Başkalarına Hizmet Forumu
Başkalarına Hizmet Forumu
Ana Sayfa | Bilgilerim | Kayıt Yaptır | Aktif Konular | Forum Üyeleri | Site içi Arama
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni Hatırla
Şifre hatırlatma servisi

  Forum
 Genel Paylaşımlar
 Alıntılar
 İran'ın nükleer programının kilit ismine suikast!
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Yazar Önceki Konu Mesaj Sonraki Konu  

fidelista


687 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 27/11/2020 :  23:31:32  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle

İran Savunma Bakanlığı, İran'ın nükleer programının kilit isimlerinden Muhsin Fahrizade'nin saldırı sonucunda hayatını kaybettiğini duyurdu. İran Dışişleri Bakanı Zarif, "Bu alçaklık, İsrail'in rolüne dair ciddi belirtilerle birlikte faillerin umutsuz savaş kışkırtıcılığını gösteriyor" dedi.


https://www.birgun.net/haber/iran-in-nukleer-programinin-kilit-ismine-suikast-324562

bozadi


11943 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 28/11/2020 :  11:46:44  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
İran devletinin genel itibariyle ABD ve İsrail'le gizli bir işbirliği/ortaklık içinde olduğunu sanmıyorum ama son celselerden birinde Kasım Süleymani suikasti olayında değinildiği gibi, bir ölçüde kirli siyaset döndüğü anlaşılıyor. Süleymani'nin öldürülmesinden sonra "şöyle intikam alacağız, böyle intikam alacağız" dediler, Irak'taki bir Amerikan üssünün boş alanlarına göstermelik füzeler sallamaktan başka bi halt etmediler; bu da o celsede söylenenlerin doğruluğuna dair bir işaret gibi görünüyor bana.

Güçlü bir devletin ABD'ye ve/veya İsrail'e karşı açık ve topyekün bir saldırı başlatması basit birşey değil elbette. Saldırı "etkili" olsa bile, sonrasının çok ciddi bir şekilde hesaplanması gerekir. Sonrasında bölgede ve hatta dünyada yıkıcı bir kaos oluşmaması için, diğer devletler arasında güçlü bir uzlaşma, dayanışma olabilmesi gerekir. Yeterli birlik, bütünlük, dayanışma sağlanmadan öyle bir saldırıya kalkışmak pandoranın kutusunu açabilir; 3. dünya savaşı olasılığı da dahil olmak üzere.

İran'ın "ısırmaktan ziyade havlıyor" gibi görünmesinin nedenlerinden birinin bu olduğunu düşünüyorum. Ama sonuçta gerçekten boş durmuyor; ABD ve İsrail'in Ortadoğu'daki planlarını sekteye uğratacak veya zorlaştıracak şeyler yapıyor. Hizbullah'a, Esad Suriyesi'ne, Haşdi Şabi'ye vs. verilen destek buna örnek sayılabilir. Ama Süleymani'nin öldürülmesini sağlama örneğinde olduğu gibi, oldukça kirli dini/siyasi figürler de olduğu anlaşılıyor İran devlet yönetiminde. Sağlıklı yönler de var, hastalıklı, çürük yönler de. Bir tıkanıklık var gibi. ABD-İsrail'e ne boyun eğiyor, ne de onları tamamen köşeye sıkıştırma, yenme imkanı var. Bu da zorlu, bir ölçüde normal/sağlıklı, bir ölçüde "çürütücü" bir denge yaratıyor gibi görünüyor.

Mossad başkanının kısa süre önce Türkiye'nin İran'dan daha büyük, daha ciddi bir tehdit haline gelmekte olduğuna değinmesi sanırım boşuna değil. İran'ın durumu belli, öngörülebilir, az-çok kontrol altında tutulabilir. Türkiye'nin durumu öyle değil. Erdoğan Türkiyesi hiç beklenmedik sıçramalar yaptı son yıllarda. Özellikle Suriye Savaşı yenilgisinden sonra. Potansiyel tabi ki önceden mevcuttu, Erdoğan toplumun ciddi bir kısmının güçlü desteğini gördüğünden beri, egemen global güçlerin verdikleriyle yetinmemeye kararlıydı muhtemelen, onlara danışarak, hatta muhtemelen onların isteğiyle kurulmuş bir partide yükselmesine rağmen. Çeşitli çatışmalar oldu. Fethullah'tan bunaldı, sonunda tekmeledi. En son Arap Baharı sürecinde Kaddafi'nin indirilmesi sonrası "sırası gelen" Esad'ın Rusya ve İran sayesinde ayakta kalması, Batı'nın Suriye konusunda Erdoğan'a verdiği güvencelerin boşa çıkması ve meydana gelen rezalet (bütün diğer kontrol edici baskıların üstüne) Erdoğan'ın Batı'yı boynuzlayıp Rusya'ya yaklaşmasına neden oldu. Tabi tam bir dönüş olmadı bu. Su gibi, bir o yana, bir bu yana akış, akışlar var, karmaşık hesaplar var ama yine de Batı karşısında giderek güçlenen bir dikleniş, dik duruş, karşı koyuş var ve Erdoğan bence ne pahasına olursa olsun Batı'ya, Atlantik grubuna itaat etmeyi düşünmüyor. Batı'ya tamamen sırtını dönmemesinin çeşitli nedenleri vardır illa ki. Ekonomik çıkarlar, siyasi/askeri çekinceler, kendi parti tabanının azımsanamayacak bir kısmının desteğini kaybetme endişesi vs. AKP her ne kadar "İslami bir devlet"e dönüşme niyetlerinin işaretlerini sıkça vermiş olsa da, destek tabanı kesinlikle sadece İslamcılardan oluşmuyor. Sadece ve ısrarla İslamcılığa (şu veya bu ölçüde "şeriatçılığa") oynayacak olması halinde sadece muhalefetin değil, kendi partisinin de ciddi bir kısmının direnç ve itirazıyla karşılaşacağını biliyor muhtemelen. Ortadoğu'da destek verdikleri şeriatçı görünümlü cihatçı sürülerin nasıl açık veya örtülü biçimlerde ABD-İsrail güdümünde yıkıcı, karanlık, güvenilmez güçler olduğunu ve Rusya'nın o sürüleri (vahşi bir biçimde saldırganlaşmaları ölçüsünde) kararlı bir şekilde ezdiğini görmeleri de bunda etkili oldu.

Rusya ve İran öngörülebilir bir faktördü; Türkiye (Erdoğan) sürpriz yaptı Atlantiğe. Çok büyük, çok kötü bir sürpriz. Kendilerine tamamen itaatkar olacağını sandıkları Erdoğan
başlarına bela oldu. Atatürkçü anti-emperyalist tavra sahip olası bir iktidardan çekiniyorlardı, kendi elleriyle kurdukları İslamcı partinin başına geçirdikleri, BOP eşbaşkanlığı payesi verdikleri Erdoğan, başına koydukları Fethullah'tan bunalıp tekmeledi, Rusya'ya ve müttefiklerine doğru azımsanamayacak adımlar attı. Elbette o "tarafa" geçmiş de değil. Taraflar arasında su gibi akıyor, bir tür denge siyaseti güdüyor pek çok kutbiyet arasında ama giderek hem AKP hem de tüm Türkiye için daha olumsuz sonuçlar doğuruyor gibi görünebilecek bu denge aslında gayet olumlu bir yöne evrilme imkanı ve işaretleri de gösteriyor. Batının, Atlantiğin faşist baskıları arttıkça sadece iktidar değil muhalefet kesimlerinin de tepkisi artacak ve Rusya ve müttefikleriyle işbirliğinin derinleşmesinin önü açılacaktır. Türkiye Doğu ile Batı arasında bir köprü durumunda. Sanırım siyasette de bu önemli bir faktör olacak. Asla tamamen doğu veya tamamen batı bloğuna ait olmayacağız. Bu kötü birşey de değil sonuçta. Avrasya. Dünyanın en geniş topraklarına sahip Rusya'nın bir ucu Avrupa'da diğer ucu Çin'de, Japonya'da, Alaska'da; bütün doğuyu katetediyor ve Batı coğrafyasına hem en doğusundan hem en batısından komşu. Medeniyet olarak da kısmen Batı, kısmen Doğu, kısmen Kuzey denebilir sanırım. Putin'in Atlantik mafyasına karşı başarılı duruşu ve ilerleyişi Erdoğan'a büyük bir ilham ve örnek oldu, olmaya devam ediyor.

Atatürkçü ve/veya Solcu kesimlerin "AKP şeriat getirmeye çalışıyor" iddialarını, yukarıda belirttiğim sebeplerle gerçekçi bir tehlike olarak görmüyorum. Zaten artık eskisi kadar dillendirilmiyor bu söylem. Daha ziyade "yiyicilik, kayırmacılık ve yozlaşma" gerekçeleriyle yükleniliyor. Evet, şüphesiz bu yönde ciddi yozlaşmalar var ama AKP sadece bundan ibaret değil. Güzel adımlar da atılıyor.

Sülalece üyesi sayılabileceğimiz CHP dahil ve başta olmak üzere muhalefet partileri, AKP'nin yoz yönlerine dair eleştiri ve karşı koyuşlarında ne kadar haklı olurlarsa olsunlar, global Amerikan faşizmine karşı yürekli, insani, güçlü bir söylem geliştirmedikleri sürece AKP iktidarını onlara yeğlerim. Belli başlı muhalefet partileri (özellikle CHP, HDP ve İyi Parti'yi kastediyorum) boş verin Amerikan faşizmine karşı yürekli bir anti-emperyalist tepki koymayı, neredeyse açık açık Amerikan faşizmini savunacaklar. Tencere dibin kara, seninki benden kara. AKP'nin ahlaksız bazı yönlerini haklı olarak eleştiren, karşı koyan muhalefet güçleri, en az o kadar ciddi boyutlarda olan kendi ahlaksızlıklarıyla yüzleşmeye hiç niyet göstermedikleri gibi neredeyse ahlaksızlığın avukatlığını yapacak gibi görünüyorlar.

Nitekim CHP, Kılıçdaroğlu, İmamoğlu hiç çekinmeden AKP'ye karşı ABD'den yardım istiyorlar. Hiç kusura bakmayın ama siz AKP'nin karanlık yönlerine karşı ne kadar haklı, ne kadar mağdur, ne kadar cesur olursanız olun, faşist ABD devletinin kanlı ellerini öpmeye bu kadar hazırsanız, rezilsiniz! Bu böyle! AKP sütten çıkmış ak kaşık değil ama sizin de öyle karanlık yanlarınız var ki, efendim Atatürkçülük, batıcılık, ilericilik, medeniyet... geçin bu ayakları. Önce insan olun, yürekli olun, vicdanlı olun. Türkiye de dahil ve en başlarda olmak üzere tüm dünyanın anasını ağlatan ABD devletine karşı tavır koyun. ABD'nin sonu gelmeyen şeytanlığına karşı Atatürk'e yakışır, anti-emperyalist bir tavrınız olsun. Yoksa Solculuk, molculuk, ilericilik, medeniyet... Bırakın bu ayakları... AKP onca rezilliğine rağmen sizden bin kat solcu, bin kat anti-emperyalist bazı adımlar attı, atmaya devam ediyor. Amerika'ya karşı doğru dürüst, yürekli bir tavır geliştiremiyorsunuz ve ne hikmetse Amerika'nın baş düşmanlarına karşı tavır almaya pek heveslisiniz! Rusya'yla geliştirilmekte olan siyasi ve askeri ilişkiler, alınan güçlü silahlar nedeniyle neredeyse ABD'ye karşı kendinizi suçlu, mahcup hissediyorsunuz (Çeviköz denen CHP yetkilisi Atlantik soytarısının açıklamaları). İyi Parti ve HDP desen, güya biri Türk, biri Kürt milliyetçisi ama ikisi de adeta adanmış ABD/Nato milliyetçisi, Rusya, Çin, İran düşmanı! Bu resmen Fetöcülük be! Şeytanlık bu! Truva atının içindeki askerler! Kuzu kılığında kurtlar! Mağduriyet taslayan zalimler! Global siyasetin gayet içindesiniz, ne yaptığınızı gayet iyi biliyorsunuz; Şeytanın yandaşlığını yapıyorsunuz! Tüm karanlık, berbat yönlerine rağmen AKP-MHP'nin onuru, haysiyeti, erdemi sizinkinden düşük değil kesinlikle. İşte siz o yüzden bir olamıyorsunuz, AKP tarafından ezim ezim ezilen haklarınızı yerden toplayamıyorsunuz, ezilmeye devam ediyorsunuz. Durumunuz, haliniz gayet doğal. Bunu hak ediyorsunuz ve bunu kendi kendinize yapıyorsunuz. Temsiline soyunduğunuz kitleleri de bu suça, karanlığa, rezilliğe teşvik ediyorsunuz.

AKP tüm olumsuz yanlarına rağmen, global siyasetteki doğru adımlarıyla Türkiye'yi Atatürk'ün anti-emperyalist zaferine, aydınlığına yakışır bir yöne götürüyor ve bu ilerleyiş ülkedeki tüm kesimleri, daha doğrusu tüm kesimlerin samimiyetle aydınlıkçı olanlarını insani dayanışmaya sevk edecektir eninde sonunda. Şu anda şiddetle eleştirdiğim muhalefet siyasetçilerinin de içinde bulundukları gafletten uyanacaklarına inanıyorum.

Go to Top of Page

bozadi


11943 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 28/11/2020 :  12:52:00  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
CHP'nin kalesi İzmir'de geçtiğimiz aylarda CHP'li Urla belediye başkanı Fetöcü çıktığı için görevden alınmıştı, birkaç gün önce de Menemen belediye başkanı yolsuzluktan dolayı bazı İyi Partili yetkililerle birlikte tutuklanmış. Skandallar bunlarla sınırlı değil tabi. Kuvvetli deliller sayesinde enselenenler bunlar. CHP de öyle çok temiz, çok dürüst, çok ahlaklı bir bütün teşkil etmiyor kısacası. Muhalefet bu yüzden birleşemiyor işte. Birlik ahlakın gereği ve sonucudur. Madem AKP o kadar ahlaksız, kötü, zalim, siz ahlaklı, iyi, mağdur... E particiliği bırakın, insani dayanışmaya girin! Giremiyorsunuz, neden? Çünkü iddia veya ima ettiğiniz kadar temiz veya ahlaklı değilsiniz siz de. Bu durum muhalefet siyaseti olarak yürütülen tüm faaliyetlerin gereksiz, yanlış veya erdemsiz olduğu anlamına gelmiyor ama neden güdük kaldığını, büyük ölçüde başarısız olduğunu, nitelikli bir birlik, bütünlük, ilerleme sağlayamadığını açıklıyor ciddi bir oranda.

Kimse masum değil.
Go to Top of Page

fidelista


687 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 28/11/2020 :  20:18:45  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Tabiki tüm muhalefet üyeleri erdem timsali değiller ama dürüst erdemli olması gereken,dinden haktan bahseden .partisinin adını bilea "adalet" ile başlatan 19 senedir gücü elinde bulunduran ve her türlü ayrımcılığa.haksızlığa istismara talana imza atanlarla CHP kıyaslanamaz bile.
Go to Top of Page
  Önceki Konu Mesaj Sonraki Konu  
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Forum Seç:
Başkalarına Hizmet Forumu © Celse veya diğer içerikleri farklı ortamlarda paylaşırken lütfen kaynak belirtiniz Yukarıya git
Snitz Forums 2000
Bu sayfa 0,09 saniyede oluşturuldu.