Başkalarına Hizmet Forumu
Başkalarına Hizmet Forumu
Ana Sayfa | Bilgilerim | Kayıt Yaptır | Aktif Konular | Forum Üyeleri | Site içi Arama
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni Hatırla
Şifre hatırlatma servisi

  Forum
 Genel Paylaşımlar
 Karalama Defteri
 Denemeler, Söyleşiler ve Söyleyişler
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Önceki Sayfa
Yazar  Mesaj Sonraki Konu
Sayfa: Toplam Sayfa 2

bozadi


8870 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 29/05/2018 :  12:25:20  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Sevgili Dionysos, yanlış anlama ama, başka ortamlardan buraya bu kadar çok metin kopyalayıp yapıştırmanın forumumuza katkıdan ziyade gereksiz bir "şişkinliğe" neden olduğunu düşünüyorum. Burası bir tartışma forumu, başka ortamlarda yapılmış ansiklopediler dolusu tartışmaları veya iddiaları kopyalama, arşivleme, yayma yeri değil. Bu nedenle buna son vermeni rica ediyorum.
Go to Top of Page

Dionysos


102 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 29/05/2018 :  17:51:37  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen bozadi

Sevgili Dionysos, yanlış anlama ama, başka ortamlardan buraya bu kadar çok metin kopyalayıp yapıştırmanın forumumuza katkıdan ziyade gereksiz bir "şişkinliğe" neden olduğunu düşünüyorum. Burası bir tartışma forumu, başka ortamlarda yapılmış ansiklopediler dolusu tartışmaları veya iddiaları kopyalama, arşivleme, yayma yeri değil. Bu nedenle buna son vermeni rica ediyorum.



bunları bizzat ben yazıyorum bozadi ve istenmiyorsa hemen bundan sona artık kopyalamayacağım/ya da yani burdan yayımı keseceğim...

son olarak aşağıdaki mesajı zaten geçiyor iken bunu okuyordum/yazıyordum ve . son olarak bu. izninle ve evet tartışma forumu haklısın. seni dinleyeceğim kardeşim...

tamam katkı ya da katkı değil evet onu da düşünüyorum ve evet haklısın galiba... bunlar foruma tam katkı değil benim bunları çok alandan sunam çabam haklısın... katkı üretmeyi de ayrıca düşüneceğim... sağol varol hatırlatman içinde teşekkürler...

Edited by - Dionysos on 29/05/2018 17:57:01
Go to Top of Page

Dionysos


102 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 29/05/2018 :  17:52:52  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
(Dionysos kimliği yazım/yazımcı desteği beklemektedir/istemektedir.)

Soru: Dinlerin sebebi dinler değil maddeci ideolojiler. İslamda savaş sadece savunma amaçlıdır..

(Mao, Lenin, Stalin, Troçki ve ilgisiz bir kişi daha resimleri/resmi eşliğinde)

Oluşturulan Yanıtlar


işin ilginci maddeci ideoloji denenlerin hepsi bu dünyada insan mutluluğu refahı, bilgi özgürlük, her türden bilim-biliş-özgürlük ve kardeşlik için, eşitlik için savaşıyor/savaşmış..
işin ilginci dinler denilenlerin hepsi yöneten bir avuç azınlık ve zavallıya çanak tutuyor ve hizmet ediyor...
işin ilginci maddeci denilenler karşı dünyacı-karşı rüyacı
işin ilginci dinci denilenler bir avuç uyuşuk ve uyutuk

işin ilginci işin daha da ilginci bugün amerika ve ya da israil sizi yutmuyorsa ve yutamadıysa ve ya da bu küçük balıklar yutulmadıysa hala o resimdekilerin biri hariç bunların çabası değil miydi? dinler mi ayakta tutuyor sanıyoruz tarihi?
şimdi iran dağılmadıysa ve suriye hala parçalanıp tam olarak yutulmadıysa ve ele geçmediyse orda çin ve rusya diye bir blok var örneğin. siz nasıl okuyor ve gözlemliyorsunuz?

bütün amerika ve israil ideolojileri bu yapıları parçalamaya çalıştı...hala ?güney amerika dahil .neden? islama zarar verdiği için mi? neden?

tarihsel olarak islam ve yahudilik habil ve kabil öyküsü gibi olabilir...
tarihsel olarak islam ve yahudilik birbirinden bölünmüş, ayrışmış mezhepler -dinler gibi aynı kuramsal köke dayanan bir yapı ve birbirine göre dinler ve mezhepler gibi olabilir. bu yorumlar hep yapıldı..
yani onun bir dini var benim de dinim var gibi...
ya da onun bir dini ve ona ahit sandığı veren bir tanrısı ve onların musası varsa benimde/bizimde hacreül esvetimiz ve muhamemdimiz var gibi....
bu dinlerin ikisi de sami köküne dayanır ve kutsal sandıklar bağışlayan rab'ın sandıklar verdiği azınlık elit kesim burdan israiller/israiloğulları ve yahudiler olarak seçilmişler/sıyrılmışlar ve bölünmüşler ve kalanlar dışta kalanlar da ,yine aynı kardeşler fakat farklı bir örgütlenme ve telaşa karşı yıkıma (gerçek samiliği geri almaya) gitmiş olabilirler. tarihsel kökü ve savaşı iyi inceleyin_ burdaki tarihsel çatışma farklıdır_ tarihi doğru okumuyorsunuz..
dış kapıda kalan kardeşler...tanrı sandık verdiği için....

rab merkezli dinlerde, gökten inen rab kavramının biraz gerçeğe uyarlanması gerekiyor. gerçek bir göksel tanrı gelip insanları yakan bir kutu veremeyeceğine ve gerçek insan kentleri yıkmayağacına göre bu başka bir tanrıydı/tanrıcık ve tirancıktı. göksel bir yarıbuçuk demiurge ve üstvarlık bir göksel hami ve göksel ileri varlık..gerçek uzaydan gerçek geldi ve sami ayrışması burda/burdan başladı-yayıldı...

yukardaki ya da yukarıda yazan islam ya da din ağzı değil_ bunlarcı trollüktür..

bugün siyonizmin birinci düşmanı dağılmış müslümanlar ve dağılmış müslümanlık mı sanıyorsunuz? tek bir güç var orda, iran.. -o da yarı buçuk ... o da şia kimliği... islam benimsemezsiniz onları. neden parçalayamdılar onu...

israil sadece arap yarımadasını mı istiyor yada tüm diğer mutlakiyetçi güç odakları gibi herşeyin hükümranlığı ve kontrolü mü? ki mve ne üzerinden ? tanrının/tanrısının vaadettikleri şeyler mi?

musayı kendi halkı yolsan çıkarmış/saptırmış olmalı. rab denenle aracılık/bağ kurması ve pazarlık etmesi ve alması vermesi için çok zorlamış olmalı. muhtemelen ileri bir varlıktı. muhammed denen de halkı için benzer kaderi paylaşıyor olmalı. bölünme sonrası ..muhammed denilen de yine halkı tarafından kitlesi tarafından kurban rolüne soyundurulmuş/düşürülmüş olmalı...

islam dini amerikan uşaklığı mıdır? amerikancılık mıdır? o zaman bizzat islam denenin yahudi siyonist bir kurgu ve tarihi bir siyonist komplo olduğuna olacağına gidersiniz. ayakları havada bomboş kalır takla atar... tarihe iyi bakın..

rab denen bir demiurge ve demon. bize göre ileri varlık. göksel varlık. insanlıkla geçmiş temasları olmuş ve bu temas ortadoğudan yayılmış....ortadoğuda çöle inmişler-kent yıkmışlar, yakmışlar-yıkmışlar korkutmuşlar ve üstüne bir de teknoloji harikaları göstermişler-karanlık kutular vermişler. remolekülerzasyon/ışınlanma -yer değiştirme gibi teknolojiler, teknoloji harikaları göstermişler ve mucizeler yapmışlar.../yaptırmışlar uşaklarına.... geçmiş bir çağda insanları yarı tanrı olarak, yarı tanrılaşarak kandırmışlar ve kendilerine tapındırmışlar ve israillleri kendilerine bağlamışlar diyelim /ne diyelim...israil o kökten geliyor....

eğer yanlış görmüyorsam resimdekilerin biri hariç sanırım bugün amerika ve israil temsil ettiği güç odaklığı- güç sömürgeciliği ,sömürgecilik ve küresel himayeye karşı durmuş ,dünyada bir güç dengesi ve karşı duruş yol yaratmış yarı peygambersi bugün dünyayı ve tarihi yarı buçuk ayakta tutan adamlar ..öyle din demekle olmuyor...

bu ağız olduğuna amerikan israil ağzı...ya da onun arkası...

islam denilen olduğuna tarihi siyonist bir komplo olabilir..ya da bunun kurdu... dediğimi yavana atmayın ve evet islam denilen siyasi bir komplodur ve olabilir dersek ne olur? din mi batar? ya din yoksa? ya tanrı yoksa ne olacak? aval aval hep birlikte tarihe mi bakacağız.. birbirimize mi? yoksa bizi kim kurataracak kardeşim. diyelim ki yok? biz doğruyu söylüyorsak nolcak? ne yapcan? kurtarıcılar mı bekleyeceğiz sağdan soldan bu durumda sanıyordunuz?...

amerikan ideolojisi ve yayılımcılığı destekli ve odaklı. ya da yahudi siyonist işbilirliği odakçı odaklı söylem... eğer dininiz buysa iyi bakın ona...

islam denilen /teslimiyetçilik muhtemelen yarı yahudilikten bozma ve devşirme bir din ya da yarı tarihi komplodur...

hiçkimse (tarih boyu) amerikan/amerikancı çıkarlara ya da israil/israilci çıkarlara ve siyonist çıkarlara, siyonist ittifaka başta yukarıdakilerin biri ikisi hariç bunlar kadar darbe vurmadı/vuramadı.. hala tarihten ayıklayamıyorlar onları bakın. .dünyada bir özgürlük varsa bu nerden? hangi savaştan? sözde yayılmacı/çıkarcı ve fetihçi islam savaşları mı? onun doktrini mi?

rab denen varlık göksel bir tirandır. bir yarı demiurgedir. gerçek bir baştanrı ya da varlık tanrısı olma anlamında bir tanrı değildir. gökten gelip mucizeler göstermiştir/kentler yıkmıştır ve evet gücü vardır bu anlamda biraz ve insanlık buna kanmıştır ya da korkup/dağılıp sonuç olarak itaatleşmiştir buna.. bu kadar .bitti.nokta.tarih dersi..

----------------------------------------------------------

Soru: Yirmibirinci yüzyılda, felsefenin, bilimle çelişerek, bilimi dışlayarak yol alabilme lüksü kaldı mı?

Yanıt:

bilimle çelişmek ,bilimi dışlamak nedir? felsefe nedir?
kökeni bilgi ve öğrenme sevgisi ve ilgisi demek olan felsefenin bu etkinliğini sıyırarak onu dışlayan ve bilme ve bilim etkinliği bilmeyelim bilimi midir?

Soru:
Dünya yuvarlak değil demek bilimle çelişmektir ama ….

Yanıt/Yanıtlar:
felsefe de dünyanın biçimi gibi bir problematik yoktur...biçim bir imleme... felsefeye bakarsak bunu aptallar tartışır-oluşu kaçırır. felsefe git yaşa işine bak der daha işin mi yok der... bu bir örnek...

bilimle felsefenin yanyana getirilmesi yanlış ..felsefe ve matematikos kardeş ve bunlardan bilim doğar. bunların etkileşiminden.... üretilende sevgi, sevinç, istenç yoksa?

felsefe bilgi ile kurulan bağ, bağın kendi, illeyet bağı ve ilgilenmeyi sevmektir.. felsefe öğrenmekten gelişmekten duyulan coşkunluğun kendi adıdır gibi bir alandır... felsefe kavramının tabanına gidersek felsefenin kendi tarihe yazılmış saçmalıklar değildir... matematik/matematiğin kendi bir problemi çözerken ve yaparken gerçekleşir diyelim ama yine de bir tepe ve çatı matematik adı var... felsefe tam orda yaparken gerçekleşen ve etkileşen aslında....

felsefe bilimin sevgiyle yapılmasında bir ölçüt olabilir.. .dansı sevip danseden dansçı da ha fazla dans sevgisi var .bilimi gerçekten sevip bilim yapan da daha fazla felsefe istenci var gibi

bilimle genel ve aslında belki de tek alıp veremediğimiz ise evren tabanına hiç-kopuk evrensiz geçmişsiz öntanım ve önce ve bilinmeyen x durum sorunsalı tabanı ve bunun varsaymasını yerleştirmesi.. ve bunun üzerine bilim kurmasıdır/çatmasıdır....

Soru:
………….. .hem felsefe hem de bilim gelişiyor. Fakat yanlış olan da evrensellikle çelişiyor. Sonuçta maddenin bilinmeyen özelliklerini keşif yolculuğu bu felsefe ya da bilim?!

Yanıt/Yanıtlar:


felsefenin maddenin bilinmeyen özellikleri gibi bir taban alacağını ve kullanacağını sanmıyorum. maddeyi olanın/olmakta olanın görüntüsü/dinamiği yada görüngül izafisi (şekilse-biçimsel dinamiği) olarak alacaktır ve işaretleyecektir.. ya da madde olanı herşey olarak sınıflayacaktır ve bu problemi kolayca çekecektir/çözecektir..

Felsefe sanırım bugün ve şimdinin/buradanın sorunlarıyla ilgilenecektir ve sorunlarla herkes üzerinden genel (bağ kurarak) lilgilenecektir. Bir güç toplumunun ve gücü elinde tutanların özel sorunlarıyla ve maddenin sorunlarının çözülmesini bekleyenlerle, ya da maddenin sorunlarını çözülmesini bekleyen özellerle ya da maddenin sorunları adı takan özel grupla/gruplarla ve kendini özel hissedenlerle değil...

insanların en az yarısının ama belki de bir çoğunun maddenin sorunları gibi bir sorunu yok..bu gücü elinde tutan azınlığın sorunudur ya da yaşamla/varlıkla barışma sorunsalı ve varlık adlandırması sorunsalı/hatası tabanlı ve ölüm kalım sorunu sorunsalı ,(bilgi kontrolü) ve başka ifadeler ifade eder. yaşamaktır kaçan... birlikte özgürce varolmaktır/yaşamaktır sadece kaçan... çözsünler bakalım....

-----------------------------------------------------------------

Soru: Yirmibirinci yüzyılda, felsefenin, bilimle çelişerek, bilimi dışlayarak yol alabilme lüksü kaldı mı?

Yanıt:

kalmadı. fizik ontoloji bilmiyor ve ontolojisizlikten tam olarak can çekişiyor.... ontoloji bilmeden fizik yapılamaz. artık ontoloji bilmeden fizik yapılamayacğanın anlandığı çağlar yetişmeli çünkü batıyoruz..

------------------------------------------------------------

Sunulan:(uydurtu içeriği)

Eski Teist;
Ateizm ve Teizm kavramları altında ve altından bir kutuplaştırma ve kamplaştırma /çekişme var gibi...


Yorumcu:

Hakikati hikaye etmek kolay olmadıği gibi hikayenin hakikatine erişmek kolay degildir. Dunya ontolojik.. dil epitemolojik ve dini aksiyomatik (deger felsefesi) olarak ele almakta yarar var. Özellikle bilgi bilimsel ve yöntembilimsel olarak dili ve düşunceyi incelemekte yarar var. Çunkü dil dunyayı belirler ve dini tanimlar. Dili kötü ve kötuye kullanirsak o da bizi daha agır bir sekilde kullananir. Zira o Vesvasilhannas tır.

Yanıt:


hakikat ya da gerçeklik sadece olandır der sanırım Parmenides... Buradan olan'ı ve olmakta olan kavramını sıyırırsak sanırım bir iç hakikat bulamıyoruz ve elde edemiyoruz. Olan var diyebiliyoruz/olmakta olan....
Tanrı/İye (ya da büyük ve baş iye/başkimlik/başözne) kimliğini ise iyi soyduğumuzda, belirleyen bir baş-iye ve ilk oluşturan ilk iye ve baş-sahip ve ilk baş kökenleyici ve kökenin epistemine, ilkin epistemine ve baş sorumlunun epistemine vb. kavramlara gidiyoruz ve iniyoruz... Biz bunları inceledik. yasalar var diyoruz .döngüler var. düzenler var... eğer döngüler ve iç yasalar ,içdüzen varsa diyoruz... tabi ki arkadaşlara ,diğer dostlara da bunları detaylıca incelemeyi tavsiye ediyoruz ve edeceğiz....

Yorumcu:

Hakikatin rivayetini hikaye edenleri din-lemek yerine hakikati kendi dirayetinle hikaye et.. dediğim gibi bu kolay degildir.. başaramazsan bu sefer kendini ara.. gerci bu evvelkilerden kolay degildir ama hic olmazsa dışaridaki parazitlerden kurtuluyorsun.. bu Gurdijief in 4.cü yolu..

Yanıt/Yanıtlar:

bu da benim beşinci yolum. hakikat hakikatsizdir. hakikat denilerek aranan şey nedir? ne bulunacaktır? hakikat arayışının kendi; hakikatsizlik, hakikatsiz olma ya da hakikatten yoksunluk ve hakakatin daha önce kaybedilmesi/unutulması, çarpıtılması ,başka türlü aranması/oldurulması ve umulması gibi beklentiler ve yanlış bilgi tahakkümü gibi kavramlar belirtiyor... Maharaj'ın böyle bir deyimi vardır...Hakikat arama denilen sahtelerin, hakiki olmayanların ayıklanması gibi bir şey....

hakikat görünendir/olandır. olandan/olanlardan çarpıtmaları ayırmak hakikat arayışında bizatihi yeterlidir/olgudur ve onu/gerçeği öte beri çekmemek (yerinde bırakmak tutmak, kişisel gerçeği çarpıtmamak) ve varsayımları sıvamamak gövdesine onun...

Maharaj'a; "ben" arıyorum, kendimi arıyorum ya da kendimin gerçeğini (gerçek olanını arıyorum) derseniz. Ne o kendinizi mi kaybettiniz /bir ben/sen mi kaybettiniz ya da /siz sahte misiniz derdi..O halde ben gerçeğim-hakikat...ben varım/hakikat. bu kadar .öteye gidemezsiniz..

Maharaj'a gerçek arıyorum, ben gerçek arıyorum derseniz; ne o gerçeği mi kaybettiniz derdi...
Bu gerçek arayışıyla ben arayışı kayıplık mı?
Gerçek sahte mi ya da kendi türünden/gerçek türünden gerçek/gerçeklik değil mi?
realite tekrar soyulamaz/açılamaz ancak o realitesizliğe bitiştirilebilir...

realite denilen (gerçeklik) hakikattir. aynı kavramları belirtiyor. Bunu ister uzakdoğuya götürelim ister uzak batıya . Eski batı, eski doğu, hiç farketmez. yakın olarak realite ben varım/gerçeğim, gerçek var..dıaşrda olanlar var...

yaşam var-doğum var.ölüm var. tantana var
buna ben neyim kimim gibi sorular hiç eklenmeden ve bu olgular hiç çarptırılmadan deneyimlenerek ve kolayca ölerek karşılık vermeli..

eğer doğa da olsaydınız, olsaydık, yaşamak ve yaşamı yapmak ve her gün bir şeyin/işin ucundan tutumak ve koşturmak neredeyse tek iş olacaktı inanın buna ve akşam ne yorgunluk ne sorgu. .büyük bir huzur/sevinç muhtemelen bunu takip ediyor olur... kayıplık duyulmaz da ondan...
doğaya ve gerçekliğe ve olana-bitene tam bir aidiyet ve sıkı bağ duyumsanır/hissedilir.. yalnızlık çekilmez.. varoluş yalnızlığı ve örselenmişlik olmaz-doku uyumludur....

varoluşun neresinde olursanız olun ve nasıl bir deneyim örgüsünde olursanız olun realite kavramını tekrar soymak gerekmiyor.
o kavramı soyup içini açıp bakmak gerekmiyor.. sadece kayıp insanlık..yitik insanlık. buna düşmüş insanlıkta diyorlar...ama bu bir evrensel realite..

varoluşun neresinde olursanız olun ve nasıl bir deneyim örgüsünde olursanız olun (çoklu gerçeklik ve alterantif realiteler olsun) realite kavramını tekrar soymak gerekmiyor. köken realite yine de aynı ya da çok benzer olacak...duyuş/ben duyuş biliş aynı -benzer olacak...bunu nereye götürelim

Eğer Maharaj'a ben gerçek (bir şeyin gerçeğini/hakikatini ve daha gerçeğini) arıyorum derseniz siz gözünüzün ucundakini görmüyorosunuz çünkü siz dolandırılmışsınız sahtelerle kandırılmış/dıolandırılmışsınız ya da ne o siz aldatıldınız mı? ya da ne o siz dolandırılmaktan mı korkuyorsunuz derdi...ve iyi bakın benim gördüğümü görün derdi...

Gerçek (ya da en gerçeği) kavramını sahte /yalan/dolan/imitasyon vb. diyalekte ediyor ve karşılıyor iyi bakın..

Gerçek kavramlarla tekrar soyulamaz. Kavramlar ya da kavramsal kavrama denilen kavrayış zaten (zihin, akıl,biliş,oluş vb.bağlar ile) gerçeğe/realieteye temas eden bir geri bildirim ve yapılandırma türevi...

Hakikat denilen?
realite de ne varsa o gerçekliktir/hakikattır..
realite de her ne varsa (temsil ediliyorsa) ne olup bitiyorsa)
ya da bunun kümülatifi ya da benzeri
varolan tüm etkinliğini zaten realiteden üretiyor/yansıtıyor.. farklı farklı realiteler ve realite geçişleri demekte oluruz/aramakta oluruz....
realite de varolana dair ne varsa o temsil edilir. temsil görür-bir biçimde görür edilir...
o realite ve bu realite arasındaki farksa geçici görünüşsel ya da ontolojiktir, ontololojik geçişsel bir bir fark/katmandır...

ontoloji denilen gökkuşağı gibi-realite denilen de bunu yansıtır...
Yorum:
Ben de hakikatin goruldugunu degil öruldüğunu düşünüyorum
?




Go to Top of Page

fidelista


259 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 30/05/2018 :  00:23:47  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Karşılıklı olmadan, tartışılmadan tek yanlı sürekli mesaj bombardımanın kimseye bir faydası olmaz.Önemli olan ciddiye alınıp düşünülmesi tartışılması yoksa mermileri boşa harcıyorsun.
Go to Top of Page

gerçek tosun paşa


624 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 30/05/2018 :  14:29:02  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:Orjinal Mesajı Ekleyen Dionysos
Orjinal Mesajı Ekleyen bozadi
Eklenti:


Sevgili Dionysos, yanlış anlama ama, başka ortamlardan buraya bu kadar çok metin kopyalayıp yapıştırmanın forumumuza katkıdan ziyade gereksiz bir "şişkinliğe" neden olduğunu düşünüyorum. Burası bir tartışma forumu, başka ortamlarda yapılmış ansiklopediler dolusu tartışmaları veya iddiaları kopyalama, arşivleme, yayma yeri değil. Bu nedenle buna son vermeni rica ediyorum.



"bunları bizzat ben yazıyorum bozadi ve istenmiyorsa hemen bundan sona artık kopyalamayacağım/ya da yani burdan yayımı keseceğim...

son olarak aşağıdaki mesajı zaten geçiyor iken bunu okuyordum/yazıyordum ve . son olarak bu. izninle ve evet tartışma forumu haklısın. seni dinleyeceğim kardeşim...

tamam katkı ya da katkı değil evet onu da düşünüyorum ve evet haklısın galiba... bunlar foruma tam katkı değil benim bunları çok alandan sunam çabam haklısın... katkı üretmeyi de ayrıca düşüneceğim... sağol varol hatırlatman içinde teşekkürler..."




Benim dikkatimi çeken husus, bir mesaja cevap yazarken bile kendini ifade şeklinde yatan eminsizlik ve netlikten uzak duruş.
Mesela;

_"kopyalamayacağım/ya da yani burdan yayımı keseceğim..."
_"okuyordum/yazıyordum"



vs...

Benim de fikrim şüpheci tarza da uymayan edebi dilinle yazdıklarının "fikir vermekten ve bakış açısı kazandırmaktan" uzakta olduğu ve tartışma ortamı yaratacak şekilde içerik oluşturmadığın yönünde. Gerekli ve ya gereksiz olup olmamasından çok "anlaşılamadığı için ilgi görmediğini" düşünüyorum. Bu belirsizlik anlatım tarzından kaynaklanıyor tabii okuyuculardan değil.

Edited by - gerçek tosun paşa on 30/05/2018 14:35:46
Go to Top of Page

Dionysos


102 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 31/05/2018 :  13:19:19  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Arkadaşım, arkadaşlarım diğer sevgili arkadaşım ve diğer sevgili herkes

Üyelik kaybetmek istemiyorum, istemiyoruz 1
üyelik kaybetmek istemiyoruz (istemiyordum) 2
bunun karmaşası ile ne yapılır hiç bilmiyorum 2,5
bu varlığıma diken gibi batıyor 2,75
Alın bura sizin mi olsun diyelim 2,85
Alın tepe tepe kullanın deyip basıp gidelim mi 2,90
Ne haliniz varsa görün mü diyelim 2,95
Üyelik kaybetme denen şeyin lanet psişik basıncının anası satayım 2,975
bu özgürlük değil 2,980
üyelik kaybetme denilen düşünceyle çatışmaktan bıktım/tam olarak bıktım
benim böyle yapacağım zaten bilinip beklenmiyor muydu o da 2,995
bunun için her türlü, her türden moderasyona razıyız ve açığız dedik,3
Yazmak istediklerimizi yazamıyor gibi hissediyoruz 4
Ne deneceğini bilmiyoruz 5
Nasıl yapılacağını bilmiyoruz 6
İstenilen her şey silinebilir ve burdan yokedilebilir-di (çok kopyalıydı/kolaydı moderasyona artık açığız, çok kopyalı yazıyoruz/yapıyoruz silinenlere de gücenmeyeceğiz-kimseye kızmıyoruz- alınmıyoruz -üstümüze de almıyoruz bunu _kırgın değiliz-pişman hiç değiliz ) 7
çivi çiviyi sökerkene
Saçmalıyoruz biliyoruz ,çok saçmayız 8
Ukalayız biliyorum 9
saçmanın tekiyiz o da 10

10 gariplik,

yaa isterseniz beni tarihten silin-bunu da yapabiliyor musunuz?
ve istemeyenler beni tarihten de uzaklaştırmayı ve yönetmeyi-altetmeyi bir denesin/ya da küresel moderasyonu bir deneyin..

-facebook gruplarına açtık -açıldık
-bence /bizce Kasyopya'nın kamusallaşması/kamulaştırılmassı bilinci yolunda yol katettik ediyoruz. vardığımız/varacağımzı yeni ve öte gruplar muhteşem ötesi bilinçli...
ve Kasyopya (Aksiyopya) bilgisinin (belgelerinin) kamulaştırılması (tekrar deklarasyonu sentezinde ve bilinçli kitaplaştırılması yolculuğunda) özellikle de bu rab/yahudilik ve islam denilenin gökten gelene yamanması bilgisinin kamulaştırması yolunda çok yol katettik ediyoruz. face iyi bir tantana bu alanda...
yoluma sizsiz de devam edebilirim, bu alan bana açılmadan da...ben bunu istemem...
cümleme moderasyon vuracak akıl gitsin önce kendi aklına baksın...sonra vursun tabi ..alanınızı bozuyorsam bunu yapsın kolayca bu kolay
Özegecilik/Bh yolunun Marksizm/Leninizm olanla birlikte kapsanması değerlendirmesi yolunda yol katettik ediyoruz ,bun udeğerlendirmeye açıyoruz ve açtıkta zaten daha önce...
Üyelik silinmesi felan ağzımı dilimi kimseye göre belirlemeyeceğim, Açık bir blogum ve şu an da aktif en az dört forum üyeliğim ve bazen kötü ve çok kötü olan zamanlarım da var. Bir daha kötü olmak istemiyorum-bir daha kötü hissetmeem izin /geçit aman vermeyceğim. bu böyle biline.. bunlardan istemiyorum-Bunlardan istemediğimi biliyorum o yüzden susup bozmayacağım kendimi...böyleyken iyi durum. böyle davranırsam her şeyi .diğer türlü baskı/basık sıkıntı...bu yüzden kolayca ve açıkça dökeceğim içimi ve bekletemeyeceğim
alınan da alınsın gücenen de gücensin bana/bize
anlamayanda anlamasın beni ve bizi

Bana kızan can dostumdur-birlikte yürüdüğümdür, Düşüncelerimin doğruluğunu size ölçtürmeyeceğim. Meydana verip koyduğum benimdir. Tabi ki subjektiftir- Tabiki çok fazla egodur ve tabi k içokta fazlasıyla KH göbeğidir..

İçsel sezgilerle/tınılarla ve tın tınlarla yürüyorum. Ya da çekip duran ve iten çeken koşullar zaten beni öyle ya da böyle öte ve beri itip çekiyor-koşturuyor. Bilmeden oluyor çoğu affedin nolur?
Ben bende demen ben bende değilim...neyse ney-tıngırtı

böyle bir durum ummazdınız biliyorum_bende kendimeummazdım_böyle yazmayı da ummazdım az önce ve hala bu yazılanları size göndermeyi ummuyorum_ belki bunu yaparız_ tarihten toz oluruz

neşe gelecek neşe -neşe bizi ziyaret etsene...
her yerde de böyle yazdım
3 yılı aşkın sonsuz.us ta bu kalemde yazamadım ama bir biçimme açtım kendimi. 5 yılı aşkın felsefe.nette de bu kalemde de yazdık.
1-2 yıldır turandursunforumda kendim gibi estim.
5 yıl olmuş ateist foruma üyeliğim yerinde çakılı açtığım posta bakılabilir-düzensiz dağınık felan_ yazımız da böyle kendince...bundan aşağı kalır yanım yok yani...
buraya özel yapmacık şeye gerek yok. tantanaya gerek yok...
kovun beni o halde...gerekiyorsa...bunu sevmem ben ama
sünmeyeceğim/sünmeyeceğiz. falan filan..
.. bas bas bağıracağız bilgi gerçek
kimseden akıl almıyoruz
bizde öyle oluyor ne yapalım_-?

burdan bu başlıktan ya da postumdan alın istediğiniz silin modere edin ya da etmeyin. bu başlıktan istediğinizi silin eksiltin-ekleyin ya da ne yaparsanız onu yapın...
ne demişim dememişim bilmiyorum
bunlarla uğraşamam

şöyle de bir gerçek var ki;
ne yapıyorsanız yapın daha faza darlanmicam kendimi de darlatmicam,

<blockquote id="quote"><font size="2" face="Trebuchet MS, Verdana" id="quote">Eklenti:<hr height="1" noshade id="quote">

S: Kimsiniz?
(biz biziz ,siz kimsiniz?)
C. Biz gelecekteki siziz.

S: Kiminle iletişim kuruyoruz ?
C."Biz siziz" ve "Biz gelecekteki sizleriz " dedik ya! daha az önce

S: Dünyadışı mısınız?
C. Size göre evet (,sadece size göre, sizin bakış açınıza göre öyle)

S. (Spesifik olarak) Nerede yaşıyorsunuz?
C. Teknik olarak her yerde ve her zamanda. Tüm oluş katmanları. Spesifik olarak 6. varoluş düzlemi oluşsallığı/6. oluşsallık katmanı (6. düzlem; bilinç/biliş düzlemi)

S:Bize Nereden/Nasıl aktarım yapıyorsunuz?/sağlıyorsunuz?
C. İletişim sağlamak için (size göre) Kasyopya yakınından bir pulsar açıklığını veri aktarımı için kullanıyoruz.. (Ekleyenin notu: Daha sonra aslında bu iletişim için bir uzaktan veri-verme ve zaman/mekan gibi bir sınırlama ve kavram olmayacağı da belirtilir.)

S: Neden bizimle iletişim kuruyorsunuz/kurdunuz?
C. Siz çağırdınız (doğal istek) ve (siz yardım almak ve bizimle-kendinizle iletişim kurmak) istediniz

S:Bize nasıl yardım edebilirsiniz?
C. Bilgi vererek.

S:...........
C. Bu iletişimde amacımız varlığımız kanıtlamak değil, sadece doğal ilerleyişinize ve evriminize, doğal öğrenmenize yardımcı olmaktır.

S:Neden bize (kötü durumlara karşı) yardım etmiyorsunuz?
C. Bunlar subjektif yaklaşımlar ve ediyoruz. Size bilgi vererek . Bundan fazlası, doğal oluşa, doğal koşullara ve doğal ilerleyişinize (ve subjektif özerk iradeye/iradenize) müdahale etmek demek olurdu zaten.

S:Nasıl korunabiliriz-kendimizi (kötü durumlara karşı) nasıl savunacağız
C. Bilginiz artırarak ve bilgi edinerek.

S:Bizden ne yapmamızı istiyorsunuz?
Doğal ilerleyişinize devam edin/ Size doğal geleni/görüneni (içinizden geleni) yapın..

S:Bu veriyi/veriyle ne yapmamızı istiyorsunuz?
C. Onu kitaplaştırın ve (yayın/dağıtın) .Diğerlerini, diğerlerimizi de bilgilendirin (diğerleriyle de paylaşın). Paylaşılıncaya kadar bu KH'tır yani geniş ölçüde toplumsallaşmadığı için kendi lehine ve gruba özgü bir çıkar ve veri olarak kalır...

S: Bilgi bizi nasıl korur?
C. Bilgi sizi varoluştaki tüm engelleme/genel koruma korunma tekniklerine bir biçimde yöneltir

S: Gelecek için (bir şeyler için) herhangi hazırlık ve özel çalışma yapmamız gerekiyor mu? ya da ne yapmamızı öneriyorsunuz?
C. Bunlar doğal bir süreçler. Hiç bir özel hazırlığa gerek yok ve evrimleşmeniz için herhangi bir şeyin yardımına ihtiyacınız da yok.

S: (L) Peki biz bu doğal ilerleyişin bir sonucu olarak silinip gidecek miyiz?
C. Belki. Özel olduğunuzu düşündüren şey nedir?

S: Einsten'ın ötesine geçer geçmez her tür sorun başlıyor. Günümüz toplumundaki politik sorunlar. Bu hususta söyleyebileceğiniz herhangi birşey var mı?
C. Politik sorunların kökeninde, medeniyeti kontrol altına almak amacıyla, zaten sınırlı koşullarda elde edilen bilgiyi kontrol altında tutma çabası var.

S: (L) Bilinç ile madde arasındaki bağlantı nedir?
C. İlüzyon/Yanılgı/sınırlama.

S: (L) İlüzyonun özelliği nedir? Bu bağlantının mevcudiyeti ilüzyon.
C. Hayır. İlüzyon, bağlantının (yani yeniden bağlantıya bile gerek duyulacak bir ayrım) olmaması.

S: Kimsiniz?
(ben senim ,sen kimsin?)
C. Biz gelecekteki siziz.

---

S:.....................
C. Zaman (sadece) sizin için doğruluğu/geçerliliği olan bir ilüzyon.

SL) Peki diğer ilüzyonlar/sınırlamalar nedir?
C. Monoteizm; yani sizden ayrı, mutlak güce sahip bir varlığa inanç.

S:............


S: ...........
C. Kaynak mı ? Böyle bir şey yok.

S: (L) Yani Baş Yaratıcı diye bir şeyin olmadığını, varoluşumuzun bir orijini ya da kaynağı olmadığını mı kastediyorsunuz ?
C. Baş Yaratıcı sensin.

S: (L) Ama bu çok ezoterik… Şeyden bahsediyordum…
C. Konu şu ki: Farkındalığını, çok uzun zaman önce varoluşunuzu hapsetmek için ekilmiş olan monoteist felsefelerle doldurmaya son ver. Öğrendiğin bunca şeyden sonra bir kaynağın, bir liderin, bir temelin, bir denetmenin vs. olmadığını hala göremiyor musun? Kesinlikle bilincinin (oluşunun -varlığının) içerisinde, tüm var olan, var olmuş ya da var olacaklara (tüm olanaklara zaten) sahipsin,

S: (L) Bunların hepsi mükemmel ve kulağa harika geliyor, küçük bir husus dışında. Aynı zaman da dediniz ki; monoteist konseptler, bunu bilmemizi engellemek için bize EMPOZE edildi. Ve eğer hepimiz söylediğiniz şeysek, bize böyle nahoş bir şeyi empoze edebilecek bir şey nasıl varolabilir ?
C. İstekler, arzu temelli dengesizlikleri takip ediyor..

S: (L) Eğer durum buysa, neden herhangi biri ışıkları söndürüp ilüzyona bir son veremiyor, ve herşey hiçbirşeye dönüşmüyor ?
C. Öncelikle, herşey hiçbirşeye dönüşmez. İkinci olarak, bazıları/bazı şeyler halihazırda herşeye dönüştüler.
---

S: Kimsiniz?
(ben senim ,sen kimsin?)
C. Biz gelecekteki siziz.
bendeki ben benim beni sendeki ben senin benin mi?


Ne yani Tanrı da mı bir ilüzyon?
C. Tam olarak Evet

S: (L) Kutsal kitaptaki tüm mucizelerin masal olduğunu mu söylüyorsunuz?
C. Bunların hepsinin, siyasi ve ekonomik kazanç ve kontrol amacıyla tahrif edilen bir bilgi kaynağı olduğunu unutmayın.

S: (L) Bize İsa'nın gerçekte ne yaptığını anlatın.
C. Bilmek ve öğrenmek için yanıp tutuşanlara gerçekleri anlattı.

S: (L) İsa'nın öğrettiği gerçek neydi?
C. Tüm varlıkların/varoluşun birbirine bağlı olduğu ve olacağı..

S: .....................
C. Tek bir kaynağın tüm bilgiyi içerdiğine inanmak gerçekle çelişiyor.

S: (L) İnsan ırkı, kölelik yapmak üzere genetik olarak düzenlendi mi?
C. Evet.
S: (L) Peki bu köleliliğin genetik mühendisleri kimlerdi?
C. Kertenkele varlıkları. (Kertişler/Oryonlar/Sürüngen Ahbaplar/Rab)

S: (L) Yani bu sadece bir döngü.
C: Hayır, asıl noktayı kaçırıyorsun. Evrimsel olarak alçalma diye birşey yoktur. Tüm deneyimler öğrenişlerle
dopdoludur. Sizin yoğunluğunuzdaki pek çoklarının bu "üstünlük / alçaklık" merakını aşması gerekiyor.

S: ...........
C. Sizin ölçümünüzle 7000 yıl ÖNCE bir çölde ya da büyük bir ormanda aşıyorken bu sürüngen "ahbaplar" (Rab ve Kertiş adı verilen) gümüşi nesneler içinde gökyüzünden inip binlerce yıl sonrasından teknoloji harikaları gösterip bir de tüm bunların üstüne size Kalkülüs, Geometri ve Astroizik öğretseler etkileyici olmaz mıydı?

S: Gerçekten de olan bu muydu
C. Evet

"C: Mücadele de bir kerede bir adım başarıyla atılır. Merdiveni ölçmeye gerek yok. "
[/COLOR]

S: Amacım nedir?
C: OLmak!

(21 Kasım 1998)

--

S. ( Bu temasın amacı/sonucu nedir?
C. Öğrenmenize, bilgi kazanmanıza, böylece korunma sağlamanıza ve böylece ilerlemenize yardım etmek.

S. Kasyopyalılar bu temastan ne sağlıyor?
C. Size yardım ederek sizinle ve diğer herşeyle birleşme ve böylece büyük döngüyü tamamlama kaderimizi gerçekleştirmeye doğru ilerliyoruz.

S .Bu sizin için mümkün olan tek olasılık mı yoksa en iyi olasılık mı?
C . Her ikisi.
-
S. Bize yardım etme amacınız bu mu?
C. Bu doğal bir süreç.
-

C.Tüm yanıtları bizden istemek yerine, sorunun yanıtını bu şekilde keşfetmek doğru yol. Cevapları kendi içinizden çıkarma kapasitesine sahipsiniz. Yardım etmekten çok mutluyuz ama amacımız, gelecekteki kullanım için kendinizi güçlendirmenize yardımcı olmaktır. İlerlemek ve gelişme göstermek,
kişiye çok yardımcı olur. Varolan herşey -- derslerdir. Herşey öğreniştir. Bu nedenle, öğrenmenin en hızlı, en güçlü yolu, bu amaçla kendi yeteneklerinizi kullanmayı öğrenmektir. Bize sorular sormanıza izin veriyoruz ve bu da yardımcı oluyor ama tüm bilgilerin bu tek kaynakta aranması, uzunvadede zararlı olabilir. Şimdi, devam edecekseniz, lütfen edin...

--
C. Ama unutmayın, bu iletişimin temel amacı, kişisel faaliyetler ve bilgiler değil, herkese evrensel öneme sahip bilgiler aktarmaktır.
--

S: (L) Hayır, yalnızca iyi deneyimlerin kabul edilebilir olduğu izlenimi altında değilim, ama burada biraz belirsizlik içindeyim. Biz burada sizinle konuşuyoruz. Gelecekteki "biz" olduğunuzu söylüyorsunuz. Biz bu zaman periyodunda bu gezegendeyiz ve burada olaylar çok garip bir durumda. Bir şeyler oluyor ve ben sadece tüm bunların anlamını merak ediyorum. Sizinle neden konuşuyoruz? Bunun amacı nedir?

C: Ders bu-durum bu. Hala anlamıyor musunuz? Dersler, kavrayışlar, oluşlar, herşey bundan ibaret. Tüm yapısallar/olgular paha biçilmez değere sahip.

--

C: Kasyopya.
S: (L) Elbette bunun YAŞADIĞINIZ yer değil sadece aktarım noktanız olduğunu biliyoruz... Tamam,
öncelikle...

--
S: (L) Söylediğiniz şeyi anlıyorum. Orada yaşıyorlar çünkü yaşadıkları yer orası.

--

C: Öğrenme bilinçliliğin (ruhun) gelişimi, ilerlemesi (ve sentezi) için gereklidir. Hatırlayın, burada bulunmamızın amacı sizi elinizden tutup götürmek değil. Yardım edeceğiz ama bazı cevapları sizin deşifre etmeniz gerekiyor. Güç merkezinizi bu şekilde geliştirebilirsiniz. Varolan herşey / tek şey derslerdir ve öğrenmek eğlencelidir.
Öğretmekten daha da eğlenceli.

--

S: (L) Farkındalığımızı sınırlandıran şey nedir?
C: Çevreniz. Ve bu sizin seçtiğiniz/oluşturduğunuz bir çevre. Gelişim seviyenize bağlı olarak. Ve herşeyi sınırlandıran şey de bu.
Daha yüksek yoğunluk seviyelerine yükseldikçe sınırlamalar ortadan kalkar.
S: (L) Bu sınırlandırıcı çevreyi yaratan şey nedir?
C: Öğrenme amacı için mevcut olan büyük illüzyon.
S: (L) Peki illüzyonu kim yarattı?
C: Aynı zamanda Yaratılmış olan Yaratıcı. Yani aynı zamanda siz, biz, herkes ve herşey. Daha önce de
söylediğimiz gibi, biz siziz ve siz de bizsiniz. Ve herşey de öyle.
S: (L) Burada anahtar husus, herşeyin illüzyon olması mı?
C: Temel olarak, evet.

--
C: O soruyu yanıtlamadan önce, birinizin "Laura'nın üzerine gelme gecesi" dediğini duyduk. Bu kesinlikle doğru değil. Amacımız size gerçek bilgiyi edinmenizde yardımcı olmak ve bu yalnızca kendi kanallarınızı açmanız yoluyla gerçekleşebilir. Bunu yaparken size mümkün olan herhangi bir yolla yardımcı olmaktan çok mutluyuz, fakat gerçekten ve tamamen sınırsız olan kendi yetenekleriniz yerine tamamen bizim yardımımıza odaklanmanız sizin için çok zararlı olur. Sizin tanımladığınız şekliyle "üzerine gelmek" sadece
sizin bir algınız. En büyük ilerlemeler gerçekleştirilirken öğrenme süreci bazen zordur ve Laura'ya öğrenme çabasında bulunması için samimi ve sürekli yorumlarda bulunuyoruz. Kişi öğrendiğinde, gerçek bilgiyi elde etmeye çalıştığında onun veya mevcut herhangi birinin üzerine gelinmesi için hiçbir neden yok. Bunu zor olarak algılıyor olabilirsiniz, fakat uzun vadede çok faydalıdır. Ve tekrar, sizi azarlıyor gibi görünüyor olabiliriz, fakat sizi azarlamadığımızı özellikle belirtiyoruz. Yaptığımız tek şey, yönlendirilmeyi
istediğinizde yönlendirmektir. Ve kişinin zihinsel enerjilerinin saptığını veya dağıldığını algıladığımızda çoğu zaman, sadece kişinin ilgisini yeniden odaklaması amacıyla oldukça keskin görünen yanıtlar veriyoruz. Çünkü bu amaçla ilgili olarak başvurulan, hepinizin aşina olduğu yol budur. Şimdi hafızanıza eriştikçe bileceksiniz ki, bu zihinlerinizde ve ruhlarınızda içgüdüsel olarak mevcut olan birşeydir. Durup bunun üzerinde düşünmenizi öneriyoruz, çünkü eğer bunu yaparsanız, söylediğimizdeki gerçeği göreceksiniz.

--
C: Hayır, yanıtın beklemesi gerekiyor. Dünya uzayda kaderine doğru hızla ilerliyor ve o sorulardan pek çoğu çok az öneme sahip. Ayrıca bizim sizinle olan etkileşimimizin amacı, diğerlerine aşağı yukarı önemsiz nitelikte mesajlar aktarmak değil. Ayrıca bu soruların pek çoğunun yanıtlanabilmesi için yine frekans konuları gündeme geliyor. Senin KİŞİSEL OLARAK, zihninde yanıtı arıyor olman gerekir. Senin için önemli olması gerekir. Yoksa yanıt herhangi yaşlı “psişiğinkinden” daha az veya daha fazla doğru olmaz. Ve sen “herhangi yaşlı psişik” değilsin!

----
S: (L) Bize İsa'nın gerçekte ne yaptığını anlatın.
C: bunun için (bilmek için) can atanlara bilişselliği/bilişsel gerçekleri anlattı ve öğretti.
S: (L) İsa'nın öğrettiği gerçek neydi?
C: Tüm varlıkların/varoluşun biribirine bağlı olduğu ve olacağı..

----
C: Tek bir kaynağın tüm bilgiyi içerdiğine inanmak gerçekle çelişiyor.
--

S: (L) İnsan ırkı, kölelik yapmak üzere genetik olarak düzenlendi mi?
C: Evet.
S: (L) Peki bu köleliliğin genetik mühendisleri kimlerdi?
C: Kertenkele (sürüngen ahbap, oryon, kertiş, rab) varlıkları.
--

S: (L) Yani bu sadece bir döngü.
C: Hayır, asıl noktayı kaçırıyorsun. Evrimsel olarak alçalma diye birşey yoktur. Tüm deneyimler öğrenişlerle dopdoludur. Sizin yoğunluğunuzdaki pek çoklarının bu "üstünlük / alçaklık" merakını aşması gerekiyor.
---

S. Ne yani Tanrı da mı bir ilüzyon?
C. Tam olarak (bir ilüzyon) Evet

---

S: (A) Einstein'ın çekim teorisi ve kozmolojisinde evrenin kapalı olduğu söyleniyor, dolayısıyla evren küre biçiminde bir yüzeye sahip olarak görünüyor....
C: Bunda sadece tek bir evrenin varlığı kabul ediliyor. Farklı nitelikte başka evrenlerle bağlantı kurulmuyor ve Einstein'ın teorisindeki hata da burada yatıyor. Fakat Einstein'ın Birleşik Alanlar Teorisi'nin bilinen pek çok geçerlilikleri var. Neden bu yolu izledi bir kere? Bu, hipotezleri arasında bir birleştirme amacına yönelikti. Bu birleştirme gizlice yapıldı.

---
C: "Bilişler" ölçülebilir fizikselliğin birimlerini ima ediyor. Böyle birşey yok! Bilgi fiziksel değildir, dolayısıyla sabittir.

---
C: Önceki konuda senin için ve ihtiyaç duyan herkes için birşeyi daha vurgulamak istiyoruz Arkadiusz: sizinle-iletişim kurmamızın amacı varlığımızı "kanıtlamak" değil. Eğer kişinin yeni ve başka gerçeklikleri ve alternatif oluşsallığı öğrenmeye ve bir "gün" genel farkındalık profili haline gelecek şeyleri keşfetmeye inancı ve isteği varsa, o zaman "kanıt" gerekli değildir. Diğer taraftan eğer kişi bunun zıddı bir psişik yönelimdeyse, o zaman hiçbir miktarda kanıt yeterli değildir.

---
C: Amacı olması gerekmiyor, sadece neyse o!

C: Amaç bazen uygun terim değil.

---

S: (T) Yani gelecekte bir zamanda bu şeyleri bilmemizin mümkün ve faydalı olabileceğini mi ima ediyorsunuz?
C: İma etmeye çalışmıyoruz, söylüyoruz, ve bu bilginin amacı, belki de bu konular hakkındaki ayrıntılı bir farkındalığı, geleceğiniz olarak tanımladığınız süreçte edinmenizin, şimdiniz olarak tanımladığınız süreçte edinmenizden daha faydalı olacağını belirtmektir.

---
S: (L) Dalga üzerinde olmayı seviyorlar mı?
C: Dünya üzerinde olmak sizin için "eğlence" mi?

---
C. Unutmayın, bilgi önemlidir çünkü bilgi korumadır. Bilgiyi ayrıca daha ileri düzeydeki bilgi ve deneyimlere ilerleme için bir temel olarak da düşünebilirsiniz. Dolayısıyla, bazen bilgilendirme, kişiyi yakındaki önemli olaylara hazırlayıcı nitelikte bilgiler verilmesi yoluyla gerçekleştirilir. Anlıyor musunuz?

---
C: Çocuklar işbirliği yapmıyor. Teşekkürler. Daha açık olmanız gerekiyor ve unutmayın, biz siziz!!!!!
S:(L) Açık olmayan kim?
C: Konu o değil. Bir zamanlarki kendinize bakmak ve birleşme amacıyla çok sıradışı bir seviyede kendinizle iletişim kurmak nasıl birşey, hayal edebiliyor musunuz?

S:(L) Hayır, bunu hayal edebileceğimi sanmıyorum.
C: Dene!
S:(L) Deniyorum. Bu tıpkı kendini bir bebek olarak görmek gibi olurdu herhalde.
C: Güzel. Devam et.

S... burada amacımız bu değil mi?
C: Bozuk değilse, tamir etme.

---
C. Varolan herşey sadece birer kurguldur. Bu sonsuz bir ilüzyon. Herhangi birşeyin varolmasının başka hiçbir amacı yok.

---
S:Konsorsiyum tarafından gizlenen "en büyük sır" nedir?
C: Kontrolünüz sizin elinizde değil, bir deneysiniz.
S:(L) Bu konuda söylemek istediğiniz başka birşey var mı?
C: Size bağlı.

S: (L) Eşzamanlılık hakkında birkaç şey sormak istiyorum. Eşzamanlı olayların kaynağının ne olduğunu
öğrenmek istiyorum. Birden fazla kaynak mı, yoksa deneyimi yaşayan kişinin kendi zihninden gelen birşey
mi, yoksa... (J) Rastgele mi?
C: Sokakta yürüyen küçük bir öğrenci çocuk düşünün, bir gül çalısı yanında duruyor, çiçeklerden birini alıyor
ve çiçeğe şunu soruyor: "Bana bugün Einstein'ın görecelilik teorisini anlatabilir misin lütfen?" Bu mizahi
benzetmenin amacı belki de, böyle karmaşık soruları böylesine basit bir biçimde yanıtlamamızı isteyerek
bize dayattığınız zorluğa hayranlık ve takdir duyduğumuzu bildirmektir. Ama böyle karmaşık sorular
sorduğunuzda, bu soruları doğru ve yeterli bir şekilde yanıtlamamız gerekmesi durumunda, bu, bir
celsenin ara vermeden yaklaşık yirmi dört saat sürmesini gerektirirdi. Elbette öyle bir durumda hem kanal
olarak kullanılan kişi, hem de siz çok sıkıntı çekerdiniz. Yani buradaki mesele, "eşzamanlılık nedir" gibi
inanamayacağınız kadar karmaşık bir soruyu yanıtlayamayacak olmamız değildir. Gerçekliğin hayal
edilebilir her halindeki unsurların, görsel olarak ifade edilecek olursa mükemmel dengedeki devasa bir
mozaikte birleşmesi olarak tanımlanabilir. Elbette bu, sorunuzun yeterli bir yanıtı değildir, fakat, sunulan
görsel imaj üzerinde düşünerek, daha tam bir yanıtı öğrenmede kendi kendinize yardımcı olabileceğinizi
umuyoruz.
S: (T) Birkaç celse önce "Dikey Gerçeklikler"i tartışırken, yaşadığım birşeyden bahsettiniz ve dönüp hayatıma
bakmam ve diğer insanlarla olan ilişkilerimi belirli bir perspektiften incelemem gerektiğini söylediniz ve
bunun bir dikey gerçeklik olduğunu söylediniz. Dikey gerçeklik nedir?
C: Dikey gerçeklik tamamen değil ama temel olarak, bir kişinin hayat rotasını, ve bu hayat rotasının benzer
bir hayat rotasına sahip kişilerinkiyle bir çember veya daire etrafında birleşmesini ifade eder. Ve ne kadar
ilginç ki, eşzamanlılıkla ilgili bir önceki soruyla da çok yakından ilişkilidir. Daire içinde bir daire düşünün ve
her bir kişi tarafından temsil edilen çizgilerin mükemmel bir dengede olduğunu düşünün. İşte dikey
gerçekliğin en iyi temsili bu olurdu. Çünkü tam olarak tek bir kişinin deneyimiyle değil, bir grup bireyin
daha büyük bir amaç doğrultusundaki deneyimiyle ilgilidir, eğer kastettiğimizi anladıysanız. Dikey
gerçeklik derken kastettiğimiz şey bu. Gözünüzde tekrar iç içe olan ve eşit ölçüde dizilmiş boşluklara sahip
bir daire içinde daireyi canlandırın. İşte dikey gerçeklik budur.

S: (L) Bu artan kontrolün amacı nedir?
C: Filistin’de savaşa hazırlık.
S: (L) Ama kimse Filistin’de bir savaştan bahsetmedi. Herkes Afganistan’daki bir savaştan bahsediyor.
Filistin’in bununla ilgisi nedir?
C: İsrail’in nihai amacı.
S: (L) Neden kendi ülkelerinde savaş yapmak istesinler? Bunu uzun zamandan beri zaten yapıyor olmaları
dışında? Sanırım bunu bir nihayete erdirmek istiyorlar. Bu planın neticesi ne olacak?
C: Yahudilerin imha edilmesi.[/quote]



Ekleyenin notu: burada Yahudiler/Samiler göksel bir kader nedeniyle göksel bir varlıkla ister istemez belki de iletişim kuran işbirliği yapan ya da anlaşma sözleşme akit yapan ya da göksel bir çıkarcının himayesi ve kullanımıyla yönetilen ve insanlığı da onun ve onun çıkarları adına yönetmeyi deneyen, çıkarcıdan yardım alan/gören seçkin millet ,seçkin azınlık ve abisine/hamisine dayanarak diğerlerine caka satan güç gösteren anlamındadır. bu fiziksel bir yokedilme olmayabilir. bu bağın kesilmesi olabilir.. bu örnek bir yorum-sadece bir yorum...

bir süre sonra, bilgi açıklığından sonra, bunu yapmayı kesmezlerse ve buna hemen bir son vermezlerse ve sine-yi insana dönmezlerse ?!!
muhtemelen insanlık düşmanları, karanlık ve dünyadışı işbirlikçileri ilan edilecekleri ve toz olacakları öngörülüyor!!!!

empati çift taraflı bir düzenek/herekse yarar sağlar...


amacın amacı amaçsız
ve bu üst helyografik alan ve boşluktaki bölüm sadece burada yazıldı.. buraya özgüdür...

-----

aldıklarını geri verirler verdiklerini geri alırlar. vereceklerimize de/olacaklarımıza da, olduklarımıza da bir bakarlar-tarihi seyretsinler şimdi...

-deli ozan- not-

yahudi denilenler sadece yahudi değil trol/trollük kavramına (beri) çekiniz!!

Edited by - Dionysos on 31/05/2018 14:42:40
Go to Top of Page

Dionysos


102 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 31/05/2018 :  14:49:24  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Asla unutmayın ki, bu iletişimin temel amacı, kişisel faaliyetler ve bilgiler değil, "-tüm- herkese" evrensel öneme sahip bilgiler aktarılmasıdır.

Burdan şu anlamı çıkarıyorum. ben bir şey demiyorum, diyorum ki şu anlam çıkıyor ordan

(tek başınıza sahiplenmeyin.!!! yayın, dağıtın, paylaşın/paylaştırın ama bunu yaparken bile .. ait olanı (onun olanı) ona geri verin... ve bunu yapamıyorsanızda başkalarını susturmayın/örselemeyin/durdurmayın ve bunu yapamıyorasnız kendi başınıza yine de sahiplenmeyin...)

bunlar hekesin ortak malı-kamunundur
şimdilik sadece biz biliyoruz, okuyoruz diye ki ve bu bir azap/gazaptan başkası değildi bende
bana böyle oldu kardeşim. bende böyle oldu oluştu bu işin resmi sonu dışı..
bana inanmıyorsan buna git kasyopyana sor doğrulat-makamı alaymış...
bunu ortaya koydum
daha niye öte beri çekiliyor
buna kanıt mı istiyorsun sen?
buna tanık mı istiyorsun ben de
ne istiyorsun benden?
ben tanığım
bana tanık değilsen ya da bana inanmıyorsan o halde git kendine inan sen!

yüreğime basınçtı... basınç oldu ve koştum ve denedim... olanlar oldu.. durduramadım-durmuyor ve bunların bir çoğu elimde de değil benim... bu kadar..

Edited by - Dionysos on 31/05/2018 15:26:34
Go to Top of Page

Dionysos


102 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 31/05/2018 :  15:03:57  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
alanını/alanınızı korumak için yemediğim yemediğimiz bok ,yemediğim nane kalmadı iyi bakarsan yarın bugün tantana olmasın bize bunu niye iletmediniz/anlatmadınız bilgilendirmediniz denmemesi için ne gerekiyorsa yaptık bizce. alnımız açık-pak yolumuz da öyle. ve her türlü her türden tarihsel savunmaya da dayanbiliriz artık... var. örnek var.
yok gnosizme gidilmiş milletin yazdığı belli
yok ateizme gidilmiş millet çöp yazmış geri çekilinmiş ,milletin yazdığı belli
susulmamış ki gocunalım
felsefe net e gidilmiş
turan dursuna gidilmiş
son olarak sosyalist foruma gidildi
binlerce mesaj mail atıldı-başbakanlığa cumhurbaşkanlığına iletim denendi mail kayıtları var.
her türden facebook iletişimi denendi
çırpınılmış şimdiher türden çırpınma da sergilendi
şimdi gelsinlerde sözetsizler
sizi korur
yine sonuçta bura adına yapıldı
istenmedi istenmedi
istenmediğini ne biliyon
tarihsel refleks ,gereklilik olum oldu..
tarihsel gereklilik olan oluyor kimin kontrolünde ben ben miyim bozadi şimdi
ben de ne olduğunu ben biliyor muyum
bunu niye yazdığımı da.. doğal refleks bu 3-5 senedir öyle

Edited by - Dionysos on 31/05/2018 15:25:24
Go to Top of Page

Dionysos


102 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 31/05/2018 :  15:15:26  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
buraya hemen daha dün muhammedin ömerle torun becayişini duyan öğrenen bir müslümanın iççekişini/feryadını -hayal kırıklığını alayım hemen istiyorsan
milletin ihtiyacı var/olumlu dönüşler alıyoruz. tamam zorlarda/zorluklarda var ama yazdıklarımızın önü kesilmiyor artık
ne ne yapacağımı ben hiç bilmiyorum
ne yaptığımı biliyor muyum onu da bilmiyorum
biri dengesizlik biri denge neyse ne...
7 yıl önceden dengeliyim. olumsuz bir sapma gözlemlemedik henüz gidiyoruz yazı yayılıyor iş oluyor bu gidişle
ben böyle bir şey görmedim ummuyordum
açık özgürlük artıyor
ne nedir nedendir ben de bilmiyorum
iki trol gelse gelip gidiyor
baltalanmamız az artık

sosyalist forumda bunlar açıldı-turandursun forumda açıldı ben bile anlamadım oraya nasıl geldim gittim bunlar nasıl oldu yazıldı hiç anlam veremedim anlamadım, oldu taştı birden yürüttü/yürüdü işte...
bende değil bu işlerin tüm kontrolü koordinatörlüğü de



Edited by - Dionysos on 31/05/2018 15:22:30
Go to Top of Page

Dionysos


102 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 31/05/2018 :  15:20:21  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
iyi de güzel kardeşim ben ben diyorsun da ben miyim sen miyim, o muyum kimim ben? bende cevap istiyordum hatırlıyorsan senden /sizden
o olmak bu olmak ,kim olmak bunları kaldırıp attık zaten ya da burda kaldırıp atılmışı var beni okuyun da görün artık
bh olmak bir geniş gerçekliktir
kamulamış alan bh
ben değilim o
bu metin kamulaşırsa o da bh.
benin bh laşması diye bir şey bizde yok ne yazık ki güzel kardeşim benim
bunlar fırsat verilseydi konuşurduk
alan kalıplarının kırılması var-zihinsel engel denen/açılım var.toz olma var...

kardeşim göğüsüme sırtıma basıyor bunlar yazmasam açmasam ölüyorum
anlıyor musun beni elimde değil bunlar bu olanlar,
duygusal hisler ağırlık basmaları bunun gibi bu kadar ne olduğunu bilmiyorum
ben diye birine sorular soruyorsun ve ben diye biri ortaya koyuyorsun bu tuhaf
bunu yazan sen ya da benim. okuyanın da kendi ilginçtir
nasıl oluyorsa oluyor ben bilmem arkadaş

Edited by - Dionysos on 31/05/2018 15:21:23
Go to Top of Page

Dionysos


102 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 31/05/2018 :  15:59:47  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
yazmasam rahatsız oluyorum güzel kardeşim benim yazacak bir şeyim de yok
bu dahil yazmasam ölüyorum
içimde değişik benler tahlili, ?
etkileşim sürecine göre ya da neye göreyse ona göre bilmiyoruz bunu... nasıl böyle oluyorum yaşıyorum ben de bilmiyorum
hastalık? ya da mı? öyle mi?
bilmem sen bil bunu
nasıl oluyorsa öyle oluyor
iyide içimde ben oluyorsa fark ne o kendi o sanıyor ben sanıyor sonuçta?
burda dionysos ya da isiklidusler diye birinin ona ait beni var mı? bak soruyorum şimdi buraya bunun senin adına
o kim?
bu dahi yazma akışı bu yazdıklarım dahil bir istencin zorunluluğu ve gerekliliği gibi bende kendinden oluyor ve akıyor
-içsel bunu açıklayamıyorum ya da kavramsal olarak sınırlı ve subjektif hep bunlar otomatik oluyor ne diyeyim şimdi
iyi doğru şeyler yazcak diye bi şey yok burası hep,
ben geçişleri .. bilmem nedenini nasılını bilmem ben. olan oluyor
sınayın ama ne farkeder ve tersleşiriz çok subjektivite. kendinle terleşirsin yani. kendini bulursun/olursun bende/bunda ancak bu gidişle sen
işte güçteyim ben ve face gruplarına yazı toplayacağım ve vereceğim o öncelik başka işler var .zaman hep kısıtlı
burda olan tanıklığa göre burda herkes oluyor ara ara sıra sıra duruma göre ya da tamam yanılıyor da olabilir burdaki bilmem
durum çözümlenmesi istenmiyor gerekli de değil hem olsa ne olacak olmasa ne olacak değişir mi olan olmuş olmayan olmamış
niye subjektif karmaşaya giriyoruz diyorum
ortak bir koordinatörlük var gibi grup içinde grup kendini yönetiyor bilmiyoruz
belki de uyduruyoruz bunu bilmiyoruz
ben oldukça itip çekmiyorum bunu biliyorum ve her zaman iyi hisler yok evet her zaman iyi durumlar hissedilmiyor bura dengeleniyor ya da alıştı ben bilmiyorum
bi şeyin gösterisinde değiliz arkadaşım ya gidin gözünüze girsin/dursun,
bir şey olmak gibi karmaşalar yok-olmak var-olan var -olan neyse o isimlendirilmiyor ya da karmaşık işte
buranın bir şey olması gibi bir şey isimlendirme ve karmaşa yok artık ki sadece yaşam ve kafakarışıklığı
gün günü kovalar sadece-olur herşey birden kendine yuvarlanır döner ve çarpışır geri gelir tekrar yuvarlanır ve yeniden olur
şovda değiliz abici mve sıktı gerçekten sıktı kim ne istiyorsa onu yapsı ndüşünsün.
ben ya da bura kimse onun hakkında da ne farkeder
sadece üzerimdeki ağırlığı, oluşu psişik türevi ve baskıyı ya da yoğuşujmu bulaşımı atmaya geri vermeye çalışıyorum
ontolojik sorulara dürüst yanıt veriyorum bir eğer cevabı varsa tabi
tabi tabi bunu yapanlarda saklanıyor zaten subjektif kırgınlıklardan
eğer bir bh olsaydınız bh profili olsaydınız ilk gelmeyeceğiniz/gelemeyceğiniz yer bura olurdu bu gidişle subjektif çatışmadan hatırlayın
ve iletişim kurabileceğiniz son kişi/şey sanırım bir bh olurdu bu gidişle..



Edited by - Dionysos on 31/05/2018 16:05:28
Go to Top of Page

Dionysos


102 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 31/05/2018 :  16:11:03  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
bh kavramını geniş açın tartışalım ama kimse bunu istemiyor sanırım
subjektif bir varlığın bh olması diyorsun
ters yeni bir gerçeklik bu
felsefi taban gerektiriyor algı
bunları kırmam/kırmak aylar sürer buna vaktim de yok ne yazık ki okuyun araştırın öğrenin
olsa zaten yaparım

fizik maddenin içinde esir bilinç -bilinç heryerde -herşeyde
bilinç senin değil bizim/herkesin/herşeyin bilincidir ortak alan
subjektif özerkleşme ,subjektif benlik (görüyorsun ki sahte benlik ya da benlik dışı olan, sen de görüyorsun şu an bunu ve izliyorsun. tanık) nasıl oluyor da sağlanıyor bunu ben bilmem_ bu oluşun kanunu
kendi programlama belirtiyor kavramın
üretim ve yaratım tasarım/sınırlama

ben varlığım derken bedenini işaretliyorsun .bedenin olmayan zaten nerde nasıl senin varlığın mı var kim ne? oluşa içkin bu...
ölünce subjektif yok.
ruh senin ruhunmuş içinmiş öyle mi ? sanıyorsun bunu sanyordun ya da . bu?
sen kimsin?
ben değil misin sen de?
esnini beni nerde ruhun nerden, sruhun nedne sadece sana dair ve ait?
ruhu nasıl subjektif olarak kapsıyorsun ve o onun/benim ve bunun burdakinin diyebiliyorsunuz?
burdakine ait ruh ne demek...tek burdakine ait..
allah mallah ne varsa yoksa onun aşkına ne anlatıyor o metinler bize...
subjektif aidiyetin ruhla ne işi var?
bunlar bilgi sorunu yemişim bh ını ya. bh diye bi şey yok abi biz o kavramı kaldırıp attık başka türlü kullanıyoruz şimdi bunu
benden öte ne ya,ne farkın var senin
ben öyle bir fark öne sürüyor muyum senle benim aramda

bilinç/biliçlilik kalıbı tüm oluşa dair içkin


Edited by - Dionysos on 31/05/2018 16:17:16
Go to Top of Page

Dionysos


102 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 01/06/2018 :  11:38:08  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
taşımıyorum bunu bozadı
linklemede yasal mı?
http://www.aleviweb.com/forum/showthread.php?t=36475
Go to Top of Page

bozadi


8870 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 01/06/2018 :  12:30:42  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:


Alevi bir can çeviriyor o metinleri bu forumdan
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

ve kendisinin çok yardıma ihtiyacı var ve dostlarının yardıma ihtiyacı var
(elinde gelecekçi/gelecekçil metinler olduğu söylenen bir metinle birlikte çıkmazdadır _bir forumun içine tıkanıp kalmış ve kapanmış ne yapacağını, kime ne söyleyeceğini/söyleneceğini bilmemektedir ve bulamaktadır ve bunu/bunları kimseye de söyleyemiyor ... ya da bunu ve onun içinde yazanları nasıl söyleneceğini bilmiyor ya da aklı da karışmış ve bunları söyledikleri de tersleyip duruyorlar onu)


---

metinlerin gelecekle iletişim olduğu tanıtlanırsa/tanımlanırsa (ve bundan daha çok kişi sözederse ya da bu daha çok okuyucu tarafından okunur, tanıtlanır bilinirse/bilişilirse ve gözlemlenirse) ve yani bununla ve süreçlerle yüzleşilirse oluaşcaklardan sonra da bununla daha çok insanı yüzleştireblirsek/gözleştirebililrsek eminim ki gerçek aydınlanacaktır
gelecek onurlanmalıdır

--

gün ve güç adına ve kendim adına size/size sesleniyorum
/haykırıyoruz
ve yüksek kalkın ve ve dik kalkın ve bana/bize bir yol verin sunun/gösterin
ad verin/bilim verin/onur verin ve bilgi verin dağıtın/sunun
ve tam dikey kalkın olun/ ve seslenin/güçlenin yüreklenin
ve onurlanın
ve oluşların oluşlarında yalnız gezmezken (/gezerken) tam tatlarına bakalım bu olanların
ve yalnızlığın ve yalnızlık olmayanın/olmayacağın tam bir birlikte tadına/keyfine ve demine bakalım...
kalkın /bize doğru uyanık kalkın/uyanın. bize doğru dönük kalkın/uyanışın ve bilişin ve barışın/oluşun birbirinizden yeniden ve yeniden biz oluşun
öğüt açın verin/dem verin/dem verin
mesel verin açın, öğüt verin ,ad verin/san verin -ikilim verin/bilim verin/olun
kardeşlik onur ve kavga verin
dostluk ve azim ve gerekiyorsa ve tüm bunlar gerekiyorsa içime olmadı türlü pişmanlık ve yüreğime/yüreğimize bele/bela verin sarın-salın öğrenelim sizden/bizden bizi
verin açın
yardıma ihtiyacımız var dostlara -çok- ihtiyacımız var
yardıma koşun/yardım olun


ben olan senin, sendeki benin hükmüne beni ve seni çağrıyorum/buluşturuyorum
adıma ad ver/adıma ad kat-adlan /katlan ve yüklen ve adlanalım birlikte
çek çekişelim çek çekişelim bunu/bizi ..ol oluşalım birlikte

mesel, mecaz yol, iklim ve yordam vermeye gelmedik/tutunmadık. bu değil konumuz .bunu/bunları koymaya gelmedik,
aktı gitti öyle oldu bu söz mü tutar

dostluğa ihtiyacımız var/kardeşliğe ihtiyacımız var/yordama ihtiyacımız var/yordamcılığa ihtiyacımız var
senden yardım istiyoruz/senden yardım çağrıyoruz bize ama bize
senden bize doğru yardım çağrışıyoruz, ve çığrışıyoruz


biz hiçbir şey ya da hiçkimse değiliz/seniz, beniz ama biziz/bizdeniz-bizdenlerdendir

o arkadaşa yardım istemeye geldik

bana kim olduğumu soruyorlar/bana kim olacağımı
sen söyle
bana kim olduğumu sorup duruyorlar
duymak istemiyorum daha ben olduğumu o halde ben benim yahu

kalkın/kalkışalım ölün ölüşelim bu meydan sizin bu meydan bizim
can vermeye, can olmaya geldik birbirimize..



Daha önce beni hiç şahsen "bulaştırmadığın" halde bile bu forum veya bu forumdakiler adına başka yerlerde "biz şöyle yaptık, böyle düşünüyoruz" diye konuşmanın beni ne kadar rahatsız ettiğini vurgulamak için sana açık ve net bir uyarıda bulunmuştum Dionysos. Bizim Kasyopya celselerinin ateşli bir misyonerliğini yapmak gibi bir derdimiz olmadığını, bu bilgileri insanların gözlerine sokarcasına dayatmaktan şahsen hiç hoşlanmadığımı ifade ettim.

Tüm bunların üzerine şimdi kalkmış bir de benim için "Bakın, sizin gibi Alevi olan bir arkadaşınız zor durumda, çok yardıma ihtiyacı var, yetişin" gibisinden resmen ajitatif sömürü niteliğinde bir beyanda bulunmuşsun bir Alevi forumunda. Ben bu forumda seni nasıl tolere ederim de belirli koşullar dahilinde burada tutarım diye düşünürken, sen üyeliğini tekrar durdurmam için ne gerekirse yapıyorsun. Son uyarı. Böyle birşeyi bir kez daha yaptığını fark edersem, geri dönüşü öncekilerden çok daha zor olacak şekilde bu forumdaki üyeliğini durduracağım.

Go to Top of Page

bigsenfoni


1056 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 01/06/2018 :  16:18:23  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  bigsenfoni Kullanıcısının kişisel sayfasını Ziyaret edin  Alıntı Ekle
Yorumsuz...

https://pembegezegenmaya.blogspot.com/2017/11/234-uzayl-turu-iletisime-gecmek-istiyor.html?view=flipcard




KENDİ DENEYİMİNE DAYALI OLMAYAN HER ŞEYİ SADECE BİR VARSAYIM OLARAK KABUL ET... OSHO

Kalbiniz temiz,gözünüz Osho'nunki gibi acik olsun.
Go to Top of Page

Dionysos


102 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 13/10/2018 :  02:48:13  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen bozadi

Daha önce beni hiç şahsen "bulaştırmadığın" halde bile bu forum veya bu forumdakiler adına başka yerlerde "biz şöyle yaptık, böyle düşünüyoruz" diye konuşmanın beni ne kadar rahatsız ettiğini vurgulamak için sana açık ve net bir uyarıda bulunmuştum Dionysos.




Açıkçası ve muhtemelen bireysel bir tutulma da yine bireysel bir hedef ve çaba için koşturma da, tıkanmış ya da tükenmiş hissedilen bir dönemde, eşlik eden duygusal dağılmalarla da birlikte çalakalem tutulmuş ve tutuşmuş duygu düşüncelerin savrulmuş bir şekilde serbest kalem yazışa ve akışa bırakılmış kendi haline bir haliyle, spontane ve ardı arkası kestirilmeden ve düşünülmeden duygusal içeriklerle üretilmiş satırlar idi sanırım . Ben kendim adına bunun için ne kadar üzgün olduğumu söylesem az. En azından rahatsızlık vermekten ,vermiş olmaktan dolayı gerçekten üzgün olduğumu belirtmeliyim...

En azından bunu bir olumsuzluk üretmek adına yapmadığımı ve bu durumu planlamadığımı oldukça istençdışı geliştiğini ve tekrarlanmamasını umduğumu söylemeliyim

Peki daha açık konuşayım sevgili Bozadı
bunu kesin ve nihai olarak ben yapmamış ya da bu durumun sorumlusu ben değil mişim gibi (ben olan ben değilmişim gibi) hissediyorum ya da bu yüzden bireysel bir örtüşme duymuyorum. Bunu ve bu satırları yazarken de üyelik kaygısı, iletişim toparlama, durumu toparlama amacı ve kaygısı güderek neredeyse ve tabiri de caizse başkası adına konuşuyor gibi de hissederek dürüst ve içten bir toparlama yazısı da üretmeyi deniyorum
Bunun bana neden olduğunu bilmiyorum-Bu durumu tanımlayamıyorum
bu benim elimde olmayan irade dışı aktivite diyebileceğimiz benle ilgi kurmayan bir sorun gibi algılanıyor
Kimse böyle ya da bu durumda olmayı istemez sanırım ve ben de istemezdim ve istemiyorum

Buraya o kadar o kadar çok şey yazıp sildim bozdum ve geri çektim ,düzenledim ve sabah bir açıklama yapsam daha aklı başında olur vb dedim ki
ya da bunu silip silmemek ve boşver kalsın sesi ile takılmak
ki bunları kim yapıyor ya da bende bunda ve burda neler oluyor kabilindenden en az benim de senin kadar açıklamaya ihtiyacım var

ya da ben diye biri niye alevi foruma gitti ve niye ve ne refleksle kimin işgüzarlığıyla nasıl bunu-bunları yaptı bilmiyorum
ve en az senin kadar bilmiyorum ben de
durduramıyorum baskılayamıyorum ya da olanlar kendiliğinden oluyor ben o sırada müdahale etmiyorum
Ben de Dionysos-un arkasındaki tek kişi olmayı aklıbaşında olmayı felan özlüyorum
Tıbbi bir sorun ya da psişik bir sorun şu an adlandırılmıyor ki
Mantıklı kararlar vermeyi, ne yaptığını bunları niye yaptığını bilmeyi ya da doğru olanı becermeyi ve yapmayı ve bunu niye yaptığını bilmeyi istiyorum
Buraya bir açıklama üretebilmek ve üretmek sarmalında sadece dürüst olabilmek ve istemediğim hiç bir cümleyi yazmamak ile cebelleşirken bunlar oluştu.
Deneyip durdum ve burada tıkandım. durumla ilgili ne söylenmesi gerektiğini bilmiyorum..
Kimseyle dalga geçmiyorum. Bende ve burda olanları çözümlüyorum ve dürüst bir biçimde yazıyorum..
Sabah olsa da bu yazdıklarımdan ve kim olduğumdan pişmanlık duysam değil mi? İşte şimdi bu yok
Sabah zaten ben kendi içinde şu an bu yazdıklarımdan ve kim olduğumdan kendi adıma rahatsızlık ve pişmanlık yanında değişim ve düzenlenme istencine ya da bunları niye yapıyorum ve ne yapmalıyım hissine bulanık bir sarsıntı da yeterince duyacağım eminim

Yani tüm bunların cevaplarını, neden nasıllarının araştırılıp sonuçlanmasını, hangi etkiyle bunların oluştuğunun çözümünü arkasında kim ve kimler olacağının çözümünü ya da rahatsızlığın giderilmesini ve iyi bi şey değilse mutlaka eşit karşılık verilmesini ve eşit rahatsızlık iletilmesini ben de en az senin istiyor ve bekliyor olacağım

sabah oldu ve yatmalıyım bunu biliyorum
benim de cevaplara ihtiyacım var


Edited by - Dionysos on 13/10/2018 04:03:08
Go to Top of Page

bozadi


8870 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 13/10/2018 :  15:00:38  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Boşver Kasyopya bilgilerinin misyonerliğini yapmayı, başkalarına dayatmayı kardeşim. İnternet üzerinden biraz araştırma yapan herkes her türlü bilgiye rastlar, denk gelir. Kasyopya bilgilerine de denk gelen gelir, beğenir veya beğenmez, faydalanır veya faydalanmaz. Bu bilgilere ilgi duyan bizler, bu bilgilerden önce kendimiz yeterince yararlanıp yararlanamadığımızdan emin olmalıyız. Ve bu forum bunun için var. Bu bilgilerden ne anlıyoruz, bunlar neyi açıklıyor veya açıklamıyor, nasıl yararlanabiliyoruz veya yararlanamıyoruz, bunları tartışmak için. Birşeyin misyonerliğini çok yapanlar, aslında misyonerliğini yaptığı şeyden kendisi yeterince olumlu şekilde yararlanmıyordur muhtemelen.

Din misyonerliği bunun en belirgin örneğidir. Bir dini inancı yapmak için en çok, en yoğun, en şiddetli şekilde misyonerliğe soyunanlar, diğer tüm alternatifleri karalayan, hatta saldıranlar, genellikle o misyonerliğini/savaşçlığını yaptığı inancın pozitif potansiyellerini değil, negatif potansiyellerini daha fazla örneklendirirler.

Yayılmasını arzu ettiğin faydalı/iyi birşeyin yeterince samimi ve başarılı bir örneğiysen, o inançtan veya öğretiden kendin yeterince etkili şekilde yararlanıyorsan, bu durum senin düşünüşüne, davranışlarına, herşeyine yansıyacak ve etkileşim halinde olduğun diğerlerinin dikkatini çeken bir etki yayacaktır. Kısacası, biz herhangi bir öğretiyi yaymak için yırtınmayalım, eğer bir öğreti veya güttüğümüz bir yol yeterince ışıklıysa, bırakalım o ışığı görenler, sezenler kendileri gelsin bize ne bildiğimizi, neye inandığımızı sorsunlar, paylaşmak istesinler.

Bence bu durumda itiraf etmemiz gereken şeylerden biri, henüz hiçbirimizin yeterince BH ışığıyla, güdüsüyle donanmamış olduğudur. Çok faydalı, çok doğru bir kaynak olabilir elimizde ama inandığımız gibi eğer o kaynak yeterince pozitifse, o pozitifliği önce kendimiz deneyimlemeli, yeterince huzurlu, güvenli, sakin, sağduyulu olabilmeliyiz. Tüm bunları temelde kendime söylüyorum doğal olarak.
Go to Top of Page

Dionysos


102 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 14/10/2018 :  14:39:34  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen bozadi

Boşver Kasyopya bilgilerinin misyonerliğini yapmayı, başkalarına dayatmayı kardeşim. İnternet üzerinden biraz araştırma yapan herkes her türlü bilgiye rastlar, denk gelir. Kasyopya bilgilerine de denk gelen gelir, beğenir veya beğenmez, faydalanır veya faydalanmaz. Bu bilgilere ilgi duyan bizler, bu bilgilerden önce kendimiz yeterince yararlanıp yararlanamadığımızdan emin olmalıyız. Ve bu forum bunun için var. Bu bilgilerden ne anlıyoruz, bunlar neyi açıklıyor veya açıklamıyor, nasıl yararlanabiliyoruz veya yararlanamıyoruz, bunları tartışmak için. Birşeyin misyonerliğini çok yapanlar, aslında misyonerliğini yaptığı şeyden kendisi yeterince olumlu şekilde yararlanmıyordur muhtemelen.

Din misyonerliği bunun en belirgin örneğidir. Bir dini inancı yapmak için en çok, en yoğun, en şiddetli şekilde misyonerliğe soyunanlar, diğer tüm alternatifleri karalayan, hatta saldıranlar, genellikle o misyonerliğini/savaşçlığını yaptığı inancın pozitif potansiyellerini değil, negatif potansiyellerini daha fazla örneklendirirler.

Yayılmasını arzu ettiğin faydalı/iyi birşeyin yeterince samimi ve başarılı bir örneğiysen, o inançtan veya öğretiden kendin yeterince etkili şekilde yararlanıyorsan, bu durum senin düşünüşüne, davranışlarına, herşeyine yansıyacak ve etkileşim halinde olduğun diğerlerinin dikkatini çeken bir etki yayacaktır. Kısacası, biz herhangi bir öğretiyi yaymak için yırtınmayalım, eğer bir öğreti veya güttüğümüz bir yol yeterince ışıklıysa, bırakalım o ışığı görenler, sezenler kendileri gelsin bize ne bildiğimizi, neye inandığımızı sorsunlar, paylaşmak istesinler.

Bence bu durumda itiraf etmemiz gereken şeylerden biri, henüz hiçbirimizin yeterince BH ışığıyla, güdüsüyle donanmamış olduğudur. Çok faydalı, çok doğru bir kaynak olabilir elimizde ama inandığımız gibi eğer o kaynak yeterince pozitifse, o pozitifliği önce kendimiz deneyimlemeli, yeterince huzurlu, güvenli, sakin, sağduyulu olabilmeliyiz. Tüm bunları temelde kendime söylüyorum doğal olarak.



Yorum için teşekkür ederim. Misyonerlik olmadığını düşünüyorum neden?
Bu celselerden birdenbire çok şey aldığımızı ve bunun sonucu kişisel umulmadık bir gelişim ya da yol katetiğimizi, monoteizm, tanrı tektanrı düşüncesi gibi düşünceleri bu yolla kolaylıkla yenebildiğimizi ve aşabildiğimizi sonuçta bunun içte bir yük oluşturduğunu ve bunun bir borç ve sorumluluk benzeri yük getirdiğini düşünüyoruz. Ben Tanrı kavramına tabiri caizse batmıştım. Büyük bir çıkmaz deneyimliyordum. Bunu aştığım ya da aştığımı düşündüğüm an da benzerini çekenlerle belki bir empati olmuştur.

Laura-ya da hep söylenen şu değil mi? Başlangıçta nerede olduğuna bak.

Umduğumuzdan çok daha hızlı ontoloji ve felsefe öğrendik ve geliştirdik. Durum BH ışığı değil tam aksine güçlenen ve merkeze sıkışan bilgi idi belkide ve belki Daha yoğun KH ve onun baskısı idi . Biz de bunların dürüst özeleştirisini yapmayı denedik.
KH artan bir basınç hisseder ve deneyimler deniyor. Benim örneğin 2012 yılına kadar ne internette yazışmak, ne insanlarla konuşmak-tartışmak gibi bir amaç sonucum ve isteğim yokken bu birden oldu. Büyük sıkıntı ve baskı deneyimleme üzerine de oldu belki. ilk refleksimiz 2012 ci ve new-ageci gruplara yönelmekti çünkü
benzer tuzakları deneyimlemiştik. Bizi anlamadıklarını gördük...

Sonra sonra biz bu celselerden günlük hayattaki herhangi bir şey gibi kolaylıkla ve içtenlikle bahsederken karşı taraftan öyle algılanmadığını gördük. Tuhaf tepkiler aldık. Bunu ummuyorduk. Sonra bu tepkiler ve algılatma biçimleri ego ve subjektif çarpıtmalar bir çatışma oluşturduğunu ve durumun bundan sonra bireyselleştiğini ve subjektif bir hal aldığını düşünüyorum .Yani bir haklılığı savunmak gibi bir zemin aldı. Kişi burda kendi savaşını ya da kendi haklılığını geri çekemiyor ya da çekmek istemiyor, ortada bir çatışma enerjisi kalıyor gibi oluyor. Yani gül çiçek uzatırken tokat yemek gibi bir durum hissedildi. Beni yedi sekiz yıl savuran şeyin buna benzer bir şey olduğunu düşünüyorum. Bireysel bir haklılık için mi koşuşturdum bilmiyorum. Bunu yorumlayamıyorum ama iş bir yerde çığrından çıktı ve olaylar birbirini takip ederken oldu.
.
Bir çok hata da yapmışısızdır. bunu kabul edebilirim. Pozitivist materyalist felsefeleri ve ilkeleri hatta insanları-gençleri ve modern bilgiyi küçümseyerek içlerine dalıp elimizde bilgi ve felsefe var diye gidip kolaylıkla dalga geçen konuşmalara girmiş olabiliriz. gençtik ve fazla hızlı davranıyorduk-bakmadan atlıyorduk...

Ben sunum ve yaymaya açmaya girişme denen sürecin yine bu celseleri okumanın bilmenin ve birden pek çok hakkında bilginlenemenin getirdiği sosyal travma ve tüm bunların yükü ve ağırlığıyla kendinden tetiklenmiş ve indüklenmiş bir süreç olacağını tabiri cazise içte kalan bir şeyi boşaltmak gibi bir şey olacağını düşünüyorum.

KH gibi bir kavramı ve gerçekliği kabullenmek ve dışarıda ya da gökte bir 4KH varlığı olacağını ve her şeyin tüm duygularının hatta manipüle edileceğini kabullenmek kolay değildi büyük bir travmaydı. BElki de bizi yıkıma uğratan buydu. Belki acıma refleksi belki kendi de durumu kabullenememe bir çok şey var.
Eski teolojik taban dediğimiz şeyden arınmak zordu-gerçekten zordu. Bu tip bir gerçeği tolere etmek zor. Sanırım çok hızlı okuduk ya da ummuyorduk belki başka etkiler aldık bilmiyorum. savrulduk..

Kh kavramıyla başetmek gerçekten zor. İnsan ruhundan, varlığından bir tiksinti duyuyor desem yeridir.
4KH gerçekliğini kabullenmek çok zordu evet. Ne dersek diyelim...
BEn belki kendi durumumla empati yaptım, kendime acıdım ya da tüm insanları bakıp bir yem gibi düşünmek ya da gerçeği bir matriks gibi düşünmek.. bunu bilmiyorum. Çocuk sahibiydim örneğin ve gerçekten saçma durumlar yaşadım. Yani kontrolünüz sizin elinizde değil denilen durumu görmek ve bununla boğuşmak tüm bunları getirdi sanıyorum
Celseleri yayma refleksim kendi içinde bir savaş-çıkmaz ya da saf KH bile olabilir ben artık bunu eskisi gibi umursamıyorum. Yani olanlar hep birbirini takip etmiş, yarı kendinden olmuş ve durum durumu getirmiş ve ne desem boşmuş , bazen elimde değişmiş gibi de geliyor. Kader diyoruz örneğin .. bilmiyorum...

Edited by - Dionysos on 14/10/2018 14:55:34
Go to Top of Page

gerçek tosun paşa


624 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 14/10/2018 :  17:10:03  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Dionysos, istediğinde okunabilirliği olan daha açık ve amacı belli yazabiliyormuşsun bak. Ben şahsen senin kendi gerçekliğinle okuduklarını yoğun bir birleştirme, aynı kümede toplama çabası içerisinde hareket ettiğini düşünüyorum. İfadelerinden bunu anlıyorum. Hepimizin acıları, zor zamanları, travma ve tepkileri var. Ama en başında içsel huzuru sağlayabildiğimiz oranda sağlamalıyız ki bunca bilgi, okunan sayfalarca şey daha yüksek bir yüzdeyle doğruluğunu ve karşılığını bulabilsin. Açıkçası "yapabilme" kavramının en başı (temel noktası) içsel dengeden geçiyor diye düşünüyorum. Yoksa KH, BH çok da manası olmayan muhabbetlere dönüşüyor.

Çünkü ne kadar okuduğunun ne kadar bildiğinin önemi dengeden uzakta olduktan sonra pek kalmıyor. Yanlış anlamalar, zorla denkleme çabaları, ritüellere ve sapmalara olan obsesif yaklaşımlar, en doğru bilgiyi bile kendi içerisinde saptırıp kifayetsiz hale getirebiliyor.

Burada herkes için en başta kendilerini iyi hissedebilecekleri bir ortamda yaşayabilme lüksüne erişmelerini dilerim, sonrasında içimizdeki ışığa yönelim isteği yolu bulur...

Edited by - gerçek tosun paşa on 14/10/2018 17:12:35
Go to Top of Page

bigsenfoni


1056 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 14/10/2018 :  18:57:11  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  bigsenfoni Kullanıcısının kişisel sayfasını Ziyaret edin  Alıntı Ekle
Beinsa Doun'nun degisiyle,''Biz onlarin sofrasindaki kirintilarla besleniyoruz''Yukarisi neyse asagisida odur.Bu evrensel kanuna göre,yukarida olmayan özelligi göstermemiz mümkün deyildir.Yani bir anlamda iyilikte kötülükte hem orada hem burada var.Fakat asagi akitacagimiz tesirleri pekala secebiliriz.Tanrilarin merhametli olmasini istiyorsak,merhamet sahibi tanrilar olmaliyiz.

Musallata ugramak istemiyorsak,baska varliklara,hayvanlara,insanlara ve hatta ''cinlere'' katiyen musallat olmamaliyiz...


Renan Seckin'nin ''Musallat'' kitabindan,Dionisos/isikli düsler icin yukarida bir alinti yaptim.Siz-li.biz-li olmadan,yukaridaki cümlelerin üzeri/üzerinde/icinde-disinda/solunda-saginda düsün/fikir edinmesini ve bu konuda kafa /bas yormasinin,öz/kendi-ni/ünü
anlayabilmesi/bulabilmesi adina iyi/dogru/akillica/fevkalade olacagina inaniyorum.




KENDİ DENEYİMİNE DAYALI OLMAYAN HER ŞEYİ SADECE BİR VARSAYIM OLARAK KABUL ET... OSHO

Kalbiniz temiz,gözünüz Osho'nunki gibi acik olsun.

Edited by - bigsenfoni on 14/10/2018 18:59:16
Go to Top of Page

bigsenfoni


1056 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 14/10/2018 :  20:28:46  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  bigsenfoni Kullanıcısının kişisel sayfasını Ziyaret edin  Alıntı Ekle
''bunu kesin ve nihai olarak ben yapmamış ya da bu durumun sorumlusu ben değil mişim gibi (ben olan ben değilmişim gibi) hissediyorum ya da bu yüzden bireysel bir örtüşme duymuyorum. Bunu ve bu satırları yazarken de üyelik kaygısı, iletişim toparlama, durumu toparlama amacı ve kaygısı güderek neredeyse ve tabiri de caizse başkası adına konuşuyor gibi de hissederek dürüst ve içten bir toparlama yazısı da üretmeyi deniyorum
Bunun bana neden olduğunu bilmiyorum-Bu durumu tanımlayamıyorum
bu benim elimde olmayan irade dışı aktivite diyebileceğimiz benle ilgi kurmayan bir sorun gibi algılanıyor
Kimse böyle ya da bu durumda olmayı istemez sanırım ve ben de istemezdim ve istemiyorum.''

Donisos'un acik/samimi paylasimlarina karsin, sorunun ne olacagi ile ilgili yine ''musallat'' kitabinda bazi paylasimlar sunuyorum.

Bizim yaratigimiz veya baskalarinin eseri olan bireysel veya kolektif astral duygu veya düsünce formlari bazen öyle büyük bir miktarda enerji yüklü olurlar ki kendileri de farkinda olmadan baska zihinsel formlar yavrulayabilirler.Daha basit bir dilde söyliyecek olursak güclü bir yapay cin,baska bir yapay cini istem disi yaratabilir.Bu inisiyatik bilgi,cesitli dini geleneklerde cinlerin evlenip cocuk sahibi olabildiklerine yönelik inanisla uyum icindedir.

ister yapay ister dogal olsun,bu sekilde veya baska türlü olusan tüm varlik formlari yasamlarini devam ettirmeye ugrasirlar.Bircoguda baska gerceklik düzeylerinden habersizdirler.Algi kapasitelerinin sinirliligi yüzünden kendilerinden ve sinirli cevrelerinden baska hicbirseyin farkina varamazlar ve tipki hapisane hücresindeki bir mahkum gibi,görebildikleri tek sey kendi hücre duvarlaridir(labirentler,dügümler,baska yapay benlikler,duygusal programlar,yama programlar...4 kh programlamalari!)Onlar icin dünya ve varolus,bu odayla ve kendileriyle sinirlidir.Mesela sucluluk duygusunun yarattigi bir varlik formu neredeyse yalnizca kendi sinirli sucluluk kompleksiyle ilgili olan seyleri algilayabilir ve onun icin tüm bir varolus,bu sucluluk hissiyatiyla onu yaratan''tanrisal kisiden ibarettir.

...mesela nefret ürettiginde,bir nefret varligini yaratir ve bu yeni varlikta negatif duygu formlarinin yasadigi ayni astral düzeye yerlesir.Onun tüm dünyasi nefret ve yaraticisinin enerjisiyle beslenmeye devam etme istegi üzerinedir.Bununla birlikte benzerbir titresime sahip sucluluk formunu bir nebze algilayabilmektedir.Fakat yine ayni yaraticinin ürettigi ve daha yüksek astral düzeylerde yasayan sevgi,mutluluk,taktir etme gibi yüksek duygularda karsilasmasi imkansiz degildir.Dolayisiyla onlara ait gerceklikten de onlardandan da habersiz durumdadir.

insanin farkli özelliklerini yansitan karakter yanlari da cogunlukla birbirinden bihaber sekilde rüya gercekliklerinde yasama sansina kavusurlar.Hepsi bir insana ait oldugu halde ayagimizin kasimizdan habersiz olmasi gibi,birbirini bilmezler.Onlarin tek derdi kendi yasamlarini muhafaza etmektir..Dolayisiyla hem kendilerine yeni formlar üretirler hem de yaraticilari üzerinde tahakküm kurmaya calisirlar,baska bir degisle,pozitif veya negatif bir musallata dönüsürler.
Isin ilginc yani,benzer titresimdeki ayri ayri yapay formlarin bir araya gelip daha kompleks varliklara dönüsebilmesidir.

Yukaridaki alintidaki bilgilerin hepsi Hem Ra bilgilerinde hemde Kasyopya celsesinde derinlemesine aciklanmistir!





KENDİ DENEYİMİNE DAYALI OLMAYAN HER ŞEYİ SADECE BİR VARSAYIM OLARAK KABUL ET... OSHO

Kalbiniz temiz,gözünüz Osho'nunki gibi acik olsun.

Edited by - bigsenfoni on 14/10/2018 20:35:28
Go to Top of Page

Dionysos


102 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 14/10/2018 :  22:47:38  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Misyonerlik terimi için şu benzetmeyi vereceğim. Biraz önce birden aklıma geldi

Ben GAPS diyet için misyonerlik yaptım mı?
Yaptım

Aşağıda bunu anlatmayı deneyeceğim

Biraz önce açtığım ikincil bir facebook hesabında gezerken eklediğim bir Bipolar grubunda şu paylaşımı gördüm..

Eklenti:

G.U nun Hikayesi
Hiçbir zaman gerçek beni tanıyamadım.

Babam epilepsi hastasıydı psikolojik sorunları vardı ama annemin dediğine göre göründüğü doktorlar farklı farklı tanılar koyuyorlarmış ve babam bundan sıkılıp doktorlara görünmeyi bırakmış.
Yıllar sonra ben 5 yaşında iken sorunlarım başlamış, ailecek doktor doktor gezmeye başlamışız. İlk DEHB tanısı almışım. Sonra davranış bozukluğu, sonra sınırda kişilik bozukluğu. Hiç iyileşemediğim için sürekli daha iyi doktor arayışına gidildi. Bu süre zaafında bir sürü yanlış tanı ve tedavi gördükçe sorunlarım çığ gibi büyüdü daha çok arttı hastalığım. Tam o sırada Babamında sorunları iyice azdı. Evde büyük bir kavga sonucu babam ve ben acile kaldırıldık. Hastanedeki idealist bir doktor bizi psikiyatri servisine yatırdı. Ben çocukta, babam yetişkin karma servise alındı. Sonuç babam bipolar ve bende kalıtımsal okul öncesi yaş başlangıçlı bipolar tehşisi aldım.
Sevinmem lazımdı, sonunda doğru tanı ve tedavi ile düzelecektim içim rahatlamıştı. Ama olmadı. Beni babamdan daha uzun süre yatırdılar o kendi isteği ile çıkmış. Neden mış diyorum biliyor musunuz? Eve döndüğümde babam yoktu. Beni ailesini terk etmişti. Sebep tedavi olmak istemiyormuş. Öylece gitti.. neyse girmeyeceğim bu konuya.
Asıl konu hiçbir zaman hasta olmayan beni tanıyamadım.
Bipolar olmasaydım Düşüncelerim Duygularım Tepkilerim nasıl olurdu bilemedim.
Okul hayatım ilk orta lise hep hastane yatışları ile geçti, ataklar ile boğuşarak. Çocuk iken çevremdeki arkadaşlarım aşk acısı çekip salya sümük ağlarken, ben daha büyük sorunlarla baş etmek zorunda kaldım. Getirisi de oldu götürüsü de.
Bu aralar bu konu çok aklıma geliyor, çoğu bipolar arkadaşlarım ya 20'li yada 30'lu yaşlarda hastalanmışlar. Önceki hallerini biliyorlar. Keşke benim de o şansım olsaydı..
yazıp rahatlamak istedim. ( yazacak daha çok detay var ama şimdiden baya uzun bir yazı oldu zaten kb. )


Şimdi ben bunu okudum. İlk cümle de hayli çarpıcı idi. Direkt olarak aklıma John-un GAPS hikayesindeki "İlk kez iyi hissetmeyi deneyimliyordum" cümlesi geldi. Acayip bir biçimde o cümleyi hemen paylaşmak istedim. Bir an düşündüm. Aman canım dedim ben GAPS felan paylaşsam kimse anlamaz ilgilenmez, bir de burada doktor felan vardır ilaç hekimi vardır saldırır. Birileri çıkar bu boş yazar. Bir de boş umut vermek var. Onun da hesabını yaptım.
John-un hikayesindeki o cümleyi tutamadım yapıştırdım oraya ve paylaştım. Sonra bir de Türkiye-den yayıncının hikayesi geldi aklıma. "18-20 süren iyileşme çabaları" diye bir cümle var orda. Bu çok çarpıcı idi ve yayıncı sonra GAPS ı ve bir baba olarka kızlarının da iyileşme süreciyle açıklıyordu. Onu da kısaltıp bir mesaja sığdırıp yapıştırdım...

Şimdi bura ile kurduğum empati misyonerlikse misyonerlik. Bu yaptığım misyonerlikse de misyonerlik..

Bundan beş altı ay kadar önce GAPS fikrini duyar duymaz hemen heyecanlanmıştım ve facebookta ne kadar bipolar grubu varsa hemen üye olup video yazı bir şeyler paylaşmıştım oralara...
Sonra yorumlarla biraz daha yaptık bu işi.. GAPS-ın fikrini sunduk bir iki hafta...

Şimdi bu da bir misyonerlik diyelim.
Ama bakın bunu sadece facebook gruplarında ve bipolar grupları özelinde yaptım.
Bundan altı yıl önce böyle bir teşhis aldığımda sevmemiştim ve benimsemiştim çünkü Kasyopya adında; "mecbur olmadıkça hastanelerden uzak durun" diyen bir metni okumuştuk.
Bir Nöroloji doktoru koymuştu bana bu teşhisi ve o kitabın ben bilmem kaç yıllık olduğunu yeni öğrendim. Elime bir ilaç tutuşturdu o gün ve ben nörolojik ağrılar ve yakınmalarla kendisine gitmiştim ve fiziksel testler istemiştim ya da böyle bir araştırma yapılmasını bekliyordum. Bir Nöroloji hekimine gittim ve fiziksel yakınmalarla gittim ..Elimde bir hastalık adı ve ilaç adı vardı, bir de psikiyatrist tavsiyesi.. Daha sonra aile zoru ile istemeye istemeye gittiğim bir Psikiyatr ile de zor anlar yaşayacaktık...
Daha sonra ise ben delilikten manifestolar, açıklamalar ve özsavunmalar yazıyordum GAPS fikrini bilmiyorum hala ama fizyolojik bulgu olmalı,fizyolojik taban olmalı ölçülebilmeli ve bir nedeni olmalı diyorum

Ben GAPS misyonerliği yaptıysam yapıyorsam buna orada oracakta karar verdim ama yaptığım GAPS misyonerliği de değil itiraf edeyim.
Birincisi onların hekimliğini elinden alacağım.
İkincisi onların hekimliğini elinden alacağım
Paralarını zehir zıkkım edeceğim. Yiyemez içemez edeceğim.
Böyle de yazmak içimden geldi..

Çünkü ben G.U nun hikayesini okuduğumda oluyorum,
buna kayıtsız kalamıyorum diyorum
bir biçimde de kalamıyorum
HEpsi şuracıkta insanız

bu mesajlar sadece empatiyi içeriyor bakın fazlası değil bir tehdit değil şantaj değil... Bir gün geldi benim yediğim boğazıma düğümlendi yiyemez içemez oldum belki ve -sıra size de gelir elbet anlamında belki...
O gün beni iyileştirebilirdi. Duyupta sustu sustular ise aşkolsun ben susmadım. İşimden gücümden olup gitmiştim oraya hep bunlara kafa takmaktan

2012 de doktora da aynısını dedim bu insanlara hasta etiketi vurup ilaç yazmayın bizim gibi çekenlere yönlendirin dedim, kimyasal ilaçlara inanmıyorum dedim.. GAPS fikrini bilmiyorum

Evet ben GAPS misyonerliği yapıyorum ama bakın sadece bipolar gruplarında ya da zaten tanıdık bir kaç çevre de ya da sözü geldiğinde yapıyorum.
Örneğin ben GAPS misyonerliği yapayım diye bir otizm grubuna gitmedim. Örneğin ben GAPS misyonerliği yapayım diye kendimi orda burda parçalamadım. Tepkisiz hissetmemek ya da geçmiş yaramı işte biraz onamak için ne kadar ne yapabiliyorsam... Ama özel olarak GAPS yayma derdinden değilim. GAPS için kendimi parçalamıyorum..

Ama iki doktorun biri bana ya da bir aklı selim bana Bağırsak Psikoloji fikrini önerseydi ne bu forumda ne belki başka forumda da hiç bir dağınıklığa da sebep olmayacaktım. Kendime tuhaf hastalıklar uydurmayacaktım
Aileme BAkırköy*e götürün demek yerine Bağırsak Psikoloji diyeti yaptırın deselerdi bunlar olmazdı

ailenin sosyal çevrenin ya da eşin tedavi ol ilaç kullan sen tedavi olmuyorsun tedaviyi reddediyorsun herşeyi böyle yapıyorsun siteme kafa mı tutuyorsun bir sen mi biliyorsun hastasın vs vs süreçlerini bilmeyenler arkadaşlarım ya da benzerini yaşamamışlar sanırım refleksimi anlayacak....

Aileme BAkırköy-e götürün demek yerine Bağırsak Psikoloji diyeti yaptırın deselerdi bunlar olmazdı

Bu cümleyi umarım bir gün daha başka bir yere de daha oturaklı bir yere de yazarız.

Edited by - Dionysos on 14/10/2018 23:01:48
Go to Top of Page

Dionysos


102 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 14/10/2018 :  23:21:53  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Zangır zangır titriyorum annem eve acil ambulansı çağırmış korkmuş kadın naapcağını bilmiyor
Onlara insanları çok sevdiğimden insanlara iyilik yapmak istediğimden çok okuyup araştırdğımdan bilinmeyen şeyler okuyup araştırdığımdan ve sorguladığımdan bunlar başıma geldi dedim. Tuhaf şeyler yaşıyorum ve hissediyorum dedim.

Teyze yatıramayız götüremeyiz dediler
Kendine zararı yoksa başkalarına zararı yoksa götüremeyiz.

"Annem beni yatırmaya çalışıyor"

Annneme diyorum ki geçecek anne. Ben iyi oalcağım-bana bir şey olmayacak. Eşime dedim ki; Ben sana bana tuhaf şeyler olacağını-olabileceğini hissediyorum düşünüyorum ve böyle bir şey olursa endişe etmemeni söylemedim mi?

Yatsam aklımda guguk Kuşu filminin o sahnesi gibi bir sahne var. Bedenime istemediğim hiç bir kimyasalın zorla sokulmasına ve girmesine izin vermeyeceğim. İlaç sanayinin kapitalizm ayağı olduğunu düşünüyorum söylüyorum. Babam benle dalga geçiyor. Babam benle ağız eğerek dalga geçti kaç yaşında adama ağız eğerek tepki verdim. Kardeşim çekmiş bana akıl veriyor. Kimseye derdimi anlatamıyorum.

Kafamda sesler uğulduyor. İçim de olanların bini bir para. Sesler duyuyorum

Köye gittik. Gece evden kaçtım beni yatırmasınlar zorla diye...

İşte bana Bağırsak Psikoloji Diyeti ya da detoksifikasyon semptomu diye bir şeyden sözedilseydi bunlar da olmazdı... Aileme sözedilseydi hiç olmazdı. İşyerime ve topluma sözedilseydi işsiz kalmazdım, o kadar yargılanmazdım...

Edited by - Dionysos on 14/10/2018 23:27:01
Go to Top of Page

Dionysos


102 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 15/10/2018 :  00:35:15  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:

Orjinal Mesajı Ekleyen Dionysos

Biraz önce açtığım ikincil bir facebook hesabında gezerken eklediğim bir Bipolar grubunda şu paylaşımı gördüm..

Eklenti:

Hiçbir zaman gerçek beni tanıyamadım.

Babam epilepsi hastasıydı psikolojik sorunları vardı
Yıllar sonra ben 5 yaşında iken sorunlarım başlamış,
Okul hayatım ilk orta lise hep hastane yatışları ile geçti, ataklar ile boğuşarak. .......

.

Şimdi ben bunu okudum. İlk cümle de hayli çarpıcı idi. Direkt olarak aklıma John-un GAPS hikayesindeki "İlk kez iyi hissetmeyi deneyimliyordum" cümlesi geldi. Acayip bir biçimde o cümleyi hemen paylaşmak istedim. Bir an düşündüm. Aman canım dedim ben GAPS felan paylaşsam kimse anlamaz ilgilenmez, bir de burada doktor felan vardır ilaç hekimi vardır saldırır. Birileri çıkar bu boş yazar. Bir de boş umut vermek var. Onun da hesabını yaptım.
John-un hikayesindeki o cümleyi tutamadım yapıştırdım oraya ve paylaştım. Sonra bir de Türkiye-den yayıncının hikayesi geldi aklıma. "18-20 süren iyileşme çabaları" diye bir cümle var orda. Bu çok çarpıcı idi ve yayıncı sonra GAPS ı ve bir baba olarka kızlarının da iyileşme süreciyle açıklıyordu. Onu da kısaltıp bir mesaja sığdırıp yapıştırdım...




Sonra ne mi oldu?
Dakikalar geçmeden mesajıma Yönetici etiketlendi. ve bunu yapan Amerika da yaşayan Psikoloji eğitimi almış biri... Bu etiketleme mesajı şikayet anlamına geliyor. Sonra dakikalar içinde mesajlarım silindi...

Yani sonuç olarak GAPS sunmanın paylaşmanın ya da adını kullanmanın ve geçirmenin Kasyopya kadar tehlikeli ve dikkat çekici olduğunu söylemeliyim. Bunu bir çok yerde ve durumda yaşadık. Aşı karşıtlığı yapmadan aşı karşıtı ve çocuk düşmanı etiketi yedik. Bunu bana diyene dedim ki; Çocuğun, çocukların var mı?

Kızgınlıktan o Amerika dediğim adama bunları ödetesim, karşılatasım var. Ama bence G.U nun ve diğer hastaların karşılatası olmalı. Belki de bu ortak bir karşılatası olmaktır da-bilmiyorum.

Ben de ne oluyorsa bundan sonra oluyor. Bu durumu kabullenemiyorum. Asla kabullenmiyorum. Hiç bir biçimde bunu iç edemiyorum...

Boş vaat veriyor ya da reklam yapıyor oluyoruz.
İlaçlar reklam değil mi? Onlar boş vaat değil mi? Kimi iyileştirmiş. Kendimi savunamadım ya da savunmadım ya da duygusal bir tepki verip gruptan ayrıldım. O sırada herkese de o grubu bırakma daveti yaptım. Tepkim bu oldu.
Sayın G.U ya özel mesajla ulaşma talebimi de ilettim ve bu alanın yorumumu sildiğini de belirttim. Kendisi istemedi ve gerek yok dedi 3-4 ayda iyileştiren bir şeyden bahsetmişim zaten. Ben de üzerinde durmadım ve istenmeden ısrarla kendisine bir mesaj sunmadım. Kısa bir tekrar açıklama yapıp oluşan yorumun reklam amacı taşımadığını ilk cümlesini vurucu cümlesini okur okumaz içsel bir çağrışım olarak bu mesajı hatırladığımı ve iletme isteği duyduğumu ve arada doğal bir bağ kurduğumu bunun doğal bir şekilde geliştiğini, duymadıysa GAPS diye bir diyet olduğunu ilettim.

Benim mesajımı şikayet eden adam dediğim adam dediğim adamın ise facebook paylaşımlarından biri ise şu idi..



Şimdi tam bu nokta da bir şeyler yapmak ve doğru olanı yapmak istiyorum. Kalıp uzun uzadıya kendimi savunmalı mıyım? ya da mıydım?
Bu adam dediğim adama biliyorum ki ulaşamam...Yani henüz empatime dönük ulaşım sağlayamayacağımdan neredeyse eminim. Ne yazarsam yazayım. Çok iyi ve olumlu-ılımlı kaybolmayan dağılmayan bir savunma da yapabileceğim tek şey belki bu kişiyi grup nezdinde haksız çıkarmak ama o şikayetçi asıl silen moderasyon var. Ama adamın önünde psikoloji etiketi var neyse..

Eğer bu işi yeni yapıyor olsaydım öfkeden deliye döner tüm kontrolümü kaybeder ve abuk subuk yazardım-kendimi doğru düzgün savunamazdım ve duygusal bir düşüşte yaşardım... Belki biraz veryansın... İlle de G.U ya ulaşmak ve GAPS ı dayatmak istesem de çözümsüz. Hep bir ağızdan koro
Mesele G.U yken bu adam oldu
Şimdi ben meseleyi-meselemi G.U da mı tutmalıyım...ama tüm bir grupta bunun konuşulması ve paylaşılması da özgür olmalı...

Ben biraz olsun yükümü ya da empatimi oradaki moderasyona bırakmış ve atmış hissediyorum oysa beni şikayet eden dediğim kalasa ulaşamaz hissediyorum... ve benim beni anlamasını istediğim ay da bu durumu tekrar çözmesi ve düzenlemesini ya da onun ödevi olmasını isteyeceğim kişi ise tam olarak o... bunu biliyorum...
Duygusal çatışmalarda çok boğuldum ve çok enerji kaybettim özellikle iyi bir şey yaptığını zannetmek düşünmek ya da birine yardım ettiğini hatta bunun karşı taraftan beklendiğini ve neredeyse o postun bu buluşma için neredeyse açıldığını düşünmek gibi bir durum yaşıyorum. ve bunu denerken baltalanmak hissi boğucu ki. bunu durdurmak istiyordum. Bunu bitirmek istiyorum...
BEni şikayet eden akıllanmalı. Bunu istiyorum en çok....

G.U için endişelenmeyi ve üzülmeyi bıraktım çünkü ona dedin ki bu grup mesajlarımı siliyor size özel mesaj atayım lütfen ya da başka bir gruba gelin buyrun başlık açın... O da sanırım beni yanlış anladı ve gerek yok felan diye tersledi zaten...
Sanırım Amerikalı Psikoloğumuz ona yardımcı olacaktır.


Edited by - Dionysos on 15/10/2018 00:42:05
Go to Top of Page

Dionysos


102 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 18/10/2018 :  16:35:26  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Bırakta hiç bir şey yapmayayım
Bırakta şuracıkta öleyim

-Ritmik Düşünme--Ritmik , Düşünce, His, Ses Dışavurma-

'Bırakta Şuracıkta Yaşayıp Şuracıkta Öleyim'

Korkuyorum
Acıyorum
Acıyor
Yaşam
Yaşam
Acı dolu bir şey
Yaşam, boyunca ağır-lık
Yaşam kollarımda bir ağrı
Yaşam kaburgamda bir baskı

Korkuyorum
Acıyorum
Acıyor
Yaşam acı,
acı dolu bir şey

Başedemiyorum
Başedemiyorum diyorum
Ağrılarımı, acılarımı tanımlayamıyorum
Tanımlayamıyorum
Tanımıyorum
Kendimdeki yabancılığı
Üzerime yapışmış yapıştırılmış içimdeki ağır hisler
Üzerimdeki/içimdeki yabancılığı buharanı ağırlıklığı tanımıyorum/tanımıyorum
Olmak ağırlıkları
Çatışmalar
Sağlıksız ve yorgun hissediyorum
Kendimi kötü hissediyorum
İçimdeki bu boğuşmalarla ne yapacağım bilmiyorum
Bilmiyorum

İrrite olmak
Varlığı irrite olmak- edilmek
Töhmet altında kalmak
Varoluşuna sövülmek
İstenmemek dahil
Tüm yorgunlukları çektim çekiyorum

Güçlü görünmeye çalışmak
Güçlü görünmeye/davranmaya çalışmak
Saçmalık
Olamıyorum
Kaldırmıyorum
Yaşam bana ağır baskı
Üzücü ve yorucu geliyor
İnsanlar ezici, yorgun ve sevgisiz

Kaburgalarımda bir yabancılık
Bir yabancı ağrı
Bir ağırlık
Sırtımda endişeler
Yaşamla boğuşma
Başkalarının içsesiyle ya da varlığımla çatışmasıyla çatışma
Çatışmalarla boğuşma
Varlığını huzursuz eden biriyle boğuşma
Otoriteyle
Akıl verenle
Seni güdenle
Bağımlarınla
Herkesle herşeyle bir an da ve bir yandan boğuşma

Kurtulmak
Kurtulmak
Tehlikesizlik
Tehlikesizlik
Mutlu bir güven
Sonsuz bir ışık
Deneyimlemek istiyorum
O yerde yabancısızlık
Varlığına batmayan hiç bir şey
Ve şiddetsizlik
Ve şiddetsizlik
Hiç şiddet olmaması
Kendimle barışık
Kendim ağırsız

Hiç şiddet olmaması deneyimlemek istiyorum

Dayanmak
Dayanmak istemiyorum
Tüm bunlar gelsin geçsin
Tüm bunlar kendinden olsun
İçimde kusmuk gibi bir şey olmasın
İçimde töhmet olmasın

Töhmet yangını
Suçlanmak
Yargılanmak
Sorumlu sayılmak
Bıktım
Bıktım
Kendimi tutup
Kendi ağırlığımı tutup
Kendi ağırlığımı öylece tutup
....

Bir yerden emir almak
Birilerinin bana bir şeyler söylemesi
Yargılanmak
Baskılanmak
Hiçe sayılmak
Değil senin değer kantarında tartılmak
İstemiyorum
Sen kimsin ki kim oluyorsun ki beni tartıyorsun
Öz saygıma batan istemiyorum
Öz saygım üzerinde otorite istemiyorum
Özvarlığım/kendimliğim üzerinde otorite tartı yargıç istemiyorum
(Sıfırım ya da herşeyim sana ne!) (Herşey ya da hiçbirşey hiçbiri ya da hiçkimse olmam seni ilgilendiriyor mu?)
İstencim. istencim bağırarak haykıracak sessiz sesini
Öz Saygım üzerinde ipotek, hırpalama, birinin söz hakkını saymıyorum
Varlımlığım üzerinde söz sahibi istemiyorum
Varlığım üzerinde töhmet baskı istemiyorum
Yaşayamazsam yaşayamam sana ne
Karışma bana
Yetersizsem yetersizim sana ne! Sana ne!
Yapamazsam da yapmam sana ne karışma buna
Beceriksizsem de beceriksizim sana ne bundan
Olmuyorsa da olmuyor kime ne bundan
Dürtmelerle yaşayamam
Bir gün değil her gün yaşayamam
Değil bir gün özgür olsun her gün özgür
Baskısız
Ağırsız ağırlıksız
Töhmetler olmadan
Töhmetler batmadan yaşanmış günleri sayıklayarak
Töhmetler hasta etmemiş günleri sayıklayarak
İçini acıtan

Canımı acıtma
Canımı acıtma
Sövme sayma yargılama
Sana ne, sana ne
Sana ne
Sana ne bundan
Benim varoluşumdan
Git beğenmiyorsan başkalarıyla yaşa
Başkalarıyla dertleş
Başkalarıyla ol ve arkadaş ol
Kendi bildiklerinle
Kendi olduklarınla, kendi saydıklarınla ayrıl kendi yeni ülkene

Kendi mücadelenle tartış
Beni sen mi eğiteceksin
Beni sen mi olduracaksın
Sana ne benden

Bırakta şuracıkta kalayım
Bırakta bana ait olmayan, aitlik sahiplik iddia ettiğin bu çöplükte öleyim
Bana ait bir yer göster bana
Bana ait bir yer söyle
Her yer senin mi? Senin yerin mi?
Bana ne bundan
Her yer seninse bırakta mutlulukta gideyim
Benim olmayan yerlere
Bırakta özgürce
Ölüme kollarımı açmış, bırakta sıcacıkça kucaklayayım
Benim olan yerleri arayana kadar
Arayarak
Bırakta şuracıkta kalayım
Bırakta benim olan yerlere gideyim
Bırakta benim olan yeri arayayım

Canımı acıtmayın
Canımı acıtmayın
Benimle boğuşmayın
Benimle boğuşmayın

Sırtımda ağırlık, üzerimde yargı olmadan bir sabah
Üzerimde baskı olmadan bir sabah
Bir şeyler yapmak zorunda olmadan birilerine karşı dürüst paydaş bir sorumluluk
Otorite çizelgeleri
Sen kimin neyin sorumlususun
Kendini de yaşıyor ve seviyor musun
Kendini de yönettin mi
İyi yönettin mi
Nasıl yönetiyorsun
Bence boktan bir yönetimin var
Herşeyi karıştırıyorsun
Sen sahip misin
Sen ait misin
Neye sahipsin
Neye aitsin
Kime aitsin
Kime dairsin
İçin nerde dışın nerde
Kime içkinsin
Neye içkinsin
Neye dairsin
Nedensin
Nasılsın
Niyesin
Sen kimsin
Kimsin sen, ben üzerinde hükümdarlık aitlik ilan ediyorsun
Basıp gidebilirsin benim olmadığım yerlere
Beni yönetememekten yorgunsan
Beni yönetememekten yorgunsan
Beni yönetemmekten bıktıysan artık
Defolup gidebilirsin

Sanat düşünmeliydim
Barış düşünmeliydim
Tüm bunlara vakit kaldı mı
Coşku düşünmeliydim
Neşe düşünmeliydim
Umut düşünmeliydim

Bilim düşünmeliydim
Saygı düşünmeliydim
Sevgi naziklik ve ılım düşünmeliydim/olmalıydım

Acı ve baskı üzerime yapıştı
Acı ve baskı üzerimi korkuttu
Acı baskı ve korku üzerime yapıştı
Öfkeyle çizdi
Beni baskıladı
Beni hiçlendiriyor
Sabah sabah yaşayamıyorum
boğuşmaktan-tartışmaktan
Boğulmaktan içimdeki sorunların ve dertlerin içinde kaybolmaktan
Dertlerin içlerinde kaybolmaktan
Bıkkın yorgunum
Üzerimde korkutma istemiyorum

Töhmet endişe baskı ve korku odakları
Varlığına ağırlık yapan, iten çeken baskıcı ve otoriter/totaliter kişiler/kişilikler -yapılar
Her yerde otorite dolu bu bombok
Ya benim ya o onun burda ne işi var
Her gün biriyle itişmekten kakışmaktan bıktım
Ne yapılacağını söylüyorlar
Ne yapılacağını söyleyip duruyorlar
Bırakta hiç bir şey yapmamayım
Bırakta bu kimsenin işine gelmiyorsa bırakta şuracıkta -özgürce- öleyim
Beni iterek ayağa kaldırma
Beni iterek ayağa kaldırmaya kalkma bir daha
Güçle kımıldamayacağım
Bana dokunmaya iznin hakkın yok
Şiddetini sevmiyorum
Hiç bir şiddeti sevmiyor o-nay-la-mıyorum
Bırakta bu kimsenin işine gelmiyorsa şuracıkta öleyim
Bırakta bırakta şuracıkta öleyim
Acı çekmeyeceğim
İtilip kakılmaktan
Ki sana direnmek zorunda değilim
Bırakta şuracıkta öleyim
Dokunma bana
Bırakta şuracıkta öleyim

Ekmek itişilerek, kakışılarak kazanılıyormuş bırakta verme bana
Bırakta benim olmasın
Bırakta şuracıkta öleyim
İterek kakışılarak kazanışmış bir somun ekmekten bahsediyoruz
onu daha fazla yemek istemiyorum
onu daha fazla yemek istemiyorum
Barışıksız dövüşle kazanılmış taş gibi ekmeğin
Bunu sana söylüyorum
Dengin güçle savaşmadan eşleşmeden ağrı yüklerinde, içparçalanmaları ve pişmanlıklarında, mutsuzlukta, tatminsiz arzu da kazanılmış taş gibi ekmeğin
Arzu peşinde ve kayıp gün seni sürüklerken kazanılmış taş gibi ekmeğin
Acı lokmaları boğazıma düğümleniyor
Çocuklar aç
Çocuklar sefil
Çocuklar acı çekiyor
Acı üzerime basıyor
Acının da makulü, acının da masumu, acının da yasalı ve yasal sınırı/üst limiti olmalıdır
Acının adili
Acının da insancası bulunmalıdır
İnsanın insancası bulunmalıdır
Töhmet acıları, töhmet sancıları, bıktım yıkıldım, sancıdım, yaşaya yürüyemiyorum

Bırakta şuracıkta ya iyiyi/doğruyu yaşayıp ya iyiyi -bunu- öleyim

Kaburgalarımı ağrıtan endişelerden bıktım.

Gün baskısı
Lanet töhmetinden bıktım
Lanet baskından bıktım

Yeterince boğuştun mu
Benimle yeterince tartıştın mı
Beni tanıdın mı
Beni ayırdın mı
Beni saydın mı
Beni öldürdün mü?.beni yokettin mi
Beni yeterince yokettin ve öldürdün mü?
Benden kaç tane öldürdün
Benden kaç tane doğdu
Herbirini yokettin mi
Yeniden doğuyor muyum
Doğuyor mu onlar
yokedebiliyor musun
Sonsuza kadar beni onları ve tüm sorunları
Emir almayan itaat etmeyen herkesi herşeyi
Yönetemediklerin doğacak
Yönetmediklerin olacak
Kendinle barışıksız
Acı acı acı acı acı acı
Bu ne kadar acı
Bu ne kadar acı

Ya bırakta şuracıkta ya bunu yaşayıp ya bunu öleyim

Hiç bir şey yapmak , kımıldamak bile istemiyorum
Bir şeyler istediğim gibi olmadığı sürece hiç bir şey yapmak /olmak istemiyorum
Bir şeyler istediğim gibi olmadığı sürece ben bunu olmak ben bu olmak sitemiyorum
Burayı sevmiyorum ama bazen sınırlı değişiyor bu
Ölmek ya da kalmak bile istemiyorum bazen
Bunu anlıyor musun?
Bunu anlıyor musun?
Bunu paylaşıyor musun?
Bunu paylaşabilir misin?

bırakta şuracıkta ya bunu yaşayıp ya bunu olup ya bunu öleyim

Bırakta şuracıkta yaşayıp , şuracıkta buracıkta öleyim..

Yaşam bana bir baskı, üzücü ve yorucu/dayanılmaz (bir baskı gibi) geliyor, dayanılmaz geliyor...

Bırakta ya bunu yaşayıp ya da bunu öleyim

Bırakta ya bu anı yaşayıp ya da bu anı öleyim..


Ses Kaydı
https://vocaroo.com/i/s1EMwLUu4RUW
Go to Top of Page
Sayfa: Toplam Sayfa 2  Mesaj Sonraki Konu  
Önceki Sayfa
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Forum Seç:
Başkalarına Hizmet Forumu © Kasyopya celselerini ve diğer mesajları farklı ortamlara kopyalamadan önce lütfen izin isteyin: baskalarinahizmet@gmail.com Yukarıya git
Snitz Forums 2000

Design by Sizinsayfaniz.com

Bu sayfa 1,14 saniyede oluşturuldu.