Başkalarına Hizmet Forumu
Başkalarına Hizmet Forumu
Ana Sayfa | Bilgilerim | Kayıt Yaptır | Aktif Konular | Forum Üyeleri | Site içi Arama
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni Hatırla
Şifre hatırlatma servisi

  Forum
 Genel Paylaşımlar
 Bilim ve Teknoloji
 Zihin kontrolu
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Sonraki Sayfa
Yazar Önceki Konu Mesaj Sonraki Konu
Sayfa: Toplam Sayfa 2

bigsenfoni


1112 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 05/02/2014 :  04:55:21  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  bigsenfoni Kullanıcısının Kişisel sitesini Ziyaret edin  Alıntı Ekle
Yanlis hatiralar yerlestirebilirler,ickiye,kumara ve suca tesvik ettirebilirler....vucut kimyanizi degitirip, birisine asik edebilirler nefret ettirebilirler,uykularinizin dengesini bozup depresyona sokabilirler, son olarak cep telefonlarindan ve baz istasyonlarindan destekleniyor...

Isterlerse oyunun icine birkac kisi daha ekleyerek baqsinizi büyük belaya bile sokabilirler....1 .kisi 2. kisiyi oyuna sokar 2. kisi 3.kisiyi derken etki /tepkim /telkin yoluyla bir köy, bir sehir bir Ülke ve bütün Dünyayi bile etki altina alabilirler.Yada manipule edebilirler...



Buna karsi yapilacak ilk adim farkinda olmak...

ikinci adim, Kendinizi iyi tanimak

Ücüncü adim,düsüncelerinizi ve tepkilerinizi her zaman kontrol altinda tutmak ve sorgulamak.

Konuyla ilgili asagidaki filmi izleyebilirsiniz.

İmkansızın Peşinde Zihin Kontrolü


https://www.youtube.com/watch?v=VtsIl7DLlDY

https://vimeo.com/42957392

ELF frekansi 1 ile 20 herzlik bir frekanstir,ve insanlardaki hakim beyin frekansi ile ayni degerde bir frekanstir.Dr.herlic 6.6 herzlik ELF dalgasinin depresyona yol actigini buldu.7.83 Herzlik ELF dalgasi insanin iyi hissetmesine yol aciyo(Burgerking,mc donelt gibi resteronlarda ve bazi büyük oteller zincirinde ve hatta benim calistigim bir resteronda kullanildi kullaniliyor).10.80 dalgasi isyankar davranilmasina neden oluyor...(Arab bahari!)Ve bu teknolojinin bütünt patentleri Amerikan hava kuvvetlerine ait!


DENEYİMİNE DAYALI OLMAYAN HER ŞEYİ SADECE BİR VARSAYIM OLARAK KABUL ET... OSHO
Kalbiniz temiz,gözünüz acik olsun.

Edited by - bigsenfoni on 14/04/2015 22:58:04

bigsenfoni


1112 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 14/04/2015 :  23:25:17  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  bigsenfoni Kullanıcısının kişisel sayfasını Ziyaret edin  Alıntı Ekle
Bu teknoloji baz istasyonlari sayesinde sehirlere, internet/modem/DSL kutulari sayesinde evlere ve cep telefonlari sayesinde ceplerimize kadar girdi!Elektro manyetik dalgalari insanlarin beyin frekanslarina ayarliyarak varligi/kisiyi istedikleri gibi manipule edebiliyorlar.

Teknolojik manipulasyonlar:

1)Vücudun kimyasal/homonal dengesini bozarak uyku düzenini bozma,kötü hissettirme,depresyona sokma hatta intehara varacak olumsuzluklar yaratmak.

2)Projeksion izlettirerek bilinci ve bilinc altini(subliminal mesajlar) programlama veya yönlendirme ile kisinin basinin belaya girmesine, tehlikeli tuzaklara düsmesine hatta kendisini yok etmesine yönelik manupulasyon.Genelde kisi uykuda iken uygulanir elf dalgalari ile desteklenir.Ve muhakkak diger oyuncular da vardir ve onlarada ayni uygulama yapilir birbirini atesleyen programlar...

3)Televizyon ve radyo dalgalariyla kisiyi hipnoz yada trans haline sokarak manipulasyon; genelde topluma karsi belirli düsünceleri telkin etmek yada yönlendirmek icin uygulanir.Amac toplumun gerceklerden uzak kalmasini ve bir uyku modunda hayatlarini sadece kullanilan/sömürülen düsünemeyen pasif varliklar olarak kalmasini saglamak.

4)Uydular ile yapilan manipulasyonlar;Sehirleri, ülkeleri ve hatta bütün Dünyayi manipule etmek icin kullanilir.Yüksek boyutlu elektromanyetik dalgalar ile toplumlarin bilinci manipule edilir, baz istasyonlari televizyon/radyo vericileri ile destek saglanir Ve bu yöntemlerle depremler,kasirgalar,seller yani iklim degisiklikleri yaratilabilir.

Ve bunlar sadece bulundugumuz boyuttaki karanlik güclerin, insanlari manipule edebilmek ve kölelestirmek icin kurdugu kontrol sisteminin bazi yaptiklari/yapabildikleri...Ve yazabileceklerim.

Daha genis bir farkindalik ve buraya direk olarak yazamiyacaklarimi ögrenmeniz icin Önerim sirasiyla Ra bilgilerini,Pleiades ögretilerini ve Kasyopya celselerini okumaniz,arastirmaniz ve üzerinde düsünmeniz!

Onlarin nasil yönlendirdiklerini, nasil takip ettiklarini,nasil manipule ettiklerini, artik görebiliyorum ve benim görebildigimi/farkinda oldugumu da bildikleri icin bilincli olanlari artik piskin piskin kendilerini bana gösteriyorlar.

Gölgem oldular...o kadar yakinlar artik!Isterseniz sizlerde görebilirsiniz.

Herseyin farkinda olmaya calisin...Icinizle baslayin ve disa dogru acilin, ic ve dis reaksionlarin farkinda olun.

Farkindalik konusunda size sizden baska kimse yardim edemez.

Farkindalik,bilgi ve irade...


Kalbiniz temiz gözünüz acik olsun.





DENEYİMİNE DAYALI OLMAYAN HER ŞEYİ SADECE BİR VARSAYIM OLARAK KABUL ET... OSHO
Kalbiniz temiz,gözünüz acik olsun.

Edited by - bigsenfoni on 15/04/2015 00:54:06
Go to Top of Page

bigsenfoni


1112 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 14/04/2015 :  23:45:17  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  bigsenfoni Kullanıcısının kişisel sayfasını Ziyaret edin  Alıntı Ekle
BEYİN KONTROLÜ ve ELEKTROMANYETİK DALGALAR..!

Beyin kontrolü, kişinin ikna ve telkinle istekleri dışında belirlenmiş bir davranışa yönlendirilmesidir. Kişi psikolojik savunma mekanizmalarından mahrum bırakılıp, sahip olduğu inanç ve düşünce yapısı sarsıldığında ikna ve telkine açık hale getirilmiş olur. Bunların yapılabilmesi için beyin yıkama seansları, kimyasallar, elektromanyetik dalgalar ve hipnoz gibi yöntemler uygulanmaktadır.

Amaç, beynin normal dengesini yıkıp yepyeni bir yapı kurmaktır.


Karşılaştığım insanlar, kendilerinde ve çevrelerinde olağan dışı değişiklikler gözlemlediklerini; tuhaf sesler duyduklarını, tuhaflıklar hissettiklerini ve halüsinasyonlar gördüklerini ifade etmektedirler. Bu insanların bazıları ise uzaktan kontrol altına alındıklarını ya da alınmaya çalışıldıklarını iddia etmektedirler. Bu anlatılanlardan, psikolojik sıkıntıları olanlar için uzaktan beyin kontrolünün sığınacak bir liman olduğu görülmektedir. Bu kişilerin hikayelerindeki ortak nokta, ifadelerinin kuşkular ve çelişkiler içermesi, ikna ve telkine tamamen kapalı olmalarıdır. Sorgulamadan dediklerine inanılmasını istediklerinden hiçbir yöntemle davranışlarının kontrol edilmesi de mümkün olamaz. Çünkü bu insanlar ya akil sağlıklarını yitirmek üzeredirler ya da beyinlerini birilerine teslim etmişlerdir.

Bilinmesi gereken günümüzde beyin kontrolü konusunda yapılan çalışmaların daha çok araştırmalardan oluşması, uygulama alanlarının özel bir izne tabii olmasıdır. Sözgelimi felç geçirmiş, elini ve ayağını kullanamayan bireyin yaşamını sürdürmesine destek olmak için beynine ya da herhangi bir organına elektronik devre (elektrotlar) yerleştirmek, isteklerini önceden belirlemede insani açıdan önem taşımaktadır. Burada söz konusu olan kişiyi yönetmek değil kişinin ifade edemediği yaşamsal isteklerini elektronik algılayıcılar ile belirlemek ve ona destek olmaktır.

Öte yandan yaşantımızın vazgeçilmezleri arasına giren kimyasallar, elektromanyetik dalgalar ya da diğer uygulamalar, başta beynimiz olmak üzere tüm çevredeki doğal döngüleri olumsuz etkilemektedir. Asıl problem dünyanın her tarafında, artık vazgeçilmesi imkansız hale gelen kablosuz iletişim sistemlerindeki antenlerin, yaydığı elektromanyetik radyasyonun insanları ve ötesinde çevreyi nasıl etkilediğidir. Doğada yaşayan canlılar ve onların yaşam alanları fiziksel olarak yok edilmekte, yetmezmiş gibi bir de onların zihinsel yetilerini olumsuz etkileyen her türlü teknoloji hoyratça geliştirilip uygulamaya sokulmaktadır.

Teknoloji kullanımındaki alışkanlıklar vazgeçilmez bir tutkuya dönüşmüştür. Sözgelimi iki hafta boyunca tüm mobil telefonların devre dışı kaldığını düşünün. Milyonlarca insan bunalıma girip, ruh halleri bozulacaktır. Beyin kontrolü mü? İşte size beyin kontrolü. Davranışlar kontrol edilemez hale getirilip, mobil iletişim teknolojilerinin kölesi olunmuştur.

Televizyon karşısında oturtulup müzik ya da çizgi filmler izletilen çocuklarda nasıl kötü değişimler oluştuğunu düşünün. Görüntü eşik aralığı dışındaki reklamların ya da mesajların o küçücük beyinlerde nereleri tahrip ettiği çok önemlidir. Özellikle görüntü işleme yazılımlarının teknolojiye uyarlanması ile beynin görmesi değil algılaması üzerine araştırmalar yapılmaktadır. Bu araştırmalarda gizli bir yönlendirici gibi davranış değişikliği yapmasına yönelik mesajların, beyne transfer edilmesi hedeflenmektedir. Yapılan çalışmaların endişe verici boyutlara ulaştığı görülmektedir.

Beyin kontrolünde davranış analizi doğru yapılmalıdır. Zihinsel belleğin, bir olay karşısında verilen tepkiyi nasıl yönettiği çok iyi bilinmelidir. Sorunların başkalarıyla paylaşılma nedenlerinden biri de farklı bir bakış açısında farklı davranabilme kapısını aralama arayışıdır. Odaklanılan bakış açısı (paradigma) değiştirilip, sorunlara farklı biçimde yaklaşıldığında sorunu aşma şansı da yakalanmış olunacaktır. Davranış analizinden zihni yöneten belleğin odaklandığı bakış açısının, insanın karar vermesinde aktif rol oynadığı anlaşılmaktadır. Tepkilerde belirleyici olan davranışlar olduğuna göre önyargıları odaklanan bakış açısı belirler. Önyargı, taraflı bir bakış açısıdır. Taraf tutmak ya da önyargılı olmak demek, bir iddianın geçerliliğinden ve doğruluğundan çok, önceden sahip olunan fikirlere uyup uymadığının temel alınmasıdır. Bakış açısındaki çelişkileri, anlatım tarzındaki olgu ve kanılar belirler. Olgu ve kanı birbirinden farklıdır. Olgu, üzerinde ciddi bir tartışma olmayan kesinleşmiş bilgidir. Kanı ise üzerinde bazı tartışmalar olan bilgidir. Öğrenerek anlama, deneyim kazanarak beceri yeteneği kazanan bireyin kişiliği, düşünce ve davranışları ile kendini ifade eder. Birey ya da kitle doğruları benimserken ikna olmaya, ikna olabilmek içinde iç ya da dış telkinlere ihtiyaç duyar. Bu nedenle zihinsel bellek yönetiminin nasıl ele geçirileceği, kişinin tepkisel davranışında, diğer bir deyişle düşüncesindeki anlamında gizlidir. Tepkinin nedeni araştırılırken davranışların geçmişsel tecrübeleri ile programlanmış olduğu varsayılmalıdır.

İnsanların hangi türden duygularla yönlendirileceğini anlamak bu gücü kullanmayı arzulayanlar kadar bu güçten kaçınmak isteyenlere de büyük yarar sağlamaktır. İnsanların bilinçsiz hareket eden bir yığının davranış kalıbını görerek, sürü psikolojisi ile davranışlarının kontrol edilemez hale getirilmesi manipülasyon olarak adlandırılmaktadır. İstenilen kişiliğe dönüştürme ve uzaktan yönlendirme için günümüzde insanlar yoğun olarak manipüle edilmektedirler. Etkileme ve yönlendirme sonucu, davranış değişikliği ya da kanaat değişikliği gösteren insanlar, başkalarının istediğini yapmaya zorlanırlar, istismar edilirler. İstemedikleri ortamlarda kendilerini bulurlar. Aldatmak ya da bilgiyi çarpıtmak amacıyla yapılan telkinlerin (propaganda) etkisinde kalanlar daima odaklı bir pencereden bakarlar. Daima karşı tarafı suçlarlar. Günümüzde propaganda ile eritme potası bir anlamda öğütme değirmenine dönüştürülmüştür. Finansal manipülasyon, bilerek ve isteyerek finansal bilgileri yapay şekilde değiştirmek suretiyle yatırımcıları aldatmayı veya dolandırmayı amaçlayan davranışlardır. Bankerlere paralarını kaptıranlar, titan zinciri halkasına katılanlar buna iyi birer örnektir.

Tehlikelerden, tehditlerden bahsedenlerin amacı, birey ya da kitleyi korku manipülasyonları ile denetim altına almak, yönlendirmek ve yönetmektir. Kitlenin beynine bilinçaltı korkular yerleştirildiğinde, kökleri sökülüp, sürüklenmeye başlayan ağaç yığınların oluşturduğu sete benzerler. Set yıkılıp sele dönüştüğünde vereceği tahribatları siz düşünün. İnsanı esir alan, mantığını ve aklını kilitleyen, duygusal korkular paranoya oluşturur. Korkan insanın refleksleri ve dikkati korkuya odaklanır. Korkan insan düşünemez, ne kendine ne başkalarına güvenir. Taşkınlığa yönelik manipülasyon ise öteki kavramının bireyin ya da kitlenin beyninde yabancılaştırılıp düşman haline getirilmesidir. İnandığı ya da inandırıldığı değerler uğruna yaşamını yitirmeyi göze alanların bilincini, başkasına egemen kılma çabasıdır.

Kimyasal maddeler yardımıyla insanlar ikna ve telkine yatkın hale getirilebilmektedir. Düşünce ve davranışlarında, halüsinasyonlar görme, canlı, neşeli, güçlü olma gibi hislere dayalı değişimler oluşturulabilmektedir. En tehlikeli olanı ise bazı kimyasal maddeleri almış insanlara belirli komutlar verildiğinde, sorgulamadan belirli süre boyunca komutları yerine getirme isteği oluşmasının gözlenmesidir. Askerlerin savaş gücünü arttırmak, intihar ettirmek ya da insan öldürtmek amacıyla bazı çalışmaların yapıldığı iddia edilmektedir. Dr. Armen Victorian, “İnsan Davranışının Manipülasyonu - Beyin Kontrolü” adlı kitabında ilginç kaynak ve bilgilere yer vermiştir.

Kimyasal etki maddeleri arasında kokuların özel bir rolü vardır. Kokular, insan ruhunu ve psikolojisini güçlü şekilde etkileyen faktörlerdir. Belli bir kokunun insanı belli bir tavır ve eyleme yönlendirilebileceği konusunda çalışmalar devam etmektedir. Bazı mağazalarda belli bir koku yayıldığında mal satışının yüksek seviyelere ulaştığı gözlemlenmiştir.

Hipnoz edilmiş kişinin düşünceleri ve duyguları değiştirilebilmektedir. Psikologlar hastalıklı düşünceleri yok etmek, sağlıklı düşünceler kazandırmak, ego gücünü arttırmak için hipnoz yöntemini kullanmaktadırlar.

İnsanların geçmiş, gelecek ve şimdiki zaman hakkında bilgi edinmesi çok ilgi çeken bir konudur. Uzaktan karşısındaki kişinin düşüncelerini algılamak ya da kendi düşüncelerini de karşısındakine aktarabilmek mümkün mü? Zaman ve mekandan bağımsız görme, düşünme, hissetme ya da sembolizm tarzında ortaya çıkan etki alışverişine telepati denir. Örneğin, bir arkadaşımız birden bire karşımız çıktığında, 'Ne tuhaf, şimdi seni düşünüyordum' deriz. Geleceği görebilme gücü altıncı his de denilen bir algılama biçimi olarak adlandırılmaktadır. Rüya laboratuarlarında telepati yolu ile kavram ve imaj uyandırma deneyleri yapılmaktadır. Uzaktan görme ve hissetme özellikleri olduğunu iddia eden insanların, bunu nasıl başardıkları ilgi çeken konulardır. Uzaktan görme ve hissetme ile duyu görü veya beden dışı sezgi denilen yöntemde, bazı deneklerin, bir odaya gizlenen nesnelerin yerini tespit etmeyi başarabildiği iddia edilmektedir.

Yukarıda açıklanan olgular göstermektedir ki; beyin kontrolünde amaç, birey ya da kitlede ikna ve telkine dayanan davranış değişiklikleri oluşturmaktır. İnsanlığı esir edecek görünmez silah olarak adlandırılan beyin kontrolüne yönelik araştırmaların amacı aşağıda verilmiştir;

1. Beyni hastalıklı düşüncelerden arındırmak, beynin fonksiyonel bozukluklarını tedavi etmek, sağlık problemi olan insanların yaşamsal ihtiyaçlarında destek olmak, eğitimde odaklanma sağlamak için insani duygulardan dolayı sağlıkta,

2. İnsanları pazarda ürüne yönlendirmek, alışkanlıklar kazandırmak, satın alma dürtülerini harekete geçirmek için ekonomide,

3. İdeoloji değiştirmek, manipüle etmek, propaganda ve kışkırtma ile sürü psikolojisi oluşturmak, psikolojik baskı ile özgüven eksikliği, moral ve saplantı bozukluğu oluşturmak, korkutmak ve sindirmek için bireyi ya da kitleyi denetim altına almada araştırmalar devam etmektedir.

Beyin kontrolünde öncelikle zaafların, komplekslerin, alışkanlıkların, örf, adet ve inançların, radikal ve keskin düşüncelerin kimlerde, hangi durumlarda, nasıl tepkisel davranışa dönüştüğü araştırılır. Temel kuram; ikna ve telkin mesajlarını alıp söyleneni hemen yapacak zihinsel haritaya sahip balık ya da balık sürüsünün her zaman bir yerlerde olduğudur. Beyni kontrol etmek için;

1. İkna ve telkin etmede kurulacak iletişim kanalı belirlenir.
2. İletişim kanalının doğruluğu, kontrollü eyleme geçirilerek test edilir.
3. Doğru iletişim kanalından mesajlar beyne transfer edilir.
4. Mesajlar sürekli tekrarlanarak beyinde iz bırakılması sağlanır.
5. Davranış değişikliğini aktif hale getirecek komut, beyne transfer edilir.
6. Komut mesaj ile eyleme geçirilip, durdurularak davranışların nasıl kontrol edilemez hale geldiği araştırılır.
7. Beyni kontrol etmeyi zorlayan faktörler var ise bu faktörlerin etkisini ortadan kaldıracak yöntemler belirlenir.


Günümüzde beyni uzaktan kontrol etmek üzere yapılan tüm çalışmaların gizli amacı bilinci etkileyip, değiştirip yönlendirerek, sorgulamayan, mukayese etmeyen ve beyni olan ama düşünmeyen insan robotlar oluşturmaktır. İnsan robotlar, bireyin kendi iradesi dışında, beyin yıkama seansları, ilaçlar, elektromanyetik dalgalar ve hipnoz etkisiyle başkalarının istediği eylemleri yapanlara verilen isimdir. İnsan robotlar oluşturulurken;

1. Kabus ve halüsinasyon görmeleri sağlanır,
2. Kaçırıldıklarında ya da ele geçirildiklerinde konuşup konuşmayacakları test edilir,
3. Bağımlılık oluşturulur,
4. Eski davranış biçimlerini silmek ve hafıza kaybı oluşturmak için darbe, elektrik verme, biyokimyasal ilaçlar, sinir gazları - LSD gibi yöntemler ile şok uygulanır.
5. Yeni davranışlar programlanırken görevleri sürekli tekrar ettirilir,
6. Görevi yerine getirecek uyarıcı işaret beyne yerleştirilir,
7. Eyleme geçmeleri için transa geçirilir,
8. Görevden sonra olan her şeyi zihinlerinden silerek unutmalarını ve hatırlamamalarını sağlamak için sürekli uyutulur,
9. Eyleme geçmeleri sağlandığında asıl görevi başkasına yaptırıp hedef şaşırtılır,
10. Kuşku oluşturmazlar, yalan ifade vermeye zorlanırlar.

Sırlar ve yalanlar üzerine oynanan oyunlar ve unutulan teröristlerin hikayeleri dikkat çekici özellikler taşımaktadır. Kore savaşı sırasında Çinliler tarafından Amerikan askerlerine yapılan beyin yıkama deneyleri Mançuryan Kobayları Manchurian Candidate olarak adlandırılmıştır. Aynı isimle filme konu da olmuştur. Bilinen ilk ve en önemli psikolojik operasyon örneği Hasan Sabbah’tır. Haşhaşi tarikatı da denilen bu örgütlenmede kişiler haşhaşın etkin maddesi eroin ile cennete gideceklerine ikna edilmiş ve gidecekleri cennet kendilerine yaşarken gösterilmiştir. Bu kişiler Hasan Sabbah’a itaat ederek intihar saldırılarını zevkle yapmışlar ve cennete gittiklerini sanmışlardır.

Günümüzde DNA üzerinden biyolojik iletişim sağlanması, Gen haritası ile çevrenin ve kişisel geçmişin genler üzerindeki etkisi, gen değişikliklerinin diğer nesle nasıl aktarıldığı gibi konularda araştırmalar yapıldığı bilinmektedir.

Elektro Beyin Grafisi, MRI cihazları ve bilgisayar tabanlı görüntü işleme sistemlerindeki gelişmelere bağlı olarak beyin haritası çıkarılabilmektedir. Beynin hastalıklı çalışan alanları bu şekilde görüntülenmektedir. Vücut sistemini yöneten ve aralarında işbirliği sağlayan beyin, tüm zihinsel faaliyetlere, düşüncelere, duygulara ve hareketlere özgü sinyaller üretmektedir. Bu sinyallerin frekansları 3Hz ile 50 hertz arasındaki değişmektedir. Bu sinyallere "beynin parmak izi“ denmekte ve kişiden kişiye değişim göstermektedir. Beynin ürettiği sinyaller kaydedilerek, beynin fonksiyonel olarak görüntülenmesi yapılabildiği gibi kişinin uzaktan takip edilebileceği ve yönetileceği de ileri sürülmektedir. Bu frekanslar;

1. Derin uyku sırasında 1-3Hz Delta dalgaları,
2. Yorgunluk veya hafif uyku sırasında 5-7 hertz Teta dalgaları,
3. Alarm veya herhangi bir uyarılma sırasında 8-12 hertz Alfa dalgaları,
4. Çok meşgul olduğumuzda 14-30 hertz Beta dalgaları,
5. 10 hertz civarı ise normal işler yaparken yayılan dalgalardır.

Bu durumda bireyin öfke, acı, endişe, küçümseme, ümitsizlik, dehşet, sıkıntı, kıskançlık, korku, uyku, terör gibi durumlarda yaydığı frekansların tespit edilmesi mümkün olabilir mi? Bu frekanslar kişiden kişiye değişiklik gösteriyor ise uzaktan bu duyguları oluşturan sinyaller beyne yöneltilirse, beyinde aynı duygular oluşturulabilir mi?Bu konuya ışık tutması bakımından kahin, şaman, hipnozcu ve medyumların müşterilerinin beyinlerini nasıl yönlendirebildiği önemlidir. Araştırmalar sonucunda şamanın, kullandığı davul sesinin yaydığı dalgalar ile tedavi edilen kişinin beyin dalgaları arasında bir uyum oluşturduğu ve bu sırada dua okuyarak onun beynine istediği emirleri yerleştirdiği gözlenmiştir.

İnsanların çevrelerini nasıl algılayıp ne şekilde tepki gösterdikleri, nasıl iletişim kurdukları ve davranış kalıplarını nasıl oluşturdukları üzerine yapılan araştırmalar algısal davranış programlama Neuro Linguistic Programming olarak adlandırılmaktadır.

Ses dalgaları ile insanları uzaktan belirli davranışlara yönlendirmek mümkün mü? Bunu daha iyi anlaşılabilmesi için öncelikle sesin teknik özelliklerinin iyi bilinmesi gerekir. Ses, titreşim hareketlerinden oluşan mekanik dalga yayılımıdır. Havadaki sesin yayılma hızı ortalama olarak 331m/s dir. İnsan kulağının işitme frekans aralığı ise 20Hz ile 20KHz arasındadır. Frekans 1 saniyedeki titreşim sayısı olduğundan insan kulağı saniyede 20 ile 20000 arasındaki titreşimleri algılayabilmektedir. Ses bu titreşimlerin karışımından oluşmaktadır. Havada yayılan ses dalgaları insan kulak zarını titreştirerek işitmemizi sağlar. Öte yandan bu aralık dışındaki bazı seslerin hayvanlar tarafından algılandığı gözlemlenmiştir. İnsana hissetmeden komut verme ve beynini kontrol etme üzerine, ses aralığı dışında yapılan çalışmalarda öncelikle akustik dalgaların ne olduğunun iyi bilinmesi gerekmektedir. Akustik dalgalar 4’e ayrılır;

1. Ses ötesi (Infrasound): 20Hertz ve altındaki ses dalgalardır.
2. İşitilebilir ses: 20Hertz - 20.000Hertz arasında olan ses dalgalardır.
3. Ultra ses (Ultrasound): 20.000Hertz den 15MHz’e kadar olan ses dalgalarıdır.
4. Hiperses: Frekansları 15MHz’den yukarı olan ses dalgalarıdır.

Ultra ses, insan kulağının işitemeyeceği kadar yüksek frekanslı akustik bir dalgadır. Ultra ses üretiminde piezoelektrik olaylardan yararlanılır. Piezoelektrik, üzerine mekanik bir basınç uygulandığında bazı kristal ve seramik malzemelerin elektriksel gerilim oluşturmasıdır. Aynı malzemelere elektriksel işaret uygulandığında ise malzemeler genişleyip daralarak titreşir ve akustik dalga oluşturur. Günümüzde ultra ses ile çalışan sistemler aşağıda verilmiştir;

1. Kemirici hayvanların uzaklaştırılmasında, derinlik ölçümlerinde, sonar ve radar olarak hedef tayinlerinde, metal ve plastik kaynak yapımında,

2. Diğer tanı sistemlerine göre yumuşak dokuları da görüntüleyebilmesi ve iyonize edici etkisinin olmayışı gibi özellikleri nedeniyle görüntüleme,

3. Fizyoterapi uygulamalarında, cerrahide, hipertermi etkisi ile kanserli hücrelerin yok edilmesinde, kemiklerin kaynamasında, dişçilikte oyuk açımında, gözde katarakt tedavisinde, böbrek taşlarının parçalanmasında, kan akımının ölçülmesinde v.s. tedavi amaçlı kullanılmaktadır.

Ultra ses yöntemi ile işitilebilen ses dalgaları ultra ses dalgalarına dönüştürülüp hedef insana yönlendirildiğinde hipnoz edebildiği ileri sürülmüştür. Yapılan deneyler sonucunda ultra ses yöntemi ile hipnoz edilen insanlarda ani ateş, ağrı, uykusuzluk ya da aniden uykuya dalma etkileri gözlemlemiştir. Ayrıca insanların bazı komutları emir olarak algıladıkları da ileri sürülmektedir.

Nikola Tesla (1856, 1943, New York). Sırp asıllı mucit, elektrik ve makine mühendisidir. Alternatif akım ile çalışan sistemlerin ilk mucididir. Yüksek gerilim ve yüksek frekanslı elektrik iletimi konusundaki araştırmalar, Nicola Tesla'yı Colorado Springs yakınlarındaki bir dağın üzerine dünyanın en güçlü radyo vericisini kurup çalıştırmaya yöneltti. 60 metrelik direğin etrafında, 22,5 metre çapında, hava çekirdekli transformatörü yaptı. Üreticisi, istasyondan birkaç mil uzaklıkta enerjiyi kullanırken, Nicola Tesla ilk insan yapımı şimşeği oluşturdu. Bir direğin tepesindeki 1 metre çaplı bakır küreden, 30 metre uzunluğunda, kulakları sağır eden şimşekler çaktı. TESLA yapay depremler yapabilecek, ölüm ışınından ve kimsenin geçemeyeceği manyetik bir kalkandan bahsetti (Tesla Kalkanı), hatta dünyayı bir elma gibi ikiye bölebilecek güçte silahlar yapılabileceğini söyledi.

Elektromanyetik darbeli atış etkisi ilk olarak havada patlatılan nükleer silahların denenmesi sırasında gözlemlendi. Bu enerji darbesi etki alanında bir elektromanyetik alan oluşturup, bu alana maruz kalan iletkenlerde ve elektronik cihazlarda kısa süreli ama binlerce voltluk bir gerilim oluşturdu. Bu darbeli atışların özellikle elektronik ekipmanlarda geri dönüşü olmayan hasarlara da sebep olabileceği gözlemlendi. Tesla Kalkanının özellikle kritik tesislerin (nükleer santraller, barajlar, silah fabrikaları, silah depoları, rafineriler...) korunmasında kullanılmak üzere çalışmaları devam etmektedir. Bu teknolojiler ile ilgili diğer çalışmalar ise ozon tabakasındaki deliğin kapatılması, zayıflamak isteyenlere içgüdüsel olarak telkinde bulunmak (zihin kontrolü), şiddetli fırtınaları önlemek gibi pek çok alanda devam etmektedir.

Elektromanyetik saldırı, karşı tarafın savaşma gücünü yok eden, azaltan ya da etkisiz hale getiren elektromanyetik enerji yayınımıdır. Radyo frekansı ya da mikrodalganın insana yeterince zarar verecek güçte olması mümkündür. Ölümcül olmayan yönlendirilmiş mikrodalga enerji, kalabalıkların kontrolü ve toplumsal olaylara etkin bir şekilde müdahale edilebilmesi için geliştirilmiş yeni bir teknolojidir. Bu sistem, hedef insanın derisindeki suyu ısıtan ve dayanılmaz acıya neden olan bir mikrodalga kaynağıdır. Şiddetli ağrıya sebep olmanın dışında hiçbir kalıcı hasar bırakmaması amaçlanmasına rağmen geri dönüşümü olmayan hasarlara neden olabileceği ileri sürülmektedir. Mikrodalga ışınına maruz kalanların uzun vadeli yan etkileri için henüz yeterli testler yapılmamıştır. İsyanları bastırmada, çetelere yönelik operasyonlarda, anarşik olaylarda, rehineleri kurtarmada kullanılması planlanmaktadır. Mikrodalga kaynağını uzaktan bir hedefe yönelterek insan davranışını kontrol etmek için hayvanlar üzerinde deneyler yapılmaktadır. Mikrodalga kaynağın frekansı yükseldikçe dokuya derinlemesine nüfuzu artmaktadır. Mikrodalga ışıma etkisindeki dokuları oluşturan hücre zarlarının normal işlevini bozan ısıl olmayan etkiler gözlenmiştir. Hücre zar işlevlerinin mikrodalgalar ile kontrol edilmesi, sadece beyni kontrol etmede değil tüm organları kontrol etmede önemli bir rol oynayacaktır. Elektromanyetik ışınımın yoğun olduğu çevrede oturanlarda sinirlilik, huzursuzluk, depresyona girme belirtileri, uyku bozuklukları ortak yakınmalardır.

Elektromanyetik saldırılar ile uzaktan davranış kontrolü çalışmaları, radyo dalgaları ile beyinlerde elektronik hipnoz yapmayı amaçlamaktadır. Elektromanyetik enerjinin tedavide kullanımı yeni gelişmelerdendir. Beynin ön bölgesine elektromanyetik uyarı vererek depresyonu tedavi etme projesi, elektroşok tedavisine alternatif olarak işe yarayacak gibi görünmektedir. Bu proje ile kişiye istemediği şeyleri yaptırmanın mümkün hale geleceği iddia edilmektedir.

Körfez Savaşından sonra Amerikalı askerlerde görülen ve Körfez Sendromu diye adlandırılan psikolojik sorunların, Irak da denendiği iddia edilen elektromanyetik silahlardan kaynaklandığı ileri sürülmektedir. Düşman tarafın moralini bozan ve dikkatsizliğini arttıran elektromanyetik silahlardan etkilendiklerine yönelik teoriler ortaya atılmıştır. Elektromanyetik ritmik vuruşlar, kişiye başını elektrikli matkapla oyulduğu hissi uyandırmaktadır. Çok düşük frekanslardaki elektromanyetik yayınımlar ile baş ağrısı, kulakta çınlama, sinirlilik hali, depresif durumlar, hafıza kaybı hatta panik duygusu oluşturulabilmektedir.

Radyo frekansları ile uzaktan sinyalleri alabilen ve nakledebilen minyatür elektrotlar geliştirilmiştir. Özürlüler ve sağlık problemi olan insanların yaşamsal isteklerini beyin dalgalarından, sinir sisteminden ve kas hareketlerinden hisseden algılayıcılar geliştirilmiştir. Elektrotların kafasına yerleştirildiği maymunda cinsel saldırganlık, boğayı aniden durdurma deneyleri başarılı olmuştur. Yunus balıkları yönetilebilmektedir. Araştırmacılar beynin hipotalamus bölgesine elektrotlar yerleştirerek hastalarda korku, heyecan, halüsinasyon oluşturma üzerine deneyler yapmışlardır. Tuşlarla kontrol edilebilen insana neler yaptırılamaz ki! Radyo frekansı sinyallerini alabilen ve nakledebilen beynin, uzaktan uyarılması insanların robot gibi tuşlarla kontrol edilebilmesi, çok tehlikeli bir gelişmedir. Düşünün kimliklerini belirten elektrotların yerleştirildiği insanların yaşadığı dünya nasıl bir şey olurdu? Retina üzerine yerleştirilen elektrotlar ile görme özürlülerin beyninde görüntü canlandırma çalışmalarında başarılı sonuçlar elde edilmiştir.

Elektromanyetik ışımanın beyinde melatonin hormonunu azalttığına dair güçlü bilimsel kuşkular vardır. Melaton; beynin salgıladığı zihin işlevleri, hafıza, bilgi işleme, cinsellik, stres hormonları, uykuda beyin onarımı gibi işlevleri yerine getiren önemli bir hormondur. Alzheimer hastalığının dünyada artması ile elektromanyetik kirlilik arasında sebep-sonuç ilişkisi ciddi boyutlardadır. Eğer elektromanyetik ışımanın melatoninin salgılamasını azalttığı doğrulanırsa, alzheimer hastalığında mikrodalga yayınımı sanık sandalyesine oturacaktır.

Elektromanyetik yayınım spektrumu; Radyo Dalgalar, Mikro Dalgalar, Kızıl ötesi, Görünen Işık, Mor Ötesi, X-Işınları, Gamma Işınları olarak düşük frekanstan yüksek frekansa göre sıralanır. İyonize radyasyon, elektromanyetik yayınım spektrumunda X ve Gamma ışınlarından başlayan, elektromanyetik dalgalardır. İyonize radyasyon, insan hücrelerinin değişimine neden olduğu, kanser oluşturduğu ve kromozomları değiştirdiği için tehlikelidir. İyonlaşmanın olduğu yayınımların diş dökülmesine, kan kanserine ve sakat doğumlara neden olduğu bilinmektedir. Aynı zamanda X ışınları, Radyum gibi iyonlaşmanın olduğu radyasyonlar kanser tedavisinde kanserli hücreleri öldürmek için kullanılır. Bu ışınları uzaktan yönetmek ve yönlendirmek şu an mümkün olmamaktadır.


İyonize olmayan dalgalar ise Ses dalgaları, Radyo dalgaları, Mikrodalga, Kızıl ötesi ışık, Görünen ışık, ve Morötesi ışık olarak sıralanır. İyonize olmayan dalgalar girdikleri dokulara enerjilerini aktararak ısısını arttırır ya da hücre zarlarının çalışma biçimini değiştirirler. Elektromanyetik dalgalar kullanılarak insanların nasıl yönlendirileceği konusundaki çalışmalar, hücre zarlarının verdiği tepkiler üzerine yoğunlaşmıştır.

100KHz ile 10GHz arasındaki radyo frekanslarındaki (RF) elektromanyetik alana maruz kalan vücudun emdiği enerji oranının ölçülmesinde spesifik soğurma oranı (SAR) kullanılır. 70kg ağırlığında bir kişi hareketsiz durumda 80 watta eşdeğer enerji tüketir. Güç yoğunluğu= 80/70=1,2W/Kg. Spor ya da bedensel işlerde bu oran 3 ile 4 kat artmaktadır. Bu mertebelerde elektromanyetik dalgaya maruz kalan organ ve dokuların normal işlevleri ile bu enerjiyi giderebilecekleri ve hasar oluşturmayacağı düşünülmektedir. Standartlar 30 dakika boyunca Elektromanyetik dalgalara maruz kalan doku ve organların sıcaklığının 1 derece artmasını risk olarak belirtmektedir. Bu da 4watt/Kg a karşı düşer. Bu neden ile SAR limitlerinin 10gram dokudaki ortalama değeri 2W/kg olarak kabul edilir.

10GHz in üzerindeki elektromanyetik alanlarda ise mW/cm^2 kullanılır. Elektromanyetik güç yoğunluğuna 6 dakikadan fazla kalınan ortamlarda maruz kalınabilecek güç yoğunluğunun çalışma ortamları için 5mW/cm^2 ve genel ortamlar için 1mW/cm^2 den küçük olması standartlarca önerilmektedir.

Genel kabul mikrodalga ışımanın vücut organlarında emilen enerji ile ilgili olduğudur. Duyarlı organlar; Göz, Baş ve Beyindir. Mikrodalga frekanslarında çalışanların baş ağrısı, göz yorgunluğu, aşırı halsizlik, bitkinlik ve uykusuzluktan şikayet ettikleri raporlanmıştır. Mikrodalganın vücudun sinir sistemini etkilemesi nedeniyle bu rahatsızlıkların oluştuğu söylenebilir.

Yüksek gerilim hatları, radar, radyo ve TV vericileri, mobil baz istasyonları gibi telsiz sistemleri elektromanyetik yayınım yaparlar. Bu sistemlerin yaydığı elektromanyetik alana maruz kalan doğal yaşamdaki bitkiler ve hayvanlar elektromanyetik yayınımlardan olumsuz etkilenmektedir. Elektromanyetik dalgaların doğadaki canlıların doğal bağışıklık sistemlerinin zayıflamasına, sağlıklarının bozulmasına, üreme problemlerine sebep olduğu iddia edilmektedir. Arılar, yerin manyetik alanını ve yüzeyin günlük manyetik değişimlerini kullanarak, bulundukları konumları tespit eder ve birbirileriyle haberleşirler. Elektromanyetik radyasyon nedeniyle yok olan arı kolonileri, yolunu şaşıran kuşlar ile ilgili haberleri sık, sık duymaya başladık.

Elektromanyetik kirlilik ve beyin sağlığımız elektronik savaşta elektromanyetik unsurlar tarafından cömertçe kullanılmaktadır ve kullanılmaya devam edecektir. Elektromanyetik radyasyon, bütün evreni kuşatan bir enerjidir. Gözümüze çeşitli renkler halinde görünen ışık da elektromanyetik radyasyonun bir parçasıdır.

İnsanların ruh hali dış dünyaya verdiği tepkide kendini ifade eder. Bireyin davranışını kontrol eden beynin fonksiyonel yapısının normal yaşamda nasıl oluştuğu, kendini nasıl kontrol edilebildiği ve hangi durumlarda kontrolsüz hale geldiği, ikna ve telkin edilebilmesinde neleri önemsediği ve neleri önemsemediği de bilinmesi gereken önemli kriterlerdir. Sorgulamadan ve mukayese etmeden bilgiyi kabullenme baştan beyin kontrolünü başkalarına teslim etmektir. “Amaç bireyin ya da kitlenin, sorgulama ve mukayeseye dayalı savunma mekanizmaları yok edilerek ikna ve telkine açık hale getirilmeleridir.” Görülen ya da yaşanan sessizlik gerçek sessizlik değildir, ne hissettirildiğine ve nasıl hissedildiğine bağlıdır.

KAYNAKLAR



1. Efficient wireless non-radiative mid-range energy transfer, Aristeidis Karalis*, J.D. Joannopoulos, and Marin Soljacic, Center for Materials Science and Engineering and Research Laboratory of Electronics Massachusetts Institute of Technology.

2. Report of the Commission to Assess the Threat to the United States from Electromagnetic Pulse (EMP) Attack

3. The American Way of Propagandan: Lessons from the Founding Fathers, By J. Michael Waller Annenberg Professor of International Communication The Institute of World Politics January 18, 2006

4. Elektromagnetic veapon and Human rigths, by Peter Phillips, Lew Brown and Bridget Thornton, As Study of the History of US Intelligence Community Human Rights Violations and Continuing Research in Electromagnetic Weapons

5. High-Altitude Electromagnetic Pulse (HEMP): A Threat to Our Way of Life, by William A. Radasjy, PH.D., P.E.

6. Mind Controllers By Dr. Armen Victorian A 10-page Summary

*****

BEYİN KONTROLÜ

Beyin Kontrolü Nedir, Ne Elde Edilmek İsteniyor?

Dünya istihbarat örgütlerinin karşı tarafı yönlendirmek için psikolojik operasyon yapabilmeleri en önemli hedefleridir. İstihbarat örgütleri özellikle CIA ve MOSSAD bu konuya büyük önem
vermektedirler.
Bir Çin atasözü vardır, “Yüz savaş kazanmak hüner değil, hüner savaşmadan güvenliği sağlamaktır.”
İstihbarat örgütleri bu konuya bilimsel olarak eğilmektedirler. Sürekli çalışmalarla yeni yollar araştırmaktadırlar.

Bugün MOSSAD’ın CIA’dan daha başarılı operasyonlar yapmasının iki nedeni vardır. Birincisi, Tevrat’ta Musa Peygamber’e Kenan ilinde casusluk yapmasının emredilmesi. İkincisi de, ideallerinin yüksek fakat güçlerinin az olması ve dünya bilim çevresinde önemli etkinliklerinin olmasıdır.

Tarihte buna örnekler var mı?

Bilinen ilk ve en önemli psikolojik operasyon örneği Hasan Sabbah’tır. Haşhaşi tarikatı da denilen bu örgütlenmede kişiler Haşhaşın etkin maddesi Eroinle keyif duygusuna ve cennet inancına şartlandırılıyor. Hasan Sabbah’a itaat ederlerse hep böyle yaşayacaklarına inandırılıyorlardı. Böylece intihar saldırılarını zevkle yapıyorlardı.
1937#8242;de Stalin’in Halk mahkemelerinde dâvâlıların îtiraflarında bazı kimyasallar kullandığı bilinmektedir. Hatta Macaristan Kardinalinin de bulunduğu bir dâvâda dâvâlılar devlete karşı bir tutum aldıklarını birden itiraf etmişlerdi.

Peki durum ahlâki midir?

Kesinlikle değildir. Mamafih, Dünya Af Örgütü 1992 yılında bir rapor neşretti. Bu durum “İnsanın zihni yetilerini bozmayı, yok etmeyi, değiştirmeyi hedefleyen sorgulama prosedürü ahlâki suçtur denildi. Fiziksel işkence sınıflandırması kadar insanlık dışıdır.” düşüncesi
benimsendi.

Hangi yöntemler uygulanıyor?

Klasik yöntem; psikolojik faaliyet, propaganda ve beyin yıkama yöntemidir.
En sık kullanılan yöntem; kimyasal maddeler kullanılarak kişinin düşüncesini etkilemektir.
Son yıllarda üzerinde çalışan ve durulan yöntem ise elektronik implantlar yerleştirilerek kişinin beynini uzaktan kumanda ile yönetme çabalarıdır.

Elektronik yöntemlere geçmeden önce kısaca kimyasal yöntemlerden söz eder misiniz?

Zihin kontrolü deneylerinde ilk kullanılan madde LSD idi. LSD psikokimyasal bir maddedir. Alan kişide olağanüstü psikolojik değişimler olur. Halüsinasyonlar görür, canlı, neşeli, güçlü duygu, düşünme ve davranışlar içerisine girer. Bu madde beynin ön bölgesinde DOPAMİN isimli zevk maddesini aşırı salgılamaktadır. Bu maddeyi alan bir kişi inandığı konuda olağanüstü eylemler gerçekleştirebilmektedir.

İkinci Dünya Savaşında hem Hitler hem Amerikan ordusu “Amphetamin” isimli uyarıcı kimyasalı kullanarak askerlerin savaş gücünü arttırmayı hedeflemişlerdir. Hatta Hitlerin milyonlarca psikoaktif madde kullanarak ordusunun hareket kabiliyetini çok hızlı hâle
getirdiği bilinmektedir.
İçkisine LSD veya uyuşturucu katan kişilerin kolay intihar ettikleri ve kolay insan öldürdükleri bilinen gerçeklerdir.

Bu konu da ABD’de gönüllüler, siyahlar ve eşcinseller üzerinde ilginç deneyler yapılmıştır. Deney yapılan kişilerde akıl hastalıkları, yaşayanlarda erken bunama, erken yaşlanma gözlemlenmiştir. Bu konuda Dr. Armen Victorian’ın kitabında ilginç kaynak ve bilgiler
mevcuttur. Kitabın ismi “İnsan Davranışının Manipülasyonu, Beyin Kontrolüdür.” Bu kitap Timaş yayınları arasında tercüme edilerek yayınlanmıştır.

Psikiyatride tedavi amacıyla kullanılıyor mu?

Psikiyatrik uygulamada tanı ve tedavi yöntemi olarak kullanılmaktadır. Narkoanaliz olarak tanımlanan bu yöntemde kişiye damardan kısa süre etkili barbibüratlar verilir. Kişi uyku uyanıklık arası bir boyuttadır. Bilinçaltının üstündeki baskılar aralanır. Kişiyle güven ilişkisi içinde psikoterapödik ilişki kurulabilirse bilinçaltı duygular, eğilimler, hatıralar, şartlanmalar ortaya çıkarılır.
İlaçlı hipnoz da denilebilen bu yöntem kişinin bilinçaltı çatışmalarını analiz edip onun tedavisini gerçekleştirmek için kullanılır.

Hipnozla beyin yıkamak mümkün müdür?

Hipnoz bilimsel bir yöntemdir. Kişi hipnotik uykuya geçtiğinde vücut ve beyin uyur, fakat terapistle, kişi arasında seçici bir algılama alışverişi kanalı açılır. Böylece kişi yönlendirilir, düşünceleri, duyguları değiştirilebilir. Psikiyatride hastalıklı düşünceleri yok etmek, sağlıklı düşünceler kazandırmak, ego gücünü arttırmak için bu yöntemi kullanıyoruz.

Her bilimsel yöntem gibi hipnozda gösteri malzemesi veya siyâsî amaçla kullanılabilir.

Hipnozda ilk şart iki tarafın birbirine güvenmesidir. Daha sonra konsantrasyon gücü artırılır, uygun telkinde bulunulan kişi geçmişine götürülebilir, beyni yıkanabilir, yanlış şeylere inandırılabilir. Ancak kişiye hipnozda istemediği şeyi yaptıramazsınız. Bazı kişiler telkine çok yatkındır, kolaylıkla girerler. Fakat obsesif ve paranoid denilen güvensiz özelliği fazla olan kişileri hipnotik transa geçirmek çok güçtür.

Elektromanyetik etkileme mümkün müdür?

Evren “Radiant Enerji” denilen yayılan bir enerjiden oluşur, gözümüzle gördüğümüz spektrum bir dalga boyudur. Morötesi ve kızılötesi dalga boyları gözümüzle görülmez. Ancak röntgen filmlerinden, termal kameralara, yeraltı su havza haritalarına kadar bir çok alanda kullanılır.
Her elektrik kaynağı bir radyasyon neşreder. Bazı radyasyonlar iyonlama yaparak hücre ölümlerine yol açar. Hidrojen atomu frekansına uygun mikrodalga ile MR gibi beyin tomografileri çekilir. Mikrodalga fırınlarda ışınların camı geçerek tabak içindeki suyu
buharlaştırdığını biliyoruz.

Mikrodalga ile beyin kontrolü nasıl olur?

Mikrodalga ile uzaktan gürültü hissi oluşturmak mümkündür. Elektromanyetik ritmik vuruşlar kişinin başını elektrikli matkapla oyulduğu hissi uyandırabilir. Çok düşük frekans da (VLF), iyonlamanın olmadığı bir radyoaktivite ile baş ağrısı, çınlama, sinirlilik, depresyon, hâfıza kaybı hatta panik duygusu oluşturulabilir.Radyasyonun diş dökülmesi, kan kanseri, sakat doğumlara neden olduğu yaptığı bilinmektedir.
İyonlanmanın olduğu radyasyonlar X ışınları Radyum gibi kanser tedavisinde kanserli hücreleri öldürmek için kullanılır. Bu ışınları uzaktan yönetmek mümkün olmamakta, fakat mikrodalga kaynağını 1-2 km. Uzaktan bir hedefe yöneltmek mümkün olabilmektedir. Kötü niyetli kişilerin elinde korkunç bir silah haline dönebilen bir teknoloji insanlık dışı amaçlarla kullanılırsa insanlığın sonu başlar.

Elektronik parça yerleştirmek mümkün mü?

İnsan davranışını kontrol etmek isteyenler hayvan deneylerinde bunu gerçekleştirmişlerdir.
FM radyo kanalı ile sinyaller alabilen ve nakledebilen minyatür elektrotlar hayvan kafasına yerleştiriliyor. Maymunda cinsel saldırganlık, boğada âniden durma komutu verme deneyleri başarılı oldu. Yunus balıkları yönetilebildi.
ABD’de beynin elektronik uyarılması zihinsel özürlülerde ve eşcinsellerde araştırılmıştır. James Olds isimli araştırmacı beynin hipotalamuş bölgesine elektronik implant yerleştirerek eşcinselleri kontrol etmeyi başardı. Hastalarda korku, heyecan, halüsinasyon oluşturarak davranışlarını ödüllendirdi veya cezalandırdı.
Zihin özürlülere de benzer deneyler yapıldı. Bu çalışmalar çok tartışıldı. Bilimin iyiliği değil hastanın iyiliği ön planda tutulması etik kuralına göre çalışmalar durduruldu.
FM radyo kanalında sinyaller alabilen ve nakledebilen bu uzaktan beyin elektronik uyarılması ateşli tartışmalara konu oldu. Hatta Fransa’da her doğan çocuğa kimliğini belirtir elektronik parça yerleştirerek ömür boyu nerede olup olmadığını izleyebiliriz tezi bile ortaya atıldı.

İnsanın robot gibi tuşlarla kontrol edilmesi çok tehlikeli bir gelişmeydi.

Elektronik implantı (Stimoreceiver) bulan Dr. Delgado beynin amigdal ve hipokampus gibi alanlarını canlandırarak neşe, tuhaf duygu, renkli görüntü gözlemlediğini kayıt ederek kitabında açıkladı.

Radyohipnotik beyinlerarası kontrol projesi elektronik hipnoz yapmayı amaçlamaktadır. Bu projede kişiye istemediği şeyler yaptırmak mümkün hale gelecektir. Tuşlarla kontrol edilen insana ne yaptırılmaz ki!

Elektromanyetik enerjinin biyolojik bilimlerde kullanılması yeni bir gelişme midir?

Bugün psikiyatride beynin ürettiği sinyalleri kaydederek beyin fonksiyonel görüntülemesi yapılabilmektedir. Klasik EEG’nin bilgisayar devriminden sonra analog sinyallerin sayısallaştırılması ile beyin haritası çıkarılıyor. Beynin hastalıklı çalışan alanlarını görüntüleyebiliyoruz. Tanı ve tedaviyi güçlendirmek için işe yarayan bir yöntemdir. Hatta ilaç tedavisinin biyoyararlılığını hasta izlerken görselleştirmiş oluyoruz. Elektromanyetik enerjinin tedâvide kullanımı yeni gelişmelerdendir. TMS denilen bir yöntem ile ilgili araştırmalar hâlen sürmektedir. Beynin ön bölgesine elektromanyetik uyarı vererek Depresyonu tedâvi etme projesi Elektroşok tedavisine alternatif olarak işe yarayacak gibi görünmektedir.

Bir de duyu ötesi algı var. Bu konuda neler söyleyebiliriz?

Birleşik Devletler parapiskolojik araştırmalara büyük bütçeler ayırmaktadır. Beş duyuyu kullanmada insanın geçmiş, gelecek ve şimdiki zaman hakkında bilgi edinmesi çok ilgi çeken bir konudur.
Telepati, Durugörü (Clair-voyance), Altıncı his de denilen bu algılama biçimi hakkında şu anda bilimsel çalışmalarda sağlam deliller yoktur.
Sesin, elektromanyetik frekansın, lazerin varlığı başka dalga boylarının varlığına kanıt olabilmektedirler. Zihni kontrol etmenin, ikizlerin, anne-çocuk arasındaki uzaktan duygusal etkilenmelerin nasıl olduğu henüz çözülemedi. Rüya laboratuarlarında telepati yolu ile kavram ve imaj uyandırıldığının gözlemlenmesi elektronik psikiyatri açısından devrim niteliğindeki çalışmalardır.
Durugörü veya beden dışı sezgi denilen bir yöntemde de bazı denekler odada gizlenmiş nesnelerin yerini tespit etmeyi başarabiliyorlar. “Remote Viewing, remote sensing” denilen uzaktan görme ve hissetme özelliği olan insanların bunu nasıl başardıkları bilimsel ilgi alanına girmektedir. Uzaktan görüşün elektromanyetik işleyişi çözülebilirse insanlığın kaderi etkilenecektir.

Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz insanın zihninin uzaktan kontrol edilmesi dünya için sosyal ve politik etkileri çok fazla oluşacağı gelişmeleri getirecektir.

“ZİHİNSEL KONTROL OPERASYONLARI: YENİ HEDEF BEYİN Mİ?..”

Son elli yıldır, zihin kontrol çalışmaları, psikolojik savaş yöntemleri dünyanın iki süper devletinin gündemine oturmuş durumda…
Zihinsel dalgaların, elektromanyetik dalgaların insan beynini etkilediği bir gerçek…

Bakın Prof. Dr. Haluk Nurbaki bu konuda ne demiş:

“Düşünelim ki, hali vakti yerinde, zengin, her istediğini alabilen mutlu bir insan var. Ama bu insanı akşamleyin evine geldiği zaman bir huzursuzluk kaplıyor. Bunun sebebi, bu kişinin sahip olduğu imkanlara komşularının sahip olmaması üzerine komşularından gelen zihinsel dalgalardır. Daha önemli bir şey söyleyeyim, sevgisini kaybetmiş toplumlar içerisinde yaşayan insan, orada bulunduğu müddetçe zihni frekansları, sevgi yayınlarını kendiliğinden iptal eder. Toplumdan gelen kavga, huzursuzluk yayınları o kişinin de beynini işgal eder, onu da rahatsız eder. Dolayısıyla gerek bir alet vasıtasıyla, gerek şeytan-manevi etki- vasıtasıyla ve gerekse insan vasıtasıyla dalga hareketlerinden etkilenmek mümkündür.
Her harf ayrı bir frekans yayar. Harfler düşünce haline geldikten sonra, yayın başlar. Yani ben mesela,”akrep” dedikten, beş harfi bir araya getirdikten sonra yayın haline geçer. Ondan önce yayın yoktur.
Mesela “A” harfi bir hiçtir. Herhangi bir şeyi sesli olarak düşünmeden yani sessiz olarak düşündüğünüzde de bir yayın söz konusudur. Bu kanalla düşüncenin tespiti mümkün ama imkansız denecek kadar çok zor bir hadise…”

“Elektronik haberleşme alanında gerçekleşen akıl almaz ilerleme, bireyin özel hayatı için büyük bir tehlike yaratmaktadır” diyor, ABD Federal Mahkeme Başyargıcı Earl Warren…
CIA da, senelerdir, “Uyuyan Güzel” kod adlı bir araştırma operasyonu yürütülüyor.

Amaç: “İnsan beyninin uzaktan kumandası, yönetilmesi ve yönlendirilmesi!..”
CIA bu yöndeki çalışmaların sürdürüldüğünü ve son derece olumlu sonuçlar alındığını resmen açıklıyor.
Servis hedefini anlatmak için örnekler veriyor: “Toplu bir ayaklanma halinde, karşı gösteri halindeki insanları kontrol altına almak, sakinleştirmek, teslim olmalarını sağlamak… Bir teröristin uzaktan kumandayla etkisiz hale getirilmesini sağlamak…”

Peki nasıl olacak bu iş?

Elektromanyetik ışınlarla beyinin bazı hücrelerini yok ederek veya bir süre için uyuşturup etkisiz hale getirerek…
Hedef beyin! İnsan beynini uzaktan kontrol altına alma çalışmaları Kaliforniya’ daki laboratuarlarda, Moskova üniversitelerinin deney odalarında sürdürülüyor.
Fareler, kediler, köpekler üzerinde başarılı olan yeni silahlar, insanoğlunu yönlendirmeye hazırlanıyor.
Elektromanyetik ışınlar; metal, beton, su gibi engelleri rahatça aşabiliyor, yüzlerce metre uzağa iletilebiliyor. İnsan beyni hedef alındığı zaman, beyinin en en iyi koruma altındaki bölümlerine dahi ulaşabiliyor, etki yapabiliyorlar! İşte yarınların istihbarat silahı bu.
Pentagon’un iddialarına göre, Ruslar bu alanda daha ileri gitmeyi, Amerikalıları geride bırakmayı başarmışlar. 1985#8242;ten beri, bir kilometre mesafeden etkili olan, portatif ışın tabancasını istihbaratçılara ve askerlere teslim etmişler.

DİJİTAL TERÖRİZME DOĞRU

Beynin uzaktan kontrolü ve yönlendirilmesi olarak tanımlanan digital terörizm, insanlığa yönelik yeni bir tehdit mi oluşturuyor?
Kapsamlı ve ciddi bir şekilde, ilk olarak John St. Clair Akwei adındaki bir Amerikan vatandaşının, 1996#8242;da Amerikan Ulusal Güvenlik ajansı (NSA) aleyhine açtığı bir davayla gündeme gelen, uzaktan düşünceleri okuma ve yönlendirme teknolojisinin, gizliden gizliye kullanıldığını kanıtlayacak pek çok delil artık mevcut….
Akwei, NSA’nın kendisini sürekli takip edip davranışlarını kontrol ettiğini iddia etmişti, mahkemeye yüzlerce sayfalık delil sunmuştu.
Kısmen kanıtlanan iddialara göre NSA, bunu “sinyal istihbaratı” adı verilen bir sistemle yapıyor. Bu sistem, dünyada elektrik taşıyan her şeyin çevresinde manyetik alan olduğu ve alanların elektromanyetik dalgalar yaydığı teorisine dayanıyor. NSA’nın geliştirdiği sistemle, uydular aracılığıyla, dünyanın neresinde olursa olsun, bir canlıyı kontrol altına almak ve izlemek mümkün…
NSA’nın sinyal istihbaratının ilk aşaması, kontrol altına alınacak kişinin elektromanyetik dalga boyunun tespit edilmesi. Herkese göre değişen ve 3-50 Hertz arasındaki elektromanyetik dalga boyutunun tespitinden sonra, bu dalga boyu bilgisayara giriliyor ve artık 24 saat o kişi uydular ve çeşitli araçlar aracılığıyla şüpheli kişideki elektriksel hareketleri analiz eden NSA, kişinin beyin haritasını çıkararak düşüncelerini de okuyabiliyor. Konuşma merkezindeki elektrik akımının analizi sayesinde, hedef kişinin sözleri dahi tespit edilebiliyor, görme merkezi analiziyle kişinin gördüklerine ulaşılabiliyor.
Sinyal istihbaratı sistemi tersten de kullanılıyor. Bu teknolojinin ürperten boyutu da, aslında burada yatıyor. Yani bir kişinin elektromanyetik dalgalarına kilitlenip uydu aracılığıyla yapılan takip, onu yönlendirmede de kullanılabiliyor. Hedefin beynindeki çeşitli merkezlere gönderilen elektromanyetik sinyallerle kişinin görme, işitme, koklama, hareket etme gibi her türlü duyu ve davranışı değiştirebiliyor. Gönderilen sinyaller sayesinde hedef kişi, başkalarının duymadığı sesleri duyabiliyor ya da görüntüleri görebiliyor.
Burada, yukarıda değindiğimiz bir noktanın altını tekrar çizmekte yarar var: Beyindeki elektromanyetik dalga frekansı her insanda farklı olduğu için, belirli bir kişiye gönderilen görüntü, ses ve benzeri sinyalleri diğer insanların hissetmesi mümkün olmuyor. Bu nedenle elektromanyetik tacize maruz kalan kişilerin itirafları, yeterli delil olmadığı için tamamıyla kanıtlanamıyor.

PANDORA PROJESİ BAŞLANGIÇ OLDU

Uzaktan beyin okuma ve yönlendirme teknolojisinin doğuşu Batı’da olsa da, bu teknolojinin temellerini atan Sovyet Rusya oldu. 1960-65 arası Moskova’daki büyükelçilik binasında görevli Amerikalı personelin (Amerikan elçisinin daha sonra ölmesini de içeren) çeşitli fiziksel ve zihinsel hastalığa neden olan elektromanyetik sinyallerle kuşatıldığının farkına varılmasıyla, bu teknolojiden haberdar oldu.
Geçmişte ABD Savunma Bakanlığı’nda Bilim Danışmanı olarak görev yapan dr. Stephan Possony, ABD nin bu alandaki ilk kapsamlı projesi olan PANDORA projesinin nasıl başlatıldığını sonradan şu sözlerle açıklayacaktı.
“Moskova’daki elçinin ve diğer çalışanlardan bir çiftin, lösemi nedeniyle ölmesinden sonra orada ne olduğunu çok dikkatli araştırmamız için ani bir emir geldi. Dev bir proje yürürlüğe girdi.Bu tümüyle Pandora projesi olarak bilinen hale geldi ve bu CIA’yi, İleri Araştırma Proje Ajansı (ARPA) nı, devlet departmanını , donanmayı ve orduyu da içeren TUMS, MUTS ve BAZAR Projeleri gibi çok sayıda paralel projeyi kapsıyordu.
Sonradan Moskova Sinyalleri olarak adlandırılan elektromanyetik sinyallerin, Amerikan elçiliğini hergün hedeflediğini söyleyen Dr.Possony, ARPA nın 20 Aralık 1966 tarihli”çok gizli” notuyla bu projenin önemini gösteriyor. Dr. Possony,”Tehdidin ne olduğunu belirlemek için Beyaz Saray, ABD haberalma heyeti vasıtasıyla, Devlet departmanı, CIA ve savunma bakanlığı içinde bir araştırma çalışmasının yürütülmesi için direktif verdi.
Ulusal programın koordinasyonu “TUMS” kod adıyla Devlet departmanı tarafından yapıldı. ARPA, insan üzerinde düşük seviyeli elektromanyetik radyasyon etkileri bulunan ve potansiyel tehditlerden birisiyle ilgilenen tüm programın seçilmiş bir kısmında temsil edilmekte ve bunu üzerinde araştırma yürütmektedir. Bu not “pandora” diye adlandırılan bu programdan elde edilen ilk sonuçları özetlemektedir.” diyor.
ABD bu yeni teknolojiyi tanımaya ve geliştirmeye çalışırken, 1974 yılında, V.P. Kaznacheyev adındaki bir bilim adamı, ölümün uzak bir mesafeden ultraviyole ışınlarının nakledilmesiyle gerçekleştirilebileceğini kanıtladı. Aynı yılda bir Çek mühendis, Robert Pavlita ise böcekleri uzak bir mesafeden “psikotronik” cihazlar kullanarak öldürebildiğini gösterdi. CIA’nın Pavlita’nın çalışmalarıyla ilgili raporlarına göre, bu bilim adamı insanda güçlü psikolojik rahatsızlıklara ve ölüme neden olacak kapasiteye sahip olan, biri 320 km., diğeri daha uzun mesafeden etkili olan iki “psikotronik ” silah geliştirdi.

NÖRO-ELEKTRO MANYETİK SİLAHLARIN ETKİLERİ

Nöro-elektromanyetik silahların insan üzerinde kullanılmasıyla ortaya çıkan etkiler, silahların geliştirlmesinde habersizce denek olarak kullanılanları n psikolojik yardıma ihtiyaç duymalarıyla ortaya çıktı.
Bu etkilerin bazıları şöyle:

*
Hafıza kaybı ve davranış bozuklukları
*
Duyulan sesin yönü, şiddeti ve içeriğinin değişmesi.
*
Göz kapaklarını denetleyerek konuşmanın bozulması.
*
Şiddetli kalp çarpıntısı.
*
Zahmetli işler sırasında omuzları ve kolları zorlanarak kazalara neden olma.
*
Bir şey yaparken dirseklerin dürtüklenmesi ve işe engel olma.
*
Bacaklarda ağrı ve gereksiz hareketlenme, sağ ve sola sallanma ve aşırı sertleşme.
*
Ayağın zor ulaşılan yerlerinde kaşınma ve kızarmalar.
*
Sırttaki büyük kaslarda kasılmalar.
*
El hareketlerinin kontrol edilmesi
*
Düşüncelerin okunması ve ya dışarıdan düşünce iletilmesi.
*
Rüyaların denetlenmesi.
*
Hareket eden hayali görüntüler görülmesi.
*
Göz kapaklarının sürekli açık tutturulması.
*
Sürekli kulak çınlaması.
*
Çene ve dişlerin neden yokken titremesi.

Alinti
http://bmajans.blogspot.com/2011/08/beyin-kontrolu-ve-elektromanyetik.html


DENEYİMİNE DAYALI OLMAYAN HER ŞEYİ SADECE BİR VARSAYIM OLARAK KABUL ET... OSHO
Kalbiniz temiz,gözünüz acik olsun.

Edited by - bigsenfoni on 15/04/2015 00:15:01
Go to Top of Page

bigsenfoni


1112 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 15/04/2015 :  00:00:39  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  bigsenfoni Kullanıcısının kişisel sayfasını Ziyaret edin  Alıntı Ekle
Telegram Nedir?



“Uzaktan cihazlı elektromanyetik zihin-beden kontrolü ve yönlendirmesi”



Yabancı akademik, istihbarî ve askerî literatürde remote mind control device, neuro-electromagnetic weapon, non-lethal weapon, directed energy weapon, psychotronic weapon, radio frequency weapon, electromagnetic radiation weapon, psycho-acoustic correction equipment, remote neural monitoring, electronic harassment gibi farklı adlarla anılmaktadır, Türkçede ise TELEGRAM şeklinde ifade ediliyor. İşleyiş bakımından ise bir ferdin doğrudan beynini hedefleyen bir silâh teknolojisi ve zihin yönlendirme metodu TELEGRAM.





“Amerika, Irak’ı işgal etmeden önce bir yıl boyunca (daha fazla da olabilir) Irak radyolarında Kur’an yayınının altından, çok düşük frekansta, kulakla duyulmayan, ancak dimağla algılanarak Iraklıların şuur-altına gönderilen: “Direnmeniz faydasız” gibi sessiz şuuraltı mesajları verilmiş ve bir ülke işte bu şekilde şuuraltı mesajları ile işgâle hazır edilmiştir.



TELEGRAM BİR SİLAHTIR üzerine basılan bir kumanda düğmesi ya da zihne fısıltı ile söylenen bir emir değildir. İnançlarınızı değiştirecek veyahut inançlarınızla ilgili davranışlarınızı etkileyecek düşüncelerin, fikirlerin ve duyguların hassas bir şekilde sistematik ve yavaşça sessiz şuuraltı mesajları ile zihne sokulmasıdır.YANİ BİR ZİHİN KONTROLOPERASYONUDUR.



TELEGRAM BİR SİLAHMI ?



Sessiz şuur altı mesajları.



Dr. Oliver M. Lowry, Amerikan Yönetimi için askeri ve haberalma dünyasinda Sessiz Ses Yayilma Spektrumu ( SSSS ), bazen de SQUAD olarak adlandirilan degisik gizli projeler yapti. Sistem Irak` a karsi mevzilendirildi. `Esir alinan ve firar eden Irakli askerlerin söylediklerine göre, en fazla harap eden ve en fazla moral bozan programlama, ultra - yüksek - frekanslı, " Sessiz Sesler " veya " Sessiz Suuraltilar " olarak bahsedilen suuralti mesajlarin yeni ileri teknoloji tipinin bilinen ilk askeri kullanimiydi.



İnsan kulagina göre tamamen sessiz olmasina ragmen, Psikolojik Operasyon ( Psy Ops ) psikologlari tarafindan isitsel programlamanin yaninda bulunan bantlara yerlestirilen olumsuz ses mesajlari, Irakli askerlerin suuralti zihinleri tarafindan açik olarak algilandi ve sessiz mesajlar onlarin moralini tamamen bozdu. Onlarin zihinlerine sürekli bir korku ve ümitsizlik duygusunu tamamen yerlestirdi.



körfez savaşında Irak askerlerinin bir paket bisküvi, gofret vb alabilmek için ABD askerlerinin ayaklarına kapandıklarını, çizmelerine sarıldıkları iddia edildi... Bu askerlerin de uydudan gönderilen radyo-frekans dalgaları ile aptallaştırılmış olmaları elbette akla gelmektedir. Aksi halde, ne kadar idealsiz olsa dahi eğitim almış askerlerin bu duruma düşmesi başka türlü izah edilememektedir. -



... Birinci körfez savaşı sırasında binlerce ırak ordusu askerinin bir Amerikan çavuşunun ayağını öpmek için sıraya girişi...





Saddam'ın dört yüz bin kişilik muhafız ordusunun Amerikan askerleri ve 60 metre irtifada alçak uçuş yaparak sinyal gönderen apaçi helikopterlere tek bir kurşun atmadan silahlarını bırakıp savaşmaktan vazgeçmesi ve evlerine gitmeleri.



Irak'ta bir hacının çifte kırma ile inişe zorladığı iddia edilen Apaçi helikopterinin aslında çok fazla alçak uçuşa gayret etmesi sebebi ile zorunlu iniş yaptığının meydana çıkması.. Bu apaçi nin zihin kontrolünde kullanılan elektro manyetik dalgaların şiddeti / tesiri daha fazla olması için alçak uçuş yaptığının meydana çıkması.





ZİHNİNİZ KONTROL ALTINDA OLABİLİR



- İnsan zihni kontrol altına alınabilir mi?



-Elektromanyetik dalgalarla insanların beyinlerine ve şuurlarına müdahale edilebilir mi?



- KGB Generali Ratnikov, resmi bir açıklamasında, “Benim başında bulunduğum birimin görevi, Rus devletinin tepe yöneticilerinin bilinçaltlarını dış etkilere karşı korumak,” diyor. Peki, Türk devletinin tepe yöneticilerinin bilinçaltları korunuyor mu?



- Telekinezi yoluyla, uzaktaki bir canlının kalbini durdurmak mümkün mü?



- Psikotronik silahlar, birkaç yüz kilometre mesafeden insan üzerinde nasıl etki yapıp ölüme yol açabiliyor?



- Türkiye’de son yıllarda yaşanan kaos olaylarının çözümünde metafizik istihbarat kullanıldı mı?



- Obama'nın kapatmaya söz verdiği halde kapatamadığı Guantanamo'da aslında neler oluyor, ırklara göre davranış çözümleme deneyleri mi yapılıyor?



-ABD karşıtı Latin liderlerin peş peşe kansere yakalanması doğal ve tesadüf eseri mi, psikotronik silahlarla kansere yol açmak mümkün mü?



-Tüm iktidarlar kanaatlere dayanır. Peki, subliminal (bilinçaltı) mesajlar yoluyla toplumlar yönlendirilebilir mi?



-Türk savaş uçağı, Suriye açıklarında nasıl düşürüldü, askeri endüstriyel yeterliliğimiz hayallerimizin çok mu gerisinde?



- Zihin kontrol yoluyla insanların intihar etmesini sağlamak mümkün mü?



- Bilimsel olarak tespitinden 9 yıl önce, Jüpiter'in etrafındaki halkanın varlığını açıklayan "Psişik" Ingo Swan ve Harold Sherman, NSA görevlisi miydi?



- bir radyo dalga harekâtı üzerinden zihin kontrol yapabilir mi?



- Psikokinetik zihin gücü ile hassas cihazları ve diğer insanları etkilemek mümkün mü?



- Telepati yoluyla iletilen kavram ve imajlarla rüyalara dışarıdan nasıl müdahale ediliyor?



-Telegram (zihin kontrolü) yoluyla kimlik ve kişilik değiştirmek mümkün mü?

Cetin Bal Alinti


DENEYİMİNE DAYALI OLMAYAN HER ŞEYİ SADECE BİR VARSAYIM OLARAK KABUL ET... OSHO
Kalbiniz temiz,gözünüz acik olsun.

Edited by - bigsenfoni on 17/08/2015 16:41:46
Go to Top of Page

bigsenfoni


1112 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 26/08/2015 :  17:00:41  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  bigsenfoni Kullanıcısının kişisel sayfasını Ziyaret edin  Alıntı Ekle
Metafizik istihbahrat ve beyin kontrolu hakkinda Ahmet Maranki'nin aciklamalarini etkileyici buldum ve sizlerle paylasmak istedim.Bu konuda cok önemli bilgileri paylasiyor ilk dakikalari biraz sikici gelebilir ama sonuna kadar izlemenizi tavsiye ederim.

``Temennasiz bu bilgileri veriyoruz ve paylastikca enerjimiz artiyor.''

Ahmet Maranki



https://www.youtube.com/watch?v=ytkzNzqnD8E

Asagidaki izleyeceginiz kadinin bilinci bu zamana kadar karsilastigim insanlarin yüzde 90'nindan daha saglikli ve farkinda...


HAKKARİ'Lİ BAYAN ZİHİN KONTROLÜ MAĞDURU!



Kalbiniz temiz gözünüz acik olsun



DENEYİMİNE DAYALI OLMAYAN HER ŞEYİ SADECE BİR VARSAYIM OLARAK KABUL ET... OSHO
Kalbiniz temiz,gözünüz acik olsun.

Edited by - bigsenfoni on 26/08/2015 17:26:00
Go to Top of Page

maiterya


277 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 31/08/2015 :  22:25:00  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Ülkemzde garip şeyler oluyor insanlarımız basit şeyleri bile algılayamıyor,siyasi olarak bazı metafizik yönlendirmeler olduğunada inanıyorum,bu dalglarla (+ bir çok yöntemle) birileri iktidarda tutulabilir ve onlar aracalığı ile (beyinlerini kontrol ederek)istediiklerini yaptırdıklarını düşünüyorum.

Edited by - maiterya on 31/08/2015 22:25:34
Go to Top of Page

maiterya


277 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 31/08/2015 :  22:35:06  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Hakkarili bayanın videosunu izledim,şizofrenik bir durum olup olmadığı da araştırılmalıdır,akıl rahatsızlığı olanların çoğu bu şekilde seler duyarlar yönlendirildiklerini söylerler bunu göz ardı etmemmek lazım tabiki olayın zihin kontrolü olma olasılığıda var.
Go to Top of Page

Scyth


1080 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 31/08/2015 :  23:16:03  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
İçine düşülen zorlukları aşmak için bilgiye ulaşmak yerine çevredeki cahillere akıl danışmak küçük düşürücü bir hal.

Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

Edited by - Scyth on 31/08/2015 23:16:27
Go to Top of Page

Elza Ojalvo


37 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 11/12/2015 :  18:03:46  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
ZİHİN KONTROLÜ YAPABİLEN PARAZİT MANTAR

CORDYSEPS FUNGUS

İnsanların ölçeğinde bilim kurgu sayılabilecek olaylar, böceklerin ve küçük hayvanların dünyasında yaşanan bir gerçek.

Videoyu izlerken bazı noktaları atlayabilirsiniz diye konuyu kısaca özetleyeyim:

Bir parazit mantar türü olan Cordyceps Fungus karıncaları konak ediniyor.
Parazit zamanla hayvanın zihnini (bir böcek için zihin her ne anlama geliyorsa) ve dolayısıyla davranışını kontrol etmeye başlıyor.
Peki bunu ne şekilde yapıyor? işte burası gerçekten ilginç:
Parazit zihin/davranış kontrolü uygulayarak karıncayı sürekli olarak ağaç dallarının ya da otların daha yüksek kısımlarına çıkmaya zorluyor.
Bu davranış değişikliklerini farkederek tehlikeyi sezinleyen diğer karıncalar bizimkini sürükleyerek kolonilerinden uzağa götürüp bırakıyorlar.
Artık tek başına kalan karınca çıkabileceği yüksek bir seviyeye kadar yukarı doğru tırmanıp bir noktada kendisini dala kilitliyor.

Hemen ardından daha dehşet verici bir şey olmaya başlıyor:

Parazit, karıncanın kafasından tıpkı bir anten gibi çıkıp dışarı doğru uzamaya başlıyor. Filmde hızlandırmışlar ama bu uzama süreci 3 hafta kadar sürüyor.

O arada karıncamız hayatını kaybediyor ama kafasının üstünde uzayan mantar o civarda olup da kendisine konaklık edebilecek bazı küçük hayvanlar veya böcekler için yeni bir tuzak haline geliyor.

http://www.youtube.com/watch?v=RuopJYLBvrI&feature=related

B1RL1K
Go to Top of Page

Elza Ojalvo


37 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 11/12/2015 :  18:05:19  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
ZOMBİ TIRTILLAR ve PARAZİTİK ZİHİN KONTROLÜ

LEUCOCHLORIDIUM PARADOXUM

Tırtıllara dadanan bir parazit türü olan Leucochloridium Paradoxum zihin kontrolünün çok daha gelişmiş bir biçimini kullanmaktadır.

Konuyu yine kısaca özetleyeyim:

Bu parazitler tırtılı bir tür zombi haline getirmekte ve tırtılın bütün kapasitesini kendi amaçları için kullanmaktadırlar.
İilk zamanlar küçük birer pirinç büyüklüğünde olan parazitler için tırtılın gövdesi sadece güvenli bir konaktır.
Bu nedenle tırtılın bir süre daha hayatta kalmasına ihtiyaç duyarlar ve beslenirken çok dikkatli davranırlar.
Tırtılın iç sıvısı ile beslenirler ama iç organlara asla zarar vermezler.
Tırtılın gövdesi, larvaları birer erişkin hale gelene dek tam 2 hafta boyunca korur, ama bir süre sonra artık bir konak olarak ona ihtiyaçları kalmamıştır.
Tam anlamıyla gelişkin hale gelen larvalar dönüşümlerini tamamlayacak olan bir sonraki aşamaya geçmek için tırtılı uyuşturan kimyasal maddeler salgılayıp, tırtılın dış dokusunu kesici dişleri ile yırtarak dışarıya çıkarlar.

Dışarıya çıkan larvalar için artık yeni bir süreç başlamıştır.
Çok hızlı bir şekilde kendi çevrelerine ipek kozası örerler
Böylece son dönüşümleri için kendilerine mükemmel denebilecek bir ortam yaratırlar

Bu larvalar için olası bir tehlike, böyle savunmasız bir durumdayken diğer parazitik canlılara yem olma riskidir.

Ve şimdi sıkı durun:

Larvaların gövdesini yırtarak çıktıkları yaralı tırtıl tam bu noktada onlara yardımcı olacaktır.
Tırtıl mevcut kozaların çevresine kendisi de ek bir dış koza örmeye başlar.

Tırtılın normalde yapması beklenen kendi çevresine kendisi için bir koza örmesidir ama parazitlenmiş olan tırtıl bunu yapmak yerine larvaların kozaları çevresine ek koruma sağlamak amacıyla bir dış koza örer.

Bir o kadar tuhaf olan da şudur:

Tırtılın doğal savunma/saldırı mekanizması da parazitlerce ele geçirilmiştir ve tırtıl dış saldırganlara karşı kendini savunmayı bırakıp himayesi altındaki kozaları savunmaya başlar.

Tırtıl bu arada beslenmeyi de bıraktığından bir süre sonra açlıktan ölür.

Bilim adamları haftalar önce parazitlenmiş olan tırtılın zihin/davranış sisteminin ele geçirildiğini ve zihin kontrolü yoluyla larvaların hizmetine girdiğini düşünmektedirler.

http://www.youtube.com/watch?v=vMG-LWyNcAs&feature=related

B1RL1K
Go to Top of Page

Elza Ojalvo


37 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 11/12/2015 :  18:06:57  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
acaba insan seviyeleri arasında 'cansız' yani ölü seviyelerin de, yaşayan yani 'konuşan seviye'ler üzerinde böyle bir etkisi var mı?

B1RL1K
Go to Top of Page

bozadi


9835 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 11/12/2015 :  18:34:27  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Salyangozları zombileştiren parazit tırtıllara dair benzer ve çok ilginç, hatta dehşete düşürücü bir olaya dair bir video izlemiştim:

http://dogaveinovasyon.com/bu-parazit-salyangozu-zombilestiriyor/

Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen Elza Ojalvo

acaba insan seviyeleri arasında 'cansız' yani ölü seviyelerin de, yaşayan yani 'konuşan seviye'ler üzerinde böyle bir etkisi var mı?

Soruyu biraz daha açabilir misin Elza? Bugün jetonum geç düşüyor sanırım :/
Go to Top of Page

bozadi


9835 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 11/12/2015 :  19:00:26  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Wau, bu arada forumda pek çok farklı soru başlıkları oluşturduğunu fark ettim şimdi. Heyecan verici. Tabi birlikte faydalı bir şekilde bazı doyurucu açıklamalara ulaşabilmek için, öncelikle belli-başlı bir-iki konu üzerinde odaklanıp diğer sorulara da arada kurulan anlamsal bağlantılara göre el atmak isabetli olur diye düşünüyorum.
Go to Top of Page

Elza Ojalvo


37 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 11/12/2015 :  19:28:18  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
evet bozadi,
ben bu döngünün evrende, sadece bu parazit tırtıllar ve mağdurlarına özgü, kısıtlı bir alanda gerçekleştiğini düşünmüyorum.
eğer bir kesitte böyle bir vizyon var ise, diğer kesitlerde de aktif veya pasif olarak varlığını ortaya koyduğunu düşünüyorum.
o sebeple bir dönüşüm yaşarken, o dönüşümün niteliğini tespit etme şansımız olmayabilir.
örneğin bir negatif potansiyel ile savaşa girdiğimizde, negatif organizmaya dönüşebilir savaştığımız şeyin parçası olabiliriz ama hala pozitif bir oluşum olarak varlığımızı sürdürdüğümüzü iddia edebilir hatta hiç bir şey iddia edemeyecek hale gelip sadece olduğumuz şey olmakla meşgul kalabiliriz.. zombi örneklemeleri bunu açıklayan iyi örneklerdir.

teşekkürler yaklaşım için, sabırsızlıkla bekliyorum <3 <3 <3

B1RL1K
Go to Top of Page

Elza Ojalvo


37 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 11/12/2015 :  19:40:25  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
[/quote] Soruyu biraz daha açabilir misin Elza? Bugün jetonum geç düşüyor sanırım :/
[/quote]

soruyu açayım tabii ki;
şimdi insan bilinçlerini ayırsak

1- sadece barınma, beslenme, üreme güdüsüyle yaşayanlar, bunlara "cansız" diyelim, çünkü ne gelişmek ne de dünyada olup bitenlerden haberdar olmak gibi bir arzuları var. ölü olarak yaşamaya devam ediyorlar.

2- din gibi, gelenekler gibi, partiler gibi, ekollere kökleriyle bağlı kalıp ot gibi, yaşayanlar. bunlara "bitkisel" diyelim.

3- bol para, servet sahibi olmak, toplumları yönetmek hatta dünyayı yönetmek gibi arzuları olanlar. bunlara "hayvansal" diyelim.

4- bir de canlı seviye var; bu seviye artık hiç hayvani güdüsel dürtülerine esir olmadan, bir yerlere kök salmadan, daima gelişerek ve yaşamın amacını irdeleyip evrenin işleyişini sorgulayan, doğa ile bütüncül nitelikler (tanrısal nitelikler) edinip, kendine hizmet değil de tüm varolana eşit mesafede arzularla dolu olan konuşan seviye.

şimdi "parazitler bu kadar etkili ise, konuşan seviyenin altındaki herhangi bir seviye ya da bu seviyeleri yöneten hayvani seviye, konuşan seviyeyi kendine dönüştürebilecek parazitlere sahip mi?" demek istedimdi :)

B1RL1K

Edited by - Elza Ojalvo on 11/12/2015 19:45:57
Go to Top of Page

Majisyen


290 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 11/12/2015 :  20:57:54  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Bilgi eksikliği varsa elbette pozitif yoldaki birey de yoldan çıkartılabilir. Verdiğin tırtıl örneği de Adolf Hitler'in kertenkele varlıkları tarafından kullanılmasına benziyor sanki. Diğer kesitlerde de olabilir mi derken bu tarz bir örneği kast etmiş olabilir misin?

Bir de çok fazla başlık açmışsın bu güzel bir şey ama yoğunlaşmamız biraz zor olabilir başlık fazlalığı nedeniyle. Sindire sindire ilerlersek daha iyi olacaktır.

Karanlık, ışığın olmadığı yerde vardır.
Go to Top of Page

Elza Ojalvo


37 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 11/12/2015 :  21:31:49  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
cevap için teşekkür Majisyen,
aslında söylemeye çalıştığım şey, bütüncül bir algı ile amacımızın BH olduğu bir dünya adına, Yaratan'ın suretleri olarak onun ihsan etme niteliklerini edinirken, uğruna bir savaş veririz ve bu savaşımız bizi yolumuzdan çıkaracak her şeye karşıdır. ancak diğer yandan ne kadar doğru niyetle ve kararlılıkla ilerlesek bile, doğanın bazı öğelerinde gözlemlediğimiz gibi bütüncül hareketin bir parçası olarak bir diğer parçayı yıkan güçler vardır. bu denge adına işler. paylaşımdaki parazitleri buna örnek vermek istedim! ve savaştığım şeye farkında olmadan dönüşebileceğim gibi bir algı tezahür etti. çünkü böyle bir durumda yoğunlaşma ya da kararlılığı sürdürme kifayetsiz kalırdı. yani kontrol adına iğne ucu kadar bile etkimiz varsa bu nedir nasıl işler?

Başlık fazlalığına gelince, cevap verme konusunda istediğin kadar zamana yayabilirsin dostum, hepsini bir günde işlemek zorunda değiliz.
konu seçimi konusunda öncelik hakkı seçimlere kalmış ;) nerden başlamak ve hangi konuyu işlemek istiyorsan onun üzerine konuşuruz. kendine göre bir sıralama yapabilirsin, ben de vakit buldukça iştirak ederim ;)
<3 <3 <3

B1RL1K

Edited by - Elza Ojalvo on 11/12/2015 21:34:50
Go to Top of Page

Elza Ojalvo


37 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 11/12/2015 :  21:36:19  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
"bilgi korur" diyoruz daima, elbette korur.. ancak işlediğimiz bilgi ile hangi tarafta olduğumuzu nasıl biliyoruz/bileceğiz? bu da sorunun devamı gibi olsun ..

B1RL1K
Go to Top of Page

Elza Ojalvo


37 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 11/12/2015 :  21:38:28  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
zira işleyen dengenin içinde bireysel çabamızla bir toplu iğne başı kadar hükmümüz olduğu gerçekliğini yadsıyamayız!

B1RL1K
Go to Top of Page

Majisyen


290 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 11/12/2015 :  21:39:54  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen Elza Ojalvo

cevap için teşekkür Majisyen,
aslında söylemeye çalıştığım şey, bütüncül bir algı ile amacımızın BH olduğu bir dünya adına, Yaratan'ın suretleri olarak onun ihsan etme niteliklerini edinirken, uğruna bir savaş veririz ve bu savaşımız bizi yolumuzdan çıkaracak her şeye karşıdır. ancak diğer yandan ne kadar doğru niyetle ve kararlılıkla ilerlesek bile, doğanın bazı öğelerinde gözlemlediğimiz gibi bütüncül hareketin bir parçası olarak bir diğer parçayı yıkan güçler vardır. bu denge adına işler. paylaşımdaki parazitleri buna örnek vermek istedim! ve savaştığım şeye farkında olmadan dönüşebileceğim gibi bir algı tezahür etti. çünkü böyle bir durumda yoğunlaşma ya da kararlılığı sürdürme kifayetsiz kalırdı. yani kontrol adına iğne ucu kadar bile etkimiz varsa bu nedir nasıl işler?

Başlık fazlalığına gelince, cevap verme konusunda istediğin kadar zamana yayabilirsin dostum, hepsini bir günde işlemek zorunda değiliz.
konu seçimi konusunda öncelik hakkı seçimlere kalmış ;) nerden başlamak ve hangi konuyu işlemek istiyorsan onun üzerine konuşuruz. kendine göre bir sıralama yapabilirsin, ben de vakit buldukça iştirak ederim ;)
<3 <3 <3



Hmm. Yani diyorsun ki pozitif bir şey yaptığını zannederken negatif bir şey yapmak ve buna kararlılıkla devam etmek. Buradaki kararlılık, tuzağa düşüp inada saplanmak.Evet bu bağlamda verdiğin parazit örneği cidden güzel bir örnek.

Bu arada Kasyopya celseleriyle, Ra bilgileriyle aran nasıl? Bir mesajında hiçbir öğretiye bağlanamadığını yazdığını hatırlıyorum.


Karanlık, ışığın olmadığı yerde vardır.
Go to Top of Page

Majisyen


290 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 11/12/2015 :  21:45:17  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen Elza Ojalvo

"bilgi korur" diyoruz daima, elbette korur.. ancak işlediğimiz bilgi ile hangi tarafta olduğumuzu nasıl biliyoruz/bileceğiz? bu da sorunun devamı gibi olsun ..



Çok paradoksal bir soru. Bilgiye sahip olup yine de bilememek.Bilgi arttıkça hangi tarafta olduğumuz da gittikçe somutlaşacaktır.Belli bir seviyeden sonra seçim yapmamak hemen hemen imkansızdır. Bilginin artması gittikçe sertleşen bir obje gibidir. Yani gittikçe daha dayanıklı olursun ve bence "bilgi korur" deyişi de tam olarak bunu işaret ediyor.

Karanlık, ışığın olmadığı yerde vardır.
Go to Top of Page

Elza Ojalvo


37 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 11/12/2015 :  22:16:01  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
[/quote]

Hmm. Yani diyorsun ki pozitif bir şey yaptığını zannederken negatif bir şey yapmak ve buna kararlılıkla devam etmek. Buradaki kararlılık, tuzağa düşüp inada saplanmak.Evet bu bağlamda verdiğin parazit örneği cidden güzel bir örnek.

Bu arada Kasyopya celseleriyle, Ra bilgileriyle aran nasıl? Bir mesajında hiçbir öğretiye bağlanamadığını yazdığını hatırlıyorum.


[/quote]


hayır aslında tam olarak öyle değil, pozitif bir şey yaptığını sanarak buna kararlılıkla devam etmek değil.
pozitif yönde kararlılıkla ilerlerken, bilincinin sen farkında olmadan ele geçirilmesi sonucu artık nerede olduğunun bile öneminin yitmesi gibi anlatmaya çalıştığım şey. bu durumda ortada bir inat söz konusu dahi olamaz! videoları izlerken bunu resmen iliklerime kadar hissettim, parazit tarafından zihni kontrol altına alınmış hayvanın ölüme doğru giderkenki gönüllülüğü veya salyangozun istem dışı paraziti yaymak yönünde gönüllü olarak misyonunu yerine getirmesi.. şimdi kim, nerede durduğu konusunda, hangi bilgiyle kanaat edecek. işlediğin bilgi kime aittir?

B1RL1K

Edited by - Elza Ojalvo on 11/12/2015 22:19:11
Go to Top of Page

Elza Ojalvo


37 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 11/12/2015 :  22:33:10  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
<blockquote id="quote"><font size="2" face="Trebuchet MS, Verdana" id="quote">Eklenti:<hr height="1" noshade id="quote">Orjinal Mesajı Ekleyen Majisyen
…
[/quote]
Bu arada Kasyopya celseleriyle, Ra bilgileriyle aran nasıl? Bir mesajında hiçbir öğretiye bağlanamadığını yazdığını hatırlıyorum.
[/quote]



bir dönem her ikisini de nefessiz takip eder, bazen birinin pozitif diğerinin negatif yönlendirmeler yaptığını düşünür, bazen de tam tersini düşünürdüm. bir çok zaman da her ikisini de doğru yönlendirmeler olarak kabul eder, birbirlerinin eksik yanlarını tamamladığını düşünürüm. çok zaman da, ikisinin de aynı yönde aynı kaynağa hizmet ettiğine kani olurdum.

ancak çok sonra, arayışımın bunların çok üzerinde olduğunu fark ettim. daha bütüncül, hiç bir bilgi ya da bilgeliği dışlamayan, içinde her şeyi barındıran bir dengenin işleyen çarklarını ve her açıdaki çarkların görevlerinin ehemmiyetini görmeye başladım.

bütüncül bir bakış açısında, tek yönlü bir bağımlılık ve fanatizme yer olmadığını hissetmeye başladım. öyle ki, varoluştan bu yana işlenen tüm bilgilerin işlenmesi gerektiğini, hepsine aynı değerin takdir edilmesi gerektiğini ve ancak o zaman seçim yapma hakkının gerçek anlamda varolabileceğini kabul ettim. şimdi yine her bilgiyi takip eder, karşılaştırır ve en dengeli bulduğum noktada sentezlerim. geldiğim noktada, bütünlük anlayışımda ayrışmalara yer kalmadı. bir çok ekolde gezip dolaştıktan sonra, bazı bilgilerin zehir ise, bazılarının panzehir olduğunu görme şansım oldu! oğulun babayı yenme içgüdüsünde bile babayla bütünleşme vardır, dolayısıyla bütüncül kavrayışta şeytan hükmünü yitirir.


B1RL1K

Edited by - Elza Ojalvo on 11/12/2015 22:42:19
Go to Top of Page

Elza Ojalvo


37 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 11/12/2015 :  22:38:30  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
yaw alıntıları nasıl ekliyoruz, tamamını eklemeyeyim diye bazılarını silerken bir hata yapıyorum sanırım ve olmuyor :/

B1RL1K
Go to Top of Page

bozadi


9835 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 11/12/2015 :  22:59:30  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Alıntılar konusunda ne yazık ki kolayca sorun çıkabiliyor. Önceki bir mesajın üstündeki simgelerden "Alıntı Ekle" simgesine (herhangi bir mesajın üzerinde dizili simgelerden sağdan 3'üncü) tıklayınca o mesajın içeriğini alıntı kodları içine alarak cevap yazma bölümüne ekliyor. Fakat alıntı içeren o mesajı bir kez gönderdikten sonra içeriğinde bir değişiklik yapmak için "Cevabı düzenle" simgesine tıkladığında ne yazık ki alıntı yapma kodlarında bir bozulma oluyor ve kendiliğinden düzelmiyor. O şekilde mesajı tekrar gönderdiğinde bozuk kodlarla birlikte yayınlanıyor mesaj.

Bu durumun çözümlerinden biri şöyle olabilir; gönderilmiş bir mesajda değişiklik yapmak için içeriğine tekrar girdiğinde bozulan kod dizisinde aşağıda belirttiğim kısım silinerek yerine sadece [quote] ifadesi yazılıp mesaj tekrar gönderildiğinde alıntı bozulması düzeliyor:

<blockquote id="quote"><font size="2" face="Trebuchet MS, Verdana" id="quote">Eklenti:<hr height="1" noshade id="quote">

Evet, alıntı içeren bir mesajın içeriğine tekrar girildiğinde bozulan kod yukarıdaki kodlar. O kısım manüel olarak silinip yerine [quote] yazılırsa düzeliyor.

Go to Top of Page

bozadi


9835 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 11/12/2015 :  23:10:10  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Bir kullanıcının önceki bir mesajından "kısmi" bir alıntı yapılmak isteniyorsa, o mesajın içeriğini bir bütün olarak alıntıladıktan sonra (o mesajın üzerindeki "alıntı ekle" simgesine tıklayarak), alıntı metin alıntı kodlarıyla birlikte cevap yazma bölümüne geçtiğinde, alıntının içinde sadece alınmak istenen cümle veya paragraf bırakılarak alıntıdaki diğer cümleler manüel olarak silinebilir. Böylece sadece istediğin kısmı alıntılamış olursun.

Ama o diğer kullanıcının yazdıklarını cümle cümle ayırarak alıntı haline getirip ayrı ayrı cevap vermek istersen, yine ilk kez bütün cevabı alıntıladıktan sonra o alıntının tamamını kopyalayıp alt alta birkaç kez yapıştırıp her birinin içinde sadece o kısımda alıntılamak istediğin cümleleri bırakıp diğerlerini silebilirsin.

Tek bir mesajda birden fazla forum üyesinin yazdıklarını alıntılamak biraz daha karmaşık tabi. Ben o zaman ya yeni bir tarayıcı/browser sekmesi açıp orada aynı sayfaya tekrar girip diğer üyenin mesajını alıntı yapıp alıntı metnini önceki sekmeye taşıyorum kodlarıyla beraber. Bundan biraz daha karmaşığı, bir kez bir alıntı yapınca ve sıra bir diğer üyenin mesajından bir alıntı yapmaya gelince, önceki üyeden yaptığım alıntıyı kodlarıyla beraber komple kopyalayıp alta yapıştırıyorum ve üşenmeden alıntıda geçen kullanıcı adını ve alıntılamak istediğim metni manüel olarak kopyalayıp yapıştırıyorum ilgili yerlere. İyice kafaları karıştırmadım umarım :))
Go to Top of Page
Sayfa: Toplam Sayfa 2 Önceki Konu Mesaj Sonraki Konu  
Sonraki Sayfa
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Forum Seç:
Başkalarına Hizmet Forumu © Kasyopya celselerini ve diğer mesajları farklı ortamlara kopyalamadan önce lütfen izin isteyin: baskalarinahizmet@gmail.com Yukarıya git
Snitz Forums 2000

Design by Sizinsayfaniz.com

Bu sayfa 0,44 saniyede oluşturuldu.