Başkalarına Hizmet Forumu
Başkalarına Hizmet Forumu
Ana Sayfa | Bilgilerim | Kayıt Yaptır | Aktif Konular | Forum Üyeleri | Site içi Arama
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni Hatırla
Şifre hatırlatma servisi

  Forum
 Spiritüalizm ve Şifa Konuları
 Varlık ve Olumluluk
 BH’leşmek için ne yapmak gerek?
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Önceki Sayfa | Sonraki Sayfa
Yazar  Mesaj Sonraki Konu
Sayfa: Toplam Sayfa 3

bozadi


11213 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 30/11/2021 :  22:17:00  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle

4y şifa ve 5y eş-yaratanlık ilhamları arasındaki bence en önemli farklardan biri, 5y eş-yaratanlık (En el Hak) bilincinde "tamamen düşünceden oluşma" (tamamen düşüncede, bilinçte olup bitme) vurgusunun çok daha güçlü olması. 4y yarı fiziksel, yarı eterik. 5y tamamen eterik vurgulu, şeklinde açıklamalar yapılmıştı. Tabi biz ne 5'teyiz, ne 4'teyiz. Halen 3y'de ve hatta 3KH'deyiz. Maddi/fiziksel yönü oldukça güçlü bir deneyimin içindeyiz. Öyle ki, kendi kendimizi işkence altındaki bir esir konumuna sokmamıza yol açacak kadar çok odaklandık, inandık maddeselliğe, madde ilüzyonuna, oyununa.

Sonu gelmeyen, siyasi/ideolojik kutuplaşmaların, tartışmaların, öfkelerin, çatışmaların, gerçek çözüme, hakikate, öze ilerleyiş bakımından büyük ölçüde kısır olması da maddesellik ilüzyonuna (gizli maddeciliğe, sinsi materyalizme) boyun eğişle yakından bağlantılı gibi geliyor bana. Ki ben kendim de bu veya benzer hastalıkları yaşıyorum halen.

Go to Top of Page

bozadi


11213 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 01/12/2021 :  14:34:37  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Bazen, şifa bilinciyle ilgili blokajları aşmada "En Yüceyim" bilincinden yararlandığımı belirtmiştim. Ama bazen de "En Yüceyim" bilinciyle ilgili blokajları aşmak için şifa bilincinden yararlanabildiğimi fark ediyorum. Sonuçta önümüz 5y değil, 4y olduğu için herhalde, 4y ile yakından bağlantılı olduğunu düşündüğüm "tamamen şifaya adanan hayat" farkındalığının şimdi ve burada somut ve istikrarlı bir şekilde algılanabilen "dönüştürücü" (KH kutuplaşmasını azaltıp BH kutuplaşmasını artırıcı) bir etkisi olduğunu deneyimliyorum.

"En Yüce Olanım" ilhamları sanki kısa süreli ama bir "patlama" gibi oldukça güçlü, derin bazı etkiler yapıyor, benim deneyimime göre.

"Şifaya adanan hayat" ilhamı ise bir ışık patlamasından ziyade yavaş ama daha uzun süreli, daha kalıcı, daha istikrarlı etkiler yapıyor, şu anki izlenimlerim itibariyle. Ve daha sık deneyimlenebiliyor, blokajlar bu sıklığı veya derinliği etkilese de.

Kendimle birlikte sevdiklerimin ve sevebileceklerimin iyiliğine tamamen adanan (başka hiçbir şeyin bundan daha önemli olmadığı) bir hayatı aklımda ve kalbimde hayal edebildiğim, gerçekten isteyebildiğim, benimseyebildiğim zamanlarda, hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde "en doğruyu yapıyor olmaya" dair bir farkındalık hakim oluyor. Yani bundan daha doğru, daha güzel, daha bütünsel ölçekte sorun çözücü bir yaklaşım olamazmış gibi hissettiriyor.

Gerçekten iyilik, iyileşme istemenin apaçık ve hatta belki tek yolu buymuş gibi.

Herşeyin, tüm deneyimlerin temelde yalnızca düşüncelerden, bilinçten ibaret olması mevzusunun bu şifa anlayışını destekleyen bir yönü var. Şimdi ve burada, durduğunuz yerden düşüncelerinizle, bilincinizle, inancınızla, iradenizle yeni hayatınıza, şifa hayatına başlayabilir veya diğer bir deyişle (3y bakış açısından) hayatınızın kalanını şifaya adamak suretiyle derin bir dönüşümü başlatabilirsiniz. BH'leşmenin en güzel, en doğru, en etkili yolu buymuş gibi görünüyor şu an için bana.

İyi olmanın, iyiliğe yönelmenin bundan daha basit ve bariz bir yolu yokmuş gibi.

Bir de şu var ki, hayatımızda, bilincimizde şifaya ihtiyaç duyan spesifik alanların, meselelerin sayısı çoktur, adeta sonsuzdur. Ama "şifaya adanan varlık/hayat" bilincinde, iyileşmeye yönelik tüm adımlar, iyileşmeye ihtiyaç duyan tüm meselelere nüfuz etmeye başlıyor giderek, kendiliğinden. Yani iyilik tek, şifa tek; ona hayatınızı adadığınızda herşeyi etkilemeye başlıyor; hiçbir şey ondan kaçamıyor. Size temas eden herşey iyilik, iyileşme, iyileştirme iradesine temas etmek zorunda kalıyor.

Bu bilince odaklanma çabalarıma dair gözlemlerimi paylaşmaya devam etmeyi umuyorum.

Go to Top of Page

bozadi


11213 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 03/12/2021 :  19:11:24  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Evet, hayatımızı adamamız gereken şeyin iyilik olduğunu düşünüyor, algılıyorum. İyi'ye adanmak demek aslında bu aynı zamanda.

Ben özellikle son zamanlarda bundan çok söz ediyorum ama "Hayatını iyiliğe adamış durumda mısın?" diye sorsanız, buna "evet" cevabı veremem ne yazık ki. Ama buna adanma konusunda ciddi sorgulamalarım, yoklamalarım, kısa süreli de olsa denemelerim oluyor. Günümün "zaman" anlamında çoğunda iyiliğe adanma halinde değilim. Ama tekrar tekrar buna adanmam gerektiği sonucuyla karşılaşıyorum ve bu adanmayı az-çok yapabildiğim geçici sürelerde bu çabadan oldukça iyi sonuçlar aldığımı söyleyebilirim. Çoğu insanın koşullarına benzediğini tahmin ettiğim kendi olağan yaşam koşullarımdaki pek çok şey, bu adanışı pek desteklemiyor. Adeta köstekliyor. Ama hani K'ların "Acı çekmek DNA'ları etkinleştiriyor" demesine benzer şekilde, çektiğim bazı acılar karşısında, özellikle "acizlik" duygu ve düşüncelerini sorguladığım, buna karşı yapabileceğim en iyi şeyin ne olduğunu anlamaya çalıştığım durumların neticesinde, çözümün hayatımı iyiye, iyiliğe, iyileşmeye, iyileştirmeye adamak olduğu sonucuna varıyorum tekrar tekrar. Bu adanışı denediğim ve psişik olarak az-çok yapabildiğim zamanlarda, "işte, aradığım şey buymuş" diye düşünüyorum. Yolum bu işte. Yapmam gereken şey bu.

Sanıyorum ki bizi dünyada iyiliğe adanmaktan en çok soğutan şeylerden biri, bu niyetin ve çabanın "birşeyleri değiştirecek kadar" somut netice vermeyeceği algısı veya inancı. Kötülük, bencillik, sömürü, aşağılama, aldatma, işkence, katliam o kadar yaygın, o kadar derine işlemiş ki ve bu düzen bizim hayatımızı o kadar doğrudan ve kaçınılmaz bir şekilde etkiliyor ki, bundan etkilenmemek, nefret, acizlik ve gaflet kısırdöngüsüne kapılmamak çok zor.

Kaçınılmaz, doğal ve gerekli bazı yönleri olsa da, siyasi ve dini ideolojiler de iyinin, iyiliğin basit ve evrensel anlamının çarpıtılmasına azımsanamayacak ölçüde hizmet (!) ediyor ne yazık ki.

Mevcut perspektifimden bakınca, hayatta en büyük amacımız iyilikle (varlıkla) tamamen uyumlu, özdeşleşen bir yaşayışa kavuşmak olmalı, diyebilirim. "İyilik" ile "varlık"ı yanyana, adeta eşanlamlı gibi kullanıyorum. Bunun gerçekten böyle olduğunu düşünüyorum. Varlık sahibi olmanın, varlığınızı giderek güçlendirmenin yolu iyilikten geçiyor. İyiliğin karakteri varlığın karakteridir. Varlığın eylemi, faal hali iyiliktir. Ki buna sevgi de denebilir. KH varlıklarının (KH'ye adanmış veya giderek adanmakta olan varlıkların) varlığını ve faaliyetlerini bu tanımın dışında tutuyorum ve bunun nedenlerine dair bazı açıklamalar yapmıştım. Ama aslında 3y açısından düşünecek olursak, KH varlıklarının da aynı şeye hizmet eden bir yönü var. Hani yaranız varsa ve o yarayla ilgilenmez veya umursamazsanız yara mikrop kapabilir, daha kötü hale gelebilir. İşte KH varlıkları o yaraya çekilen mikroplar, virüsler gibiler bazı bakımlardan. Nitekim Kertişleri hayatımıza "çekme" hikayemize bakıldığında buna benzer bir durum görülüyor. Ra insanlığın "düşüş" (perdesizden perdeli deneyime geçiş) öncesi içinde bulunduğu problemli bir durumdan bahsetmişti.

K'lar da şöyle ilginç bir ifade kullanıyor: "sonsuz güçle kendine hizmet etmeye çalışanlar yalnızca kendine hizmet eden diğerlerine hizmet etmeye mahkum". Bu sözün çeşitli potansiyel anlamlarının hepsini bilmediğimden eminim ama muhtemel anlamlardan birinin, yukarıda değindiğim şey olduğunu düşünüyorum. Biz insanlığın ciddi bir sorunu vardı zaten (egosallıkla da ilişkili); var gücümüzle KH'ye adanmış değildik belki ama BH'ye de adanmıyorduk. Ve sonuç olarak KH yönlerimiz daha büyük KH varlıklarını bize çeken bir etki yaptı. Hani köpekbalıkları denizde kan kokusunu bilmem kaç kilometre uzaktan alabilip hemen oraya yöneliyormuş. İşte, biz de şu an kanımızı, canımızı emmekte olan KH varlıklarını (4KH ve onların 3KH versiyonları) hayatımıza aşağı yukarı buna benzer bir şekilde çektik gibi görünüyor. Büyük balık küçük balığı yutar... İnsanlık dediğimiz kitle de masumiyet abidesi değil sonuçta. Masum değiliz hiçbirimiz. KH'ye ağır şekilde adanmış varlıkları kendimize çekmemiz bizi ciddi bir sınava sokmuş oldu ve bu bakımdan bize hizmet eden bir yönü var. K'ların "KH varlıkları KH'ye hizmet eder" deyişini buna benzetiyorum. İlgilenmediğimiz açık bir yaramıza çektiğimiz mikropların bizi bir tür sınava sokması, bizi yaramızla veya hastalığımızla ilgilenmeye zorlayıcı bir etki yapması (mikropların asıl isteği bu olmasa da)...

Masumiyete, arınmaya, iyileşmeye, öze, hakiki varlığa giden yol iyilikten, iyiliğe, şifaya adanmaktan, "çalışmaktan" geçiyor.
Go to Top of Page

Tgur


1593 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 04/12/2021 :  08:54:25  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Bozadi güzel açmaya çalışmışsın,ama biçaresizliğimizin sebeplerini bilirsek bu KH halimizi bir başka gözle görür kendimizi affetme yoluna gidebiliriz,

Evvela KH nın hazırladığı beden yapısındayız ,bu da deney olayının enerjiden maddenin gelebileceği gözlenen ve metamorfozu yani devamlı fiziki değişkenliği mükemmelleştirmeye yarayan bir yapı,

Esasata tanrısal dediğimiz 7Y kabiliyetini baştan organizma içine yerleştirmeden sadece fiziki KH yapısı üzerine Orion deneyi yürütmeye çalışmış ama dünya atmosferinde bunu becerememişlerdir belki diğer deney dünyalarında da aynı arıza çıkmış,canlı dediklerini bu ortamda veya benzer fiziki ortamda yaşatamamışlar ve en sonunda ruhsal özelliği embryo ile birleştirip ancak başarabilmişler

Bu yapının onlarca bir handikapı var zihin mükemmel çalışıp farkındalık hallerine geçince KH yapıyı reddedebiliyor,BH ile irtibatını sağlayabiliyor,
Sonuçta anlatılmak istenen, cinsiyet ayırımı yapılıp hormonal itkiler ve buna bağlı duygular bu KH bedeninde bize zihnimiz ne kadar üst yoğunluk farkındalığı verirse versin onun etkisi altındayız tüketmek ve üremeyi devam ettirmek durumundayız

Ve bu yolda arızalı insan hareketlerinin hayvanlık içgüdülerinden sıyrılma veya sıyrılamama şeklinde yürüyen davranışlarını gösteren bir nüfus içindeyiz,

Uymak uymamak gibi ikilemi bilgiyle ve inançla farkındalık ölçüsünde geliştirebilirsek eller ensede kendimizde ve etrafta olanları seyrederiz sadece sevginin ve ona bağlı iyi olmanın var oluş olayında etken olduğunu bilirsek kendi içimizde ve etraftan gelen KH salvolarını ancak atlatabiliriz.

Acizane yorumum budur.


Edited by - Tgur on 04/12/2021 15:08:26
Go to Top of Page

bozadi


11213 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 04/12/2021 :  15:59:21  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Yorumların için teşekkürler Tgur.

Evet, bu şartlarda bilinçli bir şekilde BH’leşmeye çalışmak, akışın tersine yüzmeye, hatta şelaleye tırmanmaya çalışmak gibi. Çok zor. Bu hususta yapılabilecek şeylere dair fikirler yürütmeye ve deneylerimden elde ettiğim bazı sonuçları paylaşmaya çalışıyorum. Aslında şu “kıyamet” diye tabir ettiğimiz koşullar somut bir şekilde gerçekleştikçe, tırmandıkça, K’ların “şok” dediği etkilerle, BH yönünde daha önce yapamadığımız bazı bilinç hamlelerini yapabilir hale gelebileceğimize inanıyorum, eğer o yönde yeterince isteğimiz, irademiz varsa. Ben aslında yalnızca bazı “ön çalışmalar” yapmaya, bunlarla ilgili görüş ve önerilerimi paylaşmaya çalışıyorum denebilir.
Go to Top of Page

fidelista


604 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 04/12/2021 :  17:41:03  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Doğal halinize dönün yeter,bh leşmeye ççlışmak ters etki yapar içinden nasıl geliyorsa öyle davran,bh leşmeliyim düşüncesi kh dir.
Ra nın formülü çok basit ve güzel karşıdaki varlığa bak yaradanı gör kendine bak yaradanı gör gerisi doğal akıştır.
Go to Top of Page

bozadi


11213 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 04/12/2021 :  18:22:28  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen fidelista

Doğal halinize dönün yeter,bh leşmeye ççlışmak ters etki yapar içinden nasıl geliyorsa öyle davran,bh leşmeliyim düşüncesi kh dir.
Ra nın formülü çok basit ve güzel karşıdaki varlığa bak yaradanı gör kendine bak yaradanı gör gerisi doğal akıştır.


Görüş paylaşımı için teşekkürler fidelista.

Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen fidelista

bh leşmeliyim düşüncesi kh dir.
"BH'leşmeliyim" diye düşünen herkes için geçerli mi bu?

Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen fidelista

Ra nın formülü çok basit ve güzel karşıdaki varlığa bak yaradanı gör kendine bak yaradanı gör gerisi doğal akıştır.
Ra'nın bu formülü bir tür BH'leşme formülü/önerisi değil mi? KH'nin düşüncesinin/formülünün tam zıt yönde olduğu da düşünülürse?

Go to Top of Page

bozadi


11213 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 04/12/2021 :  18:26:56  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Aynı şekilde, senin de sıkça olumlu atıf yaptığın Maharaj'ın yüzlerce sayfa boyunca anlattığı, önerdiği şey aslında BH'leşme değil midir?
Go to Top of Page

Tgur


1593 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 05/12/2021 :  08:13:18  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Yine ileride yayına sokacağım çalışmamdan bir bölüm aktarıyorum ,konu sıcak bekletmek içimden gelmedi,

S:(L) İnsanoğlu Kasyopyalılar tarafından tasarlanmasından sonra, Kertenkeleler’in saldırısı öncesindeki cennetsi durumda ne kadar süre yaşadı?
C: İnsanoğlunu biz tasarlamadık.
S:(L) Sizin tarafınızdan mı yaratıldık?
C: Hayır. S:(L) Peki insanoğlu buraya nasıl geldi?
C: Çeşitli faktörler. Çok sayıda ruh, fiziksel varoluşu arzuladı ve başlangıçta Griler yoluyla Kertenkeleler olmak üzere, Nefalim ve Oryon birliği tarafından değiştirildi.
S:(L) Bize tekrar Nefilim denenlerin kim olduğunu söyler misiniz?
C: Baskı gücü. Oryon’un köleleri. 3C gezegeninden veya 3. yıldız, 3. gezegen.
S:(L) Geçen gece Nefalim’in Akrep takımyıldızı civarından geldiğini söylemiştiniz, bu doğru mu?
C: Esas olarak orada tohumlandılar. Siz de öyle.
S:(L) Aslen başka yerde mi tohumlandık? Nerede? Oryon’da mı? Gezegenin adı nedir?
C: D’Ankhiar. Ankh, bu gezegenin eski bir sembolüdür. Ana gezegen anlamına geliyor.
S:(L) O gezegen bizim asıl evimiz mi?
C: Evet.
S:(L) Eski evimizin durumu nedir?
C: Tükendi. Kül oldu. Yandı.
S:(L) Yani evimize dönemeyiz, öyle mi?
C: Evet.
------------------------------------------------------------------
S: (L) Buraya gelen 36 milyon Nefilim olduğunu söylüyorsunuz, onlar 4’üncü yoğunluk varlıkları mı?
C: Hayır. 4’üncü yoğunlukta yaşıyorlar ama 3’üncü yoğunluklar. Sizin kadar fizikseller. Gestapo gibi hareket ediyorlar. Gestapo, Kertenkelelerin Hitler üzerindeki etkisi yoluyla Nefilim’den ilham alınarak kuruldu. Bir egzersiz denemesiydi.
S: (L) Herhangi bir Nefilim bize karşı dostça davranır mı?
C: Hayır.
S: (L) Nefilim’in tıpkı insanlar gibi D’Ankhiar denen bir gezegende tohumlandıklarını söylemiştiniz. Orada tohumlandığımızı söylerken kastettiğiniz şey neydi?
C: Molekülerizasyon için uygun bir ortamdı.
S: (L) Dünya üzerindeki fiziksel bedenlerin yani Neandertal, Kro-Mgnon, Australipitikus vb gibi çeşitli insan türlerinin o gezegende üretilip sonra buraya getirildiğini mi söylüyorsunuz?
C: Evet.
S: (L) Eğer Nefilim 3’üncü yoğunluksa, tıpkı bizim gibi öldüklerini düşünüyorum. Doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Yani onlara ateş edebiliriz ve ölürler, değil mi?
C: Doğru. Ama yanlış yaklaşım.
S: (L) Doğru yaklaşım nedir?
C: Bilgi korur.
S: (L) Eğer 4.5 metre boyunda biri gelip beni yere yıkmak isterse hangi bilgi beni koruyacak?
C: 4’üncü yoğunlukta olacaksın.
S: (L) Yani onlar buraya gelmeden önce biz 4’üncü yoğunluk mu olacağız?
C: Geçiş.
S: (L) Üçümüz de mi?
C: Evet, ve pek çok başka kişi.
S: (L) Yani Nefilim’le uğraşmak zorunda olmayacağız?
C: Yanlış. S: (L) Yani o sırada dünya üzerinde 3’üncü ve 4’üncü yoğunlukta varlıklar olacak ve bazıları onlarla uğraşmak zorunda olacak ama bazıları da olmayacak, öyle mi?
C: Ama siz uğraşmak zorunda olacaksınız.
S: (L) Anlamıyorum. Buraya gelen Nefilim grubu da mı 4’üncü boyuta geçiyor?
C: Onlar orada 3’üncü yoğunluk varlıkları olarak yaşıyorlar. Şöyle düşün: Kaçırıldığın zaman 3’üncü yoğunluksun ama 4’üncü yoğunluğa götürülüyorsun.

----------------------------------------------------------------------

S: (L) Eğer kertenkeleler sık bir şekilde bizimle besleniyorlarsa ve gelip gezegenimize el koymayı planlıyorlarsa, bunu neden 300.000 yıl önce üzerimizde hakimiyet kazandıklarında yapmadılar?
C: Sizinle aynı boyutta yaşama arzusu duymuyorlar.
S: (L) Neden?
C: Siz 3’üncü seviyesiniz, onlar 4’üncü seviye.
S: (L) Şimdi planladıkları şey nedir?
C: 4’üncü yoğunlukta sizi yönetmek.
S: (L) İnsan ırkının asıl olarak tohumlandığı ana gezegenin yanıp kül olduğunu söylemiştiniz; bunun nasıl olduğunu öğrenmek istiyorum.
C: Genişleyen yıldız.
S: (L) Eğer yıldız genişlediyse, yakın bir zamanda genişlemiş olmalı, doğru mu?
C: Orada zaman sizinkinden farklı.
S: (L) Nasıl yani?
C: Zaman/mekan eğriliği.
S: (L) Zaman/mekan eğriliği derken neyi kastediyorsunuz?
C: Fazla karmaşık ama bu kavramı bir ölçüde anlıyorsunuz.
S: (L) Yani o sistemdeki yıldız genişledi ve bizim ana gezegenimiz yandı. Öyleyse, biraz gevşek bir zamansal karşılaştırma ile bu, insanların yaratılmasından çok kısa bir süre sonra gerçekleşmiş olmalı, öyle değil mi?
C: Bu karşılaştırmada kendi zaman algınızı gevşek olarak dahi uygulayamazsınız.
S: (L) Bu hususta biraz yardım istiyorum. Eğer o gezegen küle döndüyse neden insanlar orada tohumlandı... Kısa bir süre sonra küle dönüşecek olan bir gezegende var edilmenin amacı nedir?
C: Pekala. İşte bir şok-edici geliyor; henüz tamamen yanıp küle dönmedi.
S: (L) Peki nedir? Bize yanıp küle döndüğünü söylemiştiniz. Buradaki asıl hikaye nedir?
C: Tamamen yok olması sizin 4’üncü yoğunluğa geçişiniz sırasında olacak. D’Ankhiar’da şu anda insan bedenleri yaratılıyor.
S: (L) O gezegende şu anda insan yaratılmasından kastettiğiniz şey nedir? Yoksa o gezegen bu gezegen mi?
C: Hayır. Büyük döngünün kapanmasıyla ilgili.
S: (L) Şu anda orada insan varlıklarının yaratıldığını mı söylüyorsunuz?
C: Evet, öyle. Irkınız orada üretiliyor.
S: (L) Nasıl?
C: Boyut geçişi, anladın mı?
S: (L) Orada 4’üncü yoğunluk bedenlerinin mi yaratıldığını söylüyorsunuz?
C: Hayır. 3’üncü.
S: (L) 3’üncü yoğunluk bedenleri... Şu andaki bedenlerimizden çıkıp o bedenlere mi gireceğiz?
C: Uzaklaşıyorsun. Dikkatli düşün. Boyut. Gerçeklik. Döngü.
S: (L) Şu anda orada insan ırkının bedenleri üretiliyor...
C: Evet.
S: (L) Ve boyut sınırı geçişi sırasında o gezegen tamamen küle dönmüş olacak...
C: Evet.
S: (L) Şu anda o gezegende üretilen insanlar boyut sınırı geçişi sırasında nereye gidecek?
C: Eski dünyaya.
S: (L) Eski dünyaya mı gidecekler?
C: Sizin bildiğiniz şekliyle zaman yok. Hepsi kolektif bilince yönelik derslerden ibaret.
S: (L) Yani bu büyük döngünün kapanmasıyla birlikte herşey baştan mı başlayacak?
C: Pek sayılmaz; hatırla, başlangıç diye birşey yok.
S: (L) Dünyadaki pek çok ruh, dünyaya gelmekte olan bu yeni bedenlere mi girecek?
C: Evet.
S: (L) Ve eski insanlık olarak, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Ve herşeye bir daha başlayacaklar?
C: Evet.
S: (L) Yani çok sayıda insan bu oyuna baştan başlayacak?
C: Yakın.
S: (L) Bu ceza mı?
C: Hayır. Varoluşun doğası.
S: (L) O noktada bazı ruhlar da bir üst yoğunluk seviyesine mi gidecek?
C: Evet.
S: (L) Bize bunun bir yüzdesini verebilir misiniz?
C: Hayır. Şu anda açık. S: (L) Eğer bu döngünün bir noktasında şu anda kulladığımız bedenler o gezegende üretilip dünyaya getirildiyse, o bedenleri kim getirdi?
C: Boyut geçişi.
S: (L) Kim değil ne, öyle mi?
C: Herşey “kim” ve “ne”dir.
S: (L) Önceki gece Gezici Yolcular’ın bu bedenleri o gezegenden alıp dünyaya getirdiklerine dair birşeyler söylediniz, değil mi?
C: Evet.
S: (L) Peki o zaman bu Gezici Yolcular boyutlar mı?
C: Evet. Siz de öyle.
S: (L) Lineer zihnimize neler yaptığınızın farkında mısınız?
C: Bir kutu dolusu kurtçuk. (Ç.N.: Kutu dolusu kurtçuk [can of worms] deyimi, sonraki çeşitli celselerde de kullanılıyor. Genelde zararlı nitelikte olan ve sakınılması gereken şeyleri işaret etmek için kullanılıyor.)

----------------------------------------------------------------------
Bu yaratılma yeri hakkında evvelce yorumlarda bulunmuştuk, anlatılanları lineer zihin ile bir yerler koymak ne kadar güç görmekteyiz ,anlayış için başka bir zihinsel frekansa geçmek gibi bir şey,

Bu husus bizim ortamımız zihinsel donelerle dolmuş ve kıyaslamayı o ölçüde yapma çabasına ters geliyor ve bir çok kişi için bu üzerinde durup anlamaya çalıştıklarımız ütopik geliyor,

Ama ne çare ki bu bilgilenme yoluna adımımızı atmışız anlama yolunu yakalamamız lazım ,

"C: Bu karşılaştırmada kendi zaman algınızı gevşek olarak dahi uygulayamazsınız."

Şu alıntılarla ne anlatmak istendiğini anlayın,

"C: Boyut geçişi.
S: (L) Kim değil ne, öyle mi?
C: Herşey “kim” ve “ne”dir."

Var olmuşu tanımlarken kim ve ne zamirlerini bizim anlayışımız dışında düşündüğümüzde konunun büyük kısmını idrake başlıyorsunuz,

Olanları bireysel unsurlar dışında bütünleşik bir manada almalıdır, yani 3Y kim zamirinin kullanılabileceği bir yer , madde yoğunlukların tamamen yaratılmış bir illüzyon olduğunu defalarca vurguladık, farkında olma belirli bir seviyeye geldiğinde madde, oyun kağıtlarından yapılmış bir kule gibi yıkılır dağılır,

Buna boyutsal bilgi gerçekliklerinin verdiği bir farkındalıkla üst yoğunluğu biraz anlayabilecek duruma geliyorsunuz,biraz diyorum tam anlayabilmek için o boyutta olmak gerekli,

Onun için şimdi bulamadım ama bulacağım ,bu madde yoğunluğundaki varlıklar ve insanlar olarak burada BH leşemezsiniz ,sadece BH e aday olursunuz ,KH halinde yaşayacaksınız ve bunun için BH leşme yolunda çaba göstermenize lüzum yok,

Bozadi bu sert açıklamalarla seni kırmak incitmek istemediğimi anlarsın sanırım bütün çaba gerçeğin ne olduğunu beraberce anlayabilmek,

Konuları anlayabilmek için mevcut bilgileri harmanlamak ve gerekirse değiştirmek bu yolda tartışmak bütün isteğim budur,

Başlarda frekansı tutturmak dedim onu zeka sahibi olmak olarak değiştirebilirim zira KH da evrenin tüm doğasını anlayabilecek frekansa gelebilirmiş ,yani olay seçimle ilgili ,

Doğrudur her şeyi anlayabilmek isteyen ruhların bir kısmı bu fiziksel yaşamı arzu edip yaratmadılar mı ve bizler de bunun içine balıklama dalmadık mı ,KH olmak veya olmamak,

Şimdi o aradığım bölümü buldum okuyalım üzerinde düşünelim,

"S: (L) S sonra da şöyle diyor: “Kişi sevgiyi özel olarak belirli bir bireye yönlendirdiğinde, bu sevgi tamamen serbest bir şekilde veya yargılayıcı bir şekilde veya subjektif şekilde yönlendirilebilir...”
C: Hayır.
S: (L) “Evrene sevgi vermek genel anlamda en iyi yol olabilir, ama eğer kişi sevdiği birine odaklanırsa, bu sevgi ETKİLİ olabilir. Evren için de eşit ölçüde etkili olabilir mi?”
C: Evren dengeye dayalıdır. Bu konuda yeteri kadar şey söylendi! Sonuç olarak: 3’üncü yoğunlukta bulunuyorsunuz. Doğanız gereği KH’siniz. BH adayı olabilirsiniz ama 4’üncü yoğunluğa geçene kadar BH DEĞİLSİNİZ. 4’üncü yoğunluk ve üstünde bulunana kadar bu kavramsallaştırma girişimlerinin anlamını ASLA kavrayamazsınız."


Edited by - Tgur on 05/12/2021 08:29:26
Go to Top of Page

bozadi


11213 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 05/12/2021 :  13:36:36  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Teşekkürler Tgur, bu hususlarda fikir yürütme, sorgulama çabalarımızın hepimiz için faydalı yönleri olduğuna, olacağına inanıyorum.

Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen Tgur

bu madde yoğunluğundaki varlıklar ve insanlar olarak burada BH leşemezsiniz ,sadece BH e aday olursunuz ,KH halinde yaşayacaksınız ve bunun için BH leşme yolunda çaba göstermenize lüzum yok,
"BH'leşme"den ne anladığımız üzerinde durmak gerekiyor belki de biraz. BH'leşmek ille "%51 BH"ye (BH alemine mezuniyet için gerekli orana) ulaşmak anlamına gelmek zorunda değil. BH kutbiyetinizi "artırmak" anlamına gelir. "BH adayı" olabilmek için BH'leşiyor olmanız gerekir; KH kutbiyetinizi azaltıp BH kutbiyetinizi artıyor olmanız gerekir. BH'leşmeden kasıt da budur zaten. Ben BH'leşmek derken örneğin kıyamet ve 4y dalgası gelmeden önce en az %51 BH oranına ulaşıp bu gezegenden veya kıyamet sürecinden "kaçmayı" kastetmedim, aklıma bile gelmedi. Zaten "kıyamet"in en kötü, yıkıcı niteliklerinin BH'ye mezuniyet vasıfları taşımayan, 3y'yi tekrarlaması gerekecek genel insanlık kitlesi için geçerli olacağına vurgu yapılmıştı celselerde.

Bizim bu forumda şimdiye kadar yaptığımız çeşitli tartışmalarda konusu geçtiği gibi, insanların, bireylerin, grupların pozitif ve negatif eğilimli olmalarından bahsettik. Yani 3y'de olduğu halde BH ve KH "eğilimli" bireylerden, gruplardan vs bahsediyoruz. Örneğin Laura ve ekibini pozitif eğilimli, BH eğilimli olarak kabul ediyoruz, değil mi? Bu onların %51 BH düzeyine ulaştıkları veya aştıkları anlamına gelmiyor. Ortalama bir insanla veya grupla karşılaştırıldığında KH eğilimlerinin daha düşük (ve/veya düşmekte), BH eğilimlerinin daha yüksek (ve/veya artmakta) olduğu anlamında söylüyoruz bunu.

Ve Laura'ların forum yoluyla, haber yorumları yoluyla, tartışmalar yoluyla, bilgilendirme çabaları yoluyla yapmaya çalıştıkları şey de mümkün olduğu kadar çok sayıda insanın "BH'leşmesi"ne (BH kutbiyetlerinin artmasına) yardımcı olmaktan, katkı sağlamaya çalışmaktan başka birşey değil. Tabi ki bunun için ilgili bireylerin bilinç düzeyinin, özgür iradesinin de buna uygun olması gerekir.

"BH'leşme yolunda çaba göstermeye lüzum yok" ifadesi, bazı bakımlardan normal, makul, isabetli bir beyan olabilir ama örneğin yukarıda değindiğim hususlar bakımından ise tamamen yanlış bir ifade olur. Çünkü bu, "Pozitifleşme yolunda çaba göstermeye lüzum yok.", "Daha iyi bir insan olma yolunda çaba göstermeye lüzum yok.", "Başkalarına daha faydalı bir insan olma yolunda çaba göstermeye lüzum yok." gibi sayısız örnekle tekrarlanabilecek bir önerme olur. Daha da netleştirici bir karşı beyanla ifade etmem gerekirse, "BH'leşmekten başka birşey için çaba göstermeye lüzum yok." demek son derece isabetli olur, BH "eğilimli" (yani BH kutbiyetini artırma niyeti ve çabası gösteren) kişiler için. Ama elbette bu aynı zamanda fazlasıyla idealize edilmiş, günlük realitede kısavadede mutlak bir şekilde uygulamaya geçirilmesi pek mümkün ve doğal olmayan bir öneri olur. Ama yine de bir öneri, bir niyet olarak "yanlış" değildir. İşte, senin "BH'leşme yolunda çaba göstermeye lüzum yok." ifadendeki makullük payı da bununla ilgili bana göre: Bugünden yarına pozitif bir insana dönüşmemiz mümkün değil; bir sürü gafletimiz, karmaşamız, hatamız, yanlışımız, olumsuz tavır ve tutumlarımız olmaya devam edecektir. Ben de zaten bu konudaki yorum ve önerilerimde elimden geldiğince tekrarlı bir şekilde buna vurgu yapıyorum.

Eklenti:

S: (L) S sonra da şöyle diyor: “Kişi sevgiyi özel olarak belirli bir bireye yönlendirdiğinde, bu sevgi tamamen serbest bir şekilde veya yargılayıcı bir şekilde veya subjektif şekilde yönlendirilebilir...”

C: Hayır.

S: (L) “Evrene sevgi vermek genel anlamda en iyi yol olabilir, ama eğer kişi sevdiği birine odaklanırsa, bu sevgi ETKİLİ olabilir. Evren için de eşit ölçüde etkili olabilir mi?”

C: Evren dengeye dayalıdır. Bu konuda yeteri kadar şey söylendi! Sonuç olarak: 3’üncü yoğunlukta bulunuyorsunuz. Doğanız gereği KH’siniz. BH adayı olabilirsiniz ama 4’üncü yoğunluğa geçene kadar BH DEĞİLSİNİZ. 4’üncü yoğunluk ve üstünde bulunana kadar bu kavramsallaştırma girişimlerinin anlamını ASLA kavrayamazsınız.





Yukarıdaki açıklamalarımda değindiğim gibi, burada K'ların "BH adayı olabilirsiniz" ifadesine dikkat etmek gerek. Kimse durduk yere BH adayı olmaz, bunun için ciddi bir farkındalık artışı yoluyla bir niyet ve faaliyet değişimi ve gelişimi olmuş olması gerekir ve BH'leşme (BH kutbiyetini artırma / KH kutbiyetini azaltma) budur.

Bu arada bu alıntının neden olabileceği olası bir diğer yanlış anlamaya daha değinmek istiyorum: K'lar "4Y'ye geçene kadar BH değilsiniz" derken, meşhur "yoğunluk değiştirme dalgası" gelene kadar KİMSE 4Y'ye/BH'ye GEÇEMEZ demiyor. Ama evet, Laura ve ekibi de dahil olmak üzere, 4BH'ye mezun olacak insan kitlesinin geneli için bu geçişin Dalga tezahürüyle birlikte gerçekleşeceği söyleniyor. Laura'larınki biraz da "misyon" gereği öyle. Şimdiye kadar 4BH'ye mezun olmuş birileri olmuştur mutlaka.

Go to Top of Page

bozadi


11213 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 05/12/2021 :  14:41:56  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Bu başlığı "BH'leşmek için ne yapmak gerek?" adıyla açtım. Bu ifadenin BH'leşme konusunda biraz "yapay" bir izlenim veriyor olabileceğini sanıyorum. Ruhsaldan ziyade teknik bir konuymuş gibi. "1 ayda 10 kilo vermek için ne yapmak gerek, KPSS'yi kazanmak için ne yapmak gerek?" gibi biraz :) Elbette BH'leşme öyle bişi değil ama yine de konunun teknik bazı yönleri üzerinde yoğunlaşma isteği duyduğum için böyle biraz tuhaf bir adlandırma yaptım. Elimizdeki kaynaklarda geçen en önemli terimlerden biri ve aynı zamanda bu forumun adı. Başkalarına Hizmet. Dolayısıyla KH-BH terimlerinin anlamı üzerinde durmanın, düşünmenin, bu konuda kaynaklarda söylenenleri ele almanın, tartışmanın, deneyimlerimizle, amaçlarımızla uygunluğunu karşılaştırmanın faydalı olacağını düşünüyorum.

BH KH hakkında hepimizin az-çok isabetli çeşitli algıları, kavrayışları, yorumlamaları vardır. Hayatımızın karmaşasından, egosallığımızdan, maruz kaldığımız şiddetli KH faktörlerinden dolayı BH kutbiyetimizi artırma konusunda hepimizin çeşitli zorluklar, blokaj sorunları yaşadığımızı tahmin ediyorum. BH kutbiyetimizi artırmak istediğimiz halde ve bunu yapabilecek iradeye sahip olduğumuz halde bunun yolunu, yordamını bulmakta zorlanma hallerinde yararlanabileceğimiz, K'ların deyişiyle "tekno-spiritüel" yöntemler geliştirme, önerme, tartışma arzusu duyuyorum. Bunu şu anda pek ideal bir şekilde yapamıyorum muhtemelen ama kendi blokajlarımın farkına varmamı ve aşmamı kolaylaştırması için, deneyimlerimi, izlenimlerimi, önerilerimi paylaşmaya çalışıyorum. Bu tartışmaların başkalarına faydalı olmasını isterim ama ters etkiler yapma olasılığı da olabilir. Sanıyorum fidelista ve Tgur'un eleştirilerinde de bu olasılığa dair bir endişe ifade edilmiş oldu.

Ben de zaten zaman zaman vurguluyorum ama bu eleştirilerin de vesilesiyle şunu tekrarlamak istiyorum: Herkesin BH yolunda ilerleyişi (yani eğer özgür iradesi o yöndeyse) çok kendine özgüdür. Zamanlama olarak da öyle. Yani ikisi de BH eğilimli ve/veya BH adayı olan iki kişi aynı şeyden aynı şekilde etkilenmeyebilir. Birine ters gelen diğerine iyi gelebilir vs. Ben veya bir başkası ne önerirse önersin, siz "gözü kapalı" bir şekilde o öneriye uymak yerine öncelikle kendi akıl-ruh sağlığınızı gözlemleyip, aşırı zorlayıcı veya şiddetli olumsuz etkiler yapabilecek şeylerden sakınmalısınız. Veya önerileri birebir uygulamaya çalışmak yerine kendi şartlarınıza uyarlamayı deneyebilirsiniz. Veya tamamen kendi yöntemlerinizi geliştirmeye çalışırsınız vs.

Zaman içinde bu konularda birlikte daha uyumlu yol alabilme dileğiyle.
Go to Top of Page

Tgur


1593 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 05/12/2021 :  14:46:47  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle

Kıymetli dostum,

Evvel ara ara olduğu gibi aynı şeyleri terennüm ediyoruz,
Bh leşmek ifadesinde guruplaşmasında olayın BH adayı olmak veya olmamak üzere yoğunlaştığını görüyoruz,

Senin ve benim kelimelerin dünyasal manaları üzerinde kısır çekişmelerden çok gerçeği taşımaya gayret gösteren bu hususta enerji taşıyan (daha çok sen, evvel vurgulamıştım) bireyler olduğumuzu biliyoruz,

Yorum yapanların ötesinde bu siteye dahil olup ilgilenen her dostun müstesna olduğunu da teslim ediyoruz,onların nadir de olsa katkılarının çok önemli olduğunu hissedenleriz,

Böyle söylemekle bilmiş bilmiş ifadeler sergilemenin küçüklüğünün ötesinde içimizdeki bilgiye doğru uzanan ve çabalayan tavrımızın da farkındayız,evvel ne idik şimdi neler konuşuyoruz,bunda senin rolün ölçülemeyecek kadar çoktur,

Diğer yandan söylediğin gibi ortamda 4BH olmuş kişiler olmuştur ama onların gerçek manada üst yoğunluğu hak etiklerinde 3Y i birden terk ettiğini ve buna şahit olanların "şimdi buradaydı nereye gitti" hayret nidaları attığını da duymuştuk,hatta ve hatta bunu izlediğimiz zamanın anlayış kıskaçlarının dışında mütalaa edersek Tiversonus dostumuzun bile aynı mutlu akıbete uğradığını söyleyebilirim,

Neticede aynı şeyler başka beden dillerinde aynı konuları söylemekte..




Go to Top of Page

bozadi


11213 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 05/12/2021 :  14:56:01  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Şunu da bir özeleştiri niyeti taşıyacak şekilde kabul etmeliyim: "Lafla peynir gemisi yürümez." Hayattaki en önemli ilerlemeler, sözlere, önerilere değil, genellikle epeyce acılar içeren deneyimlere dayalı olarak gerçekleşir. Kullanılmayan bilgi bilgi değildir. Bilginin kullanılabilir olması ise derin deneyimlerle pekişmesiyle orantılıdır.

Ama zaten mevcut olan pek çok yaşanmışlığı hem de bundan sonra yaşanacakları yorumlama şeklinin, bakış açısının geliştirilmesinde tartışmaların, görüş alışverişlerinin önemli olduğunu düşünüyorum, ki K'ların celse katılımcılarına bunun önemini tekrar tekrar vurguladıklarını hatırlıyorum.

Bir de, artık gerçekten özel zamanlardayız. Kıyamet (değişim/dönüşüm) sürecinin yıkıcı etkileri giderek tırmanıyor ve bunun neden olabileceği yıkıcı bazı potansiyel etkilere tedbir olarak ve meydana gelen yıkıcı etkileri hafifletmek için psişik arınma ve savunma yöntemleri geliştirmenin faydalı olacağını düşünüyorum. Bu forumda bunu yapmanın en iyi yolu da bu konularda deneyim ve görüş paylaşımları, tartışmalar olabilir. Bunun BH kutbiyetinin artırılmasına, böylece BH adaylığı geliştirilmesine ve pekiştirilmesine yardımcı olacağını sanıyorum.
Go to Top of Page

bozadi


11213 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 05/12/2021 :  15:25:20  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen Tgur


Kıymetli dostum,

Evvel ara ara olduğu gibi aynı şeyleri terennüm ediyoruz,
Bh leşmek ifadesinde guruplaşmasında olayın BH adayı olmak veya olmamak üzere yoğunlaştığını görüyoruz,

Senin ve benim kelimelerin dünyasal manaları üzerinde kısır çekişmelerden çok gerçeği taşımaya gayret gösteren bu hususta enerji taşıyan (daha çok sen, evvel vurgulamıştım) bireyler olduğumuzu biliyoruz,

Yorum yapanların ötesinde bu siteye dahil olup ilgilenen her dostun müstesna olduğunu da teslim ediyoruz,onların nadir de olsa katkılarının çok önemli olduğunu hissedenleriz,

Böyle söylemekle bilmiş bilmiş ifadeler sergilemenin küçüklüğünün ötesinde içimizdeki bilgiye doğru uzanan ve çabalayan tavrımızın da farkındayız,evvel ne idik şimdi neler konuşuyoruz,bunda senin rolün ölçülemeyecek kadar çoktur,

Diğer yandan söylediğin gibi ortamda 4BH olmuş kişiler olmuştur ama onların gerçek manada üst yoğunluğu hak etiklerinde 3Y i birden terk ettiğini ve buna şahit olanların "şimdi buradaydı nereye gitti" hayret nidaları attığını da duymuştuk,hatta ve hatta bunu izlediğimiz zamanın anlayış kıskaçlarının dışında mütalaa edersek Tiversonus dostumuzun bile aynı mutlu akıbete uğradığını söyleyebilirim,

Neticede aynı şeyler başka beden dillerinde aynı konuları söylemekte..
Teşekkür ederim Tgur. Yüzeysel bakıldığında çok farklı, uzlaşmaz şeyler söylüyormuş gibi göründüğümüz durumların çoğunda daha derinde aslında benzer, uyumlu eğilimlerle hareket ettiğimize inanıyorum. Bu tür "yok öyleydi, yok böyleydi" tartışmaları bizi eğilim anlamında çok farklı bir yere taşımaz; kısavadede gerilimler olabilecek olsa da, uzunvadede yapıcılığı koruduğumuz sürece beynimizi, nöronlarımızı kullanma pratiği anlamında faydalı olduğu düşünülebilir.

Tiversonus'u anman, uzun zamandır en azından bilinçli olarak aklımdan geçirmediğim özel dostumuzu hatırlamam, anmam için vesile oldu, teşekkür ederim Tgur.

Duyurular/Chat odası başlığında, yakınının bizi bilgilendirdiği mesaja göre 13 Aralık 2010'da ayrılmış dünya düzleminden. Yani yaklaşık 11 yıl önce. Aradan bu kadar çok zaman geçmiş olduğunun farkına varmak şaşırttı beni.

Go to Top of Page

Dionysos


1533 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 22/12/2021 :  13:44:25  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Dionysos Kullanıcısının kişisel sayfasını Ziyaret edin  Alıntı Ekle
yatağı değiştir
Go to Top of Page

bozadi


11213 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 30/12/2021 :  15:41:29  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
"VARLIK VE OLUMLULUK" kategorisini "Kanal Bilgileri" ana başlığı altından "Spiritüalizm ve Şifa Konuları" ana başlığı altına taşıdım. Her ne kadar görüşlerimi "kanal bilgilerine" dayandırıyor veya o bilgilerle uyumlu olduğunu düşünüyor olsam da, elimizdeki kanal bilgilerinden çok daha fazla alıntı yaparak ilerlemeyi düşünüyordum başlangıçta; öyle olmadı.

Bu başlık altında işlediğim konularla ilgili bir hususu not edeyim, aklımdayken.

Mevcut 3kh (dünya) ilüzyonumuzun statükosuna çok yakın, daha doğrusu içinde olduğumuz, o gerçekliği kabul ettiğimiz, benimsediğimiz sürece, onun yasalarından çok bağımsız birşey yapmak mümkün olmuyor. Ve bu ilüzyondaki egemen toplumsal yaşam biçiminin yasalarında, bizim pozitiflik dediğimiz, şifa dediğimiz şey üzerinde yoğunlaşma fırsatları çok zor bulunuyor, desteklenmiyor. Özellikle elimizdeki bilgilerde önerilen, tavsiye edilen şekillerde.

Meditasyon, tefekkür gibi uygulamalarda, statükonun tesirinden "bağımsızlaşma" durumu söz konusu oluyor gibi. Böylece kişi normal yaşam şartlarında pek mümkün olmayan, uyumsuz, desteklenmeyen, hatta belki hatırlanmayan, akla bile gelmeyen şeyleri, potansiyelleri tecrübe etme, benimseme, olma imkanına kavuşabiliyor, duruma göre. "Alternatif gerçeklik" konusuyla yakından ilgili sayılır sanırım bu.

Kendi kendimize zarar vermediğinden, faydalı olduğundan emin olduğumuz, hatta hem kendimize hem de sevdiklerimize, sevebileceklerimize son derece faydalı olabilecek bir yaşam veya düşünce şekli geliştirebilmek için, buna pek de imkan tanımayan mevcut egemen yaşam ve düşünce şeklinden uzaklaşmak, "bağımsızlaşmak" gerekiyor. (Fiziksel anlamda kalıcı bir uzaklaşmayı kastetmiyorum, her ne kadar bu olasılığı da tamamen gözardı etmesem de). Tabi bu süreçte bir "rehberliğe" ihtiyaç duyuluyor. Sanırım en büyük rehber insanın en derin sezgileridir. Ne olması gerektiğine dair sezgiler. Doğrunun, doğalın, güzelin, iyinin ne olduğuna dair sezgi gücü. Bu sezgi gücü elbette okuduğumuz, tartıştığımız çeşitli bilgilerden etkileniyor, onlarla etkileşiyor.

Kendi kendimize zarar vermeyen, aksine, olumlu duygu ve düşüncelerimizi sürekli pekiştiren bir anlayışa, düşünce ve yaşam şekline ihtiyacımız var. Egemen KH eğilimli statükoyu benimseyerek, onun kurallarına göre oynayarak bunu yapmak pek mümkün görünmüyor. Statükodan, oyundan tamamen çıkmadan ama ondan bağımsızlaşarak, kendimize ve başkalarına gerçekten faydalı olacak bir yaşam/düşünce şekline sahip olabiliriz.

Herşey düşüncelerimizle çok yakından bağlantılı; hatta herşey, tüm deneyimler tamamen düşüncelerden ibaret, özünde. Kendimize fayda sağlamayan, zarar veren şekilde yaşamak tamamen düşüncelerimiz yoluyla benimsediğimiz, sürdürdüğümüz birşey. Bunun değişmesi de ancak düşüncenin, tavrın, inancın, iradenin, bilincin değişmesiyle mümkün.

Go to Top of Page

Qui-gon jinn


267 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 30/12/2021 :  17:14:03  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
"BH’leşmek için ne yapmak gerek?" denildiğinde aklıma sadece şu aktarımlar geliyor ve şahsen kişi bazında odaklanılması gereken yerinde bu olduğunu düşünüyorum;

S: (DM) Başkalarına hizmetin neyi kapsadığını açıklar mısınız?
C: Kendiyle hiç ilgilenmemek.

(17 Aralık 1994)

---

S:(TR) Bunu sormak istiyorum, daha önce sorulduysa biri beni durdursun, tam BH profili nedir? (L) Kendine tamamen ilgisizlik.
C: Evet.

(14 Ocak 1995)
Go to Top of Page

bozadi


11213 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 31/12/2021 :  12:16:30  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen Qui-gon jinn

"BH’leşmek için ne yapmak gerek?" denildiğinde aklıma sadece şu aktarımlar geliyor ve şahsen kişi bazında odaklanılması gereken yerinde bu olduğunu düşünüyorum;

S: (DM) Başkalarına hizmetin neyi kapsadığını açıklar mısınız?
C: Kendiyle hiç ilgilenmemek.

(17 Aralık 1994)

---

S:(TR) Bunu sormak istiyorum, daha önce sorulduysa biri beni durdursun, tam BH profili nedir? (L) Kendine tamamen ilgisizlik.
C: Evet.

(14 Ocak 1995)





Güzel ama bu durumda K'ların aşağıdaki tarzda açıklamaları, senin alıntıladıklarınla çelişkili mi, yoksa bunun bir açıklaması var mı?

Eklenti:

S: (Craig) Bu soluma tekniklerinin, yani Sudarshan Kriya’nın faydası olur mu?

C: Kesinlikle!!!!!!!

S: (Craig) Bu, insanların insanlığını tekrar canlandırmada kullanabileceğimiz en iyi araçlardan biri mi?

C: Evet. Ama dengeyi unutmayın. Gerçeklikle yüzleşme ve kendi üzerinde ustalaşma ve bununla dengeli bir şekilde, iyileşme için meditasyon.





Eklenti:

C: Evet. Beş on sene önceki halinizi hatırlayın, şu ana kadar geçen süredeki değişiklikleri fark ediyor musunuz?

S: (Herkes) “Evet!”

C: Bu değişikliklerin en temel yapınızda da tekrarlandığından / yansıdığından şüphelenmiyor musunuz?

S: (L) Bunun hakkında düşünmemiştim.

C: Kendi üzerinizde çalışınca böyle olur! Sizi daha da büyük ve hızlı değişikliklere hazırlar! Ve bu “Alış kapasitesidir.”

S: (L) Yani kendi üzerinde çalıştığında ve belirli bir seviyede birşeyi değiştirdiğinde bu daha temel seviyeler üzerinde, hatta DNA’n üzerinde de etkiler yapıyor. Bu da daha ince veya farklı enerjileri almanı sağlıyor. Bu da daha fazla değişikliğe imkan tanıyor. Eğer bu meydana gelirse, giderek daha fazlasını başarmanı sağlıyor. Kastettiğiniz şey aşağı yukarı bu mu?

C: Evet. İfade ettiğin şekliyle tam net değil, ama yeterince yakın.






Eklenti:

S: (L) Yani, Gurdjieff’in aşağı yukarı tanımladığı gibi, kozmik güçlerin aktarıcıları olmanın yolu kendi üzerinde çalışmaktan geçiyor. Bu aktarımı yaptığının tam olarak farkında olmasan bile, öyle mi?

C: Evet



Go to Top of Page

Qui-gon jinn


267 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 31/12/2021 :  16:36:47  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen bozadi

Güzel ama bu durumda K'ların aşağıdaki tarzda açıklamaları, senin alıntıladıklarınla çelişkili mi, yoksa bunun bir açıklaması var mı?


Mutlaka bir açıklaması vardır diye düşünüyorum, lakin kendimi ne olduğunda dair inceliği ortaya koyabilecek kapasitede de göremiyorum maalesef.Eğer birgün imkanını bulursan bunu Kasyopyalıların kendisine sorabilmeni ve yeterli yanıtları alabilmeni dilerim kardeşim.Bende evet ilk baktığımda ikisinin birbirinin zıttı, tersi yönde yazılmış kavramlar gibi durduğunu görüyorum ama aynı zamanda içimde ikisinin farklı olgular olduğu hissiyatide mevcut. Ama nedir tam olarak bu, şimdilik bu olgu benim için net değil ve kendi namıma şimdilik bu hususta derinlemesine düşünmeye devam edeceğim demekten başka birşey gelmiyor.Tek güvemcemde şu;

C: Varoluşta yanıtı olmayan bir soru var mıdır?

S: (L) Sanmıyorum.
C: O zaman doğru bir şekilde düşün, çünkü her sorunun bir yanıtı vardır. Fakat, bir yanıta yönelik ilk girişim her zaman başarılı değildir. Bu yanıtın mevcut olmadığı anlamına gelmez. (7 Ekim 1997)

Sevgiler.
Go to Top of Page

Qui-gon jinn


267 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 31/12/2021 :  17:00:34  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Şunuda eklemeliyim ki, sizde farkındasınızdır, Kasyopya celselerindde sadece bu konuda değil elbet, nice hususta çelikli görülebilecek tersi yönde ifadeler mevcut oluyor hep. Hatta çok spesifik denilebilecek bilgilerde bile zaman zaman böyle olabiliyor. Örneğiyle 19 milyon, 119 milyon meselesi gibi. Sorulduğunda verilen "her ikiside" cevabına yapılan, "her iksiside olmaz" itirazına ise "Her şey algılayıcıya göre değişir." diyerek karşılık veriliyor. Varoluşun, gerçekliğin akışkan ve herşeyi herzaman var ve münkün kılan çok boyutlu doğası gereği bir parça anlayabiliyorum bunları ama 3.yoğunluk zamana bağlı bir birey olarak her zaman kafamın karıştığını ve neyin doğru, neyin yanlış olduğunu anlamakta çok zorlandığımıda itiraf etmeden geçemeyeceğim maalesef.Sanırım bazı şeylerin gerçek mahiyetini anlamada daha üst bir düzey düzlemde bulunmak elzem gibi, bu seviyede bu kadar sanırım...
Go to Top of Page

bozadi


11213 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 31/12/2021 :  18:06:39  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Anlayabildiğim kadarıyla, "Kendiyle ilgilenmeme" cevapları, "nasıl BH'leşilir?" gibi bir soruya verilmiş yanıtlar değil. BH profiline (%51 veya üstü BH'ye) ulaştıktan "sonra" içinde bulunulan halin veya tavrın bir tanımlaması gibi. Elbette ille %51 BH'ye ulaşmadan önce de, tüm BH kutbiyeti artışlarının neticesinde "başkalarına" hizmet düzeyi artıyor olacaktır. Dolayısıyla "kendiyle ilgilenmenin azalması" faktörü %51 düzeyinin altındaki BH artışları için de geçerli olacaktır ama sonuçta teknik olarak halen KH sınırları dahilinde olunacaktır ve kendiyle ilgilenmek son derece doğal ve gerekli olacaktır.

Bizim durumumuzda "kendiyle ilgilenmek" son derece doğal, kaçınılmaz ve hatta gerekli görünüyor. Ama "kendiyle ilgilenişlerin" bazıları KH kutbiyetini artırırken bazıları BH kutbiyetini artıracaktır. İşte sanıyorum K'ların "kendi üzerinde çalışma" dedikleri şey de aslında kişide BH'leşmeyi bloke eden düşünce ve inanç kalıplarının farkına vararak onlardan kurtulmayı ifade ediyor bir şekilde. Yani kendinle ilgileniyorsun, kendini daha sağlıklı, daha bilinçli, daha vicdanlı hale getiren düşünce ve/veya inanç değişiklikleri yapıyorsun ve böylece BH kutbiyetinde artış meydana geliyor. "Kendi üzerinde çalışma", KH kutbiyetinin azalıp %51 BH'ye doğru ilerleyiş süreci için bir tavsiye. Ama %51'in altındayken de, üstündeyken de, BH kutbiyeti arttığı sürece kendi çıkarlarından/ihtiyaçlarından ziyade başkalarının çıkarlarına/ihtiyaçlarına hizmet eğilimi artıyor olacak.

Eckhart Tolle'ün vb. ego konusundaki çalışmaları, önerileri de "kendi üzerinde çalışma" örnekleri olarak görülebilir ve bu anlamda çok faydalı yönleri olduğunu düşünüyorum.

Egoyu tanıyıp ondan arınma süreci anlamında "kendi üzerinde çalışma", BH'leşme için doğal ve gerekli bir çaba gibi görünüyor bizim durumumuzda.


K'lar önümüzdeki süreç için "kaosun" tırmanacağı uyarısında bulunuyorlar. Yani zaten yeterince zor ve sıkıntılı olan süreç daha da zorlaşacak, daha büyük sıkıntılar meydana gelecek muhtemelen ama bizim egomuzu tanıma ve ondan arınma anlamında, sanal bir platform üzerinden de olsa tartışma, fikir yürütme, çözüm arayışı çabalarımızın giderek yoğunlaşarak hepimize derin faydalar sağlamasını dilerim.
Go to Top of Page

Qui-gon jinn


267 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 31/12/2021 :  19:36:37  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Bende bunu benzer mahiyette düşünüyorum evet. "Kendin ile hiç ilgilenmemeyi" olmuş olan, "kendi üzerinde çalışmayı" ise o olmuş olan hale giden yol gibi algılıyorum ama yinede emin değilim açıkcası. Varoluşun doğası gereği acaba diyorum illede belirli bir süreci geçirmek gerekiyor mu? Bir anda bir atlama gerçekleşmesi durumu olabilir mi? Böyle değişik olasılıklarda geliyor aklıma. Bu bağlamda, Eckhart Tolle demişken ilginç oldu, üstadın kendi anlattığı aydınlanma hadisesi geldi aklıma. Üstat kendisi hiç bu spritüel konulardan bi haber durumda iken, bir gece ansızın uyanıyor ve çok kısa denilebilecek bir düşünce sürecinden sonra (evet burda bir süreç var yinede :) Tak diye nirvana ulaşıyor. Başkaları bu yollda nice bilgilerle haşır neşir olup, ömrünün büyük bölümünü harcarken, üstat başına ne geldiğini anlamıyor bile ve ancak yıllar boyu spritüel bilgilerle tanışıp, öğrendikten sonra, nicelerinin peşinde olduğu şeyin kendi başına geldiğini anlıyor. Çok enteresan gerçekten. Neyse, Tam BH ile ilgili celsede de benzer bir hal var gibi gibi ama yine emin değilim, bilemiyorum, hiç net değil kafamdaki düşünceler ama dedikleri gibi sınırsız olasılıklarla da düşünmeye çalışıyoruz işte. Neyse artık, selamlar, sevgiler diyelim yine ve başta kendim dahil herkese daha fazla anlayış dolu bir yıl dileyerek bitirelim...

C: Şimdi sizin için bir blok-yıkıcı: Tam BH profiline ulaşan 3'üncü yoğunluk varlıkları otomatik olarak anında 4'üncü seviyeye geçer!

S:(TR) Bir anda yok mu olurlar? Bunu yapan insanlar oldu mu?
C: Evet.

S:(F) Evet, bunu duymuştum. (TR) Her zaman bir sürü insan kayboluyor. (L) Ama bunun o kadar çok olduğunu sanmıyorum... (F) Ama olmuş. (J) Bazen insanlar kayboluyor ve bir daha onlardan hiçbir haber alamıyorsun. (F) Ani bir ışığın gelmesiyle insanların aniden ortadan kaybolması gibi olaylar var; aniden bir ışık ortaya çıkıyor ve puf! (TR) Kendi kendine yanma olayları gibi... (F) Hayır... (J) Kendi kendine yanma gibi değil çünkü o durumda beden kalıntıları duruyor. (F) Bir grup insan birlikte otururken aniden çok şiddetli bir ışık meydana geliyor ve kişilerden biri kayboluyor. (L) Bir daha ortaya çıkmıyor mu? (F) Hiç! (TR) Bunu sormak istiyorum, daha önce sorulduysa biri beni durdursun, tam BH profili nedir? (L) Kendine tamamen ilgisizlik.
C: Evet.

S:(L) Yani kendin için, kendini tatmin için hiçbir yapmıyor ve düşünmüyorsun. Bunu sürekli olarak başkaları için yapıyorsun. (TR) Lanet olsun, o zaman daha çok işim var... (Koro) Hepimizin var!
Go to Top of Page

Gaia


221 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 31/12/2021 :  19:42:07  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Kendiyle ilgilenmemek demek 'ben' ile ilgilenmemek demektir. Sahipli, arzulu düşünmeyi bırakmaktır. Benci'liği bırakma olayıdır. Bu da gayet bh leşme hareketidir. Eckhard ın ego çalışması bununla ilgili.
Go to Top of Page

bozadi


11213 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 31/12/2021 :  21:03:06  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen Qui-gon jinn

Varoluşun doğası gereği acaba diyorum illede belirli bir süreci geçirmek gerekiyor mu? Bir anda bir atlama gerçekleşmesi durumu olabilir mi? Böyle değişik olasılıklarda geliyor aklıma. Bu bağlamda, Eckhart Tolle demişken ilginç oldu, üstadın kendi anlattığı aydınlanma hadisesi geldi aklıma. Üstat kendisi hiç bu spritüel konulardan bi haber durumda iken, bir gece ansızın uyanıyor ve çok kısa denilebilecek bir düşünce sürecinden sonra (evet burda bir süreç var yinede :) Tak diye nirvana ulaşıyor. Başkaları bu yollda nice bilgilerle haşır neşir olup, ömrünün büyük bölümünü harcarken, üstat başına ne geldiğini anlamıyor bile ve ancak yıllar boyu spritüel bilgilerle tanışıp, öğrendikten sonra, nicelerinin peşinde olduğu şeyin kendi başına geldiğini anlıyor.
Maharaj da üstadından aldığı altın tavsiye (“en yüce olansın” düşüncesine odaklan) üzerinde, yanlış hatırlamıyorsam 3 yıl kadar odaklandıktan sonra meşhur aydınlanmasını yaşamış.

K’lar “farkındalıkta bir kuantum sıçraması” gibi birşeyden bahsetmişti. Belki bununla bağlantılıdır, belki değildir; bilmiyorum.

Bu tür “hızlı (ve kalıcı) uyanış” olayları yaşayan kişilerin önceki enkarnasyonlarından yapılmış ciddi yatırımlar olduğunu tahmin ediyorum. Hepsi değilse de çoğunluğunun böyle olduğunu varsayıyorum.

Ama kendi adıma (şimdilik) şundan eminim ki, ne Maharaj ne Eckhart ne de başka biri (belki adını bildiğimiz veya bilmediğimiz birkaç istisna dışında) ne kadar “uyanmış”, aşmış, nirvanaya varmış gibi görünseler de BH kutbiyetleri %51 veya üzerinde değildi. İnsanlığın genelinde BH kutbiyeti o kadar düşük ki, ortalamanın çok üzerine çıkanlar sanki Tanrı’yla (mutlak) birleşmenin eşiğine gelmiş gibi algılanıyor belki de; bu algının yanlış olduğunu düşünüyorum. %51 BH düzeyindeki bir 4. yoğunluk varlığıyla karşılaşsak, bize “Tanrı” gibi görünebilir belki, örneğin. Tasavvufta fenafillah/bekabillah gibi isimlerle anıldığını sandığım durumların da %51 BH düzeyinin altında (ama ortalama insanın BH düzeyinin epeyce üzerinde) olduğunu düşünüyorum.

Son alıntı için teşekkürler, aradığım açıklamalardan biriydi.


Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen Gaia

Kendiyle ilgilenmemek demek 'ben' ile ilgilenmemek demektir. Sahipli, arzulu düşünmeyi bırakmaktır. Benci'liği bırakma olayıdır. Bu da gayet bh leşme hareketidir. Eckhard ın ego çalışması bununla ilgili.
Evet. “Çelişki mi, değil mi?” diye tartıştığımız husus için bu da bir açıklayıcı yanıt olabilir.


Go to Top of Page

Qui-gon jinn


267 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 31/12/2021 :  22:45:02  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Evet, geçmiş enkarnasyonlar olasılığını bende düşünüyorum, başkada nasıl olur bilemiyorum. Son enkarnasyonunda olsa bile dışarıya hiç yansımayan bilinçaltı, üstü en azından bir süreç mutlaka işlemiştir diye düşünüyorum. Evren bir okul, herşey derslerden ibaret ise eğer ruhsal "tekamül" gereği böylede olmalıdır sanırım.

Velhasıl böyle diyoruz ama birde olasılıkların sınırsız olduğu gerçeği var tabii. Aşağıya beni benden alan Kasyopya aktarımlarından birini yazacağım. Şimdi düşünüyorum, bir kişi gelip sadece orada yazanın gerçek mahiyetini anlasa, söylendiği gibi; "sonsuza kadar süren bir an için, o birey bilinecek herşeyi mutlak bir şekilde bilecek" mi yani?

C: Evren yalnızca bir okuldur. Ve bu okul herkesin öğrenmesi için var. Herşeyin varolma sebebi bu. Başka bir sebep yok. Şimdi, eğer bu ifadenin gerçek derinliğini anlarsanız, deneyimlemesi mümkün olan tüm yoğunluk seviyelerini, deneyimlemesi mümkün olan tüm boyutları, tüm farkındalığı görmeye ve deneyimlemeye başlarsınız. Bir birey bu ifadeyi mümkün alan en büyük derinliğiyle anladığında, o birey aydınlanmış olur. Ve siz kesinlikle bunu duymuştunuz. Ve sonsuza kadar süren bir an için, o birey bilinecek herşeyi mutlak bir şekilde bilir.

(Kasyopya celseleri- 9 Eylül 1995)



Vay be! (Cem Yılmaz'ın söyleyişi ile) Bu kadar kolay mı yaaa!...:) Hadi bakalım öyleyse, sevgiler.

Edited by - Qui-gon jinn on 31/12/2021 22:53:20
Go to Top of Page
Sayfa: Toplam Sayfa 3  Mesaj Sonraki Konu  
Önceki Sayfa | Sonraki Sayfa
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Forum Seç:
Başkalarına Hizmet Forumu © Celse veya diğer içerikleri farklı ortamlarda paylaşırken lütfen kaynak belirtiniz Yukarıya git
Snitz Forums 2000

Design by Sizinsayfaniz.com

Bu sayfa 0,9 saniyede oluşturuldu.