Başkalarına Hizmet Forumu
Başkalarına Hizmet Forumu
Ana Sayfa | Bilgilerim | Kayıt Yaptır | Aktif Konular | Forum Üyeleri | Site içi Arama
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni Hatırla
Şifre hatırlatma servisi

  Forum
 Spiritüalizm Konuları
 Şifa Enerjileri ve Kişisel Gelişim
 Ay'ın Evrelerinin Üzerimizdeki Olası Etkileri
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Yazar  Mesaj Sonraki Konu  

bozadi


7033 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 05/10/2017 :  15:00:56  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Bugün tam dolunay günü sanırım. Bir süredir Ay'ın farklı evrelerinin hayatımızdaki olası etkilerine dair gözlemler yapmaya çalışıyorum. Pek de sıkı bir gözlem yapamadım ama konuya ilgim giderek artıyor.

Bildiğiniz gibi celselerde Ay'a yapılan referansların çoğu negatif nitelikte. Hatta dolunayda özellikle dikkatli olunması gerektiği yönünde bir izlenim ediniyorum. Örneğin Laura'ların değerli taş "yükleme" işlerini kesinlikle dolunay zamanlarında yapmadıklarını okumuştum; Ay'ın, daha doğrusu Ay ışığının en zayıf olduğu "yeni ay" dönemlerinde yapıyorlarmış bunu.

Elbette kişiden kişiye veya zamandan zamana değişen faktörler olabilir ama yine de "genel" manada isabetli, tutarlı bazı bilgi ve rehberliklere ulaşıp ulaşamayacağımızı merak ediyorum.

Daha önce forumun farklı bölümlerinde Ay'ın ve astrolojideki yönettiği burç olan Yengeç'in bazı temsilleriyle ilgili yorumlar paylaşmıştım. Bu anlamda Ay veya Yengeç burcunun kendisinde zorunlu bir yapısal negatiflik yok elbette. Belirli bir burç negatif veya bir başka burç pozitif değildir, her burcun pozitif ve negatif potansiyelleri vardır. Konunun astrolojik yönleriyle ilgili olarak daha sonra müsait bir vaktimde bir özet geçmek isterim.

Astronomik olarak, Ay'ın kendi ışığı olmaması, Güneş'in ışığını yansıtıyor olması gibi bir durum var. Ama bizler özellikle dolunay gecelerinde Ay'ı azımsanamayacak bir ışık kaynağı olarak görürüz. Halbuki Ay o sırada Dünya'nın öbür tarafını aydınlatmakta olan Güneş'ten aldığı ışığı yansıtmaktadır yalnızca, kendi ürettiği bir ışık yoktur. Ay'ın bu yansıtıclığı bir yandan çekici ve estetik bir durum meydana getirirken, bir yandan da "yanıltıcılık/sahtelik" faktörünü akla getiriyor sanki.

Tabi bu arada konuyla, yani Ay'ın evrelerinin genel olarak dünya ve özellikle insan yaşamının psikoloji dahil çeşitli yönleri üzerindeki etkilerine dair kaynak taraması yapıp burada bir araya getirmenin faydalı olacağını sanıyorum. Muhtemelen Türkçe web kaynaklarında da konuyla ilgili birşeyler mevcuttur.

Dolunay veya Ay'ın diğer evrelerinin yaşamımız üzerindeki etkilerine dair fikirlerimizi, varsa deneyimlerimizi de paylaşabiliriz.

Benim muhtemelen yeterince gözleme dayalı olmayan ilk izlenimime göre, dolunay süreçleri gergin ve aşırılıklara eğilimli, dikkatli olunması gereken süreçler olabiliyor. Duyguların mantığı bastırması nedeniyle dikkatsizlik ve bu nedenle zarara uğrama ihtimalinin artması gibi bir durum olabileceğinden şüpheleniyorum. Ama bu ille her dolunay vaktinin olumsuz bir aurada geçtiği veya geçeceği anlamına gelmiyor elbette. Belki mantığın duygusallığa fazla baskın olduğu durumlarda dengeleyici bir etkisi de olabilir.

"Gerileyen/retrograde Merkür" de bu bağlamda üzerinde durulabilecek bir başka astro faktör olabilir. Astrolojiyle yakından ilgilenmiş olmama rağmen şimdiye kadar ne Ay/Dolunay, ne de retro-Merkür etkileri üzerinde ciddiyetle düşünmemiştim doğrusu. Hala çok ciddiye almıyorum ama biraz bu konuda bilgimi, dikkatimi artırmaya çalışıyorum.

bozadi


7033 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 05/10/2017 :  15:11:52  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Ay'ın evrelerini takip etmek için yararlanılabilecek bir web sitesi:

http://www.moongiant.com/phase/today/

Bugünü %100 dolunay olarak göstermiş.
Go to Top of Page

gerçek tosun paşa


393 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 05/10/2017 :  15:46:05  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Bozadi bu konu bence bizim için önemli. Senin gibi tam olarak titiz bir çalışma gibi olmasa da bir kaç yıldır ve özellikle son aylarda ayın etkilerini gözlemlemeye çalışıyorum. Ayın etkilerinden neyi anlatmaya çalıştığını çok iyi anladım. Ben ayı sevmiyorum. :) Belki dolunay zamanı etkilerini sevmiyorum demem daha doğru bir ifade olacaktır. Yaptığım gözlem ve deneylerde ki en az 10 adet kendime denek belirledim çıkarımlarımı kısa bir özet şeklinde anlatayım o halde.

Öncelikle şehir yaşamında ne ay ne samanyolu hak getire. Zaten insanların kozmik bir parça olduğu bilinci yerine instagramdan yemek fotosu paylaşma dürtüsü çok daha kuvvetli. Yani kimsenin dolunay yarım ay hava karanlık açık haberi yok ama zaten nasıl olacak ki? Gökyüzüne bakınca pis bir grilikten başka belli olan bir şey yok.(Büyük şehirleri ışık ve hava kirliliğini referans alıyorum) İncelediğim kişilerde asla ay ve ay ile alakalı bir bilinç oluşturmadım. Kişisel eğilim ve dürtülerini iyi bildiğim kişilerdi. Benzer konularda ki fikirlerini stabil ruh hallerinde almaya çalıştım bu derin bir muhabbete tutulma ve etkileyici telkinlerden sonra kişinin kendini özgürce bırakması gibi düşünülebilir. Ayın öncesinde hafiften bir yaşam sevincinin düşmesi durumu söz konusu. Bu ruh enerjisinin bedene yansımasında olan azalmayı çağrıştırıyor bana ama şunu unutmamak lazım bu kişiler ay zamanı geldiğinde özel olarak olağandışı bir şey yaşamıyor içinde tuttukları sorunları ve sıkıntılı düşünceleri dışa vuruyorlardı. Yani negatif yüklenmeler oluyor. Bu evreyi kuluçka olarak adlandırabilirim.

Daha geniş açıdan bakarsak kişi üstünde durmadığı bir derdini, çözmesi gereken bir sorunu külfet olarak hissediyor ve vicdanına vuruyor. "Bir şey yapmalıyım fakat yapamıyorum" tarzında iç çekişmeler yaşanıyor. Ama bu bilinçaltından yükselen bir ses. Hiç kimse bana gelip bu yazdığım cümleleri kurmadı.

Benim hiç sevmediğim nokta ayın geçmeye başladığı 1 haftayı kapsayan dönem. Bu dönem ilk kuluçka evresine oranla çok daha göreceli. Buraya eylem evresi denilebilir. Çok iddialı konuşmak istemiyorum ama belirli farkındalığa sahip kişiler için bu evrede kesinlikle negatif dış müdahaleler olabileceğini düşünüyorum. İçeride bastırılan anti-kahraman yani içimizde bastırdığımız hoşumuza gitmeyen tüm yönler ve düşüncelerin dışarıya bir adım atmak için cesareti bulduğu evre. Burda kilit nokta şu sağlam bir irade ve öngörüye sahip olanlar yapmayacakları şeyleri yapmazlar ama olmayanlar onları hoş olmayan durumlara çekebiliyor enteresan gelebilir gözlemlediğim kişiler için konuşuyorum ve kendimi de işin içine katıyorum iç sıkıntıları geçtim beklenmedik telefonlar, iş ve okulla ilgili saçma sapan detaylar ve fevri hareketler o stabil ruh yapısında ki keskin değişiklikler burada davet alıyor.

Spontane işler çıkıyor, ani planlar çıkıyor. İşin çok enteresan boyutu bu enteresan ve beklenmedik çağrı ve işlere nasıl yaklaşmak gerektiği? Çünkü bunlar çekici şeyler ve kafada hemen neden olmasın diye bir soru belirten durumlar oluyor. Mesela bir kaç gündür kafam çok yoğun kendimi kaybetmişim gittim güneşin altında taşıma ufak bir enerji yüklemesi yaptım ve kafamda ne zamandır yapmaya çalıştığım şeyleri eyleme geçirme isteği duyarken senin başlığını görünce jetonum düştü. Tabi nasıl olduğunu bilemem ama ayın insanlar üzerinde büyük bir yönlendirme gücü olduğundan şüphe duymuyorum. Kendimi sıkıntılı hissettiğim zaman ay hareketlerine bakıyor ve dolunayın henüz geçtiğini görüyorum. Kafama takılan bir diğer nokta gezegene gelen pozitif enerjiyi ay kırabilir mi bu evrede? Yani mesela gündüz güneşli bir günde bunu hesaplayabilmem oldukça zor ama belki öğrenebiliriz :)

Son olarak daha spesifik örnekler verip yazıyı bitiriyorum. Bozadi kullandığın "aşırılıklara eğilim" kavramını çok yerinde buldum. Duyguların mantığı bastırması -duygusal insanlarda- , mantığın duyguyu bastırması fakat aynı anda mantığın sapması da mantığını elden bırakmamaya çalışan insanlarda çok net gözlemlediğim bir detay oldu.

Gözlemlediğim 3 kişi ki bunlar ruhsal olarak birbiriyle çalışması gerektiğini düşündüğüm 3 ünün de ortak noktasının ben olduğum kişilerdir, uzun süredir sakin geçen özel hayatlarında ay sonrası karşı cinsleri tarafından yoğun duygusal ve cinsel çekimlere hiç beklenmedik şekilde kapılmış ve kendileri bile anlam verememelerine rağmen anlamsız bir koşuşturmacaya kapılmışlardır. 3 farklı sosyal hayat ve çevreye sahip kişinin aynı zaman diliminde bunları yaşayıp seçimlere zorlanması bana tesadüften öte gelmiştir ve bu konula ilgili yaptığım ilk gözlem değildir.

Edited by - gerçek tosun paşa on 05/10/2017 15:51:58
Go to Top of Page

bozadi


7033 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 05/10/2017 :  16:20:35  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Wau, sen benden çok daha hevesli, dikkatli ve ayrıntılı gözlemler yapmışsın anladığım kadarıyla gtp! :) Sevindim buna. Deneyimlerini, yorumlarını ilgiyle okudum.

1-"Ayın öncesinde hafiften bir yaşam sevincinin düşmesi durumu söz konusu."
2- "Benim hiç sevmediğim nokta ayın geçmeye başladığı 1 haftayı kapsayan dönem."

İlk cümlede dolunaydan önceki haftayı, ikinci cümlede de dolunaydan sonraki haftayı kastediyorsun değil mi? Bu arada bir aylık süreyi şu şekilde mi dörde bölmek gerekiyor acaba:

1- karanlık ay haftası (ayın görünmediği veya çok ince göründüğü)
2- büyüyen ay haftası
3- dolunay haftası (tam ve yaklaşık dolunay)
4- küçülen ay haftası

Bu şekilde bölmek isabetliyse, bu dört sürecin kendine has döngüsel özelliklerini keşfetmeyi çok isterim doğrusu. Senin anlattıklarını da böyle bir şemaya uydurmaya çalışıyorum adeta otomatik olarak.
Go to Top of Page

gerçek tosun paşa


393 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 05/10/2017 :  16:29:29  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Teşekkür ederim Bozadi. Evet Ay kelimesini Tam Dolunay Zamanını belirtmek için kullandım. Ay öncesi tam dolunay halinden önce 2-4 günlük bir süreç. Ay sonrası ise tam dolunay halinden sonra takiben 1 haftayı bulan bir süreç. Bu süreçleri Ay'ın bir ay içerisinde gözlemlenebilen şekillerinden çok yarattığı enerjisel farklılıkları hesaba katarak hesapladım. Muhtemelen bu 4'e böldüğümüz ay hareketlerinin etkisi önemlidir.

Gerekli astrolojik bilgi üzerine çalıştıktan sonra bu geçişlerin yılın hangi dönemlerinde yoğun olduğunu da açıklayacağım. Şimdilik herkesin değil fakat insanların büyük çoğunun Temmuz ayında ve mevsim geçişlerinde anlattıklarımı yoğun olarak yaşadığını düşünüyorum.
Ekinoksların doğrudan veya dolaylı bir etkisi olması bizi şaşırtmayacaktır.

Edited by - gerçek tosun paşa on 05/10/2017 16:33:37
Go to Top of Page

bozadi


7033 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 05/10/2017 :  16:30:35  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle

Bu arada Ay ve Güneş arasındaki şekilsel ilişkinin şu yönü de ilginç tabi: Güneş, Güneş sisteminin en büyük unsuru. Ay ise Güneş sistemindeki en küçük gök cisimlerinden biri. Ama Dünya'dan bakıldığında Ay (dolunay) ve Güneş hemen hemen eşit büyüklükte birer disk olarak görünüyor. Maddi/şekilsel durumun manevi yorumları için olası bir ipucu olarak düşünülebilir belki.

Go to Top of Page

bozadi


7033 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 05/10/2017 :  16:33:30  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen gerçek tosun paşa

Teşekkür ederim Bozadi. Evet Ay kelimesini Tam Dolunay Zamanını belirtmek için kullandım. Ay öncesi tam dolunay halinden önce 2-4 günlük bir süreç. Ay sonrası ise tam dolunay halinden sonra takiben 1 haftayı bulan bir süreç. Bu süreçleri Ay'ın bir ay içerisinde gözlemlenebilen şekillerinden çok yarattığı enerjisel farklılıkları hesaba katarak hesapladım. Muhtemelen bu 4'e böldüğümüz ay hareketlerinin etkisi önemlidir.
Teşekkürler gtp. Müsait vaktimde evrelerin manevi veya psikolojik anlamlarına dair açıklama içeren web kaynaklarını araştırıp bunlardan özet paylaşmaya gayret edeceğim.
Go to Top of Page

gerçek tosun paşa


393 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 05/10/2017 :  16:44:08  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen bozadi


Bu arada Ay ve Güneş arasındaki şekilsel ilişkinin şu yönü de ilginç tabi: Güneş, Güneş sisteminin en büyük unsuru. Ay ise Güneş sistemindeki en küçük gök cisimlerinden biri. Ama Dünya'dan bakıldığında Ay (dolunay) ve Güneş hemen hemen eşit büyüklükte birer disk olarak görünüyor. Maddi/şekilsel durumun manevi yorumları için olası bir ipucu olarak düşünülebilir belki.



Çok önemli bir nokta. Sembolik anlatımlar ve çıkarımlar bazen çok basit nitelendirebilirler ama önemleri sanıldığından çok büyük.

İnsanlar haricinde Ay'ın hayvanları etkilediğini de deney yaparak emin oldum. Hayvanların ruhu insanlardan farklı olduğu için onlarda kavramsal çatışmalar ve sürpriz ilişkiler yok. Eğilimleri değişiyor. Üreme ve avlanma eğilimleri kesinlikle bambaşka oluyor. İnsanlarda olduğu gibi Ay öncesi ve sonrası ayıracak kesinliğe ulaşamadım. Çok ilkel bir biçimde gece ay vakti (ay öncesi zifir karanlık dönemlerde de denemelerini yapmıştım) denize açıldım. Ufak bir tekne üzerinde ışıl ışıl Ay ışığıyla balık meralarını ve ağ noktalarını kontrol ettim. Balık durumuyla ilgili balıkçılardan güncel bilgiler aldım. Balık var bolluk var fakat hayvanlar avlanmak yerine üreme dürtüsüne geçmiş gibi davranıyorlar. Ay'ın yarattığı gelgit etkisinin yanında davranışsal farklılıkları olduğunu da her hafta benzer koşullarda balık tutmaya çalışarak anlamış oldum ama bunun aydan daha öte bir şeyle ilgili olduğunu düşündüğüm bir his var içimde.

Bu arada balığa gidip avlanamadı gibi düşünmeyin tüm alışkanlıklarını bildiğim sular ve balıklardan bahsediyorum. :)

Edited by - gerçek tosun paşa on 05/10/2017 16:46:08
Go to Top of Page
   Mesaj Sonraki Konu  
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Forum Seç:
Başkalarına Hizmet Forumu © Kasyopya celselerini ve diğer mesajları farklı ortamlara kopyalamadan önce lütfen izin isteyin: [email protected] Yukarıya git
Snitz Forums 2000

Design by Sizinsayfaniz.com

Bu sayfa 0,17 saniyede oluşturuldu.