Başkalarına Hizmet Forumu
Başkalarına Hizmet Forumu
Ana Sayfa | Bilgilerim | Kayıt Yaptır | Aktif Konular | Forum Üyeleri | Site içi Arama
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni Hatırla
Şifre hatırlatma servisi

  Forum
 Kanal Bilgileri
 Kanal Bilgileri
 Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Önceki Sayfa
Yazar  Mesaj Sonraki Konu
Sayfa: Toplam Sayfa 31

Tgur


1043 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 05/11/2018 :  09:33:59  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle

Yine kanal izahı yaparken önüme çıkan cinsellikle ilgili bölümü atlayamadım ,evvelce çok konuşmuştuk ama yeni okuyan dostlar için faydalı olacağı üzerine ve Freudun söylediği gibi "insanlık cinsiyet ve açlık üzerine yaşamı dizayn etmiştir " indirgenmiş insan modelinin izahı üzerine düşünmemizi sağlamak üzere buraya aldım, tabiiki biz bu indirgenme sebebinin KH gurubunun DNA mız üzerine yaptığı eksiltmelerle olduğunu biliyoruz ,her neyse fazla uzatmadan cinsiyete bağlı ve kemikleşmiş bir yaşam modelinin karşısına bu bilgilerle çıkmanın da hem kendim hem de okuyanlar için nasıl antipatik geldiğini de fark etmekteyim..

Kemikleşmiş dedim, gerçekten sex fenomeni özelliğinde fizyoloji ve anatomi ve zihinsel primitif bağlantı yapılmış bir beden ile açlık ve cinsellikten başka bir şey düşündürmeyen illüzyon bütün yaşantımızı kilitlemiş gibi bunun dışına çıkmak şimdilik terk etmek değil de ancak farkındalık yolu için devreye alınan bir çok zihinsel ataklar yapmamıza bağlı.
O zaman bazı şeyleri dönüştürebilecek algı kabiliyetlerine yönelebileceğiz.
---------------------------------------------------------------------
S:(L) "Ultimate Frontier" adlı kitabı yazan adam o bilgileri kanalladı mı veya anlattığı olaylar gerçekten
meydana geldi mi?
C: Evet ve evet.
S:(L) İddia ettiği gibi Davut'un reenkarnasyonu mu?
C: Öyle tercih ediyorsa.
S:(L) Kadınlar hakkında söyledikleriyle ve ruhların yalnızca tek cinsiyette reenkarne olduğuna dair
açıklamalarıyla beni kaybetti. (J) Hayır, öyle değil ve sanırım cinsiyet değiştirme eşcinsellikle de yakından ilgili. (L) Evet. (TR) Ama bence ruhlar belirli bir cinsiyette bedenlenmeye daha eğilimli.
C: Hayır.
S:(L) Sanırım netice itibariyle dengeleniyor.
C: Herşey sadece ders.
S:(J) İnsanın cinsellik durumunun, örneğin eşcinselliğin, bir yaşamdan diğerine geçerken cinsiyet
değiştirilmesiyle ilgisi var mı?
C: Bazen.
S:(L) Tüm cinsel ifade şekilleri arasında, 4'üncü yoğunluğa daha hızlı olarak ilerleme olasılığı en yüksek olanı hangisi?
C: Cinsellikten tamamen uzak oluş.
S:(D) O zaman benim durumum iyi! [Gülüşme] (V) Neden cinsellikten tamamen uzak olmak, açıklayabilir misiniz?
C: Çünkü o zaman fizikselliğe olan arzularınızdan kurtuluyorsunuz.
S:(TR) Yani seks, insanı iyice 3'üncü yoğunluğa cezbeden bir 3'üncü yoğunluk eylemi. (L) Peki ikinci en olası cinsel ifade hangisi? [Gülüşme] (D) Benim durumum hallolduğuna göre şimdi sizin durumunuzu ele alabiliriz! (J) Önem sırasına göre... [Gülüşme]
C: Bir önemi var mı?
S:(D) Laura için önemli, cevap verin lütfen. (L) Sanırım herkesin cinsellikten tamamen uzak olmayı isteyeceği ve tüm fiziksel şeylerden kurtulacağı bir noktaya ulaşması gerekiyor ama şu noktada elimizdeki seçenekler karşıtcinsellik, eşcinsellik, çiftcinsellik ve çokcinsellik. [Gülüşme] (D) Bu cinsellik şekilleri arasında kendi fiziksel bedenlerimizden zevk alma yeteneği de var. Bizim fizik bedenden zevk alma yeteneğimiz var ama onların yok. Ve bir yerde okuduğuma göre bunu kıskanıyorlarmış. (L) Bu doğru mu, bizim fizikselliğimizi kıskandığınız?
C: Hayır. Hiç!
S:(L) Bir yerde okuduğuma göre yüksek ruhsal seviyelerde olduğunda ruhsal birleşmeyi
deneyimleyebiliyorsun ve bu orgazmdan daha iyi. Bu doğru mu?
C: Herhangi bir orgazm türüne neden ihtiyacınız olsun?
S:(L) Orgazm, fizikselliğin mutlak deneyimlerinden biri gibi görünüyor. (TR) Evet, aynen bu, fiziksellik... (L)Fizikselde, 3'üncü yoğunluk dünyasında varolan herşey bir şekilde daha yüksek boyutlardaki deneyimlerin ve varoluş durumlarının bir yansıması değil mi?
C: Sizin deneyimlediğiniz şekliyle 3'üncü yoğunluk, bu yoğunluk içindeki esaretinizi sürdürmek üzere
beslenen bir ilüzyon.
S:(L) Diğer bir deyişle sonsuza kadar sevişen Vişnu ve Şiva örneğinde olduğu gibi varoluştaki dünyaların devamını sağlayan kozmik bir orgazm falan yok?
C: Zırva! [Gülüşme]
S:(L) Doğu dinlerinde öğretilen birşey bu, hatta bu şekilde yaptıkları heykeller var...
C: İlüzyonu sürdürmeye yönelik bir mantıksallaştırma.
S:(L) Yani orgazm deneyimi bir yem, bizi... (D) Kontrol altında tutmak için... (TR) Ve üçüncü seviyede tutmak için... (L) Bu doğru mu?
C: Evet.
S:(L) Başka bir celsede bu konu hakkında sorduğum başka bir soruya dönelim: orgazm anında enerjimize ne oluyor? Bu enerji nereye gidiyor?
C: 4'üncü seviye KH'ye gidiyor.
S:(TR) Bu Kertenkelelerin bizimle beslenmesinin bir ifadesi mi?
C: Oradaki KH varlıkları bu enerjiyi alıyor.
S:(TR) Yani orgazm, 4'üncü yoğunluğun 3'üncü yoğunluktan beslenmesinin 3'üncü yoğunluktaki bir ifadesi,öyle mi?
C: Yöntemlerinden biri.
S:(D) "Pleiades Öğretileri"nde (Bringers of the Dawn) seksten bahsediliyor ve bunun sevginin bir ifadesi
olduğu, seni gerçekten sevmeyen biriyle seks yapmaman gerektiği söyleniyor.
C: İhtiyaç duyulan tek şey sevgi.
S:(L) Eğer iki birey, birbirlerine duydukları yüksek seviyeli sevgiyi fiziksel bir şekilde ifade etmek isteseler, bu enerjiyi 4'üncü seviye KH varlıklarını beslemeden, pozitif bir şekilde yapmaları mümkün mü?
C: Hayır.
S:(L) Yani ne yaparsan yap, ne düşünürsen düşün, bu enerji oraya gidiyor öyle mi?
C: Seks kuvvetli bir fiziksel arzudur.
S:(V) Büyük geçiş geldiği sırada seks yapan veya herhangi cinsel bir ilişkisi olan kişiler bu yüzden geçişi gerçekleştiremeyecek mi? (L) Sanmam... (V) Bunu öğrenmek istiyorum. Bu doğru mu?
C: Hayır. İncil'inizde "Bin Yıl" olarak bahsedilen şey, geçişin 3'üncü yoğunluk yorumudur.
S:(L) Yani bir anlamda 4'üncü yoğunlukta bin yıl boyunca fiziksel varlıklar olarak yaşayacağız. Geçiş bu süre içinde gerçekleşecek ve bu süre bittiğinde fiziğe olan iştahımızı geride bırakmış olacağız, öyle mi?
C: Yakın. Bazıları 4'üncü yoğunluğa hemen geçecek, bazılarının ise biraz daha "zamana" ihtiyacı olacak.
S:(T) Yani 4'üncü yoğunluğa geçtiğimizde ve hala fizikselken, ihtiyaç duyduğumuz besinleri yine 3'üncü
yoğunluktan mı edineceğiz?
C: Kısmen.
S:(D) Tamamen BH olsak bile mi?
C: Tamamen BH iseniz fiziksel besine ihtiyacınız olmaz.

S:(D) O zaman nasıl enerji alırız... Birbirimizden. Başkalarına hizmet ediyor oluruz. (L) BH böyle çoğalıp büyüyor... KH parçalıyor ve parçalanıyor ve giderek küçülüyor... (J) Uyguladıkları parçalamalar, yasa gereği onlara dönüyor. (D) Kendi enerjimizi başkalarına verirken biz de başkalarının enerjisini alabilecek miyiz?
C: Evet.
-------------------------------------------------------------------------
Lauranın takip ettiği bir kanal sunucusunun kitaplarındaki bölümler hakkında K.lara sorular sorulduğunda genelde "kısmen doğru" cevabı veriyorlar ama sonuçta konuya fazla dalmamasını tavsiye edip aşağıdaki mesajı veriyorlar, cevap çarpıcı ve kişinin kendinden başka hiç bir yardıma ihtiyacı olmadığı vurgulanıyor,
------------------------------------------------------------------------------
S:(L) Kastettiğiniz şeyi pek anlayamadım. Sanırım bu makalenin söylediği şey şu: insanları kaçıran dünyadışı varlıklar bizim evrimimizi sürdürmemize yardım etmek için buradalar ve buna engel olan tek şey ise onları negatif olarak algılamamıza neden olan karanlık ve kirli bilinçdışı zihinlerimiz.
C: Yanlış, evriminizi sürdürmek için "yardıma" ihtiyacınız yok, hiçbir şeyin de yok.
--------------------------------------------------------------------------------
Kanallamanın gurup içinde yetişip gurupça veya bireysel olarak sorular sorup tartışma yoluyla her kese açık bir hal olduğunu anlatan bölüm,
---------------------------------------------------------------------------------------
S:(L) Genel olarak bizimle ilgili vereceğiniz bir bilgi var mı?
C: Dinleyin: şimdi, herkesin dışarıdan ziyade kendi içini araştırarak daha fazla bilgi öğrenebileceği bir
noktadasınız. Bir veya ikiniz bu işte oldukça yetenekli. Bu yolla evrensel gerçeklere doğrudan
erişebilirsiniz. Uygun şekilde yapıldığında bu yöntemde bilgilerin bozulma olasılığı daha düşüktür. Anlıyor
musunuz?
S:(L) Doğrudan bir kanallama yöntemi kullanmaya başlamamızı mı istiyorsunuz? (DM) Aramızdan birini bir ses olarak kullanmamızı mı istiyorsunuz?
C: Hepiniz.
S:(DM) Eşzamanlı olarak mı yani?
C: Nasıl isterseniz.
S:(L) Yani örneğin bir grup olarak toplanıp birlikte meditasyon yapmamızı mı istiyorsunuz?
C: Kendinize sorular sorun ve yanıt alın.
S:(L) Diğer bir deyişle hipnoz yok, sadece oturup tartışalım ve birbirimize sorular sorarak grubun
enerjilerinin etkileşmesini mi sağlayalım?
C: Veya aynı zamanda tek başınıza. Sonra da bir araya gelip öğrendiklerinizi paylaşın. Bu zaten çok yapılıyor.
S:(L) Yani aramızda tartışalım ve kendimize sorular soralım. Artık tablayı kullanmayalım mı?
C: Hayır, tabii ki bunu kastetmiyoruz!!
S:(DM) Anlamıyorum. (SV) Ben anladım; öğrenmemiz gerekenleri kendimiz öğrenmemiz ve doğru yol
üzerinde olduğumuzdan emin olmak için bazı şeyleri kontrol etmemiz gerekiyor.
C: Kanal açın, bir veya ikiniz zaten açık.
S:(L) Gruptaki bir veya iki birey zaten açık mı?
C: Evet.
S:(DM) Kim?
C: Açık.
S:(L) Bunu söylemezler. (F) Tüm yapmanız gereken soruları sormak, yanıtlar gelecektir. Ben bunu hep
yapıyorum, beş-altı yaşımdan beri. (DM) Ben de bunu yapmaya başladım. Daha sorular sorulmadan
yanıtları duymaya başladım. Bu tablada çok oluyor ama benim söylediğim şey ise yanıtın kendi başına
kanallama yapmak olduğu. (L) Bozucu etkiler için birşeyler yapmamız gerekmiyor mu?
C: Grup içinde değil.
S:(L) Yani bu noktada bireysel ve grup olarak yeterince konsantre olduk mu?
C: Evet. Bu süreçte belirli bir ölçüde yardım edeceğiz.
S:(L) Grup büyüdükçe gruba katılan kişilere de aynı şekilde yardım edilecek, doğru mu?
C: Belirli bir ölçüde.
S:(DM) Katılacak kişileri tek tek kontrol etmek için epeyce düşünmek zorunda kalacağız...
C: Hayır.
S:(L) Sanırım bizim durumumuzu kavrayanlar ya kalmaya, ya da gitmeye karar verecekler...
C: Evet.
S:(L) Daha önceki katılımcılardan artık gelmeyen iki kişi hakkında bir soru sormak istiyorum... Violette'nin
artık gelmeyebileceği yönünde güçlü bir hissim var...
C: Açık.
S:(L) Scarlett'in Kertiş kontrolünden kurtulma olasılığı olduğunu sanmıyorum, doğru mu?
C: Açık.
---------------------------------------------------------------------------
K. açılan kanalın uyumlanması ve DNA eksiltmeleri ile ilgili,
------------------------------------------------------------------------------
S:(L) Oradaki insanların hepsi açık fikirlilik konusunda sorunlu. Metafizik insanlarıyla neredeyse hiç anlaşamıyoruz çünkü genellikle kapalı tutucu oluyorlar. (F) "New Age"cilerden daha dengeli
görünüyorlardı. (J) Grubun burada olduğu birkaç hafta önceki celsede neden o kadar interferans vardı ve
bugün neden yoktu?
C: Kanal uyumlanıyor.
S:(T) Ayrıca daha büyük bir insan kitlesiyle celse yapma konusunda iyi bir pratik oldu.
C: Artan açıklığı fark ettiniz mi?
S:(L) Evet, farkettik. Bunun nedeni neydi?
C: Uyumlanma interferansı azaltıyor.
S:(T) G--- ve diğerleri buradayken, ilk defa o kadar çok insanla celse yapmıştık ve herkes kanala enerji
aktarıyordu ve böylece kanal genişledi. (J) Doğru tutuma sahip ne kadar çok insan gelirse o kadar çok
uyumlanacak.
C: Hayır, olayların doğal akışıyla ilgili.
S:(L) Sanırım bugün insanlara neler olduğunu gayet net bir şekilde açıkladık, ölçütleri koyduk, ve insanlara
ne tür soruları kabul edebileceğimizi ifade ettik ve böylece bir koruma sağlamış olduk, doğru mu?
C: Evet.
S:(L) A---, insanların esas olarak kaç kromozoma sahip olduğunu sormamızı istedi.
C: 135 çift.
S:(T) Şimdi 23 çiftimiz var. Epeyce kromozom kaybetmişiz demek. (L) Çok! (T) Kaybettiklerimizi geri alacak mıyız?
C: Bekleyin ve görün.
--------------------------------------------------------------------
Bilgiyle hele ruhsal bilgilerle gelişmekte olan kişiler çeşitli saldırıların içinde olabilir ,bu saldırı tipleri kişiye göre değişebilir ,mesela bilgiye ulaşmak için yapılan çabalar baltalanabilir, basitçe ,ilgilendiğiniz bilgilere ulaşmaya yöneldiğinizde bir çok engel çıkar elektrik kesilir,PC bozulur ,en yakınınızdaki gel dışarı çıkıp hava alalım der ,v.s. zihninizde mevcut korkulara ilaveler olur yani daha fazla korkarsınız ,vaz geçmeye yönelirsiniz "sana bu kadar bilgi yeter bırak bu uğraşıyı "denir ,bunların hepsi birer saldırı olarak nitelendirilebilinir işte bu tip durumlardan korunmak için yapılacak olan tekrar bilgiye sarılmak ve bundan vaz geçmemektir ,zira bilgi en iyi kalkandır,
Bu vurgulanıyor,
----------------------------------------------------------------------
S: (L) Geçen gece Frank olmadan çalışma yapıyorduk. Frank'in devletle ilgili bir tehlike altında olduğuna
işaret eden bilgiler aldık. Bu doğru mu veya doğru muydu?
C: Kısmen.
S: (L) Bu tehlikenin kaynağı nedir?
C: Kaynak mı?
S: (L) Yani IRS mi, FBI mı, CIA mi, veya ne?
C: Başlangıcı bu şekilde değil.
S: (L) Fiziksel bir tehlike mi, yoksa taciz edilme tehlikesi mi?
C: Kendini yok etmeye yönelik zihinsel saldırı.
S: (L) Bu tür saldırılara karşı korunmak için yapılabilecek herhangi birşey var mı?
C: Evet.
S: (L) Korunmak için ne yapılabilir?
C: Düzenli bilgi girişi.
S: (L) Ne tür bilgiler? Kanal bilgileri, kitaplar, videolar... ne?
C: Hepsi ve diğer.
S: (L) Belirli bir diğer tür mü?
C: Bilgi paylaşımı. Şimdi, uyarı!!! Diğerleri de yakında aynı tür saldırılarda büyük bir artış deneyimleyecek.İkiniz geçmişte benzer nedenlerden bu tür deneyimler yaşadınız, ama şimdi hep birlikte çalışıyor olmanız sizi farklı bir kategoriye koyuyor!! Unutmayın, tüm kanallar ve benzer yapıdaki kişiler tanımlanır, izlenir ve "ilgilenilir".
---------------------------------------------------------------
"Kendi kanalına ulaş" ,bu K. cevabı gerekirse herkesin kendi kanalı olabileceği gerçeğini belirtiyor ,kişi bunun farkına varabilir veya varamaz,farkına vardığı takdirde nasıl hareket edeceği konusunda epeyi bilgi yükledik yüklendik,
Bir başka cepheden olaya bakarsak bu kanal işi içgüdü diye adlandırdığımızla da bağdaşabilir,her insan evrene doğru bilgi genişliğine erişmişse yani bulunduğu kabın dışına çıkabilecek bilince erişmişse soru sorabilir ve cevaplarını alabilir,önemli olan bu aldığı cevapları akıl ve öz süzgeçlerindn geçirebilmelidir yalnız bu konuda akıl sadece bu dünyaya bakan özellikte ise yani dünyasal mantıkla kilitli ise aldığı cevap egosal çamura bulaşabilir ,bunu da göz önünde bulundurmak lazım,
------------------------------------------------------------------
S: ... (L) 7'nci seviyeyi matematiksel bir sembol olarak ifade etmek için ne kullanabiliriz?
C: Bunu deneyin: [yan yatmış sekiz rakamı çiziliyor]
S: (L) Big beng veya kitlesel dağılımı temsil eden matematiksel işlem ne olurdu? Artı, eksi, çarpı veya bölü?
C: Hayır.
S: (L) Hiçbiri mi?
C: Yakın.
S: (L) Hangi matematik işlemi bunu temsil ederdi?
C: Henüz keşfetmediniz.
S: (L) Big Beng noktasında ne tür bir matematiksel işlem gerçekleşiyor?
C: Sürekli bir döngü.
S: (L) Yedinci yoğunluktan sonra döngü yediden altıya mı devam ediyor, yoksa yediden bire mi?
C: İkisi de değil.
S: (L) Yedinciden aynı anda tüm yoğunluklara mı?
C: Yakın.
S: (L) Bu matematiksel olarak ifade edilebilir mi?
C: Belki. Kendi kanalına eriş.
S: (L) Kendi kanalım nedir?
C: Biliyorsun.
S: (L) Kanalımın siz olduğunuzu sanıyordum.
C: Biz grup kanalıyız.
S: (L) Kendi kanalıma nasıl erişebilirim?
C: Bunu pek çok kez yaptın.
S: (L) Roger Santilli'yi konuk ettiğimiz gecenin sabahı yaptığım şey bu muydu?
C: Evet.
S: (L) Çekimin zaman olduğunu söylediğimde haklı mıyım?
C: Yakın.
S: (L) Yani üçüncü yoğunluk bilinç ilüzyonu sınırlandırmasının meydana getirdiği zaman algısı.
C: Daha yakın.
S: (L) Bu matematiksel olarak ifade edilebilir mi?
C: Bunu yap!
S: (L) F--- bana bu konuda yardım et! (F) Yardım edemem. Ormana öyle bir girdin ki, seni nasıl
bulabileceğimi bilmiyorum. Bunu yapabileceğini söylediler. Bu senin alanın. Bunu yapmanı söylediler. Ne istiyorsun, bir kestirme mi? (L) Formülü istiyorum! (SV) Peki ya keşif heyecanı? (L) Peki ya yenilginin ızdırabı? (SV) Yenilginin ızdırabı... (L) Tüm gün alışveriş yaptıktan sonra hissettiğin şey! [Gülüşme] (L) Bu formülü yapmayı çok istiyorum ama yapabileceğimi sanmıyorum! (F) Elbette yapabilirsin! (SV) Soruyu düşünebiliyorsan cevaba erişebilirsin.
----------------------------------------------------------------
Sık sık değindiğimiz kanala etki edebilecek faktörleri yineleyen ve üzerinde çokca durduğumuz katılımcıların ön yargılarının sağlam zannedilen bu kanala bile olumsuz etkileyebileceğini belirten bir bölüm,
----------------------------------------------------------------
S: (L) JR beni konuklara "şov yapmakla" suçladığında kendimi çok garip hissettim ve sonra kanal da aynı
tutumu gösterdi. Neler oluyor burada?
C: Eğer üçüncü seviye kanal katılımcılarından herhangi biri veya birileri güçlü bir önyargı gösterirse, bu
durum mesaj alınırken mesajda değişiklikler meydana gelmesine neden olabilir.
S: (L) Kanalın gösterdiğini sandığım tutum JR'nin hisleri olmalı. Fakat onun fark etmediği şey de şu ki,
hepimizin konuklara iyi bir görüntü sunmamız ve yaptığımız şeyin bilinçli ve profesyonel bir şekilde
yapıldığını görmeleri hepimiz için önemli birşey. Times gazetesinde haber dizisi olmayı isteyen ben
değildim ama yapmam gerekenleri yaptım ve bu iş için çok uzun bir süredir çalışıyorum. Başka kimse
katılma isteği göstermek istemezken, F--- ve ben neredeyse dört yıldır kendimizi bu işe adıyoruz ve yolu
açmaya çabalıyoruz. Üstelik bunun öncesinde yaklaşık 20 yıl boyunca büyük bir arayış içinde geçirdiğim
süreyi hesaba katmıyorum. Bir sabah kalkıp "Sanırım bugün Kasyopyalıları kanallayacağız; bunun
hakkında haber yapması için gidip bir Times muhabiri bulalım." diye gelişmedi bu süreç. O soruları
hazırlamak için de bir sürü vakit harcadım ve önyargı etkisindeki kanal, geçmişte sorduğumuz pek çok
soruya benzer nitelikteki soruları bile yanıtlamak istemedi -- yani bu önyargı özellikle beni hedef aldı gibi
görünüyor.
C: Evet.
S: (L) Peki eğer insanlar bu kadar kolay bir şekilde önyargıya ve duygusal düşünmeye takılıp kalıyorsa, bu da bir psişik saldırı sayılmaz mı?
C: Psişik saldırıların sonucu. Geçici nitelikte olabilecek durumlara dayalı olarak acele hamleler yapmamaya
dikkat et.
S: (L) Hepimizin saldırı altında olduğunu hissediyorum...
C: Saldırının kaynağı TR ve JR değil.
S: (L) Tüm celse mahvolmuş görünüyor. Gökteki ışıklarla ilgili yanıt bariz şekilde yanlış görünüyor. Kanalın uyumlandığını ve bozulamayacağını söylemiştiniz ama bariz yanlış yanıtlar verildi. Saldırının TR ve JR ve yaşadıkları duygusal karmaşa "üzerinden" yapıldığını söylüyorsunuz sanırım, doğru mu?
C: Evet.

S: (L) Ve gökteki ışıklarla ilgili yanıt da... Mars şu anda Jüpiter'den 120 derece uzaklıkta... Tom ve Cherie'ye verilen yanıtlar, bahsettiğiniz bu "önyargının" tesiri altındaydı belki de... Tom ve Cherie üzgündüler, ve ben de üzüldüm... Tüm olay çok üzücüydü! Yardıma ihtiyacım var!
C: Sabır faydalı olur!
S: (L) Şu anda F--- ve benim, bozulma meydana getiren herhangi güçlü bir önyargımız var mı?
C: Hayır.
S: (L) Peki Tom ve Cherie'nin makalesi?
C: 20-30 ay.
S: (L) Times'ın devredilmesi?
C: Nihayetinde olacak.
S: (L) Çok yakında mı?
C: "Çok yakın"ı tanımla.
S: (L) Oniki ay içinde?
C: Muhtemel değil, ama o da bir olasılık.
S: (L) TR ve JR üzerindeki saldırının kaynağı nedir? Eğer duygusal olarak saldırı altındalarsa, onların varlığında bu soruya kesin bir yanıt alabileceğimizi sanmıyorum...
C: Kertenkeleler.
S: (L) Tom'un dedesinin saati hakkındaki bilgiler?
C: Açık. Eğer ilgileniyorsa yeni bir celse öneriyoruz.
S: (L) O celseyle ilgili herşey ağzımda kötü bir tat bıraktı. V--- kısa süre içinde tekrar gruba katılmak istiyor.Bunda bir sorun var mı?
C: Size bağlı.
S: (L) V---'nin, bilgileri sınırlandırabilecek pek çok "önyargısı" var. Bu doğru mu?
C: Belki.
S: (L) Biliyorsunuz ki Frank ve benim bu kadar uzun süredir, büyük uğraşlar vererek elde ettiğimiz şeyi
korumaya çalışıyorum...
C: Elbette.
S: (L) Ve bilgilerin sağlamlığını ve saygınlığını korumaya çalışıyorum. Bir gazete muhabirini buraya davet
ediyoruz ve biri gelip tüm celseyi tavır ve önyargılarıyla mahvedebiliyor, kaynağı ne olursa olsun.
Anlatmak istediğimi anlayabiliyor musunuz?
C: Evet. Tom ve Cherie'nin daha küçük bir celseye katılmasını öneriyoruz.
S: (L) Peki ben ne yapacağım?
C: İçgüdülerini takip et. Ama sabırlı olmanı çok büyük bir önemle tavsiye ediyoruz, yoksa saldırı başarılı
olur!!!!!
S: (L) Yani tüm bunlar grubu parçalamak için çok incelikli ve örgütlü bir çaba mı?
C: Evet.
S: (L) Saldırı sendromu olmasa bile, hepimizin çok güçlü kişilikleri var ve burada sürekli kontrol konusu da
gündeme geliyor.
C: Saldırının parçası!
S: (L) Bu saldırı daha ne kadar devam edecek?
C: Açık. Öğrenme döngüsünün uzunluğuna göre değişir.
S: (L) Celseleri geçici olarak askıya alsak daha mı iyi olur?
C: Size bağlı.
S: (L) Yoksa celseleri askıya almazsak saldırı daha mı çabuk sona erer?
C: Belki.
S: (L) Eğer celseleri askıya alırsak, saldırının sona ermesine faydası olur mu?
C: Daha az olası.
S: (L) Tamam, ipucu bu. Celselere devam edeceğiz.
C: Evet. İyi geceler.
--------------------------------------------------------------
Sonra devam etmek üzere..

Go to Top of Page

Tgur


1043 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 10/11/2018 :  09:40:30  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Frankın ouja tablası haricinde medyumik kanal olarak kullanılan celseler de değişik lezzette oluyor cevaplar daha değişik ve geniş ancak onun da başka tehlikeleri zorlukları olduğunu da hatırlayınız tahmin ederim kişisel karışma veya müdahele edilebilen durumlara açık,

Bu bölümde ilginç kısımlar var,
--------------------------------------------------------------------
S: (L) Peki, başka bir konuya geçelim; ön-kodlanmış bilgi sinyalleri nasıl gönderiliyor?
C: Sorunu açıklar mısın?
S: (L) Bu son konudan önce ses dalgası odaklamasıyla mesajların gönderilebildiğinden bahsediyorduk.
C: Hayır, ses dalgası odaklaması, hisler, duygular vb'ni değiştirmek amacıyla beden ve beyin kimyasının
değiştirilmesi için tasarlanır ve bu, zihinsel düşünce kalıplarının değiştirilmesine neden olabilir. Fakat
mesajlar yüksek frekanslı ses dalgalarıyla gönderilmez.
S: (L) Nasıl gönderilirler?
C: Mesajlar, Serbest Biçimsel Görüntüleme denen bir yöntemle gönderilir.
S: (L) Bu ne anlama geliyor?
C: Düşünce transferi anlamına geliyor.
S: (L) Peki bu nasıl yapılıyor? Hangi sıklıkla yapılıyor?
C: Yanlış kavram. Bu konuda "sıklık" gibi bir faktör yok. Yine ne yazık ki anlamadığınız bir yöntem söz
konusu. Fakat, tüm sorulara yanıt aradığınız için, bunu açıklamanın tek olası yolu şunu söylemek: bir
boyutta oluşturulan bir düşünce diğer bir boyuta, yani sizin boyutunuza gönderiliyor.
S: (L) Tamam. Belirli bir hedefe gönderilebiliyor mu?
C: Kesinlikle.
S: (L) Diğer boyuttaki varlıkların ruhlarımızı kaçırma veya bedenimizden zorla çıkarma yeteneğine sahip olduğunu söylüyorsunuz, peki ölüm sürecinde bedenden ayrılarak beşinci yoğunluğa giden ruh özümüzü manipüle etme yeteneğine de sahipler mi?
C: Hayır.
S: (L) Bu yeteneğe sahip değiler mi?
C: Hayır, fiziksel bedeninizin fonksiyonunun sona ermesi ve beşinci yoğunluğa girme süreci tek, yalnızca tek bir bir yolla gerçekleştirilir: özel olarak üçüncü yoğunluk ile beşinci yoğunluk arasında transfer amacıyla açılan bir kanaldan geçerek. Sizin terminolojizde gümüş kordon olarak tanımlanan şey, bu geçiş kanalına ihtiyaç duyulduğunda açılan kapalı bir hat gibidir. Bu oldukça kaba bir benzetmedir, fakat bunu tanımlamanın tek yoludur. Yani fiziksel beden sona erdiğinde, bu hat açılmakta ve ruhun doğal bir şekilde geçtiği bir kanal oluşturmaktadır. Fakat bu kanalın özelliklerinden biri şudur ki, hiçbir yoğunluk seviyesinden hiçbir güç bu kanalı kesinlikle delemez. Dolayısıyla, üçüncü yoğunluktan beşinci yoğunluğa transfer sürecindeki ruhlara hiçbir şekilde müdahale edilemez. Fiziksel bedendeki ruh uzantısının beşinci yoğunlukla her zaman bir bağlantısının olduğunun ve bunun "gümüş kordon" denen şey aracılığıyla olduğunun da belirtilmesi gerekir. Bu bağlantı, üçüncü yoğunluk ruhların beşinci yoğunluğa geçiş kanalı olarak her zaman mevcuttur. İhtiyaç duyulduğunda anında açılabilir. Açıldığında bir geçiş kanalı haline gelir. Ruh bu kanaldan geçer. Ve hiçbirşeyin müdahalesine maruz değildir. Bu bilinçli bir tasarım değildir;ikinci yoğunluk seviyesindeki, kendi bilinçli düşünce süreçleriyle kendilerini koruma yeteneğine sahip olmayan yaratıkların koruma mekanizmaları olarak tanımlanabilecek şeye benzer doğal bir süreçtir.
Örneğin kaplumbağa, onu koruyan bir kabuk içindedir. Kabuk kamplumbağayı doğa koşullarına karşı
korur. Gümüş kordon aracılığıyla beşinci yoğunlukla olan bağlantı buna benzetilebilir. Gümüş kordonun
açılmasıyla oluşan kanaldan geçen ruha müdahale edilemez. Anlıyor musunuz?
S: (L) Evet, fakat neden bu kadar çok sayıda ruh bedenlerini terk ederken bu kanaldan geçmek yerine
dünyada kalıyorlar ve diğer bedenlere ilişiyorlar? Bunun nedeni nedir?
C: Bu karmaşık bir soru, fakat en iyi yanıt, bunun üçüncü yoğunluk düzleminden ayrılmak istemeyen ruhların seçimiyle ilgili olduğudur. Bunu yapmanın tek olası yolu, fonksiyonu sona ermiş olan bedenden ayrılmış olmak, fakat halen üçüncü yoğunluk düzlemi içinde olmaktır, ki bu doğal değildir fakat yine de
olabilmektedir. Sizin kaynaklarınızda hakkında çeşitli yanlış tanımlamalar bulunan bu tür durumlarda,
gümüş kordon hala ruha ilişiktir fakat kanaldan ziyade bir kordon olarak durmaktadır. Ruh hala gümüş
kordona bağlıdır fakat işlevi biten bedenden ayrılmıştır. Bunun sonucu, bir üçüncü yoğunluk beden birimi içinde olmaksızın üçüncü yoğunluk ortamının bilinçli bir şekilde farkında olmaya çok benzer bir
durumdur. Anlıyor musunuz?
S: (L) Evet. Peki...
C: Ve ayrıca şunun da farkında olun ki, ruh fiziksel beden sınırlandırmalarından bir kez ayrıldığında, hala üçüncü yoğunluk düzleminde olsa bile zaman geçişi ilüzyonu ortadan kalkar. Dolayısıyla o ruh, herhangi bir zaman geçişi algılamaz. Bunu belirtmemizin tek amacı, bunun ne gibi anlamlara gelebileceği üzerinde düşünmenizdir.
------------------------------------------------------------
Yine kanalın çeşitli nedenlerle ısınması ,KH a yönelmesi veya tatminkar olup olmaması sebepleri üzerine adeta analizsel bir bölüm,
---------------------------------------------------------------
S: (L) Tamam, SV ve ben tüm geçmiş ceslelerimiz üzerinde bir araştırma yaptık ve diğer insanlar celselere düzenli olarak gelmeye başladıktan sonra bu kaynaktan alınan "size bağlı, açık, belki, yakın" ve buna benzer yanıtların sayısının arttığını, hatta ikiye katlandığını gördük. Daha önceden verilen türde bilgilerin seviyesinde ve türünde büyük bir azalma gerçekleştiğini gördük. Bunun nedeniyle ilgili birşey söyleyebilir misiniz?
C: Buna verebileceğimiz en iyi yanıt şu: herhangi bir olağan kanallamama celsesine katılan bireylerin sayısı arttıkça, elbette zihinsel enerjiler ve düşünce dalgaları da daha fazla çatışan yapıda oluyor ve tabii ki gözlemciler için gereksiz olan çatışmalardan sakınmak için yanıtların da dikkatli bir şekilde verilmesi
gerekiyor. Dolayısıyla bazı doğru yanıtların yanıtı alanlar için ağır sıkıntıya neden olabileceği hissedildiğinde veya bilindiğinde, bazı soruların yanıtsız bırakılması daha iyidir. Bu nedenle, bazen
soruların ya geçilmesi gerekir ya da her bir bireyin ilgili sorulara kendilerine en uygun gördükleri yanıtları vermesi gerekir.
S: (L) Yani buna göre bilgi almaya en elverişli durumu oluşturmak için mevcut bireylerin sayısını azlatmak ve böylece çatışan düşünce kalıbı miktarını sınırlandırmak gerekiyor.
C: Olası bakış açılarından biri.
S: (L) Bilgi almak mutlak bir açıklık durumu mu gerektiriyor?
C: Hayır, gerektirmiyor ama kesintisiz bir akışla mutlak bilgi almak için öyle bir durum gerekir. Fakat bu tür durumlar üçüncü yoğunlukta çok nadirdir.
S: (L) Bana öyle göründü ki, bilgi aldığımız yaklaşık ilk altı ayda bilgiler ve yanıtlar çok daha açıktı. Öyle görünüyor ki, soru sorduğumda soruyorum çünkü cevabın şekli ile ilgili bir beklenti içinde olmaksızın verilecek yanıtı gerçekten duymak istiyorum. Bu hayatımda yaptığım çok sayıdaki çalışmalardan şunu anlıyorum ki, yanıtları anlayabilecek durumda değildim ve susup dinlemeye hazırdım. Diğer insanlar soru sorduğunda, görünüşe göre çoğu zaman sadece kendi zihinlerinde zaten oluşturmuş oldukları yanıtları doğrulamak için soruyorlar.
C: Bu senin bakış açınla doğru bir algı, fakat tanımladığın bu önyargı, çeşitli soru ve yanıt fırsatlarında
üçüncü yoğunluktaki tüm herkesin o ya da bu seviyede suçlanabileceği birşey. Eğer yanıtları daha
derinlemesine incelersen, daha az insanın mevcut olduğu celselerde bile bilgi dağıtımına yönelik açıkık
veya istekliliğin derecelerinin değişkenlik gösterdiğini görürsün.
S: (L) Doğru. Önyargıların miktarını sürekli azaltmaya, bilgiyi duymaya istekliliği arttırmaya ve yanıtın ne olacağı ile ilgili önyargılı kavramları bırakmaya çalışacağım. İlk aşamalarda elbette gelen yanıt türlerini ve ölçütleri test ediyor ve inceliyordum ve sanırım ilginç bir şekilde, uyguladığım az ya da çok katı test etme sürecine rağmen, daha çok kişinin olduğu sonraki celselerle karşılaştırıldığında ilk celselerde daha iyi ve daha tam yanıtlar verildi.
C: Mümkün.
S: (L) Bunun sebebi ne olabilir?
C: Bunu önceki yanıtta tanımladık. Katılımcıların sayısı arttıkça, açıktır ki önyargı fırsatları da artmaktadır.
----------------------------------------------------------------
Maruz kaldığımız bilgilenme yolunda giderken önümüze çıkan bloklar ve onları aşmanın yolları ile ilgili,
--------------------------------------------------------------------
S: (L) Herşeye para gerekiyor!
C: İşte yine önyargı giriyor. Bu alanda öğrenmen, düşünmen, derin gözlem yapman için pek çok düşünce
besini verdik.
S: (L) İnsan endişeli olduğunda bunu yapmak çok zor.
C: Bu ilginç. Bir sonraki yemek öğünü konusunda endişeli olduğunda meditasyon yapamıyor veya
düşünemiyorsun. O halde tahmin ediyorum ki, üçüncü yoğunluktaki hiç kimse bir sonraki yemekte ne
yiyeceği konusunda endişelenirken düşünenemiş veya meditasyon yapamamış. Hmmmmmm.

S: (L) Sorun şu ki, sürekli endişe durumu, her gün başka bir kriz yaşamak insanı sonunda yıpratıyor ve insan artık başka herhangi bir konu üzerinde odaklanamıyor.
C: Belki kişi diğer konular üzerinde odaklanarak krizleri çözebilir. Görüyor musun, akışı sınırlandırdığın
zaman, kanalı sınırlandırıyorsun. Ve kanalı sınırlandırdığında, olasılıkların önünü kapatıyorsun. Ve orada olanı görmek çok zor, hatta imkansız hale geliyor. Bu yüzden tüm ritüelleri bırakmanız gerektiği
konusunda uyardık. Çünkü ritüel akışı sınırlandırıyor, dolayısıyla da olasılıkları sınırlandırıyor. Senin
tanımladığın şey de, sizin deyişinizle ekonomik sıkıntı ve büyük ölçekli finansal baskılar ve bunlar sizi
sınırlandırıyor. Fakat aslında sınırlandırıcı olan bu durum üzerinde yoğunlaşmandır, durumun kendisi
değil. Ve şunun farkına varıyoruz ki, ilgi enerjini odaklamakta ve kanalın akışını açmakta zorlanıyorsun.
Fakat bu kesinlikle imkansız değildir. Özellikle senin kadar güçlü bir insan için. Önemli olan neyi
seçtiğindir, ne yapmak ZORUNDA olduğun değil. Önemli olan ne yapmayı SEÇTİĞİN.
S: (L) Yani bu durumun bir saldırının sonucu değil, kendi sınırlandırmamın bir sonucu olduğunu mu
söylüyorsunuz?
C: Hayır, durum herhangi birşeyin ve herhangi sayıda şeyin bir sonucu olabilir. Fakat çözüm aramak üzere kanalları açmak yerine sorun üzerinde odaklanman, çözüm iradesini engelleyebilir. Ekonomik durumunun tek sorumlusunun sadece kendin olduğunu söylemedik, sadece sorunun çözümünün engellenmesinin parçalarından biri olabileceğini söyledik, hepsi bu.
-------------------------------------------------------------
Vedalarla ve mantra ile ilgili
------------------------------------------------------------------

S: (L) İlk sorum şu: Veda'ların kaynağı nedir? Hindu felsefe sisteminin?
C: Birden fazla kaynak.
S: (L) Genel kaynak nedir, pozitif mi, yoksa...
C: Çok belirsiz bir soru.
S: (L) Yüzyıllar boyunca bunları bir araya getiren bir grubun ürünü mü, kanallanmış bilgi mi, veya...
C: Meditasyon yoluyla ortaya kondular.
S: (L) Bu bilgileri ortaya koyan insanlar hangi ırktandı?
C: Kafkas. [ç.n.: "Kafkas" terimi, genel anlamda "Beyaz ırk" veya belki özel olarak "Ari ırkı" anlamında
kullanılıyor olabilir. Ari'lerin Kafkaslarda ortaya çıkıp yayıldığı görüşüne dayalı olarak.]
S: (L) Veda'lar hangi zaman diliminde alındı?
C: Çeşitli bilgi parçacıkları daha sonra bu şekilde etiketlenen paketler halinde düzenlendi.
S: (L) Meditasyonla ulaşılan bu bilgilerin kaynağı neydi?
C: Bilinçaltı zihin.
S: (L) Veda bilgilerinin herhangi bir kısmı insanlara dünyadışı varlıklar tarafından mı verildi?
C: Sizin tanımlayacağınız şekliyle hayır.
S: (L) Bu bilgiler hangi tür varlıklardan veya hangi yoğunluk seviyesinden geldi?
C: Üçüncü.
S: (L) Bunun hakkında genel olarak söyleyebileceğiniz başka birşey var mı?
C: Sorarsanız.
S: (L) Veda'larda verilen bilgilerin doğruluk yüzdesi nedir? Genel?
C: Hangi seviyede doğru?
S: (L) Üçüncü yoğunluk.
C: Hangi ölçekte veya hangi biçimle doğru?
S: (L) Genel anlamda, kişinin yaşadığı ve evreni algıladığı biçim anlamında.
C: Bu yanıtlaması son derece zor bir soru, çünkü evreni algılama ve kişinin hayatını yaşaması gibi şeyleri belirlemede doğruluk tamamen yoruma açıktır. Herhangi biri verilen bilgiye uygunluk gösteren bir paralel evrene referansta bulunarak doğruluğa karar verebilir. Ve daha önce belirttiğimiz gibi, düşünce enerjisiyle paralel evrenler yaratmak mümkündür ve doğal bir şekilde yaratıldığında, bu paralel evrenler onlara verilmiş anlamla uygunluk gösterir.
S: (L) Mantra'ların kullanımından elde edilebilecek herhangi bir fayda var mı?
C: Özellikle zihin bu faydanın olduğunu söylediğinde. Hatırlayın, gerçekliği ve fizikselliği değiştirmek için gerekli gücün çoğu zihnin inanç merkezinde bulunur. Bu, fizikselliğin artık bir hapishane değil, istediğiniz gibi değiştirebildiğiniz için eviniz gibi olduğu 4'üncü yoğunluk gerçekliğine ulaştığınızda daha yakından anlayacağınız birşeydir. Mevcut durumunuzda, gerçekliğin sonlu olduğuna dair bir inançsal yanlış yorumlamanız var ve sonlu fiziksel varoluşla ilgili çektiğiniz sıkıntı da bundan temelleniyor. Bu kavramı hala tam olarak kavrayamamış olman bizi şaşırttı.
S: (L) Bu kavramı iyi bir şekilde kavradığımı düşünüyorum, ama diğerlerinin kavraması için bazı yanıtlar almak üzere sorular soruyorum.
C: Bu tam olarak dürüstçe bir ifade sayılmaz.
S: (L) Yeterince yakın. Mantra'ların söylenmesinin ruh çıkarma veya egzorsizm etkisi yaratabileceği doğru mu?
C: Eğer öyle isterseniz.
--------------------------------------------------------
Cennet hakkında,
------------------------------------------------------------
S: (RC) Düşen melekler hakkındaydı. Lusifer???? (L) Kasyopyalıların Lusifer'in kim olduğuyla ilgili
söylediklerini okudun mu? (RC) Düşen meleklerden biri mi? Işık meleği? Üzerinde duracak çok şey var....
C: Bazı şeyleri cevaplayabilmemiz için, başka şeyleri sormanız gerekiyor.
S: (L) Cennette melekler arasında başka bir savaş mı olacak?
C: Varsayımlarınızla ilgilenmek eğlenceli.
S: (L) Meleklerin olduğunu ve savaştıklarını varsayıyorsun. (RC) Mecazi bir anlamda.
C: Ve bir "cennet" olduğunu varsayıyorsun.
S: (RC) Evet. Cennet diye birşeyin olmadığını mı söylüyorsunuz? Buna inanmıyorum. (L) 5. yoğunluk var. (RC)Anlamsal bir tartışmaya giriyoruz.

C: "Cennet" daha ziyade bir kavram. ...

-----------------------------------------------------------------------------------
Baş yaratıcı meselesi ,
---------------------------------------------------------------------
S: (L) Köken nedir?
C: Sizi kim veya ne yaptı?
S: (RC) Yaratıcı. (L) Baş Yaratıcı.
C: Nasıl? Ve Baş Yaratıcı kim?
S: (L) Sanırım herşey.
C: "Baş Yaratıcı" sizsiniz.
S: (L) Evet, olduğumuzu biliyoruz... (RC) Yaratıcıyız, ama Baş Yaratıcı değiliz...
C: Baş Yaratıcı sizin İÇİNİZDE ortaya çıkıyor.
S: (L) Pekala, kökende Baş Yaratıcı var.
C: Ama... İkincisi kimdi?
S: (RC) Tanrı'nın Oğulları mı? Elohim mi?
C: Onlar kim? Hatırlayın, çeşitli efsaneleriniz "bir örtüden gördüğünüz" şeyler.
S: (L) Tamam, ikincil yaratıcılar bizimle doğrudan etkileşenler mi?
C: Evet.
S: (L) Bilgiyi keşfetme güdüsünün kaynağı bu mu?
C: Temel olarak, ama adım adım gidelim.
S: (RC) Peki, Keltlere dönecek olursak, Pleyadesliler Keltleri buraya getiren ikincil yaratıcılar mıydı?
C: Söylediğimiz şeyi tekrar incele!
S: (L) Oryonlar dediler. İkincil yaratıcılarımız Oryonlar mı? (RC) Onları getirenlerin Pleyadesliler olduklarını okumuştum. Ve İbraniler de aslında Siryus'tan getirilen Huvidlerdi.

C: Şimdi sizin için bir şok edici geliyor... bir gün, 4'üncü yoğunlukta, yeterli bilgiye sahip olduğunuzda, 3.yoğunluk evrenini tohumlama geleneğini ve görevini sürdürmek soyunuzun bir misyonu olacak!!!
--------------------------------------------------------------
Hitler ve ari ırk meselesi ve sami ırkının yani yahudilerin yok edilme isteğinin nedenlerinden birine daha rastlıyoruz ,Yahudilerin Atlantiste yapıp ettikleri olumsuz hareketlerinin yani karmanın temizlenme istekleriyle uyuşan durumları yanında Sami türünün genetik özelliklerinin KH nın dünyada nefalimleri de kabul edecek bir üstün ırk yaratma işine mani olacakları ortaya çıkıyor,

Ve buna bağlı olarak genetik özelliğin ruhun tekamülünde etken olduğunu anlıyoruz ,ayrıca kanalden gelen bilgilerin bazılarının nasıl bozulabileceği hakkında ,

Biraz karışık olsa bile dikkatlice durup üzerinde düşününce bazı gerçeklere daha kavuşuyoruz..
-----------------------------------------------------------------
S: (L) Geçen celsedeki sorum hakkında düşünüyordum ve şu şekilde sormak istiyorum: Hitler'in bir "Üstün Irk" yaratma konusunda üst yoğunluk varlıklarından talimatlar aldığını söylediniz. Bu Germen "üstün ırkının" yaratılması için Ari genetik tipleri neden uygun görüldü?
C: Hem benzerlik, hem de Oryon 3'üncü ve 4'üncü yoğunluk genetik neslinden en az sapmaya uğramış miras bağlantısı.
S: (L) Yani temel olarak kendileri gibi bir insan grubu mu üretmeye çalışıyorlardı?
C: Evet.
S: (L)
C: Hayır, ilgisiz. Yaratımdan neyi kastediyorsun?
S: (L) Tamam, önce bu üreme ortamını hazırlıyorlardı. Bu, başka bir genetik türün getirilmesi için yapılan bir ön çalışmaydı. Diğer genetik tür hangisiydi?
C: Nefalim.
S: (L) Eğer 36 milyon Nefilim gemiler içinde zaten geliyorsa neden burada melezlerini üretmeye çalıştılar?
C: Evet ama bir "ön partinin" getirilmesi 3'üncü yoğunluğun fethini çok daha kolaylaştırır.
S: (L) Yani bu Üstün Irk herşeyi hazır hale getirecekti...
C: Evet.
S: (L) Bu "Üstün Irk"ın yaratılmasında Sami genlerinin hangi özelliği bu kadar uyumsuz olarak görüldü?
C: Acımasızlık ve hakimiyete eğilimli genetik karakteristiklerde bozulmaya neden olurdu.
S: (L) Yani Sami türünün bir genetik eğiliminin veya bazı genlerinin buna zıt özellikler taşıdığını mı
söylüyorsunuz?
C: Yakın.
S: (L) Ama kişinin karakteri fiziksel bedeninden ziyade ruhuna göre şekillenmiyor mu?
C: Kısmen; hatırla, aura profili ve karmik referans, fiziksel yapı ile birleşiyor.
S: (L) Yani belirli genetik özelliklerin, bir ruhsal eğilimin fiziksel bir yansıması olduğunu mu söylüyorsunuz?Ruh yalnızca potansiyel olarak bile olsa kendini genetik özelliklerle eşleştirmek zorunda, öyle mi?
C: Evet, aynen öyle.
S: (L) Yani bir kişinin ruhsal ilerleyişi veya gelişimi büyük ölçüde genlerine mi bağlı?
C: Doğal süreç, mevcut olduğunda sistematik yapı ile birleşiyor.
S: (L) Eğer durum buysa ve dünyadışı varlıklar insanları kaçırıyorsa ve genleri üzerinde oynamalar yapıyorsa,yüksek seviyeli ruhların gelememesi için genleri değiştiremezler mi?
C: Enkarnatif süreç değil, doğal biyolojik süreçler. Enkarnasyon süreci 5'inci yoğunluktaki tamamen eterik bazı koşullara göre alt yoğunluklarla bir bağlantı sağlıyor ve bu nedenle dışarıdan hiçbir şekilde kontrol altına alınamayan üç döngülü bir transfer "örtüsüyle" çevreleniyor. Ama yeterli teknoloji mevcutsa, 1'inci,2'nci, 3'üncü ve 4'üncü yoğunluk süreçlerinin herhangi biri ve tümü istenildiği zaman herhangi bir derecede manipüle edilebilir.
S: (L) Başlangıçta söylediğiniz şeye geri dönecek olursak, şu veya bu "dünyadışı grubun" adıyla anılan diğer tüm kanallama kitapları veya materyallerinin sadece belirtilen "transfer noktasından" geliyor olması ve sonra bozulma nedeniyle o bilgileri alan kişinin, o bilgilerin gerçekten belirtilen yerdeki fiziksel bir dünyadışı ırktan geldiğini sanması mümkün mü?
C: Evet, hatırla, diğer hepsi gibi Matrix kitapları da bazı noktalarda karıştırılmış kavramlar içeriyor.
Antareanlar, Arkturuslular ve Kasyopyalılar gibi ifadeler, kalınan bir yerden ziyade kanal oluşumuna
yönelik bir transfer noktasına referansta bulunuyor. Bu husus açıklağa kavuşturulamadan, bazı varlıklar
gelip sizin perspektifinize göre tanımlanan çeşitli yerlerde yaşayan ve oradan gelen "ırklara" dair masallar yarattı.
S: (L) Peki tüm bu bilgileri verenler kim?
C: Pek çok farklı grup ve bireyler. Şimdi, -----'de belirtilen gerçek iskan yerleri var ve bunlar doğru. Tabii Oryon, Zeta Retikuli, ----, Barnard Yıldızı, Siryus bölgesi de.
---------------------------------------------------------------
Her psişik konulara açık olanın kanallama yapabileceğini ancak dikkat etmesi gerekenlerin tekrar vurgulanması,
---------------------------------------------------------------
S: (T) Farklı bir konuda birkaç soru sormak istiyorum. Sonra aynı konuya döneriz ... Birkaç hafta önce Luc'ün meditasyon sınıfında sizi mi kanalladım?
C: Kanallama yaptın, ama bazı ruhsal gruplaşmalar ve aura frekans titreşimi birleşimleri, kişiyi KH etkilerine açık hale getirebilir...
S: (T) Ama sizdiniz, değil mi?
C: Keşfetmek sana kalıyor.
S: (L) Pekala teşekkürler. Şimdi ikinci soru, J--- neyi kanallıyor?
C: Tecavüz kurbanı.
S: (T) Bir tecavüz kurbanını mı kanallıyor? (J) Yoksa kendisi mi tecavüz kurbanı?
C: Her ikisi.
S: (T) Kertenkeleler onu herhangi bir şekilde etkiliyor mu?
C: Evet.
S: (T) Kontrol altına alınmış durumda mı?
C: Açık.
S: ... (T) Ona yardım etmek için yapabileceğimiz herhangi birşey var mı? (L) TR, bunu sormaman gerektiğini biliyorsun...
C: J--- kendi yolunu izlemek zorunda.
S: (L) Onu tekrar oku; kanallamayla ilgili ilk soruna verdikleri yanıtı... Birini kanalladın... "Kanallama yaptın,ama bazı ruhsal gruplaşmalar ve aura frekans titreşimi birleşimleri, kişiyi KH etkilerine açık hale
getirebilir..." İşte gelmek istediğim nokta bu... Bazı ruhsal gruplaşmalar ve aura frekans titreşimi
birleşimleri. Yani o durumda kimlerle birlikte takıldığına çok dikkat etmek zorundasın... (T) Yani Luc'le
birlikte çalışırken orada bulunan, grubun kalanlarını kastediyorsun. (J) J--- ve diğer hepsi...
C: Açık.
S: (L) Ne yapacağını söylemezler. (T) Biliyorum. Evet biliyorum, o yüzden bu konuda kalkanlarımı sıkı tutuyorum. (L) Peki, bununla ilgili sormak istediğin başka birşey var mı? (T) Luc'le çalışmaya son versek daha mı iyi olur? (J) Söylemezler.
C: Sana bağlı.
-------------------------------------------------------------
Fazla uzatmadan ileride devam etmek üzere,


Edited by - Tgur on 12/11/2018 18:51:17
Go to Top of Page

beyrutkapı


441 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 12/11/2018 :  17:45:33  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Bu son derece yerinde hatırlatmalar ve dikkat cekmeler için teşekkür ederim sevgili tgur. İyi ki varsın.
Go to Top of Page

Tgur


1043 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 12/11/2018 :  18:48:08  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Teşekkürler kardeşim sizin de varlığınız benim kazancım..

Edited by - Tgur on 12/11/2018 18:51:38
Go to Top of Page

Tgur


1043 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 16/11/2018 :  09:02:51  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle

Kanaldan şüphe etmeli miyiz ,bence evet etmeliyiz ,her ne söylenirse söylensin şüphe faktörünü devamlı önde tutmalıyız zira kullanılan teknoloji ve uygulama maksatları bizim ölçüm birimleri dışında asırlarca aldatılmışız insanlık olarak ,özetle bilgi sipiralini durağan dairede saplantı yapan durumun dışında tutmalıyız,
---------------------------------------------------------------------
S: (L) Adın nedir?
C: Naforon.
S: (L) Kendinle ilgili herhangi bir tanımlamada bulunabilir misin?
C: Kasyopya'dan canım! Kanal artık bozuk etkilerin ortaya çıkmayacağı kadar geliştiği için başkalarının
varlığından korkmak için neden yok... ama sen hala şüphelisin.
S: (L) Şüphe etmiyorum, sadece kontrol ediyorum. Çeşitli sorularım var ve bunları mutlaka yazdığım sırayla sormam gerekmiyor tabii.
C: "Kontrol etmek" eşittir şüphe.
S: (L) Pekala, anladım.
----------------------------------------------------------------------------
Diğer yandan inancın da resme girmesi lazım ,gerçekten işimiz zor..işin içine arada bir 4. yoğunluk sızıntılarının direkt aktarıma girip rol alması,
Aşağıda bu anlaşılıyor,
----------------------------------------------------------------------------
S: (L) Şu anda üsler konusunda bize öğretmek istediğiniz başka birşey var mı?
C: Bu konu için doğrudan kanallama öneriyoruz.
S: (L) Doğrudan kanallama konusunda ne hissettiğimizi biliyorsunuz. Çok fazla bireysel etki karışıyor. Bu şekilde hiçbirimiz birşeyden emin olamıyoruz...
C: İnancın resme bir yerden girmesi gerekiyor, yoksa geri kalırsınız. Bazı konular bu yöntemle yeteri kadar tartışılamayacak kadar fazla karmaşık.
S: (L) Pekala bu üsler tartışmasını bir doğrudan kanallama celsesine bırakacağız. Doğrudan kanallama
celseleriyle ilgili tek sorun... Rahatsız edici bazı şeyler var. Peşpeşe birkaç hafta yaptıktan sonra şüpheli bir hale geliyor. (SV) Soralım. (L) Peşpeşe birkaç kez yaptıktan sonra neden şüpheli bir hal görünüyor ve bilgiler sapmış görünüyor? Bunun nedeni nedir?
C: Algılarınız bizim için eğlenceli bir uğraşı.
S: (L) Sizin için bunu söylemek kolay... Ama aldığımız yanıtlar... (J) Siz algısal bir sıkıntı çekmiyorsunuz!
C: Sizin için de pek çok şeyi söylemek kolay.
S: (L) Mesele şu ki kesinlikle yanlış olan bir bilgi geldiğinde, bu bize zor bir zaman yaşatıyor.
C: Doğruluğu nasıl belirliyorsun?
S: (L) Mesela o örnekte gökte gördüğüm bir şeyin Mars gezegeni olduğunu söylediniz ve Mars gezegeni o noktadan o kadar uzaktaydı ki, bu kesinlikle yanlıştı. Mars o sırada Jüpiter'den 120 derece uzaktaydı. Ama siz 10 derece uzaklıkta olduğunu söylediniz. Jüpiter'e 10 derece mesafede gördüğüm şeyin Mars
olduğunu söylediniz. Mars bir günde 110 derece hareket etmediyse, verdiğiniz bilgi yanlıştı. Bunun başka bir açıklaması yok!
C: Yanlış!!!
S: (L) Hayır değil!
C: Evet yanlış!!!
S: (L) Yanlış olan nedir? Marsın 110 derece hareket etmediği mi? Çünkü söylediğiniz aynen buydu.
Gördüğüm şeyin Mars olduğunu söylediniz. Celseyi bir kez daha okudum!
C: Geçici bir 4'üncü yoğunluk etkisi altındaydın.
S: (L) Ne kadar güzel! 4'üncü yoğunluk etkisinde olduğumu söylemek, gerçekten olan şeyden farklı olan tüm yanıtları açıklamak için kolay bir yöntem. Söylemek istediğimi anlayabiliyor musunuz?
C: Evet. Ama sen hala yanılgı içindesin.
S: (L) Neden yanılgı içinde olan benim? Siz yanılamaz mısınız?
C: Yanılabiliriz ama bu örnekte değil. Hatırla, o deneyim sırasında kendini tuhaf hissettin. Ve ayrıca, sen
bizden bilgi istedin, ve bizim de sana bilgiyi olduğu gibi sunmamız gerekir.
S: (L) O olayda kendimi tuhaf hissettiğimi söylüyorsunuz. Ben böyle birşey söylediğimi hatırlamıyorum.
Söylemediğim birşeyi mi söyletmeye çalışıyorsunuz?
C: Senin böyle birşeyi "söylediğini" kim söyledi? Bunu sen söyledin.
S: (L) Tamam, böyle birşey söylediğimi söylemediniz. Sadece kendimi tuhaf hissettiğimi söylediniz. Ama ben böyle birşey hissettiğimi hatırlamıyorum.
C: Peki.
S: (SV) Doğrudan kanallama sırasında kaç kez yanlış bilgi verildi? (L) Diğer bilgilerin de pek çoğu
doğrulanamayacak nitelikteydi. (J) Bu celsedeki bilgilerin ne kadarı doğrulanabilir nitelikte? (L) Ben öyle söylüyorum. Bu tür bir... (T) Güney batıyı kapatıp sıkıyönetim ilan ettiklerinde ve herkesi çıkardıklarında bir doğruluğu olduğunu anlarız. (J) Missouri'de üs var mı acaba? Çok eğlenirler! (T) Denver yakınlarında bir üs var mı?
C: Evet.
S: (T) Scallion'un hazırladığı Amerika'nın geleceği haritaları üzerinde düşünelim. "Aydınlanma Şehirleri"onun haritasında da mevcut. Bir tane Denver'da, bir tane Albuquerque yakınlarında, bir tane Tallahassee yakınlarında... (L) Doğrudan kanallama eziyet verici bir şekilde sıkıcı.
C: Doğrudan kanallamayı yalnızca karmaşık konular için önerdik.
------------------------------------------------------------------------
Bu kanal izahlarını fazla uzattım bırakmam lazım artık desem de bir kuvvet bundan alıkoyuyor ,devam etmem şeklinde ,neden, bu sorgulamayı yaptığımda ise asırlardır bu kanal bilgilerinin tek bir yerden tek bir ağızdan geldiğine inanan toplum, bu aldatılma altında hallaç pamuğu gibi atılmış, kamplara bölünmüş ayırımın o keskin çizgilerini kalınlaştırmaktan ve birbirine zarar veren davranışlarından başka bir şey düşünmemiş ve ortamını yok etmekle meşgul,
Aşağıda kanallamanın hemen hemen nasıl genele ait olduğunu belirten kısa bölüm,
--------------------------------------------------------------------------------
S: (L) Yorgunluk konusuna genel bir şekilde değinmenizi istiyorum.
C: Öğrenmek çok emek isteyen bir iş olabilir.
S: (L) Evet, çok sıkıntılı! Gerçekten birşeyler öğreniyoruz. Ve öğrendiğimiz şeylerden biri, bazı insanların bazen buradaki sürece çok zarar verici olabildikleri. Bunun hakkında yorumda bulunabilir misiniz?
C: Bahsettiğin kişiler kendi öğrenmeleri gerekeni öğrenmeliler.
S: (L) Yani kendi öğrenme yolundalar, öyle mi?
C: Diğer herkes gibi.
S: (L) Bu konuda kötü bir hissim yok ama aynı zamanda şu anda duygusal olarak karmaşaya eğilimli
durumdayım. Kafamı toparlayamıyorum. AB kanallama konusuna tek başına mı devam etmek istiyor,
yoksa T ve J ile birlikte mi?
C: Evet.
S: (L) AB böyle bir materyali ancak kendi elde ederse güvenilir bulacağını söyledi ve T ve J de şu anda aynı niyette görünüyorlar. Benzer bir şekilde bağlantı kurabilecekler mi?
C: Frekans titreşim seviyelerine göre kanallayacaklar.
S: (L) Pekala, bu konuda bu kadarı yeterli. (F) Ben bu deneyin ne kadar süre devam edeceğini merak
ediyorum. Ama bu belki de önemsizdir. (L) Ne kadar devam ederse o kadar devam edecek, bir dakika bile fazlası değil! (F) Aynen öyle!
C: İsterseniz teması sürdürebilir ve dostça ve bilgilenmeye yönelik olarak güncellemeler isteyebilirsiniz.
Sonuçlar en azından eğlendirici olacaktır.
--------------------------------------------------------------------
Almanların 2. dünya savaşındaki faaliyetleri ve Antartikadaki durum hakkında,
----------------------------------------------------------------------
S: (L) Almanlar 2. Dünya Savaşı sırasında bir zaman makinesi yaptılar mı?
C: Evet.
S: (L) Gerçekten yaptılar mı?
C: Evet.
S: (L) Almanların zamanda yolculuk deneyleri savaştan sonra ABD'ye mi taşındı?
C: Parçalı olarak.
S: (L) ABD, Almanlar tarafından yapılmış bir zaman makinesine el koydu mu?
C: Hayır.
S: (L) Neden?
C: Başka bir yere alındı.
S: (L) Nereye?
C: Mausenberg, Neufriedland.
S: (L) Makine hala Almanya'da mı?
C: Nein!
S: (L) Mausenberg nerede?
C: Antarktiklandt.
S: (L) Bu makineyi kim kontrol ediyor veya çalıştırıyor?
C: Klaus Grimmschackler.
S: (L) Şahıs olarak sormadım. Amerikalılar mı yoksa Almanlar mı?
C: Deutsche.
S: (L) Bu makineyi kendilerini zamanda oraya veya buraya taşımak için kullandılar mı?
C: Glophen'de uygulandı, bit, yie aire das gluppen und werstalt de vir seinderfor bidde.
S: (L) Neden anlamayacağımız bir şekilde cevap veriyorsunuz?
C: Üzgünüz, konu nedeniyle aktarımlarda bir karışma oldu.
S: (L) Bu Alman zaman makinesine dönecek olursak: Almanlar savaş sırasında düşmüş bir UFO'yu ele
geçirdiler mi?
C: Evet.
S: (L) Bu UFO'yu kim uçuruyordu -pardon- kim KULLANIYORDU?
C: Griler.
S: (L) Almanlar geri mühendislik yapıp bu aracın bir benzerini yapabildiler mi?
C: Buna ihtiyaçları yoktu. Bu tür şeylerle ilgili bilgileri kanallanan kaynaklardan edinmişlerdi.
S: (L) Almanlar bu bilgileri Vril Topluluğu'ndan mı aldı?
C: Kısmen. Ayrıca Thule Topluluğu.
S: (L) Antartika'da bu zaman makinesine sahip olan bireyler, bu makineyle ne yapıyorlar veya ne yapmayı planlıyorlar?
C: Silindir döngüsüyle zaman sektörlerini keşfediyorlar.
S: (L) Silindir döngüsü nedir?
-------------------------------------------------------------------
Sheldon Nilde hakkında malüm foton kuşağı bir ara ilgilenenleri epeyi meşgul etmişti ,
----------------------------------------------------------------------
S: (L) Sheldon Nidle'ın kanallamasıyla ilgili sorumu sormak istiyorum.
C: Bu konuda enerjini harcamamanı tavsiye ediyoruz.
S: (L) Bu yılın sonbaharında bir foton kuşağı ve kitlesel bir UFO inişi olacağı yönünde Sheldon Nidle'ın
söylediklerine ikna olmuş çok sayıda kişi var. Bu gerçekten olacak mı?
C: İnsanlar Bo ve Peep'in söylediklerine de çok ikna olmuştu. (ç.n.: "heaven's gate" ufo tarikatinin
liderlerinin kullandıkları takma isimlerden.)
S: (L) Pekala, bu konuya daha fazla enerji harcamak istemiyorum. Bu geceki yardımınız için teşekkürler. İyi geceler.
----------------------------------------------------------------------
Kritik bir soru ve özet cevap,
-------------------------------------------------------------------------
S: (L) Şimdiki soru: Birinin üst yoğunluklardan bir varlığı mı yoksa ölmüş bir 3'üncü yoğunluk varlığını mı kanalladığını nasıl anlayabiliriz?
C: Düzeltmeler ve netleştirmeler gerekiyor: "Ölmüş bir 3'üncü yoğunluk varlığı" 5'inci yoğunluk varlığıdır.3'üncü yoğunlukta ya takılı kalmıştır, ya da 5'inci yoğunluktan iletişim kuruyordur ama her iki durumda da artık 3'üncü yoğunluk değildir!! 1'inci yoğunluk bilinç seviyesi altındaki tüm fiziksel maddeyi kapsıyor.6'ncı yoğunluk ışık seviyesi olarak tektiptir çünkü bu yoğunluk seviyesinde tam bir denge vardır ve ışık bilgi olarak temsil edilir. 7'nci yoğunluk bir ile birliktir... Kelimenin her anlamında sonsuzdur çünkü "özü" olası tüm farkındalık boyutlarında var olan herşeye yayılır. Bir varlığın herbir bilinçli fiziksel varlığının sona ermesi sonrasında gördüğü ışık birliğin kendisidir. Hatırlayın, 4'üncü yoğunluk değişken fizikselliğe sahip ilk yoğunluktur!! Bunun üzerinde dikkatlice düşünün!!! Ve hatırlayın, yalnızca tek bir "Tanrı" var ve yaratıcı yaratılan herşeyi kapsıyor ve yaratılan herşey de yaratıcıyı!
-----------------------------------------------------------------------
Kanaldaki fotoğraf çekimi ve bazı özel ve dikkat çeken konular,
---------------------------------------------------------------------------
S: (AM) Makineyi şuraya çekeyim... Şimdi L'nin fotoğrafını çekmek istiyorum. (S) F'nin fotoğrafına bak.Kolunun üzerinde bir el var sanki! (F) Ben hiçbirşeye benzetemedim. (AM) Elleriniz tablada bir poz almaya çalışacağım. (L) Oradakiler! Poz vermeye hazır mısınız?
C: Evet.
S: (AM) Derin bir nefes al ve tut... [L'nin aura fotoğrafı çekiliyor] (L) [Kendi aura fotoğrafına bakıyor] Bu çok garip. F kendi fotoğrafında görünüyor ama ben kendi fotoğrafımda görünmüyorum. Fiziksel olarak neden belli değilim?
C: Öğrenme ruhsal gelişim sağlar ve farkındalık bilgiyi "somutlaştırır."
S: (L) Tamam oradakiler, gülümseyin! [L'nin ve F'nin parmakları planşet üzerindeyken tablanın aura fotoğrafı çekiliyor.] (L) Tamam ama bu neden fotoğrafta görünmediğimi açıklamıyor.
C: Çünkü 3'üncü ve 6'ncı yoğunluk seviyesi arasındaki kanallama celseleri için olağan bir şekilde, enerji alanı örtüsü seni kanalla birleştiriyordu.
S: [Tablanın fotoğrafı hazırlanıyor ve ortaya çıkan geometrik şekil grubun şaşırma seslerine neden oluyor] (L)Bu geometrik şekil nedir?
C: Kanalın görsel bir temsili!!! Bu kadar berrak bir parlaklık olmasının nedeni fotoğraf çekildiği anda düşünce merkezlerinizin temiz ve açık olmasıydı. Diğer bir deyişle, 6'ncı yoğunluk aktarım noktasından gelen orantısız bir enerji vardı. Bakmakta olduğunuz şey, sizin üzerinizden aktarılan bozulmamış bilginin %100saf ışık enerjisi. Bu daha önce 3'üncü yoğunlukta hiç görülmedi. Henüz bunun anlamlarının tam olarak farkında değilsiniz ama olacaksınız. Bu gece tarih yazdık millet!!!!! [Diğer bireylerin fotoğraflarının çekilmesi için mola verildi. Çekim bittiğinde AM ve W ekipmanları topladı ve ayrıldı.]
----------------------------------------------------------------
İlginç bir bölüm daha ,hatta bir kaç ilginç bildiri veren bölüm,
----------------------------------------------------------------
S: (L) MM'nin kendi evinde çektirdiği aura fotoğrafında, aural alanında çok garip bir cisim var. Bir ışık sütunu gibi görünüyor. Bu nedir?
C: O mekanda üst yoğunluk seviyeleriyle doğrudan bir kanal oluşturan varlıkların mevcudiyetini temsil
ediyor. Ve belirli bir derecede birleşim de var. (ç.n.: orijinal metinde "conduit" olarak geçen terimi "kanal"olarak çevirdim. kanal işlevi gören bir şahıstan ziyade, üst yoğunluklarla olan bağlantının kendisini vurgulayan bir terim sanırım.)
S: (L) Nasıl bir varlıktan bahsediyoruz?
C: Pek çok ve çeşitli.
S: (L) Peki o ev yoğunluklar arasındaki bir birleşme noktası mı?
C: Pek sayılmaz; birleşme heryerde belirli bir derecede gerçekleşiyor.
S: (L) Bu varlıklar KH mi yoksa BH mi?
C: Her ikisi.
S: (L) Bu bir portal gibi mi?
C: Portal değil, kanal. Portal üst yoğunluk seviyelerinden aşağı doğru etkilerin meydana gelmesini sağlayan bir açıklıktır. Kanal ise "çift yönlüdür."
S: (W) MM'nin ne yapmasını istiyorlar?
C: Bu doğru kavram değil. Düzeltme: Kanal, hem yer hem de mevcut varlıklar yoluyla gelişir. Sadece yerle ilgili değil.
S: (L) Bu açıklık ve bu varlıklar konusunda MM'nin ne yapması gerekir?
C: Belirli birşey değil... Durumu nasıl ele alacağına karar vermek MM'ye bağlı.
S: (L) Varlıklardan herhangi biri oradaki heykelle bağlantılı mı?
C: Evet.
S: (L) Heykelle bağlantılı olan ne tür bir varlık?
C: Beşinci yoğunluk kalıntısı.
S: (L) Peki neden orada?
C: Orada olmayı seçtiği için. Ve hayır Laura, Kertenkele değil!!!
S: (L) Peki nedir?
C: Daha şimdi söylemedik mi?
S: (L) Evet. Daha önce bundan bahsetmiştik. Ölmüş kişiler birşeylere veya evlere ilişebiliyor. Bunu nasıl
çözeceğiz?
C: Çözülmesi gereken nedir?
S: (L) MM bunu kanal olarak kullanabilir mi?
C: Elbette. Kullandı bile!!! Kullanmamış olsaydı kanal mevcut olmazdı!
S: (MM) Bunu daha etkili bir şekilde nasıl kullanabilirim?
C: Bu öğrenme direktifini ihlal eder.
S: (MM) Heykel ile aramdaki bağlantı nedir?
C: Herşey birbiriyle ilişkili. Lütfen bu celsedeki ilk birkaç yanıtımızı incele.
S: (L) Evrensel bilince erişmek için bunu kullanabilir mi?
C: Evet.
S: (L) BH mevcudiyetini arttırmak ve kanalın KH tarafından kullanımını en aza indirmek için ne yapabilir?
C: Ah Laura, transkriptleri baştan bir okuman gerekiyor gibi görünüyor canım. Transkriptleri okumanı,
gevşemeni ve henüz yazıya aktarmadığın kasetleri dinlemeni tavsiye ediyoruz. İnternet üzerinden
kurmakta olduğun artan iletişimler için de faydası olur bunun. Hatırla, fiziksel bedeninin doğumundan
önce süperbilinç dosyalarına yerleştirilmiş olan yanıtların kilidini açmana yardımcı oluyoruz. Ayrıca yanlış veri, verisizlikten daha kötüdür. Şimdi P için: Mümkün olan en büyük ölçüde kavrayışı elde etmek için daha önce verdiğimiz yanıtlarda kullanılan tırnak işaretlerine dikkat et. Teşekkürler!
-----------------------------------------------------------------------------
Kanalı sınırlandıran ve şahsileştiren ve bazen çığrından çıkacak şekle sokan davranışlarla ilgili ,tabiiki hepimiz öğrenene kadar KH yız ve bu yoğunluğun maddesel takıntılarına ,korkularına v.s. bağlı yaşıyoruz ,bunların atılması için zihinsel ataklar kolay olmuyor ,ama neticede vaz geçilmez dediğimiz o takıntılı halleri yaşam resimlerimizden çıkarmamız yani p. c. deki gibi çöp kutusuna atıp o çöp kutusunu da sonuna kadar boşaltmalıyız ,geri alım güçleşsin yaşamımızı terk etsin diye ,

Bu arada portal ve kanal özelliğinin ne olduğu hakkında açık bilgi ,kanaldaki çift yönlü özellik,

---------------------------------------------------------------------------------

S: (L) MM'nin kendi evinde çektirdiği aura fotoğrafında, aural alanında çok garip bir cisim var. Bir ışık sütunu gibi görünüyor. Bu nedir?
C: O mekanda üst yoğunluk seviyeleriyle doğrudan bir kanal oluşturan varlıkların mevcudiyetini temsil
ediyor. Ve belirli bir derecede birleşim de var. (ç.n.: orijinal metinde "conduit" olarak geçen terimi "kanal"olarak çevirdim. kanal işlevi gören bir şahıstan ziyade, üst yoğunluklarla olan bağlantının kendisini vurgulayan bir terim sanırım.)
S: (L) Nasıl bir varlıktan bahsediyoruz?
C: Pek çok ve çeşitli.
S: (L) Peki o ev yoğunluklar arasındaki bir birleşme noktası mı?
C: Pek sayılmaz; birleşme heryerde belirli bir derecede gerçekleşiyor.
S: (L) Bu varlıklar KH mi yoksa BH mi?
C: Her ikisi.
S: (L) Bu bir portal gibi mi?
C: Portal değil, kanal. Portal üst yoğunluk seviyelerinden aşağı doğru etkilerin meydana gelmesini sağlayan bir açıklıktır. Kanal ise "çift yönlüdür."
S: (W) MM'nin ne yapmasını istiyorlar?
C: Bu doğru kavram değil. Düzeltme: Kanal, hem yer hem de mevcut varlıklar yoluyla gelişir. Sadece yerle ilgili değil.
S: (L) Bu açıklık ve bu varlıklar konusunda MM'nin ne yapması gerekir?
C: Belirli birşey değil... Durumu nasıl ele alacağına karar vermek MM'ye bağlı.
S: (L) Varlıklardan herhangi biri oradaki heykelle bağlantılı mı?
C: Evet.
S: (L) Heykelle bağlantılı olan ne tür bir varlık?
C: Beşinci yoğunluk kalıntısı.
S: (L) Peki neden orada?
C: Orada olmayı seçtiği için. Ve hayır Laura, Kertenkele değil!!!
S: (L) Peki nedir?
C: Daha şimdi söylemedik mi?
S: (L) Evet. Daha önce bundan bahsetmiştik. Ölmüş kişiler birşeylere veya evlere ilişebiliyor. Bunu nasıl
çözeceğiz?
C: Çözülmesi gereken nedir?
S: (L) MM bunu kanal olarak kullanabilir mi?
C: Elbette. Kullandı bile!!! Kullanmamış olsaydı kanal mevcut olmazdı!
S: (MM) Bunu daha etkili bir şekilde nasıl kullanabilirim?
C: Bu öğrenme direktifini ihlal eder.
S: (MM) Heykel ile aramdaki bağlantı nedir?
C: Herşey birbiriyle ilişkili. Lütfen bu celsedeki ilk birkaç yanıtımızı incele.
S: (L) Evrensel bilince erişmek için bunu kullanabilir mi?
C: Evet.
S: (L) BH mevcudiyetini arttırmak ve kanalın KH tarafından kullanımını en aza indirmek için ne yapabilir?
C: Ah Laura, transkriptleri baştan bir okuman gerekiyor gibi görünüyor canım. Transkriptleri okumanı,
gevşemeni ve henüz yazıya aktarmadığın kasetleri dinlemeni tavsiye ediyoruz. İnternet üzerinden
kurmakta olduğun artan iletişimler için de faydası olur bunun. Hatırla, fiziksel bedeninin doğumundan
önce süperbilinç dosyalarına yerleştirilmiş olan yanıtların kilidini açmana yardımcı oluyoruz. Ayrıca yanlış veri, verisizlikten daha kötüdür. Şimdi P için: Mümkün olan en büyük ölçüde kavrayışı elde etmek için daha önce verdiğimiz yanıtlarda kullanılan tırnak işaretlerine dikkat et. Teşekkürler!
S: (MM) Uykuda veya uykuya yakın durumda bana dokunulduğunu hissettiğimde ne oluyor?
C: Çeşitli varlıklar.
S: (MM) Bunu yapmalarının amacı nedir?
C: Açıklanamayacak kadar belirsiz ve bu bir öğrenme konusu. Karmik referansları incele.
S: (MM) W ile olan karmam hakkında birşeyler sormak istiyorum.
C: İki şeyi hatırla: Birincisi, elinden tutarak götürmemizi beklemek yerine, ki bu öğrenme değildir, bu bilgiye erişmenin daha kolay yollarına başvur. İkinci olarak, çok fazla şahsi soru kanalı sınırlandırmaya başlıyor,
------------------------------------------------------------------
Bilginin yayılması hakkında ve kanalın testi hakkında sorular ve gerekli cevaplar ,oldukça değişik,en sonlardaki "Bekleyin ve görün. Ve yakında olaylar bu seçeneklerin ötesine taşarsa şaşırmayın" cevabı da ilginç ,yayılma mekanizmasının sadece p.c ve kitaplar dışındaki fenomenleri de göz ardı etmemeliyiz,
---------------------------------------------------------------------
S: (L) Bunun kişisel bir veri olduğunu düşünmemiştim. Dünyanın her yerinden soru soran insanlar var ve bu soruları yanıtlamanızı istiyorum. İnsanlar gerçekten ilgilenmiş görünüyor ve materyali paylaşmak
istiyorum.
C: Bu konuyla ilgili tavsiyede bulunmuştuk ve sabır, gücü arttıran bir erdemdir!
S: (L) Mike Lindeman yaptığımız kanallamayı "sıkı testlere" tabii tutmamızı tavsiye etti.
C: Mike Lindemann kanallama yapmıyor, öyle değil mi? Ne tür bir sıkı test öneriyor?
S: (L) Bunu söylemedi. Sanırım kısavadeli kehanetler ve o tür küçük testler istiyorlar.
C: Aynen öyle, peki bu sana ne anlatıyor?
S: (L) Kanıt istiyor.
C: Tekrar tekrar ifade ettiğimiz gibi üçüncü yoğunluk "kanıtı" anlamsız. Şimdi dikkatle dinle: Eğer bu tür bir kanıt mümkün olsaydı, özgür irade, yani öğrenme, Birinci Seviye Karmik Direktif ne anlama gelirdi?
S: (L) Sanırım kanıt meselesinde olayın ruhundan ziyade kanıta yönelik bir inanç var. Güven maddi birşeye yönlendiriliyor. Özgür iraden kayboluyor. Biri sana birşeyi KANITLAYARAK özgür iradeni sınırlandırıyor.
C: İnanıp inanmamak herkesin kendi seçimi!
S: (P) [Anlaşılmayan bir söz]
C: Önceki yanıtı tam olarak anlamadın Pat. Kanıtı teşkil eden şey nedir?
S: (L) Doğru çıkan kehanetler ve birkaç şeyle ilgili doğrulanan bilgiler.
C: Bunların bile pek çoğu tesadüfle açıklanabilir. Tahminlerde bulunduk, bulunmaya da devam edeceğiz ama hatırla, "zaman" mevcut değil. Bu bir 3'üncü yoğunluk ilüzyonu. Biz bu ilüzyonda oynamayız, oynayamayız ve oynamayağız. Sizinle kurduğumuz iletişimin temel nedeni, kendinize öğrenmeyi öğreterek öğrenmenize, böylece ruhsal enerjinizi güçlendirmenize ve ilerlemenize yardımcı olmak.
S: (L) Temel nedeninizin yalnızca bize birşeyler öğretmek olduğunu mu söylüyorsunuz? Bu küçük gruba?
C: Çünkü yardım istediniz.
S: (L) Yani geldiniz çünkü istedik. Bu materyal diğerlerine de veriliyor mu, yoksa diğerleriyle paylaşmamızı mı istiyorsunuz?
C: Eğer uygun şekilde isterlerse. Size verdiğimiz mesajları paylaşmanız, milyonlarca başka kişiye pek çok şey öğretir.
S: (L) "Uygun şekil" nedir?
C: Bu sizin için ne kadar zaman aldı?
S: (L) Hepimiz hayatımız boyunca uğraştık ve ÇOK çalıştık.
C: Tamam, peki "milyonlarca" diğeri dediğimiz zaman neyi kastettik?
S: (L) Bu bilgilerin bir şekilde milyonlarca diğerine aktarılacağını mı söylüyorsunuz?
C: Hangi şekilde?
S: (L) Düşünebildiği tek şey kitaplar yoluyla.
C: Bingo!!
S: (W) Bu çok çalışma gerektirir.
C: Çalışma devam ediyor W!
S: (W) Tüm mesajların yazıya geçirilmesi, düzenlenmesi, tutarlı bir forma sokulması gerekir ve bu birkaç yıl alabilir...
C: Hepsi için gereken yapılacak ve hayır W!
S: (L) Hmm bu bir işaret! (W) Süre olarak düşünüyorum da, zaten her an çok büyük şeyler olabilir. Bilginin kısa süre içinde yayılması gerekir yoksa eskiyebilir.
C: Önyargı hiçbir işe yaramaz! Ayrıca bilginin eskiyeceğini kim söylüyor?
S: (P) Sadece fotokopi çekip bir araya getirmenin nesi var?
C: Bekleyin ve görün. Ve yakında olaylar bu seçeneklerin ötesine taşarsa şaşırmayın.
S: (L) Bu bir ipucu! Ne kastettiklerini merak ediyorum!
C: Bekle ve gör.
-----------------------------------------------------------------------
Kesin tarihlere bağlı KH kapsamlı isteklerin ne kadar tehlikeli sonuçlar vereceğini belirten önemli bir bölüm,geleceğin şekillenmesi, değişken gerçekliğin karakteri ve herşeyin düşüncelerin şekillenmesi ile olacağı hakkında çok şey,
--------------------------------------------------------------------------

S: (L) Tamam, sessiz olacağım. (A) Şu anda bunun hakkında hiçbir şey soramam çünkü bu "od" hakkında hiçbir şey bilmiyorum. İlk sorum şu: Bir süre önce komet kümesini, ne zaman geleceğini sormuştuk ve siz de "0 ile 14 yıl arasında" demiştiniz.
C: Evet.
S: (A) 0 ile 14 yıl arasında dediğinizde, bu, 0 ila 15 yıl değil de, mutlak bir şekilde 0 ile 14 yıl arasında
anlamına mı geliyor? 14 yıldan daha uzun olabileceğine dair küçük de olsa bir ihtimal olamaz mı? Bu
kadar kesin mi?
C: Hiçbir şey kesin değil. Derslerin ilerleyişini belirleyen şey, çalışmaların ilerleme durumudur.
S: (L) [Ark'a fısıldayarak] Gamma ışınlarını sor...
C: Hayır, sahne Arkın. Sen şu anda sessizdesin. ....
S: (A) Hiçbir şey kesin değil ama peki olasılık kavramı, Seth materyalinde kullanıldığı şekliyle geçerli mi?İhtimallerden bahsedebilir miyiz?
C: Evet.
S: (A) Bu 0-14 yıl sürecine bir ihtimal derecesi verebilir misiniz? Bu ihtimal ne kadar büyük?
C: Büyük.
S: (A) Ne kadar büyük? Mutlağa ne kadar yakın?
C: %82.
S: (A) Tamam, yani %82 ihtimalle 0-14 yıl arasında olacak. 0 ile 7 yıl arasında olması fikrine bir olasılık
verebilir misiniz?
C: Hayır, çünkü bu öğrenme kanalını bozabilir.
S: (A) Bu %82'lik olasılığı nasıl hesaplıyorsunuz? Tüm başka gezegenlerdeki durumları hesaplayarak mı?
C: Hesap, tüm olası değişkenlerin "zaman" çerçevesi penceresiyle karşılaştırılarak hesaplanmasına dayalı.
S: (L) Yani bir olasılık penceresi gibi birşey var, öyle mi? Bunun olabileceği bir süreç. Ve eğer bir şekilde bu 14 yıllık sürecin dışında olsaydı, bu, bu olayın olmayacağı anlamına mı gelir?
C: Son söz.
S: (L) Kastettiğiniz bu mu? Son söz?
C: Evet.
S: (L) "Son söz" ne anlama geliyor?
C: Kim bilir? "Dans etme vaktinde" sahneyi Ark'ın almasını istiyoruz.
S: (A) Neden 0 ile 7 yıl arasındaki bir olasılığa dair birşey söylemenin öğrenme kanalımı bozacağını
söylüyorsunuz? İhtimal eğrisinin nasıl göründüğünü bilmek istiyorum. Ne şekilde bozar?
C: 0-14 yıl şimdilik yeterli. Eğer size komet kümesinin önümüzdeki yıl sahneye çıkacağını söyleseydik ne olurdu, düşünebiliyor musun?!? Kesin günü ve saati bilmek isterdiniz. Bunun artık tüm faaliyetlerinizi şekillendirmesine izin verirdiniz, bu gerçekten olurdu.
---------------------------------------------------------------
Şimdilik kesiyorum.
Go to Top of Page

Tgur


1043 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 20/11/2018 :  15:55:49  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Spiral üzerinde de çok durduk ,bulunduğumuz yoğunlukta madde özelliğinin baskın ve görülebilir özelliğinde koltuk yayına benzer bir şekilde sonsuza da giden bir bakışla nasıl olabileceğini tahayyül edebiliyoruz ,hatta bilincin A noktasından başlayıp B noktası denen spiral bir düzende olması eğer döngü tamamlanıp hala A noktasına geliniyorsa yerinde sayan bir halde olduğu üzerine benzetmeleri de çok yapmışızdır,

DNA nın spiral bir düzende oluşu az yer kaplaması dışında EM yönünden bobinimsi bir halde daha etkin olacağı ,saman yolu galaksisinin spiral bir düzende sonsuza doğru gitmesi ,altın oran düzeninde bir çok varlığın özellikle bitkilerin ,ağaç dallarının yaprakların sıralanması v.s.gibi var oluşun bir çok fenomeninin bu düzen üzerinde seyretmesi karşılaştığımız bir gerçektir,

Ancak zamansızlığı düşünüp anlamaya çalıştığımızda üst yoğunluk özelliğinde spiral artık bu görüşü yitirir ,zira spirali tarif edebilmek için zaman ve mesafeyi ortaya koymamız lazım, yukarı aşağı veya sonsuza doğru ifadeleri zamansız ortamda artık yoktur ,anlatması güç ama bir bilgi ışığı olarak, K.ların bir ara sağ sol velhasıl yönün olmadığı bir hali size nasıl tarif edelim üst yoğunlukta olma hali böyledir şeklinde bahis ettiklerini hatırlıyorum ,ve bilgi ve farkındalık farklılılğını anlatmak için spiral yerine daire içinde dairelerden bahsetmişlerdir ,

Ama bütün bunlara rağmen spirali de celselerde görmekteyiz şöyle ki,

Poltergeisti de izah ettiği için geniş aldım,
-----------------------------------------------------------------------
S: (L) Poltergeist denen olay nedir?
C: Pek çok sebep.
S: (L) Her olay farklı mı?
C: Hayır. Sebepler çeşitli.
S: (L) Bu sebepleri sıralayabilir misiniz?
C: Hayır. Pek çok sebep var. Bunlardan biri erginleşen dişilerin yaydıkları hayat gücü aura patlamasıdır.
S: (L) Hipnoz dediğimiz şey nedir?
C: 5'inci yoğunlukla bilinç birliğini açmada 2'inci adım.
S: (L) İlk adım nedir?
C: Rüya hali.
S: (L) Üçüncü adım nedir?
C: Trans.
S: (L) Dördüncü adım nedir?
C: Beden işlevlerinin sona ermesi.
S: (L) Bu ölüm anlamına mı geliyor?
C: Evet, bedenin.
S: (L) Pek çok eski harabede dikkatimi çeken belirli semboller bulunuyor, özellikle de tüm dünyada
bulunduğunu tahmin ettiğim spiral şekli. Bu, reiki sembollerinden birine de çok benziyor. Bu sembolün
kökeni ve anlamı nedir?
C: Yoğunluk-ötesi enerji toplayıcı; Stonehenge bunlardan biriydi. Stonehenge bir spiral. Eksik taşlar bu
düzeneği tamamlıyordu. Stonehenge'de pek çok insan yüksek enerji şokuna maruz kalmıştır.
S: (L) Eğer bahçede büyük bir yerim olsaydı, bitkileri ve kaldırımı spiral şeklinde düzenleseydim ve bu
spiralde yürüseydim, bu bana enerji verir miydi?
C: Evet. Bunu yap. 3 seviyeye kadar doğru olursa bizi bile görebilirsin. Havuzu oradan kaldır.
S: (L) Havuzu kaldırmak mı!
C: Hangisi daha önemli? Havuzdan tamamen kurtul demedik.
S: (L) Havuzun yanındaki alana ne dersiniz?
C: Sana bağlı.
-------------------------------------------------------------------
S: (L) Anladım! Yani diyorsunuz ki siz Arkturuslularsınız, Pleyadeslilersiniz ve şimdi de Kasyopyalılarsınız çünkü neredeyseniz osunuz! Ve dalgayla birlikte ilerliyorsunuz. Bu dalga tüm bu takımyıldızları birleştiren düz bir çizgi şeklinde mi ilerliyor?
C: Dairesel bir rotada.
S: (L) Yani spiral gibi mi?
C: Evet.
S: (L) Yani bir yıldız haritası alıp rotayı çizebiliriz, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Oryon'dan konuştuğumuzda Oryonlarız. Pleyades'ten konuştuğumuza Pleyadesleriz ve bunun gibi.
Yani belirttiğiniz tüm bu kanal kitapları aynı kaynaktan farklı kanallar yoluyla geliyor.
C: Evet. Size dalganın tepe noktasının yerini söyledik. Neredeysek oralıyız ve o şekilde konuşuyoruz.
Anladınız mı?
S: (L) Siz dalganın tepesi mısınız?
C: Biz Marciniak'ın Pleyadeslileriyiz. Neredeysek oyuz.
S: (T) Yani aslında Kasyopya Takımyıldızı'nda yaşayan Kasyopyalılar değilsiniz?
C: Biz Gezici Yolcularız.
S: (T) Yani dalga dünyaya ulaştığında dünyadaki başka biriyle iletişime geçip kendinizi "dünyalı" olarak mı tanıtacaksınız?
C: Dalga dünyaya ulaştığında sizinle birleşeceğiz.
S: (L) Oryon'dayken Oryonlarla birleştiniz mi?
C: Boyut sınır geçişine uygun frekansta değiller.
S: (L) Peki dalga Oryon bölümünde ne etki yaptı?
C: Hiç. Zaten 4'üncü yoğunluk.
S: (L) Dalga nereden çıktı?
C: Bir yerden çıkmadı.
S: (L) Evrende sürekli bir döngüde mi?
C: Yakın.
S: (T) 6'ncı yoğunlukta bu dalganın tepesinde ilerliyorsunuz, doğru mu?
C: Evet. Biz 6'ncı yoğunluktaki siziz.
S: (T) Biz misiniz? Yani T---, Laura, J--- ve F--- mi?
C: Evet.
S: (L) Üst yoğunluklara uzanan diğer benliklerimiz misiniz?
C: Uzay-zamanda mevcut bulunduğunuz yere göre biz gelecekteki siziz.
S: (T) Biz sizin kaderiniz miyiz?
C: Ve tersi.
--------------------------------------------------------------------
KH nin spiraldeki halleri ve kara deliklerde neler oluyor,
-----------------------------------------------------------------
C: Kara Delikler KH Özgür İrade bilinç yapısının doğal birer yansımasıdır. Dikkat ederseniz Kara delikler, spiral enerji güçlerinin merkezinde bulunurlar, diğer herşey dışarı doğru yayılır.
S: (L) "Spiral" enerji güçleri dediniz, ve dalganın da bir spiral olduğunu söylemiştiniz. Bu dalganın
merkezinde de bir kara delik mi var?
C: Hayır.
S: (L) Dışa yayılım gösteren bir dalga mı?
C: Yaratılıştaki herşey budur: yayılan bir dalga.
S: (L) Kara deliğin emdiği enerji nereye gidiyor?
C: Mutlak yokluğa.
S: (L) Peki eğer bir kara delik sürekli içine birşeyler almaya devam ederse sonunda tüm varoluşu emip
bitirmesi mümkün olabilir mi?
C: Hayır.
S: (L) Neden?
C: Evren herşeyi kapsar. Kara delikler ise tüm KH enerjilerinin son durağıdır.
S: (F) Yani bu, biz veya KH olarak tanımlanan herhangi birinin, o yolda kalmaya devam etmesi durumunda en sonunda varacağı yerin bir Kara Delik olacağı anlamına mı geliyor?
C: Yakın.
S: (L) Çok hoş. Peki "mutlak yokluğa" giden enerjiye ne oluyor?
C: Mutlak yokluk, mutlak varlığı dengeliyor. Mutlak varlığın ne olduğunu tahmin edin.
S: (L) Bir tür dengeleyici güç mü?
C: "Tanrı."
S: (T) Pleiades Öğretileri'nde bahsedildiği şekliyle Baş Yaratıcı'dan mı bahsediyoruz?
C: Evet, Baş Yaratıcı.
S: (T) Baş Yaratıcı ile "Tanrı" arasındaki fark nedir?
C: Yok. Varolduğunuz sürece Baş Yaratıcı'nın bir parçasısınız.
S: (L) O halde Kara Deliklere giden şey Baş Yaratıcı'nın bir parçası olmuyor?
C: Doğru.
S: (L) Baş Yaratıcı kendisinin bir parçasını nasıl kaybedilir?
C: Baş Yaratıcı birşey "kaybetmez."
S: (L) Peki var iken Kara Deliğe gittiği için yok olan şeyler?
C: Yansıma olarak 1'inci seviyede tekrar üretilir.
S: (L) Yani Kara Deliğe giden enerji diğer taraftan çıkıyor mu?
C: Hayır.
S: (L) Primal atom gibi birşey mi oluyor?
C: Hayır.
S: (T) Tekrar döngüye mi giriyor?
C: Hayır. Yok olanın yerine yansıma olarak primal atomlar üretiliyor.
------------------------------------------------------------------------------
Bilginin yayılması ile ilgili keşfin önerilmesi,
---------------------------------------------------------------
C: Göreceksiniz. Önce bilgi paylaşım grubunu oluşturun.
S: (D) Bu evet anlamına geliyor. (L) Bu kanalın oluşturulmasında... Söz konusu kanal sadece bize enerji
getiren birşey değil, aynı zamanda diğer boyutlara seyahat etmemizi sağlayacak birşey mi? Her ikisi de
mi?
C: Keşfederek öğrenin!
S: (L) Diğer bir deyişle yapın! Bilgisayar ağı için gerekli programı yüklettik. Bunun hayatlarımızda ani ve büyük bir değişim meydana getireceğini söylemiştiniz. (D) Bunun için gayet hazırız sanırım, öyle değil mi?
C: Keşfedin.
S: (L) Bahçede bir labirent yapıp içinde yürürsek bunun titreşimlerimizi değiştireceğini ve sizi görmemizi bile mümkün kılacağını söylemiştiniz. Bunu bir grup olarak yaparsak sonuç ne olur?
C: Aynı.
S: (L) Orada bir grup olarak bulunmak, tek bir kişininkinden daha fazla enerji yaratır mı?
C: Evet.
S: (D) Peki ya çok sayıda insanla yaparsak? (L) Bunun, Stonehenge'de yaptıkları şeye benzer olduğunu
söylediler. Labirent benzeri bir düzenleme içinde yürümenin enerji odaklanmasına neden olduğunu
anlattılar. Spiral. (Planşet giderek büyüyen ve sonra giderek küçülen bir spiral şeklinde hareket ederek
birşey gösteriyor.) Kullanılması gereken kalıbı mı gösteriyorsunuz?
C: Dolanım.
S: (L) Bu, DNA'larımızdaki entegrasyonu hızlandırdığı gibi bizi de çok güçlendirir mi?
C: Bekleyin ve görün.
S: (L) Diğer bir deyişle birşeyler yapmamızı, bu projeleri yürütmemizi, transkriptleri düzenlememizi, labirenti inşa etmemizi, kendi eksenimizde dönme egzersizleri yapmamızı...
C: Yapacağınızı yapmanızı istiyoruz.
S: (L) Evet... (D) Çok teşekkür ederiz.. (L) Sanırım tüm bunların vardığı nokta; özgür ol, mutlu ol...
C: Hepsinden önemlisi, öğrenin.
S: (D) Diğer insanlara yardım etmek için yapabileceğimiz birşey var mı?
C: İçgüdülerinizi dinleyin, ağ çalışması yapın.
S: (D) Bilgisayar ağından mı bahsediyorsunuz?
C: Genel anlamda.
S: (D) Bir dakika. İnsanlar arası iletişimleri kastediyor olabilirler. (L) Ağ çalışması D---'nin söylediği gibi insanlar arasında bağlantı kurma, mesajımızı yayma, grubumuza insan kazandırma anlamında mı?
------------------------------------------------------------------

Zamansızlığı anlayabilmek algının bilgiyle eğitılmesi ve gelinen inanç yapısı ile her şeyin zaten bilinebilir hale geleceğinden bahseden ve bu hususta sadece eski takıntılı duygusallarla kirlenmiş hallerden temizlenmekle olacağını ve burada endişe ve beklentinin bu çabayı körelteceği anlatılmaya çalışılıyor,
--------------------------------------------------------------------
S: (T) Büyük bir küre olmazdı, yalnızca daire içindeki büyük bir küre olurdu. Eğer daire genişlemeye devam ederse, dışa doğru gitmeye devam ederdi, giderek büyürdü, büyürdü, büyürdü... (L) Beni
sinirlendiriyorsun... (T) Ama sonsuza kadar gidiyor... Çünkü dışa doğru gitmede bir son yok.
C: Yok mu?
S: (SV) Yok.
C: O halde belki başlangıç da yoktur.
S: (T) Başlangıç da olmazdı, sadece büyük, açık bir boşluk. Sonsuz bir boşluk...
C: Eğer son yoksa, başlangıç yoksa, ne var?
S: (L) Nokta yok. (J) Burada ve şimdi.
C: Burada ve şimdi, yani aynı zamanda gelecek ve geçmiş. Geçmişteki herşey, şu andaki herşey ve
gelecekteki herşey, hepsi birarada. Üçüncü yoğunluktaki insanlarınızın çok azının uzay yolculuğunu
anlayabilmelerinin nedeni bu, çünkü üçüncü yoğunluğunuzda uzayda yolculuk yapmak, geceleyin rahat
evinizde yatağınızda uzanmak kadar üçüncü yoğunluk bir eylem olsa da, zaman referansı ortadan kalkar.
Anneniz gibi kendinize yakın tuttuğunuz birşey. Ve en büyük ilüzyonunuz. Size defalarca zamanın
olmadığını söyledik ama elbette beyniniz bu kavramla o kadar yıkandı ki, ne yaparsanız yapın ondan
kurtulamıyorsunuz, öyle değil mi? Uzayın derinliklerine gittiğinizi düşünün. Herşeyin tamamen bir olduğu gerçekle karşılaştığınızda kendinizi kaybederdiniz. Değil mi? Kendinizi uzay boşluğunda giderken düşünün!
S: (L) Bunu düşünmek istemiyorum. (J) Uzay da yok! (T) Daire genişlemeye devam ediyor mu? Daire
genişlerken onu 180 derece çeviriyorsun ve küre oluyor. Küreyi kendi çevresinde döndürmek için kürenin dış kenarındaki bir noktayı alıyorsun ve bir simit oluyor ve sürekli genişleyen bir iç tüp. (L) Ve ortada bir karadelik! (SV) Neden karadelik olmak zorunda? (J) Spiral. (T) Onu çevirdiğin zaman daha da büyük bir iç tüp oluyor. Genişlemeye devam ediyor ve daha fazla alan kaplıyor...
C: Şimdi, yoğunlukları birleştirdiğiniz zaman, fiziksel gerçeklik ile eterik gerçekliği, veya diğer bir deyişle düşünce formu ile fizikselliği birleştirmiş oluyorsunuz. Bunları mükemmel bir şekilde birleştirebildiğinizde anlarsınız ki, bir başlangıç ve bir son olmamasının nedeni, bir başlangıç veya bir son düşünmeye ihtiyacınız olmamasıdır çünkü gelişiminizi tamamlamışsınızdır. Yedinci yoğunlukta Bir ile birlik olduğunuzda, bunu gerçekleştirmişsiniz demektir ve artık fiziksel ve eterik formlar arasında bir farklılık olması için hiçbir neden yoktur.
S: (L) Geçen gün tartıştığımız zaman konusuyla ilgili olarak: ışık hızında zaman olmadığından, madde
olmadığından, çekim olmadığından bahsettik, ama ışık hızının en ufak derece altındaki herhangi bir
birimde ise hemen çekim ve madde ortaya çıkıyor. Işık enerjisini katılaştırarak madde haline getiren şeyin ne olduğunu sorduk ve sanırım aldığımız yanıt, bunun 7'inci seviyeden gelen bilinç olduğuydu. Bizim bakış açımızdan, demateryalize olmadan ışık hızının ötesine geçmek veya sabit ışık hızında kalmak mümkün müdür? Işık hızı, zamansızlık ve çekimsizlikle doğrudan bağlantılı mı?
C: Mutlak anlamda değil, üçüncü yoğunluk anlamında öyle.
S: (L) Tamam, örneğin dördüncü yoğunlukta herşey ışık hızında mı hareket ediyor ve zaman ve çekim
olmamasının nedeni bu mu?
C: Hayır. Bu yanlış bir kavram. [(T) Işık hızı yok, ışık her yerde.] Aynen öyle. Dördüncü yoğunlukta ışık hızı yok çünkü herhangi bir "hıza" ihtiyaç yok. Hızın kendisi bir üçüncü yoğunluk kavramıdır. Hatırlayın, varolan herşey birer ders. Bu kadar! Başka hiçbirşey yok. Herşey algılamanız için. Algılamamız için. Tüm bilinç için.Varolan herşey / tek şey bu.
S: (L) Hala bu çekimin, bu zamansallık durumunun kaynağının ne olduğunu anlamaya çalışıyorum;
birbirleriyle ayrılmaz şekilde ilişkili görünüyorlar.
C: Şimdi sana bir soru soralım: Okula gittiğini hatırlıyor musun?
S: (L) Evet.
C: Üçüncü sınıfta ne yaptın?
S: (L) Pek çok şey. El yazısını öğrendim. Çarpmayı ve bölmeyi öğrendim.
C: Birinci sınıfta ne yaptığını hatırlıyor musun?
S: (L) Evet.
C: Lütfen bir tanesini söyle.
S: (L) Okula gittim ve testlere girdim. Çeşitli şekillerde saymayı öğrendim. Okumayı ve yazmayı öğrendim.
C: Tamam. Çarpmayı ve bölmeyi öğrenme sürecinde, kalemini bırakıp hemen zihninde birinci sınıfa dönerek,birinci sınıftayken alfabeyi neden öğrendiğini mi anlamaya çalıştın?
S: (L) Hayır.
C: Neden?
S: (L) Çünkü alfabeyi zaten biliyordum.
C: Alfabeyi zaten biliyordun. Yani, alfabeyi öğrenmene gerek yoktu çünkü onu zaten biliyordun. Doğru mu?
S: (L) Evet.
C: Artık ışık hızı olmadığında ışık hızını öğrenmen gerekecek mi?
S: (L) Benim yapmaya çalıştığım şey de bu. Belki de bunu öğrenir öğrenmez artık bununla ilgili derslere tabii olmazsın. Yani sunulan kavramları öğrenirsin, kavrarsın, alıştırmalar yaparsın, bunlar artık senin bir parçan olur ve bir sonraki şeye geçersin.
C: Evet, ama sen ışık hızını dördüncü ve daha üst yoğunluk seviyeleri bağlamında soruyorsun ve biz de sana orada ışık hızının olmadığını çünkü buna ihtiyaç olmadığını, çünkü bir kez dördüncü yoğunluğa
ulaştığında, üçüncü seviyenin derslerini öğrenmiş olduğunu anlatıyoruz.
--------------------------------------------------------------------
Şekil olarak evvelce üzerinde fazla durmadığımız iyonik sütunlar ve spirallerin kanal sisteminde ne kadar önemli olduğunu gösteren kısım, özetle farkında olmadan 4 yoğunlukla bağlantılar yapılıyormuş,
--------------------------------------------------------------------
S: (L) Oluklu ? [ç.n.: Laura bu noktada kasyopyalıların flüt kelimesi (ingilizcesi : flute) ile yine ingilizcede bir kolon üzerine yiv, oluk, kanal vb. açmak ya da oluklu, yivli anlamına gelen "fluted" kelimesini kastetmiş olabileceklerini anlıyor.]
C: Evet.
S: (L) Bir kanal gibi oluk açma mı kastediliyor ?
C: Sütunlar.
S: (L) Hangi sütunlardan bahsediyoruz ?
C: İyonik.
S: (L) Neden oluklu İyonik sütunlarından bahsediyoruz? [ç.n. : İyonya , M.Ö 1000 civarlarında,bugünkü
Aydın, İzmir ve çevresinde kurulmuş olan kentler ve medeniyetler bütünü]
C: Çünkü bu sütunlar , insanlarla 4.Yoğunluk BH arasındaki, geçmişteki doğrudan iletişim ile bağlantılılar.
S: (L) Pekala, yivli İyonik sütunlar.
C: Yivli plastik hortumlar.
S: (L) Gittikçe daha anlaşılmaz oluyorsunuz. Kendimizle 4. yoğunluk BH arasında bu doğrudan bağlantıyı oluk, kanal ve sütun konsepti yardımıyla nasıl kuracağız ?
C: Manyetik telemetri profili [ç.n. . telemetri =uzaktan ölçüm (genelde hava uydu/araçları ile yerdeki
istasyonlar arasındaki radyo dalgaları aracılığıyla)]
S: (L) İçerisinden su fışkırtan o hortumun 4. yoğunluk BH' dan bizlere birşey mi iletebileceğini iddia
ediyorsunuz ?
C: Hem alıcı hem verici.
S: (L) Orijinal İyonya sütunu yapısal olarak içi boş bir tüp müydü ?
C: Önemli husus bu değil.
S: (L) Oluk, kanal ve spiraller mi önemli olan ?
C: Evet.
S: (L) Bir keresinde bana havuzu kaldırmam ve yerine bir labirent ya da spiral yaptırmam gerektiğinden
bahsetmiştiniz. Yakında sigorta şirketinden biraz para almayı umut ediyorum ve sağlık gelişimimin bir
parçası olarak bir gömme havuz yaptırmayı düşünüyordum. Havuzun tabanına spiral şeklinde fayans
döşemesi yaptırsam olmaz mı ?
C: Güzel. Romalı ve Yunanlılarda olduğu gibi, tepe ve tabanında kirişli olan 3 lü bir iyon sütunu eklemeni öneriyoruz. [Konuşmanın geri kalan kısmında bahsettikleri sütun yapısının ve spiralin taslak çizimleri yapıldı]
--------------------------------------------------------------------
Yine çekim ,değişken çekim dalgalarına temas etmek icap ediyor hatırlayalım, spiral fiziksel özellikteki çekim dalgalarını toplayıp dağıtmak görevi alan bir fenomen halinde,
----------------------------------------------------------------------
C: Çekim, fiziksel olan herşey ile eterik olan herşeyi birbirine bağlıyor, değişken çekim dalgaları aracılığıyla!!!
S: (L) Antimadde eterik varoluş mu?
C: Eterik varoluşa giden yol.
S: (L) Tamam.
C: Geçit.
S: (L) Peki değişken çekim dalgaları... Yo, yo, bir saniye... şöyle sorayım; değişken çekim dalgaları 7'nci
yoğunluktan mı yayılıyor?
C: Her yerden.
S: (L) Belirli bir yoğunluktan mı yayılıyorlar?
C: Anlatmaya çalıştığımız şey de bu; böyle birşey yok.
S: (L) Değişken çekim dalgaları mı yok?
C: Yanlış...
S: (L) Bu dalgaların belirli bir yayılış yeri mi yok?
C: Evet.
S: (L) Yani bu dalgalar maddenin varlığının bir özelliği ve madde ile eterin bağlayıcısı, öyle mi?
C: Öyle denebilir ama sadece maddenin değil antimaddenin de özelliği!
S: (L) Yani değişken çekim dalgaları aracılığıyla diğer yoğunluklara erişebilirsin, öyle mi?
C: Herşeye.
S: (L) Bu dalgalar mekanik olarak üretilebilir mi?
C: Üretmek aslında toplamak ve yaymaktır.
S: (L) Tamam, ne tür bir cihaz çekim dalgalarını toplayıp yayabilir? Spirallerin yaptığı şey bu mu?
C: Buna yönelik.
S: (L) Yani eğer değişken çekim dalgaları üzerinde odaklanırsak...
------------------------------------------------------------------------
Ekin çemberlerinin tercüme edilmesi üzerine bir ara yoğunlaşmıştık ama o faaliyet durdu, bu bölümde ekin çemberlerinin mesajı için Stonehenge nin kullanımı ve bunda da spirallerin rolü üzerine, ama şimdi kullanmak mümkün değil,
--------------------------------------------------------------------------
S: (L) Ekin çemberleri hakkında konuşuyorduk ve bu konu hakkında şu anda eklemek istediğiniz herhangi birşey olup olmadığını sormak istiyorum. Tartıştığımız şey hakkında veya herhangi temel bir bilgi...
C: Spesifik sorularla başlamanız gerekiyor.
S: (L) Tamam, çoklu çevresel uzunluklar çoklu yoğunlukları mı temsil ediyor?
C: Kısmen.
S: (L) Ekin çemberleri enerji veya düşünce kalıpları için bir çeşit anten mi?
C: Hayır.
S: (L) Ortaya çıkış zamanlamalarının bir önemi var mı?
C: Yarı.
S: (L) Ortaya çıktıkları yer, enlem-boylam bakımından önemli mi?
C: Evet ve hayır.
S: (L) Hangi anlamda evet?
C: Enlem ve boylam değil, yer.
S: (L) Yer önemli diyorsunuz, hangi bakımdan önemli?
C: Manyetik bağlanma frekansı üreticileri.
S: (L) O yerlerde manyetik bağlanma frekansı üreticileri mi var?
C: Onlar üzerinden.
S: (L) Tamam, yer ve kronoloji...
C: Neden Stonehenge konusuna değinmedin?
S: (L) Daha önce Stonehenge'den bahsetmiştik. Bir çeşitli enerji alıcı-vericisi demiştik. Demek Stonehenge'in oraya konmasının nedeni o yerin belirli bir özelliğiyle ilgili... yoksa Stonehenge'in kendisi... (T) Neden Stonehenge'in özelliği hakkında birşeyler sormuyorsun? (L) Tamam, Stonehenge'in özelliği nedir?
C: O yer uygun frekansa sahip ruh türlerini çekti ve onlar da kırsal bölgelerdeki kodlanmış piktografların
peşine düşmek zorunda kalmamak için taşları uygun yerlere koyarak kodlanmış mesajları telepatik olarak aldılar.
S: (L) Telepatik olarak bilgi almak için o daire içinde kullandıkları teknik neydi?
C: Yüksek odaklanmış düşünce dalgası ayrımı.
S: (L) Spiral içinde hareket ederek...
C: Spiral dalgayı yavaşlatarak ve düşünce dalgası transfer enerjisini odaklayarak mesajın tercüme edilmesine yardımcı oluyor. Elektromanyetik dalga alışverişi yoluyla işliyor ve erişilmek istenen evrensel dilin sinyalini yerel fonetik profile dönüştürüyor. Bu çoklu kullanıcı durumu için gerekli.
S: (L) Çok sayıda kullanıcı olması birden fazla sayıda kişinin spiral biçiminde hareketini mi gerektiriyor?
C: Hayır. Tam olarak aynı şeyi duymaları, hissetmeleri ve anlamaları gerekiyor. Uygun şekilde oyulduğunda kayanın moleküler yapısı şarkı söylüyor.
S: (L) Stonehenge'in hala bu anlamda bir kullanılabilirlik potansiyeli var mı?
C: Parçalı enerji.
---------------------------------------------------------------------------

Matematiğin sese dönüştürülmesi ve piramit şeklinin ses rezonansı ile ilgili olduğu işin içinde asal sayıların olduğu ve 9.senfoniyi yaratan o dahinin de karıştığı sonuçta sabırla hazmedip gelebileceğimiz veya sadece Arkın gelebileceği sonuçlar hakkında, oldukça ağır,


--------------------------------------------------------------------------------
S: (L) Tamam, başka bir konuya geçelim. (A) "Piramidal" tanımını kullandınız ve ben de asal sayıları bir
piramit eksenine koyarak yükselttim ama bugün, Ulam'ın asal sayıları bir spiral eksenine yerleştirdiğini ve ortaya tuhaf kalıpların çıktığını fark ettim. Bunun da benzer birşey olabileceğini düşündüm, ama iki değil de üç boyutlu olarak. Doğru yolda mıyım?
C: Asal sayılarda rezonans bulacaksın.
S: (A) Asal sayılarda rezonans mı? Bunu biraz daha açıklayabilir misiniz?
C: Açıklama gerekmiyor çünkü pek çok durumda olduğu gibi yanıtlar metinlerde. Tek yapılması gereken
kulaklarınıza değen müziği dinlemek.
S: (A) Piramidal yapıya konan asal sayılarla ilgili sorumu neden yanıtlamadınız?
C: Matematik, geometrik ölçümlerle sese dönüşüyor. Piramit eden piramit oldu sence?
S: (A) Piramit ortaya çıktı çünkü yapılması basit bir şekil. (L) Piramidin piramit şeklini ses mi yaptı? Bu şekli belirleyen şey ses miydi?
C: Daha yakın.
S: (L) Peki bu sesin kökeni neydi?
C: Bu sesi duyanlar biliyordu.
S: (L) Bu sesi duyanlar kimdi?
C: Matematiğin sese nasıl çevrildiğini bilenler. Mistikler neden orada olabilir? Yahoo!
S: (A) İpuçlarınızı takip etmede sorun yaşıyorum ve sorunumun ne olduğunu bilmiyorum...
C: Sorun hazmetme aşamasındaki sabırsızlık.
S: (A) Bir hazım aşaması ne kadar uzun sürebilir? Çok fazla vaktimiz yok!
C: Ne kadar sürerse. Çok "vaktiniz" olmadığını kim söylüyor? Yanıt ver Arkady'm, yanıt ver!!
S: (A) Sabırsız olduğumu kabul ediyorum. Ama biraz daha iyi bir ipucuna ihtiyacım var, o zaman çok daha fazla şey yapabilirim...
C: Kelimelerimiz sana şarkı söylüyor. İzin ver zihnindeki ampülleri yaksınlar.
S: ... (A) Söylediklerinizi yeterince ciddiye almadığımı mı kastediyorsunuz?
C: Hayır. Söylediklerimizin keyifle bilincine akmasını kastediyoruz. Keyif al!
S: (L) Bunun...
C: Ludwig'in 9'uncusunu dinle. Asal sayılarla birleştir, ne buluyorsun?
S: (L) Hmmm.... Notalar asal sayılarla ilişkili mi?
C: İlham olması için neden dokuzuncuyu şimdi buraya getirmiyorsunuz?!? [dokuzuncu senfoniyi koyup sesi duyulabilecek kadar açıyoruz.]
S: (L) Tamam, şu anda duyabiliyoruz ama çok yüksek değil.
C: Böyle iyi.
S: (L) Sorum şu: Sayıları müziksel bir diziye veya notalara çevirmemiz durumunda bulabileceğimiz birşey mi var?
C: Kesinlikle doğru yoldasınız!
S: (A) Ben bir matematikçi olarak ne yapabilirim veya ne yapmamı tavsiye ediyorsunuz?
C: Bırak yol seni götürsün. Henüz hiç başarısız olmadı Lolly. [Laura'nın lakabının kullanımına gülüş.] Kendine başarısızlık mı biçersin? Tsk tsk, çocuğum. Bu girişime inanç kişiyi bir yerlere götürür. Seni şimdiye kadar nelere getirdiğine bak!! (ç.n.: "tsk tsk": olumsuz yorum veya şaşırma anlamındaki "cık cık" veya "çık çık"sesinin ifadesi.)
S: (L) Bence sadece daha sabırlı olman gerektiğini ve önüne ne çıkarsa onu yapmanı, sana ilham veren farklı şeyleri denemeni ve bundan bir sonuç çıkacağını kastediyorlar. Her zaman çıkar! Ve bazen çok acayip şeyler... Birden birşey yapma, birşey okuma isteği duyarsın ve seni çok etkileyen birşey olur... ve bunu BİLİRSİN! Bu bana çok oldu! Sabırsızsın! Ama bazen de inanılmaz sabırlısın... Kendine karşı sabırsızsın.
---------------------------------------------------------------------------
Spiralin bir başka etkinliği,
-----------------------------------------------------------------------------
S: (L) Tamam. İstemiyordum zaten. Ama bilemiyorsun. ...Yüzme havuzunda küçk bir girdap yaratmamız mı neden oldu o yağmura? [Ark gülmeye başlıyor.]
C: Hayır.
S: (A) ...Sebep ve sonuçlar her zaman karışabilir. Yağmur yağacağını zaten biliyorduk. (L) Bilmiyorduk. O yüzden yağmur yağdırmak istedim. Hiçbir yağmur işareti yoktu. (A) Bir başka yoğunlukta bunu biliyorduk ve buna neden olduk. (L) Havuzun altındaki o bakır spiral ve diğer küçük spiral herhangi faydalı bir netice üretiyor mu? (A) [Kahkahalar içinde]
C: Evet.
S: (L) ...Bana bu etkinin ne olduğunu söyleyebilir misiniz?
C: Hidro-enerjik geçiş.
S: (L) Neye geçiş?
C: Fiziksel rehabilitasyon.
S: (L) Yani spiral sudaki enerjiyi topluyor ve eğer sudaysan o enerjiyi bedene transfer ediyor öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Yani göğe herhangi bir enerji gönderip yağmur veya fırtına yaratmıyor?
C: Hayır.
--------------------------------------------------------------------------------
Bu bölümde spiral yok ama bilinci spirale sokup yani mevcut bilgiler ve yeni anlatılanlarla harmanlamaya sokup yoğunluk ve rezonans örtüsü bahsini anlamak gerek,
-------------------------------------------------------------------------------------
S: ...(R) Çok ilginç bir yoldayız, çünkü bir yoğunluğun ne olduğunu tanımladık. Bir frekans rezonans örtüsü.
(A) Ama soru şu: neyin frekansı?
C: Evet, orkestradakilerin.
S: (L) Anlaşmaya bağlı. (A) Nasıl yani? (L) Orkestrada olmak. (B) Sadece orkestrada olmak değil, aynı
zamanda uygun parametrelerle çalmak. (L) Ne çalınacağını kim belirliyor?
C: Burada sorun yaşanıyor!
S: (B) İsteyen herkese açık. ...
C: Seçimi bu seviyedeki siz yapmıyorsunuz. Gelecekteki siz yapıyor. Soru şu: Ne kadar iyi çalıyorsunuz ve diğerleri doğru çalmadığında siz doğru çalabilir misiniz?
S: (M) Bunu ikinci kez söylediler. (R) Evet, yani şu anda yaptığımız şey, konser öncesi orkestrayı toplamak ve enstrümanları akort etmek. (L) Hiç orkestra konsere hazırlanırken oturup izledin mi? (J) Kaos. (L) Aynen öyle. (R) Ama bir süre sonra uyumlanıyor. Ama tüm Kasyopya iletişimi de öyle. Henüz çalmıyoruz. Akort yapıyoruz. (L) Evet. (JN) Eğer bilinç seviyelerimiz dalganın davranışını belirleyen sınırları yaratıyorsa... (R)Hayır hayır hayır. Özür dilerim kestiğim için. Bilinç seviyemiz sınırları yaratmıyor, sadece o sınırların farkına varıyor. Şöyle diyor: “Aa, sınırlar şurada. Görebiliyorum, tamam. O zaman şunu çalıyorum.” Ama farkındalığın arttıkça, farklı sınırlar görüyorsun. “Pekala şu daha geniş sınırlar içinde çalacağım.” (ç.n.:katılımcılar arasında geçen bir bölüm atlandı)
C: Müzik çalınmadan çok önce sayfada duruyor.
S: (R) Yani orkestra çalmaya başladığında, notalar, zamanlamalar önlerinde oluyor. Doğru. Ama önemli olan orkestranın ne kadar iyi çaldığı ve ne kadar uyumlu olduğu.
C: Sayfadaki notalar Frekans Rezonans Örtüsü (Frequency Resonance Envelope). Yani seçim. “Çalış” ise “olayları” teşkil ediyor.
S: ... (L) “Sizinle çevreniz arasında ve sizinle bir başkası arasındaki frekans bağlantılarında dalgalanmalar olduğunda, bu dalgalanmalar kesintilere/aralara neden olur” denmişti. (R) Kesinti kuantum sıçraması mı?
C: Evet.
S: (R) Ama bunun için iyi ayarlanmış bir orkestran olması gerekiyor.
----------------------------------------------------------------
Spiral bahsini kapatıyorum,


Edited by - Tgur on 20/11/2018 15:57:26
Go to Top of Page

bozadi


8919 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 20/11/2018 :  18:39:10  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Çeşitli konu başlıklarıyla alakalı celse bilgilerini derleyip yorumlarınla birlikte paylaştığın için teşekkürler Tgur :)
Go to Top of Page

Tgur


1043 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 20/11/2018 :  19:21:16  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Sağol kardeşim ..

Edited by - Tgur on 22/11/2018 10:36:00
Go to Top of Page

Tgur


1043 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 24/11/2018 :  09:30:42  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
İNANÇ VE ŞÜPHENİN DANSI
Bazı süslemelerle konulara değişik bir yaklaşımla gireceğim,

İnanç ve şüphe sarmalı, insan bilincini imar eden unsurların içinde bilgi harcıyla devreye konan en önemli ve vazgeçilemiyecek unsurlardır,sadece bilgi ve eşdeğeri ışık var oluşun en önemli öğesi yani bilinci oluşturur ama bilgiye uzaktan bakıp bulunulan seviyede kalıp izlemek ve böylece yetinmek evrenin genel karakteri değildir, evrenin parçası olan insan yaşantısında bu özelliği devreye koyduğu durumlarda insandır,

Bu gelişimi yani lineer ölçüde de olsa insan ilerlemeyi de şüphe ve inanç sarmalı yoluyla sorgulanma motorunu çalıştıran bu genişlemeye doğru hamleyi şüphe ile başlatır daha doğrusu merak ile başlatır,zira şüphe bulunduğu ortamı sorgulayan insanı motive edici bir faktördür ve bu da merak olarak anlatılır,bunu şu geldiğimiz kademede farkındalık olarak da tarif edebiliriz,farkındalık için malzeme bilgidir ve bu basamaklarda yükseliş sağlar ,basamakların zemini inanç ile sağlamlaşır ,zira inanç olmazsa yani henüz ulaşılmış bilgi etraflıca araştırılıp benimsenmemişse inanç yoktur basamak zemini bozuktur,

Bir basamağa adım atılıp zemin sağlamlaşmışsa da bir handikap mevcuttur ,basamak yanında aralık bir kapı ve bir oda düşünün orada dinlenmek için gayet rahat ve uygun bir ortam vardır , kıvrılıp dinlenebilecek bir yatak ,çıtır çıtır yanan odun alevleri sesleri ile dolu bir şömine ve battaniye v.s. vardır velhasıl hoş ve zevkli belki de uzun bir zaman geçirilecek ortam ,

Bu odaya tatmin=takıntı odası adını versek her halde uygun olur,

Bir zaman sonunda o birleşik sarmaldaki diğer unsur yani öz ile itilen şüphe yani bulunduğunuz ortamı sorgulamaya yönelik merak, o egosal tembelliğimizi sürdürmeye mani olur ve arayışa yöneliriz,

Anlatmak istediğim, iman ,inanç önemlidir saygı duyulur ancak sorgulama olmazsa yani akıl çalıştırılmazsa şüphe devreye girmezse takıntı odalarında çürüyen, yerinde sayan bir varlık halinde kalırız, zira bilgi denilen o ışık bizi kendine doğru çekmekte ve basamakların sonsuz olduğunu göstermekte..

Ve o bahsettiğim süslerden biri ,

O halde ne olacak ağlayacak mıyız
Biteviye hep böyle arayacak mıyız;
Evet , aramak varlığın değişmez kaderi
Yoksa bir tatminle duracak mıyız

Tatmine bir bakın, doyurur mu bizi
Yoksa sonra ne var diye aratmaz mı hepimizi
Şu halde tatmin de arayışta bir merhale (merhale=ara,durak)
Anlayın aramak hep çeker ilgimizi

Bu başlangıç ile K.lardan inanç ve şüphe hakkında aktarımlar sunacağım,

Aşağıdaki inanç kaybı zihinleri karıştırmadan ele alınırsa sonsuza doğru ruhsal seyahatin olduğuna dair inanca ait ,bu husus cümlenin devamındaki "bilgisel ve fiziksel sınırlanmalara neden oldu"ile onaylanıyor
-----------------------------------------------------------------------------
S: (L) Cennet'ten düşme ne kadar zaman önce oldu?
C: Yaklaşık 309000 yıl önce.
S: (L) Durum neydi... ne oldu... insanlığın durumu neydi?
C: İnanç kaybı, dış güçlerin etkisiyle bilgisel ve fiziksel sınırlanmalara neden oldu.
S: (L) Yılan veya 'ayartıcı' neyi temsil ediyordu?
C: Sizin Kertişler olarak bildiğiniz güçler; bu bilgiyi daha önce vermiştik.
-----------------------------------------------------------------------------------
C: Bu gece 3'üncü seviyede takılı kaldın.
S: (L) Sadece bu değil. O kadar çok dezenformasyon var ki, kime inanacağını bilemiyorsun... Size
güvenebileceğimizi nereden bileceğiz? Etrafta insanı aldatan bir sürü kaynak var ve bunu çok zekice
yapıyorlar. İncil'e bak... insanlar 2.000 yıldır buna inanıyorlar...
C: Yalnızca izin verdiğinizde aldatırlar.
S: (L) Evet, bazı şeyleri inançla kabul edeceğiz... ama... Buradaki sorunu anlayabiliyor musunuz?
C: Evet, ama sen anlamıyorsun.
S: (L) Sorunum nedir?
C: Zihinsel blok.
----------------------------------------------------------------------
Ve can alıcı ve bir çok anlatılanı detaylandıran bir bölüm,
-------------------------------------------------------------------------
C: Ritüeller faydasız.

S: (L) Kullanabileceğimiz herhangi bir teknolojik yöntem var mı?
C: Gerekli olan tek savunma bilgidir. Bilgi, sizi varoluştaki tüm olası zarar biçimlerine karşı korur. Daha fazla bilginiz oldukça daha az korkunuz olur, daha az acınız olur, daha az gerilim hissedersiniz ve herhangi tür veya biçimde daha az tehlike deneyimlersiniz. Şimdi bunu çok dikkatlice düşünün çünkü bu çok önemli:"Bilgi" sözcüğünün ardındaki kavramın herhangi bir sınırı var mı? Eğer bu kavramın sınırı yoksa okelimenin değeri nedir? Sonsuz. Bu tek kavramın, bu tek anlamın sizi bütün sınırlandırmalardan nasıl serbest kıldığını anlayabiliyor musunuz? Bilgi kelimesinin ve bu kelimenin manasının, ihtiyaç
duyabileceğiniz herşeyi nasıl sağlayabildiğini anlamak için altıncı duyunuzu kullanın. Dikkatlice
düşünürseniz, bunun doğruluğunun işaretlerini göreceksiniz.
S: (L) Bu, kitaplardan öğrenilen bilgileri kapsıyor mu?

C: Kelimenin ifade ettiği kavramın tüm olası anlamlarını kapsıyor. Sadece tek bir terimin, bu tek kelimenin nasıl bu kadar çok mana taşıdığını düşünebiliyor musunuz? Bunun tamamen farkında olmadığınızı algılıyoruz. Aydınlanmanın belirtilerini görebilirsiniz ve aydınlanma bilgiden gelir. Bilgi elde etmek ve bilginizi arttırmak için sürekli olarak çaba gösterirseniz, meydana gelebilecek tüm olası negatif şeylere karşı kendinize bir koruma sağlamış olursunuz. Bunun neden böyle olduğunu biliyor musunuz? Daha fazla bilginiz oldukça, kendinizi nasıl koruyacağınız konusunda daha fazla farkındalığınız olur. Sonunda bu farkındalık o kadar güçlü ve o kadar kapsamlı hale gelir ki, kendinizi korumanız için belirli şeyler veya ritüeller yapmanıza hiç gerek kalmaz. Koruma, bu farkındalıkla birlikte doğal olarak gelir.
S: (L) Bilginin, edinilmesi veya kabulü dışında bir cismi veya bir varlığı var mı?

C: Bilgi tüm cisimleri kapsar. Tüm varoluşun çekirdeğine gider.
S: (L) Yani bilgi kazanmak, kişinin kendi varlığına birşeyler eklemesi anlamına da geliyor...
C: Öyle. Kişinin, varlığına arzu edilebilir herşeyi katması demektir. Ve ayrıca, şu anda olduğu gibi ışığa ulaşma yolunda çaba gösterirken, gerçekten bilin ki ışık bilgidir. Bu, tüm varoluşun çekirdeğindeki bilgidir. Bilgi,tüm varoluşun çekirdeğinde mevcut olması ile, varoluştaki tüm negatiflik biçimlerine karşı koruma sağlar.Işık herşeydir ve herşey bilgidir ve bilgi herşeydir. Siz de bilginizi arttırmada son derece başarılısınız. Şimditüm ihtiyacınız olan şey, tüm ihtiyacınız olan şeyin bilgi edinmek olduğuna inanmanız ve bunu kavramanızdır.
S: (L) Bilgiyi edindiğim kaynağın aldatıcı bir kaynak olmadığından emin olmak isterim.

C: Eğer imanınız varsa, edinebileceğiniz hiçbir bilgi yanlış olamaz çünkü böyle birşey yoktur. Size yanlış bir bilgi veya veri vermeye çalışan herkes ve herşey başarısız olacaktır. Tüm varoluşun kökünde olduğu için,bilginin kabul ettiği şey, sizi yanlış veriyi benimsemekten koruyacaktır. Yanlış veri bilgi değildir. Sadece açık bir şekilde bilgi edinmeye çalıştığınızda yanlış veriyi benimseme konusunda korku duymanıza gerek yoktur. Bilgi koruma sağlar -- ihtiyaç duyabileceğiniz tüm korumayı.
S: (L) Açık ve inançlı olduğu halde zarar gören ve arkalarından vurulan bir sürü insan var.

C: Hayır. Bu sizin algılamanız. Algılamayı başaramadığınız şey, o insanların gerçekten bilgi toplamıyor
olduklarıdır. O insanlar ilerledikleri yolun bir noktasında takılıyorlar ve sizin takıntı dediğiniz gizli bir
süreçten geçiyorlar. Takıntı bilgi değildir, takıntı atalettir. Bu nedenle, kişi takıntılı hale geldiğinde, ruhsal gelişimin sağlanması, ilerletilmesi durdurulmuş olur, çünkü bu ancak gerçek bilginin edinilmesiyle mümkündür. Kişi takıntılandığında korunması da azalır, bu nedenle kişi sorunlara, trajedilere ve her tür zorluğa açık hale gelir. Ve kişi bunları deneyimler.
----------------------------------------------------------------------------
Şamanistik inançlar ve New Age ile ilgili ,hepimizde acabalar doğuran hakkında kesin bir sonuç
----------------------------------------------------------------------------
S: (L) Şamanistik öğretilere göre bir kişinin hayvan ruhları veya rehberleri olabilir. Bu doğru mu?
C: Kısmen. Eğer bunlara sahip olduğunuza inanırsanız sahip olursunuz.
S: (L) Eğer bunlara inanmak bunu gerçek kılıyorsa, bu inanç faydalı mı?
C: Tüm inançlar bir seviyede faydalıdır.
S: (L) Nasıralı İsa hayvan ruhlarına veya totemlere inanıyor muydu?
C: Hayır.
S: (L) Bu yalnızca New Age'in bir batıl inancı tekrar calandırması mı?
C: Şamanizm subjektiftir ve sınırlar. Kertenkele telkini.
--------------------------------------------------------------------------------
Buna değinmiştik tekrarındaki önemi inancın nasıl dayattırıldığı ve hatta genetik işlemlerle kıskançlık gibi kirli duyguların yaşamımızda nasıl işlerlik kazandırıldığına dair
--------------------------------------------------------------------------------
S: (L) Kutsal Kitap'taki "Kabil'in Damgası" hikayesinin anlamsal kökeni nedir? Fiziksel bir iz miydi?
C: Omurganın tepesindeki düğüm.
S: (L) Kambur gibi mi?
C: Hayır. Çıkıntı.
S: (L) Omurganın tepesindeki fiziksel bir düğüm müydü?
C: Sizde de ve diğer herkeste de var. Kafanızı hissedin.
S: (L) Oksipital (artkafa) yükselti mi?
C: Yakın.
S: (L) Peki bende varsa bu benim bir katil olduğum anlamına mı geliyor?
C: Hayır. Yılan Kardeşliği'nce yayılan bir batıl inanç.
S: (L) Peki Kabil'in damgası ne anlama geliyor?
C: Kıskançlık.
S: (L) Kimin kıskançlığı?
C: Tüm insanların.
S: (L) Bu iz yoluyla diğerlerinden ayırtılan bir insan grubu mu vardı?
C: Hayır. Bu, Kertenkeleler tarafından genetik mühendislik yoluyla gerçekleştirilen zayıf noktalarınızdan biri.
--------------------------------------------------------------
Atlantisin şu andaki KH yaşantısı ve monoteizme en sonunda dinler programına evrilen illüzyonun kökeninde çok önemli olduğundan bahsetmiştik burada biraz ondan bahisle ,atlantis kalıntılarından olan firavunlar dönemindeki batıl inançlar v.s. ile ilgili,
--------------------------------------------------------------
S: (L) Nefilimlerle insanların genetik melezlemesi konusunda özel bir döllemeden bahsetmiştiniz. Bunun "yapay döllenmeden" farkı nedir?
C: Fark yok.
S: (L) Kitapta, Babil kulesi zamanında Nefilimlerin insanoğlunun kızlarına baktıkları ve onları karıları olarak aldıklarından bahsediliyor. İyi bir çeşit etkileşimden bahsediliyor gibi. Bu, Nefilimlerin görevlerini terk edip insan "eşlerine" yönelik hisler besledikleri anlamına mı geliyor?
C: Hayır. Tarihin diğer bir aldatmacası. Genetik deneylerin bir tasvir ediliş şekli.
S: (L) Sfenksin görünümü neden kedimsi bir insan şeklinde?
C: Kedi enerjisini temsil ediyor.
S: (L) Mısırlıların kedilere tapması veya onlara büyük saygı duyması bununla mı ilgili?
C: Kökeninde.
S: (L) Bu kedi tanrının kökeni neydi?
C: Atlantis geleneği.
S: (L) Atlantislilerin kedi tanrı geleneğinin kökeni nedir?
C: Batıl inanç.
S: (L) Bu batıl inanç neyle ilgiliydi?
C: Önemli birşey değil.
S: (L) Belki de önemlidir çünkü bu tanrıyı onurlandırmak için böyle büyük bir anıt yapılmış ve eminim
insanlar bunun kökeninde ne olduğunu bilmek istiyorlardır.
C: Özgürlük Heykeli'nin kökeninde ne var?
S: (L) Bir ilke. Yani sfenksin kökeninde de kedilerle ilgili bir ilke var, öyle mi?
C: Yakın.
S: (L) Herhangi dünyadışı varlıkları, tanrıları veya tanrıçaları temsil etmiyor mu?
C: Hayır.
S: (L) Peki bu tanrının adı neydi?
C: Endurra.
S: (L) Bu tanrı veya tanrıçaya tapınım neden sona erdi?
C: Zamanla terk edildi.
S: (L) Kertişlerin bin yıl boyunca insanlar arasında yaşadığını söylemiştiniz. Bizim zaman ilüzyonumuzda bu ne zaman gerçekleşti?
C: Atlantis'in zirvesinde.
S: (L) Atlantis medeniyeti ne kadar süre boyunca var oldu?
C: 70.000 yıl.
---------------------------------------------------------------
"Gerçek göreceliliğin sınırsızlığında sonsuz yüzlüdür" bu çetrefilli gibi gelen cümle bir dörtlüğümden alınma egosal bataktaki benliğim bunu aşağıdaki alıntıya süs olarak koymamı istedi ben de esir oldum, özetle gerçekliğin ve inancın nasıl kaygan zeminlerde olduğunu vurgulayan kısım,
----------------------------------------------------------------
S: (L) Doğruluk konusuna değinmek istiyorum. Doğruluğu nasıl arttırabiliriz, belirleyebiliriz veya üzerinde nasıl çalışabiliriz?
C: Doğruluk 3'üncü seviye kavramı. (Ç.N.: Buradaki "doğruluk" [accuracy] terimi, özellikle de tahmin ve kehanetlerin doğru çıkması ile ilgili.)
S: (L) Biliyorsunuz ki bu seviyede bir bilginin doğru veya iyi olduğuna karar vermek için onun meydana gelip gelmediğine, doğru çıkıp çıkmadığına bakarız.
C: Evet.
S: (L) Ve eğer bir kaynak bir tahminde yanılırsa genelde insanlar o kaynağa olan inancını kaybeder. Bu
gerçekçi olmayan bir beklenti mi?
C: Evet.
S: (L) Bunun sebebi gerçekliğin değişkenliği nedeniyle doğrulanmanın imkansız birşey olması mı?
C: Eğer bu mümkün olsaydı, varoluş diye birşey olmazdı. Evren, bir öğrenme laboratuarından başka birşey değil.
--------------------------------------------------------------------
Evrende ben tek bilenim diye ortaya çıkan varlık veya bilinç düğümlerinin olamıyacağını belirten kısım,
-----------------------------------------------------------------------
S: (L) Artık bir dur demenin vakti gelmişti. Ben hoşgörü gösterdikçe bu insanlar yaptıklarını yapmaya devam ediyorlar. Bu insanların bu kadar kötü olabileceklerine hiç inanmamıştım.
C: Peki senin inançlarını paylaşırlar mı?
S: (L) Herhalde paylaşmazlar ama buraya kadar dayanabilirdim ancak. Artık birşeyler yapma zamanı gelmişti.
C: Evet.
S: (L) Herşeyi bilen ve herşeyi gören konumunuzdan bana bu konuda biraz rehberlik yapar mısınız?
C: Hiç kimse "herşeyi bilen" ve gören değildir.
--------------------------------------------------------------------
Yine benden bir ilave "üstatların sözlerine dikkat et onlar bilge genidir/ ama bastıkları yerden gitme zaman eski değildir/ zoru seç koru tut gerekirse/ yansa bile ellerin gelen yeni deridir",
Bazı şeylere özellikle farkındalığa doğru yapılacak faaliyetlerde esasta başa gelen olumsuzlukların mutlaka saldırı veya önleme işinden çok evrenin bu işlevini, kişiyi motive mi edecek yoksa tatmin odasında kalıp mışıl mışıl uyumaya devam mı kararını test eden bir unsur olduğunu anlayabilmek..
------------------------------------------------------------------------
C: Neden diplomaya ihtiyacın olduğunu düşünüyorsun?
S: (V) Dediğim gibi güvenilebilirlik için. Meslek yapmanın yasal bir yönü. Diploma olmadan ne yapabilirim ki...
C: Saçma!
S: (V) Ama başka türlü nasıl yapabileceğimi söylemeyeceksiniz, öyle değil mi?
C: Az önce söyledik ama henüz açık olmadığın için bunu anlamadın.
S: (V) Yani diğer insanlara yardımcı olma yollarını bulmak için yapmam gereken şey bağımsız çalışma ve meditasyon, öyle mi?
C: Evet.
S: (V) Diğer bir deyişle, eğer olacaksa olacak. Bunu zorlamanın gereği yok ha? Tamam, bunları
yayınladığımızda ve insanlar yaptığımız şeyin farkına vardıklarında neyin arayışı içinde olacaklar?
C: Herşeyin.
S: (L) Bilgisayar ağına bağlandığımızda herşeyin aniden ve ciddi ölçüde değişeceğini söylemiştiniz. Bildiğiniz gibi ağa bağlandıktan sonraki gün otomobil kazası geçirdim. Şimdi sargılar içindeyim ve eminim güzel görünüyorumdur! Tuhaf olan şey, kazadan birkaç dakika önce arabayla giderken çok güçlü bir şekilde siz Kasyopyalıların benimle birlikte olduğunuzu düşünüyordum ve zihnimde de hastanedeki arkadaşım S---'ye yardımcı olmanızı ümit ediyordum. Yılbaşı hazırlıklarıyla uğraşmayı ve ayrıca hastaneye gidip ona reiki vermeyi planlıyordum. Ve sonra, Kowabonga! Arkadan feci bir çarpışma oldu. Bu neden oldu? Neyi yanlış yaptım? "Ani ve ciddi" derken kastettiğiniz şey bu muydu?
C: Herşeyin bir sebebi var.
S: (L) Bu kazadan öğrenmem gereken birşey mi vardı?
C: Eğer öyleyse, bunu meditasyonla öğren.
S: (L) Diğerleri hakkında sevgi dolu düşünceler geliştirdiğimiz için mi oluyor bu?
C: Meditasyon yap.
S: (V) Geçirdiği kazanın bilgisayar ağına bağlanmasıyla doğrudan bir ilgisi var mı? (L) Beni öldürmediler ama bunu denediler! (V) Soruma dönecek olursak...
C: Cevap gerekli değil.
S: (L) Cevabı bildiğim için mi?
C: Evet.
S: (L) Ve cevabım şu ki, kaza ile bilgisayar ağına bağlantı kurma arasında kesinlikle bir bağlantı var, değil mi?
C: İyi keşfediyorsun.
S: (L) Çarpışma sırasında tüm omurga sütunum kırbaç gibi şakladı ve beyin sarsıntısı geçirdim... ve omuzum gerçekten kötü durumda... Beni hastanede daha uzun süre tutmadıklarına gerçekten şaşırdım...
C: İyi bir "kırbaç şaklatıcısı" olmalısın.
S: (L) Bilgisayar ağından gerçekten pozitif sonuçlar çıkacak mı? Yani, bu gerçekten acılı bir başlangıç oldu.
C: Ne söyledik?
S: (V) Hemen şimdi açalım.
C: İyi fikir.
S: (L) İyi geceler.
-----------------------------------------------------------------------
İllüzyonun mantıksallaştırılmasına çok güzel bir örnek sunuluyor,

Örnek olarak günümüzdeki bankalar bunu çok bol yapıyor ,evvela bir hesap işletim ücreti diye kanunsuz bir uygulama yolu için soygun metaı çıkartıyorlar ve bunu "çilek hesap","turuncu hesap"diye ayırımlara sokup bunlarda bu soygunun indirim miktarlarını çeşitliyorlar "çilek hesap yüzde onbeş indirimli" gibi,siz bu seçenekler dünyasında kendinizi kaybedip esas aldatışı unutuyorsunuz,ve illüzyon mantıksallaşmış olyor,
Bilmem bu basit örnek uygun oldu mu ,
-----------------------------------------------------------------------------
S:(B) Dünya'nın çeşitli yerlerinde Bakire Meryem'in görünmesi olaylarının herhangi birinin ardında
Kertenkeleler var mı?
C: Evet. Hepsi.
S:(B) Bunun ardındaki sebep nedir?
C: Bilginin parçalanmasına yönelik saptırma ve dezenformasyon yayılıyor ve böylece daha fazla kişi saldırıya açık hale geliyor.
S:(L) "Eski dinlerdeki" cehennem veya araf inancı gibi inançların propagandası insanları çok savunmasız bir noktaya sürüklüyor, çünkü bu durumda insanlar suç ve günah düşüncelerine ve böylece de düşünce kontrolü ve şiddete daha açık hale geliyor.
C: Evet.
--------------------------------------------------------------------------
Bu kısım hakkında "sanırım bu konu üzerinde yeterince durduk" kapanış cümlesini alıyorum ,gerçekten bolca okumamız ve düşünmemize rağmen bu kısım hem özet hem de uğraştığımız konunun en can alıcı kısmını toparlıyor ,ilk defa okuyacakların da olacağını umarak uzunca olsa da sundum,
----------------------------------------------------------------------------
S:(L) Bir celsede zamanın, Cennetten Düşüş "sırasında" ortaya çıkan bir ilüzyon olduğunu söylemiştiniz ve bunu söyleyiş şekliniz, başka ilüzyonların da olduğunu düşündürdü bana...
C: Değiştirilen DNA'nız nedeniyle zaman sizin için doğruluğu olan bir ilüzyon.
S:(L) Peki diğer ilüzyonlar nedir?
C: Monoteizm; sizden ayrı, mutlak güce sahip bir varlığa inanç.
S:(L) Başka?
C: Fiziksel artış gereksinimi.
S:(L) Korunma için fiziğe odaklanmak... (T) Monoteizmle ilgili anahtar kelime ayrılık mı?
C: Evet.
S:(L) Başka?
C: Lineer/doğrusal odak.
S:(L) Başka?
C: Tekboyutluluk.
S:(L) Örtü... (J) Sadece tek bir boyutu algılamak... (L) Bu ilüzyonlar DNA'mıza genetik olarak programlandı mı?
C: Yakın.
S:(L) Başka hangi ilüzyonlar var?
C: Öncekilerle işiniz bitti mi?
S:(L) Bilmiyorum. Bu ilüzyonların bize nasıl zorlandığından, bizim bunları nasıl algıladığımızdan bahsedebilir misiniz biraz?
C: Eğer biri bir kapıyı açarsa ve sen de açılan kapıdan bir küp altın görürsen, altına ulaşmadan önce, kapının arkasında gizlenmiş zehirli bir yılan olup olmadığını düşünür müsün?
S:(L) Altın neyi simgeliyor?
C: Sınırlanmaya cezbolma.
S:(L) Kapı neyi simgeliyor?
C: Sınırlanmaya açılış.
S:(L) Bir küp altın olarak temsil edilen sınırlanma, aslında göründüğü şey değil miydi? Bu bir kandırma mıydı?
C: Yılan nedir?
S:(T) Kertenkeleler? (J) Tehlike. (L) Tamam, kapıyı kim açtı? (J) Biz.
C: Hayır.
S:(L) Kapıyı açan biz değildik, doğru mu?
C: Evet.
S:(T) Kapıyı kim açtı?
C: Kertenkeleler.
S:(L) Yani resmen... (T) Yılan kimdi? (J) Kertenkeleler, tehlikeyi...
C: Hayır!
S:(L) Yılan kimdi?
C: Dikkatsizce cazibeye teslim olmanın sonucu; yani, bakmadan atlamak.
S:(J) Yani dikkatli olmamız gerekiyor. (T) Yılan neydi? (J) Cazibeye teslim olmanın sonucu... (L) Yani
diyorsunuz ki, cennetteki cezbolma hikayesi, insanoğlunun cezbedilerek bu realiteye yönlendirilmesinin
hikayesiydi. İyi ve Kötünün Bilgisi Ağacı'nın meyvesinin yenmesi de...
C: Cazibeye teslim olmaydı.
S:(L) Ve bu bir kandırmaydı...
C: Hayır! Kandırma yok!
S:(L) Ama burada dönen birşey var. (T) Tuzak mı?
C: Hayır! Tuzak da yok. Seçmeseydiniz, özgür iradenize müdahale edilemezdi.
S:(T) Bir saniye. Olayın mantığını kaçırıyorum. Düşüşten önce biz kimdik?
C: 3'üncü yoğunluk BH.
S:(T) Bize 3'üncü yoğunluk varlıklarının BH olamayacağını söylememiş miydiniz? (L) Hayır. 3'üncü yoğunluk BH varlıklarının olduğunu söylemişlerdi. (T) O zaman meydana gelen şeyden dolayı mı şimdi KH'yiz?
C: Evet.
S:(T) Tamam, demek o zaman BH'ydik. Yani Kertenkeleler kapıyı açtı ve tabii bunu bir mecaz olarak
kullanıyoruz. Kertenkeleler kapıyı açtı ve bize bir küp altını gösterdiler ve kapıdan geçip ona ulaşmamızı umuyorlardı ve bizi kontrol altına almak üzere kapının arkasında bekliyorlardı. Doğru yolda mıyım?
C: Ummak yanlış fikir.
S:(T) Bizi cezbederek yapmaya çalıştıkları şey neydi?
C: Yapmaya çalışmak da yanlış fikir; öğrenme fırsatı için sorgulamaya devam edin.
S:(T) O zaman 3'üncü yoğunluk BH varlıklarıydık. Bu, daha önce bahsettiğiniz savaştan sonra mıydı?
C: Savaşın kendisiydi.
S:(L) Savaş içimizde miydi?
C: Sizin üzerinizden.
S:(T) Yani o kapıdan geçip geçmeyeceğimizle ilgili bir savaş... (L) Savaş bizim üzerimizden yapıldı ve biz resmen savaş meydanıydık. (T) Anladım, ama genel resmi doğru anladığımızdan emin olmak için bu
benzetmeye geri dönmek istiyorum. Kapı açıldığında savaş devam ediyordu. Savaş, bizim o kapıdan geçip geçmeyeceğimiz üzerine miydi?
C: Yakın.
S:(T) O noktada BH'ydik. BH ve KH seçeneklerimiz var.
C: TR, savaş her zaman var, önemli olan "ne zaman" seçtiğin!
S:(T) Yani hala altın küpüne mi bakıyoruz? Burada önemli birşey var... (L) Şimdi biraz geri dönüp şu şekilde soralım: Bu olay öncesinde insanoğlu...
C: Öncesinde mi?
S:(L) Öncesi değil. Herşey aslında eşzamanlı olmasına rağmen biz hala bir anlamda tarihsel bir olaydan
bahsediyoruz. Döngünün bir noktasındaki bu olayda insanoğlu...
C: Geri gidiyorsunuz.
S:(T) Sorduğumuz sorular isabetli değil.
C: Yakın. Düşünce dalgalarıyla birlikteydiniz. Bu konuyu TR'ye bıraksan daha iyi olur belki.
S:(L) Tamam, çenemi kapatacağım. Devam et TR. (T) Tüm yardımınıza ihtiyacım var. (L) Zor bir konu. (T) Bu konu, Kertenkelelerin ve diğer dünyadışı varlıkların insanlara onları kaçırılmaları ve diğer herşey için izin verdiklerini söyleyip durmalarıyla da ilgili.
C: Evet, devam et.
S:(T) Benzetme üzerinden gidelim. Altın bir ilüzyondu. Altın, algıladığımız şey değildi. 3'üncü yoğunluktaki BH varlıkları olarak bize sunulan bir cezbediciydi. Kapı Kertenkeleler tarafından açıldı.
C: Cezbetme değil, herzaman oradaydı. Dorothy ve kırmızı terlikleri hatırlıyor musunuz?
S:(T) O kapıdan içeri adım atmadan önce BH'ydik. İçeri girmek zorunda değildik. (F) Bir saniye, yanılıyorsam düzeltin ama TR kapıdan girdiğimizde onların bizi ele geçirdiğini söylediğinde Kasyopyalılar... (L) Hayır dediler... (F) Altın her zaman oradaydı. (J) Seçmeseydik, özgür irademiz ihlal edilemezdi. (T) Onlar hiçbirşey yapmadılar, sadece kapıyı açtılar. Kertenkeleler kapıyı açtı ve içeri girip girmeyeceğimiz tamamen bizim kendi seçimimizdi. (J) Bana göre, kapıdan içeri adım atmakla, özgür irademizin sınırlanmasını seçmiş olduk... (T) Kapıdan içeri girmemizle birlikte Kertenkeleler bize birşeyi uygun bir şekilde sunmuş oldular. Tek yaptıkları kapıyı açıp bize göstermeleriydi...
C: Sunmak? ! ?
S:(L) Onlar sunmadı... (J) O hep vardı... (T) Her zaman oradaydı... (J) Hala orada...
C: Evet, kırmızı terlikleri düşünün. Glenda Dorothy'ye ne söyledi?
S:(J) İstediğin zaman eve gidebilirsin. (L) Her zaman eve dönme gücün var...
C: Evet.
S:(L) Yani her zaman BH olmaya dönme gücümüz var mı? 3'üncü yoğunlukta bile mi?
C: Evet.
S:(L) 3'üncü yoğunluk BH varlıkları nasıl bir hayat yaşıyor?
C: Keşfedin.
S:(T) Kapı benzetmesine dönmek istiyorum. Kapı her zaman oradaydı. Cezbedicilik her zaman orada
duruyordu...
C: Altına gittiğinizde, Kertenkelelere "Merhaba" dediniz ve bundan anlayabileceğiniz herşey.
S:(T) Evet, ben de bu noktaya ulaşmaya çalışıyordum. Kertenkelelerin veya KH güçlerinin kapıyı açtığını söylediniz.
C: Hayır. "Açmak" demeyelim. Sadece sizi kavramaya yaklaştırmak için o ifadeyi kullandık.
S: ... (T) Kapı her zaman oradaydı ve her zaman açıktı. Sadece benzetmeyi kavramaya çalışıyorum. Yani BH varlıkları olarak altına gitme ve gitmeme seçeneklerimiz vardı. Altına gitmekle KH olduk çünkü altına gitmek KH.
C: Evet.
S:(T) Ve bunu yapmakla 4'üncü yoğunluk Kertenkele Varlıklarının saflarına girmiş olduk.
C: Evet.
S:(T) Çünkü onlar 4'üncü yoğunluk varlıkları ve 3'üncü yoğunluk varlıkları olarak bizden çok daha fazla
yetenekleri var.
C: Bundan önce 4'üncü yoğunluk BH varlıklarının saflarındaydınız.
S:(T) Ve 3'üncü yoğunluk BH'ydik. Ama altına gitmekle kendimizi 4'üncü yoğunluk KH'nin etkisi altına soktuk.
C: Evet.
S:(T) Bunu yapmakla 4'üncü yoğunluk KH'ye, bize dilediklerini yapma izni mi vermiş olduk?
C: Yakın.
S:(T) Yani bizi kaçırmaları için onlara izin verdiğimizi söylediklerinde bunu mu kastediyorlar?
C: Yakın.
S:(J) "Seçmedikçe özgür iradenize müdahale edilemez" demişlerdi. (T) İnsan ırkı olarak, özgür irademizle BH'den KH'ye geçtik. (L) Demek insanlık olarak içinde bulunduğumuz bu durumu bir seviyede kendimiz seçtik; Düşen Melek, Lusifer efsanesi. Bu biziz. Altına gitmek için o kapıdan geçmekle düşmüş olduk ve
kapıdan geçdiğimizde yılan bizi ısırdı.
C: Ama bu sürekli tekrarlanan bir sendrom.
S:(L) Sadece insan ırkı için sürekli tekrarlanan bir sendrom mu, yoksa tüm yaratılış için de geçerli mi?
C: İkincisi.
S:(L) Varoluş döngüsünün bir parçası olduğu için, tüm varoluşta tekrarlanan bir sendrom mu bu? Yoksa
Kızılderililerin Maya dedikleri şey mi?
C: İkisinden biri.
S:(T) "The Wizard of Oz" ("Oz Büyücüsü") filmine atıfta bulundunuz. Yani bu...
C: 6'ıncı yoğunluk ilhamlı.
S:(T) 6'ıncı yoğunlukta iyi film yapımcılarınız var. (S) Başka hangi filmlere ilham vermişler? (T) Konuyu değiştirmeden önce hala anlamaya çalıştığım birşey var... Tıpkı filmdeki kırmızı terlikler gibi istediğimiz zaman bizi BH'ye geri götürecek bir yeteneğe sahip olduğumuzu söylüyorsunuz.
C: Evet.
S:(T) Yani bahsettiğimiz tüm bu şeyler, boyut sınırı, dalga, frekansların yükselmesi...
C: Boyut sınırı "tornado."
S:(T) Yani dalga yıkıcı bir şekilde ilerliyor...
C: Subjektif.
S:(L) Dorothy benzetmesinde herşeyin başladığı yer olan Kansas BH miydi? ...
C: Pek sayılmaz.
S:(L) Oz ülkesine gidiş BH durumu muydu?
C: KH.
S:(L) Yani Oz KH'ydi. Ve Kansas da... tabii fiziksel ortam olarak değil de, Oz deneyimi öncesinde Dorothy'nin zihin durumu olarak BH durumuydu.
C: Evet.
S:(L) Kansas'ın kendisi değil, zihin durumu olarak BH'ydi. Oz'a gidiş ise KH'ydi.
C: Ve Elvira Gulch.
S:(J) Cadıya dönüşen kadın.
C: Cadı Kertenkelelerdi.
S:(T) Evet, tamam. Tornado. Dorothy tornadoda BH durumundan KH durumuna düştü. Doğru mu?
C: Evet.
S:(T) Yoğunluk değişim dalgası tornado ile temsil ediliyor... (L) Bir yoğunluk dalgasının etkileşimi...
C: Daha dikkatli analiz edin, bunun için bir mola öneriyoruz. [MOLA]
...
S:(L) Bir noktada biraz kafamız karıştı. Yoğunluk dalgasını temsil eden tornado, kişiyi aynı yoğunluk içinde BH'den KH'ye mi geçiriyor?
C: Bir yönüyle.
S:(T) Boyut sınırı yalnızca kişiyi bir yoğunluktan diğerine geçirmekle kalmıyor, aynı zamanda KH ile BH arasında da geçiş yapılmasını sağlıyor, öyle mi?
C: Mümkün.
S:(T) Yani bu geçişte 3'üncüden 4'üncüye bir BH olarak da geçilebilir?
C: Bazı geçişlerde.
S:(L) Yani 3'üncü yoğunlukta veya 4'üncü yoğunlukta insanlar BH ile KH arasında geçiş yapabiliyor... Boyut sınırı veya yoğunluk dalgasının bu geçişinde tüm bu seçenekler mevcut mu?
C: Dalganın yönelimine göre yukarıdakilerin hepsi mümkün.
S:(L) Peki yaklaşmakta olan dalganın yönelimi nedir? Özellikle bizi 3'üncü yoğunluktan 4'üncü yoğunluğa taşımak mı? Bu dalganın işlevlerinden biri bu mu?
C: Bunu söylemiştik.
S:(L) Bu dalganın bizi 3'üncü yoğunluktan 4'üncüye taşıyacağını söylemişlerdi. Görünüşe göre dalgalardan bazıları BH'den KH'ye geçebiliyor. (T) Dalga değil, dalgadan geçen kişi. Bu dalga geçerken, dalganın yönelimi bireyden bireye değişiyor mu?
C: Deniz dalgalarıyla karşılaştırın. Dalgalar, tüm doğanın liflerinin bir parçası.
S:(T) Bu, dalganın tepesinde veya dalgalar arasındaki boşlukta oluşla da ilgili mi? Dalganın üzerinde nerede bulunduğunla?
C: Hayır.
S:(T) Yani 3'üncü yoğunluktan 4'üncü yoğunluğa geçiş sağlayan bir dalga, bu dalga geçerken sen onun
neresinde olursan ol aynı etkiyi yapar, doğru mu?
C: Evet.
S:(T) İnsanları KH'ten BH'ye ve tersine taşıyan dalga için de geçerli mi bu?
C: Veya "altına da" gidebilirsin.
S:(T) Dalganın altına mı? (J) Suyun altına. (T) O zaman hiç hareket edemezsin. (L) Dibe batıp boğulursun ve ilkel çorbanın bir parçası olursun. (T) Sebze çorbası mı?
C: Tavuklu Erişte. [Gülüşme.]
S:(L) Eğer alta gidersen okyanusa gömülüp tüm döngüye baştan başlayacağını düşünmekte haklı mıyım?
C: O kadar basit değil.
S:(J) Bunun hiç basit olmadığını düşündüm ben de. (T) Buna hiç girmeyelim. Ben hala BH'den KH'ye geçişi anlamaya çalışıyorum. Dorothy hakkındaki filmden bahsettiğiniz. Filmde ona istediği zaman, "eve gitmek istiyorum" diyerek veya buna benzer bir yolla eve gidebileceği söyleniyordu. İsterik nöbetler ve karmaşa içinde yaşayıp nadiren gelen bu dalgayı beklemekten çok daha kolay. BH'ye geri dönebilmemiz için 300.000 yıl burada takılmaktan daha kolay ve basit bir yol yok mu?
C: Elbette!
S:(T) Tamam, şimdi birşeye yaklaşıyoruz. Nereye doğru gidiyoruz? (L) Benim çenemi kapatmaya hazırlar. (T)Ama kafein aldın, şimdi bana yardım edebilirsin. [Gülüşme] Yani bunu yapmanın başka bir yolu da var. (J)İmgeleme mi?
C: Durun bir saniye, 4'üncü yoğunluğa hemen şimdi gitmeye hazır mısınız?
S:(J) Muhtemelen değiliz. İşimi bitirdiğimi sanmıyorum. (T) Evet, ben hazırım. Hemen şimdi. Eğlence
başlasın! JR, eve gidince kedilere yemlerini verirsin! (L) Hemen çekip gitmek, sorumluluk ve anlaşmalarını terk etmek bile KH. (T) Evet, 4'üncü yoğunluk KH olurdum. (S) Sen ve Kertenkeleler! (T) Hayır, hayır,hemen gitmeye hazır değilim çünkü burada isteniyorum! Her neyse, demek yoğunluk değişim dalgası bu dönüşümü gerçekleştirmenin tek yolu değil, doğru mu?
C: Bir fikir sunuldu.
S:(T) Dalganın çok sayıda varlığı taşımasıyla ilgili olan mı?
C: İlgisiz.
S:(L) Dalga büyük döngünün bir parçasından ibaret. (T) Ve biz de belirli bir frekans oluşturarak dalga geçtiği sırada mümkün olduğu kadar çok kişiyi öteye geçirmek için buradayız ve burada bulunmamızın başka hiçbir amacı yok... öyle mi?
C: Bu, özgür iradeye müdahaleyi ima ediyor.
S:(L) Burada bir frekans oluşturuyoruz ve diğerleri de bize katılıp katılmayacakları konusuna bir seçeneğe sahip oluyor... (J) Ve 4'üncü yoğunluğa geçişimizde de KH'den BH'ye geçme seçiminde bulunuyoruz... (L)Oz Büyücüsü'ndeki Munchkin'ler (cüceler) neyi temsil ediyor?
C: 2'nci yoğunluk varlıkları.
S:(L) Maymunlar Grileri mi temsil ediyor?
C: Dilerseniz.
S:(L) Cadının askerleri kimi temsil ediyor?
C: Nefalim.
S:(L) Büyücü kimi temsil ediyor?
C: Düşünün, öğrenin, keşfedin.
S:(L) Sanırım bu konu üzerinde yeterince durduk.
-----------------------------------------------------------------------
Şimdilik burada kesiyorum.


Edited by - Tgur on 24/11/2018 09:32:34
Go to Top of Page

Tgur


1043 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 25/11/2018 :  09:07:03  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Arada çok kısa vurgulamalar yapmakta fayda görüyorum çoğumuz bir ara veya yolun başlangıcında bu hisleri duymuştuk/duyuyoruz,
------------------------------------
S: (L) Hazır bu konuya değinmişken, BRH gerçekten bedeninin içerisinde olmaktan nefret ediyor. Yanlışlıktan ötürü burada bulunduğunu düşünüyor...
C: Saçmalık. Depresyona girmiş, ama bu, yeni bir adım atacaklar için yoldur.

S: (L) Yani o yeni bir adım atma sürecinde. Neyse, sorusu şuydu –ve bu konuda çok yılgındı- ve bence bu soru iyi bir noktaya değiniyor : eğer çok sayıda enkarnasyonumuz var ise ve ayrıca herşey derslerden ibaret ise neden onları [geçmiş yaşantıları] hatırlamıyoruz ? Neden görünüşe göre sürekli baştan başlıyoruz ? Bu unutmanın sebebi nedir ? Bu bilinçli unutuş sebebiyle bir yaşamdan bir sonrakine yolculuk etme yeteneğimizi mi kaybediyoruz ? Neden önceki yaşamlarımızı hatırlayamıyoruz ?
C: Hatırlıyorsunuz, bilinçaltı seviyesinde. Ve bu seviye de derslerden dengelenmeyi çıkarmanızın en gerekli olduğu yerdir!

S: (L) Unutmanın başka herhangi bir sebebi var mı ?
C: DNA iplikçiğinizin planlanışı.



Edited by - Tgur on 25/11/2018 09:11:13
Go to Top of Page

Tgur


1043 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 30/11/2018 :  09:06:18  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
MONOTEİZMİN VE DİNLER PROGRAMININ DOĞUŞU
Konuyu evvelce açtığımı zannediyordum ,meğer eski budur com da açıp irdelemişiz ,bu son kanal bilgi tartışmaları bölümünde arada bir dokunsak da aynı hususu barizce vurgulamadığımı fark ettim ,yine K.ların ışığında bu işlerin nasıl başladığını ve neye dayandırıldığını çok açık göreceksiniz,tabiiki 309000 yıl çeşitli var oluş illüzyonları ve destanlar kutsal kitaplar ve efsanelerle bu monoteizm şidddetli ve akıl almaz bir şekilde mantıksallaştırılma faaliyetleriyle kuvvetlenmiş ve insanlık hala bu kendinden uzak yüksek ve ulu güçlerin önünde kapaklanmaktan başka şey düşünemez olmuş korkudan kafesler içine sokulmuştur, hala da kıvranmaktadır,

Oysa bütün güç kendindedir ,

KH nin doymaz bilmez ve indirgenmiş dünya yaşam kilitlenmesi neticede üstün güçlü ve aklı eremeyenleri idare eden önünde eğilten ve onların kısıtlanmış güçlerinden istifade edip sömüren bir yapıda tutma isteği insan DNA yazılımı üzerinde oynayarak ve parçalı ruhun güçlerinden soyunmayı ve bu indirgenmiş hali ile bedeninin ilkel "cinsiyet ve açlık" ihtiyaçlarından başka bir şey düşünemeyen illüzyonlara kapılmış varlıklar halinde tutmuştur,

Tablo budur ,tartışmaya soktuğumuz uzun uzun alıntılar bu yüzdendir ve güç bulabildiğim kadar devam edecektir , bu aldatılma sistemini çözmek isteyen, kurtulmak isteyen kişi bilgi soğurarak ve düşünerek bu söylediklerimin ve biraz da fazla tekrarlarla vurgulamalarımın gerçek olup olmadığı hakkında karar verecektir,

---------------------------------------------------------------------------
S: (L) Bu gece kavrama seviyemi aşıyorsunuz! Önceki bir celsede Edgar Cayce'nin açıkladığı şekliyle "Belial'ın oğulları" ve "Birin yasasının oğulları"yla ilgili ve bunun felsefi mi, yoksa ırksal bir ayrım mı olduğuna dair bir soru sormuştum. Bunun başta ırksal bir ayrım olduğunu, sonradan ise felsefi ve dini bir ayrım haline geldiğini söylemiştiniz. Yüzyıllar boyunca tüm dinlerin durumuyla ilgili bilgileri bir araya getirdiğimde,monoteist fikrin, ki görünüşe göre bu da "Bir'in yasasının oğullarının" temel fikri oluyor, hayatımda rastladığım en zekice ve aldatıcı kontrol aracı olduğu şeklinde bir sonuca varıyorum. Nereden gelirse gelsin bu insanlar tek tanrının olduğunu ve bizim de onun hizmetkarları olduğumuzu söylüyorlar. "Bize paranızı verin, biz de ona öbür dünyada size iyi davranmasını söyleyelim!"
C: Eğer kişi aldanırsa, çok zekice. Eğer aldanmazsa, aptalca.
S: (L) ...Demek "Bir'in Yasası'nın Oğulları" monoteist yahudiliğe döndürüldüler, bu da sonra Hristiyan dini mitosuna dönüştürüldü ve bu Atlantis zamanında beri sürdürülen bir tema.
C: Işık rolünü oynayanlarca örülmüş bir hikaye.
S: (L) "Işığın melekleri" gibi görünüyorlar. Ve tarihteki herşey bu grup tarafından yeniden yazılmış.
C: Başkalarının kontrolü altındalar. Tahmin et kimin?
S: (L) Oryon KH.
-----------------------------------------------------------------------------
Biraz da Atlantis ve kalıntıları hakkında uzunca bir bölüm, malüm Atlantis insan indirgenme hadisesinde baş aktör
-----------------------------------------------------------------------------
S: (L) Kanarya adalarıyla ilgili olarak, adanın fethinden çok önce, herhangi misyonerlerin veya Avrupalıların varışından çok önce adada garip bir heykelin ortaya çıktığını öğrendim. Adanın yerlileri büyük, sarışın tiplermiş. Bu heykelin kutsal olduğundan eminlermiş çünkü onun ortaya çıkmasından sonra sahilde melekler veya kutsal varlıklar, ışıklar, kokular, şarkılar, bu tür şeylere şahit olmuşlar. Candelaria Bakiresi heykeli Tenerife sahiline nasıl geldi?
C: Teleportasyon.
S: (L) Heykeli oraya kim teleporte etti?
C: "Keltler."
S: (L) Druidler anlamında mı?
C: Veya Atlantisliler anlamında.
S: (L) Daha önce Atlantislilerin Keltler olmadığını söylememiş miydiniz?
C: Hayır.
S: (L) Atlantisliler Keltler miydi?
C: "Keltler, Druidler" vs... bunlar yalnızca sonradan konan isimler.
S: (L) Şimdi biraz geri dönelim. Keltlerin Kantek'ten geldiğini söylemiştiniz. Kertişler tarafından buraya
taşındıklarını, getirildiklerini söylemiştiniz, doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Fiziksel olarak kaç Kelt getirildi?
C: Yüz milyonlarca.
S: (L) Bizim ölçüm şeklimizle bu Keltlerin bu gezegene getirilmesi ne kadar sürdü? Yoksa hala devam ediyor mu?
C: Sizin ölçüm şeklinizle bir hafta diyebiliriz.
S: (L) Gemilerle mi getirdiler? Yani bir tür araçla? Yani onları bir gemiye yüklediler, 4'üncü yoğunluğa geçtiler ve 3'üncü yoğunlukta burada tekrar ortaya çıktılar veya buna benzer birşey, doğru mu?
C: Yakın.
S: (L) Ve onları Kafkaslar civarında bıraktılar, doğru mu?
C: Ve çevre bölgelere.
S: (L) Bu 79-80 bin yıl önce miydi?
C: 80.000'in üzerinde.
S: (L) Anladığım kadarıyla Atlantis o zaman zaten mevcut olan, gelişmiş bir medeniyetti, doğru mu?
C: Evet, ama göç veya fetih dalgalarıyla bölgeler değişir... Kendi topraklarınıza bakın.
S: (L) Ayrıca daha önce Hindistan'da nükleer bir savaş olduğunu ve Veda'larda "mavi derili" diye
tanımlananların Keltler olduğunu söylemiştiniz. Keltlerin uçan araçlar kullandıkları ve bir savaş
yaptıklarından bahsediliyor. Keltler kiminle savaşıyordu?
C: Parantalar.
S: (L) Durun bir saniye! Parantalar da kim?! Oyuna yeni bir oyuncu mu dahil oldu?
C: Yeni değil.
S: (L) Onları başka bir isimle mi tanıyoruz?
C: Seç.
S: (L) Atlantisliler mi? Hindistan'daki Keltler Atlantik'teki Atlantisliler mi savaşıyordu?
C: Atlantis sizin ölçümünüzle 100.000 yıldan uzun bir süreçte 3 enkarnasyon geçiren dev bir ada
imparatorluğunun farklı bölümlerinde yaşayan 3 insan ırkının oluşturduğu gelişmiş bir medeniyetin
merkez üssüydü yalnızca.
S: (L) Bu üç ırk Keltler...
C: Veya Kantekliler.
S: (L) Kantekliler Keltlerden farklı mı?
C: Yalnızca uzunvadeli ırksal ve genetik karışım bakımından.
S: (L) Demek Atlantis'te Keltler vardı. Başka kim vardı?
C: "Amerikan yerlileri" dediğiniz ırk ve artık mevcut olmayan, Avustralya ya da Gine aborjinlerine benzeyen ama cilt renkleri biraz daha açık olan üçüncü bir ırk. (ç.n.: "amerikan yerlileri" derken "kızılderililer" mi,yoksa aztek-maya gibi unsurlar mı kastediliyor acaba?)
S: (L) Bu üçüncü ırkı diğer iki ırk mı yok etti?
C: 3 afetten biri.
S: (L) Peki Parantalar kimdi?
C: Yukarıda belirtilen ırk.
S: (L) Demek Parantalar Avustralya Aborjinlerinin ataları, öyle mi?
C: Evet, ve benzerlik için, genetik karıştırma ve seyreltimi de göz önünde bulundurarak onları Hindistan,
Pakistan, Sri Lanka, Avustralya ve Yeni Gine'de mevcut olan halklarla karşılaştır.
S: (L) Veda'lar Parantalar tarafından mı yazıldı, yoksa Keltler tarafından mı?
C: Parantaların torunları tarafından bir "ilahi rehberlik" kaynağı olarak.
S: (L) Bu ÇOK ŞEY açıklıyor. Geçen gün düşünüyordum da, eğer dil kökleri bakımından filologların
inanmamızı istediği gibi Hindistan'daki bu insanlar Keltlerle akraba olsaydı bu işten hiçbir şey
anlayamayacaktım çünkü onlara kesinlikle HİÇ benzemiyorlar. Tamam, bu nükleer savaşın 50.000 bin yıl kadar önce olduğunu söylemiştiniz sanırım. Birkaç noktayı hallettik; Atlantis'te 3 ırk vardı. Keltler de
oradaydı... Keltler Atlantislileri fetih mi ettiler?
C: Hayır.
S: (L) Sadece girip yerleştiler mi?
C: Kuzey kısmı ele geçirdiler.
S: (L) Aynı zamanda Kafkaslarda, Baltık boyunca, İrlanda'ya, İngiltere'ye ve Avrupa'ya yerleştiler...
C: İrlanda, İngiltere vs daha sonraydı.
S: (L) İsveç, Norveç ve Danimarka gibi Nors topraklarında, Baltık hizasında ve Kafkaslar'da...
C: Belirttiğin bölgelerin bazıları buz kaplıydı.
S: (L) Filologlar dil köklerini incelediklerinde Kafkasların kuzeybatısındaki Kurgan bölgesine varıyorlar. Orası Atlantis yok olunca Keltlerin gittiği yer mi?
C: Yakın.
S: (L) Keltler Sitchin'in tanımladığı şekliyle Sümerleri yöneten, Anak'ın Oğulları olarak bilinen uzun boylu sarışın insanlar mıydı?
C: "Keltler" yalnızca orijinal prototipten kalanlar.
S: (L) Tamam. Kantekliler. Ne zaman...
C: Çekim farklılıkları boy farkını açıklıyor.
S: (L) Kantekliler veya Keltler Kanarya Adalarına ne zaman vardılar?
C: 12.000 yıl önce.
S: (L) Atlantis'ten direkt olarak mı geldiler?
C: Yakın.
S: (L) Nereden...
C: Travmayla kafaları karışmış bir şekilde.
S: (L) Bu ne anlama geliyor?
C: Tahmin et.
S: (L) Yeraltından mı geldiler?
C: Bazıları.
S: (L) Yeraltı ırkının bir parçası mıydılar?
C: Hayır Laura. "Travma" derken neyi kastediyor olabiliriz?
S: (L) Komet kümesi mi? Nuh Tufanı mı?
C: Yeterince yakın.
S: (L) Keltler veya Kantekliler Britanya adalarına ilk olarak ne zaman yerleştiler?
C: Aynı. 12.000 yıl önce.
S: (L) Piktler de mi Keltlerdi?
C: Hayır, Atlantisli. Hatırla, "Kelt" sonradan konan bir isim.
S: (L) Piktler de Kantekiler miydi?
C: Köken olarak.
S: (L) İbrahim de Kantekli miydi? İbrahim'in hikayesi Kantekliler tarafından mı Dünya'ya getirildi?
C: Hayır.
S: (L) İbrahim Kantekli veya türevlerinden miydi?
C: İkincisi. Ama siz de öyle.
S: (L) Yahudilerin genetik mühendislikle oluşturulup Orta Doğu'ya yerleştirilmesi hangi yıl oldu?
C: 130.000 yıl önce.
S: (L) Vay be! Bu kadar süre boyunca herhangi ırksal bir saflığı korumayı başardılar mı?
C: Hayır.
S: (L) Cayce Atlantis'te "Bir'in Oğulları" ve "Belial'ın Oğulları" ayrımından bahsediyor. Bu ırksal bir ayrım mıydı yoksa felsefi/dini bir ayrım mı?
C: Son ikisi, ve ondan önce, ırksal.
S: (L) Irksal bir ayrımken kim kimdi?
C: Belial'ın Oğulları Kanteklilerdi.
S: (L) Oo! Bu iyi değil.
C: Subjektif... Beden değilsiniz, ruhsunuz.
S: (L) Kantek'te oldukları zamandan beri bir grupla temasta olduğunuzu söylemiştiniz. Bu grup Druidler mi?
C: Hayır. Henüz tanımıyorsun.
S: (L) Gülhaçlıların Druidler'in yeni enkarnasyonu olduğu sonucuna ulaştım. Yani Druidler ortadan kayboldu ve kısa sayılacak bir süre sonra Gülhaçlılar ortaya çıktı.
C: Kısmen.
S: (L) Jül Sezar dini hoşgörü konusunda standart bir politikaya sahipti. Görünüşe göre tek istisna Druidlermiş.Onların kökünü kazamaya kararlıymış. Neden?
C: Gizemli güçleri nedeniyle.
S: (L) Bu gizemli güçleri nereden elde ettiler?
C: Nesilden nesile geçen bilgi.
S: (L) Kanaryalar'da ortaya çıkan "meleksi varlıklar" Druidler miydi yoksa Gülhaçlılar mı?
C: 4'üncü yoğunluktular.
S: (L) KH miydiler yoksa BH mi?
C: Her ikisi.
S: (L) KH ve BH birlikte takılıyor mu?
C: Sen sizin dünyanızdaki tüm tiplerle takılıyor musun?
S: (L) Adadaki Guançelerin gördüğü varlıklar KH miydi, BH mi?
C: Her ikisi.
S: (L) Önce birini sonra da diğerini mi görüyorlardı demek istiyorsunuz?
C: Yakın.
S: (L) Beni rahatsız eden birşey; Keltiklerin/Kanteklilerin kafa avcılığı eğilimi. Buna dair yapılan çeşitli
açıklamalar var ama hiçbiri bana anlamlı gelmedi. Düşmanlarının ve kahramanların kafalarını kesmek
onlar için adeta genetik birşey. ... Bunu negatif enerji veya güç toplamak için mi yapıyorlardı?
C: Temel olarak.
S: (L) Televizyondaki o dizide olduğu gibi yani; "The Highlander." Bunu mu kastediyorsunuz?
C: Yanıt için araştır. Ve bu yanıtla birlikte...

Edited by - Tgur on 30/11/2018 14:15:00
Go to Top of Page

Dionysos


108 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 30/11/2018 :  23:07:57  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
S:(L) Peki diğer ilüzyonlar nedir?
C: Monoteizm; sizden ayrı, mutlak güce sahip bir varlığa inanç.

(T) Monoteizmle ilgili anahtar kelime ayrılık mı?
C: Evet.

---

Aslında belki de buradaki ayrılık kavramı, herşeyden ya da herhangi şeyden de ayrı anlamına da geliyor...
Ayrı bir ikinci.. Madde ve ruh, ben ve sen, fizik ve mental olan gibi ayrımlar, aslında tüm ayrımlar ve tüm ikilemeler belki...
Öte beri ,doğuş ölüş, bura şura, ölümden önce sonra ,tüm ikilikler...
Benden ayrı ya da benim bedenim ve maddem/zihnim, dış dünya ve ben gibi bir ayrım ve soyutlamalar var... Özünde hepsi bölümlenmeler. Ama ikiye bölüş, iki yönlülük doğamız da mı var? doğa da mı var?

Monoteizmdeki ayrılık kavramı her ne kadar benden ayrı olan gibi olsa da aslında şeyden ayrı olan ya da ikinci olan, diğer olan, anti olan kavramına da yakın gibi sanıyorum... Yani ikinci olan kavramına yakın..

Dördüncü yoğunlukta sağ sol yok ve tüm yönleri aynı anda görebilirsin deniyor ...

Maharaj da şöyle bir alıntı var sanıyorum. Tüm ayrılıklar ya da tüm bölünmeler, bölümlenmeler hayal ürünüdür

Yunus der ki sanırdım dost ayrıdır ben gayrıyım..

Doğuda Advaita Vedanta diye bir felsefe olduğunu biliyoruz. Bu İkisizlik, İkiliksizlik ya da İkincisizlik gibi dilimize çevriliyor..
Sanırım Başkasızlık, Ayrısızlık, İkilemsizlik. Diğersizlik, Öbürsüzlük-Ötekisizlik gibi bir çok belki başka ve ayrı çevrim de sunulabilirdi buna.
Vikipedi de Mahraj-ın da bu okulun ve ekolün yani Vadanta-nın bir uzantısı olduğu yazıyor .
Bizim Tasavvufta da kökeninde buna benzer bir öğreti var hatta Tasavvufun meshur sırrı da buna yakın bir gerçeği ifşa ediyor

Yani, Monoteizm dediğimiz kavramdaki ayrılık ve ayrım denilen bizim Dualizm dediğimiz kavrama da yakın bir kavram sanıyorum ki..

Edited by - Dionysos on 30/11/2018 23:13:37
Go to Top of Page

bozadi


8919 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 01/12/2018 :  18:39:45  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Evet, Tasavvuf ile Advaita denen öğreti arasında önemli kesişmeler var bence de.

Meşhur üç büyük dinin de kendilerine göre bazı erdemleri, doğru, güzel, faydalı yönleri olmakla birlikte, maalesef üçünde de "monoteizm"in aşırı yüceltilmesi, şiddetli bir ikilik veya ikicilik söz konusu, Allah ile Kul arasında. Ne Musa'nın, ne de Muhammed'in insanları bu derecede "acizleştirme", yani insanlara acizliklerini vurgulayıp durma gibi bir derdi olduğunu sanmıyorum. Bu insanlar geldikleri yerdeki mafyatik odakların baskılarını kırıp insanları özgürleştirmek için geliyorlar ama insan kitlelerinin ciddi bir kısmı fazlasıyla egosal, ve bu da karanlık güçlerin insanların büyük bir bölümünü kendi kontrol veya güdümleri altına almasını sağlıyor ve bu durumun yarattığı baskı, peygamber veya büyük öncü dediğimiz insanların yaptıkları işleri, düşünüş şekillerini de çok etkiliyor ve zaman içinde dinlerin mesajları konusunda ciddi çarpıtmalar meydana gelebiliyor.

İyilik, doğruluk, güzellik apaçıktır, kendini kendini kanıtlayan, doğrulayan şeylerdir. Bu üç büyük din ne yazık ki zaten apaçık ortada olan iyilik-doğruluk-adalet kavramlarını kendi tekelleri altına alarak, pozitiflikten ziyade negatiflik, özgürlükten ziyade kölelik, adaletten ziyade adaletsizlik üretecek şekilde ciddi oranda KH tezgahından geçirildiler bence. Daha peygamber (veya herhangi benzer bir karakter) yaşarken bile ciddi oranda negatif baskılarla bir ölçüde yozlaştırılabiliyorken, peygamber/rehber bu katı terk ettikten sonra karanlık güçlerin başarabileceği şeytani işlerin, çarpıtmaların adeta bir sınırı kalmıyor. Nitekim İslam dünyasının hali apaçık ortadadır, tam bir ruhsal bataklığı andırıyor. Hristiyan ve Yahudi dünyası da bundan çok farklı değil bence nihayetinde.

Din dahil hiçbir şey, iyilikten, doğruluktan, adaletten üstün olamaz, Din denen şey iyiliğe, doğruluğa, adalete hizmet ettiği, bu doğal ve evrensel tutumları desteklediği, sağladığı ölçüde değerlidir. Hangi dinden, hangi ırktan, hangi ideolojiden olursa olsun, tüm insanlar arasında birliği, dayanışmayı, sevgiyi sağlayacak olan şey belirli bir din, hatta hiçbir din değildir; İyiliktir, Doğruluktur, Adalettir. Bu evrensel kavramlar hiçbir dinin tekelinde değildir ama Dinler, Dinciler bu kavramları kendi Dinlerinin/Allah'larının tekelinde sanmaya bayılıyorlar genellikle. Bu da onların "egosallık" düzeyleri konusunda bir bilgi veriyor aslında. En büyük katliamların, nefretlerin, çilelerin, baskıların, işkencelerin Allah/Tanrı/Din/Mezhep gibi kavramlar adına yapılmış olması ve bu durumun doğrudan veya dolaylı olarak hala devam etmesi bile KH güçlerinin "Din" yoluyla yaptıkları dipsiz vurgunların, Kertiş ziyafetlerinin apaçık bir göstergesidir.

İnsanların yüzyıllardır devam eden bu kısırdöngünün farkına varıyor olmaları nedeniyle Deizme olan ilgi artıyor aslında. En büyük insan hakkı tecavüzlerinin Allah/Tanrı adına, Din adına yapılmış olmasını sorguluyorlar. "Bu işte bir yanlışlık olmalı" diyorlar, diyecekler, demeliler.

Hiçbir dinin hiçbir dine üstünlüğü yoktur ve hiçbir din İyilikten, Doğruluktan, Adaletten daha üstün olamaz. İnsanlığı bölüp birbirine düşürmek, köleleştirmek, sürüm sürüm süründürmek yerine tüm insanlığı birleştirip ortak sorunlarını çözmenin tek yolu, evrensel ve apaçık iyilik-doğruluk-adalet kavramlarının üstünlüğüne, rehberliğine, belirleyiciliğine itaat etmektir.
Go to Top of Page

Tgur


1043 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 02/12/2018 :  10:49:54  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
ALTINA AÇILAN KAPI FENOMENİ

Ara ara yakaladığım vurgulanması icap eden kısımlar hakkında dikkat çekeceğimden bahsetmiştim,

Altın açılan kapının daima açık olduğu baştan zihnimi kurcalamıştı burada bir giz var demiştim ,lineere alışmış aklımız daima biteviye devam eden maceramsı zamana kilitli iken bu hadisenin bir defaya mahsus özel olduğu takıntısından kurtulamamıştı,

Oysa zamansızlık olayına yavaş yavaş adapte olurken bu durumun bilgi ve dersler konusunda önemli bir öğe olduğunu ve var oluşun o dengeyi sağlama yolunda ruhların bakelorya imtihanı vermesi gibi bir şey olduğunu idrak ettirdi,

Ruh bu acılı ortamı seçerse esasta çok şey kazanacaktır ,seçmezse belki bir çok dersin işlenmediği halde kalcaktır ,şu bilgi tam hazmedilirse ve "önemli olan ruhtur" bilincine erişilirse sonuçta acılı veya mutlaka acılı olması şart değil varyasyonların sonu mutlaka ruhun birliğinde sonlanacaktır ,gizemli gerçek budur.

Eğer altına açılan kapıdan geçmişsek benzer olarak şuna benzer bir şey yapmış oluruz,
Bungee jumping yapanları hep izlemişizdir ,adrenalin tutkunu ne olacak deyip burun kıvırmışızdır, bazılarımız ise keşke ben de mi yapsaydım demiştir gerçekte bir deney veya ders üzerine rizikoyu devreye almaktır seçmeyen biz esasta bir deneyimden eksik kalmışızdır uçak dışında göklerde kuşlar gibi doğada uçmak zevki ve deneyimi, neticede mutlaka en sonda aslına yani birliğe dönme bilincimiz ve inancımız var ise o jumping deneyimindeki emniyeti ve geri dönüşü sağlayan lastikimsi halat işlevi gibi bir uygulmayı devreye almışızdır,

Yani deneyim zenginliği yapmış kazançlıyızdır,

Aşağıda altına açılan kapı hadisesinden bir kısım ve K.ların neyi vurgulamak istediklerini belirten alıntılar,
---------------------------------------------------------------
C: Yapmaya çalışmak da yanlış fikir; öğrenme fırsatı için sorgulamaya devam edin.
S:(T) O zaman 3'üncü yoğunluk BH varlıklarıydık. Bu, daha önce bahsettiğiniz savaştan sonra mıydı?
C: Savaşın kendisiydi.
S:(L) Savaş içimizde miydi?
C: Sizin üzerinizden.
S:(T) Yani o kapıdan geçip geçmeyeceğimizle ilgili bir savaş... (L) Savaş bizim üzerimizden yapıldı ve biz resmen savaş meydanıydık. (T) Anladım, ama genel resmi doğru anladığımızdan emin olmak için bu benzetmeye geri dönmek istiyorum. Kapı açıldığında savaş devam ediyordu. Savaş, bizim o kapıdan geçip geçmeyeceğimiz üzerine miydi?
C: Yakın.
S:(T) O noktada BH'ydik. BH ve KH seçeneklerimiz var.
C: TR, savaş her zaman var, önemli olan "ne zaman" seçtiğin!
S:(T) Yani hala altın küpüne mi bakıyoruz? Burada önemli birşey var... (L) Şimdi biraz geri dönüp şu şekilde soralım: Bu olay öncesinde insanoğlu...
C: Öncesinde mi?
S:(L) Öncesi değil. Herşey aslında eşzamanlı olmasına rağmen biz hala bir anlamda tarihsel bir olaydan
bahsediyoruz. Döngünün bir noktasındaki bu olayda insanoğlu...
C: Geri gidiyorsunuz.
S:(T) Sorduğumuz sorular isabetli değil.
C: Yakın. Düşünce dalgalarıyla birlikteydiniz. Bu konuyu TR'ye bıraksan daha iyi olur belki.
S:(L) Tamam, çenemi kapatacağım. Devam et TR. (T) Tüm yardımınıza ihtiyacım var. (L) Zor bir konu. (T) Bu konu, Kertenkelelerin ve diğer dünyadışı varlıkların insanlara onları kaçırılmaları ve diğer herşey için izin verdiklerini söyleyip durmalarıyla da ilgili.
C: Evet, devam et.
S:(T) Benzetme üzerinden gidelim. Altın bir ilüzyondu. Altın, algıladığımız şey değildi. 3'üncü yoğunluktaki BH varlıkları olarak bize sunulan bir cezbediciydi. Kapı Kertenkeleler tarafından açıldı.
C: Cezbetme değil, herzaman oradaydı. Dorothy ve kırmızı terlikleri hatırlıyor musunuz?
S:(T) O kapıdan içeri adım atmadan önce BH'ydik. İçeri girmek zorunda değildik. (F) Bir saniye, yanılıyorsam düzeltin ama TR kapıdan girdiğimizde onların bizi ele geçirdiğini söylediğinde Kasyopyalılar... (L) Hayır dediler... (F) Altın her zaman oradaydı. (J) Seçmeseydik, özgür irademiz ihlal edilemezdi. (T) Onlar hiçbirşey yapmadılar, sadece kapıyı açtılar. Kertenkeleler kapıyı açtı ve içeri girip girmeyeceğimiz tamamen bizim kendi seçimimizdi. (J) Bana göre, kapıdan içeri adım atmakla, özgür irademizin sınırlanmasını seçmiş olduk... (T) Kapıdan içeri girmemizle birlikte Kertenkeleler bize birşeyi uygun bir şekilde sunmuş oldular. Tek yaptıkları kapıyı açıp bize göstermeleriydi...
C: Sunmak? ! ?
S:(L) Onlar sunmadı... (J) O hep vardı... (T) Her zaman oradaydı... (J) Hala orada...
C: Evet, kırmızı terlikleri düşünün. Glenda Dorothy'ye ne söyledi?
S:(J) İstediğin zaman eve gidebilirsin. (L) Her zaman eve dönme gücün var...
C: Evet.
S:(L) Yani her zaman BH olmaya dönme gücümüz var mı? 3'üncü yoğunlukta bile mi?
C: Evet.
S:(L) 3'üncü yoğunluk BH varlıkları nasıl bir hayat yaşıyor?
C: Keşfedin.
S:(T) Kapı benzetmesine dönmek istiyorum. Kapı her zaman oradaydı. Cezbedicilik her zaman orada duruyordu...
C: Altına gittiğinizde, Kertenkelelere "Merhaba" dediniz ve bundan anlayabileceğiniz herşey.
S:(T) Evet, ben de bu noktaya ulaşmaya çalışıyordum. Kertenkelelerin veya KH güçlerinin kapıyı açtığını söylediniz.
C: Hayır. "Açmak" demeyelim. Sadece sizi kavramaya yaklaştırmak için o ifadeyi kullandık.
S: ... (T) Kapı her zaman oradaydı ve her zaman açıktı. Sadece benzetmeyi kavramaya çalışıyorum. Yani BH varlıkları olarak altına gitme ve gitmeme seçeneklerimiz vardı. Altına gitmekle KH olduk çünkü altına gitmek KH.
C: Evet.
S:(T) Ve bunu yapmakla 4'üncü yoğunluk Kertenkele Varlıklarının saflarına girmiş olduk.
C: Evet.
S:(T) Çünkü onlar 4'üncü yoğunluk varlıkları ve 3'üncü yoğunluk varlıkları olarak bizden çok daha fazla
yetenekleri var.
C: Bundan önce 4'üncü yoğunluk BH varlıklarının saflarındaydınız.
S:(T) Ve 3'üncü yoğunluk BH'ydik. Ama altına gitmekle kendimizi 4'üncü yoğunluk KH'nin etkisi altına soktuk.
C: Evet.
S:(T) Bunu yapmakla 4'üncü yoğunluk KH'ye, bize dilediklerini yapma izni mi vermiş olduk?
C: Yakın.
S:(T) Yani bizi kaçırmaları için onlara izin verdiğimizi söylediklerinde bunu mu kastediyorlar?
C: Yakın.
S:(J) "Seçmedikçe özgür iradenize müdahale edilemez" demişlerdi. (T) İnsan ırkı olarak, özgür irademizle BH'den KH'ye geçtik. (L) Demek insanlık olarak içinde bulunduğumuz bu durumu bir seviyede kendimiz seçtik; Düşen Melek, Lusifer efsanesi. Bu biziz. Altına gitmek için o kapıdan geçmekle düşmüş olduk ve kapıdan geçdiğimizde yılan bizi ısırdı.
C: Ama bu sürekli tekrarlanan bir sendrom.
S:(L) Sadece insan ırkı için sürekli tekrarlanan bir sendrom mu, yoksa tüm yaratılış için de geçerli mi?
C: İkincisi.
S:(L) Varoluş döngüsünün bir parçası olduğu için, tüm varoluşta tekrarlanan bir sendrom mu bu? Yoksa Kızılderililerin Maya dedikleri şey mi?
C: İkisinden biri.
--------------------------------------------------------------------
S: (L) ÖFFFF!! Sıradaki soru: Cayce belirsiz açıklamalarından bir tanesinde... Bu arada Kasyopyalıları belirsiz olmakla suçlayanlar Cayce'yi okusalar iyi olurdu çünkü gerçekten belirsizliğin USTASI! Sayfalar dolusu şey yazıp HİÇBİR ŞEY söylemeyebiliyor! Her neyse, 1909 ile 1930 arasında çok sayıda Atlantislinin enkarne olduğunu söylüyor. Onlarla ilgili tanımı güçlü zihinleri ve duyguları, aynı zamanda fizikselliğe, zevke düşkünlükleri ve yüksek teknik yetenekleri olduğu şeklinde. Aynı zamanda geçmişin hatalarının tekrarlanma olasılığına karşı uyarmış. Şimdi bu belirttiği insanlar bugün bildiğimiz dünyayı kuran insanlar.Sorum şu; karmik bakımdan Atlantis hikayesinin bir tekrarıyla mı karşı karşıyayız?
C: Enerjisel bakış açısıyla bakılacak olursa bu tekrarlanma döngüleri gerçekten mevcut ama her zaman öğrenme ve böylece ilerleme fırsatı var.Bu bildiri 1909 ile 1930 arasında doğanlar için değil miydi??
Bu zamanlamanın önemi nedir, eğer kişinin yönelimi "şimdiki" zamanaysa?
S: (L) Muhtemelen Hitler ve 2. Dünya savaşını kastediyordu.
C: Veya sadece daha sonraki "tarihi" kastetmiyordu, ilgisiz olduğu için?

-------------------------------------------------

Edited by - Tgur on 03/12/2018 08:32:01
Go to Top of Page

Tgur


1043 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 02/12/2018 :  19:51:35  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Bu son yorumdan ben de sonra etkilendim, biraz ağır ve yüksekten ,

Ancak derin düşününce uzun döngüde gelişemiyen veya çok yavaş olan 3. yoğunluk mensuplarına belki de bir deney olarak kısa döngü programı lanse edildi ve fiziksel deneyin en etkin olduğu bir yaşam tarzı ile hızlı bir gelişme önerildi ve tatbik sahasına kondu ,deney bahsi geçen acılıkları ile egosal davranışın en diplerine doğru çökelişi de devreye alıyordu ,

Konu bu badireden atlatmayı becerebilenlerin yani gerekli bilgi ve farkındalık kapasitesine ulaşanların kazanacağı bir savaş halinde sürdü sürüyor ,

Batağa düşen veya seçen ruhun tek silah olarak bilgilenmek olduğu bir yaşam şekli hatalara düşülse de yani karmalar yaratılsa da düzeltmek ve doğru seçimler yapmak için enkarnasyon fırsatı ruhun önünde durmakta ve böylece sayısal niceliklerle çok olsa da eninde sonunda birlik bilinci niteliğiyle sonuçlanan bir macera..



Edited by - Tgur on 03/12/2018 08:28:36
Go to Top of Page

Tgur


1043 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 03/12/2018 :  08:24:53  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Döngü işindeki hassas durumları izah için şu bölümü getiriyorum sanırım konu daha iyi hatırlanır ve anlaşılır,
-------------------------------------------
C: Herşeyin arzu edilmeyen sonuçları yanında arzu edilebilir sonuçları da vardır, fakat burada şu da belirtilmelidir ki evrenin tüm boyutlarında var olan herşey, varoluşu yalnızca iki şekilde deneyimleyebilir.
Bunlar uzun dalga döngüsü ve kısa dalga döngüsüdür. İnsanların neden fiziksel madde içinde esir olduklarıyla ilgili soruna dönecek olursak, ki elbette bu gönüllü bir şekilde ve seçimle gerçekleşti, sizin tamamen eterik veya ruhsal bir varoluş olarak tanımlayacağınız uzun dalga döngüsü deneyiminden,fiziksel varoluş dediğiniz kısa dalga döngüsüne geçmenizden kaynaklandı. Bu iki yol arasındaki fark şudur;
uzun dalga döngüsünde evrimde döngüsel bir tarzda çok yavaş bir değişim meydana gelir. Kısa dalga döngüsünde ise bir ikilik/dualite vardır. Dünya'da fiziksel bedenler içindeki ruhların deneyimlediği şey de budur çünkü ruh döngünün yarısında eterik/ruhsal bir halde deneyim yaşarken, döngünün diğer yarısında fiziksel bir durumda deneyim yaşar. Bu iki yarı, zaman olarak sizin zamanı ölçüm şeklinizle ölçülemez ama elde edilen deneyimin bütünü her iki yarıda eşittir. Ruhların grup zihni tamamen eterik/ruhsal bir varlık yerine fizikselliği deneyimlemeyi seçtiğinde bu kısa dalga döngüsüne geçme gereksinimi doğal olarak,evrenin doğal bağları yoluyla gerçekleşti.
S: (L) Ruhla bedenin etkileşiminin bir yan-ürünü var mı?
C: Bu etkileşim hem pozitif hem de negatif nitelikte yan-ürünler meydana getirir.
S: (L) Bu yan ürünler nelerdir?
C: Önce hangisi?
S: (L) Pozitif.
C: Pozitif yan-ürün göreli enerjide meydana gelen bir enerji artışıdır. Bu enerji ruhun ve onun tek boyutlu ve iki boyutlu etkileşimli partnerlerinin öğrenme sürecini hızlandırır. Partnerler flora, fauna, mineraller vb'dir. Bu kısa dalga döngüsündeki fiziksel/ruhsal transfer yoluyla hepsi tekrar-birleşmeye doğru olan gelişim ve hareketi daha hızlı bir şekilde deneyimler.
Negatif olarak ise aynı varlıklar için pek çok negatif durum söz konusu olur, çünkü 1. ve 2. bilinç yoğunluğu seviyesinde bulunan flora ve fauna normal olarak fiziksel düzlemde uzunvadeli veya uzun dalga döngülü bir deneyim yaşayacaktı ama insanlarla olan etkileşimleri nedeniyle kısa dalga ruhsal/fiziksel döngüde deneyim elde etmek durumundalar.


Edited by - Tgur on 03/12/2018 10:44:54
Go to Top of Page

Tgur


1043 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 05/12/2018 :  09:26:10  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
FİZİĞE BAŞLANGIÇ

Küçük alıntılardan birini daha sunuyorum,

Fiziğe neden başlar bir ruh şeklinde cevaplanmamış bir soru vardı zihnimde ,sadece cazip olsun diye cinsi teması baş köşeye koyamayız her ne kadar cinsiyet ve açlık baş aktör diye bahsetsek de o takıntı mekanizmasının daha sonraları fiziği seçen ve tapıp tek çare görüp benimseyen KH haline baştan gelenlerin,4.yoğunluk teknolojisi yardımıyla yani dünya dışı dediğimiz bölümün de yardımı ile sonradan yapılan genetik yazılımla oynamaları sayesinde detaylandı yerleşti ,

Benim acabam en baştan bu hali seçenlerin zihinsel durumları ,şu alıntı üzerinde derin düşünürsek anlarız, her iki yoğunluğu deneyebilen ve sanki arada bir fizikde olma heyecanı yaşayan çocuksu oyuncak ile oynayan gibi olan bir ruh hali, canın sıkılıp vaz geçtiğinde 4. yoğunluğa geçebiliyorsun akşam olup eve dönen çocuk gibi ama bu oyunlardan ölme öldürme nasıl bir şey diye deneyimlediğinizde biraz zahmetli oluyor gibi ,araya bir de zamanın deneyimlendiği tehlikeli bir oyuna başlamak da var ,
ve böyle ileri geri yazarken en sondaki cevabı uyguladığımın farkına vardım,

"Kendiniz öğrenmelisiniz"
----------------------------------------------------------
S:(L) İnsan ırkının Cennetsi durumda uzun süre yaşadığı dönemde, ruhsal bağlantıyı muhafaza ederek fiziksel beden kullanabiliyorlar mıydı?
C: Evet. Ama uzun sürmedi. Hiçbir bağımlılık daireyi kapatacak kadar uzun sürmez.
S:(L) Yani insanoğlu kendini zevklendirme bağımlısı mı oldu?
C: Hızla o hale geldiler.
S:(L) Ruhların bedenlere taşınmasından itibaren cenneten düşüş ne kadar sürdü?
C: Ölçülebilir değil. Unutma Laura, bu olay meydana geldiğinde zaman yoktu. O noktada zaman akışı
ilüzyonu ve diğer pek çok yanlışlık mevcut değildi.
S:(L) Yani cennetten düşüşün zamanın da başlangıcı olduğunu söylüyorsunuz.
C: Evet.
S:(L) Belirttiğiniz diğer yanlışlıklar, birkaçını söyleyebilir misiniz? Birincisinin zaman olduğunu biliyoruz...
C: Kendiniz öğrenmelisiniz.
----------------------------------------------------------------


Edited by - Tgur on 05/12/2018 09:27:44
Go to Top of Page

Tgur


1043 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 11/12/2018 :  09:10:22  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
İSA MESELESİ
Celselerin başından beri Lauranın her İsa hakkında sorgusuna baştan belirgin cevaplar ama son zamanlara doğru Sezara atfen gerçeğin değiştiğini gördük ve meseleyi öğrenmek ve oturtmak için biraz alıntılarla dolaşalım istedim, ve gördüm ki konu üzerinde durmuş ve oldukça derin irdelemiştik celseyle ilgileri yeni katılan dostlara barizleştirmek için tekrar işaret ediyorum dostlarımızın üzerinde yaptıkları yorumlar da konuya daha açıklık kazandırıyor,

https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=1373
---------------------------------------------------------------------
Paulun isa ve hiristiyanlık konusunda nasıl rol aldığına dair,evvela başlarda D4 ün sorusu küçük bir açılım yapıyor,
---------------------------------------------------------------------
S: (L) D4'ün sonraki sorusu: Paul beden dışı deneyimi sırasında ne söyledi ve neden bu sözlerin "insan
tarafından söylenmesi meşru" değildi?
C: İsa "Sezar'ın hakkını Sezar'a verin" dedi.
S: (L) Bunun soruyla ilgisi nedir?
C: Öğrenmek için düşün.
---------------------------------------------------------------------
Paulun yaptıkları üzerinde hadise daha belirginleşiyor,isa aldatmacası ve hristiyanlığın bir nevi başlatıldığı oyunlarda baş aktör Paul ve olayların vizyonlarla destekli senaryolaşması,daha sonra yani asırlar sonra bu oyunun kulaktan kulağa ve ilavelerle destanımsı kutsalımsı bir havada sürüklenmesi tabulaştırılması,
----------------------------------------------------------------------
(L) Daniel T. Unterbrink adlı bu adamın yazdığı “Judas of Nazareth” (Nasıralı Yehuda) adlı bu küçük kitap var elimde. Öncelikle, İsa’nın esas prototipi olduğunu düşündüğü Galileli Yehuda’dan bahsediyor. Galileli Yehuda ile ilgili söyledikleri doğru mu?
C: Yehuda Sezar’ı gölgede bırakmak için kullanılan “kurbandı”.
S: (L) Görünüşe göre bu Galileli Yehuda’nın oluşturduğu grup, Yahudi fanatiklerin suikastçi “Kudüs Grubu”olarak biliniyordu. Bunlara Kudüs Hıristiyanları diyor çünkü Kudüs Grubunun ilk Hıristiyanlar olduğuvarsayımıyla hareket ediyor çünkü Galileli Yehuda’yı Mesih ilan ettiler. Ama görünüşe göre bu Yehuda MS19 yılı civarında haça gerilmiş, ki bu da oyunun epeyce başı sayılır. Paul ortaya çıkmış ve bu bireylerle etkileşime girmiş ve görünüşe göre gruptan atılmış. Gruptan atıldığı kendi yazdığı mektuplardan anlaşılıyor çünkü bu grupla savaş içindeymiş. Interbrink elbette Paul’ü kötü kişi diye tanımlıyor, tek amacının para kazanmak, bir kilise oluşturmak, kendini zengin etmek ve bu tür şeyler olduğunu iddia ediyor. Bu kabul edilmesi kolay bir iddia değil çünkü Paul mektuplarını okudum ve bu şahıs çok karmaşık bir şahıs. Bu şahıs “Sicari” denen o Yahudi fanatikleri tanımlarken, “herkesi ezen ve o beslenme yasalarını izleyen grup” diye tanımlıyor. Bir tarafa birini, diğer tarafa diğerlerini koyduğum zaman Paul her defasında kazanıyor. Yani yapacak birşey yok. Peki Paul Unterbrink’in aşağılayıcı bir şekilde tanımladığı gibi kötü bir adam mıydı?
C: Hayır, yakın bile değil!
S: (L) Paul Herodiyen Ailenin bir üyesi miydi? Yani Josephus’un tanımladığı şekliyle Herodiyen ailenin bir üyesi olan Saul, Havari Paul ile aynı kişi miydi?
C: Evet.
S: (L) Diğer bir deyişle Paul aslında Tarsuslu değildi, doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Peki nereliydi?
C: Kudüs yakınları.
S: (L) Pekala, neden Paul’ün Tarsuslu olduğu söylendi? Bunun efsaneye eklenmesinin nedeni neydi?
C: Gizlemek ve göstermek.
S: (L) Nasıl yani gizlemek ve göstermek? Tarsus neyi gösterecekti?
C: Antony’nin zaman geçirdiği, eski askerlerin emekliye ayrıldığı, Sezar kültünün esasen geliştirildiği ve
sürdürüldüğü yer.
S: (L) Yani... Tamam, bu konuda başka birşey sormayacağım, çünkü önce biraz düşünmem gerekiyor. Pekala,bir diğer şey; Josephus’un Slav versiyonunda, Beytüllahim Yıldızı hikayesi var. Elbette İncil’de İsa’nın doğuşu karmakarışık. Ama görünüşe göre Galileli Yehuda’nın doğuşu sırasında Beytüllahim Yıldızı görünmüş ve bu Slavca Josephus kaynaklarına kaydedilmiş. Şu şekilde betimlemişler:
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Eklenti:
“Yıldız görüntüsü bize göründü ve tüm dünyayı tutacak olan kralın doğuşunu gösterdi. O yıldıza bakarken,bir buçuk yıldır o şehre doğru yollardayız. Kralın oğlunu bulamadık ve yıldız şimdi bizden gizlendi.” Ama eve dönerlerken yıldız onlara tekrar görünmüş.Ve Herod dedi ki: “Bana gösterebilir siniz onu?”“Sanıyoruz ki onu tüm dünya görebilir.”Açık bir sundurmanın üzerine çıktılar ve ona yıldızı gösterdiler. Ama yolda ilerlerken yıldız tekrar kayboldu.
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
(L) Josephus bu yıldızı Vespasian’ın İşareti olarak yorumlamış ama ilginç şey şu ki, Unterbrink’in zaman tablosuna göre bu yıldız MÖ 25’te görünmüş. Benim Komet kitabımda Halley Kuyrukluyıldızının
tarihlerine göre kometlerin tarihlerine göre ayarlıyorum. Buna göre, MÖ 46’da meydana geldiği söylenen bir komet olayı var. Sezar’ın ölümünden iki yıl önce gerçekleştiği varsayılıyor. Ama benim yeniden tarihlendirdiğim takvimde aslında o yıl MÖ 25. Standart tarihe göre MÖ 25’te komet falan yok ama benim tarihlememe göre, ki Unterbrink’in Slav Josephus’a dayandırdığı zaman tablosuna uyuyor, MÖ 25’te böyle bir kuyrukluyıldız olayı söz konusu. Komet kitabında şöyle deniyor:
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
(L) Benim o cisimle ilgili düzeltilmiş tarihlemem doğru mu?
C: Yakın.
S: (L) Pekala, yapılan o betimleme, Galileli Yehuda’nın doğumuyla ilişkilendirilen şey mi?
C: Yakın.
S: (L) Tamam... Tarihlemem biraz yanlış mı?
C: Evet.
S: (L) Kaç yıl kadar?
C: 11 yıl.
S: (L) 11 yıl mı?
(Chu) İleri mi, geri mi?
C: Çıkar.
S: (L) Yani MÖ 14’e mi kaydırmam gerekiyor?
C: Evet.
S: (L) Tarihsel, Yahudi Mesih’in doğduğu tarih mi yani?
C: Evet.
S: (L) Bu Galileli Yehuda, prototipik Yahudi Mesihi haline gelen öğretmen /asi lider miydi?
C: Evet.
S: (L) Şimdi, bir sorun var çünkü Mesih’le ilgili olarak Josephus’a eklenen Testimonium Flavionum,
Josephus’un Galileli Yehuda’nın ölümünden bahsedecek olsaydı tam olarak bundan bahsedeceği yerde
bulunuyor. Bu ekleme Mesih’le ilgili uydurulmuş bir ekleme olmaktan ziyade, sadece ismini değiştirdiler ve o metin aslında Galileli Yehuda’nın ölümünü tanımlıyordu. Doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Herhangi yeni birşey yazmadan kolayca isimleri değiştirebiliyorlar yani. Pekala. Takvimimde 11 yıllık bir sapma olduğuna göre herşeyi yeniden ayarlamam gerekiyor demektir. Doğru mu? Herşeyi 11 yıl kaydırmam mı gerekiyor?
C: Evet.
S: (L) Hmm.
(Perceval) Tüh...(Approaching Infinity) Halley Kometi meselesi o kadar karmaşık ki, 500 yıl eklenmiş olabileceğini dikkate aldığında, varsayılan tüm o komet olayları da o yıllar arasında meydana gelmiş olabilir...(L) Çizim tahtama dönmem gerekiyor gibi görünüyor çünkü o 11 yıllık fark tüm planlarımı alt üst etti. Başka soru sorabilecek durumda olmadığım için, sorusu olan var mı?(Approaching Infinity) Bebek Sezar’la ilgili sormak ister misin?(L) Ne olmuş Bebek Sezar’a?(Approaching Infinity) Bu hikaye Augustus tarafından mı alındı, yoksa Mesih hikayesi... Bu ikisinden biri bu hikayeyi Sezar’dan mı çaldı?
C: Bebek Mesih Hikayesi Mitralar ile Sezar’ın bir karışımı. “Hukuk Doktorları” arasında meraka neden olan “Mesih” hikayesi Sezar’la ilgili. Augustus Sezar’ın hikayesinden bir-iki unsur aldı ama o kadar.
S: (L) Bu pek de işime yaramadı. Sezar’ın doğumuyla ilgili sıradışı herhangi bir durum var mıydı?
C: Komet.
S: (L) Doğumu sırasında bir kuyrukluyıldız göründü diyorsunuz. Bir komet doğumunda, bir komet de
ölümünde, doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Ama “yemliğe konma” meselesi, bilge adamlar falan yok, değil mi?
C: Yok.
S: (Pierre) Ama kometlerin bir anlamı olmalı. Bu tamamen şans eseri birşey değildi, öyle değil mi?
(L) Ama İsa’yla ilgili tüm o konular, yemlik, bir mağarada doğma vs...
(Perceval) Peki kuyrukluyıldız kim bilir ne kadar süredir gökyüzündeydi ve o sırada kim bilir kaç kişi doğdu?(Pierre) Hem doğumunda, hem de ölümünde komet varmış.(L) Biraz özel. Mark Twain’e bakın!
(Perceval) Ama o sırada kaç insan doğdu? Bu ille Sezar’la ilgili değil. Eğer kuyruklu yıldız bir-iki hafta
gökteyse, o sırada yüzlerce insan doğmuştur. Ama insan bakış açısıyla bakıldığında, insanlar bunu bir
işaret olarak aldı...
C: Alıcılık yeteneği!
S: (L) Yani gökte bir komet varken yüzlerce kişi doğabilir ama sadece alıcı yeteneğe sahip olan kişi o
kometten etkilenebilir, öyle mi?
C: Evet
S: (L) Yani çok önemli olabilir ama yalnızca...(Perceval) Gizli bir bakış açısından... Sıradan bir insan bakış açısından değil. Ölümünden sonra Sezar’la ilgili oluşturulan kült o sırada veya sonrasında birileri tarafından bir tehdit olarak mı algılandı?
C: Kesinlikle! Sezar fakirlere ve insan kitlelerine özenle ve nezaketle muamele edilmesini savunuyordu.
S: (Perceval) Yani onu öldürecek ve yaptığı herşeyi bozacak kadar çok tehdit altındaydılar... Peki ama
öğretisinin dünyaya yayılıp herşeyi değiştirmesi şeklinde gerçek bir tehdit var mıydı?
C: Evet.
S: (L) Komünalizm, paylaşma, bakım, şefkat, vs.
(Perceval) Dünyayı pozitif bir şekilde değiştirme tehdidinin seviyesi ile onların Sezar’ın hikayesine yaptığı şeyi karşılaştırmaya çalışıyorum. Ve bu bugün hala devam ediyor! Bunu bırakmış, unutmuş değiller. Hala aldatılarak sömürülüyoruz. Bu o kadar büyük, o kadar feci birşey ki... Bir taşla iki kuş vurdular sanki. “Hem Sezar’dan ve öğretilerinden kurtulabilir, hem de bize istediğimizi sağlayacak olan bu yeni dini yayabiliriz!”
(L) Evet, pasiflik dini. Efendilerine itaat et, onlara tüm paranı ver, vergilerini öde...
(Perceval) Evet, belki de o dönemde yeni bir organize dinin gerekli olduğu algısı vardı...
(L) Peki Paul’ün yazılarında insanlara vergilerini vermeleri yönündeki tavsiyeler gerçekten onun görüşleri miydi?
C: Kısmen, evet. Ama o yılan kadar akıllı, güvercin kadar nazikti. Mektuplarında yazdıkları şey “süttü”, ve eti yalnızca şahsen veriyordu.
S: (L) Pekala. Tahmin ettiğimden daha uzun sürdü celse. Sırtım gerçekten... Elini mi kaldırdın Approaching Infinity? Elini görüyorum ama...(Chu) Approaching Infinity kıkırdıyor orada...
(L) Pekala Approaching Infinity, hadi...(Approaching Infinity) İddiaya göre Mesih Halkı ile ilgili ilk şeylerden biri, birlikte yenen komünyon yemeğiydi. Sezar’ın hayatında bununla bağlantılı birşey var mıydı?
C: Belirli birşey yoktu fakat bu işaret paylaşıldı çünkü Sezar açların doyurulmasını sağlıyordu ve askerleri açsa, onların sıkıntısını paylaşıyordu. “Yemek”, Mitralardan alınmış bir başka konu. Tarsus’la ilgili ipucunun Mitraizme işaret ettiğine dikkat edin. Son olarak, Sezar’ın son akşam yemeğinin unsurları da hikayede kullanıldı!
S: (Perceval) Sezar’ın son akşam yemeği mi?(Kniall) Evet, yemek yedi ve ona nasıl ölmek istediği soruldu.(L) Hızlı olduğu sürece bunun bir önemi olmadığını söyledi. Pekala, düşünmediğimiz ama sormamız gereken herhangi birşey var mı, çünkü sırt ağrım başlıyor ve artık celseyi kapatmamız gerekiyor. Herhangi bir önemli mesaj?
C: Senin için psikomantiyumda veya benzer bir yerde kalem-kağıt hazır olarak oturma vakti.
S: (L) Neden kağıt-kalemi hazır tutmam gerekiyor?
C: Çünkü ileteceğimiz kompleks şeyler var ve bu enerji tüketecek.
S: (L) Bunu yalnız yapmam gerektiğini mi söylüyorsunuz?
C: Mutlaka yalnız olman gerekmiyor. Sorular sormak için, enerjisi uyumlu bir-iki kişinin mevcudiyeti faydalı olacaktır.
S: (L) Bu sorular genel nitelikli mi olmalı yoksa örneğin diğer insanların gönderdiği soruları bu şekilde
yanıtlayabilir miyiz?
C: Kişisel soruları sınırlandırın lütfen.
S: (L) Pekala, başka birşey yoksa iyi geceler deme vakti.
C: Sezar’ı hatırlayın... Hoşçakalın.
----------------------------------------------------------------------------
L) Ben de onu söylemeye çalışıyordum. [kahkaha] Gerçekten çok şey okudum ve birkaç küçük yanıt almayı çok istiyorum. Öyle görünüyor ki Yahudi İsa Josephus’un yazılarında betimlediği çeşitli farklı karakterlerin unsurlarından oluşuyordu. Perealı Simon vardı, Galileli Yehuda vardı ve isimlerini hatırlayamadığım başkaları vardı. Bu adamlar daha ziyade ihtilalcilerdi. Ama elbette biliyoruz ki birisi için ihtilalci veya terörist olan, bir başkası için özgürlük savaşçısı olabilir. Bu adamlar temel olarak dinlerine, yani Yahudi inancına bağlıydılar ve Romalıların onların Kutsal Şehrinde yaşayıp şehri yönetmesi, rahiplerini ataması ve onlara ne yapacaklarını söylemesi hiç hoşlarına gitmiyordu. Onların dinine ve çok güçlü dinsel inançlarına göre tek yönetici Tanrı’ydı ve Tanrı’nın yönetimine de rahipler aracılık ediyordu. Rahipler ise Roma temsilcisi tarafından değil halk tarafından seçiliyordu. O yüzden çok mutsuzdular ve rahatsızdılar. Sonuç olarak belirli gruplar arasında dinlerinin daha katı bir versiyonunu oluşturdular ve Josephus bunu Dördüncü Felsefe diye tanımlıyor. Romalılara karşı büyük bir ihtilal hamlesi yapmak için Yahudiye/İsrail/Filistin’in tüm halklarından destek topluyorlardı. İnsanların sonradan Kudüs Kilisesi diye ifade ettiği orijinal grubun bu olduğunu düşünüyorum. Ama bu aslında kesinlikle bir Hıristiyan Kilisesi değildi. Temel olarak dinci bir topluluktu ama perde arkasında isyana hazırlanıyorlardı, silahlanıyorlardı ve Roma’ya isyan etmek için dinen ve maddi olarak hazırlık yapıyorlardı. Şu ana kadar yaptığım tanımlama doğru mu?
C: Evet
S: (L) Tamam. Paul Tarsuslu olabilir de, olmayabilir de ama İncil’de “Elçilerin İşleri” bölümünde tanımlandığı gibi bir Roma vatandaşı değildi muhtemelen. Bu onu Roma’ya belirli bir şekilde götürmeye yönelik özel bir tanımlama biçimiydi yalnızca. Paul ya Şam’da ya da Antakya’da veya yakın bölgelerden birinde yaşayan Helenik bir Yahudi’ydi. Bana öyle geliyor ki, o devrimci grubun üyeleri olan Kudüs Yahudileri onun yaşadığı bölgeye geldiler ve dini kancaları kullanarak adam topluyorlardı. Paul o süreçte onların başına bela olmaya başladı. Paul Ferisi olduğunu söylüyor ve Ferisilik Yahudiliğin çok çok katı bir biçimiydi ve dolayısıyla da aralarında doğal bir çatışma noktasıydı. Şu ana kadar doğru mu?
C: Evet
S: (L) Mücadele buydu. Paul bir Ferisi’ydi ve diğer Ferisileri onlara karşı doldurdu. Bana öyle geliyor ki
Steven’ın taşlanması muhtemelen asla olmadı. Doğru mu?
C: Evet
S: (L) Perealı Simon ve Yehuda ve Matta ile başlayarak, ki Büyük Hirodes zamanlarında bu şahıslar belki öldürülmüşlerdi, belki de henüz yaşıyorlardı, bu şahısların apokaliptik anlamda “dirildikleri” inancı vardı.Cebrail’in Vahiy Taşı dedikleri bir yazılı taş bulundu ve o yazıtla ilgili bir yorum kitabı yazan Israel Knohl o yazıtların Perealı Simon’un ölümüne dair olduğunu düşünüyor. Gerçekten de öyle mi?
C: Evet
S: (L) O yazıtta Perealı Simon’un ölümünden üç gün sonra tekrar dirileceği yazıyormuş. Ölümünden sonra dirildiği söyleniyor. O yazıtta ayrıca Simon ve diğer şehitlerin kanının, ki Josephus bu şahısları çok yanlış bir şekilde anlatmış olabilir, göğe yükselen bir tür manyetik madde olduğunu ve tanrının intikamını çekebileceği de ima ediliyor. Bunu çok ilginç buldum. Bu görüşler o sırada İsrail’deki bazı gruplar arasında yayılıyordu. En azından Ölü Deniz Parşömenlerini hazırlayanlar arasında. Bu parşömenler arasında bazı parçaları bulunan Etiyopyaca Enok kitapları örnek olarak ele alınıyor. Herkes arasında yaygın bir bilgi değildi bu ama bana öyle geliyor ki kahramanların tanrılar olarak dirilmesine dair Greko-Romenve bir süre birşeyleri değiştirdiler. Sonra Kudüs yıkıldı. Ondan sonra herşey değişti ve bir nedenle fafikirleriyle de benzeşiyordu iddialar. Ve herkes ölmüş olan liderlerinin dirildiğini iddia ediyordu. Perealı Simon’un, Galileli Yehuda’nın ve ilgili diğer bazı şahısların. Bunlar fiziksel dirilmeler değildi, sadece birer vizyondu. Sorum şu: Bu vizyonları gördüklerini iddia eden insanlar söylediklerine gerçekten inanıyorlar mıydı yoksa devrimlerine insanların desteğini sağlamak için bunu bir propaganda olarak mı kullanıyorlardı?
C: Bazıları gördü, sonra diğerleri de gördüklerini iddia etti.
S: (L) Peki “İsa” adı bu noktada mı gündeme geldi? Bu Yahudi devrimci lider veya liderler Yeşu olarak mı tanımlanıyorlardı? Musa’nın sağ kolu Yeşu? Yani normalde yaşarken başka bir adı olan, örneğin Perealı Simon veya Galileli Yehuda diye bilinen kişi ölüp dirildikten sonra Yeşu olarak mı adlandırıldı?
C: Evet
S: (L) Tamam, şimdi bir fikir yürüteceğim. Sabırlı olmanız gerekiyor. Paul o grupla mücadele ettikten sonra bir vizyon gördü. Romalılar tarafından öldürülen o Yahudi’yi mi gördüğünü düşündü?
C: Pek sayılmaz.
S: (L) Ama o grupla belirli bir ilişkisi vardı…
C: Vizyonu yanlış yorumladı ama bu yanlış yorum çevresinden kaynaklanıyordu yalnızca. Simon nasıl öldü?
S: (L) Askerler onu çölde kovalıyordu ve biri ona kılıcıyla vurdu ve onu öldürdü. Sanırım kafasını uçurdular.
C: Haç yok muydu?
S: (L) Hayır, haç yoktu. Pekala…
C: Paul bir haç gördü.
S: (L) Demek Paul bir haç gördü.
C: Trophaeum üzerinde Sezar resmi.
S: (L) Yani Paul o süreçte etrafında olan bitenlerden o kadar etkilenmişti ki, gördüğü gerçek bir vizyonu
başta yanlış yorumladı ama sonradan ne olduğunu anladı, öyle mi?
C: Evet
S: (L) Ve Paul’ün teolojisi sizin bize 4. Yoğunluk varlıklarının yaşadığı 4. Yoğunluk alemi olarak tanımladığınız realitelere ve bu dünya veya alemde bir hayat yaşadıktan sonra gittiğin veya mezun olduğun bir yere çok benziyor sanki.
C: Evet
S: (L) Paul’ün ruhsal beden fikri bile çok benzer çünkü o krallıkta et ve kemikle yaşanmadığını söylüyor.Bedenin bir tohum gibi ekilmesinden ve ruhsal bir beden olarak büyümesinden bahsediyor. Sanki fizikselliğin değişken olduğu bir başka gerçeklikten bahsediyor. Ve beklediği değişikliğin zamanı geldiğinde hala burada olanların bile göz açıp kapayıncaya kadar değişmiş olacağını söylüyor hatta.
C: Evet
S: (Perceval) Peki Paul’ün gördüğü vizyon nasıl bir vizyondu?
C: Sezar’ı gördü ve gördüğü kişinin bir Yahudi bireyi olduğunu sandı. Ama kısa bir süre sonra vizyonu anladı.Paul var gücüyle insanları kurtarmaya, dünyayı dönüştürmeye çalışıyordu ve bu nedenle de amaca hizmet eden her durumda “herkese herşey oldu.” Kudüs’teki grup da onun gözünde herhangi biri gibi
kurtarılması gereken bireylerdi.
S: (L) Doğru anlıyorsam Paul başta Yahudi bir birey gördüğünü sandı o vizyonda ama kısa süre içinde yanlış yorumladığını anladı. Çünkü Perealı Simon’un haçta ölmediğini biliyordu. Gördüğü şeyin Trophaeum üzerindeki Sezar olduğunu anladı mı?
C: Evet
S: (L) Yine de gördüğü Sezar’ı amacı doğrultusunda Yahudi bir adamla harmanladı…
(Perceval) Kudüs’teki grubu etkilemek için mi?
(L) Yani bunu kasten mi yaptı?
C: Evet
S: (Perceval) Mesajı kitleler için değiştirdi.
(L) Yahudilere mesajı iletirken herkese aynı mesajı mı verdi?
C: Hayır
S: (L) Açıkça herkese herşey olduğunu söylüyor. Yahudilerle birlikte olduğunda Yahudi. Başkalarıyla
karşılaştığında onlardan biri. Ama “tüm bildiğim Mesih’in haça gerildiğidir” dedi. Teolojisini bir 4.
Yoğunluk vizyonuna dayalı olarak geliştiriyor. Herhangi bir bireyden, tarihsel bir kişiden bahsetmiyor hiç.Bunun kasıtlı olduğunu düşünüyorum. Odaklandığı şey 4. Yoğunluğun tezahürüydü. Herhangi bir
insandan kasıtlı olarak bahsetmediğini, vurgusunu farklı bir yöne yaptığını düşünüyorum. Doğru mu?
C: Evet
S: (L) Ama bu da büyük bir soruna yol açtı. Roma’da bir kilise vardı. Paul Roma’ya gitmeden önce, Roma’daki bir Hıristiyan kilisesi olduğu düşünülüyor bunun. Romalılar Kitabını bu kiliseye yazdı. O bir Yahudi kilisesi miydi?
C: Hayır
S: (L) Yani Yahudi insanlarla bağlantılı bir kilise değildi, bir Yahudi sinagogu değildi, Yahudi mesihi bilenlerin ve tapanların mekanı değildi?
C: Hayır
S: (L) Sezar tapınımıyla bağlantılı olarak, Yahudi olmayan bir grubun kilisesi miydi?
C: Evet
S: (L) Sezar’ın suikaste kurban gitmesinden iki nesil sonrası bu. İki nesilde pek çok şey olabilir.
C: Evet
S: (L) Paul Roma’ya gittiğinde… Her ne kadar Elçilerin İşleri kitabı herşeyin Kudüst’ten doğduğunu iddia etse de, herşey Roma’dan doğuyor veya kaynaklanıyor gibi görünüyor.
C: “Elçilerin İşleri” kitabı birşey iddia ettiğinde, tam tersini düşünün.
S: (L) Pekala, Roma’da belirleyici birşeyler var. Paul Roma’ya vardığı zaman ne oldu? Roma’ya bir Kudüs esiri olarak mı götürüldü?
C: Paul Kudüs’e üçüncü defa gitmedi asla.
S: (L) Kudüs’e üçüncü defa gitmedi asla ama Roma’ya gitti. Gittiği zaman oradaki kilise onu nasıl karşıladı?
C: Sıcak bir şekilde.
S: (L) Bu pek anlam ifade etmiyor. Sanıyorum ki Sezar tapınımının bozulması ve Yahudi İsa’nın bozulması da tam burada düğümleniyor.
C: Tüm bunların Kudüs’ün yok edilmesinden sonra gerçekleştiğini hatırlayın.
S: (L) Yani gerçekte ne olduğunu bilmiyoruz. Paul’ün Roma’ya sanılandan çok daha önce gitmiş olabileceğini düşünüyorum. Bu mantıklı çünkü eğer gerçek Mesih 29 veya 30 yılında değil MÖ 4’te ölen biriydiyse, o zaman herşeyin geri çekilmesi gerekir. Peki Paul Roma’ya 48’de veya 49 yılında mı gitti?
C: Evet
S: (L) Sonra İspanya’ya mı gitti?
C: Evet
S: (L) Nerede öldü? Roma’da mı, yoksa İspanya’da mı?
C: İspanya.
S: (Chu) Yani Paul St. James de Compostela mı?
C: Yakın!
S: (L) Belki de St. Jacques Türbesi’nde gömülen kişi Paul’dü?
C: Evet
S: (Perceval) Oraya bir hac ziyareti yapman gerekiyor Laura!
(L) Hacca gitmem gerekiyor!
(Pierre) Yürüyerek!
(Perceval) Bisikletle gidebilirsin.
(L) Ata binebilir miyim?
(Perceval) Başını pencereden çıkararak araçla da gidebilirsin. Havayı içine çekerek.
(Chu) Belli belirsiz bir bağlantı var ama her iki durumda da bir deniz kabuğu var. St. Jacques’in / St. James’in sembolü deniz kabuğu ve aynı zamanda Venüs / Sezar’la bağlantılı deniz kabuğu da var.
C: Evet!!
S: (L) Venüs Julii ailesinin atasıydı. Ama bu hiçbir şeyi açıklamıyor. İyice karmaşıklaşıyor.
C: Tabağınızda yeterli malzeme var. Harika ilerleme kaydediyorsunuz!
S: (L) Bir soru daha sormak istiyorum ama. [kahkaha] Bir soru daha sorayım.
(Perceval) Eğer Laura Paul’ün orada gömüldüğünü bilerek St. Jacques’in mezarına giderse, herşeyin yanıtını sağlayacak ilahi bir vahiy alacak mı orada?
(PoB) Orada Putin’le mi görüşecek?
C: Hayır
S: (L) Paul ve Kudüs kilisesindeki insanlar Jül Sezar tapınımını aşağı yukarı evrensel olan Mesih karakterinin tapınımıyla değiştirme fikrine mi vardılar?
C: Evet
S: (L) Onun bir Yahudi Mesih olmasını mı planladılar?
C: Hayır, o sonra geldi.
S: (L) Peki Paul gerçekten de onları odaklarını Sezar’dan ziyade evrensel bir yaratıcı tanrıya yöneltmeye mi ikna etti?
C: Evet
S: (L) Çünkü bu Yahudiler arasında güçlü bir kavram.
C: Evet
.S: (L) Yani Paul o Kudüs kilisesiyle bir ikna faaliyetinde bulundu ve bir süre birşeyleri değiştirdiler. Sonra Kudüs yıkıldı. Ondan sonra herşey değişti ve bir nedenle farklı şekilde işlendi.
C: Politika.
S: (L) Yani Roma kilisesi bunun… Anlayamıyorum. Çok yorgunum.
---------------------------------------------------------------------

Edited by - Tgur on 11/12/2018 09:16:27
Go to Top of Page

Tgur


1043 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 14/12/2018 :  09:18:05  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Bu konuya ilave etmem gereken kısım

PALEO CHRİSTİANİTY
Hristiyan kapsamı içerisinde neden adlandırılıyor şeklinde sorulara karşılık bu çalışmaya isim verme işinin neden bu şekilde olduğunu açıklayan bölüm, kıyamet tellalığını hiç istemediğim halde zamanın kısaldığına dair ikazlar da dahil,gerçekliğin değişkenliği kavramı ile bu ikazın ironisi hakkında düşünüp bir yerlere varmamız lazım kanaatimce,
--------------------------------------------------------------
S: (L) Sırada ne var?
C: "Paleo-christianity"ye ne dersiniz?

(ç.n.: paleo/eski-hıristiyanlık: kasyopyalıların bu grubun kurmakta olduğu organizasyon için önerdikleri isim/yöntem. resmiyette bir din/mezhep/kilise türü altında örgütlenmelerini öneriyorlar. çünkü o zaman ilgili insanların, "ben falanca dine/mezhebe/kiliseye bağlıyım ve benim dinime göre ben şunları yaparım,şunları yapmam" deme gibi bazı hakları oluyor ve devlet/yönetim o şahıslara "kendi dinlerine göre" bazı ayrıcalıklar tanımak durumunda oluyor, özellikle batı hukukunda tabi. yani kuracakları organizasyona üye olacak insanları yasal zeminlerde/meselelerde çeşitli şeylere karşı korumaya yönelik birşey. kuruluşun daha bilinen adı: fellowship of the cosmic mind (evrensel akıl kardeşliği). organizasyonun web sitesiesi:http://paleochristianity.org bu sitenin yakında bazı kısımlarının/videolarının Türkçe bir versiyonu eklenebilir bizim çeviri ekibimizin çalışmalarımıza paralel olarak.)

S: (gülüşme) (L) ... Bize paleo-hıristiyanlığı tanımlayabilir misiniz?
C: "Düşüş" öncesi tüm insanların kavradığı/hakim olduğu alemlerin bilgisi.
S: (L) Peki neden Hıristiyanlık deniyor? Hıristiyanlık bildiğimiz Hıristiyanlıkla sınırlı değil mi?
C: Oo hayır! Kelime tekel altına alındı ve Hıristiyanlık diye bildiğiniz herşey saptırıldı. Örneğin ilk "Christ"(Mesih) bir kadındı.
S: (L) Pekala. Bogomiller ve Katarlar (Cathars) o orijinal gerçeklik hakkında doğruya yakın bir kavrayışa sahip miydi?
C: Doğrulara çok yakın bazı şeyler biliyorlardı ama kendi zamanlarının pek çok sapmış dini fikirlerinden de
etkilendiler.
S: (L) Peki Paleo-Hıristiyanlık'ın önemi nedir?
C: Aleminizin ve türünüzün yaşaması için tek ümit.
S: (L) Ne anlamda?
C: Amacın birleştirilmesi: psikopatinin gizli tertibinin bir sonucu olarak kafanızın üzerinde sallanan yıkımdan kurtulma ve sakınma.
S: (L) Yani diğer bir deyişle, konuştuğumuz tartıştığımız süreçler giderek yaklaşıyor, öyle mi?
C: Evet. Aşağı yukarı. Bu taraftan da yürütülen bazı faaliyetler var. Zaman "kısalıyor", aslında zamanın
mevcut olmamasına rağmen. Yılanlar kadar akıllı, güvercinler kadar nazik olma hakkında söylediklerimizi
hatırlayın.
--------------------------------------------------------------

Edited by - Tgur on 14/12/2018 09:57:57
Go to Top of Page

bozadi


8919 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 14/12/2018 :  10:36:58  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
İlk mesihin bir kadın olması! İlginç bir bilgi/olasılık. Düşüşten sonraki dönemlere dair bu sanırım. Düşüşten önce mesih ihtiyacı olduğunu sanmam.
Go to Top of Page

Tgur


1043 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 14/12/2018 :  12:25:23  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Tahminen monoteizmin başlaması ile yani düşüşten sonra devreye alındı çünkü tapma tapınma monoteist anlayışla kuvvet bulur düşününce topluma bir ayrılık dayatması yapmak için tapma ve tapınma uygulamasının cezalarıyla sunulması gerek.

Edited by - Tgur on 14/12/2018 13:44:55
Go to Top of Page

Tgur


1043 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 16/12/2018 :  08:21:52  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
İSİM BENZERLİKLERİ İLE ALDANIŞI ANLAMA

Celseler üzerinde çalışırken 74 binlik zamanda ileri geri gitme yoluyla insanlara verilen bilgilerde oynama 4KH nin bir numaralı uğraşısı ve aldatılma illüzyonları üzerinde karışıklık yaratarak olanları içinden çıkılmaz ve uğraşmayı terk ettirecek vaziyete sokmak ,destansı hurafelerle tarih denileni etkilemek başarı gösterdikleri en belirgin oyun,

Monoteizmin ve hemen hemen dinler programının başlangıcı İbrahim ile başlanmış gibi görüldüğünden safiyane araştırmayı onun üzerinden yürütmeye çalıştım ,ancak tam başarıya ulaştığımı söyleyemem yalnız Lauranın ,Nuh hakkında ve Kometler Musanın Kuyrukları ve Boynuzları Dünyanın Gizli Tarihleri gibi yazılmış eserlerinde çözülmüş halin detayının olduğunu biliyorum ama lisan olmadığından çevirileri takip etmek de güç ve yorucu olduğundan kifayetsiz kalıyorum,

Araştırmalarımda bulduğum bazı gerçekleri belirtmek istiyorum ve bunun bile bu bilgi karıştırmasının ne kadar güçlü olduğunu ortaya çıkarıyor ,

AKHENATON -MUSA-İBRAHİM ve NEFERTİTİ -SARA-TRUVALI HELEN aynı şahıslar ve birbirleriyle ilişkili farklı kişilikler halinde efsanelere daha doğrusu aldatış senaryolarına isimler halinde serpilmişler ve karışıklıklara sebep olmuşlardır,oysa tarihin kayıtlarına dikkatle bakarsak bu şahıslar M.Ö.2000 e kadar sıralanan tarihlerde yaşamış ölmüşlerdir ,bu hazin gerçekle biz insanlığın bu aldatma faaliyetlerine bakıp kesin hususlar arayışında kalmışız ama muhtelif anlatışlarla karmakarışık bir durumda birbirimizin tarihsel yanılgıları ile uğraşıp işin içinden çıkılmaz bir belirsizlikteyiz.

Neticede kendi bildiği tarihsel hususlarla karşılaşamayan ve onda takılı kalan bu KH karıştırmasından bihaber kişilere bizim gelebildiğimiz gerçeklerle yanaştığımızda şiddetli bir karşı zihinsel blok görüyoruz,

Umumiyetle bu blok tekrar belirtiyorum bilgilerde takıldıkları bir noktada oluyor veya kendilerince tabulaştırdıkları kişilerin yorumlarıyla kalıyor,

Diğer yandan bizim gelebildiğimiz gerçekler de bir takıntı konusu olabilir ama baktıkça daha doğrusu neler yazdığımızı inceledikçe daima hakikat diye belirlediklerimizin ana yapısı durmayı şiddetle ret eden bir zihni önermekte, bu noktada verilen bilgiler tükenmiş gibi olduğunda ne yapacağız ,

Hayallere geçeceğiz ,

Zira var oluşun özünde başlangıçta bir hayalle oluşmak var..Bu hususu vurgulayan bir alıntı,

----------------------------------------------------
C: Öncelikle, tartışılan son konuya dair yanlış yorumlamalar nedeniyle bazı karışıklıklar var. Boyutlar ve yoğunluklar aynı şey değildir!!!! Boyutlar kati olarak düşüncenin hayal bölümünde meydana getirildiği
şekliyle evrensel bilincin bir neticesidir. Yoğunluk, bir ile birliğe yakınlık bakımından ölçülen gelişim seviyesi anlamına gelir... Döngü. Yani, çupakabralar insan bilincinin bir yaratımıdır ve insan varlıkları da çupakabraların bilincinin bir yaratımıdır. Anladın mı? Şimdi sizin için bir şok edici geliyor: Eğer biri sizi "hayal etmiş" olmasaydı varolmazdınız.
S: (L) Bizi kim hayal etti?
C: Şu anda önemli değil. Siz resmen birinin hayalinin "ürünlerisiniz", başka birşey değil!!!
S: (L) Tanrı'nın bizi hayal edip yaratmasını mı kastediyorsunuz?
C: Hatırla, "Tanrı" yaratılışta varolan herşeydir, yani tüm bilinçtir. Çünkü varolan herşey bilinçtir ve bilinç varolan herşeydir.
----------------------------------------------------------

Burada bahsi geçen hayal boş hayaller değildir ,iç güdüyle desteklendiğinde gerçeklikler oluşur ,kısaca sadece hayal edip onu iç güdünün itilimi desteklemediğimizde onlar "boş hayal "olur ve öylece kalırlar ,biraz felsefeye daldık,

İç güdünün de ayırımını yapmak lazım ,iç güdü ile aklın çıkardığı ayrıdır akıl bulunulan yer ve zaman ile kriterleşmiş veya done leşmiş de diyebiliriz 3B mantıksal hususlardır ve yaşadığımız yerde bolca bilim bağnazları da doğurmuştur ,yani beş duyu ile sınırlanmış hususları baz alır ve dünyayı bu sınırlamalar dışında olamaz kabına koymuşlardır ,fazla dağıtmadan ,iç güdü ise bizim morfo genetik de diye adlandırılan madde ve eter karışımı olan alemden gelen değerimizdir ,

Eğer biz bol bilgi ile takıntılardan sıyrılıp bu iç güdüye dikkat eden bir yapıya gelmişsek onun ne söylediğini anlayabiliriz ve aklın çıkardıklarına karıştırmayız,

Bunu vurgulamak için de bir alıntı,sonu ise çarpıcı,
------------------------------------------------------------

C: Öyle mi? Bir çizgiyi sürekli olarak uzatırsan ne olur?
S: (Laura ve S---) Sürekli uzar.
C: Öyle mi?
S: (L) Hı hı!
C: Nereye uzar?
S: (SV) Sonsuza kadar. (J) Kendine döner. (L) Bilmiyoruz.
C: Ou, biri "Kendine döner." dedi.
S: (J) Kuyruğunu tutan bir yılan gibi.
C: Bunu neden bilmiyoruz?
S: (L) Çünkü bilmiyoruz. Uzayın eğimli olduğu tahmini...
C: "Çünkü bilmiyoruz." Peki neden bilmiyoruz?
S: (L) Çünkü oraya gitmedik.
C: Kolomb keşfi öncesinde İtalya ve İspanya'nın dışına çıkmış mıydı?
S: (L) Tamam, bir çizginin sürekli uzaması durumunda sonunda kendine döneceğini varsayıyoruz...
C: Hayır, hayır, hayır bekle! Bir soru sorduk!
S: (L) Elbette Kolomb'un orada birşey olduğuyla ilgili bir fikri vardı ama oraya henüz gitmemişti, hayır. Ama gitti ve buldu.
C: Sadece bir fikri mi vardı?
S: (L) Evet, bence öyle.
C: Hmmm. Biz öyle hatırlamıyoruz. Bizim hatırladığımız kadarıyla, içgüdüsü ve hayalgücü vardı ve içgüdüsünü hayal gücüyle birleştirdiği zaman gerçeğe dönüştü. Gerçeğe dönüştüğü zaman, fiziksel üçüncü yoğunluk gerçeğinde ortaya çıkacağından tam emin olduğu bir gerçeklik yaratmıştı. Ama önemli olan kendine güveniyor olması değildi. Öyle olduğunu biliyordu. Denkleme şüphe eklemek için kendini
durdurmadı. Ama sen "Ne olduğunu bilmiyoruz, çünkü oraya hiç gitmedik!" dediğinde yaptığın şey bu.Mantıklı düşün lütfen. Herşeyin büyük bir döngü olduğunu defalarca söyledik. Daireler içinde dairelerden bahsettik. Döngülerden bahsettik. Kısa dalga döngülerinden ve uzun dalga döngülerinden bahsettik.Şimdi, bizden istediğiniz ve bizim büyük bir mutlulukla verdiğimiz tüm bu bilgilerden sonra, düz bir çizginin sonsuza kadar düz bir çizgi olarak devam etmesini mi beklersin? Bunu nasıl yapabilir? Üçüncü yoğunluk dünyanızda, Doğu'ya veya Batı'ya ya da Kuzey veya Güney'e düz bir çizgi çizerseniz ne olur?..
S: (J) Kendine geri döner.
C: Doğru.
S: (L) Tamam, demek büyük bir kürede yaşıyoruz!
C: Öyle mi?
S: (L) Öyle anlaşılıyor. Yoksa büyük bir daire mi?
C: Ah ah ah. Daha fazla çalışman ve öğrenmek gerekiyor canım. Daha fazla çalışman gerekiyor. Albert Einstein'ın bile ne olduğuyla ilgili bir teorisi vardı.
S: (L) Evet ama sadece bir teori.
C: Ou, o halde teoriyi bırakmak gerekiyor demek. Hiçbir zaman bilmeyeceğiz. Sadece bir teori. Unutalım gitsin.
S: (T) Ben hala daireyi genişletiyorum... (SV) Ben de.
C: Çok iyi, fikir buydu. Gidiyor, gidiyor ve gidiyor.
S: (L) Benimki de gidiyor, ama kendine dönmedi ve hiçbirşeyle karşılaşmadı. Anlatmaya çalıştığınız nokta nedir?
C: Bir nokta mı olması gerekiyor?
S: (L) Elbette!
C: Kim demiş? Öğrenmenize yardımcı olmaya çalışıyoruz. Bu sürecin ne zaman sona ermesini bekliyorsunuz?
S: (J) Hiçbir zaman. (L) Tanrım, umarım hiçbir zaman.
C: Öyleyse hiçbir zaman bir nokta yok!
S: (J) Anlatmak istediğiniz noktayı anladık! (L) Nokta falan yok. [Gülüşme] Daireyi dışa doğru genişletirsen ve daire tüm yönlere doğru genişlerse, yedi çizgiyi de kendisiyle birlikte çeker ve kapsanan kesitlerdeki alan da sürekli artar ve sonra o daireyi çevirdiğimizde bir küre olur.
C: Aynen öyle. Ama Laura bunun büyük bir kürede yaşıyor olduğumuz anlamına geldiğini söylüyor. Ve belki de öyle.
S: (T) Büyük bir küre olmazdı, yalnızca daire içindeki büyük bir küre olurdu. Eğer daire genişlemeye devam ederse, dışa doğru gitmeye devam ederdi, giderek büyürdü, büyürdü, büyürdü..(L) Beni sinirlendiriyorsun... (T) Ama sonsuza kadar gidiyor... Çünkü dışa doğru gitmede bir son yok.
C: Yok mu?
S: (SV) Yok.
C: O halde belki başlangıç da yoktur.
S: (T) Başlangıç da olmazdı, sadece büyük, açık bir boşluk. Sonsuz bir boşluk...
C: Eğer son yoksa, başlangıç yoksa, ne var?
S: (L) Nokta yok. (J) Burada ve şimdi.
C: Burada ve şimdi, yani aynı zamanda gelecek ve geçmiş. Geçmişteki herşey, şu andaki herşey ve gelecekteki herşey, hepsi birarada. Üçüncü yoğunluktaki insanlarınızın çok azının uzay yolculuğunu anlayabilmelerinin nedeni bu, çünkü üçüncü yoğunluğunuzda uzayda yolculuk yapmak, geceleyin rahat evinizde yatağınızda uzanmak kadar üçüncü yoğunluk bir eylem olsa da, zaman referansı ortadan kalkar.
Anneniz gibi kendinize yakın tuttuğunuz birşey. Ve en büyük ilüzyonunuz. Size defalarca zamanın olmadığını söyledik ama elbette beyniniz bu kavramla o kadar yıkandı ki, ne yaparsanız yapın ondan
kurtulamıyorsunuz, öyle değil mi? Uzayın derinliklerine gittiğinizi düşünün. Herşeyin tamamen bir olduğu gerçekle karşılaştığınızda kendinizi kaybederdiniz. Değil mi? Kendinizi uzay boşluğunda giderken
düşünün!
------------------------------------------------------------
Sonuçta bir büyüğün sözü ve benim ilgili dörtlüklerim

"Ümidim ile hayalim yaşarsa ben de yaşarım " C.Ş.
-------------------------------------------------
22.07.2006

Bilgi sonsuzluk içermiyorsa evrensel değildir
Yazıtlarda onun için anda anlaşılmayan şeyler de söylenir
Düşünce motorunu çalıştırmayan sözlere kilitlenmek
Yorum şeyhlerinin etrafında müritleri belirtir


Zaman yorumları ile bilinçleri halkalamak
Bu halkalardakine hükmedip sultanlık taslamak
Haris bireylere hastır
Evrenseldekinin işi ,bu hallerden kaçmak



Edited by - Tgur on 16/12/2018 13:25:20
Go to Top of Page
Sayfa: Toplam Sayfa 31  Mesaj Sonraki Konu  
Önceki Sayfa
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Forum Seç:
Başkalarına Hizmet Forumu © Kasyopya celselerini ve diğer mesajları farklı ortamlara kopyalamadan önce lütfen izin isteyin: baskalarinahizmet@gmail.com Yukarıya git
Snitz Forums 2000

Design by Sizinsayfaniz.com

Bu sayfa 3,2 saniyede oluşturuldu.