Başkalarına Hizmet Forumu
Başkalarına Hizmet Forumu
Ana Sayfa | Bilgilerim | Kayıt Yaptır | Aktif Konular | Forum Üyeleri | Site içi Arama
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni Hatırla
Şifre hatırlatma servisi

  Forum
 Genel Paylaşımlar
 Bilim ve Teknoloji
 GAPS - Bağırsak ve Psikoloji Sendromu
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Yazar  Mesaj Sonraki Konu  

Dionysos


102 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 12/10/2018 :  13:12:05  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
GAPS - Gut and Psychology Syndrome (GAP Syndrome or GAPS) -Bağırsak ve Psikoloji Sendromu

(( Genetik ve işlevsel kimi bozukluklar ve doğuştan bir takım anomaliler hariç sağlıklı doğmuş neredeyse her insanın bilinen bütün genel sağlık sorunlarının (Sosyal, Fiziksel, Fizyolojik, Bilişsel, Psikolojik bir çok Anomali ve Rahatsızlıklarının) Fizyolojik Kökende Çözümlenmesi

İnsanın Doğuştan Getirmediği ve Sonradan Ortaya Çıkan Nerdeyse Bütün Sosyal, Fiziksel-Fizyolojik, Bilişsel, Nörolojik ve Psikolojik Rahatsızlıklarının, Fizik Bedenin Bozulması ve Toksinlenmesi ve Çözümlenmesi ve Yeme-Beslenme ve Yaşam Biçimine İndirgenerek Sağlığın Yeniden Düzenlenmesi

Hastalıkların Genel Yaşam Düzenlemesi, Beslenme Düzenlemesi, Diyet -Oruç ve Bağırsak Florası Düzenlemesi ve Bağırsak Dokusunun ve işlevsel Bağırsak Geçirgenlik ve Emilim Düzeninin ve Sağlıklı Bir Fizyolojik Yapı ve Dengenin Yeniden Oluşturulması Yoluyla İyileştirilmesi Sağlığını Geri Kazanılması ))


Bağırsak ve Psikoloji Sendromu ya da ilişkisi diyoruz. Temel olarak GAPS dediğimiz bu olgu, bilişsel bozukluk, psikolojik bozukluk ya da nörolojik bozukluk dediğimiz bir çok bozukluğu ve yaşam kalitesini etkileyen başka bir çok sorunu da kapsıyor.

Bu olgu, psikoloji denileni de , çok büyük oranda fiziksel- kimyasal sapmalara ve psikolojik -işlevsel- bozukluk ve sorun/sapma denilenleri yine fiziksel/kimyasal ve -toksisitesel- sorunlara indirgeyecektir. Bu olgu nörolojik denilen sorunları da yine yanlış beslenme ve daha önceki fizyolojik yaralanma ve hasarlara ve genel yaşam düzenine bağlı olarak çözümleyecektir.

Kavramın kökeni modern tıbbın babası sayılan ve üzerine yemin edilen Hipokrat'a gidiyor ve Hipokrat'ın aşağıdaki sözlerien dayanıyor.
"Ne yerseniz o'sunuz."(Bedeninize dıştan ne girerse beden bunu barındırır ve işler)
"Hastaysanız beslenmeyin-hastayken beslenirseniz hastalıkları beslersiniz."
(Vücudu ve kimyayı yeniden yapılandırın, sağlıklaştırın öyle beslenin ya da hastaysanız öncelikle fizyolojiyi sağlıklaştıracak şekilde beslenin..)
"Besininiz ilacınız, ilacınız besininiz olsun."

Neredeyse bütün Hastalıklar, fizyolojik hasarlar ve yıkımlar sonucu, öncelikle bağırsakta ya da sindirim sisteminde ve bağırsak dokusunda oluşan hasar, bozulmalar ve emilim sorunları ile ve böylece kansal-kimyasal toksisite ile başlıyor ve yine bağırsak emilim düzenlenmesi ve eski sağlıklı fizyolojik yapının geri kazanılması yoluyla giderilebiliyor. Bağırsak ikinci bir beyindir.

İnsan vücudunu yediklerini ve içine aldığı herşeyi sentezleyen bir makine olarakta düşünebiliriz. Doğal yaşamın doğal içeriği olmayan bir çok madde, örn. antibiyotikler, aşılar, ağır metaller, toksik içerikler, kimyasal ve sentetik içerikler ve alerjenler gibi bir çok şeyin insan vücuduna girmesi fizyoloji de tahribatlar oluşturuyor. Bitki tarımını biliyoruz. Gübrelenmiş ya da ilaçlanmış bir bahçenin yeniden organik oalbilmesi için yıllar geçmesi gerekiyor. Radyoaktivite bulaşmış bir alanın temizlenmesi ve tekrar ekimi için onyıllar geçmesi gerekiyor.

Bozulmuş fizyoloji ve bozulan bağırsak yapısı sonucu, şeker (ve aşırı karbonhidrat tüketimi, karbonhidrat ve nişastalar dahil), tahıllar ve diğer yabancı maddeler, işlenmiş süt ürünleri, işlenmiş karbonhidratlar, bitki temelli proteinler, insan vücudunun evrimsel alışıklığının ötesindeki işlenmiş gıda maddeleri ve gıda maddesi koruyucu katkıları gibi gıda ekleri gibi maddelerin sindirimi ve parçalanması daha da zorlaşıyor ve tüm bu ürünler kimyasal genel bir toksisite yıkım oluşturmaya başlıyor. Bu durum neredeyse bütün hastalıkların sebebi ve kökeni olabilir.

Bu yüzden tüm hastalıkların çözümü de yeme-içme, yaşam ve beslenme biçiminde düzenlemeler ve diyetlerle birlikte özellikle sindirim sitemi ve bağırsaktan başlayan genel detoksisite, diyet ve yeniden fizyolojik yeniden yapılandırma ile başlamalı ve yapılmalıdır. İnsanlığın ürettiği çoğu kimyasal sentetik ilaçlar olgu baskılayıcı ve gizleyiciler-semptom saklayıcılardır. Bir çoğu giderime ve iyileştirmeye ve sağlığı geri kazanmaya dönük uygulamalar değildir. Bunların çoğu ilaç olarak işlev görmezler ve bu yüzden ilaç olarakta doğal ve işlenmemiş ürünler ve genel gidericiler ve iyileştirciler ve genel sağlık tedbirleri ve uygulamaları kullanılmalıdır.. Hasta insanın fizyolojisi ve genel sağlık düzeni yendiden yapılandırmalıdır ve baştan aşağı bir bütün olarak ele alınmalıdır.

İnsan vücudunun genel sağlıksızlığı ve herhangi sağlıksızlığı beslenme bozukluğu, yanlış beslenme -yiyip içme yeme, yaşam düzensizliği ve bilgisizlik ile birlikte bu olgu bağlamında incelenebilir. Hastalık adlandırmaları çoğu zaman yapaydır. Modern tıp bilimi insan bedenini ,fizyolojiyi ve hastalıkları çoğu zaman yapay ve hatta bilgisiz bir biçimde bölmekte ve ele almaktadır.

Neredeyse bütün sosyal düzensizlikler , fiziksel olarak kötü hissetme olgusu da bu bağlamda incelenerek düzenlenebilir..

Genel olarak istisnai kimi genetik fiziksel ve doğuştan gelen anomaliler hariç çoğu insan sağlıklı bir zihin, beyin ve fizyokimya ile doğar ve bunun bozulması durumunda da doğru yönelim ve yöntemlerle bu oldukça tamir edebilir ve hastalıklar iyileştirebilirler. Ya da bilinen anlamda sağlıklı doğduğu öne sürülen bir metabolizma için sonradan geliştiği öne sürülen bir sağlık sorununda geri dönülemez ve iyileşemez denilen hastalık ise neredeyse yoktur.

GAPS kavramının üreticisi, kendi otistik oğlunu ve bir çok otistik çocuk yanında, nörolojik ve psikiyatrik denilen bir çok hastalığı ve bilişsel bozukluk ve düzensizliği de GAPS adını verdiği beslenme diyet biçimiyle iyileştiren Dr. Natasha Campbell-McBride, dır.

Modern tıbba ve bilime tek başına kafa tutan bu insan kendi çocuğunda modern bilimin ve işlevsel tıbbın yöntemlerinin çaresiz ve işe yaramaz olacağını net bir biçimde gördükten ve anladıktan sonra gözlemsel ve bilişsel anlamda da yeni ve iyileştirici bir hekim olmaya ve modern tıbbı aşan çözümler bulmaya karar vermiş ve bireysel araştırma ve gözlemlerle yaklaşık olarak yukarı da ve aşağıda sunulan verilere ulaşmıştır.

Dr. yakıştırması bu akademik bir ünvan ve akademiler veriyor. ve bu ünvan Hiporat üzerine saygısal bir yemin edilerek kazanılıyor. ve bu yemin insan sağlığı için mücadele edeceğine dair yapılan bir yemin.
Modern tıbba ve bilgiye tek başına kafa tutan bu kadının da Hipokrat üzerin yemin ettiğinden emin olabiliriz.

GAPS Profili dediğimiz bir profil var. Dilerseniz kitabı alarak ya da okuyucu mektuplarını ve iyileşme hikayelerindeki kişi ve hastalık profillerini inceleyecekte bir GAPS profili olup olmayacağınıza siz de karar verebilirsiniz. Genel yaşam ve sağlık sorunlarınız varsa buna benzer bir diyeti sizde düşünebilirsiniz.

GAPS aslında bize Akıl Hastalığı ya da Psikolojik Hastalık ve bilişsel bozukluk denilen bir şeyin neredeyse olmadığını ya da çok nadir olduğunu, bunların çoğunun fizyolojik yıkımlar ve bedene yanlış ürünlerin ve içeriklerin alınması sonucu geliştiğini ve aslında fizyolojik tahribatlar olduğunu hatırlatıyor ve gösteriyor.
Bunun yanında nöorolojik hasar/hastalık ve sinir hastalığı denilenlerin hatta şeker hastalığı ve diyabet denilenlerin, MS Parkinson, Alzheimer benzeri bir çok tablonun ve hastalığın da aslında benzer şekilde fizyolojik tahribatlar ve beslenme bozukluğu (ya da beslenme düzeltmesinin ve doğru tedavinin uygulanmaması) sonucu geliştiğini de ortaya koyuyor.


Önlem alınabilecek en erken çağ çocukluk çağıdır. Ve Dr Natasha'nın fikirlerini takip edecek olursak özellikle çocuklar adına ve gelecek nesiller ve insan ırkının da geleceği ve sağlığı adına çocuklardan başlayarak adeta bir seferberlik yürütülmesi gerektiği sonucuna varacağız.
Modern toplum hastalıklı bireyler üretiyor ya da buna göz yumuyor ve çanak tutuyor..
Sağlık sanayinde dönen paranın yarısı bile seferber edilerek bu hastalar beslenebilir ve Hastaneler Diyet Merkezlerine ve Diyet Kliniklerine dönüştürülebilir. Devlet ecza ve ilaç olarak yardım yaptığı kalemler yerine besin kalemlerine yardım yapabilir. Belki de eczanelerin balık yağı, Hindistan Cevizi yağı, Turşu, Probiyotik ve Et Suyu gibi ürünler satmaya başlaması gerekiyordur..

https://www.gaps-turkiye.org

Edited by - Dionysos on 12/10/2018 17:18:21

Dionysos


102 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 12/10/2018 :  13:13:08  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
GAPS - Bağırsak ve Psikoloji Sendromu İçin Doğal Tedavi Yöntemi

GAPS'in ana fikri bağırsak florasını ve duvarını temizleyip vücudun çeşitli organlara ve dokulara yerleşmiş toksinlerden kurtulmasını sağlamak. Vücuttaki toksin birikmesinin en önemli kaynağı sindirim sistemi. Toksin yaratacak besinler ağız yolu ile alınıyor ve bağırsak florasından emilerek vücuda yerleşiyor. Bu sırada ilk zarar gören nokta elbette bağırsak florası oluyor ve zamanla işlevini gerçekleştiremez hale geliyor. Zamanla bağırsak florasından emilerek vücutta çeşitli doku ve organlara yerleşen toksinler bu yapıların "hastalanmasına" yol açıyor.

Kökü, ta Hipokrat'a dayanan bu anlayışa göre tedavi edilmesi, arındırılması gereken ilk nokta bağırsak florası ve bağırsak duvarı. Genel arınma bu aşamadan sonra başlıyor zaten. Buna GAPS'ta "GAPS'a Giriş Diyeti" adı veriliyor. GAPS Diyeti'nin genel prensibi ise patojen bakteri ve mantarları besleyen, nörotoksin üreten tüm gıdaların ve işlenmiş yiyeceklerin hastanın yaşamından çıkarılması.

GAPS'ın mucidi Rus asıllı İngiliz Nörolog Dr. Natasha Campbell- McBride nörolojik – psikiyatrik bozukluklar ile beslenme arasındaki ilişki üzerine çalışmalara başladığı bir dönemde, oğluna otizm teşhisi konur. Çalışmalarını oğlu üzerinde yoğunlaştıran doktor, oğlunun bağırsak florasını iyileştirerek otizmini tamamen tedavi eder. Çalışmalarını bağışıklık sistemi, sindirim sistemi, nörolojik ve psikiyatrik rahatsızlıkları olan hastaları üzerinde de deneyen doktor, bu hastaları ile birlikte başarılı sonuçlar elde edince ilk kitabı (GAPS: Bağırsak ve Psikoloji Sendromu- Otizm, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktif Bozukluk, Disleksi, Dispraksi, Depresyon ve Şizofreninin Doğal Tedavisi) 2004 yılında yayınlanır.

https://www.uplifers.com/ikinci-beyin-bagirsak-ve-gaps-diyeti/#ixzz5COzVYvyY

GAPS diyeti

GAPS ile ilk karşılaşmam mutfak dolaplarından birine yapıştırılmış bir diyet listesi ile oldu. Yıllarca çölyak hastalığı sebebiyle birçok sıkıntı yaşayan sevgili eniştem, en sonunda Dr. Natasha Campbell- McBride ile iletişime geçip GAPS diyetini uygulamaya başlamıştı. O ana dek pek çok şey denemiş ve ne yazık ki kesin ve kalıcı bir sonuç alamamıştı. Açık konuşmak gerekirse GAPS'a dair de pek umudumuz yoktu.

Aradan geçen süre zarfında eniştem elinden geldiğince diyete bağlı kaldı. Zamanla daha iyiye gittiğini biz de görüyorduk; ama dedim ya kesin bir sonuç alamayacağımıza inanmıştık. Bir zaman sonra sofrada ekmek tükettiğini, makarna yiyebildiğini gördük. Gluten artık vücuduna zarar vermiyordu. Çölyakın tüm semptomları vücudunda yarattığı tüm rahatsızlıklar kaybolmuştu. Nihayetinde çölyak bünyesini tamamen terk etti.

Ardından kardeşim kronik yorgunluk sebebi ile gittiği GAPS Uygulayıcısı bir hekim tarafından, hayatından laktoz çıkarılarak iyileştirildi. Doğduğundan beri günde en az üç bardak süt içen kardeşimi söz konusu hekim görür görmez "Çok süt içiyorsun değil mi?" diye uyarmış ve laktozu tamamen hayatından çıkarmıştı. Başlarda zorlanan kardeşim yavaş yavaş kendini çok daha iyi hissetti ve o zamandan bu yana ne laktoz tüketiyor, ne de böyle bir şikayeti var.

https://www.uplifers.com/ikinci-beyin-bagirsak-ve-gaps-diyeti/#ixzz5CQoA3x2K

GAPS Diyeti

Günümüzde artık çok sık görülmeye başlayan ve kronik (süreğen) ve çaresi olmayan hastalıklar olarak görülen psikolojk/psikiyatrik hastalıkların ve otoimmün sistem kaynaklı fizyoloj sendromlarının sebebi; hasarlı, geçirgen bağırsak duvarı ve anormal bağırsak florası nedeniyle beynin ve bedenin toksinlenmesi olduğu düşünülmektedir.

Bağırsak florasının tedavi edilmesi sonucunda, beyin ve beden toksin yükünün etkisinden kurtulur ve bağırsakların kaynaklık ettiği bu hastalıklar da iyileşir.

Etkili olduğu hastalıklar şu şekilde sıralanabilir:
Otizm,
Şizofreni,
Epilepsi,
Depresyon,
Anksiyete,
Bipolar Bozukluk,
Obsesf Kompulsif Bozukluk (OKB),
Panik Atak,
Dikkat Eksikliği Bozukluğu (DEB)
Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB),


https://www.bugrabuyrukcu.com/tr/gaps-diyeti

Edited by - Dionysos on 12/10/2018 13:21:10
Go to Top of Page

Dionysos


102 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 12/10/2018 :  13:20:10  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Dr. Natasha Campbell -Sabah Röportajı

Dr. Natasha Campbell-McBride, otizmli olan kendi oğlunu ve 10 binden fazla otizmli çocuğu, uyguladığı doğal GAPS diyetiyle iyileştirdi. Şizofreni, depresyon, MS gibi psikiyatrik hastalığı olan yüzlerce hastayı da aynı yöntemle tedavi eden nörolog sadece SABAH Pazar'a konuştu: Tıp bilimi hastalıkları kalıplara koyuyor ve sorunu çözmüyorlar. Hastalıkların ana kaynağı bağırsaktır. İnsanı doktorlar değil sadece doğa iyileştirir.

- GAPS adını verdiğiniz bağırsak ve psikoloji sendromu fikri nasıl ortaya çıktı?
- Ben nöroloji doktoruyum. Nörolojik hastalarla ilgilenen büyük bir hastanede çalışıyordum. Ve hepsinin çok ciddi sindirim problemleri olduğunu keşfettim. Ama bizim bildiğimiz klasik tıpta nörologlar sindirim sistemine hiç bakmazlar. Beyin ve bağırsak arasında bir ilişki kurmazlar. Ancak bir bağlantı olması gerektiğine inandım. Çünkü bağırsak florası diye bir kavram var. Ve hücresel olarak genetik yapılanmamız yüzde 90 bağırsak florasından etkileniyor.

- Bağırsak, beyinden daha önemli yani?
- Öyle. Yaşadığımız mikro sistemde vücudumuz bir kabuk-çeper aslında. Ve yaşadığımız her şey bağırsak florasından kaynaklanıyor. Orası çok iyi organize olmuş mikro dünyadır. Bakteri, mikrop, mantar, solucanlar var. Hem de trilyonlarca! Ve bilim bunu yeni araştırmaya başladı. Mikroplar birbirini yiyor, birbirini kontrol ediyor. Sağlıklı insanda yararlı bakteriler daha hakim ve zararlı trilyonlarca mikrobu kontrol ederler.

- Denge nerede bozuluyor?
- Antibiyotiklerin II. Dünya Savaşı'ndan sonra keşfiyle başladı her şey. Özellikle ampisilin gibi antibiyotikler kötü bakteriler gibi iyi bakteriyi de öldürüyor. Bağırsak florasının tekrar dengeye gelmesi haftaları, ayları alıyor. Ama bu sırada kötü bakteriler hücum edip bağırsağı kaplıyorlar. Kötü bakteriler yayılırken iyi bakterilerin yayılmasını da engelliyorlar. Art arda antibiyotik kullanımında da bu kötüye gidiş artıyor.

GENLERİMİZ KADERİMİZ DEĞİLDİR

- Tek sorumluluğu antibiyotiklere yüklemek yanlış olur herhalde?
- Elbette tek sorumlu antibiyotikler değil. Başka faktörler de var. Diş hekimlerinin ağzımızda uyguladığı tedavilerdeki işlemlerde civa ve çeşitli toksinler bağırsağımızı etkiliyor. Civa içeri girer biz yutarız ve onlar kötü mikropların artmasına neden olur. Annelerin bebeklerini emzirmek yerine mama ile beslemesi bu hastalıkları artırır. Annenin mahsur kaldığı bütün kimyasal yüklenmeler, kullandığı makyaj malzemeleri de dokuz aylık hamilelik sürecinde bebeğe gidiyor. Bebek toksin bir yüklenmeyle doğar.

- Bu hastalıklar antibiyotikler keşfedilmeden önce yok muydu?
- Antibiyotikler hayat kurtarır ama çok ciddi hastalıklarda kullanmak gerekir. Bu hastalıkların salgınlığı hep antibiyotiklerin keşfinden sonra gelişti. Mesela otizm 25 yıl önce on binde bir çocukta vardı. Bugün 40 çocuktan birine otizm teşhisi konuyor. Bilim adamları 2020'de iki çocuktan birinin otizmli olacağını öngörüyor. Bizim genlerimiz kaderimiz değildir. Doğarken o kadar çok genetik seçeneğimiz var ki... Yediğimiz yiyecekler ve çevredeki toksik yük hangi hücrelerin baskın kalacağını ve hangi kanser hücrelerinin uyanacağını belirliyor. Kanser, MS gibi rahatsızlıklar böyle oluşuyor.

- Çocuğunuzun otizm olduğunu anladıktan sonra mı bağırsak florasına yöneldiniz?
- Benim çocuğuma otizm tanısı konulduğunda bu benim kişisel bir meselem oldu. Ve o anda profesyonel mesleğimin otizm konusunda bir şey yapamayacağını öğrendim. Bunu asla kabul edemezdim ve araştırmalarıma hız verdim. O zaman farkettim ki otizmli çocukların hepsinin bağırsak florasında problem var. Ve anladım ki bu florayı iyileştirirsem otizm de yok olacak. Şimdi otizm teşhisi konan çocuğum 21 yaşında, üniversiteye gidiyor ve çok sağlıklı. Ancak şu an dünyanın her yerinde binlerce otizmli çocuğu hayata döndürmek için uğraşıyorum.

- Bağırsak florası normal olmayınca ne oluyor otizmli ya da hastalıklı kişide?
- Çocuk yediğini sindiremiyor ve yiyecekler kötü fotojenlere dönüşüyor. Bu fotojenler emilip kana karışıyor, beyin bu toksinlerle zehirleniyor. Otistik doğan çocukların yüzde yüzü sağlıklı bir beyinle doğar. Ancak bağırsak florası üzerinden zehirlenirler.

- Yani mesele beyin değil besin!
- Kesinlikle. Bebekler nasıl öğrenir? Duyu organlarını kullanırlar ve bu iletileri beyin işler. Çocuk "Bu anne, bu baba bunlara güvenebilirim, bu oyuncak bununla oynayabilirim, bu kaşıkla yemek yerim" diye düşünür. Ama bu toksinler yüzünden beyin bu aradaki bağı işleyemez hale gelir ve o gürültüden dolayı bir şey öğrenemez. Annesiyle babasını bile ayırt edemez. Yolda başka birine anne-baba diye takılabilir. Bağırsaktan beyine giden toksinler durdurulduğunda beyin de birden temizlenir, her şey normale döner. Ne kadar erken bu toksinlerden temizlenirse öğrenmesi o kadar hızlı olur. 5 yaşına kadar olan çocukların otizmden tamamen iyileşme şansı vardır. İki yaşındaki bir çocuk GAPS diyetimle 6 ayda iyileşir.

- Çocuğunuzu ne kadar sürede iyileştirdiniz?
- Üç yaşında iken diyete başlattım. Altı ayda sindirim sistemi iyileşir iyileşmez düzeldi.

- Madem bu kadar basit ise neden tıp bilimi bunu uygulamaktan kaçınıyor?
- Çünkü kimse bu bağlantıyı yapmak istemiyor. Tıpta yeni bir fikrin gelmesi ve kabul edilmesi zordur, 50 yılı bulur. Şu an eğitim verdiğim çok doktor var, onlar bu yöntemi kullanıyorlar. yöntemimi inceleyen yerler var ama onların yayınlanması beş-altı yılı bulacak. Fakat çocuklar o kadar bekleyemez. Bu yüzden bu bilgiyi hızlıca yaymamız lazım.

İLAÇ ENDÜSTRİSİNİN BASKISI FAZLA

- Tıp biliminin işi ağırdan almasının nedeni ilaç lobisinin baskısı mı?
- Evet. Çünkü batıda ilaç endüstrisi var ve çok kârlı. Politikacılar da bu ilaç sektörüyle iletişim halindeler. Ben sistemin dışında olduğum için bunu rahatlıkla yapabiliyorum.

- Diyetinizden daha çok para kazanacakken neden bunu bir kitap fiyatına dağıtıyorsunuz?
- Bir şey keşfettiğinizde bütün dünyanın bunu bilmesini istersiniz. Bu yüzden bildiğim her şeyi bu kitabın içerisine koydum. Dünyanın her yerinden insanlar bana bile danışmadan bu kitapla kendilerini iyileştirebildiler. GAPS diyeti seyahat gibi ve herkesin yolu farklı. Dünyada olabildiğince çok kişiye yardım etmek istiyorum. Ücretsiz danışmanlık hizmeti veriyorum. Bu diyeti keşfettiğimde biliyordum ki meslektaşlarım bu bilgiyi öldürmeye çalışacaklardı. Ben de ebeveynlere bunu yayayarak geliştirdim. Doktorları ikna etmeye zaman harcamak istemedim. Anne-babalar doktorlara bu bilgiyle gidiyorlar, doktorlar da dünyanın her yerinden bana geliyor. Şu an GAPS protokolünü öğretiyorum, 800 tane GAPS uygulayıcı pratisyen doktor var.

- Çıkış noktanız otizm. Bu diyet şizofreni, depresyon gibi hastalıkları nasıl tedavi ediyor?
- Bir ev yapmadan önce temelini yaparsınız. Evin kalitesi bu temelin ne kadar sağlam olduğuna dayanır. GAPS programı bir temeldir. İnsanların yüzde 60-80'i GAPS diyetiyle iyileşiyor. MS, romatoid artrit, diyabeti olanlar başka şeyler de eklemeliler. Tıp bilimi şizofreni, depresyon gibi tüm hastalıkları kalıplara koydu. Her insan eşsizdir ve toksinler beyne gittiğinde gösterdiği tepkiler de eşsiz olur. Hastalarıma "teşhis etiketlerine yapışıp kalmayın" diyorum.

- Ne yiyorsak oyuz yani?
- Kesinlikle. İnsan sağlığında en etkin şey yediklerimizdir. Yediklerimizden yapılıyoruz.

- Modern tıp biliminin reçetesi yetersiz midir?
- Evet yeterli değil. Tıp semptomları bastırıyor, temele gitmiyor. Her semptoma ilaç veriyorlar, sonra yan etkilerden yeni hastalık, onlara da ilaç... Ve bu işler böyle gider.


- İlaçları ve doktorları hayatımızdan çıkaralım mı?
- Hayır, tıbbın da bir yeri var. Acil ve hayati durumlarda klasik tıbba ihtiyaç var. Çok kronik uzun hastalıklarda klasik tıp gideceğiniz son adrestir, anneanneniz size daha çok yardım eder. Diyetinizi değiştirin, doğal otları kullanın, kimyasalları bırakın. Güneşe çıkın. Sadece doğa iyileştirir. İnsanın vücudu çok güzel bir yaratımdır ve bütün iyileştirme programları vücutta zaten vardır. Doktor değil kendi vücudunuz iyileştirir. Vücudunuz bütün işi yaparken doktorlar sizi sadece eğlendirirler. Dünyada mucizevi bir hap yok.

PSİKİYATRİK HASTALIKLARIN ANA SEBEBİ VEJETARYENLİK

- Vejetaryen balonuna karşı mısınız?
- Dünya besinsel propaganda ile karşı karşıya. Bir şirket var ve vejetaryanlık fikrini onlar yayıyor. Çünkü o şirket böceklerle mücadele için bitki ilacı satıyor ve çok satması için de sebzelerin çok yenmesi işlerine geliyor. 20 milyar insana yetecek fazla tahıl 2013 yılında yetiştirildi. O yüzden bu tahıl stokunu eritmek istiyorlar. Vejetaryenlik sağlıklı değildir. Psikiyatrik hastalıkların ana sebebi gençlikte yapılan vejetaryen beslenmedir. Klinikteki hastaların yüzde 80'i bunlardan oluşuyor.

- Ne kadar sattı bu kitabınız?
- 500 binden fazla kitap satışı oldu. 10 dile çevrildi. İlginç olan çeviriler hep hastalarım tarafından yapıldı. Türkiye'de de bir hasta vasıtasıyla çevrildi bu kitap.

- Kaç kişiyi tedavi ettiniz?
- Ben 10 bin hasta ile çalıştım, hepsini de iyileştirdim. Diyete ne kadar bağlıysanız o kadar başarı şansınız vardır. Kitabı alıp da kendi kendine iyileşen de çok kişi vardır.

- İyi güzel de doğal yiyeceği nerede bulacağız? Artık gıdalar bile kimyasal işlemlerle üretiliyor mu?
- Çok klasik ve geleneksel tarım yöntemine dönmemiz gerekiyor. Bunları yapanları bulmaya çalışın. Hayvanların da doğal yiyeceklerle beslenmesi gerekir. Yiyeceklerinizi süpermarketlerden almayın. Şehrin dışına çıkın, çiftçileri, tarlaları bulun. Gidip kuzu alın, onu kestirip tüketin. Süt pastorize olmamalı. Kesinlikle işlenmiş gıdalardan uzak durun.

- Siz ne kadar koruyabiliyorsunuz kendinizi?
- Biz evde sadece organik ve GAPS yiyeceği yeriz. Hiç tahıl kullanmayız. Yaşımız ilerledikçe karbonhidratları daha az tüketmek gerekir. Yaşlılıkta şekeri yeterince işleyemeyen vücut alzhamier, kalp hastalıkları, diyabet, obezite, kanser olur. Bütün hastalıkların temeli şekerdir.

- Türkiye'de diyetisyenler ekmek de şeker de iyidir diyor?
- Bu dünyanın her yerinde böyle, bunları herkes seviyor. Çünkü tahılların içerisinde bulunan şeker, uyuşturucu gibi bağımlılık yapan maddedir. 1800'lü yıllara kadar şeker gelmeden önce tatlıları, şekerleri nasıl yapıyorduk? Meyvelerden elde ediyorduk. GAPS diyetinde izin verdiğimiz tek şey doğal bal, muz ve şekerleştirilmemiş kuru meyvelerdir. Şeker pancarında bütün iyi besinler vardır. Ama onu fabrikaya götürüp bütün yararlı taraflarını atıyoruz.

- Bütün işlenmiş gıdalar birer hırsız mı?
- Evet hepsi toksin, zehirli ve hırsızdır.

BU YİYECEKLERE İZİN YOK

Arpa, beyaz peynir, salamura balık, bamya, sirke, buğday ve bulgur, çavdar, çikolata, dondurma, enerji içecekleri, gazlı içecekler, irmik, jöle, keçiboynuzu, krema, işlenmiş et ürünleri, konserve sebze ve meyveler, makarnalar, mısır, nohut, nişasta, margarinler, pirinç, patates, reçeller, sakız, un, yulaf, süt, şeker vs...

https://www.sabah.com.tr/pazar/2014/10/26/tip-dunyasinda-ezber-bozdu?paging=1

Edited by - Dionysos on 12/10/2018 14:07:12
Go to Top of Page

Dionysos


102 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 12/10/2018 :  13:50:19  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Bu Çocuklara Yardım Edilebilecekken!
Bu Çocuklar Onları Doğru TEdavi Etmediğimiz Sürece GAPS Yetişkinleri Olurlar!



---

Aşılar milyonlarca para tutarından bir endüstridir batı dünyasında.
Oldukça karlıdır.
Ve bu endüstride, daha da fazla aşı eklemek için çok motivasyon vardır çünkü bir sanayi oluşmuştur. Satmaktadırlar bu aşıları.
Ve bu aşıları satanlar devleti de kontrol ederler Batı dünyasında.
Ve devletlerde tıp mesleğini kontrol ederler Batı dünyasında. Yani bu tam bir dairedir.
Ve bu aşılardan zarar gören çocuk sayısı da artıyor!
Bağışıklık sistemi zayıf ve hasar görmüş çocuklar bu aşılarla ve aşılanma protokolüyle aşılanmamalılar. Bu çocuklar hasar görmektedir!
Aşılama protokolünü değiştirmeliyiz!




------------



Bipolar bozukluk, manik depresiflik problemi; Kişi manik evreyle depresif evre arasında geçişler yaşar..
Bir, iki yaşında bebeklere bugün bipolar bozukluk teşhisi koyabiliyoruz ve Batı dünyasında onları ilaç tedavisine başlatıyoruz.
Bu bebeklere olan şu! Onlar Bipolar Bozukluk diye bir şey taşımıyorlar!
Çoğu yetişkine de bu oluyor. Sadece tüm gün boyunca kan şekeri hızlı trenine binip iniyorlar ve kan şekeri dalgalanmaları yaşıyorlar.
Kan şekeri, insan vücudunda çok sıkı limitlerle denetlenen bir konudur.
Çünkü çok yükseği ve çok alçağı öldürebililir.
O yüzden vücudun, kan şekerini belirli sınırlarda kontrol etmek için çok sıkı bir mekanizması vardır.
Ancak bu çocuklarda kontrol bozulmuştur ve çalışmaz..
O yüzden bir kahvaltı gevreği yeseler, kellogs, corn flakes ya da şekerli bir şey yeseler kan şekerleri çok yukarılara çıkar.
O durumda çocuk maniktir. kontrol edilemez. Duvarda yürür sanki çocuk. Duvarlara tırmanır, çığlıklar atar, bağırırlar, koşarlar, sakin oturamazlar, öğrenemezler. Onları okula gönderemezsiniz
Tamamen manik durumdadırlar.
Yarım saat sonra kan şekerden kurtulur ve şeker seviyesi normalin altına düşer.
Normalin altında seviyeye düşünce çocuk depresif olur.
Çocuk terler, yavaş, sakindir, kontrolsüzce ağlamaktadır, çocuğu hiç bir şey yatıştıramaz, şikayet eder, negatiftir, bağırır. Bu depresif durumdur.
Bu durumda genellikle ne olur?
Anne çocuğa başka bir çikolata daha verir. Veya anne bir tatlı verir. Anne tatlı bir şey verir.
Kan şekeri hemen yukarı çıkar ve çocuk manik olur.
Ve çocuk tüm gün böyledir. Yukarı ve aşağı, yukarı ve aşağı, yukarı ve aşağı...
Çocukta manik depresif durum budur. Çocukta bipolar bozukluk budur..
İlaç tedavisine ihtiyaçları yoktur. Beslenmelerini değiştirmelisiniz. Ve bağırsaklarını iyileştirmelisiniz. Ve bu sorun tamamen ortadan kalkacaktır.
Yetişkinlerin çoğunda da aynı problem vardır. İlaç tedavisine ihtiyaçları yoktur.
Kan şekeri seviyelerini regüle etmeleri gerekmektedir.
GAPS Beslenme Protokolünde kan şekeri regülasyonu için yöntemlerimiz vardır. Normal kontrolü geri kazanmak için, böylece kontrol edilebilir.


Edited by - Dionysos on 12/10/2018 13:54:58
Go to Top of Page

Dionysos


102 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 12/10/2018 :  14:19:40  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle

Depresyon bir bağırsak hastalığıdır.

Bağırsak vücudun ve bağışıklığın kökünü oluşturur. Bağırsakları düzene sokmadan ya da beslenmeyi düzenlemeden herhangi bir hastalıktan korunabilmek ya da herhangi bir hastalığı iyileştirebilmek mümkün değildir.
Hastalıklarıdan korunma ve iyileştirmeye önce bağırsaklarla ve beslenmeyele başlanması gerekiyor.

Siz tutuyorsunuz hastalarınıza antidepresan veriyorsunuz ama hastalarınzıa beslenme vermiyorsunuz.
Hastalarınıza antidepresan yazarsanız modern doktor oluyorsunuz "turşu ye", "tereyağı ye" derseniz çağdışı oluyorsunuz
Bize tamamlayacı alternatif hekim diyorlar ama modern tıp hekimleri gerçek hekim biziz diyorlar
Kusura bakmasınlar gerçek hekim biziz . Modern tıp asıl alternatiftir. Çünkü modern tıbbın önerdiği herşey altmış yetmiş yıllıktır.
İnsanlık tarihinde iki kuşak anca bunlarla ve bu bilgilerle yaşadı ve üçüncü bir kuşağın yaşayıp yaşayamacağı belli bile değil.
asıl modern tıp alternatiftir dağdan gelip bağdakini kovmaya kalkıyorlar...


Go to Top of Page

Dionysos


102 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 12/10/2018 :  21:12:28  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle

John'un Hikayesi
Kaynak: GAPS Stories, Medinform Publishing, İngiltere 2012

Yaşanan Psikiyatrik ve Fizyolojik Hastalıklar: Akıl hastalığı, kronik yorgunluk, geçmişte görülen epileptik nöbetler, bipolar bozukluk


Öncelikle, Peter Campbell-McBride'a, telefonda sorularıma verdiği özenli yanıtlar ve ayırdığı zaman için teşekkür etmek istiyorum. Ama şimdi, hayatımda daha önce kimseye etmediğim en büyük teşekkürü, Dr. Natasha Campbell-McBride'a vermek istiyorum! Sizin harika kitabınızı hazmederek okuyalı bir ay; diyetinizi uygulamaya geçireli üç haftadan az oldu ve bu kitap hayatımı dönüştürdü! Detoks döneminden sonra, aklımdaki hatıralarımda kaldığı kadarıyla hayatımda ilk kez artık tam anlamıyla iyi hissediyorum. Çocukluğumun başlarından beri sindirim sorunum, yüksek ateşim vardı ve altı yıldan (18-24 yaşları arasında) uzun süren zaman zarfında yüksek şiddette altı kere epilepsi nöbetim oldu. Ayrıca Hepatit B'ye yakalandım (hastalığa nasıl yakalandığımın da bir açıklaması yok, hiçbir zaman uyuşturucu kullanmadım veya güvenliksiz cinsellik yaşamadım, hatta o dönemde cinselliği yaşadığım bir partner'ım yoktu). Bununla birlikte, 2 psikotik nöbetimin olduğu 10 yıldan uzun süren manik depresiflik geçmişim var. Bu dönemde ve özellikle manik mod geçişlerini atlattıktan sonra (psikiyatristlerin lithium tedavilerinden sonra), hala kronik yorgunluk ve ılımlı ama ısrarlı tek kutuplu depresyonum vardı.

#8203;GAPS Diyetine başladım ve üç haftadan daha kısa bir sürede hemen daha iyi hissettim. Sonra detoks sürecinden geçtim ve o sırada çok kötü hissettim. Ama şimdi bunu atlattım ve bir sürüngenin bir deriyi terk etmesi gibi hastalıklarımın da beni bıraktığını hissediyorum. İlk kez iyi hissetmeyi deneyimliyorum. 4 ve 7 yaşlarında iki çocuğum olduğu ve istediğim pozitif ve enerjik ebeveyn olamadığım için özellikle son 8 yıldır kötü sağlığıma katlanmak zordu. Artık sağlığımla, ebeveynliğin ve tüm aile hayatının sonuna kadar tadına varabileceğim. Bana bu şansı verdiniz. #8203;York'da yer alan, sağlık problemleri ve engelleri olan çocukların ailelerine bağışta bulunan "Family Trust" (Aile Koruma) adlı hayır kurumu için kısa bir dönem çalıştım. Şu netti ki, Dikkat Eksikliği ve/veya Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), otizm, vb. inanılmaz büyük bir hızla artmaktaydı. Bu hastalıklar; mücadele etmek zorunda kaldıkları kalbi sızlatan hikayeleri olan umutsuz ailelerden yapılan yardım başvurularının büyük bir yüzdesini oluşturmaktaydı.

#8203;Neden klasik tıbbın; beslenmenin ve sizin çalışmanızı destekleyen bilimsel/tıbbi araştırmaların önemini kabul etmesi bu kadar uzun sürüyor? Başvurduğum tüm doktorlar çok arkadaşçalardı ama işe yaramıyorlardı. En kötüsü de küçümseyici olmaları, akıl hastalıklarına ön yargılı olmaları ve durumuma dikkate değer bir araştırma yapmaya karşı olmalarıydı. Daha önce diyetler yaptım ama hepsi kahverengi pirinç ile başlıyordu ve yalnızca yiyecek intoleransına dayanıyordu. Hiçbiri işe yaramadı çünkü ihtiyacım olan GAPS Programıydı. #8203;Bana gerçekten hayatımı geri verdiniz... Londra Kings College'den mezun olabilmeme rağmen, çalışma hayatım çok bölük börçüktü ve kariyerim hastalığımdan kötü etkilendi. Artık tekrar sahneye çıktığımı hissediyorum. Çok optimistik, oldukça heyecanlı ve mutluyum ama ayaklarımı yere sağlam basıyorum.Çalışmanızdan çok ilham aldım ve benim için yaptıklarınızdan sonra, 45 yaşında, beslenme uzmanı olarak tekrar eğitim almayı düşünüyorum. Modern batı toplumumuzdaki çoğu hastalığa anahtarınız olduğunu hissediyorum. Akıl sağlığı profesyonelleri dinlemeliler; bu kesinlikle bir sağlık devrimi olabilir! Ama şundan şüphe ediyorum ki, eğer sizin yaklaşımınızı klasik tıp kabul ederse, çoğu psikiyatrist işsiz kalır. Ve elbette gıda endüstrisi de bundan nefret edecektir...Tekrar teşekkürler!

Edited by - Dionysos on 12/10/2018 21:13:41
Go to Top of Page

Dionysos


102 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 12/10/2018 :  21:18:01  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Tipik bir GAPS ailesinin hikayesi..

Eşi Bernard'ın, kızı Harriet'in, oğlu Andrew'in ve de kendi iyileşmesini Anne anlatıyor.
Kaynak: GAPS Stories, Medinform Publishing, İngiltere 2012

Yaşanan Psikiyatrik ve Fizyolojik Hastalıklar: PANDAS, DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu), ODD, otizm, bipolar bozukluk, kronik yorgunluk sendromu, lupus, egzema, sindirim problemleri, depresyon, gelişme geriliği, astım, saman nezlesi, aşı hasarı, gıda intoleransları, saç dökülmesi

GAPS Diyeti öncesi hayatımız giderek zorlaşıyordu. 3,5 yaşındaki kızımız Harriet'in DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) hastalığı olduğuna inanıyordum (çocuk doktoru, 7 yaşın altındaki çocuklara teşhis koymuyordu). Kızımın davranışları şöyleydi: her gün saatlerce bağırıp çığlık atmak, etrafa tekmeler atıp vurmak, tüm vücudunu sürekli duvara çarparak çığlık atmak. Harriet sürekli zıplıyor, koşuyordu ve uzun süre konsantrasyon gerektiren hiçbir aktiviteyi yapamıyordu veya sessizce duramıyor veya oturamıyordu. İmpulsifti ve etraftaki tehlikeli her şeye atılan korkusuz bir çocuktu. Sürekli, engellenene dek yükseklerden atlayıp dizlerinin üzerine düşüyordu. Ayrıca teşhis edildiğine göre ODD'si vardı. Ondan istenen her şeye karşı, yüksek sesle bağırarak cevap veriyor ve "asla, istediğini hiçbir şekilde yapmayacağım!" diyordu. Ayrıca PANDAS (streptococcus bakterisinin yol açtığı bir psikiyatrik durum) hastalığı vardı. Sıklıkla boğazı ağrırdı ve o zamanlarda kontrol edilemeyecek şekilde çığlık atar ve her zamankinden daha vahşi olup şiddete yönelirdi; kendini odanın etrafında bir yerden bir yere atardı. Bu bazen tüm gün sürerdi. Ayrıca her gün süren güçten düşüren mide ağrıları olurdu; egzeması, gıda intoleransları vardı ve ayaklarının ucuna basarak yürürdü. Doğası dışa dönük bir çocuktu ama eve gitmek için arkadaşlarına bağırıp sonra evde misafirler geldiğinde odasından çıkmazdı. #8203;

#8203;Düşük-alerjik ve tamamen katkı maddesiz diyeti denedik. Harriet önce çok güçlü bir gelişme kaydetti ancak bir yıl bu şekilde yedikten sonra davranışlarının çoğu kötüleşti. Sonradan neden olduğunu anladım: Diyette çok fazla rafine karbonhidrat ve patates vardı; çoğu detoks gıdası da diyetten çıkarılmıştı. Ona bakmaksa neredeyse imkansızdı; banyo yaptırmamızı veya altını değiştirmemizi engellemek için şiddet gösterirdi. Onu dışarıya; hatta evimizin karşısındaki oyun bahçesine bile çıkaramıyorduk; çünkü kaçınılmaz olarak, eve dönerken öyle bir bağırıp tekmeleyecekti ki eve dönüş bir endişeye dönüşecekti.



Kendim için de şunu fark etmeye başlamıştım: Otizm belirtilerim vardı; ancak belirtiler çok açık olmadığı için bunlar, yetişkinlik hayatım boyunca çoğu kez sosyal olarak beceriksiz olduğumu düşünmeme neden oldu. Ayrıca, hayatımdaki en küçük olaylara bile aşırı duygusal tepkiler vermekten dolayı da çok acı çekmiştim. Öfke ve duygusal acılarım o kadar yoğun olurdu ki, kendimi batağa saplanmış hissederdim. Böyle zamanlarda, duygularımı yatıştırmak için beynimin mantıksal çıkarım yapan kısmına erişemezdim. Bu, PANDAS hastalığıyla ilgili okuduklarıma benziyordu; muhtemelen benim psikiyatrik durumumu kızım da yaşıyordu. Duygularım bu kadar kontrol dışıyken kendimi kontrol edebilmem çok güçtü. Şiddete başvurmaktan korkardım. Harriet ile bir yıl aynı düşük-alerjik diyeti uyguladım ve alkol için aşırı bir arzu duyuyordum ve bu çok sık ve neredeyse kontrol edilemez bir hal almıştı. Oysa iki yıldır alkolü kesmiştim. Bunun; diyetimdeki işlenmiş karbonhidratların, vücudumda alkol üretimi yapmasından kaynaklandığını fark ettim. Ayrıca geçmişimde şu rahatsızlıkları yaşadım: 15 yıldır süren ishal ve oğlumun doğumundan sonra beş ay süren kabızlık/ishal, kronik yorgunluk sendromu, astım, saman nezlesi, gıda intoleransları, saç dökülmesi.

#8203;Eşim Bernard da bizimle bir yıl düşük-alerji ve katkısız yiyecek diyeti yaptı. O dönemde depresyonu o kadar kötüleşti ki, ancak yarı-zamanlı bir işte çalışabiliyordu. Bu, finansal güçlük yaşamamıza neden oldu. Birkaç yıldır vejetaryendi ancak hala B12 vitamini enjeksiyonları gerekecek kadar B12 vitamini eksikliği vardı. Ayrıca saman nezlesi ve mevsimsel astımı vardı. Bernard'ın bağışıklık sistemi bu diyetle kötüleşmişti (tüm ailede olduğu gibi) ve çok ağır bir grip ve soğuk algınlığına yakalandı. Bernard'ın diğer problemleri; sisli zihin ve işlerini organize edememekti. #8203;6 aylık bebeğim Andrew iyi görünüyordu, sadece bir aydır kilo almamıştı ve doğduğundan beri sulu dışkısı vardı. Ayrıca, 4 aylıkken olduğu rutin aşılarından sonra yeni kendine gelebilmişti. Bunların hemen ardından, Harriet gibi olmuştu: aşırı heyecanlı, aşırı gürültülü ve hiperaktif. Bu çok radikal bir kişilik değişimiydi ve DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) geliştirmesinden endişelendim.

#8203;Sonra 2,5 yıl önce, bir arkadaşım Dr. Natasha'nın kitabını ödünç verdi. Hayatımın en heyecanlı kitap okumalarından biri olmuştu çünkü kitap sanki bizim için yazılmış gibiydi; biz tipik GAPS insanlarıydık. Harriet'ın bebekken sıkça yaşadığı kulak enfeksiyonlarının (hepsi antibiyotikle tedavi edildi) ve bağışıklık sisteminin durumunun; muhtemelen DEHB'siyle ve diğer problemleriyle ilişkili olduğu açıktı. Onu 15 ay emzirmiştim, ancak sıkça Candida enfeksiyonlarım oluyordu. Muhtemelen sütümle ona geçmişti. #8203;Harriet'i Tam GAPS Diyetine başlattım; ancak kısa zamanda gastro virüsü kaptı ve GAPS Giriş Diyetine geçtik. Diyette birkaç haftadan sonra karın ağrıları azaldı ve birkaç ay sonra tamamen kayboldu. İlk ay içinde egzeması geçti. Diyetteki ikinci ayında Harriet'in hiperaktivitesi birden azaldı ve artık hiperaktivitesi tamamen geçti. Ayrıca, geçmesi güç oldu ama ondan isteklerimize verdiği şiddetli negatif tepkileri de geçti; karamelize soğan, fırınlanmış kök sebzeler gibi çok tatlı yiyeceklerden çok fazla yediğinde ise bu huyları geri dönüyordu. Bu gıdaları azalttığımızda, bu huylarının azalması birkaç hafta sürüyordu. Artık boğaz hastalıkları ve kulak enfeksiyonları çok nadir. Son zamanlarda, ayak uçlarında yürümek yerine, ayaklarının üzerine basarak yürümeye başladı! Bu değişim, pancar kvass içeceğini diyetine tanıttıktan sonra oldu. Bu tanıtma, eski günlerine benzer biçimde, duygusal öfke nöbetleri şekilde ağır die-off (yavaş ölüm) reaksiyonlarını başlattı. Bunun bir detoks ve die-off reaksiyonu olduğunu anladık; bu yüzden detoks banyolarına ve pancar kvass içeceğine devam ettik ve birkaç ay sonra ise normal yürüdüğünü fark ettik. Probiyotikleri ve probiyotik gıdaları fazla artırdığımız veya Harriet kimyasallara (örn. dairemiz yenilendiğinde) maruz kaldığı zamanlarda; şiddet ve çığlık nöbetleri geri geliyordu. Bu dönemlerde detoks banyoları ve Harriet'ın yorgun kalmamasını sağlamak yardımcı oluyordu. Ancak bu tür davranışları, asla GAPS Diyeti öncesindeki gibi aşırı olmadı ve buna çok minnettardık. Harriet artık derslerini çok iyi yapıyor ve uzun süre konsantre olabiliyor. Çeşitli nedenlerden ötürü Harriet'a evde eğitim verdiriyoruz. Son zamanlarda olan bir gelişme de, Harriet'ın dinleme kabiliyetinin çok ilerlemesi. GAPS Diyetinden önce, hiçbir taktik (tehdit, ödül veya disiplinsel önlem), Harriet'ın davranışlarında işe yaramıyordu. Kendini kontrol edememesinin, tüm ebeveyn çabalarının boşa çıkmasının nedeni olduğuna inanıyorum.

#8203;Bu artık değişti; davranışları değişebiliyor. Harriet hala bazen impulsif olabiliyor. Ayrıca hala süren kısa-süreli hafıza problemi var; örneğin yediklerini çiğnemeyi unutması gibi. Harriet yediklerini hiç çiğnemez ve hemen yutardı. Ama artık birkaç hatırlatıcıyla çiğniyor. Bu alanlarda çok gelişme kaydetti ama hala biraz yolumuz var. Bu diyet ve Harriet'in kaydettiği ilerlemeler için minnettarım. Diğer problemli alanlarının da gelişeceğini umuyorum. #8203;Kendim için de büyük gelişmelerden mutlulukla bahsedebilirim. Henüz GAPS Giriş Diyetini bilmediğim için, SKD (Spesifik Karbonhidrat Diyeti) ile başlamıştım. Önce bazı die-off semptomlarım oldu: sıcak basması, yürümenin ve konuşmanın zor olduğu kas zayıflığı gibi. Ve ne yazık ki etrafımdaki herkes için irrite edici ve çabuk öfkelenen biri olmuştum. Bir hafta sonra ise, die-off semptomlarım çok çabuk azaldı (ama, özellikle de yaşadığım bu eklem ve kas ağrıları, GAPS Diyetini yapan konuştuğum diğer kişilerden hep daha kötü geçiyor gibiydi). Tam GAPS Diyetinde iki ay geçirdikten sonra, aşırı saç dökülmem geçti (önceden, altı yıldır saçlarım dökülüyordu!). Sonra, dışkım normale döndü. Kronik yorgunluk semptomlarım yok oldu ve enerjiyle dolup taştığımı hissettim. Ayrıca, son iki yıldır soğuk algınlığı veya gribe yakalanmıyorum (GAPS Diyetinden önce çok zayıf bir bağışıklığım vardı). Diyette, sürekli başa dönmemi gerektiren çok hatalar yaptım. Bu yüzden Giriş Diyetinin ilk aşamasını beş kere yapmam gerekti. Bazı hatalarım; laktoz içeren Saccharomyces Boulardii tabletlerini kullanmak ve mebendezole içermeyen ama pyrantel embonate (etiketini okumayı unuttuğumuz için, en son aldığımızdan sonra değiştiğini fark etmediğmiz aktif içerik madde) içeren bağırsak kurdu önleyici tabletlerini kullanmaktı. Herkese verdiğim o kurt önleyici tabletler, Andrew'in dışkısını sulu yaptı. Ancak artık Dr. Natasha'nın önerdiği bikarbonat sodayı kullanıyor ve böylece dışkısı katılaşıyor. Saccharomyces tabletleri bir süre ishalimin geri dönüp devam etmesine neden oldu. Bağırsak kurdu önleyici tabletlerse; uzun sürede oluşmuş iyi bakterilerimi yok ederek, Candida'nın yeniden oluşmasına ve bu yüzden aylar süren ishale, aşırı uyku haline ve aşırı duygusal reaksiyonlarıma neden oldu. Sindirim sorunu semptomlarımın olmadığı zamanlarda, astım ataklarım da olmuyordu (bir keresinde bu ataklar aylar sürmüştü). Sindirim sorunu semptomlarım geri geldiğinde, astım ataklarım da paralel şekilde başlıyordu. Saman nezlem de, GAPS Diyeti öncesinden daha az şiddette geçiyor. #8203;Ama yakın zaman önce bana, bir bağışıklık sistemi rahatsızlığı olan Lupus teşhisi kondu. Sanırım regresyonlarımın ve aşırı die-off semptomlarımın sebebi buydu. Saç dökülmesi ve kronik yorgunluk, yaygın Lupus semptomlarıdır ve bu semptomlarım GAPS Diyetiyle çok çabuk geçti. Dr. Natasha; GAPS Diyetinin, bağışıklık sistemi sorunu olanlar için çok uygun olduğunu söylemişti, bu benim durumumda da doğru. #8203;Şu anda aşırı duygusal tepkilerim yok. Tepkilerimin normal olduğunu hissediyorum ve duygularımı hafifletmek için mantıksal çıkarım yapabiliyorum. Bu benim için çok büyük bir değişim ve bundan çok mutluyum. Son zamanlarda yeni insanlarla tanıştım ve sosyalleşmekte bir güçlük hissetmedim (bazı otistik özelliklerimin olduğuna inanıyordum çünkü yeni insanlarla tanışmak benim için hep güçtü). Zihinsel dikkatim de GAPS Diyeti öncesinden çok daha iyi ve bu da beni çok mutlu ediyor. Bir gelişme de oldukça şaşırtıcı: GAPS Diyetinden önce hiç resim çizmeyi öğrenemezdim; çok uğraşırdım ama yapamazdım ve bu yüzden vazgeçmiştim. Altı ay önce bir kalem aldım ve çizmeye başladım, gayet iyi yapabiliyordum ve de kolaydı! Diyette, yavaş bir şekilde olsa da, aşırı alkol arzularım azaldı; üstelik diyete başlamadan sadece birkaç ay önce alkolü bırakmıştım.

#8203;Bernard'ın da 2,5 yıl önce Tam GAPS Diyetine başladığından beri B12 vitamini eksikliği semptomları artık yok. Önleyici ilaç kullanmamasına rağmen yıllardır astım atağı da olmadı. Oysa GAPS Diyeti öncesinde çok kötü mevsimsel astımları oluyordu. Ayrıca artık GAPS Diyeti öncesinden çok daha az saman nezlesi var. Depresyonu da artık hiç GAPS Diyeti öncesi dönemdeki kadar ağır olmuyor ve GAPS Diyetine başladıktan sonra tam zamanlı işe dönebildi. Artık çok zor nezleye veya soğuk algınlığına yakalanıyor ve eğer yakalanırsa da hafif geçiriyor. Bernard'ın depresyonu, GAPS Diyetindeki son 2,5 yıllık süre boyunca değişkenlik gösterdi: Diyetindeki değişikliklerle, bağırsak sağlığıyla ve yaşadığı stresle; depresyonunun nasıl azalıp şiddetlendiğini tespit ettik. Bir keresinde Bio-Kult probiyotiğimiz bittiği için bir hafta kullanamadık. Büyük hataydı! Depresyonu hemen ağırlaştı ve aylarca da geçmedi. Bernard karbonhidrat alımını artırmayı denediğinde veya peyniri, ekmeği denediğinde ya da o gün bir parça fazla meyve yediğinde depresyonu ağırlaşıyordu. O korkunç bağırsak kurdu tabletlerinden sonra ise depresyonu ağırlaştı. #8203;Bernard yakın zaman önce ilk kez GAPS Giriş Diyetini yaptı ve O ZAMANDAN BERİ DEPRESYONDA HİSSETMİYOR! Bağırsak fonksiyonlarını hepimizden daha iyi gördüğü için daha önceden Giriş Diyetini yapmayı gerekli görmemişti.

#8203;#8203;Andrew 5 aylık olduğundan beri aynı kilodaydı. 6 aylıkken katıları ilk kez tanıttığımızda onları sevdi ama ne kadar yerse yesin kilo alamıyordu. Kalori alımını artırdım ve emzirmeye devam ettim. Paniklemedim; çünkü 5 aylıkkenden beri çeşitli enfeksiyonları oluyordu ve onlardan yeterince iyileşirse kilo alacağını düşündüm. 7 aylık olduğundaysa panikledim ve çocuk doktorundan randevu aldım. Ayrıca Dr. Natasha Campbell-McBride'dan telefonla danışmanlık almak için de rezervasyon yaptırdım. Önce çocuk doktoruyla görüştüm ve bu aslında çok talihsiz bir durum oldu. Dr. Natasha'yla görüştükten sonra şu netlik kazanmıştı: Andrew'in gelişme geriliği hastalığı bir GAPS durumuydu (o ana kadar hastalığının GAPS'la ilişkisinden yeterince emin olamamıştım). Sonraki birkaç ayda Andrew'i, önerilen GAPS Diyetine başlattım ve ısrarı üzerine çocuk doktorunu görmeye devam ettim. Andrew GAPS'a başladıktan sonra biraz kilo aldı ama bu, doktorunun korkularını azaltacak miktarda değildi. Doktor, Andrew'i hastanede tutup tipik bir diyetle onu beslemek istedi. Onu beslemediğimiz için kilo almadığını ima etti! Gelişme geriliği olan bebeklerin çoğu katıları çok sevmese de, Andrew 10 aylık olana kadar seviyordu, 10 aylıkkense onlara ilgisini kaybetti. Bunun, bağırsağının yeterince çalışmamasından kaynaklandığını ve bağırsakları düzelince iştahının geri geleceğini sezgisel olarak biliyordum. Ama 10 aylık olana kadar çok az yedi ve hiç kilo alamadı. Çocuk doktorunun tedavi planına uymadık ve o da bizi çocuk sağlığı birimine şikayet etti. GAPS Diyetiyle ilgili açıklamalarımızı dinlemedi ve GAPS kitabına hızlıca göz atıp onun işe yaramaz olduğunu çünkü referansların, onun onayladığı akademik dergilerden olmadığını söyledi (bana öğretilense, bir araştırmanın değerini belirleyenin dizaynı, yöntemi ve sonuçları olduğuydu; nerede yayınlandığı değil!). Doktorla ve otoritelerle yapılan bu tartışmalar ve Andrew'in durumu konusundaki endişelerim benim için o kadar üzücü bir boyuttaydı ki, bir hafta sürecek olan kalp çarpıntılarım başladı. #8203;Neyse ki Andrew GAPS Diyetinde hemen kilo almaya başladı ve sonunda, çiğ keçi kefirini tanıttıktan sonra katı kaka yapabilmeye başladı. O sırada 12 aylıktı. İştahı açıldı. O ana kadar kefiri tanıtmayı ertelemiştik çünkü çiğ keçi sütü yoğurdunu tolare edemiyordu. Dr. Natasha ise, yoğurt tolare edilmese bile kefiri denememizi tavsiye etti. Şansımıza bu konuda Andrew iyiydi. Çocuk doktorumuzu değiştirebildik ve Andrew 18 aylık olana dek, zorunlu doktor ziyaretlerimizi sürdürdük.

#8203;Yeni çocuk doktorumuz Andrew'in büyüme hızına hayret etti ve sonunda, "hayatlarımıza daha fazla müdahalede bulunmayı bırakmak zorunda olduğunu" (kendi sözleriyle) söyledi. Çünkü, nasıl yaptığımızı bilmese de çok iyi bir iş çıkarıyorduk. İlk çocuk doktoruyla yaşadığımız sorundan sonra, bu doktora GAPS Diyetinden bahsetme cesaretini gösteremedik. #8203;Andrew şu anda 3 yaşında ve yaşına göre çok uzun, kilolu ve bilişsel olarak da ileri. Şükürler olsun ki, ilk gittiğimiz çocuk doktorunun, Andrew'in boy ve kilo hedeflerine asla ulaşamayacak olan zihinsel olarak geri bir çocuk olduğu ve her an kalbinin durabileceği tahminleri gerçekleşmedi! #8203;GAPS Diyetinde iş yükünü aşırı bulduğumuz zamanlar oldu (denediğimiz ilk diyetti) çünkü; sıklıkla, tencereler dolusu çorbayı kaynatmaktan ve onlarca bulaşığı yıkamaktan boğuluyorduk. Çok daha tezgah alanı olan yeni bir mutfak yardımcı oldu: Artık kirli bulaşıklar ve yiyecek hazırlamak için yeterince yerimiz var, bu yüzden aynı anda hem pişirip hem yıkayabiliyorum. Harriet son zamanlarda, yemek pişirmenin TV izlemekten daha eğlenceli olduğuna karar verdi ve bu da bana biraz yardımcı oldu! (Koruyucu meleğim ona büyü mü yaptı acaba?) Müzik dinleyip sohbet ederek bu işleri eğlenceli hale getiriyoruz. Sonuç olarak, iş yükü öncekinden çok daha idare edilebilir oldu.

#8203;Bernard ve ben, GAPS Diyeti olmasaydı bugün hangi noktada olabilirdik diye tartıştık: Duygusal dengesizliklerim geçmezdi ve bir hapishaneye düşerdim, aileme de dışarıdan tıbbi yardım gerekirdi ayrıca Andrew'in hastalıklı bağırsaklarının bir kısmı alınmak zorunda kalırdı. Nereye ulaştığımızı hatırlayıp şikayet etmeyi bırakıyoruz ve çenemizi kapatıp yemek pişirmeyi sürdürüyoruz!
Go to Top of Page

Dionysos


102 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 12/10/2018 :  21:26:21  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Türkiye'den Bir GAPS Hikayesi (Yayıncının Yaşanmış GAPS Hikayesi)

Bu kitap; 18-20 yıl süren sağlık mücadelesinin ve iyileşme çabalarının sonunda, tüm tedavi seçeneklerinin ve tüm çıkış yollarının denenip umutların tükenmeye başladığı bir sırada karşımıza çıktı...

Psikiyatrik hastalıkların, hasarlı bağırsak florasının beyinde toksisiteye neden olmasıyla oluştuğunu, son birkaç yıl içinde öğrenmiştik ve bu bilgi bizim için bir devrim niteliğindeydi! Ancak bağırsak florası tedavisi için yaptığımız türlü diyet ve tedavilerin sonucunda psikiyatrik hastalıklarda iyileşme göremeyince, bu konuyla ilgili araştırmalara koyulduk... İşte tam bu sırada, çaresiz bir arayış sonucunda internette karşımıza sarı kapaklı bir kitap çıktı; adı da: "GAPS - Gut and Psychology Syndrome" (Bağırsak ve Psikoloji Sendromu) idi. Önce bu kitabın sadece otizm tedavisiyle ilgili olduğunu zannettik. Sonra şizofreni, depresyon, epilepsi, disleksi, dispraksi, dikkat eksikliği bozukluğu (DEB) ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) gibi hastalıklar için de bir tedavi kitabı olduğunu gördük. Hatta yeme bozukluğu, astım, alerji gibi hastalıklar için de... GAPS hastalarının; sadece bu kitaptaki GAPS diyetine, detoks önerilerine ve yaşam tarzı değişikliklerine dayalı olarak, psikolojik/psikiyatrik hastalıklarını nasıl iyileştireceklerini öğreten bir doğal tedavi kitabıydı...

Okuyucuların yorumları ise inanılmazdı! Yukarıda sözü edilen hastalıkları olanların yanı sıra; bipolar bozukluk, obsesif kompulsif bozukluk, panik atak, anksiyete gibi psikiyatrik hastalıkları olanlar da; kitaptaki GAPS Tedavi Protokolünü uygulayarak tamamen iyileşmişlerdi. Kısaca bu kitapla GAPS Tedavi Protokolünün adımları sırasıyla uygulanarak kalıcı iyileşme sağlanıyor ve kitapta şifa bulmanın tarifi yapılıyordu... Kitabı alan bir anne; GAPS hastalığı (otizm, disleksi, dispraksi, DEB, DEHB, gelişme geriliği, öğrenme bozukluğu, yeme bozukluğu, epilepsi, depresyon, şizofreni...) olan çocuğunu, sadece kitabı okuyup uygulayarak iyileştirebiliyordu. Veya bir GAPS hastası, kitapta anlatılan tedavinin adımlarını uygulayarak kendini iyileştirebiliyordu... Bu hayal edilemez bir şeydi, mucizevî bir durumdu bizim için. İnanamadık! Daha fazla araştırma yaptık; dünyanın her yerinden GAPS Tedavisiyle iyileşenlerin hikâyelerini okuduk. İyileşen hastaların içinde doktorlar bile vardı. Hatta, iki otistik çocuğuyla birlikte GAPS Tedavisiyle iyileşen şizofren bir anne de...

Kitabın yazarı olan Nöroloji ve Beslenme Uzman Doktoru Natasha Campbell-McBride'ın oğluna üç yaşındayken otizm tanısı konmuştur. Bu dönem aynı zamanda onun, nörolojik bozukluklar ve beslenme arasındaki ilişki üzerine teoriler geliştirdiği bir dönemdir. Bu teorilere göre geliştirdiği, özel bir beslenmeye dayalı tedavi yöntemiyle oğlunun bağırsak florasını ve böylece otizmini tamamen iyileştirir. Ardından İngiltere Cambridge'de açtığı klinikte, psikolojik sendromlu yüzlerce hastayı, geliştirdiği bu beslenme yöntemiyle tedavi ederek sağlığına kavuşturur. Zamanla geliştirdiği bu tedavi "GAPS Tedavisi", psikolojik sendromlu hastaları da "GAPS hastaları" olarak adlandırılır. 2004 yılında ise yazdığı GAPS Tedavi kitabını yayınlayarak (bu sitede tanıtımı ve satışı yapılan kitap) , tedavisini herkesle paylaşır. Bugün ise GAPS kitabı, 11. baskısını yapmış, 7 dile çevrilmiş ve kitabın satış rakamı 500.000'leri bulmuştur.

Bu araştırmalarımızın ardından hemen internetten GAPS kitabının İngilizcesini satın aldık. Kitap, bağırsak florasının nasıl tedavi edileceğini adım adım öğretiyordu. Kızlarım, bu kitaba göre GAPS Tedavisini uygulamaya karar verdiler; çünkü başka bir seçenekleri kalmamıştı, her tedavi yolunu denemişlerdi...

Kızlarımın zaten doğuştan hassas olan bağırsak floraları; zayıflamak için yaptıkları sağlıksız diyetlerle, dönem dönem vejetaryen beslenmelerle, katkı maddeli yiyeceklerle, işlenmiş gıdalarla, şekerli ve nişastalı yiyeceklerle, antibiyotik kullanımlarıyla, yoğun stresle giderek bozulmuş. Florası iyice bozulan, geçirgenleşen ve patojen bakterileri çoğalan bağırsakları nedeniyle beyinleri toksinlenip adeta zehirlenmiş; bu da psikiyatrik sendromlara yol açmış. Dr. Natasha Campbell-McBride'ın geliştirdiği GAPS Tedavisinin de asıl amacı; bağırsak florasını tamamen iyileştirerek beyni toksik etkilerden kurtarmak ve böylece psikolojik sendromları da ortadan kaldırmak!
Her iki yetişkin kızım da, GAPS Beslenme Protokolünü kitapta tarif edildiği gibi adım adım uygulamaya başladı... Dünyanın dört bir yanındaki GAPS Tedavisini uygulayan hastaların yaşadıkları mucizeleri biz de yaşamaya başladık: İki kızımın da psikiyatrik şikâyetlerinde belirgin iyileşmeler başladı ve buna bağlı olarak, kullandıkları psikiyatrik ilaçların dozları giderek azaltıldı ve sonra tamamen kesildi. İyileşmeleri sadece psikiyatrik değil, aynı zamanda fizyolojikti: kronik kansızlığın geçmesi, solgun cilt renginde düzelme, et benlerin yok olması, saçlarda gürleşme ve saç dökülmesinin geçmesi, tırnaklarda güçlenme, migren ataklarında seyrelme, kronik yorgunluğun geçmesi gibi... Üstelik tüm psikiyatrik ve fizyolojik iyileşmeler 3-4 ay gibi kısa bir zamanda başladı. Bunun asıl nedeni de, kitapta anlatılan GAPS Tedavisinin en önemli parçası olan GAPS Diyetini, kızlarımın harfiyen uygulamasıydı! Önce çok katı gördükleri ve zorlandıkları bu diyet, zararlı yiyeceklerin onları nasıl hasta ettiğine ve diyetteki gıdaların onları nasıl iyileştirdiğine her geçen gün tanık oldukça, diyetten çıkıp bir yaşam şekline dönüştü.

Psikiyatrik iyileşmeleri, hem de kısa bir süre içinde yaşadıktan sonra, Türkiye'deki GAPS hastalarına da bu kitabı ulaştırmak istedik. Onlarla hastanelerde, doktor muayenehanelerinde, kliniklerde karşılaşıyorduk hep... Birbirimizi derinden anlıyor; acılarımızı, umutlarımızı paylaşıyorduk, çünkü her birimizin acılı bir hastalık hikayesi vardı ve hepimiz bir umut ışığı arıyorduk... Hikayeler hep benzerdi: hayatını hiç götüremeyenler ya da zorlukla götürebilenler, okulunu ya da işini bırakanlar, ilişkilerine son verenler, intiharı deneyenler, hastalıklarını kimseyle paylaşamayarak gittikçe yalnızlaşanlar... Hastalıkların getirdiği ruhsal acıların ve sonuçsuz kalan çabalardan dolayı yaşanan manevi acıların üzerine; bir işte çalışamamaktan ya da sadece belirli bir süre çalışabilmekten ve onca tedavi masrafından dolayı yaşanan maddi kayıplar da ekleniyordu. Yıllarca, hatta bazılarında bir ömür boyunca iyileşmek için harcanan onca çabanın boşa çıkması yüzünden kaybolan umutlar ve yaşanan maddi manevi kayıplar, bu kitapla artık son bulabilirdi!

Çoğu kişinin çaresiz hastalık sandığı; otizm, şizofreni, epilepsi, depresyon, obsesyon, panik atak, bipolar bozukluk, anksiyete gibi psikolojik/psikiyatrik sendromların kaynağının aslında bağırsak florası olduğunu ve kalıcı çözümün de, GAPS Tedavisiyle bağırsak florasının tamamen iyileştirilerek sağlandığını, Türkiye'deki GAPS hastaları da bilmelilerdi... Kızlarım ve dünyadaki binlerde GAPS hastası gibi; Türkiye'deki GAPS hastaları da bu iyileşmeyi yaşamalıydılar...

Sevgili GAPS hastaları: Çoğu kişinin, "geçmez", "nedeni bilinmiyor", "çaresiz" sandığı bu hastalıklar artık kaderiniz değil! Dünyanın her bir köşesinden binlerce GAPS hastası, GAPS Tedavisiyle tamamen iyileşti! Kızlarım, GAPS Tedavisiyle iyileşme yaşayanların Türkiye'deki ilk örnekleri... Sizin de iyileşmeniz mümkün!

Dünya, Dr. Natasha Campbell-McBride'ı "otizmin ışığı" olarak tanıyor; çünkü artık, sadece kendi otistik oğlunu iyileştiren doktor bir anne değil, bu kitabıyla dünyanın her bir köşesindeki otistik hastaları da yaşama döndüren bir kahraman o! Üstelik, geliştirdiği GAPS Tedavisi, dünyadaki binlerce psikiyatri hastasını da iyileştirdiği için, o aslında "psikiyatrinin ışığı" da oldu!
Go to Top of Page

Dionysos


102 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 13/10/2018 :  01:13:33  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Bu arada bu diyet kalojen ve kemik suyu kullanımı yoğun bir diyet. Ayrıca lif ve fermente sebze kullanımı yoğun bir diyet. Bunu şöyle yorumluyoruz. Bu çok yanlış bir yorum olabilir ancak bireysel bir yorum ve tartışma konusu olarak sunacağım.

Sebze temelli beslenmeye alışığız. Meyve temelli beslenmeye alışığız. Besinlerimiz pişmiş tüketiyoruz. Etleri de öyle... Bir çoğumuz aşırı pişmiş ve pişirilmiş hayvansal içerik yiyoruz. Oysa şunu yeni yeni öğreniyoruz. Dünya standartlarında aşçılık ve et pişirme tekniklerine bakarsak et ve hayvansal içerikler oldukça çiğ ve yarı pişmiş, az pişmiş olarakta tüketilebiliyor. Uluslararası pişirme de etin suyunun kaçmamasına özen gösteriliyor. Etlerin içleri kıpkırmızı ve lokum et gibi şeyler moda olmaya başladı. Ben yemek ve aşçılık programlarında ya da dünya mutfağını gezen dolaşan bir çok programda istiridyeden kırmızı ete kadar çiğ yenen bir çok hayvansal içeriğe sıklıkla tanık oldum. Çocukken böyle bir şey olduğunu olabileceğini bile bilmezdim ve düşünmezdik. Çocukken biz etlerin derisini şurasını burasını ayırır, kas dokusu olmayan hiç bir yerini yemezdik. Anti yağ propagandası vardı ve yağsız et ya da yemek yemek moda olmuştu.

Pişirme haricinde de fümeleme, tuzlama, kurutma vb. bir çok şekilde besin hazırlanabiliyor. Jambon sosis sucuk gibi şeylerin çoğu baharatlarla hazırlanabiliyor ya da az pişmiş ve pişmemiş olarakta tüketiliyor.

Pek çoğumuz pişmemiş ya da iyi ve aşırı pişmemiş etin zararlı olacağını düşünebilir. Ben artık bu kaygıyı yeniyorum ya da yenmeyi deniyorum.. Bu dediklerimden yola çıkarakta GAPS diyetteki et suyu ve kalojen desteğini bir ara geçiş olarak görüyorum. Yani çok fazla sebze ve pişmiş içeriğe alışkın fizyoloji için en uygunu bu mu sorusunu da soruyorum. Asıl yeme biçimi olabildiğine bakir, az işlenmiş ve az pişmiş et ve hayvansal içerik ve yağlar olabilir mi? sorusunu da soruyorum....

Yani GAPs-ın bir sonraki ve bir ileri ki aşaması her şeyi ye ve eski beslenme düzenine geri dön yerine, az işlenmiş ve hızlı ve pişirilmiş içeriklerle daha keto bir diyete geçiş olabilir mi?

Bu arada David Roco ile Afrika da Tatlı Hayat adlı bir belgeselin Güney Amerika bölümüne denk gelmiştim. Çok uzun zamandır hiç bu kadar mutlu ve enerjik insanı bir arada görmemiştim. Olağanüstü bir neşe ve enerji vardı. Sanki oraya kapitalizm uğramamış gibiydi. Belki Mandela sonrası özgürleşmenin getirmiş olabileceği düşünülebilecek bu mutluluk bilmiyorum neyden kaynaklanıyor ama sürekli et yediklerine ve özellikle barbekü partilerine tanık oldum... İş çıkışı bir aktivite olarak bile bir barbekücüye koşuluyor...

Edited by - Dionysos on 13/10/2018 01:24:10
Go to Top of Page

bozadi


8870 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 13/10/2018 :  17:15:17  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen Dionysos


Depresyon bir bağırsak hastalığıdır.

Bağırsak vücudun ve bağışıklığın kökünü oluşturur. Bağırsakları düzene sokmadan ya da beslenmeyi düzenlemeden herhangi bir hastalıktan korunabilmek ya da herhangi bir hastalığı iyileştirebilmek mümkün değildir.
Hastalıklarıdan korunma ve iyileştirmeye önce bağırsaklarla ve beslenmeyele başlanması gerekiyor.

Siz tutuyorsunuz hastalarınıza antidepresan veriyorsunuz ama hastalarınzıa beslenme vermiyorsunuz.
Hastalarınıza antidepresan yazarsanız modern doktor oluyorsunuz "turşu ye", "tereyağı ye" derseniz çağdışı oluyorsunuz
Bize tamamlayacı alternatif hekim diyorlar ama modern tıp hekimleri gerçek hekim biziz diyorlar
Kusura bakmasınlar gerçek hekim biziz . Modern tıp asıl alternatiftir. Çünkü modern tıbbın önerdiği herşey altmış yetmiş yıllıktır.
İnsanlık tarihinde iki kuşak anca bunlarla ve bu bilgilerle yaşadı ve üçüncü bir kuşağın yaşayıp yaşayamacağı belli bile değil.
asıl modern tıp alternatiftir dağdan gelip bağdakini kovmaya kalkıyorlar...





Paylaşım için teşekkürler Dionysos. Bağırsakların depresyon ve mutlulukla yakın ilişkisi çok dikkatimi çeken bir konu son zamanlarda.
Go to Top of Page
   Mesaj Sonraki Konu  
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Forum Seç:
Başkalarına Hizmet Forumu © Kasyopya celselerini ve diğer mesajları farklı ortamlara kopyalamadan önce lütfen izin isteyin: baskalarinahizmet@gmail.com Yukarıya git
Snitz Forums 2000

Design by Sizinsayfaniz.com

Bu sayfa 0,7 saniyede oluşturuldu.