Başkalarına Hizmet Forumu
Başkalarına Hizmet Forumu
Ana Sayfa | Bilgilerim | Kayıt Yaptır | Aktif Konular | Forum Üyeleri | Site içi Arama
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni Hatırla
Şifre hatırlatma servisi

  Forum
 Genel Paylaşımlar
 Alıntılar
 Kopyalarımız Nerede Saklanıyor?
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Yazar Önceki Konu Mesaj Sonraki Konu  

Moderator


435 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 15/05/2010 :  11:02:31  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
19. Yüzyıl´dan bugüne kadar, bilim dünyasında ün kazanmış, saygın 1 grup bilim adamı, ölümsüzlüğün doğal yani fiziksel 1 hadise olduğunu belirlemeye çalıştılar. bütün bu çalışmalar insani dinlerin getirdiği yaklaşımların hepsi birlikte taban tabana zıttı. Bu bilim adamlarının çoğu, farklı alanlardaki buluşlarıyla toplumun geleneksel düzenini ve yaşamını değiştirebilecek kadar başarılı olmuşlardı. birbirini ciddiye alan birçok rasyonalistin ve hümanistin kritik buluşlarının ve tezlerinin karşısına, Hıristiyan din kurumu birlikte birleşmiş kurumsallaşmış gelenekçi bilim çevrelerinin şiddetli tepkiler vererek çıktılar.



Öncülerin birisi 1688´de İsveç´de doğan Emanuel Swedenborg´dur; Swedenborg dikkate kıymet 1 bilim adamıydı, 9 dili konuşuyordu ve 7 bilim dalında 150 yapıt vermişti, pratik zekası olağanüstüydü, planörü, denizaltını ve sağırlar sebebiyle hususi 1 kulaklığı keşfetti. Swedenborg saygı gören 1 bilim adamıydı, parlamentoya seçilerek uzun 1 süre Maden Bakanlığı görevini yürüttü. Ölümüne kadar zihinsel dengesini ve pratik fikir yetisini asla yitirmedi. Ve Swedenborg yaşamının 20 yılını farklı boyutları araştırarak geçirmişti; şöyle diyordu; "Aklıbaşında olan herkesle saatlerce, haftalarca, aylarca üstelik yıllarca konuştum, çoğunu bu fizik hayat süresince tanıyordum. Hepsinin amacı, yaşamın ölümden sonraları da sürmesi gerektiği doğrultusundaydı, bunu istiyorlar fakat yanısıra da ölümlere tanık olma tahammülünü sürdürüyorlardı."



Bir farklı boyuttan sızan görüntüler;


İlginçtir, Swedenborg´un evrenle alakadar görüşü dikkat çekecek kadar 20, Yüzyıl´ın Quantum Fiziği Kuramı birlikte paralellik ve benzeşmeler içerir. Newton döneminde maddeyi oluşturan atomlara harekete geçirilmiş 1 dış gücün nüfuz edemeyeceği kabul edilir ve karşıt görüşler tartışılırdı fakat Swedenborg 1 atik partikülün (parçacık) 1 sıra kapalı güç girdabında spiral şeklinde ebedi hızda hızlandırılarak zincirleme reaksiyonunun oluşturulabileceğini düşünüyordu. İngiltere´deki Ruhsal Araştırmalar Derneği´nin kurucularından olan Sir William Crookes, eşdeğer zamanda da Kraliyet Derneği´nin üyesi ve 1 dönemde de başkanıydı. Aralarında Talyum´unda bulunduğu altı elementi keşfetti, zamanını en kritik bilim adamı bi şekilde kabul ediliyordu. Yine o dönemin ünlü medyumu D. D. Hume birlikte beraber çalışarak levitasyon yani ağırlığın yitirilerek havaya yükselme olayını araştırdı. Ruhsal ilişki ve levitasyonla alakadar kesin resimler elde edilerek hadise ölümsüzleştirildi, aralarında ünlü bilim adamı ionizasyon araştırmacısı ve Atlantik okyanıs altı telefon kablosu döşenmesinin yöneticisi Cromwell F. Varley´in bulunduğu 1 grup bilim adamı testler yaparak, 1 hilenin ya da şarlatanlığın bulunmadığı sonucuna vardılar. Sonuçta, Crookes´un ölmüş karısının görüntülerini oluşturan 1 sıra hadise ortaya konulunca, ölümden sonraları hayat gerçeğinin inanılırlığı kabul edildi.



"Gözlerimizle gördük."


Bu bilimsel grubun içinde, Lord Balfour, Sir William Barrett, Sir Oliver Lodge, Lord Raleigh, elektronların kaşifi J.J. Thompson ve Evrim Kuramı´nı Darwin´den bağımsız bi şekilde eşdeğer zamanda ortaya atan Alfred Russell Wallace´de bulunuyordu. Gramofonun ve elektrik ampulünün bulucusu Amerikalı Thomas Alva Edison 1 ruhçuydu ve mekanik ortamda ölülerle ilişkinin yolunu arıyordu. Televizyonun yaratıcısı ve kızıl-ötesi kameranın kaşifi John Logie Baird, Edison´un ölümünden sonraları 1 medyum aracılığı birlikte onunla ilişki kurma çabasının içindeldi ve şöyle diyordu; "Birçok şaşırtıcı olaya tanık oldum ve bu hadiseler sahtekarlık olayının ulaşamayacağı 1 konumdaydılar." 20. Yüzyıl´ın 1 diğer kritik bilim adamı olan fizikçi ve Kanada parlamenteri Glen Hamilton, laboratuarında oluşturduğu kesin denetim koşulları altında, hususi 1 bataryadan kuvvet alan 14 tane flaşlı kameradan yararlanarak, bütün açıdan görülebilen tuhaf görüntülerin fotoğraflarını çekti. Deneylerin yapıldığı ortamda bulunan gözlemcilerin arasında, tıp doktorları, 2 avukat, elektrik ve iç alan mühendisleri bulunuyordu. bütün tanık, kendinden emin bi şekilde şöyle diyordu; "Zaman vakit ölülerin görüntülerini gözlerimizle gördük."



"Ruhların Sesi" kaydediliyor;


Avrupa´da 1900´lerin başından, 1920´lere kadar aralarında o dönemin kritik bilim adamları olan Baron von Schrenck-Notzing, Profesör Charles Richet, Professor Eugene Osty ve Professor Gustav Geley´in bulunduğu 1 grup bilimci laboratuar koşulları altında, eşdeğer görünteliren oluştuğuna tanıklık ettiler. Yazdıkları raporlarda, bütün muhtemel sahtekarlık ve hileleri araştırdıklarını fakat bulamadıkları belirttiler. Bu dönemde de, Reenkarnasyon konusunda, dünyaca ünlü psikologların ve psikiyatrların ölümden sonraları yaşamı araştırdıklarını ve ulaştıkları epey kritik sonuçları ciddi şekilde dokümante ettikleri görülüyor. Psikolojinin babası ve en kritik ismi Sigmund Freud, ölüm döşeğinde şayet 1 daha dünyaya gelirse, bütün çalışmalarını Parapsikoloji alanında yapacağını söylüyordu. Psikiyatrinin en faal ismi olan Dr. Carl G. Jung, ölümden sonraları yaşamı onaylıyor ve ölümden sonraları ruhlarla ilişki kurulabileceğini itiraf ettiğini, söylüyordu (Derlenmiş Mektuplar; Cilt 1/Sayfa 431). Elektronik ruhsal ses kayıtları, günümüzde de birçok ülkede sürdürülüyor. Ciddi ve kritik kaynaklardan gelen bilgilerle bütün an karşılaşıyoruz, bunların arasında ABD´den Mark Macy ve Lüksemburg´daki ITC Grubu bulunuyor. Bu çalışmalarda öte yandan geldiği söylenen kayıtların bulunduğu yansız gözlemcilerce belirtiliyor. Kullanılan cihazlar radyo, faks, televizyon ve telefon gibi bilinen araçlardan oluşuyor. mesela Marc Macy´nin yaptığı 1 çeşit videoyu kullanan Victor Zammit, Macy birlikte "Ruhların Sesi" ni kayıt olayının yaratıcısı olan cansız Dr. Raudive´in bu yoldan ilişki kurduklarını öne sürüyor.



Ama bu ses dünyadan gelmiyor...


Bu kayıtlarda birbiriyle konuşan 2 erkeğin sesi duyuluyor ve Raudive´in sesi tanımlanabiliyor. Raudive´in ruhsal dünya birlikte ilişki kurma tekniğini ruhsal dünyada da araştırarak, ulaştığı bilgileri bu tarafa ilettiği sav ediliyor. Richard Lazarus´un yazdığı "The Case Against Death" adlı kitapta Raudive´in ruhsal dünyadan gelen sesinin, bilgisayarlarda çözümleme edildiği ve örneklerde Raudive´in yaşarken ve öldükten sonraları kaydedilen sesinin eşdeğer olduğunun kanıtlandığı belirtiliyor. Daha da ötede, 1 ses uzmanı ve mühendisi olan Brezilya Sao Paulo Mühendislik ve Teknoloji Üniversitesi´nden Prof. Carlos Eduardo Luz´un yönettiği deneylerde kullanılan yüksek kapasitede bilgisayarlarda yapılan testlerde Raudive´in sesinin tanımlandığı onaylanıyor. 1 ses bandında, Raudive´le konuşan Sonia Rinaldi, doktorun sesine bir.428 Hz´de raslayınca, ortaya şaşırtıcı 1 netice çıkıyor. Çünkü 1 erkek sesinin yüz birlikte 130 Hz arasındaki 1 alanda olması gerekiyor yani Raudive´in sesi dünyadan gelmiyor.



Evet ilişki var fakat ölülerle değil, sizinle... Çünkü ölmüyoruz...


Bugün İngiltere´de yaşayan matematikçilerden ve üniversite profesörlerinden oluşan 1 grup bilimci, atom altı parçacıklar üzerinde deneyler yapıyorlar ve matematik hesaplamalarla ulaştıkları sonuçları Ruhsal Olaylar´ın açıklaması bi şekilde tanımlıyorlar. Uluslararası kuramsal Fizik Merkezi´nin yöneticisi olan Nobel ödüllü Prof. Abdus Salam, bu grubun arkasındaki finansal desteği oluşturuyor yani birileri bu konuda büyük paralar harcıyorlar. Termodinamik ve akışkan mekanizm uzmanı eğitmen Ron Pearson, "Intelligence Behind the Universe" adlı eserinde çağdaş matematiğin, Crooks, Hamilton ve önceki diğer uzmanların çalışmalarını onayladığını kesin 1 dille belirtiyor. Leeds Üniversitesi´nden astrofizikçi Sam Nichols, Pearson´un hesaplarını destekleyerek, ölülerle ilişki iddialarını doğruluyor ve önemsiz sanılan değişik atomik oluşumların eşdeğer uzayı ve maddi dünyayı paylaştıkları açıklıyor. Edinburgh Üniversitesi´nden Astrofizikçi Michael Scott bu konuda şöyle diyor; "Quantum fiziğinin ilerlemesi bundan sonra 1 gerçektir ve paralel evrenlerin varlığını haber veriyor. Özgün ve hakikat 1 öz nesne ya da cevherin etkisi nedeniyle, bizim evrenimizle doğrudan ilişki kurulamıyor."



Bir biz varız, bizden ötede, sayısız sayıda...


Araştırmacı Michael Roll ise "The Physicists and Rationalists case for Survival After the Death of our Physical Bodies" adlı çalışmasında, ölümün, doğum kadar doğal olduğunu ve gelinen ya da gidilen diğeri dünyada Hıristiyanlar veya diğeri dinler sebebiyle hususi yerlerin bulunmadığının tartışılmaz 1 netice olduğunu ileri sürüyor. fakat en kritik açıklama çağmızın ünlü fizikçilerinden birisinden geldi; Profesör Fred Alan Wolf, "Mind and the New Physics" adlı kitabında ulaşılan sonuçlara razı olduğu söylerken; "Bu fantastik 1 ses, Quantum Mekaniği adlı bu yepyeni fiziğin varlığı bundan sonra tartışılamaz düzeyde. Bu sözcüğün sayesinde ağır ağır 1 farklı dünyaya, 1 paralel evrene, çoğaltılmış 1 kopyaya doğru gidiyoruz. Ve belki de 2 değil, 3 ya da dört üstelik daha epey paralel alemler mümkün. Bu evrenlerin bütün birisinde siz, ben ya da herkes yaşıyor mümkün daha da uygunu yaşıyor, yaşadı ya da yaşayacak mümkün veya daima yaşayacak mümkün ve bunların tümü canlıdırlar." Wolf´un sözleri inanılmazdır ve insanı şoka sokabilecek kadar etkindir. Burada sayısız bizlerin bulunduğu gerçeği saklıdır ve şayet öyleyse farklı kişilikler taşıyan milyonlarca Hitler, Kennedy, Marilyn Monroe,yaşamaktadırlar. Ne dersiniz? Bu gerçeği taşıyabilir miyiz?

  Önceki Konu Mesaj Sonraki Konu  
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Forum Seç:
Başkalarına Hizmet Forumu © Celse veya diğer içerikleri farklı ortamlarda paylaşırken lütfen kaynak belirtiniz Yukarıya git
Snitz Forums 2000
Bu sayfa 0,11 saniyede oluşturuldu.