Başkalarına Hizmet Forumu
Başkalarına Hizmet Forumu
Ana Sayfa | Bilgilerim | Kayıt Yaptır | Aktif Konular | Forum Üyeleri | Site içi Arama
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni Hatırla
Şifre hatırlatma servisi

  Forum
 Kanal Bilgileri
 Kuantum ve Metafizik
 Morfojenetik Alan
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Yazar Önceki Konu Mesaj   

Mordevrim


91 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 09/04/2009 :  00:24:36  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Ruh, varlığını bilinçdışı sürdüren kolektif vicdanı harekete geçirir. Bu kolektif aile vicdanı bir aile, grup ya da topluluğun birleştirici gücüdür; ailedeki herkesin eşit derecede katıldığı ortak amaçlar doğrultusunda hareket eder.

İlk amaç, grubun hayatta kalmasını sağlamaktır. Bu yüzden topluluk vicdanı asla gruptan birinin dışlanmasına, unutulmasına izin etmez. Bu vicdan hem hayatta olanları hem de ölmüşleri içine alır. Ait olduğumuz topluluğun hayatta olmayan bireylerinin ortak bilinç yoluyla yaşamlarımıza damgalarını vurmalarının altında yatan dinamik de budur.

Topluluğumuzun ölmüş bireyleri yaşamımıza her anlamda etki ederler. Bilinçaltı aile vicdanı veya kollektif vicdan, ailede birisi unutulduğunda, dışlandığı veya trajik bir olaya, bir haksızlığa maruz kaldığında, karşı durulamaz bir güç olan denge-telafi gereksinimini harekete geçirir. Bunun sonucu da, sonraki kuşaklardan birisinin "aile resminin" dışında kalmış bu bireyi yaşamıyla temsil etmesi ve onun alın yazısını izlemesidir. Süreç, bilinçaltının karanlığından gün yüzüne, bilince çıkarılana dek kuşaklar boyu sürebilir; etkileri zincirleme yayılan kilitlenmelere yol açabilir.

Hellinger'e göre içinde hareket halinde olan her şeyin kolektif hafızaya kaydedildiği bir alan vardır. İngiliz biyolog Rupert Scheldrake buna biyolojide morfojenetik alan ismini öneriyor. Sheldrake'in biyoloji alanında deneylerle kanıtladığı gerçek, her oluşumun morfojenetik alanın kolektif hafızasına kayıt edilerek tekrarlandığıdır. Bu olgu, canlılar kadar "cansızlar" için de geçerlidir. Örneğin izole edilmesi son derece güç bir kristalin yapı, uzun denemelerin ardından dünyadaki bir laboratuvarda sabitlenebildiğinde diğer yerlerde de aynı sonuç bu kez çabasızca elde edilebilmeye başlamıştı.

Buna canlılar aleminden çarpıcı bir örneği de ünlü "100. maymun vakası" sunar: Japonya'da bir adada topluluğun en zeki maymunu patatesini deniz suyunda yıkamayı (böylece tuzlandırıp daha lezzetli bir hale getirmeyi) keşfettiğinde bu bir anda diğer maymunlar arasında da yayılmakla kalmamış, yeryüzünün deniz kıyısındaki her yerindeki maymunlarda da görülmeye başlamıştı…
Bir diğer gözlem, sahibinin eve dönmekte olduğunu ya da yolda başına bir şey geldiğini kimi zaman deniz aşırı uzaklıklardan algılayabilen köpekler üzerinde yapılmış, buradaki deneyler de ortak bir bilinç alanının varlığını doğrulamıştır.

Bir ilk deneyim böylece çoğalıp yayılıyor. Morfojenetik alan tüm olanları kaydediyor. Ailelerde de belirli yaşamsal kaderlerin duygusal kilitlenmeler sonucu tekrarını morfojenetik alanın çekim gücüne bağlayabiliriz.

Ünlü Fransız psikoloji profesörü Anne Ancelin Schützenberger'in çalışmaları, trafik kazalarının belirli yerlerde tekrarladığını ortaya koyarak morfojenetik alanın gücüne çarpıcı başka bir örnek göstermiştir. Aynı şey Balkanlar ve Orta Doğu gibi savaş ve terörün kronik hale geldiği bölgeler için de ileri sürülebilir.

Amerika'da yapılan bir BH Aile Dizimi seminerinde bir kızılderili kadının anlattıkları morfojenetik alanı bir kez daha gözler önüne sermişti. Kadının kız kardeşi bir trafik kazasında hayatını kaybediyor. Kısa bir süre sonra aynı yerde aileden üç kişi daha yaşamlarını yitiriyor. Kadının kızı da annesine son zamanlarda garip yaklaşım ve ifadelerle, teyzesinin yanına, göğe ulaşmak istediğini söylüyor. Kadının aile dizimine katılma nedeni kızının bu "gitme isteğini" açığa kavuşturmaktı. Başarıyla sonuçlanan dizimde bu dinamik gün yüzüne çıktı.

Bu noktada, bir bilinçaltı çekim alanından ve gücünden söz edebiliriz. Bu alan, içerdiği güçle yaşayanları bilinçsiz kaldıkları sürece önüne katıp sürüklemekte.

Morfojenetik alan bilinçsizdir, böyle olduğu için de hep aynı şekilde tekrara dayanır, kişi bundan kendini kurtaramaz. Ama görüp kabul etmeyle gelen özgürlük, hareketin tekrarını ebediyen kırıp çözebilir.

Bunun olabilmesi için BH'in dediği gibi ruhun derin hareketleriyle uyum içinde olabilmek gerekir. Büyük bir güçle, ait olduğumuz büyük ruhla ilişki içinde olmak gerekecektir.

Aile dizimlerinde aile bireylerini temsil eden kişiler kendilerini "büyük ruhun derin hareketlerine" bıraktıklarında (dizim öncesi o kişiyle ilgili hiçbir bilgiye sahip olmadıkları halde) nesiller boyu devam eden kilitlenmelere ve tekrarlara çözüm bulunabildiğini gözlemliyoruz. Bulunan çözümün aile ruhunun da ötesinde daha büyük bir yere yöneldiğini ve bu hareketin kabul etmeye, onurlandırma ve barışa yöneldiğini görüyoruz. Ruhun bu derin hareketleri baskı altına alınamaz, çok yavaştır, çözüme kendi zamanını izleyerek gider, barışa, kabul etmeye, bütünün her parçasının derin kabulüne doğru ilerler.

Görev, misyon, bilinçaltı sorumluluk taşıyan her şey ruhun çok derin düzlemlerinde oluşan hareketlerden kaynaklanır. Bizim anladığımız biçimde veya anladığımız sanısıyla çözüm için giriştiğimiz müdahaleler ve olası çözüm önerileri, eğer ruhun bu derin hareketleri gözlenip anlaşılmadan uygulanmaya kalkışılırsa hedefini şaşıracak, belki de zarar verici sonuçlara yol açacaktır.

Mehmet Zararsızoğlu

İKİ TÜR BİLGİ

Bilgin Bilgeye sorar;

Nedir tek olanın bütün olma yolu?
Ya çok bilmeyi özlü bilgiden nasıl ayırmalı?

Yanıtlar Bilge;
Dağılıp giden bulduğunda orta noktayı
ve toparladığında gücünü,
işte o zaman bütün olur.
Çünkü ancak bu orta nokta ile çokluk
özle dolar
ve gerçek olur.
İşte o zaman içerdiği öz gözümüze
pek az kadar yalın görünür,
tıpkı içimizde yaklaşmamızı bekleyen
o sakin güç gibi.
Bundan ötürü Özü deneyimlemek
ya da dile getirmek için her bir şeyi
bilmem,
söylemem,
elde etmem,
yapmam gerekmez.
Şehre ulaşmak isteyen
tek bir kapıdan girer.
Bir kez çalınan çanın sesi
yankılanarak çoğalır.
Olgun bir elmayı dalından koparan
hiç de onun nerelerden geldiğine kafa yormaz;
alır eline, yer.

Bilgin, ama, diye karşı çıkar;
gerçeğin peşinde olan tüm ayrıntıları bilmek zorundadır.

Karşılık verir Bilge;
Ancak eski gerçek çokça bilinir.
Yaşayan gerçekse belirsizliklerle dolu
ve yenidir.
Sonunu, tohumun ağacı sakladığı gibi saklar.
İşte onun için,
çok bilme uğruna
bir adım sonrasının sunduğu eylemden kaçan,
etkili olanı elinden kaçırır.
Sapı samana karıştırır.
Tuttuğunu kurutur.

Bilgin, bütün bunların aradığı yanıtın
yalnızca bir parçası olduğunu söyler.
Birazcık daha, der Bilgeye, birazcık daha konuş.

Bilgeyse elini kaldırır;
Başlangıçta, der, bir fıçı şıra gibidir Öz,
tatlı ve bulanık.
Berraklaşması için mayalanması gerekir
ve zaman…
Tadına bakmak yerine onu o halde içmeye kalkışanın
dumanlanır kafası, yalpalamaya koyulur.
  Önceki Konu Mesaj   
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Forum Seç:
Başkalarına Hizmet Forumu © Kasyopya celselerini ve diğer mesajları farklı ortamlara kopyalamadan önce lütfen izin isteyin: baskalarinahizmet@gmail.com Yukarıya git
Snitz Forums 2000

Design by Sizinsayfaniz.com

Bu sayfa 0,09 saniyede oluşturuldu.