Başkalarına Hizmet Forumu
Başkalarına Hizmet Forumu
Ana Sayfa | Bilgilerim | Kayıt Yaptır | Aktif Konular | Forum Üyeleri | Site içi Arama
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni Hatırla
Şifre hatırlatma servisi

  Forum
 Genel Paylaşımlar
 Diğer
 Kılıçdaroğlu anlattı: "Ekrem İmamoğlu’nu nasıl keşfettim" (27.06.2019)
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Yazar Önceki Konu Mesaj Sonraki Konu  

bozadi


9457 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 30/06/2019 :  13:32:34  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
27 Haziran 2019

Ekrem İmamoğlu’nu nasıl keşfettim

Sayın Kılıçdaroğlu’na Ekrem İmamoğlu’nu da sormam gerekiyordu. İstanbul’u İmamoğlu’na emanet etmeye nasıl karar vermişti.


23 Haziran seçimlerinin yankısı hala devam ederken, Türkiye’nin çok ciddi bir eşikten geçtiğinizi görüyoruz. Belli ki, artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Bu ittifakın kurulmasında ve başarıya ulaşmasında büyük emeği olan CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun o akşam genel merkezdeki makam odasındaki gülümseyen fotoğrafı aslında bu ittifak sonunda ülkenin nasıl gülümseyip nefes aldığının da göstergesiydi. Tekrarlanan İstanbul seçimlerinde büyük bir mesaj vardı. Seçim sonrasında Sayın Kılıçdaroğlu’nun tebrik etmek ve neler hissettiğini öğrenmek istedim.

“O GECE ÇOK DUYGULANDIM”

Kemal Bey’in sesi her zamankinden daha canlı ve umutluydu. Seçim akşamını şöyle anlattı; “O gece gerçekten çok sevindim, çok da duygulandım. Bu sadece kişisel sevincim değildi. Sevinen milyonlar vardı, gözyaşı dökenler vardı, arayıp ağlayan gözyaşı dökenler vardı. Bunu görmek çok değerliydi.”

Sevinenlerden, ağlayanlardan etkilenen Kılıçdaroğlu’na ağlayıp ağlamadığını sordum. “Ağlamadım ama duygulanmamak mümkün değil tabii, Türkiye'nin hemen hemen her yerinden telefonlar geldi. Bir umudu yeşerttiğimiz için özellikle çok mutluydu herkes. Dolayısıyla o gecenin benim ve arkadaşlarımın ortak duygusu buydu, mutluluk” diye konuştu.

Yıllardır CHP’yi takip eden biri olarak seçim gecelerinde Söğütözü’ndeki binayı bilirim. İlk sonuçlardan sonra sessizlik çöker, bu kez öyle olmadı, partililer genel merkeze akın ederek, kucaklaştı ve CHP Lideri de kürsüye çıkıp yol arkadaşlarıyla bu sevinci paylaştı. Kemal Kılıçdaroğlu o akşam ki çoşkudan öte, o günden önceki çalışkanlığı ve çalışmayı önemsiyor. O geceye gelinen süreci, nasıl bir kampanya izlediklerini de şöyle anlattı;

“İstanbul'daki seçimlerde gerçekten de çok iyi bir çalışma yaptık. Ekrem Bey ilçelerde mitingler düzenliyordu, ben ve genel başkan yardımcısı, grup başkanvekili, milletvekilli arkadaşlarım da İstanbul’un tüm kanaat önderlerini ziyaret ettik. Onlarla buluştuk, onlarla konuştuk. Onlara neden CHP'ye neden Ekrem Bey’e oy vermeleri gerektiğini söyledik. Onlarla karşılaştığımızda bizden partiye yönelik özeleştiri de istediler. Özeleştirileri de yaptık, eksiklikleri hataları da onlara söyledik. Güzel bir sonuç elde ettik, bu sonuç gerçekten de bizim siyasal tarihimiz açısından çok önemli, çünkü kapalı kapılar ardında, siyasallaşmış ve baskı altında kalan bir yargıya İstanbul'daki milli iradenin, İstanbul halkının verdiği bir cevaptır bu ve çok değerli bir şeydir. Üstelik bu cevap artık hiç kimsenin itiraz edemeyeceği türden bir cevaptı. Bu seçim sonucuyla dünyaya da bir mesaj verdik. Dünya şöyle düşünüyordu, Türkiye'de bir tek adam rejimi var ve bu rejim giderek devletin bütün katmanlarını ele geçirdi. Her yerde artık bir kişinin sözü geçiyor. Yargıç ona bakıyor, genel müdür ona bakıyor , bakanlar ona bakıyor, parlamentodaki ağırlıklı bir grup ona bakıyor ve onun ağzından çıkan her şeyi bir anlamda kutsal bir metinmiş gibi tekrarlıyor. Uluslararası pek çok demokrat çevre artık Türkiye'nin bu sistemin dışına çıkamayacağı yönünde bir kanaat oluşmuştu giderek. Perçinlenen bir kanaat. Biz onu değiştirdik. İstanbul halkı bunu değiştirdi. Baskıcı bir yönetime karşı toplumun demokratik taleplerinin öne çıkması yönünden beklenenden de şaşırtıcı ve çok önemli bir sonuç çıktı.”

İMAMOĞLU’NU NASIL KEŞFETTİ

Sayın Kılıçdaroğlu’na Ekrem İmamoğlu’nu da sormam gerekiyordu. İstanbul’u İmamoğlu’na emanet etmeye nasıl karar vermişti. Yeterince tanınır olmadığı eleştirileri ile yarışa başlayan İmamoğlu’nu CHP Lideri Kılıçdaroğlu nasıl keşfetmişti? Belli bu da Kılıçdaroğlu’nun dikkatli, planlı, özenli ve sükunetle yönettiği üslubundan izler taşıyan bir seçimdi. İmamoğlu’nu ilçe başkanlığından bu yana takip ettiğini söyledi Kılıçdaroğlu ve ekledi;

“İmamoğlu Belediye başkanlığı sürecinde de başarılıydı, özellikle Beylikdüzü'ne gittiğimde yaptığı çalışmaları birebir gözlemleme imkanım oldu. Yoksul mahalllere pozitif ayrımcılık yapması, ama vatandaşlar arasında hiçbir ayrım yapmaması, toplumun her kesiminde sıcak ve samimi ilişki kurması... İşte gerçekten de “İstanbul için aradığımız belediye başkanı budur” diye kafamın bir yerinde tuttum ve izlemeye devam ettim. Daha sonra gazeteler İstanbul Büyükşehir’le ilgili röportaj istediğinde satır aralarında İmamoğlu’nun ismini de geçirdim. Ve kendisi gerçekten de başarılı bir insandı. Tanınmıyordu, geniş kitleler tarafından bilinirliği yoktu, doğru. Fakat, kendisinin kullandığı şu cümle çok önemliydi. "Beni tanıdıkta seveceksiniz.” İmamoğlu gerçektende konuştukça, çalıştıkça toplum onu tanımaya, tanıdıkça sevmeye başladı.”

Kılıçdaroğlu’nun kimseye söylemeden sakince adayını belirlemesi ve bir süre sükunetle süreci izlemesi Kemal Bey için sık sık söylenen “sakin güç” tanımını getirdi aklıma. Bu seçim aslında Kılıçdaroğlu’nun sakin güç olma, sükunetle ilerleme, sabretme tarzınıza da uyuyordu. Böylesine sakin ve kitleleri kucaklayan bir üslupla kampanya yürütmekten oldukça memnundu Kılıçdaroğlu da; “Ekrem Bey de son derece sakin! Son derece soğukkanlı, bilinçli, kullandığı sözcükleri dikkatle ve özenle kullanan biri. Toplumun her kesimini kucaklayan cümleler kurması yeni bir ufuk açtı İstanbulluların gözünde ve İstanbullular da bunu ödüllendirdiler. İstanbullular; çalışmayı, başarıyı, sevecenliği, kucaklayıcı bir dil kullanmayı ödüllendirdiler. Dolayısıyla bu ödülü vermenin zamanı şimdi. İnşallah önümüzdeki süreçte daha başarılı ve güzel işler yapacaktır Ekrem Bey.”



Kaynak: OdaTV

bozadi


9457 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 30/06/2019 :  13:33:39  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
29 Haziran 2019

Bu CHP sizin bildiğiniz CHP’ye hiç benzemiyor

Ahmet Hakan


CHP, eskiden şöyle bir CHP idi:

Kafayı başörtüsüne takmış ve bu konuda zerre geri adım atmamış ikna odaları kraliçesi Nur Serter’i bünyesinde gururla taşıyordu.

*

Başörtüsü yasağına, ceberut laiklik uygulamalarına, askeri vesayete sıkı sıkıya tutunmuş statükocu bir anlayışı temsil etmekten zerre gocunmuyordu.

*

Hacca gideceğini söyleyen partilisine “Araplara para kaptırma... Muhammed seni orada bırakmaz” diyen Önder Sav’ı el üstünde tutuyordu.

*

Din, iman, namaz, cami, dua gibi konulara milim yaklaşıldığında... Laikliğin anında elden gidivereceğine inananlarla dopdoluydu.

*

Fukaralığı bırakıp yaşam tarzına, ekonomiyi bırakıp başörtüsüne, israfı falan bırakıp cami sayısına, işsizliği bırakıp imam hatiplere odaklanıyordu.

*

Kadıköy, Beşiktaş, Bakırköy, Şişli... “Bunlar bize yeter de artar bile” diyerek çeperleri boş veriyor, bundan da asla rahatsız olmuyordu.

*

Her türlü stratejik ittifaklardan kaçınıyordu, Kürtleri HDP ile AK Parti’ye terk etmiş olmayı gayet doğal bir olguymuş gibi görüyordu.

*

Dikkat! Dikkat! Dikkat!

CHP, artık böyle bir CHP değil!

*

Camiye gidiyorlar, dua ediyorlar, Yasin okuyorlar, başörtüsünü mesele etmiyorlar, yaşam tarzından başka şeylere odaklanıyorlar, fakirliği bir numaralı sorun haline getiriyorlar, israfı bir numaralı gündem yapıyorlar, imam hatiplilerle buluşuyorlar, oy alamadıkları ilçelerden çıkmıyorlar, şaşırtıcı ittifaklar kuruyorlar, Kürtlerle ilgili kendi açılımlarını yapıyorlar falan...

*

AK Parti, eski CHP ile kolaylıkla baş edebiliyordu. Üç beş cümleyle darmadağın edebiliyorlardı eski CHP’yi.

Ama artık o üç beş cümle, hiç mi hiç işe yaramıyor.

*

Son İstanbul seçimindeki yenilginin arkasındaki yalın gerçeklerden biri de şudur:

AK Parti...

Bu yeni CHP’ye karşı...

Nasıl bir dil kuracağını, hangi argümanları öne çıkaracağını, ne yapacağını, ne diyeceğini, neresinden vuracağını...

Bilmedi, bilemedi.

*

AK Parti, yapacağı 23 Haziran seçim sonuçlarıyla ilgili değerlendirmelerde...

“Biz bu yeni CHP’yle nasıl baş edebiliriz? Biz bu yeni CHP’ye karşı hangi dili kullanmalıyız? Biz bu yeni CHP’ye karşı nasıl bir strateji belirlemeliyiz” sorularına doğru dürüst cevaplar aramaya kalkışmazsa...

İşi çok ama çok zor...

CHP’NİN DEĞİŞİMİYLE İLGİLİ İKİ YAŞAMSAL NOT

NOT BİR: CHP’nin aldığı yeni şekilde... AK Parti tam anlamıyla terbiye edici bir rol oynamıştır. Hiç şüphe yoktur buna.

NOT İKİ: CHP’nin aldığı yeni şekille ilgili olarak... Samimiyet sorgulaması yapmanın bir anlamı da yoktur, karşılığı da...

(...)


Kaynak: Hürriyet

Go to Top of Page

bozadi


9457 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 30/06/2019 :  14:42:26  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Kılıçdaroğlu'nun CHP'de yapmaya çalıştığı zihniyet devrimi İmamoğlu'yla (vaatleri yönünde samimiyetle çalışmaya devam ederse) şimdiye kadarki en önemli meyvesini veya zaferini elde etmiş oldu sanırım. Atatürkçü veya Kemalist olmayan herkese tepeden bakmak ve toplumla olan bağını "Mustafa Kemal askerliği" gibi yarı-örtülü bir şekilde nefret ve tehdit güdümlü sloganlara indirgemeye çalışmak yerine, insan hakları ve ekonomi gibi öncelikli ortak milli menfaatlere dayalı olarak, farklı ideolojik kategorilerdeki toplum kesimleriyle bile insani işbirliği ve dayanışma doğrultusunda samimiyetle çalışmak. Global faşistlerin var güçleriyle beslediği ideoloji temelli böl-yönet nifaklarına karşı toplumun hiçbir kesimini dışlamayan, ortak dertlerin çözümüne odaklanan vicdani bir anlayış. Kılıçdaroğlu bu çabasının meyvesini görene kadar sadece iktidar çevrelerinden değil, başta kendi partisindeki belirli bazı çevrelerden çok büyük suçlamalara ve baskılara maruz kalmasına rağmen mücadelesini sürdürdü ve "tüm toplum kesimleriyle ittifak" inisiyatifinin önemli katkısıyla, çok şükür son seçimlerde Ankara ve İstanbul belediyeleri ve diğer çeşitli il ve ilçe belediyelerinde önemli zaferlere öncülük etti. Kılıçdaroğlu'nun bu başarısında elbette AKP'nin pek çok kötü/yanlış politikasının önemli katkısı oldu. Yani Kılıçdaroğlu bu süreci CHP açısından çok isabetli bir şekilde değerlendirdi ve CHP'nin toplumla bağlarındaki bazı çürümüşlükleri azımsanamayacak ölçüde iyileşme yoluna koymuş oldu bence. Umarım CHP bu fırsatı tepmez, bu yoldan geri dönmez.

Ahmet Hakan'ın üstteki yazısındaki "CHP’nin aldığı yeni şekilde... AK Parti tam anlamıyla terbiye edici bir rol oynamıştır." görüşüne şu veya bu ölçüde katılıyorum. CHP'nin Erdoğan AKP'si karşısında uzun zamandır içinde bulunduğu hezimet, önemli bazı sorgulamaların ve öz-eleştirilerin yapılarak gerekli bazı dönüşümler doğrultusunda mesafe katedilmesine katkıda bulundu.

"Atatürk Askerliği" anlayışı kendi milletini hedef aldığında çok çirkin oluyor. Hele ki bu slogan, onyıllardır faşist ABD ve müttefiklerinin doğrudan ve dolaylı şekillerde askerliğini yaparak Atatürk'e gayet ağır şekillerde ihanet etmiş bir parti tarafından ajitatif bir şekilde dillendirildiğinde, durumun patolojikliği kendini apaçık ortaya koyuyor aslında. Perde önündeki veya arkasındaki CHP (ve tabi TSK) idarecilerinin pek çoğu, baskı ve ideolojik ajistasyon yoluyla tabanın beynini yıkamaya çalışarak onları Atatürk'ün "anti-emperyalist" mirasından saptırmaya, ABD ve İsrail'in ülkemizde çevirdiği şeytanlıklara duyarsız kalmaya, olan biten tüm kötü şeylerin suçunu farklı toplum kesimlerine atmaya, nefretlerini onlara yönlendirmeye çalışmıştır. Diğer partiler veya kesimler de çok masum değil elbette ama CHP'ninki özellikle "Atatürkçülük" ve "Mustafa Kemal askerliği" namına son derece patolojik bir hikaye bana göre. Bu hikayede hiçbir iyi, olumlu, onurlu şey olmadığını iddia etmiyorum tabi ki, ama hikayenin karanlık yönüyle yeterince yüzleşilmediğini düşünüyorum.

Erdoğan AKP'sinin sadece doğru ve iyi yaptıklarıyla değil, kötü ve yanlış yaptıkları yoluyla da toplum için doğrudan ve dolaylı pek çok olumlu etki yaptığına dair görüşümü paylaşmıştım. CHP'deki ahlaki uyanışa da önemli katkılar yaptı, yapıyor bence.

Hele ki önümüzdeki zamanlarda Mustafa Kemal askerliği kendi milletine karşı değil de, baskıları ve saldırıları giderek tırmanacak gibi görünen ABD ve müttefiklerine karşı çalıştırılırsa ve bu konuda diğer toplum kesimleriyle samimi işbirliği ve dayanışma eğilimleri güçlenirse, vicdani uyanış ivmelenecektir.

Go to Top of Page
  Önceki Konu Mesaj Sonraki Konu  
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Forum Seç:
Başkalarına Hizmet Forumu © Kasyopya celselerini ve diğer mesajları farklı ortamlara kopyalamadan önce lütfen izin isteyin: baskalarinahizmet@gmail.com Yukarıya git
Snitz Forums 2000

Design by Sizinsayfaniz.com

Bu sayfa 0,11 saniyede oluşturuldu.