Başkalarına Hizmet Forumu
Başkalarına Hizmet Forumu
Ana Sayfa | Bilgilerim | Kayıt Yaptır | Aktif Konular | Forum Üyeleri | Site içi Arama
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni Hatırla
Şifre hatırlatma servisi

  Forum
 Kanal Bilgileri
 Kasyopya Celseleri (Son Yıllardaki Celseler)
 2 Şubat 2003
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Yazar Önceki Konu Mesaj Sonraki Konu  

bozadi


10346 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 23/06/2014 :  22:22:37  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
2 Şubat 2003

Ark, Laura SF-konuk ve Galahad

S: Merhaba.

C: Merhaba. Kasyopya’dan bir grup.

S: (L) Bu gece sormak istediğimiz ilk sorulardan biri, kaybedilen Uzay Mekiği olayıyla ilgili. Öncelikle, bu olay bir patlama mıydı, yoksa bir parçalanma mıydı?

C: Bir “doğrudan vuruştu”.

S: Neyle yapılan doğrudan bir vuruş?

C: EM vuruşu.

S: (S) Bu EM vuruşunun kaynağı neydi?

C: 3. / 4. yoğunluk Konsorsiyum.

S: Bush Konsorsiyum’un kuklasıydı, değil mi? (A) Ordunun UFO’ları takip etmek için uçaklar uçurduğunu biliyoruz. Hatta uçakların UFO’lara ateş açtığına dair ve ayrıca UFO’lar tarafından parçalanan askeri jetlere dair haberler de var. UFO’lar bir şekilde konsorsiyumla bir işbirliği içinde. Öyle görünüyor ki Konsorsiyum’un kontrolü Bush ve ekibinde değil ve belki de onlara bu gerçeği “hatırlatıyorlar”?

C: Bush’a birşey hatırlatılmasından ziyade reaksiyon göstermeye stimüle edilmesi gerekiyor.

S: (L) Daha önce Bush’un çok az şey bildiğini veya “Beyaz Saray’ın” Konsorsiyum planlarını gerçekleştiriyor olmasına rağmen bu konuda çok az şey bildiğini söylemiştiniz. Yani Bush’un veya Beyaz Saray’ın farkında olmadıkları veya anlamadıkları güçler tarafından yönlendirildiğini söylüyorsunuz?

C: Kesinlikle. Bush bir “reaksiyon makinesi.”

S: (L) MOSSAD’ın son zamanlarda sunduğu, Saddam’ın “badigardı” olduğu iddia edilen adam hakkında birşey sormak istiyorum. O gerçekten de Saddam’ın eski badigardlarından biri miydi?

C: Bir ölçüde, evet. Ama kesinlikle sunulan biçimde değil. Şunu hatırlayın: eğer pilotlar kesin ölüme uçan uçakları kullanmaya koşullandırılabiliyorsa, bir “badigard” “üretmek” ne kadar zor olabilir?

S: (L) Çocuk oyuncağı sanırım. (A) O badigard İsrailliler kendisinden ne söylemesini istiyorlarsa tam olarak onu söylüyor. Gerçekten önemli olan herhangi bir bilgi sunmuyor. Sadece genel şeyler. Herhangi bir kişi de böyle şeyler söyleyip “badigard” olarak isimlendirilebilir. (L) Kesinlikle. Uzay mekiğinin bir EM vuruşuyla vurulduğunu söylediniz. (A) EM vuruşu nereden geldi?

C: Uzaydaki bir uydudan.

S: (A) NASA durumun nedenini biliyor mu?

C: Şüphelenen bazıları var.

S: (L) Herkesi bunun bir sabotaj olmadığına ikna etmek için bu kadar telaş yapmalarının nedeni de bu olmalı. Tıpkı Wellstone’un ölümü gibi. Bunun bir terör saldırısı olduğu konusunda hiçbir şüphe yoktu. Wellstone’un ölümünün ardındaki muhtemelen Bush cuntasıydı. Her iki olayda da nedeni “biliyorlardı” ve dikkati bundan uzaklaştırmak istiyorlar. Ama mekik olayında “suçlu” değiller fakat işin başında kendilerinin olmadığını kimsenin anlamasını istemiyorlar kesinlikle. Bu da Kasyopyalıların birkaç yıl önce Askeri Endüstriyel Kompleks faaliyetlerinin artması ve yaptıkları manipülasyonlar hakkında söyledikleri birşeyi aklıma getirdi. Kasyopyalılar GERÇEK düşmanın “ortada” olduğunu ve savaşın asıl amacının onların neler yaptıklarının kitleler tarafından anlaşılmasını önlemeye yönelik bir “örtü” olduğunu söylemişlerdi. Belki de Bush ve çetesi kendi zihinlerinde insanlığı bu tehdide karşı “korumak” için faaliyette bulunduklarından gerçekten eminler. Bu arada Konsorsiyumun amaçlarını gerçekleştirmek üzere yönlendiriliyorlar tabi. Mekiğin Texas’a bağlı Palestine üzerinde parçalanması da çok ilginç. Sanki Bush’a neler olacağını söyleyen bir mesaj gibi: Filistin senin yıkımın olacak. Ama elbette Bush olayı o bağlamda algılayabilecek kapasitede değil. Bu olayda gerçekten bir mesaj mı verilmek istendi gerçekten de?

C: Her zaman olduğu gibi, kafa karışıklığı yaratılarak maskeleme yapılıyor.

S: (L) Yani herkesin olaya reaksiyonu kendi bağlamlarına göre değişiyor. Bu olayın “Bush’a bir mesaj” olduğuna dair bir görüş var. Bush ve çetesi elbette bu olayı daha hızlı ve daha “kararlı” bir askeri faaliyette bulunmak için bir neden olarak görecek. Olayı nasıl görmek istiyorlarsa öyle görünecek. (A) Ve elbette bu olayı nasıl kullanacaklarını merak ediyoruz.

C: Kitleler arasındaki birincil etki şok olacak ve bu da onları Bush’un politikalarına karşı daha az dirençli hale getirecek. Başka bazı gruplar ise bu olayı Bush ve arkadaşlarının faaliyetleri nedeniyle maruz kaldıkları bariz tehdit olarak görecek. Elbette Bush ve arkadaşları olayın anlamını bilmemelerine rağmen olaydan yararlanmaya çalışacak. Ama olayda “Başına buyruk” bir unsurun söz konusu olduğuna dair aralarında bir farkındalık olduğundan emin olabilirsiniz. Hatta Bush bu olayla ilgili olarak bir parça ilkel korku “hissetti”.

S: (L) Don Palomar’a küçük bir gezi yaptı. Sizin daha önce bahsettiğiniz kayayı buldu. Kaya üzerinde garip bir delik olduğunu, kayanın türü, boyutu ve deliğin şekli göz önünde bulundurulduğunda o kayada o deliğin oluşmasının pek kolay olamayacağını düşünmüş. O kayayı merak ediyor. O kaya doğru kaya mı ve oraya çıkarsa ne yapması gerekir? Önce şöyle sorayım, o kaya sizin bahsettiğiniz kaya mı ve o kayadaki deliği kim açtı?

C: Evet. 4KH güçleri.

S: (L) Kayadaki deliğin amacı nedir?

C: Bir çeşit “duvar prizi” denebilir.

S: (L) Yani o deliğe birşey mi takılıyor?

C: Evet. Bir anten olarak düşünebilirsin.

S: (L) Don kendine gece görüş gözlükleri almış ve oraya çıkıp orayı izlemek istiyor. Orayı kayadan mı izlemeli yoksa başka bir yerden mi?

C: Giderse, kayayı ve başka şeyleri belirli bir mesafeden izleyebileceği bir konum almak isteyebilir.

S: (L) Pekala, arabalarla ilgili garip bazı rüyalar gören kızımızın bir sorusu var. O rüyalar neyle ilgiliydi?

C: Yaklaşan değişimlerle ilgili verileri düzenliyor.

S: (L) Gece evin etrafında duyduğumuz garip gürültülerin de ne olduğunu öğrenmek istiyor.

C: Evin tüm bireyleri çeşitli dalga bombardımanları deneyimliyor ve bu da kendini psişik kargaşalar şeklinde gösteriyor.

S: (L) Duyduğumuz gürültüleri üreten şey ev halkının üyeleri mi yoksa dalgalar mı?

C: Savunmaya yönelik psişik EM patlamaları tarafından oluşturuluyor.

S: (A) Savunma olduğuna göre bu gürültüleri biz üretiyoruz demektir. Birşeye karşı bir savunma yapıyoruz. Evimiz bir tür saldırı altında. Yani savunmalarımız elektromanyetik. Ne tür saldırılar?

C: Çeşitli dalgalar.

S: (L) Demek vurma seslerinin kaynağı biziz. O sesleri duyduğum sırada hiç korkmamıştım. (L) Ben de. Vuruş sesinin dış bir kaynaktan, mesela bir avcıdan geldiğine dair bir his yoktu. Birşey dışarıdan geldiğinde, bir davetsiz misafir varmış gibi bilinçaltı bir korku duyuyorsun her zaman. Bu olayda öyle birşey yoktu. (A) Doğru. (L) Öyle birşey olsaydı yataktan sıçrayıp ne olduğuna bakmazdım! Tamam, şimdi araştırmamız hakkında birşeyler soralım. Hemen netleştirmek istediğimiz meselelerden biri Kutsal Kase ve Ahit Sandığı. Ahit sandığı denen şey, yani daha önce tanımladığınız şekliyle Musa öncesi Yahudilere verilen cisim Kutsal Kase ile aynı şey mi?

C: Hayır.

S: (L) Yani tamamen farklı iki teknoloji var bu olaylarda?

C: O şekilde tanımlamak istersen.

S: (L) Neden böyle bir yanıt verdiler? İkisi arasındaki ayırt edici olan şey nedir? (A) Belki de “o şekilde” demelerinin nedeni bunları “teknoloji” olarak isimlendirmiş olman. Belki de doğru terim bu değil. Teknoloji bu işin bir parçası olabilir ama belki de en önemli kısmı değil. (Galahad) Söz konusu iki unsurdan biri bir KH aracı, diğeri de bir BH aracı mı?

C: Evet ve hayır.

S: (Galahad) Teşekkürler! Bu herşeyi netleştirdi!

C: Bu yakında kendiliğinden netleşecek bir mesele.

S: (L) Dünyadaki farklı grupların mimari veya sanatsal veya megalitik yapılarına bakarak aşağı-yukarı teknoloji denebilecek şeylerin varlığını tespit edebileceğimiz şeklindeki görüşüm doğru mu?

C: Bir ölçüde, evet. Ama tek ipucunun bu olmasına izin verme. “Yaşam tarzını”, metallerin varlığını ve kullanımlarını, örneğin bir yanda altın, diğer yanda demir kullanımını göz önünde bulundurabilirsin.

S: (L) Yani bu konuda bakılabilecek bir sürü farklı ipuçları var. Tamam o zaman. Ahit Sandığı dediğimiz şey Baalbek’te miydi?

C: Hayır. Ama orada ileri bilgiye sahip olanlar vardı kesinlikle.

S: (L) Bunu yapmalarından nefret ediyorum: teorimi paramparça ediyorlar. Bir “kutsal kase grubu” ve bir “ahit sandığı grubu” var mıydı?

C: Öyle söylenebilir.

S: (L) Baalbek Ahit Sandığı Grubu tarafından mı inşa edildi, Kutsal Kase Grubu tarafından mı?

C: Ahit Sandığı Grubuydu.

S: (Galahad) İşin bu kısmını netleştirdik. (L) Bir keresinde Nefertiti ve Sarah adlı kişilerin aynı kişi olduğunu konuşuyorduk. Şu anda da, kadim belgelerdeki önemli bazı ipuçlarına dayalı olarak bu bireyin aynı zamanda Truvalı Helen olabileceğini konuşuyoruz. Bu gerçekten de takip etmesi faydalı bir fikir mi? İpuçlarının doğru bir değerlendirmesi mi?

C: Öyle!

S: (L) O zaman hikayeye göre Paris/Alexander de İbrahim’le aynı kişi ve Herodot’un Paris ve Helen’in Mısır’da geçici olarak kalmasına dair hikayesi doğruydu?

C: Evet.

S: (L) Bir de ele almamız gereken erkek kardeş meselesi var. İbrahim’in Lut adlı bir yeğeni var. Bir yanda da Musa ve Harun, Yakup ve Esav, İshak ve İsmail var. Tüm bu kardeş çiftleri, kardeş olsunlar veya olmasınlar aynı hikayelerin, aynı kişiliklerin farklı yansımalarından mı ibaretti?

C: Büyük ölçüde ama başka hikayelerin unsurlarıyla da harmanlandı.

S: (L) Bu gerçek kardeşler anlamında bir kardeş/kardeş ilişkisi miydi?

C: Hayır. “Kardeşlik” ilişkisi “sahte” aktarım hattını meşrulaştırmak için yaratıldı.

S: (L) Yani bir kardeşlik ilişkisi yoktu, tabi hikayenin herhangi bir kısmının doğru olduğunu kabul edersek. Öyle mi?

C: Evet.

S: (L) Hikayedeki değişiklik unsurlarından biri Yakup’un kardeşi Esav’a bir “nimet” veya “hediye” vermesiydi. Bu anlatım, o hikayede Yakup olarak görünen Musa’nın bir başka birine birşey, önemli birşey verdiği gerçeğinin bir yansıması mı?

C: Evet.

S: (L) Veren Musa/İbrahim miydi?

C: Evet.

S: (L) Verdiği şeyi kime verdi?

C: “Musa” soydaşlarının yozlaşmaya direnme yeteneğiyle karşılaştırıldığında cismin tehlikesinin daha büyük olduğunu sonunda anladı. Cismi yaratıcısına verdi.

S: (Galahad) Cismi yaratanlar KH güçleri miydi yoksa BH güçleri mi?

C: KH güçleri.

S: (Galahad) Yani Ahit Sandığı KH güçleri tarafından yapıldı. Bu durum Musa’nın bazı gerçeklerin farkına varmasını mı sağladı? Musa uyanmaya mı başladı?

C: Evet. “Melekle mücadele” hikayesi önemli bir dönüş noktası ve geri veriş anıydı.

S: (L) Esav’ın söyledikleriyle ifade edecek olursak, verilen nimet neydi? Eğer cismin “meleğe” verilmesi ahit sandığının iade ediliş olayıydıysa? Oradaki hikaye neydi?

C: İki ayrı olay.

S: (L) Kısacası ahit sandığı melek denen şeye iade edildi. Ama sonra bir başkasına bir başka şey verdi. Daha önceden size bu konuda soru sorduğumda, Esav’a verilen şeyin “Ezilmiş gazap yaprakları, enkarne mavi elmalar” olduğunu söylemiştiniz ve bunun “çekirdek anlamını” araştırmam gerektiğim söylendi. (ç.n.: ing. “core” = çekirdek)

C: Peki “Kore” kimdi?

S: (L) İbrahim’in kızı mıydı?

C: Perseid ailesinin yaşayan son üyesiydi.

S: (L) Kadın mıydı, erkek mi?

C: Kadın.

S: (L) Peki İbrahim bu kadını nasıl ele geçirdi?

C: Metni araştır, göreceksin.

S: (Galahad) Kore’nin Perseid ailesinin son üyesi olduğunu söylediniz. Peki Paris o ailenin bir üyesi miydi?

C: Hayır.

S: (L) İbrahim onu kaçırdığı için o kişi İbrahim’in grubunun bir parçası mı oldu?

C: Bu soru doğru yönde gidiyor ama o kadar basit değil.

S: (Galahad) Kaçırılan kişinin bir kadın olduğunu mu söylüyorlar? Helen olabilir mi?

C: Hayır!

S: (L) Daha önce Helen’in genetik olarak üzerinde oynanmış bir Hititli olduğunu söylemiştiniz. Onun ebeveynleri mitoloji dışında bizim aşina olduğumuz biri miydiler?

C: Hayır.

S: (L) Yani soyu tamamen mitolojikti. İddia edildiği gibi saygın bir ailenin veya bir kraliyet ailesinin bir üyesi miydi?

C: Bununla ilgili bir keşif yapacaksın.

S: (L) Perseid ailesinin yaşayan bu son üyesine dönecek olursak... Yakup kişiliğiyle İbrahim’in bir başkasına verdiği kişi kimdi? Bu kişi kime verildi ve neden?

C: “Helen”in hiddetinden korunmak için.

S: (L) Mısırlı Hacer’in hikayesinde bunun bir yansıması var. Kime verildi?

C: “Ejder Öldürenler.”

S: (L) Daha önce Helen/Nefertiti/Sara’nın Akenaton tarafından kilitlendiğini söylemiştiniz. Tam olarak neden kilitlendi?

C: Akenaton işlev gösteremeyecek hale geldi ve eylem başkaları tarafından gerçekleştirildi.

S: (L) Tahmin ettiğim gibi Akenaton delirdi mi?

C: Öyle denebilir.

S: (L) Bir firavunla ilgili hikayede anlatıldığı gibi Nil’e düşüp bir timsah tarafından yendi mi?

C: Timsah yok.

S: (L) Sadece suya düşüp boğuldu mu?

C: Kendisine bu hususta “yardım edildi” demek daha doğru olur.

S: (L) Zavallı adam başından beri bir kurbanmış gibi geliyor bana.

C: Evet.

S: (L) Menotho’nun anlattığı veba hikayesi bir cüzzam hikayesi miydi yoksa başka birşey mi?

C: Cüzzam dahil pek çok unsur.

S: (L) Diğer unsurlar nelerdi?

C: Göktaşı yağmurlarıyla ilgili yazıları dikkate al.

S: (L) Radyasyon hastalığının herhangi bir kısmı, tahmin ettiğimiz gibi ahit sandığının etrafında olmaktan mı kaynaklandı?

C: Koruyucu bir kap içinde tutulduğundan pek sayılmaz.

S: (L) Helen/Nefertiti/Sara bir yere kilitlenmesinin gerekmesine katkıda bulunan bir tür hastalığa yakalandı mı?

C: Hayır, hatta onu bir şüphe konusu haline getiren şey hastalanmamasıydı.

S: (L) Yani cüzzama yakalanmadı. Miryam o halde Helen/Nefertiti/Sara unsurunun bir parçası değildi, doğru mu?

C: Evet.

S: (L) Helen Argolu muydu?

C: Hayır.

S: (L) Argolu biri var mıydı?

C: Evet.

S: [Gülüşme] (L) Yani, özellikle bu hikayenin içindeki biri anlamında sordum.

C: Evet, elbette ve bu çok önemli bir ipucu olabilir!

S: (L) Metinleri okurken Libyalıları ve Etiyopyalıları okuduk ve öyle görünüyor ki, Delta’da yaşamayan herkes ya Libyalı olarak tanımlanıyor ya da Etiyopyalı. Libyalı/Etiyopyalı denen, Mısır’da ve Kuzey Afrika’nın diğer bölgelerinde yaşayan bu kişiler kimlerdi ve nereden gelmişlerdi?

C: Çeşitli zamanlardaki çeşitli kimlikler.

S: (L) Yani farklı zamanlarda farklı halklara verilen isimlerdi bunlar ve meseleleri netleştirmek için belirli zamanlardaki belirli gruplar hakkında spesifik sorular sormamız gerekecek. Manetho’nun bir Libya isyanı olarak kaydettiği, MÖ 2676’daki Çıkış olayındaki “Libyalılar” kimdi?

C: Sümer ve Ari karışımı.

S: (L) Bu grup en sonunda Girit’e mi gitti?

C: Evet.

S: (L) Daha önce Mısır’daki piramitlerin, yani Gize’deki Büyük Piramit’in ve onun yanındakilerin Atlantislilerin torunları tarafından inşa edildiğini söylemiştiniz. Atlantislilerin torunlarının tam olarak hangi grubunun o piramitleri inşa ettiğini öğrenmek istiyoruz.

C: Birkaç noktayı daha birleştirene kadar bu soruyu beklet.

S: (L) Bu bizi şaşırtacak mı?

C: Şüpheniz olmasın!

S: (Galahad) Argos’un önemi Jason ve Argonotlar efsanesiyle mi ilgili?

C: Evet.

S: (Galahad) Bunun Koç üzerinde uçan bireylerle herhangi bir ilgisi var mı?

C: Mmmmm.... ve Helle gerçekten boğuldu mu?

S: (L) Bu kızın adının Truvalı Helen’inkine benzemesi önemli mi?

C: Bir ipucu olabilir. Tüm bu hikayelerde hep hapsolmaktan kaçış, uçma ve afetler var. Kim hapsedildi? Neden? İyi geceler.

S: (Galahad) Kaçış hikayeleri.. Daidalus ve İkarus’un hikayesi var... Kolhis, Yason ve argonotlar var. Perseid ailesinin yaşayan son üyesi var... Tümü İbrahim ve Sara’nın yani Paris ve Helen’in hikayesiyle karıştırılmış. Helen aynı zamanda Nefertiti olarak bilinen kişi. (L) Ve İbrahim bu bireyi Helen’in hiddetinden korumak istemiş. (S) Peki Helen neden kızgındı? Helen’i kızdıracak ne oldu? (Galahad) Bin tane gemi yola çıkarıldı... (L) Ve çok sayıda insan öldü ve bu monoteist saçmalıktan beri de ölmeye devam ediyor. Ve öyle görünüyor ki Helen/Nefertiti/Sara tüm meselenin ana kaynağı. Peru’daki İka’da bulunan başlar gibi büyük kafataslı bir Hitit melezi... Ve Kasyopyalılar Peru’daki melezlerin doğrudan KH enkarnasyonuna yönelik 3. yoğunluk bedenleri yaratma amaçlı girişimler olduğunu söylemişti. Öyle görünüyor ki Sara/Helen/Nefertiti onlardan biriydi. Kadınların adının kirlenmesine şaşırmamalı. Yüzleşmemiz gereken ciddi bir iş var.

Scyth


1085 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 23/06/2014 :  22:57:38  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eline sağlık kardeşim güzel çeviri olmuş.

Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.
Go to Top of Page

bozadi


10346 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 24/06/2014 :  08:46:05  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eyvallah Scyth. Celsede geçen konularla ilgili hiçbir derinlemesine bilgim olmadığı için bazı yerlerde çok durakladım ama yine de celsenin genelinde aydınlatıcı ve ilham verici bilgiler var.

Askeri Endüstriyel Kompleks (Military Industrial Complex) terimi sanırım "savaş ticareti" yapan devlet kurumları ve şirketlerini ima ediyor. Tabi mesele sadece savaştan ticari kar elde etmek değil, aynı zamanda bu celsede ve çeşitli diğer celselerde geçtiği gibi savaşlar yoluyla insanları korkutmak ve dikkatleri yürütülen çeşitli diğer şeytanlıklardan saptırmak.
Go to Top of Page

bigsenfoni


1170 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 05/08/2014 :  03:59:05  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  bigsenfoni Kullanıcısının kişisel sayfasını Ziyaret edin  Alıntı Ekle
Ceviri icin tesekkürler sevgili Bozadi.


kalbiniz temiz ,gözünüz acik olsun.

DENEYİMİNE DAYALI OLMAYAN HER ŞEYİ SADECE BİR VARSAYIM OLARAK KABUL ET OSHO


Kalbiniz temiz,gözünüz acik olsun.
Go to Top of Page

yucelulu


114 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 06/08/2014 :  15:36:01  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Çeviri için teşekkür ederim. Müphem, ama önemli bilgiler var.
Go to Top of Page
  Önceki Konu Mesaj Sonraki Konu  
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Forum Seç:
Başkalarına Hizmet Forumu © Celse veya diğer içerikleri farklı ortamlarda paylaşırken lütfen kaynak belirtiniz Yukarıya git
Snitz Forums 2000

Design by Sizinsayfaniz.com

Bu sayfa 0,31 saniyede oluşturuldu.