Başkalarına Hizmet Forumu
Başkalarına Hizmet Forumu
Ana Sayfa | Bilgilerim | Kayıt Yaptır | Aktif Konular | Forum Üyeleri | Site içi Arama
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni Hatırla
Şifre hatırlatma servisi

  Forum
 Spiritüalizm Konuları
 Şifa Enerjileri ve Kişisel Gelişim
 Somatik Deneyimleme, Travma, Peter A. Levine
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Yazar  Mesaj Sonraki Konu  

motherofrsd


5 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 04/12/2019 :  17:06:54  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Geçen yıl forumda önerilen kitap listesinden bakarak edindiğim Peter A. Levine’nin kitabı olan “Dile Gelmeyen Bir Sesle” kendimi tanımam, bedenimi yakından takip etmem ve bazı travmatik durumları aşabilmem için bana ve çevremdekilere oldukça faydalı oldu.

Hepimizin kısır bir döngü içerisinde gerçekleşen yaşantıları vardır. Belli başlı sorunlar kişiler mekanlar değişse de şöyle bir dışarıdan bakıldığında temel bir konu üzerinde döner. Hep bu tepkiyi veriyorum, hareketi yapıyorum, hep şunu söylüyorum, hep bu sebeple incitiliyorum, incitiyorum dediğimiz zamanlar olur. Her zaman olmasa da bu döngülerin altında travmatik bir olay yatabilir. Ve bu döngüyü kıramadığımız için bir türlü iyileşemeyiz, yolumuza devam edemeyiz, gerçeği göremeyiz. Çünkü bedenimizde bu travmaya ait saklı kalan bir enerji vardır. Dışarı çıkmak için de bilinçaltının yardımı ile benzer olaylar yaşatırız kendimize. Bizler unutuyoruz fakat bedenimiz unutmuyor. Bize iyileşmemiz için aslında ders niteliğinde sinyaller veriyor. Peter Levine’nin yönlendirmeleri ile ben şahsen sürekli incindiğim alıngan tavırlar sergilediğim, kendimi suçlu hissettiğim bir konunun travmatik bir sebebini anlayabildim. Tabiki anlamak yetmiyor. Travma sırasında verilmesi gereken tepkinin verilmemiş olması aslında travmayı yaratıyor. Verilmeyen tepkinin enerjisi ise bedenimizde saklı kalıyor. İyileşmek için ise bu saklanan enerjinin salınması gerekiyor. Somatik Deneyimleme ise bu enerjinin dışa vurumunu sağlamak geliştirilmiş bir yöntem.

Somatik Deneyimle ile ilgili bir açıklama

Eklenti:
SOMATIC EXPERIENCING® (‘Somatik Deneyimleme®’ veya ‘SE’) travma ve kronik stresin yarattığı olumsuz etkileri iyileştirmeye yönelik, kısa süreli, beden merkezli psikobiyolojik bir yaklaşımdır. SE, bedendeki duyumların farkındalığa geçirilmesi ve takibi ile oluşan tepkilerin tamamlanması, biriken hayatta kalma enerjisinin çözülmesi ve sinir sisteminin kendini dengeleme kapasitesinin yeniden kazanılması ile çalışır.
Kaynaklarımızı keşfetmeye odaklı “Somatik Deneyimleme®” tekniğini uygularken duyumsama, imgeleme, içsel iyileşme gücümüz ve alt beynimizden (`reptilian brain`, sürüngen beyin: beynin insanın içgüdüsel davranışlarının kaynağı olduğu düşünülen kısmı) faydalanıyoruz. Yaşadığımız zorlu durumlardan kalan gerilim ve yükü; kendi kaynaklarımızı fark ederek, yaşadıklarımızı ayrıştırıp ve yeniden yapılandırarak, bedensel farkındalık ve duyumlamamız yardımıyla sinir sistemimizden boşaltıyoruz. Zaman içinde sinir sistemimizin kapasitesi ve beden farkındalığımız artıyor, bedenimizin sihirli zekasını dinlemeyi, iyileşmenin kendi sürecine ve içimizdeki iyileşme dinamiğine güvenmeyi öğreniyoruz. Sinir sistemimizin tekrar sağlıklı çalışır bir hale gelmesiyle, insanlarla sınırlarımızı farkediyor, kendimizi güvende hissediyor ve çevremizle ilişkimizde korku değil, merak ve keşfetme hali hakim oluyor. Zevk dahil bütün duyumlarımız daha zenginleşiyor ve bu dünyada yaşamanın getirdiği bütün halleri daha da derin deneyimleyebiliyoruz.
Amerika`da Dr. Peter Levine tarafından geliştirilmiş ve “Somatic Experiencing ®” adıyla tanınan bu yaklaşım, kişiye saygılı, duyarlı ve etkin bir uygulama olmasıyla son yıllarda hızla yayılmakta, travma çözümlemesi ve daha birçok alanda uygulama bulmaktadır.


TRAVMA NEDİR?
Eklenti:
Travma bir tanımıyla sınırlarımızın ihlalidir. Bedeni çevreleyen derinin veya kinestetik alanın; dışarıdan gelen herhangi bir müdahale tarafından fiziksel, duygusal ve hatta tıbbi nedenlerle aşılması olarak düşünülebilir. Aynı zamanda, duyu organlarımızın yüksek bir uyaran (ses veya görüntü tacizleri, şiddet izlemek) tarafından ihlali de olabilir. Sosyal varlıklar olarak bu tip ihlallere yaşamımızda maruz kalabiliyor ve baş edebilmek için kendimizi, duygularımız veya bedenimize karşı hissizleştirebiliyoruz.
Travma semptomları neler olabilir?
Olaylar karşısında aşırı tepki vermek, tepkisizlik, güvensizlik, nedensiz korkular, her şeyi kontrol etme isteği, seçeneklerimizin farkına varamama, olumsuza odaklanma, kaygı, uykusuzluk, baş dönmesi, sindirim güçlüğü, kronik yorgunluk ve psikosomatik ağrılar ortaya çıkabilecek semptomlardan bazılarıdır.

Travma oluşumu nelere bağlı?
Karşımıza çıkan zorlu durumlarla etkin şekilde başa çıkabilmemiz farklı etmenlerle ilişkilidir. Bu etmenlerle bağlantılı olarak, travmanın çözümlenmesi de farklı süre ve çalışmaları gerektirebilir.
1. Olayın ne kadar tehdit içerdiği, süresi, sıklığı, yoğunluğu.
2. Mevcut durum; aile veya arkadaşların desteği veya yokluğu, mevcut stres seviyemiz, öz bakımımız.
3. Genel özellikler; dayanıklılığımız, erken dönem ve gelişim öykümüz, yaşımız (çocuk, genç, yetişkin..).
4. Önceki deneyimlerimiz; becerilerimiz ve deneyimlerimizden öğrendiklerimiz.
5. Özelliklerimize ve kapasitemize karşı nasıl hissettiğimiz: Kendimize güvenimiz.

Bu ve daha çesitli durumlara bağlı olarak yaşanan olay kişide değişik etkiler bırakabilir.

Kronik stres bize sandığımızdan daha mı yakın?
Stres dolu, rekabetçi ve modern yaşam şekli insanları devamlı olarak `dövüş` ya da `kaç` dürtüsüyle hareket etmeye zorlamakta. Toplumun gözünde değer kaybetmek, ekonomik zorluklar ve bu gibi birçok korku insanı yoğun ve süreyen bir stres altında tutabilir. Bu şartlar altında, devamlı gerginlik, ruh halimizde büyük dalgalanmalar, sürekli bir tatminsizlik ve genel mutsuzluk hali yaşayabiliriz. Hastalığa direnmemizi sağlayan bağışıklık sistemimiz de zayıflayabilir.

Birçok kişi genelde gergin olmadıklarını (hatta rahat olduklarını) söyleyebilir veya düşünebilir. Bazılarımız için bu doğru olabilir fakat yapılan araştırmalar göstermektedir ki neredeyse sürekli gerginiz ve bunun farkında değiliz. Bu gerginlikleri yaşadığımızda, farkında olsak da olmasak da kendimizi aslında dövüş ya da kaç tepkisine hazırlıyoruz. Bu tepkiler ise çoğu zaman kaslarımızı kasmamıza, dolaşımımızın düzenini bozmamıza ve dolayısıyla iç organlarımızın yeterince beslenememesine neden olur. Bu da, beraberinde uyku ve beslenme sorunları yaratabilir. Başa çıkmak için kullandığımız yöntemler (madde ve alkol kullanımı, teknolojik bağımlılıklar) bize uzun vadede zarar verebilir.

Bedenimizde biriken ve kronikleşen yüksek stres, psikosomatik hastalıkların da habercisi olabilir. Bedendeki bu hal, dış görünüşte küçük ve önemsiz görünebilir. Ancak adrenal ve sempatik sistemin süreyen bu uyarımı, yüksek tansiyon, diyabet, koroner trombosis, peptik ve duodenal ülserler ile birçok ruhsal rahatsızlıklara, ayrıca sırt ağrıları, cilt problemleri, kas çekmeleri gibi bir dizi diğer rahatsızlıklara yol açar.

Bu biriken stresin boşalımına yardımcı olmanın etkin bir yolu, düzenli olarak (her gün) beden ve zihnimizi gevşetme egzersizleri uygulamaktır. Uyku ve beslenmemize özen göstermek de tabi ki çok önemli iyileştirici etmenlerdendir. Beden süreçlerinin dengelenip, normal aktivite seviyelerine dönmeleri derin gevşeme sırasında olur. Meditasyon ve mindfulness çalışmaları da bunu yapmanın bir yöntemidir. Ancak, kişiler bazen aşırı gergin olduklarında uyku sırasında bile gevşeyemeyebilirler. Öncelikle bedenin tehlikede olduğu algısını ortadan kaldırmamız, çözümlememiz gerekir.
Somatik Deneyimleme yaklaşımıyla yapmaya çalıştığımız sakin ve güvenli bir şekilde içgüdülerimizin verdiği savunma tepkilerini tamamlayabilmek ve bedenimizde yerleşmiş olan ‘kaç’, ‘savaş’ veya ‘donma’ otomatik tepkilerinin dışına çıkarmaktır. Böylece sinir sistemi dengelenir. Bu dengelenmeden diğer bedensel sistemlerin (hormonal, kan basıncı, kardiovasküler, sindirim sistemi, bağışıklık sistemi) de olumlu etkilenmesi beklenir. Düşüncelerimiz ve zihnimiz de, rahatlayan ve gevşeme kapasitesini yeniden kazanan bedenimizi takip edebilir ve daha az aktif ve daha olumluya dönüşebilir.


Peter A. Levine ile yapılan bir röportajın çevirisi:

VY: Pekala, Nancy’ye geri dönecek olursak, hayvanların çeşitli tepkilerinden gözlemledikleriniz ve öğrendikleriniz Nancy’ye olanlar a ve Nancy’ye yaptıklarınıza gerçekten yararlı olması konusunda nasıl bir anlayış sundu?
PL: Yararlı olan şey, vücudunun çok büyük bir tehdit zamanında kendini savunamayacağını öğrenmesiydi. Tüm gücünü kaybetmişti. Kaslarının tümü gergindi. Kaçmak için mücadele ediyordu - bu kaç tepkisidir – bu durumdan kurtulmak, onu tutan insanlardan uzaklaşmak, odadan kaçmak ve ailesine geri dönmek. Yani, vücudunun yapmak istediği şey buydu, vücudunun yapması gereken şey - oradan çıkıp korunabileceği yere geri dönmek.Kaçmaya çalışırken vücuduna kilitlenmiş olan bu aktivasyon bu "enerji" kendini kaybetmişti, hala gizli bir formdaydı. Bu şekilde şaşkına döndüğümüz zaman, enerji yok olmaz - vücutta çok derine kilitlenir. Anahtar konu işte bu.Enerji kaslarda kilitlenir.

MY: Bu enerjinin kilitlenmesi konusu travma anlayışınızın temeli mi?
PL: Kesinlikle doğru. Enerji ve bu aktivasyonun vücutta ve sinir sisteminde nasıl kilitlendiği.

MY: Yani amacınız kişinin bu enerjiyi serbest bırakmasına yardımcı olmak mı?
PL: Evet, bu enerjiyi serbest bırakmak, aynı zamanda bu enerjiyi aktif bir tepkiye yeniden kanalize etmek. O zaman beden düzenleyebilme kapasitesine sahip bir güç tepkisine sahip olur ve kişi bu kapatma durumundan çıkar ve “yaşam enerjisi”ni yeniden elde ettiği sürece girer. Genelde psikolojide bu terim kullanılmaz ama bence insanların sağlığı sorunlarının derinliğine inen bir terim. İnsanların yaşamlarını tam olarak yaşayabilecekleri bir enerjiye sahip olduklarını ve bu enerjiyi güçlü ve üretken yollarla yönetme kapasitesine sahip olduklarını hissediyorum.

VY: Şimdi açıkçası olayın sadece bir görüntüsünü bize veriyorsunuz ve bunun derinliğini ve nüanslarını yakalayamıyoruz. Fakat bunun hakkında bir şey bilmeyen biri kulağa biraz basit geldiğini düşünebilir. Bu kadın onlarca yıl önce bir tonsillektomi(bademcik ameliyatı) geçirdi ve siz onunla bir seans yapıyorsunuz ve bir şekilde o zamanlar tuzağa düşürülmüş olan enerjiyi serbest bırakıyorsunuz. Buna nasıl tepki verrirdiniz?
PL: Çok basitti ve elbette bir kerelik tedavilerin her zaman böyle olmadığını öğreniyordum. Bununla birlikte, yıllar geçtikçe, kişinin bu enerjilere ve bu beden duyularına kademeli olarak erişebildiği sistematik bir yaklaşım geliştirmeye başladım - hepsi bir seferde değil, bir kerede biraz. Bu “titrasyon” dediğim bir süreç. Bu terimi kimyadan ödünç aldım.Bir asit ve bir bazın karıştırılması görüntüsünü kullandım. Onları bir araya getirirseniz, bir patlama olabilir. Ancak, bir defada bir damla alırsanız, biraz köpürür ve sonunda sistem nötralize olur. Sadece nötralize etmekle kalmaz, aynı zamanda bu titrasyonu belli bir sayıda yaptıktan sonra, sonuçta tuz ve su elde edersiniz. Dolayısıyla, bu toksik maddelere sahip olmak yerine, yaşamın temel yapı taşlarına sahipsiniz. Bu analojiyi travma hastalarıyla yaptığım çalışmalarda kullandığım tekniklerden birini tanımlamak için kullanıyorum. Aslında kişiyi bir travmaya maruz bırakmıyorsunuz - kaybolmuş olan tepkileri geri çağırıyorsunuz, ki travmaya ilk etapta yol açan şey de tam olarak bu tepkiler.




Peter A. Levine kitabında oldukça etkili nefes egzersizleri ve beden izlenimi için çalışmalar öneriyor. Ve bu nefes egzersizleri Eiuri Eolas programında bulunan Vagus siniri uyarımıyla da aynı görüşte ilerliyor.

Egzersizlerden bir kaçı şu şekilde:


Eklenti:
Somatik Deneyimleme Egzersizleri
Aşağıda bedensel duyumlarla nasıl çalışıldığına dair fikir vermesi açısından bir kaç egzersiz bulacaksınız. Kendiniz deneyebilir, bedeninizi takip etmeye şimdiden başlayabilirsiniz.

Egzersiz 1 – İç ve dış kaynaklarınızın birer listesini yapın (önce aklımıza çok fazla şey gelmeyebilir, fark edeceksiniz ki bir kaynak diğerini çağrıştıracak ve bir kartopu etkisi oluşacak). İç kaynaklarımız, iç dünyamızdan gelir. Dayanıklılığımız, inançlarımız, ilgi alanlarımız ve ilişkilerimiz gibi şeyler olabilir. Dış kaynaklarımız ise içinde yaşadığımız ortam, arkadaşlarımız, ailemi,z işimiz gibi. Bu kaynaklarınızı detaylıca hayal edin ve bu imgelemeyi yaparken bedeninizde neler oluyor fark edin (nefesiniz rahatlıyor, derinleşiyor, kaslarınız gevşiyor mu? Vücut ısınız normalleşiyor mu?). Bu imgelemleri özellikle en etkin olanları beden hafızanıza iyice yerleştirin. Aynı zamanda bu kaynakların listesini cüzdanınıza ve çalışma masanıza koyun. Ve hatta bir de hatırlatma notunu her zaman görebileceğiniz bir yere iliştirin, çünkü kendimizi kötü hissettiğimizde bunları hatırlamamıza yardımcı olacaktır.


Egzersiz 2 – Bedensel farkındalık lisanımızı geliştirmek. Oturup bedeni hissetmek, farkettiğiniz algı ve duyumlamalarımızı ifade etmek için kelimeler bulmak. Bu egzersize sakin, sevdiğiniz ve güvenli bir yerde oturarak yapabilirsiniz. Örnek kelimeker, sıcaklık, genişleme, yayılma, akış, yön, kasılma, gevşeme gibi.


Egzersiz 3 – Farkındalığınızın bir kısmını sürekli olarak kol ve bacaklarınızda tutmak. `An`dan uzaklaştığınızı fark ettiğinizde uygulayabileceğiniz basit ve çok etkili bir yöntem.


Egzersiz 4 – Farkındalığınız ile bedeninizde rahat hissettiğiniz yere gidin ve onu deneyimlemeyin (mesela elleriniz, baldırlarınız). Daha sonra sıkışık, gergin, ağrıyan bölgenin (mesela omuzlarınız, boynunuz) kenarına gidip- hiçbirşeyi değiştirmeye çalışmadan- birkaç saniye orada kalıp tekrar rahat yere geri dönmek, ve burada bir süre kalmak. Bu döngülemeyi bir süre tekrar ettiğinizde oluşan farkları gözlemlemek. Belki de şaşırarak rahatsız bölgenin kendiliğinden rahatladığını veya küçüldüğünü fark edebilirsiniz. İşte bedenimizin kendini iyileştirme gücü ve sihirli zekasına dair bir deneyim.


Egzersiz 5 – Yukarıdaki egzersizi yaparken şöyle bir şeyi fark edebilirsiniz. Kol ve bacaklarda bir içsel titreşme, karıncalanma, enerji akışı, veya uyuşmanın çözülmesine benzer hisler.. Buna izin verin ve bu şekilde stres enerjisinin bedeninizi terk ettiğini, sinir sisteminizdeki gerginliğin boşaldığını hayal edin, imgeleyin.


Egzersiz 6 – Farkındalığınızı eklemlerinizde tutarak ayak parmaklarınızdan başlayıp, ayak bilekleri, dizler, kalça, omuz, dirsek, el bileği ve parmaklarınızı sırasıyla çok yavaş şekilde hareket ettiriniz. Ve bu sırada bedende oluşan hisleri fark ediniz. ` Discharge`(boşalım, serbest bırakma) adımına geçmenizi kolaylaştırıcı etkisi vardır. Buna ek olarak, vücudumuza ellerimiz ile hafifçe vurmak (tapping) ve dokunduğumuz yeri hissetmeye çalışmak yöntemiyle de beden bölgelerinin farkındalığınızı genişletebilirsiniz.


* Bu egzersizler Dr. Peter Levine`in Waking the Tiger ve Diane ve Larry Heller`in Crash Course: A self-healing guide to Auto Accident and Recovery kitapları ve Somatic Experiencing eğitimlerinden derlenmiştir.


fidelista


324 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 04/12/2019 :  22:40:13  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Çok yararlı bir kitap gibi görünüyor.tşk paylaşım için.
Go to Top of Page

bozadi


9788 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 05/12/2019 :  22:58:14  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Paylaşım ve çeviri için teşekkürler motherofrsd. Travma hayatımızın en temel konu başlıklarından biri bence. Peter A. Levine hakkında biraz araştırma yapmayı planlıyorum.

Bu arada travmatik duygular ile beden arasındaki bağlantı deyince, bir celsede K'ların bir tür "derin doku masajıyla" ilgili önerisi geldi aklıma: "C: Dokularda tutulan duyguların serbest bırakılmasına yardımcı olabilir." Tabi ki psikolojik travmalar konusunda tek başına bütüncül bir çözüm olmaktan çok uzak ama negatif duyguların dokularda tutulması ve derin doku masajının bunların serbest bırakılmasına yardımcı olması düşüncesi ilginç gelmişti.

Go to Top of Page
   Mesaj Sonraki Konu  
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Forum Seç:
Başkalarına Hizmet Forumu © Kasyopya celselerini ve diğer mesajları farklı ortamlara kopyalamadan önce lütfen izin isteyin: baskalarinahizmet@gmail.com Yukarıya git
Snitz Forums 2000

Design by Sizinsayfaniz.com

Bu sayfa 0,11 saniyede oluşturuldu.