Başkalarına Hizmet Forumu
Başkalarına Hizmet Forumu
Ana Sayfa | Bilgilerim | Kayıt Yaptır | Aktif Konular | Forum Üyeleri | Site içi Arama
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni Hatırla
Şifre hatırlatma servisi

  Forum
 Kanal Bilgileri
 Sorguluyoruz
 yaşantıyla ilgili teori
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Yazar Önceki Konu Mesaj Sonraki Konu  

osman1429


23 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 15/10/2017 :  10:44:15  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Yaşamımızın sebebi ve dinlerin, celselerin sebebi gibi şeyleri düşününce bir teori düşünmüştüm. Şimdi sizinlede paylaşmak istiyorum. Bu elbette doğrudur yada yanlıştır diyemeyiz. Hiçbirine. Bunun sebebi yeterince bilgi olmaması, elimizde.

Öğretilerde bahsedildiği gibi
Biz dünya ya yaşamdan ders almak ve sadece tadmak için geldik.(tam hatırlayamadım)

Bana göre dünya sadece bir simülasyon ve biz dünyaya gelmeden önce doğacağımız ortamı seçiyoruz(öğretilerde bahsedilen şekilde)

Ve üst yoğunluktaki biz yaşamımıza biraz müdahale ile yaşamımızı yönlendiriyoruz.

Peki amacımız nedir?

Amacımız öğretilerde bahsedilen ilk başta demeye çalıştığım ama tanımı tam hatırlayamadığımdan beceremediğim şekilde yaşamı tatmak.

Ama aynı zamanda ise kendimizi test ediyoruz. Farklı durumlarda nasıl tepkiler verirdik.Aynı zamanda bilgilenmek ve kenfizi aşmak için.

Hayatınızda hiç düşünürken aklınıza gelen bir fikrin sanki biri size dışardan vermiş gibi geldi mi? Bunun gibi yönlendirme ler yaşamımızdaki değişkenler i ayarlamak için


Arkadaşlar bu teorimi önceden düşünmüştüm. Size aktarmak bugüne imiş. Elbette bende buna tam olarak inanmıyorum.(yetersiz bilgiden)

Ama doğru yada yanlış olsun hepimiz bunun gibi teoriler ile en doğrusu nu bulamaya çalışalım. Eğer sizinde aklınızda varsa paylaşın. Tartışalım.(elbette farklı konu olarak)

Bu konuya gelince fikirler inizi bekliyorum

Astre


115 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 15/10/2017 :  11:48:59  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Temel olarak bakınca ne demek istediğiniz çok iyi anlaşılıyor, yaşamın amacı nedir? En eski ve en zor sorulardan birisidir bu soru, ve yanıtım ne yazık ki spesifik bir yanıt olmayacak -cidden ne şekilde yanıt vereceğimden emin değilim- kişisel görüşüm zeki enerji durağan olmaktan bıktı ve tecrübe edinme ihtiyacı hissetti, yeni duygular,eylemler,yaşantılar denemek istedi ve bir süreç başlamış oldu. Her canlı/cansız gerek gezegensel bazda gerek ise evrensel bazda öneme sahiptir, her şey ama her şey bağlantı içerisindedir ve biri birini tamamlayarak bir bütün oluşturur. Siz 5 yoğnulukta bu "hikayelerden" (yaşamlardan/deneyimlerden) birine girip öğenmeyi seçtiniz ve yaşantınızı deneyimliyorsunuz -eğer siz bunu istemeseydiniz kaynağa geri dönerdiniz diye düşünüyorum-. Hiç film izlerken oyun oynarken veya kitap okurken, "Ben olsaydım farklı olurdu" şeklinde düşündünüz mü? 5 Yoğunlukta bulunan siz bunu düşündü ve uygun bulduğu bir filme,oyuna,kitaba girdi ve onu deneyimliyor. 5 Yoğunluk sizi okuyucu siz ise hikayesiniz -deneyimsiniz-. Durum bu derecede açıktır, her zaman her şeyin bir nedeni var ve bir bütün ile koparılamaz bir bağ halindedir, bazen olanları algılayamasak bile olanlar olmaya devam ediyor ve küçük/büyük etkilere sebep oluyor -bknz: Kelebek Etkisi- fikirler farklı yollarla verilebilir ve bazen bunu düşündüğüm oluyor, size önerim sakin ve stabil bir durumdayken sessiz ışık geçirmez bir ortama gidin -illa ışık geçirmemesi gerekmiyor, sizi rahatsız edecek ve zihninizi meşgul edecek şeyler olmasın yeter- ve rahat bir pozisyonda oturun -mümkünse ayna karşısı- ardından kendinize sorular sorun, örneğin; "Bugün neden bunu yedim?","Neden bunu yaptım?","Bu düşünce neden sürekli kafamda cereyan ediyor, bana ait mi?" gibi sorular sorun ve yanıtları alın eğer tutarsızlık olursa ve içinizde ki yanıtların size ait olmadığını düşünürseniz -şüphelenseniz dahi- bu durumda parazit/negatif manipülasyon gibi durumlar söz konusu olabilir. Yönlendirmeler konusu aşırı geniş ve garip bir konu, örneğin; "Bir gün dışarıdayım ve yanımdan biri geçiyor ama tam ilgilendiğim -yardıma ihtiyacım olduğu- konuda telefon ile konuşuyor,ve bir süre aynı yolda yürüyoruz." gibi bir örnek vermem mümkündür. Bazen sistem/dış KH -veya bir ihtimal BH- güçleri sizi belli durumlarda birilerine yönlendiriyor -aynı şekilde onlarıda sizi- bu kişi ile karşılaşmam son anda oldu ve neden oraya gittiğimden bile emin değilim doğrusu (isteselerdi yönlendirme ile beni öldürebilirlerdi bile - son celselere bakın), bunları sürekli düşünüyorum ve içimi dökmek bu konuya kısmetmiş :)
Go to Top of Page

bozadi


7173 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 15/10/2017 :  16:19:10  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Güzel bir konu başlığı. İkinize de paylaştığınız sorular ve görüşler için teşekkür ederim.

Ben bu forumda sıkça konusu geçen kaynakların da etkisiyle, bu konuda veya bu soruda yeterince büyük veya belki yeterince basit ve doğal düşünemediğimiz sonucuna varıyorum. (Üstteki mesajlarda doğrudan gözlemlediğim bir sorun değil bu, sadece genelde gözlemliyorum). Elbette zamanla değişebilecek olan mevcut bakış açımla, sorunun daha önce çeşitli şekillerde tartışması yapılan monoteist sendromla yakından bağlantılı olduğunu düşünüyorum.

Egomuz yoluyla o kadar acizleştirildik, o kadar korkutulduk ve sindirildik ki, sürekli olarak bir "efendinin", herşeyi belirleyebilen bir üst otoritenin evreni/hayatı/herşeyi kurduğuna ve bizi daha düşük bilinç ve irade gücündeki varlıklar olarak yaratıp bu evrenin/hayatın içine salıp bizi sınadığına ve buna göre ödül-ceza vermekte olduğuna ikna olmuş durumdayız sanki, doğrudan veya dolaylı olarak. Bu görüş kısmen doğru, kısmense yanlış şu anki bakış açıma göre ve belki de "yanlış" bulduğum kısmına daha fazla odaklanma gereği duyuyorum çoğu zaman.

Tuhaf bir ikili durum var. Aslında anlaması bir yandan zor değil, çok basit ve doğal birşey ama bizim içinde bulunduğumuz çarpıklıklar nedeniyle zorlaşıyor biraz kavramak. Birbirine çok zıt görünen iki şeyin aynı anda gerçek ve hatta bir olmasıyla ilgili birşey bu. Madalyonun iki yüzü örneğinde olduğu gibi, bir demir paranın "yazı" ve "tura" yüzleri vardır. İkisi aynı paranın iki yüzüdür ama aynı zamanda birbirinin zıddıdır ve birbirinden ayrı görünür. Ve bizler öyle tuhaf veya kötü bir durumun içindeyiz ki, paranın "ya yazı, ya tura" olabileceğini düşünüyoruz, aynı anda ikisi olabileceğini, ikisinin "bir" olabileceğini anlamakta zorlandığımız bir durumdayız. Elbette normalde paranın ya yazı ya tura olması sadece yazı-tura oyunu sırasında anlamlı hale gelen birşeydir, normalde paranın yazılığını-turalığını düşünmeyiz. Ama işte bizler nasıl bir anormal durumdaysak, hiç bitmeyen bir yazı-tura oyununun içinde gibiyiz. Ve para ya yazı olmak zorundadır, ya tura. Bunun aslında gerçek olmayan, yapay bir oyun/varsayım olduğunu unutmuşuz ve beynimiz yıkanmış gibi ("gibi"si fazla) ve paranın yazılığına-turalığına feci şekilde hipnotize olmuş durumdayız ve paranın "birliğine/tekliğine" adeta körleşmişiz. Parayı bir bütün olarak göremiyoruz bir türlü.

Paranın bir yüzü diyor ki, sen tüm varoluşun ta kendisisin; onun tüm bilgisi, gücü, güzelliği ve sevinci senin/sensin.

Paranın diğer yüzü diyor ki, sen varoluşun içinde sadece bir birey olarak mevcutsun ve varoluşun asli/bütünsel bilgisine ve gücüne sahip değilsin. Dolayısıyla acizsin.

İşin aslında yazı ve tura diye birşey yok, sadece para var ve paranın iki yüzü aynı ve bir olan paraya ait. Yani paranın iki yüzü olması yanıltıcı denebilecek birşey. Tek bir basit gerçek var ve o gerçek üstteki her iki önermeyi eşzamanlı olarak kapsıyor ama biz içinde bulunduğumuz durumun sınırlılıkları ve şiddetli bazı olumsuzlukları nedeniyle gerçeği bir bütün olarak görmekte çok zorlanıyoruz. Müsait zamanımda, buradaki tartışmanın akışına da bağlı olarak görüşlerimi daha net ifadeye etmeye, örneklemeye çalışacağım. Kendim de anlamaya çalışıyorum hala.
Go to Top of Page

bozadi


7173 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 15/10/2017 :  16:48:23  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Şöyle bir ilginç durum da var, özellikle içinde bulunduğumuz 3. yoğunluk açısından:

Paranın bir yüzünü BH, diğer yüzünü KH ile ilişkilendirmeyi denediğimizde, BH ve KH'nin de en nihayetinde bir olduğu şeklinde bir sonuç ortaya çıkıyor. İşte bana göre bu çıkarımın da aynı anda hem doğru, hem de yanlış olması şeklinde de ayrı bir ikilem görüntüsü var ama aslında bu bir ikilem veya çelişki veya paradoks değil ama bunu anlamak kolay değil.

BH ve KH'nin iki zıt kuvvet olarak varlığı hem doğru, hem de değil. Yani ikisi hem aynı şey (yani "bir"), hem de iki farklı şey (zıt). Tıpkı yazı-tura oyununda paranın aynı anda hem yazı, hem de tura olması kabul edilemeyeceği gibi, bu durumu anlamlandırmak da kolay değil sanırım.

Elektriğin artı ve eksi kutupları örneği üzerinde düşünülebilir belki fikir yürütmek için. Benim da kafam karışık aslında tüm bu konularda, belirsiz ve şüpheli kalan pek çok şey oluyor.
Go to Top of Page

bozadi


7173 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 15/10/2017 :  17:59:21  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Son mesajımda yazdığım husus üzerinde düşününce, ilk mesajımda yazdığım "yazı-tura diye birşey yok, sadece tek ve bir olan para var" ifadesinin de mutlak doğru olmadığını, bunun da aynı anda hem doğru, hem de yanlış olduğu sonucuna varıyorum. Yani para aynı anda hem tek, hem de ikili (iki-yüzlü) ve bu bir çelişki değil, sadece bizim açımızdan görmesi/anlaması kolay olmayan birşey.

Daha da karmaşıklaştırmamak ümidiyle, şu algımı da paylaşayım: Tek olan paranın yazı-tura diye iki zıt yöne sahip olması, elimizdeki kaynakların "İlüzyon" dediği kavramla yakından bağlantılı sanki. Yani yazı-tura zıtlığının varlığı bir ilüzyon (ama aynı zamanda değil). Çünkü para aslında tek. Ama tek olan para yine de yazı ve turayı içeriyor ve "sanki" iki zıt yapıya sahipmiş gibi görünüyor. İlüzyon "aslında olmayan" anlamında kullanılır ama garip bir şekilde yine de var. İçeriği geçici ve değişken olabilir (ve bu yüzden "yalan" ve "sahte" olarak tanımlanır) ama ilüzyonun, yani ilüzyon mekanizmasının kendisi hep var, hep mevcut. Çok ilginç.
Go to Top of Page

osman1429


23 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 15/10/2017 :  20:42:01  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Asıl ben sana bozadi ve astre ye yorumu için teşekkür ederim.

Astre dediğin gibi ama ruhların yolculuğu kitabını okuyurken , okumaya bugün başladım :), elbette önceden gelen şüphelerden. Kötünün olmadığına inanmaya başladım. Zaten eskiden düşündüğüm.

Her kitapta(3 büyük dinin) tanrının sevgisi olduğu gibi gazabınınsa olduğu ve bizi bu dünya ya sınamak için yolladı.

Şimdi iyilik= melek
Kötülük= şeytan

İşin kafa karıştıran yeri
Tanrının sevgisi=iyilik
Tanrının gazabı=kötülük

İyilik iyi insanar ve meleklerin yardımı ile gerçekleşiyorken

Kötülük şeytanın desteği olduğu kabul edliebilir değilmi arkadaşlar.

Ama aslında şeytan tanrıya hixmet ediyor çünkğ o olmasaydı bizi yoldan çıkaracak ve sınayacak olmazdı( nefis tartışmalı) buda şeytan ı tanrı nın hizmet karı yapar ve bh ın dediği gibi tanrıya yaklaşmanın tek yolu değil iki yolu olduğu fikri ortaya çıkar. Star wars daki gibi bişe #128512;
Go to Top of Page

osman1429


23 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 15/10/2017 :  20:43:46  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen bozadi

Son mesajımda yazdığım husus üzerinde düşününce, ilk mesajımda yazdığım "yazı-tura diye birşey yok, sadece tek ve bir olan para var" ifadesinin de mutlak doğru olmadığını, bunun da aynı anda hem doğru, hem de yanlış olduğu sonucuna varıyorum. Yani para aynı anda hem tek, hem de ikili (iki-yüzlü) ve bu bir çelişki değil, sadece bizim açımızdan görmesi/anlaması kolay olmayan birşey.

Daha da karmaşıklaştırmamak ümidiyle, şu algımı da paylaşayım: Tek olan paranın yazı-tura diye iki zıt yöne sahip olması, elimizdeki kaynakların "İlüzyon" dediği kavramla yakından bağlantılı sanki. Yani yazı-tura zıtlığının varlığı bir ilüzyon (ama aynı zamanda değil). Çünkü para aslında tek. Ama tek olan para yine de yazı ve turayı içeriyor ve "sanki" iki zıt yapıya sahipmiş gibi görünüyor. İlüzyon "aslında olmayan" anlamında kullanılır ama garip bir şekilde yine de var. İçeriği geçici ve değişken olabilir (ve bu yüzden "yalan" ve "sahte" olarak tanımlanır) ama ilüzyonun, yani ilüzyon mekanizmasının kendisi hep var, hep mevcut. Çok ilginç.



Elbette her nekadar var olduğunu bilsekte ondan Kurtalamıyoruz sanırım bozadi usta
Go to Top of Page

bozadi


7173 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 15/10/2017 :  21:00:28  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen osman1429

Elbette her nekadar var olduğunu bilsekte ondan Kurtalamıyoruz sanırım bozadi usta
Hiç, geçici de olsa ilüzyondan tamamen kurtulduğunu hissettiğin ve hatta bildiğin oldu mu osman1429? Aklında hiç böyle bir izlenim, anı var mı? Bu arada "geçici" derken, K'ların "sonsuza kadar süren bir an" ifadesine de göndermede bulunmuş olayım.
Go to Top of Page

osman1429


23 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 15/10/2017 :  22:18:47  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen bozadi

<blockquote id="quote"><font size="2" face="Trebuchet MS, Verdana" id="quote">Eklenti:<hr height="1" noshade id="quote">Orjinal Mesajı Ekleyen osman1429

Elbette her nekadar var olduğunu bilsekte ondan Kurtalamıyoruz sanırım bozadi usta
Hiç, geçici de olsa ilüzyondan tamamen kurtulduğunu hissettiğin ve hatta bildiğin oldu mu osman1429? Aklında hiç böyle bir izlenim, anı var mı? Bu arada "geçici" derken, K'ların "sonsuza kadar süren bir an" ifadesine de göndermede bulunmuş olayım.
[/quote]

Evet bazen oluyor ama bu saniyeler bile sürmüyor. Bulutu yakalamaya çalışmak derler ya işte onun gibi. Herşeyi anlayacakmışsın gibi oluyor ama elinden kayıp gidiyor. Sanırım böylesi daha iyi değilmi diğer türlü bilincimin kaldırabileceğini sanmıyorum
Go to Top of Page

bozadi


7173 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 15/10/2017 :  22:58:32  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen osman1429

Evet bazen oluyor ama bu saniyeler bile sürmüyor. Bulutu yakalamaya çalışmak derler ya işte onun gibi. Herşeyi anlayacakmışsın gibi oluyor ama elinden kayıp gidiyor. Sanırım böylesi daha iyi değilmi diğer türlü bilincimin kaldırabileceğini sanmıyorum

Son cümleni çok ilginç buluyorum. Üzerinde epeyce durulabilecek birşey. Bilincimizin o bütünsel pozitif farkındalığı kaldırıp kaldıramaması meselesi. Bizler KH'nin egemen olduğu bir yaşayış ve düşünüş hali içindeyiz genellikle. İşte bizzat bu nedenle, dolu dolu bir BH farkındalığına ermek aynı zamanda ciddi bir risk meydana getirebilir. Çünkü o zaman şimdiye kadar bildiğin, gördüğün, yaşadığın, "alıştığın" hayat anlayışını terk etmen gerekiyor. Çünkü bizim kötü de olsa alıştığımız bu yaşam şekli ciddi oranda KH'nin egemenliği altında. BH'nin gerçeklik anlayışı, bizlerin alıştığı gerçeklik anlayışından çok farklı. İşte bu nedenle, kimbilir, belki bazen koşullar uygun olduğu halde "BH moduna" yaklaşmaya korkuyor ve çekiniyor bile olabiliriz.
Go to Top of Page

osman1429


23 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 16/10/2017 :  07:13:02  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Evet bozadi. Bunun için bir alışma evresi gerekiyor sanırım, uzun bir.

Tek başına çok zor olmalı daha çok bazı alanlarda olduğu gibi bir hoca ile kolay olacaktır kanaatimce zaten bunu görüyor uz değil mi çoğu uygulamada
Go to Top of Page

bozadi


7173 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 16/10/2017 :  11:19:55  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Zaman zaman KH modunun bataklıklarında kıvrandığımın iyice farkına vardığım bazı durumlarda, o durumdan BH moduna doğru nasıl ilerleyebileceğimi bulmak için konsantre olmaya çalışırım. BH modu derken, elbette tam/gerçek/mutlak bir BH düzeyini kastetmiyorum doğal olarak, daha ziyade ortalama KH/BH frekans aralığımla karşılaştırıldığında nispeten BH frekanslarına doğru bir ilerleyiş. Çoğu zaman değilse bile, bazen bu çabada bir başarı elde ettiğim olur.

Başarılarımından bazılarında olan şey, o an içinde bulunduğum KH frekanslarıyla boğuşmayı bırakmaktır. KH frekansı derken, elbette o an o mutlaka insanın dert edindiği bir "konu" vardır, ve hatta çoğu zaman "pek çok konu". Zaten insan KH frekanslarının derinlerine doğru kaydığı zaman, aklına ne gelirse gelsin, o konuyu olabilecek en karanlık, en ümitsiz, en kızgın şekilde tahayyül etmekten sakınamama halinde buluyor kendini çoğu zaman. Bu beyana da şöyle bir şerh düşmek zorunda hissediyorum: Bu söylediğim genel eğilimi nispeten BH yönünde olan biri için geçerli doğal olarak. Yani eğer bir şahıs BH'den ziyade KH'ye eğilimliyse veya en azından geçici olarak bile olsa KH'ye güçlü bir şekilde meylettiği bir haldeyse, o durumda KH'leşmek bir sıkıntı veya berbatlık olarak deneyimlenmez herhalde, tam tersine bir başarı ve coşku hali olarak deneyimlenir muhtemelen. Ama BH yönündeki eğilimi az çok güçlenmiş olan bir insan zaman zaman herhangi bir nedenle KH frekans ağlarına dolandığı zaman, bunu çoğu durumda ciddi bir berbatlık olarak deneyimler.

Ve işin kötüsü, insan o anda yaşadığı sorunun, tıpkı bir sineğin örümcek ağına yakalanması gibi, KH ağına yaklanma durumu olduğuyla yüzleşmekte zorlanır. O anda illa ki olumsuzluk deneyimine sebep veya mazeret teşkil eden dışsal bir "konu" vardır. Yoksa da kısa bir süre içinde bir konu oluşması ve çoğalması kolaydır. Ve ne yazık ki insan o anda sebep/mazeret olarak görünen sorunun çözümlenmesinden veya bir hırsın giderilmesinden de çok büyük bir rahatlama ve sakinleşme bulamayabileceğini sezer. Çünkü asıl sebep dışsal değil, içseldir. Dışarıda görünen sorun yalnızca bir mazerettir çoğu durumda. Kişinin kendisi anladığı veya tam olarak anlamadığı bir sebeple ruhsal/manevi olarak KH örümceğinin ağına yaklanmış gibidir, son derece negatif birşeye maruz kalmakta olduğunu ve durumun giderek de berbatlaşabileceğini sezmektedir. Ve bunun sorumluluğunun büyük ölçüde kendine ait olduğunu da sezer derinden derine ve bu da çok moral bozucu etki yapar. Bu, görünürde çok belirgin bir sebebi olmayabilecek içsel bir travma hali gibidir. Ama genellikle dışsal olaylarla içsel olaylar arasında önemli sebep-sonuç ilişkileri vardır ve gerçekten de dışsal negatif olaylar bizi bazen kolayca içsel bir KH bataklığına sürükleyebilir.

Kendimi herhangi bir nedenle öyle bir içsel manevi bataklığın içinde bulduğumda, bazen yeterince akıllıca davranmayıp, tüm meselenin tamamen o dışsal olumsuzlukla ilgili olduğunu, birisinin bana bir haksızlık yapmasıyla ilgili olduğunu varsayarım. Bu doğrudur veya değildir ama doğru olsa bile benim kendi kendime yapmakta olduğum şey çoğu durumda dış dünyada bana yapılan olası bir haksızlıktan çok daha berbat sonuçlar yaratmaktadır. Ve ne yazık ki insan böyle bir haldeyken özellikle etrafındaki yakınlarıyla da ciddi sorunlar yaşayabiliyor, özellikle de karşıdaki senin nasıl bir hal içinde olduğunu anlamayıp, sakin ve dikkatli davranmayıp yangına körükle gitmek anlamına gelen tepkiler verirse. Gerçekten çıldırtıcı durumlar, şu veya bu şiddette "cinnetler" yaşanabiliyor.

İşte, özellikle de tek başımayken böyle bir kısırdöngünün içinde olduğumun farkına vardığım durumlarda, yani o anda dışta sorun olarak görünen şeyin sadece bir mazeret olduğunu, asıl sorunun o olmadığını, içsel olduğunu, kendimle tüm hayat/varoluş arasındaki ilişkiye dair bir mesele olduğunu az-çok anlayıp ne yapabileceğimi düşünmeye çalıştığımda, beni her zaman değilse bile bazen başarıya taşıyan şeylerden biri, KH ağıyla boğuşmayı, debelenmeyi bırakmaktır çünkü bu boğuşma genellikle insanın o ağa daha fazla dolanmasıyla sonuçlanır. İşin kötüsü, insan öyle bir durumda daha önce gayet güzel bir şekilde inandığı, güvendiği, adeta avucunun içi gibi bildiği pozitiflikle bağlantı da kuramıyor kolay kolay. Pozitif inançlar, farkındalıklar, bilgiler, güvenler, sevgiler yalan oluyor adeta. Ve bu da insanı çıldırtan faktörlerden biri diğeri. Feci bir güvensizlik, sahtelik, kızgınlık ve berbatlık hissi çöküyor. Bu tür durumlarda içimi yokladığımda, o pozitiflikleri, güvenleri, sevgileri hatırlamaya çalıştığımda, bazen az-çok içimde derindeki varlıklarını sezebiliyorum ama onlarla iletişim, etkileşim kurmakta çok zorlanıyorum. KH ağını "bırakamıyorum". "Yenilen pehlivan güreşe doymaz" hesabı, ille de maruz kaldığım tüm zararın intikamını almalıymışım, KH'ye karşı tüm o kayıplara değecek büyük bir skor elde edecek birşey yapmalıymışım gibi bir hırsa kapılıyorum. Hatırladığım kadarıyla bu asla mümkün olmadı. Adeta tek gerçek kazanç yolu, tıpkı elindeki zararlı/tehlikeli birşeyi yere bırakır gibi KH ağını bırakmak gerekiyor ama bunu söylemek kolay, yapmak zor. Nadir durumlarda da olsa bunu başardığım oldu.

O anda o KH ağı (içsel ve dışsal yönleriyle) ne kadar büyük, ne kadar gerçek, ne kadar güçlü görünürse görünsün, "Bu bir yalan" diyorum kendi kendime. O anda içinde kıvrandığım KH ağı tüm gerçekliğin ta kendisi gibi görünse de, aslında küçücük bir yalan o en nihayetinde. Evrenin, hayatın sahibi değil. Aşağılık bir asalak yalnızca! Başkalarının zaaflarını sömürerek beslenmeye çalışan, orijinal bir benliği, karakteri, vasfı olmayan bir asalak ve onun küçük, karanlık dünyası. Bu mafyatik karanlık örgütlenme her ne kadar dünya insanlığının hayatının ciddi bir bölümünü tahakkümü altına almış olsa da, varoluş bu dünyadan ibaret değil ve benim varlığım da dünyaya ve dünyadaki bu hayata bağımlı değil aslında. Ama kaçmak zorunda da değilim, olmamalıyım. Koskoca evrenin, koskoca hayatın gerçeği, sevgisi, ışığı, gücü her an her yerde mevcuttur ve en önemlisi benim varlığımda da mevcut olmalı.

Bu biraz delilik gibi görünebilir ama insan sevinç-huzur-güven için herhangi belirgin bir dışsal sebep aramaksızın, tüm varoluşun zaten sevince, huzura, güvene dayalı, adil ve sevgi dolu olduğuna, yani evreni/hayatı ayakta tutan şeyin bu pozitif değerler olduğuna inanabildiğinde, karanlık/negativite/öfke/sömürü/adaletsizlik dünyada ne kadar yaygın ve hakim görünürse görünsün, bunun geçici olduğuna ve aslında "yalan" olduğuna, sadecece o yalana inanıp onu besleyenler (kendisi/kendim dahil) sayesinde varolabildiğine inandığında, güvendiğinde ve aleyhteki tüm koşullara rağmen basit bir seçim yapar gibi manevi/ruhsal olarak negatiflik yerine pozitifliği deneyimlemeyi seçip bunu deneyimleme iradesini gösterdiğinde, o an gerçekten negativite bir balon gibi patlıyor. Ama ne yazık ki içinde yaşadığımız koşullar negativiteyi tekrar besleyip büyütüyor ve adeta koca evrenin/hayatın mutlak gerçeğiymiş gibi bizi feci şekilde pıstırıp korkutabiliyor.
Go to Top of Page

bozadi


7173 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 16/10/2017 :  12:59:01  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Tgur'un geçenlerde Kasyopya celselerinden yaptığı ve bence bu konuyla da birebir alakalı bir alıntıyı buraya kopyalayayım:

Eklenti:

C: Öncelikle “herşeyi böyle karanlık ve felaket havasında” algılamak doğru değil. Bu yalnızca çıkmakta olduğun sahtelikler kozasından kaynaklanan birşey. Dengeyi kutla. Dengesizlik illüzyonunun ölümü için yas tutma.




Şimdi, hepimiz mevcut yaşam koşullarımız içinde sıkça şiddetli negatif duygulara kapılıyoruz (KH ağının kısırdöngüsüne yakalanıyoruz), öyle değil mi? Ve o anda kapıldığımız negatiflik sanki tüm hayatımızın, tüm evrenin, tüm varoluşun mutlak gerçeğiymiş gibi görünüyor, değil mi? İşte bu tür halleri, Ra'nın deyişiyle birer "katalizör", yani bir bakıma birer fırsat olarak kullanıp bilincimizi pozitif bir şekilde yeniden programlama konusunda bir irade ve işbirliği geliştirmemizin çok faydalı olacağına inanıyorum.
Go to Top of Page

Tgur


814 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 16/10/2017 :  14:54:13  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eskiler daha doğrusu diğer sitede okuyanlar mazur görsünler Bozadinin içten ve samimiyetle devreye soktuğu bu dünya yaşamındaki KH dan nasıl BH adayı olabilmek ile ilgili serzenişler ve anlatımına bir katkısı olur mu bilmem ama insanın yaşam diye kabul edip vaz geçemediği etkiye tepkiyi kaldırma yolunda tecrübelerime dayalı bir tavsiyeler karalaması olarak addedin lütfen, anlattığımız her ne kadar birbirine sözle karşılık verme yolundan vaz geçemeyenlere ve biraz da nezaket dışındaki davranışlara karşı gözükse de toplumun tümünün hastalığı olarak da nitelenebilir (ben dahil)

Negatif bir saldırıya anti antikorlar geliştirmek işini biraz irdeleyelim;

Evvela bu anti antikor geliştirme işi nasıl olacak ,

Oluşturacağımız tepkiyi boğmaya ,alt etmeye ,bu kabil kaliteli bir yol bulmaya çalışmak,
Veya bizde oluşan otomatik, fizikseli andıran tepkiyi durdurmak ve evvela bunu baş edebilmek için tedbirler almak.
Ve eğer Oluşacaksa ,bu antikoru zihnimize ,zarardan çok fayda çıkaracak hale getirebilmek.

Devreye aldığımız hareket tarzları fiziksel saldırı için değil daha çok manevi saldırı niteliğindeki oluşumlar ile ilgilidir.Zira fiziki yok etme hareketi fiziki kalkanlanma ile bertaraf edilir ,bu olmazsa bu boyuttaki mücadele zaten başlamadan bitmiştir.

İşte manevi tepkimelere karşı durabilmek ,oluşan adrenalin yüklü, düşünsel (mana yüklü) antikor dediğimiz oluşumu önleyebilmek veya iyileştirebilmek konumuzun özü.
Zira ortaya döküldüğünde, yani dille veya yazıyla belirtildiğinde üçüncü yoğunluk düzlem faaliyetindeyiz demektir.Antikor oluşmuş ve fizik aleme çıkmıştır ,bundan sonrası malüm şiddet ve olumsuzluğu ortaya çıkaracak davranışları sergilemekteyizdir.

Burada bir nokta ortaya çıkmaktadır,devreye çıkan veya bize doğru gelen konu ,aşağılama, nezaket usulleri dışında kaba ifadeler içerme, yanlış hüküm ve konular ihtiva etme gibi ise nasıl davranacağız ,

Eğer nezaketsizlik kabalık içeriyorsa ,bu şahıs muhatabınız değildir, susun .

Anlaşılacak olan anlaşılacaktır..Anlamayıp sizi cevap vermedi diye suçlayan bir izleyen gurubu olduğunu düşünüyorsanız gurup olarak o düzlemdesiniz demektir ,bu gurubun ruhsal eğitime ihtiyacı vardır.Konumuz olamaz.

Yok eğer sadece sizce yanlış hükümler ihtiva eden bir yaklaşım varsa düşüncenizi açıklamamak ,nezaket ve düzgün ifade yollu bir izahta bulunmamak sizce o yanlışın devam ettiği ortama bir şey katmamak olur ki bu davranış da konumuz olamaz .
Bu arada her açıklamaya bir cevap verip vermemek mecburiyeti kişinin özgür iradesi ile ilgili bir husustur ,ve bu sitenin kurallar içerisinde sağlıklı yürümesi ,kaliteli olması ,bence bu seçim yolunun ustaca izlendiğindendir.

Konunu diğer kısımlarına dönelim,

Bu faaliyeti sürdürebilmek ve negatif etkiye karşı hemen oluşan şok tepkiyi dağıtmak için evvela derin nefes tekniği öneririm, bu ,kısmi şoku atlatmaya ,daha derin düşünmeye doğru bilinci sakinleştirmeye yönelik çok etkili bir yöntem.

Sonra bu negatif etkinin bahsettiğim kötü unsurları içine alıp almadığını inceleyelim,eğer öyleyse,hareket tarzını açıklamıştık ,

Bunun dışında bir tepki konacaksa evvela bu konu bize neyi öğretmeye çalışıyor ,irdelemeye başlayalım ,(zira kötü, iyinin kabıdır, bu, benim acizane tahlilim) gelen sözlerin incelemesini yapıp kazanımlar almaya çalışalım ,ortaya konan konunun çeşitli bakış açılarından görünüşüne bakalım ,bizde oluşturabilecek zararlar varsa onun ne kadar ve nasıl olacağı üzerinde duralım, bu zararların hakikaten zarar olup olmadığı hakkında fikir yürütelim, atlatabilme yollarını düşünelim ve sonuçta tepkimizin inşaına başlayalım.

-Gelen etkiyi tarif edelim,bu noktada birçok şey yanlış anlaşılmış olabilir,başka şey anlatılmıştır, oysa biz bir başka algılama altındayızdır,gerekirse kısa soru cevap niteliğinde algımızı etki doğrultusunda olduğunu doğrulatalım,zira çoğu zaman bu problem yüzünden lüzumsuz davranışlar boşa sergilenmiş olmaktadır.

-Tepkimizi,nezaket ölçüsünde ,gerekli bilgi doneleri ,samimi itiraflar ,görüş açılarının farklılığının sebebini de izah eden, açık bir dille belirtelim,

-İzleyenlerin, bilinç açılım fonksiyonu çerçevesinde ,çoğunun ,bu etki ve tepki davranışıyla ilgili konular hakkında belki profesyonelce açılımlar, aktarımlar yapmış kişiler olduğu gerçeğini de unutmayalım ,bunun için özellikle ilgilendiğiniz o konuda, evvelce yazılmış olanları taramak en doğru yollardan biridir.

Görüldüğü gibi etkiye karşı anti antikorla davranış bu tahlilleri yapabilmiş her bireyin bilgeliğini arttıracak bir yol gibi gözükmekte veya en azından ben böyle düşünüyorum.


[/quote]

Edited by - Tgur on 16/10/2017 18:37:21
Go to Top of Page

gerçek tosun paşa


425 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 16/10/2017 :  17:51:57  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Bozadi ve Tgur dan çok değerli anlatımlar gelmiş mutlu oldum teşekkür ederim. Umarım yazılar gerektiğinde gerekli kişilere yardım edecektir.

Bu durum bilmek ve yapabilmek arasında köprüyü kurmak olarak nitelendirebilir. Ben çok fazla KH kafasıyla mücadele etmek zorunda kalıyorum. Gün içinde daha önce çok fazla düşünmediğim bir çok şey zihnimi zorlar. Yüksek negatif yüklü şeylerden bahsediyorum. Genelde şiddet ve nefret içerikli şeyler gözümün önüne geliyor ve ani enerji değişimlerinden çok fazla etkileniyorum. Sadece kendimle ilgisi yok girdiğim ortamda ki kişilerin enerji dalgalanmaları ya da enerjiyi emişlerini de hissetmek artık alıştığım bir şey oldu. Bunların dışında hayatta hoşumuza gitmeyen ve yapmak zorunda bırakıldığımız durumlarda zihnimizde aniden parlayan düşünceler ve aşırı negatif yüklemelerle karşılaşabiliriz Tgur abi bundan güzel bahsetmiş ani alınan kararlardan ve fevrilikten uzak durmak burada kilit nokta. Aynı şekilde nefes egzersizlerimi yapıp kendime yalıtılmış ortam sağlayıp mümkünse yalnız kalıyorum. Ön yargılardan uzak bir şekilde çok farklı düşünceleri değerlendirmek gerekiyor yine Tgur un dediği gibi yapıcı olarak konuyu ele alıp benim buradan almam gereken ders ne olabilir neyi hatalı neyi doğru yapıyorum şeklinde öz eleştiriyle konuya yaklaşmak gerektiğini düşünüyorum. Burada KH düşüncesi sıkça suçu başkasına atıp, bahaneler sunma yolunu seçecektir. Bu nefretin köklenmesine ve sorumluluğun üstlenilmesine engel olur. Konunun başkalarıyla açıklanabilecek nedensellik ilişkisi yoktur çünkü yaşam deneyiminde sayısız farklı olay olabileceği gibi sayısız mazeret türetilebilir fakat en sonunda elini taşın altına koyan derslerinde başarılı olma ihtimalini yakalayacaktır.
Daha önce bundan bahsettik ama içten gelen sesle, akılda beliren düşünceler farklı yapıdalar. Akılda beliren düşünceler bir heyecan ve coşkuyla fazla pozitif yansıyabilir ama sizin için iyi sonuçlanma ihtimali genelde az olacaktır.Tabi söylediğim düşünceler BH potansiyelini isteyen varlıklar içindir yolun ise çok büyük kısmı BH-KH dualitesinde ortak ilerleyecektir. Bu anlattıklarımızın hepsi ilk etapta "kendini tanımak ve kendine hizmet etmek" ile ilgilidir. Varlık en önce kendini tanımalı ve sonuna kadar kendine hizmet etmelidir. Başkalarına hizmetin bir kendine hizmet yolu olduğunu ve 3B realitesinde bulunduğumuzu unutmamak zorundayız. Bu benim son derece altını çizerek belirtmek istediğim birşey. RA nın kendini tanımak üzerine çok değerli tavsiyeleri var. Sakin bir kafayla alacağınız kararın ya da uygulamanızın sizinle ilgisi olup olmadığını ayırt edebilmeyi bilmek gerekiyor. "ben şu yaptığımdan zevk alır mıyım?, ben böyle biri miyim?, bu yaptığım ya da yapacağım şey benim olduğum kişiyle örtüşüyor mu ve bununla asıl amacım nedir? " vb. sorular yardımcı olabilir.

Doğa enerjiyi nötrlemek için bir şifa yoludur çok basit şekilde ayakların toprakla temasını kastediyorum. Hiç bir zaman gereksiz ve şansa bir deneyimle boğulmayacağımızı akıldan çıkarmamakta fayda var.

Kendini tanımada belirli bir yol kat etmeyen kişinin Bh ya da Kh olarak pek bir yol katedebileceğini sanmıyorum. "Yapabilmenin en zor şey" olduğu bu düzende devinim süreklidir fakat sonucu yoktur bu da KH ilüzyonudur. Yapılabilinen her şey beraberinde bir sonucu getirecektir. Üst yoğunluk müdahaleler her zaman olabilir ama çok büyük bir oranla kişinin kendi kendine olan müdahalesinden yararlı ya da zararlı değillerdir.

Edited by - gerçek tosun paşa on 16/10/2017 18:01:27
Go to Top of Page

Tgur


814 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 16/10/2017 :  18:43:49  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Go to Top of Page

Astre


115 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 16/10/2017 :  19:33:52  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
@osman1429, inanan olmadığım için dinsel bir yorum yapmayacağım ama bozadi'nin örneğinden ileri gidersek para çift yüzlüdür ve bir taraf ağır basarsa diğer taraf dengesini kaybeder ve denge bozulur, denge olmasa yaşayacak bir şey olmazdı (sınanamazdık) melek-şeytan ilişkiside paranın iki yüzüne benzer hatta birebir. Ek olarak farkındalık geliştirenlere/farkındalığa sahip olanlara yanılmıyorsam "kulak çınlamaları" şeklinde bilgi aktarımı yapılıyor (araştırmalarım sonucunda öğrenim, emin değilim celselerde bu konu ile ilgili/benzer bir kısım varsa iletirseniz memnun olurum).
Go to Top of Page

gerçek tosun paşa


425 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 16/10/2017 :  20:15:19  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Astre kulak çınlamaları bilgi aktarımları değildir, farkındalık geliştirmeyle ilgisi coşku seviyesinin (yaşam sevinci, ruh enerjisi vs.) artması sonucu olacaktır. Bu artışlar anlıktır, devamlılığı sonucu dna ipliklerinin eklendiğini kaslardan biliyoruz. Bunu ayırt etmenin yolunu şöyle açıklayabilirim zihinsel düşünce süreçlerin ya da farkındalık ile ilgili edeceğin bir muhabbet, tartışma sırasında olup olmadığına dikkat et. Kulak çınlaması insanların çoğunda olabilir fiziksel ya da kimyasal sebeplerin sonucunda ortaya çıkabilir. Kulak çınlaması başladığında hopörlerin sesinin kısıktan açığa açılması ve tam tersi yapılması gibi başlar ve biter. Teknik tabirle ses linear olarak artıp azalır. Kulağın iç kısımlarında bir uğultu gibi çınlar ve 5-15 saniyelik sürelerde hissedilir. Yüksek bilincin kendine verdiği bir uyarı olarak nitelendirilmiştir.(Kas.lar tarafından) Uyarının amacı kişinin kendisi tarafından bulunmalıdır. Çok sık yaşadığım bir durum dersem fazla abartmış olmam hatta bunu açıkladığım kişilerin 5-10 dk içerisinde kulağı çınlar ve fazlasıyla şaşırırlar.

Ayrıca para konusuna bakış açınla ilgili şunu eklemek istiyorum yazı da tura da gelse para yine paradır.
Go to Top of Page

Astre


115 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 17/10/2017 :  13:53:48  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Bu çınlama yıllardır oluyor, daha önce doktora göründüm ve testler yapıldı sorun yok denildi, ne hikmetse yatağa başımı koyduğumda başlıyor veya kendim tetikleyebiliyorum (çınlamasını istiyorum 30dk çınlıyor).
Go to Top of Page

Astre


115 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 18/10/2017 :  20:22:42  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Ayrıca Dünya'nın/kendimizin simülasyon olduğu uzun bir süredir tartışılıyor, bilgi edinmek için aşağıda bulunan videoyu izleyebilirsiniz;

https://www.youtube.com/watch?v=tlTKTTt47WE
Go to Top of Page

osman1429


23 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 18/10/2017 :  21:03:33  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Yprumlar için sağol. Elbette dünyanın uzun tarihinde daha önce düşünülmemiş hiçbirşey yoktur astre. Ama dediğin gibi benzer teorileri bilmiyordum tesekkur ederim
Go to Top of Page
  Önceki Konu Mesaj Sonraki Konu  
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Forum Seç:
Başkalarına Hizmet Forumu © Kasyopya celselerini ve diğer mesajları farklı ortamlara kopyalamadan önce lütfen izin isteyin: [email protected] Yukarıya git
Snitz Forums 2000

Design by Sizinsayfaniz.com

Bu sayfa 0,53 saniyede oluşturuldu.