Başkalarına Hizmet Forumu
Başkalarına Hizmet Forumu
Ana Sayfa | Bilgilerim | Kayıt Yaptır | Aktif Konular | Forum Üyeleri | Site içi Arama
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni Hatırla
Şifre hatırlatma servisi

  Forum
 Spiritüalizm Konuları
 Spiritüalizm
 Kozmolojik astro yoğunluk/çakra tablosu
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Önceki Sayfa
Yazar Önceki Konu Mesaj Sonraki Konu
Sayfa: Toplam Sayfa 2

ogeday


122 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 11/02/2018 :  13:09:23  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Uzman bir astrologtan seans almış biri olarak şunu söylemek istiyorum(batı değil vedic astrolojisi) burada burçlar üzerinden çıkarım yapmanız tamamen YANLIŞTIR.kişinin sadece doğum günü değil doğum saatide değil doğduğu dakika esas alınır.Güneş sistemindeki 12 gezegenin bulundukları pozisyonlar her sene farklı olduğu için hiç bir zaman burç tahminleri tutamaz...bu kütle çekim kanuna aykırı zaten..Güneş sistemindeki gezegenlerin aynı açıyı alması 2600 yılda bir oluyor
Go to Top of Page

bozadi


8596 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 11/02/2018 :  14:03:59  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen ogeday

Uzman bir astrologtan seans almış biri olarak şunu söylemek istiyorum(batı değil vedic astrolojisi) burada burçlar üzerinden çıkarım yapmanız tamamen YANLIŞTIR.kişinin sadece doğum günü değil doğum saatide değil doğduğu dakika esas alınır.Güneş sistemindeki 12 gezegenin bulundukları pozisyonlar her sene farklı olduğu için hiç bir zaman burç tahminleri tutamaz...bu kütle çekim kanuna aykırı zaten..Güneş sistemindeki gezegenlerin aynı açıyı alması 2600 yılda bir oluyor


Görüşünü paylaştığın için teşekkür ederim ogeday. Astrolojik burçların veya burç çiftlerinin kozmolojik tekamül düzeylerini temsil ediyor olabileceği görüşü sana pek makul gelmedi anladığım kadarıyla, olabilir ve sonuçta bu gerçekten de "yanlış" bir görüş de olabilir ama hem astrolojiyle, hem de söz konusu kozmololojik tekamül düzeyleriyle yıllardır ilgileniyorum ve belirttiğim iki alan arasında belirttiğim şekilde bir ilişkinin varlığını ben kendi açımdan "şüpheye yer olmayacak şekilde" görebildiğimi düşünüyorum ve bu görüşü desteklediğini düşündüğüm bağlantılara dair örneklerden bazılarını paylaştım, imkan oldukça paylaşmaya devam edeceğim. Ama sen bu görüşü reddederken neye dayanarak reddetiğin konusunda pek birşey koymamışsın ortaya.

Öne sürdüğün şeylerin benim görüşümle ne doğrulayıcı, ne yanlışlayıcı yönde hiçbir ilgisi yok.

Benim konuyu ele alış biçimim burçların ve burç çiftlerinin "karakteriyle" ilgilidir. Batı astrolojisi ile Vedik astroloji arasındaki fark, benim burada savunduğum şeyle hiçbir şekilde alakalı değil, örneğin Batı astrolojisinde "falanca burç şöyledir" diye bir yorum varken, Vedik astrolojisinde, "hayır, o burcun özelliği o değildir, şudur" diye bir mesele mi var? Öyle bir "temel" tartışmaya rastlamadım şimdiye kadar.

Ayrıca horoskop denen astrolojik harita çıkarılırken kişinin sadece doğum tarihinin ve hatta saatinin değil, dakikasının bile önemli olması meselesinin/tartışmasının, benim burada anlattığım şeyi doğrulayıcı veya yanlışlayıcı hiçbir alakası yok.

Aynı şekilde, gezegenlerin (daha doğrusu takım yıldızların) pozisyonunun her sene biraz kayması meselesi nedeniyle burç tahminlerinin tutup tutmasının, benim burada anlattım şeyle hiçbir alakası yok.

Ve son olarak, gezegenlerin aldıkları veya almadıkları açıların benim burada anlattığım şeyle hiçbir ilgisi, alakası yok.

Ben bir yanda "burçların ve burç çiftlerinin" özellikleri ile diğer yanda çakralar ve Ra-Kasyopya kozmolojisindeki yoğunluk düzeyleri arasında bir ilişki kuruyorum. Senin yukarıda bahsettiğin şeyler Batı astrolojisiyle Vedik astroloji arasındaki "hangisi daha geçerli/doğru?" tartışmasına ait savlar. Bu savların benim burada anlattığım / iddia ettiğim şeyin ne doğruluğunu, ne de yanlışlığını kanıtlayıcı bir ilgisi yok. Sonuç olarak sen kendi şahsi kanaatin itibariyle "burçlar" ile "yoğunluklar" arasında böyle bir anlamsal/sembolik ilişki olduğu görüşünü doğru bulmuyorsun görebildiğim kadarıyla. Olabilir, görüşündür, saygı duyarım, ben görüşümü doğruladığına inandığım bazı doneleri paylaşmaya çalıştım ve çalışacağım, ama senin kendi görüşüne dayanak olarak sunduğun şeylerin bu tartışmayla hiçbir ilgisi yok, bunu bilmen faydalı olur diye düşünüyorum.

Yalnız ilginç bir şekilde, paylaştığın bu mesaj bana burada öne sürdüğüm şeyle ilgili çok önemli bir astrolojik konuyu hatırlattı ki o konu da aslında benim savunduğum şeyi belki doğrudan değilse bile dolaylı olarak destekleyen konulardan biridir ve hatta benim bu görüşü geliştirmeme "sebep" olan başlıca konulardan/bilgilerden biridir: astrolojik çağlar konusu.

Eklenti:



http://www.astroset.com/bilgi/astroloji/cag.htm sayfasından:

ASTROLOJİ'DE ÇAĞLAR

Kadim Astroloji'de burçlar ve sabit yıldızlar feleği diye de adlandırılan sekizinci feleğin hareketleriyle oluşan çağlar bu feleğin kendi kuşağı yörüngesindeki hareketiyle (batıdan- doğuya) her burcu tamamlamasıyla oluşur. Yetmiş güneş senesinde ancak bir derece yol almasıyla bir burçtaki geçişi yaklaşık 2100 yıldır. Tüm Zodyak burçlarındaki dolaşımı ise yaklaşık 25.200 senede tamamlanır. Filozoflar bu süre tamamlandığında denizlerin ve karaların yer değiştirmesiyle, bütün alemin işleri baştan aşağı değişir demişlerdir.

Modern astroloji bu hareketlenmeyi ekinoksların kaymasıyla açıklamaktadır. Ekliptiğin eğimindeki değişim ve ekliptiğin gök ekvatorunu kestiği noktanın ekvator üzerinde gerilemesidir. Bu sonuncu değişmeye ekinoks eksenindeki kayma (presesyon) denir. Bu gerileyiş, nihayet bir yerde ilk gözlem yapılan noktaya gelinmesi sureti ile bir periyot verir. Bu periyot, bugünkü astronomik sabitler göz önüne alınırsa, 25780 senede tamamlanır.

Çağların geçişlerinin tam olarak belirlenmesinin güçlüğüne rağmen arkeolojik bulgularla da desteklenen 7 çağı aşağıda sizlerle paylaşmak istiyoruz. Bu çalışmamızda yaklaşık 2000 yılı kapsayan periyotlarda dünyanın ve insanlığın geçirdiği değişimleri farklı bir açıdan göstererek, astrolojinin kapsamı hakkında sizlere bir fikir vermek istedik.

Astroloji literatüründe yer alan 7 önemli çağ

ASLAN ÇAĞI: MÖ 10.000-8.000

Hesaplayabildiğimiz en erken çağ olan Aslan çağı insanoğlunun sanatla tanıştığı ilk çağ olarak da kabul edilebilir. Yanda resmini gördüğünüz Prehistorik mağara resimleri bu çağın insanlarının sanatsal aktivitelerine ilk örnek teşkil edebilir. Aslan burcu yaratıcılık ve gösteriyle yakından ilgilidir. Bu çağda Aslan burcunun yöneticisi olan güneşin önemi oldukça belirgindi. Güneş uzunca bir süre devam eden buzul çağının sonunu da müjdeliyordu.

YENGEÇ ÇAĞI: MÖ 8.000-6.000

Bu çağda Yengeç burcunun ve onun yöneticisi Ay'ın da etkisiyle insanoğlu yerleşik hayat biçimini daha kalıcı bir şekilde inşa etmeye başladı. Ev ve aile yaşantısın bu dönemde daha çok vurgulandığını görüyoruz. Annelik burcu olarak bilinen Yengeç döneminde bir çok kültürde (Çin, Mezopotamya, Hindistan) dişi enerji daha öne çıkmış ve bolluk, bereket kavramları kutsallaştırılmaya başlanmıştır. Bu aynı zamanda güçlü bir koruma içgüdüsünün yaşam bulduğu dönemdir. Vahşi hayvanlar yada diğer insan düşmanlara karşı toplumunu koruma farkındalığı gelişmiştir. Yengeç burcunun aşçılık ve besleme ile olan ilgisinin bir yansıması olarak bu dönem tarım ve balıkçığın ilk başlangıç dönemleri olarak kabul edilmektedir.


İKİZLER ÇAĞI: MÖ 6.000-4.000

İkizler entelektüellik ve iletişimin burcudur. İkizler çağı yazı sanatının başladığı çağ olarak da bilinir. Taşların üzerine çeşitli sembollerle yazıların ilk kez bu dönemde ortaya çıktığı gözlenmektedir. Çevre ilişkileriyle birlikte kültürel gelişmeye paralel olarak dil de büyük bir gelişim göstermek zorunda kaldı. Bu çağın en önemli vurgusu iletişim üzerineydi. İkizler burcunun vurgusu iletişim, haberleşme ve yolculukları bu dönemde görmekteyiz. İnsanın kendi yerel çevresinden başka bölgelere olan yolculukları da bu döneme rastlamaktadır. İkizlerle yakın ilişkisi olan ticaret ilk kez bu dönem gelişmeye başladı. Dünyadaki ilk yerleşim yeri olarak kabul edilen Eriha'da bu dönemde kurulmuştur.


BOĞA ÇAĞI: MÖ 4.000-2.000

Maddi değerlerle ilgili Boğa burcunun etkili olduğu bu çağda; insanoğlunun kendi kimliklerini ortaya koymak istemesini, güvenlik, güzellik ve lüks anlayışının öne çıktığını görüyoruz. Boğa çağının hüküm sürdüğü bu zamanlarda sağlam inşa edilmiş binalar ve bunların yansımaları erken Mısır başta olmak üzere yeryüzündeki tüm medeniyetlerde kendilerini göstermektedir. O dönem insanların inşa ettikleri heybetli ve güzel tapınaklar, istikrar için inşa edilen yapılar ve bir çok uygarlıkta ortaya çıkan kutsal Boğa dinleri bu yakın tarihin karakteri ile burcun özelliklerini birebir yansıtmaktadır.


KOÇ ÇAĞI: MÖ 2.000- 0

Bu çağda özellikle Yunan medeniyeti Koç burcuna ait bütün özellikleri adeta vurgulamış görünmektedir. Agresif, iddialı ve savaşçı yunan etkileri bu çağa damgasını vurmuştur. Koçtaki savaşçı yön bu zamanlarda dünya yüzünde hüküm sürmüştür. Yiğitlik, mertlik ve başarı hiç bir dönemde bu dönemdeki kadar vurgulanmamıştır. Sağlamlık, dayanıklılık ve spor bu çağda ön plana çıkmıştır. İlk olimpiyatların Antik Yunan'da başladığı bilinmektedir. (Olimpiya)


BALIK ÇAĞI: MS 0-2.000

Hz. İsa'nın doğumuyla başlayan bu çağın aynı zamanda Hıristiyan inancında kutsal bir sembol olan Balık ile ilişkilendirilmesi oldukça ilginçtir. Bu döneme ait yeraltı mezarlarında balık sembolü duvarlara işlenmiş ve inananlar bu geleneği sürdürmüşlerdir. Ancak daha önemlisi iyi kalplilik, nezaket, sevecenlik, müşfiklik, merhametlik, yardımseverlik ve bağışlayıcılıkla ilişkilendirilen Hıristiyan anlayışı ve öğretisi bu çağa damgasını vurmuştur. Aynı çağda İslamiyet'in doğuşu mistik ve dinsel etkilerin bu çağda ne kadar etkin olduğunu bizlere göstermesi açısından dikkat çekicidir.


KOVA ÇAĞI: MS 2.000-4.000

İçinde bulunduğumuz bu çağ insanlığa Yeni Çağ- New Age anlayışını 1960'lardan itibaren getirmeye başlamıştır. Uzaya yapılan yolculuklar, hızla gelişen yeni teknolojiler, bilimsel keşifler, insan hakları ve bireyselliğin giderek artan yükselişi bizlere Kova çağının içine girdiğimizi gösterir niteliktedir. Devrimler, yenilikler ve özgürlük Kova burcunun temel niteliklerindendir. Küresel dünya anlayışı, Birleşmiş Milletler ve birçok koruma örgütleri bu çağın içinde her geçen gün etkilerini artırmaktadır. Bu gelişmeler tipik Kova etkisini yaşamaya başladığımızı gösteriyor bizlere. Kova çağının olası etkileri bizlere özgürlük ve adalet getirecek mi bunu ilerleyen yıllarda göreceğiz. Yada bu etkileri yaşamayı gelecek kuşaklara bırakacağız...





Bu astrolojik çağlar konusu astrolojinin en ilginç ve faydalı konularından biri bence ve zaten benim burçlar ile çakralar ve yoğunluklar arasında ilişki kurmama neden olan başlıca konudur muhtemelen. Yani ben biraz da bu astrolojik çağlar konusundan aldığım ilhamla o bağlantıyı kurdum.

Batı astrolojisiyle Hint kökenli olduğunu sandığım Vedik astroloji arasında hem burçların başlangıç ve bitiş tarihleri, hem de dolaylı olarak bu astrolojjik çağların başlangıç ve bitiş tarihleri konusunda bir anlaşmazlık var ve bu da astronomik presesyon tartışmasıyla bağlantılı. Ben şimdilik o tartışmaya burada hiç girmek istemiyorum, şimdiye kadar Vedik astrolojiyi pek inceleme şansım olmadı, Batı astrolojisinin esas aldığı burç başlangıç-bitiş tarihleri genel olarak "işimi gördü" açıkçası ve gayet anlamlı/isabetli geldi bana ama Vedik astrolojinin iddialarını da reddediyor değilim, sadece henüz yeterince incelemedim. Bildiğim kadarıyla kimi astrologlar hem Batı hem de Vedik astrolojinin isabetli olduğu yönler olduğunu, ikisinden de yararlanılabileceğini iddia ediyorlar.

Ana konuya dönecek olursak, astrolojik çağlar konusu bana göre bir yanda gündelik/olağan astroloji kullanımı (şahsi astrolojik yorumlar) ile diğer yanda benim burçlar ile yoğunluklar arasında kurduğum bağlantının adeta "tam ortasına" düşen, ikisi arasında bağlantı kuran bir konu.

Astrolojik çağlarla ilgili yorumlarınızı bekliyorum. Burçların ve astrolojik çağların başlangıç bitiş tarihleriyle ilgili tartışmaya da kısmen girebiliriz, bu anlamda Batı astrolojisinin mi yoksa Vedik astrolojinin mi bu konuda daha isabetli olduğunu veya hangisinin hangi bakımlardan daha isabetli ve faydalı olduğunu da tartışabiliriz. Ama şunu tekrarlamak isterim ki, Batı-Vedik astroloji tartışmasının benim burada savunduğum şeyle ne doğrulayıcı, ne de yanlışlayıcı bakımdan bir ilgisi yok. Ben iki astroloji türünün ortak alanı olan "burç özelliklerini" esas alıp bu özelliklerle yoğunluklar/çakralar arasında bir bağlantı kuruyorum, ki "astrolojik çağlarla" ilgili yorumlarda yapılan şey de tam olarak bu zaten.
Go to Top of Page

ogeday


122 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 12/02/2018 :  13:08:44  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
, örneğin Batı astrolojisinde "falanca burç şöyledir" diye bir yorum varken, Vedik astrolojisinde, "hayır, o burcun özelliği o değildir, şudur" diye bir mesele mi var? Öyle bir "temel" tartışmaya rastlamadım şimdiye kadar.Evet böyle bir fark var mesela benim batı astrolojisinde yükselenim ve ay burcum balık ama vedic astrolojide ay burcum kova yükselenim başak..bu yüzden de çok daha farklı şekilde hesaplanıyor yani belirttiğin çağların burçlarıda vedic astrolojide farklı hesaplanmış oluyor..Senin anlattığın konuyla tam alakalı değil farkındayım ama vedic astroloji diğerlerine göre daha spesifik olduğu için daha çok kaale alınması gerektiğini düşünüyorum..
Go to Top of Page

gerçek tosun paşa


591 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 13/02/2018 :  16:03:16  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
<blockquote id="quote"><font size="2" face="Trebuchet MS, Verdana" id="quote">Eklenti:<hr height="1" noshade id="quote">Orjinal Mesajı Ekleyen bozadi
Diyelim ki, çok ileri bir ruh dünyaya "Koç" burcu olarak geliyor veya astrolojik haritasında Koç burcu çok vurgulu/güçlü. Madem Koç burcu 1. düzeyle ilgili, yüksek bir ruh neden Koç veya örneğin Boğa gibi başlangınç düzeylerini temsil eden bir burcun kalıplarından yararlanmak ister?

Bu tamamen ilgili burcun fonksiyonlarıyla ilgilidir. Eğer şahıs örneğin belirli bir alanda yepyeni birşeye öncülük edecekse, Koç kalıbı bu faaliyete gayet uygun bir kalıp olabilir. Yani Koç başlangıç demek, başlangıcı yapılacak şey ille geri düzeyli birşey olacak diye birşey yok, dünyanın ruhsal olarak en yüksek, en ileri alanında da Koç enerjisi kullanılabilir. Veya örneğin Boğa burcu maddeyle ve bedenle çok ilgilidir dedik, ama Boğa sadece bu değildir. Daha doğrusu bu "madde" ve "beden" kalıpları ille düşük seviyeli işler için kullanılmak zorunda değildir. "Sabitlenmesi, güçlendirilmesi, artırılması, pekiştirilmesi" gereken birşey varsa, Boğa bu işler için en uygun astrolojik kalıplardan biridir. Veya sabitlenmiş, pekiştirilmiş bir yapının (hangi alanda, hangi düzeyde olursa olsun!) değiştirilmesi, dönüştürülmesi gerekiyorsa, bunda Akrep enerjilerinden çok etkili bir şekilde yararlanılabilir. Umarım anlatabilmişimdir. Burçların belirli sıra / düzey numaraları, hiyerarşileri, sıraları olması, o burçları/kalıpları kullanan şahısların ille alçak veya yüksek bir ruh olduğu anlamına gelmez kesinlikle. Son bir kez tekrarlayayım bu mesajda: Dünyanın en ileri, en yüksek, en yüce ruhu, ilgili enkarnasyonda yapacaklarına bağlı olarak Koç veya Boğa veya Akrep veya İkizler gibi ilk 3. düzeyi temsil eden bir burçlar kombinasyonuyla (ağırlıklı olarak bu burçların etkisi altında) gelebilir dünyaya. Hangi burcun kalıplarının kullanıldığı, o kalıpları kullanan varlığın düzeyiyle ilgili hiçbir şeyi kanıtlamaz, göstermez. Elbiseye veya araca bakmayın, kullanana bakın. Bunun için de onu astroloji dışında daha doğrudan yollarla gözlemlemeniz / tanımanız gerekir.


Bahsetmeye çalıştığım şey aslında tam olarak bu. Doğrudan doğruya belirli bir burcun mensubu olmak reenkarnasyonel açıdan bir hesaplamayla ilgilidir ve varlığın oktavı ne kadar yüksekse bu hesaplamayı o kadar ciddiye alacaktır diye düşünüyorum. Yoksa bir burçtan olmak kesinlikle varlığın tekamül seviyesini göstermeyecektir ben bundan bahsediyorum zaten. Tabloyla ilgili kesin şekilde yanlış anlaşılmalar olacağı için bu tablonun zararlı olabileceğini söylüyorum.

Şu durumda bu konuyla ilgili yeterince açıklamalar getirdik, sen de konuyu fazlasıyla açtın ikimizde ifade etmeye çalıştık durumu ama bu tablonun nasıl anlaşılabileceği yönünde ne kadar etkili olacak bilemiyorum tabi yanlış bir anlaşılmanın bundan sonra nasıl bir etkisi olur o da fazlasıyla göreceli.

Ben konuyu daha bireysel ele aldım çünkü tabloyu gören kişilerin konuyu böyle ele alacağını düşünüyorum. Bir takım ayrıştırmaları tetikleyebilir ve zihnen kişileri yanlış yönlendirebilir diye. Sen daha boyutlar arası anlam kazandırma amacıyla burçları incelemeye çalışıyorsun daha önce dediğim gibi söylediklerinle düşüncelerim büyük ölçüde örtüşüyor.

Ama burada asıl olay gelişim ve burçlarında bir ipucu mekanizması olmaları konusunda ki görüşüm burçların gidişatı üzerine verdiğin örneği yine kafa karıştırıcı kılıyor.

Eklenti:
<blockquote id="quote"><font size="2" face="Trebuchet MS, Verdana" id="quote">Eklenti:<hr height="1" noshade id="quote">Bu anlamda 2. seviye de temel olarak 2. burç olan Boğa’nın temsilliğinde bulunuyor, ve 1. seviyede Koç ile Terazi temsilleri arasındaki etkileşim, bu 2. seviyede kendini Boğa ile Akrep etkileşimiyle gösteriyor. Aslında 1. seviyedeki varlık kimse, 2. seviyedeki varlık da o, ama 2. seviyede Koç’un adı Boğa oluyor, Terazi’nin adı da Akrep oluyor. İsimler değişiyor ve 1. seviyeden öğrenilenlerin üzerine deneyimlerde ve davranışlarda bir miktar değişim oluyor ama sonuçta varlık aynı varlık. Yani tüm bu seviyeler yalnızca bir süredir çeşitli tartışmalarda bahsini ettiğimiz birer “kalıp” yalnızca. Varlık bu kalıplardan geçiyor. 1. seviyedeyken Koç (başlangıç) enerjisi çok belirgin, bu Koç enerjisi 1. seviyede Terazi’nin öğrettikleri yoluyla ilerleme kaydedebiliyor.

Şu örneği düşün: 1. seviye diye bir seviye var ve bu seviyenin tüm mensupları doğal olarak bir tür “Koç” timsali. Yani hepsi birer Yenidoğan/yeni başlayan niteliğinde. Bu seviyedeki bu varlıklar nasıl ilerleyecek? Daha doğrusu bu varlıklar “ne yapacaklar?” Sezgilerimize baktığımızda, bu varlıkların veya bu öğrencilerin en büyük deneyim katalizörünün kendi aralarındaki “ilişkiler” olduğu görülecektir. Ve “İlişki” kavramı “Terazi” burcunun en temel kavramlarından biridir. Yani Koç’un olduğu yerde otomatikmen Terazi burcu kendini gösteriyor. İki tane Koç bir araya geldiğinde, bu durum otomatikmen bir “ilişki”, yani bir “Terazi” deneyimi meydana getirir. Denebilir ki Koç’un aksine Terazi bu durumda bir varlığı/bireyi temsil etmiyor, sadece bir “durumu/şartı” ifade ediyor. Emin değilim ama bunun hem doğru, hem yanlış olabileceğini düşünüyorum. İki varlık da Koç timsalidir ama her birinin gözünden bakıldığında, karşıdaki “karşıdakidir” (ben/Koç) “olmayandır”. Bu anlamda Koç’ların seviyesinde bireyler (özellikle de birbirleriyle yeni tanışanları dikkate alacak olursak) birbirlerini “ben olmayan” / “başkası” / “karşı taraf” olarak görür ki, bunlar hep “Terazi” konseptleridir. Ayrıca her ne kadar bu seviyedeki herkes birer “Koç” (“benlik”, “ego”, “varlık”, “nefs”, “can”) niteliğinde olsa da, bu Koç’lardan, yani bu Can’lardan bazıları “erkek”, bazıları “dişidir”. Yani normalde 1. sınıftaki Can’ların aynı cinsten olanları bile yan yana geldiğinde birbirini bir “karşı taraf”, “başkası”, “ben olmayan”, “yabancı” (potansiyel “tehdit” ve/veya “cazibe” nesnesi) olarak görürken, bir de karşı cinsten olanlarının yan yana geldiğini düşün. İşte bu durumda “Terazi” biraz daha ete-kemiğe bürünmüş oluyor. Erkek için kadın ve kadın için erkek, somut bir çift varlık olarak Koç-Terazi denklemini kurmuş oluyor bir bakıma.


Zaten her oktavda belirli bir gelişim olacağı için bunun burçlarla isimlendirilmesi şu seviyede kafa karıştırıcı algılanacaktır. Çünkü bu yazdıklarının yeterli açıdan anlaşılabilmesi için burçlar hakkında bilgi sahibi olmak iyi birer insan gözlemcisi olmak algı üzerinde gelişmiş olmak ve bizim kitaplıkta yer alan Kuzey Düğüm Burcu nu incelemiş olması gerekiyor kişinin.

Onun dışında gelişim odağı üzerine yerinde tespitler yapmışsın kesinlikle üstünde düşünmeye değer şeyler.

Ben son olarak madde alemimizde katılığın çok yoğun olduğunu yüksek oktav ya da yoğunlukta 3B halinde olan varlıkların da bir çok ders alması ve gelişim göstermesi gerekliliği sebebiyle ve bunların üzerine dünyanın karmaşık etkisinin eklenmesiyle konusu geçen gelişmişlik düzeylerinin genellemeler olduğunu ve gerçeğin büyük resim açısından bir öneminin olmadığını hatırlatayım okuyanlara. Seviyeler önemli değil gelişim önemlidir. Burada yazıp anlatmaya çalıştığımız noktalar gelişim konusunda fikir vermesi ve varoluşsal bir yaklaşım olarak burçlar hakkında fikir yürütme teorileriyle ilgilidir.

Kişi burç bilgileriyle belirli bir algıya sahip olduğunda karmik okumalarını yapabilmesi için yardımcı olabilicek bir etmen olarak kullanabilir.

Eklenti:
<blockquote id="quote"><font size="2" face="Trebuchet MS, Verdana" id="quote">Eklenti:<hr height="1" noshade id="quote">Aslında bu konuda şöyle bir genel fikrim var: Cinsellik ile seksi birbirinden ayırt etmek gerekecektir.
Ra dahil çeşitli kaynakların atıfta bulunduğu ve/veya sezgilerimizle az-çok kavrayabileceğimiz cinsel/seksüel enerji aktarımı veya paylaşımı denen şey “seks eylemi” ve hatta “tensel temas” içermek zorunda değil gibi geliyor bana. Cinsel enerji aktarımı/paylaşımı iki cinsin (hatta ille erkek ve kadın arasında değil, herhangi cinsten bireyler arasında) birbirine herhangi bir enerji aktarımı/paylaşımıdır bence. Ama evet, erkeğin erkeğe özgü enerjileriyle kadının kadına özgü enerji farklılıkları bağlamında, zıt ve bütünleyici enerjilerin dengelenmesi (her ne kadar özde aynı varlık olsalar da), “cins-sel enerji aktarımı” tanımına daha iyi uyuyor olabilir.

Bana göre, eğer insanlık bu düzeyde egosal KH bataklığına düşmemiş olsalardı, “seks” hiç şu anda olduğu kadar popüler bir konu olmazdı, çok büyük oranda sadece “çocuk sahibi olmanın” yolu olurdu. Ama o durumda, çocuk sahibi olma amacı dışında hiç “cins-sel enerji alışverişi” olmazdı demiyorum kesinlikle. Hatta tam tersi olurdu. Öyle ki, bana göre seks ne kadar fazlaysa cinsel enerji paylaşımı o kadar düşük ve/veya niteliksizdir ve seks ne kadar azsa, cinsel enerji paylaşımı o kadar yüksek ve/veya kalitelidir. Şu anda hayatımızın bunca berbat koşuluna rağmen seksin önlenemeyen popüleritesinin ve hatta “egemenliğinin” aslında dünyanın, daha doğrusu insanlığın berbat haliyle doğrudan neden-sonuç ilişkisi vardır. Yani insanlık bu berbat halde olduğu için seks bu kadar “popüler” ve tecavüz olayları bu kadar yaygın. Konunun dünyadaki faşizan egemenlik ve milyarlarca küçük egonun buna itaati boyutunu zaten sıkça ele alıyoruz ama ben şimdi konunun sadece kadın-erkek ilişkisi boyutuyla ilgili yorumumu tekrarlamak istiyorum. Din başta olmak üzere çeşitli yollarla ve gerekçelerle kadın-erkek ilişkileri üzerinde uygulanan sansürleyici, engelleyici nitelikteki baskılar, kadınlar ve erkekler arasındaki enerji paylaşımlarında ciddi blokajlara yol açıyor ve sonuçta milyarlarca kadın ve milyarlarca erkek arasında (üstelikte hepsi özde cinsiyetsiz ve “aynı” varlık oldukları halde) ciddi enerji paylaşımsızlıkları ve/veya blokajları ve sapmaları oluyor. İşte, kadın ve erkek cinsi arasındaki yetersiz, bloke veya sapmalara uğramış enerji paylaşımları ciddi bir doyumsuzluk/açlık/ihtiyaç durumu meydana getiriyor. Aslında bu özde “sevgi ihtiyacı” denen şey. Ama zaten sansürlenmeye, bastırılmaya çalışılan şey de sevgi. Ve sevgiye dayalı sosyal kadın-erkek ilişkileri bastırıldığı ve bu konudaki açlıklar uzun süre doyurulmadığı zaman, “seks” bu şiddetli açlığı doyurabilecek güçlü bir doyurucu / ilaç gibi algılanmaya başlıyor. Ama böyle bir sorunun çözümü için seksi “ilaç” olarak algılamak, genel bir mutsuzluk/depresyon sorunu için anti-depresanları veya uyuşturucuları “ilaç” olarak görmek gibi birşey. Hem ilaç pahalı, hem de sorunu gerçekten çözmüyor, sadece bir süre etkisini bastırıyor. Üstelik etkisi geçtiği zaman ilaca giderek bağımlılık meydana gelmesi muhtemel ve de ilacın etki eşiği giderek yükseliyor, yani etkili olması için giderek daha fazla alınması gerekebiliyor.


Seks ile cinsel enerji transferini ayrı olarak değerlendiriyorum fakat seks cinsel enerji paylaşımını da içine alan bir konu olarak görüyorum. Bence 3B için bu logosta kadın erkek ilişkini çözümleyebilmek oldukça mühim bir konu. Eşitlikçi bir düşünce açısı burada çok önemli. Burada kadın hakları kadar erkek haklarının da konuşulması gerekliliği ve sonuçta insan olmak bilincinin edinilmesi gerekiyor fakat malesef gördüklerimiz karşısında bu ifade ettiğimin çok gerisinde olduğumuzu fark ediyoruz.

Seks ve kadın erkek ilişkisinin yönlendirimi yine KH manipilasyonlarına kurban olmuştur. Kitle iletişim araçları KH için çok önemli medya ve algı oyunları üzerine konuşulabilecek çok fazla konu var. Porno endüstirisinin yarattığı sapkın seks bağımlılığının yanında (tüm dünya genelinde porno sitelerin tıklanmaları youtube tan fazladır) yayın organları seks fikrini ve kadın erkek ilişkisinin niteliklerini çok olumsuz etkiliyor. Burada çarpıtmaya çok fazla örnek verilebilir. Toplumsal normların da kadın ve erkeğe gereksiz rol ve görevler yüklediğini göz önüne alırsak bireyin kendini ifade etmesi ve insan başlığı altında ortak paydada buluşması çok zorlaşıyor ve bu ciddi ötesi bir problem bana göre. Sevgi anlayışı tamamen değişime uğruyor sahte ihtiyaç ve zevkler her alanda olduğu gibi cinsellik alanında da manipüle edici ve yozlaştırıcı bir etkiye kavuşuyor.

Edited by - gerçek tosun paşa on 13/02/2018 16:20:51
Go to Top of Page

bozadi


8596 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 15/02/2018 :  20:00:44  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Benim şimdiye kadar rastladığım yerli-yabancı astroloji kaynaklarında dikkatimi çeken en belirgin hususlardan biri, astrolojinin temeli olan burçlar anlatılırken bu burçların özelliklerinin "bağlamı" konusunda çok ciddi bir kopukluk, eksiklik olmasıdır. Yani "falanca burç şöyledir" diye anlatır kaynaklar ama neden ve nasıl öyle olduğuna dair doyurucu, açıklayıcı bir bilgi verilemiyor. Bu sorunun ne kadar yaygın olduğundan emin değilim ama özellikle bu amaçla bir tarama yapmamış olsam da, hatırımda kaldığı kadarıyla şimdiye kadar rastladığım yerli-yabancı tüm astrolojik rehberliklerde bu sorunun olduğunu gördüm.

Benim söz konusu tabloda astrolojiyi kullanma şeklim, burçların özelliklerinin "bağlamı" konusunda da çok basit ama çok etkili bir açıklama sağlıyor diye düşünüyorum. Söz konusu "bağlam" özellikle de burçların "dual" oluşuyla yakından bağlantılıdır. Örneğin kitaplar/kaynaklar "İkizler" burcundan bahseder, belirli özellikler sıralar. Ama o özellikler arasındaki iç bağlantıları/ilişkileri yeterince açıklayamazlar. İşte, örneğin İkizler burcu ile onun haritada tam karşısında yer alan Yay burcunun, tek bir mekanizmanın iki kutbu olduğuna pek dikkat çekmez kaynaklar veya buna çok yüzeysel bir şekilde değinerek geçer, yeterince doyurucu bir şekilde açıklayamazlar o düal yapının işleyişini. Halbuki o burç çiftleri düalitesini anlamadan, tek tek burçların özelliklerini anlamak, anlamlandırmak çok zor, hatta bir bakıma işkencedir.

Bu da yetmez, ayrıca burç çiftlerinin doğal bir evrimsel/süreçsel sıralama teşkil ettiğini, yani bu altı çift burcun doğada, hayatta, mikrokozmostan makrokozmosa kadar uzanan çok geniş bir yelpazedeki "deneyimlerin" çok basit ve etkili bir matematiğini içerdiğini de açıklamazlar veya bunu yine çok yüzeysel ve yetersiz bir şekilde ifade edebilirler. Bu konuda astroloji çevrelerinin başlıca sorunlarından biri, burçları ille de 12 burç şeklinde lineer bir sıralamayla ele almalarıdır. Doğada bu şekilde 12'li bir evrimsel/gelişimsel sıralamanın varlığı şüphelidir ama 7'li sıralamaya örneğin nota dizisinden ve gökkuşağı (prizma) renklerinden aşinayız. İşte, bana göre astrolojinin 12 burcu aslında 6 burç çifti şeklinde ele alındığında, astrolojiyle ilgili pek çok belirsizlik de giderilmektedir ve burçların konuları ve işleyiş biçimleri çok daha anlaşılabilir hale gelmektedir. 12'li sistemin de elbette bir açıklayıcılığı vardır ama bu belki de içinde bulunduğumuz deneyim ortamının "düalite" niteliklerinden kaynaklanıyor olabilir, yani belki "6 burç çifti" yaklaşımı, meselenin düal yapısının "tekleştirilmesine", netleşmesine yardımcı olabilir. Ayrıca bence bu doğal ve basit astrolojik matematik, hem lokal hem de kozmolojik boyuttaki deneyimlerimizin özüne ilişkin basit ama çok etkili birer açıklama teşkil ediyor gibi geliyor bana.

Astrolojide "gezegenlerle" ilgili sorunlar ve tartışmalar vardır hangi gezegenin hangi burçla ilişkili olduğu konusunda. Veya ogeday arkadaşımızın dikkat çektiği gibi Batı (tropikal) astrolojisiyle Hint (sideral) astrolojisi arasında burçların başlangıç ve bitiş tarihleri konusunda uyuşmazlıklar vardır. Bu ve benzer çeşitli belirsizlikler ve tartışmalar da astrolojinin zaten karmaşık/kaotik bir görünüm arzeden konularını iyice göz korkutucu hale getirmektedir. Halbuki 12 burcun (6 çift burcun) kendisiyle ilgili o tür bir uzlaşmazlık yoktur, yani burçların sayısı ve özellikleri konusunda önemli bir uzlaşma vardır ve ben de astrolojinin bu temel özelliğinin zaten pek çok şeyi açıklamaya, rehberlik sağlamaya fazlasıyla yeterli olduğuna inanıyorum.

Go to Top of Page

bona fide


320 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 15/02/2018 :  20:09:44  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
bozadi burada burçların karakteristik özelliklerinden yola çıkarak bahsettiğin misal yoğunluk derecelendirmesinde birey balık burcu özellikleriyle 6. yoğunluğamı erişiyor.
tek bir yaşamda da tüm burçların karakteristik özelliklerini taşıyabilir bilgi ve deneyimleriyle. bireysel gelişimde dönüşümler mi acaba senin bahsettiğin. yani onları burçlarla mı tanımladın. sapmalarla yani aslında denge açısından zıtların birlikteliği bu sıralamayı tersyüz etmezmi yani sürekli bu sapmalar yüzünden değişkenlik içersindeyiz. bişey anlamadi ben.
Go to Top of Page

bozadi


8596 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 15/02/2018 :  20:46:58  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle

Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen bona fide

bozadi burada burçların karakteristik özelliklerinden yola çıkarak bahsettiğin misal yoğunluk derecelendirmesinde birey balık burcu özellikleriyle 6. yoğunluğamı erişiyor.
6. yoğunluktaki deneyimlerin / derslerin en temel niteliğini, bizim Başak ve Balık dediğimiz burç çiftiyle anlamlandırmak kolay ve nispeten isabetlidir bana göre. Başak 6. burçtur ve dolayısıyla da 6. seviyeyle birebir bağlantılıdır. Balık da Başak’ın tamamlayıcısı ve bütünleyicisidir, ikisi aynı mekanizmanın iki kutbudur.

Ama ben bu evrimsel/gelişimsel 6 aşamayı belirtirken, bunların ille sadece “yoğunluk” bazında geçerli olduğunu söylemiyorum, mikrodan makroya varoluşun tüm deneyim ortamlarında/seviyelerinde yansımalarının olduğuna inanıyorum. Örneğin bence ortalama bir insan ömrü de 6 aşamaya bölünebilir ve ilk/başlangıç aşaması (1. aşama / yenidoğan aşaması) her zaman Koç-Terazi’nin temsilindedir ve yaşlılık aşaması olan 6. aşama ise her zaman Başak-Balık temsilindedir.

Bunlar en genel temsil kalıplarıdır, işin ayrıntılarına, alt bölümlerine inildiğinde her türlü burcun etkisi/temsili doğal olarak mevcuttur. Örneğin Ra’nın yaptığı açıklamaya göre, 7 yoğunluk seviyesinin her birinin kendi içinde ayrıca 7 alt seviyesi vardır ve onların da her birinin 7 alt-alt seviyesi vardır (sonsuza kadar çoğalıyor bu şekilde). Örneğin benim önerdiğim tabloya göre 3. yoğunluk İkizler-Yay düalitesinin temsilindedir ama 3. yoğunluğun da kendi içinde alt seviyeleri vardır ve bu alt seviyeler Koç-Terazi’den başlayıp Başak-Balık’a kadar uzanır. Aynı şey diğer tüm yoğunluk düzeyleri için de geçerlidir. Sadece “yoğunluk” düzleminde değil, ortalama bir insan ömrünün kendi iç seviyelerinde de aynı şey geçerlidir. O yüzden tüm seviyelerde tüm burçların özellikleri/deneyimleri/işlevleri deneyimlenir doğal olarak ama bu durum ilgili seviyeyi temsil eden bir ana burç çifti olduğu gerçeğini değiştirmez bana göre.

Ben belirttiğim 6 seviyenin mikrokozmostan makrokozmosa kadar tüm deneyim seviyelerinde/ortamlarında bir karşılığı olduğuna inanıyorum. Yani örneğin insan ömrü de bu 6 seviyeyle açıklanabilir, yoğunluk düzeyleri de. Hatta insan ömrü derken, bundan çok daha basit, çok daha küçük deneyim ortamlarında da (hayvanların, bitkilerin ve maddenin deneyimleri) aynı gelişim seyrinin bir şekilde mevcut olduğunu tahmin ediyorum.

12 burçtan 6 çift burç çıkıyor, sanki 7. seviye boşta kalıyormuş gibi görünüyor ama 7. seviye aslında tüm seviyelerin bir toplamı gibi, onu temsil eden belirli bir burç veya burç çifti olamaz dolayısıyla.
Go to Top of Page

bozadi


8596 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 15/02/2018 :  20:59:41  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Konuyu takip ediyor olabilecek kişiler için, olası bir yanlış anlamayı gidermek için tekrar ifade etmek istiyorum, "Benim burcum şu, benim burcum bu, ay burcum, yükselenim, falan burcum, filan burcum" dediğimiz burçlara bakıp da bir insanın ruhsal gelişmişlik düzeyini anlamak mümkün değildir. Örneğin bir insanın astrolojik doğum haritasındaki tüm gezegenler ve noktalar Koç burcunda olsun varsayalım. Bu durum o insanın ruhsal/gelişimsel olarak "yenidoğan/bebek" seviyesinde olduğu anlamına gelmez kesinlikle. Dünyanın en ileri, en gelişmiş ruhu da öyle bir haritayla dünyaya gelebilir. Bu o insanın ruhsal tekamül düzeyini açıklamaz, ama örneğin o insanın Koç burcunun temalarıyla yakından bağlantılı deneyimleri olacağı anlamına gelir. Örneğin böyle bir insan "yepyeni birşeye öncülük" edecek olabilir. Koç burcunun pek çok teması vardır, o temaları kullanacak demektir, ama kimbilir neden kullanacaktır, onu ancak o insanı gözlemledikten / tanıdıktan sonra anlayabiliriz. Burcuna veya haritasındaki burçlarına bakarak ruhsal seviyesini anlayamayız. Yani benim önerdiğim evrimsel tablonun, bireyler hakkında "ruhsal seviye tespit" gibi bir özelliği, vasfı yoktur kesinlikle. Her ruh, yapacağı işlere göre her türlü burcun özelliklerinden yararlanabilir. Ruhsal tekamül seviyesi apayrı birşeydir.

Daha önce de belirttiğim gibi, bana göre hepimiz 3. yoğunlukta olduğumuz için hepimiz kozmolojik düzey bakımından İkizler burcuyuz (veya "İkizler-Yay" diyelim). Ayrıca, bir insanın doğum haritasındaki burçlar (güneş burcu, ay burcu, yükseleni, düğümleri vs vs.) o insanın 3. seviyenin hangi alt seviyesinde olduğunu falan da açıklamaz kesinlikle, onunla da hiçbir ilgisi alakası yoktur. İkisi arasında o anlamda hiçbir bağlantı yoktur. Yani bir insanın astrolojik haritası/burçları ne olursa olsun, bu durum o insanın ruhsal tekamül/gelişmişlik düzeyini temsil etmez kesinlikle. Her türlü bilinç/tekamül seviyesinden ruh, herhangi bir haritayla gelebilir dünyaya, deneyim ihtiyaçlarına ve başka pek çok faktöre bağlı olarak.
Go to Top of Page

bozadi


8596 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 15/02/2018 :  21:02:35  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Şunu da ekleyeyim, bu "astrolojik temsil" yorumları bizim için anlamlıdır ama örneğin K'lar "4. yoğunlukta astroloji yok" gibi birşey söylemişlerdi, çünkü orada buna ihtiyaç yok. Burada bir miktar faydası olabilir bu astrolojik yaklaşımın ama benim kastettiğim şey tüm yoğunluk seviyelerinde bu astrolojik bilgilerin kullanıldığı yönünde değildir. Bana göre bu bilgi/rehberlik 3. yoğunlukta bir miktar anlamlı ve isabetli ama o kadar. Bilinmesi, kullanılması zorunlu falan da değil tabi ki, yani "olmazsa olmaz" birşey değil. Sayısız, sonsuz rehberlik kaynağından, seçeneklerinden, çeşitlerinden bir tanesi olarak görüyorum.
Go to Top of Page
Sayfa: Toplam Sayfa 2 Önceki Konu Mesaj Sonraki Konu  
Önceki Sayfa
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Forum Seç:
Başkalarına Hizmet Forumu © Kasyopya celselerini ve diğer mesajları farklı ortamlara kopyalamadan önce lütfen izin isteyin: baskalarinahizmet@gmail.com Yukarıya git
Snitz Forums 2000

Design by Sizinsayfaniz.com

Bu sayfa 0,8 saniyede oluşturuldu.