Başkalarına Hizmet Forumu
Başkalarına Hizmet Forumu
Ana Sayfa | Bilgilerim | Kayıt Yaptır | Aktif Konular | Forum Üyeleri | Site içi Arama
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni Hatırla
Şifre hatırlatma servisi

  Forum
 Genel Paylaşımlar
 Alıntılar
 Alıntılar
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Sonraki Sayfa
Yazar  Mesaj Sonraki Konu
Sayfa: Toplam Sayfa 10

isiklidusler


419 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 07/10/2014 :  17:24:32  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  isiklidusler Kullanıcısının Kişisel sitesini Ziyaret edin  Alıntı Ekle
Neden insanlar bu kadar yalnız olmak zorunda?

"Neden insanlar bu kadar yalnız olmak zorunda? Tüm bunların esprisi nedir? Bu dünyadaki milyonlarca insan, hepsi esniyor, kendilerini tatmin etmek için ötekileri seyrediyorlar, sürekli kendilerini yalıtıyorlar, soyutluyorlar. Niçin? Dünyanın(doğanın) amacı insanın yalnızlığını beslemek mi?"

Haruki Murakami

Edited by - isiklidusler on 07/10/2014 17:25:55

isiklidusler


419 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 07/10/2014 :  17:25:36  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  isiklidusler Kullanıcısının kişisel sayfasını Ziyaret edin  Alıntı Ekle
İnsanlara ne söylemek istersiniz?

Bilmem… Sanırım yalnız olmayı öğrenmeleri gerektiğini ve kendi başlarına mümkün olduğu kadar çok zaman geçirmek için uğraşmalarını söylemek isterim. Bugünün gençlerinin hatalarından biri gürültülü, bazen neredeyse agresif etkinliklerde biraraya gelmeye çalışmaları. Yalnız hissetmemek için bu beraber olma arzusu bence çok talihsiz bir gösterge. Her insan çocukluktan itibaren kendiyle zaman geçirmeyi öğrenmeye ihtiyaç duyar. Yalnız olması gerekmez ama kendiyle kaldığında sıkılmamalıdır. Kendi kendine kaldıklarında sıkılan insanlar bana kendilerine verdikleri değer açısından bir tehlikenin içindeler gibi gelir."

Andrei Tarkovksy

Edited by - isiklidusler on 07/10/2014 17:26:24
Go to Top of Page

isiklidusler


419 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 08/10/2014 :  03:46:20  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  isiklidusler Kullanıcısının kişisel sayfasını Ziyaret edin  Alıntı Ekle

karanlıkta kımıldayan düşünce - Behçet Necatigil;
Go to Top of Page

isiklidusler


419 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 08/10/2014 :  03:51:30  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  isiklidusler Kullanıcısının kişisel sayfasını Ziyaret edin  Alıntı Ekle
Dünyayı yan yana getirdiğim kelimelerle havaya uçurmak istiyorum. - Süveyda Ölüdeniz;
Go to Top of Page

isiklidusler


419 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 08/10/2014 :  03:59:30  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  isiklidusler Kullanıcısının kişisel sayfasını Ziyaret edin  Alıntı Ekle
benim sizden kendim için istediğim hiç bi şey yok, şeker bile yiyemez ki kaat gibi yanan çocuk - N.Çocuk (Hikmet)
Go to Top of Page

Alemtac


2482 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 08/10/2014 :  23:57:23  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Kimse yalnız olmak, yalnız olduğunu hissetmek zorunda değil...yalnız olmayı tercih eden insan var aslında. Çok beylik bir laf gibi gelebilir, aslında gerçek budur. Fakat, sadeliğinde mutlu olan insan sayısı azdır.
Go to Top of Page

isiklidusler


419 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 10/10/2014 :  03:38:09  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  isiklidusler Kullanıcısının kişisel sayfasını Ziyaret edin  Alıntı Ekle

İçimdeki yaşamın sesi, senin içindeki yaşamın kulağına ulaşamaz. Yine de kendimizi yalnız hissetmemek için konuşalım. Halil Cibran

burdan alıntıladım, paylaşamak isterim; http://zeynepnazan.wordpress.com/

Gönülden gönüle/kalpten kalbe gizli bir yol var - Neşet Ertaş; (cümle alem yukusunda yatarken)

Sevenin içinde yanar ışıklar, kaybolur karanlık tüm dolaşıklar - Neşet Ertaş;

--

Bir anadan dünyaya gelen yolcu! Insandan doganlar insan olurlar;
Hep yolcuyuz böyle geldik böyle gideriz
Dünya senin vatanın mı yurdun mu?

- İnsan ölür ama uruhu ölmez

- Cehalet(cahiller) elinde küskün kederiz

+ Ana haktır sen bu sirra erdin mi?

Neşet Ertaş -sevgi ve saygıyla(derin-en derin)

(bir yorum kısa;
bir anadan dünyaya geldinise dünya anan mı? değil ama "o bir ana" insan mı? diyen/demeyen Neşet burada ne dedi? bilmiyorum ama; dedi ki! Ana, Yaratıcıya dişilik yükledi; Ama insandan doğmadın; dedi; ya da demedi; yaratıcıya doğurganlıkta yüklemedi; )



Go to Top of Page

isiklidusler


419 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 14/10/2014 :  13:16:58  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  isiklidusler Kullanıcısının kişisel sayfasını Ziyaret edin  Alıntı Ekle
Kaplumbağalarda Uçar

göl kenarında yaşayan bir kaplumbağa sürekli çevresindeki kuşları izler onlara imrenirmiş. zamanla bu kuşlarla arkadaş olmuş ve onlarla hislerini paylaşmış.
küçük kaplumbağa gölün diğer tarafına gitmek istiyormuş. ama kendi gidecek olsa bir ömür sürermiş bu gezi. "keşke sizin gibi uçabilseydim" demiş kaplumbağa. kuşlarsa bu dileğini yerine getirmek istemişler. "uçabilirsin" demişler kaplumbağaya. "kaplumbağalar da uçar."
bir dal almış iki kuş. iki yandan tutacaklar ve kaplumbağayı karşıya geçireceklermiş. "tek yapman gereken dalı sıkıca ısırmak demişler." ısırmış kaplumbağa. yükselmiş yükselmişler. uçmuş uçmuşlar. kaplumbağa korkmuş yükseklerden. heyecanla bağıracağı an çenesi açılmış. suya düşmüş kaplumbağa. ait olduğu yere. kendi yavaş, imkansız hayatına...
Go to Top of Page

isiklidusler


419 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 14/10/2014 :  14:14:28  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  isiklidusler Kullanıcısının kişisel sayfasını Ziyaret edin  Alıntı Ekle
Marcus Aurelıus ( İS 121-180 )

Roma imparatoru olarak yaşadığı 161- 180 kadar süren dönemde Marcus’nu tek amacı halkının mutluluğuydu. O çağda Roma’da yaşayan bir köle toplumdur. Marcus’un dönemi, yöneticilik ve iktidarın bilinen tarihi içinde sıradışı bir dönem olma özelliğini korur.

Marcus Aurcus , Roma imparatoru sıfatıyla dünyadaki en güçlü insandı. Bununla birlikte, onun hem bireysel hem de devlet adamı olarak yaşamını, para, mal-mülk, iktidar ya da şöhret tutkusu değil, erdem, adalet ve barışa duyduğu özlem yönlendiriyordu. 31 sayfa.

“ O yıllarda , Asya ve Alman sırırlarında “ barbar “ kabilelerinin istilası altında olan imparatorluğu sürekli savaş durumundaydı. “ (ek)

Roma ordularının başkomutanı sıfatıyla , Roma’ya zafer coşkusuyla döndü ve bir tür aziz mertebesine yükseltildi.

O, bir dizi düşünceyi kağıda dökebilmiş olması dikkate değer: “ Durmadan dönüp duran yıldızları, saki sen de onların arasında geziniyormuşsun gibi hayranlıkla seyret; ve varlıkların içinde bulunduğu değişimi düşün, hiç durmaksızın birinden diğerine dönüşmelerini izle. Bu gibi olaylar üzerinde düşünerek, yeryüzündeki yaşamı tozlarından arındırırsın. “

Geçen dörtyüz yıl boyunca Marcus Aureliu’un bu düşünceleri “ meditasyonlar “ olarak adlandırıldı. Bunlar, günümüzde bu sözcükten alladığımız anlamda gerçek meditasyonlar değildi. Aslına bakılırsa, kitabın Yunanca başlığı “ Kendi Kendine “ diye çevrilebilir.

“ Şu birkaç gerçek dışında her şeyi boş ver: Yalnızca bulunduğumuz anda, şu kısacık zaman diliminde yaşayabiliriz; yaşamımızın geri kalan kısmı ya sona ermiş ve çoktan toprağa gömülmüştür ya da henüz bir belirsizlik perdesi arkasında gizlidir. Sürdüğümüz yaşam kısa, yeryüzündeki köşemiz ise küçüktür.” ( Marcus ).

,,,

http://www.dusuncegezgini.com/marcus.htm

---

MARCUS AURELİUS’UN RUHSAL ÖĞRETİLERİ (Sezar olan-gladyator olan;)

(YERYÜZÜNDE YAŞAMAK)

DOĞAYA KARŞI

Her yeni güne başlarken, kendine şunu anımsat:” Bugün yine , meraklı, nankör, kendini beğenmiş, hilekar, kıskanç ve bencil bir sürü insan çıkacak karşıma. “ Onları bu duruma getiren, iyi ile kötüyü ayırt edemeyecek kadar cahil olmalarıdır.

Ama, iyinin doğasının ve onun ne kadar güzel olduğunun, köyünün ve onun ne kadar çirkin olduğunun bilincinde olan ben, kötülüğün kaynağı olan insanın içsel doğasıyla benim doğamın aslında aynı olduğunu biliyorum ( hepimiz kardeş olduğumuzdan değil, hepimiz aynı aklı ve aynı ruh parçasını paylaştığımız için ); öyleyse, alçaltıcı olan bir şeyi kimse bana zorla kabul ettiremeyeceğine göre, bu insanların da hiçbirinin bana zararı dokunamaz.

Kardeşime öfke duyamam ya da ondan nefret edemem. Çünkü, tıpkı bir insanın iki ayağı ya da iki eli gibi, gözkapakları ya da dişlerinin alt ve üst sıraları gibi, bizler de, birlikte uyum içinde yaşamak için yaratılmışızdır. Birbirimize karşı hareket etmek, Doğaya aykırıdır; öfkelenmek ve sırt çevirmek ise Doğaya karşı gelmektir.

--------

AMAÇ BELİRLEMEM

Dünyada olup bitenler seni çileden mi çıkarıyor? Yepyeni bir şey keşfetmek için kendine sakin bir zaman ayır ve bu koşturmacayı nasıl sona erdireceğini öğren. Ve başka bir hataya düşmemeye de dikkat et: Sürekli para kazanma uğruna kendi yaşamlarını yiyip bitiren, ama eylemlerinin ya da düşüncelerinin hepsini yönelteceği bir amacı olmayan budalalar gibi olma.

.
.
.

Edited by - isiklidusler on 14/10/2014 14:15:28
Go to Top of Page

isiklidusler


419 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 16/10/2014 :  13:15:39  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  isiklidusler Kullanıcısının kişisel sayfasını Ziyaret edin  Alıntı Ekle
"...kurtarın kendinizi zihinsel kölelikten
kendimizden başka kimse özgür kılamaz aklımızı
korkmayın atom enerjisinden falan
hiçbir şey durduramaz zamanı çünkü..."

bob marley
Go to Top of Page

isiklidusler


419 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 31/10/2014 :  17:02:13  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  isiklidusler Kullanıcısının kişisel sayfasını Ziyaret edin  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen isiklidusler

Marcus Aurelıus ( İS 121-180 )

Roma imparatoru olarak yaşadığı 161- 180 kadar süren dönemde Marcus’nu tek amacı halkının mutluluğuydu. O çağda Roma’da yaşayan bir köle toplumdur. Marcus’un dönemi, yöneticilik ve iktidarın bilinen tarihi içinde sıradışı bir dönem olma özelliğini korur.

Marcus Aurcus , Roma imparatoru sıfatıyla dünyadaki en güçlü insandı. Bununla birlikte, onun hem bireysel hem de devlet adamı olarak yaşamını, para, mal-mülk, iktidar ya da şöhret tutkusu değil, erdem, adalet ve barışa duyduğu özlem yönlendiriyordu. 31 sayfa.

“ O yıllarda , Asya ve Alman sırırlarında “ barbar “ kabilelerinin istilası altında olan imparatorluğu sürekli savaş durumundaydı. “ (ek)

Roma ordularının başkomutanı sıfatıyla , Roma’ya zafer coşkusuyla döndü ve bir tür aziz mertebesine yükseltildi.

O, bir dizi düşünceyi kağıda dökebilmiş olması dikkate değer: “ Durmadan dönüp duran yıldızları, saki sen de onların arasında geziniyormuşsun gibi hayranlıkla seyret; ve varlıkların içinde bulunduğu değişimi düşün, hiç durmaksızın birinden diğerine dönüşmelerini izle. Bu gibi olaylar üzerinde düşünerek, yeryüzündeki yaşamı tozlarından arındırırsın. “

Geçen dörtyüz yıl boyunca Marcus Aureliu’un bu düşünceleri “ meditasyonlar “ olarak adlandırıldı. Bunlar, günümüzde bu sözcükten alladığımız anlamda gerçek meditasyonlar değildi. Aslına bakılırsa, kitabın Yunanca başlığı “ Kendi Kendine “ diye çevrilebilir.

“ Şu birkaç gerçek dışında her şeyi boş ver: Yalnızca bulunduğumuz anda, şu kısacık zaman diliminde yaşayabiliriz; yaşamımızın geri kalan kısmı ya sona ermiş ve çoktan toprağa gömülmüştür ya da henüz bir belirsizlik perdesi arkasında gizlidir. Sürdüğümüz yaşam kısa, yeryüzündeki köşemiz ise küçüktür.” ( Marcus ).

,,,

http://www.dusuncegezgini.com/marcus.htm

---

MARCUS AURELİUS’UN RUHSAL ÖĞRETİLERİ (Sezar olan-gladyator olan;)

(YERYÜZÜNDE YAŞAMAK)

DOĞAYA KARŞI

Her yeni güne başlarken, kendine şunu anımsat:” Bugün yine , meraklı, nankör, kendini beğenmiş, hilekar, kıskanç ve bencil bir sürü insan çıkacak karşıma. “ Onları bu duruma getiren, iyi ile kötüyü ayırt edemeyecek kadar cahil olmalarıdır.

Ama, iyinin doğasının ve onun ne kadar güzel olduğunun, köyünün ve onun ne kadar çirkin olduğunun bilincinde olan ben, kötülüğün kaynağı olan insanın içsel doğasıyla benim doğamın aslında aynı olduğunu biliyorum ( hepimiz kardeş olduğumuzdan değil, hepimiz aynı aklı ve aynı ruh parçasını paylaştığımız için ); öyleyse, alçaltıcı olan bir şeyi kimse bana zorla kabul ettiremeyeceğine göre, bu insanların da hiçbirinin bana zararı dokunamaz.

Kardeşime öfke duyamam ya da ondan nefret edemem. Çünkü, tıpkı bir insanın iki ayağı ya da iki eli gibi, gözkapakları ya da dişlerinin alt ve üst sıraları gibi, bizler de, birlikte uyum içinde yaşamak için yaratılmışızdır. Birbirimize karşı hareket etmek, Doğaya aykırıdır; öfkelenmek ve sırt çevirmek ise Doğaya karşı gelmektir.

--------

AMAÇ BELİRLEMEM

Dünyada olup bitenler seni çileden mi çıkarıyor? Yepyeni bir şey keşfetmek için kendine sakin bir zaman ayır ve bu koşturmacayı nasıl sona erdireceğini öğren. Ve başka bir hataya düşmemeye de dikkat et: Sürekli para kazanma uğruna kendi yaşamlarını yiyip bitiren, ama eylemlerinin ya da düşüncelerinin hepsini yönelteceği bir amacı olmayan budalalar gibi olma.

.
.
.




arkadaşlar paylaştığım link "hesap duraklatıldı" uyarısı verdiği için;
google önbelleğinden-cached- (tarama önbelleği) ilgili metnini kopyasını aldım ve yine alıntıyı görüntülemek/doğrulamak adına önbellek linkini paylaşıyorum;

!ttp://webcache.googleusercontent.com/search?q=cache:15kTCjddTIQJ:!ww.dusuncegezgini.com/marcus.htm+&cd=1&hl=en&ct=clnk&gl=tr

(maalesef link bozuluyor ve böyle bi çözüm buldum, ünlem ! olan bölümleri -h- ve -w- ile düzelterek kopylaa yapıştır ile link görüntülenebilir;

Edited by - isiklidusler on 31/10/2014 17:07:04
Go to Top of Page

isiklidusler


419 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 09/12/2014 :  08:03:43  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  isiklidusler Kullanıcısının kişisel sayfasını Ziyaret edin  Alıntı Ekle
Yamru yumru söylerim
Her sözüm kelek gibi
Ben avare gezerim
Sahrada leylek gibi

İşim kalb sözüm yalan
Ben değil adım filan
Bu halk insana derim
Sözümü gerçek gibi

Aşk kuşları derilse
Aşktan dane verilse
Usulüm toya benzer
Avazım ördek gibi

Terketmedim benliği
Bilmedim insanlığı
Suretim adem veli
Her huyum eşek gibi

Arifler sohbetinde
Marifet söyleseler
Ben de hemen düşünmem
Ürerim köpek gibi

Gerçi Hakk’ın kalkıyım
Marifetsiz aylakım
Arifler sohbetinden
Kaçarım ürkek gibi

Bu marifet ilminden
Haberim yok cahilim
Benden mana sorsalar
Sözlerim sürçek gibi

Aşıklar can içinde
Aşikar gördü Hakk’ı
İşitmenin manası
Olmaya görmek gibi

Miskin Serayi kıydın
Kul oldun sen nefsine
Senin hırsü hevesin
Tuttu seni fak gibi

Kaygusuz'un sözleri
Hindistan'ın kozları
Sen de bu yalan ile
Gidem dersin uçmaya

Kaygusuz Abdal

http://www.alevi-fuaf.com/alevilik-ogretisi/1/1/40/kaygusuz-abdal/&print=1
Go to Top of Page

Dionysos


2183 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 06/11/2020 :  16:10:30  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Dionysos Kullanıcısının kişisel sayfasını Ziyaret edin  Alıntı Ekle
Özgürlüğün içinde bir anlığına bile kölelik yoktur onun bir kısmını verirsen tümünü yitirirsin.

https://erolanar.org/2020/06/22/ozgurlugunun-bir-kismini-verirsen-onu-tumden-yitirirsin/
Go to Top of Page

Gaia


238 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 06/11/2020 :  17:34:34  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen Dionysos

Özgürlüğün içinde bir anlığına bile kölelik yoktur onun bir kısmını verirsen tümünü yitirirsin.

https://erolanar.org/2020/06/22/ozgurlugunun-bir-kismini-verirsen-onu-tumden-yitirirsin/




Güzel ve ilham verici bir yazı, teşekkürler Dionysos.

İnsanın özgürlüğe bakış açısı, madde dünyasındaki şeylerle olan etkileşimi üzerinden olmuştur. Örneğin paraya olan sevgisi onun çokluğu veya azlığı oranında bir özgürlük verebiliyor bireye. Alım gücü çağımızda özgürlük kavramının yerine oturtulmuş ne yazık ki. Bunun için kimseyi suçlamayız. Bu güç kazanma temelli düzen kh'nin en temel dinamo taşı.

Ancak öğrendiğimiz, okuduğumuz bir sürü şeyden anladığım şu ki gerçek özgürlük insanın içinde kendi özününün farkına varmasıyla mümkündür. Biz insan bedenine bürünmüş ruhlar 3. yoğunluk seviyesinde ne olduğumuzu keşfetmeyi öğreniyoruz.

'Kimim ben?'

Bu yegane soru cevaplandığında varoluşun tüm ezgisi adeta tatlı bir rüzgar gibi insanın içinde çalmaya başlıyor. Tarifi mümkün olmayan duyguları hisseder hale getiriyor insanı. Tamamlanmış hissettiriyor.

Uzunca bir süredir beklentisizlik üzerinde pratik yapıyordum. Son iki haftadır bunun meyvelerini yiyorum diyebilirim. Geleceğe veya geçmişe karşı zihinde oluşturulan bir beklentinin bireye verdiği illüzyonun hatti hesabı yok. Yaşam kaygılarımız bizi beklenti döngülerinde tutarak illüzyonumuzu daha da arttırıyor. Bunun farkına varmak benim üzerimden büyük bir yük atmamı sağladı. Kendimi sirkeledim adeta.

Şu paylaştığın yazıyı okuyunca da içimdeki hakikatin, baş yaratıcının yeniden farkına varmanın zevkini yaşadım. Gerçek özgürlük beklentisizlik ile gerçekten alakalı bir kavram. Bence yalnızlık insanın içindeki bir başka illüzyondur. Onu neyle doldurduğun önemlidir. Kimisi para/hırs/güç ile doldurur, kimi ise yaradan sevgisi/tüm varoluşla bir olmanın verdiği coşkuyla. İçimizdeki boşluğu neyle doldurmayı seçtiğimiz bence özgürlüğe açılan kapıyı doğrudan etkiliyor.

Tekrardan teşekkürler yazı için, iyi günler.
Go to Top of Page

Gaia


238 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 06/11/2020 :  17:44:46  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Elimizde avucumuzda hiçbir şey kalmasa bile, soğukta aç susuz kalsak, tüm tanıdıklarımız bize sırtını dönse bile insanın içinde eğer tüm varoluş ile bir olduğuna dair o idrakin tohumları varsa bence hiçbir şeyin gerçekten önemi yok... Tamamlanmış hissediyorsun. Bu tarifsiz bir duygu. Bence insana ihtiyacı olan şey budur. Belki şuanda çok uç şeyler yazıyorum gibi algılanıyor olabilirim ama hissettiklerim bunlar ve gerçekten samimiyetle yazıyorum.
Go to Top of Page

Dionysos


2183 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 06/11/2020 :  20:22:07  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Dionysos Kullanıcısının kişisel sayfasını Ziyaret edin  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen Gaia

Elimizde avucumuzda hiçbir şey kalmasa bile, soğukta aç susuz kalsak, tüm tanıdıklarımız bize sırtını dönse bile insanın içinde eğer tüm varoluş ile bir olduğuna dair o idrakin tohumları varsa bence hiçbir şeyin gerçekten önemi yok... Tamamlanmış hissediyorsun. Bu tarifsiz bir duygu. Bence insana ihtiyacı olan şey budur. Belki şuanda çok uç şeyler yazıyorum gibi algılanıyor olabilirim ama hissettiklerim bunlar ve gerçekten samimiyetle yazıyorum.



Eklemeler için teşekkür ederim.
Tutsaksanız gerçek sizi özgür kılar diyor K 'lar .
Marks'ın özgürlükle ilgili yorumları var ve Goethe nin çok bilindik bir sözü..
Marks özgürlük köleliğin tutsaklığın farkındalığı ve kabulü ile başlar diyor.
Goethe ekliyor. Hiç bir köle özgür olduğunu zanneden bir köleden daha fazla köle değil...
Özgürlük ya da serbesti kavramı zor bir kavram bağımlarımız var, tutsaklıklarımız var... En basiti acı ve sorunlardan özgürleşemedeğimi söyleyebilirim....
Go to Top of Page

Dionysos


2183 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 04/01/2021 :  00:07:36  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Dionysos Kullanıcısının kişisel sayfasını Ziyaret edin  Alıntı Ekle
Çatı hasarı ne kadar büyükse yıldızların görünümü/manzarası da o kadar güzel olur!

Thomas Binder

Bilginin en büyük düşmanı,(önemli şeyleri) bilmediğimizi bilmek - cehalet/bilgisizlik değil, (önemli şeyleri) bildiğimize inanmak, (bildiğimizi sanmak/yanlış bilgi) bilginin illüzyonudur. Bu nedenle, en kolay kandırılan, kibirli narsist akademisyenlerdir.

Dr. Thomas Binder

Cesur olmalıyız, itaat etmemeli ve düşünülemez olanı yapmalıyız: En önemli (uygunsuz) gerçekleri halka açık bir şekilde anlatmalıyız.

Dr. Thomas Binder

Maskeler, görünmez olduğu iddia edilen öldürücü bir virüsün varlığına inanmanızı sağlar. Saçma RT-PCR (kitle) testleri, diğer tüm delice önlemler mantıksızdır/zırvadır.
Dürüst olmak gerekirse, psikopatları bile acınası bir şekilde utandıran psikopatlar tarafından tekrar tekrar kandırılmak mı istiyorsunuz?

Thomas Binder

"Özetle: Korona suçu domuz gribi suçu 2.0 ve" Corona "esas olarak influenza 2.0: yeniden markalaşmadır."
İnsanlığa karşı küresel korona suçu: İntihara yönelik ölüm kültü ve karşı bilim/anti-bilim....

Thomas Binder MD (Tıp Doktur) ve Hümanist/İnsancıl bir Kardiyolog
Go to Top of Page

Dionysos


2183 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 04/01/2021 :  00:13:56  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Dionysos Kullanıcısının kişisel sayfasını Ziyaret edin  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen Dionysos

Çatı hasarı ne kadar büyükse yıldızların görünümü/manzarası da o kadar güzel olur!

Thomas Binder

Bilginin en büyük düşmanı,(önemli şeyleri) bilmediğimizi bilmek - cehalet/bilgisizlik değil, (önemli şeyleri) bildiğimize inanmak, (bildiğimizi sanmak/yanlış bilgi) bilginin illüzyonudur. Bu nedenle, en kolay kandırılan, kibirli narsist akademisyenlerdir.

Dr. Thomas Binder

Cesur olmalıyız, itaat etmemeli ve düşünülemez olanı yapmalıyız: En önemli (uygunsuz) gerçekleri halka açık bir şekilde anlatmalıyız.

Dr. Thomas Binder

Maskeler, görünmez olduğu iddia edilen öldürücü bir virüsün varlığına inanmanızı sağlar. Saçma RT-PCR (kitle) testleri, diğer tüm delice önlemler mantıksızdır/zırvadır.
Dürüst olmak gerekirse, psikopatları bile acınası bir şekilde utandıran psikopatlar tarafından tekrar tekrar kandırılmak mı istiyorsunuz?

Thomas Binder

"Özetle: Korona suçu domuz gribi suçu 2.0 ve" Corona "esas olarak influenza 2.0: yeniden markalaşmadır."
İnsanlığa karşı küresel korona suçu: İntihara yönelik ölüm kültü ve karşı bilim/anti-bilim....

Thomas Binder MD (Tıp Doktur) ve Hümanist/İnsancıl bir Kardiyolog

O kendini böyle tanımlıyor ve -kimi yorum ve yazılarının başında- şöyle der. Tüm empatik insan ailesine gelsin!



Thomas Binder'in evi bir müfreze dolusu polisle kuşatıldı ve basıldı. Sanırım onun silahlı olduğunu söylemişler. Göz altına alındı ve acilen bir psikiyatri hastanesine gönderildi ya da kapatıldı. Bir hafta sonra onu yerel mahkeme idare mahkemesi kararı kurtacaktı.
Facebook 1 ay ban vermiş twitter hesabı bir açılıp bir kapanabiliyor Artema gibi. Sitesindeki yazıları kaldırılmış-silinmiş ya da altına yasal uyarılar iliştirilmiş
Go to Top of Page

Dionysos


2183 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 04/01/2021 :  20:11:57  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Dionysos Kullanıcısının kişisel sayfasını Ziyaret edin  Alıntı Ekle
S: ABD'deki özgürlük düşmanları kimler veya nelerdir?
C: ABD'de "kim" sorusuna cevap olacağını sanmıyorum.
Kasıtlı olarak insanların özgürlüğünü koparmaya çalışan şeytani insanlar olduğunu düşünmüyorum. Ancak her şeyden önce, gitgide özgürlüğü daha da azaltan birtakım kişidışı güçler olduğunu düşünüyorum. Aynı zamanda kullanmak isteyenler veya kullanabilenler için özgürlükten uzaklaşma ve kontrolü dayatma sürecini hızlandıran kimi teknolojik aletler de var.

S: Nedir bu güçler ve aletler, Sayın Huxley?
C: İki temel kişidışı güç olduğunu söylemeliyim.
Bunlardan ilki şu anda ABD'de o kadar önemli değil ama başka ülkelerdem epey önemli. Genel itibariyle aşırı nüfus artışı denilen bir güç. Mevcut kaynaklar üzerindeki nüfusun artan baskısı.

S: Aşırı nüfus artışı neden özgürlüklerimizi azaltsın?
Çeşitli yollarla yapıyor bunu.
Burada totaliter rejime doğru hızla ilerleyen bir süreç görmek mümkün.


S: İronik bir biçimde, dünyada komünizme en çok karşı çıkan güçlerden biri olan Katolik Kilisesi sizin tezinize göre,
doğum kontrolüne karşı olduğu için bizleri doğrudan komünizmin kucağına atıyor. Bu garip paradoks muhtemelen doğru.
C: Dünyadaki biyolojik yaşamın özü bir denge meselesidir...
ve bizler bir yandan doğum kontrolü ile dengelemeden ölümü ciddi bir biçimde kontrol altına alıyoruz. Sonuç olarak da doğum oranları olabildiğince yüksek kalırken ölüm oranları önemli ölçüde düşüyor.

S:Özgürlüğümüzü azaltan diğer güç nedir?
C: Bu ülkede çok etkili olduğunu düşündüğüm diğer güç aşırı örgütlenmedir. Teknoloji daha karmaşık bir hal aldıkça daha ayrıntılı ve hiyerarşik bir örgütlenme de elzem hale geliyor.
Şans eseri burada teknolojinin ilerlemesine örgütlenme bilimindeki ilerleme de eşlik ediyor. Daha önce hiç olmadığı kadar büyük ölçekte örgütlenmek mümkündür. Böylece daha fazla insan gerek büyük şirketlerin bürokrasisinin gerekse de büyük hükümetlerin bürokrasisinin kontrol ettiği bu hiyerarşik sistemlerde
yaşamak durumunda kalıyor.

S: Şu bahsettiğiniz aletlere gelelim Bunlar belirli aletler mi yoksa aşırı nüfus artışına ve aşırı örgütlenmeye ek olarak
özgürlüklerimizi kısıtlayan iletişim yöntemleri mi?

Hitler tarafından kullanılan son derece etkili propagandayı ele alalım. Hitler'in yöntemi neydi? Hitler bir yandan terörü kullanırken öte yandan fiziksel şiddeti kullandı ama aynı zamanda propagandayı da çok etkili bir biçimde kullandı.
Döneminin her modern aletini kullanıyordu. Televizyon yoktu, ama sonuna dek kullandığı radyo vardı. Radyo ile arzularını muazzam kitlelere ulaştırabiliyordu. Üstelik Almanlar hayli eğitimli insanlardı.

S: Tüm bunların farkındayız. Ancak Hitler'in propaganda kullanımı ile diyelim ki ABD'deki propaganda yöntemini nasıl aynı kefeye koyarız? Bir benzerlik olduğunu mu söylüyorsunuz?
C: Şu an aynı şekilde kullanılmadığını söylemeye gerek yok.
Ancak bu noktada, bana öyle geliyor ki kötü bir durum söz konusu olduğunda kullanılabilecek... birçok açıdan Hitler'in yönteminden çok daha üstün yöntemler var günümüzde. Gelişen teknolojimize gafil avlanmamamız gerektiğini söylüyorum. Tarihte defalarca bunun örneğini gördük. Teknoloji gelişir, toplumsal koşulları değiştirir bu ve aniden insanlar kendilerini öngöremedikleri bir durumun içinde bulup gerçekte yapmak istemedikleri türden şeyleri yaparken bulur.

S: Ne kastediyorsunuz?
Televizyonu icat ettiğimizi ama onun nasıl doğru kullanıldığını bilmediğimizi mi söylüyorsunuz?
C: Bence şu an televizyon oldukça zararsız bir biçimde kullanılıyor. Bana öyle geliyor ki, daima insanların dikkatlerini dağıtmak için kullanılıyor. Oysa televizyonun bulunduğu tüm o komünist ülkeleri bir hayal edin. Oralarda sürekli aynı şeyi söylüyor. Aynı şekilde ilerliyor. Geniş çaplı bir dikkat dağıtma yaratmıyor daima aynı tekil fikri kafalara sokmaya çalışan tek açılı bir bakış yaratıyor. Çok güçlü bir enstrüman olduğu aşikar.

S: Yani enstrümanın olası yanlış kullanımından bahsediyorsunuz.
C: Kesinlikle. Elbette ki her teknoloji kendi içerisinde olasılı ve tarafsızdır. İyi veya kötü yönde kullanılabilecek
güçlerdir sadece. Aynısı atom enerjisi için de geçerli.
Onunla kendimizi de patlatabiliriz...

S: Bu yaklaşımla uyuşturucu ilaçlar hakkında da yazdınız. Oldukça ilginç bir konu bu.
C: Bahsettiğiniz kitabım Cesur Yeni Dünya'da çok yönlü bir uyuşturucu ilaç olan "soma" adlı bir madde öne sürdüm. Az dozda alındığında insanları mutlu ediyor orta dozda alındığında insanların hayal görmesini sağlıyor yüksek dozda alındığındaysa insanları uyutuyor.

S: Şu an için böyle bir ilacın olduğunu sanmıyorum, bence hiçbir zaman da olmayacak. Fakat bunlardan bazılarını yapacak uyuşturucular var.
C:Bence bize hiç zarar vermeden zihin yapımızı derinden değiştirecek uyuşturucuların yapılması olasıdır. Zihne çok güçlü etki eden mevcut uyuşturucuların fizyolojik olarak zararsız hale getirilmesi farmakolojik bir devrim yaratır. Zihni değiştiren ama fizyolojik ve manevi açıdan korkunç hasarlar veren afyon veya kokain gibi şeyler değiller.

S: Sayın Huxley, yeni deneme yazılarınızda farklı türden Özgürlük Düşmanları'nın bizi gerçek hayatta Cesur Yeni Dünya'ya
sürüklediğini söylüyorsunuz. Ve bu durumun eli kulağında olduğu fikrindesiniz. Öncelikle, bunu biraz açabilir misiniz?
C: Şimdi öncelikle gelecekte ortaya çıkacak bu türden bir diktatörlü kanımca yakın geçmişte gördüklerimizden çok farklı olacak.
Geleceği öngören diğer bir kitabı ele alalım.
Dikkate değer bir kitap bu: George Orwell'in 1984'ü. Bu kitap Stalin rejimi altın çağını yaşarken yazıldı. Hitler rejiminin de hemen sonrasıydı. Orada Orwell, tamamen terör ve fiziksel şiddet yöntemlerini kullanan bir diktatörlük öngördü.
Bence gelecekte olacak olan şey şu: Diktatörler şunu görecek; eskilerin de söylediği gibi süngüyle her şeyi yapabilirsiniz
ama süngünün üzerine oturamazsınız. Oysa gücünüzü süresiz olarak korumak istiyorsanız yönetilenlerin rızasını almak zorundasınız.
Bunu kısmen Cesur Yeni Dünya'da öngördüğüm biçimde uyuşturucu ilaçlarla kısmen de yeni propaganda teknikleri ile yapacaklar.
Bunu insanın rasyonel tarafını es geçip onun bilinçaltına ve daha derin duygularına hatta fizyolojisine hitap ederek yapacaklar. Öyle ki insan, köleliğini sever hale gelecek. Tehlike şu ki, insanlar bir şekilde bu yeni rejim altında gerçekten de mutlu olabilirler ama mutlu olmamaları gereken durumlarda da mutlu olacaklardır.

S: Şunu sormama izin verin: Totaliter bir devlet içerisinde meydana gelebilecek bir dünyadan bahsediyorsunuz.?

.
.
.

Bana soracak olursanız Çok çeşitli yeni aletler ortaya çıkıyor.
Mesela bilinçaltına yansıtma işini yapan bir şey duyuruldu geçen sonbaharda. Olduğu haliyle bu şey bence şu an bize tehdit oluşturmuyor.
Ancak geçen gün psikoloji laboratuvarında bununla deneyler yapan kişilerden biriyle konuşuyordum.
Tam olarak şöyle dedi: Şu an için bir tehlike arz etmiyor bu fakat çalışan bir ilke belirledikten sonra o teknolojinin sürekli gelişeceğinden kesinlikle emin olabilirsiniz.
Konuyla ilgili görüşü buydu.

Bunu 1960 seçiminde belli bir dereceye kadar kullanacaklar belki ama 1964 seçiminde çok daha etkili bir biçimde kullanacaklar.
Nitekim teknoloji böyle bir hızla gelişmektedir.
Bizler de oy vermeye ikna edilmiş olduğumuzu anlamadan bir aday için oy vermeye ikna olmuş olacağız.

.
:
Go to Top of Page

Dionysos


2183 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 14/01/2021 :  16:43:35  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Dionysos Kullanıcısının kişisel sayfasını Ziyaret edin  Alıntı Ekle
Eklenti:
Giriş

Tıp kurumu sağlık için büyük bir tehlike haline gelmiştir.

Tıptaki profesyonelleşme ve tıp profesyonellerin egemenliğin kendi olumsuz etkisi salgın boyutlarına ulaşmıştır.. Bu yeni salgının adı olan İatrojenezdir. İatrogenesis in kökeni, klasik Yunanca "hekim” anlamına gelen iatros ve "köken” anlamına gelen genesis sözcüklerinden oluşmuştur.

Tıptaki ilerlemenin yol açtığı hastalıklar tartışması tıbbi konferansların gündemlerinden, tanı ve tedavinin kendi hasta edici etkileri üzerinde yoğunlaşan araştırmacılara; hastalıkların tedavisinin neden olduğu hastalıklara ve giderek tıbbi vukuat listelerinde oldukça fazla yer kaplayan paradoksal zararları sergilendiğini yansıtan raporlara kadar uzanmıştır.

Tıp mesleği, benzeri görülmemiş bir temizlenme/arınma (temiz eller süreci ve) kampanyasına girmek zorundadır. Tıpkı Roma Kulübü'nün Ford, Fiat ve Volkswagen'in himayelerinde "analizcileri” toplaması gibi, adını doktorların yetiştiği bir Yunan Adası'ndan almış olan "Cos Kulübü” de ortaya çıktığı andan itibaren doktorları, ünlü eczacıları ve bunların endüstriyel sponsorlarını bir araya getirmiştir.

Tıbbi hizmet satıcıları, "daha uygun araç ve tedavi” seçeneğine karşılık "ilerlemenin sınırları” sopasını göstererek başka alanlardaki meslektaşlarının yaptığının benzerini izlemektedirler.

Profesyonel sağlık koruma mesleği, sınırları hızla büyüyen politik bir sorundur. Bu sınırların kimin çıkarına hizmet edeceği, büyük ölçüde, bu sınırların gerekliliğinin formüle edilmesinde İnisiyatifi kimin aldığına bağlıdır: Ya halk statükocu profesyonel güce karşı politik eylem için örgütlenecek ya da sağlık profesyonelleri tekellerini daha da genişletmek amacını güdecektir.

Kamuoyu, toplum sağlığı görevlilerinin aralarındaki belirsizlik ve karmaşaya dikkat kesilmiştir. Gazeteler tıbbın ileri gelenlerinin geriye çark etme manevralarından söz eden yazılarla doludur: Dünün cephe yarma denebilecek ileri harekâtlarının öncüleri henüz bulmuş oldukları mucize tedavilerin tehlikelerine karşı, hastalarını uyarmaktadırlar. Rus, İsveç ya da İngiliz sosyal tıp modellerini taklit etmeyi öneren politikacılar, son olayların kendi bakım-gözetim sistemlerinin kapitalist tıbbın daha az bir artışla da olsa yarattığı aynı patolojik sonuçları yaratmada bir hayli verimli olduklarını göstermesinden ötürü utanç verici bir duruma düşmüşlerdir.

Modern tıbba karşı bir güven bunalımı yaşıyoruz. Ancak bunda çakılıp kalmak, kendi kendini kandırmaya yol açan kehanetlerin ve olası bir paniğin artmasından başka bir İşe yaramaz. Bu kitap, paniğe gerek olmadığını savunuyor.

Tıbbi konular üzerindeki mistik havayı kaldırma konusunda diretmekle işe başlayarak iatrojenik pandeminin kamuoyunda akılcı bir şekilde tartışılmasını sağlamak kamu yararına aykırı bir şey olmayacaktır. Aykırı olan, tıptaki yüzeysel bir temizlik olayına güvenen, edilgen bir kamuoyudur.

Tıptaki bunalım meslekten olmayan kişileri, tıbbi anlayışlar, sınıflamalar ve karar oluşturma üzerinde kendi denetimlerini talep etmeye yöneltebilir. Asklepion Tapınağı'nın laikleştirilmesi, soldan sağa tüm endüstri toplumlarının onayladığı şimdiki modern tıbbın temel dinsel öğretilerinin meşruluğunu yitirmesine yol açabilir.

Benim savım, güncel iatrojenik epidemiyi durduracak potansiyel perspektifin ve etkili gücün hekimlerde (İng. physician) değil, hekim olmayan kişilerde var olduğudur.

https://anarcho-copy.org/free/sagligin-gaspi.pdf
Go to Top of Page

Dionysos


2183 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 17/01/2021 :  23:30:43  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Dionysos Kullanıcısının kişisel sayfasını Ziyaret edin  Alıntı Ekle

Kekemeliği yenmek için sahilde oturup, ağzına çakıl taşlarını doldurarak saatlerce kendi kendine konuşan ve bu yöntemle kekemelikten kurtulan Julius Caesar ( Sezar) bilgin Cicero’nun öğrencisidir.

Bacak Arasından Türkiye, Feraye Sünev Çokgürses
Go to Top of Page

Dionysos


2183 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 18/01/2021 :  01:54:16  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Dionysos Kullanıcısının kişisel sayfasını Ziyaret edin  Alıntı Ekle
Bugün bütünüyle aynı şeyi sanırım iliklerimde hissettim..
Yazılmışı oradaydı..

(ilk yorum için..)

Go to Top of Page

Dionysos


2183 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 18/01/2021 :  15:37:08  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Dionysos Kullanıcısının kişisel sayfasını Ziyaret edin  Alıntı Ekle
Hala özgürlük varken tüketelim kartopu gibi

Sheeple (sheep-koyun ; people-insan sheeple koyuninsan)

Go to Top of Page

Dionysos


2183 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 22/01/2021 :  20:51:41  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Dionysos Kullanıcısının kişisel sayfasını Ziyaret edin  Alıntı Ekle
Go to Top of Page

Dionysos


2183 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 23/01/2021 :  18:26:18  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Dionysos Kullanıcısının kişisel sayfasını Ziyaret edin  Alıntı Ekle
Aynı dille konuşuluyor
Ayın dili konuşmuyoruz

Gülten Akın
Go to Top of Page

Dionysos


2183 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 23/01/2021 :  18:30:22  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Dionysos Kullanıcısının kişisel sayfasını Ziyaret edin  Alıntı Ekle
Rusya’da kendini Çar gibi gören #Putin kendine saraylar yaptırıyor, her gün zenginliğine zenginlik katıyor. Rus halkı özgürlüğü elinden alınmış, korku ve açlık içinde yaşıyor. Rus halkı gerekeni yapacaktır
---------------------
Bunu twitter adan aldım
-------------
Putin istifa!
---------------
Bunu da oradan aldım

--
Rusya/ Ulyanovsk şehrinde yaşlı ve genç birinin arasındaki diyalog

Hepiniz ABD ajanısınız, tüm gençler Amerika'nın ajanı

Gençler: Kanıtlayınız, sonra geliniz. Sizin haklarınız varsa, bizimde haklarımız var.
------------
Rusya da neler oluyor bilmiyoruz..

Edited by - Dionysos on 23/01/2021 18:33:43
Go to Top of Page
Sayfa: Toplam Sayfa 10  Mesaj Sonraki Konu  
Sonraki Sayfa
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Forum Seç:
Başkalarına Hizmet Forumu © Celse veya diğer içerikleri farklı ortamlarda paylaşırken lütfen kaynak belirtiniz Yukarıya git
Snitz Forums 2000
Bu sayfa 0,11 saniyede oluşturuldu.