Başkalarına Hizmet Forumu
Başkalarına Hizmet Forumu
Ana Sayfa | Bilgilerim | Kayıt Yaptır | Aktif Konular | Forum Üyeleri | Site içi Arama
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni Hatırla
Şifre hatırlatma servisi

  Forum
 Kanal Bilgileri
 Sorguluyoruz
 Başka bir başlık altından buraya taşınan bir tartışma konusu
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Önceki Sayfa
Yazar  Mesaj Sonraki Konu
Sayfa: Toplam Sayfa 2

memed


240 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 27/03/2022 :  18:07:50  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
RA bilgilerinde hatırladıgım bir bölüm var :

Heinrich Himmler




Bu konuyu hatırlıyor musunuz ? Benim cok dikkatimi çekmişti . Himmler anlatıldıktan sonra , 6 . boyut BH kaynaklarından gelen ama burda KH hizmete yönlenen ve yolunu şaşıran bir ruhtan sözetmişti . Onun Himmler oldugunu düsünmüstüm .Ya da öyle hatırlıyorum.

BH den gelip milyonlarca insanın katledilmesine destek olmak . Ve Himmler 'in 4 KH'ye yükselmesi .

---------------------------------------------------------------------------------

C: Başkalarının seni yolundan alıkoymasına kesinlikle izin verme. Seni gerçekten uzaklaştıracak pek çok girişime maruz kaldın. Şimdi birkaç bildiri geliyor: Dur. Varolan herşey sadece
birer derstir. Bu sonsuz bir okul. Herhangi birşeyin varolmasının başka hiçbir amacı yok. Cansız madde bile öğreniyor. Herşey bir "İlüzyon". Her bir birey aklında tüm varoluşa sahip. Şimdi bunu biraz düşün.Her bir ruhun gücü sonsuz ve eğer nasılını bilirse tüm mevcudiyeti yaratabilir veya yokedebilir. Siz ve biz ve diğer herkes, varolan herşeye ortak sahip oluşumuzla birbirimize bağlıyız. Eğer istersen yeni evrenler yaratabilir ve o evrenlerde yaşayabilirsin. Hepiniz içinde yaşadığınız evrenin bir kopyasısınız. Aklınız varolan herşeyi temsil ediyor. Ne kadar çok şeye erişilebileceğini görmek "eğlence." (24 Kasım 1994)

Müthiş bir bilgi . Umarım bu yasamımızda bunu icsellestirebiliriz .

“can konağını aramadaysan, cansın;
Bir lokma ekmek arıyorsan ekmeksin,bir damla su arıyorsan susun,
zulmün peşindeysen zalimsin,
aşkı arıyorsan aşıksın,
gönlün neye kapılmışsa O’sun sen.
Şu nükteyi biliyorsan, işi biliyorsun demektir:

“Neyi arıyorsan O’sun sen.” Hz.Mevlana”

Bana bunu anımsattı .






Go to Top of Page

bozadi


11472 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 27/03/2022 :  18:32:33  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Himmler konusunun Ra'nın 2. kitabında, 34 ve 36. celselerde geçtiğini fark ettim. BH Gezgin olduğu halde KH kutbiyetine geçen birileri olmuştur mutlaka. Hatta K celselerinde "Frank" diye geçen kişinin onlardan biri olabileceğini tahmin ediyorum. Ama Ra'nın aşağıdaki diyaloglarında geçtiği kadarıyla Himmler'in durumu öyle değil gibi görünüyor. Ama eleman 4KH'ye mezun olmuş anladığım kadarıyla :) Ra'nın bu açıklamalarında Qui'nin 6y ile ilgili değindiği bazı şeylere dair de doğrudan veya dolaylı bazı açıklamalar var:

34. celseden:

Eklenti:

SORU: Teşekkür ederim. Sanırım bu çok önemli bir örnekti. O dönemde Adolf’un maiyetinde bulunanlar arasında negatif yolda hasat edilebilecek şekilde kutuplaşanlar olup olmadığını merak ediyorum.

RA: Hasat edilecek uygunluğa gelen varlıkların sadece iki tanesinden söz edebiliriz, ötekiler halen enkarnedirler. Bir tanesini Hermann olarak biliyorsunuz, diğeri de -kendi tercih ettiği adla çağırırsak- Himmler’di.



36. celseden:

Eklenti:

SORU: Bir örnek olarak Himmler adıyla bilinen varlığı ele alalım. Sizin verdiğiniz bilgiye dayanarak, Himmler’in Yüksek Benliği’nin altıncı yoğunluk derecesinde bulunduğu sonucunu çıkarıyoruz; ama Himmler’in negatif yolu seçtiği söylendi. O zaman Himmler’in Yüksek Benliği de altıncı yoğunluk derecesinin negatif konumunda mı bulunuyordu? Bu kavramı biraz daha genişletebilir misiniz?

RA: Yüksek Benlik aşamasına (tezahürüne) erişebilmiş hiçbir negatif varlık yoktur. Bu (Yüksek Benlik olarak) tezahür, altıncı yoğunluk derecesinin sonlarına doğru yaklaşmış bir akıl/beden/ruh bileşimi bütünlüğü’nün onur/görevi’dir. Negatif eğilimli akıl/beden/ruh bileşimleri bu açıdan büyük bir zorlukla karşı karşıyadırlar ve bizim bildiğimiz kadarıyla, bu zorluğu aşan negatif eğilimli bir varlığa daha hiç rastlanmamıştır. Bu zorluk, beşinci yoğunluk derecesini bitiren varlıkların artık bilgelik kazanmaları (bilgeliği kullanabilir duruma gelmeleri), ancak daha ilerleyebilmek için, bu bilgeliği eşit ölçüde bir sevgiyle birleştirmeleri zorunluluğundan kaynaklanmaktadır. Eğer negatif yolu izlemekteyseniz, bu sevgi/ışığı birleştirmeniz, birlik içinde kazanmanız çok ama çok zor bir şeydir. Bu yüzden, altıncı yoğunluk derecesinin başlarında, negatif eğilimli toplumsal bileşimler bu yönelimlerinden vazgeçerek altıncı yoğunluk derecesinin pozitif eğilimli yoluna atlamayı seçerler. Onun için de, böylesi bir yardıma hazır olan herkese idrakini sunan Evrensel Ruh (Yüksek Benlik), daima pozitif yolu gösterir. Ancak, bireyin özgür iradesi her şeyden üstündür ve Yüksek Benliğin sunacağı her türlü rehberlik, bir akıl/beden/ruh bileşiminin kendi tercihine bağlı olarak, negatif ya da pozitif kutbiyette görülebilir.

SORU: O halde yine Himmler’i örnek olarak alırsak, 1940’ larda burada enkarneyken, onun Yüksek Benliği altıncı yoğunluk derecesinde pozitif eğilimli olarak mı bulunuyordu?

RA: Evet.

SORU: Himmler, 1940’lı yıllarda burada enkarne haldeyken, kendi Yüksek Benliği ile herhangi bir biçimde temas kurmuş muydu?

RA: Size burada negatif yolun ayrılıkçı bir yol olduğunu anımsatmak istiyoruz. İlk ayrılık nedir: Benliğin benlikten ayrılması… Himmler adıyla bilinen varlık, kendi iradesinin güçlerini ve kutuplaşmasının yeteneklerini kullanarak herhangi bir kaynağın rehberliğini aramak yerine, bu yaşamında edindiği ve önceki yaşamlarında kazandığı eğilimler tarafından da desteklenen, bilinçli güdülerinin gösterdiği yola gitmeyi tercih etti.

SORU: O halde Himmler altıncı yoğunluk derecesi negatifine eriştiğinde, Yüksek Benliği’nin pozitif eğilimli olduğunu keşfedecek ve böylece altıncı yoğunluk derecesi pozitif yoluna bir atlama mı yapacaktır?

RA: Dediğiniz doğru değildir. Altıncı yoğunluk derecesi negatif varlığı son derece bilgedir. Bu varlık kendisinin altıncı yoğunluk derecesi birliğini ifade edemeyişinden kaynaklanan ruhsal entropiyi görür ve gözlemler. Yaratan’ı sever ve bir noktada, Yaratan’ın sadece öz-benliği değil, aynı zamanda diğer benlikler (diğer varlıklar) de olduğunu idrak eder ve bilinçli olarak ani bir enerji uyumlaması yapar (enerjisini öteki kutba yönlendirir); böylece tekâmülüne devam edebilir.

Go to Top of Page

memed


240 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 27/03/2022 :  19:05:14  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
tesekkür ederim hatırlatmalar icin :)

Çok tuhaf .Bununla , bu bilgiyle uzlasmak zorlu .
Himmler in neler yaptıgını düsününce !



Bu arada bu konu günümüzde cok tartısılan bir konu . Bu konuda bilgisi olan insanların anlatımına ihtiyacımız var .


'' Şu an sıkça duyduğumuz sanal gerçeklik, CRISPR, blockchain teknolohjileri vs. tamamen yüksek kontrol amacı taşıyan gerçeğin çarpıtılması doğanın taklit edilmesi suretiyle yaratıcıyı oynama isteğinden kaynaklanır. Fakat burasının bir KH dünyası olması bu dürtünün çok daha kolay gerçekleşmesi açısından daha kolay gibi düşünüyorum sanırım bunu celselerde de sıkça söylediler.

Ben şahsen sıkça bahsettiğimiz kutuplaşma ve ardından gelecek ayrışmalarında bu etkilerle ön plana çıkacağını düşünmeye başladım. Gördüğüm kadarıyla insanın insan olması üzerindeki düşünebilme ve vicdani değer yaratabilme özelliklerine inanılmaz bir saldırı var ve bu modern bilimle destekleniyor. Burada kasların bahsettiği sizin yüksek teknoloji dediğiniz şey UFO teknolojilerinin yansımasıdır anlamına çıkan söylemleri benim için bir hayli önemli.

Kısacası dünyamızda da kutuplaşmanın etkileri giderek ve hız kesmeden artacaktır. İnsanın yaratıcıyı oynama isteği zombi sürülerini arttıracak ve belirli elit kesimlerin arasından KH adayları çıkacaktır. Bunlara belirli mantık düzleminden karşı koyabilen kesim içerisinden de BH adayları çıkacaktır. Buradaki ayrımı kuru kuru dini motifler üzerinden yapanlarla belirli vicdani değerleri farkındalığıyla harmanlayanlar arasından bir eleme olacaktır diye düşünüyorum.''''
Go to Top of Page

Qui-gon jinn


339 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 27/03/2022 :  19:29:54  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Evet RA'da geçen o kısmı hatırlamıştım ama yazımı yazarken aklımdan çıkıverdi ve değinmeyi unuttum. RA'nın da, K'larında söylediğinden anladığım kadarı ile bu onur/görevi mevkii daha önce hiç negatif eğilimli bir varlık tarafından doldurulmamış vaziyette ama imkansız değil olabilirmiş de. Bir yandan herşey hep var ve mevcut deniliyor ama diğer yandan sonsuz varoluşta henüz hiç gerçekleşmemiş, belkide tek gerçekleşmemiş şeyden bahsediliyor. Peki bu nasıl oluyor? Çok enteresan vallahi, anlayamıyorum...

Edited by - Qui-gon jinn on 27/03/2022 19:37:12
Go to Top of Page

bozadi


11472 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 27/03/2022 :  20:58:29  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen Qui-gon jinn

Evet RA'da geçen o kısmı hatırlamıştım ama yazımı yazarken aklımdan çıkıverdi ve değinmeyi unuttum. RA'nın da, K'larında söylediğinden anladığım kadarı ile bu onur/görevi mevkii daha önce hiç negatif eğilimli bir varlık tarafından doldurulmamış vaziyette ama imkansız değil olabilirmiş de. Bir yandan herşey hep var ve mevcut deniliyor ama diğer yandan sonsuz varoluşta henüz hiç gerçekleşmemiş, belkide tek gerçekleşmemiş şeyden bahsediliyor. Peki bu nasıl oluyor? Çok enteresan vallahi, anlayamıyorum...

K'lar BH'nin varlık (being), KH'nin yokluk (non-being) ile ilgili olduğunu söylüyor. BH mutlak varlığa, KH mutlak yokluğa götürüyor. 4KH'den sonra varlıkların KH kutbiyetini sürdürerek yükselmeye devam edebilmek için KH kutbiyetlerini giderek kaybetmeleri gerekiyor. Kısacası, yoğunluklarda ilerleyiş o veya bu şekilde "BH artışına" dayalı bir olay. Bilgi artışı dediğimiz şey doğrudan veya dolaylı olarak BH kutbiyeti artışına, KH kutbiyeti azalmasına hizmet ediyor.

KH varlığının 6. yoğunluğun en ileri (Yüksek Benlik) aşamasına nasıl olup da ulaşamadığından ziyade, 6. yoğunluğa nasıl ulaştığına şaşırmak gerek belki de. Bir durak sonrasında (7Y) BH kutuplaşmasının %100 düzeyine veya daha doğrusu mutlaklığa ulaşacağı düşünüldüğünde, bir KH varlığının 6. yoğunluğa kadar ulaşabilmesi başlı başına bir olay gibi görünüyor.

Gerçi 7Y'de artık BH-KH kavramlarının bir uygulanabilirliği kalmıyor çünkü "başkası" diye birşey kalmıyor. 7Y'deki kutbiyete "BH kutbiyetinden" ziyade "varlık kutbiyeti" demek daha isabetli olur belki de. Öncek yoğunluklarda (kısmen 6y dahil) "BH varlığının" karşıtı "KH varlığı" idi, ama 7Y'deki "mutlak varlık"ın karşıtı "mutlak yokluk". K'lar "mutlak yokluk mutlak varlığı dengeliyor" gibi bişi söylemişti. Ne kadar enteresan değil mi? Hiçbir düalite tanımadığı söylenen 7Y bile bir kutbiyet (varlık kutbiyeti) teşkil ediyor bir şekilde ve onun da bir karşı kutbu var: "yokluk"! Bu durumda, ilginç bir şekilde, 7Y'nin (mutlak/tek varlığın) karşı kutbu "var" desen de doğru, "yok" desen de doğru! :) Tabi yokluğun nasıl bir kutbiyet teşkil edebildiği çeşitli açılardan tartışılabilir.

"Başkalarına Hizmet" kavramı ile "varlık" kavramı arasında doğrudan bir ilişki var. BH kutbiyeti mutlak varlığa, KH kutbiyeti mutlak yokluğa götürüyor. Yoğunluklarda ilerleyiş varlığın mutlaklığına (varlığın mutlak tekliğinin deneyimine) doğru ilerleyiş anlamına geldiği için, bu da BH kutbiyetinin sürekli artışını gerektiriyor. 4KH'den sonra yükselmeye devam eden varlıkların BH kutbiyeti giderek artıyor, KH kutbiyeti miktar olarak giderek düşüyor ama yine de daha aktif olan kısım KH, diye algılıyorum, varlığın özgür iradesini o yönde kullanış eğiliminden dolayı.
Go to Top of Page

bozadi


11472 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 27/03/2022 :  21:07:03  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Bir çok insan %51 BH düzeyine henüz ulaşmadığı kesin olduğu halde kendisini "BH olarak" görebilir. Veya gerçekten çok iyi eğilimli, çok BH eğilimli olduklarını gözlemlediğimiz, gördüğümüz, bildiğimiz insanlar olabilir. Yani sadece dışarıdan algılanma şekli itibariyle değil, gerçekten epeyce "Başkalarına Hizmet" eğilimli olabilirler ve üstelik bu eğilim çok istikrarlı da olabilir. Sonuçta o insanların KH kutbiyetleri BH kutbiyetlerinden halen "miktar olarak" daha yüksektir ama KH kutbiyetleri pasif (giderek azalmakta), BH kutbiyetleri aktif (giderek artmakta) durumdadır. Ama malum olduğu üzere, yani kaynaklarımızda yapılan açıklamaya göre, %51 BH düzeyine ulaşılana kadar tekrar KH'ye kayılması / sapılması mümkün, %51'den (4BH'ye mezuniyetten) sonra artık BH kutbiyetinin kaybedilmesi gibi bir ihtimal kalmıyor gibi görünüyor; özgür irade anlamında veya teorik olarak "imkansız" değil, ama yine de imkansız. KH varlıklarının tüm varoluşu yok etme imkanı/olasılığı da böyle birşey. İmkansız değil, ama imkansız.
Go to Top of Page

Qui-gon jinn


339 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 28/03/2022 :  00:31:08  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Bozadi kardeşim, yazını okuyunca zamanında cassiopaea.org'ta sorduğum bir soru geldi şimdi aklıma, "Mutlak varlık/mutlak yokluk dengesine, bir denge var mıdır?" diye sormuştum hatırlanırsa, baktımda şimdi, heyhat! 10 yıl geçmiş üzerinden, hala forumda durur öyle... :) Neyse, velhasıl önceden de aramızda mevzu bahis ettiğimiz katıldığım veya katılmadığım noktalar var yazında ama hepsini şimdilik bir yana bırakıyorum, foruma girmeden önce şöyle genel kamoyuna bi baktımda demin, dedim yav biz neler konuşuyoruz, millet nerelerde... Heyhat! Yoksa sırça köşklerimizde halktan kopuyoruz da farkında mı değiliz azizim, nedir yani, Heyhatlar olsun...:))
Go to Top of Page

memed


240 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 28/03/2022 :  11:20:33  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen Qui-gon jinn

Evet RA'da geçen o kısmı hatırlamıştım ama yazımı yazarken aklımdan çıkıverdi ve değinmeyi unuttum. RA'nın da, K'larında söylediğinden anladığım kadarı ile bu onur/görevi mevkii daha önce hiç negatif eğilimli bir varlık tarafından doldurulmamış vaziyette ama imkansız değil olabilirmiş de. Bir yandan herşey hep var ve mevcut deniliyor ama diğer yandan sonsuz varoluşta henüz hiç gerçekleşmemiş, belkide tek gerçekleşmemiş şeyden bahsediliyor. Peki bu nasıl oluyor? Çok enteresan vallahi, anlayamıyorum...


*****************************************************

Birbirinden uzak 2 nokta hayal edin .Bu iki noktayı birleştiren kaç çizgi cizebilirsiniz . Dogrusal olan ya da olmayan nerdeyse sonsuz sayıda birleştirme yapabilirsiniz. Zaman eğrisi bu şekildedir .Bir anlamıyla herşey olmus bitmis sonuca ulasmıstır . Ancak bu çizgiler üzerinde yani zaman cizgileri üzerinde otoyol ya da yan yollar gibi ilerleyebilir ya da gerileyebilirsiniz. Ve bu sırada yeni bir zaman cizgisi de yaratabilirsiniz. Ama ne yaparsanız yapın , cizgiler bir noktadan diğer noktaya gidecektir.

Bir ihtimal 11.9.2001 ikiz kuleler eylemi zaman cizgisinde yeni yol yaratmak icin yapılan bir ayin olabilir . Yeni zaman cizgisi yeni dünya düzeni gibi.


Edited by - memed on 28/03/2022 11:46:04
Go to Top of Page

Qui-gon jinn


339 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 28/03/2022 :  12:35:06  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Öyle olabilir, başka türlü olabilir, hepsi olabilir, herşey olabilir, fakat herşey bir yana kendi adıma dün gece bir kere daha anladım ki, bildiğim bir şey varsa o da; Hiçbir şey...

Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen memed

“Neyi arıyorsan O’sun sen.” Hz.Mevlana”

Edited by - Qui-gon jinn on 28/03/2022 13:53:48
Go to Top of Page

memed


240 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 28/03/2022 :  13:11:29  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
42 yasıma kadar yaratıcıya inanıyor musun diye sorduklarında ,verdiğim yanıt hemen hep '' arıyorum ''du .

La havle vela deyip yanımdan uzaklasırlardı .

Hatta bir çok yaratıcılı evren ,kendiliğinden evren teorilerim bile vardı :D .Fakat hepsini fizikle örtüştürmem gerekiyordu .

Astronomi cocukluk aşkımdı ama sonra farkettim ki fizik olmadan hiçbir anlamı yoktu.
20 li yaslarda fiziğe basladım.Yaklasık 2-3 yıl okudugum kuantum ile ilgili kitapları kavrayamadan okudum .

3 yıl sonra fizikçilerin '' boşluk '' olarak adlandırdıgı şeyin yanlış bir tanımlama oldugunu cözene kadar.Ya ceviri hatasıydı ya da yanlıs bir ifadeydi . Evrenin dogası boşluk kaldırmazdı .

Bir film vardı , hayal meyal hatırlıyorum . Hz Süleyman'ın hazinesini arayan bir kaşifi anlatıyordu . Tüm film boyunca çok zor maceraları atlatıp çölleri geçip ,hayatta kalma mücadelesi verdikten sonra filmin sonunda sandıgı bulur ve müthiş bir heyecan ile sandıgın kapagını yavas yavas açar. Sandıgın içinde sadece bir ayna vardır . Açan kişiyi direk gösteren bir ayna . Kahramanımız onca macerayı atlatarak bir aynaya sahip oldugu için mi yoksa aynanın anlamını keşfettiği icin mi bilinmez ,kahkahalar atarak filmi bitirir .

Baska bir güzel hikaye ise bir bilgisayara oyunu : Prens ,1990 larda disket ile oynanan bence olaganüstü güzel bir oyundu .Oyunda bir kalede mahsur kalmıs prensesi arayan bir prens elinde kılıç ,aşama aşama katları yükselirdi. Galiba 12 aşama vardı .Biri bitmeden diğerine baslayamaz göremezdiniz . Galiba 11. bölümdü diye hatırladım : Prens yine elinde kılıç adam biçerken , kendi aksı ile karsılasır .Ve kavga etmeye baslarsınız .Asla yenemezsiniz ,asla o bölümü gecemezsiniz .
Tek bir yolu vardır , ayna görüntüsü vererek onunla birleşmek .Bunun için onunla kavga etmemeniz gerekir .Onunla aynı görüntüyü sağlarsanız bölümü gecer prensinize kavusursunuz .

Hayat kendi içinde kendini mutlak ifade etmek zorundadır size.Bu Tarı yasasıdır . . O yüzden yasanılan hersey bir derstir .Bir atomun özünde tüm evrenin kodu var ise , yasanılan her seyde onun minimalize ya da maksimize hali de vardır .

Neyi arıyorsan O'sun sen !
Kısacası Tanrı yı aramamız , bizim hayata karşı en iyi ifademizdir .


Fiziğe ,kozmolojiye yöneliminiz var ise bu filmi mutlaka izleyin

2 bölümden olusan muhtesem bir belgesel uyarlama :

https://www.beyazperde.com/filmler/film-130078/

Edited by - memed on 28/03/2022 13:13:32
Go to Top of Page

Qui-gon jinn


339 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 28/03/2022 :  14:11:47  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
O ayna hikayesinin orjini neydi bilmiyorum ama pek çok farklı versiyonu ile karşılaşmıştım bende. Söz ettiğin oyunda sanırım 89 yapımı "Prince Of Persia", ayrıca tavsiye ettiğin filmide önceden izlemiştim, teşekkür ederim. :) Neyse, yani diyeceğim şu ki, sözlerine katılıyorum, katılmamak elde değil, bakın neler diyor Mevlana'da;

"Ey hacca gidenler, nereye böyle,
Tez gelin çöllerden döne döne,
Durun, gördünüzse suretsiz suretini onun,
Hacıda sizsiniz, Kabe'de, ev sahibide..."

"O'dur hep kaynağı acınında, kıvancında,
O'dur hep var olanda, yok olanda,
Ama yok görecek göz sende, yoksa görürdün,
Yalnız O var baştan aşağı senin varlığında..."
Go to Top of Page

memed


240 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 28/03/2022 :  16:49:21  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
İnsanın içini boşaltmak istedigi zaman bulabilecegi bir kaynak Mevlana ve cokca da düsmanı sevmeyeni vardır :)
Ben samimi buluyorum ve bir de bir şiir var paylaşmadan gecemeyecegim yeri burası değil eminim ama inanılmaz duyarak yazılmıs bir şey : Galiba anonim .

FARKINDA OLMALI İNSAN

Farkında Olmalı İnsan…
Kendisinin, Hayatın Olayların, Gidişatın Farkında Olmalı.
Farkı Fark Etmeli, Fark Ettiğini De Fark Ettirmemeli Bazen…
Bir Damlacık Sudan Nasıl Yaratıldığını
Fark Etmeli.
Anne Karnına Sığarken Dünyaya Neden Sığmadığını
Ve En Sonunda Bir Metre Karelik Yere Nasıl Sığmak Zorunda Kalacağını
Fark Etmeli.
Şu Çok Geniş Görünen Dünyanın, Ahirete Nispetle Anne Karnı Gibi Olduğunu
Fark Etmeli.
Henüz Bebekken ‘Dünya Benim!’ Dercesine Avuçlarının Sımsıkı Kapalı
Olduğunu, Ölürken De Aynı Avuçların ‘Her Şeyi Bırakıp Gidiyorum
İşte!’ Dercesine Apaçık Kaldığını
Fark Etmeli.
Ve Kefenin Cebinin Bulunmadığını Fark Etmeli.
Baskın Yeteneğini
Fark Etmeli Sonra.
Azraillin Her An Sürpriz Yapabileceğini,
Nasıl Yaşarsa Öyle Öleceğini
Fark Etmeli İnsan
Ve Ölmeden E vvel Ölebilmeli.
Hayvanların Yolda Kaldırımda Çöplükte
Ama Kendisinin Güzel Hazırlanmış Mükellef Bir Sofrada Yemek Yediğini
Fark Etmeli.
Eşref-İ Mahlukat (Yaratılmışların En Güzeli) Olduğunu
Fark Etmeli.
Ve Ona Göre Yaşamalı.
Gülün Hemen Dibindeki Dikeni, Dikenin Hemen Yanı Başındaki Gülü
Fark Etmeli.
Evinde 4 Kedi 2 Köpek Beslediği Halde
Çocuk Sahibi Olmaktan Korkmanın Mantıksızlığını
Fark Etmeli.
Eşine ‘Seni Çok Seviyorum!’ Demenin Mutluluk Yolundaki Müthiş Gücünü
Fark Etmeli.
Dolabında Asılı 25 Gömleğinin Sadece Üçünü Giydiğini, Ama Arka
Sokaktaki Komşusunun O Beğenilmeyen Gömleklere Muhtaç Olduğunu
Fark Etmeli.
Zenginliğin Ve Bereketin, Sofradayken Önünde Biriken Ekmek
Kırıntılarını Yemekte Gizlendiğini
Fark Etmeli.
FARK ETMELİ.
Ömür Dediğin Üç Gündür,
Dün Geldi Geçti Yarın Meçhuldür,
O Halde Ömür Dediğin Bir Gündür, O Da Bugündür.
Go to Top of Page

memed


240 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 05/04/2022 :  13:06:09  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen memed






Nacizane , sizler hakimsinizdir ama diğer insanlar da okur diye bütünsel bir biçimde tüm konuyu bilgim dahilinde birleştirmeye calısacagım .



Öncelikle ‘’ bilgi ‘’ diye adlandırdığımız şeyin fiziksel doğasını anlatmaya calısacagım .




‘’ “ Bilgi ” kelimesinin arkasındaki kavramda herhangi bir sınırlama var mı ?
Sınırlama olmadığı için, bu kelimenin değeri nedir? Sonsuz. ’’’

Bilgi herşeydir ,herşeydedir . ''



Bizim günlük yaşamımızda kullandığımız bilgi ile ilgili dil , bilginin organize olmuş halidir .

Elektron proton ve nötrondan oluşan atomu düşünelim. Hepsi atomu oluşturur ancak tek bir atom bize''bilgi'' gibi gelmez.
Bilgiyi alabilmemiz moleküler düzeyde gerçekleşir .

Demokritos’un , M.Ö. 2000 li yıllarda atomus ismini koyduğu düşünce deneyinde olduğu gibi, pişmiş ekmek kokusunu alabilmem için , atomun organize hali olan , havada dolasan molekülü burnumdan çekmem gerekir.Bu benim fizikselliğimdir .Bu benim duyum oldugu için artık bir bilgidir .

Ancak bizim duyularımızın ötesinde artık elektronlar yolu ile bilgiyi aktarabiliyoruz (cep teli ,TV , kuantum pc vs gibi gibi ) . Ama yanımızdan gecen ve telefonlarımızda ses kodu ile ses dalgası haline gelen şeyi havada görüyor muyuz ya da kokluyor muyuz ?
Yani evrende hemen her tür bilgi kodlar halindedir ve alıcıya ihtiyacı vardır .

Tüm varoluş ,tüm bilgi birbiriyle - puzzle parçaları gibi – bir bütündür .Herşeyin herşey ile ilgisi vardır .Bunun yolu ise elektron bağlantılarıdır .

Örneğin Einstein'ın teorilerini nasıl yaptıgını düsünelim ; 1900 lü yıllara kadar olan tüm fizik ya da atom bilgilerini okuyarak ,derleyerek ,anlayarak bir anten oluşturur kendi içinde . Antenin ucu hep açıktır ve diğer elektron bilgisinin üstüne eklemlenmesini bekler ( diğer lego parçasını bekler ) .Bu ise yine insanın tefekkür tahayyül gücü ile eklemlenir .


Fiziksel yol ile aldığımız ‘’ bilgi ’’ ler , okuma , 5 duyumuz , öğrenme yoluyla beynimizde bir antenleşme görevi görür .
( Burda ki antenleşme K'larda sözü edilen saç sakal vs gibi protein antenleşmesi anlamında kullanılmamıstır )
---- Örneğin astronomi fakültesi ya da tıp fakültesi bitirdiniz : Bu '' beklentili ya da belki arzulu bilgi süreci ''dir .Bize pek bir şey kazandırmaz .Çünkü ego ,kariyer ,para ,iş bulma vs hayali ile alınan bilgi bu kapsamda değildir ----



Bir deney :

Bir elmayı alıp , ondan yansıyan ışığı bir prizmaya tutarsanız ve bu prizmadan çıkan ayrı ayrı foton demetinden sadece birini , bir perdeye yansıtırsanız elma görüntüsü ( bilgisini ) elde edersiniz.

Perdeye yansıyan bu elma görüntüsü veren foton demetini alıp tekrar bir prizmaya gönderirseniz yine ayrı ayrı demetten sadece bir tanesini perdeye aktarırsanız yine elma görüntüsü alırsınız .

Bunu devam ettirebildiğiniz sürece yapıp ve yine bütün elmanın görüntüsü elde edersiniz .


Son kalan tek bir ışık demeti de olsa elmanın tüm görüntüsü (yani bilgisi) her bir ışık fotonun içindedir ve bütün halindedir .


Bu deney kuramsal olarak , bir atomun evrenin tüm geçmiş ve gelecek bilgisini, kendi içinde kodlu halde bulundurduğunu anlatır .ani bilgi her yerdedir .Hep vardır .Uygun alıcı ( Einstein örneği gibi ) bekler

( Yanılıyor muyum bilmiyorum )
*************************************************************

Bedri Ruhselman’ın 1970-80 lerde yaptığı bir celse vardı. Keske bulabilsem . Orda elektronun bilinmeyen bir özelliğini anlatıyordu .Çok uzun zaman oldu okuyalı ,aklımda kalanlar maalesef mini mini şeyler :

Elektronun , lego parçaları gibi birbiri içerisine girişim yaptığı , bunun o kişide neye yönelimi var ise elektron anten demetlerinin , diğer ,bununla ilişkili bilgiyi( bilgi tasıyan elektronu ) mıknatıs gibi çektiğini anlatıyordu . ( Tefekkür bu yüzden cok cok değerlidir : . Tefekkür derin düşüncedir: Ancak temeli , okuyarak ya da öğrenerek edinilenin üstüne düşünce gücünü koyma girişimidir , İslam dininde günahlarını, kainatı, varlıkları, doğayı, yaratıkları, kendini ve Allah'ı düşünmek, ve O'nun yarattığı varlıklardan, kainattaki eşsiz mükemmellikteki düzenden ders çıkarmak demektir. '' Bir tefekkür 1000 yıl namazdan evladır '' Hz Muhammed )

Ve aydınlanmanın( yükselişin ) en önemli, yolunun '' bilgi''lenme olduğunu , bireyin bu yolu seçmesi durumunda en ağrısız yükseliş& aydınlanma yönteminin bu olduğundan sözediyordu .( akut acı ,radyasyon , aşırı soguk vs yollarla da evrimleşebileceğimizi, DNA degişimlerinin olabilecegini biliyoruz )

Bilgiyi atomaltı bir parçacık olarak ,evrenin tüm boyutlarında , fiziksel bir madde olmayan şey olarak düşünün.. . Kütlesi olmayan parcacıklar olan Foton ya da nötrino gibi gibi .Aynı ''şey '' bu boyutta bir madde iken ,o aynı şey üst boyutta anti-madde olarak var.Ve aynı bilgi parcacıgını ya da daha dogrusu kodu tasıyor .

Bize Ra ya da plaides bilgilerinde verildiği bir bilgiyi düşünelim : İnsan zamanında 6 cift kromozom sarmalı olan bir canlı iken , yapılan elektromanyetik hasarlandırma sonucu cift sarmallı DNA ya düşüş yaptık. Bizde yok etikleri 5 çift sarmalımızın parçaları halen bizde dağınık bir biçimde durmaktadır .

Bildigimiz kadarıyla , bu çöp DNA dediğimiz şey , tüm DNA nın % 94-96 ‘ sı kadardır ( Çop DNA denen seyin aslında bizim 6 cift sarmallı kalan DNA parcalarımız oldugunu düsünüyorum ) .Yani bizler aslında kendi potansiyelimizin % 10 nu kullanıyoruz .Buna ‘’ beynimizin yüzde onunu kullanmak ‘’ ismini veriyoruz . Halbuki sorun bizde bloke edilen , parçalanmış ,kullanılamayan DNA mızdır . Varolan ,kullandıgımız , çift sarmallı DNA , korku hayatta kalma üreme ciftlesme gibi temel gereksinim yönelimimizi karsılarken , frekans değerleri yüzünden ,diğer boyutlara erişim yeteneğimiz bu ÇÖP DNA dadır .Ve dolayısıyla parça pinçiktir .

Fakat çift sarmallı DNA mızın antenleri de hala ucu açık şekilde durmaktadır .Ve bizim erişimimizi bekler .. Ve yerlerde parça pinçik olmuş dediğimiz DNA mızda ( % 94 gibi olan ) ucunda yine lego bağlantı noktaları ,antenleri durmaktadır . ( Acı , radyasyon ,aşırı soğuk ,aşırı dingin ruh hali bunlarda bağlantıları tamamlayabilir . .)


Neden bundan 100 yıl 1000 yıl önce , zeki ve bilginin peşinden giden insanların , DNA sarmallarını değiştirme gücü yoktu da bu zamanlarda bunun olasılıgı var? Ne değişti ?

Şimdi manyetik alan değişime geliyoruz . Manyetik alan değişimi ?

Mnayetik alan değişimi ile , uzun dalganın sürecinin bittiği ve kısa dalga ( gama ve x ısınları ) sürecinin basladıgı bir zaman dilimine girdik . Yani hem manyetik alanımız artık bizi kısa dalga radyasyondan pek de korumayacak ve üstüne bir de asırı artan uzay radyasyonu manyetik alanından az etkilenerek gezegeni dolduracak . Bir de , daha önce sözettiğim tüm günes sistemini cevreleyen ve merkezi dünya olan bir radyasyon kalkanı vardı . Bununda asırı zayıfladıgı ve bir delikli peynire döndüğünü hatırlarsanız ,herşey üst üste geliyor. Yani bizi koruyan radyasyon kalkanı 2 ayrı yönden zayıflıyor .

''' TÜBİTAK’tan Prof. Zeki Eker, “Patlamayla oluşan elektromanyetik alan aşırı stres, sinirlilik, uyku bozukluğu ve öfke patlamalarına yol açabilir. Hatta depresyona bile girebilirsiniz” dedi. ''' https://www.kimpsikoloji.com/gunes-patladi-ruhsal-dengemiz-sarsildi/


K 'ların söz ettiği '' dalga geliyor '' durumu nedir ? Benim anladıgım ,bu bir kütle cekim dalgasıdır ve devamında agır radyasyon parcaları tasır .Ve gökyüzü kıpkızıl olur . Burda artık ne detaya girebilecek kadar yogun bir bilgi sahibiyim ne de bilsem bile anlatabilecek bir dile sahibim . Sadece bekledigimiz ya günes patlaması ya 2 yıldız carpısması ya karadelik nötron yıldızı carpısması vb seyler olasılıgı . kütcekim dalgası dünyaya varır bir zaman sonra ise arkada tasıdıgı yüksek radyasyonlu parca .... Benim zannım ise Kahverengi cücenin ,güneşimizde bir kütle atımına yol acmasıdır ; belki ....

Yani olan biten hemen her sey ışıkla ilgili.Yani radyasyon ile ilgili sorunlar yasayacak dünyamız ( Kuyruklu yıldız ,göktası olasılıgı ayrıca beklenedebilir .) Bu yüzden bize birisi gelip '' GEN '' takmayacak . Zaten bizim içimizde var :

“Dünyanın derinliklerini (içini) ziyaret et, damıtırken (arıtırken) gizli taşı (felsefe taşı'nı) bulacaksın.”

Felsefe tası 12 sarmallı DNA mızdır . Yani içimizde olandır .

Bizler buraya internetin ya da iletişimin rahat oldugu ,yani bilgilenme olasılıgımızın yüksek olabilecegi , uygun cografyalara ,uygun genetik kodlara acık bicimde bedenlendik ki ,şansımızı deneyebilelim. Kimimiz icin coktan secmeli ,kimimiz icin azdan secmeli genetik havuzdan elimizden geldigince uygunu secmeye calıstık . Ama Ra larda sözüedildiği gibi de cokca yan etki yasadı belki bir cogunuz ,örneğin alerjik hastalıklar gibi.
Yani hiçbir şey tesadüf değil ama gelecegin ucu acık !

Şu bilgiyi hepimiz biliyoruz değil mi RA bilgilerinden ? '' yükselişin %90 nı BH den Yüzde 10 KH den gibi olacak görünüyor .

Yani KH nin yükselme olasılıgı var .Daha zorlu bir yoldan .

Nedeni ise KH nin bilgiye erişiminin beklentisel arzulu ( ego , kariyer ,para vs ) bir yönelim göstermesi ve gerçegi safça aramanın cok daha zor olusu . Yani elektron baglantılarını kurabilmeleri daha zor .

BH ise zaten cogunlugu bindirilmiş kıtalardan olusuyor . Yıldız tohumları ,yıldız cocuklar,ışık iscileri , sınırı gectigi halde geri gelenler .
Ve bu insanların sayısı milyonlarca şu anda ( zaten yükselecek olanlarda cogunlukla onlar olacak ) ! Dünya kendi haline bırakılsaydı , BH yıldızlardan ruhsal- milyonluk -müdahale gerceklesmeseydi , yükselis oranı nerdeyse 50 - 50 olurdu .

BH nin cok ciddi bir anlam ve önemi var . Dünya nın bu gecisini ne kadar ılıman hale getirirsek o kadar da basarılı oluruz mantıgı var .
Ve bu mantıgı sadece sezgilerimle ifade edebilirim. Genel anlmıyla o yıldız cocukların sayısı yüksek olmasaydı şimdiye kadar dünyanın tektonik hareketleri cok daha yüksek olurdu . Süreç cok cok daha agır gecerdi ...

'' Secilmisler hayrına o günler kısaltılmıstır '' der kitabın birinde ,unuttum incil kuran vs....

BH 'nin görevi herseyden önce ılıman iklim yayar .Kaos un felaketin oldugu yerde bu korku dalgasından kim yararlanırdı ?

Bu korku dalgası ne kadar gec gelirse , frekans yoluyla ruhsal direnis ne kadar yüksek olursa , insanlıgı korkudan ne kadar uzak tutarsa bu BH frekans dalgası o kadar az acı çeker insanlık . BH nin asıl varlıgı daha cok insanın yükselmesi icin ortam yaratmasııdır. Ve cok degerlidir.

Ama KH kardeslerimizde yükselecek :)

*
******************************************************************
*******************************************************************

Çok ilginç ve degerli buldugum bir yazıyı sizinle paylaşmak istiyorum :

'' Atılan her mesaj Dünya'nın kütlesini değiştiriyor ''

'' Birleşik Krallık'taki Portsmouth Üniversitesi'nde görev alan Alman fizikçi Melvin Vopson, dijital verilerin Dünya'nın kütlesini değiştirdiğini öne sürüyor.

Teori, her bilgi parçasının sonlu ve ölçülebilir bir kütlesi olduğunu öne sürüyor. Buna göre örneğin bilgi yüklü bir sabit disk, aynı diskin boş versiyonundan daha ağır olmak zorunda.

Öte yandan bu kütle farkı çok küçük bir değişikliğe tekabül ettiği için eldeki olanaklarla ölçülmesi ve dolayısıyla fizikçinin teorisini kanıtlaması mümkün değildi.

Ancak Vopson, bunu bir deneyle ispatlamanın mümkün olduğunu ileri sürüyor. Fizikçi hakemli bilimsel dergi AIP Advances'ta yayımlanan yeni makalesinde bir deney önerisi de sunuyor.

Atılan her mesaj gezegeni ağırlaştırıyor

Vopson'ın hesaplamalarına göre günümüzdeki "görsel imge yığını", yani yaklaşık yarım milyar tweet, sayısız metin ve milyarlarca WhatsApp mesajıyla birlikte yaratılan her bilgi gezegeni ağırlaştırıyor.

Bunların Dünya'nın kütlesine yaptığı katkı çok ufak olduğu için henüz ölçülemedi. Ancak teknolojinin gelişmesi ve insan nüfusundaki artış gelecekte bunu tersine çevirebilir.

Örneğin 350 yıl içinde dijital bilgilerin ağırlığının Dünya'daki tüm atomlardan daha ağır basabileceği tahmin ediliyor.

Vopson'ın teorisi aynı zamanda bilginin maddenin 5. hali olduğu anlamına geliyor. Bilim insanı daha da ileri giderek, ne olduğu bir türlü çözülemeyen karanlık maddenin de sadece bilgiden oluşabileceğini savunuyor.

"Bu, evrene dair anlayışımızı değiştirecek ama mevcut fizik yasalarından herhangi biriyle çelişmeyecektir" diyen fizikçi, sözlerini şöyle sürdürüyor:

Kuantum mekaniği, elektrodinamik, termodinamik veya klasik mekanikle çelişmiyor. Tek yaptığı fiziği yeni ve inanılmaz derecede heyecan verici bir şekilde tamamlamak.

"Deneylerle ispat edilebilir"

Vopson'ın yeni makalesinde iki varsayım öne çıkıyor. Bunlardan ilki, bilginin de kütleye sahip olduğuna yönelik ana tahmin.

İkinci varsayıma göreyse tüm temel parçacıklar, canlıların DNA tarafından kodlanmasına benzer şekilde, kendileriyle ilgili bilgi içeriğini depoluyor. Diğer bir deyişle her elektron bir bilgi taşıyor.

Vopson'ın deney önerisi, tam da bu ikinci varsayıma dayanıyor ve maddenin anti-maddeyle çarpıştırılmasını öngörüyor.

Fizik yasalarına göre madde ve anti-madde arasındaki çarpışma, her ikisinin de yok olmasına yol açabilir. Vopson da parçacıklar yok edildiğinde geriye bilginin kalacağını belirtiyor.

Fizikçi bu bilginin düşük enerjili kızılötesi fotonlara dönüşeceğini ve bunu da söz konusu deneyle kanıtlayabileceğini ifade ediyor.

Vopson, "Bir elektrondaki bilgi, onun kütlesinden 22 milyon kat küçüktür. Bilgiyi ancak elektronu silerek ölçebiliriz" diyor ve ekliyor:

Bir madde parçacığını bir anti-madde parçacığıyla çarpıştırdığınızda birbirlerini yok ederler. Bunu biliyoruz. Parçacık yok olduğunda bu bilgi bir yere gitmek zorunda. '' https://www.indyturk.com/node/493476/bi%CC%87li%CC%87m/alman-fizik%C3%A7i-at%C4%B1lan-her-mesaj-d%C3%BCnyan%C4%B1n-k%C3%BCtlesini-de%C4%9Fi%C5%9Ftiriyor#.YksHBKe_Hiw.facebook

**********************************************************

Burda da fizikçilerin bir mitinden sözediyor. Bu adamın kaybolmasına ve hiçbir izinin bulunamamasına o zamanın kuramsal fizikçilerinin hiçbiri bir anlam verememişti : https://www.matematiksel.org/ettore-majorana-hem-canli-hem-de-olu-olan-bir-fizikci/?fbclid=IwAR247p8p_iLt21fzOti1L24TCskIF7U2kpqaM0l3SX1gEzdWzhmXrB3RjXE

Go to Top of Page

memed


240 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 27/04/2022 :  15:43:17  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
S: (A) NY lotosunda 911 sayısının gelmesinin ardındaki mekanizmayı merak ediyorum. (V) Evet, ben de.
C: Uyarı. Bitmedi!!!
S: (A) Kim uyarıyordu?
C: Kitle bilinci açık ve mevcut tehlike konusunda kendine uyarıda bulunuyor.
S: (A) Anlamlı. (C) Onu kendimiz mi yarattık? (L) Hayır, kitle bilinci açık ve mevcut tehlike konusunda kendine bir sinyal gönderiyor... Hangi
açık ve mevcut tehlike?
C: Bekle ve gör.

*****************************************************

1990 lı yıllarda istatistik alanında deneysel bir çalışma yapıldı.İnternetin giderek yaygınlasması ile ,istatistik alanında arastırma yapan bir akademisyen , izin alarak insanların bilgisayarına bir yükleme yaptı.
Bu deney hergün sabah 8 de bilgisayarın bagımsız bir biçimde havaya para atısı ile ilgiliydi.
Yani yazı tura gelme oranları .
Doğal olarak günler ve hatta yıllar içinde gelen sonuclar genelde 52-48 -- 44-56 ya da 51-49 gibi oranları içeriyordu .

Bir gün akademisyenin topladıgı veriler analiz edildiğinde cok garip ,daha önce hiç olmayan bir oran cıkmıstı .Hatırlamıyorum o ikili sayıyı : 82-18 gibi bir rakamdı ..
O günün tarihi 11.9.2001 günüydü .
Go to Top of Page

bozadi


11472 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 27/04/2022 :  16:47:53  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
İlginç ve gerçekten K'ların açıklamasına da paralel görünen bir olay.
Go to Top of Page
Sayfa: Toplam Sayfa 2  Mesaj Sonraki Konu  
Önceki Sayfa
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Forum Seç:
Başkalarına Hizmet Forumu © Celse veya diğer içerikleri farklı ortamlarda paylaşırken lütfen kaynak belirtiniz Yukarıya git
Snitz Forums 2000
Bu sayfa 0,5 saniyede oluşturuldu.