Başkalarına Hizmet Forumu
Başkalarına Hizmet Forumu
Ana Sayfa | Bilgilerim | Kayıt Yaptır | Aktif Konular | Forum Üyeleri | Site içi Arama
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni Hatırla
Şifre hatırlatma servisi

  Forum
 Kanal Bilgileri
 Kanal Bilgileri
 Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)

UYARI: Sadece KAYITLI KULLANICILAR Konulara cevap yazabilir.
Kayıtlı Kullanıcı olmak için, TIKLAYIN.

Ekran Ayarı:
UserName:
password:
Format Mode:
Biçim: KalınSağa yatıkAltı ÇiziliÜstü Çizili Sola DayalıOrtalanmışSağa Dayalı Yatay Çizgi Link EkleEmail EkleResim Ekle Kod ekleAlıntı BildirListe ekle
   
Mesajınız:

* HTML modu KAPALI
* YARDIM Açık
* UYARIYI OKUYUNUZ
Yüzler
Smile [:)] Big Smile [:D] Cool [8D] Blush [:I]
Tongue [:P] Evil [):] Wink [;)] Clown [:o)]
Black Eye [B)] Eight Ball [8] Frown [:(] Shy [8)]
Shocked [:0] Angry [:(!] Dead [xx(] Sleepy [|)]
Kisses [:X] Approve [^] Disapprove [V] Question [?]

  Mesajda Kişisel imzam mesajda görüntülensin.
    

K O N U    G E N E L G Ö R Ü N Ü Ş
Tiversonus Posted - 01/04/2009 : 21:30:45
Kanal Bilgileri ve/veya ilintili konular hakkındaki görüşlerimizi sunabileceğimiz, fikir alış-verişlerimizi yapabileceğimiz bir başlık.
25   V E R İ L E N    C E V A P L A R    (en son mesajdan itibaren sıralı)
Tgur Posted - 30/09/2020 : 10:43:02
KANAL İŞİNE BAKIŞ II

S: (V) Peki sorduğumuz herkes ya kendilerini ya da sahte kaynakları kanallıyorlarsa, o zaman iyi kanallar kim? Temiz bir kanal olarak kime bakabiliriz?
C: Bir örnek verdik.
S: (L) Barbara Marciniak mı?
C: Bu celsede.
S: (L) “I Am Discourses” mı?
C: Tekrar inceleyin. Put şeklinde oyma heykeller.
S: (L) Peki o zaman bize bu bilginin kaynağını...
C: Akaşik kayıtlar.
S: (V) Bunu soracaktım ama tamamen unutmuşum! Akaşik kayıtlar “Merkez” dediğiniz kaynakla aynı şey mi?
C: Hayır.
S: (L) Akaşik kayıtlar “I Am Discourses” ile aynı kaynaktan mı geliyor?
C: Temelde hepsi aynı ama farklı “dallar.”
S: (L) Nostradamus bilgilerini Akaşik kayıtlardan mı alıyordu?
C: Evet.
S: (L) Yani Nostradamus’un dörtlükleri eğer doğru yorumlanırsa geçerli olabilir?
C: Önemli olan yorumlayış.
--------------------------------------------------------------------

Kanal yorumlarının önemli olduğu bir saha işaret ediliyor ,yorumun önemini kişisel bilgi yükü veya aktarılan bilginin objektif tanımlaması ile ilgili olduğunu da söyleyebiliriz ,bunu yapacak kişi evvela kendi bilgi yükünü tartmalıdır ,

Kişi mesela Edgar Cayce gibi geniş bir bilgi kanalından aktarmaları yapıyorsa aktarılanların yorumu için oldukça fazla çalışmak gerektir aynen Nostradamus da olduğu gibi zira yorum yapılan zamandaki insan bilgi genişliği yani ortamdaki başeriyetin bilgi seviyesinin genel durumu buna etkendir ,

Bir dost yakınlarda ülke insanlarına sorulan soru ve aldıkları ile bir raportajı sundu ,doğrusu utandım, genç bilgi seviyesi bu ise bizlerin yaptığı havanda su dövmek gibi kalmaktadır,sorunun esası "Mısır Piramitlerinin ülkemizden kaçırılmış ne dersiniz" şeklindeydi ve hiç birisi bu soruya "ne alaka" şeklinde bir cevap veremedi ,sanki ülkeden eski bir eser kaçırılmış gibi genel konuda sıralandı,
Bu yüzden bazı yeni dostlarımız K. celselerinden yaptığımız alıntı bölümünü okuyamıyorlarmış çekiniyorlar hatta ürküyorlarmış ,bu durum onların eski bilgiler dediğimiz ve insanlarımızın takılıp terk etmeği düşünemedikleri KH ce yerleştirilmiş ve çeşitli yan tesirlerle mantıksallaştıldıklarının neticesidir

Bu durum pek tabiiki lineer bilincin getirdiği bir sonuçtur bilgiler okullarda çok defa yenilikleri değişimleri devreye almayan ve KH kabiliyeti ne demek bundan katiyen haberdar olmayan görevliler tarafından çocuk beyinlerine yerleştirilmekte ve kişi araştırma ve sorgulama melekesi bastırılarak ezbere dayalı tedrisatın gözde ve kolay olduğu gözlenmektedir,

Ülkemizde dinsel istismarla bulaşmış ve ileri nitelikte tahsil istemeyen kişiler yetiştirmek isteyen oy düşünen siyasiler elinde eğitimin ne hale geldiğini görmekteyiz, bu da ayrı bir gerçek,

Bu hazin meselelerimizin dışında kanal yorumları dediğimiz hadisede standart bir netice alamayız zira yorum yapan kişinin objektif yanaşması her zaman olmayabilir ,tarihçilerin bile konuları nasıl saptırdıklarını evvelce anlatmıştık, o da ayrı bir sorun,

Sonuçta söylemek istediğimiz yorum yapanın durumu yanında dinleyen ve kendi zihnine yerleştirecek kişinin kendi içsel sesinin ve bilgisinin de olayı şekillendirmesi esastır,bütün bunlar nihayetinde ortaya çıkan bilgi müşterek bir hal alır ve yaşama uygulanması devreye girer,

Bunu bu geniş anlatımımız yanında şöyle bir misal ile barizleştirelim,
Yorumcu Nostrodamusun bir sözünden şu aralar Türkiyede bir savaş olacağı neticesini çıkarsın biz eğer gerçekliğin değişken çekim dalgaları etkisinde bir hal olduğunu biliyorsak bundan etkilenmez ve olaya iskontolu bir bakış gösteririz ama bilmeyen başka birileri savaş çıkacak diye çığlıklar atmaya başlar..

--------------------------------------------------------------------

C: İstemeseniz de olacak. Termonükleer bir patlama gibi olacak. Mesaj geliyor: Rotayı görün. Oryon, Pleyades, Arkturas, Kasyopya; Dünya’ya uzaklıklarını kontrol edin; bunu ilerleterek, dalganın dünyaya uzaklığını kendi zaman-mekan ölçülerinizle belirleyin. Kanallanan mesajları karşılaştırın; tarih ve yerleri kontrol edin. Neredeysek oyuz. (Ç.N.: Pleyades-->Pleiades)
S: (L) Neredeysek oyuz derken neyi kastediyorsunuz?
C: Zaman ve uzaklıkları karşılaştırın.
S: (L) Bu karşılaştırmaları yapmak için hangi kitabı kullanmamız gerekir?
C: Herhangi bir yıldız haritası ve Marciniak, Arkturas Kanalı, Oryon Literatürü ve Biz. Dalganın tepesinden konuşuyoruz,peki şu anda neredeyiz?
S: (L) Bu bir bilmece mi?
C: Dalganın tepesinden iletişim kuruyoruz.
S: (L) Dalganın tepesinden mi konuşuyorsunuz? (T) Dalganın üzerinde misiniz?
C: Evet.
S: (L) Diğer bir celsede 6 bin mil uzaklıkta olduğunuzu söylemiştiniz?
C: Aktarım penceresi.
(L) Tüm bu söylediklerinizi bizim anlayabileceğimiz bir şekilde açıklayacağınızı umut ediyoruz...
C: Gayet açık.
S: (L) Bunları anlamamız için biz zavallı 2-sarmal DNA’lılara yardımcı olabilir misiniz?
C: Kasyopya ne kadar uzaklıkta?
S: (L) Kesin mesafelere mi ihtiyacımız var?
C: Genel olarak da olabilir.
S: (L) Yani eğer genel mesafeyi bulursak... Peki bu yıldız kümelerinin her biri dalganın genel bir alanını mı temsil ediyor?
C: Her biri mekan-zamandaki noktaları temsil ediyor. Mesafelerle birlikte kanal mesajlarının yayınlanma tarihlerini karşılaştırın, böylece hızı ve varış zamanını hesaplayabilirsiniz.
S: (L) Anladım! Yani diyorsunuz ki siz Arkturuslularsınız, Pleyadeslilersiniz ve şimdi de Kasyopyalılarsınız çünkü neredeyseniz osunuz! Ve dalgayla birlikte ilerliyorsunuz. Bu dalga tüm bu takımyıldızları birleştiren düz bir çizgi şeklinde mi ilerliyor?
C: Dairesel bir rotada.
S: (L) Yani spiral gibi mi?
C: Evet.
S: (L) Yani bir yıldız haritası alıp rotayı çizebiliriz, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Oryon’dan konuştuğumuzda Oryonlarız. Pleyades’ten konuştuğumuza Pleyadesleriz ve bunun gibi. Yani belirttiğiniz tüm bu kanal kitapları aynı kaynaktan farklı kanallar yoluyla geliyor.
C: Evet. Size dalganın tepe noktasının yerini söyledik. Neredeysek oralıyız ve o şekilde konuşuyoruz. Anladınız mı?
S: (L) Siz dalganın tepesi mısınız?
C: Biz Marciniak’ın Pleyadeslileriyiz. Neredeysek oyuz.
S: (T) Yani aslında Kasyopya Takımyıldızı’nda yaşayan Kasyopyalılar değilsiniz?
C: Biz Gezici Yolcularız.
S: (T) Yani dalga dünyaya ulaştığında dünyadaki başka biriyle iletişime geçip kendinizi “dünyalı” olarak mı tanıtacaksınız?
C: Dalga dünyaya ulaştığında sizinle birleşeceğiz.
S: (L) Oryon’dayken Oryonlarla birleştiniz mi?
C: Boyut sınır geçişine uygun frekansta değiller.
S: (L) Peki dalga Oryon bölümünde ne etki yaptı?
C: Hiç. Zaten 4’üncü yoğunluk
S: (L) Dalga nereden çıktı?
C: Bir yerden çıkmadı.
S: (L) Evrende sürekli bir döngüde mi?
C: Yakın.
S: (T) 6’ncı yoğunlukta bu dalganın tepesinde ilerliyorsunuz, doğru mu?
C: Evet. Biz 6’ncı yoğunluktaki siziz.
S: (T) Biz misiniz? Yani T___, Laura, J___ ve F___ mi?
C: Evet.
S: (L) Üst yoğunluklara uzanan diğer benliklerimiz misiniz?
C: Uzay-zamanda mevcut bulunduğunuz yere göre biz gelecekteki siziz.
S: (T) Biz sizin kaderiniz miyiz?
C: Ve tersi.
--------------------------------------------------------------------

Her kanalın kaynağı hakkında geniş ve sağlam bilgi gerekir ,yukarıda ise birkaç kanalın müşterekliğinde en sonda 6Y ve kanalı uygulayanların yüksek benlikleri olduğu söylenmekte, bu durum tabla başındakilere "tamam anlaşıldı buraya kadar" dedirtmemiş ve onların araştırmalarına, doğruluk testi yapmalarına mani olmamış bunu ileriki alıntılarda görebiliriz ,

Önemli bir bölüm ise Oryon meselesi ,onların frekansı müsait değil ondan birleşemiyoruz demekteler bununla Orion meselesi ve onların 4Y de kaldıkları ,daha üst yoğunluklarla ilgilenmedikleri ve biz insan gurubu üzerinde deney ve kendilerine gıdalanma çalışması yaparak KH nın genel karakterini ortaya koyuyorlar,

Bu durumda KH nın üst yoğunluklarda genellikle 6Y de kilitli ama gerektiğinde işlev gören yapısını da sorgulayıp bir yerlere oturtmak gerek 6Y nin daha mükemmeliyete erişip 7Y'e ulaşabilecek hale gelmesinde yani bu durumda denge faktörü olan negatif uygulamaların tetiklenmesine ihtiyacı olduğu gibi şu anda bizim gibilere olağanüstü gelecek bir objektivite karakterinin sergilendiğini görüyoruz,

"Gururlanma ey varlığım senden büyük şeyler var" mantığı, (bunu padişah ve monoteist anlatımlardan çıkardığım bellidir)

Bu gerçekten çok zor bir uygulama ,kendinde bir çok pozitif haslet var ama eksilerin de her zaman var..

Bakışın her durumda objektif yöne kayması mecburiyeti ve olanları bu gözlükte devamlı görmek kişiyi yanlış uygulamalar düşünceler değerlendirmelerden uzaklaştıracak son derece kıymetli bir karaktere bürünme..

Doğanın pastoral güzelliğine, seksüel isteklerimize dalıp kendini kaybetsen de buraya aşırı kilitlenme için 4KH nın bunu sağlamak için uygulamalarını ortamda ve bedensel yapımızda bu konuda düzenlemelerinin olduğunu bilmek, irkilmek, kişiyi paranoyaya sokmadan bunun gerçek olduğunu hatırlayabilmek,

İşte dengenin düşüncelerimizde yer alması ve objektif bakışa örnek. Onun için yaşam zor ve mutluluk devamlı değildir gerçeği.
--------------------------------------------------------------------
Seks konusu açılınca evvelce çok durduk ,hatırlayalım,
--------------------------------------------------------------------
S: (L) “Pleiades Öğretileri” kitabında bahsedilen Gökkuşağı Köprüsü’nün ne olduğunu söyleyebilir misiniz? Bir grup insanın
üst yoğunluğa bir kanal oluşturmasından bahsederken kastettiğiniz şey bu muydu?
C: Evet.
S: (L) Orgazm anında ruhsal olarak ne oluyor?
C: Kimin için?
S: (L) Herhangi biri için. Genel anlamda. Cinsel zirveyi deneyimlediği sırada bir insana psişik olarak birşey oluyor mu?
C: Açık.
S: (L) Her birey için farklı mı?
C: Yakın.
S: (L) Erkekler ve kadınlar için farklı mı?
C: Genellikle.
S: (L) Bunu sormamın nedeni şu; psişik güçle algılama üzerinde bazı çalışmalar yapan Wayne Cook isimli bir adam, cinsel zirveden sonra insan bedeninin ölü bir bedenle psişik olarak aynı nitelikte algılandığını bulmuş. Bunun nedeni nedir? (T)Enerjinin boşalması.
C: Evet.
S: (L) Peki enerji nereye boşalıyor?
C: Etere.
S: (L) Enerji diğer partnere gidiyor mu?
C: Belki.
S: (L) Bu faaliyet sırasında Kertenkele veya diğer varlıkların etrafta dolaşarak bu enerjiyi almaları mümkün mü?
C: Evet.
S: (L) Genel anlamda bu çok sık oluyor mu?
C: Evet.
S: (L) Toplumumuzda seksin bu kadar teşvik edilmesinin ve bu derece yaygınlaştırılmasının sebeplerinden biri de bu mu?
C: Evet, evet, evet.
--------------------------------------------------------------------

Hassasiyet gösteren bu konuda şunları ilave edebiliriz,

Evet bedensel sistem özellikle gençlerin hormonal aktiviteleri dünyada uzun ömür geçirmiş kişilerle bir değildir ,zira ileri senelerde hücrelerin ömüre ait maddi döngülerinin hızlarındaki kesiklikler bazı rahatsızlıkların eklemlerde ağrılar, kireçlenmeler hormon seviye düşkünlüklerinin ortaya çıkmasına hastalıkların bollaşmasına v.s.sebep olur ,dolayısıyla bu durumda olan kişinin fiziksizliği arzu etmesi bir gencin dünyaya bağlılığının heyecanı ve zevki yoğunluğunun dışında olabilir ,

İşte burada dengeyi devreye sokmak gerek ve bulunduğumuz yer evimdir kabul edip mükemmel hazırlanmış bir çıtır böreği lokmalamışken duyduğumuz zevk ile tuttuğumuz bir futbol takımının galibiyetine sevinmek aynı zamanda Mevlananın Şeb-i Arus olarak kutlanan "Ölüm günüm düğün günümdür" sözünün idrakinde olmak..

"Din hayattır"

--------------------------------------------------------------------
C: Ruhlar bu gezegene “doğmaz”. Ruhlar hiçbir zaman doğmadılar! Ve hiçbir zaman da ölmeyecekler!
S:(V) Anlıyorum, sorum biraz gevşekti. Üzgünüm. (D) Yeni ruhlar yaratılıyor mu?
C: Eğer aklını kullanırsan bu soruyu da şimdi yanıtladık. D___ gerçek “zaman” kavramını bilmiyor
--------------------------------------------------------------------

Monoteizmden sıyrılmış bir zihin "Her şey Tanrıdır" anlayışıyla yukarıdaki ruhların durumu hakkında bir yoruma oturabilir,

Doğmak ölmek ve bu döngüler içinde yani çevresel faktörlere bağlı olarak olayı çözmeye çalışmak maddede yaşayan ve her şey budur diye kabul eden bilinç için normaldir zira kıyaslamayı bunun üzerinden yapar, oysa konuları başka şeyler de var zihniyle anlamaya çalışan yani açılmaya çalışan kişi gerçek zaman dediklerini kavramaya çalışır ,

Bu anlama macerasında ayırımların olmadığı bir saha düşünmeliyiz mesela ruhlar ayırımı diye bir şey olmadığını ,her olgunun her noktada her şeyi algılayan olduğunu ,algılananları bir sıraya sokmaya çalışırsak her olana ayrı bir kıyafet uydurmuş oluruz o zaman lineer bilinçten kurtulamamışız demektir,

Bunları anlatırken tabiiki başımıza gelen her duygunun aynı anda hissedilmeye zorlandığı bir vizyonumdan bahsediyorum ,lineer bilinçten kurtulma imkanım olmadığı için deliriyorum sandım ve uykuya dalarak kurtuldum, bunu tekrarlamaktan kastım böyle bir gerçek zaman olabileceğini yani çevresel dökümanlardan sıyrılmış bir halin olabileceğini anlatmak için, yoksa durup dururken böyle bir vizyonu niye göreyim ve anlatayım..

Bu durumu tahmin ederim ya yoğunluk değiştirip maddi illüzyon dünyasından kurtulduğumuzda ya da dalga idrakinde yaşayacağız,
--------------------------------------------------------------------

C: Laura, bizi hala senden farklı bir varlık olarak düşünüyorsun. Gidip insanlara sürekli “Kasyopyalılar böyle söyledi,Kasyopyalılar şöyle söyledi.” diyorsun. Kasyopyalıların sen olacağını bilmiyor musun?
S:(T) Bir zamanlar onlar da bizim gibiydi ve bunu bilerek bizimle iletişim kuruyorlar ve şimdi geçmişteki hallerine bilgi veriyorlar ve biz de gelecekteki halimizi dinliyoruz, veya buna benzer birşey. (J) Sanırım bize karşı sabırlılar.
C: Yakın, TR. Sizi kendimiz olarak dinlemek eğlenceli.
S:(T) Harika! Gelecekte eğlendiğimi bilmek güzel!
C: Biz olarak!
S:(T) Ama bu biraz da can sıkıcı çünkü siz geçmişte üçüncü yoğunlukta bizken, gelecekteki kendinizle nasıl iletişim kuracağınızı bilmiyordunuz.
C: Yanlış! Şu anda ne yapıyoruz sanıyorsun!
S:(L) Bu gelecek, geçmiş ve şimdi... (T) Ama biz olarak 3’üncü yoğunlukta sıkışıp kalmış olarak bunu görmeleri zor. (J) Bizim için zor, onlar için değil. (T) Onlar biz, biz onlar.
C: Bizim için hiçbir bakış açısıyla zor değil.
--------------------------------------------------------------------

Siz ve biz hadisesindeki ve K.ların bunu vurgulayan bölümü oldukça gerçekçi ,kimin için gerçekçi, zamanı kaldırabilmeyi beceren için,

Bu idrake gelindiğinde yaşadığımız 3Y sıkıntıları ve lineere kilitli bilinci oldukça bütünlüğü kavrayabilen bir hale getiriyoruz ve yukarıdaki alıntı ve hatta onun devamı(uzatmamak için vermedim)
Lauranın inanmayan tatmin olmayan bir ruh haline karşılık K.larca israrla vurgulanan bölüm,

Biz siziz diyorlar ve 3Y deki sıkıntıları duyarken bizler de etkileniyoruz demekteler,

Bu bilgiyle ileride 5Y e gittiğimizde ben acaba neler geçirdim eski hayatımdaki varlıklar olarak merakı ile geçmişi kurcaladığımızda ilgili düzeneklere girip gördüklerimiz belki bizleri de o varlık halıinin cenderesinde sıkacak unsurlarla karşılaşacağız, bazı vizyonlarımda tek hücreli ve daha başka zamanlarda gelişmiş hayvan hallerimi gördüğümü hatırlıyorum ,o bilinçsiz zamanlarımda kendimi oldukça fazla zorladım bunları neden görüyorum diye,

Bunlar bizlere artık aşina gelmeli ,ölümü deneyip tekrar 3Y e dönen bir çok kişi bundan evvelki hayatımı filim şeridi gibi gördüm dediklerini ve bunun bir anda olduğunu ısrarla vurguladıklarını hatırlayın ve bütün bunlara bakarak zamansızlığın ne olduğunu anlamaya çalışın, bir anda bütün hayat macerası filmi,fiziksel ızdırap olmadan belki süratle geçiştirilen ,

Bu dinler programında anlatılıp kişileri korkutan hesaba çekilmek mi sanmıyorum ,5 Y nin bir dinlenme ve öğrenme şifalanma yeri olduğunu özellikle "Ruhların Yolculuğu" bahsinde öğrendik orada dersaneler meclisler var ve o meclislerdeki görevliler, rehberler sadece yaşam boyunca yapıp ettiklerinizin yalın ve sade bir şekilde kendi kendinize idrakini sağlayan ve asla cezacı olmayan ve sonuçta öğrenemedikleriniz konusunda hassas noktaları barizleştiren onlar için sadece tavsiye edilen yeniden bedenlenme konusunda karar verip vermemeniz sağlayan varlıklar,

Eğer Organik Portalsanız buralara uğramadan otomatik enkarne olgusuyla tekrar dünyada bedenleneceksiniz zira öğretim yeri dünya..
--------------------------------------------------------------------

S:(T) Yani bu bölgede bir açılmanın meydana gelmesini sağlıyoruz ve bu yüzden UFO olaylarında da artış oluyor, doğru mu?
C: Çok büyük bir pencere açılıyor. Devasa, kaydedilen tarihte en büyüğü!!!
S:(L) Tüm bunlar P___ Z___’yi hipnotize etmemden sonra başladı. Neyi başlattığını bir bilse!
C: Z___ değil. Bizimle kurduğunuz “bağlantı.”
S:(L) Şaka yapıyordum. (T) Neşelenin oradakiler! (L) Ben de arada sırada neşelenebilecek miyim?
C: Evet ve mümkün olan tüm neşeye ihtiyacın olacak.
S:(J) Bu hayata katlanabilmenin tek yolunun kahkaha olduğunu söylemişimdir hep. (F) Bu bana hep uğursuz birşey gibi gelmiştir. (L) Evet, bana da. (T) Bu kanal çalışmasını ne kadar sürdürürsek, bu pencere de o kadar büyüyecek, doğru mu?
C: Evet. Ve epeyce meşgul olacaksınız.
S:(F) Mümkün olan tüm neşeye ihtiyacımız olacak olmasının nedeni bu mu? Çünkü yapmamız gereken epeyce şey olacak,öyle mi?
C: Evet.
S:(D) Bu çalışmaları haftada bir geceden daha fazla mı yapmamız gerekiyor? (L) Hayır! (D) Pardon.
C: Hayır.
S:(T) Bir gece fazlasıyla yeterli. (F) Ne yapmak istiyorsunuz, tüm enerjimi tüketip beni yok etmek mi? [gülüşme] (L) Haftada bir kereden fazlasını denedik ve bu bizi neredeyse öldürüyordu. (T) Biz bu pencereyi açarken, dünyadaki diğer insanlar da bunun farkına varıyorlar mı?
C: Yan etkilerini deneyimliyorlar.
S:(T) Sonunda kaynağı tespit edebilecekler mi?
C: Belki.
S:(T) Neşemizi yüksek tutsak iyi olacak çünkü çok sayıda ziyaretçimiz olabilir. (D) Burayı bulmalarına yardımcı olmak için yapabileceğimiz birşey var mı? (L) Bulmalarını istemiyoruz! (D) Ou! Neden?
C: Siyahlı Adamlar.
S:(T) Siyahlı Adamlar! Hayır D___, onların nerede olduğumuzu bilmelerini istemeyiz! Onların işini zorlaştırdığımız için bundan hiç hoşlanmayacaklardır! (D) Onlara zorluk yarattığımızın farkına varmamıştım. İyi olduğunu düşünmüştüm. (T) İşlerini zorlaştırıyoruz... (D) Anlıyorum... (T) Yaptığımız şeyler...
C: Kanallama gücü giderek artıyor.
S:(T) Giderek daha güçlü bir şekilde kanallama yapabileceğiz çünkü giderek güçleniyoruz. Dünyasal değişimlere de neden oluyor muyuz... Bunun bir parçası da biz miyiz?
C: Simetri.
S:(L) Ha? (D) Herşey birlikte oluyor. (T) Etki ve tepki...
C: Evet.
S:(L) Bulunduğumuz bölgede büyük bir enerji balonu mu oluşturuyoruz?
C: Gezegenin kaderinin öncüsüsünüz.
S:(L) Anneciğim! Büyüyüp dünyayı kurtarmak istemiyorum! [gülüşme] (T) Tüm bunlar bittikten sonra bizim hakkımızda bir TV filmi yaparlar mı? Şaka! (D) Çalışmalarımız hiç bilinecek mi? (T) Bunu hiç istemem! Üzerimize gelmelerini istemiyorum!
C: Bekleyin ve görün!
--------------------------------------------------------------------

K.kanalının özelliği ve önemi hakkında oldukça belirgin bir bölüm,
Bu tip siz böylesiniz şöylesiniz büyüksünüz önemlisiniz sözlerine oldukça şüphe ile bakarım ,sebepleri hakkında evvelce oldukça fazla durduk , KH nın usta bir provakatör olduğunu hem kendi hayat serüvenimde hem de karşılaştığım diğer kanal faaliyetlerinde çok gördüm ,acaba bu da öyle mi endişeleri,

Ama bu kanalı çeşitli noktalardan test ettiğimde ,açık taraflarını özellikle ararken her defasında sağlam ve oldukça büyük ve önemli olduğunu fark ettim ,bu testin neler olduğunu pek açıklayamam ama mesela bir olumsuz saldırı niyetiyle söylev sunan çok kişi oldu şimdi durayım hemen cevap vermeyeyim Bozadi veya başka bir dost şimdi müdahele edecek dediğimde her seferinde bunun gerçekleştiğini gördüm hatta dur şimdi birisi açıklama yapacak itilimleri de sıkça aldım ve oldu,

Bu benim üstünlüğüm veya özelliğimden değil bu ortamda bu bilgi mücevherlerinin bolca olduğu ortamda bir şeyler bütünlükle beraber yürüyor muazzam bir bilgilenme harekatı sessiz ve derinden ,hiç kimseyi parlatmadan eskilerin tabiri ile suhuletle yürüyor ,

Bu tesbitleri her ilgilenen eğer takıntılı bir tarafı yoksa korkulardan sıyrılabilmişse objektif uygulama esaslarını tam yerleştirir ise mutlaka yapabilir, istenen uygunluğu onaylayabilir,

Bu arada aklıma gelmişken kıymetli bir dostumuz "ikiz güneş" hakkında dünyada beliren bazı emarelerle ilgilenip dokunmaya başladı her seferinde biz bunu evvelce belirtmiştik basitliğine düşmek istemiyorum ama evvelce Tiversonuz dostumuzun çok önemli açılımlarını da ihtiva bir çalışmayı işaret etmek istiyorum ,aynı zamanda bu sevdiğimiz ve bu siteyi kurup bizlere hediye edip çağıran dostu yad etmiş oluruz..

https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=29&whichpage=28#25756



Şimdilik yine ara veriyorum.

Tgur Posted - 22/09/2020 : 09:50:35

Bonafide ,

Bir şey yazmayacaktım ama şu her şeyin bir illüzyon olduğunu anlayınca yaşamın külfet geldiği hakkındaki anlayışa itirazım var,

Aynı şeyleri duyan ve ümitle geçişten sonra daha tatlı bir serüven bizi bekliyor düşüncesinde olan ben ve çok kişi vardır, yanılıyoruz,evet bir çok bedensel sıkıntıdan sıyrılacağız ama ortada bütünlüğün kıymetini benliği ile hisseden ruhsal anlayışımız algımız olacak ,

Belki karmik halledilmeyen bazı meselelerimiz olacak ve onları düzenlemek için veya ,

Kendine hizmetin bütün mana dolu şuurunun başkalarına hizmet olduğunun tam idrakine geleceğiz ve başka bir gezegende veya daha çok bu son gezegende tekrar hayat sürmemiz yardım etmemiz icap ettiğini anlayacağız,

Bütün bunlar açılmış ve hayalci bir bilincin olasılıkları sergilemek adına,
Sonuç olarak nerede bedenlenmişsek evimiz orasıdır bunu kendi kendimize devamlı mırıldanmalıyız.

26.08.2007

Zikzak yapmadan nasıl olabilirim
Bilinç sonsuzda beden bu yerde
Düşkünlük yapmadan yaşayabilir miyim
Gönül aldırma der,akıl ise tenkitlerde


Ama beden neredeyse oranın malıdır
Ve o mahallin kurallarına uymalıdır
Kafesteyim sanıp çırpınan bilinç
Bol bilgi ile her yandan tokatlanmalıdır


bona fide Posted - 21/09/2020 : 14:54:09
Sevgili Tgur,

yazdıklarını okuyanın sıkıldığına dair düşünmene gurdjiefle ilgili cümlem sebep oldu sanırım asla sıkmıyorsun orda bahsetmek istediğim gurjiefle ilgili negatif duygularım vardı ve alıntıladığın celselerde onun hakkında belirtilen düşünceler ikilemde bıraktı tekrar tekrar okumak zorunda kaldıktan sonra nihayetinde onunda insan olduğu fikriyle yargılama hakkım olmadığına kanaat getirdim blokajdan kasıt her okuyuşumda ona negatif bi tavır sergilemem ve bundan rahatsız olmamdı en az 3 kez okudum ona dair alıntıları yoksa sıkılmak mevzu bahis değil hatta ileri gidip diyebilirimki kanal bilgileri başlığı kasyopa bilgileri üzerine yaptığın bu derin analizler yüzünden forumun atar damarlarından biri durumunda bana göre çunki kasyopalıları celselerden ziyade senin farklı açılarla değerlendirmelerin sayesinde anlayabildiğimi söylersem yalan olmaz doğruya doğru ben o kadar zeki değilim ilk başlarda celseleri düz mantıkla değerlendiriyordum rica ediyorum lütfen öyle düşünme lütfen ve bırakma bu çalışmayı

alıntıladığın celsede
ATOMUN HAFIZASI

S: (L) Elektronun hafızası var mı?
C: Elektron 7'nci yoğunluktan alınıyor.

elektron 7 yoğunluktan alınıyorsa ben buna kod hafıza derken kastettiğin bilgi ve bu maddi dunya ile sınırlı değil tamam düşünce gücüyle bi frekans yakalayıp nötrinoları yani ne yapmak istediğimize dair bilgiye sahip elektronları çağırabiliriz evrensel yasaları ihlal etmeyen herkesin hayrına diyebilirmiyiz bu meditasyon yapanların düşünce gücü filan falan yogunlaşmaların konuya dair istenen bilgi elektronlarını kendi merkezlerine çekmeleri elbette zırt diye olmaz ancak bu yapılabilir bunu deneyimlemek için bi çalışma yapacağım ondan bahsetmiştim

dinlerle ilgimi gılgamış destanını okuyunc kesmiştim, sadece bi yaratıcı varlığı iyi hissettiriyordu şimdi girmeyim oralara aslında herşeyin ilüzyon olması insanın yaşama sevincini yok ediyor hiçbirşeyin değeri kalmıyor insanın gözünde en sevdiğin insanları çok sevmeye çekiniyorsun vedalaşmaya hazır bi ruh hali ne kötü sadece sorumluluklardan dolayı hareket etmek

sert hitap uslup varsa ya ben aptalım ya da sizi kanıksadığım için bunun rahatsız ediciliğini fark edemiyorum bana yönelik varsa bunu görmedim hissetmedim bozadiylede olmuştu kendimden şüphe etmeye başladım yüzsüz olabilimiyim varsa belirtin en azından bak bona fide şurda sana kızdım şeklinde biliyorumki burda konular üzerinden düşünceler ifade ediliyor uslubundaki naifliği benim arabesk gramaerimle kıyaslamak sana hakaret olur

insan objektif olunca işte sorumlulukarının farkında yaşamak zorunda ya o yüzden bana ağır geldi bu gerçeği dile getirdiğin için sana minnettarım

sevgiler

mesajda gereksiz 3-4 satırı sildim çünki reklam yaptığımı farkettim özür dilerim
Tgur Posted - 21/09/2020 : 10:00:33
Bonafide kardeşim,

Yoğun ortamda yaşam sürerken konularımızla ilgilenmek bana rahatlatıcı geliyor ,yalnız yazılarımdaki uzun alıntıların kişiyi sıktığından üzülüyorum,

Ama bu uzun okumalarda kişilerin bazı unutulan bölümleri hatırlayacağı ümidindeyim ,malüm bilinçlenme sathi değil topyekün olmalı ve objektivite dediğimizde zihninde okuduklarını anlayacak konuları toptan red edecek barajlar olmamalı ,kusura bakma öğretmen ifadesine büründüğümden, maalesef tarzım bu kolay kurtulamıyorum,

Bu barajlardan biri bize ilim diye öğretilen kıstasları okuduklarımızda done olarak kabul etmemiz ,çok haklı ve masum bir davranıştır bu, zira tahsilimizi bu temeller üzerinde yürütmekteydik,

Ama K. bilgilerine dalıp Atomun hafızası yoktur ,Elektron serbest bir yörünge düzeyinde sonsuz sayıda dolaşır (hidrojen atomu ve erik benzetmesi evvelce anlatmıştım) ve atom çekirdeği dediğimiz atom altı parçalarda Nötrino dediğimiz bir parça vardır o öğrendiğimiz ve artık yoğunluklar dediğimiz bölümlerde serbestçe dolaşır ve bilgi taşır ,böylece madde diye takıldığımız şeyler bu tip değişkenlik özelliklerdedir biz solid katı ve vazgeçilmez madde dünyasında takılı kalırsak başka yoğunluklar nedir konusu üzerinde kısır olur düşünce üstüne çıkma denilenden uzak durumda oturur kalırız ,

Bunlar ütopya, ispat istiyorum diyen bilinçlere,

https://indigodergisi.com/2014/11/noetik-dusunce-gucunun-maddeye-etkisi/

Bilincin madde üzerinde etkisini anlatmak için ve dolayısıyla atomun bir hafızası olmadığının atomların meydana getirdiği moleküllerde çeşitli etkilerle değişkenlikler gözlenebileceğinin başka bir çok ispat doneleri internette var, zehirin kendisi değil frekansı bile su molekülüne etki ediyor,

Ama biz biliyoruz ki ve inanıyoruz ki "bilinç" her şeydir ve düşüncemizi ve dualarımızı bile bilincin ne olduğunu anlamaya yönelttik zira başka yerlerde bilinmedik labirentlerde Tanrı diye aramıyoruz onun özümüzde yani kendimizde ve her şeyde olduğunu kabul ediyoruz,

Tanrı her şeydir ,her şey tanrıdır..

Tekrar ediyorum bu benim inancım ve kabullerimdir ,hiç kimseyi bu yönde etki altında bırakamam, her kişi kendi düşünsel yapısını zihnini adeta silkeleyerek bir nebze boşaltarak bu gerçekleri aramaya doğru yöneltsin ve ispatlarını bulsun veya bulmasın..

Din üzerinde ve dinin hayat olduğu üzerinde dostlar çalışmalar yapıyorlar ve bir kısım neticelere ulaşılıyor ne güzel,

Bu arada sufi dediğimiz tasavvuf erbabının uzun müddet üzerinde durduğumuz islam gerçekleri hakkında geldikleri ve bir çoğunun yukarıda "Tanrı her şeydir "kavramı üzerinde konuyu noktaladıklarını hatırlayalım bu kişilerin büyük kısmı halen taşlanmakta ama şu anlarda en bağnazlar bile söylevlerinde onların kelamlarını dillerinden düşürmüyorlar,

Kusura bakma dostum şu aralar eşim bile "sen ne kadar sert hitaplarda bulunuyorsun" diye beni tenkit ediyor ,haklıdır..

Hayvanlar subjektiftir ,insan düşünen bir hayvan olduğundan objektif olabilir ,zira onda bilincin o tanrısal dediğimiz bütün kabiliyetini uygulayabilecek yetenek vardır ve diğer maddi varlıklar üzerinde bir ara yüz gibi etkileşim içindedir ,bu tabiiki 7Y nin diğer yoğunluklarla baraber omadığını söylemez ama o beraberliğin de nasıl olabileceği hakkında geniş açılım yapabilmek düşünmek ve takılı kalmamak gibi hasletleri işleyecek bir zihin verilmiştir, objektif bu yönden olabilir..

Onun için BH ve KH zihni ana dayanak olarak alır ve onun üzerinde işlem yapmaya çalışır.Bu bir denge faaliyetidir.

Sonuçta sana güzellikler dilerim..



bona fide Posted - 20/09/2020 : 21:28:09
sevgili Tgur,

"Bu arada Bonafide dostla yaptığımız söyleşiler akla geldi ,o takıldığı yerlerdeki sorularını belirtti ben de inatla cevap vermeye çalıştım ve şimdi durum nasıl merak ediyorum ,sessizliğe gömüldü çünkü."

ilgin için teşekkür ederim kaldığım yerden yazdıklarını okumam iki günümü aldığı için geç cevap yazdım lütfen bağışla özellikle Gurdjieff hakkında alıntılar ve yorumların olan kısımda resmen okumamam için bedenime blokaj yapıldı sebebi onun hakkında öncesinden edindiğim bilgiler etkisiyle önyargılı okuma yapıyordum yazdıklarını bitirdikten sonra hissettiğim onun için üzülüyorum evet ben kim oluyorumda onun için üzülebilrim girebilecek her yolu öğretiyi deneyimleyip kazanımın üst seviye boyut cennet olduğu inancı onada bana olduğu gibi boş gelmiş olmalı -ki ben onun içinden geçtiği öğretilerin birinin dahi içine girmiş değilim- materyalist bi yapıya büründü gerçekte oylemiydi belk çok acı çekiyordu bilemeyiz çok yiyen çok içen herşeyin en uçlarda yaşayanların derin acıları olması muhtemel ondan özür dilerim

tavsiye ettiğin gibi

" tanrının olumsuz yüzünü oluşturma işini yapıp yapmamaya veya başka bir ifade ile bunun son derece doğal olduğu bilgeliğine ulaşıp ulaşmamaya karar ver kardeşim.."

tanrılı yada tanrısız bu olayı içime sindiremedim yaratımda haksızlık var desem kasyopa algısıyla buna cevap hazır katedilmiş aşamalarla hayatı okuyanlar ve debelenenler yaratımdaki dengesizliği açıklıyor kıskanıyorum sanırım seni buradakileri nikimle bağdaşmıyor düşüncelerim sabırsızlığımın sebebi zamanı buradaki zamanı iyi değerlendirememiş olmam buda gereksiz arkama bakma diyen kasyopalılar belki çevremdeki benden daha yaşlıların ölümü bekleyişleri bu ruh haline girmeme neden oldu ölümü beklemek... nasıl baktığım önemli evet bu dunya fani ancak ruhun deneyimleri devam edicek... domates stili gibi elin kolun bağlı olması anlamsız gelmişken senin köpek subjektif insan objektif alıntısı tam oturdu ne verirsen onu alırsın o halde söyle bana lütfen yaşamsal ihtiyaçlar haricinde işe yaramadığını düşünmek yanlış mı nefes almak dahi evrene hizmet denge unsuru gibi bakamıyorum işe yaramaz hissediyorum

sonra akışta alıntıladığın
S: (L) Atomda hafızayı tutan birşey var mı?
C: Hafıza subjektiftir, atom subjektif değildir.
S: (L) Bazı atomlar biraz subjektif görünüyor.
C: Hayır, bu senin yorumun.

elektron 7 yoğunluktan alınıyorsa bu herhangi bi yaratım için gerekli kodları içeriyorsa elektron taşıdığı kod hafıza subjektif çunki oluşturacağı maddeyle ilgili koda sahip parçadan bütüne bakarak maddenin tüm elektronları ayrı ayrı kodla yuklu bütünde ise oluşan madde ortaya çıkan yapı artık taş bitki insan her neyse objektif bakanın evet bu bitki bu insan bu hayvan diyeceği bi gerçekliğe sahip olmasından dolayı objektif mi deniyor bunu doğru anlamışmıyım bi deney yapacağımda ki şaka gibi bu deneyi düşünürken sen tutup ritüellerin khye hizmet ettiğine dair yazı ekledin tam n'olamaz derken şu cümlenle ""Yalnız bazı mantra dediğimiz unsurlarla yapılan meditasyon bunun dışında tutulmalıdır" içim rahatladı
deneyi yotubda izledim uygulama olumlu sonu verirse videoyu buraya eklicem olmazsa yine küs küs somurtuk yaşamıma devam ederim

eşinin iyi olmasına sevindim ikinize sağlıklı ve huzurlu uzun yaşam dilerim hep bizimle ol sağ ol var ol
Tgur Posted - 20/09/2020 : 07:51:04
Evet dostum ben de böyle bir tesbiti bekliyordum, tekrarların sıkıntısı,bunun mekanizması için bir şeyler söylemek lazım,

Tekrarların bir nevi dayatma haline geldiğini ve ritüeller yoluyla KH a bir enerji aktarımı olduğunu biliyorduk,

"C: Öğrenme sürecindesin; “Ritüel yapmamanız iyi” dediğimizi hatırlıyor musun?
S: (L) Yani gücün bilgiden geldiğini ve asıl önemli olanın ve korumanın bilgiyle sağlandığını söylüyorsunuz.
C: Aynen öyle. Bu çok ama çok önemli.
S: (L) Alexandra David Neel, bir lamadan alıntı yaparak, kendi zihinlerimizin çocuklarına ve başkalarının zihinlerinin çocuklarına karşı, üst seviyeli negatif varlıklarca yaratılmış olabilecek düşünce kalıpları gibi şeylere karşı dikkatli olmamız gerektiğini söylüyor. Eğer böyle şeylerin var olduğunu kabul etmezsek gene de bizi avlayabilirler mi?
C: Ritüellerdeki enerji doğrudan Kertenkelelere gidiyor.
S: (L) Tanrı adına yaptığımız dualar bile mi?
C: Dua etmekte bir sakınca yok. Organize din, ritüellere neden saplantı derecesinde önem veriyor sanıyorsunuz?
S: (L) Aynı şey şamanistik uygulamalar ve benzer şeyler için de geçerli mi?
C: Aynen.
S: (L) Havuzumun tekrar temiz hale gelmesi nasıl oldu?
C: Kendi enerjini tekrar topladın.
S: (L) Yani ritüellerle bir ilgisi yoktu?"

Buradaki tekrarların ritüel şeklinde kendine yol yapmış KH uygulamasının mahzurlarını anlayabiliyor muyuz

Ritüel bazı maddeler ile ortamı doldurmak veya tekrarlanan özel hareketlerle istenilenin gerçekleşmesini ummak yani sınırlı bir halde beklentinin her şeyi çözeceğini düşünmek ve o bilinçte takılı kalmaktır, yaptığınız uygulama her şeyi halledecektir arzulu düşüncesi, bunu ben ritüeli ilahlaştırmak olarak da izah edebilirim ,ritüeli yap o iş bitmiştir ve hayatındaki diğer takıntılı yaşama dön..

Soygun insan aldatma ve kumar paraları ile gerçekleşen islami ritüelleri yapanları düşünün

Yalnız bazı mantra dediğimiz unsurlarla yapılan meditasyon bunun dışında tutulmalıdır, o işte 3Y illüzyonundan sıyrılıp zihni sakin bir şekilde üst bilgileri alacak vaziyete sokmaktır,

Kanaatim bu yaptığım tekrarlarla bir ritüeldeki devam eden bir dayatmayı değil zamanla açılmış/açılacak bir bilinçle evvel fark edemediğimiz örtülü geçtiğimiz kısımlardan yeni yorumlarla yeni bilgiler üzerinde farkındalık olayları sağlamak ,bu yönden gerektiği zaman yine tekrarlara baş vuracağım ,hiç kimse bir şey fark etmezse bile ben o altın arayıp bulmuş gibi yeni bilgi mücevherleri yakalıyorum ,

GTP dostum, şu sıkıntı veren tekrarlardan ve yukarıdaki tekrarımdan bak ne yorum çıkardık oysa şahsen 20, 30 defa okuduğum bölümde bu kısmı hep öylece geçmiştim üzerinde fazla düşünmeden hatta ritüeli karaladığı için biraz da kızarak, çünkü vaktiyle çok ritüel yaptık,

Tekrar söylemek istiyorum bunlar benim şahsi kanaatlerimdir hiç kimseyi bağlamaz ,kopyala yapıştır yoluyla adeta yazılı düşünüyorum ve siz dostlardan hayır bu öyle değil ben şöyle yorumladım şeklinde cevaplar da bekliyorum,

Bu arada belgesellerin ve özellikle altın arayıcıların maceralarının neden çok ilgimi çektiğinin de sebebini buldum adamlar toprağı tekrar tekrar kazıp işleyerek altını buluyorlar,

Sonuçta ilgine ben de teşekkür ederim kardeşim..

gerçek tosun paşa Posted - 19/09/2020 : 19:24:01
Teşekkürler Tgur. Önemli meseleleri tekrar tekrar anlatıyor aktif ve pasif tüm katılımcılara destek oluyorsun.
Tgur Posted - 18/09/2020 : 09:39:34
KANAL İŞİNE BAKIŞ

Dünya bedenlenme safhamızda ruhsal manada bir çok tecrübe verici yollardan geçtik ,hatta bazı duraklarda durduk ve o durağın yolunda çalıştık ,terk ettik ve bu terk sebepleri üzerinde düşündük haklı haksız egosal yorumlarda bulunduk ve anladık ki bu son durakta verilenler yani K.lardakiler subjektif ve objektif yolların ne olduğu üzerinde oldukça etkin olarak bilinci çalıştırtıp öz yorumlarla sizi serbest bırakmaktalar ,

Verilenleri dünya bilim doneleri üzerinde değerlendirirseniz olayları ütyopik bir platformda bulunarak değerlendirmiş olursunuz zira halen toplumun kabul etmeye henüz açılmadığı konularla dolu olduğunu anlarsınız ,

Fakat dünya biliminin gelişme tarihi ve kullanılan dünya zamanındaki açılım hızına bakarsanız bilimin ve teknolojinin kısa ömrümüzde akıl almaz bir gelişmeye doğru gittiğini görürüz,bundan 50 sene evvel olmaz öyle şey dediklerimiz şu anda vaz geçilmez olmakta, bunu seksene dayanan dünya yaşamımızda bol miktarda teşhis ettik ediyoruz,

Sebepleri üzerinde derin düşündüğünüzde bu gelişimin daha da olacağını ama yakınlarda bir dostun Kosovada o örtülü bir piramit yapının içinde yirmibin senelik bir tarihte yapıldığı tesbit edilmiş bakır telleri ile tamam olan bir transformatörün bulunduğu haberini alınca ,ve arkeolojik araştırmalarda o bulunmuş eski devirlere ait ileri teknoloji mahsullerinin olduğunu hatırlayınca şöyle bir duruyoruz bunlar nereden çıktı ve şu andaki bilimimiz ne durumda..

Konumuz kanal olunca bazı şeylerin sorgulama platformunda yer alabilmesi için konuları hali hazır dünya bilim penceresinden görüp özellikle Newton fiziği ile bulaşmış ve orada kalmış kuantumu sadece fantazi olarak üzerinde durmadan bilinçlerinde tutturanlar üzerinde etkisi olur mu düşüncesi ile bahsediyorum,

Bu sözlerim siz dostlar için değil kanal nedir acaba ne düşünüyorlar diye internette yaptığım gezintide olayı objektif bir sahada incelediğini sanıp yine bahsettiğim bilim bağnazları yolunda sonuçlarda kalanlar için söylüyorum, olanları izah eden bu bu bilgileri mantık dışı görüyorlar,

Dünya mantığı subjektiftir ,ne güzel vurguluyor K.lar ,
Daha geçenlerde atomun hafızası yoktur konusu üzerinde durduk atomaltı parçalarındaki henüz izah edemedikleri enerjisel hareketler ve bilhassa elektronun nötrinonun akıl almaz halleri üzerinde sabit bir tesbit yapamadıktan sonra madde denilen şeyin esasta enerjisel bir düğüm olduğunun ve değişkenlikleri her zaman gösteren bir tavırda olduğunu görünce (bunların basit ispatları var )hangi mantıkla olanları bir yerlere oturtabilirsiniz, hele gözleyenin bilinç yapısı bu madde oluşumunda etken ise,

Bilgisayar tekniği ile gözünüzün önüne TV veya P.C. de bazı görüntülerin sanki bir sigara dumanı içinde dalgalanarak yok olduğu durumları hatırlayın , kişi yeterli farkındalığa eriştiğinde , üst yoğunluğa geçtikçe 3Y deki madde yoğunluğu veya değişken fiziksellik denen olay bu şekilde bilincin özgür seçimleri ile kaybolacaktır yeni bir seçim moduna geçecektir veya o bahsi geçen dalganın oluşumundaki birleşim zamanında ,

Atomun hafızası olmaması ve maddenin kuantumsal bir enerjisel köke sahip olduğunu böyle de anlatabiliriz, her şey yani madde olarak tanımladığımız bu değişkenlik mekanizmasında sağlam yerlerde değildir ,şu andaki maddeyle sıkı fıkı birleşimimiz ve onun her şey olduğunu sanmamız esasta bu gelinilen bilinç yapısında ütopya ve boş şeyler,yalan dünya,

https://www.youtube.com/watch?v=oGmGY-V9vmA&ab_channel=I%C5%9F%C4%B1nKaraca-Topic

Kanal işlerine aşinayım demiştim ve çok evvellerden "Nedir Bu Kanal işi" ve kanala bulaşıp yanlış yollara daha doğrusu KH emellerine açık bir davranışı ben bilinç üzerinde ruhsal çalışıyorum diye çeşitli kuruluşlarda olanlar için "Negatif Mekanizmaları" başlıkları altında çıkarımlar yapmıştık ve tecrübelerimizi aktarmıştık, eski dostlar çok okudu yeni okuyanlar için faydalı olur düşüncesi ile tekrar işaret ediyorum,

https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=849
https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=666

Kanal işindeki esneklik ve değişik görüşler bu ruhsal ve çok önemli olayın gerektiği yönde insanlarca anlaşılmayan olağanüstüleri devreye alan ama farkındalıkta artık bu seviyelere gelmişsek bazı hassas konuları oturtmamız ve KH usüllerince hoyratça kullanılıp bilgiden azade toplumda nasıl derin yaralar açtığını gösterme yönünden daha da açıklanmasının gerektiğini düşünüyorum,

Zira bir kapı açılıyor ve bu kapıdan seslenenler için bir kısıtlama yok , varoluşun özü bu sesin olumsuzu besleyen bölümünü yani sınırlama ve beklentiyi arzulu düşünceyi kabul etmiyor,

Bu genel özelliklerle,

Şu anda durağımız K.bilgileri ,ancak onun da bir kanal faaliyeti olduğunu yüzde yetmişlerde doğruluk oranında olduğunu ve bunun sebeplerini çok konuştuk,

Her kanal kendi doğruluğu üzerinde testler yaptırır bu kanaldaki doğruluk dışı dediğimiz konularda testler yaptırılmış bozukluğu ortaya çıkaranlar elimine edilmiştir ve yalnız verilen bilgilerin bir tarafında "aslında doğru yanlış diye bir konu yoktur ,o sizin yoğunlukta lineer bilinçle ortaya konan bir olgudur" denmiştir buyurun yorumlayın,

Aslında anlatılmak istenen,bulunduğumuz yoğunlukta olay dediğiniz her şey gözlem açısında değişkenlik arz eder ,yani bir gurup gözlemci için doğru veya iyi olan başka açıdan bakan gözlemci için kötü ve yanlıştır,

Uzatmadan kanal hakkında K.ların söylediklerini evvela "kopyalama yapıştır" yapalım varsa çıkarımlarımızı belirtelim,

--------------------------------------------------------------------

S: (L) Nuh Tufanı sırasında dünyada yaşayan altı milyar insan hakkında biraz daha bilgi verir misiniz? Bu insanların çoğu nerede yaşıyordu?
C: Atlantis.
S: (L) Yaklaşan dönemde en çok yıkım hangi kıtada meydana gelecek?
C: Henüz belli değil.
S: (L) Diğer ülkelerle karşılaştırıldığında Griler tarafından kaçırılma olaylarının ABD’de neden daha fazla meydana geliyor?
C: Devlet kanal açtı.
S: (L) ABD’de uzaylı üsleri var mı?
C: Evet. New Meksiko, Kolorado, Florida açıkları, Apalaşya, Kaliforniya.
S: (L) Bunlar yeraltı üsleri mi?
C: Evet. Ve ayrıca sualtı.

-------------------------------------------------------------------
Atlantis ve ABD nin ilgisi hakkında da çok durduk ,yukarıda ve başlangıçta onu aldım,

--------------------------------------------------------------

S: (L) Edgar Cayce’nin eriştiği bilgi kaynağı neydi?
C: Edgar Cayce bedeninin elektromanyetik akışına müdahale edilmeksizin dış kaynaklar tarafından bilincinin kolayca açılıp kapanmasını sağlayan çok özgün bir biyokimyasal yapıya sahipti. Bunun ilk görünümü yardım istediği zaman meydana geldi. Yüksek bir kaynaktan yardım istemeseydi, muhtemelen yeteneklerinin farkındalığı hiç ortaya çıkmayacaktı.
S: (L) Lama Singh’in bilgisinin kaynağı nedir?
C: Lama Singh metafizik alanda ve diğer alanlarda meditasyon yoluyla uzun ve zorlu çalışmalar yaptı ve bu şekilde niyetlendiği zaman bir kanal açılabiliyor. Bu kanal o varlığın işbirliğini gerektiriyor ve Cayce’nin durumunda olduğu kadar kolayca açılıp kapanamıyor.
S: (L) Erişim seviyeleri bakımından hangisi daha büyük bir alan veya bilgi erişimine sahipti?
C: Aslında Cayce biraz farklı bir kaynağa erişiyordu, fakat genel doğruluk seviyesi ve genel yoğunluk seviyesi Cayce’de daha fazlaydı.
S: (L) Kasyopyalıların bilgi seviyesine yakınlık bakımından ikisini nasıl karşılaştırırsınız?
C: Erişim seviyesi çok daha büyük ve geniş.
------------------------------------------------------------------

Edgar Cayce in öldükten sonra oğulları okutmalar hakkında bir vakıf kurdular ve oldukça fazla ilgilenenler o kadim dönemi anlatan (Mu medeniyeti ,Atlantis) bir çok araştırma yapıp olanları anlatmaya çalıştılar ,

Şahsen bilinç açılım zamanlarımın başlangıcında aracımı yıkattığım bir oto yıkamacısında ortaya bırakılmış olan kitaplardan birini vakit geçirmek için elime aldım ,Edgar Cayce arşatırması ile ilgiliydi ve o kitabı işyerime götürdüm ve bana başlangıçta bir anlam veremediğim ama daha sonra beni çok bağlayan ve ruhsal bilgiler kapısını açtırmaya yöneltenlerden biri oldu,

--------------------------------------------------------------
S:(L) F___ dün gece temiz bir kanal olarak işlev gösteriyor muydu?
C: Kısmen.
S:(L) Problemin kaynağı neydi?
C: Statik elektromanyetik.
S:(L) Statiğin kaynağı neydi?
C: Çeşitli. Kanalların uyumlanması gerek ve bu kanal da giderek uyumlanıyor.
S:(L) Temiz bir kanal olabilmesi için pratik yapmayı sürdürmemiz mi gerekiyor?
C: Evet.
S:(L) Bunu ne kadar sıklıkla yapmamız gerekiyor?
C: Açık, ama haftada bir kez uygun olur.
S:(L) Bir kanalın “uyumlanması” ne kadar sürer?
C: Açık.
S:(L) Trans tekniğimiz makul müydü?
C: Başka bir tane seçin.
S:(L) Bir öneriniz var mı?
C: Açılış.
S:(L) Kanalın açılışı için başka bir yöntem denemeliyim, öyle mi?
C: İyi fikir.
S:(L) Kanalı açmak için ona ne tür bir görsel imaj vermem gerekir?
C: Sana bağlı. Deneyerek öğrenmek yerine hazırdan duymak istiyorsun.

--------------------------------------------------------------------

Bu K. kanalı oujo tablası ile yapılmakta ve bu tablanın başında bir gurup vazifelenmekte ve böylelikle KH müdahalesinin önlendiği sanılmaktadır ve K.larca kanallama konusunda emin yollardan birisi olduğu söylenmekte ,ama dinleyen özümseyen gurubun egosal ve kehanetimsi istek ve sorularının çok olduğunda biz de negatife kayarız denmekte ,doğrusu bu cevap üzerinde çok derin düşünmek icap eder, objektif bir tanıklık ve sorular kanalın da objektif bilgiler vermesini sağlar,

Aşağıdaki alıntı ekip işinin önemini ve diğer bazı hassas konuları açıyor,
--------------------------------------------------------------------

C: Öğrenme sürecindesin; “Ritüel yapmamanız iyi” dediğimizi hatırlıyor musun?
S: (L) Yani gücün bilgiden geldiğini ve asıl önemli olanın ve korumanın bilgiyle sağlandığını söylüyorsunuz.
C: Aynen öyle. Bu çok ama çok önemli.
S: (L) Alexandra David Neel, bir lamadan alıntı yaparak, kendi zihinlerimizin çocuklarına ve başkalarının zihinlerinin çocuklarına karşı, üst seviyeli negatif varlıklarca yaratılmış olabilecek düşünce kalıpları gibi şeylere karşı dikkatli olmamız gerektiğini söylüyor. Eğer böyle şeylerin var olduğunu kabul etmezsek gene de bizi avlayabilirler mi?
C: Ritüellerdeki enerji doğrudan Kertenkelelere gidiyor.
S: (L) Tanrı adına yaptığımız dualar bile mi?
C: Dua etmekte bir sakınca yok. Organize din, ritüellere neden saplantı derecesinde önem veriyor sanıyorsunuz?
S: (L) Aynı şey şamanistik uygulamalar ve benzer şeyler için de geçerli mi?
C: Aynen.
S: (L) Havuzumun tekrar temiz hale gelmesi nasıl oldu?
C: Kendi enerjini tekrar topladın.
S: (L) Yani ritüellerle bir ilgisi yoktu?
C: Doğru. Ritüellere rağmen başardın. Ama şanslıydın, başka türlü de olabilirdi.
S: (L) Başka türlü olmasını önleyen şey neydi?
C: İlahi müdahale.
S: (L) Öyle görünüyor ki hayatım bir sürü ilahi müdahale ile dolu. Bu doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Bu müdahalenin amacı nedir?
C: Seni muhafaza ederek iş için hazırlamak.
S: (L) Bu iş nedir?
C: Gezegenindeki tüm insanlar için çok ama çok önemlisin.
S: (L) Nasıl bir değer? Herkeste olan birşey mi?
C: Hayır.
S: (L) Anlamlı birşey mi? Misyon nedir?
C: Açılmakta olan kanalına inancını güçlendir; ilerlerken öğreneceksin. Sana herşeyi bir kerede anlatamayız.
S: (L) Hazır şu andaki enerji yüksekken, bize bir öğreti biçiminde birşey verip vermeyeceğinizi öğrenmek istiyoruz.
C: Bunun için henüz hazır değilsiniz. Önce temiz kanal ve ekip oluştur. Bir kerede bir adım.
S: (L) Ekip derken?
C: Sence?
S: (L) Bu çalışmaya daha fazla kişiyi eklememiz gerektiğini mi söylüyorsunuz?
C: Yakın.
S: (L) Bir ekip oluşturmamız gerekiyor.
C: Evet. Eğer sabırlı olup devam edersen bir yol açılacak.
S: (L) Yani çalışmamızı azimle sürdürürsek, bizim için önemli olaylar meydana gelecek öyle mi?
C: Yakında büyük bir fırsatla karşılaşacaksınız.
S: (L) Sanırım bunun ne olduğunu sormamamız gerekiyor, inanmamız gerekiyor, bu doğru mu?
C: Evet. Fırsatı yanlış yorumlama tehlikesi var.
S: (L) Bu fırsatın üçümüz için de olumlu etkileri olacağını söyleyebilir miyiz?
C: Farklı seviyelerde.
S: (L) Eğer bu fırsatı yanlış yorumlama tehlikemiz varsa, bu fırsat geldiğinde onu kaçırmamamız için birkaç ipucu verebilir misiniz?
C: En azından biriniz bunu hemen fark edecek, diğerleri fark etmeyebilir. Bekleyin ve görün.
S: (L) Bu yanlış yorumlama olayından çekinmemize gerek yok yani, öyle mi?
C: Açık.
S: (L) Biz bir deney miyiz?
C: Belki.
S: (L) Başka kaç kişi bu seviyede bilgi alıyor?
C: 100’den az. Bu yöntemle daha da az.
S: (L) Başkaları başka yöntemler mi kullanıyor? Ne gibi?
C: Pek çok farklı yöntem.
S: (L) Şu anda olduğu gibi üç kişiyle çalışırken mi bilgi akışı daha saf olur, yoksa tek bir bireyle doğrudan kanallama yaparak mı?
C: Eşit.
S: (L) Herhangi birimiz doğrudan kanallama yapabilir mi?
C: Hepinizin potansiyeli eşit.
-----------------------------------------------------------

Yukarıda kanalı yürüten Laura hakkında "insanlık için çok önemlisin" sözü bahsettiğimiz kanal uyumlamasındaki provokatif amiyane ifade ile "pış pışlama "şekline bürünmüşse de egosal yaşam modundaki bir birey ve uzun çalışmalar sonunda gerçekten objektif bir bilgi hazinesini oluşturmaya çalışan kişi ve etrafındakiler için motive edici bir etki yapmaktadır bu şunun için gereklidir,

Bireyselliğin en koyu deneyimi içinde olan bedensel ve ruhsal birliğin idraki için işin başlangıçta olan bireylerden bahsediyoruz zamanla genel bütünlük idraki oluştuğunda birinci derece karmik özelliğin ne olduğunu anlayınca her şey yerli yerini buluyor,

Diğer yandan bir ara kanallı kişiler üzerinde farkettirmeden araştırmalar yaptım ve şunları tesbit ettim bahsettiğim kanallının yetiştirme safhasında adeta standart sayılacak bir prosedür izlenmekte ,bu konulardaki standartlığı pek benimsemesem de kişilerin zihinsel yapılarına uyan bir yetiştirme metodu kullanılıyor ve bu işin içinde arada mutlaka yapmacık bir ruhsal yüksekliğe erişmiş kişi haline sokacak ve bu provokatif itilim sonunda nasıl hareket edecek şeklinde bir gözlenme safhası başlıyor işte bahsettiğim ben mehdiyim ,ben şuyum buyum şeklinde yahut yakınlarda rastladığım ve bahsettiğim "ben galaktif federasyondan görevliyim" v.s. şeklinde olanlara rastlıyoruz ,

Bunlar obsede kişi örnekleridir ve söylediklerine biraz iskontolu bakış göstermeliyiz yani söyledikleri şeyler aldığımız bilgilere pek uysa ve hoşa gitse de evrensel gibi gelse de nihai amaçta bir objektivite aramalıyız,

Uğraştığımız K. kanalında bu pek yok ,bilgiler veriliyor ip uçları gösteriliyor ,sonuçta araştırıp inanıp inanmamakta kişi tamamen serbest bırakılıyor ,hatta bir süre eski inançta takınılıp kalınmış konular üzerinde pek ses çıkarmadan ama arada açık kapılar bırakan cevaplarla ileride gerekli bilinç hali oturunca ve zamanla kişilerin yaptığı derin araştırmalarla ortaya çıkan gerçek kendini gösteriyor "Sezar,İsa,Paul ve Laura'nın meselesi"

Yine çok kopyala yapıştır yaptığımız ama önemli bulduğumuz K. kanalı hakkında özetsel bilgi tekrar bakalım ve bıkmayalım,

--------------------------------------------------------------------

S: (T) O zaman buradaki herkesi içinde bulunduğu çalışma da tamamen bununla ilgili. Yani biz insan formuna girmiş ışık varlıkları olarak yeni frekansın tutucularıyız. Dalga buraya geldiğinde yeterince kişi hazırsa dalgayla birlikte yeni frekans burada sabitlenmiş olacak ve böylece gezegende olması planlanan değişim gerçekleşecek, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Bu meydana geldiğinde, hala tüm bunlardan habersiz olanlara yardım edecek miyiz?
C: Açık.
S: (T) Yani biz şimdi dünya değişimlerinden, hayatta kalacaklardan ve kalmayacaklardan, yıkımlardan, 3’üncü, 4’üncü, 5’inci yoğunluk realitelerinden bahsederken, burada asıl kastedilen şey 3’üncü yoğunluk bakımından gezegenin yok olması veya 3’üncü yoğunluktaki nüfusun %90’nın ölmesi değil. Çünkü insanlar 4’üncü yoğunluğa geçiyor olacak, öyle mi?
C: Vau! “Isınıyorsun.”
S: (T) Evet, yani biz yeni yoğunluğun frekans tutucularıyız. Yani insanların %90’ının hayatta kalmayacak olmasından kastedilen şey, geçirecekleri yoğunluk değişimi oluyor. Çünkü bir üst seviyeye çıkıyoruz. Tüm bu konular bununla mı ilgili?
C: Veya diğer bir olasılık, fiziksel afetleri yalnızca 3’üncü seviye dünyada “kalanların” deneyimleyecek olması.
S: (T) O halde kastettiğiniz şey bizim frekanslara uyumlanmamız ve böylece dalga geldiğinde 4’üncü yoğunluğa mümkün olduğunca çok sayıda kişinin geçmesine yardım etmemiz ve böylece bu gezegendeki karanlık güçlerin hakimiyetinin sona ermesi. Geride kalanların enerjileri de karanlık güçler için yeterli düzeyin çok altında olacağı için onlar da bu gezegenle uğraşmaktan vazgeçecekler. 3’üncü yoğunluk dünyasında daha az insan yaşıyor olacak, gezegen kendini yenileyecek ve onlar da derslerini müdahale olmadan daha kolay öğrenebilecekler.
C: Yakın.
S: (L) Bu boyut değişimi sırasında bizim yaptığımız şey bir frekansın tutulup muhafaza edilmesi mi? Yani resmen 4’üncü yoğunlukta yeni bir dünyanın yaratılmasını sağlayacak bir “süper bağlantının” oluşturulması mı? Tıpkı tek hücreli bir organizmanın ikiye bölünmesi gibi; sadece yarımlardan bir tanesi frekansın yakalanması yoluyla diğer bir boyuta geçerken bir tanesi 3’üncü yoğunlukta kalacak. Öyle mi?
C: Adım adım.
S: (L) Bir bölünme meydana getirecek olan frekansı mı tutacağız?
C: Bu yönde gelişen bir kanal (conduit) açıyorsunuz.
S: (L) Dördüncü yoğunluğa bir kanal mı açıyoruz?
C: Evet. Bir.
S: (J) Kaç tane kanala ihtiyaç var peki?
C: Açık.
S: (T) Kanal kimin için?
C: Siz ve sizi izleyecekler için.
S: (T) Anladım, 4’üncü yoğunluğa geçecekler için. 4’üncü yoğunluğa ilerleyeceğiz ve onlar da bu kanal yoluyla bizi takip edecekler. (J) Yani buna hazır olan diğerleri de bu kanalı kullanabilecek, öyle mi?
C: Grubunuz bu akşam burada.
S: (L) Sadece bu akşam burada bulunanları mı kastediyorsunuz yoksa bizi takip edenler de mi olacak?
C: Açık. Size bağlı.
S: (L) Bu kanal... Bu, bütün gezegenin yeni boyuta geçeceği kanal mı?
C: Bir tanesi sizsiniz. Başka kanallar da var.
S: (L) Başka gezegenler mi?
C: Hayır. Kanal.
S: Kanallardan biri biziz ve başka kanallar da var.
C: Sizin kanalınız henüz gelişim aşamasında.
S: (J) Yani bu aşamada bir kanal geliştiriyoruz.
C: Evet.
S: (T) Bu gezegen üzerinde kendi kanallarını geliştiren başka gruplar da mı var?
C: Evet.
S: (T) Tüm bu kanallar 4’üncü yoğunluğa geçişin sağlanmasını sağlamaya yönelik öyle mi?
C: Kanal geliştirmenin anahtarı bilgidir.
S: (T) Burada hepimizin ışık ailesinin bir parçası olduğumuz varsayımı üzerinde duruyorum, bu doğru mu?
C: Evet.
S: (T) Yani daha önce bulunduğumuz yerlerden, bu kanalı oluşturmak için bir araya getirildik, öyle mi?
C: Evet.
S: (T) Bu bölgede başkaları da var mı?
C: Evet.
S: (T) Bize katılmaları mı gerekecek yoksa kendi başlarına mı çalışıyorlar?
C: Açık.
S: (T) Yani onların mı bize katılacağı, bizim mi onlara katılacağımız yoksa her grubun ayrı mı çalışacağı henüz belirsiz.
C: Ne kadar tanınacağınıza bağlı.
S: (T) Bu hususta tanınmaya ihtiyacımız var mı?
C: Açık.
S: (L) Bu işimizi kolaylaştırır mı?
C: Açık.
S: (T) Bizi 3’üncü yoğunluktan 4’üncü yoğunluğa taşıyacak bir kanal geliştiriyoruz. Bu kanalı oluşturup 4’üncü yoğunluğa geçtiğimizde buraya gelme amacımız olan frekans tutma işini tamamlamış mı olacağız?
C: Kısmen.
S: (T) Bu kanal bizim için bir çeşit kaçış tüneli, öyle mi?
C: Yakın.
S: (L) Şunu netliğe kavuşturalım. Bu kanaldan diğer boyuta ilerlediğimizde diğer...
C: 3’üncü seviye dünya değil, 4’üncü seviye dünyada olacaksınız.
S: (L) Eski pratik Laura olarak somutlaştırmaya çalıştığım şey şu; 4’üncü yoğunluk dünyası ile 3’üncü yoğunluk dünyası yanyana mı var olacaklar?
C: Yanyana değil. Tamamen “farklı dünyalar”.
S: (L) Bu dünyalar iç içe olacak ama farklı boyutlarda olacaklar yani?
C: Yakın.
S: (L) Diğer bir deyişle, örneğin bir 6’ncı yoğunluk varlığı bu gezegene baktığında bu gezegeni görür, uzayda dönüşünü görür, dünyanın çeşitli boyutlarını görür ve tüm bunlar mekan-zamanda aynı anda gerçekleşiyor olur. (J) Onlar aşağıyı görebiliyor ama biz yukarıyı göremiyoruz.
C: Evet.
S: (L) 3 boyutlu dünyada tüm o afetler meydana gelirken biz 4 boyutlu dünyada olacağız ve bu olaylar orada meydana gelmeyecek. 3’üncü yoğunluk insanlarını görmeyeceğiz ve onlar da bizi görmeyecekler. Çünkü başka boyutlarda olacağız.
C: Evet, kavramı anlıyorsunuz, şimdi bunun gerçek olup olmadığına karar vermeniz gerekiyor.

----------------------------------------------------------
Bu kanal konusu oldukça fazla ,pek uzatmadan kısım kısım vereceğim..



Tgur Posted - 09/09/2020 : 09:33:57
ATOMUN HAFIZASI

S: (L) Elektronun hafızası var mı?
C: Elektron 7'nci yoğunluktan alınıyor.
S: (L) "Atomik Yapı" olarak tanımladığınız ekin çemberinin resminde içiçe daireler vardı ve üçgenin köşelerinin dışında üç şey vardı. Biri zikzak şeklinde, biri düz ve biri de tekerlek gibi. Zikzak şeklinde olan elektron mu?
C: Doğru kavram değil. Atomik yapı elemantal atomları birleştiriyor.
S: (L) Elemantal atomun sıradan bir atomdan farkı nedir?
C: Elemantal tekil yapı anlamında. Elektron atomik yapının bir elemanı.
S: (L) Atomda hafızayı tutan birşey var mı?
C: Hafıza subjektiftir, atom subjektif değildir.
S: (L) Bazı atomlar biraz subjektif görünüyor.
C: Hayır, bu senin yorumun.
------------------------------------------------------

Bir kopyalama ve yorum isteği ile bu kısmı ele aldım, alıntı "Dikey Gerçeklik "izahından ,

İlgimi çeken bölüm "Atomun hafızası ",

Atomun hafızalı olup olmaması önemli bir elemanı olan elektronun 7Y den alınmış olması ve elemental atom olarak tarif edilenin içinde "nötrino" denen ele avuca sığmaz bir parçasının olması ,

Nötrino yüksüzdür ve üzerinde taşıdığı bilgi yükünü nicelik ve nitelik kavramı dışında özel bir halle yoğunluklar arası serbestçe dolaşarak taşır ,bunu evvelce "çekim" bahsinde incelemiştik,

Buradaki yoğunluklar arası taşıma işi nedir bunun hakkında bilgileri var mı yok mu bunu bilmediğim Dünya bilim çevrelerince Cern de "Higgs Bozonu"araştırmalarında önemli bir yer tutmakta

https://tr.wikipedia.org/wiki/Higgs_bozonu

Şu anda bir fizik alimi gibi lüzumsuz tavırlarla bu konuda yani Cern deki araştırmalar konusunda fazla bir şey konuşmak istemiyorum zira oradaki fizikçi değiliz ,

Ancak düşünce üstündeki algılama özelliği ile K.ların ne anlatmak istediğini anlamak istiyoruz,

Bu akıl almaz özelliği ile atomun objektif bir eleman olduğunu yani çeşitli yoğunluk etkileri ile (ki bu bilincin etkili olduğu ve serbest seçim özgürlüğünü kullandığı alandır ) illüzyonlar dediğimiz özelliklere bürünebilir ,

Bunu su moleküllerinin çeşitli bilinçsel etkilere karşı değişiklik gösterdiği deneylerden biliyoruz (japon aliminin su/buz molekülleri değişkenliği yaratan deneyi) ,moleküllerin yapısı atomların birleşimi iledir ve atomlarda birbiri ile birleşip molekül olabilmeleri için elektron alış verişi yaparlar,

Neticede elektronların 7Y den alınıp nötrinonun taşıdığı bilinç özelliği ile atomlar objektif bir sahadadırlar, yani bilincin istediği illüzyon elemanlarını serbestçe oluşturabilirler,değişebilirler,

Dünya illüzyon olayının oluşması ve yaratım mekaniğinde kendini bulmuş insan ruhsal bütünlüğünün üst yoğunluk bölgelerindeki teknoloji ile "siz evrenler yaratacaksınız" işine soyunacakları gerçeği hatırlanmalıdır,

Onun için şu andaki Dünya olaylarının etkisi ile didişme ve korku ile ne olacak diye beklentilerden sıyrılmayı tavsiye ediyorum ,çok mu ütyopik oldu ,hayır ,

Bu sitede beni anlayacak ve bana başka şeyler öğretmiş öğretecek dostlar var..


Tgur Posted - 07/09/2020 : 09:26:40
GURDJİEFF ÜZERİNE II

Var oluşun o eşsiz özgür çalışması özellikle fizik alemde seçimlerin devreye alışları ile oluyor, seçimin ise titreşim mekaniğinde artı ve eksi kutupların yani olumlu ve olumsuz diye ilkel algılamalara göre sınıflandırmalarda yanlış olduğunu artık anlamaya başladığımız dengeyi bozuş veya dengeye tekrar gelme hareketinin gözlenmesi ile oluyor,

Dengeye gelişte biraz durgunluğu deneyen davranış başlangıçta alınmış olan o ilk ivme tetiklemesi merak arayış ile ileriye uzanışı ortaya koymakta ve biz bunu bu yoğunlukta yaşam olarak tanımlıyoruz,

Yaşamı sürdürürken bu doğal oluşumu kabul ettiğimizde farkındalığın ileri bir merdiven basamağına yerleşiyoruz ,kısaca olumsuz olumlu diye takınılacak bir konu yok bir macera var bunu akışla izle..

Değerlendirmelerinde bir kutupta takılı kalma,

Bunları son zamanlarda anlam veremediğim dediğim eşimin rahatsızlıkları ile uğraştığım ben ve ailem üzerindeki etkileri ve çok şükür şimdilik mutluluk veren durgun safhaya eriştiğimiz için söylüyorum, hastalıklar ve onların verdiği psikolojik korku ve evvelki sıkıntıların tekrar edeceği endişesi yaşam karmik kutupsal bölüşümümüzde şimdilik takıntılı olmayı seçerek beni dengede tutmaya kendine yol yapmış eşimin zihnini oldukça fazla kaplamıştı
Sonuçta endişelerin yersiz ve ufak müdahelelerle düzelebileceği hususu onu oldukça fazla sevindirdi ve bana da böyle uzun izahları yapmama sebep olan uzun paragrafı yazmamı sağladı ,sonuçta mutluyuz..

Buna benzer biz fanilerin zihinsel gelişmesi için aşağıda "şok" lardan bahsediliyor ,ben de bunu acizane bilgi verme yolunda uğraşırken çok kullandım bazen faydalı bazen de zarar dolu neticeler gördüm neticede pek tavsiye edilecek bir husus değil ,

Daha çok kişinin kendi zihinsel çabası ile o kullanılmaz bölümleri olan beden zihni DNA nın etkinleşmesi ve o yolla üst benlikle devamlı beraber olduğumuz bilincine ulaşmak en uygun yol oluyor,

------------------------------------------------------------------

S: (L) Ama bu o kadar da basit birşey gibi görünmüyor. Yani, bunu yapabilmek için manipüle edilmeyi ve manipüle etmeyi bırakmayı öğrenmen gerekir... (Allen) Bu nefes programında verebileceklerinin hepsini verme fırsatına sahip olan insanlardan bahsediyorlar. Belki ancak o zaman daha fazla öğrenebilecekler. Eğer vermeye başlarlarsa, daha fazla öğrenecekler ve o zaman daha fazla yetenek elde edecekler...
C: Bingo! Ama bundan da fazlası, video yoluyla, neredeyse doğrudan frekans aktarımını deneyimleme fırsatına sahip olacaklar.
S: (PL) Ses. (Allen) Ve yüz. (Joe) Zaten yaptığımız videoları mı kastediyorsunuz, yoksa diğer videolarla mı ilgili?
C: Henüz yapılmamış olan videolar. Bunlar her zaman plan dahilindeydi ama siz sadece “ouija” videosu üzerinde düşündünüz. Sizin üzerinizden öğretebileceğimiz çok daha önemli pek çok şey var!!!
S: (Ark) Psikoloji hakkında bir tür öğreti olabilir. Psikolojinin bir bilim olup olmadığını bile bilmiyor olmamıza rağmen, bu faydalı olurdu. Önemli bazı hususları vurgulamak için... Örneğin bugün narsist insanlar hakkında birşeyler okuyorduk. Kendi psikolojik çöplüğümüzü bile sevmemiz anlamında, herkes biraz narsist. Pek çok çöpümüz var ve bunu seviyoruz. Bu çöpten kurtulmaktan korkuyoruz çünkü bedenimizin içe çökeceğini sanıyoruz. Hiçbir şeyimiz kalmayacağını... Bu çöpü tutmaya devam ediyoruz, çünkü sahip olduğumuz tek şeyin bu olduğunu sanıyoruz. Ama hem aynı kalmayı isteyip hem de değişemeyiz. O yüzden bu çöpten kurtulmak gerekir. Evrene sembolik bir bildirim olarak kendimizi pek çok şeyden bir anda mahrum etmeyi bırakmalıyız. (L) Eğer değişmek istiyorsan değişmen gerekir. (Ark) Ve çökmekten, bir hiç haline gelmekten korkmamak.
C: Sadece yazı yerine video yoluyla, bu çok daha etkili bir şekilde aktarılabilir. Videoda ruha ait birşey aktarılıyor. Şimdi, alamamış olanlar hakkında tekrar düşünün.
S: (L) Alma kapasitesi, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Alma kapasitesini belirleyen şey nedir?
C: Kısmen genetik, kısmen de çaba. Ark’ın narsizm ve buna eşlik eden “çöp” hakkında söylediği şey.
S: (L) Yani narsistler ilüzyonlar yaratıyor ve bu ilüzyonları insanlara projekte ediyor. Alma yeteneklerini durduran şeyin bir kısmı bu. Sürekli dışarı birşey projekte ediyorlar, bu yüzden de hiçbir şey alamıyorlar.
C: Evet.
S: (L) Burada uzun zaman geçiren ve hayatlarında herhangi önemli bir değişiklik yapamayan insanlar, bir alma yeteneksizliği sorunu yaşıyorlar çünkü temelde kendi etraflarına bir duvar örüyorlar ya da narsist bir balonun içinde yaşıyorlar, öyle mi?
C: Evet. Ve aynı şey uzaktan “anlayamayanlar” için de geçerli.
S: (L) Yani alanlar var, almayanlar var...
C: Kısmen. Eğer samimi arzu varsa, frekans titreşimine tekrar tekrar maruz kalmak değişiklikler meydana getirebilir. Ayrıca ruh replikasyonunu temsil eden bir dizi video, samimi bir şekilde istemekte olanlara yardımcı olabilir.
S: (Ark) Gurdjieff şok yöntemleri uygulamaya çalışmış. Doğru şok uygulamasının, kabuğun kırılmasına yardımcı olacağı fikri var. Ama görünüşe göre çok işe yaramamış. (A___l) İnsanların kabuğunu daha kalın hale getiriyor. (L) Şoklar bazı durumlarda faydalı, ama her durumda değil. (Joe) Dış duvarın sertliğine bağlı. (L) Evet. (Joe Laura’ya) Yani burada temel olarak, pek çok konuda senin tarafından sunulacak bir dizi videodan bahsediyoruz, değil mi?
C: Evet.
S: (Joe) Örneğin?
C: Baştan başlayıp “Başlangıçta...”dan bahsetmeye ne dersiniz?
S: (L) Ne derdim ki?? (Joe) “Başlangıçta söz vardı” mı? Ve söz bir kerede bir harf olarak aktarıldı! (gülüşme)
C: Sadece kameranın önünde otur ve en iyi yaptığın şeyi yap: noktaları birleştir. Ve bil ki, her zaman olduğu gibi,gelecekteki yüksek benliğinle olan bağlantın, patlayıcı sezgilerine yardımcı olacaktır.
S: (Ark) Bence faydalı olacak olan şey, tutarlı bir sistemin sunulması gibi birşey. Çünkü insanlar şunun hakkında biraz birşey biliyor, bunun hakkında biraz birşey biliyor... Bunların birleştirilmesi gerekiyor.
C: Tüm bunlar, planladığımız serinin bir parçası olacak.
S: (L) SİZİN planladığınız mı? Ben de bunu ben planlıyorum sanıyordum? (gülüşme)
C: Biz seniz ve tersi.
S: (A___l) Bir sorum var. Genetikten bahsettiler. İnsanların birşeyler almasını engelleyecek şekilde yapılmış genetik... Daha alıcı hale gelmek üzere, insanların bir şekilde genetiklerini değiştirmelerine yardımcı olması için yapabilecekleri birşey var mı?
C: Değiştiremezsiniz, ama eğer kullanılmıyorsa etkinleştirebilirsiniz.
S: (L) Diğer bir deyişle, pek çok insan genetiğinin önemli bir bölümünü kullanmıyor. (Allen) Ve kullanılmayan kısım etkinleştirilebilir. (A___l) Peki nasıl etkinleştirilebilir?
C: Çabanın önemli bir payı var. Ve çaba bilginin önünü açabilir. Bilgi ne yapar?
S: (Joe) Korur!
C: Örneğin beyin kimyasıyla ilgili son hususlar: bu kavrayış çaba ve bilgi artışı sayesinde geldi! Sonuç daha fazla DNA’nın etkinleşmesi olacak! Ağ çalışması ve deney yoluyla bilginin şimdi nasıl üssel olarak arttığına bakın!
--------------------------------------------------------------------
Mitraizmden bahsetmiştik ve bu konu üzerine https://tr.wikipedia.org/wiki/Mitraizm tanımlamalarını hatırlayalım,

Ezoterik hristiyanlık ve Pavlos'un şu andaki hristiyanlık ve İsa figürünü doğurması üzerine de çok konuştuk (Pavlos ,Paul aynı kişi) bu bilgileri perçinleyecek bir alıntı gurubu,

Sonuçta monoteizmin ve dinler yaratmanın ayırımı tetikleme yanında "güçlere egemen olma ve olunma" maksadını taşıdığını anlamaktayız,

-----------------------------------------------------------
S: (L) Yeni Ahit’in bazı parçaları Pavlos’un yazılarından mı hazırlandı?
C: Evet.
S: (L) Peki şu andaki metin onun yazdıklarına ne ölçüde yakın?
C: Yüzde 70.
S: (L) Tarsuslu Pavlos herhangi bir felsefi ekol veya mistik gruba bağlı mıydı?
C: Evet.
S: (L) Gizem dinlerinden biri miydi?
C: Benzer ama daha eski. Şurada burada izleri var. Konuyu toparlamada iyi gidiyorsunuz. Bu iletişimin de aynı şeyin bir parçası olduğunu söyleyebilirsiniz.
S: (L) Bu Gurdjieff’in ezoterik Hıristiyanlık dediği şey mi?
C: Evet.
S: (L) Mitraizmin 7. derecesi ne sağlıyordu?
C: Mitraizm, BH versiyonunun ters çevrilmişiydi.
S: (L) Peki o derecede erişilen şey neydi?
C: Güçlere egemen olma ve olunma.
------------------------------------------------------------

Deneyin olduğunu ve şu anda bir deney uygulama materyali olduğumuzdan çok fazla bahsettik ,burada bu tekrarlanıyor ,Gurdjieffin de "yaradılış ışınları"olarak tarif ettiği bir olay altındayız,

Bu olayı deneydeki bir kobay algısı ile değil de biraz yukarıdan değerlendirelim ,

"Doğal akış" denmekte ,bunu fizik olayın başlangıcı ile tekamülü içersindeki bir döngüde kabul etmeliyiz ,malüm bu var oluş seçeneğinde dönüşler ana unsur oluyor ve bu hadiseyi "tanrısal nefes" "sarkaç hareketi"veya "brahmanın soluk alıp vermesi" şeklinde düşünürsek olayın süregelmesi için bu genel hareketi "doğal akış" mantığı içerisinde düşünebiliriz,

K.ların bahsettiği kısmen manipülasyonlar ise yukarıda genel mekanizmasını vermeye çalıştığımız hareketin titreşimsel yürümesi gerekli ivme verici tetiklenmeler olarak kabul edebiliriz, bu ne demek,

Bir var oluş olayı başlatılmış ve bunda asıl etken etken husus özgür iradenin kullanılması ,bunun kullanılması ve kontrol edilmesi için ortaya çıkan her var oluş mahsulü yalnız bırakılmamış ,kozmik akıl her unsurda bulunmuş gelişmenin her safhasında kendi seçimlerini alabilecek yani dış etkenlerin de müdahele etmesine kendini bırakmış ve bunu yürütmek için farkındalık döngüsü genel esasında gelişmeyi ve sonlanmayı yani başladığı noktaya geri dönmeyi esas almış,

Bu yüzden başlangıç ve son diye bir şey yoktur, lineer bilinçte isek vardır,

Burada dış etken dediğimiz yine kendisi ama farkındalıkla gelişmiş ileri yoğunluk halinde iken yine kendine müdahele ederek bu harikulade deneyi yürütmektedir,

Bunu 7Y nin her yoğunlukta olduğu ifadesi ile de izah edebiliriz..

Ve bu 3Y de başa gelen her olayın olumlu veya olumsuz bir ders olduğunun bir döngü macerası olduğu bilinciyle de anlatabiliriz,onun için eğer bu hususu tam manası ile idrak etmişsek eller ensede geriye yaslanıp bu macerayı coşkuyla izlemek durumuna gelebiliriz,

Bu okadar kolay mı zor mu kendime hep soruyorum..

------------------------------------------------------------
(L) Tamam, son defasında insanlığın bir deney olduğundan bahsetmiştiniz. Bu deneyi yapan kim veya ne?
C: Bu bağlantıda bu konuyu çeşitli açılardan ele aldık. Bu deney kısmen “doğal akış”, kısmen de kasıtlı manipülasyon. Ama bu manipülasyonun “doğal akışta da” yer aldığını aklınızda bulundurmanızı tavsiye ederiz.
S: (L) Tamam. (Possibility of Being) 3. yoğunluk bu tür deneylere maruz kalan tek yoğunluk mu, yoksa bu daha üst yoğunluklarda da var mı?
C: Bu şekilde sadece 3. yoğunlukta, evet. Ama tüm yoğunluklar doğal ve yaratıcıdır. Soyların tükenme şekillerine bakın. Doğa zengin ve çok yaratıcı.
S: (L) Bu Gurdjieff’in tanımladığı “yaratılış ışınlarına” veya yaratılışın dallarına benziyor.
C: Yeterince yakın.
--------------------------------------------------------------

(Aiming) Gurdjieff’in ruhunun ne durumda olduğunu merak ediyoruz?
(L) Ne?
(Aiming) Yani onun şu anda ne yapmakta olduğunu merak ediyoruz. Şu anda nerede, veya...
C: Uzun süredir dikkatini dünya meselelerine veriyordu ama artık 4. yoğunlukta tekrar doğuş için tam derin düşünce hazırlığına geçti.
S: (L) 4. Yoğunlukta insanların doğduğunu mu söylüyorsunuz?
C: Evet. Şimdiye kadar aksi yönde birşey söyledik mi?
S: (L) Söylemediniz ama ben emin değildim.
(Chu) Fiziksellikte değişiklikler olduğunda insanların o ağrılı doğumlarından kurtulacağını düşünüyorsun...
C: Yalnızca bazı bakımlardan biraz daha yoğun.
S: (Data) Gurdjieff’in “insan” terimini kendi tanımlama şekliyle, Gurdjieff bu terimin tam anlamıyla bir “insan” mıydı?
C: Yakın. Gurdjieff’in en büyük sorunu, o sırada hemen ardındaki basamağa yerleştirecek kimse olmamasıydı ve bu nedenle biraz sürçtü.
--------------------------------------------------------------
Gurdjiefin biraz sürçmesi yeni bir durumu ortaya çıkarıyor ve hemen ardındaki basamağa yerleştirecek kimse bulamaması nın sebep olması da ilginç, bu izahı anlamak şu anda biraz güç geldi bana acaba ileride anlayabilecek miyiz, bakalım,

-------------------------------------------------------------

C: Öncelikle KH tarafının iki kanca kullandığına dikkat edin: para ve ayrıca güç vaatleri. Yani göründüğü kadar “amaç birliği” yok. İkincisi, psikoloji ve Gurdjieff çalışmalarından öğrendiğiniz gibi, “ruh” veya vicdan için uygun genetiğe sahip insanlar,aile ve toplum programlaması nedeniyle çok yaralılar.
S: (L) Yani yaraları, programlanmışlıkları ve Gurdjieff’in dediği gibi tamponları onların farklı fikirler, yaralar, korkular vs nedeniyle çok farklı noktaları işaret etmelerine neden oluyor. Ve bu da birleşmeyi engelliyor. Bunu değiştirebilecek herhangi birşey var mı?
C: Elbette!
S: [Kahkaha] (L) Nedir?
C: Ya çalışma ya da büyük bir şok!
S: (Perceval) Devasa bir ateştopu gibi bir şok mu? Devasa bir meteor veya bir deprem?
C: Yıllardır yapmakta olduğunuz gibi bilgi tohumlarının ekilmiş olması koşuluyla, kozmik bir faaliyet bunu yapabilir. Bir keresinde dediğimiz gibi, ışık ateşten gelir. Bunda çeşitli anlam seviyeleri var.
S: (L) Belki de kozmik bir ateş?
C: Evet!

----------------------------------------------------------
Yukarıda şok lar ve çalışmalar hakkında genel bir izah var ,bu hadisenin tam içinde olduğumuz ve olayın gayet sakin gibi ama son derece etkili olduğu zamanları yaşamıyor muyuz ,önümde yürüyüş yapabileceğim çok güzel bir park var fakat ben dışarı çıkayım mı çıkmayayım mı diye tereddütlerdeyim,

Aşağıda ise,

Evvela şok hakkında Laura ve diğer dostların aralarındaki fikir yürütmeye kulak kabartalım ve sonunda K cevabı üzerinde duralım,

--------------------------------------------------------

S: (Pierre) Kozmik faaliyet bilgi tohumunun büyümesine yardımcı olabilir mi? (Chu) Kastettiklerinin o olduğunu sanmıyorum. (L) O olayın şoka neden olacağını söylüyorlar sanırım. Eğer bireyde bilgi tohumu veya herhangi bir potansiyel varsa ve eğer şok bireyi öldürmezse, o zaman...
(Pierre) Yani kozmik olaydan kaynaklı şok mu tohumun büyümesini sağlayacak?
(Ark) Hayır!
(Chu) İnsanların durumu yorumlayabilmeleri için bilgi tohumunun orada olması gerekir, değil mi?
(L) Bence tohumun içlerinde hazır olması gerekiyor, sonra şoka uğrayacaklar ve sonra...
(Pierre) Evet, şok bilgi tohumunun büyümesini sağlıyor...
(Ark) Hayır! Bilgi şokla büyümez. Bilgi ancak daha fazla gerçeğe ulaşarak büyür. Şok ancak tohumun bir iş yapmasına neden olabilir.
(L) Ne gibi?
(Ark) Birşeyler biliyor olabilirsin ve aynı zamanda hiçbir şey yapmayabilirsin! Sonra şok gelir ve bilgini o zamana kadar kullanmadığının farkına varırsın!
(Perceval) Sessizce bilgileri sindiren ama tüm o programlamalar vs nedeniyle hiçbir şey yapamayan çok sayıda forum üyesi için geçerli bir durum bu sanırım. O insanlarda bilgi tohumu ekili durumda ama o bilgiyle henüz hiçbir şey yapmadılar.
(L) Ama durum ciddileşince... (Perceval) “Aman tanrım, anlatılanlar sadece teori değilmi ş! Bir meteor Washington D.C.’nin altını üstüne getirdi!” deyip gerçeklerin farkına vardıkları zaman... İnşallah... [Kahkaha] O zaman teori gerçek haline gelecek onlar için ve bu durum içlerinde yavaşça büyüttükleri bilgiyi etkinleşebilir.
(L) Yani şok korkuyu yok edecek çünkü insanları durduran şey aslında korku: tüm o programlar, tamponlar... Sezar’ın geçen hafta söylediği şey. İçsel doğaya sadık olunmasını ve korkulmamasını söylemişti. Hiçbir şeyden korkmadığın noktaya ulaşman gerekiyor. Kızılderili şamanı Kara Geyik’in savaşa girmeden önce dediği gibi “Ölmek için güzel bir gün” diyebileceğin noktaya ulaşman gerekiyor.
(Chu) Ama bir de madalyonun diğer tarafı var. Bazı insanlar bütün o koşulların kendileri için geçerli olmadığını veya gerekli bilgileri yarın edinebileceklerini veya...
(L) Olayların hep başka yerlerde olduğunu, kendi bulundukları yerde olmadığını düşünenler... SOTT üzerinde çalışmanın bu kadar önemli olmasının nedeni de bu; ÇOK SAYIDA şok sağlıyor!
(Chu) Bu sabah mutfakta insanlara bir video izlediğimi anlatıyordum. Gerçekten şok edici. Arjantin’e düşen bir meteorit. İnsanlar bir ışık, sonra da bir krater görmüş. Yetkililer hemen olayı örtbas etmiş. Yüzlerce insan otoriteleri yalan söyledikleri için protesto etmiş ve evi yakıp yıkan şeyin bir gaz sobası olmadığını haykırmış. Ama bu kişilerden HİÇBİRİ yıkıma neden olan şeyin bir meteorit olduğunu söyleyememiş, çünkü bu konuda bir örnekleri yok. O insanların “Bize yalan söyleniyor! Gerçeği istiyoruz!” diye haykırışını izlemek çok moral bozucu. Bağırıyorlar. Ve hiçbiri asıl nedeni bilmiyor... Olayın bir füzeyle veya bir saldırıyla ilgili olduğunu düşünüyorlar...
(L) Tıpkı uçaklardan püskürtülen kimyasallar (chemtrail) meselesi gibi. İnsanlar devletin kendilerine yalan söylediğini BİLİYORLAR ve devletin üst atmosfere tonlarca kimyasal püskürttüğü komplo teorisini yaratıyorlar. İz bırakan her uçağı otomatikman bir “chemtrail” uçağı olarak görüyorlar bu sefer.
(Chu) İnsanların zihinlerinde en çok eksik olan şey ise kozmik bağlantı. Perde arkasındaki gücün ille de devlet veya şüphelendikleri başka bir dünyevi güç olduğunu düşünüyorlar...
(L) Aristo hala egemen.
(Pierre) Cevaplanmasını istediğim soru şu: O tür bir kozmik faaliyetten kaynaklanan şoklar... Bu şok psikolojik seviyede mi gerçekleşecek? Yani insanlar korkup “Oo, bu gerçekmiş!” diye mi düşünecek? Yoksa buna ek olarak kozmik olay elektromanyetik ortamı değiştirip bazı insanlarda bazı değişimlere mi neden olacak?
C: İkisinden de biraz. Ve şimdilik Hoşçakalın.

----------------------------------------------------------

En son "ikisinden de biraz" cevabını açalım ,

Öncelikle beyin fırtınasının ne kadar önemli olduğunu hissediyoruz her ne kadar eşdeğer bir bilinç ortamında olunsa da her kişinin zihninin derin taraflarında halledilmiş veya halledilmemiş bir çok konu vardır bunlar ameliyat masasına yatıtırılyor ve ve kişiler ve izleyenler kendi zihin bloklarını açacak bir çok konu buluyorlar üzerinde çözüm veya sorgulama düzeltme işlemleri ile meşgul oluyorlar ,

Bu husus KH ortamında ayırım alışkanlığındaki bilinç için beklentisiz yani kendi cevaplarına uygun bir netice çıkarmaz da objektif ve samimi bir platformda olursa tabiiki ortama farkındalık yaptıracak bir sonuç doğurabilir,
O da her izleyen için çok faydalıdır, ağ çalışmasının yararları,

Bu durumda da K.ların verdiği cevap konuyu bilinmeyen ve o çok merak edilen kozmik tesirlerden biri üzerinde ikili bir cevap ile bitiriliyor kozmik olay ne olabilir ve etkileri,

Işık ateşten gelir cevabı üzerine kümüle olursak bu celsede veya başka celselerde biraz açıldığı gibi insanlar tarfından uyduların hepsinin devreden çıkaracak bir genel ateşleme olabilir,bu durumda alışkın olduğumuz o iletişim ve diğer medeni deyip alıştığımız rahat kullanımlardan bir devre mahrum kalabiliriz ama bu etki insanları kontrol altında tutmaya meraklı illümunati elemanlarını felç eder, insanlar savaş ve tartışma didişme dediğimiz olaylardan azade temiz ve saf hürriyet ve sevgi aurasına dönerler, zira özde o var,

Kişilerin elektromanyetik özelliklerinde ,mesela şifalandırma yeteneklerin artması ,tekno-sipiritüel kabiliyetlerle maddeler yaratma olayları olağan hale gelebilir,

Telekinezi teleportasyon kabiliyet işleri olabilir ,ömürler uzayabilir ,

Ve kurgu bilim örneklerinde gördüğümüz olağanüstü olayları bu bahsettiklerimize katabiliriz,

O zaman bu bahsi geçen şok çok daha tatlı ve kişinin kendini tam tanıyacak olağanüstü durumlarla birliğin o muhteşem yapısına doğru adeta sürükler..

10.06.2005
Olmaz olmazları aşıp olumluyu sezince
Yani küreye girip olanı üçyüzaltmış derecede görünce
Göremedikleriniz belirecek
Bilinçteki saplantı ve korkuları süpürünce

Ben görebiliyor muyum, hayır , dünya küreselleşmedi ki
Bilinçler halen kutuplarda , nötralleşmedi ki
Bu iş istatistik ile, Pauli deneyi gibi olur
Bilgide yükselinip makroda kristalleşilmedi ki

----------------------------------------------------------

Önceki çalışmalarda Alex Evilevitch ve arkadaşları, virüs içinde enfeksiyon gücünü sağlayan DNA basıncını ölçmeyi başardı. Bu basınç açılmamı bir şampanya şişesindeki basınçtan beş kat yüksek. Bu yüksek basınç, virüs içinde çok sıkı bir şekilde paketlenmiş DNA sayesinde oluşuyor. Basınç, virüsün DNA’sını konak organizmadaki bir hücreye boşaltmasını sağlayan bir tetik görevi görüyor. Kısa bir süre önce Nature Chemical Biology ve PNAS’da yayınlanan iki çalışmanın önünü açan şey bu keşifti.
(L) Yani sıvı DNA... K’ların o zaman söylediği şeyi destekleyen bir bilgi gibi görünüyor. Bir hücreyi enfekte etmek amacıyla DNA’ların katı halden sıvı hale dönüşebilmesi. Genetik mühendislik bağlamındaki kesik sıvı referansı. Ama aynı zamanda DNA’nın faydalı değişiklikler meydana getirebileceğini biliyoruz. Zamanın bir noktasında bizi enfekte eden DNA’larımız var. O DNA’lar, hücrelerimizde zaten mevcut olan başka bazı DNA’ların akışını kesintiye uğrattı. Fakat hiçbir şey yapamıyor çünkü blokaj intronları yerleştiren bir enfeksiyonla bloke olmuş durumda. Sanırım zamanın bir yerinde bu durum değişebilir, hatta tersine dönebilir, hem de çok hızlı bir şekilde. Birşeylere yaklaşıyor muyum?

C: Kesinlikle! Yaklaşan zamanlar çok ilginç olacak, özellikle de ağ tam kabile gücüne doğru genişlerse ve pek çok başkaları da merdivendeki bir sonraki basamağa çıkmak için inisiyatif alırsa.
S: (L) Yani bir bakıma diyorsunuz ki, çakraların birleştirilmesi örneğinde olduğu gibi ağın genişlemesi gerekiyor ve bu da muhtemelen az önce bahsettiğiniz “yardımcı” faktörlerin devreye girmesine yardımcı oluyor. İnsanlar birleştiği zaman birbirlerine hem beden içinde hem de beden dışında yardımcı olabiliyorlar, böylece DNA değişiklikleri yapabiliyorlar ve tüm sistemlerinde değişiklik yapabiliyorlar. Önemli birşey. Ağ güçlendiği zaman, çakralar birleştiği zaman, yardımcılar bedenlere yardımcı olduğu için insanlar bu DNA değişikliklerini yaşayacaklar ve bunu yaşadıkları için de mezun olmaları, bir üst seviyeye çıkmaları gerekiyor. Bu herkese anlamlı geliyor mu?
(Pierre) Daha fazla üye ve...
(L) Daha ilgili, daha aktif...
(Chu) Miktar önemli değil ama. Güç diyor çünkü.
(Perceval) Bunu soralım: Tam kabile gücü nedir?
(L) Bu nicelik anlamına mı, yoksa nitelik anlamına mı geliyor?
(Data) Yoksa her ikisi mi?
C: Her ikisi.
S: (Pierre) Yani bu kritik kütleye ulaştığın zaman, bu etkiye sahip olabiliyorsun. Grubun gücü tüm üyelere yayılıyor ve değişiklikleri tetikleyebiliyor?
(L) Söylediğiniz şey bu mu?
C: Evet!
S: (L) Kabile kritik kütleye ulaştığında, insanların DNA’sını değiştirmeye başlayacak. (Pierre) Değişmeye başlayacağız. Yeni kollarımız, duyargalarımız, ekstra gözlerimiz olacak... [kahkaha] (Perceval) Ve kürkümüz!
(Kniall) Pierre, aynı anda dört alet tutabileceksin!
(Chu) Ve pek çok başkası da merdivende bir sonraki basamağa çıktığında, yeni insanların yükselmesi için yer açılmış olacak. (L) Sanırım şu çok önemli; eğer insanlar bu geçişi yapmak istiyorlarsa [ç.n.: İncil’de bahsedilen] akıllı bakireler gibi olmaları gerekiyor: inançlarını korumalılar, çabalarını sürdürmeliler ve kendileri için hemen netice elde edemeseler bile bir günden bir güne bir adım atmalılar. Doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Tamam.
(Perceval) Tam kabile gücü, Gurdjieff’in bahsettiği “200 kişi” ile alakalı bir kavram mı?
C: Yeterince yakın.
S: (L) Aklıma getirdiğiniz, sormak istediğim başka birşey vardı ama aklımdan uçtu gitti. Oo! Bu tam kabile gücü daha önce “daha geniş alıcılık/algılama kapasitesi” diye anlattığınız şeyle mi alakalı? Yani bu bir bireyle sınırlı değil; bu bir dizi antenden oluşan bir ağ oluşturmak gibi...
(Perceval) Alınan sinyal antenler dizisi boyunca yayılıyor...
C: Evet evet evet!
S: (L) Tamam.
(PoB) Bu tam kabile gücü ilerlemeyi etkiliyor ve DNA’yı değiştiriyor. Peki bu aşamalı olarak mı meydana geliyor yoksa bir anda mı oluyor?
(L) Açık-Kapalı gibi mi demek istiyorsun?
(PoB) Evet.
C: Kritik kütleyle yakından ilgili.
S: (L) Yani geçişin olması için ulaşılması gereken kritik bir kütle var.
(Andromeda) Yani daha çok on/off gibi.
(L) Bireysel bazı kümülatif şeyler var ama büyük değişiklikler kritik kütleye dayalı.
C: Evet.
S: (L) Yani diyet yoluyla, soğuk terapisi yoluyla, ağ çalışması yoluyla, duygusal yüklerimizden kurtulma yoluyla, birbirimizle nasıl anlaşacağımızı öğrenme yoluyla kendimiz üzerinde bireysel olarak çalışabiliriz. Ama tüm bunlar esasında bir durum değişikliğine hazırlık gibi, öyle mi?
C: Evet.
S: (Pierre) Şu anda bu tam kabile gücünün yüzde kaçına ulaşmış durumdayız? [kahkaha]
C: Yeterli miktarda olmadığı açık.
S: (PoB) Ulaştığımızda bunu bilecek miyiz?
(Perceval) Evet, Pierre’in bir dokungacı olacak.
C: Gerçekten de bileceksiniz!

--------------------------------------------------------
En baştaki dörtlükleri ben zaten biliyordum havaları için koymadım yazdığım zaman ne olduğu ve olabileceği hakkında tereddütlü bir yapıdaydım yani olur mu olmaz mı bu bilinçsizi bol dünyada şeklinde ,şimdilerde ise K. tarafından vurgulanmış ve oldukça yanaşmışız gibi bir his doğdu, maruz kaldığımız anormallikler Covid gibi bizi yarı sıkar ama yarı da bu başka şeyleri açmaya başlangıç gibi bir algı doğuruyor, şok ve kişinin sorgulama kapaklarını açma konusu ile de beraber,

Ayrıca bilginin zaten ortalıkta durduğunu bizim ona ulaşmamız yani tam idrak için oldukça fazla gayret göstermemiz gerektiği gerçeği de ortaya çıkıyor,

Bu arada eşimin gözünden iğne yiyip ikinciyi beklerken burnundan ifrazat değil kristale benzer bilya gibi taşlar düşer oldu ,meğer göz yaşı kesesinin de taşları olurmuş, hayretle öğrendim bilgi bilgidir arada sizlere samimi bir şekilde aktarmaktan çekinmiyorum,

Diğer yandan virüsün yayılmasındaki yeni buluşlar (sıvılaşarak) ve DNA üzerinde açılma ve Çakraların Birleşmesi hususu evvel beri çok üzerinde durduğum konular ,dörtlüğümde bahsettiğim Pauli macerası diye belirttiğim 100 maymun deneyi ,ondan da çok bahsetmiştik,

Bu yollarla izahlar birleşim ,çakra ortaklaşması ve krıtik kütleye geliş işinin adeta mekanizmasını bizlere açıyor ve zihnimizde uzun süreler çeşitli saplantı ve tuzak faaliyetleri ile KH faaliyetinin foyasını ortaya çıkarıyoruz balçıkla sıvanmaya çalışılan güneş kendini göstermeye başlıyor,

K. bilgilerini sabote etmeye çalışan Frank ve Vincentten evvelce bahsedilmişti, uzatmadan bu şahısların başlangıçta kanalın yerleşmesi için çok faydalı faaliyetlerde bulunmuş olmalarına rağmen ileride yaptıkları kötülüklerin yani foyalarının ortaya çıktığını biliyoruz ,

Aşağıdaki aktarımda bu KH mensuplarından biri olan Vincentin ölümünden sonra kök noktalara doğru donmuş vaziyette gidip kozmik çorbaya malzeme haline geleceğinin anlatımını görüyoruz,

Alıntının devamında yapılan bu kötülüğün dünya yaşam hallerinin geneline biraz yayıldığı ve bazı nahoş hadiselere sebep verdiği de belirtiliyor onları aktarmaya lüzum görmedim K.yı takip edenler bilirler,

--------------------------------------------------------------

C: Evet ve bunun için saygı duyuyoruz ama Vincent hala “donmuş” durumda.
S: (L) Donmuş mu?
(Pierre) Donmuş derken?
(L) “Donmuş” ne anlama geliyor?
C: Takılı kalmak.
S: (L) Vincent takılı mı kaldı? Buna dair birşey sorabilir miyiz peki? Takıldığı yerden kurtarılabilir mi?
A: Gurdjieff’in tanımladığı “Ölümsüz Şeyi” düşünün.
(Galatea) Öyleyse hayır, hiçbir zaman kurtarılamayacak.
S: (L) Gurdjieff Ölümsüz Şeylerin astral planlarda bile sınırlı bir ömrü olduğunu söylüyor. Sonunda dağılıp gidiyorlar sanırım. Bu doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Bu cidden nahoş birşey.
(Galatea) Şeytani bir varlık olarak mı geri dönecek?
(Perceval) “Kozmik çorbaya” malzeme mi olacak?
A: Evet
-----------------------------------------------------------------------
Laura ve ekibinin samimi iç döküşleri ve K.ların en sonda verdikleri tavsiye ve temenni ,ilginç,
-----------------------------------------------------------

S: (L) Dolayısıyla farkında olmak gerçekten önemli... Şunu sorayım: Sadece farkında olmak, gruptaki hepimizin apabileceği en önemli şey mi, bunu mu kastediyorsunuz?
C: Yakın.
S: (L) Ve farkında olmak programlarından kurtulmayı, bilgini artırmayı kapsıyor...
(Perceval) İkisi birlikte gidiyor. Önyargılarını, programlarını ele almadan en geniş anlamıyla gerçekten farkında olamazsın.
(L) Bu doğru mu?
C: Evet
S: (L) Yani, Gurdjieff’in aşağı yukarı tanımladığı gibi, kozmik güçlerin aktarıcıları olmanın yolu kendi üzerinde çalışmaktan geçiyor. Bu aktarımı yaptığının tam olarak farkında olmasan bile, öyle mi?
C: Evet
S: (Perceval) Sorun şu ki dünya giderek aklını yitiriyor. Tam bir akılsızlık. Bizim için gülünçleşiyor. Akıl hastanesinden kaçan bir avuç delinin devlet binalarını ele geçirmesi, ülkelere el koyması gibi. Çıldırmışlar. Ve bizim bunları yorumlamamız mı gerekiyor? Bunu yorumlayamıyorsun ki! Onların tüm bu yaptıklarını analiz edip bir anlam veremiyorsun. Sadece “Bunlar çıldırmış!” diyorsun. Artık bunlardan bahsetmenin bir aydasının olmadığını hissetmemizin nedeni bu herhalde. Ama dedikleri gibi, bunu görmeyen insanlar var.
(L) Tökezleye tökezleye karanlıktan çıkmaya çalışan insanlar var. (Perceval) Aslında yaptıklarımıza bakacak olursan, dünyadaki koşullar giderek çıldırdıkça bizim tüm bunların ne kadar akıl dışı olduğunu ifade etmemiz o kadar daha kolaylaşıyor. Bu bize her ne kadar çıldırtıcı görünse de, işimiz kolaylaşmış oluyor aslında çünkü herşey barizleşiyor! İşimiz kolaylaşıyor.
(L) Giderek daha fazla sayıda insan psikopati hakkında makaleler yayınlıyor ve her yerde bundan bahsediliyor. Bu bir noktada kritik kütleye ulaşacak sanırım.
(Perceval) Bu psikozlar onların sonunu getirecek. Çıldırmalarına izin vermek onların kendilerini ifşa etmelerine ve yaptıklarını daha geniş kitlelere göstermelerini sağlıyor.
(L) Evet.
(Chu) Aklımı kurcalayan birşey var: bazen bir beyhudelik duygusu çöküyor hakikaten, yani koroya vaaz verme hissi. Zaten biliyorlar ve dolayısıyla da tekrarlamaya gerek yok gibi. Aptallar İçin şu veya bu” temalı çalışmaların bir versiyonunu mu yapmamız gerekiyor acaba diye düşünüyorum. Ama bir yandan da, Gurdjieff bilginin tüm insanlara yayılmaması gerektiğini söylüyor. O halde bunun ortası nedir? Yani bir yanda ışığa doğru tökezleyerek de olsa ilerlemeye çalışan ve bizim 20 yılda yaptığımız işi yapmaya vakti olmayan insanlara yardımcı olmak var, diğer yanda ise...
(Perceval) Belki de herşey kötüleştikçe gelecekte çok daha fazla sayıda insan aksaya aksaya ışığa yönelecek. Ve belki de öyle bir nokta gelecek ki çok daha fazla sayıda insan “Neler oluyor?!” diye soracak.
(L) Aynı şeyleri tekrar tekrar söylemekten yoruluyoruz ama duymamış olabilecek biri her zaman vardır. Forumdaki yeni üyeler konusunda aktif olmak için bir neden var her zaman, aynı şekilde yazılar yazmayı sürdürmek, aynı şeyleri farklı şekillerde anlatmak, SOTT’da yorumlar yazmak için vs.
(Perceval) Durumun farkında olan insanlar bile mesajın güçlenmesine ihtiyaç duyuyorlar çünkü “A etkileriyle” çevrili bir dünyada yaşıyorlar.
(L) Yorulduğum için belki de artık vermek istedikleri son mesajları sorsak iyi olacak. Sormam gerektiği halde sormayı unuttuğum veya söylemek istediğiniz herhangi birşey var mı? (Galatea) Hızlıca birşey sormak istiyorum. 4BH insanlarıyla konuşuyor musunuz?
C: “Konuşmak”?
S: (Galatea) İletişim kurmak diyelim.
C: Evet
S: (Galatea) Tamam. Onlara bizden selam söyleyin!
(L) Pekala, hm...
C: Tüm forum üyeleri için: Şevkinizi kaybetmeyin. Şunu hatırlayın; eğer elinizden gelenin en iyisini yaparsanız, gelecekteki benlikleriniz boşluğu doldurur. Hepiniz kaosa potansiyel bilgi aktarıcılarısınız. O bilgi sevgi/gerçek olsun. Hoşçakalın.
-----------------------------------------------------------
Müzik yaşamımızı ve özellikle içsel yapımızı doğrudan etkileyen fenomen ,aynı tür müzikten hoşlananların birlik bağı içinde topladığı gibi ses ve müzik sözlerinin başka etkileri de var ,bunun hakkında başta sanırım Lauranın bir yorumu ve sonraki ilgili sual cevaplar zihnimizdeki kilitli kapıları açıyor,

Sesin evvelce değindiğimiz "süper iletkenlik levitasyon" açılımımda kullanım özelliği veren kısımlarına bakmak isteyenler için,

https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=29&whichpage=34#27096

-------------------------------------------------------------

Müzik güçlü bir araç. Çünkü hayal gücüne, zihne, duygulara ve vücuda, tüm alt merkezlere erişebiliyor kesinlikle. Malum güçlerin bu aracı kendi amaçları doğrultusunda kullanmaya çalışacağını düşünmek de çok doğal çünkü mümkün olan her yolla manipülasyon onların göbek adı. Eğer anaakım medya haberlerini, TV rogramlarını, filmleri kontrol edebiliyorlarsa, müzik endüstrisi de onların manipülasyon ve kontrolünden muaf olamaz. Bunun çoktan anlaşılmış olması gerekir.

Müziğin doğrudan duygulara erişebilmesi (rasyonel aklı atlayarak), bilinçaltı zihne dalabilmesi ve vücudu etkileyebilmesi nedeniyle, 4. Yol öğretisindeki öz-gözlem ve çalışma için verimli bir ortam sağladığını düşünüyorum. Ouspensky’nin “Mucizevi Olanın Peşinde” adlı kitabında anlattığına göre Gurdjieff’in söylediği şeylerden biri, tüm küçük Ben’ler yoluyla bir dizi hoşlandığımız ve hoşlanmadığımız şeyler olduğu: küçük, subjektif, egotik zevkler (kendi sözcüklerim). Müzik kesinlikle subjektif hoşlanmalar ve hoşlanmamalar için geniş bir oyun sahası. Dahası neden veya kimden hoşlandığımız veya hoşlanmadığımız gelişmişlik, farkındalık ve oluş durumumuzu yansıtıyor olabilir.

(L) Bir insanın müzik zevki onun farkındalık, gelişmişlik ve oluş durumunu yansıtır mı?
C: Çeşitli “seviyelerde” çeşitli tercihler olmakla birlikte, evet, aşağı yukarı.
S: (L) Tamam, bir sonraki soru:
Bir insanın müzik zevki o kişinin hayattaki kişisel amacını yansıtır mı?
C: Bilinçaltından güçlü bir etkilenme mümkün olabilir.
S: (L) Tamam:
Bir şarkının değerini belirlemede hangisi daha önemlidir: sözler mi yoksa ses/ruh hali/duygu mu?
C: Ses kapıyı açar ve sözler kapıdan girerek iyi veya kötü yönde etki eder.
S: (L) Yani müziği berbat ve mekanik olan, yani eğer kişinin zevki o yöndeyse bir tencereye veya araba kaputuna falan vurulması şeklinde bir müziği olan ama iyi sözleri olan bir müzik makul müdür?
C: Tam olarak değil. Ses içsel yapının farklı seviyelerindeki veya kısımlarındaki kapıları açar.

-----------------------------------------------------------
Ve celselerin sonlarına doğru Gurdjieff hakkında derin analizlerin geldiği bölüm başlıyor bu hususta yorumlarda bulunmayacağım onu okuyanlara bırakıyorum,

-------------------------------------------------------------

(L) Gurdjieff sorusuna ne dersiniz?
(Galatea) Oo, evet!
(L) Forumda soruldu. Madem Gurdjieff çok ileri bir insandı, nasıl araba kazası yapacak kadar dikkatsizleşebildi?
C: "O kadar" dikkatsiz değildi. Farkındaydı. Gerçekte olduklarından daha güçsüz olduklarını sandığı güçlerin tam olarak farkına vardığı noktada meydana geldi olay.
S: (L) Yani ne tür güçlerle karşı karşıya olduğunu az çok biliyordu ama yeteneklerini değerlendirmede bir yanlış hesaplama yaptı, öyle mi?
C: Evet
S: (L) Ve sonrasında pek çok değişiklik yaptı. O değişikliklerin belirli bir sebebi olduğunu hissediyordum.
(Ark) Anlamıyorum. Araba sürüyorsun, değil mi? Ve bir ağaca çarpıyorsun. Demek ki başka bir şey düşünüyorsun. Konsantre olmuyorsun.
(Pierre) O kadar basit olmayabilir Ark.
C: Tanıdıklar yoluyla enerji boşaltılması nedeniyle.
S: (L) Yani bir kişiye doğrudan ulaşamıyorlarsa bile etrafındaki kişiler yoluyla ulaşabiliyorlar.
C: Evet
S: (Ark) Hala net değil. Biri sana çarptığı için kaza geçirirsen, tamam. O biri manipüle edilmiş olabilir, kullanılmış olabilir. Ama boş bir yolda giderken yaptığın şeyden tamamen kendini sorumlusun. Ve belirli bir noktada ağaca çarpmaya karar veriyorsun. Demek ki kendin değilsin. Kullanılıyorsun.
(Pierre) Belki de ağaca çarpmaya karar vermedi.
(Data) Bir araba geliyormuş.
(Ark) Hayır, o sırada birşey yokmuş diye biliyorum?
(Joe) Yolda çok az araba varmış.
(Pierre) Belki de sorabiliriz.
(Data) Kavşakta olmuş, araba yoldan çıkmış.
(Ark) Hayır, o tamamen yeni bir teori olur.
(Pierre) Peki o zaman kazaya neden olan şey neydi? Uykuya mı daldı?
(Ark) Ağaca çarpmış! Evimizin önünde kaza yapıp ölen adam gibi.
(Pierre) Ama o olayda enerjisel bir sapma vardı: negatif enerji "koruyucu balona" çarptı.
(Ark) Gurdjieff belki de o olayda sarhoştu?
(L) Sarhoş muydu?
C: Hayır
S: (L) Arabasında herhangi bir sorun var mıydı?
C: Evet
S: (Niall) Öncesinde birine arabayı kontrol ettirmiş.
(L) Kazaya neden olan şey mekanik bir sorun muydu?
C: Evet
S: (Ark) Tamam.
(Pierre) Belki de arabadaki soruna neden olan şey o enerjisel problemdi.
(L) Tanıdıklar... Her kim arabaya bakım yaptıysa. Manipüle edilen kişi araba üzerinde çalışan kişi miydi?
C: Evet
S: (Pierre) Yani üst seviye KH güçleri arabanın bakımını yapan kişiyi manipüle etti ve o da bir vidayı sıkmayı unuttu veya onun gibi birşey. Çünkü öncesinde arabasını kontrol ettirmiş. Peki teknisyen bunu kasten mi yaptı, yoksa saptırılıp bir hata yapması mı sağlandı?
C: İkisi de değil.
S: (L) Kasten de yapmadı, saptırılmadı da...
(Galatea) Teknisyen başka bir varlığın kontrolüne geçti!
C: Yakın
S: (Pierre) Bir varlık teknisyeni ele geçirdi ve onun yoluyla arabada sorun yaratıldı.
C: Arabanın yakın bir zamanda kontrolden geçmiş olması mekanik sorunsuzluğun kanıtı olarak kullanılmak yerine şüphe uyandırmalı.
S: (Ark) Gurdjieff'in hatasının ne olduğu konusunu netleştirmek istiyorum. Arabayı gereksiz derecede hızlı mı sürüyordu?
C: Hayır
S: (Ark) Yaptığı neyi daha iyi yapabilirdi?
C: Bu örnekte kendi teknisyeni olmak dışında yapabileceği fazla bir şey yoktu.
S: (L) Yani bu dünyada ne kadar dikkatli ve farkında olursan ol, çeşitli şekillerde başka insanlara güvenmeni gerektiren belirli bir savunmasızlığın oluyor.
(Pierre) Çünkü yalnız değilsin. Her işi kendin yapmıyorsun. Başkalarına mecbursun. Başkalarının farkındalığına veya saptırılabilirliğine bağlısın.
(L) Arabayla Galatea'yı almaya gittiğim zamanı düşünün, teker neredeyse fırlıyordu. Daha birkaç gün önce arabayı bakıma vermiştik ve 2 yeni teker taktırmıştık. Ve güya tüm civataları havalı anahtarla sıktılar. Sadece bir tanesini gevşek bırakmış olsalar, sorun olmazdı. Tekerdeki tüm somunlar gevşekti. Bir tanesi tamamen eksikti ve kalanları da neredeyse civatanın ucundaydı.
(Pierre) K'ların dediği gibi, arabanın bakımdan geçmesi kusursuz olması anlamına gelmiyor. Aksine, orada hatalar yapılıyor.
(L) Özellikle de hedefsen.
(Pierre) Hiçbir şey yapamayacağın mekanik sorunlar oluyor. Virajda direksiyon kırılırsa hiçbir kontrol gücün kalmıyor. Tek çözüm atlamak.
(Ark) Tanıdıklar tarafından enerjinin boşaltılmasından bahsettiler. Enerjiyi boşaltan kişi kimdi? Gurdjieff'in enerjisi boşaltıldı, değil mi? Yani enerjisinin boşaltılmasına müsaade etmeden önce dikkat edebileceği birşey vardı.
(Joe) Mükemmel bir farkındalıkla bunu engelleyebilirdi.
(L) Ama mükemmel biri değildi ve o yüzden hala bu gezegen üzerindeydi. Yoksa bir ışık çakması ile kaybolurdu.
(Pierre) Ama o olayda başka insanların bir saldırı kanalı olarak kullanılabileceğini farkedebilirdi. Mekaniğin yaptığı işi kontrol edebilirdi. Ama bunun için hem o farkındalığa hem de hatayı tespit edebilecek mekanik bilgiye sahip olması gerekir, tabii eğer o hata tespit edilebilir bir hataysa!
--------------------------------------------------------------
((L) Son zamanlarda R.G. Collingwood'un bir kitabını okuyorum ("The Idea of History"), tarihin ve düşüncenin felsefesi gibi birşey. Yazarın temel felsefesi "Speculum Mentis" olarak adlandırılıyor. Daha çok saf felsefe gibi. Düşünce dünyası ile madde dünyasının ve maddeyle bilginin karşılaştırması bakımından sunduğu gerçeklik yorumu Gurdjieff'inkine çok benziyor ve biraz daha ilginç, iyi ve tutarlı gibi.
Bu kitabı okuduktan sonra Gurdjieff'in eserlerinin hermenötik incelemesini okudum, ki bir bakıma çok rahatsız ediciydi. Gurdjieff'i anlayabiliyorum fakat diğer taraftan kitap çok rahatsız ediciydi ve bunun başlıca nedenlerinden biri, o kitabı okumadan hemen önce sanki Gurdjieff'i parçalamak için yazılmış gibi görünen bir başka kitabının yaklaşık yarısını okumuş olmamdı. O kitabı bitirmedim çünkü yazarın Gurdjieff'i küçük düşürme çabası olarak gördüğüm şey beni çok üzdü. O yüzden okumayı bıraktım.
Yine de, tamamını okumadığım o kitapta Gurdjieff'in hayatıyla ilgili çeşitli tartışmalar var, çeşitli insanlar bu iddiaları araştırmaya çalışmış ve buna göre yazdığı hiçbir şey (örneğin "Olağanüstü İnsanlarla Karşılaşmalar") doğru olamaz; veya doğruysa bile gerçeğin bir parçası burada, bir parçası şurada. Sonuç olarak Gurdjieff'in tüm yaşamının bir yalan olduğu iddia ediliyor!
Bunu çok moral bozucu buldum çünkü insanlar onun iyi birşey yapmaya çalıştığını, iyi bir amacı olduğunu, kendi iyilikleri için bazı insanları kullandığını söyleyerek mazeretler öne sürseler de, en yakınındakilere bile bu kadar çok yalan söylemiş olması çok düşündürücü. Peki, bu kadar çok yalana dayalı olan birşey nasıl olur da başka insanların üzerinde bir çalışma yapabileceği bir temel görevi görebilir? Sorumun bir kısmı bu.
Bir de şu var ki, anlattığı şekliyle hayatı, yaptıkları ve arayışı yalan olduğu gibi, öğretisi olarak sunduğu şeylerin eski bir gelenek olduğunu iddia etmiş olmasına rağmen bunların pek çoğu aslında kendi uydurduğu şeylermiş. Örneğin Enneagram ve hidrojenler sistemi vesaire. Gurdjieff, Collingwood tarafından tarihin o noktasında egemen olan bilimsel düşünce tuzağı olarak tanımlanan tuzağa yakalanmış gibi görünüyor.
Yanlış olan şey o bilimsel düşünce değildi veya bilimin ilerlememiş olması değildi, sorun Gurdjieff'in o bilimi anlayamaması ve bunu takıntı yapıp kendi "bilimsel" sistemini kurmaya çalışmasaydı. Çıktığı maceralar yoluyla dünyaya geri kazandırdığı kadim bir sistem olduğunu iddia ettiği bilimsel Enneagram'ı, bilimsel hidrojenler tablosu, kendini geliştirmeye yönelik bilimsel egzersizleri vardı. Aslında tüm bunlar Gurdjieff'in çarpık bir dünya veya evren ve gerçeklik görüşüne dayalı olarak insanlar üzerinde yaptığı deneylerdi.
Ve bu bir bakıma şeyi açıklıyor… nasıl söyleyebilirim? Neden Gurdjieff'in gruplarının bu kadar verimsiz olduğunu.
Verimsizler. Hiç birinin kendi hayatlarında bile gerçek bir fark yaratan birşeyden bahsettiğini görmüyorsun. Oturuyorlar, toplantılar yapıyorlar, sessizler ve güya kendilerini gözlemliyorlar; bazı hareketler yapıyorlar vesaire. Ve William Patrick Patterson'ı örnek alacak olursak hiçbir şey başarmıyorlar. Ve toplum için hiçbir şey yapmıyorlar. Bir tür aydınlanma veya gelişim sağlayan bir insan etrafındaki insanlarla veya evrenle birşey paylaşmıyorsa ve yapmıyorsa, sadece kendi mümkün gördüğü şekilde evren için iyi bir işçi oluyorsa, o zaman bunun anlamı nedir? Bu kısır bir sistem!
Bir keresinde Gurdjieff'in Enneagram sisteminin %50 civarında doğru olduğunu söylemiştiniz. Bunu hatırlayan var mı?
(Andromeda) Bunu tam olarak hatırlamıyorum ama bu konudan bahsettiğini biliyorum.
(L) Enneagram'ın ne anlamda faydalı bir araç olduğunu bilmek istiyorum.
C: Yalanlarda bile bir parça gerçek vardır. Gurdjieff kendi sistemini kurmak için hayal gücünü ve medyumları kullandı. O tür bir projede bazı gerçeklere ulaşmak olağandışı bir durum değildir. Yoksa bunun hiçbir anlamı olmazdı! Enneagram sistemi, bir farkındalık girdisi olmaksızın 3. yoğunluk sistemleri için yeterince doğru.
S: (Joe) Yani insanlardan farkındalık girdisi gerektirmiyor… Sadece basit bir okuma.
(L) Yani Enneagram, mekanik sistemin çalışma biçimi gibi birşey.
(Joe) Kişinin kendisinden bir girdi yok ve o kişiyi tanıyor olabilecek kişilerden de bir girdi yok…
(L) Enneagram'ın 3. yoğunluk bir sistem olduğundan bahsediyorlar sanırım.
Joe) Tamam.
(Pierre) K'ların son olarak tanımladıkları şekliyle Enneagram Gurdjieff'in geliştirdiği mekanik kozmogoniye benziyor. İki temel kusuru olduğunu düşünüyorum. Öncelikle herşeyi mekaniğe indirgiyor. Ruh veya bilinç yok. İkincisi, bu bilgiyi yaymaya çalışma şeklinde bir özgür irade ihlali var. İnsanları kendi bilinçli izinleri dışında hipnotize etmemek çok önemli bir şey ve Gurdjieff takipçilerinin özgür iradesine saygı duymamış.
(L) Gurdjieff insan yaşamının evreni beslemek için var olduğu fikrine sahipti, yani tüm yaşayan sistem, kendi "Bütünlüğünü" veya büyük kozmik döngüyü veya sistemi beslemek için var. Bu görüş doğru mu?
C: Hayır!
S: (L) Siz evrenin bir okul görevi görmek üzere var olduğunu, özgür iradenin en önemli yasa olduğunu, amacın öğrenmek ve büyümek olduğunu söylediniz. Şimdi kalkıp o soruları tekrar sormayacağız elbette ama Gurdjieff neden öyle birşey söyledi?

C: Hayatı gözlemledi ve algıladığı şeye dair öyle bir materyalist yorumda bulundu. Fakat daha önce açıkladığımız gibi bu tür meseleler 4KH'nin yapısını ve küçülen yapısına rağmen hayatta kalma ihtiyacını yansıtıyor. 3. seviyede büyümek için bir katalizör görevi görüyor bu durum.
S: (L)Yani Gurdjieff hayatın işleyişini, delilikleri, manipülasyonları, insanların savaşlara girip birbirini öldürmesini ve incitmesini, çekilen acıları ve sefaletleri gözlemledi ve bunların tümünün Büyük Mutlak Güneş'e yönelik büyük bir beslenme sistemi olarak tasarlandığını düşündü ama aslında algıladığı şey 4KH'nin bizim gerçekliğimizde çevirdiği manipülasyonlardı ve aslında bu süreç bizim büyümemiz için bir fırsat sağlıyor. Anlatmaya çalıştığımız şey bu mu?
C: Evet
S: (Joe) Yani hayatı objektif bir şekilde gördü ama bunu büyüme için bir araç olarak (ve diğer yoğunluklarla bir bütün olarak) göremedi.
(Andromeda) Evet.
(Pierre) Ve bu konuda ilgili yazarlara atıfta bulunmadı çünkü aslında Tamdgidi'nin kitabının başlangıcında büyük mutlaktan, yaratımdan, büyük patlamadan bahsediliyor. Tamdgidi K'ların söylediğin şeyin neredeyse kelimesi kelimesine farkına varmış. Entropiden dolayı küçültücü yapı… O güçlere karşı çaba harcamak…
(L) Yani Gurdjieff'in Büyük Mutlak Güneş dediği şey aslında dünyayla ve insanlıkla etkileşim halindeki 4KH'ydi.
(Pierre) Evet.
(L) Küçültücü yapı.
(Pierre) Gurdjieff'in söylediği şeyle neredeyse kelimesi kelimesine aynı.
(Joe) Bunu büyüme veya öğrenme için bir fırsat olarak görmedi. Bu durumun içinden çıkışla ilgili bulduğu bir yol yoktu, değil mi? Gerçeği algılamaya yönelik kesin bir alternatif yol sunmuyor?
(L) Önerdiği çözüm, insanın kristalleşmesi.
(Joe) Evet.
(L) Ve Büyük Mutlak Güneşin bir ortağı olmak, değil mi?
(Joe) En azından tüketici evrenin avı olmamak… bundan kaçabilirsin. Ama bu seni nereye koyuyor? O zaman ne işlevin var? O zaman bu sistemin bir parçası mısın? Yalnızca bir hiyerarşide yükseliyor musun?
(L) Evet. Ve o zaman ayrıca…
(Joe) Gurdjieff benlik üzerinde çalışmanın nedenini tanımlamadı mı?
(L) Onun benlik üzerinde çalışma şekli dinamik değil. Statik ve mekanik. Ve, dediğim gibi, Gurdjieff'in grupları kısır!
(Joe) Evet.
(L) O__ gidip dünyanın çeşitli yerlerinde çeşitli gruplarla takıldı ve onları sorguladı. Hiçbiri üst boyut gerçekliklerinin farkındaymış gibi görünmüyordu. Hiçbiri herhangi bir sosyal vicdan veya başkalarına birşeyler verme veya paylaşma hissine, evrene karşı bir sorumluluk hissine sahip gibi görünmüyordu! Gurdjieff'in gruplarından birinde çalışmak bunun tam tersi yönde etki yapıyordu, bunun için tasarlanmış gibi sanki.
(Joe) Ve bu da Gurdjieff'in öğretisinin bir parçası.
(L) Hayır, değil! Ama böyle bir etkisi vardı…
(Pierre) İnsanların belki sahip oldukları az miktardaki merhamet ve vicdan, bu tamamen materyalist paradigma, yani evrenin nihayetinde onları yiyeceği fikri onlara empoze edildiğinde yok oluyor. Dolayısıyla vermek ve paylaşmak ve evrene karşı sorumluluk bir anlam ifade etmiyor.
(Mikey) Gurdjieff'in öğretilerinin ne kadarı kadim bir gelenekten değil de medyumlardan sağlandı?
C: %83
S: (Andromeda) Çokmuş.
(Joe) Demek öğretisinin %83'ünün kaynağı, üzerlerinde herhangi gerçek bir kontrole sahip olmadığı medyumlardı. (Chu) Ama eğer herşeyin madde olduğuna inanıyorduysa neden medyumlara inansın?
(L) Görünüşe göre, bir medyumun kafasına girebilirsin ve maddi evreni algılayabilirler.
(Joe) Derin gerçeklere erişebilirsin.
(L) Medyumları kullanmış olması ruhsal alemlerle irtibata geçtiğini düşündüğü anlamına gelmiyor. Herşeyi bildiğine inandığı bilinçaltı zihinle bağlantı kuruyordu görünüşe göre.
(Joe) Tüm öğretisi insanın mekanik doğası ve bunun nasıl aşılabileceği hakkında, değil mi? Kendine nasıl hakim olabilirsin falan.
(L) Mekanik bir şekilde.
(Joe) Peki amaç ne? Temelde hayatın ve kendi doğanın istikrarsızlıklarına kurban olmamak. Öyle değil mi? Sadece bunu aşıyorsun ve sonra…
(L) Evet ve ruhu kristalleştirmekten bahsediyor.
(Joe) Evet.
(L) {K'lara yönelik olarak} Ruhların en başından beri var olduklarını, zaman içinde yaratılmadıklarını söylemiştiniz. Uzun süre önce Mikail Mesajlarıyla ilgili sorular sorarken bunun hakkında da birşeyler sormuştuk. Ayrıca organik portallar, grup ruhları, hayvan ruhları gibi bazı şeylerden de bahsettiniz. Sonuçta Gurdjieff'in önerdiğinden oldukça farklı bir sistem tanımladınız bize. Gurdjieff'inki, insanların ruh YETİŞTİRMEK zorunda oldukları bir sistem. Onun öğretisine göre eğer öldüğünde ruhun yoksa gerçekten öldün demektir. Eğer yalnızca kısmen kristalleşmişsen, o zaman öldükten sonra birkaç gün adeta atmosferik bir alanda uçuyorsun ve sonra o kısmın bile ölüyor. Bu kitabı okurken anladığım şey böyle bir şeydi.
Ve sanırım bu kısmen kadim geleneklere dayalı bir bilgiymiş.
(Joe) Bu K'ların ruh "havuzu" ile ilgili söyledikleri şey.
(L) Havuza gitmek farklı birşey; daha büyük bir ruhun bir parçası olarak bile olsa ruh yine de mevcut ama Gurdjieff bizim anladığımız şekilde bir ruh olmadığına inanıyordu; ruhun aynı yaşam içinde "yetiştirilmesi" veya kristalleştirilmesi gerektiğini anlatıyor ve o durumda bile ruh hala maddi birşey.
(Mikey) Gurdjieff'in öğretilerinin hangi kısımlarını okumak hala faydalı olabilir?
C: Psikoloji, bir noktaya kadar.
S: (Joe) Belki de Gurdjieff'e çok yüklenmemek gerek. Çünkü insanın mekanik doğasını tanımlama şekli, senin ve K'ların anlattığı şeyleri yapmak için iyi bir temel oluşturuyor. K'ların anlattıkları kesinlikle bununla çok uyumlu. Gurdjieff K'ların bahsettiği şeyleri ayrıntılı açıklıyor. İyi bir temel sayılır, Gurdjieff'in elinden gelen buymuş. Bir insandan tüm resmi ayrıntılı açıklamasını bekleyemezsin herhalde?
(L) Doğru.
(Chu) Gurdjieff'in başarmaya çalıştığı şey neydi?
C: Kendi kurtuluşu ve ölümsüzlük.
S: (Joe) Peki bunu başardı mı?
C: Kendi anladığı şekliyle hayır. Aslında hayretler içinde kaldı!
S: (Pierre) Öldükten sonra karşılaştığı…
(Joe) Pek çok şeyi yanlış anladığını gördü.
C: Evet
S: (Ark) Benim için çok trajik bir figür, çünkü akıllıydı. Herşeyi gözlemliyordu. Etrafındaki insanların çok üzerindeydi ve kimseden yardım görmedi, çünkü…
(L) Ona denk kimse yoktu.
(Ark) Evet. Ama diğer taraftan yardım aradığını veya istediğini sanmıyorum… herkesin üzerinde olduğunu düşünüyordu.
(L) Herkesin üzerindeydi zaten ama bunu bildiği için, alma ihtimali olan yardımlara da kapattı kendini. Başka insanları kapsayan bir ağ paha biçilmez geribildirimler sağlayabilir. Bu K'ların bize öğrettiği şeylerden biri.
(Joe) Materyalizme bu kadar sabitlenmesi ve maddi evreni herşey olarak görmesi… bu bir bakıma onun hayata olan yaklaşımı yansıtıyor. "Idiots in Paris" kitabından bahsetmiştin, Gurdjieff'in yemede-içmede aşırıya kaçışından, kötü alışkanlıklarından ve muhtemelen bunun onun erken ölümüne neden olmasından. Yaptığı ziyafetlerin betimlemeleri bayağı aşırı; ye, ye, ye…
(L) Anlattığı herşeyle de çelişiyor: Makineni tanıyıp kendin üzerinde çalışmak için yeterli vakte sahip olman gerekir ve bunun için de makinene iyi bakman gerekir.
(Joe) Ama beslenme biçiminin olumsuz sağlık etkilerini nasıl göremez?
(Pierre) Bunun üzerinde olduğunu düşünüyordu (kristalleştiğini ve istediğini yapabileceğini sanıyordu.)
(L) Edgar Cayce'nin durumuna benziyor. O da oldukça genç öldü ve bir sürü insana sağlık okumaları yaptığı halde bunu kendine uygulamıyordu.
(Artemis) Peki Gurdjieff depresif miydi?
(L) Sanmam.
(Artemis) Veya mutsuz?
(L) Hayır sadece şekeri sanki varoluştaki tek şeymiş gibi yiyordu.
(Pierre) Ve alkol alıyordu.
(L) Şarap, Armanyak!
(Pierre) Deli gibi araba sürüyordu.
(L) Geç saatlere kadar ayaktaydı, hiç uyumuyordu… Bu da büyük bir sorun! Uykunun tamamen bir zaman kaybı olduğunu düşünüyordu, halbuki biz uyurken ruhumuzun kendini şarj ettiğini biliyoruz. O rüyaların yanlış birşeyin işareti olduğunu düşünüyordu, halbuki biz rüyaların önemli olduğunu biliyoruz. Evet, rüyalar 4KH yoluyla negatif programlama için kullanılabilir ama biliyoruz ki rüyalar aynı zamanda büyük bir ipucu kaynağı. Bazen geleceği gösterebilir ve çok önemli şeyleri ifşa edebilir. Jung'un analizi rüyaların değerini kanıtlıyor.
(Niall) Rüyalar birşeyin yanlış olduğunu anlatabilir ama bu rüyanın kendisinin yanlış olduğu anlamına gelmez.
(L) Evet, Jung'un harika keşifleri var. Rüyalar ruhunun veya ruh grubunun daha büyük kısmıyla irtibata geçtiğin yer. Gurdjieff gerçekten pek çok şeyi yanlış anladı, çünkü…
(Joe) İnsan problemini çok iyi tanımladı ama bunu oturtabileceği uygun bir bağlamı yoktu. Ruhsal bir bağlam.
(L) Kabul edelim, bizim de yoktu. K'larla konuşmaya başladığımızda aptal, cahilce, New Age tarzı, Madam Blavatsky tarzı şeyler soruyordum…
(Artemis) Güzel şeylerdi…
(L) Şimdi dönüp bakınca ne kadar aptalmışım diyorum!
(Artemis) Oo, kendini bu kadar sert yargılama, o tür soruları ben her zaman soruyorum.
(Pierre) 1930'ların koşullarını düşünecek olursak… Gurdjieff yalnızdı, sahip olduğu fikirleri yazıyordu… bu bakımdan olağanüstü bir başarı. Adam bir dahi.
(Joe) Evet.
(Pierre) Ama dahilerin tepesinde dolaşan başlıca tehdide yenik düştü belki de: ego.
(Niall) Collingwood onun çağdaşıydı. Eğer Gurdjieff Collingwood'la karşılaşsaydı daha bilgili olabilirdi belki de…
(Chu) Ama K'lar Gurdjieff'in kendi kurtuluşunu ve ölümsüzlüğünü elde etmeye çalıştığını söylediler. Başkalarını hipnotize etmeye çalışmak özgecil bir güdü gibi görünmüyor. Başkalarına verilebilecek zarar pahasına kendi kurtuluşun mu?
(L) Deney yaptığını açıkça söylüyordu ama üzerinde deney yaptığı insanların bunun olumlu yan etkilerinden faydalanacağını düşünüyordu. "Gelen İyiliğin Habercisi" kitabında bunu açıkça söylüyor.
(Pierre) Haklısın ama materyalist bir paradigmayı benimsediğinde her birey yalnızca bir et parçası. Bizi birbirimize bağlayan birşey yok. Ruh yok, birlik yok.
(Joe) Belki de insanların son derece mekanik olan doğasına dair yaptığı kendi analizinin kurbanı oldu. İnsanların yalnızca makine olduğunu çok net bir şekilde gördü. İnsanların kayıp olduğunu ve onlarla birşey yapması halinde bundan fayda sağlayabileceklerini düşündü. Ama bu boyutun var olmasının tek nedeninin dersler almak olduğunu göremedi. Rasyonel bir kozmolojisi yoktu temelde.
(Pierre) Pire için yorgan yaktı.
(Andromeda) Yalnız olduğu için kalbi yokmuş gibi görünüyor bana.
(L) Evet ve elbette çocukken yaşadığı deneyimler de korkuttu onu muhtemelen. Tamdgidi bunu anlatıyor.
C: Enneagram makineyi anlamak için faydalı.
S: (L) Yani mekanik programları anlamak için faydası var. Bu amaç için çok faydalı. Peki ya hidrojen tabloları?
C: Doğru bir şeye yaklaşıyordu ama yine maddesel yorumladı. Ama "gıdaları" sinir sistemine ve ardından nörokimyasalların ve hormonların salgılanmasına yönelik uyarıcılar olarak yorumlamada siz daha başarılı olabilirsiniz. Hidrojen tabloları bunun çok zekice bir tanımlamasıydı aslında!
S: (L) Yani Gurdjieff dış olayların, uyarıcıların, izlenimlerin, fiziksel veya cinsel veya besinsel etkileşimlerin vücudu nasıl etkileyip nörokimyasalların ve hormonların üretilmesine neden olduğunu ve bunun da vücudun durumunu değiştirdiğini açıklamaya çalışıyordu. Bunun farklı seviyeleri olabilir. Fiziksel olabilir, duygusal olabilir, zihinsel olabilir ve duygusal durumu veya zihinsel durumu değiştirebilir. Demek Gurdjieff hidrojenlerden veya "gıdalardan" bahsederken fiziksel sistemin çevreyle olan dinamik etkileşimini tanımlamaya çalışıyordu temelde.
(Joe) Ve fiziksel olmayan çevreyle.
(L) Evet. Çoğu durumda insanı etkileyen şeyler maddi olmayan şeyler. Düşünceler, fikirler, ruhsal şeyler ama bunlar vücutta çok belirgin fiziksel yetkiler meydana getiriyor. (Andromeda) Fiziksel veya duygusal.
(L) Duygular büyük ölçüde fizikseldir; hormonlar ve nörokimyasallar.
(Ark) Bunların hepsini kendi başına bulduğunu sanmıyorum. Bir yerlerde yogilerden birşeyler öğrenmiş olmalı. (L) Öğretisinin %80 küsürü kendi uydurması ve medyumlar yoluyla öğrendikleriymiş, geriye kalan yüzdenin bir kısmı yogilerden ve keşişlerden kaynaklanmış olabilir. Pekala, Gurdjieff konusunda şimdilik bu kadarı yeterli sanırım. Joe'ya sorularını sorması için imkan verelim; bu geceki toplantıyı o istedi.
-----------------------------------------------------
Son bir söz olarak,

Gurdjieff için bu kadar uğraşı sonunda bu neticeyi doğuran yorum silsilesi adeta beni şok etti, ancak farkındalık ve öğreti konusunda arada güzel ve doygun bilgi veren ancak beklediğimiz gibi olmayan çok güzel şeyler de duyduk ve hayatımıza kattık onlar gerçekten zedelemeyecek doğal ve özsel bilgilerdi ,

Celseler içerisinde böyle gerçek konuları destekleyen ve aksi düşünülemeyecek öğretilerin ,örneklerin, bilgi platformunda faydalı garnitür olarak almak ve alınan bilgiyi pekiştirmek yolunda yerleştirmek kanaatimce doğru bir yoldur..

Burada kesiyorum.

Tgur Posted - 31/08/2020 : 09:17:05
GURDJİEFF ÜZERİNE

Gurdjieff aldığımız uğraştığımız konuların bir çoğunda etkin bir yer tutmuş Bozadi ve diğer dostların yardımı ile hayatı ve ne yapmaya ne anlatmaya çalıştığı üzerine az çok bizi aydınlatmışlardır ,bu sebeple onu biraz da K. bilgileri yoluyla daha etkin bir tanıma yolunu seçtim bu hususta objektif bir sonuca ulaşıp bir yerlere varırız belki,

Ancak bu çalışma tabiiki tam bir çalışma değildir ,ilgili kişinin bilgilerinin başka inceleyenler tarafından da ortaya konması beklenir ki sitede olan bazı dostlardan bunun izlenimlerini alıyoruz,bekliyoruz,

Evvela şahsı ve yaptıklarını kabaca tanımak için Bozadi dostumun
http://www.dorduncuyol.org/ aktardığı bilgi ve şu kişinin blogundaki özetsel bilgiler
http://sibelatasoy.com/gurdjieff-ve-dorduncu-yol/

üzerinde durup incelemek faydalıdır sanırım, ana noktaları tesbit etmişler,

Daha sonra K. celseleri üzerinde etkili oldukları daha doğrusu örnek verilip üzerinde bilgi inşa etme yolları ile aktarımlar ve yorumlar üzerinde duracağım ,

K.yı bu sefer endikatör olarak alış sebebim bir çok konuda bazen saplantı halde olsa da farkındalık yolunda en son onları sağlam bir dayanak olarak kabul ettim ,zira yaşamımın şu anlarına kadar bir çok evrensel bilgi ve onları yüceltenler arasında dolaştım ,hatta bilfiil çalıştım ve bir yerlerde kopmak mecburiyetinde kaldım zira öze ters gelen şeyler beni bu otomatizmaya itti ,ancak K. bilgilerinde kendi benliğim ve gayretimle adeta uzun bir dalda olan meyveye uzanmak gibi aşırı zihinsel güç ile bilgiyi soğurmak ve ulaşmak sonucu olduğunu gördüm bu da şimdilik beni uygun ispat ve inanç yollarına soktu, tabiiki arayış sonsuzdur, bir yerlerde duramayız..

--------------------------------------------------------

S:(L) Gurdjieff’in öğretilerinin doğru veya gerçeğe yakın olup olmadıklarını bilmek istiyorum.
C: Açık.

-------------------------------------------------------------

Yukarıdaki açık cevabı soruları çoğaltıyor,acaba bu cevap bilginin başlangıçtaki veriş tarzında kişileri araştırmaya ve düşünmeye itmek gibi bir maksat mı taşıyor yoksa araştırdığımız bilgi üzerindeki belirsizliği veya sonradan görülecek hassas noktaları mı işaret ediyor, göreceğiz,
-----------------------------------------------------------

S: (L) Öyle görünüyor ki durumumuz hiç parlak değil. Gurdjieff’in dediği gibi burası evrenin Sibirya’sı gibi.
C: Evren sonsuz ölçüde büyük.

-------------------------------------------------------

S:(L) Georges Gurdjieff Dünya’nın bir anlamda Ay için bir besin olduğu fikrini öne sürdü. Kastettiği şey, kadim öğretmenlerden öğrenmiş olduğu gibi, Dünya’nın, başka bir seviyedeki varlıklar için bir besin kaynağı olduğuydu ve muhtemelen bu varlıkların Ay’da üsleri vardı. Ama Dünya eninde sonunda bir yıldız olacaktı ve o zaman Ay da tıpkı bir zamanlar Dünya’nın olduğu gibi, üzerinde yaşanan bir gezegen haline gelecekti gibi... Bu yeterince...
C: Yakın.
S:(L) Ay, ikinci yoğunluk bir gezegen mi?
C: Evet.
S:(L) Peki Ay, başka varlıklar tarafından bir üs olarak kullanılıyor mu?
C: Başka yoğunluklarda.
S:(L) Sürekli Ay’da yaşayan 2’nci yoğunluk varlıkları var mı?
C: Hayır.
S:(T) 3’üncü yoğunluk varlıkları var mı?
C: Hayır.
S:(T) 4’üncü yoğunluk varlıkları var mı?
C: Evet.
S:(T) Griler mi?
C: Onlar Ay’da kalmıyor, Ay’ı sadece kullanıyorlar.
S:(T) Orada 5’inci yoğunluk varlıkları var mı?
C: 5’inci yoğunluk herşeyi kullanır.
S:(T) Orada 6’ncı yoğunluk varlıkları var mı?
C: Aynı.
S:(T) Ay’da 7’nci yoğunluk varlıkları var mı?
C: 7’nci yoğunluk, Bir ile birliktir.
-------------------------------------------------------------------

Aya besin olma konusu zerinde evvelce durmuştuk ,ancak olayın üst yoğunluk varlıklara besin olma veya fizik dünyada bu besin işlerinin nasıl yoğunluklar arasında etken olduğu hakkında gerekli bilgiye sahibiz, ilginç olan Ayın çeşitli yoğunluklar tarafından kullanılan bir uydu olması,

-----------------------------------------------------------

S: (L) Bir süre önce transkriptleri tekrar okuyordum ve bir yerde, karadeliğin mutlak yokluk olduğu ve yok olan şeylerin birinci yoğunlukta tekrar üretildiği yazıyordu. Veya birinci seviyedeki tekrar üretimin, karadeliğin bir yansıması olduğu söyleniyordu. Karadelik birinci yoğunlukla mı yoksa yedinci yoğunlukla ilgili bir fenomen mi?
C: Yalnızca 1’den 4’e kadar.
S: (L) Karadelik fenomeninin, yani mutlak yokluğun, daha üst seviyelerde, yani 5’ten 7’ye kadar olan yoğunluklarda bir yansıması var mı?
C: Önceki yanıta bak.
S: (T) Eğer karadelik, birinci seviyeden dördüncü seviyeye kadar olan saf KH ise, beşinci seviyeden yedinci seviyeye kadar olan bölüm de saf BH’dir. (SV) Daha önce beşinci ve altıncı seviyede de KH’nin olduğunu söylemişlerdi. (T) Ama o yansıma.
(L) Düşünce formu.
C: Beşte kapsüllenmiş halde. (sınırlandırılmış)
S: (L) Yedinci seviyeden sonra başka...
C: Hayır. “yediden sonra” demek, transkriptleri tekrar gözden geçirmen gerekiyor demek!
S: (L) Bitirmeme izin vermediğiniz sorum şu; bir oktav mı var? Bu, tıpkı bir piyanodaki oktavlar gibi basamak basamak yükselen birşey mi?
C: Önceki yanıt.
S: (L) Oktavlar ve benzer şeylerle ilgili bir sürü şey öne sürülüyor.
C: Büyük döngü. Bahsettiğin şeyleri öne sürenler kim?
S: (L) Oktav döngüsünden bahsedenlerden biri Gurdjieff, ayrıca Sufi öğretileri ve birkaç büyük felsefi öğretide de oktav etkisinden bahsediliyor. Yedili döngü var ve sonraki döngü bir üst seviyede ve bu müzikteki oktav gibi tanımlanıyor.
C: Biz kimiz?
S: (L) Kasyopyalılar.
C: Evet. Şimdi, size gelişiminizde yardımcı olmak için gönüllü olduk, değil mi?
S: (L) Başka tüm saçmalıkları pencereden atın gitsin mi diyorsunuz?
C: Eğer sekizinci bir seviye olsaydı, sizce bunu şimdiye kadar belirtmeyi ihmal eder miydik?!?
S: (J) İyi bir nokta. (SV) Söylemeyi unuttular! (J) Ou, bu arada size sekizinci seviyeden bahsetmiş miydik?! (T) Belki bu insanlar döngünün baştan başlamaktan ziyade başka bir oktava geçtiğini düşünüyorlardır. Henüz bu bilgiyi netleştirmemişler.
C: Konuşan çok kişi var ve yalnızca bazıları gerçeği söylüyor!
S: (J) Evet ama hangileri doğruyu söylüyor? (L) Gerçek orada! [ç.n.: Truth is out there: X-Files dizisine bir gönderme olmalı] Ama yedi sayısının önemi nedir? Neden yedi?
C: Neden olmasın?
S: (T) Sekiz veya dokuz veya altı da olabilir miydi?
C: Herhangi birşeyin “önemi” var mı?
S: (L) Sadece bizim atfettiğimiz önem var sanırım.
C: Peki o nedir?
S: (T) Bu bana ilginç geldi çünkü herşeyin belirli bir yapıya göre kurulduğu anlamına geliyor. Başka bir sayı değil de bu sayının seçilmesinin bir nedeni olmalı.
C: Gerçekten mi?
S: (T) Tesadüf olamaz. Hiçbirşey tesadüf değil!
C: Bunu kim söylüyor?
S: (T) Siz söylediniz.
C: Öyle mi?
S: (L) Burada söylemeye çalıştığınız şey, herşeyin rastgele şekillendiği mi?
C: Hayır, size yapbozun parçalarını nasıl bir araya getireceğinizi öğretmeye çalışıyoruz.
S: (T) Yani herşeyin ne olduğunu ve neden öyle olduğunu bizim bulmamız gerekiyor.
C: Peki sebebin ne olduğunu mu bulmanız gerekiyor?
S: (T) Neyin sebebi? (J) Yedinin.
C: Hayır. Hayır. Hayır. Dikkat edin lütfen. Sebep nedir?
S: (J) Herşeyin ardındaki sebep mi?
C: Şimdiye kadar öğrendiklerinizin çoğu, gerçeklik tanımları varsayımı üzerine kuruluydu.
S: (L) Peki varsayımlarımızın hepsi tamamen yanlış mı? C: Hepsi değil.
S: (J) 3’üncü yoğunluk kökenli olan hiçbirşey, bu şeylerin çoğunda geçerli değil ve bundan kurtulmamız gerekiyor.
C: Mantık subjektif.
S: (L) Matematikte kullanılan sembolik mantık subjektif mi?
C: Hayır.
S: (L) Mantık yürütmeden ziyade matematikle ilgili pek çok şey öne sürüyorsunuz. Pekala. Kurtçuklarla dolu bir kutuyu açtık. (T) Bunu hep yapıyoruz. (J) Biz kurtçuklarız! [Gülüşme]
C: Proje devam ediyor.

-------------------------------------------------

Yukarıdaki yoğun bilgi salvosu hr şeyi bulunduğumuz yoğunluklardaki donelere göre değerlendirme merakından artık kurtulmamız gerektiği üzerine,

"Mantık efendiniz değil hizmetkarınız olmalı" denmişti ,yani subjektif mantığın dışına çıkmak gerekliliği üzerinde çalışmamız gereklidir, bu tabiiki belirtildiği gibi bir solucan kutusunu açmak gibi bilinmeyenlere doğru yönelme gibi başlangıçta haksız gibi gözüken ve güç bir sahaya doğru bizi iter,

Ama bilginin sonsuz olduğunu ve bir birey için bilinmeyen diye duraklatan kısmının bu sonsuzluk içinde var olduğu üzerine düşünürsek bu bağlandığımız mantık subjektif olur yani var oluşta başka şeyler de var ve biz ona bilgiler alıp soğurarak yani düşünüp araştırarak ulaşmalıyız ,bahsi geçen puzzle elemanlarını yerleştirme işi bunu anlatmaya çalışıyor,

Ayrıca Gurdjieff veya başka öğretiler için K.larca verilen "açık" cevabının ne demek istediğinin izlerini almaya başlıyoruz,
Ama ezoterik yönde çalışan ve uğraşan eserler vermeye çalışanları da hepten göz ardı edemeyiz ,aşağıda Arkın sorusuna verilen cevaba bakalım,
------------------------------------------------------------------

S: (A) Tamam, eğer içtenlikliyse, demek ki ona yanıt vermeliyim. Son soru: Son zamanlarda benim için en önemli şeyin ne olduğu üzerine düşünüyordum, ve sanırım yoğunluklarla ilgili konsepti anlamak , çözmek ve bunu fizik ve matematiğe uyarlamayı istiyorum. Ama bana görünen o ki, bu konuda tamamen yapayalnızım. Nereye bakmam gerektiğini öğrenmek istiyorum, çünkü kesinlikle daha önce başkaları da bunu denemiştir. Bu zor projeye girişmeden önce inceleyebileceğim veya çalışabilceğim bir şeyler varsa Amerika’yı yeniden keşfetmek istemiyorum. Nereye bakmalıyım, böyle kişiler, bilim adamları vs var mı
C: Gurdjieff ve Jung’un çalışmalarını incele, başlangıç olarak. Ayrıca, Valle de benzer bir yolda ve senden birazcık daha ileride. Eğer onu kendi içtenliğine inandırabilirsen en fazla yaklaşılabilir olan odur.
S: (A) Vallee ? Tamam. Ben sorularımı tamamladım.
C: Tamam. Bir sonraki sefere dek hoşçakalın.

------------------------------------------------

C: Denge kavramını en iyi şekilde tanımlayan matematiksel teori şekli hangisidir ?
S: (L) Cebir. (A) Benim bir fikrim vardı: Bu yedi yoğunluk kavramı, Gurdjieff’in bir çok yoğunluğa uygulanabilir olan yasaların sayısı fikriyle bağlantılı olduğu. Şöyle ki; yoğunluk seviyesi yükseldikçe geçerli olan yasa ya da kural sayısı azalıyor, bir başka deyişle yoğunluk yükseldikçe özgürlük artıyor. Bu doğru mu ?
C: Bu oldukça yakın. Burada anahtar olan bilinç [farkındalık].

------------------------------------------------------------

C: Frekans farkındalık sınırları.
S: (L) Frekans farkındalık sınırları neyden yapılıyor? Kimin farkındalığı? (R) Evet, güzel soru. (L) Evet, ama kimin farkındalığının sınırı? (R) Sanırım bizim. (A) “Biz” kimiz? Kimin farkındalığı? Evrensel mi?
C: 7. yoğunluk yapı/bölümler.
S: (A) Pekala, bu Gurdjieff’in dünyalar dediği şey mi? Çok güzel bir tanım yapıyor. (R) Benim sorum şu: örneğin bu odadaki üçümüz. Biz, bu frekans farkındalık sınırlarını kullanan 7. yoğunluk aracılığıyla mı gerçeklikle etkileşiyoruz? Nasıl ifade edeceğimi bilemiyorum.
C: 7. yoğunluk sizin üzerinizden bölümlerle/parçalarla etkileşiyor.
S: (R) Yani biz gerçeklikle 7. yoğunluk üzerinden etkileşmiyoruz, tam tersi. 7. yoğunluk bizim üzerimizden bölümler kavramıyla etkileşiyor. (A) Bu şekilde işliyor. (L) Biziz. (R) Arayüz biziz.
-------------------------------------------------------------

Ara yüzün insan zihni olması üzerinde durmuştuk ,bu konuyu tekrar işlerken P.C. genel bilgisinde arayüz kapasitesinin ne kadar olduğunu inceledim daha önce "Koliner Dalga Okuyucu İnsan" üzerinde yaptığımız izahta da belirtildiği gibi,

https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=29&whichpage=35#27327

İnsan DNA sı bir PC nin kapasitesi üzerinde muazzam bir fark gösteren kayıt özelliği ile neredeyse var oluşta toplam bilgiyi alabilecek kapasitede olduğunu hatırladım ve monoteizm meraklılarına bir "enel-hak" ispatı daha koyduğumuzu anladım..

Yeter ki o kapatılmış kısımları bilgiyle açabilelim,

Gurdjieff konusunu işlerken Organik Portallar bahsi geldi ve evvelce üzerinde bolca durmuştuk ,konuyu tam olarak aktarmak değil de büyük ve küçük döngünün incelenmesi veya üzerinde düşünülmesi sonunda bazı yerlere varılacaktır kanımca,

Bir deney uygulamasından bahsetmiştik,Orion KH tarafından kaleme alınan ,ve şu anda bizler de o deney sahasında KH özellikte bu hapishanenin duvarlarından aşmaya çalışıyoruz bilgilenerek,

Bu hususu sık sık vurguluyorum bazılarının zihninde bir fantezi ruhsal bilgi dalgasına kapılmış bir durum olarak algılanıyor, hayır,

Olanı biteni sebepleri ve doğabilecek sonuçların hakkında samimi ve içten olarak yani benliğimizin farkına vararak hadisenin ana hatlarını çözmeye çalışıyoruz,nokta.

Bu da sağı solu bulunduğumuz yoğunlukta KH sahnelerini özsel itilimleri de devreye alarak inceleyerek ama kapılmayarak yargılamadan saldırılardan korunarak bütünlük bilinci ile bilgilenerek yapmaktayız, buna da nokta.

Bu noktalar yazarken gereksiz sinirlenen bir bilincin duygularını açığa çıkarma hezeyanlarını sergiliyorum ,herkesi tenzih ederim..

İşte bu durumda kısa döngünün deneyi uygulayanlarca enerjiden başlayan yaratımın uzun döngüde ağır aksak (bu tabiiki lineer bilinç tanımı) olarak tarif edeceğimiz tekamülü süratlendirmek veya yeni bir uygulamayı sahnelemek üzere devreye alınmış ,

Yalnız bu işlem sürerken ki bu deneyi sürdürenlerin kendi içlerinde de olduğu bilinciyle olayı yürütürken maddede takılı kalan bir bölüm galebe gelmiş ve KH uygulaması olarak helen bizim de bakmadan atladığımız bu yaşam şekli oluşmuş bir nevi sabitlenmiş,

KH ve BH nin 6Y de kümlenmiş bir bilinç enerjisi halinde olduğunu hatırlayalım ,yani o yoğunlukta bir savaş var ama bu savaş dengeyi de büyük bir hassasiyetle devreye alan bilinçler savaşı ,ve biz ise ayırımı devreye alan bu 3Y sahasında o savaşın üzerinde sathında olanlarız ,

İşin özeti, 6BH bu faaliyetleri biz 3Y deki KH mensuplarını bilgilendirerek bütünlüğü birliği fark ettirmek için,
6KH ise ayırım ve maddeye takılı kalınması, kök noktalara doğru apansız bir gidiş için her çeşit oyunu oynayarak bilinç tuzakları kurdurarak yapmakta,

Bizlerin faaliyeti ise o hapishane duvarlarını aşmak ,tekraren..
Kısa döngünün tamamlanacağı yani dalga fenomenlerinin devreye gireceği üçlü bir birleşim bölümüne gelindi ve ferdi seçim ile bu işi takılı kalarak ve zaman mesafe deneyini sürdürerek olanların kısa döngü şartlarında yaşama devam veya seçimi BH yolunda yapıp tekamülün üst seviyelerine atlamak üzere olanlar içinde bulunabilme halini yaşamaktayız,

Bu konuları bilen anlayan dostların yanında izahım beyhude bir tekrar gözükse de aşağıda alıntıda bir noktada döngüler üzerinde tekrar bir inceleme öneriliyor ve bu O.P.leri bilinçte bir yerlere koyma düşüncesindeyim zira beraber yaşamımızı oldukça fazla etkiliyorlar,

Bazen bu tekrarlarıma sebep olarak yazıya ilgi duyup ilk defa okuyanların yararına olacak düşüncesindeyim,

----------------------------------------------------
S: (L) Son celsede, sonlarda bir yerde Boris Mouravieff’in çalışması konusuna girmiştik. Bu kaynağı okumaya devam ederken, bu kaynak ile Kasyopya aktarımlarında mevcut olan çeşitli ipuçları arasında pek çok bağlantı kurmaya başladım.
Bana bu kaynakta en önemli görünen bilgi Merkezlerle ilgili olan bilgi: vücutta yerleşik olmayan üç alt ve üç üst merkez, ve manyetik merkezin oluşumu. Mouravieff daha sonra “A” etkileri ile “B” etkileri arasındaki farktan bahsediyor ve “manyetik merkezi” birleştirmek için “B” etkilerinin sindirilmesi gerekliliğini anlatıyor. (ç.n : ‘fuse’ birleştirmek/kaynatmak?) Ondan sonra manyetik merkez de ruhun veya yüksek merkezlerin bedene ‘yerleşmesini’ sağlıyormuş. Mouravieff’in yaptığı bu tanımlara göre, sizin bize yaptırmaya çalıştığınız şey de bu. Ve Vincent Bridges, Frank ve diğerleriyle olan son deneyimlerimiz bile sanki buna hizmet etti sanırım. Daha önce dediğiniz gibi “Işık ateşten gelir.” Tüm bu meselelerle uğraşırken, öğrendiklerimizi uygulamaya mecbur kaldık kesinlikle ve bu zihinsel olarak, fiziksel olarak ve en önemlisi de psişik ve ruhsal olarak üzerimizde derin etkiler yaptı. Tüm bu süreç, Mouravieff’in deyişiyle “manyetik merkezin birleştirilmesi”nin ciddi bir bölümünü oluşturuyor muhtemelen. Mouravieff’in bu konularla ilgili aktardığı bilgiler yeterince doğru mu?
C: Sadece yeterince değil. Bu bilgiler “Düşüş” zamanından beri muhafaza edilegeldi.
S: (L) Mouravieff çok açık bir şekilde bu öğretinin “ince bir şekilde örülmüş” sözlü bir gelenek olduğunu, çeşitli yerlerde yaşayan keşişlerin de bu öğretinin yazıya dökülmediğini kabul ettiğini, hiçbir zaman “bir araya” bile getirilmediğini söylüyor. Bu elbette biraz problematik ama öyle görünüyor ki Mouravieff bu gelenekle ilgili bu bilgileri sunmak için samimi bir çaba harcamış. Hatta bu öğretiyi, çok uzun zamandır çok popüler olan okült bazı Avrupa gelenekleriyle, özellikle de Rene Guenon’un senarşik görüşleriyle ilişkilendirmek için epeyce zaman harcamış. Öyle görünüyor ki Mouravieff pek çok şeyi “A etkisi” şeklinde yorumlamış. Ve ayrıca “dünyalar” ile ilgili bir tanımı var. Görünüşe göre onun “dünyalar” dediği şey, “yoğunluklar” ile çok yakından benzeşiyor, ama KH-BH dengesi olmadan.
C: Eğer hiper-boyutsal gerçekliklerle ilgili esas bağlamında anlaşılırsa. Ayrıca “dünyalar” ve “notlar” (ç.n.: notalar?) konuları üzerinde de bazı sapmalar ve tahrifler var. Ama bu bile sadece küçük ölçekte.
S: (L) Mouravieff diyor ki iki tür insan var: “Adem-öncesi insan” (pre-Adamic) ve “Ademi insan” (Adamic) [bkz. Gnosis III]. Buradaki fikir şu: Adem-öncesi insan türleri temelde bir “ruha” sahip değil ve ruh geliştirme olasılıkları da yok. Bu çok korkunç bir fikir ama gerçekten de “mekanik” olan, “içsel bir benliğe” veya “yüksek benliğe” sahip olmayan insanların mevcudiyetiyle ilgili klinik kanıtlara dair, son zamanlarda konuyla ilgili akademik tartışmalar vardı. [bkz. Gnosis: “Division 1817 of Consciousness” (Bilinç Ayrımı/Bölünmesi] Gurdjieff ve Castaneda da bu konudan bahsediyor. Mouravieff’in bu iki temel insan TÜRÜ hakkında sunduğu fikirler doğru mu?
C: Evet, ama yine “dinsel/incilsel” bir tahrif var.
S: (L) Mouravieff “Adem-öncesi” insanların yüksek merkezlere sahip olmadığını ve bu döngüde bu merkezleri geliştirme olasılıkları da olmadığını söylüyor. Ki Mouravieff’in bahsettiği bu döngü, sizin daha önce bahsettiğiniz ve 300.000 yıl civarında olduğunu söylediğiniz Büyük Döngü oluyor sanırım. Bu tanım, “Adem-öncesi” varlıklarıyla ilgili doğru bir tanım mı?
C: Evet, onlar yoğunluk seviyeleri arasındaki “organik” portallar. (ç.n.: portal: geçiş/geçit/köprü. Bu bağlamda kastedilen şeyliyle ‘organik portal’: iki yoğunluk seviyesi arasındaki geçiş türü.)
S: (L) Mouravieff’in dediklerine bakılırsa, bu tür bireylerin bilinçlerini arttırmaya yönelik herhangi bir çaba başarısız olmaya mahkum.
C: Büyük ölçüde. Bunların çoğu çok etkili birer makine. Psikopat olarak tanımladıklarınız “arıza” yapanlar. En iyi olanları, uzun ve dikkatli gözlem dışında ruhlu bireylerden ayırt edilemez.
S: (V) Ben veya bu odadaki herhangi biri, bu ruhsuz bireylerden herhangi birine rastladık mı hiç? Ve rastladıysak, referans olması açısından bir örnek verebilir misiniz?
C: Nüfusun yarı yarıya dağılımlı olduğunu düşünürseniz, sıradan bir “ruhlu” bireyin, hayatı boyunca rastlayacağı ruhlu bireylerin yarısı kadar ruhsuz bireye rastlayacağını anlayabilirsiniz. AMA birey “gelişme” ve ruhunu güçlendirme aşamasında olduğunda, Kontrol Sistemi o şahsın hayatına daha fazla ruhsuz birim sokmaya çalışır. Şimdiye kadar rastladığınız tüm insanları, özellikle de yakın olduğunuz veya size yakın olanları düşünün. Bu insanların kaçını organik portal diye tanımlardınız? Söylemesi zor, ha?
S: (BT) Kutsal Kitap’ta bahsedilen “soyun kirlenmesi” kavramının esas anlamı bu mu?
C: Evet.
S: (L) Bu durum, “Frank”, Vincent Bridges, Terri Burns, Olga ve ekibin diğer geri kalan tüm üyeleriyle olan deneyimlerimize yönelik yepyeni bir bakış açısı sunuyor! Yani, bu organik portalları ruhlu insanlardan ayırmak, yükselme süreci denen şey için çok önemli görünüyor. Enerji dönüşümü ve korunumu hakkında temel kavrayışa sahip olunmaksızın, manyetik bir merkezi etkinleştirme olasılığı yok. Ben ‘Adventure Serisi’ni yayınlarken Bridges ve ekibinin ve COINTELPRO tiplerinin çıldırmasına şaşırmamak lazım! Ve şimdi bu organik portal konusu onları çıldırtacak! (V) Dönüp hayatımı düşündüğümde, sanırım babam kesinlikle o organik portallardan biriydi.
C: Şimdi, yeterince düşünmeden etiketlemeye başlamayın. Çelişkili davranışlar sergileyen bireylerin çoğu durumda mücadele içindeki ruhlu bireyler olabileceğini hatırlayın.
S: (L) Çok iyi olanları, uzun gözlem dışında ayırt edemiyorsun. Psikopatları incelerken keşfettiğimiz önemli şeylerden biri, eylemlerinin sözlerine uymaması. Ama ya bu bir zayıflık ve iradesizlik semptomuysa? (A) Ruhum olup olmadığını nasıl bilebilirim?
C: Bir başkası için üzülür müsün hiç?
S: (V) Sanırım empatiden bahsediyorlar. Bu ruhsuz insanlar başkalarının başına gelenleri umursamıyor. Bir başka insan acı veya sefalet içinde olduğunda, ne yapacaklarını bilmiyorlar.
C: Deneyimledikleri tek acı “besinin” veya konforun veya istedikleri şeyin “geri çekilmesidir.” Aynı zamanda, empatik görünebilmek için, diğerlerinin algılarını çarpıtma konusunda ustadırlar. Ama genel olarak bu eylemler sadece kontrolü sağlamak içindir.
S: (A) Ruhlu olmanın veya olmamanın, soyla ne ilgisi var?
C: Genetik ile ruh evlenir, eğer ruh mevcutsa.
S: (L) Organik portallar öldükleri zaman beşinci yoğunluğa gidiyor mu?
C: Çok kısa bir süre için. “İkinci ölüme” kadar. (ç.n.: ikinci ölüm: bir sonraki enkarnasyonun başlangıcı (doğuım) anlamında olmalı. Ra bilgileri’nde de bu bireyler “otomatik-enkarneler” olarak geçmişti diye hatırlıyorum.)
S: (V) Bu organik portal insan türlerinin “kökeni” nedir? Yaratılış planında nereden geliyorlar?
C: Esasen, 2. yoğunluk ile 3. yoğunluk arasındaki köprünün bir parçasıydılar. Şimdi kısadalga döngüleri ve uzundalga döngüleri konusunda verilen bilgiler için transkriptleri inceleyin.
(ç.n.: “ruhlu” insanlık kitlesi, uzundalga döngüsünden kısadalga döngüsüne ‘geçtiği/düştüğü’ sırada (veya o zamandan beri) bu henüz ruhsuz olan bireyler 2. yoğunlukla 3. yoğunluk arasında bir yerdeymişler anladığım kadarıyla. Şu anda teknik olarak 3. yoğunluktalar ama 3. yoğunluğun o kadar başlarındalar ki, hala 2.-3. yoğunluk arası kabul edilebilirler. Ra’nın deyişiyle, 3. yoğunluğun daha ileri bir aşamasında yeşil enerji merkezinin (kalp çakrasının) etkinleşmesiyle birlikte bu bireyler de kendi ruhlarını uyandırmaya başlayacaklar. ama bu “yakın bir zamanda” veya bir-iki enkarnasyon içinde olabilen birşey değil görünüşe göre.)

---------------------------------------------------
Ve ağ çalışması ve bilinci açmak yönünde etkin tavsiyeler,

------------------------------------------------------------------
S: (L) Doğrudaş. Doğrudaş aynı yönde giden demek. (T) O insanların benimle aynı fikirlere sahip olup olmadıklarını mı soruyorlar? (A) Hayır hayır. Aynı yönde giden. (L) Aynı fikirde olmak zorunda değilsin ama aynı yönde gitmek isteyebilirsin. Amaçları ne? (T) Bilmiyorum. Şovlarda konuştuğum insanlar sadece. Ve onlarla sadece birkaç dakika konuşuyorum. (J) Orada bir doğrudaşlık yok. (A) İlgilerde bile bir doğrudaşlık yok. Ticari ilgiler dışında. (T) Oradan geçen insanlara BH felsefesinden bahsetmeye çalışmanın bir zararı yok. Nazik ve dostane olmak ve tüm dünyanın onlardan nefret etmediğini göstermek. ...Bu konuda söyleyeceğiniz başka birşey var mı?
C: Önce amaçlarını seçmelisin. Sonra bu amaçları gerçekleştirmek için, benzer amaçlara sahip olan diğerleriyle ağ çalışması yap. Ne istiyorsun? Mezun olmak mı, yoksa sınıfı tekrarlamak mı?
S: (T) Mezuniyet her zaman en iyisi. (L) Gurdjieff’in ne söylediğini biliyorsunuz: “Kimse yalnız çıkamaz. Bir grubun olması gerekiyor, bir planın olması gerekiyor ve çalışman gerekiyor.” Kimse bunu tek başına yapamaz. Bunu daha önce yapmış birinin yardımıyla yapman gerekiyor. Gurdjieff’in söylediği şey çok önemli. Önce bir hapishanede olduğunu anlaman gerekiyor, sonra hapishaneyi tanıman gerekiyor ve oradan nasıl çıkacağını öğrenmen gerekiyor. Ve bunu oradan zaten çıkmış birinden öğrenebilirsin ancak. Ve bunu tek başına yapamazsın, çünkü bu bir takım çalışması gerektiriyor. (T) Hapishaneden çıkmak için mi? (L) Evet, Gurdjieff öyle diyor ve çok doğru. Çünkü matrix’i dolaştığın sürece iş gelip senin kafana varıyor. (T) Matrix bizi burada tutmak için programlı. Ve bizi aptal tutmak için. (L) Evet. Pekala, seninle ilgili olarak bu kadarı yeterli mi Terry? (T) Sanırım evet! Ama bir sorum var.
--------------------------------------------

Bir celseden sonra ilgili dostların kendi aralarındaki yorumlar bazı kilit sandığımız şeyleri açıyor bakalım,

Bu arada ana sitede "Signs" sayfasını da bulup incelemek gerek,

Bu arada Bonafide dostla yaptığımız söyleşiler akla geldi ,o takıldığı yerlerdeki sorularını belirtti ben de inatla cevap vermeye çalıştım ve şimdi durum nasıl merak ediyorum ,sessizliğe gömüldü çünkü ,

Bunu belirtirken kendimizi çok bilmiş durumlara sokmak istemiyorum zira bu tip soru cevap cimnastiğinde bana da bir çok kapalı bilgi kapıları açılıyor ,bilmediklerimizi bu zorlamalarla açmış oluyoruz ve labaratuar masasına yatırıyoruz,

Dikkat ederseniz her şeyi bütün açıklığı çıplaklığı ile açık seçik anlatıyorum kendi durumum başkalarının durumu ile beraberlik taşıyor ve biz hepimiz bu bir nevi küresel olan birleşmenin ufacık bir parçasıyız ve etkileşim içindeyiz..

-------------------------------------------------------------

(Joe) Çoğu "kendin anla ve kendi işini yap"!
(L) Komik olan şu ki, başlangıçta sıradan kitaplarda birşeyler bulup birşeyleri bilebileceğini sanıyordum. Ama bence o kitapların bana öğrettiği şey bunun böyle olmadığıydı. Yüzeyin altına bakıp sürekli eşelemen gerekiyor! Ayrıca bana tüm bu gerçekliğin yapay olduğunu ve gerçeğe ulaşmak için çalışman gerektiğini öğrettiler. Gerçek bir-iki kitapta değil, meydanda. Bunu anladığın zaman, bunun kolay olmayacağını, bunun için çalışman gerektiğini anladığın zaman bunu yapmaya başlıyorsun...
(A) Eğlence haline geliyor!
(L) Gurdjieff'in dediği gibi: İyi bir öğretmenin olduğu zaman artık öğretmene ihtiyaç duymayacağın bir noktaya ulaşıyorsun.K'larla arada sırada sohbet etmeyi sevmeme rağmen aslında buna ihtiyacım yok. "Sana beynini nasıl kullanacağını öğretmeye çalışıyoruz" deyip durdular. Bu şimdi çok açık! Hepimiz için! Ama o zamanlar açık değildi. Onarılıp Gurdjieff'in fikirlerine iliştirilmesi gereken duygusal ilüzyonlarımız vardı.
(Joe) Kendi kendimize yardım ediyoruz.
(L) Evet. Bir insana bir balık verirsen bir gün yer, ama balık tutmayı öğretirsen...
(A) Bilimde de aynı. Öğrenci olduğunda ve doktoran için çalıştığında, herşeyi gerçekten BİLEN biri olduğunu sanıyorsun. Tüm o kitapları okuyorsun ve bu yollar sürüyor. Sonra o insanlarla konuşmaya başlıyorsun ve diyorlar ki "Bu iyi bir soru!"
"Bu da iyi bir soru!"
(L) K'ların evrenin açık olduğuyla ilgili fikirleri ve fizikle ilgili diğer bazı fikirleri şu anda çok basit görünen çok temel fikirlerdi. Ama o zamanlar programlamadan dolayı anlaması çok zordu. O zamanlar kafamızı kumdan çıkararak düşünmenin hepimiz için ne kadar zor olduğunu hatırlamak gerekir... Birşeyin tüm hayatın boyunca seni rahatsız ettiğini biliyorsun ama onun dışına çıkıp ona bakabileceğini düşünmüyorsun. Çıktığında ve onun ne olduğunu gördüğünde "Hıh! Neden bunu daha önce anlamadım!" diyorsun. Diğer insanlara karşı şefkatli olmak zorundasın çünkü onlar bizim sahip olduğumuz bazı avantajlara sahip değiller. Farklı düşünüş şekilleri, eğitim seviyeleri, önyargıları ve programları olan insanlara fikir aktarmanın yollarını bulmamız gerekiyor. Birşeyler yazarken herşeyi pek çok farlı biçimde açıklamamın nedeni bu. Dalga serisinde bunu yaptım ve Signs sayfasında da aynı şeyi yapıyoruz
C: İyileşme nedeni olarak diğerleri üzerinde odaklanmanın faydası olacaktır. Hayatını köpeklere vermesi dünyaya fazla birşey vermedi ve subjektif ilüzyon dışında fazla bir getirisi de olmadı. Gurdjieff'in dediği gibi, hayata ne verirsen onu alırsın.
S: (L) Uzunca bir süre köpeklerinden başka hiçbir şeyi yoktu ve şimdi köpekler de gitti. Çok yaslı şu anda sanırım. Köpeklerin bir bakıma 5. yoğunlukta köpeklere özel bir yere gittiğini söylüyorsunuz...

C: L___'nin bir gün o iyiliği geri ödeyecek bir köpeği olacak.
S: (L) Köpekleri yaşlı ve hasta olduğu için ve ilaç kullandıkları için ve kendisi de hasta ve ilaç kullanan biri olduğu için, belki kendisinin de aslında yaşamaya değmediğini söyledi.
C: Elmalar ve portakallar. Diğerlerine verilebilecek şeyler konusunda köpekler subjektif ve kişiseldir, insan ise objektif olabilir.
----------------------------------------------------------
Yukarıdaki bölümde hayatta ne verilirse o alınacaktır bilgisi yanında başka şeyler fark ettim ,

"C: Elmalar ve portakallar. Diğerlerine verilebilecek şeyler konusunda köpekler subjektif ve kişiseldir, insan ise objektif olabilir."

2Y mensubu dostlarımızın (ki bizde o safhalardan geçtik) subjektif ve kişisel olmaları konusunun her ne kadar evcil hayvanlarımızda bir bakıma gelişmiş gibi gözükse de onları istisna olarak görürsek genelde hayvansal güdüsünü gideremeyen insanlık hasletleri dediğimiz beyindeki o özel düğümleri oluşturamayan ve 2Y davranışını sürdüren insanlığın başlangıcında olanlarla beraber olduğumuzdan da bahsetmiştik, keza OP lerle de beraber,

İşte bu bilgi tek hayata takılmış ve reenkarnasyonu kabul etmeyen dünya derslerini tamamlamak için defalarca bu yoğunluğa gelmenin gerekliliğini anlamayan bu kabil bir bilince izah edilemez insanlık dramlarını anlatamama sıkıntısını doğurur,

Bu bilgisizlik yahut inançsızlık insanlar arasında fiziksel etkiye karşı tepki çıkarmanın normal ve kabul edilmez subjektif mantığını ortaya çıkarır

Ve dünya yaşamı manevi hallerinde de davranışlarında fiziğin bu keskin davranış şeklinin doğal olduğu bilincinde tutar ,çatışma ve savaşma sürer..

İnsanlık hasletleri yani bilgilenerek insana yaraşır öfke ve sair kontrol mekanizmaları beynin kortex tabakasında sıralanmıştır ve hemen altta yatan (subkortexte) iç güdü dediğimiz hayvansallıktan kalma dürtülerini bağlarla baskı altında tutar ,

Antiparantez bir bilgi olarak, alkol alındığında bu aradaki bağ kalkar ve kişi artık hayvansallıkta olan iç güdülerinin açığa çıktığı bir hali yaşar, davranışlarda eforik bir istek ,kendini yırtıcı ve azgın güçlü görmek cinsel istekte sınırlayıcılığı kalkmış hayvansal dürtüler,

Bütün bunlar esasta "doğa bizden ayrı değil biz oradan şekillendik" olayını da ortaya döker ,yani DNA mızın meyve sineğinin DNA sına hemen hemen eşdeğer yapıda olduğunu ,birlik ve bütünlüğün böylece ayrı bir ispatını ,tek farkın bilincin bilgilenerek farkındalık yoğunluklarına doğru gelişmesinde yattığını anlatır,

"Objektif olabilme bilgeliği"

Gurdjieff ile bilgiler devam edecek ,eşimin anlam veremediğim rahatsızlıkları ile uğraştığım bu evrede evvelce hazırladığım bölümü bekletmeden bir fırsat bulduğumdan hemen aktarıyorum gerisi mutlaka gelecek..

Tgur Posted - 24/08/2020 : 15:33:36
Bu yazımın baş kısmına Amiral Byrd günlüğü konusunu kaydetmem gerek,
---------------------------------------

S: (T) Antartika’nın altında... Ooou!

C: Giriş kapısı.

S: (T) Antartika’dan yeraltına indiler ve orada büyük bir yeraltı üssü kurdular. Sanırım bu Almanların, Nazi Almanlarının Vineland dedikleri yer. Almanların sahiplendiği yer...

C: Evet, ama kendilerine gösterilen biçimde inşa ettikleri bir üsse girdiler ve asimile edildiler.

S: (L) Orada zaten mevcut olan gruba mı dahil edildiler? Yeraltı şehirlerindeki, yeraltı üslerindeki?

C: Evet.

S: (L) Yani o üsleri kendileri inşa etmediler, sadece kendilerine gösterilen üslere girdiler ve asimile edildiler...

C: Kendileri de bir üs inşa ettiler.

S: (T) Yerlerini genişletmeleri gerekiyor! Kendilerine gösterildiği şekilde dediniz... (L) Onlara bu talimatları verenler kimdi?
(T) Yapıp oraya girmelerini söyleyenler kimdi?

C: Kendilerini “Antareanlar” olarak tanımlayanlar. (ç.n.: “Antaresliler” (akrep takımyıldızındaki bir yıldız) olarak ifade
edilmesi belki daha uygun olur.)

S: (L) Peki Antareanlar kim?

C: Oryon hümanoit KH soyundan varlıklar.

S: (L) Oryon hümanoit KH soyu nedir? (T) Sanırım bu... (L) Yeni bir kavram bu. (T) Bunlar, bunlar... (V) Mutant Irk! (T) Evet!

C: Hayır.

S: (L) Peki Oryon hümonoit KH soyu nedir? [Kasetin burasında bazı kayıplar oluşmuş görünüyor. [] işaretleri içindeki
sorular sonradan hatırlanarak yazılanlar]

C: Oryon’dan gelen hümanoit KH ırklarından biri.

S: [Nazilerle nasıl bağlantı kurduklarıyla ilgili bir soru. Muhtemelen Hitler’i “yönlendiren” grupla ilgili bir soruydu.]

C: Teması Thule Topluluğu kurdu.

S: [“dünyayı kontrol altına almayı beklemeleriyle” ilgili bir soru]

C: Beklemek mi?
S: [TR’nin Amiral Byrd’in kutupta ne gördüğüyle ilgili bir sorusu olduğu kesin.]

C: Evet, ama Byrd peşine düştüğü şeyin yalnızca ayrık bir Nazi grubu olduğuna inandırıldı.

S: [o halde Byrd GERÇEKTEN birşey görmüş olmalı ve sonra da farklı birşeye saptırıldı...]

C: Evet.

S: (T) ... Amiral Byrd oraya gönderildi... Amiral Byrd’in Güney Kutbu’na yaptığı ilk yolculuk. Ama yanına büyük bir askeri güç aldı. O sırada halen bir ABD amiraliydi. Büyük askeri güç dirençle karşılaştı ve kıçlarına epeyce şaplak yediler orada. Ama bunu çok gizli tuttular çünkü kimse orada neler olduğunu bilmiyordu. Bunun yalnızca bilimsel bir keşif çalışması olduğunu söylediler. Bu aslında Kaptan Picard’ın yeni bir gezegen bulma çabası gibi birşeydi! Aslında yapmak istedikleri şey gidip o üssün kökünü kazımaktı ama başarılı olamadılar! (J)Çiğneyebileceklerinden büyük bir lokma ısırmışlar. (T)Orada bir sürü insan, gemi ve ekipman kaybettiler. Orada pek çok ülkenin bilimsel üsler kurmasının nedeni de bu. Rusya,ABD, Britanya... Tüm bu ülkelerin Antartik’in kıyısında bilimsel üsleri var. Bunlar bilimsel, araştırma amaçlı olduğu söylenen üsler ama aslında orada neler olduğunu gözlemeye çalışıyorlar ve aynı nedenle Antartik’e girmiyorlar. (V) Babam oradaki eabee’lerden biriydi. (ç.n.: abd donanmasına bağlı bir birim) (T) Eminim bununla ilgili çok ilginç hikayeleri vardır.(V) Alkolik olması ve bulanık görmesinin nedeni bununla ilgili.

C: Evet.

S: (L) Bu adamlar ne yapmayı planlıyor?

C: Burası “Üstün Irk”ın geliştirildiği yer.

S: (L) Peki bu faaliyetin planlanan uygulama zamanı nedir?

C: Önemli değil.
--------------------------------------------

https://www.bilinmeyen.com/amiral-byrdin-dunyanin-icinde-yer-alan-kenti-bulusunun-akil-almaz-hikayesi

Tgur Posted - 24/08/2020 : 09:21:27
ATLANTİS DEVAM III

Piri Reis haritası bizim ülkemiz için önemlidir ,bunun gerçekliğini görürken Atlantis uygarlığının başka bir hassasiyetini ve dünya buzulu yaşarken normal iklimi oluşturan bölgeler yarattıklarını üstü kapalı olsa da anlatıyorlar,

Yahut biz Atlantis hakkında başka bilgilerden yararlanarak bazı neticeler çıkarıyoruz, zira Mu medeniyeti ve Atlantis hakkında araştırdığımızda hep aynı sonuçları gördük ve okuduğumuzda olamaz böyle şey acaba uydurma mı diye oldukça fazla üzerinde durduk,mesela kristal enerji sayesinde yaşanılan bölge üzerinde buzdan bir bulut oluşturup atmosferik hava şartlarından korunmuş yani rüzgar yağış aşırı ısınma gibi tesirlerden uzak durgun sakin ve ısısı 27 dereceyi aşmayan bir ortam,

Bakın burada hadisenin kristaller ızgaralar ,pencereler yoluyla olduğunu anlayabiliyoruz,

"C: Teknolojik olarak sağlanmıştı. "
"C: Herşeyden önce biz sıranın Ark'ta olduğunu sanıyorduk. Ama madem sordun; hala apaçık değil mi ? Manyetik güç ızgarası fiziği, Elektro Manyetizmadan yararlanma. Kristaller ve diğerleri. İçerilere doğru giden patikalar mı arıyorsun ? "Kutuplar" en doğrusunu bilir. [ç.n sanırım Hollow Earth (oyuk, boşluklu dünya) ve buraya girişlerin kutuplarda gizli olduğu ile ilgili teoriye gönderme yapıyorlar.] "

-----------------------------------------------------------
S: (L) Bu anlamda... (A) Tamam, bu bizi Piri Reis haritası hakkındaki soruya getiriyor. Bu haritanın orijinal kaynağını öğrenmek istiyoruz.
C: Karmaşık, ama haritanın kökenleri M.Ö. 14.000 tarihlerine dayanıyor.
S: (A) Atlantis ?
C: Yakın.
S: (L) Bu harita, Antartika henüz buzla KAPLANMADAN önce mi çizilmişti ?
C: Evet.
S: (L) Kutuplar o zaman farklı bir lokasyonda olduğu için mi Antartika buzlarla kaplı değildi?
C: Hayır.
S: (L) Tüm Gezegen buzla kaplı olmadığı için mi Antartika da buzlu kaplı değildi ?
C: Hayır.
S: (L) Tamamen [bugünkünden] farklı bir lokasyonda olduğu için mi buzlarla kaplı değildi ?
C: Hayır.
S: (L) Neden buzlarla kaplı değildi ? (A) Çünkü iklim daha sıcaktı.
C: Teknolojik olarak sağlanmıştı.
S: (L) Niçin birileri, Gezegen'in geri kalanı kullanıma uygun durumda iken, teknolojik yöntemlerle Antartika'yı ısıtmak istesinler ki ? Antartika ile ilgili bu denli önemli olan nedir ?
C: Gezegen'in geri kalanı kullanıma uygun durumda mıydı ? Pek öyle sayılmaz.
S: (L) Gezegenin geri kalanı neden yaşamaya uygun değildi ?
C: Buz.
S: (L) Yani Gezegenin geri kalanı buzullarla KAPLIYDI ?
C: Hayır.
S: (L) Burada bir şeyi kaçırıyorum sanırım. (A) Gezegen'in geri kalanının büyük bir bölümü buzlarla kaplıydı ama hepsi değil.
C: Evet.
S: (L) Peki buzlarla kaplı olmayan bölgeler dururken, neden özellikle Antartika ?
C: Ne ?!?
S: (L) Varmak istediğim nokta şu : Başka bir yerlerde bulunmak daha kolay iken koca bir adanın buzlarını çözdürmeye çalışmak niye ?
C: Herşeyden önce biz sıranın Ark'ta olduğunu sanıyorduk. Ama madem sordun; hala apaçık değil mi ? Manyetik güç ızgarası fiziği, Elektro Manyetizmadan yararlanma. Kristaller ve diğerleri. İçerilere doğru giden patikalar mı arıyorsun ? "Kutuplar" en doğrusunu bilir. [ç.n sanırım Hollow Earth (oyuk, boşluklu dünya) ve buraya girişlerin kutuplarda gizli olduğu ile ilgili teoriye gönderme yapıyorlar.]
S: (A) Tamam, şimdi eloktro manyetizma konusuna geldik ve benim bir sonraki sorum bununla ilgiliydi. Whittaker tarafından kaleme alınmış çok eski makaleler var elimde...
C: EM jeneratörleri genelde biz ızgaradan yararlanırlar. Bu alan yaratmak içindir.
S: (A) Bunu söylerken, 'herhangi bir' ızgaradan bahsediyorsunuz, 'O' belirli ızgaradan değil ?
C: Evet. Waffle ızgarası gibi görünüyor.
S: (A) Yani trafolarda kullanılan waffle ızgarası şekilli bir şeyden mi bahsediyoruz?
C: Tamam. Neden ? Tabiatı kopyalamak için. Dünyanın bir dokuma biçimi var ve sizi de böyle gerçekleştirdi.
S: (A) Dünya'nın ızgarası alanla ilişkili olan hayali bir ızgara, ya da matematiksel bir ızgara. Hayır, gerçekten varolan bir şey olmalı...
C: Evet.
S: (A) Eğer gerçekten varsa, bir ızgara alanı mı yoksa belirli bir materyalden yapılmış bir ızgara mı, şu waffle ızgaraları gibi ? Sadece bir alan mı yoksa maddesel mi ?
C: Demir çekilir, hiçbir şeyi kendisine çekmez.
S: (A) Bu ızgaranın maddesel bir ızgara mı, yoksa yalnızca alansal bir ızgara mı olduğunu öğrenmek istemiştim. Ya da Dünya'nın içinde bununla ilgili maddesel bir şey var mı ?
C: Her ikisi de.
-----------------------------------------

Tarot kartları hakkında ilginç bir bilgi yumağı ,Tarot RA bilgilerinde çok geçer ,bunu arştırmak ve bir yerlere koymak gerek,

-------------------------------------------------------

S: (L) Evet. Bazıları öyle düşünüyor! Bir sonraki soru... Bir okuyucu size Tarot Kartları’nın kökenini sormamızı istemiş. Bu kartlar Atlantisli bir yüksek rahip olan tanrı Thoth’un, Atlantis’in batışı sırasında kurtarmak istediği ezoterik bilgileri mi temsil ediyor?
C: Hayır.
S: (L) Tarot kartları neyi temsil ediyor?
C: Hassas olanların kanalize olmasına, daha az psişik donanımlı kişilerin ise “oynamasına” yönelik bir yöntem. (ç.n.: kanalize olmak [tune in]; psişik enerjilere veya boyutlara uyumlanmak diye düşünülebilir sanırım.)
S: (L) Tanrı Thoth kutsal geometri ilkelerine dayalı olarak Tarot kartlarını şeffaf kristal tabletlere oydu mu?
C: Eğer öyleyse Thoth neden telif hakkını almamış?
S: (L) Yani o kartlar şeffaf kristal tabletlere oyulmadı?
C: Hayır.
S: (L) Kartları Mısır’a Atlantisli yüksek rahipler mi getirdi?
C: Hayır.
S: (L) Druidlerden mi geldi?
C: Hayır.
S: (L) Tarot kartlarını kim icat etti?
C: Yunan kökenli. Roma zamanında Fransa’da geliştirildi.

--------------------------------------------------------------------

Taşlar ve kristaller ve onlarla ilgili Radyo dalgaları vasıtası ile iletişimin sağlanması üzerine geniş bir bilgiler yumağı ,ayrıca metafizik öğretilerde çok geçen Merkaba teriminin üzerine açılım,

Kuvartz kristali üzerine açılımlarımızı hatırlayınız konu hipofiz bezine kadar uzanıyor ve bütün bilgi dairesel bir şekilde şu anda bulunduğumuz silikon vadisi mahsulleriyle uydularla iletişimini sağlayan bir dünya kavramı üzerinde toparlanıyor ,

Tesadüf diye bir şey yoktur konu nerelerden nerelere doğru yöneldi,

-------------------------------------------------------------

S: (L) İlginç bir kelime. İki veya üç kelimeden oluşuyor: mer kaba veya mer ka ba. Üç kelimeli olarak düşünürsek, Mısırca Ka astral beden demek ve Ba kelimesi de Ka’ya benzer. Sanırım bunlar astral beden ve genetik beden olarak düşünülebilir. Ve bir de Ab var. Bu insanın içindeki hayatın temel unsuru gibi birşey. Tanrısal kısım veya ruh gibi. Ab kırmızı bir taş olarak temsil ediliyormuş. İnsandaki arzuyu, şehveti, cesareti, bilgeliği, hissedişi ve zekayı ifade ediyormuş. Hepsi birlikte soyut, yaratıcı bir ilkeyi temsil ediyor.

Kaaba/Kabe Arapça küp anlamına geliyor; Mekke’de Siyah Taş’ın tutulduğu küp şeklindeki yapı. Kabe’nin İsmail ve İbrahim tarafından inşa edildiği söyleniyor. Şimdi; Mer, Ka, Ab ve Ba kelimelerini düşündüğümüzde, eterik benliğin temel parçalarından oluşan bir küp geliyor akla ve içinde bir taş var. Ruh taşı mı? Ana taş?

C: Wau, anladı!
S: (L) Tamam, ruh taşı veya ana taş. Veya tüm taşların anası. Şimdi bu tanıma göre Merkaba neyin nesiydi?
C: Ana Taş. (ç.n.: Anne/Anaerkil Taş gibi)
S: (L) Ana Taş Mekke’deki taş mı?
C: Burada sembolizm çok hakim.
S: (T) Felsefe Taşı denen şey de bu mu?
C: Eskiler dedikleriniz için “Taş”, “yüksek bir kaynaktan” gelen bağlantıyı temsil ediyordu.
S: (L) Taşta, eskilerin onu iletişimle ilişkilendirmesine neden olacak özellik neydi?
C: Radyo dalgaları.
S: (L) Radya dalgaları taşla nasıl etkileşiyordu? O taş radyo dalgalarını mı kaydediyordu? Yoksa aktarıyor muydu?
C: Aktarım.
S: (T) Kristaller de taş. Kristaller radyo aktarımları için kullanılıyor.
C: Evet.
S: (L) Daha önce Stonehenge’in dev bir aktarıcı ve alıcı olduğu söylenmişti. Stonehenge’in asıl amacı mesaj almak ve mesaj iletmekmiş. Bugünlerde insanların bahsettiği gibi Druid vudusu falan değilmiş. Yani bir anlamda bir makineymiş. (JM) Yani bir yerde bir taşla temasa geçen biri sonra başka bir yere gidiyor ve başka bir taşla temas kuruyor ve bir taştan diğerine birşey mi aktarıyor?
C: Farkındalık kanalı uyumlanışı nedeniyle kişinin yetenekleri gelişiyor.
S: (L) Taşlarla olan temasla birlikte gelişen şey nedir?
C: Yetenekleriniz.
S: (L) Ana Taş’tan bahsederken, enerji toplayan, dağıtan ve/veya dönüştüren Atlantis kristallerine benzer birşeyden mi bahsediyorsunuz?
C: Daha sembolik. Ama doğru izdesin.
S: (L) Yani Merkaba’dan bahsederken, yükselmeni veya bir tür “astral araç” oluşturmanı sağlayan, dönen tetrahedronlardan bahsetmiyoruz. Kendini bu tetrahedronlardan birinin içinde düşünmenin/görsellemenin insanı yükselttiğini falan söylüyorlar.
C: Bunu yapmanın da faydası olabilir.
S: (L) Neye faydası olabilir?
C: Bu sorulardan bazılarının yanıtını tamamlamak için kendi yeteneklerinizi kullanmalısınız. Ama sonuçta bu bir “dönüş” biçimi, değil mi?
[ç.n.: katılımcıların kendi arasındaki uzunca bir konuşma atlandı. soru kısmına geçiyorum.]
S: ...(JM) Tüm taşların anası gibi birşeyden bahsederken, bu dünyanın göbeği gibi birşey mi? Ayers Rock (Uluru) gibi birşey mi? Uluru dünyanın en büyük taşı ve dünyanın göbeği olarak adlandırılıyor. (L) Uluru’nun bununla herhangi bir ilgisi var mı?
C: Hayır. Bir zamanlar tüm ihtiyaçların karşılanması için taşlardan yararlanılıyordu. Taşlar yoluyla aktarılan enerjiler hipofiz beziyle doğrudan bağlantıya geçerek 3. ve 4. yoğunluğun ruhsal gerçekliklerini madde alemleriyle birleştiriyordu. Yani “taş” gerçekten Anne olarak görülüyordu!
S: (L) Bu tür faaliyetlerle ilişkili varlıklar 3. yoğunluk muydu, 4. yoğunluk muydu, yoksa çift-yoğunluk muydu?
C: Esas olarak 4. yoğunluktu. Yuva başka yerlerdeyken.
S: (L) Hipofiz bezinin kendisi vücudun “ana taşı” olarak düşünülebilir mi peki?
C: Öyle de düşünülebilir. Şimdi farklı bir soru alanına geçilmesini öneriyoruz.
------------------------------------------

Kristal enerjilerinin özgün ve yaygın bir şekilde kullanıldığı ve bunların da zaman zaman arızalar yaptığını belirten o Malta izleri konusunu hatırlayalım, o zamanlar ki çok eski desek bile , teknolojinin nasıl üstün olduğunu tahayyül edelim,

--------------------------------------------------------------------

S: (L) Şimdiki konuda benimle oynamayın! Malta adasındaki “at arabası izleri” denen şeyleri meydana getiren şeyin ne olduğunu öğrenmek istiyorum. (ç.n. http://www.cartrutsmalta.com adresinde konuyla ilgili ingilizce açıklamalar ve resimler var.)
C: İzler.
S: (L) Bunu BİLİYORUM! Ama o izler öyle bir şekilde oluşmuş ki, isimlerinde geçtiği gibi at arabalarının izleri olamazlar. [ç.n.: Laura’nın konuyla ilgili bir kitaptan yaptığı uzun bir alıntıyı atlayıp soru kısmına geçiyorum]. Yani bu da bir keşfin otoriteler tarafından gözden düşürülerek üstünün kapatılmaya çalışılmasının bir örneğini teşkil ediyor gibi görünüyor. Olayı basit bir beyin jimnastiğiyle açıklayıp geçiştiriyorlar. Sormak istediğim şey: araba izleri olamayacak olan o akıl almaz izlerin nedeni neydi?
Araba izleri olmalarının imkanı yok!
C: Enerji izleri.
S: (L) Ne tür enerji?
C: Gezegenin manyetik alanında distürbans sırasında meydana gelen bir tür kısadevre gibi birşey.
S: (L) Orada gömülü olan, o enerjiyi aktaran birşey mi vardı? Bu kayanın bu şekilde erimesinin nedeni, yer altından geçirilen enerji aktarım hatları mıydı?
C: Bir zamanlar kozmik ve dünyasal enerji alanlarını toplamak ve dağıtmak için kristal jeneratörler kullanılıyordu.

------------------------------------------------------------

Atlantis teknolojisinin 4Y teknolojisene yakın ve o zamanın çekimsel özellikleri ile beslenen özellikte olduğunu destekleyecek bir bilgi alıntısı,şu ara masalsı konulara daldık ,çeşitli olağanüstüleri masal yoluyla anlatım tekniği üzerine kafa yoran ve uğraşan dostların faydalı çabalarını görüyor ve faydalanıyoruz bilincin genişlemesi üzerine yapılan her faaliyet kişiyi farkındalık yolunda üst noktaya doğru taşır,

İnsanlığın şu anda bu özel hasletlerden yoksun gibi olup son evrelerde sürat kazanmış tekno sipiritüel kabiliyetler doğru yöneldiğini hissediyoruz aşağıdaki alıntıda da bundan bahsediliyor,

Konuyu masallara dayandırıp olaya bakarsak "gökten üç elma düştü" safhasına doğru "harut marut" efsanelerine, ki evvelce değinilmiş ve yorumlamıştık,sürüklenir maddedeki özgür iradenin kısıtlanması ve zaten ortada olan bilgiyi kullanması işini daha sağlam yerlere oturtabiliriz,

Gerçekten yeri gelmişse evvel zamanlarda determinizmi şiddetle reddeden bir bilinç yapısındaydım ama özellikle bu son 15 Ağustos 2020 tarihli celsedeki özgür iradenin sadece maddedeki ilişkisi üzerine oturan anlayış bilincimi yeni mecralara doğru yöneltti,

Olan bilginin zaten ortada olduğu bilgisi lineere ayarlanmış bir bilinçte baştan tam oturmuyor ,o zaman özgür iradenin yaratımda ne özelliği olur diyorduk, oysa yaratımı sadece fizik hadise üzerinde gören bir anlayış eksik bir anlayış oluyor ,yaratımın bütünlük dediğimiz anlayışın dışında sadece zaman ve mesafe deneyimi dediğimiz bir bölümüyle ilgilenmiş ,kısıtlı donelere takılmış bir zihin yapısı altında olmaktayız,

Bu bize çok zor olsa da ayırıma tabi olan bilincin dışına taşmalıyız ama o halde yaratımın esası dediğimiz özgür irade nerede kullanılacak

Macera yani bu özgür irade kullanımı "biri sizi hayal etmeseydi olmazdınız" ifadesinde yatıyor..

Ve hayal etmenin sonsuzluğunu düşünürsek özgür iradenin sadece madde yaratmak üzerine değil aklımızın eremeyeceği bir çok yönde olabileceğini de ortaya koyabiliriz,

O zaman evvelden beri "niçin bunlar niçin" feryatlarımız arayışlarımız son bulabilir mi..

-------------------------------------------------------------------

S: (L) Tamam. Bu konuda bu kadarı yeterli. Sonraki. (A---) Ben Chaco Kanyonu’nu soracaktım. Oradaki yapılar ne için yapıldı?
C: Sıradışı yetenekleri olanlar için toplanma yeri.
S: (A---) Orada kalan birileri var mıydı?
C: Daha çok bir “konferans merkezi” gibi.
S: (A---) Peki orayı kullanan insanlara ne oldu?
C: Kozmik çevresel değişimler, bunu takip eden kıtlık, iklim vs dünyasal zorluklar.
S: (J) O sıradışı yetenekleri olan insanlar bir araya geldiklerinde ne tür şeyler yapıyorlardı?
C: Örnek; levitasyon, doğrudan tezahür (madde yaratımları), ve “yolculuk”.
S: (Allen) Gezegendeki bir noktadan başka bir noktaya seyahat edebiliyorlardı, öyle mi?
C: Evet.
S: (A--l) Teleportasyon yapabiliyorlar mıydı?
C: Evet.
S: (A---) Bildiğimiz insanlardan değillermiş, desenize. (gülüşme)
C: Pek sayılmaz, ama çevre de sizin şu andaki çevrenizden farklıydı.
S: (A---) Bu insanlar nereden geliyordu?
C: Atlantis kalıntıları. ...
S: ...(A--l) Yani eğer çevre bu kadar kirli olmasaydı, bizim de süper güçlerimiz olabilir miydi? (L) “Kozmik çevre” dediler.
C: Çekim şu anda farklı.
S: (A--l) Çekime ne oldu? Nasıl değişti?
C: Uzayda güneş sistemi yolculukları. Bu tür değişikliklere tekrar yaklaşıyorsunuz.
S: (A--l) Yeniden süper mi olacağız?
C: Bazıları olacak.
S: (A--l) Ben? (J) A--l tekrar süper olacak mı? (gülüşme)
C: Eğer hazırsan.
S: ... (A--l) Teleportasyon yapabilecek miyim yani? Ve siz de yapabilecek misiniz? (C) Bilmiyoruz. (A--l) Teleportasyonla birbirimizin odalarına girebilecek miyiz?
C: Bekle ve gör!
S: (A--) Şu aptal bilgin gibi süper güçlerimiz olacak mı? (Allen) Aptal bilgin değil, sadece bilgin. (A---) Tamam,bilgin... (C) Daniel Tammet.
C: Bazılarının olacak. Onun deneyimi 4. yoğunluk deneyimine çok benziyor.

------------------------------------------------------------------
(Perceval) Uçan gemiler, başka gezegenlere gitmek, hiç bunun hakkında soru sordunuz mu?
(L) Evet, sorduk. Nükleer savaşlardan falan bahsettiler. Uçan makineler falan.
(Perceval) Atlantis.
(L) Bazıları kometlerle ilgili tasvirler olabilir.
C: Her ikisi.

--------------------------------------------------------------------

Ülkemiz ve jeopolitik yapısı üzerine Atlantis hırsı ve uygulaması konusunda ,aldatılanlar ve mülteciler konusunda önemli bir bölüm

Rusyanın denge sağlayacağı durumları yanında kurtuluşun Atlantis hırsına kapılmış ve liderleri yoluyla adeta esir olmuş ülkelerin kendi kaderlerinin yine kendi ellerinde olduğu neticesi çıkıyor farkında ol bu yanlış akımlarla sürüklenme..

--------------------------------------------------------

(L) Bu konuyla ilgili sorular bitti mi? Tekrar mülteci sorununa dönmek istiyorum. Erdoğan'ın Avrupa liderlerine adeta şantaj yaparcasına mültecileri kasıtlı olarak Avrupa'ya ittiğine dair bir haber okudum.Yani bir bakıma Avrupalı liderler mazlumlar konusunda Hristiyan yardımseverliğini göstermeye zorlanıyor. Mülteci akını yoluyla Avrupa'ya bazı teröristlerin sokulduğu konusunda hemfikiriz sanırım. Erdoğan'ın Avrupa'da kaos yaratmak için mülteci akınını kasten zorladığı da doğru mu?
C: Evet. Ama mülteci meselesinin nedenini unutmayın: İsrail-Amerikan ittifakı emperyal hırslarının agresyonu.
S: (Joe) Erdoğan'ın Türkiye ile ilgili kararlar alabilme düzeyinden şüphe duyuyorum.
(L) Okuduğum haberde söylenen şey de buydu sanırım. Esas kararları alan AIPAC veya ona benzer birşey.
(Joe) Türkiye'ye uzun zamandır arka plandaki NATO ağları yoluyla sızmış durumdalar zaten. Türk ordusunda ve istihbarat kurumlarında özerk gruplar var. Devlet yönetiminden bağımsız bir şekilde hemen hemen her istediklerini yapabiliyorlar. Muhtemelen NATO'nun ve Amerikan-İsrail çıkarlarının kontrolü altında çalışıyorlar.
(L) Ve sanırım onları yönetenler mutlak bir kaos istiyorlar?
C: Evet
S: (Joe) Jeopolitik olarak bu onların Rusya'ya karşı mücadelelerinin bir parçası nihai olarak. Rusya ve Avrupa arasında herhangi bir tekrar yakınlaşmayı önlemek için Avrupa'yı çökertmeyi planlıyorlar. Böl ve yönet. O zaman Rusya'yı Batı Avrupa'nın dışında tutabilirler ve etkisini genişletip haklı yerini almasını engelleyebilirler. Bunu engellemek için herşeyi yok etmeye istekliler.
C: Platon'un Atlantis hikayesini hatırlayın: O imparatorluğun global hırsları imparatorluğun mutlak yıkımını getirdi.
S: (Joe) Atlantis'le ilgili olarak daha önce onların enerji hırsları nedeniyle kendi felaketlerine neden olduklarını söylemiştiniz. Enerji açlığı, enerji silahları vs. Bu muhtemelen jeolojik yıkımı da hazırlamış oldu. İkisi birbiriyle ilişkili.
C: Pek çok benzerlik var. Enerji para oldu.
S: (Joe) Bunu daha önce söylemiştiniz. O zaman, önce bir ekonomik kriz...
(L) Malum Güçlerin ekonomik bazı planları var ama bu planlar kendi ekonomik hırslarını korumaya yönelik olduğu halde bir kez uygulandıklarında aşırı derecede yıkıcı ve kontrol edilemez hale gelecek.
C: Evet
S: (Joe) Ben de bunu düşünüyordum; bu sefer imparatorluğun yiyeceği ilk darbenin biçimi...
(L) Ekonomik bir çöküş olabilir.
C: Evet
S: (L) Ve bu da militarizmin azmasına neden olabilir. Ekonomik sorunları genellikle bu şekilde çözmeye çalışıyorlar. Savaşa gir ve başkalarının mallarını çal.
C: Tüm bunların temizlik sürecinin bir parçası olduğunu aklınızda bulundurun.

---------------------------
Şimdilik bu kadar da kalalïm.

Tgur Posted - 19/08/2020 : 08:52:03
Dayanamadım Bonafide devam edeceğim,

Sana en son fantazi biraz uçuk nasihatler verdim sanırım,

Bundan evvel bu illüzyon sahasında yaşayan bireyler olan insanların nasıl heterojen bir yapıda olduğundan bahsetmiştim ,reenkarnasyonu biliyorsak ve diğer bilgilerle biraz haşır neşir olmuşsak hayvanlıktan geçip insanlığı yeni öğrenme aşamalarında olan yani hayvansal içgüdülerini insani bilinç hasletleri ile barajlayamayacak kapasitede olanların çılgınca yahut magandaca hareketleri var , psikopatinin uç noktalarını her zaman devreye alıp hareketlerinin sorumluluğu nedir bilmeyen ruhsuz O.P. ler var ,Orion deney sahasına sürülmüş ve kısıtlanmış DNA ları yüzünden cinsiyet ve açlığı gidermenin tek yol olduğunu, KH tetikleme saptırıcı bilgilerle doldurulmuş ve bunlardan kurtulmak ve benliğini ortaya koymaktan sakınan takıntılı bireyler var,

Ve hasbel kader bunları sorgulayıp gerçeği aramaya yönelmiş ama aldığı bilgileri doğru mu yanlış mı diye ikilemlerde bulunan araştırmayı durdurmayan bizler varız ,

Ben bilgilendim "giden kurtuluyor" bunu dilinden düşürmeyen ama eşi yoğunluk değiştirince arkada kalan olarak nasıl hisler duyacağını bilemeyen korkan ama bunu şimdi düşünüp paranoya yapmamaya çalışan ben varım,

Bu heterojen yapıyı biz düzeltemeyiz ,ancak bizi ezmeye doğru gelirse tedbirler almamız gerek maddi manevi onu da biliyoruz ,

Düzeltemeyiz zira bu ortamda kişi kendi gayretini devreye almazsa hiç bir şey olamaz duran varlıktır o düşecektir,veya felaketler veya bozuk durum gelip çarparsa silkinip ne oluyor diye etrafa bakacak yani uyanacaktır,ama söylediğim gibi biz kimseye hatta yakınlarımıza bile rehberlik yapamayabiliriz belki bu bahsettiğim heterojen yapıdaki insanlardan biridir o ,belki O.P.dir ,zira rehberlerimiz onları kadersel planımızı yaparken bizim olurumuzla yanıbaşımıza koymuştur, bilemeyiz,

Şimdi bu anlattıklarımı tekrar hatırlayıp tanrının olumsuz yüzünü oluşturma işini yapıp yapmamaya veya başka bir ifade ile bunun son derece doğal olduğu bilgeliğine ulaşıp ulaşmamaya karar ver kardeşim..


Tgur Posted - 18/08/2020 : 09:26:56

Ali İhsan Varol un Tv.de "Kelime Oyunu" programını çok severim ,o yarışçı bocalayıp cevabı bulamadığında teselli için "uçtu gitti" der ve yeni soruyu sorar, tavsiyem o,

Öyle nefret ve yargılama hisleri geldiğinde sende öyle yap ,
"Uçtu gitti"

Çünkü son aktarılan celsede de zamanın göreceli olduğu bariz bir şekilde aktarılıyor ,zaman hem göreceli hem de uçucu..

bona fide Posted - 18/08/2020 : 08:55:56
Sevgili Tgur " her iki yüzü de koşulsuz olarak severken, tezahür ettireceğimiz yüzü seçebiliriz."
insanüstü bir çaba her iki yüzü koşulsuz sevmek
savaş ortamında şiddete tecavüze sürekli saldırıya uğrayan biri bilgiye haiz olsa dahi öldürüleceği ana kadar iyi kötü her ikisinide sevebilirmi savaş ya da başka koşullarda sürekli saldırı durumunda koşulsuz sevmek nerdeyse imkansız ilüzyon olduğunu bilmesi kendi seçimi böyle olması gerekiyordu karmanında etkisi vardı kabulüyle kendisi ölüm ötesine ait daha iyi tezahürle huzura ereceğine inanması bu eziyetlerden sonra cennete gidecem demek gibi bişi monoteist yada kasyopa her ikiside onu diğer alemde daha güzeli olacak inancıyla avutuyor gibi hissediyorum insana sürekli yaşamı zindan edenleri sevmek yani eşit mesafeden bakmak hiç klay değil
Tgur Posted - 17/08/2020 : 08:29:36
Kaplumbağaya yaratımın bazen vahşet içerdiğini söylerdim ,

Aynen soframıza gelen yiyecekler için o kaplumbağayı yiyen kuşların akrabaları olan tavuklar ve hoyratça davranılan öldürülen koyun sığır v.s. gibi hayvanlara ve 2Y diğer varlıklarına yapılan eziyetlere olduğu gibi.

Maddede var oluş beslenme ister bizim 4Y e duygusal besin olduğumuz gerçeğini düşünelim..

Ve şu yorum üzerinde biraz daha derin düşünmeni isterdim,

"Ve Tanrı'nın iki yüzü vardır: İyi ve Kötü. İkisini de sevebiliriz, ancak her iki yüzü de koşulsuz olarak severken, tezahür ettireceğimiz yüzü seçebiliriz."


bona fide Posted - 16/08/2020 : 17:33:56
Merhaba Tgur kendi yaşamımdan örnekle düşünüyorum uzun zamandır beni iyi ve güvende hissettiren yaratıcı inancı köşeye sıkıştığım son 5 aydır inanç olarak sarsıyor zorluyor daha öncede tavsiye etmiştin kapat dış uyaranlara kendini diye yaratıcı inancı yuzunden kendimi kapatsamda bu defa onu sorguluyorum kısır döngü bi kavga hadi dışına çıkayım yaratıcı inancı olmadan bu üst benliğimle kontak sağlayıp bunun ilüzyon olduğunu kasyopa blgisiyle olayı irdeleyim. anlatıdaki trajik olayda suya ulaşmaya çalışan kaplumbağa çaba sarfediyor mücadele ediyor. Bunun ilüzyon olduğu bilincinde ve yaşamın içinde bu mucadeleyi vermek zorunda olduğunu biliyor suya ulaşamıyor kuşlar her yerden saldırmış çıkış yok kaybedecek bilgi onu korumuyor kaplumbağaya ne soylerdin
Tgur Posted - 16/08/2020 : 08:18:46
Bonafide dostum,

Ayrıntılara boğ diyorsun ,haddim olmayarak suallerine karşı düşünmen için bir iki hususu yine ortaya çıkaracağım düğümü çözersin,

Evrende kimse kimseye yardım etmez ,sen bilgiyle olanın farkında isen kendine bir korunma duvarı inşa edersin yoksa çatlaklardan negatif kolayca sızar ve yapacağını yapar ve KH da ancak ilgilenileceklerin peşinde olur burada senin de anladığın gibi Don ilgilenilecek kıymetli birisi, uzatmadan,

Şu cümle üzerinde çok uzun ve dolgun düşünelim,

"İnsanın zihni Tanrı'nın zihni olduğu sürece, kötülüğün insan aklı tarafından yaratıldığı doğru değildir ."

Ve yakında çekinerek aktaracağım Türkçe çevirisi Bozadi dostumuzu aratacak kadar bozukça Wave serisi 11 bölümden bir anektod göreceksin onun üzerinde de düşünmeni ve sonuçlarından bizi haberdar etmeni rica edeceğim,biraz ders verir gibi oldu ama neticede ben senden yaşlıyım anlayışla karşılarsın,

***************************************
Artık hiçbir şeyin suçu kalmamıştı. Sadece olan buydu . Bu doğa . Bu Tanrı'dır.

Ve Tanrı'nın iki yüzü vardır: İyi ve Kötü. İkisini de sevebiliriz, ancak her iki yüzü de koşulsuz olarak severken, tezahür ettireceğimiz yüzü seçebiliriz.

Dünyanın bu durumu, Tennessee Williams'ın Bayan Venable'ın söylediği Aniden Geçen Yaz oyununda ustaca tasvir edilmiştir :

"Encantadaları gördük, ama Encantadalarda Melville'in hakkında yazmadığı bir şey gördük. Büyük deniz kaplumbağalarının yıllık yumurtlamak için denizden çıktıklarını gördük ... Deniz kaplumbağasının dişi yılda bir kez ekvator denizinden volkanik bir adanın ışıltılı kumlu plajına çıkıp çukur kazmak için sürünüyor. kum ve yumurtalarını oraya bırak. Uzun ve korkunç bir şey, yumurtaların kum havuzlarına bırakılması ve bittiğinde bitkin dişi kaplumbağa yarı ölü olarak denize geri dönüyor. Yavrularını hiç görmez ama biz gördük. Sebastian, deniz kaplumbağası yumurtalarının ne zaman çıkacağını tam olarak biliyordu ve bunun için zamanında geri döndük ...

Korkunç. Sönmüş yanardağ yığınları olan Encantadas, deniz kaplumbağalarının yumurtadan çıkmasına ve denize umutsuz uçuşlarına tanık olmak için zamanında! Havyarın rengi olan dar kumsal hareket halindeydi! Ama gökyüzü de hareket halindeydi ... Et yiyen kuşlar ve kuşların gürültüsüyle doluydu, - etobur kuşların korkunç vahşi çığlıkları ... Encantadas'ın dar siyah sahilinde, yeni yumurtadan çıkmış deniz kaplumbağaları dışarı çıkarken sandpits ve denize doğru yarışmaya başladılar… gökyüzünü neredeyse sahil kadar siyah yapan et yiyen kuşlardan kaçmak için!

Ve yumurtadan çıkan deniz kaplumbağaları denize doğru koşarken, kuşlar havada süzülüp saldırmak için uçarken, havada süzülürken ve saldırmak için uçarken kum hepsi canlı, hepsi canlı! Yumurtadan çıkmış deniz kaplumbağalarının üzerine dalarlar, yumuşak altlarını ortaya çıkarmak için onları ters çevirir, alt taraflarını yırtıp, parçalayıp etlerini yiyorlardı. Sebastian, sayılarının muhtemelen yalnızca yüzde birinin denize kaçacağını tahmin etti ...

Oğlum Tanrı'yı arıyordu, yani onun net bir görüntüsünü istiyorum. Bütün o parlak ekvator gününü, yelkenlinin karga yuvasında, onu göremeyecek kadar karanlık olana kadar sahilde bu şeyi seyrederek geçirdi ve arkadan aşağı indiğinde, "Pekala, şimdi onu gördüm!" Dedi. ve Tanrı'yı kastetti. Ve bundan sonraki birkaç hafta boyunca ateşi çıktı, bununla çılgına döndü.2"

Ve nihayetinde benden bir dörtlük,

Bedenim zihnim her yerim
Bu dünyada onu gösteririm
Gözlerimle etrafa baktığımda
Yine hep onu seyrederim

Güzel anlar geçirmeniz dilekleri ile..



bona fide Posted - 15/08/2020 : 17:51:56
Teşekkürler Tgur sağ ol var ol
don elkinsi ra bilgilerinden dolayı en yüksek seviyelerden bilgiye erişimi sağladığını düşünüp saldırıya karşı hem o bilgi verenler hemde kendisinin mutlaka koruma sağladığına dair bi kesinlik vardı kafamda. çığır açan bilgiler ve bunu almak için verilmiş çaba hani bi kaç seramoniyle kanal yapanların saldırıya uğraması bilinçsiz ve egosal tereddüt ederimde burda elkinsin o kitapları okuduğumda adam dünyanın dışında dokunulamaz biri gibi yer ettiydi kendim telaşla geceleri seriyi okurken tırsıyordum nazik olmakla birlikte bilgi verenlerde dahi bi otorite vardı. her kanal çalışması yapan bu riski taşıyor büyük cesaret ve lutfen ayrıntılarla boğ bizi çunki bu yapı kh sanki kendini korumaya almış gibi her defasında yeni bi duvarla insanın istikametini çevirmeye zorluyor
Tgur Posted - 15/08/2020 : 08:22:30
Sevgili Bonafide,

Bütün cevap Lauranın şu yorumunda yatıyor,

"İnsanın zihni Tanrı'nın zihni olduğu sürece, kötülüğün insan aklı tarafından yaratıldığı doğru değildir .

Bunu anlamanın basit bir yolu şudur: Bir enerji akımına sahip olduğunuzda, normalde tepeleri ve çukurları olan bir dalgadır - yukarı ve aşağı, pozitif ve negatif. Enerjinin herhangi bir yönüne odaklanan kaynaklar, alternatif akımı doğru akıma dönüştüren bir diyot gibi olur. Akım, diyottan yalnızca bir yönde akabilir ve akımın bir kısmı bloke edilerek ısıya dönüştürülür. Bu, esasen bir DC dönüştürücünün işlemidir ve aynı zamanda DC dönüştürücülerin sık sık değiştirilmesi gerektiğinin nedeni de budur: yanarlar.

Carla'nın diyot işlevinin bir sonucu olarak Don'da üretilen "ısı", "devrelerini yakan" şeydi, çünkü Don'da aktarılan bilgi, Carla tarafından alınabilecek ve iletilebilecek olandan çok daha büyüktü. (Alıntı sonu.)"

Bunu biraz açalım,

Aktarılmaya çalışılan bilgi Carla Tarafından aktarılabilecek olandan çok büyüktü demek evrensel ruhsal bilgi sınırsız ancak Don tarafından soru olarak sorulup bir medyum görevi yapıp İsa bilgisine ve çeşitli ritüellere takılmış verileni aktaran olan Carla tarafından her zaman süzülmekte, daha çok pozitif (sevgi ve ışık dolu) genel bir karakter kazanmaktaydı,

Kanal işi önemli bir iştir, basitçe üst boyutlara açılmış olan zihnin ,yani kanal olanın bilinç farkındalığı seviyesi ve zenginliği ile biraz da dinleyen muhatap olan bilinçler ile sınırlıdır,

İstenen bilgi kehanetler ve egosal tarzda ise o yönde bilgi akar bu çevrede dinleyenlerin etkisi iledir ,ouja tablası ve bir kaç kişinin kanallık yaptığı Kasyopyada dahi yani nisbeten temiz sandığımız bu bilgilerde dahi bu sıkıntılar görülmüş K.lar tarafından çoğunlukla cevap verilmemiş konuyu başka yönlere kaydırtacak usuller kullanılmış ve dinleyenlerin bilinç geliştirme ve araştırmasına bırakılmıştır,

Evrensel bilgi negatif pozitif ayırımı yapmaz zira her zaman dengeyi devreye alır ,ama faaliyetin yürütülmesi ve gerçeğin ortaya çıkması için bu kutupsal hareket işlevi gereklidir ,hele bizim bulunduğumuz yoğunlukta bu had safhadadır yani çok etkindir,

Yani ortamda sinüzoidal alternatif akım gibi her iki yönü devreye alan bir bilgi karakteri var siz bunu sadece pozitif bir süzgeçten geçiriyor DC (doğru akım) haline getirmeye çalışıyorsunuz o zaman süzüntüye uğrayan negatif bölüm dirence uğradığından kızışır ,(telefon v.s. için kullanılan ve uzun süre fişte kalması mahzurlu olan şarj cihaz adaptörleri diyotlar gibi)

İşte bu misalle Laura bilgilere kanal olan Carladaki bu tek taraflı akımdan ötürü bu işin şef orkestrası olan Don (soruları hazırlayan soran ve yönelten) negatif tarafın aktarılmaması belirmemesi farkındalık haline sokulmaması yüzünden kendisine yapılan saldırılara bir anlam verememiş ve bu negatif gürültü sağnağından kurtulmak için intiharı seçmiştir.

İşin özü bence bu..


bona fide Posted - 14/08/2020 : 21:30:13
Merhaba Tgur yorumlama için teşekkur ederim. Don, kendi kanal olup aldığı bilgilerin ona gösterilenlerin o anki ruh beden ve zihin yapısının üstünde olup taşıyamadığı için mi intihar etmiş. kanal yapan birisinin şu sözünün okumuştum yeryüzünde yaratılışı ve yaşamın işleyişini tüm çıplaklııyla gördüğünüzde yemeden içmeden kesilir gördüğünüz vahşetten nutkunuz tutulur diyordu. içinde olmayımı reddetti acaba yada ben ne saçmalıyorum
Tgur Posted - 14/08/2020 : 09:29:58
ATLANTİS DEVAMI II

Flıght 19 konusunu tekrar ortaya getiriyorum ,Zira Atlantis yoluyla o BH yaşantısının terk edilip KH yaşantıyı imar eden veya devreye alan değişik bir uygulama sahneye konmuş ,olayın inceliklerini anlamamız gerek,

Bu konuda uzun düşünüp algı meselesinin ne kadar önemli olduğunu ve gerçeklik diye etrafımıza sardığımız illüzyonların düşünen bilinçler tarafından nasıl eğilip büküldüğünü ve gerçeklik diye saplandığımızın ne olduğu hakkında silkinip olayı bambaşka açılardan değerlendirmemiz gerektiğini vurgulamak istiyorum,

Bir ara paralel gerçekliklerin zaman zaman açılabileceğini hatta etrafta hiç kimse yokken isminizin söylendiğinde ve bunun niçin olduğu sorulduğunda "paralel gerçeklikten sızma" diye cevaplanmıştı,yani bu gerçeklik kapısı arada bir açılmakta ve olağan üstü görüntüler ve sesler kendi gerçekliğimize geçmektedir ,

https://www.milliyet.com.tr/galeri/nasa-paralel-evrenlerin-gercekligine-dair-kanit-bulmus-olabilir-6216926/1

Bu idrak eğer tam olursa illüzyona kapılmayan bir bilinç, değişken gerçeklikte hiç bir şeye saplanıp kalmadan olaylardan duygusal tetiklenmeler içine girmeden böylece bedendeki kimyasalların yanlış yönlendirmelerinden uzak bir yapıya bürünür ,yani stres unsuru artık o kişide artık uzak bir uygulama olur..

Yoğunluk değiştirmede de bu özellikleri düşünmeliyiz ,beden fiziksel bağlardan kurtulmuş korku ,acı ve olmayan yönü tutturma telaşındadır belki de bunu telaşla da sınırlandırmamalıyız zira o da ufak da olsa korku içerir ,

Bedensizliğin bilgeliği,

Eğer kayıtlarına gezegen yaşam moduydayken sadece mevcut toplum bilincine uymak olarak izler koymuşsa ,o düsturda gidecektir ,yani 5Yde dersanelerde neyin ne olduğunu anlama eğitimleri,zira fizik beden ruhsal beden ile evlidir ve bilgisiz bir durumda kalınmış ise öğrenmekten başka çare yoktur yani reenkarne,bunu bir olumsuzluk olarak da düşünmek gerek zira ileride gelinecek dünya şartları çok daha güç olabilir,

Onun için şu evrelerde yüksek ruhsal bilgilere ulaşmak ve anlamak son derece önemlidir,

Ama dünyada iken bilgenilinmişse bu durumda da bir handikap vardır her olaya stressiz bir açıdan baktığın illüzyona kapılmış etraf tarafından fark edilirse "deliye her gün bayram" konumunda adlandirılır "din hayattır" çizgisi dışında kabul edilir maddi ve manevi oluşumdan uzak tutulursunuz,

O halde değişkenliğin ve ortada olan bitenin bu yüksek görüş ile olduğunu bileceksiniz ama dünya yaşamında rolünüzü oynayacaksınız,
Bihaber bakış, toplumun açısından olanlara beraberce hayret ve endişe etmiş çığlıkları,

----------------------------------------------------------

C: Şimdi Flight 19 hakkında biraz daha bilgi. Birkaç yıl önce bir grup araştırmacı o uçakları bulduklarını iddia etmişlerdi ve sonra da iddialarını geri çekmişlerdi, hatırlıyor musunuz?
S:(L) Evet. [Herkes katılıyor.]
C: Bu sizce ilginç geldi mi?
S:(S) Evet, çünkü buldukları uçaklar kayıp olduğu bildirilen uçaklar değildi. (T) Evet. (L) Bunda ilginç olan nedir? (J) Neden iddialarını geri çektiler? (S) Buldukları uçaklar neydi?
C: Evet, olayın ayrıntılarını ve araştırma grubun üç üyesinin nasıl bir psikiyatrik yardıma ihtiyaç duyduğunu bilseydiniz...
S:(L) Anlatın!
C: Sabır, anlatıyoruz ama kavrayabilmeniz için yavaş olmamız gerekiyor.
S:(T) Araştırma grubundan üç kişi psikiyatrik yardıma muhtaç hale mi geldi?
C: Buldukları şey, tanıma uyan beş uçaktı ve okyanusun dibinde mükemmel geometrik bir şekilde "dizilmişlerdi" ama seri numaraları uyuşmuyordu.
S:(L) Uçakların geometrik dizilimi önemli mi?
C: Şimdi, ilk gizem: beş Avenger uçağının kaybolmasına dair başka bir olay yoktu. İkincisi: Uçakların iki tanesinde, üzerinde numaraların bulunması gereken panellerde "hiyeroglifler" vardı ve paneller tuhaf bir ışık yayıyordu. Üçüncüsü: Uçaklardan birini yukarı çıkarmaya çalışırken, halata bağlı olan bu uçak gözden kayboldu, sonra tekrar göründü, sonra tekrar kayboldu ve sonra tekrar göründü ve sonunda halattan kurtularak tekrar dibe düştü. Dördüncüsü: Keşif dalgıçlarından üçü, dipteki uçaklardan birinin içinde geçici olarak 2. Dünya Savaşı'ndan canlı insan görüntüleri gördüler ve bunu kamerayla kaydettiler. Son olarak: O zamandan beri uçaklardan üçü kayboldu. Tabii ki tüm bunlar bir sır olarak saklanıyor!
S:(S) Acaba o uçaklar nereden geldi? (L) Evet!
C: Paralel gerçeklik. Gördüğünüz gibi, birşey başka bir gerçekliğe geçtiği zaman, "düşünce düzlemi" diyebileceğimiz bir duruma girmektedir ve o gerçeklik yanlış algılandığı sürece pencere açık kalmakta ve her tür olasılıkla ilgili algılar geçici olarak somut gerçeğe dönüşmektedir; çünkü düşünce düzlemi maddesi her zaman akışkandır.
S:(L) Yani gördükleri şey, paralel bir gerçeklikten bir pencere aracılığıyla bizim gerçekliğimize giren bir "Flight 19" muydu?
C: Yakın.
S:(L) Bu, bizim "Flight 19"u kaybetmemizle ilişkili miydi? Gerçeklikler arasında bir değişdokuş mu oldu?
C: Gerçekliği etkileyen şey düşünce kalıplarıdır. O pencere açıldığında, geçici olmakla birlikte tüm düşünceler fiziksel gerçeklik haline gelebilir.
S:(L) Yani orada o dalgıçların ve araştırmacıların düşünceleri fiziksel gerçeğe mi dönüştü?
C: Ve diğer herkesin.
S:(T) Araştırmadaki herkesin mi?
C: Gezegendeki herkesin.
S:(T) Araştırmacıların o uçakları bulacağına inanmayanların düşünceleri bile mi?
C: Evet. Araştırmacılar bulmayı umdukları şeyi buldular, ama herkes haberi duyduğunda, ortaya çıkan hakim düşünce kalıbına göre başka şeyler meydana gelmeye başladı.
S:(L) Yani biri bulunan şeyin Flight 19 olduğuna inandığında göründü ve biri inanmadığında da kayboldu, öyle mi?
C: Evet.
S:(J) Aman tanrım! (T) Ben habere inanmamıştım... (L) Demek haklı çıktık! (F) Zavallı üç adamı hastanelik ettik. (T) Uçakların görünmesinin nedeni... (L) Hayır, sanırım araştırmacılar o uçakları aramaya gittiler ve orada bir pencere olduğu için... (T) ...uçaklar tam görmeyi bekledikleri biçimde karşılarına çıktı... Normalde o şekilde dibe inmiş olamazlardı. Araştırmacılar bundan birşeyler anlamalıydılar. O uçakların dipte düzgün bir dizilimde bulunduğuna dair haberi duyduğumda bu kafamı karıştırmıştı. (F) Birşey dibe batsa bile o şekilde inip sıralanmış olamaz. (T) Kayıtları araştırmaya başladıklarında sahil boyunca şimdiye kadar o uçaklardan 200 tanesinin düştüğünü öğrenmişler. O uçaklardan birini bulduğunu iddia eden bir adam vardı. Ama bulduğu şey Flight 19'daki uçaklardan biri değildi. Bir mekiğin parçalarıydı.... (L) Bu bana Challenger kazasını hatırlattı. Suya çarptıklarında astronotlar hala hayatta mıydı ve çarpmadan sonra herhangi bir süre boyunca hayatta kaldılar mı?
C: Dördü hayattaydı ama suya çarpma anında öldüler.
S:(L) Bermuda Üçgeni'yle işimiz bitti mi? (T) Bir sorum var. Flight 19'u aramaya giden PBA uçağına ne oldu?
C: Hala Avenger'leri bulmaya çalışıyor.
S:(T) Flight 19'la aynı paralel gerçeklikte mi?
C: Evet.
S:(T) Onları bulacak mı?
C: ?
S:(L) Flight 19'un mürettebatının algısıyla, aradan ne kadar süre geçti?
C: Hiç.
S:(J) Yani hiçbir fikirleri yok. (S) Merak ediyorum, acaba bizim zamanımıza mı dönecekler, yoksa kendi zamanlarına mı dönecekler?
C: Sizin algınız.

----------------------------------------------

Atlantisliler ve gelişen türevleşen diğer ırklar hakkında geniş bir anlatım bir bakıma Atlantisliler üzerinde neden durduğumuzu da izah ediyor kafa karıştırmadan bu soylar ve olanlar hakkında geniş bir malümat,

---------------------------------------------------------------

S: (L) Kanarya adalarıyla ilgili olarak, adanın fethinden çok önce, herhangi misyonerlerin veya Avrupalıların varışından çok önce adada garip bir heykelin ortaya çıktığını öğrendim. Adanın yerlileri büyük, sarışın tiplermiş. Bu heykelin kutsal olduğundan eminlermiş çünkü onun ortaya çıkmasından sonra sahilde melekler veya kutsal varlıklar, ışıklar, kokular, şarkılar, bu tür şeylere şahit olmuşlar. Candelaria Bakiresi heykeli Tenerife sahiline nasıl geldi?
C: Teleportasyon.
S: (L) Heykeli oraya kim teleporte etti?
C: "Keltler."
S: (L) Druidler anlamında mı?
C: Veya Atlantisliler anlamında.
S: (L) Daha önce Atlantislilerin Keltler olmadığını söylememiş miydiniz?
C: Hayır.
S: (L) Atlantisliler Keltler miydi?
C: "Keltler, Druidler" vs... bunlar yalnızca sonradan konan isimler.
S: (L) Şimdi biraz geri dönelim. Keltlerin Kantek'ten geldiğini söylemiştiniz. Kertişler tarafından buraya taşındıklarını, getirildiklerini söylemiştiniz, doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Fiziksel olarak kaç Kelt getirildi?
C: Yüz milyonlarca.
S: (L) Bizim ölçüm şeklimizle bu Keltlerin bu gezegene getirilmesi ne kadar sürdü? Yoksa hala devam ediyor mu?
C: Sizin ölçüm şeklinizle bir hafta diyebiliriz.
S: (L) Gemilerle mi getirdiler? Yani bir tür araçla? Yani onları bir gemiye yüklediler, 4'üncü yoğunluğa geçtiler ve 3'üncü yoğunlukta burada tekrar ortaya çıktılar veya buna benzer birşey, doğru mu?
C: Yakın.
S: (L) Ve onları Kafkaslar civarında bıraktılar, doğru mu?
C: Ve çevre bölgelere.
S: (L) Bu 79-80 bin yıl önce miydi?
C: 80.000'in üzerinde.
S: (L) Anladığım kadarıyla Atlantis o zaman zaten mevcut olan, gelişmiş bir medeniyetti, doğru mu?
C: Evet, ama göç veya fetih dalgalarıyla bölgeler değişir... Kendi topraklarınıza bakın.
S: (L) Ayrıca daha önce Hindistan'da nükleer bir savaş olduğunu ve Veda'larda "mavi derili" diyetanımlananların Keltler olduğunu söylemiştiniz. Keltlerin uçan araçlar kullandıkları ve bir savaş yaptıklarından bahsediliyor. Keltler kiminle savaşıyordu?
C: Parantalar.
S: (L) Durun bir saniye! Parantalar da kim?! Oyuna yeni bir oyuncu mu dahil oldu?
C: Yeni değil.
S: (L) Onları başka bir isimle mi tanıyoruz?
C: Seç.
S: (L) Atlantisliler mi? Hindistan'daki Keltler Atlantik'teki Atlantisliler mi savaşıyordu?
C: Atlantis sizin ölçümünüzle 100.000 yıldan uzun bir süreçte 3 enkarnasyon geçiren dev bir ada imparatorluğunun farklı bölümlerinde yaşayan 3 insan ırkının oluşturduğu gelişmiş bir medeniyetin merkez üssüydü yalnızca.
S: (L) Bu üç ırk Keltler...
C: Veya Kantekliler.
S: (L) Kantekliler Keltlerden farklı mı?
C: Yalnızca uzunvadeli ırksal ve genetik karışım bakımından.
S: (L) Demek Atlantis'te Keltler vardı. Başka kim vardı?
C: "Amerikan yerlileri" dediğiniz ırk ve artık mevcut olmayan, Avustralya ya da Gine aborjinlerine benzeyen ama cilt renkleri biraz daha açık olan üçüncü bir ırk. (ç.n.: "amerikan yerlileri" derken "kızılderililer" mi,yoksa aztek-maya gibi unsurlar mı kastediliyor acaba?)
S: (L) Bu üçüncü ırkı diğer iki ırk mı yok etti?
C: 3 afetten biri.
S: (L) Peki Parantalar kimdi?
C: Yukarıda belirtilen ırk.
S: (L) Demek Parantalar Avustralya Aborjinlerinin ataları, öyle mi?
C: Evet, ve benzerlik için, genetik karıştırma ve seyreltimi de göz önünde bulundurarak onları Hindistan, Pakistan, Sri Lanka, Avustralya ve Yeni Gine'de mevcut olan halklarla karşılaştır.
S: (L) Veda'lar Parantalar tarafından mı yazıldı, yoksa Keltler tarafından mı?
C: Parantaların torunları tarafından bir "ilahi rehberlik" kaynağı olarak.
S: (L) Bu ÇOK ŞEY açıklıyor. Geçen gün düşünüyordum da, eğer dil kökleri bakımından filologların inanmamızı istediği gibi Hindistan'daki bu insanlar Keltlerle akraba olsaydı bu işten hiçbir şey anlayamayacaktım çünkü onlara kesinlikle HİÇ benzemiyorlar. Tamam, bu nükleer savaşın 50.000 bin yıl kadar önce olduğunu söylemiştiniz sanırım. Birkaç noktayı hallettik; Atlantis'te 3 ırk vardı. Keltler de oradaydı... Keltler Atlantislileri fetih mi ettiler?
C: Hayır.
S: (L) Sadece girip yerleştiler mi?
C: Kuzey kısmı ele geçirdiler.
S: (L) Aynı zamanda Kafkaslarda, Baltık boyunca, İrlanda'ya, İngiltere'ye ve Avrupa'ya yerleştiler...
C: İrlanda, İngiltere vs daha sonraydı.
S: (L) İsveç, Norveç ve Danimarka gibi Nors topraklarında, Baltık hizasında ve Kafkaslar'da...
C: Belirttiğin bölgelerin bazıları buz kaplıydı.
S: (L) Filologlar dil köklerini incelediklerinde Kafkasların kuzeybatısındaki Kurgan bölgesine varıyorlar. Orası Atlantis yok olunca Keltlerin gittiği yer mi?
C: Yakın.
S: (L) Keltler Sitchin'in tanımladığı şekliyle Sümerleri yöneten, Anak'ın Oğulları olarak bilinen uzun boylu sarışın insanlar mıydı?
C: "Keltler" yalnızca orijinal prototipten kalanlar.
S: (L) Tamam. Kantekliler. Ne zaman...
C: Çekim farklılıkları boy farkını açıklıyor.
S: (L) Kantekliler veya Keltler Kanarya Adalarına ne zaman vardılar?
C: 12.000 yıl önce.
S: (L) Atlantis'ten direkt olarak mı geldiler?
C: Yakın.
S: (L) Nereden...
C: Travmayla kafaları karışmış bir şekilde.
S: (L) Bu ne anlama geliyor?
C: Tahmin et.
S: (L) Yeraltından mı geldiler?
C: Bazıları.
S: (L) Yeraltı ırkının bir parçası mıydılar?
C: Hayır Laura. "Travma" derken neyi kastediyor olabiliriz?
S: (L) Komet kümesi mi? Nuh Tufanı mı?
C: Yeterince yakın.
S: (L) Keltler veya Kantekliler Britanya adalarına ilk olarak ne zaman yerleştiler?
C: Aynı. 12.000 yıl önce.
S: (L) Piktler de mi Keltlerdi?
C: Hayır, Atlantisli. Hatırla, "Kelt" sonradan konan bir isim.
S: (L) Piktler de Kantekiler miydi?
C: Köken olarak.
S: (L) İbrahim de Kantekli miydi? İbrahim'in hikayesi Kantekliler tarafından mı Dünya'ya getirildi?
C: Hayır.
S: (L) İbrahim Kantekli veya türevlerinden miydi?
C: İkincisi. Ama siz de öyle.
S: (L) Yahudilerin genetik mühendislikle oluşturulup Orta Doğu'ya yerleştirilmesi hangi yıl oldu?
C: 130.000 yıl önce.
S: (L) Vay be! Bu kadar süre boyunca herhangi ırksal bir saflığı korumayı başardılar mı?
C: Hayır.
S: (L) Cayce Atlantis'te "Bir'in Oğulları" ve "Belial'ın Oğulları" ayrımından bahsediyor. Bu ırksal bir ayrım mıydı yoksa felsefi/dini bir ayrım mı?
C: Son ikisi, ve ondan önce, ırksal.
S: (L) Irksal bir ayrımken kim kimdi?
C: Belial'ın Oğulları Kanteklilerdi.
S: (L) Oo! Bu iyi değil.
C: Subjektif... Beden değilsiniz, ruhsunuz.
S: (L) Kantek'te oldukları zamandan beri bir grupla temasta olduğunuzu söylemiştiniz. Bu grup Druidler mi?
C: Hayır. Henüz tanımıyorsun.

------------------------------------------------------------

Kısa döngünün başlaması ve yürümesi Atlantislilerin KH yaşantısını tetiklemesi üzerinde bir sebep olarak gözükse de,

KH nin süregelmesi ve zaman içinde oyunlar yaparak şimdiki zamana uygun yaşantı özellikleri kendi içindeki değişkenliklerin aldanmış toplumlar yaratmasının bilgi yönünde gelişmemiş toplumların genel faaliyetleri olarak da düşünülmelidir,

Yani aşamamış toplumların KH genel düsturu içinde yaşantıyı zorlaştıracak neticeler çıkartması,mesela bürokrasinin gittikçe ağırlaşmış ve genellenmiş işin içinden çıkılamayacak sonuçlara doğru insanları sürüklemesi,
----------------------------------------------------------

S: (L) Sıradaki soru: Cayce belirsiz açıklamalarından bir tanesinde... Bu arada Kasyopyalıları belirsiz olmakla suçlayanlar Cayce'yi okusalar iyi olurdu çünkü gerçekten belirsizliğin USTASI! Sayfalar dolusu şey yazıp HİÇBİR ŞEY söylemeyebiliyor! Her neyse, 1909 ile 1930 arasında çok sayıda Atlantislinin enkarne olduğunu söylüyor. Onlarla ilgili tanımı güçlü zihinleri ve duyguları, aynı zamanda fizikselliğe, zevke düşkünlükleri ve yüksek teknik yetenekleri olduğu şeklinde. Aynı zamanda geçmişin hatalarının tekrarlanma olasılığına karşı uyarmış. Şimdi bu belirttiği insanlar bugün bildiğimiz dünyayı kuran insanlar.
Sorum şu; karmik bakımdan Atlantis hikayesinin bir tekrarıyla mı karşı karşıyayız?
C: Enerjisel bakış açısıyla bakılacak olursa bu tekrarlanma döngüleri gerçekten mevcut ama her zaman öğrenme ve böylece ilerleme fırsatı var. Bu bildiri 1909 ile 1930 arasında doğanlar için değil miydi?? Bu zamanlamanın önemi nedir, eğer kişinin yönelimi "şimdiki" zamanaysa?
------------------------------------------------------------

Atlantis ve anlatılanların çoğu Edgar Cayce okumaları ve o öldükten sonra çocukları tarafından kurulan araştırma vakfında çalışanların çeşitli kanallı kişilerle yaptıkları araştırmalar sonunda yazılan kitaplardan bilgilerden elde edilmiş ,ayrıca münferit bazı kanalla ilgili bağımlıların yazdığı eneteresan bilgilerle dolu bir küme görüyoruz,kabala bilgileri ve daha sonraki kutsal kitaplar risaleler taş levhalarla v.s. ile çeşitli değişikliğe uğratılmış bilgiler,bu sebeple olanları sağlam bir mecraya sokamıyoruz yani kronolojik bir düzenleme zor,

Lauranın K.bilgileri vasıtası ile yaptığı araştırmalar ve bunlarla ilgili sorgulamaları ile bir yerlere varmaya çalışıyoruz,
Son zamanlarda bir dostun merakı ile kanallı olup çeşitli varlıklarla konuştuklarını ve onlardan aldıkları bilgileri aktaranlarla da karşılaştık, hatta en son bir yorum da yazdım "mistik karmaşa" sonucu ile,daha sonra ilgilenen dostların yorumları ve kanal konusundaki obsedasyon tehlikesinin her zaman olabileceği ikazlarım ve bunun üzerine dostların diğer söylevlerini izledik,

Gerçekten bu bilgileri faullü kabul edip kılı kırk yararak incelemeliyiz derken bir arkadaşın işaret ettiği "boynuzlu tanrılar "üzerinde böyle bir şey var mı diye internette gezindim ,hayret varmış mesela Zeusun boynuzlu heykelleri ,İskenderin boynuzlarını örtme çabası daha başkaları da var ve sorguladım bu boynuz işi nedir,

Hücremizdeki imal edilen bir proteinin bile anteni var ise bu doğa üstü uzay varlıklarının insan formu hallerinde neden anten olmasın organik yapıda bir anten,

Yaşamımızdaki kullanılan antenleri düşünelim cep telefonları ilk zamanlarda antenliydi sonradan cihazın tümünü anten formuna soktular her halde, şimdi yok,

Ancak insan beyin sinir hücreleri içinde özel bir hücre tipi var ve bunu anten olarak anlatmıştık ilgili konuya bir bakalım, belki başlangıçtaki boynuzlar sonra bu gelişmiş sinir hücrelerine dönüştü,

https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=29&whichpage=35#27327

Bu bölümü bulabilmek için oldukça fazla uğraştım zira VON yerine ven araması yapmıştım, bu arada bir çok konuda oldukça fazla yazılar yazmışım kendime hayret ettim ,yeni başlayanlara duyurulur ilgilenin ve lütfen anlayışınıza ters gelen hususları bildirin ,her şeyi bilirim merakında değilim ben de talebeyim bir çok şeyi böyle gevezelik ederken yakalayıp üzerinde durup derslerimizi tamamlamaya çalışıyoruz, kollektif çalışma ile bilgiyi geliştirme ilgilenen kişilerin farkına vardıkları veya varmadıkları spontone kanallar vasıtası ile gelişir ,yeter ki kanala obsede olup takıntılı davranışlara saplanılmasın ,

Bu son cümlemi desteklemeye insanlığı çeşitli buluşlara götüren dahi bilim adamlarının yaptıkları ve gelişitirip kullanıma sundukları icatları gösterebiliriz, buna 3BH yaşamındaki ruhsal ve teknolojik gelişmiş kabiliyetlerin unutturulup tekrar hatırlanması da diyebiliriz,

Konuyu buralara getirdiğimizde neden bu kısa döngü ve KH yaşantısı seçildi sorgulaması akla geliyor, demek ki fizikde dolaşıp fiziğin en ilkel bölgelerini yoklamak da yaratımın negatif taraflarını devreye getirse de bütünlük bilinciyle düşünülüp haklı bir tarafa doğru adeta bilincimizi itiyor, olayda mozaiksel oluşumda faaliyete geçmiş yaratımın genel macerası içinde düşünmeliyiz, her şey denenecek,sonuçta yeni bir soluk için birde birleşilecek, bu mantığı veya mantık üstünü artık kavramamız gerek..

Dillerin kökenini araştırma ve oluşmuş benzerlikler bakın bizi hangi genel deney sahasının mimarlarına götürüyor,ORİON..

-----------------------------------------------------------

S: (L) Tamam bunu şimdilik geçelim. Sanskrit alfabesini incelerken bu alfabenin esas olarak büyük Hindu gramercisi Panani tarafından "icat" edildiğini öğrendim. yani bu alfabe tesadüf eseri oluşmuş olabilir.Ama daha fazla araştırmak istemedim çünkü ilginç görünmedi.
C: Çünkü henüz noktaları birleştirmedin.
S: (L) Yani nihai büyük resmin bir parçası. Tamam. İncelemeye devam edeceğim. Sonraki soru. Büyük Sargon tarihsel olarak bir tür bilinmeyen şahıs. Sümer'in ilk büyük "Akadlı" kralı ama kimse "Akad" teriminin tam olarak ne anlama geldiğini, hatta nerede olduğunu bilmiyor. Kim bu Sargon?
C: Derin seviyeli noktalayıcı.
S: (L) Ne?!? Bu da ne anlama geliyor?
C: Ne gibi görünüyor?
S: (L) Noktalama dille, grammerle ilgili...
C: Başlangıç veya son.
S: (L) Beni tamamen çıldırtıyorsunuz! Tüm bunların ne anlama geldiğini hiç öğrenemeyeceğim!
C: Hepsi kavrayışın dahilinde.
S: (L) Dillerin incelenmesinin BÜYÜK bir anahtar sağlayacağını düşünüyorum...
C: Tüm dillerin kökleri aynı...
S: (L) Nasıl yani?
C: Orijininiz.
S: (L) Atlantis mi demek istiyorsunuz?
C: Orijininiz bu mu?
S: (L) Orion mu demek istiyorsunuz?
C: Kelime kökü benzerliği ilginç, değil mi?
S: (L) PEK ÇOK şeyin kelime kökeni benzerlikleri ÇOK ilginç! Kelime köklerini inceleyerek keşfettiğim pek çok ilginç şey oldu...
C: Dillerinizin mimarları bol miktarda ipucu bıraktı. Diğer dilleri öğrenerek ve anlayarak bundan çok daha fazlasını keşfetmek için nadir bir fırsata sahipsin. Bu alanda KH tarafından yerleştirilen direnci kırmaya çalışmanı ÖNERİYORUZ.

--------------------------------------------

Çeşitli dostlar ve ben ailem bedensel veya manevi düşüklüklere ara ara giriyoruz ve bunu çok şükür en sonunda mutluluk ve mutsuzluk daim değildir, kutupsal oynamalarla yaşarken işin gereği budur idrakiyle bir yere oturtmaya çalışırız ,bazı zorlukları "her müsibette bir yarar vardır"dervişvari bir bakışla verdiği ızdırabı dindirmeye çalışırız ,aşağıda bu şahsi sıkıntıların "dev bir yaratım" hadisesi altında önemi olmadığı belirtiliyor ve karşı kutuba yani olumluya mutlaka geçilecektir anlayışını eklememiz tesellisini daima aklımıza getirmeliyiz,

-------------------------------------------------

C: Chloe'nin yakında "hayaletimsi" ziyaretler ile "rahatsız" olmasını bekleyebilirsin.
S: (L) Ne tür ziyaretler? Onun farkındalığını arttırmayla mı ilgili? Örtüyü yırtması ve bu nedenle EM patlamaları olacak olması nedeniyle mi?
C: Belki, ama Karolina dağları yalnız ve kalbi zayıf olanlara karşı merhametsiz!
S: (L) Neden?
C: Karmaşık ama köken olarak doğal manyetik etkilerle ilgili. Bu 4'üncü yoğunluk yapısında dünyadışı biyolojik varlıkların maden faaliyetlerine neden oluyor. Bu da şu meşhur yeraltı geçitleri ve/veya üslerinin gelişimine neden oluyor.
S: (L) Ona böyle birşey söyleyemem! Lama Singh ona o yerin Atlantis zamanlarında onun evi olduğunu ve orayı satın alıp o evi yapmasının nedeninin de bu olduğunu söylemiş. Singh Kuzey Karolina Dağları'nın eski Atlantis'in parçası olduğunu söylemiş. Emekliliklerini orada geçirmek onların hep hayaliymiş!
C: Singh'in her zaman doğruyu söylemediğini şimdiye kadar keşfetmiş olman gerekirdi
S: (L) Evet. Çok iyi biri ama bulmacanın pek çok parçasından habersiz ve bu yüzden belirsizlikleri var. Bana yaptığı okumalardan da bunu anladım. O ev veya dağlarda olan herhangi birşeyin T---'deki kanser oluşumuyla herhangi bir ilgisi var mı?
C: Varsa ancak dolaylı bir şekilde.
S: (L) Chloe eğer yaşamış olsaydı bile kolunu kaybedeceğini söyledi. Bunu söylemiş biçimi ilginçti. Ona bazı şeyleri anlatabilmek istiyorum ama sanırım anlatabileceğimi sanmıyorum. Şu anda fazlasıyla incinebilir durumda.
C: Doğru. Gelişmeleri izle ve gelişmelerin ardından tavsiyede bulun. Chloe bizim varlığımız konusunda şüpheci. Ama unutma ki Arkadiusz da bir zamanlar benzer derin bazı şüphelere sahipti, şimdi ona tekrar bak... Bu arada mevcut durumla ilgili gelişmeler devam ediyor. Chloe'ye neler olacağına bak şimdi!!
S: (L) İtiraf etmeliyim ki ben de uzun süre şüpheciydim... hatta hala bazı şüphelerim olabilir. Ama o kadar çapraşık şeyler var ki, şimdiye kadar okumuş ve deneyimlemiş olduğumuz şeylerle bile hiç birimiz bunları kendi bilinçaltımızla oluşturmuş olamayız. Ve çeşitli kehanetler ve özel bilgiler gerçekten çok etkileyiciydi.
Doğruluk bakımından sanırım %100'e yakın bir dereceye sahipsiniz, tabii bizim kendi zihinlerimizdeki enerji çevrim derecesi ve önyargıların da göz önünde bulundurulması gerek! Öncesine göre şüphelerim azaldı. Ayrıca diğerlerinin eylemlerini inanılmaz isabetli bir şekilde öngörebiliyorsunuz gibi görünüyor. Buna tekrar tekrar şahit olduk... Hazır buna değinmişken, şu anda herhangi bir kehanette bulunacak mısınız?
C: Gerekli değil... henüz.
S: (A) 1979'da omzumu neden kırdığımı öğrenmek istiyorum.
C: AK, canım, hepinize karşı sabırlı davrandık. Ama artık bu kanalı KH eğilimli kişisel sorgular için bir araç olarak kullanmanın ötesine geçmenin "vaktinin" geldiğini düşünüyoruz. Yaratımın tüm alemleri için öneme sahip konulardan bahsediyoruz. Tüm saygı, sevgi ve rehberlikle, yaratım, omuzlarındaki çeşitli sorunlara rağmen devam edecek!

-----------------------------------------------

İşte geldik dinler programı diye dilimizden düşürmediğimiz bu müthiş monoteist anlayışla yerleştirilen ve halen de büyük bir insan kitlesinin vaz geçemediği KH manipulasyonları ve türevleri ile iyice bilinçlere yerleşmiş kolay kaldırılamayan genel anlayışın nasıl ortaya döküldüğü ve bu işte Atlantis in rol aldığını belirtmeye ,

Atlantis "Birin Yasasının Oğulları" denen bölümün bütün ikazlarına rağmen egeosal hayatı yaşamın en önemli ilkesi haline getirmeye kendini adamış "Belial Oğulları" ırksal neslidir,

Bunun daha iyi izahını evvelce yapmışım ,kendi eski yazımdan alıntı,
"Monoteizme bakalım,ırksal bir durumun ayrışması sonu yani Lemuryalıların Atlantislilerden ayrılması işi kesinleşince ve Atlantislilerin 3 defa batırılışından sonra kurtulabilen Atlantisliler ve hatta biraz kalıntı Lemuryalılar dünyanın çeşitli yerlerine dağıldılar,Belial oğullarının çılgınlıklarına yani aşırı egosal davranışlarına dur diyen "Birin Oğulları "adlı rahipler yenik düşmüşler karşı egosal bölüm yani "sahiplenme, sınırlanma" gibi KH oluşumunun yerleşmesinde etken olmuşlar ve bu birin oğulları konusunu monoteizme çevirmişlerdir,bu hareket ibraniler vasıtası ile dinler programını başlatmış ve sonra İsa sembolizması ile ST.Paulun büyük bir ustalıkla gördüğü vizyon ve baştan aldanış sonra gerçek gibi montajla yerleştirdiği hristiyanlık ,en son da islamiyet ,bu dinler yankı evrenleri haline gelen ayırımlı ve birbirini kabul etmayen KH genel düşünüşüne adapte olmuş insanlığı son derece meşgul etmekteler,

Bu belirttiklerim bir ütopya mı ,bunca sene anlatılanlar yanlışta bu söylediklerim mi doğru diyen bilinçler tabiiki olacak ,bunu çözecek olan evvela o özümüzde olan terazide bu yankı dünyaları haline gelmiş ayrılıklar hangi kefeyi dengede tutmaktadır ,verilen bilgilerde ayrılık yok her şey birdir şeklinde doğru konular olsa da bir başka yerde 180 derece ters ayrılığı bayrak yapmış konular üzerinde başka dinlerdekini katiyen kabul etmeyen diğer insanları katl etmeyi cevaz gördüren sevaptır diyen bilgilerle karşılaşıyoruz siyonizm islamafobi, cihat ayrı unsurlarına kilitlenmiş ve masum insanları ürküten insanlık dışı olgulara kapılmışları görüyoruz,

Bunu çoktan idrak etmiş dostları tenzih ederim ama bu asırlık bilgilerin üzerimizde olan kalıntılarını temizleyemeyenler de olduğu gerçektir,"

------------------------------------------------------------

S: (L) Bu gece kavrama seviyemi aşıyorsunuz! Önceki bir celsede Edgar Cayce'nin açıkladığı şekliyle "Belial'ın oğulları" ve "Birin yasasının oğulları"yla ilgili ve bunun felsefi mi, yoksa ırksal bir ayrım mı olduğuna dair bir soru sormuştum. Bunun başta ırksal bir ayrım olduğunu, sonradan ise felsefi ve dini bir ayrım haline geldiğini söylemiştiniz. Yüzyıllar boyunca tüm dinlerin durumuyla ilgili bilgileri bir araya getirdiğimde, monoteist fikrin, ki görünüşe göre bu da "Bir'in yasasının oğullarının" temel fikri oluyor, hayatımda rastladığım en zekice ve aldatıcı kontrol aracı olduğu şeklinde bir sonuca varıyorum. Nereden gelirse gelsin bu insanlar tek tanrının olduğunu ve bizim de onun hizmetkarları olduğumuzu söylüyorlar. "Bize paranızı verin, biz de ona öbür dünyada size iyi davranmasını söyleyelim!"
C: Eğer kişi aldanırsa, çok zekice. Eğer aldanmazsa, aptalca.
S: (L) ...Demek "Bir'in Yasası'nın Oğulları" monoteist yahudiliğe döndürüldüler, bu da sonra Hristiyan dini mitosuna dönüştürüldü ve bu Atlantis zamanında beri sürdürülen bir tema.
C: Işık rolünü oynayanlarca örülmüş bir hikaye.
S: (L) "Işığın melekleri" gibi görünüyorlar. Ve tarihteki herşey bu grup tarafından yeniden yazılmış.
C: Başkalarının kontrolü altındalar. Tahmin et kimin?
S: (L) Oryon KH.
C: Mesajı aktarmak için ışık sütunları ve ateş arabaları gönderiyorlar.

-----------------------------------------------

Benim fazla içine maalesef giremediğim Astroloji ve Zodiak birimleri hakkında ,Atlantis ona da el atmış ama yapılan yorumlarda esas etkinin yorumu yapanın psişik durumunun olduğunu belirtiyorlar,

-------------------------------------------------------------

S: (L) Tamam. Bir sonraki soru: Anladığım kadarıyla Terazi zodyağa sonradan eklendi ve Akrep'le Başak'ı ayırdı. Orijinal zodyakta 10 burç mu vardı yoksa 11 mi?
C: Orijinal?
S: (L) Ne kastettiğimi biliyorsunuz!
C: Pek çok kombinasyon vardı.
S: (L) Şu andaki 12 burçlu zodyak mevcut şekliyle ne zaman uygulanmaya başladı?
C: 1302 MS.
S: (L) Daha önce kaç burç vardı?
C: 11.
S: (L) Ben de öyle düşünmüştüm. Bulabileceğimiz en eski zodyağın kaynağı nedir?
C: Atlantis.
S: (L) Yazılı olarak mevcut en eski kaynak nedir?
C: Mısır.
S: (L) Bu kişinin horoskop yorumunu etkileyebilir!
C: Astroloji sanatı astroloğun yorumlarında yatar. Eğer doğruysa, bunun nedeni psişik yeteneklerdir. Aynı şey diğer tüm yöntemler için de geçerlidir, sadece araçtırlar.
------------------------------------------------------------

Atlantis coğrafi yapısının nerede olduğunun yanında uzun süren etkinliklerinin sadece belli bir coğrafi yapıda değil üç defa batırılmalarının da düşünüleceği ve yer değiştirmelerin bu sebeple dünyada çeşitli yerlere dağildıklarının yanında küresel ısınmanın akabinde buzul çağını getireceği hakkında genel bilgiler,

Yine uzun bir cümle oldu ama anlaşılıyor sanırım,bu uzun cümleler içinde gerekli mesajı verme çabası içinde iken hep o ikaz eden arkadaşım aklıma geliyor ,cümlenin sonuna geldiğimizde ortada ne vardı kaçırıyorum demekteydi,

-----------------------------------------------------------

S: (L) Evet. İhtiyaçlarımız karşılanacak. Evet, ama ayrı kalmamız gerekmesi bakımından zorluğu var... Tamam. Bizim mevcut ızgara sistemimize göre, Atlantis'in hangi coğrafi koordinatlara düştüğünü öğrenmek istiyorum. Kesin şekline ihtiyacımız yok, sadece genel olarak...
C: Bu tıpkı "NATO'nun coğrafı koordinatları nedir?" diye sormaya benziyor.
S: (L) Tamam, daha spesifik bir şekilde sorayım: Atlantik Okyanusu'nda olduğu iddia edilen Atlantis topraklarının en kuzeydeki kısmı hangisiydi?
C: Atlantis'in bir ülke, arazi, ada veya kıta değil, bir medeniyet olduğunu bilmenizin "vakti!"
S: (L) Tek istediğim Atlantik Okyanusu'ndaki bir kara kütlesiyle ilgili bir fikir edinmekti... Bu kara ütlesi neredeydi?
C: Sence?
S: (L) Azorlar'ın ve Kanarya Adaları'nın...
C: Evet, ama aynı zamanda başka pek çok yer. Hatırla, o zaman deniz seviyesi onlarca metre daha alçaktı...
S: (L) Deniz seviyesi neden onlarca metre daha alçaktı? Buzlardan dolayı mı, yoksa dünyadaki su miktarı o kadar fazla mı değildi?
C: Buz.
S: (L) Buzlar kutuplarda mı yoğunlaşmıştı? Buzul çağının buz örtüsü?
C: Evet.
S: (L) Demek Atlantis buz çağında varoldu?
C: Büyük ölçüde, evet. Ve buz örtülerinin dışındaki yerlerin çoğunda dünyanın iklimi bugünkünden daha soğuk değildi.
S: (L) Bu buzulların oluşmasına neden olan şey neydi?
C: Küresel ısınma.
S: (L) Küresel ısınma nasıl olur da buzullanmaya neden olur?
C: Presipitasyonu çok büyük ölçüde arttırıyor. Ve büyük presipitasyon kemerini çok daha kuzeye taşıyor. Bu da çok hızlı bir şekilde buzul tabakalarının oluşmasına ve sonra da giderek daha hızlı ve yoğun bir şekilde buzullaşmaya neden oluyor.
-------------------------------------------------------------

Aşağıdaki alıntıda geçen ızgaralar konusunda Dionysos dostumuzun da desteklediği şu bölüm hakkında biraz bilgilerimizi hatırlatalım,

https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=29&whichpage=34#27106

Bahsi geçen eski alıntıların tekrarı üzerinde fazla oyalanmadan enkarne olan Atlantis gerçeği üzerinde duralım ve bunların büyük kısmının USA da olduğunu da vurgulayalım,

-------------------------------------------------------------
C: Kavramı biraz genişletin.
S: (T) Bu ızgara başka nesneler tarafından bir güç kaynağı olarak kullanılabilir mi ? (J) Bu ızgarayla enerji bağlantısı kurulabilir mi ?
C: Ağ.
S: (L) Bir şeyleri tuzağa düşüren bir tür ağ mı ?
C: Kavramı genişlet.
S: (L) Bu ağ bir şeyleri...
C: Hesaplıyor...
S: (J) Internet mi ? (T) Bizi içeride tutmaya yarayan bir çeşit engel gibi mi ?
C: 3. Yoğunluk balo salonunda dans ediyorsunuz. "Alice Kristal Saray'da aynanın içerisinden geçmekten hoşlanır." Atlantisli ruhların yeniden reenkarne olma dalgası eskiden ortaya koyulan bir olayın [performansın] tekrar edilmesi dürtüsünü de açığa çıkarıyor.
S: (T) Yeniden enkarne olan Atlantisliler eskiden kristaller aracılığıyla yaptıkları şeyi yeniden yapmak için hazırlanıyorlar. Yani şu an yapılmakta olan, Atlantis tarzı bir şey mi ? Farklı ekipmanlarla ama aynı şey ?
C: Daha büyük ve daha iyi şeylere ulaşmadan önce tüm derslerinizi öğrenmelisiniz.
S: (L) Bu söylediğiniz Atlantisliler'in derslerini tekrar etmesiyle ilgili genel bir vurgu mu, yoksa bizlerin bu dersi tam olarak öğrenmemizin ardından, bu ızgarayı etkisiz kılacağımız daha büyük ve daha iyi şeylere ulaşacağımızla mı ilgili ?
C: Hepsi; şimdi olanlar ve gelecekte olacaklar.
--------------------------------------------------------------------

Yine çok uzatmadan ileride devam etme isteği ile şimdilik kesiyorum.


Bu arada şunu ilave edip etmeme konusunda çok tereddüt ettim ,

Son zamanlarda dostların değindikleri konularda bilgide özellikle şu ana kadar idrak ettiğimiz sandığımız konularda istikamet kaymaları hissettim tabiiki bu benim var sayımımdı ve bazen sert ve kesin ifadelerle oldu, bu yüzden bazı dostların konulara pozitif yaklaşımını zedeledim sanırım, böyle duyguya kapılmışlardan evvela özür dilerim biz kim oluyoruz da bu dayatmayı yapıyoruz,her kişinin özgür seçim ve inancı kutsaldır dokunulmamalı..

Uğraştığımız konularda olumlu davranışların alkışlanıp yahut olumlunun barizleşmesi yani oluşması için karşı kutbun harekete geçmesi unsurunu da farkındalık halimizin içinde olması doğaldır,negatif pozitif Çekişmesi,


Bu hususu aktardığım son 10 uncu Wave serisinde Laura çok güzel yorumluyor ,konu RA bilgileri sonunda Don un intiharını anlatırken "diyot ısınması",

Bunu biraz daha açmak için aşağıda Wave aktarımının çok ufak bir bölümünü aktarıyorum ,ama tamamını okumanızı acizane tavsiye ederim,

**********************************************
"Psişik saldırı yöntemlerinin bilgisi, bu yoğunluktaki olumsuz deneyim bilgisi ve farkında olarak bununla nasıl başa çıkılacağı muhtemelen Don'un hayatını kurtarabilirdi. Kasyopyalılara bunu özellikle bir noktada sorduk:
24 Temmuz 1999
S: (L) Son bir haftadır internette Ra Materyalinde çok bilgili bir arkadaşımla diyalog halindeyim . Daha önce yayımlanmamış olan büyük bir Ra kitaplarının 5. cildini bana gönderdi.Görünüşe göre Don Elkins'in farklı komplolar ve dördüncü yoğunluk KH manipülasyonlarının doğası ve diğer bazı oldukça acımasız konular hakkında bazı sorular sorduğu zamanlarda, bu grup veya bu grubun üyeleri tarafından bir tür yargıya varılmıştı. bu tür konular bir STO kanalı için uygun sorgulama hatları değildi. Görünüşe göre, "olumsuz yönlere odaklananlar" olarak görülüyorlardı, bu nedenle "sevgi ve ışıktan" değillerdi. Bu tür sorular ve soru yönleri, bu nedenle, cesaretini kırdı veya bu grup tarafından takip edilmesinin arzu edilmediği konusunda hemfikir oldu. Don Elkins vermedi , ancak, intihar ediyor. Bize nedenini söyleyebilir misin?
C: İntihar, gürültüyü kapatmanın yakından farkına varmak için seçilmiş bir yoldur.
S: (L) Anlamak isterim. Burada, bu insan Ra ile harika bir temas kurdu.
C: Ra ile temas, saldırı olasılığını ortadan kaldırmaz.
S: (L) Ra, saldırıya uğradığını, ne tür bir saldırı olduğunu ve bununla nasıl başa çıkılacağını anlamak için gereken bilgiyi ona neden iletmedi?
C: Sorular sorulmadı.
S: (L) Onu koruyacak sorular neden sorulmadı?
C: "Sevgi ve Işık" odağı.
S: (L) Yani sevgi ve ışık yönlerine çok odaklandıkları için…
C: Negatiflik olmadan pozitiflik olmaz. Kabul edilmiş olsun ya da olmasın, her zaman olumsuzluk vardır.
S: (L) Yani kabul edilmezse, masaya konmazsa, tabiri caizse, ne olursa olsun bir tür "seni ısırır" mı diyorsun? Yani bir şekilde tezahür edecek ve kişi sevgi ve ışık açısından aşırıya kaçarsa, olumsuzluk arka kapıdan mı gelecek?
C: Kapat.

Öyle bir trajedi ki, bu çığır açan, çığır açan grubun başına geldi. Ancak, kozmosun bilgi alemleriyle uğraşmaya başladığınızda ve öznel varsayımlarınızı, bilginin daraltılması veya sınırlandırılması için sınırlamaya veya yerleştirmeye başladığınızda, hepimiz için bir derstir. Filtrelediğiniz enerji / bilgi nesnel olarak hala var ve hala sizin bir parçanız .

İnsanın zihni Tanrı'nın zihni olduğu sürece, kötülüğün insan aklı tarafından yaratıldığı doğru değildir .

Bunu anlamanın basit bir yolu şudur: Bir enerji akımına sahip olduğunuzda, normalde tepeleri ve çukurları olan bir dalgadır - yukarı ve aşağı, pozitif ve negatif. Enerjinin herhangi bir yönüne odaklanan kaynaklar, alternatif akımı doğru akıma dönüştüren bir diyot gibi olur. Akım, diyottan yalnızca bir yönde akabilir ve akımın bir kısmı bloke edilerek ısıya dönüştürülür. Bu, esasen bir DC dönüştürücünün işlemidir ve aynı zamanda DC dönüştürücülerin sık sık değiştirilmesi gerektiğinin nedeni de budur: yanarlar.

Carla'nın diyot işlevinin bir sonucu olarak Don'da üretilen "ısı", "devrelerini yakan" şeydi, çünkü Don'da aktarılan bilgi, Carla tarafından alınabilecek ve iletilebilecek olandan çok daha büyüktü."(Alıntı sonu.)


Tgur Posted - 30/07/2020 : 09:15:59

ATLANTİS

Onu zaman zaman ortaya getirdik ,zira dünya toplumunun genel kaderi programında bu ırk oldukça fazla rol oynuyor,hatta ruhların düşüş yaşadığı KH yapılanmasının mimarı idiler ,burada "düşüş" derken yanlış yaptığımızı sonralar çok idrak ettik ,yorumumuz subjektif idi var oluşun objektif gerçeğine uymayan yadırgar bir KH anlayışı,

Zira var oluş dediğimiz şey olma halinin bütün özelliklerini sergileyen mozaiksel bir yapı ,bu yapının duvarları örülürken hiç bir tuğla veya yapı malzemesini göz ardı etmemek lazım ,konuyu fazla felsefeye daldırmadan denge konusunun işleyişi yahut var oluşun teşekkülü için kutuplar gerek ,

İşte bu kutuplar oluşumunun genel maksadını tam anlarsak bir ile bir olabileceğiz,şimdilik kutupların varlığı ve işleyiş mekanizması ile olan biteni görmekte anlamaya çalışmaktayız, kutupların karakteri hakkında geliştirdiğimiz bilgi yumağında yaşamı maddesel ve ruhsal sürdürürken kutupların birinde kalmanın ,takılmanın ileri gidişin bilincine ve bilgeliğine ulaşmayı önleyeceğini anlamalıyız,bu hususun salimen yürütülmesi için işte o bilgi ve farkındalıkla elde edilmiş değişken algı salvolarını kullanmamız gerek,

Şu anda bulunduğumuz dünya ortamında gelişmemiş veya gelişmekte olan bireylerin öğrenme serüveninde yapmış oldukları "hata yap gerçeği yaşayarak öğren" oyununda olanların ortalıkta tehlike yaratacak şekilde bıraktıkları yaşamamıza mani olan manialarına çarpmak tehlikesi altındayız ,bunlar değişken algı yoluyla atlatılabilinecek şeylerdir tabii ki sadece algıyla atlatılabilinirse ,fiziki def etme yolları da kullanılabilinir, bunu K.lar "Din Hayattır" öğretisinde işaret ettiler ,yani ortamda olanların farkında olup takılmadan yaşamak ,

Bu hususu sık sık gündeme getirmemizden kasıt yaşarken bu zararlı akımlara kapılma ve zarar görme tehlikeleri eksik olmamakta,

Mesela elinde kılıçla yükseğe çıkıp ritüel idare etmeye kalkışanlar ve bunları destekleyenleri görüyoruz ne oluyor orta çağ savaş ortamları mı yaratılıyor ,kılıcı gör önümde eğil benliğini bana teslim et,korkunç..

Bu akımları da bilinçle salvolayacağız başka çare yok, "iğrenç subjektif"

Kötülük çukurdur iyilik yalçın dağlar
Her ikisini bilgelik denizi kaplar
Ufukları net görebilmek
Deniz üstünden bakana kolaylık sağlar

----------------------------------------------------------------
C: 'İğrenç' subjektif.
S: (L) Fakat tüm bunlar çok korkunç.
C: Hislerinizi anlıyoruz, fakat herşey sizin perspektifinize uymaz.
S: (L) Bunlar dünyaya neden oluyor?
C: Karma.
S: (L) Ne tür bir karma bunu getirebilir?
C: Atlantis.
S: (L) Atlantisliler bunların başımıza gelmesine neden olacak ne yaptılar?
C: Şu anda bunu yanıtlayamayız.
S: (L) Bizi ne koruyabilir?
C: Bilgi.
S: (L) Bu bilgiyi nasıl elde edeceğiz?
C: Şu anda bu kaynaktan size veriliyor
---------------------------------------------------------------
S: (L) Nuh tufanı hikayesi, Atlantis'in yıkılmasının hikayesi miydi?
C: Evet. Ama sembolik.
S: (L) O zaman gezegende kaç insan vardı?
C: 6 milyar.
S: (L) Bu altı milyar insandan kaç tanesi hayatta kaldı?
C: 119 milyon.
S: (L) Nuh tufanına neden olan şey başka bir gök cisminin dünyanın çok yakından geçmesi miydi?
C: Evet.
S: (L) Hangi cisimdi bu?
C: Martek.
S: (L) Biz bu cismi güneş sistemimizdeki bir cisim olarak biliyor muyuz?
C: Evet.
S: (L) Hangi isimle?
C: Mars.
S: (L) Martek o zaman yaşayanlar var mıydı?
C: Hayır.
S: (L) Su veya başka özelliklere sahip miydi?
C: Evet.
S: (L) Dünyaya çok yakın geçtiğinde, o zamana kadar sahip olmadığımız oranda aşırı bir su yüklemesi mi yaptı?
C: Evet.
S: (L) O olaydan önce gezegenimizin etrafında bir su buharı örtüsü var mıydı?
C: Evet.
----------------------------------------------------------

S: (L) Nuh/Utnapiştim hangi bölgede yaşadı, hangi kıtada?
C: Atlantis.
S: (L) Suların çekilmesinden sonra gemi nereye toprağa oturdu?
C: Mısır.
S: (L) Venüs'le etkileşiminden binlerce yıl önce olduğu için soruyorum; Martek'in o zaman dünyaya çok yakından geçmesine neden olan şey neydi?
C: Venüs'le ilgili gezegensel hizalanmadan kaynaklanan çekimsel sapma.
S: (L) Yani Mars'ın yörüngesinden çıkmasına neden olan şey bir gezegen dizilimiydi?
C: Evet.

-----------------------------------------------------------

S: (L) Basklar nereden geliyor?
C: Atlantis.
S: (L) Dilleri Atlantis dili mi?
C: Türevi.
S: (L) Hangisi önce geldi, Sümerliler mi, Mısırlılar mı?
C: Sümerliler.
S: (L) Mısırlılar nereden geldi?
C: Atlantis.
S: (L) Hangisi önce geldi, Sümerliler mi, yoksa Atlantisliler mi?
C: Atlantisliler.
S: (L) Atlantislilerin yüksek bir kültür kurdukları dönemde Sümerliler de yüksek bir kültür müydüler?
C: Sonra.
S: (L) Atlantisliler Sümer'e ve daha sonra da Mısır'a mı gittiler??
C: Yolculuk yaptılar.
S: (L) Atlantisliler Sümer'e yolculuk mu yaptılar?
C: Evet.
S: (L) Sümer'de ileri karakollar mı kurdular?
C: Evet.
S: (L) Atlantis parçalandığında Atlantisliler Mısır'a mı gittiler?
C: Evet. Ve başka yerlere.
S: (L) Atlantisliler başka nerelere gittiler?
C: Kuzey ve Güney Amerika. İnka. Aztek. Maya. Hopi Kabilesi. Pima Kabilesi.

---------------------------------------------------------

S: (L) 'Şem' kelimesinin gerçek anlamı?
C: Saflık.
S: (L) Bu kelimenin kökeni hangi dilde?
C: Atlantisce. İbranice.
S: (L) Yahudiler nereden geliyor?
C: Atlantis.
S: (L) Yehova kimdi?
C: Kurgu varlık.
S: (L) Dağda Musa ile konuşan tanrı kimdi?
C: Kertenkelelerin sesli bir projeksiyonu.
S: (L) Musa daha sonra Kertişler tarafından aldatıldığının farkına vardı mı?
C: Hayır.
S: (L) Fakat, önceki gece Musa'nın diğer boyutta İsa'yla birlikte çalıştığını söylemiştiniz, doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Peki, Kertişler tarafından kandırıldıysa, nasıl 'iyi adam' oldu?
C: Sonradan bilgilendirildi.
S: (L) Neyden sonra?
C: Boyut transferi.

------------------------------------------------------------

Yani Musa ancak göçtükten sonra gerçeği görebilmiş 5Y de,

Bir ara Atlantisliler yaratma konusunda o kadar ileri gittiler ve "şeyler" yarattılar dediğimizde pek inanılmıyordu gerçi teknolojiyi Lemuryalılardan almışlar ve denek olarak onları da kullanmışlardı ve yaratma işinde üst yoğunluklara geçmeden burada dünyada faaliyetlerin kadim yani eski dönemlerde de olduğunu görüyoruz ve şimdi de klonlama v.s. tekniğinde ilerlemeler bu işin sadece akıl ermez monoteist bir güç tarafından olmayacağını da ispat etmekte, ortada olan ve insan kabiliyet manzumesinde gizli gibi olan ve açılmış açılacak bir konu,

"Baş yaratıcı kim,
C:Sizin içinizden çıkıyor"

Lemuryalılardan bahsettik onlar hakkında kısa bir hatırlatma geçelim,

----------------------------------------------------------

S: (L) Paskalya Adasındaki taştan başları kim yaptı?
C: Lemuryalıların torunları.
S: (L) Yerliler o taşların oraya yürüyerek geldiğini söylüyor. Bu doğru mu?
C: Hayır.
S: (L) Peki nasıl geldiler?
C: Tonal titreşim.
S: (L) Peki o taşlar neyi temsil ediyor?
C: Nefalim.
S: (L) Nefilim'in görünüşü böyle miydi?
C: Yakın.
S: (L) Bu Lemurya'da Nefilim'in mevcut olduğu anlamına mı geliyor?
C: Yakın.
S: (L) Lemurya neredeydi?
C: Güney Amerika Pasifik açıkları.
S: (L) Yani Paskalya Adası yerlileri atalarından bahsederken, Güney Amerika yönünden gelen insanlardan mı bahsediyorlar?
C: Hayır. Hemen her yönden geliyorlardı. Paskalya Adası Lemurya'nın bir kalıntısı.
S: (L) Lemurya'ya ne oldu?
C: Sizin Cennetten Düşüş dediğiniz olaya yakın bir zamanda suya gömüldü.
------------------------------------------------------------

Lemuryalılar cennetten düşüşten evvel yaşamışlar 3BH yaşamı ama Atlantislileri bilinçte aynı çizgiye getirememişler ,"birin oğulları ve belial oğulları" ayırımı,

Bu olayların kronolojik sıralamasını uyguladığımız zaman çizelgesine tam oturtamayız ama hadisede Sümerliler (Atlantisli torunları) olabileceği gerçeğini de göz ardı edemeyiz,

Tam bu noktada kısa döngü yani KH yaşantısının yani bizlerin macerasını ortaya koyan durum,deneyin değişik bir tarzda yani kısa döngüde devam etmesi istenen ve halen de devamlı olduğunun bilgilerini oturtalım ,ilgili alıntının bir kısmını alıp bakalım,

---------------------------------------------------------
S:(T) Bir saniye. Olayın mantığını kaçırıyorum. Düşüşten önce biz kimdik?
C: 3'üncü yoğunluk BH.
S:(T) Bize 3'üncü yoğunluk varlıklarının BH olamayacağını söylememiş miydiniz? (L) Hayır. 3'üncü yoğunluk BH varlıklarının olduğunu söylemişlerdi. (T) O zaman meydana gelen şeyden dolayı mı şimdi KH'yiz?
C: Evet.
S:(T) Tamam, demek o zaman BH'ydik. Yani Kertenkeleler kapıyı açtı ve tabii bunu bir mecaz olarak kullanıyoruz. Kertenkeleler kapıyı açtı ve bize bir küp altını gösterdiler ve kapıdan geçip ona ulaşmamızı umuyorlardı ve bizi kontrol altına almak üzere kapının arkasında bekliyorlardı. Doğru yolda mıyım?
C: Ummak yanlış fikir.
S:(T) Bizi cezbederek yapmaya çalıştıkları şey neydi?
C: Yapmaya çalışmak da yanlış fikir; öğrenme fırsatı için sorgulamaya devam edin.
S:(T) O zaman 3'üncü yoğunluk BH varlıklarıydık. Bu, daha önce bahsettiğiniz savaştan sonra mıydı?
C: Savaşın kendisiydi.
S:(L) Savaş içimizde miydi?
C: Sizin üzerinizden.
S:(T) Yani o kapıdan geçip geçmeyeceğimizle ilgili bir savaş... (L) Savaş bizim üzerimizden yapıldı ve biz resmen savaş meydanıydık. (T) Anladım, ama genel resmi doğru anladığımızdan emin olmak için bu benzetmeye geri dönmek istiyorum. Kapı açıldığında savaş devam ediyordu. Savaş, bizim o kapıdan geçip geçmeyeceğimiz üzerine miydi?
C: Yakın.
S:(T) O noktada BH'ydik. BH ve KH seçeneklerimiz var.
C: TR, savaş her zaman var, önemli olan "ne zaman" seçtiğin!
------------------------------------------

Bazı kaynaklarda Atlantislilerin böyle bilgiyi büyük bir BH karakteri ile vermelerini anlamak için onların beyinlerini de inceleyip bu BH yaşantısının ne olduğunu irdelemeye çalışmışlar benzeri davranış Hitler zamanında da görülüyor, Dr. Mengele,

https://bilimveutopya.com.tr/nazi-propagandasi-bilimi-nasil-kullandi

------------------------------------
S: (F) Sıradan bir DNA'yla karşılaştırmaları gerekir. (L) Atlantis ve Lemurya dünyanın en eski medeniyetleri mi?
C: Hayır.
S: (L) Atlantis ve Lemurya'dan önce de gelişmiş medeniyetler var mıydı?
C: Pek çok.
--------------------------------------

C: Doğulular efsanelerinizde "Lemurya" olarak bilinen bir bölgeden getirildiler. Dünya'nın o zamanki iklim ve kozmik ışın koşullarına iyi uyum sağlayacak şekilde Oryon Birliği içindeki 7 genetik kod yapısının önceki bir melezlemesi yoluyla tasarlandılar.

------------------------------------------------
Bu arada nasıl bir deneyleme mahsulü olduğumuzu da böylece hatırlamaya çalışalım, Orion birliği deneysel çalışmaları melezlemeler v.s.bu arada dillerde kullanılan orijin (başlangıç kaynak )ifadesinin Orion dan geldiğine dikkat edelim ama monoteizm saplantısına kapılmadan,

---------------------------------------

S: Çingenelerin genleri kimin genleriyle birleştirildi?
C: Hümanoid bir dünyadışı ırk ve Atlantisli köle işçiler.
S: Atlantisli köle işçiler kimdi?
C: Kristal ile kontrol edilen köle halk.
S: Çingeneler neden bu kadar kapalılar? Bu da genetik olarak mı kodlandı?
C: Evet. Ve zihin kontrolü.
S: Yarı insan yaratıklar, minotorlar, santorlarla ilgili efsaneler var. Böyle yaratıklar hiç oldu mu?
C: Atlantis'te hayvan olarak tanımlanan deneyler. V--- kısmen Çingene. Bunu gizliyor.
S: Bunu biliyor mu?
C: Kısmen.
S: Baalbek şehrini kim inşa etti?
C: Antareanlar ve eski Sümerler. Atlantislileri kast ettik.
S: Bu binanın devasa boyutlarının sebebi nedir?
C: Devler.
S: Devler kimdi?
C: Nefalim'i yeniden yaratmaya yönelik genetik çaba.
S: Atlantisliler ve Sümerliler Nefilim'i yeniden yaratmayı başardılar mı?
C: Hayır.
S: Bu devasa şehri neden kurtular?
C: Zihinsel özürlü bireyler için.
S: Çalışmalarının neticesi özürlü bireyler miydi?
C: Evet.
S: Devasa şehri neden inşa ettiler?
C: Başarılı olacaklarını bekliyorlardı.
S: Neden biri çıkıp gerçekleşmesi yıllar sürecek genetik bir projenin beklentisiyle Baalbek boyutlarında bir şehir inşa etsin ki?
C: Proje yalnızca üç yıl aldı. Nükleer hormonal kopyalama prosedürü kullanılarak gelişim döngüsü
hızlandırıldı. Başarısızlık bununla ilgiliydi.
S: Hızlandırılmış gelişimden dolayı mı?
C: Uygun şekilde yapamadılar.
S: Taşları kesip taşımak için hangi teknik yöntemi kullandılar?
C: Ses dalgası odaklaması.
S: Şehrin yapımını engelleyen veya durduran olay neydi?
C: Venüs'ün görünüşü ve geçişi.
-------------------------------------------------------------------
Biraz bilgilerden pot bori ,Minos uygarlığı ve Nefalimlerle savaş hakkında gerçeklikler,

https://tr.wikipedia.org/wiki/Girit_uygarl%C4%B1%C4%9F%C4%B1

------------------------------------------------------

S: (L) Geçmişte herhangi bir noktada, efsanelerde tanımlandığı şekilde ünikorn (tekboynuzlu at) diye birşey oldu mu?
C: Hayır.
S: (L) Bu efsanenin kaynağı nedir?
C: Ünikorna benzeyen bir Atlantis hayvanı. Hepsi afette öldü. Ata benziyordu ama bazılarında boynuz da vardı.
S: (L) Sanskrit dilinin kökeni nedir?
C: Atlantis.
S: (L) Ariler buraya getirildiklerinde Atlantis'e mi götürüldüler?
C: Hayır. Ariler Atlantislilerden farklıydı.
S: (L) Bugün Ari dilinden kalmış olan herhangi yaşayan bir dil var mı? Veya Hint-Avrupa gelişiminde yapısını muhafaza eden?
C: Evet. Tüm Cermen dilleri.
S: (L) Keltçe bunlardan biri mi?
C: Evet.
S: (L) Minos medeniyetinin kökeni nedir?
C: Atlantislilerin torunları.
S: (L) "Boğa zıplaması"neydi?
C: Bir test, bir spor, dini bir ritüel.
S: (L) Thera yanardağı patladığında Knossos hariç tüm Minos şehirlerini yok etmiş gibi görünüyor.
C: Thera yanardağının patlaması, Maldek'in yakın bir geçişinden kaynaklandı. Knossos yok olmadı çünkü yapılar temelden daha güçlüydü ve çarpan enerji dalgası dikeydi. Yeraltı barınakları bazı insanların hayatta kalmasını sağladı.
S: (L) Minos medeniyetinin çok büyük bir bölümünü yıkan bu olaylardan sonra Knossos 75 yıl daha varlığını korudu. Minosluların tamamen yok olmasına neden olan olaylar neydi?
C: Meteordan kaynaklanan parazitler. Meteor şehri yok etti.
S: (L) Mikenler 15 metre kalınlığında duvarları olan bir şehir inşa etti. Tek tehlike mızraklı ve oklu savaşçılar ise duvarlar neden bu kadar kalındı?
C: O dönemde sıkça meydana gelen afetsi olaylara karşı koruma. İşe yaradı. Duvarın büyük bölümü hala ayakta.
S: (L) Pek çok açıklamanızda bir komet kümesinden bahsettiniz. Kometin teknik tanımı bir buz külçesi oluşuyla ilgilidir. Bahsettiğiniz kümedeki kometlerin durumu da bu mu?
C: Ve başta iridyum çekirdekleri olmak üzere diğer maddeler.
S: (L) Buraya gelen 36 milyon Nefilim olduğunu söylüyorsunuz, onlar 4'üncü yoğunluk varlıkları mı?
C: Hayır. 4'üncü yoğunlukta yaşıyorlar ama 3'üncü yoğunluklar. Sizin kadar fizikseller. Gestapo gibi hareket ediyorlar. Gestapo, Kertenkelelerin Hitler üzerindeki etkisi yoluyla Nefilim'den ilham alınarak kuruldu. Bir egzersiz denemesiydi.
S: (L) Herhangi bir Nefilim bize karşı dostça davranır mı?
C: Hayır.
S: (L) Nefilim'in tıpkı insanlar gibi D'Ankhiar denen bir gezegende tohumlandıklarını söylemiştiniz. Orada tohumlandığımızı söylerken kastettiğiniz şey neydi?
C: Molekülerizasyon için uygun bir ortamdı.
S: (L) Dünya üzerindeki fiziksel bedenlerin yani Neandertal, Kro-Mgnon, Australipitikus vb gibi çeşitli insan türlerinin o gezegende üretilip sonra buraya getirildiğini mi söylüyorsunuz?
C: Evet.
S: (L) Eğer Nefilim 3'üncü yoğunluksa, tıpkı bizim gibi öldüklerini düşünüyorum. Doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Yani onlara ateş edebiliriz ve ölürler, değil mi?
C: Doğru. Ama yanlış yaklaşım.
S: (L) Doğru yaklaşım nedir?
C: Bilgi korur.
S: (L) Eğer 4.5 metre boyunda biri gelip beni yere yıkmak isterse hangi bilgi beni koruyacak?
C: 4'üncü yoğunlukta olacaksın.
S: (L) Yani onlar buraya gelmeden önce biz 4'üncü yoğunluk mu olacağız?
C: Geçiş.
S: (L) Üçümüz de mi?
C: Evet, ve pek çok başka kişi.
S: (L) Yani Nefilim'le uğraşmak zorunda olmayacağız?
C: Yanlış.
S: (L) Yani o sırada dünya üzerinde 3'üncü ve 4'üncü yoğunlukta varlıklar olacak ve bazıları onlarla uğraşmak zorunda olacak ama bazıları da olmayacak, öyle mi?
C: Ama siz uğraşmak zorunda olacaksınız.
S: (L) Anlamıyorum. Buraya gelen Nefilim grubu da mı 4'üncü boyuta geçiyor?
C: Onlar orada 3'üncü yoğunluk varlıkları olarak yaşıyorlar. Şöyle düşün: Kaçırıldığın zaman 3'üncü yoğunluksun ama 4'üncü yoğunluğa götürülüyorsun.

-----------------------------------------------------------
S: (L) Geçmişin herhangi bir noktasında tek bir bedende her iki cinsiyeti de taşıyan fiziksel bir insan ırkı oldu mu hiç?
C: Hayır.
S: (L) Fiziksel insan ırkı her zaman iki cinsiyetli, yani erkek ve dişi oldu, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Atlantis bir dizi afetle mi battı?
C: Evet.
S: (L) Kaç afet?
C: Üç.
S: (L) Bu afetlerin hepsi aynı nitelikte miydi?
C: Hayır.
S: (L) "Nuh tufanının" Atlantis'teki son afetin ve yok oluşun hikayesi olduğunu söylemiştiniz, değil mi?
C: Evet.
S: (L) Bunun nedeni neydi?
C: Venüs.
S: (L) Buna Martek'in neden olduğunu söylediğinizi sanıyordum?
C: Evet.
S: (L) Eğer buna Martek neden olduysa, Venüs nasıl neden olabiliyor?
C: Venüs Martek'e de "neden oldu".
S: (L) O zamana kadar dünyanın bir su buharı örtüsüyle çevrili olduğunu söylemiştiniz, doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Ve Mars gelip kendi suyunu dünyanın atmosferine boşaltınca da bu su bir tufana neden oldu, doğru mu?
C: Yakın.
S: (L) Venüs güneş sistemine ne zaman girdi?
C: Yaklaşık 80000 yıl.
S: (L) Venüs dünyaya kaç yakın geçiş yaptı?
C: Yedi.

-----------------------------------------------------------

Atlantisin üç defa çeşitli sebeplerle battığı vurgulanıyor ,Nuh tufanından evvelki batış sebepleri arasında diğer batışlar ve kristaller hakkında genel bir alıntı ,

Diğer yayınlardan ilave bilgiler aşağıdakiler ile birleşiyor ,o yayınlardan aldığımız bilgilere göre kristal enerjisinden istifade için diğer gezegenler kullanılıyormuş mesela ay ve buralarda Birin oğulları denilen Lemurya ırksal kökenli rahipler idareci imiş Atlantisliler çeşitli oyunlarla bu idarecileri aldatıp aralarına karışmışlar ve (hırs tavanında dünyaya hakim olma düşüncesi) ve kristal idaresindeki teknolojik beceriksizlikler ve yapay zekanın (bilgisayarların) işi ve idareyi ele alması yüzünden bu batışlar gerçekleşmiş,

Şu anda da bilgisayara teslim bir toplum manzarası görüyoruz idarecilerimiz sosyal medyayı kontrol için harekete geçtiler ,pek fazla P.C. bilgim olmadığı halde mesela Google ı küstürüp kapatsalar devletçe çeşitli konularda felç oluruz gibi geliyor ,yanlış mıyım, düzeltin gençler lütfen,

-----------------------------------------------------------
C: Evet. Mars'a iniş de öyle. Ama Mars anıtları değil.
S: (T) Mars'taki anıtları kim yaptı?
C: Atlantisliler.
S: (T) Yani Atlantisliler gezegenler arası yolculuk yapabiliyorlar mıydı?
C: Evet. Kolaylıkla. Atlantis teknolojisinin yanında sizin teknolojiniz Neandertal çağı gibi kalır.
S: (T) Ay'da Richard Hoagland'ın keşfettiği yapıları kim inşa etti?
C: Atlantisliler.
S: (T) Bu yapıları ne için yaptılar?
C: Kristal gücüne yönelik enerji aktarım noktaları. Anıtlardaki veya heykeldeki sembolizma kullanılmış.
S: (T) Hangi heykeli kastediyorsunuz?
C: Örnek; Yüz.
S: (T) Bu kristaller hangi gücü topluyordu?
C: Güneş.
S: (T) Mars ve Ay'da güç toplama istasyonları kurmaları gerekli miydi? Bu onların gücünü mü arttırıyordu?
C: Gerekli değildi ama sizin milyon dolar sahibi olmanız da gerekli değil. İlişkiyi anlıyor musun? Sizin toplumunuz nasıl paraya açsa, Atlantisliler de güce açtı.
S: (T) Bu güç toplama işi onların sonunu getiren şey miydi?
C: Evet.
S: (T) Bu gücün kontrolünü nasıl kaybettiler?
C: Bilgisayarlarınızın sizi kontrol edecek hale gelmesi gibi, o güç de onları kontrol eder hale geldi.
S: (V) Yani hayata ve kendi zekasına sahip olmaya benzer birşey mi?
C: Evet.
S: (L) Yani bir anlamda bu kristal yapıların canlandığını mı söylüyorsunuz?
C: Evet.
S: (L) Peki sonra ne yaptılar?
C: Atlantis'i yok ettiler.
S: (L) Ama Atlantis'in, güneş sistemindeki bir gezegenin yakın geçişinden dolayı yok olduğunu sanıyordum?
C: Hasar gördü ama düzeldi.
S: (L) Yani Atlantis, Mars'ın yakın geçişinden dolayı zarar gördü ama sonra toparlandı, öyle mi?
C: Toprakları tamamen değil kısmen yok oldu.
S: (L) Peki Atlantis kaç ayrı yıkım gördü?
C: Üç.
S: (L) Biri Mars'ın yakın geçişinden kaynaklandı, değil mi?
C: Evet. Ve kometler.
S: (L) Mars ile kometler arasında bir çeşit etkileşim oldu, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) İkinci yıkımın nedeni neydi?
C: Venüs.
S: (L) Peki üçüncü ve son yıkım neden kaynaklandı?
C: Kristaller.
S: (L) Kristaller hala etkin mi?
C: Bermuda üçgeni.
S: (L) Bunun bir efsane olduğunu sanıyordum?
C: Hayır.
S: (L) Peki o kristal ne yapıyor? Sürekli etkin mi?
C: Hayır. Düzensiz.
S: (L) Bilinçli, duyarlığa sahip bir varlık anlamında mı etkin?
C: Hayır.
S: (L) Etkinleştiren şeyler nedir?
C: Pek çok faktör.
S: (L) Etkinleştiğinde ne yapıyor?
C: Boyutötesi pencere açılıyor.
S: (L) Diyelim ki bir insan Bermuda Üçgeni'nde gemiyle seyahat ediyor ve o pencere açıldı ve bu kişi o pencereden geçti. Kendisini nasıl bir durumda bulur?
C: Askıda kalan bir canlılığa (Suspended Animation) benzer birşey.
S: (L) Askıda kalan kişiler, canlılıklarının bilincinde olurlar mı, yoksa bilinçleri de mi askıda kalır?
C: İkisinden biri.
S: (L) Bu durumda sonsuza kadar kalırlar mı, yoksa geri mi dönerler? Yoksa başka bir yere mi giderler?
C: Açık. Herşey olası. Aynı şey Philadelphia deneyi katılımcılarının başına geldi.
S: (L) Eğer bir kişi bu boyutlararası askılı hayatiyet durumuna gelirse, sonsuza kadar öyle mi kalır?
C: Belki.
S: (L) Ölemezler mi, bunu mu kastediyorsunuz?
C: Milyonlarca yıldır bekliyorlarmış gibi bir algıları olabilir.
S: (L) Onları bu durumda kurtaracak bir kişi veya bir yol yok mu?
C: O denizciler neden delirdiler sanıyorsun?
S: (L) Bermuda Üçgeni'ndeki kristal dışında başka etkin kristaller de var mı?
C: Evet.
S: (T) Devlet bunları biliyor mu?
C: Yarı.
S: (L) Diğerleri nerede?
C: Japonya açığında, Brezilya'da, Ural dağlarında, Kuzey ve Güney kutuplarında.
S: (T) Ay ve Mars'takiler de etkin mi?
C: Evet.
S: (V) Japonya'daki depremlerle bir ilişkisi var mı?
C: Evet.
S: (L) Eğer kristallerden biri bulunsa ve teknolojisi çözülseydi ve başka bir tanesi daha...
C: Şu şekilde cevaplayalım: Eğer Neandertaller bir Boeing 747 bulsalardı, onu nasıl kullanacaklarını bilebilirler miydi?
S: (L) Bu kristallerin fiziksel ebatları neydi ve yapay mı yoksa doğal mıydılar?
C: Çeşiti ebatlar. Yapaydılar.
S: (L) Yontuluyorlar mıydı?
C: Evet.
S: (L) Yontulmada hangi şekil veriliyordu?
C: Piramit.
S: (L) Yani Gize'deki Büyük Piramit'le aynı orantılara sahip tam bir piramit miydiler?
C: Yakın.
S: (L) En büyüğü tabanından tepesine ne kadar uzunluktaydı?
C: 1500 metre.
S: (L) Ortalama uzunlukta olanları ne kadardı?
C: 150 metre.
S: (L) 1500 metre yükseklikte olan hala duruyor mu?
C: Evet.
S: (L) Peki nerede?
C: 600 kilometre doğunuzda.
S: (L) Birkaç yıl önce bir pilot suyun içinde bir piramit gördüğünü bildirmişti...
C: Gördüğü şey piramidin okyanus tabanından yukarıda kalmış olan tepesiydi. %90'ı gömülü.
S: (V) Meditasyonda Dünya değişimleri sırasında ortaya çıkan kristaller görmüştüm. Bu meydana elecek mi?
C: Evet.
S: (L) Atlantis'in batışı sırasında bu kristal nasıl oldu da çatlamadı veya kırılmadı?
C: Sıradışı ölçüde güçlü. Bir atom bombası bile onu parçalayamaz. Kristal, termonükleer bir patlamanın zincirleme reaksiyonu absorbe eder ve saf enerjiye çevirir. Bu onun tasarımsal işleviyle ilgili.
S: (L) Peki sonra ne olurdu?
C: Atlantislilerin yaptığı gibi mühendislik yoluyla odaklanma olmazsa enerji dağılır.
S: (L) Bu teknolojiyi nereden elde ettiler?
C: Kendileri geliştirdi.
S: (L) Kendileri mi icat etti?
C: Evet.
S: (L) Dünyadışılarla etkileşime girdiler mi?
C: Evet.
S: (L) Hangi dünyadışılarla?
C: Kertenkeleler.
S: (L) Bu kristaller ne tür bir güç frekansı kullanılıyordu?
C: Tam bant genişliği.
S: (T) Kristallerden kaç tanesi dünyadaki devletler tarafından keşfedildi?
C: Tümü.
S: (T) Onları kullanmaya mı çalışıyorlar?
C: Boşuna.
S: (T) Deniyorlar mı?
C: Belki.
S: (T) Ay'dan çekilmelerinin ve uzay programını durdurmalarının sebebi bu mu?
C: Hayır. Devlet teknolojiyi anlamıyor.
S: (T) Ay'daki faaliyetlerini sona erdirdiler mi?
C: Açık.
S: (T) Mars'taki kristaller nedeniyle mi oraya gitmeyi bu kadar istiyorlar?
C: Evet.
S: (T) Kristaller yüzünden mi yoksa anıtlarda saklanan şeyler yüzünden mi?
C: İkisi de değil.
S: (T) Mars'a gitmeyi neden istiyorlar?
C: Keşif.
S: (T) İnsan ırkının tepesinde bulunanlar gerçekten göründükleri kadar aptallar mı?
C: Subjektif.
S: (L) Elektrik üretmek için o kristal şeklini kullanabilir miyiz?
C: Mümkün ve yapıldı.
S: (L) Karmaşık mı?
C: Evet.
------------------------------------------

Şu çöp DNA konusuna dokunmadan edemiyorum ve bilim bağnazlarımızın din bağnazlarından farkı olmadığını ,gelişime engel olup barikatlı bir bilinci normal kabul ettirme peşindeler,

Atlantis ve Lemuryadan evvel de bu dünyada çok varlık geçişleri olduğunu biliyorduk ,tasdik edici bilgiler,

-------------------------------------------------
S: (T) Eğer 3'üncü yoğunluktaki uzmanlar şu anda DNA'mızı inceleseler bunu görebilirler miydi?
C: Çöp DNA derlerdi.
S: (T) Gene de daha önce olmayan birşeyleri fark ederler miydi?
C: Belki.
S: (F) Sıradan bir DNA'yla karşılaştırmaları gerekir. (L) Atlantis ve Lemurya dünyanın en eski medeniyetleri mi?
C: Hayır.
S: (L) Atlantis ve Lemurya'dan önce de gelişmiş medeniyetler var mıydı?
C: Pek çok.
S: (L) Şu anda Antartika olarak isimlendirdiğimiz bölgede eski bir gelişmiş medeniyet var mıydı?
C: Evet.
S: (L) Bu medeniyetin adı neydi?
C: Gor.
S: (L) Gor'da ne tür bireyler yaşıyordu?
C: 5 buçuk metre boyunda.
S: (L) Peki hümanoitler miydi, bize benziyorlar mıydı?
C: Yakın.
S: (L) Bizim gibi erkek ve dişi miydiler?
C: Evet.
S: (L) Uzay yolculuğu yetenekleri var mıydı?
C: Öyle bir ilgileri yoktu.
S: (L) Onların medeniyetinin herhangi bir kalıntısı var mı?
C: Evet.
S: (L) Sadece Antartika'da mı yaşıyorlardı?
C: Hayır.
S: (L) Tüm dünyada mı yaşıyorlardı?
C: Yakın.
S: (L) Florida'da herhangi bir kalıntıları var mı?
C: Hayır.
S: (L) Kalıntıları nerede bulunabilir?
C: Güney Amerika.
S: (L) Güney Amerika'nın neresinde?
C: Amazon. Eski Amazon efsaneleri.
S: (L) Bilimadamlarımız bunu biliyorlar mı?
C: Evet.
S: (L) Atlantis ve Lemurya'nın kalıntıları mevcut mu?
C: Evet.
S: (L) Bilimadamları bunu da biliyor mu?
C: Evet.
S: (L) Bu bilgileri kasıtlı olarak mı bizden saklıyorlar?
C: Evet.
S: (L) Bize söyleme gibi bir niyetleri var mı?
C: Hayır.
S: (L) Ellerinde bu kalıntılardan var mı?
C: Evet.

-------------------------------------------
S: (T) O kadar iyi miydik? (L) T--- ! Pekala, Otto Muck, Atlantis'in son yıkımının MÖ 5 Haziran 8498'de meydana geldiği sonucuna ulaştı. Bu tespit çok yakın mı?
C: Yakın.
S: (L) Mayalara ne oldu?
C: Kertenkele varlıkları tarafından 4'üncü yoğunluğa götürüldüler. "Kertişland"
S: (L) Orada onlarla ne yaptılar?
C: Pek çok olasılık.
S: (L) Bu olasılıklar arasında akşam yemeği olmak da var mı? Özür dilerim buna engel olamadım.
C: Belki.
S: (L) Atlantis ana adasının büyüklüğü ne kadardı?
C: Yaklaşık 3.500.000 kilometre kare.

-----------------------------------------

Holokast üzerindeki bilgi karmaşasını ve çarpıtılan büyütülen bir çok anlayış üzerine şuna ne denmeli,bakalım,

---------------------------------------------
S: ... (L) Bildiğiniz gibi Holokost (Nazilerin Yahudi katliamı) kurbanlarının reenkarnasyonları ve onların deneyimlerini hatırlamalarıyla ilgili bir kitap okuyorum. Bir keresinde ırksal bir grup olarak Yahudilerin Atlantis kökenli olduklarını söylemiştiniz, bu doğru mu?
C: Bazıları.
S:(L) Bazıları. Peki hangi bazıları, söyleyebilir misiniz?
C: Hayır.
S:(L) Holokost ile ödenen karmik bir borç var mıydı?
C: Elbette.
S:(L) Bu olayda hangi karmanın silindiğini ve bu Yahudilerin hangi grubu temsil ettiklerini söyleyebilir misiniz?
C: ...Atlantisli yöneticiler, o yaşam deneyimlerinden kalma suçlarını "siliyorlardı."

---------------------------------------

S:(L) Yahudilerin Atlantis kökenli olduğunu ve Nuh'un da bir Atlantisli olduğunu söylemiştiniz ve...
C: Çoğu.
S:(L) Bunun onların dinleriyle ve Yahudilerin şu andaki durumuyla ilgilisi nedir?
C: "Holokost"ta sadece Yahudiler mi vardı?
S:(L) Yahudi dini Atlantis dinine benziyor mu?
C: Önceki yanıtı anladın mı?
S:(L) Holokost'takiler sadece Yahudiler miydi?
C: Hayır.
S:(L) Holokost'u yaşayanların sadece Yahudiler olmadığını mı söylüyorsunuz?
C: "Yahudi" olmayla özel bir karmik bağlantısı yoktu; holokostu deneyimlemenin önemi, sıradışı karmik borcun ödenmesiyle ilgiliydi.
S:(L) Evet anladım. Peki, Yahudi dini Atlantis dinine benzer mi?
C: Yalnızca tek bir din değil. Pek çok "dinler."
-------------------------------------------

Monoteizm ve dinler konusu ayrıca gelecek sanırım, evvelce de çok değindik,

--------------------------------------------------------------------
S:(L) Bazı uçakların, insanların ve gemilerin Bermuda Üçgeni'nde kaybolmasının nedeni nedir? Nereye gidiyorlar ve onlara ne oluyor?
C: Bu konu işlenmişti.
S:(S) Evet, Atlantis piramitleri.
C: Evet. Atlantis piramitlerinin neden olduğu EM (elektromanyetik) dalgaları.
S:(L) Kayboldukları zaman nereye gidiyorlar?
C: Elbette duyduğunuz olaylardan bazıları sadece kaza ve batma olayları. Ancak sıradışı fenomenler eşlik ettiğinde çok çeşitli anomaliler meydana gelebilir.
S:(L) Nereye gidiyorlar? (T) Bir yere gitmiyorlar, dibe batıyorlar. (S) Beşinci yoğunluk.
C: Paralel gerçekliğe.
S:(L) Bu paralel gerçeklik, paralel bir dünyada olmak gibi mi?
C: Hayır.
S:(L) Paralel gerçeklikten neyi kastediyorsunuz?
C: Koşullara göre değişir.
S:(L) Meşhur Flight 19'a ne oldu? (T) Philadelphia'ya gittiler.
C: Hala anlamaya çalışıyorlar.
S:(L) Ouuuuu! (J) Ou, aman tanrım! Korkunç! Hala kayboldukları yerdeler. (T) Paralel bir realitedeler... (L) Zamanın olmadığı... (T) Okyanus üzerinde, zaman ve mekanın donduğu bir realitedeler, doğru mu?
C: Onların düşünce referansıyla; "kayıp ruhlar."
S:(L) Aman tanrım! Zamanda bir noktada "takılı kalmış" durumdalar, öyle mi? (J) Aynen öyle.
C: Bingo!
S:(L) O yerden kurtulup bizim gerçekliğimize geri dönme olasılıkları var mı?
C: Elbette. Unutmayın, dalga yaklaşıyor ve "yaklaştıkça" giderek daha fazla sıradışı olaylar meydana gelecek.Örneğin ekin çemberleri.
S:(L) Bu insanların o paralel gerçeklikte sıkışıp kaldıkları yerden kurtarılıp asıl gerçekliklerine dönmeleri için herhangi birinin yapabileceği herhangi birşey var mı? C: Evet, ama bunun teknolojisi çok sıkı saklanan bir sır.
S:(L) Bu sırrı biliyor musunuz?
C: Evet, ama siz de biliyorsunuz!
S:(L) Biz de mi? (T) Thor da biliyor mu? [Gülüşme]
C: Neşe!
S:(L) Sırrı biz de biliyor muyuz?
C: Philadelphia Deneyi.
S:(L) Hazır Philadelphia Deneyi'nden bahsetmişken, bize spesifik ayrıntılarıyla bunun nasıl olduğunu anlatabilir misiniz? Ne tür makineler kullandıldı ve bu makinelerden bir tane nasıl yapabiliriz? [Gülüşme]
C: Burada bir-iki gün boyunca oturmak mı istiyorsunuz?
S:(J) Yani bize bunun bilgisini vermeniz bir-iki gün mü alır? (T) Evet, vaktimiz var. Kalem kağıt getirin. (L) Başka bir zamana bırakalım. (T) Bir diyagram oluşturup Thor'a gönderelim.
C: Kısacası, bir EM jeneratörü yapın.

---------------------------------------------------------

Philadelphia Deneyini hatırlatmak için,
https://tr.wikipedia.org/wiki/Philadelphia_Deneyi

----------------------------------------------------------
Atlantis hakkında daha konuşacaklarımız var ,uzatmamak için şimdilik kesiyorum.

Tgur Posted - 24/07/2020 : 08:53:23
SİMYACILAR

Yine bir fıkrayla başalayalım tatlı bir şok oluyor,

Adam papağan satın almak üzere bir dükkana girmişti. Bir ayağına başka, ötekine başka kurdele bağlanmış bir papağan görerek, mağaza sahibine bunun nedenim sordu: – Sağ ayağındakini çekerseniz, "İngilizce", sol ayağındakini çekerseniz "Türkçe" konuşur. Müşteri sordu: – Ya ikisini de çekersem ne olur? Papağan dayanamayarak lafa karıştı: –Ne olacak, düşerim stupid..

--------------------------------------------------------

S: (Data) Simyacıların yanlış anlaşılma biçimine de benzemiyor mu? Simyacılar birşey yaptılar ama tüm eğitimsiz insanlar bunu olmayan bir şeye yorarak amacın altın yapmak olduğunu sandılar. Halbuki simyacılar "altını" yalnızca bir mecaz olarak kullandılar.
C: Evet
-------------------------------------------------------------
https://www.milliyet.com.tr/egitim/simya-nedir-amaclari-nelerdir-kisaca-simyanin-tanimi-6171130

Simyacıların günümüzdeki tanımı alıntıdaki gibidir ,görüldüğü şekliyle kimyanın doğmasına ve bilincin madde üzerinde oynayarak değişikliklerle mecazi olarak altın bulma hevesinin yanında uzun ömür ve bahsi geçen diğer fenomenlerin keşfedilmesine yardım etmişlerdir,

Akla gelmişken Sümerliler tarafından insanlığa Tarım mühendislik,Mekanik.v.s konularında oldukça fazla öğreti sunulmuş ve bunlarla hem hal olmuş beşeriyet günümüze kadar gelen tarımsal ütretimi arttırma iskanı kolaylaştırma ve geliştirme (ki bu konuda son 17 senedir ülkemiz betonlaşma konusunda mevcut gelirinin tümünü harcama yoluna gitmiş ekonomik sıkıntının eşiğine gelinmiştir) faaliyetlerini modernleşme medeniyet diye kabul etmiş ,maddeyle grift bir hale gelmiştir,

Sümerlilerin bu üstün teknoloji Sümeroloji incelemelerinden göksel tanrılar yani uzaylılar tarafından indirildiğini biliyoruz ,Erik Von Daniken ve başka geniş araştırıcılar bu göksel irtibatları bulup bütün yönleriyle açığa çıkardılar ,sonradan toparlanıp monoteizm adı altında birleştirilmesi ve bu irtibatların dinler programına doğru yönelmesini ve bugünkü takıntılı ayrı dinler halini hayal edelim ve düşüncelerinizde uygun bir yere oturtalım,

Topluca bir KH uygulması dediğimiz bu konularda GDO lu tarım ürünleri ,zehirli ve kansorejen maddeler ihtiva eden tarım ilaçları ve besin öğeleri ile manipülasyon şiddetle devam etmektedir ve insanlar farkında olmadan hem madden hem de manevi olarak devamlı kirletilmekte ve farkındalık merdivenine çıkmak istemedikçe kendi kıyametini hazırlamaktadırlar,

Bizim durumumuz da yani olanları biraz biraz farketmişsek şu fıkradaki gibidir,

"Azrail İki kafadar uçaklar hakkında konuşuyorlardı. Biri şöyle ahkam kesti: – Bugün en emin vasıta uçaktır. Korkacak hiç bir şey yok. Eğer zamanın gelmişse ve Azrail seni ararsa, yerde de olsan, gökte de olsan bulur... Öteki cevap verdi: – İyi ama, ya Azrail canını almak için bir pilot arıyorsa, ben ne halt edeyim..."

---------------------------------------------------------------

S: (L) Pekala, başa dönelim: Quorum, David Hudson'un "monoatomik altın" dediği "yaşam iksiri" olarak tanımlanan maddeye sahip simyacı insanlardan mı oluşuyor?
C: Ve çok, çok daha fazlası! Monoatomik altın burada yalnızca küçük bir husus. Neden sadece bunun üzerinde odaklanarak hedeften sapıyorsun? Bu "Batman"in uçabaildiği gerçeği üzerinde odaklanmaya benziyor! Hikayede Batman'in yapabildiği tek önemli şey uçmak mı?
S: (L) Elbette değil! (R) Batman suçla savaşıyor!
C: Kastettiğimiz şey simyanın yapbozun parçalarından yalnızca küçük bir tanesi olduğu.
S: (L) Tamam anlıyorum. Ama simya bağlantısını ve onun hayatı uzatma ve belirli yetenekleri ortaya çıkarma potansiyelini anlamak, binlerce yıldır dünyada varolmuş bir grubu anlamayı kolaylaştırıyor.
C: Sadece onlar değil!
S: (L) Ou! Bir solucan kutusunu açtığımı biliyordum!
C: Kökene gidelim.
S: (L) Köken nedir?
C: Sizi kim veya ne yaptı?
S: (RC) Yaratıcı. (L) Baş Yaratıcı.
C: Nasıl? Ve Baş Yaratıcı kim?
S: (L) Sanırım herşey.
C: "Baş Yaratıcı" sizsiniz.
S: (L) Evet, olduğumuzu biliyoruz... (RC) Yaratıcıyız, ama Baş Yaratıcı değiliz...
C: Baş Yaratıcı sizin İÇİNİZDE ortaya çıkıyor.
S: (L) Pekala, kökende Baş Yaratıcı var.
C: Ama... İkincisi kimdi?
S: (RC) Tanrı'nın Oğulları mı? Elohim mi?
C: Onlar kim? Hatırlayın, çeşitli efsaneleriniz "bir örtüden gördüğünüz" şeyler.
S: (L) Tamam, ikincil yaratıcılar bizimle doğrudan etkileşenler mi?
C: Evet.
S: (L) Bilgiyi keşfetme güdüsünün kaynağı bu mu?
C: Temel olarak, ama adım adım gidelim.
S: (RC) Peki, Keltlere dönecek olursak, Pleyadesliler Keltleri buraya getiren ikincil yaratıcılar mıydı?
C: Söylediğimiz şeyi tekrar incele!
S: (L) Oryonlar dediler. İkincil yaratıcılarımız Oryonlar mı? (RC) Onları getirenlerin Pleyadesliler olduklarını okumuştum. Ve İbraniler de aslında Siryus'tan getirilen Huvidlerdi.
C: Şimdi sizin için bir şok edici geliyor... bir gün, 4'üncü yoğunlukta, yeterli bilgiye sahip olduğunuzda, 3.yoğunluk evrenini tohumlama geleneğini ve görevini sürdürmek soyunuzun bir misyonu olacak!!!
-----------------------------------------------------------

Yaratma işinde olduğumuzu ve monoteist anlayışı yok eden farkındalık hakkında çok söyledik ama bu 3Y evrenini tohumlama geleneği soyun misyonu hadisesi gerçekten insanı şok ediyor,

Asırlardır bu işin bizim kabiliyetimizin çok ötesinde olduğu adeta beynimize demir çivilerle yakarak yerleşti gibiydi ,biz kimiz ki o gücü elimizde tutalım, aklımız ermezdi ,

Ama aldığımız sorguladığımız biraz da dünya biliminin geldiği konuları da kotararak ,DNA mızdaki eksiltmelerin de farkına vararak insanın gelişimine şöyle bir bakarak ve beden fizyolojisi ve doğa özelliği benzeri üzerinde durarak bu işin bir simya işi olduğu hakkında farkındalığımız yavaş yavaş oturmaya başlıyor ,

Yalnız K.lar bu simyacılar denilenlerin üzerinde bir şüpheli bakış sunar gibiler ,

Ve şu bölüm anlatılmaya çalışılanın ana fikrini belirtir gibi,

"Bu da kişiye 3'üncü yoğunlukta çok yaygın olan, anlamdan ziyade maddeye odaklanma saptırmasını anımsatmıyor mu?? "

Anlamaya çalışalım,

------------------------------------------------------------
S: (L) İlgili simyacılardan biri Nicholas Flamel miydi?
C: Evet.
S: (L) Pireneler'de bir yerde yaşayan, dışarıya kapalı bir grup simyacı olduğu doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Bu, önceki bir celsede "Quorum" olarak bahsettiğiniz grup mu?
C: Kısmen.
S: (L) Bu simyacılar ömürlerini ve fiziksel sağlıklarını arttırmak için David Hudson'un bahsettiği gücü mü kullanıyorlar?
C: Ve kontrol için.
S: (L) Bu kapalı gruptaki insanlar resmen yüzlerce, hatta binlerce yıl yaşıyor mu?
C: Açık.

-----------------------------------------------------------------

S: (L) Arilerin demir alması önemliydi... Tamam, belki de demir bir etkileşimin...
C: Peki element olarak demir?
S: (L) ... Manyetizmayla mı ilgili?
C: Evet...
S: (L) Demir kişiyi sıkı bir şekilde 3'üncü yoğunlukta tutan birşey mi, ve demirin azaltılması da yoğunluk değiştirmeyi kolaylaştırıyor mu, yoksa...
C: Kanal işlevi yapan şey manyetit, ve belki, ama sadece belki, istek üzerine ileri geri transfer sağlıyordur?!?
Ya simyacılar hakkındaki efsane? Buradaki anahtar terim dönüşüm değil mi?!? Ve madde üzerindeki tüm o yoğunlaşma aslında çok etkili bir "perde" olarak kullanılmadı mı?!? Bu da kişiye 3'üncü yoğunlukta çok yaygın olan, anlamdan ziyade maddeye odaklanma saptırmasını anımsatmıyor mu??
S: (L) Anladım! Demek bedende enerjiyi toplayan ve tutan şey manyetit ve bunun dışsal bir maddeyle hiçbir ilgisi yok! Bu mu?
C: Yakın.
S: (L) Manyetit için daha fazla demire ihtiyaç duyduğumuzu düşünmekte haklı mıyım? Yoksa tamamen alakasız mı?
C: Haklısın, ama daha şimdi söylediğimiz şeyin önemini gözden kaçırma! Simyanın anlamını saptırmak için madde üzerinde odaklanma ve 3'üncü yoğunluktaki ruhları maddeye alıştırmaktan daha iyi bir aldatma düşünebiliyor musun?
S: (L) Tamam, kanal işlevi yapan şey manyetit. Simya çalışmalarında damıtılan şey manyetit, doğru mu?
C: Hayır, çünkü eğer başka çabalar yoluyla aldatılma olmazsa, buna ihtiyaç yok.
S: (L) Bu diğer aldatma yolları cinsel işlevle mi ilgili?
C: Daha ziyade cinsel işlevin sonuçlarıyla.
S: (L) Tamam, şimdi bu...
C: Bugünün aldatma versiyonu da favoriniz "monoatomik altın" olabilir.
S: (L) David Hudson fiyaskosu...
C: Orada da kişi maddeye dayalı olarak saptırılıyor... Buna dair öne çıkarılan şeylerle ilgili uyarımızı hatırlıyor musun?
S: (L) Evet...
C: Aman tanrım, aman tanrım, bu tozu altına çevirebiliyoruz!! Ve eğer bundan yeterince yerseniz, ışık varlığı olarak sonsuza kadar süren orgazmlar yaşayabileceksiniz... Aman tanrım, aman tanrım!!
S: (L) Çok iyi! Bu iddialarla insanları madde bağımlısı yapıyorlar...
C: Marti ne kadar bağımlı?
S: (L) Evet. David Hudson'unun en büyük destekçilerinden...
C: Cennette orgazmlar yaşamak mı istiyordu, neydi?!?
S: (L) Evet! Onun cennet fikri buydu. Hindu'ların sürekli hareket halindeki lingam ve yoni'si! Bu konuda söyleyebileceğiniz başka birşey var mı, yoksa geçelim mi?
C: Sana bağlı.

-------------------------------------------------------------------

Simyacıların faaliyetleri uzun ömürler sağlıyor mu pek anlayamadık ama biraz karmaşık gelen izahlarla simya ile uğraşmanın maddenin dönüşüme uğrama faaliyetleri ile insanları sadece maddeye bağlı halde tutan ,maddenin önemini ortaya çıkaran ve bütün evreni maddeye bağlı bir özellikle kabul etme anlayışına sürükleyen bir durumu ortaya çıkarıyor adeta sabitliyor,

Mevcut bilim dallarımızın ortaya çıkardıklarına bakalım bu anlayışı sürükleyen bir özellikltedir ,madde dışı olan manevi şeyler tamamen ütyopik veya hasta bilinçlerin ortaya döktüğü şeylerdir ,onları baskılamak daha çok bu umumi stresi azaltmak için bir çok ilaç firması anormal çalışmalar içinde ,kısaca antidepresan kullanmak alışkanlık haline geldi ,buna sebep nedir ,

Mevcut eski bilim dallarımızın kısıtlı konular içinde kalıp, olası gelişmeleri bulunulan kalıplara uymuyorsa şiddetle reddetmek üzerine kuruludur, oysa insanda manevi öğeler dediğimiz adeta otonom bir halde yürüyen ve o bağnaz alim labaratuarlarında ölçülemeyen ruhsal çıkarımlar vardır ve bunlar eski fiziğin bu bu kişiler tarafından kabul edilmiş ilkel yasalarına uymaz,

Bu uyuşmazlıklara ad bulamayan insan bocalar ruhi bunalımlara girer,

Bunu aşmaya çalışan bilinçler dahi değil de deli damgası vurulacaklardır bu gözle faullü kabul edilirler, aynen Galileo nun dünya yuvarlaktır demesine itiraz gibi..

Bir misal olarak DNA mızın yüzde doksansekiz onda sekizini kullanamadığımız sadece bir onda ikisini kullandığımız gerçeği ortada durduğu halde DNA daki bu kullanılmayan "İntron" bölgeler için "çöp DNA" derler ve araştırma dışında tutarlar ,bunu yeni yeni araştırmaya çalışan çeşitli yeni olgulara anahtar bulan genetikçiler ilkel kafayı savunanlar için delidirler ,üzerinde durmazlar,

Ve biz de "yaratıcı bizdedir" bu yolla anlayın kısıtlandırıldık ve uğraştığımız bilgiler bunu anlatıyor dersek bizde tımarhaneliyiz..

Bu misali uğraştığımız anlamaya çalıştığımız sipirütüel konuları inceleyenleri aynı kefeye koyup ortaya dökülen ve üzerinde çeşitli dostlar tarafından tartışılan konuları rüyalarla vizyonlarla karşılaşılan paranormal hallerle ortaklaşan bütünlük kollektif hallerini ve gelinilen toplam gerçeklikleri o köhnemiş dünya bilim cetveli ile ölçmeye çalışanlar için söylüyorum,

Sonuçta bu şikayeti bol beyanlarımıza sebep olan şeyin KH etkisinin aramızdaki bir kişi zihniyle ortaya çıktığını idrak ettik ve ilgili dostlar gerekli cevabı verip bu KH salvosunu atlattılar "sorguluyoruz" bölümünde görebilirsiniz, özet olarak olayda monoteizm inancının etrafında bütün evreni döndüren ve kabul eden anlayışın sebep olduğunu anladık ,konu yabancı değildi..

-----------------------------------------------------------

S: (trendsetter37) Son birkaç aydır FRV’yi ve Pierre’in kitabındaki konular dahil çeşitli başka bazı hususları tartışırken, tüm maddenin bir elektromanyetik (EM) frekansı olduğu fikri geldi aklıma. Farklı bir EM frekansı uygulayarak bunu tersine çevirebilir misin? Örneğin EM frekansı biçiminde bilgi ekleyerek maddeyi manipüle etmek, hatta madde yaratmak için?
C: Elbette. Buna “simya” deniyor. Soru şu: Yöntemi nedir?
S: (Pierre) Evet, sorumuz bu: Yöntemi nedir? [Kahkaha]
(L) Sorumuz bu mu?
(Pierre) Hayır, benim sorum bu.
C: Einstein’ın çalışmalarına gözatın ve gerekli enerjilerin geri mühendisliğini yapın.
------------------------------------------------------------

Alıntıdaki konuların derinliğine inmek kapasitemizin dışında ,geri mühendislik gibi ,üstün teknoloji bilgisi gerektiriyor,ama madde yaratma konusunda açılımların olabileceği hususlarının belirtilmesi genelde şu madde yaratma işine doğal olarak zihinsel yaklaşımımızı kolaylaştıran bir faktör oluyor,

Olanların tümünün bilinmeyen bir güç etkisinden olduğu fikri yerine insan kabiliyet ve kapasitesinin içinde olan bir unsur olduğu inancına yanaştırıyor,

Bütün anlattıklarımıza ilaveten tarihteki simyacıların neler buldukları hakkında da bilgi sahibi olmak kişi farkındalığını arttıran bir unsur olur kanaatimce,

https://www.turkcebilgi.com/unlu-simyacilar

Simyacılar geniş araştırmalar yoluyla buldukları ve topluma pek açıklamadıkları hususlar da vardı onların bu tedirginliğini anlıyoruz, ("öküze inci kolye taksan ne anlar" melami tarikatının gizemli anlayışı) ancak matbaanın icadı ile ortaya dökülen bilgi bolluğunun olduğunu ve bilinçte orta çağda yerinde sayan insanların rönesans ve reform ile ileri ataklarını da sezinliyor ve takdir ediyoruz,

Matbaayı geç elde eden İslam toplumunun medeniyet yolunda geri saymasını da görüyor üzülüyoruz,

Aynen bilgide ve düşüncede gayret göstermeden yerinde sayan bireylerin hala ortamda olduğunu da hesaba katarak, buradaki tekrardan kasıt kimseyi yargılamak değil genel tablonun ne olduğu hakkında farkındalık geliştirmek için,

----------------------------------------------------------------
S: (L) Sanırım hatırlamazdık. Bu 17 Ocak'ın hatırlattığı şey nedir peki? Çok önemli bir olayın derin bir anısı gibi görünüyor.
C: Mayalar'ı incele.
S: (C) 52 yıllık döngüleri vardı.
C: Aynı zamanda 365 günlük döngüleri.
S: (L) Evet, çeşitli döngüleri vardı. (C) 17 Ocak bir döngünün başlangıcı mıydı?
C: Neyin ve ne zaman olduğunun ölçümü.
S: (L) 17 Ocak'ta ne oldu?
C: Mayalar'ı incele.
S: (L) Ama 17 Ocak simya metinlerinde tekrarlanıyor...
C: Ve belki bağlantıyı görebilirsin. Simyacılar neden Mayalar / Mısırlılar tarafından tablolaştırılan sırları
biliyorlardı sanıyorsun?
S: (L) Bir tür matematiksel tablo oluşturdular ve bu 17 Ocak o tabloya uyuyor, öyle mi? Bir sırrı ortaya
koyması bununla mı ilgili?
C: Bir başlangıç.
S: (L) Demek bir tablo var... hmmm... Tamam, şimdi... uzun bir süredir bel etrafına bir şerit bağlamanın nedenini merak ediyordum. Pek çok gizli toplulukların da bir simgesi bu. Bele bir bağ bağlamanın anlamı neydi?
C: Denge.
S: (L) Bir şerit nasıl dengeyi simgeler?
C: Bedenin manyetik alanı.

-----------------------------------------------------------

Bu sefer kısa oldu..


Başkalarına Hizmet Forumu © Celse veya diğer içerikleri farklı ortamlarda paylaşırken lütfen kaynak belirtiniz Yukarıya git
Snitz Forums 2000

Design by Sizinsayfaniz.com

Bu sayfa 3,5 saniyede oluşturuldu.