Başkalarına Hizmet Forumu
Başkalarına Hizmet Forumu
Ana Sayfa | Bilgilerim | Kayıt Yaptır | Aktif Konular | Forum Üyeleri | Site içi Arama
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni Hatırla
Şifre hatırlatma servisi

  Forum
 Kendine Hizmet Menfaat Grubu Aldatmacaları
 Diğer
 Soner Yalçın: "Bize zehir yediriyorlar" (16.01.2018)
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Önceki Sayfa
Yazar  Mesaj Sonraki Konu
Sayfa: Toplam Sayfa 2

Dionysos


285 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 28/12/2019 :  15:40:58  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen fidelista
zatürre geçiren ölümün kıyısında nefes alamayan hastalar var ,kanser hastaları var....çözümünüz nedir


Buna benzer/yakın bir sorunla boğuşuyorum şu an-belki yaşam boyu... Dünya da ölüm nedenlerinin 6.sı deniyor. Neden bu kadar çok var?

Yabani kekik ve çam iğdesi iyi geliyor-fena değil, tavsiye ederim..
İşte ayağı sıcak tutmak, yün giyinmek,soğuk almamak felan mümkünse
Sigara içiyorum keyifle...

Zatürreye web de bakın. Virüs, bakteri, mantar, parazit vb. kaynaklı diyor. Eksik ama neyse..
Tedaviye bakın. Antibiyotik.
Nedir antibiyotik? Bakteri kökenli enfeksiyonu geçici durdurur.
Bir de diyor ki; bakteriye uygun antibiyotik bulunmalı, bu yüzden doktorunuz eğer geçmezse-yinelerse ikinci bir antibiyotik önerebilir deniyor..
Yani gittiniz doktora, geniş spektrumlu sözde güçlü bir antibiyotik kartelasının deneme ve atış tahtasısınız..
Alıp bir iki hafta kurtulacaksınız çünkü genel enflamasyon yükü hafifleyecek vücutta. Eğer aldığınız genel bir plasebo değilse o da. 10 doktora gidin 10 ayrı ilaç verir.
İlk soğukla muhtemelen geri gelir. Eski flora yerleştiğinde, geri gelir
Bir de florayı bozar o ilaçlar. Antibiyotik dost bakterileri öldürür, vücudu çözer, bir sürü yan etkisi var..
Muhtemelen 2-3 ay tüketilmelidir. Belki çoklu uygulanmalı.
1 kutu verilir elinize. İkinci kutuyu yazdırmanız gerekeceğinin bilgisini aldıysanız şanslısınız ya da ne yapılacağı nasıl başedileceği ve size aslında ne olduğu gibi önlemler felan.
Dediklerim doğru bakın.

Astımı üst solunum yolları florası ile ilişkilendiren yeni çalışmalar var.

Ne yazık ki ve sanırım tıbbi birincil ilaç şu, herşeyin ilacı
Probiyotik.

K'ların bir lafı var. Mikrobu yenmek, çıkarmak, yoketmek değil de uygun bakteriyi vücuda eklemek gerekiyor diye. Ölen hasta bir köpek için söylüyorlar bunu.
Bir de ya bakteri kaynaklı değilse pnomoni. ,boşuna ilaç-antibiyotik aldınız. Belki viraldi. Viral ilaç yok gibi.
Belki bir mürver bitkisi daha iyi gelecekti size ya da genel bağışıklık tedbirleri. Örneği nmagnezyum çinko desteği probiyotik vs..

Mesela bu yüzden zatürre savaşındabelki de iyi bir probiyotikle birlikte bağışıklığı destekleyen şeyler (bilmiyorum atıyorum) ,belki ağız ve solunum yolları hijyeni desteği ve belki hem antiviral hem antifungal ,hem antiparzit hem antibakteriyel etkisi olan bir ya da bir çok natura birlikte kullanılmalı.
Tıp bunu ölçemiyor.
Belki diyet verilmeli ya da aksayan yani sorunu ortaya koyan durum çözülmeli..
El ağız hijyeni, solunum yolu hijyeni ve florası dahil, genel flora da belki soruna katkı istiyor. Örnek veriyorum..

Şunu yazacağım bağışlayın.
Yaşınızı ve sağlık durumunuzu bilmiyorum ama doktordan şunu bekliyorsunuz.
Bakıp size neyiniz olduğunu genel bir çerçeveyle söylemesi ve uygun yaklaşım sunması ve münkünse en uygun yakın çözümü sunması..
Tıp mesleğinin/geleneğinin bakın özü budur-felsefesi...
Eski kam-otacılar gibi hatta Kasyopya kanalı gibi net bir çözüm beklersiniz..
Derler ki K'lar; yaşlı psişikler bizi duyuyor ya da söyleyeceklerinin bizim söyleyeceklerimizden farkı yok. Birilerien güvenmek istiyorsunuz. Tıbba da bu anlam da tabi..
Eskiden öyle doktorluk varmış, şimdi deneme-yanılma tahtasısınız. Bunu sağlık sorunu çekenlerimiz biliyor. 5 yıl diyabet ilacıyla sürünen Soner Yalçın ve 6 yıl tansiyon ilacıyla sürünen ben az-çok biliyorum... Kendi başınızın çaresine bakmalısınız ya da ebeveyniniz sizi iyi korumalıydı, çocukluktan belki hasar aldınız, yaşamsal sağlık hataları yaptınız vb neyse..

Şunu yazacağım. Eğer zatürreye yatkınsanız ve kronikse tekrarlıyorsa bir süre modern tıbbın çözümlerinin işe yaramayacağını farkediyorsunuz
Dr. Natasha campbell'ın bir sözü var.
"Kronik hastalıklar da doktora/modern tıbba güvenmeyin. İnanın ananenizin size daha fazla faydası dokunur"
O da doktor. Bunu söyleyen de yeminli doktor.

Zatürreniz varsa; bakteri, mantara, maya, küf çoğalmanız olabilir-muhtemelen dengesiz floranız vardır. Neden olur? Çocukluk hasarları. Özellikle çocukluk aşı, tıbbi yardım ilaç, antibiyotik hasarları ve diğer toksin ve zehirlenme ya da hastalıklar, ağır metal birikim ve yükleri vb. Ağız florası çok önemlidir. İlk mesela belki ağız diş sağlığı elden geçmeli.
Ağır metal yükünüz olabilir ya da karaciğer safra toksinleri yükü vb. olabilir. Bir şeyler ters gidiyordur. Buralar temizlenmeli. Doktorlar bunu size söyleyemiyor.
Şimdi mesela ben hep bunları okumak zorunda mıydım? Bana bu bilgi verilmiyor. Bana google dan bakma diyen doktor bir asgari ücretlinin 10-20 katı kazanan var günde 3 saatini okuma araştırmaya verebilir. Tıp mesleği saygın ve onurlu bir meslek ve addır, insan sağlığı önemlidir. İnsan onuruna yakışır şekilde yapılmalı. Aklı-yüreği kesmeyen de oraya talip olmamalı. Bu para alanı değildir. İnsan sağlığı.

Sizi temin ederim bilmiyorlar-anlamıyorlar. Bütüncül bir şekilde. Herkesin kafası karışık... Parçalı bilgi..

Çözümüm tıp kurulması. Tıp bilgisi. Tıp-kı Laura'ların kanalladığı gibi... Ya da ehline bu işlerin verilmesi. Kim yaşlı?
Kim yaşlı psişikse toplumda işte o olsun doktor başkası değil...
Mesela. Organzie örgütlü toplum yani sonuçta ve bilgi..

"Dışarıda bırakılmak içeri kapatılmakla aynı şeydir."
Foucault
Go to Top of Page

bozadi


9788 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 28/12/2019 :  15:42:32  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Arkadaşlar, zatürre ve benzer virüs/mantar/bakteri kaynaklı akciğer hastalıkları demişken, gümüş suyunun bu konuda önemli bir potansiyeli olduğuna tekrar değinmiş olayım. Yine yeri gelmişken, doğrudan sindirim (içme) yoluyla tüketilebileceği gibi, ciğerlere daha doğrudan etki etmesi için ultrasonik buharlaştırma cihazları (nebulizatör) kullanılabilir; bunların nispeten ucuz olanları var. Suyu veya bir sıvıyı ısıtma yöntemiyle değil de, ultrasonik titreşimler uygulamak suretiyle buhar/sis haline getiren cihazlar bunlar. Gümüş suyuyla kullanıma en uygun cihaz hangisidir bilmiyorum ama bu aralar bu konuyu araştırmayı ve bulgularımı forumda paylaşmayı düşünüyordum ki burada yeri gelmişken de paylaşayım dedim.

Türkçe fazla veya belki hiç kaynak yok gümüş suyunun buharlaştırılarak ciğere çekilmesi konusunda ama İngilizce kaynaklar var. O nedenle bunu araştırmaya gayret edeceğim. Ne kadar almak lazım, ne sıklıkta almak lazım vs.

Gümüş suyu markası olarak Siva Derm'in güvenilir olduğunu düşünüyorum. Bir süredir kullanıyorum. Virüs öldürücü, zararlı bakterilere karşı koruyucu etkisi ne kadar oluyor bilmiyorum ama olduğunu düşünüyorum. En azından herhangi bir olumsuz etki deneyimlemedim şimdiye kadar.

Bir de işte bu nebülizatör cihazlarını araştıracağım, gümüş suyunu ultrasonik titreşimler yoluyla buharlaştırıp ciğerlere çekme bağlamında. Müsait vaktimde İngilizce metin ve videolara gözatıp ilk tespit ettiğim dikkate değer iddiaları, değerlendirmeleri paylaşmaya gayret edeceğim, ve tabi önerilen kullanım şekilleri, dozları, sıklıkları vs.


Go to Top of Page

bozadi


9788 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 28/12/2019 :  15:55:51  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Kitap bölümüne de bi materyal ekledim, gözatmanızı tavsiye ediyorum.
Go to Top of Page

fidelista


324 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 29/12/2019 :  02:14:19  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Siz güzel laflar ediyorsunuz ama ciddi bir hastalık yaşamadan, ağrıdan yerleri tırlamadıysanız hepsi lafı güzaf,sizinki teorik olarak hoş ve çekici hatta romantik bir tepki.Adam astım krizi geçiriyor nefes alamıyor neyin tercihini yapacaksınız böyle bir kişiye yardım edebilirseniz konuşun.Hayal aleminde yaşıyorsunuz
.
Go to Top of Page

Dionysos


285 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 29/12/2019 :  10:33:19  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen fidelista
Adam astım krizi geçiriyor nefes alamıyor neyin tercihini yapacaksınız


Böyle bir kişiye genelde o duruma gelmeden yardım edilmeli. Gözleyici-gözetici, önleyici hekimlik. İş bölüşmüş toplum.. Dayanışmış toplum..Kurumsal sağlık-herkese ulaşan..

Bilginin kurumsallaşmasından sözediyorum ya da yapılanmasından/yapılandırmasından. Yapılandırılmış kurumsal bilgiden sözediyorum. Bu açık değil mi? Yani astıma müdahalenin ortak bilgisi, toplumsal bilgisi. Farketmiyor kimin nasıl müdahale edeceği... Bilgi olduğunda uygulanır. Süreç bilginin yapılanması ya da doğru-uygun bilginin varoluşu ve yapılandırması ya da onun kimin elinde olduğu olacağı, nasıl kullanılacağı ile ilişkili. Karmaşa bunlara ilişkin.

Astımı önleyen, oluşmasını bertaraf eden toplum ya da bilgi mümkün değil mi? Tıp mümkün değil mi?

Kişi nefes alamıyor çünkü viral salgınlar var çünkü bağışıklık zayıf. Hatırlarsanız gribin ilacı yok. O hastanelere rağmen zatürre neden 6. ölüm nedeni o zaman, neden astım var. Astımı mı tedavi ediyorlar,yokediyorlar ve azaltıyorlar mesela. Ben bunları söylüyorum...

"Dışarıda bırakılmak içeri kapatılmakla aynı şeydir."
Foucault
Go to Top of Page

Dionysos


285 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 29/12/2019 :  10:40:58  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen fidelista

Siz güzel laflar ediyorsunuz ama ciddi bir hastalık yaşamadan, ağrıdan yerleri tırlamadıysanız hepsi lafı güzaf,sizinki teorik olarak hoş ve çekici hatta romantik bir tepki.Adam astım krizi geçiriyor nefes alamıyor neyin tercihini yapacaksınız böyle bir kişiye yardım edebilirseniz konuşun.Hayal aleminde yaşıyorsunuz
.



Ben en basit, en kaba örneği vereyim sana/size. Laura ve Frank adında iki kişi Amerikan oturup bir tabla ile herhangi türden bilgi alıp bize bildiriyorsa 5 iyi niyetli insan birleşip bir bilgi üretebilir. 5 kişi benim ya da onun sağlığı için birleşebilir. Belki bir tabla da bize bildirebilir bilmiyorum. Belki bu yolla bir tıp kitabı da derlenebilir. Mesela diyorum-Kemal Sunal gibi...

Sahi 5 hekim birleşip bilgi alamıyor mu?
Bunları bilmiyorlar mı? Bunlara inanmıyorlar mı?
Sanırım böyle sorunlar var değil mi?

Düşünsenize bir hastane de 5 hekim kanallama yapıyor..

Öte yandan çok ciddi sağlık sorunları-durumları çektim ben yaşam boyu ve o anlam da en azından eleştiri görmemeyi rica ediyorum..

"Dışarıda bırakılmak içeri kapatılmakla aynı şeydir."
Foucault
Go to Top of Page

bozadi


9788 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 29/12/2019 :  11:31:09  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle

Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen fidelista

Siz güzel laflar ediyorsunuz ama ciddi bir hastalık yaşamadan, ağrıdan yerleri tırlamadıysanız hepsi lafı güzaf,sizinki teorik olarak hoş ve çekici hatta romantik bir tepki.Adam astım krizi geçiriyor nefes alamıyor neyin tercihini yapacaksınız böyle bir kişiye yardım edebilirseniz konuşun.Hayal aleminde yaşıyorsunuz.
fidelista lüzumsuz derecede duygusal, ajitatif ve alakasız bir yöne çekiyorsun konuyu bence. Kafanda belirli bir "aşı karşıtı" tip çizip onu bize (aşıların ciddi şekilde sorgulanması gerektiğini savunanlara) projekte edip kavga ediyorsun. Bu tartışmada hayal dünyasında yaşayan, yel değirmenleriyle savaşan sensin bence.

Tekrar tekrar tekrar tekrar tekrar belirtmek gerekirse, burada herhangi birinin veya Soner Yalçının "aşı karşıtı" ("bütün aşılar kötü"cü) olduğunu sanmıyorum, kendisi de bunu tekrar tekrar tekrar söylüyor. Sadece tartışmaya açma, sorgulama çabası var. Seni veya herhangi birini, herhangi bir hastalık, kriz, bunlara dair bir şüphe veya tedbir bağlamında aşı yapmaya giderken yolundan çeviren veya aşıyı yapacak kişiyi veya kurumu tehdit eden oldu mu? Neden öyle bir durum varmış gibi ajitatif bir resim çiziyorsun ısrarla?

Erdoğan'ı belirli bazı konularda aşırı "kutuplaştırıcı" olmakla, nifak çıkarmaya çalışmakla suçluyorduk hani, şimdi sen aşı savunucuları ile aşı karşıtları şeklinde aslında son derece yapay, bölücü, nifak çıkarıcı bir kutuplaşma yaratıp beslemeye çalışanlarla aynı tarafa geçmekte olduğunun farkında mısın? Öyle bir kutuplaşmanın olmasını arzuluyor gibisin. Kutuplaşma aslında özellikle bizim deneyim ortamımızda hayatın doğal, gerekli bir mekanizması ama önemli olan kutuplaşmanın "doğal", "objektif" olması. Senin bu bağlamda çizmeye çalıştığını gözlemlediğim "aşı dostlarına karşı aşı düşmanları" şeklindeki bir kutuplaşma hiç de doğal, objektif, doğru ve gerçek bir kutuplaşma değil ama sen bunun gerçek olmasını istiyor gibisin. Birilerinin militan aşı dostu, birilerinin de militan aşı düşmanı olmasını ve bi tarafın diğer tarafı yenip ezmesini, haddini bildirmesini arzuluyorsun görebildiğim kadarıyla.

Evet, aşıları, içeriklerini sorgulayanlar, örneğin Soner Yalçın da bunu belki en ideal şekilde yapmıyor olabilir, aceleci bazı tepkiler gösteriyor olabilir belki ama birinin artık bunu yapması gerekiyor. Vücudumuza, kanımıza enjekte edilen her maddenin en ayrıntılı şüphesini duyup sorgulamasını yapmak hakkımızdır. Devlet, veya her kim o aşıların uygunluğuna, doğruluğuna, güvenliğine kalıbını basan bir tavır takınıyorsa, eğer gerçekten topluma yardımcı olmak istiyorlarsa, infiali önlemek veya azaltmak istiyorlarsa, o zaman çıkıp mümkün olan en basit ve etkili dille, kanıtla, deneyle, sonuçlarla, verilerle söz konusu aşıların korkulduğu gibi bir etkisi olmadığını en sade, en etkili ve güzel şekilde açıklasınlar, göstersinler. Medya ne için var? Tek bir tarafın görüşlerini demagojik bir şekilde savunan bir-iki haberden bahsetmiyorum, büyük bilgilendirme kampanyalarından bahsediyorum. Karşı tarafı düşmanlaştırmaya çalışmadan, bu konuda zıt görüşte olanları bir araya getirip ortak sorgulama, inceleme, araştırma kurulu oluşturup gerçek neyse onu ortaya çıkarmaya çalışmaktan bahsediyorum. İnsanlıktan, kardeşlikten bahsediyorum. Kutuplaştırmak yerine kazanmaya çalışmaktan bahsediyorum.

Örneğin devlet ve Sol portal nasıl oluyorsa bu konuda aynı "cephede" birleşmiş. Çok ilginç bir şekilde, bazı söylemlerinde kutuplaştırıcı / nifak çıkarıcı olmakla suçladığımız Erdoğan o grip aşısı tartışması zamanında global şirketlerin satmaya çalıştığı aşılara son derece şüpheyle yaklaştığını açıkça söylemiş ve insanları da aynı şüpheyi duymaya davet etmişti ve bence çok da iyi etmişti. Gerçekten bir katakulli dönüyordu orada, global ilaç pazarlayıcıları namına. Ama bugün devletin kurumları, "aşıcı" (aşıları bütünsel olarak "aklayıcı") bir tavır sergiliyor ve Sol portal (sol.org.tr) de aynı tavırda gibi görünüyor, Soner Yalçın'ı aşağılamaya gayret ediyor. Soner Yalçın'a bu şekilde saldırılması, Sol namına utanç verici bir tavır bence ve solun kendi bazı karanlıklarıyla bağlantılı olduğunu düşünüyorum bunun.

Devlete de söylüyorum, sol'a da (bilinen, lafı duyulan biriymişim gibi): Yahu elinizde medya var. Düşmanlık yapmayın, kutuplaştırıcı davranmayın. Karşı görüş olarak gördüğünüz insanları davet edip dostça konuşun, bir ortak araştırma kurulu oluşturun. İnsanlık namına bu konuda işbirliği yapın, işin eğrisini doğrusunu ortaya çıkarın, bu konuda medya yoluyla geniş çaplı bilgilendirme materyalleri hazırlayın. En basit ve en etkili dille. Birşeyin yeterince kanıtı varsa, onu en basit dille gayet ikna edici bir şekilde anlatmak mümkündür. Eğer bunu yapmıyorsanız, orada başka sorunlar var demektir.

Ben aşıları sorgulamaya açmaya çalışan herkesin de pozitif niyetle hareket etmiyor olabileceğini anlıyorum, elbette mümkündür. Global karanlık güçler, daha doğrusu evrensel KH güçleri, tartışma ne olursa olsun onun taraflarını marjinalleştirmeye, uçlara gitmeye, yıkıcı olmaya teşvik edeceklerdir elbette. Bu tuzağa düşmeyelim. Aşı tartışmasını kardeş kavgasına dönüştürmeyelim. Ben de bu konuda en ideal tavra sahip olmayabilirim ama olayın, tartışmanın bendinden taşıp çok lüzumsuz yıkıcı mecralara kaymasını istemiyorum kesinlikle, çünkü hepimiz kaybederiz o zaman.

Go to Top of Page

Dionysos


285 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 29/12/2019 :  11:31:26  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen fidelista

Siz güzel laflar ediyorsunuz ama ciddi bir hastalık yaşamadan, ağrıdan yerleri tırlamadıysanız hepsi lafı güzaf,sizinki teorik olarak hoş ve çekici hatta romantik bir tepki.Adam astım krizi geçiriyor nefes alamıyor neyin tercihini yapacaksınız böyle bir kişiye yardım edebilirseniz konuşun.Hayal aleminde yaşıyorsunuz
.



Bakın Soner Yalçın'ı bütünüyle anladığımı düşünüyorum. Neden?
Diyabeti var. Diyabet majör depresyon sebebi. Berbat bir şeydir. Yaşamın tadı tuzu kalmaz. Eskiyi ararsınız. Yaşamın tadını ararsınız. Doktorlara gidersiniz elinize ilaçlar tutuştururlar, size yaşamın tadını-anlamını, eski neşesini-keyfini geri vermez. Bunu umarsınız. Kronik bir enflamasyon ya da hastalık çoğu zaman berbattır.Bunu kabullenmek yıllar sürer. Eskisi gibi olma beklentisi taşırsınız. Sağlık beklentisi. Birilerinin yardım edeceğini umarsınız. Bir bakarsınız herkes hasta. Çoğu hasta ve çoğu bu durumda yaşıyor katlanıyor. Bunlar neden olur diye sorgulamaya başlarsınız, belki kabullenirsiniz.
İşin aslı hastalıkların nedeni (çoğu zaman biriken çözümlenmeyen) kronik enflamasyonlar, toksinler. Yani psikosomatize edip-zihinleştirip o boyutta yorumlamıyorsak. Fizik yorumu bu.
Bunlar çözülebilir şeyler ya da ortaya konulması önlenebilir diyelim.

Soner Bey ilk kitabına "Saklı Seçilmişler" ismini vermiş. Bu ismi bile anladığımı düşünüyorum. Gizli elit. Onlar neden hasta olmuyor. Neden keyfi rahatı yerinde. Çocukluktan korunuyor. Belki belli tavizler. Hatırlarsanız K'lar Laura ve Frank'e çocukluk manipülasyonlarından sözetti, kimimizin hayatına sokulan zor deneyimlerden. Bunlardan biri de tabi ki duygu manipülasyonu, sağlık götürüsü de var. Laura ve Frank'e diyorlar ki; Size sahte anılar verdiler, okulda başağrısı ve mide bulantısı geçirmenize sebep oldular. Tüm bunları anlıyorum. Benzer şeyi deneyimlediğimi düşünüyorum..

Kanser deniyor. Kanser abartılmış bir şeydir-satılmış korku. Çoğu vücutta birikmiş enflamasyonlar. Karaciğeri göremiyor müdahale edemiyoruz ve bağırsağı. Sınırlı. Dışsal belirtiler var oysa hepsine dair okunabilir ipuçları ve sağlık belirtileri.

Antibiyotikler berbattır çünkü dost bakterileri öldürür. Flora eksikliği çekersiniz. Bu flora açlığı (probiyotik yoksunluğu) ciddi bir konudur. Mesela Pika Sendromu diye bir şey var. Çocuk kireç badana ve toprak yer. Bu durum demir ya da vitamin eksiğine yorulur. Tıpkı bunun gibi probiyotik açığı var. Bu yolla neler olduğunu az çok kavrıyoruz. Ben kişisel nedenlerle 7 yılı aşkın süredir sağlık araştırması okuması yapıyorum. Sağlık ya da onun bilgisi sanıldığı kadar korkutucu ve kompleks değil aslında. Tabi şu an hasta olanlarımız -ben dahil- yapılabilecek müdahaleler sınırlı olsa da gelecek için değil..
Çoğu sorun aşı ve antibiyotiklerin yol açtığı sorun ve hasarlar. Çünkü bağışıklığı baskılıyor. Bunun dışında toksin ağır metal, yanlış eksik beslenme ve bir çok duygusal fiziksel koşul var evet.

Yaşam uzatma kavramına takıntılanmış durumdalar çünkü korkuyorlar. İşin aslı biliş sisinden korkunç bir kavram yok yaşamdan en çok o eksiltiyor. Deneyimden...


İlaç demek gerekliyse doğa hep ilaç bakın. Naturapati bilgisi var. Tıp bunlardan yapıldı-ilaçlar. Kimyasal moleküller keşfedip patentleyip bunları satmak. Bunların çoğu sentetik, doğaya uygun değil ve yapay, insanın evrimsel biyolojisinin tanımadığı ajanlar. Doğal moleküller, yapıtaşları neden kullanmıyorlar...

Buradaki konu Soner Yalçın'ın da gördüğünden ve sandığından karmaşık inanın..

Küba da insanların kişisel bitkisel ilaç tarlaları var.

Tıp Kapitalizmin bir yüzü ve oraya esir... Ben doktorları küçümsemiyorum.. Ne kimyasal tıbbı ne de bilgiyi bütünüyle reddetmiyorum ama belli özeleştiriler verilmeli. Bugün beyin de mikro fauna bulundu. Bakteri dengesi-tıpkı bağırsak gibi. Bugün araştırabilirsiniz vücuda tek bir bakteri eklemenin (tek bir bakteri) majör depresyonun seyrini değiştirebileceğine dair yayın ve çalışmalar var.

Şunu da biliyorum. Teknoloji var evet. Mesela kızamık virüsünü programlayıp onunla gidip beyindeki bir tümörü yokettiler ve bu 5 dakika sürdü. İnsanlığın bir yüzü bunu tartışıyor, diğerleri hasta ve sefalet için de... Ne deneceğini bilmiyorum ama son bir eleştiri vereyim o halde. Yani korkuya gerek yok. Size modern sağlık sistemini eleştirtmeyen ya da korumaya yönelten refleks bu. çözümler yok sanıyoruz. Şimdi bakın tıp bilgisi, ilaç bilgisi dahil bilgi yapılacaksa kurumsallaştırılacaksa bu herkeste olsun. Bu Amerika'dan yayınlanmak zorunda değil. Herkese aşı ve ilaç üretebilir olsun... İşin aslı ilaç mantığına emin olun girerseniz bunun altı boş bir faaliyet olduğunu görürsünüz. Bunları sihirli haplar/ajanlar sanıyorsunuz değiller. İyi satılmış pazarlamalar. Plasebo etkinliği... Öyle sihirli ilaçlar yok. Modern tıp bugün diyabeti, Soner Yalçın'ın hastalığını sadece yüzde 25 kontrol altına alabildiğini ancak bu kadar katkı sağlayabildiğini kabul ediyor. Hiç bir çözümü iyleştirmeye gidermeye yönelik değildir. Yaşam boyu ilaca ilişkindir. Kronik hastalıklar ilaçlarla geçmez. Şeker hastasıysanız şeker ilacı alırsınız ve diyabetiniz geçmez. Ciğeriniz floranız marazlıysa zatürreniz geçmez-yineler.
Saklı Seçilmiş olmayanlara sunulan çözümü biz biliyoruz...

"Dışarıda bırakılmak içeri kapatılmakla aynı şeydir."
Foucault
Go to Top of Page

Dionysos


285 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 29/12/2019 :  12:01:27  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Bu yanlış bir yorum olabilir. Anladığım gördüğüm, gözlemlediğim kadarıyla yazıyorum.

Amerika da şu var bakın. Modern tıbbı eleştiren, şeytan olarak gören ve aşı ilaç dahil hiç kullanmayan muhafazarlar. Bir de modern tıbbın içinde gelişmiş karşı cephe ve karşı tıp, alternatif tıp. Tıpkı Laura'ların alternatif bir kilise örgütlemesi gibi alternatif bilgi örgütlüyor. Alternatif bir klinik kuruyor. Mesela o klinikte bitkisel çözümler uyguluyor, kendi yöntemini deniyor. Mesela o klinikte kanseri damardan C vitamini vererek tedavi etmeyi deniyor. Amerika da bu ayrım yaygınlaşmış sanırım. Biz de henüz bu yok.
Siz istediğinize gidiyorsunuz..

Mesela iyotla ilgili Brownstein isimini okuyoruz. Masela celselerden daha önce Hulda Clark ismini duyduk. Yaşamı boyunca ilaç tekelleriyle hakkında açılan davalarla boğuşmuş özgür kendince doktorluk yapmaya çalışmış biri. Mesela Lyme ve Otizmi olanlar bilirler. Dr Klinghardt. Alternatif bir doktordur. Mesela Dr Eric Westman'ın bir keto (ketojenik diyet) kliniği vardır. Biz de Canan Karatay ve başkası oluşu gibi diyelim Dr. Öz'leri var..

Yani Amerika da asıl modern tıp yargılanıyor ve en güçlü biçimde yargılanıyor. İşi naslı bugün aşı karşıtlığı dahil, modern tıbbi eleştiren çoğu kitap ve bilgi yine Amerika'dan yayılıyor. Orda belki Avrupada da naturopatik ilaç edinimi daha kolay. Herşeyin özü-ekstresi var. Alternatif ilaç var. Buna ulaşabilecek ekonomik özgürlük var.

Afrika'ya aşı yetiştiriyorlar arkdasından Bill Gates bilmem ne fonu çıkıyor. Amerika da yapılan çocuk felci ay da kızamık neyse (ikisinden biriydi) aşı da canlı virüs yok deniyor ve damardan yapılıyor ama Afrika'ya giden aşı ağızdan veriliyormuş ve riskliymiş. Aşılarda alüminyum ve civa var ve aşıyı güçlendirebilecek alternatif çözümlerin ya da bitki bazlı vb ürünlerin de olabileceği felan tartışılıyor. Bunu geçtim aşı üretme bilgisini versin madem iyiniyetli... Bunlar insan sağlığıyla ilgili değil bütünüyle ticari reflekstir burdan anlayın...

ABD de 30 kadar aşı zorunlu Japonya da zorunlu aşılama diye bir şey yok ancak devlet 8-10 kadar aşıyı öneriyor. Üçüncü dünya ülkelerine pazarlanan aşı içerikleri emin olun aynı mı belli değil..

"Dışarıda bırakılmak içeri kapatılmakla aynı şeydir."
Foucault
Go to Top of Page

Dionysos


285 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 29/12/2019 :  12:03:32  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen bozadi

Kitap bölümüne de bi materyal ekledim, gözatmanızı tavsiye ediyorum.


Bozadı teşekkür ederim. Diyetler ve belli önlem müdahale ya da sistematik protokoller önerilmeksizin ve olmadan hiç bir çözüm yeterli değil en azında kronik sorunlar varsa.

"Dışarıda bırakılmak içeri kapatılmakla aynı şeydir."
Foucault
Go to Top of Page

Dionysos


285 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 29/12/2019 :  13:00:10  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen fidelista

Milyonlarca hasta insan var ,acillere başvuran hastalar var ,kalp krizi geçirenler var zatürre geçiren ölümün kıyısında nefes alamayan hastalar var ,kanser hastaları var....çözümünüz nedir ?


Peki madem konu açılmışken buyrun linkler vereceğim inceleyin...

Buna ayrıca zaman için de düzenle butonu ile eklemeler sunacağım ya da sunabilirim. Lütfen tekrar inceleyin ve lütfen bağlantılarımı takip edin...

ZERDEÇAL'IN İLAÇ FONKSİYONU HAKKINDA

https://vitamingiller.com/piyasadaki-14-ilaca-denk-sifali-bitki-hangisi/
https://supplementansiklopedisi.com/depresyon-anksiyete-icin-zerdacali-kesfetmek/?fbclid=IwAR0HvuqN5dHtlcZTD3rHLGWseHhHB5XR0rk4JQptSA9O_PumXkUetLWUUf4
https://www.vitaminler.com/urun/imuneks-inflamax-optimize-zerdecop-60-kapsul-8654
https://urun.n11.com/krem-ve-losyon/agridin-krem-150-ml-P391916545
http://www.pudra.com/saglikli-yasam/uzmanlar/muhtesem-uclu-zerdecal-zencefil-ve-havlican-28638.htm?fbclid=IwAR2NFTaIGGdMM2DbPrIIKPBytIHg-dSgOQI0ki6b0EqvpBJXqaBCyQAFkhY
https://www.sott.net/article/414772-Natural-alternatives-to-deadly-prescription-opiates?fbclid=IwAR1aeeY1rXmAQivoylIZ-UJsMb5PzYaSrkjXP_akq3yYtAEcYlb-VD9XX38

Zerdeçal tek başına bir eczanenin bir rafına bedel görünüyor, değil mi;? Yanlış mı anlıyorum. Nasıl kullancağımızı bilmiyoruz ya da ilaca yüklenen plasebo anlamı/hizmeti henüz on da yok ve ona sağlanmadı, inanmıyoruz, ilaç

---

Belki Soner Yalçın beyaz dut özü kullanabilirdi ha ne dersiniz? Kullanabilir miydi? Belki dut yağrağı ciğneyebilir ya da karaciğer safra detoksuyla da tüm sorunlarında kurtulabilirdi, belki vücuda biraz bakteri eklemek gerekiyordu , bilmiyoruz...

DUT YAPRAĞI ÖZÜ

TEMSİLİ ÜRÜN
http://www.immunflex.com/dut-yapragi-ozu?fbclid=IwAR0QcXNvAgkRIRJWNzkCMHqllnbkk4hRPig4Cp2s66hb0U3aQFzmMwgm8ok

İLGİLİ BİLİMSEL MAKALELER

(Bu arada ben karşı psikiyatri gruplarına yazıyorum. YaniPsikiyatri ilaç karşıtı gruplar. Bu yüzden antidepresan vb etkileri derlendi. Yani elimde vardı ama emin olun şeker ilacı ve diyabet ilacı.
2 ayrı makale sunayım dut ağacı dal kabuk tozu şeker düşürüyor. İlaç kadar düşürüyor-kanmayın.Çünkü lif içeriyor. basit.)

Morus alba'nın kök kabuğunun etil asetat çözünür fraksiyonunun, zorla yüzme testinde sıçanların immobilite davranışı üzerindeki antidepresan benzeri etkileri.
(Antidepresan etkileri üzerine)
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/m/pubmed/24927367/

Morus alba Kök Kabuğunun Etil Asetat Çözünebilir Fraksiyonunun Antidepresan Benzeri Etkilerinin Zorunlu Yüzme Testinde Sıçanların Hareketsizlik Davranışı Üzerine Etkisi
(Antidepresan etkileri üzerine)
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC6271794/

Morus alba Kök Kabuğundan İzole Edilen Sanggenon G'nin Antidepresan Benzeri Etkileri, Sıçanlarda: Serotonerjik Sistemin Katılımı.
(Antidepresan etkileri üzerine)
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/m/pubmed/26289125/

Morus alba L. (dut) yapraklarının farelerde kaygı üzerine etkisi
(Anksiyolitik - Anksiyeteye etkileri üzerine)
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3023120/

Morus alba L. yapraklarının metanolik ekstresinin anti-dopaminerjik etkisi
(Antipsikotik işlevi üzerine)
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC2792621/

Morus alba'nın sıçanlarda kronik footshock kaynaklı stres üzerine adaptojenik etkisi
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC2846496/

Morus alba'nın antikonvülsan aktivitesi ve sıçanlarda beyin gama-aminobutirik asit seviyesi üzerine etkisi
(Antiepileptik etkileri üzerine)
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3996757/

İskemik hasara karşı anaerobik işlemle hazırlanan dut yapraklarının (Morus alba L.) nöroproteksiyonunun arttırılması.
(Nöroprotektif -nöron koruyucu işlevi üzerine)
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/1646203

----------
DEREOTU

Dereotunun çayının analjezik olduğunu biliyor musunuz? ya antiepileptik olduğunu. .Peki ya kadınların mensturasyon döngüsün de kullanabileceği olağanüstü bir içerik olduğunu. Ben bilmiyordum ve 41 yaşımda bunları okuyup öğrendim, üzülüyorum çünkü sırt ağrılarımı kesiyor-kesti ve güvenli. Parasetamol en bilinen ağrı kesici. Sott.net'i inceleyin lütfen. Duygu yoksunluğu ve empati sorunu (psikopati) sebebi..
Burun geniz vb. tıkanıklığından yakınan hastasından bunalan bir doktor hastasına demiş ki; Git karbonatla gargara yap ben öyle yapıyorum.


Adet döngüsünde ağrı kesici olarak dereotu
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4115348/

Bu çift-kör randomize çalışmada, Dill'in primer dismenore'nin ağrı şiddetini azaltmada mefenamik asit kadar etkili olabileceği gösterilmiştir.

https://www.ncbi.nlm.nih.gov/m/pubmed/26872137/

Dereotu su ekstrenin, herhangi bir olumsuz etkisi olmadan, ilaç referansları (tramadol) ile karşılaştırıldığında önemli bir analjezik etkisi vardır.

-----------

Kekik yağının ne kadar güçlü olduğunu biliyor musunuz? antiviral-antibakteriyel-antimikrobik anlamda.. Zatürre ve astım sözü geçti. İlaçlar bunlardan güçlü değiller.
Yapılan/verilen tıbbi müdahaleler bunlarda iyi elzem ve aman aman da...

Bu örnekler istenirse çoğaltılabilir. Örneğin damar ya da vasküler sorununuz mu var? Kırmızı asma yaprağı ve çam kabuğu ekstresini bir araştırın..

Başka sorunlarınız mı var suplement ansikopedisi adlı siteyi okuyun lütfen gözardı etmeyin ama orda çözümü var mesela yaban mersinine bir bakın, mürvere bakın, altın mühüre.. neye erişebiliyorsanız ona..
Kişniş-kekik tarçın herşey ilaç...


Türkiye de eczacınıza bu tentürü-tentürleri hazırlatamıyorsunuz !!!

Türkiye de eczaneden iyot isteyemiyorsunuz !!!

Türkiye de eczaneden epsom tuzu alamıyorsunuz !!!

İstisnalar vardır-genel olarak böyle...

İLAÇ YAPMAK[/i]

Çoğu bitki ilaçtır. Birbirine benzer. Yani gidin pubmed okuyun neredeyse her ağacın yaprağı tansiyon kolesterol düşürür, lipit dengeler..
Bitklerin yağ, etanol -etil alkol- ,metanol ya da su vb. özleri (güçlendirilmiş ilaçlardır) ev de sizin tarafınızdan ya da eczacınız tarafında kolaylıkla hazırlanabilir. Yani adet döneminiz için zeytinyağında ya da alkol de beklemiş dereotunuz varsa başka bir ilaca ihtiyacınız yok. işin ilginci onun çayı da işe yarıyor..

NATUROPATİ[/i]

Naturapatların ilaç galerine bakın örneğin gidin Ümit Aktaş.. Sınırlı ürün vardır- herşeyi tedavi eder, koca bir ecza yığınına gerek yoktur. Amerika da Avrupa da en kompleks naturopati ürünü derleyen yerlere bakın.

Diyet perhiz her zaman sağlıkta birinci çözümdür.
En güvenli ilaç probiyotiktir. Tüm herşeyin ay da hastalıkların tedavisi için.
Hastalıklar genel de organ ve sistemlere yayılır tutar, inflamason kaynakları vardır. Kiminde fıtık, kiminde diş çürüğü kiminde bozulmuş karaciğer fonksiyonu. Gluten kazein ve karbonhidrat tüketimi inflamasyon artırır besler. Hastaya diyet verilmez.
Ağızdan alınan moleküllerle (ilaçlarla ilaç dahi olsa o)= tek başına hastalık çoğu zaman çözülmez. Kronik hastalıklar diyet perhiz karbonhidrat azaltma aralıklı oruç detoks gibi protokoller sürece eşlik etmelidir. Ağır metal toksin yükü kavramını bilmiyoruz-önemsemiyorlar. bu arada Cerrahpaşa idrardan DMSA ile ağır metal testi yapmaya başlamış ama elden 3 noktadan alınan kanla bunu yapan doktorlar var.

Kansere karşı en iyi mücadele de yine bunlardır...Farketmiyor...

Genel olarak bildiklerim bunlar.

Bu arada acil tıbbını ve genel müdahaleleri ben bütünüyle küçümsemedim..
Genel olarak kronik enflamasyon ve hastalık mücadelesinden sözediyorum..

Kanserle ilgili Kanser Keton Terapisi adlı bir sayfayı (bir bireyin kişisel uğraşını) ben ayrıca bir önceki sundum.. İncelebilir.

"Dışarıda bırakılmak içeri kapatılmakla aynı şeydir."
Foucault

Edited by - Dionysos on 29/12/2019 13:50:29
Go to Top of Page

Dionysos


285 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 29/12/2019 :  18:13:09  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Kronik hastalıklar bir günde gelmiyor. Ben geliyorum diyor ve bu bazen 3 yıl 5 yıl sürüyor ve tüm belirtileri veriyor. Mesela 10 gün de grip okur gibi diyabet olmuyorsunuz. Vasküler hastalıklar ve diyabet vb. ağır depresyonla bir çok belirtiyle hem de çok açık belirtilerle geliyor yerleşiyor. Diyabet olmadan yıllar önce insülin direnci geliştiriyorsunuz, işte aşırı su içme, sık tuvalete çıkma vb. Kişi bu aşama da diyete alınmalı ya da ne gerekiyorsa işte o. Mesela uygun lif tüketimi ve karbonhidrat dengesi içeren diyet ve bunu şu an ki tıp yapmalı. Bir kez diyabet olduğunuzda keto zorlaşıyor ve neredeyse imkansız hale geliyor. Diyabetin bir türüne keto önerilmez. Bir yan da hipoglisemi (düşük kan şekeri) bir yan da insülin direnci vardır. Keto bunları çözüyor. Ben okuyorum sadece pankreas değil asıl karaciğer ve safra yüküyle ilgili bu hastalık..
Diğerin de mesela tansiyon yıllarca belirti verir. Başka belirtiler vardır. Kalp damar hastalarının yüzde 40-50 ağız hijyeni, diş çürüğü ya da ağız florası sorunu var. Belki dolaylı olarak bağırsak ya da oto-immunle ilişkili. Siz bunları görüyorlar mı sanıyorsunuz? Okuyabiliyorlar mı? Ben de öyle sanıyordum kusura bakmayın. Ben bu ülke de üniversite eğitimi aldım. Sınıfımda kaç kişinin gerçekten hukuk, siyaset, ekonomi anlayabildiğini biliyorum (3 ü 5 i geçmez) ve benle mezun olanların hiçbiri o işi yapmıyor. Hukuk mezunlarının hepsi hukuk, Psikoloji okuyanların hepsi insan psikolojisinden ne yazık ki anlamıyor. Bunlar hep yetenek işi, ehliyet işi...
Mesela bu hastalıkların altında ne var?. Kötü yaşam koşulları, kötü beslenme ve geçmiş yanlış tıbbi müdahaleler dahil bir zincir buluyoruz. Tüm bunlar önlenebilirdi ve önlenebilir. Sağlık konusunda kurulmuş bir çark var ne yazık ki ve Kapitalizmin dönmesiyle/döngüsüyle bağlantılı bu çark..

Mesela hep bunlar bireyin sorunları gibi görülüyor, aslında değil. Koruyucu hekimlik, aile hekimliği ile bile bunlar çözülebilir. Ben şahsen doktor olsam sanırım bir 2 bin hastayı gözlemleyebilirdim tıbbi geçmiş anlamında. Bunu biliyorum da söylüyorum.. Bir beslenme bilgisin de uyuşabilmiş değiller. Bir şeker, yağ, karbonhidrat tüketimini çözebilmiş değiller. Bilimi çarpıtıyorlar bunu defalarca ben gördüm.

Canan Hocaya saldırıp dava açıyorlar. Amerikan Kardiyoloji derneğinin yolundan giderek. Psikiyatri ki tıbbın en karanlık alanı, tartışamıyorsunuz. Bir tahlil yok, bir gösterge yok. Bıralarda ilaç denyleri komplosu çok yaygın haberiniz var mı hiç?
. İlaçların kendi toksik ve yıkıcı uyuşturucu vb. Sott'a bakın. Haşarı çocuklar uyuşturulur. Yaşlı ve bakımevlerinde olanlar. Topluma uyum sağlamayanlar aynı şekilde damgalanır. Çoğu Psikiyatrik denilen sorun biyolojik sorunlarla az çok içiçe. Ki bunlar en basit örnekler.

Kanserden ölümlerin aslında kemoterapiden oluşu tartışılıyor. Kemoterapi ömür uzatmıyor. Uzatsa da uzayan ömür değil. Ömürden giden ömür..
Bypass mesela emin olun tartışılıyor.. O stendler mesela. Yağ sarıyor ona et yiyemiyorsunuz.

Tıbbın elinde sihirli deynek felan yok...

"Dışarıda bırakılmak içeri kapatılmakla aynı şeydir."
Foucault

Edited by - Dionysos on 29/12/2019 18:22:41
Go to Top of Page

Dionysos


285 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 29/12/2019 :  18:27:03  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Az önce sott ta okudum. 18.000 kolesterol duydunuz mu? Onsekiz bin.
Almanya da bir adamın kolesterolü 18 binmiş ve adam canlı koma da felan değil. Üst değerin 36 katı bu. Adamın kanını makineyle değiştiremiyorlar çünkü makineyi tıkıyor en son doğal yoldan kan alıp yerine plazma ve tuz veriyorlar.
Dikkat edin 200-300 kolesterolünüze statin yazıyorlar. Doktor size diyebilirdi Zerdeçal ektresi kullan, diyet yap, karaciğer temizle vs. Buyrun tartışalım...

26 yaşındaydım ben elime tansiyon kolesterol ilacı tutuşturulduğunda...

"Dışarıda bırakılmak içeri kapatılmakla aynı şeydir."
Foucault

Edited by - Dionysos on 29/12/2019 18:28:23
Go to Top of Page

Dionysos


285 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 29/12/2019 :  18:50:25  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Basit gripte çinko magnezyum takviyeleri, belki mürver gibi bir bitki belki başka bitkiler grip ilacı diye satılan şeylerden iyi çalışıyor çünkü bağışıklığı destekliyor ya da antiviral etkinliği var. Bilgi olarak buna erişmeniz 40 yılınızı alabilir ve dikkat edin bunları eczaneden satın alamazsınız. Bulabileceğiniz çinko içeren berbat tablet ve sıvının içine mısır nişastası bilmem ne katılmıştır, çinko seyreltilmiştir-azdır.
Neredeyse tüm takviyeleri Solgar Molgar dır. İçine ne katıldığı belli değildir. Doğal ürün bulamıyorsunuz-doğal eczaya erişmekte zor.

İnsülin direncinde/diyabette, magnezyum başta çinko, asetil l carnitin, laponeik asit, krom, potasyum ve lifler gibi uzayan takviyelerin işe yarayabileceği söyleniyor. Doktorunuz önermiyor. Doktorunuz bilmiyor bile. Kulak asmıyor.

Hulda Clark'ın karaciğer detoks ve temizlik protkollerini inceleyin. Bu bir çok hastalığın çözümü, karbonhidrat enflamsayon sebebi ve yağlı karaciğer karbonhidrat enflamasyonu olabilir. Bunun mesela karaciğer temizliğinin 21 günlük magnezyum sülfatsız kolay kürleri de var. Karaciğer temizleyen bitkiler var mesela bu önemli. Bilinmiyor. Kulak ardı ediliyor. İkinci tıp deniliyor.

Safranız taşlarla dolduktan yıllar sonra tanı alabiliyorsunuz ve safra kesenizi alıyorlar. Su oruçları vb. yolla bu sorun çözülebilirken...

İyotu burada tartıştık biliyoruz. Bunlar en basit örnekler. Bipolar diye lityum veriliyor insanlara biliyor musunuz? Tiroidi engelliyor ya da iyotu.. Hala tartışıp duruyorlar. Arkasında bilim yok. Nasıl çalışıyor bu lityum da işe yarıyor onu anlamaya çalışıyorlar. Yani lityum normalde vücutta bulunup ölçülen bir şey değil. Tesadüfen uydurulmuş bulunmuş ilaçlar bunlar..

"Dışarıda bırakılmak içeri kapatılmakla aynı şeydir."
Foucault

Edited by - Dionysos on 29/12/2019 19:17:39
Go to Top of Page

Dionysos


285 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 29/12/2019 :  19:28:52  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Bipolar tanısı aldım 2012 de. 7 yıldır okuyorum. Hemen şu an sunabilirim bir bilimsel makaleden bunlar. Bipolarların yüzde 52'sin de insülin direnci ve bozulmuş glukoz metabolziması eşlik eder. Bu ilaçlardan oluyor deniyor yani diyabet ve insülin/glukoz metabolziması ile bu sorunun ne kadar geçiştiği ve organik bağı da ayrıca tartılışıyor ancak veri bu.
Diğer veri de şu. Aynı makaleden. Eğer Bipolarsanız (Tip 1 ya da tip 2) diyabet riskiniz (normal Bipolar olmayan bireye göre tam) 3 kat fazladır? İyi de niye? Bipolarla Diyabet arasında ilişki mi var? Yok hayır diyorlar, bunu ilaçlar yapıyor. Yani kendi ilaçları Bipolar çözmek için verdikleri ilaçlar Diyabet yapıyor. Ne kadar insanı? Hesaplayalım mı? (Net bir veri yok zaten) Tip 1 ya da tip 2 diyabet (hangisi unuttum) bunun görülme sıklığı oranı gerekiyor bize ama göstergelik örnek bir hesap için yüzde 10 alayım. Yani 3 kat diyeceğiz Bipolar da bu oran yüzde 30 olur ve neredeyse 3 Bipolardan biri diyabet adayıdır. Bu ilaçlardan dolayı ama emin olun zaten 5 ilaç kullanıyorlar ve çoğunda insülin direnci ilacı Glifor felan vardır elince ve ayrıca (kilolar almıştır-karaciğer böbrek gitmiştir yarılanmıştır ve) Psikiyatrik karteladan 6 doktorla birlikte 58 ilaç değiştirmiş-denemişlerdir. Ellerinde yüzde 40 engelli raporu ve erken emeklilik hakları vardır. Amerika dan ithal bu sistem Bipolar adında bir sorunun yüzde 40 la 70 arasında geçerli çok ciddi engel oluşunu tanımlar ancak hastalığın etiyolojisinin bilinememekte olduğunu bütün makaleler doğrular.
Buyrun tartışalım...



"Dışarıda bırakılmak içeri kapatılmakla aynı şeydir."
Foucault
Go to Top of Page

Dionysos


285 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 29/12/2019 :  19:44:29  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
PSİKİYATRİK İLAÇLAR VE PSİKİYATRİ

Psikiaytrik ilaçlar hakkında söylenebilecek şeylerin aslında ucu bucağı yok ancak ilk aklıma gelenleri hemen yazayım

Burdan hemen gazeteduvar etiketiyle Manisa Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi gibi bir arama yapıp oralarda neler döndüğüne bakabiliriz.
Açıktan dönenlerin dışında da yaygın komplo iddiaları var. Biliyoruz...

Özellikle atipik denilen psikotiklerin (ki bunlar gen mutasyonu yapıyormuş ve başka etkiler karaciğer felan) kemoterapik etikleri hatta komplo düzeyinde bunların denenen kemoterapi ilaçları olduğunu düşünenler var. Genel antipsikotiklerin ve hatta anti-depresanların da.. Ya da anlamadığımız glukoz/insülin metabolziması dolayısıyla tesadüfen bu geçişmeler var bilmiyoruz. İlaç tıbbı şurda kaç yıllık belli değil. Bu neslin geleceği belli değil..

Psikiyatrik ilaçların yan etkileri kalıcıdır-ciddidir..

Serotonin Sendromu, kalıcı mutsuzluk gibi iddia ya da durumlar var. İlaçsız mutlu olamazsınız ya da doğal olmaz-eskisi gibi olmaz..

Dünya seks üzerine kuruldur, çoğu ciddi kalıcı cinsel disfonksiyon yapabilir...

Psikiyatrik ilaç alırsanız asker polis olamazsınız bu yüzden millet uyandı reçetesiz kullanılıyor..

Ritalin adlı Psikiyatri ilacını millet burundan çekiyor... Odatv nin bir yazısına ithafen. Kaynak gösterebilirim. Eczacı beyanıdır. Eczanede elden alınan en çok satılan ilaçtır, ilaçlardan biridir. Dikkat için yeni nesil bunu sınav öncesi alıyor. Tekno nesil bizim gibi odaklanamıyor. Bu çocuklar bizim gibi kitap okumaya zorlanmamalılar. Sınav sistemleri değişmeli. Odaklanamıyorlar.
Bu ilaçlar Doping felan diye satılıyor. Çoğu aile anne baba çocuğum geri kalmasın diye göz yumuyor alıyor içiriyor. Tıp hukuk öğrencileri vize final dönemlerinde bunları yutuyor.

Yan etkisi ölüm olan Psikiyatri ilacı var. Tıp bu!

Kalıcı nörolojik hasar bırakan Psikiyatri ilacı var. Tıp bu!

"Dışarıda bırakılmak içeri kapatılmakla aynı şeydir."
Foucault
Go to Top of Page

Dionysos


285 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 29/12/2019 :  20:10:45  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
BİPOLAR YA DA PSİKİYATRİ RAPORUNDAKİ CATCH 22 VE DİĞER ANOMALİLER

6 ay ilaç deneği olmadığım için Bipolar, Mental Bozukluk ya da sorun için rapor alamıyorum (talep bile edemiyorum) ve işgücü kaybı ve engel durumumu belirletemiyorum onaylatamıyorum çünkü mevcut sisteme göre tedaviyi kabul etmeliyim ya da tedaviyle düzelmediğimi belgelemeliyim. Tedavi için tek seçeneğim ilaçlar. (En az) 6 ay tedaviyle düzelme şansı olmayanlara rapor veriliyor. Tedaviyle (en azından ilaçlı tedaviyle) düzelmiş ya da düzeldiğini beyan eden (oh be ben bundan kurtuldum diyen) Bipolar hastası (asla) yok (ve olmadı.)
6 aydan uzun süre ilaç kullanan (yani sözde ilaçla iyileşmeyen) ve bir kaç hastane yatışı, atak matak hikayesi olanlar, sorun çıkaranlar genelde rapor isteyebiliyor.
İlaçlı tedaviye inanmıyor güvenmiyorum ya da ilaçlı tedavi istemiyor ve kabul etmiyorum. Bu benim hakkım değil mi?
O halde Bipolar değil miyim? Bunu kimse bilmiyor. 7 yıldır işgücü kaybı yaşıyorum-toplumsal hiç bir destek yok. İlaç al kurtul yanıtından-dayatmasından başka.

Belirtilen konu da çok açık toplumsal çok geniş çapta mobbing vb sezdiğimi gördüğümü düşünmedim değil-durum öyle hissettiriyor..

Bipolar da çok çok az kişi ilaç bırakabiliyor ya da bırakıyor. Bunlar ne mutlak ne de yarım buçuk iyileşme bildirmiyorlar. Söylenen durumu nadı-ataksızlık, atak yaşamama.
İlaçlardan beziyorlar-etkilerinden öyle bırakıyorlar. Bunlar kronik hastalık görünümünde yani hastanın hayatına yerleşmiş bir olumsuzluk, mutsuzluk eşlik eden majör kronik depresyon, duygu dalgalanımı-mod değişimi ya da olumsuzluk vb. her durumda var mevcut. Ömrü billah var. Tersini söyleyen yok. İlaç bırakan hasta iyileştiği için bırakmıyor. İlaç etkilerinden korkma, yan etkiler nedeniyle ve artık atak deneyimlemediğini-deneyimlemeyeceğini düşünürse ilaç bırakıyor. İlaç bırakıp ilaçsız başedebilenler diyet ve bir sürü ek gıda takviye ile çoğu zaman bunu yapıyorlar.. Yaşam koşulları çatışmalı ilişkiler değişiyor genelde ya da maddi refah vb.
2.000 liralı ktakviye kullananları gördüm. İncir ve üzüm çekirdeği yağından Omega 3 e kadar. Bunları kim yapabilir.
İlaçların iyi etmesi diye bir durum asla sözkonusu değil.
Neyi nen olduğu belli değil. Atak denen tanımlanmış değil. Kimyasal belirti ölçüm yok..
Beyin gen savları saçma-inanın saçma asla tartışmaya deymez.

Bir sosyal bilimci yukarıyı dürüst objektif çözümleyebilir mi? Çünkü bunlar objektif veriler...

Bunun dışında ağaçtan düşmeye bağlı bir travma nedeniyle başka bir ilaç sanarak bir antiiskemik ve bir vertigo ilacıyla birlikte bir Beyin Sinir Omurulik Cerrahı tarafından yazılan Prozac/Depreks kullandım. 20 li yaşların başındaydım ne olduğunu bilmiyorum ancak hayatım da bir dönem daha sıkışıp bu ilacı bilinçsiz alıp bıraktım ve hayatım kaydı.. Muhtemelen gerçek mani ya da Psikoz nedenim de bu...


Bipolar mani ataklarının en büyük nedeni muhtemelen uykusuzluğun yolaçtığı fizyolojik hasar dengesizlikte olabilir ancak çok iyi bakın çoğu zaman altından kimyasal ilaç çıkıyor. Özellikle antidepresan vb Psikiyatri ilaçları ama başka ilaçlar da ama antidepresanların buna yolaçtığını en azından mevcut bilim ve makaleler onaylıyor ve kabul ediyor. Bu araştırmanın ölçütü geliştirilmeli. Mani atağı bildiren herkesin ilaç geçmişini tarayın...

Bu arada Bipolar toplumun yaklaşık neredeyse yüzde 5'ini ilgilendiren bir sorundur ve bu ifade de emin olun bir makaleden araklanmıştır. Psikiyatrik sorun damgası yersiniz ne idüğü belirsiz. İstanbul da bir okul da bir bekçiyi veliler Bipolar diye istemiyor haberle bakın şeker kalp gibi hastalık bu yaygın..

Işık terapisi var uygulanmıyor, önerilmiyor. En acil çözümdür.
Çoğunda uyku bozukluğu (uzun süreli uyku eksiği vb) sirkadyen ritim sorunu vardır-doktor buna yönelik en ufak çözüm bilgi önermez bile
Melatonini hakeza. Bir kehribar gözlük ya da ışık filtresi bile işe yarıyor. Doktolar söylemez. Kendi bilgi almalısın. Google a bakma diyenler onlara söylüyorum. İstanbul da bir üniversite hastanesine google danıaşnlar yahoo ya gitsin gelsin bize değil yazmışlar. Gelmiyoruz zaten artık..

Atak öykülerinin altında eğer Psikiyatrik ilacı vb ilaç yoksa/çıkmayacaksa (ya da çok ağır travmalar) çoğu 2-6 aylık dinlenme, yoğun uyku, erken yatma, teknolojik mavi ışığa bir süre maruz kalmama ya da buna yönelik önlemler ve hava değişimi gibi çözümlerle mutlak neredeyse iyileşebilir. İlaca elini veren kolunu kaptırır.

Bipolarlar Diyabet adayı oldukları için diyet önerilmelidir-bilgilendirilmelidir. Yapılmıyor

Biri bana Tıp nerde;? Doktorluk ve Ecza? Anlatacak mı?

BEN GÖRMEDİM

Gören varsa buyursun. Bunları kendim araştırdım öğrendim, kendimi korumak zorunda kaldım. Tıp illetinden, modern otoriteden hatta zararlı zehirli toksik yan etkili ilaçlarından ve tedavilerinden hatta denek olmaktan...

Ömür boyu tansiyon ilacı dendi kullanmıyorum kendim düşürdüm...

"Dışarıda bırakılmak içeri kapatılmakla aynı şeydir."
Foucault

Edited by - Dionysos on 29/12/2019 20:24:25
Go to Top of Page

Dionysos


285 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 29/12/2019 :  20:44:55  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Çok yazdım kusura bakmayın ama bazı doktorlar dendi..
Bipolar özelinden gidiyorum ya da Psikiyatrik sorun. Yukarıda yazdıklarıma bağlı olarak

Bana eline ilaç tutuşturulup gönderilmekten başka ve öte, bir Psikiyatristten en azından Bipolar da sirkadyen döngü ve uykunun önemi düzeni, mavi ışık, belki buna karşı önlemler, ilaç kullanımına bağlı olası insülin diyabet gelişimi vb. ya da yukarıda anlattıklarım hakkında genel çerçeve de, eli yüzü düzgün genel bir bilgi almış hasta ya da bunu vermiş doktor ve Psikiyatrist bulun önerin.. Buyrun.... Emin olun istisnalar vardır? Ne kadar? Yüzde 3 mü? Sanmıyorum...
Doktor da bilmiyor ki..
reddit foruma gidiyorsunuz yurtdışında keto öneren doktorlar var. Tek bir ilaç kulandırıyor felan. Burdan beraber gidelim iki facebook Bİpolar grubuna. 5-10 bin üyesi olanlar. İlaçlarını soralım. 5 ilaç bir arada. Bir doktor diğerini görüp aa bunların 3 ü bir arada yazılabiliyormuş diyor. Böyle komik öyküler var.

Ellerinde antieplipetik ilaçlar var. Çok felsefik konuşanlara özel yazılıyor mesela. Ölçüt bu-gösterge. Bunu Antalya da bir kızcağızın Psikiyatri ilacıyla zehirlendiği bir haberden okuyabilirsiniz.

Doktorundan Bipoların ne olduğuyla ilgili bilgi alan var mı?
Olamaz..
Çünkü etiyolojisi bilinmiyor.
Beyindeki kimyasal anomali gen hepsi uyumsuz söylenceler bütünü. Genel kimyasal anomali evet-duygusal anomali evet. Fizyoloji niye bozuluyor? Fonksiyon?
Uykudan bozulsa geri düzelir, çoğu ilaç etkisi..
Ayrıca tiroid var ay da GAPS hekimi Natasha CAmpbell mesela kan şekeri regülasyonu ve nörotoksin der bağırsak der olabilir bilmiyoruz, ağır metal her şey olabilir.

Tele çıkıp, telen düşüp yaralananlarımız varmış. Onlar kimler? Mesela çitten düşene ne oluyor?

"Dışarıda bırakılmak içeri kapatılmakla aynı şeydir."
Foucault

Edited by - Dionysos on 29/12/2019 20:45:19
Go to Top of Page

Dionysos


285 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 29/12/2019 :  21:19:28  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Bakın bu sözü abartmıyorum

Psikiyatrik hastane ya da doktorla hasta arasındaki ilişki çoğu zaman asker polis ve suçlu/zanlı vb. arasındaki ilişki ya da iletişim gibidir. Bu özellikle toplumdan kopma, yalıtma, bireysel çıkış kaçış vazgeçiş dönemleri ya da toplumsal mobbing dönemlerinde sığınma durumlarında. Kapitalizmin kafesi işlevi görür. Tutuklama yakalama ceza işlevi görür abartmıyoruz iyi bakınız.

Çalışamaz haldeki kişi çalışır edilir vb. Bunların hepsi sosyal gözlem abartı değil bakın. Bu durumdaki kimse isteyerek Psikiyatriste gitmez. Ailesi tarafından alıkonulur Psikiyatriste zorla götürülür. Diğer durum da gidenler de çalışmayacak ya da normal bir yaşam sürdüremeyecek hale geldiği için gidiyor. Yani bireyin Psikolojik tepkileri toplumsal isyanı bastırılıyor. İçgüdüsel tepkiler ve çıkış. Hepsi...

Psikiyatrik tanılar Amerikan DSM 5 kitabından alınmıştır. Burda ölçüt şudur. İşgücü..
Makine bireyler olarak ilaçlar sizi çalıştırabilmeye yöneliktir ya da toplumsal kafeste tutmaya.
Psiyatrik tanılar çoğu zaman ağır işgücü kayıplarını tanımlar. Bunlar uzuv kayıpları gibi ciddi fenomen. Verilen oranlara bakın...
Toplumsal engelli statüsü. Neredeyse ölçülebilir hiç bir fizik anomali yok.

Dün bir yazı okudum. Adı Psikojenik vazgeçiş ya da ölüm gibi bir şeydi. Yani birey yaşamaktan vazgeçerek ya ölüyor ya da ölmese bile farklı bir Psikolojik sığınma mekanizması geliştiriyor.

Ben iki ayrı forumda yazarlık serüvenim de Kasyopya dan bahsetmeye bağlı Tımarhane tehdidi aldım... Bunu veren-verebilen birey irrite edici biçimde özgül sığınılmış bir güç kara otorite ya da arkasında dayanakla (kurumsal otorite ya da bilgi farketmez) bunu yaptığını hissettirebiliyor.
Biz burda şimdi Kasyopya konuşuyoruz. Nerede yazabiliriz?
Burda Soner Yalçın Bey'i tartışıyoruz. Ben ona ve ekibine ve belki başkalarına da Kasyopyayı inceleme tavsiyesiyle kaç mail atmışım..?
Ne olarak sınıflanıyor? Bilgi değil peki? Deli işleri mi?
Delilerin okuduğu şeyler mi? Nedir?
Kaza rıza (hani google araması felan) okunurum diye de yazıyorum grup-forum yanlış anlamasın...

"Dışarıda bırakılmak içeri kapatılmakla aynı şeydir."
Foucault

Edited by - Dionysos on 29/12/2019 21:23:15
Go to Top of Page

bona fide


441 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 30/12/2019 :  00:53:54  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
tıp bilimi üstüne düşeni yapıyor verileri deneyleri araştırma sonuçlarını yayınlıyor bir hastalıkta tek bir deneydende yola çıkmıyorlar yıllara dayanan çalışmalar raporlar var bunları toparlayıp kaynakları belirterek makaleleri yayınlıyorlar. astrenin açtığı zombi geyik hastalığı başlığına linkler asmıştım tüm bu rahatsızlıkların kanser diyabet alzeheimer nörodejeneratif hastalıklar amiloid hastalıkları içinde troid böbrek artrit lupus kısırlık otizm dehb vs hemen hepsi katlanmış prion proteini denilen ve hayvanlara hayvanların özellikle koyunların beyin ve diğer sakatatlarının yem olarak yedirilmesi sonucu önce hayvanlarda delidana olarak nuksederek ortaya çıkmış buna rğmen hayvanların kemık ve diğer organları dunya sağlık örgütü tarafından eti sütü tuketilen hayvanara verilmeye devam edilmiş halen kısıtlı miktarda devam etmektedir bu olay 1970 lerde başlıyor o donemde rapora kuluçka suresi 3 yıl denıyor hayvanlarda insanlarda 30 yıl fakat sure kısaldı çunki proteın her ortama kendını uyumluyor sonrasında insanlardaki rahatsızlıklarda da aynı proteinin yanlış katlanmış bozulmuş versiyonunu bulunmuştur yanlış katlanmış prion proteini tıpkı kanser hucresindeki gibi tek bir yanlış katlanmış protein ortamını bulduğu anda diğer proinleri kendine dönüştürebiliyor hayvanlar ve insanlarda hatta mayada doğal olarak bulunan prionun bozulmuş versiyonunu ilaçla baskılamak hastalığın seyrin değiştirmiyor eti sütü tuketilen tüm hayvanlara ve yıllardır bu hayvanları tuketmiş bizlere bu prion proteini bulaşmış taşıyıcı durumundayız artı yıne linkte verdim bu prion proteini mayada da hızla çoğalmakta insanın yaşam kalitesine göre yavaş hızlı nuksedecektir çocuklar doğar doğmaz sığır serumlu aşılarla aşılanmakta o linklerde belki yüzlerce araştırma vardı artı fazla süt almak için hayvanlara buyume hormonu verilmesi nedenıyle kadınlarda özellıkle kanserın artması ıneklerde ınek meme kanserı aids insanda hıv inekte bıv kısaca ınsanda ölumcul ne varsa öncesınde hayvanlar bu hastalıklara maruz kaldı hemde bu hayvan etı kemığı yemlerı sayesınde bu proteini sındıremedıkleri için herpes diyabet başlayan en hafif belirti ve devamı alzeheımer ölümcül tedavisi yok kanser p53 proteını prionla aynı ve metastaz olayının sebebıde prionların normalde vucudun hemen her yerınde olması yanlış katlanmış prion tek bı tanesı kontrol altına alınmadığında kolayca diğerlerine sinir ağıyla ulaşabiliyor yanı en alaksız yerden diğerine nasıl geçiyor bu nedenle. her neyse et ve süt ürünlerini mayalanmış tüm yiyecek ve içecekleri şekerli meyveleri ve şuan tam buğday yesenız dahi ülkemizde tuketilen abd nın genetiği değişmiş cüce buğdayıdır mısır ve soya süphelı yiyecekler grubudur o linklerdeki bilgiler bi kişnin kendı çıkarımları değil yıllar bazında tparlanmş verilerle yayınlanmış bunarı veganlığı savunmak için yazmıyorum bil gatesin bedava aşılarıyla afrıkadakı sığır serumlu aşılarla çocuk ölumlerini hastalıklarını çocuk felcine kadar bizim basın yazmıyor abd japonyada korede çinde alzeheımer otizm diyabet patlamış durumda ithal etler sayesınde bizim ulke zaten çoktan ipleri verdi daha geçn sırbıstandan fransadan hasta olduğu raporlanan hayvanlar ıthal edıldı bakın bakalım ingiltere fransadan almanyadan et alıyormu tekrar edıyorum bu hastalık yok edilmedi hayvanlar bu hastalık ve diğerleri için aşılanıyor insanlar bu hastalıkların virüsüyle aşılanmış etlerı tuketıyor tavuk geyık koyun keçi inek etı sutu tuketılen her hayvanda bu bozulmuş proteın bulundu bozuk plak gibi tekrar edıyorum bil gates yapay ete bu yuzden geçti dunya nufusu için kıyım çalışması bıttı devam eden uygulamalarla sonuçlar beklenıyor. d vıtamın sevıyenız 60 ng ml altındaysa grip enfeksıyonundan dahi kaçamazsınız temız hava temız gıda bulabilirseniz tabi. bu proteini besleyen taşıyan herşeyden kaçınarak kontro altına alabilirsiniz
ordunalyus doçent dr. bonnna fiddoo

kanada ulusal d vıtamını kampanyası başlattı vakıflar dernekler kurdular proflarla bizde ise çok tuketmeye başlandı dıye testını kaldırdılar nası fedakar ülkeyız ölurde kartellerı yolundan çevirmeyiz hayvanlarımızı gdo lu mısır ve soya ıle beslıyoruz insan tuketımı için hayvanlara ıthal edılen yemlerı ambalajlayıp satan 8 fırmaya soruşturma açıldı kimse tınmadı neyse diyeceklerim bundan ibaret.gerçi ben demıyorum diyenlerin yalancısıyım
Go to Top of Page

Dionysos


285 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 30/12/2019 :  10:51:22  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Prion'un ne demek olduğunu anlamayamadım ama şu mudur?
Eğer bir otçul hayvan işleyemediği kendi dokusuna maruz kalır ve et vb dokusunu yerse bu onu felç edebilir demek mi? Yani otçulun metabolizması uygun olmadığı hayvansal proteini sentezleyemiyor vb. türünden bir karmaşa mı?
Prion'dan felç olmuş insan var mıdır? Zarar görmüş?
Bu Prion konusunda geyik ya da dana metabolizmasıyla insan metabolizması mı karşılaştırılıyor? Onu da anlamadım..

"Dışarıda bırakılmak içeri kapatılmakla aynı şeydir."
Foucault
Go to Top of Page

Dionysos


285 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 30/12/2019 :  11:09:25  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Prion konusunda çok açık konuşacağım bilmiyorum ancak ilk bakışta ben de oluşan izlenim şu oldu.Yanılıyor olabilirim. Celseler de bazı bölümler de geçiyor özellikle Vegan yatkınlığı olanlar 2B yi yeme konusunda zorlanan bireyler mesela yesilgazete adlı sitenin temsil ettiği gibi olanlarımız.. Kendine yakın bulanlar
Sonuç olarak otçul hayvanlara et dokusu yedirilmesini ben kendim etik bulmuyorum, yemlerine katılmamalı ama insanın hayvandan Prion alıp bunu sindiremeyceği gibi bir düşünce hiç biyoloji ve tıp bilmesem de açıkçası bana korkutucu gelmedi ama hayvan adına üzüldüm tabi..

Yanılıyorsam biyoloji kimya tıp bilen bir arkadaşım düzeltebilir.
Prionların insan için hastalık sebebi ya da abartılacak bir konu olacağını sanmıyorum.
Prion konusunın gündeminin ben de uyardığı tek izlenim şu. Tavuğa tavuk artığı yediriyoruz. Kötü ve yanlış. Eğer bunu ineklere yapıyorsak daha kötü. Tabi ki Amerikan tipi sanayi beslenmesi örgütlenmesini bırakmalı doğal koşullarda beslenmeliyiz.



"Dışarıda bırakılmak içeri kapatılmakla aynı şeydir."
Foucault
Go to Top of Page

Dionysos


285 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 30/12/2019 :  15:18:55  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Arkadaşlar yazının tamamı çok uzun ve güzel bir yazı bir miktarını aldım.
Her neyse geçmişte grip aşısı olan varsa "Yaban Mersini Ekstratı" kullanabilir. Doktor önerisidir.

GASTRİTTEN KURTULUŞUM

2003’ün bir sonbahar günüydü…
O gün dostlarıma çiğ köfte partisi vermiştim…
Elazığlı dostum…
Tüm malzemeleri Mardin, Hatay ve Elazığ’dan getirmişti...
Özenle yoğurduğu çiğ köfteyi…
Bana da ikram etti…
Mide hastası olduğum için kibarca reddettim…
İçinde birçok baharat olan…
Bu çiğ köfteyi yeme ihtimalim yoktu...
Dostuma nedenini anlatınca…
Bu illetten nasıl kurtulacağımın…
Alternatif yollarını tek tek anlattı...
‘Bunları 15 gün uygula, sonra tüm ilaçlara bir ay içinde veda edeceksin’ dedi…
Modern tıbbın tek çözüm olduğuna inanan…
Tüm zamanını doktorlarla geçiren ben…
Tam olarak inanmasam da…
Denemekten ne çıkar deyip…
Dostumun tavsiyelerine uydum…
Sonuçta…
O günden bugüne…
Bana hiçbir sıkıntı yaşatmayan mideye kavuşmuş oldum…
Bir hekim olarak…
Modern tıp ile çözüm bulamadığım…
Son problem bu olmadı!

FTR uzmanı bir arkadaşımla sohbet ederken…
Şikayetlerimi anlatınca…
Yabani bir meyvenin ekstratını önerdi…

“Benden duymuş gibi olma, ama bu şikayetlere grip aşısının neden olduğunu düşünüyorum. Eklem ağrısı gibi seyrediyor, ama hiçbir bulgu vermiyor. Bu durumu birçok hastamda gördüm. Takip ettim, ama tıbbi makale ya da bildiri yazmaya ne vaktim, ne de cesaretim var” dedi!
O gün bugündür…
Ağrılarımdan kurtuldum…

https://www.ntv.com.tr/yazarlar/sadik-gultekin/endustrilesen-tip-sorgulanmalidir,O7w6TbHu4kuuCoP3p1_YUA

"Dışarıda bırakılmak içeri kapatılmakla aynı şeydir."
Foucault

Edited by - Dionysos on 30/12/2019 15:29:23
Go to Top of Page

Dionysos


285 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 31/12/2019 :  12:36:21  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Soner Yalçın’ın Kara Kutu kitabı hakkındaki tartışmaları ilgiyle izledim. Yapılmakta olan olumlu veya olumsuz eleştiriler nedeniyle kitabı ayrı bir özenle okudum, kimi zaman notlar aldım.

Sadece aşılarla ilgili bir akademisyen değil, 1997-1999 arasında Sağlık Bakanlığı’nda Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü olarak aşılama kampanyalarını da yöneten bir hekim olarak da konuya çok yakın olduğum söylenebilir.

Eleştirilerimi açıklamayı sona bırakarak şunu söyleyebilirim ki, bu kitaptan çok şey öğrendim.

Devamı için;
https://odatv.com/kara-kutuyu-okudum-goruslerimi-yazdim-28121959.html

"Dışarıda bırakılmak içeri kapatılmakla aynı şeydir."
Foucault
Go to Top of Page
Sayfa: Toplam Sayfa 2  Mesaj Sonraki Konu  
Önceki Sayfa
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Forum Seç:
Başkalarına Hizmet Forumu © Kasyopya celselerini ve diğer mesajları farklı ortamlara kopyalamadan önce lütfen izin isteyin: baskalarinahizmet@gmail.com Yukarıya git
Snitz Forums 2000

Design by Sizinsayfaniz.com

Bu sayfa 0,55 saniyede oluşturuldu.