Başkalarına Hizmet Forumu
Başkalarına Hizmet Forumu
Ana Sayfa | Bilgilerim | Kayıt Yaptır | Aktif Konular | Forum Üyeleri | Site içi Arama
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni Hatırla
Şifre hatırlatma servisi

  Forum
 Spiritüalizm Konuları
 Spiritüalizm
 varlığımızı arıyoruz
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Sonraki Sayfa
Yazar Önceki Konu Mesaj Sonraki Konu
Sayfa: Toplam Sayfa 2

bozadi


8693 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 03/11/2009 :  15:58:51  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
varlığımızı arıyoruz hepimiz. gerçek benliğimizi arıyoruz.

şu anda bildiğimiz benliğimiz gerçek benliğimiz değil mi? hayır! bir parçası ama benliğimizin kendisi/zatı değil.

hepimiz şu anda "alt-benlik" seviyesinde faaliyette bulunuyoruz.

yani bir alt-benlik, benlik ve üst-benlik var ve siz bu yazıyı okurken, aslında pek benliğinizle değil, daha çok alt-benliğinizle okuyorsunuz. alt-benlik, benlik ve üst-benlik nihayetinde bir bütün, ama bu dünya üzerindeki yaşam koşulları, bizi alt-benlik seviyesinde tutmaya ayarlı. benliğinize ve üst-benliğinize odaklı bir şekilde varolmanıza var gücüyle engel oluyor. geliştirdiğimiz ve içine tıkılıp kaldığımız çeşitli düşük seviyeli arzular, fikirler, idealler, alt-benliğin güvenilmez, dual/ikili ortamında, yaprakların rüzgarda savrulduğu gibi savruluyor.

bildiğimiz en iyi kavramlar, aslında benlik seviyesine ait, oradan kaynaklanan kavramlar. sevgi, bilinç, sorumluluk, şefkat... bu kavramların sağlam özleri alt-benlik seviyesine ait değil. bu kavramlar yukarıdan bir yerden sarkıyor aşağı aslında. ve benliğimiz de orada, yukarıda.

burada, alt-benlikler seviyesindeyken de benliğimizle giderek geliştirilebilecek bir bağlantı kurmamız, onun farkındalığıyla deneyim yaşamamız imkansız değil ama çok imkanlı da değil.

benlik seviyesinde dualite yok. tıpkı güneşin gerçekte doğup batmadığı gibi, benlik de doğup ölmüyor. doğan ve ölen alt-benlik. ve biz işte bu dünyada, alt-benlik düzeyine hapsedilmiş bir hayat yaşıyoruz.

şu anda aklıma gelen en pratik örnekle, alt-benlik ile benlik arasındaki temel bir farkı vurgulamak istiyorum:

siz şu anda sizinle ilgili pek çok şeyi bilmiyor, hatırlamıyorsunuz. ve bu, varlığınızda/benliğinizde olmadığınız (veya daha ziyade, benliğinizle uyumlu olmadığınız) anlamına geliyor. benlik kendiyle ilgili herşeyin farkındadır. herhangi birşeyi unutmaz, ihmal etmez. benlik kendinin tam bilincindedir. ne fazla sevinir herhangi birşeye, ne fazla hüzünlenir. farkında ve huzurludur.

bu, herkesin benliği için geçerli bir şekilde. ve işte biz, konuşurken, tartışırken, kızarken, sevinirken, alt-benlik seviyesi bir bilinç boyutunda yapıyoruz bunları. bütün acizliklerimiz bununla ilgili. bütün kızgınlıklarımız. bütün suçlarımız, bütün günahlarımız, bildiğimiz hemen hemen herşey.

inanıyor musunuz? bu soruya cevap verecek olanın bir benlik değil, bir alt-benlik olduğuna?

merak edenlerle birlikte sorgulayabiliriz bu deneysel anlayışı.

bozadi


8693 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 03/11/2009 :  16:15:14  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
benliğimiz bizimle ilgili herşeyin farkında ama biz benliğimizle ilgili çoğu şeyin farkında değiliz.
Go to Top of Page

bozadi


8693 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 03/11/2009 :  16:23:26  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle


böyle bir durumun söz konusu olduğunu düşünüyorum.
Go to Top of Page

bozadi


8693 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 03/11/2009 :  16:29:17  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
ra, ple'ler veya k'lerin verdiği bilgiler arasında doğrudan bir şekilde benliğin 5. yoğunlukla ilişkili olduğuna dair bir beyan geçmedi ama ben bunun böyle olduğunu düşünüyorum.

kasyopya celselerine göre öldükten sonra içine girilen spatyom alemi 5. yoğunluk. ve orada tüm dünyevi sıkıntı ve komplekslerden arınıyoruz. işte bu bana göre, oradaki halimizin "gerçek benlik halimiz" oluşundan kaynaklanıyor.

tabii orada da yardıma ihtiyacımız oluyor. dolayısıyla, benliğin kendisiyle ilgili "herşeyi" bildiğini söylerken bu belki de mutlak değil ama, dünyadaki halimizle karşılaştırılacak olursa, öyle. geçmiş enkarnasyonlarınızı hatırlayabiliyorsunuz, olası gelecek enkarnasyonlarınıza bakabiliyorsunuz, kim bilir başka neler yapabiliyorsunuz. en güzeli, dünyada duyduğunuz tüm korku ve endişelerden arınıyorsunuz. varoluşa dünya paradigmasıyla değil, tarafsız bir gözle bakıp o inanılmaz çeşitlilik ve canlılığı, dengeyi taktir edebiliyorsunuz.

üstelik 5. yoğunluk, 4. kh için de geçerli. onlar bile ölünce oraya gidiyor. ama onların 5. yoğunluk değerlendirme merkezindeki deneyimlerinin nasıl olabileceğini pek düşünemiyorum şu anda. belki birlikte düşündükçe onu da anlarız.
Go to Top of Page

Alemtac


2482 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 03/11/2009 :  17:26:32  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Bu bilgilere göre 1. ve 2.yoğunluk varlıklarda bizim benliğimizin parçaları. Yani daha önceden geldiğimiz, olduğumuz yoğunluk.

Bizler yapmayızda, insnaları yargılarız; kesin KH, yada tam bir BH deriz. Kötü olabilmek, istenmeyen olabilmek gerçekten zor bir rol. 5. yoğunlukta ne KH lik ne BH lik kalıyor bana göre çünkü herkes rolünü tamamlamış oluyor. Orada gerçekten huzur var olduğuna inanıyorum. Bedenlerimizden sıyrılıp, gerçek anlamda çıplak kalıyoruz. Dünyada alışmadığımız bir durum, auralarımızdan yaydığımız renkler önemli, saklıyacak hiçbir şey kalmıyor. Neysek oyuz.

4 Kh ler yaptıkları kötülük sayısına göre mi değerlendirilecek acaba? :)) Onlar daima 4. yoğunlukta kalmaya mahkum. Ancak Bh liği seçinceye kadar.

Aslında kesik kesik yazdım gibi :) neyse benim düşüncelerim de böyle.

Edited by - Alemtac on 03/11/2009 17:29:47
Go to Top of Page

bozadi


8693 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 03/11/2009 :  17:44:11  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
evet sevgili Alemtaç, 1. ve 2. yoğunlukla da bir şekilde her zaman bağlarımız var. 3. yoğunluktayken fiziksel bedenimiz 1. ve 2. yoğunluktan ibaret zaten.

5. yoğunlukta yine kh / bh var ama, bizim anladığımız şekilde bir dualite teşkil etmiyor bu. dezenkarne olunca (ölünce) 5'e gidiyoruz ve kertişler de ölünce oraya gidiyor. ama oranın belki de en temel fonksiyonu enkarnasyon değerlendirme olduğu için, iki taraf için de bir çeşit "mola" yeri oluyor. bir çatışma vs olması söz konusu olamıyor. çatışmalar daha alt katlarda oluyor.

4KH bireyleri ölüp 5. yoğunluğa geçince neler yaşıyorlar ben de çok merak ediyorum. ama şunu biliyorum ki orada bizi günahlarımıza veya sevaplarımıza göre "yargılamak" için bekleyen kimse yok. tamamen yol gösterme ve rehberlik amaçlı yüksek seviye varlıklar var. bir kh varlığı 5. yoğunluğa geçtiği zaman ne deneyimliyor, nasıl deneyimliyor, sonraki enkarnasyonunu nasıl planlıyor gerçekten merak ediyorum. ama kesin olan bir şey varsa, orada olaylara, davranışlara, seçimlere bakış açısı bizim buradaki açımızdan çok farklı. bh "iyi", kh "kötü" olarak etiketlenmiyor bence. ikisinin varoluşun doğal birer unsuru olduğu göz önünde bulunduruluyor olmalı.

ra'ya ve kasyopya bilgileri'ne göre 5. yoğunluğa kh olarak da geçilebiliyor. ama oradaki kh/bh deneyimiyle ilgili bilmediğimiz pek çok şey var. inşallah birlikte düşünerek bazı önemli şeyleri kavrarız. : )
Go to Top of Page

bozadi


8693 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 03/11/2009 :  18:05:27  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
varlığımız, benliğimiz, tüm sorularımızın yanıtını, tüm dertlerimizin çözümünü biliyor. hayatımızla ilgili herşeyi biliyor. tüm geçmişimizi biliyor. gelecek olasılıklarımızı biliyor.

ve bilgilerini, rehberliğini bizimle (alt-benliğiyle) paylaşmak istiyor. bunu dolaylı yollarla bir şekilde yapıyor ama bu genel olarak çok verimsiz kalıyor, çünkü biz onun varlığından emin değiliz.
Go to Top of Page

bozadi


8693 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 04/11/2009 :  13:34:57  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
"bir çift yürek" kitabındaydı sanırım. yaşlı bir aborjin artık ölme vaktinin geldiğini anlayınca/isteyince, herkesle vedalaşıp çölde bir yere gidiyor, orada bir süre meditasyonel durumda kaldıktan sonra da bedeninden ayrılıyordu / ölüyordu. bunu bilinçli bir şekilde yapıyordu!

tüm aborjin gruplarının aynı derecede bilgelik/farkındalık içinde yaşadıklarını sanmıyorum. o kitapta anlatılan grubun farkı sanırım, benlikleri ve/veya üst benlikleriyle bizimkinden çok daha aktif bağlantıları olmasıydı diye düşünüyorum. doğum olaylarında da pek çok sıradışı farkındalıkları olduğu anlatılıyordu. yaşam deneyimleri de aynı.

...

tam bir "hayat rehberliğine" sahip olduğumuz düşüncesi ne kadar güzel! evet, benliğimiz sadece günlük hayatta farkında olduğumuz benlikçikten ibaret değil. kendimizle ilgili herşeyi bilen yüksek bir parçamız var. biz aslında oyuz neticede, ama bu konuda belirli organize bir farkındalığımız yok. zaten mevcut düzen hiç hoşlanmazdı böyle bir farkındalığa sahip olmamızdan!! o zaman herşey çok farklı olurdu. sömürtmezdik kendimizi bu kadar. duyarsız kalmazdık etrafımızdaki hiçbir şeye, hele ki yaşamımızı birinci derece etkileyen şeylere. ve kendimizi bireysel arzularımızın belirsiz, güvenilmez dünyasına emanet etmezdik.
Go to Top of Page

Alemtac


2482 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 04/11/2009 :  15:00:02  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
İlk zamanlar KH, BH kavramını araştırırken K'ların celselerinden aşağıdaki notları almıştım:

KH lerin varabildigi en yuksek seviye 4. yogunluk. Cok uzun suredir bu seviyedeler. Zamanda ileri geri gidebiliyorlar. Amaclari bizi 4. yogunluk seviyesinde ele gecirmek. Bunun icin :

1. Irklarını sürdürülebilir halde tutumak,
2. Sayılarını arttırmak,
3. Güçlerini arttırmak,
4. Irklarını dördüncü yoğunluk alemine yaymak.

Kendine Hizmet, "arzuya dayalı düşünme" olarak tanımlanan şeyden dolayı bunu göremiyorlar. Sadece görmek istediklerini görüyorlar.
Bir KH aracı, başka birinin ihtiyaçlarına karar vererek BH adayı olmayı öğrenemez
Irklarının ölmekte olmasının ve gözleri kararmış bir şekilde sizden mümkün olduğunca çok enerji almaya çalışarak ırklarını metabolik olarak yeniden yaratmaya çalışmalarının sebebi bu.


“Işık herşeydir ve herşey bilgidir ve bilgi herşeydir.” Bizi bigi korur.
Eğer kişi “Aydınlanmak” yerine “Takıntılanmak” ı seçiyor ise, bu onun seçimidir, müdahale etmemek gerekir, bu “Özgür İrade” ye müdahale anlamına gelir.
Korku ve direnç yaratarak dünya-dışıların bu negatif duyguların enerjisiyle beslenebilmeleri amacına hizmet ediyor

(L) Tamam, Quorum'dakiler başkalarına hizmete odaklanıyorlar ve onlar da başkalarına hizmet ederken bazı kendine hizmetlerin başkalarına hizmet olduğunu anlıyorlar.
C: Yakın.

S: (L) Yani buradaki fikir, oraya hangi yönden ulaşmış olursan ol, her iki yolu harmanlamak, öyle mi?
C: Başkalarına hizmet, bu iki gerçekliğin mükemmel bir dengesini sağlıyor. Tam karşısındaki kendine hizmet ise büyük döngünün mükemmel bir dengede kapanmasını sağlıyor.

S: (L) Yani başkalarına hizmet yolunun varolabilmesi için kendine hizmet yolunun da olması şart, öyle mi?
C: Evet.
Başkalarına hizmetin neyi kapsadığını açıklar mısınız?
C: Kendiyle hiç ilgilenmemek.

S: (L) Kendinize mi, yoksa başkalarına mı hizmet ediyorsunuz?
C: Ben her ikisine hizmet ediyorum.

Bence herşeyi herkesi yaratan Allah, Kh yi yarattıysa bize yargılamak düşmez ve elbette en azından burada yargılamıyoruz da. Bilgiyle kendimizi korumalıyız. Tıpkı 5. yoğulukta olduğu/olacağı gibi hoşgörü önemlidir diye düşünüyorum.

Hep aklıma gelir, mevcut düzene baş kaldırdığım..eh kendimce yapıyorum zaten ama sesimi duyurmadan :) Bir ben orta yerde kalıveririm gibi gelir. Geçmişte başıma gelmişti benzer şeyler de ortada tek başıma kalmıştım :) Birlik duygusu içinde olduğumuz grubun içinde bile söz söylemeye gelince herkes susuyor...kendilerini koruyorlar. Ne zaman ki gerçek anlamda felaketi yaşacağız ancak o zaman sesini duyacağız benliğimizin. Ne yazık ki öyle.
Go to Top of Page

Tiversonus


3343 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 04/11/2009 :  15:17:53  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Sevgili Alemtac; KH olmaz ise Bh zaten olmaz, bunu dün bir dolmuş şöförüne anlattım; "işte akünde + ve - var" bir diğerini var ediyor, biri yokolsun diyemezsin, ancak bu ayrı bir şey... Yani herkes yargılanmaksızın seçecek, ve diğerinin seçimine karşmayacak. Ancak kaynak olarak alıntı yapıp, onun temel fikrine ters şeyleri çokça söylemek ise en andan kaynağın özgür seçimi ile önerdiği şeylere bir haksızlık olabilecektir. Yoksa ben bunu tutmuyorum diyene ne, evet ne söyleyebiliriz? Cevap: özgür seçimindir ve sen bilirsin. Yani ben etrafımda da, yaşam alanımda da böyleyim. Ben mi dedim yine yani Biz mi deseydim, yoksa Bir mi?:)) Neyse egom şişti gene Ben demişim yine:)) Ya Ben adam namaz kılacak diye gidip elim ile battaniye serdim (Eskişehirli bir tüccara), halbuki ben ritüel yapmayan ve bunu önermeyen birisiyim, yani bakın yine egom yine Ben dedim yani Bir:))
Go to Top of Page

Alemtac


2482 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 04/11/2009 :  16:21:32  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Aynı fikirdeyim sizinle, Kh olmazsa, BH de olmazdı ve yine aynı fikirdeyim, özgür seçim konusunda. Benimde özgür seçim alanıma çokça müdahale edilir:) Müdahale edene ne desem anlamaz, artık öğrendim bende politik olmayı :) haklısın diyorum, yani gerçekten kendince haklıdır da...onun özgür seçimi bu. Birde böyle düşünmek lazım, özgür seçim alanıma girdin demek yerine hoşgörmek...yoksa öbür türlüsü bize ters düşer ve onun özgür seçimine müdahale etmiş oluruz, olmaz mıyız ?
Go to Top of Page

bozadi


8693 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 04/11/2009 :  16:28:06  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
kasyopya celselerinden notlar aldığını duymak sevindirdi beni sevgili Alemtaç. yanlış anlama, bunu sana karşı sevgi-saygı duymamın bir koşuluymuş gibi söylemiyorum.

"kh'lerin varabildiği en üst yoğunluk seviyesi 4. seviye" şeklinde aldığın notta ufak bir hata var. ilgili celsedeki veri şu şekilde:

"Dördüncü bilinç yoğunluğu seviyesi, bu varlıklarda olduğu gibi yalnızca kendine hizmet ederek varolunabilen en yüksek yoğunluk seviyesidir."

"yalnızca kendine hizmet ederek" diye bir ibare var. ilgili celsede özellikle kertenkele varlıklarına yönelik bir tanım var. onların KH'lik derecesinin %100 (saf kendine hizmet) olduğu şeklinde bir açıklama bu.

5. yoğunta fiziksel enkarnasyonlar bitiyor. 5. yoğunluk eterik bir yoğunluk. Bu nedenle, 5. yoğunluktaki KH'lerin KH'lik derecesinin %100 olması zor anladığım kadarıyla. negatifliğin felsefesi konusunda 4 KH'lerden çok daha üstün bilgi sahibiler. ama eterik bir yoğunlukta oldukları için, bu onların daha önce göremedikleri bazı şeyleri görmeye başlaması anlamına da geliyor. ve bu da ister istemez KH'liğin %100 olmasını imkan dışı kılıyor.

zaten diğer bazı kasyopya celselerinde ve özellikle de Ra Bilgileri'nde 5. yoğunluk negatif varlıklarının varlığı açık bir şekilde ifade edilmişti.

mevcut düzenin negatifliğinden ve ona teslimiyetimizden bahsederken, bunu gündelik tavırlarla çözülebilecek birşey olarak söylemiyorum. bu öncelikle bir bilinçlenme işi. yani kimseyi düzene baş kaldırmaya falan sevk etmiyorum.

zaten mevcut bilinç seviyeimiz ve niteliğimiz itibariyle kendimiz bu düzenin parçasıyız. yani düzen biraz da "biziz". başkaldırı üzerinde odaklanmanın yeterince çözümcül olacağını sanmıyorum. temel olarak kendimizdeki kh'liği keşfedip gerçek bh'ye doğru ilerlemeye başlayınca, bu düzene verebileceğiniz en güzel cevabı veriyor olacaksınız: ürettiğimiz negatif bilinç enerjisiyle beslenmesini azaltmak. onu beslemeyi giderek azaltmak. düzene başkaldırının kendisiyle çeliştiği şeyler var yani. önce kendimizin de çok uzun zamandır bu düzenin bir parçası, hatta bir oranda kendisi olduğumuzu anlamamız gerekiyor.

bu görüş paylaşımlarımızın her birimiz için faydalı neticeler üreteceğine inanıyorum.
Go to Top of Page

Alemtac


2482 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 04/11/2009 :  16:41:20  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Evet, teşekkür ederim Sevgili Bozadi :)
Go to Top of Page

bozadi


8693 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 04/11/2009 :  16:55:11  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
: )

ve kısa bir süre önce sirera ile olan bir tartışma diyaloğunda konusu geçtiği gibi, bu 5. yoğunluk kh varlıkları, 6. yoğunluğa geçtikten kısa bir süre sonra da tamamen BH'ye geçiyorlar!!! düşünebiliyor musun?!

tabii bazıları çok daha önce geçmiş oluyor. yani daha 5. yoğunluktayken bh'ye geçen belki de pek çok kh varlığı oluyordur!. eterik alemde ilerleyen deneyimlerin doğal bir neticesi.

negatiflikle maddesellik arasında çok büyük bir ilişki var yani.
Go to Top of Page

sirera


365 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 04/11/2009 :  19:44:42  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Yaşadığımız ân içinde varoluşumuzla şekillenen bir yapı oluşturuyor bh ye geçişi gibi. Gurdjieff'in de içinde olduğu ustalar da anlatmaya, bu yapıyı hareketlendirmeye çalışmış. Kim kime ne anlatıyorsa öğretiye değinse anlatılanlar -ki en ince detayda bile içsel göz varsa buna değin olmakta- bir hareket ve bir yön oluşuyor yapıda. Öğretiyi anlatırken M. Nicoll güzel bir tanım vermiş.
Dışsal tesirlere (hayat tarafından yaratılan, eğitim,iş, para kazanma, spor vs) A Tesirleri, İçsel Tesirlere, (bazı şiir, edebiyat türleri, din, peri hikayeleri vs.bize gizli saklı verilen gizlenen) B Tesirleri demiş. B Tesirlerinin kaynağı ise C tesirleri.
İnsanlar (mekanik insanlık çemberi) 3 tesir altında 1:içgüdü hareket merkezi 2: duygu merkezi 3: Düşünce merkezi
Bu 3 tesir içindeki insanlar anlayışsız, birbirini anlamayan ve dil karmaşası içinde sürüklenen bir çemberdeler.
C Tesirlerini kaynaktan almaya başlayan kişilerse bir dil oluşturarak diğer çemberin duyamadığı bir titreşimi ve tesiri yaymaya başlarlar. Biz B tesirleri içinde bir tanımı başka bir kişiye anlatmaya başladıkça B değil C tesiri olarak ortaya çıkarlar yapıyı değiştirirler. Değişilip başkalaşılır. Kişi-kişiler eğer bu insanlık okulunda ya da öğretide gelişmeye kendini adadıysa ve bir çıkışı içtenlikle arıyorsa yardım almaya başlıyor. A Tesirleri içinde bir karmaşa dualite, B tesirlerinde gizemli bilinmeyen, C tesirleri tümü dengedeyken B'den gelenlerle olan bir oluş hali. Bu da manyetizmayı oluşturuyorsa bu yoğunlukta sanırım bh ye girişi sağlıyor. Burada kendine hizmet ederek iç gözünü oluşturan kişi öğreti içinde bir dili tanımlamaya başladıkça da etrafındakileri tepkimeye sokmuş oluyor.İçteki kh yi keşfedip korumak tanımlamak gerekiyormuş diye düşünüyorum. Notlar alıyorum bazen ama yorumlayıp anlatmak zor gibi. Buradaki cesur arkadaşım hayatın içinde bana ışık tmutar, tam zamanında arar, tam zamanında söyler, gönderir, en son bir araştırma yaparken kendimi gmailde bulup konuyla ilgili bir kitabı bana göndermiş olduğunu gördüm mesela. Onun hep okuldan biri olduğunu düşünürüm, bazen okula da okuldakilere de içime de küser darılırım, öyle günlerden biriydi, bundan önce hayatımın akışını değiştirmek için dizilmis 3 sözcük 3.defa yine söylenmişti bana. Şu cümleydi bu: yolunu şaşırmış olmalısın. Birine birşeyleri anlatmak isterseniz bazen galiba net olarak açıkladığınızı sansanız da eksiklikler oluyor ya da karşınızdaki kendini karşı olarak hissedip tepki gösteriyor, bu defa anlatmak istediğim bereket olgusuyla ilgiliydi. Bunun nasıl tutsak edildiğiyle ilgiliydi (sözcüklerin akışıyla bir akışı sağlamaya çalışıyordum) ve bana o 3 sözcük söylendi. Cesur bu defa bana şu sözüyle devam etme cesaretini verdi, tüm yollar merkeze çıkar. Merkez zaten bereketin kendisi. Devam ettim ediyorum. Belki fazla kişisel konular anlattım, paylaşmak istedim. Yaşarken, sanal veya değil yaşarken ân içinde birbirimizi etkilerken düzeni de etkiliyor değiştiriyoruz diye. Efendim hayatı zenginleştiriyorsunuz ve bana kendimi hatırlatıyorsunuz ;) ( egooom gidip dikenlerimi sevip korumalıyım galiba)
Go to Top of Page

bozadi


8693 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 04/11/2009 :  23:43:20  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
gurdjieff'in a, b, c etkileri tanımına çok kabaca bir gözatmıştım ve pek bir netice çıkaramamıştım. tabii gurdjieff'in öğretilerini biraz daha derinlemesine araştırmaya başlarsam belki de bu konuda söyledikleri de çok daha anlamlı gelecek...

"içteki kh'yi keşfedip, korumak, tanımlamak gerekir" derken, buradaki koruma nasıl bir koruma, biraz daha açıklayabilir misin?

evet, bazen birbirimizle iletişim kurduğumuzu sandığımızda pek de iletişim kurmuyor olabiliyoruz. yani daha çok bir monolog olabiliyor. bu da duygu ve düşüncelerimizi bir şekilde ifade etmeye yoğun bir ihtiyaç duyduğumuz durumlarda daha çok oluyor sanırım. bu hepimizin yaşadığı ve yaşayabileceği birşey.

bunu subjektiflik olarak tanımlayabiliriz. bu konuda biraz daha objektifliğe ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. hiçbir bireye ait olmayan, ortak, iyicil, tutarlı, istikrarlı bir dil geliştirmemiz gerekiyor. ne kadar mümkün olabilirse.

bh'lik kh'lik konusunda sana şu görüşümü söylemek istiyorum: sen de ve ben de dahil olmak üzere hepimiz halen baskın olarak kh'yiz.

biz gerçek, objektif kh/bh tanımına henüz aşina değiliz. kullandığımız kavramlarda ciddi miktarda subjektiflik var. bir durumdan biraz daha iyi olan herhangi bir duruma bh deme eğilimindeyiz örneğin.

sana gerçek bh'likle ilgili bir tasvirde bulunayım: eğer şu anda gerçekten "bh olursan", geri dönüşsüz olarak hayatında bir daha hiçbir şeyden korkmaz, hiçbir depresyona girmez, kontrolünü yitirmez, daimi bir huzur ve sevinç haliyle sürdürürsün varoluşunu. bir daha hiçbir şeyi dert etmezsin. senin için, en azından kendin için dert kavramı tarihe karışır. anlıyor musun?

ve bu söylediklerim "geri dönüşsüz"dür. yarım saat, 3 gün, 10 yıl sonra bu pozitif durumda bir azalma olmadığı gibi, sürekli daha pozitife doğru ilerlersin. mutlak şekilde geri dönüşsüz, daima ileri yani.

açıklanabilir bazı nedenlerle, bu durum seni artık 4. yoğunluk yapar. ve aynı zamanda bu enkarnasyonunun sonu olur. muhtemelen 5. yoğunluğa kısa bir ziyaretten sonra, bir dördüncü yoğunluk pozitif ortamına enkarne olursun.

gerçek bh'liğin, gerçek pozitifliğin ne anlama geldiğiyle ilgili kastettiğim şeyi anlayabiliyor musun? pozitiflik işte öyle birşey.

bizim günlük yaşamımızda iyilik, pozitiflik dediğimiz şeyler sadece karşılaştırma yapılan bir negatifliğe nazaran pozitif olan şeyler. ya da saptırılmış, zorlanan şeyler. zorlayıcı duygusal etkilere batmış, sadelikten, netlikten uzaklaşmış, yozlaşmış pozitiflik anlayışları.

bu bilgileri ra-ple-kas bilgilerine dayandırıyorum.

diyeceksin ki, "bh ile ilgili tanımladığın şeyleri zaten bir şekilde duyumsuyoruz." ama sürekliliği yok! gerçek bh'nin farkı bu. geri dönüşsüz, mutlak. en basit. en kolay. pürüzsüz. mükemmel.

o yaşadıklarımız sadece birer "bh sızıntısı." çok geçici. bunları yaşıyor olmamız yine güzel birşey tabii. birer bh adayı olabileceğimiz anlamına geliyor.

ama bh adaylığının ve bh olmanın, kh olmanın ne anlama geldiğini bilmen için dünyanın, insanlığın hikayesiyle ilgili bilgilerini de arttırman lazım. ve insanlığın neden kh olduğu... nasıl olduğu... şu anda ne durumda olduğu... 4. yoğunluğun ne olduğu... bizim için büyük resmi oluşturan çeşitli parçalar.

tanımımı/iddiamı şu şekilde sürdüreyim: hayatın boyunca hiçbir bh insan varlığı görmedin. ben de görmedim. görmemiz de pek mümkün değil, çünkü dünya koşullarında, bir bh varlığı bir beden içinde, sosyal bir ortamda kalamaz. bh'nin ne anlama geldiğini anlayabilirsen, bunun neden makul birşey olmadığını da kolaylıkla anlarsın.

tabii güçlü bh eğilimli varlıklar olmuştur. bunlar hemen her durumda görevli, özel olarak gelmiş varlıklardır ve gelişleriyle birlikte kh'liğe bulanırlar. yani kh'leşirler. yani nereden geldiklerini unuturlar. onların tek farkı, onları gönderen ekibin onları mümkün olan belirli bir oranda uyandırması ve yapmaları gerekeni mümkün olduğunca yaptırmasıdır. ve öyle bir varlığın uyanması ve görevini yapması da onun o koşullarda hemen tekrar bir bh varlığı olduğu anlamına gelmez. bir varlığın insanlarla konuşabilmesi, anlaşabilmesi için o varlığın azımsanamayacak bir oranda kh'liğini sürdürmesi gerekir. yoksa o insan kimseyle konuşamaz, anlaşamaz, onların deneyimlerinde yaratmak istediği farkı yaratamaz.

eğer misyonu bitmişse, dünyanın karmik döngüsüne yakalanmamışsa, ve artık dönme isteğindeyse, ölümünden sonra spatyomda belirli bir şifa döneminden sonra dünyaya dönmeyip ilgili yoğunlukta bh'de kalabilir.

tanımladıklarımın "istisnaları" olmuş olabilir. ama istisnalar kaideyi doğrular.

bu tanımladıklarımı, ra-ple-kas bilgilerinin ve diğer okuduklarımdan hatırladıklarımın bir sentezlemesine dayandırıyorum. biraz da bazı boşlukların sezgiyle doldurulması tabii. hatalı tanımlar yapmış olabilirim ama genel olarak söylediklerimin doğru olduğunu düşünüyorum.

yani biz kh'nin, bh'nin tam olarak ne anlama geldiğini bilmiyoruz gerçek manada. umarım bu ortamdaki çabalarımızla bu konudaki bilgilerimizi arttırırız.
Go to Top of Page

Gregorsamsa


96 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 05/11/2009 :  00:22:03  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Sevgili Bozadi, ne güzel ifade etmişsin, teşekkür ederim. Aynen katılıyorum. Site de son yayımlanan 28 Ağustos 1999 celsesinde K'ların da dedigi gibi, BH olmayı ummak ya da istemek dahi KH bir yan içeriyor. Aslında bunu K'ların da söylemesi gerekmiyor, üzerinde biraz düşününce sebebini anlamak kolay. Bu durum da bir umutsuzluk kısır döngü filan içermiyor. Aslında bizler 3. Yoğunluk varlıkları olarak ilerilerde bir yerde bir ışık görürsek hemen ve aceleyle oraya varmayı arzuluyoruz. Tamam diyoruz, bildim ve oldum. İçimizde de kötü bir niyet yok. Bh olmak istiyorum. Sanırım kaba bir benzetmeyle katoliklerin günah çıkarmasına benzer bir yanıyla bu tutum.Tamam da arkadaşım, güzel ışığı gördün, ama bir yüyümeye başla o yöne doğru. Yolculuğun da keyfini çıkar. ZATEN HENÜZ ORAYA VARMADIĞIMIZIN EN BÜYÜK KANITI BU IŞIK HAKKINDA KONUŞUYOR OLMAMIZDIR HALA.
Go to Top of Page

Tsunami


212 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 05/11/2009 :  08:38:41  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Sevgili Bozadi ve sevgili Gregorsamsa'ya tamamen katildigimi belirtmekle birlikte kisa bir ekleme de ben yapmak istiyorum:

Isigi görmek, bir ayricalik degildir bizler icin. Isik oradadir ve görülecektir er gec. Bazi durumlarda isik gözleri kamastirir, önümüzü göremeyecek bir hale gelebiliriz. Bilgi, varligi ilk basta karistirir. Durmak , durulmak, hazmetmek, bilgiyi realitemize cekebilmek gerekir. Aksi takdirde ortaya cikan sadece bulaniklik, kafa karisikligidir.
Gercek sadedir, kolay anlasilir ve kolay anlatilir. Bilgiyi varligimiza ne kadar mal edebildiysek, o kadar net ifade edebiliriz. Ne kadar karisiyor ve karistiriyorsak o kadar "bilgiye sadece hamallik" etmis oluyoruz.

Yani durulmak, sadelesmek, basitlesmek cok önemli...Yolumuzu net görebilmek ve yolumuzu sasirmamak acisindan.
Go to Top of Page

bozadi


8693 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 05/11/2009 :  11:12:38  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
:-)) yapmaya çalıştığım tanımlardaki eksik/problemli bazı yanlarla ilgili çok önemli, geliştirici şeyler söylemişsiniz arkadaşlar. sağolun.
Go to Top of Page

sirera


365 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 05/11/2009 :  11:43:21  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Bh i tam tamına yaşamanın imkansız olduğu gerçeğine katılıyor olsam da imkansızın da gerçekleşme olasılığının var olduğuna inancım tam:) Hepimizin kh olduğu kesin fikrine katılıyorum. Söylemek istediğim yaşamımızda çok küçük bir değişikliği sağlayabildiğimiz farkındalıklar ancak içimizdeki kh yapısını görmekle başlıyor. İkinci yoğunluktaki varlıklara yardım etmek onlar için hayatı daha yaşanabilir ve özgür kılabilmek için yapılan eylemler (günü kurtaran onları doyurmak-kalıcı yasa değişiklikleri vs) bunlar bile kh yi destekleyen bir anlam içeriyor. Onlara yardım ederken içimizde doyurulmak istenen ve özgür kalmak isteyen bir ben i de doyurduğumuzu, özgür kalmayan isteyen o ben için mücadele ettiğimizi görüyoruz. Diğer taraftan da hiç konuya bulaşmayanlar sizin cennetlik olduğunuzu söyleyerek kendilerindekini de beslemektedirler.
Ya da komşumuz kocası-karısı tarafından şiddete maruz kaldıysa ve siz de olayın içinde çözüm bulma mekanizması haline geldiyseniz, yaklaşımlarınız nasıl olmaktadır. Duruma gösterdiğiniz tepkiniz sizin de içinde olduğunuz bu durum sizin kendine hizmet eden ben inizi hangi koşulları yaratıp beslemiştir. Bu koşulları görebilmekyi istiyorum, tanımlamak istiyorum. Bu tanımın ben lerde varolan arzuların ve karmik döngüde yakalandığımız ruhsal ajitasyonu netleştirebilirliğini düşünüyorum. Bu nedenle korumak ve tanımlamak istiyorum.
Madem kh yiz sevgiyle koruyup tanımlayabileyim ki huzur olsun. Değişim olsun.
Bulanıklık ve kafa karışıklığı algısına yol açtıysam özür dilerim. Öğreniyorum.
Go to Top of Page

bozadi


8693 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 05/11/2009 :  13:02:19  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
sevgili sirera, kh'yi korumaktan kastettiğin şey, bildiğimiz en negatif tarafımızı kabul etmek, yargılamadan onu gözlemlemek, onun bizim için sürekli sorun yaratmaması, tam tersine, iyileşmenin, bağışlamanın, şefkatin bir aracı olması anlamında mı? bu anlamdaysa, buna sonuna kadar katılıyorum.

madem kh'yiz ve bunu bir şekilde itiraf edebiliyoruz (adeta bilinçaltına ittiğimiz negatif bir deneyimimizi kabullenmede olduğu gibi), o halde nispi pozitiflik, yapıcılık namına yapmanın uygun olduğu şey, durumu elimizden gelen bir şekilde, yargılamadan kabul etmek, hatta bir şekilde buna bir tür saygı duymak. ve bu da ancak yine var olan ve arttırma isteğinde olduğumuz bh eğilimlerimiz sayesinde olabilir.
Go to Top of Page

bozadi


8693 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 05/11/2009 :  16:26:39  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
aslında bu bir kutlama sebebi!!!

yaşasın kh olduğumu anladım! hmmm, demek sorun buymuş!! kh'yim!! "herkesle" birlikte ben de negatif baskın bir bireyim!!! herkes gibi!!! o yüzden bu kadar çok derdim varmış!!! o yüzden dünya bu halde!!! insanlar bu yüzden, hayat bu yüzden böyle!!

oh be!!!! ben de bütün sorun, bütün suç bende sanıyordum!!! heyyooo!!!
Go to Top of Page

bozadi


8693 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 05/11/2009 :  16:27:26  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
: )
Go to Top of Page

Tsunami


212 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 05/11/2009 :  23:50:36  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Kabul, bir saliverme bicimi aslinda :) Kh'yiz dedigimiz anda -yani bunu görerek ve samimi bir kabul seklinde- kh olmaktan bir miktar uzaklasiyor olabiliriz:) Nasil ki kendimizdeki olumsuz duyguyu görüp kabul ettigimizde , onu salivermis oluyorsak, bu da böyle belki. Söyle ki; herkes "ben bencilim" diyemez. Bencilim diyebilmek , bir miktar kendinin disina cikabilip bencilligi görmeyi ve tanimlamayi gerektirir. Gercek anlamda bencil olan biri, bunu görmez; kendisine söylense bile itiraz eder. Ama bencilim diyebildiginiz yerde, bencilligi kendinizden ayri bir bicimde görebiliyor oldugunuz anlamina gelir. Yani bencillik bir tutumdur, bu tutuma sahibim ama ben o degilim , demektir. Özdeslestirme olmadigi sürece, olumsuz duygular ve tutumlar saliverilebilir. Konuyla cok ilgili degil ama konu bencillik oldugu icin söylemeden gecmek istemem: bencilim, diyebilenler aslinda "benci"dir. Gercek benciller, bunu göremez ve kabul etmez. Benci'lik olmamiz gereken bir sey bence. herkes kendini yasayabilmeli ve ifade edebilmeli özgürce.

Gercek anlamda kh'yiz dedigimiz yerde, kh'yi bir gömlek siyiriyoruz bence üstümüzden:))Kendine bakabilmek, sorgulayabilmek bh bir eylem ne de olsa:)
Go to Top of Page

sirera


365 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 06/11/2009 :  15:24:26  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Benci'lik evet güzel açıklamışsınız Tsunami, çevremizdekileri affetmenin de bir yolu evet Bozadi. Teşekkür ederim tanımladığınız için. İlaç gibi geldi değerli Tgur'un yazısı.
C tesirleri içindeyken B tesirleri içindeki mekanizmada yaşayıp A'daki ısdırabı anlayabilmek kolay, acı verici, iyileştirmeyi istedici. Hele ki C Tesirleri içinde yaşayıp kimselere anlatamayanları düşünsenize,

ŞÖYLE GARİP BENCİLEYİN

Acep şu yerde varm'ola
Şöyle garip bencileyin
Bağrı başlı gözü yaşlı
Şöyle garip bencileyin

Gezdim Rum ile Şam'ı
Yukarı illeri kamu
Çok istedim bulamadım
Şöyle garip bencileyin

Kimseler garip olmasın
Hasret oduna yanmasın
Hocam kimseler duymasın
Şöyle garip bencileyin

Söyler dilim ağlar gözüm
Gariplere göynür özüm
Meğer ki gökte yıldızım
Şöyle garip bencileyin

Nice bu dert ile yanam
Ecel ere bir gün ölem
Meğer ki sinimde bulam
Şöyle garip bencileyin

Bir garip ölmüş diyeler
Üç günden sonra duyalar
Soğuk su ile yuyalar
Şöyle garip bencileyin

Hey Emre'm Yunus biçare
Bulunmaz derdine çare
Var imdi gez şardan şara
Şöyle garip bencileyin
YUNUS EMRE

Bir anlayışın var olması ve hareket ediyor olması umut verici.
Bencillik gibi kibir gibi konformistlik gibi birçok zaafı tanımlayıp salmak da bu acı verici deneyimleri içinde herkesi anlayabilmeyi getiriyor gibi.

Edited by - sirera on 06/11/2009 15:25:39
Go to Top of Page

bozadi


8693 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 06/11/2009 :  15:52:44  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Kabul, bir saliverme bicimi aslinda :) Kh'yiz dedigimiz anda -yani bunu görerek ve samimi bir kabul seklinde- kh olmaktan bir miktar uzaklasiyor olabiliriz:) Nasil ki kendimizdeki olumsuz duyguyu görüp kabul ettigimizde , onu salivermis oluyorsak, bu da böyle belki. Söyle ki; herkes "ben bencilim" diyemez. Bencilim diyebilmek , bir miktar kendinin disina cikabilip bencilligi görmeyi ve tanimlamayi gerektirir. Gercek anlamda bencil olan biri, bunu görmez; kendisine söylense bile itiraz eder. Ama bencilim diyebildiginiz yerde, bencilligi kendinizden ayri bir bicimde görebiliyor oldugunuz anlamina gelir. Yani bencillik bir tutumdur, bu tutuma sahibim ama ben o degilim , demektir. Özdeslestirme olmadigi sürece, olumsuz duygular ve tutumlar saliverilebilir. Konuyla cok ilgili degil ama konu bencillik oldugu icin söylemeden gecmek istemem: bencilim, diyebilenler aslinda "benci"dir. Gercek benciller, bunu göremez ve kabul etmez. Benci'lik olmamiz gereken bir sey bence. herkes kendini yasayabilmeli ve ifade edebilmeli özgürce.

Gercek anlamda kh'yiz dedigimiz yerde, kh'yi bir gömlek siyiriyoruz bence üstümüzden:))Kendine bakabilmek, sorgulayabilmek bh bir eylem ne de olsa:)



aynı fikirdeyim Tsunami. kh'liğin farkına varmadaki niyetim kh'liği azaltıp bh'liği arttırmak.

"benci" olma kavramı da uygun bence. maharaj'ın anlattığı şeyi hatırlatıyor. gerçek benliğimizle özdeşleşmeye yöneliş.


Eklenti:

Bir anlayışın var olması ve hareket ediyor olması umut verici.
Bencillik gibi kibir gibi konformistlik gibi birçok zaafı tanımlayıp salmak da bu acı verici deneyimleri içinde herkesi anlayabilmeyi getiriyor gibi.



sirera, aynı inanç ve düşüncedeyim. yunus emre şiiri de iyi geldi doğrusu. sağol. : )
Go to Top of Page
Sayfa: Toplam Sayfa 2 Önceki Konu Mesaj Sonraki Konu  
Sonraki Sayfa
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Forum Seç:
Başkalarına Hizmet Forumu © Kasyopya celselerini ve diğer mesajları farklı ortamlara kopyalamadan önce lütfen izin isteyin: baskalarinahizmet@gmail.com Yukarıya git
Snitz Forums 2000

Design by Sizinsayfaniz.com

Bu sayfa 0,66 saniyede oluşturuldu.