Başkalarına Hizmet Forumu
Başkalarına Hizmet Forumu
Ana Sayfa | Bilgilerim | Kayıt Yaptır | Aktif Konular | Forum Üyeleri | Site içi Arama
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni Hatırla
Şifre hatırlatma servisi

  Forum
 Spiritüalizm ve Şifa Konuları
 Alternatif Tedaviler ve Bitkiler
 Kolloidal Gümüş Suyu Tedavisi
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Sonraki Sayfa
Yazar Önceki Konu Mesaj Sonraki Konu
Sayfa: Toplam Sayfa 2

bozadi


10165 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 24/10/2019 :  12:27:47  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Celselerde sağlık amaçlı kolloidal gümüş konusuyla ilgili geçen bilgileri ve ardından Türkçe kaynaklarda gümüş suyuyla ilgili verilen bilgileri bu başlıkta bir araya getirmeye çalışacağım.

bozadi


10165 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 24/10/2019 :  12:28:11  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:

(DD) Evet, servikal düzeltme Laura için faydalı olur mu?

C: Muhtemelen. Ama ana sorun enflamasyon. Fizikseli rahatlatan herşeyin faydası olur yine de.

S: (D) Nano gümüş solüsyonları enflamasyon için faydalı olur mu?

C: Evet.

S: (DD) Belirli bir zaman aralığından sonra dün köpeğime gümüş vermeye başladım. Bunun onun enflamasyonuna faydası olacak mı? Sindirip sorunlarına yol açar mı?

C: Dozu hafif azalt ve probiyotik ver. Ama en fazla bunu yapabileceğini hatırla. (Köpeğin) mezuniyete can atıyor; onu çok sıkı tutmamanı tavsiye ederiz. (ç.n.: 3. yoğunluğa mezun olması için bu bedenini terk etmesi gerekiyor)

S: (DD) Tamam, güzel. Dozu bu sefer 1.5 CC ile sınırladım. Bu da çok yüksek mi?

C: Normal kabul ediyoruz.

S: (DD) Bu kendimi daha iyi hissettirdi. (G) D vitamini takviyelerini soracaktım. L formu bakterilerle enfekte olmuş olanlar için zararlı mı?

C: Evet.

S: (DD) Gümüş bakteriyel enfeksiyonu halleder mi?

C: Kısmen, ama sorun yeterince doğru bakterilerin mevcut olmaması.

S: (DD) Probiyotik takviyesi.

C: Evet.

S: (A---) Probiyotikler benim için de iyi mi?

C: Kesinlikle.

S: (probiyotikler ve onları herhangi antibiyotiklerle birlikte kullanma hakkında tartışma) (DD) Aldığım gümüş... Hindistan’daki BioPharma şirketi bu gümüş türünün neden probiyotikleri yok etmediğini anlayamıyor, çünkü yaptıkları tüm tekli kollodial gümüş deneylerinde takviye kullanmak zorunda kalmışlar ve bu gümüş türünün probiyotikleri neden etkilemediğini kimse bilmiyor. (A---) Benim de bu bakteriyle ilgili sorunum var mı?

C: Evet.

S: (A---) Eğer öyleyse, D vitamini üretimine neden olduğu için güneşte uzanmak benim için kötü, öyle mi?

C: Evet.

S: (A---) Güneş kötü mü? Biraz güneş?!

C: Doğrudan değil. (ç.n.: bu şahıs için doğrudan güneş banyosu zararlı anlamında sanırım)

S: (A---) Öfff, neyse!!! (gülüşme) Bu beyaz beneklerimin nedeni bu mu?

C: Aşırı mantar gelişimi.

S: (DD) Probiyotikle ilgili hızlı bir soru. Bu elemental kolloidal gümüş bağırsak bakterilerini neden yok etmiyor?

C: “Şekil”den dolayı aynı yolla bağlanmıyor.

S: (DD) Şekli gösteren TDM fotoğraflarını görmüştük. Bu durum, iyonik gümüşün negatif ve pozitif parçacık yüküyle mi ilgili? Pozitif parçacık yükü, probiyotikleri koruyan bir etki mi yapıyor?

C: Biraz etkisi var, ama ana husus şekil; aynı bağlanma bölgesine uymuyor.

S: (DD) Hmm. İlginç. (Z) Bende D vitamini seviyesi düşük. Bunun nedeni L bakterileri enfeksiyonu mu?

C: Evet ve mevcut başka bakteriler.



---



S: (L) Kolloidal gümüş vebayla mücadelede yardımcı olur mu?

C: Tek başına değil ama çok yardımcı.

S: (Galaxia) Diyet değişikliklerimiz bununla mücadelede bize yardımcı olacak mı?

C: Hem de çok!!! Özellikle hücre koruması için yağ tüketimi.



Go to Top of Page

bozadi


10165 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 24/10/2019 :  12:44:32  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Vücuda sağlık amacıyla nano (koloidal) gümüş almayla ilgili endişelerden biri gümüşün vücutta birikerek zararlı etkiler yapabilecek zehirli bir ağır metal olduğu iddiası. Ama periyodik element tablosunda gümüşün "ağır metal" sınıfında değil, bakır ve altın gibi "geçiş metalleri" sınıfında olduğu belirtiliyor. Ağır metal olmaması çok yüksek dozlarda hiçbir zehirli etki yapmayacağı anlamına gelmiyor elbette ama azıcık dikkatle bile kolloidal gümüş kullanımında bu konuda endişeye yer olmadığı gibi bir izlenim ediniyorum okuduğum çeşitli kaynaklardan.

Bir diğer endişe ise "arjiri" denen ve cildin gümüşe yoğun maruziyeti sonucunda kalıcı olarak mavimsi gri bir renge dönmesi. Ama bu da yine çok aşırı düzeyde kullanımlardan veya maruziyetlerden kaynaklı bir durum sanırım, henüz yeterince araştırmamış olsam da. Gümüş suyu son yıllarda hem dünya genelinde hem de Türkiye'de azımsanamaycak ölçüde popüler olmuş gibi görünüyor. Eğer kolloidal gümüş kullananlarda arjiri sıkça meydana gelen bir bozukluk olsaydı, herhalde bu konuda epeyce vaka meydana gelmiş olması gerekirdi. Neyse, inşallah önümüzdeki günlerde bu konulardaki bilgimizi, farkındalığımızı iyice artırırız.

Son olarak, gümüş iyonlarının vücutta yararlı-zararlı diye ayırmadan tüm bakterileri ve mantarları öldürdüğü iddiası var. Bunun doğruluğunu araştırırız elbette ama yukarıdaki celse alıntılarında K'lar koloidal gümüşün faydalı bağırsak bakterilerine zarar vermediğini söylüyor gibi algıladım. Ama elbette emin olmak için iyice araştırmamız gereken konulardan biri.

Önümüzdeki günlerde ayrıca, yerli piyasada satılan gümüş sularının güvenilirlik düzeyi ve kendi gümüş suyumuzu üretme olasılıkları hakkında da bilgimizi artırmaya çalışırız umarım.
Go to Top of Page

bozadi


10165 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 24/10/2019 :  13:13:59  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
2 Aralık 2015

Bizden saklanan gerçeklerden yalnızca biri: Gümüş hakkında bilmediklerimiz

Günümüz çağı, günümüz insanı, yeniçağ insanı, modern teknoloji çağı, dijital çağ… diye gider bu günün isimleri… Peki, gerçekten bunlar gelişmişliği ifade ediyor mu? İleriye doğru gittiğimizi gösteriyor mu? Dünya’nın daha iyi bir yer olmasını sağlıyor mu? Birçoğunuzun içinizden hayır dediğini duyar gibi oluyorum.


Günümüz çağı, günümüz insanı, yeniçağ insanı, modern teknoloji çağı, dijital çağ… diye gider bu günün isimleri… Peki, gerçekten bunlar gelişmişliği ifade ediyor mu? İleriye doğru gittiğimizi gösteriyor mu? Dünya’nın daha iyi bir yer olmasını sağlıyor mu? Birçoğunuzun içinizden hayır dediğini duyar gibi oluyorum.

Geçmiş zamanlardan bu güne doğru zihninizde gelişim sürecini izlediğinizde, bir bütün halinde hareket eden minik organizmaların oluşturduğu büyük bir organizma görürsünüz. Sorumluluk bilinci, paylaşım, bilgilerin aktarılması üzerinde durulan hassasiyet ve birbirini destekleyen insanlar görürsünüz; çünkü aslında toplumlar bireylerden değil bireyler toplumlardan oluşur ve siz toplumun makro organizma halini sağlam bir şekilde oturtursanız mikro düzeyde de bireyler her yönden gelişimin potansiyellerini zorlamaya başlar.



Bu genel durumun özetinden sonra birazdan bahsedeceğim bilgi ile aslında bizlere aşılananları, toplumsal düzenleri, kapitalizmin bizi hasta edip sonra iyileştirme vaadinde nasıl bulunduğunu ya da bizleri, var olan verimli şeyleri nasıl da tüketime götürdüğüne dair birçok dallanıp budaklanan sorgulara gideceğinize inanıyorum. Basit gibi görünen her durumun arkasında, gerçekten sorgulayıp anlamaya çalışanlar için örümcek ağına dönüşen gerçekler vardır.

Şimdi size biraz gümüşten bahsedeceğim.

Bizlere açık açık anlatılmayan ancak faydaları oldukça geliştirilebilirlik sağlayan bir elementtir gümüş. Onlara geri kalmış derken çok eski zamanlarda insanlar sağlık alanında bu elementi kullanıyordu. (Peki, bu modern çağda neden bunca hastalıktan kurtulamıyor üstüne bir de yeni hastalıklar ile mücadele etmek zorunda kalıyoruz? Yorum sizin.)

Gümüşün faydaları Jül Sezar döneminden beri biliniyor. Romalılar, küçük gümüş parçacıklarını yanıkları, kesikleri ve yaraları tedavi etmek için; Grekler ise şarabı su ve şarap kaplarını bakterilerden temizlemek için kullanırlardı. Ayrıca Roma döneminde sadece gümüş kaplarda su taşıyan askerlere savaşa gitmeye izin verilirdi çünkü Romalılar gümüş kapların suyu temiz ve saf tuttuğunu biliyorlardı. 14’üncü yüzyılda Avrupa’nın merkezinde nüfusun yüzde 25’i vebadan ölmüştü, sadece çingeneler bu felaketten etkilenmemişlerdi. Çingenelerin tedavi amacıyla gümüşü küçük partiküllere ayırıp açık bir damardan vücuda verdikleri biliniyordu. Partiküller kan dolaşımı sayesinde bütün vücuda yayılıp bakteri ve virüsleri yok ediyordu. Bu partiküllerin gereğinden fazla olması nedeniyle çingenelerin çoğu argyria hastası* olmuşlardı.



Doktorlar gümüşün faydalarını biliyorlar ve hastalarına eğer sağlıklı olmak istiyorlarsa gümüş tabaklarda ve gümüş çatal bıçak kaşık kullanarak yemek yemelerini tavsiye ediyorlardı. İnsanlar bebeklerine emmeleri için gümüş kaşık vermeye başladı. “Ağzında gümüş kaşıkla doğmak deyimi” buradan gelmiştir; çünkü bunu o zamanlarda zengin aileler yapabiliyordu ve zengin çocuğu olmak yani doğuştan kısmetli olmak manasına kullanılan deyim buradan türemiştir.

Dr Henry Crookes, 1900’lerin başında gümüşü pek çok hastalığın tedavisinde kullanmıştır. Bilimsel çalışmaları sonucu bilinen hiçbir mikrobun kolloid gümüşe 6 dakikadan fazla dayanamayacağını söylemiştir. Dr J.Mark Hovel, British Medical Journal’de kolloid gümüşün virüslerin kontrolünde özellikle etkili olduğunu rapor etmiştir.

İkinci Dünya savaşı sırasında penisilin keşfedildi ve sentetik olarak üretildi. Böylece tıpta patenti alınmış sentetik ilaçlarla büyük ilaç firmalarını çok zengin eden yeni bir çağ başladı. Bu şirketler patentini almadıkları hiçbir şeyi satmayacaklardır ve tabiatta bulunan maddeler patentlenemezler (Yakın zamanlarda penisilinin virüslere karşı etkisiz ve pek çok insan için alerjik olduğu anlaşıldığı halde günümüzde maalesef kimyasal, sentetik antibiyotikler çok popüler!)



Gümüşün ilk antibiyotik madde olduğu düşünülmektedir. Tarihte gümüş metal yaprağı bir sargı bezi olarak kullanılmıştır. Bugün gümüş, neredeyse enfeksiyon kontrolünün kritik olduğu her yerde, bandajlardan yanık tedavisinde kullanılan ilaçlara kadar sağlık ürünlerinde çok geniş spektrumda antimikrobiyal özelliliğinden dolayı kullanılmaktadır.

Amerika’daki doğan çocuklara, doğumdan hemen sonra gümüş içerikli göz damlaları, gözde oluşacak enfeksiyonları engellemek için kullanılmaktadır.

Gümüş, yüzde 95’den daha fazla oranda kızılötesi yansıtırlığa sahiptir. Gümüşle temas eden radyoaktif enerjinin yüzde 95 i kaynağa geri dönecektir. Yani gümüş radyasyona karşı etkilidir.

450 tür bakterinin DNA’sını bozarak yok edebiliyor. Sedef, şeker, mayasıl, kaşıntı, ayak kokusu gibi birçok rahatsızlığa da iyi geliyor. Yeni hücrelerin çoğalmasını destekleyerek yaraların iyileşmesini hızlandırıyor. Ayrıca Kolloidal Gümüşün HIV virüsünü bir kaç dakika içinde yok ettiği ile ilgili araştırma Dr Xiaojian Yao tarafından “Nanoteknoloji 2012 International Journal”da yayımlanmıştır (Buna rağmen hiçbir şey yapılmadı).

İçerisinde gümüş iyonu barındıran tek besin cevizdir. Bu bilgilere bakarsak tüketmeyi ihmal etmemiz gereken en önemli besindir.



Doktorların temelde gümüş suyunu tanımama sebebi yine kapitalist dünya düzenine dayanır. 1906 senesinde bütün büyük ilaç şirketlerini satın alan John D. Rockefeller koloidal gümüşün ilaç satışlarının önünde engel oluşturacağının farkındaydı. Bu sebeple Jude Abraham Felxner yardımı ile Amerika’daki tüm tıp fakültelerinde gümüş suyu konusunun işlenmeyeceği ve bu talimata uymayan tüm profesörlerin lisanslarının elinden alınacağını belirtmişti. İşin ilginç tarafı Rockefeller, ailesinin hiçbir zaman ilaç kullanmasına izin vermemişti?

Bilim kurgu dünyasına bakarsak, karşımıza içine girdiğiniz zaman bir anda bütün hastalıklarınızı iyileştiren ve sizi uzun süre yaşatan sandıklar çıkar. Peki, bu sandıklar gümüşten yapılmış olabilir mi? Daha da geliştirilmiş, içerisinde bakteriler dünyasından oluşmuş, gümüş kaplama mini bir laboratuvar günümüzde yapılmış olabilir mi?

Bizden saklanan birçok gerçek varken bunların dahi yapılmış olması olasıdır. Bize gösterilenleri değil gösterilmeyenleri görmeye çalıştıkça aslında nasıl bir düzende yaşadığımızı görmek, sınırlarımızı zorlamak için bize daha da büyük nedenler vermelidir. Dünyamızı yaşanılabilir bir yer yapmak için el ele, değerimizin farkında olarak çalışmalı ve sorgulamalıyız.

*Argyria, vücuda aşırı miktarda gümüş alınması sonucu ciltte mavi-gri bir renklenmenin oluşmasıdır.

Kaynak: Gaia Dergi


Go to Top of Page

bozadi


10165 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 24/10/2019 :  13:17:23  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle


Go to Top of Page

bozadi


10165 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 24/10/2019 :  13:28:45  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
9 Aralık 2017

Süper Antibiyotiğin Yeniden Keşfi

Kolloidal gümüş kuvvetli ve doğal bir antibiyotik ve enfeksiyonlara karşı etkili bir koruyucudur.


Bir katalizör olarak, tek hücreli bakterilerin, virüslerin ve mantarların oksijen metabolizmaları için ihtiyaç duydukları enzimi çalışmaz hale getirir.

Vücut kimyasına ve enzimlerine hiç bir zarar dokunmadan mikro organizmalar yok edilmiş olur.

Kolloidal gümüş 1940 lara kadar dünyada oldukça yaygın bir şekilde antibiyotik olarak kullanılıyordu. Fakat sentetik antibiyotkilerin daha ucuza üretilebilmesi ve kâr marjının daha yüksek olması nedeniyle, gümüş unutulmaya ve unutturulmaya başladı. Günümüze gelene kadar pek çok insan gümüşün bu özelliklerinden haberdar bile değildi.

Sentetik antibiyotiklerin bakterilere karşı başarısız olması, bakterilerin sentetik antibiyotiklere karşı direnç geliştirmeleri ve sentetik antibiyotiklerin yan etkilerinin neredeyse faydalarından daha fazla olması neticesinde alternatif antibiyotik arayışları başladığında 1940 lardan sonra adeta unutturulmaya çalışılan kolloidal gümüş tekrar hatırlandı. Bugün Amerika’da aleyhinde sürdürülen anti kampanyalara rağmen doğal bir antibiyotik olarak oldukça revaçta olan bir ürün.

Gümüşün antibiyotik özellikleri aslında çok eskiden beri biliniyor. İnsanların gümüşü günlük hayatlarında, mutfak gereçleri, süs eşyası, saklama kabı olarak kullandıklarını biliyoruz.

İngiltere’de ağzında gümüş kaşıkla doğmak diye bir deyim vardır. Bu deyim şanslı insanlar için kullanılır. Eskiden zenginler yeni doğan çocuklarına emmesi için gümüş kaşık verirlerdi. Böylece çocuk hastalıklara karşı korunmuş oluyordu.

Avrupa’da Veba salgınında kıtanın neredeyse 3 de 1 i ölmüştü. Ama çingenelere hiç bir şey olmamıştı. Çünkü çingeneler gümüş ve kalay konusunda uzmandılar. Gümüşü damar yoluyla vücuda zerk ediyorlardı. Avrupa vebadan kasıp kavruluken onlara bir şey olmamıştı.

Bugün gümüş anti mikrobiyal özellikleriyle yeniden meşhur oldu. Gümüş ipliğinden üretilen tekstil ürünleri bütün dünyada hızla yayılıyor. Gümüş ipliğinden üretilen çoraplar, tişörtler, şapkalar, başörtüleri, montlar pazarlarda yerini alıyor. Yakında dünya ordularının askeri kıyafetleri gümüş ipliğinden üretilebilir.

Gümüş aynı zamanda iyi bir manyetik alan önleyicidir. Cep telefonlarının ve baz istasyonlarının neden olduğu elektro manyetik alanların zararlarından korunmak için de gümüş ipliğinden üretilen giysiler tercih ediliyor. Yakında perdelerimiz gümüş ipliğinden olabilir.

Kolloidal gümüş insan ve hayvan sağlığından başka alanlarda da kendine yer buluyor. İnsan ve hayvan sağlığına zararlı tarım ilaçlarının yerine kolloidal gümüş kullanılabiliyor.

Ayrıca su temizliğini sağlamak için de kullanılabiliyor.


Kollodial Gümüşün Absorbsiyonu

Oral olarak alındığında kolloidal gümüş ağızda absorbe edilerek kana karışır ve hücrelere ulaşır. Çözeltiyi yutmadan önce dilin altında biraz bekletmek daha hızlı absorbe olmasını sağlayacaktır.

3 veya 4 gün içinde gümüş, dokularda toplanacak ve fayda sağlamaya başlayacaktır.

Kolloidal gümüş böbrekler, lenf sistemi ve bağırsaklar tarafından bir kaç hafta içinde atılır.

Tehlikeli patojenlere sürekli maruz kalınıyorsa koruma sağlamak için, kolloidal silver önerilen dozda her gün kullanılabilir.

Hafif yanıklarda kolloidal gümüş, enfeksiyona yakalanmayı engelleyerek yaranın iyileşmesini hızlandırabilir.


Kronik Veya Ciddi Durumlar

5 ppm lik kolloidal gümüşün 1 çay kaşığı 25 mikrograma eşittir.(mcg).Günde 1 – 4 çay kaşığı genelde güvenli miktar olarak kabul edilir. Bu miktarda uzun süre kullanılabilir.

Bu miktardan fazlası terapatik miktar olarak kabul edilir ve sadece belli bir zaman dilimi için kullanılmalıdır.

Hastalık durumunda doğal tedavi uzmanları, günlük normal miktarın 2-3 katı kadar kolloidal gümüşü 30-45 gün boyunca kullanılabileceğini söylüyor.

Eğer vücudunuz çok hasta veya toksisite çok yüksekse, tedavi etmek için acele edip, herşeyi birdenbire yapmayın.

Patojenler ani bir şekilde yok edilirse vücudun 5 temizleme organı(böbrek, karaciğer, cilt, ciğerler ve bağırsaklar) aşırı yüklenme yaşayabilir, bu da soğuk algınlığındaki gibi, baş ağrısı, halsizlik, baş dönmesi, mide bulantısı ve kas ağrısına neden olabilir.

Kolloidal gümüş miktarını normal dozda alın, distile edilmiş su tüketimini artırın.

Bazıları kolloidal gümüşü, sinüslere ve burun kanallarına ulaşmak için burun spreyi olarak

kullanıyor.

Kolloidal gümüşü mutfak ve banyo yüzeylerinin dezanfektesi için kullananlar da var.


Cilt, Boğaz Yaraları, Gözler, Yanıklar

Kolloidal gümüş kesiklerde, tahrişatta, açık yaralarda acı vermeden kullanılır.

Bir bebeğin gözlerine bile uygulanabilir. Bazı antiseptikler gibi doku hücrelerini yok etmez.

Bir koltuk altı deodorantı olarak mükemmeldir. Çünkü koltuk altı kokusunun en önemli nedeni ter bezlerinden salınan maddelerle beslenen bakterilerdir.

Kollodial gümüş egzema, kaşıntı, sivilce ve böcek ısırıklarına karşı da etkilidir.

Suyu temizlemek için 1 galon (3.78 litre) suya 1 yemek kaşığı kolloidal gümüş ekleyebilirsiniz. Suyu iyice çalkalayın ve 6 dakika bekleyin.


Hayvanlar ve Bitkiler Üzerinde Kullanımı

Kolloidal gümüş bütün ev hayvanları üzerinde etkilidir. Vücut ağırlığına uygun oranlarda kullanıldığında insanlardaki sonuçların aynısını sağlar.

Bitkilerde mantar, bakteri ve virüslerin neden olduğu hastalıklarda sulandırılmış süspansiyon yapraklara sıkılır ve toprağa verilir.

Bahçede, tarlada, serada suya yeterli miktarda ekleyin, gerisini bitkilere bırakın.


Mikroplara Karşı Toleransı

Kimyasal antibiyotiklere karşı direnç geliştiren süper bakterileri herkes duymuştur. Kolloidal gümüşe karşı mutasyon yoluyla herhangi bir direnç geliştirmeleri mümkün görünmüyor.

Ayrıca kolloidal gümüş diğer ilaçlarla herhangi bir etkileşimde bulunmaz. Kolloidal gümüş vücutta, toksik etki yapmaz. Kolloidal gümüş mikropların oksijen metabolizma enzimlerinden başak bir şeyle etkileşime girmez.

Kolloidal gümüş Ademoğlu’nun bir çok hastalığı için güvenli, kuvvetli ve doğal bir antibiyotiktir.

Herhangi bir ilaçla kolloidal gümüşün etkileşime girdiğine dair bir rapor bulunmamaktadır.

Çok büyük miktarlarda tüketilmediği sürece aşırı doza ulaşmak mümkün değildir.

Kolloidal gümüş kullananlar tarafından bir çok enfeksiyon için hem bir ilaç hem de bir koruyucu olarak rapor edilmiştir.

Vücuttaki sıvıların çoğu kristalize yapıda değil kolloidal yapıda olduğundan, kolloidal maddeler vücut tarafından daha kolay absorbe edilir. Bu yüzden kolloidal gümüş mikroplara karşı en etkin antibiyotiktir.

Kolloidal süspansiyon bir maddenin partiküllerinin elektrik akımıyla başka bir madde içinde çözdürülmesiyle oluşur.

Homojenize süt, aerosol spreyleri kolloidal süspansiyonlardır.

Mikroplara maruz kalma ihtimali yüksekse, kolloidal gümüş her gün ağız yoluyla alınabilir ya da cilt problemlerinde merhem olarak cilde uygulanabilir. İkinci bir savunma mekanizmasına sahip olmak gibidir.

Gümüş sadece bir katalizör gib davranır, toksik değildir. Alışkanlık yapmaz.

Kolloidal gümüş parazitleri de yok eder. Çünkü parazitler tek hücreli yumurtalarla ürerler ve gümüş bu safhadayken onları yok eder.

Gümüş kullanan yaşlı insanlar eskiye nazaran daha enerjik olduklarını rapor ediyorlar. Daha enerjikler çünkü gümüşten önce hastalıkları için harcadıkları enerji artık normal aktivitelerine harcanıyor.

Kolloidal gümüş kullananlarca sindirimlerinin daha iyi olduğu da rapor ediliyor.

Yapılan araştırmalar kolloidal gümüşün yaralarda ve yanıklarda daha hızlı iyileşme sağladığını gösteriyor.

Kolloidal silverın her hangi bir tadı yoktur. Bir bebeğin gözünü bile incitmez, mide sorunlarına neden olmaz.

650’den fazla hastalığı iyileştiriyor.

Kolloidal gümüşün 650 mikro organizmayı öldürebildiği rapor ediliyor.

Bu kolloidal gümüş almak mikropların neden oldukları hastalıkları anında tedavi edecektir anlamına gelmiyor tabi ki.

Kolloidal gümüş mikropları, virüsleri, bakterileri, mantarları sadece onlarla belirli bir süre temasa geçebilirse öldürür.

Kolloidal gümüş kullanırken dikkat edilmesi gereken husus, hasta bölgeye yeteri kadar yüksek oranda kollodial gümüşün ulaşmasını sağlamaktır.

Kolloiadal gümüşü eğer gümüşe karşı alerjiniz varsa kullanmayın.


Türk Profesörden Korkutucu Açıklama: Antibiyotik Direnci Yüzünden 10 Milyon İnsan Ölecek

Prof. Dr. Ender Yarsan, 2050 yılına kadar antibiyotik direnci sebebiyle ortaya çıkacak hastalıklardan 10 milyon insanın öleceğini söyledi.

Hayvan sağlığı hizmetlerinde kullanılan antibiyotiklerin insanlara oranla iki fazla olduğunu ve bunların et süt vb. gıda maddeleriyle insanlara bulaştığını söyleyen Ankara Üniversitesi öğretim görevlisi Prof. Dr. Ender Yarsan, “İnsanlarda olduğu gibi hayvanlarda da antibiyotiklerin reçetesiz satılmaması gerekiyor. Araştırmalar gösteriyor ki 2050’ye kadar antibiyotik direncinden kaynaklanacak hastalıklardan 10 milyon ölüm yaşanacak” şeklinde konuştu.

Artık dünyanın bunu çok ciddi bir sorun olarak kabul ettiğini ve antibiyotik direnciyle ilgili mücadele edilmesinin yollarını aradıklarını söyleyen Prof. Dr. Yarsan, “Artık ilaçlar etkisiz kalıyor. Çok basit bir soğuk algınlığında bile artık tedaviler yapılamayacak ve ölümlere yol açacak” dedi.

AB ülkelerinde bu duruma bağlı olarak her yıl en az 25 bin insanın hayatını kaybettiğini ve maalesef sayının yıllar geçtikçe daha da artacağını söyleyen Prof. Dr. Yarsan, “Türkiye, Avrupa’da antibiyotik kullanımında birinci sırada. İl bazına baktığımızda Şanlıurfa en fazla antibiyotik kullanan il. Antibiyotiğin hayvan sağlığında kullanımına bakarsak, insanlarda kullanımının neredeyse iki katı. Biz, ilacı hayvanlarda enfeksiyonu önlemek ve verimliliği artırmak için kullanıyoruz. Bu durumda bakteri direnç kazanmışsa et, süt ve diğer ürünlerle bu dirençli mikroorganizma insana geçiyor. ABD, tavuklarda kullanılan ve insana bulaşan bir antibiyotiği yasakladı. Eczaneler artık insanlara reçetesiz antibiyotik veremiyor. Veteriner hekimliklerde de bu karar alınmalı ve uygulanmalı” şeklinde konuştu.


Aşağıdaki hastalıklar kolloidal gümüşün başarıyla kullanıldığı 650 hastalığın bir kısmı:

Sivilceler, AİDS,alerjiler, Apandist, Eklem iltihabı, Ayak mantarı, Mesane iltihabı, Kan parazitleri, Kan zehirlenmesi, Haşlanmalar, Yanıklar, Kanser (Referans 2,4,7), Kandida, Kolera, Kolit, Konjonktivsistit, Deri iltihabı, Diyabet (Referans1),

Dizanteri, egzema, Lif dokusu iltihabı, Gastrit, Bel soğukluğu, Saman nezlesi, Uçuk, İltihaplı isilik, Hazımsızlık, Kornea iltihabı, Cüzzam, Lösemi, Deri veremi, Lenf damarı iltihabı, Sıtma, Menenjit, Nevrasteni, Parazitler, Zatürre, Akciğer zarı iltihabı, Prostat, Kaşıntı, Sedef hastalığı, Göz iltihabı, Burun iltihabı, Romatizma, Saçkıran, Kızıl hastalığı, Mikrobiyal kulak, Burun, Boğaz, Göz hastalıkları, Sebore, Zona, Cilt kanseri, Staphylococcus ve Streptococcus enfeksiyonları, Tüberkiloz, Bademcik iltihabı, Trahoma, Mide ülseri.


Referanslar

1. “Sağlık ve Hastalıkta Kolloidlerin Kullanımı” Kolloidal gümüşün bağırsak sorunlarında etinliği kanıtlandı. Dr. Henry Crooks colloidal gümüşün anti mikrobiyal olduğunu, insana zararsız olduğunu ve hiçbir şekilde toksik olmadığını buldu. Kimyasal ilaçların tersine, kolloidal gümüş bir antibiyotik olarak yüksek dozlarda da kullanılabilir, kimyasal antibiyotiklere nazaran daha iyi sonuçlarla. Bütün virüs, mantar, bakteri, streptococcus, staphylococcus ve diğer patojenik mikro organizmalar gümüşle temas ettikten sonra 3-4 dakika içinde ölüyor.Yüksek dozlarda bile herhangi bir yan etkisi yok.

2. Dr. Robert Becker, “Vücut Elektriği” adlı kitabın yazarı, düşük gümüş düzeyi ve hastalıklar arsında bağlantı buldu. Gümüş eksikliğinin bağışıklık sisteminin düzgün çalışmamasından sorumlu olduğunu söyledi. Dr.Becker gümüşün bütün patojenleri öldürdüğünü ve vücuda herhangi bir zarar vermediğini söyledi. Gümüşün hastalık yapan organizmaları öldürmekten daha fazlasını yaptığını belirtmişti. Gümüş aynı zamanda hasarlı dokuların tamirinin uyarılmasını sağlıyordu. Yanık tedavisi gören hastalar ve yaşlı insanlar gümüş kullanıldığında daha hızlı iyileşiyorlardı. Kanser hücrelerinin normale döndüğünü gördü.

Diğer antibiyotiklere direnç gösteren bütün patojenler kolloidal gümüş tarafından öldürülüyordu.

3. “Gümüş Kudretli Mikrop Savaşçımız” Science Digest Mart 1978.Bir anitbiyotik olarak kolloidal gümüş 650 hastalık yapıcı mikro organizmayı öldürüyor. Gümüş dünyamızdaki en kuvvetli antibiyotik ve üstelik hiç bir toksik özelliği yok ve bakteriler gümüşe karşı direnç geliştiremiyor.37 ülkede gümüş teknolojisini izleyen Gümüş Enstitüsü Müdürü Richard L. Davies,4 yıl içinde gümüşün 87 yeni tıbbi kullanım alanı bulduğunu söyledi.

4. İsveç’de bulunan Karolinska Enstitüsünde Dr. Bjorn Nordstrom, gümüşü kanser tedavisinde kullanıyor.

5. Amerikan Besin ve İlaç Dairesi FDA 1938 öncesinde kabul edilmiş bir ilaç olduğundan, kolloidal gümüşün aynı şekilde pazarlanabileceğini belirtmiştir.

13 Eylül 1991 tarihli FDA tüketici güvenliği memuru HArold Davis.

6. “Eczacılıkta kolloidal Gümüş Preparatları”

British Medical Journal, Şubat 1923: “Saf Gümüş Tamamen Güvenli” Yüksek gümüş oranlarında yapılan testlerde tedavi edici özelliğe sahip olduğu ispatlandı.

7. 1932 yılı nobel ödülü sahibi Dr. Otto Warberg kanserin oksijen eksikliği ve şekerin fermantasyonu sonucu oluştuğunu belirtti.

8. Provo Herald, 13 Şubat 1992, sayfa D1: “AİDS e Çare Olarak Colloidal Silver.

9. Amerikan İlaç İndeksi, İnorganik İlaç Kimyası bölümünde kolloidal gümüşü mikrop öldürücü olarak tanıdı.

10. Tıp Sözlüğünün 6. baskısında hafif gümüş proteini ilaç olarak listelendi.

11. Ev Yapımı Tıbbi Gümüş, Maurice Worthington, M.D., 1928.

12. “Eczacılıkta Kolloidal Gümüş Preparatları” British Medical Journal, 1932.

13. Kraliyet Ailesi dünya genelinde kanlarındaki gümüş nedeniyle mavi kanlılar olarak adlandırılırdı. Gümüş tabaklardan yerler, yiyecekleri gümüş kaplarda saklarlardı. Doktora ihtiyaç yoktu. Halk ise genelde hastaydı.

14.”Kolloidal Gümüş Alternatif Antibiyotik”,Lloyd Michael Canty ve Zane Baranowski

15. “Kansersiz Dünya” Amerika’da Alopatik Tıbbın Tarihi, Edward Griffin.

16. “Vücut Elektriği ve Çapraz Akımlar” Robert Becker.

17. “Toprağın Sırları”Christopher Bird and Peter Tompkins.

18. “İğneyle Cinayet” Eustace Mullin.

19. Kimyanın Mucize Kolloidleri, Kenneth Andrews. The Readers Digest, March 1936. Dr. Frederick Macy, Amerika’nın en iyi bakteriyologlarından biri.

20. John Hopkins Hastanesi, Gümüş Hakkında Yeni Haberler, Dr. Leonard Herschberg

21. Michael D. Lemonick. Katiller Her Yerde, Time Magazine, 12 Eylül 1994.

22. Searle, A.B. Kolloidal Gümüşün Sağlık ve Hastalıkta Kullanımı Kasım, 1913, sayfa 83 Dr. Henry Crookes

23. Kolloidal Gümüş, Nerelerdeydin? Iris A. Moore, The New Times, Seattle WA, Mayıs 1994

24. Brentano, L. MD, Margraf, H, Monafo, W.W. MD, Moyer,C.A. Kolloidal Gümüşün Antibakteriyel Etkinliği

Surgical Forum sayı 17, 1966, sayfa. 76-78

25. Kolloidal Gümüş Raporu,En İyi Saklanan Sır Martha Duncan.

26. Thurman, R.B. ve Gerba, C.P. (1989) Bakır ve Gümüşün Bakteri ve Virüs Dezenfeksiyonunda Moleküler Mekaniği, alıntı: Dr. Richard Davies, Gümüş Enstitüsü sayı. 18, 4, sayfa 295

27. Oksijen Tedavileri, Ed Mc Cabe.

28. H.E.L.P ful News, Sayı 8 No. 9

29. Science Digest, Mart 1978,Jim Powell

30. Harold Davis, U.S. FDA Mektubu,Eylül 1991

31. The Olympian, Pazar, Şubat 20, 1994 Alexander Tomasz / San Francisco, Associated Press

32. Newsweek Magazine, Mart 28, 1994 Antibiyotikler, Mucize İlaçların Sonu mu?

33. Magnzeyum Okstazon, Kolloid Araştırma Fonu

34. Newsweek Magazine,22 Mayıs,1995.Korku Salgını

Kaynak: Gümüş Suyu Mucizesi

Go to Top of Page

bozadi


10165 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 24/10/2019 :  14:24:33  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Gümüş suyunun gıda zehirlenmesi vakaları ve bakteri, mantar veya virüs kaynaklı göz sorunlarına karşı da oldukça etkili olduğuna dair bilgilere rastlıyorum. Gümüş suyunun doğrudan göze damlatılması şeklinde uygulamalar var gibi görünüyor. Bu da koloidal gümüşün güvenliliğine dair bir işaret sanırım.

Önümüzdeki günlerde Kasyopya forumda konuyla ilgili paylaşılanlara gözatıp önemli gördüğüm hususları burada paylaşacağım.

Go to Top of Page

bozadi


10165 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 24/10/2019 :  14:56:19  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
https://safgumuscubuk.com

Hem koloidal gümüş suyu yapımında kullanılan saf çubuklardan ve diğer gerekli malzemelerden satan, hem de konuyla ilgili epeyce bilgi veren bir web sitesi gibi.


https://safgumuscubuk.com/gumus-suyu-guvenli-kullanim-miktari-hesaplayicisi/


Sitenin bu sayfasında güvenli gümüş suyu kullanım miktarları hesaplayıcısı var. Kilonuzu giriyorsunuz ve kullanacağınız gümüş suyunun PPM değerini giriyorsunuz ve hesapla düğmesine bastığınızda günlük olarak güvenle alabileceğiniz miktarı (damla ve ml olarak) veriyor.

PPM (parts per million) her bir milyon birimde kaç tane olduğunu ifade eden bir terim. Yanlış anlamıyorsam, 10 ppm'lik gümüş suyu, her milyon birimde 10 birim gümüş, diğer bir ifadeyle "milyonda 10" ölçüsünde bir gümüş yoğunluğunu ifade ediyor. Gümüş suları ppm değerine göre satılıyor, ppm değeri ne kadar yüksekse o kadar pahalı oluyor doğal olarak.

Sitenin forum da dahil olmak üzere gümüş suyu hakkında epeyce bilgiler içeren bölümleri var.

Sitenin mağaza bölümünde gümüş suyu yapmak için kullanılan araç gereçler satılıyor. Elektrik namına sadece 20 tl'lik bir adaptör gösteriliyor olması, gümüş suyu yapmanın aslında gayet düşük maliyetli olabileceğini düşündürüyor. Böyle söylememin sebebi, bin liranın üzerinde gümüş suyu yapma makinelerinin veya setlerinin satılıyor olduğunu görmem web'de. Belki bazı özel elektronik mekanizmalar, gümüş suyu üretimini daha verimli hale getiriyor olabilir, bu konuda henüz net bir bilgim yok ama sanki gayet iş görecek mekanizmalar çok daha ucuza ve herkesin yapabileceği şekilde mümkünmüş gibi algılıyorum.

Böyle söylememin sebeplerinden biri İngilizce "kendin yap" (DIY, do it yourself) tarzı sitelerde konuyu incelerken, birkaç tane 9 voltluk pilin de bu iş için kullanılabileceği şeklinde bilgilere rastlıyor olmam. Sonuçta temel olarak, cam bir kap içindeki saf (distile) su içine iki adet gümüş çubuk yerleştiriliyor ve bu gümüş çubukların su dışında kalacak olan uçlarına elektrik akımı veriliyor (birine pozitif, diğerine negatif) ve gümüş çubuklara uygulanan bu elektrik akımı (elektroliz işlemi), çubuklardan mikroskobik parçaların (nano, koloidal gümüş) suya giderek karışmasını sağlıyor. Elde ettiğiniz ppm değerini ölçmek içinse, su arıtma sistemlerinde de kullanılan "tds metre" denen basit bir ölçüm cihazı kullanılıyor.

Önümüzdeki günlerde konuyu araştırdıkça, güvenli, basit ve nispeten ucuz bir şekilde kendi gümüş suyumuzu nasıl üretebileceğimize dair bilgilerimizi pekiştirebileceğimizi düşünüyorum.

Go to Top of Page

bozadi


10165 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 24/10/2019 :  15:16:10  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle

K'ların celselerde gümüş suyu konusu geçerken "probiyotik" kullanımını tavsiye etmiş olması, gümüş suyunun faydalı bakterilerin de en azından bir kısmını öldürmesinden kaynaklı olabilir.

Yoğurt ve özellikle kefir gibi probiyotikler, gümüş suyu kullanım süreçlerinde özellikle faydalı olabilir.

Go to Top of Page

bozadi


10165 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 24/10/2019 :  15:40:02  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Arjiri denen ve nadir rastlanan "mavi cilt" sorununa neden olan şeyin "koloidal gümüş" değil, daha ziyade çok daha kaba tanecikler içeren "gümüş tuzları / parçaları" olduğuna dair bilgilere rastlıyorum. Ayrıca aşırı yüksek miktarlarda gümüşün çok uzun süreler, örneğin yıllar boyunca kullanılması söz konusu bu durumlarda. Bu bile yeterli olmayabilir arjiri için, başka şartlar da gerekebilir. Ayrıca arjirinin hiçbir yan etkisi de yokmuş, yani tamamen "kozmetik" bir sorunmuş.

Yukarıda linkini verdiğim ve "günlük güvenli doz" hesaplayıcısında çoğu insan için tavsiye edilen miktar günde birkaç çay kaşığı ila bir-iki yemek kaşığı arasında değişiyor (1 yemek kaşığı yaklaşık 10 ml) ama konuyla ilgili okuduğum kaynaklarda, özellikle bakteri, mantar veya virütik hastalıkları olan kişilerde belirli periyotlarda her gün 2-3 su bardağı veya daha fazla koloidal gümüş alınması söz konusu oluyor.

Nitekim bu konu lugol solüsyonu konusunda da geçmişti. Resmi rakamlara bakarsanız 3-5 damladan fazla almamanız gerekir, ama sahadaki duruma baktığınızda, hastalığı olan insanlar ve hatta şiddetli bir hastalığı olmayan kişiler bile günlük olarak 3-5 damlanın çok, çok daha fazlasını alıyorlar. Bunu bizzat kendi üzerimde de denemişliğim var. Tattan kaynaklı içim zorluğu dışında hiçbir olumsuz yan etki yaşadığımı hatırlamıyorum.

İnsanlar, belirli ciddi bir hastalıkları olmasa bile bu hayat şartlarında ne kadar zehirlendiklerinin farkında değiller. Resmi kurumların verdikleri güvenli oranlar, yaşam şartlarımızdaki, yediğimiz, içtiğimiz şeylerdeki, soluduğumuz havadaki, maruz kaldığımız elektromanyetik etkilerdeki anormallikleri pek dikkate almıyor gibi görünüyor.

Go to Top of Page

bozadi


10165 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 24/10/2019 :  16:02:57  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Miktarla ilgili rastladığım bazı açıklamalara göre, daha kısavadede yüksek bir miktar almak, uzunvadeli olarak az miktarlar almaya göre hastalıkları (virüsleri, bakterileri vs) öldürme konusunda daha etkili oluyor. Yanlış hatırlamıyorsam, K'lar da bu yönde bir beyanda bulunmuşlardı. Sanırım iyotla ilgiliydi. Mikroplara, zehirlere "baskın" etkisi yapabilmek için, yüksek miktar almanın gerekliliğine dair bir imada bulunmuşlardı. Ama bu yine de her durumda herkes için geçerli olmayabilir. Hastalığın, rahatsızlığın ciddiyetine ve ayrıca şahsın yüksek miktarlarla ilgili olumsuz yan etkilere hazırlıklılık ve direncine göre değişebilecek bir durum muhtemelen.

Benim bu hususta şu an için kendi adıma tek vurgulamak istediğim, iyot konusunda da, koloidal gümüş konusunda da, resmi kurumların bildirdikleri "güvenli dozların" etki düzeyinin, ihtiyaç duyulanın altında olduğu izlenimidir. Müthiş bir bilgi kirliliği var insanları korkutan. Şu kadardan fazla alırsan şöyle olursun, böyle olursun diye. Bunların çoğu uydurma. Kişi önerilen miktarların aşamalı olarak daha fazlasıyla rahatça test yaparak değişen olumlu-olumsuz sonuçları gözlemleyebilir.

Gümüş suyu konusunda, diğer benzer bazı mikrop öldürücü maddelerde olduğu gibi, vücuda alındığında Herxheimer krizi denen, çok sayıda mikrobun ölümü sırasında bünyelerinden yayılan endotoksinlerin neden olduğu geçici krizdir, bu da kendini bir veya birkaç gün boyunca gösterebilecek grip benzeri reaksiyonlardır ve web'de bu konuda verilen pek çok bilgiye göre, bu reaksiyon alınan maddenin "etkili" olduğunu, vücutta arınma meydana geldiğini gösterir. Gülü seven dikenine katlanır misali, bu tür yan etkilere hazırlıklı olunması, korkuya kapılınmaması, sabırlı olunması gerekiyor. Çünkü kısavadede sıkıntı olsa da, uzunvadede önemli bir temizlik, çözüm sağlanmış oluyor.

Go to Top of Page

bozadi


10165 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 24/10/2019 :  16:18:38  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle

Ben yaklaşık 1 haftadır SWK denen bir markanın 15 ppm'lik, 1 litrelik bir ürününü test ediyorum. İlk gün iki öğünde aç karnına birer çay bardağı kadar içtim. Aynı gün Herx reaksiyonu başladı ve 2-3 gün içinde azalarak sona erdi. Bu sürede tekrar almadım ama ardından tekrar günde iki veya üç kere birer çay bardağı alarak devam ediyorum. Yeni ürün sipariş ettim ilki bittiği için. Yaşadığım ve rahatsız edici olan, adeta yarı-hasta bir duruma girmeme neden olan Herx krizi moralimi bozsa da, geçti ve üstelik bu reaksiyonun, kullandığım maddenin etkili olmasından kaynaklandığına inanıyorum. Olumlu bazı etkiler deneyimliyorum ama emin olmak için bir süre daha kullanmay devam edip olumlu-olumsuz izlenimlerimi paylaşacağım.

Çok ucuz birşey olmadığı için (belki de bakteri, virüs veya mantar kaynaklı hastalığı olanlar için fiyatına fazlasıyla değecektir), önümüzdeki günlerde kendi gümüş suyumu yapma yollarını da deneyeceğim ve gelişmeleri buradan paylaşmaya çalışacağım.

Markalar, satıcı kaynaklar konusunda yeterince deneyimim yok, belirttiğim gibi SWK diye aslında yerli olan bir ürün denedim, etkili olduğunu düşünüyorum ama alternatifler denemediğim için kesin birşey söyleyemiyorum.

İçmeye yeni başlayacak olanlara, ilk gün aç karnına bir veya iki yemek kaşığıyla bir test yapmalarını tavsiye ediyorum. Bakteri, virüs veya mantarla ilgili ciddi bir şikayet varsa, daha yüksek miktarla bunlara "baskın" yapılabilir ve hatta Herx krizi meydana gelse bile alınmaya devam etmesi gerekebilir uygulamanın etkili olması için. Ama acil müdahale gerektiren bir rahatsızlık yoksa, belirttiğim gibi başta ilk gün yalnızca bir-iki kaşıkla bir test yapılıp, olası yan etkilere ve bu etkilerin azalmasına göre bu miktar artırılabilir.
Go to Top of Page

sirera


387 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 24/10/2019 :  22:44:04  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Geçtiğimiz senelerde yapmıştım faydasını da görmüştüm. Benden başka pek çok kişiye de vermiştim. O günlerde klor dioksit, kombucha, yoga artık şifa verici ne varsa tüketmiştim. Kuyum atölyesinden %100 saf gümüş istedim bulması kolay olmadı bir hafta kadar sürdü. 13 voltluk bir adaptör kullandım, şişeye siyah karton sardım güneş görmeyen bir yerde yaptım. Eczaneden saf su alıyordum yapmak için. Gümüş çubuklar taşınırken kayboldu. Bugünlerde yine yolum düştüğünde atölyeye uğrayıp sorayım istedim şimdi. Yapımı oldukça basitti. Saf gümüş bulmak kolay olmuyor.
Go to Top of Page

bozadi


10165 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 25/10/2019 :  16:48:19  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen sirera

Geçtiğimiz senelerde yapmıştım faydasını da görmüştüm. Benden başka pek çok kişiye de vermiştim. O günlerde klor dioksit, kombucha, yoga artık şifa verici ne varsa tüketmiştim. Kuyum atölyesinden %100 saf gümüş istedim bulması kolay olmadı bir hafta kadar sürdü. 13 voltluk bir adaptör kullandım, şişeye siyah karton sardım güneş görmeyen bir yerde yaptım. Eczaneden saf su alıyordum yapmak için. Gümüş çubuklar taşınırken kayboldu. Bugünlerde yine yolum düştüğünde atölyeye uğrayıp sorayım istedim şimdi. Yapımı oldukça basitti. Saf gümüş bulmak kolay olmuyor.
Bu konuda böyle bir deneyimin olmuş olmasına sevindim sirera. Ben bunca yıldır celselerdeki olumlu referansa aşina olmama rağmen somut bir şekilde araştırmaya ve denemeye çok yeni başladım ve çok büyük konuşmuş olmak istemem ama mevcut yaşam koşullarımızda ve bakteriyel ve virütik olarak giderek daha zorlu koşullara gebe olması muhtemel geleceğin koşullarında gümüş suyu hepimiz için en değerli korunma ve tedavi araçlarından biri olabilirmiş gibi göründü bana, aşinalığım çok yeni olmakla birlikte.

Kendi gümüş suyumu yapma konusu çekici geliyor ve o şekilde hazır gümüş sularından çok daha ucuza geleceği bariz. Ama önce elektrik akımı için yalnızca birkaç pil veya adaptörün kullanımının, daha komplike elektronik mekanizmalara kıyasla üretimde önemli bir güvenlik veya kalite farkına neden olup olmadığını araştırmak, emin olmak istiyorum. Bu araştırmamın sonuçlarını, edindiğim izlenimleri buradan tabi ki paylaşacağım.

Go to Top of Page

Scyth


1084 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 25/10/2019 :  21:55:40  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Gümüş suyuyla ilgili sorun çok pahalı olması ve gözle görülür bir sonuç elde etmek için 6 ay gibi bir süre kullanmanız gerekmesi. Benim tavsiyem antibiyotik kullanmanız gereken durumlarda iki saat arayla 1mg c vitamini kullanmanız. Ester C formu daha etkili ikisini peş peşe kullandığınızda farkı Görüyorsunuz. Q10'i şiddetle tavsiye ederim; ayrıca yerli üretim alfa lipoik asitle birlikte satılanları da var. Fiyatı da oldukça iyi 60 tanesi 70 tl'ye aldım N11'den. Q10 için ubiqonone ve ubiqonel tarzı bir ayrım var genelde balık yağı le birlikte satılıyor. Bu ubiqonel için daha etkili deniyor ve pahalı. Probiyotik konusunda ilaç şişelerinde ve hazır satılanlar neredeyse etkisiz. En iyisi bile 5-6 aylık kullanımdan sonra ciddi etki veriyor. Probiyotiği gerçek sirke,turşu ve yoğurttan alırsınız.

Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.
Go to Top of Page

bozadi


10165 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 26/10/2019 :  13:49:13  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen Scyth

Gümüş suyuyla ilgili sorun çok pahalı olması ve gözle görülür bir sonuç elde etmek için 6 ay gibi bir süre kullanmanız gerekmesi. Benim tavsiyem antibiyotik kullanmanız gereken durumlarda iki saat arayla 1mg c vitamini kullanmanız. Ester C formu daha etkili ikisini peş peşe kullandığınızda farkı Görüyorsunuz. Q10'i şiddetle tavsiye ederim; ayrıca yerli üretim alfa lipoik asitle birlikte satılanları da var. Fiyatı da oldukça iyi 60 tanesi 70 tl'ye aldım N11'den. Q10 için ubiqonone ve ubiqonel tarzı bir ayrım var genelde balık yağı le birlikte satılıyor. Bu ubiqonel için daha etkili deniyor ve pahalı. Probiyotik konusunda ilaç şişelerinde ve hazır satılanlar neredeyse etkisiz. En iyisi bile 5-6 aylık kullanımdan sonra ciddi etki veriyor. Probiyotiği gerçek sirke,turşu ve yoğurttan alırsınız.


Scyth, şaşırtıcı veya gerçekdışı gibi gelebilir ama gümüş suyuyla ilgili okuduklarım doğruysa, ölümcül virüs hastalıklarından bazıları da dahil olmak üzere, bakteri-virüs-mantar kaynaklı çok çeşitli sağlık sorunları için birkaç saat ile birkaç gün arasında ciddi sonuçlar elde ediliyormuş. Örneğin, ticari bir site olmakla birlikte, şu linkini verdiğim İngilizce sitedeki kullanıcı yorumları bu yönde:

https://www.colloidalsilversuccessstories.com/

Google Türkçe çevirisi (pek etkili bir çeviri olmasa da...)

Ama hem bu tür yorumların gerçekliğinin sorgulanması, hem de piyasada satılan gümüş suları ve gümüş suyu yapma cihazlarının niteliklerinin, farklarının karşılaştırılması gerekiyor.

Konuyla ilgili okuduğum bazı kaynaklar, koloidal gümüş ile iyonik gümüş şeklinde bir ayrım getiriyor ve piyasada koloidal gümüş diye satılan ürünlerin hemen hepsinin çok büyük oranda koloidal değil iyonik olduğunu ve iyonik gümüşün koloidal gümüş kadar etkili olmadığını söylüyor. Konuyu araştırıp bulgularımı paylaşacağım.

C vitamini konusunu gündeme getirmene sevindim. K forumda da bu konuda bir vurgu yapıldığını fark ettim. Hatta damardan yüksek doz c vitamini şeklinde bir öneri:

https://cassiopaea.org/forum/threads/high-dose-intravenous-vitamin-c-and-other-vitamin-infusions.46562/

Google Türkçe çevirisi

Tabi c vitaminini iğne formunda almak herkese uymaz, örneğin büyük bir mecburiyet hissetmezsem şahsen düşünmem bunu. Önerdiğin ürünü (ester c) ve diğerlerini araştıracağım.
Go to Top of Page

bozadi


10165 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 28/10/2019 :  11:12:49  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Kolloidal gümüş suyu ürünlerinde gerçek kolloidal ve iyonik gümüş içeriği şeklinde iki ayrı gümüş türevi bulunduğuna dair bilgileri incelemeye çalışıyorum.

Sanıyorum ki elektroliz yöntemiyle gümüş suyu üretiminde daha çok "iyonik gümüş" denen şey oluşuyormuş. Yaklaşık olarak %75-90 civarında iyonik gümüş ve %10-25 arası da gerçek kolloidal (partikül) gümüş.

İyonik gümüş denen şey, normal gümüş atomundan bir veya birkaç elektronun eksilmesiyle oluşan şeymiş. Bu durumdaki gümüş atomları, kararlılığını kaybedip başka maddelerle bileşik oluşturma eğilimi gösteriyormuş. Örneğin içilen gümüş suyundaki gümüş iyonları, hidroklorik mide asidindeki klorla birleşip gümüş klorür oluşturuyormuş ve bu bileşik artık gümüşün patojen öldürücü etkisini göstermiyormuş, bir süre sonra vücuttan atılıyormuş yalnızca.

Yani içilen gümüş suyundaki iyonik gümüş, midede tamamen veya büyük ölçüde farklı bir maddeye dönüştüğü için işlevini kaybediyor. Eğer içilen gümüş suyunda gerçek kolloidal (atomları bütün olan) gümüş parçacıkları varsa, bunlar ne mide asitlerinden ne de başka şeylerden etkilenmiyorlar ve mideyi aşıp kana karışarak patojen öldürücü etkisini gösterebiliyormuş. Buna göre, satın alınan veya yapılan bir gümüş suyundaki gümüş iyonları ile gerçek (tam atomlu) gümüş parçacıklarının miktarının bilinmesi, öğrenilmesi gerekiyor ve gerçek parçacıklı gümüş miktarı ne kadar fazlaysa, mikrop öldürücü etki de o kadar yüksek oluyormuş.

Yalnız iyonik gümüşle ilgili şöyle bir ilginç durum varmış. İyonik gümüş elektron (negatif) kaybı olduğu için pozitif yüklü oluyor. Vücuttaki patojenler, yani hastalık yapıcı mikroplar ise negatif yüklü oluyormuş. Yani gümüş iyonu bunlarla karşılaştığında birbirlerini otomatik olarak çekiyorlar ve gümüş iyonları o patojenleri hızla öldürüyormuş ama bu etkinin meydana gelebilmesi için iyonik gümüşün o zamana kadar başka maddelerle birleşip yeni bir bileşik oluşturmamış olması, yani saf gümüş iyonu halini korumuş olması gerekiyor ve ne yazık ki içilen gümüş suyundaki iyonik gümüş mide asidinde vs başka maddelerle bileşik oluşturduğu için patojen öldürücü işlevini ya tamamen ya da çok büyük oranda kaybediyor bu yöndeki çeşitli açıklamalara göre.

Benim şu anda bu hususta anlamadığım şeylerden biri, tabi eğer bu iddialar doğruysa, örneğin iyonik gümüş suyunun kana enjekte edilmesi veya bir şekilde (örneğin DMSO gibi deriye nüfuz eden maddeler yardımıyla) deriden kana ulaşıtırılması durumunda nasıl bir durum meydana geleceğidir. Doğrudan kana ulaştırılan gümüş iyonları ne kadar hızla kandaki başka maddelerle birleşip etkisini kaybeder, ne kadarı patojenlere ulaşır vs. Bunu araştıracağım.

Tabi ben rastladığım bu açıklamaları veya iddiaları burada paylaşıyorum ama bu konuda çok yeni olduğumu hatırlatmam gerekiyor, kesinlikle uzmanı değilim. Konuyu araştırmaya devam ettikçe, daha önce yaptığım açıklamaları tamamen veya bir ölçüde geçersiz kılabilecek yeni şeyler öğrenebilirim. Dolayısıyla açıklamalarıma, aktardığım görüşlere, iddialara kesin ve doğru bilgi gözüyle bakılması yanlış anlamalara neden olabilir. Ben sadece konuya olan ilgim nedeniyle kafama takılan tüm hususları araştırmaya devam etmek ve edindiğim görüşleri, bilgileri paylaşmak niyetindeyim.

Gümüş sularındaki gerçek gümüş parçacıklarının varlığını test etmenin yollarından biri, "Tyndall etkisi" denen bir yolmuş, ki bu da bir cam kap içindeki gümüş suyuna güçlü bir ışık huzmesi (örneğin lazer) tutulmak suretiyle, suyun lazer ışığını gösterip göstermediğine bakmakmış.

İyonik gümüş lazer ışığını yansıtmıyormuş, yani göstermiyormuş, ama gerçek kolloidal gümüş parçacıkları ışığı kırıp yansıttığı için, lazer ışını suyun içinde bir huzme olarak görülebiliyormuş.



Bu videoda sol baştaki su deiyonize saf su. Saf su lazeri yansıtmıyor/göstermiyor. Onun sağında tuzlu su var, o lazeri yansıtıyor. Onun sağındaki "Absolute 7" yazan bardakta ne var anlamadım. Onun sağında iyonik gümüş var ve görüldüğü gibi o da lazer ışınını göstermiyor. Ama onun sağındaki gerçek (bütün atomlu) kolloidal gümüş parçacıkları içeren bardaklardaki gümüş suyu lazer ışınını gösteriyor.

Bu arada benim denemekte olduğumu söylediğim markanın gümüş suyuna bu lazer testini uyguladığımda ne yazık ki lazer ışınını göstermediğini gözlemledim. Dolayısıyla elimdeki bu ürünün tamamen veya büyük ölçüde iyonik gümüş olduğu ve dolayısıyla patojen öldürücü pozitif etkilerinin çok yüksek olmadığı sonucunu çıkarıyorum. Ama daha önce de belirttiğim gibi, sanırım biraz da aldığım miktarın nispi yüksekliği nedeniyle, Herx krizine neden olabilecek kadar gerçek kolloidal gümüş içeriyor veya iyonik gümüşün bir kısmı bir şekilde etki etmeye başarmış olabilir.

Ama lazeri gösteren her gümüş suyu sağlığa uygun olmayabilir, çünkü örneğin gümüş parçacık (partikül) boyutları fazla büyük olabilir. Gümüş suyundaki gümüş partikülleri ne kadar küçük olursa, o kadar etkili oluyormuş. 1 nanometrenin bile altında gümüş partikül boyutları var ama 1'den 100 nm'ye (nanometre) kadar uzanan büyüklükteki parçacıklara da kolloid denebiliyor ama gümüş parçacık boyutu arttıkça hem olumlu etkiler zayıflayıp hem de olumsuz etkiler artabilir çünkü parçacıklar büyüdükçe vücuttan atılması zorlaşıyormuş sanırım. Olumlu etkinin azalması ise şununla ilgili sanırım: Taneler büyüdükçe, bir alan sığabilecek parçacık sayısı azalıyor. İri taneli az sayıda parçayla karşılaştırıldığında, küçük taneli çok sayıda parça daha fazla temas yüzeyi sağlıyor, böylece daha fazla patojen öldürülebiliyor.
Go to Top of Page

bozadi


10165 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 28/10/2019 :  11:48:34  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Elektroliz yöntemiyle gümüş suyu üretiminde daha çok iyonik gümüş oluşuyor derken, sanıyorum ki elektronik mekanizmada bazı gelişmiş özellikler kullanmak suretiyle gerçek (tam atomlu) gümüş parçacıklarının sayısının artırılması mümkün, buna dair açıklama yapan kaynakları araştırıyorum bilgimi artırmak için.

Bazı kaynaklarda, daha önce sirera'nın belirttiği gibi "karanlık ortamda" üretim yapıldığında gerçek kolloidal gümüş miktarı bir ölçüde artırılabiliyormuş ve aynı zamanda "soğuk ortamda" üretim için de benzer beyanlara rastladım.

En basit elektrik mekanizmaları, örneğin pil veya basit bir adaptör kullanılarak yapılan gümüş elektroliziyle üretilen gümüş suyundaki gümüş iyonlarının ve tam gümüş parçacıklarının miktarı ve ayrıca boyutları, şu anda en çok kafama takılan hususlar arasında.

Go to Top of Page

bozadi


10165 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 28/10/2019 :  13:16:39  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
http://wordsforgood.org/mirrors/educate-yourself.org/lte/colloidalversusionicsilvercontroversy19may09.shtml

Bu linkte, kolloidal gümüş konusunda sorulan bir soruya, site editörünün verdiği yanıt var. Editör, daha önce sitemizde konusu geçen Robert (Bob) Beck'le yakın arkadaş olduğunu söylüyor. Basit bir pilli elektronik mekanizmayla elektroliz işlemi yoluyla kolloidal gümüş suyu yapımını ortaya koyan kişi Robert Beck'miş. Editör, elektroliz yoluyla gümüş suyu yapıldığında, bu işlemden doğan gümüş suyunun kaçınılmaz olarak "iyonik gümüş suyu" olduğunu ve zaten mikropları en hızlı ve kesin şekilde öldüren şeyin de "iyonik" gümüş olduğunu söylüyor. Bunun mekanizmasına değinmiştim: Gümüş iyonları pozitif yüklü ve mikroplar ise negatif yüklü. Böylece birbirlerine çekiliyorlar ve gümüş iyonları mikrobu öldürüyor. Yalnız site editörü, içilerek kullanılan iyonik gümüş suyunun midede veya genel olarak vücutta klor gibi maddelerle bileşik oluşturarak işlevini yitirmesi konusuna girmemiş görebildiğim kadarıyla. Keşke o konuya da bir açıklık getirseydi de, iyonik gümüşün içilmesinin faydaları ve faydasızlıkları konusunda bizi biraz aydınlatsaydı. Bu hususu araştırmaya devam edeceğim.

Bu arada editörün yaptığı terminolojik bir açıklamayı da aktarayım: "Kolloidal" ifadesi, suda tamamen çözünmeyip (özelliğini kaybetmeden) dengeli bir dağılımla askıda kalacak derecede küçük parçacıklar için kullanılıyormuş. Örneğin "kolloidal gümüş" deyince de, su içinde eriyip özelliklerini kaybetmeyen, çok çok küçük taneli olduğu için de suda dibe çökmek yerine suda dengeli bir dağılımla askıda kalan gümüş iyonları ve/veya parçacıklarını kastetmiş oluyoruz. Yani suyla karıştırılınca suyun dibine çökmeyen, suya dengeli bir şekilde dağılıp o şekilde askıda kalan, o kadar küçük olan parçalara kolloidal deniyormuş. Bu terimin etimolojisini araştırdığımda Yunanca "yapışkan" anlamına gelen "kolla" kelimesinden geliyor ve bizim "kola" (yapışkan nişasta türü madde) ve "kolalamak" dediğimiz ifade de aynı Yunanca kelimeden türüyormuş. Su içindeki kolloidal bir maddeden bahsedince de, suyun dibine çökmeyen, suya "yapışan", "bütünleşen" anlamında bir ifade olmuş oluyor yanlış yorumlamıyorsam.

Go to Top of Page

bozadi


10165 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 28/10/2019 :  15:23:36  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Hm, bu nano-gümüş ve iyonik gümüş arasında hangisi mikrop öldürmede daha etkili meselesini araştırdıkça, bu konunun bu alanda oldukça ateşli bir tartışma konusu olduğunu öğrendim.

Bu konuda çok deneyimli gibi görünen ve oldukça kapsamlı bir kitap yazan "Steve Barwick" adlı şahsın web sitesinde yazanlara göre, gümüş suyunun faydası tamamen "iyonik gümüş" sayesinde meydana geliyor. Yüksüz (ne pozitif, ne negatif) olan nano-gümüş parçacıkları inert (eylemsiz) durumda olduğu için, mikroplara karşı savaşma gibi bir özelliği yok, ancak ve ancak vücutta asidimsi sıvılarla veya yüksek oksijenli dokularla temasa girip de "iyon" dökmeye (yani iyonlara bölünmeye) başladığı zaman mikroplara karşı etkili hale gelebiliyormuş.

Barwick ayrıca, eğer gümüş iyonları mide asidini geçemiyor olsaydı, aynı şeyin metalik nano-gümüş için de geçerli olacağını, o durumda onun da mide asidini geçemeyeceğini söylüyor çünkü nano-gümüş de mide asidiyle karşılaştığı zaman iyonik gümüşlere bölünüyor, dolayısıyla o zaman onun da mideden geçememesi gerekirdi. Yani ister midede, ister kandaki asitler olsun, hem nano-gümüşün hem de iyonik gümüşün durumunun birbirinden farklı olmadığını ve üstelik metalik nano-gümüşün işe yaraması için mutlaka asitle veya yüksek oksijenli bir yapıyla karşılaşıp iyonlara bölünmesi gerekiyor çünkü nano-gümüş yüksüz, dolayısıyla da kendi başına diğer maddelerle (patojenler dahil) etkileşime giren birşey değil. İyonik gümüş pozitif yüklü olduğu için ve patojenler de negatif yüklü olduğu için birbirlerine çekiliyorlar ve bunun sonucunda patojenler ölüyor.

Barwick, gümüş iyonlarının mide asidinden geçemediği (tamamen başka bileşiklere dönüşerek etkisizleştiği) iddiasının saçma olduğunu, bu geçişi sağlayan şeyin "metaloprotein taşıma sistemi" (metalloprotein transport system) olduğunu söylüyor. Buna göre, mideye iyonik bir metal girer girmez vücut metaloprotein üretiyormuş ve bunların görevi, metal iyonlarına yapışıp onları koruyarak mide asidinden geçirmekmiş. Yani kanımıza mineral almayı sağlayan sistem bu. Barwick'in mantıklı görünen iddiasına göre, eğer gümüş sırf iyonik formda olduğu için mide asidinden geçemiyor olsaydı, aynı şey diğer metallerin veya minerallerin iyonları için de geçerli olurdu ve o zaman yediğimiz hiçbir bitkiden mineral alamazdık çünkü tüm bitkiler topraktan aldıkları mineralleri iyonik hale dönüştürüyormuş. Yani örneğin demir içeren bir bitkiden yediğimiz zaman, vücudumuza giren şey demir iyonlarıdır ve o minerallerin başka birşeye dönüşmeden kanımıza ulaşabilmesi için mide asidinden geçebilmesi gerekiyor ve işte bunu sağlayan şey de metaloprotein taşıma/koruma sistemi.

Çok etkileyici buldum Barwick'in açıklamalarını. İddialarıyla ilgili bilimsel araştırmalara da linkler vermiş çeşitli web sayfalarında. İncelemeye devam edeceğim.

Sonuç olarak, Barwick'in iddiaları doğruysa, iyonik gümüş kullanmanın faydasız olduğunu iddia ederek pahalı metalik nano-gümüş ürünleri satanlar aslında bilimsel gerçekleri çarpıtıyorlar sırf para kazanmak için.

Go to Top of Page

fidelista


395 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 28/10/2019 :  16:57:08  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
https://kt.ilacprospektusu.com/ilac/11267-silverdin-krem-yuzde-1-kt
Go to Top of Page

bozadi


10165 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 28/10/2019 :  18:02:41  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen fidelista

https://kt.ilacprospektusu.com/ilac/11267-silverdin-krem-yuzde-1-kt

Gümüş içerikli pek çok sağlık ve bakım ürünleri varmış. Koloidal gümüş, yaraların iyileşmesini engelleyici bakteri, mantar ve virüsleri etkisiz hale getirmek suretiyle yaraların iyileşmesini ve dokunun normal haline dönmesini oldukça olumlu etkiliyormuş.

Bitkilerdeki zararlı mantar ve bakterilere karşı da kullanılıyormuş. Aynı şekilde hayvanlarda da bu tür patojenlere, iltihaplara, yaralara vs. karşı kullanılıyormuş.

Bunun için örneğin koloidal gümüş suyunun, uygun bir sprey kap içine kullanımına değinilmiş çeşitli kaynaklarda. İnsan, hayvan, bitki yüzeylerine, farklı yüzeylerdeki mantar ve bakteri oluşumlarına karşı vs.
Go to Top of Page

bozadi


10165 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 29/10/2019 :  11:59:11  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Koloidal gümüşle ilgili faydalı bir İngilizce bir makale ve google çevirisi.

http://stopcancer.com/colloidal_silver.htm

Google çevirisi
Go to Top of Page

bozadi


10165 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 29/10/2019 :  14:10:21  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Elektrolizle gümüş suyu yapımının mucidi gibi görünen Robert Beck'in gümüş suyu yapım talimatlarına göre, 27-33 volt aralığında bir voltaj, gümüş suyu yapımı için ideal. Yani cam kaptaki saf su içine yerleştirilen iki tane saf (%99,9 veya daha iyisi %99,99 saflıkta) gümüş çubuğa bu voltajın artı ve eksi kutupları bağlanıp uygulandığında, 15-20 dakikada 3-5 ppm'lik bir gümüş suyu üretiyormuş bu sistem ve gümüşlerin parça boyutu da son derece küçük oluyormuş: 1.26 angstrom (= 0.126 nanometre), ki bu boyut en makbul boyut olarak kabul ediliyormuş. Kolloidal terimi, 1000 nanometreden (1 mikron) küçük parçalar için kullanılıyormuş ve yanlış anlamadıysam kolloidal gümüş için 100 nanometreden ne kadar küçük olursa, o kadar etkili.

Beck'in önerdiği bu yöntemle üretilen ve büyük ölçüde iyonik olan gümüş suyunun cam kap içinde saklanması öneriliyor. İlaç şişelerindeki gibi "amber" rengi bir cam şişe olması en iyisi. Önceki mesajlarda adı geçen Barwick, şeffaf cam şişenin koyu ve yoğun örgülü siyah bir çorap içine konmak suretiyle ışıktan korunabileceğini söylüyor.

Uzun süre ışığa maruziyet, iyonik gümüş suyunu oksidize ederek gümüş iyonlarının çökmesine ve etkisizleşmesine neden oluyormuş. İyonik gümüş suyu için plastik şişe kullanmanın sakıncası ise, çoğu plastiğin statik elektrik toplama eğilimiymiş. Plastikte oluşan statik elektrik, gümüş suyundaki gümüş iyonlarını kendine (şişe kenarlarına) çekmek suretiyle gümüş suyundaki iyonların dağılımını dengesizleştirip etkisizleştiriyormuş. Ama tıbbi amaçlarla kullanılan ve statik elektrik üretmeyen plastik şişe türlerinin kullanılabileceğini söylüyor Barwick.

Buzdolabı gibi, çalışırken elektromanyetik alan oluşturan elektrikli cihazlardan da aynı sebeple uzak tutmak gerekiyormuş gümüş suyunu.

Oda sıcaklığında, karanlık ortamlarda saklanması, gümüş suyunun haftalarca, aylarca ve hatta şartlara bağlı olarak yıllarca taze/etkili kalmasını sağlıyormuş. Bu sayılan tedbirler özellikle iyonik gümüş için geçerli. İyonik olmayan (tam atomlu ve dolayısıyla yüksüz) gümüş nano parçalarından oluşan gümüş suları, yüksüz/atıl olma nedeniyle iyonik gümüş suyundan çok daha uzun ömürlü olabiliyor. Ve her ne kadar iyonik olmayan gümüş suyunun iyonik gümüşten çok daha sağlam ve sağlık açısından çok daha etkili olduğunu iddia eden kaynaklar olsa da, Beck, Barwick ve çeşitli başka yazarların görüşlerine göre iyonik gümüş sağlık açısından, yani mikropları öldürme açısından çok daha etkili. Bu görüşe göre, iyonik-olmayan gümüşün etkili olabilmesi için de vücutta asitlerle vs karşılaşarak iyonlara bölünmesi gerekiyor ki ortaya çıkan iyonlar patojenlerle savaşabilsin.

İnşallah önümüzdeki zamanlarda hem iyonik olan ve olmayan gümüş farkları konusunda, hem de basit, ucuz ve etkili gümüş suyu yapımı konusunda bilgimizi artırırız.
Go to Top of Page

fidelista


395 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 29/10/2019 :  23:22:15  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Evde rahat yapılabilecek bir ilaç,saf gümüş bulabilirsek.
Go to Top of Page

bozadi


10165 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 02/11/2019 :  10:10:26  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen fidelista

Evde rahat yapılabilecek bir ilaç,saf gümüş bulabilirsek.

%100 emin olmam mümkün değil ama https://safgumuscubuk.com sitesi ilk izlenim olarak olumlu göründü bana. Alışveriş yapacak olursak, deneyimlerimizi, olumlu-olumsuz gözlemlerimizi, izlenimlerimizi buradan paylaşırız.

Bu arada sitede diğer gümüş suyu yapım malzemeleri arasında ayarlı 12 voltluk bir adaptör dikkatimi çekmişti. Robert Beck, biraz daha altında veya üstünde de olabileceğini söylemekle birlikte 24-33 volt arası öneriyordu. 12 volt meselesini araştırınca, gümüş suyu yapımında voltajın (gerilim) etkilediği temel faktörün, gümüş suyu yapım "hızı" olduğu sonucuna vardım. Yani düşük voltaj veya yüksek voltaj kullanılabilir; düşük kullanılırsa yapım süresi uzar, yüksek kullanılırsa süre kısalırmış.

Yalnız amper (akım) konusu biraz daha hassas bir konu sanırım. Aşırı yüksek amper, gümüş parçalarının fazla büyük olmasına, dolayısıyla etkisizleşmesine neden olabilirmiş.

İkna edici bulduğum birkaç İngilizce web kaynağında 1-2 miliamper (mA) seviyesinin en elverişli derecede çok küçük (ve daha etkili) boyutların üretilmesini sağladığı belirtilmiş. Bunun birkaç miliamper altı ve üstü de uygun kabul ediliyor. 50 miliamperin fazla büyük tanecikler nedeniyle "gümüş çamuru"na (bulanık gümüş suyuna) neden olacağı ve etkisinin, faydasının çok düşük olacağına vurgu yapılmış. Ama 50 miliamper ve çok daha üstünde akımlar kullanan cihazlar pazarlanıyor çeşitli web sitelerinde. Maalesef gümüş suyu konusu çok tartışmalı bir alan olduğu için, çoğunluğun üzerinde uyuşmadığı pek çok husus var ve dolayısıyla dikkat, test, denemeler, deneyimler önem kazanıyor.

Bir de, sabit akım (daha önce "sabit voltaj" ifadesini kullandım, yanlışmış, değiştirdim) uygulamakla değişken akım uygulamak arasında farklı görüşler, uygulamalar var. Suya ilk elektrik verildiğindeki iletkenlik durumu ile suya gümüş iyonlarının giderek daha fazla karıştığı zamanki iletkenlik farklı olduğu için, stabil üretim için akımın (amperajın) buna göre giderek azaltılmasının daha iyi olacağını söyleyen pek çok kaynak var ama sabit akımın zararlı veya kötü bir üretime neden olacağına dair bir vurguya rastlamadım. Araştırmaya devam etmek niyetindeyim bunu. Şu an için en güçlü izlenimim, özellikle bu konuda deneyimsiz veya yeni yeni deneyim kazanmaya başlayanlar için, en basit üretim tekniklerinin (sabit akım dahil) bir zararı olmayacağı yönünde, tabi yine elden geldiğince çeşitli diğer üretim tedbirlerine dikkat ederek.

Uygulanacak voltaj ve amperi etkilyen önemli faktörlerden biri de suya sokulacak olan gümüş tellerinin veya çubuklarının kalınlığı ve/veya yüzey alanıymış.

En çok tavsiye edilen 10-20 ppm aralığında yeterince küçük taneli ve iyonik ağırlıklı gümüş suyuna lazer ışını tutulduğunda, bu ışının suda hafif/zayıf sayılabilecek şekilde görülmesinin uygun olduğunu okudum. Aşırı büyük taneli ve yoğun gümüş sularında (suyun renginin sarılaştığı ve hatta kahverengileştiği durumlar) lazer ışını normal oda ışığında bile bardakta çok net veya güçlü bir şekilde yansıyormuş/görünüyormuş ama tavsiye edilen durumun berrak (renksiz) gümüş suyu ve lazer tutulduğunda hafif/zayıf bir ışın görünümü olduğu sonucunu çıkarıyorum şu an.

Gümüş tellerin veya çubukların birbirine mesafesi için 4-5 cm şeklinde tavsiyelere rastladım. Çubuklar birbirine yaklaştıkça akım güçleniyormuş.

TDS (toplam çözünmüş katılar) ölçüm cihazları ppm (milyondaki birim) değerini ölçüyor ama bu cihazların üretim aşamsında kalibrasyon yapılırken tuzlu suya göre yapıldığını, tuzun suda tamamen çözündüğünü ama gümüş iyonlarının tuz kadar çözünmediğini, yaklaşık yarı ölçüsünde çözündüğünü, dolayısıyla TDS ölçüm cihazlarının gümüş suyu ppm değerini ölçerken aslında doğru değerin "yarısını" gösterdiği şeklinde açıklamalara rastladım. Yani eğer gümüş suyuna sokulan TDS cihazı 10 ppm'lik bir değer gösteriyorsa, gerçek değerin aslında 20 ppm olduğu yönünde. Ama bu açıklamanın kesinliğinden, doğruluğundan emin değilim, umarım net bilgilere ulaşırım.

Go to Top of Page
Sayfa: Toplam Sayfa 2 Önceki Konu Mesaj Sonraki Konu  
Sonraki Sayfa
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Forum Seç:
Başkalarına Hizmet Forumu © Celse veya diğer içerikleri farklı ortamlarda paylaşırken lütfen kaynak belirtiniz Yukarıya git
Snitz Forums 2000

Design by Sizinsayfaniz.com

Bu sayfa 0,91 saniyede oluşturuldu.