Başkalarına Hizmet Forumu
Başkalarına Hizmet Forumu
Ana Sayfa | Bilgilerim | Kayıt Yaptır | Aktif Konular | Forum Üyeleri | Site içi Arama
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni Hatırla
Şifre hatırlatma servisi

  Forum
 Genel Paylaşımlar
 Bilim ve Teknoloji
 Avangard füze sistemi
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Yazar Önceki Konu Mesaj Sonraki Konu  

ogeday


122 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 02/03/2018 :  21:15:44  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
https://tr.sputniknews.com/rusya/201803021032477971-putin-rusya-uretilen-yeni-guclu-silah-baska-hicbir-yerde-yok/

bozadi


8596 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 02/03/2018 :  22:55:08  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
02 Mart 2018

Putin, Rusya'nın yeni nükleer cephaneliğinin örtüsünü kaldırdı:
Bizi dinleme zamanınız geldi

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, dün Federal Meclis'te yaptığı konuşma sırasında Rusya'nın son dönemde bir dizi ileri teknoloji silah sistemleri geliştirdiğini belirtti ve ülkesinin yeni nükleer cephaneliğini tanıttı.


Putin, 18 Mart'ta yapılacak devlet başkanlığı seçimleri öncesi düzenlediği son Federal Meclis konuşmasında, Rus ordusunun 'yenilmez' bir füze başlıkları ve benzersiz silahlar geliştirdiğini söyledi.

Söz konusu sistemlerin ABD'nin Rusya'nın nükleer caydırıcılığını küçümseyerek geliştirdiği tüm imkan ve kabiliyetleri hükümsüz kıldığını söyleyen Rus lider, Batı'nın Rusya'yı dinleme zamanının geldiğini vurguladı.

Putin, Rusya'nın yıllar boyunca ABD'ye yaptığı silahsızlanma anlaşmalarından ayrılmama çağrılarının karşılık bulmamasının ardından harekete geçtiğinin altını çizerek, "Rusya'nın balistik füze anlaşmasından çekilmemesi için ABD'ye yaptığı çağrılar, sınırlarına yakın Avrupa ülkelerine füze kalkanı yerleştirilmemesine yönlik çağrılar görmezden gelinmeseydi, Rusya'nın bu silahlara ihtiyacı olmazdı. Hiç kimse, bizimle sorunun kaynağı hakkında konuşmadı. Kimse bizi dinlemedi. Şimdi siz dinleyeceksiniz!" ifadelerini kullandı.

'KİNJAL' HİPERSONİK SİLAHI

Rus liderin dikkat çektiği yeni silahlardan ilki, 'Kinjal' hipersonik (sesten çok daha hızlı) silahı.

Putin, Rus hava güçlerinin kullanacağı Kinjal'i başarılı bir biçimde test ettiğini ve bu silahı ülkenin güneyinde yer alan güçlere gönderdiğini belirtti.




NÜKLEER BAŞLIK TAŞIYABİLEN SARMAT

Bir diğer silah, kıtalararası füze Sarmat.

Putin, Sarmat'ın ağırlığının 200 tonu geçtiğini, bu silahın füze savunma sistemlerine görünmediğini ve hipersonik olanlar da dahil olmak üzere nükleer başlıklar taşıyabildiğini söyledi. Putin, Sarmat füzelerinin denemelerinin aktif safhasına geçtiklerini de ekledi.



NÜKLEER BAŞLIKLI SU ALTI DRONE'U

Rus lider, nükleer başlıklar taşıyabilecek yeni bir su altı drone'u test ettiklerini de paylaştı. Yeni geliştirilen su altı drone'u dünyadaki tüm gemilerin göstergelerinin ulaşabileceğinden katlarca hızlı hareket edebildiğini ve kıtalararası mesafeleri aşabildiğini de ekleyen Putin, "Bu, fantastik bir şey" dedi.



LAZER SİLAHI

Putin, ülkesinin lazer silahları geliştirme konusunda da kayda değer sonuçlar aldığını belirterek, "Bu artık, teori ya da planlama aşaması, hatta üretime başlama aşaması değil. Lazer sistemleri geçen yıldan beri askerlerimize veriliyor. Bunun detaylarına girmek istemiyorum. Doğru zaman değil. Ancak işin uzmanları Rusya'nın güvenliğini sağlama kapasitesini kat kat artırdığını anlayacaktır" ifadelerini kullandı.



AVANGARD KANATLI PLANÖRLÜ STRATEJİK FÜZE SİSTEMİ

Putin'in konuşmasında 'gerçek bir teknolojik buluş' olarak söz ettiği silah.

Bu silahın tamamen yeni bir silah olduğunu ve bir kanatlı planör parçasıyla yapıldığını anlatan Putin, bu silahın ayırt edici özelliğinin atmosferde ve kıtalararası menzilde Mach 20'nin üzerindeki hipersonik hızlarda uçabilmesi olduğunu vurguladı.

Bu sistemlerin yana doğru ve dikey manevralar yapabildiğine dikkat çeken Rus lider, "Bu sayede tüm hava ve füze savunma sistemlerine karşı yenilmez oluyorlar. Kompozit manevraların kullanımı uzun güdümlü uçuşlara izin veriyor ve kanatlı planör parçası plazma formunda. Bir meteor gibi, ateş topu gibi gidiyor ve yüzey sıcaklığı 1600-2000 dereceyi bulabiliyor" diye konuştu.

'SINIRSIZ MENZİLLİ NÜKLEER FÜZE'

Putin'in sözünü ettiği bir diğer silah, henüz adı konmayan sınırsız menzilli nükleer enerji güdümlü füze.

Rus lider, bu yeni silahı şu sözlerle anlattı: "Bu, tıpkı havadan atılan Kh-101 ya da ABD'nin Tomahawk füzeleri gibi bir güdümlü füzenin içine yerleştirilen, küçük boyutlu bir nükleer santral. Ama bizimkinin uçuş menzili 10 kat daha fazla ve etkisi sınırsız. Bu alçaktan uçan hayalet güdümlü füzenin pratikte menzil sınırlaması yok, uçuş rotası tahmin edilemiyor ve engelleme hatlarını bypass edebiliyor."

Putin, bu özelliklerin söz konusu sistemi tüm mevcut ve gelecek füze savunma ve hava savunma sistemlerine karşı yenilmez kıldığının altını çizdi.



Kaynak: Sputnik

Go to Top of Page

bozadi


8596 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 02/03/2018 :  22:57:47  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
İlüminati'nin insanlığa yönelik olası kitlesel askeri tehditlerine karşı Rusya hayat kurtarıcı tedbirler alıyor.
Go to Top of Page

ogeday


122 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 04/03/2018 :  12:47:49  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Tabi en büyük gücün sevgi olduğunuda göz ardı etmeyelim.
Go to Top of Page

bozadi


8596 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 04/03/2018 :  13:21:39  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen ogeday

Tabi en büyük gücün sevgi olduğunuda göz ardı etmeyelim.
Bakış açısına bağlı olarak en büyük gücün sevgi olduğu söylenebilir elbette. Ama sevgi ilk prensip veya "ilk şey" (kendisinden önce gelen başka hiçbir şeyin olmadığı şey) değildir. Sevgi varlığın bir işlevi, bir sonucudur. Varlık sevgiden önce gelir. Örneğin Ra sevginin bir "sapma" olduğunu, yani en önce gelen, en saf, en mutlak şeyin sevgi olmadığını açıklıyor. Ra, en mutlak ve aslında tek şey olduğunu söylediği tek mutlak yaratıcının temel sapmalarının (ondan ilk çıkan şeylerin) özgür irade, sevgi ve ışık olduğunu söylüyor (yanlış anlamıyorsam, özellikle bu sıralamayla).

Benim anladığım şekliyle, o ilk prensip mutlak/saf "varlık" olarak düşünülebilir. Var olan herşeyin (iyi veya kötü, şöyle veya böyle) en kesin, en mutlak ortak paydası budur sonuçta, öyle değil mi: Varlık. Mutlak, saf, hiçbir şekle bürünmemiş sonsuz potansiyel. Güneş'in simgelediği, örneklediği şey. 7. yoğunluk.

Sevgi; 7. yoğunluk ile ilüzyon içeren diğer 6 yoğunluk seviyesi arasındaki bağlantıyı, bütünlüğü sağlayan, sürdüren şey gibi görünüyor bana. Varlığın kendini koruma ve sürdürme iradesi gibi birşey.

Bu arada, Putin Rusyasının bu silahları geliştirerek global faşistleri uyarması, hepimiz için paha biçilmez bir sevgi tezahüründen başka birşey değil bence. BH eğilimli bir sevgiyi kastediyorum tabi özellikle. Ra, KH'lerin de sevgiye dayalı hareket ettiğini, ama onların sevgisinin "sadece kendilerine dönük, kendilerine hizmet eden" bir sevgi türü/tercihi olduğunu açıklıyor.
Go to Top of Page

ogeday


122 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 05/03/2018 :  13:37:24  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Ra lar tek mutlak yaratıcı iddiasında bulunurken K lar insanlığın en büyük yanılgısının monoteism olduğunu söylüyor.iki taraf arasında sanırım en büyük çelişki bu...
Go to Top of Page

Tgur


950 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 05/03/2018 :  15:44:57  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Mutlak Yaratıcı ve benlik arasındaki ilişkiyi incelemek ve vurgulamak üzere evvela Ra dan sonra kasyopyadan bir iki alıntı sunacağım,dostlarımızın monoteizm ile ne denmek istendiğini ,ne için devreye konduğunu ve ayrılık acısının yaratılması ile insanın benliğini nasıl dışlayabileceğini ,ikinci plana atılmış bir ayrılık mahsulü olarak kendini değerlendirdiğini ve bunun öyle olmadığını çok daha iyi anlarız sanırım.
-----------------------

Evvela RA dan:
Dostlarım, sevgi ve kardeşlikten başka nitelikteki düşüncelerin
Yaratanımız’dan kaynaklanmadığını düşünebilirsiniz. Size öyle
gelebilir. Ama bu mümkün değildir. Ne kadar düşünce varsa,
bunların hepsi, bütün düşünceler Yaratan’dan kaynaklanır. Ne kadar
şey varsa, hepsi Yaratan tarafından meydana getirilmiştir. O her
şeydir ve her yerdedir, var olan bilinç ve düşünce Yaratıcımız’ın
düşüncesidir. Onun sonsuz sayıdaki parçalarının hepsi de özgür
iradeye sahiptir ve nasıl isterlerse öyle düşünüp yaratırlar. O’nun
bütün parçaları yaratılmış her şeyle iletişim halinde bulunurlar; bu da
O’nun sonsuz bütünlüğünden dolayıdır.
-------------------------------------------------------------

Bu gezegende yaşayan insanlar için illüzyonlarından, önyargılı
olarak neden-sonuç olduğuna inandıkları bilgilerden vazgeçmek çok
zordur. Ama, asıl gerçek bu değildir. Bu, illüzyondan doğan başka bir
illüzyondur. İnsanoğlunun bu gezegende yarattığı karmaşıklığın basit
bir ürünüdür. Düşüncelerinizi böyle karmaşalardan kurtarıp, sizi
yaratanın, deneyimlediklerinizin ve düşünülen her şeyin farkına
varmalısınız. Yaratanınız’ın farkına varın. O’nun isteğininin farkına
varın, O’nun isteğini bilince, kendinizinkini de bileceksiniz, çünkü siz
ve Yaratanınız birsiniz; siz, O’nun her parçası ile de birsiniz, yani
yaratılmış diğer bütün insanlarla birsiniz. O’nun arzusunu bilince,
bunu hissedeceksiniz. Artık karmaşa olmayacak. Artık sorular
olmayacak. Aradığınızı bulmuş olacaksınız. Sevgiyi bulmuş
olacaksınız; çünkü Yaratanınız’ın isteği budur: O tüm parçalarının
kendilerini yaratmış olan Sevgi’yi tezahür ettirmelerini ve
deneyimlemelerini ister. Bu da, çok basit olarak, meditasyon yaparak
bulunur. İnsanların entelektüel kavramları içinde ne kadar ararsanız
arayın, yazılı ve sözlü bilgilerinizi ne denli dikkatle plânlayıp ifade
ederseniz edin, bunlar sizi o sade ve yalın gerçeğe götüremezler.
Konfederasyon’dan gelen mesajlar daha çok, arayış ve istek üzerinde
yoğunlaşıyor; her varlığın kendi iradesinin, kendi tekâmül arayışı için
mutlak etken ve zorunlu unsur olduğu belirtiliyor. Aslında onlar, evrenin
temelinde özgür iradenin bulunduğunu söylüyorlar. Her varlık bu “bir”liğin
bir parçası -ama eşsiz bir parçası- olarak yaratılmıştır. İnsanın özgür
iradesi onun en önemli şeyidir ve Konfederasyon da, hiç kimsenin özgür
iradesi üzerinde baskı kurmamaya dikkat gösteriyor.
------------------------------------------------
SORU: Bizim hayal dediğimiz şeyler başka yoğunluk derecelerinde
gerçekleşebilirler mi?
RA: Bu hayalin yapısına bağlıdır. Bu çok geniş bir konudur.
Söyleyebileceğimiz en basit şey şudur: Eğer sizin deyiminizle hayal,
benliğe dönükse, bu o zaman benliğin gerçeği olur. Eğer bu hayal, genel
bir düşünceye dayalıysa, olabilirlik/olasılık bileşimlerinin sonsuzluğuna
girerek yaratıcısının (hayali görenin) enerji alanlarına bağlı kalmaksızın
başka bir yerde meydana gelebilir
-----------------------------------------------------
RA: Söyledikleriniz temelde doğrudur. Özgür irade sapmasını, benliğin
kendini tanıması uygulaması içinde derinlemesine inceleyecek olursanız,
burada Sonsuz Yaratan’ın damgasını, yani farklılığı, çeşitliliği
görebilirsiniz. Eğer yanlış anlama ve giderek anlama potansiyeli var
olmasaydı, deneyim de var olamazdı.
SORU: Tamam. O halde bir varlık bu sürecin bilincine vardığında,
Yaratan’ın tüm yeteneklerine sahip olabilmek için düşüncelerinin, İlk
Yaratıcı Düşünce’nin titreşimi ya da titreşim frekansıyla tam bir uyum
içine girmesi gerektiğine karar verir. Bunu yapabilmek için de kişiliği
disipline sokmak gereklidir; ta ki bu disiplin yoluyla kişilik İlk Düşünce’ye6
tam bir uyum sağlayabilsin. Bu disiplin yedi bölgeye ayrılır ve bu
bölgelerin her biri tayftaki yedi renkten birine tekabül eder. Dediklerim
doğru mu?
RA: Bu dediğiniz doğru olmakla birlikte büyük bir yanlış anlaşılma
potansiyeli taşıyor. Bir enerji merkezinin İlk Düşünce ile kesin uyum
sağlamasının yolu, her enerji noktasının sistematik bir sıralamasından
geçmez. Bu yol daha çok, bu enerji merkezlerinin, zeki enerjinin en az
sapmayla akabileceği biçimde birbirleriyle dengeli, akıcı ve esnek olarak
kaynaştırılıp karıştırılmalarıyla ortaya çıkar.
-------------------------------------------------------------
Ve Kasyopyadan ,altında acizane yorumum ile,
---------------
S: (L) Carlos Castaneda “Kartal’ın yayılımları”ndan bahsediyor, kanımca Kartal varlığı, tüm yoğunlukların içinden aşağıya doğru yayılan Baş Yaratıcı. Ve “görebilen” Nagual da, Kartal’ ı büyük, siyah ve beyaz bir nesne olarak görüyor. Onlar kaynağı mı görüyorlar, yoksa farklı bir yoğunluktaki bir şeyi mi görüyorlar?
C: Kaynak mı ? Böyle bir şey yok.
S: (L) Yani Baş Yaratıcı diye bir şeyin olmadığını, varoluşumuzun bir orijini ya da kaynağı olmadığını mı kastediyorsunuz ?
C: Baş Yaratıcı sensin.
S: (L) Ama bu çok ezoterik… Şeyden bahsediyordum…
C: Konu şu ki: Farkındalığını, çok uzun zaman önce varoluşunuzu hapsetmek için ekilmiş olan monoteist felsefelerle doldurmaya son ver. Öğrendiğin bunca şeyden sonra bir kaynağın, bir liderin, bir temelin, bir denetmenin vs olmadığını hala göremiyor musun? Sen, farkındalık profilin içerisinde, tam olarak tüm yaratılışın içerisinde var olan tüm güce sahipsin!! Kesinlikle tüm var olan, var olmuş ya da var olacaklara sahipsin, bilincinin içerisinde. Tek yapman gereken onu nasıl kullanacağını öğrenmek ve bu olduğunda sen harfi harfine, tüm olmakta olan, olmuş olanlar ve olacak olanlar olacaksın!!!!!!!!
S: (L) Bunların hepsi mükemmel ve kulağa harika geliyor, küçük bir husus dışında. Aynı zaman da dediniz ki; monoteist konseptler, bunu bilmemizi engellemek için bize EMPOZE edildi. Ve eğer hepimiz söylediğiniz şeysek, bize böyle nahoş bir şeyi empoze edebilcek bir şey nasıl varolabilir ?
C: Seçimler, arzu temelli dengesizlikleri takip ediyor
S: (L) Eğer durum buysa, neden herhangi biri ışıkları söndürüp ilüzyona bir son veremiyor, ve herşey hiçbirşeye dönüşmüyor ?
C: Öncelikle, herşey hiçbirşeye dönüşmez. İkinci olarak, bazıları halihazırda herşeye dönüştüler.
S: (L) Müthiş! Ve anlıyorum ki bizler bu olağandışı ilüzyondan çıkış yolumuzu bulmak için kazıp duruyoruz. Ve bu hala batağın içerisine saplanmış durumda olan birine söylemek için fazla derin ve büyük bir şey. Gerçekten bunu keşfetmek istiyorum ama bu çok zor. Bunun üzerinde biraz düşünmeliyim.

------------------------------------------------------------------------------------------
Keşfedilmek isteneni biraz biz keşfetmeye çalışalım,
"Kesinlikle tüm var olan, var olmuş ya da var olacaklara sahipsin, bilincinin içerisinde.Tek yapman gereken onu nasıl kullanacağını öğrenmek ve bu olduğunda sen harfi harfine,tüm olmakta olan,olmuş olanlar ve olacak olanlar olacaksın!!!!!!!!"
Varoluş devreye girince olmuş olanı geriye çevirmek ,hiçbirşeye dönüşmek gibi bir durum yok, o hep zihnin sakinliği olarak düşünüp bütün oluşlardan azade, dinlenme isteği ile kırışıklık dahi olmayan bir boşlukta yalınlık ve dinginliği düşünmek ,istemek, hayal gibi geliyor..
Ancak bu düşünüş tarzımız ,seçim yapıp kısıldığımız üçüncü yoğunluk varsayımları ile ilgili donelerle boğulmuş bir bilincin sergilemeleri gerçekte varoluş dinamiği içerisinde bahsi geçen dinginlik durgunluk durumları mevcuttur,ezoterik bilgilerden bu olguların olduğunun farkındayız, sessizlik ve durgunluk denizleri.
O halde, sonsuz oluşumlar manzumesini tanımlamak için "ikinci olarak bazıları hali hazırda herşeye dönüştüler" cevabındaki gibi herşeyin oluştuğu bir gerçeğin farkındalığını hazmetmek lazım..
Buradaki ayırımın o ezici gerçeği ,herşeye dönüşen ve dönüşmeyen bölümlerin bir potada nasıl eriyeceği.
Kanımca üst yoğunluk mensuplarının çabası bu potadakilerin ergimesi için yapılan faaliyetler olarak düşünülmeli.
Yani farkındalık kazanan gurup tam olmalı ki birlik bilinci parıldamalı.
O zaman varlık özelliğinin tüm oluşlarını bilen ama bir olduğunu da hazmeden, anlayan bir hale dönüşeceğiz.
Buradaki handikap ,seçim yapıp geldiğimiz bu en indirgenmiş ortamda, kutupsal yaşantının ızdıraplarını zaman illüzyonunun o kahredici bitiş anlarını beklemekle geçen lineeri aşmakla mümkün olabileceği farkındalığını nasıl işleme sokacağımızla ilgili bir husus..
Sabır mı ,yetmiyor..
Aldırmazlık mı ,hayır, kutupsala adapte olmuş beden aldırış etmeyi mecbur kılıyor..hastalık gibi.
Tek çare, bu ortamda hiçbir şeyin devamlı olmadığının farkındalığı, yani mutluluk da daim değil,mutsuzluk da..
O zaman mutlu olduğumuzda ne zaman mutsuz olacağız beklentisi de sakat bir düşünce tarzı,
Akış , kendini akışa bırakmak ,her olacağa hayret ve endişe ile bakmak değil de olmuş olmasınının gerçeğini kabul ederek bir sonraki akışa doğru yani olacaklara doğru açık olmak,
Söylemesi çok kolay..

Edited by - Tgur on 05/03/2018 15:46:20
Go to Top of Page

bozadi


8596 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 05/03/2018 :  16:00:10  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen ogeday

Ra lar tek mutlak yaratıcı iddiasında bulunurken K lar insanlığın en büyük yanılgısının monoteism olduğunu söylüyor.iki taraf arasında sanırım en büyük çelişki bu...
Bu konuda iki kaynak arasında ciddi bir çelişki olduğunu sanmıyorum. Her ne kadar Ra biraz da alıcı grubun ve özellikle de merhum Carla'nın dini önyargılarını hesaba katarak monoteizme özgü bazı görüşleri veya pratikleri onaylıyormuş gibi görünse de, aslında Ra'nın verdiği bilgilerin geneli ve bütünlüğü, monoteist görüşlerin aşılması gerektiğine / gerekeceğine işaret ediyor.

Teorisinin ayrıntılarını bilmiyorum ama uygulamalarından hepimizin çok aşina olduğumuz gibi monoteizmde tanrı ile kul arasına aşılmaz bir engel/mesafe konmak suretiyle "mutlak bir ikilik" yaratılır. Yani monoteizmin adı her ne kadar "birliği" ifade ediyormuş gibi görünse de, çok şiddetli ve adeta tartışmaya kapalı bir ikilik dayatması vardır. Yaratıcı kaynak ile onun bir parçası olan ruhlar arasında aşılmaz bir engel ve çok katı bir hiyerarşi, bir emir-komuta ilişkisi vardır monoteist görüşlere ve/veya uygulamalara göre. Nitekim İslam'da da bu en çok vurgulanan şeylerden biridir. Tasavvuf dediğimiz şey biraz da bu konudaki derin problemi çözmeye, yumuşatmaya yönelik aslında. Yani Tanrı ile kulun (aslında herşeyin) nihai olarak bir ve aynı şey olduğu, aralarında mutlak bir ayrılık olmadığını anlatmaya, göstermeye çalışıyor. Kuran'a göre kulun ulaşabileceği maksimum yükseklik cennet denen ödül mekanının en yüksek mevkisi olabilir, ama asla Tanrının/Allah'ın kendisi değil. Halbuki tasavvufi bazı düşüncelere göre insanın / ruhların kaderi nihayette Tanrı'da / Allah'ta eriyip onunla tamamen bir olmaktır. Tasavvuf da aslında herşeyi çok dolaylayarak, çarpıtarak, eğerek, bükerek anlatmak zorunda kalmış, bu kadarını yapabilmiş olması bile mucize bazı bakımlardan.

Ayrıca özellikle İbrahimi dinlerin tasvir ettiğinin aksine, Ra'nın ve K'ların bahsettiği Tanrı (7. yoğunluk), bir şahıs değildir, saf varlık ve akıldır. Dinler tanrıyı "feci şekilde" şahıslaştırmaktadır. Ben öyle bir şahıs tanımıyorum. Yani monoteistlerin, özellikle de İbrahimi dinlerin Tanrı/Allah diye tanıttığı şekilde bir "yüce şahıs/efendi" olduğuna inanmıyorum. Bu anlamda ateist olduğum da iddia edilebilir ve kısmen doğrudur. Ben 7. yoğunluğa inanıyorum. Güneş'e, Güneş'in temsil ettiğine, örneklediğine inanıyorum (bu inancı güçlendirme sürecindeyim). Bunun adının deizm, teizm veya ateizm olarak tanımlanıp tanımlanmamasının pek bir önemi yoktur. Hepsi kısmen doğru, kısmen yanlıştır. Gerçek çırılçıplak ortadadır, bilgisi tüm kalbimizde, tüm varlığımızda vardır.
Go to Top of Page

ogeday


122 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 05/03/2018 :  17:21:12  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Evet güzel örneklendirme oldu teşekkürler ikinizede..
Go to Top of Page

bozadi


8596 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 05/03/2018 :  21:04:07  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Bu arada, her ne kadar tasavvuf-tasavvuf desem de, bu ismin sağladığı mutlak bir garanti de yoktur. Tasavvuf adı altında da her türlü negatiflik çevrilebilir. Ve tasavvufa olumlu gözle bakmayan ve hatta onu ciddi bir tehdit olarak gören bir Müslüman gayet BH eğilimli biri olabilir. Olaylar, durumlar, koşullar çok karmaşıktır. Belirli bir ideoloji, fikir, görüş veya grup adı verip onla ilgili herşeyin olumlu veya olumsuz olduğunu söylemek genellikle mümkün değildir. Her durumun, her örneğin, her olayın kendi şartları içinde incelenmesi gerekir, oradaki BH ve KH eğilimlerinin/davranışlarının derecesini anlamaya, ölçmeye yaklaşabilmek için.
Go to Top of Page

bozadi


8596 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 05/03/2018 :  21:07:11  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Tgur'un verdiği harika örnekleri yeni fark ettim ve tekrar okuyacağım.
Go to Top of Page

bigsenfoni


1034 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 07/03/2018 :  20:58:26  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  bigsenfoni Kullanıcısının kişisel sayfasını Ziyaret edin  Alıntı Ekle
Paylaşımlarınız ve yorumlarınız için teşekkürler arkadaşlar.



KENDİ DENEYİMİNE DAYALI OLMAYAN HER ŞEYİ SADECE BİR VARSAYIM OLARAK KABUL ET... OSHO

Kalbiniz temiz,gözünüz Osho'nunki gibi acik olsun.
Go to Top of Page

fidelista


244 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 07/03/2018 :  22:21:36  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen ogeday

Ra lar tek mutlak yaratıcı iddiasında bulunurken K lar insanlığın en büyük yanılgısının monoteism olduğunu söylüyor.iki taraf arasında sanırım en büyük çelişki bu...


K.ların bahsettiği monteizm ile Ra nın söylediği Tek Yaratan kavramının aynı olduğunu düşünmüyorum,klasik dinlerde sert cezalandırıcı ve sanki ayrı bir varlık var bu bizim dışımızda ve tehditkar biçimde yaklaşır bazende sevgi ile koruyucudur bu bir klasik baba yada devletin otorite imajının yansımasıdır Ra da bahsedilen ise her şeyin tek bir varlık olduğu bir bilinç akıl vardır bu her şeyi kapsar ayırım yapmaz her şeyi sever,monteizmdeki Tanrı inancı ile Ra nın bahsettiği Tek Yaratan arsındaki fark dindar ile insan radikal dinci arsındaki farka benziyor ve radikal dindarlar asla dindar değiller bence.Varoluşun bir olduğunu algılamayan bir dindarlık olamaz bu yüzden gerçek dindarlık çok az insanda var bence.
Go to Top of Page

bozadi


8596 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 08/03/2018 :  12:01:54  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen fidelista

Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen ogeday

Ra lar tek mutlak yaratıcı iddiasında bulunurken K lar insanlığın en büyük yanılgısının monoteism olduğunu söylüyor.iki taraf arasında sanırım en büyük çelişki bu...


K.ların bahsettiği monteizm ile Ra nın söylediği Tek Yaratan kavramının aynı olduğunu düşünmüyorum,klasik dinlerde sert cezalandırıcı ve sanki ayrı bir varlık var bu bizim dışımızda ve tehditkar biçimde yaklaşır bazende sevgi ile koruyucudur bu bir klasik baba yada devletin otorite imajının yansımasıdır Ra da bahsedilen ise her şeyin tek bir varlık olduğu bir bilinç akıl vardır bu her şeyi kapsar ayırım yapmaz her şeyi sever,monteizmdeki Tanrı inancı ile Ra nın bahsettiği Tek Yaratan arsındaki fark dindar ile insan radikal dinci arsındaki farka benziyor ve radikal dindarlar asla dindar değiller bence.Varoluşun bir olduğunu algılamayan bir dindarlık olamaz bu yüzden gerçek dindarlık çok az insanda var bence.
Katılıyorum. Gerçek din, görüntüdeki tüm çokluğa, çeşitliliğe, zıtlıklara, çelişkilere ve çatışmalara rağmen, tüm varlığın nasıl bir ve tek olduğu gerçeğini anlatan dindir.

Ama bu inancın söylemsel / teorik / ideolojik olarak ille de bu şekilde ifade edilmesi gerekmez. Her kim etrafındaki kitleyle birlikte olumlu, yapıcı, şifalandırıcı, adil, kardeşçe yaşam koşulları için (yani BH yönünde) samimi gayret gösteriyorsa, bilinçli olarak farkında olsun veya olmasın, o insan birlik realitesinin farkındalığı yönünde hareket etme eğiliminde demektir bence.

Bir insanın adı Müslüman olmuş, Hıristiyan olmuş, Yahudi olmuş, ateist olmuş, bunun gerçek bir kıymeti yoktur. O sadece bir görüntü, bir ambalaj farkıdır. Gerçek din/inanç/itikat/yol kendini davranışlar sürecinde gösterir.
Go to Top of Page

bozadi


8596 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 20/03/2018 :  11:43:44  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
19 Mart 2018

Putin, yüzde 76 ile görev süresini 2024'e kadar uzattı


Rusya Merkez Seçim Kurulu Başkanı Ella Pamfilova, sandıkların yüzde 99,84'ünün açıldığını, mevcut Devlet Başkanı Vladimir Putin'in yüzde 76,66 oranında oy aldığını açıkladı. 56 milyon 206 bin seçmenin oyunu alan Rus lider, ezici bir güç elde etmiş oldu.

Neredeyse 20 yıldır Devlet Başkanlığı koltuğunda oturan Putin, görev süresini 2024'e kadar uzattı.

Putin ayrıca, 2014 yılında Rusya topraklarına dahil edilen Kırım'da yüzde 92,14 oranında oy toplamayı başardı.




Putin'e en fazla yaklaşan isim, tahmin edildiği üzere Pavel Grudinin oldu. Komunist partinin adayı Grudinin yüzde 11,9 oranında oy almayı başardı.

Üçüncü sırada ise Rusya'da 25 yıldır Liberal Demokrat Parti (LDPR) liderliğini yapan Vladimir Jirinovski yer alıyor. Jirinovski'nin oyları 5,66'da kaldı.

Kaynak: HaberRus

Go to Top of Page

bozadi


8596 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 20/03/2018 :  11:44:42  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
19 Mart 2018

Erdoğan telefonla Putin'in seçim zaferini kutladı


Cumhurbaşkanı Erdoğan, Devlet Başkanlığı seçimlerinde üstün bir zafer elde eden Putin'i telefonla arayarak tebrik etti.

Kremlin basın servisinden yapılan açıklamada, her iki tarafın da karşılıklı olarak Rus-Türk işbirliğini güçlendirmek için daha fazla ortak çalışma fikrini dile getirdiği belirtildi.

3 Nisan'da İstanbul'da gerçekleştirilecek Türkiye-Rusya Stratejik İş Konseyi toplantısı sayesinde bunun elde edileceğine vurgu yapıldı.

Görüşmede ayrıca Rusya ile Türkiye arasında Suriye meselelerinde etkili bir etkileşim içinde olunduğu kaydedildi.

Putin, Rusya'da 18 Mart'ta gerçekleştirilen Devlet Başkanlığı seçimlerini açık ara önde kazandı. Yüzde 67 oranında katılımın sağlandığı seçimde Putin, yüzde 76'dan fazla oy almayı başardı. Putin'e en yakın rakip Pavel Grudinin ise yüzde 11 oy aldı.


Kaynak: HaberRus

Go to Top of Page
  Önceki Konu Mesaj Sonraki Konu  
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Forum Seç:
Başkalarına Hizmet Forumu © Kasyopya celselerini ve diğer mesajları farklı ortamlara kopyalamadan önce lütfen izin isteyin: baskalarinahizmet@gmail.com Yukarıya git
Snitz Forums 2000

Design by Sizinsayfaniz.com

Bu sayfa 0,19 saniyede oluşturuldu.