Başkalarına Hizmet Forumu
Başkalarına Hizmet Forumu
Ana Sayfa | Bilgilerim | Kayıt Yaptır | Aktif Konular | Forum Üyeleri | Site içi Arama
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni Hatırla
Şifre hatırlatma servisi

  Forum
 Genel Paylaşımlar
 Felsefe Kulübü
 Din ve Ahlak
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Yazar  Mesaj Sonraki Konu  

bozadi


9293 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 10/03/2019 :  19:40:17  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Dinlerin insan ahlakını olumlu yönde geliştirici yönleri olmakla birlikte, egemen güçlerin kontrolünün de etkisiyle, dinler insan ahlakını geliştirmekten ziyade o ahlakın pozitif yönde gelişmesini, güçlenmesini yavaşlatıcı, engelleyici ve hatta negatif yöne saptırıcı etkileri belki de çok daha fazla yapmıştır.

“Dinler şöyle yaptı, böyle yaptı” derken, elbette sömürücü global egemen güçlerin de bu konuda oynadığı rol büyüktür ama bu durum dinlerin, daha doğrusu o dinleri temsil edenlerin/uygulayanların masum olduğu anlamına gelmiyor. Dinleri temsil etme mercilerinde bulunan kişiler arasında elbette pozitif eğilimleri güçlü olanlar, yani gerçekten ahlaken negatiften ziyade pozitif eğilimli olanlar bulunabilir ve dolayısıyla onlar gerçekten pozitif eğilimli olmaları ölçüsünde benim getirdiğim eleştirilerin istisnalarını teşkil ediyor olacaklardır ama yine de, bu olası istisnalara rağmen, sorun olarak gördüğüm şeyi tüm çıplaklığıyla ifade etmeye çalışacağım. Öyle sanıyorum ki, bu mesele basit bir din tartışması olmanın ötesine geçip dünyadaki hayatımızın anlam ve öneminin çıplak gerçekliğine ışık tutmaya çalışacaktır.

İfade etmeye çalışacağım şeyler özü itibariyle hiç de bilmediğiniz şeyler değil, hatta bir bakıma en iyi bildiğiniz şeyler ama yine de egemen KH sistemi tarafından algı odağından en çok kaçırılmaya, saptırılmaya çalışılan şey olduğu için tekrar tekrar gündeme getirilmesi gereken şey olduğuna inanıyorum.

Din… ve ahlak…

Benim mevcut algım ve eleştirim, dinlerin ahlakı desteklemekten ziyade sabote ettiği şeklindedir.

Din dediğimiz şeyler toplumdan topluma veya gruptan gruba değişiyor gördüğümüz, bildiğimiz gibi. Yahudilik, Hristiyanlık, İslam ve diğer dinler… Sayılanlar başta olmak üzere, aralarında ve kendi iç bölünmelerinde üstünlük tartışmaları, savaşları, katliamları, işkenceleri, nefretleri hiç bitmemiş olan din ideolojileri…

Peki ahlak nedir? Ahlak ideoloji ötesi/üstüdür, gerçekten doğal ve evrenseldir, hatta en doğal ve en evrensel olan şeydir. Aslında ahlakı bu forumda çok aşina olduğumuz “Başkalarına Hizmet” ve “Kendine Hizmet” seçim düalitesi olarak ifade edebiliriz kısaca. Pozitiflik ve negatiflik yolları diye de ifade edebiliriz. İyilik ve kötülük yolları/tercihleri diye de. Ama bana öyle geliyor ki, ahlakı ifade etmenin en doğru ve isabetli biçimlerinden biri “Varlık ve Yokluk seçimi” oluşudur. Evet, iyilik, pozitiflik dediğimiz ve benzer pek çok sıfatla nitelediğimiz şey aslında tüm varoluşla birlik farkındalığına sahip olunan ve en nihayetinde “fiilen” tüm varoluşla “mutlak” bir şekilde birleşmeye (7Y) doğru gidilen yoldur. Kötülük, negatiflik dediğimiz şeyse Varlıktan (dolayısıyla herşeyden) nefret edilerek ona karşı adeta savaş açılan, onun “fethedilmeye”, yani bir bireyin veya bireylerin kontrolü altına sokulmaya çalışıldığı ve yol değiştirilmezse nihayeti “yok oluş” olan yoldur, bu da bir tercihtir; Olmak ya da Olmamak, bütün mesele bu.

İşte “ahlak” dediğimiz zaman, Varlık yolunda yürümekle Yokluk yolunda yürümek arasındaki tercihi, seçimi kastediyoruz. “İyilik” ve “kötülük” dediğimiz şeyin özü budur.

İnsanlar ahlak deyince “pozitif” ahlakı kasteder. Örneğin “ahlaklı” ifadesi “pozitif/iyi ahlaklı” anlamına gelirken, “ahlaksız” ifadesi “negatif/kötü ahlaklı” anlamında kullanılır. Hepimiz iyi ahlak derken kastedilen ideal anlamı biliriz: vicdanlılık, iyilik, doğruluk, adil olmak vs. Bu ülkeden ülkeye, milletten millete, dinden dine, ideolojiden ideolojiye değişen birşey değildir. Tam anlamıyla doğal ve evrenseldir. Belirgin, samimi ve çok güçlü bir şekilde iyi veya kötü ahlaka sahip bir insan hangi ülkede, hangi milletin içinde yaşarsa yaşasın, çok muhtemel olarak çevresindeki insanlar tarafından bu pozitif veya negatif “ahlak” özelliği yeterince gözlemden sonra dikkat çekecek ve olumlu veya olumsuz bir tepki çekecektir.

Ahlakın dinden çok daha evrensel, çok daha doğal ve geçerli bir ilke oluşunun çok basit ve etkili bir kanıtını da teşkil etmiş olur bu durum. İnsanı insan yapan din değil, ahlaktır, pozitif ahlaktır.

Dinler evrensel “ahlak” olgusunun telif hakkı kendilerine aitmiş gibi caka satmayı çok severler ama ahlak kavramının içini en çok boşaltan, onu en çok saptıranlar da onlardır belki de.

Devam etmek üzere…

bona fide


394 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 20/03/2019 :  02:38:38  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
ahlak kelimesi bana maske takmış ikiyüzlülük çağrışımı yapıyor. birey kimden daha iyi neye göre daha iyi sınırları çizilmiş kavramla herkes için iyilikten bahsedilebilir mi hatta oldukça iki yüzlü buldum şimdi. belirli bir topluma göre ele alınırsa sadece o toplumun değer yargılarını içerecek filan fıstık.politik içi boş kocaman yalanlarla dolu kendini ya da toplumu avutma tekniği ya da telkini herneyse. insanda gerçekten doğştan geldiğine inandığım hatta köpeklerde de görmüştüm belkide hayvanlarda da vardır utanma duygusu yapılan eylemin başkasını rahatsız edeceği üzeceği bir duruma karşı ya da bireyin kendisinin içinde bulunduğu duruma karşı gösterdiği ruhun istemsiz reaksiyonu vardır elinde olmadan gelişen mahçubiyet çekinme utanma adı her neyse işte ben insanı dizginleyen şeyin ahlak ya da din değil o duygu olduğunu düşünüyorum bu tıpkı bir çocuğun ahlak din kavramlarıyla zehirlenmeden önce yaşadığı rahatsız edici durumlara kendiliğinden verdiği tepki ve inanılmaz garip değerli bir özellik bence.saçmalamış olabilirim. birde bu var hangi yaş aralığını kapsar bu ahlaklı olmak di mi??? dinle güdülen kitleye dayatılmış gereksiz kavramlardan biri. kalıp belirleniyor ve ona uygun yaşaması söyleniyor farkı yollar seçenekleri düşünmesi engelleniyor. iyi taktik. astlar üstler soylular asiller beyazlar tanrıya yakın olanlar tanrının daha çok sevdikleri vsvs.
Go to Top of Page

bozadi


9293 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 20/03/2019 :  13:37:19  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen bona fide

ahlak kelimesi bana maske takmış ikiyüzlülük çağrışımı yapıyor. birey kimden daha iyi neye göre daha iyi sınırları çizilmiş kavramla herkes için iyilikten bahsedilebilir mi hatta oldukça iki yüzlü buldum şimdi. belirli bir topluma göre ele alınırsa sadece o toplumun değer yargılarını içerecek filan fıstık.politik içi boş kocaman yalanlarla dolu kendini ya da toplumu avutma tekniği ya da telkini herneyse. insanda gerçekten doğştan geldiğine inandığım hatta köpeklerde de görmüştüm belkide hayvanlarda da vardır utanma duygusu yapılan eylemin başkasını rahatsız edeceği üzeceği bir duruma karşı ya da bireyin kendisinin içinde bulunduğu duruma karşı gösterdiği ruhun istemsiz reaksiyonu vardır elinde olmadan gelişen mahçubiyet çekinme utanma adı her neyse işte ben insanı dizginleyen şeyin ahlak ya da din değil o duygu olduğunu düşünüyorum bu tıpkı bir çocuğun ahlak din kavramlarıyla zehirlenmeden önce yaşadığı rahatsız edici durumlara kendiliğinden verdiği tepki ve inanılmaz garip değerli bir özellik bence. saçmalamış olabilirim. birde bu var hangi yaş aralığını kapsar bu ahlaklı olmak di mi??? dinle güdülen kitleye dayatılmış gereksiz kavramlardan biri. kalıp belirleniyor ve ona uygun yaşaması söyleniyor farkı yollar seçenekleri düşünmesi engelleniyor. iyi taktik. astlar üstler soylular asiller beyazlar tanrıya yakın olanlar tanrının daha çok sevdikleri vsvs.
Ahlak kavramına dair yaptığın tüm bu eleştirilerin kendisi bizzat “ahlak-temelli” eleştiriler bona fide, farkında değil misin? : ) Bu eleştiriler ahlaki birer değer yargısının ürünleri. Neyin doğru/iyi, neyin yanlış/kötü olduğuna dair gayet net ve kesin bazı yargılarda bulunmuşsun. Ve bu da ahlakın doğallığını, gerçekliğini ve kaçınılmazlığını ortaya koyuyor. Ahlak/etik diye birşeyin varlığını, doğallığını ve gerekliliğini tartışmaya ihtiyacımız yok; sadece ayrıntılarının tartışılması gerekiyor.

K’ların “Hayat dindir” dediği şeyi “Hayat ahlaktır” olarak da düşünebiliriz gibi geliyor bana. Yani din dediğimiz şeyden kasıt ahlaktır. Ama dinler, özellikle de üç büyük dinin azımsanamayacak bir kısmı bu basit-evrensel gerçeği çarpıtacak şekilde yapılandırılmıştır.

İnsanı (ve hatta bazen bir hayvanı) “dizginlediğini” söylediğin o duygu da dindir, ahlaktır.

“Ahlak ve yaş” çok ilginç bir tartışma olabilir.

İyiliğin “üstünlük” veya “yapay hiyerarşi” kurmaya, dayatmalara yönelik bir araç olarak kullanılmasının “iyilik” olmayacağı açıktır. Bu en temel ahlaki tartışma konularından biri. “Yapay hiyerarşi” derken, doğal/gerekli hiyerarşilerin olabileceğini ima ediyorum. Çocuklar, ebeveynler ve büyük ebeveynler arasındaki doğal hiyerarşi gibi.
Go to Top of Page

bona fide


394 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 20/03/2019 :  16:35:57  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
bozadi,
bu,
Ahlak kavramına dair yaptığın tüm bu eleştirilerin kendisi bizzat “ahlak-temelli” eleştiriler bona fide, farkında değil misin?
ve bu
İnsanı (ve hatta bazen bir hayvanı) “dizginlediğini” söylediğin o duygu da dindir, ahlaktır.

cümlelerinden hiç bi şey anlamadım her iki cümlende de ne demek istediğini anlatırmısın lütfen. beynim durdu okuyup kendime bozadi bununla ne demek istemiş olabilir diyorum acaba kendimi ahlaklı birey gibi görüp eleştiride bulunduğum varsayımından mı yola çıktı diyorum yok gözlemi eleştiri olarak mı ele aldın ne düşündün. 3 yaşında tanımadığı birinin bakışlarına hedef olan bir çocuğun bakışlarını kaçırması yabancı ortamda komik gelen bir şeye gülümserken başını çevirmesi ya da hayvanların dünyasında kedinin kakasını kapatması tehlikeli durumda saklanması kısaca kurdu kuşu her türlü hayvanın doğada uyguladıkları sistem avlanmaktan doğumdan yavrularını büyütmelerine kadar bilinçli eylemleri insan tarafından oluşturulan kavram "ahlak din" temelli olması bunu kavrayamadım üstteki cümleni de öyle. bu kavram güçlü ve yetkisi olan bireylerle doğup içi doldurulmadı mı? ben ahlak temmelli eleştiriyi ne yaparak yapıyorum? kendimi görmeme yardımcı olmanı rica edeceğim.
Go to Top of Page

bozadi


9293 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 20/03/2019 :  21:07:54  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Anlamlandıramadığını söylediğin ilk cümlemle ilgili olarak:

Yanlış anlamadıysam ahlak kavramına, ahlakçılığa, ahlaki değer yargılarına dair olumsuz bir eleştiri yaptın. Ben de senin “ahlakçılığı” eleştirirken “ahlakçılık” yaptığını, yani olumsuz eleştirdiğin şeyi kendin de ifa etmekten kaçınamadığını söyledim. Ahlakçılığın “kötü” ve/veya “yanlış” olduğunu düşünmek de ahlaki bir yargılamadır, ahlaka/etiğe dayalı bir yargılamadır. Ama senin kastettiğin şeyi yanlış anlamış olabilirim, sazanlık yapmış olabilirim. Belki de sen sadece “ahlak” kelimesinin çağrışımlarına yaptın o eleştirileri. Yani örneğin belki etiğe, etikçiliğe karşı değilsin, hatta destekliyorsun ama özellikle yaygın dinsel bağlamda kullanıldığı şekliyle “ahlak” terimine ve ilk çağrışımlarına karşısın.

İkinci cümlemle ilgili olarak:

Sen şunu söylemiştin:

Eklenti:
insanda gerçekten doğştan geldiğine inandığım hatta köpeklerde de görmüştüm belkide hayvanlarda da vardır utanma duygusu yapılan eylemin başkasını rahatsız edeceği üzeceği bir duruma karşı ya da bireyin kendisinin içinde bulunduğu duruma karşı gösterdiği ruhun istemsiz reaksiyonu vardır elinde olmadan gelişen mahçubiyet çekinme utanma adı her neyse işte ben insanı dizginleyen şeyin ahlak ya da din değil o duygu olduğunu düşünüyorum
işte senin bu açıklamada dikkat çektiğin, hem insanda hem de örneğin köpeklerde olduğunu söylediğin davranışın veya tutumun, aşağı-yukarı pozitif kökenli sayılabilecek ahlaki/etik bir tutum olduğunu düşünüyorum.

Go to Top of Page

bona fide


394 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 23/03/2019 :  01:35:58  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
hala bi şey anlamadım dermişim. şaka şaka )).

konuya dair şu cümlende;

İşte “ahlak” dediğimiz zaman, Varlık yolunda yürümekle Yokluk yolunda yürümek arasındaki tercihi, seçimi kastediyoruz. “İyilik” ve “kötülük” dediğimiz şeyin özü budur.

politik ekonomik ve güncel yaşamda kavram içeriği haksızlıklarla sınıflandırmalarla boşaltıldığı için ki pozitif ayırımcılığıda bu haksızlıklara eklemeliyim sonuçta onore edilenin olduğu yerde mutlaka yerilen ve görmezden gelinen vardır. başkası bunu olumlasada ben hazmedemiyorum. nasıl ya ne hakla onlar şöylede bunlar böyle sen kimsin sesleri içimden tabi. ve evrensel demişsin ya yine aslında mega ultra yani yaşam öncesi olduğu, bedenlenmeden önce ruhun yüksek benlikten aldığı alt bilincimizde saklı fark edilmeyi keşfedilmeyi bekleyen perdeyi aralayanların bildiği tüm o bilinçlilik hali ve ruhumuz bilinçsizce reaksiyon gösteriyor erdemsiz herhangi duruma utanma mahçubiyet dediğim şey bu olsa gerek. yüksek benlik bunun erdemsizlik olduğunun farkında zaten uyanmadığımız halde tepki veren otomatik davranış. yoo dostum buna ahlak diyerek küçültmeyelim erdem daha ağır ve saygın durur bence ki oda sistemdeki büyükbaşların ya da bireylerin keyfine göre değil var olan herşeye yaklaşımı kapsar. bazen düşünüyorum tüm yaşayan insanlık bir anda perdeyi aralasa saklanacak delik ararız korkunç bir utanç ve eziklik içinde ki buna rağmen olaylara yaklaşımda ne diyeceğimi bilemez noktasındayım. uykuya yatmadan önce hayıflanan köpek modunda keşke o bana hoşt dediğinde bende ona hav deseydim hatta ne deseydim sayıklamasındayım.
Go to Top of Page
   Mesaj Sonraki Konu  
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Forum Seç:
Başkalarına Hizmet Forumu © Kasyopya celselerini ve diğer mesajları farklı ortamlara kopyalamadan önce lütfen izin isteyin: baskalarinahizmet@gmail.com Yukarıya git
Snitz Forums 2000

Design by Sizinsayfaniz.com

Bu sayfa 0,98 saniyede oluşturuldu.