Başkalarına Hizmet Forumu
Başkalarına Hizmet Forumu
Ana Sayfa | Bilgilerim | Kayıt Yaptır | Aktif Konular | Forum Üyeleri | Site içi Arama
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni Hatırla
Şifre hatırlatma servisi

  Forum
 Kanal Bilgileri
 Kasyopya Celseleri (Son Yıllardaki Celseler)
 14 Ekim 2017
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Yazar  Mesaj Sonraki Konu  

bozadi


7173 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 17/10/2017 :  20:57:41  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle

14 Ekim 2017

Tabla başındakiler Laura, Andromeda ve Artemis

Pierre, Joe, Chu, Ark, Mikey, Scottie, Niall, Majestik Kedi Opal, Harika Köpek Noko, Prenses Leia

S: (L) Bugün 14 Ekim 2017. [Mevcut olanların gözden geçirilmesi]. Her neyse, işte buradayız.

C: İyi akşamlar çocuklar! Kasyopya ailesinden Zilinya.

S: (L) Tamam. Herhangi belirli bir soru hazırlamadık.

(Ark) Tuhaf olaylar yaşadık. Son yaklaşık 10 gündür sıradışı bazı olaylar oldu. Bana göre bunların bazıları gizemliydi, örneğin bazı şeyler kayboldu, sanki başka bir gerçekliğe gitti. Sonra, kedimiz ağaca çıkmış, onu tüm gün görmedik. Sonunda ağaçta bulundu. Bazı patlamalar oldu; yerin eşilirken elektrik hatları kesildi; Cherie yaralandı; tavus kuşu hasta. Yani sonuçta korkunç birşey olmadı ama olabilirdi. Sorum şu: tüm bu olaylarda farkına varmamız gereken belirli bir anlam var mı?

C: Geçişin genellikle kaotik olan enerjileri çevreyi pek çok şekilde etkiliyor. Sıkça hayvanların da sıkıntı çekmesine neden oluyor. Dikkatiniz ve tedbirliliğinizle iyi gidiyorsunuz.

S: (L) Geçiş sözcüğünü kullandınız. Burada ne tür bir geçişten bahsediyoruz?

C: Gezegeniniz alem sınırının mekan-zaman alanından geçiyor.

S: (Joe) Uzayda türbülansa girdik herhalde.

(Artemis) Doğum yaparken bebeğin başının çıktığı zamanki gibi birşey mi bu?

(L) Anlamadım…

(Artemis) Öyle bir durumun içinde miyiz?

C: Pek sayılmaz. Daha çok suyun meydana getirdiği çözünme gibi.

S: (L) Birşeyin çözünmesi gibi. Herşey çözeltide çözündüğünde ve herşey kaotik bir şekilde birbirine karıştığında, o zaman çözelti buharlaşacak ve çözünmüş maddeler yoğunlaşacak mı? Bu daha yakın mı?

C: Daha yakın.

S: (L) Yani etrafımızdaki enerjilerin herşeyi çözündürdüğü bir dönemdeyiz, öyle mi?

C: Yakın. Eğer buna tabiyse. Bazı şeyler katı, ve çevredeki kaosu yalnızca dışsal olarak deneyimliyor.

S: (L) Bu bazı insanların içsel parçalanma yaşamasıyla da ilgili olabilir. Dalganın altında veya üstünde olma meselesiyle ilgili sanırım?

C: Evet.

S: (L) Dalganın altında kalanlar çözünüyor. Dalganın üzerindekiler sörf yapıyor… Hayvanlarımız ve etrafımızdaki şeyler de bundan etkileniyor fakat hayvanlarımızın bizimle olan etkileşimleri nedeniyle onları dalganın tepesine çekebiliriz sanırım?

C: Evet.

(Artemis) Ama en çok etkilenenlerin Cherie and Opal olması ilginçti.

(L) Benimkiler.

(Andromeda) Cherie, Opal ama aynı zamanda Penelope. Ve Bay Tavus Kuşu. Ve serçeler.

(L) Bay Tavus Kuşu benim. Neden özellikle benim hayvanlarım, köpeğim, kedim ve tavus kuşum etkileniyor?

C: Mercek etkisi.

S: (Artemis) Bu ne anlama geliyor?

C: "Ajanlar" çevredeki enerjileri senin üzerinde odaklamaya çalışıyor.

S: (Pierre) Yani mesele o kaotik çevresel enerjilerin neden olduğu değişimlerle ilgili. Ve bazı ajanlar o rahatsız edici kaotik enerjileri sana yönlendirmeye çalışıyor. Lens etkisi, bunun yalnızca seni değil, sana yakın olan insan veya insan dışındaki tüm canlıları etkileyeceği anlamına geliyor.

(Andromeda) Veya belki de saldırıyı kendi üzerlerine çekiyorlar.

C: Evet

S: (Artemis) Castelsarrasin'in giderek çıldırmasını da açıklıyor bu. İnsanlar son zamanlarda arabalarını deli gibi sürüyorlar. Çok agresifleşiyorlar.

(L) Yani bunu tüm bölge mi deneyimliyor?

C: Evet

S: (L) O yüzden hiçbir yere gitmiyorum. Evde kalıyorum!

(Ark) Ben de onlardan biri miyim?

C: Hayır!

S: (L) Joe, sözü sana bırakmadan önce birkaç soru daha sorabilir miyim?

(Joe) Sözü tamamen bana bırakmana gerek yok zaten. Yalnızca birkaç sorum olacak. Lütfen devam et.

(L) Son zamanlarda R.G. Collingwood'un bir kitabını okuyorum ("The Idea of History"), tarihin ve düşüncenin felsefesi gibi birşey. Yazarın temel felsefesi "Speculum Mentis" olarak adlandırılıyor. Daha çok saf felsefe gibi. Düşünce dünyası ile madde dünyasının ve maddeyle bilginin karşılaştırması bakımından sunduğu gerçeklik yorumu Gurdjieff'inkine çok benziyor ve biraz daha ilginç, iyi ve tutarlı gibi.

Bu kitabı okuduktan sonra Gurdjieff'in eserlerinin hermenötik incelemesini okudum, ki bir bakıma çok rahatsız ediciydi. Gurdjieff'i anlayabiliyorum fakat diğer taraftan kitap çok rahatsız ediciydi ve bunun başlıca nedenlerinden biri, o kitabı okumadan hemen önce sanki Gurdjieff'i parçalamak için yazılmış gibi görünen bir başka kitabının yaklaşık yarısını okumuş olmamdı. O kitabı bitirmedim çünkü yazarın Gurdjieff'i küçük düşürme çabası olarak gördüğüm şey beni çok üzdü. O yüzden okumayı bıraktım.

Yine de, tamamını okumadığım o kitapta Gurdjieff'in hayatıyla ilgili çeşitli tartışmalar var, çeşitli insanlar bu iddiaları araştırmaya çalışmış ve buna göre yazdığı hiçbir şey (örneğin "Olağanüstü İnsanlarla Karşılaşmalar") doğru olamaz; veya doğruysa bile gerçeğin bir parçası burada, bir parçası şurada. Sonuç olarak Gurdjieff'in tüm yaşamının bir yalan olduğu iddia ediliyor!

Bunu çok moral bozucu buldum çünkü insanlar onun iyi birşey yapmaya çalıştığını, iyi bir amacı olduğunu, kendi iyilikleri için bazı insanları kullandığını söyleyerek mazeretler öne sürseler de, en yakınındakilere bile bu kadar çok yalan söylemiş olması çok düşündürücü. Peki, bu kadar çok yalana dayalı olan birşey nasıl olur da başka insanların üzerinde bir çalışma yapabileceği bir temel görevi görebilir? Sorumun bir kısmı bu.

Bir de şu var ki, anlattığı şekliyle hayatı, yaptıkları ve arayışı yalan olduğu gibi, öğretisi olarak sunduğu şeylerin eski bir gelenek olduğunu iddia etmiş olmasına rağmen bunların pek çoğu aslında kendi uydurduğu şeylermiş. Örneğin Enneagram ve hidrojenler sistemi vesaire. Gurdjieff, Collingwood tarafından tarihin o noktasında egemen olan bilimsel düşünce tuzağı olarak tanımlanan tuzağa yakalanmış gibi görünüyor.

Yanlış olan şey o bilimsel düşünce değildi veya bilimin ilerlememiş olması değildi, sorun Gurdjieff'in o bilimi anlayamaması ve bunu takıntı yapıp kendi "bilimsel" sistemini kurmaya çalışmasaydı. Çıktığı maceralar yoluyla dünyaya geri kazandırdığı kadim bir sistem olduğunu iddia ettiği bilimsel Enneagram'ı, bilimsel hidrojenler tablosu, kendini geliştirmeye yönelik bilimsel egzersizleri vardı. Aslında tüm bunlar Gurdjieff'in çarpık bir dünya veya evren ve gerçeklik görüşüne dayalı olarak insanlar üzerinde yaptığı deneylerdi.

Ve bu bir bakıma şeyi açıklıyor… nasıl söyleyebilirim? Neden Gurdjieff'in gruplarının bu kadar verimsiz olduğunu. Verimsizler. Hiç birinin kendi hayatlarında bile gerçek bir fark yaratan birşeyden bahsettiğini görmüyorsun. Oturuyorlar, toplantılar yapıyorlar, sessizler ve güya kendilerini gözlemliyorlar; bazı hareketler yapıyorlar vesaire. Ve William Patrick Patterson'ı örnek alacak olursak hiçbir şey başarmıyorlar. Ve toplum için hiçbir şey yapmıyorlar. Bir tür aydınlanma veya gelişim sağlayan bir insan etrafındaki insanlarla veya evrenle birşey paylaşmıyorsa ve yapmıyorsa, sadece kendi mümkün gördüğü şekilde evren için iyi bir işçi oluyorsa, o zaman bunun anlamı nedir? Bu kısır bir sistem!

Bir keresinde Gurdjieff'in Enneagram sisteminin %50 civarında doğru olduğunu söylemiştiniz. Bunu hatırlayan var mı?

(Andromeda) Bunu tam olarak hatırlamıyorum ama bu konudan bahsettiğini biliyorum.

(L) Enneagram'ın ne anlamda faydalı bir araç olduğunu bilmek istiyorum.

C: Yalanlarda bile bir parça gerçek vardır. Gurdjieff kendi sistemini kurmak için hayal gücünü ve medyumları kullandı. O tür bir projede bazı gerçeklere ulaşmak olağandışı bir durum değildir. Yoksa bunun hiçbir anlamı olmazdı! Enneagram sistemi, bir farkındalık girdisi olmaksızın 3. yoğunluk sistemleri için yeterince doğru.

S: (Joe) Yani insanlardan farkındalık girdisi gerektirmiyor… Sadece basit bir okuma.

(L) Yani Enneagram, mekanik sistemin çalışma biçimi gibi birşey.

(Joe) Kişinin kendisinden bir girdi yok ve o kişiyi tanıyor olabilecek kişilerden de bir girdi yok…

(L) Enneagram'ın 3. yoğunluk bir sistem olduğundan bahsediyorlar sanırım.

(Joe) Tamam.

(Pierre) K'ların son olarak tanımladıkları şekliyle Enneagram Gurdjieff'in geliştirdiği mekanik kozmogoniye benziyor. İki temel kusuru olduğunu düşünüyorum. Öncelikle herşeyi mekaniğe indirgiyor. Ruh veya bilinç yok. İkincisi, bu bilgiyi yaymaya çalışma şeklinde bir özgür irade ihlali var. İnsanları kendi bilinçli izinleri dışında hipnotize etmemek çok önemli bir şey ve Gurdjieff takipçilerinin özgür iradesine saygı duymamış.

(L) Gurdjieff insan yaşamının evreni beslemek için var olduğu fikrine sahipti, yani tüm yaşayan sistem, kendi "Bütünlüğünü" veya büyük kozmik döngüyü veya sistemi beslemek için var. Bu görüş doğru mu?

C: Hayır!

S: (L) Siz evrenin bir okul görevi görmek üzere var olduğunu, özgür iradenin en önemli yasa olduğunu, amacın öğrenmek ve büyümek olduğunu söylediniz. Şimdi kalkıp o soruları tekrar sormayacağız elbette ama Gurdjieff neden öyle birşey söyledi?

C: Hayatı gözlemledi ve algıladığı şeye dair öyle bir materyalist yorumda bulundu. Fakat daha önce açıkladığımız gibi bu tür meseleler 4KH'nin yapısını ve küçülen yapısına rağmen hayatta kalma ihtiyacını yansıtıyor. 3. seviyede büyümek için bir katalizör görevi görüyor bu durum.

S: (L)Yani Gurdjieff hayatın işleyişini, delilikleri, manipülasyonları, insanların savaşlara girip birbirini öldürmesini ve incitmesini, çekilen acıları ve sefaletleri gözlemledi ve bunların tümünün Büyük Mutlak Güneş'e yönelik büyük bir beslenme sistemi olarak tasarlandığını düşündü ama aslında algıladığı şey 4KH'nin bizim gerçekliğimizde çevirdiği manipülasyonlardı ve aslında bu süreç bizim büyümemiz için bir fırsat sağlıyor. Anlatmaya çalıştığımız şey bu mu?

C: Evet

S: (Joe) Yani hayatı objektif bir şekilde gördü ama bunu büyüme için bir araç olarak (ve diğer yoğunluklarla bir bütün olarak) göremedi.

(Andromeda) Evet.

(Pierre) Ve bu konuda ilgili yazarlara atıfta bulunmadı çünkü aslında Tamdgidi'nin kitabının başlangıcında büyük mutlaktan, yaratımdan, büyük patlamadan bahsediliyor. Tamdgidi K'ların söylediğin şeyin neredeyse kelimesi kelimesine farkına varmış. Entropiden dolayı küçültücü yapı… O güçlere karşı çaba harcamak…

(L) Yani Gurdjieff'in Büyük Mutlak Güneş dediği şey aslında dünyayla ve insanlıkla etkileşim halindeki 4KH'ydi.

(Pierre) Evet.

(L) Küçültücü yapı.

(Pierre) Gurdjieff'in söylediği şeyle neredeyse kelimesi kelimesine aynı.

(Joe) Bunu büyüme veya öğrenme için bir fırsat olarak görmedi. Bu durumun içinden çıkışla ilgili bulduğu bir yol yoktu, değil mi? Gerçeği algılamaya yönelik kesin bir alternatif yol sunmuyor?

(L) Önerdiği çözüm, insanın kristalleşmesi.

(Joe) Evet.

(L) Ve Büyük Mutlak Güneşin bir ortağı olmak, değil mi?

(Joe) En azından tüketici evrenin avı olmamak… bundan kaçabilirsin. Ama bu seni nereye koyuyor? O zaman ne işlevin var? O zaman bu sistemin bir parçası mısın? Yalnızca bir hiyerarşide yükseliyor musun?

(L) Evet. Ve o zaman ayrıca…

(Joe) Gurdjieff benlik üzerinde çalışmanın nedenini tanımlamadı mı?

(L) Onun benlik üzerinde çalışma şekli dinamik değil. Statik ve mekanik. Ve, dediğim gibi, Gurdjieff'in grupları kısır!

(Joe) Evet.

(L) O__ gidip dünyanın çeşitli yerlerinde çeşitli gruplarla takıldı ve onları sorguladı. Hiçbiri üst boyut gerçekliklerinin farkındaymış gibi görünmüyordu. Hiçbiri herhangi bir sosyal vicdan veya başkalarına birşeyler verme veya paylaşma hissine, evrene karşı bir sorumluluk hissine sahip gibi görünmüyordu! Gurdjieff'in gruplarından birinde çalışmak bunun tam tersi yönde etki yapıyordu, bunun için tasarlanmış gibi sanki.

(Joe) Ve bu da Gurdjieff'in öğretisinin bir parçası.

(L) Hayır, değil! Ama böyle bir etkisi vardı…

(Pierre) İnsanların belki sahip oldukları az miktardaki merhamet ve vicdan, bu tamamen materyalist paradigma, yani evrenin nihayetinde onları yiyeceği fikri onlara empoze edildiğinde yok oluyor. Dolayısıyla vermek ve paylaşmak ve evrene karşı sorumluluk bir anlam ifade etmiyor.

(Mikey) Gurdjieff'in öğretilerinin ne kadarı kadim bir gelenekten değil de medyumlardan sağlandı?

C: %83

S: (Andromeda) Çokmuş.

(Joe) Demek öğretisinin %83'ünün kaynağı, üzerlerinde herhangi gerçek bir kontrole sahip olmadığı medyumlardı.

(Chu) Ama eğer herşeyin madde olduğuna inanıyorduysa neden medyumlara inansın?

(L) Görünüşe göre, bir medyumun kafasına girebilirsin ve maddi evreni algılayabilirler.

(Joe) Derin gerçeklere erişebilirsin.

(L) Medyumları kullanmış olması ruhsal alemlerle irtibata geçtiğini düşündüğü anlamına gelmiyor. Herşeyi bildiğine inandığı bilinçaltı zihinle bağlantı kuruyordu görünüşe göre.

(Joe) Tüm öğretisi insanın mekanik doğası ve bunun nasıl aşılabileceği hakkında, değil mi? Kendine nasıl hakim olabilirsin falan.

(L) Mekanik bir şekilde.

(Joe) Peki amaç ne? Temelde hayatın ve kendi doğanın istikrarsızlıklarına kurban olmamak. Öyle değil mi? Sadece bunu aşıyorsun ve sonra…

(L) Evet ve ruhu kristalleştirmekten bahsediyor.

(Joe) Evet.

(L) {K'lara yönelik olarak} Ruhların en başından beri var olduklarını, zaman içinde yaratılmadıklarını söylemiştiniz. Uzun süre önce Mikail Mesajlarıyla ilgili sorular sorarken bunun hakkında da birşeyler sormuştuk. Ayrıca organik portallar, grup ruhları, hayvan ruhları gibi bazı şeylerden de bahsettiniz. Sonuçta Gurdjieff'in önerdiğinden oldukça farklı bir sistem tanımladınız bize. Gurdjieff'inki, insanların ruh YETİŞTİRMEK zorunda oldukları bir sistem. Onun öğretisine göre eğer öldüğünde ruhun yoksa gerçekten öldün demektir. Eğer yalnızca kısmen kristalleşmişsen, o zaman öldükten sonra birkaç gün adeta atmosferik bir alanda uçuyorsun ve sonra o kısmın bile ölüyor. Bu kitabı okurken anladığım şey böyle bir şeydi. Ve sanırım bu kısmen kadim geleneklere dayalı bir bilgiymiş.

(Joe) Bu K'ların ruh "havuzu" ile ilgili söyledikleri şey.

(L) Havuza gitmek farklı birşey; daha büyük bir ruhun bir parçası olarak bile olsa ruh yine de mevcut ama Gurdjieff bizim anladığımız şekilde bir ruh olmadığına inanıyordu; ruhun aynı yaşam içinde "yetiştirilmesi" veya kristalleştirilmesi gerektiğini anlatıyor ve o durumda bile ruh hala maddi birşey.

(Mikey) Gurdjieff'in öğretilerinin hangi kısımlarını okumak hala faydalı olabilir?

C: Psikoloji, bir noktaya kadar.

S: (Joe) Belki de Gurdjieff'e çok yüklenmemek gerek. Çünkü insanın mekanik doğasını tanımlama şekli, senin ve K'ların anlattığı şeyleri yapmak için iyi bir temel oluşturuyor. K'ların anlattıkları kesinlikle bununla çok uyumlu. Gurdjieff K'ların bahsettiği şeyleri ayrıntılı açıklıyor. İyi bir temel sayılır, Gurdjieff'in elinden gelen buymuş. Bir insandan tüm resmi ayrıntılı açıklamasını bekleyemezsin herhalde?

(L) Doğru.

(Chu) Gurdjieff'in başarmaya çalıştığı şey neydi?

C: Kendi kurtuluşu ve ölümsüzlük.

S: (Joe) Peki bunu başardı mı?

C: Kendi anladığı şekliyle hayır. Aslında hayretler içinde kaldı!

S: (Pierre) Öldükten sonra karşılaştığı…

(Joe) Pek çok şeyi yanlış anladığını gördü.

C: Evet

S: (Ark) Benim için çok trajik bir figür, çünkü akıllıydı. Herşeyi gözlemliyordu. Etrafındaki insanların çok üzerindeydi ve kimseden yardım görmedi, çünkü…

(L) Ona denk kimse yoktu.

(Ark) Evet. Ama diğer taraftan yardım aradığını veya istediğini sanmıyorum… herkesin üzerinde olduğunu düşünüyordu.

(L) Herkesin üzerindeydi zaten ama bunu bildiği için, alma ihtimali olan yardımlara da kapattı kendini. Başka insanları kapsayan bir ağ paha biçilmez geribildirimler sağlayabilir. Bu K'ların bize öğrettiği şeylerden biri.

(Joe) Materyalizme bu kadar sabitlenmesi ve maddi evreni herşey olarak görmesi… bu bir bakıma onun hayata olan yaklaşımı yansıtıyor. "Idiots in Paris" kitabından bahsetmiştin, Gurdjieff'in yemede-içmede aşırıya kaçışından, kötü alışkanlıklarından ve muhtemelen bunun onun erken ölümüne neden olmasından. Yaptığı ziyafetlerin betimlemeleri bayağı aşırı; ye, ye, ye…

(L) Anlattığı herşeyle de çelişiyor: Makineni tanıyıp kendin üzerinde çalışmak için yeterli vakte sahip olman gerekir ve bunun için de makinene iyi bakman gerekir.

(Joe) Ama beslenme biçiminin olumsuz sağlık etkilerini nasıl göremez?

(Pierre) Bunun üzerinde olduğunu düşünüyordu (kristalleştiğini ve istediğini yapabileceğini sanıyordu.)

(L) Edgar Cayce'nin durumuna benziyor. O da oldukça genç öldü ve bir sürü insana sağlık okumaları yaptığı halde bunu kendine uygulamıyordu.

(Artemis) Peki Gurdjieff depresif miydi?

(L) Sanmam.

(Artemis) Veya mutsuz?

(L) Hayır sadece şekeri sanki varoluştaki tek şeymiş gibi yiyordu.

(Pierre) Ve alkol alıyordu.

(L) Şarap, Armanyak!

(Pierre) Deli gibi araba sürüyordu.

(L) Geç saatlere kadar ayaktaydı, hiç uyumuyordu… Bu da büyük bir sorun! Uykunun tamamen bir zaman kaybı olduğunu düşünüyordu, halbuki biz uyurken ruhumuzun kendini şarj ettiğini biliyoruz. O rüyaların yanlış birşeyin işareti olduğunu düşünüyordu, halbuki biz rüyaların önemli olduğunu biliyoruz. Evet, rüyalar 4KH yoluyla negatif programlama için kullanılabilir ama biliyoruz ki rüyalar aynı zamanda büyük bir ipucu kaynağı. Bazen geleceği gösterebilir ve çok önemli şeyleri ifşa edebilir. Jung'un analizi rüyaların değerini kanıtlıyor.

(Niall) Rüyalar birşeyin yanlış olduğunu anlatabilir ama bu rüyanın kendisinin yanlış olduğu anlamına gelmez.

(L) Evet, Jung'un harika keşifleri var. Rüyalar ruhunun veya ruh grubunun daha büyük kısmıyla irtibata geçtiğin yer. Gurdjieff gerçekten pek çok şeyi yanlış anladı, çünkü…

(Joe) İnsan problemini çok iyi tanımladı ama bunu oturtabileceği uygun bir bağlamı yoktu. Ruhsal bir bağlam.

(L) Kabul edelim, bizim de yoktu. K'larla konuşmaya başladığımızda aptal, cahilce, New Age tarzı, Madam Blavatsky tarzı şeyler soruyordum…

(Artemis) Güzel şeylerdi…

(L) Şimdi dönüp bakınca ne kadar aptalmışım diyorum!

(Artemis) Oo, kendini bu kadar sert yargılama, o tür soruları ben her zaman soruyorum.

(Pierre) 1930'ların koşullarını düşünecek olursak… Gurdjieff yalnızdı, sahip olduğu fikirleri yazıyordu… bu bakımdan olağanüstü bir başarı. Adam bir dahi.

(Joe) Evet.

(Pierre) Ama dahilerin tepesinde dolaşan başlıca tehdide yenik düştü belki de: ego.

(Niall) Collingwood onun çağdaşıydı. Eğer Gurdjieff Collingwood'la karşılaşsaydı daha bilgili olabilirdi belki de…

(Chu) Ama K'lar Gurdjieff'in kendi kurtuluşunu ve ölümsüzlüğünü elde etmeye çalıştığını söylediler. Başkalarını hipnotize etmeye çalışmak özgecil bir güdü gibi görünmüyor. Başkalarına verilebilecek zarar pahasına kendi kurtuluşun mu?

(L) Deney yaptığını açıkça söylüyordu ama üzerinde deney yaptığı insanların bunun olumlu yan etkilerinden faydalanacağını düşünüyordu. "Gelen İyiliğin Habercisi" kitabında bunu açıkça söylüyor.

(Pierre) Haklısın ama materyalist bir paradigmayı benimsediğinde her birey yalnızca bir et parçası. Bizi birbirimize bağlayan birşey yok. Ruh yok, birlik yok.

(Joe) Belki de insanların son derece mekanik olan doğasına dair yaptığı kendi analizinin kurbanı oldu. İnsanların yalnızca makine olduğunu çok net bir şekilde gördü. İnsanların kayıp olduğunu ve onlarla birşey yapması halinde bundan fayda sağlayabileceklerini düşündü. Ama bu boyutun var olmasının tek nedeninin dersler almak olduğunu göremedi. Rasyonel bir kozmolojisi yoktu temelde.

(Pierre) Pire için yorgan yaktı.

(Andromeda) Yalnız olduğu için kalbi yokmuş gibi görünüyor bana.

(L) Evet ve elbette çocukken yaşadığı deneyimler de korkuttu onu muhtemelen. Tamdgidi bunu anlatıyor.

C: Enneagram makineyi anlamak için faydalı.

S: (L) Yani mekanik programları anlamak için faydası var. Bu amaç için çok faydalı. Peki ya hidrojen tabloları?

C: Doğru bir şeye yaklaşıyordu ama yine maddesel yorumladı. Ama "gıdaları" sinir sistemine ve ardından nörokimyasalların ve hormonların salgılanmasına yönelik uyarıcılar olarak yorumlamada siz daha başarılı olabilirsiniz. Hidrojen tabloları bunun çok zekice bir tanımlamasıydı aslında!

S: (L) Yani Gurdjieff dış olayların, uyarıcıların, izlenimlerin, fiziksel veya cinsel veya besinsel etkileşimlerin vücudu nasıl etkileyip nörokimyasalların ve hormonların üretilmesine neden olduğunu ve bunun da vücudun durumunu değiştirdiğini açıklamaya çalışıyordu. Bunun farklı seviyeleri olabilir. Fiziksel olabilir, duygusal olabilir, zihinsel olabilir ve duygusal durumu veya zihinsel durumu değiştirebilir. Demek Gurdjieff hidrojenlerden veya "gıdalardan" bahsederken fiziksel sistemin çevreyle olan dinamik etkileşimini tanımlamaya çalışıyordu temelde.

(Joe) Ve fiziksel olmayan çevreyle.

(L) Evet. Çoğu durumda insanı etkileyen şeyler maddi olmayan şeyler. Düşünceler, fikirler, ruhsal şeyler ama bunlar vücutta çok belirgin fiziksel yetkiler meydana getiriyor.

(Andromeda) Fiziksel veya duygusal.

(L) Duygular büyük ölçüde fizikseldir; hormonlar ve nörokimyasallar.

(Ark) Bunların hepsini kendi başına bulduğunu sanmıyorum. Bir yerlerde yogilerden birşeyler öğrenmiş olmalı.

(L) Öğretisinin %80 küsürü kendi uydurması ve medyumlar yoluyla öğrendikleriymiş, geriye kalan yüzdenin bir kısmı yogilerden ve keşişlerden kaynaklanmış olabilir. Pekala, Gurdjieff konusunda şimdilik bu kadarı yeterli sanırım. Joe'ya sorularını sorması için imkan verelim; bu geceki toplantıyı o istedi.

(Artemis) Joe, bir dakika bekleyebilir misin?

(Joe) Hı hı.

(Artemis) Rüyalar konusunda birşey sormak istiyorum: rüyamda birinin evimize girmeye çalıştığını gördüm. Bu bir vizyon muydu, yalnızca sembolik miydi, neydi?

C: Ajanların kaosun negatif enerjilerini yönlendirme çabalarını yansıtıyor.

S: (L) Evet. Bu tür rüyalara her zaman dikkat etsek iyi olur. Ve bu tür rüyalar gördüğümüzde farkındalığımızı artırmak ve uyanık, dikkatli olmak.

C: Evet evet evet!

S: (Artemis) Aynı şey, kimseyi korkutmak istemiyorum ama, şeytanın gelişiyle ilgili gördüğüm rüyalar için de geçerli mi?

C: Evet

S: (L) Dünyanın zaten çivisi çıkmış durumda tatlım! Gerçekten de bir alem sınırından geçiyor olmalıyız. Bunu açıklamanın başka yolu yok.

(Andromeda) Tımarhaneyi geçti…

(L) Evet, geçti.

(Artemis) Şeytan yorumunu çıkarsak mı? Kimseyi korkutmak istemiyorum.

(L) Hayır.

(Joe) İnsanlar benzer rüyalar görüyor olabilirler.

(L) Evet, başkaları da o tür rüyalar görüyor olabilir. Pekala, Vegas olayı ile ilgili sorularını sormak ister misin Joe? Sormak istediğin soruları hazırladın mı?

(Joe) Sadece bir tane.

(L) Sadece bir mi? Pekala. [kahkaha]

(Joe) Birden fazla mı nişancı vardı?

C: Evet

S: (Joe) Tamam, bu başka bir soru gerektiriyor! [kahkaha] Kaç nişancı vardı?

C: 3

S: (Joe) Kaçı otel odasındaydı?

C: 2

S: (Joe) Paddock hiç atış yaptı mı yoksa zaten ölü müydü?

C: Ölüydü

S: (Joe) O kata çıkan bir güvenlik görevlisi vardı. Jesus Campos. Meşru bir güvenlik görevlisi mi?

C: Evet ve hayır

S: (L) Güvenlik görevlisi olarak işe alındı ama lisanslı değil sanırım.

C: Evet

S: (Joe) Peki komploculardan biri miydi?

C: Hayır

S: (Joe) Bir bakıma faydalı bir aptal yani. Onun odada duyduğu iddia edilen delme sesi, odadaki nişancıların görülmeden kaçmak için bir delik açma sesi miydi?

C: Evet.

S: (Artemis) Neden bazen harf harf "Evet" yazdıkları halde bazen doğrudan tabladaki "Evet" sözcüğüne gidiyorlar?

(L) Bilmiyorum. Belki vurgu içindir.

(Joe) Üçüncü nişancının yeri neresi? Odada 2 nişancı dedik, yani bir nişancı daha var.

C: Üçgen biçiminde konumlanmışlardı.

S: (Joe) Tamam.

(Niall) O şeritteki diğer gazinolar…

(Joe) Gözcüler falan dahil bu operasyonda toplam kaç kişi görev aldı?

C: 27

S: (Niall) Bunlardan bazıları dışarıda veya başka gazinolarda ateş açtılar mı?

C: Evet

S: (Niall) Epeyce insan…

(L) Kalabalığın içinde de ateş açanlar olmuş olabilir.

(Joe) Hayır, üç nişancı olduğunu söylediler. Üçüncü nişancı yerde kalabalığın arasında mıydı yoksa daha geride mi?

C: Daha geride ama yerde.

S: (Joe) Ve elbette FBI falan olayın farkındalar ve sadece örtbas etmeye çalışıyorlar, değil mi?

C: Evet

S: (Joe) O FBI görevlisi tam bir pislik.

(Pierre) Üçüncü nişancı kalabalığa 250 metre mesafede miydi?

C: Hayır

S: (Pierre) Peki ne kadar mesafedeydi?

C: 70

S: (Pierre) 70 metre. Wau.

(Niall) Yakıt tankı, değil mi?

(Joe) Üçgeni tespit edebiliriz.

(Pierre) Bir ses analizinde 250 metre sonucu çıkmış.

(L) Yerdeki şahıs susturucu kullanmış da olabilir. Pekala, bir soru hakkınızı kullandınız.

(Joe) Ama cevap vermeye devam ediyorlar [kahkaha] Demek odada iki nişancı vardı. Silahlardan biri tahmin ettiğimiz gibi daha ağır kalibreli bir silah mıydı?

C: Evet

S: (Joe) Pekala. Başka sorum yok.

(L) Yok mu? Başka konular hakkında herhangi bir soru?

(Joe) Peki neden yaptılar? "İnsanlara bize neden ihtiyaç duyduklarını hatırlatalım" mesajlarından biri miydi?

C: Kaos.

S: (Joe) Çok sayıda açık bırakmışlar gibi görünüyor. Acaba…

C: Kaos onları da etkiliyor!

S: (Joe) Psikopatlar iyice zıvanadan çıkıyor.

(Niall) Evet. Resmi olarak bildirilen ölü sayısı doğru mu?

(L) Resmi rakam nedir?

(Niall) 59 ölü, 500+ yaralı.

(Joe) 58 ölü.

C: Hemen hemen.

S: (L) Açıklanmamış birkaç ölüm daha olabilir yani.

C: Evet

S: (Joe) Paddock adlı kurban otele geldiğinde hayattaymış. Otelde olay günü mü vuruldu?

C: Evet

S: (Joe) Ajanlar onun aklıyla mı oynadı?

C: Evet

S: (Joe) Tamam. Teşekkürler.

(L) Pekala, yoruldum. Sormadığımız ama bilmemiz gereken herhangi birşey?

C: Hoşçakalın.

CELSE SONU

Orijinal celse metni: https://cassiopaea.org/forum/index.php/topic,44933.0.html

gerçek tosun paşa


425 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 17/10/2017 :  21:21:41  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Teşekkür ederim bozadi eline sağlık oldukça güzel geldi bana bu celse.
Go to Top of Page

bigsenfoni


911 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 17/10/2017 :  22:19:17  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  bigsenfoni Kullanıcısının kişisel sayfasını Ziyaret edin  Alıntı Ekle
Ceviri icin tesekkürler bozadi... Ajanlara dikkat...

Kalbinde cözülmeden kalan herşey icin sabırlı ol.Cevapları şimdi arama.Şu anda cevaplar sana verilmez,cünkü sen henüz onlarla yaşayamazsın.Bu,herşeyi o an yaşama meselesidir.Şu anda soruyu yaşaman gerekiyor.Belki daha ileride,farkına bile varmadan,günün birinde kendini cevabı yaşarken bulacaksın.(Rayner Maria Rilke)

Kalbiniz temiz,gözleriniz acik olsun kardeslerim!!!Bize heryer matrix...!Hasaki Osaka
Go to Top of Page

ogeday


39 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 18/10/2017 :  00:22:19  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Tesekkurler bozadi.celselerde Edgar Cayce dan ilk defa bahsediliyor oyle degil mi?
Go to Top of Page

yucelulu


102 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 18/10/2017 :  10:52:30  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
teşekkür ederim.
Go to Top of Page

macka


176 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 18/10/2017 :  13:19:25  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Teşekkürler bozadi:)

Gerçek her zaman gönlünüzün dilediği değildir.Ancak gönlünüz arındıkça onu bulacaksınız,şüphesiz
Go to Top of Page

bozadi


7173 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 18/10/2017 :  15:11:58  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Ben teşekkür ederim arkadaşlar.

Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen ogeday

Tesekkurler bozadi.celselerde Edgar Cayce dan ilk defa bahsediliyor oyle degil mi?
K'ların Cayce'ye birkaç kere olumlu göndermede bulunduğunu hatırlıyorum ogeday. Celseleri tarayınca bayağı bir konusu geçtiğini gördüm:




S: (L) Edgar Cayce'nin eriştiği bilgi kaynağı neydi?

C: Edgar Cayce bedeninin elektromanyetik akışına müdahale edilmeksizin dış kaynaklar tarafından bilinçliliğinin kolayca açılıp kapanmasını sağlayan çok özgün bir biyokimyasal yapıya sahipti. Bunun ilk görünümü yardım istediği zaman meydana geldi. Yüksek bir kaynaktan yardım istemeseydi, muhtemelen yeteneklerinin farkındalığı hiç ortaya çıkmayacaktı.

S: (L) Lama Singh'in bilgisinin kaynağı nedir?

C: Lama Singh metafizik alanda ve diğer alanlarda meditasyon yoluyla uzun ve zorlu çalışmalar yaptı ve bu şekilde niyetlendiği zaman bir kanal açılabiliyor. Bu kanal o varlığın işbirliğini gerektiriyor ve Cayce'nin durumunda olduğu kadar kolayca açılıp kapanamıyor.

S: (L) Erişim seviyeleri bakımından hangisi daha büyük bir alan veya bilgi erişimine sahipti?

C: Aslında Cayce biraz farklı bir kaynağa erişiyordu, fakat genel doğruluk seviyesi ve genel yoğunluk seviyesi Cayce'de daha fazlaydı.




S: (L) Cayce'nin kök ırklar hakkında anlattıklarına dair bir makale okuyordum. Bu hususta verdiği bilgiler temel olarak doğru mu?

C: Yakın.




S: (L) Bu Dünya Değişimleri (Earth Changes) konusunda en ünlü kahinlerden biri Edgar Cayce. Ama kehanetlerinden bir çoğu doğru çıkmadı gibi görünüyor. Örneğin Atlantis'in 1969'ta tekrar yeryüzüne çıkacağı kehanetinde bulunmuştu ama çıkmadı. Ama Bimini sahili açığında çeşitli yapılar keşfedildi ve pek çok kişi bunların Atlantis'in kalıntıları olduğunu düşündü. Bu yapılar görünüşe göre gerçekten o tarihte kumlardan çıktı.

C: Sembolizma biçimlerinden birine örnek.




S: (L) Yakın bir zamanda tabloit gazetelerde Edgar Cayce'nin gizli günlüğü olduğu iddia edilen birşeyle ilgili haberler vardı. Böyle bir günlük var mı gerçekten?

C: Hayır.




S: (S) Edgar Cayce'nin renklerle ilgili okumaları...

C: Herhangi birşeyi okumak, "daha yüksek seviyeler" ile ilgili kavrayış gerektirir ve bu seviyeler akışkandır ve somut ve mutlak değildir.




S: (S) Evet. Edgar Cayce Atlantislilerin diğer gezegenlere gidebildiklerini söylüyor.

C: Evet. Sizin uçakla Atlanta'ya gidebildiğiniz kadar kolay bir şekilde.




S: (SV) Cayce dosyalarının faydası olur mu?

C: Zararı olmaz.


(L) Benim aura fotoğrafımda, göğsüm üzerinde yeşil bir bölüm var. Cayce kitabının ilgili bir bölümünde, açık yeşillerin sahteliği temsil ettiğini söylüyor.

C: Endişelenme.




S: (L) "Büyük Beyaz Kardeşlik" diye birşey yok mu? (SV) Edgar Cayce böyle birşeyden neden bahsetti?

C: Bu şekilde değil.

S: (L) Peki "Büyük Beyaz Kardeşlik" dedikleri şey nedir?

C: ?

S: (L) Cayce'nin bahsettiği Büyük Beyaz Kardeşlik nedir?

C: Çeşitli BH.




S: (SV) Edgar Cayce'nin eserleri iyi bir bağlangıç noktası olur mu?

C: İyi bir başlangıç noktası, ama çok "zaman" ve emek alır.

S: (L) Bunun mutlaka derinleşmemiz gereken bir konu olmadığını mı söylüyorsunuz?

C: Size bağlı.

S: (J) Şu noktada bu konuyla ilgili pek bilgimiz yok. (T) Öğrenmemiz gereken önemli şeylerin olduğu bir konu mu bu?

C: Açık.




S: (L) Edgar Cayce herhangi bir noktada bilincini açıp bir karar vererek karmayı durdurabileceğini söylüyor. Frank neden bunu yapamıyor? Herhangi bir kişi bunu yapabilir mi? "Bu kadar yeter" deyip durduramaz mıyız?

C: Hayır, çünkü koşullar normal değil.




S: (L) ... Cayce bir keresinde 1998 yılında bir "kurtarıcı" olarak döneceğini söylemişti. 1998'de doğacağını mı, yoksa "aktifleşeceğini" mi kastetti?

C: Bu önemli değil.




S: (L) Cayce Atlantis'te "Bir'in Oğulları" ve "Belial'ın Oğulları" ayrımından bahsediyor. Bu ırksal bir ayrım mıydı yoksa felsefi/dini bir ayrım mı?

C: Son ikisi, ve ondan önce, ırksal.




S: (L) ÖFFFF!! Sıradaki soru: Cayce belirsiz açıklamalarından bir tanesinde... Bu arada Kasyopyalıları belirsiz olmakla suçlayanlar Cayce'yi okusalar iyi olurdu çünkü gerçekten belirsizliğin USTASI! Sayfalar dolusu şey yazıp HİÇBİR ŞEY söylemeyebiliyor! Her neyse, 1909 ile 1930 arasında çok sayıda Atlantislinin enkarne olduğunu söylüyor. Onlarla ilgili tanımı güçlü zihinleri ve duyguları, aynı zamanda fizikselliğe, zevke düşkünlükleri ve yüksek teknik yetenekleri olduğu şeklinde. Aynı zamanda geçmişin hatalarının tekrarlanma olasılığına karşı uyarmış. Şimdi bu belirttiği insanlar bugün bildiğimiz dünyayı kuran insanlar. Sorum şu; karmik bakımdan Atlantis hikayesinin bir tekrarıyla mı karşı karşıyayız?

C: Enerjisel bakış açısıyla bakılacak olursa bu tekrarlanma döngüleri gerçekten mevcut ama her zaman öğrenme ve böylece ilerleme fırsatı var. Bu bildiri 1909 ile 1930 arasında doğanlar için değil miydi?? Bu zamanlamanın önemi nedir, eğer kişinin yönelimi "şimdiki" zamanaysa?




S: (L) Cayce Pele Yanardağı konusunda yanılmış mıydı ? [ç.n. Edgar Cayce' nin kehanetlerinden birisi]

C: Belki evet, belki hayır!




S: (L) Piramit'te neler olduğu konusunda söyleyebileceğiniz birşey var mı? Havalandırmadaki kapıyı açmaya yönelik hazırlıklar yapılıyormuş ve Sfenks'in altında bazı odaların keşfedildiği iddia ediliyor... Orada gerçekten neler oluyor?

C: Bu uzun ve karmaşık olur. En iyisi Cayce'yi incelemen.

S: (L) Cayce'nin söyledikleri şu anda olan biteni açıklıyor mu?

C: Esas olarak.




S: (L) Edgar Cayce, küresel sıcaklıktaki hafif bir artışın bile 5 kat daha güçlü kasırgalar meydana getirebileceğini söylüyor. Buna göre, kasırgaların giderek güçlenmesini ve sıklaşmasını bekleyebilir miyiz?

C: Evet.




S: (L) Zeta'ları kanalladığını iddia eden bu kadının ardındaki enerji nedir?

C: Ego.

S: (L) Okuduğum kadarıyla, pek çok başka kaynağın bir karışımı gibi... Sitchin'den, Velikovsky'den, Cayce'den malzemeler vardı... Diğer sitelerden almış olamayacağı hiçbir şey yok. Ra, bizimki...

C: Evet.


(L) Edgar Cayce Üçüncü Dünya Savaşı'nın Ortadoğu'da veya civarında başlayacağını söylüyor ve Suriye'nin ve Türkiye'nin de adını veriyor. Tam olarak ne söylediğini hatırlamıyorum. Ama görünüşe göre mevcut süreci oraya doğru zorlayacaklar.

C: Veya başka "gezegensel" olaylar araya girebilir.

S: (L) Kometler veya hava veya onun gibi birşey mi?

C: Evet
Go to Top of Page

Tgur


814 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 18/10/2017 :  15:24:42  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
"C: Pek sayılmaz. Daha çok suyun meydana getirdiği çözünme gibi.
S: (L) Birşeyin çözünmesi gibi. Herşey çözeltide çözündüğünde ve herşey kaotik bir şekilde birbirine karıştığında, o zaman çözelti buharlaşacak ve çözünmüş maddeler yoğunlaşacak mı? Bu daha yakın mı?
C: Daha yakın.
S: (L) Yani etrafımızdaki enerjilerin herşeyi çözündürdüğü bir dönemdeyiz, öyle mi?
C: Yakın. Eğer buna tabiyse. Bazı şeyler katı, ve çevredeki kaosu yalnızca dışsal olarak deneyimliyor.
----------------------------------------

(Joe) Peki neden yaptılar? "İnsanlara bize neden ihtiyaç duyduklarını hatırlatalım" mesajlarından biri miydi?
C: Kaos.
S: (Joe) Çok sayıda açık bırakmışlar gibi görünüyor. Acaba…
C: Kaos onları da etkiliyor! "
-------------------------------------------

Teşekkürler kıymetli kardeşim ,ellerine sağlık,

Çözeltiden bahsettikleri için ve benim mesleğimin ana yapısı çözelti üzerine olduğu için bana çok ilginç geldi ,

Çevredeki kaos yaklaşan dalga etkilerinden ve bu kaotik durum bir su gibi olan biteni eritme peşinde,burada varoluş unsurlarının bütünlük potası içinde erime sonucunu akla geliyor,erimeye direnen katı maddeler süzülüp atılacak daha doğrusu öğütülüp sonda mutlaka bütünlük potasına dahil edilecekler..

Yani K.ların mutlaka BH galip gelecek ifadesinin bir başka tarifi ,KH nin kök noktalara gidip sonda kara delikten başlangıç materyallerine dönüp tekrar var oluş potasına dahil edilmesinin ifadesi.

Bu ortamda bu katı maddelerin yani KH nin insan kıyımına azılı bir şekilde yönelmesi, ihtiyaç duydukları besini bol miktarda temin etmek, toplumda aşırı bir stress yaratarak ..



Edited by - Tgur on 18/10/2017 15:26:51
Go to Top of Page

Neron


44 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 18/10/2017 :  17:14:18  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Teşekkürler bozadi.

Gurdjieff denilen kişiyi daha önce de celselerde görüp, araştırmıştım. Şimdi tekrar baktım. Kafkasya'da doğmuş. Kars'da çocukluğu geçmiş. Aslında bu kişinin adı Georgi Gürciyef'miş. Bizim bu şekilde yazmamız doğru olur.


Go to Top of Page

Gavroche


6 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 18/10/2017 :  17:30:35  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
bozadi teşekkürler, fazla dikkat çekici konular vardı.

Go to Top of Page

ogeday


39 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 18/10/2017 :  18:32:00  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
(L) Edgar Cayce Üçüncü Dünya Savaşı'nın Ortadoğu'da veya civarında başlayacağını söylüyor ve Suriye'nin ve Türkiye'nin de adını veriyor. Tam olarak ne söylediğini hatırlamıyorum. Ama görünüşe göre mevcut süreci oraya doğru zorlayacaklar.

C: Veya başka "gezegensel" olaylar araya girebilir.

S: (L) Kometler veya hava veya onun gibi birşey mi?

C: Evet

sanirim bu ISIS yani uzun adiyla Israel Secret Inteligence Servise 3.dunya savasi icin tutulan taseron askerlerdi ama BH grubundan gelen Putin bunu engelledi.Veya sunuda demek istemis olabilirler dunyanin girmekte oldugu yeni dalga boyutuna karsi caresiz kalicaklar.Komet aslinda soz konusu degil.kacamak bi yanit vermisler
Go to Top of Page

Majisyen


281 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 19/10/2017 :  00:11:47  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Çeviri için teşekkürler :)

Karanlık, ışığın olmadığı yerde vardır.
Go to Top of Page

osman1429


23 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 19/10/2017 :  07:23:59  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eline sağlık bozadi
Go to Top of Page

bozadi


7173 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 19/10/2017 :  12:13:38  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
İlginize, desteğinize teşekkür ederim arkadaşlar.
Go to Top of Page

gerçek tosun paşa


425 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 19/10/2017 :  13:42:36  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
ogeday komet aslında söz konusu değil derken ne demek istedin? komet nasıl söz konusu değil?
Go to Top of Page

ogeday


39 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 19/10/2017 :  15:28:50  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Turkiye ve Suriye uzerinden 3.dunya savasi baslatma girisimleri komet uzerinden olmadi demek istedim.Laura ve ekibi (baska gezegensel olaylar araya girebilir) verilen cevabi bence yanlis yorumladilar.Komet her zaman olabilir onu bilemem.Ancak daha once Nostradamus un felaket senaryolu bazi kehanetlerinin gerceklesme olasiligi soruldugunda verilen yanit "insanligin olumlu tutumu bu senaryoyu degistirdi" olmustu.Yani dedikleri gibi gelecek her zaman acik.Ve bu gezegensel olaylar araya girebilir derken bence dunyanin girmis oldugu yeni dalga boyutunu kast ettiler.15 Temmuzdan sonra yaptiklari celsede Laura bu kadar cok hatali girisimde bulunmalari yeni dalga boyutuyla ilgili mi diye sorunca verilen yanit 'baski ve umitsizlik hata yaptiriyor' olmustu.Onlarin bu baskiyi hissetmeleri dunya ile ilgili bisey degil bence
Go to Top of Page

gerçek tosun paşa


425 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 19/10/2017 :  15:51:23  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
ogeday cevabın için teşekkür ederim. Benim anladığım kadarıyla kometlerin savaşın başlamasıyla doğrudan bir ilgi yok. Kas.ların demek istediği ortadoğuda tırmanacak gerilim büyük bir savaşa neden olabilir ama savaşın patlak verdiği zaman diliminde komet yağmurları, depremler ve çeşitli doğal afetler savaşın önüne geçebilir, seyrini değiştirebilir şeklindeydi. 4kh ın hissettiği baskı da bu dünyayla ilgili ama sadece bu dünyayla sınırlı kalamaz çünkü dünya kozmik bir parça zaten. Zaman örgülerinin değişimi gezegenin çekildiği frekansla doğrudan ilgili yani o gezegende ki yaşamın hangi kutuba meylendiği şeklinde basitçe açıklayabiliriz. zaten kehanet okumanın da kendince üst yoğunluk tabanlı yöntemleri var. Baskı konusuna geri dönersek asıl olarak dalganın gelişi ve sürenin daralması başarı konusunda tereddütler yaratıp daha sert ve çabuk oynamaya itebilir bu da yeterince çalışılmadan hamle yapılmasına sebep olacaktır. Yani baskı bu dünyayla ilgili fakat tek etmen değil.
Go to Top of Page

zeytin


33 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 27/10/2017 :  01:57:31  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Teşekkür ederim #128591;
Go to Top of Page

bozadi


7173 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 27/10/2017 :  09:11:03  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen zeytin

Teşekkür ederim #128591;
:)
Go to Top of Page

arinmak


209 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 19/11/2017 :  14:11:11  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Çeviri için teşekkürler
Go to Top of Page

bozadi


7173 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 19/11/2017 :  16:19:09  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen arinmak

Çeviri için teşekkürler

:)
Go to Top of Page
   Mesaj Sonraki Konu  
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Forum Seç:
Başkalarına Hizmet Forumu © Kasyopya celselerini ve diğer mesajları farklı ortamlara kopyalamadan önce lütfen izin isteyin: [email protected] Yukarıya git
Snitz Forums 2000

Design by Sizinsayfaniz.com

Bu sayfa 0,31 saniyede oluşturuldu.