusunda ısrar etmeyi sürdürürsek, sonunda “vatan düşmanı” olarak kendimizi
hapiste bulabiliriz.
(A) Ne öğrendik? Yardımın yolda olduğunu. Çalışmayı bırakamayacağımızı biliyoruz. Bir anlamda, yardımın
meydana gelmesine yardım ediyoruz.
(L) Bazı insanlara, savaş karşıtı duruşun insanları daha fazla bölmekten başka bir işe yaramadığını yazdım.
Bush’u desteklemek için savaşı savunan insanlar var ve diğer yanda ise savaşı ve Bush’udesteklemeyenler var. Bush’u destekleyip desteklememe üzerine dönüyor herşey. Herkes Saddam’ın
kokuşmuş biri olduğunu kabul ediyor ama Bush’un meseleyi çözme biçiminin uygun olup olmadığı konusunda uzlaşamıyorlar. İnsanlar bu meselede karşı karşıya getirilmekte olduklarını ve bu durumun
Bush’un işine geldiğini unutuyorlar. GERÇEK meseleler üzerinde odaklanmaları gerekiyor: Bush bir yalancı. O bizim yasal başkanımız bile değil; seçimi alçakça yollarla kazandı. Kriminal bir aileden gelen kriminal biri. Bush’un gerçekte kim veya ne olduğu ile ilgili somut gerçeklerin ve haberlerin paylaşılması gerekiyor. İşte ancak o zaman asıl tartışılması gereken mesele tartışılır: Bush’un kendisi ve onu kendi amaçları için kullanan Konsorsiyum.
Bush yalnızca bir temsilci. Konsorsiyumun temsilcisi. İnsanlar tüm meselenin tıpkı Eisenhower tarafından öngörüldüğü gibi Endüstriyel-Askeri Kompleksin çıkarı için manipüle edildiğini görmüyorlar. Bush bu Konsorsiyumun bir kuklası yalnızca. İnsanlar asıl tehlikeyi görebilse, Konsorsiyumun bir ürünü olan Bush’u hesaba çekse ve onun yerine tıpkı Kennedy gibi iyi birşeyler yapmaya çalışan doğru dürüst birini başkan yapsa...
Anlıyoruz ki Kennedy tehlikeyi yeterince ciddiye almadı. Alsaydı, belki de yapmak istediklerini yapabilirdi:
CIA’yı dağıtabilirdi, ordunun elini bağlayabilirdi, halk için daha eşitlikçi birşeyler yapabilirdi, sivil hakları ve sivil özgürlükleri geliştirebilirdi.
Suikaste uğramayacak kadar zeki, temiz ve konsorsiyum tarafından köşeye sıkıştırılamayacak birini Beyaz Saray’a getirebilseydik, birşeyler GERÇEKTEN DEĞİŞEBİLİRDİ.
(A) Sorun yalnızca Amerika’da. Amerika rahat dursaydı, Saddam meselesi doğru dürüst çözülebilirdi. Kimse Saddam’ı sevmiyor. Saddam’ın birşeyi yok. Kimse için bir tehlike değil. Ama Bush tüm dünya için bir tehlike. Bu krizi yarattı ve tüm dünyayı birkaç ay içinde cehenneme çevirdi.

(L) Yaptığı şeyi yapabilmesini sağlayan şey de medya. Tüm dünyayı yok etmeye çalışıyor. Medya Yahudilerin elinde ve onların da tek amacı var: Tüm Filistin’i ele geçirmek ve intikam almak. Bush’un önüne takip etmesi için bir havuç sarkıtıyorlar ve eninde sonunda kendi sonlarını da getirecek birşeye kalkıştıklarının farkına bile varmıyorlar. Yahudiler aslında tüm Sami halkları yok etmek isteyen Konsorsiyumun senaryosunu uyguluyorlar ve kibirleri bunun farkına varmalarını engelliyor. Bu yüzden de George Bush’un tüm gezegeni kaosa sürüklemesine yardım ettiler. Son an geldiğinde neden herkesin onlardan nefret ettiğini merak edecekler, tıpkı Amerikalıların neden dünyada en nefret edilen ülke olduklarını merak edecekleri gibi. Kibirleri gözlerini kör ediyor.
(A) Oyun Teorisini azami derecede uyguluyorlar. Bu oyunu oynuyorlar. Hassas dengeyi kendi istedikleri noktaya yönlendirmek için nerelerde düğmeye basıp insanları birbirine düşürmeleri gerektiğini biliyorlar.
(L) Siyaset dünyasında kimse temiz değil. Kimse. Hepsi kirli ve tüm bunları görebilirsen yapmak istediğini yapabilirsin. Suçu Yahudilere atmak korkunç birşey gibi görünse de herşey gelip onlara çıkıyor. Gerçek buysa ne yapabilirsin ki? İzleri takip ediyorsun ve izler onlara çıkıyor: Siyonistler.
(A) Onların oyun teorisini yıkacak birşey meydana geldiğinde tüm operasyonları çökecek. Oyun teorisi
verilere dayalı.
(L) Vincent Bridges gibi. Onun oynadığı oyun bizi sinirlendirmek, şantaj yapmak, “tüm korkunç hikayenizi
anlatacağım” diye tehdit etmek üzerineydi. Önce ben söyleyeyim! Mükemmel değilim ve kesinlikle hatalar yaptım. Ama kimse bunu kullanıp beni kontrol edemez. Eğer insanlar da bunu yapabilirse, yani
eğer hatalar yapmış olmaktan dolayı yargılanma korkularını yenebilirlerse, o zaman kimse de bunları kullanarak seni kontrol altına alamaz.
(A) Şimdi bu Bush var ve Skull and Bones adlı gizli örgüt var. Ve İlüminati var. Ve bunlar birşeyin peşinde.
Yani Bush’un arkasındaki kişi de muhtemelen birşeyin peşinde. Muhtemelen bizim insanlara yardım etmek için yapabileceğimiz tek şey bu proje üzerinde çalışmak. Belki o zaman bu karanlık gruplar peşinde
oldukları şeyi elde edebileceklerini umarak insanları kitleler halinde yok etmeye bir son verirler. Sonuçta,
eğer dünyayı yok ederlerse elde edebilecekleri hiçbir şey yok.
(L) Bir de Kuzey Koreli herif var. George Bush’un kopyası; söylediği ve yaptığı herşeyde George Bush’u model alıyor. Yaptıklarını izlemek komik hatta. “Dünyayı havaya uçuracağım!” “Hayır, siz değil, onu önce
ben havaya uçuracağım! Amerika’yı bir ateş denizine çevireceğim.” Bush “Irak’ı öyle bir bombalayacağım ki, onu taş devrine geri döndüreceğim” diyor. Öbürü de “Hayır, döndürmeyeceksin, siz bunu yapmadan
önce biz SİZİ taş devrinden de öncesine döndüreceğiz!” diyor. Özdeş karakterler. Delirmişler! Bunların cehenneminde yaşıyoruz. Herhangi bir yorum?
C: Durum gerçekten pek iç açıcı görünmüyor. Ama KH’nin Aşil topuğunu hatırlayın: Arzuya Dayalı Düşünüş.
S: Bu durumda, onların arzuya dayalı düşünüşünün bizlere nasıl bir faydası olacak?
C: Büyük bir hata yapılacak. Bu hata sonucu “perdenin ardındaki adam” ifşa olacak.
S: Yani yapmakta olduğumuz şeyi yapmaya devam etmemiz gerekiyor. Tıpkı Bridges gibi bir hata yapacaklar
ve gerçek yüzleri ifşa olacak. Sormadığımız ama bilmemiz gereken başka herhangi birşey var mı?
C: Yalnızca yolunuzda yürümeye devam edin. İyi gidiyorsunuz! Hoşçakalın.
-----------------------------------------------------------------------------------
S: (Galahad) Dünya Ticaret Kulesine çarpan uçaklar resmi hikayedeki gibi gerçekten ticari uçaklar mıydı?
C: Evet.
S: (Galahad) Gerçeğe ulaşmak isteyenlerin kafasını karıştırmaya ve saptırmaya yönelik pek çok
dezenformasyon var.
C: CIA kafa karıştırma cambazı.
S: (Galahad) Pentagon'a konmuş herhangi bir patlayıcı var mıydı?
C: Patlayıcıları uçak getirdi.
S: (L) Şüphelendiğim gibi tam da o iş için yapılmış bir uçak mı? Hem özel materyallerden yapılmıştı, hem de
kanıt kalmaması için o özel materyalleri paramparça edecek şekilde bir bomba düzeneği vardı bence.
C: Evet. Kesinlikle.
1548
S: (Perceval) Daha önce Denver Havaalanı'ndaki bir skandaldan bahsetmiştiniz. Bu hala geçerli mi yoksa bir
şeyler değişti mi?
C: Bununla bağlantılı olarak meydana gelecek şeyler var. Takip etmeye devam edin.
S: (Galahad) Bunun 11 Eylül olaylarıyla bir ilgisi olacak mı?
C: Evet. Oo, evet!
S: (Perceval) Uçuş simülatörleriyle bir ilgisi var mı?
C: Hayır.
S: (L) 77 sefer sayılı uçağı Denver'a mı indirdiler?
C: Çok mümkün.
S: (Galahad) Daniel Hopsicker ajan mı?
C: Elbette. Bunu görebilirsiniz.
S: (Galahad) ABD'de ajan olmayan herhangi biri var mı?!
C: ABD'de görmek zor.
---------------------------------------------------------------------
Tgur Posted - 05/09/2018 : 08:48:50
ABD alıntılar devamı

C: Herşeyde komplo “görmek”, hiçbir şeyde komplo “görmemek” kadar tehlikeli ve faydasız. Komplo kurtlarından usanıyoruz. Çünkü çatlaklar. Çünkü GERÇEKTEN geniş çaplı zihinsel/psişik manipülasyonlar ve kontroller uygulamaya çalışanlara farkında olmadan mükemmel bir şekilde sponsorluk yapmış oluyorlar.
[ç.n. Contrail’lerle ilgili olarak Laura ile Frank arasında geçen bir konuşma atlandı, doğrudan soru kısmına
geçiyorum. Contrail: ABD’de tam olarak bilinmeyen çeşitli nedenlerle (bazen tarımsal ilaçlama için vs),devlete/orduya ait çok sayıda uçağın çeşitli bölgelerin üzerinden geçmesi sonucunda gökyüzünde oluşan çok sayıda uçak izi. Örnek: http://alturl.com/d8xi)
S: (L) ... Belki savaş oyunları oynuyorlar, belki casus uçaklar ama BİRŞEY yapıyorlar! Herkesin gördüğü,birbirine geçen tüm o izleri yaratan uçuşların nedeni nedir?
C: Büyük bölümü “eğitim uçuşu” temelli.
S: (L) Neden bu kadar çok sayıda pilotu eğitiyorlar? Neye hazırlanıyorlar?
C: Askeri bütçelerin gerekçelerinin gösterilmesi gerekiyor, bilirsin. Bkz “Askeri-Endüstriyel Kompleks’e Giriş 1”
S: (L) Yani bunlar sadece bütçeye gerekçe göstermek üzere yapılan eğitim uçuşları ve bundan fazlası değil,
öyle mi?
C: Durumun başka yönlerinin olmadığını söylemiyoruz ama “AEK” deyince çok şey söylemiş oluyorsun
zaten!
S: (L) Belirli bir nedenle bir Askeri-Endüstriyel Kompleks mi inşa ediliyor?
C: “Barış zamanı” boyunca statükoyu korumak için. Bu barış işi pek karlı değildir, bilirsin.
S: (L) Daha fazla para kazanabilmek için bir savaş başlatmak üzere hazırlıklar mı yapıyorlar yani?
C: Belki, eğer halk aldatılabilirse. Ama neyse ki halkın aldatılabilirliği daha az. Belki gerçek düşman yukarıda değil, ortada. Her zaman öyle değil miydi?
S: (L) Bu artan uçak faaliyetlerinin herhangi birinin, dünyada genel olarak insanların dünyadışı varlıklarla ilgili
artan farkındalıklarıyla ve dünyadışıların artan faaliyetleriyle bir ilgisi var mı?
C: Her zaman olduğu gibi. Ama bu farkındalık fraksiyonlaşmış ve kompartmantalize halde.
S: (L) Okuyucularımızdan biri şu soruyu soruyor: “Körfez Savaşı Sendromu” diye birşey var mı?
C: Elbette.
S: (L) “Körfez Savaşı Sendromu”nun gerçek nedeni nedir?
C: Serin aminoasidinin etkilerine karşı kullanıldığı söylenen ilaçlar; sinir gazı.
S: (L) Yani yaşamı tehdit eden bir etkiye karşı bu insanlara bir ilaç verildi ama aslında ilacın kendisi yaşamı tehdit ediyordu, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Benzer bir konuda bir soru. İnternette konuştuğumuz çeşitli insanlardan duyduğum birşey. Çok sayıda insanın Montauk anıları bilinçaltından yükseliyormuş. Yani bu insanlar “uyanıyorlarmış.” Montauk deneyinden hayatta kalanlardan biri olduğunu iddia eden bir sürü insan var. Bu adeta bir alt-kültür haline geldi. Bu mümkün mü? Bu kadar çok insanın...
C: Hayır.
S: (L) Peki bu insanlar neyi hatırlıyor? Anladığım kadarıyla çok samimiler ve o “Montauk deneyi” anılarına gerçekten sahip olduklarından eminler.
C: Bazıları, ama çoğu değil.
S: (L) O deneye katılmamış olanlar bilinçli olarak yalan mı söylüyor, kaçırılmalarla ilişkili perde anılar mı
onları yanıltıyor, buna inanmaları için onlara bir tür programlama mı yapıldı, yoksa sadece “ilgi
çekmelerini sağlayan” bir tür histeriye mi kapıldılar?
C: En yakını sonuncusu.
S: (L) Aralarında hangilerinin doğruyu söylediğini keşfetmenin bir yolu var mı? Söyledikleri şeylerin herhangi birini doğrulama konusunda herhangi bir ipucu?
C: Bariz değil mi? İlgili şahısların geçmişini iyice araştırın; bağımsız üçüncü tarafların hatırladıklarına dayanarak. Eğer ilgili bir şahıs Montauk’a yakın herhangi bir yerde hiç yaşamamışsa, muhtemelen orada
hiç bulunmamıştır.
--------------------------------------------------------------------------------
S: (L) Tamam. Kısa sorularım bitti. Roswell’le ilgili bir sorunum var. Kal Korff’un “Roswell: What they don’t want you to know” (Bilmenizi istemedikleri) kitabını yeni bitirdim. Yıllar ilerlerken ortaya çıkan pek çok tanık tarafından yayıldığı iddia edilen yalanların ve kafa karıştırmaların ayrıntılı bir ifşası denebilir. Jesse Marcel olayını ayrıntılı bir şekilde inceliyor, itfaiyecinin kızının hikayesini inceliyor; cenazecinin hikayesini
parçalarına ayırıyor. Phil Corso’nun hikayesini inceliyor. Herşeyi ayrı ayrı, ayrıntılı ve derinlemesine bir şekilde ele alıyor. Ve bence mükemmel bir şekilde yapmış bunu. Tanık oldukları iddia edilen çeşitli kişilerce görülen “üzerinde hiyeroglifler bulunan küçük sopaların” kökenini tespit etmiş gibi görünüyor.
Bu tüm hikayeyle ilgili CİDDİ bir sorun yaratıyor. Problem şu ki, adam tüm hikayeleri çok güzel bir şekilde parçalarına ayırmış olmasına rağmen, onun da açıklayamadığı şeyler var ve bunlar hakkında yaptığı açıklamalar kendi tezine uymuyor. Roswell üssündekilerin top secret balon projesini BİLMEDİĞİNİ, çünkü projenin çok gizli olduğunu söylüyor! Bundan haberdar olmamaları mümkün değil halbuki! Generalin
gerçekten dünyadışı etkileşimlerle ilgili birşeylerin olmakta olduğu yönündeki yazılı beyanatını alıntılıyor
ve bu yazılı beyanı bir “söylenti” olarak önemsiz gösteriyor. Buna göre a) biri zamanda ileri-geri giderek
bazı gerçekleri değiştiriyor; tıpkı Marcel’in askeri kayıtları ve cenazecinin konuştuğunu söylediği hemşirenin kayıtlarının bulunamaması gibi, b) yine zamanda geçmişe gidip insanların gerçekte olandan başka birşeyi hatırlamaya başlamalarına neden olan bir durum ve “sahte anılar” yaratıyorlar, ya da c)sadece tüm bu insanlar yoluyla dezenformasyon yayıyorlar ve meydana gelmiş birşeyi örtbas için her tür tanık ve garip şeyler ortaya çıkarıp baştan bir senaryo yarattılar. Yorumda bulunabilir misiniz? Gerçek kazanın Roswell’de değil, San Augustin düzlüklerinde meydana geldiğini söylemiştiniz.
C: Senaryo 3’ü dene.
S: (L) Yani tüm bu “Roswell tanıklarıyla” dezenformasyon yayıyorlar, öyle mi?
C: Yakın.
S: (L) Gerçekten meydana gelmiş birşeyi örtbas etmek için mi?
C: Evet.
S: (L) Ve dezenformasyon yaymak için ileri çıkardıkları tüm o insanların beyanları da iddianın sahte
olduğunun sanılmasına neden oluyor, doğru mu?
C: Pek sayılmaz. Kafa karıştırıcı hikayeler ve uydurmalar, gelecekte yapılabilecek ifşalara karşı suları bulandırmak için kullanılıyor. Ve tek bir taşla pek çok hedefi vuran yazarlara dikkat et. Tüm komplo
gizemlerinde olduğu gibi, kanıt dizisindeki ilk unsurlar üzerinde odaklı kalmaya devam et. Örneğin “Roswell Ordu Hava Güçleri Roswell bölgesine düşen bir uçan disk ele geçirdi.”
S: (L) Oo, gazete manşetleri. Evet. Hmmm... T--- Roswell olayının gizli bir ABD grubu tarafından yapılan bir mekan-zaman yolculuğunu örtbas etmeye yönelik olduğunu düşündüğünü söylüyordu.
C: Hayır.
S: (L) Yani Roswell konusunda daha önce vermiş olduğunuz bilgiler geçerli. Şu anda bu konuya eklemek istediğiniz başka herhangi birşey var mı?
C: Roswell olayı gerçekten insan-dışı istihbarat kanıtları içeriyor.
S: (L) Bazı şeylere gerçekten katlanamıyorum. Bu araştırmacılar olay yerine gidip birşeyler eşelemeye başladıklarında bu sürekli oluyor. Yeterince derin kazmıyorlar...
C: Araştırmacı olarak tanımlanan çok sayıda kişiye bakılırsa Kennedy herkes tarafından öldürüldü.
S: (L) Evet, çok iyi anlıyorum. Olayı “dikkatli bir şekilde araştıran” bir araştırmacının kitabına göre tek bir suikastçi adayı var. “Çok iyi araştırılmış” başka bir kitap okuyorsun ve başka bir aday var. Zaman içinde okuduğun bir süre kitaba göre Kennedy’yi herkes öldürmüş olmalı. En azından Dealey Plaza’da bulunan herkes. (F) Araştırıp duruyorlar ama eğer ipuçlarını bulmak istiyorsan en başa gideceksin. “Çimenli tepecikteki” silahlı bireylerle ilgili raporlar vardı. Orada bulunanlardan edinilen ilk kanıtlar tamamen göz ardı edildi ve “alakasız” veya “yanlış algılama” diye önemsizleştirildi. (B) Kurşunların kaynağını bildikleri için saklanan, ortadan kaybolan insanlar da vardı! (L) Evet, panikten dolayı ortadan kayboldular çünkü olayı gerçekleştiren Oswald’dı! Ve Jack Ruby tam da yapılması gerekeni yapıp, bir daha hiç konuşamaması için Oswald’ı ortadan kaldırdı. (F) Ve Jack Ruby kanserden ölmeden önce sadece Dorothy Kilgallen’la konuşmuştu. Kilgallen ise intihar etmek için en iyi vaktin Ruby’yle yaptığı röportajın hemen sonrası
olduğuna karar verdi ve doğal olarak o röportajla ilgili tek bir kelime yazamadı. (L) Roswell sürecinde olan tüm o olayların gerçeğine dair kesin bir kanıt elde etmemizi sağlayacak herhangi bir iz var mı?

C: Algılayıcı istekli olmadıkça “kanıt” mevcut değildir.

---------------------------------------------------------------------------------------
S: (A) Tamam. Birleşik Alan Teorisi konusuna gelelim. Bu neye yaradığını bilmediğim şeylerden biri ve Dalga herşeyi silip yeni yapacak. Ama sonuçta bu merak ettiğim birşey ve o yüzden de sormak istiyorum....Einstein BAT için yaklaşık 30 yıl çalıştı. Belki daha fazla. Yöntemlerini değiştiriyordu. Bir noktada bir
çözüm bulduğunu mu fark etti? Tüm bu otuz yıl boyunca, doğru çözümü bulduğu bir nokta oldu mu?
C: Evet, ama ne yazık ki BAT için bulduğu çözüm TOR’u büyük ölçüde sildi. (ç.n.: TOR herhalde “Theory of
Relativity”nin kısaltması)
S: (A) Bu çözümü bulur bulmaz TOR’u ret mi etti? BAT’ın TOR’u sildiğini düşündüğü için?
C: Hayır. Eistein’ın başındakiler statükoyu korumak için TOR’u mühürledi.
S: (A) Einstein’ın TOR’u silen çözümü hangi yıl bulduğunu söyleyebilir misiniz?

C: Elbette; 1938’de.
S: (A) Bildiğim kadarıyla 1935 ile 1938 yılları arasında, Einstein’ın hiçbir şey yayınlamadığı bir dönem vardı.
38’de Bergman’la birlikte, Kaluza Klein teorisinin yeniden ortaya çıkışını teşkil eden bir yazı yayınladı. Bu tam 1938’de oldu. Sanırım o çözüme en yakın yazı da oydu.
C: Bir kopyasını edinebilir misin?
S: (A) Evet, bende bir kopyası var.
C: İyi!!! İçinde bol miktarda ipucu var.
S: (A) Anlamadığım şey, neden birkaç yıl sonra bunu tamamen terk edip tamamen farklı bir çözüm üzerinde çok sıkı bir şekilde çalışmaya başladığı.
C: Kontrol altındaydı.
S: (A) Ama birini nasıl kontrol edip yıllarca... Oou! Zihin kontrolü! Zihnini kontrol altına aldılar!
C: Bir kere neden ABD’ye göç etti sanıyorsun?
S: (L) Bu bir sürpriz değildi. Nobel Ödülü kazanmıştı ve Amerika tüm Nobel Ödülü kazananları toplamaya çalışıyordu ve ayrıca Avrupa’da Yahudiler işkence altındaydı. O yüzden bu doğaldı.
C: Bu konuda bundan fazlası var. Ya Freud?
S: (L) Sanırım Freud’u istemiyorlardı! BAT hakkında hiçbir şey bilmiyordu! (A) Şimdi, görünüşe göre Von Neumann da BAT’ın uygulanmasıyla ilişkiliydi. Ama bildiğim kadarıyla tamamen farklı bir matematik türüyle çalışıyordu. Aslında geometri, diferansiyel geometri bile bilmiyordu. Tamamen farklı şeyler yapıyordu. Peki Von Neumann’ın Einstein tarafından keşfedilen BAT’la ilişkisi neydi? Bu projeye ne kattı?
C: Von Neumann Princeton’da 7. seviye güvenlik izni ve serbest bütçe isteme izni olan üç yöneticiden
biriydi.
S: (L) Von Neumann bir zaman makinesinin yapılmasıyla da ilişkiliydi sanırım, değil mi?
C: Evet.
S: (L) O projede başarılı oldu mu?
C: Evet.
S: (L) Peki neden bir beyin tümörü geliştirdi ve öleceğini anladı? Hiçbir ümit olmadığını öğrenince bir bebek gibi bağırmış. Eğer bir zaman makinesine erişimi olan biriydiyse, aklını yitireceğine neden bu konuda birşey yapmadı? Çığlıklarının yankısıyla ilgili betimlemeler korkunç. Muhteşem zihninin yakında duracağını fark etmiş. Eğer bir zaman makinesine erişimi vardıysa, onu bu sorunun çözümü için kullanırdı
herhalde. Ölümünü engellemek için her yolu denerdi.
C: Hayır Laura, o şekilde olmuyor. Ve ayrıca, eğer bir beyin tümörün varsa, bazı zihinsel garipliklerin de S: (L) Hastayken neden zaman makinesini kullanarak bir çözüm bulmak için geleceğe veya birşeyi düzeltmek üzere geçmişe gitmediğini anlamıyorum...
C: Zaman makinesi onun malı değildi.
S: (L) Yani ondan ihtiyaç duydukları şeyi aldılar ve sonra ölüme terk ettiler. (A) Tuhaf bir durum var. Kanseri
çok ani bir şekilde ortaya çıkmış. Özel olarak meydana getirilmiş birşey bile olabilir. (L) Bu da bir düşünce.
(A) Ölmekte iken beyninin mükemmel bir şekilde çalıştığı ve bunun da onun hikayesinin bir trajikliği
olduğu söyleniyor. Yaşasaydı düşünebilirdi, üretebilirdi, bir dahiydi. (L) Öldükten sonra ona ne oldu?
C: 5. yoğunluk.
S: (L) O kadarını tahmin etmiştim. (A) Daha önce BAT’lar hakkında konuşurken, söylediğim çeşitli seçenekler
arasında torsiyon konusunu izlememi söylediniz. Tüm o Ruslar torsiyondan bahsediyor. Einstein’ın 1938
yazısı bir Kaluza Klein yazısı. Torsiyonla ilgisi yok. Torsiyonla ilgili bu hikaye nedir?
C: Metinde ipuçları gizli.
------------------------------------------------------------------------------------

S: (L) Çok ilginç. (T) David (Terri’nin eski erkek arkadaşı) dünyadışı varlıklarla iletişim kurduğunu düşündüğü
sırada kimle iletişim kuruyordu?
C: KH Karargahı.
S: (T) Harika. David bir “Yıldız Çocuğu” muydu?
C: O nedir?
S: (T) ABD Hükümetinin özel eğitim veya programlama amacıyla elinde tuttuğu elit bazı parlak çocuklar
grubu.
C: Hayır.
S: (T) Bu Vincent’ın fikriydi. (L) ABD hükümetinin özel eğitime tabi tuttuğu herhangi bir özel parlak çocuk
grubu oldu mu?
C: Hayır.
---------------------------------------------------------------------
Tgur Posted - 05/09/2018 : 08:47:15
ABD alıntılar devamı

S: (L) Tamam, bir sorum var. Bu bizi bir yere götürür belki. Ark'ın okuması için Keltlerin kökeni ile ilgili transkriptleri hazırlarken birşey fark ettim. Bu insanların bu gezegenin kendi insanlarından herhangi bir bakımdan bir üstünlüğü olup olmadığını sormuştum ve siz de bir şekilde daha dayanıklı olduklarını söylediniz. Sonra onların örneğin iri zencilerden daha dayanıklı gibi görünmediklerini söyledim, Keltlerin çok ince derili ve narin göründüklerini söyledim. Bu yorumumu da şimdi biraz ilginç buluyorum ama verdiğiniz cevap, ki o zaman pek anlamamıştım, söz konusu dayanıklılığın ille de gezegenin yüzeyinde
olmadığıydı... (J) Hayır, gezegenin yüzeyi demediler. Sadece yüzey dediler. (L) Yüzey... Hmm.... Yüzey
derken görünüşlerini mi kastetmiştiniz, yoksa gezegenin yüzeyi mi?
C: Her ikisi.
S: (L) Bu büyük yeraltı şehirlerinden bahsettiğimiz celselerde, bu insanların gelip insanların bebeklerini
alabilecekleri söylendi. Farklı yaratıkların gelip insanların bebeklerini çalıp yeraltına gittikleri veya
kaçtıklarıyla ilgili farklı peri masalları, efsaneler var. Bunlar bununla mı ilgili? Yani bu hikayeler yeraltı
şehirleri, mağaralar, medeniyetlerle falan mı ilgili?
C: Belirsiz.
S: (L) Belirsiz olduğunu biliyorum... (T) Keltler bu yeraltı medeniyetlerinin bir parçası mı?
C: Evet.
S: (T) Ve belirli bir süre önce yeryüzüne çıktılar...
C: Hayır.
S: (L) Hayır buraya geldiler ve yeraltına götürüldüler...
C: Hayır.
S: (L) Peki hikaye neydi?
C: Gittiler.
S: (L) Yeraltına kendileri mi gittiler? (T) Ne zaman yeraltına indiler?
C: Çeşitli olaylarda. En sonuncusu sizin takviminizle 1941'den 1945'e kadar olan süreçte.
S: (L) O süreçte mi yeraltına indiler? 1941'den 1945'e kadar mı?
C: Son kitlesel göç olayı, çoğunlukla Almanya'dan.
764
S: (T) Yeraltı. Yeraltı derken dünyanın yüzeyinin altından bahsediyoruz değil mi?
C: Antartika. Oranın altında.
S: (T) Antartika'nın altında... Ooou!
C: Giriş kapısı.
S: (T) Antartika'dan yeraltına indiler ve orada büyük bir yeraltı üssü kurdular. Sanırım bu Almanların, Nazi Almanlarının Vineland dedikleri yer. Almanların sahiplendiği yer...
C: Evet, ama kendilerine gösterilen biçimde inşa ettikleri bir üsse girdiler ve asimile edildiler.
S: (L) Orada zaten mevcut olan gruba mı dahil edildiler? Yeraltı şehirlerindeki, yeraltı üslerindeki?
C: Evet.
S: (L) Yani o üsleri kendileri inşa etmediler, sadece kendilerine gösterilen üslere girdiler ve asimile edildiler...
C: Kendileri de bir üs inşa ettiler.
S: (T) Yerlerini genişletmeleri gerekiyor! Kendilerine gösterildiği şekilde dediniz... (L) Onlara bu talimatları verenler kimdi? (T) Yapıp oraya girmelerini söyleyenler kimdi?
C: Kendilerini "Antareanlar" olarak tanımlayanlar. (ç.n.: "Antaresliler" (akrep takımyıldızındaki bir yıldız)
olarak ifade edilmesi belki daha uygun olur.)
S: (L) Peki Antareanlar kim?
C: Oryon hümanoit KH soyundan varlıklar.
S: (L) Oryon hümanoit KH soyu nedir? (T) Sanırım bu... (L) Yeni bir kavram bu. (T) Bunlar, bunlar... (V)
Mutant Irk! (T) Evet!
C: Hayır.
S: (L) Peki Oryon hümonoit KH soyu nedir? [Kasetin burasında bazı kayıplar oluşmuş görünüyor. [] işaretleri
içindeki sorular sonradan hatırlanarak yazılanlar]
C: Oryon'dan gelen hümanoit KH ırklarından biri.
S: [Nazilerle nasıl bağlantı kurduklarıyla ilgili bir soru. Muhtemelen Hitler'i "yönlendiren" grupla ilgili bir
soruydu.]
C: Teması Thule Topluluğu kurdu.
S: ["dünyayı kontrol altına almayı beklemeleriyle" ilgili bir soru]
C: Beklemek mi?
S: [TR'nin Amiral Byrd'in kutupta ne gördüğüyle ilgili bir sorusu olduğu kesin.]
C: Evet, ama Byrd peşine düştüğü şeyin yalnızca ayrık bir Nazi grubu olduğuna inandırıldı.
S: [o halde Byrd GERÇEKTEN birşey görmüş olmalı ve sonra da farklı birşeye saptırıldı...]
C: Evet.
S: (T) ... Amiral Byrd oraya gönderildi... Amiral Byrd'in Güney Kutbu'na yaptığı ilk yolculuk. Ama yanına büyük bir askeri güç aldı. O sırada halen bir ABD amiraliydi. Büyük askeri güç dirençle karşılaştı ve kıçlarına epeyce şaplak yediler orada. Ama bunu çok gizli tuttular çünkü kimse orada neler olduğunu bilmiyordu. Bunun yalnızca bilimsel bir keşif çalışması olduğunu söylediler. Bu aslında Kaptan Picard'ın yeni bir gezegen bulma çabası gibi birşeydi! Aslında yapmak istedikleri şey gidip o üssün kökünü kazımaktı ama başarılı olamadılar! (J) Çiğneyebileceklerinden büyük bir lokma ısırmışlar. (T) Orada bir sürü insan, gemi ve ekipman kaybettiler. Orada pek çok ülkenin bilimsel üsler kurmasının nedeni de bu.
Rusya, ABD, Britanya... Tüm bu ülkelerin Antartik'in kıyısında bilimsel üsleri var. Bunlar bilimsel, araştırma amaçlı olduğu söylenen üsler ama aslında orada neler olduğunu gözlemeye çalışıyorlar ve aynı nedenle Antartik'e girmiyorlar. (V) Babam oradaki Seabee'lerden biriydi. (ç.n.: abd donanmasına bağlı bir birim)
765
(T) Eminim bununla ilgili çok ilginç hikayeleri vardır. (V) Alkolik olması ve bulanık görmesinin nedeni
bununla ilgili.
C: Evet.
S: (L) Bu adamlar ne yapmayı planlıyor?
C: Burası "Üstün Irk"ın geliştirildiği yer.
S: (L) Peki bu faaliyetin planlanan uygulama zamanı nedir?
C: Önemli değil.
---------------------------------------------------------------------------------
S: (TR) ABD devleti onu izliyor mu? En azından eylemlerini not alıyorlar mı? Konferansa davet edilmişti.
C: Bu durum konferansa davet edilmesinden çok uzun zaman öncesi için de geçerli olabilir!
S: (TR) Onu izliyorlar çünkü Avrupa'nın en prestijli bilimadamlarından biri. Herkesi izliyorlar. Uzmanlığı dışında konferansa neden davet edildiğini sormuştun.
C: Eğer bu konuda tavsiye istiyorsanız yalnızca şunu söyleyeceğiz: belki de en iyisi bu konuya tüm dikkatinizle odaklanmak; bu husus üzerindeki enerjilere ve iletişimlerle ilgili ciddi durumlara. Daha sonra gelecekle ilgili ve kalple ilgili konuların gündeme geleceği bir "zaman" olacak. Ark'ın konunun doğurduğu son derece uç tehlikeleri hemen anlaması gerekiyor!!!!!
S: (L) Eğer tüm enerjileri bu konuya odaklarsak, spesifik olarak hangi... (TR) Ark'ın buraya gelmesi.. (L)
Biliyorum, ama...
C: Ve boşanma ve genel olarak saldırıyla ilgili. En büyük saldırıya kimin ve neden maruz olduğu hakkında ne
söyledik?
S: (L) En büyük saldırıya maruz olanlar, tüm bu şeylerin üstesinden nasıl gelineceğini öğrenmesi gerekenler... Bunu mu kastediyorsunuz?
C: Hayır.
S: (TR) Federaller ve bilim topluluğu Ark'ın onları ilgilendiren ve hemen takip etmeleri gereken birşey
yapmadığından emin olmak istiyor. Evrak işleri, pasaport ve kredi kartı konusunda düşündüğümüz doğru mu?
C: Kısmen.
S: (L) Pasaporta ve kredi kartına ne oldu?
C: İnceleme, kodlama ve takip için değiştirme.
S: (L) Neredeyken aldılar onları?
C: Kalabalık bir ortamda otururken.
S: (J) Ne zaman yerine geri kondular? (L) Yerine geri konmadı. Ona masa başında geri vermişler. Peki kim
almıştı? (J) Ve kim geri getirdi?
C: Alfa 1'den bir ajan.
S: (TR) Bir devlet programı olmalı. (J) Onlarınki mi yoksa bizimki mi? (L) Hepsi aynı.
C: Her ikisi.
S: (L) Bu kartları değiştirmeye çalışmasını tavsiye eder misiniz?
C: Hayır!!!
S: (TR) Fark etmez. Ayrıca eğer onları değiştirirse durumu anladığını bilecekler! Ve işaretli yeni kartlar verecekler!
C: Bilgi korur... bilgisizlik ve ihmal tehlike yaratır!
S: (L) Bu durumla ilgili öğrenebileceğimiz başka ne var? Ark kartlardan ve evraklardan bahsederken bana
tehlike altında olduğunu mu anlatmaya çalışıyordu, yoksa durumun farkında olduğunu mu?
C: Birşeylerin ters gittiğini sezdi ama kısmen yanlış tanı koydu.
S: (J) Odasında gelen telefon neden o kadar sorgulayıcı nitelikteydi?
C: Farkındalığını ölçmek için.
S: (L) Onunla yaptığım telefon görüşmelerini dinliyorlar mı hergün?
C: Evet.
S: (TR) Bizim buradan Kanada'yla yaptığımız ve oradan buraya yapılan aramaları bile dinliyorlar. Aynı ülke sayılırız ama onları bile dinliyorlar. (J) Tüm telefon görüşmelerini dinliyorlar mı? (L) Muhtemelen.
C: Bazen bu iletişimleri "şahsen" bile izliyorlar. Çok uzun zaman önce örneğin telefon dinleme gibi şeyleri tamamen ve komik derecede gereksiz hale getirecek kadar gelişkin teknolojinin varlığından bahsetmiştik.
--------------------------------------------------------------
S: (T) Tamam, celsenin başına dönelim. Hasata hazırlık için yeraltı üslerindeki hızlanma/genişlemeden
bahsediyorduk. Burada dünya çapındaki birşeyden mi bahsediyoruz?
858
C: Evet, ama özellikle işbirlikçi güç yapısı profili nedeniyle odak ABD.
S: (T) Güç yapısı profiliyle ilgili soru soralım mı? (L) Hayır, bunun ne olduğunu biliyoruz. Onlarla işbirliği yapmayı seçmişler. Benim sormak istediğim şey hangi belirli adımların atıldığı, ne tür faaliyetlerin gerçekleştirildiği.
C: Edinim, aşamalandırma, planlanan faaliyetin test edilişi.
S: (L) Peki planlanan faaliyet nedir?
C: Mutlak şekilde herşeyin kontrolü.
S: (L) Oh oh oh... (T) Tek dünya devleti! İstedikleri şey bu! (L) Tamam, peki bu...
C: Bilgi korur, bilgisizlik/ihmal tehlike yaratır. Farkındalık hem doğrudan hem de dolaylı olarak sizi daha az mütessir hale getirir. Son zamanlarda sentetik kan, ve kan ve plazma değişimi hakkında birşeyler duydunuz mu?
S: (L) Al sana bir solucan kutusu daha! Tamam, öğrenmek istiyorum! Bize sentetik kan ve kan plazmasından
bahsedin. (T) Bu konuda muhtemelen pek çok araştırma yapmışlardır...
C: Mutilasyon ihtiyacı azalıyor.
S: (L) Sığır mutilasyonları. Eskisi kadar hayvan mutilasyonu yapmak zorunda olmuyorlar. (ç.n.: "hayvan
mutilasyonu" daha önce açıklanmıştı.)
C: Genel nüfus içinde biyo ve siber/genetik hümanoit türlerin sayısı üssel olarak artıyor. Son 10 gün içinde
bir iki tanesine rastlamış bile olabilirsiniz.
------------------------------------------------------------------------------S: (L) Pekala, sorularıma geçiyorum. Bu gece sormak istediğim ilk soru Ark'la yazışmalarda bulunan SB
hakkında... Arkasındaki fonun kaynağı nedir?
C: Bunu biliyoruz, ama tahmininiz var mı?
S: (L) 20 soru oynamamızı istiyorlar. Var mı tahminimiz?
C: Lindemann'a sorun.
S: (L) Şimdi bunun ardında kim olduğunu biliyoruz... Rockefeller! Demek ardında Rockefeller ve grubu var.
C: Öyle mi? Yoksa bu doğrulanmamış bir söylenti mi?
S: (L) Doğrulanmamış bir söylenti olabilir elbette. Lindemann'ın ardında da Rockefeller'ların olup olmadığını
bilmiyoruz. Tamam şunu sorayım. ABD devleti mi?
C: Kastettiğin anlamda ABD devleti diye birşey yok.
S: (L) Şu şekilde deneyeyim. SB meşru bir fon kaynağı mı tüm bu...
C: "Meşru" ve sınırsız fon sağlayabilir. Ama asıl soru şu: Bunu istiyor musunuz?
S: (L) Bedeli nedir?
C: Deneylerin sonucuna bağlı.
S: (L) Bizim deneylerimizin sonuçlarına mı, yoksa onlarınkine mi?
C: Bizimkine.
S: (L) Evet.
C: Gerçekten "yer sarsıcı" birşey bulursanız, ...
S: (L) Yani gerçekten önemli birşey bulursak bunun bedeli ağır olabilir, öyle mi?
C: Belki. Veya el koyulabilir.
S: (L) Yani çalışma sonuçlarımız elimizden alınabilir! ...
C: Bir olasılık.
S: (L) SB hakkında yapabileceğiniz başka bir yorum var mı? Lindemann'ın arkasındakiyle aynı kaynak olabilir.
Peki ya... Quorum olabilir mi? Bunun arkasında Quorum mu var?
C: Evet.
S: (L) Peki aradığımız grup Quorum mu? (T) Quorum hakkında birşeyler sormamız lazım. O kadar çok
karakter var ki... X-Files'dan beter!
C: Hayır, daha eğlenceli.
S: (T) Evet, kesinlikle!
C: Dünya bankası grubu.
S: (T) Dünya bankası. (L) Onların eline düşmek istemiyorum...
C: Sakınmak kolay değil.
S: (L) Bundan sakınmanın kolay olmadığını biliyorum...
C: Yakında daha da zor olacak.
S: (L) İmkansız olduğunu söylemediler... Sadece zor dediler. Ama diğer taraftan daha zor birşeye kalkışmak
istemiyorum... Yeteri kadar zorluğumuz var...
C: Çok ilginç şeyler olacak.
S: (L) Nerede, ne zaman, nasıl, neden ve kime?
C: Size. Ve sizin aleminizdeki herkese... Önemli şeylerin ortaya çıkmasını bekleyebilirsiniz.
---------------------------------------------------------------------
Tgur Posted - 05/09/2018 : 08:46:13
ABD alıntı devamı

S: (L) Almanlar 2. Dünya Savaşı sırasında bir zaman makinesi yaptılar mı?
C: Evet.
S: (L) Gerçekten yaptılar mı?
C: Evet.
S: (L) Almanların zamanda yolculuk deneyleri savaştan sonra ABD'ye mi taşındı?
C: Parçalı olarak.
S: (L) ABD, Almanlar tarafından yapılmış bir zaman makinesine el koydu mu?
C: Hayır.
S: (L) Neden?
C: Başka bir yere alındı.
S: (L) Nereye?
C: Mausenberg, Neufriedland.
S: (L) Makine hala Almanya'da mı?
C: Nein!
S: (L) Mausenberg nerede?
C: Antarktiklandt.
S: (L) Bu makineyi kim kontrol ediyor veya çalıştırıyor?
615
C: Klaus Grimmschackler.
S: (L) Şahıs olarak sormadım. Amerikalılar mı yoksa Almanlar mı?
C: Deutsche.
S: (L) Bu makineyi kendilerini zamanda oraya veya buraya taşımak için kullandılar mı?
C: Glophen'de uygulandı, bit, yie aire das gluppen und werstalt de vir seinderfor bidde.
S: (L) Neden anlamayacağımız bir şekilde cevap veriyorsunuz?
C: Üzgünüz, konu nedeniyle aktarımlarda bir karışma oldu.
S: (L) Bu Alman zaman makinesine dönecek olursak: Almanlar savaş sırasında düşmüş bir UFO'yu ele geçirdiler mi?
C: Evet.
S: (L) Bu UFO'yu kim uçuruyordu -pardon- kim KULLANIYORDU?
C: Griler.
S: (L) Almanlar geri mühendislik yapıp bu aracın bir benzerini yapabildiler mi?
C: Buna ihtiyaçları yoktu. Bu tür şeylerle ilgili bilgileri kanallanan kaynaklardan edinmişlerdi.
S: (L) Almanlar bu bilgileri Vril Topluluğu'ndan mı aldı?
C: Kısmen. Ayrıca Thule Topluluğu.
S: (L) Antartika'da bu zaman makinesine sahip olan bireyler, bu makineyle ne yapıyorlar veya ne yapmayı planlıyorlar?
C: Silindir döngüsüyle zaman sektörlerini keşfediyorlar.
S: (L) Silindir döngüsü nedir?
C: Karmaşık ama 4'ten 6'ıncıya kadarki yoğunlukları kapsayan bir profil.
S: (L) Bu "zaman keşiflerini" yapmada herhangi belirli amaçları var mı?
C: Sizin ölçüm şeklinizle, şu ana kadar yok.
S: (L) Eğer Antartika'ya kaçıp zaman makinelerini de yanlarında götürdülerse, herhangi bir dünyadışı varlık grubuyla çalışıyorlar mı?
C: 4'üncü yoğunluk KH.
S: (L) Bu Almanlar ve zaman makineleri, 4'üncü yoğunluğa geçtiği zaman dünyayı ele geçirme planlarının bir parçasını mı teşkil ediyor?
C: Belki.
S: (L) ABD'deki komploların herhangi birinin arkasında Almanlar var mı?
C: Hayır.
S: (L) Demek bağımsız hareket eden bir Alman unsuru var. Fakat bu fenomenin temel özelliği olarak böyle birşeyin üzerinde odaklanmak, yanlış şey üzerinde odaklanmak olur, değil mi?
C: Belki.
S: (L) Thule ve Vril topluluklarındaki Almanlar'ın tartıştığı şeyler arasında "İçi Aydınlatan Siyah Güneş" de vardı. Bize "Siyah Güneş"in ne olduğunu söyleyebilir misiniz?
C: KH yöneliminin nihai kaderi.
S: (L) Bu Siyah Güneş astronomik bir olay mı?
C: Temel olarak.

S: (L) Biz bu Siyah Güneş'i ne olarak biliyoruz? Kara delik mi?
C: Yüksek olasılık.
S: (L) Biraz alakasız ama Japonların bununla herhangi bir bağlantısı var mı?
C: Yalnızca "gizli" dünya devletine katılım seviyesi oranında.
S: (L) TR'nin bir teorisi vardı. Ona göre ABD Japonlara çok şey borçlu ama borçlarını ödemeyecekler ve Japon hükümetinin düşmesine neden olacaklar ve Japonlar ve diğer bazıları 2. Dünya Savaşı'nda olduğu gibi "kötü adamlar" olarak gösterilecekler. Böyle bir plan var mı?
C: Hayır.
S: (L) Neden X-Files dizisinde ABD'deki UFO/dünyadışı varlık faaliyetlerinin sebebi olarak Japon komploları
gösterildi? Neden Japonları Kötü Adamlar olarak gösteriyorlar?
C: Hatırla "X-Files" kurgusal bir temele sahip.
S: (L) Geçen ay RC'nin evinde bir video izledim. Çok garip UFO'lar görünüyordu ve RC onların Merkaba'lar olduğunu söyledi. Devasa, yarı şeffaf, canlı yaratıklar gibiydiler. Denizanası gibi jölemsi bir yapıları vardı.
Ve görünüp kayboluyorlardı. Bu şeyler neydi?
C: Yoğunluk öncülü dalga etki paketleri yoluyla ortaya çıkan 6'ncı yoğunluk etkileri.
S: (L) Bu şeyleri kamerayla çeken kişi onları çağırabiliyor gibiydi. Bunu nasıl yapabiliyordu?
C: Izgara matrisindeki manyetik konum noktaları üçlemesi düşünce formu projeksiyonlarıyla etkileşiyor.
S: (L) Bu kişiyle ilgili sıradışı bir özellik var demek mi oluyor bu?
C: Yalnızca bilinçaltı paralel dönüştürme bakış açısından.
S: (L) İstersek bu yaratıklardan birini ortaya çıkarmamızın bir yolu var mı?
C: Son derece zor olur, çünkü konum-matris şu anda senin için avantajlı bir durumda değil.
S: (L) Yani bu konumla, bir konum ızgarasıyla ilgili birşey?
C: Evet.
S: (L) Bundan bahsetmişken, RC Sedona'ya taşınmak istiyor ve bunu yapmak istemesinin nedenlerinden birinin ona göre "Florida'nın düşük yoğunluklu" olması, "Kertiş-land" olması, negatif varlıklarla ve
enerjilerle dolu olması olduğunu söylüyor. Bu doğru bir değerlendirme mi?
C: Sen ne düşünüyorsun?
S: (L) Bazen merak ediyorum... Eminim daha iyi bir insan olurdum...
C: Herkes her zaman daha iyi olabilir ama olaylara duygusal bir tepki olarak aceleyle yapılan ve genelleştirilen yargılamalar, duygusal olarak geliştirilen önyargılarla dolu olmaya mahkumdur.
S: (L) Güney batıdaki "Kertiş-land"a taşınarak yağmurdan kaçarken doluya tutulması mümkün yani?
C: Elbette! Senin de çok iyi bildiğin gibi!
S: (L) Böyle düşündüğü için üzülüyorum ve muhtemelen kendini tehlikeye atıyor çünkü kimse şu anda berrak düşünemiyor gibi görünüyor ve yapabileceğim veya söyleyebileceğim birşey yok gibi görünüyor.
Burada ona olanlardan dolayı Florida'nın korkunç bir yer olduğu konusunda çok ısrarcı. Bir anlamda kendimi aşağılanmış gibi hissettim.
C: İlişkilerinde sana rehberlik yapması için içgüdülerini kullan.
S: (L) Şimdi vites değiştirelim: Dünyadışı varlığın otopsi videosunu seyrederken karın boşluğunun merkezini kaplayan büyük bir organ gördük. Bu neydi?
C: Kalp/karaciğer.
S: (L) İkisinin bir birleşimi mi?

C: Evet.
S: (L) Ayrıca sert veya somut bir cismi dikkatli bir şekilde çıkarıp küçük bir kutuya koydular. O cisim neydi?
C: Kristal alıcı-verici.
S: (L) Yumuşak maddeler neydi?
C: Organik doku. Önemli değil.
S: (L) O varlık dişi miydi yoksa erkek mi?
C: Her ikisi veya hiçbiri.
S: (L) Cinsel olarak üreyebilen bir varlık mıydı?
C: Hayır.
S: (L) Hayatta kalabilmek için ne tür bir besin tüketiyordu?
C: Tuzlu jelatin kürecikler.
S: (L) Bizim gibi ağız yoluyla mı yiyordu?
C: Kordatlar.
S: (L) Ne? O nedir?
C: Başlıca beze kanalları yoluyla dağılım için biyolojik mikroformların kullanıldığı uygulamalar.
S: (L) O varlık bizim gibi nefes alarak oksijen kullanıyor muydu?
C: Evet.
S: (L) Akciğerleri neredeydi?
C: Gövde boşluğunun yanları.
S: (L) Grilerin ÇOK uzun boylu ve "birkaç sıra dişleri" olan bir türü hakkında birşeyler okudum. Bunlar nedir?
C: Biyogenetik yapılar.
S: (L) Daha önce gezegendeki "çarpışmada" her iki tarafta 16 tür olduğunu söylemiştiniz. Yani KH ve BH taraflarında. "İyi adamlar" dediğimiz diğer varlıklarla herhangi bir bilinçli bir etkileşim gördük veya böyle bir etkileşimi deneyimledik mi?
C: Henüz değil.
S: (L) O kadar genç biri için şaşırtıcı derecede bilgili görünen D--- hakkında bana herhangi birşey söyleyebilir misiniz?
C: Profili oluşturmak için daha önce öğrendiklerini akılda tutarak keşif ve gözlem yap.
S: (L) Meksika'da görülen ve videoya çekildiği iddia edilen Peygamber devesi türü varlıklar kim veya ne?
C: Elapidoryan.
S: (L) Nereden geliyorlar?
C: Oryon.
S: (L) Burada bulunma sebepleri nedir?
C: Etkileşim araştırması. Minturyanların projesi. Fiziksel profil benzerliğinin nedeni bu. 3'üncü yoğunluk yüzeyi ile uyumluluğu tespit etmek için inceleme yapıyorlar.
S: (L) Dünya'da ortaya çıkıp çıkamayacaklarını mı öğrenmeye çalışıyorlar?
C: Yoğunluk sınırı geçişinden sonra.
S: (L) Bu yoğunluk sınır geçişi ne zaman olacak?
C: Açık!
-------------------------------------------------------------------------------
S: (L) Daha önce ABD'nin güneybatı bölgesinin 4'üncü yoğunluk olmakta olduğunu söylediniz. Orada yaşayan insanlar 4'ücü yoğunluk varlıkları mı olacak? Yoksa 3'üncü yoğunluktaki 3'üncü yoğunluk varlıkları mı?
C: Dördüncü yoğunluk sızıntıları neticesinde bazıları 4'üncü yoğunluğa uyarlanacak.
-------------------------------------------------------------------------------------
S: (L) Ben yalnızca... (T) Basın sekreterinin Clinton için söylediği şey: yorum yok! "Bu kadından bahsedebilir
misiniz?" "Yorum yok!" (L) Yorumu hak etmeyecek kadar alakasız mı? Peki o zaman Sheldon Nidle'ın uzaylılarının gelip yönetimi devralmasını umursamamıza gerek yok... (T) Gelip Sheldon'ı alıp gidebilirler!
(L) Bu Mars Kayası ve insanları birşeylere hazırlama çabası, dünyadışı varlıklarla bir temasa doğru bir etkileşim mi? (T) Söylediler zaten, evet!
C: Aşamalı olarak.
S: (T) Herşey bundan ibaret. Konuyu giderek açıyorlar ve ülkenin tüm parasını buna yatıracaklar... Eğer medeniyet aramak için Mars'ı ve Ay'ı incelemek istiyorlarsa Hoagland buna çok sevinecektir, çünkü haklı!
Tüm bunları zaten yaptılar!
C: Kaya açıklamasına kadar Mars Sondaları hakkında hiçbirşey duymamış olduğunuza dikkat edin.
S: (T) Yeni olay bu mu? (L) Bu doğru mu?
C: Kazı yapabilen bir robot. Bir sonda zaten yolda, bir tane daha hazırlanıyor. Mars Kaşifi'nin "kaybıyla" ilgili yeni açıklama yok.
S: (L) Mars Kaşifi'ne ne oldu?
C: Karartıldı. Anlıyorsunuz ya, "fazla riskli." Hoagland ve diğerlerinden gelen baskı nedeniyle çok kısa sürede çok fazla şeyin ortaya çıkacağını anladılar.
S: (T) Bana göre orada zaten bulundular ve orada ne olduğunu biliyorlar.
C: Hayır. Mikropların kabullenilmesi, togalı insanların kabullenilmesinden daha kolay.
S: ... (L) Uçak kazasıyla ilgili hızlı bir soru sormak istiyorum. Birkaç kişi bana yazıp sordu. Kendi aramızda da
tartıştık. Pek çok uçak kazası oluyor ve burada bir savaş durumu olabileceği ihtimali de var. Bu uçakların Kertişler tarafından veya benzer güçler tarafından düşürülmüş olabileceği de aklımıza geldi. Bu doğru mu?
C: Hayır.
752
S: (L) Tamam o zaman bunu geçelim... (T) Mars'a dönelim. (L) Evet.
C: Evet.
S: (T) Bu gezegenden birilerinin zaten bir Mars sondası göndermiş olduğunu söylediniz. Ve yeni bir sonda daha gönderileceğini. Kimse bunlar hakkında bilgi sahibi değil. Çünkü bundan hiç söz edilmedi. Yani gizli
bir sonda. Kime ait?
C: ABD derin devleti.
S: (T) Uzay mekiklerinden biriyle mi gönderildi?
C: Hayır.
S: (J) Ne zaman gönderildi?
C: 1995 Eylül'ü.
S: (L) Geçen Eylül, bir yıl önce. Yani bir yıl önce gönderildi. Buradan oraya ulaşması ne kadar sürüyor? Bir iki yıl mı? Belki de o kadar değil. Şu anda yolu yarılamış durumda falan mı?
C: Evet.
S: (T) Ne yapacak?
C: Gelecek yıl.
S: (T) Bir sonraki sonda mı?
C: Evet.
S: (T) İkinci sondayı herkesin bilgisi dahilinde mi gönderecekler?
C: İkisi de açıklandı.
S: (T) Bu sondaların amacı nedir?
C: Yaşayan organizmaları göstermek için kazı.
S: (T) Göstermek için mi? (L) Evet, halka göstermek için. Yani kaya olayından sonra şimdi de bunu yapacaklar... (T) Hmm.. Yani kazıp organizmaları bulacaklar ve bu görüntüler halka gösterilecek! (L) Evet!
(T) Connie Kourek o organizmalarla bir röportaj yapar! (L) Doğru! (F) Önce hiçbir kanıt bulamadıklarını söylediler, sonra da bunun kesin olmadığını... Kimbilir neler bulmuşlardır! Önce fosilleri gösterirler, sonra da giderek daha canlı kanıtlar... (L) Demek insanları hazırlamak için bir sonra yapacakları şey Mars'taki
canlı organizmaları göstermek...
C: Evet.
S: (L) Yani bu devam eden bir süreç olacak ve giderek ısınacak. Etrafta koşturup bununla ilgili haberler yayan
C: Ama yeni yüzler gösterilmeyecek.
S: (L) Başka "Mars'taki Yüz" olayı olmayacak yani, öyle mi? Göstermeyecekler...
C: Gösterilmeyecek. Mars Kaşifi'ne ne olduğu sanıyorsunuz?
S: (L) Ne oldu? ...
C: Hoagland NASA'nın elini zorladı.
S: (T) Mars Kaşifi'ne ne olduğu konusunda ne mi düşünüyoruz? Bence kanallarını değiştirdiler. Bir iletişim
noktasından diğerine taşıdılar ve yapması gerekenleri yapmaya devam ediyor. Bunu öyle bir şekilde yaptılar ki NASA'dakiler ne olduğunu bilmiyor. Sorulduğu zaman da "Ona ne olduğunu bilmiyoruz!"
diyecekler tabii. Çünkü gerçekten ne olduğunu bilmiyorlar. (L) Uzaydan saldırı, uçak kazaları,Olimpiyatlardaki olaylar, Mars Kaşifleri... aslında tüm bu olaylar dünyadışı varlıkların doğrudan girip bizzat yaptıkları şeyler değil...
C: Evet.
S: (L) ... daha ziyade insanların zihinlerinin 4'üncü yoğunluktan manipüle edilmesiyle ilişkili birşey... doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Yani bu Mars sondasını gönderenler, tüm bu şeyleri yapmaya manipüle ediliyorlar ve bunun aslında belirli bir amacı var. Bu amaç nedir?
C: Fazla karmaşık.
S: (L) Fazla karmaşık. Yani sadece kontrol değil.
C: Size açıklanamayacak kadar karmaşık.
S: (T) Çünkü 4'üncü, 5'inci ve 6'ncı yoğunluk sebepler var.
C: Sadece 4'üncü.
S: (T) Bir sorum var. Canlı organizmalar gösterecekler dediniz. Bu organizmalar ne kadar büyük olacak? Ne kadar gelişmiş?
C: Çok küçük.
S: (T) Yani mikroskopik organizmalardan mı bahsediyoruz?
C: Evet.
S: (J) Yani bize el sallamayacaklar!
C: Ama canlı olacaklar. Buradaki ilerlemeyi göremiyor musunuz? Tutucuları ve piyasayı ürkütmek istemiyorlar!
S: (L) Bu gece bize söylemek istediğiniz başka birşey var mı?
C: Hayır. Hoşçakalın.
Go to Top of Page
Tgur Posted - 05/09/2018 : 08:44:48
ABD alıntı devamı

S: (L) ABD'nin batı bölümündeki KH dünyadışı üsleri başka bir yere mi taşınıyor?
C: Daha şimdi söyledik!!!
S: (L) Yani hayır mı dediniz?
C: ! Hayır. Hayır.
S: (L) ... 'Daha şimdi söyledik'...
C: Tüm yönlerinin yanlış olduğunu!!
S: (L) Tüm yönleri. Tamam yani bu hikayenin tüm yönleri dezenformasyon olduğu için bunun hakkında
başka bir soru sormanın da anlamı yok. Doğru mu?
C: Yanlış!
S: (L) Tüm o iddialar mı yanlış? (T) Hayır...
C: Hayır.
S: (T) Senin yanıtın yanlış.
C: Evet.
S: (T) Baştan oku, ne dediler? (J) "Hikayenin tüm yönleri dezenformasyon içeriyor." (L) Bu yoruma açık bir
cevap! (J) Evet, ama doğru. ...
C: Araştırın, çok önemli konularda hemen sonuca atlamayın!!! Sabır!!! Bu bir bayrak yarışı değil!
S: (L) Tamam, hikayenin tüm yönleri... (T) Sen "Tüm üsler Paris, Buenos Aires ve Washington'a mı taşınıyor?" dedin. (SV) Belki de üsleri genişletiyorlardır... (T) Onlar da "Hikayenin tüm yönleri
dezenformasyon içeriyor." dedi. (J) Bazı doğrular da içeriyor. (T) Dezenformasyon içeriyor, ama tamamen dezenformasyon değil. Sonra ne dediler? (J) "Daha şimdi söyledik." dediler.
C: Buradaki sorun varsayımlarla ilgili.
S: (L) Pekala size hikayenin geri kalanını da anlatayım. Söylentilere göre Pleyadesliler yeraltı üslerini vibroniklerle bombardımana tutuyor. Bunu iki kaynaktan duydum... Konicov ve RC. (T) Bir dakika. Önce kimden duydun? (L) RC. (T) Ne dedi? (L) Dünya'nın üzerindeki Pleyades gemilerinin bu üsleri vibroniklerle
bombardımana tuttuğunu söyledi. Vibronik denen yüksek perdeli sesler KH dünyadışı varlıklarının faaliyetlerinde sapmalara neden oluyormuş ve New Mexico'daki insanların duyduğu uğultu sesleri de
bununla ilgiliymiş. (T) Bunlar Billy Meier'ın Pleyadeslileri mi? (L) Sanırım. Bunlar "İyi Adamlar" diye
bilinenler. (T) Ama bu da.. (L) Ve bu yüzden "Kötü Adamlar" da üslerini Paris, Washington ve Buenos Aires gibi büyük şehirlerin altına kaydırıyorlar, Pleyadesliler bu yoğun nüfuslu bölgeleri bombardımana tutamasınlar diye. Hikaye bu. (T) Bu da bir varsayım. (J) Bunu neden yapmasınlar ki? (T) Bunu sana RC söyledi. Peki o nereden öğrenmiş? (L) Sanırım internette var. ... (T) İnternetten öğrenmiş olabilir veya arkadaşlarından birinden, örneğin sürekli konuştuğu Virgil Armstrong denen adamdan duymuş olabilir.
(L) Evet. (T) Peki Konicov'lar ne demiş? (L) Susy bana dünyadışıların üslerinin Paris'e taşındığını duyup duymadığımı sordu. O da bundan fazlasını bilmiyor. (T) Faks yollayıp "Taşınıyoruz, lütfen bu mesajı
diğerlerine de iletin; garajımız satılıktır." diyecek halleri yok tabii. (L) Susy bunu sormamı istedi. (T) Peki onerden duymuş? (L) Kanallamalarını yayınladığı medyumlardan biri arayıp söylemiş. Bu bilgiyi almışlar.
Ashtar Komutası gibi birşeyden geliyor; biliyorsun Lissa Royal veya Yvonne Cole. ... (T) Buradaki asıl önemli konu nedir? Dünyadışıların üslerinin taşınması mı, yoksa bu bilgileri aldığınız kaynaklar mı? Yoksa kaynakların bu bilgileri aldığı kaynaklar mı? Nereye bakmamız gerekiyor?
C: Dünyadışıların "üsleri."
S: (T) Kelimeyi neden tırnak içine koydunuz?
C: Varsayımlar hepimizin işini zorlaştırıyor!
S: (T) Neden böyle söylediler? Üsler kelimesini neden tırnak içine aldıklarını sordum diye mi? (L) Dünyadışı varlıkların üsleri olduğunu varsaydığımız için mi? Sanırım bunu kastediyorlar... (T) Dünyadışıların üsleri olduğunu varsayıyor olabiliriz de olmayabiliriz de. Neden varsayımın hepimizin işini zorlaştırdığını
söylediniz?
C: Çünkü üsler konusunu bizimle yeterli bir şekilde hiç tartışmadınız.
S: (T) Üsler konusunu sizinle yeterli bir şekilde tartışmadığımızı söylüyorsunuz ve bu doğru ama üslerin mevcut olduğunu varsaydığımızı söylüyorsunuz. Son buluşmamızda JR'nin ve benim bir üsse
götürüldüğümüzü söylemiştiniz. Söylediğinizi değiştiriyor musunuz?
C: Varsayım üslerin mevcudiyetliyle ilgili değil, tartıştığınız hususa yaklaşım açılarıyla ilgili.
S: ... (T) Laura'nın üslerle ilgili yeni anlattığı bilgiler değil de, üslerle ilgili kendi sorularımızı mı sormamızı
istiyorsunuz?
C: Evet.
S: (L) O bilgilerin kaynağını değil...
C: Doğru.
S: ... (L) Üslerle ilgili olarak bilmeye ihtiyaç duyduğumuz ilk, en önemli şey nedir?
C: Hayır, en basit soruyla başlamanızı öneriyoruz.
S: (T) Tamam, en basit sorular. Üsler mevcut mu?
C: Evet.
S: (L) Kaç tane var? (T) ABD'de bu üslerden var mı?
C: Yakın.
S: (T) ABD sınırları içinde üs yok mu? (L) Hayır, başka boyutlarda ve yoğunluklardalar, doğru mu?
C: Evet.
S: (T) ABD'deki ve dünyanın diğer yerlerindeki girişlerden bu üslere girilebiliyor mu?
C: Yoğunluklar arası.
S: (L) Tamam, yoğunluklar arası noktalar...
C: Hayır. Üsler yoğunluklar arası.
S: (L) Üsler yoğunluklar arası. ... Yani aynı yerde birden fazla yoğunluğa yayılıyorlar. Hayır, hayır, hayır, öyle
değil sanırım... (L) Yoğunluklar arası bir durumdalar...
C: Evet.
S: (T) Üçüncüde ve dördüncüde vs aynı anda mevcutlar. (L) Belki gerektiğinde bizim yoğunluğumuza girip istedikleri zaman da çıkabiliyorlardır.
C: Hayır.
S: (L) Başka bir yoğunluktalar.
592
C: Hayır.
S: (L) Başka bir boyuttalar. (T) Tüm yoğunluklardalar...
C: Yoğunluklar arası.
S: (L) Tüm yoğunluklar mı?
C: Üçten başlıyor.
S: (L) Üçten başlıyor... (T) Üçten başlayıp dörde geçiyor. Beşe gidemiyorlar ve doğrudan altıya gidiyorlar...
C: Öyle varsayıyorsun.
S: (L) Sen öyle varsayıyorsun... (T) Hayır, soruyorum. Üçten başladığını söylüyorsunuz. Oradan nereye kadar?
C: Beşe.
S: (L) Üçüncü yoğunluktan beşinci yoğunluğa kadar. (T) Üsler üç, dört ve beşinci yoğunluğu mu kapsıyor?
C: Evet.
S: (L) Tüm bu yoğunluklarda çalışıyorlar. (T) Ama diğer celselerde beşinci yoğunlukla ilgili farklı şeyler söylememişler miydi?
C: Hayır. ... Bu konuyla ilgili o kadar çok önemli bilgi var ki, konu tamamlanana kadar başka konuya geçmemek akıllıca olur.
S: (T) Bizim de planımız bu. Bunu iyice anlamak istiyoruz... (L) Hatırlıyor musun kardeşim buradayken üsler
konusuna dönmemizi istiyorlardı. Ama biz başka konulara geçtik. (T) Bizim sorunumuz konuları çok hızlı değiştirmek. Grup olarak burada Carl Sagan'dan daha kötüyüz. Bir potansiyel fikirden diğerine geçip
duruyoruz. Konuların üzerinde yeterince durmuyoruz. Pekala, dünyadışıların üsleri çeşitli yoğunlukları kapsıyor; üçten beşe uzanıyorlar. Üçüncü, dördüncü ve beşinci yoğunlukta aynı anda bulunuyorlar, bu doğru mu?
C: Yakın.
S: (T) Bir varlık, bir ruh veya her neyse, bir üsteyken aynı anda üç yoğunlukta mı bulunuyor?
C: Hayır.
S: (L) Bir saniye, bir fikrim var.
C: Bir gökdelendeyken aynı anda bütün katlarda mı bulunuyorsun?
S: (J) Hayır, asansörün hangi katta olduğunu bilmen gerekir! (L) Asansör gibi birşey mi var? (J) Evet,gerçekten! (L) Bu yoğunluklar arası üslerde bir yoğunluktan diğerine geçebildiğin asansör gibi şeyler mi var?
C: Üslerin kendisi birer asansör!
S: (L) Pekala, üsler birer asansör. Bir üsse götürüldüğünde veya üste bulunduğunda yoğunluklar arasında geçiş yapabiliyorsun, öyle mi?
C: Yoğunluklar arasında her zaman geçiş yapabilirsiniz.
S: (L) Evet ama bu yerler... Tamam, bir asansör gibi... (T) Ama bizim bildiğimiz asansörden biraz farklı. (J)Kavramsal olarak, evet. Bir araç, bir yöntem.
C: Hayır.
S: (T) Bizim algıladığımız gibi birer asansör değiller mi?
C: Birebir asansör.
S: (L) Bir üs, aynen bildiğimiz gibi bir asansör mü?
C: Evet.

S: (L) Yani o üslere giderek farklı yoğunluklara geçebiliyorsun, öyle mi?
C: Evet.
S: (T) Bu kadar kolay mı?
C: Evet.
S: (L) Yani bu üslere başka yoğunluklara geçmek için gidiyorsun...
C: Evet ama 4'üncü ve 5'inci yoğunluklara girmenin başka yolları da var!
S: (L) Pekala, bu varlıklar, bu diğer yoğunlukların varlıklarının bu üsleri yaratmadaki ve kullanmadaki amacı, varlıkların veya cisimlerin bir yoğunluktan diğerine taşınması mı? Üslerde yaptıkları şey bu mu?
C: Hayır. 4'üncü yoğunlukta yaşıyorlar, o yüzden 4'üncü yoğunluk üsler kuruyorlar.
S: (L) Yani dördüncü yoğunluk varlıkları dördüncü yoğunluk üsler kuruyor. O halde bu dördüncü yoğunluk üslerin belirli mekan-zaman noktalarında üçüncü yoğunlukla bağlantı noktaları var ve dördüncü yoğunluk varlıkları üçüncü yoğunluk varlıklarına bu bağlantı noktalarında üçüncü yoğunluk geçiş üsleri yaptırıyorlar.
Böylece dördüncü yoğunlukla üçüncü yoğunluk arasında bir geçiş yaratılmış oluyor. Bu fikir doğruya yakın mı?
C: Bu yaklaşımı kullanmaya ihtiyaç duyanlar yalnızca üçüncü yoğunluk varlıkları.
S: (L) Tamam, bunlar... (J) Bizim kullanımımız için mi? Üçüncü yoğunluk varlıklarının kullanımı için mi? (L) Bu üsleri bizim insanlarımız teknoloji yoluyla inşa etti ve belki... Bir kerede bir adım. Bu üsler üçüncü yoğunluk varlıkları tarafından mı inşa ediliyor?
C: Kısmen.
S: (L) Üçüncü ve dördüncü yoğunluk varlıkları tarafından mı inşa ediliyor?
C: Evet.
S: (L) Üçüncü yoğunluk varlıklarının kullanımı için mi inşa ediliyor?
C: Hayır.
S: (L) O zaman... (T) Üçüncü yoğunluk üsleri üçüncü yoğunluk varlıklarının kullanımı için mi inşa ediliyor?
C: Her ikisi.
S: (T) Hem üçüncü, hem de dördüncü yoğunluk varlıklarının kullanımı için. Ve dördüncü yoğunluk varlıklarının dördüncü yoğunluktaki üslerinden üçüncü yoğunluktaki üslere geçişleri için de bağlantı
mevcut.
C: Ve tersi.
S: (L) Üslerin onlar için değil bizim için yapıldığını söylemediler mi?
C: Hayır.
S: (L) Dördüncü yoğunluğa geçebilmemiz için bizim tarafımızdan yapıldı...
C: Hayır.
S: (L) O zaman anlamadım! (T) Asıl üsleri dördüncü yoğunlukta olmasına rağmen üçüncü yoğunluğa geçip faaliyette bulunabilecekleri bir yerleri olsun diye. Buraya geliyorlar, üçüncü yoğunluk varlıklarıyla etkileşimlerde bulunuyorlar, buradayken üçüncü yoğunlukla ilgili işlerini yapıyorlar. Bağlantı noktalarında
dördüncü yoğunluktan üçüncü yoğunluğa geçebiliyorlar. (L) İnsanlar bu üslere gidip dünyadışı varlıkların ve insanların birlikte çalıştığını gördüklerinde dördüncü yoğunlukta mı oluyorlar, yoksa üçüncü
yoğunlukta mı?
C: Her ikisi.
S: (L) İkisinden birinde. Bir sonraki sorum.. (T) Her ikisi mi? Bir saniye, o varlıkları birlikte çalışırken gördüklerinde demiştin... (L) Aynı anda iki yoğunlukta birden mi bulunuyor olurlar?
594
C: Büyük ölçüde 4'te.
S: ... (T) Bu üslerin hepsi KH, öyle değil mi? (L) Bu bir varsayım... Soralım. (T) Tüm üsler KH üsleri mi?
C: Çoğunlukla.
S: (T) Yani BH üsleri de olabilir, öyle mi?
C: Bu karmaşık.
S: (T) Denge gereği BH varlıkları KH varlıklarıyla etkileştiği için ve BH varlıkları diğerlerine hizmet ettiği için,
BH yanında KH varlıklarına da hizmet ediyorlar... (L) Pekala.. (T) Yardım istendiği zaman diğerlerine
yardım etmek zorundalar. Bu yüzden üslerde BH varlıkları da var. (L) Bu doğru mu? (T) Veya yakın mı?
C: Çok daha karmaşık.
S: (T) Bundan çok daha karmaşık olduğunu anlıyorum, ama genel bir fikir olarak...
C: Hayır.
S: (L) Tamam, şöyle deneyelim: Sadece BH varlıkları tarafından inşa edilen ve kullanılan ayrı üsler var mı?
C: Pekala, şimdi biraz sabırlı olun. Sizi aydınlatacağız! New Mexico'da Dulce etrafındaki yollardan geçen insanlar neden karmaşalar yaşıyorlar? Çünkü yakındaki üsten yayılan 4'üncü yoğunluk frekans titreşimi yüzeye giderek daha fazla etki yapıyor.
S: (L) Tamam, devam edin.
C: Üçüncü yoğunlukta yol kavisli olduğu halde dördüncü yoğunlukta dümdüz görünüyor.
S: (J) 3'te kavisli olduğu halde 4'te düz mü görünüyor? (SV) Yani kazalar! (J) 3'ten 4'e yapısı değişiyor! (T)
Dördüncü yoğunluk sızıntıları yüzünden o yollardan geçen insanlar kafa karışıklığı yaşıyorlar çünkü 3'le 4 arasında gidip geliyorlar. Aslında kıvrımlı olan yolu dördüncü yoğunluk etkisi nedeniyle dümdüz olarak gören sürücü yoldan çıkıyor.
C: Aynen öyle.
S: (J) Herşey tamamen algılarla ilgili! (T) Şimdi gerçeklik algısı konusuna geri döndük!
C: 4'üncüde herhangi bir noktadan tam daireyi görürsünüz.
S: (L) Daha önce bundan bahsetmiştik. (T) Tüm açılardan görebildiğin için yol düz görünüyor. Yolu her açıdan görebiliyorsun. Ama 3'üncü yoğunlukta düz olmadığı için yoldan çıkıyorsun. (L) Tamam, anlattığınız şeye devam edin.
C: Tüm New Mexico bölgesi kalıcı olarak 4'üncü yoğunluğa geçmenin eşiğinde!
S: (L) Tamam...
C: Üsler yüzünden.
S: (L) Yani üslerin taşınması söylentileri bir bakıma doğru... Üsleri Paris, Washington veya Buenos Aires'e taşımıyorlar, 4'üncü yoğunluğa taşıyorlar.
C: Yakın, ama üsler zaten orada. Ve tüm bölge bundan etkileniyor. Neden orada bu kadar çok faaliyet oluyor sanıyorsunuz!
S: (L) Tüm bölge 4'üncü yoğunluğa geçtiğinde 3'üncü yoğunlukta gözden kayıp mı olur?
C: Hayır.
S: (T) O zaman önceki sorunuzu yanıtlayın. Neden orada çok fazla UFO faaliyeti oluyor?
C: 4'üncü yoğunluk sızıntısı.
S: (L) Aslında 4'üncü yoğunlukta uçuyorlar... (T) 3'üncü yoğunlukta da görünüyorlar çünkü...
C: Geçişin tamamlanmasını bekleyin.
S: (L) New Mexico'nun geçişi mi? Yoksa tüm dünyanın geçişi mi? (T) Sanırım şunu söylüyorlar: "Geçişin tamamlanmasını bekleyin... Daha hiçbirşey görmediniz!!" Daha yeni başlıyoruz.
C: Evet.
S: (T) Bu yeni sorular doğuruyor. İlk soru. "Üsler 4'üncü yoğunlukta." dediniz. Dördüncü yoğunluktaki üsse geçiş sağlayan üçüncü yoğunluk bir üs, tamamen dördüncü yoğunluğa geçtiğinde ne olur?
C: Birleşirler.
S: (T) Tek bir üs haline mi gelirler?
C: Zaten öyleler.
S: (T) "Birleşirler." derken neyi kastediyorsunuz?
C: Aynı yoğunlukta birleşirler.
S: (J) Bir sorum var... (T) Tamam üçüncü yoğunluktaki bu geçiş, üslerin bir yan etkisi mi? Matrix kitabının başında anlattığı harmonik rezonans ve bunun gibi şeylerle mi ilgili? Yani o üs o kadar uzun bir zamandır orada ki, üçüncü yoğunluğun o bölgedeki parçası dördüncü yoğunluk frekanslarına uyumlanmaya başlıyor. Üçüncü yoğunluk üssü içindekilerin yapmak istediği şey tam olarak bu değil ama orada olmaları
nedeniyle buna maruz kalıyorlar, öyle mi?
C: Evet.
S: (T) Bunun olacağını biliyorlar mıydı?
C: 4'üncü yoğunluk KH biliyordu ama 3'üncü yoğunluk bilmiyordu.
S: ... (J) Benim sorum şu: Dördüncü yoğunluğa geçiş yapmakta olan üçüncü yoğunluk üsler var. Çalışmalarına
devam edebilmek için üçüncü yoğunluk üslerini yeniden kurmak zorunda mı kalacaklar? Eskisinin yerine?
C: Neden? Tüm "bölge" zaten 4'üncü yoğunluk olacak. Sınırı geçtiğinde çok büyük gerçeklik şoku meydana gelecek.
S: (L) Biz üçüncü yoğunlukta bunu nasıl algılayacağız? (J) Algılamayacağız! (L) Bir saniye, varsayım yapmayalım! Biz üçüncü yoğunlukta bunu nasıl algılayacağız?
C: Sınır geçildiğinde çok büyük gerçeklik şoku.
S: (L) Tüm dünyayı kapsayacak olan dördüncü yoğunluk sınırının bu bölgeden geçeceği zamanı mı kastediyorsunuz?
C: Önce!
S: (L) Tamam bu üçüncü yoğunlukta bizim için büyük bir gerçeklik şoku yaratacak, öyle mi? (J) Galiba! (SV) New Mexico artık orada olmayacak! (L) Biz bunu nasıl algılayacağız? Anlamaya çalıştığım şey bu! New Mexico'nun yerinde büyük bir çukur mu göreceğiz? Büyük bir çöl mü göreceğiz?
C: New Mexico aynı yerde olacak ama tek bir örnek verecek olursak, araba sürüş yeteneklerinizi gözden geçirseniz iyi olur! [JR'nin notu: New Mexico araç ehliyetlerinde "Land of Enchantment (Sihirli Topraklar)yazıyor.]
S: (T) New Mexico yerinde duracak ama algılarda meydana gelecek değişiklikler nedeniyle araba sürerken anormallikler mi olacak?
C: Yemek yapmak da çok eğlenceli olacak!
S: (T) Çünkü dördüncü yoğunlukta olacak. (L) Durun bir saniye... (T) Bu kolay bir şekilde kavrayabileceğimiz bir konu değil... (L) Bir saniye, biz bunu nasıl algılayacağız... Örneğin haberlerde ne diyecek? New Mexico'da herkes kayboldu mu diyecekler? (J) Ya da herkes çıldırdı derler... (T) Bu konuda tahmin yürütmek anlamsız derim.
C: Haberler bastırılacak.
596
S: (T) Hiçbirşey söylemeyecekler. Peki devletin buna tepkisi nedir? Eminim "nükleer bir tesisten dolayı..."
deyip konuyu karartacaklar... (J) İnsanları tesislerin etrafındaki yerleşimlerden uzaklaştırmaları gerekecek.
(T) Bunu nasıl açıklayacaklar? Kimseyi New Mexico'ya sokmamaları gerekir! ... (L) Peki herşey şu an
göründüğü gibi mi olacak? (T) New Mexico aynen şimdi olduğu gibi görünecek... (L) Öyle demediler!!!
C: Bu sorularınıza 1000 tane cevap gerekiyor!
S: (L) Yani burada büyük bir konu var! (T) Evet ama bu ayrı bir konu. Dulce tek bir üs. Biz üslerden bahsediyoruz...
C: Çok büyük bir konu.
S: (L) Benim sorum da bu çok önemli konuyla ilgili. Burada ne oluyor? Mesele işte bu. (T) Bence benim sorum daha önemli. Birde fazla üs var. Eğer birinde bunlar oluyorsa... (L) Tüm bölge dediler... (T) New
Mexico'dan bahsetmiyorum; Güney Amerika'da da üsler var ve Florida sahili açıklarında da bir üs olduğunu söylediler... (L) Pekala, bu şeyler tüm üslerde olacak mı? (T) Tüm dünyada üsler var. (L) Tamam,
dünyada bu şeylerin meydana geleceği başka üsler veya bölgeler var mı?
C: Evet.
S: (L) Eşzamanlı mı olacak?
C: Hayır.
S: (L) Kendi gelişim çizgisine göre olacak. (T) Burada geliştiği gibi gelişecek. (L) Yani faaliyetlerini başka yerlere mi taşıyacaklar... (T) Hayır...
C: Hayır.
S: (J) Bunu sormuştum ve hayır dediler. (T) Üsler aynı zamanda inşa edilmedi. Oradaki üste dördüncü yoğunluk etkinleşmeye başlıyor... (L) En eskisi... (T) En eskisi olup olmadığını bilmiyoruz; dünyanın diğer
yerlerindekileri bilmiyoruz... (L) Doğru. (T) Kimsenin gidemediği yerler... Rusya'da, Çin'de, Afrika'da, yağmur ormanlarının ortasında ne olduğunu bilmiyoruz... Ama üslerin olduğu yerlerde giderek algılar
değişmeye başlayacak. (L) Birkaç hafta önce kardeşim buradayken tartıştığımız birkaç soru tekrar aklıma geliyor. ... Bu üsler ve üslerdeki faaliyetler ile kültürümüzde gelişen yeraltındaki Cehennem kavramımız arasında bir bağlantı var mı?
C: Hayır.
S: (L) Peki, bu üslerin dördüncü yoğunluğa geçişi ile eski kehanet literatüründeki...
C: Üsler zaten kısmen 4'üncü yoğunluk ve her zaman da öyleydiler. Büyük değişim yaşayacak olan çevre bölgeler.
S: ...(T) Verilen bilgiye veya dezenformasyona göre üsler büyük şehirlerin altına taşınıyordu. Deneylerini önce seyrek nüfuslu bölgelerde mi yaptılar? Şimdi de yoğun nüfuslu bölgelere taşınıp deneyin ikinci seviyesine mi geçiyorlar veya deneyi hızlandırıyorlar mı? (L) Tamam soralım. Böyle bir nedenle büyük şehirlere taşınmak mı istiyorlar? ...
C: Hayır. Hatırlayın, her şekilde 4'üncü yoğunluğa doğru ilerliyorsunuz zaten.
S: (J) Benim sorum, New Mexico örneğinde, bunun belirli bir alanla sınırlı bir olay olup olmadığı.
C: Bölgesel "etki."
S: (J) Yani belirli bir bölgeyle sınırlı ve yayılmayacak. ... (L) Bu bağlamda Buenos Aires, Washington ve Paris şehirlerinin altında herhangi birşey oluyor mu?
C: Tüm şehirlerin altında birşeyler oluyor.
S: (L) Evet birşeyler oluyor ama benzer bir bağlamda olabilecek şeyleri soruyorum.
C: Evet.
S: (T) Bu benim daha önce söylediğim şeye mi geliyor? Yani bu Kertişlerin fikri mi? Dalga buraya ulaşmadan önce bizi kontrol altına almak ve hamlelerini yapmak için mi?

C: Buna gerek yok.
S: (L) Şu şekilde sorayım. Bu olay bölgedeki herkesi dördüncü yoğunluk KH'ye mi taşıyacak? Yani bu olayla
etkileşim içindeki herkesi?
C: Hayır. İnsanlar bir yere taşınmayacak.
S: (J) İnsanlar bir yere gitmeyecek. ... (T) Bu, Flight 19 personelinin başına gelenler gibi mi olacak?
C: Hayır.
S: (L) O bölgedeki insanlara ne olacak? ...
C: Hiçbirşey.
S: (L) Peki eğer bölge ortadan kaybolursa... (T) Ortadan kaybolmuyor, sadece yoğunluk değiştiriyor... (L) Eğer bölge dördüncü yoğunluğa geçerse, insanlar da dördüncü yoğunlukta mı yaşıyor olacaklar?
C: Evet.
S: (T) Herhangi bir farklılık algılayacaklar mı?
C: Şaka mı yapıyorsun?
S: (L) Sanırım algılayacaklar. (T) Bilmediğim için soruyorum. (J) Algıları değişecek! (T) Ama eğer dördüncü yoğunluğa geçmiyorlarsa algıları nasıl değişebilir? (L) Hayır, dördüncü yoğunluğa geçeceklerini söylediler!Ama mekansal olarak başka bir yere gitmiyorlar. (J) Fiziksel bir seyahat olmayacak. (T) Bir yere gitmiyoruz,sadece frekanslarımızı bir sonraki yoğunluğa çeviriyoruz.
C: Bir otoyolda gittiğinizi düşünün, birden herşeyin etrafındaki auraları fark ediyorsunuz... Köşelerin etrafını görebiliyorsunuz, içeriden bakıldığında büyük bir konak haline gelen küçük evlere giriyorsunuz... Albuquerque'de bir binaya giriyorsunuz ve arka kapıdan Las Vegas'a çıkıyorsunuz. Dişi olarak uyuyorsunuz, erkek olarak uyanıyorsunuz... Bir uçakta yarım saat uyuyorsunuz ve aynı yerde 5 hafta
sonrasına iniş yapıyorsunuz....
S: (J) [başka bir paragrafı okuyor:] Algı "OLUŞ"tur ve her zaman değişir. (T) "Fizikselliğin değişkenliği" bu olmalı! (SV) Albuquerque... New Mexico Üniversitesi'nin olduğu yer! Tüm kampüsü düşünebiliyor musun!
(T) Artış oyunda şans diye birşey kalmadığı zaman, zavallı gazino işletmecilerinin halini düşünebiliyor musun? [MOLA]
S: (T) Yoğunluklardaki bu değişim dalga üzerinde önemli bir etki yapıyor mu? 4'üncü yoğunluk üzerinde küçük ölçekli çalışma yapan bilimadamlarının bizi ve dalgayı etkilediğini söylemişlerdi. Bu büyük ölçekte
nasıl bir etki yapıyor?
C: İlişkisiz.
S: (L) Bilimadamlarının dalgayı etkilemesiyle ilgili birşey söylemediler. Onların dalga üzerinde bir etkisi yok.
Yoğunluklar arasındaki perde üzerinde çalışmalar yapıyorlar. Bu, buraya yaklaşan dalgadan tamamen farklı birşey. (T) Ama bu çalışmalar dalgayı hızlandırıyor mu? Nasıl bir etki yapıyor?
C: Hayır.
S: (L) Etkisi yok. Şunu sorayım: dördüncü yoğunluğa bu bölgesel geçişin üçüncü yoğunlukta felaketimsi bir faaliyet olarak gerçekleşme olasılığı var mı?
C: Hayır.
S: (L) Tamam, bu gerçeklik algısı bize dışarıdan mı empoze ediliyor, yoksa...
C: Empoze edilmiyor.
S: (L) Peki bunu belirleyen... Yani, biliyorum farkındalık belirliyor ama eğer bütün bir bölge dördüncü yoğunluğa geçiyorsa, bunun nedeni o bölgede oturan insanların farkındalıklarını değiştirebilecekleri bir
seviyede olması mı...
C: Hayır.

S: (T) O yüzden değil. Bölge dördüncü yoğunluğa geçecek çünkü üsler manipülasyon için kullanılıyor. ...
C: Hayır.
S: (T) Üslerin bir yan etkisi...
C: Evet.
S: (T) Kimsenin bir yere gitmeye hazır olup olmadığıyla ilgili değil ve tamamen bir yan etkiyle ilgili, doğru
mu?
C: Ayrıca atom bombası patlamaları!
S: (J) Ou, Los Alamos patlaması!
C: Patlamalar.
S: (T) Fransızların Güney Pasifik'te atom bombası testi yapmasına ne demeli? Bu tür faaliyetler bir çeşit geçişi veya bir yoğunluk geçidinin açılmasını hızlandırıyor mu?
C: Belki.
S: (T) Üsler bölgesel olarak üçüncü yoğunluktan dördüncüye geçiş yan etkisi yapıyor. Peki çok sayıda üssün bir arada daha geniş bir coğrafi alanı dördüncü yoğunluğa geçirmesi mümkün mü?
C: Bölgesel olduğunu söyledik.
S: (J) Evet bölgesel ama bir doyma noktasına ulaşıyor mu? (T) Geçişin bir bölgenin sınırlarını aşmasına neden olacak kümülatif bir etkisi var mı? ...
C: Hayır. Güney Batı ABD.
S: (L) Bu Güney Batı bölgesi; bu bölgede geçiş meydana gelmek üzere mi?
C: Üzere?
S: (L) Zaten olan birşey, öyle mi? (T) Giderek artıyor.
C: Evet.
S: (L) Tamam başka ne soruyorduk? İnsanlar bu etkinin yaşandığı bölgeye girip çıkabilir mi?
C: Evet.
S: (L) Dördüncü yoğunluk alanından geri çıkılabilir mi? ...
C: Evet.
S: (T) Üslerin kendisinin de aynı etkiyi deneyimleyeceğini veya deneyimlemekte olduğunu söylediniz.
C: Evet.
S: (T) Dulce üssünden önce bu etkiyi deneyimleyen başka üsler de var mı?
C: Evet.
S: (T) Bu üsler bu etkileri yaşarken, dünya yüzeyinin farklı yerlerindeki bu etkiler kümülatif bir hale geliyor
mu? (L) Sadece Güney Batı ABD dediler... (T) Biliyorum, konuya başka bir yerden yaklaşıyorum. Bu etki
sonunda tüm dünyayı kapsayacak şekilde artacak mı?
C: Hayır. Dalga.
S: (L) Tüm dünyayı dördüncü yoğunluğa geçirecek olan şey dalga. (J) İsveç peyniri etkisi gibi mi olacak?
Dördüncü yoğunluğa giderek daha fazla delik açılacak... (T) Haberlerde insanlara bu konuda bilgi verilmeyecek. Dünyadaki güç yapısı bu konuyu nasıl ele alacak?
C: ?
S: (L) Gerçekten nasıl? Bu iyi bir soru. Güç yapısı bunun olduğunu zaten biliyor, çünkü başka bazı yerlerde
oldu bile. Bu ilk yer değil. (J) Dezenformasyon bunun için. (T) Moğolistan veya Brezilya Yağmur
599
Ormanları'nın ortası gibi kimsenin ulaşamadığı uzak yerlerde dezenformasyon işe yarar. Ama Albuquerque veya Las Vegas veya Florida'daysan ve artık Orlando veya Miami'ye gidemiyorsan bunu
anlarsın! (J) Zaman tablosunda Miami veya Orlando nerede, bunu merak ediyorum! ... (L) JR çok iyi bir soru olabilecek birşey söyledi. Eğer bu zamanla ilgiliyse, bir kişi dördüncü yoğunluğa geçmiş bir yere
gittiğinde o bölgeye zamanda hesapladığından farklı bir noktada ulaşır değil mi? Yani örneğin... (T) Bizim zaman algımız...
C: Evet.
S: (L) Çok iyi soru.
C: 4'üncü yoğunluk, kişide "zaman" ilüzyonunu ortadan kaldırır ve onu nasıl algılamak İSTERSENİZ öyle algılarsınız.
S: (L) Tamam, eğer dördüncü yoğunluğa ulaşarak zaman ilüzyonundan kurtulursan, bu bölgelerde gezinirken
beklediğin gibi bir zaman süreci ve olay akışı mı algılarsın?
C: Algılamak İSTEDİĞİN gibi.
S: (L) O halde gezegende, üçüncü yoğunluktaki istek ve algılarının değişmemesi nedeniyle herhangi bir değişiklik algılamayacak insanlar da olabilir, doğru mu?
C: Hayır.
S: (L) Kesinlikle bir değişim olacak, tamam. (J) O bilgiyle ne yapacaklar, o ayrı bir hikaye... (T) Bu bölgeler şu andakinden çok daha büyük turistik atraksiyonlar haline gelecek! İnsanlara buralara akın edecek... (L) Bu mümkün mü?
C: Hayır.
S: (T) ... İnsanların New Mexico'nun o bölgesine gidip gerçek gariplikler deneyimleyebilecekleri duyulduğunda bu çok insanı çeker.
C: O kadar basit değil... Arabayla New Mexico'ya giderken bir "kayma" nedeniyle San Diego'ya vardığını,veya Santa Fe'de bir alışveriş merkezine giderken kendini Moskova'da bulduğunu düşün.
S: (L) Yani bu durum insanların kafasını çok karıştıracak ve üzecek. (J) Evet, hiç alışveriş için Moskova'da gitmeyi denedin mi? (T) Neler olduğu duyulunca, bu yerler pek çok kişiyi çekecek. (L) Ve anormal olaylar yüzünden algıları ve farkındalıklarını genişletmek zorunda kalacaklar!
C: Bir N.S.A. yetkilisi olduğunuzu ve elinizin-ayağınızın birbirine dolandığını düşünün!
S: (L) Ulusal Güvenlik Teşkilatı... Neden elimiz-ayağımız birbirine dolansın? (SV) Onlardan biri olduğumuz için mi? Olan bitenler karşısında mı?
C: Örtbas.
S: (J) Yani olan biteni örtbas etme çabasında! (T) Olanı örtbas edemeyecekler. Benim anladığım bu. Çünkü Çok sayıda insan bu olaylardan etkilenecek... (L) Eğer böyle birşey olursa yapmaları gerekecek olan şey bu durumu örtbas etmek için bir çeşit sıkıyönetim çıkarmak olur. Yoksa herşeyi kaybederler! (T) Seyahati
sınırlamaları gerekecek... Özellikle en azından o bölgelere seyahati kısıtlamaları gerekecek. ... Bunu yapmalarının tek yolu bir sıkıyönetim uygulamak veya BÜYÜK bir felaket senaryosu yaratıp "New
Mexico'daki gömülü yakıt çubuklarında sızıntı var. Giriş yasak." deyip insanları bu bölgelerden uzak tutmak. Ama içeridekilerin çıkabileceğini söylediler. Ya içerideki insanlar çıkıp tüm dünyaya yaşadıklarını anlatırsa? (J) İnsanlar çılgınlar gibi o bölgeye üşüşür. (T) İnsanlar neler olduğunu anlayacaktır. Bunu örtbas
edemezler. (L) Sürekli bu olayları ihbar alıp duracaklar ve her birisine koşturup gizlemeye çalışacaklar.Ellerindeki kovalarla bir sızıntıdan diğerine koşuşturacaklar... (T) Üstelik bu olaylar tek bir yerde
olmayacak! ... (J) Bu civarda bu etkiyi yapacak bir üs var mı? (T) Florida sahili açığında, bunu
söylemişlerdi. Körfez'de. (L) Bizim sahilimizin açığındaki üs bu etkiyi yapacak mı? ...
C: Aynı şiddette değil.
S: (J) Daha az mı, daha çok mu?
600
C: Daha az.
S: (L) Peki bir... (T) Neden daha az? Üs daha küçük olduğu için mi? (L) Daha küçük olduğu için. Daha küçük
olduğunu söylemişlerdi. "Buraya yakın küçük bir üs." demişlerdi. (T) O sadece buraya yakın olanı. Peki ya Üçgen'deki üs? (L) Evet Üçgen'i sormadık!
C: Panhandle'da da.
S: (L) Panhandle üssü Dulce'dekinden küçük mü yoksa aynı etkiyi mi yaratacak?
C: O zamana kadar dalga gelmiş olacak.
S: (L) Şu anda üsler konusunda bize öğretmek istediğiniz başka birşey var mı?
C: Bu konu için doğrudan kanallama öneriyoruz.
-------------------------------------------------------------------
Tgur Posted - 05/09/2018 : 08:43:33
Bozadinin ikazı ile alıntıları birkaç bölüme ayırdım (başlangıç bir evvelki sayfada)
ABD alıntılarına devam,

S:(L) O. H. Krill kim?
C: Kimse.
S:(L) O. H. Krill bir grup mu?
C: Sembolizma.
S:(L) Neyin sembolizması? O. H. Krill'in karşılığı nedir?
C: Sadece belgelemelerde kullanılıyor. Devletiniz kod adlarını seviyor.
S:(L) Bu belgenin bu konu hakkında bilgi yaymak amacıyla devlet tarafından verildiğini mi söylüyorsunuz?Dezenformasyon mu?
C: Karmaşık.
S:(L) Bize bu belgedeki doğru bilgilerin bir yüzdesini verin.
C: %43.
S:(L) Yani %43'ü doğru mu?
C: Yeterince yakın.
S:(L) Yani bu belge devlet tarafından oluşturuldu. Bazı gerçek bilgileri verme amacıyla mı oluşturuldu?
C: Hayır.
S:(L) Devlet tarafından mı oluşturuldu? (T) Kasıtlı olarak mı sızdırıldı?
C: Devletiniz çok çeşitli amaçlara yönelik faaliyet gösteriyor, çok karmaşık!
S:(T) İş devlete geldiğinde en basit şey bile çok karmaşık. Peki sorum şu: ABD devleti...
C: Kasıtlı olarak!
S:(T) Çok doğru. Soru: Devlet veya devletimiz, ABD devletinin elinde o veya bu türde, o veya bu şekilde elde edilmiş olan 36 tane dünyadışı araç var. Başka kaç tane devletin elinde bu araçlardan var?
C: Tüm devletler tek bir devlet.
S:(L) Tek bir dünya devleti var diyorlar. (T) Sadece bunu resmi olarak duyurmayı bekliyorlar. (L) Şunu sormak istiyorum. Ne...
C: Sizin zaman ölçümünüzle çok uzun bir zamandan beri.
S:(L) Bant bitmeden bunu sormak istiyorum ve sonra bir ara vereceğiz. Konsorsiyum tarafından gizlenen "en büyük sır" nedir?
C: Kontrolünüz sizin elinizde değil, bir deneysiniz. [ARA]
S:(L) Bu konuda söylemek istediğiniz başka birşey var mı?
C: Size bağlı.
S:(T) Bunun, devletin bizden gizlediği en büyük sır olduğunu söylerken, bunu sadece bu ülkedeki insanların en büyük gerçeği olarak mı söylüyorsunuz?
C: Temel olarak.
S:(T) İnsan ırkının en büyük sırrı, bizim, bir grup insanın hepimiz üzerinde uyguladığı bir deney olduğumuz mu?
C: Kısmen.
S:(T) Diğer kısmı da Kertenkelelerle mi ilgili?
C: Evet.
S:(L) Peki başka dünyadışılar?
C: Evet.
S:(T) Bu deneyi yapan insanlar, kendilerinin de bu deneyin bir parçası olduklarını biliyorlar mı?
C: Evet.
S:(T) Bunu kendi istekleriyle mi yapıyorlar?
C: Seçenekleri yok.
---------------------------------------------------------------------S: (L) Pekala, bu akşam bir ziyaretçimiz var, erkek kardeşim, ve o bu konuda çok fazla bilgi sahibi sayılmaz...
C: TK.
S: (L) Sormak istediği birkaç soru var ve bunlardan biri: bu hayatında dünyadışı varlıklar tarafından hiç kaçırıldı mı?
C: Karmaşık.
S: (L) Karmaşık mı? Pekala, bu evet mi, yoksa hayır mı demek oluyor? Karmaşık olduğunu biliyorum ama...
C: Gemiler ELF ve "Sıfır zaman transferine" karşı çok açıktır.
S: (L) Yani gemideyken kaçırılmış olabileceğini mi söylüyorsunuz?
C: Belki.
S: (T) Donanmada mıydın? (L) Emekli. (T) Ne kadar zamandır? (TK) 20 yıl. (T) Bu çok uzun bir süre! Hangi hizmet birimindeydin, ne tür gemiler? (TK) AEGIS Kruvazörü, tek bir gemide bulundum, yaklaşık son beş yıl falan... (L) Neredeyse tüm Donanma kariyerini karada geçirdi; büyük bir başarı. (T) Evet bu çok iyi!Kaçırılmaları... Gemideyken mi oldu, yani kruvazördeyken mi? Ne söylediğinizi biliyorum, sadece
netleştirmeye çalışıyorum...
C: "Bahreyn"i görüyoruz.
S: (L) Bahreyn'de bulundun mu? (T) Körfez'de bir yer miydi? (TK) Bahreyn'de sadece bir gece kaldık. (T)
Gayet yeterli! (L) Bilirsin, hamile kalmak gibi! Çok kısa bir süre yeterli oluyor! (TK) O sülükler bana ne yaptı? (L) Ne yaptıklarını bilmek istiyor!
C: İncele. Hatırlıyor olmalısın, askeri servislerinizin farklı dallarında, "gizli" görev tanım statüleriyle ilgili bazı kod mekanizmaları vardır. Bunların hepsi çok karmaşık şeylerdir. "ABD Donanması 2. statüdedir." Bunun temel anlamı, 2. sınıf Kooperasyon Kurumuyla, yani O.N.I. (ç.n.: abd donanma istihbaratı kurumu) ile
işbirliği yapılmasıdır. Hizmetleri sırasında her bir teknik personel ile doğrudan görüşülür ve gizli devlet için bazı görevler yapması istenir. Eğer kabul ederse "sınıflandırılmış yönetim altına" alınırlar.
S: (T) Vau! (L) 2. Sınıf terimi neydi? 2. Sınıf bir kurum mu? (J) ABD Donanması 2. statüymüş.
C: Hayır. Sınıflandırılmış yönetim. O.N.I.
S: (L) Yanıtınıza devam edin. Dahası olduğundan eminim.
C: ???
S: (L) Aa, soru sormamızı istiyorsunuz. Neden kaçırıldığı sorusunun yanıtına ulaşmaya çalışalım. (J) Peki kaçırıldı mı?
C: Gemideki diğer herkes gibi incelendi.
S: (L) Yani bu sadece bir... (T) Standart kaçırma ve inceleme... Peki bunun O.N.I.'yle ve Donanma istihbaratıyla, sınıflandırmalar ve personelle görüşülmesiyle bağlantısı nedir... tüm bunların kaçırılma ile ilgisi nedir?
C: Hiç.
S: (L) Sadece bize bilgi veriyorlardı. (T) Donanma olan şeyin farkında mıydı?
C: Parçalı.
S: (T) Bazı şeyleri biliyorlardı ama hepsini değil. (TK) Bazıları biliyor ama bazıları bilmiyor.
C: Evet.
S: (T) Evet ben de onu kastetmiştim. Donanma Tom'un kaçırıldığını biliyor muydu? Yani o gemidekiler biliyor muydu?
C: Donanmadaki bazıları aşçıdır.
S: (SV) Aşçıların bu şeyler hakkında fazla bilgisi olmaz... (T) Steven Seagal de "Kuşatma Altında" filminde öyle diyordu; "Ben sadece bir aşçıyım!" Ama aslında aşçı değildi. (L) Belki de o filme atıfta bulundular. (T)Filmdeki gibi aşçılardan bahsediyor olabilirler. (L) O filme atıfta mı bulundunuz?
C: Hayır, ama güzeldi!
S: (TK) Filmi beğenmişler ha? (J) Referansı beğendiler! ... (TK) Başlangıçta Donanmada gerçekten de bir aşçıydım... (L) Evet, aşçı kelimesini kullanmaları ilginç. (J) Eğlenceliydi. (L) Küçük bir çocukken bu deneyimi yaşadığımda, dünyadışı bir varlıkla bir etkileşim olduğunun farkına vardığımda, ki bunu bilinçaltımda çok
net olarak hatırlıyorum, kardeşim de odadaydı. O sırada o da kaçırıldı mı?
C: Hayır, ama neden konudan bu kadar hızlı ayrıldın?
S: (L) Pekala görünüşe göre Donanmadan bahsetmek istiyorlar. Tamam, Donanmadan bahsedebiliriz. (TK) F.Richard Whelan hakkında ne söyleyebilirsiniz? (L) O kimdi? (TK) Kaptanlarımdan biriydi.
C: Ne gibi?
S: (L) Spesifik sorular sorman gerekiyor, çünkü bu bir bilgisayar sistemi gibi. Doğru soruları girdiğinde yanıt veriyor. Spesifik bir soru sor. (TK) Neden Donanma konusunda kalmak istiyorlar? (T) Tamam Donanmanın Donanma istihbaratıyla bağlantılı olduğu ile ilgili bilgi verdiniz... (J) Bir saniye, Whelan'ı sormuştu, onun hakkında sorsun. (T) ...Yeni verdiğiniz bilgilerin devamı hakkında mı soralım? Whelan'a hemen döneriz.
Daha ziyade yeni verdiğiniz bilgiler hakkında mı sormamızı istiyorsunuz? Yani Donanma ve Donanma İstihbaratı...
C: Dilediğinizi sorun.
S: (T) Tamam, Donanmanın Donanma istihbaratıyla ilişkisinden bahsettiler... (L) Tüm askeri personel dünyadışı varlıklar tarafından rutin bir şekilde kaçırılıp inceleniyor mu?
C: Hayır.
S: (L) Tüm askeri personel askeriyenin kendisi tarafından rutin bir şekilde kaçırılıp inceleniyor mu?
C: Hayır.
S: (L) Bir personelin askeriye tarafından kaçırılıp incelenmesine yönelik olarak yapılması gereken sınıflandırma nedir?
C: "Sınıflandırmaların" kaçırılmalarla doğrudan ilişkili olduğunu düşündüren şey nedir?
S: (TK) Önemli olan Donanmadaki sınıflandırma değil... (L) Peki nedir? (TK) Kişinin türüyle ilgili olmalı... (J)Kolaylık derecesiyle...
C: Evet.
S: (TK) Etkide bulunmanın kolaylığına göre...
C: Elbette.
S: (TK) Etkide bulunma kolaylığına göre de mi? (J) Her bir kişinin durumu farklı olabilir.
C: Ve pek çok başka faktör.
S: (TK) Kişilerin kaçıranlar için ne yapabilecekleriyle bir ilgisi olsa gerek. Yani onlara faydaları olacak bir konumda olmaları gerekir... (T) Ben de tam bununla ilgili bir soru sormaya çalışıyordum. (L) Bu fikir doğru mu?
C: Evet. KH.
S: (T) KH; Kendine Hizmet.
C: Titreşim frekansı.
S: (L) Yani kişinin titreşim frekansı KH ise bu onu kaçırılmaya uygun kılıyor. Doğru mu?
C: Bazıları.
S: (T) Faktörlerden biri bu. Kaçırılmalarda birden fazla gündem var. Kaçırılan askeri personelin türüne göre izlenen belirli bir kriter var mı?
C: Askeri rütbeler gibi yapay sınıflandırmalar yalnızca insan grupları için önemli.
S: (L) Yani diğer bir deyişle... (J) Bir sorum var. Askeriyenin bir parçası olmak için eğitim kampına girmen,emirleri sorgulamadan yerine getirme noktasında doktrinasyona maruz kalman gerekmiyor mu? Sanırım
bu zihin yapısı da... (TK) Deniz kuvvetleri, insanları sorgulamadan emirlere uymaya zorlamadıkları hemen hemen tek yer. Donanma bundan neredeyse tamamen vazgeçti. (J) İlginç. Bunu bilmiyordum. Tüm
askeriye sanıyordum. (TK) Savaş zamanı olmadığı için şu anda gerekli değil.
C: Evet. Bazıları her zaman sadakat rolü oynamıştır.
S: (J) Ou, ilginç cümle. (TK) Temelde rol yaptım... (J) Akışa uymak gibi ha?
C: Yalnız değildin.
S: (TK) Doğru! Birkaç kişiydik. ... Eğer o asalaklar beni yakalarsa onlara bildiğim herşeyi anlatacağım. Bana çok işkence yapmaları gerekmeyecek... (T) Ayrıca işkence yaptıklarında çok çığlık attığını ve o zaman fazla birşey söyleyemeyeceğini, o yüzden işkence kısmını geçmelerini söylersin. (TK) ESWIS'e katılmayı reddettiğimde adeta aforoz edilmiştim, artık kulüpte değildim... (L) Ne oldu? (J) Sana sorduklarında hayır mı dedin? (L) O görev neydi? ... (TK) Kayıtlı Yüzey Savaşı Uzmanı. (T) Demek o zaman sormuşlar! (J) Ve sen
de hayır dedin. (TK) Donanmadaki herkesin katılabileceği birşey, ama... Bilmiyorum. Eğer ayrılmayı düşünmüyor olsaydım belki de katılırdım. O kaptan... (J) Demek ayrımın yapıldığı nokta oymuş... (TK)Kaptan "Eğer ESWS üzerinde çalışıp başarılı olursan terfi etmeni sağlarım..." dedi. Yani eğer bunu yapmazsan terfi edemezsin dedi. Ben de "üzgünüm" dedim! (L) Bu ailede insanların gözünü korkutamazsın! (TK) Bunu yapamayacağımı, bu tür şeylere ilgi duymadığımı söyledim. (L) Bu genetik olmalı Frank, ne dersin? (F) Kendini diğerlerinden birkaç yıl geriye düşürmüş olursun. (TK) Bir bakıma kulüpten aforoz edilmiş oldum. (T) Tom'u bu olayda mı aforoz ettiler?
C: Doğru kavram değil. Aforoz değil, sadece GD çalışmaları için dikkate alınmadı.
S: (L) GD nedir?
C: Gizli Devlet.
S: (TK) Vay be! (J) Fırsatı kaçırmışsın Tom! (T) Sana sormuşlar. (TK) Ah Richard, üzgünüm! (J) Tabii ki değilsin.
(TK) F. Richard'dan hiçbir zaman hoşlanmadım. (J) Evet F. Richard'a dönelim. (L) F. Richard... (TK) F.Richard onlardan biri miydi? Gizli devlet ajanlarından biri miydi?
C: Hayır.
S: (L) Oraya ulaşmak için dalkavukluk mu yapıyordu?
C: Bir "kanal"dı.
S: (L) Yani derin devlete bir geçiş kanalıydı. (TK) F. Richard birlikte savaşa gitmek istemeyeceğim insanlardan biriydi...
C: İzlenmesi gereken çeşitli adımlar var.
S: (L) Ne için izlenmesi gereken adımlar? (T) Gizli devletin bir parçası olmak için mi?
C: Evet.
S: (J) Özel el sıkışmalarını bilmen gerekir... (T) Ayağımı kulağıma değdiremiyorum, üzgünüm! [Gülüşme]
C: Vietnam MK'leri şu anda nerede sizce? (ç.n.: MK - Muharebede Kaybolmuş, MÖ - Muharebede Ölmüş)
S: (L) Bize söyleyeceğinizi umuyorum! (T) Bazıları... (TK) Kaçırıldılar mı? (T) Bazıları öyle kötü bir şekilde havaya uçtu ki bulunamadılar ve MK olarak kaydedildiler, çünkü bulamadıkları için onları MÖ olarak kaydedemezlerdi. Bazıları çeşitli şekillerde kaçtı... Bazıları uyuşturucu ticaretine girdi. (TK) Bazıları ortamı
sevip orada kalmıştır. (T) Evet o da var, tahmin ediyorum bazıları ya kaçırıldı veya değiştirildi, gizli devlete girdi... (L) Bunların hepsi doğru mu?
C: Evet.
S: (T) O yüzden insanlara onların nerede olduklarını söyleyemiyorlar... (TK) Askeriye konusunda kalmamızı
mı istiyorsunuz? (J) Kim bilir?
C: MÖ'ler apayrı bir konu!! MÖ'lerin sayısı kaçtı?
S: (T) 60.000 kişinin gerçekte kaçı öldürüldü? Kaç tanesi aslında ölmediği halde ölü olarak kaydedildi? ... (TK)Gizli devlet görevlerine alınmış olabilirler... Oraya giden o kadar çok çeşit insan vardı ki, bazılarını derin devlet görevlerine almış olabilirler... (J) Evet doğru. (L) Pekala, onların şu anda nerede oldukları ve ne yapmakta oldukları konusuna bir ipucu verecek misiniz? Bazıları o yeraltı mekanlarında mı çalışıyor?
C: Evet... Evet... Evet.
S: (L) Demek o personel oradan geliyor... Başka bir hayata geçtiler.
C: Pek çok başka yer, zaman vs.
S: (TK) Tüm çağlarda savaşlar vardı. Kaç kişiden bahsediyoruz? (L) Burada ne tür bir rakamdan bahsediyoruz?
C: Hayalgücü merkeziniz bu gece düşük frekanslarda olduğu için, sanırız bunu bizim söylememiz gerekiyor,fakat etkiyi izlemek keyifli olur; başınıza bir ton tuğla düşmüş gibi.1
S: (L) Evet söyleyin. Burada kaç kişiden bahsediyoruz?
C: 2. Dünya Savaşı'ndan 72.355 kişi hala yaşıyor... Nerede?
S: (L) Bu doğru rakam mı? (T) Durun bir dakika...
C: Evet.
S: (T) Bu, gizli devletin kaptığı insanların sayısı mı? (J) 2. Dünya savaşından. (SV) Kore'yi katmıyorlar... (TK) 40 milyon kişiden... (L) Frank, kaç kişiydi? (F) 2. Dünya Savaşı'nda toplam 70-80 milyon kişi vardı... (TK) Askeri zayiat... Sadece ABD ordusundan da bahsetmiyorz, savaşta öldürülmüş tüm insanlar... (T) 2. Dünya Savaşı'nda öldürülenlerden mi bahsediyorsunuz? (L) Hayır, okusana... (J) "2. Dünya Savaşı'ndan 72.355 kişi hala yaşıyor... Nerede?" (L) Hala yaşıyorlar! (T) Muharebede Öldürüldükleri varsayılıyor...
C: Evet.
S: (T) Ordunun tüm bölümlerinden.
C: Evet.
S: (TK) Bu insanlar yaşlanmıyor; hala ayaktalar ve eyleme hazırlar...
C: Aynen öyle dostlarım!!!
S: (J) Pekala bu sadece 2. Dünya Savaşı. (TK) Peki ya Kore, Vietnam vb... (L) Pekala, Kore'deki rakam nedir?
(TK) Ne fark eder ki? (L) O da doğru! (SV) Bilmek istiyoruz.
C: 6734.
S: (TK) Evet, orada o kadar çok asker kaybetmedik... (T) Kore'de çok fazla kayıp olmadı. (TK) Peki ya Körfez Savaşı?
C: Evet. 55.
S: (T) Kore'de dört yılda 55 bin zayiat vardı. Daha doğrusu 3 buçuk yıl. Yani bunların %10'undan biraz daha fazlası aslında ölmedi.
C: 23.469.
S: (l) Bu neydi? (J) Vietnam, bu Vietnam'dı.... (T) 66.000 kişiden 23.000'i...
C: Evet.
S: (T) ...hayatta mı?
C: Evet.
S: (T) O savaştan 23.000...
C: Bazıları beden klonlama ile ruh haznesi değişimi. [Kayıt kasedi diğer tarafına çevrildi; ilk birkaç cümle kaydedilemedi.]
S: (T) Gerçekten hızlı hareket ediyorlarmış. (J) Bu üç rakamda toplam 100.000 kişi oluyor. (T) Sadece üç savaş. Bunu sormadık. (TK) Sadece üç savaşın rakamı... (J) Ya 1. Dünya Savaşı, Körfez Savaşı... (TK) Körfez savaşında pek zayiat yoktu... (T) Yaklaşık bir düzine. (TK) Ama öbür tarafın vardı... (T) Evet biz yalnızca ABD'ninkini düşünüyoruz. Ya diğerleri? ... (J) Hiç tam rakamları açıkladılar mı? Bilmiyoruz. (TK) Şu anda gizli bir orduları var ve bu sadece basit bir ordu değil, elit bir ordu. Özel olarak göreve alındılar. (J) Bunu
sormuştuk ve evet dediler! (T) Evet bu sadece bilinçsiz bir şekilde siperde silahıyla bekleyen bir ordu değil. Uzmanlar. (TK) CIA Vietnam'da sağdan ve soldan insanları kendi yanına çekiyordu. (J) Eminim öyledir. (T) Evet ve etrafta koşuşan bu ekiplerin pek çoğu resmiyette mevcut değil... (TK) Gizli operasyonlar gibi ya da her ne diyorlarsa. ... Bu Yeni Dünya Düzeni gelmek üzere. Bunu durdurmanın bir yolu yok galiba. (T) Hayır, durduramayız. (TK) Karşı saldırıya geçebilir ve kendi başına hayatta kalmaya çalışabilirsin ama Yeni Dünya Düzenini durdurmanın bir yolu yok. (T) Buna direnebilmenin tek yolu,"Hayatta kalan buğday sapı, rüzgarla birlikte eğilebilendir." diyen Lao Tsu veya her neyse, o Çinli savaş filozofunun söylediği. (TK) "Evet, ne dersen yapacağım!" (T) Bunu durdurmanın yolu yok. Çıkıp savaşmaktan bahseden insanlar savaşmayacak. Kazanamazlar. (F) Şu anda bile zaten saptırılıyorlar
-----------------------------------------
Tgur Posted - 05/09/2018 : 08:40:52
Kasyopyada ABD hakkında verilen özel alıntıları aşağıda veriyorum,

Son günlerde farkındalık konusunda epeyi gecikmiş ülkemiz insanlarının yavaş yavaş gözlerinin açılarak sergilenen aldatma yaldızlarının döküldüğünü gördüklerini hissederek mutlu olmadığımı söylemek safdillik olur, süregelen tarihsel dokuda yakın tarihimizde insanlarımızın etkilendiği unsurların ABD e yönelen antipatinin ne kadar haklı olduğunu topyekün acı çekerek mi fark edecektik ,evet yaşayarak öğrenme maalesef acılarla oluyor.

Medeniyet dediğimiz ve rahatlığın insanca yaşama kriterlerine ulaşmasını umduğumuz o halin,monarşiden kaçan gurubun ,bağımsızlık ve hürriyet ışıklarını yaymaya çalıştığı başlangıç masumiyetinin Atlantisin hırs dolu ve imkanları tamamen KH prensiplerine uygun bir dizayne soktuğu bir anlayışa dönüşmesini alıntılardaki göreceğimiz detaylarla daha iyi anlayabileceğiz,

Ancak bu ülkenin yani ABD nin geniş imkanlar kazanarak dünyada KH nın imparatorluğunu üstlenmesi yanında ironik olarak dünya medeni genişlemesinin ve özellikle ruhsal gelişmede bize büyük bir bilgi mücevheri veren Laura ve ekibinin bu ülke bünyesinden çıkmasını da göz ardı edemeyiz ,

İşte bu da var oluşun negatif ve pozitifin ebruri bir sarmal halinde olması yani esasta her şeyin gerçekleri bulmamıza yol açan dersler olduğunu bize gösteren bir örnek olmakta..

---------------------------------------------------------

S: (L) Denver havaalanı skandalı mı?
C: Yeni havaalanı. Büyük, büyük, büyük skandal.
S: (L) Ne tür bir skandal?
C: Hükümet.
S: (L) Tam olarak nedir?
C: Göreceksiniz. Dallas havaalanı gizli üs; Orlando da. Miami de.
S: (L) Denver havaalanının kehanetlerle ilişkisi nedir?
C: Denver, hükümeti ele veriyor. Dikkat edin. İyi bakın.
S: (L) Bize söyleyecek başka neyiniz var?
C: Montana Deneyi'nde insan üretimi. Oradaki tüm insanlar zararlı radon gazına maruz kalıyor.
S: (L) Bu nasıl oluyor?
C: Buna zorlanıyorlar. Güvenmeyin. İhmal etmeyin. ABD kötü bir komploya ortaklık ediyor.
S: (L) Komploda kim var?
C: Konsorsiyum.
S: (L) Konsorsiyumun üyeleri kimler?
C: Hepsi.
S: (L) Hepsi kim?
C: Hükümet ve diğerleri.
S: (L) Diğeri kimler?
C: Bilinmiyor.
S: (L) Diğerinin kim olduğunu neden söylemiyorsunuz?
C: Kim olduğunu biliyorsunuz.
-------------------------------------------------------
S: (L) ABD hükümeti Waco'daki Branch Davidian'ları kasıtlı olarak öldürdü mü?
C: Yakın. Onları kendilerini yok etmeye yönlendirdi.
S: (L) Nasıl?
C: Psikolojik savaş taktikleri.
S: (L) ABD hükümeti onların binalarını ateşe verdi mi?
C: Hayır.
S: (L) Binaları kim ateşe verdi?
C: Branch Davidian'lar. Hükümet onları çıldırttı.
S: (L) ELF (çok düşük frekans) veya eşikaltları kullanıldı mı?
C: Evet. Ve diğer araçlar.
---------------------------------------------------------------
S: (L) Grilerin kullandığı, Kertişlere ait uzay aracı Roswell'e düştü mü?
C: Evet.
S: (L) Kazaya neden olan şey neydi?
45
C: İyonizasyon.
S: (L) Vücutlar ve araç ABD tarafından alındı mı?
C: Evet.
------------------------------------------------------------------
S: (L) ABD devleti uzaylılar hakkında tam olarak ne biliyor?
C: Var olduklarını.
S: (L) ABD devleti uzaylılarla herhangi bir anlaşma yaptılar mı?
C: Evet.
S: (L) Bu anlaşma hala yürürlülükte mi?
C: Hiç bir zaman olmadı.
S: (L) Devlet onlarla bir anlaşma yapmaya mı çalıştı?
C: Evet.
S: (L) Uzaylılar bunu ret mi ettiler?
C: Hayır kandırdılar.
S: (L) ABD kandırıldığını ne zaman anladı?
C: 19 yıl sonra.
S: (L) Bu ne zaman oldu?
C: 1972.
S: (L) Devletin elinde herhangi bir dünyadışı teknoloji var mı?
C: Evet.
S: (L) O uzaylılar tarafından mı verildi?
c: Evet.
S: (L) Zihin kontrol teknolojisi mi?
c: Yakın.
S: (L) Devlet, örneğin uzaylılar gibi duvarlardan geçme türü teknolojilere sahip mi?
c: Bu konuda çok yetenekli değiller.
S: (L) Devlet telefonlarımızı dinliyor mu?
c: Dinleyebilir.
----------------------------------------------------------
S: (L) Diğer ülkelerle karşılaştırıldığında Griler tarafından kaçırılma olaylarının ABD'de neden daha fazla
meydana geliyor?
c: Devlet kanal açtı.
S: (L) ABD'de uzaylı üsleri var mı?
c: Evet. New Meksiko, Kolarado, Florida açıkları, Apalaşya, Kaliforniya.
S: (L) Bunlar yeraltı üsleri mi?
c: Evet. Ve ayrıca sualtı.
----------------------------------------------------------

S: (L) "Ağzı bir aslanınki gibiydi..." Ağız neyi simgeliyor ve neden aslınki gibi?
C: Gürültücü ve böbürlenici.
S: (L) Gürültücü ve böbürlenici olan kim ve bu nasıl gerçekleşecek?
C: Ekonomik güç yapısı. Aslan güçlüdür ve kükreyerek dikkatleri üzerinde toplar. Yeni dünya düzeni
hakkında yüksek sesle kim konuşuyor?
S: (L) ABD mi?
C: Yakın. ABD'nin unsurları.
S: (L) "Kafalarından biri ölümcül bir yara almış gibi göründü fakat bu ölümcül yara iyileşti ve tüm dünya
şaşkınlık ve hayranlık içinde canavarın peşinden gitti..." Başlardan birinin ölümcül bir yara alması ne
anlama geliyor?
C: Dünya-dışılar.
S: (L) Dünya-dışılar Canavar'da ölümcül bir yara açmış gibi mi görünecekler?
C: Başlangıçta.
S: (L) "...fakat bu ölümcül yara iyileşti ve tüm dünya şaşkınlık ve hayranlık içinde canavarın peşinden gitti..."
Bu ne anlama geliyor?
C: İlk korkunun yerini hayranlık ve tapınma alıyor.
S: (L) "Yere kapandılar ve ejderhaya hürmetlerini gösterdiler çünkü ejderha, tüm hakimiyet ve otoritesini
canavara bağışlamıştı..." Kim bu ejderha?
C: Dünya Siyasi İdaresi.
S: (L) Peki canavar kim?
C: Yeni Dünya Düzeni, yani Yılan Kardeşliği, yani Kertenkeleler, yani İsa-Düşmanları.
S: (L) "Canavara konuşma gücü verildi ve böbürlenici ve hakaretengiz şeyler söyledi ve otoritesini 42 ay boyunca uygulama özgürlüğü verildi..."
C: Zamanlama açık. Konuşma gücü, duysal ve görsel medya bakımından kendini açıklıyor.
S: (L) "Ve ağzını açıp Tanrı'ya hakaretler etti, adına ve makamına iftiralarda bulundu, cennette yaşayanlara hakaret etti..." Buna göre bu grup, bu canavar gelecekte...
C: İsa-düşmanlarına tapınmayı, sadakati ve itaati teşvik etmek üzere dezenformasyon yayacak.
S: (L) "Hatta Tanrı'nın kutsal insanlarına karşı savaş açma ve onlara üstün gelme izni aldı ve tüm kablileler,halklar ve her dil ve ırk üzerindeki otoritesini uzatmak için güç verildi..." Bu, itaat etmeye reddedenlerin karşılaşacakları sıkıntı ve belaları mı kastediyor?
C: Hayır. Önceki cevaba bak.
S: (L) "Dünyanın tüm insanları hayranlık içinde yere kapanacak... Dünya kurulduğundan beri kendini feda eden Kuzu'nun Hayat Kitabı'nda adları kaydedilmeyenler..." Hayat Kitabı'nda adları yazılanlar kimler?
Hayat Kitabı nedir?
C: Süper Bilgisayar.
S: (L) Kuzu'nun Hayat Kitabı... adları kaydedilmemiş olan herkes... Canavara tapınacak olanların, adları kaydedilmemiş olanlar olduğunu söylüyor. Canavara tapınmayanların adlarını kaydeden bir süper
bilgisayar mı var yani?
C: Evet.
S: (L) Peki bu süper bilgisayar kimin?
C: Canavar. Tüm isimler itaatkar olanlar ve olmayanlar olarak kaydedilecek.
S: (L) Bu "Kuzu" kim?
C: Canavar.
S: (L) "Duyabilen kim varsa dinlesin: esarete doğru gidenin kendisi esarete gidecek; kim kılıçla öldürürse,kılıçla öldürülecek... İşte bu, azizlerin (Tanrı'nın insanlarının) sabır ve sadakati için bir çağrıdır..." Tanrı'nın insanları kimler?
C: Herkes.
S: (L) "Esarete doğru giden esir olacak." Bunun anlamı nedir?
C: Lideri izlemek.
S: (L) Eğer lideri izlerlerse esir olacaklar ve eğer liderle savaşırlarsa öldürülecekler mi?
C: Evet.
S: (L) "Sonra topraktan çıkan başka bir Canavar gördüm; kuzu gibi iki boynuzu vardı ve bir ejderha gibi konuşuyordu..." Bu neyi simgeliyor?
C: Aynı varlığın diğer yüzleri.
S: (L) Kuzu gibi iki boynuzu vardı ne demek? Kuzunun boynuzu olmaz. Neden boynuz diyor?
C: Çelişki yoluyla zihin bulandırma.
S: (L) Peki kuzu neyi temsil ediyor?
C: Canavarın aynı yüzü.
S: (L) "...ejderha gibi konuşuyordu" ne anlama geliyor?
C: Aynı.
S: (L) "Tıpkı ilk canavar gibi tüm güç ve kontrolü uyguluyor ve dünyayı ve üzerinde yaşayanları, ölümcül yarası iyileşen ilk canavarı yüceltmeye ve tanrılaştırmaya, ona tapmaya yönlendiriyor." İlk canavardan farklı ikinci bir canavar var gibi anlatıyor ama siz bunun sadece canavarın diğer bir yüzü olduğunu söylüyorsunuz.
C: Evet. Şöyle bak; uzaylılar bir yüz; Tanrı diğer bir yüz; devlet diğer bir yüz vs.
S: (L) Tanrı'nın, canavarın yüzlerinden biri olduğunu mu söylüyorsunuz?
C: Din tarafından tanımlandığı şekliyle.
S: (L) "Büyük işaretler, korkutucu mucizeler gösteriyor, hatta insanların gözü önünde gökten dünyaya
ateşler düşürüyor." Bu ne anlama geliyor?
C: Dünya-dışılar "mucizeler" gösteriyor.
S: (L) Peki Canavar'ın "sureti" nedir?
C: Dünya-dışılar.
S: (L) Kılıçla yaralanıp gene de yaşamaya devam etmek ne demek oluyor?
C: Önce korkutucu olarak görülüyor sonra da Tanrı gibi algılanıyorlar.
S: (L) "Ve canavara hayatın nefesini Canavar'ın suretine aktarma izni verildi ki canavarın heykeli gerçekten
konuşabilsin ve canavarın suretine eğilip tapınmayanların hepsini öldürebilesin." Bu ne anlama geliyor?
C: Aldatma tamamlandıktan sonraki tam kontrol.
S: (L) "Küçük-büyük, zengin-fakir, özgür-köle herkesin sağ ellerine veya alınlarına bir yazıyla işaret
konulmasını sağladı." Bu yazı nedir?
C: VISA kimlik numarası.
S: (L) Bu gerçekten bedenlerimize fiziksel olarak uygulanacak mı?
C: Kodlanacak.
S: (L) Nasıl? Bu Dünya-dışılar'ın insanları kaçırdıklarında yaptıkları şey mi?
C: Hayır.
S: (L) Nasıl yapılacak?
C: Basılacak.
S: (L) Hangi teknikle?
C: Elektronik kodlama. Bir dizi rakam.
S: (L) Bunları derilerimize, kafa veya el derimizin altına mı işleyecekler?
C: Evet.
S: (L) Herhangi bir para işlemi yapmak için elini elektronik bir tarayıcının üzerine koymak zorunda olacaksın gibi mi?
C: Aynen.
S: (L) Tamam, şöyle diyor: "İşte ayırt edilecek yer, işte yorum bilgisi için bir çağrı; yeterince aklı, zekası,
sezgisi olan Canavar'ın rakamını hesaplasın. Çünkü bu insanların kullandığı bir rakam, belirli bir adamın
rakamı, onun rakamı 666." Bu ne anlama geliyor?
C: Daha önce de açıkladığımız gibi Visa. Herkesin kendi numarassı olacak ve bu bir visa numarası olacak,
Canavar'ın numarası.
S: (L) "Sonra bir de baktım ki kuzu Zion Dağı'nda duruyordu ve yanında da onun ve babasının adını alınlarına yazdırmış olan 144.000 adam duruyordu..." Bu ne anlama geliyor?
C: Kimlik. Kuzu, dünya bankasının liderlik konseyi. Pek çok kişi Tanrı tarafından "işaretlendiklerini" sanırken aslında Canavar tarafından işaretlenecek.
S: (L) "Ve sonra cennetten büyük suların sesi gibi ve güçlü bir yıldırım sesi gibi bir ses duydum ve duyduğum ses harplerini çalan harpçilerin müziğine benziyordu.." Cennetten gelen ve büyük suların ve güçlü bir yıldırımın sesine benzeyen ses nedir?
C: İsa'nın dönüşü.
S: (L) "Ve yeni bir şarkı söylüyorlar... Dünyadan fidye olarak alınan 144.000 kişi dışında kimse o şarkıyı
söylemeyi öğrenemedi..." 144,000 kişinin dünya bankası liderleri odluğunu söylemiştiniz ve burada da
onların İsa'nın gelişi sırasında dünyadan fidye olarak alındıkları söyleniyor. Şöyle diyor: "O 144.000 kişi
kendilerini kadınlarla ilişkilerinde kendilerini kirletmediler çünkü onlar bakire kadar saftırlar. Onlar, Kuzu
nereye giderse onu takip edenlerdir... Fidye olarak alındılar..."
C: Sembolizm sonradan eklendi ve bu husus tam olarak doğru değil. Semboller karmaşık hale getirilmiş.
Seçkinciliği ve bölücülüğü teşvik etkisi yapıyor.
S: (L) 144.000 kişi, bizim deyişimizle iyi adamlar mı, yoksa kötü adamlar mı?
C: Her ikisi. Üst seviye bilgisi olanlar.
S: (L) Bunlar insan mı?
C: Evet.
S: (L) Yani dünya üzerinde üst seviye bilgisi olan 144.000 kişi olacak, öyle mi?
C: Yaklaşık olarak.
S: (L) Peki bu 144,000 kişi arasında biz de var mıyız? Sadece merak ettim.
C: Belki.
S: (L) "Onların dudaklarında hiçbir yalan bulunamaz çünkü onlar masum, lekesiz, kusursuzdurlar. Ve sonra
gökyüzünde ebedi kutsal kitapla uçan başka bir melek gördüm. Dünya'daki insanlara, her ırka, her
kabileye ve halka güçlü bir sesle şunu söylüyordu: Tanrı'ya saygı gösterin, onu onurlandırın çünkü yargı
saati geldi, onun önünde yere kapanın, hürmet gösterin. Dünyayı, cenneti, denizi ve su kaynaklarını
yaratan Tanrı'ya tapının." Buradan ne anlamamız gerekiyor?
C: Sorgulanabilir bir kaynak tarafından sonradan eklendi.
S: (L) "Sonra ikinci bir melek geldi ve dedi ki: Düştü, Büyük Babil düştü. Tutkulu iffetsizliğinin şarabıyla bütün
milletleri sarhoş etmişti..." Babil kim ve düşmesinden kastedilen şey nedir?
C: Önceki cevapla aynı.
65
S: (L) "Üçüncü bir melek çıkarak güçlü bir sesle, her kim canavara hürmet gösterir ve onun damgasının
alnına veya eline basılmasına izin verirse, o da Tanrı'nın kızgınlık ve gazap şarabından içmek zorunda
kalacak ve kutsal meleklerin ve kuzunun huzurunda ateş ve kükürtle işkence görecek..."
C: Dezenformasyon. Korku ve direnç yaratarak dünya-dışıların bu negatif duyguların enerjisiyle
beslenebilmeleri amacına hizmet ediyor.
S: (L) "Tekrar baktım ve beyaz bir bulut gördüm ve bulutun üzerinde de altın bir taç giymiş bir insana
benzeyen birinin oturduğunu gördüm ve elinde de keskin bir tırpan vardı.." Bu da bir eklenti mi?
C: Evet.
S: (L) "Tapınaktan başka bir melek daha çıktı ve bulutun üzerinde oturana güçlü bir sesle dedi ki: Tırpanını alve biçmeye başla çünkü dünyanın tarlası hasat için uygun hale geldi.."
C: Yine korku temelli dezenformasyon.
-----------------------------------------------------------------------
S: (L) Kaliforniya kıyısı açıklarında duyulduğu söylenen gümleme sesleri hakkındaki yorumlarınızı almak
istiyoruz.
C: Bir üssün genişletilmesi.
S: (L) Ne tür bir üs?
C: Griler olarak bilinen varlıklara yönelik bir transfer merkezi.
S: (L) Peki gümleme sesleri neydi?
C: Üssü genişletiyorlar.
S: (L) İnşa çalışması mı?
C: Evet. okyanus altı kabuğundaki kayaları parçalamak için ses dalgalarını kullanıyorlar. Bu yöntem,
parçacıkların atomik yapısının tamamen ortadan kalkacak şekilde parçalanmasını sağlıyor ve duyulan
seslerin özelliği de bununla ilgili.
S: (L) Başka bir yorum?
C: ABD hükümeti orada olan bitenlerle ilgili belirli bir düzeyde farkındalığa sahip. Şüpheliler.
------------------------------------------------------------------------------------------
S: (L) Güney Kaliforniya'daki o iki çocuğun anneleri tarafından öldürülmesinin karmik neticesinin ne
olacağını öğrenmek istiyorum. Belki Katmandu'dakiler değil ama, ABD'deki herkes bununla ilgilenecektir.
C: Acı öğretir.
S: (L) Bu olayda anne mi acı çekiyor?
C: Ve tüm ülkedeki ilgili herkes. Herşey derslerden ibaret.
S: (L) Bu iki çocuk bu amaçla buraya gelmiş gönüllüler miydi?
C: Evet. Görevle gelmiş daha üst yoğunluklardan varlıklardı.
------------------------------------------------------------------------------------------
S:(L) Tamam, tüm bilmek istediğim buydu. 1970'lerde Orta ABD'de çok sayıda hayvan mutilasyonu olayları
meydana geldi. (ç.n.: çoğunlukla anlaşılamayan kişi veya sebeplerce hayvanların öldürülmesi, belirli
organlarının kesilip çıkarılması vs) Bir aşamada bu oldukça ses getirdi ama sonra giderek azaldı ve örtbas
edildi ve bu olaylarla ilgili pek çok fikir ve teori ileri sürüldü. Benim bilmek istedim şey, hayvan
mutilasyonlarını kimin yaptığı?
C: Pek çok.
S:(L) Peki en çoğunu kim yapıyor?
C: Uygulanabilir değil.
S:(L) Pekala, bunlardan bazıları ABD devleti veya devlet içinden birileri tarafından mı yapılmıştı?
C: Sadece "mıştı" mı?
S:(L) Yani bu hala devam ediyor. Demek bunu yapmaya devam ediyorlar. Bu olaylardan bazıları dünyadışı
varlıklar tarafından mı yapıldı veya yapılmaya devam ediyor?
C: Evet.
S:(T) Amaçları aynı mıydı?
C: Hayır.
S:(L) Devlet neden hayvan mutilasyonu yaptı?
C: Araştırmaları saptırmak için taklit.
S:(L) Yani araştırmacıların dikkatini dağıtmak için bu asıl olayların benzerlerini yaptılar. Bunu o dünyadışıları
korumak için mi yaptılar?
C: Hayır.
S:(L) Bunu, o dünyadışılarla ilişki içinde olduklarını halkın öğrenmemesi için, yani kendilerini korumak için mi
yaptılar?
C: Keşfedilirse toplumu patlatacak olan gerçeği halktan gizlemek için yaptılar.
S:(L) Keşfedilirse bir patlamaya neden olacak olan bu gerçek nedir?
C: İnsanlar sığırları yiyor, dünyadışılar da sizi.
S:(T) Bunu daha önce de söylemişlerdi. (L) Evet biz ikinci seviyeyi yiyoruz ve onlar da üçüncü seviyeyi. Sığır
mutilasyonlarından bazılarını dünyadışılar mı yaptı?
C: Evet.
S:(L) Dünyadışılar sığırlara ne yapıyor?
C: Kan.
S:(L) Kanlarını mı alıyorlar?
C: Evet.
S:(J) İçiyorlar mı? Bu kanı ne için kullanıyorlar?
C: Beslenme.
S:(L) Ama az önce dünyadışıların insanları ve insanların da sığırları yediğini söylediniz. Eğer normal besinleri
bu değilse dünyadışılar neden sığırlarla beslendiler? (J) Lezzet. (T) İneğin kanı insan kanına çok benziyor.
C: Siz de bazen yiyeceklerinizin kopyalarını tüketmiyor musunuz?
S:(T) "Hamburger Helper" ve "Shake N Bake" gibi mi? (J) Ben de yardım ettim! [Gülüşme] Pardon!
C: Kopya türevler daha az tartışma yaratıyor.
S:(L) Yani çok fazla insan yemek zorunda kalmamak için sığır yiyorlar ve böylece insanların tepkilerini
azaltmış oluyorlar, öyle mi? Aman tanrım.
C: Evet.
316
S:(T) Peki insan yerine sığırları yemeleri, artık insanları yemeyecekleri anlamına mı geliyor? (L) Hayır TR, çok
iyi biliyorsun! (TR) İkinci olarak akla ilk gelen şey bu.
C: İnsanlardan sağladıkları "besinin" bir kısmı sadece duygular. Eti "fileminyon"a eşit olarak düşünebilirsiniz.
S:(T) Yani besinlerin bir kısmı sadece duygular. Tamam, bu dünyadışılardan bahsederken Grilerden mi
bahsediyoruz?
C: Hayır.
S:(T) Kertenkelelerden bahsediyoruz.
C: Evet.
S:(T) Peki Griler neyle besleniyor?
C: Plazma.
S:(T) Tamam, Griler plazmayla besleniyor. Yani bir tür kan plazması, öyle mi?
C: Evet.
S:(T) Yani kan istemelerinin nedeni bu; peki Griler duygularla besleniyor mu?
C: Hayır.
S:(T) Hmm.
C: Onları Kertenkelelere gönderiyorlar.
S:(T) Griler duyguları Kertenkelelere mi gönderiyorlar? Aktarıcı görevi mi görüyorlar?
C: Teknoloji yoluyla enerji transferi.
S:(L) Şunu sorayım... (T) Sığırlar da Grilerin Kertenkelelere gönderebilecekleri kadar duygu üretiyorlar mı?
C: Hayır. Sığırlar sadece fiziksel besin sağlıyor. Kertenkeleler ve Griler fiziksel besine yalnızca 3'üncü seviyeyi
ziyaret ederken ihtiyaç duyuyorlar; kendi doğal ortamları olan 4'üncü yoğunlukta ise sadece duygularla
besleniyorlar.
S:(T) Yani Griler tamamen üçüncü yoğunluk değil? Çünkü Kertişler tarafından yaratılıyorlar, öyle mi?
C: Evet. Doğru, onlar da 4'üncü yoğunluk.
S:(L) Hazır bu konudayken hızlı bir şekilde bazı soruları sormak istiyorum. Aslında pek de anlamı kalmıyor,
çünkü onların teknolojik yeteneklerini biliyoruz. Bir sığırın vücudunun belirli bölgelerini cerrahi olarak
kesmek için hangi teknolojiyi kullanıyorlar, lazerle mi?
C: Lazere benzer.
S:(L) Çoğu durumda sığır mutilasyonlarında göz küresi, jenital organlar gibi çok spesifik beden parçalarını
alıyorlar; anal sfinkteri kolona kadar kesip çıkarıyorlar. Bu belirli beden parçalarının ne gibi bir amacı
olabilir? Rektumu kesip çıkarıyorlar ve sonrada ona bir pompa takıp kanı mı çıkarıyorlar? (T) Kuyruk bu işe
yarıyor işte! Pompa! (L) Neden? Bunu neden yapıyorlar?
C: Yakın.
S:(L) Yakın mı? Benim söylediğim mi yakın?
C: Evet. Kuyrukla ilgili kısım değil, ha ha!
S:(L) Tamam, aslında bu sorunun yanıtını bir şekilde biliyoruz ama... sığır mutilasyonu olaylarının çoğunda
işaretsiz, yazısız siyah helikopterler de görülüyor, bu helikopterler kim veya ne?
C: Değişken.
S:(L) Bu helikopterlerden bazıları şekil değiştirmiş bir dünyadışı aracı mı? Bu helikopterlerden bazıları ABD
devletinin malı mı?
C: Her ikisine de evet.
S:(T) Bu helikopterlerden bazıları özel mülkiyet mi?
C: Evet.
S:(L) Aman tanrım, TR, bunu yapmak zorunda mıydın! Yeni bir kutu dolusu kurtçuk!
C: Hepsi ilişkili.
S:(L) Pekala, şunu sormak istiyorum, çünkü son zamanlarda bu konuya hiç girmedik. Wendelle Steven ve
ayrıca Genesis 2 veya 3'e dayalı olarak Billy Meier'in kitabıyla, kaydettiği görüntülerle ilgili eleştiriler var...
C: Bazıları projeksiyon. Bu fenomen çok yönlü.
S:(L) Bu da siyah helikopterler gibi yani. Wendelle Stevens hakkında birşeyler öğrenmek istiyorum...
C: Neden? Bu bir enerji israfı.
S:(L) Ne kadar güvenilebilir olduğunu bilmek istiyorum yalnızca. Kısacası, bu kişi doğru bilgi anlamında
güvenilebilecek biri mi? Evet mi, hayır mı?
C: Hayır.
S:(L) Tamam, bu yeterli. Tüm ülkede görülen helikopterleri ve beyaz karavanları kullanan ve doğulu gibi
görünen kişiler kim?
C: Siyahlı Adamlar.
S:(T) Şimdi bir kutu dolusu kurtçuktan bahset bakalım! (L) Bu konuyu hiç açmayacağım!
C: Ve devletin taklitleri.
S:(L) Pekala, şimdi, elimde bir isim listesi var ve bu bireylerin her biri için bir evet veya hayır yanıtı istiyorum
çünkü sanırım bu kişilerin çoğu öldü. Bu kişilerin ABD'deki ufo faaliyetlerinin örtbas edilmesinde rol
oynayıp oynamadıklarına dair bir doğrulama istiyorum: Roscoe Hillencoter (Evet), Dr. Vannebar Bush
(Evet), Sekreter James Forrestal (Evet), General Nathan Twining (Evet), General Hoyt F. Vandenberg
(Evet), Dr. Detlev Rock (?) (Evet) Jerome Hudson (Evet), Sydney Sauers (Evet), Donald Menzel (Evet),
Robert Montague (Evet), Dr. Lloyd B. Berger (Evet).
S:(L) Şu anda MJ12'de kimler var?
C: Bunu söylemeyeceğiz çünkü bu bilgi yayılırsa yok edilirsiniz, o yüzden bunu hemen unutun!
S:(L) MJ12 hala var mı?
C: Farklı bir biçimde.
S:(L) MJ 12 belgelerini Jamie Shandera'ya kimin gönderdiğini öğrenmek istiyorum. Bu dosyaları ona kim
gönderdi?
C: Bill Cooper.
S:(T) Bunları Cooper'a kim gönderdi?
C: Kayıtları incelerken keşfetti.
S:(L) MJ 12 dosyalarını o mu keşfetti? Bunları gönderenin kendisi olduğunu iddia etti mi hiç? (T) Evet. (L)
Bunu ben neden bilmiyorum? (T) Cooper'in bir kitabında okumuştum. Yazdığı ilk yazılardan birinde.
C: Cooper istenmeden bir güvenlik sızıntısı meydana gelmesine neden oldu ve sonra da "taraf değiştirdi".
S:(T) Yani bu belgeleri devlet için çalışırken buldu, değil mi?
C: Evet.
S:(T) Ve dosyaları kayıtlardan bu şekilde alabildi?
C: Evet.
318
S:(T) Peki hazır bu konu üzerindeyken... MJ12'dekilerin ismini istemiyorum ama eğer bu isimleri bize
söyleyecek olsaydınız kaçını tanırdık? Kaçının adı duyduğumuz isimlerden biri olurdu?
C: Belki bir veya iki.
S:(T) Ben de öyle tahmin etmiştim. 40'larda da kimse o insanların kim olduğunu bilmiyordu. Hillencotter ve
Forrestal belki, çünkü 2. Dünya Savaşı insanlarından biriydiler ve gazetelerde adlarına rastlanabiliyordu.
Bilimin içlerine girmedikçe bu kişilerin kim olduğunu bilemezdin. (L) Devletin veya bu konsorsiyumun
elinde kaç tane dünyadışı araç var?
C: 36.
S:(L) Bunlar ele geçirilen araçlar mı? Yoksa hediye mi edildi?
C: Ve düşen araçlar.
S:(T) Yani her üçü. Satın alınan var mı?
C: Doğru kavram değil, Griler finansal değildir.
--------------------
Tgur Posted - 04/09/2018 : 19:01:06
Hassasiyetin ve ince davranışın için teşekkürler..

Görüldüğü gibi ABD konusunu ileriye yani aşağıya aldım eski yerinden sildim ,konu önemli olduğundan aralarda kalsın istemedim herhalde hatalı bir şey yapmamışımdır.

bozadi Posted - 04/09/2018 : 18:29:58
Metnin tamamı, Microsoft Word'ün ölçümüne göre yaklaşık 105.000 boşluksuz karakter içeriyordu (karakter = harf, rakam, sembol ve noktalama işaretleri). Word'den ölçüm yaparak yaklaşık 35.000 karakterlik 3 eşit parçaya böldüm buraya tekrar kopyalamadan önce. Önceki yavaşlık sorunu azaldı sanırım.

Tahminime göre tek bir mesaja en fazla 20-30 bin karakter miktarında metin yüklemek gerekiyor, sayfa açılma hızında düşüş olmaması için, ama tahmini konuşuyorum.

MS Word'ün sürümlerine göre farklılık gösterebilecek olmakla birlikte, bir metnin sözcük ve karakter sayımını görmek için, Word'ün en alt bilgi satırındaki "sözcük" ibaresine tıklamak veya üstteki menüde sözcük/karakter sayım özelliğini bulup açmak veya bir kısayol tuşu olarak Ctrl-Shift tuşlarına ve "G" tuşuna aynı anda basmak gerekiyor (CTRL+Shift+G tuş kombinasyonu), en azından bendeki MS Word'de o şekilde oluyor.
bozadi Posted - 04/09/2018 : 18:20:02
Parça 3/3

Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen Tgur

S: (A) Şimdi, bunların hepsi çekimle bir şekilde bağlantılı ve siz bir noktada, bu çekim/antiçekim meselesinin sadece yol olduğunu, asıl amacın daha yüksek bilgiye erişmek olduğunu söylediniz. Bu yüksek bilgi nedir?Ne tür yüksek bilgi?
C: Oraya giden yoldasın.
S: (A) Ruggerio Santilli hakkında sormak istediklerim var. Burada kendi terminolojisiyle sizinle konuşmuştu.Siz de onun terminolojisinin bir kısmını kullanarak yanıtlar verdiniz. Pek çok kez onun çalışmalarını anlamaya çalıştım ama bir türlü anlayamıyorum. Bu bendeki bir sorunla mı ilgili?
C: Hayır.
S: (A) Bu konuda ne yapmalıyım? Onun tüm makalelerini topladım ve gerçekten bunları okuyup anlamak istiyorum. Ama ne zaman başlasam durmam gerekiyor, çünkü anlamıyorum. Tanımsız terimler kullanıyor.
C: Tanımlanmamış terimler ince ayarlama ile şekillenir. Ruggerio Santilli fizik alanında geleneksel
kabullerden uzaklaştığı için aykırı biri olarak kabul ediliyor. Onun araştırmalarını yönlendiren şey
hayalleri. Ama bu çok da kötü birşey değil. Bu, bilinçli zihni, sizin yoğunluk seviyenizde çok yüceltilen
hapishanelerden arındırır. En iyisi hayalcinin çalışmalarına severek ince ayarda yaklaşmaktır, böylece bu
çalışmalara geleneksel kabuller dünyasında bir somutluk kazandırılabilir. (ç.n.: ince ayar / fine tuning;
ideal algılama seviyesi için dikkatle ayarlama veya ele alma).
S: (L) Bir hayalcinin çalışmalarına severek ince ayarda nasıl yaklaşılır? (A) Önemli olan bu değil. Matematikle yazıyor ama yazdığı şey matematik değil. Kullandığı terimleri tanımlayamıyor. Ne kendisi ne de onun için yazan arkadaşı. O halde bu matematik değil, hayal. Rüya okumayı severim ama konu formüle dayalı bir matematik makalesi olduğunda... (L) O halde sıradaki soru, bunun nasıl matematiğe çevrileceği...
C: Ustalık içeriyor ama uyumsuz matematik birimlerinin çıkarılması ve yeniden düzenlenmesi şeklinde bir sabır gerektiriyor.
S: (A) Değişken birimleri kullanmak gibi bir takıntısı var… izo-birimleri… Çekim hakkındaki fikirleri bazı Rus fizikçilerinin bakış açısıyla benzeşiyor. Ona göre mekan-zaman düz. Bu Einstein'ın eğri mekan-zaman kavramıyla uyuşmuyor. Ve bir de solucan delikleri ve türlü topografik özellikler var. Ancak Santilli'ye göre makan-zaman, zamana sahip düz bir mekan. Bu konuda haklı mı?
C: Düz olan eğilemez mi?
S: (A) Eğer birşey düzse, onda delik veya bir solucan deliği olamaz. Düzse düzdür. Başka bir delikle bağlantılı bir deliği olamaz.
C: Ya "delik" düz eğrinin düzlemine dik değil de paralelse?
S: (A) Einstein'ın çekim teorisi ve kozmolojisinde evrenin kapalı olduğu söyleniyor, dolayısıyla evren küre biçiminde bir yüzeye sahip olarak görünüyor....
C: Bunda sadece tek bir evrenin varlığı kabul ediliyor. Farklı nitelikte başka evrenlerle bağlantı kurulmuyor ve Einstein'ın teorisindeki hata da burada yatıyor. Fakat Einstein'ın Birleşik Alanlar Teorisi'nin bilinen pek çok geçerlilikleri var. Neden bu yolu izledi bir kere? Bu, hipotezleri arasında bir birleştirme amacına yönelikti. Bu birleştirme gizlice yapıldı.
S: (A) Tamam. Yani şimdi bir maddi dünya var ve bir de spiritüel dünya ve matematik de bu iki dünya
arasında köprü kurmamıza yardım ediyor. Materyal dünyayı, alanları, parçacıkları, dalgaları, kuantum
dalgalarını matematikle nasıl tanımlayacağımı biliyorum. Ama diğer kısmı, ruhsal kısmı tanımlamak için
gerekli matematiksel kavramları bilmek istiyorum. Şu anda bu ruhsal kısım hakkında bildiğim tek şey,
bilincin en saf enerji biçimi olduğunu söylemiş olmanız. Enerjiyi tanımlamak için kullanılan matematik
kavramları bilinci tanımlamak için de kullanılmalı mı? Yoksa başka birşey mi gerekiyor?
C: Oraya kesinlikle matematiksel kavramları kullanarak ulaşırsın.
S: (A) Oraya kesinlikle matematiksel kavramları kullanarak ulaşmamız gerekiyor, tamam, ama benim sorum;HANGİ matematiksel kavramlar? Ne tür matematiksel kavramlar? Hangi yönde? Bilincin nasıl
matematiksel olarak modelleneceği ve fiziksel dünyayla arasında bir köprünün nasıl kurulacağı
konusunda HİÇBİR FİKRİM yok. Bu nasıl yapılır? Bana bir başlangıç noktası verin lütfen.
C: Ne gibi bir başlangıç noktası?
S: (A) Bana bir makale, bir kitap, bir kişi ya da bir fikir söyleyin ki doğru iz üzerine geleyim. Matematiği kullanarak fiziksel dünyanın ötesine nasıl geçeceğim konusunda hiçbir fikrim yok... (L) Fiziksel dünyayı tanımlayan terimler ruhsal dünyayı da tanımlar mı? Belki üzerinde biraz oynamayla?
C: Matematik büyük birleştiricidir.
S: (L) Matematiğin KENDİSİNİN ruhsal dünyanın ifadesi olduğunu mu söylüyorsunuz?
C: Köprü.
S: (L) Her şey ilüzyon olduğuna göre, maddi dünyayı tanımlayan matematik aynı zamanda ruhsal dünyayı da tanımlıyor olabilir. Belki de yalnızca bir zıt görüntü halinde.
C: İlüzyonlar yalnızca kendi alemlerine uyar, ihtiyaç duyulduğu gibi. Neden sonsuzluk kavramınız var?
S: (A) Çünkü elimizde doğal sayılar var. Ve sonsuz sayıda doğal sayı olduğunu kolayca ispatlayabiliyoruz.
C: Ama bu, doğası gereği aslında dairesel olana lineer bir ölçek dayatmaya yönelik umutsuz bir çaba.
S: (A) Sonsuzluktan kurtulmamız gerektiğini mi söylüyorsunuz? 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 0, 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8,9, 0 diye mi saymamız gerekiyor? Sonsuzluğa ihtiyacımız yok mu? Hayır, muhtemelen değil, çünkü soru bilinç hakkındaydı... ve sonsuzluk hakkında düşünmeye yönlendirilmedik – herşey dairesel. Az önce düzlemi düşünüyordum ve sonlu ve dairesel olan kürenin aksine düzlem sonsuz. Düzlemin iyi, kürenin kötü olduğunu söylediniz. O halde...
C: Hayır.
S: (A) Ama düzlem kendi başına sonsuzdur. Sonsuzluğa da bu şekilde varıyoruz, çünkü sonsuz bir düzlemimiz var...
C: Dairesel düzlem nedir?
S: (A) Ne?! Bir disk. Bazen onlara sorduğumuzdan başka soruların yanıtlarını alıyoruz... Son soru: Genel bir hayalkırıklığı hali içindeyim çünkü öğrenecek çok fazla şey, izlenecek pek çok yol, araştırılacak pek çok şey, kanıtlanacak pek çok teori, geliştirilebilecek pek çok matematiksel kavram, ekin çemberleri örneğinde olduğu gibi matematiğin ve fiziğin dışında araştırılacak pek çok şey var ve nereden başlayacağımı bilmiyorum. Hiçbir yere çıkmayan bir labirente girmek istemiyorum... Ne yapmam gerekiyor?
C: Böyle bir karmaşayla karşılaşıldığında, en iyisi önyargısız ve korkusuz bir şekilde sadece yapmaktır. Diğer bir deyişle, bırak yol kendini yaratsın. Ve bu yanıtla birlikte, iyi geceler
---------------------------------------------------------------
S: (L) Son günlerde Santillinin katıldığı o celseyi yeniden okudum ve gerçekten ilginç. Başlangıçta Santilli oldukça neşeli ve coşkuluymuş, ve sonra birden bire nasıl olduysa aniden içine kapanmış ve soğuklaşmış.Onunla bağlantıyı kovalayıp, sürdürmekte herhangi bir fayda olabilir mi ?
C: Eğer istiyorsanız biraz çabayla bunu yeniden inşa edebilirsiniz, Ark'ın burada olduğunu açıklayarak.
S: (L) Bu ilişkiyi yeniden kurmamız faydalı olur mu, araştırma sebepleriyle vs. ?
C: Muhtemelen, ama onun yetenekleri bir zamanlar olduğu gibi değil şimdi.
S: (A) Ama hala anlamadım. Hiç tahmin edilmeyecek bir şekilde, phi konusuyla alakalı olarak ortaya atılan bu Carboni hikayesi nedir ?
C: Phi, çekim dalgalarıyla ilgili bulmacanın anahtar parçalarından birisi. Carboni' de, tabiri caizse, "şatonun muhafızlarından" birisiyle ilintili.
S: (A) Yani bu bir tür kuruluş, öyle mi ?
C: İpuçları, ipuçları.
S: (L) Belki Carboni, bununla ilgisi olan bir yazar ya da buna benzer birinin ismidir. Şato kelimesi, içerisinde bir şey korunmakta olan bir tür kaleyi ifade ediyor. Yani belki de ismi Carboni olan birisi içeri girmek için gerekli anahtarlardan birini biliyordur...
C: Evet, ama dikkatle yaklaşılmadıkça, bu öylesine oyalanmak için tehlikeli bir konu! Kendi başınıza çözün. O.K. Sonra, bunu etrafa duyurmak ? Çok dikkatli olun. Manyetik alanlar ilgili. Mineral özellikleri... Tüm bunları , çekimle ilgili soruların bağlamında araştır. Hangi bileşimler maddesel uzayı dengeler ? Hangileri bu özelliği yansıtıyor ?
-------------------------------------------------------------
S: (L) Tetrahedrona dönersek. Bu nasıl oluyor da boyutlar arası uzaya götüren bir anahtar niteliğinde ? Bu bir şekilde birisi tarafından aktif hale mi getiriliyor ? Bu belirli noktalara, bir tür makinamsı şeyler mi
yerleştiriliyor ?
C: Hayır. Manyetizma.
S: (L) Manyetizma oluşturman mı gerekiyor, yoksa doğal manyetizma mı ?
C: Doğal.
S: (L) Buna ya da bununla bir şey yapman gerekiyor mu ?
C: Gerekmek ???
S: (L) Bir şey yapmak için yararlanılan bir şey mi bu ?
C: Olabilir.
S: (L) Hangi anlamda ?
C: Boyutlar arası seyehat.
S: (L) Günümüzde herhangi birileri bundan bu amaçla yararlanıyorlar mı ?
C: Dünya dışı 3. Yoğunluk KH.
S: (L) Bu söylediğiniz 4. Yoğunluk KH 'nın bunu yaptığı anlamına geliyor. Herhangi biri ölçekli bir küre
içerisine yerleştirilmiş tetrahedron modelini inşa edip, sonra bunu manyetize ederek, portalları açabilir
mi ?
C: Evet.
S: (L) Bunun için yüksek miktarda elektriksel akım gerekir mi ?
C: Evet.
S: (L) Çok küçük miktarda enerji kullanılarak, boyutlar arasında, uzay-zamanda, ya da her neyse, seyehat etmenin bir yolu var mı peki ?
C: Bu konunun dışında, daha önce size kozmik tabiata sahip tüm kürelerin pencereler olduğunu söylemiştik.
S: (L) Hafif farklı bir yöne kaydıracağım konuyu. Sizlerin gerçekliğinizin doğası üzerine düşünüyordum, ve bu gerçekliğin altında ya da tabanından başlayan bir 4. Yoğunluk gerçekliği olduğunu düşüyordum, Kaluza-Klein teorisine benzer bir şekilde. Şu ana kadar doğru yolda mıyım ? Buradan bir yerlere varabilir miyim ?
C: Devam et.
S: (L) Tamam. Ve bu 4. Yoğunluk gerçekliğinin altında da eterik bir gerçeklik bulunuyor ve bu eterik gerçeklik de 5. Yoğunluktan meydana geliyor. Tamam mı ? 5. Yoğunluk gerçekliğinin altında da 6. Yoğunluk gerçekliği bulunuyor ki bunu da geometri yoluyla tasvir etmeye çalışıyorum. Bu geometri ise bizim materyal [fiziki] dünyamızda varolan [vücud bulan] kavramlara ilişkin düşüncelerin, tabiatların ve farklı yönlerinin temelini ya da esasını oluşturan bir şey. Doğru yolda mıyım ? Ama bu geometrinin ötesinde olan; bu geometrinin kaynağı olan şey nedir peki ? Biliyorum şuna benzer bir yanıt vereceksiniz "Bir" veya "Yedinci Yoğunluk". Ama gerçekten bir kavrama ihtiyacım var çünkü bunun ötesine geçemiyorum. Eksik bir yanıt olsa da; kendini çekim olarak gösteren, ifade eden , bu geometrinin kaynağı, ortaya çıkış yeri nedir ?
C: Senkronize değil. [ç.n. Laura'nın yoğunluklarla ilgili yaptığı tasvirleri kastediyorlar]
S: (L) Nasıl senkronize olabilirim ?
C: "Altında" diye bir şey yok.
S: (L) Tamam. "Altında" diye bir şey yoksa, hangi terimi kullanmak daha uygun olur ?
C: Etrafında. [ç.n. saran bir şekilde, çevresinde, etrafında]
S: (L) Bu geometrinin etrafında ne var ?
C: Takip edip, araştırmaya devam etmen gereken bir şey.
S: (L) Bana küçük bir ipucu veremez misiniz ?

C: Verdik.
S: (L) "İç içe" terimini kullanmak doğru yaklaşım olur mu ?
C: Hayır, hayır, hayır. Hala sınırlı bir çerçevede düşünüyorsun. Biri uzaya gittiğinde, artık orada; üzerinde,altında, yukarısında, aşağısında, solunda, sağında, yanında vs yoktur. Sadece etrafında vardır. Küresel bir anlamda.
S: (L) Ve her nokta da merkez mi ?
C: Daha yakın.
S: (L) Tetrahedrona dönersek, bu tetrahedronun küreye temas ettiği noktalar ve bunlar manyetik birleşim
çizgileri. Bu manyetik birleşim çizgileri bu küre üzerinde nasıl beliriyor ? Bunlar birleşim noktalarından
çıkarak bir örümcek ağı gibi mi yaylıyorlar ? Yoksa merkezden kürenin dışına doğru mu ? Kürenin üzerine enlemler ve boylamlar ızgarası gibi yerleştirilmiş durumdalar mı ?
C: Sonuncuya daha yakın.
S: (L) Yani birleşim çizgileri [hatları] dediğinizde, bunun anlamı, tabiri caizse bir enlem çizgisiyle boylam çizgisinin bu noktalarda birleşmesi gibi bir şey mi ?
C: Çok boyutlu olarak düşün lütfen, düz bir kağıdın üzerindeki gibi değil.
S: (L) Tamam. Şimdi başka bir konuya geçelim ve şu soruların yanıtlarını bulmaya çalışalım. Son zamanlarda radarlarda ortaya çıkan tüm o küresel şekiller neler ? Bunların son zamanlarda çok sık ortaya çıkıyor olması ve kimsenin buna bir açıklama getirmemesi tam bir skandal.
C: Daha fazlası için izlemede kalın. Ve şimdilik; iyi geceler.
(*) Tetrahedron-Küre modeli temsili resmi


------------------------------------------------------------------------------


S: (L) Peki, ileri bir adım olursa, cevabını bilmediğimiz esas soru şu: Klasik olan ne? Çekim mi, bilinç mi ya da başka bir şey mi? Ne? Ya da belki herşey klasik…

C: Klasik kelimesi bilinci yadsıyor. Zihni, bir vakum içinde oluşan salt kimyasal işlevler ve elektriksel dürtüler olarak kabul ederek yaradılışın geri kalanına tüm yoğunluk ve boyutlarda ince ağlarla bağlı olduğunu - ki durum bu- gözardı ediyor. Çekim, fiziksel ve ruhsal gerçekliğin tüm unsurlarını bir arada tutan bir zamk.Bilincin algılaması olmadan hiçbirşey varolamaz. Klasik fizik, diğer bazı hususlara ek olarak, bilinç ve beyni tek ve aynı şey varsayıyor ya da birinin diğerine yardımcı olduğunu. Gerçekte ise, beyin 3. Yoğunluk halleri ve benzer tezahürlerin fiziksel durumlarındaki bilinç ifadesini kolaylaştıran bir kanal.
-----------------------------------------------------------------------
S: (L) Bu çok garip. Arkadaşımız ayrıca şöyle yazmış: “Geçen gün aklıma gelen bir düşünceyi daha belirtmek istiyorum. “Cliffhanger” (Dağcı) filminin fragmanını seyrederken aklıma geldi. O fragmanda, Stallone donmuş bir su havuzundan fırlıyordu ve buzlar havada uçuşuyordu. O anda farklı enerji hallerini düşündüm. Buz donmuş sudur. Fizik derslerimden hatırladığım kadarıyla, donma, titreşen parçacıkların kinetik enerjisinin alınması gibi birşey. Mutlak sıfırda parçacıklar titreşmeyi tamamen kesiyor. Buharda ise tam tersi. Ekstra kinetik enerji ekleniyor ve parçacıklar çekim bağlarından kullanarak buhara dönüşüyor.
Yükselme de biraz ekstra enerjinin eklenmesi gibi olabilir mi? Her birey daha yüksek bir seviyede titreştiği için, çekim bağları ve diğer sınırlar anlamsızlaşıyor. Peki ya enerji seviyelerini ve titreşimi belirli bir yerde olamayacağın kadar arttırmaya devam edersen? “Zamandaki” herhangi belirli bir noktada HERYERDE olursan? Bireysel parçalar arasındaki farklar ortadan kalkar ve BİR/BİRLEŞİK olursun. YA O ENERJİ BİLGİYSE?? Daha faza bilgi ekledikçe, ruhun daha enerjik hale geliyor.” Bu varsayımlar doğru yönde mi gidiyor? Bilgi enerji mi veya enerji bilgi mi? Bilgi eklediğin zaman enerji mi eklemiş oluyorsun?

C: Enerji bilginin bir bileşeni, evet.
--------------------------------------------------------------------------------------------------

S: (L) Nostradamus geçmişe gelen bir zaman yolcusu muydu? Kısmen veya bazen doğru olan ama genelde doğru olmayan tüm o kehanetleri yazmasının nedeni bu muydu? Geçmişe yaptığı seyahat geleceği DEĞİŞTİRDİ mi?
C: Belki, ruh seviyesinde. Ama aynı şeyin şimdi hepiniz için geçerli olmadığını kim söyleyebilir!?!
S: (L) O gece uyumadan önce zaman yolculuğu hakkında düşünüyordum. Nostradamus’u düşünmemiştim ama zaman yolculuğunu düşünmüştüm. Ve düşündüğüm şey, bir nedenle hepimizin yanlış yönde gittiğiydi. Bana göre zaman yolculuğu sandığımızdan çok daha kolay ama kafamı toplayıp neyi kaçırdığımızı bulamıyorum. Bize yardım edebilir misiniz? İnsanlar şu ihtimalleri düşünüyor: a) çekim dalgasını çökertmek, böylece etraftaki zamanın durması; veya b) ışıktan hızlı gitmek ve böylece zamanın o şekilde durması. Bu yaklaşımların ikisi de olaya tersten yaklaşıyor gibi görünüyor ama bunun nedenini açıklayamıyorum. Beynimin ucuna kadar gelen ama kaçırdığım şey nedir?
C: Kanalları değiştirmek.
S: (L) Kanalları değiştirmek mi? Bunu yapmak için kişinin kanalları değiştirebileceğini mi söylüyorsunuz?
C: Evet. Herşey her an mevcut ve ilüzyonunuz da bu noktada düğümleniyor
S: (L) Kanalları değiştirmek, fizyolojik yapı anlamında içsel olarak gerçekleştirilen birşey mi, yoksa
zihinsel/psişik/ruhsal yapıdaki bir değişiklik mi?
C: Daha karmaşık.
S: (L) Daha önce Tesla bobinlerine benzer bir yolla elektromanyetik bir alan yaratılması gerektiğini
söylemiştiniz. Kanalları değiştirip zaman yolculuğu yapmak için çok büyük miktarlarda elektrik üretmek
zorunda mısın?
C: 3. yoğunluktan erişilebilen yol o.
S: (L) Ne kadar güç üretmen gerekiyor?
C: GIGAWATT teriminin tercih edildiğini söyleyelim sadece.
S: (L) Tamam, diyelim ki manyetik bir alan üretiyorsun ve “kanalı değiştiriyorsun”... O zaman birden bir
örümcek ağının merkezi gibi bir yerde mi oluyorsun? Etrafında her yönde seçebileceğin tüm zamanlar
mevcut olacak şekilde?
C: Onun gibi birşey.
S: (L) Uygun kanalı seçmede ne tür bir cihaz veya kontrol sistemi kullanılabilir? Bu tamamen zihinsel bir faaliyet mi, yoksa belirli bir zamanla veya kanalla uyuşan bir frekansı seçmede kullandığın birşey mi var?
Ve hangi zamanın hangi frekans olduğunu bulmaya yönelik deneyler mi yapıyorsun? (A) İlgili bir zamanı nasıl seçiyorsun?
C: Zihinsel imajinasyon önerin iyi.
S: (L) Yani zihinsel bir imaj yaratıyorsun. Seni doğru “zaman hattına” çekecek seviyede doğru bir şeyle ilgili zihinsel bir imaj oluşturman gerekiyor. Yani bir işaretleyici olması gerekiyor. Önemli bir işaretleyici!
C: Tarihler kullanılabilir.
S: (L) Eğer tarih kullanılabiliyorsa, geleneksel takvim sistemleri göz ardı edilip “bundan 2000 yıl öncesi”deme gibi bir şey mi yapıyorsun?
C: Yöntemlerden biri.
S: (L) Eğer zamanda geri veya ileri yolculuk yapıyorsan, bunu çok belirli bir şekilde yapmak istersin. Kalabalık bir şehrin bir caddesinin ortasında birden ortaya çıkıp etrafındaki insanların senin materyalizasyonuna bakmasını istemezsin. Hemen tutup kazıkta yakarlar. Yani eğer durum buysa, zamanı seçtiğin gibi yerini de seçmek istersin. Bir görüntü olmadan bir yeri nasıl seçersin ve o yerle ilgili görüntünün doğru olup olmadığını nasıl bilebilirsin?
C: 3. yoğunlukta bilindiği şekliyle görsel spektrumda hemen ortaya çıkmayı varsayıyorsun.
S: (L) Yani bunu yapan bir kişinin hemen materyalize olacağını varsaymak yanlış mı?
C: Mutlaka öyle olmayabilir.
S: (L) Yani zaman yolculuğu yapıp görünmez kalabilir misin? Bir tür eterik halde... Ve istediğin zaman somut hale gelmeyi seçebilir misin?
C: Eğer becerin/bilgin varsa. Eğer yoksa, bu gerçekten riskli bir girişim olabilir.
S: ...(A) Ama zaman yolculuğunda Boyutlar Arası Remolekülerizasyon var. (L) Sanırım eğer yeteneğin varsa var, yoksa yok. Çok ilginç. Fransa mağara resimlerine bakıyorum ve bunlar daha sonraki tarihöncesi dönem sanatından bariz şekilde daha üstün. Belki de bu mağaralar zaman yolcularının giriş ve çıkış noktaları olarak kullandıkları şeyler. (A) Diyelim ki zaman yolculuğu yapıyorsun. Başka varlıklar, hatta daha gelişmiş insanlar seni görüntüleyebiliyor mu bir şekilde? Yani zaman yolculuğu yaptığında seni izleyebilirler mi? Öldürebilirler mi? Engelleyebilirler mi? Kimsenin zaman yolculuğu yapmaması için “izleme” yapıyorlar mı? Bir filmde gördüğüm gibi, “zaman yolculuğu polisi” gibi birey var mı? Bu mümkün mü?
C: Gözlenebilir, ama sınırlı bir oranda.
S: (L) Zaman yolculuğu geleceğimizin önemli bir parçası olacak mı?
C: Evet, kesinlikle!!!
S: (L) O diğer gerçekliğe gittiğimizi gördüğüm rüyamda, şato duvarı içindeki bir oluktan yuvarlanarak
iniyorduk ve insanların geçtiği bir koridora kıçüstü oturarak iniş yaptık. bir dakika için bir alanda
duruyorduk, diğer bir dakika içinde o insanlar ortaya çıktı! Uygun şekilde giyinmemiştik bile. (F) Evet,
Henry’ye Calvin Klein’ın kim olduğunu açıklamak zor olabilir! (L) Ama diğer taraftan, enkarnasyon yoluyla
bilincini bir dönemdeki “benliklerinden” başka bir dönemdeki benliklerine odaklama durumu da zaman
yolculuğu kavramı içinde değerlendirilebilir. Sadece odağını değiştiriyorsun.
C: Bunların hepsi gerçeklik. Ve elbette UFO konusu bununla da ilişkili.
-----------------------------------------------------------------------
S: (L) Tamam. İnternetten bir makale indirdim. Diyor ki: “Mayıs ayında iki gün boyunca, güneşten sürekli esen Solar Rüzgar neredeyse tamamen durdu. En uzun süren ve en dikkat çekici artış buydu. Normal yoğunluğunun yarısına indi...”
C: Biraz anormal bir olay, evet, ama gözlem ekipmanları gelişti, değil mi?
S: (T) Yani bunun şimdi meydana geldiğinin “gözlenmesi”, bunun daha önce hiç meydana gelmediği
anlamına gelmiyor.
C: Evet.
S: (L) “Güneşten gelen enerjik elektronlardaki düşüşten dolayı, elektronlar dünyaya ‘stroa’ olarak bilinen dar ışınlar halinde aktı. Normal koşullar altında, güneşten gelen elektronlar, gezegenler arasındaki boşluk ve dünyanın manyetik alanı nedeniyle seyreliyor, karışıyor ve sapıyor. Bu son olayda, dünyanın manyetosferi normal büyüklüğünün beş-altı katı büyüdü. Bu durum uydulardan gözlendi. Dünyanın manyetosferide şok dalgası oluşumu yoktu.”
C: Permeasyon. (ç.n.: geçme, nüfuz etme, yayılma)
S: (L) 4. yoğunluğa geçişten sonra dünyanın manyetik alanının daha güçlü hale geleceğinden,
genişleyeceğinden bahsetmiştiniz. Bu son olay bununla ilgili mi?
C: Geçici bir görüntüsü.
S: (L) Bunu anlatırken herşeyin “açılmasından” bahsediyordunuz. Dünyanın dönüşünde çok küçük bir
yavaşlama olması durumunda bile, çekimsel olarak herşeyin “açıldığını” söylemiştiniz. Ama bu durum
dünyanın hızından ziyade güneş faaliyetleriyle ilgili gibi görünüyor.
C: Güneş ve dünya faaliyetleri birbiriyle bağlantılı.
S: (L) 5 Mayıs 1999’daki bu olay ne gibi etkiler meydana getirmiş olabilir?
C: Biyogenetik. Hastalık patojenleriyle ilgili.
S: (L) Ne anlamda?
C: Transmutasyon.
S: (L) Yani o olay hastalık patojenlerinin mutasyon geçirmesine mi neden oldu? Hastalık patojenleri daha zor
uğraşılır hale mi geldi, yoksa daha hafif formlara mı dönüştüler?
C: Bazıları her iki yönde.
S: (L) Bu güneş rüzgarı kesintisi sırasında meydana gelen en önemli olay bu mu?
C: Şimdilik. Çok kısaydı.
S: (L) Güneş rüzgarının kesilmesinin nedeni neydi?
C: Kozmik enerjilerin döngüsel dalgası.
S: (L) Bu dalganın kaynağı neydi?

C: Antimadde parçacığı kümeleriyle ilişkili derin uzay “rüzgarları”. Maddenin aynadaki yansıması gibi.
S: (L) Demek bu dalganın kaynağı buydu. Aynı durum gelecekte daha sık mı olacak, yoksa bu tesadüfi miydi?
C: Bileceksiniz.
S: (L) Onun için soruyorum!
C: Ve biz de bu yanıtı vermiyoruz!
S: (A) Sanırım yanıt daha önceki bir sorunun içinde. Galiba bu olay standart birşey ama gözlem yeteneğimiz arttıkça fark ediyoruz bunları. Yani evet, döngüsel bir şekilde oluyorsa, tekrarlanıyor demektir. Ama ne kadar sıklıkla olduğunu bilmiyoruz.
C: Ve döngüler içinde döngüler var.
--------------------------------------------------------------------------
S: (L) Çok doğru. Tıpkı Malta izleri gibi. ...Bir sonraki soruya geçiyorum: Anıların, geçmiş hayat anılarının nasıl saklandığını tartışıyorduk. Bu da ruhun yapısı ve bileşimi ile ilgili bir soru getirdi gündeme. Ruh nasıl hatırlıyor? Bir hayattan diğerine, bir bedenden diğerine, ardıl veya eşzamanlı enkarnasyonların anılarını nasıl taşıyor? Ruh anıları nasıl “depoluyor”?
C: Atomsal ilkelerle ilgili. Atomsal ilkelerle birlikte çekim, maddesel olanla olmayanın sınırını oluşturuyor. Sizce burada temeli oluşturan hangi teorik atomik parçacık olabilir?
S: (L) Takyonlar mı?
C: Belki nötronlar?
S: (A) Nötronlar mı yoksa nötrinolar mı?
C: Nötrinolar.
S: (A) Önce nötronlar dediler, sonra da nötrinolar. Daha doğrusu “Belki nötronlar” dediler. Ben “nötrinolar mı” dedim, onlar da “evet” dedi. Yani “belki” kelimesi yalnızca bir yönlendirici. Nötrinolar tuhaf parçacıklar, çünkü kütlesizler. Ama bazı insanlar nötrinoların var olduğuna inanmıyor. Benim tahminime göre varlar. Nötrinolar var mı?

C: Tamam, dikkatliliği bir kenara bırakıp “evet” diyeceğiz. [Gülüşme]
S: (L) Nötrinolar ve ruh bileşimi... Anılar bu nötrinolarla nasıl oluşturuluyor veya tutuluyor?
C: Uygun olduğunda bırakılmak üzere nötrinolar içinde tutuluyor.
S: (L) Anılar nötrinolar içinde mi depolanıyor?
C: Yakın.
S: (L) Nötrinoların oluşturduğu kalıplar içinde mi?
C: Daha yakın.
S: (L) Yani eğer bir “bilinç birimi” veya ruh başka bir bilinç biriminden daha fazla anıya veya deneyime
sahipse, o zaman onun daha fazla nötrinosu var demek oluyor, öyle mi?
C: Hayır.
S: (B) Kalıplar mı farklı oluyor?
C: Hayır.
S: (L) Fark nedir?
C: Birim başına daha fazla veri, gibi.
S: (L) Yani bir nötrino veri içeriği bakımından başka bir nötrinodan daha “yoğun” olabiliyor mu?
C: Yakın.
S: (L) Bu artan veri yoğunluğu o nötrinonun yapısını veya işlevini değiştiriyor mu?
C: Belki de farkındalığın işlevini değiştiriyor, böylece de çevreyi.
S: (L) Bir bilinç birimi veya ruh meydana getiren belirli bir nötrino sayısı var mı?
C: Sayının doğru kavram olduğu pek söylenemez. Oryantasyon/yönelim daha yakın.
S: (L) Yönelim seçenekleri nelerdir?
C: Titreşim frekansları.
S: (L) Veri yoğunluğunun artmasıyla birlikte titreşim frekansları artıyor mu, yoksa azalıyor mu?
C: Değişiyor; nicelememek daha iyi.
S: (A) Ruhtan bahsediyoruz. Kavramsal olarak ruhun yoğunluğu nedir?
C: Ark, nötrinolar bir şekilde saf enerjiye giden köprü kavramıyla ilgili mi?
S: (A) Evet. Ben de bunu düşünüyordum. Neden fotonlardan değil de nötrinolardan bahsettiğinizi merak
ediyordum. Çünkü bence fotonlar da saf enerjiye giden bir köprü. Fotonlarla nötrinolar arasındaki fark şu ki, fotonlar bozon, nötrinolar ise fermiyon. Nötrinolar birbirlerine dokunmamak için dans etmek
zorundalar. Bozonlar nötrino ve foton çiftleri gibiler. Bozonlar mekanda/boşlukta istedikleri gibi hareket
edebiliyorlar.
C: Bu tartışma bağlamında fotonlardan bahsedebilirdik ama Web Sayfalarını okuyan bazılarının “sevgi ve ışık” fantazisi temelinde konuyu yanlış yorumlama eğilimi nedeniyle bahsetmiyoruz.

S: ... (A) Nötrinolar herşeyin temel yapı taşları mı? Yani en temel parçacık?

C: Daha ziyade küresel dışa genişleme niteliğine sahip bir orta nokta. Tetrahedron, beşgen, altıgen.
------------------------------------------------------------------
S: (V) Pekala. Bazı transkriptleri okudum ve “bilinç, enerjinin yarı-ömrüdür” diye bir cümle gördüm. Bu bana çok ilginç geldi. Kimyada örneğin uranyumun yarı-ömrünün ne olduğunu tam olarak biliyorlar. Yani falanca yıl içinde başka birşey dönüşüyor... (L) Ama bu istatistiksel. (V) İstatistiksel. Tamam. Bu enerjinin bilince dönüştüğü zaman süreci veya referans çerçevesi nedir?
C: Fiziksel anlayışın geçerli olduğunu varsayıyorsun. Bu durumda şu daha iyi bir soru olurdu: Enerji nedir?
S: (L) [Ark’a soruyor] Enerji nedir? (A) Bilmiyorum. (L) Ne demek “bilmiyorum”? (A) Kimse bilmiyor. (L) Aa!Şimdi ne anlatmaya çalıştıklarını anladım. Enerji, atomik bir elementin falan yarı-ömrü gibi fiziksel bir süreçle karşılaştırılamaz. (V) Pekala, bir diğer varsayımım da, enerjiyi düşünce süreçleriyle ilişkilendiriyor olmam.
C: “Düşünüşün” enerji olduğunu nasıl biliyorsun?
S: (V) Tam olarak o olduğunu sanmıyorum. Sadece tahmin yürütüp hakkında düşünüyorum.
C: “Kullanım”a ne dersiniz? (ç.n.: utilization: faydalanım/yararlanım)
S: (V) Peki, nedir enerji? Atomu ve çekirdeği biliyorum ve enerji fiziğini temel düzeyde anlıyorum, ama
bahsettiğiniz şey bu mu?
C: Bir örnek: Işık, çekimin enerjisel ifadesidir. Çekimin kullanılması ışık “üretir.”
S: (A) Sorun şu ki, kavramları tanımlayamıyoruz. Bunları çok genel bir çerçevede tanımlayıp diğer
kavramlarla ilişkilerini kuruyoruz ve bir kelimenin doğru kullanımının ve yanlış kullanımının ne olduğunu ifade ediyoruz. Bu matematikte böyle değil. Matematikte herşey ilkel kavramlarla tanımlanıyor. Burada ilkel kavramların ne olduğunu bilmiyoruz. Işık diyoruz ve ışığın bir enerji ifadesi olduğunu söylüyoruz. Peki ışığın en temel özelliği nedir? Fizikten öğrendiklerin üzerinde düşünebiliyorsun. Fiziğe göre, biliyorsun ki ışığın kütlesi yok; ışık saf enerji kuantumu. Bunun ne anlama geldiğini gerçekten bilmiyoruz. Işık abzorbe edildiğinde fiziksel bir etkisi var ama bu arada nereye gidiyor? Işık kütle değil. Enerji gibi sana çarpabilen birşey ama somut birşey değil, saf enerji. Sonra görelilik teorisinden biliyoruz ki, ışık 4 boyutlu Einstein uzayında bir noktadan bir noktaya seyahat ederken, o 4. boyutta ölçülen mesafe sıfır. Eğer bir ışık huzmesinin üzerine oturursan, anında her yerdesin. Seyahat eden ışık için zaman yok. Enerji. Zaman ancak kütle için geçerli. Kütle zamanın ne olduğunu anlıyor. Işık için herşey eşzamanlı. Yani enerjiyi tanımlayamıyor gibi görünsek de, enerjinin ne olduğunu az çok öğreniyoruz.
C: Ve tahmin ettiğiniz gibi, bilinç, bir enerji ifadesi olarak ışıktan “önce geliyor.” Yani soru şu: Sizin
ölçümleriniz ne kadar geçerli?

S: (A) Kasyopyalılar için bir test sorum var. Şu iki olasılıktan hangisi doğru: a) Belirli koşullarda enerji bilinç yaratabilir. b) Belirli koşullarda bilinç enerji yaratabilir.
C: B: bilinç enerji yaratabilir.
S: (V) Işık aynı zamanda bilgi değil mi?
C: Işık kullanım/yararlanımdır.
S: (V) Tamam, ışık yararlanım. Bu nasıl yapılıyor? Bir süreç mi? “ışığın kullanımı” deyince daha iyi anlıyorum.
C: Işığı ne için kullanırsınız?
S: (V) Bilinci arttırmak için. Farkındalığı arttırmak için.
C: Işık bilinci nasıl arttırır?
-----------------------------------------------------------
S: (L) O halde bir sonraki soru şu: “cinsel merkez” denen merkez enerjisini nereden alıyor?
C: Cinsel merkez, “dişil” yaratıcı “Seni seviyorum” düşüncesi içinde, 7. yoğunlukla doğrudan temas içindedir.Kısıtlanmanın giderilmesini sağlayan “Tanrısal nefes.” Nabız. Değişken Çekim Dalgaları.
-----------------------------------------------------------------
S: (A) Uzun bir süre önce bilincin matematiksel olarak modellenmesi hakkında bir soru sormuştum ve cevap “çekim geometrik modelinin ters temsilini gözünde canlandır” idi ve bu beni bilincin geometrik modeline yönlendirecekti. Ama ters temsilin ne anlama geldiğini bulamadım. Peki nedir bu?
C: O çekim modeli için bir denklemin var mı?
S: Hayır, herhangi bir denklemim yok. Model bir model ve çok farklı denklemlere sahip olabilir. Denklem,modelin bir şekilde veya başka bir şekilde çalışmasını sağlayan ilave bir şeydir.
C: Denklemi bul ve sonra “ters çevir”.
S: (A) Tamam, diyelim ki denklemi buldum; hala denklemi nasıl ters çevireceğimi bilmiyorum. Geriye mi okumalı? Alt-üst olarak ters çevirmek mi?
C: Çekim, “ifade edilen” bilinçtir.
------------------------------------------------------------------------------------------------
S: (L) Tamam. Bu konuda bu kadarı yeterli. Sonraki. (A---) Ben Chaco Kanyonu’nu soracaktım. Oradaki
yapılar ne için yapıldı?
C: Sıradışı yetenekleri olanlar için toplanma yeri.
S: (A---) Orada kalan birileri var mıydı?
C: Daha çok bir “konferans merkezi” gibi.
S: (A---) Peki orayı kullanan insanlara ne oldu?
C: Kozmik çevresel değişimler, bunu takip eden kıtlık, iklim vs dünyasal zorluklar.
S: (J) O sıradışı yetenekleri olan insanlar bir araya geldiklerinde ne tür şeyler yapıyorlardı?
C: Örnek; levitasyon, doğrudan tezahür (madde yaratımları), ve “yolculuk”.
S: (Allen) Gezegendeki bir noktadan başka bir noktaya seyahat edebiliyorlardı, öyle mi?
C: Evet.
S: (A--l) Teleportasyon yapabiliyorlar mıydı?
C: Evet.
S: (A---) Bildiğimiz insanlardan değillermiş, desenize. (gülüşme)
C: Pek sayılmaz, ama çevre de sizin şu andaki çevrenizden farklıydı.
S: (A---) Bu insanlar nereden geliyordu?

C: Atlantis kalıntıları. ...
S: ...(A--l) Yani eğer çevre bu kadar kirli olmasaydı, bizim de süper güçlerimiz olabilir miydi? (L) “Kozmik çevre” dediler.
C: Çekim şu anda farklı.
S: (A--l) Çekime ne oldu? Nasıl değişti?
C: Uzayda güneş sistemi yolculukları. Bu tür değişikliklere tekrar yaklaşıyorsunuz.
S: (A--l) Yeniden süper mi olacağız?
C: Bazıları olacak.
S: (A--l) Ben? (J) A--l tekrar süper olacak mı? (gülüşme)
C: Eğer hazırsan.
S: ... (A--l) Teleportasyon yapabilecek miyim yani? Ve siz de yapabilecek misiniz? (C) Bilmiyoruz. (A--l)
Teleportasyonla birbirimizin odalarına girebilecek miyiz?
C: Bekle ve gör!
S: (A--) Şu aptal bilgin gibi süper güçlerimiz olacak mı? (Allen) Aptal bilgin değil, sadece bilgin. (A---) Tamam,bilgin... (C) Daniel Tammet.
C: Bazılarının olacak. Onun deneyimi 4. yoğunluk deneyimine çok benziyor.
S: (A---) Yani sayıları hissedip görebilecek miyiz?
C: Renkleri duyabileceksiniz...
S: (A---) Harika! (C) Peki Daniel Tammet ileri bir tür insan mı, yoksa...
C: Mutlaka ileri denemez, daha ziyade genlerin neden olduğu bir şans. Pek çoklarında bu tür şeyler ve pek çok başka şey kodlu ve bunlar şu veya bu zamanda etkinleşiyor.
S: (A---) Yani geçirdiği nöbet onda kodlanmış olan şeyi etkinleştirdi. Geçirdiği nöbet beynine birşey mi yaptı?
C: Kısmen, evet.
S: (A---) Wau, o adamdan biraz istiyorum! (C) Evet... (A--l) Nöbet geçirmek mi istiyorsunuz?! (A---) Adam bir haftada bir dil öğrenebiliyor!
C: Bir gün bunu siz de yapacaksınız.
S: (A---) Yapabilecek miyim? Buna ihtiyacım var!
C: Sabır faydalı olur.
S: (C) Pratik yaparak benzer yetenekler elde edilebilir mi?
C: Pek sayılmaz.
S: (DD) Fransızcamı beş yıldır ilerletmeye çalışıyorum! (gülüşme) (A--l) Bu çekim değişikliği ne zaman olacak?
--------------------------------------------------------------------
S: (L) Bu çirkin olacak. Ama biz yeni bir dünyaya yöneliyoruz. Tamam, diğer sorulara geçelim. (Ark) Benim bir sorum var. Bunu açıklamam gerekiyor. 2004 yılında Paris’te ESA tarafından uzaya gönderilmiş olan kozmik bir sondayla ilgili ilginç birşey oldu iki hafta önce. Bu sondanın dünyaya doğru gelen bir komete ulaşması gerekiyor. 2014 yılında o komete ulaşması ve eşlik etmesi planlanıyor. Bu sonda 2005 ve 2007 yıllarında dünyanın çok yakınından geçti. Normal plana göre bazı salınımlar yapacak, hızlanacak ve komete ulaşacak. 2005 ve 2007 yılında sonda bu sallanışlarını yaparken “sallanma anormallikleri” denen birşey gözlemlendi. Arizona’daki bir radar istasyonu gözlemledi bu anormallikleri. Sonra da başka bir istasyonda. Sonra Avustralya’da. Sonda anormal şekilde bazı savrulmalar ve yörünge dışına çıkışlar yaşıyor gibi görünüyor ve kimse bunu açıklayamıyor. İki kere oldu. En son üçüncü olarak da iki hafta önce 13 Kasım’da olması bekleniyordu. Bunu izlemek, takip etmek için hazırlık yapıldı. Ama bu sefer hiçbir anormallik olmadı! Anormal bir anormallikti bu! (gülüşme) Bu durum Galileo ve diğer Amerikan sondalarının da başına geldi. Bunu açıklamak için neredeyse yirmi farklı teori var: “Yeni bir çekim teorisine mi ihtiyacımız var? Einstein yanıldı mı? Karanlık madde mi? Makroskopik kuantum fenomeni mi?” Sonuçta anormal bir savrulma oldu. Ani bir hız değişimi. Sorum şu: kimsenin anlamlandıramadığı bu tür anomalilere neden olan şey konusunda bir ipucu verebilir misiniz?
: Kısmen çekimsel ve kısmen de gözlemsel; gözlem çekimi arttırabilir veya iptal edebilir. Zihnin ve
beklentinin gücü; bundan bir ders alın!
S: (L) Bekleme! (gülüşme) Beklersen, beklediğin şeyi iptal edersin. Çok tuhaf! (Allen) Yani eğer gözlüyorsan onu güçlendiriyorsun. Ama beklentiyle yaklaşıyorsan, beklediğin şeyi iptal ediyorsun, öyle mi? (L) Gözlem beklentisel olabilir de olmayabilir de. [ç.n. katılımcılar arası konuşmaların bir bölümü atlandı]
C: Paleo-Hıristiyanlık kilisesinin tüm üyelerinin bu faktörleri göz önünde bulundurması gerekiyor. Hepiniz yeni bir hayatın eşiğindesiniz. Evrenin ne yapabileceğini ve ne yapacağını tahmin etmeyin, sadece sizden istenen işi yapın, o zaman dalga gelip sizle buluşacak ve sizi yükseltecek. (ç.n.: anticipation:tahmin/beklenti)
S: ... (L) Yani en iyisi dikkatini gerçekliğe vermek, şimdi ve buradaki gerçeklikle en etkili şekilde ilgilenmek ve evrenin kendi işini yapmasına izin vermek. Sen kendi işini yaptığın sürece o da...
C: Evet.
S: (Ark) Ama sanırım farklı beklenti türleri var. Düşün ki biri bir kaza yapacağını tahmin ediyor ve bu
tahmin/beklentisinin bir kaza meydana getirmesinden korkuyor. Ama farklı bir beklenti/tahmin türü var.
Kazanın olma İHTİMALİ olduğunu tahmin ediyorum ve o yüzden çok dikkatli oluyorum, herşeyi izliyorum,aşırı heyecanlanmıyorum, anlıyor musunuz? Öyle birşeyin olma ihtimali olduğunu tahmin ediyorum sadece, bunda bir sorun yok. (C---) Korkmuyorsun. (L) Tahmin/beklenti ile hazırlıklı olmak arasında ince bir ayrım var gibi görünüyor. (A---) Korku ile endişe arasındaki fark gibi. (Joe) Belki beklenti yeni bir hayat veya iyi birşeyin beklentisi ile sınırlandırılabilir ama bunun nasıl olacağını, ne olduğunu bilemezsin. (L) Bunu zihninde sınırlamaman, şekillendirmemen gerekiyor. (Joe) Dedikleri gibi, eğer herkes kendinden istenen şeye adanırsa...
C: Yapılması gereken çok iş var!
S: (C---) Endişelenmeye vakit yok! (I---) Beklenti/tahminle ilgili mesele, farklı olasılıklara açık olup olmamakla ilgili belki de? Beklenti yoluyla sadece tek bir olasılık üzerinde odaklandığında sonuçları beklentinden farklı bir yönde değiştiriyorsun... (L) Evet, seçenekleri daraltıyorsun. (Joe) O halde sonsuz sayıda şey olabileceğini tahmin etmemiz gerekiyor. (L) Evet. ... (Allen) Birşey olacak sonuçta! (gülüşme) (I---)
Hakkında herhangi bir bilgi sahibi olmadan bu dalga konusunda bu kadar heyecanlanan New Age’cilere
ne dersiniz. Bu da bir beklenti türü...
C: Eğer o dalgada sörf yapmak istiyorlarsa, buna hazırlanmak için çalışmaları gerekiyor. Buna uyumlanmak için EIRIU EOLAS programını yapmaları gerekiyor. Çok sayıda kişisel dalgacıklar hiçbir şeyi değiştirmez. 4KH bunu biliyor ve parçalanmalar meydana getirmeye çalışmalarının nedeni bu. Ayrıca gizli negatif duygular tarafından ezilme riskine girmeye değmez, o yüzden en iyisi onları temizlemek. Sonradan üzülmemek için baştan tedbir almak!!!!
---------------------------------------------------------------
C: Dünyasal/Evrensel önemde şeyler üzerinde "konsantre" olmayı çok isteriz. Manto tabakası durduğunda veya yavaşladığında ama yerkabuğu durmadığında veya yavaşlamadığında sizce ne olur?
S: (L) Frank de önceki gece bununla ilgili bir rüya görmüştü. (T) Mantonun yavaşlaması hakkında mı?
Tamam, eğer manto yavaşlarsa ama kabuk yavaşlamazsa... (L) Bir kase çorba taşırken birden durmak
gibi... (T) Dökülür çünkü yüzey hareket etmeye devam ediyor... Tüm okyanusların suyunun etrafa
dağılması mı?
C: Hayır.
S: (L) Çok sayıda deprem mi?
C: Belki ama daha büyük resim nedir?
{...}
S: (J) Çekimsel değişiklikler...
C: Daha yakın...
S: (L) Çekim değişiyor, tamam... Çekim azalıyor...
C: Çekimle ilgili verdiğimiz ipucu neydi?
{...}
S: (L) Eğer çekim hafiflerse, ve çekim bağlayıcıysa, o zaman herşey... Ouu, nereye varmamızı istediğinizi anlıyorum. (J) Evet, çekim bağlayıcı. Çekim olmazsa herşey dağılır...
C: "Dağılmaz" canım, herşey "açılır!"
S: (L) Açıldığı zaman ne olur?
C: Değişim.

S: (L) Yani bu kozmik olay, buna hazır olan ve bunu pozitif bir şekilde deneyimlemeye hazırlanan insanlar için değişimin katalizörü...
C: Gibi, ama hatırla... "Doğaüstü" veya "paranormal" yok, herşey doğal ve normal. Yazdığın "Nuh
Sendromu" temelde "kötü" ile iyi arasında bir ayrım ima ediyordu. Hazır oluş bu ayrımları tanımaz!
S: (L) Hazır olmak ne anlama geliyor?
C: İster BH ister KH olsun, bir sonraki yoğunluk seviyesine dönüşümün eşiğinde olmak. Görüyorsunuz ya, dönüşüm dengeyi koruyor!
------------------------------------------------------------------------
S: (Belibaste) Daha negatif. Tamam. Bir veya birden fazla birey tıpkı o lokasyon gibi bu tür göksel cisimleri kendilerine çekebilir mi?
C: Evet.
S: (Belibaste) Bireysel veya kitlesel olarak elektrik yükleri farklı olduğu için mi?
C: Sadece elektrik akımı değil. Bu tür şeylerin bazılarının tezahür ettiği, daha doğrusu “yönlendirildiği”
alemde bilgi kraldır.
S: (L) Yani eğer bir grup birey gerçeğe dik bilgiler, yani yalanlar toplayıp biriktirirse, bu durum meteoritlere veya komet cisimlerine olan çekimi artırır mı?
C: Evet.
S: (Belibaste) Bunun mekanizması nedir?
C: Az önce diğer aleme referansta bulunduk... Çekim dalgaları.
S: (L) Çekim dalgalarının farklı bir alemin özelliği olduğunu mu söylüyorsunuz?

C: Çoğunlukla.
-----------------------------------------------------------------------
(trendsetter37) K’lar çekimi bir “büyük eşitleyici” ve “gerçekliğimizin bağlayıcısı” olarak tanımlamıştı ama acaba çekim tek yönlü bir artış kavramından ziyade bir denge işlevi mi?
C: Sorunun kalıbına göre cevap verecek olursak, daha çok “dengeyle” ilgili.
---------------------------------------------------------------------------
(Ark) Tamam. Sonra bir noktada bilinç hakkında birşeyler sormuştum. Ve çekimin
formülünü tersine çevirebilirsem bilinci anlayabileceğim şeklinde bir yanıt verildi.
Ancak Einstein'a göre çekimin formülü yine zamanın bir boyut olduğu uzay-zamana
dayalı. Uzaya ve zamana dayandığı için başından itibaren yanlış olan birşeyi nasıl
ters çevirebilirim?
C: Zamanın yerine bilinci koy.
-------------------------------------------------


bozadi Posted - 04/09/2018 : 18:19:27
Parça 2/3

Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen Tgur


S: (L) Çekimin tüm gerçekliğin bağlayıcısı olduğunu söylemiştiniz.
C: Evet.
S: (L) Şimdi algının bağlayıcılığını söylüyorsunuz.
C: Evet. Şimdi çekimin nasıl tüm gerçekliğin bağlayıcısı olduğunu zihninde canlandırmaya çalış!!!
S: (L) Eğer çekim bağlayıcıysa, çekim bilinç mi?
C: Pek sayılmaz. 4'üncü yoğunluktan 7'nci yoğunluğa kadarki yoğunluklarda "sağ" ve "sol"un mevcut
olmadığını biliyor muydunuz? Eğer bunu tam olarak zihninizde canlandırabilirseniz, sorduğunuz tüm
soruların yanıtlarını da anlayabilirsiniz. Eğer bunu zihninizde canlandıramıyorsanız, iyisi mi bu soruları
şimdilik bir kenara bırakın. Çünkü ancak "daha sonra" üzerinde düşünüp gözden geçirdiğinizde etkili bir
öğrenme olabilecek.
S: (A) Kasyopyalılar Roger'a fizikçilerin denklemlerinin, olması gerekenin 7'de biri olduğunu söylemişti. Bunu nasıl yorumlamalıyım? Bire bir mi? Yani her bir denklemimize 1'den 7'ye kadar bir endeks uygulayıp buna göre değiştirmeli miyiz?
C: Bir olasılık. Roger bunu kısmen anlaşılmış bir düzlemle sınırlandırıyordu. İyi geceler deme vakti.
---------------------------------------------------------
S: (L) Frank de önceki gece bununla ilgili bir rüya görmüştü. (T) Mantonun yavaşlaması hakkında mı?
Tamam, eğer manto yavaşlarsa ama kabuk yavaşlamazsa... (L) Bir kase çorba taşırken birden durmak
gibi... (T) Dökülür çünkü yüzey hareket etmeye devam ediyor... Tüm okyanusların suyunun etrafa
dağılması mı?
C: Hayır.
S: (L) Çok sayıda deprem mi?
C: Belki ama daha büyük resim nedir?
S: (L) Daha büyük resim dünyanın yörünge konumunun, hızının değişmesi... (T) Hayır. Büyük resim dünya üzerindeki hayatın tamamen silinmesi.
C: Hayır.
S: (L) Diğer gök cisimleriyle enerji alışverişi mi?
C: Hayır.
S: (J) Çekimsel değişiklikler...
C: Daha yakın...
S: (L) Çekim değişiyor, tamam... Çekim azalıyor...
C: Çekimle ilgili verdiğimiz ipucu neydi?
S: (L) Çekim bağlayıcı... (T) ve evrenin gerçeği.

C: Temel.
S: (T) Temel. Çekim gerçek temel unsur. Bunu mu kastediyorsunuz?
C: Yakın.
S: (L) Eğer çekim hafiflerse, ve çekim bağlayıcıysa, o zaman herşey... Ouu, nereye varmamızı istediğinizi anlıyorum. (J) Evet, çekim bağlayıcı. Çekim olmazsa herşey dağılır...
C: "Dağılmaz" canım, herşey "açılır!"
S: (L) Açıldığı zaman ne olur?
C: Değişim.
S: (L) Yani bu kozmik olay, buna hazır olan ve bunu pozitif bir şekilde deneyimlemeye hazırlanan insanlar için değişimin katalizörü...
C: Gibi, ama hatırla... "Doğaüstü" veya "paranormal" yok, herşey doğal ve normal. Yazdığın "Nuh
Sendromu" temelde "kötü" ile iyi arasında bir ayrım ima ediyordu. Hazır oluş bu ayrımları tanımaz!
S: (L) Hazır olmak ne anlama geliyor?
C: İster BH ister KH olsun, bir sonraki yoğunluk seviyesine dönüşümün eşiğinde olmak. Görüyorsunuz ya,dönüşüm dengeyi koruyor!
----------------------------------------------------------------
C: Nötron yıldızlarının, süper novaların, "kara deliklerin" vs özelliği nedir?
S: (L) Kara deliğe giren şey pulsar olarak mı çıkıyor?!
C: Hepsi madde/antimaddenin kesişim noktaları... Sizin bildiğiniz şekliyle, gerçeklikler arasındaki sınır...
madde alemleri / eterik alemler, yoğunluk seviyesi kavşakları, gerçeklikler. Bu pencerelerden kolaylıkla
geçilebilir; hatırlayın, yıldızlar ve gezegenler de birer pencere.
S: (L) Ve yıldızlar ve gezegenler dev birer atom olarak tanımlanmıştı. Atom pencere mi?
C: Evet.
S: (A) Proton pencere mi?
C: Evet.
S: (A) Peki foton da pencere mi?
C: Evet.
S: (L) Çekim bu maddi alemdeki nesneler arasındaki çekimden ziyade eterik alemden pencere yoluyla
yansıyan birşey mi?
C: Çekim hayal edilebilir tüm varoluş için ortak "bağlayıcıdır." Bununla ilgili bilmeniz gereken tek şey bu.
S: (L) Tamam, bağlayıcı. Çekim DNA iplikçiklerini bağlayan zayıf hidrojen bağlarıyla aynı şekilde bir
bağlayıcılığa mı sahip?
C: Hayır.
S: (L) Peki fosfat bağının karbon atomunu bağlaması gibi mi?
C: Bunlar maddi. Burada hepiniz için kayıp olan bağlantı, çekimin maddesel olduğu kadar antimaddesel
oluşu!!
S: (A) Bu, bizim mekan/zamanımızın bir alanın sınırı oluşu kavramı mı? Bu doğru bir resim mi?
C: Evet.
S: (A) Peki bu çekimle ve antimaddeyle ilgili olarak, bu tür iki alanın, pozitif ve negatif alanın olduğunu
düşünmek doğru mu? Ve çekim de pozitif ve negatif arasındaki ilişkiyle ilgili.
C: Çekim, mutlak bir şekilde varolan herşeyin "yakıtı", "kanı!!!"
------------------------------------------------------------
S: (L) Tamam, acelecilikten ziyade elimden geldiği kadar hızlı bir şekilde konuya girmek istiyordum. İlk
sorum: EM'nin (ç.n.: elektromanyetizma) çekimle içiçe olduğunu söylüyorsunuz. Santilli EM ile çekimin
aynı şey olduğunu söylüyor. Ve bir de ışık var. Işık EM'nin ışıması. Öyleyse EM'yle içiçe olan çekim nasıl
EM'den daha hızlı gidiyor, yani ışık hızını nasıl aşıyor?
C: Çekim "gitmiyor."
S: (L) Çekimin ışık hızını aştığını söylediğinizde kastettiğiniz şey nedir peki?
C: Çekim tüm yoğunluklarda, mekan/zamanda aynı anda bulunur.
S: (L) Sanırım buradaki olası yanıt, çekimin bir faz olarak hareket etmesi, ışığın ise bir "grup" dalga olarak
hareket etmesi. Bu doğru anlayış mı?
C: Çekim dalgası her an her yerde mevcut olan dokudaki hafif bir dalgalanma yalnızca; temel enerji
yararlandırıcısı.
S: (L) Temel enerji yararlandırıcısı nedir?
C: Doku çekimdir ve aynı zamanda enerji yararlandırıcısı.
S: (L) Eğer çekim belirttiğiniz dokuysa, temel yararlanım aracıysa, yararlanılan şey nedir?
C: Daha önce çekimin mutlak bir şekilde herşeyin temel gücü olduğunu söyledik!!! Bu tüm yoğunluk
seviyeleri, tüm boyutlar demek... Tüm varoluşun "malzemesi." Onsuz hiçbir şey varolamaz.
Düşünceleriniz de çekime dayalı!!!
S: (L) Tamam, ışığın çekimin enerji ifadesi olduğunu söylemiştiniz. Işık 7'nci yoğunlukta nasıl tezahür ediyor?
C: Işık yedinci yoğunluk.
S: (L) Demek ışık 7'nci yoğunluk. Ve ışığın çekimin enerji ifadesi olduğunu söylemiştiniz. Ve çekimin Tanrı olduğunu. Bu aynı zamanda ışığın çekim olduğu anlamına mı gelir?

C: Hayır.
S: (L) Peki çekim ile ışık arasındaki fark nedir?
C: Betonla çimento arasındaki fark nedir?
S: (L) Bunu tam olarak anladığımdan emin değilim. Çimento konsantre bir madde, betonda ise kum var, taş var, çeşitli maddeler var daha sağlam olması için. Ve suyla karıştırılıyor. Işık 6'ncı yoğunlukta nasıl tezahür ediyor? Bir ilişki örneği verebilir misiniz?
C: Karmaşık.
S: (L) Karmaşık olduğunu biliyorum! Işığın 7'nci yoğunluk olduğunu söylüyorsunuz. Çekimin Tanrı olduğunu söylüyorsunuz. Tanrı ve 7'nci yoğunluk aynı şey ve...
C: Hayır. 7'nci yoğunluk "Bir ile birleşme."
S: (L) Bir ile birleşmeyle Tanrı arasındaki fark nedir?
C: Tanrı yalnızca 7'nci yoğunlukta birleşik.
S: (L) Tanrı ayrıştığında veya destabilize olduğunda veya dağıldığında, nerede... biliyorum "nerede" doğru bir tanım değil, hangi yoğunlukta tezahür ediyor?
C: Tamamen yanlış kavram.
S: (L) DOĞRU kavram nedir?
C: Öncelikle tanrı destabilize olmaz veya dağılmaz. Lineer içsel kavramı bırak.
S: (L) Tamam bırakıyorum. 7'nci yoğunlukta Bir ile birleşme var. 6'ncı yoğunlukta ne var? Aydınlık ve
karanlığın, varlık ile yokluğun dengesi mi?
C: Fizikselleşmeye ihtiyaç duymayan saf bilinç.
------------------------------------------------------
S: (L) Sanırım 3 eterik, 3 de maddi yoğunluk var ve ortadaki yoğunluk da değişken fiziksel/eterik yoğunluk...
C: Yakın.
S: (L) Ve bu yoğunluklar yalnızca Bir ile birliğe yakınlık bakımından ayırt ediliyor, doğru mu?
C: Yakınlık?
S: (L) Hangi anlamda kullandığımı biliyorsunuz.... Biraz yardımcı olun!
C: Hayır, iyi gidiyorsun.
S: (L) Şimdi bunu bir tür dikey gerçeklik imgesi olarak algılıyorum. Ortada bir daire var ve daireye dik olarak uzanan gerçeklikler var. Bu düz uzanan gerçeklikler gidiyor, gidiyor ve sonunda ortadaki merkeze dönüyor, çünkü merkezdeki çekim onları geri getiriyor. Eşmerkezli bir dairede birşeyler oluyor veya atomun kabukları gibi. Bu merkezle ve bu dikey gerçekliklerle ilişkili olarak kabukları veya oluşun hallerini birbirinden ayrıştıran birşey. Dikey gerçeklik ile onun merkezle belirli ilişki noktalarını ayrıştıran dışa uzanışı arasındaki ilişki nedir? Bunun bilinçle ilgili olduğunu biliyorum ama yokluktan da bahsediyoruz.Varlık ve yokluk. Bu dikey gerçekliklerin varoluşun yedi yoğunluğu ile ilişkisi nedir? (ç.n.: dikey gerçeklik bir küreden dik bir şekilde dışa uzanan ama bir şekilde küreye geri kıvrılan boyutları ve/veya yoğunlukları (?) ifade ediyor gibi.)
C: Tam olarak doğru değil. Dikey gerçeklik bilgi/farkındalık/oluş matrisidir. Yoğunluklar yalnızca bilinç
enerjisi yönlendiricilerine dayalı deneyimsel ayrımlardır.
S: (L) Bilinç enerjisi yönlendiricileri nedir?
C: Kendini arkabahçenizeki sakinle karşılaştır. Kalkülüse bakışınız nasıl?
S: (L) Kalkülüsün tam olarak ne olduğunu bilmiyorum ama önemli olduğunu biliyorum. Bu tür şeyleri
öğrenebileceğimi hiç düşünmedim, o yüzden de denemedim. Ama sanırım bu önemli ve birgün bununla
ilgili birşeyler öğreneceğim. Arkabahçedeki köpeğimizin kalkülüsü faydasız bulacak olması bir yana,
bunun farkında bile olamaz. Bunun bilinç enerjisi yönlendiricileriyle ilgisi nedir?
C: Doğadaki herşey denge arar. Sözün gelişi bir gün, "Percy"nin gerçekten kalkülüsle ilgili bir fikri olacak.
S: (L) Yani bilinç enerjisi yönlendiricileri dikey gerçekliklere karşı yatay gerçeklikler gibi, öyle mi?
C: Yuvalar, canım, yuvalar. (ç.n.: birşeyin konduğu, yerleştirildiği açıklık anlamında)
S: (L) Bu yuvalar bir atomun kabuğundaki ortaya çıkan ve kaybolan elektronlara benzetilebilir mi?
C: İlgisiz. Hala diğer tüm yoğunluk seviyelerinin gerçeklik parametrelerini ölçmek için 3'üncü yoğunluk
farkındalığını kullanmaya çalışıyorsun. Uymaz! Arkadiusz'a çekim dalgalarının yalnızca onu daha yüksek kavrayışa götürecek yol olduğunu, nihai bir son noktaya ulaştıracak bir araç olmadığına güvenmesini söyle.
S: (L) "Yuvalardan" bahsettiniz. Nedir bu yuvalar ve kişi bir yuvadan diğerine nasıl hareket eder?
C: Şunu düşün: 7 boyda bilyen var. Yedi boyda da yuva var. Bilyeler nereye "oturur?"
S: (L) Bilyeler bilinçlilik birimlerini mi temsil ediyor?
C: Yakın. Veya bilinç seviyesi enerji rezonans profilleri ayrımları.
S: (L) Bu bilinç ayrımları gelişip değişiyor mu?
C: Evet.
S: (L) Ve bilgi edinme yoluyla gelişip değişiyorlar, doğru mu?
C: Temel olarak.
S: (L) Bilgi edinme enerji edinme gibi mi? Veya ışık? Işık enerjisi?
C: Pek sayılmaz. Bu, benzin istasyonunda arabanın deposunu doldurmanın hız kazanma gibi olduğunu
düşünmeye benziyor.
S: (L) Yani bilgi ve ışık, arabanın benzini gibi, ama hız kullanımdan geliyor, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Ve kullanım da...
C: Bilginin uygulanması enerji üretiyor, enerji de ışık üretiyor.
S: (L) Yani bu bilyelerden biri bir yuvadayken benzinle doluyor ve bu da onu diğer yuvaya mı taşıyor?
C: Ne!?!
S: (L) Sizin benzetmenizi kullanıyorum!
C: Hayır, benzetmeleri karıştırıyorsun!
S: (L) O zaman toparlayayım. Yuvalarda bilyeler var...
C: Bilyelerin yuvaya girmesine neden olan şey ne? Benzin mi?!???
S: (L) Tamam, benzini nereden alıyorlar?
C: O tamamen farklı bir benzetmeydi, sadece hatalı bir varsayıma yönelik yanıttı, başka birşey değil!
S: (L) Tamam, geri dönüyorum. Yuvalardaki bilyeler. Yuvalar nedir?
C: Yoğunlukları tanımlamak için bir benzetme.
S: (L) Bilyeler bir yuvadan diğer bir yuvaya mı geçiyor?
C: Ancak ve ancak uygun boya ulaştıkları zaman.
S: (L) Uygun boya nasıl ulaşıyorlar?
C: Sen nasıl ulaşıyorsun?
S: (L) Gelişerek sanırım.
C: Evet.
---------------------------------------------------------------------
S: (L) Bugün Ark şunu yazdı: "Kasyopyalılar bir keresinde EM'nin çekim enerjisinin bir ifadesi olduğunu söylemişlerdi." Ben de ona ışığın çekimin enerjisel bir ifadesi olduğunu, EM'nin çekimle aynı şey olduğunu, daha doğrusu içiçe olduğunu söyledim. Bu beni şuraya götürüyor; EM'nin bütün spektrumu "balonun" "malzemesi" oluyor, ki balon da gayrı-balonun dengeleyicisi. (ç.n.: balon tanımı 29 haziran 96 celsesinde geçmişti.) EM'den çıkan ışık, radyo sinyali ve diğer frekanslar birer enerji ifadesi. Yani EM'nin kendisi değişken çekim dalgası. Doğru mu?
C: Yakın.
S: (L) Eterik varoluş "gayrı-balon" mu?
C: Daha yakın.
S: (L) EM ile eterik varoluş içiçe. Yani EM "varlık" ve eterik varoluş da yokluk mu?
C: Hayır. EM varlık, eterik varoluş ise düşünüş...
S: (L) Mutlak yokluk çekimin kökeni. Yokluğun mutlaklığından çıkıyor, peki çekimden ne çıkıp EM oluyor?
(ç.n.: orijinal metindeki "non-being" kelimesi "yokluk" anlamında mı, yoksa gayrı-fiziksellik anlamında mı acaba?)
C: Bu "yokluğun mutlaklığını" nereden buldun?
S: (L) Mutlak YOKluk...
C: Bu HERŞEY demek belki?
S: (L) ... Eğer EM spektrumunun dalga çeşitlilikleri değişken çekim dalgalarıysa, o zaman bunlar bir araya getirilebilir ve elektromanyetizmanın bir toplam faktörüne ulaşılabilir, ve eğer bu ters çevrilirse çekimin varlığını ifade edebilir.
C: Doğru izdesin...
-------------------------------------------------------
C: Bilinç açısından ve bilinç nihai olarak herşeyin varlık sebebi ve çekim de fiziksel ve eterik düzlemlerdeki herşeyi bir arada tutan "yapıştırıcı."
S: (L) Çekim dalgasını çökerttiğin zaman, cismin veya kişinin bu noktadan itibaren "demateryalize" olması mı gerekiyor?
C: "Zaman" örtüsünü at, ve demateryalizasyon artık gerekli olmuyor çünkü kişi saf bilinç alemine giriyor ve orada fiziksellik ilüzyonu hiçbir işe yaramıyor.
S: (L) Eğer kişi artık fiziksel durumda değilse, artık bu içsel bütünlüğü sürdürebilme meselesi mi oluyor?
C: İçsel bütünlük ancak tamamen gayrı-fiziksel bir "durumda" garanti altındadır. Ve bu durum gerçekten
sadece zihinsel bir hal!!
S: (L) Biri bu şekilde seyahat ediyor olsa, bu durum fiziksel gerçekliğe dönmeye isteksizlik oluşturmaz mı?
C: Biri bowling oynuyor olsa, bu durum park yerine dönmeye isteksizlik oluşturmaz mı?
S: (L) Sanırım kalmak istersin ama park yerine gitmek arabana binip eve gitmek anlamına geliyorsa, o zaman hayır. Pekala şimdi yapışkana dönelim. Buradaki mesele kişinin kendini yapışkandan sökmesi mi?
C: Hayır.
S: (L) Eğer çekim maddi ve eterik varoluşu bir arada tutan şeyse ve eğer materyal durumdan eterik
durumlara geçeceksen...
C: Evet, senin tanımına göre yapışkanı sökerdin, çünkü fiziksel durumu algılıyor olursun, dolayısıyla da eterik durumda mahsur kalmazsın.
S: (L) Yani bu şekilde seyahat ederken fiziksel gerçekliği ve fiziksel dünyayı hala algılayabiliyor olursun ve dolayısıyla da eterik durumda yolunu kaybetmezsin. Ama daha önce orada tamamen mahsur kalanlardan bahsetmiştik sanırım, değil mi?
C: Yakın.
-----------------------------------------------------------
S: (A) Şimdi fiziğe dönmek istiyorum. Anti-çekimden bahseden ve bunu evrenin çiftli yapısıyla ilişkilendiren Fransız ---'nın yazısını okuduk. Anti-maddenin bizim evrenimizde değil, başka bir evrende bulunduğunu söylüyor... [Teypte birkaç saniye boyunca ses anormalliği]
C: İkisi, tıpkı iyon değiştiricisi gibi, birbiriyle değiştirilebilirdir.
S: (A) Yani ikisi birbirinin yerini alabilir, ama konu biziz. Görünüşe göre bizim yapımız antimadde değil, madde. Yoksa antimadde niteliğinde başka bir biz de mi varız? Bizim değiştirilebilir olduğumuzu
sanmıyorum. Antimadde değil madde evreninde yaşıyoruz gibi görünüyor.
C: Değiştirilebilir. (ç.n.: birbirinin yerini alabilir, değişdokuş edilebilir gibi bir anlamda. bir şekilde dengede ve etkileşimli oldukları kastediliyor olmalı.)
S: (A) Kaluza-Klein'ın döngüsel boyutu... Ekstra boyutlar hakkında soru sorduğumda "ekstra" boyut diye birşeyin olmadığı söylenmişti... Kaluza-Klein'ın döngüsel boyutla, 5'inci boyutla ilgili bir teorisi var. Bu Birleşik Alan Teorisi'ne gidişin yolu mu? Bu döngüyü veya silindir boyutu eklemenin doğru adım olup olmadığı konusuna bir ipucu istiyorum.
C: Evet.
S: (A) Tamam, bu yeterli.
C: Şu anda incelendiğinizi algılıyoruz, veya bir interferans. O yüzden gitmemiz gerekiyor. İyi geceler.
--------------------------------------------------------
S: (A) Şimdi şu anti-çekimci [ç.n. yerçekimi kuvvetini yenen teknolojilerle ilgili] İngiliz adamla ilgili bir şeyler sormak istiyorum. NASA' yla ilişkiye geçtikten ve anti-çekim oluşturan bir dizi deneyi gerçekleştirdikten sonra 76 yaşında öldü. Eric Laithwaite. Ölümünün pek de doğal sebeplerle olmadığından şüpheleniyorum. Anti-çekimle ilgili gizleri keşfetmiş miydi ?
C: Belli bir dereceye kadar.
S: (L) Ölümü tezgahlanan bir şey miydi ?
C: Evet.
--------------------------------------------------------
C: Ama gerçekten de çekim ile ilgili bilinmesi gereken herşeyi biliyor musunuz ?
S: (A) Hayır, bilmiyoruz. Ama bu söylediğinizin anlamı, bunun halihazırda bildiğimiz çekim yasalarının dışında bir etkiden kaynaklanacağı mı ? [çn. İkiz Yıldızın Güneş'e yaklaşması sonucu Güneş'in çekim kuvvetinde gerçekleşecek artış]
C: Çekim tüm gerçeklikleri 'bir' olacak şekilde birbirine bağlayan yaşam gücüdür.
S: (L) Güneş' in çekiminin artışını sağlayan mekanizma nasıl işliyor ? Buna sebep olacak etki nedir ?
C: Bunu anlayabilmek için, kuram [teorem] üzerinde yeniden çalışma yapmanız gerekiyor.
S: (L) Bu kuramı yeniden ele almamızda bize yardımcı olur musunuz ?
C: Dalgalar.
S: (A) Sormak istediğim şey şu : elimizde Einstein'in çekimle ilgili teorisi var. Öğrenmemiz gereken Güneş'in çekimindeki artışın sebebi Einstein'ın denkleminin ötesine geçiyor mu, geçmiyor mu ?
C: Dalga'ya bakmanız gerekli.
S: (A) Hangi dalga, çekimsel bir dalga mı, yoksa elektromanyetik bir dalga mı, ya da başka bir dalga mı ? Ne dalgası ?
C: Arkadiusz, tüm bunlar birbiriyle nasıl kesişiyor ?
S: (A) Çekim ve elektromanyetizma mı ?
C: Evet. Ve diğerleri.
S: (A) Nasıl kesişiyorlar derken; aynı teori içerisinde hangi şekilde yer aldıkları mı yoksa uzayda bir araya geldiklerinde nasıl örtüştükleri mi ?
C: Her ikisi de.
S: (A) OK, nasıl ve neden Güneş'in çekimindeki artışın elektromanyetizmayla bir ilişkisi var? Bize
söylediğinize göre kahverengi bir yıldız herhangi bir radyasyon yayınımı yapmaz, yani özellikle de bir
elektromanyetik radyasyon. Öyleyse bu elektromanyetizma nereden kaynaklanıyor ? Anlamıyorum...
C: Çekimsel etki elektromanyetik itkiyi tahrik ediyor.
S: (A) Tamam, bu demektir ki Çekim Teorisinin ötesine geçmiş oluyoruz ve bu Birleşik Alan Teorisi'nin bir parçası mı ?
C: Evet, aynen !!! BAT' nin tamamı sizlerden gizlendi!
S: (L) Sanırım, genel olarak tüm İnsanlığı kastediyorlar...
C: Evet.
S: (T) Peki, BAT' nin tamamı bu gezegen üzerinde yaşayan birileri tarafından biliniyor mu ?
C: Evet.
S: (T) Ve bunu ortaya dökmüyorlar ...
C: Ohh hayır, çünkü "Gerçek Sizleri Özgür Kılar!"
S: (J) Çekimden! [ç.n. Çekimden özgür kılar anlamında]
C: Hiper-uzaysal gerçeklere BAT yardımıyla ulaşabilirsiniz.
S: (A) Benim açımdan bu konu üzerinde daha fazla çalışıp, daha çok şey öğrenmem için iyi bir dönem mi ?Bana bir başlangıç yönlendirmesinde bulunabilir misiniz ki böylece bunu kendim keşfedeyim ?
C: Geriye doğru iz sür; "69" da nerede bulunduğuna dair.
S: (T) 1969' ta birşeylerle ilgileniyor olmalısın... O zamanlar gençtin ve dikkate değer bir şeye denk geldiğini farketmemiş olabilirsin. (A) Lichnerowicz' in BAT ile ilgili kitaplarını okuyordum...
C: Evet. Almış olduğun notlarını kontrol et.
S: (L) Doğrusu, bu notlarla, kağıtlarla ve diğer eşyalarla ilgili CİDDİ bir sorunumuz var, çünkü paketlenmiş ve hazırlanmış onca bavul ve çanta ortadan kayboldu!
C: Neden acaba ?!?
S: (L) Bu bavullarla ilgili yaygara çıkartıp, ortalığı ayağa kaldırırsak, onları geri alabilir miyiz?
C: Hayır. Gelip gelmeyeceklerini bekleyin.
S: (L) Bir yıldır beklemedeyiz! İçlerinde gözden geçirecekleri tonla malzeme vardı...Tabii herşeye bakmaları zaman alacağından biraz daha beklememiz gerek!
C: Notları olmadan da, genç adam üstünkörü aydınlatılmış yolda kararlı bir şekilde, gerçeğe, HAKİKİ gerçeğe ulaşmaya niyetlenerek yürümekteydi. Alfa durumundaydın, yolun çatallandığı bir kavşaktaydın ve merak ediyordun " bu yolu seçersem nereye varırım" " Ve neden tüm bunlar önüme doğru itildiler ?" Öyleyse geçmişe dön Arkady. Biliyorsun kalbinin derinliklerinde gerçek bir "Russun" sen!
S: (A) Konuya Güneş'in artan hacmi ile başladık sonra BAT sine kadar geldik ki bu da bizleri serbest
kılabileceği için bizlerden gizlenmekteymiş, içimde bu yolu takip etmemle ilgili bir temayül var, çünkü bu bilimsel bir yöntem ve yeni bir yol açabilecektir. Asıl soru böyle bir eylemin ya da bu tarz şeylerin
bilinmesinin diğer yoğunluklara ulaştırıp ulaştırmayacağı ? Bu sadece tatminsel bir şey mi, yoksa bu
yönde daha çok öğreniyor olmanın gerçek başka bir değeri var mı ?
C: Birleşik Alan Teorisi daha yüksek yoğunluklara açılan kapıyı tamamıyla aralar.
S: (T) Ama bunun, gizli tutulmakta olduğu için, henüz genel araştırmacılar tarafından keşfedilmeyi bekleyen parçaları mı var ?
C: Hayır.
S: (T) Bilim şu ana dek çekimin, ölçülebilir ve niceliksel özellikte bir dalga olduğunu onayladı mı ?
C: İhtilaflı konu.
S: (L) Çekimin ne olduğu ya da olmadığı ihtilaflı bir konu. (T) Ama eğer çekim BAT nin bir parçası ise ve birileri de ne olduğunu biliyorsa... (L) HAARP' ı inşa ediyorlar. (T) Sanırım bu konuda HAARP tan fazlası sözkonusu. BAT oldukça majör bir adım...
C: Izgaralar.
S: (L) Ne tür ızgaralar ? (T) Sürekli konudan konuya atlıyorlar... Bir saniye bekle...
C: "Atlamıyoruz."
S: (L) Ne tür ızgaralar ?
C: Gezegen elektro manyetik bir ızgara tarafından örtülmüş durumda.
S: (T) Bunlar ley hatları mı ? [ç.n. .ing. ley lines : Dünya yüzeyindeki bir takım antik, gizem yapı ve
oluşumlarının birbirine göre dizilişlerinden meydana geldiği ve bir takım gizli enerji hatlarını
oluşturdukları iddia edilen hayali çizgiler]
C: Hayır.
S: (L) Peki bunlar yapay olarak mı oluşturulmuş ?
C: Kalınlaştırılıp belirginleştirildiler.
S: (L) Yapay bir müdahaleyle belirginleştirildiler. Dünya'nın bu şekilde örtülmesinin sonuçları nelerdir ?
C: 3. ve 4. Yoğunluk KH Konsorsiyum tarafından kullanılmak amacıyla manipule edildi.
S: (A) Ne türden bir EM ızgara ? (L) Doğal bir şekilde mevcut olan EM ızgara hatlarını kalınlaştırılıp
belirginleştirildiler.
C: Usulca dalgalanan geometrik bir "battaniye" gibi.
S: (T) Gezegenin yüzeyinde mi, içinden mi geçiyor, ya da nerede ?
C: Üzerinde.
S: (J) Mikrodalga kuleleri bu işte bir rol oynuyor mu ?
C: Aynı sorumlu tarafından dolaylı yoldan keşfedildi. [kişi mi ?] [ç.n. celse ekibi Kasyopyalıların burada
kullandığı sorumlu kelimesi(ing. principal) ile belirgin bir kişiyi kastedip kastetmediklerinden emin
olamıyor]
S: (A) Kim bu sorumlu ? Bir ismi var mı ? (T) Çekim dalgaları, gerçekte var olsalar da olmasalar da, bir ihtilaf konusu ve BAT nin bir parçası, ve birileri halihazırda bunun nasıl işlediğini biliyorlar. Bu sebeple bu konu yalnızca cevabın ne olduğunu bilmeyenler açısından ihtilaflı, ama bu bilgiye sahip kişiler için ihtilaflı bir konu değil. Bunun ne olduğunu, nasıl ölçülebileceğini ve nasıl kullanılabileceğini biliyorlar.
C: Elbette.
S: (T) Yani bu konuda izin verilen şey sadece bir fikir ihtilafının ortaya çıkması. (L) Ya da yaratılan. (A) Bu ızgaranın gücünün devamı için bir güç kullanılıyor olmalı. Nedir bu ?
C: Yere ve uzaya konuşlandırılmış jeneratörler.
S: (T) Bu ne için kullanılmış olabilir?
C: Çeşitli kullanım amaçları.
S: (L) Peki, en azından ilk üç kullanım amacı nedir örneğin ?
C: "İlk Üç" diye bir şey yok.
S: (T) Bize bir fikir vermek için, bir örnek yok mu ? Bu bizleri nasıl etkiliyor ?
C: Kavramı biraz genişletin.
S: (T) Bu ızgara başka nesneler tarafından bir güç kaynağı olarak kullanılabilir mi ? (J) Bu ızgarayla enerji bağlantısı kurulabilir mi ?
C: Ağ.
S: (L) Bir şeyleri tuzağa düşüren bir tür ağ mı ?
C: Kavramı genişlet.
S: (L) Bu ağ bir şeyleri...
C: Hesaplıyor...
S: (J) Internet mi ? (T) Bizi içeride tutmaya yarayan bir çeşit engel gibi mi ?
C: 3. Yoğunluk balo salonunda dans ediyorsunuz. "Alice Kristal Saray'da aynanın içerisinden geçmekten
hoşlanır." Atlantisli ruhların yeniden reenkarne olma dalgası eskiden ortaya koyulan bir olayın
[performansın] tekrar edilmesi dürtüsünü de açığa çıkarıyor.
S: (T) Yeniden enkarne olan Atlantisliler eskiden kristaller aracılığıyla yaptıkları şeyi yeniden yapmak için hazırlanıyorlar. Yani şu an yapılmakta olan, Atlantis tarzı bir şey mi ? Farklı ekipmanlarla ama aynı şey ?
C: Daha büyük ve daha iyi şeylere ulaşmadan önce tüm derslerinizi öğrenmelisiniz.
S: (L) Bu söylediğiniz Atlantisliler'in derslerini tekrar etmesiyle ilgili genel bir vurgu mu, yoksa bizlerin bu dersi tam olarak öğrenmemizin ardından, bu ızgarayı etkisiz kılacağımız daha büyük ve daha iyi şeylere ulaşacağımızla mı ilgili ?
C: Hepsi; şimdi olanlar ve gelecekte olacaklar.
S: (T) Belki de ozon tabakasını bu denli kurcaladığımız için bizleri koruma amaçlı oraya yerleştirilmiş bir kalkandır...
C: Hayır. En iyisi üzerinde düşünüp , meditasyon yapmalısınız. Lineer düşünmekten kaçının lütfen, böylece daha iyi öğrenirsiniz.
S: (J) Sanırım eline bir şaplak vurdular. (A) Bu ızgara konusunda kendimiz için yapabileceğimiz ya da
yapmamız gereken bir şey olup olmadığını öğrenmek istiyorum?
C: Neden ? Öğrenmek ihtiyacın olan yegane şeydi.
S: (A) Dediniz ki bunun amacı kontrol ve manipülasyon. Yani ne olduğunu öğrenmek tek ihtiyacımız olan şey.
Belki de kendimizi zırhlandırmayı deneye... (L) Ama zaten öğrenmek demek zırhlanmak demek. Ne
şekilde işliyor, bilmiyorum, ama böyle gibi gözüküyor.
C: Evet
1080
S: (A) Şimdi.. BAT konusundan bu ızgara konusuna nasıl geldik ?
C: Izgaranın yapısallığı bunun bir uygulamasını temsil ediyor... [ç.n. Birleşik Alan Teorisi'nin]
S: (L) Her nasılsa Güneş'in artan çekiminden yola çıktık, ordan BAT ne, oradan ızgaraya...
C: BAT Güneş'in "artan" çekimini açıklıyor. Ama acaba BAT nde artma/azalma ile ilgili bir şey yok mu ???
S: (A) Onun artması ya da azalması için bir sebep yok... Ama tabii ki bu Einstein' ın teorisi ki bize bunun
yanlış olduğu söylendi... (L) Belki de hızla ilgilidir. Eğer iki şey art arda dönüyorlarsa ve eğer bu iki şey bir araya gelirlerse bu onların hızını artırmaz mı ve böylece hız da çekimi artırmaz mı ? (A) Hayır, bize çekim ve elektromanyetik dalga arasında karşılıklı etkileşim olduğunu ve BAT nin de bununla ilgili olduğunu söylediler... Eğer BAT çerçevesinde kullanmamız gereken diğer boyutları kullanırsak ve Kaluza-Klein teorisiyle devam edersek, bu durumda kütle ile ilgili kavram belirsiz bir hal alır ve kütle değişken olur...
C: Evet, fizikselliğin değişkenliği.
S: (T) Dördüncü Yoğunluk. (A) Daha önce bize BAT nin diğer yoğunluklara açılan kapıyı aralayacağını
söylemiştiniz...
C: Evet.
S: (A) Ve bir süre önce Santilli buradayken ve BAT, çekim ve anti-çekim ile ilgili kendi fikirlerini ortaya döktüğünde, ona BAT ile ilgili iyi bir fikre sahip olduğunu ama denklemin yalnızca 7 de 1 ine sahip olduğunu söylemiştiniz. BAT nin neden diğer yoğunluklara uzandığını anlamıyorum. Bir kez BAT ne vakıf olduğumuzda, ardından diğer yoğunlukların açık hale gelmesi kaçınılmaz mı ? Nasıl gerçekleşiyor ?
C: Bölük pörçük bir soru.
S: (A) EM ve çekimi bir arada buluşturan ama diğer yoğunluklar kavramını içermeyen bir BAT ne sahip
olamaz mıyız ? Başka bir deyişle; bir yazılı kaynağın içerisinde çekim ve elektromanyetizma ile ilgili tüm doğruları toplasak ve bir öğrenci bunları okuyarak hepsini öğrense ama yine de diğer yoğunluklar
konusunda hala hiç birşey bilmiyor olsa, böyle bir şey mümkün değil mi ?
C: Hayır. Diğer yoğunluklar görünür ve aşikar hale gelirler, eğer ki...
S: (A) Yani demektir ki Einstein ve Von Neumann diğer yoğunluklardan haberdarlardı.
C: Evet, ohh evet !!!
S: (T) Yalnızca bir fikir : BAT ne vakıf olunması ve içerisindeki farklı alanların manipüle edilebilir durumda olması, farklı etkiler yaratıyor. Yani anlayabildiğimiz kadarıyla, bilimin günümüzdeki resmi kabulüne göre, çekimi elde edebilmek için uzayda bir şeyi döndürüyor olmamız gerek. Ama BAT yardımıyla -ve sadece küçük bir yan özelliği olarak- hiç bir şeyi döndürmeye gerek kalmadan gerçek çekim yaratılabilir. Yani Çekim dalgaları, gerçekte var olsalar da olmasalar da, bir ihtilaf konusu ve BAT nin bir parçası, ve birileri halihazırda bunun nasıl işlediğini biliyorlar. Bu sebeple bu konu yalnızca cevabın ne olduğunu bilmeyenler açısından ihtilaflı, ama bu bilgiye sahip kişiler için ihtilaflı bir konu değil. Bunun ne olduğunu, nasıl ölçülebileceğini ve nasıl kullanılabileceğini biliyorlar.
C: Elbette.
S: (T) Yani bu konuda izin verilen şey sadece bir fikir ihtilafının ortaya çıkması. (L) Ya da yaratılan. (A) Bu ızgaranın gücünün devamı için bir güç kullanılıyor olmalı. Nedir bu ?
C: Yere ve uzaya konuşlandırılmış jeneratörler.
S: (T) Bu ne için kullanılmış olabilir?
C: Çeşitli kullanım amaçları.
ağırlıksızlık sorunu gerçekten çözülmüş bir şey...
C: Bu çok temel bir doğru sevgili TR, çok temel.
S: (T) Yani uzay istasyonu ile ilgili tüm o şeyler, veya döndükten sonra yer çekimine yeniden adapte olmakla ilgili yaşanıldığı söylenen tüm o sorunlar, hepsi birer oyun...
C: "Kediyi bir kez çuvaldan çıkardığında" [çn. Gizli bir konuyu açığa çıkarmak anlamında bir deyim] koskaca bir kedi "ulusu" yaratırsın.
S: (T) Yani şu an "Uzay Yolu" nu gerçekleştirme kapasitemiz var [ç.n. uzay yolu dizisindeki teknoloji
kastediliyor]
C: Bir anlamda, ama durum bunun çok çok ötesinde.
S: (T) Tabii ki. Bir çok insan bilim ve teknolojinin geldiği son noktanın bizlerin bildiğinin 25 yıl ötesinde olduğunu düşünür ama bence en az bir 100 yıl ötesinde olmalı, hatta belki çok daha ötesinde.
Gezegenimizde bilimin ulaştığı son nokta bizlerin bildiğinin 300-400 yıl mı ötesinde?
C: Daha doğru olarak 30.000-40.000 yıl "ötesinde!"
S: (L) Bu 4. Yoğunluktan kaynaklanan etki ve bilgilendirmenin bir sonucu mu ?

C: Evet.
S: (T) 30.000-40.000 yıl arası mı ? Rakamı doğru mu anladım?...
C: Evet, en az o kadar.
-------------------------------------------------------
S: (L) Çok teşekkür ederim. Önceki bir celsede kahverengi cüceyle ilgili ilk konuşmada, ikiz yıldızı bir
elektrona benzettiniz. Elektron tartışmasında elektronun çekim yaydığını söylemiştiniz. Yakın bir zamanda bu ikiz yıldızın ışınımı olmadığını söylediniz. Peki çekim yayıyor mu?
C: Radyasyon skalanın alt ucunda ve çekim mevcut.
S: (L) İkiz yıldız sistemleri arasındaki etkileşimler hakkında birşeyler okuyordum ve ikiz bir yıldız birincil yıldızına yaklaştığında birincil yıldız ondan birşey "alır" deniyor. Hatta küçük olan yıldızdan büyüğe doğru gazların akışının fotoğrafları bile var. Bu sistemde de durum bu mu?
C: Öyleydi.
S: (L) Artık durum öyle değil yani?
C: Yok denecek kadar az.
S: (L) Güneşin çekirdeğinde bulunduğu ve bir şekilde güneşin iç sıcaklığını düzenlediği söylenen WIMP'ler ya da zayıf etkileşimli ağır parçacıklar hakkında birşeyler okudum. Bu WIMP'ler gerçekten mevcut mu?
C: Hayal edilen herşey mevcut.
S: (L) Bu pek faydalı bir açıklama olmadı. Ayrıca bu kitapta, güneş çekilip küçüldüğü zaman güneş
patlamalarının daha az olduğu veya hiç olmadığı, güneşin çekilmesinin ışınımı arttırdığı çünkü daha sıcak bir şekilde yandığı ama dünyadaki iklimin soğuduğu söyleniyor...
C: Çekimsel olarak ilişkili.
S: (L) Hava çekimle mi ilişkili?
C: Dünya yıllık olarak o kadar sapmayabilir.
S: (A) Lodz ile ilgili ipuçları ararken tanıdığım Lodz'lu birinin internet sayfasına denk geldik. Işıktan hızlı parçacıklar hakkında spekülasyonlarda bulunuyor. Temel hipotez, nötrinoların aslında ışıktan daha hızlı seyahat ettiği. Bu doğru mu?
C: Bu hiper uzaya bir kapı açıyor.
S: (A) Bu konunun araştırılması mı?
C: Yakın.
S: (A) Yoksa nötrinoları kullanmak mı?
C: Solucan deliklerinin yolundakilerle birleştir.
S: (L) "Işık direklerinin olduğu yol" derken güneşin kutuplarını mı kastetmiştiniz? (ç.n.: önceki celsede
"direk" diye çevirdiğim "pole" kelimesi aynı zamanda "kutup" anlamına geliyor.)
C: Araştır.
S: (L) "Kalbinde Rus olmak"tan bahsettiniz. Güneşin kalbindeki ışıktan hızlı parçacıklara, yani nötrinolara bir atıf mıydı bu?
C: Eğer öyleyse bir Rus bilimadamını arayın.
S: (A) O bilimadamı Sakharov mu?
C: Sakharov!
S: (A) Bu benim yaptığım o araştırmayla...
C: Evet. Ve Sakharov bildirilenlerin dışında nedenlerle sansürlendi.
S: (L) Son zamanlarda seyrettiğimiz "Sphere" (Küre) ve "Event Horizon" gibi bazı filmlerde karadeliklere giren ve sonra tekrar ortaya çıkan ama çok garip durumlrın olduğu uzay gemileri var. Bir karadeliğe giren uzay gemisi fikri zihnimi kurcalayan birşey. Bir karadeliğe giren bir birey veya uzay gemisinin deneyimleyeceği şeyin ne olacağını öğrenmek istiyorum.
C: Parçalanma ve anti-madde enerjisine çevrim.
S: (L) Yani başka bir evrende ortaya çıkmıyor, değil mi? (A) Çıkıyor.
C: Çıkıyor ama madde olarak değil.
S: (L) Birşey bir karadeliğe girdikten sonra parçalanmadan tekrar madde evreninde ortaya çıkabilir mi?
C: Hayır.
S: (L) Yani bir kez karadeliğe girince, sayonara, asta la vista, öyle mi?
C: Yıldızlar da bu nitelikte geçitlerdir.
S: (L) Yani bizim yıldız olarak algıladığımız şeyler anti-madde evrenindeki karadelikler olabilir mi?
C: Hayır, pencere.
S: (L) Peki eğer o diğer evrende, bize karadelik olarak görünen şeyin öbür tarafında yaşıyor olsan,
karadelikler sana ne olarak görünürdü?
C: Açıklanamayacak kadar karmaşık.
S: (L) Bir referans verin...
C: Sorun da bu! Hiçbir referansın yok.
S: (A) Hiper uzaydan bahsettiniz. Hiper uzay nedir?
C: 4'ten 7'ye kadarki yoğunluklar. Ama 4'üncü yoğunluk hiper uzayı "geçitte yaşayış" olarak algılar.
--------------------------------------------------------
C: Neyi anlamadın?
S: (A) Hilbert matematiğinin Çoklu Gerçekliklerle ne ilgisi olduğunu. Bildiğim kadarıyla çoklu gerçekliklerde çeşitli solucan delikleri ve köprüler var ve...
C: Solucan delikleri köprü. Hilbert'in matematiği, aynı evren içindeki uzak mesafeleri algılanan zaman
geçişini değiştirmeden katetmek için paralel evrenlerden nasıl geçileceğiyle ilgili.
S: (A) Üzerinde düşünülebilecek ilginç bir konu.
C: Yani "sıfır zaman" ve uzayın katlanması. Tam Birleşik Alan Teorisi'nin devreye girdiği yer de burası.
Görüyorsun ya, burada çözüme ihtiyaç duyan soru, tüm alemlerden eşzamanlı olarak yararlanmada
elektromanyetik alan uygulamaları anahtar olarak kullanılarak, mekan ve zamanın değişdokuş
edilebilirliğini, ve çekim ve manyetizmanın aynı kaynaktan nasıl doğduğunu göstermek. Hoşçakalın
-----------------------------------------------------------
S: (L) Kaydetmeyi unutmuş olabileceğim veya bir yerde kaybetmiş olabileceğim bir yanıtla ilgili birşey
sormak istiyorum. Bize hiç bir Tesla bobini ile birşey yapmamızı söylemiş miydiniz?
C: Belki. Çekim dalgaları. Beşgen temel, altıgen ise sonuç.
S: (A) Buradaki küçük matematik formülüne dönmek istiyorum. Bir artı ve bir eksi var ve bu alan
değişkeninin önüne hangisini koyacağımı bilmiyorum. X, y ve z gibi artı mı olmalı, yoksa t gibi eksi mi
olmalı?
C: Eksi.
S: (A) Bu çekim dalgalarıyla ilgili olarak, 1936'da Einstein reddedilen bir makale yazdı. O makalede çekim dalgalarının mevcut olmadığını keşfettiğini iddia ediyor.
C: Diğerleri için bir örtü. Einstein durumun farklı olduğunu biliyordu ama siyasi ve güvenlik nedenleriyle buna uymak zorunda kaldı.
S: (A) Çekimin diğer alanlar için nicelendirilmesi gerekiyor mu?
C: Nicelendirilebilir.
S: (A) Eğer nicelendirilirse gravitonlar haline gelir ve siz gravitonların mevcut olmadığını söylemiştiniz...
C: Gravitonlar aslında bir zaman vakumu içindeki elektronlar.
------------------------------------------------------------
C: Çekim gerçekte nedir Arkadiusz ?
S:(A) Uzay ve zamanı yapılandıran bir tür yapı.
C: Yakın ama yine de hedefi vuramadın.
S: (L) Bu söylediğiniz şu an için biraz hassas kaçıyor arkadaşlar ! [ç.n. sanırım düğün günleri olduğu için Laura , Ka
syopyalılara Arkadiusz' a daha yumuşak davranmalarıyla ilgili bir şaka yapıyor.]
C: Bizler zamansızız ve bu yüzden de aynı zaman da tam zamanındayız!!! Çekim tüm maddesel varoluşun esasıdır. Bu sebeple çekim dalgaları, doğaları gereği tüm zamanlar boyunca baki kalarak, ani (anlık) bir etki (ve izlenim) yaratırlar.
S: (A) Ama biraz aklım karıştı. Çünkü eğer çekim dalgaları anlık iseler, nasıl oluyor da bizler gelmekte olan çekim dalgalarını beklemekteyiz ?
C: Çekim dalgasının anlık olma özelliği herhangi biri tarafından yalnızca bu konuda gerekli kişisel donanıma sahipse kavranabilir. Bununla birlikte; çekimin, zamanı, uzayı, ışığı vs. "bükme" özelliği olduğunu sen artık öğrenmiş durumdasın.
S: (A) Yani gelmekte olduğunu düşündüğümüz dalga anlık DEĞİL. (L) Sen 'Dalga' yı mı kastediyorsun ? [ç.n.Laura burada Ark' a , çekim dalgalarıyla ilgili sorduğu sorularda, celselerin başlangıç tarihi olan 1994 ten beri Kasyopyalılar'ın yaklaşmakta olduğu bilgisini verdikleri 'büyük döngüsel dalgayı mı kastettiğini soruyor.] (A) Evet o Dalga (L) Daha önce onun bir çekim dalgası olduğunu söylediklerini sanmıyorum.
C: Doğru, Laura.
S: (L) Doğru hatırlıyorsam , onun 'hiperkinetik duyumsayış' özelliğine sahip bir dalga olduğunu söylemiştiniz.
[ç.n. bkz. 3 Aralık 1994 tarihli celse]
C: Evet.
S: (L) Hiperkinetik duyumsayış ne anlama geliyor ?
C: Varoluşunuz hiper uzaysal enerji ile karışıp birleşiyor.
S: (L) Harika!
C: Madde ve antimadde. Birincisi atomik parçacık temelli maddeyi ortaya koyuyor, ikincisiyse bilinç
formundaki saf enerjiyi. Çekim ise herşeyin dengeleyici bağıdır.
S: (C) Ben enerjiyi her zaman atomik olarak gördüm.
C: O maddesel enerji.
S: (A) Rusya'daki deneye dönmek istiyorum. Gözlemledikleri etkinin nasıl bir doğası olduğunu sormuştum, cevabınız, deneyi yapanların da bekledikleri gibi bunun bir çekim dalgası olduğuydu. Ve bu Jüpiter' e çarpan bir kometin yarattığı etkinin sonucuydu. Peki bu çarpışmayı bu derecede özel kılan şey neydi ?Tüm çarpışma etkileri bir çekim dalgası yaratır mı ?
C: O olayla ilgili özel bir durum yoktu, yalnızca onların ekipmanları o olayın sonuçlarını gözlemlemeye uygun şekilde ayarlanmıştı.
S: (A) Bunun anlamı tüm çarpışmaların bir çekim dalgası yarattığı mı ?
C: Her enerji fışkırması.
S: (C) Bir çekim dalgası mı yaratıyor ?
C: Evet.
S: (L) Enerji nereden fışkırıyor ?
C: Çarpışmadan.
S: (L) Ne ile neyin çarpışmasından ? (C) Fiziksel kütlelerin mi ?
C: Ve/veya atomik parçacıkların. Mikrodinamik ve makrodinamik matrikslerinizi hatırlayın. Laura bu
kavrama "Nuh Sendromu"nda yaklaşmıştı.
S: (L) Yaklaşmış olmak oraya ulaştırmıyor! Yani demek ki iki cisim birbirine yaklaştığında karşılıklı bir
etkileşim ya da alışveriş gerçekleşiyor ve bu alışveriş de bir çekim dalgası üretiyor, böyle mi ?
C: İki taş parçasını birbirine vurduğunda ne olur ?
S: (L) Bir titreşim ortaya çıkar. Bir sarsıntı. Taş parçalarının özelliğine bağlı olarak biri diğerini parçalayabilir. Isı oluşur. Taşların yapısına bağlı olarak kıvılcım oluşabilir. (C) Bazı parçacıkları kopartıp, ayırmış olursun.
(L) Evet elektronları.
C: Hmmm...manyetikleştirme...hmmm....
S: (C) Onları düşünmeye sevkediyoruz! (L) Kesinlikle öyle. (A) Taşları birbirine vurduğunda, bazı atomlar birbirine çok çok yakın hale gelir ve içiçe geçmeye çalışırlar ve muhtemelen...(C) Yani bu çekim dalgası mı üretiyor ? Bana bir çarpışma gibi geldi. Dediler ki herhangi bir çarpışma...
C: Süper Parçacık hızlandırıcı...
S: (C) Neyi kastediyorlar: İki küçük nesneyi, çekim oluşturmak için bir araya koyduğunda mı? Yoksa bunun için bir süper parçacık hızlandırıcının gerekli olduğunu mu ? (L) Yani onları bir süper parçacık hızlandırıcıya yerleştirdiğinde bir çekim dalgası mı üretmiş oluyorsun, küçük ölçekli de olsa ? Yoksa çekim dalgasını kıvılcımlar oluştuğunda mı yaratmış oluyorsun ?
C: Bu konu üzerinde biraz daha fazla düşünüp, kafa yormanızı öneriyoruz
-------------------------------------------------
S: (A) Son defasında çekim dalgalarının anlık izler (etkiler/imprint) olduğunu söylemiştiniz. Bu açıklama dalganın uzayda anında yayıldığı anlamına geliyor. Kaynaktan uzaklaşıldıkça şiddeti nasıl bir değişiklik gösteriyor? Giderek zayıflıyor mu?
C: Hayır.
S: (A) Hayır diyorsunuz. Bu tuhaf. Eğer bir kaynak varsa, dalganın kaynağını nasıl anlayabiliriz? Kaynak nerede?
C: Öncelikle çekimin doğru bir resmini elde etmelisin. Çekim, madde ile anti-maddenin bağlayıcısıdır.
----------------------------------------------------
S: (A) Şimdi biraz teknik bir soru sormak istiyorum. Hakkında bir makale yazmam gereken bu teori
konusunda, standart kuantum teorisini, bir dalga işleviyle tanımlanmayan, nesnel olarak mevcut olduğu
varsayılan başka birşeyle birleştiriyoruz. Ama bu matematiksel bir model. Soru şu: Gerçekte mevcut olan nedir? Gerçekten mevcut olan şeyler nelerdir?
C: Burada anahtar çekim. Şimdi dalga işlevlerini ekle.
S: (L) Çekim matematiksel olarak nasıl tanımlanabilir?
C: Mümkün olmalı! Çekimle ilgili söylenenleri gözden geçirin.
S: (L) Gözden geçirdik... Ve anlaşılan ya fazla kalın kafalıyız, ya da bulamadık...
C: Kalın kafalı değil, duygusal olarak bulutlu. Kişi savunma modunda olduğunda, herşey sapıyor, bu kanal dahil.
S: (L) Demek diğer tarafta olan şey bilinç ve çekim, öyle mi?
C: Hayır, bilincinizi duygusal zehirden arındırmak için metinleri gözden geçirin ve düşünün!
S: (L) Bu duygusal zehrin kaynağı nedir? Bu makaleye olan tepkimiz mi?
C: Evet. Saldırı, saldırı. Molaya ihtiyaç var!
------------------------------------------------------
S: (A) Geçen sefer konuştuğumuzda fiziksel Dünya ile fiziksel olmayan, eterik olan, ölçülebilir olmayan
Dünya arasında temel bir ayrım yapmıştınız. Fiziksel Dünya ile ilgili bir şeyler biliyorum, nasıl inşa edilmiş olduğunu, atomlarla ve fiziksel kuvvetlerle ilgili temel prensipleri ve bunun gibi şeyleri. Eterik Dünya'yı tasvir edecek temel yapı taşlarının neler olduğunu merak ediyorum. Bunu soruyorum çünkü bu iki Dünya'nın birleştirilmese de köprüyle bağlanabileceğini söylemiştiniz. Bu ikisini köprüyle bağlayabilmek için bu eterik Dünya ile ilgili bilmem gereken şeyler var. Bunu nereden öğrenebilirim ?
C: Bilinç gerçekte enerjinin en saf şeklidir. Diğer alem bilinç enerjisinden meydana gelir. Bu konuyu daha iyi anlamak için kişinin kısmen de olsa gerçekmiş gibi yaşanan, geçici bir durumda fiziksellik hissinin yakalandığı rüyalarla ilgili anılarından yararlanması gerekir
S: (A) Fiziksel ve eterik Dünyalar arasında nasıl köprü kurulabilir ?
C: Bu konudaki anahtar çekimdir. Dalga özelliğindeki aktarımın kuantumsal menziline dayalı bir hipotez oluşturmak gerekir. Bir başka deyişle, dalga bir nesnenin tam merkezine doğru –güçlü bir çekim alanıyla birlikte- çekilerek, kaybolduğunda, nereye gidiyor ? Beşkenar, altıkenar, anlıyor musun ?
S: (A) Anladığım kadarıyla çekim konusu araştırılıp, öğrenecek en önemli konu haline geliyor ve bu yüzden aslında enerjimi bu konuya yoğunlaştırmalıyım ve en baştan çekimin formülasyonuyla başlamalıyım...
C: Bu; açık fikirli, bilimsel yapıya sahip birisi için en iyisi : manyetizma ve çekime odaklanmak. Araştırmanda,alan fiziği konusunda Tanrı vergisi yeteneğini kullan.
-----------------------------------------------------------


bozadi Posted - 04/09/2018 : 18:19:12
Tgur'un, bu başlık altında 29. sayfada az önce yanlışlıkla sildiğim (tekrar özür dilerim), "31/07/2018, 14:57:40" tarih-saatli, "Çekim" konusuyla ilgili mesajının içeriği (3 parça halinde):

Parça 1/3

Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen Tgur

Çekine çekine çekim konusu üzerinde dolaşmaya başlıyorum, ağır bir konu ve aktaracağım ilgili bölümler oldukça uzun,sabır denen o bağlı olduğumuz illüzyonik zamana karşı kullanmaya alıştığımız mecazi zorlamayı kullanmamız lazım, çıkarmaya çalıştığım özet bölümler aşağıda,aktardığım bölümlerde ise eski tekrarları da bulacaksınız çekimi layıkı ile tanımlayıp yorumlamak için gerekli zihni çalıştırmayı sağlamak istedim,

Konuya girmeden evvel bu üst bilgileri hazmetmek için "bilinç üstüne çıkmak" meselesini halletmek gerekir mevcut gördüklerimizin dayandığımız etraf diyeceğimiz 5 duyu ile algıladıklarımızın ilim diye bulunan ve tahsil ettirilen ve çeşitli mutlak ispatlarla yola sokulan yaşam şekillerimiz ve kabullerimizin üzerinde metafizik diye de adlandırılan konuya açık bir bakış açımız olması en önemli husustur,
Buna yol açan dünyada sanat filim, davranış örneği v.s.olarak bir çok kişi ve kuruluş faaliyeti olmuş ve zihnimiz görüşümüz önünde sergilenmiştir,

Mesela Picasso ,Salvador Dali gibi ressamların sergiledikleri resimler baştan tuhaf gelse de şu anda bunları belki bir 4. yoğunluk sızıntısı olarak değerlendirebiliyoruz ,resm edilen cisimler insanlar ve diğer şeyler gördüklerimizin dışında özellikler arz etmekte ,bir burun yanında insanın kalçasının kıvrımı veya ayak parmakları yahut başının arkasındaki saçlar ,renklerdeki kaos ,hayvan resimlerindeki acaip diyeceğimiz alışılagelmişin dışındaki biçimler ,cinsler ve şekiller, evvelden filimlerde Baytekin meceraları ile başlayan sonra uzay yolu,yıdızlar savaşıyor ,alien, avatar v.s gibi olağan üstü kurguyu da öngören filimler yüzüklerin efendisi ,Stephan King romanları ve süpermenler ,örümcek adamlar ve şu an aklıma gelmeyen bir çok örnek ,

İşte bilinç üstüne çıkmak durumunu kolaylaştıran yukarıdakilerin yanında geldiğimiz zihin yapısı ile artık bir telefon kulubesi içine girince dev büyüklükteki bir uzay gemisini görebilmek, evimiz yakınındaki bir alışveriş merkezine girince çıkışta Moskovada kendini bulmak akşam erkek yatıp sabah kadın olarak uyanmak ,bir elmaya bakarken onun şeklinin kilometrelerce uzadığını hissetmek gibi fenomenleri de kabul edebilir hale gelmeliyiz.

Bütün bunlar izahımız ve gelecek dalgada şoka girmek veya kabul edip olağan karşılamak konusunda seçim yapabilmemiz için bir fırsattır,

Esasa gelelim, yani özetlerimize,yalnız bir şey ekleyeyim tam bu bölümde çıkardığım özet ve bazı ufak aktarımlar kendimce öngörülerimdir okuyanları aşağıdaki alıntılıları zaman zaman okuyarak pekiştireceği bilinç genişliğinden ben de yararlanmak isterim,

*Graviton yani bizim anladığımız ve değerlendirdiğimiz çekim esasta yok ,zira zaman yok ve işık hızı da yok o halde anti-çekimle dengelenmiş zaman sıfır olunca graviton yani bizim yer çekimi dediğimiz kuvvet 3B yoğunlukta kullanılmakta,

Şimdi kullanacağımız "çekim" ifadesi bunun dışında bir kavram,
*Çekimi doğuran 7. yoğunluk bilinci ancak bunu oluşmuş her şeyin bağlayıcısı olarak nitelendirmemiz lazım bu da 7. yoğunluğun herşeyde tezahür eden ifadesi olarak da tanımlamak gerek,

*Yani "çekim"i tanrı olarak nitelendirirsek ve monoteist bir anlayışla bakarsak yanılırız zira mesela insanlar da çekim yaratabilir

*: Çekim hiç bir şekilde artmaz ya da azalmaz. Sadece toplanır ya da dağılır

*Bu toplanıp dağılma işi birilerinin onu kullanması ile değil "çekimin dağılmasının varolmasının bir YANSIMASIDIR"

*BH davranış çekimin dağılmasını ,KH davranış ise toplanılmasını ifade eder bunlar da yukarıda belirtildiği gibi yansımalardır,

*Çekim tüm varoluşun "bileşeni" , bu sebeple değişken olmayan miktar özelliğine sahip.

* Çekimden yararlanabilirsin ama onu "kullanamazsın". Kusursuz şekilde statik dengede bulunan bir şeyi artıramazsın ya da azaltamazsın.

*Bilinç açısından ve bilinç nihai olarak herşeyin varlık sebebi ve çekim de fiziksel ve eterik düzlemlerdeki herşeyi bir arada tutan "yapıştırıcı."


* Çekim, mutlak bir şekilde varolan herşeyin "yakıtı", "kanı!!!"

(bazı kavramları K.ların ifade şekli ile değiştirmeden alıyorum çünkü konuyu anlamaya çalışmak görüldüğü gibi oldukça zor..)

Mesela sağ ile sol un olmadığı bir durum düşünün bunu anlayabilirseniz her anlattığımızı anlarsınız önerileri var ,mevcut donelerle bunu tarif edemiyoruz tahayyül edemiyoruz..

* Çekim tüm yoğunluklarda, mekan/zamanda aynı anda bulunur

*Daha önce çekimin mutlak bir şekilde herşeyin temel gücü olduğunu söyledik!!! Bu tüm yoğunluk
seviyeleri, tüm boyutlar demek... Tüm varoluşun "malzemesi." Onsuz hiçbir şey varolamaz.
Düşünceleriniz de çekime dayalı!!!

*çekim dalgaları yalnızca kişiyi yüksek kavrayışa götürecek yoldur, nihai bir son noktaya ulaştıracak bir araç değildir ,bu yönden zihinde genişleyerek o meşhur bilyalara oturmak için kullanılamazlar bilyalar yoğunlukların deneysel tanımlamalarıyla ilgilidir ,

*S: (L) ... Eğer EM spektrumunun dalga çeşitlilikleri değişken çekim dalgalarıysa, o zaman bunlar bir araya getirilebilir ve elektromanyetizmanın bir toplam faktörüne ulaşılabilir, ve eğer bu ters çevrilirse çekimin varlığını ifade edebilir.
C: Doğru izdesin...
(Bazen böyle soru cevabı toptan belirtip yorumu yüksek fizik bilincindeki dostlara adıyorum,zira anlaşılması zor )

*Çekimin ötesinde hiper uzaysal bilgilere ulaşmak için BAT(birleşik alan teorisi)var ve bu husus dünyamızın etrafını saran manyetik tül yani ızgaralar vasıtası ile KH nin kontrolünü da sağlıyor bir işlevi de buymuş,ancak BAT bunun ötesindeki kavrayışların özü ve BAT ı bilen dünyada bilim insanları varmış ancak açıklamıyorlar bu hususun çözülmesi diğer yoğunluklara ulaşmayı ve değişken fizikselliği açıklayacak ancak bu bilgi şu andaki biz insanlar için 30 40 bin yıllık ileri bilgi ve bu bilginin bu kişilerce bilinmesi günümüzdeki 4. yoğunluk etkileri ile ,

*Güneşte pencere var ve madde de protonda pencere var ve bu pencereler yoluyla tahminen 7. yoğunluğun ilintisinin her yerde olduğunu izah edebilir miyiz acaba ,burada nötrinoların bilgi taşıdığını da devreye alabiliriz,

*Önemli bir durum da çekimin olmaması,burada 3B de deneylediğimiz graviton dan bahsediyoruz dalganıñ gelişinde olanın açılmasını ve dağılmasını ve böylece değişimin gerçekleşeceğini ortaya çıkarıyor burada dikkat çekilen husus gerek KH gerek BH olunsun hazır olmak yani bu tip kozmik olayların paranorml değil de dengenin getirdiği bir bilinçle karşılamak

*Çekim maddi durum ile eterik durumu yapıştırıyorsa eterik duruma geçince bu yapışkanı söküp maddi durumu da algılayan bir hale gelinilebilinir ve eterik de seyahat ederken maddeyi de algılayan bir hale gelinir ancak K. lar bunun olabileceğini ama tehlikeli de olabileceği şeklinde belirsiz bilgi veriyorlar çünkü bu kabil bir soruya "yakın" cevabı vermişler, bu durumda eğer eterik hale geldiğimizde seçimimiz madde olursa maddenin ızdıraplarına katlanacağız demektir yani zaman ve mesafe deneyine kapılmak ve bitime kadar beklemek..ve bunun için bir ufak alıntı,

"İçsel bütünlük ancak tamamen gayrı-fiziksel bir "durumda" garanti altındadır. Ve bu durum gerçekten
sadece zihinsel bir hal!!
S: (L) Biri bu şekilde seyahat ediyor olsa, bu durum fiziksel gerçekliğe dönmeye isteksizlik oluşturmaz mı?
C: Biri bowling oynuyor olsa, bu durum park yerine dönmeye isteksizlik oluşturmaz mı?"

*Bu durumda 5. yoğunluktaki dinlenme ve karar verme olgusu önem kazanıyor ,karma borcu var bunları ödemek istiyorum derseniz ödemeye maddede yaşam seçilir ,borç falan kabul etmiyorum derseniz yine eterikte devam edebilirsiniz ama bu borç dediğimizin ağırlığı sizi dengesel yönden rahatsız edebilir, bu bir varsayım ama evrenin dengeye düşkün tavrını da göz ardı etmemek lazım,bununla ilgili çarpıcı bir kısmı alıntıladım,
"C: Düşünüş ihtiyaç duyulan kaderi ortaya koyuyor.
S: (L) Yani 5'inci yoğunluktaki diğer varlıklarla birleştiğinde, kendi derslerin hakkında bir tür kavrayışa sahip oluyorsun...
C: Dengeli. Ve bu, canım, tüm yaratımın bağlayıcısı olarak çekimin diğer bir örneği... "Büyük Dengeleyici!""

*Çekim tüm gerçeklikleri 'bir' olacak şekilde birbirine bağlayan yaşam gücüdür.

*"Hiper uzaydan bahsettiniz. Hiper uzay nedir?
C: 4'ten 7'ye kadarki yoğunluklar. Ama 4'üncü yoğunluk hiper uzayı "geçitte yaşayış" olarak algılar"

Bu hiper-uzayda yaşayışın ne olduğunu anlıyoruz ama "geçitte yaşayış"ın ne olduğunu tarif edemiyoruz tabiiki,

*" Bilinç gerçekte enerjinin en saf şeklidir. Diğer alem bilinç enerjisinden meydana gelir. Bu konuyu daha iyi anlamak için kişinin kısmen de olsa gerçekmiş gibi yaşanan, geçici bir durumda fiziksellik hissinin yakalandığı rüyalarla ilgili anılarından yararlanması gerekir"

* "Klasik kelimesi bilinci yadsıyor. Zihni, bir vakum içinde oluşan salt kimyasal işlevler ve elektriksel dürtüler olarak kabul ederek yaradılışın geri kalanına tüm yoğunluk ve boyutlarda ince ağlarla bağlı olduğunu - ki durum bu- gözardı ediyor. Çekim, fiziksel ve ruhsal gerçekliğin tüm unsurlarını bir arada tutan bir zamk.BİLİNCİN ALGILAMASI OLMADAN HİÇ BİR ŞEY VAR OLMAZ. Klasik fizik, diğer bazı hususlara ek olarak, bilinç ve beyni tek ve aynı şey varsayıyor ya da birinin diğerine yardımcı olduğunu. Gerçekte ise, beyin 3. Yoğunluk halleri ve benzer tezahürlerin fiziksel durumlarındaki bilinç ifadesini kolaylaştıran bir kanal."



*Ruh bileşimi daha doğrusu bilinçsel kazanımlar nötrinolar tarafından yüklenip bir nevi taşınıyorlar

---------------------------------------------

C: Işık, çekim, optik, atomik parçacıklar, madde, anti-madde... birleştir.
S: (RS) Bu listede herşey var... (J) Hepsinin ortak özelliği nedir? (RS) Ou! Hepsi evreni dolduran şeyin
titreşimleri! Biz şeyleri algılıyoruz, herşeyi, hatta şeyler arasındaki boşlukları. Gerçek ise bunun zıddı.
Çünkü ışık bir dalga, tıpkı ses gibi. Eğer havayı çıkarırsan, ses yayılamaz. Işık da aynı şey. Işık bir dalgadır ve tüm evreni dolduran bir aracı olmadan yayılamaz. Yani bizim somut ve boş olarak algıladığımız şey doğru bir algı değil. Tüm evren, eter denen bu aracının titreşimiyle dolu. Bu aracı olmasaydı heryer karanlık olurdu. Yani ışık, bu aracının bir salınımı. Parçacık da bir salınım, yalnızca dalga yayılıyor ve salınım devam ediyor. Elimi buradan buraya hareket ettirdiğimde, salınımı hareket ettirmiş oldum. Boşluk sürekli salınıyor. Biz tamamen boşuz, ama boşluk dolu. Yani yanıt, hepsinin ortak tarafı, hepsinin, tümevreni dolduran bu aracının salınımları olması ve sanırım bu hem üçüncü, hem de dördüncü seviye için geçerli. (L) Belki de bunları spektral anlamda söylediler. (RS) Olabilir...
C: Şimdi, çekim ile ışık arasındaki ilişki nedir?
S: (RS) Bilmiyorum. Çalışmalarımın bu aşamasında bilmiyorum. (L) Belki de anahtar budur. (RS) Işık maddeye dönüştürülebilir ve bu yüzden çekim var. (L) Ama çekim ile ışık arasındaki ilişki ne olabilir? [Laura'nın notu: Peki ya zaman? Işık hızında ne madde, ne çekim, ne de zaman olduğuna göre, belki bu üçü, aynı şeyi tanımlamanın farklı yollarıdır. Belki de zaman, çekim üreten elektromanyetik bir fenomen veya elektromanyetizma üreten çekimsel bir fenomendir ve yan ürünü de maddedir???]
C: Bilgi tabanına erişin ve birbirinize danışın.
S: (L) Bunu tartışmamızı istiyorlar. (RS) Işık ile yerçekimi arasındaki tek bağlantı... foton ve anti-foton bir çift elektron ve pozitron üretiyor; parçacıklar ve anti-parçacıklar, ve o parçacıkların da çekimi var. Yani bu şekilde, elektromanyetik dalgalar... Foton madde yaratabilir... (L) Ve maddenin çekimi var... (RS) Ve maddenin çekimi var... dönüştürülebiliyor... (L) Ama nereden geliyor? (RS) İyi bir soru ama bilinmiyor. Bir vakumdan geliyor olabilir... (L) Ama bu nasıl oluyor? (RS) Laboratuardaki deneylerde, bir fotonu çekirdeğe fırlatıyorsun ve çekirdekten bir elektron ve bir pozitron çıkıyor, yani foton parçacıklara dönüşüyor. O parçacıkların çekimi var. Fotonun çekimi olup olmadığını bilmiyorum. Sanmıyorum, çünkü ışık hızında hareket ediyor. Zaman yok. Zaman askıda. (L) Işık hızında çekim olmadığı doğru mu? (RS) Çekim yok. (L)Belki o zaman, nasıl maddenin antitezi anti-maddeyse, ışık hızı da çekimin antitezidir? (RS) İyi bir yaklaşım. Çok iyi bir yaklaşım!
C: Yakın.
S: (J) Bu dengeyle mi ilgili?
C: Herşey öyle.
S: (L) Eğer ışık hızında çekim yoksa... (RS) Zaman yok... (L) O zaman çekim... (J) Bizi üçüncü yoğunlukta tutan şey... (RS) İpucu... Ama eksik olan ipucu... Üçüncü yoğunluktan dördüncü yoğunluğa geçişle ilgili eksik ipucunu mu tartışıyoruz?
C: Evet.
S: (RS) O zaman bu doğru. (J) Çekim, bizi üçüncü yoğunlukta tutan şey mi? (RS) Yani eğer ışık hızında
gidersen, dördüncü yoğunluktasın.
C: Peki, üçüncü yoğunluk ve dördüncü yoğunluk maddesinin parçalanmadan ışık hızına erişmesini sağlayan eksik faktör nedir? Düşün...
S: (RS) Bu nükleer fiziğin temel konusu... Madde ışık hızına bozulmadan erişemez... (J) Anti-çekim? (RS) Antiçekimle de... Şu andaki bilgilerimizle, madde bunu yapamaz. (L) Pekala, eğer bir madde ışık hızına doğru giderek hızlanıyorsa, hızlandıkça bütünlüğünü kaybediyor. Peki ya bir noktada giderek daha fazla antimadde eklersen... (RS) Bu süreci tersine çevirir... Bir elektron ve bir pozitron al ve birini diğerinin içine sok ve fotonu yeniden yarat. Ama madde ışık hızına erişemez. Eğer erişirse
Belki bilinçtir? (J) Farkındalık mı? (RS) Eğer eksik etmen farkındalıksa, evet.. (L) Bilinci matematiksel olarak denkleme koyabilir misin? (RS) Evet, elbette!
C: Madde ile bilinç arasındaki eksik bağlantı nedir?
S: (RS) Ah! (L) Eğer bunları biliyor olsaydık burada olmazdık! [Gülüşme] (RS) Bir alan olması gerekiyor. (J) EM mi? (RS) Hayır, biyoenerjitik bir alan. (L) Peki ya bilinç çekim yaratıyorsa? (RS) Çekimi madde yaratıyor. (L) Ama madde bilinç tarafından yaratılmıyor mu? Gözlemlediğimizde dalgayı çökertmiyor muyuz? (RS) Evet, zihin madde yaratabilir...
C: "Graviton" diye birşey yok.
S: (RS) Evet, graviton mevcut değil. Einstein'ın teorisinde varlar ama buna hiçbir zaman inanmam...
Bilincimiz çekim yaratıyor mu?
C: Yaklaşıyorsunuz. "Bizim" değil.
S: (L) Başka birinin bilinci mi çekim yaratıyor? (RS) Dördüncü seviye.
C: Yedinci Seviye.
S: (RS) Aa evet! Anlayabiliyorum! Son seviye. Eşit miktarda madde ve anti-maddeden oluşan evren,
gerçekten açık mı? Yani, evrende bir yerde sürekli madde mi üretiliyor? Madde ve anti-madde?
C: Daha iyi bir ifade şu olabilir: Geri dönüşüm.
S: (RS) Dünyanın merkezinde de aynı geri dönüşümün gerçekleşdiği doğru mu? Dünyanın genişlediği
şeklinde bir teori var. Bunu bir konferansta duymuştum. Dünyanın çapı büyüyor çünkü dünyanın
merkezinde bir madde yaratımı var. Bu doğru mu?
C: Yanlış, ama birleşik boyutlulukta tüm kavramlar doğru.
----------------------------------------------------------------------------------
C: Şimdi, değişken çekim dalgaları hakkında öğrenebileceğin herşeyi öğren, oku, araştır.
S: (L) Tamam. Değişken çekim dalgaları. Neler bulabileceğime bakacağım. Bununla ilgili önemli şeyler mi var?
C: Meditasyon da yap!
S: (L) Evet. Bize sürekli meditasyon yapmamızı söylüyorlar. Sen yapıyor musun F---? (F) Son zamanlarda değil.
C: Seni kastediyoruz Laura, araştırmanın bir parçası olarak değişken çekim dalgaları hakkında düşüncelerini derinleştir.
S: (L) Tamam. Sufiler hakkında birkaç soru daha sormamda bir sakınca var mı?

C: Kendi patikandan uzaklaşmak istemediğin sürece yok.
S: (L) Bu şu anda ilerlediğimiz yoldan uzaklaşmaya mı neden olur?
C: Sufi öğretilerini İncil ve benzer kaynaklarla karşılaştırma yapabilecek kadar ezberlemediğin sürece olmaz.
S: (L) Tamam. Sufi öğretilerinde önemli şeyler var. Ama ilerlediğimiz patikada bir değişiklik yapmamıza gerek yok. Sanırım onların Kuran'la olan ilişkileri, bazı mistiklerin İncil'le olan ilişkileri gibi. Önemli şeyler içeriyor ama aynı zamanda çarpıtılmış yanları var. Sufi öğretilerinden perdenin aşılabildiğini anladım ve bu bana ilerlemek için güç verdi. C: Değişken çekim dalgaları kuantum fiziğinin henüz bilinmeyen sırlarının kilidini açarak kristal berraklığında bir resim ortaya koyuyor.
S: (L) Bu çekim dalgalarıyla ilgili serbest çağrışımda bulunabilir miyiz çünkü bu saatte açık kitapçı yoktur.
Çekim maddenin bir özelliği gibi görünüyor. Doğru mu?
C: Ve...
S: (L) Ve hmmmm...
C: Ve antimadde!
S: (L) Antimaddenin bir özelliği olan çekim "antiçekim" mi? Yoksa sadece diğer taraftaki çekim mi, lafın gelişi?
C: Bağlayıcı.
S: (L) Tamam. Çekim bağlayıcı. Çekim maddenin bağlayıcısı mı?
C: Ve...
S: (L) Çekim ışığın bir özelliği mi?
C: Bahsettiğimiz şey bu değil.
S: (L) Nedir? F--- bana biraz yardım etsene.
C: Çekim, fiziksel olan herşey ile eterik olan herşeyi birbirine bağlıyor, değişken çekim dalgaları aracılığıyla!!!
S: (L) Antimadde eterik varoluş mu?
C: Eterik varoluşa giden yol.
S: (L) Tamam.
C: Geçit.
S: (L) Peki değişken çekim dalgaları... Yo, yo, bir saniye... şöyle sorayım; değişken çekim dalgaları 7'nci
yoğunluktan mı yayılıyor?
C: Her yerden.
S: (L) Belirli bir yoğunluktan mı yayılıyorlar?
C: Anlatmaya çalıştığımız şey de bu; böyle birşey yok.
S: (L) Değişken çekim dalgaları mı yok?
C: Yanlış...
S: (L) Bu dalgaların belirli bir yayılış yeri mi yok?
C: Evet.
S: (L) Yani bu dalgalar maddenin varlığının bir özelliği ve madde ile eterin bağlayıcısı, öyle mi?
C: Öyle denebilir ama sadece maddenin değil antimaddenin de özelliği!
S: (L) Yani değişken çekim dalgaları aracılığıyla diğer yoğunluklara erişebilirsin, öyle mi?

C: Herşeye.
S: (L) Bu dalgalar mekanik olarak üretilebilir mi?
C: Üretmek aslında toplamak ve yaymaktır.
S: (L) Tamam, ne tür bir cihaz çekim dalgalarını toplayıp yayabilir? Spirallerin yaptığı şey bu mu?
C: Buna yönelik.
S: (L) Yani eğer değişken çekim dalgaları üzerinde odaklanırsak...
C: "Nuh"u yazarken çekimi nereye yerleştirdin?
S: (L) Çekimin elektrik tüketimin bir göstergesi olduğunu düşünmüştüm; çekim elektrik enerjisinin sürekli akışının bir yan ürünüydü...
C: Çekim yan ürün değildir! Tüm varoluşun merkezi bileşenidir!
S: (L) Elektrik akışı ve tüketimine göre düşünmüştüm.. ve elektriğin bir tür bilincin varlığını işaret eden birşey olduğunu ve çekimin bize gösterdiği şeyin de bir gezegenin buna sahip olduğunu, yani canlı olduğunu düşünmüştüm.
C: Daha önce gezegenlerin ve yıldızların birer pencere olduğunu söylemiştik. Peki nereye gidiyor?
S: (L) Pencereler mi?
C: Çekim.
S: (L) Ou. Çekim eterik boyutlara veya yoğunluklara gidiyor olmalı. Beynimi o kadar farklı yönlerde harekete yönlendirdiniz ki kafamın içi patlamış mısır dolu gibi hissediyorum.
C: Bu iyi!
S: (L) Çekim nereye gidiyor. Güneş bir pencere. Bizim gezegenimiz bile bir pencere olmalı!
C: Sizde de var!!
S: (L) Demek çekim birleştirici ilke... Herşeyi bir arada tutan şey, yani çeşitli malzemeler içeren çorbayı bir arada tutan bir kase gibi.
C: Çekim varolan herşeydir.
S: (L) Işık çekimden yayılan birşey mi?
C: Hayır.
S: (L) Işık nedir?
C: Çekim.
S: (L) Çekim güçlü ve zayıf nükleer kuvvetle aynı şey mi?
C: Çekim "Tanrı"!
S: (L) Ama Tanrı'nın ışık olduğunu sanıyordum?
C: Eğer çekim herşeyse, ne değil ki? Işık çekimin ürettiği enerjinin ifadesi.
S: (L) Çekim "görülemeyen ışık" mı? Yani Sufilerin deyişiyle: Kaynak.
C: Lütfen çekim olmayan herhangi birşey söyle.
S: (L) Eğer çekim herşeyse, çekim olmayan hiçbir şey yok demektir. Güzel. Mutlak yokluk nedir?
C: Sadece bir düşünce.
S: (L) Yani yokluk diye birşey yok?
C: Evet, var.
S: (L) Düşünceler çekim üretir mi?
C: Evet.
S: (L) Ses çekim üretir mi?
C: Evet.
S: (L) Ses çekimi manipüle edebilir mi?
C: Evet.
S: (L) Bu insan sesiyle yapılabilir mi?
C: Evet.
S: (L) Tonal olarak veya düşünce gücüyle yapılabilir mi?
C: Her ikisiyle de.
S: (L) Peki buna yönelik belirli ses özellikleri var mı?
C: Çekim tarafından manipüle edilen düşünce çekimi manipüle etmeyi seçen sesler üretmeyi seçtiğinde
çekim manipüle edilir.
S: (L) Coral Castle'ı inşa eden adam uçak koltuğuna oturup düşünceleriyle mi yarattı o yeri?
C: Hayır. Çekim, çekimi manipüle etmek için onu dönmeye manipüle etmeyi seçtiğinde adam döndü.
S: (L) Çekimin bilinci var mı?
C: Evet.
S: (L) Seçimi bireyin yapması mümkün mü hiç, yoksa birey çekimin KENDİSİ olarak mı seçiyor?
C: Bireyin içindeki çekim, varoluştaki tüm çekim.
S: (L) Ben de Sufilere zor diyordum! (F) Bu kapıyı açan şey muhtemelen kendi çalışmaların. (L) Tanrım! Ne yaptım ben! Pekala. Kafam allak bullak oldu.
C: Hayır olmadı.
S: (L) Kafam karıştı ve aşırı yüklendi.
C: Bunun eğlenceli yanının farkına var!
S: (L) Eğer bu söylediklerinizin herhangi bir bölümü bizim için önemli olacaksa, bu süreçte bunların
ayrıntılarını öğrenmek durumunda olacağız demektir.
C: Daha kaç kere söylemek zorundayız?!?!
S: (L) Öğrenmek eğlencelidir! Evet!
C: Tüm varoluşun tüm toplamı her birinizde mevcut, ve tersi.
S: (L) Peki algıladığımız "çok-luk"un açıklaması nedir?
C: 3'üncü yoğunluğun algısı.
S: (L) Yani tüm evren içimde... tamam, bu... Anlıyorum. Garip ama anlıyorum. Sorun buna erişmekte,
örtüleri kaldırmakta.
C: İşin eğlenceli kısmı da bu.
S: (L) Demek Coral Castle'ı yapan adam buna erişebiliyordu. Sürekli olarak mı yoksa aralıklı olarak mı?
C: Kısmen.
S: (L) Anladığım kadarıyla ışık hızındayken kütle yok, zaman yok ve çekim yok. Bu nasıl olabilir?
C: Kütle yok, zaman yok, ama evet, çekim var.
S: (L) Fotonun çekimi var mı?

C: Çekim ışık hızını aşıyor.
S: (L) Çekim dalgaları ışıktan daha mı hızlı?
C: Evet.
S: (L) Bir çekim dalgasını değişken yapan şey ne?
C: Kullanım.
S: (L) Burada gerçekten önemli birşeyi kaçırıyormuş gibi hissediyorum...
C: Evet öyle, ama bunu ancak kendi ilerleyiş hızınla bulabilirsin.
S: (L) Sanırım bu konuya dönebilmek için bunun hakkında okuyup araştırma yapmam gerekiyor.
C: İyi geceler.
--------------------------------------------------
: (L) Bu gece 5'inci yoğunluk hakkında birşeyler sormak istiyorum. 4 fiziksel yoğunluk ile 5'inci yoğunluk arasındaki "ayrım çizgisi" nasıl işlev gösteriyor?
C: Çevrim döngüsü bölgesi. 1'den 4'e kadar olan yoğunluklardaki enkarnasyonlar arasında
düşünme/öğrenme ihtiyacını karşılamak için kişinin 6'ncı yoğunluktaki varlıklarla mükemmel dengede
doğrudan bir iletişim kurması gerekir.
S: (L) Bir kişi 1'inci yoğunluktan 4'üncüye kadarki tüm deneyimlerini tamamladıktan sonra 6'ncı yoğunluğa geçmeden önce bir süre 5'nci yoğunlukta mı kalıyor?
C: Evet.
S: (L) 3'üncü yoğunlukta ölüp 5'inci yoğunluğa giderken 4'üncü yoğunluktan mı geçiyorsun veya onu görüyor musun?
C: Hayır.
S: (L) 5'inci yoğunluk seviyesinde bulunan varlıkların hizmetinin bir bölümü bir rehber görevi görmeyi mi gerektiriyor? Yani 5'inci yoğunlukta iki tür varlık mı var; çevrim için orada bulunanlar ve kendi bilinç seviyesi 5'inci yoğunluk olanlar?
C: Hayır. 5'inci yoğunlukta herkes varolan herşeyin zamansız kavrayışına sahip.
S: (L) Eğer 5'inci yoğunlukta herhangi bir varlığın zaman ötesi bir kavrayışı varsa, o varlığın 5'inci
yoğunluktan 6'ncı yoğunluğa geçmek yerine "çevrim döngüsüyle" önceki bir yoğunluğa dönmesini
belirleyen şey nedir?
C: Düşünüş ihtiyaç duyulan kaderi ortaya koyuyor.
S: (L) Yani 5'inci yoğunluktaki diğer varlıklarla birleştiğinde, kendi derslerin hakkında bir tür kavrayışa sahip oluyorsun...
C: Dengeli. Ve bu, canım, tüm yaratımın bağlayıcısı olarak çekimin diğer bir örneği... "Büyük Dengeleyici!"
S: (L) Zihnimdeki resme göre döngü dışarı yayılıyor, sonra giderek birleşip kaynağa dönüyor. Bu doğru mu?
C: Yakın.
S: (L) Varolan herşeyin tam olarak yarısı dengesizliğe doğru hareket ediyor ve diğer yarısı da dengeye doğru hareket ediyor. Bu doğru mu?
C: Yakın.
S: (L) Tüm kozmos mu? Varolan herşey mi?
C: Evet.
S: (L) Kozmosun bir bölgesindeki enerji daha çok denge arayan bir enerjiyken, diğer bölümünün daha çok
dengesizlik arayan enerjiyle dolu olması mümkün mü?
C: Ou evet!
S: (L) Dünya şu anda dengeden ziyade dengesizliğin hakim olduğu bölgelerden biri mi?
C: Evet, ama hızla dengeye geri dönüyor.
S: (L) Yoğunluk Sınır dalgasının geçişi bu dengelenmenin bir parçası mı?
C: Evet.
--------------------------------------------------------
S: (F) Tırnak içinde belirttikleri şeylere dikkat etmemizi iki kez söylediler. (L) Yaptığınız ekin halkası
yorumlarından biri "Astronomik ikiz fenomeni"ydi. Astronomik ikiz fenomeni nedir?
C: Pek çok mükemmel eşzamanlı anlamlara sahip.
S: (L) İşin içinde eşzamanlılık var. Bu, zihinde canlandırma ile ilgili görüntü tanımınızla ilişkili mi?
C: "Alice'sin sihirli aynasından" bakıp eşleşmeleri görmek gibi.
S: (L) Çoklu görüntüler. Bu madde ve antimaddeyle de ilgili mi?
C: Evet, ve...
S: (L) Çekim... Aynanın bir yanında ortaya çıkan görüntü diğer tarafa da bir görüntü yansıtıyor...
C: Evet, ve...
S: (L) 4'üncü yoğunluk bedenlerdeki DNA liflerinin bağlanması da 4'üncü yoğunluktaki imajinal bedenlerde gerçekleşen bir yansıma mı?
C: Astronomik.
S: (L) Tamam, bu yıldızlar ve gezegenlerle ilgili... Başka bir evren anlamında mı astronomik? Yani
antimaddeden oluşan alternatif evren?
C: Evet, ve...
S: (L) Ve bu alternatif evren bizim evrenimizle birleşecek...
C: Hayır.
S: (L) Bu alternatif antimadde evreni, bizim evrenimizde meydana gelen veya ortaya çıkan fenomenlerin
kaynaklandığı nokta mı?
C: Daha çok geçit gibi veya "kanal."
S: (L) Bu alternatif evren bizim 4'üncü yoğunluğa geçmek için kullanmamız gereken bir araç mı? Bir örtü veya bir boşluk gibi birşey mi?
C: Bir otoyol olarak düşün.
S: (L) Yani 4'üncü yoğunluğa ulaşmak için bu antimadde evreninden mi geçmemiz gerekiyor?
C: Hayır.
S: (L) Geçişi gerçekleştirmek için bu antimadde ile etkileşme anlamında birşeyler mi olacak?
C: Hayır. Yoğunluk Sınırı sürekli seyahat halindeki dalga.
S: (L) Tamam, "seyahat eden dalga" diyorsunuz ve antimaddenin otoyol olduğunu söylüyorsunuz. Yani o dalga veya boyut sınırının etkisi yoluyla antimaddeden geçmek veya bir şekilde antimaddeyle etkileşmek anlamına mı geliyor bu?
C: Antimadde mekan/zamanı büküyor; değişken çekim dalgalarını kullanabileceğiniz nokta bu.
S: (L) Bir elektromanyetik alan yaratarak antimaddeden yararlanmak çekim dalgasını değişken hale
getiriyor, antimaddenin maddeyle birleşmesini sağlıyor ve mekan/zamanın eğilip değiştirilebildiği bir
portal yaratıyor. Diğer bir deyişle bir EM alanı yaratmak, antimadde girişi sağlamak, mekan/zamanın
eğilip bükülmesini, kontrol edilmesini mi sağlıyor?
C: Evet.
S: (V) Herkese yönelik bir portal var mı, büyük tek bir portal?
C: Hayır.
S: (V) Kitleler halinde bir portaldan geçiş?
C: Hayır.
S: (L) Çekim dalgasını destabilize etmek için EM alanları yaratmak... HAARP'ın tasarlanma amacı da bu mu?
C: Hayır.
S: (V) Eğer tek bir kişi için veya insan grupları için kişisel portallar yoksa...
C: Portal nerede istiyorsan oradadır.
S: (V) Yani portal sadece zihinsel bir durum olabilir mi?
C: Hayır. Uygun teknolojiyle istediğiniz yerde bir portal yaratabilirsiniz. Seçenekler sınırsız.
S: (L) Uygun teknoloji. Değişken çekim dalgaları. Bir keresinde Tesla bobinlerini araştırmamızı söylemiştiniz...Antimadde... EM üretme yoluyla çekim dalgalarının destabilizasyonu antimaddenin maddeyle etkileşmesini sağlıyor ve bu da bir portal açıyor... İnsanları kaçıran dünyadışıların zamanda ileri geri gitmesi antimadde evreninde mi oluyor?
C: Yakın. Antimadde evreninde yolculuk yapıyorlar ama çoğu kaçırma 3'üncü veya 4'üncü yoğunlukta
gerçekleşiyor.
S: (L) Antimadde evrenindeki bu hareket, insanların kaçırılma deneyimlerinde "ateş duvarı" olarak
algıladıkları şey mi? Demolekülerasyon?
C: Hayır. Boyutlararası Atomik Remolekülerizasyon.
S: (L) Tamam, bir kişi antimadde evreninden geçerken bunu nasıl algılar?
C: Algılamaz.
S: (L) Neden?
C: Mekan yok, zaman yok.
S: (L) Antimadde evreninde mekan ve zaman yok... Yani antimadde evreni muhtemelen Flight 19'daki zavallı insanların olduğu yer?
C: Evet. Yani bu yerde takılıp kalınabiliyor mu?
C: Evet. Ve eğer bir zaman sıçraması kozasının içindeysen, hiperbilinç durumunda olursun, yani "sıfır zaman" algısı. Yani döngü bağlandığında veya kapandığında milyonlarca yıl geçmiş gibi hissedebilirsin. Tıpkı "Philadelphia Deneyi"nde olduğu gibi. Ve şimdilik, iyi geceler.
-----------------------------------------------------------
S: (L) İlginç bir başlangıç. Sanırım hafta boyunca kanalı ayarladınız ve kafamın içerisinde olup bitenlerden haberdardınız. Özellikle son bir kaç gün içerisinde şekillenen bir kaç sorum var, doğrudan bunlarla başlamak istiyorum. İlk sorum Santilli celsesiyle ilgili : farkındalık çekime eşit midir ?
C: Bu bağlamda bir parçası.
S: (L) Bilgi ve farkındalıktaki birikim çekimdeki bir artışa mı karşılık geliyor ?
C: Hayır.
S: (L) Enerjinin, yoğunluğun değerini değiştirebileceğini söylediniz. Anladığım kadarıyla yoğunluk değeri artı ya da eksidir. Uzay/zamanın başka bir bölgesinden 3. Yoğunluğa enerji pompalamanın, çekimi öyle bir şekilde yoğunlaştırıp, birimini değiştirmesi ve anti-madde haline dönüştürmesi anlamına mı geliyor bu ?
C: Hayır.
S: (L) Elektromanyetizmanın çekimle aynı şey olduğunu söylediniz. EM daki bir artış, EM nın toplanması ya da bir elektromanyetik dalga oluşturulması, buna maruz kalan kişi ya da nesnelere yönelik çekimin artmasına sebep olur mu ?
C: Çekim hiç bir şekilde artmaz ya da azalmaz. Sadece toplanır ya da dağılır.
S: (L) Eğer çekim yalnızca toplanır ve dağılırsa ve gezegenler ve yıldızlar pencere iseler ve ayrıca dediğiniz gibi insanların çekimi "varsa", bu şu anlama mı geliyor : insanlar, veya herhangi bir güneş sisteminin herhangi bir gezegenindeki yaşam biçimleri bu çekimin toplayıcılarıdırlar ?
C: Hayır. Çekim insanların veya başka herşeyin toplayıcısıdır! "Toplayıcıyı" tekil olarak kullan.
S: (L) BH, çekimin dağılmasına mı eşittir?
C: Hayır. BH çekimin dağılmasının varolmasının bir YANSIMASIDIR.
S: (L) Aynı zaman da KH da mı çekimin dağılmasıdır ?
C: Hayır. Toplanmasının yansıması. KH çekimin toplanmasının bir yansımasıdır ya da çekimin toplanması yoluyla yansır.
S: (L) Birimin değişmesinin başka bir yoğunluğa geçişi de kapsadığını söylemiştiniz. Ayrıca; anti-madde
aleminin eterik varoluşa doğru bir kapı ya da bir yol olduğunu söylediniz. Buradan yola çıkarak, 4.
Yoğunluk bir anti-madde evreni mi ?
C: Hayır.
S: (L) 4. Yoğunluktaki varlıklar bir tür anti-madde durumunda mı tezahür ediyorlar ?
C: Her ikisi de.
S: (L) 4. Yoğunluk hem madde hem de anti-maddenin denge içerisinde olduğu bir yoğunluk mu ?
C: Denge içerisinde olduğu değil, görülebildiği.
S: (L) Yani madde ve anti-maddenin her ikisi de istek ve farkındalıklarına bağlı olarak varlıkların kullanımına açık ?
C: Yakın. Anti-madde ve madde her yerde dengededir.
S: (L) Çekimin toplamasının sonucu nedir – dediniz ki çekim insan varlıklarını topluyor, bunun etkisi..?
C: Hayır bunu demedik. Söylenenlerin bazılarını "atlarsan" öğrenemezsin.
S: (L) Neyi atladım ? "Çekim insanların toplayıcısıdır" diye siz söylediniz ?
C: Evet ama diğer herşey ipucu. Biri bunu söylediğinde bir fark oluşmuyor.
S: (L) Evet, tamam, soruları KENDİ seviyemize göre soruyorum. Çekimin beden üzerindeki etkisi nedir ?C: Fazla karmaşık. Sorunu parçalara ayırmaya çalış.

S: (L) Farkındalık artışının çekimin "bir bağlamda parçası" olduğunu söylemiştiniz. Yani birinin farkındalığı artıyorsa, çekimi de artıyor mu ?
C: Hayır.
S: (L) Farkındalığın artışı ile çekim arasındaki ilişki nedir ?
C: Doğrudan bir ilişki değil.
S: (L) Farkındalığın artması ile, değişken çekim dalgasına bağlı olarak insanlar üzerinde nasıl etkiler oluşuyor bunu öğrenmeye çalışıyorum, aynen gelmekte olan "dalga" gibi.
C: İki paraleli "kesiştirmeye" çalışıyorsun.
S: (L) İki paralelimiz var..tamam...Eğer birinin farkındalığı üssel olarak artış gösterirse, bedensel enerjinin biriminin artı ya da eksiliği değişmiyor ?
C: Hala üretmeye çalışıyorsun.
S: (L) Bazı fikirleri kavramaya çalışıyorum sadece...
C: Öyleyse mevcut düşünce kalıbını değiştir. Çekim tüm varoluşun "bileşeni" , bu sebeple değişken olmayan miktar özelliğine sahip.
S: (L) Öyleyse, çekim aslında "kullanılmıyor" mu ?
C: Yakın.
S: (L) Işığın, çekimin enerjisinin bir dışavurumu olduğunu söylemiştiniz. Bir de dediniz ki...
C: Çekimden yararlanabilirsin ama onu "kullanamazsın". Kusursuz şekilde statik dengede bulunan bir şeyi artıramazsın ya da azaltamazsın.
S: (L) Demek ki; çekim kusursuz bir "statik" durumda. Ve ondan "yararlanılabilir". Statik durumdan
dönüşümün nasıl olduğunu açıklar mısınız ? Ne gerçekleşir ?
C: Dönüşüm yok yalnızca uygulama var.
S: (L) Kusursuz statik durumdan uygulama moduna geçişte ne gerçekleşir ? Beni anlayan kimse var mı ?
C: Biz de dahil, hiçkimse!
S: (L) Harika! Tam olarak kafamda oturtmaya çalıştığım 1) çekim statik bir durumda varolur; 2) ışık, çekimin enerjisel dışa vurumudur, bu bağlamda yararlanılır ? Doğru mu ?
C: Hayır. Işık çekim enerjisinin dışa vurumudur.
S: (L) Bir şeyin dışa vurumu varsa; bir şeye, bir yere veya üzerine veya içine doğru kendini dışa vurur...
C: Öyle mi yapar ?
S: (L) Yani...
C: Eğer ormanda bir ağaç düşse ve orada bunu duyacak kimse yoksa, ses çıkarır mı ?
S: (L) Diyorsunuz ki; çekim heryerdedir ve statik bir dengededir, ondan yararlanma durağan olmayan çekim dalgalarına sebep olur. Ve yine diyorsunuz ki; çekim Tanrı' dır ve Tanrı tüm yaratımdır ve bizler tüm yaratımın birer parçasıyız, böylece bizler Tanrı'yız ve aynı zaman da çekimiz. Şimdi anlamaya çalıştığım şey şu : çekimi bu kusursuz statik durumdan değişken duruma dönüştüren şey, olay, gösterge veya ondan yararlanma biçimi nedir ? Eğer çekimin her zaman kusursuz bir denge durumunda olduğunu
söylüyorsanız bu bana anlamsız geliyor.
C: Dengesizlik hali statik olmamak anlamına gelmiyor. Değişken dalgalar kendi değişkenlikleri içerisinde statik olabilirler.
S: (L) Bunların hiç birisi mantıklı gelmiyor. Anlamaya başladığımı düşünmüştüm ve belli ki hiç bir şey
kapmamışım. Farklı bir yönden yaklaşmaya çalışalım. Evrenin eşit miktarda madde ve anti-maddeden
oluştuğunu söylediniz. İlk 3 yoğunluk, maddesel yoğunluklar mı ?
C: Ve antimaddesel.
S: (L) Tüm yoğunluklarda eşit miktarlarda madde ve anti-madde mi var ?
C: Evet. Hatırla, yoğunluk yalnızca birinin bilinçsel farkındalığına tekabül ediyor. Biri farkındalığa ulaştığında herşey [planşet üzerinde çok sayıda spiral çiziliyor] bu farkındalığa uyumlanıyor.
S: (L) Herkesi farkındalığa ulaştıracak gelmekte olan dalga hakkında ne söyleyebiliriz ?
C: Henüz değil... Birincisi : peygamberleriniz 4. Yoğunluk gerçekliklerini iletmek için her zaman 3. Yoğunluk sembollerini kullandılar. Sen 4 – 7 arası yoğunlukların prensiplerini açıklayabilmek için 3. Yoğunluk yanıtları almaya çalışıyorsun. Hüsrana uğraman bu yüzden, çünkü "bağdaşmıyor."
S: (L) 3. Yoğunluktaki etkiler çekimin toplandığı noktalar mı ?
C: Kısmen. Ama tüm yoğunlukların etkileri böyledir.
S: (L) OK, eğer öyle ise...
C: Çekimin tersinin ne olduğunu düşünüyorsun ?
S: (L) Anti-çekim ?
C: Evet.
S: (L) Şimdi; tüm varolan şeyler şişirilmiş bir balon olsun ve balonun yüzeyi çekimin statik halini temsil etsin, belki 7. Yoğunluğu... Ve yüzeyin farklı noktalarında dışa doğru yumrulaşmaya başlasın.. Ve tüm bu küçük yumrular farklı yoğunlukların belirtilerinin toplandığı noktalar olsun... Kafamda bir şekil oluşturarak, basitçe anlatmaya çalışıyorum. Çok basitçe de olsa bu üzerinde kafa yorabileceğim bir imge mi bu ?
C: Bir "anti-balonun" da olduğu sürece evet.
S: (L) Balonun dış yüzeyini balon, iç yüzeyini ya da içindeki havayı "anti-balon" olarak düşünebilir miyiz ?
C: Hayır.
S: (L) Yanyana duran 2 balon mu ?
C: Hayır. Bir gayrı-balon.
S: (L) Bir gayrı-balon mu ? Beni ÇILDIRTACAKSINIZ! HİÇBİRŞEYİN varolduğundan bahsediyorsunuz! Biz BURADA bile değiliz!
C: Hayır.
S: (L) Tanrı aşkına! Bu konuyu şekilsel olarak anlamama yardım edin. Tamam, aynanın önünde duran bir balon, aynadaki yansıması "gayrı-balon."
C: Hayır.
S: (L) Gayrı-balon, balonun düğmesi kapatıldığı zaman. Ama o denli hızlı gerçekleşiyor ki farkında
olamıyorsun, küçük bir tireşim, nabız atışı gibi...Anlatamıyorum, çaresizim!
C: Görüyor musun canım, 4. Yoğunluğa ulaştığında göreceksin.
S: (L) Peki hangi kahrolası şekilde oraya gidebilceğim, daha orayı "kavrayamazken?"
C: Oraya ulaşmadan orayı "kavraman" gerektiğini kim söylüyor ?
S: (L) Bu beni tekrar şu soruya yöneltiyor : dalga farkındalığı genişletmek için ne yapacak ? Çünkü eğer birini "oraya ulaştıracak" şey dalga ise, dalga bunu ne şekilde yapıyor ?
C: Hayır. Şu şekilde : "üçüncü sınıfta" tüm derslerini tamamladığında nereye gidiyorsun ?
S: (L) Yani bu şuna ilişkin bir soru...
C: Yanıt lütfen.
S: Dördüncü sınıfa gidersin.
C: Peki; 4. sınıfa gidebilmek için halihazırda 4. sınıfta mı olman gerekir ? Yanıtla.
S: (L) Hayır. Ama 3. Yoğunluğa ilişkin herşeyi bilmen gerekir...
C: Evet. Daha uygun ifadeyle : bütün derslerini öğrenmiş olman gerekir.
S: (L) Ne tür derslerden bahsediyoruz ?
C: Karmik ve basit kavrayışlar.
S: (L) Bu kavrayışların ana unsurları neler, bunlar evrensel mi ?
C: Evrenseller.
S: (L) Nedir bunlar ?
C: Sana bunu söyleyemeyiz.
S: (L) Bu, 3. Yoğunluk varoluşunun içerisindeki sembolizmin ANLAMLARINI keşfetmekle, perdenin arkasını görebilmekle ilintili mi ? Ve herşeye karşı seçime bağlı olarak tepkiler oluşturmakla ? Her kişiye, her şeye ya da her olaya hak ettiği karşılığı vermekle ?
C: OK. Ama bunu zorla yapamazsın. Öğrenmişsen, öğrenmişsindir
-----------------------------------------------------------
S: (L) Döngüdeki bir noktadan başka bir noktaya "sıçranabiliyor" mu? Uzaydaki bir solucan deliği falan gibi?
C: Gerçek 1, 2 ve 3'e bak.
S: (L) Kestirme yok anlamında mı?
C: Şimdi 3, 4 ve 5'e.
S: (L) Yani belirli olaylar ve koşullar kişinin bazı "sıçramalar" yapmasına yardımcı olabilir mi?
C: "Sıçrama" değil, hızlanma.
S: (L) Daha önce değişken çekim dalgalarından bahsederken bu dalgaların değişken hale gelmesine neden olan şeyin ne olduğunu sormuştum ve siz de "kullanım" olduğunu söylemiştiniz. Ayrıca BH'nin çekimi dağıtmak, KH'nin de çekimi "toplamak" olduğunu söylediniz. Bunun üzerinde biraz düşündüm ve şunu sormak istiyorum; diğerlerine verirken, ki örneğin bir yardımın yalnızca dersin uzamasına neden olacağını bildiğin için verdiğin şey bir yardımın kesilmesi şeklinde bile olsa, başkalarına vermek çekimin dağıtılması demek oluyor. Ve bunun tersi olarak da, örneğin kişi başkalarının enerjisini boşalttığının bilinçli bir şekilde farkında olmasa bile bir şekilde başkaları üzerinde zihinsel veya başka türlü kontrol uygulamak da çekimin toplanması oluyor. Doğru mu?
C: Yakın.
S: (L) Ve çekimi topladığın zaman karadelik gibi birşey mi oluyorsun, kendi içinde bir çukur mu oymuş
oluyorsun?
C: Nihai olarak.
S: (L) Ve bana öyle görünüyor ki, bizim yaptığımız şeyin amaçlarından biri de kendimizde topladığımız çekimi bırakmak, doğru mu?
C: Eğer seçiminiz buysa, veya eğer yolunuz buysa.
S: (L) Seçim, yolla ayrılmaz bir şekilde ilişkili mi, anladığım gibi? Ruh özünde nasıl yapılanmışsan onun bir parçası.
C: Yakın.
S: (L) Ve seçimi KH olan insanlar var. Bu onların yolu.
C: Yakın.
S: (L) Yani üzerinde bulundukları yolun sonunu görsen bile birini kendi yoluna döndürmeye çalışmak bir yargılama ve kötü bir davranış oluyor. Çünkü neticede bu onların yolu...
S: (L) Ve eğer böyle birine "kovalar dolusu sevgi ve ışık" gönderirsen, onların özgür iradesini ihlal mi etmiş oluyorsun?
C: "Kovalar" dolusu kusmuk da gönderebilirsiniz, çünkü onların tepkisi bu olacaktır.
S: (MM) Neden herhangi bir şey gönderiyoruz ki... Yalnızca tarafsız mı olmak gerekir?
C: Yargılama KH'dir.
-----------------------------------------------------
S: (L) Bir keresinde zamanın çekim olup olmadığını sormuştum.
C: Parmaklık yer midir?
S: (L) Çekim Tanrı mı?
C: Hayır.
S: (L) Çekim 7'nci yoğunluk mu?
C: Hayır.
S: (L) Çekim nereden çıkıyor?
C: Düşünce merkezi.
S: (L) Pek çok kez düşünce merkezlerinden bahsettiniz. Birden fazla düşünce merkezi mi var?
C: Hepsi bir.
S: (L) Eğer bir düşünce merkezin varsa... düşünce merkezlerinin 7'nci yoğunlukla, Bir'le ilişkisi nedir?

C: Aynen öyle!
S: (L) Düşünce merkezleri 7'nci yoğunluk mu?
C: Herşey öyle.
S: (L) Herşey düşünce merkezi mi?
C: Hayır. Herşey 7'nci yoğunluk.
S: (L) Nereye varmaya çalıştığımı anlıyorsunuz sanırım ve bana burada biraz yardımcı olmanızı istiyorum...
C: Oluyoruz.
S: (L) Tamam. Zaman ilüzyon. Harika! Zamanı parmaklıklara benzettiniz...
C: Hayır. Senin atfettiğin şeye karşı kendi karşılaştırmamızı sunduk.
S: (L) Bu karşılaştırmayı kullanalım. Diyelim ki yer 7'nci yoğunluk. Zamanı bu yerdeki neye benzetebiliriz?
C: Toprak.
S: (L) Toprak... Peki kendimizi neye benzetebiliriz?
C: Fazla belirsiz.
S: (L) Yaratılan varlıklar bu resimde ne olarak yapılırdı?
C: Zaman sizin ilüzyonunuz.
S: (L) Ama başka bir defasında da zamanın diğer yoğunluklarda da mevcut olduğunu, yalnızca "seçimli"
olduğunu, seçilebileceğini söylemiştiniz. Doğru mu?
C: Eğer zaman diye isimlendirmek istersen, ama aynı şey değil.
S: (L) Tamam. Tıkandım. Daha ileri gidemiyorum.
----------------------------------------------------------------

bozadi Posted - 04/09/2018 : 18:14:54
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen Tgur


Zararı yok Bozadi olur böyle şeyler,

İlgilenen dostlar site içi iletişimden takip edebilirler ,zaten üye olmayıp irticalen bakanların Kasyopya konusunu inceleyip içine girmeden anlayabilecekleri bir konu değil malüm ,sana müşkülat verdim teşekkürler..


Hoşgörün için çok teşekkür ederim Tgur. Ama üye olan-olmayan ve bu başlık altında konuyu takip edenlerin o mesajı tekrar görmeleri önemli bence. O nedenle ben o mesajı buraya 3 eşit parça halinde taşıyorum.
Tgur Posted - 04/09/2018 : 17:59:27

Zararı yok Bozadi olur böyle şeyler,

İlgilenen dostlar site içi iletişimden takip edebilirler ,zaten üye olmayıp irticalen bakanların Kasyopya konusunu inceleyip içine girmeden anlayabilecekleri bir konu değil malüm ,sana müşkülat verdim teşekkürler..

bozadi Posted - 04/09/2018 : 17:14:32
Tgur, "çekim" hakkındaki uzun alıntıları içeren mesajın içeriğinin nasıl bölünebileceğiyle ilgili birşey denerken maalesef bir dikkatsizlik sonucu mesajı tamamen sildim, çok özür diliyorum.

Yalnız mesajın içeriğini test amacıyla bilgisayarımda bir word belgesine kaydetmiştim ve silinen o metni forumun site içi iletişim bölümüne açtığım yeni bir başlığa geçici olarak kopyaladım: https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=2798

Maalesef silinen bir mesajı orijinal tarih ve saatiyle geri yükleme imkanı yok.

Tekrar özür dilerim. Önerim, aynı içeriği birkaç parçaya bölerek yeniden, yani bu 30. sayfada yayınlaman olacak. Yaklaşık olarak 3 eşit parçaya bölündüğünde yavaşlık sorunu olmayacak sanırım.
bozadi Posted - 04/09/2018 : 15:45:39
Teşekkürler Tgur. Tahminimce, 2 veya 3'e bölünmesi bile yeterli olur. Ya da şu şekilde bir test yapılabilir: Uzun/yoğun metin içerikli bir mesaj önce gerekirse tek bir mesaj olarak gönderilir, eğer o sayfanın açılması sürekli olarak normalden 2-3 kat uzun sürüyorsa, fazla metin yüklü olduğu sonucu çıkarılarak mesaj önce 2'ye bölünerek süre testi tekrarlanabilir, geç açılma sorunu devam ediyorsa gerekirse 3'e bölünebilir örneğin.

Yalnız, bu sayfanın hala geç açılmasının nedeni, daha önceki bir tarihte yaptığın uzun bir celse alıntıları mesajı sanırım: "31/07/2018, 14:57:40" tarih/saatli mesaj. Ama onun için şu anda yapılabilecek birşey yok sanırım :) Şu anda Kanal Bilgileri tartışmalarının 29. sayfasındayız gibi görünüyor, bu sayfada 25 adet mesaj olduğunda 30. sayfa oluşacak sanırım (ki benim bu mesajımla 30. sayfaya geçmişiz). 29. sayfadaki geç açılma sorununun 30. sayfada devam etmeyeceğini sanıyorum / ümit ediyorum. Devam ederse alternatif bir çözüm buluruz.
bozadi Posted - 04/09/2018 : 13:39:41
Celselerden ABD'yle ilgili yaptığın değerli alıntılar için teşekkürler Tgur. Her zaman olduğu gibi bu tür alıntıların pek çoğunda, üzerinde düşünülebilecek pek çok farklı konuda, çok boyutlu mesajlar var gibi geliyor bana.

Teknik bir not olarak;

Tek bir mesaja belirli bir miktardan fazla metin yüklendiğinde (o miktarın tam olarak ne kadar olduğunu bilmiyorum), forumda o mesajın bulunduğu sayfanın açılması normalden çok daha uzun sürüyor. Sanırım siz de fark etmişsinizdir, bu sayfanın açılmasında da ciddi bir gecikme oluyor (en azından benim bilgisayarımda oluyor). Bu tür durumlarda, çok uzun metin içeren mesajdaki metnin bir kısmını silip ayrı bir mesaj olarak yayınlamak sorunu çözecektir. Yani uzun metni tek bir mesaj yerine iki veya daha fazla mesaj şeklinde yayınlamak çözüm sağlayacaktır diye tahmin ediyorum.
Tgur Posted - 29/08/2018 : 09:28:02
S: (L) Doğru kavram nedir?
C: Ancak algı öğrenmek için bir katalizör olduğu zaman tüm olaylar eşzamanlıdır.
S: (TH) Bu bağlamda eşzamanlı ne anlama geliyor?
C: Ancak ders tamamlandığında keşfedilir.
S: (TH) Tüm olayların zamanın dışında mevcut olduğunu ama bizim onları sıralı olarak algılamakta olduğumuzu mu kastediyorlar?
C: Yakın Tom.
-------------------------------------------------------------

Işıklar içinde olsun Tiversonus ve son zamanlarda Ogeday dostlarımız K.lardan çok özel cümleler alıp bize sundular ,çok da iyi ettiler zira her bir cümle üzerinde sayfalar dolusu yorum yapılabilinir daha güzeli düşünülebilinir,

Ben de onlardan bir parça aldım,"algının katalizörlüğü"
Aldığım bu parça bana göre çok şey anlatıyor ,

Dersin tamamlanması (TH )nın cevabı ile doğru orantılı ,yani olayların zamanın dışında zaten oluşmuş olduğunu bizim lineer algılamamız onları sıralı bir düzende işleyerek gerçekleştiğini tanımlayan çok ilginç bir tarif,

Burada evvele zamansızlığı kabul etmek var,bunun çok zor olduğu DNA mızda düzenlenmiş olan lineer algı sistemiyle ilgili,

Konuyu daha geniş bir mecraya çekersek, karma programıyla ilgili hususlara da bir bakmamız gerek karma, lineerde yapılanın (oluşanın) eğer dengeyi bozan bir özelliği varsa bu dengeyi bozan varlık tarafından düzeltilmesi gerçeğini vurgular, tamamen zaman denen bir unsurun işleyişini devreye sokar , bahsi geçen derslerin tamamlanması karmanın da temizlenmesi yani dengenin tam oturması demektir ,

Yukarıda geçen "algının katalizör "olması meseleyi daha değişik yönlere çekmektedir ,katalizör, uyguladığımız bilimde özellikle kimyada bir kimyasal tepkimeyi kolaylaştıran ama tepikeminin esasına girmeyen, stabil kalan maddelere verilen bir tanımlamadır,yukarıdaki derin manalı K.cümlesinde de o olmaktadır algı katalizör yani objektif bir durumdadır ,lineer zaman dalgasına kapılmamaktadır ,bu durumda her olay eş zamanlı olmaktadır bizim uyguladığımız zaman dışında.

Anlattığımız bu durumu derslerini tamamlamaya çalışan bilincin (ki bilinç her şeydir )algı üzerine etkisi olduğunda nasıl olacağına bakalım yani bilincin algıyı katalizör olma durumundan çıkaracak etkileri folabilir mi ,olabilir, şöyle ki,

Bilinç algıyı olayları çevresel olarak her yönden değerlendirebilecek bir yapıya gelmişse yani her olayı belli kriterlere takılı kalmadan başka yönlerden de inceleyebilecek kapasitede ise değiştirebilir ,

Misal ,(evvelce de vurguladım çok basit olsa da çarpıcı) bazı insanlar için "açlık" genelde kötü algıdadır ama fırıncılar ve gıda satıcıların algıları bu manada "iyidir" aynı şekilde hastalık hastalananlar için kötü olsa da kazanmak için bekleyen ve onu "iyi" algılamaya postalayan doktorlar eczacılar var, örnekleri çoğaltabiliriz,

Neticede algıyı her zaman etkileyen faktörler bilgiyle ve sonucundaki farkındalıkla derslerini tamamlamaya çalışan için her zaman mevcut, o da "bilincin" her şey olduğunu bir defa daha ispat etmekte..

Tgur Posted - 24/08/2018 : 09:20:10
"Yeni gerçekliğe giriş 1" başlangıcı dünya dışılara insanları alıştırma programı olarak lanse ediliyor görüldüğü gibi,bizi izleyenlerin aklına şöyle bir şey gelebilir ,bilinç üstüne çıkmaktan bahsediyorsunuz bu da yenilikleri, olağanüstüleri yani paranormalleri kabul etmek değil midir aynı kefeye konmaz mı,

Hayır,bu tamamen değişik bir planın uygulanması evet olağan dışıdır ama bunun altında doğallığın yanında sinsice uygulanmak istenen başka maksatlar var ,

Bu program ayrılığı birinci plana alan KH uygulamalarının yeni bir versiyonudur, dünya dışının benimsenmesi hatta sevilmesi de baştan normaldir zira varoluşun her zerresini sevmek içimizde var ancak filimde de vurgulanan yahut belli belirsiz aktarılmaya çalışılan yaratığın bazı insan üstü güçlerinin olması yani saç çıkartıyor yara onarıyor,ve ölmüş bedeni hayata döndürüyor ,bu biraz da son yıllarda ortaya çıkan süpermenler ,hulklar, örümcek adamlar ve aklıma gelmeyen diğer üstün insan becerilerini sergilemek yolundaki faaliyetlerden örnekler değil midir ,bu hadisedeki kafa karışıklığını çözmek lazım ,

Bunları kabul eden insan bilinci yavaş yavaş böyle ortaya çıkan dünya dışıları da benimseyecek ve hatta kendini de onlara adapte edecek ve ayırımın bu kademelerindeki 4KH anlayışını yaşamına fikse edip 3 ve 4 yoğunluktaki çifte yoğunluk özelliklerine de hayran kalıp 4 yoğunluk üstünü kabul etmeyen aklına bile getirmeyi zul sanan bir KH vatandaşı haline gelecek başka şey düşünemeyecektir.

Dünyanın güzelliklerinde bir de böyle üstün vasıflarla bezenmişlerle yaşamak ne güzel, aralarında firavunlar zamanında olduğu gibi inisiye edilip üstün güçlerini sergileyip ortaya çıkan insan varlıkların peşine düşmek ayaklarına kapanmak yeni değişik dinler çıkarıp beraber sürüklenmek..

Günümüzde üstün güçleri olmasa da belagatları ile insanları sürükleyenler yok mu ona da bakalım,

Velhasıl bu anlattıklarıma yeni bir KH uygulamasının ayrılığı,bireyselliği pekiştirme gerçekleşmesi gözüyle bakınız..

bozadi Posted - 23/08/2018 : 14:33:40
Öneri için teşekkürler Tgur, ilk müsait vaktimde izleyeceğim filmi.

Başkalarına Hizmet Forumu © Kasyopya celselerini ve diğer mesajları farklı ortamlara kopyalamadan önce lütfen izin isteyin: baskalarinahizmet@gmail.com Yukarıya git
Snitz Forums 2000

Design by Sizinsayfaniz.com

Bu sayfa 2,5 saniyede oluşturuldu.