Başkalarına Hizmet Forumu
Başkalarına Hizmet Forumu
Ana Sayfa | Bilgilerim | Kayıt Yaptır | Aktif Konular | Forum Üyeleri | Site içi Arama
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni Hatırla
Şifre hatırlatma servisi

  Forum
 Kanal Bilgileri
 Kasyopya Celseleri (Son Yıllardaki Celseler)
 22 Eylül 2018
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Yazar  Mesaj Sonraki Konu  

bozadi


8835 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 25/09/2018 :  20:31:37  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle

Celse tarihi 22 Eylül 2018

Tabla başındakiler Laura, Andromeda ve Artemis

Pierre, Niall, Joe, Chu, Ark, Scottie, Approaching Infinity, Ay Modülü, Prenses Leia, Korkunç Korsan Wilhelmina Bubbybeard (serçe)

S: (L) Bugün 22 Eylül 2018. Ekinoks. [Hazır bulunanların gözden geçirilmesi] Başlayalım!

C: Merhaba. Bu akşam enerji iyi.

S: (L) Peki kimleyiz bu akşam?

C: Kasyopya’dan Koeliya hizmetinizde!

S: (Joe) Bu isim Approaching Infinity onuruna mı?

(L) Bu aslında Approaching Infinity’nin adı, değil mi?

C: Hızla şu an haline gelen gelecekteki hepiniziz.

S: (L) En HEYECANLI sorularımızla başlayacağız sanırım? [kahkaha]

(Joe) Şüphesiz!

(L) Soy çalışmalarımın bir sonucu olarak, atalarım arasında Bell soyadlı birine rastladım. Onun soyunu merak ettim. Yukarı, yatay ve sonra tekrar aşağı doğru takip ettim. Ünlü Bell Cadısı vakasındaki Betsy Bell’e çıktığını gördüm. Birkaç yıl önce bir makalede bu konuyla ilgili birşeyler okuduğumu hatırladım. Bir görgü tanıklığı içeren kitabı alıp okumaya karar verdim. Aslında iki küçük kitap var. Bir tanesi ailenin oğlu, görgü tanığı olan Betsy Bell’in erkek kardeşi tarafından yazılan kitap. Diğeri ise M.V. Ingram tarafından 1894’te yazılan, “An Authenticated History of the Bell Witch” (Bell cadısı olayının doğrulanmış tarihçesi) adlı kitap. Bu olayın ayrıntıları beni gerçekten afallattı. Skinwalker Ranch ile Mothman’ın birleşmiş hali gibi! Okuduğum en tüyler ürpertici şey. Bu nedenle Bell Cadısı olayıyla ilgili birkaç soru sormak istiyoruz. Uygun mudur?

C: Elbette.

S: (L) Küçük bir bölüm okuyayım. 1817’de oluyor.

Eklenti:

Bay Bell sahibi olduğu mısır tarlasında yürürken daha önce hiç görmediği, ve yaklaştıkça kararlı bir şekilde ona bakan çok garip bir hayvanla karşılaştı. Muhtemelen bir köpek olduğunu düşündü ve elindeki silahıyla ona doğru ateş edince hayvan kaçtı.

Birkaç gün sonra akşama doğru Drew Bell {oğul} yabani bir hindi olduğunu düşündüğü çok büyük bir kanatlı hayvanın çit üzerine tünediğini gördü ve onu öldürmek üzere silah almak için eve koştu. Atış mesafesine yaklaştığında, kuş kanatlarını çırpıp uzaklaştı ve Drew bunun bir hindi olmadığını, olağanüstü büyüklükte bilinmeyen bir kuş olduğunu anlayarak şaşırdı. [...]

Birkaç gün sonra bir akşam Betsy çocuklarla birlikte evin yakınındaki büyük orman ağaçları arasında yürüyüşe çıktı ve uzun bir meşenin dallarından birinde sallanan, yeşil kıyafetli, güzel, küçük bir kız olarak tanımladığı şeyi gördü.

Sonra hizmetçi Dean gelip karısı Kate’i ziyaret ettiği gece Alex Gunn’a ait belirli bir yerde, yolda önüne büyük, siyah bir köpeğin çıktığını, kulübe kapısına kadar önünde onunla birlikte yürüdüğünü ve sonra kaybolduğunu anlattı.

Fakat olayların garipliği o sırada çok fark edilmedi, korku yaratmadı.



(L) Daha en başından klasik Mothman olayına benziyor. Pencereden düşenler.

(Artemis) Mısır tarlasında mı? Tüyler ürpertici!

(L) “Children of the Corn!” (Mısır Çocukları) Tüm bu olaylarda bu insanlar ne görüyorlardı?

C: Dördüncü yoğunluk penceresinden düşen varlıklar.

S: (L) O halde, düştükleri bir pencere açılmış olması lazım, değil mi?

C: Evet

S: (L) Niall’dan, o dönemdeki herhangi olası jeolojik veya diğer türde olayları kontrol etmesini istedim. Sonuçlar neydi? New Madrid Depremi o zaman mıydı?

(Niall) 1811 veya 1812. Sonra 1820’lerde ve ardından 1830’larda Bell Cadısı bölgesinde bir kolera salgını olmuş.

(L) Peki ya bahsettiğin kometler?

(Niall) Üç komet görülmüş, ikisi 1830 ve 1831’de görülen Büyük Kometler diye tanımlanan kuyruklu yıldızlar. Diğeri 1825’te görülmüş olabilir.

(L) Tüm bu olaylar arasında ille de bir bağlantı olmak zorunda değil tabi ki. Pencerenin açılmasına neden olan şey neydi?

C: Yer katmanı hala oturma sürecindeydi ve takip eden uzun yıllar boyu da devam etti. Bu durum perde ihlali için uygun EM koşulları meydana getiriyor. Bu olayda, pencereden düşme fenomeniyle birlikte bazı astral unsur sızıntıları da oldu.

S: (L) “Astral unsurlar” derken…

(Joe) Bir saniye… Bence deprem olduğunda…

(L) Krakatoa yanardağ patlaması ne zamandı?

(Pierre) Sanırım 1813’teydi?

(L) Herhalde Krakatoa olayı 1818’de falandı. Gidip bir kontrol etsene? Büyük ihtimalle o sıralar pek çok şey oluyordu!

C: Aynen. Dünya stresteydi!

S: [Pierre döndü] (Pierre) 1818 değil, Krakatoa 1883’te patlamış.

(L) Muhtemelen başka şeyler de oluyordu ama bunların ne olduğunu bilemiyoruz çünkü çevrede yaşayıp da bunları gözleyecek veya kaydedecek çok fazla kişi yoktu. Pekala, astral meselesine dönelim. “Astral unsur sızıntıları” dediniz. Bunlar nelerdir?

C: Yarı-demonik yaratıklar.

S: (L) Yarı-demonik nasıl oluyor ki?!

(Artemis) Tam-demonik değiller demek! [kahkaha]

(Joe) Sadece geceleri demonikler.

C: Tam yoğunlaşmamış bilinç birimleri.

S: (L) Benim her zaman elementaller veya düşünce formları dediğim şeyleri mi kastediyorsunuz?

C: Evet. Ama bu olaydaki elemental çok enerji topladı ve çok daha büyük ölçüde yoğunlaştı.

S: (L) Küçük kitabıma döneyim. Ona bir isim vermişler: Kate. Ve sanıyorum ki ona isim vererek daha da fazla yoğunlaşmasına yardımcı oldular ve ona enerji verdiler. Şöyle diyor:

Eklenti:

Artık Bay Bell açıklayamadığı garip bir belanın ona yaklaşmakta olduğunu hissediyordu. Bu nöbetler aniden geldiğinde dili katılaşıyor, bir süre yemek yemiyordu. Kendi tanımlamasına göre, ağzının içinde yanaklarına baskı yapan, enlemesine küçük bir tahta çubuk varmış gibi hissediyordu ve birşey yemeye çalıştığında bu çubuk yiyecekleri geri iterek ağza girmesini engelliyordu.

John Bell geçeceğini umarak bu tür sıkıntılara uzun bir süre, belki bir yıl veya daha fazla katlandı, ailesine meseleyi kimseye anlatmamalarını söyledi ve onlar da kimseye anlatmadı. Olaylar çok korkutucu olduğu halde, tek bir komşu veya arkadaş bile konuyla ilgili hiçbir şey bilmiyordu. Ama sıkıntılar katlanılamaz düzeye ulaşınca, Bay Bell meseleyi James Johnson ve karısına açtı ve Bay Johnson’ın bu gizeme biraz ışık tutabileceği ümidiyle evinde bir gece geçirmelerinde ısrar etti. Bu istek samimiyetle kabul edildi ve uyku zamanı geldiğinde Bay Johnson adeti olduğu üzere aile ibadetine öncülük ederek İncil’den bir bölüm okudu, bir ilahi söyledi ve sonra dua etti. Yaşanan olayların sebebinin ortaya çıkması veya Tanrı’nın bu sıkıntıyı gidermesi için çok samimi ve istekli bir şekilde dua etti. Herkes yatağına gidip ışıklar söndürüldüğünde korkutucu curcuna başladı, Bay ve Bayan Johnson'ın odasına yöneldi, anormallikler arttı, üzerlerindeki yorgan kenara fırladı. Bay Johnson yatakta doğrulurken hayretler içindeydi fakat inancı ve cesareti yüksek biriydi, kafa karışıklığını atlatıp kendini toplayınca, görünmeyen varlıkla konuşmaya başladı, kendini ifşa etmesini ve burada amacının ne olduğunu söylemesini istedi. Bay Johnson anormalliklerin bir tür zeki kaynaktan geldiğine ikna oldu ama bunun dışında hiçbir fikri yoktu. Fakat Bay Bell’in meseleyi insanlara anlatması ve daha fazla araştırma için diğer arkadaşlarını çağırması konusunda ısrar etti. Bu istek kabul edildikten sonra sayısız ziyaretçi ve araştırma oldu. Fakat Kate daha hızlı gelişti ve konuşmasına yönelik çok sayıda ricaya yanıt olarak bir süre sonra konuşmaya başladı. İlk konuşmalardan birinde Bay Johnson’ın ilk ziyaret gecesi okuduğu ilahiyi ve duayı kelimesi kelimesine tekrarladı. Yaşlı adamın karakterini o kadar mükemmel bir şekilde taklit ediyordu ki, kimse sesi ayırt edemiyordu.

Kate, Bay Johnson’ı Hristiyanlığın bir modeli olarak alıp pek çok dini gösterişte bulundu. Bay Johnson’ı “Tatlı Dilli Yaşlı” diye tanımlıyor, “Yüce İsa, Tatlı Dilli Yaşlı ne kadar güzel dua ediyor; onu dinlemeyi çok seviyorum.” diyordu. Kate İncil tartışmalarına bayılıyordu, İncil’deki herhangi bir bölümden alıntı yapabiliyor, en etkili teologlarla tartışabiliyor, ibadet ve ilahilerde muhteşem bir tutku gösteriyordu ve hiçbir insanın sesi bu kadar tatlı değildi. Kate, John Bell’in daha önce yaşadığı Kuzey Karolina’ya sıkça ziyaretlerde bulunuyor fakat en fazla bir gün veya bir saat içinde geri dönüyor ve her defasında o civarda günün haberlerini veya olaylarını doğru bir şekilde aktarıyordu. Bu mükemmel karakter özelliklerine rağmen Kate ziyaretçilere ve Bayan Lucy Bell hariç tüm aile bireylerine kötü davranıyordu. Cadı Kate, Lucy Bell’e adanmıştı, “Yaşlı Luce”un iyi bir kadın olduğunu söylüyordu fakat “Yaşlı Jack” dediği kocası John Bell’den çok nefret ediyordu. Nedenine dair birşey söylemediği halde, Kate’e göre Bay Bell mide bulandırıcı derecede nefret edilesi biriydi. Cadı, orayı terk etmeden önce onu öldürme amacını sıkça beyan etti.



(L) Pekala, bu yaratık/elemental neden John Bell’den bu kadar nefret ederken karısına karşı olumluydu? Neden kocayı öldürmeye kararlıydı?

C: Elemental her ikisinin acılarından da besleniyordu ama en çok John’un karısından.

S: (Joe) İlginç. Kocayı öldürmek istiyor ama peki ya ona ettiği işkenceler sonucu ailedeki diğer herkesin çektiği acılar? Herşey giderek kötüleşmiş. Ve herkes acı çekiyor!

(L) Evet, kadın korkunç acı çekmiş. Hatta bir noktada hastalanmış, neredeyse ölüyormuş.

(Joe) Konuşması için çok sayıda ricada bulunulduktan sonra nihayet konuşmaya başladı deniyordu kitapta. Niye konuşmasını istemişler ki? Eğer birşey etrafta dolaşıp seni tokatlıyorsa ve karyola direklerini kemiriyorsa, onun konuşmasını dinlemek istemezdim herhalde.

(L) Bak burada şöyle diyor:

Eklenti:

Cadı Kate hiç uyumuyor, sakin durmuyor ve belirli bir yerde kalmıyordu. Gece sisi veya sabah güneşi gibi sürekli her yerde dolaşıyordu. Hem her şeydi, hem de hiçbir şey. Hem görünmez, hem de mevcut. Tüm semte yayılıyor, herkesin işlerini ve aile hayatlarını gözetliyordu. Olan tüm gülünç, ayrıca iğrenç ve adi şeyleri yakalıyordu. İnsan kalbinin en içsel sırlarını seziyordu ama buna rağmen aynı zamanda tam bir boşboğazdı. Konuşmalarıyla komşuları esir alıyor, insanlara günahları ve eksikleri üzerinden işkence ediyor ve kendisinin gizemini ortaya koyma çabalarındaki ahmaklıklarına gülüyordu. Fakat Kate Hristiyanlığa sıkıca bağlıydı. Radikal bir Metodist’ti, “Tatlı Dilli Yaşlı” ve oğlu Calvin Johnson’la yakın bağlantı halindeydi; Bay Johnson’ın ibadet toplantılarına düzenli olarak katılıyor, “amin”leri söylüyor, sandalyelere vurup ses çıkarıyor ve “Yüce İsa” diye bağırıyordu.

İnsanlar artık topluma gönderilen iyi bir ruhun mucizeler gösterip iyileri Mesih’in Dönüşüne hazırlamakta olduğunu düşünmeye başlamıştı. Kate’in etkisi, günümüzde Rahip Sam Jones’un “viskiyle sırılsıklam olmuş bir kent” üzerinde yaptığı etki gibi birşeydi ama daha zorlayıcıydı. […]

Bölge sakinleri kısa bir süre sonra Kate’in varlığına ve yöneticiliğine saygı duymayı öğrendiler çünkü bu cadının yılan dilinden korkuyor ve tiksiniyorlardı. Herkes iyi oldu; küfür eden, yalan söyleyen ve viski içen kötüler orayı terk etti, tıpkı günümüzde insanların Rahip Sam Jones için yaptığı gibi. Kate onları ispiyonlar diye, aç gözlüler komşularına ait olan şeylere göz dikmemeye ve el koymamaya dikkat ettiler. […]

Günlük hayatın rutin olayları dışındaki sıradışı gelişmeleri cadı tüm ayrıntılarıyla biliyor ve bir saatten kısa sürede birilerine anlatıyordu.

Günümüzde böyle bir falcı, politikada ne kadar önemli bir faktör olurdu!



(L) [kahkaha] Evet…. Şu “şey”in yapabildiklerine bak! Aynı anda her yerdeymiş! Herkese anlatıyormuş! Tam bir kaçıklık.

(Artemis) Altı yaşında dedikoducu bir çocuk gibi.

C: Daha fazla kişi olaya karıştıkça, elemental daha fazla enerji ve bilgi kanalına sahip oldu.

S: (Pierre) Yani bu aslında çift yönlü bir olay mıydı? İnsanların olaya karışması ve inanması, bu varlığın bu bilgileri elde etmesi için gerekli bir koşul muydu?

C: Evet kesinlikle!

S: (L) Bence inanmaktan ziyade olaya çekilmeyle ilgili.

(Andromeda) Olaydan etkilenme.

(L) Eğer gerçekten ne olduğunu anlasaydın, onu beslemeyi kesmek isterdin, tabi eğer bu mümkünse… Kısmen çevresel faktörlerin neden olduğu bir durumdan bahsederken…

(Andromeda) Ne yaparsın?

(Joe) Gidip birilerini taciz edebiliyor.

(L) Mothman’a bak. Skinwalker olayına bak. Yüce tanrım!

(Pierre) Sanırım bir faktör daha var. Bu pencereden düşenler, 3. yoğunluğa girmek için dünyadaki bu kaotik dönüşüm sürecinden yararlanıyorlar. Bu varlık neden bu aileye gitti? Cazip göründükleri için mi?

C: Lokasyon bu enerjiler için elverişliydi.

S: (Pierre) Yani aile yanlış zamanda yanlış yerdeydi.

(L) O tür bilgilere sahip olabilseydin…

(Joe) Hayır… Olay tek yönlü değil. Bedava değil.

C: Özgür iradeyi ve içte olandan seçme gerekliliğini hatırlayın.

S: (Joe) Bu tür varlıkların yalan söylemekten hiç çekinmediklerinden eminim.

(L) Evet, doğru. İlla ki yalan söylemiştir! Anlamazsın bile.

(Joe) Başta doğruyu söyler ama güvenini kazandıktan sonra yalanları tıkıştırır.

(L) Bell Cadısı üzerinde yeterince durduk mu? Orada neler olduğu konusunda oldukça iyi bir fikrimiz var artık. Bir saniye, olay neden sona erdi?

C: Lokasyonun enerjileri dağıldı.

S: (Artemis) Andromeda o varlığın fiziksel şeyler tezahür ettirebildiğini söylüyordu….

(L) Oo, kesinlikle. Herşeyi yapmış! Ama elbette tüm o enerjiyi o insanlardan alıyordu. Pekala, sıradaki soru?

(Joe) Geçen hafta New Mexico’daki Güneş Gözlemevinin kapatılmasına neden olan şey neydi?

C: Bunu sorman ilginç oldu.

S: (Joe) Bell Cadısı 2. Bölüm: Geri Dönüş mü? [kahkaha]

C: O kadar şiddetli değil ama benzer ve yine benzer nedenlerle: Oturmamış EM enerjileri. Öncü dalgalar.

S: (L) Yani orada insanların ödünü patlatan bir olay yaşandı. Mothman veya benzer birşey bile tezahür ettirmiş olabilir. İnsanların aklı çıkınca da FBI’ı çağırdılar. Kimbilir ne oldu.

(Scottie) Soruyu sor…

(Joe) Scottie ayrıntı istiyor!

(Scottie) Sadece genel olarak.

C: İnsan gibi görünen varlıklar ve çeşitli elektronik anormallikler, olayı bilenler arasında paniğe neden oldu.

S: (Pierre) K’lar “öncü dalgalar” dediler, bu ana dalganın gelmekte olduğu anlamına mı geliyor?

(L) Öncü dalga… Depremlerle mi ilgili acaba?

(Pierre) Öncü demek, birşeyin geldiğini haber veren demek….

(L) Evet, şeyden bahsediyorlardı…

(Niall) Yani bu tür şeylerin daha fazlası yaklaşıyor olabilir.

(Pierre) Evet, kastettiğim şey buydu. Ve yıllar önce celselerde New Mexico’nun 4. yoğunluğa daha önce gireceği söylenmişti. Düz gibi görünen kavisli yollar ve tersi.

C: Aynen, bu kısmen yaşandı.

S: (L) İnsan gibi görünen varlıklar derken, bu ne anlama geliyor? Hayalet mi, bir tür yaratık mı veya başka birşey?

(Artemis) Görünüşleri nasıldı?

C: Başka yerde olduğu bilinen kişilerin görsel veya yarı-katı tezahürleri.

S: (L) Aynı anda iki yerde olmak gibi birşey herhalde.

C: Benzer.

S: (L) Yani zaman eğilmesi veya yoğunluk eğilmesi etkileri gibi şeyler yaşadılar.

C: Evet

S: (Joe) Pencereden düşme fenomeni gibi değilmiş.

(L) Bir önizleme. İlahi ihtişamın bir önizlemesi!

[MOLA ZAMANI!]

(Joe) Sızıntı gibi bir olay olduğunu anlatıyorduk. Güneş gözlemevindeki biri yüzlerce kilometre uzaklıktaki biriyle konuşuyordu örneğin ve az sonra koridorda yürürken o kişiyi görüyor, hayalet gibi. Ve resmi hikayeye göre bir bina görevlisinin bilgisayarında çocuk pornosu varmış.

(L) Ve tesisi ne kadar süreliğine kapattılar, bir HAFTA falan mıydı!?!?!

C: Resmi açıklama, boyut bariyerinin kendisi kadar deliklerle dolu!

S: [kahkaha] (L) Tamam. Sıradaki?

(Pierre) Birkaç sorum var. Kısa bir süre önce, ses dalgalarının yukarı doğru, yani yerçekimiyle ters yönde gittiğine dair bilimsel bir makale vardı. Bunun nedeni nedir?

(L) Nedeni mi? Doğru olduğundan emin misin ki?

(Pierre) Doğru mu?

C: Kısmen.

S: (L) Çekimle ters yönde derken neyi kastediyorsun?

(Pierre) Yere paralel olarak giden bir ses dalgası yerden havaya doğru yükseliyor. Bunu ilginç buldum çünkü K’lar daha önce odaklanmış ses dalgalarının taşları havaya kaldırmak için kullanıldığını söylemişlerdi. Tamam, sonraki soru: önceki bir celsede, kiralite, yani moleküllerin geometrik şeklinin, moleküllerin kimyasal bileşiminden daha önemli olduğu söylendi. Peki, örneğin daha düşük bir atom ölçeği için de geçerli mi bu? Yani, nikel ve kadmiyum gibi elementlerin protonları, bu elementlerin geometrisiyle mi ilişkili temel olarak?

C: Evet

S: (Pierre) Mendeleev tablosunda yan yana iki element arasında tek bir nötron fark olduğu halde, birinin son derece faydalı, diğerinin son derece zehirli olabilmesinin nedeni bu demek ki. Tamam, sıradaki soru: Son celsede, DNA’nın genetik bedenlerimizi bilgi alanına bağlayan bir alıcı cihaz gibi olduğu söylenmişti. DNA’nın 3B spiral geometrisi, DNA’nın alıcılık kapasitesinde herhangi bir rol oynuyor mu?

C: Evet

S: (Pierre) Bir hipotezim var ve doğru olup olmadığını öğrenmek istiyorum. DNA’nın spiral şekli onu bilgi alanına bağlıyor. TCAG gibi nükleotit dizileri, bu veya şu amino asidin şifresini doğrudan çözmüyor. TCAG, bilgi alanındaki bu veya şu amino asidi yaratmaya yönelik talimat kodlarını içeren belirli bir bilgi kümesine bağlanıyor. Doğru mu?

C: Evet

S: (Pierre) Geçmiş bir celsede, ölümden birkaç dakika sonra, genetik bedenin bilgi alanından kopmasıyla ilgili olarak, genetik transkripsiyonda bir patlama olduğu söylendi. Ve insanların ölmeden önce ani bir enerji patlaması yaşadıklarını söyleyen tanıklar da var. Artık hasta değiller ve o zaman ölüyorlar. Neden?

C: İçsel EM alanında, sınırlayıcı bağları serbest bırakan bir değişim.

S: (L) Bu tuhaf. Aynı olayı bebeklerimden her birini doğurmadan önce yaşadım. Gebelik sırasında korkunç acı çekiyorum ve sonra birden gerçekten çok iyi hissetmeye başlıyorum. Ve on iki saat sonra, BUM!

(Pierre) Çünkü bir bilgi düzeyinde, birşey bitiriliyor. Maddi düzlemde doğum yapmak içinse biraz zaman geçiyor. Belki.

(L) Tüm kadınlara olup olmadığını bilmiyorum ama bana oldu.

(Pierre) René Quinton’un hipotezine göre, ilk canlı hücreleri deniz suyunda gelişmiş. Bu doğru mu?

C: Aşağı yukarı, evet.

S: (Pierre) Normal tuzlu çözeltiyle karşılaştırıldığında Quinton plazmasının faydalı özellikleri olmasının nedeni nedir?

C: Temel yaşam enerjisi damgası.

S: (L) Suyun hafızası olması gibi mi?

C: Evet

S: (Pierre) Ve deniz suyu da temel yaşam ortamı…

C: Evet

S: (Pierre) Kimya veya başka birşeyden dolayı değil, sadece bilgi alanıyla bağlantı için doğru ortam…

C: Aynı zamanda, birden fazla şekilde iletken!

S: (Pierre) Burada neyi kastediyorlar? Hem bilgisel hem de elektriksel olarak iletken anlamında mı?

C: Evet

S: (L) Tamam, sanırım Approaching Infinity’nin sorularına geçebiliriz.

(Approaching Infinity) Eğer ilk hücre aşağı yukarı deniz suyunda ortaya çıktıysa, yine de o hücrenin nasıl meydana geldiği sorusu duruyor çünkü kendini kopyalama yoluyla hücreyi yaratmak için, hücrenin genom ve proteinler gibi hücre içeriklerine ihtiyacı olması bağlamında gerçekten kompleks bir durum var. Sonra, hücre içinde aynı şey DNA için de geçerli: DNA’nın kendini kopyalamak ve yaptığı işleri yapmak için proteinlere ve enzimlere ihtiyacı var. Fakat proteinler ve enzimler kendilerini üretmek için DNA’ya ihtiyaç duyuyor. Yani, herşeyin aynı anda meydana gelmesi gerekiyor gibi görünüyor.

(Joe) Tavuk ve yumurta.

(Approaching Infinity) Evet.

(Pierre) Belki yanlış olabilir ama bu paradoks için bir çözüm var. Hipotezime göre, 2. yoğunluk organizmalarının (örneğin moleküller) kritik bir kütlesine ulaştığın zaman 1. yoğunluktan 2. yoğunluğa bir geçiş var ve sonra kritik bir bilgi kütlesine ulaşıyorsun ve artık 3Y’ye mezuniyete hazırlar. Bu hipotez doğru mu?

(L) Henüz yeterince okumadın. İlk adım olan temel hücre yaşamı ortaya çıkmadan bu imkansız.

(Approaching Infinity) Peki ilk hücre nasıl ortaya çıkıyor?

C: Kısmen doğru, birleştir.

S: (L) Diğer kısmı nedir peki?

C: Genom 4. yoğunlukta üretiliyor ve virüslerin aktarımına benzer şekilde yoğunluk perdesi yoluyla gönderiliyor.

S: (L) Yani elementler gelişiyordu, mevcuttu ve ilksel çorbanın vs. içinde kaynıyordu… Ama sonra genom üretildi.

(Pierre) Çift yönlü çalışıyor: aşağıdan yukarıya, moleküller kritik kütleye ulaşıyor ve yukarıdan aşağıya, 4. yoğunluktan 3.’ye.

(L) Bu bir bakıma zeki tasarımın temel görüşü. Pek çok parçası var ve bu durum fiziksel dünyanın yapısına ve bilgi yoluyla var olan çeşitli farklı unsurların birikmesine veya etkileşmesine bağlı. Ve sonra doğrudan bir müdahale ekleniyor. Sanırım olay bu.

C: Evet, aynen!!!

S: (Joe) 4. yoğunluktan genomu yoğunluk perdesi yoluyla gönderen kim?

C: Gezici yolcular. Belki de bu terim şimdi daha anlamlı hale geldi?

S: (Approaching Infinity) Bu tıpkı Bell Cadısı olayında meydana gelen tezahürler gibi. Eğer yoğunluk perdesi yoluyla 3. yoğunluğa bilgi gönderiliyorsa, deniz suyunda bir mikroskopla gözlem yapan bir gözlemci olarak, sanki hücre kendi kendine tezahür ediyormuş gibi görünebilir sana. Şekil alıyor ve yoktan var olmuş gibi görünüyor

C: Gerçekten çok yakın!

S: (L) Bu tür bir doğrudan müdahale birden fazla defa mı oldu? Örneğin önemli DNA değişiklikleri olduğunda veya evrimsel kayıt denen şeyde büyük değişiklikler olduğunda?

C: Evet

S: (L) Yani temel olarak, kavrayabileceğimizden fazlası olan bir zekayla çevriliyiz.

C: Evet. Bunu söyleyip duruyoruz!

[MOLA ZAMANI]

S: (L) Bilimin, maddi olmayan ve madde üzerinde etki eden bir zekanın mevcut olduğuna dair tüm fikirleri tamamen reddetmesi bana Bell Cadısı kitabındaki birşeyi hatırlatıyor:

Eklenti:

Tüm bu kanıtlar karşısında, ona tanıklık etmediği ve anlayamadığı için bu şeyin veya olgunun varlığını genel ilkelere dayalı olarak inkar etmek, kişinin cehaletinin utanç verici bir ifadesi olacaktır.



(L) Bu, bilimin bugün yaptığı şey temelde. Genel ilkelere veya bilimsel maddi ilkelere dayalı olarak bunu reddediyor. Ve görünüşe göre din, ruhlar dünyasının gerçekliğini inkar ederek kendi ayağına kurşun sıkıyor. Kitapta şöyle diyor:

Eklenti:

Önemli bir Metodist papaz ve editör olan Dr. Bond, açıklanamayana inanılmaması gerektiği ve pek çok dindar aklın, bu ayrımcı inancı uygulamaya çalışmak suretiyle kafa karışıklığı ve hataya bulaştığı gerekçesiyle inanca resmen savaş açtı ve tüm önceden bilişlerin, kehanetlerin ve hayaletsi tezahürlerin algı bozukluğu durumunda yaşanan yaygın bir fenomen olduğunu, ruh dünyası öğretisinin kutsal kitaba aykırı ve son derece tehlikeli olduğunu iddia ediyor ve ona göre din adamları, ölülerin ruhlarının aramızda yaşadığını, bizimle iletişim kurduğunu ve bize yardımcı olduğunu söyleme hakkına sahip değildir. [...]



(L) O zamanlar olan şey buydu: Rasyonalizm dini çevrelerde bile kök salıyordu. Sanırım spiritüalist fenomenler ana akım dinler için bir tehditti ve pire için yorgan yakarak pozisyonlarını iyileştirebileceklerini düşündüler. Yazar daha sonra Metodizmin kurucusu olan John Wesley’nin görüşünün bu yönde olmadığına dikkat çekiyor.

Eklenti:

Fakat Bay Wesley hislerini açıklamakta cesurdu ve cadılık olaylarına olan inancından da gayet gurur duyuyordu. Epworth’te bir aileye yaklaşık otuz yıl boyunca musallat olan hayalet hakkında yazı yazmış ve konuşmuştu.

Wesley’nin dini karakterinin en belirgin özelliklerinden biri, görünmeyen bir dünyanın müthiş gerçekliklerine dair derin, yoğun, güçlü ve etkili bazı inançlara sahip olmasıydı.



(L) Sonra Wesley’den şu alıntıyı yapıyor:

Eklenti:

“Son nefesimde, kafirlere teslim olmayarak, görünmeyen dünyanın büyük bir kanıtına dair tanıklığımı yapacağım; tüm çağlarda yapılan tanıklıklarla doğrulanmış olan cadılık ve hayaletleri kastediyorum. Genel olarak İngilizler ve aslında Avrupa’daki eğitimli insanların çoğu bunlarla ilgili tüm anlatımları kocakarı hikayeleri olarak görmüştür. Üzgünüm ama bu vesileyle, İncil’e inanan pek çok kişinin inanmayanlara yaptığı bu ciddi iltifatı şiddetle kınıyorum.”



(L) Diğer bir deyişle, dindar insanların rasyonellik baskısı nedeniyle, görünmeyen aleme olan inançlarını bırakmakta olduklarını söylüyor.

Eklenti:

“Onlara böyle bir hizmet borcum yok. Görüyorum ki bunlar yükselen feryadın kökeninde bulunuyor ve millet genelinde hem İncil’e karşı hem de tüm çağların ve milletlerin en akıllı ve en iyi insanlarının haklarına karşı küstahça yayılıyor. Çok iyi biliyorlar ki (Hristiyanlar bilsin veya bilmesin) cadılığın gerçekliğine inanmayı bırakmak aslında İncil’e inanmayı bırakmaktır; ve diğer taraftan biliyorlar ki eğer insanların farklı ruhlarla ilişkisine dair tek bir olay kabul edilirse, havadaki kaleleri (deizm, ateizm, materyalizm) çökecektir. Bu nedenle, bu silahın ellerimizden alınmasına razı olmamalıyız. Gerçekten de, onların boş düşüncelerini rahatça çürüten çok sayıda başka argümanlar da var. Ama bir tanesi yüzünden bile yuhalanmamız gerekmez; ne akıl ne de din bunu gerektirir. Tüm bu olay anlatımlarına yönelik başlıca itirazlardan biri, “Siz hiç kendiniz bir hayalet gördünüz mü?” sorusudur. Hayır, görmedim ve hiçbir cinayet de görmedim; ama böyle birşey olduğuna inanıyorum. İtiraz edilemez tanıklıklar beni her ikisine de tamamen ikna ediyor.”



(L) Materyalizmin bir kısmı bununla ilgili, yani insanları diğer dünyaya dair bilgi ve farkındalıktan mahrum bırakmak: bizi çevreleyen zekalar, ruhlar, atalar, 4. yoğunluk varlıkları, astrallar, elementaller vs. Havari Pavlus’un deyişiyle büyük bir tanıklar bulutu. Hayatın meydana gelmesine yardımcı olan büyük zekalar, K’ların söylediği gibi, Gezici Yolcular! Bunun gerçekliğinin inkar edilmesi yüzünden dünyanın ne hale geldiğini tüm çevremizde görüyoruz. İnsanlık kendi kendine kurduğu tuzak yüzünden “geçmişteki bir hayal” haline gelebilir. K’lar sağı ve soluyla gerçekliğe yakından ve dikkatle bakmamızı söylediklerinde, sadece 3Y gerçekliğini kastetmiyorlar! Pekala, sonraki soru.

(Chu) “Evolution 2.0” (evrim 2.0) kitabında, kodu yeniden düzenlemek ve yeni birşey yaratmak üzere DNA’nın yeniden düzenlenmesinin, temel olarak sıcaklık şokuna, kirliliğe, tehlikeli kimyasallara, gıda yokluğuna veya zararlı gıda varlığına bir yanıt olarak, yani zorlu ve aşırı koşullar altında ve birkaç saat içinde meydana geldiği anlatılıyor. Acı çekmenin öğrenmeye yardımcı olmasının nedenlerinden biri bu mu acaba?

C: Evet

S: (Chu) Ve bugünlerde, Lobaczewski’nin deyişiyle koşullar nüfusun belirli kesimleri için “iyi” olduğunda, insanlığın bir kısmının evrimsel anlamda kötüleşiyor gibi görünmesinin nedeni de bu mu?

C: Evet

S: (Artemis) İnsanlar ne pahasına olursa olsun acı çekmekten sakınıyorlar.

(L) Pekala, DNA sorularımız bitti mi?

(Approaching Infinity) Bell Cadısını konuştuk; insanlardan bilgi alıp onlara duymak istediklerini söylemek ve bu arada gerçeği yalanlarla karıştırmak…

(Joe) Bu oldukça yüklü bir soru.

(L) Aman Tanrım! Ne giriş! [kahkaha]

(Approaching Infinity) İnternette QAnon diye bir fenomen var. 4chan ve 8chan forumlarına mesaj gönderen, devlete bağlı çalıştığını iddia eden, geriye dönük olarak bakıldığında objektif olarak değilse bile yorum bağlamında sıkça gerçek olaylarla doğrulanan bazı kehanetlerde ve gizemli beyanlarda bulunan isimsiz biri. Yarı popüler bir fenomen haline geldi ama google analizlerine göre çok popüler değil. Washington Post’un Florida’da yaptığı bir ankete göre Floridalıların %58’i bu Q fenomenine aşina ve %25’i de hakkında olumlu fikirlere sahip. Forumda da Q’nun kimliğiyle ilgili bir soru sorulmuştu. Dolayısıyla ilk sorum: Q’nun arkasında kim var?

C: Psikolojik operasyonlarla bağlantılı, “içerden” biri.

S: (Niall) Bir dezenformasyon programı.

(L) Washington Post’un itelemesi bile Q’nun çok şüpheli olduğunu gösteriyor….

(Niall) Bir Siber Bell Cadısı gibi!

(L) Gerçek ve yalanlar, gerçek ve yalanlar, gerçek ve yalanlar… Kendini belli ediyor.. Sonraki soru.

(Approaching Infinity) Geçenlerde Suriye’ye yapılan saldırıda, başlangıçta bir Fransız donanma gemisinden 4 seyir füzesi fırlatıldığına dair haber vardı…

(Niall) Belki ondan da önce şunu sormamız lazım: Rus uçağı kasıtlı olarak mı düşürüldü yoksa kazayla mı?

C: Tam bir tuzaktı.

S: (Approaching Infinity) Fransız fırkateyni Suriye’ye gerçekten füze fırlattı mı?

C: Evet

S: (Approaching Infinity) İlk haberlerden sonra neden kimse bu saldırı konusunda yorumda bulunmadı?

C: Sence neden?

S: (Joe) Yorumlar yapıldı aslında.

(Approaching Infinity) Başlangıçta yapıldı ama sonrasında füzelerin nereyi vurduğuyla ilgili hiçbir şey söylenmedi.

C: Macron’u fırçalamak şu an için faydalı görülmüyor.

S: (L) ŞU AN İÇİN dediler…

(Approaching Infinity) Belki de Rusya bu noktada Fransa’yla az çok saygın bir ilişkiyi sürdürmek istiyor…

C: Evet

S: (Approaching Infinity) GRU suikastçileri olduğu iddia edilen Petrov ve Boshirov adlı şahıslar Salisbury’de ne yapıyorlardı?

C: “İş” bağlantıları kuruyorlardı.

S: (Joe) Yasadışı veya karanlık işler mi?

C: Aşağı yukarı.

S: (Niall) Muhtemelen bize söylemek istemiyorlar.

(Approaching Infinity) Skripal’lerle görüştüler mi?

C: Hayır

S: (Joe) O zaman aralığında o bölgede bulunmalarını sağlamak üzere kasıtlı olarak manipüle edilip tuzağa mı düşürüldüler?

C: Evet

S: (L) Pekala, sorular bitti mi? Tatlım?

(Ark) Pekala… Birleşik Alan Teorisiyle (BAT) ilgili bir sorum var.

(L) Herkesin var! Çok sıkıcı birşey. BAT her gün seni çıldırtıyor! [kahkaha]

(Andromeda) Sen de mi?!

(L) Evet!

(Ark) Mesele şu: Bir zamanlar BAT hakkında konuşuyorduk. Einstein, Bergmann, Kaluza, Klein, 5 boyut ve “silindir döngüsü” konuları gündeme geldi (bkz. 2 Aralık 95 celsesi) ve bu Einstein’ın başlattığı birşeydi ama tamamlaması engellendi. Ama son zamanlardaki tartışmalar 5’ten ziyade sonsuz boyutlarla ilgiliydi ve sonsuz boyutlarda bir zar halinde yüzen evrenler var. Standart BAT’taki 5 boyut ile son celsede bahsedilen sonsuz boyutları nasıl uzlaştıracağım?

C: Sonsuz bir şekilde kendini kopyalayan beş boyutlu bir “vücut” düşün.

S: (Ark) Tamam, düşünmeye çalışacağım, evet… Aa! Ve ikinci soru: Düşüncelerin geometrisiyle ilişkili bir yapı arıyorum. Ve bu işe çok uygun olabilecek bir yapı fark ettim. İstisnai Jordan Cebiri M38 deniyor. Düşüncelerin matematiğinin inşa edilebileceği bir çekirdek mi bu?

C: Geçmek için iyi bir yol. Ama düşüncelerin DNA tarafından yapılan proteinlere benzer olduğunu hatırla: Şekil de aminoasit dizilerinin ve diğer bileşenlerin aktardığı kadar bilgi aktarır. Düşünceler için birden fazla temel “yapı” var.

S: (L) Son sorular?

(Niall) 14 Ağustos’ta İtalya’da Cenova’daki köprünün çökmesine neden olan şey neydi?

C: Çoğu kişi tarafından fark edilmeyen ve gözardı edilen önceki toprak kayması.

S: (L) Demiryollarıyla ilgili fark ettiğimiz birşey var. Raylar resmen hareket ettiği için meydana gelen tren kazaları!

(Niall) 1 haftadan kısa süre içinde!

(L) Evet.

(Niall) 20 Temmuz’da Sibirya’da gün ortasında gökyüzünün 3 saat boyunca adeta gece gibi kararmasına ne neden oldu?

C: Güneş ışığının yüksek seviyede blokajıyla birlikte atmosferdeki partiküller. Tespit edilmesi çok zor şeyler var!

S: (L) Mike Bailey’nin Kara Ölümün Büyük Kometiyle ilgili tanımlaması gibi mi? O kadar siyahmışki adeta ışığı emmiş. Işığı yansıtmak yerine emmiş. Yani gökyüzünde, daha doğrusu uzayda ışığı yansıtmayan şeyler var ve dolayısıyla geçerken hiç görünmüyorlar. Söylediğiniz bu mu?

C: Yakın.

S: (L) Bir fırtına bulutu muydu?

(Niall) Çok şiddetli orman yangınları vardı ama orada değil. Karanlık olayının bu yangınların dumanından kaynaklanmadığı açıklandı.

C: Dünya uzayın pek çok anormallikler ve sürprizler içeren bir kısmında.

S: (L) Victor Clube’un bahsettiği komet akıntısı gibi birşey de olabilir mi?

C: Evet

S: (L) Yani komet tozu da olabilir, belki yığın halinde ve yansımasız?

C: Evet

S: (L) Peki o olayda böyle birşeyin etkisi de oldu mu?

C: Evet

S: (L) Ama 3 saat sonra bitmiş. 11:30’da başlamış ve 2:00’de sona ermiş, sonra tekrar güneş açmış.

(Pierre) Bir komet tozu bulutu.

(Approaching Infinity) Ama sadece tek bir yerde mi? Ne kadar yükselikte oldu acaba?

(Joe) Belki de yere yaklaştı.

(Approaching Infinity) Sadece tek bir bölgeyi karartması için Dünya’ya çok yakın olması gerekir. 3 saatte bile Dünya epeyce hareket ediyor…

(L) Dünya’yla birlikte hareket etmiş olması gerekir. Oldukça anormal bir durum, ha? Takvimde yer almayan bir eklips gibi.

C: Aynen! Benzer olaylar bekleyin!

S: (Niall) Geçen hafta Boston’daki tüm o evlerin patlamasına veya tutuşmasına ne neden oldu?

C: Gaz sızıntıları. Şeyler “açılıyor”.

S: (Joe) Şaşırmadım. Her yerde oluyor.

(Ark) Bir sayıya ihtiyacım var. 1970 ile bugün arasında hangi yıl BAT’a pencere açmaya en yakındım?

C: 1984

S: (L) Pekala. Bizimle olduğunuz için çok teşekkür ediyoruz. Yorgunuz!

(Artemis) Şeyi soracak mıydın?

(L) Oo! Sorayım. Chloe vefat etti. İletişim kurma çabasıyla çevremizde mi acaba?

C: Evet

S: (L) Söylemek istediği birşey var mı veya bana iletebilir misiniz, ya da… yani…

C: Senin haklı olduğunu, kendisinin ise inatçı bir şekilde hatalı olduğunu söylüyor.

S: (L) Geçişte acı çekti mi?

C: Hayır

S: (L) Ona keyfine bakmasını ve benimle rüyalarda konuşmasını veya bana küçük işaretler göndermesini söyleyin. Bu hoşuma gider. Ama yalnızca bunu yapmaya istekliyse. Ve sanıyorum ki şu anda daha önce bilmediği şeyleri biliyor. Pekala. Seni öpüyorum Chloe. Ve iyi geceler.

C: Hoşçakalın.

CELSE SONU

Orijinal celse metni: https://cassiopaea.org/forum/threads/session-22-september-2018.46333/#post-773701

bigsenfoni


1050 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 25/09/2018 :  20:53:24  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  bigsenfoni Kullanıcısının kişisel sayfasını Ziyaret edin  Alıntı Ekle
Emeklerin icin tesekkürler bozadi...ilk yorum




KENDİ DENEYİMİNE DAYALI OLMAYAN HER ŞEYİ SADECE BİR VARSAYIM OLARAK KABUL ET... OSHO

Kalbiniz temiz,gözünüz Osho'nunki gibi acik olsun.
Go to Top of Page

yucelulu


109 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 25/09/2018 :  21:20:19  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Çok teşekkür ederim.
Go to Top of Page

bozadi


8835 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 26/09/2018 :  08:50:31  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Ben de sizlere teşekkür ederim arkadaşlar :)

Çeviriyle ilgili bazı notlar:

* Celsenin başında geçen NRG kısaltmasının (“bu akşam NRG iyi”) ne olduğunu anlayamamıştım, daha önceki celselerde kullanılmamış görebildiğim kadarıyla. Az önce bunun “enerji” anlamında kullanıldığı sonucuna vardım ve çevirisini değiştirdim. Bu harflerin Fransızca okunuşuyla ilgili esprili bir kullanım sanırım.

* Bağlantı kuran Kasyopyalının adı olarak verilen “Koeliya”, Kasyopya Forumda “Approaching Infinity” rumuzuyla yazan, sott.net yazarlarından Harrison Koehli’ye bir gönderme olarak görülüyor: https://www.sott.net/user/11-hkoehli

* Bell Cadısı olayını daha önce duymuş muydum, hatırlamıyorum, ama bayağı meşhurmuş. Birkaç Türkçe kaynakta da bir ölçüde değiniliyor: https://www.google.com.tr/search?&q=%22bell+cad%C4%B1s%C4%B1%22

Kate adı verilen varlığın bu ölçüde günlük hayatın bir parçası haline gelmiş olmasını inanılmaz derecede şaşırtıcı buluyorum. Müsait bir vaktimde araştıracağım. Bir Amerikan Başkanının bile olayın yaşandığı yeri/aileyi ziyaret ettiği söyleniyor.

Konuyu benim için ilginç kılan şeylerden biri de, celsede bu konunun bizim “cin” kavramımızla ilgili önemli bazı ipuçları veriyor olduğunu düşünmemdir. Celsede Kate adlı varlıkla ilgili olarak kullanılan “elemental” ifadesi, bildiğim kadarıyla aslında bizim “cin” kavramımızla aynı şey.

Bkz. http://gizemlervebilinmeyenler.com/elemental-varliklar/

Bazı kaynaklarda “elemental” terimi için “element/temel madde” açıklaması esas alınmış ama bu terim aynı bağlamda “ilk/temel/yeni” anlamına da geliyor ve K’ların “Tam yoğunlaşmamış bilinç birimi” açıklamasının da bununla bağlantılı olabileceğini tahmin ediyorum. Aslında celsenin orijinalinde “Loosely coagulated consciousness units.” ifadesi geçiyor, yani “gevşek bir şekilde pıhtılaşmış bilinç birimleri”. Ben bunu “henüz tam olarak pıhtılaşmamış/yoğunlaşmamış” olarak yorumlayarak çevirdim.

Celsede bu konuyla bağlantılı olarak “yarı-demonik” (yarı-şeytani) ve “Tam yoğunlaşmamış bilinç birimleri.” ifadesi geçiyor. Emin değilim ama bunlar cin dediğimiz varlıkların temel bazı nitelikleri olabilir. Aslında cin tabirinin spesifiklikten çok uzak, çok genel bir tabir olduğunu, bu tabir kategorisine giren pek çok farklı varlık türü olabileceğini tahmin ediyorum. Bu tam olarak olgunlaşmamış bilinç birimlerinin doğada veya insan yaşamının çeşitli alanlarında gayet nötr veya pozitif şekillerde de bulunabileceğini sanıyorum. Bu elemental denen varlıkların tam olarak kaçıncı yoğunluk olduğunu anlayamadım ama 1. yoğunluktan 3. yoğunluğa kadar uzanan yönleri veya türleri olabileceğini tahmin ediyorum. Bu celsede konusu geçen “Kate” adlı varlığın 3. yoğunluk düzeyinde olduğu sonucu çıkıyor bana göre. Ama “cin çarpması / musallat olması / ağır obsesyon” vakalarının bazılarında 5. yoğunluk KH varlıklarının doğrudan dahli olduğunu sanıyorum. Cin kavramının belirsizliği, karmaşıklığı, biraz da bu geniş spektrumdaki çok çeşitli tür ve düzeylerden varlıkları ifade edebiliyor olmasından kaynaklanıyor sanırım.

Konunun ilginç yönlerinden biri, depremlerle de bağlantılı olarak yer katmanlarının hareket halinde olmasının (ve kimbilir başka hangi doğal olayların veya koşulların) meydana getirdiği elektromanyetik (EM) enerjilerin, “pencereden düşme” ve diğer çeşitli paranormal vakalara imkan yaratabiliyor gibi görünmesi.

* Güneş Gözlemevinin kapatılması meselesi Türk basınında da yer almıştı. Hatta biraz araştırmıştım ama aşırı belirsizlik görüntüsünün de etkisiyle erindim paylaşmaya. Celsede bu konunun gündeme gelmesine sevindim.

* “C: Kısmen doğru, çift.” cümlesinde “çift” diye çevirdiğim terimin orijinali “pair”. Tam olarak neyin kastedildiğini anlamadım ama bir sonraki cümlede Laura “Diğer kısmı nedir peki?” diye sorunca, “iki yönlü” bir durumun kastedildiğini düşünerek o şekilde çevirdim (en son "birleştir" diye değiştirdim).

* Metodizmin kurucusu diye geçen Wesley’den yapılan alıntılarda “Cadılığa inanmamak, İncil’e inanmamaktır” gibi cümlelerde cadılık (witchcraft) derken aslında cadılardan veya cadılıktan ziyade paranormal varlıklar (cinler, hayaletler) vs. kastediliyor görebildiğim kadarıyla.

Celsede çeviriyle de bağlantılı olarak çok çeşitli belirsizlikler ve hatalar olabilir. Sorulması durumunda ilgili kısımları inceleyip netleştirmeye çalışabiliriz.

* Önceki çeşitli celselerde “Dünyanın açılması” meselesine sıkça temas edilmişti. Çekirdek yavaşladığı halde dünyanın yüzey katmanının hemen yavaşlayamaması nedeniyle ciddi kırılmalar olduğuna ve bunun depremler dahil çok çeşitli anormalliklere neden olduğuna değinilmişti. Sanırım dünyanın 4. yoğunluğa geçişte bir miktar “büyümesi” de bu “açılmanın” nedenlerinden biriydi. Obrukların ve çeşitli yer kaymalarının artışı meselesi bununla bağlantılı gibi görünüyor. Ayrıca yine celsede konusu geçen, yeraltındaki çeşitli gazların yüzeye çıkarak bazı durumlarda patlaması gibi meseleler de oluyor. Ve yine, bu konuyla bağlantılı olarak, tren raylarındaki sapmalar nedeniyle trenlerde yoldan çıkma kazalarının artacağına önceki bir celsede değinilmişti ve son yıllarda Türkiye dahil çeşitli ülkelerde gerçekten bu tür kazalarda ciddi bir artış var gibi görünüyor. Elbette şiddetli yağmur dahil çeşitli farklı faktörlerin de etkisi olabiliyor bu tür kazalarda.

Celsede sorulan türde ve pek çok farklı türde, hem yeraltında, hem yeryüzünde, hem de gökyüzünde sıradışı olayların sayısının giderek artacağı anlaşılıyor yapılan açıklamalara göre.

Go to Top of Page

bozadi


8835 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 26/09/2018 :  09:05:42  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
"Pencereden düşme" vakalarında, başka bir boyuttan veya yoğunluktan bir varlık bizim boyutumuza veya ortamımıza girdiğinde, bu durum "düşme" teriminin ima ettiği gibi tesadüfi, istemsiz ve/veya kazara mı gerçekleşiyor, yoksa açılan o boyut penceresini fark eden varlıklar özellikle mi bu ortamı çekici bulup geliyorlar, bunu hala anlayabilmiş değilim, belki bu seçeneklerin tümü ve başka seçenekler aynı anda doğru/geçerli olabilir.
Go to Top of Page

Tgur


1015 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 26/09/2018 :  14:11:46  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Emeklerin için teşekkürler Bozadi..
Go to Top of Page

Olcay


71 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 26/09/2018 :  21:25:31  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Emeğine sağlık bozadi.
Bunlar ya dünyayı takip etmiyor yada kendi dertlerinden dünyaya sıra gelmiyor.
Go to Top of Page

fidelista


257 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 26/09/2018 :  21:28:06  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Çeviriye teşekkürler.
Go to Top of Page

bozadi


8835 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 27/09/2018 :  13:06:58  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
"Gezici Yolcular" ile "Gezgin" kavramının aynı şeyi ifade edip etmediği kafamı karıştıran hususlardan biriydi Tgur. Umarım netleştirme imkanı buluruz.
Go to Top of Page

Tgur


1015 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 27/09/2018 :  13:29:26  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle

Ben de karıştırıyordum ama buldum Bozadi..
--------------------------------------

S: (L) Oryonlar olarak tanımladığınız 6'ncı yoğunluk KH varlıkları insanoğlunu genetik olarak tasarlayan veya
yaratan varlıklar, öyle mi?
C: Hayır.
S: (L) Yaratılıştan sonra bizi ilk değiştirenler mi?
C: Yakın.
S: (L) Yani hem BH ve hem de KH yönelimli Gezici Yolcular var?
C: Gezici Yolcular "gezgin."
S: (L) Peki "gezgin" nedir?
C: Gezici Yolcu.
S: (L) Ra Bilgileri'ne göre Gezginler kavramı bize yardım etmek için 3'üncü yoğunluğa dönmeyi seçen 4'üncü
veya 5'inci yoğunluk varlıkları oluyor. Aynı gezginlerden mi bahsediyoruz?
C: 5'inci veya 6'ıncı yoğunluk.


Go to Top of Page

macka


205 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 27/09/2018 :  15:17:07  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Çok teşekkürler bozadi, yine yoğun bilgi aktarımı var.

...

S: (Pierre) Geçmiş bir celsede, ölümden birkaç dakika sonra, genetik bedenin bilgi alanından kopmasıyla ilgili olarak, genetik transkripsiyonda bir patlama olduğu söylendi. Ve insanların ölmeden önce ani bir enerji patlaması yaşadıklarını söyleyen tanıklar da var. Artık hasta değiller ve o zaman ölüyorlar. Neden?

C: İçsel EM alanında, sınırlayıcı bağları serbest bırakan bir değişim.
...

Bu aktardıkları bilgi ; kanser hastalarında görülen ölmeden kısa süre öncesinde birden bir iyileşme durumu gibi.Çok kişiden duyuyoruz bu şekilde vakaları, falanca kişi uzun zamandır çekiyordu ama son zamanlarda çok iyi durumda gördük deniyor ve sonrasında vefat haberi. İnsanları şaşırtan bir durum bu

Gerçek her zaman gönlünüzün dilediği değildir.Ancak gönlünüz arındıkça onu bulacaksınız,şüphesiz
Go to Top of Page

gerçek tosun paşa


621 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 27/09/2018 :  16:39:38  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Müthiş celseydi, bence çok güzel bölüm bölüm ilerleyen bir kurguda gayet başarılı devam ediyor Laura
Go to Top of Page

Gavroche


12 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 28/09/2018 :  20:46:02  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Bozadi teşekkür ederim.

Go to Top of Page

Scyth


1070 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 29/09/2018 :  17:50:29  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Çeviri için teşekkürler.

Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.
Go to Top of Page

beyrutkapı


435 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 30/09/2018 :  01:40:36  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Emeğine sağlık bozadi.
Go to Top of Page

ogeday


149 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 30/09/2018 :  14:57:20  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Çeviri için teşekkürler.
Go to Top of Page

arinmak


212 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 01/10/2018 :  20:32:06  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Ceviri icin tesekkurler
Go to Top of Page

Gaia


94 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 05/10/2018 :  12:59:30  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Çeviri için teşekkürler bozadi. Celse üzerine araştıracak o kadar çok konu var ki. Şu Bell Witch olayı çok garip değil mi ya? Elemental bir varlık günlük hayatta dolaşıyor, ortalığı karıştırıyor. Ayrıca şu New Mexico olayı da oldukça ilgimi çekti. Acaba Türkiye'de benzer 4. yoğunluk sızıntıları görebilir miyiz? New Mexico'nun coğrafyası volkanik bir arazi. Ne biliyim belki Kapadokya Bölgesi falan benzer bir sızıntıya neden olabilir? Malum, yeraltı şehirlerinin adeta Türkiye'deki merkezi. Paranormal hikayelerde havada uçuşuyor bölgede.
Go to Top of Page

bozadi


8835 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 05/10/2018 :  17:56:31  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Ben de hepinize teşekkür ederim arkadaşlar :)

Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen Gaia

Çeviri için teşekkürler bozadi. Celse üzerine araştıracak o kadar çok konu var ki. Şu Bell Witch olayı çok garip değil mi ya? Elemental bir varlık günlük hayatta dolaşıyor, ortalığı karıştırıyor. Ayrıca şu New Mexico olayı da oldukça ilgimi çekti. Acaba Türkiye'de benzer 4. yoğunluk sızıntıları görebilir miyiz? New Mexico'nun coğrafyası volkanik bir arazi. Ne biliyim belki Kapadokya Bölgesi falan benzer bir sızıntıya neden olabilir? Malum, yeraltı şehirlerinin adeta Türkiye'deki merkezi. Paranormal hikayelerde havada uçuşuyor bölgede.

Aynen Gaia. Bell Witch olayı hayatımda karşılaştığım belki de en ilginç cin (veya her neyse) vakası. Senin de belirttiğin gibi, elemental bir varlığın bu kadar uzun bir süre boyunca boş ver bir aileyi, koskoca bir kentin hayatının bu kadar doğal (adeta) bir parçası haline gelebilmiş olması çok çok ilginç. Kontrol ettiğim birkaç yabancı kaynağın hiçbirinde bu anlatılanların kesinlikle yalan/yanlış olduğuna dair bir iddiaya denk gelmedim. Evet, somut bir kanıt yok ama çok sayıda insanın tanıklığı var gibi görünüyor, pek çok araştırmacı olaya dahil olmuş, kitap yazmışlar ve "ABD başkanı" düzeyinde ünlü şahıslar olay yerine incelemeye gitmişler. Tüm bunlar, bu anlatılanların çoğunun doğruluğuna dolaylı da olsa bir kanıt teşkil ediyor gibi görünüyor.

New Mexico'nun volkanik bir arazi üzerinde olduğunu bilmiyordum. Evet, görünüşe göre güçlü elektromanyetik etkiler meydana getirebilen bu tür doğal olaylar da çok sıradışı şeylerin meydana gelmesine neden olabiliyormuş. 4. yoğunluk enerjileri yoğunlaştıkça, Türkiye'de de çok anormal olaylarla kitlesel olarak karşılaşacağımızdan şüphe duymuyorum. Zaten kimbilir şimdiye kadar neler neler olmuştur ve oluyordur bence duymadığımız.
Go to Top of Page

Majisyen


289 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 05/10/2018 :  18:01:15  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Ceviri icin tesekkurler.

Karanlık, ışığın olmadığı yerde vardır.
Go to Top of Page

Dionysos


99 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 23/10/2018 :  21:46:57  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Sevgili bozadi çeviri için teşekkürler ve sanırım bu arada yeni bir de celse var...
Go to Top of Page
   Mesaj Sonraki Konu  
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Forum Seç:
Başkalarına Hizmet Forumu © Kasyopya celselerini ve diğer mesajları farklı ortamlara kopyalamadan önce lütfen izin isteyin: baskalarinahizmet@gmail.com Yukarıya git
Snitz Forums 2000

Design by Sizinsayfaniz.com

Bu sayfa 0,47 saniyede oluşturuldu.