Başkalarına Hizmet Forumu
Başkalarına Hizmet Forumu
Ana Sayfa | Bilgilerim | Kayıt Yaptır | Aktif Konular | Forum Üyeleri | Site içi Arama
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni Hatırla
Şifre hatırlatma servisi

  Forum
 Kanal Bilgileri
 Kanal Bilgileri
 Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Önceki Sayfa | Sonraki Sayfa
Yazar  Mesaj Sonraki Konu
Sayfa: Toplam Sayfa 42

bozadi


10346 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 26/12/2018 :  14:28:45  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Biraz gecikmeli olarak, "dikey gerçeklik"le ilgili olası çağrışımları nedeniyle aşağıdaki resimleri paylaşmak/hatırlatmak istiyorum. "Dikeylik" konusunun bununla ilgili olduğunu düşünüyorum; bir eşmerkezden, küresel olarak ve dikey ve/veya dengeli bir şekilde her yöne yayılan uzantılar.











Özellikle ortaki küreden birbirine dik veya eşit açılı olarak çıkan uzantılar örneğinde, ortaki kürenin 7. yoğunluğu, uzantıların ise çeşitli yoğunluklardaki bireysel ruhları ve ilüzyon realitesini temsil ettiğini düşünüyorum. Ortada sonsuz potansiyel ve o potansiyelin bireyselleşme ve yaratım yoluyla şekil alarak varlığını, zenginliğini ifade etmesi, somutlaştırması.

Go to Top of Page

bozadi


10346 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 26/12/2018 :  14:42:41  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Ekin çemberi örneği:



Bu şekil iki boyutlu; bunu üç boyutlu olarak hayal etmek gerek. Yani ortadaki daire bir küre aslında ve uzantılar küreden tüm yönlere uzanıyor, sadece dört yöne değil.
Go to Top of Page

bozadi


10346 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 26/12/2018 :  15:01:08  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Aşağıdaki video, iki boyutlu bazı ekin çemberlerinin ifade ettiği muhtemel üç boyutlu görüntüleri yorumluyor. Ve ilginç bir şekilde hem benim kesin emin olmadan yorumladığım şekliyle "dikey gerçeklik" konusunda, hem de "möbiüs şeridiyle", yani yönler ve yönsüzlükle bağlantılı olan torus/simit şekliyle ilgili bazı çağrışımları var:

Go to Top of Page

bozadi


10346 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 26/12/2018 :  15:36:08  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Yukarıdaki youtube videosu, "Thrive" orijinal isimli bir belgeselden alıntı, daha önce kenevirle ilgili bir tartışmada linkini paylaşmışım sanırım. Görüntü olarak daha düzgün diğer bir versiyonu Türkçe altyazılı olarak aşağıdaki YouTube videosunda. Türkçe altyazı gömülü değil, seçilmesi gerekiyor sanırım (eğer daha önce altyazı ayarı yapılmışsa, otomatik olarak gösterebilir belki). Yine önce sağ alttaki simgelerden en soldaki altyazı düğmesine tıklanması, sonra onun sağındaki çark simgesine tıklayınca açılan menüde dil ayarı bölümünden Türkçenin seçilmesi suretiyle. Ben bu belgeseli baştan sona izlemedim sanırım, müsait vaktimde izlemek için tekrar not alıyorum.



Go to Top of Page

bozadi


10346 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 26/12/2018 :  17:02:11  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle


Konuyla ilgili farklı fotoğraflar ararken, ilginç bir şekilde tam da 7 kişinin (çocuklar sanırım), öyle "eşmerkezli bir dikeylik" halinde uzandıkları üstteki fotoğrafa denk geldim. Yine, bunu iki boyutlu değil üç boyutlu düşünmek daha da elverişli olur sanırım. Ortada bir küre, ve bu yedi dikey çizgi veya kişi, küreden tüm yönlere uzanıyorlar bir bakıma.

Normalde biz 6 temel yön biliyoruz sanırım: yukarı, aşağı, sağ, sol, ön ve arka. Yedi bir bakıma tıpkı 7. yoğunluk gibi diğer 6 unsurun birliğe, bütünlüğe ermişliklerini temsil ediyor belki de.
Go to Top of Page

bona fide


489 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 27/12/2018 :  10:59:32  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Merhaba herkese, Bozadi yukardaki "Thrive" videoyu dün gece izledim. şimdilik olabilecek en iyi tanımlama yapılmış benim algımca. yani evrendeki en küçük birimden evrenin kendisine kadar döngüyü görselleştiren bir anlatım. Tgurun üstteki anlatımları videoyla birebir. izleyip kaleme dökmüş gibi örtüşüyor. zamanın ötesinde birisin tgur ve "sık sık gündemde olmak istemiyorum" da ne Allahını seversen, patlat ne varsa yerimizden sıçrayalım.)) sistem buysa pratikte sen, bozadinin eklediği üstteki iki boyutlu ekin çemberinde en uzun çubuk durumundasın. tarlanın kendi bölüm çizgilerini dalga kabul edersek diğer frekanslara geçen yakalayan nadir insanlar konumunda. ve fakat oldukça sade bu muydu bütün herşey noktasına getiriyor sanki.varoluştaki amaçta bu sanki.herşey ve hiçbirşey yükselip yaratan yok olup yaratılan olmak. videoda yerküreye yönelik kh eylemlerinin amaerikan ve dünya ekonomisine insanlığa zararlarından bahsederek buna karşı direnişe davet etmekte. buraya kadar herşey iyiydi. birleştirmeye sisteme karşı koymaya yönelik organizasyon beni nedenini blmediğim ya da şimdilik ifade edemeyeceğim şekilde rahatsız etti. edici geldi kh olmamdan kaynaklı bütünleştirmeye yönelik çağrı kh ye zarar vereceğinden kodlarım direniş gösteriyorda olabilir.veyahutta bilgi sonsuz ve sonsuz kanallar var sabitte kalma. bu davet sabite yönelik kendi içyapısında kime göre neye göre iyilik tüm bireyler aynı frekansta olmadıkça onlar için iyi olan bakış açısı başkaları -varlıklar- için zarar verici olabilir. isanın durumu örneğide -Tgurun paylaşımında- var yukarda ben oldum bana uyun.gibi hatalara düşüleceği algısıda olabilir. herneyse sitelerini de inceledim gogıl translateyle sizleri burayı siteyi tercih ederim. orda ters bişeyler var çözemedim. izah edemiyorum. ukalalık etmek değil kesinlikle özür dilerim hatta. yılların birikimiyle çıkan videoyu hazırlayanlara saygı minnet duymamak elde değil müteşekkirim. ingilizce bilmememden kaynaklı insana odaklılar gibi algılamış olabilirim. eksik hissettim işte. yaşasın kötülük diyerek çığlık atan sesler mi duyuyorum içimde Aman tanrım)).
Go to Top of Page

Tgur


1394 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 27/12/2018 :  17:37:39  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Nev-i şahsına münhasırsın bonafide

Edited by - Tgur on 27/12/2018 17:41:00
Go to Top of Page

Dionysos


347 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 28/12/2018 :  03:08:57  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen Tgur

DİKEY GERÇEKLİK

C: Dikey gerçeklik tamamen değil ama temel olarak, bir kişinin hayat rotasını, ve bu hayat rotasının benzer bir hayat rotasına sahip kişilerinkiyle bir çember veya daire etrafında birleşmesini ifade eder. Ve ne kadar ilginç ki, eşzamanlılıkla ilgili bir önceki soruyla da çok yakından ilişkilidir. Daire içinde bir daire düşünün ve her bir kişi tarafından temsil edilen çizgilerin mükemmel bir dengede olduğunu düşünün. İşte dikey gerçekliğin en iyi temsili bu olurdu. Çünkü tam olarak tek bir kişinin deneyimiyle değil, bir grup bireyin daha büyük bir amaç doğrultusundaki deneyimiyle ilgilidir, eğer kastettiğimizi anladıysanız. Dikey gerçeklik derken kastettiğimiz şey bu. Gözünüzde tekrar iç içe olan ve eşit ölçüde dizilmiş boşluklara sahip bir daire içinde daireyi canlandırın. İşte dikey gerçeklik budur.




bir kişinin hayat rotası ve bunun benzer bir hayat rotasına sahip kişilerinkiyle bir çember veya daire etrafında birleşmesi....

Daire içinde bir daire düşünün ve her bir kişi tarafından temsil edilen çizgilerin mükemmel bir dengede olduğunu düşünün.

Örneğin burda 7 deniyor,
sanırım bunun için bir renk skalası ve o skaladaki renk/ton geçişlerini ve eşiklerini düşünebiliriz.

Burda anlamadığım pembeden mora, bir seyahat var mı? ,mı var? Pembe etrafında bir gezinti ve çakışma mı düşünmeliyiz. Yani pembeyi yaşayanlar moru yaşayanlar (ya da açık pembeyi ve koyu moru yaşayanlar) gibi..mi? Bu daire farklı mı? Böyle düşünmemeli miyim?

Örneğin müzikte, seste yedi nota vardır
Ama bir de oktavlar var . Mesela bir üst perde ve oktavdan da aynı notayı bulabiliriz.

Biraz önce celseler de, "duyguların mozaiği" ve "mozaik gerçeklik" denilen ve Photoshoptaki renk paleti/skalası aklıma geliverdi ve google da renk paleti ve skalası gibi aramalar yaptım ve şunları buldum









...

Aslında bunu arıyordum.. oldukça mozaiksi







....

Bu arada böyle bir haber buldum



http://www.gazeteplus.com/yasam/yeni-bir-renk-kesfedildi-h138575.html

....

Bu arada ses demişken onunla da ilgili biraz görsel aradım





Bu arada böyle çok çok güzel bir link buldum..



http://bilimneguzellan.net/temel-harmonikler-ve-lissajous-egrileri/




....
Bu arada mosaic mosque mask gibi kelimeleri birbirine benzettim ve biraz etimolojik tarama yaptım


Eklenti:
Sanatta mozaik; bir yüzeyin, farklı renklerdeki küçük parçacıkların yan yana getirilmesi yöntemiyle süslenmesi ve bu şekilde üretilmiş eserdir.

Vikipedi



Eklenti:
Mozaik Kelime Kökeni
~ Fr mosaïque renkli taş parçacıklarından yapılan resim ~ İt mosaico a.a. << OLat opus musaicus a.a. (= EYun mousíon ; a.a. ) < EYun Moúsa ; sanat tanrıçası +ikos #8594; musiki

Tarihte En Eski Kaynak
[ Ahmet İhsan, Avrupa'da Ne Gördüm (1891) ]
Önemli Not: Bu kaynak kayıtlara geçmiş ve bu kelimenin kullanıldığı yazılı ilk kaynaktır. Kullanımı daha öncesinde sözlü olarak veya günlük hayatta yaygın olabilir.
Kelime Kökeni
Fransızca mosaïque "renkli taş parçacıklarından yapılan resim" sözcüğünden alıntıdır. Fransızca sözcük İtalyanca aynı anlama gelen mosaico sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Geç Latince aynı anlama gelen opus musaicus deyiminden evrilmiştir. (NOT: Geç Latince deyim Eski Yunanca aynı anlama gelen mousíon sözcüğü ile eş kökenlidir. ) Yunanca sözcük Eski Yunanca Moúsa ; "sanat tanrıçası" özel adından +ikos sonekiyle türetilmiştir. Daha fazla bilgi için musiki maddesine bakınız.

Ek Açıklamalar
Latince forma (biçim) muhtemelen Etrüskçe yoluyla Eski Yunanca morfe;'den alınmıştır.

Etiketler: Fransızca, İtalyanca, Ses evrimi, Orta Latince, Eşkökenlilik, Antik Yunanca, Türeme, Antik Yunanca, bkz: Yabancı ekler kategori veya etiketlerine bağlıdır.

https://www.etimolojiturkce.com/kelime/mozaik



Aslında bu da ilginç... özellikle mascid-mescid

Eklenti:
Cami Kelime Kökeni
~ Ar (mascidu'l-)cami cuma mescidi, cuma namazı kılınan mescit < Ar cami; [cm; fa.] toplayan, bir araya getiren < Ar camaa ; topladı ; cem

Tarihte En Eski Kaynak
[ İrşadü'l-Mülûk ve's-Selâtîn (1387) : kaçan kim hutbeden burunbolsa cami 'içinde ]
Önemli Not: Bu kaynak kayıtlara geçmiş ve bu kelimenin kullanıldığı yazılı ilk kaynaktır. Kullanımı daha öncesinde sözlü olarak veya günlük hayatta yaygın olabilir.
Kelime Kökeni

Arapça (mascidu'l-)cami;) "cuma mescidi, cuma namazı kılınan mescit" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça cma; kökünden gelen cami "toplayan, bir araya getiren" sözcüğünden türetilmiştir. Bu sözcük Arapça cama; "topladı" fiilinin failidir. Daha fazla bilgi için cem maddesine bakınız.


..
Son olarak Kasyopya dan Alıntılar...

Eklenti:

Elbette öyle bir durumda hem kanal olarak kullanılan kişi, hem de siz çok sıkıntı çekerdiniz. Yani buradaki mesele, "eşzamanlılık nedir" gibi inanamayacağınız kadar karmaşık bir soruyu yanıtlayamayacak olmamız değildir. Gerçekliğin hayal edilebilir her halindeki unsurların, görsel olarak ifade edilecek olursa mükemmel dengedeki devasa bir mozaikte birleşmesi olarak tanımlanabilir. Elbette bu, sorunuzun yeterli bir yanıtı değildir, fakat, sunulan görsel imaj üzerinde düşünerek, daha tam bir yanıtı öğrenmede kendi kendinize yardımcı olabileceğinizi umuyoruz.

17 Haziran 1995

---

C: ... ama mozaik bilinci öğrenmeni öneriyoruz.

C: Lineer yaklaşımdan ziyade içsel olarak küresel biçimde düşünüş. Tüm sahneyi görme yoluyla tüm resim
görülebilir.

S: (L) Sanırım çok sayıda düşünce kalıbım olmasının nedeni de bu...
C: Kendini bir mozaiğin ortasında düşün.

14 Temmuz 1996

---

S: Tamam. Sonra düşündüm ki 'Percy' inanılmaz, son derece karmaşık bir ağın merkezi idi. Daha önce bana
tarif ettiğiniz 'mozaik farkındalık' gibi bir şeydi. Hangi yöne bakarsam bakayım bağlantıları
görebiliyordum. Yani tam tamına herşey birbiriyle bağlantılı...simya, Kızıl Haç derneği, masonlar, fizik,
genetik bilimi, eskatologya [ç.n. : dünyanın sonu ve ötesini açıklamaya çalışan bilim, teoloji dalları] ,
Kasyopya, asal sayılar, Medusa, perseus...Yani demem o ki, bu hayatımda gördüğüm en inanılmaz şey...
C: Şimdiye kadarki...
S: Tamam. Bu sonrasında beni , evrenin; ortasında bir örümceğin bulunduğu bir çeşit örümcek ağı olduğu
fikrine ulaştırdı... bir çeşit genişleyen ve daha karmaşık bir 'dikey gerçeklik' düşüncesi. Tüm seviyeler
kanallar veya yivler aracılığıyla birbirine bağlanmış. Çekimin herşeyi bağlayıcı etkisi merkezdeki
örümcekten kaynaklanıyor... bir yerlere varıyor muyum ?
C: Dikkatini açık tut...

21 Mayıs 1997

----

Elbette öyle bir durumda hem kanal olarak kullanılan kişi, hem de siz çok sıkıntı çekerdiniz. Yani buradaki mesele, "eşzamanlılık nedir" gibi inanamayacağınız kadar karmaşık bir soruyu yanıtlayamayacak olmamız değildir. Gerçekliğin hayal edilebilir her halindeki unsurların, görsel olarak ifade edilecek olursa mükemmel dengedeki devasa bir mozaikte birleşmesi olarak tanımlanabilir. Elbette bu, sorunuzun yeterli bir yanıtı değildir, fakat, sunulan görsel imaj üzerinde düşünerek, daha tam bir yanıtı öğrenmede kendi kendinize yardımcı olabileceğinizi umuyoruz.

17 Haziran 1995

---

C: ... ama mozaik bilinci öğrenmeni öneriyoruz.

C: Lineer yaklaşımdan ziyade içsel olarak küresel biçimde düşünüş. Tüm sahneyi görme yoluyla tüm resim
görülebilir.

S: (L) Sanırım çok sayıda düşünce kalıbım olmasının nedeni de bu...
C: Kendini bir mozaiğin ortasında düşün.

14 Temmuz 1996

---

S: Tamam. Sonra düşündüm ki 'Percy' inanılmaz, son derece karmaşık bir ağın merkezi idi. Daha önce bana
tarif ettiğiniz 'mozaik farkındalık' gibi bir şeydi. Hangi yöne bakarsam bakayım bağlantıları
görebiliyordum. Yani tam tamına herşey birbiriyle bağlantılı...simya, Kızıl Haç derneği, masonlar, fizik,
genetik bilimi, eskatologya [ç.n. : dünyanın sonu ve ötesini açıklamaya çalışan bilim, teoloji dalları] ,
Kasyopya, asal sayılar, Medusa, perseus...Yani demem o ki, bu hayatımda gördüğüm en inanılmaz şey...
C: Şimdiye kadarki...
S: Tamam. Bu sonrasında beni , evrenin; ortasında bir örümceğin bulunduğu bir çeşit örümcek ağı olduğu
fikrine ulaştırdı... bir çeşit genişleyen ve daha karmaşık bir 'dikey gerçeklik' düşüncesi. Tüm seviyeler
kanallar veya yivler aracılığıyla birbirine bağlanmış. Çekimin herşeyi bağlayıcı etkisi merkezdeki
örümcekten kaynaklanıyor... bir yerlere varıyor muyum ?
C: Dikkatini açık tut...

21 Mayıs 1997

"Dışarıda bırakılmak içeri kapatılmakla aynı şeydir."
Foucault

Edited by - Dionysos on 28/12/2018 04:30:00
Go to Top of Page

bozadi


10346 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 28/12/2018 :  11:11:28  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Benim eklediğim resim örnekleri, K'ların bu konuda yaptığı açıklamalar arasında "Dikey gerçeklik tamamen değil ama temel olarak, bir kişinin hayat rotasını, ve bu hayat rotasının benzer bir hayat rotasına sahip kişilerinkiyle bir çember veya daire etrafında birleşmesini ifade eder." kısmına uyuyor ama "Gözünüzde tekrar iç içe olan ve eşit ölçüde dizilmiş boşluklara sahip bir daire içinde daireyi canlandırın. İşte dikey gerçeklik budur." kısmına uymuyor sanki, çünkü ortada sadece tek bir daire/küre vurgusu var benim eklediklerimde. Bu husus biraz kafamı karıştırıyor.

Daha önce kozmolojik yoğunluk dizilimiyle ilgili paylaştığım bir resmi hatırlatmak istiyorum:



Emin olamasam da, şu ihtimal geliyor aklıma: Daha önce eklediğim resimlerde kürenin etrafındaki çizgileri bu son eklediğim yoğunluklar grafiği "içinde" düşünebiliriz belki. Ekim çemberi resminde küreden çıkan çizgilerin, çubukların hepsi aynı uzunlukta değildi. Ortak bir hayat amacı doğrultusunda bir araya gelip dayanışma içine giren bireylerin hepsinin bilgi/farkındalık düzeyi de aynı olmayabilir ve değildir de; "Beş parmağın beşi bir değil". Ama onlar ortak bir hayat amacı doğrultusuna gerçek bir dayanışma içine girdiklerinde, olası bilgi/farkındalık ve bakış açısı farklılıkları bir çatışma değil güzellik, çeşitlilik, zenginlik konusu olacaktır.

Yoğunluklar grafiğindeki 7 seviye ille de farklı yoğunluk seviyelerini ifade etmek zorunda değil. Sonuçta tüm yoğunluk seviyeleri kendi içinde de 7 alt seviyeye bölünüyor ve her bir alt seviye de aynı şekilde daha alt 7 seviyeye, sonsuza kadar bölünüyor. Dolayısıyla, 3. yoğunluk için de 7 ana seviye ve sonsuz sayıda 7 alt seviye var.

Sonuç olarak kendi zihnimde şu an "dikey gerçekliğin" şekilsel açıklaması olarak (doğru veya yanlış bir şekilde) varabildiğim nokta bu.
Go to Top of Page

Tgur


1394 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 28/12/2018 :  14:53:17  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Bozadi dikey gerçekliği netleştirmek adına şu alıntıda belirtilen ve sonuçta K.lara çizdirilen şeklin orijinalini bulabilir miyiz,
-----------------------
C: Bir parça kağıda dikey bir kesişim çiz.
S: [Bir kağıda bunu çizdik] (L) Böyle mi?
C: Hayır, ters bir "T" harfi gibi yap.
S: (L) Tamam, işte bu. [Çiziyor] Şimdi...
C: Sonraki sayfayı kullan ve bu sefer daha yakın çiz ama sol alt köşeye değil.
S: (L) Oldu mu?
C: Hayır, sol alt köşeden daha uzak olsun. ...
S: [Tekrar deniyoruz]
C: Çok daha küçük olsun.
S: [Tekrar deniyoruz] (L) Oldu mu?
C: Merkeze yakın.
S: [Tekrar deniyoruz] (L) Şimdi nasıl?
C: Şimdi diğeriyle birleştir.
S: (T) Üstten mi, alttan mı?
C: Hafif farklı bir açıyla.
S: [Deniyoruz] (L) Böyle mi?
C: Tekrar deneyin.
S: [TR deniyor] (T) Sanırım bunu kastediyorlar. (L) Bu mu?
C: Hayır.
S: [TR tekrar deniyor]
C: Tabanları birleştir.
S: [TR tekrar deniyor] (L) Neden tablada kendiniz çizmiyorsunuz? [Kalemi planşete iliştirerek kağıdın üzerine koyuyor] Evet arkadaşlar, çizin! [Planşet şekli çiziyor]
C: Şimdi siz devam edin...
S: (J) Spiral mi?
C: Hayır.
S: [TR, her yöne dikey uzantıları olan çokgen bir şekil çiziyor] Bunu mu kastediyorsunuz?
C: Şimdi tabanı daireselleştirin... Şimdi bir dış dairenin içine alın... Şimdi başka bir sayfaya temiz bir kopyasını yapın.
S: (J) Bu bir ekin çemberi mi?
C: Yapıldı, evet. Dikey gerçekliklerin birliğini temsil ediyor.
S: (L) TR'nin geçtiği kasaba, bir dikey gerçeklik kasabası mıydı?
C: Yakın. Yedi çizgi gerekiyor.
S: (L) Gruptaki her bir kişi bir çizgi mi?
C: Evet.
S: (L) Sonunda yedi çizgimiz mi olacak?
---------------------------
Sonraki bölümde bir atıf daha var
-------------------------

C: Dikey gerçeklik tamamen değil ama temel olarak, bir kişinin hayat rotasını, ve bu hayat rotasının benzer bir hayat rotasına sahip kişilerinkiyle bir çember veya daire etrafında birleşmesini ifade eder. Ve ne kadar ilginç ki, eşzamanlılıkla ilgili bir önceki soruyla da çok yakından ilişkilidir. Daire içinde bir daire düşünün ve her bir kişi tarafından temsil edilen çizgilerin mükemmel bir dengede olduğunu düşünün. İşte dikey gerçekliğin en iyi temsili bu olurdu. Çünkü tam olarak tek bir kişinin deneyimiyle değil, bir grup bireyin daha büyük bir amaç doğrultusundaki deneyimiyle ilgilidir, eğer kastettiğimizi anladıysanız. Dikey gerçeklik derken kastettiğimiz şey bu. Gözünüzde tekrar iç içe olan ve eşit ölçüde dizilmiş boşluklara sahip bir daire içinde daireyi canlandırın. İşte dikey gerçeklik budur.
S: (T) Bize bu sembolü çizdirmiştiniz ve iki daire arasına yedi çizgi veya bölüm çizdirmiştiniz.
C: Doğru.
-------------------------------------
Yani iki daire içi içe ve kabaca iki daire arasında bağlantı çizgileri veya bölümler gibi geliyor bana



Edited by - Tgur on 28/12/2018 14:55:10
Go to Top of Page

bona fide


489 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 28/12/2018 :  15:03:48  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Bir öneri; bozadi yukardaki "thrive" videoyu tam izledinmi henüz izlemedinse 10. dakikadan 32. dakikaya kadar izlemeni tavsiye ederim torus dinamiği olarak tanımlanan enerji akıntısından bahsediyor herşeye uyarlanabilir olduğu, ekin çemberleride dahil ve gösteriyorlar. "Tgur"un paylaşımlarını önce okuyup videoyu izlediğimde anlatımın görsel şekliyle karşılaştım sanki.
Go to Top of Page

bozadi


10346 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 28/12/2018 :  15:15:09  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen Tgur

Bozadi dikey gerçekliği netleştirmek adına şu alıntıda belirtilen ve sonuçta K.lara çizdirilen şeklin orijinalini bulabilir miyiz,

...

Yani iki daire içi içe ve kabaca iki daire arasında bağlantı çizgileri veya bölümler gibi geliyor bana
Ben celsede yapılan çizim tasvirinden birşey anlayamadım henüz ama sanırım senin yukarıda belirttiğin şey doğru, çünkü az önce o tasvirin yapıldığı celsenin kasyopya forumdaki orijinalini kontrol ettiğimde, forum üyelerinden birinin o tasvire dayalı olarak sunduğu resim tam da senin dediğin gibi:



Bkz. https://cassiopaea.org/forum/threads/session-29-april-1995.34851/#post-718035

Ekipten veya diğer üyelerden hiçbiri de çıkıp "hayır öyle değil, şöyle" dememiş, dolayısıyla K'ların çizdirmeye çalıştığı şeyin aşağı yukarı bu olduğu sonucu çıkarılabilir sanırım. Yalnız şahıs şekli bayağı "köşeli" çizmiş. Yanlış anlamıyorsam iki eşmerkezli daire gibi olması lazım daha çok.
Go to Top of Page

bozadi


10346 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 28/12/2018 :  15:18:56  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen bona fide

Bir öneri; bozadi yukardaki "thrive" videoyu tam izledinmi henüz izlemedinse 10. dakikadan 32. dakikaya kadar izlemeni tavsiye ederim torus dinamiği olarak tanımlanan enerji akıntısından bahsediyor herşeye uyarlanabilir olduğu, ekin çemberleride dahil ve gösteriyorlar. "Tgur"un paylaşımlarını önce okuyup videoyu izlediğimde anlatımın görsel şekliyle karşılaştım sanki.

Maalesef henüz izleyemedim bona fide. Ama en yakın zamanda izleyip konuyla doğrudan veya dolaylı şekilde bağlantılı hususları incelemeye çalışacağım.
Go to Top of Page

Tgur


1394 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 29/12/2018 :  08:37:43  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Teşekkürler Bozadi saf ve temiz gayretlerin için .

Konuya başka yönden yaklaşacağım ,biraz medyumik olarak dense de bilginin salimen yerleşmesi için daireler içindeki daireler etkisi ile ve toplam faaliyetin ortak rezonansına girmiş dostlar bütünlük mobiüs çalışmasını devreye sokmuş oluyorlar ve her kademede bütünlüğün seslerini duyabiliyorlar, anlıyacağınız bu son olaylar tesadüf değildir.

Böyle bir torus dinamiği içinde olmak ne mutlu..


Edited by - Tgur on 29/12/2018 08:48:12
Go to Top of Page

bozadi


10346 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 30/12/2018 :  13:26:04  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen bona fide

Bir öneri; bozadi yukardaki "thrive" videoyu tam izledinmi henüz izlemedinse 10. dakikadan 32. dakikaya kadar izlemeni tavsiye ederim torus dinamiği olarak tanımlanan enerji akıntısından bahsediyor herşeye uyarlanabilir olduğu, ekin çemberleride dahil ve gösteriyorlar. "Tgur"un paylaşımlarını önce okuyup videoyu izlediğimde anlatımın görsel şekliyle karşılaştım sanki.

İlk yaklaşık 1 saatini izledim. Evet, torus şekliyle ilgili anlatımlar ilgi çekici. Celselerde de geçmişti. Ekin çemberleri üzerinden dünyadışı varlıklar konusuna giriş, ufoloji camiasından isimlerle görüş paylaşımları var. Ama "uzaylı" konusuna aşırı naif yaklaşmış. Yani uzaylıların bize sadece iyi niyetle yaklaştıkları, savaşları ve adaletsizliği bitirmek, sınırsız enerjinin sırrını vermek için bizimle ilgilendikleri şeklinde biraz "dezenformatif ve tehlikeli" bir söyleme kayıyor bu. İlüminati ifşaları güzel ve sevindirici ama onlarla mücadelenin yolu sanki sınırsız bir enerji kaynağı bulmayla mümkün olacakmış gibi bir hava doğuyor anlatımlarda. "Bedava/sınırsız enerji" kavramı maalesef "uyutucu" bir konu izlenimi veriyor. Mesele bedava/sınırsız enerji kaynağımız olmaması değil, mesele insanların egemen psikopatiye karşı mücadele edip hayatlarına sahip çıkma haklarını kullanma konusunda olağanüstü pasif davranıyor olmaları.
Go to Top of Page

Tgur


1394 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 02/01/2019 :  09:45:06  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
EKİN ÇEMBERLERİ

Sıra bu konuya geldi, biraz uzunca,

Evvelce üzerinde durmuş yorumlar yapmaya başlamış ama yetersiz kalmıştık ancak aşağıdaki alıntılarda da izleyeceğiniz gibi onların lisanını anlamak çok önemli ,çözüm için bazı öneriler de veriyorlar,

Ekin çemberlerinin dünyadaki izlenimleri bazılarınca oldukça önemli bulunmuş ve araştırmalarını yoğun bir şekilde yapmışlar ama mevcut donelerimiz kısıtlı olduğundan ve evrensel bilgilere ulaşılamadığından çoğu yetersiz kalmış,bir kısmı hatta büyük kısmı aldırmayıp alay etme moduna geçme yolunu seçmişler,sahtesini yapmaya çalışmışlar veya yapılanların yanına geçip biz yaptık pozları vermişler,

Bunların yanında bizlerin bu konunun üzerine ciddi bir şekilde gitme sorumluluğumuz olduğunu düşünüyorum siz dostlarımın tümünün de aynı fikirde olduğunu biliyorum,bu nedenle bu faaliyetimiz bir evrensel istektir, mutlaka daha zengin bilgilere ulaşabiliriz, cevap gecikmez sanırım,

Genel olarak yaptığım incelemede Ark'ın çözüm görevlisi olması istenmiş ve o da yoğun bir çaba göstermekte, ilgili hususları aktarımları incelerken ulaşabiliriz,

Aşağıdaki ilk bölümde ekin çemberleri gösterilip ne anlattığı soruluyor ve onlar da cevap veriyor ,acaba bu gösterdikleri resimler kasyopya sitesinde var mı ,siteye girebilen lisan bilen dostların bu husustaki çabası hepimiz için faydalı olur ,
---------------------------------------------------------------
C: Herkes için önemi olan konular.
S: (L) Ekin çemberlerini yapan kim veya hangi grup?
C: Biz. (Ç.N.: 6. yoğunluk varlıkları) Emin olabilirsiniz.
S: (L) Ekin çemberlerinin amacı nedir?
C: Dünya'ya mesajlar. Tüm dünyaya.
S: (L) Bu ekin çemberleri bir fikir, bir enerji veya bir kavram mı aktarıyorlar yani? Mesajları nasıl aktarıyorlar?
C: Tercüme edilebilir.
S: (L) Buradaki çember, ne anlama geliyor?
C: Siz.
S: (L) İnsan ırkı mı demek istiyorsunuz?
C: Evet. İnsan ırkının sembolü.
S: (L) Bu ne anlama geliyor?
C: Gezegen.
S: (L) Kocamın otoyolda rastladığı çemberin anlamı nedir?
C: Mars.
S: (L) Nasıl bir mesaj iletiyordu?
C: Astrolojik.
S: (L) Astroloji dışında herhangi bir mesaj aktarıyor muydu?
C: Mars neyi temsil ediyor?
S: (L) Savaş.... Kızgınlık, enerji, mücadele, kendine güvenme, seks, hayat...
C: İlk dördü.
S: (L) Peki bu çember neyi temsil ediyor?
C: Boyutlararasılık.
S: (L) Buradaki? Bu neyi temsil ediyor?
C: Atomik yapı.
S: (L) Bu dalgalı olan ne anlama geliyor?
C: Mücadele.
S: (L) Hangi yönde?
C: Değişim ve zorluklardan ders çıkarma.
S: (L) Elimdeki tüm resimler bunlar...
C: Daha fazlasına ihtiyacın olacak.
S: (L) Kütüphanede var mıdır?
C: Olabilir. Bu son derece önemli.
S: (L) "Ekip" konusunda işe yarayacak mı?
C: Evet.
------------------------------------------------------------------
S: (L) Ekin çemberlerinin dünyaya verilen büyük bir tür reiki olduğu doğru mu?
C: Ama aynı zamanda mesajlar ve dersler.
S: (L) Peki bedene uygulanan reiki sembollerinin de eterik bedene yönelik eterik mesajlar olduğu
söylenebilir mi?
C: Evet.
S: (L) Yani eterik alanımıza bilgi mi aktarıyor?
C: Tüm seviyelerde varolan herşey sadece birer derstir
--------------------------------------------------------------
S: (L) Ekin çemberleri tam olarak nedir ve nasıl oluşturuluyorlar? Biliyorum daha önce bu konuda bilgi
verilmişti, ama spesifik olarak nasıl bir mekanizmayla oluşturulduklarını öğrenmek istiyorum.
C: Bu çok önemli değil, ama enerji girdabı.
S: (L) Bu enerji girdabı dünyanın kendisinden mi çıkıyor?
C: Hayır.
S: (L) Nereden çıkıyor?
C: Buradan. Altıncı yoğunluk.
-------------------------------------------------------------
C: Elbette. Unutmayın, dalga yaklaşıyor ve "yaklaştıkça" giderek daha fazla sıradışı olaylar meydana gelecek.Örneğin ekin çemberleri.

-----------------------------------------------------------------
Yine sorulan bir gurup o bizim göremediğimiz ekin çemberlerinden izahlar ve hayvanların bu alanlarda yüksek anormal faaliyet gösterdikleri dünyasal tetkiklerde anlatılıyordu, burada da kirpi ölmüş,
-----------------------------------------------------------------
C: Açık. ... Ekin çemberleri. 1. Bir gezegen "penceresi." 2. Astronomik "ikiz" fenomeni vs. 3. Alternatif akım.
4. Hasat zamanı ödüllendirilmeyi bekleyin.
S: Salyangoz şekilli oluşum sahte mi?
C: Açık.
S: (L) Ne anlama geliyor?
C: Açık. 5. Gömülü hafıza. 6. Kervan. 7. Özlem. 8. Kavrama yoluyla bilgi. 9. Görüntü doğrulama sunuyor. 10.
Bağlantılı öğrenişler. 11. İletişim.
S: (J) Bu logo olarak kullandıkları. (T) Bunu biliyorlar mı merak ediyorum.
C: Merak et gerçekten! 12. Bilgi aktarımı. 13. Döngüsel kalıpları inceleyerek gerekli ipuçlarını bulun. 14. Aile.
15. Değişim Sezonu. 16. Büyük ilerleyiş. 17. Bir laboratuar olarak evren. 18. Boyut ötesine geçiş. 19.
Fiziksel hayatın resmedilişi. [ç.n.: grup tarafından resimlerine göz atılmakta olan ekin çemberlerinin
anlamsal ifadeleri sanırım.]
S: (L) Bu ekin çemberindeki kirpi neden öldü?
C: Beden kimyasında aşırı faaliyet.
S: (L) Bu şekillerde görülen kirpiler önemli mi?
C: Öğren. Şimdilik sindirecek yeterli materyaliniz var. İyi şanslar ve bir sonraki sefere kadar hoşçakalın
----------------------------------------------------------
S: (L) Bu soruyu sormamın nedeni VB bugün uzun bir süre burdaydı ve [Gülüşme ve öflemeler] Dachau
anma kitabımı çıkardım, ona verdim ve bu konu açıldı. VB dünyaya hakim olma ve yönetme amacını
taşıyan bir Yahudi komplosu olduğundan öyle emindi ki, bunu sorup belki öncekiler dışında bir yorum
alırız diye düşündüm. Bu yanıt için çok teşekkür ederim. Bir sonraki soru: Ekin çemberleri hakkında
birşeyler okuyordum ve bunların altıncı yoğunluktan geldiğini söylediğinizi biliyorum ama bunların tam
olarak nasıl bir şekilde veya mekanizmayla yapıldığını öğrenmek istiyorum. Elektromanyetik bir etki gibi mi, girdap gibi mi? Bize bunların fiziksel olarak nasıl oluşturulduklarından bahsedebilir misiniz biraz?
C: Alan transferi.
S: (L) Ne tür bir alan?
C: Manyetik.
S: (L) Altıncı yoğunluktan doğrudan üçüncü yoğunluğa mı transfer ediliyorlar?
C: Hayır.
S: (L) Üçüncü yoğunluğa gelen bir tür araç gibi bir nesne tarafından mı oluşturuluyorlar?
C: Hayır.
S: (L) Bu konuda bize bir ipucu verebilir misiniz?
C: "İpucu" verebiliriz.
S: (L) Tamam, ipucu nedir?
C: Bkz.: Hoagland.
S: (L) Hoagland ne diyor? (T) Ona göre bu yoğunlukta gördüğümüz şeyler, 4'üncü boyutun 3'üncü boyuttaki yansıması ve farklı gezegenlerdeki bulut şekillerine bakıldığında, matematiksel olarak bu görülebiliyor.Eğer üzerimizde başka bir boyut olmasaydı, dairesel olan şekiller dairesel olurdu ve bulutların dairesel hareketi de aynen kalırdı. Ama dördüncü yoğunluktan üçüncü yoğunluğa bir transfer olduğunda,dördüncü yoğunluk bir cisme baktığında, cismin üçüncü yoğunluktaki versiyonu altıgen bir şekil gibi görünüyor ve Voyager Sondası'ndan gelen fotoğraflarda, çoğu gezegenin Kuzey ve Güney kutuplarındaki bulut şekilleri dairesel değil, altıgen şeklinde. (L) Pekala, altıncı yoğunluk perspektifiyle ekin çemberleri nedir?
C: Düşünceler.
S: (L) Bu düşünceleri kim düşünüyor?
C: Saygılarımızla.
S: (L) Peki eğer bunlar düşünceyse#8230; (J) Bunlar aslında mesaj. Düşünceler mesaja dönüşüyor. (T) Altıncı yoğunluğu saf enerji olarak tanımlamışlardı, dolayısıyla altıncı yoğunluktan üçüncü yoğunluğa etki eden fiziksel bir şey olamaz. Dolayısıyla oradan gelebilecek tek şey düşünceler. Çünkü orada bundan başka birşey yok. (L) Yani bunlar düşünce temelli birer alan transferi. (T) Yani altıncı yoğunluk birşeyler düşündüğünde ve bunları aşağı gönderdiğinde, bu düşünceler beşinci ve dördüncü yoğunluktan geçerek üçüncü yoğunlukta üç boyutlu bir ekin çemberine dönüşüyor. Peki bir ekin çemberi dördüncü
yoğunluktan nasıl görünüyor?
C: Burada önemli olan nasıl "göründüğü" değil.
S: (L) Peki nedir?
C: Hatırlamanız için görsel uyarıcılara ihtiyacınız var.
S: (L) Ou! (J) Görsel nelere ihtiyacımız varmış? (L) Yani bu düşünceler, onlara bakarak birşeyleri hatırlamamız için mi tasarlanıyor?
C: Sizinkisi fiziğe bağımlı bir varoluş.
S: (J) Evet. (L) Peki eğer ekin çemberlerinin resimlerini çıkarıp duvara yapıştırırsak ve bunlara bakıp
meditasyon yaparsak, bunu yapmamız beyinlerimize, elektromanyetik kalıplarımıza herhangi bir etki
yapar mı veya içimizdeki bilgiyi uyandırır mı?
C: Muhtemel değil.
S: (L) Peki bunlarla ilgili ne yapmamız gerekiyor?
C: Belirli birşey değil.
S: (L) Bize bir etki yapıyorlar mı? ...
C: Bekleyin ve görün.
S: (L) Tamam. Chartres Katedrali'nin zeminindeki labirent hakkında konuşuyorduk ve...
C: Medyanız ekin çemberlerine direnç gösteriyor, neden? Tartışma öneriyoruz.
[ç.n.: katılımcılar arasında geçen tartışma metni atlandı.]
S: (L) Yaklaşıyor muyuz?
C: Belki.
S: (L) Konuştuklarımıza eklemek istediğiniz herhangi birşey?
C: Hayır.
----------------------------------------------------------------

Bu bölümde ekin çemberlerinin çözülme işinin dünya için ne kadar önemli olduğu belirtiliyor bu işte Arkın etkin bir görevi olduğu ve matematik ile çözebileceğini ayrıca baştan verdikleri ve onların toparlayıp bir almanak haline getirdikleri ekin çemberi resimlerinin ip ucu olark kullanılması ve bahsedilen matematiksel uygulamalarla 7. yoğunluk bilgisinin geniş bir şekilde bu celseler dışında çok daha itiraz edilemiyecek bir halde anlaşılacağı benimseneceğini belirtiyorlar ,

--------------------------------------------------------------------

S: (L) Daha önce zamanın "seçici ve değişken" olduğunu söylemiştiniz. Bu tam olarak ne anlama geliyor?
C: "Seçici" derken zamanı jukebox (müzik kutusu) gibi düşünmenizi önerdik. Orada seçebileceğiniz pek çok şey var, seçtiğiniz şeyi dinleyebiliyorsunuz. Ama parçaları sırasıyla çalmanız gerekmez, eğer bildiğiniz tek çalış yöntemi bu değilse. Parçalar her zaman orada, değil mi? (ç.n.: kastedilen şeyi ben de bu açıklamayla kavradığım için "selective" kelimesinin bu bağlamdaki daha uygun karşılığının "seçici" değil de "seçimli"veya "seçmeli" olduğu sonucuna varıyorum.)
S: (L) Bu çılgınlık! Herşey öyle rastgele bir sırayla olur mu hiç?!
C: Algılayıcının bakış açısıyla rastgele.
S: (L) Zamanı ancak ardıl şekilde algılayabilmemize neden olan şey nedir?
C: Arkadaşlarımız 4'üncü yoğunluk KH'nin eseri olan DNA yeniden yapılandırması.
S: (L) Bu DNA'yı yeniden kazanma veya yeniden yapılandırma olasılığımız var mı?
C: Daha önce oradaydı, yine orada olacak (ç.n.: düzelecek). ... Sizin için, özellikle de Arkadiusz için zaman,"ekin çemberleriyle" ilgili öğrenebildiğiniz herşeyi öğrenme ve bunları doğrudan araştıranlarla yakın bağlantı kurma zamanı.
S: (L) Neden ekin çemberleri?
C: Tüm soruların yanıtları orada, veya olacak.
S: (L) Ekin çemberlerinin 6'ncı yoğunluktan gelen düşünceleri temsil ettiğini söylemiştiniz. Bu ne anlama geliyor?
C: Tüm dünya insanlığı için bir el kitabı ve almanak derliyoruz. Bunu yapmamızın nedeni Büyük Döngü Dönüşümü arifesinde cevapları bilmek isteyen milyonların mevcut olması. Fakat, bu iletişim biçimini deneyip bir kanal açmayı seçen çok az sayıda değerli kişi var.
S: (L) Peki kaç kişi bunu anlayabilecek?
C: En üst düzey bilginin erişilebilirliğinin tamamen sınırlanması 7'nci Seviye Baş Direktife uygun olmazdı!!!
S: (L) Demek tüm dünyanın bilmesi için tüm hikayeyi oraya koymaya çalışıyorsunuz, öyle mi?
C: "Çalışmıyoruz" canım, koyuyoruz.
S: (L) Tamam, ekin çemberleri bir çeşit dil. Peki bunlar matematikle bir şekilde ilişkili mi?
C: Matematik tek evrensel dil.
S: (L) Bunların anlamlarının nasıl çözülebileceğini anlamıyorum.
C: Çemberlerimizin kodunun "kırılması" için gerekli tüm zihinsel güç bu odada mevcut; tabii buna
Wroclaw'daki "odayı" da dahil ediyoruz.
S: (L) Nasıl başlayabiliriz?
C: Tüm ihtiyaç duyulan bir bilgisayar programı oluşturmak için bir temel girdi. Ve bunu size zaten verdik.
S: (L) Ama söylediklerimizi duymak isteyen kimse yok!
C: Çemberlerin varlığı inkar edilemez; sizinle olan iletişimimiz inkar edilebilir.
S: (L) Eğer kanallanan bilgiyi duymak istemiyorlarsa, ekin çemberlerinin farkının ne olduğunu söyleyebilir misiniz?
C: Konu bu değil. Eğer kodu kırabilirseniz, bu sürekli, tutarlı, kanıtlanabilir ve inkar edilemez bir dil haline gelir.
S: (L) Yani eğer bunların ne anlama geldiğini kanıtlayabilirsek ve yeni ortaya çıkan çemberleri yorumlayıp insanlara bunun...
C: Kendi kendini açıklıyor ve evet.
S: (L) Bir keresinde bana matematik öğrenmem gerektiğini söylemiştiniz, ki bu yıllarca emek gerektirebilir.Ve şimdi, Ark bir matematikçi. Bu Ark'ın bunun bir parçası olacağına dair bir ipucu muydu?
C: Ark zaten resmin bir parçası olmaya geliyordu. Herşey sonsuzdur, zaman seçmelidir. Biz tüm jukebox menü seçimlerini her "zaman" görebiliyoruz. [Mola, Ark internet üzerinden gruba dahil oluyor.]
S: (L) Pekala, Ark'ın bir sorusu var: Gerçek bir ekin çemberi sahte bir ekin çemberinden nasıl ayırt edilebilir?
C: Orijinal olanların tasarımı çok girift ve ayrıntıları çok özenli. Gerçek şu ki, bu fenomenin tüm dünyadaki geçmişinde çok az sayıda "sahte" ekin çemberi oldu.
S: (L) Ark soruyor: Kodu kırmak için bir resim koleksiyonu yeterli mi? Ekin çemberlerinin resmini kastettiğinden eminim.
C: Evet, başlangıç için.
S: (L) Ark diyor ki kodu kırmak için bir örneğe ihtiyacımız var. Bir örnek verebilir misiniz? (T) Ekin çemberi resimlerinden biriyle ilgili bir örnek mi? (L) Kodunu kırmak için işte, ne olursa.
C: Lütfen transkriptleri inceleyin.
S: (L) Söyleyebilir misiniz, ben de merak ediyorum, bu nasıl olacak? Matematiği kullanarak mı, yoksa başka birşeyle mi ilgili?
C: Belirli ekin çemberi resimlerinin yorumlarını istemiştiniz daha önce. Hatırlıyor musunuz?!?
S: (J) Bunu yapmıştık. Sorduklarımızın resmini yapmıştım. Sırf o ekin çemberlerinin resimleriyle dolu bir dosya hazırlamıştım. Ark'a onları göndermedin mi? Bundan bahsediyorlar. Diğer piktogramları da
sormamız gerekiyor. (T) Neye ihtiyacımız olduğunu biliyorum. Ekin çemberlerinin sadece resimleri değil,aynı zamanda boyutlarına da ihtiyacımız var. Eğer ne kadar büyük olduklarını bilmezsen matematiksel olarak hiçbir şey yapamazsın. (Ark) Eğer Einstein'ın görelilik teorisi yalnızca kısmen doğruysa, daha önce söylediğiniz gibi, ve bunun nedeni zamanın "seçimli" olmasıysa, Galilei grubunun görelilik teorisi Lorentz grubununkinden daha mı iyi?
--------------------------------------------------------------

Bu küçük bölümde ise insanların KH yapılarının bilgiyi düşünce ve kendi melekelerini ortaya koymadan hazırlop bir halde adeta beyinlerine şırınga edilme isteklerinin her zaman olabileceği ve sonuçta ne kadar boş ve köle haline gelmesinin adeta izahı olabilecek çıkarımlar var vaktiyle bir arkadaşıma şu evrensel kitabı oku bak ruhun genişler dediğimde "okumak düşünmek bana zor gelir sen biliyorsun anlat ben dinleyeyim" dediğini ve bu yolla toplumumuzun kişilere biat edip nasıl sapkın kitleler doğurduğunu yani "biat etme"ve "şeyh mürit" saçmalığının nasıl süregeldiğini anlamaktayız, hatta tüm ortadoğu toplumunun çoğunlukla neden böyle geri olduğunu idrak edebiliriz,

----------------------------------------------------------------

S: (A) Ekin çemberlerindeki bilginin deşifre edilmesi tamamen otomatik hale getirilebilir mi? Bu baştan sona bilgisayar programı aracılığıyla sağlanabilir mi?
C: Muhtemel değil ve bunun ne faydası olur? Öğrenme ruhun ilerlemesi için gereklidir. Hatırlayın, burada bulunmamızın amacı sizi elinizden tutup götürmek değil. Yardım edeceğiz ama bazı cevapları sizin deşifre etmeniz gerekiyor ve çocukluğunun başlarından beri sen bu işte olağanüstü iyisin sevgili Arkadiusz. Güç merkezinizi bu şekilde geliştirebilirsiniz. Varolan herşey / tek şey derslerdir ve öğrenmek eğlencelidir. Öğretmekten daha da eğlenceli.
-------------------------------------------------------------------
Stonehenge ve ekin çemberleri üzerine ,
-------------------------------------------------------------------
S: (L) Ekin çemberleri hakkında konuşuyorduk ve bu konu hakkında şu anda eklemek istediğiniz herhangi birşey olup olmadığını sormak istiyorum. Tartıştığımız şey hakkında veya herhangi temel bir bilgi...
C: Spesifik sorularla başlamanız gerekiyor.
S: (L) Tamam, çoklu çevresel uzunluklar çoklu yoğunlukları mı temsil ediyor?
C: Kısmen.
S: (L) Ekin çemberleri enerji veya düşünce kalıpları için bir çeşit anten mi?
C: Hayır.
S: (L) Ortaya çıkış zamanlamalarının bir önemi var mı?
C: Yarı.
S: (L) Ortaya çıktıkları yer, enlem-boylam bakımından önemli mi?
C: Evet ve hayır.
S: (L) Hangi anlamda evet?
C: Enlem ve boylam değil, yer.
S: (L) Yer önemli diyorsunuz, hangi bakımdan önemli?
C: Manyetik bağlanma frekansı üreticileri.
S: (L) O yerlerde manyetik bağlanma frekansı üreticileri mi var?
C: Onlar üzerinden.
S: (L) Tamam, yer ve kronoloji...
C: Neden Stonehenge konusuna değinmedin?
S: (L) Daha önce Stonehenge'den bahsetmiştik. Bir çeşitli enerji alıcı-vericisi demiştik. Demek Stonehenge'in oraya konmasının nedeni o yerin belirli bir özelliğiyle ilgili... yoksa Stonehenge'in kendisi... (T) Neden Stonehenge'in özelliği hakkında birşeyler sormuyorsun? (L) Tamam, Stonehenge'in özelliği nedir?
C: O yer uygun frekansa sahip ruh türlerini çekti ve onlar da kırsal bölgelerdeki kodlanmış piktografların peşine düşmek zorunda kalmamak için taşları uygun yerlere koyarak kodlanmış mesajları telepatik olarak aldılar.
S: (L) Telepatik olarak bilgi almak için o daire içinde kullandıkları teknik neydi?
C: Yüksek odaklanmış düşünce dalgası ayrımı.
S: (L) Spiral içinde hareket ederek...
C: Spiral dalgayı yavaşlatarak ve düşünce dalgası transfer enerjisini odaklayarak mesajın tercüme edilmesine yardımcı oluyor. Elektromanyetik dalga alışverişi yoluyla işliyor ve erişilmek istenen evrensel dilin sinyalini yerel fonetik profile dönüştürüyor. Bu çoklu kullanıcı durumu için gerekli.
S: (L) Çok sayıda kullanıcı olması birden fazla sayıda kişinin spiral biçiminde hareketini mi gerektiriyor?
C: Hayır. Tam olarak aynı şeyi duymaları, hissetmeleri ve anlamaları gerekiyor. Uygun şekilde oyulduğunda kayanın moleküler yapısı şarkı söylüyor.
S: (L) Stonehenge'in hala bu anlamda bir kullanılabilirlik potansiyeli var mı?
C: Parçalı enerji.
S: (L) Ben de öyle tahmin etmiştim. (T) Soru: Geçen hafta ekin çemberlerinin çoğunun gerçek, çok azının sahte olduğunu söylemiştiniz. Ekin çemberlerinin yaratıldığı süreçte orada kimlerin veya neyin bulunduğuna bağlı olarak çok çeşitli yöntemler kullanılabiliyor anladığım kadarıyla. Yani o zaman Dough ve Dave'in yaptıkları da aslında gerçek birer ekin çemberleriydi. Doğru mu?
C: Hayır.
S: (T) Çoklu amaç bakımından öyle düşünmüştüm. ... (J) Gerçek ekin çemberlerinin yapılışının tek bir
yöntemi mi var?
C: Dinlemekten ziyade okumak... Evrensel olarak kavramaktan ziyade bireysel olarak deşifre etmek...
Stonehenge'den ziyade ekin çemberleri!!!
S: (L) Stonehenge artık kullanılabilir olmadığı için ekin çemberleri yöntemini izlememiz gerektiğini mi
kastediyorsunuz?
C: Kayalarla çalışmayı nasıl yürütebilirsin? Kim inanacak?
S: (L) Bunun...
C: Tamam millet, Laura ve Ark'ın New Port Richey'e 500 tonluk kayaları sürüklemeye çalıştığını düşünün?!?
S: ... (L) İmkansız. Aslında aklımdaki şey sadece İngiltere'ye gidip Stonehenge'i sadece bir ziyaret etmekti zaten. (T) İzin almadan ona çok yaklaşamazsın. Etrafını çevirdiler. (F) Neden? (T) Çok fazla insan gidiyor.Taşlar zarar görüyor. (L) İsimlerini kazıyorlar... (T) Dokunduklarında ellerindeki nem bile taşa zarar veriyor. Çok sayıda insanın zeminde oluşturduğu titreşimler de var. Piramitlerden daha çabuk eskiyorlar.
---------------------------------------------------------
Sanki ekin çemberlerinin çözümü Sadece Ark'a verilen bir görev gibi geliyor ,sanırım yüksek matematik ve fizik alimi olmak bu konuda yetkili kılıyor ,insanlığa etkin buluşları getiren çok nadir insanlar akla gelince bir şekilde hak veriyoruz,
----------------------------------------------------------
S: (A) Ekin çemberleri üzerinde durmayalı epey zaman oldu. Bunun çeşitli nedenleri vardı ve en önemli
neden de zaman yetersizliği. Şimdi giderek daha fazla zamanım oluyor. Bu ekin çemberi konusu üzerinde çalışmam gerekiyor sanırım. Bunların şifrelerini çözmem gerekiyor. İnternette ekin çemberlerinin kodlarının çözülmesine dair birşeyler aradım. Art Bell sitesinde Hoagland ile yapılmış bir görüşme var ve bu adam herşeyin şifresini çözdüğünü söylüyor. Her neyse, üç boyutlandırma fikri var ve sanırım sizin de söylediğiniz şey buydu. Peki bu üç boyutlu hale getirmeden sonra ne yapılması gerekiyor? Bazı ekin çemberlerinin anlamını bizim için yorumlamıştınız. Ben yorumladığınız ekin çemberlerinin bir tür alfabe görevi görebileceğini, diğerlerinin analiz edilmesinde kullanılabileceğini düşünüyorum. Gama spektrumlarını incelemek için kullandığımız programın bu amaçla kullanılabileceğini düşünüyorum. Bu fikir doğru mu, yoksa ilerlemeyi engelleyecek olan, kaçırdığımız birşey mi var?
C: Birşeyi kaçırmıyorsun ama belki kendi yeteneklerine yeteri kadar güvenmiyor olabilirsin. Sadece çalışmalarına devam et ve hata yapmaktan korkma.
S: (A) Yani bu konuda söyleyeceğiniz başka birşey yok?
C: Zihninin varolan herşeyi zaten içerdiğini ya da erişebileceğini bilmiyor musun?
---------------------------------------------------------------
S: (L) Pekala, sanırım sorunun cevabını aldık. 15 Ağustos 2002 tarihinde meydana geldiği düşünülen ekin çemberini sormak istiyorum. İlk sorum, “kim yaptı?” (ç.n.: söz konusu ekin çemberinin resimleri)
C: 4. yoğunluk teknolojisiyle üretildi.
S: (V) KH mi yoksa BH 4. yoğunluk teknolojisi mi?
C: KH.
S: (L) Tamam. 4. yoğunluk teknolojisi dediniz. Ama 4. yoğunluk varlıkları tarafından yapıldı demediniz...
C: Doğru. 4. yoğunlukla etkileşim nedeniyle 3. yoğunluk aleminde epeyce ilerleme meydana geldi.
S: (V) 3. yoğunlukla kim arasında?
C: Konsorsiyum.
S: (L) Geçen yıl aşağı yukarı aynı tarihte bir kadın yüzü gösteren bir ekin çemberi ortaya çıkmıştı. Chilbolton ekin çemberleri. O da 4. yoğunluk ürünü müydü? (ç.n.: o ekin çemberinin resimleri)
C: Hayır.
S: (L) Ayrıca 15 Ağustos Ana Tanrıça’yla ilgili eski bir bayram günü ve geçen yıl o yüzün ortaya çıkmasının anlamlı olduğunu düşünmüştüm. Hatta onunla ilgili bir rüya görmüştüm. Hemen hemen aynı tarihte ortaya çıkan bu yeni ekin çemberi sanki geçen yılki yüz imgesine bir yanıtmış gibi göründü bana. Bu yeni ekin çemberinde çözülen mesaj: “Sahte yetenek sahiplerinden ve onların tutulmayan sözlerinden sakının.Çok fazla sıkıntı ama hala vakit var. [bilinmeyen bir sözcük] orada iyilik var. Biz kandırmacaya karşıyız.Kanal kapanıyor. (çan sesi).” Bu mesajın anlamı nedir?
C: Niyetlenilen ilk şey ekin çemberi fenomenini korkutucu hale getirmekti. İkinci şey, elverişli olanlara, gri dünyadışı varlıkların “iyi adamlar” olabileceği izlenimini vermekti. Üçüncü şey doğrudan bu odaya bir şüphe mesajı göndermeye yönelikti.
S: (J) “Kanal kapanıyor.” K’ler baştan beri bir kanal açılmasından bahsediyorlardı ve onlar da bizi kanalın kapanmakta olduğuna ikna etmeye çalışıyorlar. Bozulmuş kelime neydi? “İnanın” mıydı?
C: Evet. Hata teknolojinin uygulanış biçiminden kaynaklandı. Bu da KH kaynağı ile ilgili ipucu sağlıyor.
S: (J) Tamam, yani amatörce beceriksizlikleri bu hataya neden oldu. (A) Yazılımdaki hata herhalde insan
unsuruyla ilgiliydi. Kirlilik vardı...
C: Arzulu düşünüş her defasında sizi yakalar.
S: (L) Yani arzulu bir düşünüş içindeydiler ve yaptıkları herşeyin mükemmel olduğunu sanıyorlardı ama öyle değildi. (A) Yine de bu ekin çemberinin fiziksel karakteristiklerinin gerçek bir ekin çemberinin fiziksel karakteristikleriyle uyuşup uyuşmadığını öğrenmek istiyorum.
C: Yaklaşabilirler. Ama yine de farklılıklar var. Eğer kişi farkındaysa ve bakıyorsa bunlar tespit edilebilir.
S: (J) Karşılaştırma yapabilmemizi sağlayacak herhangi bir ölçüt verebilir misiniz? Özellikle dikkat
edilebilecek birşey var mı? Yoksa bir ekin çemberinde anlamlı olmayan garipliklere mi bakmamız
gerekiyor?
C: Bakılabilecek şeylerden biri, alana verilen gelişimsel zarardır. Gerçek çemberler yaratıcı ilkeyi bozmaz.
S: (J) Bu yaratıcı ilkenin bozulmaması, KH mi yoksa BH tarafından yaratılan ekin çemberleri için mi geçerli?Yoksa her ikisi için mi?
C: BH.
S: (J) Yani BH yaşam döngüsüne zarar vermiyor ama eğer KH tarafından yapılmışsa durum değişiyor. Bu anlamlı. KH’yle irtibat kurmayla ilgili bildirilen etkiler var: soğukluk, yanma, yoğun negatiflik. Bu
muhtemelen yaşam döngüsüne zarar verici. Yapılış biçimiyle ilgili olarak, 4. yoğunluktan yönlendirildiğini söylüyorsunuz. Gelip bir tür fiziksel aletle mi yaptılar?
C: 4. yoğunluktan yapılmadı.
S: (J) Şu anda söz konusu olan örnekten bahsetmiyorum. BH bir ekin çemberi yarattığında, fiziksel bir...
C: Gerçek ekin çemberleri 6. yoğunluk birleşik düşünce aleminin düşüncelerini temsil ediyor.
S: (J) Tamam. Yani onlar gelişime zarar vermiyorlar. KH 4. veya 3. yoğunluk üzerinden teknoloji kullanırken,onlar düşünce formları kullanıyorlar. Doğrudan 4. yoğunluk KH tarafından yapılan herhangi bir ekin çemberi var mı?
C: Çok az ve şu ana kadar oldukça acemice.
S: (V) Bir örnek verebilir misiniz?
C: Bir tanesi okült şifreye benzer bir “semboller” dizisi. Verileri kontrol edin.
S: (L) Sanırım onu gördüm. Gerçek olduğu iddia edilenlerden çok farklıydı çünkü. Fate Dergisi için yazan ve ekin çemberlerinin derin devlet teknolojisi ile üretildiğini iddia eden Rosemary Ellen Guiley’nin Konsorsiyum’un içinden biriyle bir irtibatı olabilir sanırım. Ekin çemberlerini bir inceleyelim. (A) Yunanca falan olduğunu söyledikleri bir ekin çember vardı, hatırlıyor musun?.. (L) Bu ekin çemberi hakkında başka birşey? Pekala ekin çemberleri konusuyla işimiz bitti. Portallar konusuna girmeden önce sorunu sor V---.
(V) Bir buçuk yıl kadar önce önkolumda birkaç kez çok küçük bir nokta fark ettim. Mavi renkliydi. Birkaç kişiye bahsettim ve iki kişi kendilerinde de buna benzer noktalar çıktığını söyledi. O zamandan beri bu noktaların nedenini merak ediyorum. Çünkü bu olduğunda kendimi kaçırılmış gibi hissediyordum.Kaçırılma konusundaki hislerimden dolayı, hala kaçırılmaya açık olmamdan dolayı utandım. Hala kaçırılmaya veya benimle uğraşılmasına izin veriyor olmaktan dolayı.
C: Yeni projeksiyonlar?
S: (C) Projeksiyonlar derken neyi kastediyorlar?
C: Bazıları projekte eder... bazıları yansıtır..
---------------------------------------------------------------
S: (L) Bu bana birşey hatırlattı! Neden sürekli mühendis ve bilgisayarcı tiplerle karşılaşıyoruz? (A) Bilgisayarcı tipler, açık: bir tek onlar vakit buluyor! [Gülüşmeler] (L) Bence K’ler mühendis gibi tiplere gerçekten çekici geliyor. (AJ) Polonya’da birkaç yıl boyunca aynı yerde ortay çıkan ekin çemberlerini sormak istiyorum. Son defasında insanlar kameralarını almış orada hazır bekliyorlardı. Bazı oluşumları ve geceleyin garip ışıkları çekmeyi başarmışlar. Pusula ibreleri hareket etmiş vs. Adamın bir tanesi bana mektup yazdı ve ekin çemberleri yapan gerçek bir UFO gördüklerini söyledi. (L) Herhangi somut cisimler çekmişler mi? (AJ) Sadece ışıklar. Tabi bu üç yıla yayılan bir fenomen ve bu süreçte bu ekin çemberlerinin aynı yöntemle yapıldığının bir garantisi yok. Soru şu: bu çemberleri kim yaptı?
C: Bilinçli zihinlerinin bir başka seviyedeki “psişik” bir farkındalık itkisini mantıksallaştırmış olması, haklı oldukları anlamına gelmiyor.
S: (L) Yani bu şahısların meydana gelen şeyle ilgili olarak başka bir seviyede psişik bir etki veya farkındalık deneyimlediklerini, bu nedenle birşeyin ortaya çıkmak üzere olduğuna dair bir ipucu sezdiklerini ve sonra da buna dair mantıksal bir açıklama türetmeye çalıştıklarını söylüyorsunuz, öyle mi? Ve bu mantıksallaştırma doğru olabilir de, olmayabilir de. Yani o farkındalığı deneyimlemeleri ve sonra da gökte ışıklar görmeleri, o ışıkların mutlaka UFO olduğu anlamına gelmiyor...
C: Evet.
S: (AJ) Anlamıyorum. Bu ekin çemberleri mevcut sonuçta. Bunları yapan birşey var. Nedir o?
C: Düşünceler.
S: (BT) Gözlemciler mi, başkası mı?
C: 6. Yoğunluk.
S: (AJ) UFO’lar da mı düşüncelerle yapılıyor?
C: Herşey öyle.
S: (AJ) Ama biz bazı düşüncelere madde diyoruz. Örneğin bu fincan bir madde. Ve bu fincanı üreten bir
teknoloji var. Soru, bu ekin çemberlerinin yapımının ardında bir teknoloji olup olmadığı.
C: Düşündüğün anlamda yok.
S: (L) Sanırım buradaki problem, bu insanların ekin çemberleri yapılırken bazı ışıklar görmeleri neticesinde o çemberleri UFO’ların yaptığını ve o ışıkların UFO olduğunu varsaymaları. Mantıksallaştırma kısmı bu. (AJ)Uçan bir bumerang görmek, gökte bir ışık görmekle aynı şey değil mi? (L) Hayır. Benim gördüğüm uçan bumerang her ne kadar üst boyuta ait olsa da somut bir cisimdi. Bizim anladığımız şekliyle kaynağı somut cisimler olmayan ve sıradışı şeyler yapan ışıkların görülmesine dair pek çok olay var. (AJ) Anladım. Geçen hafta Fransız bilimci Joel Scherk’i araştırıyordum yine. Eylül 1979’da anti-çekim hakkında bir makale yazmış. Daha önce de zaman hakkında makaleler yazmış. 1980’de ölmüş. Şeker hastalığı deneyimlediği sırada kimse ona insülin vermemiş. Soru şu: Scherk’in ölümü “ayarlanmış” birşey miydi?
C: Evet, benzer pek çok durumda olduğu gibi. Beden kimyasallarının uzaktan dalgalarla manipüle
edilebildiğini aklınızda bulundurun!
----------------------------------------------------------------
S: (L) Başka sorusu olan ? Ben yoruldum. (A--) Ben son zamanlarda çılgın gibi sıkça ortaya çıkmaya başlayan hayvan şekilli ekin çemberlerini sormak istiyorum. Yani Anka Kuşu, Denizanası, Balıklar ve Yusufçuk gibi.Bunlar gerçekler mi ? [ç.n. yani gerçekten dünya dışı kaynaklar tarafından yapılıp yapılmadıklarını soruyor]
C: 6. Yoğunluk düşünceleri.
S: (S) Ben aralarından sadece balıklı olanın sahte olabileceğini [insanlar tarafından yapılmış] düşünmüştüm.
(A--) Size söylüyorum, bu sanki 6. Yoğunluktan seslenen David Attenborough gibi [ç.n. David
Attenborough: BBC' de doğal yaşam ve hayvanlar üzerine prıgramlar hazırlayan bir televizyoncu) (Joe)
Denizanası neyi sembolize ediyor, Medusa'yı mı ? (A--) Ya Yusufçuk ?
C: Ne kadar sembolik değil mi ? Ve aynı zamanda , uyumlanmış (frekansa) olanlara , tehditkar ve korkutucu olmayan bir yolla mesaj iletmenin bir yolu.
S: (L) Medusa, Yusufçuk. (A--) Balık. Anka. Üç Balık. (L) Üç balık mı ? (A--) Evet bir tanesinde 3 tane balık vardı. (L) Hatırlamıyor musunuz ? Osiris parçalara ayrılmıştı ve erkeklik organı bir nehire atılmıştı ve sonra da 3 tane balık tarafından yenmişti. (Joe) Aynısı Dick Cheney'in başına da gelecek mi ?
[Gülüşmeler]
C: Sen nasıl istersen!
S: (Gülüşmeler) (L) Tamam, iyi geceler demek istiyorum, çünkü çok bitkin düştüm.
C: İyi geceler Gracie. Hoşçakal.
--------------------------------------------------------------
S: (DD) Benim izlenimim de buydu. Spiral şeklindeydi. (S) Wau! (L) Yazdığınız herhangi bir soru var mı?(Allen) İnternette haklarında birşeyler okuduğumuz, ekin çemberleri yapan adamlara ne dersiniz? O
adamlardan herhangi biri gerçekten iddia ettikleri ekin çemberlerini yaptılar mı?
C: Bazıları, ama farkı anlayabilirsiniz.
S: (J) Çünkü onlar ekinlere zarar veriyorlar...
C: Ayrıca yeni ekin çemberlerini takip ediyor, onların yanında kendileri yapmış gibi poz veriyorlar. Onlara verilen görev bu.
S: (A---) Wau. (J) Yani sadece gürültü ve saptırma için oradalar.
C: Evet, öyle denebilir. Ve pek çok insan çok “saptırılabilir” durumda.
-------------------------------------------------------------------
Pekala, bir sonraki soru? (Andromeda) Neden birden Endonezya’da ekin çemberleri çıktı ortaya?
C: Dalga geliyor. Ekin çemberleri mutlak yıkımı yaşayacaklara sunulmuş bir lütuf. Neden İngiltere’de o kadar çok ekin çemberi çıktı ortaya sanıyorsun? Bu hediyeleri alanlar ve bunlardaki mesajları ciddiye almayanlar kendilerini ve soylarını lanetleyecekler.
S: (L) Birileri yıllardır onlara lütuflar sunuyor ve onlar bu lütufları tekrar tekrar reddettiler. Birilerini bulup ekin çemberlerinin sahtelerini yaptırdılar, alay ettiler... Evren bu insanlarla konuşuyor ve çiftçiler çıkıp bu mesajları siliyor...
C: Evet.
S: (L) Düşünebiliyor musun? Evren seninle konuşuyor ve senin tüm düşündüğün şey ekinin mahvolması!Bunu düşünmek bile ne kadar inanılmaz. (Ailen) Peki neden en çok diğer ülkelerde değil de İngiltere’de?
(L) Başka yerlerde de ortaya çıkıyorlar ama en çok İngiltere’de. İngiltere dünyanın finansal merkezi. Tüm gezegeni yönetenlerin tümünün geldiği yer. “Batı Medeniyeti” denen şeyin kendisi... Ve ne dediler? Bu onlara ve onların soylarına bir uyarı. Soyları nerede? Tüm gezegende!
C: Evet. Kesinlikle!
S: (Andromeda) Son zamanlarda deneyimlenen pek çok garipliğin nedeni, dünya genelinde perdenin
incelmesi mi?
C: Evet.
---------------------------------------------------------
S: (L) Onlar 5 km'ye 10 km demeye çalışırken, ben karıştırıp onu 500 yaptım. Onlar 5... falan demiştiler.
Bilmiyorum ne demişlerdi.Tamam, başka soracak sorusu olan? (Perceval) Ekin çemberleriyle ilgili bir soru var. (L) Evet, onu gördüm ama salakça bir soru olduğunu düşündüm. “Bu yılın ekin çemberleri neden bu kadar yavan?” (Perceval) Andromeda ısrar etti, ben de yazdım. (Gülüşme)
C: 6. yoğunluk meydandan çekilmeye başladı.
S: (L) “Meydandan çekilmek” derken neyi kastediyorsunuz?
C: Daha önce de belirttiğimiz gibi ekin çemberleri bir almanaktı. Yakında son sayfa çevrilecek
-----------------------------------------------------------

Virüsler ,bazen bir çeper ve DNA dan bir bölüm halindedir ve hatta DNA nın başlangıcında yer aldıklarını veya dünyada maddenin canlının organizmaya dönüşümünde üst yoğunluklardan "DNA" izi "kodon" taşımakta görevli olduklarını son celselerde de ve hatta burada da belirtildiğini görüyoruz, virüsler önemlidir anne karnında fetüsün korunmasında da görevlidirler ,ve ilh. anlaşılacak şudur ki virüsler öyle bizi grip falan yapıp kaçınılacak bela değil böyle son derece önemli görevler de alırlar,

İnsanlık bilim bağnazlığından kurtulup biraz derin düşünse o çöp DNA diye kaldırıp attıkları DNA bölümünün bir hazine bilgi deposu olduğunu anlayacaklar,
Düşünün ben bile DNA nın protein yapımında kullanılmayan "intron" bölge sayısı yardımı ile KH nın DNA mızda yaptıkları eksiltmelerin ne derece olduğunu "cinsiyet ve açlık"tan başka şey düşünemeyen insanın tanrısal gücünün esasta topyekün kendisinde olduğunu anlatmaya çalıştım, evveli takip edenler bilirler şimdi tekrara girmeyelim,ancak yeni okuyanlar için
https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=308&SearchTerms=intron,

Burada virüslerin özellikleri ve ekin çemberlerinin anlattıkları ile ilgili olduğundan bahsediliyor,
----------------------------------------------------------------

(L) Pekala Psyche ve benim üzerinde düşündüğümüz bir soru var. Virüsler hakkındaki kitabı okuduktan sonra, virüslerin bu gezegende milyonlarca, belki milyarlarca yıldır meydana gelen genetik manipülasyonun aracı olabileceklerini düşündük (başka yoğunluklardan bilinçli olarak gönderilen şeyler olarak).
C: Evet.
S: (L) Yani virüs boyutlar-arası bir tezahür mü?
C: Evet. Tezahür eden düşünceler! Bazı ekin çemberleriyle karşılaştırın!
S: (Psyche) Atlastaki bazı virüsler gerçekten de ekin çemberleri gibi görünüyor. [rüzgar sesi Ark’ın sorusunun duyulmasını zorlaştırıyor] (Ark) ...elbette virüs saf bir DNA gibi. (Psyche) Tipine bağlı olarak DNA veya RNA olabilir ve kendini korumak için genellikle bir kaplaması vardır. Çok çeşitli virüs türleri var; sadece bir parça genetik kod da olabilir. (Ark) Pekala, benim sorum, virüsün normal kuantum fiziğinde veya kuantum kimyasında tanımlanmayan bir özelliğe sahip belirli bir parçası olup olmadığı veya bunun gibi bilinmeyen ama virüsün tüm organizasyonunu ilgilendiren bir özelliğinin olup olmadığı.
C: Evet. Bilgi alanı madde topluyor.
S: (düşünce ve bilgi ile ilgili konuşmalar) (Belibaste) Bilgi farklı protein veya aminoasitlerin bir virüs
oluşturacak şekilde bir araya gelmesini mi yönetiyor? Virüsün materyalizasyonu?
C: Evet.
S: (Psyche) Bu çok ilginç çünkü “çöp” DNA’mızda kök hücrelerine ve kanser üreten hücrelere yakın
konumlarda virüs özellikleri tespit ettiler. Bu çok ilginç. (Perceval) Bu durumda DNA’mız düşüncenin
maddi bir tezahürü mü?
C: Aşağı yukarı!
S: (Perceval) Ama düşünürken herşeyi berbat ediyoruz. Düşünmeyi ve DNA’mızın tezahür edişine müdahale etmeyi bırakalım mı? (kahkahalar)



Edited by - Tgur on 02/01/2019 09:46:05
Go to Top of Page

Tgur


1394 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 13/01/2019 :  07:43:07  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle

FETİH DEĞİL ALGILAMA

Bu bölüme bir bakalım, olağan üstü bir algılama yeteneğimizin olması gerektiğine yakın önerilerle dolu,

İnsan dışı uygulamaların bizler üzerine olacağı etkilerde "doğa gereği" gibi tanımlamalarla giriyorlar ve ben burada önemli bir şeye bilincimizi oturtmaya zorlamalıyız veya anlamalıyız şeklinde düşünüyorum,belki ilerde açılır bir neticeye varırım,

---------------------------------------------------
S: Bulacağım ipuçlarına dayalı olarak bu sorunun cevabını çıkarabileceğimi ima ediyorsunuz sanırım. Whitley Strieber ve Art Bell’in bilgilerini aldığı kaynağın, dünyayı fethetmek ve ele geçirmek isteyen “insan-dışı” kaynaklar olduğunu söylediğiniz noktaya geri dönmek istiyorum. Art ve Whitley bu bilgi kaynağıyla olan bağlantılarının tam olarak farkında mı?
C: Alaşım dedik, “fetih” demedik.
S: Ama daha önce dünyadışı varlıkların zaman yolculuğu yoluyla insanlığı manipüle etme planından ve dünyayı ele geçirmek üzere bir altyapı hazırlıyor olmalarından bahsetmiştiniz. Yani bu öyle bir şekilde yapılacak ki, bunun olmakta olduğuna dair “dışarı” hiçbir işaret verilmeyecek, öyle mi?
C: Yakın.
S: Yani biz tam şu anda burada oturup konuştuğumuz sırada dünya yavaş yavaş ele geçiriliyor ve insanların çoğu bundan haberdar bile değil?
C: Onun gibi birşey...
S: İnsanlar herhangi bir noktada bunun farkına varacak mı? Uyanacaklar mı? Yoksa bu doğanın işleyiş biçimi mi?
C: Doğal süreçler.
S: Yani dünyadışılar daha önce belirttiğiniz şekilde hiçbir zaman gökyüzünde görünmeyecek; bir savaş olmayacak...
C: YAVAŞ!
S: Söylediğiniz şey bunu ima ediyor!
C: Hayır. Aceleyle hızlı ve paketlenmiş bir tanım almaya çalışıyorsun.
S: Bunun doğal bir süreç olduğunu söylüyorsunuz. Ele geçirilmekte olduğumuzu söylüyorsunuz. Bunun bir fetih olmadığını söylüyorsunuz. Ama yine de, bunun bir gele geçirme olmadığını söylemediniz, ki bu da sürecin bir parçası, öyle değil mi?
C: Buna evrim denebilir.
S: Gökyüzündeki savaşlar ve lazer ışınları kullanan uzay gemilerini içermeyen doğal süreçleri getiriyor bu insanın aklına...
C: Bu sürecin bu yönde kuralları olduğunu kim söylüyor?
S: Sizin söylediklerinizden çıkardıklarımı söylüyorum. Bunun tamamen doğal bir süreç olduğunu söylüyorsunuz. 4. yoğunluk varlıklarından bahsediyoruz....
C: Doğal süreçler önyargılarda mevcut olan sınırlarla sınırlanmaz.
S: Olaya şu şekilde yaklaşayım: Strieber ve Bell’in kitaplarının ardında olan varlıklar bir tür savaşta yer alacak olanlardan mı? Buradaki sorun şu ki, “fetih” kelimesini bunun dışında tuttunuz. (A) Sanırım fetih kavramının geçersiz olduğunu söylemelerinin temel nedeni, çoğu insan için bunun bir fetih olmaması. İnsanlar buna izin veriyor. Çoğu insan açısından bir fetih yok...
C: Bu da sürecin bir parçası, ama eğer denerseniz, programlanmış fikirlerinizi aşabileceğinizi biliyoruz. Fethin söz konusu olması veya olmaması bir fikir/algı meselesi.
S: Şunu netleştireyim: Strieber ve Bell’in kitabı KH dünyadışıların planlarına nasıl hizmet edecek?
C: Kitap değil, tasvir edilen olaylar.
S: Whitley ve Art bu bilgiyi yaymakla hepimize bir iyilik mi yapıyor yani? Bunun faydası mı oluyor?
C: Çok az fark ediyor.
S: Fark yaratabilecek herhangi birşey var mı? Veya buna gerek var mı?
C: En büyük resimde, hayır.
S: Yani bir fark yaratmak önemli değil, öyle mi?
C: Önemli olan ruh. Beden değil.
S: Yani en büyük resim bu. Şimdi resmi küçültelim. Fark yaratabilecek birşey var mı? Görünüşe göre en büyük resimde hiçbir şey fark yaratmıyor çünkü...
C: Bir zamanlar Kızılderililer de buna benzer sorular sormuştu!
S: Bu da konuyu Kızılderililere getiriyor. Şu anda onların pek çoklarının öğretmekte olduğu şeye göre dünyadışılar, Griler ve ilgili diğerleri iyi varlıklar. Bize öğretmek ve ilerlememize yardım etmek için buraya gelen “yıldız insanları”! Onlarla temas kurmanın, kaçırılmaların “iyi” birşey olduğunu vs vs söylüyorlar.
C: Hayır. Bozulmuş mesaj. İlk bazı temaslar BH varlıklarıylaydı.
S: Ve şimdi kafaları karışıyor, çünkü geçmiştekilerle aynı varlıklarla temas kurmakta olduklarını sanıyorlar, öyle mi?
C: Yakın.
S: Küçük mail grubumuzda meydana gelen ilginç bir yan etki var. Bu insanlar okumuş, son derece bilinçli insanlar. Ama bu insanlar farkındalıklarını arttırmak üzere materyalimizi okumaya başladığı zaman çok garip şeyler oluyor onlara. Bazıları ÇOK garip davranışlar sergiliyor!
C: Bunu zaten biliyorsun.
S: Genel olarak gruba verebileceğimiz herhangi bir tavsiye mesajınız var mı?
C: Tabi... BİLGİ KORUR, BİLGİSİZLİK/İHMAL TEHLİKE YARATIR!
S: Öyle görünüyor ki, insanlar bazı ipuçları elde etmeye başlayınca saldırılar artıyor ve durum çok moral bozucu bir hale geliyor. Sürecin bu aşamasını nasıl atlatabiliriz?
C: Kişi saldırıyı bilmeli, beklemeli ve sonra da saldırıyı etkisizleştirmeli. Bazı yazışmacılarınız fazla saf.
S: Başka herhangi bir tavsiye? Bazıları şu anda oldukça sağlam darbeler yiyor...
C: Konuya bu noktadan yaklaşabilirsin. Ve şu anda yorgunlaşıyorsun...

--------------------------------------------------------------

Alıntıyı tekrar incelediğimde "doğal süreç" kavramında ve sınırlı düşünme dışında bazı sonuçlara vardım ,

Takıntıda kalan ve bundan sıyrılmayı katiyen düşünmeyen hatta toplu felaketlerde bile sorgulama motorunu çalıştıramayan ve bildiğimiz gibi yüzde büyük kısmı organik portal olan insanlığın çabasız hali, onları dünya zamanı ile takriben 14 bin sene işleyen ve 4. yoğunluk teknolojisi ve kaçırılmalarla istenilen dayanıklı formlara dönüştürülmüş yer altında bekleyen hazır bedenlere intikalini de düşünmeden biatla kabul eden bir duruma sokacak ve KH ordusunun saflarında kalmaya devam edeceklerdir ,
Ama her zaman için BH yolunu seçme şansları da yok değil,
Monoteizm var inanmayanın katli vaciptir ,şiddete bulaşmaya hazır davranışları kabul edenler..

Bu yer altında hazırlanan bedenlerle ilgili 4 Mayıs 1996 celsesinde detaylı bilgiler vardı ilgilenenler inceler burada yer vermiyeceğim zira yakın zamanda aktarmış yorumlamıştık,

Diğer yandan BH adayı olmak için bilgisini arttırmaya çalışan veya bu hakkı kazanıp dünyada olup bu hallerinin farkında olanların enerjisel titreşimi ,bahis konusu olan o boyun eğenler yığınına katılmalarına mani olacaktır, zaten bu tip farkındalık kazanan bireylere KH artık dokunamamaktadır veya çok elzem gördüğünde müdahelede bulunmaya çalışmaktadır, böyle durumlarda da farkında bireyin frekansı ve dönüştürücü algılaması bu hallere kalkan olmaktadır, yani bilgi korumaktadır.

Durumu bu perspektiften görünce olaya biz de doğal gidiş demekten başka bir şey yapamıyacağız, zira zorla bir yerlere varılamaz bilgiyi alan değerlendirebilen yoluna devam edecektir.

Ayrıca yeraltında tünellerde ve özel mekanlarda yaşayanların büyük bir kısmının dünya savaşlarında öldü denilip tekrar dirilenlerin de olduğunu biliyoruz,

----------------------------------------------------

C: Vietnam MK'leri şu anda nerede sizce? (ç.n.: MK - Muharebede Kaybolmuş, MÖ - Muharebede Ölmüş)
S: (L) Bize söyleyeceğinizi umuyorum! (T) Bazıları... (TK) Kaçırıldılar mı? (T) Bazıları öyle kötü bir şekilde havaya uçtu ki bulunamadılar ve MK olarak kaydedildiler, çünkü bulamadıkları için onları MÖ olarak kaydedemezlerdi. Bazıları çeşitli şekillerde kaçtı... Bazıları uyuşturucu ticaretine girdi. (TK) Bazıları ortamı sevip orada kalmıştır. (T) Evet o da var, tahmin ediyorum bazıları ya kaçırıldı veya değiştirildi, gizli devlete girdi... (L) Bunların hepsi doğru mu?
C: Evet.
S: (T) O yüzden insanlara onların nerede olduklarını söyleyemiyorlar... (TK) Askeriye konusunda kalmamızı mı istiyorsunuz? (J) Kim bilir?
C: MÖ'ler apayrı bir konu!! MÖ'lerin sayısı kaçtı?
S: (T) 60.000 kişinin gerçekte kaçı öldürüldü? Kaç tanesi aslında ölmediği halde ölü olarak kaydedildi? ... (TK)
Gizli devlet görevlerine alınmış olabilirler... Oraya giden o kadar çok çeşit insan vardı ki, bazılarını derin devlet görevlerine almış olabilirler... (J) Evet doğru. (L) Pekala, onların şu anda nerede oldukları ve ne yapmakta oldukları konusuna bir ipucu verecek misiniz? Bazıları o yeraltı mekanlarında mı çalışıyor?
C: Evet... Evet... Evet.
S: (L) Demek o personel oradan geliyor... Başka bir hayata geçtiler.
C: Pek çok başka yer, zaman vs.
S: (TK) Tüm çağlarda savaşlar vardı. Kaç kişiden bahsediyoruz? (L) Burada ne tür bir rakamdan bahsediyoruz?
C: Hayalgücü merkeziniz bu gece düşük frekanslarda olduğu için, sanırız bunu bizim söylememiz gerekiyor,fakat etkiyi izlemek keyifli olur; başınıza bir ton tuğla düşmüş gibi...
S: (L) Evet söyleyin. Burada kaç kişiden bahsediyoruz?
C: 2. Dünya Savaşı'ndan 72.355 kişi hala yaşıyor... Nerede?
S: (L) Bu doğru rakam mı? (T) Durun bir dakika...
C: Evet.
S: (T) Bu, gizli devletin kaptığı insanların sayısı mı? (J) 2. Dünya savaşından. (SV) Kore'yi katmıyorlar... (TK) 40 milyon kişiden... (L) Frank, kaç kişiydi? (F) 2. Dünya Savaşı'nda toplam 70-80 milyon kişi vardı... (TK) Askeri zayiat... Sadece ABD ordusundan da bahsetmiyorz, savaşta öldürülmüş tüm insanlar... (T) 2. Dünya Savaşı'nda öldürülenlerden mi bahsediyorsunuz? (L) Hayır, okusana... (J) "2. Dünya Savaşı'ndan 72.355 kişi hala yaşıyor... Nerede?" (L) Hala yaşıyorlar! (T) Muharebede Öldürüldükleri varsayılıyor...
C: Evet.
S: (T) Ordunun tüm bölümlerinden.
C: Evet.
S: (TK) Bu insanlar yaşlanmıyor; hala ayaktalar ve eyleme hazırlar...
C: Aynen öyle dostlarım!!!
S: (J) Pekala bu sadece 2. Dünya Savaşı. (TK) Peki ya Kore, Vietnam vb... (L) Pekala, Kore'deki rakam nedir?
(TK) Ne fark eder ki? (L) O da doğru! (SV) Bilmek istiyoruz.
C: 6734.
S: (TK) Evet, orada o kadar çok asker kaybetmedik... (T) Kore'de çok fazla kayıp olmadı. (TK) Peki ya Körfez Savaşı?
C: Evet. 55.
S: (T) Kore'de dört yılda 55 bin zayiat vardı. Daha doğrusu 3 buçuk yıl. Yani bunların %10'undan biraz daha fazlası aslında ölmedi.
C: 23.469.
S: (l) Bu neydi? (J) Vietnam, bu Vietnam'dı.... (T) 66.000 kişiden 23.000'i...
C: Evet.
S: (T) ...hayatta mı?
C: Evet.
S: (T) O savaştan 23.000...
C: Bazıları beden klonlama ile ruh haznesi değişimi. [Kayıt kasedi diğer tarafına çevrildi; ilk birkaç cümle kaydedilemedi.]
S: (T) Gerçekten hızlı hareket ediyorlarmış. (J) Bu üç rakamda toplam 100.000 kişi oluyor. (T) Sadece üç savaş. Bunu sormadık. (TK) Sadece üç savaşın rakamı... (J) Ya 1. Dünya Savaşı, Körfez Savaşı... (TK) Körfez savaşında pek zayiat yoktu... (T) Yaklaşık bir düzine. (TK) Ama öbür tarafın vardı... (T) Evet biz yalnızca ABD'ninkini düşünüyoruz. Ya diğerleri? ... (J) Hiç tam rakamları açıkladılar mı? Bilmiyoruz. (TK) Şu anda gizli bir orduları var ve bu sadece basit bir ordu değil, elit bir ordu. Özel olarak göreve alındılar. (J) Bunu sormuştuk ve evet dediler! (T) Evet bu sadece bilinçsiz bir şekilde siperde silahıyla bekleyen bir ordu değil. Uzmanlar. (TK) CIA Vietnam'da sağdan ve soldan insanları kendi yanına çekiyordu. (J) Eminim öyledir. (T) Evet ve etrafta koşuşan bu ekiplerin pek çoğu resmiyette mevcut değil... (TK) Gizli operasyonlar gibi ya da her ne diyorlarsa. ... Bu Yeni Dünya Düzeni gelmek üzere. Bunu durdurmanın bir yolu yok galiba. (T) Hayır, durduramayız. (TK) Karşı saldırıya geçebilir ve kendi başına hayatta kalmaya çalışabilirsin ama Yeni Dünya Düzenini durdurmanın bir yolu yok. (T) Buna direnebilmenin tek yolu,"Hayatta kalan buğday sapı, rüzgarla birlikte eğilebilendir." diyen Lao Tsu veya her neyse, o Çinli savaş filozofunun söylediği. (TK) "Evet, ne dersen yapacağım!" (T) Bunu durdurmanın yolu yok. Çıkıp savaşmaktan bahseden insanlar savaşmayacak. Kazanamazlar. (F) Şu anda bile zaten saptırılıyorlar. ...(TK) Bu "Yeni Dünya Düzeni" konusunda ne yapılabilir, eğer yapılabilecek birşey varsa?

-------------------------------------------------
["(T) Buna direnebilmenin tek yolu,"Hayatta kalan buğday sapı, rüzgarla birlikte eğilebilendir." diyen Lao Tsu veya her neyse, o Çinli savaş filozofunun söylediği. (TK) "Evet, ne dersen yapacağım!" ]
---------------
Yorumdan bir kısmını aldım ,çünkü konuyu başka şekilde değerlendiriyorum evvela şimdi farkında olup olan biteni değerlendirenler bu yolu denemekteler "ne denirse yapacağım" yani ne kadar ilkellik davranışları varsa yaşadığımız anda görüyor buna karşı elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz yetişemediklerimize üç maymunu oynuyoruz ..

Bunu yaparken de peygamberliğe mi soyundu bu adam dedirtmemek için baştan "her söylenene inanma hatta benim anlattıklarıma dahi "aklını gönlünden özünden gelen ile devreye sok, alabildiğine düşün bilgileri karşılaştır, yoğur, ondan sonra değerlendir ikazını mutlaka yaparım ,ve gerçekten böyle olması lazım zira bu uğraşıları vaktiyle çok yaptım hala da bir yerlerde takıntılanmamaya dikkat etmekteyim,

Ayrıca frekansı çok düşüklere fark edebilirsem evrensel bilgi yahut bildiklerimizi anlatmaya başladığımda derhal son veririm ,4 BH adayı olmak istiyorsan kimsenin bilincine ilişme "oblomov" gibi olmak lazım bilgisini hatırlıyorum ve buna göre bir yerlerde yanlışta mıyım diye kendimi sorguluyorum,yani durmak mı lazım yoksa devam mı ,bence devam,zira bir yerlerde K.lar "ne yapacaksanız yapacaksınız, yapın" demekteler hatırlıyorum .
Diğer yandan baştaki celse alıntısında şu bölüm çok dikkat çekici,

-------------------------------------------------------

C: Bir zamanlar Kızılderililer de buna benzer sorular sormuştu!
S: Bu da konuyu Kızılderililere getiriyor. Şu anda onların pek çoklarının öğretmekte olduğu şeye göre dünyadışılar, Griler ve ilgili diğerleri iyi varlıklar. Bize öğretmek ve ilerlememize yardım etmek için buraya gelen “yıldız insanları”! Onlarla temas kurmanın, kaçırılmaların “iyi” birşey olduğunu vs vs söylüyorlar.
C: Hayır. Bozulmuş mesaj. İlk bazı temaslar BH varlıklarıylaydı.
S: Ve şimdi kafaları karışıyor, çünkü geçmiştekilerle aynı varlıklarla temas kurmakta olduklarını sanıyorlar, öyle mi?
-------------------------------------------------------------

Kanal ısınmasının bariz bir örneği , kanal yoluyla gelen her bilginin KH tarafından her zaman kullanılabilineceğini ve buna baştan muhatab olup kilitlenen ve anlatılanları masumane kabulle sorgulamayanların yanılmaya mahküm inançlarla karmakarışık bir zihin durumlarına girilebilineceği konusunda harika bir tesbit..

O zaman biz hangi bilgiye tutunacağız ,

Bir bilgiye tutunmak demek ve olanı biteni bu takıntılanmış bilgi bölümü ile değerlendirmek o durakta durmak demek ,bu durumda en ferahlatıcı bilgi ,var oluşun tümüyle olan ile birlikte oluştuğumuzu tam idrak etmek o zaman algılayıp yarattığınız her ortam ve alan sizin yürümekte olduğunuz yoldur bir yerlere tutunmanıza gerek yok ,yürüyün..

Bilgiyle sorgulama kriterleri artmış özsel algılamasını bu yönde değiştirebilmeyi becerebilenler gerçeğe doğru yol alacaklardır ,bu uğurda kat edilen yol, yolun yarısıdır..



Go to Top of Page

Tgur


1394 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 13/01/2019 :  08:25:11  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle

Bu çok yukarılardan bahisle konuyu içinden çıkılmaz ,erişilmez bir duruma getirdim diye endişelenince şu bölüm gözüme çarptı incelikli okuyunca ve düşününce biraz ferahladım, sonuçta asal sayılara ve ileri matematik bilgileri bölümüne gelip duruyoruz (kifayetsiz olduğumuz bölüm çünkü) bu şekilde daha çok yol almamız gerektiğini ve o erişilmesi imkansız görünen hedefi algılayınca ve yürümeye devam etmek gerektiği sonucuna varınca..

--------------------------------------------------------
C: Çift döngü.

S: (R) Çift döngü, kesinlikle. (MN) Çift sarmal mı? (R) Evet, çünkü bir döngü içinde. 3B parçasına bakarsan spiral değil, koni. (A) Doğru. (R) O şekilde spiral yaptığı için, eğer çözünürlüğü arttırırsan, tam bir koni olur. Şu şekilde hareket eder (el hareketleriyle gösteriyor). Denge nedeniyle o şekilde hareket ediyor. Çünkü diğer tarafta eşit bir enerji miktarı olması gerekiyor. (V) Enerjiyi kendi içinden mi üretiyor? (R) Evet, şöyle; eğer şu şekilde giden bir enerji paketi varsa ve bir sınırla karşılaşırsa, ya kendi basıncıyla şöyle katlanıp geri yaylanır, ya da ekstra boyutlardan ve sarmaldan yararlanabilir. Bir sicime bu hareketi yaptırdığında tek bir noktada olmuyor. Burada da aynı şey oluyor sanırım. Ama bunu nasıl bulacağız? 3. boyutta bu katlanmayla ilgili bir algoritma geliştirmemiz gerekiyor. (A) Evet. (V) Ya orada görmediğiniz birşey oluyorsa? Celsenin başında konuştuğumuz gibi? Perdeli olduğu için göremediğiniz birşeyler olabilir. Orada keşfedilmeyi bekleyen birşey olma olasılığı nedir? (R) Bunun ortaya çıkmasının tek olası nedeninin, dalganın bir sınıra çarpması olduğunu düşünüyorum. 3. boyut olarak bu her zaman bir olasılıktı zaten ama dalga bir sınıra çarpana kadar ortaya çıkmadı. Yani neticede bu sınır bir ek boyut yaratıyor. Her zaman oradaydı ama dalganın önüne bir sınır çıkana kadar görünmedi.
C: Bilinç enerjisi yönlendiricileri.

S: (R) Kesinlikle. Eğer dalga bir sınıra çarpıyorsa, eğer mekanik yasalarını izliyorsa, katlanacaktır, çünkü yasa böyle. Fakat eğer enerjiyle etkileşen bir bilinç varsa, şöyle diyebilir; “hey, bak, eğer katlanmazsan daha verimli oluyor. Eğer bu ek boyuttan yararlanırsan daha verimli. Çünkü eğer bu ek boyutu kullanıyorsan dalgadaki basınç daha az oluyor.” Ama o bilincin “hey, bak, yararlanabileceğin bu ek boyut var” demesi gerekiyor. Ve bundan nasıl yararlanılabileceğini söylemesi gerekiyor, çünkü katlanmaya başlaması için bir yön seçmesi gerekiyor. (B) Eğer bilincimiz 3. yoğunluğun parametrelerini belirliyorsa, dalganın her iki yanındaki sınırlar, 3. yoğunluğun bu ileri ve geri yöndeki sürekli döngüye neden olan dış parametrelerini temsil ediyor olabilir mi? Ve o bariyerlere sahip olmayan farklı bir yoğunlukta başka birşey yapıyor olabilir.
C: Frekans rezonans örtüsü.
S: (R) Evet, çok mantıklı. Yani yoğunluklar frekans rezonans örtüleri. Ve programımızda dalga ancak bir sınıra çarptığı zaman ilginç şeyler oluyor. Ve ekstra boyutu ortaya çıkarması için birinin dalgaya o ekstra boyuta katlanacağı yolu seçmede yardımcı olması gerekiyor. Eğer yoğunluklar frekans rezonans örtüleriyse, ki bunlar birer sınır teşkil ediyor, o enerji dalgaları onlar içinde rezonansa girebiliyor. Bu mantıklı. (JN) Sınır bilinç seviyesi mi? (R) Aynen. Bilinç enerjisi yönlendiricileri. Farkındalığın arttıkça, enerjiyi yönlendirmedeki olasılıkların artıyor. (J) Daha az sınır. (R) Seçebiliyorsun. (V) Birşeyin öyle olduğunu, çünkü bunun bir kanun olduğunu söylüyorsun, ama... (R) Evet, çünkü bunlar gördüğün parametreler, ama daha fazla farkındalığın oldukça daha fazla şey görüyorsun, daha fazla şey bulabiliyorsun, o zaman kaçabileceğin daha fazla boyutu bilebiliyorsun. İçinden çıkamadığımız bir kutuda olduğumuzu düşün. Farkındalığın arttıkça kutunun dışındaki bir başka boyutu görebiliyorsun. Bu söylediğim anlamlı mı?
C: Doğru yönde gidiyorsun...
S: (R) Bu biraz da mizahi, çünkü bilinçten enerji yönlendiricisi olarak söz ettiler ve doğru yönde gidiyoruz. Enerjiyi bilinçli bir şekilde doğru frekans rezonans örtüsüne doğru yönlendiriyoruz. (L) Neden bahsettiğini biliyor olman iyi. ...(R) Temel kavram şu; programımızdaki sınırlara benzer bir şekilde, yoğunluklar frekans rezonans örtülerini teşkil ediyor. Bir bilgisayar programında yoğunlukları modelledik. Enerji ileri geri hareket ediyor ve o enerjiden bilinçli bir şekilde yararlanmadıkça, ileri geri hareket etmekten başka bir işe yaramaz. Ama o enerjiyi yönlendirmeye başladığında, frekans örtüsünü aşacak şekilde yönlendirebiliyorsun. Örtünün sınırını yeniden belirliyorsun.
C: Asal sayılar kapıyı gösteriyor.



Go to Top of Page

Tgur


1394 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 18/01/2019 :  09:22:23  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
DENGE
Varoluşun ifadesindeki uçlardan kaçınmayı gerektiren ve olmak durumundaki görüntüyü cebirsel formülle izah etmeye çalışırsak eşitliğin iki tarafının aynı olmasını sağlayan ve böylece bilincin olanları kabulde rahatlama sağlayacağı en önemli unsurlardan biridir,bu yüzden varsayımlar ve arzulu düşünüşün sürüklediği tehlikeli noktalardan kaçınmak için bu öğeyi oldukça iyi tanımlayıp topyekün maddesel ve ruhsal yaşantımıza her an uygulayabilir duruma sokmamız lazım,empatiyi kullanmak en başta,

Bu nedenle K.lar neler söylemiş inceleyelim,

--------------------------------------------------------
S: (L) Kertişler gezegenimizin yönetimini devralmayı mı planlıyorlar?
C: Evet.
S: (L) Gemileriyle inip bunu açık bir şekilde yapmayı mı planlıyorlar?
C: Yakın.
S: (L) Kontrollerini sağlamak-güçlendirmek için karanlık enerji formları gibi varlıkların etkilerinden
yararlanıyorlar mı?
C: Evet.
S: (L) Başka hangi gruplarla işbirliği içindeler??
C: Oryonlular.
S: (L) Oryon/Kertiş grubunda kaç üye var?
C: 16.
S: (L) İyi adamlar kimler? Kasyopyalıların iyi adamlar olduğunu söylüyorsunuz. Başka kim var?
C: Pleyadesliler ve pek çok diğeri.
S: (L) Kaç tane?
C: 16.
S: (L) Taraflar eşit şekilde dengeli mi?
C: Evet.
-----------------------------------------------------------
Bu bölümdeki başlangıç celselerindeki Laura ve Frankın dengeli çalışmasını normal olarak görsek de Frankın bu olayda Lauranın psişik kayıtlarını açmasından sonra olaya başka denge unsurları sokulup daha fazla zarar verecek hali kapatılmış ,Frank uzaklaştırılmış ve K.bilgileri geneli onun verdiği zararlı olaylar için yüzde 72 lik bir oranda bilgi doğruluğunda kalmıştır ,alıntılardan ileri bölümlerde konu daha fala açılacaktır,
-------------------------------------------------------------
S: (L) Karmik 1. seviye süreç nedir?
C: Önemli kadersel ders veya görev.
S: (L) F--- ve benim şu anda yaşamakta olduğumuz olaylar varlık durumumuzda veya yaşamlarımızda bir değişim yaratmak...
C: Hafızalarınızı açmak için; psişik kayıt.
S: (L) Diğer yaşamlarımızda da bu deneyimleri yaşadık mı?
C: Evet.
S: (L) Bu görev kadersel bir görev mi?
C: Evet.
S: (L) Eğer biri bir görev yapma anlamında kaderini gerçekleştirme sürecindeyse, evren bu durumda da onun gereksinimlerini karşılama gücüne sahiptir, değil mi?
C: Evet.
S: (L) İkimiz de bu işe odaklanırken bundan mahrum kalmayacağız, değil mi?
C: Zorluklara rağmen ilerlemeye devam ederseniz.
S: (L) Yani şimdi yaptığımız herşey...
C: Ve birbirinizin girdilerini dengeli bir şekilde koordine edin.
---------------------------------------------------------
Bahsi geçen İsa olarak başlangıçta gösterilse de esasta Sezar bilgileri olarak düşünmeliyiz ,dengeli düşünüş üzerine doyurucu bir cevap olduğundan aldım,
------------------------------------------------------------
S: (L) İsa'nın etrafındaki insanlarla olan etkişimiyle ilgili yaptığınız yorumu açıklar mısınız?
C: Kişilerin faydalı enerjilerinin, pozitif veya negatif tarafa doğru dengesizleşmesinin deneyimlenmediği bir seviyeye eriştirilmesine yönelik kitlesel bir meditasyon biçimi.
--------------------------------------------------------------
Roswell olayındaki kazanın oluşundaki denge faktörü ilginç bir tanımlama
--------------------------------------------------------------
S: (L) Roswell'de bir uzay aracının kaza yapması iddiasıyla ilgili tartışmada, bu kazanın iyonizasyon nedeniyle meydana geldiği belirtilmişti. Bunu açıklayabilir misiniz?
C: O tanım, o anda atmosferde bulunan iyonlardan seken radar ışınlarının neden olduğu elektromanyetik
distürbansın, o aracın yerçekimsel dengeleme sistemine yaptığı etkiyi tanımlıyordu.
---------------------------------------------------------------
Kasyopya celse sistemindeki bilgi aktarımının özel bir karakteri,
-------------------------------------------------------------------
S: (L) Diğer bir aktarımda bilgi edinmek için her temas kuruşumuzda farklı bir varlıktan bilgi aldığımız
söylenmişti. Bunun nedeni nedir?
C: Denge ve eşitliğin oluşmasını ve verici ile alıcı arasındaki bu etkileşimde bilgi kaynaklarının taze olmasını temin etmek için.
--------------------------------------------------------------------
Göğüs kanseri ile ilgili hormonal dengesizlik ve kürtaj üzerine,
----------------------------------------------------------------------
S: (V) Janet Dailey isimli bir kadının konuşmasını dinlemiştim. Kürtaj geçiren kadınlarda göğüs kanseri
vakalarının daha fazla olduğunu ama düşük yapmanın aynı etkiyi yapmadığını söylüyor, bu doğru mu?
C: Evet. Ama ilk gebeliklerini ileri yaşlarda deneyimleyen kadınlarda da göğüs kanseri vakaları daha fazladır ve aynı şey hiç gebe kalmayan kadınlar için de geçerlidir.
S: (V) Kürtaj, göğüs kanseriyle sonuçlanan bir karma mı yaratıyor?
C: Göğüs kanseri hormonal dengesizlikler sonucu meydana gelir. Karma fiziksel deneyimlerle de
bağlantılıdır.
S: (L) Kürtajın karma yaratabileceğini mi söylüyorsunuz?
C: Elbette.
S: (V) Bu araştırmanın fonu Pro-Life hareketi taraftarlarınca mı sağlanıyor?
C: Kısmen.
S: (L) Sanırım V--- bu konuyla ilgili karması olup olmadığını sormak istiyor?
C: Evet.
S: (L) Bu konuyu halledemedi mi?
C: Hayır.
S: (L) Bill Baldwin kürtajın ciddi yapışık-ruh sorunlarına neden olduğunu söylüyor. Bu doğru mu?
C: Yarı-doğru.
S: (L) Bu sorunu yaşayan V--- ve diğerleri için bu tür karmadan kurtulmanın bir yolu var mı?
C: Evet.
S: (L) Söyleyebilir misiniz?
C: Söylersek öğrenmezsiniz.
-------------------------------------------------------------
Kafein ve sigaranın dengeleme özelliği ile ilgili o çarpıcı gerçekler ve ciğer kanserinin sebebi,
-------------------------------------------------------------
S: (L) F---'nin kafeine ihtiyacı var mı?
C: Ona bağlı.
S: (L) Onun için faydalı mı?
C: İster inanın ister inanmayın ama evet.
S: (L) V--- için iyi mi?
C: Evet. Düşünüşünüzü dengeliyor.
S: (L) Sigara içmek herhangi birimizin bedeni için zararlı mı?
C: Hafif seviyede olduğunda değil. Eğer zihin doğru moddaysa değil.
S: (L) Sigara içmek psişik yetenekleri olumlu etkiliyor mu?
C: Evet.
S: (L) Hükümetin sigara içimini azaltmaya yönelik programının ardında Kertenkeleler mi var?
C: Evet, çünkü bunun psişik yetenekleri arttırdığını biliyorlar.
S: (L) Peki sigara içmeye bağladıkları ciğer kanserine neden olan şey nedir?
C: Zihinsel koşullanma ve bunu beklemeye yönelik bilinçaltı programlaması.
S: (L) Yani bu, yalnızca bunun olabileceğine ve olması gerektiğine ikna olma durumunda meydana geliyor,öyle mi?
C: Doğru.
---------------------------------------------------------
Çok önemli bir dengeleme vurgusu,
---------------------------------------------------------
C: Soruyu yanıtlaman gerekiyor.
S: (L) Hangi soru? Quorum ve İlüminati sorusu mu?
C: Cevapladığında büyük bir coşku duyacaksın.
S: (L) Pekala. Bir karışım. Ama iki yarı.
C: Bir dairenin.
S: (L) Bu daireyi kim tasarladı?
C: Doğal frekans dalgası. Kavuşuma/birleşime yakın olan bazıları, mükemmel bir denge yaratmak için bu iki hizmet kalıbını, bu iki 'kampı' harmanlıyor.
S: (L) Pekala. Yani İlüminati'dekiler kendine hizmet yolunun üst seviyesindeler ve bir şekilde bu üst
seviyelere erişmiş olmaları, konumlarında bir değişim veya harmanlama meydana getirerek onların
başkalarına hizmete dair bazı farkındalıklara veya frekanslara erişmelerini sağlıyor, doğru mu?
C: Devat et.
S: (L) Tamam, Quorum'dakiler başkalarına hizmete odaklanıyorlar ve onlar da başkalarına hizmet ederken bazı kendine hizmetlerin başkalarına hizmet olduğunu anlıyorlar.
C: Yakın.
S: (L) Yani buradaki fikir, oraya hangi yönden ulaşmış olursan ol, her iki yolu harmanlamak, öyle mi?
C: Başkalarına hizmet, bu iki gerçekliğin mükemmel bir dengesini sağlıyor. Tam karşısındaki kendine hizmet ise büyük döngünün mükemmel bir dengede kapanmasını sağlıyor.
S: (L) Yani başkalarına hizmet yolunun varolabilmesi için kendine hizmet yolunun da olması şart, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Ve Quorum ve İlüminati'dekiler de...
C: Ortada harmanlanıyorlar.
S: (L) Işığın olabilmesi için karanlığın da olması gerekiyor, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Ve Kasyopyalıların olabilmesi için Kertişlerin de olması gerekiyor...
C: Yakın.
S: (L) Ve her iki grup da Masonik örgütlenmeler yoluyla gelişiyorlar...
C: Özgür-Masonluk, bu süreçlerin fizik düzlemdeki insan yansımaları.
S: (L) Pekala, çok teşekkür ediyoruz. Sanırım bu gecelik bu kadar.
C: İyi geceler.
----------------------------------------------------------------
Yukarıdaki alıntıyı tekrar vurgulayınca sanırım şu dörtlüğümü buraya tekrar koymam gerekir ,bu ilkel yaşamı sürdürürken dayanamadım,

Maximalde sonsuzluk varsa minimalde de sonsuzluk vardır
Yaşam bunu ortada bağlayandır
Dengede olmak ise
Maximaldekini alkışladığımız gibi minimaldekini yargılamamaktır

Bu arada böyle büyük laflar edip bol miktarda yaşadığımız ortamda kişileri yargıladığımızı da sık sık görebiliyoruz, KH den kurtulmak kolay değil..

-----------------------------------------------------------------
Bu denge hadisesini bilince tam oturtunca olan biteni daha sağlıklı puzzle boşluklarına yerleştirebiliyoruz ve bahsi geçen KH halimizin dengedeki yerini..
-----------------------------------------------------------------
S: (L) Tamam bu insanlar dünyadaydı, peki yapılan bu etki hepsini birden mi değiştirdi?
A: Işık dalgası yoluyla değiştirme.
S: (L) Işık dalgaları DNA'yı etkiliyor mu?
A: Evet.
S: (T) Peki bu ışık dalgalarının geldiği yer neydi?
A: Bizim merkezimiz.
S: (L) Sizin merkeziniz nedir?
A: Bizim alemimiz. Başkalarına hizmet alemi.
S: (L) Peki kertenkeleler Başkalarına Hizmet aleminden gelen ışınları nasıl kullandılar?
A: Gelişmiş bir teknoloji kullanarak ışık frekans dalgalarını değiştirdiler.
S: (L) Tüm bunlardan anladığım şey şu ki, sanki bir savaş olmuş ve siz kaybetmişsiniz...
A: Evet.
S: (L) Bu, Pleiades'lilerin bahsettiği savaş mı?
A: Evet.
S: (T) Konu değişmeden şunu sormak istiyorum, siz Kasyopyalılar mısınız?
A: Evet.
S: (T) Aynı zamanda Pleiades'liler misiniz?
A: Hayır.
S: (T) Pleiades'lilerle ilişkili misiniz?
A: Evet, diğerleri de öyle.
S: (T) Hepiniz ışık ailesi misiniz?
A: Evet, aynen öyle. Ödevini yapmışsın.
S: (T) Çalışıyorum. Yani geçmişte başka bir güç sizi yendi ve bizim üzerimizde değişiklikler yapmak için ışığın gücünü kullandı, bu doğru mu?
A: Evet. Şimdi şunu anlayın: Bunların hepsi doğal büyük döngünün parçası.
S: (L) Eğer bunların tümü bir doğal büyük döngünün parçası ise, eğer yanılıyorsam düzeltin, öyle görünüyor ki siz "iyi adamlar" ve diğer "kötü adamlar" tüm bunları eğlence olsun için yapıyorsunuz, öyle mi?
A: Hayır.
S: (L) Ama bunun doğal bir büyük döngünün parçası olduğunu söylüyorsunuz. Bu doğal büyük döngü,
aydınlık ile karanlık arasında sürekli bir etkileşim olmasını mı gerektiriyor?
A: Evet. Biz evrenin doğal denge sisteminin "ön cephesindeyiz". Yani, bir varlığın "Bir" ile tam birliğe
ulaşmasından hemen önce bulunduğu yer. 6'ncı seviye.
S: (L) 6'ncı seviyede olmaktan hoşlanıyor musunuz?
A: Siz 3'üncü seviyede olmaktan hoşlanıyor musunuz?
S: (L) Dürüst olmak gerekirse, hayır. (T) Evet sürekli daha yukarı çıkmak için çabalıyoruz. Yani 6'ncı seviyeden yukarıda başka seviyeler de mi var?
A: Evet, bir tane.
S: (L) O da, Bir'le birleşme mi?
A: Evet.
S: (T) Peki geçmişte diğer tarafla yaptığınız savaşta...
A: Devam ediyor.
S: (T) Yani bu savaş devam ediyor... Işığın gücünü geri kazandınız mı?
A: Biz hiç kaybetmedik, siz kaybettiniz.
S: (T) Anlıyorum. Sanırım karşımızdaki ana güç Kertenkeleler, tabii yanlarında başkaları da vardır...
A: Evet.
S: (T) Demek sizin ışığınızı değil bizimkini aldılar, öyle mi?
A: Zorlayarak olmadı. Şu anda onlarla yanyanasınız.
S: (T) Yani biz tüm evrende sürekli devam eden bir mücadeledeki savaşlardan bir tanesinin içindeyiz, öyle mi?
A: Evet. Denge doğaldır. Unutmayın, tüm bunlar büyük döngüdeki derslerden ibaret.
S: (L) Çok merak ediyorum... Siz ve Kertenkeleler savaştığınızda ne yapıyorsunuz? Yani, herhalde birbirinize silahlarla ateş etmiyorsunuzdur, tanklarınız falan yoktur...
A: 4'üncü seviyede olmadığınız için anlayamayacağınız kadar karmaşık.
S: (J) Savaştığınızda bizim bu savaşı algılamamızın herhangi bir yolu var mı?
A: Öncelikle: biz "savaşmayız." İkincisi: Evet; doğada meteoroloji ve dünyasal değişimler yoluyla
algılayabilirsiniz.
S: (T) Sizin onlarla karşı karşıya gelme biçiminiz atmosferdeki ve dünyadaki fiziksel değişimler şeklini mi alıyor?
A: Ve uzaydaki.
S: (T) O şekilde mi anlıyoruz? Yani ne kadar çok hareketlilik varsa o kadar çatışma mı oluyor?
A: Unutmayın, biz ışığız. Onlar ise karanlık. Her iki taraf da, gerçekliğin tüm seviyelerine yansıyan yüksek seviyeli düşünce formları.
S: (T) Yani bizim algılayabildiğimiz şeyler üçüncü yoğunluğa gelen şeyler oluyor ama eğer 4'üncü veya 5'inci veya 6'ncı seviyeye bakabiliyor olsaydık farklı şeyler görürdük, öyle mi?
A: Evet.
-----------------------------------------------------------
Önemli bir açıklama,
------------------------------------------------------------
S: (L) 6'ncı seviye Oryonlar ile 4'üncü seviye Kertişler arasında 5'inci seviye bir güç veya varlık var mı?
A: 5'inci seviye, her iki "taraf" için düşünme ve gözlem (contemplation) bölgesi.
S: (L) Yani düşünme ve gözlem bölgesinde bir etkinlik yok mu? (J) Mola yeri gibi mi?
A: Yakın. Dengeleyici.
S: (L) Işığın güçlerinin 3'üncü seviye bir temsilcisi var mı?
A: Evet.
S: (L) Onlar kim veya ne?
A: Sizin gezegeninizde yoklar.
S: (L) Peki kendi gezegenleri var mı?
A: Katrilyonlarca.

---------------------------------------------------------

Duygular ,maddi yaşamda her şey sanıp girmeye zorlandığımız cinsiyet ve açlık giderme üzerine bol vektörlerle dizayn edilmiş kimyasallarla da tetiklenen duygularımız ,onları dengede tutmak negatif duyguları da benimseyip kabul ederek ,ki etki ve tepkinin bir tezahürüdür bu,fiziğin yasalarına bakıp bu işin normal olduğunu kabul ederek aldandığımız duygular,basit bir ifade ile "taş altında kalırım da laf altında kalmam" diye davranış kalıbımızın olmaz olmazlarına soktuğumuz duygular,bakın nasıl kertişlerin etkisi ile bizim dengede sanarak kapıldığımız fenomenmişler,
---------------------------------------------------------

A: 4'üncü yoğunluk KH'leri (Kendine Hizmet varlıkları) negatif enerjiyle besleniyor.
S: (J) Yani elleri boş kalmış olacak. (T) Ama benim düşündüğüm şey... Benim doğal bir... Negatif enerjiyle besleniyorlar. İçime birşey koyuyorlar, 3'üncü yoğunluğa gelip bizimle uğraşıyorlar...
A: Evet.
S: (T) Ve daha da fazla negatif enerji elde etmiş oluyorlar.
A: Şimdi bir benzetme: Fişi olmayan bir lamba ne işe yarar?
S: (T) Fişi olmayan bir lamba mı? Anlamaya çalışıyorum ama bana biraz daha alan tanımanız lazım.
A: Ne?
S: (T) Eğer bir lambanın fişini çekersen artık ışık vermez. (L) Kertenkeleler lamba oluyor ve sen de güç
kaynağısın. Böylece onların fişini çekmiş olacaksın. (J) Kendi fişini çekmek. (T) Ben lambanın fişi miyim?
A: Hiç çalıştırılmayan bir motor ne işe yarar?
S: (J) Onların enerji kaynağı olma. Eğer negatif enerjiyle besleniyorlarsa, onları aç bırak.
A: Eğer kullanılmazlarsa, implantlar işe yaramaz.
S: (J) İmplantların çalışıp onlara istedikleri gıdayı aktarması için güç kaynağının açık olması gerekir. Güç kaynağı da negatif düşünce ve duygular. (T) Ama ben 3'üncü seviye bir varlığım. 3'üncü seviye bir varlığın bütün duygularına sahibim. Ve beni ben yapan şeylerden biri de bu. Dolayısıyla duygulardan birini kapatamam çünkü bu diğer duyguların dengesini bozar. Duygular da ışık ve karanlığa tıpatıp benziyor.
A: Hayır.
S: (T) Pozitif duygularım var ve negatif duygularım var; İkisi de beni ben yapıyor.
A: Eğer istersen, sadece pozitif duyguların olabilir.
S: (T) Eğer sadece pozitif duygularım olursa, ki güzel birşey olurdu herhalde, bu durum Kertişlerin algılayıcı cihazına nasıl bir etki yapardı?
A: Onları iptal eder.
S: (T) Yani bu cihazlar negatif frekanslara mı ayarlı?
A: Evet.
S: (T) Pozitif hisler implantları kapatıyor. Pozitif hisler duyarak algılayıcıları kapatırsam Kertenkeleler ne yapar?
A: Başka yere giderler.
S: (L) Peki ilk kez kapatıldığında bir süre için çabalarını arttıracaklarını, ama sonunda kişinin bunda kararlı olduğunu gördüklerinde uzaklaşacaklarını düşünmekte haklımıyım?
A: Aynen öyle.
S: (L) Yani ilk ipucunu gördüğünde duygularını kontrol etmeye başlaman gerekiyor. Yaşadığın herşeyi,
bunların hepsinin senin kendi yaratımının birer yansıması oluğunu ve senin mutlak iyiliğine hizmet
ettikleri kabulü ve bilgisi ile değerlendirmen gerekiyor. Tabii bir süre boyunca bir besin kaynağı olarak
seni tekrar kazanmak için belki on kat daha fazla çaba harcayacaklar ama bunu başaramadıklarını
gördüklerinde artık seninle uğraşmayı bırakacaklar, bu şekilde mi?
A: Sen ve F--- şu anda bunu deneyimliyorsunuz.
------------------------------------------------------------

Yukarıdaki alıntıyı daha değişik ifade edebilmek için ,bir başka kanal bilgisinden şöyle bir alıntı aktaracağım,
"ezilmişliğin gücü bunu anlayıp uygulayanlar için sevgi ,hoşgörü ve mükemmellik yaratır, anlamayanlarda ise şiddet ve zulümü ortaya çıkarır"

Bu anlatılanı iyi düşünün ve yorumlayın oldukça ilginç ,ben anladığım kadarı ile şu ifadeyi ortaya koydum,

Ezilmişliğin gücü nasıl uygulanır
Etkiye tepkiyi kaldırırsınız
Yolunu şaşıran davranış
Sevgiye doğru yol alır

Alttaki aktarım ise BH ve KH nın çok gerçekçi bir tarifi,
------------------------------------------------------------
S: (T) Hem BH'den hem de KH'den söz ediyorsunuz. Ama BH olmamız için öğrenmemiz gerektiğini
söylüyorsunuz. Bizim yapmamız gereken şeyle sizin yaptığınız şey arasında neden böyle bir fark var?
C: Bh dengedir çünkü kendinize diğerleri yoluyla hizmet edersiniz.
S: (T) BH olarak KH olduğunuzu söylüyorsunuz. Bu doğru mu?
C: Evet. Zaten yanıtlandı.
S: (T) Yani giden şey dolanıp geri mi geliyor?
C: Evet.
S: (T) BH, KH'nin amacına mı hizmet ediyor?
C: Hayır. BH dengedir. KH dengesizliktir.
S: (T) Eğer KH dengesizlikse BH olma yoluyla nasıl KH olabiliyorsunuz?
C: BH dışa doğru akar ve kök noktası dahil tüm noktalara dokunur, KH ise içe doğru akar ve yalnızca kök noktasına dokunur.
S: (T) Önceki celselerin kayıtlarından okuduğum kadarıyla BH olarak KH olduklarını söylüyorlar. (L)
Başkalarına hizmet etme yoluyla kendilerine hizmet ediyorlar. (T) Bunu mu kastediyorlar? (L) Evet. (T)
Bizim yapmamız gereken şey de bu mu? Yani diğerlerine hizmet ederek kendimize hizmet etmek? Evet!
Çünkü giden dolanıp geri geliyor. Diğerlerine hizmet edersen sen de hizmet görüyorsun. (F) Çünkü
kendine hizmet edersen, aynı şekilde kendine hizmet eden sonsuz sayıda başka birey de olabilir. (T) Yani enerji alışverişi olmaz, grup sinerjisi olmaz. (F) Herşey içe doğru hareket eder. (T) Paylaşım yok, gelişim yok, hiçbirşey yok. (F) Bağlantı kurma yok. (T) Evet, öğrenme yok. (L) KH bakımından, tabii alakalı olabilir de olmayabilir de ama, Kara Deliğin özelliğini söyleyebilir misiniz?
C: Büyük ölçekli KH.
S: (L) Yani bir varlık öylesine yüksek bir kendine hizmet seviyesine çıkıyor ki, resmen kendi içine doğru
patlıyor, öyle mi?
C: Yakın bir benzetme.
S: (T) Yoksa bütün bir KH medeniyeti mi?
C: Hayır.
S: (L) Belki de bir medeniyet bunu yapamaz çünkü medeniyet birlikte çalışmayı ima ediyor. Tek bir varlık olması gerekir.
C: Kara Delikler KH Özgür İrade bilinç yapısının doğal birer yansımasıdır. Dikkat ederseniz Kara delikler, spiral enerji güçlerinin merkezinde bulunurlar, diğer herşey dışarı doğru yayılır.
S: (L) "Spiral" enerji güçleri dediniz, ve dalganın da bir spiral olduğunu söylemiştiniz. Bu dalganın
merkezinde de bir kara delik mi var?
C: Hayır.
S: (L) Dışa yayılım gösteren bir dalga mı?
C: Yaratılıştaki herşey budur: yayılan bir dalga.
S: (L) Kara deliğin emdiği enerji nereye gidiyor?
C: Mutlak yokluğa.
S: (L) Peki eğer bir kara delik sürekli içine birşeyler almaya devam ederse sonunda tüm varoluşu emip
bitirmesi mümkün olabilir mi?
C: Hayır.
S: (L) Neden?
C: Evren herşeyi kapsar. Kara delikler ise tüm KH enerjilerinin son durağıdır.
S: (F) Yani bu, biz veya KH olarak tanımlanan herhangi birinin, o yolda kalmaya devam etmesi durumunda en sonunda varacağı yerin bir Kara Delik olacağı anlamına mı geliyor?
C: Yakın.
S: (L) Çok hoş. Peki "mutlak yokluğa" giden enerjiye ne oluyor?
C: Mutlak yokluk, mutlak varlığı dengeliyor. Mutlak varlığın ne olduğunu tahmin edin.
S: (L) Bir tür dengeleyici güç mü?
C: "Tanrı."
S: (T) Pleiades Öğretileri'nde bahsedildiği şekliyle Baş Yaratıcı'dan mı bahsediyoruz?
C: Evet, Baş Yaratıcı.
S: (T) Baş Yaratıcı ile "Tanrı" arasındaki fark nedir?
C: Yok. Varolduğunuz sürece Baş Yaratıcı'nın bir parçasısınız.
S: (L) O halde Kara Deliklere giden şey Baş Yaratıcı'nın bir parçası olmuyor?
C: Doğru.
S: (L) Baş Yaratıcı kendisinin bir parçasını nasıl kaybedilir?
C: Baş Yaratıcı birşey "kaybetmez."
S: (L) Peki var iken Kara Deliğe gittiği için yok olan şeyler?
C: Yansıma olarak 1'inci seviyede tekrar üretilir.
S: (L) Yani Kara Deliğe giden enerji diğer taraftan çıkıyor mu?
C: Hayır.
S: (L) Primal atom gibi birşey mi oluyor?
C: Hayır.
S: (T) Tekrar döngüye mi giriyor?
C: Hayır. Yok olanın yerine yansıma olarak primal atomlar üretiliyor.
S: (T) Pozitif veya negatif enerji ürettiğimizde, diğer seviyelerde bu enerjiyle beslenen varlıklar var, bu doğru mu?
C: Evet.
S: (T) Tamam, ve Kertişlerin negatif enerjiyle beslendiklerini söylemiştiniz?
C: Evet.
S: (T) Peki pozitif enerjiyle kim besleniyor?
C: Siz.
S: (T) Pozitif enerjiyle nasıl besleniyoruz?
C: Bir'le yani 7'nci seviyeyle birliğe doğru ilerliyorsunuz.
S: (L) Diğer bir deyişle başka birine yakıt sağlamak yerine kendi yakıtını üretiyorsun. (T) Siz 6'ncı
seviyedesiniz, siz neyle besleniyorsunuz?
C: Yanlış kavram. Biz diğerlerine veriyoruz ve diğer BH'lerden alıyoruz. Birbirimizi besliyoruz.
S: (T) Yani birbirinizi besleyerek ilerliyorsunuz ama KH yolundakiler birbirlerini beslemiyorlar ve bu yüzden başkalarıyla beslenmeleri gerekiyor. (T) Şu anda bizimle konuşuyorsunuz. Bu BH mi?
C:Evet.
S: (T) Kanal için de enerji sağlıyoruz, size de enerji veriyor muyuz?
C: Hayır.
S: (T) Programın gerisinde kalıyorsun T---. (L) Bizden ne istiyorsunuz?
C: Saf BH iken birşey istemeyiz. Geldik çünkü SİZ istediniz. Diğerleriyle paylaşana kadar bu da KH.
S: (L) Yani bu bilgileri paylaşmamız gerekiyor, öyle mi?
C: Size kalmış, bu bir özgür irade seçimi.
S: (L) Bu bigilyi paylaşmamız bizim için risk yaratır mı?
C: Bir seviyede, ama herşeyde bir "risk" vardır.
S: (T) Bir sorum var: bizimle ilgili o şirin küçük sözleri ve deyişleri nereden alıyorsunuz?
C: İnsan realitesine erişim yoluyla.
----------------------------------------------------
Fazla uzatmadan dengeye dair başka enteresan alıntıları daha sonra vermek üzere şimdilik kesiyorum.


Edited by - Tgur on 19/01/2019 13:14:05
Go to Top of Page

Tgur


1394 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 19/01/2019 :  13:41:01  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle

Böyle düzeltme yapınca sitenin doğal tarihsel akışına zarar veriyorum sıkıntısı oldukça rahatsızlık veriyor,başkasının hakkına müdahele gibi geliyor bana ,
Bozadi dostumuz bu düzeltmeleri yaparken tarihsel akışı bozmayacak bir sistemden bahsetmişti tarif ederse memnun olacağım..

Go to Top of Page

bozadi


10346 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 19/01/2019 :  15:44:22  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Dengeyle ilgili alıntılar için teşekkürler Tgur.

Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen Tgur

Böyle düzeltme yapınca sitenin doğal tarihsel akışına zarar veriyorum sıkıntısı oldukça rahatsızlık veriyor,başkasının hakkına müdahele gibi geliyor bana ,
Bozadi dostumuz bu düzeltmeleri yaparken tarihsel akışı bozmayacak bir sistemden bahsetmişti tarif ederse memnun olacağım..
Bu özellik (mesaj içeriğinde değişikliğin mesaj altında ve ana sayfada bildirilmemesi maalesef yalnızca forum yöneticisi statüsünde bir seçenek olarak çıkıyor Tgur. Bence bu konuda hiç endişe etme lütfen. Akışın bozulduğunu, herhangi birşeyin zarar gördüğünü hiç sanmıyorum kendi bakış açımdan :)
Go to Top of Page

Tgur


1394 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 19/01/2019 :  17:42:50  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Sağol kıymetli kardeşim beni rahatlattın..

Edited by - Tgur on 19/01/2019 17:50:49
Go to Top of Page

Tgur


1394 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 29/01/2019 :  09:24:38  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
DENGE KONUSUNA DEVAM (2)
Yoğunluklardaki BH ve KH nın durumu ve asılda neler oluyor sorusuna cevap verecek açıklayıcı bir malümat kesidi,

---------------------------------------------------------
S:(TR) Bitkiler 1'inci seviye varlıklarla örneğin kayalar, sular vb ile beslendiğinde, 1'inci yoğunluk acı
hissediyor mu?
C: Bu husus üzerinde durmamız gereksiz. Bu konuyu irdeledik.
S:(TR) Yani bir bitki besin aldığında... (L) Bitki minerallerle aynı yoğunlukta, yani bu şey gibi... (TR) İki ayrı varlık birleşiyor gibi mi? (V) Jeffrey Dahmer gibi... [Gülüşme] ... (LM) Mineraller suda çözünüyor ve sonra bitki tarafından emiliyor, bunda ne acı olabilir?
C: Subjektif, LM.
S:(L) Belki örneğin fosfatın suda çözünmesi, onun için bir nevi ölümdür...
C: Yakın. Yalnızca 3'üncü seviyede algıladığınızda ve varolan tek algının bu olduğunu düşündüğünüzde
kendinizi sınırlandırıyorsunuz.
S:(L) Yani diğer bir deyişle, 4'üncü seviye anlayış üzerinde çalışırken 1'inci, 2'inci ve 3'üncü seviyeyi de
algılayabilmeliyiz, öyle mi?
C: Hayır. 4'üncü, 5'inci ve 6'ncı üzerinde çalışın.
S:(L) Altımızda ne olduğunu anlama egzersizi olarak 1'inci ve 2'inci yoğunluk seviyelerini de anlamak faydalı olmaz mı?
C: Her zaman yükselmeye çalışın.
S:(V) Gelişen ruhlar olarak 1'inci ve 2'nci seviye çalışmalarımızı zaten tamamlamadık mı?
C: Evet.
S:(V) Geri adım atmaya gerek yok. (TR) 4'üncü seviyedeki Kertişleri kim yiyor?
C: Kimse. 4'üncü seviye, KH'nin tam ifadesinin mümkün olduğu son yoğunluktur.
S:(TR) Yani 5'inci ve 6'ncı seviyedeki varlıklar saf enerjiyle besleniyorlar.
C: Evet.
S:(TR) 4'üncü seviye tam KH için son aşama. Peki "düşünme ve değerlendirme" seviyesi olarak tanımladığınız 5'inci seviyede7ki bir KH varlığının durumu nedir?
C: 1'inci, 2'inci, 3'üncü ve 4'üncü seviyenin ruhları, enkarnasyonları arasında 5'e gider.
S:(T) Yani 4'üncü seviyedeki varlıklar, bir sonraki enkarnasyonları için 4'e dönmeden önce 5'inci seviyeye gidiyor?
C: Aynen.
S:(T) Bu yüzden düşünme ve değerlendirme seviyesi olarak isimlendiriliyor. Gidip yaptığın şeyler hakkında düşünüyorsun. (TR) Peki ya 6'ncı yoğunluktaki ruhlar? (L) 6'ncı yoğunluk KH varlıkları var mı?
C: 6'ya ulaştığında artık 5'e kadar olan döngüye girmezsin.
S:(L) Peki 6'ncı yoğunlukta bir KH deneyimi var mı? 6'ncı seviye Oryonlar gibi?
C: Bunlar yalnızca bireylerin yansımalarıdır, birleşik varlıklar değil. Bu yansımalar denge için vardır. Bunlar bütün birer varlık değildir, sadece düşünce formlarıdır.
S:(L) 6'ncı seviye varlıkları İncil'de Eyüp'ün hikayesinde Lusifer'in Tanrı'nın önüne gelişi gibi bir araya gelmiş melekleri mi ifade ediyor?
C: Evet.
S:(L) Yani 6'ncı yoğunlukta KH ve BH var ve birbirlerini dengeliyorlar?
C: Dengeye yönelik bir yansıma.
S:(L) Bunda bir herhangi bir hiyerarşi var mı? Bu varlıklar bir çeşit "Büyük Konsey"in önüne gelip planlar yapıp tartışıyor, kararlar verip bunları uyguluyorlar mı?
C: Hayır.
S:(L) Peki nasıl oluyor? Herşey enerjilerin doğal bir etkileşimiyle mi meydana geliyor?
C: Evet.
S:(V) Biz 3'üncü yoğunluktayız ve siz bizimle çalışıyorsunuz ve biz 4'üncü yoğunluğa geçmeye çalışıyoruz ve siz de 6'ıncı yoğunluktan 7'nciye geçmeye mi çalışıyorsunuz?
C: Evet.
S:(TR) Bize yardım etmeniz, 7'nci yoğunluğa ulaşmanıza yardımcı oluyor mu? (V) Tıpkı sizin bizimle çalışmanız gibi, daha yüksek yoğunluklarda olup sizinle çalışan başka varlıklar var mı?
C: Hayır, 7'ye hepimiz birlikte ulaşıyoruz.
S:(L) Diğer bir deyişle, siz bizi yukarı çıkarmaya çalışıyorsunuz ve herkes de yukarı çıkıyor ve tüm parçalar tekrar bir araya geldiğinde hepimiz 7'ye gidiyoruz öyle mi?
C: Evet.
S:(TR) Bize yardım etme amacınız bu mu?
C: Bu doğal bir süreç.
S:(TR) 6'ncı yoğunluğa ulaştığımızda bizim işlevimiz, tıpkı sizin şu anda yapmakta olduğunuz gibi 3'üncü yoğunluktakilere yardım etmek mi olacak?
C: Evet. Biz gelecekteki siziz.
S:(TR) Ruhların yüzde elliden fazlası 6'ya ulaştığında ve 7'ye geçmeye hazırlandığında, geri kalanların hepsi de otomatik olarak 7'ye mi geçecek?
C: Doğru kavram değil. 3'üncü yoğunluk "Yılan Kardeşliği" ilhamlı matematiksel hesaplama ve fikirleri kullanıyorsun.
S:(J) Yani bu işin yüzdesi yok. (TR) Yani her bir ruhun oraya ulaşması gerek. (V) 3'üncü yoğunluk matematiğini uygulayamayacağımız kadar yüksek değil bu bence. (TR) Çoğunluk diyelim.
C: Hayır. Hala 3'üncü yoğunluk matematiğini kullanıyorsunuz.
S:(L) Pekala, 7'nci yoğunluğa kesin geçişin ölçütleri nedir?
C: Derslerin tamamlanması.
S:(J) Evet. (TR) Tüm ruhlar 7'nci yoğunluğa geçtiğinde tüm ruhlar tek bir ruh haline mi gelecek?
C: Yakın.
S:(TR) O yüzden herkesin gelmesi gerek, çünkü hepimiz 7'nci yoğunlukta bir olacağız. (D) O zaman oyunu değiştirip tekrar ilgi çekici hale getirmek için ne yapmamız gerekecek?
C: Birşey "yapmak" zorunda değiliz, yaptık, yapacağız, yapıyoruz

---------------------------------------------------------------
4 .yoğunluk hali nasıl olur merak edip anlamaya çalıştığımız bir konu,aşağıda biraz tartışmalarla açılan bilgiler var ve en önemlisi arzulu düşünce dışında olabilmek,

Kendimce bir test uyguladım
Mesela bu aktardıklarımı okuyan olsun ve anlasın diye düşüncemi bir doğrultuya yöneltirsem "arzulu düşünce "oluyor kaçınmalıyım ve şöyle düşünebilmeyi gerçekliğime oturtmalıyım,
Okusunlar veya okumasınlar bu hususta çıkardıkları düşünsel netice sonuçta evren için faydalı bir denge unsuru olabilir,

Okuyan ve kendince farkındalık yapısına olumlu katkılar yapabilene bir şey diyemeyiz bu olumlu bir olaydır diğer yandan okumayıp hatta niye böyle işgüzarlık yapıyorlar diye içten yargılayanın da evrene faydası olur çıkardığı bu düşünsel bölüm sonuçta benim aşırılıklara kaçmamı önleyecek bir denge hali doğuracaktır ,en azından bu faaliyetimi daha önemli ve genele daha uygun konular üzerinde yoğunlaşmamı sağlayacak şekle sokacak veya bu işi artık kesmem gerekir düşüncesi üretmeme sebep olacaktır.

Kesin inancım ,her bireyin düşünsel özelliği mutlaka olan bitene etki eder..

--------------------------------------------------------------
C: Evet. Anlayın, bu alanda daha fazla ilerleme kaydetmedikçe size 4'üncü yoğunluk hayatının ayrıntılarını yeterince açıklayamayız.
S:(L) Pekala millet, 4'üncü yoğunluk hayatını nasıl birşey olarak hayal ediyoruz? (TR) Önce birşey sormak istiyorum.
C: Serbest çağrışım.
S:(TR) Gördüğü bu enerji kaynağı ille de bir varlık değil, 4'üncü yoğunluktan herhangi bir enerji de olabilir değil mi?
C: Bu sorunun yanıtı, 4'üncü seviye gerçekliğini daha iyi anlamanıza bağlı.
S:(L) Tam şu anda ensemde neden bir sıkıştırılma hissediyorum?
C: Öğrenme çakranı açıyoruz.
S:(TR) Şimdi mi başladı? (L) Ou, evet. Ensemin kökünden bir pense ile tutuluyormuşum gibi hissediyorum.Pekala, 4'üncü yoğunluk neye benziyor... Rüya durumuna benzediği söylenebilir mi? Birşey düşünür düşünmez veya üzerinde odaklanır odaklanmaz o oluyor veya gerçekleşiyor?
C: Devam et.
S:(L) Örneğin suyun üzerindeki bir botun içinde olmayı istediysen, kendini bir botun içinde buluyorsun, hem de şu andakinden daha gerçek gelen bir okyanusun üzerinde. Çünkü suyun üzerindeki güneş ışığı
parıltılarına kadar tüm beklentilerine yanıt veriyor.
C: Uzaklaşıyorsun.
S:(L) Uzaklaşıyor muyum?
C: Evet. Neden bir bota ihtiyaç duyuyorsun?
S:(L) Bu fantazideki fikir bir botta olmaktı. (TR) Ama bu bir fantazi değil. (L) Gerçeklik. Tamam. Yani diğer bir deyişle 4'üncü yoğunluk düşüncelerinin hemen gerçeğe dönüştüğü bir yoğunluk. Örneğin kendini bir kuledeki bir prenses olarak düşünürsen hemen bir şato ortaya çıkar ve sende bir kulede olursun ve eğer saçının yere kadar uzamasını istersen saçın da hemen yere kadar uzar.
C: Bunlar 5'inci seviyede olan şeyler.
S:(L) Pekala, yani orayla 3'üncü yoğunluk arasında birşey.
C: Devam et.
S:(TR) 3'üncü yoğunluğa çok benziyor ama bir yönüyle mi farklı?
C: Hayır.
S:(TR) Geçiş vakti geldiğinde bir 3'üncü ve bir de 4'üncü seviye dünya olacağını ve bazılarının 3'üncü yoğunluk dünyasında bazılarının da 4'üncü yoğunluk dünyasında olacağını söylemiştiniz.
C: Üzerinde düşünmeniz için bir olasılık.
S:(L) Pekala, şimdi kısa bir mola verelim... [mola] Tamam, sanırım tartışmamızı bizimle birlikte dinlediniz ve JR'nin okuduğu makalede 4'üncü yoğun deneyiminin, arzulu düşünmenin en yüksek seviyesi olduğu söyleniyordu. Yani arzuyla düşünme gerçekliğe dönüşüyor... (J) Yoksa makalenin sadece belirli bir kısmı üzerinde mi odaklandık?
C: Yakın. KH.
S:(L) Yani BH arzulu düşünüşü...
C: BH arzulu düşünmez.
S:(L) Peki BH nasıl düşünür? (TR) Sorumlu bir şekilde... (L) [ense kökünde şiddetli bir sıkıştırıcı etki deneyimleyerek] Aman Tanrım! Siz oradakiler vücuduma garip şeyler yapıyorsunuz...
C: Yardımcı ve dengeli. Arzular tamamen KH'dir.
S:(L) Yani mevcut deneyimin kabulü, yani olan şeylerin oluşuna izin vermek ve bunlara dengeli ve yardım niyetiyle yaklaşmak, 4'üncü yoğunluktaki BH tepkisi veya deneyimi oluyor, öyle mi?
C: Yakın.
S:(L) Ve bundan dolayı penceremde gördüğüm gibi geçen şeyleri görmek ve bunlara esas olarak açık,meraklı ve izin verici bir şekilde bakmak bir BH tepkisi oluyor, doğru mu?
C: Belki.
S:(T) Nasıl bir merak olduğuna bağlı. (TR) Kertişler de 4'üncü yoğunlukta dolanıyor ama onlar BH değil, değil mi?
C: Doğru.
S:(TR) Ve onlar BH gibi yardımcı, sorumlu davranmıyorlar...
C: Doğru.
S:(TR) Demek 4'üncü yoğunlukta her iki tür de olabiliyor?
C: Evet.
S:(TR) Daha uygun olanı BH türü düşünme mi?
C: Evet.
S:(TR) Ama oraya gittiğinde kararına göre KH düşünüş şekli de mevcut, öyle mi?
C: Evet.
S:(TR) Ama bu 6'ncı yoğunluğa ilerleme yeteneğini sınırlandırıyor?
C: Evet.
S:(TR) 4'üncü yoğunluktayken KH'yi seçersen, daha sonra BH'ye geçebilir misin?
C: Evet.
S:(TR) Yani ikisi arasında istediğin kadar fikir değişikliği yapabilirsin, bu tamamen özgür irade, öyle mi?
C: Eğer 4'üncü seviyede KH'den BH'ye geçersen, KH'ye geri dönmezsin.
S:(TR) 4'üncü yoğunlukta eğer bir kez KH olmuşsan öyle kalman mı gerekiyor? (L) Hayır. (J) Eğer 4'üncü yoğunlukta KH'den BH'ye geçersen KH'ye geri dönmüyorsun, BH'de kalıyorsun, doğru mu? (TR) Ben de onu kastediyorum, bir kez BH'ye geçmeye karar verince orada kalıyorsun çünkü artık KH'ye geri dönme isteğin kalmıyor, öyle mi?
C: Evet.
S:(TR) Yani seçeneğin olmaması meselesi değil, sadece kendin KH'ye geri dönmek istemiyorsun?
C: Evet.
S:(TR) 4'üncü yoğunluğa çıkarsan ve Kertenkelelerin yaptığı şeyleri yaparsan ve sonunda bundan sıkılırsan veya farklı bakmaya başlarsan veya aydınlanırsan, BH'ye geçiyorsun ve orada kalmak istiyorsun, öyle mi?
C: Açık.
S:(TR) BH'den KH'ye geçilebilir mi? Biliyorum, geçilemeyeceğini söylediniz ama sadece geçmek istemediğin için mi?
C: Doğal faktörler bunu engeller.
--------------------------------------------------------
Bunun ardında şu bilgi de var,
-----------------------------------------------------------
C: Şimdi sizin için bir blok-yıkıcı: Tam BH profiline ulaşan 3'üncü yoğunluk varlıkları otomatik olarak anında 4'üncü seviyeye geçer!
S:(TR) Bir anda yok mu olurlar? Bunu yapan insanlar oldu mu?
C: Evet.
S:(F) Evet, bunu duymuştum. (TR) Her zaman bir sürü insan kayboluyor. (L) Ama bunun o kadar çok olduğunu sanmıyorum... (F) Ama olmuş. (J) Bazen insanlar kayboluyor ve bir daha onlardan hiçbir haber alamıyorsun. (F) Ani bir ışığın gelmesiyle insanların aniden ortadan kaybolması gibi olaylar var; aniden bir ışık ortaya çıkıyor ve puf! (TR) Kendi kendine yanma olayları gibi... (F) Hayır... (J) Kendi kendine yanma gibi değil çünkü o durumda beden kalıntıları duruyor. (F) Bir grup insan birlikte otururken aniden çok şiddetli bir ışık meydana geliyor ve kişilerden biri kayboluyor. (L) Bir daha ortaya çıkmıyor mu? (F) Hiç!(TR) Bunu sormak istiyorum, daha önce sorulduysa biri beni durdursun, tam BH profili nedir? (L) Kendine tamamen ilgisizlik.
C: Evet.
S:(L) Yani kendin için, kendini tatmin için hiçbir yapmıyor ve düşünmüyorsun. Bunu sürekli olarak başkaları için yapıyorsun. (TR) Lanet olsun, o zaman daha çok işim var... (Koro) Hepimizin var! (J) Gandi tam BH miydi?
C: Hayır.
S:(L) Rahibe Terasa?
C: Hayır. Politik aldanmalar.
----------------------------------------------------------
Dengenin madde ve anti maddede olduğuna dair ,bu denge izahları sonucunda yaşadığımız her olayı belli bir eşitlemeye sokmalıyız,yani aşırı mutlu isek mutsuzluğu da tadabiliriz demek ,tabii bu durumu her mutlulukta aklımıza getirirsek bir nevi paranoyaya düşmüş oluruz,işte bu esnada ileri bilgi imdada yetişir ve şu paradigmalarla konuyu değerlendirebiliriz,

*Şu anda mutlu ve rahat isek belki eski enkarnasyonlarda çektiğimiz acıların dengesini yaşıyoruzdur,
*Veya bu yaşamımızdaki eski acılarımızın dengesini yaşıyoruzdur,
*Bu yaşamda çekebileceğimiz bazı acılar derslerimizin tamamlanmasına sebep olacaktır ,eksikliklerimiz vardır,
*İyi kötü arasındaki değerlendirme ve düşünceyi değiştirebilme yeteneği kazanmamız gerek veya kazanmışsak başımıza gelen belayı "bardağın yarısı dolu" sistemi ile düşüncemize katabiliriz,
*Ruhsal ilerleme için kendimize bir tık sıkıntı çekmiş olabiliriz atlattığımızda ruhsal bir gelişme sağlamış olacağızdır,
*Çekeceğimiz acı belki bizi başka bir yola yönlendirecektir bu da çizdiğimiz kadere uygun bir yoldur,
*Her şeyin sonlu olduğu bilincinde isek bunun da bir an gelip biteceğini biteviye devam etmeyeceğinin anlayışı ile ümidi devreye sokmayı öğrenmekteyiz belki,

Görüldüğü gibi bir olaya bin netice..

------------------------------------------------------------
S: (RS) Üçüncü seviyeden bakıldığında, evrende eşit miktarda madde ve anti-madde olduğu doğru mu?
C: Evet, diğer seviyeler için de geçerli.
S: (RS) O halde evrendeki toplam zaman sıfır?
C: Evet.
S: (RS) Bu inanılmaz!
C: Yalnız, daha az basınç Roger! [Roger sakinleşiyor.] ... Teşekkürler. Şimdi, unutma, en önemli kavram denge. Denge nasıl elde edilir?
S: (L) Her neyden bir tane varsa, onun zıddından da bir tane var. (RS) Madde ve anti-madde. Yani, eğer madde zamanın bu doğrultusunda akıyorsa, anti-madde de karşı yönde akıyor. Birbirlerini dengeliyorlar.
(J) BH ve KH. Her ikisinin de olması gerekiyor. Evrenin toplam zamanının sıfır olması da bununla ilgili. Eğer biz bu yönde ilerliyorsak, başka bir galaksideki başkaları da öbür yönde ilerliyor olabilir. Toplamı ise sıfır.
C: Galaksi değil, boyut.
S: (RS) Evet. Başka bir seviye. Hep üçüncü seviye düşünüyorum!
C: Artık değil! [Gülüşme]
-----------------------------------------------------------------

İllüzyon deyip anlatılmaya çalışılanın biraz açılımını ve her şeyin bilinçle ilgili olduğunu ve bu bilincin 7 seviye olmakla ilgili olduğunu ve şu kısıtlı halimizle bunu öğrenebileceğimiz bir "teknoloji" ile olduğunu ve şimdilik ip ucunu sonra verecekleri daha doğrusu şahsen bu teknolojinin ne olduğu hakkında düşünerek bir yere varamadığımız tıkandığımız bölüm,
--------------------------------------------------------------------

S: (T) İlüzyon, bağlantının olmadığının düşünülmesi. Üçüncü yoğunlukta... (L) Buldum! (T) Sakın bir anda yok olayım deme! [Gülüşme] (L) Aradığımız bağlantı, bilincin madde oluşu.
C: Yakın. Peki ya aynı zamanda tam tersine ne dersin?
S: (L) Ve aynı zamanda herşeyin tersi. Işık ile çekim, optik ile atomik parçalar, madde ile antimadde... Bir sonraki seviyeyi anlamak için herşeyi ters çevir... Bu kadar kolay olamaz. (J) Bir saniye, çekim eşittir ışık,atomik parçacıklar eşittir optik, anti-madde eşittir madde mi? Hepsi dengeyle ilgili. (L) Ve sonuç her
zaman sıfır.
C: Ve sıfır da sonsuzluk.
S: (L) Yani diyorsunuz ki, buradaki ilüzyon, arada ayrım olduğunun sanılması. Arada fark yok, aynılar, öyle mi?
C: Evet.
S: (T) Mekan/zamanda sıçramalar yoluyla gideceğin yere hemen varabilirsin. (L) Veya bunu tersine çevirecek olursak anlayabiliriz ki, bizimle örneğin Alfa Sentauri arasında hiçbir mesafe yok. Mesafe ilüzyonunu yaratan şey, algının sapması.
C: Şimdi tüm ihtiyacınız olan şey "teknoloji."
S: (T) Teknoloji şu anda geliştiriliyor. (J) Teknoloji muhtemelen zaten geliştiriliyordu. Sadece gizleniyor.
C: Evet.
S: (L) Bu etkileşimin önemli sonuçları olacağına dair garip bir his duyuyorum.
C: Evet.
S: (L) Bir ipucu?
C: Verebiliriz, ama daha sonra.
S: (T) Bunlar önemli sonuçlar mı?
C: Evet.
S: (L) Bu akşam için söylemek istediğiniz herhangi başka bir şey var mı? (T) Kendimize aktarmamız gereken başka bir şey var mı?
C: Hayır.
--------------------------------------------------------------

Yukarıda bahsettiğim tıkanıklığı açmaya çalışılan ancak sonuçta sadece çözdürmeyip bir yönteme doğru iten bölüm,

------------------------------------------------------------------
S: (L) Herhangi bir KH varlıklığının, bizimle doğrudan temas haline olmadığı halde bizde fiziksel veya zihinsel veya duygusal sorunlara neden olma yeteneği var mı?
C: Elbette.
S: (L) Bu nasıl yapılıyor?
C: Çeşitli yöntemler kullanılıyor.
S: (L) En sık kullanılan yöntemleri tanımlayabilir misiniz?
C: Bu uygulanabilir bir soru değil.
S: (L) Nasıl yani?
C: Matematiksel hesaplama yoluyla belirlenebilecek bir sıklık yok.
S: (L) Yani herhangi bir anda herhangi ve tüm yöntemler kullanılabilir, öyle mi?
C: Doğru.
S: (L) Bunun nasıl yapıldığıyla ilgili bir veya iki örnek verebilir misiniz?
C: Pek çok yöntem var: çok yüksek frekans düzeyindeki ses dalgası manipülasyonları bunlardan biridir.
S: (L) Bu çok yüksek ses frekanslarındaki ses dalgaları ne yapıyor?
C: Beyin dahil olmak üzere bireyin bedenindeki kimyasal dengeleri değiştirebilir. Bu kimyasal dengesizlikler yoluyla sıkıntı yaratılır.
S: (L) Bu çok yüksek frekanslı ses dalgaları, belirli telkinler taşır mı?
C: Mesajlar yüksek frekanslı ses dalgalarında taşınmaz. Şu anda tamamen farklı bir yöntemden bahsediyorsun.
S: (L) Bize bu yöntemi tanımlayabilir misiniz?
C: Bu sizin için çok karmaşık ve yorucu olur, ve zihinsel kapasitelerinizin algılayabilecenin ötesinde bir
yöntem daha var.
S: (L) O yöntem nedir?
C: Bu sizin algılayabileceğiniz bir bilgi olmadığı için yeterli bir yanıt olasılığı yok.
S: (L) Anlamıyorum. Algılama yeteneğimizin ötesinde bir yöntem daha olduğunu söylüyorsunuz ve...
C: Doğru. Eğer algılayamazsanız nasıl kavrayabilirsiniz?
S: (L) Belki anlamamıza yardımcı olursanız algılayabilir ve kavrayabiliriz.
C: Bununla ilgili en iyi benzetme, iki yaşındaki bir çocuğa yüksek matematiği anlatmaya çalışmak olur. Bu mümkün mü?
S: (L) Çok akıllı bir çocuksa, belki.
C: Peki iki yaşındaki bir çocuğa ileri matematiği doğru bir şekilde öğretmek mümkün olur muydu?
S: (L) Eğer iki yaşındaki çocuk çok parlaksa.
C: Şimdi duruma geçersiz koşullar ekliyorsun.
S: (L) Şunu sorayım: eğer tartışılabilir birşey değilse, algılanamaz ve açıklanamaz birşeyi neden belirtiyorsunuz?
C: En azından belirtilebiliyor, değil mi?
S: (L) Peki bunu nasıl belirtelim?
C: Aynen verildiği gibi.
S: (L) Eğer neyden bahsettiğimizi bilmiyorsak, bunu nasıl ifade edebiliriz?
C: Aynen açıklandığı gibi. Sizin algılayamadığınız bir yöntem daha var. Bunu bu şekilde belirtmek mümkün değil mi?
S: (L) Eğer belirtmekten kastettiğiniz şey sadece algılamadığımız bir yöntem daha olduğunu yazmaktan ibaretse...
C: Aynen.
S: (L) Diğerleri gelip soracak: "Nedir o?" Ve bizim vereceğimiz bir yanıtımız olmayacak. Ne olabileceği ile ilgili yaklaşık bir tahminimiz bile olmayacak. Ve bu hiç tatmin edici bir durum değil.
C: Öyle mi? Peki ya bir zamanlar sadece soru olan diğer tüm yanıtlar?
S: (L) Onlar çok daha tatmin edici, çünkü bilgi haline geldiler.
C: Bilgi haline nasıl geldiler?
S: (L) Yanıtlanarak.
C: Yanıtlanmadan önce neydiler?
S: (L) Soru.
C: Doğru.
S: (L) Şimdi sorumuz şu: Diğer yöntem nedir?
C: Sizin için algılanabilir değil.
S: (L) Algılanamazlığının nedenleri nedir?
C: Bu da algılayamadıklarınız içinde. Bunun kendi kendinize incelemeye başlamanız gereken bir soru olduğunu anlamıyor musunuz? Bunu ancak bu şekilde, yani bir tohum ekerek, ve sonunda yanıta ulaşana
kadar onu takip ederek yapabilirsiniz. Fakat yanıta ulaşmanız için, soruyla yanıt arasında çeşitli bilgilere ihtiyacınız var fakat şu andaki koşullar, bu ara bilgilerin verilmesi için uygun değil.
-------------------------------------------------------------------

Tamoxifen hormonunun siyah ırkın beyaz topluluğu içinde agresifliğini izah eden ancak milyon yıl kadar bulundukları bölgenin şartlarında yaşamaları için gerekli olan özelliği anlatılıyor, tamoxifen hanımların meme kanserinde kullanılan bir ilaçtır aynı zamanda sanırım siyah ırk hanımlarında meme kanseri daha az görülüyor ama beyaz ırkla beraber yaşadıkları ortamda metamorfozik olarak vücutta bulunan miktarları azalmıştır onun için bütün siyahi kadınlarda bunun böyle olduğunu söyleyemeyiz,

------------------------------------------------------------------
C: Bu, ırklar arasındaki fiziksel farklılıklar ve beden kimyası farklılıkları konusunu ön plana çıkarıyor ve bu,üçüncü yoğunluk varlık seviyesinde yeterince keşfedilememiş bir konudur. Örneğin sizin deyişinizle farklı "ırklar", bedenlerinde farklı kimyasal özelliklere sahiptir. Değil mi?
S: (L) Sanırım bu muhtemel.
C: Eğer buradan bir sonraki adıma geçersek, belki bir ırkın beyin kimyası veya kan kimyası, o ırkın duygularını, en azından alışık olduğunuz sosyal ortamda anti-sosyal davranış göstermeye neden olacak
şekilde değiştirebilir. Ve bu, belirli bir ırkın bireylerinin, başka bir ırkın bireylerinden daha fazla suç işlemesinin nedenlerinden biri olabilir.
S: (L) Bu durumla ilişkili herhangi belirli kimyasallar var mı?
C: Tumoxifen.
S: (L) O nedir?
C: Hipofiz tarafından salgılanan bir hormon. Siyah olarak tanımladığınız ırkın bireylerinde bu hormonun yüksek yoğunlukta bulunduğunu göreceksiniz.
S: (L) Peki bu hormon bir bireyi bu yüksek frekanslı ses dalgalarına ve antisosyal davranış göstermeye karşı nasıl daha yatkın hale getiriyor?
C: Bu, bazı hususları atlayan bir soru ama bu soruyu yanıtlamanın en iyi yolu şu ki, bu hormon yüksek miktarda olduğunda, ve kişinin agresif yanı önplana çıktığında, tehlike seviyesine ulaştırmak için kişinin kimyasında çok fazla değişiklik yapılmasına gerek olmaz. Dolayısıyla, siyah ırktan olanlarda agresif veya antisosyal davranışlar daha kolay bir şekilde gerçekleştirilebilir.
S: (L) Beyaz, ispanik, veya doğulu ırkların bireylerinde de doğuştan veya sonradan bu hormonun yüksek miktarda bulunması mümkün mü?
C: Soru şu mu: "Siyah ırk dışındaki ırkların bu hormona yüksek miktarda sahip olan bireyleri var mı?" Her bir bireysel durum farklıdır. Önemli olan, yapıyı oluşturan ortalamalardır.
S: (L) Yani genel anlamda bu bizim "suç hormonu" diyebileceğimiz hormon, öyle mi?
C: Kesinlikle onlardan biri. Ama agresif davranış mutlaka suç davranışı anlamına gelmez.
S: (L) Doğru. Siyahlarda agresif davranışın genellikle suça çevrilmesine neden olan şey nedir?
C: Bu soru bu şekilde sorulduğunda yanıtlanamaz. Lütfen daha basit, temel bir soru sor.
S: (L) Keltik kökenli bireyler tarihsel olarak ve bariz bir şekilde oldukça agresifler, ama agresyonlarının sonucunda suç işleme oranları daha düşük. Bu neden böyle?
C: Elbette birden fazla yanıtı var. Herkesin kimyasal yapısı doğal ortamına dayalıdır. Siyah ırk, kökenleri olan coğrafyada binlerce, hatta milyonlarca yıldır yaşamış oldukları için, tumoxifen'in daha yüksek miktarda bulunmasının, o ortamda hayatta kalma için gerekli olduğu düşünülebilir. O ortamdan uzaklaştırılıp tamamen farklı bir kimyasal denge gerektiren bir ortama getirildiklerinde, bu hormonun yüksek miktarda olması, belirli bir veya iki türde agresif davranışın meydana gelmesine neden olabilir. Diğer ırk veya kültürlerin bireyleri çeşitli beyin kimyasallarını arttıran veya değiştiren herhangi uyarıcılara maruz kaldığında ise, bu durum ilgili toplumda daha kabul edilebilir olan davranışlara dönüştürülebilen cinste farklı bir agresif davranışın meydana gelmesine neden olabilir.
S: (L) Bu agresyonu veya suç hormonunu düşürmek veya başka davranışlara dönüştürmek için kimyasal olarak yapılabilecek herhangi birşey var mı?
C: Bu oldukça karmaşık bir soru çünkü beyin kimyasına yapılacak herhangi bir müdahale, şu anki gelişim seviyenizde karanlığa ateş etmeye benzetilebilecek bir durumdur, çünkü konuyla ilişkili hususların tümünü bilmiyorsunuz. Dolayısıyla, bu soru bu şekilde sorulduğunda yeterli bir şekilde yanıtlanması çok zordur.
------------------------------------------------------------------
5 ten 7 e doğru dualitenin olmadığı bunun yanında o takılıp da (ben tabii) ibraniler,yehowa ve başka hususlar hakkında dengeyle toparlanan ilginç bir bölüm,bir özet gibi,
---------------------------------------------------------------------
S: (L) İbraniler ayrı bir ırksal bir grup mu veya geçmişte öyle miydiler?
C: Öyle sayılmaz.
S: (L) İbrani Halkının kökeni nedir?
C: Genetik inşa.
S: (L) Bu genetik inşayı kim yaptı?
C: Tahmin edin.
S: (L) Atlantisliler mi?
C: O kadar basit değil.
S: (L) Kertişler mi?
C: Ortak çalışmaya ne dersiniz?
S: (RC) Siryuslular ve Pleyadesliler mi?
C: Uzaklaşıyorsunuz.
S: (L) Oryon Birliği mi?
C: Evet, ama Komuta Zinciri'ni de katın. Size eşlik eden 2'inci yoğunluk varlıklarını kontrol altında tutma biçiminiz.
S: (L) Pleyades'te gerçekten canlıların yaşadığı gezegenler var mı?
C: Evet.
S: (RC) Peki Siryuslular?
C: Evet.
S: (L) Pekala, İbranileri Oryonlar yarattı. Bu genetik türün yaratılma amacı neydi?
C: Manipülasyon.
S: (L) Yahweh kimdi?
C: Sahte öğretmen.
S: (RC) Yehova kimdi?
C: Önceki yanıttakinin farklı bir isimlendirmesi.
S: (L) Peki İbrani genetik manipülasyonunun istenen sonucu neydi?
C: Güvensizlik ve düşmanlık yoluyla kölelik ve savaşların yaratılması ve böylece daha fazla kontrol.
S: (RC) Tetragramaton hangi ismin bir kodu...
C: Ayrıca 3'üncü yoğunluktan 4'üncüye yenilenen ve güçlendirilen "besin aktarımı."
S: (RC) Tetragramaton, Eski Ahit'te Tanrı'nın adının bir kodu. Bu kod kimi veya neyi temsil ediyor?
C: Eski metinlerin aldatıcılıklarına yakalanmamaya dikkat et, ama "Ben O'yum" anlamında kullanılıyor.
S: (RC) "Ben O'yum." Araştırmalarıma göre bu aynı zamanda "İsis"in bir diğer adı. Zecharia Sitchin'in bahsettiği "doğum tanrıçaları" hakkında soralım. (L) "Doğum tanrıçaları" diye birşey var mı?
C: Ağır olun, daha şimdi ne tavsiyede bulunduk???
S: (RC) Eski metinlerin aldatıcılıklarına yakalanmama mı? (L) Daha önce bunu sormuştuk ve bunun, eskilerin genetik deneyleri tanımlama yollarından biri olduğunu söylediler. (RC) Pekala, İbranice cinsiyet tanımlayıcıları bakımından oldukça spesifik bir dil. Eski Ahit'te Tanrı'nın adları arasında hem erkek, hem de dişil ifadeler var. Neden?
C: Neden olmasın? Birşey işe yarıyorsa, kullanırsın.
S: (L) "Ben O'yum" dişi bir güç mü?
C: Cinsiyet sınıflamalarına takılmış görünüyorsun canım. Bu anlaşılabilir birşey, ama bir açıklama için kendini hazırla, çünkü başka yol yok gibi görünüyor. 5'ten 7'ye kadarki yoğunluk seviyelerinde düalite/ikilik yoktur. "Tanrı Gücü" 7'nci yoğunluktan "aşağı doğru" yayılır ve tüm yoğunluklara işler. Düaliteyle ilgili hiçbir sınıflama tanımaz, çünkü mükemmel bir şekilde harmanlanmıştır ve bu nedenle sürekli dengededir.
S: (RC) Ama orijinal metinlerde cinsiyet tanımları var?
C: Doğru, ama orijinal metinler de yanıltıcı nitelikte.
---------------------------------------------------------------
Fazla uzun olmasın kaygısıyla yine burada kesiyorum bu denge konusu devam edecek ,



Edited by - Tgur on 29/01/2019 10:55:03
Go to Top of Page

beyrutkapı


468 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 29/01/2019 :  14:35:22  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Teşekkürler sevgili tgur. Kendi küçük çalışmam içinde, ra bilgilerini bitirdim ve plaides öğretileri birinci kitaptayim. Bundan sonra en başından tekrar celselere başlayacağım. Fakat kasyopya celselerine tekrar başlamadan geçen sürede bu sayfadan senin celselerle ilgili aktarımlarini okuyorum. İnsan bu bilgi kaynaklarında daha önce fark etmediği hususları şaşkınlıkla fark edebiliyor. Tekrar teşekkürler sevgili tgur.
Go to Top of Page

Tgur


1394 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 29/01/2019 :  17:04:14  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle

İltifatına teşekkürler sevgili kardeşim,
Aktarımları yaparken aralara oturttuğum yorumlar benim varsayımlarımdır yanılmalar olabilir,lütfen olursa sizin yorumlarınızla da kıymetlidir, böylece ağ çalışması ile bir oluşa bin netice zenginliği bilgiyi mükemmelleştirir,bu da hepimize faydadır..

Go to Top of Page
Sayfa: Toplam Sayfa 42  Mesaj Sonraki Konu  
Önceki Sayfa | Sonraki Sayfa
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Forum Seç:
Başkalarına Hizmet Forumu © Celse veya diğer içerikleri farklı ortamlarda paylaşırken lütfen kaynak belirtiniz Yukarıya git
Snitz Forums 2000

Design by Sizinsayfaniz.com

Bu sayfa 1,66 saniyede oluşturuldu.