Başkalarına Hizmet Forumu
Başkalarına Hizmet Forumu
Ana Sayfa | Bilgilerim | Kayıt Yaptır | Aktif Konular | Forum Üyeleri | Site içi Arama
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni Hatırla
Şifre hatırlatma servisi

  Forum
 Kanal Bilgileri
 Kanal Bilgileri
 Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Önceki Sayfa | Sonraki Sayfa
Yazar  Mesaj Sonraki Konu
Sayfa: Toplam Sayfa 42

Tgur


1394 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 13/04/2019 :  08:16:11  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
GERÇEĞİN DEĞİŞKENLİĞİ

Kanal bilgileri üzerinde bilgi alıp objektif bir bilgi kümesine yaslanabilmek için daha doğrusu objektif bir inanç sistemine geçebilmek için bilinçsel süzmemizin olması, bilinçsel süzme için ise var sayım nedir ne değildir üzerinde bir fikir sahibi olmak gerekir,

Varsayımlar genelde arzulu düşünce ve beklenti ihtiva eden fikir kümeleridir aramak için hazırladığımız soruda kendi gerçekliğimize doğru daha doğrusu 3 B nitelikte bir bilgi isteme özelliği varsa bu varsayımlıdır,

Mesela "kıyamet ne zaman kopacak" veya "dalga dediğinizle ne zaman buluşacağız"şeklinde bir soru gerçeğe etkisi olan bir çok faktörün olduğunu bilmeyen bir bilincin sorusudur,

Genellikle bana başvurup spiritüel bilgilere doğru alaka gösterenlere şu yolları öneririm,çoğunlukla bu konuda kendini arayışa yöneltmişler çeşitli kanal bilgileriyle ilgilenmişler daha doyurucu bilgilere ulaşmak ister durumdadırlar,

*Evvela siteye kayıt olunuz
*Bilgileri , yazılanları üstün körü inceleyiniz
*Gerçekten istiyorsanız ,kitaplıkta mevcut olan şu kitaplara sırayla başlayın ama sırayı kaçırmayın ,

RUHLARIN YOLCULUĞU-PLEİADES BİLGİLERİ -RA BİLGİLERİ-KASYOPYA BİLGİLERİ

K.lara kadar geldiklerinde bazen bir tükenmişlik hissederler zira lisan biraz serttir ve kişiyi araştırmaya sevk eder ,RA da da biraz öyledir, ve ayrıca aşağıda da belirtildiği gibi ön yargıların bu yoğunlukta yaşayanlar için bol olduğudur ,bunun sebebi kanımca hepimizin KH karakter bazında oluşumuzdur,zira uğraştığımızda yani herhangi bir yeni aşama bilgisi geldiğinde değerlendireceğimiz sorular başlangıçta da belirttiğim gibi açıkça olmasa da zihnimizde "bu bilgi bana ne kazandırır ne kaybettirir"cevabı üzerinedir bu nedenle anlamak istediğimiz konularda bu etken vardır ve dolayısiyle varsayım ihtiva ederler, bunun için K.lar özellikle soru soranları varsayım ihtiva etmeyen soru sormaya doğru eğitirler ve düzelme olmazsa cevap vermezler,
-------------------------------------------------------
S: (L) Tamam, SV ve ben tüm geçmiş ceslelerimiz üzerinde bir araştırma yaptık ve diğer insanlar celselere düzenli olarak gelmeye başladıktan sonra bu kaynaktan alınan "size bağlı, açık, belki, yakın" ve buna benzer yanıtların sayısının arttığını, hatta ikiye katlandığını gördük. Daha önceden verilen türde bilgilerin seviyesinde ve türünde büyük bir azalma gerçekleştiğini gördük. Bunun nedeniyle ilgili birşey söyleyebilir misiniz?
C: Buna verebileceğimiz en iyi yanıt şu: herhangi bir olağan kanallamama celsesine katılan bireylerin sayısı arttıkça, elbette zihinsel enerjiler ve düşünce dalgaları da daha fazla çatışan yapıda oluyor ve tabii ki gözlemciler için gereksiz olan çatışmalardan sakınmak için yanıtların da dikkatli bir şekilde verilmesi gerekiyor. Dolayısıyla bazı doğru yanıtların yanıtı alanlar için ağır sıkıntıya neden olabileceği hissedildiğinde veya bilindiğinde, bazı soruların yanıtsız bırakılması daha iyidir. Bu nedenle, bazen soruların ya geçilmesi gerekir ya da her bir bireyin ilgili sorulara kendilerine en uygun gördükleri yanıtları vermesi gerekir.
S: (L) Yani buna göre bilgi almaya en elverişli durumu oluşturmak için mevcut bireylerin sayısını azlatmak ve böylece çatışan düşünce kalıbı miktarını sınırlandırmak gerekiyor.
C: Olası bakış açılarından biri.
S: (L) Bilgi almak mutlak bir açıklık durumu mu gerektiriyor?
C: Hayır, gerektirmiyor ama kesintisiz bir akışla mutlak bilgi almak için öyle bir durum gerekir. Fakat bu tür durumlar üçüncü yoğunlukta çok nadirdir.
S: (L) Bana öyle göründü ki, bilgi aldığımız yaklaşık ilk altı ayda bilgiler ve yanıtlar çok daha açıktı. Öyle görünüyor ki, soru sorduğumda soruyorum çünkü cevabın şekli ile ilgili bir beklenti içinde olmaksızın verilecek yanıtı gerçekten duymak istiyorum. Bu hayatımda yaptığım çok sayıdaki çalışmalardan şunu anlıyorum ki, yanıtları anlayabilecek durumda değildim ve susup dinlemeye hazırdım. Diğer insanlar soru sorduğunda, görünüşe göre çoğu zaman sadece kendi zihinlerinde zaten oluşturmuş oldukları yanıtları doğrulamak için soruyorlar.
C: Bu senin bakış açınla doğru bir algı, fakat tanımladığın bu önyargı, çeşitli soru ve yanıt fırsatlarında üçüncü yoğunluktaki tüm herkesin o ya da bu seviyede suçlanabileceği birşey. Eğer yanıtları daha derinlemesine incelersen, daha az insanın mevcut olduğu celselerde bile bilgi dağıtımına yönelik açıkık veya istekliliğin derecelerinin değişkenlik gösterdiğini görürsün.
S: (L) Doğru. Önyargıların miktarını sürekli azaltmaya, bilgiyi duymaya istekliliği arttırmaya ve yanıtın ne olacağı ile ilgili önyargılı kavramları bırakmaya çalışacağım. İlk aşamalarda elbette gelen yanıt türlerini ve ölçütleri test ediyor ve inceliyordum ve sanırım ilginç bir şekilde, uyguladığım az ya da çok katı test etme
sürecine rağmen, daha çok kişinin olduğu sonraki celselerle karşılaştırıldığında ilk celselerde daha iyi ve daha tam yanıtlar verildi.
C: Mümkün.
S: (L) Bunun sebebi ne olabilir?
C: Bunu önceki yanıtta tanımladık. Katılımcıların sayısı arttıkça, açıktır ki önyargı fırsatları da artmaktadır.
-----------------------------------------------------------------
S: (L) Diyorsunuz ki; çekim heryerdedir ve statik bir dengededir, ondan yararlanma durağan olmayan çekim dalgalarına sebep olur. Ve yine diyorsunuz ki; çekim Tanrı' dır ve Tanrı tüm yaratımdır ve bizler tüm yaratımın birer parçasıyız, böylece bizler Tanrı'yız ve aynı zaman da çekimiz. Şimdi anlamaya çalıştığım şey şu : çekimi bu kusursuz statik durumdan değişken duruma dönüştüren şey, olay, gösterge veya ondan yararlanma biçimi nedir ? Eğer çekimin her zaman kusursuz bir denge durumunda olduğunu söylüyorsanız bu bana anlamsız geliyor.
C: Dengesizlik hali statik olmamak anlamına gelmiyor. Değişken dalgalar kendi değişkenlikleri içerisinde statik olabilirler.
S: (L) Bunların hiç birisi mantıklı gelmiyor. Anlamaya başladığımı düşünmüştüm ve belli ki hiç bir şey kapmamışım. Farklı bir yönden yaklaşmaya çalışalım. Evrenin eşit miktarda madde ve anti-maddeden
oluştuğunu söylediniz. İlk 3 yoğunluk, maddesel yoğunluklar mı ?
C: Ve antimaddesel.
S: (L) Tüm yoğunluklarda eşit miktarlarda madde ve anti-madde mi var ?
C: Evet. Hatırla, yoğunluk yalnızca birinin bilinçsel farkındalığına tekabül ediyor. Biri farkındalığa ulaştığında herşey [planşet üzerinde çok sayıda spiral çiziliyor] bu farkındalığa uyumlanıyor.
S: (L) Herkesi farkındalığa ulaştıracak gelmekte olan dalga hakkında ne söyleyebiliriz ?
C: Henüz değil... Birincisi : peygamberleriniz 4. Yoğunluk gerçekliklerini iletmek için her zaman 3. Yoğunluk sembollerini kullandılar. Sen 4 – 7 arası yoğunlukların prensiplerini çıklayabilmek için 3. Yoğunluk yanıtları almaya çalışıyorsun. Hüsrana uğraman bu yüzden, çünkü "bağdaşmıyor"
--------------------------------------------------

Değişken dalgalar anlamını analitik olarak incelemeye başlamışız gibi geliyor bana zira bunu tam anlamazsak çeşitli kanallardan gelenlerin objektif uyarlamasını kolay kolay yapamayız ,bu yönden bazı özel konular hakkındaki evvelki yorumlarımdan taşımalar da yapmak durumdayım ,

" Dengesizlik hali statik olmamak anlamına gelmiyor. Değişken dalgalar kendi değişkenlikleri içerisinde statik olabilirler."

Kafa karıştıran bu cevap üzerinde durursak bir şeyler çıkarabiliriz,

Statik hal esasta bizim donelerimize göre bir cismin ivmesiz ve dengede olduğu haldir ,cisim ya durağandır hiçbir hareket göstermez veya dönü halindedir ama yine durağan bir halde yörünge çizmeden dönüyordur , bizim statik kavramımız bunu tanımlar,

Verilen cevapta ise dengenin devreden çıktığı anlaşılmaktadır ve statik kavramımızın dışında bir hal düşünülmelidir, değişken dalga kendine özgü bir yörünge çiziyor bizim kabul ettiğimiz haldeki denge özelliği dediğimiz husus ortadan kalkıyor ,bu durumda dalganın seyrini, yörünge dediğimiz, madde özelliğinde somutlaşan geometrik şekillerin dışında bir şey düşünmeliyiz, zira oluşan hal, kendi içinde bir statik yaratıyor,yani bizim bu varsayımlarla çabaladığımız bir sonuç değil..

Kaosun da bir düzeni olabilir demiştim bir zamanlar ,fraktallar gibi,

Ayrıca pi ve phi özelliğindeki sonralardan fark edip anlatmaya çalıştığım değişkenliklerin kendi içerisinde bir stabilite yarattığını belirtmiştim acaba bu bahsedilen o şablonlara uyar mı.

Evvelce okuyanların dışında ilk defa okuyanlara bu pi ve phi konusundaki görüşlerime bir bakmalarını tavsiye ederim,

https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=389

Zira bu iki sayısal öğenin kendi içerisinde statik denilecek sabit sanılan değişken katsayı(pi sayısının virgülden sonraki rakamlarının sonsuza uzanan hali) veya özel sayılar zinciri gibi (fibonacci sayıları) oluş döngüleri vardır.

Diğer taraftan ,4 yoğunluğun değişken fizikselliği üzerine de konuyu oturtmaya çalışabiliriz,

3 b deki algımıza göre dengede olan geometrik veya hacimsel statik bir hal gösteren olgular 4 B de alıştığımız denge halinden çıkıp başka değişken hale bürünebilirler,

Buna nasıl bir misal verebiliriz,

Bu aralar kurgu bilim filimlerinde gördüğümüz veya bildiğimiz gibi, telefon kulubesi içine girip kubbeli bir sarayın içinde dolaşmak,

Ufak bir uzay gemisine binince, yüzlerce kişinin yaşadığı bir gemide olduğunu anlamak,

Tabii ki bu söylediklerimizle anlaşılmak istenen her şeyi çözdük diyemeyiz,açtığımız bu düşünce kapılarından kollektif bilinçten yansıyanları alıp başka misaller bulabiliriz..




Edited by - Tgur on 13/04/2019 09:13:21
Go to Top of Page

Tgur


1394 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 14/04/2019 :  09:03:25  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
GERÇEKLİĞİN AKIŞKANLIĞI

Kıyamet tellallığı yapmak istemiyoruz ama yakın zamanlardaki insan keşiflerinin aldığımız bilgiler ölçüsünde olasılık faktörleri üzerinde durmak da farkındalığın bir yoludur,

Aşağıdaki alıntı ile yakında keşfedilen karadelik bilgisi üzerine biraz düşünelim hele hele ülkemizdeki yakın zamanda olanlar daha doğrusu ayan beyan ortada olan bir demokratik oluşumun yok edilmesi için yapılanları göz önüne lütfen getiriniz ,ayrıca dünyadaki korkunç illumunati hareketlerinin büyük bir ustalıkla ufak bir negatif nüfusun (KH) nin dünyanı tümünü ekonomik olarak ele geçirme faaliyetlerini düşünün ve karşı bir uygulama olmayan insan ataletini fark edin ,ne demek istediğimi anlarsınız..

"bizim perspektif noktamızda bile tüm gerçeklik gene de akışkandır"

------------------------------------------

S: (L) Jüpiter ile Mars arasındaki yok olan, şimdi bizim asteroit kuşağı olarak bildiğimiz gezegenin psişik enerji ile yok olduğunu söylemiştiniz. Bunu açıklayabilir misiniz?
C: O gezegende yaşayanlar, ki pek çoğu sizin ruhsal atalarınızdır, bir kendine hizmet ortamı geliştirmeye karar verdiler ve bu o kadar güçlü bir negatif enerji yüklemesi meydana getirdi ki gezegenlerinin yok olmasına neden oldular çünkü enerjideki seviyeler o kadar yükseldi ki kendi üzerlerine çöktü ve gezegenin atomik yapısının prçalanmasına ve fiziksel olarak patlamasına neden oldu.
S: (L) Bu teknolojik olarak mı yapıldı yoksa tamamen zihin gücüyle mi?
C: İkisi bir ve aynı.
S: (L) Bomba atma gibi birşey yaptılar mı?
C: Hayır, hayır. Psişik enerjiyle yapıldı.Geçici bir gerçeklik akışında aynı şeyin sizin gezegeninizde de meydana gelme tehlikesi söz konusu.Ancak biz bunun olmayacağından eminiz çünkü biz tüm gerçekliği görüyoruz geçmiş, şimdi ve gelecek. Ancak şunu da anlamanız gerekiyor ki, bizim perspektif noktamızda bile tüm gerçeklik gene de akışkandır. Hala pek çok gerçeklik seçenekleri, olası gelecekler, olası geçmişler ve olası şimdiler var. Fakat biz yeterince emin bir şekilde sizin gezegeninizin Kantek gezegeni ile aynı kaderi yaşamayacağını hissediyoruz.
-----------------------------------------------------------


Edited by - Tgur on 14/04/2019 10:48:36
Go to Top of Page

Tgur


1394 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 19/04/2019 :  08:57:43  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
DÜZELTME

Sanırım bu bakışımla karanlık bir hava yaratan düşüncedeydim ,zira insanlığa ışığın aralanan bulutların arasından sızabildiği anlar da yaşayabiliyoruz onun belirtisi her halde K.ları şu ümit veren neticeye bağlatıyor,

"Fakat biz yeterince emin bir şekilde sizin gezegeninizin Kantek gezegeni ile aynı kaderi yaşamayacağını hissediyoruz."

Ülkemizdeki son demokratik olaylar ve insanı bazen bezginliğe uğratacak gergin ve acımasız davranışların yavaş yavaş durulduğunu görüyoruz bu da bahsi geçen umudun yitirilmediğini gösteriyor,

Bu gerginlik o kadar had safhada oldu ki ben bile rüyalarımda seçim ve yapılan haksızlıklarla boğuştum uykularım kaçtı ,ben bile derken kendimi lüzumsuz parlatmaktan çok yaşadığım uzunca hayatta gördüklerimle olayların, olağan ve değişken denge hudutlarında defalarca olan mucizevi olgularla belirdiğini/değiştiğini izledik demek istedim,ve nihayet aşırı karamsar ve ağır baskılı geçen bir dönemin bahar çiçeklerine kavuşma işinin numeroloji üstatlarının işaret ettiği bir özellikte gerçekleştiğini de görerek ,

17 yıl sonra Nisanın 17 sinde saat 17:17 de ve 17+17=34 (İstanbul) gerçeği ile..


Edited by - Tgur on 19/04/2019 09:01:10
Go to Top of Page

bozadi


10346 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 19/04/2019 :  10:02:52  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen Tgur

17 yıl sonra Nisanın 17 sinde saat 17:17 de ve 17+17=34 (İstanbul) gerçeği ile..
Go to Top of Page

gerçek tosun paşa


788 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 19/04/2019 :  12:29:20  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Tgur abi çok yerinde paylaşımlar yapmışsın yine emeğine sağlık. Numerolojik bilgi çok enteresan geldi ama artık neye şaşırıyoruz ki? :)
Go to Top of Page

Tgur


1394 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 19/04/2019 :  15:22:57  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle

Sağ olun Bozadi ve GTP kardeşlerim,

Esasta dilimin ucunda bir şey daha var söylemekte zorlanıyorum ,şu Notre Dame yangını ,anlatacaklarımızı yangınlara yıkıntalara bağlamak veya bu tür ibret programlarını açığa çıkarmak KH davranışı ile bizi hizalamak gibi geliyor ama dilimizi de tutamıyoruz,

Olayı insan sorgulama kilitlerini açacak hadiselere dayandırmak istiyorum malüm bu katredal, monoteizmin en azgın uygulamalarının yani engizisyon veya dinler savaşlarını takip eden veya bilemiyorum içinde olduğu zamanlarda papalık tarafından yaptırıldı vahşetin doruğundaki dinsel fanatizmi simgeleyen bir hali vardı, protestan uygulaması bu katolik bağnazlığını biraz aklı selime doğru döndürdüyse de sonuçta onlar hala monoteizm tutsağındalar, aynen birbirini yemeye çalışan islam bağnazları gibi ülkemizdeki bu konudaki saçmalıkları da seçim zamanında bolca gördük "ver oyu bana cennet sana",

İşte bu nedenle bu yangın ve yıkıntı bizdeki demokrasi uyanışları ile eşdeğer gibi ,olağanüstü olaylara bakan insanların yavaş yavaş şoklarla şu sorgu işine mecburen daldıracak bir hale gelmelerini umuyorum ,acı da olsa..

Go to Top of Page

Tgur


1394 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 24/04/2019 :  15:17:56  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle

KH NIN BASINÇ ALTINDA OLUŞU

İdare edenler de olsa ortamda basınç hisseden KH mensupları davranışı dolu zamanlar geçiriyoruz,birlik bilinciyle ülkeyi çok kolay kavrayıp toparlayıp o istedikleri madde ve manada en yüksek makamlara ulaşabilme fırsatını kaçıran kişiler görüyoruz ,daha doğrusu hırsların gözleri karartıp kör ettiği anlar, bir ufak parıldamayla ülkeyi kollektife yöneltecek davranışların birden kesildiğini ve minimala doğru uğratan davranışların tekrar su yüzeyine çıktığını,

Bu neden oluyor diye sorguladığımızda K.ların bazı sözleri gözümüze çarpıyor,
--------------------------------------------------------
S:(B) KH olanlar bu yarışı BH olanların kazanacağını kabul ediyorlar mı?
C: Hayır, kesinlikle! KH "kaybetmeyi" algılayamaz, yalnızca içgüdüsel olarak üzerlerinde artan bir basınç hissederler. Artan karmaşanın nedeni bu.
S:(B) Kaybettiklerinde onlara ne oluyor? Manyetik bir yıkım mı yaşıyorlar yoksa başa dönüp tüm evrim sürecini yeniden ve karşı kutupta mı deneyimliyorlar?
C: İkincisi.
S:(B) Demek bir dönüm noktası geliyor?
------------------------------------------------------------

Diğer yandan genelde KH oluşumuzdan ötürü bu tip maniplasyona provakasyona uğrayan bir nüfus birikimini de yarattığını görüyoruz ve bu birikmenin cehalet denilen kavramda kristalleştiğini de fark ediyoruz,

Cehalet eyleme geçtiğinde oluşacak en korkunç ve ümit kıran olaylara da şahit oluyoruz.Goethenin dediği gibi ,zira bu kitleyi yöneten dediklerimiz akıl almaz insanlık dışı bu eylemleri doğal görmekte ve teşvik etmekteler,kaba kuvveti kullananların gladyotör kanlı olaylarını zevkle izlemesi gibi ,

Bu durumda geri çekilip olayları seyreden olarak ne yapılmalı şeklinde veya pozitif eyleme nasıl geçilir düşüncelerine doğru geçiyoruz,

Cehaleti kaldırmak için elimizde fırsat var mı ,
Bu azgın davranış veya düşüncelere karşı nasıl davranmalı,

-Elimizdeki silahı kullanarak ,bu da oy olmakta, zira evvela cehaleti kaldırmak için çok köklü bir eğitim seferberliğine geçmek ancak iktidar elde ise olur,

-Yakın zamanda ise bu basınç altındaki KH davranışlarına karşı itidali kaybetmemek ,etki gösteren cahil davranışlarına karşı eğer bizi yok etmeye gelen bir şiddetle gelmiyorsa tepkiyi kaldırmak ,o fiziksel davranışı sevgiye doğru yöneltecek yumuşaklıkta olmak,

Çok şükür yakın zamandaki seçim bu oyla işi düzeltme imkanı verdi ve baharın çiçekleri kendini göstermeye başladı ,bundan sonra oluşacak o KH davranışı ne olursa olsun akamete uğrayacaktır bunu görebiliyoruz,

-------------------------------------------------------
C: Aynen öyle. Fakat daha önce de olduğu gibi “Müttefikler” garip arkadaşlardan oluşuyor ve ittifak devam etmeyecek. Bu durum büyük bir tehlike sinyali veriyor çünkü kozmik durumu yansıtıyor. “İktidarda”olanların pek çoğu aslında ne kadar çok kontrol altında olduklarını veya bunun nedenini görmüyorlar.
S: (L) Pekala, bariz soruyu soralım o zaman: Neden kontrol altındalar ve savaş kışkırtıcılığı yapmaya yöneltiliyorlar?
C: Kozmik adalet geliyor.
S: (L) Hm...
C: Yaptıklarının neticelerine maruz kalmaya yaklaştıklarını hissediyorlar.

S: (L) Pekala, nerede kalmıştık?
(Chu) Yaptıklarının sonuçlarına maruz kalacaklar...
C: Değişimler yaklaşırken basıncı hissediyorlar ama bu basıncın ne olduğunu anlamıyorlar. Hissettikleri tek şey doymak bilmez bir açlık ve hiçbirşeysiz kalacakları korkusu. Ele geçirip yok etme güdülerinin sebebi bu.
S: (Pierre) Yani bir tür geri besleme döngüsü var. O liderler gezegensel değişimlerin giderek arttığını hissediyorlar ve bu yüzden giderek daha da yıkıcı oluyorlar. Bu da kozmik reaksiyonu hızlandırıyor.(Perceval) Hissettikleri korkuyu insanlara projekte edip baskılarını artırıyorlar. Sonra insanlar tepki gösteriyor ve bu da onların korkularını ve baskılarını artırıyor.
(L) Şu anda tek söyleyebileceğim durumun gerçekten ama gerçekten çirkin, ümitsiz ve tehlikeli gözüktüğüdür. Ve tüm bunlar bu kahrolası gezegen iklim, depremler, yanardağlar bakımından çıldırırken oluyor.

Go to Top of Page

Tgur


1394 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 29/04/2019 :  09:35:06  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
YARATMANIN MEKANİĞİ

Yaratma işindeki gerçekliklere inanç tamamlanınca bence kişilerin Pleiades bilgilerini tekrar okuması değerlendirmesi gerekir, orada bu mekanikte en özgün olanın DNA olduğu özellikle belirtiliyor ,DNA denince bu sefer hücrenin yapısına dalıp eski unutulmuş bilgilerin tekrar hatırlanması ve pek genetik uzmanı olmadan da kavrayabilecek bir bilinç yapısına gelinebileceğinden bahsediyorum ,oradan bu temel yapının üzerinde oynamaların veya yeni yeni türler yaratmanın ve protein yapısının antenleri vasıtası ile iletişim veya uzaktan kumanda da diyebileceğimiz yapıda başka yoğunluklardan müdahele edilebilecek bir yaratma mekaniğini anlamaya başlıyoruz,

Bunun yanında bir deney labaratuarı olarak kullanılan gezegenin veya yerin şartlarına uymayan durumlar çıkarsa başka gezegenlerde istenilen varlığı kotarıp bu gezegene getirip denemelere katkı da sağlanıyor aşağıdaki alıntıda bundan bahsediliyor,
---------------------------------------------------------------
(L) Hayır, yoktan çıkmıyor ortaya. Sanırım söyledikleri şey, proteinler ve diğer yapıtaşları gibi küçük şeylerle ilgiliydi. Ama bunlar nasıl bir araya geliyor? Tam olarak bir “köpek” düşüncesi gibi de değildi; öncelikle temel yaşam formları var ve DNA yoluyla mühendislik yapılmasından bahsediyorlardı daha çok. Eğer 3Y’ye aktarılan bir “düşünce” varsa, bunun DNA’nın içinde olması gerekir. Kitaba bakarsan, bunun cıvık mantarlar gibi çok basit yapılarla başladığını görüyorsun. Siyanobakteriler. Sonra farklı organizma türleri birleşerek borular oluşturuyor. Sonra saplar oluşturuyorlar. Ve sonra fotosentez yapmayı öğreniyorlar. Sonra yapraklar yapıyorlar. Sonra, sürecin bir noktasında eşeyli üreme gerçekleşiyor. Başka şeyler tohumlamanın yolu açılmış oluyor. Sonra yapabileceğin şey bir kod üretip onu ekmek; yoğunluk perdesinden virüsler veya sadece düşünceler göndererek veya kaçırılmalar gibi birşey. Bir yumurta içinde ekiyorsun ve doğuyor. Durup dururken ortaya çıkan birşey değil. Çok somut bir şekilde meydana geliyor…

C: Bu fikirle bağlantılı olarak, bazı “parçaların” başka yaşam formlarında veya başka gerçekliklerde tasarım ve hatta gebelik sürecinden sonra bu gerçekliğe gönderilmesi çalışmaları da var.

-----------------------------------------------------------------

Ortamı sarmış olan bir çok çeşitlilikteki kurgu filimlerine Hellboy v.s. gibi çizgi romanlara falan dalınca o anlatılanlar veya uydurulanların pek gerçeklikten uzak olmadıklarını da anlayabiliyoruz..

Sanırım bunları uyduranların zihinlerine de başka dünyalarda kotarılıp aktarılan bilinç paketleri var..



Edited by - Tgur on 29/04/2019 14:54:25
Go to Top of Page

Tgur


1394 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 01/05/2019 :  10:57:17  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
DUYGULAR CİNSİYET VE KH BAĞI
(İlaveler ve düzeltmeler olduğundan tekrar edildi)

Tekliği yaşayan ruhun cinsiyete doğru yönelip bir çok mitlerde de bahsedilen çeşitli şekillerde cinsiyeti yaratması işi insanın indirgenip dünya KH yaşantısına takılması şeklinde oluşmuştur,gezgin ruhlar gibi bizlerin de şu anda içinde bulunduğumuz ve mevcut donelerle anlamaya çalıştığımız dünya yaşantısındaki bu mecburiyet bizleri o kadar bağlamıştır ki bunun dışındaki olanlara karşı adeta gözlerimizi açamaz olmuştur,(ruhun duasında "gözlerimi temizle ki görebileyim")

Bu hal bir çoğumuzu dünyanın pastoral güzelliği ve cinsi hazzın orgazm halindeki mükemmelliği gibi fenomenlerle sevgi denileni de bu özellikler içinde arayıp ona dayandıran kuvvetli bir arzu halinde zihnimize nakşetmiştir ,kurtulamıyoruz,

Diğer yandan farkındalık uğraşılarımızda üst bilgi diye kabul ettiklerimiz bu düşünceden bizi sıyırmaya çalışan bir haldedir ve buna biz içten içe isyan eder durumdayız ,bu yaşadığımız güzellik diye hayatımızın hatta bedenimizin çeşitli ayrılmaz bağlarla bağlı olan bu gerçekleri biz niçin dışlayacakmışız daha güzel diye bahsedilen ne olabilir ,

Meselenin özüne vakıf olmak için araştırdığımızda yani bu dünyaya bağların nelerden olduğunu anlamaya başladığımızda işte o açılan gözün görebildiklerini görmeye başlıyoruz,

Bu yoğunluğun bağlarını sağlayan en önemli fenomen duygulardır duygular ise fizyolojik bedenle ilgilidir yani hormonlar ,onlar içinde sex, mutluluk, cinsi haz ,diğer cins feromenlerinden etkilenme daha doğrusu cinsi cazibesine kapılma seretonin ,dopamin oksitosin gibi hormonlar yoluyla olur ve görüldüğü gibi tamamen fiziki alem bağlarıdır,bu mutluluk duyguları yaşamımızın en cazip olan dünyanın pastoral güzelliklerine kilitlenmemizi sağlayan unsurlar olmuş ve evvelce de bol bahsettiğim gibi sanat edebiyat yaşam şekillerindeki sosyolojik guruplaşmalar ve hatta psikoloji gibi kavramlar üzerinde grift ve şu anda hatırlayamıyacağım diğer bağlar yaratarak yaşam dediğimizi tamamen vaz geçilmez bir hale sokmuştur ,ve sevgiyi de bu duygu karmaşasına sokup değerlendirmeye çalışmak bundandır,

KH unsurları dediğimiz dengenin negatif tarafını seçmiş ruhlar diğer ruhlara bu yaşam şeklini bu şekilde dizayn edip sergilemeye tabi tutmuşlar ve katiyen hiç bir ruhu zorlamadan onların seçim özelliklerine bir tercih sunmuşlardır ,kapılan ruh daha doğrusu seçim yapan ruh "lucifer düşüşü" yaşayacaktır,

Bizler bu seçimi yapmış ruhlarız,KH i yaşamaktayız,

Christ kültüründe dünyaya her gelen günahkardır ,rahip ve rahibeler cinsiyetsiz bir hayata zorlanmışlardır tavsiye veya dayatmaları hele hele günahı bütün diğer dinlerde de cehennem azabina bağlama işine reenkarnasyonu kapatmış kısıtlı bilgilerle kişilerin bu yoğunlukta devamlı kalacakları yani esasta karma borçları ödeme maksadı ile tekrarları şeklinde bilmemiz, bu dayatmaların ve insanları hüküm altına alma işini bozmuş açılan bilgi gözümüzle bazı şeyleri artık açılan bu gerçeklerle yorumlamamıza da yol açmaktadır bu notu da arada belirtmeden geçemeyeceğim,

Bütün bunların yanında K.ların son zamanlarda bahsettiğim kati ifadelerle cinsiyet ve sevgi üzerine söyledikleri esasta ruhun bu seçim şekillerinden bazı şeyler kazanabileceğine (ruh ve genetik evlenmesi)ve neticede her ortamın bir dersler ortamı olduğundan bahisle ruhun kazancı hanesine artı yazılacak bir durum olduğundan da bahsederler ama sevginin fiziksel arzu dışında sadece bilgi ile eşitlenen farklı bir kavram olduğundan bahsederler ruhun bu fiziksellik dışına çıktığında çok daha değişik ve dünya insanının tarif edemeyeceği bir zevk ve mutluluk halinde olacağını belirtirler bunu biz ölüp de geri gelenlerle yapılan raportajlardan anlıyoruz o durumdakiler bunu tattıklarında dünyaya eski bedenlere gelmelerini hiç istememişler ve büyük ızdırap duymuşlardır,

Bu da bize anlatmak istediğimi yani dünya yaşamının her şey olmadığını açıklar..

Aşağıda ilintili bir kaç alıntı var,(ilaveler ile )

----------------------------------------------------
S: (L) Orgazm anında ruhsal olarak ne oluyor?
C: Kimin için?
S: (L) Herhangi biri için. Genel anlamda. Cinsel zirveyi deneyimlediği sırada bir insana psişik olarak birşey oluyor mu?
C: Açık.
S: (L) Her birey için farklı mı?
C: Yakın.
S: (L) Erkekler ve kadınlar için farklı mı?
C: Genellikle.
S: (L) Bunu sormamın nedeni şu; psişik güçle algılama üzerinde bazı çalışmalar yapan Wayne Cook isimli bir adam, cinsel zirveden sonra insan bedeninin ölü bir bedenle psişik olarak aynı nitelikte algılandığını bulmuş. Bunun nedeni nedir? (T) Enerjinin boşalması.
C: Evet.
S: (L) Peki enerji nereye boşalıyor?
C: Etere.
S: (L) Enerji diğer partnere gidiyor mu?
C: Belki.
S: (L) Bu faaliyet sırasında Kertenkele veya diğer varlıkların etrafta dolaşarak bu enerjiyi almaları mümkün mü?
C: Evet.
S: (L) Genel anlamda bu çok sık oluyor mu?
C: Evet.
S: (L) Toplumumuzda seksin bu kadar teşvik edilmesinin ve bu derece yaygınlaştırılmasının sebeplerinden biri de bu mu?
C: Evet, evet, evet.
------------------------------------------

S:Farkındalık durumu mu?
C: Kesinlikle. Şimdi ölçüm sistemine göre gittiğimizde, ki anlamanız için basitçe oluşturulmuştur, birden yediye kadar tüm yoğunluk sistemlerinde anahtar kavram elbette farkındalık durumudur. Başından sonuna kadar. Yani yeterince yüksek bir farkındalık seviyesine eriştiğinizde fiziksel sınırlamalar gibi şeyler ortadan kalkar. Ve fiziksel sınırlamalar ortadan kalktıkça, sizin algıladığınız şekliyle büyük mesafeler de ortadan kalkar. Dolayısıyla sizin görememenizin ve anlayamamanızın, herhangi bir şeyin mümkünlüğü veya mümkün olmayışı üzerinde kesinlikle hiçbir etkisi yoktur. Kendi yoğunluk seviyeniz hariç. Ve sizin şu andaki yoğunluk seviyenizde neredeyse kimsenin anlayamadığı şey de bu işte. Eğer bunu anlayabilirseniz ve diğerlerine aktarabilirseniz, türünüzün gördüğü en büyük hizmeti yapmış olursunuz. Bunun üzerinde biraz düşünün. Bunun bilincinize akmasına izin verin. Analiz edin. Parçalara ayırın. Ona dikkatlice bakın ve tekrar bir araya getirin.
S: (L) Farkındalığımızı sınırlandıran şey nedir?
C: Çevreniz. Ve bu sizin seçtiğiniz çevre. Gelişim seviyenize bağlı olarak. Ve herşeyi sınırlandıran şey de bu.Daha yüksek yoğunluk seviyelerine yükseldikçe sınırlamalar ortadan kalkar.
S: (L) Bu sınırlandırıcı çevreyi yaratan şey nedir?
C: Öğrenme amacı için mevcut olan büyük illüzyon.
S: (L) Peki illüzyonu kim yarattı?
C: Aynı zamanda Yaratılmış olan Yaratıcı. Yani aynı zamanda siz, biz, herkes ve herşey. Daha önce de söylediğimiz gibi, biz siziz ve siz de bizsiniz. Ve herşey de öyle.
S: (L) Burada anahtar husus, herşeyin illüzyon olması mı?
C: Temel olarak, evet.
S: (L)Yani aslında...
C: Lütfen biraz sabırlı olun; size daha önce de söylediğimiz gibi evren yalnızca bir okuldur. Ve bu okul herkesin öğrenmesi için var. Herşeyin varolma sebebi bu. Başka bir sebep yok. Şimdi, eğer bu ifadenin gerçek derinliğini anlarsanız, deneyimlemesi mümkün olan tüm yoğunluk seviyelerini, deneyimlemesi mümkün olan tüm boyutları, tüm farkındalığı görmeye ve deneyimlemeye başlarsınız. Bir birey bu ifadeyi mümkün alan en büyük derinliğiyle anladığında, o birey aydınlanmış olur. Ve siz kesinlikle bunu duymuştunuz. Ve sonsuza kadar süren bir an için, o birey bilinecek herşeyi mutlak bir şekilde bilir.
S: (L)Yani aydınlanmanın yolunun sevgi değil bilgi olduğunu mu söylüyorsunuz?
C: Doğru.
----------------------------------------------------
S: (L) Tamam, Gezginler hakkında söyleyebileceğiniz herhangi birşey var mı? Onları tanımamıza yardımcı olabilecek bilgiler?
C: Spesifik sorular lütfen.
S: (L) Tamam, Gezginlerin dünyadaki bu sistem içinde kendilerini yabancı gibi hisseden bireyler olduğunu söylemek doğru bir tanım olur mu?
C: Evet ama bir ölçüde adapte olabilirler.
S: (L) Onların da bazen fiziksel bir...
C: Fizikselliğe tepkisellik.
S: (T) Fizikselliğe tepkisellik mi? Fizikselliği sevmiyorlar mı? Ama buradalar! (J) Burada olmaları fizikselliği sevmelerini gerektirmez! (L) Tamam, bu her zaman bir ipucu mu?
C: Evet.
S: (L) Onlar hakkında söyleyebileceğiniz... (J) Bir saniye başka bir sorum var. Fizikselliğe tepkisellik... Bu,fizikselliğin değişken olduğu üst yoğunluklardan farklı olarak 3'üncü yoğunluğun tamamen fiziksel ve sabit olmasından hoşlanmama anlamında mı?
C: 3'üncü yoğunluk "tamamen" fiziksel değil.
S: (L) Ruhsal şeyler de... (J) Anlıyorum, ama fiziksel beden sabit bir fiziksellik. (L) Sanırım anlatmak istedikleri şey farklı... (J) Onu anlamaya çalışıyorum. (L) Sanırım söyledikleri şey şu; referans noktası olarak fiziksel duyumlar değil de ruhsal veya zihinsel veya hissel duyumlar üzerinde odaklanma bakımından bir ayrım var...
C: Evet.
S: (L) Şu anda okuduğum kitaptaki adam da bundan bahsediyor. Beden hayvani. Hayvani insanların sadece hayvani deneyimlerin arayışı içinde olduğunu, bunları yücelttiklerini, fiziksel duygularını geliştirdiklerini söylüyor.
C: 3'üncü yoğunluğun yerlileri fiziksel olan şeylere odaklanma ve bir ölçüde fiziksellikten zevk alma eğiliminde.
S: (T) Şu anda yaptıkları şey de bu! (L) Evet. (T) Şu anda bunu büyük ölçekte gerçekleştiriyorlar. Ve bunu sürekli yoğunlaştırıyorlar. (J) Varmaya çalıştığım nokta şu; bir süre 3'üncü yoğunlukta kalmak durumunda olan Gezginler fizikselliğin değişkenliğini özlüyor mu? (L) Hatırla, Gezginler 6'ncı yoğunluk varlıkları.
C: Yokluğu.
S: (T) Fizikselliğin yokluğu mu?
C: Evet. Özledikleri şey.
S: (L) Fiziksizliği özlüyorlar. (J) Evet. (L) Fizikselliğin değişkenliğini özlüyorlar. ...
C: Fiziksizliği özlemekten de ziyade fizikselliğe adapte olma zorluğu deneyimliyorlar.
S: (J) Bu tıpkı kör olup görmeyi özlemek gibi... (T) Fiziksizliğin, sınırsızlığın özgürlüğünü yaşadıktan sonra bunu özlememek imkansızdır herhalde.
----------------------------------------------------------------
S: (L) Nasıl yani? İnsanların yerine koymak üzere bir ırk yaratmak mı, yoksa klon veya buna benzer şeylerle değiştirmek üzere belirli insanların kaçırılması mı?
C: Temel olarak birincisi. Görüyorsun ya, eğer biri yeni bir ırk yaratmak istiyorsa, kitlesel olarak melezleştirme ve sonra da kitlesel reenkarnasyondan daha iyi bir yol olabilir mi? Özellikle de ev sahibi tür daima bilgisizse, kontrol altındaysa ve insanı evrenin merkezi sayıyorsa. Tamamen yokediş, fetih ve değiştirme için ne kadar harika bir ortam, değil mi?
S: (L) Bu yanıt hedefle ilgili diğer sorumu da yanıtlamış oldu. Kitapta Dr. Jacobs belirli ailelerde sürekli olarak devam eden kaçırılmalar olduğunu söylüyor. Alıntı yapıyorum: "Fetüsün korunması dışında, gizliliğin başka nedenleri de var. Eğer tüm kanıtların açıkça gösterdiği gibi kaçırılmalar nesiller boyunca devam ediyorsa ve kaçırılanların çocukları da kaçırılıyorsa, bu dünyadışı varlıkların amaçlarından biri giderek daha fazla kaçırılmış insanlardan oluşan bir nesil yaratmak demektir. Kaçırılanların tüm çocukları bu fenomene dahil ediliyor mu? Kanıtlar yanıtın evet olduğunu gösteriyor. Eğer kaçırılmış biri hiç kaçırılmamış biriyle çocuk yaparsa, çocuklarının hepsinin kaçırılma ihtimali çok yüksektir. Bu da demektir ki, normal nüfus artışı, boşanma, yeniden evliliklerde, kaçırılanların sayısı nesiller boyunca hızla artacak. O çocuklar büyüyüp evlendiklerinde ve kendi çocukları olduğunda, evlendikleri kişi kaçırılmış biri olsun veya olmasın, çocuklarının hepsi kaçırılacaktır. Üreme programının nesiller arası özelliğini korumak için,kaçırılanların çocuk sahibi olmaya devam etmesi için bunun onlardan gizli tutulmaya devam etmesi gerekir. Eğer kaçırılanlar bu programın nesiller arası olduğunu bilirlerse, çocuk sahibi olmamayı da seçebilirler. Bu da programın önemli bir parçasının durmasına neden olur ve o yüzden bunu engelliyorlar.Gizliliğin son nedeni ise, bu dünyadışı varlıkların üreme programını genişletebilmesi, toplumu kaplaması için, kaçırılanların kaçırılmamışlarla çiftleşerek kaçırılmış çocuklar dünyaya getirmesini sağlamak." Bu bana kaçırılmaya eğilimli belirli bir soy olduğu...
C: Daha önce söylemiştik: Nazi deneyi bir "test sürüşüydü", benzerlikleri fark ediyorsun, değil mi?
S: (L) Evet...
C: Size ayrıca "Amerikan Yerlilerinin" Avrupalılarla yaşadıkları deneyimin de mikrokozmik bir önizleme olabileceğini söylemiştik. Ayrıca, 3'üncü yoğunluk dünyanın 2'nci yoğunluk dünyaya yaptıkları da ipuçları sunuyor olmalı. Diğer bir deyişle, özel değilsiniz, bakış açınızın öyle olmasına rağmen. Dünya insanlarının 4'üncü yoğunluğa çevrilmesinden sonra da Oryon 4'üncü yoğunluğun ve onların müttefiklerinin sizi "orada" kontrol etmeyi umdukları konusunda da sizi uyarmıştık. Şimdi tüm bunları birleştirince ne görüyorsunuz? Şimdiye kadar en azından şunu anlamış olmanız gerekiyor ki, önemli beden değil, ruhtur.Diğerleri sizi genetik olarak, ruhsal olarak ve psişik olarak beden-merkezli olmaya yöneltti. İlginçtir ki BH'den 6 BH'ye kadar olanların tüm çabalarına rağmen "bu perde hala kalkmış değil."
S: (L) Şimdi buradaki büyük soru şu: Bu bilgiyle ne YAPMAMIZ gerekiyor?
C: Diğer herşeyde olduğu gibi burada da önemli olan bu bilgiyle ne yapmanız gerektiği değil, bu bilgiye sahip olmanızdır.
S: (L) Bu projeyle 4'üncü yoğunluk KH'nin planlarını bozma ihtimali var mı?
C: İspanyol Fetihçilerini, İngiliz, Fransız, Flemenk ve Alman "kolonicilerini" yenme olasılığı var mı?
S: (F) Söylediklerini düşündüğüm şeyi mi söylediler? (L) Evet, son derece moral bozucu.
C: Gül Bahçesi mi bekliyordunuz?
S: (L) Eğer durum buysa, neden tüm bunlarla uğraşmak yerine hep birlikte Heaven's Gate tarikatine katılıp topluca intihar etmiyoruz?!
C: "Bununla uğraşmayı" seçtiniz, öyle değil mi?
S: (L) O seçimi yaparken aklım başımda mıydı, yoksa içiyor muydum?
C: 5'inci yoğunlukta içme yok!
S: (L) Ra'nın kanalı olan Carla Rueckert'le bir süredir yazışıyoruz. Hiçbir şey YAPMAMIZ gerekmediğini,sadece OLMAMIZ gerektiğini söylüyor. OLMAMIZ gereken şeyin ise sadece sevginin içimizden geçmesine izin vermek, dünyadışı varlıkları ve herkesi sevmek, eğer yönetimimizi ele geçirirlerse bunu da SEVMEK olduğunu söylüyor...
C: Varolan herşey derslerdir!!
S: (L) Öğrenilmesi gereken ders nedir?
C: Deneyimler asla sona ermez, sadece dönüşür. Beden-merkezliliğe gerek yok.
S: (L) Bir keresinde 4'üncü yoğunluğa geçişin "eşit bir oyun sahası" yaratacağına dair birşey söylemiştiniz. O halde, insanlar uyanacak ve insanlarla dünyadışı varlıklar arasında bir savaş olacak...
C: Evet.
S: (L) Eğer bu daha eşit bir oyun sahasıysa, o zaman durum pek İspanyol Fetihçilerine karşı Aztekler ve
Avrupalılara karşı Amerikan Yerlileri gibi olmayacak demektir...
C: Yanlış, o dramadaki herşey 3'üncü yoğunluktaydı. Tavşanlar, fareler, köpekler vs sizinle eşitlenmiş bir sahada oynamıyor!
S: (L) Bu dünyadışı varlıklar gelen kometleri ve benzer şeyleri biliyorlar mı?
C: Evet.
S: (L) Yarattıkları bu ırkın bu afetlerde hayatta kalmasını mı istiyorlar?
C: Elbette.
S: (L) Peki bu, "hayatta kalacaklar" anlamında mı, yoksa hayatta kalacaklarına İNANIYORLAR anlamında mı?
C: Her ikisi.
S: (L) Bir keresinde bize bunun "kozmik bir savaş" gibi olduğunu söylemiştiniz. Döngünün bir denge yaratacağını vs söylemiştiniz. Bunu anlamaya çalışıyorum. Durum "İspanyol fetihçilerine karşı Aztekler ve Amerikan yerlilerine karşı Avrupalılar"dan biraz daha karmaşık olmalı. Çünkü hikaye bir noktada
değişiyor. Baskı yapılan saldırıya geçiyor. Benzetmeyi daha anlaşılabilir bir çerçeveye sokmaya çalışıyorum. Kastettiğim şeyi anlıyor musunuz?
C: Hayır.
S: (L) Çünkü kafam karışık. Doğrudan sormadığım şey şuydu: Herhangi birşey yapma şansımız var mı?
C: Hala "daha büyük resmi" görmüyorsun.
S: (L) Daha büyük resim nedir?
C: Ruhlarınız, bilinciniz.
S: (L) Yani, gezegenimize el koyulmasını, insan ırkının fethedilip yok edilmesini deneyimlemek üzere
zamanda bu noktaya gelmeyi seçtik, böylece bunu deneyimleyip, ayrılıp bir şekilde reenkarne olabiliriz,öyle mi?
C: Hayır.
S: (L) Söylediğinizden bunu anlıyorum! Tek önemli olanın ruhlarımız, bilincimiz olduğunu söylüyorsunuz.Eğer ruhlarımıza yönelirsek, bedenlerimizden ayrıldığımızda ya aynı yoğunluğa reenkarne olacağız, ya da bir sonraki yoğunlukta reenkarne olacağız. Başka hangi seçenek var?
C: Ne kadar "yaşamayı" planlamıştın?
S: (L) Normal koşullar altında 70 veya 80 yıl. İyimser ihtimalle.
C: Peki bu uzun mu?
S: (L) Hayır, değil. Kozmik standartlara göre bu kısa bir esinti gibi. Varmak istediğiniz nokta nedir?
C: Bunu biraz düşün. 5'inci yoğunluğa geçen akranların oldu mu hiç?
S: (L) Evet.
C: Neden? Bu nasıl mümkün olabilir?
S: (L) Çünkü öldüler. Bedenleri öldü.
C: Neden?
S: (L) Çünkü bedenleri bunu yaptı.
C: Peki bu "adil" mi?
S: (L) Adil mi?! Sanırım bunu kendileri seçti.
C: Ve...
S: (L) Nereye varmaya çalıştığınızı bilmiyorum!
C: Yalnızca "iyi" deneyimlerin kabul edilebilir olduğu izlenimi altındasın gibi görünüyor.
S: (L) Hayır, yalnızca iyi deneyimlerin kabul edilebilir olduğu izlenimi altında değilim, ama burada biraz belirsizlik içindeyim. Biz burada sizinle konuşuyoruz. Gelecekteki "biz" olduğunuzu söylüyorsunuz. Biz bu zaman periyodunda bu gezegendeyiz ve burada olaylar çok garip bir durumda. Büyük bir geçiş oluyor ve ben sadece tüm bunların anlamını merak ediyorum. Sizinle neden konuşuyoruz? Bunun amacı nedir?
C: Ders bu. Hala anlamıyor musunuz? Ders, dersler, herşey bundan ibaret. Tüm dersler paha biçilmez değere sahip.
S: (L) Tamam, bu dersleri alıyoruz. Bize neler döndüğünü anlattınız. Bunların etrafımızda olmakta olduğunu görüyoruz. Bize söylediğiniz şeyin diğer kanıtlar ve diğerlerinin aynı sonuçlara ulaşan araştırmalarıyla da doğrulanması nedeniyle ikna olmuş durumdayım. Ve LANET OLSUN, BU ÇİRKİN BİR DURUM! BENİ ANLIYOR MUSUNUZ?! ÇOK ÇİRKİN!
C: Bu senin bakış açın.
S: (L) Chloe'nin geçen gün telefonda söylediği gibi, neye uyanmamız gerekiyor? Tüm bu şeylerin olmakta olduğunu GÖRMEYE mi uyanmamız gerekiyor?
C: Evet.
S: (L) Tüm bunlara uyanıp görmekle mi ilgili? Tamam, uyanıp bunu gördüğümüzde neden tüm bunlardan kurtulamıyoruz? Senaryonun ne olduğunu biliyorsun, filmi seyretmen gerekmiyor!
C: Ama o zaman bazı deneyimleri kaçırırsın.
S: (L) Yani burada bulunmamızın amacı yenilip yutulmayı deneyimlemek mi?
C: Hayır.
S: (L) Esaret altında, kontrol altında, laboratuardaki bir kafesteki fareler gibi muamele görerek...
C: Coşku, hatırlıyor musun?
S: (L) Coşku mu?! TABİİ EMİNİM! HEPİMİZ BİR KAZIKTA YANABİLİRİZ! Bunun OLDUKÇA COŞKULU bir deneyim olduğundan eminim! William Wallace'ın karnını açıp bağırsaklarını çıkardıklarında ve gözleri önünde o insanları yaktıklarında tam bir coşku yaşadığından eminim!
C: Çok uzun olmayan bir süre önce suratın kaldırıma yapıştı...
S: (L) Bu coşkulu bir deneyim miydi?
C: Evet.
S: (L) Yani "coşkulu" dediğiniz zaman sadece pencereden atlayıp ölmekten mi bahsediyorsunuz?! 3'üncü yoğunluktaki bakış açısını anlamanız gerekiyor! Burada kaldırımlara çarpacak fazla yüzün yok!
C: Bizim de öyle.
S: (A) Bilginin koruduğunu söylüyorsunuz. NEYE karşı koruyor?
C: Pek çok şey. Bir örnek: Dönüşüm sonrası travma ve kafa bulanıklığı.
S: (L) Demek bilgi bizi dönüşüm sonrası travma ve kafa bulanıklığına karşı koruyor. 4'üncü yoğunluğa geçişin travmatik ve kafa bulandırıcı olduğunu söylüyorsunuz. 3'üncü yoğunluktan 4'üncüye geçişi mi kastediyorsunuz, yoksa 3'üncü yoğunluktan 5'inciye geçişi, yani ölümü mü?
C: Her ikisi.
S: (L) Yani şok ve travma içinde olmadığın zaman, kafan bulanık olmadığı zaman daha iyi işlev görüyorsun,bu mu?
C: Evet.
S: (L) Eğer bir insan 5'inci yoğunluğa geçmeden, yani ölmeden 3'ten 4'üncü yoğunluğa geçerse, bu o kişinin ölmeden, doğrudan 3'üncü yoğunluktan 4'üncü yoğunluğa geçtiği anlamına gelir, doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Bu nasıl bir his peki? Nasıl bir deneyim...
C: Alice aynalar diyarında.
S: (A) Bilginin travmadan ve kafa karışıklığından koruduğunu söylüyorsunuz. Diğer taraftan herşey ders. Yani travma da bir ders. Neden bir dersten kaçınmaya çalışıyoruz?
C: Haklısın, bir ders, ama ön bilgin olduğunda o dersi erken ve daha farklı bir şekilde öğrenirsin.
S: (L) Yani bu dersi farklı bir şekilde öğrenirsen, geçiş zamanı geldiğinde bu dersin alınması daha kolay mı oluyor?
C: Evet. Daha yumuşak.
S: (L) Tüm bunları bilip bununla ilgili birşey yapamamak, inanmadıkları için insanlara bundan
bahsedememek, bunun şokuna maruz kalmaktan kesinlikle daha sıkıntı verici bence...
C: Hayır.
S: (L) Diğerlerine bu tür şeyleri anlatabileceğimi söylüyorsunuz yani?
C: Aktarabilirsin ama bunun incelikli bir şekilde yapılmasını öneriyoruz.
------------------------------------
S: (L) Bu olay 1325 yılında olmuş gibi gözüküyor, bu da benim gizemli 'şövalye' atamın doğduğu yıl. (C) Ben bir soru sormak istiyorum. Ölümün hemen ardından ya da kısa bir süre sonrasında insanlar, kendi inançlarının yarattığı beklentiler doğrultusundaki şeyleri mi deneyimliyorlar ?
C: Esasen evet ama bazı insanlar bu konuda bir şey bilmiyor oluyorlar veya bu konuda herhangi bir ön-kabul ya da varsayımları yok. Bu yüzden böyle ruhlar için, yaşanılan deneyim çok daha "saf" oluyor.
S: (C) Deneyimin daha saf olması ne demek ? Bir ön-varsayımları yoksa nasıl bir durumu deneyimliyorlar ?
C: Sen bu konuda neler duydun ?
S: (C) Işıktan bir tünel... bir tünel, çok parlak bir ışık, bir sevgi varlığı, ve....
C: Dur... Ya kendi "bedenini" görmek ?
S: (C) Tamam, yaşanılan ilk şey havada süzülmek ve aşağıda kendi bedenini görmek ve sonra bir tünel ve bir ışık görmek.
C: Evet; ama kişiyi beklemekte olan bir "sevgi varlığı" da her zaman yok. Bu da ön-varsayımsal şeylerin bir ürünü.
S: (C) TK' nın deneyimi nasıl bir şeydi ?
C: Uyarmamız gerekir ki; beklentileri "hiçlik" olanlar için, 5. Yoğunluğa uyumlanmaları ve hazırlanmaları amacıyla mutlak biliçsizlik içerisinde geçirilen bir geçiş dönemi söz konusu. [ç.n. beklentileri "hiçlik"olanlar: beden ölümü sonrası herhangi bir bilinçsel, ruhsal yaşamın olmadığını kabul eden materyalist düşünce sistemine inananlar]
S: (C) Yani, hiç bir ön-varsayımın yoksa bilinçsizlik evresine geçiyorsun. (L) Ya da ön-varsayımın hiçlik ise... (C)
Tamam ama bu beni gerçekten şaşırtıyor çünkü onun kendine has bir inancı vardı. Ama...
C: Geçiş öncesi tamamen bilinçsizdi.
S: (C) Hmm, anlıyorum. Ben de böyle düşünmüştüm. Doktor onda ritm bozukluğu olduğunu ve tansiyonunun çok fazla düştüğünü ve böylece öldüğünü düşünüyor. Peki, bir kişi önceden beklentisi içerisinde olduğu bir duruma girip bunları da deneyimledikten sonra ve artık gerçekte ne olduğuna devam etmeye hazır olduğunda ne oluyor? SONRA ne gerçekleşiyor ?
C: Rüyabenzeri durumsallık giderek ve kademeli bir şekilde gerçekliğe dönüşüyor.
S: (C) Peki gerçeklik nedir ?
C: 5. Yoğunluğa giriş.
S: (C) Bu nasıl bir şey ?
C: Sen nasıl bir şey olduğunu düşünüyorsun canım ?
S: (C) Ben şimdi nasıl olduğu konusunda düşündüklerimi söylersem, ön-varsayımda bulunmuş olurum.
C: Hayır, şart değil.
S: (L) 5. Yoğunlukta olduğunda, kendine ait bir çok ruhsal cevherinle birleşip, 'uzay-zaman'ın farklı noktalarındaki diğer gerçekliklere uzanan tüm yayılımlarını mı algılamaya başlıyorsun ve bir ...
C: Bu tam da popona yediğin sağlam bir tekme olurdu, sence de öyle değil mi ?
S: (L) Hangi anlamda ? Bir keresinde demiştiniz ki: 5. Yoğunlukta olduğunuzda bir tür 'zamansızlık kavrayış'durumunda olursunuz.
C: Evet.
S: (L) Ve böyle bir zamansızlık kavrayışı hali içerisinde görür ve algılarsınız, bir tür saf bilinçlilik durumu gibi.
Böyle mi ?
C: Yakın.
S: (L) Mutluluk hissedilir mi, ya da şey hissedilir mi.. Yani sanırım hissetmek yanlış kavram çünkü bir his doğuracak hiç bir şeye sahip değilsindir.
C: Varolan, bütün duygusal yansımaların, çok derin, bilgece bir berraklıkta algılanması.
S: (L) Biri tarif etmek isteseydi; 5. Yoğunluk deneyimini çok hoş olarak mı, yoksa çok yoğun olarak mı tarif ederdi ? [ç.n. burada kullanılan yoğun kelimesi (ing. intense); kuvvetli, etkileyici kavramlarını da içerecek şekilde düşünülmelidir]
C: Yoğun, ama sizlerin hayal edebileceğiniz şekilde değil.
S: (C) Sanıyorum negatif yönleri olmayan bir yoğun deneyim, ki böyle olması iyi olur...
C: Hayır. Negatiflik de var. Ama 3. Yoğunlukta hissedilen , hormonsal beyin aktiviteleri yoluyla, genetik bedensel tepkime olarak ortaya çıkan, altta yatan psikolojik tehlike korkuları yok.
S: (C) Tamam, peki 5. Yoğunluğa uyumlanan birisi, orada, gündelik yaşantısı içerisinde neler yapıyor ?
C: "Gündelik yaşantı" diye bir şey yok.
S: (C) Sadece bir kavram olarak söylediğimi düşünün. (L) Başka bir ifadeyle, herhangi biri 5. yoğunlukta neler yapar ? (C) Evet ne gibi eylemlerde bulunur ?
C: Bir tür zamanın varolmadığı, düşünsel öğrenme süreci olarak düşünün.
S: (C) Herkes birbirinden farklı şeyler mi öğreniyor ?
C: Elbette, kişinin karmik titreşim frekansına bağlı olarak.
S: (C) Öğrenme mekanizması nasıl işliyor ?
C: Doğal çekici gelişme dengesi.
S: (L) Sanırım bir tür, dengeye yerleşme gibi bir şey. (C) Yani burada bahsettiğimiz bir tür akılsal öğrenme süreci değil, daha çok bir tür biliçlilik özümsemesi [ç.n. soğurulması, absorbe edilmesi] . Sanki buraya özel bir benzetme yaparsak, başının altına bir kitap alıp, uyuyarak, içeriğinin özümsenmesi gibi mi ? (L) Bu doğru bir benzetme mi ?
C: Hayır.
S: (L) Haydi biraz yardım bizlere. Bunu sevdim!
C: Eh Laura, 5 boyutlu bir ekranı gözünde canlandır.
S: (L) Yapamam. 5 Boyutlu hiç bir şeyi gözümde canlandıramam.
C: İyi, öyleyse burada bazı şeyleri açıklayabilmek için nasıl bir durumda kaldığımızı tahmin ediyorsundur!
S: (C) Ama bu bir çeşit otomatik aktarım mı ? [ç.n. öğrenmeyle aktarılan bilginin] (L) Ya da otomatik bir işlev mi ?
C: Burada ilginç olan şey zamansızlık. Bu yüzdendir ki, bedenini henüz yeni "terketmiş" bazı ruhlar,kendilerine inanılması güç bilgiler veren, kendilerini seven kişiler tarafından "görülürler". Hatta öyle vak'a lar olmuştur ki; 3. Yoğunluk içerisinde aynı travmayı birlikte yaşamış iki ruhtan biri diğerine, "henüz onun zamanı gelmediği" için, geri dönmesi gerektiği talimatını vermiştir. ç.n. aynı travmatik olay sonucu bedenlerini terkeden iki ruhtan bahsediliyor]
S: (C) Yani demek ki; diğerine bunu söyleyen kişi zamansızlık olgusuna ermiş (kavramış) oluyor, oysa aynı "zamanı" paylaşıyorlardı ve herşey ikisi için de birden bire oluvermişti, bu da demek ki bazı kimseler için 5. Yoğunluğa geçiş çok ani oluyor. Bir kimsenin 5. Yoğunluğa geçiş kabiliyetini ve yeni durumsallığına kolayca uyumlanmasını belirleyen şey nedir ?
C: Belirsiz soru.
S: (C) İfadesi zor bir soru.
C: Yeniden sor lütfen.
S: (C) Sorumu yeniden formüle etmeye çalışıyorum. (L) Böyle bir durum meydana geldiğinde, diğerine "geri dön, henüz senin zamanın gelmedi" diyeni, diğerinden ayıran özellik nedir ?
C: C--- sorsun.
S: (L) Pardon, ben sustum. (C) Kişilerin ön-varsayımları olduğundan ve (ölüm sonrası) yaşanılan deneyimlerin bunlara bağlı beklentiler doğrultusunda gerçekleştiğinden bahsettik. Bir kişinin en hızlı ve kolay biçimde 5. Yoğunluğa uyum sağlayabilmesi için nasıl bir düşünce yapısı ya da ön-varsayıma sahip olmalı ?
C: Ehh bu da kendi içerisinde bir ön-varsayım içeriyor. Ama diyebiliriz ki açık fikirli ve araştırmacı biri bunu en iyi şekilde gerçekleştirebilir. Ama eninde sonunda herkes bunun üstesinden gelir.
S: (L) S-- kalp krizi geçirdiğinde, tıbbi yardımın ulaşması 20 dk. sürmüştü. Onu yaşam ünitesine bağlayıp bitkisel hayata döndürdüklerinin çok öncesinde beyin ölümü gerçekleşmişti zaten. Ben hastanede bir süre yanında kaldım. Onula konuşarak, geri getirmeye çalıştım. Ona reiki verdim ve daha bir çok şeyi denedim.
Ve sonra onunla konuşup konuşamayacağımızı Kasyopyalılar'a sorduk ve Kasyopyalılar, onunla konuşabilmemiz için kendilerinin aradan çekilmeleri gerektiğini söylediler.
Onunla konuştuk. Ve konuştuğumuz varlığın o olduğuna, oldukça ikna edici bir konuşmaydı. Onunla konuşurken bir radyo istasyonundan ve yakında duyacağımız, Yeni Zellenda ile ilgili bir haberden ve bir de
'genç kıza zarar verme!' gibi bir şeylerden bahsetti. Bana o kadar çok şeyden bahsetti ki, iletişim kurduğumuz kişinin gerçekten de o olduğundan emin olmuştum, her ne kadar bedeni tamamen yaşam
destek ünitesine bağlı olarak canlı bir şekilde hastanede yatıyor olsa da.Ona geri dönüp dönmeyeceğini sordum ve dönmeyeceğini söyledi. Sebebini sordum ve bana çok fazla keyif aldığını söyledi ve işin doğrusu bu benim de onun keyif alıp, neşelendiğini hatırlayabildiğim en son zamandı. Ona, bulunduğu yerin nasıl olduğunu sordum. Bana bir okul gibi olduğunu söyledi. Ne öğrenmekte olduğunu sordum ve bana bunu açıklamasının bir yolu olmadığını ve bu yüzden de açıklayamayacağını söyledi. Ama bedenlerimiz içerisindeyken belirli bir sınıf içerisindeymişiz ve bedenlerimiz dışındayken farklı bir sınıftaymışız. İletişimi sonlandırdık ve sonra, ertesi gün haberlerde,Yeni Zellanda' da kiliseye dalıp bir sürü insanı vuran delirmiş kişiyle ilgili haberi duyduk ve olay tam olarak bizim onunla iletişimde olduğumuz sıralarda erçekleşmekteymiş ve küçük kızın incitilmesi ile ilgili verdiği şey de bununla ilgili bir referansmış. Anladığım kadarıyla, bir ağacın ardına saklanmış küçük bir kız varmış.Yani bir yandan bizlerle konuşurken, Yeni Zellanda'da olan biten bu olayı da GÖRMEKTEYMİŞ. Hatta bundan bahsederken haykırıyordu bile. Kısa ve tuhaf bir konuşmaydı. (C) Yani, o artık oradaydı. (L)Kesinlikle. (F) Ve 'Geri gelmeyeceğim' dedi. (L) Evet. 'Hayatta olmaz!' dedi. Öyle şeyler söyledi ki tam olarak onun bir şeyleri ifade ederken kullandığı tarzdaydı. Aynen ölümü sonrası K-- ile konuşurken yaşadığımız deneyim gibiydi. O seferde de konuştuğumuz kişinin o olduğundan tamamen emin olmuştum, çünkü kelimelerle oynayış tarzı aynen hayatta iken yaptığı şekildeydi. Kelime oyunlarını (cinas)severdi ve sürekli kullanırdı. (C) Biz de bir kaç kez ouija tahtasıyla T-- ile konuşmayı denedik ve karşı taraftan bir takım bilgiler aldık. O zamanlar biz de gerçekten T-- ile mi konuşuyorduk ?
C: Gerçekten onunla konuştuğunda bunu bilirsin.
S: (L) Sanırım onunla konuşmuş olsaydın, bunu BİLİYOR olurdun ve bu soruyu sormazdın. (C) Yani , sanki oymuş gibiydi. Onunla şimdi konuşabilir miyiz ?
C: Hayır.
S: (C) Neden konuşamayız ?
C: Seninle aynı noktada buluşmayı mümkün kılacak bir pozisyonda bulunmuyor. Anlamanız gereken şey; 5. Yoğunlukta bulunan birinin 3. Yoğunlukla iletişime girebilmesi için tefekkür (derin düşünsel) frekansını kaydırıp, değiştirmesi lazım, hatta olay böyle bir medyum aracılığıyla gerçekleşecek dahi olsa. En iyi sonuçlar ruhlar 3. Yoğunluğu henüz "yeni terketmiş" olduğunda alınır ve aynı zamanda sizler de onun ilahi düşünsel (tefekkür) frekans değişimi sürecinin bir parçası olursunuz. Bunun sebebi de frekans değişiminin yoğunluk derecesinin (şiddetinin) "geride bırakılanlar" dan kaynaklanmasıdır.
S: (C) Tamam, bu mantıklı. (L) Öyle mi ? (C) Yani ruh diğer tarafa yeni geçtiğinde, 3. Yoğunluk düşünsel yapılarına ve frekanslarına daha yakın oluyorlar ve onlar için daha kolay oluyor. (L) Ve sonrasında onları rahatsız etmemek daha doğru çünkü onları o frekansta tutmak istemezsin. (C) Doğru! Ve sanıyorum frekans değişiminin yoğunluk derecesi onları teşvik eden kişiden kaynaklanıyor. Ben ona, gitmesini ve ortalıkta dolanmamasını söylemiştim. (L) Evet, ortalıkta dolanmaları iyi olmaz. (C) Tamamdır, sanırım benim soracağım sorular bunlardan ibaretti.



Edited by - Tgur on 02/05/2019 12:25:58
Go to Top of Page

Tgur


1394 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 03/05/2019 :  09:34:48  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Yukarıdaki konulara ait ilave alıntılar sunmaya devam edeceğim,

Christlerin cinsel perhizleri her dünyaya gelen günahkardır v.s.hakkında konuların gerçeklerin anlaşılamadığı hakkında ilgili aktarıcıların kısıtlanmış bilgiler dolayısı ile yanlış uygulamalar olduğunu anlıyoruz, malüm yarım bilgi en tehlikeli sonuçlar yaratır,
---------------------------------------

S: (L) Sizin seks hakkındaki görüşleriniz hakkında şöyle diyor: "Kasyopyalıların sunduğu görüş, her insana bir günahın işlenmesiyle gebe kalındığını ima ediyor. Bu bana göre intikamcı olmayan, iyi bir ilahi geometriyle uyuşmuyor."
C: Hayır,seks günah değildir.Yemek de öyle. Bu sadece fizyolojiktir. Fizikselliğin değişkenliği hakkında söylediklerimizi hatırlıyor musunuz?
S: (L) Evet, 4'üncü yoğunluk fizikselliğin değişken olduğu seviye. Anladığım kadarıyla kişi o seviyede bulunduğunda, çoğu durumda fizikselden ziyade saf bilinç durumunu seçer çünkü o durumda daha fazla özgürlük olur. Eğer kişi bilinçli bir şekilde fiziksel-olmayan durumda olmayı seçiyorsa, o zaman buna uygun olarak seks yapmamayı, yemek yememeyi de seçer.
C: Yakın.
S: (L) Diğer bir cümlesi şu şekilde: "Kasyopyalılar kendilerinin Pleyadeslilerin devamı olduklarını bildirdiler.Pleyadeslilerin seks hakkında "özgür ifade"ye dayalı görüşü Kasyopyalılarınkiyle zıt görünüyor."
C: Bu sadece kavramların birbirine karıştırılmasından ibaret. Ama bu kavramlardan sadece bir tanesini ele alacak olursak, Pleyadeslilerin kavramlarıyla ilgili olarak sunulanların birbirleriyle aynı olduğunu kim söyleyebilir?


Edited by - Tgur on 03/05/2019 09:37:05
Go to Top of Page

Tgur


1394 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 18/05/2019 :  10:30:18  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
ÇEKİMİN TOPLANIP DAĞILMASI

Yine bu soğuk bilim bölümü deyip lütfen yüzüzünüzü buruşturmayın fazla detaya girmeden bazı düşünce ve kendimce buluşlarımı belirteceğim lütfen yorumsuz ve sorusuz bırakmamaya çalışın o zaman "yetti bikesliğim ol gayete kim çevremde "şiirini okumaya başlarım yani "bu kalabalıkta ve çevrede bu yalnızlığım yetti artık"..

Herneyse konuyu ve kendimizi dağıtmadan sadede gelelim,
Çekim hakkında bir genel özet çıkarmıştım hatırlamak maksadı ile,

*Graviton yani bizim anladığımız ve değerlendirdiğimiz çekim esasta yok ,zira zaman yok ve işık hızı da yok o halde anti-çekimle dengelenmiş zaman sıfır olunca graviton yani bizim yer çekimi dediğimiz kuvvet 3B yoğunlukta kullanılmakta,
Şimdi kullanacağımız "çekim" ifadesi bunun dışında bir kavram,

*Çekimi doğuran 7. yoğunluk bilinci ancak bunu oluşmuş her şeyin bağlayıcısı olarak nitelendirmemiz lazım bu da 7. yoğunluğun herşeyde tezahür eden ifadesi olarak da tanımlamak gerek,

*Yani "çekim"i tanrı olarak nitelendirirsek ve monoteist bir anlayışla bakarsak yanılırız zira mesela insanlar da çekim yaratabilir

*: Çekim hiç bir şekilde artmaz ya da azalmaz. Sadece toplanır ya da dağılır

*Bu toplanıp dağılma işi birilerinin onu kullanması ile değil "çekimin dağılmasının varolmasının bir YANSIMASIDIR"

*BH davranış çekimin dağılmasını ,KH davranış ise toplanılmasını ifade eder bunlar da yukarıda belirtildiği gibi yansımalardır,
*Çekim tüm varoluşun "bileşeni" , bu sebeple değişken olmayan miktar özelliğine sahip.

* Çekimden yararlanabilirsin ama onu "kullanamazsın". Kusursuz şekilde statik dengede bulunan bir şeyi artıramazsın ya da azaltamazsın.
*Bilinç açısından ve bilinç nihai olarak herşeyin varlık sebebi ve çekim de fiziksel ve eterik düzlemlerdeki herşeyi bir arada tutan "yapıştırıcı."

* Çekim, mutlak bir şekilde varolan herşeyin "yakıtı", "kanı!!!
(bazı kavramları K.ların ifade şekli ile değiştirmeden alıyorum çünkü konuyu anlamaya çalışmak görüldüğü gibi oldukça zor..)
Mesela sağ ile sol un olmadığı bir durum düşünün bunu anlayabilirseniz her anlattığımızı anlarsınız önerileri var mevcut donelerle bunu tarif edemiyoruz tahayyül edemiyoruz..

* Çekim tüm yoğunluklarda, mekan/zamanda aynı anda bulunur

*Daha önce çekimin mutlak bir şekilde herşeyin temel gücü olduğunu söyledik!!! Bu tüm yoğunluk seviyeleri, tüm boyutlar demek... Tüm varoluşun "malzemesi." Onsuz hiçbir şey varolamaz.
Düşünceleriniz de çekime dayalı!!!

*çekim dalgaları yalnızca kişiyi yüksek kavrayışa götürecek yoldur, nihai bir son noktaya ulaştıracak bir araç değildir ,bu yönden zihinde genişleyerek o meşhur bilyalara oturmak için kullanılamazlar bilyalar yoğunlukların deneysel tanımlamalarıyla ilgilidir ,

*S: (L) ... Eğer EM spektrumunun dalga çeşitlilikleri değişken çekim dalgalarıysa, o zaman bunlar bir araya getirilebilir ve elektromanyetizmanın bir toplam faktörüne ulaşılabilir, ve eğer bu ters çevrilirse çekimin varlığını ifade edebilir.
C: Doğru izdesin...
(Bazen böyle soru cevabı toptan belirtip yorumu yüksek fizik bilincindeki dostlara adıyorum,zira anlaşılması zor )

*Çekimin ötesinde hiper uzaysal bilgilere ulaşmak için BAT(birleşik alan teorisi)var ve bu husus dünyamızın etrafını saran manyetik tül yani ızgaralar vasıtası ile KH nin kontrolünü da sağlıyor bir işlevi de buymuş,ancak BAT bunun ötesindeki kavrayışların özü ve BAT ı bilen dünyada bilim insanları varmış ancak açıklamıyorlar bu hususun çözülmesi diğer yoğunluklara ulaşmayı ve değişken fizikselliği açıklayacak ancak bu bilgi şu andaki biz insanlar için 30 40 bin yıllık ileri bilgi ve bu bilginin bu kişilerce bilinmesi günümüzdeki 4. yoğunluk etkileri ile ,

*Güneşte pencere var ve madde de protonda pencere var ve bu pencereler yoluyla tahminen 7. yoğunluğun ilintisinin her yerde olduğunu izah edebilir miyiz acaba ,burada nötrinoların bilgi taşıdığını da devreye alabiliriz,
*Önemli bir durum da çekimin olmaması,burada 3B de deneylediğimiz graviton dan bahsediyoruz dalganıñ gelişinde olanın açılmasını ve dağılmasını ve böylece değişimin gerçekleşeceğini ortaya çıkarıyor burada dikkat çekilen husus gerek KH gerek BH olunsun hazır olmak yani bu tip kozmik olayların paranorml değil de dengenin getirdiği bir bilinçle karşılamak

*Çekim maddi durum ile eterik durumu yapıştırıyorsa eterik duruma geçince bu yapışkanı söküp maddi durumu da algılayan bir hale gelinilebilinir ve eterik de seyahat ederken maddeyi de algılayan bir hale gelinir ancak K. lar bunun olabileceğini ama tehlikeli de olabileceği şeklinde belirsiz bilgi veriyorlar çünkü bu kabil bir soruya "yakın" cevabı vermişler, bu durumda eğer eterik hale geldiğimizde seçimimiz madde olursa maddenin ızdıraplarına katlanacağız demektir yani zaman ve mesafe deneyine kapılmak ve bitime kadar beklemek..ve bunun için bir ufak alıntı,
"İçsel bütünlük ancak tamamen gayrı-fiziksel bir "durumda" garanti altındadır. Ve bu durum gerçekten sadece zihinsel bir hal!!
S: (L) Biri bu şekilde seyahat ediyor olsa, bu durum fiziksel gerçekliğe dönmeye isteksizlik oluşturmaz mı?
C: Biri bowling oynuyor olsa, bu durum park yerine dönmeye isteksizlik oluşturmaz mı?"

*Bu durumda 5. yoğunluktaki dinlenme ve karar verme olgusu önem kazanıyor ,karma borcu var bunları ödemek istiyorum derseniz ödemeye maddede yaşam seçilir ,borç falan kabul etmiyorum derseniz yine eterikte devam edebilirsiniz ama bu borç dediğimizin ağırlığı sizi dengesel yönden rahatsız edebilir, bu bir varsayım ama evrenin dengeye düşkün tavrını da göz ardı etmemek lazım,bununla ilgili çarpıcı bir kısmı alıntıladım,
"C: Düşünüş ihtiyaç duyulan kaderi ortaya koyuyor.
S: (L) Yani 5'inci yoğunluktaki diğer varlıklarla birleştiğinde, kendi derslerin hakkında bir tür kavrayışa sahip oluyorsun...
C: Dengeli. Ve bu, canım, tüm yaratımın bağlayıcısı olarak çekimin diğer bir örneği... "Büyük Dengeleyici!"

*Çekim tüm gerçeklikleri 'bir' olacak şekilde birbirine bağlayan yaşam gücüdür.

*"Hiper uzaydan bahsettiniz. Hiper uzay nedir?
C: 4'ten 7'ye kadarki yoğunluklar. Ama 4'üncü yoğunluk hiper uzayı "geçitte yaşayış" olarak algılar"
*" Bilinç gerçekte enerjinin en saf şeklidir. Diğer alem bilinç enerjisinden meydana gelir. Bu konuyu daha iyi anlamak için kişinin kısmen de olsa gerçekmiş gibi yaşanan, geçici bir durumda fiziksellik hissinin yakalandığı rüyalarla ilgili anılarından yararlanması gerekir"

* "Klasik kelimesi bilinci yadsıyor. Zihni, bir vakum içinde oluşan salt kimyasal işlevler ve elektriksel dürtüler olarak kabul ederek yaradılışın geri kalanına tüm yoğunluk ve boyutlarda ince ağlarla bağlı olduğunu - ki durum bu- gözardı ediyor. Çekim, fiziksel ve ruhsal gerçekliğin tüm unsurlarını bir arada tutan bir zamk.BİLİNCİN ALGILAMASI OLMADAN HİÇ BİR ŞEY VAR OLMAZ. Klasik fizik, diğer bazı hususlara ek olarak, bilinç ve beyni tek ve aynı şey varsayıyor ya da birinin diğerine yardımcı olduğunu. Gerçekte ise, beyin 3. Yoğunluk halleri ve benzer tezahürlerin fiziksel durumlarındaki bilinç ifadesini kolaylaştıran bir kanal."

*Ruh bileşimi daha doğrusu bilinçsel kazanımlar nötrinolar tarafından yüklenip bir nevi taşınıyorlar.
----------------------------------------------------
Biraz uzunca olan kısım içinden "çekimin toplanıp dağılması" üzerine

Malüm toplama KH davranışının genel karakteri ,bu da ortaya çıkarılan fiziksel hadisenin daha fiziksel olmasına doğru giden aşırı maddesel bir yolda olmak ve kök noktalarına kadar uzanmak bu genel davranış bu işin seçimi ve peşinde olanların bir nevi patlamasına atomik dağilmalara kadar giden bir nevi yok olma tezahürüne yol açıyor, yani molekül atom daha minimal ölçülere doğru bir nevi sıkışmaya doğru yönlendiriliyor,mesela bazı maddelerin izotopları vardır atom no ları aynı fakat Nötron sayısı farklı, bunlar gibi fiziksel deki bollaşma örnekleri bulabiliriz ,

Bu husus bu toplanma dediğimiz hadisede 1,2,3,4 yoğunluklardakilerin birbirinden enerji, negatif enerji besin almaya yönelik faaliyetleriyle de izah edilebilinir Bitkiler mesela daha fazla mineral ve sair kendine yarayan materyale ulaşmak için en olmadık yerlere doğru kökleriyle uzanır ve o ortamda istediğini bulamadığında kuraklık v.s olunca kurur yok olur hayvanlar besin bulamayınca yavrularını bile yiyebilen canavarlara dönüşür insanların alt yoğunluklardan enerji alabilmeleri yüzünden neler yaptığını sayfalar dolu anlatsak bitiremeyiz bitkilerden daha iyi faydalanmak için GDO ları ile oynanması başlı başına insanlığı felakete sürükleyen bir yoldur yediğimiz içtiğimiz kanser ve buna bağlı tedavisi güç hastalıklarla boğuşmamıza ve kırılmamıza sebep olmakta hayvanlara yaptığımız fazla enerji elde etmek için yaptıklarımız artık ayan beyan ortadadır tavukları kafeslerde tutup hormonal çabuk geliştiren besinlerle beslemek diğer yenen koyun sığır gibi hayvanları GDO lu ve hormonlu besinlerle gayri müsait şartlarda beslemek ve sonra bu zararlılarla dolmuş hayvanları yemek böylece insan kıyımını arttırmak

Bu arada 4. yoğunluğun bu toplanma yani maddede sıkışıp kalma yolunda besinlerini arttırmak yoluyla insanlara yaptıkları biliyoruz ki onların besini insanın sex yoluyla çıkardıkları ayrılık yoluyla biribirlerine yaptıkları savaş,kavga, çatışma gibi yollarla ortaya döktükleri negatif enerjilerdir

Özetle çekimin toplanması dediğimiz ,bu var olmuş fiziksel yoğunluğun kendi içine doğru grift olması şeklinde dayanılmaz noktalara gelmesi ve sonuçta o astroid kuşağını yaratan gezegenler gibi psişik bir patlamaya maruz kalması olarak tarif edlebilinir,

Çekimin dağıtılması konusu ise bir BH davranışıdır ,genişleme yeni yeni var oluşlar yaratma ve bunların içinde değişimi ve mutluluk ve sevgiyi devam ettirme ve kalitesini arttırma ,genişletme yolundaki faaliyetlerdir,

Ancak şu da unutulmamalıdır ki KH dediğimiz oluşum bu genişleme faaliyetlerin bir neticesidir yani uzun döngüde o bahsettiğimiz deneyimin genişletilmesi gibi bir faaliyetin tekamülünü hızlandırmak için neler yapabiliriz arayışının sonunda kısa döngü olarak ortaya çıkmıştır ,yani hızlı bir ruhsal ilerleme için devreye konmuş ancak KH davranışı denilen bir kutuplaşma hadisesinin negatifte takılıp kalma olayını doğurmuştur, ve fizikselliğin vaz geçilmesi zor bir davranışı halinde ortada durmaktadır.

Bu da bizim BH ı elde etmek için aynı zamanda KH yız seçimimizdeki rolumüzü ortaya çıkarmaktadır..


Edited by - Tgur on 19/05/2019 08:11:22
Go to Top of Page

bozadi


10346 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 19/05/2019 :  13:51:23  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Çekimde artma veya azalma olmaması, sadece toplama (dengesizleştirme/KH) ve dağıtma (dengeleme/BH) durumlarının olması çok ilginç. Buna benzer şekilde evrende (veya varoluşta) toplam zamanın "sıfır" olması meselesi. Genişleyen evren/varoluş fikrini değişmezlik (denge) durumuyla ilişkilendirmeye, anlamaya çalışıyorum. Genişleme sadece ilüzyonda mı? Yoksa tüm varoluşta mı? Örneğin 7Y genişliyor mu? Genişlemeyi dengeleyen bir daralma var mı? Varsa ve genişleme ile daralma da aynı şekilde bir dengedeyse, toplamda ne genişleme, ne daralmanın söz konusu olduğu söylenebilir mi?

K'lar evrenin veya varoluşun "kapalı bir döngü" olduğuna dair birşeyler söylemişlerdi. Bu "kapalı döngü" kavramının yukarıda belirttiklerimle bir bağlantısı var gibi görünüyor ama bu en temel konularda kafam oldukça karışık.
Go to Top of Page

Tgur


1394 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 19/05/2019 :  15:38:36  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Bu çok cevapsız durumu anlatan yorumunla birdenbire çok evvellere gittim Bozadi eski sitede kaleme aldıklarım,"niçin bunlar niçin" başlıklı sorularım, yazılarım,

Konunun özeti toplam zamanın sıfır olması ve var oluş dediğimizin harikulade bir denge ile bizim anladığımız manada ve anlamaya çalıştığımız bilgilerle genişleyen ama bizim nicelik anlayışımıza uymayan bir çerçevede olmuş bitmiş bir 7Y diye tanımladığımız faaliyetler bütünü..

Bu durumun ne olduğunu izah için başka kanal bilgilerinde siz yani bu bahsi geçen 7Y oluşumu ile anlamaya çalıştığınız piramidin bir yüzü, piramidin diğer yüzlerindeki olan biteni veya olacak şeyleri kimse bilemez,

Bu tip bir izahı " son noktaya gelsek de belki yolun yarısını bile kat etmedik" denecek şeklinde benzerlik sağlayan bir K. bilgisinde geçen bir cümle olarak da hatırlıyorum..


Edited by - Tgur on 19/05/2019 15:40:05
Go to Top of Page

bozadi


10346 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 19/05/2019 :  19:43:29  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle

Açıklamaların için teşekkürler Tgur.

Varlığın kendisi olarak, bu en temel ve bir o kadar gizemli görünen soruların cevaplarının da yine kendi varlığımızda olduğu açık. Bu sorulara yanıt aramak, özünde kendi varlığını yoklamak, kendi varlığına bakmak, kendini keşfetmek ve/veya hatırlamak gibi birşey. Ve aslında bazen büyük bir merak ve biraz da ümitsizlik içinde aradığımız cevapları başka zamanlarda hayatın en basit, en temel gerçeği olarak bildiğimiz (bilinçli olarak farkında olduğumuz) durumlar da yaşadığımızı düşünüyorum. Ama 3KH içindeki aşırı (dengesiz biçimde) parçalı benlik deneyimlerimiz nedeniyle yüksek ve temel bilgilerimizi, farkındalıklarımızı genele yayma konusunda sorunlar yaşayabiliyoruz. BH'ye doğru ilerledikçe bu sorunları aşacağız.
Go to Top of Page

Tgur


1394 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 24/05/2019 :  09:17:30  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
SÜPER İLETKENLİK LEVİTASYON

Bu sefer konularımız ağır fizik kokacaksa da ben en basite indirmeye meraklıyım ,

Levitasyon yer çekimine karşı koyup bulunulan yerden yükselme ,ancak süper iletken fiziki varlıklar bunu halletmekte ,burada fiziki varlık kavramının içinde insan da var ,meğer insanlık bunu madde boyutunda teknolojik olarak uygulamaya koymuş ve MAGLEV trenleri ismini vermiş ve inanılmaz süratle yol kat etmekteler, adı MAG=manyetik,LEV=levitasyon ifadesinde birleşmiş,

Maddelerin süper iletken olabilmesi için düşük sıcaklık durumuna getirilmeleri lazım ve bu trenlerde kullanılanlar ise de aşırı soğutulmuş çeşitli mıknatısların çekme itme işlevlerinden faydalanıp raylar üzerinde böylece teması kaldırıp sürtünme sıfır duruma getirmek bu da anormal hızları sağlayan bir durumu ortaya çıkarmakta,şu anda bu yüksek teknoloji dolu ülkelerin problemi bu soğutma işini daha ucuza ve kolaya getirecek yollar aramak, bizdeki hızlı tren fecaatini ve ilkelliğini hatırlayıp kıyaslayınız,

Süper iletkenliği sağlayacak diğer bir yol ise yüksek gerilimi olan elektriği bir diazapom vasıtası ile sese çevirmek ve böylece anormal büyüklükte kayaları hafifletip kolayca istenilen yere taşımak bunu da Kasyopyadan öğrendik aşağıdaki alıntılarda var ancak teknik uygulanma ayrıntılarını anlayıp tatbike koymak yüksek fizik işi yalnız piramitler yapılırken yüksek gerilimli elektrik diye bir şey yoktu büyük ihtimalle ve bulunan bulgularla da anladığımız bu büyük taşların üzerinde kozmik güçler ifade edilen çizimleri olan papiruslar konuyor ve o rahip ve mimar kişiler diapazonun da ses özelliğini birleştirip meditasyon teknikleri de kullanarak bir birleşim gücü sağlayıp kayaları kaldırıp istenilen yerlere koyuyorlardı,yani yüksek gerilimli elektrik yok onun yerine kozmik güçleri birleştirebilme ve diazapomda ses olarak üretmek mahareti ile endike,

İnsanın levitasyonu ise meditasyon ve aşırı inançla sağlanmış bir bilincin bedeni süper iletken haline sokması ile mümkün oluyor bunun tariflerini internette vermeye çalışmışlar ama doyurucu değil işin fantezisi ile ilgileniyorlar ama bizler bir konuya odaklanmış ve inanmış bir bilincin bu özel yaratım işinde belki uzun uğraşılarla halledebileceğine inanıyoruz.Tarihte ve şu anda bunu becerebilenler var hatta bizim başımıza da gelmiş olanları hatırlıyorum ,mesela rüyalarımda ben arada bir apartmanların uzunca son katlarına uçarak çıkıp dikilip etrafı seyrettiğimi yüksek kaya ve tepelerden aşağıya indiğimi ve uyanıkken herhangi bir uygulama yapmadan yataktan 2 m kadar yükseldiğimi falan hatırlıyorum sanırım bir çok kişi de bu tatlı uçuşları denediğini hatırlıyordur,özetle beden dünyevi çekimi yenecek zamanları öldüğünde veya rüyalarında ,meditasyonu ustalıkla yaptığında bulacaktır ,kısaca fiziki bağlardan kurtulmuş beden astral bedeniyle her zaman birleşebilecektir yani süper iletken haline doğal yolla buluşabilecektir ,

Süper iletkenlik ve levitasyon hakkında K. alıntılarına bir bakalım belki farklı ve daha doyurucu bilgileri ortaya çıkarabiliriz, Coral Castle muammasını K.lar en sonunda biraz izah ettiler,

---------------------------------------------------------
S: (A) Yaklaşan dalga derken, neyin dalgası?
C: Başlangıç ve son noktasından gelen bir düşünce dalgası olarak düşün.
S: (L) Bunu 3'üncü yoğunluk kavramlarıyla biraz daha açıklayabilir misiniz?
C: Hayır, Ark'ın yanıtına bak. Onun sorusu sonuçta!
S: (A) DNA bir süperiletken olarak mı işlev yapıyor?
C: Evet!!!
-----------------------------------------------------------
S: (L) Yardımcı olmaya çalıştığım için özür dilerim! (A) DNA sürekli süperiletkenlik işlevinde mi?
C: Değişken.
S: (A) Elektrik nedir?
C: Hangi anlamda?
S: (A) Temel yük nedir?
C: Temel yapı... doğrudan veya dolaylı olarak doğal "hal"den geliyor.
S: (A) Ne tür bir yapı?
C: Tamamen substantif (sürekli), tıpkı bağlayıcı maddede olduğu gibi.
S: (A) Sapma mı? (ç.n.: warp; sapma, eğim)
C: "Sapma" eksik bir kavram. Görelilik teorisi ile ilgili söylediklerimizi hatırla.
S: (A) Süperiletkenliğin yapısını iyice anlamam gerekiyor değil mi? Araştırmama eklemem gerekiyor...
C: Evet, kesinlikle.
S: (A) ...Bu Nobel Ödülü anlamına geliyor, doğru mu?
C: Bunu söylemekten nefret ediyoruz ama... Bekle ve gör!!!
--------------------------------------------------

S: Öyleyse elektrik özünde bir elektron akışı.
C: Evet.
S: Elektronların hapsedildiğini söylediniz. Nerede hapsoluyorlar ? Bu serbest elektronların kaynağı nedir ?
C: Tüm malzemeler. Tüm madde. Tüm eter.
S: İletken kendi elektronlarını iletiliyor ve bu da elektrik akımını ortaya çıkarıyor.
C: Belki.
S: Söylediğimde hatalı olan nedir?
C: Kavramı "iletkenle" sınırlandırmak.
S: Elektrik enerjisi herşeyin içerisinde mevcuttur. Ama özellikle bizim iletkenler olarak tanımladığımız bazı maddelerde, sizin de belirttiğiniz gibi; elektrik enerjisi yakalanır, hapsedilir ve sonra kanallanır, ki bu çünkü ışığı yaratır, makinaların çalışmasını sağlar vs vs.
C: Basit tanımlama.
S: Tamam, basit, bunu anlıyoruz. Peki, elektrik bir süper iletken boyunca iletildiğinde, normal bir iletkene,örneğin bakır bir tele göre, ortaya çıkan fark nedir ?
C: Akışı ivmelendirir, böylece elektronları ayrıştırır, böylece süreci "tahrik eder."
S: Bir süper iletkende bu ivmelendirilmiş akışa katkıda bulunan hangi farklı özellikler var ?
C: Manyetik darbe döngüsü.
S: Bir manyetik darbe döngüsünü yaratan şey nedir ?
C: Çekimin vakumu içerisindeki madde.
S: Çekimin vakumu nasıl yaratılır ?
C: Bahsedilen durum için, süper iletkenliğin bir yan ürünü olarak önceden tasarlanmadan ortaya çıkar.
S: Dediniz ki; süper iletken elektronları ayrıştırır ve bu da akışı coşkulandırır. Ayrıştırmakla kastettiğiniz nedir ?
C: Birbirinden.
S: Sıradan bir elektrik akımındakinden farkı nedir ?
C: O denli geniş mesafeli bir ayrıştırma değil. [ç.n. : normal bir elektrik akımında gerçekleşen ayrıştırma]
S: Elektronların birbirinden ayrıştırılması bu sürecin anahtarı mı ?
C: Evet.
S: Başka hangi şart ya da nitelikler elektronların ayrışmasına katkıda bulunuyor ?
C: Kendine sor, bir süper iletkeni tanımlayan nitelikler nelerdir ?
S: (L) Süper iletkeni tanımlayan nitelikler nelerdir ? (A) Sıfır direnç. (V) Çekim olmaması mı? (A) Sıcaklık olmaması. (L) Sıfır direnç noktasına nasıl ulaşılabilir?
C: Suni yapılandırma.
S: Neyi kastediyorsunuz; bu düşünce mi suni, yoksa sıfır dirence sahip olabilecek şeyler yalnızca suni olarak inşa edilenler mi olabilir ?
C: Her ikisi de.
S: Yani demek ki; mutlak sıfır dirence sahip bir gerçek süper iletken olması sözkonusu değil. Ama direnç çok çok düşük seviyelere düşürülebilir.
C: Yakın.
S: Soğuğun süperiletkenlikle mutlak bir bağlantısı var mı ?
C: Uzayda ne gibi şartlar hakimdir ?
S: ÇOK soğuktur.. (A) Hemen hemen vakum ortamıdır [ç.n. : havanın bulunmadığı boşluk ortam] (L) Çekim yoktur. (A) Hayır, çekim vardır, ama sadece bu. Düşündüğüm şey; süperiletkenlikle çekim arasında nasıl bir ilişki olduğu sorusunu sormaktı. Bununla ilgili bir şeyden bahsedilmişti... eterle ilgili olan şey neydi ?
C: Varoluşun gayrimaddesel alemi.
S: (L) Diğer bir ifadeyle, bilinç. Tamam, süperiletkenliğin bir yan ürünü olarak önceden tasarlanmadan
ortaya çıkıveren, manyetik darbe döngüsünden bahsetmiştiniz. Ve ayrıca çekimsel vakum içerisindeki
maddeden... Manyetik darbe döngüsünü tanımlayabilir misiniz ?
C: Kendi kendini tanımlıyor.
S: Çekimsel vakum içerisinde yer alan maddeden türediğini söylediniz. Süperiletkenliğin çekimsel vakum yarattığı anlamına mı geliyor bu ?
C: Evet.
S: (A) Nerede ? Süper iletkenin içerisinde mi, dışında mı ?
C: İçerisinde.
S: (A) Bildiklerimize göre, ayrıca bir elektromanyetik vakum oluşturuyor. Bir süper iletkenin içerisinde
manyetik alan olmadığı doğru mu ?
C: Daha önce de belirttiğimiz gibi bu iki özellik içiçedir.
S: (L) Elektromanyetizma ve çekim. Yani, orada çekim yoksa, elektromanyetizma da yoktur. Peki, o halde manyetik darbe nerede ?
C: Darbe çekim vakumunun dışında yer alır ama süper iletkenin içerisindedir. Tüpsel bir yapı canlandır
gözünde.
S: Süperiletkenlik hali çekim vakumu içerisinde midir, yoksa elektromanyetik darbe içerisinde mi ?
C: Hepsini içeriyor. Normal bir iletkenin, normal elekron iletim yapısı dolu bir "tüp" şeklindedir, bir süper iletkende ise "içi boş" tüptür. Bu da vakumu ortaya çıkaran şey.
S: Bu boşluklu tüpsel yapının tarif ettiğiniz gibi elektron ayrıştırıcı bir özelliği mi var ?
C: Aynı şeyin tezahürü.
S: Öyleyse bir süper iletkene sahip olmak için, uzaydaki sıcaklığa yakın bir sıcaklığa sahip olmak gerekiyor ve ayrıca kimyasal yapı olarak da uzaydaki ortam özelliklerine olabildiğince yakın ama büyük oranda yoğunlaştırılmış bir yapıya, doğru mu bu ?
C: Yakın.
S: (A) Süper iletkenin dışında sıfır çekim olduğunu mu kastediyorlar ? Vakum dediler, anlamı nedir ? Çekimin olmaması ?
C: İçinde.
S: (A) İçinde çekim yok.
C: "Yok" değil, sadece çok daha az ve yapı olarak parçalı.
S: (A) Ama diğer yandan vakum diyorlar... (L) Ama hayatım, mutlak vakum diye bir şey yoktur! (A) Evet haklısın, tamam. (A) Şu Yedinci Yoğunluğu anlamak istiyorum. Protonlar Yedinci Yoğunluktan mı geliyorlar ? Yoksa Yedinci Yoğunluğa açılan pencereler mi ? Ya da nedir ? (L) Protonların Yedinci Yoğunluktan geldiklerini söylediniz. Tam olarak hangi anlamda söylediniz bunu ?
C: Mutlak anlamında.
S: Öyleyse bir proton Tanrı'nın bilincinin küçük bir tezahürü mü ?
C: Hayır.
S: Açıkçası, mutlak anlamdan benim anladığım bu. Doğrusunu söyler misiniz ?
C: Fazla karmaşık.
----------------------------------------------------------------
S: (L) Stonehenge'i kim inşa etti?
C: Druidler.
S: (L) Druidler kimdi?
C: İlk Ari gruplarından biri.
S: (L) Taşları nasıl taşıyıp yerleştirdiler?
C: Ses dalgası odaklaması; kendiniz deneyin; Coral Castle (şato).
S: (L) Druid'lere ses dalgalarını kullanmayı kim öğretti?
C: Biliyorlardı. Nesilden nesile aktarıldı.
S: (L) Stonehenge ne zaman inşat edildi?
C: Yaklaşık MÖ 6000.
S: (L) Stonehenge ne olarak inşa edildi?
C: Enerji yönlendirici.
S: (L) Yönlendirilen bu enerji ile ne yapılıyordu?
C: Herşey.
S: (L) Enerji merkezden dışarı mı ve yoksa dışarıdan merkeze doğru mu yönlendiriliyordu?
C: Her ikisi.
S: (L) Bir araya gelip sesle birşeyleri hareket ettirmeye çalışmamızı mı öneriyorsunuz?
C: Evet.
S: (L) Bu ses bedenlerimizden mi gelecek?
C: Öğrenin. Laura cevabı keşif yoluyla bulacak.
S: (L) Kabala'da eğer bir grup ruhsal farkındalık kazanmak niyeti ve amacıyla düzenli olarak bir araya gelirse oluk olarak tanımlanan birşey yaratmış olacakları söyleniyor. Bu bizim son üç yıldır yaptığımız şey mi?
C: Evet.
S: (L) Bilgi kanallamasını sağlayan bu oluğu kullanacak ve katkıda bulunacak başka insanları dahil edebilir miyiz?
------------------------------------------------------------

S:(L) Coral Castle ile ilgili adam hakkında sormak istiyorum. Bildiğiniz gibi Hillard'ı görmeye gittik. Onunla görüştükten sonra bir kaza geçirdi, hemen ertesi gün. Bu kaza onun bizimle daha fazla iletişim kurmasını engellemeye yönelik miydi?
C: Açık. İsterseniz onu arayın ve detayları öğrenmeye çalışın.
S:(L) Hillard'la konuşurken bize Coral Castle'ı inşa eden adamdan bahsetti. Görünüşe göre bu adamın
yaşadığı odada üç şey varmış: bir yatak, bir masa ve tavandan bir zincirle asılı olan, emniyet kemerine
kadar tam donanımlı bir uçak koltuğu. Bu...
C: Doğru çünkü öğreniyorsunuz ve bu ve diğer faaliyetlerinizin neticesinde DNA'larınızı birleştiriyorsunuz.
S:(L) Tamam, yani S--- ve ben, bu gizem hakkında yaptığımız incelemeyle, bu adamın bu çarpıcı mühendislik ve inşa başarısını nasıl ortaya koyduğunu öğrenmeye yaklaşıyoruz öyle mi
---------------------------------------------------------------

S: (L) Öğrendiğimize göre Leedskalnin 1949'da bir kitap yazmış. (F)Öyle mi? Bahse girerim sırlarını açıklamamıştır! (L)Hayır ama sonuçta ilginç. Sipariş ettik. Bazı bölümlerini internetten okuduk. Oldukça arkaik bir dille yazılmış ya da İngilizce açıklamalar yapmakta bazı problemlerle karşılaştı ama yazdıkları
araştırma yaptığı prensiplerle ilgili.Bir ara yaptığı deneylerle oynamak istiyoruz. (F) Kendi etrafında
dönmekle ilgili bir şey var mı?(L) Hayır ama deneylerinden bazılarını okuyarak uçak koltuğunun ne için
yapıldığını anlamış bulunuyorum. (A) Bu kitapta bize BAT'a ( Birleşik Alan Teorisi) giden yolu ya da daha da önemlisi standart fiziğin ötesine giden yolu gösteren bir deney var mı? Yoksa deneyleri sadece
standart şeyler mi? Fizik kanunlarını bilmediği için sonuçları yanlış yorumlamış olabilir mi? Mıktanısların davranışı onu hayrete düşürmüş ama deneyleri standart mıydı? Görmemiz lazım. Bu anti-çekim grubuna yazdım ve yapabileceğim bir-sadece bir tane- tekrar edilebilen ve standart teorilerle açıklanamayan deney olup olmadığını sordum. Var mı hiç?
C: Öyle bir deney var mı? Evet, var ama bazı aletler lazım ve elde etmesi zor. Yapay olarak yaratılmış EM (elektro manyetik) alan için yeterli gücü sağlayacak araçlara ihtiyaç var.
S: (A) Ama bu Leedskalnin tarafından yazılan kitapta sadece normal deneyler olduğu anlamına geliyor çünkü çoğu kere sadece otomobil aküsü kullanıyorlar.
C: Daha fazla güç gerekli aslında çünkü akü başlığı önemli bir sonuç elde etmek için fazla zayıf.
S: (A) Ama bu Coral Castle' ı [ç.n. Mercan Kalesi- bkz. 3 Temmuz 1999 tarihli celse] inşa ederken belli ki böyle şeyler kullanıyordu! Kullandığı güç neydi?
C: Ses dalgaları.
S: (A) Bu ses dalgalarını nasıl üretiyordu?
C: Kayalar ve "yasadışı" bir şekilde elde edilen bir güç kaynağının birbiriyle ilişkili kullanımı yoluyla.Bu alet diyapozona benziyordu ama kendisiyle ya da bulunduğu zeminle temas edilmesi durumunda ölümcül hale gelen bir seviyede güç vermesi sağlanıyordu.
S: (A)Burada deney yapmamız konusunda vazgeçirilmemiz mi söz konusu?
C: Hayır.
S: (L) Bu diyapozonu asma salıncağında otururken mi kullanıyordu?
C: Evet çünkü aksi takdirde ölümcül olabilirdi!.
S: (L) Bu güç kaynağını yasa dışı nasıl elde etti?
C: Yüksek enerji hatlarını kullanarak.
S: (L) O halde, kendisi bir enerji korsanı! Ama bu yaptığı şeyi daha az gizemli yapıyor!(A) Gerekli aleti
edinebilir miyiz? Neye ihtiyacımız olduğunu biliyorum.
-------------------------------------------------------------
S: (L) Az sayılmaz. Bu danslar nasıl daha orijinal hale getirilebilir ki?
C: Yerden havalanarak.
S: (L) Aman Tanrım! Sezar'ın çıldırmasına şaşmamak gerek! Kolların stilize hareketsizliğinin nedeni nedir?
C: Kimyasal enzim temelli kullanım yoluyla ses ve güç üretimiyle ilgili.
S: (L) Sabit kol tutuşunun sesle ilgisi nedir?
C: Kimyasal iletici akışı.
S: (L) Kollarından ve ellerinden akan birşey levitasyonu güçlendiriyordu anlamında mı?
C: Yakın.
-------------------------------------------------------------
S: (L) Tamam. Bu konuda bu kadarı yeterli. Sonraki. (A---) Ben Chaco Kanyonu’nu soracaktım. Oradaki
yapılar ne için yapıldı?
C: Sıradışı yetenekleri olanlar için toplanma yeri.
S: (A---) Orada kalan birileri var mıydı?
C: Daha çok bir “konferans merkezi” gibi.
S: (A---) Peki orayı kullanan insanlara ne oldu?
C: Kozmik çevresel değişimler, bunu takip eden kıtlık, iklim vs dünyasal zorluklar.
S: (J) O sıradışı yetenekleri olan insanlar bir araya geldiklerinde ne tür şeyler yapıyorlardı?
C: Örnek; levitasyon, doğrudan tezahür (madde yaratımları), ve “yolculuk”.
S: (Allen) Gezegendeki bir noktadan başka bir noktaya seyahat edebiliyorlardı, öyle mi?
C: Evet.
S: (A--l) Teleportasyon yapabiliyorlar mıydı?
C: Evet.
S: (A---) Bildiğimiz insanlardan değillermiş, desenize. (gülüşme)
C: Pek sayılmaz, ama çevre de sizin şu andaki çevrenizden farklıydı.
S: (A---) Bu insanlar nereden geliyordu?
C: Atlantis kalıntıları. ...
S: ...(A--l) Yani eğer çevre bu kadar kirli olmasaydı, bizim de süper güçlerimiz olabilir miydi? (L) “Kozmik
çevre” dediler.
C: Çekim şu anda farklı.
S: (A--l) Çekime ne oldu? Nasıl değişti?
C: Uzayda güneş sistemi yolculukları. Bu tür değişikliklere tekrar yaklaşıyorsunuz.
S: (A--l) Yeniden süper mi olacağız?
C: Bazıları olacak.
S: (A--l) Ben? (J) A--l tekrar süper olacak mı? (gülüşme)
C: Eğer hazırsan.
S: ... (A--l) Teleportasyon yapabilecek miyim yani? Ve siz de yapabilecek misiniz? (C) Bilmiyoruz. (A--l)
Teleportasyonla birbirimizin odalarına girebilecek miyiz?
C: Bekle ve gör!
S: (A--) Şu aptal bilgin gibi süper güçlerimiz olacak mı? (Allen) Aptal bilgin değil, sadece bilgin. (A---) Tamam,bilgin... (C) Daniel Tammet.
C: Bazılarının olacak. Onun deneyimi 4. yoğunluk deneyimine çok benziyor.
S: (A---) Yani sayıları hissedip görebilecek miyiz?
C: Renkleri duyabileceksiniz...
S: (A---) Harika! (C) Peki Daniel Tammet ileri bir tür insan mı, yoksa...
C: Mutlaka ileri denemez, daha ziyade genlerin neden olduğu bir şans. Pek çoklarında bu tür şeyler ve pek
çok başka şey kodlu ve bunlar şu veya bu zamanda etkinleşiyor.
S: (A---) Yani geçirdiği nöbet onda kodlanmış olan şeyi etkinleştirdi. Geçirdiği nöbet beynine birşey mi yaptı?
C: Kısmen, evet.
S: (A---) Wau, o adamdan biraz istiyorum! (C) Evet... (A--l) Nöbet geçirmek mi istiyorsunuz?! (A---) Adam bir haftada bir dil öğrenebiliyor!
C: Bir gün bunu siz de yapacaksınız.
S: (A---) Yapabilecek miyim? Buna ihtiyacım var!
C: Sabır faydalı olur.
S: (C) Pratik yaparak benzer yetenekler elde edilebilir mi?
C: Pek sayılmaz.


Edited by - Tgur on 24/05/2019 11:03:58
Go to Top of Page

Tgur


1394 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 26/05/2019 :  14:29:15  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
YANKI EVRENLERİ ÇATLAĞINDAN FARKINDALIĞA SIZMAK

Başlığın ilginç halinden ben de etkilendim ,bazen özden fırlayan kelime veya cümlelere pek ket vuramıyoruz nereden geldi aklıma diye sorgularken evvelki dostların maruziyetine sığınarak şu dörtlüğü ortaya getirmek isteği geldi, birinci mısraı benim değildir ama oldukça etkili bir kapı açıyor,

Güzellikler nurumdur çirkinlikler kabuğum
Baştan beri budur,sizlere sunduğum
Nurun şavkı artar kabuğunu çatlatır
Bu çatlaklardan bilgidir ışık diye sızdığım

Her şeyeden evvel şunu katiyetle belirtmeliyim ki monoteizm kokan bir tarafı varsa da ben bunu söyleyen samimiyetle ve özden inanarak söyleyen her kimse, artık her kimse halinden kurtulmuş o "bir"in kendisi olmuş uzak doğu paradigmasındaki nirvanaya erişmiş Hallaç la Yunusla Mevlanayla, Maharaşi ile aynı sözü söyler olmuştur..
"Ben o yum" "Enel hak"
Buradan yankı odaları ve yankı evrenlerine doğru gidelim ve evvela bu son celsede yankı odaları kavramı üzerinde duralım ilgili alıntı,

---------------------------------------------------
(L) Sanırım kimyasallar, ışınlar vb. Yani başkalarıyla iletişim veya bağ kurmanın veya paylaşmanın, o mekanik müdahale yollarından bazılarının üstesinden gelmeye yardımcı olabileceğini mi söylüyorsunuz?
C: Evet
S: (Artemis) Eğer paylaşmıyorsan, bir yankı odasıyla içsel diyalog halindesin demektir. Gerçek bir geribildirim, bilgi veya bakış açısı almıyorsun. O durumda yanlış bir düşünüşe kaymak kolaylaşıyor.
(L) Evet önemli bir husus: Paylaşmıyorsan, yankı odasındasın demektir! Eğer kendini kendine saklayıp kapanıyorsan, yankı odasındasındır. O zaman KH manipülasyonlarına ve manevralarına daha açık hale geliyorsun.
(Andromeda) Ve hiçbir şey bunu düzeltmeye yardımcı olamıyor.
(L) Evet. Listemdeki bir sonraki şey: Mümkün olduğunda, yanlış yaptığın kişiye yönelik telafi edici birşeyler yapmak ve bu mümkün değilse o telafi edici şeyleri genel olarak dünyaya yönelik olarak yapmak. Çok, çok büyük pişmanlıkların olabilir ve telafi edici birşey yapmaya çalışmak mümkün olmayabilir ve hatta herşeyi daha kötü hale getirebilecek olabilir. O yüzden, bence o koşullarda yapılabilecek şey...
(Artemis) ...başkalarına yardımcı olarak telafi etmek.
(L) Evet evrene ve ihtiyaç halindeki başkalarına vererek telafi sağlamak. Yani düşünceler, zaman, enerji vb. yoluyla.
C: Evet.
S: (L) Tamam, en önemlilerinden biri değilse de faydalı yani bu. Bir sonraki husus, enerjini korumak ve KH dinamiklerini beslememek.
C: Yine çok önemli ve en zorlarından biri çünkü KH, insanları yemek haline gelecekleri negatif dinamikler içine çekmek üzere pek çok numara ve tuzak kullanır.

-----------------------------------------------------------------

Yankı odalaranın minimal bir örneğini daha doğrusu bireyin kendi kendine yarattığı yankı evrenini ve kişiyi kilitliyerek nasıl ızdırap verici hale getirdiği görülüyor ,mesleki olarak bu kişilerden oldukça fazla kazandım zira antidepresanlar dünyada en çok satılan ilaçlardandır,

Esasta KH dünyası olarak yaşadığımız bu dünya da bir yankı evrenidir çünkü K. bilgilerinde belirtildiği gibi enlem boylam gibi tarif edilen ve dünya merkezi içine doğru yönelen manyetik bir enerji ağı halinde KH güçleri tarafından yerleştirilmiş bir manyetik ağla kaplıyız çıkardığımız her negatif yukarıda en son belirtilen şekildeki tuzak ile yankılanma halindeyiz yani manyetik ağa çarpan tekrar bize döner ve negatifin yoğunluğu artar,
"C: Yine çok önemli ve en zorlarından biri çünkü KH, insanları yemek haline gelecekleri negatif dinamikler içine çekmek üzere pek çok numara ve tuzak kullanır."

Monoteizm ve dinler programları ile de bu evrenin içinde yankı evrenleri yaratılmıştır ,

Ne demek istiyorum,

Monoteizm kısa döngü başladığında ortaya çıkmıştır ,daha sonra çıkan dinler de keza ,hatırlayalım,

-----------------------------------------------------

S: (L) Bu gece kavrama seviyemi aşıyorsunuz! Önceki bir celsede Edgar Cayce'nin açıkladığı şekliyle "Belial'ın oğulları" ve "Birin yasasının oğulları"yla ilgili ve bunun felsefi mi, yoksa ırksal bir ayrım mı olduğuna dair bir soru sormuştum. Bunun başta ırksal bir ayrım olduğunu, sonradan ise felsefi ve dini bir ayrım haline geldiğini söylemiştiniz. Yüzyıllar boyunca tüm dinlerin durumuyla ilgili bilgileri bir araya getirdiğimde,monoteist fikrin, ki görünüşe göre bu da "Bir'in yasasının oğullarının" temel fikri oluyor, hayatımda rastladığım en zekice ve aldatıcı kontrol aracı olduğu şeklinde bir sonuca varıyorum. Nereden gelirse gelsin bu insanlar tek tanrının olduğunu ve bizim de onun hizmetkarları olduğumuzu söylüyorlar. "Bize paranızı verin, biz de ona öbür dünyada size iyi davranmasını söyleyelim!"
C: Eğer kişi aldanırsa, çok zekice. Eğer aldanmazsa, aptalca.
S: (L) ...Demek "Bir'in Yasası'nın Oğulları" monoteist yahudiliğe döndürüldüler, bu da sonra Hristiyan dini mitosuna dönüştürüldü ve bu Atlantis zamanında beri sürdürülen bir tema.
C: Işık rolünü oynayanlarca örülmüş bir hikaye.
S: (L) "Işığın melekleri" gibi görünüyorlar. Ve tarihteki herşey bu grup tarafından yeniden yazılmış.
C: Başkalarının kontrolü altındalar. Tahmin et kimin?
S: (L) Oryon KH.
--------------------------------------------

Bunu çok tekrar ettik sanırım, monoteizmin ve dinlerin nasıl ortaya çıktığını ve kısa döngünün KH güçleri tarafından bu geniş oyunun nasıl zamanda ileri geri gidişlerle insan bilinçlerinin bu yankı evrenlerinde oradan oraya nasıl çarpıldığını artık anlar olduk,evet yankı evrenleri demekteyim,her uydurulan din bir yankı evreni yaratmıştır ,6 yoğunluktan işin esasını yani hakikatleri anlatmaya gelen ileri bilinçli peygamberler de maalesef sonunda KH güçleri tarafından karma karışık bir hale gelip arada verdikleri hakikatler yanında dinler dolayısiyle kurulmuş olan yankı evrenlerine kendilerine bağlananları hapseden bir duruma sokmuş ayrılık rüzgarlarına kapılmışlardır ,diğer dinleri pek bilemeyip içinde yoğrulmuş olduğumuz dinde anladığımız ve gördüğümüz gibi bazıları "sufiler,tasavvuf erbapları" kendi bilinç ve bilgi hasletlerini çalıştırıp bu yankı evrenlerinin çatlakları arasından sızıp ortama hakikati söyler olmuşlar ama maalesef bu yankı evreni mensubu şahsiyetler onları dışlamaya çalışmışlardır

Halen bu yankıya kapılma durumu sürmektedir,

Bizler yani bu çatlaklardan sızan ışığı görmeye çalışanlar şanslıyız ,bu nurun "şavkını" yani şiddetini artan unsur "bilgidir",ancak bilginin çarpıtılmasında pek usta olan KH ler bu son almaya çalıştığımız bilgilere de bulaşmışlar çok şükür ileri sorgulama ve antenlerle uyarılmış yüksek benliklerle teması olan Laura ve ekibi "Frank Vncent "gibi kurgulanmış varlıların ayıklanmasını sağlamışlardır,

Dinler programındaki Peygamberler ve beraberindekiler niye bu ayıklamayı yapamamışlar diye düşünürsek "kanal" işinin handikaplarına ve kanalın evrensel olup negatiflerin de karışabileceğini akla getirmemişler diye düşünüyorum ,sağlam kanal diye "aujo "tablası bile malüm bu tuzağa zor mani olmuş zira bu zararlı şahıslar baştan kanalın ve celselerin tam oturması için çok etkili üst hasletlerle doluydular bilgi verilmek üzere kurulan bu düzende başlangıçta çok faydalı gibi olmuşlardır.

KH nin verilen bilgi üzerine tuzaklamada nasıl mahir olduklarını böylece görmekteyiz ve bu işin şu anda dahi yani doğru bilgi diye dayandıklarımızda dahi başka usüllerle örülmüş olabileceği endişe ve şüphesini kaybetmeden ama fazla da paranoyaya kapılmadan ortamı izlememiz gerektiğini unutmadan,

Bunu K.lar "gerçekliğin değişkenliği" olarak tarif ediyorlar gerçeklik bilgileri takip eden toplumun bilinç yapısındaki genişlemelerden de nasibini alır bunu gözardı etmemeliyiz,mesela İsa meselesindeki değişen gerçekliği geç de olsa anlayabildik ama Laura ve ekibinde Hristiyan toplum Aurasına kapılmışlığın da henüz tam giderilmediğini görüyoruz en son celse de benim ve Bozadinin yorumlarında bahis etmiştik, neticede bilgi alma ve özümsemede son derece dikkatli davranmak gerekir,ancak K.ların bilgi vermede objektif davrandığını kaydetmeliyim en azından bizi bu derin analizleri yapabilecek bir düzeye getirdiler,

Mesela başlardan bölük pörçük ip uçları verdikleri konuların zaman geçtikten sonra yani celseci dostların çok uzun araştırmaları sonunda daha açık bir şekilde izahla sonlandırmışlardır ,örneğin "Coral Castle"konusu,bir evvelki yorumumda vurguladım,

Konuyu fazla dağıtmadan,

Monoteizme bakalım,ırksal bir durumun ayrışması sonu yani Lemuryalıların Atlantislilerden ayrılması işi kesinleşince ve Atlantislilerin 3 defa batırılışından sonra kurtulabilen Atlantisliler ve hatta biraz kalıntı Lemuryalılar dünyanın çeşitli yerlerine dağıldılar,Belial oğullarının çılgınlıklarına yani aşırı egosal davranışlarına dur diyen "Birin Oğulları "adlı rahipler yenik düşmüşler karşı egosal bölüm yani "sahiplenme, sınırlanma" gibi KH oluşumunun yerleşmesinde etken olmuşlar ve bu birin oğulları konusunu monoteizme çevirmişlerdir,bu hareket ibraniler vasıtası ile dinler programını başlatmış ve sonra İsa sembolizması ile ST.Paulun büyük bir ustalıkla gördüğü vizyon ve baştan aldanış sonra gerçek gibi montajla yerleştirdiği hristiyanlık ,en son da islamiyet ,bu dinler yankı evrenleri haline gelen ayırımlı ve birbirini kabul etmayen KH genel düşünüşüne adapte olmuş insanlığı son derece meşgul etmekteler,

Bu belirttiklerim bir ütopya mı ,bunca sene anlatılanlar yanlışta bu söylediklerim mi doğru diyen bilinçler tabiiki olacak ,bunu çözecek olan evvela o özümüzde olan terazide bu yankı dünyaları haline gelmiş ayrılıklar hangi kefeyi dengede tutmaktadır ,verilen bilgilerde ayrılık yok her şey birdir şeklinde doğru konular olsa da bir başka yerde 180 derece ters ayrılığı bayrak yapmış konular üzerinde başka dinlerdekini katiyen kabul etmeyen diğer insanları katl etmeyi cevaz gördüren sevaptır diyen bilgilerle karşılaşıyoruz ,siyonizm islamafobi, cihat ayrı unsurlarına kilitlenmiş ve masum insanları ürküten insanlık dışı olgulara kapılmışları görüyoruz,

Bunu çoktan idrak etmiş dostları tenzih ederim ama bu asırlık bilgilerin üzerimizde olan kalıntılarını temizleyemeyenler de olduğu gerçektir,

İşte bu yankı odaları bölümünde olabilecek çatlaklar ancak bilgi daha fazla doğru bilgi diye yanıp tutuşan insanların özündeki ışığın parlaması ile mümkündür,

Yoksa karanlıkta kalmak kaderimiz olur..




Edited by - Tgur on 26/05/2019 14:34:16
Go to Top of Page

Tgur


1394 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 27/05/2019 :  14:59:32  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle

Dünyamızın yankı evreni olması hakkındaki alıntı "ızgaralar",
---------------------------------------
S: (L) Çekimin ne olduğu ya da olmadığı ihtilaflı bir konu. (T) Ama eğer çekim BAT nin bir parçası ise ve
birileri de ne olduğunu biliyorsa... (L) HAARP' ı inşa ediyorlar. (T) Sanırım bu konuda HAARP tan fazlası sözkonusu. BAT oldukça majör bir adım...
C: Izgaralar.
S: (L) Ne tür ızgaralar ? (T) Sürekli konudan konuya atlıyorlar... Bir saniye bekle...
C: "Atlamıyoruz."
S: (L) Ne tür ızgaralar ?
C: Gezegen elektro manyetik bir ızgara tarafından örtülmüş durumda.
S: (T) Bunlar ley hatları mı ? [ç.n. .ing. ley lines : Dünya yüzeyindeki bir takım antik, gizem yapı ve oluşumlarının birbirine göre dizilişlerinden meydana geldiği ve bir takım gizli enerji hatlarını oluşturdukları iddia edilen hayali çizgiler]
C: Hayır.
S: (L) Peki bunlar yapay olarak mı oluşturulmuş ?
C: Kalınlaştırılıp belirginleştirildiler.
S: (L) Yapay bir müdahaleyle belirginleştirildiler. Dünya'nın bu şekilde örtülmesinin sonuçları nelerdir ?
C: 3. ve 4. Yoğunluk KH Konsorsiyum tarafından kullanılmak amacıyla manipule edildi.
S: (A) Ne türden bir EM ızgara ? (L) Doğal bir şekilde mevcut olan EM ızgara hatlarını kalınlaştırılıp belirginleştirildiler.
C: Usulca dalgalanan geometrik bir "battaniye" gibi.
S: (T) Gezegenin yüzeyinde mi, içinden mi geçiyor, ya da nerede ?
C: Üzerinde.
S: (J) Mikrodalga kuleleri bu işte bir rol oynuyor mu ?
C: Aynı sorumlu tarafından dolaylı yoldan keşfedildi. [kişi mi ?] [ç.n. celse ekibi Kasyopyalıların burada kullandığı sorumlu kelimesi(ing. principal) ile belirgin bir kişiyi kastedip kastetmediklerinden emin olamıyor]
S: (A) Kim bu sorumlu ? Bir ismi var mı ? (T) Çekim dalgaları, gerçekte var olsalar da olmasalar da, bir ihtilaf konusu ve BAT nin bir parçası, ve birileri halihazırda bunun nasıl işlediğini biliyorlar. Bu sebeple bu konu yalnızca cevabın ne olduğunu bilmeyenler açısından ihtilaflı, ama bu bilgiye sahip kişiler için ihtilaflı bir konu değil. Bunun ne olduğunu, nasıl ölçülebileceğini ve nasıl kullanılabileceğini biliyorlar.
C: Elbette.
S: (T) Yani bu konuda izin verilen şey sadece bir fikir ihtilafının ortaya çıkması. (L) Ya da yaratılan. (A) Bu
ızgaranın gücünün devamı için bir güç kullanılıyor olmalı. Nedir bu ?
C: Yere ve uzaya konuşlandırılmış jeneratörler.
S: (T) Bu ne için kullanılmış olabilir?
C: Çeşitli kullanım amaçları.
S: (L) Peki, en azından ilk üç kullanım amacı nedir örneğin ?
C: "İlk Üç" diye bir şey yok.
S: (T) Bize bir fikir vermek için, bir örnek yok mu ? Bu bizleri nasıl etkiliyor ?
C: Kavramı biraz genişletin.
S: (T) Bu ızgara başka nesneler tarafından bir güç kaynağı olarak kullanılabilir mi ? (J) Bu ızgarayla enerji bağlantısı kurulabilir mi ?
C: Ağ.
S: (L) Bir şeyleri tuzağa düşüren bir tür ağ mı ?
C: Kavramı genişlet.
S: (L) Bu ağ bir şeyleri...
C: Hesaplıyor...
S: (J) Internet mi ? (T) Bizi içeride tutmaya yarayan bir çeşit engel gibi mi ?
C: 3. Yoğunluk balo salonunda dans ediyorsunuz. "Alice Kristal Saray'da aynanın içerisinden geçmekten hoşlanır." Atlantisli ruhların yeniden reenkarne olma dalgası eskiden ortaya koyulan bir olayın [performansın] tekrar edilmesi dürtüsünü de açığa çıkarıyor.
S: (T) Yeniden enkarne olan Atlantisliler eskiden kristaller aracılığıyla yaptıkları şeyi yeniden yapmak için hazırlanıyorlar. Yani şu an yapılmakta olan, Atlantis tarzı bir şey mi ? Farklı ekipmanlarla ama aynı şey ?
C: Daha büyük ve daha iyi şeylere ulaşmadan önce tüm derslerinizi öğrenmelisiniz.
S: (L) Bu söylediğiniz Atlantisliler'in derslerini tekrar etmesiyle ilgili genel bir vurgu mu, yoksa bizlerin bu
dersi tam olarak öğrenmemizin ardından, bu ızgarayı etkisiz kılacağımız daha büyük ve daha iyi şeylere ulaşacağımızla mı ilgili ?
C: Hepsi; şimdi olanlar ve gelecekte olacaklar.
S: (T) Belki de ozon tabakasını bu denli kurcaladığımız için bizleri koruma amaçlı oraya yerleştirilmiş bir
kalkandır...
C: Hayır. En iyisi üzerinde düşünüp , meditasyon yapmalısınız. Lineer düşünmekten kaçının lütfen, böylece daha iyi öğrenirsiniz.
S: (J) Sanırım eline bir şaplak vurdular. (A) Bu ızgara konusunda kendimiz için yapabileceğimiz ya da yapmamız gereken bir şey olup olmadığını öğrenmek istiyorum?
C: Neden ? Öğrenmek ihtiyacın olan yegane şeydi.
S: (A) Dediniz ki bunun amacı kontrol ve manipülasyon. Yani ne olduğunu öğrenmek tek ihtiyacımız olan şey.Belki de kendimizi zırhlandırmayı deneye... (L) Ama zaten öğrenmek demek zırhlanmak demek. Ne şekilde işliyor, bilmiyorum, ama böyle gibi gözüküyor.
C: Evet

Go to Top of Page

Dionysos


347 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 31/05/2019 :  13:44:14  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen Tgur


Dünyamızın yankı evreni olması hakkındaki alıntı "ızgaralar",




Sevgili Tgur tekralarlıyor olabilir miyim bilmiyorum ama bu frekans çiti ve ızgara kavramıyla ilgili daha önce kendim de bir derlem yapmayı denemiştim ve onu arayıp buldum taslaklarımda..

----------

grid wave, fence

---


S: (Galahad) Şu anda grubun deneyimlediği en büyük sorun nedir?
C: Duraksayan frekans dalgaları.
S: (L) Grubu tekrar harekete geçirmek için ne yapabiliriz?
C: İrade ve bilgi gerektiriyor. Siz paylaştığınızda onlar da irade bulurlar, eğer bulunacak irade varsa.
S: (A) Paylaşmamız gereken bilgi nedir?
C: Görememelerinin veya yapamamalarının kasıtlı duraksamadan meydana geldiği.
S: (Galahad) Bunu açabilir misiniz?
C: Sonradan tüketilecek bir gıda olarak bir frekans çiti içinde depolanıyorlar.
S: (A) Biz de o çitin içinde miyiz? Yoksa biz farklıyız?
C: Çok.
S: (L) Bizim durumumuz çok farklı yani?
C: Evet.
S: (L) Bizi farklı kılan nedir?
C: Görüyor ve yapıyor olmak.
S: (L) Eğer bir ağımız varsa, farklı insanlar farklı şeyler yapıyorlar. Farklı seviyelerde bulunuyorlar. Bu konuda
bunu da göz önünde bulundurmamız gerekmez mi?
C: ABD'den ayrılmadan önce siz de kötü durumdaydınız, hatırlıyor musunuz?
S: (Galahad) Bu saplanıp kalma durumunu aşabilirler mi?
C: İsterlerse.
S: (L) Montalk ve Carissa ile ilgili mesele nedir?
C: "Fondler"ı hatırlıyor musun? {Başka bir celsede tartışılan bir kişiye referans}
S: (Galahad) Dünya Ticaret Kulesine çarpan uçaklar resmi hikayedeki gibi gerçekten ticari uçaklar mıydı?
C: Evet.
S: (Galahad) Gerçeğe ulaşmak isteyenlerin kafasını karıştırmaya ve saptırmaya yönelik pek çok
dezenformasyon var.
C: CIA kafa karıştırma cambazı.

---

S: (Ark) Bunu kabul edebilirim. (L) Ne kadar inatçı olduğunu görüyor musunuz? İnanılmaz! ... (A--n) Bir soru
sorabilir miyim? Çok geç olmadan, işlerimi yürütmek için ABD’ye dönmem gerekecek. Dikkat etmem
gereken belirli tehlikeler var mı, yoksa sadece genel dikkat mi önerirsiniz? (Joe) Uçaklar.
C: “Genel” dikkatten biraz daha fazlası.
S: (A--n) Yani gözlerimi açık tutmak yeterli olmayabilir, öyle mi?
C: Çok dikkatli ol. Hatırla, bir frekans çitinden içeri giriyorsun. Çıkmak zor olabilir.
S: (A--n) Üzerimde yapacağı etkinden dolayı mı çıkmak zor, yoksa çıkmamı engellemeye mi çalışacaklar?
C: Her ikisi.
S: (A--n) Çıkmamı engellemek için yapacakları şeyleri hafifletmek için yapabileceğim birşey var mı? Ne gibi
şeyler beklemeliyim?
C: Bilgi yalnızca uygulandığında korur.
S: (A--n) Anladığımdan emin değilim. Sorun, uygulamadığım bilgilerle mi ilgili?
C: Biraz.
S: (A--n) Uygulamam gereken bilgiyle ilgili herhangi bir ipucu verebilir misiniz?
C: Böyle bir durumun içine giriyor olduğun bilgisi.
S: (A--n) Tamam. Yani oraya dönmeyi çok hafife alıyorum ve bunun beni ne kadar çok etkileyeceğine
yeterince dikkat etmiyorum, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Tamam millet, ben yoruldum.
C: Tam şu anda en önemli olan nedir? Bu düşünceyi ve soruyu her zaman aklınızda tutun. Hoşçakalın.

---

C: Muhtemel değil. Sadece çalışıyorlardı.
S: [Laura ve Ark, çevrelerinde fark ettikleri bazı tesadüfler hakkında kısa bir tartışma yapıyorlar] (L) Bu kadar
kısa bir süre içinde etrafımızda meydana gelen bu kadar çok sayıda tesadüfün, bir program değişimi veya
gerçekliklerin köprülenmesi olduğu şeklindeki değerlendirmemiz doğru mu?
C: Evet, iyi yönde.
S: (L) Vincent Bridges’in Ahit Sandığı veya Kutsal Kase’yi aradığı yönünde bazı teorilerimiz var. Bunun çeşitli
önemli faydaları olan bir tür lensing (ç.n. lensleme?) cihazı olduğunu düşünüyorum. Doğru mu?
C: Evet.
S: (L) KH gruplarının, evet dünyadaki herkesin KH olduğunu biliyoruz, ama, şu daha ağır KH gruplarının bir
zamanlar bu cihaza sahip olduğunu, sonra onu kaybettikleri veya kontrolünü kaybettikleri tahminini ifade
etmiştik daha önce. Bu doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Nasıl kaybettiler?
C: “Kaybolmaktan” ziyade “alınıp” emniyetli bir yere götürüldü.
S: (L) Kim aldı?
C: 4. yoğunluk BH misyonu.
S: (L) Şu anda arayanlar kim? 3. yoğunluk KH mi, yoksa 4. yoğunluk mu?
C: Her ikisi.
S: (L) Eğer 3. yoğunluk bir cihazsa, 4. yoğunluk varlıklar onu neden istiyor?
C: Her iki boyutla da bağlantısı olan bir cihaz.
S: (L) Eğer 4. yoğunluk KH teknik olarak o kadar ilerilerse, neden başka bir tane yapamıyorlar?
C: Bu cihaz bilinç ile ayarlanıyor. Öyle bir frekansta ki, KH yetenekleri böylesine bir kesinlik üretemiyor.
Frekans genişliği çoklu olasılık vektörlerini kapsıyor. KH dar bir frekans aralığında faaliyet gösterir.
S: (R) Yani yenisini yapamıyorlar, ama kullanabilirler. Yapılmış olanı bulmaları gerekiyor. (L) Bu mümkün
mü? (A) Bilinçle mi çalıştırılıyor? (L) Çalıştırılıyor demediler, ayarlanıyor dediler. [bu konunun tartışılması]
...Ayarlanıyor derken, yaratımın ayarlanması mı, yoksa cihazın çalışma için ayarlanması mı? (ç.n. cihaz
yoluyla yapılan bir yaratım mı kastediliyor?)
C: Yaratım.
S: (A) Yani bir kez ayarlanınca, ayarlanmış oluyor. (R) Evet. Ve eğer bizim bilgisayar simülasyonumuza
benziyorsa, benzer frekanslara maruz bırakılarak ayarlama yapılıyordur. (L) Veya kendi ürettiği frekanslar
yoluyla. Ama KH’lerin onu görüp göremediklerini anlayamadık henüz. O cihazı bulamama nedenleri, ya
bir frekansla veya birşeyle korunuyor olması, ya da cihazın nerede olduğunu bilmiyor olmaları. Doğru
mu?
C: Çoğunlukla. Genel bir fikirleri var.
S: (L) Cismin kesin yerini tespit edip ele geçirmelerini önleyen şey nedir tam olarak?
C: Oklüzyon. (ç.n.: örtme/kapatma)
S: (A) Oklüzyon nedir? (R) Sanırım...
C: Frekans çiti.
S: (R) Konuştuğumuz şeye de benziyor bu. Eğer aynı frekansta değilsen, bu... (L) Veya cismin etrafını belirli
bir frekansla çevreliyorlar ve KH’ler o frekansı delemiyor. (R) Bir anlamda görünmez oluyor. (L) Ama yine
de bir şekilde bir bölgeyi veya birşeyleri belirleyebiliyorlar. Ama bu bir gürültü veya benzer birşey olabilir. O kadar çok gürültü var ki, sinyalin kesin yerini belirleyemiyorlar. Bu insanların sürekli peşimize
gelmelerinin nedeni bu mu? Bu şeyi bulmalarına yardım etmemizi mi istiyorlar?
C: Aşağı yukarı. Tek neden değil.
S: (R) Sanırım diğer bir önemli neden, genel olarak çalışmaları bozmak. ...Jay Weidner Frank’in şimdi onu
bulmalarına yardımcı olacağını düşündüklerini, Frank’in Set’in kanalı olduğunu söyledi. (A) Bunun doğru
olup olmadığını bilmiyoruz. Jay Weidner’ın söyledikleri, Frank’le ilgili ümitleri. Eğer bu doğru olsaydı
Frank’le meşgul olurlardı, bizi rahatsız etmezlerdi. Dolayısıyla bunun o kadar önemli olduğunu
sanmıyorum. (L) Ben de. Jay’in attığı bir yem sadece. (R) Bu cihazın olası pozitif kullanımlarını merak
ediyorum?
C: Çeşitli. Kadim zamanlarda bu cisme Tanrı’nın Hediyesi deniyordu. Yaşamı sürdürmek için gerekli herşeyin
tezahür ettirilmesinde bir yardımcı olarak kullanılıyordu.
S: (A) Tezahür mü? (R) Bu akla Merkaba’yı getiriyor. Ana Taş. Anne Taşı. (A) Demek her tür şeyi yapmak için
kullanılabilir... (R) Bu cisim Merkaba mı?
C: Anne Taş, evet.
S: (R) Demek buymuş! Merkaba’nın gerçek anlamı bu. Oldukça anlamlı. Ve bunlardan sadece bir tane var.
(L) Bu cisim nerede yaratıldı?
C: Kantek.
S: (L) Kanteklilerin Dünya’ya taşınmasında da bu cisimden yararlanıldı mı?
C: Bazılarının. Diğerleri Kertenkeleler tarafından taşındı.
S: (L) Bu durum olaya yeni bir bakış açısı getiriyor. Bunun ayrıntılarıyla ilgili sorular sorduğumuzda, örneğin
yeri hakkında falan, yanıtlar çok yavaş geliyor. Başka bir soruya geçelim. (R) Bir kez daha şu kadın, HR
hakkında birşey sormak istiyorum. Bu kadın oto-pilottaydı da ben onun yoluna mı çıktım, yoksa biri onu
kontrol edip benim yoluma mı çıkardı?
C: HR hem gerçek hem de üretimdi. Frekansın okunduğunda, kontrol programı etkinleştirildi. Ama pek
çoklarının mevcut olduğundan haberiniz olsun. Ve bazen programın etkinleştirilmesi öncesinde biraz
gecikme oluyor. O zamana kadar duygular körleştirici hale gelmiş oluyor.

---------------------

S: (A) Zaten bildiğimizden fazlasını bilmeye ihtiyacımız yok yani? (I) Hayal gücümüz yeterli. (S) Hayal gücünü
konuştur. (L) Pekala, bir sonraki soru? (M) “Nerenin M---’si” dediler. Bu benim bir seçim konumunda
olduğum anlamına mı geliyor, yoksa celse incelemelerimin çok durgun, çok yavaş, çok soluk olmasıyla mı?
Veya...
C: Çitte oturana kıymık batar. (ç.n.: bir atasözü olmalı)
S: (M) Doğru.

C: Bu KH için standart operasyon
C: Ve birey, çitte oturanların keskin nişancılar için baş hedefler olduğunu fark edip aceleyle çitten
atladığında, bu kıymıklar çok daha kötü olabiliyor.
S: (I) S--- C--- ve konferans sırasında onunla olan deneyimlerin. K’ler senin üzerinde odaklandı nedense... (M)
Konferans ilginçti, ama sanırım cevaplar sadece benim için değil. (Herkes aynı anda konuşuyor). Elbette
bu bir seçim meselesi ve incinebilir durumda olan başkaları da var.
C: Pek çokları net bir görüş elde edebilmek için çite yaklaşmadı bile.

Örneğin KH tipleri 1980’lere geri gidip falcılar ve sabit gelecek fikirleri, evlilikler ve çocuklarla ilgili hikayeler ayarlayıp,
bir tür ayartma yoluyla zayıf noktaları vurabiliyor mu?

------------

S: (L) İşte, her neyse, bu doğru mu? (Ark) Teorik olarak anlamlı. Ama diyelim ki bu yapıldı. Ve belki de pek
çok insan tarafından yapıldı. Bunun görünür sonuçları ne olur?
C: Doğru koşullar altında, bilgiyle, farkındalıkla, ve en önemlisi de OLUŞLA (mesajın çok hızlı gelen diğer
kısımlarının aksine, bu harfler çok yavaş bir şekilde geldi), pek çok amaç için pek çok portal açılabilir.
Marutları ve sepetlerini hatırlıyor musunuz? Eğer pozitif bir amaç için ihtiyaç duyuluyorsa, küçük bir
“yolculuğa” ne dersiniz?

S: (L) Tamam, Marutlar belirli özel bir soydan geliyordu, dans ediyorlardı ve dansları tüm kabile için bazı
faydalar sağlıyordu. Gökler açılıyordu, içi yiyecek ve ihtiyaç duydukları şeylerle dolu sepetler iniyordu.
Gökyüzünden kudret helvası inişiyle ilgili hikaye gibi. Ama Marutlarınki tatsız-tuzsuz birşey değilmiş. Tam
istedikleri veya ihtiyaç duydukları şeymiş. Çıtır çıtır (lezzetli mısır gevreği)! (gülüşme)
C: Tekno-spiritüel tekniklerin işe yaraması için, “soydan” insanların arınması/saflaşması ve çakralarının
“birleşmesi” gerektiğini aklınızda bulundurun. Eğer bu yapılırsa, daha da önemli işlevler vardır. Örneğin:
4B KH saldırılarına karşı zihinsel blokaj. 200 kadar insanın bu biçimde toplanıp yağmacılara karşı bir blok
oluşturabileceğini düşünebiliyor musunuz? Üstelik dalga yaklaşıyor ve “dansçılar” bunun gezegeninizi ve
realiteyi nasıl etkilediğini çok iyi bir şekilde anlayabilirler. Dünyanızın “eliti”nin 4B KH güç kaynaklarının
kesilmesi durumunda ne olacağını hayal edebiliyor musunuz? Uyguladıkları zihin kontrol teknikleri ve
frekans çitleri “bozuluverirse”?
S: (L) Wau, bu çılgınca! (Ark) Güç kaynaklarının kesilmesi nasıl olabilir? Anlamadım.
C: Zihinsel blokaj.
S: (DD) Kendi kendilerini mi bloke ederler? (önceki yanıt yeniden inceleniyor) (A---) Danstan bahsediyorlar.
Birlikte bu dansı yapan insanların bir tür blok meydana getireceğini söylüyorlar.
C: Kesinlikle.
S: (A---) Bu, dans yapmayı öğrenmek için iyi bir neden! (Ark) Blokajı yeterince sürdürmek için ne kadar uzun
süre dans etmek gerekir?
C: Bunu dansla, ilahiyle, müzikal halle yaratırsınız ve sonra sadece ihtiyaç duyulduğu kadar güç eklersiniz.
S: (S) Biraz uzatma kablosu koyarız, ve... (gülüşme) (L) Peki ne kadar sıklıkla güç eklenir?

-----------

Bu yüzden bu konuda yapılabilecek şeyler olup olmadığını merak ediyoruz. Biliyorum,
muhtemelen tüm dünyada benzer durumda başkaları da var. Daha fazla yapmamız gereken şeyler var
mı? Daha fazla enerji kazanmak için, çakraları birleştirmek için?..
C: Yeni yerinizde ne kadar alanınız var? Bir “aile kabilesi” kurmak için yeterli mi?
S: (Mr. Premise) Öyle sanıyorum, evet. 370 metre karelik bir evimiz ve ayrıca yaklaşık 50 metre karelik bir
alanımız daha var .
C: O zaman sorun nedir? İnsanlar var ve biraz da yer var... Yayılın!!

-----------

. Neyse, merak ettiğim şey şu: geçen celsede frekans çitinden, yani
herhangi birşey yapmanı önleyen frekans çitinden bahsetmiştik. İnsanların potansiyellerini açığa
çıkaramamalarının kökenindeki neden frekans çiti mi? Gerçek neden frekans çiti mi? Ve bu Paul Levy’nin
bahsettiği Wetiko virüsü gibi birşey mi?
C: Eğer senin aleyhine işleyebilen birşey hakkında bilgi sahibiysen, o zaman kalbinin savaşta olduğunu
varsayarsak, savaşın yarısını kazanmışsın demektir.

“Oo, frekans çiti. Hiçbir şey yapamam çünkü depresyondayım, şu
durumdayım, bu durumdayım.” Savaşın yarısını kazandığımızı söylüyorsunuz ama görünüşe göre durum
bundan daha zorlu. Başka birşey var. O ilk direnç nasıl aşılabilir?
C: Boğayı boynuzlarından tutmak hayalde her zaman korkutucudur fakat hayvana yaklaştığında genellikle
çöker ve teslim olur.

S: (L) Bu sorumu yanıtlamıyor. Tamam, “hayvana yaklaşmayı” somutlaştırabilir misiniz? Çünkü herkes orada
takılıyor gibi görünüyor...
C: Yoda’nın dediği gibi, deneme, sadece yap, azıcık bile olsa. Engel böyle aşılır. Kelebek etkisi, vs.

C: Önceki yanıta bak ve zaman içindeki kümülatif etkiyi küçümseme. Hepiniz bundan beş veya on yıl önce
nerede olduğunuzu hatırlamalısınız. Bu değişiklikler bir gecede olmadı, değil mi?

Söyleyebileceğimiz veya
yapabileceğimiz birşey var mı?
C: Başkalarına Hizmet. En sorunlu kişilerin sürekli kendilerinden ve dertlerinden bahseden kişiler olduğuna
ve aynı zamanda en az veren kişiler olduklarına dikkat edin. Evrensel HAYAT yasasına güvenleri yok:
Birşeyleri yerinden oynatıp hayatınızda enerjinin akabileceği bir boşluk yaratın.

-------------

(dugdeep) Frekans çiti sınırını merak ediyorduk. ABD ile ilgili olarak her zaman bahsi geçen birşey ama ya
Kanada ve Meksika? Bizi de etkiliyor mu?
C: Kesinlikle! Mekansal sınırları yok, yalnızca hedeflenen alanlara yakın yerler daha şiddetli bir şekilde
“vuruluyor”.
S: (fabric) Kuzey Amerika üzerindeki manyetik alan zayıflamasının frekans çiti üzerinde bir etkisi olur mu?
C: Oradaki manyetik alan zayıflaması frekans çiti faaliyetlerinin bir sonucu daha ziyade.

-------

(Puck) ShellyFest’teki genel surat asıklığının nedeni neydi?
C: Frekans uyuşmazlıkları ve bölgedeki ciddi bir frekans çiti.
S: (L) Yani insanlar frekans olarak uyumlu değillerdi. Bunun nedeni frekans çiti miydi?

C: Çoğunlukla.

---------------

S: (L) Pekala. Önerilen günlük miktardan çok daha fazlasının alınması gerektiği gibi, her gün maruz kaldığımız
sürekli toksisiteye karşı daha da fazlasını almamız gerekiyor. Yemeklerden o seviyede iyot
alamayacağımız için iyot takviyesi tek seçenek.
(Chu) Frekans çitinin etkilerine karşı antidot da olabilir mi bu?
C: Evet.
S: (L) Yani eğer bünyeni zehirleyen metaller yoksa ve vücudunu işgal eden parazitlerin yoksa, o zaman
malum güçlerin frekans ışınları seni ele geçiremez. Doğru mu?
C: Evet, aşağı yukarı.
S: (Galatea) Ve genel olarak radyasyonu da engelliyor.
C: Evet.
S: (Perceval) Frekans çiftinin insanlar üzerinde etkili olmasının nedeni muhtemelen zehirlenmiş ve zayıf
olmaları.
C: Evet, kesinlikle. İnsanlar iradelerinin ne kadar güçlendiğine şaşıracaklar!
S: (Galatea) Cilt kanserine karşı da işe yarayıp yaramadığını merak ediyorum?
C: Evet

--------------

C: Notları olmadan da, genç adam üstünkörü aydınlatılmış yolda kararlı bir şekilde, gerçeğe, HAKİKİ gerçeğe
ulaşmaya niyetlenerek yürümekteydi. Alfa durumundaydın, yolun çatallandığı bir kavşaktaydın ve merak
ediyordun " bu yolu seçersem nereye varırım" " Ve neden tüm bunlar önüme doğru itildiler ?" Öyleyse
geçmişe dön Arkady. Biliyorsun kalbinin derinliklerinde gerçek bir "Russun" sen!
S: (A) Konuya Güneş'in artan hacmi ile başladık sonra BAT sine kadar geldik ki bu da bizleri serbest
kılabileceği için bizlerden gizlenmekteymiş, içimde bu yolu takip etmemle ilgili bir temayül var, çünkü bu
bilimsel bir yöntem ve yeni bir yol açabilecektir. Asıl soru böyle bir eylemin ya da bu tarz şeylerin
bilinmesinin diğer yoğunluklara ulaştırıp ulaştırmayacağı ? Bu sadece tatminsel bir şey mi, yoksa bu
yönde daha çok öğreniyor olmanın gerçek başka bir değeri var mı ?
C: Birleşik Alan Teorisi daha yüksek yoğunluklara açılan kapıyı tamamıyla aralar.
S: (T) Ama bunun, gizli tutulmakta olduğu için, henüz genel araştırmacılar tarafından keşfedilmeyi bekleyen
parçaları mı var ?
C: Hayır.
S: (T) Bilim şu ana dek çekimin, ölçülebilir ve niceliksel özellikte bir dalga olduğunu onayladı mı ?
C: İhtilaflı konu.
S: (L) Çekimin ne olduğu ya da olmadığı ihtilaflı bir konu. (T) Ama eğer çekim BAT nin bir parçası ise ve
birileri de ne olduğunu biliyorsa... (L) HAARP' ı inşa ediyorlar. (T) Sanırım bu konuda HAARP tan fazlası
sözkonusu. BAT oldukça majör bir adım...
C: Izgaralar.
S: (L) Ne tür ızgaralar ? (T) Sürekli konudan konuya atlıyorlar... Bir saniye bekle...
C: "Atlamıyoruz."
S: (L) Ne tür ızgaralar ?
C: Gezegen elektro manyetik bir ızgara tarafından örtülmüş durumda.
S: (T) Bunlar ley hatları mı ? [ç.n. .ing. ley lines : Dünya yüzeyindeki bir takım antik, gizem yapı ve
oluşumlarının birbirine göre dizilişlerinden meydana geldiği ve bir takım gizli enerji hatlarını
oluşturdukları iddia edilen hayali çizgiler]
C: Hayır.
S: (L) Peki bunlar yapay olarak mı oluşturulmuş ?
C: Kalınlaştırılıp belirginleştirildiler.
S: (L) Yapay bir müdahaleyle belirginleştirildiler. Dünya'nın bu şekilde örtülmesinin sonuçları nelerdir ?
C: 3. ve 4. Yoğunluk KH Konsorsiyum tarafından kullanılmak amacıyla manipule edildi.
S: (A) Ne türden bir EM ızgara ? (L) Doğal bir şekilde mevcut olan EM ızgara hatlarını kalınlaştırılıp
belirginleştirildiler.
C: Usulca dalgalanan geometrik bir "battaniye" gibi.
S: (T) Gezegenin yüzeyinde mi, içinden mi geçiyor, ya da nerede ?
C: Üzerinde.
S: (J) Mikrodalga kuleleri bu işte bir rol oynuyor mu ?
C: Aynı sorumlu tarafından dolaylı yoldan keşfedildi. [kişi mi ?] [ç.n. celse ekibi Kasyopyalıların burada
kullandığı sorumlu kelimesi(ing. principal) ile belirgin bir kişiyi kastedip kastetmediklerinden emin
olamıyor]
S: (A) Kim bu sorumlu ? Bir ismi var mı ? (T) Çekim dalgaları, gerçekte var olsalar da olmasalar da, bir ihtilaf
konusu ve BAT nin bir parçası, ve birileri halihazırda bunun nasıl işlediğini biliyorlar. Bu sebeple bu konu 1079

yalnızca cevabın ne olduğunu bilmeyenler açısından ihtilaflı, ama bu bilgiye sahip kişiler için ihtilaflı bir
konu değil. Bunun ne olduğunu, nasıl ölçülebileceğini ve nasıl kullanılabileceğini biliyorlar.
C: Elbette.
S: (T) Yani bu konuda izin verilen şey sadece bir fikir ihtilafının ortaya çıkması. (L) Ya da yaratılan. (A) Bu
ızgaranın gücünün devamı için bir güç kullanılıyor olmalı. Nedir bu ?
C: Yere ve uzaya konuşlandırılmış jeneratörler.
S: (T) Bu ne için kullanılmış olabilir?
C: Çeşitli kullanım amaçları.
S: (L) Peki, en azından ilk üç kullanım amacı nedir örneğin ?
C: "İlk Üç" diye bir şey yok.
S: (T) Bize bir fikir vermek için, bir örnek yok mu ? Bu bizleri nasıl etkiliyor ?
C: Kavramı biraz genişletin.
S: (T) Bu ızgara başka nesneler tarafından bir güç kaynağı olarak kullanılabilir mi ? (J) Bu ızgarayla enerji
bağlantısı kurulabilir mi ?
C: Ağ.
S: (L) Bir şeyleri tuzağa düşüren bir tür ağ mı ?
C: Kavramı genişlet.
S: (L) Bu ağ bir şeyleri...
C: Hesaplıyor...
S: (J) Internet mi ? (T) Bizi içeride tutmaya yarayan bir çeşit engel gibi mi ?
C: 3. Yoğunluk balo salonunda dans ediyorsunuz. "Alice Kristal Saray'da aynanın içerisinden geçmekten
hoşlanır." Atlantisli ruhların yeniden reenkarne olma dalgası eskiden ortaya koyulan bir olayın
[performansın] tekrar edilmesi dürtüsünü de açığa çıkarıyor.
S: (T) Yeniden enkarne olan Atlantisliler eskiden kristaller aracılığıyla yaptıkları şeyi yeniden yapmak için
hazırlanıyorlar. Yani şu an yapılmakta olan, Atlantis tarzı bir şey mi ? Farklı ekipmanlarla ama aynı şey ?
C: Daha büyük ve daha iyi şeylere ulaşmadan önce tüm derslerinizi öğrenmelisiniz.
S: (L) Bu söylediğiniz Atlantisliler'in derslerini tekrar etmesiyle ilgili genel bir vurgu mu, yoksa bizlerin bu
dersi tam olarak öğrenmemizin ardından, bu ızgarayı etkisiz kılacağımız daha büyük ve daha iyi şeylere
ulaşacağımızla mı ilgili ?
C: Hepsi; şimdi olanlar ve gelecekte olacaklar.
S: (T) Belki de ozon tabakasını bu denli kurcaladığımız için bizleri koruma amaçlı oraya yerleştirilmiş bir
kalkandır...
C: Hayır. En iyisi üzerinde düşünüp , meditasyon yapmalısınız. Lineer düşünmekten kaçının lütfen, böylece
daha iyi öğrenirsiniz.
S: (J) Sanırım eline bir şaplak vurdular. (A) Bu ızgara konusunda kendimiz için yapabileceğimiz ya da
yapmamız gereken bir şey olup olmadığını öğrenmek istiyorum?
C: Neden ? Öğrenmek ihtiyacın olan yegane şeydi.
S: (A) Dediniz ki bunun amacı kontrol ve manipülasyon. Yani ne olduğunu öğrenmek tek ihtiyacımız olan şey.
Belki de kendimizi zırhlandırmayı deneye... (L) Ama zaten öğrenmek demek zırhlanmak demek. Ne
şekilde işliyor, bilmiyorum, ama böyle gibi gözüküyor.
C: Evet S: (A) Şimdi.. BAT konusundan bu ızgara konusuna nasıl geldik ?
C: Izgaranın yapısallığı bunun bir uygulamasını temsil ediyor... [ç.n. Birleşik Alan Teorisi'nin]
S: (L) Her nasılsa Güneş'in artan çekiminden yola çıktık, ordan BAT ne, oradan ızgaraya...
C: BAT Güneş'in "artan" çekimini açıklıyor. Ama acaba BAT nde artma/azalma ile ilgili bir şey yok mu ???

----------

S: (L) Görüntüyü kaydeden kameraman bu varlıklardan dört tane olduğunu anlattı. Biri ölüymüş ve üçü de
aracın dışında duruyormuş ve çığlıklar atıp göğüslerindeki kutuları tutuyorlarmış. Bu doğru bir...
C: Evet.
S: (L) O kutular neydi?
C: Tercüme matriksi, duygu dengeleme birimleri.
S: (L) Tercüme matriksi nedir?
C: Yabancı düşünce kalıplarını çevirir; elektromanyetik ızgara dalgasının acil durum kaybı dışında ihtiyaç
duyulmaz.
S: (L) Duygu dengeleme birimi ne için kullanılıyor?
C: Çeşitli kullanımları var. Çoğu zaman, şok edici olaylara alışık olmayan, duygusal olarak yüklenmiş
varlıkların zarar verme düşüncelerini nötralize ederek hayatta kalmak için.
S: (L) Başka varlıkların zarar verme düşüncelerini nötralize etmek için mi tasarlanıyorlar?
C: Evet.
S: (L) O halde cihazlar pek iyi çalışmamış, değil mi?
C: Cihazları etkinleştirme şansı bulamadılar.
S: (L) O kutuları etkinleştirme fırsatı bulsalardı, kendilerini o berbat durumdan kurtarabilirlerdi, öyle mi?
C: Kurtarma değil, negatif yönlerini hafifletebilirlerdi.

-------


"Dışarıda bırakılmak içeri kapatılmakla aynı şeydir."
Foucault
Go to Top of Page

Tgur


1394 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 31/05/2019 :  14:40:07  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Çok yerinde bir takviye oldu Dionysos teşekkür ederim ilgine,

Geneli değerlendirdiğimizde bu frekans çitini aşabilmek "zihinsel blok" ile olduğunu anlamaktayız ,bu blokun esasta ne olduğunu çok arayıp üzerinde düşünmüştüm, neticede farkında olmak yani bahsettiğimiz bu bazılarına ütopya gibi gelen olağan üstü durumların mesela ızgaraların ve yankı odalarının, evrenlerin ne olduğunu bilmek ve bunun gerçekliğine katiyetle inanmak,her kişi bir evren yaratabilir bu evrene gerekirse eski durumunu bir gerçeklik köprüsü ile aktarabilir ,buna alternatif evren deniyor

Bir evrenin alternatif mi yoksa yeni bir gerçeklik durumu mu hakkında detaylı bilgiler de var burada fazla analizlemiyorum,yeri geldiğinde inceleriz,

Sonuçta bahsi geçen bu olağan dışı gibi gelen bilgilerin gerçek olduğunu bilen ve inanan kendi zihinsel engelini hazırlamış oluyor dolayisiyle eski primitif bilgilerin zihinden silindiğini öngören bu durum yankılanma veya KH ların kafa karıştırıcı müdahalelerine kesinlikle set çekmiş barajlamış oluyör,


Edited by - Tgur on 31/05/2019 16:36:52
Go to Top of Page

Tgur


1394 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 01/06/2019 :  08:58:19  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
YANKI EVRENLERİNİ SABİTLEŞTİRMEK

Bu bilgiler ile dolunca en merak ettiğimiz 4. yoğunlukta ne olacak,yavaş yavaş anlamaya başlıyalım, yahut biliyoruz zaten ama tekrarlar iyidir, 3B de yaşarken ve olan biteni bu yoğunluk kriterleri ile değerlendirirken 4. yoğunluk özelliklerini ancak ona dönüşünce tam anlayacağımız bir gerçek ama verilen ipuçları sayesinde bilincimizi olacakları kavrayabilecek şekilde açmamız gerek,
--------------------------------------------------
S: (L) Bu teorik kişinin diğer boyuta geçiş yaptığını düşünelim, o durumda bedeni ne durumda olur?
Somutluk bakımından şu anda olduğu gibi mi olurdu? Ne tür bir deneyim olurdu?
C: Buradaki anahtar kavram fizikselliğin değişkenliğidir.
S: (L) Yani herkesin durumu farklı mı olacak, yoksa her birey, bedenin maddesi ve yapısı üzerinde daha
büyük bir kontrole mi sahip olacak?
C: İkisi de sayılmaz. Fizikselliğiniz gereksinim ve koşullara göre değişken olacak.
S: (L) Yani bazen ışıktan bir bedenimiz mi olacak?
C: Yakın.
S: (L) Bazen de bedenlerimiz şu andaki kadar somut olacak, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Ortalama yaşam süresi ne kadar olacak?
C: 400 yıl.
S: (L) Bu geçişi 50 yaşındayken deneyimleyecek olanlar da aynı şekilde 400 yıl mı yaşacaklar?
C: Yenilenerek genç bir görünüm elde edecekler.
S: (L) Işığın ve karanlığın süresi bakımından günler şimdikinden farklı mı olacak?
C: Bu önemsiz. Gezegen de 4. yoğunluk olacak.
S: (L) Ama günler ve geceler, yörünge farklı mı olacak? Eksen açısı değişecek mi?
C: 3'üncü seviye yoğunluk açısından düşünüyorsun. Kurallar o kadar farklı olacak ki, fiziksel temelli karşılaştırmalar anlamsız kalıyor.
S: (L) Fakat ben güneşin doğuşunu, kuşların ötüşünü ve rüzgarları seviyorum. Bu şeylerin de aynı kalıp kalmayacağını bilmek istiyorum.
C: Bir şekilde evet.
S: (L) Birkaç ipucu veremez misiniz?
C: Bunu kendinizin görmenize izin vermemiz gerek.
---------------------------------------------------------------

Şu fizikselliğin değişimi çok cazip,hele "yenilenerek genç bir görünüm olacak" hali ,4 .yoğunluğa geçişte her halde KH de işini tatminini tamamlamış ve farkındalık eksikleri olanlar için bulunmaz bir şey istediğin kalıbı düşün bedenin o hale hemen geliveriyor kadınsan en cazip ve göz kamaştırıcı bir beden erkeksen adeleli veya midede baklava dilimleri olan ve hormonal aktivite en üst düzeyde ve şık göründüren giysiler..Daha ne isteyeceksiniz ,bedende boşaltım organları olmayacaktı o zaman ilgili organları kaldıralım ama nerede huriler nuriler ve 3B de o zevk halleri,velhasıl 4. yoğunluk halini tam görmeden hayallere dalmayalım,bazı şeyleri kaçırabiliyoruz,
"C: 3'üncü seviye yoğunluk açısından düşünüyorsun. Kurallar o kadar farklı olacak ki, fiziksel temelli
karşılaştırmalar anlamsız kalıyor."
Olayı biraz daha karıştıralım,kurcalıyalım,

----------------------------------------------------------------
C: "Griler" dediğiniz sibergenetik varlıklar ve sizin gibi üçüncü yoğunluk dünya insanları. Yani bir bakıma, 3.ve 4. yoğunluk varlıklarının melezleri.
S: (L) Yani o görüntülerdeki bir 4. yoğunluk varlığı mıydı?
C: Hayır. Cevabı dinlersen, bir 3. ve 4. yoğunluk varlığıydı.
S: (L) Bir varlık nasıl hem 3. hem 4. yoğunluk olabilir?
C: Burada önemli olan çevresel koşullardır, bireyin yapısı değil. Aynı şey sizin için de geçerli. Dünyanızın 3.yoğunluktan 4.'ye geçiyor olduğunu söyleyen kaynaklar okudunuz, değil mi?
S: (L) Evet.
C: Ve bu kaynaklar bunun devam eden bir süreç olduğunu da söyledi, değil mi?
S: (L) Evet. C: O halde kişi şunu sormalı; eğer bu mümkün olmasaydı, bir varlık aynı anda nasıl hem 3. hem de 4. yoğunluk olabilirdi? Aynı zamanda geçmiş materyallerden hatırlarsanız, şu anda 2. ve 1. yoğunluk varlıklarıyla aynı ortamda yaşıyorsunuz. Bu doğru değil mi?
S: (L) Evet.
C: En azından size söylenen buydu. Yani bir varlığın hem 3. hem de 4. yoğunluk olması mümkündür. Ve söylediğimiz gibi, bir 4. yoğunluk varlığı gelip 3. yoğunluk ortamını ziyaret ettiğinde, o da o süreçte bir 3.yoğunluk varlığı olur ve tam tersi de geçerli. Kaçırılma denilen şey gerçekleştiğinde özellikle bu bir fiziksel kaçırılmaysa, kişi geçici olarak 4. yoğunluk olur çünkü önemli olan ortamdır. Ve orada anahtar faktör farkındalıktır, fiziksel veya maddesel yapı değil.
----------------------------------------------------------
Ve 4KH nın 3 deki yankı evrenlerindekileri kontrol için kullandıkları usul ve materyallerden bir kısmı,
-------------------------------------------------------------------
S: (L) Burada ayrıca Grilerin bir insanla telepatik olarak bağlantı kurması için o kişiye çok yaklaşması gerektiği söyleniyor. Bu doğru mu?
C: Yakın mı? Hayır, size daha önce tarif ettiğimiz gibi sizin ölçüm şeklinizle fiziksel yakınlık gerektirmeyecek teknolojik yöntemler var. Ama bu çok karmaşık. Bu, tam olarak anlamadığınız boyut pencereleriyle ve buna benzer birşeyle ilişkili ve bu yüzden bunun detaylarına girmek pek tavsiye edilebilecek bir şey değil.Ama o sorunun genel cevabı: Hayır.
S: (L) Ayrıca insanların göz sinirlerine 2-4 mikron çapında bir tür kristal yerleştirdiklerini ve bu kristalin, onu yerleştirenlerin frekansına ayarlandığını ve iletişim için zihinsel bir frekans oluşturmalarını sağladığını söylüyor. Bu sizin söylediğiniz şeylerle bir şekilde bağlantılı mı?
C: Fiziksel implantasyonlar gerçekten yapılıyor. Kesin yerler istenen sonuçlara göre değişiklik gösterir. 3.yoğunluktaki insanlar ile 4. yoğunluktaki diğer KH varlıkları arasındaki etkileşimlerde pek çok mekanizma mevcut olduğu gibi, izlenen çok çeşitli direktifler ve amaçlar vardır. Mesela bazı implantlar yalnızca izlemek için kullanılır. Diğerleri bilinci değiştirmek için kullanılır ve ayrıca zihni ve hareketleri değiştirmek için tasarlanan implantlar vardır. Hangisinin ve ne için kullanıldığına bağlı olarak her birinin farklı bir yapısı ve farklı maddesel bir içeriği vardır. Şu anda tarif ettiğin uygulamaya tam olarak aşina olmasak da,belirttiğin gibi veya daha doğrusu ona benzer birşey yöntem kullanılmış. Yani bizce bu bilgiler ya bir yere kadar uydurulmuş ya da doğru bilgiye dayalı olarak türetilmiş. Ama her durumda çeşitli amaçlarla implantların kullanıldığı doğru.
-----------------------------------------------------------------

4KH ni böyle yüksek teknoloji ile donatılmış kontrol alet edevatı bedenlere yerleştirme ve sair usullerle de insanı kontrol ve idare etme kabiliyeti karşısında yankı evereni dediğimiz dinler evrenlerini kuran ve yürüten peygamberlerin bunlardan etkilenemiyeceğini kim söyleyebilir ,indirdikleri kutsal kanal bilgileri dediklerimizin hepsinin 6 .yoğunluk BH elemanları yanında bu kontrol ve karıştırma kabiliyeti olan KH faaliyetleri tarafından uygulamalara tabi olmadığını iddia edebilir miyiz,

Mesela bu konuyu aktaran görevliye ve monoteist tanrıya "biat" işini sonradan kolayca harmanlayıp her üstün kutsal söylev ve paranormal bazı özellikleri açılmış kişilere de size" tarik" (=yol) gösteriyoruz diyene de biat edilmeli kavramını yerleştirmişler ve günümüzde ve ülkemizde halen en etkin bir şekilde nüfus toplayıp sürükleyen tarikatler bahsettiğimiz yankı evrenlerini içinde diğer yankı evrenlerini kurdurup kişileri kilitlemişlerdir,

Bol bol şahit olduğumuz ve sıkıntı çektiğimiz ülkeyi idare mekanizmasını da ele geçirip hür olması için epeyi milletçe gayret gösterdiğimiz ve güçlükle kurabildiğimiz Cumhuriyet , Demokrasi kalıplarını sarsmakla meşguller..

Bu hususta bu tarikatleri araştırayım dedim ama herkesin şahit olduğu eğitimsizliğin de sebep olduğu lidere bağlanmaktan başka yol bilmez insanların ilkel zikir usulleri ve davranış kalıpları karşısında irkildim, bazı olaylar ve anlatılanlar insanı hem güldürüyor hem de kahrediyor ,bir insan bu kadar mı indirgenmiş bir tutsaklığı sergiliyor diye,

Diğer dinlerin yaygın olduğu topluluklardaki mesela Amerikadaki tarikatler ve yaptıkları hakkında bir şeyler söylemeye lüzum yok tv, dizileri filimler bunların özelliklerini ve oynadıkları tarzları geniş bir şekilde işlemiş ve hepimizin ilgi ve seyir sahasında,

Özetle yankı evrenleri içinde bir çok yankı evrenleri..

---------------------------------------------------------

S: (L) Kertenkeleler de başka bir grubun ajanları mı?
C: Bu aslında basit bir soru. Ama 4. yoğunluk KH ortamında otorite seviyeleri mevcuttur. Bu seviyeler de KH'de her zaman olduğu gibi entellektüel ve fiziksel yeteneklere dayanır. Sizin "kıdem düzeni" dediğiniz şey. Diyebiliriz ki en altta sizin aşina olduğunuz Griler var. Ortada Kertenkele varlıkları olarak tanımlayacaklarınız var ve onların üstünde de pek aşina olmadıklarınız var.
S: (L) Onlar kim?
C: En yaygın olarak bilinenleri, tabii ki, Oryon KH'leri.
S: (L) Görünüşleri nasıl?
C: Aslında yapı olarak hümanoitler, büyük insanlara benziyorlar.
S: (L) Ve onları pek sık görmüyoruz, öyle mi?
C: Şu anda bildiğiniz gibi 3. yoğunlukta en sık gördükleriniz Griler. Bunlar dışındaki diğer hepsi, eşit ölçüde daha az sıklıkla görülenler.
-------------------------------------------------------------
S: (L) Diğer sorularımı sorabilir miyim ? İnternetten bazı kimseler benden şu HAARP olayını sormamı istediler. Bir çeşit anten gibi gözüküyor ?
C: Asıl amacı başka bir şey
S: (L) Nedir o başka şey ?
C: Çevreye elektromanyetik dalga transfer etme teorilerinin uygulanmasıyla ilgili bir proje.
S: (L) Bu ne anlama geliyor ?
C: Eğer tasarlandığı gibi çalıştırılabilirse, gezegenin yüzeyindeki ve aynı zamanda yüzeyin altındaki, yoğunluk seviyeleri arasında kontrollü görünmezlik ve kolay hareket olanağı sağlayacak.
S: (L) Bu şeyi kimler yapıyor ?
C: Birden fazla grup var.
S: (L) Hangi gruplar ?
C: Görünüşte INVELCO ve UNICON ve bazı bankalar.
S: (L) INVELCO ve UNICON un ardında aslında kimler var ? Bunlar sadece örtbas amaçlı paravan şirketler mi ?
C: Yakın
S: (L) Bize asıl ardında olanların insanlar mı yoksa Dünya dışılar mı olduğunu söyleyebilirmisiniz ? Ya da her ikisinin bileşimi mi ?
C: Perdenin önünde rol alanlar insanlar.
S: (L) Bu proje kimin fikriydi ?
C: Geçersiz soru.
S: (L) Bunun hakkında bize söyleyebilceğiniz başka şeyler var mı ?
C: Hava ya da iklimle bir ilgisi yok. Size daha önce de söylediğimiz gibi bu şeyler 4. Yoğunluktan sızıyor.
S: (L) Bu Boyutlararası Atomik Remolekülerizatör gibi birşey mi?
C: Hayır
S: (L) Bu daha önce bahsettiğiniz, tüm Güney Batı' nın 4. Yoğunluğa geçişiyle ilgili bir şey mi?
C: Hayır.
S: (L) Yani, HAARP ın iklimle bir ilgisi yok ?
C: Ve ayrıca daha önce söyledigimiz gibi Elektro Manyetik ile ilgili.
S: (L) Peki, bu HAARP olayının ne zaman faaliyete geçmesi planlanıyor ?
C: Açık
S: (L) Halihazırda faaliyette mi ?
C : Test aşamasında.
S: (L) Ne kadar süredir bu şey üzerinde çalışıyorlar ?
C: 1920 lerden beri.
S: (L) Ne ?! 1920 ler mi ??
-------------------------------------------------------------------
S: (L) Gecemi muhteşem kıldınız! (S) Paranoyak gibi görünmek istemem ama zihin programlama hakkındaki tüm şu haberler... o denli yaygın ki bir şekilde inanmaya yönlendiriliyoruz. Yan komşu, herhangi bir renk,kelime ya da ses olabilirmiş tetikleyici, doğru mu ?
C: Muğlak.
S: (L) Tam olarak muğlak sayılmaz. Programlanan insanların yüzdesi nedir ?
C: Her 100 kişiden 2 si.
S: (L) Ne kadarı insanlar tarafından programlanıyor ?
C: %2 nin %12 si.
S: (L) Demek ki; her 1000 kişiden 20 si programlanmış ve bunların 12 si 4. Yoğunluk KH tarafından programlanmış. (ç.n. = sanırım burada bir hesap hatası yapılıyor)
C: 4. Yoğunluğun da fiziksel olduğunu anla. Bu yoğunlukla ilgili olarak gittikçe, eterik ve teorik bir anlayış yapısına doğru sürükleniyorsun.
S: (L) İnsanların bu tarz şeyler üzerinde çalışmalar yaptığını söylüyorsunuz...ve...
C: Hayır Laura, diyoruz ki; bu fenomenle ilgili çok güçlü, somut ve pratik detaylar içeren bir gerçeklik var ve bunu görmezden gelme!
S: (L) Anladım! Geçenlerde TV izliyorduk ve bir adamla kızı tarafından kaydedilen bir video gösteriliyordu.Gökyüzünde çok büyük bir nesne vardı ve uzun süre orada kaldı. Anladığım kadarıyla bir başkası da farklı bir noktadan aynı şeyi çekmiş. Uzun, beyaz, tüp şeklinde bir nesne. İki ayrı kayıt noktasının perspektif hesaplamalarından yola çıkarak yaklaşık 1,6 km uzunluğunda olduğu tahmin ediliyordu ve üzerinde hareket eden ışıklar vardı. Uzun süre yer değiştirmeden, salınarak orada durdu. Neydi bu şey ?
C: Gerçekliğin uzay-zaman sürekliliği dokusunun vektörlerini tarayan bir Orion KH "ana" gemisi.
S: (L) Bundan 78 yıl önce aynı noktada gerçekleşen benzer bir olaya ilişkin bir rapor olduğu söyleniyordu. Bir bağlantı var mı ?
C: Evet. Uzay/zaman koordinatları bağlantısı.
S: (L) Bu gemi belirttiğiniz dışında başka bir şey yapıyor muydu ?
C: Hayır.
S: (L) Bir ana gemi bir çok küçük gemi mi taşıyor ?
C: Evet.
S: (L) Bir ana gemide kaç tane küçük gemi taşınabilir ?
C: 150.000.
S: (L) Vay anasını! Boyutları nedir ? Ve unutmayalım; o yoğunluktaki tuhaf esaslar uyarınca, bu gemiler içten daha büyükler.
C: Aynen. Hatırla 4. yoğunlukta fiziksellik yok değildir ancak fizikselliğin değişkenliği söz konusudur.
--------------------------------------------------

Yukarıdaki alıntılar bu kontrol usullerinin çeşitliliği ile ilgili,
Aşağıdakiler ise 4. yoğunluk özellikleri hakkında ,
-------------------------------------------------------

S: (L) Birimin değişmesinin başka bir yoğunluğa geçişi de kapsadığını söylemiştiniz. Ayrıca; anti-madde aleminin eterik varoluşa doğru bir kapı ya da bir yol olduğunu söylediniz. Buradan yola çıkarak, 4.Yoğunluk bir anti-madde evreni mi ?
C: Hayır.
S: (L) 4. Yoğunluktaki varlıklar bir tür anti-madde durumunda mı tezahür ediyorlar ?
C: Her ikisi de.
S: (L) 4. Yoğunluk hem madde hem de anti-maddenin denge içerisinde olduğu bir yoğunluk mu ?
C: Denge içerisinde olduğu değil, görülebildiği.
S: (L) Yani madde ve anti-maddenin her ikisi de istek ve farkındalıklarına bağlı olarak varlıkların kullanımına açık ?
C: Yakın. Anti-madde ve madde her yerde dengededir.
-----------------------------------------------------

Peygamberlerin aktarımları her ne kadar saf ve ilgi çekici veya düzen sağlamak için korkutucu olsa da 3Bdeki anlayışla 4. yoğunlukta olanların anlatılamıyacağını, imkansızlığını belirten önemli bir bölüm,bütün anlattıklarımıza rağmen söylediklerimizi şüpheyle karşılayanların yankı evrenlerde olan karışıklığın insan topluluğunun düzgün ve insanca yaşaması ile din kisvesi altındaki bilgilerin dahi bu yoğunluk farkındalık eksikliği yüzünden nasıl karmakarışık bir yapıya bürünebileceğini belirten özellik, ışığın temsilcilerinin düzeni gibi gözüken bilgilerin esasta ayrılığı pekiştiren ve kişinin kendisinde olan gücünü unutturacak monoteist tanrı olgusunun emrinde kapaklanmak şekline dönüştüren bir düzen olduğunu apaçık görebiliyoruz,

----------------------------------------------------
C: Evet. Hatırla, yoğunluk yalnızca birinin bilinçsel farkındalığına tekabül ediyor. Biri farkındalığa ulaştığında herşey [planşet üzerinde çok sayıda spiral çiziliyor] bu farkındalığa uyumlanıyor.
S: (L) Herkesi farkındalığa ulaştıracak gelmekte olan dalga hakkında ne söyleyebiliriz ?
C: Henüz değil... Birincisi : peygamberleriniz 4. Yoğunluk gerçekliklerini iletmek için her zaman 3. Yoğunluk sembollerini kullandılar. Sen 4 – 7 arası yoğunlukların prensiplerini açıklayabilmek için 3. Yoğunluk yanıtları almaya çalışıyorsun. Hüsrana uğraman bu yüzden, çünkü "bağdaşmıyor."
--------------------------------------------------
S: (L) Dean Fagerstrom denilen bu adamla iletişim kuran kaynağın orijini nedir ?
C: Kaynak kısmen 5. , kısmen de 4. Yoğunluktan.
S: (L) Gerçekten Franz Listz' mi kanallıyor ?
C: Hayır. Hiperuzaydan kaynaklanan, zihinsel bir izlenim yaratımı.
S: (L) Odasında beliren ve havada süzülerek yüzünün önünde duran ve o sesi çıkaran cihaz ne idi ?
C: 4. Yoğunluk izlenim yaratma cihazı.
S: (L) Ne izlenimi bırakıyordu ?
C: Bilgi.
S: (L) Peki, ben de Franz Listz çalmak isterdim! Biz neden böyle bir şeyle karşılaşmadık ?
C: 4. Yoğunluk KH ile etkileşimin doğasını ve türünü siz belirleyemezsiniz! Tabii; hamsterler, kafeslerdeki cıvıl cıvıl kuşlarınız ve tatlı, üzgün, sizlere sadık köpek "dostlarınız", sizlerle olan etkileşimlerinin doğasını ve türünü belirleyebilmeye başlarlarsa o başka!
S: (L) Yani Dean Fagerstrom' u bir hamster, kuş ya da köpekle mi mukayese ediyorsunuz?
C: Neden olmasın ? Aynı şey.
S: (L) Ve çok itaatkar gözüküyor! (T) Yani onu ve çevresindeki diğer insanları onun aracılığıyla aptal yerine koyuyorlar.
C: Evet.
S: (L) Kuçukuçulara birer kemik verelim! (T) Peki benim holodeckim nerede [ç.n. holodeck : Uzay Yolu dizisinde hologramla oluşturulmuş gerçeklik simülasyonu odası]
C: İstersen, bir holodeck için ricada bulun, belki onun yerine elektrostatik beyin birleştirme seansı alırsın.
S: (L) Belki holodeck denilen şey budur , bu bir ipucu muydu ?
C: Hayır.
S: (L) Olsun, şansımı bir deneyeyim dedim. Tamam, Imbrogno' nun dikkat çektiği şeylerden birisi de; bu bölgedeki UFO görünmelerini grafiğe dökmüşler ve buldukları şeyse buralarda defalarca tekrar tekrar ortaya çıkmış oldukları. Sonra adam gidip bu alanları araştırmış ve bulduğu şey , bu bölgedeki dikili taşların ve taş odaların antik Keltlerle ilişkili olduğu. Şimdi; bu benim kan bağlarının izini sürmekle ilgili yaptığım çalışmayla bir şekilde ilişkileniyor. Dans etmenin bu taşları şarj ettiği yorumu yapılmıştı. Fakat bu taş odaların bazıları çok küçük. Benim düşüncem bunların giriş kapıları olduğu yönünde.
C: Tamam.
S: (L) Bu siyah renkli bumerang tipli araçların ortaya çıkmasıyla ilgili hatırı sayılır derecede gözlem olmuş. Bu taşlar yoğunluklar arası kapıları mı işaret ediyorlar ?
C: Pencereleri.
S: (L) Bu pencereler keyfi ve tesadüfi bir şekilde açılıp kapanıyor mu ?
C: Elektrik fırtınası.
S: (L) Peki bunlar, teknik bir işlem ve müdahaleyle isteğe bağlı olarak açılıp kapatılabilirler mi ?
C: Evet.
S: (L) Keltlerle bu uçan siyah bumeranglar arasındaki bağlantı nedir ?
C: Hiç bir şey.
S: (L) Öyleyse bu taşları dikenlerin Keltler olmasını ve bu taşlar ve odaların da siyah bumeranglarla bağlantılı olmasını nasıl açıklayabiliriz ?
C: Eğer bir ev inşa etseydin ve sonra bir başkası gelip 220 V luk priz ekleseydi, sonrasında çalışacak bir giysi kurutma makinasıyla senin aranda nasıl bir bağlantı olurdu ?
S: (T) Birbirinden farklı iki şey. Sen bir ev yapıyorsun, sonra bir başkası gelip bir takım gelişmiş şeyler ekliyor ve farklı bir şekilde kullanıyor.
C: Kristaller yoğunluk ve boyut pencerelerinin "zaman zaman" açılmalarını sağlarlar ve böylece gözden kaçıp unutulmuş olanı apaçık ortaya çıkarırlar.
S: (L) Uçan araçlar aslında her zaman oradalar ve taşların kristalik yapısı pencerelerin açılıp onların görünür olmalarını mı sağlıyor ?
C: Eğer belirli faktörler sağlanırsa...
S: (L) Tamam, Dan Winter hakkında bir şey sormak istiyorum. Yazıları o kadar çok yanlış bilgi ve cehaletle dolu ki bunu nasıl başardığını anlamak imkansız. (A) 'Kutsal Geometri' ile ilgili dersler veriyor. (L) Bu adamla buluşmamız faydalı olacak mı ?
C: Tüm dersler faydalıdır.
---------------------------------------------------------

Yukarıdaki alıntıların pek şu andaki konumuzla ilgisi yok gözükse de UFO görüntülerinin kristaller veya başka sebeplerle açılan boyut veya yoğunluk pencerelerinden gözükmesi şeklinde anlamamızı sağlıyor yani özellikle bizim görüş alanımıza girmek istemelerinden daha çok bu pencere açılmalarından zaten orada olanların gözükmesi ve pencere kapandığında aniden kaybolmuş gibi olduğu,
------------------------------------------------------

C: B sahneyi alsın!
S: (B) Web sitesinde “Wave 6”yı okurken, 4. yoğunluk farkındalığı hakkında çıkarımda bulunmaya yönelik bir çerçeve oluşturmak amacıyla 2. yoğunluk farkındalığı ile 3. yoğunluk farkındalığının karşılaştırılmaya çalışıldığı bir bölüm vardı. Orada söylenen şey şuydu; biz cisimleri benzerliklerine dayalı olarak algılıyor/tanıyoruz. 2. yoğunluk varlıkları ise cisimleri farklılıklarına göre tanıyor. Bu fikri ilerletecek olursak, 4. yoğunlukta tüm cisimlerin aynılığını mı bileceğiz? Ve bu da 3. yoğunluktaki şeylerin bilinçli bir manipülasyonunu mu sağlıyor? Ayrıca, eğer hayvanlar herşeyi iki boyutlu olarak algılıyorsa ve 3. boyutu tıpkı bizim zamanı algılayışımız gibi bir geçiş veya hareket olarak algılıyorsa, o zaman belki biz de 4.yoğunlukta zamanı 4. boyutsal bir ölçüm olarak algılayacağız. 2. yoğunluk varlıkları için üçüncü boyut bir ilüzyon faktörü. 3. yoğunlukta da öyle ama biz ilüzyonun farkındayız ve dolayısıyla onu gerçekliğe ekliyoruz. Buna göre, 4. yoğunlukta zaman artık bir ilüzyon olmadığı için somut ve manipüle edilebilir halde mi olacak?
C: Oldukça yakın. Şimdi dikkatinizi verin! Ya 2. yoğunluktaki varlık cisimleri benzerliklerine dayalı olarak algılıyorsa, 3. yoğunluktaki varlık cisimleri farklılıklarına dayalı olarak algılıyorsa ve 4. yoğunluktaki varlık da cisimleri kendisinin tüm o cisimlerle birliğine dayalı olarak algılıyorsa? (ç.n.: acaba benzerlik/farklılık”derken, varlık ile cisim arasındaki benzerlik/farklılık mı, yoksa cisimlerin kendi aralarındaki benzerlikleri/farklılıkları mı???)
S: (B) Tüm o cisimlerle birliğine dayalı olarak mı? Bunun BİR SONRAKİ yoğunlukta olacağını sanıyordum.
C: Hayır.
S: (B) Yani 4. yoğunluk sadece gelişimsel bir adım değil, DEV bir adım mı? (L) Evet. Sanırım adımlar sıra sayılarından ziyade matematikteki kare artışına benzer bir şekilde ilerliyor. (B) Evet, 1. yoğunlukla 2.yoğunluk arasındaki farkı düşünecek olursak bunun doğru olması gerekir. MEGA bir sıçrayış! (A) “4.
yoğunluktaki varlık da cisimleri kendisinin tüm o cisimlerle birliğine dayalı olarak algılıyorsa?” cümlesiyle ilgili bir sorum var. Cisimlerle birlik halinde olan kim?
C: Algılayıcı.
S: (L) Evet. İnsanın bedeni dışındaykenki algısına benziyor. Benim bununla ilgili deneyimim gerçekten
ilginçti. Birşeyi düşünür düşünmez, onu hemen sadece dışından “görerek” değil, aynı zamanda “içini de”
görerek algılıyordum. Sanki onun içine girmişim gibi. Onun bir parçası olmuşum gibi. Eğer bir küre
düşünmüşsem, sadece “orada duran” bir top görmüyordum; onunla “birlik halindeydim.” Kürenin
“içindeydim” diyemem çünkü bu “dışarısı” ve “içerisi” ayrımını doğuruyor. Öyle birşey yoktu. Hepsi aynı anda. Burada konuşmakta olduğumuz şey bununla mı ilgili?
C: Bir kısmı.
-------------------------------------------------------
Yine yukarıdaki alıntı da başka bir durumu ortaya seriyor ,4. yoğunlukta olanlar hiper uzayı geçitte olduğu şekilde yaşarlar sözü hakkında evvelce yorumlarda bulunmuştuk ,4KH nın hiper uzayla pek ilgisi yok onlar bulundukları boyutun imkanları ile 1,2,3,4 de hakimiyet kurmak ilerletmekten başka şey düşünmüyorlar ,4BH ise genişleme özelliğinden hiper uzayı yaşar o da varlık kendisini bütün cisimlerle beraber Laura'nın hissettiği o olağan üstü bir hallere benzer şekilde algılar ,yine kendimizi parlatmak gibi olmasın evvelce de bahsettim o her şeyle bir olma halini ben de 1 hafta ara ara algıladım ve benim "her şey bir dir "diye adeta sık sık çığlık atar gibi bu gerçeğin gerçek olduğunu belirtmem bu yüzdendir velhasıl ayırım yoktur, ayırımı devreye koyanlar ve üzerinde insanları yankı evrenlerine hapsetmeler tamamen bir illüzyondur ..

Özüm zihnim bir ben birden görüntüyüm
Parçada değil birdedir benim bütünlüğüm
Ayrılık rüzgarına kapılmış ey rengarenk iplikler
Gelin siz de atın şu birlik kilimine okkalı bir düğüm


Edited by - Tgur on 01/06/2019 21:14:01
Go to Top of Page

bigsenfoni


1170 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 04/06/2019 :  17:38:29  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  bigsenfoni Kullanıcısının kişisel sayfasını Ziyaret edin  Alıntı Ekle
Bu güzel hatirlatmalar icin tesekkürler sevgili Tgur, bu arada Ramazan bayraminizi kutlar ve sevdiklerinizle nice bayramlar dilerim arkadaslar

DENEYİMİNE DAYALI OLMAYAN HER ŞEYİ SADECE BİR VARSAYIM OLARAK KABUL ET OSHO


Kalbiniz temiz,gözünüz acik olsun.
Go to Top of Page

Tgur


1394 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 05/06/2019 :  08:05:29  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Teşekkürler kardeşim..
Go to Top of Page

Dionysos


347 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 06/06/2019 :  16:11:37  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen Tgur

Çok yerinde bir takviye oldu Dionysos teşekkür ederim ilgine,

Geneli değerlendirdiğimizde bu frekans çitini aşabilmek "zihinsel blok" ile olduğunu anlamaktayız ,bu blokun esasta ne olduğunu çok arayıp üzerinde düşünmüştüm, neticede farkında olmak yani bahsettiğimiz bu bazılarına ütopya gibi gelen olağan üstü durumların mesela ızgaraların ve yankı odalarının, evrenlerin ne olduğunu bilmek ve bunun gerçekliğine katiyetle inanmak,her kişi bir evren yaratabilir bu evrene gerekirse eski durumunu bir gerçeklik köprüsü ile aktarabilir ,buna alternatif evren deniyor

Bir evrenin alternatif mi yoksa yeni bir gerçeklik durumu mu hakkında detaylı bilgiler de var burada fazla analizlemiyorum,yeri geldiğinde inceleriz,

Sonuçta bahsi geçen bu olağan dışı gibi gelen bilgilerin gerçek olduğunu bilen ve inanan kendi zihinsel engelini hazırlamış oluyor dolayisiyle eski primitif bilgilerin zihinden silindiğini öngören bu durum yankılanma veya KH ların kafa karıştırıcı müdahalelerine kesinlikle set çekmiş barajlamış oluyör,



Dünyayı sınırlıyor, çevreliyor dünyanın çevresinde
Bir şeyleri hesaplayabilen bir bilgisayar gibi çalışıyor
Bazılarımız çite yaklaşmadı bile deniyor
Çitten atlarsak düşüyoruz yaralanıyoruz kıymıklar batıyor, çite çıkarsak avcılar ateş ediyor ve bizi hedef alıyor
Çit durursa dünya elitinin egemeniyle ilişkisi kesilir diyor
Elektomanyetik bir yapı

Çit'i durdurmak için 200 Spartalı gerekiyor
Çit'i Babil öyküsüne benzetiyorum... İnsanların zihnini ayıran şey
Çit gökte olabilir ama etkisi her an her yerde ve çevrilmiş bir kafes alan gibi içindeyiz ...

"Dışarıda bırakılmak içeri kapatılmakla aynı şeydir."
Foucault
Go to Top of Page

Tgur


1394 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 12/06/2019 :  08:58:08  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
MMS DEN TEKNO-SPİRİTÜEL AÇILIMA GİDİŞ

MMS konu açtı ve zihnimdeki morfik alan bazı hususlarını gözden geçirmeye yöneltti,aşağıdaki alıntı da keza,

Evvela MMS nin yaşamımızda hemen hemen herşeyde şu veya bu sebeple kullanıldığını öğrenip dünya bilim insanlarının sadece zararlı şeyleri bertaraf eden bir madde olup üzerinde üstünkörü durduklarına ve umursamazlık yüzünden zehirle bulaşık yaşama itilen insanın aynen GDO lu bitkilerdeki gibi aldırış "etmeyip kaderimiz bu ne yapalım" yaşam haline bakıp adeta şok oldum ve neticede bilgilerin derinliğini açmaktan başka çare göremeyen hale düştüm,buraya bir dörtlük sıkıştırmam lazım,

Hayat yine bana yalan yaptı dersiniz
Yalanı hayat yapan sizlersiniz
Sizi biz ile bilgi alıp birleştiremezseniz
Bu dünyadan daha çok küskün gidersiniz


İnsanlık uzun döngüden kısa döngüye geçtiğinde ve bizlere KH ortamına refakat mecburiyeti doğduğunda 1 ve 2 yoğunluk mensupları da bu akıma kapılıp KH işkencesine maruz kalmışlardır,

Bu hadiseden evvel çift yoğunluk özelliklerini bilen ve uygulayan insanlık bu mineral bitki fauna kısmına katiyen zarar vermeden onların birliğine açık bir bilinçle yaşamı sürdürmüş ve doğal yapıları üzerinde uğraşmamışlardır hatta onlarla dost ve dillerini konuşabilen bir yapıda hayat sürdürmüşlerdir,halen bu düşünsel bilinç yapısını sürdürmeyi dünya medeniyetine dalıp bozulmadan sürdüren kavimler vardır, Aborjinler, Kızılderililer ve Amazon yerlileri ilh.gibi,

KH işkencesine insanlık tarafından kapılan bu bahtsız diyeceğimiz yoğunluk mensupları halen doğal yapıları bozulmuş halleri ile gerçekte şu son zamanlarda insanlıktan intikam alır gibilerdir intikam tabiiki insansal bir dürtü onlara yakıştırmak uygun değil ama "eden bulur" doktrini ile ve "ne ekerseniz onu biçersiniz" prensibi ile insanlık yaptıklarının neticesini görmekte ve hala bunu normal addedip kendi yıkımını kolaylaştırmaktadır,

İşte mevcut doğanın verdiği gıdalardan daha fazlasını ve artan nüfusu daha iyi besleyebilmek için tarım kültürü başlamış yani toprak ve doğa çizilip karıştırılıp allak bullak etmeyi normal kabul eden güya medeniyet dediğimiz faaliyet başlamış ve bu arada buna uzaysal KH mensuplarının da yardım ettiğini bilmekteyiz(Sümerler zamanında göksel otoritelerin de yardımı ile ,Sümerler Atlantis kalıntılarıdır) ,bu hadisenin devamında zamanımızda kaliteli besin için DNA ile de oynanarak GDO lu besin cehennemi yaratılmıştır,

Enerji için doğanın asli bileşeni olan karbon istismarı başlamış ve son hızla devam etmekte ve ülkeler arasındaki bu yoldaki menfaat ve hırs savaş çatışmalarını tetiklemektedir ,yakıt için petrol ve türevlerini kullanmak ,elektrik enerjisi için de keza daha sonraları bunu aşıyoruz diye nükleer enerji üretimi için doğadaki uranyum v.s gibi elementlerin izotopları ile yani moleküler yapılarını yıkıp anormal fazla enerji üretmeye kalkışmak ve sonuçta radyasyon tehlikeleri doğurmak ,

Bu anlattıklarımıza yani doğayla oynayıp yıkım harabiyet unsurlarını ortaya çıkarmak işine ortak daha bir çok şey bulabiliriz ,bilinçli insan tarafından bilinmekte ve kısır ve etkisiz derecede yeşil davranış karşı unsurları olarak koruma faaliyetleri sürdürülmektedir,

Oysa insan bütün bu kendi bütünlük imkan ve kabiliyetlerini baskılayıp yaşamını beraber sürdürdüğü doğayı mahvetme yolunun gereksiz olduğunu anlayabilirdi ,

Ama nasıl olur yani bu güç bende nasıl olabilir bir yaradan var o yaratmış ben onun gibi olabilir miyim monoteist inancın yaygınlaşıp "sen şirk mi koşuyorsun katlin vaciptir" anlayışı halen şiddetle ve etkin bir şekilde yürürlükte..

Görüldüğü gibi bu gücün başka yerlerde değil kendimizde olduğu inancına dönmek gibi şimdilik zor bir yolu göstermekte , bir parçası olduğumuz dünya denen bütünlüğün doğası ile oynamak ve bu bozulmuş halinden "yaradan bana vermiş hakkımdır" deyip faydalanmak çok daha kolay geliyor,

Bu zor yolu aşabilmeyi ve " tekno- spiritüel" yeteneklerin bizlerde olduğunu anlayabilecek bilinç çok yakınımızda ,

İnanç kapasitemize alabiliyor muyuz..

Aşağıdaki alıntının bir bölümünü anlattıklarımı daha iyi vurgulamak için buraya aldım,

"C: Evet, fakat amaca göre farklı olabilir. Bu hareketlerin, katılımcıların hareket etmekte olduğu “alanı”
gerçekten değiştirdiğini hatırlayın. Herşeyi pek çok seviyede değiştirebilir, ve buna DNA’nın açılıp
kapatılması dahil."

Buradaki DNA nın açılıp kapatılması işi çok önemli "bakın burası çok önemlidir" (mizahi olarak bazı ilaveler neşe verir, bu tırnak arası ifadeyi neden koyduğumu anlayan anladı) yani zaten KH lar DNA mızın büyük bir kısmını tahrip edip çıkarmışlar "ben DNA mı nasıl tekrar eski haline getirebilirim" demeyiniz o kopartılan kısımlar bilgiyle ilgilenen hele bu sitedeki arkadaşların çoğunda olduğunu hissettiğim gibi yeniden bağlanmış vaziyette ,ilaveten celseleri okuyup takip edenler bu konunun Laura ve ekibinin hemen hepsinde belirli oranlarda bağlanmış olduğunu bilir,
Diğer yandan bu yeniden bağlanma için sadece bahsi geçen dansları yapmak değil bilgilenmekte özel gayret göstermek ,düşünmek gibi zihin dansı yapmak da endikedir..

-----------------------------------------------------------------

S: (L) Evet. Bu danslardan herhangi biri asıl labirent danslarına yakın mıydı?
C: Birkaçında eski tekno-spiritüel uygulamanın unsurları vardı. Birinci ve ikincisi, adım ve hız olarak en
yakınıydı.
S: (L) Orijinale daha yakın hale getirmek için adım ve hız nasıl olmalı?
C: İki yoldan biriyle: ortadan dönüşte “köprüyle” birlikte spiral biçimde dans yap veya gerçek bir labirentte dans et ve dönüşlerde aynı hareketleri yap. (ç.n.: henüz, kastedilen videoları tespit edip hareketleri izlemediğim için, bu cümlede anlatılan manevralarla ilgili talimatları doğru çevirmemiş olabilirim.)
S: (L) Sanırım köprü, ellerini birleştirip içten dışa döndükleri yer. (DD) Evet, çok güzeldi. Bu dansın yapılışında uyulan temponun herhangi bir önemi var mı?
C: Evet, fakat amaca göre farklı olabilir. Bu hareketlerin, katılımcıların hareket etmekte olduğu “alanı”
gerçekten değiştirdiğini hatırlayın. Herşeyi pek çok seviyede değiştirebilir, ve buna DNA’nın açılıp
kapatılması dahil.
S: (L) Neredeydi hatırlamıyorum ama bir keresinde her insanın morfik alan gibi belirli bir alanı olduğunu ve insanların alanlarının, etkileşime girdikleri alanla çeşitli şekillerde bağlantı kurduğunu söylemiştim. Yani herşeyin bir alanı olduğunu ve tüm bu alanların etkileşime girdiğini... Ve şu anda bilmediğimiz veya anlamadığımız bir teknolojiye dayalı bazı hareketleri yapan insanların.... çünkü biri bana bir bilgisayarda bilginin, bir mikroçipte belirli bir şekilde hareket eden tek bir elektron tarafından depolandığını veya çıkarıldığını, o elektronun izlediği belirli bir yol olduğunu söylemişti. İşte bu yüzden insanların da bir anlamda, belirli bir alanda hareket eden elektronlar gibi olabileceğini düşündüm. Eğer bir grup elektron belirli şekilde dizilir ve belirli şekilde hareket ederse, bu çok önemli birşey ortaya çıkarır, büyük bir enerji akımı gibi, yani bir akım yaratır. Ve bu akım yaratımı, insanın diğer boyutla, diğer yoğunlukla bağlantı kurmasını sağlayan birşey. Bu tıpkı bir kordon, bir bağlantı borusu veya bir tür...
C: Bir “kanal” belki? (ç.n.: üst seviye varlıklarla kurulan iletişim anlamındaki kanal (“channel”) değil, bir üst yoğunluğa geçiş için açılan bir çeşit boyut köprüsü anlamındaki kanal (“conduit”).
S: (L) İşte, her neyse, bu doğru mu? (Ark) Teorik olarak anlamlı. Ama diyelim ki bu yapıldı. Ve belki de pek çok insan tarafından yapıldı. Bunun görünür sonuçları ne olur?
C: Doğru koşullar altında, bilgiyle, farkındalıkla, ve en önemlisi de OLUŞLA (mesajın çok hızlı gelen diğer kısımlarının aksine, bu harfler çok yavaş bir şekilde geldi), pek çok amaç için pek çok portal açılabilir.Marutları ve sepetlerini hatırlıyor musunuz? Eğer pozitif bir amaç için ihtiyaç duyuluyorsa, küçük bir “yolculuğa” ne dersiniz?
S: (L) Tamam, Marutlar belirli özel bir soydan geliyordu, dans ediyorlardı ve dansları tüm kabile için bazı faydalar sağlıyordu. Gökler açılıyordu, içi yiyecek ve ihtiyaç duydukları şeylerle dolu sepetler iniyordu.Gökyüzünden kudret helvası inişiyle ilgili hikaye gibi. Ama Marutlarınki tatsız-tuzsuz birşey değilmiş. Tam istedikleri veya ihtiyaç duydukları şeymiş. Çıtır çıtır (lezzetli mısır gevreği)! (gülüşme)
C: Tekno-spiritüel tekniklerin işe yaraması için, “soydan” insanların arınması/saflaşması ve çakralarının
“birleşmesi” gerektiğini aklınızda bulundurun. Eğer bu yapılırsa, daha da önemli işlevler vardır. Örneğin:4B KH saldırılarına karşı zihinsel blokaj. 200 kadar insanın bu biçimde toplanıp yağmacılara karşı bir blok oluşturabileceğini düşünebiliyor musunuz? Üstelik dalga yaklaşıyor ve “dansçılar” bunun gezegeninizi ve realiteyi nasıl etkilediğini çok iyi bir şekilde anlayabilirler. Dünyanızın “eliti”nin 4B KH güç kaynaklarının kesilmesi durumunda ne olacağını hayal edebiliyor musunuz? Uyguladıkları zihin kontrol teknikleri ve frekans çitleri “bozuluverirse”?
S: (L) Wau, bu çılgınca! (Ark) Güç kaynaklarının kesilmesi nasıl olabilir? Anlamadım.
C: Zihinsel blokaj.
S: (DD) Kendi kendilerini mi bloke ederler? (önceki yanıt yeniden inceleniyor) (A---) Danstan bahsediyorlar.Birlikte bu dansı yapan insanların bir tür blok meydana getireceğini söylüyorlar.
C: Kesinlikle.



Edited by - Tgur on 12/06/2019 14:50:23
Go to Top of Page

Tgur


1394 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 15/06/2019 :  09:23:10  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
DEĞİŞKEN DALGALARIN STATİKLİĞİ

Evvelden şu K celsesi içindeki alıntı için yorum yapmışım ,bazı şeyler söyleyip konuyu kapatmışım ama bazı soruları ve olasılıkları tam açamadığım veya gelinen zaman genişliğinde izah ilaveleri yapmam gereğini anladım ,(kanal bilgi tartışmaları 18. sahifede)
----------------------------------------------------------

"S: (L) Diyorsunuz ki; çekim her yerdedir ve statik bir dengededir, ondan yararlanma durağan olmayan çekim dalgalarına sebep olur. Ve yine diyorsunuz ki; çekim Tanrı' dır ve Tanrı tüm yaratımdır ve bizler tüm yaratımın birer parçasıyız, böylece bizler Tanrı'yız ve aynı zaman da çekimiz. Şimdi anlamaya çalıştığım şey şu : çekimi bu kusursuz statik durumdan değişken duruma dönüştüren şey, olay, gösterge veya ondan yararlanma biçimi nedir ? Eğer çekimin her zaman kusursuz bir denge durumunda olduğunu söylüyorsanız bu bana anlamsız geliyor.
C: Dengesizlik hali statik olmamak anlamına gelmiyor. Değişken dalgalar kendi değişkenlikleri içerisinde statik olabilirler."
-----------------------------------------------------
Evvelki yorumumun özü burada,

"Kafa karıştıran bu cevap üzerinde durursak birşeyler çıkarabiliriz,
Statik hal esasta bizim donelerimize göre bir cismin ivmesiz ve dengede olduğu haldir ,cisim ya durağandır hiçbir hareket göstermez veya dönü halindedir ama yine durağan bir halde yörünge çizmeden dönüyordur , bizim statik kavramımız bunu tanımlar,

Verilen cevapta ise dengenin devreden çıktığı anlaşılmaktadır ve eski statik kavramımzın dışında bir hal düşünülmelidir, değişken dalga kendine özgü bir yörünge çiziyor bizim kabul ettiğimiz haldeki denge özelliği dediğimiz husus ortadan kalkıyor bu durumda dalganın seyrini, yörünge dediğimiz, madde özelliğinde somutlaşan geometrik şekillerin dışında bir şey düşünmeliyiz, zira oluşan hal, kendi içinde bir statik yaratıyor,yani bizim bu varsayımlarla çabaladığımız bir sonuç değil.."

Meseleyi daha belirgin izah için "pi ve phi nin dansı" konusu hakkında yazdıklarımla bir yerlere oturtmaya çalışmışım zira o bahiste yani pi katsayısının özelliği ve fibonacci sayılarının karakteristikliği ile izahım vardı bir bakıma uygun izah gibi gelse de bazı açık tarafları var,

https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=389&SearchTerms=dans%FD

Değişkenliğin üzerinde durmalıyız ,bu husus varoluş dinamiğinin ana teması ,zira varoluş durgun bir halin bozulması ile devrededir ve bu durgun hal değişkenliğe tamamen zıt bir durumdur o halde bu değişken dalgaların statikliği ne demek oluyor,

Değişken dalgaları bir labirent gibi düşünelim içerisinde çeşitli yollara sürükleyen duvarların olduğu bir yapı içinde yürümeye başladığınızda her duvarın sizi değişik bir istikamete yönelttiğini biliyoruz bu labirenti tamamlayıp çıktığınızda ve bu giriş çıkışları duvarların yerlerini öğreninceye kadar tekrarlayarak sürdürün ve sonuçta labirentin ana yapısını anlamış olursunuz ve artık size değişken yolları değil bildiğiniz yollara sevk eder artık değişken dalgalar olarak tarif ettiğimiz özellik kalmamıştır ,

Yalnız bu basit tarif de bence kafi değil zira değişkenlik özelliğinin böyle kolayca bitmemesi gerek ,

Labirentin sabit duvarlarının da her an değiştiğini düşünelim,

İçinde dolaşan kişi için çözülemeyen bir problem haline gelir ancak değişken dalgaların kendine özgü bir statikliği oluşmuştur böyle bir durumla karşılaşan kişi ne yapacaktır zira olay insanın bilgi diye yüklendiklerinin dışında bir özel statiklik içermekte neticede insana doğal kendi kontrolu dışında olan bu hususun kabulünden başka bir seçenek bırakmamıştır

İşte insanın karşılaştığı pozitif veya negatif (çoğunlukla negatif) durumlar karşısında etki tepki kavramı dışında bir kabul yolu olarak "akışa bırak" diye tavsiye edilen durumun genel izahı

Bahsi geçen değişken dalgalarının stabilitesini böylece anlatıp noktayı koyabilirdim ama deli zihin durmuyor,

Burada başka durum ortaya çıkmakta bu dönüşmüş ve kendi içinde statik hale gelmiş özellik varoluş dinamiğinin kabul ettiği bir hal değildir anlattığım labirent hali, kendi içinde değişkenlik taşısa da özel bir stabilite kazanmıştır kendi sınırları içinde bütünlüğünü ve davranışını sürdürecektir ,

Oysa istenen ve tarif ettiğimiz statik halin dışında "sonsuz bir değişkenliği" esas alan özellik varoluşun sonsuza doğru devamlılığını sağlar,

Sonsuz oluşu sağlayan değişkenliği " hayal etme" becerisine ve anlamına sokmalıyız,

Varoluşun tam tarifi kısıtlı bilincimizle K. da anlatılan şu cümlede beliriyor veya ben o sonuca vardım,

"Biri sizi hayal etmeseydi olmazdınız.."(Kasyopya) Biri diye tarif edilen "bilinç"tir,aşağıda daha geniş aktarım var,

"To be or not to be .."(William Shakespeare)

"Ümidimle hayalim yaşarsa ben de yaşarım.."(Cenab Şahabettin)

Akışa bırakmakla ilgili bir K alıntısı,
-----------------------------------------------
C: Öğrenmek için dinle, dinlemeyi öğren!
S: (L) Konunun özü budur belki? (V) Hmmm! İnatçılık mı gösteriyorum?!
C: İnatçılık bloke olmanın bir işareti. O slaytı projektörden çıkar ve şova devam et!
S: (L) Slaytı projektörden nasıl çıkarabiliriz? (V) Meditasyonda slayt çarkını ve uyumsuz slaytı çıkarıp attığımı görsellersem, bu uygun bir yol olur mu?
C: Çıkarılması gerekenin hangi slayt olduğunu söyledik.
S: (V) Hala anlamıyorum. (L) Suçluluk slaytı var... (V) Bu akşam pek çok nahoş şeyden bahsettik... İnatçılık slaytı var... perdeye yansıtıp durduğum... Yani diyorsunuz ki görselleştirmeye başladığımda bu uygulamayla onu ayıklayabilirim... İnatçı olmamak herşeyi akışına bırakmak demek! (A) Hayır, esnek olmak demek. (V) Ben esnek değil miyim? [bağırıyor] (A) İnsan her zaman biraz daha esnek olmaya çalışmalı, ben dahil. (V) Doğru sanırım. Neredeyse kırk yaşındayım ve işte böyleyim. Ama bu bir mazeret olmamalı! Bir de şu var ki, ne zaman olayları akışına bıraksam yanan ben oluyorum. T---'yle de aynı şey olmuştu...
C: Yanma akışa bırakmaktan değil, birşeylere inatla yapışmaktan kaynaklanır
----------------------------------------------------------
Ve bir uzunca K.cevabının içinden cımbızla alınmış bir ifade,
----------------------------------------------------------
Gerçekliğin hayal edilebilir her halindeki unsurların, görsel olarak ifade edilecek olursa mükemmel dengedeki devasa bir mozaikte birleşmesi olarak tanımlanabilir. Elbette bu, sorunuzun yeterli bir yanıtı değildir, fakat, sunulan görsel imaj üzerinde düşünerek, daha tam bir yanıtı öğrenmede kendi kendinize yardımcı olabileceğinizi umuyoruz.
-----------------------------------------------------------
O ilgili alıntı,
------------------------------------------------------------
C: Öncelikle, tartışılan son konuya dair yanlış yorumlamalar nedeniyle bazı karışıklıklar var. Boyutlar ve yoğunluklar aynı şey değildir!!!! Boyutlar kati olarak düşüncenin hayal bölümünde meydana getirildiği şekliyle evrensel bilincin bir neticesidir. Yoğunluk, bir ile birliğe yakınlık bakımından ölçülen gelişim seviyesi anlamına gelir... Döngü. Yani, çupakabralar insan bilincinin bir yaratımıdır ve insan varlıkları da çupakabraların bilincinin bir yaratımıdır. Anladın mı? Şimdi sizin için bir şok edici geliyor:
Eğer biri sizi "hayal etmiş" olmasaydı varolmazdınız.
S: (L) Bizi kim hayal etti?
C: Şu anda önemli değil. Siz resmen birinin hayalinin "ürünlerisiniz", başka birşey değil!!!
S: (L) Tanrı'nın bizi hayal edip yaratmasını mı kastediyorsunuz?
C: Hatırla, "Tanrı" yaratılışta varolan herşeydir, yani tüm bilinçtir. Çünkü varolan herşey bilinçtir ve bilinç varolan herşeydir.
S: (L) Yani Urantia kitabında gündeme getirilen ırksal üstünlük konusu, "herşey mümkündür" şeklinde yanıtlanabilir, öyle mi?
C: Yakın, ama hatırla, varolan herşey / tek şey -- derslerdir!
---------------------------------------------------------------



Edited by - Tgur on 16/06/2019 12:56:01
Go to Top of Page
Sayfa: Toplam Sayfa 42  Mesaj Sonraki Konu  
Önceki Sayfa | Sonraki Sayfa
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Forum Seç:
Başkalarına Hizmet Forumu © Celse veya diğer içerikleri farklı ortamlarda paylaşırken lütfen kaynak belirtiniz Yukarıya git
Snitz Forums 2000

Design by Sizinsayfaniz.com

Bu sayfa 1,71 saniyede oluşturuldu.