Başkalarına Hizmet Forumu
Başkalarına Hizmet Forumu
Ana Sayfa | Bilgilerim | Kayıt Yaptır | Aktif Konular | Forum Üyeleri | Site içi Arama
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni Hatırla
Şifre hatırlatma servisi

  Forum
 Kendine Hizmet Menfaat Grubu Aldatmacaları
 "Ne Kadar Kontör O Kadar Tümör"
 "Ne Kadar Kontör, O Kadar Tümör"
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Yazar Önceki Konu Mesaj   

webadmin
Forum Admin

28 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 23/12/2009 :  17:00:08  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Daha önce bu konuyu gündeme getirdiğimizde(sadece ben ve bir kaç kişi) çok tepki aldık...Kısaca teknolojiye karşı olmak düşünülemez burada önemli olan teknolojinin nasıl kullanıldığıdır.

En azından "bilinçli kullanım" ya da çocuklardan uzak tutulması ya da konuşma sürelerinin azaltılması önerilebilinir...Veya en azından yaşanılacak sıkıntılar başladığında bir bilimsel nedeni bilirsiniz...Bu konu büyük şirketlerin kar güdüsünün ötesinde ileri de (belki günümüzde dahi) zihinsel programlama için kullanım alanlarını taşıyor..."Greenbaum" ile ilgili araştırma yapabilirsiniz...Bilimsel nitelikte bilgileri sunmaya gayret edelim bu başlıkta...






Ne Kadar Kontör, O Kadar Tümör

EMİN AKDAĞ
Sayı: 761/ Tarih : 06-07-2009

http://www.aksiyon.com.tr/detaylar.do?load=detay&link=24446




Bir kişi 10 yıl boyunca 2 bin saat aynı kulağıyla cepten konuşursa beyin tümörü riski yüzde 30 artıyor. Türk halkı sınırsız konuşma girdabında sağlığını kaybediyor. Günde bir saat konuşanlar ciddi tehdit altında.


Cep telefonu operatörlerinin rekabet adına başlattığı ‘sınırsız konuşma’ paketlerinin acı faturasını yıllar sonra ödeyeceğiz. Sağlığımızla oynandığının farkında değiliz. Tıpkı sigaradaki gibi. 1960’larda, sigaranın sadece öksürüğe sebep olduğu söyleniyordu. Bugün artık çok iyi biliyoruz ki, kanserin baş etkenlerinden biri. Veriler gösteriyor ki abone başına aylık ortalama kullanım dakikası verileri (MoU) incelendiğinde, 2009’un ilk üç ayında 2008’in aynı dilimine göre hayli artmış. Anlayacağınız ceple yatıp ceple kalkmışız. Artış yüzdeleri Turkcell’de 45, Vodafone’da 13,7, Avea’da ise 8. Bir ayda Turkcell’li 107,1 dakika, Vodafone’lu 141 dakika, Avea’lı ise 188 dakika konuşmuş. Tabii bu sayılar ortalama. Günde yarım ya da bir saat konuşanlar var. Konuşma alışkanlığının yanı sıra teknolojiyi takipte de, kelimenin tam anlamıyla, ‘cep telefonu’ müptelasıyız. Ortalama cihaz yenileme süresi Avrupa’da 2 yıl iken, Türkiye’de 11 ay.


Her an ve her yerde ulaşılmayı sağlayan bu teknolojik ürün dünya genelinde büyük ilgi görüyor. Uluslararası araştırma şirketlerinden IDC’nin çalışması bunu doğruluyor. Geçen yılın ocak, şubat ve mart aylarında 290 milyon cep telefonu satılmış. Bu yılki satış global ekonomik krizin tesiriyle 244 milyona gerilemiş. Dünya Telekomünikasyon Birliği (ITU), bu yılbaşı cep abone sayısının 4 milyarı geçeceğini duyurmuştu. Mobil telefon daha ziyade gençler arasında revaçta. Türkiye’de Turkcell’in 36,4, Vodafone’un 15,5 ve Avea’nın 12,6 milyon abonesi var. Avrupa’nın en genç nüfusuna sahibiz. Bu durum, cep telefonunun sağlığa zararında ülkemiz için yadsınamaz bir dezavantaj oluşturuyor.


TEHLİKEYİ KİM ÖRTÜYOR?


‘Elektromanyetik dalgaların insanda yol açtığı tahribatın açık bir dille ortaya konulmamasında teknoloji firmalarının baskıları ne derece etkin?’ sorusunun muhatapları, elbette ki hükûmetler. Birkaç dikkat çekici bilgiyle başlayalım. Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı (IARC), cep telefonları ve baz istasyonlarının yaydığı radyo dalgalarının meydana getirdiği elektromanyetik alanları, muhtemel kanserojen içeren 2-B grubuna dahil etti. İngiltere Radyolojik Koruma Kurulu da, cep telefonunun bilhassa küçük çocuklarda tümör riski doğurduğunu bildirdi. Çok yeni ve geniş çaplı araştırma sonuçları gerçekten vahim. ABD’li ve Danimarkalı bilim adamları 1990’ların sonunda dünyaya merhaba diyen 13 bin 159 çocuğu inceliyor. Belirliyorlar ki; hamileyken günde 2-3 defa cep telefonu kullananlarda, davranış bozukluğu yaşayan çocuk ihtimali yüzde 54 yükseliyor. Risk, çocuk ceple 7 yaşından evvel tanışırsa yüzde 80’lere fırlıyor. Bu annelerin çocuklarının karşı karşıya bulunduğu diğer risk yüzdeleri; hiperaktivitede 35, duygusal ve psikolojik problem yaşamada 25, arkadaşlarıyla sıkıntılı iletişim kurmada 34 ve çevresiyle uyum bozukluğunda 49 çoğalıyor.


Cebin sağlığa verdiği zararda ana unsur cihazın kullanım süresi ve kullanırken vücuda yakınlığı. Cep telefonu üreticileri ve onları destekleyen araştırmacılar maalesef bu kriterleri önemsemiyor. Radyo frekans dalgaları ve elektromanyetik alan iki türlü. İlki iyonlaştırıcı, ikincisi iyonlaştırıcısız. Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nöroşirurji Klinik Şefi Doç. Dr. İlhan Elmacı, cep telefonu kaynaklı dalga ve alanların iyonlaştırıcısızlığına sığınıldığının ve bu yüzden sağlığa zarar öngörülmediğinin altını çiziyor. Oysa gerçek sanıldığının tersine. Amerikan Ulusal Sağlık Örgütü’nün yayınlarını tarayan Doç. Dr. Elmacı, ‘mobil phone - brain’ (cep telefonu ve beyin) konulu 293 yayınla karşılaşıyor. 20’si 2009 tarihli. Yayınların çoğu, insan sağlığına maksimum değer atfeden Kuzey Avrupa ülkeleri ile Japonya’dan. “Bu alandaki araştırmalarda ciddi bir yoğunlaşma var.” diyen Doç. Elmacı, şu ana kadarki çalışmalarda varılan sonucu şöyle özetliyor: “10 yıl süreyle aynı el ve kulağını kullanarak cep telefonuyla konuşan kişide glial (beynin kendi hücrelerinden köken alan) beyin tümörü ve işitme siniri kökenli tümör oluşma ihtimali yüzde 30 artmaktadır.” Süredeki eşik 10 yıl, başka bir söyleyişle 2 bin saat. Zaten günde yarım saat cepten konuşan bir kişi yaklaşık 10 yılda saat limitini dolduruyor. GSM operatörlerinin ‘sınırsız konuş’ kampanyalarıyla olayın hangi boyutlara ulaştığını tahmin etmek zor olmasa gerek. Kaba bir hesapla, günde 1 saatlik görüşme, tehlikenin kapıyı çalacağı yıl limitini 5’e indiriyor.


Çevreye dağılan radyasyon cep telefonu çaldığında ve aranan numaranın bağlandığı anlarda yoğunlaşıyor. Telefonun kulak mesafesindeki hayatiyet derecesi, konuşma süresindekini aratmıyor. Ha bir inç (1 inç 2,54 cm), ha 8 inç dememek gerekiyor. Telefondaki çağrıyı onayladıktan ya da karşıya bağlandıktan bir iki saniye sonra kulağı cihaza yaklaştırmak da sağlık açısından göz ardı edilemez bir tedbir.



ÇOCUKLARI CEPTEN UZAK TUTUN


Doç. Dr. Elmacı’nın anlattığı bir ayrıntı, aynı zamanda biraz ürkütücü. Beynimiz yaratılıştan koruma altında. ‘Kan beyin bariyeri’ sayesinde her mikrop beyne geçemiyor. Bazı deney hayvanları üzerinde bu nüans irdelenmiş. Fareler bir hafta boyunca günde ikişer saat elektromanyetik alana bırakıldığında, koruyucu bariyerin bozulduğu; durumun, hayvanlarda baş ağrısı ve ateşlenme yaptığı belirlenmiş. Elmacı, araştırmaların, “cep telefonu sigaradan daha tehlikedir”, “çocuk elindeki cep telefonunu hemen bırak” netliği kazandığını söylüyor. Niçin çocuklar? Cevabı, Hayykitap’ın yayınladığı ‘Tehlikeli Oyuncak’ adlı eserin yazarlarından Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Şeker’den öğreniyoruz. Cep görüşmesinde radyasyonun yüzde 40-50’si kulak bölgesiyle kafatasını çevreliyor. Artanı geriye dönüyor. Ama çocukların kafatasları yetişkinlere nazaran bir hayli ince. Radyasyon çocuktaki beynin tümünü etkiliyor. Öte yandan gelişim çağındayken, vücuttaki her mekanizma etkilenmeye müsait. Şeker, “Fizikte rezonans denen bir olay vardır. Çocukların ölçüleri ile cep telefonu dalgaları birbirine çok yakındır. O nedenle çocuklar büyüklerden çok daha fazla enerjiye maruz kalırlar.” diyor. Medya çalışanları ve havaalanı radar görevlilerinin sık sık baş ağrısından yakınmalarının ardındaki gerçek de, elektromanyetik ortam imiş.


DOMATES BİLE BÜZÜLÜYOR


Şeker ilginç bir anekdot aktarıyor. Rusya’daki ABD elçiliğine Ruslar bilgi kotarmak gayesiyle epey bir müddet elektromanyetik şok uyguluyor. Amerikalılar olayı fark etmesine rağmen ‘zararsızdır’ düşüncesiyle aldırmıyor. 30 yılda dört elçiden üçü kanserden ölünce, elçilik Doğu Almanya’nın Bonn şehrine taşınıyor. Fransa’nın Clerment Ferrand Üniversitesi’ndeki cep telefonu deneyi de çok ilgi çekici. Le Parisien Gazetesi’nin manşetten duyurduğu deneyde, 10 dakika çalışan bir telefonun yanında duran domatesler yüksek oranda stres hormonu salgılıyor. 6 saat bittiğinde ezilip büzüşerek kendiliklerinden parçalanıyor.


Sakarya Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Osman Çerezci’nin cep araştırmasında, ‘biyokimyasal reaksiyon’ ve ‘psikolojik bozukluk’ sonuçlarıyla karşılaşıldı. Cep başta konsantrasyonu ters yüz ediyordu. Sinirlilik, uyku düzensizliği, huysuzluk ve bitkinlik hâlleri sebebiyle yaşam kalitesi düşüyordu.


Dünyaca tanınan çok ödüllü beyin cerrahlarından Dr. Vini Gautam Krurana, cep telefonu hakkında yüzü aşkın araştırma ve incelemeye imza atmanın tecrübesiyle, kesinlikle bu cihazdan uzak durulmasını tavsiye ediyor. Önümüzdeki 10-15 yılda bu cihazdan dolayı ölen insan sayısında olağanüstü artışlar kaydedileceğini ileri süren uzman; cihazın sağlığı sigara, hatta asbestten dahi fazla zarara uğrattığını ifade ediyor. Krurana’ya göre, mutlaka bir gün cep telefonlarının üzerine de ‘sağlığa zararladır’ ibaresi yazılacak.


ABD’de şişmanlık hiç de uzun sayılmayacak geçmişte, 15-20 yıl önce müstakil hastalık kapsamında görülmüyordu. Bazı hastalıkların sonucu zannediliyordu obezite. Bugün çok iyi biliniyor ki, ülke sosyal güvenlik sistemlerini çökerten hastalıkların sebebi aynı zamanda. Şeker, kalp-damar ve hipertansiyon hastalıklarıyla kader arkadaşı… Tartışılan teknoloji harikaları arasına kablosuz internet ‘Wireles Fidelity’ (Wi-Fi) katıldı son aylarda. Fransa, okul ve kütüphanelerde yasakladı. İngiltere’de her an böyle bir karar yürürlüğe girebilir. Avusturya’da da bu yönde kamuoyu oluşmakta. Kablosuz interneti bir şehrin geneline yayan sistemlerin (WiMax) kurulması da tartışılıyor öte yandan.


Aslında cep telefonu yakın tutulan her organı sağlıksızlaştırıyor. İşin açıkçası cebimizde baz istasyonu taşıyoruz. Genellikle kulak ve beyne yaklaştırıldığından bu organlarda gelişen zararlar öne çıkıyor. Dünyaca meşhur beyin cerrahımız Prof. Dr. Gazi Yaşargil’in cep telefonu kullanmayı hiç tercih etmediği bilgisini dilediğiniz gibi yorumlayabilirsiniz. Üstelik yakın çevresine telkin ediyor bunu. İnsanlık acaba sigaradaki acı sonucun bir benzerini cepte de görmek için onlarca yıl bekleyecek mi? Genç Türkiye, ‘genç kanserliler ülkesi’ne dönüşmeden uyanma vakti şimdi!



Cep telefonunun tespit edilen zararları



KISA VADELİ: Geçici işitme aksaklıkları, Gözlerde kararma, sulanma ve yanma, Kalp ritminde bozukluk, Kalp pilinin arızalanma riski, Yoğun stres ve yorgunluk hâli, Konsantrasyon ve dikkat dağılması, Baş ağrısı ve sersemleme, Unutkanlık, refleks zafiyeti, Kulakta çınlama ve ısınma, Görüş alanında daralma, Gözlerin çapaklanması.



UZUN VADELİ: Beyin tümörü, işitme siniri kökenli tümörler, Lenfoma (beyaz kan hücresi) kanseri, Cilt kanseri, Yüksek tansiyon, Görme bozukluğu, Kan hücrelerinin deformasyonu, Kan beyin bariyerinin zedelenmesi, Kalıcı işitme kayıpları, Kalp hastalıkları, Hafızada zayıflama, Embriyo gelişiminin zarara uğraması, Düşük ihtimalinde artış, Sperm sayısının azalması, Bağışıklık sisteminde arızalar.



Birkaç önemli ikaz



Kısa sürelerle konuşun. Gerekmedikçe konuşmayın. Sabit hatları tercih edin. Zararı tümden engelleyemese de kulaklıkla görüşün. Kısa bilgi iletimlerini mesajla gerçekleştirin. Geceleri cep telefonunu kapatın. Hamileyseniz, mecbur kalmadıkça kullanmayın. Cihazlardan mümkün olduğunca uzak durun. Acil vaziyetler haricinde çocukları cepten görüştürmeyin. Siz görüşürken yakınınızda çocuk bulundurmayın. Telefon çalar çalmaz ya da karşı tarafı arar aramaz cihazı kulağınıza dayamayın. Cep telefonu bilhassa kalp, beyin ve üreme organlarına yakın yerlerde taşınmamalı. Dar ve kapalı alanlarda görüşme yapmaktan kaçının. Örneğin asansör ve otomobil gibi mekânlarda cihaz çekmediği için iletilen radyasyon artacaktır. Cep telefonu bir oyun ya da müzik dinleme aracı değildir.

webadmin
Forum Admin

28 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 23/12/2009 :  17:06:30  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle





Prof.Dr. Selim Şeker Röportajı


Cebimizdeki Tehlike: Cep telefonu

Prof. Dr. Selim Şeker Kimdir?

Yıldız Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği Bölümü’nü bitirmiştir. Master ve doktorasını George Washington Üniversitesi’nde, 1978 ve 1982 yıllarında tamamlamıştır.

1982’den beri Boğaziçi Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü’nde öğretim üyesidir. Çalışma konuları, uzaktan algılama, elektromanyetik uyumluluk, elektromanyetik dalgaların propagasyonu, insanlar üzerindeki biyolojik etkileri ve benzeri konulardır. CyberCom ABD, BBC İsviçre şirketlerinde, George Washington Üniversitesi’nde, NASA’da konusunda ileri düzeyde özgün bilimsel çalışmalar yapmıştır.

Araştırma yaptığı konularda yayınlanmış 8 kitap, 12 rapor, 100 konferans bildirisi ve 36 özgün makalesi, evrensel bilime katkılarının nicel bir ölçüsüdür. Selim Şeker, insanların elektromanyetik alanlara maruz kalması konusunda TSE için iki standart hazırlamış ve bu konuda pek çok ulusal ve uluslar arası toplantıya katılmıştır. TUBİTAK-MAM ve Telekomünikasyon Kurumu’na konusunda danışmanlık yapmıştır.

Cep Telefonu, 3G, Baz ve Elektrikli Cihazların İnsana ve Çevreye Verdiği Zararlar!

Nuran TALAY: Cep telefonu neden tehlikeli?

Prof. Dr. Selim ŞEKER: Her anımızda yanımızdan ayırmadığımız, onsuz hareket edemez hale geldiğimiz için cep telefonu çok daha tehlikeli durumda. Cep telefonları müzik dinlemek, televizyon seyretmek, mesaj çekmek, oyun oynamak için fazlası ile kullanıyor. Öyle ki, uyku öncesi başuçlarına ya da yastıkların altına konan cep telefonlarından ayrılamayanlar gece boyunca da zararlı etkilere de maruz kalıyor.

Nuran TALAY: 3G’nin 2G’den daha çok zararlı olmasının nedeni nedir?

Prof. Dr. Selim ŞEKER: 1G veya 2G olarak adlandırılan teknolojilerde kullanılan elektromanyetik etki alanlarından daha yoğun kullanılan üçüncü nesil teknolojisi olan 3G teknolojisinin kullanım alanlarının, bir öncekilere göre daha çok kapsamlı olması. Görüntülü konuşma, televizyon izleme ve veri alışverişinin etkin kullanılmasını sağlıyor. Cep telefonu ile eskiye oranla daha çok vakit geçirildiğinden zararlı etkilerine daha çok maruz kalınıyor.

Nuran TALAY: Baz istasyonlarının çevreye ve doğal yaşama etkileri nelerdir?

Prof. Dr. Selim ŞEKER: Baz istasyonlarının insana olduğu kadar çevreye, doğal yaşama etkisi oldukça fazla. İnsan sağlığını ciddi tehdit eden baz istasyonlarının yaydığı elektromanyetik alana maruz kalan birçok bitki, bu tehlikeliye karşı savunmasız kalıyor. Örneğin, buğday yetişmiyor. Elektromanyetik alanlardan etkilen birçok kuş türü ve arılar baz istasyonları çevresinde yaşayamıyor. Yaşam alanlarına kurulan baz istasyonları doğadaki canlılara aralıksız radyasyon veriyor. Bu da doğal bağışıklık sistemlerinin zayıflamasına, sağlıklarının bozulmasına, üreme problemlerine sebep olmaktadır. Baz istasyonlarının çevresinde yaşayan hayvan popülasyonun azalmasının ve bitkilerin sağlığının bozulmasının olası bir sebebi, mikrodalga ve radyo frekanslı radyasyon kirliliğidir. Baz istasyonlarından yayılan elektromanyetik alanlar doğadaki doğal elektromanyetik alanlara da etki ediyor. Bunun neticesinde doğal manyetik alanları yön bulmak, göç etmek gibi çeşitli şekillerde kullanan hayvanların dengesi bozuluyor. Radyasyon nedeniyle yok olan arı kolonileri, yolunu şaşıran kuşlar birçok kez haber olmuştu. Arılar, yerin manyetik alanını ve günlük değişimlerini kullanarak, bulundukları konumu tespit eder ve birbirileriyle haberleşirler. Cep telefonu vericileri gibi haberleşme frekansları, yüksek gerilim hatları, radar vericileri, cep telefonu dalgaları, radyo ve televizyon dalgaları yaydıkları “yapay” elektromanyetik dalgalarla bu hassas dengeyi bozuyor. Mobil telefon antenlerinin ana huzmesi ağaçların ve çalıların üzerine geldiğinde yüzeylerin kuruduğu, soluk ve sağlıksız göründükleri, büyümelerinin azaldığı ve hastalıklara yakalandığı bilimsel bir gerçek.

Nuran TALAY: Baz istasyonlarının yaşam alanlarına yakınlığı ve zararları hakkında yeterince bilgi neden verilmiyor?

Prof. Dr. Selim ŞEKER: Toplumun her alanında karşımıza çıkan sorun bu. Ürünün iyi yönü veya faydaları anlatılırken zararlı etkilerinden bahsedilmiyor. Baz istasyonları okul, hastane gibi çocukların, yaşlıların ve hastaların çok bulunduğu alanlarda kurulmaması gerekir. Yerleşim bölgelerinden uzakta kurulması gereken baz istasyonları artık çok yakınımızda. 3G teknolojisi ile veri alışverişinin daha hızlı olması gerektiğinden daha çok baz istasyonu kurulması ile radyasyonun zararlı etkilerine daha çok maruz kalacağız. GSM operatörleri ticari kaygıları nedeni ile sağlığa zararlı olan yönlerini görmezden gelip inkâr ediyor.

Nuran TALAY: Baz istasyonlarının evlerimizin çatılarına veya başka yapıların üzerine kurulmasına engel olabilir miyiz, yasal yolları nelerdir?

Prof. Dr. Selim ŞEKER: Yargı yolları açıktır. Yargıtay’ın verdiği “baz istasyonu kaldırılsın” ya da “şehir dışına taşınsın” kararları emsal gösterilerek yakınımızda bulunan baz istasyonları için dava açılabilir. T.C. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi Esas: 2003/16434 Karar: 2004/971 karara göre, insana ve çevreye zarar veren baz istasyonlarının sökülmelerine karar vermiştir. Ayrıca sadece çatılara kurulmakla kalmıyor, çatılara kurulamayan baz istasyonları, kurulacak semtte daire kiralamak suretiyle istasyon kurulabiliyor.

Nuran TALAY: Cep telefonun verdiği en belirgin zararlar nelerdir?

Prof. Dr. Selim ŞEKER: Stres, görüş alanında daralma, kulak bölgesinde ısınma, kalp pilinin bozulma riski, kulak çınlaması, yorgunluk hissi, yoğunlaşma bozulması, baş ağrıları, işitmede geçici aksaklıklar, sersemleme, uyku bozuklukları 24 saatlik bir zamanda görülen etkileridir. Cep telefonunu uzun yıllar kullanımda (on yıl ve üzeri) olası bozulmalar: Genetik yapının bozulması, kalp rahatsızlıkları, hafıza zayıflaması, kalıcı işitme bozuklukları, kan hücrelerinin bozulması, el ve bilekte sinir sıkışması, alerji, üreme bozuklukları, hiperaktivite, beyin hücrelerinde ölüm ve beyin tümörleri, beyaz kan hücresi kanseri, embriyo gelişiminin zarar görmesi. Elbette zararlı etkilerini görmek için 10 yıl geçmesini beklemek gerekmiyor. Çevremizde kısa zamanda da bu olumsuz etkilere maruz kalan kişiler var. Önlemler alınmadığı sürece de radyasyonun zararlı etkililerine maruz kalacağız.

Nuran TALAY: Elektromanyetik alanların verdiği zararlı etkileri gözle görebilseydik, her gün her saniye hücrelerimizde bozulmalara neden olduğunu bile bile yine de kullanır mıydık?

Prof. Dr. Selim ŞEKER: Uzun yıllardır zararlı etkilerinden bahsediliyor. Bilimsel deney ve araştırmalar yapılıyor. Ancak kamuoyunda etkili yer alamıyor. Günümüzde bütün gezegen açık bir mikrodalga fırına dönmüş durumda. Cep telefonları, baz istasyonları, radyo televizyon vericileri her yanımızı göremediğimiz dalgalarla kuşatıyor. Zararlı etkilerini bile bile kullanılacağını düşünmüyorum. Toplum bu tehlikeden yeterince haberdar değil.

Nuran TALAY: Cep telefonlarında en az zararlı olanı var mı? Malum iletişim teknolojisi çağındayız, nasıl sigaranın zararlı olduğunu bile bile kullanan birçok insan varsa cep telefonu kullanımı da ne yazık ki devam edecektir.

Prof. Dr. Selim ŞEKER: Cep telefonlarında veya diğer elektromanyetik dalgalar yayan cihazların “CE” işaretini taşıyıp taşımadığının kontrol edilmesi gerekir. Uluslararası güvenlik standartlarına uygun üretilmiş cihazlar tercih edilmelidir. Cep telefonunu yoğun kullanmaktan kaçınmak gerekir.

Nuran TALAY: Çocukların ceple konuşması neden çok daha riskli?

Prof. Dr. Selim ŞEKER: Cep telefonları, daha savunmasız, bilinçsiz çocuklara zarar veriyor. Çocukların kafataslarının yetişkinlere nazaran daha ince olması, radyasyonun çocuklarımızın beynine daha kolay yayılmasına neden oluyor.

Nuran TALAY: Evimizde, işyerimizde kısaca çevremizde kullandığımız birçok alet var. Bunların yarattığı zararlı etkiler nelerdir?

Prof. Dr. Selim ŞEKER: Bilgisayar, televizyon, ısıtıcılar, mikrodalga fırınlar, elektrikli aletler her yanımızda. Hepsinin yaymış olduğu elektromanyetik dalgalar gözle göremediğimiz bir kirlilik oluşturuyor. Bu aletler hayatımızı kolaylaştırırken, elektromanyetik çevre kirliliği ile sağlımızı tehdit eden etkilerini de beraberinde getirdi. Evimizde kullanacağımız güç için elektrik idaresinden talep edilen güç, ortalama 6000 vattır. Ancak kullandığımız aletler çoğu zaman bu ortalamanın üstüne çıkıp standartlara uymamaktadır.

Evlerimizde kullanılan mikrodalga fırın çalıştırıldığında elektromanyetik enerji, pişecek gıdanın içindeki su molekülleri tarafından soğrularak hızlı titreşime neden olur. Eğer mikrodalga fırında kaçak varsa aynı durum çevresinde bulunan insanlarda oluşur. Özellikle yüksek dokulara sahip testis ve gözlerde elektromanyetik enerji soğrulması daha yüksek seviyede olur. Mikrodalga fırın çalışırken uzak durmak gerekir. Mikrodalga fırın radyasyon kaçağı varsa ciddi zararlara yol açar. Başlıca rahatsızlıklar: deri kanseri, katarakt, hamile kadınlarda düşük, baş ağrısı ve dönmesidir.

Bebeklerin güvenliği açısından, ağladığında annenin duyabilmesi için kullanılan bebek alarmlarının da yan etkileri var. Kablosuz kullanılan alarmlar radyo frekanslı enerji yayar. Yani bebekler de radyasyona maruz kalıyor. Beyin fonksiyonlarında hiperaktivite nedeniyle bebeklerde uykuya geç dalma görülmektedir.

Bir de çevreci lamba olarak lanse edilen lambaların cıva oranı yüksek olduğundan içindeki flüoresandan dolayı insan sağlığına zararlıdır. Yeni lambalar biyolojik zararları olan radyo frekanslı radyasyon ve ultraviyole üretiyorlar. Flüoresan lambalar yerine, çevreye ve insan sağlığına zararsız enerji üretimi bakımından daha etkin olan mevcut ürünler kullanılmalıdır.

Kış ayına yaklaştığımız şu günlerde televizyon ekranlarında çeşitli marka ve model elektrikli infrared ısıtıcıların reklamları yapılıyor. Doğalgaza yapılan zamlar nedeni ile geçen kış birçok kişinin evinin başköşesinde kendisine yer bulan aletlerin sağlığımıza etkisini bilmeden satın alıyoruz. Cihaz elektromanyetik spektrumun infrared bölgesinde yaklaşık 300–1000000 GHz ile çalışıyor. Bu bölge iyonize radyasyon bölgesidir. Cihazlar infrared olduğundan, iyonize eden radyasyon standartlarını sağlayıp sağlamadığı kontrol edilmeli.

Nuran TALAY: Teknoloji, hayatımıza müdahale edip özgürlüğümüzü kısıtlıyor, asosyal bireylerin oluşmasına neden oluyor, bunun nedenlerini neye bağlıyorsunuz?

Prof. Dr. Selim ŞEKER: Teknoloji hayatımızı kolaylaştırıyor. Oturduğumuz yerden elektronik mektup gönderip, televizyon izleyip çalışabiliyoruz. Hatta cep telefonlarında 3G ile hayatımıza giren görüntülü konuşma ile ziyaretlerimizi gerçekleştirebiliyoruz. Tüm bunlar kolaylık gibi görünürken biraz tembelliğe itiyor ve gerçek iletişime engel oluyor.

Nuran TALAY: Cep telefonu artık hayatımızda ciddi bir öneme sahip olduğu bir gerçek. Cep telefonu alırken nelere dikkat etmeliyiz?

Prof. Dr. Selim ŞEKER Düşük SAR değerli olanları tercih etmek ve üreticileri telefonların SAR değerlerini ambalajlarının üzerinde yazmak konusunda uyarmak, hatta zorunlu tutmak gerekir. SAR değeri 0,1 W/kg ve daha düşük olan cihazlar tercih edilmelidir.

Nuran TALAY: “Tehlikeli Oyuncak” adlı kitabınızdan sonra yeni çıkan “Cep Tehlikesi” kitabınızla ile tepkiler nasıl?

Prof. Dr. Selim ŞEKER: Tepkiler oldukça iyi. Birçok televizyon programlarına katılmak üzere davet edildim ve sizin gibi röportaj yapmak isteyenler de arıyor. Birçok kişi de ne yazık ki kitabınızı hediye eder misiniz, diye arıyor. Kendi kitabımı satın alarak hediye olarak gönderiyorum. İnsan sağlığını ilgilendiren bilgiye dahi kolayca ulaşmanın yollarını arıyorlar.

Nuran TALAY: Tüm bu aletlerin zararlı etkilerinden kurtulmak için ne gibi önlemler alabiliriz?

Prof. Dr. Selim ŞEKER: Cep telefonu ile konuşurken vücudumuzdan uzak tutmakta fayda var. Mümkünse kulalık tercih edilmelidir.

Yatarken yastık altı yapılan cep telefonları kapatılması,

Cep telefonu ile konuşurken sık sık kulağın değiştirilmesi,

Konuşmaların birkaç dakikayı geçmemesine özen gösterilmesi,

Elektrikli aletlerin fişleri çekilmesi,

Cep telefonun en çok radyasyon yaydığı zaman telefonun çaldığı ve çevrilen numaranın bağlandığı andır. Bu esnada 1–2 saniye sonra cihazı kulağa götürmek güvenlidir.

Cep telefonu sohbet amaçlı kullanılmamalısı,

Televizyon en az ekrana 2 metre uzaklıktan izlenmeli ve arkası sokağa dönük olması,

Mikrodalga fırın çalışırken en az 1 metre uzakta durulması,

Elektrikli battaniyenin yatağa girmeden kapatılması, gibi birçok önlemi alıp zararlı etkilerinden korunma yollarına gidebiliriz.

Nuran TALAY: Dünyada teknolojik tehlikeye ve kirliliğe önlem alma çalışmaları var mı?

Prof. Dr. Selim ŞEKER: Küresel ısınmayla mücadeleyi öngören “Kyoto Anlaşması” var. Birleşmiş Milletler’in 1997 yılında Japonya’da çevre toplantısına katılan hükümetler tarafından kabul edilmişti.

Çevreci örgütler, küresel ısınmanın önüne geçebilmek için gelişmiş ülkelerin de imzalamasını isteseler de, nüfusu dünyanın %4’ünü oluşturan ABD, karbondioksit emisyonunun yaklaşık 4/1’ni tek başına üretiyor olmasına rağmen Kyoto Anlaşması’na taraf olmuyor.

Cep telefonu tehlikesinde de durum bundan farksız değil. Bilim insanlarının, insana ve çevreye verdiği zararları, kanıtları ile bilimsel çalışmaları ile göstermeleri yeterince dikkate alınmıyor.

Nuran TALAY: Peki ülkemizde cep telefonu ve diğer elektrikli aletlerin zararları üzerine önlem alınıyor mu?

Prof. Dr. Selim ŞEKER: Genelde yaygın bir görüş var: “Bize bir şey olmaz”. Özel korumalı kalkanlarımız olmadığına göre hepimiz aynı zararlı etkilere maruz kalıyoruz. Türkiye’ye CE uyumluluğu olmayan ürünlerin girişi engellenmelidir. Bu ürünlerin alımı satımı suç teşkil etmektedir.

Toplum elektrikli aletlerin kullanımı ve cep telefonlarının kullanımı ile ilgili bilgilendirilmeli, zararlı etkileri topluma anlatılmalıdır.

Nuran TALAY: Son olarak eklemek istedikleriniz var mı?

Prof. Dr. Selim ŞEKER: Elbette var. Denizler kirleniyor, ozon deliniyor, çevrenin dengesi bozuluyor, yediğimiz gıdaların genleri ile oynanıyor, çevremizde hayata zararlı birçok gelişme ve etkileşim meydana geliyor. İnsanoğlu şimdiye kadar yaptığı yanlış projelerle veya aldığı kararlar ile doğanın dengesini bozmayı başardı. Şimdi bunu bir şekilde telafi etmenin yollarını arıyor ve bu uğurda çalışıyor. Bizler de, aynı felaket milyonlarca insanın bir organı haline gelmiş cep telefonu kullanımında yaşanmasın diye mücadele veriyoruz. Birçok yayın organlarında cep tehlikesinden, “cebimizdeki Çernobil” olarak adlandırılması yerindedir. Dilerim bu kez aynı bilinçsizliği göstermeyiz.

“Tehlikeli Oyuncak” ve yeni çıkan “Cep Tehlikesi” kitapları, “sağlıklı bir gelecek düşleyen her insan, her vicdanlı anne baba tarafından okunmalı”.

Nuran TALAY: Değerli çalışmanız, güncel araştırmalarınız ve emeğiniz için teşekkür ederiz Selim Bey.

Prof. Dr. Selim ŞEKER: İlginizden ve derginizin desteğinden dolayı ben teşekkür ederim.


iletisim@PolitikaDergisi.com




İçeriğin Orjinal Hali
http://www.politikadergisi.com/node/1239

Go to Top of Page

webadmin
Forum Admin

28 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 23/12/2009 :  17:14:16  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
misir patlatan cep telefonu

http://www.youtube.com/watch?v=xo0m65De4Pw&feature=related


http://www.youtube.com/watch?v=r9ZZQOPQs1U&feature=related

Go to Top of Page

webadmin
Forum Admin

28 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 23/12/2009 :  17:16:40  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Baz istasyonu kanser etti



http://www.bugun.com.tr/haber.aspx?id=29504

Baz istasyonu bu kez kanser ettiTürkiye'de de büyük tedirginlik yaratan cep telefonu baz istasyonları sadece İngiltere'nin küçük bir semtinde 14 kişinin kanserden ölmesine neden olduİngiltere'deki Sağlık Koruma Ajansı'nın Midlands'da yapmış olduğu bir çalışma baz istasyonlarının etrafındaki evlerde yaşayan 14 kişinin 7 yıl içinde kanserden öldüklerini ortaya çıkardı.

BEYİN TÜMÖRÜ

51 bin baz istasyonunun bulunduğu ülkedeki araştırmayı yapan kurum Midlands bölgesindeki çalışmasında istasyonların olduğu çevredeki çıkmaz sokaklarda yaşayanların ise 4'ünün kanserden öldüğünü, 20 kişinin de beyinlerinde tümör oluştuğunu belirtti. Bölgede yaşayan Wendy Baggott, komşularının çocuklarını baz istasyonlarının etrafında oynamalarına izin vermediklerini belirtti.

YÜKSEK RADYASYON

Baz istasyonlarının yüksek miktarda radyasyon yaydıkları da onaylandı. İngiliz hükümeti ise baz istasyonlarının halk sağlığına yönelik herhangi bir tehdit oluşturmadığı yönündeki düşüncesinde ısrar etmeye devam ediyor.
Go to Top of Page

webadmin
Forum Admin

28 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 23/12/2009 :  17:25:18  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
France Telecom`da intihar salgını

http://www.tumgazeteler.com/?a=5528218

Fransa`nın en büyük telekomünikasyon şirketi France Telecom`daki intihar salgını ürküten boyutlara çıktı.

Fransa`nın en büyük telekomünikasyon şirketi France Telecom`daki intihar salgını ürküten boyutlara çıktı.


Son 18 ayda 23 personelin hayatına son verdiği şitketteki intihar dalgası yetkilileri de harekete geçirdi. Son olarak 32 yaşındaki bir kadın çalışan, Cuma günü Paris`te şirketin bir binasındaki 4`üncü kattan kendisini aşağı atarak can verdi.


ŞİRKETTEN TUHAF SAVUNMA


Çarşamba günü de 49 yaşındaki bir teknisyen, istemediğ bir tayin nedeniyle toplantı salonunda karnına bıçak saplayarak intihar etti. Sendikalar, 1998`de özelleştirilen şirkette 40 bin kişinin işini kaybettiğini, kalanların ise, verimlilik saplantısı nedeniyle ağır çalışma koşullarını kabul etmek ya da ayrılmaya zorlandıklarını belirtiliyor. Şirketse, 100 bin personel dikkate alındığında intihar sayısının normal olduğu savunmasında bulundu.

• BBC





23 çalışan intihara sürüklendi, France Telecom sarsıldı

Muammer ELVEREN/PARİS 24 Eylül 2009

http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/12539086.asp



Fransız Telecom’da intihar eden 23’üncü kişi olan Stephanie’nin babasına yazdığı e-posta ülkeyi ayağa kaldırdı. Stephanie mesajında, “Bu akşam intihar etmeye karar verdim. Şirketteki yeni organizasyonu kabul etmiyorum. Şefim bilmiyor ama intihar eden 23’üncü kişi olacağım” dedi.


FRANSA’nın 5’nci, dünyanın 71’nci şirketi olan France Telecom, intihar dalgasıyla sarsılıyor. 18 ayda çalışma şartlarını beğenmeyen 23 kişi intiharı seçti. Ölümü seçen 32 yaşındaki Telecom görevlisi Stephanie’nin e-postanın ortaya çıkmasıyla intiharlar ülkenin en önemli gündem maddeleri arasına girdi.

Ofiste intihar edeceğim

11 Eylül 17.10’da Stephanie isimli operatörün babasına yolladığı e-posta şöyle: “İyi akşamlar baba. Bu sabah telefonla konuştuğumuzda, sesimin iyi gelmediğini söyledin. Haklısın. İntihar isteğim ağır basıyor. Bu akşam intihar etmeye karar verdim. Sakın ev sahibinden bana göz atmasını isteme. Çünkü evde değil, ofiste intihar edeceğim. Şefim bilmiyor ama şirkette intihar eden 23’üncü kişi olacağım. Zira servisteki yeniden yapılanmayı kabul etmiyorum. Ekip şefim değişti, ben neler olacağını bildiğim için ölmeyi tercih ediyorum.”
Kedilerime yemek ver
Stephani’nin e-postası şu sözlerle devam ediyor: “Çantamı, cep telefonumu ve anahtarımı büro masamın üzerine bırakıyorum. Beraberimde sadece organ nakli kartımı götürüyorum... Kedilerime yemek vermeyi unutma. Benden böyle bir mesaj aldığın için üzgünüm. Ancak beter vaziyetteyim. Seni seviyorum babacığım. Stephanie.”
40 bin kişi çıkarıldı
Şimdi Fransa, 100 bini ülke içinde olmak üzere dünya üzerinde 187 bin kişiye iş imkanı sağlayan France Telecom’daki intihar dalgasının nedenini anlamaya çalışıyor. Sendikalara göre, bu intiharlar şirketin yeniden yapılanma planlarından kaynaklanıyor. France Telekom, birkaç yıl önce özelleştirildi. Ancak devletin hala yüzde 27’lik hissesi bulunuyor. Bu nedenle çözümün de devletten geleceği yönünde bir düşünce hakim. Şirket, 2002 yılından bu yana 40 bin kişiyi işten çıkardı. Küçülmenin çalışanlar üzerinde yarattığı stresin yanı sıra yönetimin, kişileri istifaya zorlamak için çalışma şartlarını zorlaştırdığına dair de iddialar bulunuyor.

Yeniden yapılanma askıya alındı

HÜKÜMET ve France Telecom soruna çare ararken, bir intihar girişimi haberi de Troyes kentinden geldi. Gruptaki yeniden yapılanmayla ilgili tartışma sırasında daha az nitelikli bir göreve getirildiğini haberi alan 49 yaşındaki bir teknisyen, karnını bıçaklayarak intihar girişiminde
bulundu. Ölüm dalgası üzerine yeniden yapılanma planını bir süreliğine askıya alan France Telecom Grubu İnsan Kaynakları Direktörü Olivier Barberot, intiharlara karşı tedbirlerin güçlendirileceğini ve bu çerçevede 20 bin yöneticiyi formasyona tabi tutarak psikolojisi zayıf olan çalışanların takibe alınacağını açıkladı.

Çalışma Bakanı olaya el koydu

STEPHANEIE’nin Paris’in 17’nci bölgesindeki France Telecom binasının 4’üncü katından atlayarak intihar etmesinin ardından Çalışma Bakanı Xavier Darcos, France Telecom Grubu Başkanı Didier Lombard ile bir araya gelerek, intihar salgınına çözüm bulunması yönünde bir çalışma yapılmasını talep etti.









`İntihar başkenti`nin sırrı çözüldü!



http://www.tumgazeteler.com/?a=3829758

Yapılan araştırmada, `intihar başkenti` olarak anılan Bridgend`daki ölümlerin, çevredeki GSM kulelerinden yayılann radyasyon dalgalarıyla bağlantılı olduğu belirlendi.


Radyasyonun etkilerini araştırmak üzere hükümet tarafından kurulan komitenin üyesi Dr. Roger Coghill, kasabada intihar eden 22 gencin evlerinin, kulelere çok yakın olduğunu söyledi.


Kulelerin mesafesi ile depresyon arasındaki bağlantılara ilişkin dünya genelinde araştırmalar yapan Coghill`in raporunun, yeni tartışmaları alevlendireceği belirtiliyor. Elde edilen sonuçların, kulelerin yerleşim alanlarına kurulmasına karşı çıkan çevrelerin elini de güçlendireceği kaydediliyor.


İngiliz Daily Express gazetesine konuşan Coghill, kulelerin Bridgend`deki intihar vakalarıyla bağlantılı olduğuna dair güçlü kanıtlar bulunduğunu belirterek, `Mobil radyasyona maruz kalmanın depresyona yol açtığını gösteren birçok araştırma var. Radyo ve elektrik dalgaları yayan malzemelerin yakınındaki insanlar arasında intihar oranları yüksek` dedi.


İngiltere`deki mevzuata göre GSM kulelerinin yerleşim bölgelerine en az 800 metre mesafede olması gerekiyor. Ancak Bridgend`deki kurbanların evlerinin ortalama 356 metre mesafede olduğu belirtiliyor.


Uzmanlar, gençlerin beyinlerinin radyo dalgalarına karşı daha duyarlı olduğunu belirtiyor. Coghill, `Bildiğimiz şu ki, elektrik enerjisi beynin kimyasını etkileyerek serotonin düzeyini düürüyor. Depresyonun serotonin düzeyini azalttığını biliyoruz ve depresyon için standart tedavi yöntemi, serotonin düzeyini takviye edecek ilaçlar vermektir` diye konuştu.


Bridgend`de 5 Ocak 2005 tarihinden bu yana 22 genç intihar etti. İntiharlardan bir kısımın, bazı internet siteleriyle bağşantısı olduğu öne sürülse de, şu ana kadar bütün ölümler için ortak olan bir neden tespit edilemedi.

Go to Top of Page

webadmin
Forum Admin

28 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 23/12/2009 :  17:32:31  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Psikolojik Danışman Dr. Kalkınç: Cep Telefonu Öğrenme Kabiliyetini Köreltiyor


http://www.haberler.com/psikolojik-danisman-dr-kalkinc-cep-telefonu-haberi/

Psikolojik Danışman Dr. Fatih Kalkınç, İnternet ve Televizyonun Okul Çağındaki Çocukların Zamanından Çaldığını, Cep Telefonunun İse Öğrenme Kabiliyetlerine Zarar Verdiğini Belirtti.

Psikolojik Danışman Dr. Fatih Kalkınç, internet ve televizyonun okul çağındaki çocukların zamanından çaldığını, cep telefonunun ise öğrenme kabiliyetlerine zarar verdiğini belirtti.
Çocuk psikolojisi alanında Türkiye'nin en çok satan kitaplarından biri olan 'Okul Evde Başlar'ın yazarı Psikolojik Danışman Dr. Fatih Kalkınç, Konya'nın Seydişehir ilçesinde konferans verdi. Seydişehir Özel Seyfettin Dokumacı Koleji ve Sabah Dershanesi işbirliği ile verilen konferansa öğrenciler ve veliler büyük ilgi gösterdi.


Dr. Fatih Kalkınç'ın 'Sınav Stratejileri' başlığı altında verdiği 3 seanslık konferans yaklaşık 4,5 saat sürdü. Her bir seansına yaklaşık 500 kişinin katıldığı konferans beğeni topladı.

Öğrencilerin başarıya giden yolda karşılaştıkları engelleri ve bunları aşmak için ne gibi yöntemler kullanmaları gerektiği konusunda çok önemli bilgiler veren Kalkınç, yaptığı esprilerle de izleyicileri güldürdü. Üzerinde telefon olan bir insanın gücünün yaklaşık yüzde 30 oranında düştüğüne dikkatleri çeken Kalkınç, cep telefonunun çocukların öğrenme kabiliyetini olumsuz etkilediğini söyledi. Telefonun insan motivasyonu üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çeken Kalkınç, şunları kaydetti:

"80 promil alkollü birisinin araç kullanırken yapmış olduğu dikkatsizlik sonucu ortaya çıkan etki ile araç kullanırken telefonla konuşan birisinin yapmış olduğu etki aynıdır. İnternet ve televizyon, çocukların zamanlarından çalar. Aynı şekilde çocukların beyinleri yorulur ve ders çalışmalarına engel olur. Çocukların televizyonu ve interneti boş zamanlarında kullanması gerekir. Bir saat spor yapıp iki saat ders çalışan çocuğun, spor yapmadan üç saat ders çalışan çocuktan daha başarılı olduğu ispatlanmıştır. Aile ortamında huzur yoksa çocuklar bundan çok etkilenir ve başarısız olur. Toplum içinde problemli bireyler olarak sırıtırlar. Ama aile ortamı huzurlu olan bir çocuğun durumu daha farklı olur ve bu durum başarıya da etki eder.'' dedi

Konferansı ilgiyle izleyen veliler ve öğrenciler, konferans sonunda Dr. Fatih Kalkınç tarafından kaleme alınan kitapları yazarına imzalattılar. Kalkınç, gördüğü ilgiden memnun kaldığını anlattı.

(CİHAN) (Cihan Haber Ajansı) 07.12.2009 17:27
Go to Top of Page

Alemtac


2482 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 04/01/2010 :  10:40:25  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Teknolojik kuşatma
Etrafımız manyetik alanlarla çevrili. 'Cep'le 1 dakikadan fazla konuşmak kansere yol açıyor...


Sibel Bahçetepe

Cumhuriyet- Günlük hayatın vazgeçilmezleri arasında yer alan cep telefonları, 3G teknolojisi, buzdolabı, mikrodalga fırın, görüntüleme yöntemleri, bilgisayarlı tarama cihazlarının bilinçsiz kullanılması; yerleşim birimlerinin hemen yanı başında yer alan baz istasyonları, vericiler ve taşıma hatlarının sağlığımızı tehdit ettiği belirtildi.

Yurtdışı kaynaklı çok sayıda araştırma, uzun süre elektromanyetik alanda radyasyona maruz kalmanın insan DNA yapısının bozulması, kanser, görme ve duyma bozukluğu, obezite, sperm sayısında azalma, anormal doğumlar, erken menopoz gibi ciddi sağlık sorunlarına neden olduğunu ortaya koyuyor.

Uzmanlar, “Cep telefonuyla 1 dakikadan fazla konuşmayın, kulaklık kullanın. Baz istasyonu, vericiler ve taşıma hatlarının çevresinde yaşamayın ve kurulması durumunda hukuki yollara başvurun, sağlığınızı risk altına atmayın” uyarısında bulunuyor.


İnsanlar bilinçli olmalı

Boğaziçi Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Şeker, bilgi çağında olduğumuzu ve giderek hayatımızda önemi artan teknoloji karşısında sağlığımızı da korumamız gerektiğini belirterek “Teknolojinin karşısında değilim ancak bu cihazları kullanırken insanların bilinçli olması gerekir” dedi. Özellikle cep telefonlarının yan etkileri ile ilgili şirketlerin insanlara bilgi vermediğini vurgulayan Şeker, “İlaç firmaları bile ilacın yan etkisini yazmak ve insanları bilgilendirmek zorunda. Oysa cep telefonu şirketleri yan etkilerinden bahsetmiyor. Bahsetseler ruhsat dahi alamazlar” diye konuştu.

Go to Top of Page

Moderator


435 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 09/08/2010 :  13:03:14  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
BU DENEY İNTERNETTE REKOR KIRDI

Bir tava içerisine alimünyum folyo ve üzerine de benzin dökülüyor...Ve GSM telofonu ile bir kaç arama yapılıyor ve folyo (benzin dökülmüş) tutuşuyor.

http://webtv.hurriyet.com.tr/category.aspx?cid=5&vid=8786
Go to Top of Page

Alemtac


2482 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 04/10/2010 :  21:27:58  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Haber: Burçin İvren | Temmuz 2010

Elektromanyetik Kirlilik ve

İnsan Sağlığına Etkileri

Prof. Dr. Selim Şeker

Master ve doktorasını ABD’nin George Washington Üniversitesi'nde tamamlayan Prof. Dr. Selim Şeker, 1982 yılından bu yana Boğaziçi Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yapıyor. Uzun yıllar NASA’da çalışan Şeker, Savunma Bakanlığı ve TÜBİTAK’ta önemli projelerde görev aldı. Yayınlanmış dokuz kitabı bulunan Prof. Şeker, pek çok ulusal ve uluslararası toplantılara katılarak; elekromanyetik dalgaların insanlar üzerindeki biyolojik etkileri, elektromanyetik izleme sistemi gibi çeşitli alanlardaki çalışmalarını insanlığa hizmet olarak sunuyor.

Röportaj: Burçin İvren

Öncelikle insana ait doğal manyetik alanı inceleyebilir miyiz?

Tüm maddeler, kalp, adale, beyin gibi organlar manyetik özelliğe sahiptir. Her mekânda tüm canlıların içindeki ve dışındaki tüm boşluklarda yüksek ya da düşük birer manyetik alan mevcuttur. İnsan vücudunda her hücrenin kendine özgü elektrik devresi mevcuttur. O nedenle insan bir elektronik makine gibidir. Bu manyetik alan, biyoelektrik yüklerin hareketinden meydana gelir. Ve insanı oluşturan maddelerin manyetik alan sinyalleri hem birbiri ile hem de dünyanın manyetik alanı ile uyum halindedir.

Dünyanın manyetik alanı ile insana ait manyetik alan nasıl bir uyuma sahip?

Örneğin, uzaya gönderilen astronotlarda görülen ve haftalarca sürebilen yorgunluk, adele ağrısı, baş ağrısı ve baş dönmesi gibi sebepler, dünyanın manyetik alanı eksikliğinden kaynaklanıyor.

Geceleyin dünya manyetik alanı hücresel oksijeni arttırır, uykuyu destekler, iltihaplanmayı azaltır ve acıyı dindirir. Güneş doğduğunda beraberinde getirdiği pozitif manyetik alan hücresel oksijeni azaltır, uyanıklığı destekler, biyolojik iyileşmeye engel olur ve acıyı arttırır.

Kafamızın merkezde bulunan hormonları, enzimleri ve bağışıklık fonksiyonlarını yöneten pineal bezi manyetik kristallerden oluşan bir manyetik organdır. Manyetik enerjiye çok duyarlı olup ona has bir madde olan melatonin hormonu, geceleyin ortaya çıkar.

Dünyanın manyetik alanı tüm tabiatla uyum içindedir.

Dünyanın manyetik alanı daha başka nelerle uyum içinedir?

Örneğin arılar, yerin manyetik alanını ve günlük değişimlerini kullanarak, bulundukları konumu tespit ediyorlar. Göçmen kuşlar, balıklar gibi canlılar da yön bulmada dünyanın manyetik alanını kullanıyorlar. Fakat insanların ürettiği yapay alanlar doğal olandan çok çok fazla (örneğin 1000 kat) olduğundan doğal yaşam olumsuz etkileniyor.

Öyleyse elektromanyetik kirlilik dediğimiz şey, bu doğal manyetik alanın bozulmasından ileri geliyor. Elektromanyetik kirlilik için kitabınız “cep telefonunun zararları” temalı olmuş. Niçin özellikle cep telefonunu seçtiniz?

Türkiye’deki cep telefonu abone sayısı 67 milyon, yani nüfusu kadar. Cep telefonu sayısı ise 114 milyon, yani nüfusun bir buçuk katı kadar. Baz istasyonları sayısı ise şimdilik 36 bin.

Yani ciddi bir tehdit altındayız.

Birazdan başlıklar halinde inceleyeceğiz ama genel olarak cep telefonun zararları neler?

Olumsuz etkileri genel olarak ikiye ayırabiliriz. Birincisi baş ağrısı, yorgunluk uykusuzluk gibi kısa zamanda hissedilen etkilerdir diğeri ise moleküler ve kimyasal bağlara, hücre yapısına, vücut koruma sistemine yaptığı uzun sürede ortaya çıkabilen etkilerdir.

Cep telefonları devamlı kullanıldığından, vücuda zararlarının telafisi için imkan vermiyoruz. Diğer cihazların zararlı etkileri kullanımları kısa süreli olduğundan vücut tarafından tolere edilebiliyor, kullanılmadıkları sürece vücut yan etkileri bertaraf edebiliyor.

Kısa ve uzun vadede belli başlı etkileri nelerdir?

Yapılan araştırmalar sonucunda olumsuz etkilerin bazılarını şu şekilde sıralayabiliriz.

DNA Üzerinde Hasar

• Elektomanyetik alanlara maruz kalmak belirli hücre tiplerinde gen, DNA ve kromozomlar üzerinde hasara yol açabilir.

• Cep telefonu kullanımında kulakta ve beynin, telefonun olduğu bölgesinde yoğunlukta olmak üzere ısı artışına sebep olmaktadır. Bu ısı artışı hücre yapısında etkileşime sebep olur.

• Bağışıklık sistemini zayıflatır.

• Kırmızı kan hücrelerinde deformasyona yol açar.

Uykusuzluk ve Depresyon

• Elektromanyetik alanlara aşırı hassasiyet sonucu fiziksel rahatsızlıkların görülebilir. Yani baş ağrısı, halsizlik, stres, uyku bozukluğu, ciltte yanma ve batma hissi, acı, alerji, göz yanması, kalp ritim bozukluğu, denge kaybı, depresyon eğiliminde artış, konsantrasyon bozukluğu ve benzeri problemler oluşabilir.

• Gece uykusuzlukları yapabilir. Çünkü melatonin salgılanmasını azaltarak uyku ritmini bozabiliyor.

• İnsan beyninin elektriksel devrelerine etki ettiğinden nörolojik ve davranışsal rahatsızlıklara sebep olabilir.

Beyin Tümörü Ve Akustik Nöroma

• Beyin tümörü ve akustik nöromaya (duyma sinirlerinde tümör) sebep olabilir. Örneğin beyin tümörü riskinin 5 kat arttığı yine bir bilimsel araştırmanın sonucudur.

• Beyin hücrelerinin ölümüne yol açar ve kan ile beyin arasındaki koruyucu duvara zarar verir. Dolayısıyla beyni dışarıdan gelen zararlı etkilere açık hale getirir.

• Çocukta kansere sebep olabilir. Çünkü çocuklar daha çok etkilenir. Bir yetişkine göre, rahatsızlanma olasılıkları daha yüksektir.

• Alzheimer hastalığına ve meme kanserine sebep olabilir.

• Sperm sayısını azaltabilir.

Peki bunda direk bir kesinlik var mı? Örneğin her cep telefonu kullanan kanser olur gibi bir sonuca varamayız değil mi?

Cep telefonu yaşamımıza yeni giren bir teknoloji. O nedenle kesin şunu yapar diyemiyoruz. Ancak tüm bunlar çeşitli bilimsel araştırmalarla desteklenmiş bulgulardır.

Olası etkiler kişiden kişiye değişebilir mi?

Olası etkiler çok şeye göre değişebilir. Bunları kitabımda detaylı bir şekilde anlatmaya çalıştım, ama özetle bu etkiler; elekromanyetik alanın frekansı, şiddeti, uzaklığı, maruziyet süresi, vücudun elektiriksel özellikleri gibi değişkenlere bağlıdır.

Aynı zamanda bir yetişkine oranla bir çocuk çok daha fazla etkilenecektir.

Selim Bey, bu arada saydıklarınızın içinden baş ağrısı, depresif hal, uyku bozukluğu gibi rahatsızlıklarım oldu. Bunu ben radyasyona bağladım çünkü özellikle cep telefonunu ve kablosuz interneti saatlerce kullanmamla gelişti. Zaten size ilk ulaşmam, bu konu hakkında araştırma yaptığım vakte denk gelir.

Evet, bu gibi rahatsızlıklar radyasyonun kısa vadedeki etkileridir. Uzun vade etkilerindeki artışı önümüzdeki yıllarda maalesef hep birlikte göreceğiz.

Elektromanyetik alanlara maruz kalmanın DNA ve kromozomlar üzerinde hasara yol açabileceği yönünde deneyler yapılmış mı?

1995 yılında Lai ve Singh’in fare beyin üzerinde yaptığı çalışma ile bunun kanıtlanmasının ardından pek çok araştırmacı daha bu konu üzerinde çalıştı. Avrupa Komisyonu tarafından finanse edilen “Reflex Projesi” bu araştırmalardan en kapsamlısıdır.

Peki bu Reflex Projesi nasıl gerçekleştirilmiştir, sonuçları neler olmuştur?

REFLEX Projesi, insan hücrelerinin belirli sürelerde 0,3 ila 2,0 Watt/kg’lık elektromanyetik dalga şiddetine maruz bırakılması ve daha sonra bu hücrelerin genetik yapılarının aldığı zararın modern moleküle biyolojik metotlarla araştırılması yoluyla gerçekleşmiştir. Bu yoğunluk ortalama bir cep telefonunkiyle aynı şiddettedir.

DNA Zincirinde Kırılmalar

Reflex Projesinin sonuçlarına göre cep telefonları çeşitli insan hücre tipi hücrelerinde doğrudan kanser yapma potansiyeline sahip çiftli ya da tekli DNA zinciri kırılma olayına yol açmakla kalmıyor. DNA molekülünü taşıyan kromozomlarda bozulmalara ve kanser oluşumuna yol açtığı bilinen bazı genlerin aktivitelerinde de değişikliğe yol açabiliyor. Ve kanser oluşumunun başlangıcı sayılan kontrolsüz hücre bölünmelerini hızlandırıyor.

3G ile Artacak Olan Tehlike

Bu araştırma özellikle cep telefonu ile yaşamımıza giren 3G teknolojisine de değinilmiştir. Reflex araştırmasının proje başkanlığı yapmış olan Prof. Franz Adlkofer Ekim 2007’de yaptığı basınç açıklamasında DNA üzerinde UMTS’nin (yani 3G) ikinci nesil teknolojiye göre 10 kat daha etkili olduğu ve kansere sebep olma ihtimalinin yüksek olduğunu bildirmiştir. Bakınız.

3G teknolojisi ülkemize yeni girmiş bir teknoloji. Genelde basında görüntülü konuşma ve mobil interneti daha hızlı hale getirme gibi avantajları ön plana çıkarılıyor.

Maalesef basınımıza göre her şey harika, her şey süper. Çevre ve insan sağlığı pek düşünülmüyor. Bakınız; bu teknoloji ile beraber baz istasyonları sayısı artacak. Örneğin İngiltere’de 50-70 bin civarında bas istasyonu kuruldu. Türkiye de aşağı yukarı İngiltere büyüklüğünde bir ülke; buraya da aynı sayıda yeni istasyonlar kurulması istenecektir.

Baz İstasyonlarındaki Beklenen Artış

Peki diğer ülkelerde baz istasyonu sayısı artıyor iken, belli bir tepki yok mu?

Örneğin İngiltere’de yayınlanan Elektor- Electronics dergisi, Haziran 2005 sayısını GSM,UMTS, 3G, WLAN, DECT’lerin radyasyon zararlarına ayırdı. Yine Hollandalılar 2003 yılından beri 3G(UMTS) baz istasyonlarıyla yaşamak zorundalar. Ülkede vatandaşlar 3G baz istasyonu kurulmasına karşı sosyal girişimlerde bulunmaktadırlar.

Bizler ne yapabiliriz ki?

Baz istasyonlarının sağlımızı tehdit edenlerini kaldırtabiliriz! Önümüzdeki günler 3G baz istasyonlarının kurulması ve yeni davaların açılmasına gebe görünüyor. Cep Tehlikesi adlı bir kitap yayınladık. Kitabımızın hukuk danışmanı avukat İnan Kaya sizler için “Hukuki Yollarla Baz İstasyonlarını Nasıl Kaldırtabilirsiniz” rehberi hazırladı. Ayrıca bu konu hakkında www.baztehlikesi.com sitesinden de bilgi ve destek alabilirsiniz.

Yaşadığımız yerlere yakın olması sorun teşkil ediyor. Haberlerde görüyoruz örneğin bir okulun yanına konuşlanmış bir baz istasyonu olabiliyor.

Okul, hastane ve yerleşim yerleri yakınında baz istasyonları olmamalı. Örneğin Hollanda’da baz istasyonları yakınında yaşayanlarda uyku bozuklukları, baş dönmesi, bitkinlik, mide bulantısı, kalp çarpıntısı, kulak çınlaması gibi bir çok rahatsızlıklar görülür.

Yani 3G’nin getirdiği kolaylıklar çok cazip olarak pazarlanıyor. Ancak şu bir gerçek ki hem ülkemizde hem de dünyada radyasyon oranı gittikçe artıyor.

İçim karardı. Peki bağışıklık sistemimiz bu negatif etkiyi nötralize edemez mi, dengeleyemez mi?

Vücudun düzenleyici mekanizmaları bir noktaya kadar etkisiz hale getirebilir ama günlük dozun aşılması ve uzun süreli kullanımda oluşacak hasar kalıcı olacaktır.

Örneğin cep telefonlarının genetik şifre üzerindeki etkileri son derece kalıcıdır. Çünkü bu bozulma üreme hücrelerinde gerçekleşir ise (erkekte testis, kadında yumurtalık) genetik bozulmalar (DNA’daki) sonraki nesillere de geçebilecektir. Ancak zarar makul boyutta ise, genetik yapı kendi kendini onaran bir mekanizma olduğu için tamir edilebilir.

Günde 1 Saat Risk

Peki bu günlük doz, ne kadar süre cep telefonu ile konuşulur ise aşılmış olur ve risk taşır?

Bazı bilim adamlarına göre günde 1 saatlik bir konuşmanın uzun vadede ciddi bir risk oluşturduğu görüşünde. Yine bazı bilim adamları ise günlük 2 saatlik cep telefonu konuşmasının dahi beyin hücrelerine zarar verebileceğini vurguluyor.

Peki cep telefonun zararlarını en aza indirmek için neler yapabiliriz?

Cep telefonu görüşmeleri olabildiğince kısa tutulmalı. Ve cep telefonunu kablolu kulaklık ile kullanmak daha sağlıklı olacaktır. Eğer kulaklık yoksa, aradığınız kişi telefonu açıncaya kadar telefonu kendinizden uzak tutabilirsiniz. Ve arama yerine SMS atabilirsiniz.

Cep telefonu görüşmelerini çocuklarınızdan olabildiğince uzakta yapabilirsiniz. Hamile olanlar çok acil durumlar haricinde cep telefonundan uzak dursunlar.

Geceleri yatarken mutlaka cep telefonunuzu kapatın. Çünkü biyolojik ritminizi alt üst edebilir.

Cep telefonunu kalp, beyin, cinsel organlar gibi son derece hassas bölgelerden uzakta taşıyın.

Ayrıca aldığınız cep telefonlarının SAR değerinin düşük olmasına dikkat edin.

SAR değeri dediğiniz şey nedir?

SAR değeri vücudunuza bir cep telefonundan ne kadar radyasyon yayıldığını belirleyen bir değer olup telefondan telefona değişir. Piyasadaki cep telefonlarının SAR değerlerini internetten bulmanız çok kolaydır. Bakınız.

Laptoplar, Kablosuz İnternet Risk

Cep telefonu haricinde radyasyon yayan diğer cihazlar hangileridir?

Televizyonlar, bilgisayar monitörleri, laptop (diz üstü bilgisayarlar), oyun setleri, mikrodalga fırınlar, saç kurutma makineleri, elektirikli battaniyeler, çamaşır –bulaşık makineleri gibi tüm bildiğimiz elektirikli cihazlar hem elektirik hem de manyetik alan yayarlar.

Yine kablosuz internet, kablosuz bebek alarmları büyük risk taşıyor.

Fişleri Çekin!

Peki elektirikli cihazların radyasyonundan korunmak için neler yapabiliriz?

Örneğin, televizyon ekranına en az 2 metre uzaktan izlenmeli, saç kurutma makinası az kullanılmalı, elektirikli radyolu saatler, telesekreterler ve benzeri aletler yatak odasında bulunmamalıdır. Ve çalışır halde cep telefonu bulundurmayın.

Televizyon veya bilgisayarların arkasına 1.5 metreden daha fazla yaklaşılmamalı ve arkası kullanılmayan bir alana yönlendirilmelidir. Manyetik alan duvarlardan geçebildiği için bina dışına doğru gelmesi sağlanabilir.

Bunun yanında topraklı iletken filtreler aracılığı ile bilgisayar monitörlerinin yaydıkları elektirik alanlar azaltılabilmektedir. Ve bu filtreler monitör parlamasını önler.

Ayrıca dizüstü bilgisayarlar kucağa almak yerine uygun bir mesafede masa üstüne koymak daha sağlıklı olacaktır.

Ve mutlaka eğer kullanmıyorsak elektirikli aletlerini kapalı tutun ya da fişten çıkarın.

Ben söyledikleriniz doğrultusunda yaşamımda küçük değişiklikler yapmaya başladım bile. Özellikle cep telefonu için kulaklık kullanmaya başladım. Evde kullanılmıyorsa elektirikli aletlerin ve koblosuz internet modeminin fişini çekiyorum. Hatta bilgisayarda yazı hazırlarken bile uzun süre kalmak yerine aralıklarla başına oturup işlerimi hallediyorum. Selim Bey çok teşekkür ederiz bilgilendirmeleriniz ve olayın daha ciddi boyutunu gösterdiğiniz için.

Ben de teşekkür ederim Burçin Hanım. Kamuoyu bu gerçekleri bilmeli. İyi çalışmalar diliyorum.

Go to Top of Page

Alemtac


2482 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 28/05/2011 :  15:27:49  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Cebimiz beynimizi her gün öldürüyor...Nobelli onkolog Devra Davis cep telefonunun zararlarını anlattı
.26 Mayıs 2011 Perşembe, 10:47 tarihinde Bilim Dünyası tarafından eklendi.Nobel ödüllü Onkolog ve Environmental Health Trust (Çevresel Sağlık Vakfı) Başkanı Devra Davis, Kadir Has Üniversitesi’nin düzenlediği, “cep telefonları ve sağlığımıza etkileri” adlı bir seminer için Türkiye’ye geldi. Türkçe’si de yayınlanan cep telefonlarının zararlı etkileri üzerine Disconnect (Bağlantıyı kes) kitabı ile bütün dünyada yankı yaratan Davis, ayrılmaz bir parçamız olan cep telefonlarının zararlı etkilerini ve çözüm yollarını VATAN’a anlattı. Davis, sorularımızı yanıtlayarak şunları söyledi..



Cep telefonun zararı nedir?



“Cep telefonları kanser riskini arttırır. Kulakta veya kulağa yakın mesafede 50 dakikadan fazla tutulmasıyla sağlıklı bir bireyin beyninde değişikliklere yol açar. Telefonla görüşme halinde olmadığımız zaman, baz istasyonu ve cihaz arasında var olan mikrodalga radyasyondan kaynaklanan zarardır. Vücut ve beyin de her an cep telefonlarının yaydığı bu mikrodalga radyasyonun yarısını emer. Telefon ile konuştuğumuz zamanlarda mikrodalga radyasyon nedeni ile beyin hücrelerimizin bir kısmı ölmeye başlar. Günde iki saat cep telefonu ile konuşan erkeklerin sperm miktarı dayüzde 30 oranında azalır. ”



Etkileriyle ilgili deney yapıldı mı?



“Atina Üniversitesi’nde cep telefonun zararlı etkileri üzerine fareler üstünde bir araştırma yapıldı. Labirentin bir çıkışına konan peyniri her defasında bulabilen kobay fare, bir süre cep telefonunun etkilerine maruz bırakıldı ve yerini bulamamaya başladı.”



Çocuklarda etkisi nedir?



“Çocuklar yetişkinlerden daha fazla mikrodalga radyasyon emer. Çünkü kafatasları daha zayıftır ve beyin yetişkinlerden çok daha kısa sürede olumsuz etkilenir. Gençlerde de 10 yıldan daha kısa bir süre içerisinde 4 ila 5 kat daha fazla beyin kanseri oluşmaktadır. Çocukken mikrodalga radyasyona maruz kalmak bu süreci hızlandırır.”(Vatan)

Go to Top of Page

Scyth


1072 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 29/05/2011 :  00:59:23  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Ben radyasyon etkisinden kurtulmak için kristal kuvars kullanıyorum.

Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.
Go to Top of Page

Alemtac


2482 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 20/06/2011 :  09:39:41  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
SADECE BEYNİ ETKİLEMİYOR

Türk bilim adamları, gebelikte, günde bir saatlik süre ile cep telefonundan yayılan elektromanyetik alana maruz kalmanın, beynin öğrenme ve bellekle ilgili yeri olan ''hipokampus'' bölgesinde, önemli derecede sinir hücresi kaybına neden olduğunu saptadı.



9 Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Histoloji ve Embriyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süleyman Kaplan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, cep telefonun son yıllara kadar kamuoyunda zararsız bir cihaz olarak gösterildiğini, hatta insan sağlığına zararının ''turşunun veya kahvenin'' verdiği zararla eş değer tutulduğunu belirterek, cep telefonlarının zararlarının hep örtülmeye çalışıldığını savundu.

Kaplan, Karadeniz Teknik Üniversitesinden Prof. Dr. Ersan Odacı ve Rize Üniversitesinden Doç. Dr. Orhan Baş'ın da katılımıyla oluşturulan araştırma grubu ile yurt içi ve yurt dışından bilim insanlarıyla toksik maddelerin, obezitenin ve elektromanyetik alanın beyin ve diğer organlar üzerindeki zararlı etkilerini araştıran çok sayıda araştırma yaptıklarını ve bazı araştırmalarının da devam ettiğini kaydetti.

Grubun, cep telefonlarından etrafa yayılan elektromanyetik alanlara canlıların doğum öncesi ve sonrasında maruz kalmalarının nasıl bir etki oluşturduğunun incelediğini belirten Kaplan, ''Yavrunun anne karnında gelişmesi esnasında yani embriyonal yaşamda, cep telefonlarının elektromanyetik alanına maruz kalmaları durumunda nasıl bir sonucun ortaya çıkacağı önemli bir araştırma alanı olmuştur. Bunun nedeni, her geçen gün kullanımı artan ve yaygınlaşan cep telefonuna bağlı vücutta oluşabilecek muhtemel değişiklikleri gözlemlemektir'' dedi.

Kaplan, son 5 yıldır cep telefonlarının beyin ve beyincik üzerindeki etkilerini araştıran gruplarına ait çalışmalarının dünyada saygın bilim dergilerinde yayınlandığını da vurgulayarak, şöyle devam etti:

''Bu araştırma grubu, gebelikte cep telefonun yaydığı radyasyona maruz kalmanın etkisini bir deney hayvanı çalışması ile araştırmıştır. Bu çalışma sonucunda deney hayvanlarında ilginç sonuçlara ulaşmıştır. Doğum öncesi 21 gün boyunca günde bir saatlik süre ile cep telefonundan yayılan elektromanyetik alana maruz kalmanın, beynin öğrenme ve bellekle ilgili yeri olan 'hipokampus' bölgesinde önemli derecede sinir hücresi kaybına neden olduğu saptandı. Bu çalışma sonucu beyin araştırmaları konusunda saygın bir dergi olan 'Beyin Araştırma' isimli dergide yayınladı.''

-''CEP TELEFONLARI SADECE BEYNİ ETKİLEMİYOR''-

Araştırma gruplarının doğum öncesi cep telefonundan yayılan elektromanyetik alanın beyinde önemli derecede hücre kaybına neden olduğunu bulduktan sonra, ''acaba aynı etki genç bireylerde de oluyor mu?'' sorusunun cevabını bulmak için de aynı dönemi yansıtan deney hayvanı düzeneğini kurduğunu belirten Kaplan, şöyle devam etti:

''12 haftalık dişi sıçanlar, (ki bu yaşlar yetişkin, erişkin insana karşılık gelmektedir) 1 ay boyunca günde 1 saat cep telefonu dalgalarına maruz bırakılmışlardır. Daha sonra bu hayvanların beyin ve beyinciklerinde hücre sayımları gerçekleştirilmiştir. Araştırma grubumuz genç dişi sıçanların hem beyninde, hem de beyinciğinde cep telefonundanyayılan elektromanyetik dalgalar sonucunda önemli oranda hücre kaybının olduğunu saptamıştır. Tabii ki bir madde veya radyasyonun, doku veya organlar üzerindeki gerçek etkisi, ancak güncel ve güvenilir araştırma tekniklerinin kullanılması ile gözlenebilir. Yurt içi ve yurt dışından çok sayıda araştırıcı hücre sayım tekniklerini öğrenmek için laboratuvarımıza gelmektedir. Şu anda, Sudan ve Hollanda'dan gelen 2 araştırıcı laboratuvarda hücre analiz tekniklerini öğrenmekte ve uygulamaktadır.''

Kaplan, cep telefonlarının sadece beyin ve beyincik üzerinde olumsuz etki yapmadığını, aynı zamanda gebeliği, kandokusu hücrelerini, antikor üretimini ve öğrenmeyi olumsuz yönde etkilediğinin de bilindiğini söyledi.

Cep telefonlarının insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkisinin tartışıldığı uluslararası bir toplantıda konuşan araştırmacıların, ortak kaygısının, 15-20 yıl sonra cep telefonu kullanımına bağlı olarak beyinde beyin tümörleri vakalarının artabileceği noktası olduğunu ifade eden Kaplan, ''Beyin tümörleri vakalarının kısmen de olsa azaltmanın yolları arasında,cep telefonları ile kısa konuşmak, kulaklık kullanmak, çocuklardan uzak tutmak ve onların kullanmasına kesinlikle izin vermemek, cep telefonunu göğse yakın olan ceplerde taşımamak, cep telefonunu ayrı bir çantada taşımak, tünel, asansör ve hareket halindeki arabada cep telefonu kullanmamak gibi unsurlar yer alıyor'' dedi.

Kaynak:veteknoloji


Go to Top of Page

Androza


1 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 12/12/2012 :  18:35:01  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Biliyorum, Cep Telefonları ve hatta etrafımızı saran tüm elektrikli aletler, özellikle elektrikli battaniyeler çok zararlı,. Fiziksel bedenimizden önce auramıza zarar vererek zaten hasarı en başta veriyor. Yalnız hepimiz yaşam koşullarında biliyoruz ki bu aletler yaşamımızın bir parçası oldu.

Ben cep telefonunu kullanmayı bıraktım ama aşağı yukarı 4 ay dayanabildim, çünkü siz hariç herkes kullanıyor ve sizi mecbur ediyor. Bu bende en çok sıkıntı yaratan bir durumken çözümü onların yaydıkları enerjiyi dönüştürmekte buldum. Bunula ilgili bir meditasyon yaparak ve biliş hissiyle arada bir zihninizde görerek işinizi kolaylaştırabilirsiniz. Ben uyguladığım günden beri bu enerjileri minimuma indirebildim, minimum diyorum çünkü dışardan gelen menyetik alan bozan enerjiye müdahale edemiyorum.

Eğer meditasyon yapıyorsanız, topraklanarak böyle bir uygulama yapabilirsiniz. Ben bütün elektrikli aletleri pembe-beyaz ışınlarla kapladım, o ışınlar yayılan enerjiyi dönüştürüyor. Günde bir kere gözlerimi kapatıp o ışınları görüyorum. Özellikle bilgisayarımı ve cep telefonumu...

Bilmenizi istedim.. Sevgiyle kalın
Go to Top of Page

bozadi


8919 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 16/12/2012 :  11:38:46  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Sevgili Androza, konuyla ilgili deneyimlerini ve görüşlerini paylaştığın için teşekkür ederim.

Cep telefonu kullanmayı bırakmayı ben de düşünmüştüm ama, senin de belirttiğin gibi bu tür aletler hayatımızın öylesine içinde ki, bunlardan vazgeçmek gerçekten çok zor. Ama en azından gece yatarken kapatıyorum veya mümkün olduğunca uzak bir yere koyuyorum (eğer bir faydası varsa).

Çok veya uzun konuşma durumlarında mikrofonlu bir kulaklık kullanmak da beyin üzerindeki olası zararı azaltabilir. Bir de bataryaya yapıştırılarak radyasyonu azalttığı söylenen bantlar var, bunları hiç denemedim ama konuyla ilgili bilgisi/deneyimi olanlar varsa, paylaşırlarsa sevinirim.

Bu tür konularla ilgili olarak bilinmesi gereken faktörlerden biri de şu sanırım; farkına varalım veya varmayalım, dünyada zaman içinde insan eliyle oluşturulmuş ve "birikmiş" durumda olan fazlasıyla çok zararlı ışın, alan ve dalga mevcut. Örneğin bilinen ve bilinmeyen radyoaktif afetler ve deneyler, dünya yüzeyini fazlasıyla toksik kıldı ve bu tür bilinen (ve muhtemelen bilinmeyen) afetler ve deneyler en azından onlarca yıldır meydana geliyor.

Bir celseden hatırladığım kadarıyla, cep telefonu ve benzer elektromanyetik faktörlerin en belirgin etkilerinden biri, zihnin ayırt edicilik gücünü zayıflatma potansiyeli. Yani resmen insanı/aklı "kalınlaştırması".

Hem 3. yoğunluk içinde, hem de özellikle 4KH merkezli olarak, hepimiz sürekli olarak pek çok saldırgan (negatif amaçlı) düşüncelere maruz kalıyoruz. Bu bombardımanı engellemek pek mümkün değil anladığım kadarıyla, ama zihnin ayırt edicilik gücü zayıfladığı zaman, 3. yoğunluktan (olağan hayatımız içinde) veya 4KH'den negatif nitelikli etkilere/düşüncelere/davetlere/reklamlara maruz kaldığımızda, bilincimize ulaşan bu düşünceleri yeterince veya hiç ayırt edemeyip yanlış seçimler yapma riski artıyor. Bilincimiz ister günlük yüzeysel seviyesinde olsun, ister daha derin bilinçaltı seviyesinde olsun, bize ulaşan herşeyi bir şekilde biliyor, kaydediyor. Ve "kalınlaşma" sonucu bize ulaşan sinyallere belirsizlik durumu nedeniyle yanıt vermemeyi seçsek bile, bu tür sinyallerin sadece "farkına varma" gerekliliği bile, özellikle "bombardıman" koşulları nedeniyle insanı "yoruyor" en iyi olasılıkla.

Dediğiniz gibi, meditasyon yaparak, zihni sakinleştirerek, tekrar derinleştirerek, berraklaştırmaya çalışarak, niyet çalışması yaparak, bu zararlı etkileri azaltmak mümkün olabilir.

Bir de, yine Kasyopyalıların belirttiği gibi, "Öğrenmek", 3KH ve 4KH temelli olarak negatif/saptırıcı sinyal ve düşünce bombardımının neden olduğu "kalınlaştırıcı/duyarsızlaştırıcı" etkilere karşı en büyük panzehirlerden biri. Konusu ne olursa olsun, sabırla ve derinlemesine öğreniş süreci, insanın aklını/zihnini "bileyen", güçlendiren, berraklaştıran bir etkiye sahip. Öğrenme hem de insanın hayatla, evrenle, varoluşla arasındaki ilişkiyi güçlendiriyor. Çünkü "öğrenme" isteği, "tanıma" isteği, evrenle, hayatla, varoluşla bağımızın sağlığına işaret eder.

Saygılarımla.
Go to Top of Page
  Önceki Konu Mesaj   
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Forum Seç:
Başkalarına Hizmet Forumu © Kasyopya celselerini ve diğer mesajları farklı ortamlara kopyalamadan önce lütfen izin isteyin: baskalarinahizmet@gmail.com Yukarıya git
Snitz Forums 2000

Design by Sizinsayfaniz.com

Bu sayfa 1,81 saniyede oluşturuldu.