Başkalarına Hizmet Forumu
Başkalarına Hizmet Forumu
Ana Sayfa | Bilgilerim | Kayıt Yaptır | Aktif Konular | Forum Üyeleri | Site içi Arama
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni Hatırla
Şifre hatırlatma servisi

  Forum
 Kanal Bilgileri
 Sorguluyoruz
 Şükretmek
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Yazar  Mesaj Sonraki Konu  

bona fide


418 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 10/09/2017 :  15:45:37  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Merhaba, evren, yaratıcı,yaşamın gidişatı hakkında düşünürken aklıma takıldı "şükretmek" ikiyüzlü bir davranış şekli değil mi? misal kötü olayları duyup halimize şükretmek hepsinde heeeeppsinde emsallerden yola çıkarak öyle olmadığımız ya da o durumları yaşamadığımız için şükranlarımızı adaklarımızı minnettarlığımızı sunmaktan bahsediyorum. yani emsallerin başına gelenler olayın içindekiler -insan hayvanlar- ne hissettiği önemli değil yani uzaktan duyup görüp yine aynı şeyi yapabiliyoruz. peki o kişi yakınımızda olsa tanıdığımız yine aynısı onun adına üzülüp kendi adımıza halimize şükrediyoruz. berbat bişey bu. elimizden bişey gelmiyor tamam üzülmek gerekir sadece sanki. olayı yaşayan adına da yaratıcı adına da aşağılayıcı hadi ben yırttım ucuz kurtuldum bunada şükür der gibi. minnettarlık içinde olmak yaratıcıya bizi koruduğu için avantajlı olduğumuz için verdiği kredi için çok şükür bin şükür ee ne yani tüm trajediler ona şükretmeyenlerin başına gelecek diye bir kaide mi var olacak olanında önüne geçemiyoruz buna rağmen imtina ederek "iyilik" ederek dürüst olarak kendimize koruma kalkanı yapıyoruz çocuklar bebekler evrenden ayrı tutulurmuş gbi dahil olmayan kimse yok oysa her karakterden yaşam tarzından iyisinden kötüsüne herkes var bu olumsuzlukları tadan yaşayan. hesap soramayız isyan edemeyiz. hikmetinden sual olunmaz yaratıcının takdiri kader yazgı yani biz öyle olmamak için şükrediyoruz altta kalanın canı çıksın sorun değil? mi.

bu arada bu ilk konu başlığım sizlere layık olmaya çalışicim.
derken işte bu insan insana teşekkür eder minnet duyar yardımlaşır paylaşır yardımda ister. kendini karşısındakinden fazla gördüğü bir sorunla karşılaşmadan yaşamını idame ettirdiği için haline şükretmez edemez etmemeli sende aynı durumda olabilirsin neden peki beynimiz aksine çalışıyor.

Edited by - bona fide on 10/09/2017 15:51:27

gerçek tosun paşa


668 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 10/09/2017 :  15:50:52  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Değil. Bu çok fazla içsel bir şey. Anlatarak kavranılabilecek birşey olduğunu sanmıyorum. Şükretmek neden ikiyüzlü olsun? Yaşanılan her eşsiz deneyim için her zaman şükrederim. Evren ve nizamı belirli bir oranda sindiremeden başka durumda olanları ötekileştirmeyi bırakmadan bunu anlamak pek mümkün değil sanırım. Berbat olan şey üzülme adı altına acımayı pekiştirip hiçbir şey yapmamak olabilir evet ama kimseye bu yaşam deneyimleri zevk için tabiri caizse şansa bala sunulmuyor. Herkesin aynı tutum beklenti zihinsel algı fiziksel gerçeklik ve aynı ruhsal enerji yükünde olmadığını da unutmamak gerek ayrıca. Çok yoğun biçimde monoteist bakış açısı eleştirisi var ama bir sonuca varman mümkün değil. Farklı bakış açısı gerekiyor bu durumda. Şimdi düşün çok multi milyoner zenginsin paran sınırsız. O üzüldüğün her insana yine de çare olabilir misin? Dünyada kaç garibana yetişebilirsin? İyilik yapmak boşunadır bunlar saçmadır demeye çalışmıyorum. Baktığın bakış açısına göre zaten gereksiz saçma bir üzüntünün ötesine gidilemez. Yaratıcı neden birilerini ayrı kefeye koysun? Deneyimler dememin sebebi bu. Monoteist açıyı bırakmadan kimse bunları anlayamayacaktır.

Edited by - gerçek tosun paşa on 10/09/2017 16:00:55
Go to Top of Page

bona fide


418 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 10/09/2017 :  15:59:17  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
gerçek tosun paşa aynı fiziksel gerçeklik ve ruhsal enerji olsada olmasada bu yaratıcının kulları ruhları arasında ayrım yaptığını düşündürmezmi şükredersek onu dile getirmiş olmaz mıyız? o olaydan ders aldık biz başka türlü davranalım da diyemezyiz binlerce çeşitte dram içeren yaşamlar var. onu yıkan dramın başka versiyonu bizi de yıkabilir potansiyel olarak herşeye hazırız risk hep var ve halimize şükrediyoruz. içinden çıkamadım bu duygunun.
Go to Top of Page

gerçek tosun paşa


668 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 10/09/2017 :  16:02:10  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Tekrar ediyorum Tanrıya bakış açınla bu duygunun içinden çıkman mümkün değil anlık olarak anladığını ve rahatladığını sanar fakat içselleştiremezsin.
Go to Top of Page

bona fide


418 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 10/09/2017 :  16:09:55  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
peki sen şükrediyorsun bu deneyimleri hem sana hemde başkalarına yaşattığı için. ben o seviyede değilim boyutlar arası bakış açısında değilim dünya yaşamında bu bana yani farkında olanın şükretmesi hepsi bize ders içindi demek olarak değerlendiremiyorum bu oldukça katı ve acımasız.

ve bunu yazarken kendim kötü örnekleri eleştirmeden duramıyorumda. kötülüğü yapanları, dramları yaşayanların dışında tutuyorum öfke duyuyorum. onları aynı cezalarla yok etmek istiyorum kötülük yapanın cezasını çekmeli. hastalık ve dogal felaketlerde aynı öfkeyi yaratıcıya duyacak kadar cesur değilim malesef. ah deprem bizi vurmadı çok şükür. bu nasıl bişey yahu. donkişot durumları ve gerçekten tamam dünyasal bakış açısı ama içinde olunca insanın dişleri gıcırdıyor.

Edited by - bona fide on 10/09/2017 16:17:12
Go to Top of Page

gerçek tosun paşa


668 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 10/09/2017 :  17:16:33  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Tabi hiçbirimizin dünyevi bakış açısından tamamen kurtulmamız pek mümkün değil. Bazı alışkanlıklar ve kültürel etkenler çeşitli kalıpları beraberinde getiriyor ama daha iyi olmak için uğraşmaktan başka yapabileceğimiz birşey yok başka bir şeye gerekte yok diye düşünüyorum. Eleştirel bakış açını koruman bence çok güzel zamanla farklı noktaları yakalayacağını düşünüyorum bona fide. Herhangi bir öfke duymana gerek yok en başta kişisel dengemizi oturtmamız lazım. Bu ilk adım ve aslında en zor adım. Tüm evrenin kasların dediği gibi bir eğitim-öğrenim alanı olduğu gerçeği üzerine düşünmeni tavsiye ederim. Katı ve acımasız diye tabir ettiğin durumların öyle olduğuna hiç süphe duymadan tüm kalbimle inanıyorum. Fakat herkes kaldırabileceği oranda bunlarla sürekli yüzleşiyor. Yani hayatın her anında her yaşında her dinden her mezhepten her kültürden zengin fakir demeden tüm insanlar belirli oranlarda birşeylerle sürekli uğraşıyor hepsi farkında olmasalarda tek şeyi istiyor. Gülleri hızlıca toplayıp bir demet yapmak istiyorsan parmağına batan birkaç dikenin üzerinde çok durmaman gerekir ama istersen gülleri yere bırakıp kanayan parmağına tüm vaktini ayıradabilirsin. Hiç bir durum seni haksız başkasını haklı yapmaz.
Go to Top of Page

bona fide


418 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 10/09/2017 :  17:26:08  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
derlser için burdayız kaderimizi biz seçtik yazdık yani ölen öldürülen işkenye uğrayan kendisi bunu tercih etti bu açıdan bakınca kötülerin galip gelmesi farkında olmadan boyutlar üstü düşünceye sahip olmalarından kaynaklanıyor o halde. acımasız olmaları bağlılık duymamaları 6. boyuta kadar taşıyor bu uzun süreçte parçaların hayrına dua ve şükür edenlerde bu ayırımın farkında değil ben değilim bağımlıyım sevdiklerim için tüm canlılar için dua ediyorum. tüm parçalar yani ruhlar için iyi temennilerde gereksiz evrene istekler spirütüel ritüeller yok efendim koruma kalkanları hepsi boş kimin nasıl yaşam için burada olduğunu hangi ders için bulunduğunu bilmiyoruz. bütünün hayrına isterken dengeye razı olup kabullenip herkesi sevmek bağlanmadan böyle bir mertebeye erişen var mı merak ediyorum. yaratıcı içten sonsuz bağlılık isterken parçaların birbirrine mesafede kalması yani bize çok yakın olan kişiyede düşünce olarak zarar veren kişiyede yada dramlara eşit mesafeden bakmak
bütünmüş gibi davranmak. şahit olduklarının sunulanların hepsi gelip geçici ulaşman gereken benim bana odaklan bana ulaşmaya çalış. her boyutta yaratıcıya ulaşmak ona içten sevgiyle tüm kahırları onun için çekmeliyiz farkındaysak yani boyutların bu yük olarak algılanmaz burada dünyada zorlu mücadele var ama bu geçici. böyle bir teselliyle uzakta bana ihtiyaç duyan biri için dua etmeme gerek yok. yaşaması gereken ne varsa yaşayacak.işte bu çok katı ve yaratıcının istediği kendisi için istediği sevgiyi onunla bütünleşmek için ruhlara olan sevgimizi feda etmeliyiz. nefret demiyorum mesafede kalmak adına diyorum.
Go to Top of Page

gerçek tosun paşa


668 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 10/09/2017 :  17:37:17  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Bona fide yaratıcı kaynak öncelikle ne senden ne de başka birinden acı çekmen, gelişmen ya da aklına ne gelirse bir şey istemiyor. Böyle bir dürtü veya ihtiyacı yok. Yada ona yaranmanı ona tapınmanı yerlerde sürünmeni kahrolup acı çekmeni ve sonra mükafatı alacağını da söylemiyor. Zorlu mücadele varlıklar zoralu olana çekildiği için var. Bu düzeni, bu acıyı, bu zorluğu hadi gidinde ense traşınızı göreyim diyip kimse yaratmadı. Eğilimler bu ortamın oluşmasına neden olurken dış güçlerle şekillendirildi (farklı yoğunluk müdahaleleri) ve sen bu deneyimle üst sınıfa çıkmaya çalışıyorsun. Burada herşey olağan özel bir durum söz konusu değil. (yani her boyutta tüm varlıklar aynı şekilde, varlıkları farklı düşünme hangi boyutta olurlarsa olsunlar hepsi bir)

" bütünün hayrına isterken dengeye razı olup kabullenip herkesi sevmek bağlanmadan böyle bir mertebeye erişen var mı merak ediyorum. yaratıcı içten sonsuz bağlılık isterken parçaların birbirrine mesafede kalması yani bize çok yakın olan kişiyede düşünce olarak zarar veren kişiyede yada dramlara eşit mesafeden bakmak"

böyle bir mertebeye erişmeye çalışmakta değil olay. kimseden emeklemeden koşması beklenmiyor yaratıcı senden sonsuz bağlılık yemini edip herkesi sebepsiz sevmeni ve sevgi pıtırcığına dönüşmenide istemiyor. bilmem anlatabiliyor muyum.
Go to Top of Page

bona fide


418 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 10/09/2017 :  20:57:26  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
yaratıcı benden kendisini sevmemi istiyor gerçektosunpaşa bende diyorumki insanlara olan sevgimizdeki içteliği terkedip buna bağlanmadan yaratıcıya teslim vaziyette olmak çok zor ruhların kitabında hipnozda ruhlar rehber ve arkadaşlarıyladı ve her aşamada gruptaki ruhlar azalıyordu yani birey tek ve bütüne duyulan sevgiye odaklanıyor. dünya yaşamında iyi kötü ayırımı yapmadan eşit mesafeden bakabilmek hormonal olarakta çok zor ve içtenliğimiz nefrete yada sevgiye çok güçlü yani insan ancak diğer bireylerle yaşadığı iletişim ve olaylara göre vazgeçişler yapabiliyor. kötüler yada iyilerin dengesine aynı gözle bakmak çok zor diyorum tek gerçek yaratıcı sevgisi. ve biz olaylara bakıp yaratıcıya şükür ediyoruz bencilce değilmi bu ya da çok istediğimiz dünyevi yaşamdan bir olay maddi manevi için dualar ritüeller boş değilmi diyorum hepside, kendimiz için dahi boşuna değilmi. bir ruhun öğrenmesi için diğer ruhun harcanmasından ve bu olaya karşı yaratıcya dair şükretmemiz bu bize yaratıcı huzurunda ruhun dersini almasımı olarak kayda geçiyor ki ruh dersini almışsa tabi. kaderimizi biz yazıp geldiysek olanı yaşamak diğer bedenlenmiş ruhlarla yaşam denilen mücadele içinde kazanıp kaybetmek maddi şeyler olmasın diyelim yinede insan insana muhtaç. ve bu duyguların yoğunluğu hormonal ve bedenin yaşlanmasıyla değişkende. misal insanlar hiç dogal afet hastalık savaş katliam yaşamadan doğal yaşlanmayla öldü bu süreçte bedensel acizliğin vazgeçişleri var ruhun dinçliği aynı duyumsadığı şeylerde kazanımlarından elde ettikleriyle değişiyor daha sabırlı daha hoş görülü olmak adına maddi dünyada dersimiz maddi şeylerle ilişkilerle olduğu kadar ama kaderide belirlemişsek arada sırada yada sıkışınca yaratıcıyla kulis yapmamız çok gereksiz diyorum buna rağmen ben kendime engel olamıyorum. dediklerimden bişey anlamaycağını düşünüyorum bende bişey anlamadım anlatamadım ya da.ha şükretsek ne olur hiç birşey. şimdi bişeymi bekliyorsun ki diyeceksin evet şükrederken herkesi kötülerden kötülüklerinden korusun istiyorum sanki bunu engelleyecekmiş gibi oysa zaten izin veren o yaşanması gerektiği için bu beynimi yoruyor onunla konuşmak beni yoruyor

Edited by - bona fide on 10/09/2017 20:58:14
Go to Top of Page

bozadi


9688 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 10/09/2017 :  21:22:27  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Bakış açımda zaman zaman değişimler ve çelişkiler olabilecekse de, şu anki bakış açımla, burada ortaya konan hususlardan bazılarına dair bazı düşünceler öne sürmek istiyorum.

Tıpkı "acımak" kavramının biri daha pozitif, diğeri daha negatif iki farklı ve neredeyse zıt iki türü olabileceği gibi, "şükretmek" kavramının da zıt iki yorumu var gibi geliyo bana. Bence en pozitif anlamdaki "şükretmek", bir ödül elde ettiği veya bir cezadan sakındığı için duyulan şükürden ziyade, varlığının nihai gerçeğinden, sonsuz potansiyelinden dolayı duyulan bir hoşnutluktur, yani varlıktan/mutlaktan/gerçeklikten duyulan mutluluk veya hoşnutluk veya kabul ediş. Belki özellikle de yaşadığımız veya karşılaştığımız çeşitli olumsuzluklara rağmen bunu duyumsayabilmek, hatırlayabilmek, inanabilmek, güvenebilmek. Ve bana sorarsanız, eğer bilinçaltımızın derinliklerinde buna dair bir inanç, güvenç, sezgi olmasaydı, şu ana kadar yaşadığımız veya karşılaştığımız bunca şiddetli negatiflik karşısında varlığımızı sürdürme iradesini veya kararını gösteremeyebilirdik. Elbette bazen insanlar tam da bu nedenle, yani kendi hayatındaki veya genel olarak insanlığın durumundaki şiddetli negatiflikler karşısında feci şekilde bezip, ümitsizleşip, karamsarlaşıp, anlamlılığa ve adalete olan inancını yitirip fiziksel/enkarnasyonel varoluşunu kendi iradesiyle sonlandırabiliyor, yani intihar edebiliyor. Ama genel bir kaide olarak, "başarılı" bir intihar eylemi bireysel varlığı / ruhu mutlak manada sona erdirmiyor. Ruh/can, fiziksel doğumdan önce neredeydiyse, fiziksel ölümden hemen sonra veya bu iki ortam arasında bir afallama veya hırs nedeniyle bir süre takıldıktan sonra oraya (yuvaya) dönüyor sonuçta. Elbette bazen bir intiharın nedeni ille de tüm varoluşun anlamsızlığına veya adaletsizliğine ikna olmuş olmaktan ziyade, lüzumsuz yere çekilen veya çekilecek bir acıdan veya zorluktan sakınmak da olabilir.

GTP'nin de işaret ettiği gibi, monoteist bakış açısı bu konuda bilinç bakımından biraz daha geride kalan veya giderek aşılması gereken bir bakış açısı bence. Tamamen yanlış olduğu için değil, aksine pek çok önemli doğru veya doğruya yakın yönü var muhtemelen ama bence buradaki hemen hepimiz bundan daha doğrusunu da sezebilecek, deneyimleyebilecek bireyleriz diye düşünüyorum. Celselerde de konusu geçtiği gibi, monoteizmle ilgili en önemli sorun Yaratanın "tek" olup olmaması meselesi değil. Ra ve K'lar gibi kaynaklar sadece Yaratan'ın değil, "Tüm Varoluşun" Tek olduğunu söylüyorlar. Yani burada kastedilen monoteizm eleştirisi, "çok tanrıcılığı desteklemek" anlamında değildir. Klasik monoteist dinlerin (Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam başta olmak üzere) Mutlak yaratıcı kaynak ile yaratılmış denebilecek bireysel ruh arasına aşılmaz bir boşluk koyuyor olmasıdır mesele. Ve aynı zamanda Mutlak Kaynağa "bireysel şahsiyet" özellikleri atfediliyor olmasıdır mesele. Örneğin Yahudilerin Tanrısı "Ben kıskanç bir tanrıyım" diyor. Müslümanların Tanrısı "şeytan diye birine lanet ediyor". Benim inandığım (daha doğrusu "inanma eğiliminde olduğum") ve elimizdeki kaynakların işaret ettiği Tanrı (Mutlak Yaratıcı Kaynak/Merkez) böyle bireysel ruh şahsiyet özellikleri göstermez. Sizce, örneğin, "Güneş" herhangi bir kıskançlık ve lanet/nefret özelliği sergiliyor olabilir mi? Tanrı Güneş "gibidir". Benim inancım budur. Onda bireysellik yoktur. Ama buna rağmen tüm bireysel ruhlar da tanrının birer parçası ve kendisidir. Bu da örneğin bizim durumumuzda 3. yoğunlukla 7. yoğunluk arasındaki fark gibidir. Genel bir kural olarak, Güneş sistemi içindeki herşey Güneş'ten varolmuştur, aslı Güneş'tir ama aynı zamanda Güneş değildir. Bizim Tanrı/Varlık oluşumuz da böyledir. Hem Tanrı'yız, hem de değiliz. Bu da bir madeni paranın iki yüzü gibidir. İkisi aynı anda gerçektir ve bu bir çelişki değildir.

Tartışma konusunun (şükretmek) diğer bazı yönlerine dair görüşlerimi müsait bir zamanda sürdürmek isterim.
Go to Top of Page

bona fide


418 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 10/09/2017 :  23:21:45  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
bişey söylim bozadi senin yukardaki yazından edindiğim izlenim yine aynı kapıya çıkıyor olumsuzluklarda ah edip inlerken jestlerde minnetle olmamız işte bundan kurtulmak gerekmezmi güneş orda parlıyor severiz-sevmeyiz bu ikisi yaşam koşullarına göre değişiyor bizim açımızdan yaratıcının örnekten yola çıkalım güneşin sevgi nefret hislerimizde rolü aynı fakat bedenlenmiş ruh bu dersi başarsada başarmasada yaratıcıyı sevmek zorunda amaç ona ulaşmak değilmi sonuçta güneş burada yaratıcıdan ayrılıyor güneşe ulaşmaya çalışmıyoruz güneşin böyle bir beklentisi yok ama yaratıcının var onunla bütünleşmeye ona ulaşmaya yani amaç zaten bu değilmi derslerde ki ona ulaşmak için dürüst cesur cömert vicdanlı olmak ve sunulan her iyi-kötüde onun sınavında olduğumuzun bilincinde olmak olumsuzlukları yaşayanlar üzerinden prim yapıyoruz şükrederek. bana verilen sunulan her şey bir diğerinin kaybı buna nasıl minnet duyarım duymamalıyım. dünyaya dair bir şey için şüretmemeliyim. belkide olumsuzluğu yaşayana dua etmeliyim. bak gördünmü sanki benim onun duasıyla yaratıcı müdahale edecek. birisine işkence ediliyor diyelim kapalı kapılar ardında. o onun kendi yazarak geldi kaderini. olayı duyup görüp onun sınavıda buymuş demek yaşadığımız için şükretmek zaten ayrılma vaktin gelmediyse yaşıyorsun belirli sonuçta herşey. artı sen hem ben yaratıcıyım dedin dünya yaşamında faniliğin farkında gezen ruh olarak evet ama dünyalı için hayır dünya yaşamında görevlerimizde fiziksel bağımlılıktan kurtulmak için hormonlarımızı denetim altında tutmalı kontrol edebilmeliyiz belki ileri zamanlarda teknoloji bunu başarır çunki hormon dengesi bunu yakın saldırı olarak göreceksek çok güçlü arzularla ruhu yönlendiriyor hatta kontrolü o ele geçiriyor. işin tuhaf yanı yarın ne olacağını kimse bilmiyor kötülük yapanda ben aynı zamanda yaratıcıyım diyor ve yaratıcıda kendine dönmeyi sağlayana kadar onu sınavlara sokuyor.biz ne için şükrediyoruz bu deneyimleri yaşattığı için diyelim dünya nimetlerine daha çok edilir genelde ama peki bu bizi tanrıyı oynayan çıkarcı sahte tanrı yapmazmı ruhları eziyoruz bi yerde.
Go to Top of Page

bozadi


9688 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 11/09/2017 :  00:16:35  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen bona fide

olumsuzluklarda ah edip inlerken jestlerde minnetle olmamız işte bundan kurtulmak gerekmezmi
Hepimiz özellikle "kendimizden" şunu iyi biliyoruz ki, zaman zaman kendimiz dahil tüm varoluşa (yani aslında "Tanrıya") karşı dolu dolu ve yıkıcı nefret duyguları içinde olduğumuz halde, zaman zaman da hem kendimize, hem de tüm varoluşa karşı çok derin, adeta sonsuz bir hoşnutluk ve kabul hali içinde oluyoruz. Bence, elbette, burada kurtulunması veya aşılması gereken bir çelişki veya çelişkimsi bir durum var. Bana öyle geliyor ki, bu çelişkiyi BH yönünde aşmak, en sıkıntılı durumlarda dahi varoluşun/hayatın/tanrının anlamlılığından, adaletinden bir şüphe duymayacak hale ulaşmayı gerektirecek. Açık söyleyeyim, ben şu anda öyle bir mertebede değilim. Kendim başta olmak üzere tüm varoluştan (yani Tanrı'dan) ölesiye ve öldüresiye nefret ettiğim (veya aşağı yukarı buna benzer negatif hisler duyduğum) anlar veya durumlar yaşadığımı biliyorum. Ama yine seziyorum ki, bu nefret benim şahsi cehaletimden ve egomdan kaynaklanıyor. Yalana gerçek muamelesi yapmamdan, doğruya ve aslında Güneş gibi apaçık olana yeterince inanmıyor, güvenmiyor olmamdan kaynaklanıyor. Elbette bu sadece benim şahsımla ilgili bir sorun değil. Kitlesel bir ruhsal/bilinçsel bozukluk, insanlığın geri kalanıyla birlikte.

Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen bona fide

bedenlenmiş ruh bu dersi başarsada başarmasada yaratıcıyı sevmek zorunda amaç ona ulaşmak değilmi sonuçta güneş burada yaratıcıdan ayrılıyor güneşe ulaşmaya çalışmıyoruz güneşin böyle bir beklentisi yok ama yaratıcının var onunla bütünleşmeye ona ulaşmaya yani amaç zaten bu değilmi derslerde ki ona ulaşmak için dürüst cesur cömert vicdanlı olmak ve sunulan her iyi-kötüde onun sınavında olduğumuzun bilincinde olmak
İnsanın (veya ruhun) "dersler almakla görevlendirilmiş" bir varlık olması da tek başına mutlak bir gerçek değil. Tek başına düşünüldüğünde bu eksik, yanlış bir görüş veya ifade biçimi bence. Sen aynı zamanda Yaratan'ın kendisisin. Birisi seni iradeni hiçe sayarak "dersler almak" üzere görevlendirmiyor, sen kendi kendini görevlendiriyorsun.

Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen bona fide

olumsuzlukları yaşayanlar üzerinden prim yapıyoruz şükrederek. bana verilen sunulan her şey bir diğerinin kaybı buna nasıl minnet duyarım duymamalıyım. dünyaya dair bir şey için şüretmemeliyim. belkide olumsuzluğu yaşayana dua etmeliyim. bak gördünmü sanki benim onun duasıyla yaratıcı müdahale edecek. birisine işkence ediliyor diyelim kapalı kapılar ardında. o onun kendi yazarak geldi kaderini. olayı duyup görüp onun sınavıda buymuş demek yaşadığımız için şükretmek zaten ayrılma vaktin gelmediyse yaşıyorsun belirli sonuçta herşey.
Senin burada "başkalarının yaşadıkları olumsuzlukları kendi sevinci için bir sebep olarak görmek" şeklinde yaptığın "şükür" tanımı, benim yaptığım iki şükür tanımından daha negatif veya daha düşük denebilecek olanına karşılık geliyor. Gayet vicdani, gayet pozitif bir açıdan yaklaştığını düşünüyorum. Bence bir tür ödüle kavuştuğu veya bir tür cezadan sakındığı için şükretmek de ille zararlı veya ille kötü olmak zorunda değildir, doğal ve gerekli bir yönü vardır ama kendi aldığı ödülü ve başkalarının aldığı cezayı paylaşma isteği ve çabası da olmalı ve acılara neden olan sebepleri gidermeye çalışmak. Bir de, sorgulamaya çalıştığın Yaratan'ın bir parçası ve kendisi olduğunu da anlaman, sezmen gerekiyor gibi geliyor bana. Muhtemelen zaten seziyorsun şu veya bu seviyede, sadece bunun giderek daha fazla farkına varacaksın. Monoteizmin Tanrısını sorguluyor olman güzel ama onun varlığını ve kurallarını kabul ederek yapıyorsun bunu sanki. Bu, işini zorlaştıran bir çelişki olabilir.

Bu arada, monoteist bir dinin mensubu olan herkesin sahte/yanlış bir Tanrı'ya inandığını iddia etmiyorum. Ama Mutlak Yaratan'ı bazen/kısmen yanlış anlıyorlar bence ama kesinlikle her zaman değil. Tanrı'yı doğru anladıkları ve onunla birliklerini sezdikleri pek çok durum da oluyordur, şu veya bu bilinç düzeyinde, ama her zaman değil. Ben monoteist (ayrılıkçı ["Tanrı ve İnsan ayrıdır ve asla birleşemez/birleşmeyecektir"]) bakış açısını reddediyorum güya ama ben de Tanrı'yı her zaman, hatta çoğu zaman doğru anladığımı iddia edemem, hatta çoğu zaman yanlış ve eksik anladığımı biliyorum. Sadece özel olarak buna konsantre olabildiğim, fikrimin, sezgimin buna uygun olduğu belirli zamanlarda nispeten temiz/doğru bir bakış açısı yakalayabiliyorum, sonra o bakış açısını, sezgiyi kaybediyorum. İtiraf etmeliyim ki, monoteist bir dini benimsemiş olduğu halde Tanrı'ya inancı, onunla birlik farkındalığı ve bu inancın veya sezginin gücüyle kendisi ve başkaları için yapabildikleri benden kat kat fazla olan, dolayısıyla tüm bu tartışma konusunda benden çok daha doğru, dürüst ve başarılı insanlar olduğundan da şüphe etmiyorum. Bu biraz da şuna benziyor. İki bireyde birer tane araç var, araçlardan biri diğerininkinden daha, hatta çok daha ileri ve etkili bir teknoloji. Buna rağmen daha geri araca sahip olan kişi, daha ileri araca sahip olan kişiden daha fazla "iş" yapabilir duruma göre. Yani araç daha ileri, daha sağlam olabilir ama daha geri araca sahip olan kişi, daha ileri araca sahip olan kişiden daha sağlam, daha doğru, daha dürüst, daha başarılı olabilir duruma göre.
Go to Top of Page

bozadi


9688 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 11/09/2017 :  00:26:17  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Şimdilik herkese iyi geceler diliyorum, yarın devam edebileceğim.
Go to Top of Page

Neron


82 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 11/09/2017 :  09:26:49  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Ben ateistken de içimden gelerek şükreden birisiydim. Kime şükrediyorsun demelerini umursamıyordum. Şükretmek önemli ve güzel bir haslettir. İçinden gelerek, dolu dolu şükretmek. İnsanın içini bundan daha güzel bir duygu doldurabilir mi?

Elbette iyi şeyler için şükredersin. Bu ikiyüzlülük değil, neden olsun? Sen başkalarından farklı olarak bir takım iyi koşullara veya özelliklere sahipsindir ve ona şükrediyorsundur. Bu da gayet doğal. Bu ikiyüzlülük değil. Ayrıca bizzat sen de kötü koşullar içinde olabilirsin ama dünyaya, hayata bakışın ile bu kötü koşulları önemsemeyen, onları dert etmeyen, daha başka güzellikleri her şeye rağmen görüp değer verebilen bir yapıya sahipsen, o zaman yine şükredersin.

O yapıya sahip değilsen zaten iyi şartlarda yaşarken de şükredemezsin. Lafta edersin belki ama gerçekten etmiş olmazsın.

Go to Top of Page

bigsenfoni


1107 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 11/09/2017 :  15:43:01  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  bigsenfoni Kullanıcısının kişisel sayfasını Ziyaret edin  Alıntı Ekle
Eğer şükür,derinden/içten yapılırsa bir nevi dua gibi iyileştirici ve rahatlatıcı olur yada böyle bir etkisi var dostlar.Bence başkasının zor hallerine bakarak sükretmek yerine Allah yardımcısı olsun dileği/niyeti daha iyi olur, cünki Yaratan daha iyi bilir, belkide olgunlaş/büyümekicin o kisinin öğrenmesi gereken derslerinde, o sıkıntıları/lara aşma/göğüs germe vardır.Eğer sevgi ile empati kuruyorsanız ve kiside aynı sevgi varsa vede cözümü biliyorsanız kişiye telepatik olarak yardım edebilirsiniz,(gönüllerin bir olma/cakraları birleştirme durumu)hepimiz biriz...

DENEYİMİNE DAYALI OLMAYAN HER ŞEYİ SADECE BİR VARSAYIM OLARAK KABUL ET... OSHO
Kalbiniz temiz,gözünüz acik olsun.

Edited by - bigsenfoni on 11/09/2017 15:45:06
Go to Top of Page

bona fide


418 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 12/09/2017 :  02:27:33  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
örneklerden yola çıkarak anlatırsam belki düşüncemi ifade edebilirim. öncelikle başkasının haline bakarak şükretmekten kastım olaya seyirci olarak dahil olmak değil. olaylar sonrası öğrenilen kazanımlar nedir bu en başta sabır kabullenme bunu dahil olduğumuz yada seyircisi olduğumuz olaylarla elde ediyoruz bu olayların kahramanıda diğer ruhlar. tepkilerimiz ilk deneyimlerde fevri heyecanlı öfkeli deneyim arttıkça şahit oldukça daha musamahalı daha sabırlı daha hoş görülü daha kabullenici tıpkı bozadinin dediği gibi dinlerin tanrısına gönülden inanıp kendini ona aşkla samimiyetle adayanlar var aslında onlarda deneyimler sonrası o noktaya geliyorlar. kuzenim 24 yaşında öldüğünde ben ilkokulçağındaydım annemi hastane bahçesinde zaptedememişlerdi 30 lu yaşlarındaydı babası(dedem)öldüğünde nöbetler geçiriyor insanlardan uzak duruyordu 30 larının sonlarındaydı annesi(anneannem)konuşarak vedalaşarak sohbet ederek öldüğünde sessiz gözyaşları vardı 40 larındaydı diğer kuzenim öldüğünde yine sessizce gözyaşı döküyordu 40 ın sonlarındaydı. annem 50 yaşın ortalarındayken bir başka kuzenim öldüğünde kurtuldu çok hastaydı dedi.50 lerin sonunda eniştesi öldüğünde hepimiz bir gün öleceğiz hayırlı ölüm versin allah üzülüp kendini hasta etme dedi. bu değişimler hem hormonları hemde deneyimleriyle oldu şuanda yaratıcıya nasıl ibadet etsemde ona layık olsam mücadelesinde gece gündüz şükür ve ibadette. bu deneyimler teslimiyeti kabullenmeyi öğretti ona. hayatımıza uzaktan yakından dahil olup yaşam şekilleriyle davranışlarıyla bize deneyimler yaşatan bedenli ruhlar bizim pozitif yada negatif kazanımların asıl fedakar emektarları bizde onlar için aynı durumdayız karşılıklı. bir hasta yada yaralı var cerrahi operasyon geçirecek tehlikede yaşamı. dualar ediyor ediyor ve operasyon iyi sonuçlanırsa adaklar şükürler minnetle yaratıcıya secde ediyoruz. oysa diyorum yaşamı tehlikede olan ölecekse yaşamı sona erecekse dualar yersiz sanki gerçekten dualarımız karşılık bulmuş gibi kendimizi kandırıyoruz onun kaderinde ne varsa onu yaşıyor o. biz dünyada bedenlerimiz dahi dünya yaşamına aitken geçiciyken ruhun bedeniyle dünyada varlığını bizimle kalmasını isteyerek arzulayarak olmadık tedavi ot çöp ritüel herşeyi yapıyoruz hiç birşey yapılmasın demiyorum birey yaşayacaksa dünyada süresi dolmamışsa illaki birsebeple hayatta kalabiliyor. süreci ertelediğini bizi duyup bireyi bize bağışladığını düşünerek gözyaşlarımızla yaratıcıya şükür ve hayır işleriyle minnet ifadelerinde oluyoruz.halbuki herkesin kendine ait bir zamanı ömrü var dünyada.bunu belirleyen bizim yaptığımız hiçbir şey değil.ve bizim kontrolumuzde hiç değil. şimdi dinlerin tarısına yönelik bu ifadelerin diyecekseniz bana, siz bunları deneyimler için yapıyorsanız madem bu uğurda materyal yine diğer bedenli ruhlar değilmi sizler içinde aynı durum geçerli. ve alınan ders şu; dünyada herşey geçici.boyut atlama derslerine dünyadabaşlarken bildiklerimizi unutarak başlıyoruz. irademizi aç gözlülüğümüzü yenmek için sınavlardan geçiyoruz. hem teslimiyetçi olacağız hem mücadele edeceğiz, korkaklıkda değil bu çunki bazen şartları istediğimiz kadar zorlayalım istediğimiz şey her neyse mümkünatı yok olmuyor. yine dediğim gibi minnettarlı ancakruhlara olmalı tüm kazanımlar için. ve zaten buda dolaylı yoldan yaratıcıya ithaftır. böyle baktığımda kazanımın en büyüğü fedakarlık oluyor.hemde ölümüne fedakarlık.yani ben neşeli komşumdan bir şey öğreniyorum aksi komşumdan başka bir şey çocuklarımdan bambaşka şey sokaktaki insanlardan keza kavgalardan eğlencelerden haksızlıklardan paylaşımlardan sevinçlerden fiziksel bedenimdeki değişimlerden hep öğreniyorum. oyunuda(kaderimi) ben yazdım ee parçadan biriyim kimseden farkımda yok o halde ben ancak ve sadece sizlere yaşamımda var olanlara çok teşekkür ederim.şundanda eminim yaratıcı benden ne minnet ne şükür ne dua istemiyor burada öğrendiklerimle ona daha yakın yada uzak olabilirim. şimdi yaratıcıyı güneş gibi değerlendirebilirim. dekor için )).işte düşündüklerim bunlar kısaca insan insanda hayvanda kendini tanıyıp biliyor öğreniyor.
Go to Top of Page

bona fide


418 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 12/09/2017 :  03:23:03  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
dünya yaşamında yaratıcıya aşkla sevgiyle ulaşmak için sınavlardan geçmek(yaşadığımız olaylar)ve şükür ve minnettarlık duymak BH insanları için olmazsa olmaz aksi durumda KH oluyor.iradesini açgözlülüğünü yenememiş ve küçük büyük istekleriyle surekli dua edip tapınmak da makul yani,hiçkimse kusursuz değildir diyerek hem hata yapıyoruz hem şükrediyoruz bana yanlış geliyor.arzularımıza gem vurarak kendimizle savaşımızı kazanırsak kendimizi ve insanları yaratılan herşeyi sevmiş olanı kabul etmiş olacağız karmada buna dahil.o halde yaratıcıyı sevmeye ona yakın olmak için bir şeyler yapmaya odaklanmak yerine yerine kendimizi düzeltecek şeyler yapmalıyız. bunun yolu yaratıcıyı sevmek ve şükretmekten geçmiyor arzularımızın karşılığını bulması adına yapılan davranış eline şeker verdiğimizde sevinen çocuğun durumuna benziyor. çocuk birşeyin farkında değil hediyeleriyle çok mutlu bizler farkındaysak her aldığımız için bedel ödeyeceğimizi bilmeliyiz.bana öyle geliyorki en azından dünya yaşamımızda yaratıcının ne şüküre ne de ona bağlılığımıza hiç ihtiyacı yok. yaratılanda yaratana gör sözüde bunun ispatı yaratılana olan saygı ve naifliğimiz diğer yaratılanlarla empati kurmamız için temenni istek. yaratıcıyı sevdiğin kadar diğer canlıları varlıkları sevmelisin anlamında vavv bravo bana doğrusu kimse bu anlamı bilmiyordu. rica ederim. sevgiler.
Go to Top of Page

gerçek tosun paşa


668 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 12/09/2017 :  11:28:47  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
bona fide bu konu üzerine boş vakitlerinde düşünce seansları yaparsan zamanla kafanın karışıklığı azalacaktır. Herkesin aynı seviyede varlıklar olmadığını derslerin kişiye özel olarak sırasıyla alındığını da unutmamakta fayda var.
Go to Top of Page

bozadi


9688 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 12/09/2017 :  16:05:30  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:

o halde yaratıcıyı sevmeye ona yakın olmak için bir şeyler yapmaya odaklanmak yerine yerine kendimizi düzeltecek şeyler yapmalıyız.


Katılıyorum.
Go to Top of Page

fidelista


314 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 13/10/2019 :  20:54:54  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Yapılanı olanı görmek görebilmek farkında olmak bir takdir duygusu yaratıyor, var olan her şey yaratan olduğuna göre şükretmek bir nevi varolışu kutlamak oluyor.
Go to Top of Page
   Mesaj Sonraki Konu  
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Forum Seç:
Başkalarına Hizmet Forumu © Kasyopya celselerini ve diğer mesajları farklı ortamlara kopyalamadan önce lütfen izin isteyin: baskalarinahizmet@gmail.com Yukarıya git
Snitz Forums 2000

Design by Sizinsayfaniz.com

Bu sayfa 0,52 saniyede oluşturuldu.