Başkalarına Hizmet Forumu
Başkalarına Hizmet Forumu
Ana Sayfa | Bilgilerim | Kayıt Yaptır | Aktif Konular | Forum Üyeleri | Site içi Arama
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni Hatırla
Şifre hatırlatma servisi

  Forum
 Kanal Bilgileri
 Kanal Bilgileri
 Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Önceki Sayfa
Yazar  Mesaj Sonraki Konu
Sayfa: Toplam Sayfa 34

Dionysos


191 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 18/03/2019 :  18:38:22  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Şimdi buraya alınmayan başka alıntılarla da birlikte aşağıdaki kavramları biraz tartışmamız gerektiğini düşünüyorum.
Burada mesela griler bizim Organik Portallar gibi mi?
Kertişler orta sınıf diyor ve onlar da yönetiyorlar. Yani bizim toplumumuzun orta sınıfının bilinçsiz bir şekilde bilim yapması ve dünyadan haberi olmaması gibi. Bilgi onlarda da üst sınıfta.
Mesela bu kavramların anlaşılması gerekir mi işe yarar mı bilmiyorum.

Şimdi mesela mitler de düşmüş melek kanı ya da kutsal kase ya da güçlü sevgi arayışı, Lilith'in göksel başka varlıklarla işbirliği çiftleşmesi gibi öyküler var. Mesela bu kavramlar bunların neresinde. Ne kadarı Nordik arayışı?
Nordik diye bir genetik varsa bu zaten katışmadı mı?
Kan soyu denen Nordik mi?
KH saf anlamda kırma melez tür gibi mi? nedir?

Bu arada tabi benim okumalarımda çok eski ve isiklidusler kimliği öncesi ve bir çok şeyi ben de Kasyopya tartışmaya tartışmaya uzak kalınca haliyle unutmuşum.

-----

S: (L) Neyin meleziydi, onu oluşturan unsurlar neydi?
C: "Griler" dediğiniz sibergenetik varlıklar ve sizin gibi üçüncü yoğunluk dünya insanları. Yani bir bakıma, 3. ve 4. yoğunluk varlıklarının melezleri


--''

S: (L) Hepsi melez miydi?
C: Doğru. Bu da fark edilebiliyor ve bunu, yaşadığınız çevrede bu konuyu araştıran bazı insanlar tarafından
yorumlanmış olan resmi kayıtlardan da kontrol edebilirsiniz. Bu olay Kertenkele Varlıkları olarak ifade
edilenler tarafından insan/melez kombinasyonları kullanılarak başlatılan özel bir görevdi. Melez unsur Gri
türüydü. Bu deney kısmen bir keşif görevi, kısmen de o bölgede sizin zaman ölçümünüzle yakın geçmişte
meydana gelen nükleer patlamaların bir sonucu olarak oluşan çevresel koşulların hem canlı Gri türleri ve
tabii hem de Sürüngen veya Kertenkele türleri üzerindeki etkilerinin test edilmesine yönelikti. Griler ve
Kertenkeleler, şu anda ayrıntısına girmeyeceğimiz bazı bakımlardan benzer bir genetik yapıya sahipler.
Netice itibariyle buradaki fikir, hem insan genleri veya genetik yapısı üzerindeki, hem de Kertenkele
genetiğiyle ilişkili olan Gri genetik yapısı üzerindeki etkileri test etmekti, eğer kavramı anlıyorsanız.
Amaçlardan biri buydu. Diğeri ise tabii ki basit bir keşifti.


---'

C: Mümkün. Şimdi incele: "Griler" "Kertenkele" varlıklarının sibergenetik araçları, o halde yardımı aslında
kim yapıyor? Ve Kertenkelelerin arkasında kim var?? Atalarınız olabilir mi acaba


---

C: Üç temel tür. Nordik, Sürüngenimsi ve Griler. Grilerin pek çok türü, Nordikler'in ve Sürüngenimsi'lerin ise
3 türü.
S: (L) Peki "iyi adamlar" hangi ırktan?

941





C: 6'ncı yoğunluk "rehberlerle" işbirliği halindeki Nordikler.
S: (L) Tek iyi adam grubu bu mu?
C: Tüm ihtiyacınız olan bu.

----

S: (L) Kertenkeleler de başka bir grubun ajanları mı?
C: Bu aslında basit bir soru. Ama 4. yoğunluk KH ortamında otorite seviyeleri mevcuttur. Bu seviyeler de
KH'de her zaman olduğu gibi entellektüel ve fiziksel yeteneklere dayanır. Sizin "kıdem düzeni" dediğiniz
şey. Diyebiliriz ki en altta sizin aşina olduğunuz Griler var. Ortada Kertenkele varlıkları olarak
tanımlayacaklarınız var ve onların üstünde de pek aşina olmadıklarınız var.
S: (L) Onlar kim?
C: En yaygın olarak bilinenleri, tabii ki, Oryon KH'leri.
S: (L) Görünüşleri nasıl?
C: Aslında yapı olarak hümanoitler, büyük insanlara benziyorlar.
S: (L) Ve onları pek sık görmüyoruz, öyle mi?
C: Şu anda bildiğiniz gibi 3. yoğunlukta en sık gördükleriniz Griler. Bunlar dışındaki diğer hepsi, eşit ölçüde
daha az sıklıkla görülenler.
S: (L) Peki tüm bu kaçırma olayındaki amaçları ne?
C: Bu konu alanındaki sorularınızı mümkün olduğunca spesifikleştirmenizi istiyoruz.
S: (L) Bu Oryon KH'leri kaçırılmalarda rol oynuyorlar mı?
C: Kaçırılmalar temel olarak Griler tarafından gerçekleştiriliyor. Fakat diğerleri de kaçırma olayları
gerçekleştirebilir, gerçekleştirecek ve hatta gerçekleştirmişlerdir. Ama bu olduğunda, kaçırılmanın yapısı
farklıdır.
S: (L) Şu anda Sirius bölgesinde insanlarla etkileşime giren herhangi pozitif dünyadışılar var mı?
C: Durun şimdi! İlk olarak kullandığınız terimin ne anlama geldiğii öğrenmelisiniz: Dünyadışı, tabii ki sizin
seviyenizde kullanılan en doğru terimlerden biri. Dünyadan olmayan herşey dünya dışıdır. Dünya yüzeyi
ortamında yaşayanların kendilerini üstün tür olarak veya evrende yalnız olarak veya kozmostaki tek tür
olarak ifade etmeleri son derece gülünçtür. Bu bir kum zerresinin üzerindeki mikrobun kendini tüm
kumsaldaki tek canlı olarak görmesine benziyor değil mi? Şimdi siz Sirius civarında bir varlık olup
olmadığını sorduğunuzda bu yine bir plajdaki kum zerresinin üstündeki aynı mikrobun, deniz kabuğunun
civarında herhangi bir varlık olup olmadığını sormasına benziyor...
S: (L) Ama ben özellikle dünyayla etkileşim içinde olanlar var mı diye sordum!
C: Ve biz de o soruyu yanıtlıyoruz. Bu fırsattan faydalanıp olayları sizin daha iyi odaklanacağınız bir noktaya
getiriyoruz. Ve bu mesajların sadece siz değil başkaları tarafından da duyulmasını umuyoruz. SİZ bu
kavramları tam manasıyla anlayabilirsiniz ama herkes anlayamayailir. Bunun farkındasınız değil mi? Bu
yüzden bu bilgiyi veriyoruz. Şimdi soruna cevap: Sirius civarında pozitif yönelimli veya BH varlıklar var mı
sorusu, yine cevaplaması zor bir sorudur çünkü "Sirius civarı"nı nasıl tanımlayacağımızı bilmiyoruz. Ama
eğer Sirius'a, sizin mesafe ölçümünüzle yaklaşık bir ışık yılı uzaklığında bir mesafeyi kastediyorsanız, o
zaman o bölgede 3. yoğunlukta bu tür varlıklar olmadığını söyleyebiliriz. Ama bu bilgi, 4.'den 6.'ya kadarki
yoğunlukları açık bırakıyor. Zaten bildiğiniz birşeyi vurgulamak istiyoruz; bu konuda düşünülmesi gereken
o kadar çok şey var ki, etrafınızdakiler belirli bölgelere veya yıldız sistemlerine referansta bulunup oradan
veya şuradan gelen varlıklardan ve amaçlarının şu veya bu olduğundan bahsettiklerinde, bu gülünç
birşeydir. Çünkü eğer evrenin, tüm evrenin, olası tüm yaşam boyutlarının GERÇEK yapısını biliyor
olsaydınız, o zaman bilirdiniz ki herhangi ve her şey mümkündür ve GERÇEKTEN mevcuttur! Bunu
UNUTMAMALISINIZ.



Edited by - Dionysos on 18/03/2019 18:40:20
Go to Top of Page

Tgur


1105 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 25/03/2019 :  15:30:25  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle

EVREN YARATIRKEN EŞDEĞERLİLİK

Konulara geri dönüp üzerinde gidiliyor gibi olsa da inancın tam yerleşmesi için izahlar arasındaki bağlantıları bulmak ve belirtmek muğlak olanı ütyopik gibi geleni gerçeklik standında buluşturmak yönünden faydalı oluyor,

Evren yaratmak üzerine yorum yaparken şöyle bir benzetme yapmışım,

"Aslında "siz biz siniz biz de siz"ifadesini bu hadisede somutlaştığını görmekteyiz yani Laura ve başka bu şekilde bilgiye katılanlar bir an K.bilgi ve düşünce kümesinde olanlarla aynı düzeyde olmuşlar ,bu yoğunluk hafıza /unutma örtüsü kalkmış ki onun yani perdenin şuur altındakilerin bu yoğunlukta burada yaşarken devrede olduğunu biliyorduk ,birey bu perdesiz haliyle aktif vaziyete gelmiş sorulara cevap verebiliyor ,yani "hepiniz 6 yoğunluk parçalı ruh uzantısızınız"ifadesinin bu yoğunlukta tezahürü (Dionysos dostumuz çok vurguladı),
------------------------------------------------
S: (T) 6.ncı yoğunlukta bu dalganın tepesinde ilerliyorsunuz, doğru mu?
C: Evet. Biz 6'ncı yoğunluktaki siziz.
S: (T) Biz misiniz? Yani T---, Laura, J--- ve F--- mi?
C: Evet.
S: (L) Üst yoğunluklara uzanan diğer benliklerimiz misiniz?
C: Uzay-zamanda mevcut bulunduğunuz yere göre biz gelecekteki siziz.
S: (T) Biz sizin kaderiniz miyiz?
C: Ve tersi.
---------------------------------------------------------
Bu işin nasıl olduğunu "yeni bir evren yaratmak "olarak telakki etmeliyiz bunun için de geçici olarak bizim kapıldığımız zaman illüzyonu ortadan kalkmalıdır ve bazen bu kalkmıştır, bu ne demektir,

K.lar aujo tablosu yoluyla bir kanal yaratmış ve celse esnasında bilgilerin aktığında sorgulayanlar ve cevap verenler bu yaratılan evrende beraberdirler ve bazen işte bahsettiğimiz gibi roller değişmektedir (siz, biz)"

Bu hususu destekleyen başka bir soru cevap kısmına rastlayınca belirtmeden edemiyorum,

(yeni aktarım)
----------------------------------------------------
"S: (L) Zamana göre düşünecek olursak, bizden ne kadar uzaklıktasınız?
C: Sizin zaman ölçümünüzle belirsiz.
S: (L) Bize yaklaşan olayın yaklaşık varış zamanını hesaplamamız için bazı bilgiler vermiştiniz. Bu dalga buraya geldiği zaman mı bizimle birleşip gelecekteki biz olacaksınız?
C: Hayır, bu doğru kavram değil.
S: (L) Dalga buraya vardığında bizimle birleşeceğinizi söylemiştiniz. Gelecekteki biz olduğunuzu söylerken kastettiğiniz şey bu mu?
C: Hayır.
S: (L) Yani iki ayrı olaydan veya konudan bahsediyoruz, veya zaman/mekandaki iki ayrı nokta, öyle mi?
C: Hayır. Yine 3. yoğunluk mantığını daha üst yoğunluk seviyelerine uygulamaya doğru kayıyorsunuz.
S: (L) Bu gece Laura’nın üzerine gelme gecesi mi?
C: Hayır. Herkesin ilerlemesine yardım etmeye çalışıyoruz.
S: (L) Yani aynı olaydan bahsetmiyor muyuz?
C: Bir kere “gelecek” nedir?
S: (L) Zaman/mekandaki farklı noktalar.. Gelecek sadece bilincin farklı bir odağı mı? Herşey eşzamanlı mı?
C: Evet. Eğer bu doğruysa neden burada lineer/doğrusal bir mantık uyguluyorsunuz? Görmüyor musunuz, sizinle şu an birleşiyoruz!

------------------------------------------------------------
Daha sonra dalganın gelişi ile ilgili tamamlayıcı bazı bilgiler,
--------------------------------------------------------------

S: (L) Anladım. (TR) Yani dalga geldiğinde eğer hazırsak dalga bizi 4. yoğunluğa taşıyacak ama o noktada sizinle 6. yoğunlukta gerçek bir birleşme yaşamayacağız ama bir yoğunluktan diğerine geçiş sırasında tüm odak noktaları birleştiği için bir “birleşme” deneyimleyebiliriz, doğru mu?
C: Kısmen doğru, kısmen ilgisiz.
S: (J) Hangi kısmı doğru, hangi kısmı yanlış? (T) Dalga geldiğinde, 4. yoğunluğa geçecek olanları oraya taşıyacak, bu kısmı doğru mu?
C: Açık.
S: (TR) Hangi kısmı açık?
C: 4. yoğunluk adayısın.
S: (TR) Yani biz 4. yoğunluk adayıyız ama bu mutlaka 4. yoğunluğa geçebileceğimiz anlamına gelmiyor, öyle mi?
C: Kısmen.
S: (TR) 4. yoğunluk adayları doğru frekans titreşimine ulaşmışlarsa ve o noktada dalganın onları taşıyacağı bir noktaya yükselmişlerse 4. yoğunluğa geçecekler, doğru mu?
C: Yeterince yakın.
S: (TR) 4. yoğunluğa geçenler o noktada varlıklarının tüm diğer yoğunluklarıyla çok kısa bir süre için de olsa bir birleşme, bir bütünlük mü deneyimleyecekler?
C: Ölçülemeyecek derecede kısa bir an. “Aydınlanma” denen şey işte bu!
S: (TR) Aslında zaman diye birşey olmadığı için bireyin deneyimine göre o kısacık an binlerce yıl gibi de olabilir, değil mi?
C: “Sonsuza kadar” sürmüş görünebilir.
S: (L) “Rapture” (kendinden geçme, vurgun, mest) olarak bilinen şey mi bu?
C: Bazıları iç güdüsel düşünce kalıplarını bu şekilde açıklamaya çalıştı.
-----------------------------------------------

Go to Top of Page

Tgur


1105 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 06/04/2019 :  08:59:35  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
"Bence gizem özgür irade ile ilgili olabilir, bu yüzden tüm yaratılışta bu kadar önemli bir şey olabilir. Bir şey yaratabilir, ona hayat verebilirsiniz, ama sonra geri çekilmeli ve ne yaptığını izlemelisiniz. Yaptığı şey, özgür iradeye bağlı ve bu 'nereden geliyor'? Özgür irade, tüm yaratım için sonsuz çeşitlilik sağlayan ve harekete geçiren bir 'güç' olacaktır. Bu gerçek bir gizem ve belki de sonsuzun uygulamasını ve işlevini anlayabildiğimiz kadar yakın."
----------------------------------------------------------

Kasyopya ana forumda bu son celse için ne yorumlar yapılmış göz attım,( Bozadinin o doyurucu tercümelerinin tadını vermese de site çevirmesi ile bu bölüm nisbeten tatminkar olmuş) gerçekten zengin bir yorumlama doluluğu ile karşılaştım aralarında ham diyebileceğimiz bilinçler de olsa doyurucu ve enteresan fikirler ileri sürenler de vardı, ilk defa burayı fark ettim iyi oldu,yukarıda alıntıladığım "Joe" nickli veya isimli bir katılımcının yorumu ilginç geldi ,

Yaradılışın sergilenmesi ve bizim lineer ölçüde devam etmesi mantığında "özgür irade" birincil önceliği alır,zira ruhların bir kısmının fizikselliği deneme isteği madde yaratımı ve üzerindeki oyunu sergilemiştir madde oluşmuş var oluş adeta serpilmiş bu sergilenen ortamın içinde aşırı fizikselliğini denemek isteyen ruhlar çeşitli yaratımlara girerek şu anda sıralanan fiziğin 1,2,3, ve hatta 4 . yoğunluk oluşmasını sağlamışlar biz şu anda 3 te olduğumuzdan ve o uzun uzun anlatılan çeşitli maceralar sonunda kısa döngüdeki mentalitemizle neyin ne olduğunu kavramaya çalışıyoruz,kısa döngüye lucifer düşüşü ile inenlerde bazı mekanizmalar devreye girmiştir bunlardan en önemlisi hayat bulan her insan evvelki oluşumlarına kapalı bir haldedir yani evvelki geçirdiklerini hatırlayamaz, perdelidir zira şuur altı uyku halleri dışında o ruhun bütün macerasını ihtiva etse de bireye açık değildir ,

Bu durumun böyle olması var oluş fenomenindeki başka oluşlara kapı açar ,işte bu hadisede özgür irade bu faaliyetlerin baş motivasyoncusudur kişi kendini bulana yani olayda her oluşun yaratıcısının sadece kendinde olduğu bilgisine ulaşana kadar bir çok kaderi programı enkarnasyonun da devreye girmesi ile oyununa devam eder ve olaya yaptığı özgür irade seçim ve uygulamaları ile sonsuz çeşitlilik sağlar, ve bu, hak ediş ile daha doğrusu 1,2,3 yoğunluk derslerini iyice öğrenene kadar diğer yoğunluk kademelerine tırmanamaz ,yükselmenin sonu 7. yoğunluk idrakindedir..

"Özgür irade, tüm yaratım için sonsuz çeşitlilik sağlayan ve harekete geçiren bir 'güç' olacaktır."

Sonuçta bu cümleyi söyleyebilen bilinci burada takdir ediyorum..



Edited by - Tgur on 07/04/2019 07:46:44
Go to Top of Page

Tgur


1105 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 13/04/2019 :  08:16:11  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
GERÇEĞİN DEĞİŞKENLİĞİ

Kanal bilgileri üzerinde bilgi alıp objektif bir bilgi kümesine yaslanabilmek için daha doğrusu objektif bir inanç sistemine geçebilmek için bilinçsel süzmemizin olması, bilinçsel süzme için ise var sayım nedir ne değildir üzerinde bir fikir sahibi olmak gerekir,

Varsayımlar genelde arzulu düşünce ve beklenti ihtiva eden fikir kümeleridir aramak için hazırladığımız soruda kendi gerçekliğimize doğru daha doğrusu 3 B nitelikte bir bilgi isteme özelliği varsa bu varsayımlıdır,

Mesela "kıyamet ne zaman kopacak" veya "dalga dediğinizle ne zaman buluşacağız"şeklinde bir soru gerçeğe etkisi olan bir çok faktörün olduğunu bilmeyen bir bilincin sorusudur,

Genellikle bana başvurup spiritüel bilgilere doğru alaka gösterenlere şu yolları öneririm,çoğunlukla bu konuda kendini arayışa yöneltmişler çeşitli kanal bilgileriyle ilgilenmişler daha doyurucu bilgilere ulaşmak ister durumdadırlar,

*Evvela siteye kayıt olunuz
*Bilgileri , yazılanları üstün körü inceleyiniz
*Gerçekten istiyorsanız ,kitaplıkta mevcut olan şu kitaplara sırayla başlayın ama sırayı kaçırmayın ,

RUHLARIN YOLCULUĞU-PLEİADES BİLGİLERİ -RA BİLGİLERİ-KASYOPYA BİLGİLERİ

K.lara kadar geldiklerinde bazen bir tükenmişlik hissederler zira lisan biraz serttir ve kişiyi araştırmaya sevk eder ,RA da da biraz öyledir, ve ayrıca aşağıda da belirtildiği gibi ön yargıların bu yoğunlukta yaşayanlar için bol olduğudur ,bunun sebebi kanımca hepimizin KH karakter bazında oluşumuzdur,zira uğraştığımızda yani herhangi bir yeni aşama bilgisi geldiğinde değerlendireceğimiz sorular başlangıçta da belirttiğim gibi açıkça olmasa da zihnimizde "bu bilgi bana ne kazandırır ne kaybettirir"cevabı üzerinedir bu nedenle anlamak istediğimiz konularda bu etken vardır ve dolayısiyle varsayım ihtiva ederler, bunun için K.lar özellikle soru soranları varsayım ihtiva etmeyen soru sormaya doğru eğitirler ve düzelme olmazsa cevap vermezler,
-------------------------------------------------------
S: (L) Tamam, SV ve ben tüm geçmiş ceslelerimiz üzerinde bir araştırma yaptık ve diğer insanlar celselere düzenli olarak gelmeye başladıktan sonra bu kaynaktan alınan "size bağlı, açık, belki, yakın" ve buna benzer yanıtların sayısının arttığını, hatta ikiye katlandığını gördük. Daha önceden verilen türde bilgilerin seviyesinde ve türünde büyük bir azalma gerçekleştiğini gördük. Bunun nedeniyle ilgili birşey söyleyebilir misiniz?
C: Buna verebileceğimiz en iyi yanıt şu: herhangi bir olağan kanallamama celsesine katılan bireylerin sayısı arttıkça, elbette zihinsel enerjiler ve düşünce dalgaları da daha fazla çatışan yapıda oluyor ve tabii ki gözlemciler için gereksiz olan çatışmalardan sakınmak için yanıtların da dikkatli bir şekilde verilmesi gerekiyor. Dolayısıyla bazı doğru yanıtların yanıtı alanlar için ağır sıkıntıya neden olabileceği hissedildiğinde veya bilindiğinde, bazı soruların yanıtsız bırakılması daha iyidir. Bu nedenle, bazen soruların ya geçilmesi gerekir ya da her bir bireyin ilgili sorulara kendilerine en uygun gördükleri yanıtları vermesi gerekir.
S: (L) Yani buna göre bilgi almaya en elverişli durumu oluşturmak için mevcut bireylerin sayısını azlatmak ve böylece çatışan düşünce kalıbı miktarını sınırlandırmak gerekiyor.
C: Olası bakış açılarından biri.
S: (L) Bilgi almak mutlak bir açıklık durumu mu gerektiriyor?
C: Hayır, gerektirmiyor ama kesintisiz bir akışla mutlak bilgi almak için öyle bir durum gerekir. Fakat bu tür durumlar üçüncü yoğunlukta çok nadirdir.
S: (L) Bana öyle göründü ki, bilgi aldığımız yaklaşık ilk altı ayda bilgiler ve yanıtlar çok daha açıktı. Öyle görünüyor ki, soru sorduğumda soruyorum çünkü cevabın şekli ile ilgili bir beklenti içinde olmaksızın verilecek yanıtı gerçekten duymak istiyorum. Bu hayatımda yaptığım çok sayıdaki çalışmalardan şunu anlıyorum ki, yanıtları anlayabilecek durumda değildim ve susup dinlemeye hazırdım. Diğer insanlar soru sorduğunda, görünüşe göre çoğu zaman sadece kendi zihinlerinde zaten oluşturmuş oldukları yanıtları doğrulamak için soruyorlar.
C: Bu senin bakış açınla doğru bir algı, fakat tanımladığın bu önyargı, çeşitli soru ve yanıt fırsatlarında üçüncü yoğunluktaki tüm herkesin o ya da bu seviyede suçlanabileceği birşey. Eğer yanıtları daha derinlemesine incelersen, daha az insanın mevcut olduğu celselerde bile bilgi dağıtımına yönelik açıkık veya istekliliğin derecelerinin değişkenlik gösterdiğini görürsün.
S: (L) Doğru. Önyargıların miktarını sürekli azaltmaya, bilgiyi duymaya istekliliği arttırmaya ve yanıtın ne olacağı ile ilgili önyargılı kavramları bırakmaya çalışacağım. İlk aşamalarda elbette gelen yanıt türlerini ve ölçütleri test ediyor ve inceliyordum ve sanırım ilginç bir şekilde, uyguladığım az ya da çok katı test etme
sürecine rağmen, daha çok kişinin olduğu sonraki celselerle karşılaştırıldığında ilk celselerde daha iyi ve daha tam yanıtlar verildi.
C: Mümkün.
S: (L) Bunun sebebi ne olabilir?
C: Bunu önceki yanıtta tanımladık. Katılımcıların sayısı arttıkça, açıktır ki önyargı fırsatları da artmaktadır.
-----------------------------------------------------------------
S: (L) Diyorsunuz ki; çekim heryerdedir ve statik bir dengededir, ondan yararlanma durağan olmayan çekim dalgalarına sebep olur. Ve yine diyorsunuz ki; çekim Tanrı' dır ve Tanrı tüm yaratımdır ve bizler tüm yaratımın birer parçasıyız, böylece bizler Tanrı'yız ve aynı zaman da çekimiz. Şimdi anlamaya çalıştığım şey şu : çekimi bu kusursuz statik durumdan değişken duruma dönüştüren şey, olay, gösterge veya ondan yararlanma biçimi nedir ? Eğer çekimin her zaman kusursuz bir denge durumunda olduğunu söylüyorsanız bu bana anlamsız geliyor.
C: Dengesizlik hali statik olmamak anlamına gelmiyor. Değişken dalgalar kendi değişkenlikleri içerisinde statik olabilirler.
S: (L) Bunların hiç birisi mantıklı gelmiyor. Anlamaya başladığımı düşünmüştüm ve belli ki hiç bir şey kapmamışım. Farklı bir yönden yaklaşmaya çalışalım. Evrenin eşit miktarda madde ve anti-maddeden
oluştuğunu söylediniz. İlk 3 yoğunluk, maddesel yoğunluklar mı ?
C: Ve antimaddesel.
S: (L) Tüm yoğunluklarda eşit miktarlarda madde ve anti-madde mi var ?
C: Evet. Hatırla, yoğunluk yalnızca birinin bilinçsel farkındalığına tekabül ediyor. Biri farkındalığa ulaştığında herşey [planşet üzerinde çok sayıda spiral çiziliyor] bu farkındalığa uyumlanıyor.
S: (L) Herkesi farkındalığa ulaştıracak gelmekte olan dalga hakkında ne söyleyebiliriz ?
C: Henüz değil... Birincisi : peygamberleriniz 4. Yoğunluk gerçekliklerini iletmek için her zaman 3. Yoğunluk sembollerini kullandılar. Sen 4 – 7 arası yoğunlukların prensiplerini çıklayabilmek için 3. Yoğunluk yanıtları almaya çalışıyorsun. Hüsrana uğraman bu yüzden, çünkü "bağdaşmıyor"
--------------------------------------------------

Değişken dalgalar anlamını analitik olarak incelemeye başlamışız gibi geliyor bana zira bunu tam anlamazsak çeşitli kanallardan gelenlerin objektif uyarlamasını kolay kolay yapamayız ,bu yönden bazı özel konular hakkındaki evvelki yorumlarımdan taşımalar da yapmak durumdayım ,

" Dengesizlik hali statik olmamak anlamına gelmiyor. Değişken dalgalar kendi değişkenlikleri içerisinde statik olabilirler."

Kafa karıştıran bu cevap üzerinde durursak bir şeyler çıkarabiliriz,

Statik hal esasta bizim donelerimize göre bir cismin ivmesiz ve dengede olduğu haldir ,cisim ya durağandır hiçbir hareket göstermez veya dönü halindedir ama yine durağan bir halde yörünge çizmeden dönüyordur , bizim statik kavramımız bunu tanımlar,

Verilen cevapta ise dengenin devreden çıktığı anlaşılmaktadır ve statik kavramımızın dışında bir hal düşünülmelidir, değişken dalga kendine özgü bir yörünge çiziyor bizim kabul ettiğimiz haldeki denge özelliği dediğimiz husus ortadan kalkıyor ,bu durumda dalganın seyrini, yörünge dediğimiz, madde özelliğinde somutlaşan geometrik şekillerin dışında bir şey düşünmeliyiz, zira oluşan hal, kendi içinde bir statik yaratıyor,yani bizim bu varsayımlarla çabaladığımız bir sonuç değil..

Kaosun da bir düzeni olabilir demiştim bir zamanlar ,fraktallar gibi,

Ayrıca pi ve phi özelliğindeki sonralardan fark edip anlatmaya çalıştığım değişkenliklerin kendi içerisinde bir stabilite yarattığını belirtmiştim acaba bu bahsedilen o şablonlara uyar mı.

Evvelce okuyanların dışında ilk defa okuyanlara bu pi ve phi konusundaki görüşlerime bir bakmalarını tavsiye ederim,

https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=389

Zira bu iki sayısal öğenin kendi içerisinde statik denilecek sabit sanılan değişken katsayı(pi sayısının virgülden sonraki rakamlarının sonsuza uzanan hali) veya özel sayılar zinciri gibi (fibonacci sayıları) oluş döngüleri vardır.

Diğer taraftan ,4 yoğunluğun değişken fizikselliği üzerine de konuyu oturtmaya çalışabiliriz,

3 b deki algımıza göre dengede olan geometrik veya hacimsel statik bir hal gösteren olgular 4 B de alıştığımız denge halinden çıkıp başka değişken hale bürünebilirler,

Buna nasıl bir misal verebiliriz,

Bu aralar kurgu bilim filimlerinde gördüğümüz veya bildiğimiz gibi, telefon kulubesi içine girip kubbeli bir sarayın içinde dolaşmak,

Ufak bir uzay gemisine binince, yüzlerce kişinin yaşadığı bir gemide olduğunu anlamak,

Tabii ki bu söylediklerimizle anlaşılmak istenen her şeyi çözdük diyemeyiz,açtığımız bu düşünce kapılarından kollektif bilinçten yansıyanları alıp başka misaller bulabiliriz..




Edited by - Tgur on 13/04/2019 09:13:21
Go to Top of Page

Tgur


1105 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 14/04/2019 :  09:03:25  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
GERÇEKLİĞİN AKIŞKANLIĞI

Kıyamet tellallığı yapmak istemiyoruz ama yakın zamanlardaki insan keşiflerinin aldığımız bilgiler ölçüsünde olasılık faktörleri üzerinde durmak da farkındalığın bir yoludur,

Aşağıdaki alıntı ile yakında keşfedilen karadelik bilgisi üzerine biraz düşünelim hele hele ülkemizdeki yakın zamanda olanlar daha doğrusu ayan beyan ortada olan bir demokratik oluşumun yok edilmesi için yapılanları göz önüne lütfen getiriniz ,ayrıca dünyadaki korkunç illumunati hareketlerinin büyük bir ustalıkla ufak bir negatif nüfusun (KH) nin dünyanı tümünü ekonomik olarak ele geçirme faaliyetlerini düşünün ve karşı bir uygulama olmayan insan ataletini fark edin ,ne demek istediğimi anlarsınız..

"bizim perspektif noktamızda bile tüm gerçeklik gene de akışkandır"

------------------------------------------

S: (L) Jüpiter ile Mars arasındaki yok olan, şimdi bizim asteroit kuşağı olarak bildiğimiz gezegenin psişik enerji ile yok olduğunu söylemiştiniz. Bunu açıklayabilir misiniz?
C: O gezegende yaşayanlar, ki pek çoğu sizin ruhsal atalarınızdır, bir kendine hizmet ortamı geliştirmeye karar verdiler ve bu o kadar güçlü bir negatif enerji yüklemesi meydana getirdi ki gezegenlerinin yok olmasına neden oldular çünkü enerjideki seviyeler o kadar yükseldi ki kendi üzerlerine çöktü ve gezegenin atomik yapısının prçalanmasına ve fiziksel olarak patlamasına neden oldu.
S: (L) Bu teknolojik olarak mı yapıldı yoksa tamamen zihin gücüyle mi?
C: İkisi bir ve aynı.
S: (L) Bomba atma gibi birşey yaptılar mı?
C: Hayır, hayır. Psişik enerjiyle yapıldı.Geçici bir gerçeklik akışında aynı şeyin sizin gezegeninizde de meydana gelme tehlikesi söz konusu.Ancak biz bunun olmayacağından eminiz çünkü biz tüm gerçekliği görüyoruz geçmiş, şimdi ve gelecek. Ancak şunu da anlamanız gerekiyor ki, bizim perspektif noktamızda bile tüm gerçeklik gene de akışkandır. Hala pek çok gerçeklik seçenekleri, olası gelecekler, olası geçmişler ve olası şimdiler var. Fakat biz yeterince emin bir şekilde sizin gezegeninizin Kantek gezegeni ile aynı kaderi yaşamayacağını hissediyoruz.
-----------------------------------------------------------


Edited by - Tgur on 14/04/2019 10:48:36
Go to Top of Page

Tgur


1105 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 19/04/2019 :  08:57:43  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
DÜZELTME

Sanırım bu bakışımla karanlık bir hava yaratan düşüncedeydim ,zira insanlığa ışığın aralanan bulutların arasından sızabildiği anlar da yaşayabiliyoruz onun belirtisi her halde K.ları şu ümit veren neticeye bağlatıyor,

"Fakat biz yeterince emin bir şekilde sizin gezegeninizin Kantek gezegeni ile aynı kaderi yaşamayacağını hissediyoruz."

Ülkemizdeki son demokratik olaylar ve insanı bazen bezginliğe uğratacak gergin ve acımasız davranışların yavaş yavaş durulduğunu görüyoruz bu da bahsi geçen umudun yitirilmediğini gösteriyor,

Bu gerginlik o kadar had safhada oldu ki ben bile rüyalarımda seçim ve yapılan haksızlıklarla boğuştum uykularım kaçtı ,ben bile derken kendimi lüzumsuz parlatmaktan çok yaşadığım uzunca hayatta gördüklerimle olayların, olağan ve değişken denge hudutlarında defalarca olan mucizevi olgularla belirdiğini/değiştiğini izledik demek istedim,ve nihayet aşırı karamsar ve ağır baskılı geçen bir dönemin bahar çiçeklerine kavuşma işinin numeroloji üstatlarının işaret ettiği bir özellikte gerçekleştiğini de görerek ,

17 yıl sonra Nisanın 17 sinde saat 17:17 de ve 17+17=34 (İstanbul) gerçeği ile..


Edited by - Tgur on 19/04/2019 09:01:10
Go to Top of Page

bozadi


9293 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 19/04/2019 :  10:02:52  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen Tgur

17 yıl sonra Nisanın 17 sinde saat 17:17 de ve 17+17=34 (İstanbul) gerçeği ile..
Go to Top of Page

gerçek tosun paşa


648 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 19/04/2019 :  12:29:20  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Tgur abi çok yerinde paylaşımlar yapmışsın yine emeğine sağlık. Numerolojik bilgi çok enteresan geldi ama artık neye şaşırıyoruz ki? :)
Go to Top of Page

Tgur


1105 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 19/04/2019 :  15:22:57  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle

Sağ olun Bozadi ve GTP kardeşlerim,

Esasta dilimin ucunda bir şey daha var söylemekte zorlanıyorum ,şu Notre Dame yangını ,anlatacaklarımızı yangınlara yıkıntalara bağlamak veya bu tür ibret programlarını açığa çıkarmak KH davranışı ile bizi hizalamak gibi geliyor ama dilimizi de tutamıyoruz,

Olayı insan sorgulama kilitlerini açacak hadiselere dayandırmak istiyorum malüm bu katredal, monoteizmin en azgın uygulamalarının yani engizisyon veya dinler savaşlarını takip eden veya bilemiyorum içinde olduğu zamanlarda papalık tarafından yaptırıldı vahşetin doruğundaki dinsel fanatizmi simgeleyen bir hali vardı, protestan uygulaması bu katolik bağnazlığını biraz aklı selime doğru döndürdüyse de sonuçta onlar hala monoteizm tutsağındalar, aynen birbirini yemeye çalışan islam bağnazları gibi ülkemizdeki bu konudaki saçmalıkları da seçim zamanında bolca gördük "ver oyu bana cennet sana",

İşte bu nedenle bu yangın ve yıkıntı bizdeki demokrasi uyanışları ile eşdeğer gibi ,olağanüstü olaylara bakan insanların yavaş yavaş şoklarla şu sorgu işine mecburen daldıracak bir hale gelmelerini umuyorum ,acı da olsa..

Go to Top of Page

Tgur


1105 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 24/04/2019 :  15:17:56  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle

KH NIN BASINÇ ALTINDA OLUŞU

İdare edenler de olsa ortamda basınç hisseden KH mensupları davranışı dolu zamanlar geçiriyoruz,birlik bilinciyle ülkeyi çok kolay kavrayıp toparlayıp o istedikleri madde ve manada en yüksek makamlara ulaşabilme fırsatını kaçıran kişiler görüyoruz ,daha doğrusu hırsların gözleri karartıp kör ettiği anlar, bir ufak parıldamayla ülkeyi kollektife yöneltecek davranışların birden kesildiğini ve minimala doğru uğratan davranışların tekrar su yüzeyine çıktığını,

Bu neden oluyor diye sorguladığımızda K.ların bazı sözleri gözümüze çarpıyor,
--------------------------------------------------------
S:(B) KH olanlar bu yarışı BH olanların kazanacağını kabul ediyorlar mı?
C: Hayır, kesinlikle! KH "kaybetmeyi" algılayamaz, yalnızca içgüdüsel olarak üzerlerinde artan bir basınç hissederler. Artan karmaşanın nedeni bu.
S:(B) Kaybettiklerinde onlara ne oluyor? Manyetik bir yıkım mı yaşıyorlar yoksa başa dönüp tüm evrim sürecini yeniden ve karşı kutupta mı deneyimliyorlar?
C: İkincisi.
S:(B) Demek bir dönüm noktası geliyor?
------------------------------------------------------------

Diğer yandan genelde KH oluşumuzdan ötürü bu tip maniplasyona provakasyona uğrayan bir nüfus birikimini de yarattığını görüyoruz ve bu birikmenin cehalet denilen kavramda kristalleştiğini de fark ediyoruz,

Cehalet eyleme geçtiğinde oluşacak en korkunç ve ümit kıran olaylara da şahit oluyoruz.Goethenin dediği gibi ,zira bu kitleyi yöneten dediklerimiz akıl almaz insanlık dışı bu eylemleri doğal görmekte ve teşvik etmekteler,kaba kuvveti kullananların gladyotör kanlı olaylarını zevkle izlemesi gibi ,

Bu durumda geri çekilip olayları seyreden olarak ne yapılmalı şeklinde veya pozitif eyleme nasıl geçilir düşüncelerine doğru geçiyoruz,

Cehaleti kaldırmak için elimizde fırsat var mı ,
Bu azgın davranış veya düşüncelere karşı nasıl davranmalı,

-Elimizdeki silahı kullanarak ,bu da oy olmakta, zira evvela cehaleti kaldırmak için çok köklü bir eğitim seferberliğine geçmek ancak iktidar elde ise olur,

-Yakın zamanda ise bu basınç altındaki KH davranışlarına karşı itidali kaybetmemek ,etki gösteren cahil davranışlarına karşı eğer bizi yok etmeye gelen bir şiddetle gelmiyorsa tepkiyi kaldırmak ,o fiziksel davranışı sevgiye doğru yöneltecek yumuşaklıkta olmak,

Çok şükür yakın zamandaki seçim bu oyla işi düzeltme imkanı verdi ve baharın çiçekleri kendini göstermeye başladı ,bundan sonra oluşacak o KH davranışı ne olursa olsun akamete uğrayacaktır bunu görebiliyoruz,

-------------------------------------------------------
C: Aynen öyle. Fakat daha önce de olduğu gibi “Müttefikler” garip arkadaşlardan oluşuyor ve ittifak devam etmeyecek. Bu durum büyük bir tehlike sinyali veriyor çünkü kozmik durumu yansıtıyor. “İktidarda”olanların pek çoğu aslında ne kadar çok kontrol altında olduklarını veya bunun nedenini görmüyorlar.
S: (L) Pekala, bariz soruyu soralım o zaman: Neden kontrol altındalar ve savaş kışkırtıcılığı yapmaya yöneltiliyorlar?
C: Kozmik adalet geliyor.
S: (L) Hm...
C: Yaptıklarının neticelerine maruz kalmaya yaklaştıklarını hissediyorlar.

S: (L) Pekala, nerede kalmıştık?
(Chu) Yaptıklarının sonuçlarına maruz kalacaklar...
C: Değişimler yaklaşırken basıncı hissediyorlar ama bu basıncın ne olduğunu anlamıyorlar. Hissettikleri tek şey doymak bilmez bir açlık ve hiçbirşeysiz kalacakları korkusu. Ele geçirip yok etme güdülerinin sebebi bu.
S: (Pierre) Yani bir tür geri besleme döngüsü var. O liderler gezegensel değişimlerin giderek arttığını hissediyorlar ve bu yüzden giderek daha da yıkıcı oluyorlar. Bu da kozmik reaksiyonu hızlandırıyor.(Perceval) Hissettikleri korkuyu insanlara projekte edip baskılarını artırıyorlar. Sonra insanlar tepki gösteriyor ve bu da onların korkularını ve baskılarını artırıyor.
(L) Şu anda tek söyleyebileceğim durumun gerçekten ama gerçekten çirkin, ümitsiz ve tehlikeli gözüktüğüdür. Ve tüm bunlar bu kahrolası gezegen iklim, depremler, yanardağlar bakımından çıldırırken oluyor.

Go to Top of Page
Sayfa: Toplam Sayfa 34  Mesaj Sonraki Konu  
Önceki Sayfa
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Forum Seç:
Başkalarına Hizmet Forumu © Kasyopya celselerini ve diğer mesajları farklı ortamlara kopyalamadan önce lütfen izin isteyin: baskalarinahizmet@gmail.com Yukarıya git
Snitz Forums 2000

Design by Sizinsayfaniz.com

Bu sayfa 1,09 saniyede oluşturuldu.