Başkalarına Hizmet Forumu
Başkalarına Hizmet Forumu
Ana Sayfa | Bilgilerim | Kayıt Yaptır | Aktif Konular | Forum Üyeleri | Site içi Arama
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni Hatırla
Şifre hatırlatma servisi

  Forum
 Kanal Bilgileri
 VARLIK VE OLUMLULUK
 BH’leşmek için ne yapmak gerek?
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Yazar  Mesaj Sonraki Konu  

bozadi


11075 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 13/09/2021 :  10:45:15  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Hayatımızın belki de en önemli konusu olduğunu düşündüğüm bu konuda hem kendi iyiliğim hem de benzer düşünceler, ilgiler, sorgulamalar yürüten diğer herkes için meseleyi elimden geldiğince somutlaştırmaya çalışmak istiyorum. Şu anda doğru olarak algıladığım şeyleri paylaşıyorum, yeni şeyler keşfettikçe, hatırladıkça, hatırlatıldıkça görüşlerim değişmek, geliştirilmek, düzeltilmek, güncellenmek durumunda olacaktır.

"BH'leşmek için ne yapmak gerek?" derken, elbette bunun için önce bunu "istiyor" olmak gerek. Ve istemek için de neyden bahsettiğimizi az-çok anlamak, sezmek gerek.

BH-KH kavramları da dahil olmak üzere spiritüel literatürde duyduğumuz, öğrendiğimiz, tartıştığımız bir sürü kavram var. Aslında bir bakıma bu kavramların hiçbir anlamı ve önemi yok. Önemli olan kendimizi gerçekten "iyi hissetmek", "iyi olmak", öyle değil mi? "Başkalarına Hizmet" deyince kendimiz dışındaki birilerine iyilik/hizmet etme anlayışı var bunda. Ama biz teknik olarak hala "Kendine Hizmet" varlıklarıyız. Tüm gücümüzle, başkalarına değil özellikle ve sadece kendimize hizmet etmeye adanmış değiliz elbette ama kendine hizmet mevcut toplumsal/dünyevi yaşam şeklimizin temel bir niteliği adeta.

Dolayısıyla "Başkalarına Hizmet" varlığı haline gelmek için sanki durduk yerde kendimize hizmeti bırakıp tamamen başkalarına hizmet etmeye geçecekmişiz gibi bir algı uyanabilir. Kendine hizmet ile başkalarına hizmet arasında köprü kuran, daha doğrusu KH'den BH'ye doğru geçişi destekleyen şeyin veya şeylerin ne olabileceği üzerinde düşünüyorum zaman zaman. Ve bunun "iyi hissetmek", "pozitif olmak", "pozitifleşmek" ile yakından alakalı olduğu sonucuna varıyorum. Kendimizi iyi hissetmek istemez miyiz? Mutlu, sevinçli, huzurlu, güvenli hissetmek, olmak istemez miyiz? Ama sanıyorum ki bizim bu konuda ileri (aşırı) düzeyde "dünyevileşmişlik" gibi bir sorunumuz var. Bizim dünya üzerinde hayat diye yaşadığımız şey bir tür "film" gibi varsayılabilir hakikaten. Ve filmle, filmin içeriğiyle aşırı derecede bir özdeşleşme veya asimilasyon sorunu yaşıyoruz. Spor (özellikle futbol) takımı tutmak, ideoloji tutmak, parti tutmak... Bunlar feci şekilde "film" şeyler, ilüzyon şeyler, uyduruk şeyler bir yerde. Sinsice aklımızı başımızdan alan, vicdanımızı körelten şeyler (tamamen veya her zaman değil ama ciddi ölçüde ve genellikle).

Kendine Hizmetten Başkalarına Hizmete doğru, yani negatiflikten pozitifliğe, kötülükten iyiliğe yol almak için yapılabilecek en güzel şey kendimizin iyiliğini istemektir. Kendimizin gerçek iyiliğini istediğimiz ve bu isteğin gereğini yaptığımız zaman, bu bizi giderek ve zahmetsizce başkalarının iyiliğine hizmete yöneltecektir. Ne zaman somut bir şekilde BH varlığı olacağımız konusunda endişelenmemize gerek yok. Şu an için öncelikle ve tüm yapmamız gereken kendimizin iyiliğini istediğimizden ve yaptığımızdan emin olmak. Kendinize iyilik etmek istemez misiniz? Kendinizi "iyi yapmak", iyileşmek, pozitifleşmek istemez misiniz?

Dikkat ederseniz, genellikle, kendimizle ilgili iyileşme, pozitifleşme düşünceleri, niyetleri, çabaları adeta otomatik bir şekilde dünyevi hayat sahnemizde oynamaya devam eden filmde bir "karşılık bulmaya" çalışır. İyi olacaksak, bu hemen toplumsal hayat filmi içinde bizimle ilgili senaryoda pozitif yönde bir değişiklik olarak tezahür etmeliymiş gibi bir beklentiye gireriz. Biz diye birşey yoktur, "filmdeki biz" vardır. Ben yoktur, filmdeki ben vardır. Filmdeki pozitiflikten, iyileşmeden başka bir pozitiflik, başka bir iyileşme yoktur.

"Filmle" (ilüzyonla) aşırı özdeşleşme denebilecek olan bir tür hastalık bu. İlüzyon derken, özellikle çok dejenere olmuş, şiddetli negatiflikle yozlaşmış, çürümüş bir ilüzyonu kastediyorum. Toplumla, toplumsal hayatla, toplumsal filmle, ilüzyonla tüm bağlarımızı koparmayı tavsiye etmek için söylemiyorum bunları. Sadece o kitlesel filmdeki şiddetli dejenerasyonun, negatifleşmenin üzerimizdeki etkilerini kontrol altına alıp azaltmamız gerektiğini kastediyorum.

Ama zaman zaman, geçici olarak toplumsal filmden, dünyevi hayat filminden içe, kendimize çekilmemiz, dönmemiz gerekiyor. Filmin oyuncusu olmayı da, seyircisi olmayı da bırakıp varlığımızın aslına dönmeliyiz. Varlığın aslı pozitifliktir, iyiliktir, olumluluktur. Daha doğrusu, varlığın aslı varlıktır; bizim olumluluk, pozitiflik, sevgi, iyilik dediğimiz şey bizi sahtelikten varlığın gerçeğine götüren yoldur. İyilik, doğruluk, adalet, sevgi, sevinç, huzur, güven varlığın doğrudan tezahürleri, işaretleri, ışığı, kokusu, aurasıdır.

Olumluluk, huzur, sevinç, güven, iyilik namına ne biliyor, ne hatırlıyor, düşünebiliyor, sezebiliyor, hissedebiliyorsanız onu bilin, hatırlayın, sezin, hissedin, yaşayın, "özdeşleşin", O OLUN.

Durduğunuz yerde kendinize iyilik yapın... Kendinizi iyi yapın. İyi olun, iyi hissedin, iyilikte, iyilik halinde giderek derinleşin. Dünyanın bu en güzel bencilliğini yapın çünkü siz iyi olmazsanız başkalarına iyilik yayamazsınız.

Biz iyiliğin, pozitifliğin bize ille de film yoluyla, filmin/senaryonun içinde bir gelişme olarak gelmesini, olmasını bekliyoruz. Deli gibi, ölümüne ihtiyacımız var iyiliğe, huzura, güvene, pozitifliğe ama ona yalnızca film içinde gerçekleşmesi şartını dayatıyoruz farkında olmadan çünkü film dışında bir gerçeklik tanımıyoruz adeta. Kendimize doğrudan erişmiyoruz, kendimize bile filmden bakıyoruz, kendimize filmde müdahale etmeye çalışıyoruz.


bozadi


11075 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 13/09/2021 :  10:58:52  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:

Olumluluk, huzur, sevinç, güven, iyilik namına ne biliyor, ne hatırlıyor, düşünebiliyor, sezebiliyor, hissedebiliyorsanız onu bilin, hatırlayın, sezin, hissedin, yaşayın, "özdeşleşin", O OLUN.


Bunu söylerken, elbette bu konu çeşitli açıklamalar gerektiriyor.

Benim burada anlatmak istediğim şey, pozitifliğin "varlık" demek olduğudur. Daha doğrusu mutlak varlığa (varlıkta mutlaklaşmaya doğru) giden yoldur. Siz gerçekten pozitif oldukça, pozitifleştikçe "var olduğunuzu" hissetmeye başlarsınız. "Pozitif olmak veya olmamak" seçenekleri "Var olmak veya olmamak" seçenekleri gibidir bir bakıma. Var olmak istiyorsanız pozitif olun, pozitife erişin, olumlulukta derinleşin. Pozitifliği dünya hayatı adlı filmin içindeki gelişmelere bırakmayın, o filmin pek çok koşulu hala çok büyük oranda negatif güçlerce şekillendiriliyor. Filme varlığınızın ta kendisiymiş gibi bağlanmayı, tapmayı bırakın. Kendinizi sadece film üzerinden gördüğünüz sürece filmin koşulları sizin koşullarınız olacaktır. Bağımsız olamazsanız, özgür olamazsınız, özgürlüğünüzü ve kaynaklarınızı filme teslim etmiş olursunuz. Berbat bir filme.




Go to Top of Page

bozadi


11075 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 13/09/2021 :  11:03:32  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Kimseye aceleyle hayatında radikal değişiklikler yapmasını tavsiye etmiyorum. Zaten muhtemelen yapmak durumunda olduğunuz gibi, hayatınızı olduğu gibi yaşamaya devam edin. Benim önerdiğim şey doğruysa (öyle olduğuna inanıyorum, kendim bir süredir test ediyorum), kendi aramızda bunu ciddi bir şekilde tartışmamız bile şu an için gayet yeterlidir. Tek başımıza bu tür radikal zihniyet değişimlerine girmektense, üzerinde birlikte tartışarak yol almamız çok daha güvenli, sağlıklı, verimli olacaktır.

Go to Top of Page

bozadi


11075 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 13/09/2021 :  11:27:28  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Benim bu yönde ilerlemek için temel olarak yapmaya çalıştığım şey şu: Boş ve/veya uygun zamanlarda gözlerimi kapatıp olumlulukta derinleşmeye çalışıyorum. Gözümü açıp devam edeceğim dünya hayatında iyi birşey olup olmamasını zerre kadar umursamıyorum (umursamamaya çalışıyorum). Kıstas şu: Ben birkaç saniye veya dakika öncesine göre kendimi biraz daha iyi hissediyorsam tamamdır; ihtiyaç duyulan tüm gelişme budur. Pozitiflikte azıcık da olsa artış, derinleşme olması. Bilincimdeki bazı negatif programlar, bana gözümü açıp devam edeceğim dünya hayatında hakkında endişelendiğim konularda olumlu gelişmeler olmadıkça kendimi iyi hissetmeye çalışmamın, kendimi pozitifleştirmeye çalışmamın hiçbir anlamı ve faydası olmayacağını söylüyor, beni buna ikna etmeye çalışıyor ve sıkça da ediyor ama zaman zaman bu programın aptallığını, yanlışlığını fark ediyorum ve diyorum ki, benim tüm ihtiyacım olan, dünya hayatımda hangi gelişme ne yönde gidecek olursa olsun, iyilik halinde, pozitiflik halinde derinleşmem, pozitife, iyiye dönmem, bu yönde adım atmam, ilerlemeye devam etmemdir. Pozitiflik, iyilik denen şey benim varlığımdır. Ben pozitifim, ben iyiliğin kendisiyim. İyilik ve ben iki ayrı şey değiliz. Varlık pozitifliktir.

Başkalarına iyilik yapıp yapmamakla ilgilenmiyorum (kendimi iyileştirmeye odaklanmaya çalışırken). Ben iyi olmadıkça başkalarına da iyi olamam. Hangi yaptığımın başkalarına ne gibi bir etkisi olacağını da bilemem. Bununla ilgilenemem, daha doğrusu kafayı buna takamam. Anca herkes kendisi için gerçekten iyi olanı yaparsa, iyiye niyet ederse giderek herkes için ortak iyiliğin gerçekleşeceğini biliyorum. Genel temizlik için herkesin kendi kapısını temiz tutmasının gerekmesi misali, herkesin bütüncül iyilik için yapması gereken öncelikle kendi iyiliğini "gerçekleştirmektir".

Kendimiz için pozitifliğe, iyiliğe, iyileşmeye yönelme konusunda zihnimizde işleyen engelleyici programlara baskın gelmenin başlıca yolu veya yollarından biri, iyiliğin, pozitifliğin bizim gerçek varlığımız olduğunu anlamak, hatırlamaktır. İyilik, pozitivite, benim "evimdir", "yuvamdır", hatta evim veya yuvam değil, biricik varlığımdır; herkesin ve herşeyin biricik varlığıdır. Pozitifliğin, iyilik, olumluluk halinin hayati önemini fark ettikçe, onunla aranızdaki engelleyici zihinsel programları aşma konusunda motivasyonunuz artacaktır. Bunu artık şansa, rüzgara bırakmayı giderek azaltırsınız. O şansın, o rüzgarın ağırlıkla olumsuz yönde işlediği bir hayat filminde!
Go to Top of Page

Tgur


1563 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 14/09/2021 :  09:56:50  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Bozadi biz senin her yazdığını kelime kaçırmadan okuyoruz,burada da oldukça samimi BH laşmak için düşünsel yapımız ne olsun şeklinde düşüncelerini görmekteyiz ,güzel ve çok faydalı öneriler,

Bu vesile ile daha ilerde yayınlayacağım bir yazıyı haber sıcak olduğu için şimdiden aktarmayı düşündüm,konu "intihar etmek isteyen katil balina hakkında"
--------------------------------------------------

"(L) Sanırım o ilk iki videoyu tekrar tekrar izlemeniz gerekecek. (A___) Kolayca çözeriz. (L) Pekala millet, bitiriyor muyuz? Yoksa, sadece bir mola mı veriyoruz? (Mola) (L) İnsanların solumayı öğrenmeleri gerektiğini vurgulamamız gerek. Soluyuş, fizyolojilerinde birşeyleri değiştirebilir. Ayrıca kendilerini meditatif bir hale veya biyoenerjitik soluma yapabilecekleri bir duruma getirecek şekilde soluma yapmaları gerekiyor. Bu da karmik ve mevcut yaşam programlarından kurtulmalarına ve arınmalarına yardımcı olacak. Temizlenmeye başlar başlamaz, sürekli veri ve bilgi girişine müsait hale gelecekler ve geldikçe de temizlenecekler. Bu meditasyon ve soluyuş bir kaçış değil, iyileşme. Ayrıca gün boyunca, realiteye dikkat etmeniz ve ilüzyona düşmemeniz gerekiyor. Tamam, programın bu bölümünü hallettik. İnsanlar travmalarından ve programlarından arınıp ilüzyonlardan kurtulduklarında, realiteyle daha iyi bir şekilde yüzleşebilecek ve düşünce güçleriyle çakralarını birleştirebilecek. Sanırım bu, üst entellektüel merkez ve üst duygusal merkezle bağlantı kurmak anlamına geliyor. Elbette önce duygusal merkezle bağlantı kuruyorsun ve zeka da onunla birlikte geliyor. Diğer bir deyişle, insanlar bu yolla bir anlamda gelecekteki kendileriyle birleşiyorlar. Doğru izde miyim?
C: Evet. Ama tüm “ruhlu” bireylerin, parçalı bir 6B ruhunun/varlığının üyeleri olduğunu belirtmek istiyoruz. Gelecekteki/yüksek merkezleriyle bağlantı kurmaya başladıklarında, bu aynı zamanda, ruh gruplarının diğer üyeleriyle de doğal bir bağlantı kurulması anlamına geliyor.
------------------------------------------------------------------
Bu anlatımdaki esası anlamak için 6B parçalı ruh ne demek ona bakmak lazım, neden 7Y den bahsedilmiyor,

İşte bu noktada zihni lineer daha doğrusu 3Y düşünüşünden sıyırmak gerek parçalanmış bir özelliğin tekrar birleşip 7Yde iş biter demek ,hep beraberiz demek gibi kırıntıların tek bir bütünleşik manzara getirmekte diye bir şeyi tahayyül edemeyiz, öyle bir şey yok zira 7Y her var olmuş varlık ne haldeyse orada ve diğer var olmuş hallerine bakar durumda aynada kendini seyreder gibi ,yalnız aynadaki aksi olarak gözüken tıpatıp aynı manzara değil ama o, onu hiyerarşik skalada düşünmek ise tamamen saçma bir algı, merdivensi bir hal yok, illa bir dörtlük mü yazmak gerek tamam,

Zihnim bedenim ellerim
Bu dünyada onu gösteririm
Gözlerimle etrafa baktığımda
Yine hep onu seyrederim

Böyle bir oluşu başka nasıl tarif edebiliriz bu kifayetsiz dil özelliğimizle bir ileri bilinçli tahminen gezici bir yolcu hakikat araştırmasında benimle temas kurup bilgilenme yolları ararken bana şöyle demişti ,

Ağabey mesela soğan doğruyorum ,bir anda doğranmış bitmiş haliyle bütün eski halini beraber algılıyorum, delimiyim ben..

Aynen balina iletişimi gibi,bakalım,

"S: (L) Bu gece ilk sorum, tüm hafta boyunca aklımda dolanıp duran bir konuyla ilgili: Balinalar neden şarkı söylüyor?
C: İletişim.
S: (L) İletişim kurmak için şarkı söylüyorlar. Bunu bir anlamda tahmin etmiştim. Bu incelikli ve karmaşık bir iletişim şekli mi?
C: Evet.
S: (L) Bildiğimiz konuşma dili kadar karmaşık mı?
C: Daha karmaşık.
S: (L) Bu dili nasıl anlayabileceğimize dair bize verebileceğiniz herhangi bir anahtar var mı?
C: Tamamen farklı bir şekilde düşünmeniz gerekir.
S: (L) Neden? Görüntü bazlı bir dil mi, yoksa ton bazlı mı? Çıkardıkları seslerin tonları belirli görüntüler, kavramlar veya fikirler mi oluşturuyor?
C: Skotopik aktarım yoluyla psiyonik dalga modülasyonu.
S: (L) Psiyoniki hangi anlamda kullanıyorsunuz?
C: Eşzamanlı bir düşünce dalgası olarak görme, duyma, hissetme, algılama ve yanıt verme.
S: (L) Tamam, peki balinalar ne hakkında konuşuyor?
C: Doğru kavram değil.
S: (L) Doğru kavram nedir?
C: Tümsel düşünce aktarımı.
S: (L) Balinaların ilgisini çeken hangi konular o düşünceleri aktarmaya enerji harcamalarına neden oluyor?
C: Tümsel eşzamanlı kavrayışın olduğunda “konuya” ihtiyaç yoktur.
S: (L) Balinalar insanlar hakkında ne hissediyor?
C: Yine yanlış fikir!! Bunu anlamıyorsunuz!!!
S: (L) Biliyorum! Sadece... insanlar hakkında ne hissediyorlar...
C: Her balina, geçmiş, şimdiki ve gelecek tüm “zamanlardaki” tüm gerçekleri algılayabilir.
S: (L) Demek oldukça müthiş varlıklar. İnsanların onları avlayıp öldürmemesi gerekir!
C: Dersler deneyimleri şekillendiriyor."

Balinaların bu harikulade halini daha iyi anlamak için geçenlerde gösteri için havuza hapis olan bir katil balinanın akvaryumun camına başını vurup intihar etme olarak toplumun genel algısını düşünün ,ben öyle düşünmüyorum ,

"Yeter bu esaret beni doğaya bırakın" feryadını insanlara anlatma yolunu seçmiş ,2Y i sırf kendi zevkleri ve rant için eziyet eden insanların vicdan dediğimiz bölümünü kımıldatmaları için,

Anlatmak istediğim balina iletişiminin bir kül halinde her isteneni bütün algılayıcı duyguları harekete geçiren hali,

"C: Her balina, geçmiş, şimdiki ve gelecek tüm “zamanlardaki” tüm gerçekleri algılayabilir. "

Edited by - Tgur on 14/09/2021 11:56:03
Go to Top of Page

bozadi


11075 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 14/09/2021 :  14:18:17  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Konuya katkın için teşekkür ederim Tgur. Balinalarla ilgili verilen bu bilgiyi hatırlamak ilginç oldu.
Go to Top of Page

fidelista


584 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 14/09/2021 :  22:40:25  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Ra bilgilerinden konuyla ilgili alıntılar;

"Bu oyunu sadece, kartlarını sevginin eritici etkisinde kaybedenler; hazlarını, sınırlamalarını ve her şeylerini masaya açıp, içlerinden, “Hepinizi, bütün oyuncuları, tüm diğer-benlikleri, elinde ne olursa olsun seviyorum”
diyebilenler kazanır. Oyun şudur: Bilmek, kabul etmek, bağışlamak, dengelemek ve kendini sevgi ile açmak…"

Ra bilgileri.

"SORU: Eğer bir varlık üçüncü yoğunluk derecesinde bulunduğu sırada, kendine değil de başkalarına hizmet etmeyi arzu ediyorsa, bunu yapmanın “en iyi” yolları nelerdir, yoksa her yol iyi ve birbirinden farksız mıdır?

RA: Daha önceki bilgilerde başkalarına hizmet yollarını ayrıntılı olarak açıklamıştık. Yine de kısaca değineceğiz.
Başkalarına hizmetin en iyi yolu, Yaratan’ın sevgisini içinizden geldiği şekilde başkalarıyla paylaşmak için sürekli çaba göstermektir. Bu da öz-bilgisi ve kendini çekinmeden başkalarına açabilme yeteneğini gerektirir.

Sorunuzla öğrenmek istediğiniz şeye gelince; üçüncü yoğunluk derecesinde bulunup da bu arayışta olan her varlığın başkalarına hizmet biçimi kendine özel ve benzersizdir. Bu da, varlığın kendi içinde, başkalarına hizmet yolunun nasıl olacağını bildiren kendi idrak ve görüşünü fark etmesi yoluyla olur. Her varlık için bu farklı bir yoldur. En iyi diye bir şey yoktur. Genelleme yapılamaz. Hiçbir şey bilinemez.*
------


"SORU: Teşekkür ederim. Önemsiz bir nokta ama beni rahatsız ediyordu.
O halde, başkalarına hizmet yolunu izlemek isteyen bir bireyin görüş
açısından bakıldığında, kişilik disiplinleri, kendini tanımak ve iradesini güçlendirmek dışında önemli bir şey var mıdır?

RA: Bu söylediğiniz tekniktir. Bu işin özü, kalbi değildir. Biz tekâmülün özünü inceleyelim.

Önce hepimizin bir olduğumuzu anımsayalım. Bu yüce bir öğretidir. Bu
birlikte sevgi yatar. Bu da yüce bir öğretidir. Bu birlikte ışık yatar. Bu da tezahür etmiş tüm varoluş katlarının temel öğretisidir. Birlik, sevgi, ışık ve sevinç (haz); işte ruhun tekâmülünün özü budur.
İkinci derecede önemli dersler, meditasyon ve hizmet sırasında öğrenilir/öğretilir. Bir noktada, akıl/beden/ruh bileşimi bu merkez” (ana) düşünceler ya da sapmalar tarafından çok düzgün biçimde uyarılır ve dengelenir; o zaman sizin söz ettiğiniz teknikler önemli olurlar. Ama evren, gizemini aynen korumakla beraber, bir’dir. Her zaman Yaratan ile başlayın ve Yaratan ile bitirin, tekniklerle değil…*


"SORU: Bundan önceki celselerden birinde gerçek bir ustanın giderek daha çok kendisi gibi yaşamaya başladığını söylemiştiniz. Bu cümleyi genişletir ve açıklayabilir misiniz?

RA: Her varlık Yaratan’dır. Varlık, kendi benliğinin daha çok bilincine vardıkça, giderek kendine hizmet ya da başkalarına hizmet yolunu seçmesi gereken bir dönüm noktasına ulaşır. Arayış içinde olan varlık, kırmızı, turuncu, sarı ve mavi enerji merkezlerini asgari yeterlilik düzeyinde dengeleyebildiği zaman usta olur. Buna, pozitif yol için yeşili de ekleyebilirse, artık çivit rengi çalışmaya geçmeye hazırdır.
Usta bu noktadan sonra artık fonksiyonla ilgili hazırlayıcı ya da dışsal çalışmayı giderek daha az oranda yapacak; tersine, varlığıyla, varoluşla ilgili içsel çalışmasını giderek artıracaktır. Usta giderek bilinçli bir şekilde arınmış bir varlık haline dönüştükçe, aynı oranda, ta zamanın öncesinden beri var olan gerçek benliğini de tezahür ettirecektir. Yani, Tek Sonsuz Yaratan’ı…"



Edited by - fidelista on 14/09/2021 23:36:16
Go to Top of Page

gerçek tosun paşa


1060 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 15/09/2021 :  12:07:08  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Dünyada yaşayan biri için BH yolu melekle yatıp şeytanla kalkmaktır.
Go to Top of Page

bozadi


11075 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 16/09/2021 :  09:51:31  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:

"Bu oyunu sadece, kartlarını sevginin eritici etkisinde kaybedenler; hazlarını, sınırlamalarını ve her şeylerini masaya açıp, içlerinden, “Hepinizi, bütün oyuncuları, tüm diğer-benlikleri, elinde ne olursa olsun seviyorum” diyebilenler kazanır. Oyun şudur: Bilmek, kabul etmek, bağışlamak, dengelemek ve kendini sevgi ile açmak…"




Çok vurucu bir açıklama. Pozitiflikten bahsedip de sevgiden, sevginin aslından, hakikatinden bahsetmemek çok anlamlı olmaz. Tabi herşeyin öncesinde ve herşeyle bağlantılı olarak “Birlik” konusu var.

Eklenti:

Başkalarına hizmetin en iyi yolu, Yaratan’ın sevgisini içinizden geldiği şekilde başkalarıyla paylaşmak için sürekli çaba göstermektir. Bu da öz-bilgisi ve kendini çekinmeden başkalarına açabilme yeteneğini gerektirir.

Sorunuzla öğrenmek istediğiniz şeye gelince; üçüncü yoğunluk derecesinde bulunup da bu arayışta olan her varlığın başkalarına hizmet biçimi kendine özel ve benzersizdir. Bu da, varlığın kendi içinde, başkalarına hizmet yolunun nasıl olacağını bildiren kendi idrak ve görüşünü fark etmesi yoluyla olur. Her varlık için bu farklı bir yoldur. En iyi diye bir şey yoktur. Genelleme yapılamaz. Hiçbir şey bilinemez.


Bu açıklamada ilginç bir durum var. Ra ilk cümleye “Başkalarına hizmetin en iyi yolu…” diye başlıyor ama sonraki cümlelerden birinde “Her varlık için bu farklı bir yoldur. En iyi diye bir şey yoktur.” diyor. Bir tür çelişki hissi uyandırıyor bu iki açıklama ama aslında burada gerçekten çelişkili bir durum olduğunu düşünmüyorum. İlk açıklamada “genel” bir en iyi yol tasviri var. İkincisinde ise o genel ilkenin bireyler bazında (özelde) nasıl tezahür edeceğine dair genelgeçer bir öngörü yürütmeye, öneride bulunmaya çalışmanın anlamsızlığı vurgulanmış. Bu meseleyi karmaşıklaştıran durumların başında 3KH denebilecek bir deneyim modunda olmamız geliyor. Bir sürü kişide BH eğilimi şu veya bu ölçüde var ama düzen feci şekilde KH’ye çekiyor ve bireyler bu durumdan çok etkileniyor kaçınılmaz olarak. Teknik olarak hala KH durumundaki bireylerin KH’yi çok aşırı düzeylerde dayatan bir düzen içinde BH eğilimlerinin nasıl (ne ölçüde, ne saflıkta vs). tezahür edeceği hakikaten çok karmaşık bir durum.

Eklenti:

RA: Bu söylediğiniz tekniktir. Bu işin özü, kalbi değildir. Biz tekâmülün özünü inceleyelim.


Bu açıklamda koyuyla işaretlediğim kısım bana biraz belirsiz geldi. İngilizce orijinalinde şu ifade geçiyor:

Eklenti:

This is technique. This is not the heart. Let us examine the heart of evolution.


Yani, “Bu tekniktir. Kalp (öz) değildir. Evrimin/tekamülün kalbine (özüne) bakalım.” Zaten çok anlaşılmayacak bir cümle değil ama yine de kitapta o cümlenin çevirisi biraz sorunlu veya tuhaf olmuş nedense. Çok önemli bir mevzu değil.


Eklenti:

Önce hepimizin bir olduğumuzu anımsayalım. Bu yüce bir öğretidir. Bu birlikte sevgi yatar. Bu da yüce bir öğretidir. Bu birlikte ışık yatar. Bu da tezahür etmiş tüm varoluş katlarının temel öğretisidir. Birlik, sevgi, ışık ve sevinç (haz); işte ruhun tekâmülünün özü budur.

İkinci derecede önemli dersler, meditasyon ve hizmet sırasında öğrenilir/öğretilir. Bir noktada, akıl/beden/ruh bileşimi bu merkez” (ana) düşünceler ya da sapmalar tarafından çok düzgün biçimde uyarılır ve dengelenir; o zaman sizin söz ettiğiniz teknikler önemli olurlar. Ama evren, gizemini aynen korumakla beraber, bir’dir. Her zaman Yaratan ile başlayın ve Yaratan ile bitirin, tekniklerle değil…


Evet… Ra’nın da K’ların da felsefi olarak en çok vurguladıkları konu olan “Birlik” burada yine en önemli husus olarak karşımıza çıkıyor.

Ra’nın şu formülü çok dikkat çekici:

Eklenti:

Birlik, sevgi, ışık ve sevinç (haz); işte ruhun tekâmülünün özü budur.


Ra bu saydıkları arasında lineer/doğrusal denebilecek bir sıralama (bir tür hiyerarşi) olduğunu ima ediyor gibi. Yani önce “birlik” geliyor, sonra “sevgi”, sonra “ışık”. Buna benzer başka açıklamaları da olduğunu hatırlıyorum Ra’nın. “Sevinç” meselesi sayılan ilk üç unsurun devamı olan dördüncü bir temel unsur mudur, yoksa ilk üçünün farkındalığının (özellikle BH bağlamında) doğal olarak meydana getirdiği bir tepki/tavır olduğunu mu kastediyor anlayamadım. Ama evet, Ra “sevinci” de çok sık vurguluyordu kitapta diye kalmış aklımda. K’ların “neşe iyidir” diye defalarca vurgulaması gibi.

Birlik başta olmak üzere tüm bu temel kavramlar üzerinde düşünmeye, hatırlamaya çalışmanın, tartışmanın çok değerli olduğuna inanıyorum.
Go to Top of Page

bozadi


11075 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 16/09/2021 :  09:55:55  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen gerçek tosun paşa

Dünyada yaşayan biri için BH yolu melekle yatıp şeytanla kalkmaktır.
Bu ilginç beyanı biraz açar mısın gtp? :)
Go to Top of Page

fidelista


584 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 16/09/2021 :  21:19:24  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Pratikte günlük hayatta BH kutuplaşmamizi artırmak için bana göre , ayırımcılık dışlayıcılik yapmadan,yargılamadan mümkün olduğunca kaçınarak ama olayların perde arkasınin da her an bilincinde olarak,hem kendimize hem de yardım talebinde bulunanlara elden geldiğince şartların elverdiğince ve olayların karmaşıklığini her bir varlığın durumunun Özel şartlarını da göz ardı etmeden yardım etmek bu yönde çaba sarf etmek olduğunu düşünüyorum.

Konu içinde bulunduğumuz zaman içinde fevkalede önemli ve ciddiye alınması gereken bir konu , bir çok varlık belkide kritik bir seviyede dalgalanıyor,yani kritik hasat edilebilirlik sınır çizgisinin yakınlarında dolaşıyor bu konu bu kişiler için önem li.Bu bilgilere çekilenlere Ra titresimsel kıdemli diyor.Mezun olmak için bu varlıkların bir şanslarının olduğunu belirtiyor.
Dünyanın içinde bulunduğu karmaşa düşük titreşim bombardımanı ve sayısız Kertis saldırısı gibi (Gtp nin vurguladığı) etkiler bir uyusukluga neden oluyor ve fırsati belkide kaçırıyoruz.

Son zamanlarda her yerde yada insanların hayatına çok fazla olaylar giriyor zorluklar ortaya çıkıyor bu durumu ben sınavın son dakikalarında alalacele bir şeyler yapma çabası gibi görüyorum,çok fazla katalizör le karşılıyoruz hızlandırılmış bir çaba, fırtına öncesi bir şeyler yapma telaşı gibi.

Edited by - fidelista on 16/09/2021 21:43:50
Go to Top of Page

bozadi


11075 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 19/09/2021 :  11:10:09  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
BH'nin pozitiflik dediğimiz şeyle birebir ilişkisi, doğru orantısı olduğuna göre, BH'leşmek için pozitifleşmek gerektiği doğal sonucu çıkıyor ortaya. BH bir teknik terim olarak bize biraz yabancı gelebilir ama pozitiflik/olumluluk çok daha yakından aşina olduğumuz bir durum, her ne kadar çok sık deneyimleyemesek de. Zaten o yüzden bu konu üzerinde çalışma yapmak iyi olacaktır.

Pozitiflik üzerinde çalışmamız, BH üzerinde çalışmamız demek oluyor. Ve bu çalışma alanının başka herhangi bir çalışma alanına kıyasla çok güçlü, çok doğrudan avantajları var. Şöyle ki, pozitifleşme namına göstereceğiniz tüm az-çok etkili çabalar, sizde (duygu ve düşüncelerinizde ve dolaylı olarak deneyimlerinizde) hemen olumlu etkiler yapacaktır ve bu da hem kendinize, hem başkalarına, hayata, herşeye bakışınızda olumlu değişimler sağlayacaktır. Tabi bu olumlu etkiler çok muhtemel olarak geçici olacaktır. Kalıcı hale gelmesi için pozitiflik bilinci ve iradesi üzerinde çalışmaya devam etmek gerek. Bir kez daha bu çalışmanın, böyle bir çalışmanın hayatınızdaki başka herhangi bir çalışmadan paha biçilmez ölçüde daha değerli olan bir yönü vardır. Kendinizi dönüştürmektesiniz. Pozitifleşmektesiniz. Kendinize, sevdiklerinize, sevebileceklerinize yapabileceğiniz en temel, en önemli iyilik budur. Kendiniz iyi olmanız, pozitif olmanız. Pozitiflik bir anlamda hayatın, varoluşun mutlak, bütünsel gerçeğinin, onunla birliğinin farkında olarak yaşamak demektir.

Şu anda ne kadar pozitifsiniz? İsteseniz ne kadar pozitif olabilirsiniz? Pozitif olmak nedir, nasıl birşeydir? Anlamı, önemi nedir?
Go to Top of Page

gerçek tosun paşa


1060 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 23/09/2021 :  15:18:13  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Bu ilginç beyanı biraz açar mısın gtp? :)


Tabii bozadi dilim döndüğünce kısa ve öz olarak açıklamaya çalışacağım.

İnsan fazlasıyla toplumsal bir varlık bunu sosyolojik, psikolojik ve ekonomik olarak ortaya koyabileceğimiz gibi çeşitli dinler, öğretiler, uzak doğu tapınak ritüelleri ve dergahlara kadar inen bir manevi ara yüzde de görebiliyoruz. Kas. celseleri de ağ çalışması adı altında anlattıklarıyla insanın sevdiği, fikir birliği edip bir şeyler paylaşabildiği diğer insanlarla birlikte bulunmasının yaratacağı enerji ve sinerjiyi öve öve bitiremiyor.

Evet bu durumun yarattığı gerçekliğe sonuna kadar inanıyorum ve celselerde geçenleri son derece makul görüyorum. Bu toplumsallığın yanında inanılmaz bireyselleşme yönü olan bir varlık aynı zaman da insan. Şu an günümüzdeki sistem de bunu destekliyor. Bireysel insan öve öve bitirilemiyor ama insan buna bilinçsizce de olsa direnmiştir.

Sanatla sohbetle son derece düşük nüfuzda olsa bile bir araya gelinmiş hayatın toplumsal yönü bir şekilde ağır basmıştır.

Tüm dizi-film gibi yayın organlarından instagram gibi bireyselliğin yüzeysellikle donandığı ortamlarla birlikte bireysellik savaşı devam etmektedir.

Dijital dünya düzeniyle bireyselleşmenin ve insanın sosyal varlık yönünün nasıl evrilebileceği üzerine çok detaya girmek istemiyorum ama belirtmeden geçmeyeceğim.

Şimdi elimizde doneler sosyal bir varlık olan insan ve bireyselleşme yolculuğu var.

Buradan itibaren KH ve BH parametrelerini hesaba katmamamız için bir neden yok.

Ben bilincin ve dürtülerin doğuştan geldiğine inanırım. Neden-sonuca değil sonuçların yarattığı deneyim şekillerinin "neden?" sorusuna verilebilecek bir cevap olarak formüle edildiği bir referans çerçevesinden konuyu ele almak daha doğru sonuçlar elde etmemizi sağlayacaktır.

Şöyle ki gelişim çok yavaştır ama bireysel açıdan bu yavaşlık göreceli olacaktır. Bir insan mevcut reenkarnasyonu bazında düşünürsek zaten KH-BH keskin geçişlerini tek yaşamla zor yapar.

Bu keskin geçiş ve sıçrayışların yapılabileceği anlar bizim dalga diye bildiğim süreçler üzerine yüksek planlarca organize edilebilir. Bunlar yüksek rehberlerin alt sınıflardaki ruhlara yaptığı güzellikler gibidir ama yine de idrak penceresinden geçişler son derece azdır. Bunun sebebine gelmeden önce neden-sonuçlar hakkındaki fikrimi basit bir örnek ile bağlamak isterim.

Mevcut psikoloji kuramları ve psikanaliz teknikleri erken dönem çocukluk ve ergenliğe kadar yaşanan süreçlerin kişinin karakterini belirlediği görüşüne yakındır.

Aslında kişi (varlık, bilinç, ruh, enerji) kendinde mevcut olan negatif yönleri törpüleyebilecek şekilde bir deneyimi yaşar.

Örneğin; ileri seviyede güven problemleri olan biri erken yaşta aile bireylerinden birinin öleceği bir senaryoyu deneyimleyebilir fakat kesinlikle erken yaşta aile bireylerinden birinin ölmesiyle ileri seviye güven problemleri ortaya çıkmaz. Kişi mevcut olan güven problemleri sebebiyle böyle bir kader profili doğrultusunda reenkarne olur ve bu bahsettiğim aile ortamında bir deneyim yaşar.

Burada varlığın belirli özellik ve kutuplaşma etkisinde olduğunu varsaymak en doğrusudur.

RA ve Kas. celselerinde söylenen bir noktaya kesinlikle katılmakla birlikte bu varlıklar tarafından biraz fazla gaz verildiğini düşünüyorum. Bana kalırsa bırakın kutuplaşmayı, bireysel imza bırakacak nitelikte insan sayısı bile inanılmaz düşük. Bireysel imza ise ruhun kendi deneyimlerinden ve öğrendiklerinden yarattığı enerjidir. Kısacası bilincin genişliği, ufkun açıklığıdır.

Yeterince açılmayan ufkun ne KH ne BH ile bir işi olamaz.

Şimdi hal böyleyken kutuplaşma işini nasıl çözebileceğimizi gözlemlerimle anlatmaya çalışacağım eğer sorusu olan olursa çekinmeden sorsun çünkü ayrıntıya girmeyeceğim.

Öncelikle yıllardır forumda kurulan KH tuzaklarından bahsettik bunları göz ardı etmek olmaz, aptallıktır.

Bigsenfoni de bu noktada mükemmel yardımlar yapmıştı ama elektronik ev aletlerinden tutun (CFL ampüller, wireless modem ve şarj üniteleri, akıllı telefonlar vs.), sosyal mecralar, tüm medya ve reklam dünyasına kadar ve toplumsal normlarla harmanlanarak insan anlayışına tecavüz eden inanılmaz bir KH saldırısıyla karşı karşıyayız.

Bu bağlamda gerçekten uzaylıların bizi istila etmesine ve enerji sarfiyatına gerek yok :)

Fakat büyük bir karanlığa ve karamsarlığa da gerek yok.

Son celsede bahsedildiği gibi insanlar her zaman stres unsurunu en aza indirmek ve kolaya kaçmak ister.

Kişilerin %80'i basit alt yapılı şarkılardan hoşlanır ve ilerleyişini tahmin edebileceği dizi-filmleri sever. Beyin gerisini tamamlayamayacağı kompleks yapılardan hoşlanmaz.

Aşırı fiziksel efor ve düşük kalori alımında vücut kendini yağ tutmak için inanılmaz sıkar, suyu bile yağa çevirmek ister.

Çünkü insan hem psikolojik hem fiziksel olarak rahata konmak ister. Bu bir hayatta kalma içgüdüsü olarak kabul edilebilir ama kişinin kendini tanıması ve disiplin konuları önündeki en büyük engeller de bunlardır.

Ben yükseliş için pozitif temaların gerekliliğinin ilk sırada olmadığına inanıyorum. Birinin ruhsal ilerleyişi ya da tekamül ederek üst yoğunluklara reenkarne olmaya karar vermesi aşamasında eğer sevgi ilk sırada yer alıyor olsaydı dünya gibi deneyim alanları olmazdı. Burası bir KH zaferinin temsilidir, orta sınıf 4KH kuvvetlerince teslim alınmış bir dengesizlik yuvasıdır.

Bunca fikirsizlik içerisinde bile BH'ın koruyucu ve kollayıcı yüzü her an hissedilebilir.

Dünyada deneyiminden ve gezegen dünyanın sisteminden büyük resmi görmek için bakılacak her genel perspektif bizi KH rüyasına çeker.

KH rüyası kötü değildir. KH dünyası kişinin hırslarını ve arzularını disiplin etmesi için mükemmel katalizörlerdir.

Burada kötü özellikleri törpülemekten bahsetmiyorum. Kişinin kendini disiplin edememesi, ön yargılarını yıkamaması, kendini sürekli özel hissetme isteğiyle saplandığı hayal dünyası hiç bir kutupta ilerleyememesini sağlar. Toplumsal normlar (çoluk, çocuk, karı-koca) daha gencecik yaşta insanların ununu eleyip eleğini asmalarına neden olmaktadır. Halbuki kişinin kendini disiplin etmeyi öğrenmesinin bir yaşı olamayacağı gibi öğrenmek ve gelişmek de hiç bir yaşla açıklanamaz.


Velhasıl KH ne kadar sert ise BH'ın da o kadar sert olduğunu herkesin anlaması gerekir. Merhamet ve vicdana söz geçirmek için taş kalpli bir KH varlığından çok daha sert olmanız gerekir ve en az onun kadar arif.

Genel perspektiflerin BH için kullanışsız olduğunu hep söyledim, pozitif enerji için kendi hayatınızdan zevk aldığınız ufacık bir şeyden gülüp eğlendiğiniz insanlardan size ilham getiren şeylerden yola çıkmanız gerekir. Bu kişinin kendi yolculuğudur. Ufak bir neşenin gücü KH' kuvvetlerinin nice parasını ve taptığı maddi unsurların yerle yeksan olmasını da sağlar ama bu gerekli vicdani varlığını geliştirmiş ve geliştirme potansiyeliyle yüksek rehberleri tarafından desteklenen kişiler içindir.

Ben kasyopyalılarla ne zaman görüşmek istesem çoğunda beni dinlediklerine dair işaretler aldım. Bunlar kimi zaman fiziksel kimi zaman mental gerçekliklerdi.

Kısacası yoğun imajinasyon tekniği çalışın ve çokça dua edin tavsiyesinde bulunabilirim.

Şimdi bu işin karamsarlığını bıraktık bir kenara ama hayat çok zor ve acımasız. Bunu kimse inkar edemez diye düşünüyorum.

Bunca düşük frekansa rağmen hele Türkiye gibi bazı basiretsizliklerin doğuştan geldiği bir ülkede nasıl dengeleyebiliriz?

Açıkçası bazı durumlar hem şans hem dezavantaj olarak yansıyabilir.

Burası dış müdahalelere karşı direnç kazanmak ve vicdani unsurları geliştirmek için daha uygun bir yer.

Ne yazık ki yaşam gücünüzü koruyacak şeyleri devam ettiremezseniz düşük frekans hayatınızı ele geçirir. Bu zaten sistemin getirisidir. Siz yani biz buna karşı koymaya çalışan askerleriz. Kendinizi bir savaşçı olarak motive etmelisiniz. Ben böyle yapıyorum.

Bunun dışında sisteme entegre olurken vicdani bilincini kaybetmeyen, öğrenirken ezmeyen, insanları rencide etmeyen, ideal yaşam alanını yaratabilen emektarlar BH yolunda ilerleyeceklerdir.

BH yolunda ilerlemek için çalışma yapılmaz. Enerji çalışmaları yüksek rehberlerle pazarlık aracı olarak kullanılabilir. Siz kendi enerjinizi yönlendirmeyi öğrenirseniz ilerleyiş bilinçli olarak devam eder.

Aynı yöntemle KH yolunda da ilerlemek mümkündür. Bu yüzden enerji çalışmaları sizin kutuplarınızı zaten ortaya koyar.

Çok net olarak inandığımı söylüyorum; bakın içinde bulunduğunuz durumun eksikliklerini ve bunun nedenlerini çözmek ve size dayatılanları hesaplayabilmek düzenli bir disiplinken, kendinizi korumak için yapacağınız her türlü enerji çalışması ve bunun içine çeşitli ritüeller ve kristaller de girebilir bu da madalyonun diğer yüzüdür.

Ama biz bu forumda asla ritüellere ve çeşitli nesnelere yönlendiren bilince hizmet etmemeye çalıştık.

Kendinizi iyi hissettiğiniz frekansları bulabilmenizi canı gönülden dilerim.

Burada mükemmel bir psişik yetenekten bahsettiğim izlenimine asla kapılmayın. Kişinin zihnini yüksek bir frekansa ayarlaması nefes çalışmalarıyla 5-6 dk içinde mümkündür. Burada ciddiye alınıp alınmama ihtimalinizi bilgilerinizle oluşan zihinsel netliğiniz belirler.

Gelişim odaklı olurken gösterdiğimiz tepkiler, KH-BH yolunda belirleyicidir.

Yukarıda bahsettiğim küçük grupların içerisinde mutlu bir yaşam sürmenin bile ne kadar zor olduğunun farkındayım.

Üstelik en büyük zararın ve darbenin size dostlardan ve aile üyelerinden de geleceğini söylemem son derece doğru fakat acı olacaktır.

Şimdi toplumsallık ve bireysellik üzerine tekrar düşünelim mi?

Nasıl sevgi dolu ve pozitif kalabiliriz ya da böyle bir şey gerçekten mümkün mü?

Ve ya gerek var mı?







Edited by - gerçek tosun paşa on 23/09/2021 15:29:14
Go to Top of Page
   Mesaj Sonraki Konu  
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Forum Seç:
Başkalarına Hizmet Forumu © Celse veya diğer içerikleri farklı ortamlarda paylaşırken lütfen kaynak belirtiniz Yukarıya git
Snitz Forums 2000

Design by Sizinsayfaniz.com

Bu sayfa 0,98 saniyede oluşturuldu.