Başkalarına Hizmet Forumu
Başkalarına Hizmet Forumu
Ana Sayfa | Bilgilerim | Kayıt Yaptır | Aktif Konular | Forum Üyeleri | Site içi Arama
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni Hatırla
Şifre hatırlatma servisi

  Forum
 Kanal Bilgileri
 Kasyopya Celseleri (Son Yıllardaki Celseler)
 20 Haziran 2009
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Yazar Önceki Konu Mesaj Sonraki Konu  

4BH


338 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 26/08/2009 :  16:00:20  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
20 Haziran 2009, Laura, Ark, Don D, Jason, A__, Allen B, C__, G__, Scottie


C: 5 Yıl daha ! Tamamlamak için! 0 Yeni Yıl !

S: (L) Ve bu akşam kiminleyiz ?
C: Poinonia

S: (L) Ve nereden bağlantı kuruyosunuz ?
C: Kasyopya

S: (L) Başlarken, "5 Yıl daha var" gibi bir bildirim yapmanızın belirli bir sebebi var mı ?
C: Yalnızca size hatırlatmak için.

S: (L) Normalde, sizin hiç bir zaman kesin tarih verdiğinizi görmedim.
C: Bu günü gününe bir belirtme değil, ama yeterince yakın.

S: (Joe) Bir çok Yeni Çağcı [New Agers] 2012 de hayal kırıklığına uğrayacak.
C: 2012 konusu bir dikkat dağıtma [ç.n. kandırma, dikkati başka yöne çekme]. Sizlere sürekli geleceğin "açık" olma özelliğini hatırlattık. Şimdi olduğu gibi, olasılıklar çökmeye başlayıncaya kadar her zaman açıktır. Ama makro-çöküşler biraz "zaman" alır.

S: (L) Yani diyorsunuz ki halihazırda başlamış olan bir makro-çöküş mü var ?
C: Evet.

S: (L) Bu mümkün mü ? (Ark) Evet, tabii.
C: Bekle ve gör!

S: (A) Aslında daha bugün bunu düşünüyordum, çünkü dün 3 tuhaf olay oldu. Yani şöyle ki; bugün kişisel blogumdaki istatistiklere baktım, ve normaldeki günlük tekil ziyaretçi [ç.n. unique visitor] sayım 600-700 civarındadır. Üç gün önce için bu sayı 1500 müş, ondan sonraki gün bu sayı 1700 olmuş ve dün de 4000 ziyaretçi olmuş. (A__) Gerçekten mi ? (L) Ve bu sana bir şey anlatmak ister gibi miydi ? (Ark) Evet, yani bu kuantum sıçraması gibiydi. Bir günlük bir şey değildi anlıyor musunuz, önce artmaya başladı, arttı, arttı ve dün BOMM, 4000 kişiye ulaştı. (L) Ark' ın sitesindeki ziyaretçi sayısının üssel [exponential] artışına bir açıklama getirebilir misiniz ?
C: Kitlesel farkındalık [ç.n. toplu bellek bilinci] uyanık durumda ve bir çok noktadan, köşeden gezinmekte ve aranmakta.

S: (L) Bu bağlamda, yine olmakta olan bazı tuhaf şeyler var. Örnek verecek olursam, bu D__' ye neler olduğunu öğrenmek istiyorum. D__ bize, öyle veya böyle abuk subuk, tutarsız mektuplar yazardı. Bir noktadan sonra onunla iletişime geçmeye çalıştık ve onu bir şekilde yardım veya rehberlik alması gerektiğine veya bir şeyler yapması gerektiğine ikna etmeye çalıştık. Bunu yaptı mı yapmadı mı bilmiyorum. Ama sanki zihinsel olarak daha da bozuluyor gibiydi. Aynı zaman da bugün, forumun [ç.n.Laura'nın Kasyopya forum sitesi] eski bir üyesinden bir e-posta aldım, aynı zaman da , geçtiğimiz son 1-2 yıl içerisinde, kısa bir süre için QFS sitesinin de üyesiydi, hiç katılımda bulunmasa da, ya da belki çok çok az.
Herneyse, isminin M**** olduğunu söylüyor (arapça kökenli bir isim) ve bir Ortadoğu ülkesinde yaşadığını söylüyor, ama IP adresi Washington DC yi işaret ediyor. E-postaları D__ ninkilere çok benzer; oldukça abuk subuk, tutarsız ve ayrıca da tehditkar. Eğer bu devirde ismin M**** ise, ortalıkta gezinip, garip garip Dünya'nın sonu senaryolarıyla ve büyük bir iş olacak gibi ifadelerle birini tehdit etmezsin. Yine de; yapmakta olduğu şey bundan ibaret. Bu iki kişinin görünen zihinsel deformasyonları arasında bir ilişki var mı ? (sonradan eklenen not: Aslında her iki kişinin yazım tarzları arasındaki benzerlik bize bir süre bunların aynı kişi olabilceğini düşündürttü. Ya da daha iyi bir tanımlamayla bir tür şizofreni durumu olabilceğini)
C: Evet.

S: (L) Ne tür bir ilişki ?
C: Sadece HAARP veya mikrodalgalar gibi şeylerden salınan "dalgalar değil, aynı zaman da kozmos'un hızlanması. Bütünleşik olamayanlar parçalara ayrılıp gidecekler, hem de şimdiye kadar görülmemiş bir hızda.

S: (L) Bu bahsettiğimi olayın içerisinde aynı zaman da negatif ruh varlıkları ve yapışıklıklar (obsesyon) da var mı ?
C: Kişilik bu derecede parçalanmış olduğunda pek şart değil.

S: (L) Peki o zaman. Yapabilceğimiz başka bir şey var mı ?
C: Belki de eskiden duygusal arınma için kullandığın o tekniği başkalarıyla da paylaşırsan, bundan bir çok kişi- bu iki kişi de dahil olmak üzere- faydalanacaktır.

S: (L) Hangi teknikten bahsediyorsunuz ?
C: Bütün bir gece gözyaşları içerisinde arındığını hatırlıyor musun ?

S: (L) Ha tamam, o sadece benim kendimin geliştirdiği bir meditasyon tekniğiydi. Belirli bir yönteme göre nefes alıp, nefes almam esnasında, aklımda belirli bazı cümleleri tekrar ediyordum ve bunu her gece yaptım. Ve tuhaf şeyler olmaya başladı.
C: Tabii ki tuhaf! Tamamen içgüdüsel olarak, etkisi açısından eşsiz olan, antik bir yöntemi keşfettin. Öyleyse neden paylaşmıyorsun ?

S: (Joe) Hadi ağzındaki baklayı çıkart Laura! (L) Ehh, yani hiç bir zaman bunun özellikli bir şey olduğunu düşünmedim, sadece bende işe yaradı! Yani, nasıl olur da böyle bir şey, şu Art of Living [ç.n. Yaşama sanatı] Sudarshan Kriya şeyiyle karşılaştırılır ?
C: AoL (Yaşam sanatı) başlayanlar ve robotlar için!

S: (gülüşmeler) (L) Eee peki neden o zaman Craig bize bunu öğretmeyi teklif ettiğinde bu konuda o kadar heveslendiriciydiniz ? Yani söylemek istediğim; Craig bize bu Sudarshan Kriyayı öğretmeyi teklif ettiğinde , size sorduğumuzda , sonunda 7 tane ünlem bulunan bir "Evet" dediniz.
C: Sizi bunu yapmaya teşvik etmemiz ve düşüncenizi sıçratmaya başlatmamız gerekiyordu, öyle yapmadık mı ?

S: (L) Yani asıl nokta bu yöntemin en iyi olduğu değil, dikkatimizi nefes alma düşüncesine çekmekti, ya da nefesin kontrol edilmesi, bir tür duygusal şifalandırma yolu olarak. Böyle mi ?
C: Kesinlikle! X7

S: (gülüşmeler) (L) Kısaltma, ha, umm..
C: Hatırla senin kullandığın yöntem çok güçlü bir "tohumu" kullanıyordu.

S: (DD) Tohum mu ? (L) Evet, bu tohumla ve ya tohum olmadan meditasyon yapma konusuna bir gönderme.b (joe) Tohum neydi ? (L) İçimden tekrar ettiğim söz öbekleri. (Allen) Bunlar özellikle sana özel şeyler miydi, yani sanki herkes kendisininkileri bulmalıymış gibi ? (L) Açıkçası bilmiyorum, bu sözcükler özellikle benim için miydi ?
C: Süper güçlülerdi!

S: (C) Dua gibi şeyler miydi ? (L) Evet, ve işin komik tarafı önce İsa duasıyla başlamıştım [ç.n. İsa Duası-Lord's Prayer- İsa'nın takipçilerine öğrettiği bir tür dua]. Sonra bundan pek memnun kalmadığımı düşündüm, çünkü yeterince açık değildi. Ve bir takım spesifik dinsel ögelerle bağıntılıydı ve ben de oturup bunu yeniden yazdım. Şunun gibi bir şeydi: Yapmak zorunda olacağım şey şudur ki... (DD) Bu sözleri bir tür kalıp olarak mı kullandın ? (L) Evet. (Joe) Ben de bir tür İsa duasının modifiye edilmiş halini söylerdim. Geceleri, bir mantra gibi bunu sürekli tekrar eder dururdum. (L) Bunu yaparken nefes olayını da gözönünde bulunduruyor muydun ? (Joe) Bilinçli bir şekilde değil. (L) Benimkisi öyleydi. Çok planlı bir şekilde kontrol edilen bir nefes alma tekniğiydi. Bunu aylar boyunca her gece yaptım. (DD) Nasıl nefes alıyordun ? (L) Craig'in öğrettiğine çok benzer [ç.n. Sudarshan Kriya' yı kastediyor], buna Zafer (utku) Solunumu (nefes alması) diyorlar. [ç.n. İng. Victory Breathing] (Joe) Hem nefes alma hem de verme burundan mı ? (L) Burundan alıp, ağızdan verme. (Joe) Çünkü ben Zafer Soulunumunun biraz garip oldugunu düşünmüştüm, çünkü bize kursta ikisinin de burundan olduğunu öğretmişlerdi. (A_) Evet, eksik olan bu kısmıymış. (L) Evet, burundan alıp, ağızdan veriyordum. Şöyledi : nefes al ve say, tut ve say, nefesi ver ve say. Ve bunu çok kontrollü bir şekilde yapıyordum...Yani şu Ujjai Solunumu, veya Zafer Solunumuna oldukça benzer bir teknikti. Bu bana bir şekilde yabancı değildi, çünkü bunu yıllar boyunca uygulamıştım. (C) Ve buna yaparken de bir yandan da diyordun ki... (L) Bu sözcük öbeklerini tekrar ediyordum. Ve öyle ayarlanmıştı ki, her bir öbek nefes alışa ve nefes verişe tamtamına denk geliyordu. Yani ilk sözcükler için nefesi alıyordum, ve bir sonraki sırasında nefesi veriyordum vs. Ve o zaman koyduğum hedef bunu 20 kere tekrarlamaktı. Hiç 20 ye ulaşabildim mi bilmiyorum, çünkü 11.-12. ye geldiğimde, sanki bir şekilde bedenimi terkediyordum. Ve bunu bir çok sefer tekrar ettikten sonra, tam olarak nasıl adlandıracağımı bilemiyorum, şöyle birşey yaşadım, bilemiyorum ; buna kundalini deneyimi mi demeliyim yoksa başka bir şey mi, ama hissettiğim şey muazzam bir arınma yaşadığım ve bu duygunun saatler boyunca devam etmesiydi. Bunu daha önce tarif etmiştim. Birşey oluverdi. Herneyse, bahsettikleri öykü bu. Bilemiyorum şimdi neyi sormalıyız ? (Joe) Bahsettiğiniz fikir bu mu ?
C. Evet ve diğer amaçlar için bir diğer mükemmel teknik de sizin "güç solunumu" adını verdiğiniz şey.

S: (L) Oh, benim Güç Solunumum. (C) Bu nedir ? (L) Benim için bu kısaca enerji kazanımı tekniği. Koşu bandı üzerinde hızlı adımlarla koşarken bir yandan çok özel ve hızlıca bir nefes alıp verme. Bu kafadan çok bedene uyumlanan bir şey. Sanki beden zeka ve yürek gibi ve Güç Solunumu da sanki hareket merkezi ve yürek... Bedenin hareketlerinin, senin nereye gitmen gerekiyorsa götürmesine izin veriyorsun.
C: Bu tekniğin ne sonuç verdiğini hatırlıyor musun ?

S: (L) oh, evet! (Joe) Ne sonuç verdi ? Uçtun mu ? Süper güçler mi sağladı ? (A_) Bu, şu geçmiş yaşantı olayı değil mi ? (L) Evet jimnastik sırasında geçmiş yaşantı anısına gittim. (Joe) Nerede, burada mı ? (L) Hayır, Florida'dayken. Ama kanımca birileri böyle bir şey yapacaklarsa ortamda başka biri de bulunmalı. Yani sonuç olarak diyorsunuz ki, bu duygusal katmanlara geçebilmek için bir çok yöntem var ve bunlar bir şekilde Yaşam Sanatı öğretisinden biraz farklılar.
C: Evet, ve muhtemelen inançla kullanılırsa ondan çok daha etkili. Yaşam sanatı sanki nefes alma tekniklerinin " diet kolası" gibi... Sadece 1 kalori.

S: (Gülüşmeler) (L) Bu söylediğiniz Jason gibi şüpheci geldi kulağıma. (gülüşme) (L) Tamam, senin sormak istediğin bir soru vardı. (A__) Galler'deki Bridgend' de yaşanan bu intiharlar hakkında ne söyleyebilirsiniz. Orada olan biten nedir ?
C: Celsenin başında bahsettiğimiz türden dalgaların etkileri, bu mekanın özelliği sebebiyle yükseliyor ve hızlı bölünmelere, parçalanmalara sebep oluyor.

S: (L) Yani bir yer altı suyu gibi, ya da elektromanyetik bir şey, ya da (orada bulunan) bir güç merkezi ya da bunun gibi bir şey sebebiyle mi ?
C: Evet.

S: (A) Yani insanlar parçalara ayrışıyorlar ve hepsi kendini asıyor. (Joe) Tam tamına 24 kişi, hepsi kendini astı. (A__) Ve hepsi 30 yaşın altında. (L) Ee, bir yandan devam eden HAARP'ın etkileri, bir yandan devam eden mikro dalga kuleleri ve bir yandan da kozmik dalgalar. (DD) Geçen hafta bir Tulsa'daki bir arkadaşım intihar etti.
C: Tüm Dünya' da daha çok dengesiz (instabil) davranış bekleyin.


[Kısa bir ara]

S: (L) Merhaba yeniden geldik. Geri gelebilir misiniz ?
C: Gitmedik! Geri geleceğinizi biliyorduk.

S: (L) Tamam, şunu sormama izin verin : şu Sudarshan Kriya, bu faydalı ve yardımcı bir şey gibi gözüküyor. Bu doğru değil mi ?
C: Çoğunlukla grupsal oturumlar için faydalı.

S: (L) Anladım, yani grupsal oturumlar için faydalı. Hmm...
C: Şu anda insanların ihtiyacı olan şey duygusal blokajlarından ve programlarından arınmaları, karmik yüklerden bahsetmiyoruz bile.

S: (L) Tamam, yani benim sürekli kullanageldiğim bu iki teknik kişisel meditasyon için faydalı ve Kriya da grupsal aktiviteler için. Bunun sıralamasının ne olması gerektiğini tam çözemiyorum. Demek istediğiniz şu mu; insanlar önce kişisel olarak kendi duygusal tarafları üzerine özel olarak çalışmalı ve sonra da grup olarak toplanıp Sudarshan Kriya gibi bir şey mi yapmalılar ?
C: Aşağı yukarı. Ama yine de unutmayın Sudarshan Kriya diye adlandırılan şey yalnızca çok eski antik bir yöntemin bir varyasyonu.

S: (L) Tamam. Peki bunun antik versiyonu daha mı iyi ?
C: Evet.

S: (L) Peki bunun antik versiyonunu uygulamak için nasıl değiştirmemiz gerekiyor ?
C: Nefes alma sırasında uygun kelimeler kullanılmalı. Joe, yaşam kelimesinin İrlandacası nedir ?

S: (Joe) Hmm..Beatha mı ? ["Bah Hah" şeklinde telaffuz ediliyor]
C: Evet.

S: (Joe) Tamam bu. B-E-A-T-H-A. Orijinal yazılışı bu olmayabilir.
C: Nefes alırken Ba verirken HA.

S: (C) Yani "baha" şeklinde telaffuz ediliyor ? (gülüşmeler ve Kriya'nın "so-hum" yerine "ba-ha" ile yapılması üzerine konuşmalar)
C: Deneyin!

S: (A) Peki daha önce üzerinde konuştuğumuz sözcük öbekleri ile nasıl olacak ? Boşaltılmış bir zihin ile mi tekrar edilecek yoksa anlamlarını hissetmeye çalışarak mı ?
C: Anlamlarına odaklan.

S: (L) Tamam... (Joe) Bunu yapması biraz zor, yani nefes alırken aynı anda kelimeleri söylemeye çalışmak. (L) Onun bahsettiği daha önce konuştuğumuz benim uyguladığım teknikler. Tamam, yani elimizde "beatha" var, yani yaşam. Yaşamı nefes almak ve yaşamı nefes vermek. Yapılması gereken başka düzenlemeler var mı ?
C: Süper hızlı nefes alma yöntemini uygulamak zorunda değilsiniz. Bu sadece kimyasallar oluşturuyor ve kişinin suni bir yükselme deneyimlemesine sebep oluyor.

S: (L) Yani uzun ve yavaş nefesi öneriyorsunuz, ve sonra orta hız, ve yavaşça artarak hızlı, ama hiç bir zaman süper hızlı değil.
C: Evet.

S: (A) Bunu yapmanın en iyi yolu, bir teyp tarafından ya da bu kelimeleri söyleyen biri tarafından yönlendirilmek mi, yoksa bunları kafanın içerisinde söylemek mi ?
C: Evet, yönlendirme gerekiyor. Ayrıca, en sondaki sessiz bölüm boyunca da meditasyonun kelimeleri çok etkilidir.

S: (L) Yani bu nefes çevrimini uyguluyoruz, temel olarak Kriya prensiplerine göre, tek fark nefes alırken bu kelimeyi dile getiriyoruz. Ve en sonda da, derin meditatif seviyede bu kelimeyi tekrarlıyoruz. Bu mudur ?
C: Evet.

S: (L) Tamamdır. Peki Kriya prensiplerinde verilen tekrarlama sayıları uygun mudur ?
C: Yeterince yakın ama biz yine de 30'un katlarını öneririz.

S: (Ark) bu yöntemi çalmakla suçlanmamak için dikkat etmemiz gereken bir şey var mı ?
C: Ravi Shankar' ın [ç.n. sanırım şu anda Art Of Living- Yaşam Sanatı organizasyonun başında olan kişi] iddia ettiği bunun kendi kişisel buluşu olduğu mu ve bunun patentini mi alacak ? Biz size Veda'lardan bile çok daha eski bir tekniğin tüm detaylarını verdik. Joe, herkese "bilginin büyümesi" [ç.n. ing. growth of knowledge ]kelimesinin karşılığını söyle.

S: (Joe) Kelimenin "eiri" olması lazım, bunun anlamı yükselme, arzulama ya da isteme. Ve bilgi kelimesinin karşılığı da "eolas". (L) Tamam ikisini birlikte söyle. (J) Yani tahminime göre kısa versiyonunun "eiri eolas" olması lazım.
C: Bu orijinaline yeterince yakın.

S: (L) Yani temel olarak, tamamen farklı bir ismi olan tamamen farklı bir yöntem bizimkisi. (Ark) Farklı bir araba gibi! (C) Nasıl telaffuz ediliyor Joe ? (Joe) Sanırım en doğrusu fonetik olarak kulağa en iyi gelen versiyonu seçilmeli, çünkü İrlanda'nın farklı bölgelerinde bu tamamen farklı telaffuz edilecektir. Ve dil de değişime uğradı. Yani sanki , "bilgiyi arzuluyorum" , "Tá me ag éirigh eolas" şeklinde olacak gibi. Ama buradaki éirigh sözcüğü ingilizcedeki "eerie" gibi okunmamalı. Daha çok "airy" gibi olmalı. [ç.n yani "eğyri" şeklinde]
C: Olayı çözdün...

S: (L) Başka sorusu olan ? Ben yoruldum. (A__) Ben son zamanlarda çılgın gibi sıkça ortaya çıkmaya başlayan hayvan şekilli ekin çemberlerini sormak istiyorum. Yani Anka Kuşu, Denizanası, Balıklar ve Yusufçuk gibi. Bunlar gerçekler mi ? [ç.n. yani gerçekten dünya dışı kaynaklar tarafından yapılıp yapılmadıklarını soruyor]
C: 6. Yoğunluk düşünceleri.

S: (S) Ben aralarından sadece balıklı olanın sahte olabileceğini [insanlar tarafından yapılmış] düşünmüştüm. (A__) Size söylüyorum, bu sanki 6. Yoğunluktan seslenen David Attenborough gibi [ç.n. David Attenborough: BBC' de doğal yaşam ve hayvanlar üzerine prıgramlar hazırlayan bir televizyoncu) (Joe) Denizanası neyi sembolize ediyor, Medusa'yı mı ? (A__) Ya Yusufçuk ?
C: Ne kadar sembolik değil mi ? Ve aynı zamanda , uyumlanmış (frekansa) olanlara , tehditkar ve korkutucu olmayan bir yolla mesaj iletmenin bir yolu.

S: (L) Medusa, Yusufçuk. (A__) Balık. Anka. Üç Balık. (L) Üç balık mı ? (A__) Evet bir tanesinde 3 tane balık vardı. (L) Hatırlamıyor musunuz ? Osiris parçalara ayrılmıştı ve erkeklik organı bir nehire atılmıştı ve sonra da 3 tane balık tarafından yenmişti. (Joe) Aynısı Dick Cheney'in başına da gelecek mi ?
[Gülüşmeler]
C: Sen nasıl istersen!

S: (Gülüşmeler) (L) Tamam, iyi geceler demek istiyorum, çünkü çok bitkin düştüm.
C: İyi geceler Gracie. Hoşçakal.

Gregorsamsa


96 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 26/08/2009 :  23:07:49  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Celsenin başında yer alan

"C: 5 Yıl daha ! Tamamlamak için! 0 Yeni Yıl !"

bölümü ile ilgili celsenin yayımlandığı orijinal forum sitesinde epey fikir tartışması yapılmış. Aslında ilk taşı Laura atmış ortaya ve forumdakilerin fikrini sormuş, ne demek istemiş olabilirler diye. Çünkü ingilizcesini anlamak da biraz zor. Şöyle ki ;

A: 5 more years! 2 go! 0 new year!

bir kere cümleyi ünlemlerle bölmüşler, ilk bölüm "5 yıl daha!" ikinci bölüm "Tamamlamak için!" ya da bitirmek vs gibi de anlaşılabilir, buradaki 2 rakamı bir kelime oyunu, aslında telaffuz ettikleri "to go" ama 2 kelimesi ingilizce de "to" diye okundugu için yaygın bir kelime oyunu yapıyorlar.
Peki, neden doğrudan "5 more years 2 go!" dememişler de ünlemle ikiye ayırmışlar. Bu forumda irdelenen şeylerden birisi. Bir digeri de. üçüncü bölüm olan 0 (sıfır) yeni yıl ibaresi. Bu da tam olarak anlaşılmış değil bir çok kişi tarafından ve farklı farklı ama yakın yorumlar yapılmış.
Son noktada Laura, kendi anlayışına göre bir açıklama getirmiş bu cümle için, ben de buraya aktarmak istedim :

"İşin aslı bu cümlenin yoğun bir anlamı var... Kasyopyalılar cümlenin, "5 Yıl Daha!" kısmını tamamladıklarında (ouija tahtasında)..zihnimden geçen soru "neyi kastediyorsunuz?" idi. Ve hemen ardından cümlenin "tamamlamak(bitirmek) için" kısmı geldi. Ve bu sırada zihnimde beliren soru "neyden önce ?" idi. Ve yanıt da "0 Yeni Yıl" idi. Ve ben bunun yeni bir çağın başlangıcı olduğunu anladım.
Go to Top of Page

Tiversonus


3343 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 29/08/2009 :  04:18:31  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
"C: 2012 konusu bir dikkat dağıtma [ç.n. kandırma, dikkati başka yöne çekme]."




Kanımca üzerinde düşünülmesi gereken yukardaki cümle: "Dikkat dağıtma" olayının meydana gelebilmesi için hangi alternatif durumlar "olası" dır?
Go to Top of Page

Tgur


1043 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 29/08/2009 :  10:07:44  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle

Sevgili Gregorsamsa nın yorumunu ele alırsak;
Evvela şu sorulara cevap vermeliyim diye düşünürüm,

*Laura ve beraberindekiler sorularını ouija tahtası yoluyla mı soruyorlar yani soruları yazıyorlarmı, olamaz,zira ses kayıt cihazı kullanıyorlar,konuşmalar dolayısıyla yorumlar bu şekilde toplanıyor ,
*Büyük bir olasılıkla sesle sormak veya yorumlarına cevap bekler şeklinde ,
*Düşüncelere cevap şekli ise hadiseyi biraz karıştırır sanırım,
*Ancak Lauranın bu celselerde majör bir havası olduğunu unutmamak lazım,
*Ve bazılarının direkt düşüncelerine cevap şeklinde olan bilgilerle de karşılaştık,

Bence sonuç;
En doğru yorum Lauranın kendi anlayışına göre olan son söylenen olmalı.
Go to Top of Page

Tgur


1043 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 29/08/2009 :  11:07:12  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Sevgili Tiversonusun "2012 konusu bir dikkat dağıtma ve bunun için hangi alternatif durumların olası
olması" sorusuna cevaben,

O maddenin altındaki yorum ve K.lerin cevapları hadiseyi açıklamış kanaatimce,şöyle ki,

2012 de yer hareketleri ve diğer korku dolu kıyamet yorumları üzerine kilitlenip bekleyişe geçen bilinçlerin tarifini K.lar "bütünleşik olmayan parçaların süratle dağılıp gideceği" şeklinde belirtmişler ,yani maddesel yıkım üzerine parçanın ızdıraplarına takılma ve bekleme konusunu,bütünlük dışı bilinç olarak yorumlamışlar ,

Aynı şekilde dördüncü boyuta geçtim, cennetin yeşillikleri nerede ,diyen benliğimin parçası da bütünleşik olmayan bilinçler ordusunun mensubudur ..

Anlıyacağınız, kanaatim,
Boyutların bir bölümüne takılıp ipek çadırlar altında yan gelip yatma da bütünleşikliğin dışına çıkmaktır..Bir yerlere takıldım çünkü,o halde biz hiç mi mutluluk görmeyeceğiz, şeklinde feryat eden o bütünleşik olmayan şımarık, bencil benliğime cevabım,

Mutluluğu sadece madde özelliklerinde arayıp bitirme ,o, her zaman düşünülür, yaratılır ,zaman illüzyonuyla yaşanır (şimdi yaptığım gibi), yeter ki arayış ve ruhsal yolculuğumu bitirmeyeyim,zira mutluluk , elde edilince özelliğini yitirir, yolculuğun kendisidir o..




Edited by - Tgur on 29/08/2009 11:34:55
Go to Top of Page

Alemtac


2482 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 29/08/2009 :  12:01:09  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
2012 veya herhangi bir kıyamet tarihi kandırmacadan başka bir şey olamaz. Toplum bilinciyle oluşturulacak ölüm korkusuyla beslenen kendine hizmet varlıkların yarattığı akıllıca bir senaryonadan öteye geçemeyecek bu tarihler. İster geçmiş yaşamlarımız da yaşanmış olsun, ister genlerimizle taşımış olalım hepimizin yaşadığı veya yaşadığını sandığı, tarihte bir yerlerde bir kabus vardır. İnsanların en büyük korkusu olan ölüm korkusunu kullanarak kitle bilincini harekete geçirmek ve olamayacak şeyi olur kılmak çabaları bunlar.
Go to Top of Page

Tiversonus


3343 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 29/08/2009 :  12:12:01  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen Tgur


Sevgili Gregorsamsa nın yorumunu ele alırsak;
Evvela şu sorulara cevap vermeliyim diye düşünürüm,

*Laura ve beraberindekiler sorularını ouija tahtası yoluyla mı soruyorlar yani soruları yazıyorlarmı, olamaz,zira ses kayıt cihazı kullanıyorlar,konuşmalar dolayısıyla yorumlar bu şekilde toplanıyor ,
*Büyük bir olasılıkla sesle sormak veya yorumlarına cevap bekler şeklinde ,
*Düşüncelere cevap şekli ise hadiseyi biraz karıştırır sanırım,
*Ancak Lauranın bu celselerde majör bir havası olduğunu unutmamak lazım,
*Ve bazılarının direkt düşüncelerine cevap şeklinde olan bilgilerle de karşılaştık,

Bence sonuç;
En doğru yorum Lauranın kendi anlayışına göre olan son söylenen olmalı.




Sevgili Tgur, teşekür ederim. Bu konuda neden “olasılıklı” düşündüğümü açıklarsam belki daha iyi anlaşılabilirim diye düşünüyorum. Sonra da bu bütün “olasılıkları” kapsayacak, tümünü veya bir kısmını yok saymayacak bir hareket tarzı önerilebilinir.

• Birinci ve temel olasılık Kasyopya’lıların bilgilerine “güven” konusu. Yani bu kanalı kabul etmeyen kişi vardır, olacak, olmuştur. Böyle düşünenler için “hepsi hayali” bir durum olacaktır. Böyle düşünenlerin olması normal bir durum, güvenirlilik niteliğinin ötesinde.
• Kasyopyalılar; (0-15 yıl içinde ve 0-13 yıl içinde) ve hatırladığım kadarıyla bu tarihler yaklaşık 2012 yıllarına denk gelen tarihlerdi. Daha da önemlisi (% 84 veya % 86) gibi bir olasılığı Ark’a söylediklerini hatırlıyorum.[bu bölümü şimdi aktaramadığım için özür dilerim] İşte yüzde 14/16 dışında kalan bir süre sözkonusu. Aynı zamanda 15 yıl da geçti. Yani olasılık yüzde 80 lerden daha yukarı çıkmış olmaz mı? Bence olur fakat zamanın olasılıklı ve olasılıkların çöekene kadar da zamanın “açık” niteliğini düşünürsek, insanlar hep “iyimser” olanı neden seçerler? İyimserlik matematikte yoktur kanımca, objektiflik esastır.
• Bir başka durum; insanların “karmik öğrenci” olmaları durumudur. Yani özgür irade ihlaline karşı Kasyopyalılar’ın ne kadar hassas olduklarını takip edenler bilirler. Yalan’da söylemezler ama kelime oyunu yaparlar. Yapmaz lar mı? “0-18 yıl” demek 1 gün de demek değil midir?
• Sorum şu (takipçilere elbet), neden 0-18 yıl gibi bir rakamdan “5 yıl daha” derler, bu ifade değişikliğinin veya “formatının” nedeni nedir? Burada bir format değişikliği yapmışlardır.
• Bir başka konu ise; “adanmışlık” ve “sınavlar, testlerin olması” durumu. Buna çok vurgu yapılır. Bu vurgulananlara uyduklarını düşünmek yanlış olmaz veya bu duruma zarar vermek.
• Kasyopyalıların bir diğer vurgusu da “2012 şaşırtmacası” ‘dır. Yani hangi durumda 2012 bir şaşırtma olur: Daha erken bir tarih mi, daha sonra bir tarih mi? Kendinizi evrenin KH güçlerinin yerine koyun ve dalga’ya hazırlığı önlemek açısından, olaya daha az kişinin hazırlanması açısından ; önce bir tarih mi ya da sonra bir tarih mi kullanmaları gerekir? Dalgaya daha az insan hazırlanması açısından ve içeriğini bozmak açısından.
• Bir başka durum ise, celselerde grubun zarar görmemesi için [örneğin, çocuk kurban etme ve d.icke nin iddialarında olduğu gibi] bazı cevapların verilmemesi. Ve bu sözkonusu celse de de soru sorulmadan, kim var demeden, nereden demeden, aktarımın yapılması, bunlar gerçekten ilginç değil mi? Normal statüde olmayan bir bildirim var ortada.


SONUÇ: Sevgili Tgur aslında güzel bir kelime kullanmışsınız: “olmalı”, yani olasılık yüklü bir durum. Ben kişisel olarak, tüm olasılıkları kapsayacak şekilde bir tarihe odaklanmak yerine; Laura ve ekibinin çalışmaları (bu saatlerden sonra) çok daha dikkatli takip edilmeli ve UYGULANMALI diye kendime öğütlüyorum. Böylece, adanmışlık ve bir karşılık vererek almak sözkonusu olabilecektir. Yani tarih odaksız ancak, bu celselerden sonraki UYGULAMA ve bilgi edinme tavsiyeleri çok daha bir adanmışlık içinde yapılmalı. Diye kendi açımdan düşünüyorum. Sonuçta belirsizlik ortamında bir OLMA ve beklentisizlik içinde OLMA sözkonusu. Durum böyle olunca birkaç yıl önceden BH adayı olarak ilerlemek “zararlı olmaz”. Tüm bunların sonucunda kimin ne olacağının da bir garantisi yok, bunu da belirtmek isterim. Ancak sabır öder diyorlar.

Kişisel fikirlerim bunlar. Bence enerjiyi efektif kullanmalıyız. BH adayı gibi (isteyenler için) davranılması durumunda, zaten tarih odaklı olmamak bir “avantaj” sağlıyacaktır.

Kişisel düşüncelerim bunlar, bu dikkate alınıp her varlık kendi OLUŞ seçimini yapar diye de düşünüyorum


Go to Top of Page

bozadi


8919 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 01/09/2009 :  19:14:13  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
kasyopyalıların "2012 konusu bir dikkat dağıtma" diye verdiği cevap, 2012 tarihiyle ilişkili olarak daha daha önce verilen yanıtların hiçbiriyle çelişmiyor görebildiğim kadarıyla.

Aralık 2012 (yani bir anlamda 2013) tarihinde veya bu tarihe kadar dünyadaki statüko çok büyük darbeler almış olacak. artık dünya bildiğimiz dünya, hayat bildiğimiz hayat olmayacak.

yani dikkat dağıtma denen şey tarihle ilgili değil, o tarihe çoğunluk tarafından verilen anlamla ilgili. dikkat saptırıcı odakların insanların 2012'ye verdiği anlamı belirli bir yere doğru çekmesi durumu.

bu da özet olarak, büyük bir kırılma/dönüşüm aşamasına, ruhsaldan perspektiften ziyade dünyevi korku/arzuların penceresinden bakma şeklinde bir sapma oluyor. negatif bir şekilde, ciddi bir ölçüde başarılan şey bu.

2012 tarihinde insanların büyük bir bölümü bedenlerini terk etmiş olacaklar. boşverelim aralık 2012'yi, bugün ile aralık 2012 arasında bizi bekleyen şeyleri kaç kişi kaldırabilecek acaba??? herkes o zamana kadar herşey normal gidecek, sonra bir anda birşeyler olacak sanıyor. hayır, her an, her saat, her dakika, insanlar için büyük yıkımlar meydana gelebilir ve gelecektir. gelmeli de. gelmezse insanlar nasıl düşünecek, nasıl kendileriyle, hayatlarıyla yüzleşecek, nasıl güçlü dersler çıkaracaklar?
Go to Top of Page

bozadi


8919 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 01/09/2009 :  19:26:05  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
"5 yıl daha" (2009 + 5 = 2014), belki de 4. yoğunluk dalgasının dünyaya kesin varış zamanıdır. bence bunu kastediyor gibiler. meşhur "aralık 2012" (2013 başı) diye verilen 4. yoğunluk dalgası geliş vaktinin 2014'e sapmış olması (eğer kasyopyalıların kastettiği buysa), 2012 "kavramının" bir çöküşü değil. asıl mesele 2012'yi sadece bir tarih olarak görmek. insanların çoğunun yaptığı hata da bu.

yani, 2011 olsa ne olur, 2012, 2013 veya 2014 olsa ne olur??? sizce bu süreçte olacak olan şey nedir? ve bunun sizin için, yanınızdaki, etrafınızdaki, tüm dünyadaki insanlar için, kaderiniz için, varoluş yolculuğunuzdaki durumunuz için anlamı, önemi nedir? bunu düşünüyor musunuz?

kısa ve orta vadede en kötü olasılık olarak neyi düşünüyorsunuz ve kendinizi en kötü olasılıklara karşı nasıl hazırlıyorsunuz? tüm bu kavramların hayatınıza, varlığınıza, diğerlerinin hayatlarına ve varlıklarına, varoluşa, evrene, tanrıya bakış açınızda yaptığı değişiklikler nelerdir? 2012 gelince mi düşüneceksiniz bunları? o zaman buna vaktiniz olacak mı acaba?
Go to Top of Page

bozadi


8919 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 01/09/2009 :  19:33:07  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
bunları korku unsuru olarak söylemiyorum kesinlikle. sadece pek düşünülmeyen, düşünülmediği için de kendimizi "kaybeden" durumuna soktuğumuz konuları, kavramları gündeme getirmek adına söylüyorum.

bu konular ve kavramlar, dünyevi bedenli varlık değil, sonsuz ruhsal varlık perspektifinden bakmaya alışmak, dünyadaki hikayemizin ne durumunda olduğunu (gerçek duygu ve düşüncelerimiz ışığında), ve mevcut durumumuz itibariyle ruhsal evrimin bize kısa, orta ve uzunvadede nasıl bir gelecek sunma eğiliminde olduğunu anlama çabası.
Go to Top of Page

Tiversonus


3343 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 01/09/2009 :  19:44:46  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Aslında Bozadi dostumdan farklı düşünmüyorum, sadece insan bilincindeki ruhsallığa yönelişteki durgunluğu gözlemliyorum, işte madem zaman akışkan ise yani neden daha erken bir tarih ihtimalini gözardı edelim diye de düşünüyorum. Sonuç olarak tarihlerinde bir anlamı yok (bir ölçüde) ama bir yandan da var bir an önce olsun gibi bir şey.

Ve Kasyopya celselerini takip edenlerin bir avantajı şu: zaten 2012 popüler anlayışından uzaklar, işte belki anlamı daha iyi kavrayan tek kanal takipçileri buradandır. Kasyopya takipçilerinin sıkıntısı "anlamın saptırılması" tuzağına düşmek değil, -belki Kasyopyalılarında bu amaçla söyledikleri gibi- "sabırsız" olmalarında. Bu var ki demişlerdir: "Sabredin" :)) Yani benim gibi takipçileri çok demek ki:))

Olayların öncesinde bir hazırlık ile ne yapılabilir? Ruhun bilgi temelli bir çalışmasından başka bir şey göremiyorum doğrusu. göremiyorsam bu birazda ortalık karıştığında bilgi toplayamayacak kadar da veya yaşayamayacak kadar da bir ruhsal, zihinsel durumda olacağımızı genel olarak düşünmemdir.

Belki de bunu içsel/sezgisel bildiğimden, sanırım bilgiye yönelişim bu nedenle. hatta bir çok şeyi aksatma pahasına.

Evet katılıyorum, can pazarı durumları daha erken çıkabilecektir ve orada zor gerçekten zor!

Bazende gülüyorum, bir kaç sene önce gitmek istediğin yere yine gidecem diye:)))

Go to Top of Page

Tiversonus


3343 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 01/09/2009 :  20:07:30  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Bu arada beni en çok endişelendiren kometler değil; insanlar evet insanlar yani gerçekten.
Go to Top of Page

bozadi


8919 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 01/09/2009 :  20:36:13  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen Tiversonus

Olayların öncesinde bir hazırlık ile ne yapılabilir?



varlığımızda sonsuz güç var. elbette bu potansiyelin tamamını kullanabilecek durumda değiliz. bu potansiyelin tamamına 7. yoğunlukta eriliyor. biz 3 ile 4 arasındayız.

ama hangi aşamadaysak, hangi boyuttaysak, o boyutta karşılaştığımız ve karşılaşabileceğimiz tüm sorunlara karşı (kıyamet dahil), bilinçli, doğru ve etkili tutumları geliştirebilecek güç, iradeye, sevgiye, bilince (ve fazlasına) erişim potansiyelimiz var.

imkansız diye birşey yok. kendimize güvenmiyoruz. varlığımızın gücünün, gerçeğinin farkına varsak, en vahşi kıyamete kendi adımıza üzülmeyiz, üzülenler, korkanlar için üzülürüz.

kıyamet gelsin veya gelmesin, her durumda, her koşulda yapılması gereken (ve bizim yapmadığımız) şey, şimdi ve burada ne durumda olduğumuzu anlamaktan geçiyor. biz, şimdi ve burada ne deneyimliyoruz? ne durumdayız? halimizden memnun muyuz? neden? değil miyiz? neden? nereden gelip nereye gidiyoruz? neye inanıyoruz? neden? ne olduğumuzu düşünüyoruz? etrafımızdaki herşeyin ne olduğunu düşünüyoruz? "herşeyin" ne olduğunu düşünüyoruz? bizimle "HERşey" arasındaki ilişki nedir?

bilgi buradan başlıyor. bunu konuşmaya devam edebiliriz umarım.
Go to Top of Page

bozadi


8919 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 01/09/2009 :  21:59:32  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
yapmamızın faydalı olacağı şeylerle ilgili olarak şöyle bir sadeleştirme yapabildiğimi görüyorum:

en temel sorunumuz / sorunlarımız neyse, yapabileceğimiz en faydalı şey de o sorunumuzun / sorunlarımızın farkına varmak ve çözümü için niyetlenmektir.

mesela "kıyamet" diye bir korkumuz var. ama buradaki asıl mesele şu ki, daha kıyamete gelmeden önce, çok ciddi bir şekilde korkmakta olduğumuz başka şeyler de var. bizzat şu normal saydığımız yaşamımız içinde ve sürecinde.

ölmekten korkuyoruz bir kere. sevdiklerimizi kaybetmekten korkuyoruz.

varlığımızı kaybetmekten korkuyoruz. yaşadığımız "her"şeyin, dipsiz bir anlamsızlığın parçası olmasından korkuyoruz.

güvenimiz eksik. sevgimiz eksik. bilgimiz eksik.

bizim gerçek derdimiz kıyamet mi (veya 2012 mi, veya negatif uzaylılar mı), yoksa varlığımıza ve şimdi ve buradaki halimize dair örtülü, kaotik, ümitsiz ve zayıflatıcı tavrımız mı?

neden enerjimizi en gerçek dertlerimizi gözlemlemeye ve çözmeye yönlendirmiyoruz da, sosyo-ekonomik meselelere yönlendiriyoruz? ve birileri de bundan müthiş nemalanıyor.
Go to Top of Page

bozadi


8919 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 01/09/2009 :  22:18:38  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
ve "cezalandırılmaktan" korkuyoruz bir şekilde.

birkaç yüzbin yıldır dünya üzerindeki deneyimlerimizde, varlığımızda biriktirdiğimiz suçluluklar...

hem kurban olan hem de kurban eden durumuna düştüğümüz pek çok deneyimlerin yarattığı berbat kaos.

insanlık cennetten düşme denen şeyi yaşadığı andan itibaren, aptallık, suçluluk ve kurbanlık komplekslerinin en babasını kitledi kendine. o zamandan beri yaşadığımız, bize yapılan ve bizim yaptığımız tüm suç deneyimleri veya algıları, bu temel kompleksin türevleri, ardılları niteliğinde. bunu anlamamız gerekiyor.

bu kurban/suçluluk kompleksleri, sonsuz kudret olan varlığımızla aramıza giriyor. işin tuhafı, bütün bu komplekslerden arınmak için, o komplekslerin arındaki sonsuz kudretten, sonsuz şefkatten, sonsuz sevgiden yardım almamız gerekiyor.

bizim bu 3. yoğunlukta algıladığımız varlığımız, varlığımızın tamamı değil. adeta bir "uç" kısmı. bir yaprağın ucu gibi birşey.

suçluluk/kurbanlık psikolojisi, varlığımızın daha derindeki sevgili sonsuzluğuyla aramıza girip o tarafa bakmamıza engel olabilen birşey.

bu komplekslerin başlangıcı elbette köken itibariyle insanlığın, madde beden içindeki deneyimlere yönelik bir "bakmadan atlama" ve şapa oturma deneyimine dayanıyor.

o zamandan beri, tekrar yukarı çıkmamamız için, bu temel şok/kompleksi sürdürmek üzere, insanlığın yaşam koşulları, sürekli olarak suç ve kurbanlık duyguları üretecek şekilde ayarlandı, farkına varmadan dans etmeye başladığımız negatif varlıklarla doğan hukukumuz nedeniyle.

bu hayat modeli, suç, suçluluk ve kurbanlık koşulları ve psikolojisi üretmek üzere kurulmuş bir hayat, daha doğrusu "düzen" modeli.

bilinçaltımızdaki suçluluk ve kurbanlık komplekslerimizin farkına varalım.

bunları kendimize karşı duyuyoruz, aile bireylerimize karşı duyuyoruz, arkadaşlarımıza, ve başkalarına karşı duyuyoruz.

bunları duyduğumuz için, pozitifliğe, çözüme olan inancımız zayıflıyor. zayıfladıkça bu komplekslere daha kötü batıyoruz ve bir kısırdöngüye saplanmış oluyoruz.
Go to Top of Page

bozadi


8919 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 01/09/2009 :  22:32:49  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
düşmüş bir durumda olduğumuzu kabul edip, birbirimizi anlamaya, yardımlaşmaya, destekleşmeye ihtiyacımız var.
Go to Top of Page

rinda


244 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 02/09/2009 :  10:41:52  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  rinda Kullanıcısının kişisel sayfasını Ziyaret edin  Alıntı Ekle
S: (A) Yani insanlar parçalara ayrışıyorlar ve hepsi kendini asıyor. (Joe) Tam tamına 24 kişi, hepsi kendini astı. (A__) Ve hepsi 30 yaşın altında. (L) Ee, bir yandan devam eden HAARP'ın etkileri, bir yandan devam eden mikro dalga kuleleri ve bir yandan da kozmik dalgalar. (DD) Geçen hafta bir Tulsa'daki bir arkadaşım intihar etti.
C: Tüm Dünya' da daha çok dengesiz (instabil) davranış bekleyin.
------------

'İntihar başkenti'nin sırrı çözüldü!
27 Haziran 2008 Cuma 13:27İngiltere'nin Galler bölgesindeki Bridgend kasabasında, son 18 ayda 22 gencin intiharını soruşturan yetkililer, esrarlı intiharlarla ilgili çarpıcı bir gerçeğe ulaştı.

Yapılan araştırmada, 'intihar başkenti' olarak anılan Bridgend'daki ölümlerin, çevredeki GSM kulelerinden yayılann radyasyon dalgalarıyla bağlantılı olduğu belirlendi.

Radyasyonun etkilerini araştırmak üzere hükümet tarafından kurulan komitenin üyesi Dr. Roger Coghill, kasabada intihar eden 22 gencin evlerinin, kulelere çok yakın olduğunu söyledi.

Kulelerin mesafesi ile depresyon arasındaki bağlantılara ilişkin dünya genelinde araştırmalar yapan Coghill'in raporunun, yeni tartışmaları alevlendireceği belirtiliyor. Elde edilen sonuçların, kulelerin yerleşim alanlarına kurulmasına karşı çıkan çevrelerin elini de güçlendireceği kaydediliyor.

İngiliz Daily Express gazetesine konuşan Coghill, kulelerin Bridgend'deki intihar vakalarıyla bağlantılı olduğuna dair güçlü kanıtlar bulunduğunu belirterek, 'Mobil radyasyona maruz kalmanın depresyona yol açtığını gösteren birçok araştırma var. Radyo ve elektrik dalgaları yayan malzemelerin yakınındaki insanlar arasında intihar oranları yüksek' dedi.


İngiltere'deki mevzuata göre GSM kulelerinin yerleşim bölgelerine en az 800 metre mesafede olması gerekiyor. Ancak Bridgend'deki kurbanların evlerinin ortalama 356 metre mesafede olduğu belirtiliyor.

Uzmanlar, gençlerin beyinlerinin radyo dalgalarına karşı daha duyarlı olduğunu belirtiyor. Coghill, 'Bildiğimiz şu ki, elektrik enerjisi beynin kimyasını etkileyerek serotonin düzeyini düürüyor. Depresyonun serotonin düzeyini azalttığını biliyoruz ve depresyon için standart tedavi yöntemi, serotonin düzeyini takviye edecek ilaçlar vermektir' diye konuştu.

Bridgend'de 5 Ocak 2005 tarihinden bu yana 22 genç intihar etti. İntiharlardan bir kısımın, bazı internet siteleriyle bağşantısı olduğu öne sürülse de, şu ana kadar bütün ölümler için ortak olan bir neden tespit edilemedi.

kaynak: www.hurhaber.com

şimdi bu haber de benim dikkatimi ilk çeken satır: "İngiliz Daily Express gazetesine konuşan Coghill, kulelerin Bridgend'deki intihar vakalarıyla bağlantılı olduğuna dair güçlü kanıtlar bulunduğunu belirterek, 'Mobil radyasyona maruz kalmanın depresyona yol açtığını gösteren birçok araştırma var. Radyo ve elektrik dalgaları yayan malzemelerin yakınındaki insanlar arasında intihar oranları yüksek' dedi."

Yani bir enerji akımı, bir sürkülasyon olduğu kesin

Sizin deneyimleriniz başka kimsenin değer biçemeyeceği deneyimlerdir.
Go to Top of Page

bona fide


332 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 07/03/2017 :  00:10:47  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
bana kızabilir ön yargılı da diyebilirsiniz daha bismillah demeden iki kitap okuyup ahkam kesiyorum gibi olacak -bu hissettiğim yanlış yada doğru- sadece izlenim; plaides öğretilerinde ra serilerinde ruhların yolculuğunda maharajın okuyabildiğim nette ve buradaki paylaşımlarınızda çalışma uslubu güven verici ve zorlamadan kendimizi düzeltmemiz adına çağrı hissini güçlü ifadelerle veriyorlar. alıcı yada okur etkileniyor ya da ben. kasyopyada bu enerjiyi alamadım mesaj verenlerin ukala gibi tavrı bi üstünkük havası var, tehdit mesajları çok fazla insanın tüm değerlerini sıfırlayıp bh olmasından ziyade korku tellallığı gibi. onları yargılamıyorum diğerlerindeki naifliği kasyopya iletişiminde bulamadım gibi. şimdi ne bekliyordun sana özel bir dil bir ifade falanmı diyebilirsiniz diyin tabiki. okurken hissettiğim şey karamsarlık daha çok.
Go to Top of Page

bozadi


8919 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 07/03/2017 :  00:20:56  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Evet, gerçekten bazı celselerde çok gerilimli bir hava meydana geliyor ve bunun K'ların kendisinden ziyade alıcı ekipteki zihinsel sapmalardan kaynaklandığını düşünüyorum ama celselerin genelinde paylaşılan bilgileri göz önünde bulundurduğumda, benim açımdan Kasyopya celseleri eşsiz ve paha biçilmez bir kaynak.
Go to Top of Page

bigsenfoni


1057 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 07/03/2017 :  00:31:53  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  bigsenfoni Kullanıcısının kişisel sayfasını Ziyaret edin  Alıntı Ekle
şimdi ne bekliyordun sana özel bir dil bir ifade falan mı ?




KENDİ DENEYİMİNE DAYALI OLMAYAN HER ŞEYİ SADECE BİR VARSAYIM OLARAK KABUL ET... OSHO

Kalbiniz temiz,gözünüz Osho'nunki gibi acik olsun.
Go to Top of Page
  Önceki Konu Mesaj Sonraki Konu  
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Forum Seç:
Başkalarına Hizmet Forumu © Kasyopya celselerini ve diğer mesajları farklı ortamlara kopyalamadan önce lütfen izin isteyin: baskalarinahizmet@gmail.com Yukarıya git
Snitz Forums 2000

Design by Sizinsayfaniz.com

Bu sayfa 0,61 saniyede oluşturuldu.