Başkalarına Hizmet Forumu
Başkalarına Hizmet Forumu
Ana Sayfa | Bilgilerim | Kayıt Yaptır | Aktif Konular | Forum Üyeleri | Site içi Arama
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni Hatırla
Şifre hatırlatma servisi

  Forum
 Kanal Bilgileri
 Kasyopya Celseleri (Son Yıllardaki Celseler)
 23 Mart 2019
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Önceki Sayfa
Yazar Önceki Konu Mesaj Sonraki Konu
Sayfa: Toplam Sayfa 2

Tgur


1120 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 27/04/2019 :  09:49:33  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Sercany dostun sorularına verilen cevaplara ilave olarak ,

Sanırım 3 Y deki dualitenin neden daha üst yoğunluklarda devam etmediği şeklinde sorusu var,

Dionysos un alıntıları konuyu illüzyon yönünden yani bu dualite seçiminin kapsamı yönünden çok yerinde ve doyurucu bunu belirtmem lazım,

Dualite yani özellikle çift zihniyet şu alıntıda uzun ve kısa dalga döngüsü seçimleri ile ilgili ,
------------------------------------------------
C: Herşeyin arzu edilmeyen sonuçları yanında arzu edilebilir sonuçları da vardır, fakat burada şu da belirtilmelidir ki evrenin tüm boyutlarında var olan herşey, varoluşu yalnızca iki şekilde deneyimleyebilir.Bunlar uzun dalga döngüsü ve kısa dalga döngüsüdür. İnsanların neden fiziksel madde içinde esir olduklarıyla ilgili soruna dönecek olursak, ki elbette bu gönüllü bir şekilde ve seçimle gerçekleşti, sizin tamamen eterik veya ruhsal bir varoluş olarak tanımlayacağınız uzun dalga döngüsü deneyiminden,fiziksel varoluş dediğiniz kısa dalga döngüsüne geçmenizden kaynaklandı. Bu iki yol arasındaki fark şudur;uzun dalga döngüsünde evrimde döngüsel bir tarzda çok yavaş bir değişim meydana gelir. Kısa dalga döngüsünde ise bir ikilik/dualite vardır. Dünya'da fiziksel bedenler içindeki ruhların deneyimlediği şey de budur çünkü ruh döngünün yarısında eterik/ruhsal bir halde deneyim yaşarken, döngünün diğer yarısında fiziksel bir durumda deneyim yaşar. Bu iki yarı, zaman olarak sizin zamanı ölçüm şeklinizle ölçülemez ama elde edilen deneyimin bütünü her iki yarıda eşittir. Ruhların grup zihni tamamen eterik/ruhsal bir varlık yerine fizikselliği deneyimlemeyi seçtiğinde bu kısa dalga döngüsüne geçme gereksinimi doğal olarak,evrenin doğal bağları yoluyla gerçekleşti.
----------------------------------------------------------------

Dualite ruhların indirgenme yoluyla seçtikleri kısa dalga döngüsü için seçildi ve bu seçim sonu çift zihniyet devrededir, 4 yoğunluk kısmen değişken fiziksel yoğunluktur 5 .yoğunluktan sonra dualite yoktur,bunu belirten alıntı,
------------------------------------------------------------------

C: Cinsiyet sınıflamalarına takılmış görünüyorsun canım. Bu anlaşılabilir birşey, ama bir açıklama için kendini hazırla, çünkü başka yol yok gibi görünüyor. 5'ten 7'ye kadarki yoğunluk seviyelerinde düalite/ikilik yoktur. "Tanrı Gücü" 7'nci yoğunluktan "aşağı doğru" yayılır ve tüm yoğunluklara işler. Düaliteyle ilgili hiçbir sınıflama tanımaz, çünkü mükemmel bir şekilde harmanlanmıştır ve bu nedenle sürekli dengededir.
--------------------------------------------------------------------

Diğer yandan tasarı işi Bozadinin belirttiği gibi 6 yoğunluktan ama bunu 4 BH e geçenlerde yapabilir ,şu aktarımı incelersek "hiper uzay denemesi" konu yerine oturur,
--------------------------------------------------------------------

S: (A) Hiper uzaydan bahsettiniz. Hiper uzay nedir?
C: 4'ten 7'ye kadarki yoğunluklar. Ama 4'üncü yoğunluk hiper uzayı "geçitte yaşayış" olarak algılar.
--------------------------------------------------------------------

Daha geniş açıklamayı bu konu üzerinde evvelce şöyle yorumlamışım mevzu anlaşılsın şeklinde derinleşebiliyoruz ,ona da bakalım,
----------------------------------------------------------

"Çekim bahsinde bu alıntı geçti ve "4. yoğunluk hiper uzayı geçitte yaşar gibi algılar" bölümünü izah edememiştik ,ne tür bir yaşantıdır şeklinde zihnimizi kurcaladı ,ama alıntının en sonunda boyut ve yoğunluk kavramları üzerinde dolaşıyorken en sondaki "Hiper uzayı 4. boyut olarak düşün"K.ların cevabı konuyu başka yönlere kaydırdı ,

Başlangıçta boyutları her hangi bir yoğunluğun içinde dilim dilim aşama kademeleri olarak düşünürken öyle olmadığını anladık boyutların "bilince ve diğer her şeye ev sahipliği yapıyor"ifadesi ile (K.ların) boyutun bambaşka bir şekilde tahayyül edilmesi gerekliliğni görmekteyiz,

Biz daha doğrusu ben yoğunluk içinde aşama noktaları derken K.lar da başlangıçta bu konulara yeni başlarken birleşik tanımlamalarda bulunmuşlar yani yoğunluk ve boyut kavramlarını beraber nitelemişler örnek alıntı,

"S: (L) Bu ana gemi nereden geldi?
C: Başka bir yoğunluktan.
S: (L) Yani başka bir boyuttan mı?
C: Evet.
S: (L) Biz bu diğer boyut veya yoğunlukları diğer yıldız sistemleri veya gezegenler olarak mı biliyoruz?
C: Kısmen."

Zira hiper uzay 4. boyut olarak nitelenirse ,bilinçle 4. yoğunluğu hak eden bir ruh 5ve 6 yoğunlukların hepsini geçitte yaşar gibi kabul etmiş bir hale geliyor ,

Maddesel ölüm sonunda kişi direk 5. yoğunluğa gidiyor ve orada 4. yoğunluğu hak edip orada bulunmaya layık ise 4. yoğunluğun değişken fizikselliğinden ötürü isterse alt yoğunluklara geçebiliyor ki bu daha çok KH yaşantısını seçmişler için geçerli zira KH nın 4. yoğunluktan öteyi istediği pek fazla olmuyor ,daha doğrusu BH olunması hakkında bilgi ve istekleri yok ,BH ı seçenler için ise hiper uzayı yaşamak serbest yani 5 değil de daha çok 6, burada 7 den bahsetmiyorum o zaten bütün yoğunluklarda endike..

Bu anlatmaya çalıştığımız özelliklerden ötürü 4. yoğunluğa BH olarak geçmek yani onu hak etmek çok önemli zira bilincin ve görüleceklerin büyük bir patlamaya ait olduğunu yavaş yavaş idrak edebiliyoruz."

Sercany dostun anlamaya çalıştığı, çift zihniyetteki yavrulara olan sevginin gücü cinsiyet teşekkülü ve üremeye bağlı mı şeklinde anlıyorum bence hayır biz sevgiyi bu yoğunlukta indirgenme ve cismani haz olma duygularına karışmış olarak kabul ettiğimizden ki konu buraya gelince 4KH ruhlara bu yolu seçmeleri için bir olanak olarak sunduğunu veya olağan olarak durduğunu ve cinsi hazzın tamamen 4KH a besin olan enerji türü olduğunu ( K.lar bu nu belirttiğinde bir şok bilgi olarak algıladığımızda ve işin objektifliğine kapılıp anlamaya çalıştığımızı da vurgulayalım ve bu konuda uzun yorumlamalarımız da var) irdelediğimizde netice olarak ,

Sevgiyi bu cinsler ayırımı dolayısiyle ana yavru bağı dışında tuttuğumuzu ve yine bahsedelim bunun üzerinde de (sevgi=ışık=bilgi) üçlemesi ile bolca yorumlamalar yaptığımızı da hatırlayalım ,


Edited by - Tgur on 27/04/2019 10:12:41
Go to Top of Page

bozadi


9339 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 27/04/2019 :  17:22:46  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Paylaşımlar için teşekkürler Tgur. 4Y için "geçit" kavramının kullanılmasının başlıca nedenlerinden birinin, senin de alıntılayıp belirttiğin gibi 4Y'nin maddesellik ile ruhsallık arasında bir geçiş aşaması olduğunu sanıyorum. İlk üç yoğunluk (1, 2 ve 3) maddesel (en azından kısa dalga döngüsünde) nitelikli. Son üç yoğunluk (5, 6 ve 7) ise tamamen ruhsal nitelikli. 4Y ise maddesel yoğunluklar ile tamamen ruhsal/eterik yoğunluklar arasındaki geçiş/geçit aşaması gibi görünüyor.

Cinsiyet bölünmesi (erkek-dişi ikiliği) konusunda, bu son tartıştığımız hususlarla ne kadar bağlantılı ve anlamlı olur bilmiyorum ama aklımdaki şu hususu paylaşmak istiyorum:

Erkek ve kadının ciddi farklarına rağmen aslında "insan"lık sıfatında/bağlamında bir olması, tüm varoluşun da çok çeşitli ve bölünmüş görüntüsüne rağmen özde tamamen bir ve aynı oluşunun doğal ve güzel bir temsili olduğunu düşünüyorum. Ve erkek ile dişinin birbirine duyduğu çekimin de tüm varoluşun çeşitli farklı veya zıt görünümlü parçalarının birbirine karşı duyduğu çekimi örneklediğini sanıyorum. Bu konu "sevgi" konusuyla da birebir alakalı bence. Yani sevgi ve çekim kavramları birebir ilintili.

2Y ve 3Y'de bu çekim/sevgi hususu biraz daha kaba, hayvani veya "çocuksu" nitelikte. İki zıt fiziksel cinsiyete bölünecek kadar. Bu biraz da insanların, daha doğrusu 3Y öğrencilerin işini kolaylaştırmaya yönelik bir katalizör.

Gerçek bireysel bağımsızlık, özgürlük, farkındalık, diğer bir deyişle en ideal bireysellik deneyimi bence 5. yoğunlukta yaşanıyor. Bildiğimiz gibi ilk 4 yoğunluktaki tüm varlıklar aslında 5. yoğunlukta merkezleniyor (merkezleri, evleri, yuvaları orası) ve enkarnasyon gereği bilinç düzeylerine uygun alt yoğunluklara enkarne olurken bile tüm varlığıyla değil, varlığının belirli bir yüzdesiyle enkarne oluyor, varlığın bir kısmı hep 5. yoğunlukta kalıyor (bu husus yanlış hatırlamıyorsam doğrudan veya dolaylı olarak hem celselerde bir yerde geçmişti, hem de Michael Newton'un kitaplarında verdiği bilgiler arasında geçti).

5. seviyede bireyler ile varoluşun bütünü arasındaki "ilişki"nin farkına varılıp sevgiyle kabul edilebilmesi için cinsiyet bölünmesine gerek olmuyor, her ne kadar alt sınıf öğrencileri için (bizim gibi) 5. yoğunlukta bile zaman zaman bu cinsiyet bölünmesi işlevinden yararlanılabilse bile (ihtiyaca göre). 5. yoğunlukta evrensel ve sonsuz hakikat zaten açıkça görülebiliyor. Eşyaratanlık, birlik, özgürlük vs. Yani bireyler kendi ayakları üzerinde durabiliyorlar, tüm varoluşun ebedi gerçeğinin farkındalığı içinde. Tam bir özgürlük söz konusu, her ne kadar bizim gibi alt sınıf öğrencilerine bu konuda önemli miktarda destek ve rehberlik verilmesi gerekse de. Kendi dünya hayatımızda ideal bir aile düşünün. Ailenin küçük çocuğuna özgürlüğü tamamen hissettiriliyor, veriliyor, tanınıyor. Çocuk çocuk olmasına, pek çok ciddi bakım ve desteğe ihtiyaç duymasına, kendi başına varlığını sürdürmesi pek mümkün olmayacak olmasına rağmen ailesi ona adeta özgür ve saygın bir birey olduğu bilincini aşılıyor sürekli. Onu bir makine veya robotmuş gibi yönetmeye, kullanmaya çalışmıyorlar sürekli. Onun eninde sonunda ulaşacağı/olacağı bireyselliği, özgürlüğü, saygınlığı daha küçücük bir çocukken, hatta bebekken bile ona gösteriyorlar, veriyorlar, sunuyorlar, tanıyorlar. 5Y yuvadaki 3Y öğrencilerin (çocukların) durumunun da buna benzediğini düşünüyorum; tabi bundan çok daha ideal bir şekilde. Bir bebeğin, çocuğun bile aslında gayet kendine özgü bir karakteri, bireyselliği, varlığı, özgür iradesi olduğunu çok iyi biliyorlar. Onun kendilerinden farkı olmadığını, kendilerinin de bir zamanlar onun durumunda olduğunu biliyorlar ve çocukla kendileri aralarında temel bir fark/ayrım görmüyorlar. Bu sadece bir döngü. Kimse sonsuza kadar çocuk olarak kalmadığı gibi kimse sonsuza kadar yetişkin olarak da kalmıyor. Roller sürekli yenileniyor, değişiyor. Dolayısıyla yetişkin ve çocuk diye kesin bir ayrım da yoktur. Tıpkı erkek ve kadın diye bir ayrımın da aslında olmaması, ikisinin özde tamamen bir ve aynı varlık olması gibi.

2Y de dahil olmak üzere özellikle 3Y'de erkek ve dişi arasındaki çekim, birey ile tüm varoluş arasındaki çekimi yansıtıyor diye düşünüyorum. Farklı göründüğü (ve bir miktar farklı olduğu) halde bir olmak. Erkek ve kadın bedeninin farklılığı ve bu iki cinsiyet arasında kendiliğinden var olan doğal elektromanyetik veya varoluşsal çekim, aslında varoluşun tüm farklı çeşitlerinin arasında da mevcut. Ama 3Y'deyken, hele ki KH etkilerinin çok güçlü olduğu bir 3Y'de bunun farkına varabilmek kolay değil. Bilim/keşif sevgisi, ilgisi, çekimi bununla yakından bağlantılı. Yani evreni, varoluşu, herşeyin işleyişini tanımaya yönelik ilgi, çekim, sevgi. İşte, erkek-dişi arasındaki çekimin ve sevginin giderek buna dönüşmesi bekleniyor. Erkek ile kadın arasındaki çekim ve birlik, insan ile evren (birey ile tüm varoluş) arasındaki çekim ve birlikle aynı şey.

Bizim çok sorunlu KH nitelikleri olan 3Y deneyimizde egemen KH güçleri tarafından insan özgürlüğü, bilimi, doğasal ve evrensel keşifleri hem dinsel hem ekonomik hem binbir türlü farklı yollarla mümkün olduğunca zorlaştırılmış ve bloke edilmiş olduğundan, erkek-kadın arasındaki çekimin de hep çocuksu, ilkel bir seviyede kalması sağlanmak isteniyor adeta. Örneğin erkek-kadın arasındaki çekimin evrensel/varoluşsal çekim-birlik yönünün farkına varılması engellenmeye çalışılıyor, tüm varoluşla birlik-bütünlük-özgürlük farkındalığının keyfini, coşkusunu, gücünü bloke etmek, sınırlamak engellemek için büyük çabalar harcanıyor, baskılar, işkenceler yapılıyor, bunun sonucunda bu çekim, birlik, özgürlük ve keşif fiziksel/cinsel ilişki boyutuyla sınırlanmaya çalışılıyor.

Go to Top of Page

bona fide


402 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 27/04/2019 :  18:09:20  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
bozadi,
"bunun sonucunda bu çekim, birlik, özgürlük ve keşif fiziksel/cinsel ilişki boyutuyla sınırlanmaya çalışılıyor."

kadının aldığı şekil ayakkabıdan giyimden kozmetiğe varana kadar. bu kalıba girmek rahatsız şeklin içersinde yaşamını sürdürmek. topuklu dar ayakkabıyla yürümek modern kadının son hali dinle kapatılanlarda dahil. kadın kendisine bu işkenceye zevkle katlanıyor erkeğine kur yapmak için başka bir sebep göremiyorum. maymuna ya da küçük çocuklara makyaj yapınca güleriz hani komiik oldu diye bi ton kozmetiği sıva yapar gibi yüzüne boca edip her gün her gün o rahatsız kıyafetlerle dolaşmak mazoşist bir düşünce yapısı ve gerçekten komik.acınası hatta. kendini beğenmek ve beğendirmek şekil olrak seksi kadın dişi kadın ve modern kadın; alınan mesajla yaratılan imaj. tabiki şehirli koloniler için topraktan uzaklaşıp betona bağımlı olsun doğasından kopsun ve biz onu obje olarak istediğimiz gibi kullanalım. tamamen bölen değersizleştiren ve obje olmaktan başka işe yaramayan bir varlık haline gelmesi gösteri amaçlı kadın kuruluşları sadece bağırır yürür ve kendilerini çok etkin bişey yaptıklarını zannederler. orada dahi yönlendirildiklerini anlamazlar femenin camide üstsüz eylemleri lgbt yürüyüsünde ağza alınmayacak mesajlarla pankartlar dişilik mi vurgulanıyor özgürlükmü isteniyor belli değil herne haltsa tam bir iğrençlik amacından sapmış tahrik ve tiksinti yaratıyor. ve lgbtnin ötekileştirmeden varolma yaşayabilme amacı gümbürtüye gidiyor. umarım dilerim bilinçli sağduyulu objektif bakış açısıyla pozitif düşünceler hakim olsun tüm kadınlar ve erkeklerde.

Edited by - bona fide on 27/04/2019 18:10:30
Go to Top of Page

ogeday


192 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 27/04/2019 :  19:44:10  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Benim celselerden hatirladigim insanlik zaten 4. yogunlukta idi.Bizler 4. yogunlukta iken fiziksel bedene gecmek istedik.Hatta buna Laura "yani biz hristiyanlikta anltatilan yasak elmayi yedigimiz icin mi cezalandirildik" diye sordu.K lar hayir elma sadece bir sembol sizi buraya getiren esas sey cinsellik dedi.Burada kafanda olusacak soruyu tahmin edebiliyorum biz derken tam olarak neyi kast ettigini aciklayayim.4. yogunlukta insanligin yari fiziksel yari ruhsal bir durumu var ve kuzey guney dogu bati gibi kavramlar yok. suan biz bu yogunlukta fizikseliz ancak ruhsal boyutta eklendiginde insanligin ortak bilinciye iletisim kurabilen bir aga sahip oluyoruz.Mesela Reptilianlar burada sahip olduklari Gri ler ile ruhsal bir baglantiya sahipler.Fiziksel zevklere sahip olmak istemek bir KH davranisi boyle bir salakligi niye yapmisiz bilmiyorum.Belki 4. yogunluktada KH idik emin degilim.Mesela Cengiz Han 4. KH ye gecis yapti suan orada
Go to Top of Page

Tgur


1120 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 27/04/2019 :  20:09:33  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Ne yazık ki bu bağlı olduğumuz ve aldatıldığımız ve bedeni fonksiyonların büyük kısmı özel yazılımla ayarlanmış bir halde sanat romantizm hatta yaşamın bütün yollarını bu cinsel haz dürtülerinin kurgulanmış bir halindeyiz bu kapılıştan kurtulmayı kolay kolay kabul edemiyoruz ama K.lar bu hali KH a hizmetten başka şey olmadığını bir şamar gibi önümüze çıkarıyorlar ,aşağıdaki kısa ilave yorumumla ilgili celseyi dikkatlice bir daha okuyalım derim,


Kemikleşmiş dedim, gerçekten sex fenomeni özelliğinde fizyoloji ve anatomi ve zihinsel primitif bağlantı yapılmış bir beden ile açlık ve cinsellikten başka bir şey düşündürmeyen illüzyon bütün yaşantımızı kilitlemiş gibi bunun dışına çıkmak şimdilik terk etmek değil de ancak farkındalık yolu için devreye alınan bir çok zihinsel ataklar yapmamıza bağlı.
O zaman bazı şeyleri dönüştürebilecek algı kabiliyetlerine yönelebileceğiz.
-------------------------------------------

S:(L) "Ultimate Frontier" adlı kitabı yazan adam o bilgileri kanalladı mı veya anlattığı olaylar gerçekten
meydana geldi mi?
C: Evet ve evet.
S:(L) İddia ettiği gibi Davut'un reenkarnasyonu mu?
C: Öyle tercih ediyorsa.
S:(L) Kadınlar hakkında söyledikleriyle ve ruhların yalnızca tek cinsiyette reenkarne olduğuna dair açıklamalarıyla beni kaybetti. (J) Hayır, öyle değil ve sanırım cinsiyet değiştirme eşcinsellikle de yakından ilgili. (L) Evet. (TR) Ama bence ruhlar belirli bir cinsiyette bedenlenmeye daha eğilimli.
C: Hayır.
S:(L) Sanırım netice itibariyle dengeleniyor.
C: Herşey sadece ders.
S:(J) İnsanın cinsellik durumunun, örneğin eşcinselliğin, bir yaşamdan diğerine geçerken cinsiyet değiştirilmesiyle ilgisi var mı?
C: Bazen.
S:(L) Tüm cinsel ifade şekilleri arasında, 4'üncü yoğunluğa daha hızlı olarak ilerleme olasılığı en yüksek olanı hangisi?
C: Cinsellikten tamamen uzak oluş.
S:(D) O zaman benim durumum iyi! [Gülüşme] (V) Neden cinsellikten tamamen uzak olmak, açıklayabilir misiniz?
C: Çünkü o zaman fizikselliğe olan arzularınızdan kurtuluyorsunuz.
S:(TR) Yani seks, insanı iyice 3'üncü yoğunluğa cezbeden bir 3'üncü yoğunluk eylemi. (L) Peki ikinci en olası cinsel ifade hangisi? [Gülüşme] (D) Benim durumum hallolduğuna göre şimdi sizin durumunuzu ele alabiliriz! (J) Önem sırasına göre... [Gülüşme]
C: Bir önemi var mı?
S:(D) Laura için önemli, cevap verin lütfen. (L) Sanırım herkesin cinsellikten tamamen uzak olmayı isteyeceği ve tüm fiziksel şeylerden kurtulacağı bir noktaya ulaşması gerekiyor ama şu noktada elimizdeki seçenekler karşıtcinsellik, eşcinsellik, çiftcinsellik ve çokcinsellik. [Gülüşme] (D) Bu cinsellik şekilleri arasında kendi fiziksel bedenlerimizden zevk alma yeteneği de var. Bizim fizik bedenden zevk alma yeteneğimiz var ama onların yok. Ve bir yerde okuduğuma göre bunu kıskanıyorlarmış. (L) Bu doğru mu, bizim fizikselliğimizi kıskandığınız?
C: Hayır. Hiç!
S:(L) Bir yerde okuduğuma göre yüksek ruhsal seviyelerde olduğunda ruhsal birleşmeyi deneyimleyebiliyorsun ve bu orgazmdan daha iyi. Bu doğru mu?
C: Herhangi bir orgazm türüne neden ihtiyacınız olsun?
S:(L) Orgazm, fizikselliğin mutlak deneyimlerinden biri gibi görünüyor. (TR) Evet, aynen bu, fiziksellik... (L)Fizikselde, 3'üncü yoğunluk dünyasında varolan herşey bir şekilde daha yüksek boyutlardaki deneyimlerin ve varoluş durumlarının bir yansıması değil mi?
C: Sizin deneyimlediğiniz şekliyle 3'üncü yoğunluk, bu yoğunluk içindeki esaretinizi sürdürmek üzere beslenen bir ilüzyon.
S:(L) Diğer bir deyişle sonsuza kadar sevişen Vişnu ve Şiva örneğinde olduğu gibi varoluştaki dünyaların devamını sağlayan kozmik bir orgazm falan yok?
C: Zırva! [Gülüşme]
S:(L) Doğu dinlerinde öğretilen birşey bu, hatta bu şekilde yaptıkları heykeller var...
C: İlüzyonu sürdürmeye yönelik bir mantıksallaştırma.
S:(L) Yani orgazm deneyimi bir yem, bizi... (D) Kontrol altında tutmak için... (TR) Ve üçüncü seviyede tutmak için... (L) Bu doğru mu?
C: Evet.
S:(L) Başka bir celsede bu konu hakkında sorduğum başka bir soruya dönelim: orgazm anında enerjimize ne oluyor? Bu enerji nereye gidiyor?
C: 4'üncü seviye KH'ye gidiyor.
S:(TR) Bu Kertenkelelerin bizimle beslenmesinin bir ifadesi mi?
C: Oradaki KH varlıkları bu enerjiyi alıyor.
S:(TR) Yani orgazm, 4'üncü yoğunluğun 3'üncü yoğunluktan beslenmesinin 3'üncü yoğunluktaki bir ifadesi,öyle mi?
C: Yöntemlerinden biri.
S:(D) "Pleiades Öğretileri"nde (Bringers of the Dawn) seksten bahsediliyor ve bunun sevginin bir ifadesi olduğu, seni gerçekten sevmeyen biriyle seks yapmaman gerektiği söyleniyor.
C: İhtiyaç duyulan tek şey sevgi.
S:(L) Eğer iki birey, birbirlerine duydukları yüksek seviyeli sevgiyi fiziksel bir şekilde ifade etmek isteseler, bu enerjiyi 4'üncü seviye KH varlıklarını beslemeden, pozitif bir şekilde yapmaları mümkün mü?
C: Hayır.
S:(L) Yani ne yaparsan yap, ne düşünürsen düşün, bu enerji oraya gidiyor öyle mi?
C: Seks kuvvetli bir fiziksel arzudur.
S:(V) Büyük geçiş geldiği sırada seks yapan veya herhangi cinsel bir ilişkisi olan kişiler bu yüzden geçişi gerçekleştiremeyecek mi? (L) Sanmam... (V) Bunu öğrenmek istiyorum. Bu doğru mu?
C: Hayır. İncil'inizde "Bin Yıl" olarak bahsedilen şey, geçişin 3'üncü yoğunluk yorumudur.
S:(L) Yani bir anlamda 4'üncü yoğunlukta bin yıl boyunca fiziksel varlıklar olarak yaşayacağız. Geçiş bu süre içinde gerçekleşecek ve bu süre bittiğinde fiziğe olan iştahımızı geride bırakmış olacağız, öyle mi?
C: Yakın. Bazıları 4'üncü yoğunluğa hemen geçecek, bazılarının ise biraz daha "zamana" ihtiyacı olacak.
S:(T) Yani 4'üncü yoğunluğa geçtiğimizde ve hala fizikselken, ihtiyaç duyduğumuz besinleri yine 3'üncü
yoğunluktan mı edineceğiz?
C: Kısmen.
S:(D) Tamamen BH olsak bile mi?
C: Tamamen BH iseniz fiziksel besine ihtiyacınız olmaz.

S:(D) O zaman nasıl enerji alırız... Birbirimizden. Başkalarına hizmet ediyor oluruz. (L) BH böyle çoğalıp büyüyor... KH parçalıyor ve parçalanıyor ve giderek küçülüyor... (J) Uyguladıkları parçalamalar, yasa gereği onlara dönüyor. (D) Kendi enerjimizi başkalarına verirken biz de başkalarının enerjisini alabilecek miyiz?
C: Evet.



Edited by - Tgur on 27/04/2019 21:15:47
Go to Top of Page

ogeday


192 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 27/04/2019 :  23:35:56  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Paylasim icin Tesekkurler.Reankarnasyon konusunda Laura ya katiliyorum ayni cinsiyette en karne olma zorunlulugu yok.Hatta bi yerde okumustum ruhlar tercih yaparken daha hizli dersler almak isteyenler kadin bedenine giriyordu.Kadinlarin yasami daha zor oldugu icin dersleri almak daha hizli oluyor
Go to Top of Page

sercany


7 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 29/04/2019 :  15:42:27  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Dionysos önceki celselerden konuyla ilgili bulduğun değerli paylaşımlar için teşekkür ederim, gerçekten çok kritik noktalardan alıntılar yapmışsın ...
Açıkcası Dionysos'un yaptığı alıntılardan dolayı önceki celsede bozadi'nin müslümanlık tarihi ile ilgili paylaştığı kritik linklerden sonra yaşadığım şaşkınlığı yaşamadım dersem yalan olur, çünkü şartlanmalarımıza ağır darbe indiren cevaplar vermişler K'lar.

Hatta bunları okuyunca nedense aklıma sapkın ilan edilen ortaçağda yaşamış Hristiyanlığın alt kolu Katharlar geldi. Sırf bu dünyaya fiziksel olarak gelmeye devam etmek istemedikleri için sapkın ilan edilip koca şehir dolusu insanları vahşice katletmişlerdi. Sanki bununla ilgili de bir celse de bir takım ifadeler vardı ama emin olamadım ...

Bozadi teşekkür ederim sorularıma cevap verdiğin için. K'lar gerçekten biz tasarladık dedilerse o celseyi merak ettim, bulabilirsen sevinirim.

Haklısınız tam ifade edememişim aklımdakini, eğer ki bizi 6Y varlıkları tasarladı ise bu durumda çift cinsiyetli olmamızın gerekliliği ne idi, o boyutta planladıkları bir dna dizilimi cinsiyetsiz insan ruhları için 3Y'de varolmak için yeterli olmuyor muy? Ya da önceki celselerden hatırladığım kadarı ile KH'lar biz insanları 3Y'ye çekebilmek için cinselliği ve bunun cazibesini kullandıklarını ifade ediyorlardı sanırım, eğer durum böyle ise 6Y'nin tasarladığı 3Y bedenlerine 4Y'deki KH'lar bizi manüple ederek mi getiriyor?

Bu bilgiler pek oturmadı sanırım bende, bu durumda 6Y varlıkları tarafından tasarlandı isek bu çift cinsiyetli ilüzyondan öğrenmemiz gereken dersler olmalı, ama ben henüz bununla ilgili çıkarımda bulunamadım ...
Go to Top of Page

bozadi


9339 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 29/04/2019 :  21:45:10  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen sercany

Bozadi teşekkür ederim sorularıma cevap verdiğin için. K'lar gerçekten biz tasarladık dedilerse o celseyi merak ettim, bulabilirsen sevinirim.
Evet, celselerde o yönde bir bilgi geçiyormuş:

Eklenti:

7 Ekim 1994

...S: (L) İnsan ırkının asıl genetik mühendisleri kimdi?

C: Biz.

S: (L) Kasyopyalılar, doğru mu?

C: Evet.

S: (L) Bizi ne amaçla genetik olarak oluşturdunuz? Tanrı'nın bir emri miydi?

C: Ruh gelişimi veya ilerleyişi...

Yalnız, Kasyopyalılar bu soruya “biz” diye cevap verirken genel olarak 6. yoğunluk varlıklarını kastetmiş ve bu aktarımla ilgili meydana gelen bir sapma nedeniyle sanki spesifik olarak bizi tasarlayanlar “Kasyopyalılar”mış gibi algılanmış olabilir veya belki gerçekten verilen cevap budur, yani herhangi bir 6. yoğunluk grubu değil de Kasyopyalılar olabilir. Şahsen bu konuda çok emin değilim ama K’lar başka bazı celselerde her ne kadar farklı 6Y gruplarının varlığına dair şeyler söyleseler de, “siz mi, başka bir 6Y grubu mu?” gibisinden bazı sorulara “fark yok” gibi cevaplar veriyorlar.


Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen sercany

Haklısınız tam ifade edememişim aklımdakini, eğer ki bizi 6Y varlıkları tasarladı ise bu durumda çift cinsiyetli olmamızın gerekliliği ne idi, o boyutta planladıkları bir dna dizilimi cinsiyetsiz insan ruhları için 3Y'de varolmak için yeterli olmuyor muy? Ya da önceki celselerden hatırladığım kadarı ile KH'lar biz insanları 3Y'ye çekebilmek için cinselliği ve bunun cazibesini kullandıklarını ifade ediyorlardı sanırım, eğer durum böyle ise 6Y'nin tasarladığı 3Y bedenlerine 4Y'deki KH'lar bizi manüple ederek mi getiriyor?

Bu bilgiler pek oturmadı sanırım bende, bu durumda 6Y varlıkları tarafından tasarlandı isek bu çift cinsiyetli ilüzyondan öğrenmemiz gereken dersler olmalı, ama ben henüz bununla ilgili çıkarımda bulunamadım ...
Bu hususlarda belki de hiçbirimizin çok netleşmiş, kesin bilgisi yok denebilir. İlgili celse alıntılarını bir araya getirerek, belirsizlikte kaldığımız hususlarda K’ların birbirini bütünleyen, nispeten doyurucu bir açıklama yapıp yapmadıklarına bakabiliriz umarım.

Mevcut izlenimlerimi paylaşmak istiyorum. Bizi 6Y varlıklarının tasarlamış olması, 3Y’nin kendine özgü ders koşullarından bağımsız olma hakkı vermiyor diye düşünüyorum. Yani kim tasarlarsa tasarlasın, 3Y öğrencilerinin tıpkı 2Y öğrencileri gibi çift cinsiyetli olmaları icap ediyor gibi görünüyor. Üstelik, anladığım kadarıyla bu sadece maddesel 3Y ortamı için değil, eterik 3Y ortamı için de geçerli belki de. K’lar dünya insanlığının, “uzun dalga döngüsü” denen tamamen eterik bir 3Y aleminden, “kısa dalga döngüsü” denen ruhun fiziksel bedenler içinde işlev gösterdiği maddesel 3Y ortamına geçiş yaptığını söylüyorlar. Ra Bilgileri’nde aynı gibi görünen husus “Perdelemeden Önce” ve “Perdelemeden Sonra” gibisinden tanımlarla verilmiş.

Yanlış anlamıyorsam, insanlık eterik (ruhsal) 3Y’deyken de bölünmüş (erkek/kadın) cinsiyetliymiş. (Gerçi K’lar dünya insanlığının eterik 3Y alemindeki durumunun 3Y’den ziyade 4Y’ye yakın olduğunu da söylemişlerdi, o bu konuyu nasıl etkiler bilmiyorum.) Yani cinsiyet, genetik, beden, tasarım gibi kavramlardan bahsetmek için ille de “maddesellik” olması gerekmiyor olabilir. Eterik durumda da “form/biçim/içerik/tasarım” var sonuçta. K’lar “sizi biz tasarladık” derken, eterik 3Y zamanlarında yaptıkları bir tasarımdan mı bahsediyorlar, yoksa “cennetten düşüş” diye de tanımlanan kısa dalga döngüsüne geçişle birlikte fiziksel bedenlerin içine girilirkenki veya girildikten sonraki bir süreçte yapılan maddesel bir vücut tasarımından mı bahsediyorlar ondan emin değilim. Şu an için, esas tasarımın eterik 3Y’de yapıldığını, maddi bedenlere geçişten sonra eterik vücut formu tasarımının maddesel bedene kendiliğinden yansıdığını, ona uygun olarak tezahür ettiğini tahmin ediyorum.

Cinsiyet bölünmesinin 2Y ve 3Y dersleri için anlamları, gereklilikleri olsa gerek, evet, öyle algılıyor ve düşünüyorum. Önceki yanıtımda buna kısmen değinmeye çalışmıştım. Bu konuya pek çok farklı açıdan yaklaşılabileceğini, pek çok olası açıklamalar ve yorumlar yapılabileceğini sanıyorum.

Merak ve keşif duygusu uyandırmak bunlardan biri olabilir. Düalite varoluşun çok önemli bir mekanizması. Düalite olmadan, bölünme olmadan, çeşitlilik olmadan hayat, varoluş, deneyim olamazdı. İnsan denen varlığın fiziksel ve psikolojik bakımdan kadın ve erkek şeklinde iki cinsiyete bölünmesi de, özellikle maddi alemlerde daha somut, daha keskin bir şekilde kendini gösteren düaliteyi gözlemlemek, keşfetmek, onun üzerinden varoluştaki daha derin veya daha büyük düalite yapılarını anlamaya doğru ilerlemek açısından bir katalizör, yani kolaylaştırıcı, teşvik edici bir imkan sağlamış oluyor muhtemelen. Ve nasıl erkek ve kadın ciddi farklarına rağmen aslında “insanlık” bağlamında tamamen bir ve aynı varlıksa, varoluştaki sonsuz düalite bölünmelerine dayalı sonsuz çeşitlilik de özü itibariyle bir ve aynı şeydir.



Bu pek çok evrensel bilginin kapısını açan bir anahtar, bir ipucudur aynı zamanda. Nasıl gökkuşağının 7 rengi varoluş döngüsünün 7 aşamasını temsil ediyorsa, erkek-kadın-insan üçlemesi de varoluştaki pek çok düalitenin sırrına vakıf olmaya yönelik ipuçları taşımaktadır bana göre.

Bunun dışında cinsiyet bölünmesinin işlevleri konusunda akla gelebilecek bir diğer açıklama, insanın insanı sevmesini kolaylaştırmak, teşvik etmek olabilir. İnsanlık cinsiyetsiz veya diğer bir deyişle aynı cins olsaydı, bu durum sıkılmayı, bunalmayı, nefreti kolaylaştırabilirdi. “Aynı kutuplar birbirini iter, zıt kutuplar birbirini çeker” ilkesiyle bağlantılı olabilir bu. İnsan denen varlığın kadın ve erkek şeklinde iki cinsiyete bölünmesi, hayatı, toplumsal yaşamı çok daha ilginç, keyifli ve yaşanabilir kılmaktadır. Elbette zorlukları da vardır ama bunlar da derslerin parçası sonuçta. Hayatın, varoluşun en önemli ilkelerinden biri “denge”dir ve erkek ve kadın arasındaki denge ve eşitlik kavramları da derslerimizin çok önemli bir parçasıdır. Sevgililik ve özellikle de evlilik bağı veya kurumu çok önemli. Derslerle dopdolu.

4Y ve özellikle 5Y’de artık toplumun cinsiyet bölünmesine ihtiyacı kalmıyor. Özellikle BH açısından düşünecek olursak, bireyler ve toplum cinsiyet bölünmesi olmadan da birbirini en güzel şekilde sevip dayanışacak hale gelmiştir ve o durumda ihtiyaç duyulan “çeşitlilik” ihtiyacı bambaşka şekillerde karşılanmaktadır. Yaratıcılık ve yetenekler çok daha gelişmiş olduğundan, varlıklar daima birbirlerine pek çok zenginlik sunabilmektedir ve dahası, 3Y ile karşılaştırıldığında o seviyelerde varoluşun geri kalanının çok daha büyük bir kısmı keşfedebilir olduğundan, çeşitlilik, zenginlik konusunda bir sıkıntı yaşanmıyor zaten.

Bunlardan çok daha ufuk açıcı örnekler düşünülebilir, ilk aklıma gelen hususlar bunlar.
Go to Top of Page

bozadi


9339 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 29/04/2019 :  21:54:33  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Ra Bilgileri 82. celsede şöyle bir açıklama geçiyor:

Eklenti:

Ra: ...Üçüncü yoğunluk derecesinin doğası değişmez. Onun yolları şimdi de, her zaman da aynı şekilde öğrenilecektir. Yani, bu derslerle karşı karşıya gelen varlık hangi şekilde olursa olsun, dersler de, mekanizmalar da daima aynıdır. Yaratan Kendi Kendinden öğrenecektir. Her varlığın tezahür etmemiş bilgileri ve en önemlisi, başka-benliklerle (başka varlıklarla) ilgili dersleri bulunur.



Go to Top of Page

Dionysos


211 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 30/04/2019 :  10:02:26  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen sercany
K'lar gerçekten biz tasarladık dedilerse o celseyi merak ettim, bulabilirsen sevinirim.


C: Her bir ruhun gücü sonsuz ve eğer nasılını bilirse tüm mevcudiyeti yaratabilir veya yokedebilir. Siz ve biz ve diğer herkes, varolan herşeye ortak sahip oluşumuzla birbirimize bağlıyız. Eğer istersen yeni evrenler yaratabilir ve o
evrenlerde yaşayabilirsin. Hepiniz içinde yaşadığınız evrenin bir kopyasısınız. Aklınız varolan herşeyi temsil ediyor. Ne kadar çok şeye erişilebileceğini görmek "eğlence."

-------------

S: (L) Genel anlamda, kişinin yaşadığı ve evreni algıladığı biçim anlamında.
C: Bu yanıtlaması son derece zor bir soru, çünkü evreni algılama ve kişinin hayatını yaşaması gibi şeyleri belirlemede doğruluk tamamen yoruma açıktır. Herhangi biri verilen bilgiye uygunluk gösteren bir paralel evrene referansta bulunarak doğruluğa karar verebilir. Ve daha önce belirttiğimiz gibi, düşünce
enerjisiyle paralel evrenler yaratmak mümkündür ve doğal bir şekilde yaratıldığında, bu paralel evrenler
onlara verilmiş anlamla uygunluk gösterir.

--------

S: (L) Herhangi potansiyel bir evren herhangi bir anda seçilebilir mi? (T) Hayır, "müzik kutusu" fikri zamanla ilgiliydi. Değişken ve seçimli kavramını açıklar mısınız lütfen?

C: Nasıl olduğunu bilenler için, gerçeklik birleşimini dönüştürmek için istendiği anda evrenler yaratılabilir.

----------

S: (L) Gerçek yaratıcı tanrılar kimdi?
C: Biz. Altıncı yoğunluk.
S: (L) Kasyopyalılar mı? Pleyades'liler de asıl yaratıcı tanrılar mıydı?
C: Aynı. Altıncı yoğunluk.

-------------

S:(L) O üç güce dönelim. Pek çok ruhun fiziksel varoluşu arzuladığını söylediniz. Çok sayıda ruh bunu
arzuladıktan sonra fiziksel varoluş nasıl gerçekleşti?
C: Önce maymunumsuydu.
S:(L) Sonra ne oldu? Bu maymunumsu varlıklar birden bire mi ortaya çıktılar? Ruhlar bu maymunumsu
varlıklarla ne yaptılar?
C: Ruhlar transferle onları değiştirdiler.
S:(L) Neyin transferi?
C: Tohumlanan bedenlere ruhların transferi. Oryon birliği önce Neandertal'i kullandı.
S:(L) Oryon ruhları Neandertal bedenlerine mi girdi?
C: Hayır. Kuluçkalama için insan ruhlarını onlara yerleştirdiler.
S:(L) Değiştirilen maymunumsuların embriyoları gebelik için dişi maymunumsulara mı yerleştirildi?
C: Hayır. Yalnızca ruhlar.
S:(L) Ruhları bu maymunumsu bedenlere mi koydular?
C: Yakın.
S:(L) Ruhun mevcudiyeti maymunumsu bedenin genetiğinin ve DNA'sının değişmesine mi neden oldu?
C: Evet.
S:(L) Ardından da önce Oryon Birliği tarafından değiştirildiler...
C: Size benziyorlar.
S:(L) Kim bize benziyor?
C: Oryonlar.
S:(L) Oryonlardan pek bahsetmemiştik..
C: Oryon Birliği. Oryon Toplumunda başkaları da var.
S:(L) Oryonların bazıları bizim değişimizle kötü adamlar mı?
C: Evet.
S:(L) Bazıları da iyi adamlar mı?
C: Evet.
S:(L) Yani asıl yaratıcıların veya genetik mühendislerin Oryonlar olduğunu söylüyorsunuz.
C: Yakın. Asıl mühendisler ama Dünya'da kalmıyorlar.
S:(L) Dünya gezegenindeki bedenlere giren ruhlar nereden geldi? Buraya gelmeden önce başka bir
gezegendeki bedenlerde miydiler?
C: Bu grup değil.
S:(L) Evrende bir yerlerde dolaşıyorlar mıydı?
C: Bir'le birlik halinde. Süper eski Lusifer, Düşen Melek, efsanesini duydunuz mu?
S:(L) Lusifer kim?
C: Siz. İnsan ırkı.
S:(L) İnsanların ruhları daha büyük bir ruhun parçaları mı?
C: Evet. Yakın. Bir. Tüm düşenler "zor yolu" öğrenmek zorundadır.
S:(L) Fiziksel gerçekliği deneyimleme isteğinin aslında düşme eylemi olduğunu mu söylüyorsunuz?
C: Sizler parçalı bir ruh biriminin üyelerisiniz.

--------------

Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen sercany
Haklısınız tam ifade edememişim aklımdakini, eğer ki bizi 6Y varlıkları tasarladı ise bu durumda çift cinsiyetli olmamızın gerekliliği ne idi,


Bu genel dualitenin bir yansıması/parçası olabilir mi?

Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen sercany
o boyutta planladıkları bir dna dizilimi cinsiyetsiz insan ruhları için 3Y'de varolmak için yeterli olmuyor muy? Ya da önceki celselerden hatırladığım kadarı ile KH'lar biz insanları 3Y'ye çekebilmek için cinselliği ve bunun cazibesini kullandıklarını ifade ediyorlardı sanırım,


Cinselliği bilmiyorum ama cinsiyetçiliği ve seksi manipüle ediyorlar

Cinsiyetçilik katı KH hiyeralşinin bir parçası ve sekste enerji sömürüsünün
bu soruda aranan nedir?

Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen sercany
eğer durum böyle ise 6Y'nin tasarladığı 3Y bedenlerine 4Y'deki KH'lar bizi manüple ederek mi getiriyor?

Bu bilgiler pek oturmadı sanırım bende, bu durumda 6Y varlıkları tarafından tasarlandı isek bu çift cinsiyetli ilüzyondan öğrenmemiz gereken dersler olmalı, ama ben henüz bununla ilgili çıkarımda bulunamadım ...



Biz 6Y nin bir parçasıyız ve onlar bizim parçamız ama aslında bütünümüz. Yani parçalı bütünümüz
6Y diye ayrı bir şey yok ya da yok ve var
(Bir ölçü de ve bakışta) Kendimiz tarafından tasarlandık
Tüm bunlar dersler ya da ilüzyon deniyor

"Dışarıda bırakılmak içeri kapatılmakla aynı şeydir."
Foucault
Go to Top of Page

Dionysos


211 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 19/05/2019 :  21:04:25  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Arkadaşlar ve sevgili Bozadi yeni celse var. Saygılar...

"Dışarıda bırakılmak içeri kapatılmakla aynı şeydir."
Foucault
Go to Top of Page

bozadi


9339 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 19/05/2019 :  22:11:42  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen Dionysos

Arkadaşlar ve sevgili Bozadi yeni celse var. Saygılar...

Haber verdiğin için teşekkürler Dionysos. Bugünlerde bir celse gerekiyordu hakikaten. Yarın bu saatlere kalmadan çevirisini paylaşmış olmayı umuyorum. Metin miktarı olarak oldukça yüklü bir celse olduğu için biraz gecikebilir paylaşmam. Genelde olduğu gibi celse katılımcılarının kendi aralarındaki tartışmalardan kaynaklı olarak metin miktarı bu sefer daha da artmış. İnşallah o kısımlarda da ilham verici, geliştirici içerikler olur, genelde oluyor aslında bence.
Go to Top of Page
Sayfa: Toplam Sayfa 2 Önceki Konu Mesaj Sonraki Konu  
Önceki Sayfa
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Forum Seç:
Başkalarına Hizmet Forumu © Kasyopya celselerini ve diğer mesajları farklı ortamlara kopyalamadan önce lütfen izin isteyin: baskalarinahizmet@gmail.com Yukarıya git
Snitz Forums 2000

Design by Sizinsayfaniz.com

Bu sayfa 0,81 saniyede oluşturuldu.