Başkalarına Hizmet Forumu
Başkalarına Hizmet Forumu
Ana Sayfa | Bilgilerim | Kayıt Yaptır | Aktif Konular | Forum Üyeleri | Site içi Arama
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni Hatırla
Şifre hatırlatma servisi

  Forum
 Genel Paylaşımlar
 Malum Güçler
 Filistin'den, Rusya'nın müzakere önerisine olumlu yanıt (01.04.2018)
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Yazar Önceki Konu Mesaj Sonraki Konu  

bozadi


8793 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 01/04/2018 :  11:45:09  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
01 Nisan 2018

Filistin'den, Rusya'nın müzakere önerisine olumlu yanıt

Filistin yönetimi, Rusya'nın "Moskova'da Filistin-İsrail zirvesi gerçekleştirme" davetini kabul etmeye hazır olduklarını belirtti.


Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) Yönetim Kurulu Üyesi Ahmed Mecdalani, Rusya'nın müzakere önerisini hoş karşıladıklarını belirterek, "Filistin tarafı, Arap Barış Planı ve uluslararası kararlar temelinde müzakerelere yeniden başlamaya hazır" dedi.

Teklifi İsrail'in reddettiğini ifade eden Mecdalani, Rusya'nın dünkü davetinin ilk olmadığını, daha önce de bu tür bir çağrının yapıldığını aktardı.

'İSRAİL KABUL ETMİYOR'

Mecdalani, "Filistin tarafı olarak davete icabet etmeye hazır olduğumuzu beyan ettik. Ancak İsrail daveti kabul etmiyor" ifadelerini kullandı.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin, Gazze'de İsrail askerleri tarafından 15 Filistinlinin öldürülmesinin ardından Kuveyt'in talebi üzerine gerçekleştirdiği acil toplantıda Rusya, Filistin-İsrail zirvesi gerçekleştirme konusunda hazır olduğunu bildirmişti.

Rusya Filistin ve İsrail taraflarına yönelik bu davetini 2016 yılının Eylül ayında ve 2017 yılının Ekim ayında da yapmıştı. İsrail, Filistin tarafı olumlu karşılık verdiği bu iki daveti cevapsız bırakmıştı.


Kaynak: soL

bozadi


8793 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 01/04/2018 :  16:15:50  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
01 Nisan 2018

Netanyahu'dan Erdoğan'a "1 Nisan"lı yanıt

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu Tel Aviv'i kınayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yanıt verdi.


İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu İsrail askerlerinin Gazze sınırında eylem yapan 15 Filistinli'yi öldürmesine tepki gösteren ve Tel Aviv'i kınayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yanıt verdi.

Netanyahu, Erdoğan'a yönelik açıklamalarını Twitter'dan hesabından yaptı.




"ÖYLE GÖZÜKÜYOR Kİ 1 NİSAN'I ANKARA'DA BÖYLE KUTLUYORLAR"

Sputnik'in aktardığı habere göre, İsrail Başbakanı mesajında, "Dünyanın en ahlaklı ordusu, yıllardır sivilleri ayrım gözetmeden bombalayan birinden ahlak dersi almayacak. Öyle gözüküyor ki 1 Nisan'ı Ankara'da böyle kutluyorlar" dedi. Netanyahu, daha önce Erdoğan'ın "Kürt sivilleri bombaladığını" söylemişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ise, dün İsrail'de yaşanan olaylarla ilgili konuşmuş, "İnsanlık dışı saldırılardan dolayı İsrail'i şiddetle kınıyorum, bu zulmün altında kalacaklar. (ABD Başkanı Donald) Trump'a 'İsrail'e müdahale etmeyecek misiniz' dedim" ifadelerini kullanmıştı.

ERDOĞAN'DAN YANIT

Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin Adana 6. Olağan İl Kongresi öncesi halka hitap etti. Konuşmasında Benyamin Netenyahu’ya ilişkin konuşan Erdoğan, “Dün İsrail’in başbakanı muhatabım değil de, bir laf etmiş, şu ettiği lafa bak. Bunların ordusu hiçbir zaman zulüm yapmamış. Bunların gözleri var görmez, kulakları var duymaz. Ağızları, dilleri var hakkı söylemez, kalpleri mühürlü” ifadelerini kullandı.

“EY NETENYAHU, SEN ÇOK ZAYIFSIN, ÇOK GARİPSİN”

Dünyada İsrail ordusunun ne kadar zalim olduğunu anlatmaya gerek olmadığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail ve İsrail ordusunun mazlumlara karşı cesur ama mazlumların dışında korkar ve ürkek olduğunu söyledi. Zalimlerin hiçbir zaman cesur olamayacağını ve zafer anıtı dikemeyeceğini söyleyen Erdoğan, “Kalkmış bizim Afrin’de mazlumlara kalkıpta oralarda askerlerimizin zulüm ettiğini söylüyor. Ey Netenyahu, sen çok zayıfsın, çok garipsin. Bir defa kendine çeki düzen ver. Biz teröristlerle uğraşıyoruz” şeklinde konuştu.

“BENİM NÜKLEER SİLAHIM VAR DİYE HAVA ATMA”

Netenyahu’nun derdinin teröristler olmadığını belirten Erdoğan, “Sen terör devletisin. Terör devleti olarak da işte Gazze’de yaptıların ortada, Kudüs’te yaptıkların ortada. Senin dünyada doğru dürüst sevenin yok. İşte BM’de Kudüs ile ilgili attığın adıma aldığın cevap ortada. Yani benim nükleer silahım var diye hava atma. Yeri geldiği zaman o nükleer silahlarda çalışmaz. Şunu bileceksin. Mazlumla uğraşma. Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste. Dünyada dolaşacak, gezecek yer bulamazsın. Bu kadar açık konuşuyorum. Onun için bizimle uğraşma, dürüst ol. Dürüst olmadığın sürece hiçbir zaman bizden de kalkıp olumlu bir kelam bulamazsın” açıklamalarında bulundu.

TEHDİT ETTİ

Öte yandan, İsrail ordusunun, mültecilerin evlerine geri dönmeleri talebiyle Gazze sınırında gerçekleşen "Büyük Geri Dönüş Yürüyüşü"ne katılan on binlerce Filistinliye ateş açmasına yaygın tepkiler sürerken, İsrail Savunma Bakanı Avigdor Lieberman, göstericileri tehdit etti.

Times of İsrail’e göre, Avigdor Lieberman, bu sabah yaptığı açıklamada Gazze’deki Filistinlilerin İsrail’in sınırında gösterilerine devam etmesi halinde ülkesinin “çok daha sert” bir yanıt vereceği tehdidinde bulundu.

Protesto gösterilerine katılan 40 bin kadar Filistinlilerin yüzde 90’ının “Hamas yetkilileri ile Hamas'ın para verdiği aktivisler ve aileleri olduğunu” iddia eden Lieberman, uluslararası toplumun taleplerine rağmen olaylara ilişkin “uluslararası araştırmanın olmayacağı" sözünü verdi.

Habere göre, Gazze’deki yürüyüşün “düzenleyicilerine 15 milyon dolara mal olduğunu" da iddia eden Lieberman “Görevini mümküm olan en iyi şekilde yerine getirdiği için” İsrail ordusunu övdü.

Times of İsrail, haberinde ayrıca İsrail Silahlı Kuvvetleri’nin, gösteriler sırasında öldürülen 17 Filistinli’nin “en az 10’unun terör grupları üyesi olduklarını” söylediğine dikkat çektikten sonra “Hamas, onlardan beşinin askeri kanadının silahlı mensupları olduğunu kabul ettiğini” de yazdı.

"TÜM ASKERLERİMİZİN MADALYAYA LAYIK OLDUKLARINI DÜŞÜNÜYORUM"

Öte yandan, İsrail askerlerinin madalyaya layık olduklarını iddia eden Lieberman, konuyla ilgili herhangi bir soruşturmanın yapılmayacağını da belirtti.

Ynet’e göre, Ordu Radyosu’na konuşan Lieberman, Gazze sırınındaki olaylar sırasında İsrail askerlerinin "yapılması gerekeni" yaptıklarını belirterek “Tüm askerlerimizin madalyaya layık olduklarını düşünüyorum” dedi.

İsrail askerlerinin sadece saldırıda bulunan protestoculara ateş açtıklarını, barışçıl biçimde protesto edenlerin zarar görmediğini iddia eden Lieberman, olayların sırasında ölen Filistinliler için bir soruşturma komisyomunun kurulmayacağını söyledi.

Cuma günü gösteri yapan Filistinlilere uygulanan aşırı şiddetten sonra BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, AB Dış İşleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini, Uluslarası Af Örgütü ve İsrail’in sol muhafelet partisi Meretz’in “bağımsız soruşturma” çağrısında bulundukları anımsatıldı.

Ayrıca ABD, önceki gün BM Güvenlik Konseyi’ne sunulan ve olayların araştırılması çağrısı yapılan karar tasarısını veto etti. Konsey’deki Arap ülkelerini temsil eden Kuveyt ise yaşanan şiddetin “bağımsız ve şeffaf bir biçimde araştırılmasını” istemişti.

İRAN'DAN SERT TEPKİ

İran Meclisi Başkanı Ali Laricani ise, İsrail ordusunun Gazze'de düzenlenen "Büyük Dönüş Yürüyüşü"ne katılan Filistinli sivillere yönelik saldırısını “şiddetle” kınadı.

Mehr haber ajansına göre, Ali Laricani, İsrail’in Gazze'de düzenlenen "Büyük Dönüş Yürüyüşü" sırasında Filistinli sivillere yönelik saldırısını sert dille kınarken saldırıyı “ABD destekli Siyonistlerin süregelen cinayetlerinin devamı” olarak tanımlandı.

"TEHLİKELİ KOMPLO"

İslam ve dünya parlamentolarından Filistin halkının meşru haklarını desteklemesini isteyen Laricani “Siyonistlerin benimsediği gerginlik politikası ile ABD Başkanı Donald Trump'ın Siyonist Rejim'deki Amerikan Büyükelçiliği'ni Tel Aviv'den Kudüs'e taşıma kararının bölgedeki istikrar ve güvenliği tehdit eden tehlikeli bir komplo olduğunu” da söyledi.

Kaynak: OdaTV

Go to Top of Page

bozadi


8793 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 02/04/2018 :  14:27:31  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
02 Nisan 2018

Filistinliler ÖSO bayrağının açılmasına izin vermedi

İsrail'in işgal altındaki Filistin'in Arraba kasabasında halk, ÖSO bayrağının açılmasına izin vermedi.


Filistin işgal altındaki Arraba kasabasında "Dünya Günü" yürüyüşü sırasında, bir grup cihatçı 'Özgür Suriye Bayrağı' olarak bilinen bayrağı açmaya çalıştı.

Arraba kasabası sakinleri Suriye karşıtı bayrağın açılmasına tepki gösterdi.

Cihatçıların açtığı bayrağın indirilmesini isteyen Filistinliler, bayrağı indirmeyen gruba müdahale etti. Öte yandan yürüyüşte birçok Filistinli Suriye Arap Cumrhuriyet'inin bayrağını dalgalandırdı.


Kaynak: soL

Go to Top of Page

bozadi


8793 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 02/04/2018 :  14:37:27  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Her ne kadar ÖSO'nun çeşitli grupları ABD-İsrail müttefiki PKK/YPG'ye karşı şu anda hükümetimizle işbirliği yapsa ve bu durum takdire değer olsa da, ÖSO esasen Esad yönetimine karşı Amerikan-İsrail güdümünde kurulmuş bir terör örgütü. Esad ise ABD-İsrail'e karşı Filistin davasının en büyük destekçilerinden biri olagelmiş bir lider.
Go to Top of Page

bozadi


8793 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 02/04/2018 :  14:43:05  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
29 Mart 2018

Afrinliler ‘ÖSO’ zulmünü anlattı, Habertürk ‘YPG’ diye aktardı

Habertürk televizyonunun 27 Mart tarihli özel yayınında, kanalın genel müdürü Veyis Ateş’e konuşan Afrinliler, Türk Silahlı Kuvvetleri’yla (TSK) birlikte hareket eden Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) milislerinin yaptığı ‘talan ve zulmü’ anlattı. Ancak her şey ‘YPG zulmü’ olarak aktarıldı.


Bianet’in haberine göre Ateş’in Çobanbey’de Afrinlilerle yaptığı söyleşiler, Habertürk TV’nin Afrin özel yayınında yayınlandı. Hala Habertürk TV’nin resmi YouTube kanalında izlenebilen 27 Mart 2018 tarihli programda, görüş belirtenlerin sözlerinin nasıl manipüle edildiği sosyal medya kullanıcıları tarafından fark edilip paylaşıldı.

Söz konusu diyaloğu Bianet’in Kürtçe bölümü de kontrol etti ve Türkçeleştirdi.

Programın 34:10 dakikasında, Afrinliler mikrofona ÖSO’nun nasıl mallarını çaldığını anlatırken AFAD yeleği giyen çevirmen bunları yayına “YPG yaptı” diye çevirdi.




Habertürk’e konuşan ancak sözleri çarpıtılan Afrinlinin söyledikleri şöyle:

Veyis Ateş: Afrinli burada yaşayan insanlara öncesi ve sonrasını, yani Türkiye Cumhuriyeti devletinin sağladığıyla iki hafta öncesinin mukayesesini soracağız. Neydi ne oldu?

Afrinli 1: Ehlê Efrîn em dixwazin hiro, mezahir muselliha (hêzên çekdar) di Efrîn da tine be. Innû Ceyşîl Hûrr ne Ceyşîl Hûrr e. Diz in. Mixerrebî nin, îrhab in. Malêt me birin. Jinêt me… Şeva çû, sê qîzik xera kirin. Emrê wê deh û pênc salî…

[Türkçesi: Biz buraya ait olmayan silahlı güçleri burada istemiyoruz. Özgür [Suriye] Ordusu, özgür bir ordu değil. Onlar hırsız. Teröristtirler. Mallarımızı aldılar, kadınlarımızı… Dün gece üç kızımızın ırzına geçtiler. Yaşı 15 olan…]

Çevirmen:: Biz burada Afrinli olmayan insanların Afrin içinde barınmasını istemiyoruz. YPG buraya ait bir örgüt değildi, buraya sonradan geldi. Malımızı mülkümüzü talan ettiler, namusumuza göz diktiler ve onları burada biz istemiyoruz. Onlar buranın gerçek sahipleri değillerdir.

*

Afrinli 1: Em dixwzin şirta tirkî were cem me. Ev mûsellihîne derên. Em tirkî hez dikin. Em dixwazin tirk werin cem me. Em naxwzin hero wer.. Eva malêt me xera kirin. Makîne birin. Tişt birin. Ne tiştek, ne tiştek, bes evna… Ne mal ne tiştek.

[Türkçesi: Türk ordusunun buraya gelmesini istiyoruz. Bu silahlılar gitsinler. Biz Türkleri seviyoruz. Türklerin gelmesini istiyoruz. Biz bunların her gün gelip… Bunlar evimizi yıktılar. Araçları aldılar. Eşyaları aldılar. Hiçbir şeyi hiçbir şeyi bırakmadılar. (Elbiselerini göstererek) bir bunlar kaldı. Malımız, hiç bir şeyimiz…]

Çevirmen:: Biz Türkiye’nin burada olmasını istiyoruz, biz Türkiye’yi seviyoruz. Biz Türkiyenin gelip onları buradan defetmesini istiyoruz. Çünkü onlar, YPG buraya geldiğinde malımızı mülkümüzü talan etti, evlerimizi yıktı. Onun için biz Türkiye’nin burada kalıp onları defetmesini istiyoruz.

*

Veyis Ateş: Onlar mallarını mülklerini alıp götürüyorlardı, az önce gördünüz. Türkiye de burada bu insanlara aş sunuyor.

Afrinli 1: Şikra me ji Tirkiyeyê re heye. Misaida me dike. Xwedê zêde bike. Eva bi çavan dibînin.

[Türkçesi: Türkiye’ye müteşekkiriz. Bize yardım ettiler. Allah arttırsın. (Dağıtılan yardımları göstererek) Gözleriniz ile görüyorsunuz işte…]

Çevirmen:: Biz Türkiye’ye teşekkür ediyoruz. Allah Türkiye’ye zeval vermesin. Biz gözlerimizle görüyoruz Türkiye’nin yaptığı insani yardımları…

*

Afrinli 2: Em dixwazin ceyşê xwe li vir tê kevê, eskerê xwe têkevê, şûrtê xwe têkevê… Li vira em dixwazin… Tirk li vira yardimê didê me. Ceyşil hûr malê me xera kir. Ne pezê me hişt. Ne dewarê me hişt. Ne kerê me hişt.

[Türkçesi: (Türkiye’nin) ordusuyla, askeriyle, güçleriyle buraya girmesini istiyoruz… Onları burada istiyoruz… Türkler burada bize yardım ediyorlar. Özgür (Suriye) Ordu yuvalarımızı yıktı. Küçükbaş hayvanlarımızı bırakmadılar. Büyükbaş hayvanlarımızı bırakmadılar. Oğlanlarımızı… hiçbirini bırakmadılar.]

Çevirmen:: Biz Türkiye’nin burada bizim için yaptığı insani yardımları görüyoruz. Biz Türkiye’nin bunun için burada kalıcı olmasını sağlıyoruz. Biz daha öncesini de gördük. YPG, Türkiye’den önce buradayken bizim mallarımızı mülklerimizi hayvanlarımızı barınaklarımızı kızlarımızı aldı. Onun için Türkiye’nin burada olmasını önemsiyoruz.

*

Veyis Ateş: Sorar mısın, çocuklarını ya da torunlarını, komşularını, gelip mallarını, hayvanlarını evlerinden çocuk askerler için çalıp götürdükleri olmuş mu?

Afrinli 3: Li Şêx Meqsûd… Sê çewal şelandine. Hem zêr birine, pereyê jinan… Bi qilakê jinan ketine… Dest kirine sîngê jinika zêra deraser kirine.

[Türkçesi: Şêx Meqsut’ta… Üç çuval, soygun yapmışlar… Kadınların hem altın hem paralarını… Kadınların kulaklarına dadanmışlar. Ellerini kadınların koynuna sokup altın almışlar…]

Çevirmen:: Kızlarımızı zorla aldılar, çocuklarımızı zorla aldılar, kadınlarımızın zorla mücevherlerini aldılar, küpelerini zorla aldılar. Saat 10.00’dan sonra özellikle evimize girip kadınların mücevherlerini aldılar. Kadınlar mücevherlerini takarken boyunlarından aldılar. İki üç gün bu böyle sürdü.

Kaynak: Diken

Go to Top of Page

bozadi


8793 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 02/04/2018 :  14:52:00  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
ÖSO'ya bağlı Nureddin Zengi adlı terör örgütünün "Esad'ın askeri" diyerek 12 yaşındaki Filistinli bir çocuğun kafasını kesmesi haberlere konu olmuştu. ÖSO'nun terör, katliam, tecavüz, haydutluk sicili oldukça derin.

Umarım Erdoğan'ın planları ÖSO gruplarını meşruiyet çizgisine yaklaştırır.
Go to Top of Page

bozadi


8793 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 03/04/2018 :  09:33:55  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
01 Nisan 2018

İsrailliler, İsrail ordusunun Gazze'deki tutumunu protesto etti

İsrail'in başkenti Tel Aviv'de ordunun Gazze sınırındaki Filistinli sivillere yönelik tutumu protesto edildi.


İsrail radyosunun haberine göre, başkentte bir araya gelen sol eğilimli yüzlerce İsrailli, ordunun Gazze sınırındaki Filistinli sivillere yönelik günlerdir sürdürdüğü tutumuna son vermesi, soruna siyasi çözüm bulunması ve barış sürecinin yeniden başlatılmasına yönelik sloganlar attı.
İsrail'de sol eğilimli muhalif Meretz Partisi Başkanı Tamar Zandberg de Gazze'de yaşananlarla ilgili soruşturma komisyonu kurulmasını talep etmişti.

Abluka altındaki Gazze Şeridi'nin İsrail sınırında, Toprak Günü'nün 42'nci yıldönümü nedeniyle cuma günü başlayan ve halen devam eden barışçıl eylemlere, İsrail askerlerinin gerçek mermi ile müdahalesi sonucu 17 ölmüş, yüzlercesi yaralanmıştı.


Kaynak: Sputnik

Go to Top of Page

bozadi


8793 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 03/04/2018 :  09:35:44  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
03 Nisan 2018

İsrail ordusundan Filistinlilere:
Suudi alimleri dinleyin, eylem yapmayın

İsrail ordusu, Filistinlileri protesto gösterilerinden vazgeçirmek için Suudi Arabistanlı alimlerin fetvalarına işaret etti.


İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, sosyal medya hesabından yayınladığı bir videoda, Filistinlilerin "Toprak Günü" münasebetiyle düzenlediği "Büyük Dönüş Yürüyüşü" gösterilerini "Kaos Yürüyüşü" olarak niteledi.


Adraee, çarşamba günü paylaştığı görüntülü mesajında Suudi alimlerin açıklamalarına atıfta bulunarak Filistinlilere gösteri düzenlememe çağrısında bulundu.

'PROTESTO, MÜSLÜMANLARIN İŞLERİNDEN DEĞİLDİR'

Suudi Arabistan Yüksek Alimler Heyeti ile İlmi Araştırmalar ve Fetva Konseyi üyesi Salih bin Fevezan el-Fevezan'ın "Gösteri ve protestolar Müslümanların işlerinden değildir" şeklindeki fetvasından alıntılar yapan Adraee, yine Suudi Arabistan'ın önde gelen alimlerinden Muhammed Bin Salih el-Useymin'in fetvalarına atıfta bulunarak Filistinlileri işgal karşıtı gösterilere katılmamaya çağırdı.

Kuran-ı Kerim ayetlerini de sözlerine alet eden Adraee, Hamas'ın Filistinli kadın ve çocukları tehlikeye sürüklediğini öne sürdü.

'İSRAİL'E KARŞI SAVAŞMAK CAİZ DEĞİL'

Suudi Arabistan Müftüsü ve Ulema Heyeti Başkanı Abdulaziz Al Şeyh de daha önce katıldığı bir televizyon programına telefonla bağlanan izleyicinin Temmuz 2017'de Mescid-i Aksa'da yaşanan olaylarla ilgili sorusuna verdiği cevapta, "İsrail'e karşı savaşmanın caiz olmadığını, Hamas'ın terör örgütü olduğunu ve Hizbullah'a karşı İsrail ordusuyla iş birliği yapılabileceğini" ifade etmişti.

İsrail İletişim Bakanı Eyüp Kara da Suudi Arabistan Müftüsü ve Ulema Heyeti Başkanı Al Şeyh'i bu yöndeki fetvasından dolayı tebrik ederek ülkesine davet etmiş ve yüksek düzeyli bir saygı ile karşılanacağını belirtmişti.

Suudi Arabistan'ın Riyad gazetesi de aynı şekilde Ağustos 2017'deki bir sayısında Hamas'ı "terör örgütü" olarak tanımlamış ve gazetenin manşetine taşımıştı.

Kaynak: Sputnik

Go to Top of Page

bozadi


8793 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 03/04/2018 :  09:51:39  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Siyonist İsrail Devleti ve Vahabi Suudi Devletinin şaşırtıcı ve örnek (!) uyumu...
Go to Top of Page

bozadi


8793 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 03/04/2018 :  09:51:46  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
27 Mart 2008

Vehhabiliğin kurucusu Bursalı bir Yahudi mi

AMERİKAN Washington Post gazetesi, ABD Savunma Bakanlığı’nın Saddam Hüseyin dönemi arşivleri üzerinde yaptığı askeri istihbarat çalışması sırasında elde edilen bir belgeye ulaştı. Buna göre, Vehhabiliğin kurucusu olan Şeyh Muhammed bin Abdülvahhab’ın dedesi, Bursalı bir Yahudi’ydi.


Gazetenin köşe yazarlarından Al Kamen, Pentagon’un Saddam dönemine ait olan ve kamyonlarca yer tutan arşiv belgelerinden önemli bulunanları İngilizce’ye tercüme ettirerek, beş ciltte bir araya getirdiğini hatırlattı. Al Kamen, El Kaide ile Saddam arasında "fiili bir bağ" bulunamasa da, ideolojik bağa ilişkin ilginç bir detayın bu belgelerde ortaya çıktığını, ancak medya tarafından atlandığını savundu.

Tercüme edilen Irak istihbarat raporlarına göre, Şeyh Abdülvahhab’ın dedesinin adı Süleyman değil, Şulman’dı. 16. yüzyılda Bursa’da yaşayan Yahudi bir tüccar olan Şulman, daha sonra Şam’a taşındı, sakal bıraktı, Müslüman sarığı sardı; ancak büyücü olduğu suçlamasıyla bu Osmanlı şehrinden kovuldu.

Amerikan Bilimadamları Federasyonu (FAS), Vehhabi inancından etkilenen ve birçoğu Suudi Arabistan’da eğitim gören Iraklı direnişçilere karşı yeni stratejiler geliştirmek isteyen ABD Genelkurmayı için hazırlanan 50 sayfalık arşiv analizinin, "birçok insanda bilinç sıçraması yarattığını" bildirdi.

Vehhabilik nedir

Osmanlı’ya karşı kurulmuştu


12’inci yüzyılda yaşayan İbn-i Teymiyye’nin öğretilerine dayanan ve İslam’ın en köktendinci yorumlarından biri sayılan Vehhabilik, bir Hanbeli imamı olan Muhammed bin Abdülvahhab tarafından 17’inci yüzyılda kuruldu. İngiliz ajanı olduğu iddia edilen Abdülvahhab, bugünkü Suudi hanedanının atasıydı. Anadolu’nun ılımlı İslam anlayışına karşı kurulan Vehhabilik, Osmanlı’ya karşı başlatılan Arap isyanlarının da ideolojisini oluşturdu. Vehhabilik, bugün de, selefilik ile birlikte El Kaide’nin bağlı olduğu aşırı dinci iki akımdan biri olarak görülüyor.


Kaynak: hurriyet.com.tr
Go to Top of Page

bozadi


8793 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 03/04/2018 :  13:48:22  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
03 Nisan 2018

Erdoğan bak komünistler ne yapıyor

BirGün gazetesi yazarı Mustafa K. Erdemol yazısında İsrail’in politikalarına karşı çıkan İsrail Komünist Partisi’ni yazdı.


Filistinlilerin topraklarına el konulmasının 42. yılında “Büyük Dönüş Yürüyüşü” yapıldı. Yürüyüşe İsrail askerleri saldırdı ve 18 Filistinli hayatını kaybetti, onlarca Filistinli ise yaralandı.

BirGün gazetesi yazarı Mustafa K. Erdemol yazısında İsrail’in politikalarına karşı çıkan İsrail Komünist Partisi’ni yazdı.

“BİR KOMÜNİST ANCAK BU KADAR HER ŞEYİ GÖZE ALARAK KONUŞABİLİR”

Erdemol şu ifadeleri kullandı:

“İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Savunma Bakanı Avigdor Liberman, katliamı gerçekleştiren İsrail askerlerine övgüler yağdırdılar, hepsinin madalyayı hak ettiğini bile söylediler. Kuşkusuz büyük bir vicdansızlıktı bu. İsrail’in büyük Yahudi ahlakçılığına ters düşen bu tutumu yeni değil tabii. Uzun zamandır Filistinlilere karşı artık ‘terör’ü bir devlet politikası olarak uyguluyor. Buna karşı çıkan kendi yurttaşlarına pek insafsızca davranıyor. İsrail’de devletin ‘terör yöntemlerine’ karşı çıkan, eleştiren aydınların, gazetecilerin, akademisyenlerin işi pek kolay değil. Ama asıl büyük zorluğu komünistler çekiyor. Son katliamda da seslerini çıkartanlar, parlamentodaki merkez sol partiyi de sayalım tabii, onlar oldu.

İsrail Komünist Partisi (MAKİ), İsrail devletinin Filistinlilere karşı tutumuna karşıtlığını her fırsatta dile getiren bir parti. Bir komünist partiden beklenen de bu. İsrail Komünist Partisi (MAKİ) Sözcüsü Efraim Benayun yakın bir tarihte, ABD Başkanı Donald Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak kabul etmesi üzerine başlayan krizi BirGün’den Pınar Yüksek ile Mustafa Mert Bildircin’e yorumlarken, ‘Kudüs tek kimlikli değildir, ortak değerdir’ demişti. Benayun Trump’ın kararı için ‘Bu, ABD yönetimi, İsrail hükümeti ve bazı gerici Arap rejimlerinin ortak kararıdır’ diye konuşmuştu.

Bir komünist ancak bu kadar her şeyi göze alarak konuşabilir. Benayun’un yaptığı buydu. Ülkesinin neredeyse tüm bireyleri için ‘milli dava’ olmuş bir konuda, ona tamamen ters düşen bir tutum almıştı. Dahası da var. Anımsatayım, o konuşmada şunları söylemişti Benayun: “ABD, İsrail ve Filistin arasında yıllardan beri süregelen çıkmaz için bir çözüm değil, bu çıkmazın bir parçasıdır. Trump’ın açıklaması, emperyalizmin, Siyonizm’in ve Arap rejimlerinin bölge için yaptıkları tehlikeli planların pratiğinden başka bir şey değildir. Netanyahu da bu durumu kendisi hakkında devam eden yolsuzluk soruşturmalarından uzaklaşmak için kullanmaktadır.’”

“HER TÜRLÜ ZORLUĞU GÖZE ALARAK YAPIYORLAR”

İsrail’in sadece Netanyahulardan ibaret olmadığını belirten Erdemol şu satırları kaleme aldı:

“Benayun, komünistlerin ne yapması gerektiğini de söylüyordu: ‘Dünya çapında protesto seslerini yükseltmeli, liderlerin suratlarına haykırmalıyız: ‘Katilsiniz!” Bir komünist olarak Filistin sorununun çözümü için önerisi de şuydu: “Başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin devleti kurulması gerekiyor.’

Bunlar İsrail gibi bir ‘polis devleti’nde dile getirilmesi kolay olmayan düşünceler. Komünistler bunu, her türlü zorluğu göze alarak yapıyorlar. Bu son katliamla birlikte onları bir kez daha hatırlamanın zamanı. Çünkü İsrail, Netanyahulardan, Libermanlardan ibaret bir ülke değil.

İsrail Komünist Partisi 1920’lere kadar giden bir tarihe sahip. İngiliz sömürgeciliğine karşı mücadele koşullarında doğan, Siyonizm’e karşı da mücadele eden Filistin Komünist Partisi’nin içinde bir hücre aslında. 1948 yılında İsrail kurulunca İsrail Komünist Partisi’ne (MAKİ) dönüşüyor.”

PARTİNİN TARİHİ

İsrail Komünist Partisi tarihi hakkında da bilgi veren BirGün yazarı Erdemol yazısını şöyle sürdürdü:

“İsrail Komünist Partisi yani MAKİ’nin de ilk adı Rakah idi, Reshima Komunistit Hadasha’nın kısaltılmışıdır bu isim, Türkçe’de Yeni Komünist Liste anlamına geliyor. Rakah 1 Eylül 1965 günü Maki’de yaşanan ayrışmayla ortaya çıktı. MAKİ, çoğunluğu Yahudi asıllı olan, Moshe Sneh liderliğindeki grup ile çoğunluğu Araplardan oluşan anti-siyonist grup arasındaki anlaşmazlıktan ötürü bölününce, Arapların çoğunluğunu oluşturduğu grup Emile Habibi, Tawfik Toubi, Meir Vilner önderliğinde MAKİ’den ayrılarak Rakah’ı kuracak, Sovyetler Birliği tarafından da “resmi” Komünist Partisi olarak tanınacaktır. 1965 yılındaki seçimlerde Rakah 3 vekillik kazanmıştır. Rakah’ın siyonizme karşı politika gütmüştür, 6 Gün Savaşı’na da karşı çıkmıştır. 1989 yılında Rakah üyeleri partinin ismini tekrar Maki olarak değiştirdiler.

İsrail Komünist Partisi (MAKİ) arda İsrail’de ülke dış politikasının askerileştirmesine karşı çıktı. Filistin ile Lübnan halkına karşı yapılan askeri saldırılara itiraz etti, bu saldırıları kınayan gösteriler düzenledi. Mavi Marmara’ya yapılan İsrail operasyonunu, Suriye’ye yapılan hava saldırılarını sürekli kınadı, karşı çıktı. İsrail’de çok güçlü bir barış hareketi var. Bunun bir örneği İsrail Komünist Partisi’nin bu politikasına verilen halk desteğidir. Şubat 2009’da yapılan seçimlerde 112 bin oy alan MAKİ 120 üyelik Knesset (İsrail Parlamentosu) 4 sandalye kazandı.”

“İSRAİL’İN İŞGAL ETTİĞİ TOPRAKLARDAN ÇEKİLMESİNİ DİLE GETİRİYOR”

“İki devletli çözümden yana bir parti MAKİ. Yukarıda da belirttim, başkenti Doğu Kudüs olan bir Filistin devleti kurulmasını savunuyor” diyen Erdemol “İsrail’in işgal ettiği topraklardan çekilmesini, 1967 öncesi sınırlara dönülmesini sürekli dile getiriyor. Sadece bu değil. İsrail’de yaşayan İsrail vatandaşı Araplara yönelik ayrımcı politikalara da karşı kararlı bir mücadele yürütüyor İsrailli komünistler. İsrail vatandaşlığının Musevilik üzerinden tanımlanmasına da karşılar. Araplar ile Yahudilerin eşit olduğunu parti politikaları yapmış durumdalar. Sonuna kadar laikler. İsrail’in nükleer silahların önlenmesi anlaşmalarına da dahil olmasını savunuyorlar” diye yazdı.

“İSRAİL’DE KOMÜNİSTLERİN MÜCADELESİ BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR”

Partinin Filistinlilerle ilişkisine değinen Mustafa K. Erdemol şunları kaydetti:

“Filistinliler de İsrail Komünist Partisi’nin ilgi alanına giriyor elbette. Hamas’ın Filistinliler üzerindeki gericileştirme politikalarının da karşısında bu nedenle. Bu yüzden hem İsrail devletinin hem de Hamas gericiliğinin hedefi durumunda.

Başta BM olmak üzere hiçbir uluslararası kurumun hukukunu tanımayan İsrail devletinin işgal ettiği topraklarda katliamlar yapabileceği konusunda kimsenin kuşkusu yok. İsrail bu politikasıyla kendisi gibi şiddet yanlısı olanları harekete geçirebilir ancak. O nedenle İsrail’de komünistlerin mücadelesi her zamankinden daha büyük bir önem taşıyor.

Barışçıl bir gösteride tam 18 silahsız göstericiyi öldürmenin uluslararası alanda yaratacağı olumsuz etki İsrail’in umurunda değil. Oysa uluslararası ilişkilerde de geçen İmaj Teorisi dediğimiz olguyu yaşama en başarılı biçimde uygulayan, bu teori üzerinde Soykırım, antisemitizm gibi olguları kurarak sempati kazanmaya çalışan, bunda kısmen de olsa, başarılı olan bir devlettir İsrail. Ancak artık bir imaj kaygısı gütmediği görülüyor. Çünkü Ortadoğu’da ABD ile birlikte zaman zaman aksayan ortaklıkları gerici Arap rejimlerinin de katkısıyla daha sıkı bir işbirliğine dönüşmüş durumda. Bu işbirliği hiçbir hukuku tanımaya da niyetli görünmemekte.

Ne İslamcının, ne fanatik Musevinin, sadece komünistin vicdanı sızlar. Filistin ve İsrailli komünistler. Siz çözeceksiniz bu işi.”


Kaynak: OdaTV

Go to Top of Page

bozadi


8793 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 07/04/2018 :  10:43:08  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
06 Nisan 2018

İsrail Gazze sınırında yine ateş açtı: 5 ölü, 250 yaralı

İsrail askerlerinin abluka altındaki Gazze sınırında gösterilerini sürdüren Filistinlilere ateş açması sonucu 5 kişinin yaşamını yitirdiği, çok sayıda göstericinin yaralandığı bildirildi.


Gazze'deki Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre, İsrail askerlerinin açtığı ateş sonucu Han Yunus'un doğu sınırında 5 Filistinlinin öldüğünü belirtildi. Ayrıca aralarında göz yaşartıcı gazdan etkilenenlerin de olduğu 250 kişinin yaralandığı kaydedildi.


Gösterilerin başladığı geçen cumadan bu yana yaşamını yitiren Filistinli sayısı 24'e yükseldi.

Filistinlilerin abluka altındaki Gazze sınırında geçen cuma başlattıkları "Büyük Dönüş Yürüyüşü" kapsamındaki gösterileri bugün de devam ediyor.

'BÜYÜK DÖNÜŞ YÜRÜYÜŞÜ'

Filistinliler, Toprak Günü'nün 42. yıl dönümü kapsamında geçen cuma gününden bu yana abluka altındaki Gazze Şeridi'nin İsrail sınırında barışçıl eylemler düzenliyor. İsrail askerlerinin ise sivil halkın üzerine gerçek mermilerle ateş açtığı haberleri geliyor.

Filistinliler "Büyük Dönüş Yürüyüşü" adı altında başlattıkları barışçıl gösterilerine altı hafta boyunca devam etmeyi planlıyor. Gösterilerin altı hafta boyunca devam edecek olmasının bir sebebi de bu tarihte ABD'nin Tel Aviv'deki büyükelçiliğini Kudüs'e taşıyacağını açıklamış olması.

TOPRAK GÜNÜ

İsrail, 30 Mart 1976'da ülkenin kuzeyindeki Celile bölgesinde yaşayan İsrail vatandaşı Filistinlilere ait binlerce dönüm araziye el koydu. Bunun üzerine Filistin halkı, bu gaspı protesto etmek için genel greve gitti ve gösteriler düzenledi.

İsrail polisi gösterilere katılan Filistinlilere ateş açarak 6 kişiyi öldürdü, çok sayıda kişiyi yaraladı. "Toprak Günü" olarak anılan bu olay, İsrail ile Filistin arasındaki çatışmanın kaynağı olan toprak konusunda Filistinlilerin gösterdiği direnişin simgesi olarak görülüyor.

Kaynak: Sputnik

Go to Top of Page

bozadi


8793 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 07/04/2018 :  10:48:10  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
07 Nisan 2018

ABD'den, BMGK'nin İsrail'in Gazze'deki şiddet olaylarını soruşturma talebine ikinci ret

ABD, İsrail'in Gazze'de orantısız güç kullanımı nedeniyle onlarca Filistinlinin öldüğü olduğu şiddet olaylarına ilişkin bağımsız ve şeffaf bir soruşturma yürütülmesini isteyen Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin (BMGK) talebini ikinci kez reddetti.


BMGK'nin geçici üyelerinden Kuveyt, Filistinlilerin abluka altındaki Gazze sınırında 30 Mart Cuma gününden bu yana sürdürdüğü "Büyük Dönüş Yürüyüşü" kapsamındaki barışçıl gösterilerinde dün de sivillerin öldürülmesi üzerine konseyden bağımsız ve şeffaf bir soruşturma yürütülmesi talebinde bulundu.
Kuveyt'in Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Mansour Al-Otaibi, 15 üyeli konseyde birçok ülkenin desteğini aldıklarını ancak veto yetkisine sahip ABD'den yanıt beklediklerini söylemişti.

Diplomatlar, ABD'nin İsrail'in Gazze'deki şiddet olaylarına ilişkin bağımsız ve şeffaf bir soruşturma yürütülmesini talep eden ve itidal çağrısında bulunan ortak BMGK açıklamasını yine reddettiğini açıkladı.

BMGK'den talep edilen benzer bir ortak açıklama geçen hafta da ABD'nin engeline takılmıştı.

Filistin'in BM Daimi Temsilcisi Riyad Mansur ise Filistinlilerin geçen haftadan bu yana Gazze sınırında sürdürdüğü gösterilerde İsrail askerlerinin ateş açması sonucu yaklaşık 30 kişinin öldüğünü, 2 bin 500'den fazla kişinin yaralandığını ifade etmişti.


Kaynak: Sputnik

Go to Top of Page

bozadi


8793 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 15/05/2018 :  21:43:40  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
15 Mayıs 2018

Kılıçdaroğlu Filistin atkısıyla Meclis'te:
İsrail'deki büyükelçimizi derhal geri çekin!

"O 20 milyon doları ben bulacağım size"


Partisinin grup toplantısına Filistin atkısıyla çıkan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Gazze'de 60 kişinin öldüğü olaylarla ilgili konuştu. CHP lideri, Arap dünyasına tepki göstererek, "Bir araya gelip Filistin davasına sahip çıkamıyorlar" dedi.

İsrail'den 20 milyon dolar olarak alınan ve Adalet Bakanlığı hesabına yatırılan Mavi Marmara tazminatı hakkında konuşan Kılıçdaroğlu, "O parayı iade edin. Gerekirse ben size bulup vereceğim o parayı" dedi. CHP lideri İsrail'deki Türk büyükelçinin "derhal" çekilmesini söyledi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM'deki grup toplantısında açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu'nun açıklamaları şöyle:

"Filistin halkına yapılan katliamdır, zulümdür. Açıkça kınıyoruz. Bekliyouz ki bütün dünya ayağa kalksın. ABD'de sorunlarını çözemeyen bir başkan, bu kararı aldı. Tel Aviv'den Kudüs'e ABD'nin büyükelçiliği taşındı. Gönül isterdi ki, Trump bu yetkiyi kullanmasın. Ortadoğu'nun kan gölü olmasına teşvik ediyorsunuz. Pimi çekilen bombayı Kudüs'ün ortasına yerleştirdiler. Tarihe kanlı Pazartesi olarak geçecektir. Hiçbir Ortadoğulu Kanlı Pazartesi'yi unutmamalıdır. Siz gelişmiş silahlarla, insanları tarıyorsunuz, bu mudur ahlak? Trump, kendi ülkesinde bilim adamlarına sorsun, nasıl oluyor da Ortadoğu kan gölüne dönüşüyor? Ortadoğu'daki barış silahla olmaz. BM kararlarını tanımıyorum diyorsun, ben istediğimi yaparım diyorsun. İstediğini yaparsan tarihine Kanlı Pazartesi'yi geçirirsin. İnsanlık tarih boyunca seni lanetler. Yazık günah değil mi o insanlara? 70 yıldır mücadele ediyorlar. Bir insanın vatanı için mücadele etmesi kadar doğal ne olabilir? İnsan kendi toprağında mülteci olabilir mi? Ötekileştirilen, ikinci sınıf vatandaş olabilir mi? Kudüsü savunmak isteyen insanlara kurşun yağdıranları tarih unutmayacaktır. O çocukların tankları, topları, tüfekleri yok. Sadece slogan atıyor, yürüyüş yapıyorlar. Buna bile tahammülleri yok. Bundan böyle kimse demokrasi dersi vermesin. Onlara bundan sonra sürekli Kanlı Pazartesi'yi hatırlatacağız. ABD yönetiminin Ortadoğu'ya barış getirme şansı yoktur. Kanı ve gözyaşını, ölümleri getirir artık."

"3 günlük yas ilan edildi, doğrudur. Türkiye'nin yas tutması kadar doğru bir şey yoktur. Her Filistinli kendi toprağı için mücadele ediyor, her Türk vatandaşı da Filistinli kardeşinin yanında olacaktır. Ortadoğu'daki yaşananlardan sonra Dış ilişkilerden sorumlu genel başkan yardımcımı 2 kere Filistin'e gönderdim. Yanlarında olduk, olmaya devam edeceğiz."

"Dünya ayağa kalksın isteriz. Ama kısık sesli protesto yapılıyor. Birbirini gırtlaklayan, egemen güçlerin esiri olan Arap dünyası, Filistin'e sahip çıkamıyor. Biz sahip çıkarken, onlar saip çıkamıyor. Kısık sesli protesto bizim kabul edeceğimiz bir şey değildir. Egemen güçlerin esiri olan iktidarlardan kimseye hayır gelmez."

"Filistinlileri her yere süreceksiniz, her zulmü yapacaksınız, bir de insanlık dersi vermeye kalkacaksınız. Bunu insanlık kabul etmez. 15 Temmuz 1092, Kudüs düşer. Büyük bir katliam başlar. 2 günlük yağma yapılır. Haravi şu notu düşmüştür; Müslümanların değerleri hiç bu kadar katledilmedi. 1092'den beri Filistinliler kendi vatanlarını savunuyor. 2 Ekim 1182, yine bir Miraç Kandili Gecesi'nde büyük bir komutan Kudüs'ü geri alır. Selahattin Eyubi, hiç kimseye dokunmayacaksınız, İslamiyet barış dinidir der. Kudüs'ten ayrılmak isteyen ayrılabilir der. Biri insani biri vahşi bakış açısıdır. Kimseyi inancından ötürü öldürmemiştir. Asla talana izin vermemiştir. Kutsal sayılan kilisenin yıkılmasına izin vermemiştir. Kudüs'e barış getirmek için Selahattin Eyubi oraya gitmiştir. 21. yüzyılda siz 60 Filistinliyi katlederseniz, dünya buna seyirci mi kalacaktır? Tarih buna not düşmeyecek midir? Müslümanlar için Kudüs elbette kutsal bir yerdir. Kabe'den önce insanlar namaz kılmak için yüzlerini oraya dönerdi. Yahudiler nerede olursa olsun yüzlerini Kudüs'e çevirirler. HZ. İsa'nın Kudüs'te vefat ettiği kabul edilir. Kanlı Pazartesi unutlacak bir gün değildir."

"Hükümetten ne istiyoruz? 3 günlük yas ilan etti, İsrail hükümetini sert dille eleştirdi gayet güzel. İki şeyi ayırıyoruz, bizim eleştirimiz siyasal iktidarlara. İİT'yi toplantıya çağırdılar, burada kararlar alınıp aynen uygulanmalı. Geçmişte de karar alınıyor ama sonra unutuluyor. Kanlı Pazartesi'nin dünyaya unutulmaması için takip edilmesi hükümetten ilk isteğimizidir. İkinci isteğimiz, İsrail büyükelçimizi hemen geri çekin. Büyükelçiyi istişare için değil, geri göndermemek üzere geri çekeceksin kardeşim. Bir diğer isteğimiz. İsrail ile yapılan onur kırıcı kanunu derhal iptal etmeliyiz, edeceğiz."

Hiçbir eleştiri yapmıyoruz, şimdi eleştiri değil, birlik zamanı. Ortadaki katliamın hesabını bir şekilde sormalıyız. Türkiye bütün gücünü göstermeli. Meclis'e o kanunu geri getirin, tatile getirmeden iptal edelim. Söz veriyorum, ben size bulacağım 20 milyon doları, götürün İsrail'e verin o parayı."

"Ramazan ayına gireceğiz, olaylar devam edecek gibi görünüyor. Biz İslam dinini, barış, rahmet ve bereket dini olarak biliriz. Bütün dünyada huzur olmasını isteriz. O coğrafyada ka ve gözyaşı durmayacaktır. Onlarla birlikte olmayı her zaman sürdüreceğiz."

"Dün Mersin'deydim, kanaat önderleri ile toplantı yaptım. Sivil toplum kuruluşları ile toplantı yaptık. Dün, dünya çiftçiler günüydü. Kimse emeğinin karşılığını alamıyor."

"Erdoğan havalimanında açıklama yapıyor. Diyor ki, 24 Haziran'dan sonra faiz oranları farklı gelişecektir. Bir şeyi başardığı kesin. Faizi artırma konusunda en başarılı, en çok faiz ödeyen lider Erdoğan'dır. Bunu hakaret kabul ediyorsa hemen dava açsın, her bilgiyi hakimin önüne koyacağım. Doğru olunca açamıyor çünkü. Kılıçdaroğlu sussun diye dava açıyor. Susmayacağım, Kılıçdaroğlu'nu susturamayacak. 24 Haziran'da Muharrem İnce cumhurbaşkanı olacak, faizi alaşağı edeceğiz. 16 seneyi gördük, 24 Haziran'dan sonra sen olmayacaksın, tuttuğunu koparan, söylediğinin arkasında duran, milleti için çalışan bir cumhurbaşkanımız olacak. Çetelere izin vermeyecek, çetelere af getirmeyi hiç düşünmeyecek. Güzel bir şey söylemiş. Bu itirafından ötürü kendisini kutluyorum. 24 Haziran'dan sonra bizim çalışmamızı dile getirdiği için Erdoğan'a teşekkür ediyorum."

Kılıçdaroğlu'ndan dinleme iddiasına yanıt: Gerekirse Alman hükümetine dava açacağız

"Sayın Erdoğan, ortağı değilsen bizi dinleyenleri ortaya çıkarmalısın. Almanya'da üretilen bir casus programına dair haberler çıktı. Alman hükümetine sormuşlar, bu casus programını Türkiye'ye satılması için kime izin verdiniz diyor? Google, 29 gün internette kaldıktan sonra bunun bir casusluk programı olduğunu fark edince geri çekiyor."

"Biz merak ediyoruz, Alman hükümeti bu casusluk programını Türkiye'de kime sattı. Demokrasi, insan hakları, adalet, hak, hukuk diyorsanız ortaya çıkarın. Biz gerekirse Alman hükümeti aleyhine Almanya'da dava açacağız. Bizi dinlemişler, sanıyorlar ki bir şey bulacaklar. Vallahi bir şey yok. Onlarda biliyorlar."


Kaynak: T24

Go to Top of Page

bozadi


8793 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 15/05/2018 :  21:55:05  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Üstteki haberde Kılıçdaroğlu'nun söylediği en önemli şeylerden biri:

Eklenti:

CHP lideri, Arap dünyasına tepki göstererek, "Bir araya gelip Filistin davasına sahip çıkamıyorlar" dedi.




Hakikaten dünya genelindeki yaklaşık 1.5 milyar Müslüman'ın Filistin'deki İsrail zulmüne karşı büyük ölçüde üç maymunu oynuyor olması ve hatta İslam'ın başkenti denebilecek Suudi Arabistan ve onun "Müslüman" müttefiklerinin açık açık ABD ve İsrail'le "dostluk/ittifak" ilişkisi içinde olması, İslam dünyasının yozlaşmışlık ve ahlaksızlık düzeyi konusunda oldukça net bir resim koyuyor ortaya. Bu ahlaksızlığın ve rezilliğin en önemli yansımalarından biri ise, ABD'ye ve İsrail'e karşı gösterilmeyen kin ve nefretin büyük bir iştahla İran'a ve genel olarak Şiilere (ve yine örneğin Nusayri Esad yönetimine) karşı gösteriliyor, düzenli olarak kışkırtılıyor olması. İran ki Ortadoğu'da ABD-İsrail zulmüne karşı en büyük reaksiyonu, karşı koyuşu ve karşı örgütlenmeyi sergileyen ülkedir, bu konuda Ortadoğu'da eşi yoktur. Maalesef bizim ülkemiz/devletimiz çok uzun zamandır hem Milliyetçi, hem İslamcı, hem de Atatürkçü kesimleri ve/veya kurumları itibariyle ABD-İsrail boyunduruğuna karşı büyük ölçüde boyun eğen oldukça utanç verici ve hem Türkçülüğe, hem İslamcılığa, hem de Atatürk'ün hatırasına/mirasına düpedüz ihanet niteliğinde bir hal içinde olagelmiştir.

İşte, ümitleniyoruz, bugünlerde birşeyler değişiyor olabilir mi diye.
Go to Top of Page

bozadi


8793 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 15/05/2018 :  21:59:19  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
15 Mayıs 2018

İsrail Büyükelçisi gönderildi

İsrail'in Ankara Büyükelçisi Eitan Naeh'in Dışişleri Bakanlığına çağrılarak bir süre ülkesine dönmesinin uygun olacağı belirtildi.


İsrail'in Ankara Büyükelçisi Eitan Naeh'in Dışişleri Bakanlığına çağrılarak Gazze sınırındaki olaylar nedeniyle İsrail'in tutumunun protesto edildiği ve bir süre ülkesine dönmesinin uygun olacağı belirtildi.

Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre, Naeh Bakanlığa çağrıldı ve dün Gazze sınırında 60 Filistinlinin hayatını kaybetmesi ve 2 bin 770'ten fazla kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan olaylar nedeniyle İsrail'in tutumu protesto edildi.

ÜLKESİNE DÖNMESİNİN UYGUN OLACAĞI SÖYLENDİ

AA’nın geçtiği habere göre; Naeh'e, Türkiye'nin Tel Aviv Büyükelçisi Kemal Ökem'in istişareler için Türkiye’ye çağrıldığı iletildi. Naeh'e ayrıca bir süre ülkesine dönmesinin uygun olacağı bildirildi.

ABD Başkanı Donald Trump’ın daha önce aldığı karar doğrultusunda ABD’nin Tel Aviv’deki büyükelçiliğini dün resmen Kudüs’e taşıması bölgede infiale yol açtı. İsrail askerleri, ABD'nin Kudüs'te büyükelçilik açmasını protesto etmek için abluka altındaki Gazze sınırında düzenlenen gösterilere katılan 60 Filistinliyi öldürdü, 2 bin 770'in üzerinde Filistinliyi yaraladı.

İsrail'in Filistinlilere yönelik saldırısına sert tepki gösteren Türkiye, hayatını kaybeden Filistinliler için 3 günlük milli yas kararı aldı.


Kaynak: OdaTV

Go to Top of Page

bozadi


8793 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 15/05/2018 :  22:02:24  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
15 Mayıs 2018

İsrail'den Misilleme! Türk Elçinin Ülkeden Ayrılması İstendi

Türkiye'nin, İsrail’in Ankara Büyükelçisini sınır dışı etme kararına karşılık İsrail'den de bu yönde bir adım geldi. İsrail, Kudüs'te bulunan Türkiye Başkonsolosunun ülkeden ayrılmasını istedi.


Gazze'de yaşanan olaylar nedeniyle çok sayıda masum Filistinli hayatını kaybetmişti. Yaşanan olaylara en sert tepkiyi gösteren ülkelerin başında ise Türkiye yer aldı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Binali Yıldırım ve Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ yaşanan olaylara ilişkin çok sert açıklamalarda bulunmuşlar ve İsrail'i terör devleti olarak nitelendirmişlerdi.

Yapılan bu açıklamalara ek olarak ise Türkiye, İsrail’in Ankara Büyükelçisini Dışişleri Bakanlığı'na çağırarak ülkeyi terk etmesini istemişti.

İSRAİL TÜRK BAŞKONSOLUSUNUN ÜLKEDEN AYRILMASINI TALEP ETTİ

Türkiye'den gelen bu tepki üzerine İsrail'de aynı şekilde bir hamlede bulundu. İsrail, Türkiye’nin İsrail’deki başkonsolosunun ‘belirsiz süreliğine ülkeden ayrılmasının’ istendiğini duyurdu. Konuya ilişkin olarak İsrail merkezli Haaretz gazetesi de yayımladığı haberimizde İsrail’in Türkiye’nin ülkedeki başkonsolosunun ülkeden ayrılmasını istediğini okuyucularına aktardı.

İsrail Dışişleri Bakanlığı Sözcülüğü'nden yapılan yazılı açıklamada İsrail Dışişleri Bakanlığı Sözcülüğünden yapılan yazılı açıklamada, "Türkiye’nin Kudüs’teki Başkonsolosu Dışişleri Bakanlığına çağrılarak, kendisinden istişarelerde bulunmak üzere bir süreliğine ülkesine dönmesi istendi." ifadeleri kullanıldı.


Kaynak: Kamu Personeli Net

Go to Top of Page

bozadi


8793 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 15/05/2018 :  22:03:53  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
15 Mayıs 2018

Nasrallah: İsrail devam ederse kalbinden vururuz

Lübnan Hizbullahı lideri Nasrallah İsrail'in Filistinlilere yaptığı katliamın ardından İsrail'i uyardı


Lübnan Hizbullahı lideri Seyid Hasan Nasrallah, dün Gazze'de Filistinlileri hedef alan İsrail katliamının ardından, silahlı direnişte “tamamen yeni” bir aşamaya girdiklerini söyledi.

Geçtiğimiz çarşamba İsrail’in işgal ettiği Golan Tepeleri’ne 55 füze yolladıklarını söyleyen Nasrallah, bunun İsrail’in Suriye’ye dönük saldırganlığına karşı yanıt olduğunu belirtti.

Öte yandan Hizbullah, geçtiğimiz hafta düzenlenen saldırıda örgütün yer alıp almadığına dönük bir bilgi vermedi.

Nasrallah; “İsrailli düşmana mesajımızı verdik, Suriye’yi herhangi bir karşılığı olmadan kafanıza göre vuramazsınız” ifadelerini kullandı.

Saldırının ardından İsrail kaynakları herhangi bir kayıp yaşamadıklarını iddia etmiş, İsrail uçakları cevap olarak Suriye’de daha önceden belirlenmiş hedefleri vurmuştu.

Nasrallah açıklamasını "Eğer İsrail bir kez daha kırmızı çizgileri aşarsa, bir sonraki saldırı, sadece Golan Tepeleri sınırının yakınlarında değil, Filistin’in tam kalbinde olacak. Bir karşılığı olmadan öldürüp bombalayabileceğinizi düşündüyseniz, o zaman yanılıyorsunuz. Saldırılara cevabımız uygun formda ve zamanında olacak” sözleriyle bitirdi.


Kaynak: Aydınlık

Go to Top of Page

bozadi


8793 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 15/05/2018 :  22:14:34  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
İran'ı ve Hizbullah'ı "mezhepçilikle" ve hatta hiç utanmadan "terörle" suçlayan sözde Müslüman bazı kesimler, İran ve Hizbullah'ın ABD ve İsrail zulmüne karşı yürüttükleri mücadelenin onda birini dahi ortaya koymadıkları halde ne hikmetse tam da ABD'nin ve İsrail'in onlarca yıllık faşist sosyo-politik planlarına çok uygun olarak Şiileri ve siyasi/askeri Şii örgütlenmelerini tekfir etmeye, lanetlemeye, böylece Sünni-Şii nifakını canlı tutmaya bayılıyorlar. Bu durum utanmazlığın, ahlaksızlığın, yozlaşmışlığın, kokuşmuşluğun ve şeytanla anlaşmışlığın ta kendisidir. İşte İslam dünyası bu yüzden bu kapkara rezalet hali içindedir. İran da Hizbullah da tüm İslam aleminin ABD-İsrail zulmüne karşı birleşmesi için var gücüyle mücadele ediyor. Şeytanın ekmeğine yağ süren ikiliği ortadan kaldırmaya, İslam dünyasını birleştirmeye çalışıyor ve neredeyse tamamı Sünni olan Filistin halkına, Filistin davasına olan adanmışlıkları da bunun apaçık göstergesidir. İran, Hizbullah ve Esad on yıllardır, bir milyardan fazla Sünni Müslüman'ın Filistin için yapmadığını yapageldiler. O yüzdendir ki, İsrail ve ABD Ortadoğu'da kendileri için en tehlikeli düşman olarak hiçbir Sünni ülkeyi veya örgütü değil, Şii İran'ı, Lübnan Hizbullahı'nı ve Esad'ı gösteriyor ve tüm planlarını bu Şii güçleri ortadan kaldırmak için yapıyor. Ve sözde Müslüman birileri (Sünni Müslümanların tabi ki bütünü değil, belirli patolojik bir kısmı) bu gerçekle yüzleşip duymaları gereken utancı duyup doğruya dönmek yerine, tam da ABD'nin ve İsrail'in planlarına uygun olarak İran'ı, Hizbullah'ı, Esad'ı ve genel olarak Alevi-Şiileri tekfir etmeyi İslam'ın esası gibi görüyor ve gösteriyorlar. En patolojik, en hastalıklı mezhepçi nifakçılığı örnekleyen bu şeytani gafletten, dalaletten, ihanetten dönmedikçe kendi geleceklerini karartmakla kalmıyor, diğer Müslümanları da kendi karanlıklarına çekiyorlar.
Go to Top of Page

bona fide


332 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 16/05/2018 :  06:30:31  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Stephen Lendman tarafından
10-6-2012

17 Eylül'de New York Post gazetesinde Henry Kissinger şöyle demiştir:

"10 yıl içinde artık İsrail olmayacak. Tekrar ediyorum: 10 yıl içinde artık İsrail olmayacak."
http://rense.com/general95/nomre.html

Go to Top of Page

bozadi


8793 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 16/05/2018 :  11:12:12  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen bona fide

Stephen Lendman tarafından
10-6-2012

17 Eylül'de New York Post gazetesinde Henry Kissinger şöyle demiştir:

"10 yıl içinde artık İsrail olmayacak. Tekrar ediyorum: 10 yıl içinde artık İsrail olmayacak."
http://rense.com/general95/nomre.html


K'lar da İsrail'in yok olacağına dair bir öngörüde bulundular.

Belirttiğin linkteki açıklamaya göre, İsrail'in yok olacağı öngörüsüne sebep olarak İsrail'in ABD çıkarlarıyla çelişmesi gösterilmiş. Anladığım kadarıyla, İsrail ABD'nin çıkarlarını ağır tehlikeye sokacak, dünya kamuoyunun ağır ve ciddi reaksiyonuna neden olan hareketler yaptığı/yapacağı için, ABD muhtemelen İsrail devletinin yok edilmesine göz yumacak veya yummak zorunda kalacak çünkü İsrail'in açık kötülüğü, ABD'nin sinsi kötülüğünü ifşa ediyor. KH ahlakı/yolu açısından bakıldığında, İsrail'in ABD'den çok daha dürüst olduğu söylenebilir.
Go to Top of Page

bozadi


8793 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 16/05/2018 :  11:22:49  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
16 Mayıs 2018

İsrailliler Filistinliler için sokağa çıktı

Dünya İsrail’in, ABD Büyükelçiliğinin Kudüs’e taşınmasını protesto eden Filistinlilere yönelik yaptığı katliama tepki gösteriyor...


Dünya İsrail’in, ABD Büyükelçiliğinin Kudüs’e taşınmasını protesto eden Filistinlilere yönelik yaptığı katliama tepki gösteriyor.

Benzer bir tepki de İsrail’in içerisinden geldi. İsrailliler “Yeni bir savaş istemiyoruz” ve “Özgür Filistin” diyerek İsrail yönetimine karşı çıktı.

Tel Aviv’de sokağa çıkan İsrailliler, trafiği kesti ve savaşın çözüm olmadığını söyleyerek yürüyüşe geçti. İsrail’in işgali bırakmasını gerektiğini söyleyen eylemciler, Gazze ile dayanışma gösterdiklerini haykırdı.

İşte o protestodan fotoğraflar:









Kaynak: OdaTV

Go to Top of Page

beyrutkapı


434 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 16/05/2018 :  15:17:33  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Tam da son celsede k ların belirttiği gibi, savunmasız siviller katledilirken şarkılı eğlenceli açılış çılgınlığı izliyoruz.
Go to Top of Page
  Önceki Konu Mesaj Sonraki Konu  
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Forum Seç:
Başkalarına Hizmet Forumu © Kasyopya celselerini ve diğer mesajları farklı ortamlara kopyalamadan önce lütfen izin isteyin: baskalarinahizmet@gmail.com Yukarıya git
Snitz Forums 2000

Design by Sizinsayfaniz.com

Bu sayfa 0,78 saniyede oluşturuldu.