Başkalarına Hizmet Forumu
Başkalarına Hizmet Forumu
Ana Sayfa | Bilgilerim | Kayıt Yaptır | Aktif Konular | Forum Üyeleri | Site içi Arama
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni Hatırla
Şifre hatırlatma servisi

  Forum
 Genel Paylaşımlar
 Alıntılar
 Sirius Lyra ve Vega Robotik Düzen Teknolojisiyle..
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Önceki Sayfa
Yazar Önceki Konu Mesaj Sonraki Konu
Sayfa: Toplam Sayfa 3

bozadi


8598 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 07/11/2010 :  12:57:47  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
'negatif felsefenin' nasıl bir felsefe/yol olduğu ile ilgili, şu an aklımda olan birkaç tahminimi paylaşmak istiyorum:

kh varlıkları iyi bir bütünün parçaları oldukları gibi bir algıya sahip değiller. sürekli tam tersi bir algı, iddia, kızgınlık ve nefret içindeler muhtemelen. evrenin, hayatın mutlak şekilde güvensiz ve ezici bir yer olduğu algısına sahipler.

3'üncü yoğunlukta, kendi özgür iradelerini kullanış biçimleri itibariyle, hayata karşı bu anlayışla şekillenmiş, bu derin kızgınlık ve nefretle evrene/hayata meydan okumaya adanıp %95 negativiteye ulaşıp 4 KH'ye mezun olan ve o yolda ilerlemeye devam eden varlıklar.

negatif varlıklarla pozitif varlıkların hayata bakış açıları arasındaki en önemli ayırt edici faktörlerden birinin şu olduğunu düşünüyorum: negatif varlıklar, sahip oldukları koşulları sonsuza kadar korumak istiyor. hayatın doğal akışının getirdiği değişim ve dönüşüm onları çıldırtıyor. buna meydan okuyorlar. "falanca şeyin şöyle olmasına, şu miktarda olmasına ve şöyle kalmasına karar veriyorum. ve o ben onda herhangi bir değişiklik yapmadığım sürece, mutlak bir şekilde, sonsuza kadar öyle kalmalıdır ve kendim ne zaman istiyorsam, o zaman istediğim nitelikte bir değişiklik yaparım ve o değişiklik de mutlak olarak gerçekleşir ve ben yeni bir değişiklik yapmadıkça sonsuza kadar öyle kalır" gibi bir anlayışları/arzuları var. ama gerçek hayata baktığımız zaman bu yöntemin/beklentinin pek mümkün olmadığı anlaşıyor. hayat sürekli değişim ve dönüşümler içeriyor. özü, temel bazı nitelikleri (sevgi/birlik) itibariyle aynı kalıyor ama aynı anda bu bütünlük sürekli bir hareketlilik, akışkanlık içinde. bütün varlıkların özü bir, ama 7 aşama boyunca sürekli bir akış olduğu için, asli nitelikler hariç olmak üzere hiçbir belirli koşulu mutlak şekilde dondurmak, sabitlemek mümkün değil. ihtiyaç da yok.

güvensizlik öyle bir beklentiye/arzuya neden oluyor. akışa direniş. güven ise akışın bir parçası olmaktan çekinmiyor, çünkü akışın nihai olarak olduğu şeye güveniyor, kendini onunun mutlak bir parçası olarak görüyor, seviyor.

yine şunu hatırlatmak isterim ki, bizlerin dünya üzerindeki yaşam koşullarında, güvensizlik ve koşulları kontrol çabası hepimizin hayatında azımsanamayacak bir yere sahip. bu kısmen doğal, 3. yoğunluğun koşulları/süreçleri içinde, ama bizim dünyamızda doğal seviyeyi epey aşan şeyler de çok oluyor. netice itibariyle hayatlarımızda sürekli ve mutlak bir güven pek imkan dahilinde olamıyor. zaman zaman feci şekilde eksikliğinden de muzdarip olunuyor. ama elbette bu tüm hikaye değil. güven mutlak şekilde eksik de değil. aksine, bir şekilde arttırılmaya çalışılıyor sürekli ve bu çok güzel bir çaba. işbirliği/anlayış ile giderek kolaylaşıyor.

hayatımızı tam kontrol altına almaya niyetlenen üst seviye negatif varlıklar ve onların dünyadaki unsurları, bizim de herşeye onların baktığı gibi bakmamız için çok çaba harcıyorlar. onların mutlak güvensizliklerini ve varoluşa meydan okumaya, onu kendi çıkarları doğrultusunda kontrol altına almaya yönelik hırslarını paylaşmamızı istiyorlar. kh'ye asimile olmamızı istiyorlar kısacası. bize güvensizliğin ve nefretin haklılığını kanıtlamak için, hayat sahnemize bunlardan bolca yaymaya çalışıyorlar. ekono-sosyal kontrol/baskı, siyasi çıkmazlar-karşıtlıklar, dini ve askeri baskı, her türlü saldırı, savaş, terör... sanki insanların bunlara hiç eğilimi yokmuş da, tamamen 4KH ve onların 3KH uzantıları tarafından meydana getiriliyormuş gibi bir durum yok elbette.

3. yoğunlukta bireyler kendi her türlü yeterliliklerini, yetersizliklerini keşfetmek, ve sonunda (başkalarıyla sağlıklı bir hedef doğrultusunda işbirliği/dayanışmaya girme ihtiyacının netleştiği bir noktaya kadar) bir doygunluğa ulaşmak durumundalar. dünyanın zaten oldukça zorlu olan koşullarında, bu kendini, potansiyelini, yeterliliğini, yetersizliğini keşfetme süreci kimbilir kaç enkarnasyonda mümkün oluyor. tüm bu süreçlerde çeşit çeşit hayat biçimleri/yolları test ediliyor. 3. yoğunluk ilk yarısı civarı boyunca zaten dünya bir 'kurtlar sofrası' görünümünde olduğu için, pek güven gelişmiyor herhangi birşeye karşı. ve aksine, güvensizlik için çok bol nedenler algılanıyor. bu bireyler (güvensizlik ve nefret derecelerine göre) 4 kh'nin yönlendirmelerine çok açık hale geliyorlar kendi özgür iradeleriyle, ama bilinçli olarak çok farkında olmadan.

hemen hepimizin bilincinde, hayata karşı güvenimizi çok zedeleyen şeylerin anıları/farkındalığı/yaraları mevcuttur diye düşünüyorum. şiddeti şu veya bu seviyede olabilir, ama sonuç itibariyle bilincimizin bir yerinden sürekli kendini hissettiren, endişe yaratan etkiler, korkular... ve yine, tüm hikaye bundan ibaret değil tabi ki. hayata güvenimizi arttıran, akışa nispeten güvenebilmemizi, akmamızı sağlayan pek çok şey de yaşıyoruz. bilincimizde bunların parçaları da var.

negatif üst seviye varlıklar güvensiz parçalarımıza yatırım yapmaya çalışırken, pozitif üst seviye varlıklar da güvenli parçalarımıza yatırım yapmaya çalışıyor, bizim eğilimlerimizin, özgür irademizin imkan tanıdığı ölçüde.
Go to Top of Page

bozadi


8598 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 07/11/2010 :  15:09:37  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
kasyopyalılar şöyle birşey söylemişti:

"BH dışa doğru akar ve kök noktası dahil tüm noktalara dokunur, KH ise içe doğru akar ve yalnızca kök noktasına dokunur."

sanırım, üstte tasvir etmeye çalıştıklarım sırasında, bu cümlenin olası bir anlamına dair bir açıklama olasılığına vardım:



bu simge, astrolojide 'güneş'i (varlığı) simgeliyor (astronomi gibi başka alanlarda da kullanılıyor olabilir, bilmiyorum).

varoluşu bir küre olarak ele aldığımızda ve çekirdeği 7. yoğunluk, dış kabuğu ise 1. yoğunluk olarak ele aldığımızda, bu üstteki simgenin de tam da bu varoluş küresini temsil ettiği anlaşılabilir. ortadaki nokta, 7. yoğunluk. dış çember 1. yoğunluk. aradaki mesafe ise 2., 3., 4., 5. ve 6. yoğunluklar.

7. yoğunluk aynı zamanda o varoluşun esas/değişmez niteliklerinin ifadesi: sevgi/birlik/sonsuz zeka/sınırsız potansiyel. işte kh varlıkları kaçıncı aşamada olurlarsa olsunlar buna hemen, mutlak şekilde sahip olmak istiyorlar. çünkü güvensizler. korku ve nefretle dolular. zaten 'o' olduklarını kabullenemiyor/tahayyül edemiyorlar. ona zorla sahip olmaya çalışıyorlar ve kendilerini sürekli zarara sürüklüyorlar.

kısacası, kh sabırsız bir şekilde ve var gücüyle hemen 7. potansiyele sahip olmak istiyor, o iflah olmaz görünen açlığını, hırsını doyurmak için ama bu onları daha iyi bir duruma getirmiyor sanırım. ancak evrenin nizamına göre bilgilerini/kavrayışlarını arttırarak ilerlemeye devam edebiliyorlar. ta ki 6. yoğunluğa kadar. eğer arada bir yerde geçmemişlerse bile bh'ye, 6'da geçmek 'durumunda' oluyorlar, çünkü o seviyeden evrene/bütüne baktıklarında, hırs yapacak, nefret edilecek birşey olmadığını çok iyi görebiliyorlar.

işte o güneş simgesinde 7. yoğunluğu, yani varoluşun özünü temsil eden nokta ile 1. yoğunluğu temsil eden dış kabuk, yani fiziksel form arasındaki 7 yoğunluk süreci/akışı, bu dönüşüm ve gelişim döngüsü, kh varlıklarını nefret ettiriyor, ama bh varlıklarını ettirmiyor. o bütünün doğal bir parçası olma farkındalığı, ve zaman zaman o nihai hedefe dair alınan/sunulan ilhamlar/coşkular, varlığa o anda ihtiyacı olan herşeyi sunuyor. o 7 yoğunluk süreci, varoluşun kendini sürdürebilmesi için gerekli bir devinim/dengelenme sağlıyor. kh ise devinim/dönüşümden hoşlanmıyor. tembelliğe/atalete düşkün olduğu için olabilir, evrenin adaletsizliğinden çok emin olduğu için olabilir, bir şekilde mutlağa yakın seviyede herşeyden nefret eder hale geldiği için olabilir. hepsinin ve fazlasının bir karışımı muhtemelen.

eğer varoluş sadece 7. yoğunluktan (o tek yoğunluktan ibaret olsaydı), yaşam/hareket/canlılık/heyecan/coşku olmazdı. hayat olmazdı kısaca. varlık kendi kendini sürekli devinimden geçirmek, tazelemek durumunda ve bu da o yedi aşamalı süreçte/devinimde gerçekleşiyor. bh bu şekilde mümkün oluyor. varlık kendini sayısız başka varlıklara bölüp, onlara kendi sınırsız potansiyelini sunuyor, onlara hizmet ediyor. sadece ortadaki çekirdek olsaydı, bu kh bir durum olurdu bir şekilde anladığım kadarıyla. kendini bilmeme hali olurdu. kendini bilmek için kendini tanımalısın ve bu da o yedi aşama üzerinden oluyor ve varlık özü, varlığının belki yarısını o çekirdekte, yarısını ise diğer yoğunluklarda tutup, bunu bir devirdaim/akış hali içinde sürdürerek kendini bilmeye ve potansiyelini giderek daha fazla tanımaya/deneyimlemeye devam ediyor. çünkü yedi yoğunluğun hepsi de bizzat kendisi. başkası değil. tek bir varlık. gizemli ve hatta beyni durduran sorular da sorulabilir, ama şu an değil de, çok daha dengeli bir hale geldiğimiz zaman sorsak bunları daha iyi olur sanırım. en azından kendim şu anda fazlasıyla ilgilenme gücüne/dengesine sahip değilim. şu an buna ihtiyaç duyduğumu da sanmıyorum.

kh varlıkları o dönüşümü/tazelenmeyi kaldıramıyor niyeyse. hemen merkeze erişip mutlak şekilde orada kalmak istiyor. ama aslında zaten her an orada bir bakıma. çünkü tüm yoğunluklar yedinci yoğunluğun bir parçası/yansıması aslında. ve istenmesi ve denenmesi durumunda, bunun güveni her an duyulabilir. ihtiyaç duyulan tüm güven. tüm bilgi.

kasyopyalıların bir celsede kh varlıklarının amaçlarını tanımlarken kullandığı cümlede şu ifade geçiyordu: "sonsuza kadar sahip oldukları şeyi sonsuza kadar aramak..." pek çekici değil.
Go to Top of Page

bozadi


8598 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 07/11/2010 :  15:38:28  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
tüm bu tahmin/yorumları yaparken, kendimizi bir anda 'bh' olmaya zorlamanın da 'kh' nitelikli olacağı tahminimi/sezgimi/deneyimimi de ifade etme gerekliliği hissediyorum. hepimizde hala epeyce kh'lik var. bunu normal karşılamamız gerekiyor. bh/denge/huzur/güven doğrultusunda yapabileceğimiz en iyi şey, durumumuzu olduğu gibi kabullenmeye niyet edebilmek, hepimizin aynı durumda olduğunu anlamak, yargılama yerine işbirliğine niyet etmek vs.

yavaşlık konusunda endişelenmemize gerek yok sanırım. çünkü zaman diye birşey yok aslında. uzun yıllar boyu bir arpa boyu yol gidilemeyebileceği gibi, inanılmaz kısa bir süre içinde inanılmaz mesafeler de kaydedebiliriz. bunu akışına bırakmak ve güvenmek en iyisi sanırım. kendimi bu konuda hiç ideal bir durumda görmüyorum açıkçası. giderek bir dayanışma ağı oluşturabilmemizi diliyorum.
Go to Top of Page

erica arborea


83 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 07/11/2010 :  19:38:38  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
bozadi 3. sayfadaki girişlerin için teşekkür ederim, eline sağlık. 1. ve 2. sayfadakilerin ise tamamını okumayı başaramadım. bunda etkili olan sözü edilen sistemin henüz kimse tarafından tam ve net olarak tanımlanamıyor olması. tanımlanabilmesi için literatür ve dil oluşturma gayreti var, çünkü mevcut dil anlatmaya yetmiyor. kuran, tasavvuf, mesnevi, mitoloji bu yüzden hep sembollerden, metaforlardan faydalanır. metafor ve sembol kullanmadan anlatmaya çalışan felsefe ise bunların yerine düz kelimeleri koyar ve yine mesele anlaşılmaz hale gelir. bir paragrafı anlamak için 100 kere okumak ve sözlük kullanmak zorunda kalırsınız. hegel sayfalarca hep aynı şeyden bahseder ama sonunda yine de anlatamadığını ifade eder. düz ve en sade anlatımı, (o da çizerek) sanki bentov başarmış gibi. fakat, yine de keyifli ve faydalı bir iş bu: hakikati anlamaya çalışmak. herkes kendi meşrebince anlar, anlatmaya çalışır, "sizde bir türlü, bizde bir türlü" hesabı :)

kh'lar bence şu mesnevi hikayesinde çok güzel tanımlanıyorlar: evde kaybettiği iğneyi sokakta arıyormuş, çünkü ev karanlıkmış, sokağı ise ay aydınlatıyormuş. içerisi karanlık olduğundan içerdekini, dışarıda aydınlıkta aramak... böyle bir ahmaklık...

ve evet, "bh olmak daha iyiymiş, öyle diyorlar" diye menfaat icabı bh olunmuyor. "ne güzel namaz kılıyorsun" demişler de "hem de orucum" demiş, onun gibi :) tohumun ağaç olması, meyve vermesi, meyvenin enerjiye dönüşmesi gibi bu bir süreç. ya da koruk-üzüm-şarap metaforu gibi... ama her üzüm şarap olmaz ya da pekmez olmaz, sirke de olur, gübre de olur ve onlar da lazımdır. sevgiler.

Edited by - erica arborea on 07/11/2010 19:40:33
Go to Top of Page

bozadi


8598 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 07/11/2010 :  20:31:20  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
2. sayfadaki girişlerimi (5. yoğunluk, spatyom vs) zamanla iyice netleştirip sadeleştirince onlar da daha okunabilir hale gelecektir diye ümit ediyorum :) forum paylaşımı yoluyla düşüncelerimi normalden daha net bir şekilde ortaya koyabiliyorum, o anda ne kadar karışık durumda olurlarsa olsunlar (sonuçta bu konuda uyarıyorum herkesi sıkça) ve sonra fikirlerime dışarıdan bakıp giderek toparlamaya çalışıyorum.

açıklamaların zenginleştirici ve sadeleştirici sevgili erica arborea. hepimize sevgiler...
Go to Top of Page

erica arborea


83 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 07/11/2010 :  22:42:34  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
öncelikle okuyamama sorunumun seninle veya bir başka yazarla ilgili olmadığını belirtmeliyim sevgili bozadi. bu doğrudan konuyla (bu başlık ve benzerleri) ve benim zihnimin konuyu algılama biçimiyle ilgili. tuhaf olan şu ki kuran, mitoloji ya da mesnevi'de geçen sembollerin neyi temsil ettiğini metafizik bir zemine oturtup, esas meseleyi bütünsel bir yaklaşımla anlayabiliyor ve sır perdelerini aralayabiliyorken; aynı mesele, açıkca, dümdüz ve türkçe de olsa başka bir dilde anlatıldığında kavramakta zorluk çekiyorum. bu belki alışkanlıklarla ilgili... sembollere dayalı anlatıma alışmış zihnin, sembolsüz anlatımla imtihanı... ya da anlatımda bir sorun var? ama birileri aynı teoriyi, aynı anlatımla gayet güzel anlayabiliyor ve teorinin fanatiği haline gelebiliyorlarsa bu benimle ilgilidir. öte yandan, ben de yalnız değilim, benim gibi düşünenlerin de sayısı çok fazla :) yani iş geliyor gene özgür iradeye... herkesin yolu da, kitabı da, mürşidi de, ustası da kendine göre... hepimiz kendi gerçeğimizi, kendi yolumuzda bulacağız ve baş melek mikail'in ifadesiyle kendimizin ustası olacağız. herkesin, hepimizin yolu açık ve melekler veya pozitif varlıklar yol göstericimiz olsun.

Edited by - erica arborea on 07/11/2010 22:46:03
Go to Top of Page

idrnc


12 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 09/11/2010 :  16:47:42  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Merhaba

Önceki mesajlarla size anlatmaya çalıştıklarım Atlanta Ra Öğretisindeki bilgilerin çok düşük bir parçasını içeriyor. Sizin aklınızda soru oluşturmuş ve oluşturmakta olan her konuda net ve açık bilgilere sahip olan bu öğretinin tüm bilgilerinin elbette hemen önünüze serilmesini bekleyemezsiniz. Burda size sadece sorduğunuz sorulara cevap verirken bu öğretinin bilgilerini anlatarak tanıtmaya çalışabilirim. Amacım kimseyle bilgi yarıştırmak değil, bu nedenle kimseyi ikna etmeye de çalışmıyor. Ve şimdiye kadar karşılaştığım en tutarlı ve net olarak aydınlatıcı bilgilere içinde bulunduğum öğretide sahip oldum. Burayı bulamasaydım beklide bende bir kavram üzerine sayfalarca kitap karıştırıp içinden sadece kendime uygun bulduklarımı seçerek bir bakış açısı oluşturma çabası içinde olacaktım. Ama bilginin ÖZÜNÜ Bulmak benim her zaman tek dileğim oldu. Hiçbir konuda şimdiye kadar acaba şunu mu anlatmaya çalışıyor dememe gerek kalmadan, matematikte fizikte ve kimyada olduğu gibi net tanımlamalarla bilgiyi en açıklayıcı haliyle burada aldım. Önem verdiğim başka bir nokta da bilgiye düşünceye dayalı yorumların katılmamış olmasıydı.
Bakın burada bir konuyu konuşan üç Kişi bile farklı farklı şeylerden bahsedebiliyor ve birbirini net anlamak için çaba harcıyorken ; bir öğretiyi alan herkesin aynı soruyu farklı zamanlarda sorsanız da aynı cevabı vereceği bir platform çok zor bulunur. Böyle bir ortamın çok tutarlı ve belirli bir düzenle bilgi aktarımı yapılması gerekir ki alıcıda bir karışıklık yaşatmasın.

Kendi tedrisatımız dışında hiçbir platformla ilgili konuşmam, eleştiri yapmam. Çünkü hemen hepsi hakikati kendince yaşar ve yaşatmaya çalışır. Onlarda bütüne hizmet eder. Bütünün BİRliğine inanan kimsenin de yapmaması gerekir.
Herkes kendi hakikatini paylaşmada özgür yalnız fikir beyan ederken kullanılan ifadeler yaşanan olguların pekte yüksek bir yüceliğin işareti olmadığını her zaman ifade etmekte ve göstermektedir.. Bir tedrisat sadece bilgiyi verişiyle değil bilincin hayatına nasıl bir değişiklik ve katkı getirdiğiyle değerlendirilmelidir. Bu nedenle bizim için bilgi kadar onun yaşama endexlenmesi çok önemlidir.
İçte yaşanan olgularını tam bir gözlemle değerlendirmeyen, manevi değerlerini hakikatteki haline uyumlu olarak revize edemeyenler istedikleri kadar bilgiyi almak istesinler bilgiden mutlaka uzaklaşırlar. Çünkü manevi olarak yücelime uyumlu bir ilerleyiş gösterilmesi bilginin kespedilmesi için değişmeyen bir kuraldır. Sadece tüm bilgiyi tamamıyla bilmek yeterli olsaydı üniversitedeki profesörlerin muhteşem açılımlar yapması gerekirdir. Ama bu kadar basit değil. Bilgi hamalı olmadan manevi yolda ilerlemek gereklidir.
Sanırım Mevlanaydı söyleyen; “testide ne varsa dışına o sızar.” Diyor.
Kendini geliştirmek isteyen her varlığın öncelikle dışa sızdırdıklarını gözlemleyerek içtekileri analiz edip pozitif yaşam olgularına göre tekrar tekrar değerlendirmesinin gerekliliğine bu nedenle çok inanıyorum.
Kimseyi hor görmeyen, anlamasa bile saygı duyan, her varlığın söz hakkı ve en önemlisi öğrenim sürecinde olduğunun kabul eden hiçbir bilincin kendini bir düşünceye kanalize etmemesi bu nedenle gereklidir..
Şöyle düşünün 1900 lü yılların başında alınmış bir celse bilgisi var o bilgi, o sırada hazerun da bulunan kaç kişiyse ve onların bilinç seviyesi neyse ona göre verilmiştir. Bilinçlerin uyanmışlık oranı verilen bilginin mahiyetlerini ve içeriklerini değiştirebilir. Ayrıca mesajları alacak olan medyumik kanalın duygu düşünce zevk ve duyumlama değerleri de mesajlara yön verebilir veya alabilitesini etkileyebilir.Kanal bilgisinde bilginin içeriği kadar medyumun Öz İrade Boyutuna sahip olup olmaması da çok önemlidir.
Atlanta Ra Öğretisini anlatmak istememim sebebi bu burada bir AKIŞ var ama Kanal olarak değil.. Buradaki akışı gördükten sonra elbette diğer bilgi ve tedrisatları değerlendirişimiz de bir farklılık olacaktır. Eğer 15 yıla yakın çalışmalarımda görmemiş olsaydım burada ismi geçen pek çok bilginin bende bir takipçisi olabilirdim.
Bizim amacımız sadece bu geçişte olabildiği kadar çok bilinç geçirmek değil. Bunu yapan pek çok platform var. Biliyoruz ki kendini yücelten kendisine bağlı yüzlerce bilinci de mutlaka geçirebilecektir onların yücelimine, yaptığı Yüksek Frekanslı yayınla pozitif olguları yaşamalarını sağlayarak yardımcı olacaktır.
Burada amaç hem bu yayını yaparken Bilgiye ve onunla beraber gelen enerjiye kendi Bilinç Boyutuna uygun bir kavram irade ve farkındalıkla sahip olacak ve bilişini devreye sokacak akademik çalışma yapabilecek bir potansiyeli ortaya çıkarmaktır. Bu çalışma spritüel pek çok bilgininde ötesini matematiksel dengeye dayalı süper fizik ve süper kimya kurallarını içermekte ve Varoluşun hak ediliş ve yaratılış sırlarını vermektedir.
Amaç sadece geçişi yapmaksa gelip çalışmalara girilmese de sadece okuyarak dahi herkes kendi varlığında çok önemli açılımlar gerçekleştirebilir.

Bir sorumlulukla dünyaya gönderilen her varlık, bu sorumluluğun gerekenlerini yerine getirdiği zaman ancak görevini tam yapmış olabilecektir. Bizim sorumluluğumuz ve görevimizse bu nedenle bunu anlatmaktır. Bu satırları okuyarak verilmek istenenin Özünü almaya çalışan bir kişi bile olsa Bütünlüğün hayrına olacak onunla beraber Sonsuz Sınırsız Uzayın her ferdi - hepimiz kazanacağız.
Varoluşun Bütünün aşkı böyle açığa çıkar ve her bir bilinci böyle zerrelerinden sarabilir.

Bir diğer mesajımda bende spatyomla ilgili bir iki şey söylemek isterim .
Sevgiler.

Edited by - idrnc on 09/11/2010 16:53:38
Go to Top of Page

bozadi


8598 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 09/11/2010 :  19:06:42  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
sevgili idrnc, şu ana kadar sunduğunuz bilgiler içinde, kendi benimsediğim üç temel kaynakta sunulmayıp da sizin sunduğunuz, bilincimde bir fark yaratan herhangi bir veriye rastlamadım. çeşitli sitelerinizde şu ana kadar inceleyebildiğim veriler arasında da henüz bu tür bilgilere rastlayamadım.

öğretinizi açıklayan metinlerde ürkütücü derecede bir "sadelikten uzaklık", hatta "uzaklaşma çabası" algılıyorum. 'seçkincilik/elitizim' hissi uyandırıyor. pozitiflik sadelikle, kolay anlaşılabilirlikle yakından ilgilidir. yani en azından hitap ettiğiniz kitleyle iletişim temelinde. dolayısıyla ben bu öğretinin kime hitap ettiğini çok merak ediyorum. çok yaygın olarak bilindiği için "ra bilgileri"ni örnek vermek istiyorum: 6. yoğunluk bir kaynak olan (eğer kabul ediyorsanız) ra sizce pek çok durumda sizin öğretinizden kat be kat daha anlaşılır, daha sade bir dille, samimiyet ve sıcaklık duygusuyla bilgi vererek yanlış bir tercihte mi bulunuyor? lütfen buyrun eleştirin, kendi öğretinizle karşılaştırın ra'yı. neden eleştirmeyesiniz? bu kadar bilimsel bir hava yaydığınıza göre bilimsel temelli olarak buyrun karşılaştırın ra ile sizin "atlanta ra" öğretinizi. bunda bir yanlışlık var mı? ra'nın açıklamadığı neyi açıklıyorsunuz siz örneğin? bu konuda bir farkındalığınız var mı? ra'yı sanki çok eskmiş, geçerliliğini yitirmiş bir kaynak gibi ifade ediyorsunuz. bunda ciddi bir yanılgı içinde olduğunuzu düşünüyorum ve her türlü tartışmaya, analize açığım. atlanta ra öğretisinin ra bilgileri karşısında herhangi ciddi bir karşılaştırılabilirlik derecesine sahip olduğunu düşünmüyorum kıymet bakımından. şahsi fikrimdir.

ve bu arada öğretinizin adının seçimiyle ilgili bir bilgi sahibiyseniz, bu bilgiyi de bizlerle paylaşırsanız çok sevinirim. yani neden "atlanta ra" öğretisi diye geçiyor? bilginizi, yorumlarınızı paylaşır mısınız?

"testide ne varsa dışına o sızar" diyorsunuz alıntıyla. peki sizin öğretinizden ne sızıyor? öğretinizin rahatsız edici derecede sadeliktan ve kolay kavranbilirlikten uzak ve bana hala gayet soğuk gelen niteliği, testinizde ne olduğuyla ilgili pek olumlu şeyler çağrıştırmıyor benim için hala. sizden başka bir kişi çıkıp da öğretinizin şu ana kadar bu forumda temel olarak ele alınan, yorumlanan bilgilerden farkını, üstünlüğünü, açıklanmayan şeylere ışık tutuşunu falan vurgulamış, övmüş, karşılaştırmış değil. kendinizi başka kaynaklarla karşılaştırmaktan sakınmanızın "yargılayıcı olmamaya çalışmak"la pek bir ilgisi yok bence. bilimsellik namına lütfen bu çekincenizi aşınız ve kendinizi örneğin ra bilgileri'yle karşılaştırınız.

öğretiniz hakkında sahip olduğum soğuk izlenimler ve bu forumla temel irtibat nedeninizin hemen hemen sadece reklam çabası olduğunu düşünüyor olmam sizi yanıtlmasın sevgili idrnc. buradaki şahsi varlığınızdan rahatsız değilim. ama bu ortamda hala sizden başka kimse tarafından övülmeyen, tartışma konusu edilmeyen öğretinizin reklamını yapmak yerine, lütfen bu forumda en çok ele alınan bilgilerle karşılaştırın bilgilerinizi ve farkınızı göstermeye çalışın. ben şimdiye kadar pozitif bir fark göremedim. birşeyleri gözden kaçırdığımı düşünüyorsanız, lütfen anladığım dille bana bunları göstermeye çalışın. çekinmeyin. karşılaştırın. farkınızı anlatmaya çalışın. buradaki insanların bilinçlerinde fark yaratın! eğer buradaki insanların fazla kalıplanmış olduğunu düşünüyorsanız, o zaman özgür iradeye saygı duyun, kim öğretinize açlık duyuyorsa, talep ediyorsa, onlara hitap edin.

atlanta ra öğretisi, şimdiye kadar olağan hayat koşullarını açıklama ve geliştirme namına gördüğüm en soğuk, merkeze en uzak öğretilerden biri.

spatyom hakkındaki görüşlerinizi merakla bekliyorum bu arada. böylece bu konuda şimdiye kadar sahip olduğumuz bilgilerde/kavrayışlarda bir fark yaratıp yaratmadığınızı gösterme konusunda bir fırsat yakalamış olursunuz.

öğretinizle ve reklam çabanızla ilgili soğukluğumu üstünüze alınmayın lütfen. sizinle iletişimimden büyük bir rahatsızlık, bir pişmanlık duymuyorum. ama lütfen, buyrun, anlatın, ikna edin beni. ben bilgi karşılaştırmalarında belirttiğim üç kaynağın diliyle/terminolojisiyle/açıklamalarıyla konuşuyorum. evet şahsi bir tavrım var, buyrun şansınızı deneyin o tavra hitap etmek için.
Go to Top of Page

Alemtac


2482 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 10/11/2010 :  10:19:33  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Merhaba idrnc ve Cihangir Derince;

Konunuza olan inancınıza ve bilgilerinizdeki hakimiyetinizi saygıyla karşılıyorum. Ancak bizlerin anlayamadığı bir dilde israr edişiniz bilgilerinizi bizlerle paylaşmamamınız anlamına geliyor. Bütünün hayrına ve başkalarına hizmet amacından uzaklaşmış oluyorsunuz. Yine ısrarla sitenizden verdiğiniz linkler, gelip sizi ziyaret etmemizdeki ısrarcılığınız benim şahsen üzerimde bir baskı oluşturuyor.

Sizlerin davranışlarından bağımsız atlanta ra öğretisini incelediğimde, benim bu güne kadar edindiğim bilgilerin üzerine birşey koyamadığını söylüyorum ve yine anlayamadığım terminolojiye sahip bir öğreti bana hiçbirşey veremiyor. Sorumluluğunuz ve göreviniz adlettiğiniz bilgileri aktarmak görevinizi bu anlamda yerine getiremiyorsunuz bana göre. Bir tedrisatın bilincimizde değişiklik meydana getirebilmesi için önce anlaşılır olması gerekir. Ne kadar basitse o kadar bütünlüğe hizmet eder.

1900 lerde verilmiş ve o zamanki bilinç seviyesine göre olduğundan bahsettiğiniz bilgi hala daha geçerliliğini koruyor ve sizin verdiğiniz bilgileri hala daha anlamıyorsam, kafamı karıştırmaktan başka bir şey vermiyor bana ve ne dediğini anlamak için çabalamaktan bilginin özünden uzaklaştırıyor. Bu güne kadar verilen bilgiler her bilinç seviyesinden olanlara hitap ettiğinden, özünü kavramak ve içselleştirebilmek yada yadsımak bizlerin seçimindedir. Bilinçlerin yükseltilmesi ve bu anlamda bütünlüğe hizmet bilginin her bilinç seviyesinden olanlara ulaşabilmesiyle mümkündür. Bunlar bana göre ve benim görüşlerim.

Bir yazınızda, Cenap Başma'nın aktardığı bilgilerin doğaçlama olduğundan bahsetmiştiniz, medyumik kanal olmadığına göre nereden geliyor bilgiler ?
Go to Top of Page

bozadi


8598 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 10/11/2010 :  11:12:14  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
evet! bu husus (doğaçlama/medyumik kanallık) benim de dikkatimi çekti ama sonra aklımdan çıkmış. bu konuda da bilgi rica edelim sevgili idrnc'den.

bir de, "atlanta ra" öğretisinin daha önce ortaya konan diğer bir yerli kanal öğretisiyle şaşırtıcı benzerlikte olduğu vurgulanmıştı sevgili masterphidias tarafından (bu konuda mümkünse masterphidias'tan biraz daha ayrıntılı bir bilgi rica ediyorum). bunlar çeşitli soru işaretleri. hiçbir ikna edici yanıtının olamayacağını iddia etmiyorum, ama olmayabileceğinden şüpheleniyorum.

sevgili idrnc, herşeyi aşmış, anlamış, kavramış, ve dahası sevgide yücelmiş bir tavır/ima içeren öğretiniz ve şahsınız, bu ortamda insanlık olarak ortak yaşam koşullarımızı ve nedensellikleri kavrama ve geliştirme yönünde bir bilinç çabası harcayan çeşitli bireylerin algılarına pek hitap etmiyor gibi görünüyor henüz. sorun büyük ölçüde buradaki bireylerde de olabilir, sizin tarafınızda da olabilir, veya şu veya bu orantıyla iki tarafta birden olabilir. sizden ricamız, öğretinize güvenimiz belirli bir seviyeye ulaşmadıkça (ulaştığı zaman bunu mutlaka ifade ederiz), bu ortamda reklam ve bilgi kopyalama/yapıştırma çalışmalarınıza ara verip, inandıklarınızın ve bildiklerinizin şahsi süzgecinizden geçen haliyle bizlerle etkileşiminize devam etmenizdir. sizinle bir düşmanlığımız yok, olmasını da istemeyiz. yalnızca duyarlılıklarımızı anlama ve belirli bir uyum çabası rica ediyoruz ('görüşlerinizi terk edin, biz ne söylüyorsak ona inanın' anlamında değil elbette). şahsen sizin şu ana kadar bu beklentimizle aşırı çelişen birşey yaptığınızı düşünmüyorum, ama yine de duyarlılığınızı biraz daha arttırmanız bizi sevindirecektir.
Go to Top of Page

Ka


118 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 09/09/2014 :  19:15:46  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Bilgileri ve tartışmaları çok beğendim ama neden devamı yok 2010 dan beri sayın idrince 'den bir ses çıkmadı mı? Tartışma ortada kalmış gibi görünüyor. Paylaşılan çoğu linkin ölmüş bu arada. özellikle içindeki neyse dışına o sızardan hareketle bilgi sunumunu eliştirmenizi çok beğendim.Tebrikler:) Ama benimde bilgi jkitabını okuyanlar ile çok tartıştığım şeyler olmuştu. Bu bilgilerin sunuş şeklinde ise beni en çok rahatsız eden şey Bilgi kaynağının tek bir şahsa ait olması ve onun eleştirilemeyen bir ikon gibi gösterilmesi. Bilgi kitabını okumak istediğimde de bana kitabı sadece güneş öğretmenlerinin verebileceği söylenmişti ve defalarca ısrarla toplantılara katılmam istendi. Bu bana inanılmaz bir cemaat mantığını düşündürdü. Bilgi birilerinin tek elinde ise bunun pozitif bir tarafı olamaz. Bilgi kitabındaki evrenin yaratım şeması gerçekten micheal newton'unkilerle örtüşüyor ama kitaptaki ikinci gezegene yükselme yani Terra Nova dedikleri durum bana cennet vaadi gibi geldi. Hatta bir ara çok az zaman kaldı sende gel gruba diye ısrarları olmuştu sanki gemi batmadan isim yazdırmamız gerekiyor gibi saçma geldi bana. Bu arada bilgi kitabını yasaklanmış(ölü) bir linkin uzantısını kısaltarak buldum ve pdf olarak okudum.
Yani kaynağını sorgulayamadığımızda ve bize hissettirdiği yada vicdanımızda bişeylerin oturmadığı noktada gelen bilgi ne kadar hakikate dair olsada olmuyor yani, sanki bunu ruh seviyesinde seziyoruz.
Umarım burdaki tartışma devam eder. Bu arada sayın idrince ile mekanını ziyaret edip konuşmak isterim eğer hala aktiflerse.
Bu arada Watchmen filminde "dr.manhattan" ın başında Bozadinin çizdiği grafik var söylemeden geçemedim:) En sevdiğim çizgiroman karakteridir.

Edited by - Ka on 09/09/2014 19:16:59
Go to Top of Page

maiterya


277 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 11/09/2014 :  14:59:28  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Cenap Başman ve ekibinin sundığu bu Atlanta Ra öğretisini çok yıllar önce incelemiştim ;güvenilmez buluyorum,kafa karışıklığından başka bir şey değil,oysa yukardada bahsedilen bizim itibar ettiğimiz Ra bilfigilerindeki sadelik açıklık netlik yok,sanki hipnotizör metinler.

Edited by - maiterya on 11/09/2014 15:00:46
Go to Top of Page

sağanak yağmur


15 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 09/03/2016 :  13:14:29  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Maiterya ile ayni düşüncedeyim. 4 KH, el atmaya, kafa karıştırmaya çalışıyor sadece. Sevgili Bozadi ve diğer dostlar, uyanık oluşunuza hayran kaldım. İletişimlerdeki kalite, rencide edilmemesi için gösterilen özen in karşısında, adeta bir otorite edası ile karmaşık yazılar, netlikten uzaklık, sorulara tam ve net cevap vermeme veya verememe durumları. Ve benim hissettiğim en enteresan olanı ise, üst kattan bakarmış havası yaratmak. Yani siz herhangi bir merkezden bir bilgi alamıyorsunuz, sadece gelmiş olanlar üzerinde paylaşımlar yapıyorsunuz ama bizim bir üstadımız var ve o kaynaktan bilgi alan bir zat, biz de bu vesile ili birinci elden bilgiye ulaşanlardanız hikayesi. Tıpkı mevlana kardeşliği savsatası gibi. İkisi birbirine çok benziyor zaten. Sevgiler.
Go to Top of Page

Astre


300 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 03/02/2018 :  16:28:52  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
@bozadi, eski konuları incelerken bu konu ile karşılaştım. Konu hakkında ki güncel görüşlerin nelerdir?
Go to Top of Page

bozadi


8598 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 03/02/2018 :  17:32:02  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Bu konu veya konulardaki fikirlerim genel olarak aynı Astre.

Bu arada Cenap Başman geçen sene Mayıs ayında vefat etmiş anladığım kadarıyla:

http://www.hurriyetvefatilani.net/cenap-basman-vefat-ilani-v_16835
Go to Top of Page
Sayfa: Toplam Sayfa 3 Önceki Konu Mesaj Sonraki Konu  
Önceki Sayfa
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Forum Seç:
Başkalarına Hizmet Forumu © Kasyopya celselerini ve diğer mesajları farklı ortamlara kopyalamadan önce lütfen izin isteyin: baskalarinahizmet@gmail.com Yukarıya git
Snitz Forums 2000

Design by Sizinsayfaniz.com

Bu sayfa 0,14 saniyede oluşturuldu.