Başkalarına Hizmet Forumu
Başkalarına Hizmet Forumu
Ana Sayfa | Bilgilerim | Kayıt Yaptır | Aktif Konular | Forum Üyeleri | Site içi Arama
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni Hatırla
Şifre hatırlatma servisi

  Forum
 Spiritüalizm Konuları
 Diğer
 Stafford Betty’nin “The Afterlife Unveiled” Adlı Kitabından Alıntı
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Yazar Önceki Konu Mesaj Sonraki Konu  

bozadi


9886 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 05/05/2019 :  16:10:06  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Stafford Betty’nin “The Afterlife Unveiled” adlı kitabından alıntı:

Ruhlar Dünyası


1. Öbür dünya, ruhların Tanrının yüzüne bakar halde kalıcı bir mest olmuşluk pozunda sabitlendikleri fantastik bir sonsuzluk vizyonu değildir. Bulut üzerinde uçup harp çalan biri yoktur. Öbür dünya daha ziyade bizim kendi dünyamızı hatırlatan manzaralara, denizlere, evlere ve şehirlere sahip bir yerdir.

2. Öbür dünya, gezegenimizin yüzeyinde başlayıp dışa doğru uzanır. Dünya, ruhların tanımladığı tüm dünya sisteminin çekirdeğidir. Pek çok ruh iletişimcisi bize ruhların dünyasının “fiziksel dünyayı çevrelediğini ve ona nüfuz ettiğini” söylemektedir.

3. Ruh alemleri kültürden kültüre değişmektedir. Eskimo öbür dünyasının Maorilerinkine benzemesini beklememeliyiz. Sünni ve Şii Müslümanların öbür dünyanın aynı bölümünde yan yana huzurlu bir şekilde yaşamalarını da beklememeliyiz. Öbür dünyada fiziksel şiddet mümkün değildir fakat ölümden sonra karşılıklı şüphe ve düşmanlık biçimindeki eski alışkanlıklar yok olmaz.

4. Dünyanın yavaş titreşimleri, Yüce dahil olmak üzere ruhun varlığını algılama yeteneğimizi azaltır. Öbür dünyadaki veya astral diyeceğimiz dünyadaki gibi hızlı bir titreşim, bireyin ruha olan duyarlılığını çok artırır. Yücenin bizim dünyamıza yakınlığı, astral dünyaya olan yakınlığından daha az değildir fakat ruhlar Yüceyi daha temiz bir şekilde fark edebilmekte veya sezebilmektedir.

5. Yeni “ölenler” öte tarafa geçtiklerinde tamamen kendileridir. İyi de olsa kötü de olsa, kişilikleri, alışkanlıkları ve karakterleri tamamen devam etmektedir. Fiziksel beden ölünce, iç beden çok doğal bir şekilde dış beden olur, tıpkı bir yılanın iç derisinin, dökülme sonrası dış deri olması gibi. Ölümden sonra var olmaya devam etme süreci hiç de mucizevi değildir.

6. Ölme süreci o kadar doğaldır ki, pek çok ruh başta öldüğünün farkına varmaz. Bir tanesi şöyle demişti: “Geçitlerde ilerler gibi ilerliyordum ki öldüğümün farkına vardım... Ölmüş olduklarını bildiğim kişileri gördüğümde bile onların yalnızca vizyon olduğunu sandım.” Bunun sebebi, fiziksel ve astral vücut arasındaki görünüm farkının nispeten az olmasıdır.

7. Ruhlar öte tarafa ilk geçtiklerinde, kendi yarattıkları bir hafıza dünyasında biraz zaman geçirme eğilimindedir. Düşündükleri şeyler rüyalardan ziyade canlı gerçeklikler gibi görünür. Transtan kurtulana kadar kendi yarattıkları bu halüsinasyonlarla epeyce vakit geçirmeleri mümkündür. Nihayetinde veya hazır olmalarına bağlı olarak çabuk bir şekilde çoğu ruh bu halüsinasyonları geride bırakıp yukarıda 1. maddede tanımlanan objektif bir şekilde gerçek olan dünyaya ilerler.

8. Astral varlıkların sınırlılıkları daha azdır. Hantal olan konuşma yönteminden çok daha kesin bir şekilde telepatik olarak iletişim kurabilirler. İsterlerse yürüyebilecek de olmakla birlikte, hedeflerinde olmayı istemek suretiyle bir yerden bir yere anında gidebilirler. Zihinleri daha keskindir ve duyguları hem pozitif hem de negatif olarak daha keskin bir şekilde hissedilir. Daha önce olduğu gibi ama çok daha yoğun bir şekilde görür ve duyarlar.

9. Bazı ruhlar akaşik veya eterik kayıtlar olarak bilinen bir fenomeni tanımlamaktadır. Bu kayıtlar ruhların bağlandıkları yerlerin tarihini içerir. Bu kayıtlar her yerde “katmanlar halinde dizilidir.” Profesör Ian Currie’nin ruhunun söylediğine göre, akaşik kayıtlar tüm ruhların geçmişlerini ayrıntılı bir şekilde ortaya koyar fakat öbür dünyaya yeni gelmiş ruhların mütevazı alemlerinin ötesindeki bir alemde tutulmaktadır.

10. Deneyim yüksek olduğundan, keyif gibi acı da yoğundur ve bazen şiddetlidir. Bireyin zalimce veya duyarsız eylemlerinin veya sözlerinin başkaları üzerinde neden olduğu tüm acının uyanmış bir farkındalığından kaynaklanır ve şimdi bireyin kendi acısı olarak deneyimlenmektedir. Ruhların bizi ölümden sonrasını beklemek yerine ölmeden önce affı istemeye ve vermeye teşvik etmeleri şaşırtıcı değildir.

11. Öbür dünya, bir ruhun dediği gibi “düşünceyle büyük ölçüde şekillendirilebilen” astral veya eterik maddeden oluşur. Bir diğer ruh onun “sonsuz kolaylıkla işlenebileceğini” söylemiştir.

12. Geçiş sırasında geride bırakılan yaşlı, zayıf veya yaralı bedenler öbür dünyada ruhları takip etmek zorunda değildir. Çocuk felci nedeniyle kısalmış olan fiziksel bacak, anında normal boyutuna geri gelebilir. Hasarlı beynin artık ruhu kafeslemesi gerekmez. Kırışık yaşlı beden, tekrar gençleşip astral zindeliğe kavuşabilir.

13. Ruhlar dünyada geçirilen zamana çok saygı duyar. Biri şöyle demektedir: “Dünyanız sizin deneyim dizinizin en zor okuludur. Dünyada kazanılmış ödüller sonsuza kadar kazanılmıştır. İçinde çalıştığınız materyalin yoğunluğu, onun üzerinde kazanılan zaferi çok daha üstün bir fetih haline getirir... Gezegeniniz üzerindeki deneyim eşsiz bir fırsat ve bir ayrıcalıktır... Her fırsatı sonuna kadar değerlendirin. Dünya üzerindeki zorlu bir hayat çok büyük bir değere sahiptir.”

14. Yaratıcı, ruhları dünyanın zorlu ortamına yerleştirir çünkü Yaratıcı onları sever. Bilgelikle, sevgiyle ve güçlenerek büyümelerini görmek ister. Bir ruhta en iyi olan şeyi ortaya çıkarmanın tek yolunun ona meydan okumak olduğunu bilir, tıpkı iyi bir öğretmenin öğrencilerine meydan okuması gibi. Ruhların anlattığına göre, hem dünyada hem de ötesinde geçirdiğimiz vaktin tek amacı ruh veya karakter gelişimidir. Özgür irademizi kullanışımız, tüm seviyelerdeki ilerleyişimiz için kesinlikle kritik öneme sahiptir.

15. Protestan Hristiyanlığın öğrettiğinin aksine, Rab ve Kurtarıcı olarak İsa’ya iman kimseyi kurtarmaz ve ölüm döşeğinde din değiştirmek öbür dünyadaki yaşamın kalitesi üzerinde hiçbir etki yapmaz. Ve İslamın uyarısına rağmen, kimse Teslise inandığı için lanetlenmez. Önemli olan inançlar değil karakterdir. İyi ateistler dezavantajlı değildir fakat öbür tarafa geçtiklerinde muhtemelen ateist olarak kalmazlar! Doğru inançlar yalnızca iyi yaşamları teşvik ettiği ölçüde faydalıdır. Ve genellikle olan budur.

16. Bazı ruhlar iskan edilen başka gezegenlerden bahseder. Bir tanesi şöyle demişti: “İrtibata geçtiğimiz kişiler arasında, tıpkı dünyada olduğu gibi sosyal bağlar var. Bu sakinler arasında ahlaki bir mücadele ve evrim olduğuna dair kanıtlar da mevcut.” Bu da ilahi planın tüm evrende tutarlı olduğuna işaret etmektedir.

17. Öbür dünya, çoğu şu veya bu şekilde kusurlu ve eksik olan, hayal edilebilecek her türden kişiyi kapsayan geniş tabanlı bir toplumdur. Pek çoğu “ruhlarını geliştirme” konusunda dünyada olduklarından daha fazla motive değildir. Bir ruhun dediğine göre, “Çoğu, dünyada geçirdikleri deneyimleri sindirmekle yetinmektedir. Çoğu ruh burada dünyada talep ettiğinden fazlasını talep etmez.” Fakat pek çok ruh ilerlemeye kararlıdır ve bunu yapar.

18. Astralde ruhların öteye gitmelerine izin verilmez. Hazır olmadıkları bir titreşime giremez ve hazır olmadıkları bir sınırdan geçemezler. Öldükten sonra geldikleri yer konusunda adalet vardır. Karakterlerine göre kendi makul yerlerine çekilirler. Yalnızca yeteri kadar değiştikten sonra ilerleyebilirler.

19. Pek çok ruh maddi beden içine girmeden önce kendini geliştirme konusunda hırslı planlar yapmıştır fakat dünya maddesinin yoğunluğu ve kendi yoğun beyinleri, dünyaya gelme amaçlarını unutmalarına neden olmuştur. Maddi kavramlara maruz kaldıklarında yollarını kaybetmişlerdir. Öldüklerinde, belirledikleri amaç konusunda büyük ölçüde başarısız olduklarını hayal kırıklığıyla görmüşlerdir.

20. Çoğu ruh bir tür yargıdan bahseder. Bir ruhun yazdığına göre, Yargı “kendimizi olduğumuz gibi görebilme yeteneğini kapsar, görmekten sakınabilme yeteneğini değil. Bu, Yüksek Benliklerimiz yoluyla Tanrının bizim [küçük benliklerin] üzerindeki bir yargısıdır. Başka hiç kimse, gerçekle yüzleşirken olabildiğimiz kadar adil bir Yargıç olamaz. Pek çok kişi için bu korkunç bir zamandır.” Bu ruhlardan hiçbiri, tahtta oturan bir engizisyon tanrısından bahsetmez.

21. Astral dünya, bilimden müziğe, teolojiden astral mimariye ve ev inşasına kadar her tür bütüncül ilgi veya uğraş için fırsatlar sunmaktadır. Bunu değerlendirecek kadar olgun olanlar için, meydan okumalarla dolu, coşkulu, sonsuz büyüleyici bir yerdir.

22. Astralde fiziksel tehlike yoktur. Fiziksel hastalık da yoktur. Yemek opsiyoneldir ve uyku gereksizdir. Fiziksel boşaltım söz konusu değildir. Ruhlar dış görünümlerini muhafaza edebilirler fakat vücutlarının iç bileşimi (organları) önemsizdir ve (anlayabildiğim kadarıyla) değiştirilir.

23. Pek çok astral sakini dünya olaylarına yoğun ilgi gösterir ve dünyanın ilerlemesine yardımcı olmayı çok ister. Dünyadaki pek çok, hatta çoğu parlak başarıların, fikirlerini telepatik olarak projekte eden ruhların ilhamıyla mümkün olduğunu iddia ederler.

24. Ruhlar dünyadaki sevdiklerini unutmaz, tersine dua diyebileceğimiz bir yolla veya şahsi ziyaretlerle onlara sıkça yardımcı olmaya çalışırlar. Bazı ruhlar, tıpkı bizim bazen birbirimizi özlediğimiz gibi özledikleri dünyadaki sevdiklerinin yanında görünmeden oturmayı severler. Bazıları medyumlar yoluyla dünyadaki sevdikleriyle iletişim kurmaya çalışır. Amaçları genellikle sevdiklerini ruhsal alemde hala hayatta olduklarına ikna etmeye çalışmaktır.

25. Ruhlar, onlara yönelik dualarımızın etkili olduğunu ve çok makbule geçtiğini söylemektedir. Dünyadaki dostları ve aile bireyleri tarafından unutulan ruhlar yalnızlık deneyimleyebilmektedir. Spiritizmin kurucusu olan Allan Kardec şöyle yazmıştır: “Dua, o duayı ettiğiniz ruh için büyük bir huzur kaynağıdır. Dualarınız o ruha onu umursadığınızı, pişmanlık acıları çekmede yalnız olmadığını gösterir. Üstelik, göstereceğiniz ilgi, dertli bir ruhu, tutumlarını ciddi şekilde yeniden gözden geçirmeye de teşvik edebilir.”

26. Bazı ruhlar, herşeye nüfuz eden, anlayış ve sevgiyle dolu bir İlahi Işıkla çevrili olduklarını anlatmaktadır. Bir ruhun açıklamasına göre bu Işık “hemen hissedilen ve doğrudan deneyimlenen sevgi dolu bir niyet içeren, canlı, atmosferik bir mevcudiyettir... Niyetinin anlaşılmaması mümkün değil ve bir kez daha bu Işığın aynı anda hem kişisel olan ve hem de olmayan zengin yönleri beni şaşkınlığa uğratıyor.” Ruhlar astral dünyada bedenlenmiş şahsi bir Tanrıyla karşılaşmamaktadır.

27. Hayret uyandırıcı bir dille tanımlanan, olağanüstü müzik ve ışık gösterilerini kapsayan güçlü ritüellerle o Işığın varlığını kutlarlar. Müzik, astralin üstün sanatı gibi görünmektedir ve çoğu iletişimci müziğin ilhamsal niteliğini vurgulamaktadır. Resim, dans, tiyatro ve mimari de sıkça belirtilmektedir. Bir kişinin dünyadaki estetik zevki ne kadar gelişmişse, astralin yüksek alemlerinde kendini o kadar evinde hissedeceği söylenebilir.

28. Astralde cehennemsi bölgeler ve o bölgelerde yaşayan büyük nüfuslar vardır. Bazen Gölge Bölgeler olarak tanımlanan şey pek çok farklı koşul içeren geniş bir dünyadır. Çok kirli şehir bölgelerinden kavruk gri çalılık alanlara ve karanlık, ölü çöllere kadar çeşitli manzaralar söz konusudur. Yüksek alemlerin canlı berraklığı burada mevcut değildir. Bunun yerine donuk, kasvetli bir karartı vardır. Bu bölgelerde, geçici olarak kaybolmuş, kafası karışmış veya suç veya hataları konusunda pişmanlık duymamakta inat eden ruhlar yaşar.

29. Bu ruhların en kötüleri, agresif bir şekilde dünya üzerindeki zayıf insanlara zarar vermeye çalışır. Bazı ruhlar bağımlılıklarının kölesi olur ve dünyada hayalet olarak yaşar. Örneğin hayattayken alkolik olan bir hayalet ruh hala alkol için can atmaktadır. Bu nedenle dünyadaki barlarda takılıp geçici olarak etkisi altına aldığı başka alkolikler “yoluyla içer” ve kurbanının bu alışkanlığını yenmesini çok daha zor hale getirir. Çevremiz ruhlarla doludur ve hepsi dostumuz değildir.

30. Gölge Bölgelerdeki ruhlara “görevli ruhlar” yardımcı olur. Bu bölgelerin sakinleri hatalarıyla ve suçlarıyla mütevazı bir şekilde yüzleşmeye ve pişmanlık duymaya istekli olmaları halinde kendilerini özgürleştirebilirler. Bazıları bunu yapar ve çoğu ve belki de tümü nihayetinde bunu yapacaktır. Fakat pek çoğu bu yardımcılarla alay eder ve kasvetli veya kaotik yaşamlarını, korktukları yüksek dünyaların zorluklarına tercih eder gibi görünmektedir.

31. Hiçbir ruh sonsuza kadar karanlık bölgelere mahkum değildir. Fakat Tanrı özgür irademize asla karışmaz. Tanrı, “tökezleyenleri” kendi kendilerine dayattıkları sürgünden çıkarmaya çalışan yüksek ruhlar yoluyla sürekli davette bulunur fakat asla zorlamaz. En azından şu an için edinilen izlenime göre pek çok ruh, onlar için yaratılmış olan ve bir gün girmeyi seçecekleri, Işıkla dolu yüksek dünyalar yerine kendi karanlık ve kasvetli dünyalarını tercih etmektedir.

32. Öbür dünyada ilerlemenin üç temel yolu vardır: Karakterindeki kusurları kabul etmek, başkalarına hizmet etmek ve daha yüksek hallere istek duymak. Başkalarına hizmet çaba, çalışma ve fedakarlık gerektirir. Hiçbir yerde ruhlar dualarımız yoluyla kendisini pohpohlamamızı veya yüceltmemizi şart koşan bir tanrı tanımlamamaktadır. İlerlemenin yolu bu değildir.

33. Ruhların kabul etmesi gereken hiçbir katı itikat veya sihirli inanç yoktur. Vaftizci, Katolik, Mormon, Hindu, Budist, Müslüman veya Anglikan veya başka bir inançtan olmanızın hiçbir önemi yoktur. Dünyanın başlıca dini dogmalarının pek çoğu yanlıştır ve ne kadar erken unutulurlarsa o kadar iyidir. Öbür dünyada deneyim, herşeyi herhangi bir dünya teolojisinden daha iyi bir şekilde yansıtan daha aydınlanmış bir dizi inancı kendiliğinden oluşturacaktır.

34. Astralde maske yoktur. Olduğunuz şeyi başkalarından saklayamazsınız: vücudunuzdan parlayan ışığın niteliği herşeyi gösterir. Bir ruhun bize anlattığına göre, negatif düşüncelerimiz “çamur veya petrol sızıntıları gibi büyük, ağır, hantal malzeme parçaları halinde yayılır.” Bir ruhun yaşadığı ev bile onun ruhsal yapısını yansıtır. Bu gerçekler başlangıçta utandırıcı olabilir ama pek çok ruhu kendilerini geliştirmek üzere daha fazla çaba göstermeye teşvik eder.

35. Süre vardır fakat çizelgelerle ve son tarihlerle dolu saat zamanı gibi değildir. Bir ruh öldükten üç ay sonra şunu yazmıştır: “Dünya ve zaman deneyimim soluyor. Çok, çok uzun zamandır buradaymışım gibi hissediyorum.” Bireyin “Herşeyle birliği” deneyimlediği meditatif durumlar sırasında yaşananlar dışında, öbür alemdeki olaylar bir sıra izler. Bu anlamda zaman vardır.

36. Bazıları önceki yaşamlardan bilinen ve bazıları uzun zamandır unutulmuş olan eşler, akrabalar, arkadaşlar ve eski öğretmenler karşınıza çıkabilir ve eski arkadaşlıklar yenilenebilir. Dünyada birbirine sevgiyle bağlanmış iki kişi ölümden sonra ilişkilerini sürdürmek isterse ve ruhsal olarak aşağı yukarı denklerse, bunu yapmalarını engelleyecek hiçbir şey yoktur. Dünyadayken kurulan derin bağlar ölümle yok olmaz.

37. Pek çok ruh, öldükleri zaman onları bekleyen büyük ruh ailelerinin veya “Grup Ruhlarının” üyesidir. Aşina grupları tarafından karşılandıklarında eve gelmiş gibi hissederler. Bir ruhun bize anlattığına göre, bir Gruptaki ruhlar “bizim bir parçamızdır. Onların bizimle olan bağlantısı, dünyada sağlanabilecek bağlantılardan çok daha derin ve kalıcıdır.”

38. Pek çok tasvirde birlik teması vurgulanmaktadır. Psişik araştırma konusunun seçkin öğrencilerinden olan Robert Crookall yüzlerce ruh iletişimini inceledikten sonra şunu yazmıştır: “Her bir ruh, ‘kardeşinin koruyucusu’ olarak ağır sorumluluklara sahiptir. Fiziksel beden bireyselliğin gelişmesine izin verse de, zihinsel alışkanlıkların oluşmasına yardımcı olsa da ve inisiyatif gelişimini teşvik etse de, temelde ‘birbirimizin üyeleri’ olduğumuz gerçeğini gizler genellikle.”

39. Ruhlar hepimizin bir ruh koruyucusuna ve rehberine sahip olduğunu ve yardım istememizin akıllıca olacağını söylemektedir. Belirli bir dünya sakinine yardımcı olmak, ruhlar için yaygın bir görev ve bencil olmayan bir şekilde hizmet etmenin bir yoludur. Güçleri çok sınırlı olmakla birlikte yardımlarını istemekte özgürüz. Fakat “ruh gücünü kabul etmeyecek kadar kabalaşan ve ruhsal şeylere istek duymayacak kadar dünyevileşenler” tarafından çabalarıyla alay edilen ruhların bazen hevesi kırılmaktadır.

40. Astraldeki ruhlar bazen Mesihimsi varlıklara, çok ilerlemiş Işıktan Varlıklara rastlamaktadır; karşılaştırılamayacak kadar daha büyük bir sevinç ve farkındalık içeren alemlere doğru ilerleme ilhamı vermek üzere yüksek dünyalardan gelen öğretmenler. Bu varlıklar bizimle bir medyum yoluyla iletişim kurmayacak kadar ilerlemiştir. Bazen bize mesajlarını iletmek için “aracılar” (daha az evrimleşmiş ruhlar) kullanırlar.

41. Ruhlar öbür dünyada ilerlerken, tıpkı fiziksel ölümde kaba vücutlarını attıkları gibi nihayetinde astral bedenlerini de atarlar. O zaman, neşe ve farkındalık kapasitesi daha yüksek ve yoğunluğu daha düşük olan ruhsal bir bedenle işlerlik gösterirler. Bir ruh bunu bir “incelme” süreci olarak tanımlamıştır: “Buranın ötesinde madde daha eterik hale geliyor ve vücutlar görünür bir ışık ve alev varlığına dönüşecek şekilde inceliyor.”

42. Ruhlar çıplak değil giysilidir. Astral giyim genellikle herhangi bilinçli bir çaba göstermeksizin zihinle belirlenir. Giysiler aslında astral vücudun bir parçasıdır. Crookall’un bize anlattığına göre bir ruhun giysileri “otomatik olarak onun karakterini yansıtır çünkü bu giysiler toplam benliğin bir parçasıdır veya o kişinin alışkanlıksal düşüncelerine ve hislerine otomatik olarak yanıt veren sübtil bedenin parçası.” Astralde elbise dolapları yoktur.

43. Astralde her yaştan çocuklar yetiştirilir. Sırf erken öldüler diye sihirli bir şekilde yetişkinlere dönüşmezler. Astraldeki en soylu mesleklerden biri yetim ruhları beslemek ve eğitmektir. Çok sayıda ruh bu işi yapmaktadır.

44. Pek çok ruh, bir tanesinin dediği gibi “her türlü anlamsız inançtan, öğretiden ve dogmadan arınmış” daha derin ve tam bir ruhsallığı keşfedene kadar, dünyada uyguladığı insan ürünü dinlere uymaya devam eder. Bazıları İsa’yı gördüklerini söyler. Dünyadayken Lüterci bir din adamı olan A.D. Mattson, istememiz halinde her birimizin İsa’yı onu hayal ettiğimiz şekilde göreceğimizi söylemektedir. Bu muhtemelen diğer dinsel kurtarıcı şahıslar için de geçerlidir.

45. Bir ruhun anlattığına göre, bir birey intihar ettiğinde “ruhunu kendisi için hiçbir yerin hazırlanmadığı garip bir dünyaya tek başına ve arkadaşsız olarak gönderdi. Sonunda ruhsal dünyada ona bağlanan ve kendisini mahvetmeye sevk eden ayartıcılara yem oldu.” Çoğu kanallama literatüründe intihara karşı uyarılar vardır. Fakat böyle bir şahıs için özellikle görevli ruhların yardımı yoluyla bir ümit söz konusudur. İntiharlar sonsuz bir cehennemle sonuçlanmaz. Bazıları nispeten az sıkıntı çeker. Tüm vakalar için geçerli olan tek bir kural yoktur.

46. İnsani ikilemler dünyada olduğu gibi astralde de meydana gelir. Dünyadayken yargıçlık yapmış olan bir ruh, önceki iki karısının her ikisinin de birlikte olmak istediği bir adamın durumunu anlatmıştır. Dünyada 25 yıl Anglikan rahibesi olarak görev yapmış olan Frances Banks, kendisine eziyet eden bir Nazi zorbasına karşı nefretle dolu olan Yahudi bir anneden bahsetmiştir. Banks’ın görevi bu kadını sakinleştirmek ve adamı affetmesini öğretmekti. Astralde problem çözme, dünyada olduğu kadar gerekli olabilir.

47. Ruhların hobileri vardır ve örme de bunlardan biridir. Bir ruhun deyişiyle, “Şok olmayın. Ömür boyu devam etmiş bir alışkanlığın bir anda bırakılabileceğini mi sandınız?” Astralde bolca zaman vardır. Bu anlatımlarda sıkılma ve hatta dünyaya özlem belirtilmektedir. Topla oynanan sporlardan keyif alan ruhlarla ilgili yalnızca bir olay okudum ve bunun sebebi muhtemelen kişinin zihniyle topun uçuşunu kontrol etmesinin çok kolay olacak olmasıydı.

48. Ruhlar evcil hayvanlardan da sıkça bahsetmektedir. Bir tanesi şunu demişti: “Ailemizde sahip olduğumuz tüm köpekleri burada bulabildiğim tamamen doğru. Bireyselliklerini hala sürdürüyorlar.” Fakat artık sevilmeyen köpekler “grup ruhuna dönmüş ve başka köpekler dünyaya geldiklerinde tekrar kullanılmak üzere kendi şefkat, sevgi ve adanma paylarını katmışlardır.”

49. Bazı ruhların nihai geleceği, hayal edilemeyecek kadar müthiştir. Dünyadayken Katolik papazlığı yapmış olan Robert Hugh Benson’un “özel davetle” kendisininkinden çok daha yüksek bir alemi ziyaret etmesine izin verilmiştir ve “böylesine ifade edilemez bir güzellik” için kelimeler kifayetsiz kalmıştır. Benson kendisini ağırlayan kişiyi şu şekilde tanımlamıştır: “Genç görünüyordu, ebedi bir gençliği vardı fakat o gençliğin ardında ölçülemeyecek kadar çok deneyim süreci bulunduğunu hissedebiliyorduk.”

50. Peki ya reenkarnasyon? Lüterci din görevlisi Mattson’a göre, “Çoğu kişinin enkarne haldeyken ruhsal olarak daha hızlı ilerliyor olması çok ilginçtir. Enkarne haldeyken enerji daha yoğundur. Fiziksel düzlemdeki enkarnasyon süreniz gerçekten çok önemli bir eğitim zamanıdır. Geri dönmeyi seçebilirsiniz ve pek çok kişi belirli bir ruhsal gelişme sağladıktan sonra dünyaya geri dönmez. Fakat fiziksel düzlem öğrenme ve gelişim için bir okuldur ve çoğu ruh bir dizi enkarnasyon için dünyaya döner.”

bozadi


9886 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 05/05/2019 :  16:20:13  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Bir süre önce Kasyopya Forumda Joe adlı ekip üyesinin açtığı bir tartışma başlığında geçti bu konu. Stafford Betty adlı bir akademisyenin öbür dünyayla ilgili araştırmalarını yayınladığı bir kitaptan 33 madde halinde alıntılar paylaşıldı o başlıkta. O içerikleri araştırırken Dr. Betty'nin o 33 maddeyi de kapsayan 50 maddeyi içeren bir pptx (powerpoint) dosyasını, çalıştığı üniversitenin web sitesinde kendine ait bir sayfadan paylaştığını fark ettim:

http://www.csub.edu/~sbetty/THE_WORLD_OF_SPIRITS.pptx

Bu powerpoint dosyasının içerdiği 50 açıklama maddesini Türkçeye çevirerek ilginize sunmak istedim.

Michael Newton'un konuyla ilgili bizi epeyce aydınlatmış olan kitaplarının üzerine, bazı ayrıntıları daha iyi anlamamızı, hatta Newton'un anlatımlarında eksik veya belki bir olasılıkla yanlış olabilecek bazı hususları anlamamıza yardımcı olabileceğini düşünüyorum. Stafford Betty'nin bu konudaki araştırmaları ve paylaştığı bilgilerin de ille her ayrıntısının doğru olduğunu varsaymak isabetli olmayabilir elbette ama epeyce faydalı olduğuna inanıyorum. K forumda çok ilgi gördü ve beğenildi bu şahsın görüşleri ve anlatımları.

Önümüzdeki günlerde Dr. Betty'nin görüşlerinin Michael Newton'un anlattıklarını hangi bakımlardan "dengeleyici" ve bazı bakımlardan daha da doğru ve aydınlatıcı bazı bilgiler sağladığını düşündüğümle ilgili bazı görüşlerimi paylaşmaya çalışacağım. Bunu söylemem kesinlikle M. Newton'a bize sağladığı bilgiler nedeniyle duyduğum derin saygıyı ve minnettarlığı değiştirmiyor tabi ki.

Go to Top of Page

ogeday


246 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 05/05/2019 :  21:43:53  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Cok tesekkurler bozadi.Bu konuyla ilgili Laura malesef yeterli sorular sormadi.Cevremdeki insanlarla bu konu uzerinde tartistigimizda peki bizi kim yaratti sorularina net cevap veremiyorum.Ben isin ozunu kavrasamda baskalari somut seyler istiyor
Go to Top of Page

bozadi


9886 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 06/05/2019 :  14:17:42  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen ogeday

Cok tesekkurler bozadi.Bu konuyla ilgili Laura malesef yeterli sorular sormadi.Cevremdeki insanlarla bu konu uzerinde tartistigimizda peki bizi kim yaratti sorularina net cevap veremiyorum.Ben isin ozunu kavrasamda baskalari somut seyler istiyor

"Yaratılma" konusunun çok karmaşık yönleri olabiliyor anladığım kadarıyla. Örneğin şu tür açıklamalar geçiyor celselerde:

Eklenti:

C: ...çupakabralar insan bilincinin bir yaratımıdır ve insan varlıkları da çupakabraların bilincinin bir yaratımıdır. Anladın mı? Şimdi sizin için bir şok edici geliyor: Eğer biri sizi "hayal etmiş" olmasaydı varolmazdınız.

S: (L) Bizi kim hayal etti?

C: Şu anda önemli değil. Siz resmen birinin hayalinin "ürünlerisiniz", başka birşey değil!!!

S: (L) Tanrı'nın bizi hayal edip yaratmasını mı kastediyorsunuz?

C: Hatırla, "Tanrı" yaratılışta varolan herşeydir, yani tüm bilinçtir. Çünkü varolan herşey bilinçtir ve bilinç varolan herşeydir.

...

S: (L) İnsan ırkının asıl genetik mühendisleri kimdi?

C: Biz.

S: (L) Kasyopyalılar, doğru mu?

C: Evet.

S: (L) Bizi ne amaçla genetik olarak oluşturdunuz? Tanrı'nın bir emri miydi?

C: Ruh gelişimi veya ilerleyişi.

...

S: (L) Peki Kasyopyalıları kim yarattı?

C: Sizin çok eski ruhsal atalarınız.

S: (L) Bu varlıkların bir ismi var mı?

C: Hayır.

S: (L) Nasıl adlandırılıyorlar?

C: Geçici yolcular.

...

C: ...yaratıcı yaratılan herşeyi kapsıyor ve yaratılan herşey de yaratıcıyı!

...

S: (L) Peki illüzyonu kim yarattı?

C: Aynı zamanda Yaratılmış olan Yaratıcı. Yani aynı zamanda siz, biz, herkes ve herşey. Daha önce de söylediğimiz gibi, biz siziz ve siz de bizsiniz. Ve herşey de öyle.



Yaratılmanın çeşitli yönleri var sanırım. İlk hayali tasarım, genetik tasarım vs. Ben kim tarafından yaratıldığımızın çok önemli bir konu olduğunu sanmıyorum. Açıklamalara göre kesin ve önemli olan şey hepimizin ve herşeyin Tanrı denen sonsuz potansiyelin ta kendisi olduğumuzdur. Dolayısıyla nihai anlamda kimsenin kimseden farkı yok gibi görünüyor. Önemli olan kimin sonsuz potansiyelini nasıl kullanmakta olduğu.

Go to Top of Page

bozadi


9886 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 06/05/2019 :  15:25:08  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Dr. S. Betty'nin öbür dünyayla ilgili tasvirlerinde en çok dikkatimi çeken hususlardan biri, öbür tarafın bu dünyaya sandığımdan çok daha benziyor olmasıydı. M. Newton'un kitabında da elbette öbür tarafın bu tarafa benzer yönleriyle ilgili bazı bilgiler veya ipuçları vardı ama nedense Betty'nin açıklamaları bu hususu zihnimde çok daha fazla pekiştirdi. K'ların da atıf yaptığı Hermetik deyiş olan "Yukarıda nasılsa, aşağıda da öyledir" ifadesini doğrulayan bir durum gibi görünüyor.

Forumda daha önce "Nosso Lar" (Evimiz) adlı kitabın/filmin tartışma başlığında, yazarın öbür dünyayla ilgili yaptığı bazı tasvirleri fazlasıyla ve komik biçimde "dünyevi" bulduğumu belirtmiştim. Örneğin belirli bir milletin mensuplarının bir arada yaşadığı bir şehir veya bölge tasviri yapılıyordu. Bu ve bunun gibi tasvirlerin, yazarın dünyevi şartları öbür tarafa projekte etmesinden kaynaklı hatalı tasvirler olarak gördüğüm eleştirisini yapmıştım. Bu konudaki fikrim 180 derece değişmiş olmasa da, Betty'nin açıklamalarına baktığımda, öbür tarafta, yani 5. yoğunlukta hakikaten dünyadaki bazı toplumsal yaşam koşullarımızın aynen veya kabacada olsa benzer şekilde mevcut olduğu izlenimini ediniyorum. Milletler, şehirler, mimari gibi faktörlerden bahsediliyor.

M. Newton'un kitaplarından okuduklarımdan yalnızca aklımda kalmış olanlara dayanarak yorum yapacağım, dolayısıyla bu yorumlarım ve olası eleştirilerim eksik ve yanlış verilere dayalı olabilir, aslında öncelikle Ruhların Yolculuğu ve Ruhların Kaderi kitaplarını yeniden bir okuduktan veya gözden geçirdikten sonra bu yorumları veya eleştirileri yapmam gerekirdi ama şu an o sabrı gösterebilecek durumda değilim ama eninde sonunda bu karşılaştırmayı daha objektif bir hale getirmek için gerekli gözden geçirmeyi yapmayı düşünüyorum.

Newton'un kitapları, öbür tarafın bu dünyaya pek çok bakımdan çok benzer olduğu izlenimini oluşturmamıştı bende. Örneğin Betty, Eskimoların veya Maorilerin öbür dünyasının tıpkı gezegenimizde olduğu gibi kendilerine özgü olduğuna, hatta Sünni ve Şii Müslümanların öbür dünyasının bile dünyadakine aşağı yukarı benzer şekilde yapılandığına (öbür dünyada da toplumsal olarak aralarında fiziksel şiddet olmasa da bir tür soğukluk olduğuna) dair açıklamalar yapıyor. Newton'un kitaplarından aklımda kalanlarda böyle bir betimleme yoktu ama elbette kendi dikkatsizliğimin veya unutkanlığımın bir neticesi de olabilir bu durum.

En az bir o kadar önemli gördüğüm bir diğer şaşırtıcı (benim açımdan şaşırtıcı) husus ise, öbür dünyada KH eğilimli grupların adeta toplumsal olarak bir arada yaşıyor gibi göründüğü bölgelerin mevcut olması. M. Newton da ciddi KH sapmaları, isyanları veya kafa karışıklıkları olan bazı bireylerin çekildiği, diğer varlık gruplarından yalıtık, tenha bazı yerlerin olduğundan bahsediyordu hatırladığım kadarıyla ama KH eğilimli veya sapmalı çok sayıda bireyin adeta bir tür toplum olarak bir arada, olağan şekilde yaşadıkları şehirler veya bölgeler olduğu tasviri bana çok şaşırtıcı ve ilginç geldi. Ve işin bana daha da ilginç gelen tarafı ise, bu varlıkların ilgili bölgelerde tamamen "özgür" bir şekilde yaşıyor olması. Yani kimse onlara "sizin burada bu şekilde yaşamaya hakkınız yok, bu bölge negatiflik yayıyor, burayı boşaltacaksınız ve ıslahevine gireceksiniz" (abartarak örnek veriyorum tabi) şeklinde yaptırımlar uygulamıyor görünüşe göre.

Newton'un kitaplarında öbür dünyada KH eğilimli veya sapmalı güçlerin özgürce veya özerk bir şekilde yaşadığı şehirler, bölgeler, evler olabileceği izlenimini edinmemiştim hiç veya kaçırdım o yöndeki ayrıntıları. Aksine, belki kendi bilinçaltı fikirlerimin de etkisiyle, sanki Newton'un anlattıklarına göre öbür dünyada KH güçlerinin özellikle bir toplum halinde diledikleri gibi yaşamalarına izin verilmiyormuş, ciddi denebilecek ölçüde düzenli bir müdahale veya kontrol varmış gibi bir izlenimim vardı. Yani sanki "BH güvenlik güçleri" veya Tanrısal/doğal bir güç, 5. yoğunlukta KH eğilimli bireyler veya gruplar üzerinde yoğun bir kontrol uyguluyormuş ve/veya KH güçlerinin yoğun KH kutuplaşmaları 5. yoğunluktayken şiddetini kaybediyormuş, şiddetli KH eğilimleri sadece enkarne haldeyken aktifleşiyormuş, öbür tarafta KH tipi düşünce ve eylemlerin aktif bir şekilde sürdürülmesi mümkün değilmiş gibi bir fazlasıyla naif bir izlenimim vardı. Newton'un açıklamaları bu yöndeki izlenimimi doğruluyormuş veya en azından tersini söylemiyormuş gibi gelmişti bana. Ama Stafford Betty'nin paylaştığı bilgilere göre, öbür tarafta da KH güçlerinin KH'liği sanki olduğu gibi ve gayet özgürce devam ediyormuş gibi görünüyor. Elbette aşırı bazı KH teşebbüslerine yönelik bazı tedbirler/güvenlik önlemleri alındığını hayal etmekte zorlanmıyorum ama KH güçlerinin kendi şehirlerinde/bölgelerinde hiçbir müdahale ve yaptırım görmeksizin keyiflerine göre özgürce yaşıyor olmaları bana şaşırtıcı geldi. Aslında yadırgamıyorum da bunu, hatta bir anlamda evrensel/varoluşsal özgürlüğün anlam ve önemini iyice pekiştirici birşey bu. Ne de olsa onlar da tanrı. Özgür iradelerini o şekilde kullanıyorlar ve diledikleri gibi yaşamakta tamamen özgürler. 5Y ile ilgili farkındalığıma gayet olumlu olduğunu düşündüğüm bir katkı yaptı bu bilgiler.

Go to Top of Page

ogeday


246 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 06/05/2019 :  21:19:13  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Hatirlarsan Laura yaptigi ilk celselerde hep ruhlar kendisine cevap vermisti.Daha sonra bir kac deneme sonrasinda K lar ile temas etmisti.Hatta ruhlarin kendilerini cok onemli bi sahsiyetin ismi ile tanitip kandirmaya calistiklarini soylemisti.K lara sizi nasil taniya bilirim diye sordugunda soru sor diye yanitladilar.Ne sorayim dediginde ne istersen sorabilirsin demislerdi.yani ruhlarin erisemeyecekleri bilgiler sayesinde ayrim yipilabiliyor.Bu ruhlarin insanlarla temas konusunda oldukca ozgur olduklarinin bir isareti
Go to Top of Page

gerçek tosun paşa


687 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 07/05/2019 :  15:07:03  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Bozadi çeviriler için emeğin için çok teşekkürler. Güzel noktaları yakalamışsın her zaman olduğu gibi. Benim şahsi yorumlamalarım olacak. Öncelikle Newton kitaplarında madde alemlerine (ruhların yaşadığı gezegene, tarihsel döneme) çok benzeyen değişken (hayal ve düşünce sistemiyle 5.boyut yaratımı) yapılar hatta dünyadaki sosyal toplumsal dinamikleri etkileyen bir çok alışkanlığın yukarıda (artık yukarısı neresiyse:) mevcut olduğunu kitaplarında çok açık belirtiyordu. Fakat buna derinlemesine inmiyor fazla konusunu geçirmiyordu.

KH potansiyelli varlık konusuna ben daha değişik bakıyorum. Bana göre KH potansiyeli çok yüksek seviyede bir potansiyel. Çok az ruhun sahip olabileceği bilinçli bir yol. Dolayısıyla yozlaşmış ruhlar ile KH potansiyelli ruhların ayrı kefeye konması gerektiğine inanıyorum. Arada bariz bilinç ve yönelim farkı olduğuna inanıyorum. Yozlaşmış ruhların Newton'un kitabında olduğu gibi aslında son derece pozitif özlere sahip olduklarını ve bu tarz pozitif yönelimli varlıkların çok fazla KH yönelimlilerin çok az sayıda olduğunu düşünüyorum. Tabi bunun dengelenmesinin "sayısal bir değer" ile alakası olmadığını da düşünüyorum.

KH varlıklarının kendilerine ait bölgelere sahip olmaları pek ala mantıklı. Tedaviyi kabul etmemek özgür irade kapsamında bir seçim. Fakat Newton'un yine sıkça dile getirdiği ruhların çocuksu hallerinin altının çizmek lazım. 3.boyut varlıklarında kendi içinde 7 oktavı olduğunu düşünürsek son derece tecrübesiz olanlarına belirli prosedürlerin uygulanıyor olması gayet makul. Elbette bu yine özgür iradeyi delecek şekilde yapılmak zorunda değil.

KH potansiyelli varlıkların kendi grupları, şehirler vs. olduğunu düşünürsek orada hiç bir kontrol ve yaptırım olmamasını da mümkün görmüyorum. Doğrudan diye adlandırabileceğimiz bir müdahale-etki bırakılmasa bile üst boyut varlıkların takibi ve bir takım etkilerinin orada da devam ediyor olması daha mantıklı. Yani Newton un dediği gibi düzen ve kontrol her yerde ama algılanabilirdiği değişkenlik gösterir gibi geliyor bana.

Bir diğer ayrıntı Newton mantıklı bir şekilde ağırlıklı olarak pozitif bir dilden ve ortamdan bahsetmek istemiş olabilir. Bu da kitabın seyri ve insanlara bırakacağı etki bazında mantığa sığabilecek bir hareket gibi geliyor bana.

Ruh grubu - ruh ailesi konuları hemen hemen Newton un söyledikleriyle aynı gözüküyor. Bu da gruplaşmanın önemini ortaya koyuyor diyebiliriz. Kolektif ve bireysel etkilerin harmanlandığı bir ders sistemi tekamül yolu için elzem olsa gerek.

Fakat dinden kaynaklı ayrışımların çok fazla olacağına her nedense inanmıyorum. İhtimali yok saymıyorum fakat çok güçlü bir etkiye sahip olacağını düşünmüyorum.

Genel olarak ben Newton un söyledikleriyle Betty'nin söylediklerini çok büyük oranda bağdaştırdım ve olumlu-yapıcı buldum. Bize güzel bir bilgi kazandırdığını düşünüyorum.

Edited by - gerçek tosun paşa on 07/05/2019 15:12:55
Go to Top of Page

bozadi


9886 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 07/05/2019 :  16:03:06  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle

Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen gerçek tosun paşa

Öncelikle Newton kitaplarında madde alemlerine (ruhların yaşadığı gezegene, tarihsel döneme) çok benzeyen değişken (hayal ve düşünce sistemiyle 5.boyut yaratımı) yapılar hatta dünyadaki sosyal toplumsal dinamikleri etkileyen bir çok alışkanlığın yukarıda (artık yukarısı neresiyse:) mevcut olduğunu kitaplarında çok açık belirtiyordu. Fakat buna derinlemesine inmiyor fazla konusunu geçirmiyordu.
Evet, Newton’un bu tarafla öbür taraf arasındaki benzerliklere dair birşeyler söylediği az çok kalmış aklımda ama sanırım senin de belirttiğin gibi bunu pek (veya yeterince) vurgulamamış olabilir. Nedense S. Betty’nin bu konudaki vurguları, bu konuda zihnimde eksik veya kısmen yanlış oluşmuş bazı kalıpları yıkmamı sağladı. Yani “ruhsal yuva” (5Y) ile 3Y’deki fiziksel dünya hayatının ciddi oranda benzer, paralel nitelikleri olması. Bu husus öbür tarafla ilgili aşırı “gizemlilik/bilinmezlik/anlaşılmazlık” faktörünü güzelce yıkan bir husus bence.

Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen gerçek tosun paşa
KH potansiyelli varlık konusuna ben daha değişik bakıyorum. Bana göre KH potansiyeli çok yüksek seviyede bir potansiyel. Çok az ruhun sahip olabileceği bilinçli bir yol. Dolayısıyla yozlaşmış ruhlar ile KH potansiyelli ruhların ayrı kefeye konması gerektiğine inanıyorum. Arada bariz bilinç ve yönelim farkı olduğuna inanıyorum. Yozlaşmış ruhların Newton'un kitabında olduğu gibi aslında son derece pozitif özlere sahip olduklarını ve bu tarz pozitif yönelimli varlıkların çok fazla KH yönelimlilerin çok az sayıda olduğunu düşünüyorum. Tabi bunun dengelenmesinin "sayısal bir değer" ile alakası olmadığını da düşünüyorum.


Bir potansiyel olarak “KH”nin elbette ille de KH’ye, yani negatifliğe, sömürücülüğe, yok ediciliğe adanmışlık anlamına gelmek zorunda olmadığını kesinlikle kabul ediyorum. Örneğin eğer şu anda bizlerin BH kutuplaşma düzeyi, atıyorum, %40 civarındaysa, bu %60’lık bir KH potansiyelini ortaya koyar. Ama %60 KH demek, bu oranda KH’ye “adanmış” olduğumuz anlamına gelmez elbette. O sadece bir potansiyel ve bu potansiyel gayet tabi büyük ölçüde pasif bir KH potansiyelidir.

Kaldı ki, senin de daha önce dikkat çektiğin gibi “Kendine Hizmet” demek otomatikmen kötülük eğilimi anlamına da gelmez, her ne kadar bazen bu terim bu anlamda da kullanılıyor olsa da. Kısa dalga döngüsünde 3Y’deki bireylerde “Kendine Hizmet” oranının yüksek (%50’nin üzerinde) olması son derece doğaldır çünkü 7 yoğunluk skalasını düşündüğümüzde bizler henüz yetişkin ruhlar/varlıklar değiliz, çocuk sayılabilecek bir düzeydeyiz. 4Y BH varlıkları bile henüz gerçek manada “olgun” denebilecek bir düzeyde değiller anlayabildiğim kadarıyla. Şu celse alıntısında buna dair bir ipucu geçtiğini tahmin ediyorum:

Eklenti:

(DN) “The Allies of Humanity” (insanlığın müttefikleri) değerli bir kaynak mı?

C: Açık bir zihin ve uygun bir bakış açısıyla incelenirse, herşey değerlidir.

S: (L) Daha spesifik sormalısın. Biliyorsun, belirsiz soru, belirsiz yanıt. Bu işin en zor kısmı soruları oluşturmak. (V) Bu “Allies of Humanity” kitabının içindekiler bölümüne gözattım. Pek çok şeyi açıklamaya çalışıyorlar gibi görünüyor. Tanrı’nın ne olduğunu tanımlamaya çalışıyorlar...

C: Kendi bakış açılarıyla.

S: (V) Bu bilgi nereden geliyor.

C: Kanallandı.

S: (V) Kanallayan kim? (JN) Marshall Summers. (V) Peki Marshall Summers kimi kanallıyor? (JN) İnsanlığın Müttefikleri. (V) Ne demek istediğimi anlamadın. Bu kendi kendilerine verdikleri isim. Ne tür bir kaynak olduklarını sormak istiyorum.

C: 4. yoğunluk.

S: (V) KH mi, BH mi?

C: BH baskın.

S: (V) Wau!

C: 4. yoğunluk BH perspektifinin, o alemin frekans seçimi itibariyle, belirli faktörleri gözardı etme eğilimi olduğunu aklınızda bulundurun. Bu şu anlama geliyor; 4. yoğunluk BH’nin ders profili, KH ile sürekli temas içermeyen ağlar içinde birleşme yoluyla enerjiyi arttırmaktır; bu nedenle bakış açıları pozitif BH deneyimi üzerinde odaklanır.

S: (R) Yani frekans seçimleri itibariyle KH ile temasları yok, çünkü KH aynı frekansta değil. (L) 4. yoğunlukta, BH’ye mezun olanlar bir seçim yapmaktan ziyade, yapılmış olan seçimin geliştirilmesi üzerinde odaklanıyor. Seçim yapılmış durumda. (R) “Açık bir zihin ve uygun bir bakış açısıyla incelenirse, herşey değerlidir” dedikleri noktaya dönelim. Bizim bakış açımızla bakılacak olursa, 4. yoğunluk BH’den herhangi bir yardım alma durumunda, bizim uğraşmak zorunda olduğumuz şeylerle uğraşmak zorunda olmadıklarını aklımızda bulundurmamız gerekiyor. (L) Evet. (R) Onlardan herhangi bir yardım aldığımızda, buna ek durumları da eklememiz gerekiyor... (L) Kendi gerçekliğimizle ilgili durumları...



Daha önce de ifade etmeye çalıştığım gibi ben 7 seviyeli büyük skalada 3Y’nin ruhsal olarak çocukluk ile gençlik arasındaki bir seviyeyi, 4Y’nin ise gençlik ile olgunluk arasında bir seviyeyi teşkil ettiğini düşünüyorum. Şu andaki fikirlerime göre gerçek olgunluk 5Y’de başlıyor ve 5Y’nin “yuva” olmasıyla da bağlantılı bir konu bu. Düzgün bir “yuva” olabilmesi için o yuvayı çekip çevirebilecek olgun (5Y) ve daha da olgun/yaşlı (6Y) ruhlar olması gerekiyor. 1’den 4’e kadarki yoğunluklar bebeklik ile gençlik arası düzeyler buna göre.

Elimizdeki kaynaklara göre 4BH’ye %51 BH kutuplaşmasıyla geçiliyor. Tabi bir kez geçtikten sonra BH kutuplaşma düzeyi nispeten kısa süre içinde hızla yükseliyordur herhalde ama yine de KH potansiyeli de henüz azımsanamayacak kadar yüksek sayılır (BH’ye geçiş sürecinde %49!). Dolayısıyla, 4BH varlıkları bile henüz BH kutuplaşmışlıkları belirli bir düzeye ulaşmadığı için yeterince olgun olmayan tavırlar gösterebiliyorlarsa, bizlerin henüz olgunluktan çok daha uzak olduğumuz, daha çocuksu olduğumuz ve dolayısıyla da Kendine Hizmet eğilimimizin, daha doğrusu potansiyelimizin daha yüksek olduğu 3KH’de çok daha yüksek KH sapmaları deneyimlememiz, ciddi hatalar yapmamız, bataklara batıp çıkmamız gayet doğaldır. Kendine Hizmet ille de kötülüğe adanmak değildir. Yetişme (bebeklik, çocukluk, gençlik) aşamasındaki bireylerin olgunlaşma sürecinde başkalarından ziyade kendilerine hizmet etmeleri gerekmesi gayet doğaldır. Bu bencillik kötülükle eşanlamlı değildir, doğal, zorunlu ve hatta hayati bir gerekliliktir, başka türlü sağlıklı bir olgunlaşma gerçekleşemez. “Yetişkinler” bunu bilerek ve hatta herşeye rağmen severek dünyaya çocuk getirirler. Ama elimizdeki kaynakların da dikkat çektiği gibi, KH’yi bazı durumlarda özellikle bilinçli ve kasıtlı “kötülük” (negatiflik, sömürücülük) eğilimi anlamında da kullanıyoruz.

Bu arada, S. Betty’nin “kendilerine ait karanlık bölgelerde” yaşadığını söyledikleri bireyler acaba 3Y bireyleri veya grupları mı, yoksa daha üst düzey mi? Veya karışık mı? Bu konuda kesin bir izlenim edinmek kolay görünmüyor. Epeyce tartışılabilecek bir konu. Sonuçta ne Newton ne de Betty 5. yoğunluğun bütününe dair çok ayrıntılı ve net bilgiler vermiyorlar, veremiyorlar. Kim bilir 5Y’nin elimizdeki kaynaklarda yeterince betimlenmemiş, açıklanmamış ne kadar çok alt seviyesi, farklı bölümleri, işlevleri vardır.

Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen gerçek tosun paşa

Bir diğer ayrıntı Newton mantıklı bir şekilde ağırlıklı olarak pozitif bir dilden ve ortamdan bahsetmek istemiş olabilir. Bu da kitabın seyri ve insanlara bırakacağı etki bazında mantığa sığabilecek bir hareket gibi geliyor bana.
Evet, bu anlamda yukarıdaki K alıntısı isabetli oldu sanırım. Yani 4BH’de bile pozitife odaklanarak bir rehberlik/yardım sunmaya çalışmanın neden olduğu potansiyel sorunlardan bahsedilmiş. 3Y’deki pozitif eğilimli rehberlerin bu tür sorunları daha fazla yaşaması kaçınılmaz (veya oldukça zor) görünüyor.
Go to Top of Page

bozadi


9886 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 07/05/2019 :  16:27:49  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen ogeday

Hatirlarsan Laura yaptigi ilk celselerde hep ruhlar kendisine cevap vermisti.Daha sonra bir kac deneme sonrasinda K lar ile temas etmisti.Hatta ruhlarin kendilerini cok onemli bi sahsiyetin ismi ile tanitip kandirmaya calistiklarini soylemisti.K lara sizi nasil taniya bilirim diye sordugunda soru sor diye yanitladilar.Ne sorayim dediginde ne istersen sorabilirsin demislerdi.yani ruhlarin erisemeyecekleri bilgiler sayesinde ayrim yipilabiliyor.Bu ruhlarin insanlarla temas konusunda oldukca ozgur olduklarinin bir isareti

Evet, belirttiğin gibi K bağlantısı sağlanmadan önce çeşitli bireylerin ruhlarıyla veya hayaletleriyle de bağlantılar kurulmuştu.

Sonuçta Newton ve Betty'nin sunduğu bilgiler de dahil olmak üzere, spiritüalizm alanındaki pek çok değerli bilgi, 3Y bireylerin ruhlarıyla kurulmuş bağlantılar sayesinde elde edilmiştir; çok doğru ve önemli.
Go to Top of Page

Tgur


1264 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 08/05/2019 :  08:17:45  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
M.S.2150 kitabını okuyan vardır sanırım ,tatlı ve romansı bir ifadesi vardır ,ruhsal bilince açılmak isteyen kişilere evvela bunu tavsiye ettim / ediyorum ,yaşadığımız kargaşalı 3B hayatının dışında yukarıda belirtilen 4BH belki 5 .yoğunluk yaşantısını anlatan ve insana umut kırıntıları verdiren asil ve hür ruhlu insan yaşantısını ve sınırı kaldırılmış bir medeniyeti temsil eden topluluk nasıldır onu anlıyorsunuz,

Ancak aynı zamanda bu yaşantı bölümünün bir kısmında sınırlarla ayrılmış 4KH veya 3KH yaşantısını sürdüren topluluk da yaşamakta hatırladığıma göre o toplumu aydınlatma için bu ileri ve aydın guruptan görevliler ara ara bu bölüme gidip rehberlik işleri yapmaktaydılar ,

Okumayan varsa şiddetle tavsiye ederim yukarıda Bozadinin çevirisinde belirtilen ruhsal hayatın örneklerini göreceksiniz..

(PDF si de varmış Bozadi kitaplığa koyabilirsin tabii evvela inceleyip müsait ise,)


Edited by - Tgur on 08/05/2019 08:40:58
Go to Top of Page

bozadi


9886 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 08/05/2019 :  09:24:21  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen Tgur

M.S.2150 kitabını okuyan vardır sanırım ,tatlı ve romansı bir ifadesi vardır ,ruhsal bilince açılmak isteyen kişilere evvela bunu tavsiye ettim / ediyorum ,yaşadığımız kargaşalı 3B hayatının dışında yukarıda belirtilen 4BH belki 5 .yoğunluk yaşantısını anlatan ve insana umut kırıntıları verdiren asil ve hür ruhlu insan yaşantısını ve sınırı kaldırılmış bir medeniyeti temsil eden topluluk nasıldır onu anlıyorsunuz,

Ancak aynı zamanda bu yaşantı bölümünün bir kısmında sınırlarla ayrılmış 4KH veya 3KH yaşantısını sürdüren topluluk da yaşamakta hatırladığıma göre o toplumu aydınlatma için bu ileri ve aydın guruptan görevliler ara ara bu bölüme gidip rehberlik işleri yapmaktaydılar ,

Okumayan varsa şiddetle tavsiye ederim yukarıda Bozadinin çevirisinde belirtilen ruhsal hayatın örneklerini göreceksiniz..

(PDF si de varmış Bozadi kitaplığa koyabilirsin tabii evvela inceleyip müsait ise,)
Bu kitabın adına daha önce defalarca rastlamama ve senin de daha önce forumda bahsetmiş olmana rağmen hala bu kitabı okumamış olduğuma şaşırdım şimdi Tgur :) Artık şart oldu, teşekkür ederim.
Go to Top of Page

beyrutkapı


465 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 11/05/2019 :  13:39:03  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Çeviri için teşekkürler bozadi. İnsan illüzyona düşmeden her durumda gerçek odağıni kaybetmemeli gerçekten
Go to Top of Page

fidelista


337 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 12/05/2019 :  23:30:03  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Öbür taraf buradan karışık galiba .
Go to Top of Page
  Önceki Konu Mesaj Sonraki Konu  
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Forum Seç:
Başkalarına Hizmet Forumu © Kasyopya celselerini ve diğer mesajları farklı ortamlara kopyalamadan önce lütfen izin isteyin: baskalarinahizmet@gmail.com Yukarıya git
Snitz Forums 2000

Design by Sizinsayfaniz.com

Bu sayfa 0,16 saniyede oluşturuldu.