Başkalarına Hizmet Forumu
Başkalarına Hizmet Forumu
Ana Sayfa | Bilgilerim | Kayıt Yaptır | Aktif Konular | Forum Üyeleri | Site içi Arama
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni Hatırla
Şifre hatırlatma servisi

  Forum
 Spiritüalizm Konuları
 Spiritüalizm
 Deizme yönelim
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Yazar  Mesaj Sonraki Konu  

ogeday


101 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 10/04/2018 :  20:30:50  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
https://www.youtube.com/watch?v=tx49FbFIF9k

ogeday


101 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 10/04/2018 :  20:53:14  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen ogeday

https://www.youtube.com/watch?v=tx49FbFIF9k



Konya Üniversitesinde Din hocasının yaptığı çalıştay raporlarına göre imam hatipli gençler başta olmak üzere gençliğin deizme kayışı söz konusu imiş.ancak raporu gelen baskılar sonucu kaldırdılar
Go to Top of Page

bozadi


8411 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 10/04/2018 :  21:56:35  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Paylaşım için teşekkürler ogeday.

Doğrusu, şimdiye kadar hayatımda ne deizmi, ne teizmi, ne ateizmi derinlemesine araştırmadım. Ama bu son gelişmeler üzerine deizm başta olmak üzere bu kavramları derinlemesine araştırma isteğim var.

Klasik "İbrahimi" dinlerin (Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslam) olumlu bazı potansiyellere veya yönlere rağmen, en az o kadar negatif potansiyellere de sahip olduğunu insanlar çeşitli şekillerde gözlemliyorlar. Dini dogmaların sorgulanması kadar doğal ve gerekli birşey yoktur. Her kim bize "bak bu kuralları sorgulamadan kabul edeceksin" diyorsa, onu özellikle daha fazla sorgulamak ve şüphe duymak gerekir.

Ben elimizdeki bilgi kaynaklarının verdiği bilgilere dayanarak Musa'nın ve Muhammed'in genel olarak gayet pozitif eğilimli ve "misyonlu" varlıklar/bireyler olduklarına, topluma ve toplumlara yardımcı olmaya çalıştıklarına inanıyorum. Ama insanların genelinin egosal/negatif eğilimleri ve onların egolarından yararlanarak onları bir kölelik düzenine boyun eğdirmiş olan küresel bazı sömürücü güçlerin egemenliği nedeniyle, Musa ve Muhammed gibi pozitif eğilimli yol gösterici varlıkların misyonları da bu egemen negatiflikten ciddi zarar görmüş, ciddi ölçülerde yozlaşmıştır.

"Şunu şunu sorgulamadan, mecburi olarak kabul edecek, itaat edeceksin" şeklindeki dayatmalar çoğu durumda negatif/sömürücü varlıkların ayırt edici özelliğidir. Evet, büyükler bazen çocukları çeşitli tehlikelere karşı korumak için onlara kurallar empoze ederler, yaptırım uygularlar, bazen şiddet bile uygulamaları belirli ölçülerde kaçınılmaz ve meşru olabilir. Bu tabi ki normalde meşru değildir, ama içinde bulunduğumuz koşullarda egemen olan negativite, çocuğun kendi egosuyla ve dikkatsizliğiyle birleştiği zaman çocuğun kendisi için çok tehlikeli hal alabilir veya çocuk aşırı şımarabilir, ve bu tür durumlarda, anne-baba yeri geldiği zaman sözlü, duygusal ve hatta fiziksel şiddet kullanarak çocuğu belirli bir tercihten veya davranıştan men edebilir.

Dinlerin de böyle bir yönü olduğu iddia edilebilir ve dinler yoluyla insanlığa yapılan baskıların, korkutmaların da böyle "iyi niyetli" bir yönü olduğu iddia edilebilir ve bu iddia kısmen doğrudur ama kısmen de yanlıştır, hatta bu tür dayatmaların yanlışlık düzeyinin doğruluk/meşruluk düzeyinden çok daha fazla olduğuna inanıyorum ben şahsen. İşte bu yüzden de dinsel dogmaların ve itaatlerin sorgulanması ve mesafe konması kadar doğal birşey olamaz bence.



Ra ve K'lar dünya insanlığının yarısının 3. yoğunluğun kendi içindeki olgunluk skalasında orta çizginin altında olduğunu, yani çocuk denebilecek seviyelerde bulunduğunu söylüyorlar. İşte dinlerin bu dogmatik/kuralcı (itaat isteyen) yönü de daha çok çocuklara hitap ediyor. Ancak ebeveynler çocuklardan böyle bir itaat bekleyebilir. İnsanlığın yaklaşık olarak diğer yarısı için, bu tür aşırı baskı ve kontrol mekanizmaları faydadan çok zarar verici nitelik taşıyor. Negatif güçler tek akıllının kendileri olduğunu sandıkları, öyle arzu ettikleri için, hiç kimsenin olgunlaştığını, kendi evren, hayat görüşüne sahip olabileceğini, kendi ayakları üzerinde durabileceğini kabul etmek istemezler. Tüm insanlığı tıpkı ebeveynlerin çocukları kontrol ettiği gibi kontrol altında tutmak isterler. İşte dinlerin kulluk/itaat bilincini baskıyla, zorla uygulayan yönü de bu negatif güçlerin çok işine geliyor, o yüzden de bunu var güçleriyle tırmandırmaya çalışıyorlar. İslam dünyasında Vahabiliğin global egemen güçlerce desteklendiğine dair yapılan ifşalar bunun bir örneği, kanıtıdır. Ki bizim ülkemiz de Suudi patentli Vahabi programlamasından en çok etkilenmiş İslam ülkelerinden biridir. Vahabi eğilimli İslam anlayışıyla tasavvufa dayalı dayalı İslam anlayışı birbirine taban tabana zıttır. Biri resmen KH propagandası yaparken, diğeri daha çok BH propagandası yapar. Bu yüzden de uyuşamazlar, çatışırlar. İstisnalar olabilir. Vahabi/selefi (kuralcı, şekilci, itaatçi) ideolojiyi benimsemiş BH eğilimli bireyler olabileceği gibi, tasavvufu benimsiyor gibi görünen KH eğilimli bireyler olabilir, şüphesiz vardır da (tesadüfi de olabilir, kasıtlı da).

Eğer ebeveynlerimiz, büyüklerimiz (her kimseler) bize sevgiyle, anlayışla muamele ediyor olsaydılar, onların uyguladıkları, talep ettikleri itaati göstermek daha makul olabilirdi. Saygılı, sevgili bir ailenin/büyüklerin saygılı-sevgili çocukları, büyüklerinin itaat taleplerine riayet etmeyi severler. Ama eğer büyükler gerçekten büyük değillerse, otoritelerini suistimal ediyorlarsa, iyilikten ziyade kötülük ediyorlarsa, sömürüyorlarsa, çocuk belirli bir olgunluğa eriştikten sonra o büyüklerin her itaat talebine uymayı doğal olarak sorgulamaya ve olasılıkla reddetmeye başlar.

Bizim büyüklerimiz kimler? Geleneksel, klasik ve halen çok etkili birer kurum olarak devlet (siyasi) ve inanç (dini) "büyükleri", insanların büyükleri olarak kabul edilir. Dünya genelinde bakıp incelediğiniz zaman, devletlerin ve dinlerin egemen global şeytani güçlerin büyük ölçüde kontrolleri altında bulunduğunu görmek zor değildir. Devlet ve din, en büyük düşmanlık, kan dökücülük, nefret, ego ve sömürü gerekçesi olagelmiştir. Bunun sorgulanması kadar doğal birşey olamaz. Elbette dini ve diğer her türlü ideolojinin faydalı yönleri de olmuştur ama belirttiğim sebeplerle, zararı faydasını giderek aşmıştır veya aşmaktadır.

İnsanlar olgunlaştıkça herşeyi sorgulamaya başlıyorlar doğal olarak. Buna Din ve Allah da "özellikle" dahildir. Bu sorgulamaları yapanların, özgürleşmek isteyenlerin hepsi her durumda bunu doğrudan pozitif eğilimlerle yapmıyor olabilir ama genel itibariyle bu sorgulamalar negatiften ziyade pozitif eğilimlidir bence, doğal, kaçınılmaz ve gereklidir en azından.

Ahlaksız (BH ahlakı taşımayan) dindarlığın ifşalarına sıkça tanıklık eder olduk. Çok sayıda dini kurumda çocukların cinsel olarak istismar edilmesine dair artan ifşalar bunların bir parçasıdır. Sadece dini kurumlarda da değil, evlerde/hanelerde çocukların kendi aile bireyleri tarafından cinsel istismarının yaygınlığına dair de ifşalar tırmanıyor. "İstismarın" ille cinsel olması gerekmez. Her türlü duygusal, psişik ve fiziksel istismar istismardır, sömürüdür, ego tatminidir ve tümü kötülüktür sonuçta. Ve din ve devlet büyüklerinin tüm bu egemen egosal yaşam düzeyini sorgulamak ve düzeltmekten ziyade bu düzeni, bu aşağılık statükoyu "sürdüren, destekleyen" eğilimlere sahip olduğunun anlaşılması da din başta olmak üzere herşeyin meşruluğunun sorgulanmasına neden oluyor. Bu sorgulamalar önümüzdeki zamanlarda kısmen yıkıcı, kısmen yapıcı çok çok ilginç gelişmelere yol açacaktır, bunu birlikte izleyip göreceğiz.

Egemen, negatif eğilimli, seçkinci grupların üyesi olarak değil de, halkın kendi içinden ve nispeten pozitif niyetli olarak din ve devlet idaresine gelen insanların da çok büyük bir kısmı, o seviyelerde egemen olan global elitist negatif çevrelerin şiddetli bir kontrol ve baskısıyla karşılaşıyor. Ve onların kural ve beklentilerine uygun hareket etmemesi durumunda da baskı, işkence ve infazla karşı karşıya kalma tehdidiyle ve bazen gerçekliğiyle karşılaşıyorlar. İşte bu durum da tüm bu tartıştığımız meseleleri iyice karmaşıklaştırıyor ama bir sonuç değişmiyor: artık insanların kaybedecekleri birşeyin kalmadığı bir noktaya ulaşıyoruz. Yaklaşan yoğunluk değiştirme dalgası, önemli uyanışları ve sorgulamaları tetikliyor. Dolayısıyla hiçbir şey sonsuza kadar sürmüyor şükürler olsun ki, K'ların dediği gibi. Bu aşağılık işkence düzeninin de sonu yaklaşıyor.
Go to Top of Page

ogeday


101 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 11/04/2018 :  14:53:34  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
orta çağ avrupasında olduğu gibi bu günde islam coğrafyasında bu yozlaşmalar yüzünden dinin zayıflayacağını tahmin ediyorum
Go to Top of Page
   Mesaj Sonraki Konu  
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Forum Seç:
Başkalarına Hizmet Forumu © Kasyopya celselerini ve diğer mesajları farklı ortamlara kopyalamadan önce lütfen izin isteyin: baskalarinahizmet@gmail.com Yukarıya git
Snitz Forums 2000

Design by Sizinsayfaniz.com

Bu sayfa 0,11 saniyede oluşturuldu.