Başkalarına Hizmet Forumu
Başkalarına Hizmet Forumu
Ana Sayfa | Bilgilerim | Kayıt Yaptır | Aktif Konular | Forum Üyeleri | Site içi Arama
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni Hatırla
Şifre hatırlatma servisi

  Forum
 Kanal Bilgileri
 Kanal Bilgileri
 Ra Bilgileri (Seçmeler)
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Önceki Sayfa
Yazar Önceki Konu Mesaj Sonraki Konu
Sayfa: Toplam Sayfa 2

bigsenfoni


1073 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 07/01/2019 :  01:58:09  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  bigsenfoni Kullanıcısının kişisel sayfasını Ziyaret edin  Alıntı Ekle

CELSE 2

20 Ocak 1981
RA: Sizi, Sonsuz Yaratanımız’ın sevgi ve ışığı ile selâmlarım. Şu anda,
kendini bize kanal olarak sunmuş bulunan bu akıl/beden/ruh bileşiminin
içindeyim. Sizinle iletişim kuruyorum.
Sorularınızı yanıtlamaya hazırım. Bu arada, bu gruba hatırlatmak
istediğim bir şey var. Benim toplumsal bellek bileşimimin, titreşimlerini
bizimkilere uydurabilen pek az varlıkla iletişim kurma yöntemi, sorulara
yanıt verme biçiminde olmaktadır. Bu şekil içinde biz rahat ediyoruz.
Artık sorular başlayabilir.
SORU: Sanırım ki ne istediğinizi anlayabilecek ve bunlara ilgi
duyabilecek yeterince insan vardır. Bunun için de bu iletişimleri bir kitap
haline getirmek istiyoruz, acaba izin verir misiniz? Eğer verirseniz,
hakkınızda kısa bir tarihçe yazmanın uygun olacağını düşünüyorum.
RA: Bu grupla temas kurmamızın nedeni, Bir’in, Bir’le iletişiminin kabul
edilebilecek bir biçimde yapılabileceğini bilmemizdir. Bu akıl/beden/ruh
bileşimi aracılığıyla kurduğumuz iletişimin anlamını oldukça büyük bir
çarpıtma olmaksızın kavrayabilecek pek az kişi var. Ama, eğer
iletişimimizi başkalarıyla paylaşmak istiyorsanız, bunun yaşam dediğiniz
deneyim düzeylerine kendi titreşimlerinizi yerleştirmenize yardımcı
olacağını algılamaktayız. Bir kişinin aydınlatılması, herkesin
aydınlatılması demek değil midir? Bunun için de, ne kadar konuşmamızı
isterseniz o kadar konuşmak üzere kendimizi ayarlamış bulunuyoruz.
Bir’in Yasası’nın en temel sapmalarından biri de öğrenme/öğretme
bölümüdür.
SORU: Tarihçenizden ve bu gezegendeki eski kavimlerle olan
temaslarınızdan biraz söz edebilir misiniz? O zaman bir başlangıç
noktamız olur.
RA: Bir öğretme/öğrenme vasıtasını oluşturacak en uygun yöntemi
araştırmakta olduğunuzun farkındayız. Bizim enkarne halimizi merak
edip ilgi duyduğunuzu biliyoruz. Zaman/uzay dilimindeki birkaç bin
yılımızın geçici bir ilgi kaynağı olup olmadığını anlamak için ikinci kez
soru sorulmasını bekledik. Bu bilgiyi verirken, sizin yerel zaman/uzay
diliminizde geçirmiş olduğumuz zamanın üzerinde gereğinden fazla
durulmamasını istiyoruz. Bizim sorumluluğumuz altında olan
öğrenme/öğretme olayı tarihselden çok felsefidir. Doğru değerlendirildiği
takdirde zararlı olmayacak olan sorunuza yanıt vereceğiz.
CELSE 2 - 20 Ocak 1981
74
Konfederasyon üyeleri olan bizler on bir bin yıl önce, o zaman
gezegeninizde bulunan ve Tek Yaratan’a yönelmiş iki uygarlıkla iletişim
kurduk. Safiyane bir şekilde, doğrudan temas yoluyla
öğretip/öğrenebileceğimize ve bireysel his ya da kişiliğin özgür irade
sapmalarının tehlikede olmadığına inanıyorduk. Bu uygarlıklar zaten
herkesin birliğini ve her şeyin bilincini kucaklayan bir inançla uyum içinde
olduklarından, onları rahatsız edip düzenlerini bozacağımızı
düşünmemiştik bile. Geldik ve hizmet etmek istediğimiz halklardan kabul
gördük. Onlara teknik yardımlarda bulunduk; akıl/beden/ruh bileşiminin
çarpıklıklarının, titreşimleri bu iş için uygun olan kristalin, belli oranlara
göre yapılmış zaman/uzay malzemesi içine yerleştirilmesiyle elde edilen
bir yolla tedavi edilmesini öğrettik. Piramitler böyle yapıldı.
Ama gördük ki bu teknoloji en çok, etkili bir güce sahip akıl/beden
sahipleri tarafından ve onlar için kullanılmaktadır. Halbuki Bir’in
Yasası’nın amacı bu değildi. Bu insanları terk ettik. Sizin Güney Amerika
dediğiniz bölgedeki insanlarla çalışan grup bu kadar kolay vazgeçmedi.
Onlar yeniden o bölgeye döndüler. Biz dönmedik. Ama, ilk kez bizim
neden olduğumuz bilinç değişimi, sonradan Bir’in Yasası’nda
öngörülmeyen bir şekilde çarpıtılmış bile olsa, sorumluluk bizim olduğu
için sizin titreşim düzeyinizi asla tamamen terk etmedik. Gelmiş
olduğumuz ülkenin, sizin Mısır dediğiniz ya da bazı bölgelerde Kutsal
Topraklar diye adlandırılan ülkenin yöneticileriyle temas kurma
girişiminde bulunduk.
Sonunda sizin zaman/uzay kayıtlarınızdaki adı ile Onsekizinci Hanedan
döneminde, sizin deyiminizle bir firavun ile temas kurabildik. Bu varlığın
sizin katınızdaki yaşam deneyimi henüz çok kısa idi ve o bir “Gezgin”di.
Böylece, bu akıl/beden/ruh bileşimi bizim iletişim titreşimlerimizi duyabildi
ve bunları kendininkilerle birleştirmeyi başardı. Bu genç varlığa zengin bir
tanrının adını çağrıştıran “Ammon” adı verilmişti. Ama bu varlık,
tanrılardan birine gösterilen saygıyı içeren bu adın kendi adı
olamayacağına karar verdi. Böylece, ismini, güneş küresini onurlandıran
bir isim olan “Aten”e çevirdi. Bu isim, bizim kendi varlığımızın doğasını
anladığımız şekliyle, bizim gerçeğimize daha yakın bir isimdi. Adına
İkhnaton da denilen bu varlık, Bir’in titreşiminin gerçek spiritüel titreşim
olduğuna inandı ve Bir’in Yasası’nı yürürlüğe koydu.
Ama, bu varlığın inançlarını paylaşanlar çok azdı. Rahipleri de gerçek bir
ruhsal araştırmadan yoksun bir biçimde, sadece yüzeysel olarak
inanıyorlardı. Halkı eski inançlarını sürdürüyordu. Bu varlık bu katı terk
ettikten sonra, birçok farklı tanrı üzerine kutuplaşan inançlar ortaya çıktı
ve ta ki Muhammed diye adlandırılan bir varlık gelip de insanları daha
idrakli ve anlaşılır akıl/beden/ruh ilişkilerine sokana kadar bu durum
böyle devam etti.
Daha fazla ayrıntıya girmemizi istiyor musunuz?
CELSE 2 - 20 Ocak 1981
75
SORU: Anlatacağınız öykünün tümüyle ilgileniyoruz ve Bir’in Yasası’nı
ayrıntılı olarak anlatacağınızı umuyoruz. Siz anlattıkça soracağım birkaç
soru daha var; bunlar Bir’in Yasası ile doğrudan ilgili olabilirler de
olmayabilirler de. Ama bunu bir öğretme/öğrenme vasıtası olarak
sunmanın en uygun yolunun, bize anlattıklarınızın farklı yönlerini
araştırmak olduğuna inanıyorum. Kristalle yapılan tedaviden söz ettiniz.
Bu konuda biraz daha bilgi verebilir misiniz?
RA: Kristalle tedavinin esası, sizin fiziksel beden dediğiniz illüzyonun
yapısının hiyerarşik doğasını anlamaya dayanır. Ruhsal bedene giren
enerjiler üzerinde etkili olan kristaller vardır; ruhtan akla giden titreşimler
üzerinde etkili olan kristaller vardır; akıl ve beden arasındaki dengeyi
kurmakta etkili olan kristaller vardır. Bütün bu kristal tedavileri
arındırılmış medyumlar vasıtasıyla yapılır. Kristalle tedavi eden şifacının
kendisinde de göreli bir kristalizasyon meydana gelmezse kristal uygun
biçimde yüklenemez. Diğer önemli nokta, üzerinde yaşadığınız
gezegenin enerji alanlarıyla sağlanması gereken uyumdur. Gezegenin
aurasına gelen kozmik titreşimler ya da akımlar öyledir ki kristaller uygun
oranlar taşıyan şekillerin içine yerleştirilirlerse, bu, dengeleme ya da
düğüm çözme sürecine yardımcı olur.
Kullanılan çeşitli kristalleri sıralamak bu medyum için bitkin düşürücü
olur; bunu isterseniz bize başka bir celse sırasında sorabilirsiniz. Kristali
seçerken gösterilecek hassasiyet kritik derecede önemlidir; ama elmas
ya da yakut gibi bir kristal, Bir’in Sevgi/Işık’ı ile dolu arınmış bir medyum
tarafından hemen her durumda kullanılabilir.
Tabii ki bunu yapmak için inisiyasyon şarttır, ama, inisiyasyonun neden
olduğu çeşitli bedenden ayrılışlar dolayısıyla bunu sonuna kadar götüren
pek az kişi çıkmıştır.
Size bu konuda biraz daha bilgi verelim mi, yoksa başka bir konuya mı
geçelim?
SORU: Evet. Piramitlerin bunun bir sonucu olduğunu söylemiştiniz. Bunu
biraz daha açabilir misiniz? Piramitlerin inşa edilmesinden siz mi sorumlu
idiniz ve piramitlerin amacı ne idi?
RA: Büyük piramitler, bizim Bir’in güçlerini kullanabilmemiz sayesinde
inşa edildiler. Taşlar canlıdır. Ama sizin uygarlığınızın insanları bu
gerçeği anlayamamışlardır. Piramitlerin iki amacı vardı:
Birincisi; arınmak ve Bir’in Yasası’na kanal oluşturmak isteyenler için
uygun inisiyasyon merkezleri meydana getirmek.
İkincisi; biz bundan sonraki adımda inisiyeleri yardım etmek istedikleri
insanları ve gezegenin kendisini tedavi etmeye yöneltmek istiyorduk.
Kristalle yüklenmiş piramitler ve inisiyeler, gelen Tek Yaratılış’ın

enerjisiyle gezegensel akıl/beden/ruh’un çok yönlü çarpıklığını
dengelemek üzere tasarlanmışlardı. Bu arada, Konfederasyon üyesi
diğer kardeşlerimiz de Dünya’nın dört bir yanında (Dünya’nın çevresinde
bir halka oluşturacak şekilde) kristal taşıyan başka yapılar inşa
etmişlerdi. Böylece, onların da katkılarıyla çalışmamıza devam edebildik.
SORU: Başlangıçta piramitlerin tepesinde bir taş şapka (kapak taşı)
bulunduğu söyleniyor. Bunun malzemesi neydi ve bu kadar ağır blokları,
piramidi inşa etmek için oraya nasıl getirdiniz. Bunun için nasıl bir teknik
kullanıldı?
RA: Enerjilerimizin neden olduğu ve sizin sapma/paylaşım olarak
tanımladığınız bu sorunun gelecek çalışmamızda sorulmasını istiyorum.
Eğer bu akıl/ruh/beden bileşiminin doğru kullanımı üzerine sorularınız
varsa lütfen şimdi sorun.
SORU: O soruları sorulmuş olarak Kabul edin. Benim şu anda bu konu
üzerinde başka bir sorum yok. Bu varlığın uygun kullanımı nasıl olabilir?
Ne yapmalıyız? Onun (medyumun) rahatı ve yeterliliğini nasıl azami
dereceye çıkarabiliriz?
RA: Bizler bu soruyu sorduğunuz için mutluyuz çünkü bir soru doğrudan
sorulmadan bizlerin herhangi bir konu üzerinde soyut düşünüş dışında
görüşlerimizi paylaşma görev/sorumluluğumuzun olmadığına inanıyoruz.
Ancak bu bu akıl/vücut/ruh doğru olarak kullanılmamaktadır ve bu
nedenle vücudunda gereksiz bir şekilde yorgunluğa bağlı sapmalar
deneyimlemektedir.
Titreşimler Bir’in çemberi etrafında dönerek ve sözlü titreşimler de
aşağıdaki diyaloglar ile arındırılabilir:
Soru: “Yasa nedir?”
Cevap: “Bir’in Yasası’dır”
Soru: “Neden buradayız?”
Cevap: “Bir’in Yasası’nı öğrenmeye çalışıyoruz.”
Soru: “Neden Ra’yı arıyoruz?”
Cevap: “Ra, Bir’in Yasası’nın mütevazi elçisidir.”
Hep beraber: “Neşelenin ve bu yeri Bir’in Yasası ile arındırın. Yasa
Bir olduğu için, hiçbir düşünce formu bu varlığın etrafında
yürüdüğümüz çemberin içine girmesin.”
Bu aşamada varlık trans halinde olmalıdır. Uygun ayarlama başın 20
derece kuzey-kuzeydoğu noktasına yöneltilmesidir. Bu daha az sapmaya
uğramış, yeni veya Yeni Çağ’a ait Işık/Sevgi sapmalarının kaynağı olan

yöndür ve bu medyum orada rahat edecektir. Bu duyarlı bir varlıktır.
Duyarlılıkla kastettiğimiz onun akıl/beden/ruh bileşimine girecek
sapmalar, onun herhangi bir duyusundan kaynaklanabilir. Bu nedenle
aşağıdakileri yapmanız iyi olabilir:
Varlığın baş kısmına bir kadeh saf su yerleştirin.
Ortaya kanalın zihinsel sapmalarına (ki bunlar Bir’in Yasası ile
bağlaşıktır) en uyumlu olan kitabı, yani onun çok sık dokunduğu
İncil’i yerleştirin.
İncil’in diğer yanına saf bir buhurdan içerisine az miktarda buhur
veya tütsü yerleştirin.
Bir’liği simgeleyen kitabın, Yuhanna: Bölüm 1 açılı halde iken, arka
kenarına beyaz bir mum yerleştirin.
Medyum beyaz cüppe giyerek güçlendirilebilir. Medyum yüzükoyun
olarak yatmalı, üzeri ve gözleri örtülmelidir.
Bu faaliyet/hal durumu karmaşıktır ve amaçlı öğrenme/öğretme
deneyimini çarpıtan bir görüntü oluşturmakla birlikte, trans tekniği üzerine
yapılan bu tip özenli çalışmalar, varlığın yorgunluktan kaynaklanan
sapmalarının algısını geliştirerek zihinsel sapmalarını da rahatlatacaktır.
Eğer sizin uzay/zamanınızda bu öğrenme/öğretme celseleri yapılırken,
güneş odanızı aydınlatmıyorsa, bu varlığa ışıkları açmadan önce
seslenmeniz en doğrusudur.
Sizi, Tek Yaratan’ın şerefi ve huzuru ile size terk ediyorum. Işık/sevgi ile
neşelenin ve Tek Yaratan’ın gücü yolunda ilerleyin. Sizi mutluluk
içerisinde terk ediyorum. Adonai.




KENDİ DENEYİMİNE DAYALI OLMAYAN HER ŞEYİ SADECE BİR VARSAYIM OLARAK KABUL ET... OSHO

Kalbiniz temiz,gözünüz Osho'nunki gibi acik olsun.
Go to Top of Page
Sayfa: Toplam Sayfa 2 Önceki Konu Mesaj Sonraki Konu  
Önceki Sayfa
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Forum Seç:
Başkalarına Hizmet Forumu © Kasyopya celselerini ve diğer mesajları farklı ortamlara kopyalamadan önce lütfen izin isteyin: baskalarinahizmet@gmail.com Yukarıya git
Snitz Forums 2000

Design by Sizinsayfaniz.com

Bu sayfa 0,53 saniyede oluşturuldu.