Başkalarına Hizmet Forumu
Başkalarına Hizmet Forumu
Ana Sayfa | Bilgilerim | Kayıt Yaptır | Aktif Konular | Forum Üyeleri | Site içi Arama
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni Hatırla
Şifre hatırlatma servisi

  Forum
 Spiritüalizm Konuları
 Alternatif Tedaviler ve Bitkiler
 Kolloidal Gümüş Suyu Tedavisi
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Önceki Sayfa
Yazar  Mesaj Sonraki Konu
Sayfa: Toplam Sayfa 2

fidelista


314 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 02/11/2019 :  18:57:16  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Herhangi bir aktif enfeksiyon umuz yokken mi kullanmalı yoksa viral yada bakteriyel bir enfeksiyona geçirirken kullanalım ? Asıl amaç ne ?
Go to Top of Page

bozadi


9688 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 04/11/2019 :  11:09:45  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen fidelista

Herhangi bir aktif enfeksiyon umuz yokken mi kullanmalı yoksa viral yada bakteriyel bir enfeksiyona geçirirken kullanalım ? Asıl amaç ne ?
Gümüş suyundaki gümüş iyonları, vücudumuzdaki mantar, bakteri ve virüs kaynaklı patojenleri, yani mikropları öldürücü etki yapıyor.

Bu tür patojenlerden kaynaklı bir rahatsızlık söz konusuysa, bu durumu tedavi etme amaçlı olarak gümüş suyu kullanılabilir. Vücudunuzda patojen kaynaklı herhangi ciddi bir sorun gerçekten yoksa, gümüş iyonları yine de bundan sonraki olası sorunlara karşı tedbir amacıyla vücutta bulunması faydalı, en azından zararsız birşey. Şu da var ki, biz belirtilen patojenlerden kaynaklı herhangi ciddi bir rahatsızlık yaşamadığımızı düşünsek de, vücudumuzda bu patojenlerin varlığı kaçınılmazdır aslında. Sadece ciddi bir soruna henüz yol açmamış olabilir veya öyle bir sorun başladığı halde biz henüz bunun bilinçli olarak farkında olmayabiliriz.

Sadece, ilk kullanılmaya başladığında, olası "iyileşme krizi" (Herxheimer krizi) etkileri konusundan haberdar olmakta fayda var. Tabi bu krizin yaşanması, vücutta patojen kaynaklı, şu veya bu ciddiyet krizinde enfeksiyonlar var demektir. Bu kriz yaşanırsa, bunun aslında herşeye rağmen "iyi" bir işaret olarak görülmesi, eğer kriz etkileri katlanılabilir nitelikteyse gümüş suyu alımının azaltmadan sürdürülmesi veya krizin katlanılabilir olmaması ölçüsünde azaltılması veya bir süre ara verilip biraz daha düşük bir dozla tekrar başlanması öneriliyor. Edindiğim ilk ve genel izlenimler bu yönde.

Gıda zehirlenmeleri de dahil pek çok mikrop kaynaklı soruna karşı kullanımı var ve dolayısıyla gümüş suyunun ihtiyaç duyduğumuz ve duyabileceğimiz kullanımları konusunda bilinçlenmek çok önemli gibi görünüyor bana.

SWK diye bir markanın gümüş suyunu denemeye başladığımı söylemiştim. Belli başlı web satış mağazalarında satılan ürünleri kabaca bir gözden geçirdikten sonra bu marka/şirket nispeten daha güvenilir görünmüştü ama gümüş suyunu tam olarak nasıl ürettikleri konusunda bir açıklamaya rastlayamadığım için ve herhangi bir devlet kurumunun bu ürün üzerinde bir sağlık testi ve onayı da yok gibi göründüğünden, güvenliğinin ve pozitif etki düzeyinin "şüpheli" olduğunu tahmin ediyorum.

Örneğin bu şirketin bir yetkilisiyle whatsapp ve telefondan görüştüğümde, bana ürünlerini elektrolizle değil, "gümüş kaynatarak" ürettiklerini söyledi ve bunun Osmanlı döneminden beri ülkemizde kullanılan bir yöntem olduğunu iddia etti. Ama hem ben bu iddiaları doğrulayan herhangi bir web kaynağına denk gelmedim, hem de benim şimdiye kadar gümüş suyu hakkında edindiğim en temel bazı bilgilerle çelişkili bazı açıklamalar yaptığını gözlemledim şahsın. Bu konuda teknik bilgisinin son derece yetersiz olduğunu belli ediyordu. Ürettikleri gümüş suyunun teknik bilgilerine dair ölçüm ve sonuç raporlarını rica ettiğimde bunu gizlilik nedeniyle yapamayacağını söylemesi şüphe uyandırdı. Sattıkları gümüş suyundaki gümüş parçacıklarının boyutunun 5-10 nanometre olduğunu Bilkent Üniversitesinden onaylattıklarını söyledi ama aynı şekilde bunun da raporunu göstermeyi reddetti.

Ben Herx krizi yaşayıp bunun etkilerini 2-3 gün içinde azalarak atlattıktan sonra da aslında bol miktarda (1 çay bardağı) gümüş suyunu günde en az 1 veya 2 kez kullanmaya devam ettim ve herhangi bir olumsuzluk deneyimlemedim, nispeten olumlu bazı etkiler yaşadığımı düşünüyorum ama henüz çok emin değilim. Konuyu araştırdıkça, bir gümüş suyunun içeriğini anlamaya ve etkileri test etme yöntemlerini öğrenmeye, denemeye çalışacağım.

Diğer markaları ayrıntılı araştırmadım ama tartışmalar, şüpheler çok gibi görünüyor ne yazık ki.

Bu yüzden önümüzdeki günlerde veya haftalarda kendi gümüş suyumu yapma ve bu konudaki bulgularımı paylaşmak niyetindeyim.
Go to Top of Page

bozadi


9688 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 04/11/2019 :  15:38:52  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle

Bir devre kullanmaksızın, basitçe pil ve adaptör kullanımı yoluyla gümüş suyu üretme konusunda şu kaynakta faydalı olduğunu sandığım bazı bilgilere rastladım: https://www.silverbearsolutions.co.uk/?page_id=409

Kabaca söylenen şu sanırım:

Eklenti:

1) Tek pilli üreticiler

Bu bir miktar gümüş iyonu üretmeye yeterli olsa da, distile su çok zayıf bir iletken olduğu için süreç çok yavaş, uzun oluyor.

2) Çok pilli üreticiler

3 tane 9 voltluk pille 27 volt kullanıldığında, suda iyon akışı çok daha hızlı oluyor ama bu da bir başka soruna yol açıyor. İyon yoğunluğu arttıkça akım da üssel olarak artıyor. Bunun sonucunda meydana gelen çok miktarda gümüş hidroksit/gümüş oksit, genellikle çözeltinin rengini griye çevirir. Bunlar toksik olmamakla birlikte çözeltinin rengini bozar ve istediğimiz şey de değildir çünkü istediğimiz şey gümüş iyonları ve gümüş parçacıklarıdır.

3) Çoklu pil ve dirençle akım sınırlama

Akımı sınırlamanın pek çok yolu vardır. İlk ve en ucuz yol direnç kullanmaktır. Böylece azami akım sınırlanır ama piller zayıflayıp voltaj düştükçe süreç çok yavaşlayıp uzar.

4) Çoklu pil, voltaj regülatörü ve akım sınırlama

Akım sınırlayıcı olarak entegre bir çip kullanıldığında, akım sınırına ulaşılana kadar voltaj 27 voltta kalacaktır. Bu yöntem direnç yönteminden 2-3 kat daha etkilidir ve günümüzdeki en modern üretici cihazlarda standart haline gelmiştir.

Büyük miktarlarda veya düzenli olarak küçük miktarlarda gümüş suyu yapanlar için maliyeti önemli bir faktör haline gelmektedir ve dolayısıyla giriş seviyesi dışındaki tüm gelişmiş modellerde, şebeke elektriği kullanımı yaygınlaşmıştır.

5) Şebeke elektriği ve akım sınırlama

Elektroliz süreci için gerekli 27 volt veya daha yüksek voltaj üretmenin iki yolu vardır. Birincisi 27 voltluk bir adaptör kullanmaktır fakat bunlar yaygın olmadığı için maliyeti daha yüksektir. İkinci yol standart 5 voltluk bir USB güç kaynağını 27 volt veya üzerine çıkaran 1 adaptör kullanmaktır. Bu yöntem günümüzde çoğu üretim cihazında benimsenen yaklaşımdır.

27 volt 9 volttan daha iyiyse neden 100 volt kullanmayalım?

Üretim hızı ile güvenlik arasında bir denge vardır. 40 volt güvenli bir eşik kabul edilmektedir, bunun üzerindeki voltajlarda elektrik çarpması riski mevcuttur. Bu yüzden günümüzdeki çoğu cihaz 40 veya daha düşük volt kullanmaktadır.

6) Şebeke elektriği ve değişken akım sınırlama

Üretilen çözeltinin niteliği büyük ölçüde onu üretmek için kullanılan akıma bağlıdır. Çok düşük akımlar (<1mA) neredeyse tamamen iyonik gümüş üretecek ama hiç gümüş parçacığı üretmeyecektir. Daha yüksek akımlar (5mA üstü) gümüş iyonları ve parçacıklarının bir karışımını üretecektir. Çok yüksek akımlar ise (>10mA) çok daha hızlı bir şekilde bir karışım üretecek fakat parçacık boyutları daha büyük olacaktır. Büyük gümüş elektrotlarında (çubuklarında) aynı sonuçları almak için orantılı olarak daha yüksek akım gerekir. Dolayısıyla giriş seviyesi dışındaki tüm cihazlar için değişken akım gerekir.



Bunun dışında gümüş suyunun üretim aşamasında düzenli "karıştırılması" ihtiyacına da vurgu yapılmış. En basit ve ilkel yöntemlerde ara ara tahta veya belki plastik karşıkla çözeltiyi karıştırmak düşünülebilir ama daha iyi sonuçlar almak için çözeltiyi sürekli olarak karıştırıcak yöntemler tavsiye ediliyor. En çok manyetik karıştırıcılar kullanılıyormuş. Akvaryumlarda kullanılan türde kabarcık üreticiler de kullanılabiliyor. Bunun dışında bir de doğrudan motorlu bir karıştırıcı da kullanılabilirmiş. Karıştırıcı uçların metal olmaması gerekiyor çünkü gümüş iyonları metallerle hızla etkileşime girip başka şeylere dönüşüp mikrop öldürücü özelliklerini yitirebiliyor.
Go to Top of Page

bozadi


9688 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 08/11/2019 :  19:38:28  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Gümüş suyu yapımı konusunda bulduğum en basit ve etkili cihaz yapım videolarından biri (İngilizce):



3 tane 9 voltluk pil kullanıyor ama bu düzeneğe bir potansiyometre (ucuz ve basit bir parça) takmış, böylece akımı (amperi) kısıp açabiliyor. Benim okuduğum bazı kaynaklarda verilen bilgilere uygun olarak, 1-2 miliamperlik akımın en uygun olduğunu söylüyor. Bir multimetre (ölçüm cihazı) kullanarak, sudaki gümüş çubuklar arasında meydana gelen akımın şiddetini düzenli olarak ölçüyor ve 2 miliamperin üzerine çıktığında potansiyometre düğmesini çevirip 2 mA'nın altına indiriyor. Böylece nispeten kaliteli/etkili bir gümüş suyu ürettiğini tahmin ediyorum bu şahsın.

Daha yüksek, özellikle de 50 ve 100 mA'nın üzerinde akımlarla yapılan gümüş sularında parçacıkların boyutları faydalı boyutun çok üzerine çıkıyor ve üstteki mesajlarda konusu geçen zararsız ama aynı zamanda faydasız bazı maddelerin (gümüş hidroksit, gümüş oksit) miktarı çok arttığı için, gümüş suyunun etkisi zayıflıyor muhtemelen. Boyutları çok büyük (suda seçilmese bile) gümüş parçaları, aşırı miktarda kullanım durumunda vücutta birikerek arjiri denen gri/mavi cilt rengi sorununa yol açabiliyormuş (sağlık açısından başka bir zararı olmamakla birlikte).

Su karıştıcısı olarak akvaryum kabarcık makinesi kullanmış. Suyun karıştırılması, gümüş iyonlarının ve parçacıklarının suda dengeli dağılımına ve birbirine yapışmamasına yardımcı oluyor anladığım kadarıyla. Önemli olduğu söyleniyor.
Go to Top of Page

bona fide


418 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 08/11/2019 :  19:51:06  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Merhaba bozadi, gümüşsuyu alımında son durum nedir diş etlerinde renk değişimi oldu mu?

bu ürün 2011 yılında epey gündemdeydi bende bi arkadaşımdan temin etmiştim kendisi hazırlıyordu annesi felç geçirmiş ona çok olumlu sonuçlar aldığı iddiasıyla. anneyi hiç görmedim farklı şehirlerdeydik ve bende felçli annem için istedim. denemeden önce kendim kullandım )) yani durduk yere kadını deneme tahtası yapmayım zaten kendisi duyduğu her otu çöpü deniyordu. sabahları aç karnına bi çorba kaşığı sanırım unuttum gerçi içiyordum bi hafta olmadan ağzımın içinde renk değişimi diyeceğim diş etlerinin iç kısmı damak kahverengiye dönmüştü bıraktıydım korkudan ve gümüşsuyu maceram sona erdi. hani nerdeyse herşeye iyi gelen şehir efsanelerinden biri daha gibi düşünüyorum bunuda. senin nasıl bir rahatsızlığın var bilmiyorum lütfen dikkatli ol.
Go to Top of Page

bozadi


9688 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 08/11/2019 :  22:51:41  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen bona fide

Merhaba bozadi, gümüşsuyu alımında son durum nedir diş etlerinde renk değişimi oldu mu?

bu ürün 2011 yılında epey gündemdeydi bende bi arkadaşımdan temin etmiştim kendisi hazırlıyordu annesi felç geçirmiş ona çok olumlu sonuçlar aldığı iddiasıyla. anneyi hiç görmedim farklı şehirlerdeydik ve bende felçli annem için istedim. denemeden önce kendim kullandım )) yani durduk yere kadını deneme tahtası yapmayım zaten kendisi duyduğu her otu çöpü deniyordu. sabahları aç karnına bi çorba kaşığı sanırım unuttum gerçi içiyordum bi hafta olmadan ağzımın içinde renk değişimi diyeceğim diş etlerinin iç kısmı damak kahverengiye dönmüştü bıraktıydım korkudan ve gümüşsuyu maceram sona erdi. hani nerdeyse herşeye iyi gelen şehir efsanelerinden biri daha gibi düşünüyorum bunuda. senin nasıl bir rahatsızlığın var bilmiyorum lütfen dikkatli ol.
Merhaba bona fide. Üstte en son belirttiğim, firma yetkilisinin bende şüphe uyandıran açıklamaları nedeniyle birkaç gündür almayı durdurdum ama tekrar başlamayı düşünüyorum.

Etkili ve zararsız gümüş suyu üretiminin tek yolunun elektroliz olduğu izlenimini ediniyorum web kaynaklarından. Bahsettiğim yetkili "kaynatma" yöntemiyle üretim yaptıklarını söyledi ama bu iddiasının doğruluğundan da şüphe duyuyorum. Lazer (Tyndall etkisi) testi yaptığımda, ne aydınlıkta ne de karanlıkta bu gümüş suyu lazer ışınını "hiç" göstermiyor. Bu da, bu gümüş suyunun (eğer gerçekten gümüş suyuysa veya gümüş suyu içeriyorsa) %100 veya buna çok yakın düzeyde "iyonik" olduğuna işaret ediyor anladığım kadarıyla, çünkü iyonik gümüş suyunun lazer ışınını göstermediği pek çok kaynakta belirtiliyor. Lazerin görünmesi için belirli bir miktarın üzerinde gümüş parçacıkları (iyonik olmayan gümüş) olması gerekiyor.

Şüphe duymama yol açan bir diğer husus, gümüş suyunun tadıyla ilgili. Kutusu üzerinde "tat ve koku içermez" yazıyor ama gümüş suyunu ağzımda tutarken, başta herhangi bir tat yokken, birkaç saniye sonra acımtrak denebilecek bir tat oluşuyor. Konuyu web'den araştırdığımda, iyonik gümüş suyunun "metalik" bir tadı olduğu veya olabileceği söyleniyor. Benim birkaç saniye sonra aldığım acımtrak tat, bu "metalik" denen şeyle aynı mı, değil mi bilmiyorum ama ilişkili gibi geldi, ve bu tadın "iyonik" gümüşle ilişkilendirilmesi de, lazer testinin sonucunu (%100'e yakın oranda iyonik) doğruluyor sanki.

Konuyla ilgili web kaynaklarında kullanılan testlerden biri de "süt" testiydi. Gümüş suyu bakterileri öldürücü, bakteri faaliyetlerini durdurucu etki yaptığı için, gümüş suyu katılan sütün "kesilmediği" (katılaşmadığı) veya geç ve az kesildiğine dair bir test yaygın olarak kullanılıyormuş. Bu testi yaptım. Gerçi doğal sütle yapmamışım, "uzun ömürlü" sütle yapmışım, o yüzden test videolarında 2 günde sonuç alındığı belirtilse de, benim aldığım uzun ömürlü, küçük karton süt 4 veya 5. günde sonuç verdi. Gerçekten de, gümüş suyu kattığım bardaktaki süt henüz kesilmediği halde, katmadığım (normal) süt katılaştı. Bu sonuç beni sevindirdi, her ne kadar hala elimdeki gümüş suyunun kesin niteliği konusunda şüphelerim devam etse de.

Diş etlerimde herhangi bir fark hissetmedim, görmedim. Ağız sağlığı konusunda dikkatimi çeken şey, örneğin sabah kalktığımdaki bakteriyel kaynaklı rahatsız edici ağız kokumda epeyce azalma olduğu. Gerçi bu yine son zamanlarda kullanmaya başladığım gümüş içerikli diş macunuyla da (Splat silver) bağlantılı olabilir, emin değilim.

Elimdeki gümüş suyundan almaya kısa süre içinde tekrar başlayacağım. Şimdiye kadar bahsettiklerim dışında dikkat çekici bulduğum bir deneyimim olursa mutlaka paylaşırım.

Go to Top of Page

bozadi


9688 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 08/11/2019 :  23:06:18  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Bu arada, her ne kadar bazı kaynaklar gümüş suyunun tıpkı antibiyotik ilaçlar gibi vücutta zararlılar yanında faydalı bakterileri de öldürdüğü, bu nedenle bu durumun vücuda probiyotik bakteri alımı yoluyla dengelenmesi gerektiği yönünde açıklamalar yapsa da, kolloidal gümüşün faydalı bakterileri öldürücü etkisinin hiç veya çok az olduğu yönünde de pek çok açıklamaya denk geliyorum, ki K'lar da her ne kadar probiyotik alımının gerekliliğini vurgulamış olsalar da, gümüş suyunun faydalı bağırsak bakterilerine zarar vermediği yönünde bir açıklama yapıyor gibi görünüyor.
Go to Top of Page

bona fide


418 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 09/11/2019 :  00:44:09  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Sevindim olumlu gidişe bozadi,

"faydalı bakterileri de öldürdüğü, bu nedenle bu durumun vücuda probiyotik bakteri alımı yoluyla dengelenmesi gerektiği yönünde açıklamalar"

bu etkiyi gözlemledin mi barsaklarında.alt sindirim sisteminde yavaşlama kabızlık şikayeti olduysa bu karaciğer içinde tehlikeli takviye probbiyotik sadece kolona fayda sağlayacak karaciğerde risk gümüşsuyu tükettiğin surece devam eder mi mu? Sevgili Tgur bu konuda ne düşünür acaba. k lar probiyotik alımının gerekliliğini vurguladılarsa yapıcı olduğu kadar yıkıcı etkileride olabilir. geçenlerde b 17 vitaminin -fdanın vitamin olarak kabul etmediği-laetril- amigdalini arıştırıyordum neredeyse 40 yıl laetril savaşı yaşanmış 8000 doktor imzalı dilekçeyle bu vitaminin bağışıklığı güçlendirdiği kanseri önlediği, olan kolon mide vs kanserleri tedavi ettiği iddiasına fda nın bunun sözde hayvan deneylerinde ispatlanmadığı ki deneylerdeki şaibelerde ortaya dökülmüş ve fakat kazanan fda olmuş hatta kaysı üretimi yasaklanmış abd bi süre sonra halk istediği tedaviyi seçme özgürlüğü istemiyle dava açılmış ve abd dışından getirilen kaysı çekirdeği -en fazla kaysı çekirdeğinde bulunduğu yazıyor-ile tedavi oldukları kullandıkları halen kullananların olduğu yazıyordu b17 nin fda arsenik yüklemesi öldürücü diyor fare deneylerinde insanın alacağından bilmem kaç kat fazla yüklemeyle fare ölumleri gerçekleşmiş bu arada. yani konuyu sündürüp demek istediğim şifa kaynakları ucuz elde edilecek durumdaysa bi şekilde polemiklerle kaynaktan uzaklaştırılıyoruz. pahalı tedavi birilerini zengin etmeli b17 ye dair yapılan çalışmaları indirip davaları kanıtları linkleri kayderken pc çöktü )) uzun uğraşlarla açtığımda o sık kullanılanlara eklediğim yüzlerce link yok olmuş hani sözde silinmeyen chromu silsek dahi geri getirilebilin linklerin yerinde yeller esiyordu fda gogıl pozitif bilim diyorki siz araştırmayın biz ne sunarsak ona inanın sildiğimiz dosyalar gözumuzden kaçanlar olursa bi şekilde haberimiz olur. ve bu probiyotikler bitkisel kaynaklarda yerelması ve karahindibağ en fazla çözunmeyen nişasta barındıran gıda grubunda yeralmaktayken bize tatlı patatesi kakalıyorlar ustelik normal şekerden dört kat fazla şeker ihtiva ediyor ama basında bi okusanız oda ölumsuzluk ıksırı mubarek. atları takip edelim zira beslenmesinde itinayla dikkat ettikleri yegane canlı o kaldı. insan azaltımı son hız devam ediyor tamam birazdan çenemi kapayacağım sen içinden ne geliyorsa onu yap güzel insan içine doğan ilk ilhamlar kaynaktan yazıyordu buralarda bi yerlerde
Go to Top of Page

Tgur


1204 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 09/11/2019 :  08:43:13  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Bonafide kolloidal gümüş için Bozadinin yaptığı araştırmalar dışında bilgim yok ben de merakla takip ediyorum bakalım nasıl sonuçlara ulaşacağız,arkadaşımız malüm hem cesaretli hem de yaygın bir araştırma bulma uzmanı konuların faydalı veya zararlı bölümlerini mutlaka ortaya çıkarır ona şüphem yok,

Ben bu aralar eşimin kalp durumu ile uğraşıyorum taşikardi atakları geçiriyordu kalbin fonksiyonları üzerinde araştırma en uygun anjiyodur ve o da bundan çekiniyordu ama zor olsa da ikna edip kardiyak tomografiye soktum ,müthiş bir şey,sonuçta koroner damarları ve kalp mükemmelmiş,uygulama yolunu anlatan reklam da olsa bir alıntı sitesi vereceğim umarım ihtiyacı olanlara aktarmak üzere bilgi sahibi olursunuz,

Sevgi ve selam,

https://gazihastanesi.com/insanlarin-ucte-biri-bos-yere-mi-anjiyo-oluyor/?gclid=CjwKCAiAwZTuBRAYEiwAcr67OX2QHi3E1TmeZYw9rf1gAv8fB3xsp


Edited by - Tgur on 09/11/2019 08:45:47
Go to Top of Page

bozadi


9688 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 09/11/2019 :  10:56:02  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen bona fide

Sevindim olumlu gidişe bozadi,

"faydalı bakterileri de öldürdüğü, bu nedenle bu durumun vücuda probiyotik bakteri alımı yoluyla dengelenmesi gerektiği yönünde açıklamalar"

bu etkiyi gözlemledin mi barsaklarında.alt sindirim sisteminde yavaşlama kabızlık şikayeti olduysa bu karaciğer içinde tehlikeli takviye probbiyotik sadece kolona fayda sağlayacak karaciğerde risk gümüşsuyu tükettiğin surece devam eder mi mu? Sevgili Tgur bu konuda ne düşünür acaba. k lar probiyotik alımının gerekliliğini vurguladılarsa yapıcı olduğu kadar yıkıcı etkileride olabilir. geçenlerde b 17 vitaminin -fdanın vitamin olarak kabul etmediği-laetril- amigdalini arıştırıyordum neredeyse 40 yıl laetril savaşı yaşanmış 8000 doktor imzalı dilekçeyle bu vitaminin bağışıklığı güçlendirdiği kanseri önlediği, olan kolon mide vs kanserleri tedavi ettiği iddiasına fda nın bunun sözde hayvan deneylerinde ispatlanmadığı ki deneylerdeki şaibelerde ortaya dökülmüş ve fakat kazanan fda olmuş hatta kaysı üretimi yasaklanmış abd bi süre sonra halk istediği tedaviyi seçme özgürlüğü istemiyle dava açılmış ve abd dışından getirilen kaysı çekirdeği -en fazla kaysı çekirdeğinde bulunduğu yazıyor-ile tedavi oldukları kullandıkları halen kullananların olduğu yazıyordu b17 nin fda arsenik yüklemesi öldürücü diyor fare deneylerinde insanın alacağından bilmem kaç kat fazla yüklemeyle fare ölumleri gerçekleşmiş bu arada. yani konuyu sündürüp demek istediğim şifa kaynakları ucuz elde edilecek durumdaysa bi şekilde polemiklerle kaynaktan uzaklaştırılıyoruz. pahalı tedavi birilerini zengin etmeli b17 ye dair yapılan çalışmaları indirip davaları kanıtları linkleri kayderken pc çöktü )) uzun uğraşlarla açtığımda o sık kullanılanlara eklediğim yüzlerce link yok olmuş hani sözde silinmeyen chromu silsek dahi geri getirilebilin linklerin yerinde yeller esiyordu fda gogıl pozitif bilim diyorki siz araştırmayın biz ne sunarsak ona inanın sildiğimiz dosyalar gözumuzden kaçanlar olursa bi şekilde haberimiz olur. ve bu probiyotikler bitkisel kaynaklarda yerelması ve karahindibağ en fazla çözunmeyen nişasta barındıran gıda grubunda yeralmaktayken bize tatlı patatesi kakalıyorlar ustelik normal şekerden dört kat fazla şeker ihtiva ediyor ama basında bi okusanız oda ölumsuzluk ıksırı mubarek. atları takip edelim zira beslenmesinde itinayla dikkat ettikleri yegane canlı o kaldı. insan azaltımı son hız devam ediyor tamam birazdan çenemi kapayacağım sen içinden ne geliyorsa onu yap güzel insan içine doğan ilk ilhamlar kaynaktan yazıyordu buralarda bi yerlerde


Alt sindirim sisteminde yavaşlama veya kabızlık sıkıntım olmadı bildiğim, hatırladığım kadarıyla bona fide. Ama kullanmaya devam ederken sindirim sistemindeki etkiler konusuna özellikle dikkat etmeye çalışacağım. Kolloidal gümüş suyunun karaciğere zararı değil, faydası olduğu yönünde şeyler okuyorum. Farelerde karaciğer üzerinde meydana gelen olumsuz etkiye dair bir veya birkaç çalışma varmış sanırım ama çok yüksek yoğunluklar (1000 ppm) denenmiş. Ki parça boyutunu da kontrol etmek gerekir, muhtemelen fazla büyük parça boyutları söz konusudur deneylerde. Çok yüksek gümüş suyu dozları veya boyutları, duruma göre kanser hastalarına ve yanık vakalarına uygulanıyor sanırım, tedavi edici özelliklerin yanında bazı yan etkileri olabilir ama kemoterapideki yan etkilerden daha kötü değildir diye düşünüyorum. Yine de bu ve ilgili diğer tüm konularda araştırmalarımızı sürdürmeye gayret edelim. Probiyotiklerle ilgili önerilerini inceleyeceğim, teşekkür ederim.

Laetril (amigdalin, B 17) konusunu ilk defa duyuyorum ve ciddi bir tartışma konusuymuş. Araştırmayı düşünüyorum. Kasyopya forumda ve SOTT haber sitesinde genellikle olumlu referans yapılmış.

Go to Top of Page

bozadi


9688 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 09/11/2019 :  10:59:30  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen Tgur

Bonafide kolloidal gümüş için Bozadinin yaptığı araştırmalar dışında bilgim yok ben de merakla takip ediyorum bakalım nasıl sonuçlara ulaşacağız,arkadaşımız malüm hem cesaretli hem de yaygın bir araştırma bulma uzmanı konuların faydalı veya zararlı bölümlerini mutlaka ortaya çıkarır ona şüphem yok,

Ben bu aralar eşimin kalp durumu ile uğraşıyorum taşikardi atakları geçiriyordu kalbin fonksiyonları üzerinde araştırma en uygun anjiyodur ve o da bundan çekiniyordu ama zor olsa da ikna edip kardiyak tomografiye soktum ,müthiş bir şey,sonuçta koroner damarları ve kalp mükemmelmiş,uygulama yolunu anlatan reklam da olsa bir alıntı sitesi vereceğim umarım ihtiyacı olanlara aktarmak üzere bilgi sahibi olursunuz,

Sevgi ve selam,

https://gazihastanesi.com/insanlarin-ucte-biri-bos-yere-mi-anjiyo-oluyor/?gclid=CjwKCAiAwZTuBRAYEiwAcr67OX2QHi3E1TmeZYw9rf1gAv8fB3xsp

Evet, inşallah konunun olumlu-olumsuz yönleriyle ilgili bilgilerimiz giderek pekişir Tgur. Oldukça işe yarar birşey olabilir gibi görünüyor.

Go to Top of Page

bona fide


418 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 09/11/2019 :  18:53:17  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
bozadi umarım ve dilerim tüm şikayetlerinden arınıp bedensel foksiyonlarında en dinamik duruma gelirsin. zihinselide ekleyim ruh ve beden ilişkisi var nihayetinde. amin

sevgili Tgur eşinin sonuçlarının çok temiz çıkmasına sevindim. tesadüf odurki ben ve kızlarımda geçenlerde rutin testlerimizde ki hiçbir şikayetimiz yoktu uni tatillerinde evdelerken gidip kan tahlilleri yaptırlaım eksik bişey varmı demir b12 vs neyse hepmizde nabız yüksek çıktı 100-110 arası zayıf olmanızla alakalı olabilir yinede kardiyolog görsün dedi. muayene ultrason holter bişey çıkmadı herşey normal. spor yapmayan insanlarda aşırı zayıf insanlarda bu olabilirmiş ve bişey daha öğrendim canlılar ne kadar küçükse nabız o kadar yüksekmiş.

sonra düşündüm bu fda kolestrol seviyesi gibi nabız seviyesinide aşağı çekmiş olabilirmi diye arajtırmacı gazeteci cevat kelle gibi araştırmadayım.
Go to Top of Page
Sayfa: Toplam Sayfa 2  Mesaj Sonraki Konu  
Önceki Sayfa
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Forum Seç:
Başkalarına Hizmet Forumu © Kasyopya celselerini ve diğer mesajları farklı ortamlara kopyalamadan önce lütfen izin isteyin: baskalarinahizmet@gmail.com Yukarıya git
Snitz Forums 2000

Design by Sizinsayfaniz.com

Bu sayfa 0,39 saniyede oluşturuldu.