Başkalarına Hizmet Forumu
Başkalarına Hizmet Forumu
Ana Sayfa | Bilgilerim | Kayıt Yaptır | Aktif Konular | Forum Üyeleri | Site içi Arama
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni Hatırla
Şifre hatırlatma servisi

  Forum
 Genel Paylaşımlar
 Karalama Defteri
 Karalama Defteri
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Yazar  Mesaj Sonraki Konu  

isiklidusler


419 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 30/09/2014 :  00:38:13  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  isiklidusler Kullanıcısının Kişisel sitesini Ziyaret edin  Alıntı Ekle
Buranın karalama defteri olduğu düşünülürse, bi boş konuş, özgürce karala-içinden ne gelirse; anlamı olmasa da olur alanı olmalı diye düşündüm ya da kendim içinde gerekli hissettim belki; izninizle;
Bi tür kişisel görüşler ve düşünceler - iç dök vb. sayfası da olabilir; İsteyen yazabilir;
Forumu kirletmeyeyim ama bazen iç dökeyim,
Uzun postlar atıp forumu okunmaz/konu bütünsüz- yapmayayım;
Ya da eskiz düşünceler-düşünme devinimleri- oturmamış ham düşünceler- sesli düşünme ve hatta bazen yanlış ve eksik düşünem bile olsa tartışmaya açmadan öylece yazayım, hatalı ve belirginde olsa ifade edeyim gibi; Ne bileyim işte böyle şeyler ; Ben çok yazıyorum; Kendim için bi akort gibi düşüneceğim bunu; Yazma akordu; detone olacak tabi;

Devineni devindiği gibi iç sesini kendi gibi yazmak olsa keşke ya da bundan öte; Onun devinimin dinlemeden doğal devinimi duyuş olsa söz olsa, bilmem ki; Ben karalamaya başladım bile;

isiklidusler


419 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 30/09/2014 :  02:09:18  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  isiklidusler Kullanıcısının kişisel sayfasını Ziyaret edin  Alıntı Ekle
istiyorum ki, istiyorum ki uymadı ama gerçekten isterdim ki; burası yani burada bi şey olsun; gerçek bi şeyler; etkileşimlilik ötesi etkileşimlilik-birleşme-toplaşma-uyum kardeşilik, çok yazım-çok etkileşim; bilmiyorum ama bunun gibi şeyler;

iletişim yok nette, anlama dinleme yok; ha nette yokta sanki dışarda çok var; hayat akışları fikirleri sabit- saplantı; bunu diyorum ama kendime de soruyorum; değilse ;
öyleyse ben ne yaparım-panik, öyle mi- öyle miyim?

çok yorulduğumlar- materyalistler belki ve belki daha az ya da çok yorulduğumlar, tanrıcılar-bir tanrıcılar; ölüp yok olmak'a çare bulunması bulunamadı; cehennem sanısına/beklentisine ilaç; insan aklı-fikri ne işe yarar? soruyorum kendime - sorsam kendi geçmişim-inanışım ortada ama başka şeylerde var; dünya-bu karmaşa kaos; savaşa taktım bi ara; ve başka şeyler tabi; ulumayı okudunuz mu , geçen de gördüm sevmedim ama ilginç bi şey ve adam bi baksam mı dedim, aman canım sende kaldırdım

ben açık sözlüyüm değilsem de burada öyle davranacağım ya da deneyeceğim;

söylemek istediklerim ya da iç dökmek ifade etmek istediklerim içimde kalmasındı;
ne yazmışım ben burda az önce , neden böyle yazmışım ki, burada post silmeyeceğim hatta düzeltmeyceğim de o zaman, ama o zaman bu sözü ben kendi kendime tutmam; olur mu? siz de tutmayın emi!
burada düşünüldüyse sessiz suskun söz- burada ses olsundu; benim içim duyduysa duysundu o da; belki bilmiyorum o kadar içten olabilir miyiz? soruyorum;
ben burada bura için ne düşündüm; ben burada senin için ne düşündüm; kendim için; Kasyopya diğer şeyler, bh mh için , çok mu ciddiye aldım, ciddiye aldığım zamanlar geçti mi , onu yazarsam onun düşüncesin ietiler miyim, kendi bulmak nedir? müdahale nedir ?ve tüm diğer şeyler nedir? acılar geçti mi? oyun mu oynuyorum/oynuyoruz, oyuncular mıyız? kim en çok doğruyu söyler; bu soruların cevabı bilinmez;
neden geldim yazdım ya da yazıyorum; bilmiyorum ego mu olmalı, satacak düşüncelerim mi olmalı;arayış mı? sorgu-kendine;
bilmiyorum bunlar değilse ne demeliyim; gerçeği nedir, biraz daha mı kurcalamalıyım-bilmiyorum;
Kasyopya ya mı değer veriyorum-metinlere bilgeliğine ve düşünce kalıplarına-rehberliğine; onlar hayatımı yönlendirdi mi? bugün neredeyim-neredeyiz?
bazen coşuyor gönlüm; sözler akıyor bazen ben eski ben ego;

uyumak bile istemiyorum, bi şey olsun, bi şeyler olsun; en çokta bu sosyalleşmek işi; birden tanısın herkes hereksi ve her şey yerine otursun; birden konuşabilen birbirini tanıyan kismeler olsun herkes; kırk yıldır dertleşiyor muş gibi işte ne bileyim, yok mu bunların çözümü;

ben, ben demekten sıkılmış ben desem kendime yalan söylemiş olur muyum?

fiyat etiketlerine bakmadan alışveriş yapmak istiyorum diyordu biri yıllar önce tv de bi bbg tarzı bi yarışma da - programda; yaşam felsefesini özetleyen cümlelerle; onun gibi işte;
ne söyleceğini ölçmeden, derin derin düşünmeden, çokça tasarlamadan öylece akan sözler, yargılamayan ve yargılanmayan- düşünceler, ne bileyim bilmiyorum; içtenliğimin sesini arıyorum dersem bilmiyorum yalan olur mu?

ben sensem zaten senden ne saklım olsundu;
bi de; "kınamayın bizi ehl-i dil olan;
harabat ehliyiz biz de ar olmaz;" demiş ya aşık; onun gibi olsundu; bilmiyorum;

aslında yazmaycaktım ama, içimden geldi; ben bu kh takıntısına hastayım; bi de takıntıya ve takıntı sözcüğüne; bugün postların birinde de gördüm az boğuşmadım bu sözcükle ki hala ne kadar ve ne zaman boğuşacağımı da bilmiyorum;
takıntı-atalet-arzu tüm bu sözcüklerle boğuştum; kendimi kaldırıp atsam dediğim zamanlar olmuştur; ben herkessem ben olmasamda olur onlar olsun; benden olmaz takıntılı bitik sönük aşksız-heycanını kaybetti-onlar yaşasın bile ; sade hayatlara bakıp imrendiğim olmuştur; gülen içten gülen insanlara; içten güldüğüm zamanlarda olmuştur; gülmeyi unuttuğum zamanlarda; ciddi bir şekilde yaşamak işi yapıyorum şu ara; buna iş diyorum çünkü yaşamaya gider gibi zoraki yaşamak sanki; bilmiyorum bu oyunu; bi kasyopya anlatmaca düşünmece ya da benzeri mi oynuyorum bilmiyorum, hayatın içindeyim neresindeyim; hayatını erteleme laura hayatını hayallerde geçirme- arzularını erteleme demek mi bu; ya da ruhun arzusu nedir-özlemi bilmiyorum, bilgi sanardım ve başka şeyler; Bi ara bunu bi başkasını kendin bilerek aynı kendin gibi ona aynada kendine bakar gibi bakarak konuşmak-anlaşmak bilmek sandım ve başka şeyler-çok şeyler; aman canım bitmez bu masal; ama arzular doysaydı doyardı; doyum-doygunluk neydi? derinlerde tatmin olan ve ruhunun kalbinin acıları azalan kasyopya ilgilisi geldi aklıma, arzualra gelince yeniden acıkıyorlar ama doyurmadanda doymuyorlar çözümleme işi yalnız mı yapılıyor bilmiyorum sistem mozaik gibi her şey birbirine bağlı; insanlar eninde sonunda birleşecekmiş bu birleşmedeki birleşme babil kulesi ve ruhların birleşmesi gibi, Sahi iki ruh ya da toplu birleştiğinde ne olur? Herkes ayrı ayrı ama aynı gibi nasıl olcak bu; Ya da bölündü ise o da karışık, keşfetmek nedir? büyük sevinç/coşku duyacaksın laura ama keşfettiğinde, bu buldum buldum evraka gibi olmalı yani çıplak sokağa salacak kadar; bilmiyorum; köyün delisi eksik miydi?

aklıma hep şu geliyor, tamam dünya gündemi yoğun-karmaşa-acı savaş kaos var; Einstein nasıl yaptı;
burada http://tanrivarmi.blogspot.com.tr/2013/04/albert-einstein-dunyayi-nasil-goruyorum.html "* Bu satırlar Hitler ordusunun dünyayı ka­sıp kavurduğu ve 6.000 yahudiyi zehirli gazlarla öldürdüğü günlerde yazılmıştır.diyor ki ;"
İşte bun uanlamak ve anlatmk istiyoru mben; yo anlatmak değil yani şafağı gietirenlerin dediği esine dönüşmek gibi bi şey bu ama b udeğil tam belki;

aklıma onu/bunu paylaşmış hatırlamışken , içtenlik üzerine bu satırlar geldi ve kendimi eksik hissettiğim anlar; bence bu sayfa yeterli ne demek istediğimi anlayacak; sayfa ya da ben; anlıyorum;
karbonhidrat yesemmi bu arada sayfayı bulamadım arıyorum yavaş bu meret diğeri arıza-

adsız destanı ya da adsızın içtenlik destanı koymak istiyorum adını;
bu tanrı var mı çok kastı, yani site; buldum galiba ama; şu donma geçerse ; evvet işte adsızın destanı
http://tanrivarmi.blogspot.com.tr/2010/11/hayat-kilavuzu.html
Go to Top of Page

isiklidusler


419 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 30/09/2014 :  02:18:30  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  isiklidusler Kullanıcısının kişisel sayfasını Ziyaret edin  Alıntı Ekle
bu arada adsız'ın destanı aşağıda adsız adlı üyenin yorumlarıdır; her neyse adsız adlı olamaz; üye de olamaz da- zaten orda üyelikte yokta; profili yok işte google ya da kullanmıyor-
her neyse bu değil; adsız birden çok olabilir tabi bu anonim ya da bazı forumlardaki misafir gibi;
ben çok şiddetli tavsiye, neden denirse; ben bile kendime böyle ifade ettim mi kendimi; içtenlik ve dürüstlük paylaşmacası; tekrar paylaşmak;

http://tanrivarmi.blogspot.com.tr/2010/11/hayat-kilavuzu.html - adsız yorumları; destanı;
Go to Top of Page

isiklidusler


419 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 30/09/2014 :  02:23:27  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  isiklidusler Kullanıcısının kişisel sayfasını Ziyaret edin  Alıntı Ekle
ordan, yukarda paylaştığım linkten einsteinin'in bu sözünü de alıntılamadan geçemeceğim; geç oldu yatıyorum; bu değil tabi söz;

"Hayatın sonsuzluğundaki sır ve gerçeğin akılları aşan kuruluşuna bakış, bir de tabiatta kendini gösteren aklın, ne ka­ dar küçük olursa olsun, bir parçacığını kav­ramak için göstereceğimiz o içten çaba yetiyor bana."
Go to Top of Page

isiklidusler


419 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 02/10/2014 :  16:24:20  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  isiklidusler Kullanıcısının kişisel sayfasını Ziyaret edin  Alıntı Ekle
Temel'i asmadan önce sormuşlar; Bi diyeceğin-isteğin var mı?
A bu da baa (Bu da bana) bi ders olsun demiş;

Biz ders-i eğreti buluyoruz, Okul, zoraki öğrenmeyi ve öğrenmeleri çağrıştıroyr bize; Ezberli, boşa ezberli günler, vermeyen şeyler; acı;
Yine ödev ve yükümlülük kavramları ,zoraki yükler -sorumluluklar; geliştiricilik içermeyen şeyler, Toplumun, düzenin sistemin-düzenin gerçeğin -her ne diyorsak işte- bizi kirletmesi -Zihnimizi ya da oradaki anlamları; (ya da bunlar da dersler ama her neyse)

(varolan her şey derslerdir- bu da akılda tutulacaklardan biri olmalı , en önemlilerden;)

Ben (kendimce anlamları yeniliyorum ve tazeliyorum, Deniyorum en azından;
Ders yukarıdaki gibi öğrenilebilecek bi şey-sonuç;

Tabiki doğa da mutlu-özgür-keşfeden ve isteyrek, koşarak, gerçek öğreticilerle, gerçekten onalrdan öğrenmek istediklerimizden ve birlikte vakit geçirmekten keyif aldıklarımızdan(onların peşine takılarak) isteyerek giden ve öğrenenler olsaydık belki de çok seveciktik bu kavramı;

Hayal gücü akaşik kayıtların anahtarıdır;
Bakış açısı;

Şöyle yapsaydık; Varolan her şey öğrenmelerdir, ööğrencelerdir; O kadar çok öğrenme var ki, O kadar çok öğrenilebilecek var ki;

Buna ek olarak temel geçmişken bu fıkrayı ve başka (aklımda kalan bi kaç fıkrayı-fıkrasını daha arattım; Bunlardan biri aklıma kazınmış;

Temel bi dağ başında lastiği patlar; 500 metre ilerde ailecek piknik yapan arabaları da olan bi grup; Düşünür, Önce kriko istemeye karar verir, Sonra der ki kendi kendine, Ailecek piknik yapıyorlar; Ya adam vermezse, Ya keyiflerini bozdum diye terslerse, Surat ekşitir-eleştirirlerse, Ailecek sereserpe; mahrem-aile kavramı-toplumsal değerler, her neyse düşünür işte bi çok şeyi; Ters bi şey söylerde bi terslik olursa; ve başka şeyler; Bi türlü gidemez istemeye;
Her neyse döner dolaşır biraz uğraşır Temel; Arabayı kaldırmayı dener başka yollarla; Altına kütük atar- odun sokar, Belki biri geçer, Gören olur olur, duran olur-bekler; Bi türlü ailenin yanına gidemez; Bu arada yine düşünür tekrar ve her seferinde istemeden geri döner; Her neyse akşam olur - yaklaşır sonunda ve Temel'in kafası atar; Ailenin ve adamın yanına gider der ki: "Sana da başlarım krikona da; Verceksen ver, Vermeyeceksen verme!"

bu arada bu ders fıkrasını ararken (başka) bi fıkra (Temel fıkrası) buldum, Beklentisizlik üzerine; Yani beklentisiz olmak üzerine o anlatılmalı bence; her neyse burda paylaşmadım;


Edited by - isiklidusler on 02/10/2014 16:42:01
Go to Top of Page

isiklidusler


419 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 08/10/2014 :  03:15:00  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  isiklidusler Kullanıcısının kişisel sayfasını Ziyaret edin  Alıntı Ekle

şöyle söylerdim bu şarkıyı; (neşeli neşeli)

büyü de baban sana büyü de büyü
kalemler alacak defterler alacak büyü de baban sana;
büyüde baban sana büyü de büyü

büyüyüpte onyedine geldiğinde baban sana bak neler alacak
Go to Top of Page

isiklidusler


419 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 08/10/2014 :  03:23:15  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  isiklidusler Kullanıcısının kişisel sayfasını Ziyaret edin  Alıntı Ekle
Mavi teller,
mavi ışıl ışıl,
ışıldak çağan rüzgar,
bırakım gürültüleri,
kaçırdayış parıltıları,
burulkayış düşleri,
imge rüzgarı,
düş telleri,
mavi rüzgar,
mavi yağmur,
hiç ses yok,
hiç mi hiç ses yok,

-

Biz ne yaptık? ne oldu?
Her şey her şey pamparlak, ışıl ışıl

-
Olasılık teli,
kimbilir kışı,

-
Nerede bu mavilik?
Gökyüzü, ton ton uçuşumlar;

-
Ben ne sormalıyım sana a delilik ,
bugün, en çok en çok bugün?,
Go to Top of Page

isiklidusler


419 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 08/10/2014 :  03:26:06  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  isiklidusler Kullanıcısının kişisel sayfasını Ziyaret edin  Alıntı Ekle

yorgan döşek hasta olmuş düşlerim;
iyileşir mi?
Go to Top of Page

isiklidusler


419 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 08/10/2014 :  03:38:49  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  isiklidusler Kullanıcısının kişisel sayfasını Ziyaret edin  Alıntı Ekle
bizpolar; sizpolar
bi gün- bi polar
birzpolar (rz erimesi)

bipolarite -(bire (bi'ye) yön dönmek;
yatayı dikeyi frekansı-frekans aralığı olmaz bunun; her yerden yayın yapar;
her yerden çeker;
çanak ayarı grektirmez;
Go to Top of Page

isiklidusler


419 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 08/10/2014 :  03:40:22  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  isiklidusler Kullanıcısının kişisel sayfasını Ziyaret edin  Alıntı Ekle

özgürlük sesten hızlıdır;
Go to Top of Page

isiklidusler


419 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 10/10/2014 :  04:07:47  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  isiklidusler Kullanıcısının kişisel sayfasını Ziyaret edin  Alıntı Ekle
"bölen kendini böldü"

cengiz özkan'ın bi söyleşisinde duydum bunu; Neşet Ertaş'a ithaf edildi bu söz; aykırı sorular yanılmıyorsam;
Üzerine çalışma yapan (Neşet Ertaş için) sanırım bi kitap ya da benzeri - (belge çalışması) birini dinlemiştim televizyonda, (Sözleri ve ifadeleri tam hatırlamıyorum ama) Besteciliği/türkücülüğü yanında (bunun kadar da) bir filozof-düşünür-aşık(benzeri)yönleri de olduğundan söz ediyordu sanırım -

Kendisinin, ruhum ben-yolcu-gel sevelim vb. eserlerinin sözleri incelendiğinde bir (gizli) bilişten/sezişten/uyanıştan/aydınlanıştan ya da hak birliğinden benzeri sözedildiği görülür,

insan hakları hak olsun-bu hak'ı bilen çok olsun;
ana haktır
sevgi haktır
Çokları bu hakkı bilmiyor canım

(ses alıp-ses veren neşet)

Bir zaman aşıkken sen de sevmiştin
O anda dünyayı nasıl görmüştün
Sanki cennetin bağına girmiştin
Çokları bu hakkı bilmiyor canım

burada açıkça görülüyor ki bi vecd-esrime halinden bahsedilmekte ki diğer eserlerinde de bende;

iki şey daha aklıma geldi;
birincisi yine bir tv söyleşisinde (Yavuz Top ismi çağrığım yapıyor kalmış aklımda ve emin değilim hatta o olduğunu sanmıyorum ama nedense bu isim çağrışıyor); Mahsuni'nin "birazdan dinleyeceğiniz allah'ın/tanrının sesidir" kabilindne bir laf edip anladığım o ki; trans kabilinden bi çalış/söyleyiş biçimiyle çaldığı; (belki aşıklık geleneği anlatılıyordu ya da bahsi/söz geçti emin değilim;)

bir okumamam da Ali Ekber Çiçek'in "haydar haydar" ı bestelediktren/oluşturduktan sonra "ben ne yaptım böyle" (yine esrime haline vurgu sanırım)dediği rivayeti ki sanırım ekşi'den okudum;

ki burada paylaştığım bi ço kşairde de gördüm ya da gördüğümü sandım ki bizim tabirimizle "bh kanallaması" ya da özbenlik sesi-yüksek benlik çağrışımı her ne denirse, ilginç bir şekilde kendi sorularının ve düşüncelerinin cevapları/yorumları-karşılığı-karşı sesi gibi hatta bazıları devamında ya da hatta bazı başka şiirler de/ ya da mesajlar gibi; Tabi ki bunları aramak saçmalak gibi ama göz çarpma gibi diyelim biz buna-bilmiyorum ve izler ve işaretlerden söz ediyoruz;
Go to Top of Page

isiklidusler


419 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 10/10/2014 :  04:28:34  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  isiklidusler Kullanıcısının kişisel sayfasını Ziyaret edin  Alıntı Ekle
"garip akımı diye bir akım var"

eskiden söyleşirmiş şair yazarlar- kahveler-kır kahveler,gündelik-siyaset-her neyse işte;
bi araya gelirlermiş işte; grup edebiyatları varmış-akımlar;

şairler ve grup edebiyatları;

garip akımı- akım sözcüğü akış ama elektrik akımı gibi ilginç bi çağrışımı olmalı; Söze girmek istiyorum ama nereden; Aslında Neşet'in belgeselini analtmak istiyorum, yıllar önce Can DÜndar yapımı olabilir; Garip belgeseli izliyorum sanırım TRT, O eski TRT olmalı,

Yugoslav zindanında bir ay; Şöförlüğü olmadan Almanya'dan yola çıkış, sanırım orada yapılan kaza her neyse bunlar aklımda kalmış; ve başka şeylerde;
Yıllar sonra grup şairleri araştırıp sözlerde ilham/izler ararken düşündüm-düşünüyordum; Ses alıp vermek yani kanllık/birlik/iletişim/içsel iletişim ve bağlar-grup bağları gibi şeyleri; Onlar bi garip-Neşet bi garip; Tüm bu şeyler birbirine ne kadar bağlı-İnsanlar birbirien ne kadar bağlı-Kim kimden nasıl ses alıp veriyor gibi şeyler; İzler-işaretler-rastgelelik ve eşzaman gibi şeyler- kafa taklataklak işte; tüm bunlar arasında bağ/ilişki iletişim varmışçasına;
Neşet belki orda acı çekti ya da derin düşündü; bilmiyorum-bilemem; bize karanlık; özgürsüzdü tutuktu, almanyaya çalışmaya gitmiş sıradan bi işçi; bizim için yok; "fakirim o halde yokum" demiş biri; Bunun gibi bizim için yok; Bizim için olmayanları düşündüm- Ve başka şeyleri;
Go to Top of Page

isiklidusler


419 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 10/10/2014 :  04:40:07  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  isiklidusler Kullanıcısının kişisel sayfasını Ziyaret edin  Alıntı Ekle
Orhan Veli'nin ölümü

10 Kasım 1950`de Ankara`daki bir belediye çukuruna düşen Orhan Veli bu olayı önemsemez ve İstanbul`a döner. Bir kaç gün sonra, 14 Kasım Salı günü, bir arkadaşının evinde öğle yemeği sırasında fenalaşır. Hastaneye kaldırılır. Alkol zehirlenmesi teşhisini koyan doktorlar, bu doğrultuda tedavi uygularlar. Ancak saat 20.00`da komaya giren Orhan Veli, bütün çaba ve yanlış tedaviler sonucu saat 23.20`de, Cerrahpaşa`da...

Ölümünün nedeni, 15 Kasım 1950 Çarşamba günü çıkan akşam gazetelerinde `alkol yüzünden zehirlendi` olarak duyurulur. Ankara ve İstanbul radyolarının yanı sıra, Roma, Paris BBC ve Amerikanın Sesi radyoları da aynı anda tüm dünyaya duyururlar.

Oktay Akbal da bu haberi radyodan öğrendiğini söyler ki bakın kim duyurmuştur:

`Orhan Veli`nin ölümünü 14 Kasım 1950 akşamı Ankara Radyo`sundan, Dranas`ın ağzından duymuştum. O gün İstanbul`da ölmüş, Dranas da konuşmasında bunu hemen dinleyicilerine bildirmişti.
` 16 Kasım günü Sanat Dostları Cemiyeti tarafından yüzünün mulajı (kalıbı) alınır, ardından otopsi yapılır. İşte asıl ölüm nedeni o zaman anlaşılır: Beyin kanaması...

Abidin Dino hayatının en acı verici projesini hazırlar; bir mezar projesini.
Toplanan paralarla; Mimar Nevzat Kemal`in uyguladığı bu projenin üzerine
Profesör Emin Barın da şu satırları yazar:

Huzur içinde uyu Usta...

alıntı;
ölüm -uyumak ve ölüm uyku yeri bu çarptı kulağıma/düşünceme;
Go to Top of Page

isiklidusler


419 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 14/10/2014 :  16:15:55  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  isiklidusler Kullanıcısının kişisel sayfasını Ziyaret edin  Alıntı Ekle
perspektif paylaştığınızda (da) kelebek kanatlarını çırpıyor;- cassiopaean

Eklenti:
(Kelebek etkisi, bir sistemin başlangıç verilerindeki küçük değişikliklerin büyük ve öngörülemez sonuçlar doğurabilmesine verilen addır. Edward N. Lorenz'in çalışmalarından biri olan Kaos Teorisi ile ilgilidir. Daha sonralarda hava durumuyla ile ilgili verdiği şu örnek ile ünlenmiştir. "Amazon Ormanları'nda bir kelebeğin kanat çırpması, ABD'de fırtına kopmasına neden olabilir. Farklı bir örnekle bu, bir kelebeğin kanat çırpması, Dünyanın yarısını dolaşabilecek bir kasırganın oluşmasına neden olabilir."

Fakat daha çok yaratılan bir kaosun büyüyerek artmasını ifade eder.

Kriptografik öz işlevleri, girdinin boyutundan bağımsız olarak sabit değerli özler üretecek biçimde hazırlanırlar ve veri bütünlüğünün güvence altına alınmasında kullanılırlar. Bundan ötürü, verideki en küçük değişiklik, sonuç değerinin yarısından fazlasının değişmesine neden olur. Bu etkiye kriptografide "çığ etkisi" adı verilir.
vikipedi;)



Eklenti:
"Çin'de bir kelebek, bir çiçeğin üstüne konarken kanat çırptı diye Karayip adalarında fırtına çıkarmış." denir…

James Gleick'in TÜBİTAK yayın­larından çıkan kitabı "Kaos"ta çağdaş fiziğin kavramla­rından "Kelebek etkisi" şöyle ta­nımlanıyor: "Bugün Pekin'de ka­natlarını çırpan bir kelebeğin havada oluşturduğu dalgalar gelecek ay New York'ta fırtına sistemlerine dö­nüşebilir."
http://blog.milliyet.com.tr/kelebek-etkisi/Blog/?BlogNo=34678


(bir yorum, perspektif ya da bilgi paylaşmak bir dalga oluştuyor, gerçeklikte-gerçek bir dalga;)
Go to Top of Page

Dionysos


242 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 22/12/2018 :  12:05:06  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Kanlı sosis, /bloody-sausages

Bu yemeği bugün 24 Kitchen da Jamie ile Yemek Düellosu adlı programda gördüm..
Bu arkadaşlar yılda 3.000 ton domuz kanının (kurulutulup birazı kullanılıp ama çoğu yakılıp) ziyan edilmesinden ya da tutup gübre yapılmasından yakınıyordu ve aslında hayvana ve yemeğe saygının onun tüm parçalarını değerlendirmek olduğunu söylüyordu. Tabi bunu söylerken ilk başta kandan bahsettiğini bilmiyoruz ve saygı duyuyoruz.
Daha sonra yemek blogu yazarlarını toplayıp aslında kurutulmuş kandan yapılan kanlı sosisi taze kandan yaptılar ve yemek blogu yazarlarına bunu tattırdılar. Buradaki amaç tabi ki taze kan tüketimini yaygınlaştırmaktı.
Bunu yani kanın ziyan edilmesini bir israf olarak görüyorlar. Aslında kas ve biftekte kan var diyorlardı ve taze kanlı mısır ekmeği bile yapıp yediler..

( Bu arada 24 Kitchen-ı internet üzerinden bulduğum çözümlerle nasıl izlediğimi de paylaşabilirim... )

Google kanlı sosis aramam;
http://www.milliyet.com.tr/Bu-yiyecekleri-yemek-ciddi-cesaret-gerektirir--molatik-6108/?Sayfa=2
https://tr.depositphotos.com/16321289/stock-photo-bloody-sausage-and-sauerkraut.html
https://tr.depositphotos.com/145910227/stock-photo-group-of-bloody-sausages.html
https://gezimanya.com/avrupa/slovakya-mutfagi
http://www.bekransarsilmaz.com/yemek/polonya-mutfagi
https://tr.flitto.com/content/3263

Bu arada aynı bölümde Lindsay Lohan da yemek yapıyordu ve oradan video aradım ancak erişemedim.
https://www.youtube.com/watch?v=dyXzO8gEBIE

Evet buldum.. video bu...
https://www.youtube.com/watch?v=cyaDKEef9IM

Burada 37:40 tan itibaren ancak video İspanyolca...

https://trakt.tv/shows/jamie-and-jimmy-s-friday-night-feast/seasons/4/episodes/3

Evet İngilizce buldum... Sanırım 35.30 lardan başlıyor

https://vimeo.com/200650813

"Dışarıda bırakılmak içeri kapatılmakla aynı şeydir."
Foucault

Edited by - Dionysos on 22/12/2018 12:43:43
Go to Top of Page

bozadi


9688 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 22/12/2018 :  15:38:17  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Kanın (veya kanlı sosis vs) doğrudan gıda olarak tüketimi konusunda ne düşüneceğimi bilemedim valla. Celselerde Kertişlerin beslenme yöntemlerinden birinin insan kanıyla ilgili olduğu söylenmişti ama bu durum kanın bir besin olarak tüketilmesi fikrini ne ölçüde geçersiz kılar bilmiyorum.

Meyveler, bazı sebzeler ve tohumlar dışında, "pişirme faktörü" beslenme için önemli/gerekli görülüyor, K forumda (veya sott.net'te) buna dair bazı tartışmalar vardı.

Bu arada, bildiğiniz gibi dünyanın bazı yerlerinde zaten olağan olan, çeşitli böcek türlerinin gıda olarak tüketimi konusu var. Bu da bizim toplumumuz için oldukça itici görünüyor ama önümüzdeki süreçlerde gıda konusunda çeşitli nedenlerle beklenen ciddi sıkıntılar gerçekleşirse, bu konu şu anda olduğundan daha çekici hale gelebilir.

Türkçe altyazısı da eklenmiş olan aşağıdaki kısa videoya gözatmanızı öneriyorum. Tarım dediğimiz şeyin "bereketli hilal" adı verilen ve Anadolu'nun da bir kısmını kapsayan bölgede icadından önce gıda olarak böcek tüketiminin yaygınlığına dikkat çekiliyor.

Türkçe altyazılar için önce sağ alttaki simgelerden en soldaki altyazı düğmesine basılması, ardından onun sağındaki çark simgesiyle açılan menüde altyazı dilleri arasından Türkçenin seçilmesi gerekiyor.


Go to Top of Page

Dionysos


242 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 17/03/2019 :  22:52:42  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
NORDİK ARAYIŞI / DENMEK İSTENENLERDEN BİRKAÇI


Eklenti:


S: (L) Sormak istediğim birşey var. Bir çok insan, ezoterizm ile siyasetin birbirine karıştırılmaması gerektiğini, ezoterik veya spiritüel arayışların “dünyevi” şeylerle ilişkilendirilmemesi gerektiğini söylüyor. Bu konuda sizin görüşünüzü öğrenmek istiyorum. Siyasete girmekle tamamen yolumuzu şaşırdık mı?
C: Kesinlikle ve hararetle hayır!!! Etrafınızı çevreleyen dünyanın tam bir farkındalığı olmadan gerçek bir ruhsal çalışmanın ilerlemesi mümkün değildir.

”Gerçek din”hakkında ne dedik? Merakınız size rehberlik etsin. Saf haliyle merak ruhsal bir işlevdir.


(Burada siyaset ve “Gerçek Din” kavramı yanyana getiriliyor ve merakınız size eşlik/rehberlik etsin diye ekleniyor.
Bana kalırsa Ezoterizm yerine de siyasi takip çok açıkça öneriliyordu..)

------

Eklenti:
S: (L) Uygun olmayan şekillerde kavrayıştan mı söz ediyoruz?
C: Hiçbir kavrayış "uygunsuz" değildir.

S: (L) Tamam. Hepimiz şeylerin bir parçası mıyız... Daha büyük bir bütünün parçaları olan gruplar içinde gruplar mı var, ve daha da büyük bir bütün... Ve ancak birleşerek mezun olabiliyorlar?
C: Daha doğrusu bu, böyle bir süreçte olanların çoğu için ilerlemeyi hızlandırıyor.

S: (Chloe) Bence bir grup ruhunun parçalarıyız... bu her ne anlama geliyorsa ve bir amacımız var; sanırım benzer bir ilgimiz var ve bu da gerçeği keşfetmek. Ve aynı zamanda kendimizi ilerletmek.
C: Ve...

S: (Chloe) Bir grup ilerlediği zaman, bu diğerlerine etki ediyor...
C: Nasıl etki ediyor?

S: (Chloe) Çünkü sanırım hepsi bağlantılı.
C: Nasıl mesela?

S: (L) Anladım! Zeus'la ilgili olan... Çocukların büyütülmesi, çeşitli seviyelerde çeşitli şekillerde hareket eden "çocuklar" tarafından belirlenen kalıplar, tezahürler ve sonunda herşey 7'nci yoğunluğa geri dönüyor.
C: Herşeyin geri dönmesi ne anlama geliyor?

S: (L) Zeus'un efsanelerine benzer kalıplar içindeysek ve çeşitli yerlere yayıldıysak, dünyadaki çeşitli deneyimlerimiz çok parçalı durumda ve büyüyüp ilerledikçe doğruya ve tam anlama ulaşıyoruz ve tüm bu deneyimlerin bilgeliğiyle tekrar bir araya geliyoruz.
C: Evet, ama sadece "Dünya" değil.

S: (Chloe) Başka bir seviyeye gitmekten kastettiğim şey bu...
C: Ama, Chloe, ya Dünya'da olmayanlar?

S: (Chloe) Onlar da aynı süreçteler.
C: Evet.

S: (Chloe) Onların farklı efsaneleri mi var?
C: Farklı herşeyleri var... Ama son analizde, aslında tamamen aynı şey!
---!

((Şimdi burada ne yazacağımı bilmiyorum ama bu konuyu bir karalamak istedim. Karalama defteri ve söylemek istenen bir şeyin zihinden söylemeye çalışılması çabalanması içten sesli düşünülmesi gibi düşünelim çünkü söylebileceklerimi söyleyebileceğimi sanmıyorum...))

---

Bu yukarıdaki alıntının ilk bölümü (belki sonra Nordic kavramıyla da "hiç bir kavrayış uygunsuz değildir"le de birleşerek) benim Kasyopya okumlarımın dönüm ya da hareket noktalarından biri olmuştur. Yani tabiri caizse bana göre gözümü nereye çevirmem gerektiğini gösteren bir şey olarak aldım.

Siyasete, politikaya ve siyasi gerçekliğe gerçekten çok az ilgi duyuyordum. Siyasi bilincim az gibiydi. Bu bana bir hatırlatma gibiydi. İçinde yaşanılan dünyanın tam bir farkındalığı kavramı (siyasete olan ilgi ve) ruhsal çalışma ve ilerleme kavramıyla birlikte sunuluyordu. Kendi kendime düşündüm

Bu siyasete ilgisi olanlar kimdi?
Acaba onlar ruhsal olarak ileri miydi?

Bu alana girince otomatik olarak siyasi bilinci ve farkındalığı olan bir kitle olarak Sosyalizm, Komünizm gibi kavramlarla ilgili olan Marksisit Materyalistler vb. görünüyordu. Şimdi Materyalistler bize en uzak ve dış kitle gibiydi. Yıllardır Metafizik kavramıyla ve bunun karşıtlığıyla da boğuşmuştuk. Tüm bunlar üzerine durup düşündüm.
Bir yandan da Komünist Manifesto ve Haklılar Birliği Manifestoları gibi oluşumları ve kaba tarihi süreci birazcık araştırıp okudum.

Marks'ı biraz özellikle araştırdım. Anarşizm hareketine kuramına ve sürecine kaba bir göz attım. Buralarda kendimce siyasi toplumsal bilinç ve sosyolojik uyanış ve aydınlanma izleri gördüm...

Forum ortamlarında yazışan bir çok Marksist teoriye yakın insanı gözlemledim. Siyasi bilgi ve gözlem tabanı olarak iyiylerdi, sıkıylardı. Bizden ilerilerdi. Hep öyle hissettim. Güçlü..İradeli. Ya da Kasyopyanın yaş dediği anlamda olgunluk ilerilik hissi veriyorlardı. Yani olgun ve insancıllardı. Tümü için belki böyle diyemem ama bir çoğu ve bazıları ben de bu hissi uyandırdı.

Bence en güvenilir sağlam insan gruplarından biri bunlar.
Toplumsal sigorta gibiler. Örgütlenebiliyorlar.. Sokağa çıkabiliyorlar.. Başkaldırabiliyorlar..
Yani onlar da olmasa Kapitalizm bizi yer yutar gibi
Güçlü bir birlik. Pasifist değiller. Güç odaklarından korkmuyorlar. Birleşikler, bir fikirleri ve sağlam duruşları var. Ben sonra kendimi bu metni okuduktan sonra cılız, iyiniyetli, sümüklü bir pasifistmişim ben dedim kendi kendime..

Şimdi bu düşünceler beni bir yandan zorluyor çatıştırıyordu bir yandan da düşünüyordum..

Laura Nordikler için bir celse de: tek iyi adam grubu bunlar mı diyor?
Yani kim bu iyi adamlar?

Gerçekten bunu sonra dürüst ve objektif incelediğimi düşünüyorum.
Şimdi başta ben de kendi kendime saçmaladığımı düşünürdüm...

Bir çok kavram var biliyorum. Yani ilgili kuram ve onun yanlısı Metafiziğe karşıdır. Bunları ayrıca yorumlayalım...

Marks'ın kavramlarını "hiç bir kavrayış uygunsuz değildir" bağlamında ele aldım baktım ki; bence bizim 4KH, Kapitalist isminde gövde bulmuştu. Emin olun böyle hissettim.. Tam böyle hissettim..

Marks'ın sevgi tanımını hiç okudunuz mu? Sevgi bir tutumdur. Kişinin tümden dünyaya bağını gösterir. Herşeye yayılmayan (özel hedef seçen) sevgi genişletilmiş bencilliktir gibi bir tanım. Fromm'un gerçek sevgi hakkında yazdıklarının yarısının bu kavramdan etkilendiğini düşünüyoruz.

Şimdi burada alıntı getirebilirim. 2 gün önce bir dış forumda Yeni Zelanda daki eylem konuşuluyor. Marks'ı okumuş bir arkadaş şuna benzer şeyler yazdı. Bir çok şey yazdı ama

Eklenti:
Bu tip eylemler genelde ya doğrudan ya manipülasyonlarla tezgahlanır arkasında gizli servisler vardır
Bu kukla güya manifesto yazmış ipleri kimin elinde biliyoruz.
Efendilerinin kabusu olmaya kararlıyız
Devrimcilerin işi kuklayı değil kuklayı tutan eli kırmak
Tüm bunlar egemenlerin egemenliğinin devamı için tezgahlanır
Israrla islam dünyası islamcılığa mahkum edilmeye çalışılıyor

emperyal-kapitalizm sahte çelişkiler üretmeye devam edecek, sahte ideolojiler üretecek
var olan dinleri destekleyecek, ihtiyacı olanlara yeni dinler/ideolojiler/felsefeler üretecek. bölüp parçalayacak. bir tek şey için
gerçek/sahici olan çelişkiyi ürettiği toz bulutunun arkasında görünmez kılabilmek için

ortada din savaşı yok. tarihte din savaşı hiç olmadı
milliyet savaşı da hiç olmadı
çıkar savaşı var ve o savaşı örtbas edecek toz bulutları

john smith'in gidip birinin eline silah vermesi ya da vermemesi değil sorun .. sorun üretilen sahte ideolojiler
o sahte ideolojilerin yazılım gibi yüklenebileceği kof beyinler.. o yazılım kof beyinlere yüklendikten sonra onlar zaten kendilerinden bekleneni yerine getirir

egemenler ideolojileri üretir
birileri ya doğrudan yönlendirilerek ya dolaylı manipule edilerek tetik çeker
kuklayı tutan el değil
onlar da birer kukladır

aydınlanmış ve bizim yanımızda bulunabilecek en az yüz milyon insan
şu an aptallaşmış ve gözü dönmüş şekilde kilise yakıp intikam almayı düşünüyor

bu olayı tezgahlayanların/yani koşullarını oluşturanların ne kiliseye ne camiye gitmediğini
kokain çekip çıtırlara yumulduğunu görmekten acizler


Şimdi bu sadece “bir” örnek..”tek bir”

Bu düşünceyi temsil eden tek kişi. Tek bir kişi. Belki bir iki kişiden biri. Bir forum dolusu insana karşı.. Diğerlerinin hiç birinin yorumlarının dünyadan haberi yok gibi. bu konseptle de yakından uzaktan bağı yok...

bir Kasyopya okuyucusunun yapacağı çıkarımla aynı şeyler ve kendi bilincindendi.. Ben Kasyopya okumasam örneğin Yeni Zelanda da cami taransa ne düşünürdüm? Hala ne düşünüyorum ki!!

---

Şimdi normal de bu konu hakındaki yorum ve gözlemim bence çok çok daha uçuk, geniş ve derin ancak şu aşamada absürt, sıradışı ve saçmasapan bulunup bulunmayacağı konusunda endişelerle pek açılamadı, açamadık. İnceden bir karaladık….

Bir de "bir grubu" daha izlediğimde/gözlediğim de kendimi aptal gibi hissettim . Onu da ayrıca yazacağım..

-devam edecek-

"Dışarıda bırakılmak içeri kapatılmakla aynı şeydir."
Foucault

Edited by - Dionysos on 17/03/2019 23:32:50
Go to Top of Page

Dionysos


242 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 18/03/2019 :  17:03:36  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
BH KAVRAMININ "BİR" YORUMU

Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen Dionysos

Marks'ın kavramlarını "hiç bir kavrayış uygunsuz değildir" bağlamında ele aldım baktım ki; bence bizim 4KH, Kapitalist isminde gövde bulmuştu. Emin olun böyle hissettim.. Tam böyle hissettim..




Şimdi (yukarıda ki) bu yorumdan (genel olarak) Kapitalizm kavramını tam bir KH ve Komünizm kavramını da tam bir BH ın arayışı ya da ideali (ya da evrensel olanın bir yollu sezilmesi ve temsili) gibi ele alırsak ve yakınlaştırırsak;

---!

Bizim _şimdi yeni) kullandığımız yaklaşık bilgi tabanı ve bakışsal metodoloji şu.

İnsanı doğal bir varlık hayvan gibi ele alalım.
Avustralya Yerlisi Aborjinler ya da Kuzey Amerika yerlisi Kızılderililer gibi bir insan topluluğunu ve doğa toplumunu ve bireyini esas alalım
Bunun insana bakışı nedir? Bu tip bir noktadan bilgi algı süzmeyi deniyoruz.

Biz Kapitalizm kavramını pek kullanıp sevmemekle birlikte kullanılan modern jargon odur kullanıyoruz
Biz buna yakın bir bakışa bakarak Kapitalizm diyoruz. Kapitalizm burdan çıkıyor..
Biz yine insanı, uygarlaşma kavramında doğallaşmanın tersi ve doğalılığın tersi uygarlık olarak alıyoruz.
Uygarlık kavramını evcilleşme, kentleşme ve atıllaşma (doğal yetileri kaybetme) gibi bir çok anlamda alıyoruz.
Uygarlaşma kavramını evcilleşmeye ve doğa hayvanın hapsine, sınırlanmasına eşitliyoruz.
Bu tip bir bilgi algı tabanı kullanıldığında yorumsamak pek zor olmasa gerek çünkü bize göre Kızıl Adamın Beyaz adam tarifi Kapitalizmdir. Aborjinin Beyaz Adam tarifi de. Herhangi türden doğa yerlisinin de modern insana bakışı Kapitalizmdir . Kapitalizmi verir.

Orwell'in hayvan çiftliği örneği var insanı buna benzetiyoruz. Kapitalizmi insanı evcilleştiren faktör olarak alalım bir an. İnsanın doğaya ve doğadaki hayvana yaptığını insana yapan şey (üst el) olarak Kapitalizmi düşünelim. İnsanı doğadaki hayvanlar gibi Fabl bir karmaşım olarak düşünelim. Tıpkı çizgi filmlerdeki gibi hatta Orwell'in hayvan çiftliğindeki aktörler gibi. İçsel ap-ayrı türler düşünelim insanda..

Yani (biz de) evcilleşmiş/uygar ve doğalı gibi bir ayrım var ve bu birinci ayrımımız..Tabanımız..

Yani insanı ele alırkan hayvanat bahçesine konuşlanmış ya da ev de evcilleştirilen bir hayvan türüne bakar gibi bakıyoruz.
Kapitalizmden özgürlük-ü burdan geri deviriyoruz..

Bizim Doğalı, Evcil Uygar ayrımımız var.
Gılgameş ve Enkidu gibi...
Bizim bilgi tabanımız bu. Algı yanaşımımız bu.

İnsan doğada serbest gezen herhangi hayvan gibi özgürleştirilmeli özgürleşmeli.
Hani kendinin doğal yumurta organik et ve yabani vahşi doğa arayışındaki gibi özgürleşmeli ve bu setleri kendine çekmeli
Kendini ve bakışını sürekli doğaya ayarlamalı.

Vahşi doğa denen biz de tam Komünizm ya da BH a en yakın temsil..

"Dışarıda bırakılmak içeri kapatılmakla aynı şeydir."
Foucault
Go to Top of Page

Dionysos


242 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 20/03/2019 :  13:53:32  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
SALDIRI DENİLEN HAKKINDA SERBEST BİR ŞEYLER KARALAMAK VE SESLİ DÜŞÜNCELER 1

Şimdi saldırı denilenin ne olduğunu hiç bir zaman şu ya da bu biçimde tam anlayıp tarif edebilir miyiz bilmiyorum

Şimdi mesela George Orwell'ın 1984 ü ya da Hayvan Çiftliği gibi nerdeyse mekanik bir kontrol ve sürekli propaganda anonsu gibi bir şey hisseden var mı bilmiyorum. Bu hem dışarıdan hem de bazen insanlar üzerinden gibi.

Hatta bazen kendi çevresindeki bir insanı bunu yapıyormuş gibi hissetmek hatta daha ileri götürelim kendi kendini bazen istemdışı ve yönetilemez ( kendini yönetemez halde) buna benzer şeyi yapıyor gibi hissetmek.. Denetleyemeden bunu yapıyor ya da yıldırıcı mekanik bir etki ile boğuşuyormuş ya da istemeden de olsa dışa yansıtıyormuş gibi hissetmek

Sürekli duygusal bir çöküntü ve ezginlik veren ,öfke ve nefret nerdeyse uyaran bir merkezin basıncı gibi bir şey

Hayatımın son yılları gibi

KH ız ve özgür irademizin kontrolü elimizde olmaması zaten bizi başkaları düşünüp yapıyor demek gibi bir şey mi?

Şimdi Kertişle Gri melezi arasında bir bağ varmış
İnsanda da mesela köpek hayvanı ile yakın ve buna benzer bir bağ var bunun gibi mi?

Onu geçtim tıpkı grilerin 4KH a uzantı olması gibi bizlerde mi onlara uzantıyız? Orada ne anlatılıyor? Uykuda dördüncü yoğunluk olduğumuz söyleniyor.
Tür 4 ne demek?
Tür 4 bizler olabilir miyiz? Tamamen saçmalıyor muyum? (Bu sorulduysa unuttuysam kusura bakılmasın)
Şimdi peki 4KH ın bizimle olan bağını yine tıpkı Grilerle olan bağ ve etkinliğine benzetebilir miyiz? Ya da nasıl ne kadar? Tamamen saçmalıyor muyum?
Ya da en azından bir çoğumuzunkini . Nasıl ele almalıyız? Ya da burada nere bakmalıyım?

Ben kendi hayatımda boğucu bir dönem geçiriyorum. Ve ne zaman atlattığımı, direnç kazandığımı ve bunun üstesinden gelinebilir ve benim tarafımda sürdürülebilir dayanabilir hale getirildiğini düşünsem daha fazla saçmalık deneyimliyorum gibi. Tam bir çıkmaz gibi.
Uygun karşılık? Saçmasapan bir ikilem.
Bazen telefonda insanlara bağırmakta bir üçüncü yoğunluk müdahalesi deniyor ve insanlara saçmasapan biçimde bağırmak ya da buna benzer şeyleri açıktan söylemek yapmak oldukça tuhaf biliyoruz ki...

Şimdi okul terbiyesinde, otorite terbiyesinde , annenin çocuk terbiyesinde, kuşatılmış sessizlik ve öğrenilmiş çaresizlik denen şey de ve özellikle zehirli terbiye denen şey de kişi saldırıyor ama aynı an da kendi etki altında ona da saldırılıyor ya da onun üzerinden eylem yapılıyor demek gibi mi?
Kişi kendine yansıyanı mı yansıtıyor?
Yani saldıran kişi zaten aynı zamanda etki kontrol ve saldırı altında demek mi?.
Yani asıl saldıran mı aracı mı her ikisi mi ?
Ama biri aracı oluyorsa onu umursama denmişti.
Bunu düşünmeyi çok denedim bu yorucu bir düşünce.
Yani kendi anneni (karını- kocanı vs) umursama diyelim. O ne olarak görülecek ve ne tepki verilecektir

Bakın bunu anlatamıyorum ama bu süreçte dayanılmaz gözlemler var
Bunlara karşılık ama uygun tam ve birebir doğru karşılık verilmek isteniyor

Şimdi kendi evimde ve yaşantım da Laura nın Frank ve eski kocası ile geçirdiği boğuşmalı ezgin bir dönem gibi bir aralık var. Buna benzer şeyler hissediyorum. Laura ya söylenen, buna aldırma bunu biliyoruz. Sonra bunları ciddiye almanın etki ve nüfuz ettiği derinliği ve yarattığı depresyon bakımından kader misyon profilini gerçekleştirmeyi zora sokması denen var. Bunu da biliyorum.
Ama üretilen duygusal baskı çökkünlük ve anomali altedilmeliymiş ve bunun bir doğru nihai yolu ve biçimi olmalıymış ya da uygun bir karşılık verilmeliymiş gibi me geliyor.

----
Şimdi özellikle müslüman denilen grubu kötü bir sahibin etkisindeki yarı evcil hayvanlar gibi görüyorum..
Bazen sokak kedileri gibibazen başka biliyoruz..

Camiyi camileri kediye kedi evine felan benzetiyoruz…

Şimdi ben insanlığın durumunu Hayvan Çiftliği gibi ya da 1984 gibi ele almakta haksız mıyım? Ülkeler hayvan çiftlikleri gibi ya da ülke sınırları onların sınırları gibi... Ya da üretüm biçimiz fabrika denenlerin kendi üretim çiftliği ve Matriks gibi bir eşy ifade ediyormuş gibi.. Bunu açamıyoruz..
Şimdi bana öyle geliyor ki bir Tekstil atölyesine insanların doldurulup arabesk müzik eşliğinde çalıştırılmasını tavuk çiftliğine benzetiyorum. Bu ve buna benzer bir çok şeyi yaşadım.
Arabesk müzik beni deli ediyor demeliyim.
Çin de devasa bir fabrika da hepsi pembe giymiş kadınların üstten çekilmiş bir görüntüsü vardı. Tamamen bir tavuk çiftliği görüyordum..

Ortdoğu da büyük bir kanal ya da geçit olmasını nasıl ele almalıyız? Örneğin bunu gerçeklikte bir olaya örtüştürürsek? Örneğin bunu hayvan çiftliğine örtüştürürsek oranın ilk kapısı, bir girişi gibi mi? Ya da yayının yapıldığı bölge gibi mi? Ses merkezi ve bunun fiziksel örtüştürmesi ve referansı?
Bize burda yardımı olacak kavram ne?

Laura acı çekmek istemiyorum diyor tıpkı bunun boğucu karmaşanın bir ölçüde giderilmesi ve duygusal bütünlük rahatlık ve uyum benzeri bür şey aranıyor. ÜZerine his ve acı yapıştırılmış gibi olmak zor...

Sanırım celseleri yeniden okumalı....

Şimdi bazılarını ve kimi durumları Gestapo gibi deneyimlemek boğucu. Karşılık vermek isteniyor..ya da bundan bir biçimde sıyrılmak...
İşin aslı tüm toplum Gestapo gibi. Ya da Gestapo ya da Ajanı gibi olanlar böyle hareket edenler de bayağı bir açık gibi ne yapmalı? Kendilerine dönüp bakmaları Gestapo gibi hareket ettikleri mi söylenmeli bu ile yarar mı?
Bir insan kendi yakınına ya da sosyal dış çevre etkileşim bireyine bunu nasıl der?

Nietzsche diyor ki içimdeki acıya bir ad taktım . Ona "Köpek" diye sesleniyorum. Peki kendimizde bunun ya da benzerinin farkına vardık diyelim. Bin yıllar denen burda işe işimize yarar mı? ve yarayacak mı?

Tıpkı Nietsche nin bunu ya da benzerini söyleyişini bir insanın yüzüne söylemekten sözetmiyoruz değil mi?

Eklenti:

"Kilise mi?" diye yanıtladım. "Bir tür devlettir bu, gerçi en yalancısıdır devletlerin. Ama kes sesini, ikiyüzlü köpek. Kendi türünü çok iyi bilirsin sen! Tıpkı senin gibi ikiyüzlü bir köpektir devlet; tıpkı senin gibi konuşur, ortalığı dumana boğarak ve kükreyerek – tıpkı senin gibi, şeylerin karnından konuştuğuna inandırmak için. Çünkü kesinkes en önemli hayvan olmak ister yeryüzünde devlet; ve ona inanırlar da."

"Dışarıda bırakılmak içeri kapatılmakla aynı şeydir."
Foucault

Edited by - Dionysos on 20/03/2019 14:18:49
Go to Top of Page

Dionysos


242 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 20/03/2019 :  23:48:25  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
NORDİK ARANMASI VE DENİLMEK İSTENENLER 2

NORDIC ETIMOLOJISI VE KAVRAMSAL INCELEME

Eklenti:

Nordik Kelime Kökeni
~ Fr nordique kuzeyli, kuzeye ait < Fr nord kuzey +ikos ~ Ger *nor-tr aşağıya veya kuzeye doğru << HAvr *nr-tro- < HAvr *ner-1 aşağı, sol, kuzey

Kelime Kökeni
Fransızca nordique "kuzeyli, kuzeye ait" sözcüğünden alıntıdır. Fransızca sözcük Fransızca nord "kuzey" sözcüğünden +ikos sonekiyle türetilmiştir. Bu sözcük Germence yazılı örneği bulunmayan *nor-tr "aşağıya veya kuzeye doğru" sözcüğünden alıntıdır. Germence sözcük Hintavrupa Anadilinde yazılı örneği bulunmayan *nr-tro- biçiminden evrilmiştir. Bu biçim Hintavrupa Anadilinde yazılı örneği bulunmayan *ner-1 "aşağı, sol, kuzey" kökünden türetilmiştir.


Şimdi Kuzey yarımkürede Kuzey aynı zamanda ileri ve öndür değil mi ya da Kutup yönüdür..

Şimdi buraya bir kaç link daha ekleyeceğim dileyenler bakabilir ve daha fazladını da takip edebilir.

Nordic Tanrılar olarak geçen Aesir ve Odin gibi karakterleri özellikle bizim din ve islam kavramından sıyrılan Türkçülerinde çok sevdiğini kullandığını biliyoruz. Ben Türk mitolojisi ya sa İskandinav mitolojisi paralellik araştırmadığım için çok bir şey söyleyemeyeceğim ancak mesela bir Kazım Mirşan örneğimiz var ve tüm Avrupa da Türk damgası dediği bir şeylerden bahsediyor. Eğer bunu ırk adı olmaktan sıyırabilseydik ve toprak insanı doğa insanı ya da bir topluluk adına ve benzer forma sokabilseydik daha farklı yorumlayabilirdik. Örneğin K lar Nordik diyor...
Her neyse ben yorum, okuma ve iz genişletmeyi yine kendimle birlikte okuyucuya bırakacağım. Bu alanda çok fazla veri toplamadım ve açıkçası karşılaştırmalı mitoloji vb. bilgim de yok gibi..
Ancak şunu biliyorum kuzey fokloruna ait youtube üzerinden müzikler dinledim ve oradaki damga ve yazım biçimi ve diller olağanüstü derece de dikkatimi ve ilgimi çekmişti.. Her neyse işin faraziyesine girmeyeceğim ancak daha çocukken ve gençken kardeşimin bile kendine isim, sembol damga oluşturması gibi deneyimlerim var.
Dileyen biraz nordic skandinav vb folk takip edebilir

https://www.google.com/amp/s/seyler.eksisozluk.com/amp/zengin-turk-mitolojisi-avrupa-inanc-sistemlerini-ve-isimlerini-nasil-etkiledi

https://medium.com/temmuzguncesi/nedir-ne-de%C4%9Fildir-2-i%CC%87skandinav-mitolojisi-part-1-8f89f03fccf3

Şimdi biz Kazım Mirşan'nın baktığı gibi bakmıyoruz daha açık objektif incelenmeli ancak bir iki link aldım..

https://m.facebook.com/permalink.php?story_fbid=1409742605800954&id=508475689260988

https://m.facebook.com/permalink.php?story_fbid=1342718632503352&id=508475689260988

----

Şimdi eskiden sağcı solcu vardı. Ve solcular ilerici ve özgürlükçü idi değil mi?
Nordik Etimolojisinde verilen kavramlardan biri de "Sol"
Bir diğeri de Aşağı ve Taban
Eğer kuzey kavramını ileri ve üst kavramı ya da tavan olarak alırsak
Bilmiyorum. Biz etimoloji takibinden (Nerd Nerth N_erth -_orth) bizim Merdiven ve Ortak gibi kavramlara bile gittik, yakın bulduk. Ve bir çok başka kavrama da.. Hatta Earth, Oorth, orta, ortah, ortadaki, ortodoks Ordinarius -Ordinary vb. bir çok alternatif kavrama gittik..
Kafkas dillerinde orti var. Sanırım oğul çocuk vb. demek hatta Ayşenur Kolivar'ın Sonbahar filminde de çalan çok güzel bir ağıdı vardır.
Ortih horthih gibi söyler

Kavram takibi, etimoloji takibi yapılabilir..

Tüm bir sistem bunları Solcuları düşman ilan etmiş, cadı avına çıkmıştı. Komünizm kavramı dünya da düşman ilan edilmişti?
Şimdi bunlar tesadüf müdür? Bize bir şey anlatıyor mu?

Peki insanları sağcı ve solcu diye tam ikiye böleceksek Nordikleri sol da arama da sakınca var mı?
Neden bunlar oldu? Ne oldu? Neler oldu?

Karanlık bilgiden korkar. Marks'a herkes el atamıyor ve okuyamıyor değil mi?

Acaba Marks kanallıyor olabilir miydi?
Ben bu soruyu kendime sordum ve düşündüm. Das Kapital her kelimesi ile ayrı ayrı uğraşılarak tam 19 yılda tamamlanmıştır. Bir ev de tek başına arkadaşının maddi yardımı ile kişi bu metni yazmıştır. Yahudi bir din adamının oğludur ve din kitlelerin uyuşturucusudur demiştir.
Marksist teori dini egemenlerin bir silahı kitle kontrol aracı olarak görür.. Komünist Manifesto tarihe damga vuran çarpıcı bir metindir...
Yani Kasyopya okumasaydım da bunu okusaydım ondan bir şeyler eminim ki öğrenebilirdim..

Marksist teori ve Marks'ın Komünizm (Komüncülük) kavramı BH bir gölgesi olabilir mi?

Kasyopya der ki;
“Kitleler (gruplar) kendileri için açılan yolu takip ederlerse refaha erecekler”
Nedir bu yol?

Şimdi ( Realite de ve gerçeklikte) BH kavramına Komünizm kavramından daha yakın temsil gören başka bir kavram var mıdır?
Ben yanılıyor muyum?

Komünizm bir üst gerçeklik modelidir. Bireycilik ve bencilik içermez değil mi? Özel ve bireyci sahiplik sahiplenme içermez.
Marksist terminoloji de mülkiyet yani sahiplenme kavramı derince eleştirilir. Kasyopyanın bize söylediği şudur. KH sahiplenmektir, sahiplenir. Yanlış mı hatırlıyorum... Yanılıyorsam düzeltilebilir..

Peki (Komünizm için söylüyorum bunu) KH denen kavrama bu kadar (açıktan düşman) ya da bu kadar açıktan saldıran başka bir kavram alternatif teori var mıdır?

Bunları yazıp yazmamakta tereddüt etmekle birlikte kitlesel mitoloji ve mit bellek olarak düşünürsek..
Saçmalıyorsam geçelim. Benim parallellik kurdupum yansılar

(Eğreti ve Afaki bir yorum da) Marks İsa'nın yeniden doğumu mu?
Ya da bozuk olduğu varsayılan İsa celselerinde sözedilenlerden biri de Marks olabilir mi?
Yani yaşamamaış biri hakkında verilen tuhaf yanıtlardan bir kaçı

İsa can atanlara ruhsal gerçekleri öğretti.
“Gerçek din” ve ruhsal gerçekler nedir? İçinde yaşanılan dünyanın tam bir farkındalığı. Şimdi Bay Marks bunu anlattı mı?
Şimdi yakın tarihte daha etkili bir kişisel figür sanırım yok.var mı?
Bir celse de İsa için Laura'nın bir sorusu vardı. Geliş geçmiş en hüçlü ya da sevgi dolu insan varlığı yorumu yapılıyor gibi.
Kasyopya yorumlardan biri de bu demişti..

İncil bedava dağıtılmasa tarihin ve tüm zamanlarınen çok satılan kitabı o?
İncil hangi kitapla yarışıyor ve onu gölgeliyor

Şimdi ben İsa diye birinin yaşayıp yaşamadığını tartışmak ya da birine İsa demek değil bakın .Tüm Nordikler İsa mı? İsa tek değil mi binlerxe mi derim çekilirim o halde kolayca ben o zaman. Aradan sıyrılır kaçarım.
Şimdi belli mitolojiler var. Bazıları da canlı. kitaplarda yazana uymuyor. Hala okullar da çoluğu çocuğu olan varsa sorsun. Benim çocukluğumdan bu yana bunlar oldukça değişmiş. Bunları takip ediyoruz.
.
---
Deccal ve Düşman ilan edilen Marks ve Komünizm ve BH mı?

"Dışarıda bırakılmak içeri kapatılmakla aynı şeydir."
Foucault

Edited by - Dionysos on 20/03/2019 23:59:08
Go to Top of Page

Dionysos


242 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 09/05/2019 :  10:11:53  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Karalanabilen bir yere bir şeyler karalamak

Dillerimiz var ve kelimelerimiz
Bu olanları, birşeyleri anlatmaya yarıyor gibi oysa sanki anlatamıyorsun
Kelimeler güçsüz mü?
Bilmiyorum ama anlatmak istediklerim güçlü değil belki de. Bilmiyorum

Bomboş olduğunu hissediyorsun bazen
Kendini çok önemsemişsin ve önemsiyorsun
Sonra bir şeyler yapmıyorken olmuyorken (bir şeylere katmıyorken; diğerleri seni pohpohlamıyor ve onaylamıyorken ya da biri seni sahte mahte de olsa doyura doya sevmiyorken) ya da bir şeyler yolunda değilken ve gitmiyorken sen bir hiçsin gibi oluyor
Sorun var gibi oluyor

Herkese bakıyorsun herkes yaşıyor
Herkesin nasıl yaşadığına şaşarsın/şaşıyorsun
Ha bu yaşama işini nasıl böyle doğal kolay yapıyorsun. Bana da bize de öğretsene. Gün zor ve ağır bir yükü taşımak gibi. Her gün yeniden kalkmak/olmak bir işkenci gibi bazen.
Oyun mu oynuyorsun
Yeni bir gün her gün kötü ve sevmediğin bir işe gitmek gibi

Kurulmuş saatler gibi tüm bunlardan keyif alarak neden/nasıl yaşıyorlar
Tüm bunlara ya da acıma/sorunuma neden aldırmıyorsun demek isterdim
Sorun varsa sorunu çözmelisin
Ben diye biri çözücek bunu ,bu çok zor
Başkaları yardımcı olsa olmuyor mu?
Sorunları dağıtalım mı diyorsun
Bazı sorunlar hiç çözülmeycek hep orada duracak gibi , bu can sıkıcı
Ne istediğini bile bilmiyorsun

Rahat olmak diyebiliyorsun ne istediğine
İşte bu kadar isteme, hepsi bu! tüm istediğim bu, rahat olmak!
Bu rahat olmak nedir?
Batmaması
Yaşamın ve olanların sana batmaması (incinmeme) her şeydir. Bu rahat olmaktır
Bazen rahat oluyor musun?

Duyduğum duyuşmalar bölüşülmüş ya da bölünmüş bir yalnızlığın sesleri olmalı diyor o ses
Yalnızlığımın parçaları sizde mi_?
Ne çok yalnızdım ve hala ne çok yalnızım , yalnız hissediyorum, ağır bir yalnızlık ve yalnız hissediyorum
Kendin olarak bitmeyecek gibi olan yalnızlıklardan mı bu?

Yalnızlığımın ya da kendimin diğer parçaları sizde mi?

"Dışarıda bırakılmak içeri kapatılmakla aynı şeydir" demiş Bay Foco
Bunu düşünüp duruyorum şimdi

"Dışarıda bırakılmak içeri kapatılmakla aynı şeydir."
Foucault

Edited by - Dionysos on 09/05/2019 10:16:16
Go to Top of Page

Dionysos


242 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 25/10/2019 :  22:10:30  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Ölümsüzlüğe takmış insanlar var görüyorum ve artık bu ciddi bir gözlem. Belki hastalıksızlık, organ yenileme. Yok yeni nesil homo deus, tekno siber insan, yapay zeka, geneik ve gen teknolojisi. Artık bunlar konuşuluyor. Hafıza kopyalama mümkün mü diyenler.
Belki yeni değildir de ben yeni görüyorumdur bilmiyorum.

Yani tabiri caizse insanların bir kıamı ne yani bize ölümsüzlük verilmegecek mi biz bunun sözünü almıştık ya da bunu umuyor ve bekliyorduk der gibi. Tabi bu kaba bir materyalizm değilse.

"Dışarıda bırakılmak içeri kapatılmakla aynı şeydir."
Foucault
Go to Top of Page
   Mesaj Sonraki Konu  
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Forum Seç:
Başkalarına Hizmet Forumu © Kasyopya celselerini ve diğer mesajları farklı ortamlara kopyalamadan önce lütfen izin isteyin: baskalarinahizmet@gmail.com Yukarıya git
Snitz Forums 2000

Design by Sizinsayfaniz.com

Bu sayfa 0,77 saniyede oluşturuldu.