Başkalarına Hizmet Forumu
Başkalarına Hizmet Forumu
Ana Sayfa | Bilgilerim | Kayıt Yaptır | Aktif Konular | Forum Üyeleri | Site içi Arama
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni Hatırla
Şifre hatırlatma servisi

  Forum
 Genel Paylaşımlar
 Malum Güçler
 Uygur Türklerinin yaşadıklarını bir de böyle okuyun (15.02.2021)
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Yazar Önceki Konu Mesaj Sonraki Konu  

bozadi


11161 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 15/02/2021 :  09:23:52  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
15 Şubat 2021

Uygur Türklerinin yaşadıklarını bir de böyle okuyun

Çin’de bulunduğum 4 yıl boyunca neler gördüm... Halit Uygun yazdı...


Birçoğumuzun bildiği gibi; günümüzde Çin’de 56 ayrı etnik grup yaşıyor.

Çinlilerin ırkı olan “Han” ırkı nüfusun yaklaşık yüzde 92’sini, geriye kalan 55 etnik grup ise yüzde 8’ini teşkil diyor.

“Han”ların dışında, nüfus olarak diğerlerine oranla daha fazla nüfusa sahip olan Uygurlar, Moğollar, Tibetliler ve Müslümanların kendilerine ait Özerk Cumhuriyetleri var. Bu Cumhuriyetlerdeki azınlık halklar, Liseye kadar olan eğitimlerini kendi ana dillerinde yapıp, inançlarını ve geleneklerini özgürce yaşıyorlar.

Cadde ve sokaklarında hem, kendi alfabeleri ile kendi dillerinde, hem de Çince tabelalar mevcut. Buralarda yaşayan yaşlıların çoğu Çince bilmiyor.

20 yıl öncesinde, Çin kağıt paralarının üzerinde, sadece 100 Yüan’da Mao’nun portresi, diğerlerinde azınlıkların (Uygur ve Müslümanlar dahil) geleneksel kıyafetli simaları vardı. Paraların üzerinde Çince’nin yanı sıra Uygurca, Moğolca, Tibetçe ve (başka bir azınlık olan) Zhuang dillerinde, kendi alfabeleri ile “Çin Halk Bankası” ifadesi halen yer almaktadır.

1970’li yılların sonuna doğru uygulamaya konulan “tek çocuk” politikası, azınlıklar için geçerli değildir. Azınlıklar 2 çocuk sahibi olabilirler.

Çin’deki en eski caminin peygamberimiz henüz hayatta iken 627 yılında inşa edildiğini, halen günümüzde ibadet yapılan birçok Caminin yanı sıra, çok sayıda (sadece kadınların gittiği) Kadın Camilerinin olduğunu da burada yazmak lazım.

Kısacası, birkaç 10 yıl öncesine kadar, (Uygurlar dahil) Çin’de yaşayan azınlık halklarına karşı herhangi bir negatif ayrımcılık ve baskı yoktu.

Taa ki Amerika ve Batı’nın kışkırtmasıyla (lider kadrosunda Uygurların bulunduğu) 1989 yılındaki Tian An Men olayları olana kadar.

Bu ayaklanmayı Çin Hükümeti çok kanlı bir şekilde bastırmış, bu tarihten sonra da iç güvenlik önlemlerini artırmıştır.

Çin’in kalkınması ve dünya üzerinde söz sahibi konumuna gelmesinden endişe eden emperyalist güçler, Çin’i parçalamak için, 2008 yılında Tibetlileri kışkırtmış, ancak başarılı olamamışlardır.

2014 yılında bu defa Uygurlar kışkırtılmış, Başta Urumçi olmak üzere, Çin’in birkaç bölgesinde Uygurlar ile güvenlik güçleri ve yerli halk karşı karşıya getirtilmiş, ABD’de yaşayan Rabia Kadir isimli bir Uygur, olayların başkahramanı olmuştur…

MAALESEF ANTİPATİ KAZANDILAR

Çin’de bulunduğum 4 yıl boyunca,(1994/1998) başta Uygur kardeşlerimiz ve her hafta gittiğim camideki Müslüman cemaat ve diğer azınlıklarla yaptığım sohbetlerde, kendilerine karşı her hangi bir ayrımcılık ve baskı yapıldığı konusunda şikayetlerine şahit olmadım. Bu ifade, her şeyin süt liman olduğu anlamına gelmez tabii ki! Zaman zaman münferit olayların varlığını da biliyorum…

Çin’de bir Çinli’nin doğduğu şehirden başka bir şehre çalışmak ve ikamet amaçlı gitmesi bir takım kurallara ve izinlere bağlıdır. Buna rağmen Uygur kardeşlerimize, Çin’in her bölgesinde, her şehrinde rastlamak mümkündür. Buralarda toplu olarak yaşarlar ve maalesef birçoğu, kavga, hırsızlık, uyuşturucu ticareti, fuhuş v.s yasadışı işlere bulaşmışlar, toplumun antipatisini kazanmışlardır.

Son aylarda gündeme taşınan olayların da (bir kısım baskılar gerçek olmakla birlikte) başta ABD olmak üzere, dış güçlerin kışkırtmasının bir sonucu olduğunu düşünüyorum.

Sonuç olarak bu konudaki şahsi fikrim kısaca; Çin’in baskı(!) politikasının sadece Uygurlar ve diğer azınlıklara değil, yasalara muhalefet eden her Çinli’ye karşı olduğu yönündedir.

Saygılarımla…

Halit Uygun



Kaynak: OdaTV

bozadi


11161 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 15/02/2021 :  09:25:30  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
15 Şubat 2021

ABD dolarlarıyla fonlanan Uygur ayrılıkçıları Türkiye’yi hedef aldı

Ayrılıkçı Uygurların ABD’deki üst kuruluşu Dünya Uygur Kurultayı (DUK), Türkiye’yi hedef aldı. ABD federal bütçesinden yararlanan NED tarafından fonlanan DUK, Türkiye’de ayrılıkçı grupların eylemlerine müsaade edilmemesi için 'üzüntü ve endişe duymaktayız' sözlerini kullandı


TBMM gündemine gelmesi beklenen Türkiye ile Çin arasında imzalanan suçluların iadesi anlaşmasını bahane eden Uygur ayrılıkçıları faaliyetlerini artırdı. İstanbul, Ankara ve Kayseri’de günlerce süren eylemlerin sonlandırılmasına ayrılıkçı gruplar tepki gösterdi. Türk polisinin şiddet uyguladığı, bir Uygur kızının kolunun kırıldığı ve daha sonra bulunduğu otelden hastaneye gitmesine izin verilmediği gibi yalanlarla Türk polisine iftiralar da attılar.

ABD’DEN 8 MİLYON 758 BİN DOLAR

ABD Federal Bütçesi'nden tahsisat alan National Endowment for Democracy (NED) tarafından 2004’ten bu yana 8 milyon 758 bin 300 dolar (yaklaşık 65 milyon lira) fonlanan kuruluşlardan Dünya Uygur Kurultayı, Türkiye’yi hedef alan bir bildiri yayınladı. Eski ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun referans alındığı bildiride günlerce izinsiz yapılan provokatif eylemler savunuldu. Uygurların Türkiye’de Çin Büyükelçiliği'ne başvurularının kabul edilmediğini bu nedenle protestolar yaptıklarını, Aralık 2020’de Konsolosluk önünde eylemlere başladıklarını anlatan bildiride şu ifadeler yer aldı:

“Polisin izin vermemesi sonucu konsolosluk önüne dahi gidemeyen kardeşlerimizden bir grup Ankara’daki Çin Büyükelçiliği önünde aile nöbeti tutmaya başlamıştır. En masum talep olan 'ailem nerede' diyen kardeşlerimiz 9 Şubat 2021’de Türk polisinin şanına yakışmayan hiç de hoş olmayan kaba davranışlarla tartaklanmış, dört kardeşimiz polis arabasında 4 saat, karakolda 1 saat tutulmuştur. Elbette bazı güvenlik mensuplarının ferdi hareketleri Türk polisini temsil edemez. 10-11 Şubat günleri kamp mağdurları kardeşlerimizin konakladığı mekanlar polis tarafından gözetim altına alınıp serbest hareket etmelerine izin verilmemiştir. Her demokratik ülkede yapılabilecek bunun gibi en masum gösteri hakkının demokratik, hukuk devleti olan Türkiye’de de yapılamaması bizi üzmüştür. Ayrıca 12 Şubat’ta İstanbul ile Kayseri’de 'aile nöbeti' tutan kardeşlerimizi Türk polisinin zorla dağıtması Uygurlar arasında üzüntü yaratmıştır.

REFERANSLARI MIKE POMPEO

“19 Ocak 2021’de ABD Dışişleri Bakanı Pompeo 'Çin’in Uygurlara karşı soykırım ve insanlığa karşı suç işlemekte olduğu kanaatine vardık' açıklaması yapmıştır. 8 Şubat 2021’de Londra merkezli nüfuzlu Essex Court Chamber’dan, Alison McDoland QC liderliğindeki önde gelen avukatlar mevcut kanıtların güvenilirliğine dayanarak Uygurlara, insanlığa karşı suçların ve soykırım suçunun işlendiği sonucuna vardığını açıklamıştır. Hal böyle iken son zamanlarda gündemde olan Türkiye-Çin arasında Suçluların İadesi Antlaşması, Doğu Türkistanlıları yeterince tedirgin etmiş durumdadır. Bunun üstüne bu tür tatsız olayların meydana gelmesinden üzüntü ve endişe duymaktayız. Temennimiz kardeş Türk halkı, devleti ve hükümetinin artık bütün dünya tarafından bilinen soykırıma sükût kılmayacağı yönündedir. Her daim zalimin karşısında ve mazlumun yanında yer alan kardeşlerimizin Uygurlar konusunda da aynı tutumu sergileyeceğini umut ediyoruz.”



Kaynak: Aydınlık

Go to Top of Page
  Önceki Konu Mesaj Sonraki Konu  
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Forum Seç:
Başkalarına Hizmet Forumu © Celse veya diğer içerikleri farklı ortamlarda paylaşırken lütfen kaynak belirtiniz Yukarıya git
Snitz Forums 2000

Design by Sizinsayfaniz.com

Bu sayfa 0,11 saniyede oluşturuldu.