Başkalarına Hizmet Forumu
Başkalarına Hizmet Forumu
Ana Sayfa | Bilgilerim | Kayıt Yaptır | Aktif Konular | Forum Üyeleri | Site içi Arama
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni Hatırla
Şifre hatırlatma servisi

  Forum
 Kanal Bilgileri
 Kasyopya Celseleri (Son Yıllardaki Celseler)
 16 Eylül 2017
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Yazar Önceki Konu Mesaj Sonraki Konu  

bozadi


7033 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 19/09/2017 :  19:50:27  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
16 Eylül 2017


Tabla başındakiler Laura, Andromeda ve Artemis

Pierre, Joe, Ark, PoB, Data, Scottie, Niall, Majestik Kedi Opal, Harika Köpek Noko

S: (L) Bugün 16 Eylül 2017. [Mevcut olanların gözden geçirilmesi] Başlayalım.

C: Herkese ve kediye merhaba.

S: (L) Bu akşam kimle birlikteyiz?

C: Kasyopya'dan Olebeiya

S: [Verilen ismi telaffuz etmeye yönelik çeşitli çabalar]

C: Yakın.

S: (L) Sanırım önce tüm önemli sorularımızı sorsak iyi olur, sonra ben birkaç küçük soruyla bitiririm.

(Scottie) Laura forumda Vicente Fox'un Derin Devletin bir parçası olabileceğini yazdı çünkü büyük bir hevesle Trump'ı kötülüyor vesaire. Ben ise yazdığım yanıtta durumun öyle olmayabileceğini söyledim çünkü belki Vincente Fox ABD'ye "Evet efendim! Hemen efendim!" demekten bıkmış olabilir.

(L) Evet. Vicente Fox videosu gerçekten eğlenceliydi. Ama biliyorsunuz, o gerçekten Derin Devlete yardımcı oluyor çünkü Trump'ın altında bulunduğu baskıları mutlaka biliyor. Ama diğer taraftan Trump dış politikayla ilgili açıklamalarında en hafif deyişle moron gibi davranıyor. Bu durumda, Vicente Fox Trump'ı feci şekilde trollüyor mu yoksa gerçekten Derin Devletin bir ajanı olarak mı faaliyet gösteriyor?

[Noko giriyor ve yanıt sırasında konuşmaya başlıyor]

C: İlki. Bu noktada Trump kadar naif herkesin trollenmeyi hak ettiğini düşünüyor.

S: (L) Yani diğer bir deyişle… Anlamadım.

(Joe) Trump kadar naif herkes mi?

(L) Trump kadar naif olan herkes mi, yoksa Trump'ın kendisi mi trollenmeyi hak ediyor?

C: Aynı. Trump Derin Devlete boyun eğdi.

S: (L) Evet ama göreve gelmeden önce o duvarı inşa etmekten bahsediyordu. İnsanların ona oy verme nedenlerinden biri buydu… İnsanlar onu "duvar inşası" retoriği nedeniyle mi daha çok sevdi yoksa Rusya'yla dost olup askerleri ülkeye geri çekme nedeniyle mi, bunu söylemek zor.

(Joe) Hayır, bence bu daha çok ülke içindeki olaylarla ilgili.

(L) Evet, sanırım insanlar yurtiçi meselelerle daha çok ilgileniyor ve bu kadar çok sayıda yasadışı yabancıdan kurtulmak istiyorlar…

(Joe) Evet.

(L) Duvar inşa etmek falan.

C: Trump gerçekten boyunu aşan bir işe kalkıştı. Daha önce herşeye çok basit bir bakış açısıyla bakıyordu. Şimdi daha fazla şey biliyor ve daha az şey yapabilecek durumda. Yine de kalbi doğru yerde.

S: (Joe) Bu anlamda, onu iktidara getiren insanların mükemmel bir temsilcisi olduğu söylenebilir. Muhtemelen ona oy verenlerin çoğunluğunun kalbi doğru yerde ama dünya ve işleyiş şekli hakkında bilgileri çok eksik.

C: Evet

S: (L) Trump resmen halkın kendisi. Ve insanlar yaşamlarıyla ilgili herhangi birşeyi neden değiştiremediklerinin canlı bir gösterisini yaşıyorlar çünkü herşeyi Derin Devlet kontrol ediyor.

(Joe) Çok basit bir kavram ama aleyhinde çok sayıda programlama var: gösteriyi perde arkasından yönetmekte olan ve her zaman yönetmiş olan seçilmemiş politikacılar veya bireyler ve kariyer politikacıları olduğu fikri. Dört yıl sonra gelecek yeni bir adamın aniden herşeyi değiştirme yetkisine sahip olması ve dört yıl sonra gitmesi… Bu bir ülkeyi yönetmenin akıllıca bir yolu değil. Eğer bir ülkeyi yönetmek istiyorsan, uzun süreli bir istikrar olması gerekir. Her dört yılda bir seçim yoluyla iktidara yeni birinin gelmesi ve "Ben herşeyi farklı yapacağım!" demesi ve herşeyin alt üst olması. Bu insanlar Amerika'yı belirli bir rotaya sokmaya ve dünyaya belirli bir şekilde davranmaya epeyce yatırım yapıyorlar ve turuncu saçlı bir ahmağın gelip "Herşeyi değiştireceğim!" demesine izin vermezler. "Hayır, değiştirmeyeceksin!" diyorlar. Bunu uzun zaman önce Kennedy ile öğrendiler bence.

(L) Sanırım sorun şu ki Trump mücadele ettiği şeyi küçümsedi ve ikinci olarak müttefik toplamaya hiç zaman ayırmadı.

(Joe) Buna ihtiyacı olduğunu düşünmedi. Beyaz Saray'a girer girmez "Başkomutan" oldu ne de olsa!

C: Dost kazanmamak bir yana, düşman edinmeye başladı.

S: (L) Demek ki durum çok belirsiz, istikrarsız bir hale geldi. Yüksek basınç sınır noktasında ve ne zaman patlayacağını ve nasıl patlayacağını bilmiyorsun.

(Pierre) Trump doğru yönde gidemiyor. Bu noktada kazanma şansı yok, dolayısıyla şu andan itibaren bir Derin Devlet senaryosu gerçekleşecek. Ve bunun insanlar için ne anlama geldiğini biliyorsunuz.

(PoB) Peki demokratlar ve çılgın solcular Trump'ı yüce divanda yargılatabilir mi?

C: Mükemmel bir kuklayı neden yargılatasın?

S: (Pierre) Bu korkunç birşey. Trump halkın adamı. Onu insanlar seçti. Onunla uyumlular.

(L) Perde arkasındakiler onun demokratlarla dost olup anlaşmalar yapmasını sağladılar. Demokratlar mutlu olacak. Bunun arkasında Derin Devletin olduğu açık.

(Pierre) İnsanlar bir bakıma mutlu çünkü Trump Hillary Clinton gibi değil. Derin Devlet bu yüzden Trump'ı iktidarda tutmak istiyor olabilir ama "kontrol edilmesi" gerekiyor.

(L) Ve basın haberciliğinde küçük bir değişim oldu.

(Joe) Evet, basın sakinleşti.

(L) General Kelly'yi Trump'ın başına diktiler, her dakika ensesinde. Herşeyi o yönetiyor. Ve eminim ki Trump adına tweet atan birilerini de görevlendirmişlerdir. Neyse. Senin soracağın sorular nedir Pierre?

(Pierre) Daha eğlenceli bir konuya geçelim: komet bombardımanları. Yünlü mamutların komet bombardımanı nedeniyle ölümünden bahsetmiştik. Mars'tan Dünya'ya su transferi hakkında birşeyler sormak istiyorum. Bu olay komet bombardımanına göre ne zaman oldu? Kaç yıl önce, kaç yıl sonra?

C: 40 yıl veya daha kısa bir süre içinde.

S: (Pierre) Yani önce komet bombardımanı, sonra Mars'tan su transferi?

(L) Peki bu nasıl oldu?

C: Kozmik ölçülerde elektrik arkı.

S: (Pierre) Su transferini mi kastediyorsunuz? Evet, ark dediğiniz bu sanırım. Dünya ile Mars arasında plazma bağlantısı…

(L) Mars üzerindeki o devasa yara izini bırakan da bu olay mıydı? (O izlere bakıp da korkmayacak kimseyi tanımıyorum! )

C: Evet.

S: (Joe) Mars ne kadar yakındı? Suyun…

(Pierre) Olağandan daha yakındı, çünkü…

(Joe) …uzayda yüz milyonlarca kilometre kat etmesi gerekir.

C: Mars geçici olarak çok daha yakındı. Gökyüzünde savaşan tanrılar ve Kronos'un kastrasyonu bu olayla ilgili.

S: (Pierre) Peki Mars'tan Dünya'ya ulaşan bu devasa su akımı…

C: Çoğu kutuplara kar olarak yağdı ve aşamalı olarak okyanuslara sızdı. Su uzayda sıvı halde değildir.

S: (L) Ancak bu şekilde olabilir çünkü sıvı değildi.

(Joe) Peki hangi haldeydi?

(Pierre) Gaz halinde mi?

(L) Muhtemelen buz kristalleri.

(Pierre) Katı.

C: Evet

S: (L) Efendim canım?

(Ark) Evet, buz.

(Pierre) Sanırım soruma yanıt aldım. Bir de, Genç Dryas'ta sıcaklıklar düşerken deniz seviyelerinin yaklaşık 50 m yükselmesinin sebebinin bu su transferi olup olmadığını soracaktım?

C: Evet

S: (Artemis) Yani bazen yağmurumuz uzaydan geliyor.

(L) Bilmiyorum, bazen. Buz parçaları uzaydan her zaman geliyor.

(Artemis) Ve gelirken virüsler getiriyorlar! Veba! [kahkaha]

(L) Kometlere "kirli kartopları" diyorlar. Bunu söyleyenlere göre bu kirli kartopları uzayda dolaşıp istedikleri yere inebiliyorlar. Kutuplardan girdiklerini söylediler az önce… Herhalde bu, Güneş patlamalarının…

(Pierre) Aurora Borealis mi?

(L) Evet, kutuplardan giren şeyler.

(Pierre) Evet, oralarda magnetosfer daha zayıf. Bununla bağlantılı bir soru: son birkaç gündür birkaç X-sınıfı Güneş patlaması oldu. Bu sıradışı Güneş faaliyetine neden olan şeyin Nemesis'le bağlantılı olarak yaklaşan bir komet kümesi olup olmadığını merak ediyordum.

C: Gezegen dizilimlerini kontrol edin ve uzaktaki cismi hesaba katın

S: (L) Yani belirli bir dizilim oldu.

(Pierre) Ve Güneş patlamasını kolaylaştırdı.

(Joe) Gezegenlerin hizalanışı.

(L) Pekala, başka sorular?

(Artemis) Mavi? Kızılötesi?

(L) InfraBed hakkında soru sormak mı istiyorsun?

(Artemis) Kişisel olarak değil.

(Pierre) Kızılötesi konusunda, Reiki ile yakın kızılötesi arasında herhangi bir ilişki olup olmadığını merak ediyorum.

C: Küçük.

S: (Pierre) Tamam, yani farklı şeyler. Çünkü Reiki bilgi alanıyla olan bir bağlantı, kızılötesi ise bir radyasyon veya frekans.

(L) InfraBed bazı insanları uzun süre çok olumlu etkilerken bazı insanların tankı çok çabuk doluyor gibi görünüyor ve buna yalnızca arada sırada ihtiyaç duyuyorlar. Bunun nedeni nedir?

C: Soruyu kendin yanıtladın.

S: (L) Tankları doluyor, o yüzden de buna çok ihtiyaç duymuyorlar.

(Artemis) Neden bazı insanlar buna çok ihtiyaç duymuyor?

C: Çok güçlü fizyoloji.

S: (L) Sanırım mitokondriyle ilgili. Mitokondriyal sorunları ve hastalıkları olan bazı insanlar daha fazla kızılötesi ışına ihtiyaç duyuyor. Güçlü ve sağlıklı mitokondrileri olanlar ise duymuyor.

C: Evet

S: (L) Bu da bir sonraki sorumla bağlantılı. Beyne veya vücuda faydalı olması için metilen mavi kullanma konusu. Metilen mavinin genel olarak çok sayıda insan veya insanların çoğunluğu için alması faydalı bir element olup olmadığını öğrenmek istiyorum.

C: Hayır

S: (L) Neden?

C: Bu iddiayı desteklemek için kullanılan çalışmalar hastalık koşullarıyla bağlantılı. Dikkatli okuyacak olursanız, faydaların patolojisi olanlar için meydana geldiğini, normal kontroller için fazla fayda sağlamadığını göreceksiniz. Metilen mavi ayrıca kan basıncını yükseltir ve faydalı biyomları yok edebilir. Bu nedenle, tüketime gerekçe sağlamak için sonuçların genellenmesi sorumsuzluk.

S: (Joe) Sırbistan'a gitmeden önce metilen mavi mi alıyordun?

(L) Evet. Ama gitmeden birkaç hafta önce bıraktım.

(Joe) Sırbistan'dayken kan basıncın yüksekti.

(Artemis) İyi ki üç kereden fazla almamışım.

(Pierre) Aldığım her defasında kendimi berbat hissettim. Başağrılarımı arttırdı.

(L) Pekala, sonraki soru.

(Andromeda) Ben pek fark hissetmedim ama normalde kan basıncım düşük.

(Artemis) Ayna konusunu tekrar açmak istiyorum. Aynalar başka insanlarla iletişim kuracak şekilde kullanılabilir veya yüklenebilir mi?

C: Evet

S: (Artemis) Diyelim ki biri bir adada mahsur kaldı. Küçük aynasını çıkarıp "Hey, bana yardım edin! Bu adada mahsur kaldım!" Bu işe yarayabilir mi?

C: Eğer uyumlanmış bir alıcı varsa.

S: (Artemis) Yani bir bakıma aynalar yüklenebiliyor. Bunu mu kastediyorsunuz?

C: Evet

S: (Artemis) Yani insanlara yükleme yapılmış aynalar verebiliriz ve böylece yardıma ihtiyaç duyduklarında bu aynaları telefon gibi kullanabilirler, öyle mi?

C: Castaneda'nın Don Juan'ı gibi.

S: (L) Aynanın nasıl yükleneceğiyle ilgili talimatlar veriyor.

(Artemis) Peki, aynı şey su içinde söylenebilir mi?

C: Evet

(Artemis) Yani adada mahsur kalırsan, sahille konuşabilirsin?

C: Evet

S: (Artemis) Tamam.

(Pierre) Deniz kabardığında.

(Artemis) Yani herhangi birimiz mahsur kalırsak, bir aynaya veya suya baksın. [kahkaha] Ve "Bana yardım edin!" desin.

(Joe) Bunu test etmemiz gerek! Arka arazide kendimi mahsur bırakacağım. İmdaaat! Yanıma bir bardak da su alacağım.

(Artemis) Faydalı olabilir!

(L) Pierre, başka sorun var mı?

(Pierre) Charlottesville olayı sırasında bir helikopter düşmüştü, bu sadece bir tesadüf müydü?

C: Evet

S: (Joe) İki günde 15 deniz piyadesinin kaza geçirmesiyle ilgili son olaylar hakkında ne diyeceksiniz? ABD ordusunda bir sürü kaza ve yüzüne gözüne bulaştırma olayları oluyor.

(Pierre) Gemiler.

(Joe) Evet.

C: Psikopatinin zararları!

S: (Pierre) Verimsizlik ve kaos düzeyiyle ilgili. Üstelik bunlar barış zamanında oluyor. Bir savaş durumundaki stres ve baskıyı düşünün! Felaket olurdu.

(L) Evet ve negatif insan seçimi. İşlerini bilmiyorlar ve sen onları yalnızca yeterince psikopat oldukları için seçiyorsun. Ve iyice aptallaşıyorlar. Risk alıp aptalca şeyler yapıyorlar ve…

(Pierre) Forumda yakın zamanda John McCain'in pilotluk geçmişi yayınlandı.

(Joe) İlk sortisinde düşürülmüş.

(Pierre) Tam BEŞ uçak düşürmüş?!

(L) İkincisinden sonra adamı bir daha asla kokpite sokmamalıydılar.

(Pierre) Hayatında toplam yedi saat uçmuş ve bu yedi saat için ON SEKİZ madalya almış!

(Andromeda) Ve beş uçak düşürerek?!

C: Psikopat!

S: (Joe) Kesinlikle öyle. Küçük solucan.

(L) Pekala.

(Artemis) Tamam, teşekkür ederiz.

C: Hoşçakalın.

CELSE SONU

Orijinal celse metni: https://cassiopaea.org/forum/index.php/topic,44841.0.html?PHPSESSID=o40jeopgfeegsgsfcplcq5hua3

Scyth


1035 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 19/09/2017 :  20:33:56  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Çeviri için teşekkürler.

Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.
Go to Top of Page

Neron


29 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 19/09/2017 :  22:28:14  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Çeviri ıçin teşekkürler bozadi.

Haddim olmayarak bir konuda ukalâlık edeyim. Khronos'un hadım edilmesi değil, hadım etmesi olması gerekiyor. Yukarıda okuyunca baktım, kronos babası uranos'u hadım edip yerine geçmiş. Ekşi sözlük'de olay esprili bir dille şöyle anlatılmış:

"mehtaplı bir gecede uranos'un kıçında bitler uçuşurken gelir kronos.elindeki orağı kafasına veya midesine geçirmek yerine direk uranosun erkeklik organına geçirir...böylelikle uranos iktidarını kaybeder ve yerine kronos geçer.uranos'un kopan organı denizde önce köpüğe dönüşür,sonra o köpüklerden afrodit oluşur."

Denizde köpük ve o köpükten de Afrodit oluşuyor. K'lerin işaret ettiği simgesellik bu mu acaba?

Bu arada "derin devlet" deyimi Mahir Kaynak'a ait diye biliyorduk ama o galiba ingilizceden çevirmiş. Orjinal metne baktım, "deep state" yazıyor. Yoksa onlar bizden mi alıp ingilizceye uyarladı acaba? Ama sanırım ilk tahminin doğrudur.. yâni Mahir Kaynak onlardan alıp türkçeye kazandırmıştır.

Son olarak infrabed nedir, onu bulamadım. Türkçe bir site göremedim internette. Infrared çıkıyor daha çok.
Go to Top of Page

bozadi


7033 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 19/09/2017 :  23:29:23  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen Neron

Haddim olmayarak bir konuda ukalâlık edeyim. Khronos'un hadım edilmesi değil, hadım etmesi olması gerekiyor. Yukarıda okuyunca baktım, kronos babası uranos'u hadım edip yerine geçmiş.
Evet, olayı araştırmadan "castration of Chronos" ifadesini "Kronos'un hadım edilmesi" olarak çevirdim ama belirttiğin gibi ilgili olayda Kronos hadım edilen değil, edenmiş. Teknik olarak sıkça kullanılan "kastrasyon" karşılığını kullanarak çeviride değişiklik yaptım. Düzeltme için teşekkür ediyorum.

Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen Neron

infrabed nedir, onu bulamadım. Türkçe bir site göremedim internette. Infrared çıkıyor daha çok.


K forumda açılan bir konu başlığı bu:

https://cassiopaea.org/forum/index.php/topic,44627.0.html

İnfrared (kızılötesi) ışıkla donatılmış bir tür tedavi yatağı. "Yakın kızılötesi" (near infrared) denen ışınların vücutta iyileştirici etkileri olduğu görüşüne dayalıymış. K forumda oldukça popüler bir başlık. Müsait zamanımda ayrıntılı inceleyip görüşlerimi paylaşmayı düşünüyorum.
Go to Top of Page

bona fide


211 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 20/09/2017 :  01:54:34  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
bende teşekkür ederim bozadiye. üstteki yatak olayına gelince kendi çapımda araştıma da diyememki şimdi (gerçek araştırma deney ve gözlem yapanlara haksızlık etmiş olurum)hadi okuduğum üç beş yazıyla diyim, içerisinde kobalt geçen tüm ürünlere endişeyle yaklaşıyorum. yani tamam insan vucudu dışardan alıyor lakin her vucudun ne kadara ihtiyacı olacağını bilemeyizki. iyi olacağını düşünerek böylebir yatağı deneyen birisi vucudunda kobalt oranı fazlaysa http://www.metalurji.org.tr/dergi/dergi137/d137_4651.pdf kobalt başlığını okusun önce yada b12 ölçümü yaptırsın

zaten manyetik yatakların çocuklar ve hamilelerin kullnımına uygun değildir diye okumuştum. misal B12 kobalt bulunur insanlarda referans aralığı 197-771 pg/ml geçenlerde bir sitede herkes kendi kendnin doktoru olmuş, yok 800 yok 1100 lerde olması gerekir doktorlar bilmiyor bilmem ne bunun fazlasının zehir olacağını düşünmeden kirli bilgiyle başkalarınıda dolduruşa getiriyorlar.
yukardaki yatak hakkında linkte yatak alt paneli neodyum mıknatıslarla donatılmış yazıyordu ve 45 metre olmak üzere 9 makara kızıl ötesi led şerit almışlar iki farklı manyetik alan ve yatacak olan kişinin kendi manyetik çekimini de eklersek çok yoğun elektromanyetik yüklemesi olabileceğini düşündüğümden ve bunun art niyetli tümörleri bünyeye davet edebileceği gibi riskler aklıma takıldı ondan kafanızı karıştırmak istedim. bide bu manyetik sağlık ürünlerinin ucu hep alamanlara varıyor düşman değilim elbette fos bir pazarlama tezgahı gibi geliyor bana. tamam kestim.
Go to Top of Page

Tgur


807 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 20/09/2017 :  11:05:55  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle

Bozadi ellerine sağlık ,gücün eksilmesin..


Edited by - Tgur on 20/09/2017 13:10:39
Go to Top of Page

beyrutkapı


405 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 20/09/2017 :  13:14:09  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Emeğine sağlık sevgili bozadi
Go to Top of Page

Majisyen


281 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 20/09/2017 :  16:42:34  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Çeviri için teşekkürler :)

Karanlık, ışığın olmadığı yerde vardır.
Go to Top of Page

bigsenfoni


891 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 20/09/2017 :  20:47:50  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  bigsenfoni Kullanıcısının kişisel sayfasını Ziyaret edin  Alıntı Ekle
Çeviri için teşekkürler sevgili Bozadı...Şu ayna konusu yıllardır kafama takılıyor,hatta bu yılın basından itibaren uyumlanma ve tecrübe için boy aynamı yatağımın yanına koymuştum,taki bir kac önceki celselerden birinde negatif varlığın benim enerjimi kullanarak beni izlediğinden bahsetmelerine kadar.O celseyi okuduktan sonra boy aynamı yine yerine koymuştum nedeni ise, izlenme konusundaki zamanla olusan hislerimi doğrulayıcı bir celse idi.Ama her zaman olmuyordu,gidip gelen bir durumdu zanndersem frekansım ve varlığın aurama/enerji alanıma girebikmesi ile alakalı bir durum.Bu arada bu varlığın uzun yıllardan beri cevremde olduğunun farkındayım gerci cevremde böyle varlıklar cokk ama...belkide aynı varlık deyildirler.Ama evin icine girebilmesi icin ya benim frekansıma uygun bir frekansta olması(pozitif), yada uzun zamandır auramın/enerji alanımın icinde olması gerekir yada eterik bedenim olması gerekir.

Konuyu fazla dağıtmadan,ayna ile olan uyumlanma tecrübemi anlatayım.İlk önce aynadan gelebilecek negatif varlıklara bariyer/kalkan olması icin aynanın önüne tuz şeridi cektim.Sonra yatmadan/uyumadan önce her gece kendimi yada auramı izledim.Zamanla aynada bazı işıklar ve karanlıklar görmeye başladım.(bunun dışında ayna ile aramda 2 metre mesafe var)Sonra aynadakı selületimin dalgalandığını ve değişken olduğunu görmeye başladım.(yüzüm ve cevre değisiyor/dalgalanıyordu).Bir kac ay sonra kendi ruhumu ilk defa gördüm.(Frekansıma/enerjime göre bazen ısıl ışıl, bazende karanlık cansız ışıklar)Bazen de o gözlerimden gelen ısık karanlığa dönüşüyordu.Şüpelendiğim durumlarda o zamanlar oluyordu sanki o gördüğüm varlık başka bir varlıktı ve benim aynadaki yansımamı manipule ediyordu.Genelde bu olduğunda aynada/cevremde karanlık ısıklarda görüyordum.Bu işin birde aura ile alakası var gibi,ayna bir yansıma yapıyor ama ``aura bir arayüz`` gibi,anlatması zor ama deniyeceğim;Auramın icindeki izleyen ben/benlik/boyut var,1.2.3.4.5.6 yoğunluk icerisindeki olan değişken sonsuz/değişken boyutlar var,Bilgi/farkındalığımın/ruhumun gördüklerimi cözümlemesi var yada anlam vermesi/vermeye calışması var ve bir seylere ``Simdide``odaklanma/konsantire olma konusu var.Bunların hepsini üzerinde düşüp kavradıktan sonra aynada internet gibi herseyi görülebilineceğini zannediyorum.Ama dediğim gibi püf noktası kendi farkındalığımız ve enerji alanımızın/auramızın durumu....

Uyumlanma konusu bence,benim ayna ile uyumlanmam deyilde, aynanın benim uğraşlarımla/calışmam ile bana/aurama uyumlanlası durumu...birde niyet faktörü var.Ve bu düşünceleri takip ettiğimde, kahinlerin kendi auralarını uyumlayıp izleyebildikleri fikrine ulaşıyorum.Bu uyumlanma toprağa,suya,aynaya,cama,taşa/kristale,epifize/3.göz...ilede olabilir diye düşünüyorum/tahmin ediyorum.

Psikopatlar konusu bence, dünya varlıklarının beynine yerlestirilmis/indirilmiş bir beyin virüsü/program gibi birsey.Ve bu virüslü portallarda/yarı-ademlerde kesinlikle cok tehlikeli yada cok tehlikeli biolojik silahlara/askerlere dönüsebiliyorlar.

Ve bu virüslü insan kılıklı rezillerin güc merkezlerini ele gecirdiklerini yada Karanlık güclerin/enerjilerin bu aracları kullanarak kolektif bilinci, yapay bir bilincle/matrixle 70 bin yıldır ele gecirdiklerini/gecirmeye calıstiklarini hatırlatmak isterim!!!

24 saat izleniyorum,negatifliğe tahrik ediliyorum,yasamımı bloke etmeye ve cehenneme cevirmeye calışıyorlar vede bu makinalar ne yaptıklarının farkında bile değiller,vede bir yerden kontrol/kumanda ediliyorlar!!!

Gözünüz açık,kalbiniz temiz olsun dostlarım...

Kalbinde cözülmeden kalan herşey icin sabırlı ol.Cevapları şimdi arama.Şu anda cevaplar sana verilmez,cünkü sen henüz onlarla yaşayamazsın.Bu,herşeyi o an yaşama meselesidir.Şu anda soruyu yaşaman gerekiyor.Belki daha ileride,farkına bile varmadan,günün birinde kendini cevabı yaşarken bulacaksın.(Rayner Maria Rilke)

Kalbiniz temiz,gözleriniz acik olsun kardeslerim!!!Bize heryer matrix...!Hasaki Osaka

Edited by - bigsenfoni on 20/09/2017 22:43:44
Go to Top of Page

gerçek tosun paşa


393 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 22/09/2017 :  16:53:59  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Çeviri ve emeklerin için teşekkürler bozadi. Trumpın uzun süredir üstünde durulması ve şimdi yapacak çok birşey yok gibisinden bir noktaya bağlanması dikkatimi çekti.
Go to Top of Page

macka


171 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 25/09/2017 :  13:30:32  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
TEŞEKKÜRLER BOZADİ

Gerçek her zaman gönlünüzün dilediği değildir.Ancak gönlünüz arındıkça onu bulacaksınız,şüphesiz
Go to Top of Page

Ysengrimus


2 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 03/10/2017 :  01:10:04  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Ellerinize sağlık, harika bir çeviri ve düzenleme. Teşekkür ederiz.

Enter the core of nature,
No earthly mind can enter,
But I will wear the sun,
Bound to others,
We see many things
Go to Top of Page

yucelulu


102 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 03/10/2017 :  11:08:01  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Teşekkür ederim.
Go to Top of Page

bozadi


7033 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 03/10/2017 :  18:53:05  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Ben de sizlere teşekkür ediyorum arkadaşlar.
Go to Top of Page

Arayis


32 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 12/10/2017 :  22:21:10  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Herkese selamlar. Cok sukur evdeyim 3 gündür kendıme bıraz geldım. 1000 kusur sayfa okudum celselerı. Bazı yorumlarda bulunmak istiyorum ve bazı sorular tabi. Bundaki amacım tabiki sizin iç dünyanıza güvendiğimden bazı kesfetmem gereken seyleri sayenizde (daha evvel kesfettıgınızı bılerek) kısa zamanda kesfetmek cunku zaman az :)

Ayrıca isim sırasında yasadıgım bir olayı anlatacağım baskasına anlatsam dalga gecerler o yüzden ilk burda anlatacagm. Bunun algı yanılması olabileceğini düşünüyorum ama sizin yorumunuza da güveniyorum. Gercek hayatta bunu kimseye anlatmadım

Celseler de dogruluk yuzdesı vs konuları vardı. Bir de celsenın dogruluk oranının celseye katılanların psikolojik durumlarıyla düşünce durumlarıyla doğrudan ilgili oldugu söylendi. Bu durumda hiç bir gerçeğin saf olamayacağını söyleyebilirmiyiz siz ne düşünüyorsunuz? Yani bulunduğumuz yoğunlukta saf gerçeklik mümkün değilmidir.

Beklenen dalga konusunda sunları sormak istiyorum. Öngördükleri tarih aralığında olmadı bu ya da ben farketmemiş olabilirim. Zaten kendileri de bunun kesin olmadığını söylediler bunda sorun yok. Son celseleri de okumadım daha oralara gelmedim ama acaba hala bu konuda bir yorumları var mı. Siz bu dalga konusunda ne düşünüyorsunuz temel olarak.

Aynı dönemlerde bir çok kişiye kanallama şeklinde benzer bilgilerin (elbette farklar vardır) verilmesi normal bir durummu. Ve kasyopyalılar dikkat ettiğim kadarıyla baska bilgi veren kaynaklardan konu acıldıgında sanki hoslanmıyolar gibi his doğuyor bende. Neden böyle hissediyorum ?

Şimdi size yasadığım olayı anlatmak istiyorum; 23/09/17 gece 0200-0300 arası bir saat tam net hatırlamıyorum. 0000-0400 vardiyasındayım. batı afrika da nijerya körfezinde seyir halindeyiz. Ama sahilden çok uzakta verdik rotayı çünkü korsanlık faaliyetleri oluyor bide çok küçük balıkcı tekneleri cirit atıyor oralarda. Köprüüstünde 2 adet bilgisayarımız vardı bir tanesinde seyir programı açıktır diğeride normal kullanım için. Bu normal olanda müzik açtım. Uykum aralansın diye sancak tarafta bulunan kethıl a bastım su kaynasın kahve yapayım diye. düğmesine bastım sonra ön tarafa doğru kollarımı koydum geminin puruvasına doğru baktım 5 sn geçmedi tam puruva hizasının en tepesinde ileride ama bir ışık parladı ve iz bırakarak denize düştü. ben zaten karanlıktan korkarım normalde kalbim küt küt atması lazımdı ama sakin kalmaya çalıştım. yaklasık 3 sn düşüsünü izledim.kitlendim kaldım o 3-4 sn. göktaşı sandım ama bu yakındı o yüzden dedim bu denizde dalga yapar şimdi diye geldi hemen aklıma. hemen denizi gözlemeye basladım bir yandan düşünüyorum dalgayı görürsem ne yaparım nası bir manevra yapmam gerekir diye. insanları uyandırırım alarma basarım vs.

sonra 5 dk falan geçti. harita masassının yanına geçtim. tepe lambasını açtım. lambayı açtım 3-5 sn sonra sağ bileğim üzerinde ani bir yanma hissettim. iç tarafında. hemen bileğime baktım elle birleşme noktasında 2 adet uzun onun 1,5 parmak altında da 2 adet kısa. bunların ortasında da bunlardan daha kısa bir tek çizik gördüm.

işte bu anda bende film koptu. dedim ya zaten karanlıktan korkuyorum hemen açtım tüm ışıkları harita masasının arkasındaki koltuğa yaslandım sırtımı verdim oraya. bir yandan da elimi nereye çarptımda bu izler oldu diye düşünüyordum. acı vardı. kesik jilet kesiği gibi ama öylede değil. kızarıklıktan tam net görünmüyorlardı

ertesi gün kızarıklıklar geçmiş ve izler kalmıştı. ve sonra farkettimki aynı elimin bu izlerin olduğu yerin daha gerisinde aynı şekilde bir çizik daha oluşmuştu.bunlar da aynı onun gibiydi. o izden hiç bir eser kalmamıştı ama vaktinden önce üstündeki kabuk gibi şeyi soyarsam gne aynı şekil kabuk oluşuyordu çok ince bir kabuk iyileşene kadar çıkıyordu. iyileşinde iz gidiyordu. bir kaç gün oldu en son çıkanlar gözlenebilir durumdaydı su an tamamen yok oldu. izler çok düzgünde yatay sekilde.

şonra daha da düşündüm sağ kalçamın bele yakın kısmında 3 adet delik gibi şeyler çıktı nizami üst üste dikey şekilde. bu izler kaybolmadı.

şimdi bunu anlattım çünkü acaba algı yanılmasımı yaşıyorum. ama gördüğüm o düşen şey gerçekti bu izler gerçekti. nasıl olabildi bu anlamıyorum. Okuduklarımdan mı etkilendim acaba cünkü kaçırılmalardan çok sık bahsediliyor bunu yapanların zaman sorunu olmadığından bahsediliyor. sonra düşündüm acaba orada 3 sn içerisinde bir sürü şey olduda ben mi hatırlamıyorum diye.

ÇOK UZUN OLDU ÇOK ÖZÜR DİLERİM

Go to Top of Page

bigsenfoni


891 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 12/10/2017 :  23:20:24  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  bigsenfoni Kullanıcısının kişisel sayfasını Ziyaret edin  Alıntı Ekle
Belki de heyecandan dolayi farketmeden ellerini biryerlere sürtüp kestirmisindir,ve kalcandaki durum da asagj yukari böyle olmustur.Yada bir ufo kazasina sahit oldugun icin sana bir iki birseyler uyguladilar.

Celselerin gercekligine inanilmasi biraz da kisinin bilgi bankasina ve bilgiyi özümsemesine bağli,aklin yatarsa (düsünde matrisindeki diger bilgikerle doğru kaynastirilmasi)inanirsin yatmazsa(yanlis bilgi ve puzilda eksik parcalar)ve inanmazsin,aslinda burada önemli olan "öz"ü/ruhu genisletmek/yükseltmek ki yükseldikce daha cok seyler görülebiliniyor.Kisilik bölünmeleri genelde kör inaclardan,yanlis bilgilerin üzerine yerlestirilmis/biriktirilmis bilgilerden meydana geliyor.

Birde birsey hakkinda bilgi sahibi olmak o seyi görebilmeyi sağlar,buna o seyi cekmekte dahil!evrenin isleyisi cok derin bir konu...

Usta katman katman gercekliklerin icinden gecerken kimseleri yargilamadan,takilip kalmadan bastigi topraklarda emin ve dikkatli adimlarla ufuğa dogru ilerlemelidir.Yatay olarak Kat edilen her boyutun bitisi diger bir boyutun baslangicidir.Özümsenen bilgi diger boyutun yüksekliğini tayin eder (görebilme kapasitesi;görebilinen düsünce boyuta girersin)varlik bu sekilde hem genisler hem yükselir.

Kalbinde cözülmeden kalan herşey icin sabırlı ol.Cevapları şimdi arama.Şu anda cevaplar sana verilmez,cünkü sen henüz onlarla yaşayamazsın.Bu,herşeyi o an yaşama meselesidir.Şu anda soruyu yaşaman gerekiyor.Belki daha ileride,farkına bile varmadan,günün birinde kendini cevabı yaşarken bulacaksın.(Rayner Maria Rilke)

Kalbiniz temiz,gözleriniz acik olsun kardeslerim!!!Bize heryer matrix...!Hasaki Osaka
Go to Top of Page

gerçek tosun paşa


393 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 12/10/2017 :  23:37:38  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Selam Arayış. Evine hoş geldin o halde. Geçmiş olsun. Yaşadıklarını paylaştığın için teşekkürler uzunluğuna hiç takılma.

Celseler bende de büyük merak uyandırmıştı ve sürekli okuyordum. Şu an aynı celseyi defalarca okumuş haldeyimdir. Okuduğunu anlayıp pekiştirebilmen ayrı ve uzun bir süreç olacaktır. Bu süreçten çokça zevk alacağını düşünüyorum.

Celseler hiç bir zaman %100 diyebileceğimiz saflıkta olmazlar evet. Bu ayrıca evrenin dengesiyle de ilgilidir. Bilgi tek kaynaktan dağıtılmaz ve beklenmemelidir. Bulunduğumuz boyut her üst boyutunun içerisinde olduğu için saf gerçeklik aynı zamanda heryerde. Tabi bu kavram yazıldığı kadar basit değil.
Dalganın geliş süresinin yakın olduğunu söylüyorlar bu konuda forumda tartışmalar da mevcut. Ama gerçekliği ve dalganın gelişini ardından sonrasını gezegende yaşayan insanların tutum ve eğilimleri temel hatlarla belirleyecek bu zamanın linear hatlarla tek bir düzlemde ilerlememesiyle alakalı bir kavram.

Kasyopyalılar başka iletişimde oldukları varlıklar hakkında bilgiyi özgür irade gereğince açıkça vermezler. Bu konuyu özel olarak gizlemelerine dair bir hisse kapılmadım. Çok çeşitli yollarla bilgi paylaşımını bir çok boyuttan varlık çeşitli kanallarla veriyor ve verecek evet bunu kendileri de söylediler zaten.

Yaşadığın olay gerçekten enteresan ama ne gördüğünü ve hissettiğini kendin bulmalısın onun dışında bigsenfoninin dediklerine katılıyorum.
Go to Top of Page

bozadi


7033 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 13/10/2017 :  10:42:46  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Sevgili Arayis, ben de birkaç görüşümü paylaşayım dile getirdiğin hususlarla ilgili olarak:

Bulunduğumuz boyutta ve tüm boyutlarda gerçeklik elbette vardır ama 3. boyut, Ra'da daha uzun anlatılan "perdeleme" denen bir mesele yüzünden evrensel gerçekliklerin belki de en çok karanlıkta kaldığı boyut gibi görünüyor. Bu perdeleme olayının bence temel anlamlarından biri, buradaki varlıkların BH-KH arasındaki seçim iradelerinin tamamen özgür koşullarda gerçekleşmesi anladığım kadarıyla. Evrensel gerçekler tamamen çıplak bir şekilde görülebiliyor olsaydı, o zaman KH'yi seçme imkanı sıfıra yakın olurdu diye düşünüyorum. BH otomatik ve adeta "bedavaya" seçilirdi, yeterince mücadelesi verilmezdi, yeterince "istendiği" ve "hak edildiği" anlaşılamazdı.

Bir de, 3. yoğunluk öğrencilerinin zihin yapıları, bilgi sınırlılıkları, egoları vs. gibi nedenlerle bilincin çarpıtılması, dumura uğratılması çok mümkün hale geliyor. BH-KH güçleri arasında bazı mücadeleler var. KH güçleri egemen olmak için çok ciddi müdahalelerde bulunuyorlar insanların hayatları ve akılları üzerinde. Tüm bu faktörler nedeniyle içinde bulunduğumuz boyutta sabit, istikrarlı bir bilinç durumunu muhafaza etmek çok zorlaşıyor. İşte celselerde "çalışma" (work) denen şey, bu kadar belirsizliğe, kaosa, travmaya rağmen istikrarlı bir bilinç durumunu besleyip muhafaza etmek ve güçlendirmek üzere mücadele etmek anlamına geliyor. 4'e mezun olup bu bataklıktan kurtulmanın yolu bu gibi görünüyor. 3. boyut ille "bataklık" olarak deneyimlenmek zorunda değil, insanlığın kendi hikayesinde KH'leşmesi, yani egosunun güçlenmesi ve böylece daha büyük egoların kurbanı haline gelmesi meselesi bataklık haline getirdi deneyimimizi. Işığa, selamete doğru ilerlemek istesek bile, egosal arzu ve korkular ve bilgi yetersizlikleri nedeniyle kolayca arzu ve korkulara ve aldatmalara kapılıp yoldan çıkabiliyor veya uzaklaşabiliyoruz. İşte "çalışma" ve "ağ çalışması" kavramları, insanların bu egosal arzu ve korku bataklığından kurtulmak üzere işbirliği yapmasına göndermede bulunuyor.

Celselerde çok fazla bilgi (veya "iddia" da diyebiliriz) yükü var. Her bilginin herkese hitap etmesi mümkün değil. Hangisinin ne ölçüde doğru olduğunun bilinmemesi bile özgür irade açısından bir fayda sağlıyor. Herkes olaya kendisine hitap eden bir bilgi veya bilgi dizisi üzerinden konsantre olabiliyor. Eğilim yeterince pozitif olduktan sonra, celselerden veya başka bilgi kaynaklarından edinilen bilgiler arasındaki uyuşmazlıkların çok sorun yaratacağını sanmıyorum veya yaratmak zorunda değil. Ama elbette az-çok uyumlu bilgilere sahip insanlar arasında işbirliği gelişmesi genelde daha kolay oluyor.

"Dalga" belirli bir tarihi ifade etmiyor tahmin edebileceğin gibi. Geniş bir tarih aralığını ifade ediyor ve şu anda o sürecin, yani dalganın bizzat içindeyiz. Yani dalga geldi zaten ama en kuvvetli yerinden, yani örneğin ortasından geçtiğimizi sanmıyorum, daha başlarındayız. Bu 4. yoğunluk dalgası sürecinin ne kadar süreceğini bilmiyoruz ama ben bunun yüzyıllar süreceğini hiç sanmıyorum. Çok daha kısa süre içinde tamamlanacağını tahmin ediyorum çünkü örneğin Laura'ların 4. yoğunluğa geçiş süreci içinde bir misyonu olacağı söylendi. Yani örneğin Laura'nın ortalama kalan ömür süresi içinde olacak bu bence. Zaten gelişen olaylar bunu gösterecektir. Dünyadaki siyasi güç mücadelelerinin ve aynı zamanda doğal afet olayların çok hızlı ve ilginç bir şekilde tırmandığına şahitlik ediyoruz. Tüm bunlar "dalganın" etkisiyle meydana geliyor. Hep birlikte olağanüstü bir sürece şahitlik ediyoruz ve bizi çok ama çok daha ilginç zamanların beklediğinden şüphe duymuyorum. Ama aynı zamanda tüm bu olup bitene yeterince yüksekten veya derinden bakılacak olursa, evrenin sonsuzluğu içinde toplu iğne başı kadar bile büyük olmayan bir küre üzerinde küçücük, kısacık ve bambasit bir doğal süreç olarak da görülebilir durum. Ne kadar çok açıdan bakılabilirse, o kadar zengin bir deneyim olur sanırım.

K'lar başka kaynakların çok sık ve yoğun bir şekilde gündeme getirilmesini pek desteklemiyorlar, çünkü gündeme getirilebilecek kaynakların çoğu epeyce sorunlu. O yüzden, sürekli olarak "şu kötü, bu bozuk, şu çok az isabetli, şu şu kadar sapmış" diye sürekli olarak "yargılamaları" gerekecek ve bu da alıcı tarafta benzer bir yargılayıcı ego tırmanışına neden olabilir. Yargılama ille KH/egosal olmak zorunda değildir. Doğru, isabetli ve vicdansız olmadığı sürece yargılama (şu şudur, bu budur demek) egosal olmak zorunda değildir ama sürekli olarak birşeylerin doğruluğu ve yanlışlığı veya uygunluğu/uygunsuzluğu hakkında yorumda bulunmak, egoya doğru kayış eğilimi meydana getirebilir (ki ben bu sorunu kendimde gözlemliyorum zaman zaman). Şunu da belirtmek gerekir ki K'ların oldukça olumlu şekillerde göndermede bulunduğu pek çok kaynak, yazar, isim vs. de oldu (bazılarını hiç sorulmadığı halde kendileri gündeme getirdiler diye hatırlıyorum). Yani K'lar farklı bilgi kaynaklarına her zaman soğuk veya olumsuz bir tavır sergilemediler ve hatta kendileri dahil hiçbir bilgi kaynağına "tek gerçeklik" olarak yaklaşılmaması gerektiği konusunda uyarıda bulundular. Her türlü kaynağın araştırılıp içerdikleri bilgilerin bir yapboz gibi birleştirilmesi gerektiğini savundular.

Yaşadığın esrarengiz olayla ilgili yapıtığın açıklamalara bakarak bunun bir UFO'yla karşılaşma ve kaçırılma deneyimi olduğundan şüphe duymuyorum kendi adıma. Herkes kaçırılabilir, yapılan müdahalelerin ve bilinç programlama çabalarının şu veya bu ölçüde başarısı olabilir. Bu biraz da kaçırılanın kendi bilinç ve ruhsal eğilim durumuna, ilgili dönemdeki deneyim durumuna bağlı biraz da. Bizimle ilgilenen veya uğraşayan KH eğilimli dünyadışı varlıklar bilinç düzeyi ve teknoloji bakımından bizden ne kadar üstte olurlarsa olsunlar, evrenin/hayatın/varlığın sahibi değiller sonuçta. Evet, onlar da hayatın ve tanrının birer parçası ama seçtikleri yol onları yok oluşa sürüklüyor. O yüzden gözleri dönmüş bir şekilde sonsuz güç arayışı içinde çevrelerindeki herkesi ve herşeyi kontrolleri altına almak için çaba gösteriyorlar ama bunda mutlak ve kalıcı bir başarı elde etmeleri mümkün değil. Senin veya herhangi birimizin üzerinde büyük bir kontrol gücüne sahip olabilmeleri için bizim de onlara benzememiz, onların frekanslarına yaklaşmamız, yani bir bakıma onlara asimile olmamız gerekir. Yani onlar gibi evrenden, herkesten, herşeyden nefret etmemiz, tüm varoluşa karşı korkunç bir sevgisizlik, nefret ve yok etme eğilimi duymamız gerekir. O yüzden yaşam koşullarımızda mümkün olduğu kadar nefreti, kaosu, işkenceyi artırmaya gayret ediyorlar. Çünkü doğal olarak 3. yoğunluktaki insanların çoğu bilinç açısından çok toydur, cahildir, çocuktur, o yüzden de yaşam ortamlarındaki deneyimleri onları belirler. Yaşam ortamlarında ne görüyor, ne yaşıyorlarsa, tüm evrene, tüm varoluşa karşı bakış açıları da buna göre şekillenir. Hayatımızda aldatmanın, işkencenin, sömürünün bu kadar fazla olması nedeniyle, insanların çoğu da evreni/hayatı/varoluşu güvensiz, aldatıcı, işkence edici olarak görür ve dolayısıyla da varoluşa karşı güvensizlik ve öfkeleri bilinçaltından artış gösterir. Bu, dünyadaki ve dünya dışındaki KH güçlerinin "çocukları" (çocuksu/yeniyetme ruhları) asimile etme sürecidir. "Çalışma" denen şey biraz da bununla, yani KH asimilasyonuyla mücadele etme sürecidir ve adeta akıntının tersine yüzüş ve hatta şelaleye tırmanan balıkların mücadelesi gibi birşeydir bu koşullarda. Evrensel bilgi ve farkındalık arttıkça bu mücadelenin zorluğu azalır.
Go to Top of Page

Arayis


32 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 13/10/2017 :  10:46:53  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen bigsenfoni

Belki de heyecandan dolayi farketmeden ellerini biryerlere sürtüp kestirmisindir,ve kalcandaki durum da asagj yukari böyle olmustur.Yada bir ufo kazasina sahit oldugun icin sana bir iki birseyler uyguladilar.

Celselerin gercekligine inanilmasi biraz da kisinin bilgi bankasina ve bilgiyi özümsemesine bağli,aklin yatarsa (düsünde matrisindeki diger bilgikerle doğru kaynastirilmasi)inanirsin yatmazsa(yanlis bilgi ve puzilda eksik parcalar)ve inanmazsin,aslinda burada önemli olan "öz"ü/ruhu genisletmek/yükseltmek ki yükseldikce daha cok seyler görülebiliniyor.Kisilik bölünmeleri genelde kör inaclardan,yanlis bilgilerin üzerine yerlestirilmis/biriktirilmis bilgilerden meydana geliyor.

Birde birsey hakkinda bilgi sahibi olmak o seyi görebilmeyi sağlar,buna o seyi cekmekte dahil!evrenin isleyisi cok derin bir konu...

Usta katman katman gercekliklerin icinden gecerken kimseleri yargilamadan,takilip kalmadan bastigi topraklarda emin ve dikkatli adimlarla ufuğa dogru ilerlemelidir.Yatay olarak Kat edilen her boyutun bitisi diger bir boyutun baslangicidir.Özümsenen bilgi diger boyutun yüksekliğini tayin eder (görebilme kapasitesi;görebilinen düsünce boyuta girersin)varlik bu sekilde hem genisler hem yükselir.



Aynen bigsenfoni büyük ihtimalle göktaşını görünce çok yakın gibi geldi heyecanlandım ondan oldu bende böyle düşünüyordumda sizden de duymak istedim. Gördüğüm şey büyük ihtimalle göktaşıydı yakında oldugundan çok parlak göründü onun heyecanıyla dediğin büyük ihtimal doğru bir yerlere sürttüm elimi zaten dikkatsiz biriyimdir kendime şaşırıyorum bazen bu şekilde nası çalışıyorum denizde diye :D ama bırakıcam inşallah dua edin :)

Celselerin gerçekliğine dediklerine katılıyorum. Şöyle bişey de var mesela kesin gerçeklik belirten şeyler isim-zaman gibi bunların bazılarını kontrol de etmişler sanırım ve teyit almıslar. diğer geniş çaplı konularda zaten çoğu şeyi insanın kendisine bırakıyorlar bu da senin dediğin şeye çıkıyor

Psikolojik sorunlarım çok herkes gibi kendi kendimi düzeltirim diye uğraşıyorum epeydir. Düzgün bi insan olmak için en azından çaba sarfedersem bunun karşılığında bişeylerin farkına varıp huzurlu bir insan olurum diye düşünmek istiyorum. Bahsettiğin ilerleyiş olmadan bunların olması mümkün değil gibi gözüküyor. Mücadeleyi bırakmamak lazım sanırım


Go to Top of Page

Arayis


32 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 13/10/2017 :  11:02:30  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen gerçek tosun paşa

Selam Arayış. Evine hoş geldin o halde. Geçmiş olsun. Yaşadıklarını paylaştığın için teşekkürler uzunluğuna hiç takılma.

Celseler bende de büyük merak uyandırmıştı ve sürekli okuyordum. Şu an aynı celseyi defalarca okumuş haldeyimdir. Okuduğunu anlayıp pekiştirebilmen ayrı ve uzun bir süreç olacaktır. Bu süreçten çokça zevk alacağını düşünüyorum.

Celseler hiç bir zaman %100 diyebileceğimiz saflıkta olmazlar evet. Bu ayrıca evrenin dengesiyle de ilgilidir. Bilgi tek kaynaktan dağıtılmaz ve beklenmemelidir. Bulunduğumuz boyut her üst boyutunun içerisinde olduğu için saf gerçeklik aynı zamanda heryerde. Tabi bu kavram yazıldığı kadar basit değil.
Dalganın geliş süresinin yakın olduğunu söylüyorlar bu konuda forumda tartışmalar da mevcut. Ama gerçekliği ve dalganın gelişini ardından sonrasını gezegende yaşayan insanların tutum ve eğilimleri temel hatlarla belirleyecek bu zamanın linear hatlarla tek bir düzlemde ilerlememesiyle alakalı bir kavram.

Kasyopyalılar başka iletişimde oldukları varlıklar hakkında bilgiyi özgür irade gereğince açıkça vermezler. Bu konuyu özel olarak gizlemelerine dair bir hisse kapılmadım. Çok çeşitli yollarla bilgi paylaşımını bir çok boyuttan varlık çeşitli kanallarla veriyor ve verecek evet bunu kendileri de söylediler zaten.

Yaşadığın olay gerçekten enteresan ama ne gördüğünü ve hissettiğini kendin bulmalısın onun dışında bigsenfoninin dediklerine katılıyorum.



Hoşbulduk gerçek tosun paşa (her okudugumda gülüyorum bu niki:D)
Bu dalga, yoğunluklar ve mesela 4.yoğunlukla ilgili bilgiler vs insanı heyecanlandırıyor gerçekten. Bu konuyla ilgili sormamın sebebide bu durumun heyecan verici olması galiba ve bilgileri özümsemek kadar güzel olan bişey varsa o da özümsenmiş bilgileri hazır almak :D o yüzden soruyorum ve alıyorum istediğimide teşekkür ederim

kasyopyalılar, playdesliler vs tüm 6.yoğunluk kanal bilgilerini verenlerin aynı varlıklar oldugunu söylemişlerdi yanlıs hatırlamıyorsam. bu durum da bütün bu kanallama yapanların ortak calısması gerekmiyor mu ya da bu varlıkların bunu yapması daha mantıklı olmazmıydı diye düşünüyor insan ama tabiki bun da da anlayamadığım birsey vardır mutlaka
Go to Top of Page

Arayis


32 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 13/10/2017 :  14:22:43  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen bozadi

Sevgili Arayis, ben de birkaç görüşümü paylaşayım dile getirdiğin hususlarla ilgili olarak:

Bulunduğumuz boyutta ve tüm boyutlarda gerçeklik elbette vardır ama 3. boyut, Ra'da daha uzun anlatılan "perdeleme" denen bir mesele yüzünden evrensel gerçekliklerin belki de en çok karanlıkta kaldığı boyut gibi görünüyor. Bu perdeleme olayının bence temel anlamlarından biri, buradaki varlıkların BH-KH arasındaki seçim iradelerinin tamamen özgür koşullarda gerçekleşmesi anladığım kadarıyla. Evrensel gerçekler tamamen çıplak bir şekilde görülebiliyor olsaydı, o zaman KH'yi seçme imkanı sıfıra yakın olurdu diye düşünüyorum. BH otomatik ve adeta "bedavaya" seçilirdi, yeterince mücadelesi verilmezdi, yeterince "istendiği" ve "hak edildiği" anlaşılamazdı.

Bir de, 3. yoğunluk öğrencilerinin zihin yapıları, bilgi sınırlılıkları, egoları vs. gibi nedenlerle bilincin çarpıtılması, dumura uğratılması çok mümkün hale geliyor. BH-KH güçleri arasında bazı mücadeleler var. KH güçleri egemen olmak için çok ciddi müdahalelerde bulunuyorlar insanların hayatları ve akılları üzerinde. Tüm bu faktörler nedeniyle içinde bulunduğumuz boyutta sabit, istikrarlı bir bilinç durumunu muhafaza etmek çok zorlaşıyor. İşte celselerde "çalışma" (work) denen şey, bu kadar belirsizliğe, kaosa, travmaya rağmen istikrarlı bir bilinç durumunu besleyip muhafaza etmek ve güçlendirmek üzere mücadele etmek anlamına geliyor. 4'e mezun olup bu bataklıktan kurtulmanın yolu bu gibi görünüyor. 3. boyut ille "bataklık" olarak deneyimlenmek zorunda değil, insanlığın kendi hikayesinde KH'leşmesi, yani egosunun güçlenmesi ve böylece daha büyük egoların kurbanı haline gelmesi meselesi bataklık haline getirdi deneyimimizi. Işığa, selamete doğru ilerlemek istesek bile, egosal arzu ve korkular ve bilgi yetersizlikleri nedeniyle kolayca arzu ve korkulara ve aldatmalara kapılıp yoldan çıkabiliyor veya uzaklaşabiliyoruz. İşte "çalışma" ve "ağ çalışması" kavramları, insanların bu egosal arzu ve korku bataklığından kurtulmak üzere işbirliği yapmasına göndermede bulunuyor.

Celselerde çok fazla bilgi (veya "iddia" da diyebiliriz) yükü var. Her bilginin herkese hitap etmesi mümkün değil. Hangisinin ne ölçüde doğru olduğunun bilinmemesi bile özgür irade açısından bir fayda sağlıyor. Herkes olaya kendisine hitap eden bir bilgi veya bilgi dizisi üzerinden konsantre olabiliyor. Eğilim yeterince pozitif olduktan sonra, celselerden veya başka bilgi kaynaklarından edinilen bilgiler arasındaki uyuşmazlıkların çok sorun yaratacağını sanmıyorum veya yaratmak zorunda değil. Ama elbette az-çok uyumlu bilgilere sahip insanlar arasında işbirliği gelişmesi genelde daha kolay oluyor.

"Dalga" belirli bir tarihi ifade etmiyor tahmin edebileceğin gibi. Geniş bir tarih aralığını ifade ediyor ve şu anda o sürecin, yani dalganın bizzat içindeyiz. Yani dalga geldi zaten ama en kuvvetli yerinden, yani örneğin ortasından geçtiğimizi sanmıyorum, daha başlarındayız. Bu 4. yoğunluk dalgası sürecinin ne kadar süreceğini bilmiyoruz ama ben bunun yüzyıllar süreceğini hiç sanmıyorum. Çok daha kısa süre içinde tamamlanacağını tahmin ediyorum çünkü örneğin Laura'ların 4. yoğunluğa geçiş süreci içinde bir misyonu olacağı söylendi. Yani örneğin Laura'nın ortalama kalan ömür süresi içinde olacak bu bence. Zaten gelişen olaylar bunu gösterecektir. Dünyadaki siyasi güç mücadelelerinin ve aynı zamanda doğal afet olayların çok hızlı ve ilginç bir şekilde tırmandığına şahitlik ediyoruz. Tüm bunlar "dalganın" etkisiyle meydana geliyor. Hep birlikte olağanüstü bir sürece şahitlik ediyoruz ve bizi çok ama çok daha ilginç zamanların beklediğinden şüphe duymuyorum. Ama aynı zamanda tüm bu olup bitene yeterince yüksekten veya derinden bakılacak olursa, evrenin sonsuzluğu içinde toplu iğne başı kadar bile büyük olmayan bir küre üzerinde küçücük, kısacık ve bambasit bir doğal süreç olarak da görülebilir durum. Ne kadar çok açıdan bakılabilirse, o kadar zengin bir deneyim olur sanırım.

K'lar başka kaynakların çok sık ve yoğun bir şekilde gündeme getirilmesini pek desteklemiyorlar, çünkü gündeme getirilebilecek kaynakların çoğu epeyce sorunlu. O yüzden, sürekli olarak "şu kötü, bu bozuk, şu çok az isabetli, şu şu kadar sapmış" diye sürekli olarak "yargılamaları" gerekecek ve bu da alıcı tarafta benzer bir yargılayıcı ego tırmanışına neden olabilir. Yargılama ille KH/egosal olmak zorunda değildir. Doğru, isabetli ve vicdansız olmadığı sürece yargılama (şu şudur, bu budur demek) egosal olmak zorunda değildir ama sürekli olarak birşeylerin doğruluğu ve yanlışlığı veya uygunluğu/uygunsuzluğu hakkında yorumda bulunmak, egoya doğru kayış eğilimi meydana getirebilir (ki ben bu sorunu kendimde gözlemliyorum zaman zaman). Şunu da belirtmek gerekir ki K'ların oldukça olumlu şekillerde göndermede bulunduğu pek çok kaynak, yazar, isim vs. de oldu (bazılarını hiç sorulmadığı halde kendileri gündeme getirdiler diye hatırlıyorum). Yani K'lar farklı bilgi kaynaklarına her zaman soğuk veya olumsuz bir tavır sergilemediler ve hatta kendileri dahil hiçbir bilgi kaynağına "tek gerçeklik" olarak yaklaşılmaması gerektiği konusunda uyarıda bulundular. Her türlü kaynağın araştırılıp içerdikleri bilgilerin bir yapboz gibi birleştirilmesi gerektiğini savundular.

Yaşadığın esrarengiz olayla ilgili yapıtığın açıklamalara bakarak bunun bir UFO'yla karşılaşma ve kaçırılma deneyimi olduğundan şüphe duymuyorum kendi adıma. Herkes kaçırılabilir, yapılan müdahalelerin ve bilinç programlama çabalarının şu veya bu ölçüde başarısı olabilir. Bu biraz da kaçırılanın kendi bilinç ve ruhsal eğilim durumuna, ilgili dönemdeki deneyim durumuna bağlı biraz da. Bizimle ilgilenen veya uğraşayan KH eğilimli dünyadışı varlıklar bilinç düzeyi ve teknoloji bakımından bizden ne kadar üstte olurlarsa olsunlar, evrenin/hayatın/varlığın sahibi değiller sonuçta. Evet, onlar da hayatın ve tanrının birer parçası ama seçtikleri yol onları yok oluşa sürüklüyor. O yüzden gözleri dönmüş bir şekilde sonsuz güç arayışı içinde çevrelerindeki herkesi ve herşeyi kontrolleri altına almak için çaba gösteriyorlar ama bunda mutlak ve kalıcı bir başarı elde etmeleri mümkün değil. Senin veya herhangi birimizin üzerinde büyük bir kontrol gücüne sahip olabilmeleri için bizim de onlara benzememiz, onların frekanslarına yaklaşmamız, yani bir bakıma onlara asimile olmamız gerekir. Yani onlar gibi evrenden, herkesten, herşeyden nefret etmemiz, tüm varoluşa karşı korkunç bir sevgisizlik, nefret ve yok etme eğilimi duymamız gerekir. O yüzden yaşam koşullarımızda mümkün olduğu kadar nefreti, kaosu, işkenceyi artırmaya gayret ediyorlar. Çünkü doğal olarak 3. yoğunluktaki insanların çoğu bilinç açısından çok toydur, cahildir, çocuktur, o yüzden de yaşam ortamlarındaki deneyimleri onları belirler. Yaşam ortamlarında ne görüyor, ne yaşıyorlarsa, tüm evrene, tüm varoluşa karşı bakış açıları da buna göre şekillenir. Hayatımızda aldatmanın, işkencenin, sömürünün bu kadar fazla olması nedeniyle, insanların çoğu da evreni/hayatı/varoluşu güvensiz, aldatıcı, işkence edici olarak görür ve dolayısıyla da varoluşa karşı güvensizlik ve öfkeleri bilinçaltından artış gösterir. Bu, dünyadaki ve dünya dışındaki KH güçlerinin "çocukları" (çocuksu/yeniyetme ruhları) asimile etme sürecidir. "Çalışma" denen şey biraz da bununla, yani KH asimilasyonuyla mücadele etme sürecidir ve adeta akıntının tersine yüzüş ve hatta şelaleye tırmanan balıkların mücadelesi gibi birşeydir bu koşullarda. Evrensel bilgi ve farkındalık arttıkça bu mücadelenin zorluğu azalır.




Yorumların için saol bozadi

Kutsal metinlerin bildirdiği imtihan meselesi kendisini gene doğruluyor o zaman.

Normalde bu konuları konustugum gerçekte bir arkadaşım bile yok. En yakın arkadaşımla bile bunların konusunu bile açmıyoruz. Bunu yapmak için aynı düşünce çizgisinde bulunmak gerekiyor heralde ve bu düşüncelerin paylaşılması. Burası bu ağ çalışması yapılan yerlerden biri diyebiliriz.

"K'lar başka kaynakların çok sık ve yoğun bir şekilde gündeme getirilmesini pek desteklemiyorlar, çünkü gündeme getirilebilecek kaynakların çoğu epeyce sorunlu. O yüzden, sürekli olarak "şu kötü, bu bozuk, şu çok az isabetli, şu şu kadar sapmış" diye sürekli olarak "yargılamaları" gerekecek ve bu da alıcı tarafta benzer bir yargılayıcı ego tırmanışına neden olabilir." bunu hiç düşünmemiştim gerçekten bu aklıma yattı. O zaman bu varlıklar her söylediklerini çok ince elekten geçirerek söylüyolar diyebiliriz

"("Çalışma" denen şey biraz da bununla, yani KH asimilasyonuyla mücadele etme sürecidir ve adeta akıntının tersine yüzüş ve hatta şelaleye tırmanan balıkların mücadelesi gibi birşeydir bu koşullarda. Evrensel bilgi ve farkındalık arttıkça bu mücadelenin zorluğu azalır.)"
Katılmamak mümkün değil şu cümleye. İnsan hayatı boyunca defalarca pes ediyor ve defalarca tekrar baslıyor. Bunu sağlayan şey bu tanımladıgın sey olsa gerek

Go to Top of Page

bozadi


7033 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 16/10/2017 :  21:05:29  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
K forumda yeni bir celse yayınlandığını haber verdi bir arkadaşım sağolsun. Yarın gün içinde çok meşgul olacağım muhtemelen ama akşama doğru çevirisine başlayıp 10-11 gibi paylaşmış olurum diye umuyorum.
Go to Top of Page

gerçek tosun paşa


393 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 16/10/2017 :  21:18:30  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
şimdiden kolay gelsin bozadi, tam göz atıyordum ben de :)

Edited by - gerçek tosun paşa on 16/10/2017 21:19:18
Go to Top of Page

Gavroche


5 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 16/10/2017 :  23:56:50  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
kolay gelsin, merakla bekliyorum.

Go to Top of Page
  Önceki Konu Mesaj Sonraki Konu  
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Forum Seç:
Başkalarına Hizmet Forumu © Kasyopya celselerini ve diğer mesajları farklı ortamlara kopyalamadan önce lütfen izin isteyin: [email protected] Yukarıya git
Snitz Forums 2000

Design by Sizinsayfaniz.com

Bu sayfa 0,39 saniyede oluşturuldu.