Başkalarına Hizmet Forumu
Başkalarına Hizmet Forumu
Ana Sayfa | Bilgilerim | Kayıt Yaptır | Aktif Konular | Forum Üyeleri | Site içi Arama
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni Hatırla
Şifre hatırlatma servisi

  Forum
 Kanal Bilgileri
 Kuantum ve Metafizik
 KUANTUM SICRAMASI
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Yazar Önceki Konu Mesaj Sonraki Konu  

Alemtac


2482 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 06/04/2009 :  16:47:00  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Kuantum Sıçraması

Albert Einstein’ın görecelilik teorisi, ışığın hızını evrensel hızı sınırı olarak belirledi ve mesafe ve zamanın mutlak olmadığını, kişinin hareketi ile etkilendiğini gösterdi.

Hareket halindeki bir saat her zaman hareketsiz bir saatten daha yavaş çalışır görünür, çünkü zaman bir cismin hareket ettiği hız ile ilişkilidir. Teoride bu gerçek zaman yolculuğunu mümkün kılıyor – en azından eğer çok hızlı bir uzay gemisine sahipseniz.

Şunu düşünün: Eğer bir astronot ışık hızının hemen altındaki bir hızda altı ay boyunca uzayda seyahat ederse ve Dünya’ya geri dönmesi de altı ay sürerse, gelecekteki dünyaya ayak basacaktır.

Astronotun ışık hızına ne kadar yakın yolculuk yaptığına bağlı olarak astronotun saatinde bir yıl geçerken, Dünyada on binlerce yıl geçmiş olabilir.

Columbia Üniversitesi fizik profesörü ve ‘Kozmosun Dokusu: Uzay, Zaman ve Realitenin Niteliği’ kitabının yazarı Brian Grene, “Sonuç şu ki, fizik yasaları zaman yolculuğuna izin veriyor” dedi.

Ama Einstein’ın tasarladığı şekliyle uzay ve zaman yasaları kuantum teorisinin garip kuralları ile revize edilebilir. Kuantum teorisi evreni dolduran mikroskobik rastgele olmayı tanımlar.

Evrenin süreksiz olduğu atomaltı ölçekte, fizikçiler yerçekiminin nasıl davrandığını bilmiyorlar.

Princeton Üniversitesi’nden astrofizikçi Richard Gott “Kuralları değiştirebilecek bazı yeni fizik yasaları keşfedebiliriz” dedi.



Kurt Yenikleri Zaman Yolculuğu İçin Tüneller midir?

Bilim kurgu fanatiklerinin bildiği gibi, kurt yenikleri (solucan deliği) [uzay ve zamanda teorik kestirme yollar] zaman yolculuğu portalları için mükemmeldir.

İnsanları geçmişe aktaran en son film 1952 Ray Bradbury romanından uyarlanan bu yazın filmi ‘A Sound Of Thunder’ dir. Bu filmde, bir grup avcı dinozor çağına geri gitmek için bir zaman makinesi yapar, zaman makinesi bir çeşit kurt yeniğine benzer. Orada, olaylar ters gider. Bir avcı bir kelebeği öldürdüğü zaman, bu tarihin gidişatını tamamen değiştirir.

Film eleştirmenler tarafından olumsuz eleştiriler aldı ve hemen sinema salonlarından çekildi. Ama sorular ortaya çıktı – zaman ve zamanda yolculuk olasılıklarının gizemi fizikte en zorlu konular arasındadır, gittikçe artan sayıda bilim adamı bu konu ile ilgilenmektedir. Bilim adamları gerçekten zamanda yolculuk yapmanın yolunu aramıyor. Ama bazıları bunun nasıl yapılabileceğini teorize etmenin – belki uzayda bir kurt yeniği kullanarak – bunu anlamalarına ve hatta fizik yasalarını revize etmelerine yardımcı olacağına inanıyor.

Portekiz Lizbon Üniversitesi’nden astrofizikçi Franscisco Lobo, “Bir ucundan diğer ucuna geçilebilir kurt yenikleri genel göreceliliğin sınırlamalarını araştırmakta gedanken deneyler için çok yararlıdır” (gedanken terimi, teorik olarak mantıklı ama gerçekleştirilmesi pratik olmayan deneyleri tanımlar) dedi.


Sıçrama

Görecelilik teorisi geçmişe yolculuğa izin vermez. Ama kurt yenikleri olarak bilinen Einstein – Rosen köprüleri kullanılarak bu tür yolculuklara erişmek mümkün olabilir.

Uzay ve zamandaki teorik kestirme yollar uzaydaki iki uzak mesafeyi birbirine bağlar, bir elmanın içindeki kurt yeniği tünelindeki gibi.

Pasadena’daki Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü’nde yerçekimi teoristi olan Kip Thorne 1988’de bu tünellerin Casimir enerjisi olarak bilinen ekzotik bir madde formu ile açık tutulabileceğini gösterdi.

Laboratuarda ölçülen bu enerji bir çeşit kuantum vakumudur. Sıfırdan daha az ağırlığa sahip olan Casimir enerjisi kurt yeniği duvarlarını ayrı tutarak anti –yerçekimi etkisine sahip olurdu.

Lobo “Genel göreceliliğin negatif enerji yoğunluklarının varlığını yasakladığı varsayımında bulunulmuştur, ancak kuantum mekanikleri vakumun her zaman fısır enerji yoğunluğuna sahip olmayabileceğini gösterir” dedi.

Princeton’daki bilim adamı Gott kurt yeniği etkilerini aynalı bahçe topu şeklinde tasarlar. Ancak, kurt yeniğinden bakınca, kişi aynı bahçenin yansımasını görmez, bunun yerine diyelim ki güneş sistemimize en yakın yıldız olan Alpha Centauri’deki bir bahçeyi görür.

“Kurt yeniğinin içinden sıçrayabilir ve Alpha Centauri’de ortaya çıkabilirsiniz ve bu iki çok uzak yerleri birleştiren çok dar bir tünelden geçmiş olursunuz” dedi Gott. “Kurt yeniğinin kestirme yolu Alpha Centauri’ye bir ışık demeti fırlatmanıza izin verir”

Eğer kurt yeniğinin bir ucu ışık hızına yakın bir hızda yolculuk yapan bir uzay gemisinin yerçekimi etkisi kullanılarak hareket ettirilirse, o uçtaki bir saat kurt yeniğinin diğer ucundaki saate göre daha yavaş çalışır. Bu, kurt yeniğini iki farklı zaman - geçmiş ve gelecek – arasında bir portala dönüştürebilir.

Gott “Bu kurt yeniklerinin mutfağınıza koyabileceğiniz bir şey olmadığını belirtmeliyim. Kurt yeniğinin her bir giriş yeri 100 milyon güneş kütlesindedir.” dedi. “Bu galaktik – öçekli mühendislik projesidir.”



Fantom Enerjisi

“Ancak kurt yeniklerini inşa etmek ve desteklemek için gereken materyal, evrenin hızlanmış bir genişlemede olduğu keşfinden bir destek aldı” diyor Lobo.

Bu kozmik genişlemenin muhtemel itici gücü “fantom enerjisidir”, evrenin yüzde 70’ini oluşturabilen kuramsal madde.

Lobo “Fantom enerjisi uzayı itiyor olabilir ve o kadar anti- yerçekimseldir ki en sonunda her şeyi parçalara böler, her şeyi sona erdirir. Ancak, o zamandan önce, kurt yenikleri açmayı desteklemek için kullanılabilir” diye teorize ediyor.

“Daha spekülatif bir senaryoda, içinden geçilebilir bir kurt yeniği inşa etmek ve bunu devam ettirmek için gereken fantom enerjisi için kozmik akışkanı kazıp çıkaran feci derecede ileri bir uygarlık hayal edilebilir” dedi.



Zaman Yolculuğu Nasıl İşler

Thorne zaman yolculuğu portalı için kullanılabilecek evrende var olan başka türde tünele benzer bir yapı olabileceğine inanıyor. Einstein – Rosen Köprüleri de denen kurt yeniklerinin zaman yolculuğu için en çok potansiyele sahip oldukları düşünülüyor. Sadece zamanda yolculuk yapmamıza izin vermezler, ayrıca zamanın çok küçük bir kesrinde Dünyadan bir çok ışık – yılı uzağa yolculuk yapmamızı sağlayabilirler.


Kurt yenikleri

Kurt yeniklerinin, herhangi bir kütlenin uzay zamanı büktüğünü ifade eden Einstein’ın görecelilik teorisine dayandığı düşünülür. Bu bükülmeyi anlamak için, iki kişinin bir çarşafı tuttuğunu ve bu çarşafı gerdiğini düşünün. Eğer birisi çarşafın üzerine bir basket topu koyarsa, basket topunun ağırlığı çarşafın ortasını dürecektir (yuvarlayacaktır) ve çarşafın o noktada bükülmesine neden olacaktır. Şimdi, eğer aynı çarşafın kenarına bir bilye konulursa, bükülme nedeniyle basket topuna doğru yolculuk yapacaktır.

Bu örnekte, uzay gerçekte uzayzamanı oluşturan dört boyut yerine iki-boyutlu bir plan olarak tanımlandı. Bu çarşafın üstü ve alt arasında bir boşluk bırakarak üst üste katlandığını imgeleyin. Basket topunu üst tarafa yerleştirmek bir bükülmenin oluşmasına neden olur. Eğer üsteki basket topunun bulunduğu yere karşılık gelen bir noktada çarşafın alt kısmına eşit bir kütle yerleştirilirse, ikinci kütle en sonunda basket topu ile buluşacaktır. Bu, kurt yeniklerinin oluşmasına benzerdir.

Uzayda, evrenin farklı kısımlarına baskı uygulayan kütleler en sonunda bir tünel oluşturmak için bir araya gelebilir – bu bir kurt yeniğidir. O zaman Dünya’dan başka bir galaksiye hızla yolculuk yapabiliriz ve geriye dönebiliriz (bir ömür içinde). Örneğin, Orion’un hemen altındaki Canis Major takımyıldızında görünen bir yıldız olan Sirius’a yolculuk etmek istediğimiz bir senaryo düşünelim. Sirius Dünya’dan yaklaşık 9 ışık – yılı uzaklıktadır, bu yaklaşık 54 trilyon mildir (90 trilyon km). Açıkça, bu mesafe uzay yolcularının orada neler gördüklerini bize anlatmaları için zamanda gidip dönmeleri için çok fazladır. Şimdiye dek insanların uzayda yolculuk yaptıkları en uzak mesafe aydır, Dünya’dan sadece 400,000 km. Eğer bizi Sirius’un etrafındaki uzaya bağlayan bir kurt yeniği bulabilseydik, o zaman geleneksel uzay yolculuğu ile geçmek zorunda kalacağımız trilyonlarca milden kaçınarak zamanı önemli ölçüde kısaltabilirdik.

Tüm bunların zaman yolculuğu ile ne ilgisi var? Daha önce tartıştığımız gibi, görecelilik teorisi bir nesnenin hızı ışık hızına yaklaştıkça zamanın yavaşladığını belirtir. Bilim insanları uzay mekiği hızında bile astronotların birkaç nanosaniye geleceğe yolculuk yapabildiklerini keşfettiler. Bunu anlamak için iki kişiyi hayal edin, onlara A ve B diyelim. A Dünya’da kalırken, B uzay mekiği ile uçar. Kalkış anında ikisinin de saatleri mükemmel senkronizasyondadır (aynı zamanı gösterir). B2nin uzay mekiği ışık hızına yaklaştıkça, B için zaman daha yavaş akar (A’ya göre). Eğer B ışık hızının yüzde 50’sinde sadece birkaç saat yolculuk yapıp Dünya’ya geri dönerse, A’nın B’den daha hızlı yaşlandığı ikisine de görünecektir. Yaşlanmadaki farklılığın nedeni, zamanın A için B’den daha hızlı geçmesidir. A için birçok yıllar geçmiş olabilirken, B için sadece bir kaç saat geçmiştir.


Eğer kurt yenikleri keşfedilebilseydi, geleceğe olduğu gibi geçmişe de yolculuk etmemizi sağlardı. İşte bunun nasıl işleyeceği: Diyelim ki, kurt yeniğinin girişi taşınabilirdir. O zaman yukardaki örnekte ışık hızının yüzde 50’si hızda uzayda birkaç saat geçiren B kurt yeniğinin bir ucunu uzaya taşıyabilirdi, kurt yeniğinin diğer ucu A kişisi ile Dünya’da kalırdı. B uzayda yolculuk yaparken, iki insan (A ve B) birbirlerini görmeye devam ederlerdi. B birkaç saat sonra Dünya’ya geri döndüğünde, A için birkaç yıl geçmiş olabilir. Şimdi, A uzaya giden kurt yeniğinden baktığında, kendisini daha genç yaşta görür, B uzaya uçtuğunda bulunduğu yaşta. Bununla ilgili harika olan şey şu; daha genç olan B geleceğe adım atabilirken, daha yaşlı olan A kurt yeniğine girerek geçmişe adım atabilir.



Kozmik İplikler

Zamanda geriye ve ileriye nasıl yolculuk yapabileceğimizin bir başka teorisi, 1991’de Princeton fizikçisi J. Richard Gott tarafından önerilen kozmik iplikler fikrini kullanır. Bunlar – isimlerin öne sürdüğü gibi – bazı bilim adamlarının erken evrende oluştuklarına inandıkları ipliğe benzer nesnelerdir. Bu iplikler evrenin tüm uzunluğu boyunca dizilebilir ve yoğun basınç altındadırlar – milyonlarca ton.

Atomdan daha ince olan bu kozmik iplikler yakınından geçtikleri herhangi bir nesneye muazzam miktarda yerçekimi çekiş etkisi üretebilirler. Kozmik bir ipliğe bağlanmış nesneler inanılmaz hızlarda yolculuk yapabilir ve yerçekimi kuvvetleri uzayzamanı büktüğü (çarpıttığı) için, zaman yolculuğu için kullanılabilirler. İki kozmik ipliği bir araya çekerek veya bir ipliği bir kara deliğin yakınına çekerek kapalı zaman – benzeri eğriler yaratmak için uzayzamanı yeteri kadar eğriltmek mümkün olabilir.

Bir uzay gemisi kendisini geçmişe sevketmesi için iki kozmik iplik veya iplik ve kara delik tarafından üretilen çekimi kullanarak bir zaman makinesine dönüştürülebilir. Bunu yapmak için, kozmik ipliklerin etrafında döngü yapacaktır. Ancak, bu ipliklerin var olup olmadıkları ve eğer var iseler hangi formda oldukları ile ilgili hala çok fazla spekülasyon vardır. Gott’ın kendisi, zamanda bir yıl bile geri gitmek için, tüm galaksinin kütle – enerjisinin yarısını içeren bir iplik döngüsü gerekeceğini söyledi. Ve herhangi bir zaman makinesi ile olduğu gibi, zaman makinesinin yaratıldığı zamandaki noktadan daha uzağa geri gidemezsiniz.



Zaman Yolculuğundaki Problemler

Eğer zaman yolculuğu için elverişli bir teori geliştirebilseydik, paradoks denen çok karmaşık problemler yaratma yeteneği geliştirirdik. Paradoks kendisi ile çelişen bir şey olarak tanımlanır. İşte iki genel örnek:

Diyelim ki, doğduğunuzdan önceki bir zamana geri gidebiliyorsunuz. Doğduğunuzdan önceki bir zamanda var olmanız gerçeği bir paradoks yaratır. Eğer 1960’ta doğduysanız, 1955’te nasıl var olabilirsiniz?

Muhtemelen en ünlü paradoks büyükbaba paradoksudur. Bir zaman yolcusu geri gidip, yolcu doğmadan önce atalarından birini öldürürse ne olacaktır? Eğer o kişi kendi büyükbabasını öldürürse, o zaman o kişi geri gidip kendi büyükbabasını öldürmek için nasıl canlı olabilecektir? Eğer geçmişi değiştirirsek, sonsuz sayıda paradoks yaratacaktır.

Zaman yolculuğu ile ilgili bir diğer teori paralel evrenler veya alternatif tarihler (hikâyeler) fikrini ortaya koymaktadır. Diyelim ki, büyükbabanız ile o genç bir oğlan iken karşılaşmak için geriye yolculuk yapıyorsunuz. Paralel evrenler teorisinde, bizimkine çok benzeyen ama olayların farklı şekilde ilerlediği başka bir evrene yolculuk yapıyor olabilirsiniz. Örneğin, zamanda geri yolculuk yapıp atalarınızdan birini öldürüyorsanız, sadece tek bir evrendeki o kişiyi öldürmüş olursunuz ki o evren artık sizin var olmadığınız evrendir. Ve eğer sonra kendi zamanınıza geri gelmeye çalışırsanız, bir başka paralel evrende ortaya çıkabilirsiniz ve asla başladığınız evrene geri gelemeyebilirsiniz.

Buradaki fikir, her eylemin yeni bir evrenin yaratımına neden olduğudur ve mevcut olan sonsuz sayıda evren olduğudur. Atanızı öldürdüğünüz zaman yeni bir evren yarattınız, olayların orijinal sırasını değiştirdiğiniz zamana kadar kendinizinkine özdeş olmuş bir evren.

Zaman yolculuğu dünyasına hoş geldiniz. Sadece bilet fiyatlarının nasıl karmaşık olabileceğini hayal edin.


Kaynak: National Geographic News (2005) by Stefan Lovgren

Çeviri: Saffet Güler

Mordevrim


91 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 06/04/2009 :  17:03:42  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Paylaşım için teşekkürler sevgili Alemtac. Zaman yolculuığu problemlerinde ben de hep şunu düşünmüşümdür. Şimdi teoreme göre geçmişe gidip kendi büyükbabanınızı öldürdüğünüzde yok olmuyorsunuz. Sadece tek bir evrende yok oluyorsunuz. Çünkü sonsuz sayıda evren varken tek bir eylem var. Ve o tek eylem tek bir evreni etkiliyor.

Ve büyükbabanızı öldürdükten sonra kendi zamanınıza geri döndüğünüzde bu zaman sizin zamanınızken zaman yolculuğuna çıktığınız mekan (evren) olmuyor. Çünkü artık o evrende yok oldunuz. Yeni gedliğiniz evrenin geçmişinde büyükbabanız hala yaşıyor. Zaman aynı, mekan farklı. Sonsuz sayıda evren olduğu için siz yeni geldiğiniz evrende de geri dönüp büyükbabanızı öldürseniz bile bu sefer bir başka evrende ortaya çıkacağınız için asla yok olamıyorsunuz. Yani bu paradoks paradoks olmaktan çıkıyor. Sonuçta sonsuz kez geri dönüp b.babanızı sonsuz kez öldüremezsiniz.

Ama burada da şu doğuyor. Diyelim ki gelecekteyiz ve zaman makinesini keşfettik. Ve geçmişe dönüp bir şeyleri değiştirdik. Bu sefer kendi geleceğimize asla dönemiyoruz. Başka bir evrendeki geleceğimize dönüyoruz olayların akışını değiştirdiğimiz için. Ve dönmüş olduğumuz o başka gelecekte (evrende) zaman makinesi keşfedilmemiş olabilir. Bu sefer paradoksun boyutu artıyor. Zaman makinesinin keşfedilmemiş olduğu bir evrene dönmüş olursanız bu sefer altınızda o makinenin olmaması gerekir. E o makine olmayınca da sizin önceki yaptıklarınızın gerçek olmaması gerekir.

Siz neler düşünüyorsunuz bu konuda?
Go to Top of Page

Alemtac


2482 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 06/04/2009 :  17:29:31  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Isin icinden cikmak zor :)). Aslinda Bilincin yaratimindan olusan alt evrenlerdende bahsetmistim...
Icinde yasadigimiz dunyanin bir ilizyon oldugunu kabul ediyoruz artik, yaratimlarimiza azmi dikkat etmemiz gercekligini de kavramaya basliyoruz. Pozitif dusunceye ne kadar ulasabilirsek o derecede de pozitif yaratimlari gerceklestirebiliriz. Kuantim felsefesini hayatimiza gecirmenin onemi burada basliyor. Birer gozlemci oldugumuzun farkinda olarak gerek kendi yasamimizin, gerekse cevremizdekilerin yasamin da yaratimlarimizin sorumlulugunu ustlenmegi bilmeliyiz.

Yazar R. Sanal Kuantim Sicramasi adli kitabinin on sozunde soyle der:

‘Hayallerimiz, harcadığımız emekler, bazen kırılan kalpler ve ümitsizliğe dönüşen duygularımız, bir türlü kırıp da atamadığımız sınırlar sınırlar sınırlar….
Bir düşünsenize doğduğumuz andan itibaren, içinde yaşadığımız aile, mahalle, şehir, ülke diye içerden dışarıya doğru saydığımız bizi çevreleyen tüm bağlarımızla ne kadar da ilintili ve ne kadar çok onların parçasıyız. Bize öğretilen, belletilen ‘yasak – günah – kural – töre vs’ tanımların içinde kimi zaman mutsuzluğa gark eylemiş haldeyiz ama bunun bile farkında değiliz…
Basit bir ‘Nasılsın?’ sorusuna bile ‘Yuvarlanıp gidiyoruz… İç güveysinden hallice... Bundan iyisi Şam’da kayısı...’vb yanlış kalıplaşmış deyimlerle sıkılmadan bıkmadan cevap veriyoruz. Kısacası kendi kısır döngümüzü yaratıp her seferinde görünmez zincirlerle kendimizi sahte kişiliğimiz içine sıkı sıkıya bağlamaya devam ediyoruz.
Yaşadığımız her olayda her durumda ya alnımıza yazılan yazıya-kadere, ya da mutlaka başkalarının sebep olduğuna inandığımız şanssızlıklarımıza yanıyoruz.
Tüm bunlardan arınmak için, haydi hep birlikte: ACIDAN MUTLULUĞA, YOKLUKTAN BOLLUĞA VE HASTALIKTAN ŞİFAYA…kısacası KUANTUM SIÇRAMA’ya yelken açmaya..’

Atomların hareketlerini incelerken, belli bir noktadan sonra hareket ve kütlelerinin neye göre değişiklik gösterdiğini çözümleyemeyen bilim adamları, beyindeki hareketliliğin yani düşüncelerin de kendi gönderdiğimiz enerjiye göre oluştuğunu görüyor. Yani beynimiz, Kuantum alanına gönderdiğimiz enerjiye göre yeni ve farklı düşünceler üretiyor. İçimize kapanıp negatif enerjiyle yüklendiğimiz zaman beynimiz kısırdöngüler ve tekrar eden düşünceler üretmekten öteye gidemiyor. Beynimizde oluşan Kuantum sıçraması daha önceki düşüncelerimizin dışına çıkıp yeni bir şey oluşturmamızı sağlıyor. Siz "Benim kimliğim ve kişiliğim bu,ben bunların dışına çıkamam" dediğiniz sürece, gerçek mutluluğu da maalesef bulamıyorsunuz. "Ben artık değiştim" diyebilmek bu noktada önem arz ediyor olmalı.

Istedigimiz herseyi dusunce gucuyle yaratabiliriz. Kendimizi hayata açtığımız sürece etrafımızdaki tüm pozitif enerjileri çekiyor ve yenileniyoruz. Elementer parcaciklar alemi olan mikro alemde de bu turden cok kisa zamanda cok ani ve belirsiz sicramalar olabiliyor. Elektronlarin bir yorungeden digerine sicramasi da bir Kuantum sicramasidir. Isiktan hizli Takiyonlar da hakeza cok kisa zamanda cok uzun mesafeleri ani bir Kuantum sicramasi ile kat edebilirler. Ayni durum dusuncelerimizde de gerceklesiyor. Hatta zaman dahi kesikli olup, kuantim sicramalari ile gerceklesiyor.

Siz simdi ne sordunuz, ben neler anlattim :)) Yani demem o ki, paralel evrenlerde bizim yaratimimiz, sonsuz sayide paralel evren vardir, 3. boyut dusunce sekliyle ulasabilmemiz zor. Zamanin, mekanlarin ustune cikmamiz lazim.

Sevgiler


Go to Top of Page

Alemtac


2482 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 06/04/2009 :  18:04:48  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
KURAL DIŞI OLAYLARIN İKİ TARAFLI ÖZELLİĞİ

Aslında hiçbir şey kural dışı değildir. Her kural dışı olay iki taraflı bir ilişkiyi barındırır. Bir yandan üzerinde kuruldukları parametreleri açıklarken, diğer yandan kendilerini açıklarlar. Bilimdeki kural dışı olaylar da bu kapsama girer. Bu kural dışı olguların, bilimin esasları hakkında söyleyecekleri çok yararlı şeyleri vardır. Ancak, bilimin kural dışı olayları dediğimizde ne kastettiğimiz konusunda açık olmamız da önemlidir. Genel olarak, bu, dünyanın nasıl çalıştığı konusundaki normal bilimsel görüşün dışına çıkan herhangi bir şey için geçerlidir. Bazı kuş, hayvan ve böcek sürülerinin, bir grup şuuruna uygun davranmaları, bilim açısından kural dışı bir olay olarak kabul edilebilir. Diğer yandan, pek açık olmayan sebeplerden ötürü, telepati, prekognisyon,uzaktan şifa ve ölümden sonra yaşam da kural dışı olarak görülmektedir.

Bu kuraldışı olaylardan söz ederken özel bir değerlendirme yapmamız gerekir. Bilimin ve bilim adamlarının bir şeyi anlamamaları, söz konusu şeyin özde anlaşılmaz olduğu anlamına gelmemelidir. Ancak, bilim bir şeyi anlayamadığı sürece, o zaman bilimde değil de o şeyde bir kusur olması gerektiği görüşü revaçtadır. Kendi sınırlamalarımızı o kural dışı olanın bir özelliğiymiş gibi gösterecek bir şekilde yansıtmamaya dikkat etmeliyiz. Kural dışı olayların kanıtları vardır. Bilim adamlarının, bu kanıtları kabul edip etmemelerinin, kanıtların varlığı veya kalitesi ile çok az ilgisi vardır. Çoğumuzda, bütün deneyimlerimizi açıklayabilecek yönteme sahip olduğumuza dair bir inanca ihtiyaç vardır. Bilim, etrafımızdaki dünyayı inandırıcı ve doğru bir şekilde açıklamada o kadar başarılı olmuştur ki, ister kural dışı bir olay olsun ister olmasın, karşılaştığımız her şeyi açıklayabilme kapasitesini bilime atfetmek cezbedici bir alışkanlık haline gelmiştir. Bu cazibeye teslim olma derecemiz, güven ve kesinlik ihtiyaçlarımızla doğru orantılı olarak değişmektedir. Bizim kesinlik ihtiyacımız güçlü ise anlamadığımız şeye karşı açık fikirli bir tavır alabilme olasılığımız azalır. Bu kesinlik ihtiyacımızı bilimin çok başarılı oluşu ile birleştirdiğimizde, bilimsel dünya görüşünün, zamanımızın hazır ve yerleşmiş görüşlerini oluşturmasına hiç şaşmamak gerekir.
Go to Top of Page

Tiversonus


3343 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 06/04/2009 :  18:18:59  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Paralel gerçeklikler konusunu anladığımı söyleyemem, kimsenin de (üçüncü yoğunluk ve unutma örtüsü v.s) anladığını sanmıyorum:)) Bazı üst yoğunluk bilgileri ile verilen bilgiler ve 13 boyutlu sicim teorisi ile ilgili veriler ile bir fikrim var.

Yoğunluk dikey (bilinçte ve kendi fizikselliğinde) bir hareket, paralel evrenler ise; aynı yoğunluk içerisinde (aynı yoğunluk ve fiziksellik) paralel gerçekliklilerdir diye anlıyorum.

Madde alemi ve antimadde alemi ve bunları birarada tutan bağlayıcı bir kuvvet var, buna değişik isimler verilse de ben yine "çekim" diyorum, kanal bilgilerinde en fazla bilgi bu konuda kasyopya celselerinde olduğu için.

Evet ben de bunu düşünmüştüm: İnsanlık ileri bir "zamanda" çok gelişiyor ve zaman makinası yaparak, geçmişe yani "bugünlere" müdahale etseler ne olurdu? Ediyorlar mıydı? Celselerde Kenedy'i öldüren tetikçi için bu ima yapılır. Hitler ekibinden de bir grubun sanırım kutuplarda bu makinaya sahip, çalıştıkları vurgulanır.

Benim geldiğim son noktadaki görüşüme göre (ki hala anlamak ta zorlanıyorum, doğruluğundan da şüpheliyim), aynı yoğunluk içerisinde paralel bir gerçeklik yapabilmek/yaratabilmek için "bilinç" evet belirli sayıda "bilinç" lere ihtiyaç var. Veya üst yoğunluklardan müdahaleler ile de olsa yine manipülatif şekilde o paralel evreni algılayacak "bilinçlere" ihtiyaç var. Bir de işin manyetizma/çekimi toplamak yani çekimi manipüle edecek bir "kuvvet alanına" ihtiyaç var. Bu bir kuyruklu yıldızın çarpması ile oluşan manyetikleştirme olabileceği gibi, bol bol altın stokları yaparak bir manyetik alan yaratarak "kapı" da oluşturmak olabilir. Yani "çekim" ve "bilinç" birlikte olmalılar.

Geçmişi değiştirme durumunda; gelecek değişir mi? Ya tek bir gelecek yok ise? Yani evren "kritik bir olay ve bilinç" ile kendi varlığını sürdürüyor olabilir. Yani zaman yolculuğu yapan, yeniden yolculuğa başladığı an'a geri dönebilir. Sadece geçmişe dönerek olası bir kendi evrenine paralel bir evren yaratmış olabilir. Yani değiştirdiği "eski" ve "şimdisi". Yani illaki birinin yok olması gerek miyor olabilir. Yok edilebilir mi? Bence büyük patlamaların nedeni bu (evren yok oluyor ve başlıyor). Burada "psişik enerji" toplamı da önemlidir diyorum, otomatik işleyen bir süreç gibi.

Sonuçta paralel everenlerden tek kurtuluş yolu kalıyor kanımca, yoğunluk değiştirmek. Diğeri üst yoğunluklardan her zaman manipüle edilebilir yapıda olabilir. Ve bu ileri,geri sarılan bir film gibi de yapılabilir. Bu nedenle "bir kanal mı açıyoruz?" sorusu önemli!

Tabi bütün bunlar beyin jimnastiği şeklindeki düşüncelerim ve sanırım yazarak anlatmakta da zorlandım:)) Anlamakta zorlandığım bir şey çünkü:))

Bu arada kasyopya celselerinde sanırım (70'e yakın celse çevrilmeyi bekliyor) varoluşu anlamamıza neden olacak bilgi parçaları var diye düşünüyorum. Laura Profesör ile evlendi, nisbeten istikrarlı bir yaşama geçti ve celseler nisbeten oturaklaştı. İşte bu çevrilmeyi bekleyen 70 küsür celse de kimbilir hangi bigi parçacıkları var? Belki de bu celseleri türkçeye çevrilmiş göremeyeceğiz. Bilgi adına, bizlerin bir kaybıdır diye düşünüyorum.
Go to Top of Page

Alemtac


2482 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 06/04/2009 :  18:56:49  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Haklisiniz, paralel evrenler dusunce yaratiminin neticesi ise ayni yogunlukta bir digerine gecmenin anlamsizligi cikiyor ortaya. Bircok sayida bilinc ayni konu uzerinde ayni dusunceyi uretiyor olamaz mi? Boylece de paralel evrenler ortaya cikiyor. Kuantimda anlatilmak istenen bulundugumuz yogunlukta yaratimlarimizla cekim yasasinin olabirligi uzerine... Zamanda yolculuk solucan delikleri uzerine tasarlanmis ve isigin hizinin evrenin hiz siniri oldugu, mesafe ve zamanin mutlak olmadigi, bireyin hareketi ile etkilendigi teorisi uzerine oturtulmus.

Simdi burada kullanabilecegimiz doneleri elimize alalim:

1- Bizler dusuncelerimizle yaratiyoruz
a-Yaratimlarimizin sorumlulugunu tasimaliyiz
b-Yaratimlarimiz butunun hayrina (pozitif) olmali...
bunlari dahada arttirabiliriz

2-Zamanin ve mesafenin mutlak olmadigi...
Iste burasi onemli!

Ne yaparsak yapalim dusuncelerimizle paralel evrenler yaratacagimiza gore, birinden digerine gecmekten baska ise yaramiyacak...Sonucta dunyanin titresim duzeyine hangi paralelde olursak olalim ayak uydurma zorunlulugumuzdan kurtulus yok :)Bu yogunluktan cikis noktasi sadece yogunluk degistirmekle mumkun olabilecek.

Kurt yenikleri ya da solucan deliklerinden ya da karadeliklerden gectigimizde karsilasacagimiz olay nedir? Baktigimizda/dusledigimizde siyah bir delik olarak algiliyoruz, yani siyah gunes..gunesimizin ikizi!! Oysa deligin obur tarafinda bulunan bir varliga gore bizim bulundugumuz tarafin siyah olmasi gerekmez mi? Ayni dogum gibi :)) bana nedense dogumu hatirlatiyor.

Zaman kavrami demistik. Zamanin ve mesafenin mutlak olmadigi...Simdi ben de burada tikaniyorum, simdiye kadar edinilen ogretilerin disina cikabilirsek bu isi cozebilecegiz heralde.
Go to Top of Page

Tiversonus


3343 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 06/04/2009 :  19:46:09  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Fizikte kuvvetler “alan” olarak kabul edilir. Manyetik alan gibi (kolay imgelensin diye örnek), yani gözle gözükmeyen bir vektör çizgisi gibi ama bu tek boyutlu bir çizgi değil, ancak bir vektörel alan.

Atomun çekirdeğinideki parçaları bir arada tutan “alan”, çekirdekle etrafında dönen elektronu belirli bir aralıkta tutan “alan”. Etti 2 adet“alan”:)) Bir de radyasyon gibi ışıyarak, yarılanma yaşamasında gözlemlenen “alan” var. Maddenin yarılanma ömrü deniyor fizikte. Yani bu sürede madde ışıyarak kütlesini yarıya indiriyor. Bir de 2 ayrı kütlenin birbirlerini çektikleri “alan” var. Dünya ile güneş yörüngesi gibi. Art ve eksi elektrik yüklerinin oluşturduğu manyetik “alan” var. İşte bütün bu kuvvet alanlarını bir arada, geçişlerini ifade edebilecek bir “birleşik alan” formulünü bilim daha oluşturamdı. Aslında kasyopyalılar bunun “gizli hükümet” tarafından yapıldığını söylemekteler. Ancak gizli tutmaktalar. Bunu niçin yapıyorlar: Fiziksel alemimiz dışında başka alemlerin (yoğunlukların) olduğunu matematik olarak ispat etmiş oluyoruz. İşte bunun matematiğini ortaya serdikten sonra, zaman yolculuğu ve boyutlararası yolculuk ortaya çıkabilecek mi? Bence hayır. Çünkü uyum sağlayamadığımız bir fiziksel gerçeklikte ne yapabiliriz? Bence geçmişe (aynı yoğunluk içindeki) yolculuk yapabiliriz. Ancak üst yoğunluk yapabilir. Ama o da bir fizikselliğe (düşürülmüş, ayarlanmış) ihtiyaç duyar. Yani bu yoğunluğa uygun bedenler veya sibergenetik robotlara ihtiyaç duyar.

Karadeliklerin arkasında başka bir boyut olduğuna itiraz edilir, kasyopyalılar tarafından. Buraya giren maddenin, parçalanarak yeniden sanırım bir başlangıç yapabilecek şekilde öğütülmesi gibi, bir yansıma olarak yeniden bir yerde üretildiğinden bahsederler. Siyah güneş, gazını bitirmiş aslında eski bir güneştir yani fiziksel bir güneş ve hatta kahverengi güneşdir. Kasyopyalılar bunu söylerler. Yani aslında karadelik değildir.

Fiziksel olan için bence zaman mecburdur. Hızı düşük olabilir. Fiziksel alemi bir sandoz tableti gibi düşünüyorum, içinde sarkaç şekilinde döngüleri v.s olan muazzam bir fiizksel sandoz. İşte sandozu suya attığımız gibi, fiziksel yapısı değişir gibi, form/yapı değişkliğine uğruyor ve geçirgenlik ile boyutlarası özelliği de var. Fiziksel olan yapı enerji geçişi ile dönüşüyor yani yeni bir fiziksel yapıya. Bu aradaki fark zaman olarak algılanıyor. Yani bence fiziksel form ile ilişkili. Fiziksel yapının küçük ölçeği olan kuark alanı ise kanımca, boyutlararası bir kapı ve düşüncenin fizikselliğimize girdiği bir pencere de diyebiliriz. Realitemize buradan sinyal geliyor diyebiliriz. Bir de yıldızlar veya güneşler vardır ki, yoğun kütleleri (aslında taşıdıkları elektron fazlalağı da denilebilinir- ki elektron 7. yoğunluk yansımasıdır) buralarda yoğunluk kapılarıdır, yani fiziksel olmayan üst alemlere bir kapı.

Bir yerden bir havuza su koyarsanız devamlı olarak havuz taşar. İşte bunu dengelemek içinde dışarı doğru havuza bir delik açarsınız gibi (denge gibi) işte fikrimce karadelikler birer dengeleyiciler.

Fiziksel olduğumuz sürece zamanı hissedeceğiz kanımca.
Go to Top of Page

Tiversonus


3343 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 06/04/2009 :  20:02:14  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Şunları da ilave etmek gerekir diye düşünüyorum. Antimadde ve madde biraraya gelince bir nötr'leme gibi "yokoluş" oluyor. Cern'de bildiğim kadarı ile "antimadde" toplanması yapılabilmiştir. Ancak anti-madde bombası veya diğer kullanımları için çok fazla finansal kaynak gerektiğinden bırakılmış, takip ettim kadarı ile. Aslında antimaddenin varlığı, ancak "etkileri" bakımından tesbit edilebilmiş veya toplanabilmiştir. Maddi alemde onu "var" tutabilmek imkansız gibi:))

Tabi yanlış bilgi aktarmış olma olsılığım da var, düzeltilirsem ben de bundan faydalanabilirım.
Go to Top of Page

Alemtac


2482 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 06/04/2009 :  20:14:59  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Uzay yolculugunu nasil acikliyabiriz? Ayni boyut varliklari mi dir, ziyaretcilerimiz? Gecenlerde bir video da izlemistim. 100 lerce isik ve dususleri, bulunan cesetler, otopsiler...Baska kanal bilgilerin den gelen bilgiler de farkliliklar var, neden? Biliyorum, dunyayi terk etmek cesaretini gosterememis varliklar. hepsi mi oyle? Samanyolu galaksimizin karadelige dogru suruklendigini okumustum bir yerde, simdi neredeydi hatirlamiyorum. Bir suru senaryo var. Zamanla ilgili Sevgili Ivrin'in yardimina ihtiyacim var, ben zaman kavramini asabilecegimize inaniyorum ve boylece dusuncelerimde de yaratimimi gerceklestirmis oluyorum :)))
Go to Top of Page

Pınar


671 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 06/04/2009 :  20:18:18  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Pınar Kullanıcısının kişisel sayfasını Ziyaret edin  Alıntı Ekle
Koca bir anın içinde yaşıyoruz bence.O nedenle geçmiş ya da gelecek yok.O nedenle istediğimiz anı seçip kendimizi ona bulayabiliyoruz.Zaman kavramımız bu nedenle evrensel bilgilerle bütünleşmiyor. Koca bir anın içindeyiz bizler.:)

Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)
Go to Top of Page

Tiversonus


3343 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 06/04/2009 :  21:00:24  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Güzel bir noktaya değinmişsin sevgili Pınar: Koca bir an’ın içindeyiz BİZLER? İşte burada bir soru aklıma geliyor; “BİZ” neyiz?

Kabaca bu kelimeyi söylerken bir “fiziksel” yapıdan mı bahsediyoruz? Akıl/Beden/Ruh muyuz veya fiziksel beden, genetik beden, eterik/ruhsal beden, zihinsel bedenler den oluşan bir bileşim miyiz? Bu bedenlerin bir kısmı “fiziksel” bi kısmı anti-fiziksel değiller miridr? Sanırım bulmacayı çözebilmek için bunları iyi tanıyıp, nasıl çalıştıklarını bilmeliyiz. Örneğin yaratımda zihinsel beden veya akıl kısmımızı ne kadar kullanacağız. Acaba zihin veya akıl yaratıma engel olmasın diye bir arınma sürecinden mi geçecek? Meditasyon yaparken “zihnin susturulması, ama nihai olmayan susuturma” durumunda zihin nerede?

Geçen senelerde Hindistan'daydı sanırım; bir insan halka açık bir parkta, bir ağacın altında meditasyon pozisyonunda oturmuş ve bir çok kişi de fotoğrafını çekmişti. Günler geçtikten sonra, insanların gözlerinin önünde “kaybolup” gitmişti. Dünya medyasına da yansıdı bu durum.

Zihnin ve fizik bedenin minumun fonksiyonu durumunda mı olmalıyız zamansızlık bilincini yakalamak için onu tam bil miyorum. Sonuçta bir şekilde gerçekliğimizi kendimiz yaratıyoruz ancak bu “bilinçli yaratım” olmuyor her zaman!
Go to Top of Page

Alemtac


2482 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 07/04/2009 :  00:44:34  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Zamani bir daire gibi dusunuyorum...bizlerde bir araca binmis zaman yolculariyiz. Simdi dedigimiz an, su anda gecmis oluyor...su anda varsaydigimiz gelecekse, simdi oluyor. Bu yuzden an'da kalamiyorum sanirim :((
Gecmis, an ve gelecek benim icin bir butun...ben boyle goruyorum zamani.
Go to Top of Page

Alemtac


2482 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 08/04/2009 :  01:43:13  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Bugun sevgili dostlarimdam biri ile konusuyordum. Zamani nasil algiladigimi paylastim. Bilge dostum zamanin ustuste konulmus daireler gibi oldugunu biri biterken bir digerinin basladigini boylece spiraller seklinde yukseldigini soyledi ve soyle devam etti:

" an dedigin baslama noktan olsun, spiralin asagisinda kalan gecmis, ustunde olansa gelecektir, boylece yukselerek ilerlersin."

"anliyorum, ama bu zaman dedigimiz spiralin bir yerde birlesmesi gerekmez mi? basladigin nokta ayni zamanda bittigin noktadir diye dusunuyorum"

"simdi evreni rahim gibi dusun, rahimin agzi dardir, iste orasi zamanin baslangic noktasidir. Spiraller cizerek zaman dongunun tamamlandigini dusun, yine gelecegin yer, baslangic noktan olacaktir."

"demek dusundugum dogruymus, iki ucu birlesiyor"

"sayilir, ama sen zamanda geri donmeyi kastettin, zamanda geri gidemezsin. Soylemek istedigim olumun yeniden dogus oldugu, yani rahim agzindan cikarsin, orasi Tanri katidir. Sonra yeniden dogmak uzere hazirlanirsin."

":))) bu da benim dogum ve olumle ilgili dusuncemi dogruluyor yinede"

":)"

Edited by - Alemtac on 08/04/2009 01:48:15
Go to Top of Page

Tiversonus


3343 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 08/04/2009 :  05:42:18  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Başka bir bakış açısından yaklaşalım olaya; soyut matematik gibi yaklaşsak: 3 boyutlu fiziksel alem veya fiziksel yapıya x,y,x diyelim yani küp, küre v.s. gibi. Nokta bir doğrunun üzerindeki bir yapı, doğrular ek bir boyutun katılmasıyla 3 boyulu bir yapının içerisinde bir yapı ve böylece gitse. 3 boyutlu yapının içerisinde eleman olduğu bir 4 boyutlu yapı olsa. 4 boyutlu yapının bir eleman olduğu 5 boyutlu bir yapı olsa...Ve böylece bütün yoğunlukları içine alan son yoğunluk olarak 7. yoğunluk...İşte bu yoğunluk belki de bir nokta.

Fizik, ölçülebilir şeylerin peşinde olduğu için burayı aşamıyor. Yani 3 boyutlu fizikselliğin üstündekini ölçmeye kalktığında sonsuz sinyali alıyor, çünkü fiziksel olana odaklı. İşte ancak soyut matematik bir köprü olarak; 3 adet fiziksel alem ile 3 adet eterik/ruhsal(fiziksel olmayan) alem ve 1 tane (her ikisini barındıran) toplam 7 alemi/yoğunluğu/boyutu "soyut" olarak anlamamıza demiyorum (anlamak değil bu) bir köprüleme yapabilir.

3 boyutlu bir şekli içerisinde eleman olarak barındıran ve ancak 4 boyutlu bir yoğunluktan baktığımızda zaman yoktur(veya bizim anladığımız anlamıyla yoktur). Böylece gider ve belki de bir nokta vardır sadece.

Uzaya, fiziksel alemimizden baktığımızda (3 boyutlu) sadece döngüler var. Dünya gezegenini nokta olarak görecek kadar uzak bir mesafeden gözlemlesek, acaba dünya zamanı olarak algılanan, o noktadan nasıl algılanır? Karanlık bir tabutta günlerce kalan bir insanın, gün ışığına çıkarıldıktan sonra, ancak saatlerce kapalı kaldığı izleniminde olduğu söylenir. Yani zaman bir ilüzyondur aslında. Mekanik makina ile ölçülen zamandan bahsetmiyorum, dünyanın kendi etrafındaki bir turu/döngüsünden bahsediyorum. Gözlemi yapanın bulunduğu yer çok önemli bence.

İşte bir üst uzay/zamana veya fiziksel olmayan eterik/ruhsal bir aleme çıkıp oradan tekrar 3. yoğunluğa girmek,, bu şekilde zaman yolculuğu olabilir. Teorik olarak olabilir. Ancak fizik hala fiziksel olmayan eterik/ruhsal veya ölçülemeyeni kabul etmiyor ki veya "ölçemiyor" . Enegram ve altın oran gibi matematik işaretler tekliğin 7.yoğunluk ta olduğunu bas bas bağırıyor bana göre. Ancak 3 boyutlu bir kpün sadece içerisinde bir eleman olduğu 4 boyutu zihninde canlandırabiliyormusun deseniz, işte bu imkansız:)) Ancak matematik işte bunun için var, soyut matematik.
Go to Top of Page

Alemtac


2482 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 08/04/2009 :  13:38:34  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Icinde bulundugumuz kup ( 3. boyut ), 4. boyuta gore sadece bir noktaysa, 4. boyutu olusturan cizgiler, bu nokta sayilan kuplerden meydana geliyor olmali. Diyelim ki bu dorduncu boyutun bir kenari, 3.boyut 4 adet kupten meydana gelsin. 16 adet kup bir yuzeyi, 96 adet kup, 4. boyutu olusturmus olur. Varsayim tabiki, belki de 4. boyutu olusturmak icin bizim kavrayamayacagimiz sonsuz dedigimiz rakamlarla konusmak gerekir. Iste 4. boyutu olusturan 3.boyut kuplerede paralel evrenler diyoruz. 4. boyuttan bakildiginda zaman dedigimiz kavram, gecmis, gelecek ve an, bir butun olarak gorunur. Oncesi ve sonrasiyla bilinebilir olur. Sacmaliyorum gibi geldi :))
Go to Top of Page

Gülay


148 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 08/04/2009 :  19:00:04  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Ben zaman kavramını ve zaman içindeki sonsuz realiteleri, spirallerden oluşan büyük bir daire olarak algılıyorum, ve algımın ilgi alanı zaman kavramının felsefesini anlamaya yatkın ve zaman kavramının fiziği açıkçası bana cazip gelmiyor..

Yani karadeliklerin solucan deliklerinin çapı, veya eni boyu formülü beni cezbetmiyor, çünkü zaman benim açımdan neyle formül edilirse edilsin ben onu kabul ediyorum ve ben şu anda bilimsel olarak ıspatlanamayan her bilgiye kabul veriyorum....

Beni heyecanlandıran ve bilgi açlığı hissettiğim şey 3. boyut realitesindeki lineer zaman algısındaki ben olan gülayın, sonsuz potansiyeller içeren evrensel, dairesel zamanı algılıyabilme, anlıyabilme ve dualite içiersinde lineer zamandan dairesel zamana
geçiş içindeki şu anlarımızın farkında olmaktır...

Şu anda yaşadığımız 24 saatin ne kadar hızlı aktığını çocukluğumda geçirdiğim 24 saatin daha yavaş olduğunu hatırlıyorum ve zaten suhuman rezonansı ölçümleri zamanın hızlandığını ölçümleriyle ıspatlamıştır...

Acaba belirli bir zaman sonra dairesel zaman algısı ile dünyamızın lineer zaman algısı kesişecekmidir????

Muhtemelen kesişecektir ki yaratımların aşırı hızlanması nerdeyse birşeyi düşündüğümüz anda yaratma haline geliyor oluşumuz bunun şu anda gerçekleşmekte olduğunun işaretidir..

Her değişiklik alıştıra alıştıra insanlığa veriliyor ve uygun olanın bu olduğu hepimizce malum zaten...

Yinede zaman algısının lineerden, hızla dairesele olan geçişi herkezce aynı anlaşılmıyacaktır bu bilgilerden haberi olmayan insanların yaşıyacakları şok ları ve meydana gelecek olan diğer değişimleri hayal bile edemiyorum:)))

Go to Top of Page

Alemtac


2482 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 09/04/2009 :  11:37:54  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
"0" noktasi, bence onemine varmamiz gereken bu! Dunyanin donus hizi artacak, belli bir yere kadar. Sonra duracak. Iste bu "0" noktasi. Sonrada ters yone donmeye baslayacak. Bu "0" noktasi aninda siddetli frekensta ses duyulacak. "Israfilin sur'a uflemesi"...Bu noktada (+) ve (-) kutuplar dengede olacak veya yoktur denebilecek. Zamanin dudugu nokta. Maddeyi isiga dondurmemiz gerekiyor...Bunu bu noktada yapabilirmiyiz, bir ust yogunluga gecis icin? Aklima boyle birseyler geldi.
Go to Top of Page

Alemtac


2482 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 09/04/2009 :  11:48:35  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Ruh isiktir..Bilincimiz ve madde ve ruh...yani akil/beden/ruh...
Tek bir bilinc olmamiz gerekli, yada buyuk kitlelerin bilinci...

Edited by - Alemtac on 09/04/2009 12:11:32
Go to Top of Page
  Önceki Konu Mesaj Sonraki Konu  
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Forum Seç:
Başkalarına Hizmet Forumu © Kasyopya celselerini ve diğer mesajları farklı ortamlara kopyalamadan önce lütfen izin isteyin: baskalarinahizmet@gmail.com Yukarıya git
Snitz Forums 2000

Design by Sizinsayfaniz.com

Bu sayfa 0,77 saniyede oluşturuldu.