Başkalarına Hizmet Forumu
Başkalarına Hizmet Forumu
Ana Sayfa | Bilgilerim | Kayıt Yaptır | Aktif Konular | Forum Üyeleri | Site içi Arama
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni Hatırla
Şifre hatırlatma servisi

  Forum
 Genel Paylaşımlar
 Malum Güçler
 'Uygur' yalanında birleştiler: Kışkırtma ittifakı! (28.12.2018)
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Önceki Sayfa
Yazar  Mesaj Sonraki Konu
Sayfa: Toplam Sayfa 2

bozadi


9147 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 24/01/2019 :  16:29:29  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
24 Ocak 2019


’Savaşçı’ dizisinde Uygur kışkırtması

‘Savaşçı’ dizisinde Türk askerini temsil eden bir karakterin ‘Yaşasın Doğu Türkistan’ demesi tepki çekti. Senarist Süleyman Çobanoğlu, repliğin sebebini Aydınlık’a anlattı


Fox Tv’de pazar günleri yayınlanan ‘Savaşçı’ dizisinin 60. bölümünün fragmanında yer alan bir bölüm, tartışmalara neden oldu. Fragmanda Türk askerini temsil eden bir karakterin “Yaşasın Doğu Türkistan” sözleriyle ayrılıkçı Uygur iddialarını toplum nezdinde meşrulaştırma çabası, tepki çekti. Sinema Eleştirmeni Tunca Arslan “Bu desteğin, aklı evvel bir senaristin işi değil, çok daha büyük çaplı bir operasyonun parçası olduğunu düşünüyorum” derken, dizinin senaristi Süleyman Çobanoğlu, “Bu konuda politik olarak pek bilgili bir insan değilim. Ama kültürel olarak Doğu Türkistan Türkiye’ye çok yakındır. Bizimki politik bir tutum değil, kültürel bir tutumdur” dedi.

Türkiye ile Çin’in arasını bozmak amacıyla CIA tarafından kışkırtılan ayrılıkçı Uygur eylemleri devam ederken, şimdi de dizilerde provokatif sahneler yer almaya başladı. TRT 1’de yayınlanan Payitaht Abdülhamid’in 18 Ocak’ta yayınlanan 70. bölümünde Doğu Türkistan’a özgürlük istendi. Abdülhamid’i canlandıran karakter dizide “Doğu Türkistan’da Türk var, bayrakları hür dalgalanmıyorsa bizim suçumuz! Biz gideceğiz, devlet olarak gideceğiz, millet olarak gideceğiz, o ezanı orada okuyacağız” sözleriyle Çin’e karşı düşmanlığı körükledi.

Payitaht Abdülhamid’den sonra şimdi de Amerikan kanalı Fox Tv’de yayınlanan, senaryosunu Süleyman Çobanoğlu’nun yazdığı Savaşçı dizisinin 27 Ocak’ta gösterilecek 60. bölüm fragmanında ‘Doğu Türkistan’ vurgusu yapıldı. Uygur kökenli bir Türk askerinin şehadetinin ardından onunla ilişkisi bulunan bir kadın askere sık sık söyletilen “Yaşasın Doğu Türkistan” sözleri, Sinciang Özerk Bölgesi’ndeki ayrılıkçı hareketleri toplumun gözünde meşrulaştırma girişimi olarak değerlendirildi.

‘OPERASYONUN PARÇASI’

Vatansever temalarıyla ön plana çıkan dizinin içine ayrılıkçı mesajlar koyulmasını Aydınlık’a değerlendiren Sinema Eleştirmeni Tunca Arslan, “Bu tür girişimlerin çok sıkı denetlenmesi ve önlenmesi gerekli. Bu, ‘sansür’ tartışmalarının ötesinde bir konu ve yasal olarak yaptırımları mevcut” dedi. Uygur ayrılıkçılığının diziler üzerinden meşru gösterilmesini de değerlendiren, bunların Türkiye ile Çin’in dostluğunu bozmayı amaçlayan bir operasyon olduğunu söyleyen, Arslan, şöyle devam etti:

“Çin’in Sinciang-Uygur Özerk Bölgesi’ne ‘Doğu Türkistan’ demek ile Türkiye’nin bir bölümüne ‘Kürdistan’ demek arasında hiçbir fark yok. Kendilerine ‘Doğu Türkistan İslami Hareketi’ adını veren CIA güdümündeki ayrılıkçılar, Türkiye tarafından terör örgütü olarak kabul ediliyor. Recep Tayyip Erdoğan da 2015’teki Çin’i ziyaretinde Xi Jinping’le görüşmesinde bunu teyit etmişti. Bugün herhangi bir dizide ‘Yaşasın Doğu Türkistan’ demek, bu teröristlere destek vermek anlamına gelmektedir. Bu desteğin, aklı evvel bir senaristin işi değil, çok daha büyük çaplı ve Türkiye-Çin dostluğunu bozmayı amaçlayan bir operasyonun parçası olduğunu düşünüyorum.”

‘CEHALET İHANETE DÖNÜŞÜR’

Fragmana bir tepki de Vatan Partisi’nden geldi. Ayrılıkçı eylemlerin arkasındaki CIA bağlantılarına dikkat çeken Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı Oktay Yıldırım, şunları söyledi: “Fırat Kalkanı Harekâtı’nda öldürülen IŞİD’li terörist sayısı 2 binin üzerindedir. Bu harekât sırasında sözde Doğu Türkistan İslamî Hareketi mensubu teröristler de Mehmetçiğe karşı savaştı. IŞİD terör örgütü içinde o sırada Doğu Türkistan İslamî Hareketi mensubu 10-15 bin terörist vardı. Ellerinde Mehmetçiğin kanı vardır. PKK da, Fırat Kalkanı Harekâtı sırasında IŞİD’e ve Doğu Türkistan İslamî Hareketi’ne destek oldu.

Şimdi görüyoruz ki Savaşçı dizisinde bir kadın asker, Türk üniforması altında Amerikan propagandası yapıyor. Bir noktaya kadar bu senaryoları yazanların cehaleti anlaşılabilir, ancak bir noktadan sonra ihanete dönüşür ve izahı olmaz.”

‘Politik değil kültürel tutum’

Tartışmaların odağındaki ‘Savaşçı’ dizisinin senaristi Süleyman Çobanoğlu, Aydınlık’ın sorularını yanıtladı. Çobanoğlu, dizide politik bir tutum sergilemediklerini, kültürel bir tutum aldıklarını söyledi. Dizideki Kılıç Timi’nde tek kadın subay olan Çiğdem Teğmen’in, Doğu Türkistan göçmeni nişanlısı, şehit düşen Kürşat Teğmen’in anısına sahip çıkmak için Doğu Türkistan’ı andığını belirten Çobanoğlu, şöyle devam etti:

“Bizim tutumumuz politik değil, o bizim işimiz de değil. Doppalar, giysileri, adetleri, at sevgisi vs. biz bunları işledik. Bir aşk hikayesi içerisinde bir vurguydu bu. Aynı şekilde şehit olan Turan Astsubay vardı. O da Bulgaristan’daki Belene Kampı’ndan geçmiş Batı Trakya Türkü’ydü. Kerküklü karakterleri de sıkça görüyoruz. Azerbaycanlı Bahtiyar Yüzbaşı mesela. Bunları böyle okumak lazım. Ben o tartışmaların dışındayım.”

‘BU KONUDA PEK BİLGİLİ DEĞİLİM’

‘Dizi, Uygur tartışmalarında tavır mı alıyor’ iddialarını sorduğumuz Çobanoğlu, “Bizde politik tutum yok. Bunu kimse iddia edemez. O çok art niyetli bir yorum olur” yanıtını verdi. Dizide Kerkük ve Azerbaycan vurgusunun Doğu Türkistan vurgusunun en az 10 katı olduğunu söyleyen Çobanoğlu, “Bu konuda politik olarak pek bilgili bir insan değilim. Ama kültürel olarak Doğu Türkistan Türkiye’ye çok yakındır. Ali Şir Nevai’yi dünyaya mal etmiş bir kültürden bahsediyorum. Bence bir kültürel birlik, dil birliği, Mustafa Kemal Atatürk’ün de büyük düşüydü. Kültürel tarafı benim için çok daha önemli. Diziler bazı şeylerin mesajı gibi algılanıyor. Bu son derece yanlış. Kültür ürünlerine bu tür haddi aşan anlamlar yüklememek lazım. Bizimki politik bir tutum değil kültürel bir tutumdur.”



Kaynak: Aydınlık

Go to Top of Page

bozadi


9147 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 11/02/2019 :  13:42:15  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
11 Şubat 2019

Herkes İbrahim Karagül’den bu soruların yanıtını bekliyor

Türkiye ile Çin’in karşılıklı sert açıklamalar yapmasına neden olan bu yalan haberi hükümete yakın medyaya kim servis etti?


Türkiye ile Çin arasında ipler geçen hafta karşılıklı yapılan açıklamalar nedeniyle gerildi. Gerginliğin nedeni ise; Uygur halk ozanı Abdurrehim Heyit…

Hükümete yakın medya Abdurrehim Heyit’in “öldürüldü”ğü şeklinde haberler geçince, Dışişleri Bakanlığı da konuyla ilgili açıklama yaptı. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy, “Çin makamlarının Uygur Türklerine yönelik sistematik asimilasyon politikası insanlık adına büyük bir utanç kaynağıdır" ifadelerini kullanmış ve "Böyle bir ortamda, bir bestesi yüzünden 8 yıl hapse mahkum edilen değerli halk ozanı Abdurrehim Heyit'in hapishanedeki ikinci yılında vefat ettiği haberini derin teessürle öğrendik" demişti. Bunun üzerine Çin, Türk Dışişleri’ni yalanladı ve öldürüldüğü iddia edilen Abdurrehim Heyit’in görüntülerini yayımladı.

Yeni Şafak gazetesi yazarı İbrahim Karagül, yazılarında ve konuşmalarında sık sık Türkiye’nin bir kuşatma altında olduğundan söz ediyor. Karagül, bu kuşatmanın, ABD ve Batı eksenli olduğuna vurgu yaparak, PKK’nın Suriye kolu YPG’nin Suriye’nin doğusunda varlığına dikkat çekiyordu. ABD’nin Türkiye’ye karşı tutumu, Türkiye’yi dış politikada Rusya ve Çin’le daha fazla hareket etmeye itti. Böyle bir dönemde Çin’le Türkiye’nin ilişkileri, Abdurrehim Heyit’in öldürüldüğü şeklindeki bir yalan haber nedeniyle gerildi.

Peki…

Türkiye ile Çin’in karşılıklı sert açıklamalar yapmasına neden olan bu yalan haberi hükümete yakın medyaya kim servis etti?

Türk Dışişleri’ni kim kandırdı?

Hükümete yakın medya Abdurrehim Heyit’in öldürüldüğü şeklindeki yalan haberi neden geçti?

Bu yalan haberler aracılığıyla Türkiye nereye doğru itilmek isteniyor?

Kuşkusuz bu soruların yanıtını “Türkiye kuşatılıyor” diyen İbrahim Karagül daha iyi biliyordur.

İşte hükümete yakın medyada çıkan o yalan haber:















Kaynak: OdaTV






Go to Top of Page

bozadi


9147 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 12/02/2019 :  16:05:29  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
11 Şubat 2019

Çin Dışişleri Sözcüsü: Türkiye'nin saçma yalanlara dayanarak Çin'i suçlaması çok yanlış ve aşırı sorumsuzca

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hua Chunying, Türkiye Dışişleri Bakanlığı sözcüsünün Uygur müzisyen Abdurrehim Heyit'in hapishanede öldüğünü iddia etmesini 'çok çirkin' olarak niteledi ve Çin'in Türkiye nezdinde resmî girişimde bulunduğunu söyledi.


Sözcü Hua, bugün yaptığı açıklamada, Türkiye Dışişleri Bakanlığı sözcüsünün Abdurrehim Heyit'in hapishanede öldüğünü iddia ettiğini hatırlatarak "Abdurrehim Heyit, hayatta olduğu gibi çok da sağlıklı internette dün ona ait bir video izledim" dedi.

CRI Türkçe'de yer alan habere göre Sözcü Hua, "Türkiye'nin 'hayattaki kişilerden ölmüş diye bahseden' saçma yalanlara dayanarak mesnetsiz ithamlarla Çin'i suçlaması çok yanlış ve aşırı sorumsuzca. Buna kararlılıkla karşı çıkıyoruz" İfadesini kullandı.

Sözcü Aksoy, Sincan Uygur Özerk Bölgesi'ndeki Uygur Türklerine yönelik ağır insan hakları ihlalleri ve halk ozanı Abdurrehim Heyit'in öldüğü haberlerine ilişkin soruya verdiği yazılı cevapta "Çin makamlarını, Uygur Türklerinin temel insan haklarına saygı göstermeye ve toplama kamplarını kapatmaya davet ediyoruz" demişti.


Kaynak: Sputnik


Go to Top of Page

bozadi


9147 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 12/02/2019 :  16:06:22  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
12 Şubat 2019

Perinçek: CIA yalanlarına kanan bir hükümet Türkiye’ye yakışmıyor

Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, Sincan-Uygur Özerk Bölgesi hakkındaki açıklamaları yalanlanan Dışişleri Bakanlığı ile bölgedeki terör hareketleri hakkında basın toplantısı düzenliyor.


Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, Sincan-Uygur Özerk Bölgesi hakkındaki açıklamaları yalanlanan Dışişleri Bakanlığı ile bölgedeki terör hareketleri hakkında basın toplantısı düzenliyor..

Perinçek, Ankara’da Parti Genel Merkezinde düzenlediği basın toplantısında, sosyal medyadan yönetilen bir hükümetin Türkiye’ye yakışmadığını belirtti. Uygur halk ozanı Abdurrehim Heyit’in “Çin’de işkenceyle öldürüldüğü” yolundaki CIA kökenli sosyal medya yalanları üzerine Hükümetin, bazı partilerin ve gazetelerin açıklamalarına değinen Perinçek, özetle şunları belirtti:

SOSYAL MEDYA YALANINA ALET OLANLAR

"Üç gün önce Cumartesi günü sosyal medyada, Bünyamin Aksungur imzalı bir haber yayınlandı. Bu habere göre, Uygur Halk Ozanı Abdurrehim Heyit, Çin’de işkenceyle öldürülmüştü. Birden bire Türkiye’de yaygın bir kampanya başlatıldı. Başta Dışişleri Bakanlığı olmak üzere, Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Ahmet Minder, Ak Parti sözcüsü Ömer Çelik, CHP Ankara Belediye Başkan Adayı Mansur Yavaş, İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, HDP milletvekilleri, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, MHP Genel Başkan Özel Kalemi açıklamalarda bulunarak, Çin Halk Cumhuriyetini devlet terbiyesine yakışmayan bir dille protesto ettiler.

CIA’nın uydurduğu yalan bir gün içinde ortaya çıktı. “Şehit edildiği” söylenen Abdurrehim Heyit, video yayınıyla “Sağlıklı olduğunu, eziyet görmediğini, Çin’in ulusal yasalarına göre kendisi hakkında soruşturma yürütüldüğünü” belirtti.

Böyle durumlarda Türk devleti, ortaya atılan haberin gerçekliğini araştırır, Çin Hükümetinden sorar, gerçeği öğrendikten sonra gereğini yerine getirir.

TÜRKİYE’NİN İTİBARINA AĞIR DARBE

Türkiye devletinin ve Dışişleri Bakanlığımızın tarihinde böyle bir rezalet yaşanmamıştır. Ak Parti iktidarı, son uygulamasıyla Türkiye’nin itibarına ve güvenilirliğine ağır darbe indirmiştir.

CIA kökenli sosyal medya yalanlarına kanan bir hükümet Türkiye’ye yakışmıyor.

CIA’YI SESLENDİREN MUHALEFET

Muhalefet olduğu söylenen CHP, HDP, İyi Parti, Saadet Partisi ve iktidar ortağı MHP de, CIA yalanlarına ortak olmuşlardır. Bu partilerin de Türkiye’yi yönetecek ciddiyetten uzak oldukları, en önemlisi CIA yalanlarını seslendirmeye hazır oldukları bir kez daha sergilenmiştir.

DEVLET SORUMLULUĞU DERSİ

Bir tek Vatan Partisi Genel Başkanı, Pazar günü Kayseri’de yapılan Üreticiler Kurultayı’nda sorulan soru üzerine, konuyu araştıracaklarını, ancak Çin Hükümetinin böyle bir eylemde bulunmayacağını belirtmiştir. Böylece Vatan Partisi, Ak Parti iktidarı ve ortağı MHP yanında, muhalefet olduğu söylenen CHP, HDP, İyi Parti ve Saadet Partisi gibi Atlantik Partilerine devlet sorumluluğu dersi vermiştir.

TÜRKİYE-ÇİN DOSTLUĞUNA ABD-İSRAİL DİNAMİTİ

Dünya bu tür CIA uydurmalarını daha önce ABD’nin Irak, Romanya, Suriye operasyonları öncesinde yaşadı. Son CIA yalanının zamanlaması çok önemli. Türkiye, küresel çaptaki düşmanlara karşı ittifak birikimini değerlendirerek başarılı olur. 2017 Eylül ayında sözde “Kürdistan” referandumunun Batı Asya ülkelerinin işbirliğiyle bozguna uğratılması örnektir. Astana Sürecinin kazanımları bir başka örnektir.

Önümüzdeki dönemde Çin Halk Cumhuriyeti, Türkiye için hem teröre karşı mücadelede, hem Üretim Ekonomisinin inşasında stratejik müttefiktir.

UYGUR HALKININ BAŞINDAKİ BELÂ

ABD ve İsrail, sözde “Kürdistan” ve sözde “Doğu Türkistan” projeleriyle Çin ile Türkiye’yi birbirine bağlayan İpek Yolu’nu kesme gayreti içindedir. ABD’nin “Doğu Türkistan” adıyla ateşe sürdüğü teröristler, Fırat Kalkanı Harekâtında Mehmetçiğe kurşun sıkmışlardır ve şimdi de Pakistan ve Afganistan sınırlarından Çin’e sokulmaktadırlar.

HÜKÜMETİN TAHRİP ETTİĞİ ÇİN DOSTLUĞUNU ONARMAYA GİDİYORUZ

Son CIA yalanı da, tıpkı Rus uçağının düşürülmesi gibi Türkiye’nin geleceğine kasteden bir tertip ve kışkırtmadır.

Bu koşullarda Vatan Partisi, tıpkı Rus uçağının düşürülmesinden sonra yaptığı gibi, Türkiye’nin güvenliği ve ekonomisi için üzerine düşen görevi yerine getirecektir. Bu amaçla Çin Halk Cumhuriyeti’nin resmî daveti üzerine Vatan Partisi Genel Başkanı ve yöneticilerinden, partisiz şahsiyetlerden ve farklı partilerin mensuplarından oluşan bir Türkiye Heyeti olarak, 21 Şubat günü Çin’in Sinciang Uygur Özerk Bölgesine ve başkent Beijing’e gidiyoruz. Bu ziyarette 21. Yüzyılın gündeminde önemli bir ağırlığı olan Türkiye-Çin ilişkilerinin onarılması için yapıcı çalışmalarda bulunacağız. Aynı zamanda Türkiye ve Çin’in bölücü teröre karşı vatan bütünlüğü ve refahı için işbirliği yönünde görüş alış verişi yapacağız.

21. YÜZYILIN İTTİFAKI

Şunu bütün dünya bilmelidir ki, Türkiye-Çin dostluğu öyle sosyal medya yalanlarıyla bozulamayacak kadar sağlam bir temele dayanmaktadır. Türkiye ve Çin Halk Cumhuriyeti arasındaki dostluk, 21. Yüzyılın kaderini belirleyen değerdedir. Vatan Partisi, bu bilinçle Türkiye’nin güvenliğini ve Üretim Ekonomisinin inşasını sağlayacak sorumlulukları üstlenmeye hazırdır.

Basına ve kamuoyuna saygıyla duyururuz."



Kaynak: Aydınlık


Go to Top of Page

fidelista


276 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 12/02/2019 :  16:30:41  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Bu iktidar maalesef dönüp dolaşıp yine ABD planlarına alet oluyor,ileriyi ,gerçeği görme güçleri yok nedeni arzuya dayalı düşünme,olaylara karşı sığ kalıyorlar Perinçek haklı,sığ bir din ve ırk eksenindeler.Emperyalistlere mücadele etmek bunları aşıyor.
Go to Top of Page

bozadi


9147 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 12/02/2019 :  16:45:20  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen fidelista

Bu iktidar maalesef dönüp dolaşıp yine ABD planlarına alet oluyor,ileriyi ,gerçeği görme güçleri yok nedeni arzuya dayalı düşünme,olaylara karşı sığ kalıyorlar Perinçek haklı,sığ bir din ve ırk eksenindeler.Emperyalistlere mücadele etmek bunları aşıyor.


Evet, ben de Perinçek'in bu konuya dayalı olarak AKP'ye yönelttiği eleştiriye bir ölçüde katılıyorum ama bu eleştirinin asıl muhatabı Erdoğan değil. Erdoğan ve çevresindeki kişilerden pek çoğu meseleye büyük ölçüde vakıf ve giderek daha fazla vakıf oluyorlar ama AKP'de hala Fetö'nün doğrudan veya dolaylı etkisi altındaki bazıları Türkiye'nin ABD ekseninden çıkmaması için ellerinden geleni yapıyorlar.

Bu arada hatırlayalım: CHP, İyi Parti, HDP ve diğer bazı partiler/çevreler, pek çok diğer konuda olduğu gibi bu "Doğu Türkistan" meselesinde de ABD/CIA psikolojik operasyonuna destek oluyorlar. Buna ne buyrulur?

Ben asla "Rusya, Çin, İran hatasız/kusursuz devletlerdir, eleştirilmemelidir" gibi bir anlayışta olmadım. Tekraren ifade etmeye çalıştığım gibi, benim vicdani ölçütüm ve görüşüm, dünyanın apaçık en büyük şeytani gücü (veya onun başkenti) olan ABD'ye karşı göstermedikleri nefreti, protestoyu, karşı koyuşu, tam da ABD'nin global şeytani çarkına çomak sokmakta olan güçlere karşı ısrarlı bir şekilde gösteren çevrelerin, ABD şeytanlığına doğrudan veya dolaylı olarak köpeklik etmekte olduklarıdır.

Somut saha koşullarında AKP'nin başlıca alternatifleri olan partilerin hepsi, ABD'nin şeytani politikalarına karşı gösterdikleri tutum itibariyle son dönem Erdoğan AKP'siyle karşılaştırılması bile mümkün olmayan, resmen "aşağılık" birer pozisyondalar.
Go to Top of Page

bozadi


9147 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 12/02/2019 :  16:55:55  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Go to Top of Page

bozadi


9147 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 12/02/2019 :  17:03:54  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Helal olsun Binali Yıldırım!

ABD'nin şeytani politikalarını destekleyen ve ABD derin devletinin düşmanlarını (Rusya, Çin, İran vb.) karalamaya çalışan CHP'ye, İyi Parti'ye, HDP'ye ve benzerlerine bir kez daha "yazıklar olsun" diyorum.
Go to Top of Page

bozadi


9147 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 17/02/2019 :  20:20:25  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
14 Şubat 2019

"Dedemden duydum" itirafı

Terör örgütü kurma suçundan yargılanan Abdulkadir Yapçan’ın duruşmasında tanık olarak Uygur ayrılıkçısı Seyit Tümtürk dinlendi.


Terör örgütü kurma ve yönetme suçlarından yargılanan ‘Doğu Türkistan İslam Partisi’ liderlerinden Abdulkadir Yapçan’ın duruşması önceki gün İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde görüldü. Mahkemede tanık olarak dinlenen Uygur ayrılıkçılarının lideri Seyit Tümtürk, “Yapçan’ın yaptığı her şeyi ben de yaptım, söylediği her şeyi ben de söyledim. Birlikte Türkiye’de birçok eyleme katıldık” dedi. Tümtürk’ün “Doğu Türkistan’ı hiç görmedim, hiç yaşamadım, zulme doğrudan tanık olmadım. Annemden, babamdan, dedelerimden duydum” demesi dikkat çekti.

Çin’deki ayrılıkçı faaliyetlerin merkezindeki Doğu Türkistan İslam Partisi’nin kurucularından Abdulkadir Yapçan, terör örgütü kurmak veya yönetmek, resmi belgede sahtecilik suçlarından yargılanıyor. Yapçan, önceki gün İstanbul 29. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya Tekirdağ Göç İdaresi Müdürlüğü’nden SEGBİS aracılığıyla bağlandı. Ayrılıkçı Uygur iddialarının yinelendiği duruşmada Yapçan lehine tanıklık yapanlar, Yapçan’ın iade edilmesi durumunda idam edileceğini ileri sürdü.

TÜMTÜRK: YAPTIĞI HER ŞEYİ BEN DE YAPTIM

Aydınlık’tan Ercan Küçük’ün haberine göre; duruşmada tanıklık yapan isimlerden biri de Uygur ayrılıkçılarının liderlerinden Seyit Tümtürk’tü. İfade öncesi kimlik beyanında ailesinin Çin zulmünden kaçtığını, 1964’te Afganistan Kabil’de doğduğunu belirten Tümtürk, “Doğu Türkistan’ı hiç görmedim, Doğu Türkistan’da hiç yaşamadım. Doğu Türkistan’daki zulmü hiç görmedim. Annemden, babamdan, dedelerimden duydum. Babam Çin kamplarında, maden ocaklarında zorla çalıştırılmış” dedi. Yapçan’ı 15-20 yıldır tanıdığını, Yapçan’ın IŞİD’e karşı insanları uyardığını savunan Tümtürk, “Yapçan’ın yaptığı her şeyi ben de yaptım, söylediği her şeyi ben de söyledim. Birlikte Türkiye’de birçok eyleme katıldık. Yapçan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmadığı için Çin iadesini amaçlamaktadır” dedi.



SONRAKİ DURUŞMADA HAZIR BULUNACAK

Duruşmaya SEGBİS sistemiyle katılan Yapçan, savunmasında Çin’in işgalci olduğunu, amacının Doğu Türkistan’ı Çin’in işgalinden korumak olduğunu söyledi. Yapçan, “Ben adli kontrol kararımın kaldırılmasını ve bana Türk vatandaşlığı verilmesini talep ediyorum. Bu dava Türk halkının davasıdır” ifadelerini kullandı. Sanık avukatları da müvekkilleri hakkındaki adli kontrol hükümlerinin kaldırılmasını talep etti. Mahkeme, Yapçan hakkındaki adli kontrol tedbirinin devamına, sanığın bir sonraki celsede salonda hazır bulundurulması için gerekli yazışmaların yapılmasına karar verdi. Duruşma 3 Mayıs 2019’a ertelendi.

SAHTE KİMLİKLE YAKALANMIŞTI

Terör faaliyetinde bulunduğu gerekçesiyle Çin Halk Cumhuriyeti tarafından hakkında kırmızı bülten çıkartılarak, iadesi istenen, Türkiye’de sahte bir kimlikle dolaşırken 2008’de gözalatına alınıp bırakılan Abdulkadir Yapçan, Eylül 2016’da tutuklandı. Yapçan hakkında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), sınır dışı edilmemesine ve yargılama süreci bitene kadar Türkiye’den çıkarılmamasına gerektiğine karar vermişti. Ardından yapılan itiraz üzerine Yapçan, adli kontrol şartıyla tahliye edildi.

DOĞU TÜRKİSTAN İSLAM PARTİSİ

Örgüt, El Kaide’ye bağlı olarak ‘Doğu Türkistan İslami Hareketi’ adıyla 1997 yılında kuruldu. Ardından partileşerek ‘Doğu Türkistan İslam Partisi’ adını aldı. Örgüt, bir kısım Özbek kökenli İslami örgüt mensubuyla da birleşerek ‘Türkistan İslam Partisi’ oldu.

Örgüt, Suriye’de, Türkiye’de, Irak’ta, Afganistan’da ve Çin’de terör faaliyeti yürütüyor ve Çin Halk Cumhuriyeti’nden ayrılma amacı güttüğünü belirtiyor. Sözde “Doğu Türkistan İslam Partisi”, FETÖ örgütüyle sıkı bağlara sahip. Seyit Tümtürk’ün Abdullah Gül ile yakın bağlantı içinde olduğu iddiası, daha önce gündeme gelmişti. Doğu Türkistan İslami Hareketi başta olmak üzere benzer örgütler ve çevreler, 1 Ekim 2018 günü Paris’te toplandı, bir ‘Doğu Türkistan Millî Meclisi’ kurduklarını ilan etti. Sözde meclisin başkanlığına Seyit Tümtürk getirildi.

Kaynak: OdaTV


Go to Top of Page

bozadi


9147 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 17/02/2019 :  20:23:05  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
17 Şubat 2019

Tümtürk'ün kefil olduğu Yapçan'ın suçları: Cihat çağrısı yapmış patlayıcı parası göndermiş!

Doğu Türkistan İslam Hareketi Kurucusu Abdulkadir Yapçan’ın iade dosyasında işlediği suçlar sıralandı. Yapçan’ın patlayıcı alınması için Afganistan’dan Sinciang-Uygur Bölgesi’ne para gönderdiği iddia edildi


Çin Halk Cumhuriyeti’nin ülkelerinde terör faaliyeti yaptığı için iadesini istediği Doğu Türkistan İslam Hareketi Kurucusu Abdulkadir Yapçan’ın farklı kanallarda cihat çağrıları yaptığı, terör eylemleri planladığı ortaya çıktı.




Abdulkadir Yapçan


Çin’den sahte pasaportla kaçan Yapçan, 2016 yılında Türkiye’de yakalandı. Çin, Yapçan hakkındaki suçlamaların yer aldığı iade dosyasını Türkiye’ye gönderdi ve iade kararı için dava açıldı. İddianameyi hazırlayan savcı Yapçan’ın “evrakta sahtecilik”, “Silahlı terör örgütü kurmak, yönetmek” suçları nedeniyle Çin’e iade edilmesini talep etti.

İddianamede, Çin makamları tarafından verilen iade dosyasında yer alan bilgiler ve Yapçan’ın suça konu eylemleri yer aldı. Buna göre, Yapçan ‘Ulusal güvenliği tehlikeye düşürmek, adam öldürmek, terörist organizasyon oluşturmak, organizasyona liderlik etmek ve organizasyonda aktif rol almak’ suçlarından kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranıyor. 1958 Sincian doğumlu Yapçan iddiaya göre 1997 yılında sahte pasaportla Suudi Arabistan’a çıkış yaptı. 1997’nin Nisan ayında “Doğu Türkistan Partisi”ni (daha sonra Doğu Türkistan İslam Hareketi adını aldı) kurdu ve başkan yardımcılığını yaptı. 1999 yılına kadar Orta ve Güney Asya’da bulunan Sinciang uyruklu kişileri Afganistan’a terör eğitimine gönderdi. Örgüt faaliyeti çerçevesinde patlayıcı maddeler imal edildi. Yapçan, son yıllarda da internet üzerinden videolar yayınlayarak terör propagandası yaptı.

İSLAM DEVLETİ KURMA PLANLARI

İade dosyasında Yapçan hakkında beyanlar olduğu belirtildi. Doğu Türkistan İslam Hareketi teröristlerinin Yapçan hakkında verdikleri beyanlar ve Yapçan’ın eylemleri şöyle:


  • 1997 yılında sahte pasaport düzenleyerek Doğu Türkistan’dan Suudi Arabistan’a gitti.


  • Terörist İsmail Abdulsemet, Yapçan’ın 1997 yılında Suudi Arabistan’a gittiğine ilişkin beyan verdi.


  • Terörist Abdulmecit Mutalif Hasmu, Yapçan’ın Doğu Türkistan İslam Partisi Emiri olduğunu söyledi.


  • Terörist Abdulmecit Mehmetkırım, Yapçan’ın Çin’de cihat çağrısında bulunduğunu ve İslam Devleti kurmayı planladığını beyan etti.


  • Terörist Osman Ümit, 1998 yılında Yapçan ve bazı şüpheli kişilerin Afganistan’dan Doğu Türkistan’a 20 bin Amerikan Doları gönderdiğini, bu para ile Sincian’daki teröristlerin patlayıcı madde aldıklarını itiraf etti.


  • Terörist Nurmehmet Abdulkeyim, şüphelinin kendisine cihat yapması talimatı verdiğini söyledi.


  • Yapçan internet üzerinden yayın yapan İstiklal TV’de Çin ‘işgaline’ karşı cihat çağrısı yaptı, Sincian’daki teröristlere yönelik olarak da ‘IŞİD’e katılmak yerine ‘Doğu Türkistan’da Doğu Türkistan için savaşın’ şeklinde açıklamalarda bulundu.


YAPÇAN İDDİALARI REDDETTİ

Yapçan savunmasında iddiaları reddetti. Mücadelesini hukuk çerçevesinde verdiğini savunan Yapçan, Türk filmleri ve Türkiye’den temin ettiği Hazreti Muhammed’in hayatını anlatan kitapları Müslüman Türklere ulaştırarak asimile olmalarını engellemeye çalıştığını iddia etti. Yapçan ‘etnik ayrımcılık, işkence ve zulümlerden kaçarak’ adına düzenlenen sahte pasaportla 1997’de bölgeden ayrılıp Malezya, Suudi Arabistan, Pakistan’dan sonra 2002’de Türkiye’ye geldiğini belirtti. Kendisi aleyhinde ifade veren kişilerin Çin tarafından idam edildiğini söyleyen Yapçan, insanları Çin’e karşı kışkırtmadığını, IŞİD’e katılmak için gelenleri engellediğini öne sürdü. Suçsuz olduğunu savunan Yapçan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı istedi.

ŞIRACININ ŞAHİDİ BOZACI



Seyit Tümtürk


Yapçan’ın iadesiyle ilgili 26 Eylül 2017’de başlayan davanın yedinci duruşması 12 Şubat günü İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde görülmüştü. Mahkemede tanık olarak Uygur ayrılıkçılarının lideri Seyit Tümtürk dinlendi. Tümtürk, Afganistan’da doğduğunu belirterek “Doğu Türkistan’ı hiç görmedim, Doğu Türkistan’da hiç yaşamadım. Doğu Türkistan’daki zulmü hiç görmedim. Annemden, babamdan, dedelerimden duydum” dedi. Yapçan’ı 15-20 yıldır tanıdığını söyleyen Tümtürk “Yapçan’ın yaptığı her şeyi ben de yaptım, söylediği her şeyi ben de söyledim. Birlikte Türkiye’de birçok eyleme katıldık” ifadelerini kullandı. Yapçan hakkındaki tahliye talepleri reddedilmiş, dava ertelenmişti.

SEKİZ ÜLKENİN TEMSİLCİSİ SİNCANG'I ZİYARET EDİYOR



Türk Dışişleri Bakanlığı’nın Sincian Uygur Özerk Bölgesi’nde ‘toplama kampları’ kurulduğu açıklamasının ardından Rusya dahil sekiz ülkenin BM temsilcilerinin dün Çin’e gittiği belirtildi. 19 Şubat’a kadar sürecek ziyerette temsilciler kamplarla ilgili iddiaların doğru olup olmadığını gözlemleyecek.

Çin devlet televizyonunun açıklamasına göre Çin Dışişleri Bakanlığı’nın daveti üzerine Rusya, Belarus, Venezuela, Mısır, Kamboçya, Küba, Pakistan ve Senegal’in BM Cenevre Ofisi temsilcilieri Çin’e gitti. Diplomatlar, Pekin’de Çinli yetkililerle aşırıcılık, ayrımcılık ve terör konularını istişare ederken Çin Komünist Parti Merkez Komitesi Propaganda Dairesi Başkan Yardımcısı Tzyan Tzyango, “Sinciang, eğitim programları ve özel eğitim merkezleri sayesinde son yıllarda belirgin bir ilerleme kaydetti” dedi.

Kaynak: Aydınlık


Go to Top of Page
Sayfa: Toplam Sayfa 2  Mesaj Sonraki Konu  
Önceki Sayfa
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Forum Seç:
Başkalarına Hizmet Forumu © Kasyopya celselerini ve diğer mesajları farklı ortamlara kopyalamadan önce lütfen izin isteyin: baskalarinahizmet@gmail.com Yukarıya git
Snitz Forums 2000

Design by Sizinsayfaniz.com

Bu sayfa 0,14 saniyede oluşturuldu.