Başkalarına Hizmet Forumu
Başkalarına Hizmet Forumu
Ana Sayfa | Bilgilerim | Kayıt Yaptır | Aktif Konular | Forum Üyeleri | Site içi Arama
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni Hatırla
Şifre hatırlatma servisi

  Forum
 Kanal Bilgileri
 Kanal Bilgileri
 Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Önceki Sayfa
Yazar  Mesaj Sonraki Konu
Sayfa: Toplam Sayfa 35

Dionysos


220 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 06/06/2019 :  16:11:37  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen Tgur

Çok yerinde bir takviye oldu Dionysos teşekkür ederim ilgine,

Geneli değerlendirdiğimizde bu frekans çitini aşabilmek "zihinsel blok" ile olduğunu anlamaktayız ,bu blokun esasta ne olduğunu çok arayıp üzerinde düşünmüştüm, neticede farkında olmak yani bahsettiğimiz bu bazılarına ütopya gibi gelen olağan üstü durumların mesela ızgaraların ve yankı odalarının, evrenlerin ne olduğunu bilmek ve bunun gerçekliğine katiyetle inanmak,her kişi bir evren yaratabilir bu evrene gerekirse eski durumunu bir gerçeklik köprüsü ile aktarabilir ,buna alternatif evren deniyor

Bir evrenin alternatif mi yoksa yeni bir gerçeklik durumu mu hakkında detaylı bilgiler de var burada fazla analizlemiyorum,yeri geldiğinde inceleriz,

Sonuçta bahsi geçen bu olağan dışı gibi gelen bilgilerin gerçek olduğunu bilen ve inanan kendi zihinsel engelini hazırlamış oluyor dolayisiyle eski primitif bilgilerin zihinden silindiğini öngören bu durum yankılanma veya KH ların kafa karıştırıcı müdahalelerine kesinlikle set çekmiş barajlamış oluyör,



Dünyayı sınırlıyor, çevreliyor dünyanın çevresinde
Bir şeyleri hesaplayabilen bir bilgisayar gibi çalışıyor
Bazılarımız çite yaklaşmadı bile deniyor
Çitten atlarsak düşüyoruz yaralanıyoruz kıymıklar batıyor, çite çıkarsak avcılar ateş ediyor ve bizi hedef alıyor
Çit durursa dünya elitinin egemeniyle ilişkisi kesilir diyor
Elektomanyetik bir yapı

Çit'i durdurmak için 200 Spartalı gerekiyor
Çit'i Babil öyküsüne benzetiyorum... İnsanların zihnini ayıran şey
Çit gökte olabilir ama etkisi her an her yerde ve çevrilmiş bir kafes alan gibi içindeyiz ...

"Dışarıda bırakılmak içeri kapatılmakla aynı şeydir."
Foucault
Go to Top of Page

Tgur


1135 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 12/06/2019 :  08:58:08  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
MMS DEN TEKNO-SPİRİTÜEL AÇILIMA GİDİŞ

MMS konu açtı ve zihnimdeki morfik alan bazı hususlarını gözden geçirmeye yöneltti,aşağıdaki alıntı da keza,

Evvela MMS nin yaşamımızda hemen hemen herşeyde şu veya bu sebeple kullanıldığını öğrenip dünya bilim insanlarının sadece zararlı şeyleri bertaraf eden bir madde olup üzerinde üstünkörü durduklarına ve umursamazlık yüzünden zehirle bulaşık yaşama itilen insanın aynen GDO lu bitkilerdeki gibi aldırış "etmeyip kaderimiz bu ne yapalım" yaşam haline bakıp adeta şok oldum ve neticede bilgilerin derinliğini açmaktan başka çare göremeyen hale düştüm,buraya bir dörtlük sıkıştırmam lazım,

Hayat yine bana yalan yaptı dersiniz
Yalanı hayat yapan sizlersiniz
Sizi biz ile bilgi alıp birleştiremezseniz
Bu dünyadan daha çok küskün gidersiniz


İnsanlık uzun döngüden kısa döngüye geçtiğinde ve bizlere KH ortamına refakat mecburiyeti doğduğunda 1 ve 2 yoğunluk mensupları da bu akıma kapılıp KH işkencesine maruz kalmışlardır,

Bu hadiseden evvel çift yoğunluk özelliklerini bilen ve uygulayan insanlık bu mineral bitki fauna kısmına katiyen zarar vermeden onların birliğine açık bir bilinçle yaşamı sürdürmüş ve doğal yapıları üzerinde uğraşmamışlardır hatta onlarla dost ve dillerini konuşabilen bir yapıda hayat sürdürmüşlerdir,halen bu düşünsel bilinç yapısını sürdürmeyi dünya medeniyetine dalıp bozulmadan sürdüren kavimler vardır, Aborjinler, Kızılderililer ve Amazon yerlileri ilh.gibi,

KH işkencesine insanlık tarafından kapılan bu bahtsız diyeceğimiz yoğunluk mensupları halen doğal yapıları bozulmuş halleri ile gerçekte şu son zamanlarda insanlıktan intikam alır gibilerdir intikam tabiiki insansal bir dürtü onlara yakıştırmak uygun değil ama "eden bulur" doktrini ile ve "ne ekerseniz onu biçersiniz" prensibi ile insanlık yaptıklarının neticesini görmekte ve hala bunu normal addedip kendi yıkımını kolaylaştırmaktadır,

İşte mevcut doğanın verdiği gıdalardan daha fazlasını ve artan nüfusu daha iyi besleyebilmek için tarım kültürü başlamış yani toprak ve doğa çizilip karıştırılıp allak bullak etmeyi normal kabul eden güya medeniyet dediğimiz faaliyet başlamış ve bu arada buna uzaysal KH mensuplarının da yardım ettiğini bilmekteyiz(Sümerler zamanında göksel otoritelerin de yardımı ile ,Sümerler Atlantis kalıntılarıdır) ,bu hadisenin devamında zamanımızda kaliteli besin için DNA ile de oynanarak GDO lu besin cehennemi yaratılmıştır,

Enerji için doğanın asli bileşeni olan karbon istismarı başlamış ve son hızla devam etmekte ve ülkeler arasındaki bu yoldaki menfaat ve hırs savaş çatışmalarını tetiklemektedir ,yakıt için petrol ve türevlerini kullanmak ,elektrik enerjisi için de keza daha sonraları bunu aşıyoruz diye nükleer enerji üretimi için doğadaki uranyum v.s gibi elementlerin izotopları ile yani moleküler yapılarını yıkıp anormal fazla enerji üretmeye kalkışmak ve sonuçta radyasyon tehlikeleri doğurmak ,

Bu anlattıklarımıza yani doğayla oynayıp yıkım harabiyet unsurlarını ortaya çıkarmak işine ortak daha bir çok şey bulabiliriz ,bilinçli insan tarafından bilinmekte ve kısır ve etkisiz derecede yeşil davranış karşı unsurları olarak koruma faaliyetleri sürdürülmektedir,

Oysa insan bütün bu kendi bütünlük imkan ve kabiliyetlerini baskılayıp yaşamını beraber sürdürdüğü doğayı mahvetme yolunun gereksiz olduğunu anlayabilirdi ,

Ama nasıl olur yani bu güç bende nasıl olabilir bir yaradan var o yaratmış ben onun gibi olabilir miyim monoteist inancın yaygınlaşıp "sen şirk mi koşuyorsun katlin vaciptir" anlayışı halen şiddetle ve etkin bir şekilde yürürlükte..

Görüldüğü gibi bu gücün başka yerlerde değil kendimizde olduğu inancına dönmek gibi şimdilik zor bir yolu göstermekte , bir parçası olduğumuz dünya denen bütünlüğün doğası ile oynamak ve bu bozulmuş halinden "yaradan bana vermiş hakkımdır" deyip faydalanmak çok daha kolay geliyor,

Bu zor yolu aşabilmeyi ve " tekno- spiritüel" yeteneklerin bizlerde olduğunu anlayabilecek bilinç çok yakınımızda ,

İnanç kapasitemize alabiliyor muyuz..

Aşağıdaki alıntının bir bölümünü anlattıklarımı daha iyi vurgulamak için buraya aldım,

"C: Evet, fakat amaca göre farklı olabilir. Bu hareketlerin, katılımcıların hareket etmekte olduğu “alanı”
gerçekten değiştirdiğini hatırlayın. Herşeyi pek çok seviyede değiştirebilir, ve buna DNA’nın açılıp
kapatılması dahil."

Buradaki DNA nın açılıp kapatılması işi çok önemli "bakın burası çok önemlidir" (mizahi olarak bazı ilaveler neşe verir, bu tırnak arası ifadeyi neden koyduğumu anlayan anladı) yani zaten KH lar DNA mızın büyük bir kısmını tahrip edip çıkarmışlar "ben DNA mı nasıl tekrar eski haline getirebilirim" demeyiniz o kopartılan kısımlar bilgiyle ilgilenen hele bu sitedeki arkadaşların çoğunda olduğunu hissettiğim gibi yeniden bağlanmış vaziyette ,ilaveten celseleri okuyup takip edenler bu konunun Laura ve ekibinin hemen hepsinde belirli oranlarda bağlanmış olduğunu bilir,
Diğer yandan bu yeniden bağlanma için sadece bahsi geçen dansları yapmak değil bilgilenmekte özel gayret göstermek ,düşünmek gibi zihin dansı yapmak da endikedir..

-----------------------------------------------------------------

S: (L) Evet. Bu danslardan herhangi biri asıl labirent danslarına yakın mıydı?
C: Birkaçında eski tekno-spiritüel uygulamanın unsurları vardı. Birinci ve ikincisi, adım ve hız olarak en
yakınıydı.
S: (L) Orijinale daha yakın hale getirmek için adım ve hız nasıl olmalı?
C: İki yoldan biriyle: ortadan dönüşte “köprüyle” birlikte spiral biçimde dans yap veya gerçek bir labirentte dans et ve dönüşlerde aynı hareketleri yap. (ç.n.: henüz, kastedilen videoları tespit edip hareketleri izlemediğim için, bu cümlede anlatılan manevralarla ilgili talimatları doğru çevirmemiş olabilirim.)
S: (L) Sanırım köprü, ellerini birleştirip içten dışa döndükleri yer. (DD) Evet, çok güzeldi. Bu dansın yapılışında uyulan temponun herhangi bir önemi var mı?
C: Evet, fakat amaca göre farklı olabilir. Bu hareketlerin, katılımcıların hareket etmekte olduğu “alanı”
gerçekten değiştirdiğini hatırlayın. Herşeyi pek çok seviyede değiştirebilir, ve buna DNA’nın açılıp
kapatılması dahil.
S: (L) Neredeydi hatırlamıyorum ama bir keresinde her insanın morfik alan gibi belirli bir alanı olduğunu ve insanların alanlarının, etkileşime girdikleri alanla çeşitli şekillerde bağlantı kurduğunu söylemiştim. Yani herşeyin bir alanı olduğunu ve tüm bu alanların etkileşime girdiğini... Ve şu anda bilmediğimiz veya anlamadığımız bir teknolojiye dayalı bazı hareketleri yapan insanların.... çünkü biri bana bir bilgisayarda bilginin, bir mikroçipte belirli bir şekilde hareket eden tek bir elektron tarafından depolandığını veya çıkarıldığını, o elektronun izlediği belirli bir yol olduğunu söylemişti. İşte bu yüzden insanların da bir anlamda, belirli bir alanda hareket eden elektronlar gibi olabileceğini düşündüm. Eğer bir grup elektron belirli şekilde dizilir ve belirli şekilde hareket ederse, bu çok önemli birşey ortaya çıkarır, büyük bir enerji akımı gibi, yani bir akım yaratır. Ve bu akım yaratımı, insanın diğer boyutla, diğer yoğunlukla bağlantı kurmasını sağlayan birşey. Bu tıpkı bir kordon, bir bağlantı borusu veya bir tür...
C: Bir “kanal” belki? (ç.n.: üst seviye varlıklarla kurulan iletişim anlamındaki kanal (“channel”) değil, bir üst yoğunluğa geçiş için açılan bir çeşit boyut köprüsü anlamındaki kanal (“conduit”).
S: (L) İşte, her neyse, bu doğru mu? (Ark) Teorik olarak anlamlı. Ama diyelim ki bu yapıldı. Ve belki de pek çok insan tarafından yapıldı. Bunun görünür sonuçları ne olur?
C: Doğru koşullar altında, bilgiyle, farkındalıkla, ve en önemlisi de OLUŞLA (mesajın çok hızlı gelen diğer kısımlarının aksine, bu harfler çok yavaş bir şekilde geldi), pek çok amaç için pek çok portal açılabilir.Marutları ve sepetlerini hatırlıyor musunuz? Eğer pozitif bir amaç için ihtiyaç duyuluyorsa, küçük bir “yolculuğa” ne dersiniz?
S: (L) Tamam, Marutlar belirli özel bir soydan geliyordu, dans ediyorlardı ve dansları tüm kabile için bazı faydalar sağlıyordu. Gökler açılıyordu, içi yiyecek ve ihtiyaç duydukları şeylerle dolu sepetler iniyordu.Gökyüzünden kudret helvası inişiyle ilgili hikaye gibi. Ama Marutlarınki tatsız-tuzsuz birşey değilmiş. Tam istedikleri veya ihtiyaç duydukları şeymiş. Çıtır çıtır (lezzetli mısır gevreği)! (gülüşme)
C: Tekno-spiritüel tekniklerin işe yaraması için, “soydan” insanların arınması/saflaşması ve çakralarının
“birleşmesi” gerektiğini aklınızda bulundurun. Eğer bu yapılırsa, daha da önemli işlevler vardır. Örneğin:4B KH saldırılarına karşı zihinsel blokaj. 200 kadar insanın bu biçimde toplanıp yağmacılara karşı bir blok oluşturabileceğini düşünebiliyor musunuz? Üstelik dalga yaklaşıyor ve “dansçılar” bunun gezegeninizi ve realiteyi nasıl etkilediğini çok iyi bir şekilde anlayabilirler. Dünyanızın “eliti”nin 4B KH güç kaynaklarının kesilmesi durumunda ne olacağını hayal edebiliyor musunuz? Uyguladıkları zihin kontrol teknikleri ve frekans çitleri “bozuluverirse”?
S: (L) Wau, bu çılgınca! (Ark) Güç kaynaklarının kesilmesi nasıl olabilir? Anlamadım.
C: Zihinsel blokaj.
S: (DD) Kendi kendilerini mi bloke ederler? (önceki yanıt yeniden inceleniyor) (A---) Danstan bahsediyorlar.Birlikte bu dansı yapan insanların bir tür blok meydana getireceğini söylüyorlar.
C: Kesinlikle.



Edited by - Tgur on 12/06/2019 14:50:23
Go to Top of Page

Tgur


1135 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 15/06/2019 :  09:23:10  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
DEĞİŞKEN DALGALARIN STATİKLİĞİ

Evvelden şu K celsesi içindeki alıntı için yorum yapmışım ,bazı şeyler söyleyip konuyu kapatmışım ama bazı soruları ve olasılıkları tam açamadığım veya gelinen zaman genişliğinde izah ilaveleri yapmam gereğini anladım ,(kanal bilgi tartışmaları 18. sahifede)
----------------------------------------------------------

"S: (L) Diyorsunuz ki; çekim her yerdedir ve statik bir dengededir, ondan yararlanma durağan olmayan çekim dalgalarına sebep olur. Ve yine diyorsunuz ki; çekim Tanrı' dır ve Tanrı tüm yaratımdır ve bizler tüm yaratımın birer parçasıyız, böylece bizler Tanrı'yız ve aynı zaman da çekimiz. Şimdi anlamaya çalıştığım şey şu : çekimi bu kusursuz statik durumdan değişken duruma dönüştüren şey, olay, gösterge veya ondan yararlanma biçimi nedir ? Eğer çekimin her zaman kusursuz bir denge durumunda olduğunu söylüyorsanız bu bana anlamsız geliyor.
C: Dengesizlik hali statik olmamak anlamına gelmiyor. Değişken dalgalar kendi değişkenlikleri içerisinde statik olabilirler."
-----------------------------------------------------
Evvelki yorumumun özü burada,

"Kafa karıştıran bu cevap üzerinde durursak birşeyler çıkarabiliriz,
Statik hal esasta bizim donelerimize göre bir cismin ivmesiz ve dengede olduğu haldir ,cisim ya durağandır hiçbir hareket göstermez veya dönü halindedir ama yine durağan bir halde yörünge çizmeden dönüyordur , bizim statik kavramımız bunu tanımlar,

Verilen cevapta ise dengenin devreden çıktığı anlaşılmaktadır ve eski statik kavramımzın dışında bir hal düşünülmelidir, değişken dalga kendine özgü bir yörünge çiziyor bizim kabul ettiğimiz haldeki denge özelliği dediğimiz husus ortadan kalkıyor bu durumda dalganın seyrini, yörünge dediğimiz, madde özelliğinde somutlaşan geometrik şekillerin dışında bir şey düşünmeliyiz, zira oluşan hal, kendi içinde bir statik yaratıyor,yani bizim bu varsayımlarla çabaladığımız bir sonuç değil.."

Meseleyi daha belirgin izah için "pi ve phi nin dansı" konusu hakkında yazdıklarımla bir yerlere oturtmaya çalışmışım zira o bahiste yani pi katsayısının özelliği ve fibonacci sayılarının karakteristikliği ile izahım vardı bir bakıma uygun izah gibi gelse de bazı açık tarafları var,

https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=389&SearchTerms=dans%FD

Değişkenliğin üzerinde durmalıyız ,bu husus varoluş dinamiğinin ana teması ,zira varoluş durgun bir halin bozulması ile devrededir ve bu durgun hal değişkenliğe tamamen zıt bir durumdur o halde bu değişken dalgaların statikliği ne demek oluyor,

Değişken dalgaları bir labirent gibi düşünelim içerisinde çeşitli yollara sürükleyen duvarların olduğu bir yapı içinde yürümeye başladığınızda her duvarın sizi değişik bir istikamete yönelttiğini biliyoruz bu labirenti tamamlayıp çıktığınızda ve bu giriş çıkışları duvarların yerlerini öğreninceye kadar tekrarlayarak sürdürün ve sonuçta labirentin ana yapısını anlamış olursunuz ve artık size değişken yolları değil bildiğiniz yollara sevk eder artık değişken dalgalar olarak tarif ettiğimiz özellik kalmamıştır ,

Yalnız bu basit tarif de bence kafi değil zira değişkenlik özelliğinin böyle kolayca bitmemesi gerek ,

Labirentin sabit duvarlarının da her an değiştiğini düşünelim,

İçinde dolaşan kişi için çözülemeyen bir problem haline gelir ancak değişken dalgaların kendine özgü bir statikliği oluşmuştur böyle bir durumla karşılaşan kişi ne yapacaktır zira olay insanın bilgi diye yüklendiklerinin dışında bir özel statiklik içermekte neticede insana doğal kendi kontrolu dışında olan bu hususun kabulünden başka bir seçenek bırakmamıştır

İşte insanın karşılaştığı pozitif veya negatif (çoğunlukla negatif) durumlar karşısında etki tepki kavramı dışında bir kabul yolu olarak "akışa bırak" diye tavsiye edilen durumun genel izahı

Bahsi geçen değişken dalgalarının stabilitesini böylece anlatıp noktayı koyabilirdim ama deli zihin durmuyor,

Burada başka durum ortaya çıkmakta bu dönüşmüş ve kendi içinde statik hale gelmiş özellik varoluş dinamiğinin kabul ettiği bir hal değildir anlattığım labirent hali, kendi içinde değişkenlik taşısa da özel bir stabilite kazanmıştır kendi sınırları içinde bütünlüğünü ve davranışını sürdürecektir ,

Oysa istenen ve tarif ettiğimiz statik halin dışında "sonsuz bir değişkenliği" esas alan özellik varoluşun sonsuza doğru devamlılığını sağlar,

Sonsuz oluşu sağlayan değişkenliği " hayal etme" becerisine ve anlamına sokmalıyız,

Varoluşun tam tarifi kısıtlı bilincimizle K. da anlatılan şu cümlede beliriyor veya ben o sonuca vardım,

"Biri sizi hayal etmeseydi olmazdınız.."(Kasyopya) Biri diye tarif edilen "bilinç"tir,aşağıda daha geniş aktarım var,

"To be or not to be .."(William Shakespeare)

"Ümidimle hayalim yaşarsa ben de yaşarım.."(Cenab Şahabettin)

Akışa bırakmakla ilgili bir K alıntısı,
-----------------------------------------------
C: Öğrenmek için dinle, dinlemeyi öğren!
S: (L) Konunun özü budur belki? (V) Hmmm! İnatçılık mı gösteriyorum?!
C: İnatçılık bloke olmanın bir işareti. O slaytı projektörden çıkar ve şova devam et!
S: (L) Slaytı projektörden nasıl çıkarabiliriz? (V) Meditasyonda slayt çarkını ve uyumsuz slaytı çıkarıp attığımı görsellersem, bu uygun bir yol olur mu?
C: Çıkarılması gerekenin hangi slayt olduğunu söyledik.
S: (V) Hala anlamıyorum. (L) Suçluluk slaytı var... (V) Bu akşam pek çok nahoş şeyden bahsettik... İnatçılık slaytı var... perdeye yansıtıp durduğum... Yani diyorsunuz ki görselleştirmeye başladığımda bu uygulamayla onu ayıklayabilirim... İnatçı olmamak herşeyi akışına bırakmak demek! (A) Hayır, esnek olmak demek. (V) Ben esnek değil miyim? [bağırıyor] (A) İnsan her zaman biraz daha esnek olmaya çalışmalı, ben dahil. (V) Doğru sanırım. Neredeyse kırk yaşındayım ve işte böyleyim. Ama bu bir mazeret olmamalı! Bir de şu var ki, ne zaman olayları akışına bıraksam yanan ben oluyorum. T---'yle de aynı şey olmuştu...
C: Yanma akışa bırakmaktan değil, birşeylere inatla yapışmaktan kaynaklanır
----------------------------------------------------------
Ve bir uzunca K.cevabının içinden cımbızla alınmış bir ifade,
----------------------------------------------------------
Gerçekliğin hayal edilebilir her halindeki unsurların, görsel olarak ifade edilecek olursa mükemmel dengedeki devasa bir mozaikte birleşmesi olarak tanımlanabilir. Elbette bu, sorunuzun yeterli bir yanıtı değildir, fakat, sunulan görsel imaj üzerinde düşünerek, daha tam bir yanıtı öğrenmede kendi kendinize yardımcı olabileceğinizi umuyoruz.
-----------------------------------------------------------
O ilgili alıntı,
------------------------------------------------------------
C: Öncelikle, tartışılan son konuya dair yanlış yorumlamalar nedeniyle bazı karışıklıklar var. Boyutlar ve yoğunluklar aynı şey değildir!!!! Boyutlar kati olarak düşüncenin hayal bölümünde meydana getirildiği şekliyle evrensel bilincin bir neticesidir. Yoğunluk, bir ile birliğe yakınlık bakımından ölçülen gelişim seviyesi anlamına gelir... Döngü. Yani, çupakabralar insan bilincinin bir yaratımıdır ve insan varlıkları da çupakabraların bilincinin bir yaratımıdır. Anladın mı? Şimdi sizin için bir şok edici geliyor:
Eğer biri sizi "hayal etmiş" olmasaydı varolmazdınız.
S: (L) Bizi kim hayal etti?
C: Şu anda önemli değil. Siz resmen birinin hayalinin "ürünlerisiniz", başka birşey değil!!!
S: (L) Tanrı'nın bizi hayal edip yaratmasını mı kastediyorsunuz?
C: Hatırla, "Tanrı" yaratılışta varolan herşeydir, yani tüm bilinçtir. Çünkü varolan herşey bilinçtir ve bilinç varolan herşeydir.
S: (L) Yani Urantia kitabında gündeme getirilen ırksal üstünlük konusu, "herşey mümkündür" şeklinde yanıtlanabilir, öyle mi?
C: Yakın, ama hatırla, varolan herşey / tek şey -- derslerdir!
---------------------------------------------------------------



Edited by - Tgur on 16/06/2019 12:56:01
Go to Top of Page

Tgur


1135 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 16/06/2019 :  08:44:15  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Bu tarihsel müdahaleler yönünden dostlardan tekraren maruziyet talep ediyorum yazdıklarımda virgüller başlangıca gelip yazılanı çirkinleştiriyor diye bir takıntım var elimden gelse hiç virgül kullanmayacağım ama bazı vurgulama işinde gerekli oluyor belkide yanılıyorum pc yazı standartlarında olan değişiklik bu virgüllerin başa gelmesini şaşkın hale getiriyor bende 2 pc bir tablet var (zenginim yani, hayır, iş yerini devirden sonra elimde kaldılar)bazen birinde doğru çıkan diğerinde yanlış mı çıkıyor nedir anlayamadım bilgisayarı tamamen yutmuş dostlar bunun doğrusunu bilir

İyi günler herkese..


Edited by - Tgur on 17/06/2019 07:49:25
Go to Top of Page

bozadi


9388 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 16/06/2019 :  18:27:09  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Klavyede yazarken yazım kurallarına uymak daha zor olabiliyor Tgur. Üstelik örneğin ben bazı sözcükleri TDK'nın yazım ve imla kurallarına aykırı biçimlerde yazıyorum (herşey, birşey vs). Kurallara ihtiyaç olmakla birlikte her zaman her kurala mutlak şekilde uyulması gerektiğini veya uyulabileceğini düşünmüyorum şahsen.

Go to Top of Page

Tgur


1135 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 17/06/2019 :  08:07:51  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Kuralları kendine yol ve maksat hatta mecburiyet yapmış askerlik mesleği maceralarımdan kalma düzeni arama merakı benim takıntım derken demin Pc ler farkından bu şaşkınlığın olduğunu anladım diğer PC e geçtiğimde aynı hatanın tekrarladığını görüp düzelttim bu gidişle virgül kullanmayı terk etmem lazım

Değişken dalgaların bazen kuralları eğebileceği gerçeğinde haklısın fakat kuralları bozmuş ve aldırmaz bir toplumun trafik rezaletinin nasıl yoğunluk değiştirtmelerine mecbur bıraktığını bayram trafiklerinde ve hayatımızı yürütürken görüyoruz ve kurtuluşu yine zorlama da olsa bazı yaşam şekillerindeki düzende buluyoruz.

Yeter ki toplumun büyük kısmı esas düzenin entropik yapıda dahi olsa da başka varlıklara zarar vermeden yaşayabilme ruhsal yükselmesi ile mümkün olabileceğini anlasın.

Bozadi dostum sabah sabah felsefeye daldım sayende iyilik ve güzellik dolu gün dilerim..


Edited by - Tgur on 17/06/2019 08:09:09
Go to Top of Page

Tgur


1135 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 19/06/2019 :  09:08:30  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
PENCERELER

Makro mikro yansımaları malüm bilgisayarımızda kullandığımız pencereleri yarattı bunu bulup topluma hediye eden kişi dünyanın en zengini olsa da insanlık bunun sayesinde bilgiler arasında kısa yolculukla yoğun öğrenme alanında büyük bir atak yaptı

Yaşımız biraz ileri olduğundan vakti zamanda bir bilgi kırıntısı için kütüphanelerde çok vakit geçirdik veya çok kitap karıştırmaktan parmaklarımız nasırlaştı bir de geçirilecek zamanı bulup diğer faaliyetlerden yoksun kalmak yaşamı zorlaştıran veya rahvanlaştıran Şarki dediğimiz bazı faaliyetlerin gerçekleşmesi için bol zaman kullanmak ve kişi beklentilerine aldırmamak gibi yaşam ve anlayış şekilleri geliştirdi

Biraz felsefeye dalmamız da gerekli zira siz gençlerin doğup bulduğunuz bu mükemmelliklerin bir çoğu olmayan yaşamlar geçirdik şarki davranış deyip hor gördüğümüz Arap Irkı davranışlarının sebebi o çok büyüttüğümüz Osmanlılıkta matbaanın ülkeye geç gelmesini sağlayan ego yüklü din büyüklerinin KH faaliyeti yüzündendir zira matbaa o zamanların interneti idi biz ona 200 sene sonra ulaşabildik dolayısıyla İslam toplumu Ortadoğu v.s.Osmanlı topraklarının içinde idi

İslam yoluyla çeşitli erken zamanlarda tıp felsefe astronomi cebir ve ılh. gibi konularda ortama ses getiren yani yüksek bilim mertebelerine ulaşmış İbni Sina ,El Cabir ve ismini sıralamıyacağım ilim adamları da yetişmiş ve şu andaki dünya bilimine etkin bir şekilde katkıları olmuş bu kişilerin de olduğunu belirtmemek insafsızlık olur

Fakat onların eserlerinin büyük kısmının el yazma kitaplarının muhafaza eden Abbasi devleti sonrasında İspanyadan matbaa icadında cizvit papazları vasıtası ile kaçırılarak (hatta eşeklere yükleyerek) Roma Üniversitesine teslim edilmiş ve oradan türeyen bir çok bilim eserlerine kaynak teşkil etmişler ve matbaaya kavuşan Avrupayı Ronesans ve Dinde Reformu geliştiren kaynak olmuşlardır

Bilginin matbaa veya başka yollarla kısa zamanlar içerisinde insanlara ulaşmasının özetle ağ çalışmasının ne kadar önemli ve toplumları ileri bilince veya yerinde sayan ilkel halde bırakmasına sebep olduğunu görmekteyiz başka sebepler aramaya veya lüzumsuz dövünmelere gerek olmadan bütün bu faaliyetleri tek kelimeyle kapsayan "eğitimin" önemi üzerinde durmak veya durmamak olarak sebepleyebiliriz.

Bu aktarımımıdan şu aralar bu islamofobiyi ve şarki faaliyetler dediğimiz vakit tanımayan işi yapmak için rüşvet ahlaksızlığını kullanan davranışın nasıl bu taraflarda ama maalesef ülkemizde de olduğu gerçeğini anlatabilmek içindir , tabiiki burada ahlaklı ve bilgili insanları tenzih ediyoruz ve sanki batı ülkelerinde ahlaksızlık ve rüşvet v.s gibi faaliyetleri hiç yokmuş gibi abartmıyoruz ama şu gevşek ve zamana aldırmaz bilgiden kaçan tavrın özünü dolduran KH faaliyetinin de ne olduğunu anlamalıyız,özellikle siz masum gençlerimizin özüne ters gelen soygun talan istismar gibi ahlaksızlığın neden bolca olduğunu ve vicdan yoksunu işlerin dini tanıtıyoruz diye idare mekanizmasına hasbel kader geçmiş kişilerin genel KH dediğimiz davranışlarının sebeplerini ,bu tip davranışları normal ve haktan olduğunu söylemekteler ritüelleri ile bulaştırmaktalar ve yakınlarda sözde yetkili denen ağızlardan şunu bolca duymaktayız

"Bize eğitimli değil dindar insan lazım" ,"ver oyu bana cennet sana"

Bu tip davranışlar batının reformdan evvel geçirdikleri engisizyon devrinde de genel davranış halindeydi biraz eğitimli yani bilimden ve aykırı konuşanlar büyücü denip yakılıyorlardı ve papazlar kağıtlara yazıp sattıkları "cennet parsel tapuları" ile geçiniyor ve zenginleşiyorlardı

Bu kısa istediğim ama dalıp uzattığım kısımı geçip konumuza dönelim,

Pencereler varoluşun olmazsa olmazları ,yıldızlar güneş dünyamızın merkezi ve dünyamızı saran kozmik ağın arasındaki geçişler ve fizik düzeyde atomların parçaları arasında açılmış olan bazı atomaltı dediğimiz nötrino gibi partikül veya enerjisel yapıların sık sık kullandığı ve çekim diye anlamaya çalıştığımız sistemin kullanıldığı geçiş noktaları

Burada atomlardaki pencere vasıtası ile çekim bağlarının gerçekliği ve çekimin eter ile fizik alemi birleştiren bir yapı olması 7. yoğunluğun her yoğunlukta olduğunun bir başka izahıdır

Pencerelerin kullanılması KH ve BH güçlerinin bu yolla dünyadaki varlıklarla buluşma işi aynen hücre zarının geçirgenliği gibidir yani mikro ve makro alem yapılanma ve etkilenme işindeki benzerliklerle olan biteni tanımamız mümkün olur

Hücre zayıf değil fonksiyonunu tamam bir şekilde yürütebilmesi için mükemmel yapıda ise içine normal işleyişini sürdürmek için gerekli maddeleri alır ve dışarıya gönderdikleri de uygun maddelerdir ve dış zararlı girişlere karşı selektif permeable (seçici geçirgenlik) özelliklerini devreye alır bu bir nevi dış tehlikelere karşı hücreyi koruyan sistemdir

Eğer hücre çeşitli sebeplerle zayıflama durumunda ise mesela gerekli oksijeni veya protein imalatında kullanacağı amino asitler veya onları takviyeleyen vitamin v.s. alamamışsa ve o organizmanın bağışıklık sistemi de zayıf ve hücre sistemini koruma özelliğini yürütemiyorsa ( ki dünya insanında şu zamanlarda bağışıklık sistemi tamamen haraptır çeşitli zehirler ve anormalleşmiş GDO lu gıdalar ağır metaller v.s ile kuşatılmış beslenme yaşama mecburiyeti sık sık devreye koyduğumuz diğer sebeplerle) o seçici geçirgen dediğimiz porlar yani hücre çeper pencereleri açıktır zararlılar kolayca girer ve hücrenin hayatiyetini yok eder

Buradan makro benzetişte bahsi geçen dünya pencerelerinin geçirgenliğine değinebiliriz

Bir kere USA nın New Mexico daki gibi dünya insanının griler ile müşterek çalıştıkları yerler zaten pencerelerini yitirmiş 4KH nın etki shasına girmiş ve çift yoğunluk yani 4. yoğunluğun özelliğini gösteren yerler olmuşlardır buna bu tip başka bölgeleri de dahil edebiliriz

Geri kalan ve dünyanın muhtelif tarafındaki pencereler dünya insanının çoğunlukla KH karakterini yok edemedikleri için yani bilgide yükselip çakralarını birleştirip "zihinsel blokaj"yapamadıkları için zayıflamış bir hücre gibi KH etkilerinin kolayca girip çıkabileceği durumdadır ve neticede her çeşit negatif maniplasyon beşeri etkilemektedir

Bu bir yargılama değil aldığımız bilgilerle olanı sergilemektir

Diğer yoğunluk elemanlarının zaman zaman istemeden fizik alemimize böylece düşme halini de gösteren pencereler hakkında diğer alıntılar
------------------------------------------
S: (L) Britanya'dan ne bu kadar çok ekin çemberi var?
C: Pencere. Stonehenge'in burada inşa edilmesi de bununla ilişkili.
S: (L) UFO'larla bulutlar arasındaki ilişki nedir?
C: UFO'lar bulut meydana getirebilir veya bulut gibi görünebilirler ama başka bir ilişki yok.
S: (L) Yıldırım küresi nedir?
C: Elektromanyetik ateşlenme. 4'üncü yoğunluktan 3'üncüye geçiyor
---------------------------------------------------------
Yukarıda alıntıda Britanya öneminin pencereleri bol olması ile olduğu vurgulanıyor
Grilerin etkileşiminin pencere açması aşağıda
---------------------------------------------------------
S: (L) Bu iki olay ile Karla Turner tarafından tanımlanan olay ve diğer kaçırılma olayları arasındaki belirgin benzerlikler neyden kaynaklanıyor?
C: Benzerlikler yoruma açık. Turner'ın evi, Griler ve diğerleriyle etkileşim nedeniyle pek çok olay türüne açıldı.
S: (L) Griler ile etkileşimlerde böyle şeyler sıkça oluyor mu?
C: Bu türde yoğun bir faaliyet olduğunda, pek çok çeşit şeyin içeri girmesine neden olan kanallar veya
"pencereler" açılıyor.
S: (L) Peki "old hag" denen ve insanlarla seks yapan varlıklar kim? (Ç.N.: ingilizce'deki "old hag" terimi,bizdeki "cin" kavramına yakın ama aynı olduğundan emin olmadığım için orijinal halinde bıraktım.)
C: Poltergeist tipi varlıklar.
S: (L) Poltergeist varlığı nedir?
C: Kendini açıklıyor.
S: (L) Poltergeist varlığı, poltergeist etkisinin meydana geldiği kişinin bilinç altı enerjisi ile mi meydana
geliyor?
C: Diğer herşey gibi, algılanan ile algılayan arasındaki bir etkileşim.
S: (L) Peki bu olayda algılanan nedir? Bir enerji oluşumu mu, yoksa gerçek bir varlık mı?
C: Her ikisi. Unutma Laura, sen de bir enerji oluşumusun.
-----------------------------------------------------------------

Atlantisliler ve onların enkarnelerinden monoteizm ve dinler programlarını nasıl açtıklarından falan çok sık bahsettim burada da o ilginç bilgilerin yoğunluğunu görüyoruz

--------------------------------------------------------------------
C: Evet. Mars'a iniş de öyle. Ama Mars anıtları değil.
S: (T) Mars'taki anıtları kim yaptı?
C: Atlantisliler.
S: (T) Yani Atlantisliler gezegenler arası yolculuk yapabiliyorlar mıydı?
C: Evet. Kolaylıkla. Atlantis teknolojisinin yanında sizin teknolojiniz Neandertal çağı gibi kalır.
S: (T) Ay'da Richard Hoagland'ın keşfettiği yapıları kim inşa etti?
C: Atlantisliler.
S: (T) Bu yapıları ne için yaptılar?
C: Kristal gücüne yönelik enerji aktarım noktaları. Anıtlardaki veya heykeldeki sembolizma kullanılmış.
S: (T) Hangi heykeli kastediyorsunuz?
C: Örnek; Yüz.
S: (T) Bu kristaller hangi gücü topluyordu?
C: Güneş.
S: (T) Mars ve Ay'da güç toplama istasyonları kurmaları gerekli miydi? Bu onların gücünü mü arttırıyordu?
C: Gerekli değildi ama sizin milyon dolar sahibi olmanız da gerekli değil. İlişkiyi anlıyor musun? Sizin toplumunuz nasıl paraya açsa, Atlantisliler de güce açtı.
S: (T) Bu güç toplama işi onların sonunu getiren şey miydi?
C: Evet.
S: (T) Bu gücün kontrolünü nasıl kaybettiler?
C: Bilgisayarlarınızın sizi kontrol edecek hale gelmesi gibi, o güç de onları kontrol eder hale geldi.
S: (V) Yani hayata ve kendi zekasına sahip olmaya benzer birşey mi?
C: Evet.
S: (L) Yani bir anlamda bu kristal yapıların canlandığını mı söylüyorsunuz?
C: Evet.
S: (L) Peki sonra ne yaptılar?
C: Atlantis'i yok ettiler.
S: (L) Ama Atlantis'in, güneş sistemindeki bir gezegenin yakın geçişinden dolayı yok olduğunu sanıyordum?
C: Hasar gördü ama düzeldi.
S: (L) Yani Atlantis, Mars'ın yakın geçişinden dolayı zarar gördü ama sonra toparlandı, öyle mi?
C: Toprakları tamamen değil kısmen yok oldu.
S: (L) Peki Atlantis kaç ayrı yıkım gördü?
C: Üç.
S: (L) Biri Mars'ın yakın geçişinden kaynaklandı, değil mi?
C: Evet. Ve kometler.
S: (L) Mars ile kometler arasında bir çeşit etkileşim oldu, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) İkinci yıkımın nedeni neydi?
C: Venüs.
S: (L) Peki üçüncü ve son yıkım neden kaynaklandı?
C: Kristaller.
S: (L) Kristaller hala etkin mi?
C: Bermuda üçgeni.
S: (L) Bunun bir efsane olduğunu sanıyordum?
C: Hayır.
S: (L) Peki o kristal ne yapıyor? Sürekli etkin mi?
C: Hayır. Düzensiz.
S: (L) Bilinçli, duyarlığa sahip bir varlık anlamında mı etkin?
C: Hayır.
S: (L) Etkinleştiren şeyler nedir?
C: Pek çok faktör.
S: (L) Etkinleştiğinde ne yapıyor?
C: Boyutötesi pencere açılıyor.
S: (L) Diyelim ki bir insan Bermuda Üçgeni'nde gemiyle seyahat ediyor ve o pencere açıldı ve bu kişi o pencereden geçti. Kendisini nasıl bir durumda bulur?
C: Askıda kalan bir canlılığa (Suspended Animation) benzer birşey.
S: (L) Askıda kalan kişiler, canlılıklarının bilincinde olurlar mı, yoksa bilinçleri de mi askıda kalır?
C: İkisinden biri.
S: (L) Bu durumda sonsuza kadar kalırlar mı, yoksa geri mi dönerler? Yoksa başka bir yere mi giderler?
C: Açık. Herşey olası. Aynı şey Philadelphia deneyi katılımcılarının başına geldi.
S: (L) Eğer bir kişi bu boyutlararası askılı hayatiyet durumuna gelirse, sonsuza kadar öyle mi kalır?
C: Belki.
S: (L) Ölemezler mi, bunu mu kastediyorsunuz?
C: Milyonlarca yıldır bekliyorlarmış gibi bir algıları olabilir.
S: (L) Onları bu durumda kurtaracak bir kişi veya bir yol yok mu?
C: O denizciler neden delirdiler sanıyorsun?
S: (L) Bermuda Üçgeni'ndeki kristal dışında başka etkin kristaller de var mı?
C: Evet.
S: (T) Devlet bunları biliyor mu?
C: Yarı.
S: (L) Diğerleri nerede?
C: Japonya açığında, Brezilya'da, Ural dağlarında, Kuzey ve Güney kutuplarında.
S: (T) Ay ve Mars'takiler de etkin mi?
C: Evet.
S: (V) Japonya'daki depremlerle bir ilişkisi var mı?
C: Evet.
S: (L) Eğer kristallerden biri bulunsa ve teknolojisi çözülseydi ve başka bir tanesi daha...
C: Şu şekilde cevaplayalım: Eğer Neandertaller bir Boeing 747 bulsalardı, onu nasıl kullanacaklarını bilebilirler miydi?
S: (L) Bu kristallerin fiziksel ebatları neydi ve yapay mı yoksa doğal mıydılar?
C: Çeşiti ebatlar. Yapaydılar.
S: (L) Yontuluyorlar mıydı?
C: Evet.
S: (L) Yontulmada hangi şekil veriliyordu?
C: Piramit.
S: (L) Yani Gize'deki Büyük Piramit'le aynı orantılara sahip tam bir piramit miydiler?
C: Yakın.
S: (L) En büyüğü tabanından tepesine ne kadar uzunluktaydı?
C: 1500 metre.
S: (L) Ortalama uzunlukta olanları ne kadardı?
C: 150 metre.
S: (L) 1500 metre yükseklikte olan hala duruyor mu?
C: Evet.
S: (L) Peki nerede?
C: 600 kilometre doğunuzda.
S: (L) Birkaç yıl önce bir pilot suyun içinde bir piramit gördüğünü bildirmişti...
C: Gördüğü şey piramidin okyanus tabanından yukarıda kalmış olan tepesiydi. %90'ı gömülü.
S: (V) Meditasyonda Dünya değişimleri sırasında ortaya çıkan kristaller görmüştüm. Bu meydana gelecek mi?
C: Evet.
S: (L) Atlantis'in batışı sırasında bu kristal nasıl oldu da çatlamadı veya kırılmadı?
C: Sıradışı ölçüde güçlü. Bir atom bombası bile onu parçalayamaz. Kristal, termonükleer bir patlamanın zincirleme reaksiyonu absorbe eder ve saf enerjiye çevirir. Bu onun tasarımsal işleviyle ilgili.
S: (L) Peki sonra ne olurdu?
C: Atlantislilerin yaptığı gibi mühendislik yoluyla odaklanma olmazsa enerji dağılır.
S: (L) Bu teknolojiyi nereden elde ettiler?
C: Kendileri geliştirdi.
S: (L) Kendileri mi icat etti?
C: Evet.
S: (L) Dünyadışılarla etkileşime girdiler mi?
C: Evet.
S: (L) Hangi dünyadışılarla?
C: Kertenkeleler.
S: (L) Bu kristaller ne tür bir güç frekansı kullanılıyordu?
C: Tam bant genişliği.
S: (T) Kristallerden kaç tanesi dünyadaki devletler tarafından keşfedildi?
C: Tümü.
S: (T) Onları kullanmaya mı çalışıyorlar?
C: Boşuna.
S: (T) Deniyorlar mı?
C: Belki.
S: (T) Ay'dan çekilmelerinin ve uzay programını durdurmalarının sebebi bu mu?
C: Hayır. Devlet teknolojiyi anlamıyor.
S: (T) Ay'daki faaliyetlerini sona erdirdiler mi?
C: Açık.
S: (T) Mars'taki kristaller nedeniyle mi oraya gitmeyi bu kadar istiyorlar?
C: Evet.
S: (T) Kristaller yüzünden mi yoksa anıtlarda saklanan şeyler yüzünden mi?
C: İkisi de değil.
S: (T) Mars'a gitmeyi neden istiyorlar?
C: Keşif.
S: (T) İnsan ırkının tepesinde bulunanlar gerçekten göründükleri kadar aptallar mı?
C: Subjektif.
S: (L) Elektrik üretmek için o kristal şeklini kullanabilir miyiz?
C: Mümkün ve yapıldı.
S: (L) Karmaşık mı?
C: Evet.

-------------------------------------------------------------
S: (V) Az önce belirttiğiniz "buluşmayı" merak ettim de...
C: Buluşma, boyut sınırı geçişinden kaynaklanıyor.
S: (L) Peki bu boyut sınırı geçişinde neden bir buluşma gerçekleştiriliyor? Bu gerçekten çok büyük bir şov mu olacak?
C: Bir fırsat.
S: (V) Tüm pencerelerin aynı anda açılması ve böylece tüm bu varlıkların aynı anda gelmesi gibi mi?
C: Tüm evreni etkileme fırsatı gibi. "Pomp and Circumstance" (İhtişam) yani "Hope and Glory" (Ümit ve Coşku) marşının kozmik düzeyde çalındığını düşünün. (Ç.N.: Zafer marşları)
S: (L) Çeşitli tür ve ırktan varlıkların, bu kocaman evrenin en uzak yerlerinden birindeki önemsiz bir galaksinin en dış kenarında bulunan toplu iğne başı kadar küçük bir gezegende buluşması herşeyi nasıl etkileyebilir?
C: Bu senin algın.
S: (L) Peki doğru algı nedir? Dünya gezegeni ve üzerindeki insanlar, burada meydana gelen şeyler, bizim normalde düşündüğümüzden daha mı önemli?
C: Dünya bir Birleşme noktası.
S: (L) Her zaman bir birleşme noktası mı buldu? Birleşme noktası olarak mı tasarlandı? Yoksa sadece bir kereye mi mahsus?
C: Bir kerede çok fazla soru.
S: (L) Başlangıçtan itibaren bir birleşme noktası olarak mı tasarlanmıştı?
C: Doğal işlevi.
S: (L) Yani her zaman bir birleşme noktası mıydı? Burada böyle garip şeylerin olmasının nedeni bu mu?
C: Bunu yanıtlamak zor çünkü "zaman" hakkındaki anlayışınız yanlış.
S: (V) Bu tür buluşmalar diğer gezegenlerde başka gruplar tarafından da gerçekleştirildi mi hiç?
C: Gerçekleştirildi, gerçekleştiriliyor ve gerçekleştirilecek.
S: (L) Yani yapısı veya üzerindekiler farklı olabilecek olmakla birlikte birleşme noktaları olan başka gezegenler de var? (V) Bunlar paralel evrenlerde mi?
C: Uzaklaşıyorsunuz.
S: (L) Eğer bu birleşme noktaları bütün evrene dağılmışsa, bu boyut geçişi birleşmesi evrendeki bütün birleşme noktalarında aynı anda mı gerçekleşecek?
C: Hayır.
S: (L) O halde, zamanda herhangi belirli bir noktayı ele aldığımızda, belirli veya seçilmiş birleşme noktalarında meydana geliyor?
C: Yakın.
S: (L) Peki boyut sınırlarının coğrafi noktalarla bir ilişkisi var mı?
C: Boyut sınırları dalgalar üzerinde ilerler.
S: (L) Peki bu dalgalar nereden geliyor?
C: Sürekli bir döngüdeler.
S: (L) Peki dünya mı ona doğru ilerliyor yoksa o mu dünyaya doğru geliyor?
C: İkisinden biri.
S: (F) Dünya üzerinde yaşayan varlıkların mevcut olmasının, bu buluşma veya birleşmeyle bir ilgisi var mı?
C: Evet. Çünkü gelişiminizde kritik bir kavşaktasınız.
S: (L) İlk celsede verdiğiniz kehanetlerin hala geçerli ve yaklaşmakta olup olmadıklarını öğrenmek istiyorum.
C: Gelişiyorlar.
S: (L) Yani yakında meydana gelecekleri noktaya doğru mu gelişiyorlar?
C: Akışkan.
S: (L) Yani bazıları gerçekleşmeyebilir mi?
C: Evet.
S: (L) Peki bu gece verdiğiniz kehanetler de değişime tabii mi?
C: Belki.
S: (L) Yoksa daha mı somutlar?
C: Açık.
-----------------------------------------------------------

Aktarım penceresi ve bu bilgiler nereden geliyor diyen ve konuya yeni başlayanlara benim başlangıçta MS200-Ruhların yolculuğu kitapları ve sonra PLE-RA-KAS bilgilerine doğru gidin tavsiyemin ve diğer bilen dostların da keza bu doğrultuya yakın önerilerinin aynı konuyu değişik izah heyecanı ve özel tarzlarıyla verilmesinin sebebini açıklayan bölüm,

Bilgiler aynı yerlerden geliyor

Benim başlangıçta daha çok dünyevi meselelerle karışık ruhsal bilgiler veren bu kitapları tavsiye sebebim yatay duran bilinci adeta bir uçak pistten kalkar gibi ileri bilgilere doğru tedricen kaldırmak isteğinden oluşmaktadır

--------------------------------------------------------------
C: Dalganın tepesinden iletişim kuruyoruz.
S: (L) Dalganın tepesinden mi konuşuyorsunuz? (T) Dalganın üzerinde misiniz?
C: Evet.
S: (L) Diğer bir celsede 6 bin mil uzaklıkta olduğunuzu söylemiştiniz?
C: Aktarım penceresi.
S: (L) Tüm bu söylediklerinizi bizim anlayabileceğimiz bir şekilde açıklayacağınızı umut ediyoruz...
C: Gayet açık.
S: (L) Bunları anlamamız için biz zavallı 2-sarmal DNA'lılara yardımcı olabilir misiniz?
C: Kasyopya ne kadar uzaklıkta?
S: (L) Kesin mesafelere mi ihtiyacımız var?
C: Genel olarak da olabilir.
S: (L) Yani eğer genel mesafeyi bulursak... Peki bu yıldız kümelerinin her biri dalganın genel bir alanını mı temsil ediyor?
C: Her biri mekan-zamandaki noktaları temsil ediyor. Mesafelerle birlikte kanal mesajlarının yayınlanma
tarihlerini karşılaştırın, böylece hızı ve varış zamanını hesaplayabilirsiniz.
S: (L) Anladım! Yani diyorsunuz ki siz Arkturuslularsınız, Pleyadeslilersiniz ve şimdi de Kasyopyalılarsınız çünkü neredeyseniz osunuz! Ve dalgayla birlikte ilerliyorsunuz. Bu dalga tüm bu takımyıldızları birleştiren düz bir çizgi şeklinde mi ilerliyor?
C: Dairesel bir rotada.
S: (L) Yani spiral gibi mi?
C: Evet.
------------------------------------------------------------------

Pencereler konusu burada bitmiyor ilerde fırsat bulursam devam ederiz.


Edited by - Tgur on 19/06/2019 11:14:31
Go to Top of Page
Sayfa: Toplam Sayfa 35  Mesaj Sonraki Konu  
Önceki Sayfa
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Forum Seç:
Başkalarına Hizmet Forumu © Kasyopya celselerini ve diğer mesajları farklı ortamlara kopyalamadan önce lütfen izin isteyin: baskalarinahizmet@gmail.com Yukarıya git
Snitz Forums 2000

Design by Sizinsayfaniz.com

Bu sayfa 0,98 saniyede oluşturuldu.