Başkalarına Hizmet Forumu
Başkalarına Hizmet Forumu
Ana Sayfa | Bilgilerim | Kayıt Yaptır | Aktif Konular | Forum Üyeleri | Site içi Arama
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni Hatırla
Şifre hatırlatma servisi

  Forum
 Kanal Bilgileri
 Kanal Bilgileri
 Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Önceki Sayfa
Yazar  Mesaj Sonraki Konu
Sayfa: Toplam Sayfa 36

Tgur


1194 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 09/08/2019 :  08:36:32  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
3BH GERÇEKLİKLER VE DENEY DÜNYALAR

K.lar sıklıkla "her şey bir ders" derler ,her şey bir dersse biz talebe olarak bulunduğumuz konumda yaratılan illüzyonun altında "yaşamı sürdürmem lazım bu şartlarla" dersek bulunduğumuz fasit daireden çıkamıyoruz demektir zira genel inanış bu yaratılıp önümüze bir tepside konmuş gibi ders ortamının bilemediğimiz ve mevcut bilimimizle anlayamadığımız ve korkutularak hiç öğrenme cesareti bile gösteremiyeceğimiz aklımızın eremeyeceği bir güç tarafından olduğunun inancında isek o sınıfa hapis olduk demektir ,

Gerçekten korku ile süslenip önümüze konan bu inanç hali geçenlerde birini aktarımında da vardı özetle İslam peygamberinin yaşadığı devre ait hiç bir buluntunun olmadığından bahsediyordu ,bir deri papirus,taş üzerine dahi yazılmış hiç bir buluntu yokmuş ve günümüzde de araştırma şiddetle yasakmış kutsal emanetler veya yazılı kitap ile ilgili buluntular çok sonraları yüzlerce sene sonra kotarılmış günümüze gelmiş ve ilgili doğum senelerine ait olmayan aktarımlar imiş,

Bu anlatılan uydurma veya kötüleme olabilir ama gerçekten bu emanetlerin oluş yıllarını araştırmak için acaba biraz eksikli bile olsa radyokarbon testi falan yapılmış mıdır yahut buna müsaade edilmiş midir

Hayır hiç zannetmiyorum bakmaya bile zor müsaade ediliyor biliyorsunuz oysa piramitler ve daha eski asırlara ait arkeolojik buluntular dünyada sınırsız derecede var

Aynı şeyleri İSA için de söyleniyor bunları biliyorsunuz sahte olduğu sonradan bulunan kanlı gömleği

Aşağıdaki alıntılarda bir deney altında olduğumuzu göreceksiniz ,bu deney KH olan bizlerde büyük bir infial yaratıyor ve bu gezegene bağlı bu illüzyondan başkasını göremeyen gözle baktığımızda aşağılık bir aldatılma altında olduğumuz hissine kapılıyoruz ve isyan ediyoruz fakat gerçek o değildir ,bu bilgilerin yoğunluğu altında muhakeme yapabilen bir zihin ile olan ve olacaklara bakıp maddesel olarak yapılan kaçırılan ve üzerimizde fiziksel araştırmalar yapılıp yeni bedenler hazırlanması yer altındaki faaliyetler v.s niçin yapılıyor sorularına cevap aradığımızda bu işin tamamen Orion KH veya BH nın bir uygulaması olduğunu anlamaya başlıyoruz zira ortaya konan faaliyetler fiziksel beden ile dünyanın anormal durumlarında dahi fiziğe bağlı sağlam bir yaşantıyı arzulayan düşüncenin tezahürü

Oysa fiziği es geçen ruhsal yaşantının genel karakteri hiç bir bağa bağlı olmayan hürriyet içinde ve yeni oluşumlara doğru yönelen bir genişleme ,çekimin dağılmasına yönelik bir durumda olmak,
-------------------------------------------------------------

S: (L) Işığın güçlerinin 3'üncü seviye bir temsilcisi var mı?
A: Evet.
S: (L) Onlar kim veya ne?
A: Sizin gezegeninizde yoklar.
S: (L) Peki kendi gezegenleri var mı?
A: Katrilyonlarca.
S: (L) Öyle görünüyor ki durumumuz hiç parlak değil. Gurdjieff'in dediği gibi burası evrenin Sibirya'sı gibi.
A: Evren sonsuz ölçüde büyük.
S: (L) Eğer Kendine Hizmet eğilimli 3B (3 boyutlu) varlıkların yaşadıkları gezegenler varsa, onların görünüşleri bizimki gibi mi?
A: Siz KH (Kendine Hizmet) eğilimlisiniz. BH (Başkalarına Hizmet) varlıklarını mı kastettin? (Ç.N.: Orijinal metinde kısaltma kullanıldığı için ben de KH ve BH kısaltmalarını kullanıyorum.)
S: (T) Bu evrende 3B bir BH ırkı var mı?
A: Evet. Zaten söylemiştik.
S: (L) Eğer BH varlıklarının olduğu gezegenler varsa...
A: Bazıları size benziyor.
S: (L) Öyle bir yerdeki yaşam nasıl acaba? (T) Bize bunu söylemezler. Bu kendimizi geliştirerek bizim bulacağımız birşey.
A: Aynen öyle.
S: (L) Görünüşe bu kadar önem vermemiz KH olmamızla mı ilgili?
A: 3'üncü seviyede fiziksel bir konu olarak algılanmıyor.
----------------------------------------------------
S: (L) Neden farklı ırklar var?
C: Pek çok sebep. Deneysel yaratımlar. Kısmen.
S: (L) Doğulular nereden geldi?
C: Diğer tümüyle aynı. Deney sonucu.
S: (L) Bu gezegende mi var oldular? Bu gezegenin yerlileri mi?
C: Her ikisi. Doğulular en gelişmiş ruhlar için, Ariler en agresif ruhlar için, Zenciler de dünya titreşimsel frekansına en doğal şekilde uyumlu ruhlar için ayrıldı. Kızılderili "yerliler" de öyle.
-------------------------------------------------------
S: (L) İnsanlar fiziksel madde içinde esir durumdalar mı?
C: Kendi seçimleriyle.
S: (L) Neden bu seçimi yaptılar?
C: Fiziksel duyumları deneyimlemek için. Bir grup kararıydı.
S: (L) Grubun başında kim vardı?
C: Grup.
----------------------------------------------------------
C: Herşeyin arzu edilmeyen sonuçları yanında arzu edilebilir sonuçları da vardır, fakat burada şu da
belirtilmelidir ki evrenin tüm boyutlarında var olan herşey, varoluşu yalnızca iki şekilde deneyimleyebilir.
Bunlar uzun dalga döngüsü ve kısa dalga döngüsüdür. İnsanların neden fiziksel madde içinde esir olduklarıyla ilgili soruna dönecek olursak, ki elbette bu gönüllü bir şekilde ve seçimle gerçekleşti, sizin tamamen eterik veya ruhsal bir varoluş olarak tanımlayacağınız uzun dalga döngüsü deneyiminden,fiziksel varoluş dediğiniz kısa dalga döngüsüne geçmenizden kaynaklandı. Bu iki yol arasındaki fark şudur;uzun dalga döngüsünde evrimde döngüsel bir tarzda çok yavaş bir değişim meydana gelir. Kısa dalga döngüsünde ise bir ikilik/dualite vardır. Dünya'da fiziksel bedenler içindeki ruhların deneyimlediği şey de budur çünkü ruh döngünün yarısında eterik/ruhsal bir halde deneyim yaşarken, döngünün diğer yarısında fiziksel bir durumda deneyim yaşar. Bu iki yarı, zaman olarak sizin zamanı ölçüm şeklinizle ölçülemez ama elde edilen deneyimin bütünü her iki yarıda eşittir. Ruhların grup zihni tamamen eterik/ruhsal bir varlık yerine fizikselliği deneyimlemeyi seçtiğinde bu kısa dalga döngüsüne geçme gereksinimi doğal olarak,evrenin doğal bağları yoluyla gerçekleşti.
S: (L) Ruhla bedenin etkileşiminin bir yan-ürünü var mı?
C: Bu etkileşim hem pozitif hem de negatif nitelikte yan-ürünler meydana getirir.
-----------------------------------------------------------------
Deney konusu üzerinde yoğunlaşalım,
Yaratma yeteneği üzerindeki çalışmalar Oriona bağlanıyor yani o bölgenin mevcut olduğumuz bu dünyadaki yaşamları devreye alan davranışları var ettiklerine dair bilgilerle yüklendik,

Atomla başlanmış yani atomun alt parçalarından tutun insana kadar olan oluşturma işlemlerinde ince ince bir çok deney yapıp ortaya koyarak ve buna hala da devam ederek sürdürülen bir çok işlemin içinde olduğumuz gerçeğini idrakledik ,ve durmayarak bu olanların detayları üzerinde dolaşıp gücümüzün yettiğince anlamaya çalışıyoruz,

Atomun alt parçalarındaki çeşitlilik nötrino fermiyon proton elektron higgs bozonu gibi parçalara dair terimler artık aşina olduğumuz bilgilerin içindeki fenomenler ,bunlar fiziğin atom teşekkülü için gerekli olan ilkel parçaları ,aldığımız bilgilerle mesela bunların spin denilen ve ama tam dairesel değil de kısmi dairesel denecek muhtelif dönü parçalarını gerçekleştiren bir kısmının hiç bir elektriksel kutuplaşmaya bağlı olmadan serbest hareket ettiğine ait karakterleri falan olduğunu söyleyebiliyoruz mesela içlerindeki nötrinonun nicelik belirtisi vermeden bilgi taşıdığını ve tahmin ediyorum çekim in en önemli öğesi, bütün bunların ötesinde oluşan bu düşüncelerin bir enerji olarak var oluşuma dönüşmesi işinde aradaki bağları sağlayan pencereler, bunun üzerinde evvelce durduk böylece atomun teşekkülü kapsamında içindeki mevcut pencereyi göz ardı edemeyiz,atomlar molekül olup madde dediğimiz fizik alemi oluştururken antik çamur ve amino asit uygulaması v.s. anlatacağımız hadisenin ilk bilgileri idi,ve ortada gözüken her şey birbirine pencereler yoluyla bağlantılı,
Bütün bunlar yapılan deneysel çalışmaların genel kriterleri ve bu faaliyet durmuyor,

Mesela başka bir gezegende (Ankh) yaratılan insanlar zamanla tahminime göre ayarsız hormon salgılarının etkisi ile çılgınlaşan KH davranışları ile bulundukları gezegenin üzerine negatif enerji yüklemesi yapmışlar ve gezegenin patlamasına parçalanmasına sebep olmuşlardır , bu hadisede yine tahminlerime göre aşırı cinsel hormon salgılamaları ile ve ayarsız DMT hormonları ile karışık duygularını bir dengeye oturtamadan yaşam yolları denemişler ve arzulu düşünüşün sahiplenmenin maksimum seviyelerine set çekemedikleri için çıkan enerji aşırı negatif bulundukları gezegenin enerjisi ile uyuşmadığından parçalanmaya maruz kalmışlar ve deneye tabi varlıklar başka gezegene taşınmışlardır ,

Bu hadise nedendir diye sorguladığımızda kendi haline bırakılan hormon salgılama ve buna bağlı duygu durumlarının oluşu işi ve bedene, ortama tesiri bir deney gözlenmesinden başka bir şey değildi,

Daha açık ifade ile hormonsal ve duygusal başıbozukluğun yarattığı o deney yaşam hali patlatılan gezegenden sonra buraya taşınan bizlerde genetiksel kayıt hafızamızda bulunuyor belki o zamanki çılgın yaşamı tekrar etmeyen bir beyin gri maddesine sahip olduk yani beynin talamus hipatalamus omurilik serebral bölümündeki miyelin kılıfsız sinir hücrelerinden oluşmuş ve kıvrımları artan gri renkli bölüm bu yeni yaşam şeklimizde oluştu insansal hasletleri hayvansal içgüdülerinden ayıran enetellektüel denilecek bu bölüm insansal bilincin oluşması veya miyelinli beyaz kısımdan daha az hızla sinirsel iletişimi çağrıştırdığı için o hayvansal dediğimiz iç güdülere azalmış hızı ile bir nevi baraj koymakta yani azgınlaşan hislerin birden bire ortaya çıkmasına mani olmakta bilinç muhakemesi yapıp insanı hayvandan ayırır bir duruma getirmektedir,

Bu arada sinirlerin miyelin kılıflı ve kılıfsız hallerinin önemini de vurgulamak icap eder miyelin kılıflı sinir hücreleri ki beyaz kısım dediğimiz bölümdür iletişimi çok süratlidir ve gri bölümdekiler ise miyelin kılıfsızdır hızları diğerlerine nazaran 500 kat kadar azdır yavaştır bu hızların farklılığı iletişim yoluyla yapılması gereken eylemin hemen ortaya çıkmasına mani olan barajlamanın ifadesidir,

Özetle iç güdüler dediğimiz hayvansı hareketlerin insansal davranış olarak ortaya çıkmasından evvel sinir hücrelerindeki gri kısım bu davranışın analizini yapabilmekte gerekirse önlem alabilmektedir ,bu beyaz ve gri bölge arasında bağlar vardır ve aşırı alkol alındığında bu bağlar önemini yitirir yani öfke efori şehvet kendini çok üstün görme gibi iç güdüsel dediğimiz hayvansı hareketler serbest kalır biz bu hale sarhoşluk demekteyiz,

Bütün bunlar deney özelliğinin süregeldiğini ve her konuda kotarılıp düzeltme yolları arandığını bitmediğini simgelemektedir,

-------------------------------------------------------------
S:(L) Geçen gece Nefalim'in Akrep takımyıldızı civarından geldiğini söylemiştiniz, bu doğru mu?
C: Esas olarak orada tohumlandılar. Siz de öyle.
S:(L) Aslen başka yer de mi tohumlandık? Nerede? Oryon'da mı? Gezegenin adı nedir?
C: D'Ankhiar. Ankh, bu gezegenin eski bir sembolüdür. Ana gezegen anlamına geliyor.
S:(L) O gezegen bizim asıl evimiz mi?
C: Evet.
S:(L) Eski evimizin durumu nedir?
C: Tükendi. Kül oldu. Yandı.
S:(L) Yani evimize dönemeyiz, öyle mi?
C: Evet.
------------------------------------------------------------
S: (L) Jüpiter ile Mars arasındaki yok olan, şimdi bizim asteroit kuşağı olarak bildiğimiz gezegenin psişik enerji ile yok olduğunu söylemiştiniz. Bunu açıklayabilir misiniz?
C: O gezegende yaşayanlar, ki pek çoğu sizin ruhsal atalarınızdır, bir kendine hizmet ortamı geliştirmeye karar verdiler ve bu o kadar güçlü bir negatif enerji yüklemesi meydana getirdi ki gezegenlerinin yok olmasına neden oldular çünkü enerjideki seviyeler o kadar yükseldi ki kendi üzerlerine çöktü ve
gezegenin atomik yapısının parçalanmasına ve fiziksel olarak patlamasına neden oldu.
S: (L) Bu teknolojik olarak mı yapıldı yoksa tamamen zihin gücüyle mi?
C: İkisi bir ve aynı.
S: (L) Bomba atma gibi birşey yaptılar mı?
C: Hayır, hayır. Psişik enerjiyle yapıldı. Geçici bir gerçeklik akışında aynı şeyin sizin gezegeninizde de meydana gelme tehlikesi söz konusu. Ancak biz bunun olmayacağından eminiz çünkü biz tüm gerçekliği görüyoruz; geçmiş, şimdi ve gelecek. Ancak şunu da anlamanız gerekiyor ki, bizim perspektif noktamızda bile tüm gerçeklik gene de akışkandır. Hala pek çok gerçeklik seçenekleri, olası gelecekler, olası geçmişler ve olası şimdiler var. Fakat biz yeterince emin bir şekilde sizin gezegeninizin Kantek gezegeni ile aynı kaderi yaşamayacağını hissediyoruz.
-------------------------------------------------------------
Bu araya çok bahsettiğimiz ama kısım kısım oturtmaya çalıştığımız Atlantis olayını başka bir cepheden sunacağım,
Lemurya Mu medeniyeti dünyadaki sonsuz varlıkların vernal dönemlerde bulunduğu gibi dünyada iken ve düşüşten evvelki 3BH yaşamı dediğimiz bir yaşamı sürdürüyorken yukarıdaki alıntıda bahsettiğimiz yıkıma uğrattıkları Kantek gezegenindekiler taşınmış ve deneyin enteresan fiziksel kısa döngü bölümü başlamış zira bu gelenler Lemuryalılarla karışmış bir hayat sürdürürken Lemuryalılar zamanla silinmiş ve Kantekler kendi eski egosal yaşantıları ile baskın bir yolu seçmiş ve Belial oğulları adı altında olayda galip gelip Lucifer düşüşü dediğimiz kısa döngü deneyi ortaya çıkmıştır ,yani sıkça değindiğimiz veya K.ların değindiği Atlantis=Kantekliler ve türevleri yani bizler de zira Oryon deney hareketi bir çok ırkı karıştırıp deneyi sürdürme ile meşgul, bununla ilgili alıntı,
----------------------------------------------------------

C: Hayır, Atlantisli. Hatırla, "Kelt" sonradan konan bir isim.
S: (L) Piktler de Kantekiler miydi?
C: Köken olarak.
S: (L) İbrahim de Kantekli miydi? İbrahim'in hikayesi Kantekliler tarafından mı Dünya'ya getirildi?
C: Hayır.
S: (L) İbrahim Kantekli veya türevlerinden miydi?
C: İkincisi. Ama siz de öyle.
S: (L) Yahudilerin genetik mühendislikle oluşturulup Orta Doğu'ya yerleştirilmesi hangi yıl oldu?
C: 130.000 yıl önce.
S: (L) Vay be! Bu kadar süre boyunca herhangi ırksal bir saflığı korumayı başardılar mı?
C: Hayır.
S: (L) Cayce Atlantis'te "Bir'in Oğulları" ve "Belial'ın Oğulları" ayrımından bahsediyor. Bu ırksal bir ayrım mıydı yoksa felsefi/dini bir ayrım mı?
C: Son ikisi, ve ondan önce, ırksal.
S: (L) Irksal bir ayrımken kim kimdi?
C: Belial'ın Oğulları Kanteklilerdi.
S: (L) Oo! Bu iyi değil.
C: Subjektif... Beden değilsiniz, ruhsunuz.
-----------------------------------------------------------

S: (L) Villas Boas olayı hakkında ne söyleyeceksiniz? O varlıklar kimdi ve bu etkileşimin amacı neydi?
C: Arilerin melezleme deneyi.
S: (L) Bu Ariler nerede yaşıyor?
C: Hareket halinde.
S: (L) Varacakları ve yaşadıkları yer neresi?
C: Yaşadıkları bir yer yok. Belirli bir yerde yaşamayan pek çok grup var. Sürekli seyahat halindeler.
S: (L) Bunun nedeni nedir?
C: Bir yerde sabitlenmek için bir neden yok; bu yalnızca sizin algınız çünkü buna alışıksınız. Dünya da bir taşıma aracı.
---------------------------------------------------------------
S: (L) Peki boyut perdeleri yoğunluk seviyeleri arasında da olabilir mi?
C: Evet.
S: (L) Yani boyut perdesi, bir değişikliğin gerçekleştiği bir noktayı ifade ediyor.... Bu değişime neden olan şey nedir?
C: Doğa.
S: (L) Tasarımı açısından düşünürsek bu değişikliğin tanımı nedir?
C: Deneyim.
----------------------------------------------------------

S:(L) Bant bitmeden bunu sormak istiyorum ve sonra bir ara vereceğiz. Konsorsiyum tarafından gizlenen "en büyük sır" nedir?
C: Kontrolünüz sizin elinizde değil, bir deneysiniz. [ARA]
S:(L) Bu konuda söylemek istediğiniz başka birşey var mı?
C: Size bağlı.
S:(T) Bunun, devletin bizden gizlediği en büyük sır olduğunu söylerken, bunu sadece bu ülkedeki insanların en büyük gerçeği olarak mı söylüyorsunuz?
C: Temel olarak.
S:(T) İnsan ırkının en büyük sırrı, bizim, bir grup insanın hepimiz üzerinde uyguladığı bir deney olduğumuz mu?
C: Kısmen.
S:(T) Diğer kısmı da Kertenkelelerle mi ilgili?
C: Evet.
S:(L) Peki başka dünyadışılar?
C: Evet.
S:(T) Bu deneyi yapan insanlar, kendilerinin de bu deneyin bir parçası olduklarını biliyorlar mı?
C: Evet.
S:(T) Bunu kendi istekleriyle mi yapıyorlar?
C: Seçenekleri yok.
S:(L) Neden seçenekleri yok?
C: Deney ilerliyor.
S:(T) Deneyin konusu nedir?
C: Sizin için aşırı karmaşık.
S:(J) Bunun olmasından nefret ediyorum! (T) Peki bu, Kertişlerin bizi yönetmesi ve enerjimizi emmesi
deneyiyle mi ilgili?
C: Evet, ama bundan çok daha fazlası var, 4'üncü seviyede anlayacaksınız.
-------------------------------------------------------------
S: (L) Farkındalık durumu mu?
C: Kesinlikle. Şimdi ölçüm sistemine göre gittiğimizde, ki anlamanız için basitçe oluşturulmuştur, birden yediye kadar tüm yoğunluk sistemlerinde anahtar kavram elbette farkındalık durumudur. Başından sonuna kadar. Yani yeterince yüksek bir farkındalık seviyesine eriştiğinizde fiziksel sınırlamalar gibi şeyler ortadan kalkar. Ve fiziksel sınırlamalar ortadan kalktıkça, sizin algıladığınız şekliyle büyük mesafeler de ortadan kalkar. Dolayısıyla sizin görememenizin ve anlayamamanızın, herhangi bir şeyin mümkünlüğü veya mümkün olmayışı üzerinde kesinlikle hiçbir etkisi yoktur. Kendi yoğunluk seviyeniz hariç. Ve sizin şu andaki yoğunluk seviyenizde neredeyse kimsenin anlayamadığı şey de bu işte. Eğer bunu anlayabilirseniz ve diğerlerine aktarabilirseniz, türünüzün gördüğü en büyük hizmeti yapmış olursunuz. Bunun üzerinde biraz düşünün. Bunun bilincinize akmasına izin verin. Analiz edin. Parçalara ayırın. Ona dikkatlice bakın ve tekrar bir araya getirin.
S: (L) Farkındalığımızı sınırlandıran şey nedir?
C: Çevreniz. Ve bu sizin seçtiğiniz çevre. Gelişim seviyenize bağlı olarak. Ve herşeyi sınırlandıran şey de bu.Daha yüksek yoğunluk seviyelerine yükseldikçe sınırlamalar ortadan kalkar.
S: (L) Bu sınırlandırıcı çevreyi yaratan şey nedir?
C: Öğrenme amacı için mevcut olan büyük illüzyon.
S: (L) Peki illüzyonu kim yarattı?
C: Aynı zamanda Yaratılmış olan Yaratıcı. Yani aynı zamanda siz, biz, herkes ve herşey. Daha önce de söylediğimiz gibi, biz siziz ve siz de bizsiniz. Ve herşey de öyle.
S: (L) Burada anahtar husus, herşeyin illüzyon olması mı?
C: Temel olarak, evet.
S: (L)Yani aslında...
C: Lütfen biraz sabırlı olun; size daha önce de söylediğimiz gibi evren yalnızca bir okuldur. Ve bu okul herkesin öğrenmesi için var. Herşeyin varolma sebebi bu. Başka bir sebep yok. Şimdi, eğer bu ifadenin gerçek derinliğini anlarsanız, deneyimlemesi mümkün olan tüm yoğunluk seviyelerini, deneyimlemesi mümkün olan tüm boyutları, tüm farkındalığı görmeye ve deneyimlemeye başlarsınız. Bir birey bu ifadeyi mümkün alan en büyük derinliğiyle anladığında, o birey aydınlanmış olur. Ve siz kesinlikle bunu
duymuştunuz. Ve sonsuza kadar süren bir an için, o birey bilinecek herşeyi mutlak bir şekilde bilir.
S: (L)Yani aydınlanmanın yolunun sevgi değil bilgi olduğunu mu söylüyorsunuz?

C: Doğru.
-------------------------------------------------

S: (L) Nasıl yani? İnsanların yerine koymak üzere bir ırk yaratmak mı, yoksa klon veya buna benzer şeylerle değiştirmek üzere belirli insanların kaçırılması mı?
C: Temel olarak birincisi. Görüyorsun ya, eğer biri yeni bir ırk yaratmak istiyorsa, kitlesel olarak melezleştirme ve sonra da kitlesel reenkarnasyondan daha iyi bir yol olabilir mi? Özellikle de ev sahibi tür daima bilgisizse, kontrol altındaysa ve insanı evrenin merkezi sayıyorsa. Tamamen yokediş, fetih ve değiştirme için ne kadar harika bir ortam, değil mi?
S: (L) Bu yanıt hedefle ilgili diğer sorumu da yanıtlamış oldu. Kitapta Dr. Jacobs belirli ailelerde sürekli olarak devam eden kaçırılmalar olduğunu söylüyor. Alıntı yapıyorum: "Fetüsün korunması dışında, gizliliğin başka nedenleri de var. Eğer tüm kanıtların açıkça gösterdiği gibi kaçırılmalar nesiller boyunca devam ediyorsa ve kaçırılanların çocukları da kaçırılıyorsa, bu dünyadışı varlıkların amaçlarından biri giderek daha fazla kaçırılmış insanlardan oluşan bir nesil yaratmak demektir. Kaçırılanların tüm çocukları bu fenomene dahil ediliyor mu? Kanıtlar yanıtın evet olduğunu gösteriyor. Eğer kaçırılmış biri hiç kaçırılmamış biriyle çocuk yaparsa, çocuklarının hepsinin kaçırılma ihtimali çok yüksektir. Bu da demektir ki, normal nüfus artışı, boşanma, yeniden evliliklerde, kaçırılanların sayısı nesiller boyunca hızla artacak. O çocuklar büyüyüp evlendiklerinde ve kendi çocukları olduğunda, evlendikleri kişi kaçırılmış biri olsun veya olmasın, çocuklarının hepsi kaçırılacaktır. Üreme programının nesiller arası özelliğini korumak için,kaçırılanların çocuk sahibi olmaya devam etmesi için bunun onlardan gizli tutulmaya devam etmesi gerekir. Eğer kaçırılanlar bu programın nesiller arası olduğunu bilirlerse, çocuk sahibi olmamayı da seçebilirler. Bu da programın önemli bir parçasının durmasına neden olur ve o yüzden bunu engelliyorlar.Gizliliğin son nedeni ise, bu dünyadışı varlıkların üreme programını genişletebilmesi, toplumu kaplaması için, kaçırılanların kaçırılmamışlarla çiftleşerek kaçırılmış çocuklar dünyaya getirmesini sağlamak." Bu bana kaçırılmaya eğilimli belirli bir soy olduğu...
C: Daha önce söylemiştik: Nazi deneyi bir "test sürüşüydü", benzerlikleri fark ediyorsun, değil mi?
S: (L) Evet...
C: Size ayrıca "Amerikan Yerlilerinin" Avrupalılarla yaşadıkları deneyimin de mikrokozmik bir önizleme olabileceğini söylemiştik. Ayrıca, 3'üncü yoğunluk dünyanın 2'nci yoğunluk dünyaya yaptıkları da ipuçları sunuyor olmalı. Diğer bir deyişle, özel değilsiniz, bakış açınızın öyle olmasına rağmen. Dünya insanlarının 4'üncü yoğunluğa çevrilmesinden sonra da Oryon 4'üncü yoğunluğun ve onların müttefiklerinin sizi "orada" kontrol etmeyi umdukları konusunda da sizi uyarmıştık. Şimdi tüm bunları birleştirince ne görüyorsunuz? Şimdiye kadar en azından şunu anlamış olmanız gerekiyor ki, önemli beden değil, ruhtur.Diğerleri sizi genetik olarak, ruhsal olarak ve psişik olarak beden-merkezli olmaya yöneltti. İlginçtir ki BH'den 6 BH'ye kadar olanların tüm çabalarına rağmen "bu perde hala kalkmış değil."
S: (L) Şimdi buradaki büyük soru şu: Bu bilgiyle ne YAPMAMIZ gerekiyor?
C: Diğer herşeyde olduğu gibi burada da önemli olan bu bilgiyle ne yapmanız gerektiği değil, bu bilgiye sahip olmanızdır.
S: (L) Bu projeyle 4'üncü yoğunluk KH'nin planlarını bozma ihtimali var mı?
C: İspanyol Fetihçilerini, İngiliz, Fransız, Flemenk ve Alman "kolonicilerini" yenme olasılığı var mı?
S: (F) Söylediklerini düşündüğüm şeyi mi söylediler? (L) Evet, son derece moral bozucu.
C: Gül Bahçesi mi bekliyordunuz?
S: (L) Eğer durum buysa, neden tüm bunlarla uğraşmak yerine hep birlikte Heaven's Gate tarikatine katılıp topluca intihar etmiyoruz?!
C: "Bununla uğraşmayı" seçtiniz, öyle değil mi?
S: (L) O seçimi yaparken aklım başımda mıydı, yoksa içiyor muydum?
C: 5'inci yoğunlukta içme yok!
S: (L) Ra'nın kanalı olan Carla Rueckert'le bir süredir yazışıyoruz. Hiçbir şey YAPMAMIZ gerekmediğini,sadece OLMAMIZ gerektiğini söylüyor. OLMAMIZ gereken şeyin ise sadece sevginin içimizden geçmesine izin vermek, dünyadışı varlıkları ve herkesi sevmek, eğer yönetimimizi ele geçirirlerse bunu da SEVMEK olduğunu söylüyor...
C: Varolan herşey derslerdir!!
S: (L) Öğrenilmesi gereken ders nedir?
C: Deneyimler asla sona ermez, sadece dönüşür. Beden-merkezliliğe gerek yok.
S: (L) Bir keresinde 4'üncü yoğunluğa geçişin "eşit bir oyun sahası" yaratacağına dair birşey söylemiştiniz. O halde, insanlar uyanacak ve insanlarla dünyadışı varlıklar arasında bir savaş olacak...
C: Evet.
S: (L) Eğer bu daha eşit bir oyun sahasıysa, o zaman durum pek İspanyol Fetihçilerine karşı Aztekler ve Avrupalılara karşı Amerikan Yerlileri gibi olmayacak demektir...
C: Yanlış, o dramadaki herşey 3'üncü yoğunluktaydı. Tavşanlar, fareler, köpekler vs sizinle eşitlenmiş bir sahada oynamıyor!
S: (L) Bu dünyadışı varlıklar gelen kometleri ve benzer şeyleri biliyorlar mı?
C: Evet.
S: (L) Yarattıkları bu ırkın bu afetlerde hayatta kalmasını mı istiyorlar?
C: Elbette.
S: (L) Peki bu, "hayatta kalacaklar" anlamında mı, yoksa hayatta kalacaklarına İNANIYORLAR anlamında mı?
C: Her ikisi.
S: (L) Bir keresinde bize bunun "kozmik bir savaş" gibi olduğunu söylemiştiniz. Döngünün bir denge yaratacağını vs söylemiştiniz. Bunu anlamaya çalışıyorum. Durum "İspanyol fetihçilerine karşı Aztekler ve Amerikan yerlilerine karşı Avrupalılar"dan biraz daha karmaşık olmalı. Çünkü hikaye bir noktada değişiyor. Baskı yapılan saldırıya geçiyor. Benzetmeyi daha anlaşılabilir bir çerçeveye sokmaya çalışıyorum. Kastettiğim şeyi anlıyor musunuz?
C: Hayır.
S: (L) Çünkü kafam karışık. Doğrudan sormadığım şey şuydu: Herhangi birşey yapma şansımız var mı?
C: Hala "daha büyük resmi" görmüyorsun.
S: (L) Daha büyük resim nedir?
C: Ruhlarınız, bilinciniz.
S: (L) Yani, gezegenimize el koyulmasını, insan ırkının fethedilip yok edilmesini deneyimlemek üzere zamanda bu noktaya gelmeyi seçtik, böylece bunu deneyimleyip, ayrılıp bir şekilde reenkarne olabiliriz,
öyle mi?
C: Hayır.
S: (L) Söylediğinizden bunu anlıyorum! Tek önemli olanın ruhlarımız, bilincimiz olduğunu söylüyorsunuz.Eğer ruhlarımıza yönelirsek, bedenlerimizden ayrıldığımızda ya aynı yoğunluğa reenkarne olacağız, ya da bir sonraki yoğunlukta reenkarne olacağız. Başka hangi seçenek var?
C: Ne kadar "yaşamayı" planlamıştın?
S: (L) Normal koşullar altında 70 veya 80 yıl. İyimser ihtimalle.
C: Peki bu uzun mu?
S: (L) Hayır, değil. Kozmik standartlara göre bu kısa bir esinti gibi. Varmak istediğiniz nokta nedir?
C: Bunu biraz düşün. 5'inci yoğunluğa geçen akranların oldu mu hiç?
S: (L) Evet.
C: Neden? Bu nasıl mümkün olabilir?
S: (L) Çünkü öldüler. Bedenleri öldü.
C: Neden?
S: (L) Çünkü bedenleri bunu yaptı.
C: Peki bu "adil" mi?
S: (L) Adil mi?! Sanırım bunu kendileri seçti.
C: Ve...
S: (L) Nereye varmaya çalıştığınızı bilmiyorum!
C: Yalnızca "iyi" deneyimlerin kabul edilebilir olduğu izlenimi altındasın gibi görünüyor.
S: (L) Hayır, yalnızca iyi deneyimlerin kabul edilebilir olduğu izlenimi altında değilim, ama burada biraz belirsizlik içindeyim. Biz burada sizinle konuşuyoruz. Gelecekteki "biz" olduğunuzu söylüyorsunuz. Biz bu zaman periyodunda bu gezegendeyiz ve burada olaylar çok garip bir durumda. Büyük bir geçiş oluyor ve ben sadece tüm bunların anlamını merak ediyorum. Sizinle neden konuşuyoruz? Bunun amacı nedir?
C: Ders bu. Hala anlamıyor musunuz? Ders, dersler, herşey bundan ibaret. Tüm dersler paha biçilmez
değere sahip.
S: (L) Tamam, bu dersleri alıyoruz. Bize neler döndüğünü anlattınız. Bunların etrafımızda olmakta olduğunu görüyoruz. Bize söylediğiniz şeyin diğer kanıtlar ve diğerlerinin aynı sonuçlara ulaşan araştırmalarıyla da doğrulanması nedeniyle ikna olmuş durumdayım. Ve LANET OLSUN, BU ÇİRKİN BİR DURUM! BENİ ANLIYOR MUSUNUZ?! ÇOK ÇİRKİN!
C: Bu senin bakış açın.
S: (L) Chloe'nin geçen gün telefonda söylediği gibi, neye uyanmamız gerekiyor? Tüm bu şeylerin olmakta olduğunu GÖRMEYE mi uyanmamız gerekiyor?
C: Evet.
S: (L) Tüm bunlara uyanıp görmekle mi ilgili? Tamam, uyanıp bunu gördüğümüzde neden tüm bunlardan kurtulamıyoruz? Senaryonun ne olduğunu biliyorsun, filmi seyretmen gerekmiyor!
C: Ama o zaman bazı deneyimleri kaçırırsın.
S: (L) Yani burada bulunmamızın amacı yenilip yutulmayı deneyimlemek mi?
C: Hayır.
S: (L) Esaret altında, kontrol altında, laboratuardaki bir kafesteki fareler gibi muamele görerek...
C: Coşku, hatırlıyor musun?
S: (L) Coşku mu?! TABİİ EMİNİM! HEPİMİZ BİR KAZIKTA YANABİLİRİZ! Bunun OLDUKÇA COŞKULU bir deneyim olduğundan eminim! William Wallace'ın karnını açıp bağırsaklarını çıkardıklarında ve gözleri önünde o insanları yaktıklarında tam bir coşku yaşadığından eminim!
C: Çok uzun olmayan bir süre önce suratın kaldırıma yapıştı...
S: (L) Bu coşkulu bir deneyim miydi?
C: Evet.
S: (L) Yani "coşkulu" dediğiniz zaman sadece pencereden atlayıp ölmekten mi bahsediyorsunuz?! 3'üncü yoğunluktaki bakış açısını anlamanız gerekiyor! Burada kaldırımlara çarpacak fazla yüzün yok!
C: Bizim de öyle.
S: (A) Bilginin koruduğunu söylüyorsunuz. NEYE karşı koruyor?
C: Pek çok şey. Bir örnek: Dönüşüm sonrası travma ve kafa bulanıklığı.
S: (L) Demek bilgi bizi dönüşüm sonrası travma ve kafa bulanıklığına karşı koruyor. 4'üncü yoğunluğa geçişin travmatik ve kafa bulandırıcı olduğunu söylüyorsunuz. 3'üncü yoğunluktan 4'üncüye geçişi mi kastediyorsunuz, yoksa 3'üncü yoğunluktan 5'inciye geçişi, yani ölümü mü?
C: Her ikisi.
S: (L) Yani şok ve travma içinde olmadığın zaman, kafan bulanık olmadığı zaman daha iyi işlev görüyorsun,bu mu?
C: Evet.
S: (L) Eğer bir insan 5'inci yoğunluğa geçmeden, yani ölmeden 3'ten 4'üncü yoğunluğa geçerse, bu o kişinin ölmeden, doğrudan 3'üncü yoğunluktan 4'üncü yoğunluğa geçtiği anlamına gelir, doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Bu nasıl bir his peki? Nasıl bir deneyim...
C: Alice aynalar diyarında.
S: (A) Bilginin travmadan ve kafa karışıklığından koruduğunu söylüyorsunuz. Diğer taraftan herşey ders. Yani travma da bir ders. Neden bir dersten kaçınmaya çalışıyoruz?
C: Haklısın, bir ders, ama ön bilgin olduğunda o dersi erken ve daha farklı bir şekilde öğrenirsin.
S: (L) Yani bu dersi farklı bir şekilde öğrenirsen, geçiş zamanı geldiğinde bu dersin alınması daha kolay mı oluyor?
C: Evet. Daha yumuşak.
S: (L) Tüm bunları bilip bununla ilgili birşey yapamamak, inanmadıkları için insanlara bundan bahsedememek, bunun şokuna maruz kalmaktan kesinlikle daha sıkıntı verici bence...
C: Hayır.
S: (L) Diğerlerine bu tür şeyleri anlatabileceğimi söylüyorsunuz yani?
C: Aktarabilirsin ama bunun incelikli bir şekilde yapılmasını öneriyoruz.
--------------------------------------------------------------------
S: (L) Başka bir sorusu var: "Uygun bir zamanda Kasyopyalılara, kendimizi geçişe hazırlamak için yapabileceğimiz en iyi şeyin ne olduğunu sormak istiyorum. [...] Soruyu belki de şu şekilde sormam gerekiyor: Bireysel olarak veya grupsal olarak her birimizin, geçiş sırasında 4'üncü yoğunluk adayı olabilmek, arkadaşlarımıza ve sevdiklerimize yardımcı olabilmek için yapması gereken şey nedir?"
C: Doğru kavram değil.
S: (L) Peki doğru kavram nedir?
C: Eğer kişi bir yolculuğa çıkıyorsa, hazırlanmak için ne yapar?
S: (L) Çeşitli giysiler ve gerekli bazı şeyleri alır, bavulunu hazırlar ve gitmeye hazır olur. Doğru mu?
C: Bavulun dokusunun uygunluğuyla uğraşır mı?
S: (L) Genelde hayır. Konacak şeyleri taşıyabilecek kadar büyük ve güçlüyse, bu yeterlidir. Bavulu bedene mi benzetiyorsunuz?
C: Hayır.
S: (L) Benzetmeyi anlayamadım.
C: Eğer kişi sokakta yürüyecekse, sokakta neyle karşılaşmayı beklediğine bağlı olarak belirli bir çorap rengi seçer mi?
S: (L) Hayır, bu son derece önemsiz, hatta saçma birşey olur. Elindeki çoraplara bakarsın, sevdiğini ve iyi
hissettireni giyersin. Yürümek için gittiğin yere göre çorap seçmezsin.
C: Evet, anladın mı?

S: (L) Şöyle devam ediyor: "4'üncü yoğunluğa geçişi sağlayan şeyin ne olduğundan emin değilim. Ruhsal aydınlanma ve BH'ye adanmanın listede üst sıralarda olduğunu düşünüyorum. Ama Kertenkeleler 4'üncü yoğunlukta ve bize karşı kesinlikle iyi değiller ve BH değiller. Onlar 4'üncü yoğunluğa nasıl geçti?" Ona Ra Bilgileri'ni okuması gerektiğini söyledim bile.
C: Genel olarak daha iyi bir anlayışa ihtiyacı var ve bu doğal bir süreç. Hazırlık yok.
S: (L) Tamam, Bill Brooks Mike'ın bir sorusuna yanıt olarak şöyle yazmış: "İnsanlığın evrimsel yükselme değil,evrimsel alçalma deneyimlemekte olduğunu gösteren kanıtlar var. Biz atalarımızdan 'alçaldık',maymunsu-melezlerden 'yükselmedik.'"
C: Evrimsel alçalma mı?!?
S: (L) Şöyle demiş: "Dünyada çok daha üstün içsel kaynaklara sahip pek çok medeniyet vardı. Onların
yanında biz ilkokul öğrencisi gibi kalırız..."
C: Çok hızlı ve çok ileri atlıyorsun!
S: (L) Diyor ki....
C: Hayır hayır hayır.
S: (L) Buna devam etmememi mi istiyorsunuz?
C: Bir kerede bir adım atmak istiyoruz.
S: (L) Bu Bill'in Mike'a verdiği bir yanıt...
C: Hayır hayır hayır hayır! Sorumuzu yanıtlamadın!!!! Görmezden geldin. Bu tartışmanın ilerlemesini nasıl bekliyorsun?
S: (L) Tamam, sorunuz "evrimsel alçalma" ile ilgiliydi. "Evrimsel alçalma"nın bu süreci tanımlamanın doğru bir yolu olmadığını mı söylüyorsunuz?
C: Tabii ki doğru değil!!
S: (L) Yani "evrimsel alçalma" geçerli değil. İnsanlığın mevcut durumunu tanımlamanın doğru bir yolunu söyleyebilir misiniz?
C: "Evrimsel alçalma" diye birşey yok!
S: (A) Peki evrimsel yükselme diye birşey var mı?
C: Hayır.
S: (L) Yani varolan herşey sadece var ve hepsi bu, öyle mi?
C: Evet. Varolan herşey / tek şey derslerdir.
S: (L) Geçmişte varolmuş daha yüksek ve daha gelişmiş medeniyetlerle ilgili açık kanıtlardan bahsetmiştik.Benim düşünceme göre...
C: Bu evrimsel alçalma değil. Eğer büyük büyük torunlarınız mızrak fırlatıyor olursa, bu da "evrim"dir. (ç.n.:evrimsel yükselme-alçalma (evolving-devolving) diye çevirdiğim kavramlar ile ruhsal evrim kavramı arasındaki fark vurgulanıyor olmalı.)
S: (L) Yani önemli olan medeniyetin teknolojik durumu değil, ruhsal konular öyle mi?
C: Yakın.
S: (L) Yani çok gelişmiş bir medeniyet, az gelişmiş bir medeniyetten ruhsal anlamda daha yüksek olmayabilir,doğru mu?
C: Ne olursa olsun, varolan daima "evrim"dir.
S: (L) Bunun zamanın değişken ve seçimli olması ve herşeyin eşzamanlı olarak mevcut olmasıyla ilgisi var mı?
C: Bir anlamda.
S: (L) Yani bu sadece bir döngü.
C: Hayır, asıl noktayı kaçırıyorsun. Evrimsel olarak alçalma diye birşey yoktur. Tüm deneyimler derslerle dopdoludur. Sizin yoğunluğunuzdaki pek çoklarının bu "üstünlük / alçaklık" merakını aşması gerekiyor.
S: (L) Neyse, bu eski medeniyetlerden bahsederken şöyle diyor: "Ama hepsi aynı mutlak sona uğradı. Mezun olamadılar. Felaketlere maruz kaldılar..."
C: Mezun olamadıklarını kim söylüyor? Bu bey mezuniyeti teşkil eden şeyi bildiğini mi iddia ediyor?!? Bunu nasıl biliyor?
S: (L) Maddi medeniyetin durumu ve ona olan şeyler, o medeniyetin üyelerinin muhtemel mezuniyetinin bütünsel veya kısmi bir ölçütüdür sanırım. Diyor ki, "Daha önce bilinen şeyleri yeniden keşfetmemiz gerekiyor. Onların 4'üncü yoğunluğa hazırlanamamaları bir başarısızlıktı. Benim anladığım şekliyle 4'üncü yoğunluk, kalbin düşüncelerinin dışsal gerçekliği anında yaratabildiği bir yer. Eğer bir insan buna hazırlıklı değilse, bunun ne kadar felaketsi bir durum olabileceğini düşünebiliyor musunuz? Bana göre hazırlık,dürüst bir şekilde içimizdeki şeytanlara dönmek ve niyetlerimizden Ruhun saf suyu akana kadar, çeşitli yöntemle onlardan arınmak demek..."
C: Hazırlık sadece orada olmak demek!
S: (L) Sanırım mesele şu: Bu iki kişi 4'üncü yoğunluğa geçmek istiyor, herşeyin altüst olduğu afet-sonrası bir dünyada dolaşmak istemiyor, birinci basamağa geri dönüp üçüncü yoğunluğa baştan başlamak ve acı çekmek istemiyor ve bu geçişi sağlamak için ne yapacaklarını, nasıl yapacaklarını ve neden yapacaklarını bilmek istiyor.
C: Bu saçmalıktan gerçekten keyif almıyorsun, değil mi?
S: (L) Onlara nerede olduklarının veya bu konuda herhangi bir hazırlık yapıp yapmadıklarının bir önemi olmadığını, önemli olanın KİM oldukları ve ne GÖRDÜKLERİ olduğunu açıkladım. Görmenin farkındalığa dayalı olduğunu, ve farkındalığın da bilgiye dayalı olduğunu söyledim. Dolayısıyla, bana öyle geliyor ki,kişinin meşgul olması gereken tek şey bilgi toplamak.
C: Daha yakın.
S: (L) Bundan daha yakın bir yanıta ulaşabiliriz anlamında mı?
C: Hayır.
S: (L) Tamam, devam ediyoruz. Bill ayrıca ona göre 4'üncü yoğunluk için hazırlığın parçalarından birinin de,görselleştirmeleri kullanarak, istikrarlı duygusal yoğunluğu uygulayarak, arzulanan bir hedefe doğru kendi gerçekliğimizi yaratma yöntemlerine doğru yoğun çaba harcamak olduğunu düşündüğünü söylüyor.
C: Ayrıca üç fincan şeker, kinin ve kertenkele gözüyle birlikte karıştırılır. Kral George'u arkası dönük olarak gösteren bir muska sol meme ucunuzun üzerindeyken, bu karışımı bir torba içinde başınızın üzerinde üç kez salladığınızdan emin olun. Sol ayak bileğinizi 5 kere sallarken 14 kere ooommm deyin, biraz
monoatomik altın atın... [Bu noktada söylenenin farkına varıyoruz ve o kadar güçlü bir şekilde gülüyoruz ki, harfleri söylemekte zorluk çekiyoruz.]
S: (L) Sanırım anladım. Bu insanların onları bir yerlere götüreceğini umarak yaptığı tüm bu şeylerin yalnızca bir vakit kaybı olduğunu söylüyorsunuz, doğru mu?
C: Yoo hayır, hiç de değil... Adaçayı, tuz ve mayasız ekmeği söylemeyi unuttuk!
S: (L) Yani 4'üncü yoğunluğa ulaşmak niyetiyle şunu veya bunu yapan herkes KH modunu izliyor çünkü birsonuç veya ödül bekliyorlar ve bu kendine hizmet...
C: Evet, asıl konuyu kaçırıyorlar. Bu arada Kuzey Karolina'ya bir sonraki uçak ne zaman?
S: (L) Yani şimdi ve burada sadece olabildiğin kadar tam bir şekilde OLMAKTAN başka herhangi birşey YAPMAYI istemek...
C: KH ve... 3'üncü yoğunluk düşüncesi.
-------------------------------------------------------------------
S: (A) Bir sorum var. Nisan'daki bir celsede "dört boyut, dördüncü yoğunluk, anladın mı?" şeklinde bir yorumda bulundunuz. Yani dört boyutu dördüncü yoğunlukla ilişkilendirdiniz. Yoğunluğun matematiksel bir temsilini bilmiyorum. Ama dört boyutun nasıl temsil edileceğini biliyorum. Boyutu ilk kez yoğunlukla ilişkilendirmiştiniz. Böyle bir ilişki gerçekten var mı?
C: Evet, çünkü 4'üncü yoğunluk 4 boyutlu gerçeklikte deneyimlenir.
S: (A) 4 boyutlu gerçeklik derken, bu, Kaluza-Klein tipi dört boyutlu gerçeklik mi?
C: Görsel spektrum.
S: (A) Dördüncü boyutun, Kaluza-Klein teorisinin beşinci boyutuyla ilişkili olmadığı anlamına mı geliyor bu?
C: Evet.
S: (A) Evet ilişkili mi?
C: Hayır, evet ilişkili değil. Bu teorilerde prizmayla ilgili bir hata var. Bu sana ne anlatıyor?
S: (A) Prizmayla ilgili mi? Görsel spektrum? Bunun bana ne anlattığını bilmiyorum. Prizmayla ilgili herhangi bir ilişkiye rastlamadım şimdiye kadar. Peki bu 4'ncü boyut nedir? Üç mekan boyutuna eklenen ekstra bir boyut mu, yoksa bir zaman boyutu mu?
C: "Zaman" değil, Einstein'ı tekrar incele. Eklenen mekansal bir referans. "Boyut" terimi yalnızca üç boyutla ilgili popüler referansa erişim için. Eklenen "boyut" kişinin eşzamanlı olarak dışa doğru ve içe doğru görebilmesini sağlıyor.
S: (A) Bu 4'üncü boyuttan bahsederken, anlaşıldığı şekliyle mevcut fizikte bu terime karşılık gelen en yakın
şey nedir? Buna tekabül eden herhangi birşey bulamıyorum. Görelilik teorisinde yok, Kaluze-Klein'da yok...
C: Aynen öyle, çünkü henüz hipotezleştirilmiş değil
--------------------------------------------------------------------Einstein in dördüncü boyutu izahı
https://www.kozmikanafor.com/ucuncu-boyuttan-otesi-dorduncu-boyut-tetrakup/

--------------------------------------------------------------

S: (A) Ama bu sadece bahsedilen bilgiye sahip olmamamızdan kaynaklanıyor!
C: Doğru !!!!
S: (L) Ve o bilgiyi almaya çalışıyoruz!
C: Büyük bir sabır göstermeden o bilgiyi alamazsınız!
S: (L) Sabır gösterecek zamanımız var mı?
C: Bu deneyler yaklaşık 93 yıl gibi düşünebileceğiniz bir süredir yapılıyor ve binlerce insan ve bir kaç yüz NHI var işin içinde.
S: (L) Bu deneylerde yer alan insanlar KH mi yoksa BH mi?
C: Bütün "insanlar" KH'dir.
S: (L) Peki, BH eğilimli insanların bu bilgilere erişme şansı nedir?
C: İhtiyaçları yok.
S: (L) Neden ihtiyaçları yok?
C: Asansör "Kat 4" e çıkınca bilecekler zaten.
S: (L) Bu şeyleri öğrenmeye çalışmak için helak olmamıza gerek olmadığını çünkü doğal olarak bize geleceğini mi söylemek istiyorsunuz?
C: Yakın.
S: (L) Vay! Beni epey endişelendirdiniz! Peki, bu adamlar başkalarını kontrol etmek için tüm bu bilgiyi kurcalayıp duruyorlar öyleyse, doğru mu?
C: Yakın.
S: (L) Gezegeni 3. Yoğunluğa kilitleyerek 4. Yoğunluğa geçmesini engellemeye mi çalışıyorlar?
C: Belki bazıları.
S: (L) 4. Yoğunluğa doğru gidiyor olmayı plan ve projeleri için tehdit olarak mı görüyorlar?
C: Belki de.
S: (A) Gideceğimi varsayarsam, 4. Yoğunluğa gitmeden önce bu bilginin çoğunun faydalı olabileceğine inanıyorum. Yani, bilgi bilgidir. Ayrıca bu bilgiyi iyi amaçlarla kullanacağımdan eminim. Neden bu bilginin bizim için gerekli olmadığını söylediniz?!!!
C: Biz öyle demedik.
S: (L) Tüm insanların KH olduğunu ifade ettiniz, sonra BH'ye eğilim gösterenleri sorduk ve siz onların ihtiyacı olmadığını söylediniz. 4. Yoğunluğa geçtikten sonra zaten bilecekler dediniz.
C: Ama henüz orada değilsiniz.
S: (L) Bu bilgiyi almamıza imkan olmadığını söylediniz! Bunlar üzerine çalışacak 90 küsur yılımız ve binlerce insanımız yok ve tüm bildiğimiz boş lakırdı!
C: Hayır, hayır, hayır. Söylediklerimizi yanlış anlıyorsunuz!!!! Sorgulama biçiminiz kısmen Montauk'ta
yürütülen büyük çaplı deneyle doğrudan ilgisi olanlarla aynı seviyede bilgiden kaynaklanmıyor. Yazılı
celseleri dikkatlice incelediğinizde bu şey hakkında bu geceki celsede hatırlayabildiğinizden daha fazla
bilgiye sahip olduğunuzu görürsünüz. Websitesini hazırlamaya o kadar çok efor sarfettiniz ki şu an için
bilinçli hatırlama yeteneğinizin bir kısmını kaybettiniz. Ve sandığınız gibi çabalarınızı eleştirmiyoruz, onları alkışlıyoruz!!! Ama daha derin düşünerek gözden geçirmelisiniz!
----------------------------------------------------------------------

Bu bölümü okurken eğer Ruhların Yolculuğu ve Kaderi kitapları okunmuşsa orada hipnozla bilgi edinilen hayatlar arası öte alem yaşantısında ruhların bir kısmının bazı gezegenlerde su altında yaşayan yosuna benzer bir varlıkta vakit geçirdiklerini hatırlıyorum tabii bu onların özel seçimleri idi ,bu husus serbest hür ruhun o bir ile birlikte gezici yolcular halinde dolaşırken yaptıkları maceramsı olgular hakkında bir fikir veriyor ve bu dünyada da 2 ve 1 yoğunluk varlıkları olarak fizikseli denemek isteği de ruhun hür ve serbest seçimlerinden biridir ,her şeyin eş zamanlı şu anda uyguladığımız hayattaki gibi izafi zaman diye bir olguya uymayan veya bilinmeyen bir anlayışla bu ruhların serbest seçimlerini bir maceraya atılmak veya bir dersi tamamlamak türünden algılamalıyız ,
---------------------------------------------------------

S: (L) Evet, elbette. Reptoidlerin ve Grilerin KH olduklarını ve 4. yoğunluk olduklarını biliyorum. Aralarında BH olanların, söz etmeye değmeyecek kadar az olduğunu biliyorum. Ayrıca yoğunluk seviyeleri hakkında yeterince araştırma da yaptım. Kanallanmış kaynaklar dışında, tarihsel ve matematiksel olarak verilen pek çok bilgi de bu yönde...
C: Griler ve reptoidler KH ve SİZ de öyle. Ve dolayısıyla sanıyoruz ki bir yerde birileri üçüncü yoğunluk dünya insanlarını “kötü adamlar” olarak tanımlıyor.
S: (L) Oo evet. Özellikle karafatmalar. Onlar açısından bakılacak olursa ben ya intikam alan bir tanrı, ya da
şeytanım! Bir okuyucu şöyle yazmış: “Laura, vizyonunu, girişkenliğini, cesaretini takdir ediyorum...
Sunduğunuz materyalin büyük bir bölümümü büyük ilgiyle okudum. Söylediklerinizin doğru olduğunu
hissediyorum, ama birkaç sorum var: Fizik duyularla ilgili arzularımız nedeniyle fiziksel bir durumun içine
hapsedildiğimiz veya cezbedildiğimiz fikri ile, bitki ve hayvan seviyelerinden geçtiğimiz fikrini
uzlaştıramıyorum.” Bu iyi bir soru. Yaratılış enerjisi bitki ve hayvan aşamalarından geçiyor gibi görünüyor.
Hayvanlar üçüncü yoğunluğa mezun olup insan olabiliyorlar ve insanlar da 4. yoğunluğa mezun
olabiliyorlar. Bu bilgi ile, insan ruhlarının tuzağa düşürülüp Kertenkeleler tarafından üçüncü yoğunluk
bedenler içine hapsedildiği fikrini nasıl uzlaştırabiliriz? İki farklı işlevden mi bahsediyoruz? İki farklı grup?
(ç.n.: soru şu anlamda sanırı: fiziksel bedenlere girmeden önce herşeyin tamamen eterik olduğu bir
alemdeydiysek, bitki ve hayvan seviyelerini nasıl deneyimledik? [bitki ve hayvan aşamalarının mutlaka
fiziksel olması gerektiği ‘varsayılarak’])
C: “Kertenkeleler” insanları tuzağa düşürmedi.
S: (B) Buna biz gönüllü olduk! (L) Kertenkelelerin doğru ruh matrisinin “içeri adım atmasını” beklediklerini söylemişlerdi. Demek biz doğru ruh matrisiydik ve Kertenkelelerin yarattığı, üzerinde oynanmış bedenlerin içine girdik. Öyle söylemiştiniz. Genetik olarak oluşturulmuş bu üçüncü yoğunluk bedenleri içine girme olayımız ile ruhsal evrim gereği bitki ve hayvan aşamalarından geçmiş olmamız gerçeğini nasıl uzlaştırabiliriz?
C: Şimdiye kadar sunulan materyale daha dikkatli bir şekilde bakarsanız; insanların ve pek çok diğerlerinin şu anda temsil ettiği bilinç seviyelerinin herhangi birşeye değil de FİZİKSELLİĞE “adım attığı” söylendi. (ç.n.:belki de bitki ve hayvan seviyesi [2. yoğunluk] deneyimlerinin mutlaka “fiziksellik” gerektirmediğini
kastediyorlar? formun/biçimin varlığı, fiziksellikten bağımsız olabilir.)
S: (F) Belki de bireysel bilinç birimleri farklı fiziksel formlar içine girdi. Bazıları hemen insan formu içine girdi ve bazıları başka. (B) Hiçbir evrim sisteminde bir başka seviyeyi bekleme diye birşey yok. Herşey sürekli ve eşzamanlı. (F) Pek çok farklı formda fizikselliği deneyimlemeyi BİZ seçtik, belki de lineerden ziyade eşzamanlı bir şekilde, ama zamanı algılama biçimimiz nedeniyle bu bir ilerleme gibi görünebilir. Halbuki başka gerçekliklerde bambaşka varlıklar olabiliriz. (L) “Eşzamanlı dağılım” fikriyle mi ilgili bu yani?Herşeyin yarısı madde halinde “uyumayı” seçti ve diğer birimler veya gruplar ise bununla eşzamanlı olarak maddeyle etkileşime girmeyi, çok çeşitli türler halinde onu biçimlendirmeyi ve bilgilendirmeyi mi seçti? Yani ya uzun dalga döngüsünde çok yavaşça, çok uzun sürelerde yoğunlukları kateden ruhlar var, bir de doğrudan fiziksel bedenlere girip o bedenleri değiştirmek gibi farklı bir yöntemle bunu hızlandırabileceğini düşünen ruhlar. Sanırım bu, o bedenlerin enerjilerinin ve uzun dalga döngüsünde gelişmekte olan bilinçlerinin özgür iradesinin ihlal edilmesi oluyor açıkça. O sırada tam olarak anlaşılmasa bile, aslında burada KH var. Ve böyle bir eylemin, “arzu temelli dengesizlik” dediğiniz şeyi açıklayan pek çok önemli sonucu oluyor. Bu da bizi Kayıp Çocuk hikayesine getiriyor tekrar. Ruhlar ve onların birden fazla yöntemle gerçekleşen evrimleriyle ilgili çok karmaşık bir kavram söz konusu burada sanırım.
C: Evet.
S: (L) Ve sonuçta bu sürekli bir kitlesel bölünme ve dağılım. Her zaman öyleydi ve her zaman öyle olacak,öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Hangi hümanoit türlerin Lyra kökenli olduğuna dair bazı sorular var. Bildiğim kadarıyla Lyra bir gezegen değil, bir takımyıldız. Ama bu şahıs şöyle diyor “görünüşe göre tüm insan ırkı Lyra kökenli”.
C: Hayır.
S: (L) Bu yönde pek çok bilgi var. Billy Meier bile bu iddiada bulunuyor. Bir okuyucu ise şöyle demiş: “İnsan ırkı Lyra’da var olmadı; başka bir galaksiden geldi ama bizim galaksimizde önce Lyra sisteminde evrim geçirmeye başladı.”
C: Daha yakın.
S: (L) Andromedalılara göre “bizimkine en yakın 8 galakside 135 milyar insan bulunuyor. Başka ırklar da var.Bu ırklardan bazılarının insan ırkıyla pek çok çatışması var ve çatışma sürüyor. Ama bu sorunu
hafifleteceği umulan bazı gelişmeler de var...”
C: Mevcut konumunuzda, mevcut fiziksel formunuz üzerinde gelişmiş biyogenetik mühendislikle çeşitli
ayarlar yapıldı. Bu devam eden bir süreç.
----------------------------------------------------------------
C: O daha muhtemel olarak 3. yoğunluk. Bununla ilgili daha iyi bir kavrayış için Nazi Almanyasındaki durumla ilgili transkriptleri tekrar inceleyin. ... Bazı şeyleri öncelikli olarak hatırlatmak istiyoruz. Naziler tarafından ileri sürülen “üstün ırk” kavramı, 4. yoğunluk KH ruhlarının 3. yoğunlukta kullanımına uygun doğru frekans rezonans titreşimine sahip fiziksel bir araç/beden yaratmaya yönelik bir 4 yoğunluk KH çabasıydı.Aynı zamanda, geleceğiniz olarak algıladığınız periyoda yönelik olarak planlanan olaylar için de bir “denemeydi.”
S: (L) Yani güçlü bir KH frekansı aracılığıyla 3. yoğunlukta doğrudan bir “araca” sahip olabilirler, öyle mi?
C: Doğru. Frekans rezonans titreşimi! Çok önemli.
S: (L) Programlamaların ve deneylerin nedeni bu olmalı. Bazılarının “programlanmış” olarak tanımladığı,ortada dolaşan tüm o tipler, gerçekten negatif KH 4. yoğunluğa ev sahipliği yapmaya yetecek kadar negatifliklerini yükselten bireyler olabilir belki de. Negatif walk-in gibi birşey belki de?
C: Dünyanızda henüz bunlardan fazla mevcut değil, ama 4. yoğunluk KH türlerinin bazılarının planı buydu ve hala da bu.
---------------------------------------------------------------

Sonuçta bütün bu deney özelliği altında bilincimizi şekillendirmeye çalışırsak bilgiyle geldiğimiz noktada yaşamı bulunduğumuz illüzyon olayından sıyırabilirsek ,olanları bir kutupta kümelenmeden değerlendirebilmeliyiz ,

Kaçırılmalar ve bedenlerin bu oluşmuş 3Y KH ortamındaki yaşama adapte olmaya çalışmaları da bize çok insafsız davranışlar olarak gelse de ,katiyen istemesek te ,bir denge ile kabul edebilir bir hale gelebilmeliyiz, yani bu olaylardaki hususu denge sağlayan ve arayan, olağan gören bireyler mi olmalıyız,

Sonra biz yani fiziği seçmiş olan ruhların kertenkelelerce hazırlanmış olan bedenlere girdiğimizden bahsediyorlar ve bu olaya objektif baktığımızda bir deneyin uygulandığı ortamda yani bu bedenleri biz hazırlamadık veya oluşturmadık deneysel ayarlamalara Orion tarfından hazırlanmış bedenlerin içine girdik ve deney elemanı olmayı otomatik kabul etmiş oluyoruz, olan biteni bir de bu bakışla değerlendirelim,

Bir deneyin süregeldiği muhakkak ,bazı deneysel olayların oluşmasını K.lar tarif ederken orion KH veya orion BH demekten çekinmiyorlar hatta ayırım yapmak bile istemiyorlar..

Doğrusu bunu itiraf etmek bile çok güç geliyor herhalde konunun esasını eğer 4Y e geçebileceksek o şartlarda yerli yerine oturtabileceğiz..


Edited by - Tgur on 09/08/2019 14:26:23
Go to Top of Page

Tgur


1194 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 18/08/2019 :  07:47:19  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
İNSAN ,VON ECONOMO HÜCRELERİ TAŞIYAN
DALGA OKUYUCU BİLİNÇ BİRİMLERİDİR
(KOLİNEER DALGA OKUYUCULARI)
-----------------------------------------------------
S: (L) Sıradaki soru? (Psyche) Bir sorum var. I---’yla birlikte, temel olarak beynin ön lobunda bulunan bazı hücre türlerini tartışıyorduk. Görünüşe göre kimse bu hücrelerin fonksiyonunu bilmiyor. Bunlara spindle hücresi veya yanlış hatırlamıyorsam “von Economo nöronları” deniyor. Bu hücrelerin işlevi nedir?
C: Bilinç oryantasyonu.
S: (Ailén) Hmm. (Andromeda) Sanırım onlardan bol miktarda olması iyi birşey? (Burma Jones) Yani bu hücreler bilincin kendini nasıl yöneteceğine karar vermesine yönelik bir tespit noktası mı...
C: Enerji yönlendiricileri.
S: (Joe) Sayıları arttırılabilir mi?
C: Mümkün.
S: (Joe) O hücrelerin üçüncü gözle herhangi bir ilgisi olup olmadığını merak ediyorum...
C: Yakın, daha çok bir “hedef güdüm cihazı” gibi.
S: (Joe) Dünyadışı varlıklar açısından mı?
C: Dalga okuyucu. (Laura’nın notu: Kasyopyalılar ruhlu insanları “Dalga Okuyucu Bilinç Birimleri” olarak tanımlıyor.)
S: (Ailén) I--- bunların devasa hücreler olduğunu söylüyordu, değil mi? (Psyche) Evet. O hücrelerin eksikliğinin psikopatiyle ilişkili olup olamayacağını merak ediyordu...
C: Oo evet.
S: (Andromeda) Hmm... (Ailén) Şizofrenlerde bu hücrelerden fazla bulunmadığına dair bazı araştırmalar olduğunu söylüyordu. (Psyche) Bu hücreleri balinalarda da araştırmışlar.
------------------------------------------------
S: (L) Bildiğiniz gibi Polonya'da bir sel oldu ve Ark oraya geri dönmek zorunda kaldı. Yapılması gereken çok şey var ama devlet daireleri kapalı kalabilir. Mahkeme süresiz olarak ertelenebilir. Kim bilir ne olacak.Polonya'daki bu korkunç felaketin kaynağı nedir?
C: Manyetik kemer örtüsü üzerinde değişimler.
S: (L) Manyetik kemer örtüsü üzerindeki bu değişimlere neden olan şey nedir?
C: Acquiim.
S: (L) Acquiim nedir?
C: 4'ncü yoğunluk denetimci.
S: (L) ...Bu oynamaların amacı nedir?
C: Kolineer dalga okuyucu bilinçlilik birimlerinin caydırılması.
S: (L) "Kolineer dalga okuyucu bilinçlilik birimi" nedir?
C: "Aynaya bakmanı" öneriyoruz.
-----------------------------------------------------
Ve en son 10.Ağustos.2019 celsesesinde geçen "4Y arayüz" fenomeni anlattıklarıma uygun geldi,ara yüzü ekşi sözlükte bir ileri bilinç şöyle tarif etmiş ,mecazi tarafı da olduğundan buraya eklemeden edemedim,

"arayüz, bilgisayarin hafızasındaki modeli kullanıcıya çıktı olarak veren ekran, yazıcı, plotter, hatta üç boyutlu çıktı verebilen araclar.bilgi girişi icin klavye, dijitalleştirici, mouse, tarayıcı, dijital fotograf makinesi gibi araçlar kullanılır bilgisayar programı, arayüzü kullanarak sembolik modeli foto gerçeklik duzeyinde realist ikonik modele dönüstürerek sunar bilgisayarla etkileşim gerçek zamanda ve tabii hareketlerle olursa ve bilgisayarın çıktısı gerçeğe yakınsa, neredeyse gerçekmis hissi yaratır.

hala anlamadıysanız şu an ekranda asıl olarak 0 lardan ve 1 lerden başka bir şey olmadığını bilmenizde yarar vardır."

Bu izaha ilave olarak bizim bilgisayarlarımızda ara yüz 0 ve 1 parameterelerini baz olarak alıyor halbuki DNA mızda bir nevi ara yüz gibi çalışır ve onda 4 adet amino asit şifresi vardır
Adenin, Timin Guanin , Citozin,

"GENETİK ŞİFRE
Şifre: Bir bilgiyi bir formdan başka bir forma dönüştürmede kullanılan semboller sistemidir.
-DNA'daki dört çeşit nükleotit (A, T, G, C) üçlü kombinasyonlar ile şifre oluşturur.
-Bu nedenle DNA'da 4üstü3 = 64 çeşit şifre bulunur."
------------------------------------------
S: (L) Tamam. Yani teorik olarak, bu süreç kişinin bilgi alanıyla bağlantı kurmasına yardımcı oluyor, böylece kişinin bir parçası, o kişinin hayatını iyileştirmek, geliştirmek veya bir şekilde değiştirmek üzere seçimler yapabiliyor vs. Soru şu: Kişinin seçimi hangi seviyede yapılıyor? Bilinçaltı mı devreye giriyor, yüksek benlik mi, veya ne?

C: Aşağı yukarı genetik bedene bağlı olan ve onun tarafından yönlendirilen bilinçaltı değil. Bu süreçte rol oynayan katman, ruhsal beden ile sizin deyişinizle üst boyutsal beden arasındaki arayüz. Gelişim halindeki 4Y beden olarak da biliniyor.

S: (Andromeda) Yani ne üzerinde çalışılacağıyla ilgili seçimi yapan parça o.
---------------------------------------------------------

Beynin kortex tabakasındaki gri madde denilen bölümde oldukça fazla olan ve diğer sinir sistemi bölümlerinde de bulunulan özel sinir hücreleri ,

Aşağıda (en altta) bir gazete haberinden cımbızladığım bir alıntıda da görevleri hakkında geniş bilgi var,

Gri maddedeki sinir hücrelerinin beyaz sinir hücreleri gibi miyelin kılıfı taşımadıkları iletişim hızlarının düşük olduğunu ve beyaz kısımdan gelen iç güdüsel itkilerin bu gri madde tarafından analiz yapılıp bir nevi barajlandığından bahsetmiştim ve insani hasletleri doğuran enetellektüelliği de doğurduğu söylenmektedir ve beyin kıvrımlarının artışını da buna bağlayabileceğimizi keza

Bu arada miyelinli beyaz madde sinir hücrelerinin hızının fazla olması miyelinli kılıf bölgesinin boğum boğum olması elektriksel bazda iletişim hızının artmasına sebep olur bu boğumlarda geçici bir iyonsal kutupsal bir kopma değişim olduğundan indükleme dediğimiz hadise ile iletişimin hızının artması sağlanır Nicola Teslanın doğru akım yerine alternatif akımı bulması ve uzak mesafelere doğru akımdan daha hızlı ve yüklü dirençlere aldırmadan elektrik iletişimi sağlama işinin kaynağı tahminen budur malüm Tesla üstün bilinçliydi ,
Bu extra bilgi siz üstün bilinçli dostlara ,

"VEN" de denilen (von economo nöron kısaltımı) K.ların tanımlamalarına binaen "radar hücreleri" de denebilir,

Kısaca ve özetle radarda prensip radyo dalgaları salınarak cisimlere çarptırıp geri dönen dalgaları işleme tutup cismin karakteri, mesafesi v.s. hakkında bilgi edinmek,

"Ven" lerin işlev görürken örümcek ağı gibi bir yapıda olmaları miyelin kılıflı kılıfsız özellikleri yanında gerektiğinde hızlı ve çok yöne iletişim yapabilecek kapasitede de olduklarından bahsediliyor,

Bu harikulade gelişmiş ve her yöne dalları olan "ven" hücreler de acaba öyle bir işlem mi yapıyorlar ,yani karşılarında üst yoğunluktan gelen bilgileri veya o tanımlayacağımız ama pek fizik özelliği olmayan ama çekim olarak adlandırdığımız yolla gelen bilgi dalgalarını alıp işleme tabi tutup bizim bilgi dağarcığımızın farkındalık bölümüne gönderiyorlar diyebilir miyiz, evet,

Hatta biraz daha ileri giderek farkındalıkta gelişmiş bilinçlerin bilgi almalarını K .lar DNA parçası almak olarak tarif etmişlerdi ve sık sık Laura ve ekibine DNA nızda etkinleşiyorsunuz ifadelerini tekrarlamışlardı yani o kopartılan parçaları bu kişiler alıp bilinçsel kapasitelerini arttırmakla gelişmiş oluyorlar burada bilinci DNA kazanmak ile eşleştirmemin sebebi bedende mevcut ama eksiltilmiş tanrısal gücü tekrar kazanmaya doğru gelişmek..

İlgili alıntı,

-------------------------------------------
Elde edilen kimi kanıtlar, söz konusu hücrelerin bilinç adını verdiğimiz, duyguları, benlik duygusunu, eşduyumu ve toplumsal ilişkiler kurma yetisini içeren, insanın renkli iç yaşamının oluşmasına katkıda bulunabileceğine işaret ediyor. Büyük beyinli birçok başka toplumsal hayvanın beyninde de, bizdekine eşit bir konumda benzer hücrelerin yer aldığı görülüyor. Bu konu bizlere aklın evrimiyle ilgili bilgiler de sunabilir. Şimdi Von Economo nöronları (VEN’ler) adıyla bilinen bu dev beyin hücreleri bir sinirbilimcinin gözüne çarpacak denli ortalıktalar. Öncelikle VEN’ler tipik insan beyni hücrelerinden en az %50, kimi zaman da %200 daha büyükler. Ayrıca, sinir hücrelerinin çoğu her iki ucunda dendrit adı verilen dallanmış uzantıları olan piramit biçiminde bir gövdeye sahipken VEN’ler her iki ucunda birkaç dala ayrılan tek uzantısı olan çok daha uzun ve ince bir gövdeye sahipler. VEN’ler çok ender olduklarından ve insan beyninin ön singulat korteksi ve ön insula korteksi adlı iki küçük bölgesindeki sinir hücrelerinin topu topu yüzde birini oluşturduklarından, yıllar boyunca gözden kaçtı. Bu bölgelerdeki konumları, VEN’lerin zekâ düzeneğimizin can alıcı bir parçasını oluşturabileceğine işaret ediyor, çünkü her iki bölge de içsel yaşamlarımızın çok daha geliş EVET, TOPLUMSAL GÖZLEM AĞIMIZ! Beynin bu iki bölgesi, görünürde, çevremizde olup bitenlerin bilinçsizce çetelesini tutan ve dikkatimizi en ivedi olaylara çeken, aynı zamanda da bedenden gelen duyuları gözleyerek herhangi bir değişiklik olup olmadığını denetleyen “göze çarpma” ağında da önemli bir rol oynuyor. Dahası, bir kişi aynadaki yansımasını tanıdığında da bu iki bölge etkin oluyor. Bu da, bilincin temel unsurlarından biri olan benlik duygusunun altında, beynin sözü edilen bölgelerinin yattığına işaret ediyor. Hof, “Burada söz konusu olan olası her düzeydeki benlik duygusu, yani kimlik duygusudur. Kişinin kendi kimliği ve başkalarının kimlik duygusudur. Bunun bir üst aşamasını da eşduyum ve anlak kuramı oluşturur,” diyor. Barrow Sinirbilim Enstitüsü sinir yapıbilimi uzmanlarından Bud Craig’e göre tüm bunlar sürekli güncellenen bir “şimdi kendimi nasıl duyumsuyorum” duygusu ile eşanlama geliyor. Ön singulat korteksi ile ön insula korteksi bedenden gelen girdileri toplayıp bunları toplumsal ipuçları, düşünceler ve duygularla birbirine bağlamak suretiyle, davranışların hızlı ve etkili bir biçimde değişmesini sağlıyor. Kişinin kendini nasıl duyumsadığıyla ilgili bu sürekli değişen görüntü, zamanın geçişini algılayış biçimine katkıda bulunur. VEN’ler büyüktür, büyüklük de hız anlamına gelir beyinde. Allman, VEN’lerin hızlı bir “aktarım sistemi” olayın özünün hızla beyinde yol almasına ve buna bir çırpıda tepki vermemize olanak tanıyan bir tür toplumsal süper otoyol işlevi görüyor olabileceğini öne sürüyor. Bu yetenek insanoğlu gibi toplumsal bir canlı türünün yaşamda kalması açısından can alıcı bir önem taşıyor. İnsanlarda 30’lu yaşlar gibi erken bir evrede tanık olunabilen bir tür bunama, bu görüşü destekliyor. Frontotemporal demans olarak bilinen bu hastalığa yakalananlar, VEN’lerinin büyük bir bölümünü hastalığın ilk evrelerinde yitiriyorlar. Bu evrede toplumsal farkındalığın, eşduyum ve öz denetimin tümden yitirilmesi gibi belirtiler ortaya çıkıyor. Sözgelimi, bu kişilere bir kazayla ilgili dehşet verici resimler gösterildiğinde gözlerini bile kırpmadan izliyorlar. Otizm hastalarının ölüm sonrası beyin incelemeleri de, duygularımızın ve eşduyumun can damarını VEN’lerin oluşturduğu görüşünü destekliyor. Son bir araştırma, otistik kişilerin iki gruba ayrılabileceğini, kimilerinde VEN sayısının çok az, kimilerinde de gereğinden çok olduğunu ortaya koyuyor. İkinci grup, görünürde belirtilerin beyindeki devrelerin aşırılığından kaynaklandığı yönündeki otizmle ilgili yeni bir HIZLI DÜŞÜNME ..

Edited by - Tgur on 22/08/2019 08:14:21
Go to Top of Page

Tgur


1194 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 22/08/2019 :  08:17:10  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Pardon bir düzeltim yaptım von economa demiştim doğrusu von economo.


Edited by - Tgur on 22/08/2019 10:41:12
Go to Top of Page

Tgur


1194 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 24/08/2019 :  08:49:30  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Deney dünyaları anlatırken insan ırkı olarak bir gezegende yaratıldığımızı ve o gezegenin yanıp kül olduğundan bahsetmiştik yanıp kül olduğu bölümünün düzeltilmesi icap eden ama neticede konuyu izah eden K.lar "bir kutu kurtçuk" şeklinde lineer insan zihnimizi epey yoran bir ilave izah yapmışlar başlangıçta o bölümü kaçırmışım şimdi buldum ve aşağıda alıntılıyorum ,

Şahsi kanaatim ne olursa olsun neticede "deney" konusunun değişik safahatları gündemde,

---------------------------------------

S: (L) İnsan ırkının asıl olarak tohumlandığı ana gezegenin yanıp kül olduğunu söylemiştiniz; bunun nasıl olduğunu öğrenmek istiyorum.
C: Genişleyen yıldız.
S: (L) Eğer yıldız genişlediyse, yakın bir zamanda genişlemiş olmalı, doğru mu?
C: Orada zaman sizinkinden farklı.
S: (L) Nasıl yani?
C: Zaman/mekan eğriliği.
S: (L) Zaman/mekan eğriliği derken neyi kastediyorsunuz?
C: Fazla karmaşık ama bu kavramı bir ölçüde anlıyorsunuz.
S: (L) Yani o sistemdeki yıldız genişledi ve bizim ana gezegenimiz yandı. Öyleyse, biraz gevşek bir zamansal karşılaştırma ile bu, insanların yaratılmasından çok kısa bir süre sonra gerçekleşmiş olmalı, öyle değil mi?
C: Bu karşılaştırmada kendi zaman algınızı gevşek olarak dahi uygulayamazsınız.
S: (L) Bu hususta biraz yardım istiyorum. Eğer o gezegen küle döndüyse neden insanlar orada tohumlandı...
Kısa bir süre sonra küle dönüşecek olan bir gezegende var edilmenin amacı nedir?
C: Pekala. İşte bir şok-edici geliyor; henüz tamamen yanıp küle dönmedi.
S: (L) Peki nedir? Bize yanıp küle döndüğünü söylemiştiniz. Buradaki asıl hikaye nedir?
C: Tamamen yok olması sizin 4'üncü yoğunluğa geçişiniz sırasında olacak. D'Ankhiar'da şu anda insan bedenleri yaratılıyor.
S: (L) O gezegende şu anda insan yaratılmasından kastettiğiniz şey nedir? Yoksa o gezegen bu gezegen mi?
C: Hayır. Büyük döngünün kapanmasıyla ilgili.
S: (L) Şu anda orada insan varlıklarının yaratıldığını mı söylüyorsunuz?
C: Evet, öyle. Irkınız orada üretiliyor.
S: (L) Nasıl?
C: Boyut geçişi, anladın mı?
S: (L) Orada 4'üncü yoğunluk bedenlerinin mi yaratıldığını söylüyorsunuz?
C: Hayır. 3'üncü.
S: (L) 3'üncü yoğunluk bedenleri... Şu andaki bedenlerimizden çıkıp o bedenlere mi gireceğiz?
C: Uzaklaşıyorsun. Dikkatli düşün. Boyut. Gerçeklik. Döngü.
S: (L) Şu anda orada insan ırkının bedenleri üretiliyor...
C: Evet.
S: (L) Ve boyut sınırı geçişi sırasında o gezegen tamamen küle dönmüş olacak...
C: Evet.
S: (L) Şu anda o gezegende üretilen insanlar boyut sınırı geçişi sırasında nereye gidecek?
C: Eski dünyaya.
S: (L) Eski dünyaya mı gidecekler?
C: Sizin bildiğiniz şekliyle zaman yok. Hepsi kolektif bilince yönelik derslerden ibaret.
S: (L) Yani bu büyük döngünün kapanmasıyla birlikte herşey baştan mı başlayacak?
C: Pek sayılmaz; hatırla, başlangıç diye birşey yok.
S: (L) Dünyadaki pek çok ruh, dünyaya gelmekte olan bu yeni bedenlere mi girecek?
C: Evet.
S: (L) Ve eski insanlık olarak, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Ve herşeye bir daha başlayacaklar?
C: Evet.
S: (L) Yani çok sayıda insan bu oyuna baştan başlayacak?
C: Yakın.
S: (L) Bu ceza mı?
C: Hayır. Varoluşun doğası.
S: (L) O noktada bazı ruhlar da bir üst yoğunluk seviyesine mi gidecek?
C: Evet.
S: (L) Bize bunun bir yüzdesini verebilir misiniz?
C: Hayır. Şu anda açık.
S: (L) Eğer bu döngünün bir noktasında şu anda kulladığımız bedenler o gezegende üretilip dünyaya getirildiyse, o bedenleri kim getirdi?
C: Boyut geçişi.
S: (L) Kim değil ne, öyle mi?
C: Herşey "kim" ve "ne"dir.
S: (L) Önceki gece Gezici Yolcular'ın bu bedenleri o gezegenden alıp dünyaya getirdiklerine dair birşeyler söylediniz, değil mi?
C: Evet.
S: (L) Peki o zaman bu Gezici Yolcular boyutlar mı?
C: Evet. Siz de öyle.
S: (L) Lineer zihnimize neler yaptığınızın farkında mısınız?
C: Bir kutu dolusu kurtçuk.



Edited by - Tgur on 26/08/2019 16:04:05
Go to Top of Page

Tgur


1194 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 26/08/2019 :  09:14:35  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
AYIRIMIN MEKANİĞİ

Bir in toplu ve o harikulade muhteşem duruşunun önemi ayırımın ne demek olduğu üzerinde bizi düşünmeye ve irdelemeye sürüklüyor, o arzu edilen ve dokunulmaz erişilmeye çalışılan bütünlük duygusu bizi her türlü tehlikeden çekilen acılardan sızlanmalardan kurtaracak özel bir duygu halinde benliğimizde duruyor ve adeta varlığımızın )devamı için yaptığımız bütün çabanın en motive edici bir unsuru olarak var, o halde şu ayırım nedir ayrılmış bir parça halinde iken anlamaya çalışalım,

Olağan ifadelerle başlayacağım, maddesel bir ortamdayız maddenin en küçük parçası atomun teşekkülü için enerjisel bazı uygulamalar (ki bunu sonra yaratmanın mekaniğinde bahsedeceğiz) atomaltı parçaları ve sonuçta atomu ve onların birirbirileri ile çekimi dolayısiyle moleküller ve daha sonra varlıkları meydana getirdiklerini biliyoruz, fiziki varlıkların gerekli bütünlük bilgisine uğraşılarını fizik ötesindeki gerçekliklere doğru uzanarak bir de sonlanacağını ve bu olayın biteviye sorunsuz devam ettiğini yani sarkaç hareketinin toplanıp dağılma şeklinde yürüdüğünü az çok idrak etmeye çalıştık,

Niye toplanılıp dağılındığını sorgulayan bilincimize bu olayın her dağlımda parçaların bulundukları şuurda serbest seçim gibi uygulamaları yüzünden değişik var oluş özelliklerini deneylediklerini ve bu maceranın tümüne "dersler" adı altında bir tanımlama konduğunu görüyoruz bunun uygulanması yani mikro ve makroda gidiş gelişler belki bizim şimdiki bilincimizle katiyen çözemiyeceğimiz ve tarif edemiyeceğimiz başka oluşumlara kaynak teşkil edecektir ,ancak bunu söyleyebiliriz,

Başlıkta ayırım dedik ancak bunu deneyimleyip uğraştığımız için ondaki mekanizmayı çözmeliyiz,zira çözmezsek özellikle insan halimizdeki farklılıkların ve tarihsel dönemlerde insan seviye bilgi yaşam şekli farklılıklarına bir isim koymadan dengesiz bir görüşle olanları değerlendirir hata yaparız, yani kutuplarda yargılayan taraflarda kalırız bu da istemediğimiz ve bunca bilgi ile uğraşımızın fiyasko ile sonuçlanması demektir,

Evvela bitkilerdeki ayırımın özel bir yanına bakacağım bazı bitkiler yalın halde doğal yaşarken bazıları saprofit yani fazla kök falan salmadan yalın ve sağlam bir yaşayış gösterene bir halle yapışmış onunla simbiyoz yani ortak bir yaşamı tutturmuştur onun faydalandığı ortamdan faydalanır ama bu bir nevi hazıra konmaktır ama neticede o esas bitkinin karşılaşacağı tehlikelerle rahat bir kader tutturmuştur hayvanlara bakalım bir çoğu sürü halinde yaşar ve umumiyetle ortak bir kader havuzuna bağlı olsalar da bir liderleri vardır onun gölgesinde peşinde giderler sonra insanlara erişelim ve onlarda da bir çok ayırımın olduğunu göreceğiz ve insanların zihinsel özelliğinde ruhsal manada bir bilinçlenme zenginliği olduğundan şimdi olduğu gibi bu ayırım nedendir anlatmaya çalışıyoruz ,

İnsanlardaki ayırımı kabaca "hiç bilenle bilmeyen bir olur mu " kutsal denilen yolla da söylenen bir ifadede irdeleyeceğiz gerçekten bu sahih bir ayırımdır ,bütün bunların yanında geldiğimiz bilgi yollarında reenkarnasyon nedir ne için olmaktadır ,organik portallar yani ruh bağlantısı olamayan yarı hayvansıllar var değişik coğrafi yahut deneysel ortamlar için çeşitli gezegenlerden getiririlen ırklar var bütün bu insan tipleri ile beraberiz ve ortak bir yaşam tutturmak durumundayız,bu ortak yaşamda birbiri ile uyuşmaya çalışan ve ruhsal yansımalar almak isteyenler var uyuşmayıp egosal yolu tutturup olanın hepsi benim olsun isteyen guruplar var tecavüzi durumlarına karşı ordular beslenmekte silahlar kotarılmakta, bilgi yolunda olup şu adamın bilgileri iyi onun gölgesine sığınayım ben de bilgilenirim düşüncesi ile elpençe durup kişiyi sahte yücelişlere sokanlar var savaşıp kaybeden ve galibin malı esir olmak gibi esareti deneyenler veya eskiden ataları denemiş yenilmiş onun genetik izlerini taşıyanlar var ,gerekli eğitimi çeşitli sebeplerle yapamamış ve eğitim yapan veya maddi kazancı olanın yanında ona hizmet edenler var ,kurulmuş müeseselerde geo müdür idareci şef memur hizmetli işçi gibi ayırımlara tabi olanlar var orduda rütbeli rürbesizler var çalışmayıp dilenme yolunu seçmişler var hırsızlar dolandırıcılar velhasıl insan guruplarında oldukça yoğun bir ayırım özelliği var ,

Neticede her tanımdaki insanın bir ile bağlantısı var ama kendi gayretine ilişkin bir bilinç geliştirmezse o istediğimiz bütünle bütünlenme özelliğine gelemiyecektir ve bahsettiğimiz zihninde o gri madde bolluğu ve kıvırımlarına ulaşamıyacaktır veya sonuçta ulaşacak ama seçtiği yollardaki acıların tekrarını deneyecektir ve her seferinde bu çektiklerine değişik tanımlamalar yükleyecektir,ta ki o bedensizken ki bilgeliğine kavuşana kadar esasta gezici yolcuların da bir ayırımı mevcut bir e ne kadar uzak veya yakınlar..

Buraya kadar anlattıklarım kabaca KH bilincinin yarattığı zaman ve mesafe deneyimini sürdüren bizlerin yaşadıkları ve idrakleri ,

Bu tabloyu zamansızlığı veya anda yaşamı devreye alan bakışla değerlendirirsek nefes alıp verme şeklindeki davranışlar halinde uygulamalardır ve bir tarafından uygulamaya sevk edilmiş parçaların bir kısmının kendi yarattığı illüzyon içindeki macerasıdır,daha açık bir şekilde masallarımızın bile belirttiği gibi,

"Bir varmış bir yokmuş"
"to be or not to be"
"Olmak veya olmamak"

Ayrılmış insan guruplarının birbiriyle çatışmayı doğal ve normal kabul eden anlayışta olanlar (ki KH tarafından bu husus devamlı motive edilmektedir) diğer yandan çok ufak bir gurup sanılsa da bilgide genişleyip BH olmanın ne anlama geldiğini anlamaya çalışanlar var ,yankı odalarında kalmış birirbiriyle didişen bu topluluk ayırımın en bariz rollerine bürünmüş kendi kendilerini ve ortamı mahvetme yolunda iken bazı kozmik oluşumlar onların bu kök noktalara doğru gidişini engelleyecek duruma getirebilir nitekim izlerini şu ara bol miktarda görmekteyiz,

*İnsan psişesinin düşük tavırları yoğun negatif çıkartmaktadır bu da dünyanın pozitif enerji çıkarımına terstir ve neticede Kantekin başına gelen bu benzer durum bulunduğu gezegenin enerjisel çöküntü ile dağılmasına doğru yöneltmektedir,

*Doğa tahrip edilip acımasızca kullanıldığından atmosferdeki düzen bozulduğundan anormal yağışlar ve buzul çağını getirecek aşırı ısınmalar mevcut bunların etkilerini şimdilik depremler seller olarak görmekteyiz ,ama aşırı ısınmanın da abartıldığını "iklimgate" rezaleti ile anladık,

*Gezegen çekimlerindeki aşırılık dünya dönüsünü yavaşlattığından mağma ile manto (kabuk)kısmındaki dönü dengesizliği depremleri doğurmaktadır ,görmekteyiz,

*İkiz güneş döngüsündeki komet ve oort döküntüleri erken haberci olarak atmosferimize girmekte aşırı iri olanlar kendilerini yer yüzünde büyük hasar bırakarak göstermektedir,
Başka örnekler de bulabiliriz ama işimiz kıyamet tellallığı değil, SOT izlenirse genel bilançonun ne kadar geniş olduğu anlaşılır,

Bu anormal olayların denge düzeyinde düşünürsek bir faydalı tarafı vardır ,aşırı ayrılmış ve birbirini yiyen toplum şoklarla ayırımı artık düşünmez olur bu müşterek görülen felakete birleşmiş bir anlayışla bakmaya başlar buna ibret programları da diyebiliriz,yani toplum bu acı ile bir nevi meditasyona girmiş gibi bulunduğu yankı odalarının duvarlarını çatlatacak duruma gelmeye başlar,

Felaketlerle yoğunluk değiştiren gurup ise gideceği 5. yoğunlukta nisbeten kendini daha çabuk şifaya getirecek bir hale getirir ,tabii bu arada otomatik enkarnelerden bahsetmiyoruz onlar o.p. olarak ruhsal bağlantıya ulaşmak için dünya zaman ölçüsüne göre biraz fazla çaba içinde olacaklardır,

İşte o müzik kutusundan yani sonsuz oluşların olduğu o kaset dünyasından "dünya yaşamı kasedini" alıp uygulayanların o ruhların çektiği acı tatlı maceranın(yani şu anda bizlerin) ayırım mekaniği üzerindeki izlenimleri, çok karşılaştığımız belirttiğimiz ve gerçekle baştan şamar yemiş gibi olduğumuz sonuçta muhtelif sembolizmalarla insanlara anlatılmış hikayelerin anlamanın verdiği kısmi rahatlık duyduğumuz bölüm,

----------------------------------------------------------
S:(L) Bir celsede zamanın, Cennetten Düşüş "sırasında" ortaya çıkan bir ilüzyon olduğunu söylemiştiniz ve
bunu söyleyiş şekliniz, başka ilüzyonların da olduğunu düşündürdü bana...
C: Değiştirilen DNA'nız nedeniyle zaman sizin için doğruluğu olan bir ilüzyon.
S:(L) Peki diğer ilüzyonlar nedir?
C: Monoteizm; sizden ayrı, mutlak güce sahip bir varlığa inanç.
S:(L) Başka?
C: Fiziksel artış gereksinimi.
S:(L) Korunma için fiziğe odaklanmak... (T) Monoteizmle ilgili anahtar kelime ayrılık mı?
C: Evet.
S:(L) Başka?
C: Lineer/doğrusal odak.
S:(L) Başka?
C: Tekboyutluluk.
S:(L) Örtü... (J) Sadece tek bir boyutu algılamak... (L) Bu ilüzyonlar DNA'mıza genetik olarak programlandı mı?
C: Yakın.
S:(L) Başka hangi ilüzyonlar var?
C: Öncekilerle işiniz bitti mi?
S:(L) Bilmiyorum. Bu ilüzyonların bize nasıl zorlandığından, bizim bunları nasıl algıladığımızdan bahsedebilir misiniz biraz?
C: Eğer biri bir kapıyı açarsa ve sen de açılan kapıdan bir küp altın görürsen, altına ulaşmadan önce, kapının arkasında gizlenmiş zehirli bir yılan olup olmadığını düşünür müsün?
S:(L) Altın neyi simgeliyor?
C: Sınırlanmaya cezbolma.
S:(L) Kapı neyi simgeliyor?
C: Sınırlanmaya açılış.
S:(L) Bir küp altın olarak temsil edilen sınırlanma, aslında göründüğü şey değil miydi? Bu bir kandırma mıydı?
C: Yılan nedir?
S:(T) Kertenkeleler? (J) Tehlike. (L) Tamam, kapıyı kim açtı? (J) Biz.
C: Hayır.
S:(L) Kapıyı açan biz değildik, doğru mu?
C: Evet.
S:(T) Kapıyı kim açtı?
C: Kertenkeleler.
S:(L) Yani resmen... (T) Yılan kimdi? (J) Kertenkeleler, tehlikeyi...
C: Hayır!
S:(L) Yılan kimdi?
C: Dikkatsizce cazibeye teslim olmanın sonucu; yani, bakmadan atlamak.
S:(J) Yani dikkatli olmamız gerekiyor. (T) Yılan neydi? (J) Cazibeye teslim olmanın sonucu... (L) Yani
diyorsunuz ki, cennetteki cezbolma hikayesi, insanoğlunun cezbedilerek bu realiteye yönlendirilmesinin hikayesiydi. İyi ve Kötünün Bilgisi Ağacı'nın meyvesinin yenmesi de...
C: Cazibeye teslim olmaydı.
S:(L) Ve bu bir kandırmaydı...
C: Hayır! Kandırma yok!
S:(L) Ama burada dönen birşey var. (T) Tuzak mı?
C: Hayır! Tuzak da yok. Seçmeseydiniz, özgür iradenize müdahale edilemezdi.
S:(T) Bir saniye. Olayın mantığını kaçırıyorum. Düşüşten önce biz kimdik?
C: 3'üncü yoğunluk BH.

------------------------------------------------------------------
Evrenin bir okul olarak değerlendirilmesi Orion deney hareketinin genel işleyiş mekanizması hakkında bizi yönlendiriyor ,minimal ve maximal sahalardaki varlıkların seçimleri ile devreye konan detayları arttırmaya doğru faaliyetlerde olan bitenin ne olduğunu keşfeden bilinç o konudaki dersini tamamlamış oluyor ,

Yani kök noktalarına doğru çekimin toplanma yansımaları veya BH yolunda yine çekimin dağılma yansımaları konusunda yapılan seçimler ile çeşitlenen var oluş bir başlangıç veya sonun olmadığı sadece "olmak" hareketini deneylerle sürdürmek,

Tam bu noktada lily efsanesine biraz bakış bu deney detaylamasının nasıl çeşitlendiğini ve erkek egemen toplum oluşturma ve yılan kardeşliğinin devreye konmasını bizlere yeni idrakler getireceğini sanıyorum evvela efsaneye bakalım,tabii türkçeye çevirmeyi unutmadan,

https://www.learnreligions.com/legend-of-lilith-origins-2076660

Sonra K.ların bu konudaki asal sayılar ve prime ile ilgili aktarımını inceleyelim,
------------------------------------------------------
S: (L) Peki ve siz orada olduğunu biliyorsunuz. Tamam, başka bir soruya geçiyorum, 33 ve 11 rakamları ile ilgili. 11 Kasım 1995 tarihli celsede bunlarla ilgili söylediğiniz şeylere kleyebilceğiniz başka bir şeyler var mı ? Bu rakamların kullanımı ile ilgili ya da matematiksel bir şey ?
C: Asal sayılar gizemcilerin mekanıdır. [ç.n : asal sayılar, sadece kendilerine ve 1 e kalansız olarak bölünebilen sayılar. Bu anlamda 11 i kastediyor olmalılar, 33 bir asal sayı değildir.]
S: (L) "Asal sayılar gizemcilerin mekanıdır" derken neyi kastediyorsunuz ?
C: Eğer sana verilmiş araçları kullanırsan, kendi kendini açıklıyor.
S: (L) Bir rakam nasıl bir mekan olabilir ?
C: Mecazi. [ planşet bir kaç kez kuvvetli bir şekilde dönüyor] Ve ne kadar ilginç "Primeco" adında yeni bir cep telefonu firmamız var. [ç.n. : ingilizcede cep telefonu: cell phone. Kasyopyalılar "cell" kelimesini tırnak içine alıyorlar, bu kelime ingilizcede aynı zaman da canlı hücresi, küçük oda, hücre anlamına geliyor]
S: (L) Peki "Primeco" adlı bir cep telefonu firmasının asal sayıların gizemcilerin mekanı olmasıyla nasıl bir
alakası var ?
C: Bizim cevaplayacağımız bir soru değil.
[Grup içerisinde kelimeler ve çağrışımlarıyla ilgili konuşmalar geçiyor: şifreleme, keşişlerin hücreleri,hapishaneler, asal sayıların kendilerine ve "bir" e bölünebilmeleri vs]
S: (L) Burada anahtar kelime şifreleme mi ?
A: Oo, daha fazlası var. Bir örnek: "Yılanın gözleri" 7 ve 11 kadar iyi değildir, ha ? [ç.n.: yılan gözü : zarlı oyunlarda, 1-1 atma, hepyek, her iki zarın da 1 gelmesi durumuna verilen isim]
S: (T) Bunlar da asal sayılar, 7 ve 11. (L) Hangi tür doküman ya da yazmalar işe yarayabilir...
C: Hayır Laura, konuyu odaklamaya ve daraltmaya çalışıyorsun, aşkım! Düşün bakalım kadının yaratılması ile ilgili musevi-hristiyan efsanesi nedir ?
S: (L) Kadının Adem'in kaburgasından alınması. Havva'nın Adem' in kaburga kemiğinden yaratılmış olması.
C: Hiç "Birincil Dönem" diye bir şey duydunuz mu ?
[ç.n : Kasyopyalılar' ın burada ortaya koyduğu etimolojik bilmece için son bir kaç soru ve yanıtta geçen kelimelerin ingilizce anlamlarını ve benzerliklerini vermek gerekiyor. İlk bahsettikleri telefon şirketi Primeco, kökü "prime" kelimesi anlamı ilk, birincil, asal. Asal sayının ingilizce karşılığı "prime number".Kaburga kelimesinin ingilizce karşılığı "rib". Son olarak kullandıkları "Birincil Dönem" in ingilizce karşılığı "prime rib", yani kaburga kelimesini içeriyor (ve doğrudan çevirilirse ilk kaburga gibi) ama birlikte kullanıldığında bununla bir ilgisi yok. İlginç ki "prime rib" kelime tamlaması aynı zaman da olgunluk çağı,hayatın baharı ve asal sayı anlamına da geliyor.]
S: [iç geçirerek] Anaokulundaymış ve konu hakkında bir şey bilmiyormuş gibi hissetmekten nefret ediyorum.Tamam, birincil dönem. Birincil dönemimiz var, yani ...
C: "Önseçimde" ne oluyor ? [ç.n. önseçim: primary, yine aynı kelime kökünden geliyor]
S: (L) Bir seçim. Aday sayısını aza indirgemek için. Ne oluyor önseçimde ?
C: Yönetmek üzere kim "seçiliyor" ?
S: (L) Tamam, devam edin...
C: "Temel Kural" [ç.n ing: "prime directive", aynı zamanda Uzay Yolu serisinde de geçen, başka uygarlıkların gelişimine müdahele etmenin yasak olduğunu anlatan galaktik bir kuralı anlatan bir terim]
S: (L) OK.
C: "Prime Time?" [ç.n : tv' nin en çok izlendiği akşam saatleri için uluslararası bir terim]
S: (L) İlk olan, en iyi olan...ve....
C: Alakasız.
S: (L) Biliyorum alakasız olduğunu! Burada söylemeye çalıştığımız, asal sayıları bir şeylerden başka birşeyleri elde etmek için kullanabileceğimiz mi ?
C: Sana gizemcilerden bahsettik.
S: (T) Onlar da asal sayıları kullanıyorlar... (L) Aa tamam, anlıyorum. Gizemciler...Mistik gizemler...Gizli bir şifreyi ifade ediyorlarsa asal sayılarda konaklamak.
A: Sistem için bir ipucu teşkil eden öncül gizemci organizasyonların isimlerini sıralayın.
S: (L)...sistem için ipucu olan ?
C: Evet. [ saymaya başladık : Katoliklik, Hristiyanlık, Musevilik, Kabalizm, Sufizm, Kur'an, Gizemciler. Bu sırada Laura yeni okumaya başladığı "Gizemciliği Anlamak" isimli kitabı hatırlıyor ve kitap aynı odada hemen Kabala ile ilgili bir kitabın yanında duruyordu. Saymaya devam edildi: Cizvitler, Masonlar, Templar Şövalyeleri, Gül-Haç derneği]
S: (L) Tamam. Oluşturduğumuz bu küçük listeyle bir yerlere varıyor muyuz, yoksa tamamen olaydan sapıyor muyuz ?
A: Evet, ve şimdi o ekin çemberi fotograflarına bir göz atın...asal sayılarla ilgili bir şey var mı?
S: (L) Boyutsal anlamda mı diyorsunuz, yoksa şekillerin düzenlenmesi açısından mı ?
C: Hem boyutsal hem de düzenleme açısından..ne bulabilirseniz. [ kendi aramızda tartışma: kutsal geometri.Az önce listelediğimiz tüm mezhepler asal sayıları kullanmışlar. John 3:16-19, Korint Mezhebi (Kilisesi) Yaratılış Bölüm 2, dize 22 "adamın kaburgası alındı ve kadın yaratıldı" #8211; 2 aynı zaman da çift olan tek asal sayı. Bölüm 3 , dize 5... "gözleriniz açılacak ve Tanrılar gibi olacaksanız." (Bilgi Ağacı'nın meyvesinin yenmesi)]
S: (T) Şifreleri çözümlemek için bir yol bulmak gerekiyor, bir şey elde etmek için, bir mesaj.. (L) Birşeyin satırları arasında birşeyler mi bulmamız gerekiyor, yoksa konunun etrafından mı dolanıyoruz ?

----------------------------------------------------------------
Lilly efsanesini bu detayların nasıl şekillendiğine bir örnek olarak verdim ama K.ların aktarımlarını da acizane yorumlarsam "prime " ifadesi ile anlatılmak istenen Adem Havva sembolizmasıyla sınırlanma faaliyetine başlayıştan evvel erkek egemen değil insan yaratımında kadın erkek cinsiyet ayırımında "lily" yoluyla bir eşitlik mevzubahis imiş ama kısa döngü başlangıcı için pek cazip görünmemiş zira eşitliğin baştan oluşu negatif ve pozitif çatışmasını ortadan kaldıracak yani Orion deneyini pek şekillendirmeyecek bir faktördü,
-------------------------------------------------------------
C: Lütfen biraz sabırlı olun; size daha önce de söylediğimiz gibi evren yalnızca bir okuldur. Ve bu okul herkesin öğrenmesi için var. Herşeyin varolma sebebi bu. Başka bir sebep yok. Şimdi, eğer bu ifadenin gerçek derinliğini anlarsanız, deneyimlemesi mümkün olan tüm yoğunluk seviyelerini, deneyimlemesi mümkün olan tüm boyutları, tüm farkındalığı görmeye ve deneyimlemeye başlarsınız. Bir birey bu ifadeyi mümkün alan en büyük derinliğiyle anladığında, o birey aydınlanmış olur. Ve siz kesinlikle bunu duymuştunuz. Ve sonsuza kadar süren bir an için, o birey bilinecek herşeyi mutlak bir şekilde bilir.
S: (L)Yani aydınlanmanın yolunun sevgi değil bilgi olduğunu mu söylüyorsunuz?
C: Doğru.
S: (L) Duyguların saptırma için kullanılabileceği de doğru mu, yani çarpıtılmış olan ve tamamen bedensel veya sahte programlamayla yaratılmış duygular?
C: Sınırlandıran duygular ilerlemeye mani olur. Duygu aynı zamanda 3. yoğunlukta ilerlemek için gereklidir.Doğaldır. Varsayımlara dayalı sınırlandırıcı duyguları, kişiyi sınırsız olasılıklara açık olan duygularan ayırmaya başladığınızda, bu, bir sonraki yoğunluğa hazırlanıyorsunuz demektir.
S: (L) Peki ya sevgi?
C: Ne olmuş sevgiye?
S: (L) Anahtarın, cevabın sevgi olduğunu iddia eden pek çok öğreti var. Aydınlanmanın, bilginin, herşeyin sevgiyle gerçekleştirilebileceğini söylüyorlar.
C: Sorun "sevgi" terimi değil, bu terimin yorumlanışı. 3. yoğunluktakiler bu konuyu korkunç bir şekilde karıştırma eğilimindeler. Sonuçta pek çok şeyi sevgiyle karıştırıyorlar. Bildiğiniz şekliyle sevginin tanımı da doğru değil. Sevgi illa bir bireyin sahip olabileceği, bir duygu olarak da yorumlanabilecek bir his değil,daha ziyade, daha önce de söylediğimiz gibi, ışığın özüdür. Işık bilgidir ve bilgi sevgidir. Ve sevginin aydınlanmaya götürdüğü söylendiğinde, bu da çarpıtılmış bir ifadedir. Sevgi eşittir Işık eşittir Bilgi. Sizin ortamınızdaki yaygın tanımlarla sevgi, bir anlam ifade etmiyor. Sevmek için bilmeniz gerekir. Bilmek ışığa sahip olmaktır. Işığa sahip olmak sevmektir. Bilgiye sahip olmak sevmektir.

-------------------------------------------------------------------

Organik portallar hakkında çok durduk sitenin çeşitli yönlerinde dostların üstün çabaları ile dolu açıklayıcı bilgiler var ,buraya iliştirmem veya hatırlatmamın maksadı ayırım özelliğinde ve ruhlu insanların bütünleşme gayretlerini tetikleyecek ayırımın yok edilmesine yarayacak şekilde aralarına deneyin başarısı için sokulmuş değişik şekilde tanımlanacak özellikleri var ,

Yakınları akrabaları içinde bu tip sadece ego ve olumsuzluk yönüne kilitlenmiş davranışlarını anlamaya çalışmak yolunda kişileri devamlı meşgul etmeleri oldukça ilginç ,daha açık ifade ile ben bu yakınıma iyilik duygularından başka bir şey göndermediğim halde o nun devamlı negatif üretmesi nedendir sorgulamalarına ancak bu O.P. bilgilerini almış kişiler bir ölçüde çözebilir,

Bu husus yani OP lerin aramıza sokulması tahmin ettiğime göre ayırım mekanizma ruhunu kişilere anlatabilmek yerleştirebilmek için ders konusudur ,
------------------------------------------------------------------

C: Nüfusun yarı yarıya dağılımlı olduğunu düşünürseniz, sıradan bir “ruhlu” bireyin, hayatı boyunca rastlayacağı ruhlu bireylerin yarısı kadar ruhsuz bireye rastlayacağını anlayabilirsiniz. AMA birey
“gelişme” ve ruhunu güçlendirme aşamasında olduğunda, Kontrol Sistemi o şahsın hayatına daha fazla ruhsuz birim sokmaya çalışır. Şimdiye kadar rastladığınız tüm insanları, özellikle de yakın olduğunuz veya size yakın olanları düşünün. Bu insanların kaçını organik portal diye tanımlardınız? Söylemesi zor, ha?

---------------------------------------------------------
(L) Şu kitabın kaynağı hakkında yorumda bulunabilir misiniz: "Three Days of Darkness" (Üç Gün Karanlık) ?
Yazarı Divine Mercy (İlahi Lütuf) olarak belirtiliyor.
C: Kaynağı mı?!?
S: (L) Kitapta söylendiği gibi 1998'de 3 gün karanlık olacak mı?
C: Bu neden popüler bir kavram olmayı sürdürüyor? Ve neden herkes buna bu kadar kafa takıyor?Gerçekten bu önemsiz şeye vakit ayırmak mı istiyorsun? Üç gün karanlık olsa ne olur?!? Bunun herşey olduğunu ve herşeyi sona erdireceğini mi düşünüyorsun? Peki ya böyle birşeyin sebepleri? Anlamları? tıpkı bir kehanette bir atom savaşını tanımlamak gibi: "Aman tanrım, aman tanrım, üç saat boyunca çok büyük patlamalar olacak, aman tanrım!!"
S: (L) 1998 sonbaharında böyle birşeyin olmayacağını söylemediniz. Olacak mı?
C: Öncelikle, sürekli olarak uyardığımız gibi, pek çok defalar ayrıntılı olarak anlattığımız pek çok nedenden dolayı herhangi bir kehanete veya tahminlere yapay takvim tarihleri iliştirmek tam anlamıyla imkansızdır.
[Laura'nın notu: geleceğin "akışkan" yapısı. Olasılıklar, vs] Ve böyle birşeyin olacağını söylemedik.
S: (L) Boyut geçişiyle ilgili çok büyük öneme sahip şeyler yanında 3 gün karanlığın önemsiz birşey olduğunu söylediğinizi biliyorum. Ama pek çok insan bunu sadece 3 gün karanlık olarak yorumluyor... Yani sonra cennete uyanacaklarını düşünüyor. Bu soruya bir yanıt vermenizi istiyorum.
C: Sizi ne zaman ve nasıl yönlendireceğimiz konusunda bize güvenin. 4'üncü yoğunluk olaylarına ve realitelerine 3'üncü yoğunluk inceleme ve yorumlama yöntemleriyle yaklaşmanın son derece faydasız anlamsız olduğunu biliyor olman gerekir.UFO araştırmacılarının aradıkları her 1 yanıt için sürekli olarak 3 yeni soruyla karşılaşmalarının nedeni bu. Eğer bize güvenirseniz, sizi tüm sorgularınızda en doğru ve en tam yanıtları veririz. Bir birey birşeyi anlamıyorsa, ya önyargılıdır ya da uygun yönelime sahip değildir.
S: (L) Daha önce ABD'nin güneybatı bölgesinin 4'üncü yoğunluk olmakta olduğunu söylediniz. Orada yaşayan insanlar 4'ücü yoğunluk varlıkları mı olacak? Yoksa 3'üncü yoğunluktaki 3'üncü yoğunluk varlıkları mı?
C: Dördüncü yoğunluk sızıntıları neticesinde bazıları 4'üncü yoğunluğa uyarlanacak.
-----------------------------------------------------------
S: (L) Scorpio kelimesinden kökünden türeyen diğer bir kelime "skopos" veya "görmek." İnsan ırkının Akrep takımyıldızındaki bir gezegende tohumlandığını söylemiştiniz ve dolayısıyla zodyak oluşturulduğunda ve ipuçları ortaya çıktığında, bana öyle geliyor ki, Terazi burcunun eklenmesinin amacı insanların güçlerini ellerinden almak, görmelerini önlemek, onları savunmasız kılmaktı. Bu imgeleme doğru mu?
C: Doğru iz üzerindesin.
S: (L) Ve Akrep dört şekilde temsil ediliyor; akrep, kertenkele, kartal ve güvercin. Yani dört deneyim seviyesi var. Minerva/Atena Zeus'un kızıydı. "At terbiyecisi" olarak biliniyordu ve bakire bir tanrıçaydı. Aynı zamanda Parthenos olarak biliniyordu ve bu "ayırma" anlamına geliyor. Havva'nın Adem'in kaburga kemiğinden yaratılması, veya bilginin ruhtan ayrılması veya 3'üncü yoğunluk ile 4'üncü yoğunluk dünyası arasındaki örtü imgeleminin bir parçası mı bu?
C: Yakın.
S: (L) Astrolojik sembolojide farklı yıldızlar rastgele bir şekilde vücudun farklı yerlerinde bulunuyor olarak gösteriliyor ama bunların yıldızların gerçek konfigürasyonuyla bir ilgisi yok gibi görünüyor. Koç burcunda bulunan ve Kraliçe Kasyopya'nın eşi olan Kral Cepheus'un sağ omzunda bir yıldız var. Bu yıldızın adı Arapça'da "kurtarıcı" anlamına geliyor. İsa'nın haça gerilmesi imgesinde, İsa haçı sağ omzunda taşıyor olarak tasvir ediliyor. Sanki yeni kral için yol açmak üzere ölmesi gereken yaşlı bir kral gibi... Ayrıca pek çoğumuz omuzlarımızda, kollarımızda zaman zaman ağrılar yaşıyoruz. Bazı celselerde bunun DNA değişimleriyle ilgili olduğunu söylemiştiniz. Acaba belirli bireyler diğer yoğunluklarla belirli takımyıldızlardaki pencereler yoluyla mı bağlantılı? Ve yıldızların takımyıldız şekillerindeki yerlerinde de bunun ipuçları var... Bu yerler eterik alanımızda DNA'nın etkinleşme yerleriyle örtüşüyor belki...
C: Belki.
S: (L) Bana burada biraz yardımcı olabilir misiniz?
C: Yardımcı olursak keşif yapamazsın.
S: (L) ... Pleiades Öğretileri'nde Barbara Marciniak şöyle yazıyor; "Dünya üzerinde farklı türlerin, uzaydan gelen yaratıcı tanrıların girişini sağlayan çeşitli kapılar vardır. Dev kapılardan biri de uğruna savaş verilmekte olan Ortadoğu kapısıdır. Dünya tarihinde gerilere doğru gidecek olursanız bu kapıdan ne kadar çok din ve uygarlığın geçtiğini göreceksiniz. Çapı yaklaşık bin mil olan dev bir kapıdır bu. Ortadoğu'da bu kadar çok hareket olmasının nedeni bu kapıdır. Kertenkeleler bunu kullandı." Bu bilgi hakkında yorumda bulunur musunuz? Pozitif varlıklar tarafından kullanılan o büyüklükte portallar var mı?
C: O portal dual.
S: (L) Yani herhangi biri kullanabilir. Orta Doğu'da büyük bir portal olduğu doğru mu?
C: Kitapta belirtilenler yakın, ama mutlak değil.
S: (L) Bu portallar konusu çok önemli bir konu mu? Onlar için savaşılıyor mu?
C: Evet ama daha fazla bilgi edinene kadar bu gerçekleri keşfetmene gerek yok.
S: (L) Tamam. Marciniak ayrıca iyi Kertişlerin de olduğunu söylüyor. Siz bir keresinde iyi Kertişlerin sayısının belirtmeye değmeyecek kadar az olduğunu söylemiştiniz. Marciniak'ın söylediği gibi iyi Kertişlerin var olduğu doğru mu?
C: En karanlık çevrelerde bile iyilikler vardır.
--------------------------------------------------------------
S: (L) TR ve JR'nin dürüstçe iletişim konusunda açık olmadıklarını düşünüyorum. Diğer insanların sorunlarını belirtmede oldukça istekliler ama onlarla ilgili sorunu olan diğer kişileri dinlemek istemiyorlar.
C: O zaman aranızdaki iletişim açık bir iletişim değil gibi görünür.
S: (L) Dürüst davranmayan biriyle nasıl açık bir iletişim geliştirebilirsin ki?
C: Subjektif.
S: (L) Tabii ki subjektif. Onlar gruba geldiğinden beri bilgi seviyesinin düşmüş olması, belirsiz ve yanıtsız soruların artması önemli değil mi?
C: Hatalı mekanik yaklaşımları kusurlu karakter veya kişilik veya yapı olarak tanımlamamaya dikkat et.Değiştirilebilir, düzeltilebilir veya yardım edilebilir olanı, düzeltilemez, değiştirilemez ve yardım edilemez olandan ayırmak önemlidir. Ayrıca, üçüncü yoğunluk KH varlıkları olarak, herhangi ve her birinizin tuzağa düşmesi çok kolaydır ve elbette bu 4'üncü yoğunluk KH'den gelen bir saldırı türüdür; diğerleriyle işbirliği halindeyken bile kendine hizmet etmeye çalışma tuzağına düşmek. Bu durum, koşulları iyileştirmek veya geniş çaplı bir yardım sağlamak üzere tasarlanmış herhangi ve tüm faaliyetlerin sonunda amacından sapmasına neden olabilir.
---------------------------------------------------------------
S: (L) Duyguların saptırma için kullanılabileceği de doğru mu, yani çarpıtılmış olan ve tamamen bedensel veya sahte programlamayla yaratılmış duygular?
C: Sınırlandıran duygular ilerlemeye mani olur. Duygu aynı zamanda 3. yoğunlukta ilerlemek için gereklidir.Doğaldır. Varsayımlara dayalı sınırlandırıcı duyguları, kişiyi sınırsız olasılıklara açık olan duygularan ayırmaya başladığınızda, bu, bir sonraki yoğunluğa hazırlanıyorsunuz demektir.
---------------------------------------------------------------
Asırlardır insanları korku dolu yapıp bireysel menfaatlerine uydurmak için özellikle dinsel kitaplarla verilip kişinin arzulu düşünce kalıbına uygun olan kehanetlerin bir silah olarak kullanıldığını anladık ama hala anlamayanlarla "tarik yollarında" bazı kişilere biat aldatmacası ile devam edenleri de biliyoruz bir güruh olarak toplumu idare ve etki yolundalar, ülke olarak bunun mücadelesindeyiz ,



Edited by - Tgur on 29/08/2019 08:00:57
Go to Top of Page

Tgur


1194 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 27/08/2019 :  08:46:35  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Ayırım Mekaniği konusunu işlerken heyecanla veya daha doğrusu dikkatsizlikle aynı alıntıyı tekrar geçmişim hem bunu düzeltmek hem de "Adem ile Havva sembolizması ile "Yılan Kardeşliği "başlangıcı da demiştim, yılankardeşliğinin başlangıç izahını evvelce Hermese bağlamıştık ama genel düşünürsek her şeyin sınırlandırıcı "Hayat Ağacı" meyvesinin yeme sembolizması ile izah edildiğini başladığını bilirsek anlam yerine oturur ve düzeltimler sağlanmış olur,
Bunlarla ilgili pasajlar,
--------------------------------------------------
S: (L) Adem ve Havva, bilgi ağacının meyvelerini yerken kendilerini esaretten kurtaracak bilgiyi elde etmeye mi çalışıyorlardı?
C: Adem ve Havva sembolik.
S: (L) Peki esaret altındalar mıydı ve iyi bir "yılanın" yardımıyla kendilerini özgür kılmaya mı çalışıyorlardı?
C: İyi değil.
S: (L) Kertenkeleler geldiğinde Adem ve Havva birine esir miydiler?
C: Hayır. Özgürdüler. Adem ve Havva'nın sembolik hikkayesi yanlış bilgiye cezbolma hikayesidir. İyi ve
kötünün bilgisinin ağacı, odaklanmış, sınırlandırılmış bilgiydi.
-----------------------------------------------------------------
S: (L) İnsanlar arasında Yılan Kardeşliği'yle işbirliğini başlatan kimdi?
C: Adem ve Havva.
S: (L) Adem ve Havva gerçek insanlar mıydı?
C: Hayır.
S: (L) Bir insan grubu muydu?
C: Cazibeye kapılma değildi, bir düşünce kalıbı değişimiydi.
S: (L) Bu insanlar kimdi veya neydi? Hangi ülkede yaşıyorlardı?
C: Tüm insanlar. Boyut sınırından geçiş.
S: (L) Yani bunun bir boyut geçişi veya birleşimi sırasında mı meydana geldiğini söylüyorsunuz?
C: Evet.
S: (L) Bu olayda bir grup varlıkla diğer bir grup varlık arasında savaş gibi birşey oldu mu?
C: Boyut sınırı geçişinin pek çok yansımaları vardır.
S: (L) Yani Kertenkeleler olmasaydı başkası olacaktı, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Yani bunun olması bir bakıma kaderdi?
C: Evet.
S: (L) Bu büyük bir kozmik oyunun parçası mı?
C: Evet.
S: (L) Mutlak yaratıcı kendinin farkında mı, kendinin bilincinde mi?
C: Evet ve hayır.
S: (L) Evrenimizde olan bu olaylar doğal bir akışın parçası diyorsunuz.
C: Yakın.


Edited by - Tgur on 27/08/2019 10:18:15
Go to Top of Page

Tgur


1194 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 01/09/2019 :  07:58:56  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle

YARATMANIN SEYRİ (1. bölüm)

Yine yaratmanın mekaniğine devam ile başlayacaktım, bu konular hakkında bir dostum ile konuşurken bana neden mekanizma falan diyorsunuz daha yumuşak bir başlık olmaz mıydı deyince ben son iki hayatımda bir müddet askerlik yaptım ve o zaman silahların gereçlerin üzerinde çok uğraştık mekanizma da oralarda fazla geçer her halde onlardan kalan bir takılım dedim ve bu sefer değişmeyi seçtim,

Zira değişim zaten konumun başını süsleyecek ,

Yaratımın üzerinde dururken evvelce kısaca DNA başlıklı kısa bir geçiş yapmıştım onun başlığında mekanizma vardı, şimdi konunun başka yönlerini de masaya yatırmanın önemi var, masa ve yatırma derken demin bir belgesel izledim erkek hayvanları kısırlaştırma üzerine veteriner hayvanı masaya yatırıyor lokal anestezi yaptıktan sonra testislere ufak bir kesi atıp yumurtalıkları çıkarıyor ve yarayı kapatıyor bu kadar basit burada insanın KH davranışlarının yani bir varlığın doğallığı ile nasıl acımasızca oynandığı örneği Osmanlı saraylarındaki zavallı hadım ağalar,
Değişimin önemi üzerinde fazlaca durmuştuk yaratımda dikkat çeken hususlardan biri budur,onu devreye almayan faaliyet evvelkileri tekrarlamaktan veya taklitten başka bir şey değildir mutlaka yeni bir karakteri esas almalıdır ,değişmekten korkup bulunulan ile yetinip kalmak bir nevi durmak takılmaktır,insanın tarihi tekerrür ettiren faaliyetleri ve bunu tabulaştırmaları mutlaka değişimin ivmesinin farkına varanlar tarafından bir an gelir yıkılır yok edilir ,tarihin tekerrrürünü kendine yol yapanlara tarihteki bu olguları hatırlatmak gerek,

Diğer yandan evvelki yapılandırmaların yani tarihteki oluşumlaıın şimdiki yaratımlarda hiç mi etkisi yok sorusu gelir tabiiki tesirleri olacaktır, temel olmadan bir bina oluşamaz bizim üzerinde durduğumuz yeni yaratımlara fırsat verilmemesi sonuçta mamül hale gelmiş bir yaratım eserinin bulunulan anda hiç bir değişimi kabul etmeyen takıntılı bir gözle aranması ve başka oluşumlara fırsat vermeden yaşam şeklinin orta yerine yerleştirme ve dayatma çabaları ,bunu en güzel şu izahla şekillendirebiliriz çok evvel yine kaydetmiştim,

Yatılı okul sıralarında sabah şahsi bedeni temizlik yaparken sıra sıra lavabolarda diş fırçalama esnasında bazı arkadaşlarımın ağızlarına bir odun parçası sokup ovduklarını gördüm nedir dedim, adı misvak tır biz peygamberimizim yaptığını yapıyoruz yani sünnet dediler ,tuhafıma gitti ama din v.s. hakkında o zamanlar fazla üzerinde bilgim olmadığımdan ben aynı usülü benimsemedim ama aksi bir şey de söylemedim zira bilmememin getirdiği yanlış bir şey yapma korkuları vardı,diş fırçası ve macununa devam ettim,

Daha sonraları bilinç yavaş yavaş yerine oturmaya başladığı çağlarda işin özündeki bu eski zamanlara bağlı takıntıların hala bazı kalıplarla tekrar edilmesi ve insanlığın yeni yeni buluşları ile diş fırçalama ve ağız temizliği konusunda gelinilen modern ve etkili gereçleri kullanmaktan kaçınması zaman içinde gelişen yaratım fenomenlerini göz ardı etmek dışlamak ve yaşantıyı mevcut kolaylıklardan uzaklaştırmak olarak nitelenmeli, her ne kadar KH güçlerinin diş macunu içine kasten koydukları Sodyum Flouridi bilsek te gelinen ortamdaki usul ve doğaya hayvana insana zarar vermeyen davranış ve kolaylıkları kullanmamız lazım aksi olursa "din hayattır"sözünün anlamını boş geçmiş oluruz,

Günümüzde Atlantis karmalarını ödemek üzere olanların yanında (çoğu o zamandaki çarpıklıkları uygulayan idareciler imiş) olup Belial oğullarının da o doymaz KH davranışlarını hatırlayıp taklit edenlerin olduğu ve etken olmaya çalıştığı bir dönem yaşıyoruz,USA bunun imparatorluğunu yaşatmakla meşgul ve onlardan oldukça uzun aktarımlarda bahsettik, günümüzdeki bu takılımlı tarihi davranışlarını uygulayanların sadece onlar olmadığını da biliyoruz ama İngiltereyi ve ataları keltleri falan da düşünürsek USA nın esas mayasının onlar olduğunu bilirsek güneşin batmadığı bir imparatorluk durumlarını hatırlarsak bazı ırkların bu bozunmada çok etken fazla olduklarını görebiliriz,

Keza Osmanlı yaşamını ülkemizde hortlatmaya çalışanları,

-----------------------------------------------------
S: (L) Adem ve Havva gerçek insanlar mıydı?
C: Hayır.
S: (L) Bir insan grubu muydu?
C: Cazibeye kapılma değildi, bir düşünce kalıbı değişimiydi.
-------------------------------------------------------
S: (L) F---'nin güçlü bir zihni olduğu için mi?
C: Evet. Tek istediği taraftarlar.
S: (L) Bu konuda bana yardım etmenizi istiyorum.
C: Karmik 1. seviye süreçlere yardım edemeyiz.
S: (L) Karmik 1. seviye süreç nedir?
C: Önemli kadersel ders veya görev.
S: (L) F--- ve benim şu anda yaşamakta olduğumuz olaylar varlık durumumuzda veya yaşamlarımızda bir değişim yaratmak...
C: Hafızalarınızı açmak için; psişik kayıt.
S: (L) Diğer yaşamlarımızda da bu deneyimleri yaşadık mı?
C: Evet.
S: (L) Bu görev kadersel bir görev mi?
C: Evet.
------------------------------------------------------------
S: (L) Quorum bu gezegendeki insanlardan mı oluşuyor?
C: Kısmen.
S: (L) Herhangi birini tanınmış bir şahıs olarak biliyor muyuz?
C: Gizli. Hiçbirini tanımazsınız.
S: (L) Quorum'un Dünya değişimleriyle ilgili önemli yanı nedir?
C: Gözleyiciler.
S: (L) Gözleyicilerin olması neden önemli?
C: Kehanetlerin takibi için.
S: (L) Masonlar'ın İlüminati ile ilişkisi nedir?
C: Masonlar alt seviye kol.
-----------------------------------------------------------
S: (L) Bu daireyi kim tasarladı?
C: Doğal frekans dalgası. Kavuşuma/birleşime yakın olan bazıları, mükemmel bir denge yaratmak için bu iki hizmet kalıbını, bu iki 'kampı' harmanlıyor.
S: (L) Pekala. Yani İlüminati'dekiler kendine hizmet yolunun üst seviyesindeler ve bir şekilde bu üst seviyelere erişmiş olmaları, konumlarında bir değişim veya harmanlama meydana getirerek onların
başkalarına hizmete dair bazı farkındalıklara veya frekanslara erişmelerini sağlıyor, doğru mu?
C: Devat et.
S: (L) Tamam, Quorum'dakiler başkalarına hizmete odaklanıyorlar ve onlar da başkalarına hizmet ederken bazı kendine hizmetlerin başkalarına hizmet olduğunu anlıyorlar.
C: Yakın.
S: (L) Yani buradaki fikir, oraya hangi yönden ulaşmış olursan ol, her iki yolu harmanlamak, öyle mi?
C: Başkalarına hizmet, bu iki gerçekliğin mükemmel bir dengesini sağlıyor. Tam karşısındaki kendine hizmet ise büyük döngünün mükemmel bir dengede kapanmasını sağlıyor.
S: (L) Yani başkalarına hizmet yolunun varolabilmesi için kendine hizmet yolunun da olması şart, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Ve Quorum ve İlüminati'dekiler de...
C: Ortada harmanlanıyorlar.
S: (L) Işığın olabilmesi için karanlığın da olması gerekiyor, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Ve Kasyopyalıların olabilmesi için Kertişlerin de olması gerekiyor...
C: Yakın.
S: (L) Ve her iki grup da Masonik örgütlenmeler yoluyla gelişiyorlar...
C: Özgür-Masonluk, bu süreçlerin fizik düzlemdeki insan yansımaları.

------------------------------------------------------------
S: (T) Bu bilinç arttırıcı deneyim neydi?
C: Ruhunu arama dönemi.
S: (V) Ruhsal arayış çabaların mı oldu? (T) Hayır, tek söyleceğim şey 6-7 haftadır %100 depresyon içinde olduğumdur. (L) Terry'nin depresyonuna neden olan şey nedir?
C: DNA değişimi.
S: (T) DNA değişimine neden olan şey nedir?
C: 4'üncü yoğunluk seviyesi realitesine ilerleyiş.
S: (L) Bu her zaman ağrıya, acıya veya depresyona neden oluyor gibi görünüyor, neden?
C: Tüm 1'inci düzey değişimler bu etkiyi yapar.
S: (L) 1'inci düzey değişimler nedir?
C: Düzey tanımlaması, önemi vurgulamaya yönelik.
S: (L) 1'inci düzey en önemli olan mı?
C: Evet.
S: (L) Sayı yükseldikçe önem azalıyor yani?
C: Yakın.
S: (L) Jan'in sağ omzundaki ağrıya neden olan şey nedir, çünkü bu hepimizde de var gibi?
C: DNA değişimleri.
S: (L) Bu rahatsızlığı azaltmak için reiki kullanılabilir mi?
C: Gerekli değil ve tavsiye edilebilir de değil.
S: (L) Bu sıkıntıya katlanmamız mı gerekiyor?
C: Tüm "sıkıntıları" kısa bir süre sonra önemli yaşamsal değişiklikler takip edecektir.
-------------------------------------------------------------

Değişim hakkında daha fazla aktarıma şimdilik lüzum görmüyorum ama genelde bir yeni yaratımda ilk ve esas faktör bu davranış bilinci ile ortaya çıkıyor bunu vurgulamalı,

Yaratımdaki diğer faktörlere gelince sahiplenme beklenti arzulu düşünce ile ilgili tarafları da ele almamız gerekiyor,her yeni yaratım bu faktörlerin işleyeceği bir mekanizmayı da içine almalıdır zira yaratımın esas gayesi elde edilecek husustaki negatife kayan tarafları da işin içine katmaktır zira KH dediğimiz kök noktalara doğru davranış "denge" olarak tanımlanan ve içinde bulunup özünü anlamaya çalıştığımız var oluş olayının olmazsa olmazıdır eğer o yoksa BH da pozitif te olmayacaktır o zaman yaratılışın bizim bulunduğumuz şu ortamda değeri ne olacaktır ortam kum gibi dağilır,

Kısaca bulunduğumuz yaratılış ortamının ana faktörleri bunlardır bu bilinçten kurtulup o bütünlük diye tanımladığımız olayın özünü anlamaya doğru yönelmişsek en başta bazılarının nefis mücadelesi dediğimiz başta belirttiğim sahiplenme beklenti arzulu düşünüş dediğimiz üçlü gurup duygularının üstüne çıkmaya yönelmeliyiz bu da her zaman dilimizden düşürmediğimiz bol "bilgi" ile olmaktadır,
Bilgi ile dolu olup çalışmak için (evvelce beklenti sahiplenme arzulu düşünüş üçlüsü ile ilgili aktarımları bolca verdik tekrarlamaya lüzum görmüyorum) yaratılışın önemli diğer faktörü olan "sembolizmalar" ve onları çözüp çözememek hususu üzerinde duracağım,

Sembolizmaları anlamamak ve çözmeye gayret etmeden birini esas kabul edip üzerinde yoğunlaşıp takılı kalmak KH nın üzerinde durduğu en önemli şeylerden biridir ,hatta üzerinde onlara bağlı takıntıyı mantıksallaştırmak için başka efsaneler uydurmak ve onları gizemci dostların izah karmaşasına sokmak bir numaralı uğraşılarıdır ,celseleri izlerken Laura ve diğer dostların çözmek için çabalarını hatırlayınız ,(yedi başlı canavarlar v.s.)

Ama bu sembolizmaların bazılarını usulce anlayıp bilinç özelliğine getirmek te BH ce çözme davranışlarıdır onun için bir çok defa K. dostlar sembolizma yollu ipucu vermekten çekinmemişler hatta bazen anlaşılması ve düşünceyi çalıştırması için israrcı davranmışlardır,
-------------------------------------------------
S: (L) Nuh tufanından yüz yıl kadar sonra olan ve dillerin farklılaşması ya da Babil kulesi olarak tanımlanan olay neydi?
C: Ruhsal kavşak.
S: (L) Kuleyi inşa etmek için bir araya gelen insanların amacı neydi?
C: Tüm çekim dalgalarının elektromanyetik konsantrasyonu.
S: (L) Bu konsantre dalgalarla ne yapmayı planlıyorlardı?
C: Kitlelerin zihinlerini değiştirmek.
S: (L) Kitlelerin zihinlerini değiştirme isteklerindeki niyet neydi?
C: Kitlelerin ruhsal olarak birleşmesi.
S: (L) Babil kulesinin üstünden, birleşme amacıyla kuleyi inşa edenlere bakarak eserlerini yok etmeye karar veren 'tanrılar' kimdi?
C: Kertenkeleler.
S: (L) Tamam, yani kertişler Babil kulesini havaya uçurdu. İnsanlığın zihnine başka ne yaptılar; dil anlayışlarını tamamen bozacak birşey yaptılar mı?
C: Yakın.
S: (L) Bu bölücülüğü gerçekleştirmek için hangi aracı kullandılar?
C: Kitlelerin beyinlerinin yıkanması.
S: (L) Bunu implantlar ve kaçırmalarla mı gerçekleştirdiler?
C: Kısmen.
S: (L) İbranice 'şem' kelimesinin gerçek, asıl anlamı nedir?
C: Saflık.
S: (L) Bu kelime neden sonradan İbraniler tarafından 'şem'ler' olarak tanımlanan obeliskler ve dikili taşlarla ilişkili hale geldi?
C: Saflık sembolü: birleşme. Teklik.
S: (L) Bu taşların kendisi gerçekte herhangi bir güce sahip miydi?
C: Kalıntısal.
S: (L) Eskiler Babil kulesine ne cismi yerleştirip...
C: Kristal.
S: (L) 'Şem' kristal ile de eşanlamlı mı?
C: Yakın.
S: (L) Nuh'un oğlu Şem, bu kuleyi inşa edenlerin atasıydı, doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Sodom ve Gomorra ve civardaki diğer şehirler nasıl yıkıldı? Ve kim tarafından?
C: Nükleer; EM etki. Kim olacak?
S: (L) Kertişler mi?
C: Evet.
S: (L) Neden?
C: Korku ve itaat aşılamak için.
S: (L) Sodom ve Gomorralılar gerçekte kötü değiller miydi?
C: Bu tarihin bir aldatmacası.
S: (L) Lut'un karısı tuzdan bir sütuna mı çevrildi?
C: Hayır.
S: (L) O hikayede bize yönelik herhangi bir sembolizma var mı?
C: Hayır.
S: (L) İbrahim'le konuşan tanrı Kertişlerden biri miydi?
C: Evet.
S: (L) İbrahim'in yaptığı anlaşma Kertişlerle miyidi?
C: Evet. Doğrudan değil.
S: (L) Melçizedek Kertişlerin rahiplerinden miydi?
C: Hayır.
S: (L) Melçizedek İbrahim'e doğru bilgi mi verdi?
C: Yakın.
S: (L) Kabala iyi adamların gerçek bir öğretisi mi?
C: Yakın.
S: (L) Osiris döngüsü; Osiris'in bedeninin parçalanmasını DNA sarmallarının parçalanmasına benzetmek bakımından Kertişlerin insanlık üzerindeki faaliyetinin bir örneğini mi teşkil ediyor?
C: Yakın.
S: (L) Havva'nın yediği ve sonra Adem'e verdiği iddia edilen, İyi ve Kötü Bilgisi Ağacı'na ait meyve neydi?
C: Bilgi sınırlaması. Kodlama.
S: (L) Havva'nın bilgi ağacının meyvesini yemesi ne anlama geliyor? Bunu yapmak için ne yaptı?
C: Yanlış tarafla arkadaşlık yaptı?
S: (L) Burada arkadaşlık ne anlamda?
C: Havva sembolik.
S: (L) Neyi sembolize ediyor?
C: Dişi enerji.
S: (L) Dişi enerji yanlış tarafla arkadaşlık ettiğinde ne yaptı?
C: Bir miktar bilgi ve güç kaybetti.
S: (L) Tanrı veya tanrılar, Havva'nın 'iyi ve kötünün bilgisi' denen bu ağacın meyvesinden yiyerek onlarla eşit konuma gelmesinden neden korkuyorlardı?
C: Ne? Lütfen sorunu açıkla.
S: (L) Bu meyveyi yemesinin Havva'yı onunla veya onlarla eşit seviyeye getirmesinden korkan tanrı kimdi?
C: Hayır.
S: (L) Kutsal Kitap'ta, 'Tanrı dedi di, şimdi onlar hayat ağacının meyvesini alacak ve sonsuza kadar yaşayacaklar.' şeklinde bir bilgi var. Bu ne anlama geliyor? Bu meyvenin yenmesi Tanrı'yı neden korkuttu?
C: Korkutmadı.
S: (L) Hayat ağacının meyvesi neydi?
C: Sınırlanma.
S: (L) Ebedi hayat ağacının meyvesi nasıl sınırlanma olabilir ki?
C: Kavramsal olarak sınırlı.
S: (L) Şunu bilmenizi isterim ki bu pek anlamlı değil.
C: Anlamlı. Dikkatlice düşünün.
S: (L) Bahçede dolaşarak Adem ve Havva'yı iyi ve kötünün bilgisini veren ağacın meyvesinden yememeleri için uyaran tanrı, o asıl tanrı mıydı? Yani iyi adam mıydı?
C: Hayır.
S: (L) Onlara bu ağaçtan yememelerini emreden tanrı kimdi?
C: Karmaşıklaşıyor. Laura, bariz olanı kaçırıyorsun.
S: (L) Hayat ağacının meyvesi nasıl sınırlandırıcı olabilir?

C: Tek bir kaynağın tüm bilgiyi içerdiğine inanmak gerçekle çelişiyor.

------------------------------------------------------------------
S: (L) Cennet'ten düşme ne kadar zaman önce oldu?
C: Yaklaşık 309000 yıl önce.
S: (L) Durum neydi... ne oldu... insanlığın durumu neydi?
C: İnanç kaybı, dış güçlerin etkisiyle bilgisel ve fiziksel sınırlanmalara neden oldu.
S: (L) Yılan veya 'ayartıcı' neyi temsil ediyordu?
C: Sizin Kertişler olarak bildiğiniz güçler; bu bilgiyi daha önce vermiştik.
S: (L) Sadece kontrol ediyorum!
C: İnanç, canım.
S: (L) İnanıyorum, sadece kontrol ediyorum.
C: Nasıl uygun görüyorsan.
S: (L) İnsan ırkının asıl genetik mühendisleri kimdi?
C: Biz.
S: (L) Kasyopyalılar, doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Bizi ne amaçla genetik olarak oluşturdunuz? Tanrı'nın bir emri miydi?
C: Ruh gelişimi veya ilerleyişi.
S: (L) Sümerlilerin insanın yaratılışı hikayesine göre birileri bir tanrıyı öldürüyor, ve bu tanrının kanı ve parçalarını çamurla karıştırıyorlar ve daha sonra bunu gebelik tanrıçalarına veriyorlar ve insan ırkın bu şekilde doğuyor. Bu hikaye, 'grilerin' şu sıralar yaptıklarına çok benziyor. Birisi gerçekten bir 'tanrıyı'öldürüp ruhunu parçalara ayırarak insan ırkını mı yarattı?
C: Sembolizma ve yanlış olay sıralaması.
S: (L) Hikaye ne anlatıyordu? Gerçek olay neydi?
C: Kertenkele varlıkları, kendi beslenme amaçları doğrultusunda yaptıkları bir savaş sonucunda insan ırkını genetik olarak değiştirdi.
S: (L) Bu Sümer hikayelerinin bahsettiği olaylar ne zaman oldu?
C: Yaklaşık 309000 yıl önce.
S: (L) Yani o kadar uzun zaman önce oldu ki, hikayelerdeki gerçek silindi?
C: Yansımalar psişik hafıza kanalıyla nesilden nesile geçti.

--------------------------------------------------
S: (L) Önceki gece "Kabil'in damgasından" bahsediyorduk ve ben celse kaydının bir kısmını kaybettim. O konuya dönüp biraz daha bilgi almak istiyorum. "Kabil'in damgası" hikayesinin arkasındaki asıl olay nedir?
A: Kıskançlığın ortaya çıkışı.
S: (L) İnsanlarda kıskançlığın ortaya çıkmasına neden olan şey neydi?
A: Kertenkele yönetiminin başlaması.
S: (L) Kertenkelelerce ele geçirilme olayı cennetten düşme zamanında meydana gelen bir olay değil miydi?
A: Evet.
S: (L) Habil ve Kabil'in hikayesi o yönetimin bir parçası mıydı?
A: Hikayenin sembolizması.
S: (L) Yani Kertenkelelerin yönetimimizi ele geçirmesini, kıskanmanın başlamasını ve kardeşin kardeşe kötü davranmasını sembolize ediyor, öyle mi?
A: Kısmen. Kabil'in damgası, Kertenkelelerin dünyanın titreşim frekansının idaresini ele geçirmesi sonucu ortaya çıkan kıskançlık özelliğini ifade ediyor. Omurgadaki yumru, Kertenkelelerce bilinçli olarak uygulanan DNA sınırlamasının fiziksel bir kalıntısı. Anladın mı?
S: (L) Tamam, şimdi J--- elini ensemde hareket ettirecek ve söylediğiniz yumruya geldiğinde ona durmasını söyleyin.
A: Tamam. [Oksipital (kafaarkası) çıkıntı bölgesi işaret ediliyor]
S: (L) Oksipital çıkıntının olduğu alan mı? (Ç.N.: Bir kaynakta omurganın kafatasıyla buluştuğu yer olarak tarif ediliyor.)
A: Evet.
S: (L) Bu eklenti öncesi omurganın ve kafatasının durumu nasıldı?
A: Orada bir çıkıntı yoktu. Kıskançlık oradan çıkıyor, bunu hissedebilirsiniz bile.

----------------------------------------------------------
Ayırımın mekaniğini anlatırken" Lilith"ile ilgili bir sembolizma ip ucu vermişlerdi ve acizane yorumlamıştık,

---------------------------------------------------------
C: Hayır Laura, konuyu odaklamaya ve daraltmaya çalışıyorsun, aşkım! Düşün bakalım kadının yaratılması ile ilgili musevi-hristiyan efsanesi nedir ?
S: (L) Kadının Adem'in kaburgasından alınması. Havva'nın Adem' in kaburga kemiğinden yaratılmış olması.
C: Hiç "Birincil Dönem" diye bir şey duydunuz mu ?

--------------------------------------------------------------
Bazı şeyleri hatırlatmak için eskiden yorumladığımız sembolizma içeren olgular hakkında aktarımları da getiriyorum,
--------------------------------------------------------------
"S: (A) Yani trafolarda kullanılan waffle ızgarası şekilli bir şeyden mi bahsediyoruz?
C: Tamam. Neden ? Tabiatı kopyalamak için. Dünyanın bir dokuma biçimi var ve sizi de böyle gerçekleştirdi.
S: (A) Dünya'nın ızgarası alanla ilişkili olan hayali bir ızgara, ya da matematiksel bir ızgara. Hayır, gerçekten varolan bir şey olmalı...
C: Evet."
------------------------------------------------------------

Dünyanın merkezindeki kristalin amonyak hakkında da oldukça fazla konuşmuştuk o da K.ların israrla işaret ettikleri bir sembolizma ve ipucu,
-------------------------------------------------------------

C: Fiziğin ölçtüğü hareketsizlik 3. yoğunluk kabullerine dayalı.
S: (A) Peki dünyanın merkezinde bu yeni fiziğin ortaya çıkmasına neden olan şey nedir? Etrafımızda bu yeni fiziğe bir ihtiyaç görmüyoruz. Ama görünüşe göre gezegenin merkezinde öyle koşullar var ki, bunlar yeni bir fiziğe girilmesini gerektiriyor.
C: Pencereler.
S: (L) Çok yoğun bir elektromanyetik alana maruz bırakılan birşeyin sıcaklığını ölçmek mümkün olsaydı, nasıl bir sıcaklık derecesi çıkardı? (A) Soru farklı. Önce dünyanın içinde neden amonyak kristal bulunduğunu sorduk. Yanıt bunun doğal bir süreç olduğuydu. Ama şimdi içeride bir pencere olduğunu öğreniyoruz.İçeride bu pencerenin bulunma nedeni nedir? Sana göre içeride pencere bulunmasının nedeni, bir şekilde çok güçlü elektromanyetik alanlar olması. İçerideki pencere standart fiziğin ötesine geçmemizin gerekliliğiyle mi ilişkili? İçeride çok güçlü elektromanyetik bir alan olmasıyla mı ilişkili?
C: Çift taraflı işlev.
S: (L) Amonyak neyden oluşuyor? (A) Amonyak mı? NH3, bir nitrojen ve üç hidrojen atomu ve bir şekilde dönüyor. Amonyak bu. (A) Nitrojenin numarası kaçtı? Altı mı? Yoksa yedi mi? Yedi fosfordu değil mi? (L)
Bilmiyorum, hatırlamıyorum. Hatırlayamayacak kadar yorgunum. (A) Çok yorgunsun

--------------------------------------------------------
S: (L) Yakın geçmişte Matta'nın 24'üncü bölümünün ve Lukas'nın 21'inci bölümün, uzun uykusundan sonra İsa tarafından verildiğini söylemiştiniz. Bu bölümlerin ikisi de şimdiyi Nuh'un günlerindeki gibi tasvir ediyor. Bu doğru bir değerlendirme mi?
C: Bir anlamda ve bireysel olaylar henüz belirli değil.
S: (L) Nuh'un hikayesinde Nuh'a bir gemi inşa etmesi söyleniyor.
C: Sembolik.
S: (L) Ama Nuh gerçekten bir gemi inşa etti. Belirli bireylerin, her kimseler, gemiler inşa ettikleri ve o korkunç felaketten kurtulmak için birşeyler yaptıkları doğru mu?
C: Hayır. Bu olaya şu şekilde bak. Nuh bir gemi inşa etti çünkü bu ona çok eğlenceli bir iş gibi geldi ve sel geldiğinde de gemi işe yaradı, anlıyor musun?
S: (L) Yani yaptığımız şeyleri eğlenceli geldiği için yaparsak doğru zamanda ve doğru yerde olacağımızı ve her ne olursa olsun doğru şeyi yapıyor olacağımızı söylüyorsunuz, öyle mi?
C: Yakın.
S: (L) Yapmamız gereken şeyi yapmaya ve olmamız gereken yerde olmaya doğru yönlendirileceğimizi mi söylüyorsunuz?
C: Herşey yerini bulacaktır fakat olayları zorlarsanız yolunuzu şaşırma riskiyle karşılaşırsınız.
-----------------------------------------------------------

Yaratımın üzerinde duracağımız bir diğer unsur mimari bölüm "evrenin mimarisi",

Matematik,cebir, geometri, asal sayılar ,pi sayısı,phi(altın oran) halogram,foton,entropik oluşum,newton yasaları, görecelik teorisi,kuantum, çok boyutluluk,birleşik alan teorisi, DNA, yer çekimi çekim, sicim teorisi, boyutlar, yoğunluklar süperiletkenlik, ve akla gelip ilave edilebilecek temel dinamikler yaratımın gövde dediğimiz ana unsurlarını belirleyecek unsurlardır bunların her biri veya karma olarak bir kısmı yaratmadaki temellerdir ,oluşum böyle şekillenir veya izah edilebilir,

Bu iskelet yapı bizim şu ana kadar bilinçsel açıklık derecelerimize göre sergilenecek veya yaratımda baz alınacak doneler,bunların dışında DNA kapasitemimizin yüzde büyük bir kısmını elde edeceğimiz yoğunluklarda bu çeşitliliğe eşlik edecek daha bir çok unsur eklenecektir buna şüphemiz yok,

Üzerinde duracağımız veya zihinsel genişlikle kabul edeceğimiz durum bütün bu çeşitliliğin dışındaki yaratım neticelerinin kabul edilebilinir bir yüzeye çıkarabilmek ,yani şaşırma yerine kabul etmek..

Bu da sonsuz bir bilgeliğin sergilenmesidir ,bedensizkenki bilgelik yansımaları,

Bu arada bilinçlerin mahmurluğu üzerinde de durmamız lazım yakın zamanda bir dostuma çekim eter ile fiziğin yapıştırıcısıdır dediğimde bir şey anlamadığını söyledi eter malüm anestezide kullanılan bir gaz sıvı da olabilir eczacılıkta da kullanılır çözücüdür ,o zaman anlatışımız ile dinleyenin zihni ve bilgisi hakkındaki engelleri fark ettim ancak bu dostumuz fırsat bulup da bu satırları okursa alınmasın ben ondan onun engin tarihsel ve efsane bilgilerinden çok şey öğrendim müthiş denecek bir ölçüde yüklü bu konuda ,anlatmak istediğim karmaşık bilgi seviyelerin sonsuzluğundan farkındalık yapısı için ne kadar çok bilgi kümesine dokunmamız gerek ve bu hususta katiyen yargılayıcı olmamak bir yerde üstün bilgiliyim zannı ancak küçüklüklere mahsus bir davranıştır,zira bilgi bu yaratımın sonsuz seçim uygulamaları ile erişilemiyecek ölçüde geniştir,

İşte yaratımın mimarisi için kullanabileceğimiz plan faktöründeki yaratım argümanları yukarıda belirttiğim insan bilgi donelerinin dışında da çok şeyi kapasayabilir ki onların büyük kısmı henüz hipotez safhasında kesin çözüme uğramamışlar,şu kısıtlı bilincimizle ortaya dökülen donelerin dışında yaratımın iskeletini veya sonlanmasını sağlayan ancak şu fizik ortamın dışında fark edebileceğimiz unsurların dışında çok şey var,

Konu buralara gelmişken evren yaratma hadisesinde sadece bildiğimiz fiziki oluşum durumunda düşünsel olarak yaratılan davranışları da yaratma kalıbı içine alabiliriz ,yani bir insan gelmiş olduğu farkındalık genişliği içinde kendine bir algı yaratabilir bu algı psikotik aksaklık dışında doğaya hayvana insana zarar vermeyen bir düşünce kalıbı olabilir,buna biz bazen dahinin düşüncesi diyoruz ve bazen de erişemediğimiz bir ölçüde görüp ve egoyu devreye alıp "kedinin erişemediği ciğere murdar demesi gibi" bu kişilere acımasızca deli damgası vurabiliyoruz, Nicola Tesla ,Galile mesela,Picasso ,Salvador Dali,

Veya ortamımızda oluşan inişli çıkışlı yaşam halini "coşku" olarak seyredebilecek bir bilince gelmek gibi K.lar hep bunu önermekte evren yaratma şöleninde bu gibi algı evrenleri yaratmak,

Yaratmanın faktörleri arasına ortak işlevi de alabiliriz,yani bir şey yaratırken varlıkların ruhların beraber çalışması ,

Michael Newton ışıklar içinde olsun gerçekten algı evrenimizi yaratırken çok yardımı oldu hala onuncu defa okusam da onu elime almaktan zevk alırım Ruhların Yolculuğu ve Ruhların Kaderi ,şimdi ondan hipnoz çalışmaları yaparken çok istediği halde nadir bulduğu ileri bilinç bir ruhun yaratma ve sair denek örnekleri ve geldiği neticelerden pasajlar sunacağım,o yani yazar bunları muhayilesinden uydurmamış senelerce süren hipnoz çalışmalarında ve üstün teknikler çapraz uygulamalarla hadisenin yani ölüm ve ölümden sonraki o hiç bilmediğimiz ve yankı evrenlerinden çıkamayıp korkudan tir tir titreyen insanlara eğer inanç kalıplarını sarsarlarsa gerçeği veren ferahlatan bilgiler vermiştir ,uzatmayayım ama çok kimseye tavsiye olarak verdim bir kısmı okudu bilgide genişledi bir kısmına da okuması için metafizik dürtülerle için tahrik edildi bunlara rağmen okumaktan vaz geçmişse bilemem, bu son örnek benim yoğun bakımı atlatmamı ve ferahlamamı sağlayan çok sevdiğim bir Dr. hanımın başına geldi ona da tavsiye etmiştim ve okumamış evde ayakkabı dolabının yanında bir yere koymuş ,bir gün arkadaşı gelip onu orada görünce "hayret ben de sana bu kitabı hediye olarak getirdim"deyip elindeki paketi göstermiş "Ruhların Yolculuğu" ..

Biraz uzun olacak ama ilgi çekenlerin canını sıkmayacak bir bilgi serüveni,evvela orta derecede diye tanımladığı bir ruhun hipnozdaki izlenimleri,

Bu 1. bölümü kısa pasajlar olsun okuyan yorulmasın düşüncesi ile
kesiyorum
2. bölüme sonra bakalım.

Go to Top of Page

Tgur


1194 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 01/09/2019 :  09:24:27  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
YARATMANIN SEYRİ (2. BÖLÜM)

Dr. N: Şimdi Nenthum, ruh dünyasındaki aktivitelerine, yeryüzü bedenlenmelerinle çok meşgul olmadığın, ruh gruplarıyla etkileştiğin ve bir rehber olmayı öğrendiğin zamana dönmek istiyorum. Meşgul olduğun başka ruhsal alanları anlatabilir misin?
D: (uzun bir ara) Evet, başka alanlar var.., onları biliyorum..
Dr. N: Kaç tane?
D: (temkinli) Benim bilebildiğim dört tane.
Dr. N: Bu aktivite alanlarını nasıl adlandırdın?
D: Egonun Olmadığı Dünya, Her Şeyin Bilindiği Dünya, Yaratma ve Yaratmama Dünyası ve Değişmiş Zaman Dünyası.
Dr. N: Bunlar fiziksel evrenimizde var olan dünyalar mı?
D: Bir tanesi öyle, boyutları olmayan dikkat küreleridir.
Dr. N: Tamam, boyutları olmayan kürelerle başlayalım. Ruh dünyasındaki bu üç alan ruhların kullanması için midir?
D: Evet.
Dr. N: Niçin bu ruhsal alanları dünya diye isimlendiriyorsun?
D: Onları... ruhsal hayatın mekanları olarak görüyorum.
Dr. N: O halde bu üçü zihinsel dünyalar mı?
D: Evet, öyle.
Dr. N: Egonun Olmadığı Dünya nedir?
D: Orası olmayı öğrenme yeridir.
Dr. N: Onunla ilgili farklı şekillerde ifade edilmiş duyumlarım var. Başlangıç yapan ruhları içeriyor, değil mi?
D: Evet, yeni yaratılan ruh kim olduğunu öğrenmek için oradadır. Orası köken yerimizdir.
Dr. N: Ego kimlikleri rastgele mi dağıtılırlar yoksa başlangıç yapan ruhlar için bir seçim yapmak söz konusu mudur?
D: Yeni ruh, seçmeye muktedir değildir. Karakterini enerjinin... nasıl kombine edildiğine.., senin için ne şekilde bir araya getirildiğine göre kazanırsın.
Dr. N: Ruhlar için belirlenen spiritüel niteliklerin bir tür envanteri var mıdır; bir tipten şu kadar, diğerinden şu kadar gibi?
D: (uzun bir ara) Sanırım bizi biz yapan düzenlemede dikkate alınan pek çok faktör vardır. Benim bildiğim şey, bir kere verildi mi, egonun kişiyle vericiler arasındaki bir sözleşme olduğudur.
Dr. N: Bu ne anlama gelir?
D: Olduğum şeyle yapabileceğimin en iyisini yapmak.
Dr. N: O halde bu dünyanın amacı, ruh kimliğinin ileri varlıklar eliyle dağıtılması mı?
D: Evet, yeni ruh henüz gerçek bir Benliği olmayan saf enerjidir. Egonun Olmadığı Dünya sana bir imza ükellefiyeti getirir.
Dr. N: O halde orayı niçin Egonun Olmadığı Dünya diye adlandırıyorsun?
D: Çünkü yeni yaratılan ruhlar buraya egosuz gelirler. Benlik fikri henüz yeni ruhun bilincine girmemiştir. Varoluşunun anlamı ruha burada sunulur.
Dr: N: Peki ruhların fert olarak yaratılması hep sürer mi?
D: Benim bildiğim kadarıyla evet.
Dr. N: Şimdi soracağım soruyu benim için dikkatle yanıtlamanı istiyorum. Bir ruh olarak belirli kimliğini elde ettiğin zaman, bu otomatik olarak senin yeryüzünde insan formunda bedenlenme adayı olduğun anlamına mı geliyordu?
D: Kesin olarak değil, hayır. Gezegenler sonsuza kadar devam etmezler.
Dr. N: Acaba belli ruh tiplerinin evrendeki fiziksel hayatın belirli formlarıyla uygunluğu var mıdır diye merak ediyordum da.
D: (ara) Buna karşı çıkmayacağım.
Dr. N: Yeni başladığında, Nenthum, sana yeryüzü dışında başka gezegenlerdeki misafirhaneleri seçme olanağı tanınmış mıydı?
D: A... yeni bir ruh olarak... bu ayırımlarda rehberler yardımcı olur. Ben insan varlıklarına çekilmiştim.
Dr. N: Sana başka seçenek tanınmış mıydı?
D: (uzun ara) Evet.., fakat şu anda çok net değil. Genellikle bir ya da iki kolay dünyada, çok fazla şey yapmayacağın şekilde başlatırlar. Sonra bu sert gezegendeki görev verildi.
Dr. N: Yeryüzü sert olarak mı değerlendiriliyor?
D: Bazı dünyalarda fiziksel rahatsızlıklarla hatta acıyla boğuşman gerekir. Bazı dünyalar da zihinsel mücadelelere yatkındır. Yeryüzünde her ikisi de var. Zor dünyalarda başarılı olmak bize şeref kazandırır (gülümseyerek). Fazla yolculuk etmeyenler bize serüvenciler derler.
Dr. N: Yeryüzünün gerçekten çekici bulduğun tarafı nedir?
D: İnsanların birbirlerine benzerliği ve bir yandan da birbirleriyle çatışmaları.., aynı anda hem rekabet etmeleri hem de elele vermeleri.
Dr. N: Bu bir çelişki değil mi?
D: (gülerek) İşte beni çeken de bu; çok fazla gururlu ve kendine saygı duyma ihtiyacında, yanılabilir bir ırkın kavgalarının arasına girmek. İnsan beyni oldukça benzersizdir, bilirsin.
Dr. N: Nasıl?
D: İnsanlar benmerkezcidir ama incinmeye açıktır. Karakterlerini rezilleştirebilirler, ancak diğer yandan büyük bir müşfiklik kapasiteleri vardır. Yeryüzünde hem dayanıksız hem de yürekli davranış vardır. İnsan değerleriyle ilgili devamlı bir itişip kakışma, sürekli bir rekabet vardır. Bu çeşitlilik ruhuma uyuyor..
Dr. N: Yeryüzüne gönderilen ruhlar için, kendilerini misafir eden insanlarla ilgili cazip buldukları başka neler vardır?
D: Hmm... yeryüzünde gelişenlerimizin... insanlara hayatlarının ötesindeki sonsuzluğu bilmelerine yardım etmek ve tutkuları vasıtasıyla gerçek cömertliği ifade etmelerine destek olmak gibi bir yaptırımları vardır. Hayat için savaşma tutkusuna sahip olmak; insanlıkta değerli olan şey budur.
Dr. N: İnsanların aynı zamanda büyük bir kötü niyetlilik kapasiteleri de var.
D: Bu tutkunun bir parçasıdır. Fakat o da evrimleşiyor ve insanlar ancak sıkıntıyı deneyimledikleri zaman olabileceklerinin en iyisi olabilirler... ve oldukça asilleşirler.
Dr. N: Bu, sözünü ettiğin pozitif nitelikleri kendinde toplayan ruh olabilir mi?
D: Biz zaten orada olan şeyi fazlalaştırmaya çalışırız.
Dr. N: Bir ruhun bir zamanlar bulunduğu ve kimlik kazandığı Egonun Olmadığı Dünya'ya yeniden geri döndüğü olur mu?
D: (rahatsız) Evet.., ama buna girmek istemiyorum...
Dr. N: Tamam, girmeyiz o zaman, yalnız bana bazı ruhların fiziksel atanmaları sırasında sürekli olarak düzgün olmayan fiiler yapmaları halinde oraya geri döndükleri söylenmişti. Aldığım izlenim onların defolu olarak değerlendirildikleri ve dünyadaki bir beyin ameliyatı gibi bir tür ruhsal operasyon için fabrikaya geri döndürüldüğü, ne dersin?
D: (başını hoşnutsuzlukla sallıyor) Bu tanım gücüme gitti. Böyle bir fikre nereden kapıldın? İlerlemenin önünü tıkayan zorlu engeller geliştiren varlıklar, pozitif enerjinin yenileştirici gücüyle onarılırlar.
Dr. N: Bu yöntem yalnızca yeryüzüne giden ruhlar için midir?
D: Hayır, herhangi bir yerin genç ruhlarının son çare olarak böyle bir onarımdan geçmeleri gerekebilir.
Dr. N: Onarılan bu ruhların sonra ilgili gruplarına geri dönmelerine ve nihayetinde de tekrar fiziksel dünyalarda bedenlenmeye başlamalarına izin verilir mi?
D: (derince içini çekerek) Evet.
Dr. N: Egonun Olmadığı Dünya'yı Her Şeyin Bilindiği Dünya'yla nasıl kıyaslardın?
D: Onlar zıttır. Bu dünya genç ruhlar için değildir.
Dr. N: Her Şeyin Bilindiği Dünya'da hiç bulundun mu?
D: Hayır, buna hazır değilim. Sadece orasının, uğrunda çabaladığımız bir yer olduğunu biliyorum.
Dr. N: Bu ruhsal alan hakkında ne biliyorsun?
D: (uzun bir ara) Orası bir derin düşünme yeri... zirvedeki mantal planlama ve tasarım yeri. Bütün düşüncelerin ulaştığı son yer olması dışında bu küre hakkında pek az şey söyleyebilirim. Tüm canlıların duyuları orada koordine edilir..
Dr. N: O halde Her Şeyin Bilindiği Dünya en yüksek formdaki soyuttur, öyle mi?
D: Evet, özün formla, rasyonel olanın idealle harmanlanmasıyla ilintilidir. Orası tüm umutlarımızın ve hayallerimizin gerçekleşmesinin mümkün olduğu bir boyuttur.
Dr. N: Peki, henüz oraya gidemiyorsan, onun hakkındaki bu şeyleri nasıl biliyorsun?
D: Bir anlık.., göz atarız.., işimizi tamamlamak ve üstatlara katılmak için gereken son çabayı göstermemiz için bizi yüreklendirecek bir tahrik olarak.
**************************(Michel Newton yorumu)
Ruh dünyasının temelinin atıldığı yer bir bilme yeridir ve deneklerim tarafından farklı isimlerle ima edilmiştir. Bu evrensel mutlaklık hakkında yalnızca basit veriler elde ettim, çünkü ilerlemiş düzeydeki deneklerimin bile orada direkt bir deneyimleri olmamıştır. Bütün ruhlar bu çekirdeğe ulaşmak ve onun içine gömülmek isteğiyle doludur, özellikle de ona yaklaşanlar ve görebildikleri az birşeyle aklı başından gidenler. Korkarım, Her Şeyin Bilindiği Dünya, yalnızca Düzey 5'in üzerindeki, artık bedenlenmeyen bir ruh tarafından tam olarak anlaşılabilir.

**********************************
Dr. N: Devam et.
D: Yaratmayla ilgili deneyler yapabilir ve onun buradaki gelişimini izleyebiliriz. Sanki enerjinden fiziksel şeyler oluşturabildiğin bir laboratuvarda bulunmak gibidir.
Dr. N: Bu fiziksel şeyler Yeryüzü 1'de görebileceğin şeylere benzer mi?
D: Evet, yalnızca yeryüzündekilere. Ben bu yüzden buradayım.
Dr. N: Yeryüzü 2'ye gelişinle başla ve ruhunun ilk önce ne yaptığını anlat.
D: (soruma direniyor ve nihayet şöyle söylüyor) Çok... iyi değilim.

****************
Not: Deneğim direnç deneyimlediği için birkaç dakika kendini toparlamasını bekliyorum ve şöyle noktalıyorum: "Üçe kadar sayacağım ve sen, senin ve İdis'in benim bilmemde sakınca olmadığını düşündüğünüz şeyleri anlatmada kendini daha rahat hissedeceksin. Bir, iki, üç!" Sorumu tekrarlıyorum.

********************
D: Yapmam gereken şeyi görmek için önümdeki zemine bakıyorum. Sonra zihnimde nesneyi şekillendiriyorum, uğraşıyorum ve aynı şeyi küçük dozlarda enerji ile yaratıyorum. Öğretmenler bize... kontrol ederek yardımcı oluyorlar. Yanlışlarımı görmem ve düzeltmeler yapmam gerekiyor.

Dr. N: Öğretmenler kim?
D: İdis ve Mulcafgil (deneğin yüksek düzeyde ilerlemiş rehberi)... ve etrafta başka eğitmenler de var.., onları pek tanımıyorum.
Dr. N: Mümkün olabildiğince açık ol. Tam olarak ne yapıyorsun?
D: Biz... şeyleri oluşturuyoruz.
Dr. N: Canlı şeyler mi?
D: Henüz buna hazır değilim. Ben temel elementlerle deney yapıyorum, bilirsin, hidrojen ve oksijen, gezegensel madde oluşturmak için.., kayalar, hava, su... her şeyi çok küçük tutuyorum.
Dr. N: Evrenimizin temel elementlerini fiilen sen mi yaratıyorsun?
D: Hayır, sadece hazırdaki elementleri kullanıyorum.
Dr. N: Nasıl bir yolla?
D: Temel elementleri alıyorum ve onları enerjimden çıkan itici kuvvetle şarj ediyorum... ve onlar değişebiliyorlar.
Dr. N: Değişince ne oluyorlar?
D: (yalın) Ben kayalarda iyiyim...
Dr. N: Enerjinle kayaları nasıl oluşturuyorsun?
D: Hmm... tozu ısıtmayı ve soğutmayı öğrenerek... sertleştirmek için.
Dr. N: Tozdaki mineralleri de yapıyor musun?
D: Bunu bizim için onlar yapıyor... bu çeşit malzemeyi öğretmenler yapıyor... su yapmak için gaz buharı... bunun gibi şeyler.
Dr. N: Şunu net bir şekilde öğrenmek istiyorum. Senin işin, enerji akımınla ısıya, basınca ve soğukluğa yol açmak suretiyle yaratmayı öğrenmekten ibaret, değil mi?
D: Doğru sayılır, enerji radyasyonumuzun akımlarını dalgalandırarak.
Dr. N: O halde kayanın ve suyun maddesini bir çeşit kimyasal bir yolla üretmiyorsunuz.
D: Hayır, dediğim gibi, benim işim bana verilenleri karıştırarak.., şeyleri dönüştürmek. Enerjimin frekansıyla ve dozajlarıyla oynayarak... ustalık istiyor ama çok karmaşık değil...
Dr. N: Karmaşık değil ha! Bu şeyleri doğanın yaptığını düşünüyordum.
D: (gülerek) Sen doğanın kim olduğunu zannediyorsun?
Dr. N: Peki, deneylerinin temel elementlerini kim yaratır, fiziksel maddenin asal maddelerini?
D: Yapıcı... ve benden daha büyük bir ölçekte yaratanlar.
Dr. N: Bir bakıma sen kaya gibi cansız nesneleri yaratıyorsun.
D: Hmm... bizim uğraşımız daha çok önümüzde gördüğümüzü kopyalamak... bildiğimizi. (sonradan aklına gelen bir düşünce olarak) Artık bitkilere girmeye başladım... fakat henüz onları yapamıyorum.
Dr. N: Küçük küçük başlayıp daha iyileşene kadar denemeler mi yapıyorsun?
D: Tam öyle. Şeyleri kopyalıyoruz ve sonra onları orijinalleriyle kıyaslıyoruz ki daha büyük modeller yapabilelim.
Dr. N: Bütün bunlar ruhların bir kum bahçesinde çocuklar gibi oynadığını çağrıştırıyor.
D: (gülümseyerek) Burasının çocukları da biziz. Bir enerji akışını yönlendirmek çamurdan nesneler yapmanın benzeridir.
Dr. N: Bu yaratıcı eğitim sınıfının diğer üyeleri orijinal küme grubundan mı?
D: Bazıları. Çoğu (ruh dünyasının) her tarafından, fakat hepsi de yeryüzünde bedenlenmiştir.
Dr. N: Herkes seninle aynı şeyleri mi yapıyor?
D: Şimdi tabii bazılarımız belli şeylerde daha iyi, fakat birbirimize yardımcı oluyoruz. Öğretmenler gelip bakıyorlar ve daha iyi yapabilmemiz için öğüt ve bazı püf noktalarını veriyorlar... fakat... (duruyor)
Dr. N: Fakat ne?
D: (utanarak) Eğer beceremezsem ve iyi bir iş çıkaramazsam, bazı yarattıklarımı İdis'e göstermeden parçalarına ayırıyorum.
Dr. N: Bir örnek ver.
D: Bitkiler... enerjimi uygun kimyasal değişimler üretmek için yeterince incelikle uygulayamıyorum.
Dr. N: Bitkisel hayatın formasyonunda iyi değilsin demek.
D: Hayır, bu yüzden kötü yaptıklarımı bozuyorum.
Dr. N: Yaratmama dünyası derken kastettiğin şey bu mu? Enerjiyi imha edebilir misin?
D: Enerji imha edilemez. Kısımları yeniden bir araya getiririz ve farklı kombinasyonlar kullanmaya koyuluruz.
Dr. N: Yaratıcının yaratılışta niçin yardımınıza ihtiyacı olduğunu anlamıyorum.
D: Bizim yararımız için. Bu egzersizlere katılıyoruz ki, işimizin kaliteli olduğuna hükmedildiği zaman, hayata gerçek katkılar yapabilelim.
Dr. N: Eğer ruhlar olarak hepimiz gelişim merdiveninde yukarı doğru çalışıyorsak, benim edindiğim izlenim, ruh dünyasının organize edilen muazzam bir piramit olduğu ve tepesinde de yüce bir otoritenin bulunduğudur.
D: (içini çekerek) Hayır, yanlış. Piramit değil. Hepimiz aynı uzun dokumanın iplikleriyiz. Hepimiz onun içine dokunmuşuz.
Dr. N: Ruhlar için birçok yeterlilik katmanı söz konusuyken gözünde böyle bir dokumayı canlandırmakta güçlük çekiyorum.
D: Onu ruhların aşağılardaki ve yukarılardaki raflara dizildiği bir şey gibi değil, kendi içinde hareket halindeki bir bölünmeyen, bir kesintisizlik olarak düşün.
-----------------------------------------------------------
Ve ileri bilinçle ilgili çalışmaları evvela onun yorumlarını vereceğim önemli zira ,
Çok önemli bir vurgulama daha yapmak istediğim, hipnoz yapan bu kıymetli yazarın baştan ateist olduğunu sonradan yaptığı çalışmalarla konuyu şekillendirip gerekli inanç kalıbını seçip kendini geliştirdiğini ama monoteist yaklaşımdan da kendini bazen kurtaramadığını görüyoruz ama denek olarak kullandığı ruhlar ona gerçeği öğretmekten de geri durmuyorlar ,

Belki de ortamın monoteist inancının yoğun olduğunu düşünerek bu mealde sorgulamalarını düzenliyor ama ruhların hipnoz esnasında yani ruhsal bilinçliliğin bütün çıplaklığı ile çıktığı bir zihin yapısında en güzel tanımlamalarla her şeyin bir olduğunu adeta haykırıyorlar aralarda dikkatle bakınca fark edeceksiniz,(yıldızlı ayırımlarım onun yorumlarıdır)
----------------------------------------------------------

*************************************
Sersemlemiş bir biçimde, bu kadının bedenlenme tarihinin yeryüzündeki insan hayatının en uzak geçmişine kadar gittiğini bulguladım. İlk anılara temas ederek, ilk hayatlarının 130.000 yıl öncesinden 70.000 yıl öncesine kadar süren son buzul çağları arası ılık dönemin başlangıcında, son büyük Buzul Çağının gezegenimize yayılmasının öncesinde yaşandığı sonucuna vardım. Yeryüzü tarihinin Orta Paleolitik döneminin nispeten ılıman ikliminde deneğim avlanma, balıkçılık ve bitki toplama alanlarının yakınında nemli, yarı tropik savanlardaki yaşamı tanımladı. Sonra, 50.000 yıl kadar önce kıtasal boyutlarda buz kalıpları yeryüzünün iklimini yeniden değiştirdiğinde, mağaralarda yaşamaktan ve acı soğuğa katlanmaktan söz etti.

Büyük zaman aralıklarının üzerinden hızla sıçrarken fiziksel görünümünün de hafifçe eğikten dik bir duruşa doğru değiştiğini bulguladım. Zaman içinde ilerlerken onu su birikintilerine bakmaya ve bedenini hissederek bana bildirmeye yöneltiyordum. Eğimli alnı binlerce yıl içindeki farklı bedenlerde giderek daha dikey bir şekil aldı. Göz çukurlarının üstündeki kabartılarının, bedenindeki kılların ve arkaik insanın kocaman şakak kemiklerinin belirginliği giderek azaldı. Kadın ve erkek olarak yaşadığı pek çok hayatında yaklaşık antropolojik tarihlere karşılık gelecek şekilde barınak, ateşin kullanımı, aletler, giysiler, yiyecek ve kabilelerin ritüel uygulamaları hakkında yeterince bilgi sahibi oldum.

Paleontologlar modern insanın maymuna benzeyen atalarından Homo erectus'un en az 1,7 milyon yıl önce ortaya çıktığını tahmin etmektedirler. Ruhlar, hominid dediğimiz bu iki ayaklı ilkel hayvanların bedenlerini kullanmak suretiyle yeryüzünde bu kadar uzun zamandan beri mi bedenlenmektedirler? Daha ilerlemiş deneklerimin birkaçı, genç ruhlar için uygun misafirhaneler arayışında uzmanlaşmış yüksek düzeyde ilerlemiş ruhların bir milyon yıldır yeryüzündeki hayatı değerlendirdiklerini bildirmişlerdir. Benim izlenimim, teftişe çıkan bu ruhların 200.000 yıldan biraz öncesine kadar erken dönemin hominid beyin boşluğunu ve kısıtlı ses tellerini ruh gelişimi için yetersiz bulduklarıdır.

İnsan dediğimiz arkaik Homo Sapiens birkaç yüz bin yıl önce evrimleşmiştir. Son yüz bin yıl içinde ruhsal bilincin ve iletişimin iki açık işaretini buluruz. Bunlar yontu, totem ve kayalara çizilen resimlerden anlaşıldığı üzere, gömme uygulamaları ve ritüelist sanattır. Bu uygulamaların yeryüzünde Neandarthal insanlardan önce de vuku bulduğuna dair hiçbir antropolojik ipucu yoktur. Bizi insan yapan ruhlarımızdır, bedenlerimiz değil.

İlerlemiş deneklerimden birisi "Ruhlar farklı sikluslarda yeryüzüne tohum atmıştır." diye dikkat çekiyordu. Geniş bir yelpazedeki deneklerden toplanan bilgi birikimi günümüzdeki kara kitlelerinin eski kıtalardan değişik olduğunu, bunların belki suya gömülmek, kataklizmik volkanik veya manyetik aktiviteler sonucunda değiştiğini önermektedir. Örneğin Atlantik Okyanusundaki Azor Adaları'nın batık Atlantis kıtasının dağlarının tepeleri olduğu söylenir. Gerçekten de yeryüzünün modern coğrafyasıyla özdeşleştirmediğim kadim topraklarda bulunduklarını tartışan deneklerim olmuştur.

Buna göre ruhların çeyrek milyon yıl önce tükenen Homo erectus' tan daha gelişmiş bedenlerde yaşamış olması ve fosilleşmiş kalıntıların coğrafi değişimlerden dolayı bizden gizli kalmış olması mümkün görünmektedir. Bununla beraber bu hipotez insanların fiziksel evriminin bir yukarı bir aşağı, sonra yine yukarı tarzda gittiği anlamına gelir ki bence olası değildir.

Şimdi deneğimi 9000 yıl kadar öncesine, gelişiminde önemli bir kilometre taşı olduğunu söylediği Afrika'daki bir hayata götürdüm. Bu onun rehberi Kumara ile birlikte geçireceği son hayattı. Kumara bu hayatı yaşadığı sırada ileri düzeyde bir ruhtu ve iyiliksever bir kabile reisinin etkin eşi ve danışmanıydı. Şimdilerde yaşadığı toprakların yerini Etiyopya'nın dağlık bölgeleri olarak saptadım. Deneğim Kumara'yı binlerce yılı kapsayan daha erken hayatlarından tanıyordu ve bunlar Kumara'nın yeryüzündeki son bedenlenmeleriydi. İnsan formundaki beraberlikleri deneğimin ırmaktaki bir kayıkta, Kumara'nın hayatını korumak için bir düşman mızrağının önüne atlaması ve hayatını kaybetmesiyle sona ermişti.

Kumara, kendisini sevgiyle dolu, maun rengi parlak bir cilde sahip, beyaz kabarık saçlarına tüyler takmış, iri cüsseli bir kadın olarak göstermektedir. Kalçasına sardığı bir parça hayvan derisi dışında çıplaktır. Kumara'nın boynunda gösterişli çok renkli taşlardan oluşan, bazı geceler rüyalarda deneğimin dikkatini çekmek için kulağının dibinde şıngırdattığı bir kolye asılıdır.

Kumara deneği geçmiş hayatlarda öğrenilmiş eski derslerin sembolik anılarının bir anda zihinde canlanması tekniğiyle eğitmektedir. Problemlere eski çözümler, mecazi resimli yap-bozlar şeklindeki yeni hipotetik seçeneklerle karışır. Kumara bu şekilde meditasyon ve rüyalarda öğrencisinin hatırı sayılır derecedeki bilgi deposunu sınar.
Saatime göz attım. Bu deneğin ölüm sonrası deneyimlerini keşfedeceksek, ikinci plandaki malumatlar için zaman kalmamıştı. İlginç ruhsal bilgiler elde etmek beklentisiyle onu hızla süperbilince geçirdim. Beni hayal kırıklığına uğratmayacaktı.

********************************************
--------------------------------------------------------
Bu deneğin yani ileri bilinçli varlığın bir çok görevi beraber yürüttüğünü yani dünyada ve ruhlar aleminde bir çok görevi beraber yaptığını belirten o çok ilgi çekici bölümleri atlıyorum ama gerçekten kaçırılmaması gereken bir bilgi yumağı,
--------------------------------------------------------
***************************************
Kumara'nın ruhsal aktiviteleri ile ilgili ek soruşturmalar sonuçsuz kaldı. Bunun üzerine Thece'nin yaratıcılık eğitimiyle devam ettim. Onun (kısaltarak yer verdiğimiz) deneyimleri bizi bir önceki bölümde Nenthum'un tanımladığı uygulamalı pratiklerin bir adım ilerisine götürecektir. Bilimselliğe eğilimli okuyucular için altını çizmek istediğim şey, bir deneğin yaratmayla ilgili malumat aktardığı sırada değer hükümlerinin dünya bilimini temel almadığıdır. Sağlanan verilen elimden geldiğince en iyi şekilde yorumlamak için özel bir gayret içinde olmam gerekir.

*******************************************
Dr. N: Ruhların eğitim programının büyük bir çeşitlilik gösterdiği anlaşılıyor, Thece. Şimdi eğitiminin başka bir yönüne girmek istiyorum. Hayatın yaratılışı sırasında enerjin, ışık, ısı ve hareket niteliklerinden yararlanır mı?
D: (irkilerek) Aa... biliyordun demek...
Dr. N: Bana daha başka neler anlatabilirsin?
D: Yalnızca bunun aşinası olduğumu...
Dr. N: Seni huzursuz edecek bir şey hakkında konuşmanı istemem, fakat ruhların eylemleriyle meydana gelen belli biyolojik sonuçlar hakkında senin de fikrini almak beni çok memnun ederdi.
D: (tereddütlü) Şey... ben pek...
Dr. N: (hemen girişiyorum) Yakın zamanlarda Kumara'nın seninle gurur duymasını sağlayan ne yarattın?
D: (direnç göstermeden) Ben balıklarda ustayımdır.
Dr. N: (devam etmesini sağlamak için kasten abartıyorum) Yani zihin enerjinle tam bir balık yaratabiliyor musun?
D: (asabileşerek) Dalga mı geçiyorsun?
Dr. N: O zaman, nereden başlıyorsun.
D: Embriyodan tabii ki. Hani biliyordun.
Dr. N: Yalnızca karşılaştırmalı kontrol için. Sana göre memeliler için ne zaman hazır olursun?
D: (yanıt yok)
Dr. N: Bak Thece, bir iki dakika daha benimle iş birliğine gayret edersen, bu konuyu daha fazla uzatmayacağıma söz veriyorum. Anlaştık mı?
D: (ara) Bakalım...
Dr. N: Tamam, temel bir açıklığa kavuşturma amacıyla, hayat geliştirmek için enerjinle fiilen neler yaptığını balık aşamasına gelene kadar anlat.
D: (gönülsüz) Çevre şartlarının... içindeki organizmalara talimatlar yöneltiriz.
Dr. N: Bunu tek bir dünyada mı yoksa eğitiminde yeri olan birçok dünyada mı yaparsın?
D: Birden fazlasında (bu gezegenlerin "yeryüzü tipinde" olduklarını söylemenin ötesine geçmiyor).
Dr. N: Halihazırda ne çeşit bir ortamda çalışıyorsun?
D: Okyanuslarda.
Dr. N: Su yosunu ve planktonlar gibi temel deniz canlılığıyla mı?
D: İlk başladığım zaman.
Dr. N: Yani balıkların embriyolarıyla çalışmanın öncesinde mi demek istiyorsun?
D: Evet.
Dr. N: O halde ruhlar ilk hayat formlarını yaratmaya başladıklarında, mikroorganizmalarla mı başlarlar?
D: Küçük hücrelerle, evet ve bunu öğrenmek çok zordur.
Dr. N: Niçin?
D: Hayat hücreleri... enerjimiz, onu molekülleri değiştirmek üzere yöneltmediğimiz takdirde başarılı olmaz.
Dr. N: O zaman kendi enerji akışınla, yaşamın temel moleküler elementlerini karıştırarak yeni kimyasal bileşikler ürettiğini söylüyorsun, öyle mi?
D: (başını sallıyor)
Dr. N: Daha açık olamaz mısın?
D: Hayır.
Dr. N: Şimdi ben bir toparlayayım ve eğer yanlışım varsa lütfen düzelt. Fiilen hayat yaratmada yetkinleşen bir ruh hücreleri bölebilmeli ve DNA'lara talimat verebilmelidir ve bunu protoplazmaya enerji parçacıkları yollayarak yapar, öyle mi?
D: Bunu yapmayı öğrenmemiz zorunludur, evet, onu bir güneşin enerjisiyle koordine ederek.
Dr. N: Neden?
D: Çünkü her güneşin etrafındaki dünyalar üzerinde farklı etkileri vardır.
Dr. N: Peki, bir güneşin bir gezegene kendi enerjisiyle doğal olarak yaptığı bir şeye girişim yapmak niye?
D: Bu girişim değildir. Yeni yapıları inceleriz... mutasyonları... bu şekilde izler ve neyin uygulanabilir olduğunu görürüz. Maddeleri değişik güneşlerle en etkin kullanıma göre ayarlarız.
Dr. N: Bir gezegende bir hayat türü evrimleştiği zaman, seleksiyon ve adaptasyonun gerçekleşmesinde mevcut koşullar doğal mıdır, yoksa zeki ruh zihinlerinin olan bitene katkıları var mıdır?
D: (baştan savarcasına) Hayatı misafir eden bir gezegen genellikle ruhların izlemesi altındadır ve yaptığımız her şey doğaldır.
Dr. N: Ruhlar erken evrelerdeki bir dünyada milyonlarca yılda evrimleşen biyolojik gelişim niteliklerini nasıl izleyebilir ve etkileyebilir?
D: Zaman bizim için yeryüzündeki yıl hesabı gibi değildir. Onu deneylerimize uyacak şekilde kullanırız.
Dr. N: Bireysel olarak evrende güneşler yaratır mısınız?
D: Tam ölçekli bir güneş mi? Yo, hayır, bu benim boyumu çok aşar... ve pek çok kuvvetin bir araya gelmesini gerektirir. Ben yalnızca küçük ölçekli bir üretim yapabilirim.
Dr. N: Ne üretebilirsin?
D: A... küçük yüksek düzeyli konsantre madde yığınları... ısıtılmış
Dr. N: Tamam, ama çalışman bittiği zaman yaptığın şey neye benzer?
D: Küçük güneş sistemlerine.
Dr. N: Minyatür güneşlerin ve gezegenlerin kaya mı, ev mi, ay mı boyunda, burada nasıl bir hacimden bahsediyoruz?
D: (gülerek) Güneşlerim basket topu boyunda ve gezegenler de... bilye kadar... yapabildiğimin en iyisi bu.
Dr. N: Bunu niçin küçük bir ölçekte yapıyorsun?
D: Pratik yapmış olmak için, ki böylece daha büyük güneşler yapabileyim. Yeterince sıkıştırdıktan sonra atomlar patlar ve yoğunlaşırlar, fakat gerçekte yalnız başına esaslı büyüklükte bir şey yapamam.
Dr. N: Ne demek istedin?
D: En iyi sonuçlar için birlikte çalışarak enerjimizi kombine etmemiz gerekir.
Dr. N: Peki, fiziksel evrenleri ve uzayın kendisini yaratan tam kapasite termonükleer patlamaları kim yapar?
D: Kaynak... Yaşlılar'ın konsantre enerjileri...
Dr. N: Oo, demek kaynak yardım alıyor?
D: Öyle zannediyorum.
Dr. N: Kumara ve onun üzerindekiler zaten işin ehliyken, senin enerjinin evrensel madde ve daha kompleks hayat yaratma zahmetine katlanmasının nedeni nedir?
D: Onlara katılmamız bekleniyor, tıpkı onların da tamamlanmış enerjilerini Yaşlılarla birleştirmeyi diledikleri gibi.

**********************************
Yaratmayla ilgili sorular daima İlk Neden konusunu gündeme getirir. Yıldızların ve gezegenlerin doğmasına yol açan, patlayan yıldızlar arası kitle bir doğa kazası mıydı, yoksa zeki bir güç tarafından mı planlanmıştı? Thece gibi denekleri dinlediğim sırada, ruhlar eğer daha büyük gök cisimleri yapmayı hedeflemiyorlarsa, niçin küçük ölçekli modellerle alıştırmalar yapsınlar diye kendime sorarım. Yaratıcılık güçlerini nasıl daha ileriye taşıdıklarını kanıtlayabilecek Düzey 6 veya daha üstünde hiçbir deneğim olmadı. Eğer olsaydı, ruhlar gelişim merhalelerinde daima ilerlediklerine göre, söz konusu düzeydeki varlıkların gezegenlerin doğumu ve ruhun kullanımına uygun daha yüksek zeka kapasitesindeki hayat formlarının geliştirilmesinin içinde yer aldıklarını öğrenmem şaşırtıcı olmazdı.

Mükemmelin daha altındaki ruhların niçin yaratılışa ortak edildiği üzerinde kafa yorduktan sonra, şu sonuca vardım. Tüm ruhlara, kendilerini ilerletmeleri için, daha alt zeki hayat formlarının geliştirilmesine iştirak etme fırsatı verilmiştir. Bu prensip olasılıkla ruhların niçin fiziksel bir form içinde bedenlendiklerine de uygulanabilir. Thece kaynak adını verdiği üstün zekanın bir yaratıcılar (Yaşlılar) kombinasyonundan oluştuğunu, bunların evrenleri ortaya çıkarmak üzere enerjilerini birleştirdiklerini kabul etmektedir. Bu düşünce, bedenlenmeyen yaşlı ruhların kombine edilmiş kuvvetlerini tanımladıkları sırada başka denekler tarafından da değişik biçimlerde ifade edilmiştir.
Bu kavram yeni değildir. Örneğin süregelen yaratılışların tek Tanrı'ya bağlı olmadığı fikri Hindistan'daki Jain mezhebinin felsefesidir. Jainler tam olarak mükemmelleşmiş ruhların bir evrensel yaratıcılar grubu olduğuna inanırlar ve onlara Siddhalar denir. Bu ruhlar tekrardoğuş zorunluluğundan tam olarak kurtulmuşlardır. Onların altında Arhatlar'ın ruhları bulunur; bunlar evrimleşmekte olan daha alt üç derecedeki ruhlarla beraber hala bedenlenmekte olan ileri aydınlanmışlardır. Jainlere göre gerçeklik yaratılmamıştır ve ebedidir. Bu yüzüyle Siddhalar'ın bir yaratıcıya ihtiyaçları yoktur. Doğu felsefelerinin çoğu bir başkanın yarattığı ilahi bir idareciler heyetinden yana tavır alarak Jainizmin bu öğretisine karşı çıkarlar. Bu karar Batılı zihin için de aynı şekilde daha makbuldür.

*********************************************
----------------------------------------------------------

K.lara dönelim yaratmada mimari kısım hususunda ve ortak çalışmalar olarak neler demişler,

--------------------------------------------------------------

S: (L) Bize neden böyle korkunç şeyler anlatıyorsunuz?
C: Konsorsiyumun yaptığını bilmeniz gerekiyor. Bu çoğunlukla Hintli çocuklara yapılıyor.
S: (L) Neden böyle şeyler yapılıyor?
C: Oryonlular ve onların insan ortakları, yeni bir ırk yaratmak ve bu ırkı insanlığın geri kalanı ile birlikte
kontrol etmek üzere büyük bir çaba harcıyorlar.
S: (L) Ruhlara ne oluyor? Bu proje yalnızca fiziksel mi?
C: Fiziksel. Ruhlar devam ediyor.
S: (L) Ruhlar nereye gidiyor?
C: Çoğunlukla buraya geri dönüyorlar.
S: (L) Bir kısmı başka yerlere mi gidiyor?
C: Bazıları diğer gezegenlere gidiyor.
S: (L) Bu projeden kim sorumlu?
C: Konsorsiyum.
S: (L) Bu iğrenç!
C: 'İğrenç' subjektif.
S: (L) Fakat tüm bunlar çok korkunç.
C: Hislerinizi anlıyoruz, fakat herşey sizin perspektifinize uymaz.
S: (L) Bunlar dünyaya neden oluyor?
C: Karma.
S: (L) Ne tür bir karma bunu getirebilir?
C: Atlantis.
S: (L) Atlantisliler bunların başımıza gelmesine neden olacak ne yaptılar?
C: Şu anda bunu yanıtlayamayız.
S: (L) Bizi ne koruyabilir?
C: Bilgi.
S: (L) Bu bilgiyi nasıl elde edeceğiz?
C: Şu anda bu kaynaktan size veriliyor.
S: (L) Ne tür bir bilgiyi kast ediyorsunuz?
C: Bu bilgiye sahipsiniz.
S: (L) Bize söylediğiniz bilgiler bizi nasıl korur?
C: Büyük bir savunma sağlar.
S: (L) Ne tür bir bilgi savunma sağlar?
C: Sadece hakkında bilgi sahibi olmak psişik bir savunma sağlar.
S: (L) İnsanlara bunu nasıl söyleyelim? Ve kime söyleyelim?
C: Diğerlerini yalnızca dolaylı olarak bilgilendirin.
S: (L) Nasıl?
---------------------------------------------------------------
C: Başkalarının seni yolundan alıkoymasına kesinlikle izin verme. Seni gerçekten uzaklaştıracak pek çok girişime maruz kaldın. Şimdi birkaç bildiri geliyor: Dur. Varolan herşey sadece birer derstir. Bu sonsuz bir okul. Herhangi birşeyin varolmasının başka hiçbir amacı yok. Cansız madde bile öğreniyor. Herşey bir "İlüzyon". Her bir birey aklında tüm varoluşa sahip. Şimdi bunu biraz düşün. Her bir ruhun gücü sonsuz ve eğer nasılını bilirse tüm mevcudiyeti yaratabilir veya yokedebilir. Siz ve biz ve diğer herkes, varolan herşeye ortak sahip oluşumuzla birbirimize bağlıyız. Eğer istersen yeni evrenler yaratabilir ve o evrenlerde yaşayabilirsin. Hepiniz içinde yaşadığınız evrenin bir kopyasısınız. Aklınız varolan herşeyi temsil ediyor. Ne kadar çok şeye erişilebileceğini görmek "eğlence."
S: (L) Ne kadar çok şeye erişilebileceğini görmek kimin için eğlence?
C: Herkes. Zorluklar eğlencedir. Aklının sınırı nerede sence?
---------------------------------------------------

İbrani halkının kökeni ve Orion deney safhasında ne için devreye konulduklarını hatırlayalım ortak çalışma dışında bazı hassas kısımlar var,

------------------------------------------------------
S: (L) İbrani Halkının kökeni nedir?
C: Genetik inşa.
S: (L) Bu genetik inşayı kim yaptı?
C: Tahmin edin.
S: (L) Atlantisliler mi?
C: O kadar basit değil.
S: (L) Kertişler mi?
C: Ortak çalışmaya ne dersiniz?
S: (RC) Siryuslular ve Pleyadesliler mi?
C: Uzaklaşıyorsunuz.
S: (L) Oryon Birliği mi?
C: Evet, ama Komuta Zinciri'ni de katın. Size eşlik eden 2'inci yoğunluk varlıklarını kontrol altında tutma biçiminiz.
S: (L) Pleyades'te gerçekten canlıların yaşadığı gezegenler var mı?
C: Evet.
S: (RC) Peki Siryuslular?
C: Evet.
S: (L) Pekala, İbranileri Oryonlar yarattı. Bu genetik türün yaratılma amacı neydi?
C: Manipülasyon.
S: (L) Yahweh kimdi?
C: Sahte öğretmen.
S: (RC) Yehova kimdi?
C: Önceki yanıttakinin farklı bir isimlendirmesi.
S: (L) Peki İbrani genetik manipülasyonunun istenen sonucu neydi?
C: Güvensizlik ve düşmanlık yoluyla kölelik ve savaşların yaratılması ve böylece daha fazla kontrol.
S: (RC) Tetragramaton hangi ismin bir kodu...
C: Ayrıca 3'üncü yoğunluktan 4'üncüye yenilenen ve güçlendirilen "besin aktarımı."
S: (RC) Tetragramaton, Eski Ahit'te Tanrı'nın adının bir kodu. Bu kod kimi veya neyi temsil ediyor?
C: Eski metinlerin aldatıcılıklarına yakalanmamaya dikkat et, ama "Ben O'yum" anlamında kullanılıyor.
S: (RC) "Ben O'yum." Araştırmalarıma göre bu aynı zamanda "İsis"in bir diğer adı. Zecharia Sitchin'in bahsettiği "doğum tanrıçaları" hakkında soralım. (L) "Doğum tanrıçaları" diye birşey var mı?
C: Ağır olun, daha şimdi ne tavsiyede bulunduk???
S: (RC) Eski metinlerin aldatıcılıklarına yakalanmama mı? (L) Daha önce bunu sormuştuk ve bunun, eskilerin genetik deneyleri tanımlama yollarından biri olduğunu söylediler. (RC) Pekala, İbranice cinsiyet tanımlayıcıları bakımından oldukça spesifik bir dil. Eski Ahit'te Tanrı'nın adları arasında hem erkek, hem
de dişil ifadeler var. Neden?
C: Neden olmasın? Birşey işe yarıyorsa, kullanırsın.
S: (L) "Ben O'yum" dişi bir güç mü?
C: Cinsiyet sınıflamalarına takılmış görünüyorsun canım. Bu anlaşılabilir birşey, ama bir açıklama için kendini hazırla, çünkü başka yol yok gibi görünüyor. 5'ten 7'ye kadarki yoğunluk seviyelerinde düalite/ikilik yoktur. "Tanrı Gücü" 7'nci yoğunluktan "aşağı doğru" yayılır ve tüm yoğunluklara işler. Düaliteyle ilgili hiçbir sınıflama tanımaz, çünkü mükemmel bir şekilde harmanlanmıştır ve bu nedenle sürekli dengededir.
S: (RC) Ama orijinal metinlerde cinsiyet tanımları var?
C: Doğru, ama orijinal metinler de yanıltıcı nitelikte.

------------------------------------------------------
S: (L) Herhangi potansiyel bir evren herhangi bir anda seçilebilir mi? (T) Hayır, "müzik kutusu" fikri zamanla ilgiliydi. Değişken ve seçimli kavramını açıklar mısınız lütfen?
C: Nasıl olduğunu bilenler için, gerçeklik birleşimini dönüştürmek için istendiği anda evrenler yaratılabilir.
S: (L) Gerçeklik birleşimi nedir?
C: Ne gibi görünüyor?
S: (T) Gerçekliklerin bir evrenden diğerine değişmesi mi? Yeni bir gerçekliğin yaratılması, o yeni gerçekliğin eskiyle birleşip yeni bir evren yaratması. (L) Ya da farklı insanların gerçekliklerinin birleşip bir tür "ortak evren" yaratılmasıdır. "Kendi gerçekliğini yaratmak" gibi.
C: TR daha yakın.

-------------------------------------------------------
Kuantum rast geleliğini tesadüfler diye de tanımlayabiliriz ,tesadüfün olmadığını var olan bütün yaratımın bilgiler ortamından faydalanılarak inşa edildiğini belirten bir bölüm,
-----------------------------------------------------------
S: (Ark) Kuantum rastgeleliğinin kilit noktası nedir?
C: Uzun cevap.
S: [kahkaha] (Perceval) Tablada gerekli simgeler falan yok. (Pierre) Bunun için özel bir tablaya ihtiyacımız var!
C: "Saf" rastgelelik diye birşey yok.
S: (Ark) Kitabımı okuyorlar. [kahkaha]
C: Herşey bilgiyken saf rastgelelik diye birşey olabilir mi? Sizin aleminizde gerçekten var olan herşey daha üstteki bir bilgi aleminden türer. O halde nasıl "rastgele" olabilir? Kümeler.
S: (Ark) Kümeler mi? (Perceval) Matematiksel kümeler. Yanıt bu. (Pierre) Ne kümeleri?
C: Sizin aleminiz, yani 3. yoğunluk ve zaman bir "küme" teşkil ediyor.
S: (Ark) Küme teşkil ediyor...
C: Küme tanımlıdır.
S: (Ark) Ne? (Perceval) "Küme tanımlıdır."
C: Sınırlıdır.
S: (Mr. Scott) Yani eğer 4. Yoğunluğa gitmek istiyorsan, daha büyük bir küme yazabilmen için daha büyük bir kağıt parçasına ihtiyacın var demektir. Daha büyük bir kek dilimi.

------------------------------------------------------
Sanırım buraya kadar olanlar yeterlidir ,hatta yine uzunca oldu,

Sonuç olarak yaratımın ana çekirdeğinin değişim,sınırlama veya anti sınırlama, sembolizma, mimari ve gerektiğinde ortak çalışma olduğunu söyleyebiliriz..



Edited by - Tgur on 01/09/2019 16:28:41
Go to Top of Page

bozadi


9624 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 01/09/2019 :  17:36:42  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Paylaşımlar için teşekkürler Tgur. Newton'dan alıntılar da çok iyi olmuş yaratım konusunda. Varoluşsal hiyerarşilerin bir piramide benzetilip benzetilemeyeceğiyle ilgili şu kısım dikkatimi çekti:

Eklenti:

Dr. N: Eğer ruhlar olarak hepimiz gelişim merdiveninde yukarı doğru çalışıyorsak, benim edindiğim izlenim, ruh dünyasının organize edilen muazzam bir piramit olduğu ve tepesinde de yüce bir otoritenin bulunduğudur.

D: (içini çekerek) Hayır, yanlış. Piramit değil. Hepimiz aynı uzun dokumanın iplikleriyiz. Hepimiz onun içine dokunmuşuz.

Dr. N: Ruhlar için birçok yeterlilik katmanı söz konusuyken gözünde böyle bir dokumayı canlandırmakta güçlük çekiyorum.

D: Onu ruhların aşağılardaki ve yukarılardaki raflara dizildiği bir şey gibi değil, kendi içinde hareket halindeki bir bölünmeyen, bir kesintisizlik olarak düşün.




Yani, hangi yoğunluk düzeyinde bulunursa bulunsun tüm ruhlar eşit, hepsi tanrısal, hepsi tanrının, hepsi aynı varlığın birer parçası ve kendisi. Aralarında emir-komuta tarzı askeri bir hiyerarşik ilişki yok, eşitlik ve daha da önemlisi "birlik" ilişkisi var. K'lar o nedenle "biz siziz" diyorlar. Yine K'ların "Tüm ruhlar ileridir" ve "Herşey 7. yoğunluk" açıklaması da aynı gerçekliği vurguluyor.

Güneş sistemlerinin, gezegenlerin ve yine örneğin doğanın yaratım süreciyle ilgili anlatılanlar ilham verici. K celselerinde de bu yönde açıklamalar vardı ("zamanı geldiğinde 3. yoğunluktaki hayatı siz tasarlayıp yaratacaksınız" gibisinden).
Go to Top of Page

Tgur


1194 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 02/09/2019 :  08:45:27  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Bozadi ben de teşekkür ederim ,M.Newtondan aktardığım kısımda bu konuda yani monoteist yaklaşımın reddedildiği konusunda özellikle ileri bilinçli ruh ile yapılan hipnoz çalışmaları dışında da çok örnekler var çalışmaları izleyenler yani okuyanlar fark etmiştir, onların hepsini tek tek çıkarır yayınlardım ama biraz bizi izleyenlerin de gayret gösterip konuya yaklaşımlarını (okumayanlar tabii ki) zenginleştirebilirler,


Özellikle bu husus yazarın titiz zahmetli çapraz sorgulamalar tekniği ile kotarılmış uzun çalışmalarının bir neticesidir yani hipnoz ile uydurulmuş telkin edilmiş gibi karalama düşüncelerini tamamen yok eden saf ve gerçek bilgi üretilmiş ve kayda geçirilmiştir,

Yazar bu çalışmalar sayesinde gerçek bilgiye ulaştığını ve ulaşacağını eski yanlış eksik bilgilerinden deneklerin rehberleri ile de direkt iletişim kurarak bilgi sağladığını ve ruhsal çalışmaların ne kadar mükemmel zarif olduğuna değinmekte,hatta gerektiğinde bazı bilgilere muhatap olan yazar ve bizlerin hazır olmadığı endişesi ile rehberlerce verilmediğini baraj konulduğunu belirtmektedir,

Gelinen sonuç gerçekten bizler için mükemmel bir kazanç..


Edited by - Tgur on 02/09/2019 08:50:42
Go to Top of Page

Tgur


1194 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 05/09/2019 :  09:37:05  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
İLLÜZYONUN ANALİZİ

İllüzyon algı yanılmaları olarak bilimimizde günümüzde tanım bulmaktadır ,yanılma için ortadaki daha doğrusu yaşamımızdaki doneler dediğimiz kurgulanıp yaşamın öğeleri olarak kendi kendimize koyduğumuz hususlardır ,

Done dediğimiz olmazsa olmaz saplantısı ile takip ettiğimiz fenomenler, bedensel faaliyetlerimizin fizyolojik ihtiyaçlarına göre sıralanmış olanlar ,inanç diye dayattırılmış monoteizme ve dinlere göre gösterilen istikametler,doğanın işleyiş tarzına uyum sağlama davranışları,toplu yaşamı düzenleştirdiği dediğimiz örf ve adet dine bağlı olarak oluşturduğumuz kanun dediğimiz itaat faktörleri korkuları yok etmeğe yarayan yaşam disiplinleri ve daha akla gelmeyenler,

Bunları sıralamakla daha başka ne olabilir sorularına cevaben ,

Anlattıklarım DNA sı yüzde doksansekiz onda sekiz kısıtlanmış ve KH larca değişik uygulamayı kuramsal yaşam şekli diye doneleştirmeye çalışılmış öğeleri ihtiva eden DNA tuzakları olan insan bedeninin ortaya koyduğu algı yanılması "illüzyon" dur,bunun dışında donelerin çoğullaşıp belirli bir istikamette insan algısında gerçekleşmesi için yine KH larca ustaca yapılmış manipule ve onları da mantıksallaştıracak usulleri de göreceğiz ,

Algı yanılması ve bilim diye bulunduğumuz zaman içindeki bulunmuş anlayışları da bu işe dahil edebiliriz o köklü değişmez dediğimiz ve saplanıp kaldığımız bahsi geçen olgularla sınırlanmış hususlar bir an gelmiş tabiri caiz ise paramparça olmuştur ,

Newtonun bilime yaptıkları katkılar ve olan biteni anlamamıza oldukça yardımcı olan zannettiğimiz ve solid nesnelere dayalı kavramlar görecelik teorisi kuantum anlayışı ve atom altı parçalardaki bulunan ve bulunmaya çalışılan hususlar ortaya çıktıkça zihnimizde adeta savrulup atılmıştır,kısaca maddedeki o sayılabilen ve tartılablinen kavrayışlar şu ve bundan teşekkül etmiştir katiyeti taşımamaktadır izaha açık ve bir çok teori ile anlatılmaya çalışılan tezler doğurmuştur,

Bu durum sorgulayabilen ve arayışta olan bilinçleri doğurmuş ve bir illüzyona bağlanıp kalma işi adeta batağa saplanılmış hissi vermektedir, o halde alınan her bilgide illüzyon kalıntıları var mıdır şeklinde geniş bir tarama yapmak yani illüzyonun mantığını tam keşfetmek gerekir,

İllüzyonu besleyen hususlardan biri bilgilerin örtülü bir zihine sahip bir beyinle bu dünyada insan formunda bedenlenmişiz, yani bildiğimiz bir çok hususu hatırlayamıyoruz ve bilgilenerek keşfedin denen bir ortamda bulunuyoruz ,bu nedendir,

Kendini ispata açıp dağıtan o bu dağilımları bir de nefes alıp verme şeklinde sarkaç haretketine girerken bu dağılmalarda her zerresine serbest seçim uygulamaları vermiş onların bu faaliyetiyle elde ettikleriyle zenginleşip o aklımızın ermediği başka oluşumlara veya oluşum demekle de hata ve eksiklikte olabiliriz başka davranışlara girişecektir ,

Bu zerrelerin serbest seçim uygulamalarının biri de fiziki yaşam ve bu yaşamdaki varlıkları hep beraber çeşitli karmaşalara sokarak bağdaştırıp ayrıştırarak deneyler yapıldığını ve bunların nasıl olduğunu dilimizin döndüğünce anlayabildiklerimizden anlatmaya çalışıyoruz,

Bu dünya fizik yaşamına insanlar kapalı bir bilinç yapısı ile gelmişlerdir ve bu uzun döngüden kısa döngüye geçiştir ,yani evvelce serbest ve kendi orijinal benlikleri ile yani birle irtibatlarının devamlı olduğu ve oluşan fizik dünyada çok az bir dirençle karşılaşıldığında derhal bir üst yoğunluklara geçme serbestisinde olan ve kolayca gelişip o ruhsal yükselişle bire doğru toplanamayan insanlık kısa döngüye bilinçler kapatılarak geçirilmiştir ,bunu yakınlarda bir sembolizma olarak ifade edilen ve bir çok efsanede çeşitli değişik durumlara sokularak anlatılmaya çalışılan Ademin Birinci karısı "lilith" ile anlatılmaya çalışılmıştır ,lilith Ademle aynı şartlarda yaratıldığını belirtip ikincilliği kabul etmemiş ve bu sefer dişiliği ve erkek egemenliğini katı ve bariz bir şekilde kavramlaştırıp ortaya koyan Ademin kaburgasından Havva nın yaratılışı sembolizması devreye girmiştir ,buradaki bilgi hayat ağacındaki elmayı yiyerek sınırlanmayı kabul eden bir davranışı ve dualiteyi tam sergileyen durumu bir illüzyon özelliği ile ortama sunmaktı,

Eğer lililth devreye sokulsaydı ve dünya yaşamı öyle başlatılsaydı evvelki aksaklık devam edecek ve tekamül gecikecekti ,burada lilith belki de herm afrodit bir yaşantı ile ortama girecek dualitenin o içinde çırpındığımız olayları deneysel olarak gerçekleşmeyecekti,bu bir haksızlık ve düşük yaşamı reva gören bir düşünce dersek de deneyin kısa döngüde sürmesinin yani kutuplar çatışmasının tekamülde öngörülen bir davranış olup olmadığı nasıl test edilmeden görülecekti ,yani K.ların bahsettiği her iki döngünün de faydalı ve zararlı tarafları vardır ifadesinin düşünülmesi gerek,

Konuyu biraz daha açmak istersek efsanelerden anladığımıza göre lilith Adem ile aynı karakter ve yapıda olmanın dışında bir yaşamı kabul etmemiş yani ben gerektiğinde erkek gibi de davranmak isterim demiş tabii bu durumda Ademin dişi rolüne geçmesi gereken bir yaşam şeklinin saçma sonuçlar doğuracağı görülüp vaz geçilmiş ve her iki cinsin karakterlerini fizik alemde sonuna kadar tam gösterebileceği bir deney tarzı seçilmiş,

-------------------------------------------------------------

C: O halde belki şu anda neyden bahsettiğimizi anlamaya başlıyorsunuzdur? Bir seviyede ve bir anlamda.
S: (L) Bu varlıklar uzaydaki büyük menzilleri aşıp buraya nasıl geliyorlar?
C: Size daha önce söylediğimiz gibi yedi yoğunluk seviyesi var. Ve bu seviyeler sadece fiziksel, ruhsal ve eterik, ve maddesel varlık durumlarıyla değil, aynı zamanda, daha da önemlisi, farkındalık durumuyla ilişkilidir. Görüyorsunuz ya, farkındalık durumu, tüm yaratılışın anahtar unsurudur. Şüphesiz size bunun büyük bir illüzyon olduğunu söylediğimizi hatırladınız değil mi? Eğer bu gerçekten büyük bir illüzyonsa,hangisi daha önemli, fiziksel yapı mı, yoksa farkındalık durumu mu?
S: (L) Farkındalık durumu mu?
C: Kesinlikle. Şimdi ölçüm sistemine göre gittiğimizde, ki anlamanız için basitçe oluşturulmuştur, birden yediye kadar tüm yoğunluk sistemlerinde anahtar kavram elbette farkındalık durumudur. Başından sonuna kadar. Yani yeterince yüksek bir farkındalık seviyesine eriştiğinizde fiziksel sınırlamalar gibi şeyler ortadan kalkar. Ve fiziksel sınırlamalar ortadan kalktıkça, sizin algıladığınız şekliyle büyük mesafeler de ortadan kalkar. Dolayısıyla sizin görememenizin ve anlayamamanızın, herhangi bir şeyin mümkünlüğü veya mümkün olmayışı üzerinde kesinlikle hiçbir etkisi yoktur. Kendi yoğunluk seviyeniz hariç. Ve sizin şu andaki yoğunluk seviyenizde neredeyse kimsenin anlayamadığı şey de bu işte. Eğer bunu anlayabilirseniz ve diğerlerine aktarabilirseniz, türünüzün gördüğü en büyük hizmeti yapmış olursunuz. Bunun üzerinde biraz düşünün. Bunun bilincinize akmasına izin verin. Analiz edin. Parçalara ayırın. Ona dikkatlice bakın ve tekrar bir araya getirin.
S: (L) Farkındalığımızı sınırlandıran şey nedir?
C: Çevreniz. Ve bu sizin seçtiğiniz çevre. Gelişim seviyenize bağlı olarak. Ve herşeyi sınırlandıran şey de bu.Daha yüksek yoğunluk seviyelerine yükseldikçe sınırlamalar ortadan kalkar.
S: (L) Bu sınırlandırıcı çevreyi yaratan şey nedir?
C: Öğrenme amacı için mevcut olan büyük illüzyon.
S: (L) Peki illüzyonu kim yarattı?
C: Aynı zamanda Yaratılmış olan Yaratıcı. Yani aynı zamanda siz, biz, herkes ve herşey. Daha önce de
söylediğimiz gibi, biz siziz ve siz de bizsiniz. Ve herşey de öyle.
S: (L) Burada anahtar husus, herşeyin illüzyon olması mı?
C: Temel olarak, evet.
S: (L)Yani aslında...
C: Lütfen biraz sabırlı olun; size daha önce de söylediğimiz gibi evren yalnızca bir okuldur. Ve bu okul herkesin öğrenmesi için var. Herşeyin varolma sebebi bu. Başka bir sebep yok. Şimdi, eğer bu ifadenin gerçek derinliğini anlarsanız, deneyimlemesi mümkün olan tüm yoğunluk seviyelerini, deneyimlemesi mümkün olan tüm boyutları, tüm farkındalığı görmeye ve deneyimlemeye başlarsınız. Bir birey bu ifadeyi mümkün alan en büyük derinliğiyle anladığında, o birey aydınlanmış olur. Ve siz kesinlikle bunu duymuştunuz. Ve sonsuza kadar süren bir an için, o birey bilinecek herşeyi mutlak bir şekilde bilir.
S: (L)Yani aydınlanmanın yolunun sevgi değil bilgi olduğunu mu söylüyorsunuz?
C: Doğru.
S: (L) Duyguların saptırma için kullanılabileceği de doğru mu, yani çarpıtılmış olan ve tamamen bedensel veya sahte programlamayla yaratılmış duygular?
C: Sınırlandıran duygular ilerlemeye mani olur. Duygu aynı zamanda 3. yoğunlukta ilerlemek için gereklidir.Doğaldır. Varsayımlara dayalı sınırlandırıcı duyguları, kişiyi sınırsız olasılıklara açık olan duygularan ayırmaya başladığınızda, bu, bir sonraki yoğunluğa hazırlanıyorsunuz demektir.
S: (L) Peki ya sevgi?
C: Ne olmuş sevgiye?
S: (L) Anahtarın, cevabın sevgi olduğunu iddia eden pek çok öğreti var. Aydınlanmanın, bilginin, herşeyin sevgiyle gerçekleştirilebileceğini söylüyorlar.
C: Sorun "sevgi" terimi değil, bu terimin yorumlanışı. 3. yoğunluktakiler bu konuyu korkunç bir şekilde karıştırma eğilimindeler. Sonuçta pek çok şeyi sevgiyle karıştırıyorlar. Bildiğiniz şekliyle sevginin tanımı da doğru değil. Sevgi illa bir bireyin sahip olabileceği, bir duygu olarak da yorumlanabilecek bir his değil,daha ziyade, daha önce de söylediğimiz gibi, ışığın özüdür. Işık bilgidir ve bilgi sevgidir. Ve sevginin aydınlanmaya götürdüğü söylendiğinde, bu da çarpıtılmış bir ifadedir. Sevgi eşittir Işık eşittir Bilgi. Sizin ortamınızdaki yaygın tanımlarla sevgi, bir anlam ifade etmiyor. Sevmek için bilmeniz gerekir. Bilmek ışığa sahip olmaktır. Işığa sahip olmak sevmektir. Bilgiye sahip olmak sevmektir.

-------------------------------------------------------------
Aşağıdaki alıntıda takıntılanma hadisesinin nasıl olduğuna dair bariz bir izah yanında "nuh tufanının" bir sembolizma olduğunu yani böyle bir olay olmadığını ancak afetlerden evvel o bahsettiğimiz "von economo" hücrelerinin algısı ve süratli iletişimi ile bazı kişilerin uyarılıp haber verilerek hazırlanmaları sağlanmak istenmiş,
Bahsettiğim hususa örnek defalarca okuduğum ama atladığım ancak şimdi algıladığım idrak ettiğim bölüm,

"Olayları manipüle ederek değil, o insanların iman yoluyla bilgi edinmeleri ve olayda hayatta kalmak için deneyimlemeye gereksinim duydukları şeyleri deneyimlemeye uygun bir konuma doğal olarak gelmeleri şeklinde gerçekleşti."

Bu izah ile afetlere karşı hazırlık yapmaları önerilmiştir ,aynen Adem Havva sembolizmasında olduğu gibi,

--------------------------------------------------------------
S: (L) Daha önce İsa'nın muhtemelen genetik olarak seçilmiş bir hamileliğin ürünü olduğu tartışılmıştı.
Bunun nedenleri üzerindeki yorumlarınızı rica ediyoruz.
C: Genetik olarak seçilen bir gebelik yoktu. Bu yanlış.
S: (L) Peki öyleyse neydi?
C: Doğal bir gebelikti.
S: (L) Kastettiğim şey İsa'ya biyolojik baba olarak seçilen kişiyle ilgiliydi.
C: Sizin yoğunluk seviyenizde meydana gelen tüm doğumlar için de bu geçerli.
S: (L) Burada İsa'nın gayrımeşru olduğu yönünde ortaya çıkan ima ile ilgili yorumunuzu almak istiyoruz.
C: Eğer bunun bir şekilde onun veya aktardığı bilgilerin üzerinde bir gölge veya bir leke oluşturduğunu
düşünüyorsanız, söylediklerimize yeterince dikkat etmiyorsunuz demektir. Bilgi karşısında takıntı ile ilgili olarak söylenenleri duymadınız mı? İçlerinde, gelişimin tüm noktalarında daha fazla bilgiye erişmek için gerçekten çaba gösterenler, belirttiğiniz gayrımeşruiyet ile ilgili herhangi bir fikir ile bloke olmazlar. Eğer gelişip bilgi kazanmayı seçerseniz, hiçbir noktada hiçbir şey hakkında asla bloke olmaz veya takıntılanmazsınız. Fakat eğer bilginizi sınırlandırmayı ve takıntılanmayı seçerseniz, o zaman kendinizi sürekli bloke olmuş halde bulursunuz ve bu durum tüm yaşam deneyimlerinizde kendini gösterir. Bu,bireysel ruh gelişimi kalıbının bir parçasıdır. Tamamen seçime dayalı birşeydir. Bu nedenle bir başkasının bilgi edinme seçimine veya bunu nasıl yaptığına veya yapmadığına müdahale etmeniz mümkün değildir.Bir başkasının algılarını değiştirmeye çalışmanın gereği yoktur çünkü özgür iradeye müdahale anlamına gelir. Eğer biri aydınlanmak yerine takıntılanmayı seçiyorsa, bu onun seçimidir!
S: (L) Martek gezegeninden bahsetmiştik. Bu, eski insanların Mars'a verdikleri isim mi, yoksa dünya-dışıların bir isimlendirmesi mi?
C: Tarihinizin gelişiminin çeşitli aşamalarındaki pek çok şey gibi bu da her ikisinin bir birleşimi.
S: (L) Dünya gezegeninin, Martek ile etkileşimi öncesinde bir su buharı örtüsüne sahip olduğu belirtilmişti.Bu su buharı örtüsü nasıl havada asılı duruyordu?
C: O mekan-zaman noktasında, su buharı örtüsü, atmosferinizin kendine özgü bileşiminin doğal bir
unsuruydu.
S: (L) Yerçekimi seviyesi şimdikiyle aynı mıydı?
C: Sizin algılayabileceğiniz bir seviyede olmamakla birlikte biraz farklıydı. Bu fark, o buhar örtüsünün asılı kalmasının nedenlerinden biriydi.
S: (L) Nuh tufanı öncesindeki farklı yerçekimi durumu ve ayrıca su buharı örtüsü, gezegende şu anda mevcut olan koşullarla karşılaştırıldığında daha uzun insan ömrüne elverişli miydi?
C: Sadece belirttiğiniz koşullar değil, o mekan-zaman noktasında gezegende mevcut olan diğer tüm koşullar,daha uzun ömür için elverişliydi. Bu arada Nuh, gerçek bir tarihsel olaydan ziyade sembolik bir mesajdır.
S: (L) Tarihsel olay derken Nuh'un bir gemiye binmesini mi, yoksa tufanı mı kastediyorsunuz?
C: Öncelikle Nuh diye biri yoktu. İkinci olarak ise o hikayede belirtildiği şekilde gerçek bir tufan yoktu.
Üçüncü olarak da tüm hikaye, gerçek bir olaydan ziyade sembolik bir mesajdı.
S: (L) Peki gerçekte ne oldu ve buradaki sembolizmin bize verdiği mesaj nedir?
C: Bu çok genel bir temsildir. O süreçte gerçekten tüm gezegeni saran bir afet meydana geldiğini ve ruhsal gelişimlerinin bir parçası olarak bu afeti bedenlerini terk etmeden deneyimlemeye hazır olanların afetten önce uyarıldıklarını anlatıyor. Olayları manipüle ederek değil, o insanların iman yoluyla bilgi edinmeleri ve olayda hayatta kalmak için deneyimlemeye gereksinim duydukları şeyleri deneyimlemeye uygun bir konuma doğal olarak gelmeleri şeklinde gerçekleşti.
S: (L) O olayda Dünya'ya çok yaklaşan Martek'in yüzeyinde su var mıydı ve o su Dünya'ya mı boşaldı?
C: Bu gerçeğe çok yakın. Ama bundan çok daha karmaşık, bu nedenle şimdilik bu konuyu burada
bırakacağız.
-----------------------------------------------------------------
S: (L) Kutsal Kitap'taki "Kabil'in Damgası" hikayesinin anlamsal kökeni nedir? Fiziksel bir iz miydi?
C: Omurganın tepesindeki düğüm.
S: (L) Kambur gibi mi?
C: Hayır. Çıkıntı.
S: (L) Omurganın tepesindeki fiziksel bir düğüm müydü?
C: Sizde de ve diğer herkeste de var. Kafanızı hissedin.
S: (L) Oksipital (artkafa) yükselti mi?
C: Yakın.
S: (L) Peki bende varsa bu benim bir katil olduğum anlamına mı geliyor?
C: Hayır. Yılan Kardeşliği'nce yayılan bir batıl inanç.
S: (L) Peki Kabil'in damgası ne anlama geliyor?
C: Kıskançlık.
S: (L) Kimin kıskançlığı?
C: Tüm insanların.
S: (L) Bu iz yoluyla diğerlerinden ayırtılan bir insan grubu mu vardı?
C: Hayır. Bu, Kertenkeleler tarafından genetik mühendislik yoluyla gerçekleştirilen zayıf noktalarınızdan biri.
S: (L) "Ahit Sandığı" (Ark of the Covenant) neydi?
C: Güç hücresi.
S: (L) Bu güç hücresinin aslı nedir?
C: Kertenkeleler, diğer insanları manipüle etmeleri için Yahudilere vermişti.
S: (L) Bu nesneye yaklaşanların veya dokunanların ölmesinin nedeni neydi?
C: Aşırı enerji yüklemesi; ters elektromanyetizma yoluyla etki.
S: (L) Ters elektromanyetizma nedir?
C: İçe dönme.
S: (L) Bunun yarattığı etki nedir?
C: Maddenin sıvılaşması.
S: (L) Evet, çok hoş. Bu "hücre" bir çeşit süslü bür kutuda saklanıyordu, değil mi?
C: Evet.
S: (L) Yalnızca rahiplerin dokunabilmesinin nedeni neydi?
C: Yalnızca bencil bir amaç için kullanmayacak olanlar dokunabiliyordu.
S: (L) Yani bu nesneye yaklaşmak bile insanı yaralayabiliyordu, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Peki rahipler nasıl yaklaşabiliyordu?
C: Bencilce olmayan enerji alanı.
S: (L) Yani düşünce alanlarıyla etkileşebiliyordu?
C: Evet.
--------------------------------------------------
S: (L) Siyahlar genel olarak, kayıt edilmiş olan tarihin büyük bölümünde neden bu kadar ilkel bir zihin
kalıbıyla ve bu kadar ilkel koşullarda yaşayageldiler?
C: Modern etkileşimlerden yalıtım.
S: (L) Neden?
C: Karma. Gaddar hiyerarşik eski toplum yapısının cezası.
S: (L) Siyah insanlar Kertenkeleler tarafından beyaz insanlar kadar sıkça kaçırılıyor mu?
C: Evet.
S: (L) Bu konuda neden yok denecek kadar az şey duyuyoruz?
C: Genel olarak siyahların kültürü hakkında çok az şey duyuyorsunuz.
S: (L) Siyahlar kendi kültür yapıları içinde dünyadışılardan ve kaçırılmalardan haberdarlar mı?
C: Daha az farkındalar ve daha az tartışıyorlar.
S: (L) Medya yoluyla manipüle edildiğimizi biliyoruz. Hangi yöntemleri kullandıklarını ve amaçlarının ne olduğunu öğrenmek istiyoruz.
C: Daha net ol.
S: (L) TV veya filmler yoluyla zihinsel manipülasyon yapmak için hangi teknik yöntemleri kullanıyorlar?
C: Bildiğiniz görsel ve sözlü bombardıman.
S: (L) Bilinçaltı fikir aşılaması kullanıyorlar mı?
C: Çoğu zaman gerekmiyor.
S: (L) Çocukların dinlediği müziklerde onları programlamaya yönelik herhangi bir çaba var mı?
C: Evet.
S: (L) Bilinçaltına yönelik etkiler var mı?
C: Evet.
S: (L) Elektronik sinyaller mi kullanıyorlar?
C: Evet.
S: (L) Peki televizyon programlarında elektronik sinyalleri kullanıyorlar mı?
C: Kullandılar ama o kadar sık değil.
S: (L) Acil yayın sinyali testlerinde gönderilen bu tür herhangi bir sinyal var mı? (Ç.N.: Acil yayın sinyali;ABD'de bir dönem acil güvenlik durumlarında devlet başkanın tüm halka seslenmesine yönelik kurulmuş bir sistem.)
C: Hayır.
S: (L) Eğer kertenkeleler sık bir şekilde bizimle besleniyorlarsa ve gelip gezegenimize el koymayı
planlıyorlarsa, bunu neden 300.000 yıl önce üzerimizde hakimiyet kazandıklarında yapmadılar?
C: Sizinle aynı boyutta yaşama arzusu duymuyorlar.
S: (L) Neden?
C: Siz 3'üncü seviyesiniz, onlar 4'üncü seviye.
S: (L) Şimdi planladıkları şey nedir?
C: 4'üncü yoğunlukta sizi yönetmek.
------------------------------------------------------------
S: (L) Oklahoma'daki bombalamanın yurtsever hareketi ile ilgili olabileceği tespit edildi. Gerçekten bu
saldırının ardında onlar mı var?
C: Ne amaç, ne de yön olarak bu tür hiçbir bütüncül hareket mevcut değil. Son derece parçalı!
S: (J) Branch Davidian'larla ilgili olabileceğini okumuştum. (L) Doğru mu?
C: Hayır.
S: (J) Kontrol dışı gruplar mı? (T) Bunun arkasında tek dünya devleti mi var?
C: Hayır.
S: (L) Kontrol dışı gruplar mıydı sadece?
C: Yakın.
S: (L) Yani sadece... (J) Birkaç uçuk bir araya geldi ve... (L) Binayı uçurdular mı?
C: Manipüle edilmek, böylece zihni bulandırılmak ve şeytanların olmadığı yerde şeytanlar görüp şeytanların olduğu yerde ise onları görememek çok kolay.
S: (L) Yani bunu yapanlar manipüle mi edildi?
C: Evet.
S: (L) Bu manipülasyonun kaynağını söyleyebilir misiniz?
C: Çeşitli.
S: (L) Bu kaynaklardan bir tanesinin adını söyleyebilir misiniz?
C: Kertenkele ırkı.
S: (T) Başka bir tane söyleyin.
C: Onların bilinçli ve diğer ajanları.
S: (L) Kertenkelelerin insan ajanlarından birkaç tanesinin adını söyleyebilir misiniz? ...
C: Şu veya bu "zamanda" tüm insanlar
--------------------------------------------------------------
Ahit sandığının kertenkelelerce diğer insanları manipule etmeleri için yahudilere verilmiş ve ancak ona bencil amaç için kullanmayan rahipler dokunabiliyormuş ,doğrusu bu konudaki anlatılmak istenen derinliği baştan anlayamadım ,hem insanları manıpule etmeleri için özel kaderi programı olan yahudilere ver ama bencilce kullanma durumuna da girme,
Ama burada monoteizme tam takılmış ve insanlara tanrısal yolda iyilik yapıyorum konusuna inanmış kişilerin bunu bencillik dışı kullanabileceği bakışına geçersek meselenin gizini çözmüş oluruz evet günümüzde bu yöne takılmış kişilerin yoğun olduğunu düşünürsek gayet normal,
----------------------------------------------------------------

S: (L) "Ahit Sandığı" (Ark of the Covenant) neydi?
C: Güç hücresi.
S: (L) Bu güç hücresinin aslı nedir?
C: Kertenkeleler, diğer insanları manipüle etmeleri için Yahudilere vermişti.
S: (L) Bu nesneye yaklaşanların veya dokunanların ölmesinin nedeni neydi?
C: Aşırı enerji yüklemesi; ters elektromanyetizma yoluyla etki.
S: (L) Ters elektromanyetizma nedir?
C: İçe dönme.
S: (L) Bunun yarattığı etki nedir?
C: Maddenin sıvılaşması.
S: (L) Evet, çok hoş. Bu "hücre" bir çeşit süslü bür kutuda saklanıyordu, değil mi?
C: Evet.
S: (L) Yalnızca rahiplerin dokunabilmesinin nedeni neydi?
C: Yalnızca bencil bir amaç için kullanmayacak olanlar dokunabiliyordu.
S: (L) Yani bu nesneye yaklaşmak bile insanı yaralayabiliyordu, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Peki rahipler nasıl yaklaşabiliyordu?
C: Bencilce olmayan enerji alanı.
S: (L) Yani düşünce alanlarıyla etkileşebiliyordu?
C: Evet.
-------------------------------------------------------------
S: (L) Hmmm, okumayı yeni bitirdiğim bu ilginç kitapta Ahit Sandığı'nın Etiyopya'da olduğu yönünde
geleneksel bir kabul ifade ediliyor. Ahit sandığı gerçekten Etiyopya'daki Siyon'lu Azize Meryem
Kilisesi'nde mi?
C: Hayır.
S: (L) Peki nerede?
C: Eğer bu bilgiyi sana ifşa etseydik, bu bir bebeğe el bombası vermeye yakın birşey olurdu!!
-------------------------------------------------------------
İllüzyonun özelliklerini incelerken evvelce incelediğimiz bir tekrar da olsa aşağıdaki bölüm bir çok karıştırılmış bilgiyi arap saçı düzeltir gibi farkındalık platformuna çekiyor,
---------------------------------------------------------------

S: (L) Nefertiti Akhenaton’un hükümdarlığının 12. yılında tarihten silinmiş gibi görünüyor. Akhenaton
hükümdarlığının 17. yılında ölmüş. Eğer Nefertiti Sara’ydıysa, ve Akhenaton İbrahim/Musa onu alıp
gittikten sonra peşlerine düştüğü sırada öldüyse, Nefertiti o beş yıllık süre içinde neredeydi?
C: Bir yere kapatılmıştı.
S: (L) Yani Nefertiti Sara’ydı ve İbrahim gelip bir şekilde onu kurtardı, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) MÖ 1627 ile MÖ 1588 arasında komet kümesinin geçişi sırasında ne oldu? Büyük bir dramanın
meydana gelmesine neden olan olaylar mı...
C: Evet.
S: (L) İbrahim Sara’yı aldı, Akhenaton onların peşinden gitti ve nehirde boğuldu, öyle mi?
C: Yakın.
S: (L) MÖ 1627 ile MÖ 1588 arasında yaklaşık 40 yıllık bir çöl yolculuğu olmuş gibi görünüyor. Thera patladığı sırada kaçmış olmalılar ve kırk yıl sonra da kometler gelmiş. O sürete İbrahim ve etrafındakiler ne
yapıyordu?
C: Bedeviler.
S: (L) Bu kabilede kaç kişi vardı?
C: 623.
S: (L) Yani Kutsal Kitap’ın bizi inandırmaya çalıştığı gibi binlerce kişi değil. Pekala, İbrahim oğlu İshak olarak geçen kişiyle aynı mı?
C: Hayır.
S: (L) Mısırlıların Nefertiti olarak tanıdığı Sara 90 yaşındayken bir çocuk doğurdu mu?
C: Hayır.
S: (L) Sara İshak’ın annesi miydi?
C: Evet.
S: (L) İbrahim neden oğlunu kurban etmek istedi?
C: Böyle birşey olmadı.
S: (L) Mısırlı Hacer kimdi?
C: Mısır Prensesi.
S: (L) Sara’nın hizmetçisi miydi?
C: Hayır.
S: (L) Sara’nın kızı mıydı?
C: ..Sara’nın Akhenaton’dan kızı.
S: (L) İbrahim’in Hacer’den bir çocuğu oldu mu?
C: Evet.
S: (L) Oldukça ensestimsi bir durum. Sara kendi kızının çocuğuna karşı büyük bir kıskançlık duyup İbrahim’in onu (ç.n. Hacer’i?) terk etmesini istedi mi?
C: Yakın.
S: (L) Bu kabile İsrail’e ne zaman varıp yerleşti? Bedeviler olarak geçirdikleri 40 yıldan sonra mı oldu bu?
C: Evet.
S: (L) Kral Davut konusunu da incelemem gerekiyor. Robin Hood gibiymiş. Peki, İbrahim’in Tanrı’yla
konuşması konusu nedir? Monoteizm bundan mı doğdu?
C: Yakın.
S: (L) Yani İbrahim ve kabilesiyle birlikte başladı. Hitit diyarından gelip kabilesine katılan Levi kardeşleri oldu mu?
C: Yakın.
S: (L) Bu hikayede değinmem gereken ama değinmediğim herhangi bir ayrıntı var mı?
C: Davut bir Levi’ydi.
S: (L) İbrahim’in soyundan mı geliyor?
C: Hayır.
S: (L) “Hitit diyarından” mı geldi?
C: Yakın.
S: (L) Ailesi Filistin bölgesine geldikten kaç nesil sonra doğdu?
C: 5.
S: (L) İbrahim’in akrabaları mıydılar?
C: Kısmen.
S: (L) Uzaktan akrabalık. Peki Davut ne yaptı? Gelip insanları mı birleştirdi?
C: Evet.
S: (L) Ahit Sandığı onlarda mıydı? Bu cisim 4. yoğunluk tarafından bu insanlara mı verildi?
C: Yakın.
S: (L) Esas olarak kime verildi?
C: İbrahim.
S: (L) Kim verdi?
C: Sara.
S: (L) Rachel’in babasının evinde yaptığı hırsızlık hikayesi aslında Sara’nın Akhenaton’dan Ahit Sandığı’nı
çalması hikayesi mi?
C: Evet.
S: (L) Akhenaton’un hırsla onları takip etmesine şaşmamak lazım. Demek Sara’nın peşinde değilmiş, Ahit
Sandığı’nı geri almak istemiş.
C: Evet.
S: (L) O cismi Akhenaton’a kim verdi?
C: KH 4. Yoğunluk.
S: (L) Burnuma kötü kokula geliyor! Davut’un büyükannesi Ruth’un bir Moablı olduğunu okuduk. O hikaye de başlıbaşına bir gizem. Pekala, Yahudi’lerin hapsedilme, köleleştirilme, ezilme vs ile ilgili anlattığı hikayenin kökeni nedir? Esaretle ilgili bu kabile anısının kaynağı nedir?
C: Sümer kavramı.
S: (L) Bu anlamlı. Sümerlerin Kutsal Kitap hikayelerindeki karışıma katkıları bu esaret fikri yani. Sümerlilerin genetik olarak kölelik için yaratılmayla ilgili kadim bir efsaneleri var. Tanrıların hizmetçileriydiler...
-------------------------------------------------------------------
Tamam, şimdi araştırmamız hakkında birşeyler soralım. Hemen netleştirmek istediğimiz meselelerden biri Kutsal Kase ve Ahit Sandığı.Ahit sandığı denen şey, yani daha önce tanımladığınız şekliyle Musa öncesi Yahudilere verilen cisim Kutsal Kase ile aynı şey mi?
C: Hayır.
S: (L) Yani tamamen farklı iki teknoloji var bu olaylarda?
C: O şekilde tanımlamak istersen.
S: (L) Neden böyle bir yanıt verdiler? İkisi arasındaki ayırt edici olan şey nedir? (A) Belki de “o şekilde”
demelerinin nedeni bunları “teknoloji” olarak isimlendirmiş olman. Belki de doğru terim bu değil.
Teknoloji bu işin bir parçası olabilir ama belki de en önemli kısmı değil. (Galahad) Söz konusu iki unsurdan biri bir KH aracı, diğeri de bir BH aracı mı?
C: Evet ve hayır.
S: (Galahad) Teşekkürler! Bu herşeyi netleştirdi!
C: Bu yakında kendiliğinden netleşecek bir mesele.
S: (L) Dünyadaki farklı grupların mimari veya sanatsal veya megalitik yapılarına bakarak aşağı-yukarı
teknoloji denebilecek şeylerin varlığını tespit edebileceğimiz şeklindeki görüşüm doğru mu?
C: Bir ölçüde, evet. Ama tek ipucunun bu olmasına izin verme. “Yaşam tarzını”, metallerin varlığını ve
kullanımlarını, örneğin bir yanda altın, diğer yanda demir kullanımını göz önünde bulundurabilirsin.
S: (L) Yani bu konuda bakılabilecek bir sürü farklı ipuçları var. Tamam o zaman. Ahit Sandığı dediğimiz şey Baalbek’te miydi?
C: Hayır. Ama orada ileri bilgiye sahip olanlar vardı kesinlikle.
S: (L) Bunu yapmalarından nefret ediyorum: teorimi paramparça ediyorlar. Bir “kutsal kase grubu” ve bir
“ahit sandığı grubu” var mıydı?
C: Öyle söylenebilir.
S: (L) Baalbek Ahit Sandığı Grubu tarafından mı inşa edildi, Kutsal Kase Grubu tarafından mı?
C: Ahit Sandığı Grubuydu.
S: (Galahad) İşin bu kısmını netleştirdik. (L) Bir keresinde Nefertiti ve Sarah adlı kişilerin aynı kişi olduğunu konuşuyorduk. Şu anda da, kadim belgelerdeki önemli bazı ipuçlarına dayalı olarak bu bireyin aynı zamanda Truvalı Helen olabileceğini konuşuyoruz. Bu gerçekten de takip etmesi faydalı bir fikir mi?
İpuçlarının doğru bir değerlendirmesi mi?
C: Öyle!
S: (L) O zaman hikayeye göre Paris/Alexander de İbrahim’le aynı kişi ve Herodot’un Paris ve Helen’in
Mısır’da geçici olarak kalmasına dair hikayesi doğruydu?
C: Evet.
S: (L) Bir de ele almamız gereken erkek kardeş meselesi var. İbrahim’in Lut adlı bir yeğeni var. Bir yanda da Musa ve Harun, Yakup ve Esav, İshak ve İsmail var. Tüm bu kardeş çiftleri, kardeş olsunlar veya olmasınlar aynı hikayelerin, aynı kişiliklerin farklı yansımalarından mı ibaretti?
C: Büyük ölçüde ama başka hikayelerin unsurlarıyla da harmanlandı.
S: (L) Bu gerçek kardeşler anlamında bir kardeş/kardeş ilişkisi miydi?
C: Hayır. “Kardeşlik” ilişkisi “sahte” aktarım hattını meşrulaştırmak için yaratıldı.
S: (L) Yani bir kardeşlik ilişkisi yoktu, tabi hikayenin herhangi bir kısmının doğru olduğunu kabul edersek.
Öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Hikayedeki değişiklik unsurlarından biri Yakup’un kardeşi Esav’a bir “nimet” veya “hediye” vermesiydi.Bu anlatım, o hikayede Yakup olarak görünen Musa’nın bir başka birine birşey, önemli birşey verdiği gerçeğinin bir yansıması mı?
C: Evet.
S: (L) Veren Musa/İbrahim miydi?
C: Evet.
S: (L) Verdiği şeyi kime verdi?
C: “Musa” soydaşlarının yozlaşmaya direnme yeteneğiyle karşılaştırıldığında cismin tehlikesinin daha büyük olduğunu sonunda anladı. Cismi yaratıcısına verdi.
S: (Galahad) Cismi yaratanlar KH güçleri miydi yoksa BH güçleri mi?
C: KH güçleri.
S: (Galahad) Yani Ahit Sandığı KH güçleri tarafından yapıldı. Bu durum Musa’nın bazı gerçeklerin farkına
varmasını mı sağladı? Musa uyanmaya mı başladı?
C: Evet. “Melekle mücadele” hikayesi önemli bir dönüş noktası ve geri veriş anıydı.
S: (L) Esav’ın söyledikleriyle ifade edecek olursak, verilen nimet neydi? Eğer cismin “meleğe” verilmesi ahit sandığının iade ediliş olayıydıysa? Oradaki hikaye neydi?
C: İki ayrı olay.
S: (L) Kısacası ahit sandığı melek denen şeye iade edildi. Ama sonra bir başkasına bir başka şey verdi. Daha önceden size bu konuda soru sorduğumda, Esav’a verilen şeyin “Ezilmiş gazap yaprakları, enkarne mavi elmalar” olduğunu söylemiştiniz ve bunun “çekirdek anlamını” araştırmam gerektiğim söylendi. (ç.n.: ing.“core” = çekirdek)
C: Peki “Kore” kimdi?
S: (L) İbrahim’in kızı mıydı?
C: Perseid ailesinin yaşayan son üyesiydi.
S: (L) Kadın mıydı, erkek mi?
C: Kadın.
S: (L) Peki İbrahim bu kadını nasıl ele geçirdi?
C: Metni araştır, göreceksin.
S: (Galahad) Kore’nin Perseid ailesinin son üyesi olduğunu söylediniz. Peki Paris o ailenin bir üyesi miydi?
C: Hayır.
S: (L) İbrahim onu kaçırdığı için o kişi İbrahim’in grubunun bir parçası mı oldu?
C: Bu soru doğru yönde gidiyor ama o kadar basit değil.
S: (Galahad) Kaçırılan kişinin bir kadın olduğunu mu söylüyorlar? Helen olabilir mi?
C: Hayır!
S: (L) Daha önce Helen’in genetik olarak üzerinde oynanmış bir Hititli olduğunu söylemiştiniz. Onun
ebeveynleri mitoloji dışında bizim aşina olduğumuz biri miydiler?
C: Hayır.
S: (L) Yani soyu tamamen mitolojikti. İddia edildiği gibi saygın bir ailenin veya bir kraliyet ailesinin bir üyesi miydi?
C: Bununla ilgili bir keşif yapacaksın.
S: (L) Perseid ailesinin yaşayan bu son üyesine dönecek olursak... Yakup kişiliğiyle İbrahim’in bir başkasına verdiği kişi kimdi? Bu kişi kime verildi ve neden?
C: “Helen”in hiddetinden korunmak için.
S: (L) Mısırlı Hacer’in hikayesinde bunun bir yansıması var. Kime verildi?
C: “Ejder Öldürenler.”
S: (L) Daha önce Helen/Nefertiti/Sara’nın Akenaton tarafından kilitlendiğini söylemiştiniz. Tam olarak neden kilitlendi?
C: Akenaton işlev gösteremeyecek hale geldi ve eylem başkaları tarafından gerçekleştirildi.
S: (L) Tahmin ettiğim gibi Akenaton delirdi mi?
C: Öyle denebilir.
S: (L) Bir firavunla ilgili hikayede anlatıldığı gibi Nil’e düşüp bir timsah tarafından yendi mi?
C: Timsah yok.
S: (L) Sadece suya düşüp boğuldu mu?
C: Kendisine bu hususta “yardım edildi” demek daha doğru olur.
S: (L) Zavallı adam başından beri bir kurbanmış gibi geliyor bana.
C: Evet.
S: (L) Menotho’nun anlattığı veba hikayesi bir cüzzam hikayesi miydi yoksa başka birşey mi?
C: Cüzzam dahil pek çok unsur.
S: (L) Diğer unsurlar nelerdi?
C: Göktaşı yağmurlarıyla ilgili yazıları dikkate al.
S: (L) Radyasyon hastalığının herhangi bir kısmı, tahmin ettiğimiz gibi ahit sandığının etrafında olmaktan mı kaynaklandı?
C: Koruyucu bir kap içinde tutulduğundan pek sayılmaz.
S: (L) Helen/Nefertiti/Sara bir yere kilitlenmesinin gerekmesine katkıda bulunan bir tür hastalığa yakalandı
mı?
C: Hayır, hatta onu bir şüphe konusu haline getiren şey hastalanmamasıydı.
S: (L) Yani cüzzama yakalanmadı. Miryam o halde Helen/Nefertiti/Sara unsurunun bir parçası değildi, doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Helen Argolu muydu?
C: Hayır.
S: (L) Argolu biri var mıydı?
C: Evet.
S: [Gülüşme] (L) Yani, özellikle bu hikayenin içindeki biri anlamında sordum.
C: Evet, elbette ve bu çok önemli bir ipucu olabilir!
S: (L) Metinleri okurken Libyalıları ve Etiyopyalıları okuduk ve öyle görünüyor ki, Delta’da yaşamayan herkes ya Libyalı olarak tanımlanıyor ya da Etiyopyalı. Libyalı/Etiyopyalı denen, Mısır’da ve Kuzey Afrika’nın diğer bölgelerinde yaşayan bu kişiler kimlerdi ve nereden gelmişlerdi?
C: Çeşitli zamanlardaki çeşitli kimlikler.
S: (L) Yani farklı zamanlarda farklı halklara verilen isimlerdi bunlar ve meseleleri netleştirmek için belirli
zamanlardaki belirli gruplar hakkında spesifik sorular sormamız gerekecek. Manetho’nun bir Libya isyanı
olarak kaydettiği, MÖ 2676’daki Çıkış olayındaki “Libyalılar” kimdi?
C: Sümer ve Ari karışımı.
S: (L) Bu grup en sonunda Girit’e mi gitti?
C: Evet.
S: (L) Daha önce Mısır’daki piramitlerin, yani Gize’deki Büyük Piramit’in ve onun yanındakilerin Atlantislilerin torunları tarafından inşa edildiğini söylemiştiniz. Atlantislilerin torunlarının tam olarak hangi grubunun o piramitleri inşa ettiğini öğrenmek istiyoruz.
C: Birkaç noktayı daha birleştirene kadar bu soruyu beklet.
------------------------------------------------------------------
Bu arada yeri gelmişken illüzyonun faydalı tarafları da vardır ve dünya tıbbında kullanılır "placebo" etkisi ,yani bazı hastalıklara iyi gelecek denerek mesela ağrı kesecek yeni bir etken madde bulunduğu öylenir ve deneklerin bir kısmına etken madde ihtiva etmeyen etkisiz madde içeren ilaçlar verilir ve bu o kişilere söylenmez yani onlar etken madde aldıkları illüzyonuna sokulur sonuçlar kaydedilir ve placebo tip ilaç alanların yarıdan fazlasının ağrılarının geçtiği görülür,bu da bize illüzyon vasıtası ile bedenin yani yanıltılı algıya kapılmakla insan beden işlevlerinin bile etkilendiğini gösterir,

Bu konuyu evrensel dile çevirirsek aldatılmak, insanları yankı odalarına kilitleyen unsurlardan biridir,

İllüzyon konusunu açarken ritüellere dokunmaya çalışalım ,
Ritüeller bulunulan ortam bilinci dışına çıkmayı çeşitli usullerle tekrarlarla sağlanmaya çalışılıp gerçekleri sorgulama özelliği kazanmak için yapılan ve meditasyon da dediğimiz uğraşılardır genelde uğraştırıcı denilen dünya yaşam bilincinden kaçmak ve dingin bir ruh haline gelebilmeyi becerebilmek ile de tanımlanır,
Ama günümüzde dinsel yollarla emir olarak verildiğini ve mutlak yapılmak gerek dayatmaları ve ilahlaştırılmış tabu kriteri haline getirilmiş hali onun hakiki sebebini ortadan kaldırır,

Yani bir ritüel yap kusurlarının hepsi otomatik olarak temizlenir için rahat olsun ve sonra kusurlar da bu hayatın cilveleridir diye kusurlu yaşantına devam et ,nasıl olsa ritüel var ya ,yapar kusurlarından arınırsın,böylece takıntı vasıtası haline gelmiş ritüeller ülkemizde ve islam toplumunda bolca uygulanır ve görüldüğü gibi bahsettiğimiz bu değil..

K.lar da bu tip takıntılı ritüel hallerinin yapılmamasını ve ortamdan uzaklaştırılmasını ama saf bilinç haline getirecek meditasyonun yapılmasını isterler,

İşte bu işin içinde tekrarlamalar bahsini de görüyoruz K.alıntılarındaki tekrarlamaları benim de kullandığımı görüyorsunuz ve bir kısım dostların bunlardan sıkıldıklarını hissediyor gibiyim,oysa tekrarlamaların benim gözümde hiç bir zaman sıkıntısı olmaz zira her tekrar da evvelce kaçırdığım anlamını genişletmediğim hususlar ile karşılaşıyorum ve onu çözmek için düşünmeyi ve bilgi çıkınını karıştırmayı devamlı devreye sokuyorum ve bilgilenme yolunda benim kazancım oluyor,
-------------------------------------------------------------------
S: (L) Yaptığımız ritüellerden herhangi biri daha fazla kaçırılmamıza karşı koruma sağlıyor mu?
C: Belki. Enerji alanları olan bazı kristaller. Bilginiz varsa korumaya ihtiyaç duymazsınız.
S: (L) Bu bilgiyi nasıl elde ederiz?
C: Bilinçaltınızın derinliklerinde.
S: (L) Bu bilgiyi ne zaman elde ettik?
C: Doğumdan önce.
S: (L) Koruma için yapabileceğimiz başka herhangi birşey var mı?
C: Öğrenin, meditasyon yapın, okuyun.
S: (L) Şu anda yapmamız gerekeni yapıyor muyuz?
--------------------------------------------------------------------
S: (L) Kertişlerin saldırısına karşı kişinin kendisine koruma oluşturma amacıyla gerçekleştirebileceği herhangi bir ritüel var mı?
C: Ritüeller faydasız.
S: (L) Kullanabileceğimiz herhangi bir teknolojik yöntem var mı?
C: Gerekli olan tek savunma bilgidir. Bilgi, sizi varoluştaki tüm olası zarar biçimlerine karşı korur. Daha fazla bilginiz oldukça daha az korkunuz olur, daha az acınız olur, daha az gerilim hissedersiniz ve herhangi tür veya biçimde daha az tehlike deneyimlersiniz. Şimdi bunu çok dikkatlice düşünün çünkü bu çok önemli:"Bilgi" sözcüğünün ardındaki kavramın herhangi bir sınırı var mı? Eğer bu kavramın sınırı yoksa o kelimenin değeri nedir? Sonsuz. Bu tek kavramın, bu tek anlamın sizi bütün sınırlandırmalardan nasıl serbest kıldığını anlayabiliyor musunuz? Bilgi kelimesinin ve bu kelimenin manasının, ihtiyaç
duyabileceğiniz herşeyi nasıl sağlayabildiğini anlamak için altıncı duyunuzu kullanın. Dikkatlice
düşünürseniz, bunun doğruluğunun işaretlerini göreceksiniz.
S: (L) Bu, kitaplardan öğrenilen bilgileri kapsıyor mu?
C: Kelimenin ifade ettiği kavramın tüm olası anlamlarını kapsıyor. Sadece tek bir terimin, bu tek kelimenin nasıl bu kadar çok mana taşıdığını düşünebiliyor musunuz? Bunun tamamen farkında olmadığınızı algılıyoruz. Aydınlanmanın belirtilerini görebilirsiniz ve aydınlanma bilgiden gelir. Bilgi elde etmek ve bilginizi arttırmak için sürekli olarak çaba gösterirseniz, meydana gelebilecek tüm olası negatif şeylere karşı kendinize bir koruma sağlamış olursunuz. Bunun neden böyle olduğunu biliyor musunuz? Daha fazla bilginiz oldukça, kendinizi nasıl koruyacağınız konusunda daha fazla farkındalığınız olur. Sonunda bu farkındalık o kadar güçlü ve o kadar kapsamlı hale gelir ki, kendinizi korumanız için belirli şeyler veya ritüeller yapmanıza hiç gerek kalmaz. Koruma, bu farkındalıkla birlikte doğal olarak gelir.
S: (L) Bilginin, edinilmesi veya kabulü dışında bir cismi veya bir varlığı var mı?
C: Bilgi tüm cisimleri kapsar. Tüm varoluşun çekirdeğine gider.
S: (L) Yani bilgi kazanmak, kişinin kendi varlığına birşeyler eklemesi anlamına da geliyor...
C: Öyle. Kişinin, varlığına arzu edilebilir herşeyi katması demektir. Ve ayrıca, şu anda olduğu gibi ışığa ulaşma yolunda çaba gösterirken, gerçekten bilin ki ışık bilgidir. Bu, tüm varoluşun çekirdeğindeki bilgidir. Bilgi,tüm varoluşun çekirdeğinde mevcut olması ile, varoluştaki tüm negatiflik biçimlerine karşı koruma sağlar.Işık herşeydir ve herşey bilgidir ve bilgi herşeydir. Siz de bilginizi arttırmada son derece başarılısınız. Şimdi tüm ihtiyacınız olan şey, tüm ihtiyacınız olan şeyin bilgi edinmek olduğuna inanmanız ve bunu kavramanızdır.
S: (L) Bilgiyi edindiğim kaynağın aldatıcı bir kaynak olmadığından emin olmak isterim.
C: Eğer imanınız varsa, edinebileceğiniz hiçbir bilgi yanlış olamaz çünkü böyle birşey yoktur. Size yanlış bir bilgi veya veri vermeye çalışan herkes ve herşey başarısız olacaktır. Tüm varoluşun kökünde olduğu için,bilginin kabul ettiği şey, sizi yanlış veriyi benimsemekten koruyacaktır. Yanlış veri bilgi değildir. Sadece açık bir şekilde bilgi edinmeye çalıştığınızda yanlış veriyi benimseme konusunda korku duymanıza gerek yoktur. Bilgi koruma sağlar -- ihtiyaç duyabileceğiniz tüm korumayı.
--------------------------------------------------------------------
S: (L) Mum yakma, tuz, adaçayı, şamanistik ritüeller ve bu gibi şeyler mi? Bunların hepsi faydasız mı?
C: Olabilir.
S: (L) Adaçayı faydalı değil mi?
C: Öğrenme sürecindesin; "Ritüel yapmamanız iyi" dediğimizi hatırlıyor musun?
S: (L) Yani gücün bilgiden geldiğini ve asıl önemli olanın ve korumanın bilgiyle sağlandığını söylüyorsunuz.
C: Aynen öyle. Bu çok ama çok önemli.
S: (L) Alexandra David Neel, bir lamadan alıntı yaparak, kendi zihinlerimizin çocuklarına ve başkalarının zihinlerinin çocuklarına karşı, üst seviyeli negatif varlıklarca yaratılmış olabilecek düşünce kalıpları gibi şeylere karşı dikkatli olmamız gerektiğini söylüyor. Eğer böyle şeylerin var olduğunu kabul etmezsek gene de bizi avlayabilirler mi?
C: Ritüellerdeki enerji doğrudan Kertenkelelere gidiyor.
S: (L) Tanrı adına yaptığımız dualar bile mi?
C: Dua etmekte bir sakınca yok. Organize din, ritüellere neden saplantı derecesinde önem veriyor
sanıyorsunuz?
S: (L) Aynı şey şamanistik uygulamalar ve benzer şeyler için de geçerli mi?
C: Aynen.
S: (L) Havuzumun tekrar temiz hale gelmesi nasıl oldu?
C: Kendi enerjini tekrar topladın.
S: (L) Yani ritüellerle bir ilgisi yoktu?
C: Doğru. Ritüellere rağmen başardın. Ama şanslıydın, başka türlü de olabilirdi.
----------------------------------------------------------
Ritüelle Meditasyonu ayıklamak gerek,
-----------------------------------------------------------

S:(BP) Ek DNA'yı nasıl alıyoruz? Nasıl gelişiyor? (L) Dünya bu yaklaşan dalganın etkileriyle bombardımana tutuluyor. (F) Bir deniz dalgasına benzer birşey olarak tanımlandı. (L) Evet, ve buraya geldiğinde bunun ruhsal bir termonükleer patlama gibi olacağını söylediler ve bu kulağa hoş geliyor... hepimiz havaya uçacağız! (BP) Belki de söylediklerini kelimesi kelimesine ele almamanız gerekiyordur. (GB) BP, neden şimdi tablayı denemiyorsun? Meditasyon yoluyla bilgi alabilir miyiz?
C: Evet.
S:(GB) Önce ışığın gelmesini isteyerek mi?
C: Olabilir.
S:(L) Ama ritüellere dikka et. (GB) Meditasyon...
C: Ritüeller sınırlandırıyor.
S:(GB) Meditasyon, DNA değişim süreçlerini hızlandırıyor mu?
C: Sürekli olursa, genel olarak evet.
S:(L) Düzenli yaparsan. (GB) Ne kadar sık? (L) Hergün veya zahmetsiz bulduğun ölçüde. (TM) D--- bir BH adayı mı?
C: Evet.
------------------------------------------------------------------
Ritüellerin zorlama ve dayatma sınırlandırıcı unsurlarını barizleştiren şeyler olduğunu anlatan kısım
önemli olan seçim,ve illüzyonun seçimi bulandıracak bir husus olduğu,
-------------------------------------------------------------------
S: (L) Sorun şu ki, sürekli endişe durumu, her gün başka bir kriz yaşamak insanı sonunda yıpratıyor ve insan artık başka herhangi bir konu üzerinde odaklanamıyor.
C: Belki kişi diğer konular üzerinde odaklanarak krizleri çözebilir. Görüyor musun, akışı sınırlandırdığın
zaman, kanalı sınırlandırıyorsun. Ve kanalı sınırlandırdığında, olasılıkların önünü kapatıyorsun. Ve orada olanı görmek çok zor, hatta imkansız hale geliyor. Bu yüzden tüm ritüelleri bırakmanız gerektiği
konusunda uyardık. Çünkü ritüel akışı sınırlandırıyor, dolayısıyla da olasılıkları sınırlandırıyor. Senin
tanımladığın şey de, sizin deyişinizle ekonomik sıkıntı ve büyük ölçekli finansal baskılar ve bunlar sizi
sınırlandırıyor. Fakat aslında sınırlandırıcı olan bu durum üzerinde yoğunlaşmandır, durumun kendisi
değil. Ve şunun farkına varıyoruz ki, ilgi enerjini odaklamakta ve kanalın akışını açmakta zorlanıyorsun.
Fakat bu kesinlikle imkansız değildir. Özellikle senin kadar güçlü bir insan için. Önemli olan neyi
seçtiğindir, ne yapmak ZORUNDA olduğun değil. Önemli olan ne yapmayı SEÇTİĞİN.
----------------------------------------------------------------
S: (L) Pek çok seviyede sınırlandırıcı olduğu konusunda bizi uyardığınız ritüeller konusu hakkında birşeyler
daha öğrenmek istiyoruz. Bunun nedeni nedir?
C: Eğer bir birey, faaliyetlerine en büyük ölçüde samimi bir inanç gösteriyorsa, bir seviyede bir fayda mutlaka görecektir. Fakat, sırf bazı kalıpları izliyor olmak için bazı kalıpları izlemek, mutlak faydaların meydana gelmesi için gerekli samimiyet ve inancı üretmez. Dolayısıyla, her zaman olduğu gibi, birey, bu soruyu yanıtlamak için dıştan değil içten aramalıdır. Anlıyor musun? Bir örnek verecek olursak, sen kesinlikle bununla her zaman karşılaşıyorsun. Eğer bir kitabın sayfalarında, şu veya bu türde bir ritüel
öneren bir yazı okuyorsan, ve o sayfalarda basılı olan kelimeleri okuduğun için o ritüeli izliyorsan, bu sana gerçek anlamda, içten mümkün olan en büyük ölçüde, gerçek bir tatmin ve başarı sağlar mı? Bunun yerine, belki birinin veya birilerinin bir ritüel olarak yorumlayabileceği veya tanımlayabileceği, ama senin içinden gelen ve DOĞRU olduğunu hissettiğin bir faaliyeti kendin geliştirirsen, ve eğer buna karşı samimi ve tam bir inancın varsa, o faaliyet ne olursa olsun, onun doğru olduğunu hissetmez misin?
S: (L) Evet.
C: O halde soruyu yanıtladık, değil mi?
S: (L) Evet, teşekkür ederim.



Edited by - Tgur on 05/09/2019 10:27:23
Go to Top of Page

Tgur


1194 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 09/09/2019 :  08:11:40  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
MOZAİK OLGUSU

Ruhların maceraya başlayıp bir insan formu safhasında iken şu soru zihnimde dolaşmaya başladı eğer bu yoğunluk derslerini bitirip üst yoğunluğa geçersem ve kendi kabiliyetlerimi incelersem neler görür ve ararım,

DNA mın o eksiltilmiş parçalarını tekrar kazanmışsam ve herşeyin bende birleştiğinde isem hemen bir kabiliyetlerini devreye koyabilir miyim, doğrusu bu soruya cevap verecek durumda değilim ancak gerçekleştiğinde anlayacağız ,yalnız 5 yoğunluğa geçip oraları özelliklerini bakarsak "Ruhların Yolculuğu" ve "K. bilgilerinden" faydalanarak orada rafine bir inceleyişden sonra ruhların bazı kademelere ayrıldığını bazılarının dersanelere girip eğitime devam ettiklerini bazılarının oraları es geçip başka yerlere gittiğini bilince zihnimizdeki sorular ruhların da bir başlangıç ve gelişme konusunda klasmana uğramış hallerini tesbit ediyoruz ,yani kuluçkadan çıkış ve bir öğreniş başlangıcı her şey birden bire tam değil ,bir gelişme mozağini dokumak ve bunu biteviye genişletmek,

Ruhların başlangıcında ve tekamülünde mikro ve makro yansımaları ele almamız lazım yani M.Newtonun söylediği gibi bebek ruhlar ve yaşlı ruhlar ve aralarındakiler şeklinde farklar var,

Bütün bunlardan evvel mozaik olgusunun genel karakteri hakkında bir şeyler söylemek lazım ,bu bir puzzle değil yani evvelden işlenmiş yerleşmiş bir motif yok parçaları birleştirip gerekli neticeye ulaşalım burada her bir ayrılan parçanın var oluş parçasının serbest seçim uygulayarak işlediklerinin birleşimini görmek var ve bu birleşim devamlı genişleyerek yürüyor veya nicelik takıntımız olarak biz genişleme diyoruz bir birikim ama bunun ölçüsünü sadece özel bir nitelik olarak adlandırabiliriz,

Nefesin verilmesi dağılmayı ,alınması toplanmayı anlatıyor yani insan nefesi gibi farkında olmadan bir şeylerin devamlı yürümesi,

Mikro makro yansımalarına gelince yani nefes alıp verme benzeyişine gelince ruhların oluşumunu da aynı olaya bağlamalıyız yani ruhlar sanki bir kuluçkadan çıkar veya bir yumurtadan bir rahimden çıkar gibi oluşmakta ,bunu bir dostuma söyleyince "dur orada ben bunu şimdi kaldıramam" dedi, gerçekten konu buraya gelince şöyle irkiliyoruz ,ne oluyor işler bu kadar basit bildiklerimize mi benzeyecek,

Evet bebek gibi doğmak zorunda, zira var oluşta oluşlar birbirine atıf yapan bir mozaik örüntüsü, ancak ruhun bu serüvenini enkarne yoluyla gelişime giren ruhlar ve başlangıçta olan bebek/genç ruhlar yaşlı ruhlar şeklinde de ayırmamız gerekli,

Bu noktaya gelince yine Michael Newtonun hipnoz denek ve yorumlarına bakmalıyız,arada yorumlarını ayırmadım onları fark edersiniz,
------------------------------------------------------------
"Ruhum büyük, düzensiz, bulutsu bir yığından yaratıldı. Bu yoğun, pülzasyon yapan mavimsi, sarı ve beyaz ışıktan minicik enerji parçacıkları olarak çıkarıldım. Bu pülzasyonlar ruh maddesinden meydana gelen dolu fırtınalarını dışarı gönderiyor. Bazıları geri düşüyor ve yeniden emiliyor, ama ben dışarı doğru devam ediyorum ve benim gibi olan başkalarıyla birlikte bir akıntı boyunca taşınıyorum. Bu konuda bildiğim sonraki şey ise benimle ilgilenen, bakımımla meşgul olan sevgi dolu varlıkların olduğu çevrelenmiş, parlak bir alanda olduğum.
Bir arı kovanındaki kırılmamış yumurtalar gibi olduğumuz bir tür kreşte olduğumu hatırlıyorum. Daha fazla farkındalık kazandığımda, Uras kreş dünyasında olduğumu öğrendim. Buraya nasıl getirildiğimi bilmiyorum. Döllenmeyi bekleyen embriyonik bir sıvı içindeki bir yumurta gibiydim ve benimle birlikte uyanacak olan daha birçok genç ışık hücresi olduğunu hissediyorum. Güzel ve sevgi dolu olan... zar keselerimizi delip bizi açan bir anne grubu vardı. Çevremizde dönüp duran yoğun, besleyici ışık akımları vardı ve müziği duyabiliyordum. Farkındalığım merakla başladı. Çok geçmeden Uras'tan alındım ve farklı bir ortamdaki başka çocuklara katıldım."

Ruh kreşleri hakkında geniş bilgi verici hikayeler karşıma çok az çıkar; bu bilgileri çok ilerlemiş birkaç denekten edinirim. Bu denekler Kuluçka Anneleri olarak bilinen uzmanlardır. Sıradaki vaka, Seena adında olağanüstü bir V. Düzey olan ve bu hizmet dalında çalışan bir ruhu anlatmaktadır.
Bu kişi ruh dünyasının hem içinde hem de dışında çocuklar konusunda bir uzmandır. Günümüzde, ciddi biçimde hasta olan çocukların bakıldığı bir hastanede çalışıyor. Geçmiş yaşamında, Yahudi olmamasına karşın 1939 yılında bir Alman toplama kampına girmeye gönüllü olmuş Polonyalı bir kadınmış. Görünüşte subaylara hizmet ediyor ve mutfaktaki işleri yapıyormuşsa da, bu bir hileymiş. Aslında kampa gelen Yahudi çocukların yakınında olmak ve nasıl mümkün olursa o şekilde onlara yardımcı olmak istemiş. Yakınlardaki bir kentin sakini olarak, ilk yılı boyunca istediği zaman kamptan ayrılabiliyormuş. Daha sonra ise çok geç kalmış ve askerler kamptan ayrılmasına izin vermemişler. En sonunda kampta ölmüş. Bu ilerlemiş ruh bu zor görev sırasında kendini ayakta tutmak için enerjisinin yüzde 30'undan daha fazlasını almış olsa belki de hayatta kalabilirdi diye düşünüyorum. İşte bu V. Düzeyde olan birinin kendine güveniyle ilgili.
Dr. N: Seena, hayatların arasında en önemli deneyimin hangisi oldu?
D: (duraksamadan) Ruhların çıktığı kuluçka yerine gidiyorum. Ben bir Kuluçka Annesiyim, bir tür ebe yani.
Dr. N: Bir ruh kreşinde çalıştığını mı söylüyorsun?
D: (mutlulukla) Evet, yenilerin çıkmasına yardımcı oluyoruz. Sevgi dolu, nazik ve ilgili olarak... ilk olgunlaşmalarını kolaylaştırıyoruz. Onları karşılıyoruz.
Dr. N: Lütfen bana bu yerin ortamını anlatır mısın?
D: Burası... gazsı... hücrelerin oluşturduğu bir petek, yukarıda enerji akımları dönüp duruyor. Yoğun bir ışık var.
Dr. N: "Petek" derken, acaba bu kreşin yapısının bir kovanınki gibi olduğunu mu kastediyorsun, yoksa başka bir şey mi?
D: Hımm... evet... kreşin kendisi dışarıdan hiçbir boyutla sınırlanmış gibi görünmeyen engin bir yapı olmasına rağmen öyle. Yeni ruhların, gelişimlerinin bu yapıdan çıkmaya yetecek hale gelene kadar kaldıkları, kendi kuluçka hücreleri var.
Dr. N: Bir Kuluçka Annesi olarak yeni ruhları ilk ne zaman görüyorsunuz?
D: Biz bu yapının bir ucundaki doğum (dağıtım) dairesindeyiz, burası kreşin bir parçası. Yeni gelenler altın bir keseyle örtülü küçük beyaz enerji yığınları olarak taşınır. Bize doğru görkemli, düzenli bir alay halinde yavaşça ilerlerler.
Dr. N: Nereden?
D: Yapının diğer ucunda bir kemerli geçidin altında tüm bir duvar yüksek yoğunlukta enerjiden ve... canlılıktan... oluşan dökme bir yığınla dolu. Fark edilmeyen bir ısı kaynağından çok, şaşırtıcı bir sevgi kuvvetinden sanki enerjisini alıyor gibi. Bu yığın güzel, akıcı bir devinim halinde pülzasyon yapıyor ve dalgalanıyor. Rengi, parlak bir günde kapalı gözlerle güneşe baktığında gözkapaklarının içinde oluşan renge benziyor.
Dr. N: Bu yığından ruhların çıktığını görüyorsunuz, öyle mi?
D: Bu yığından bir şişkinlik çıkmaya başlıyor, aynı yerde asla iki kez tam olarak aynı değil. Bu şişkinlik artıyor ve dışarı doğru yürüyor, biçimsiz bir şekilde bel veriyor. Ayrılma hayret edilecek bir an. Yeni bir ruh doğuyor. Kendine ait bir enerji ve başkalıkla, tamamen canlı.
Not: Başka bir V. Düzey deneğim bu ifadeyi kuluçka diye değerlendirmişti. "İçeri ve dışarı doğru akan, bir enerjisi olan yumurta şeklinde bir yığın görüyorum. Genişlediğinde yeni ruh enerjisi parçaları çıkıyor. Daraldığında ise sanırım başarıyla çıkarılmamış olan ruhlar geri itiliyor. Bazı nedenlerden ötürü bu parçalar onu bireyselliğin bir sonraki aşamasına getiremiyor."
Dr. N: Yığının ötesinde ne görüyorsun, Seena?
D: (uzun bir duraklama) Bu turuncu-sarı renkli muhteşem parıltısını görüyorum. Ötesinde menekşe rengi bir karanlık var, ama soğuk bir karanlık değil.., bu sonsuzluk.
Dr. N: Yığından size doğru gelen yeni ruhların oluşturduğu alay hakkında daha fazla şey anlatabilir misin?
D: Her yeni ruh bu enerji kütlesinden çıktıkça, alay da turuncu-sarı, ateşe benzeyen bu renkten yavaşça ilerliyor. Benim gibi annelik yapan ruhların bulunduğu çeşitli noktalara doğru gidiyorlar.
Dr. N: Başka kaç anne görüyorsun?
D: Yakınlarda beş tane görebiliyorum... onlar da benim gibi... eğitimdeler.
Dr. N: Bir Kuluçka Annesinin sorumlulukları ne?
D: Biz hatchling'lerin etrafında dolanıyoruz, böylece, altın keseleri açıldıktan sonra onları havluyla kurulayabiliyoruz. İlerlemeleri yavaş, bu bizim onların ufacık enerjilerini zamansız bir şekilde kucaklamamıza olanak tanıyor.
Dr. N: Bu "havluyla kurulamak" ne demek?
D: Yeni ruhun... ıslak enerjisini, tabir caizse, kuruluyoruz. Bunu insan dilinde tam olarak açıklayamam gerçekten. Yeni beyaz enerjiyi sarmanın bir biçimi.
Dr. N: Demek ki şimdi temel olarak beyaz enerji görüyorsun?
D: Evet, ayrıca bizim yanımıza geldikçe, yaklaştıkça çevrelerinde daha mavi ve menekşe rengi parıltılar da görüyorum.
Dr. N: Sana böyle olduğunu düşündüren ne?
D: (duraklıyor, sonra da yumuşak bir sesle) Oh... şimdi görüyorum... bu bir göbek... bir enerji başlangıç kordonu, her birini birbirine bağlıyor.
Dr. N: Söylediklerinden, aklımda uzun, inciden bir kolye resmi canlanıyor. Ruhlar bir dizi halinde bağlı olan inciler. Bu doğru mu?
D: Evet, daha çok gümüşi bir taşıyıcı bant üzerindeki inci dizisi gibi.
Dr. N: Tamam, şimdi bana şunu söyler misin; her yeni ruha sarıldığında, onları kuruladığında onlara hayat mı vermiş oluyorsun?
D: (hemen karşılık veriyor) Hayır, hayır. Bizden değil, bizim aracılığımızla her şeyi bilen sevgi ve bilginin bir yaşam kuvveti gelir. Yeni enerjinin kurulanması sırasında titreşimlerimizle aktardığımız şey... bir başlangıcın özüdür, gelecekteki bir tamamlamanın umudu. Anneler buna... "sevgi kucaklaması" der. Bunun içinde onların ne oldukları ve ne olabileceklerine dair düşünceleri aşılamak da var. Bir sevgi kucaklamasında bir yeni ruha sarıldığımızda, bu o varlığı anlayışımız ve şefkatimizle aşılar.
Dr. N: Gel bu titreşimsel kucaklaşmayı bir adım öteye taşıyalım. Her yeni ruh bu noktada kendine özgü bir karaktere sahip mi? Ona verilmiş olan benliğe bir şey ekliyor ya da çıkarıyor musunuz?
D: Hayır, bu onların gelişinde var, her ne kadar o yeni ruh henüz kim olduğunu bilmese de. Biz bakım veriyoruz. Biz ona başlamanın zamanının geldiğini bildiriyoruz. Enerjisini... teşvik ederek... o ruha varlığına dair bir farkındalık veriyoruz. Bu uyanış zamanıdır.
Dr. N: Seena, bana bu noktada yardım et lütfen. Bir hastanenin yeni bebeklerinin bakıldığı bir doğum koğuşundaki doğum hemşirelerini düşündüğümde, o hemşirelerin bir bebeğin ne olacağına dair hiçbir fikirleri yok. Siz de aynı tarzda mı çalışıyorsunuz yani bu yeni ruhların ölümsüz karakteri hakkında bir şey bilmeden?
D: (gülüyor) Biz bakıcı hemşire görevini yapıyoruz, ama burası insanların bir doğum koğuşu değil. Yeni doğanları kucakladığımız anda, onun benliğine dair bir şeyleri anlarız. Onların kendilerine özgü örüntüleri, biz bakım vermek için enerjimizi onlarla birleştirdiğimizde daha da açığa çıkar. Bu bizim onların farkındalığını harekete geçirmek, ateşlemek için kendi titreşimlerimizi daha iyi kullanmamıza olanak tanır. Tüm bu şeyler onların başlangıcının bir parçası.
Dr. N: Eğitim gören biri olarak, yeni ruhlarla titreşimlerin gereği gibi kullanılmasıyla ilgili bu bilgiyi nasıl kazandın?
D: Bu yeni annelerin öğrenmek zorunda olduğu bir şey. Gereği gibi yapılmazsa, yeni çıkan ruhlar tam olarak hazır hissetmeden ilerler. Sonra da Kreş Üstatlarından biri gelmek zorunda kalır.
Dr. N: Bu noktayı bana biraz daha açıklayabilir misin Seena? Sevgi kucaklamanız süresince, bu ruhları ilk kucakladığınızda, sen ve diğer anneler yeni bir ruhun benliğinin görevlerinin ardındaki düzenli bir seçme sürecini ayırt edebiliyor musunuz?
D: Bu o kadar mekanik bir şey değil! Her ruh, benim açıklayamayacağım bir kusursuzluk tarafından yaratılmış olan karakteristiklerinin bütünü açısından benzersizdir. Sana söyleyebileceğim şey şu; hiçbir iki ruh asla, hiçbir biçimde birbirine benzemez.
Not: Birkaç başka denekten her ruhun bir diğerinden farklı olmasının temel nedenlerinden birinin, Kaynak bir ruh yaratmak için enerji parçalarını "kırıp ayırdıktan" sonra orijinal yığından geri kalanın ölçülemeyecek kadar küçük biçimde değiştiğini, bu yüzden de asla önceki gibi olmadığını öğrenmiştim. Dolayısıyla, Kaynak tıpkı asla ikiz çocuklar yaratamayacak olan ilahi bir anne gibidir.
Dr. N: (ısrar ederek, deneğimin beni düzeltmesini isteyerek) Bunun tamamen rastgele bir seçim olduğunu mu düşünüyorsun? Herhangi bir türde birbirine uyan benzerlikler taşıyan bir karakteristik düzeni yok mu yani? Bunun doğru olduğunu biliyor musun?
D: (üzüntüyle) Bir Yaratıcı olmadığım sürece sana bunu nasıl açıklayabilirim ki? Benzerlikleri olan ruhlar da vardır, benzerlikleri olmayan ruhlar da, hepsi aynı takımdadır. Kombinasyonlar karışıktır. Bir anne olarak hissedebildiği her büyük ve önemli özelliği fark edebilirim, sana hiçbir iki ruhun asla tam olarak aynı karakter kombinasyonuna sahip olmadığını söyleyebilmemin nedeni de bu.
Dr. N: Peki... (denek araya giriyor)
D: Kemerli geçidin diğer tarafında bu işleri idare eden güçlü bir Varlığın bulunduğuna dair bir hissim var. Bu enerji örüntüleri konusunda bir çözüm yolu varsa.., bunu bilmemiz gerekmez...
Not: İşte bu anlar, görüşmelerimde, mutlak Kaynak'a bir kapı açmaya çalışmak için beklediğim anlar. Bu kapı asla açılmıyor, en fazla birazcık aralanıyor.
Dr. N: Bu Varlık hakkında ne hissettiğini bana anlat lütfen, size bu yeni ruhları getirmekte olan enerji yığını hakkında hissettiklerini. Muhakkak sen ve diğer anneler göremeseniz bile buradaki ruhların kökeni hakkında düşünmüş olmalısınız?
D: (fısıltıyla) Yaratıcının... yakınlarda olduğunu... hissediyorum... ama belki de gerçekte... üretim... işini yapmıyordur...
Dr. N: (yumuşak bir ses tonuyla) Bu enerji yığınının asıl Yaratıcı olmayabileceğini mi kastediyorsun?
D: (rahatsız bir şekilde) Yardımcı olan başkaları olduğunu düşünüyorum — bilmiyorum.
Dr. N: (başka bir yönde ilerliyorum) Yeni ruhların kusurları olduğu doğru değil mi Seena? Kusursuz yaratılmış olsalardı, kusursuz bir Yaratıcı tarafından yaratılmalarına hiç gerek olmayabilirdi?
D: (kuşkuyla) Buradaki her şey kusursuz görünüyor.
Dr. N: (geçici olarak başka bir yöne dönüyorum) Sadece yeryüzüne gelecek olan ruhlarla mı çalışıyorsunuz?
D: Evet, ama her türde yere gidebilecek. Sadece küçük bir bölümü yeryüzüne geliyor. Yeryüzüne benzeyen birçok fiziksel alem var. Biz onlara keyif dünyaları ve acı dünyaları diyoruz.
Dr. N: Kendi bedenlenme deneyimlerine dayanarak bir ruhun yeryüzü için uygun olup olmadığını biliyorsun öyleyse?
D: Evet, biliyorum. Yeryüzü gibi dünyalara gelecek olan ruhların, sevincin ve keyfin yanı sıra katlanmak zorunda kalacakları acı yüzünden kuvvetli ve güçlükleri yenme yeteneğine sahip olması gerektiğini biliyorum.
Dr. N: Benim bildiğim de bu. Peki, bu ruhlar özellikle de genç olanlar insan bedeninden kirleniyorlar, bunun nedeni de kusurlu olmaları, öyle mi?
D: Şey, sanırım, evet.
Dr. N: (devam ediyorum) Benim anladığım şu: Tam bir aydınlanmaya ulaşmak, ilk başta sahip olduklarından daha fazla öz kazanmak için çalışmak zorundalar. Bunu kabul ediyor musun?
D: (uzun bir duraklama, sonra içini çekiyor) Kusursuzluğun orada... yeni yaratılanla birlikte olduğunu düşünüyorum. Olgunlaşma yeni ruhların masumluğunun bozulmasıyla başlıyor, yoksa ilk başta kusurlu olduklarından değil.
Engellerin üstesinden gelmek onları daha güçlü yapıyor, ama kazanılmış kusurlar asla tam olarak silinemeyecektir, ta ki bütün ruhlar birleşene yani bedenlenme bitinceye dek.
Dr. N: Daima onların yeryüzündeki bedenlenmelerinin bittiği yeri dolduracak yeni ruhlar yaratıldığına göre bu dediğin zor olmayacak mı?
D: Bütün insanlar.., bütün ırklar, tabiyetler tek olduğunda, bir olduğunda bu da sona erecek. Çalışmak için yeryüzü gibi yerlere gönderilmemizin nedeni de bu.
Dr. N: Peki, eğitim bittiğinde, içinde yaşadığımız evren de yok mu olacak?
D: Belki daha da önce. Sorun bu değil, başka sorunlar var. Ebediyet asla yok olmaz. Bu anlamı olan bir süreçtir, çünkü bizim... deneyimler yaşamamıza ve kendimizi ifade etmemize... ve öğrenmemize olanak tanır.
Bir ruhun ilerlemesi konusuna devam etmeden önce, bir kez yaratıldıktan sonra varlıklar hakkında öğrendiğim farklılıkları sıralamam gerek.
1. Kreşe bile varmadan önce onları yaratan enerji kütlesine geri döner görünen enerji parçaları var. Bunların bitirilmeden durdurulmalarının nedenini bilmiyorum. Kreşe ulaşan diğerleri ilk olgunlaşmaları süresince bireysel bir temelde "olmayı" öğrenmeyi beceremiyorlar. Daha sonra, kolektif işlevlerde bulunuyorlar ve benim saptayabildiğim kadarıyla asla ruh dünyasından ayrılmıyorlar.
2. Ayrı ayrı ruh özlerine sahip olan ve herhangi bir dünyada fiziksel formda bedenlenme eğilimi göstermeyen ya da bedenlenmek için gerekli zihinsel yapıya sahip olmayan enerji parçaları var. Bunlar genellikle zihinsel dünyalarda bulunuyor ve boyutlar arasında kolayca hareket edebilir görünüyorlar.
3. Sadece fiziksel dünyalarda bedenlenen ayrı ayrı ruh özleri olan enerji parçaları var. Bu ruhlar hayatlar arasında zihinsel kürelerle ruh dünyasında eğitim de alabilirler. Bunları boyutlar arası yolcular olarak düşünmüyorum.
4. Her tür fiziksel ve zihinsel ortamda birey olarak bedenlenme ve işlev gösterme eğilimi ve yeteneğine sahip olan ruhlar olan enerji parçaları var. Bu onların diğer ruh tiplerinden daha fazla aydınlanmış ya da daha az aydınlanmış olmalarını gerektirmiyor. Bununla birlikte, geniş bir ölçekteki pratik deneyimleri, onları sorumluluk taşıyan birçok uzmanlaşma fırsatı ve görevi için uygun kılıyor.
Yeni doğan ruh için asıl plan yavaş yavaş başlar. Kreşten bırakıldıktan sonra, bu ruhlar bedenlenmelere başlamaz ya da hemen ruh grupları halinde biçimlenmezler. Bu geçiş döneminin bir betimlemesi aşağıda verilmiştir; bu betimleme henüz birkaç bedenlenme geçirmiş olan genç bir I. Düzey ruhun hala taze olan anılarından alınmıştır:
"Ruh grubuma atanmadan ve yeryüzüne gelmeye başlamadan önce, bir ışık biçimi olarak yarı fiziksel bir dünyada yaşama fırsatı tanındığını hatırlıyorum. Fizikselden çok zihinsel bir dünyaydı, çünkü çevremdekiler tamamen katıydı ve biyolojik bir yaşam yoktu. Benimle birlikte başka genç ruhlar da gördüm. Birlikte insan biçimine benzeyen ışık saçan ampuller halinde çevrede kolayca dolaşabiliyorduk. Bir şey yapmıyorduk, sadece vardık ve katı olmanın neye benzediğini tadıyorduk. Ortam dünyasaldan çok astral olmasına karşın, bir toplulukta yaşayan varlıklar olarak birbirimizle iletişim kurmayı öğreniyorduk. Hiçbir sorumluluğumuz yoktu. Her yerde muazzam bir sevgi, emniyet ve koruma atmosferinin olduğu Ütopik bir ortamdı. Hiçbir şeyin statik olmadığını ve bunun, başlangıç zamanının varoluşumuz için en kolayı olacağını öğrenmiştim. Çok geçmeden korunmayacağımız bir dünyada, acı ve yalnızlık, aynı zamanda sevinç ve mutluluk anıları biriktireceğimiz yerlerde var olacaktık ve öğretici anılar olacak olan da bu deneyimlerdi."
-------------------------------------------------------------
Bu tanıtım bebek ruhlar hakkında ,onların gelişimi için yukarıdaki aktarım ve yorumlaradan anlaşılacağı gibi bir çok aşamada olmakta bunun hakkında orta derece diye tanımlanan bir denek hakkında yaptığım aktarımı hatırlayınız dört dünya var diyordu ,ilki hiç bir duygu yaratmayacak egonun olmadığı dünya ve tekamül safhasında diğerleri ve en sonuncusu sert olanı yani yaşadığımız dünya, takıntılık sapkınlık psikopatlık ve bilgelik de var ve bunların arasında yaşayabilip sıyrılmak var,yani mozaiğin ilmeklerinin en zor atıldığı alem,
Bu işin farklı ve özel olduğunu ve birbirinden ayrı bilgilerin beraber sürdüğü ile ilgili K.aktarımı,
--------------------------------------------------------
S: (T) Bu dalga üzerinde ilerlerken belirli bireylerle iletişim kuruyorsunuz. Barbara Marciniak'a o bilgileri Pleyadesliler adı altında verdiniz. Peki Barbara Marciniak'a diğer insanlarla iletişim kurduğunuzu söylediniz mi?
C: Hayır.
S: (L) Yani Barbara aynı kaynağın farklı isimlerle başka bireylerle temas kurduğunu bilmiyor.
C: Bilmiyor.
S: (L) Sormadığı için mi?
C: İlerleyici bilgi. Ve sistem bir mozaik gibi.
S: (L) Yani farklı insanlar mozaiğin farklı parçalarını mı alıyor?
C: Evet.
----------------------------------------------------------
Ve mozaiğin K.larca tarifi,cımbızlama,
--------------------------------------------------------------
Gerçekliğin hayal edilebilir her halindeki unsurların, görsel olarak ifade edilecek olursa mükemmel dengedeki devasa bir mozaikte birleşmesi olarak tanımlanabilir. Elbette bu, sorunuzun yeterli bir yanıtı değildir, fakat, sunulan görsel imaj üzerinde düşünerek, daha tam bir yanıtı öğrenmede kendi kendinize yardımcı olabileceğinizi umuyoruz.
---------------------------------------------------------
(L) Bu senaryoyla ilgili olarak, belirttiğim kitap yoluyla olabilecek şeyler hakkında öğrenebileceğimiz bir ders var mı?
C: Belki, ama mozaik bilinci öğrenmeni öneriyoruz.
S: (L) Mozaik bilinç nedir?
C: Lineer yaklaşımdan ziyade içsel olarak küresel biçimde düşünüş. Tüm sahneyi görme yoluyla tüm resim görülebilir.
S: (L) Sanırım çok sayıda düşünce kalıbım olmasının nedeni de bu...
C: Kendini bir mozaiğin ortasında düşün.
--------------------------------------------------------------
Mozaik bilinç ve sonraki oluşlar hakkında,ve bahsettiğimiz nefeslenme,
------------------------------------------------------------
S: (Chloe) Bence bir grup ruhunun parçalarıyız... bu her ne anlama geliyorsa ve bir amacımız var; sanırım benzer bir ilgimiz var ve bu da gerçeği keşfetmek. Ve aynı zamanda kendimizi ilerletmek.
C: Ve...
S: (Chloe) Bir grup ilerlediği zaman, bu diğerlerine etki ediyor...
C: Nasıl etki ediyor?
S: (Chloe) Çünkü sanırım hepsi bağlantılı.
C: Nasıl mesela?
S: (L) Anladım! Zeus'la ilgili olan... Çocukların büyütülmesi, çeşitli seviyelerde çeşitli şekillerde hareket eden "çocuklar" tarafından belirlenen kalıplar, tezahürler ve sonunda herşey 7'nci yoğunluğa geri dönüyor.
C: Herşeyin geri dönmesi ne anlama geliyor?
S: (L) Bir ile birleşme. Ve bu sürekli devam ediyor...
C: Peki Chloe ne diyor?
S: (Chloe) Hepimiz 7'nci yoğunluğa geri döndüğümüz zaman ne olduğunu mu kastediyorsunuz?
C: Ne düşündüğünü kastediyoruz.
S: (L) Zeus'un efsanelerine benzer kalıplar içindeysek ve çeşitli yerlere yayıldıysak, dünyadaki çeşitli deneyimlerimiz çok parçalı durumda ve büyüyüp ilerledikçe doğruya ve tam anlama ulaşıyoruz ve tüm bu deneyimlerin bilgeliğiyle tekrar bir araya geliyoruz.
C: Evet, ama sadece "Dünya" değil.
S: (Chloe) Başka bir seviyeye gitmekten kastettiğim şey bu...
C: Ama, Chloe, ya Dünya'da olmayanlar?
S: (Chloe) Onlar da aynı süreçteler.
C: Evet.
S: (Chloe) Onların farklı efsaneleri mi var?
C: Farklı herşeyleri var... Ama son analizde, aslında tamamen aynı şey!
S: (Chloe) O zaman sanırım herkes sonlu fiziksel varlıklarından mezun olduğu zaman aynı yerde farklı bir titreşimde bulunuyorlar ve şu anda düşünemediğim başka derslere, deneyimlere ve ilerleyişlere yöneliyorlar.
C: Ama "an" nedir?
S: (Chloe) An mı? Bunu uzun zamandır düşünmemiştim!
C: Ya da düşündün, ama sadece onu bu şekilde algılamıyorsundur?
S: (Chloe) Muhtemelen öyle. Laura ve benim içinde bulunduğumuz grup, bu amaç için çalışanlar, kaç kişi?
C: Kendiniz keşfedin.
---------------------------------------------------------------
Ruhların bebek halinden gelişmişliğe doğru yaptıkları her şey mozaik dolgusu için gereklidir bu çok basit anlaşılabilinir bir durum ,bir ipek böceği yaptığı kozasından çıkar kelebek olur ve metamorfozik olarak diğer hayat normlarına geçerek mesela bir kuşa dönüşerek kendi mozaik örüntüsünü işler ve devam eder ama diğer yandan kelebek olarak çıktığı koza ipek iplik haline gelir ve mozaik ustalarının elinden muhteşem motifler dolu bir eşarba dönüşür ve güzel bir dişinin boynunda bulunmasıyla da bir erkeği cezbedip yeni üreme ortamı sağlatmış böylece başka bebekler veya ruhlara taşıyıcılık yapacak bedenler yaratılmış olur ,böyle romantik anlatımlardan kasıt mozaik örüntüsündeki diğer oluşumlar ve birbirleri ile ilgili bağların nasıl çeşitlendiğini vurgulamak ,

Bebek ruhların çeşitli hayatlar geçirerek tekamülü sonsuzdur malüm bazı ruhlar binlerce yüzbinlerce hayatlar geçirebilir her yuvaya dönüş 5. yoğunluğun süzgeç ve elimine programlarına tabidir ,yani dersaneler var rehberlerle eğitimler var ve ara ara meclislerde rehberler ve yaşlı ruhlarla tekamül için neler yapılıp yapılmaması konusunda çalışmalar var ama bunların hiç biri korkutucu işkence vari uygulamaları değil sevgiyle ve anlayışla sarmalanmış tenkit ceza v.s. içermeyen bilgece davranışların hüküm sürdüğü ortamlarda yürümekte ,mozaik örüntüsünün ara noktalarında ilginç olduğundan bazı örnekler veriyorum,

Evvela intiharla uğraşmış bir denek üzerinde ilginç bir kütüphaneci yaşlı adam karşılaşmasını veriyorum bir kurgu bilim filmi gibi geliyor ama o bilmekte hep önümüze bir set çekip korkutma unsurlarından başka hiç bir şeye dokunmayan dayatmacı eski kutsal bilgilerinizle karşılaştırın ve bu yazarın mutlak doğrulama yapma teknikleri kullanarak bunları bulup çıkardığını ve sunduğunu düşünün,

-----------------------------------------------------------
Dr. N: Şu anda neredesin?
D: (biraz zihni karışmış gibi) Bir çalışma yerindeyim... Gotik gözüküyor... taş duvarlar.., uzun mermer masalar...
Dr. N: Niçin böyle bir yapıda olduğunu düşünüyorsun?
D: (duraklıyor) Hayatlarımdan birinde Avrupa'da bir keşiş olarak yaşamıştım (on ikinci yüzyılda). Sessiz, rahat bir çalışma yeri olarak eski manastırları severdim. Ama şu anda nerede olduğumu biliyorum. Burası büyük kitapların... kayıtların... kütüphanesi.
Dr. N: Birçok kişi onlara Yaşam Kitapları diyor. Aynı şey mi?
D: Evet, hepimiz onları kullanırız... (duraklıyor, deneğin dikkati dağılıyor) Bana doğru gelen beyaz bir kaftan giymiş kaygıyla bakan yaşlı bir adam var... Havada çevremde dolanıyor.
Dr. N: Adam ne yapıyor Amy?
D: Şey, bir parşömen tomarı, çeşitli kağıt ruloları taşıyor. Bir şeyler mırıldanıyor ve bana bakarak başını sallıyor.
Dr. N: Nedenine dair bir fikrin var mı?
D: O kütüphaneci. Bana "Erkenden buradasın" diyor.
Dr. N: Sence ne demek istiyor?
D: (duraklıyor) Şey... buraya erkenden geri gelmeye zorlayıcı nedenlerim yok.
Dr. N: Zorlayıcı nedenler... ?
D: (araya girerek) Oh... berbat bir acı içinde olmak... hayattaki işini yapamamak.
Dr. N: Anlıyorum. Bana bu kütüphanecinin ondan sonra ne yaptığını anlatmaya devam et lütfen.
D: Her yerde kitapların olduğu uzun masalarda birçok ruh gördüğüm çok geniş bir alan var ama şimdi o odaya gitmiyorum. Yaşlı adam, beni başkalarını rahatsız etmeden konuşabileceğimiz diğer taraftaki küçük özel odalardan birine götürüyor.
Dr. N: Bu sana ne hissettiriyor?
D: (boynunu eğiyor) Sanırım hemen özel bir tedavi almam gerek. Oda çok sade, tek bir masa ve sandalye var. Yaşlı adam büyük bir kitap getiriyor ve bir TV ekranı gibi onu önüme yerleştiriyor.
Dr. N: Ne yapman bekleniyor?
D: (aniden) Ona dikkatini ver! O önce parşömen tomarını önüme koyup açıyor. Sonra da hayatımı gösteren bir dizi satırı işaret ediyor.
Dr. N: Lütfen bu noktada yavaş yavaş devam et ve bu satırların senin için ne anlama geldiğini açıkla Amy.
D: Onlar yaşam satırları... benim satırlarım. Kalın, geniş aralıklı satırlar yaşamımızda göze çarpan deneyimleri ve bunların muhtemelen meydana geleceği yaşı gösteriyor. Daha ince olanlar ana satırları ikiye bölüyor ve diğer çeşitli... koşulları gösteriyor.
Dr. N: Ben bu daha az dikkat çeken satırların olasılıklara karşı alternatif hareketler olduğunu duymuştum. Senin söylediğin de bu mu?
D: (duraksama) Doğru.
Dr. N: Kalın ve ince satırlar hakkında bana daha başka ne söyleyebilirsin?
D: Eee, kalın satır bir ağacın gövdesi gibi, daha küçük olanlar da dalları. Kalın olanın asıl yolum olduğunu biliyorum. Yaşlı adam o satırı gösteriyor ve çıkmaz bir sokağa girdiğim için beni biraz paylıyor.
Dr. N: Bilirsin Amy, bu satırları mesele yapan bu Arşivciye rağmen, onlar bir dizi seçeneğini temsil ediyor. Karmik bir perspektiften bakılacak olursa, hepimiz zaman zaman yoldan sapmışızdır.
D: (öfkeyle) Evet, ama bu ciddi. Ona göre sadece küçük bir hata yapmadım. Yaptığım şeyi umursadığını biliyorum. (bir duraklama, sonra yüksek sesle) O KAHROLASI PARŞÖMEN TOMARIYLA ONUN KAFASINA VURMAK İSTİYORUM. ONA "GİT DE BİR SÜRELİĞİNE BENİM HAYATIMI YAŞAMAYI DENE!" DİYORUM.
Not: Bu noktada Amy, yaşlı adamın yüzünün yumuşadığını ve onu odada birkaç dakika yalnız bıraktığını anlatıyor. Adamın ona kendisini toplaması için zaman verdiğini düşünüyor, ama adam daha sonra başka bir kitapla geri geliyor. Bu kitap bir sayfasına kadar açılmış; o sayfada Amy, Arşivciyi dini inançları yüzünden antik bir Roma arenasında aslanlar tarafından parçalanan genç bir adam olarak görebiliyor. Adam sonra kitabı bir kenara koyuyor ve Amy'nin kitabını açıyor. Ona ne gördüğünü soruyorum.
D: Üç boyutlu, renkli bir halde canlanıyor. Bana ilk önce milyonlarca galaksiden oluşan bir evrenin olduğu bir sayfayı gösteriyor. Sonra Samanyolu... güneş sistemimiz... böylece nereden geldiğimi anımsayacağım, sanki unutabilirmişim gibi. Sonra da daha çok sayıda sayfa çevriliyor.
Dr. N: Bu bakış açısını sevdim Amy. eki daha sonra ne görüyorsun?
D: Ahh... kristal prizmalar... karanlık ve aydınlık, hangi düşüncelerin gönderildiğine bağlı olarak. Şimdi, bunu daha önce de yapmış olduğumu hatırlıyorum. Daha fazla satır... ve resim... zihnimde ileri ve geri ilerleyebiliyorum. Ancak yaşlı adam her nasılsa yardımcı oluyor.
Not: Bana bu satırların zaman hizalamalarını temsil eden titreşimsel dizilerden olduğu söylenmişti.
Dr. N: Bu satırların anlamını nasıl yorumluyorsun?
D: Bakmak istediğin —bakman gereken— düzende yaşam resimlerine yönelik örüntüler oluşturuyorlar.
Dr. N: Seni geçmek istemiyorum Amy. Bana yaşlı adamın şu anda seninle ne yaptığını söyle sadece.
D: Tamam. Bir sayfayı çeviriyor ve ben orada kendimi henüz ayrılmış olduğum köyde görüyorum. Aslında bir resim değil.., ama öyle gerçek ki... canlı. Oradayım.
Dr. N: Gerçekten o sahnede misin, yoksa sadece sahneyi gözlüyor musun?
D: Her ikisini de yapabiliriz, ama şu anda benden sadece sahneleri izlemem bekleniyor.
------------------------------------------------------

Fazla uzatmıyorum ,meclislerle ilgili bir iki kısa örnek,ama yine de dershanelerden bahsetmiştik ondan bir pasajla başlıyorum,

--------------------------------------------------------
Dr. N: Okul dersliğine benzeyen bir yerde grubunuzun nasıl toplandığını anlattın, ama orada neler olup bittiğinden emin değilim.
D: Enerjimizle yaratma eğitimi konusunda uygulama yapmak için biraraya geldik. Rehberim Trinity, üzerinde çalışacağımız çizimi yaptığı tahtanın önünde duruyor.
Dr. N: Peki şimdi ne yapıyorsun?
D: Diğerleriyle birlikte masamda oturuyorum. Trinity'yi izliyoruz.
Dr. N: Bana bunu betimler misin? Uzun bir masada diğerleriyle birlikte bir sıra halinde misiniz, yoksa başka bir şey mi?
D: Hayır, hepimizin kendine ait bir masası var... üstlerinde açılan bölmeleri olan masalardan.
Dr. N: Arkadaşlarına göre sen nerede oturuyorsun?
D: Solda, arkalardayım. Yanımda haylaz Ca-ell (deneğimin şimdiki yaşamındaki erkek kardeşi) var. Jac (deneğin şimdiki kocası) hemen arkamda oturuyor.
Dr. N: Şu anda odadaki ortam nasıl?
D: Sakin.., oldukça rahat, çünkü bu ödev yani Tirinity'nin çizimini yapmasını seyretmek o kadar basit ki neredeyse sıkıcı diyebilirim.
Dr. N: Ya, gerçekten mi? Trinity ne çiziyor peki?
D: O şey çiziyor... şey, farklı enerji parçalarından... çabucak nasıl bir fare yapılacağını.
Dr. N: Bu ödevde enerjinizi birleştirmek için gruplara ayrılıyor musunuz?
D: (başını sallayarak) Oh, hayır. Bunu geride bıraktık. Şimdi ayrı ayrı test edileceğiz.

---------------------------------------------------------------
Meclis hakkında ve oralarda ceza verici bir otorite ve davranışın olmadığını ve daha başka zihnimize doldurulmuş o cehennem korkularının ne kadar boş olduğunu belirten yazarın bir kısım yorumlarıyla ilgili parça parça kesitler,

--------------------------------------------------------------
Ceza evrelerinden çok, aydınlanma evrelerinden geçeriz. Bununla birlikte, insan toplumunun büyük kesimleri binlerce yıllık kültürel koşullama üzerine kurulu olan yargılanma ve cezanın tıpkı yeryüzünde olduğu gibi ötedünyada da bir biçimde varolması gerektiği şeklindeki rahatsız edici histen kurtulmayı başaramaz.
Belki bu, karanlığın kuvvetlerinin işkence yaptığı bir cehennem değildir, ama hoşa gitmeyecek bir şeydir. Benim umudum, bu bölümde söyleyeceklerimin ölümden sonra ceza görme olasılığından korku duyma eğiliminde olan insanları rahatlatacağıdır. Diğer yandan, bir Yaşlılar Meclisine karşı sorumluluk duyanların hiç de rahat olmayabilecekleri de söz konusu olacaktır. Bu dünyanın Epikürcüleri, yani başkalarının içinde bulunduğu kötü duruma dikkat etmezken kendilerini sadece yaşamda sınırsız haz almaya adayanlar, bu bölümden hoşlanmayabilir. Ahlaki ya da başka türlü herhangi bir türde otoriteye karşı olan ikonoklastlar da aynı şekilde hoşlanmayacaklardır.

Ruh dünyası düzene sahip bir yerdir ve Yaşlılar Meclisi adaleti temsil eder. Bu meclis mutlak bir tanrısal otorite kaynağı değildir, ama yeryüzünde hala bedenlenmekte olan ruhlardan sorumlu olan son istasyon gibi görünmektedir. Bu bilge varlıklar, insanın zayıflığına karşı büyük bir anlayışa sahiptirler ve hatalarımıza sınırsız bir sabır gösterirler. Gelecek yaşamlarda bize çok sayıda ikinci şans verilecektir. Bunlar kolay karmik seçenekleri olan yaşamlar olmayacaktır, öyle olsaydı yeryüzüne gelmişlerden hiçbir şey öğrenmemiş olurduk. Bununla birlikte, bu gezegendeki aklı başındalık ve yaşam riskleri, ölümden sonra bize daha fazla acı çektirmek için düzenlenmemiştir.

“Beklediğim zaman geldi. Kutsalları göreceğim. Rehberim Linil geliyor ve küme grubumdan diğer derslikleri geçen uzun bir koridora doğru bana eşlik ediyor. Mermer sütunların dizili olduğu daha büyük bir koridorun bulunduğu başka bir alana geçiyoruz. Duvarlar birçok renkten oluşan buzlu cam panel gibi görünen bir şeyle dokunmuş. Hafif bir koro müziği ve telli çalgılar duyuyorum. Işıklar da hafifletilmiş, altın rengi bir tondalar. Her şey çok gevşetici, rahatlatıcı, hatta tensel, ama biraz endişeliyim. Güzel bitkilerle dolu olan ve bir fıskiyenin bulunduğu bir avluya geliyoruz. Burası bekleme yeri. Çok geçmeden, Linil beni yüksek kubbeli bir tavanı olan yuvarlak bir odaya götürüyor. Işık yukarıdan aşağı doğru parlayarak yayılıyor. Kutsallar uzun, hilal şeklinde bir masada oturuyorlar. Masanın önüne, odanın ortasına doğru ilerliyorum, Linil ise arkamda, solumda duruyor.”
Yaşlı’larda, hepsi antik dönemlere ait bir nitelik taşıyan kukuletalar, dört köşeli şapkalar ve takkeler de görülebilir. Kukuletalar genellikle baştan geriye doğru atılmış olur; bu da gören için daha az meşum bir durumdur. Bu görselleştirmeler bana, Dominikanlar gibi, beyaz cüppeler giyen ve kukuletalar takan dinsel tarikatları hatırlatıyor. Cüppe ve tüniklerin, kumaşa dayalı verdiği bu dünyevi etkiler tarihimizde çok eskilere gitmektedir. Yaşlılar'da deneklerimin anlattığı elbiseler, diğer giyecek ve teçhizatlar, kahinler gibi, bir ruhun varoluşundaki olayları yorumlayan bilge varlıklara saygı ve ihtiram doğuran araçlardır. Sıradaki vaka 1937'de sona eren yaşamının ardından meclis toplantısına henüz girmiş 1. Düzey bir ruhla ilgili.

Dr. N: Meclisinde kaç üye var?
D: Ben onlara Bilge Olanlar demeyi tercih ediyorum. Masada altı tane oturuyor.
Dr. N: Bana her bir Bilge Olan'ın ne giydiğini anlatıp, gördüklerine ilişkin izlenimlerini açıklar mısın?
D: (duraklama) Eee, ortadaki mor bir cüppe giyiyor, diğerleri morla karışık beyaz ... ah ... sağ uçta oturan hariç. O bir parça sarı olmakla birlikte büyük ölçüde beyaz. Bana karşı diğerlerinden daha neşeli.
Dr. N: Tüm bu renkler senin için ne anlama geliyor?
D: Henüz ayrılmış olduğum yaşama bağlı bir şekilde. Sağdaki beyazlar içindeki Bilge benim işleri daha açık görmemi istiyor. Sarı cübbeli olanın.., destek alma ve vermemle ilgili bir şeyleri var.., ama bunun benimle şu anda ne ilgisi olduğunu bilmiyorum. Koyu kırmızı bir cübbe giyen diğerinin ise iki yaşam önceki yerinde olduğunu hatırlıyorum. Bu benim fiziksel olarak sakat kaldıktan sonra eve (ruh dünyasına) döndüğüm zamandı.
Dr. N: İki yaşam önce onun kırmızı cübbesini gördüğünde ne düşünmüştün?
D: Fiziksel bedene uygun bir renk. Koyu kırmızı Olan o beden konusundaki karmik etkilerle ilgiliydi. O yaşamdan sonra gerçekten yıpranmış ve öfkeli bir haldeydim. Yeşil giyen Bilge de o zaman oradaydı, ama şimdi burada yok.
Dr. N: Niçin yeşil?
D: Onlar Şifa konusunda ustadır... hem zihinsel hem de fiziksel.
Dr. N: Demek genellikle Bilgelerin bu renklerde cübbeler giydiğini görüyorsun, öyle mi?
D: Aslında hayır. Onları çoğunlukla mor renginin tonlarını giyerken görürüm. Bu kez, bazı özel mesajlar almam bekleniyor.
Dr. N: Ortadaki mor cübbeli olan hakkında konuşalım mı? Onun önemli biri olduğunu düşünüyor musun?
D: (bana gülüyor) Hey, onların hepsi önemli!
Dr. N: Tamam, diğerlerine kıyasla senin için daha önemli diyelim.
D: Evet, o lider. İşleri yönetiyor gibi.
Dr. N: Niçin öyle, sana bunu düşündüren ne?
D: Çünkü diğerleri ona uyuyor gibi görünüyor. İşleri o yürütüyor. Çoğunlukla diğerleri onun aracılığıyla konuşuyor sanki.
Dr. N: Onun adını biliyor musun?
D: (gülüyor) Asla! Buralarda aynı sosyal ortamda değiliz.
Dr. N: Toplantı senin için nasıl başlıyor?
D: Yönetici bana "Hoş geldin, bir kez daha seninle olmaktan memnunuz" diyor.
Dr. N: Sen ne söylüyorsun?
D: "Teşekkür ederim," diyorum. Bir yandan da şöyle düşünüyorum: "Umarım işler yolunda gider."
Dr. N: Peki işleri idare eder gibi görünen başkandan ne tür düşünceler alıyorsun?
D: O benim Bilgelerin kendileriyle konuşamayacağım kadar üstün olduklarını düşünmemi istemiyor. Bu toplantı benim için. Sonra şöyle diyor: "Seni son gördüğümüzden bu yana ilerlemen hakkında neler düşünüyorsun? Üzerinde konuşabileceğimiz yeni bir şey öğrendin mi?" (duraklıyor) Toplantının açılma biçimi böyle. Söyleyeceklerimi dinlemek istiyorlar.
Dr. N: Artık kendini daha rahatlamış hissediyor musun?
D: Evet.
Dr. N: Burada işlerin nasıl ilerlediğine dair bana bir fikir verebilir misin?
D: (duraklıyor) Doğru yaptığım şeylerle başlıyoruz. Son yaşamımda birçok insanın çalıştığı başarılı bir şirketim vardı. Zihnimde bunu evirip çeviriyorum. Yaptığım hayır işlerinden söz ederek onlarda iyi bir izlenim bırakmak istiyorum... bilirsin, yaptığım iyi işlerden yani. (duraklıyor) Sonra konu şirketimi işletme biçimime geliyor... çatışmalardan kaçınma konusundaki yeteneksizliğim, çalışanlarla aramdaki anlaşmazlıklar ve öfke. (denek rahatsız oluyor) Bu insanda fazlasıyla engellenmişlik duygusu yaratan bir şey... bunun üzerinde çalışıyorum.., ama sonra... (duruyor)
Dr. N: Lütfen devam et. Rehberin sana bu konuda herhangi bir şekilde yardım ediyor mu?
D: Rehberim Joaquin arkamda duruyor ve oradan konuşuyor. Büyük Buhran, insanları işe alarak topluma katkı yapma doğrultusundaki amaçlarım ve yaşamımın başlıca bölümlerini özetliyor.
Dr. N: Bana iyi gibi göründü. Joaquin’in seni Bilgelere takdim etme tarzından mutlu oluyor musun?
D: Şey, evet. Ne yapmak istediğimi, sonra da gerçekte neler olduğunu anlatıyor. Tonu düz. Joaquin beni savunmuyor ya da övmüyor, sadece Amerika'daki kötü bir dönem boyunca yaşanan olaylardaki rolümü anlatıyor.
Dr. N: Joaquin'i savunma avukatın gibi mi düşünüyorsun?
D: (aniden) Hayır, işler burada öyle yürümüyor.
Dr. N: Joaquin yaşamının özetini verirken objektif mi?
D: Evet, ama zor başladık. Ailemin geçimini başarıyla sağlamamla ilgili düşüncelerime şekil veriyorum, ama bu şekilde profesyonel hayatımla karışıyor... Çalışanlarıma nasıl davrandığımı aklımdan çıkaramıyorum. Bu canımı gerçekten sıkıyor. Joaquin şimdi sessiz, düşüncelerime müdahale etmek istemiyor.
Dr. N: Öyleyse seninle Bilgeler meclisin arasındaki düşüncelere odaklı kalalım. Lütfen devam et.
D: Onların sorularını tahmin etmeye çalışıyorum. Hayatımda maddi şeyler biriktirmekten hoşlandığımı biliyorum. Benden bunun nedenini öğrenmek istiyorlar, ben de bunun kendimi bir kişi olarak değerli hissetmemi sağladığını söylüyorum, ama bir yandan da insanları ezdim. Sonra önceki yaşamlarımdaki benzer davranışlardan söz ediyorlar... ve daha iyisini yapabileceğimi hissediyorum.
Dr. N: Onların düşünceleriyle senin geçmişini incelemesinin o anki hayatının özetini bir şekilde tehlikeye attığını düşünüyor musun?
D: Hayır, sorularında sert bir yan yok. Bu konuda bir sorunum yok, ama artık zihnim oradan oraya koşuşturuyor ve vurgulamam gereken bir şey olarak tekrar hayır işlerimi düşünüyorum... sonra... (duruyor)
Dr. N: (yüreklendirerek) Çok iyi bir iş çıkarıyorsun, bana ondan sonra ne olduğunu anlat.
D: Ortadaki Bilge... onun güçlü zihni beni kuşatıyor.
Dr. N: Sana tam olarak ne anlatıyor?
D: (yavaşça) Zihnimde işittiklerim şunlar: "Emmanual, biz burada seni yargılamak, seni cezalandırmak ya da düşüncelerini bastırmak için bulunmuyoruz. Senin, kendine bizim gözlerimizden bakmanı istiyoruz, tabii yapabilirsen. Bu kendini bağışlaman anlamına geliyor. Bizimle geçirdiğin zamanın en çetin yanı bu, çünkü bizim isteğimiz sana duyduğumuz koşulsuz sevgi gibi senin de kendini olduğun gibi kabul etmen. Yeryüzündeki işinde sana destek vermek için buradayız. Bu amaç doğrultusunda, sana otobüs durağı olayını anımsatacağız."
Dr. N: Otobüs durağı olayı mı? Neden bahsediyorlar?
D: (duraksama...) O bunu söylediğinde benim de kafam karışıyor. Yardım almak için arkaya Joaquin'e bakıyorum.
Dr. N: Sonra ne olduğunu anlat Emmanual.
D: Ortadaki Bilge... onun düşünceleri bir kez daha buna geliyor:
"Bu olayı hatırlamıyor musun? Bir gün otobüs durağında otururken yardım ettiğin kadını?" "Hayır," diyorum, "Hatırlamıyorum." Sonra, anılarımı gözden geçirmemi bekliyorlar ve birisi zihnime bir resim gönderiyor. Anlamaya başlıyorum.., eskiden, bir kadın vardı... Elimde evrak çantamla ofisime doğru yürüyordum. Acelem vardı. Sonra sol tarafımda bu kadının sessiz sessiz ağladığını duydum. Kaldırımın kenarındaki bir otobüs durağında oturuyordu. Büyük Buhran yıllarıydı, insanlar umutsuz bir haldeydi. Durdum. Sonra ani bir istekle yanına oturdum ve onu rahatlatmak için kolumu boynuna doladım. Bu benim yapacağım doğal bir hareket değildi. (duraklıyor) Tanrım, ilgilendikleri şey bu mu? O kadının sadece otobüs gelene kadar birkaç dakika yanında oldum. Bir daha da hiç görmedim.

Dr. N: Peki şimdi Bilge'nin bu olayı sana hatırlatması hakkında ne hissediyorsun?
D: Bu çok çılgınca! Bütün bir yaşam boyu hayır işlerine verilen paralar, ama onlar bununla ilgileniyorlar! O kadına hiç para vermedim, sadece konuştuk...
------------------------------------------------------------
K. celselerinde 5. yoğunluk yani dershaneler ve meclisler ile ilgili pek fazla detaylı açılım yok ama bazı konularda zihnimizdeki soruları cevaplayan kısımları da unutmamalı,
-----------------------------------------------------------------

S: (L) ... Bu sorunun tüm geceyi alacağını biliyordum! Neden sordum ki? (SV) İyice anlayalım! (L) Pekala, ilk
solucan... (T) Solucan bir... (L) Çakra tam olarak nedir?
C: Birinci, ikinci, üçüncü veya dördüncü yoğunluğu beşinci yoğunlukla birleştiren bir enerji alanı.
S: (T) İlk dört yoğunluğu beşinci yoğunluk derin düşünme seviyesiyle birleştiren bir odak noktası mı?
C: Yakın.
S: (T) Çakralar yoluyla derin düşünme seviyesine bağlanmamızın amacı nedir?
C: Kısa dalga döngüsünde hepiniz beşinci seviye ile bağlantılısınız; transkriptlere gözatın.
S: (L) Söylendiği gibi her bir çakra bir renkle mi ilişkili?
C: Bir anlamda, ama önemli olan husus o değil.
S: (L) Önemli husus nedir?
C: Fiziksel noktayla ilişki.
S: (L) İçinde bulunduğumuz bölgeyle mi? Ev konusuna geri mi döndük?
C: Fiziksel bir bedende, birden dörde kadarki yoğunluklar.

--------------------------------------------------
S: (L) Diğer boyuttaki varlıkların ruhlarımızı kaçırma veya bedenimizden zorla çıkarma yeteneğine sahip
olduğunu söylüyorsunuz, peki ölüm sürecinde bedenden ayrılarak beşinci yoğunluğa giden ruh özümüzü
manipüle etme yeteneğine de sahipler mi?
C: Hayır.
S: (L) Bu yeteneğe sahip değiler mi?
C: Hayır, iziksel bedeninizin fonksiyonunun sona ermesi ve beşinci yoğunluğa girme süreci tek, yalnızca tek bir bir yolla gerçekleştirilir: özel olarak üçüncü yoğunluk ile beşinci yoğunluk arasında transfer amacıyla açılan bir kanaldan geçerek. Sizin terminolojizde gümüş kordon olarak tanımlanan şey, bu geçiş kanalına ihtiyaç duyulduğunda açılan kapalı bir hat gibidir. Bu oldukça kaba bir benzetmedir, fakat bunu tanımlamanın tek yoludur. Yani fiziksel beden sona erdiğinde, bu hat açılmakta ve ruhun doğal bir şekilde geçtiği bir kanal oluşturmaktadır. Fakat bu kanalın özelliklerinden biri şudur ki, hiçbir yoğunluk seviyesinden hiçbir güç bu kanalı kesinlikle delemez. Dolayısıyla, üçüncü yoğunluktan beşinci yoğunluğa transfer sürecindeki ruhlara hiçbir şekilde müdahale edilemez. Fiziksel bedendeki ruh uzantısının beşinci yoğunlukla her zaman bir bağlantısının olduğunun ve bunun "gümüş kordon" denen şey aracılığıyla olduğunun da belirtilmesi gerekir. Bu bağlantı, üçüncü yoğunluk ruhların beşinci yoğunluğa geçiş kanalı olarak her zaman mevcuttur. İhtiyaç duyulduğunda anında açılabilir. Açıldığında bir geçiş kanalı haline gelir. Ruh bu kanaldan geçer. Ve hiçbirşeyin müdahalesine maruz değildir. Bu bilinçli bir tasarım değildir; ikinci yoğunluk seviyesindeki, kendi bilinçli düşünce süreçleriyle kendilerini koruma yeteneğine sahip olmayan yaratıkların koruma mekanizmaları olarak tanımlanabilecek şeye benzer doğal bir süreçtir.
Örneğin kaplumbağa, onu koruyan bir kabuk içindedir. Kabuk kamplumbağayı doğa koşullarına karşı korur. Gümüş kordon aracılığıyla beşinci yoğunlukla olan bağlantı buna benzetilebilir. Gümüş kordonun açılmasıyla oluşan kanaldan geçen ruha müdahale edilemez. Anlıyor musunuz?
S: (L) Evet, fakat neden bu kadar çok sayıda ruh bedenlerini terk ederken bu kanaldan geçmek yerine dünyada kalıyorlar ve diğer bedenlere ilişiyorlar? Bunun nedeni nedir?
C: Bu karmaşık bir soru, fakat en iyi yanıt, bunun üçüncü yoğunluk düzleminden ayrılmak istemeyen ruhların seçimiyle ilgili olduğudur. Bunu yapmanın tek olası yolu, fonksiyonu sona ermiş olan bedenden ayrılmış olmak, fakat halen üçüncü yoğunluk düzlemi içinde olmaktır, ki bu doğal değildir fakat yine de olabilmektedir. Sizin kaynaklarınızda hakkında çeşitli yanlış tanımlamalar bulunan bu tür durumlarda,gümüş kordon hala ruha ilişiktir fakat kanaldan ziyade bir kordon olarak durmaktadır. Ruh hala gümüş kordona bağlıdır fakat işlevi biten bedenden ayrılmıştır. Bunun sonucu, bir üçüncü yoğunluk beden birimi içinde olmaksızın üçüncü yoğunluk ortamının bilinçli bir şekilde farkında olmaya çok benzer bir durumdur. Anlıyor musunuz?
S: (L) Evet. Peki...
C: Ve ayrıca şunun da farkında olun ki, ruh fiziksel beden sınırlandırmalarından bir kez ayrıldığında, hala üçüncü yoğunluk düzleminde olsa bile zaman geçişi ilüzyonu ortadan kalkar. Dolayısıyla o ruh, herhangi bir zaman geçişi algılamaz. Bunu belirtmemizin tek amacı, bunun ne gibi anlamlara gelebileceği üzerinde düşünmenizdir.

------------------------------------------------------------
Yukarıdaki son cümleyi düşündüğümüzde alacakaranlık kuşağında da anlatılan hayaletler gibi 3Y de kalmış ruhları anlamalıyız onların her daim ve hemen hemen aynı anlarda veya mekanlarda görünmekteler ve oldukça fazla hikayelere konu olmaktalar ,bu zavallı ruhlar ancak rehberleri vasıtası ile uyarılıp ikna olurlarsa bu rollerinden vaz geçecekler esas yuvalarına kavuşacaklardır,
Uzak doğu ritüellerinde ölenin arkasından rahiplerin fenerlerle sesli davul tef gibi aletlerle davranışları bir bakıma bu maksat içindir,

----------------------------------------------------------

C: Dördüncü yoğunlukta da çok gerçek ve fizikseller. Fark şu ki, dördüncü yoğunluk izikselliği üçüncü yoğunluk izikselliğiyle aynı değildir. Ama bu, dördüncü yoğunlukta iziksellik olmadığı anlamına gelmiyor.

Fiziksellikle olan tüm bağları tamamen atmak için, varlığın altıncı yoğunluk veya üzerine çıkması gerekiyor. Bunun altındaki herşey bir iziksellik veya izikselliğe bağ içerir. Tıpkı eterik yoğunluktaki, 1'den 4'e kadarki yoğunluk varlıklarının döngüsünü sağlayan derin düşünme ve değerlendirme bölgesi olan beşinci yoğunluk gibi. Bu varlıklar buradan fiziksel alemlerden birine geri yönlendirilir. Birden dörde kadarki her bir seviye, sizin bildiğiniz şekliyle giderek daha az fiziksellik içerir, fakat fiziksellik yine de mevcuttur. Fakat dördüncü yoğunluktaki herhangi bir varlık veya orada üretilmiş veya kavramsallaştırılmış herhangi türde bir araç üçüncü yoğunluğa girdiğinde üçüncü yoğunluk fizikselliği üçüncü yoğunlukta bir sabitliğe sahiptir; dördüncü yoğunluk gerçekliğinden üçüncü yoğunluktaki dolaşımını gerçekleştirebilir. Fakat herhangi bir arıza veya bozulma meydana geldiğinde, o sırada üçüncü yoğunlukta bulunan tüm unsurlar üçüncü yoğunlukta kalır. Üçüncü yoğunluktayken dördüncü yoğunluğa kaybolan nesneler veya bir varlığa veya araca ait herhangi fiziksel yapılarla ilgili raporlanan gözlemler,herhangi ve her durumda, herhangi bir arıza veya bozukluk sürecinde olmayan bir cisim veya bir varlık veya bir yapı içerir. Dördüncü yoğunluk aleminde hala tam olarak işlevseldir. Yalnızca sizin ölçümünüzle sınırlı bir süre için üçüncü yoğunluğu ziyaret etmektedir ve dolayısıyla bir noktada dördüncü yoğunluğa geçerek kaybolur. Fakat eğer bir arıza yaparsa veya herhangi bir şekilde yapısı bozulur veya değiştirilirse,üçüncü yoğunlukta kalacaktır.
-------------------------------------------------

Sonuçta mozaik olgusu böylece var oluşu devreye alan nefes olarak tanımlandığında tekrar çıktığı yere geri dönene kadar her ruhun bireysel özgür iradesi ile oluşturduğu tarif edilemez bir örüntüyü içine almakta görebilen gözlere her anın farkındalık dolu değerlendirmesinde muhteşem harikulade bir oluşumu sergilemektedir..

Bunu coşku ile seyredene ne mutlu..

Kötülük çukurdur iyilik yalçın dağlar
Her ikisini bilgelik denizi kaplar
Ufukları net görebilmek
Deniz üstünden bakana kolaylık sağlar


Edited by - Tgur on 09/09/2019 14:10:40
Go to Top of Page

bozadi


9624 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 10/09/2019 :  19:12:17  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Teşekkürler Tgur.

Ruhların nasıl yaratıldığı konusu çok ilginç ve benim de merakımı celbeden ve kafamı karıştıran bir husus. K celselerinde konuyla ilgili bir açıklama olduğunu hatırlamıyorum. Newton'un anlattıkları belki de bu konuda elimizdeki en değerli açıklama.

Ruhların tekamülsel seviyeleriyle ilgili olarak Newton'da dikkatimi çeken hususlardan biri, temel olarak insan ruhlarının tekamül seviyeleriyle ilgileniyor olması ve mineral, bitki ve insan gibi farklı varlık türleri arasında evrimsel bir geçiş olmadığına inanıyor gibi görünmesi. Daha önce kısmen değinmiş olabilirim. Yanlış anlamıyorsam, Newton'a göre ruhlar mineralden bitkiye, bitkiden hayvana ve hayvandan insana doğru bir tekamül sergilemiyor. Hepsi kendi içinde kapalı birer kategori ve kategoriler arasında geçiş yok. Ruhların Kaderi'nden:

Eklenti:

Deneklerim her hayvanın kendine özgü belli bir zeki enerji düzeyine sahip olduklarını ve insan ruhlarının bu düzeyler arasında aşağı ya da yukarı hareket etmediklerini bildirmektedir. Bu enerji parçacıkları, şempanzelerde olduğu gibi karmaşık yaşam formlarıyla basit yapılar arasında değişiklik gösterir. Deneklerim tenasüh fikrini reddettikleri halde, belki de organik ve inorganik maddelerin tümü yeryüzünde titreşimsel enerji yaymakta ve muhtemelen birbirleriyle anlamlı bir şekilde ilişki kurmaktadırlar.

Ruh dünyasında çeşitli hayvanlarla bağlantı kurmuş olan danışanlarım bana bu hayvanların hepsinin gerçekten de bir çeşit ruh enerjisine sahip olduklarını söylemişlerdir. Bunlar insanların ruhlarına benzemez, ayrıca birbirinden de farklıdır. Ölümden sonra, bu hayvanların enerjisinin "insan ruhundan farklı kürelerde varoldukları" bildirilmiştir.




Newton görüşünü danışanlarının verdikleri bilgilere dayandırıyor ama bu hususta ciddi şekilde yanıldığını sanıyorum. Örneğin Ra ve Kasyopyalılar çok açık bir şekilde bu farklı kategoriler arasında, tabi ki giderek daha gelişmiş formlar yönünde tekamülsel dönüşümler olduğunu vurguluyor.

"Yeni yaratılan ruh" kavramıyla ilgili bilgim, algım, sezgim son derece az ve belirttiğim gibi Newton'un bu konuda yaptığı ve senin alıntıladığın açıklama muhtemelen bu konuda şu ana kadar sahip olduğum en iyi bilgi veya bilgi olasılıklarıdır, bu nedenle çok kıymet veriyorum ama teorik olarak yeni yaratılan ruhların tamamının veya büyük bir kısmının yolculuklarına "1. yoğunlukla" başlaması icap eder diye düşünüyorum. Doğrudan 2, 3, 4 veya sonraki yoğunluklarda bir ruh olarak var olmak veya var edilmek ne kadar mümkün ve anlamlı bilmiyorum ama “imkansız” gözüyle de bakmıyorum.

Örneğin Gri denen 4KH varlıklarının doğal, bağımsız birer varlık olmadıkları, robotik oldukları ve Kertişler tarafından yaratıldıkları ve onların “uzantısı” olarak faaliyet gösterdikleri belirtiliyordu celselerde. Ve yine, Grilerin çok az bir kısmının da olsa BH’ye geçiş yaptığına değinilmişti. Ve BH derken, 4BH’ye geçtikleri izlenimini ediniyorum her ne kadar bu konuda açık bir ifade geçtiğini hatırlamasam da. Eğer gerçekten öyleyse, yani 4KH’deyken BH’ye geçen Griler 4BH’ye geçiş yapıyorsa, bu durumda o Grilerin artık Kertişlerin uzantısı olmadığı, bağımsızlaşmış olması gerekir diye düşünüyorum. Bu durumda 4. yoğunlukta yeni bir ruh yaratılmış veya varolmuş olmuyor mu? Tabi BH’ye geçen Griler ne ölçüde “Gri” kalıyor, orası şüpheli sanırım. Enkarne hallerinde hala o Gri bedenlerini mi kullanıyorlar yoksa giderek “insanlaşıyorlar” mı? Kimbilir...

Yaratılıp belirli bir eğitimden sonra 1 ve 2. yoğunluğu hiç deneyimlemeden doğrudan 3y bir “insan” olarak bir gezegene enkarne olan varlık var mıdır, varsa bunun açıklaması nedir çok merak ediyorum. Ama sonuç olarak, ruhların yaratılış biçimi konusunda verdiği bilgilere şu an bir itirazım olmasa da, Newton’un yaratılan ruhların hayvan veya insan alemine uygun görülüp, hazırlanıp gönderildiği fikrinin ya tamamen, ya da en azından kısmen yanlış olduğunu sanıyorum.

Newton bu konuda yaygın Hristiyan teolojisinin etkisinde kalmış olabilir veya o teolojiyle çatışmak istememiş olabilir. Sanıyorum ki “üç büyük din” de, hayvan ruhlarının tekamülle zaman içinde insan seviyesine geçtiği yönünde bir bilgi veya inanç taşımıyor. Hatta sırf insana hizmet etmek için var edilmiş “geçici varlıklar” olarak tanımlanıyorlar.

Hem Newton’un hem de K’ların mozaik konusuna söylediklerine katılmamak mümkün değil sanırım. Varoluş küresinin sonsuz zenginliği, güzelliği.

Newton’dan alıntıladığın, “otobüs durağındaki kadın” hikayesi müthiş ilham verici geldi bana, teşekkürler.

Umarım bu ruhların yaratımı konusundaki merakımızı giderecek bilgileri edinir veya bunun için gerekli parçaları tespit eder birleştiririz.
Go to Top of Page

Tgur


1194 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 11/09/2019 :  10:24:37  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Sağol Bozadi,

Ruhların 1 nci yoğunluktan itibaren gelişen bir var oluşta var olduklarına ben de inanırım bu insan dediğimiz bu formda yani fiziksel dünyadaki en tekamül etmiş olan insan formunun maddesel yapısında ve hatta zihinsel yapısının her bölümünde mevcut zihinsel yapısı dedim kafa karıştırmadan fiziğe bağlı bir yaşamdaki KH yapısının fiziğe tapan özelliği ile bu dünyanın ihtiva ettiklerine bağlı olması, ile izah edilir

"doğa benden ayrı değil ben oradan şekillendim"

Bu sebeple bulunduğumuz KH ortamının dışına doğru taşmaya doğru zihin yapısı bahsi geçen ruh yapısının bambaşka bir yönünü doğurur ve insan denen bu ara yüzün diğer var oluşlara doğru yönelme ve bir ile birleşmeye olan macerası,

Aldığımız celse bilgilerinde ve kitaplarda bu ruhun teşekkülü ve genel karakteri hakkında sağlam değil kopuk kopuk bilgiler alıyoruz ama biliyoruz ki 7Y her parçada mevcut ve işlevi onun vaz geçilmez durumu, o halde bizim ruh kavramımız bu doğrultudan hiç bir zaman kaymadı kaymayacak ,

Kitap ve celselerdeki ruh kavramı evvelce belirttiğimiz Newton alıntılarında ve şimdi tekrarlayacağım K. celselerinde insan formu üzerinde kümeleşmekte ben bunun Orion deney hareketindeki insan bazlı bir fenomeni asıl alan ve konuları bu yönden işlemeye ve geliştirmeye bağlı ve sadece bizim ilgilendiğimiz gurup için geçerli olduğunu sanıyorum ,yani oluşun başka safhalarında başka faaliyetler var ,durum onu gösteriyor ,

Bu tabiiki bizim biraz genişçe düşünmeye çalışarak ortaya çıkardığımız bir kanaat, netice,

Newtonun Kuluçka bölümüne dikkat ederseniz insan halinde işlenebilecek hale gelmiş tekamül etmiş bebek oluşumundan bahsediliyor ve onların doğduğu kaynağın koyu mor ve tarif edilemez oldukları söyleniyor ,Newton o vaz geçilmesi zor monoteist anlayışla bunu tek kaynağa bağlama gayretinde olsa da verilen cevaplarda ve diğer denek çalışmalarında bunun böyle olmadığı adeta yüksek sesle belirtiliyor,

Maymundan tekamül,

------------------------------------------------
S:(L) O üç güce dönelim. Pek çok ruhun fiziksel varoluşu arzuladığını söylediniz. Çok sayıda ruh bunu arzuladıktan sonra iziksel varoluş nasıl gerçekleşti?
C: Önce maymunumsuydu.
S:(L) Sonra ne oldu? Bu maymunumsu varlıklar birden bire mi ortaya çıktılar? Ruhlar bu maymunumsu varlıklarla ne yaptılar?
C: Ruhlar transferle onları değiştirdiler.
S:(L) Neyin transferi?
C: Tohumlanan bedenlere ruhların transferi. Oryon birliği önce Neandertal'i kullandı.
S:(L) Oryon ruhları Neandertal bedenlerine mi girdi?
C: Hayır. Kuluçkalama için insan ruhlarını onlara yerleştirdiler.
S:(L) Değiştirilen maymunumsuların embriyoları gebelik için dişi maymunumsulara mı yerleştirildi?
C: Hayır. Yalnızca ruhlar.
S:(L) Ruhları bu maymunumsu bedenlere mi koydular?
C: Yakın.
S:(L) Ruhun mevcudiyeti maymunumsu bedenin genetiğinin ve DNA'sının değişmesine mi neden oldu?
C: Evet.
S:(L) Ardından da önce Oryon Birliği tarafından değiştirildiler...
C: Size benziyorlar.S:(L) Kim bize benziyor?
C: Oryonlar.
S:(L) Oryonlardan pek bahsetmemiştik..
C: Oryon Birliği. Oryon Toplumunda başkaları da var.
S:(L) Oryonların bazıları bizim değişimizle kötü adamlar mı?
C: Evet.
S:(L) Bazıları da iyi adamlar mı?
C: Evet.
S:(L) Yani asıl yaratıcıların veya genetik mühendislerin Oryonlar olduğunu söylüyorsunuz.
C: Yakın. Asıl mühendisler ama Dünya'da kalmıyorlar.
S:(L) Dünya gezegenindeki bedenlere giren ruhlar nereden geldi? Buraya gelmeden önce başka bir gezegendeki bedenlerde miydiler?
C: Bu grup değil.
-------------------------------------------------------------
(L) Evet, mikroevrimle bile yapılabilecek fazla şey yok. Birşeyi daha iyi hale getirebilir ama genellikle pek çok şeyi bozar. Bunu biraz daha netleştirmeye çalışacak olursak, belki de başlangıçta biri bu gezegende deney yapıyordu. Ve baktığında tek birşeyden veya tek türde birşeyden oluşan büyük çağlar olduğunu görüyorsun ve bir sonraki çağ biraz daha gelişmiş birşeyin çağı. Bir süre boyunca tüm gezegen belirli birşeyle kaplı ve sonra BUM! Tükeniş. Sonra bir süre gezegen başka birşeyle kaplı ve sonra BUM! Tükeniş. Her bir seviyede herşeyin kompleksliğinin ve çeşitliliğinin arttığını görebiliyorsun. Dolayısıyla evet, evrim izlenimi veriyor ve bir bakıma öyle: 4Y yaratıcıların/mühendislerin zihinlerinde evrim geçiriyor ve sürekli yeni şeyler deniyorlar. Ve evet, ortak ata görünümü var çünkü mühendisler işe yarayan birşey bulduklarında bu şablonu, hatta DNA’yı tekrar tekrar kullanıyorlar. Yani birileri birşeylerin nasıl yapıldığını öğreniyordu.Çılgınca deneyler yapıyordu! Sonra dediler ki, “Oo, bu işe yarar! Bunu şunun için kullanalım!” Hatırlayın, K’lar insanların bu gezegen üzerinde var olan herşeyin DNA açık büfe teşhirine öncülük etmekte olduğunu söylemişlerdi. Solucanlarda,sineklerde, balıklarda, maymunlarda vs. bulunan genleri taşıyoruz. Bu tür açıklamaları duyduğumda gerçekten çok üzülüyordum. Bu beni gerçekten iğrendiriyordu. Ama doğru. Pek çok başka familyayla ve türle pek çok genimiz ortak. Çünkü o parçalar bir şekilde işe yaradı ve istenen bazı işlevleri gördü ve 4Y mühendisler bunları tekrar tekrar kullandı, bazı şeyleri değiştirdi ama temel olarak DNA talimatlarının aynı olması gerekiyordu çünkü bu bir bilgi kodu.
(Joe) Biz bu gezegende pek çok girişimin, pek çok yaşam tekrarının ürünü olan en karmaşık organizmayız.
(L) Çünkü kurbağada bacak yapan kontrol genleri insanda da bacak oluşturuyor.Ama insan bacağını kurbağa bacağından farklı kılan başka şeyler de var ve burada mühendislik devreye giriyor. Talimatlar üzerinde ince ayarlar yapıyorlar.
(Chu) Iyy!! [kahkahalar]
(L) Üzgünüm Chu, ama doğru: Kurbağa bacakların var! [kahkahalar]
(Joe) İnsan ruhlarının, inkübasyon ve doğrudan DNA değişiklikleri meydana getirmek üzere Neandertal içine yerleştirildiğine dair birşey söylenmişti. Bu farklı.
(L) O biraz farklı çünkü burada daha bilinçli bir şeyden bahsediyorsun ve çok ileri bir aşamaya zaten varmış bir organizmadan bahsediyorsun. Dolayısıyla, o tür bir değişikliğin meydana getirilmesi işe yarayabilir. K’lar KH’nin yaklaşık 300 bin yıl önce yönetimi ele geçirdiğini söylemişti. O zamana kadar, şu anda bildiğimiz şekliyle başlıca tüm yaşam formu yaratım ve mühendislik işleri tamamlanmıştı.
Eğer sevgi yaratıcılığın gücüyse, 4KH bu yüzden yaratamıyor; tek yapabildikleri değiştirmek, müdahale etmek, bastırmak vb. Dünyamız gerçek manada Sevgiyle yaratılmış ve insanı hayretler içinde bırakacak kadar muhteşem.
(Scottie) Bu yine de bir tür mühendislik. "Süper köpek tipi bir ruh" alıp onu bir kurdun içine koyarsan belki de köpek olur.
(Joe) Soralım. Bu sadece insanlar için mi geçerli? Hayvanların içine konup onları değiştirebilecek bir ruh veya öz yok mu?
(L) Neandertallerle ilgili şey sadece insanlar için mi işe yarıyor yoksa hayvanlar için de işe yarayacak birşey mi?
C: Bazı durumlarda, evet.
S: (Artemis) Onları durdurmadan önce ne söylemek istiyorlardı? Birşey söylemek istiyorlardı. Öyleyse devam edin.
C: Nasıl düşünüleceğini öğrenmek, kaderin büyük bir parçası olageldi. Şimdi bunun belirli bir inançla birleştirilmesi gerekiyor. Subjektif arzulu düşünceye dayanan inanç entropiktir. Doğanın kesin bilgisine dayanan inanç güçlendiricidir.
Grubunuzda eksik olan şey buydu. Artık bunu değiştirmek için gerekli fırsata ve araçlara sahipsiniz.



Edited by - Tgur on 12/09/2019 08:42:09
Go to Top of Page

Tgur


1194 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 22/09/2019 :  08:29:38  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
DENGEYİ ANLAMAK

Denge için tekrar döneceğim demiştim,

--------------------------------------------------------
"S: (L) İsa'nın etrafındaki insanlarla olan etkileşimiyle ilgili yaptığınız yorumu açıklar mısınız?
C: Kişilerin faydalı enerjilerinin, pozitif veya negatif tarafa doğru dengesizleşmesinin deneyimlenmediği bir seviyeye eriştirilmesine yönelik kitlesel bir meditasyon biçimi."

------------------------------------------------------------
Her ne kadar İsa nın olmadığını öğrendiysek de başlangıç transkriptlerdeki bu alıntıyı denge nin önemini vurgulamak için aldım işin özünde kutuplara kayıp oralarda kümelenmemek gerek bu neyi sağlayacak, var oluş dediğimiz ve özelliklerini ruhsal manasal olarak öğrenmeye çalıştığımız olgudaki bilgilerde dolaşırken objektifliği yakalamak ve o raylar kulvarlar üzerinde sapmadan yürüyebilmeyi sağlamak o zaman hadiselerin özündeki masumiyeti saflığı ve hakiki gerçeği ortaya çıkarmış oluruz ,yoksa bir uca doğru kümelenmiş ve o ucu yüceltip diğer tarafın varlığını perdeleyen gerçeğini göremeyen oluruz ve bu da doğal dediğimiz veya denen oluşumun ne olduğunu anlamamıza set çeker,

Ellibeş sene kadar sigara içtim ve zatürre hastalığına yakalanıp yoğun bakıma düşünce ve orada oldukça sıkıntılı ama ders verici deneylerle karşılaştıktan sonra bir daha o sıkıntıyı çekmemek için (belkide bu yorumumda denge dışıyım) bıraktım şimdi halimden memnunum ama arada bir yürüyüş eksersizi yaparken kıyıda balık tutmaya bir nevi meditasyona yönelmiş ve ufka bakarken sigara içenleri görünce imrenir gibi oluyorum ama yine de o yoğun bakımdaki oksijen veren hortumlar arasındaki bocalayışımı hatırlayıp duruyorum,

--------------------------------------------------------------
C: Sigaranın mutlak bir şekilde tavsiye edilebilir olduğunu söylemedik. O yanıt, Laura'nın kilo vermede çektiği sıkıntıyla ilgili bireysel bir soruya yanıttı. Ve bunun sürekli bir çözüm olduğunu da söylemedik.
S: (L) Ama sigaranın hastalıklara direnci arttırdığını ve başka faydalı özellikleri olduğunu söylemiştiniz.
C: Evet, ama bu etkiler en iyi olarak saf tütün ürünleriyle sağlanır, piyasa genelinde mevcut olan bozulmuş çeşitlerle değil.

----------------------------------------------------------------

Sanırım dengeli halin ne olduğunu anlatan en belirgin bir bölüm dünyadaki yaşam halimizde ,

Gelir denen veya her bireyin ihtiyacı olan doğal zenginlikten istifade etmek işi para denilen sembolik bir tutku moduna bağlanmış olsa da bunu gereğinden fazla elde edip kümeleştirip sahiplenmede kullanan insan dünya nüfusunun yüzde biri bile değil ve bu işin olağan olması dayatması yolunda ve mantıksallaştırılması yolunda KH nın illümunati dediğimiz bölümü oldukça etkin davranıyor ülkemizde de bunun etkilerinin nasıl yaygınlaştığını ve ülke idare mekanizmasını dahi ele geçirdiklerini görüyoruz toplumu uyuşturan "cambaza bak" uygulamaları dini istismar yani "zenginin rahat olması için fakire şükür etme duygusunu yerleştirme" çeşitli ata sözleri veya davranışlarını bu aşırı sahiplenmeyi makul gösterme usullerine bağlama "bal tutan parmağını yalar" "devletin malı deniz yemiyen domuz" gibi ve şu anda aklıma gelmeyen bir çok usuller töre veya atasal davranış "benim memurum işini bilir" diye rüşveti olağanlaştıran idareciler sözleri cahil toplumun zihnine yerleşmiştir ve bu anlayışı sürdüren kişiler o yankı odasındakiler oy çokluğu ile ülkenin idarecisi olarak yerleştirme mantığındalar,

Bu çarpık uygulamanın yani zenginliğin her bireye eşit olmasa dahi gereği kadar dağıtılması yolunda dünyada sosyalizm v.s. gibi fikirler ortaya atılmış ama KH nin aşırı çarpıtma taktikleri yüzünden komunizm gibi bozuk yollara adapte edilip toplumun zihninden silinip emperyalizmin kapitalizm normalliği ile şu anda kotarılmakla meşguller ama ülkemizde de dahil bu aşırı soygun ve bunlara karşı düşünceler biraz da sosyal medya denen o iletişim kolaylıkları yüzünden (yalnız KH bilhassa orada da etkin olma yolunda unutulmamalı) yavaş yavaş gün yüzüne çıkmaktadır, bir de çarpık uygulamalar ekonomik güçlükleri ayan beyan ortaya çıkarınca yani toplum zahiri zenginlikten açlığa doğru sürüklenince "gerçek" örtülmüş halinden sıyrılmaya başlamıştır,

Son zamanlarda Çin-İran-Rusya üçlüsünün birbirini destekleyen ve buna katılacak Türkiye -Orta Asya Türkleri ve düzelecek Orta Doğu Ülkeleri emperyalist USA ve İsrail paktınının etkilerini silecek atılımlar gözleyenleri biraz ferahlatmaktadır,

İşte bu halleri objektif bir halde görüp değerlendirmeye başladığımızda hakiki mutluluğun denge denilen hususun insan bilincine salimen oturması ile olduğunu anlarız tabiiki reenkarnasyon bilinci v.s gibi metafiziksel bilgilere de vakıf olmaya başlamışsak,

Burada BH ı tarif ederken kök noktaları dahil dokunarak dışa doğru genişlemek ifadesinde "denge"yi oturtmalıyız ,kök noktalarına dokunmak gerekirse KH ile de meşgul olmak onların eğer tireşimleri müsaitse yani sizi dinler ve anlamaya çalışan birileri varsa ve daha açık ifade ile bilgi almaya açıklar ise bu kök noktasına bir nevi dokunuş oluyor konuşun anlatın,

Konuya bir başka yönden bakalım,daha gerçekçi olarak, 6. yoğunluk varlıkları özellikle K-RA-PLE. ve diğerleri bilgi vermek yolunda fiziğe tapan 3Y varlıklarına doğru yönelmişler yani kök noktalarına kayanlara ve onlara incitmeden ve bazen 3. yoğunluk bilinçlerini zedelemeden özellikle K.lar bilgiyi ip uçları yoluyla ve bazen de mizahi veya sertçe üst yoğunluk bilgilerini harmanlayarak vermekteler işte bu dengenin harikulade bir KH ve BH sarmalının ifadesi değil midir,

Mesela Lauraya uzun müddet onun İsa düşkünlüğünü bozmadan gerçeği tam vermediler zira baştan verseler program akamete uğrayacaktı, hatta bizler de bu bilgiyi alınca başlangıçta şok ve negatif duygular besledik ama meselenin alt katmanlarındaki gerçek yaprak yaprak açılınca kabul durumuna geçtik diğer yandan KH nin bilgileri çarpıtma işinde özellikle peygamberler ve monoteizm yoluyla ve korku biatla karışık itaat eden ve kendiliğinden yankı odalarına giren insanları görünce çok kolaylıklar gördüler ve yanıltma bilgiler adeta saf bir gerçekmiş durumuna büründü..

----------------------------------------------------------------
S: (T) Hem BH'den hem de KH'den söz ediyorsunuz. Ama BH olmamız için öğrenmemiz gerektiğini söylüyorsunuz. Bizim yapmamız gereken şeyle sizin yaptığınız şey arasında neden böyle bir fark var?
C: Bh dengedir çünkü kendinize diğerleri yoluyla hizmet edersiniz.
S: (T) BH olarak KH olduğunuzu söylüyorsunuz. Bu doğru mu?
C: Evet. Zaten yanıtlandı.
S: (T) Yani giden şey dolanıp geri mi geliyor?
C: Evet.
S: (T) BH, KH'nin amacına mı hizmet ediyor?
C: Hayır. BH dengedir. KH dengesizliktir.
S: (T) Eğer KH dengesizlikse BH olma yoluyla nasıl KH olabiliyorsunuz?
C: BH dışa doğru akar ve kök noktası dahil tüm noktalara dokunur, KH ise içe doğru akar ve yalnızca kök noktasına dokunur.

---------------------------------------------------------------
Şu yoğunluklarda neyin nerede olduğunu anlatan belki de çok tekrar ettiğimiz bir bölüm ,ancak bir şeyi vurgulamak için tekrarlıyorum gerçekten "hayat dindir" etrafta olan biten hakkında farkında olmalıyız ve gerekli önlemleri almalıyız ama 3 .yoğunluk dünyasındaki o ilkel davranışları ve insan psikolojisinin pişmemiş hallerini büyütüp yaşamımıza konu etmemeli ve eğer ruhsal hayatın özelliklerini anlamak istiyorsak "fosfatın suda çözünmesi acaba acı verir mi" gibi hususlara da zihnimizi kapatmalıyız adamlar hala "oy ver bana cennet sana" veya çok affedersiniz "cennetin musluğu benim aletimdir gelin zemzemi için" diyenlere biat edeyim mi etmeyeyim mi gibi düşüklüklere kapılmışlar ,bir kısmı da bu biat edenlere yaslanıp toplayıp oy verme kaynağı olarak kullanmak peşindeler biraz hırçın ifadeler ama gerçekten zihnimizin o ruhsala açılmış bilgilerle terütaze hürriyet havaları koklamak isteyen tavrını bozmayalım

----------------------------------------------------------------
S:(L) Belki örneğin fosfatın suda çözünmesi, onun için bir nevi ölümdür...
C: Yakın. Yalnızca 3'üncü seviyede algıladığınızda ve varolan tek algının bu olduğunu düşündüğünüzde kendinizi sınırlandırıyorsunuz.
S:(L) Yani diğer bir deyişle, 4'üncü seviye anlayış üzerinde çalışırken 1'inci, 2'inci ve 3'üncü seviyeyi de algılayabilmeliyiz, öyle mi?
C: Hayır. 4'üncü, 5'inci ve 6'ncı üzerinde çalışın.
S:(L) Altımızda ne olduğunu anlama egzersizi olarak 1'inci ve 2'inci yoğunluk seviyelerini de anlamak faydalı olmaz mı?
C: Her zaman yükselmeye çalışın.
S:(V) Gelişen ruhlar olarak 1'inci ve 2'nci seviye çalışmalarımızı zaten tamamlamadık mı?
C: Evet.
S:(V) Geri adım atmaya gerek yok. (TR) 4'üncü seviyedeki Kertişleri kim yiyor?
C: Kimse. 4'üncü seviye, KH'nin tam ifadesinin mümkün olduğu son yoğunluktur.
S:(TR) Yani 5'inci ve 6'ncı seviyedeki varlıklar saf enerjiyle besleniyorlar.
C: Evet.
S:(TR) 4'üncü seviye tam KH için son aşama. Peki "düşünme ve değerlendirme" seviyesi olarak tanımladığınız 5'inci seviyedeki bir KH varlığının durumu nedir?
C: 1'inci, 2'inci, 3'üncü ve 4'üncü seviyenin ruhları, enkarnasyonları arasında 5'e gider.
S:(T) Yani 4'üncü seviyedeki varlıklar, bir sonraki enkarnasyonları için 4'e dönmeden önce 5'inci seviyeye gidiyor?
C: Aynen.
S:(T) Bu yüzden düşünme ve değerlendirme seviyesi olarak isimlendiriliyor. Gidip yaptığın şeyler hakkında düşünüyorsun. (TR) Peki ya 6'ncı yoğunluktaki ruhlar? (L) 6'ncı yoğunluk KH varlıkları var mı?
C: 6'ya ulaştığında artık 5'e kadar olan döngüye girmezsin.
S:(L) Peki 6'ncı yoğunlukta bir KH deneyimi var mı? 6'ncı seviye Oryonlar gibi?
C: Bunlar yalnızca bireylerin yansımalarıdır, birleşik varlıklar değil. Bu yansımalar denge için vardır. Bunlar bütün birer varlık değildir, sadece düşünce formlarıdır.
S:(L) 6'ncı seviye varlıkları İncil'de Eyüp'ün hikayesinde Lusifer'in Tanrı'nın önüne gelişi gibi bir araya gelmiş melekleri mi ifade ediyor?
C: Evet.
S:(L) Yani 6'ncı yoğunlukta KH ve BH var ve birbirlerini dengeliyorlar?
C: Dengeye yönelik bir yansıma.
S:(L) Bunda bir herhangi bir hiyerarşi var mı? Bu varlıklar bir çeşit "Büyük Konsey"in önüne gelip planlar yapıp tartışıyor, kararlar verip bunları uyguluyorlar mı?
C: Hayır.
S:(L) Peki nasıl oluyor? Herşey enerjilerin doğal bir etkileşimiyle mi meydana geliyor?
C: Evet.
S:(V) Biz 3'üncü yoğunluktayız ve siz bizimle çalışıyorsunuz ve biz 4'üncü yoğunluğa geçmeye çalışıyoruz ve siz de 6'ıncı yoğunluktan 7'nciye geçmeye mi çalışıyorsunuz?
C: Evet.
S:(TR) Bize yardım etmeniz, 7'nci yoğunluğa ulaşmanıza yardımcı oluyor mu? (V) Tıpkı sizin bizimle çalışmanız gibi, daha yüksek yoğunluklarda olup sizinle çalışan başka varlıklar var mı?
C: Hayır, 7'ye hepimiz birlikte ulaşıyoruz.
S:(L) Diğer bir deyişle, siz bizi yukarı çıkarmaya çalışıyorsunuz ve herkes de yukarı çıkıyor ve tüm parçalar tekrar bir araya geldiğinde hepimiz 7'ye gidiyoruz öyle mi?
C: Evet.
S:(TR) Bize yardım etme amacınız bu mu?
C: Bu doğal bir süreç.
S:(TR) 6'ncı yoğunluğa ulaştığımızda bizim işlevimiz, tıpkı sizin şu anda yapmakta olduğunuz gibi 3'üncü yoğunluktakilere yardım etmek mi olacak?
C: Evet. Biz gelecekteki siziz.
S:(TR) Ruhların yüzde elliden fazlası 6'ya ulaştığında ve 7'ye geçmeye hazırlandığında, geri kalanların hepsi de otomatik olarak 7'ye mi geçecek?
C: Doğru kavram değil. 3'üncü yoğunluk "Yılan Kardeşliği" ilhamlı matematiksel hesaplama ve fikirleri kullanıyorsun.
S:(J) Yani bu işin yüzdesi yok. (TR) Yani her bir ruhun oraya ulaşması gerek. (V) 3'üncü yoğunluk matematiğini uygulayamayacağımız kadar yüksek değil bu bence. (TR) Çoğunluk diyelim.
C: Hayır. Hala 3'üncü yoğunluk matematiğini kullanıyorsunuz.
S:(L) Pekala, 7'nci yoğunluğa kesin geçişin ölçütleri nedir?
C: Derslerin tamamlanması.
S:(J) Evet. (TR) Tüm ruhlar 7'nci yoğunluğa geçtiğinde tüm ruhlar tek bir ruh haline mi gelecek?
C: Yakın.
S:(TR) O yüzden herkesin gelmesi gerek, çünkü hepimiz 7'nci yoğunlukta bir olacağız. (D) O zaman oyunu değiştirip tekrar ilgi çekici hale getirmek için ne yapmamız gerekecek?
C: Birşey "yapmak" zorunda değiliz, yaptık, yapacağız, yapıyoruz!!!

----------------------------------------------------------------
S: (L) Keltik kökenli bireyler tarihsel olarak ve bariz bir şekilde oldukça agresifler, ama agresyonlarının sonucunda suç işleme oranları daha düşük. Bu neden böyle?
C: Elbette birden fazla yanıtı var. Herkesin kimyasal yapısı doğal ortamına dayalıdır. Siyah ırk, kökenleri olan coğrafyada binlerce, hatta milyonlarca yıldır yaşamış oldukları için, tumoxifen'in daha yüksek miktarda bulunmasının, o ortamda hayatta kalma için gerekli olduğu düşünülebilir. O ortamdan uzaklaştırılıp tamamen farklı bir kimyasal denge gerektiren bir ortama getirildiklerinde, bu hormonun yüksek miktarda olması, belirli bir veya iki türde agresif davranışın meydana gelmesine neden olabilir. Diğer ırk veya kültürlerin bireyleri çeşitli beyin kimyasallarını arttıran veya değiştiren herhangi uyarıcılara maruz kaldığında ise, bu durum ilgili toplumda daha kabul edilebilir olan davranışlara dönüştürülebilen cinste farklı bir agresif davranışın meydana gelmesine neden olabilir.

--------------------------------------------------------------
C: Yılanların Tanrısı kendi taraftarlarına sonsuz bilgiyi arayıp bulma yoluyla sonsuz güce ulaşmayı vaadediyor. Sonsuza kadar sahip oldukları şeyi sonsuza kadar aramak için sadakat yemini ediyorlar.
S: (L) Bu bir kısırdöngü!
C: Ve aldanma da burada ortaya çıkıyor! Hatırla, sonsuz güçle kendine hizmet etmeye çalışanlar yalnızca kendine hizmet eden diğerlerine hizmet etmeye mahkum ve yalnızca görmek istediklerini görebilirler.
S: (L) Önceki bir celsede bununla ilgili konuşurken bu düşünce aklıma gelmişti. KH yolu kendine hizmet etmeye çalışan bireylerden oluşuyor. Bencil ve ego-merkezliler. Diğerlerini onlara hizmet etmeye zorlamak istiyorlar. Diğerlerini köleleştirmek istiyorlar ve diğerlerini onlara hizmet etmeye manipüle etmenin yollarını arıyorlar. Ama sonunda kendilerinden daha yüksek bir gücün kontrolüne giriyorlar.İnanarak ve gücünü teslim ederek "kurtulunacağını" savunan popüler dinler dahil bu tür öğretiler yoluyla kendilerine güç çekebileceklerine inanıyorlar. Ama kandırma ve aldatma yoluyla diğerlerinden ALAN bir kontrol piramidi çıkıyor karşımıza. Alanlardan da sonunda alınıyor. Piramidin dibindeki çoğunluğun alacağı kimse yok ve o yüzden bir sonraki yoğunluğa çekiliyorlar ve bu zirveye ulaşana kadar devam ediyor ve herşey yok oluyor. BH modunda sadece verenler var. Ve eğer diğer BH varlıklarıyla ilişki içindeysen herkes herşeye sahip ve kimse dipte veya tepede değil, bir boşlukta. Sonunda herkes başkasına hizmet ediyor galiba ve buradaki prensip NİYET. Ama BH'de daha ziyade bir daire var gibi ve kimse dışarıda kalmıyor.
C: Denge, yin-yang.
S: (L) Yani 33 Yılan'ı, Medusa'yı falan temsil ediyor...
C: Piramidi belirtmiş olman ilginç... Piramidin tekabül ettiği tek boyutlu geometrik şekil nedir?
S: (L) Üçgen. Ve bir ucu yukarı bakan bir üçgen 3 yapıyor ve ucu aşağı bakan bir üçgenle birlikte 33 yapıyor. Burada anlatmak istediğiniz şey bunun gibi birşey mi?
C: Evet.
S: (L) 33 rakamı ile Mısır'daki Büyük Piramit arasında bir bağlantı var mı?
C: Evet.
S: (L) Peki bağlantı nedir? Piramidi yapanlar gizli topluluk faaliyetlerine mi katıldılar?
C: Evet. Matrix kitaplarında gördüğün, Yılanları ve Grileri temsil eden sembol neydi?
S: (L) İçinde Yılan kafası olan üçgen mi?
C: Evet.
S: (L) Bu 33 bir grup dünyadışı varlığı mı temsil ediyor, yoksa yüksek bilgili ve yetenekli bir grup insanı mı?
C: Biri veya diğeri. (ç.n.: "ikisi de" anlamında mı acaba?)
S: (L) Bu Bramley'in kitabında Yılan Kardeşliği olarak belirtilen şey mi?
C: Evet.
S: (L) Quorum dediğiniz şey de bununla ilgili mi?
C: Yakın.
S: (L) Yani burada matematikle ve yüksek bilgiyle oynayıp o insanların kafasını meşgul eden ve daha üst bir seviyede kontrol edildiklerinin farkına varamamalarını sağlayan bir grup varlık var öyle mi? Yoksa yaptıklarını bilinçli olarak mı yapıyorlar? Bu bir aldanma mı yoksa bilinçli bir tercih mi?
C: Her ikisi.

----------------------------------------------------------
Dengenin Orionun insanların evi olmasına dair son derece ilginç bir bölüm aşağıdaki,

Deneylerin merkezinin Orion olarak ayrılan bölüm olması ve tek ana tema ışık ve karanlığın dengelenmesi ,düşününce ve efsanedeki ayrıntları izleyince saf gerçek ortaya çıkıyor ve hatta "sadece ışık olan bölgede her dev'in ışığını geçici karartması"şeklinde tarif edilen evvelki K. transkriptlerindeki bölümü de izah edebilecek kapasitede ,

Işık gören gözün köreltilmesi negatife KH ye düşüşü ve karanlıkta kalanın ışık tanrıçasını araması BH a yöneliş,ve bu arada böylece dengenin teşekkülü çabaları Orion deneylerinin ana tema olduğu gerçeği,

------------------------------------------------------------
S: (L) Bir sonraki soru şu: Oryon efsanesini araştırmamız gerektiğini söylediniz ve birkaç kaynağa baktım.Mükemmel bir adam var ve bu adam bir kadına aşık oluyor ve kadının kıskanç babası Oryon'u kör ediyor.Tekrar görebilmesi için tek çare ışığa, tanrıça Aurora'ya bakmasıdır. Bunun Oryon'un insanların doğal evi olması fikriyle ilgisini söyleyebilir misiniz?
C: Cevapları aramak sana kalıyor.

-------------------------------------------------------------
Şu Monoteizme ile ilgili yorumlarla o kadar doldurulmuşuz ki ben de bazen kendimi yadırgıyor gibi oluyorum ,kolay değil nereye baksan bu inanışın izlerine bulaşmış yaşam şekilleri ve bireyler ve içinde uzunca geçen bir ömür ,

Halbuki gerçeği gören göz geçici olarak köreltilmiş ve karanlık ortaya çıkmış ama özdeki o hakiki gerçeğe bağlı yön yani ondan ayrılmış ama "kaçamazsın bana döneceksin ben senim" diyen o öz sesine bilgiyle kulak kabartan parça köreltilmeyi yok edip ışığı aramak peşinde,

--------------------------------------------------------------
C: Konu şu ki: Farkındalığını, çok uzun zaman önce varoluşunuzu hapsetmek için ekilmiş olan monoteist felsefelerle doldurmaya son ver. Öğrendiğin bunca şeyden sonra bir kaynağın, bir liderin, bir temelin, bir denetmenin vs olmadığını hala göremiyor musun? Sen, farkındalık profilin içerisinde, tam olarak tüm yaratılışın içerisinde var olan tüm güce sahipsin!! Kesinlikle tüm var olan, var olmuş ya da var olacaklara sahipsin, bilincinin içerisinde. Tek yapman gereken onu nasıl kullanacağını öğrenmek ve bu olduğunda sen harfi harfine, tüm olmakta olan, olmuş olanlar ve olacak olanlar olacaksın!!!!!!!!

S: (L) Bunların hepsi mükemmel ve kulağa harika geliyor, küçük bir husus dışında. Aynı zaman da dediniz ki; monoteist konseptler, bunu bilmemizi engellemek için bize EMPOZE edildi. Ve eğer hepimiz söylediğiniz şeysek, bize böyle nahoş bir şeyi empoze edebilcek bir şey nasıl varolabilir ?
C: Seçimler, arzu temelli dengesizlikleri takip ediyor
S: (L) Eğer durum buysa, neden herhangi biri ışıkları söndürüp ilüzyona bir son veremiyor, ve herşey hiçbirşeye dönüşmüyor ?
C: Öncelikle, herşey hiçbirşeye dönüşmez. İkinci olarak, bazıları halihazırda herşeye dönüştüler.

--------------------------------------------------------
C: Genel olarak, dünyadaki 2'nci yoğunluk varlıklarını kontrol altında tutuyor musunuz?
S: (L) Evet.
C: Bu "adil" mi?
S: (L) Hayır.
C: Peki fark nedir?!?!???
S: (TK) Yani temel olarak biz 2'nci yoğunluğu kontrol altında tutuyoruz, 4'üncü yoğunluk da bizi. İyi adamlar var ve kötü adamlar var. (L) Ve ne yapacaksak onu yapacağız. Ya iyi adamların tarafında olacağız, ya da kötü adamların.
C: Karar size ait.
S: (TK) Ama eğer çok fazla insan kötü adamların tarafında olursa o zaman denge onların lehine dönüyor ve o zaman da ilerleme duracak. Yani insanların bunu anlaması için eğitim...
C: T---, yakın, ama asıl noktayı kaçırıyorsun.
S: (L) Asıl nokta nedir?
C: Asıl nokta hiçbir şeyin olmak "zorunda" olmaması. Ne yapacaksanız onu yapacaksınız. Siz seçiyorsunuz.Bunu size defalarca söyledik, ama hala kendi-merkezli perspektifin sıkıntısını çekiyorsunuz.
S: (TK) Herkes kendisi için endişeleniyor. Herkes kurtarılmak istiyor ve diğerlerini umursamıyor.
C: Daha doğrusu KH alemindeki herkes kendini bir şekilde "özel, seçilmiş veya korunan" olarak görüyor. Bu doğru değil!!
S: (TK) Ne olacaksa o olacak. İnsanlar...
C: Beden önemli değil. İlerleyen veya ilerlemeden uzaklaşan ruhtur.

-----------------------------------------------------

S: (L) Bu son dönemde herşeyi olduğu gibi, berrak bir şekilde görme süreci çok uyandırıcı oldu ve insanlarla etkileşimlerle ilgili büyük resim ve bunun ne kadar çirkinleşebileceği... Korkunç bir depresyonun içine girdim. Bir kerede bu kadar çok şey görmekten dolayı dengemi tekrar kurmam gerekti. Bu süreçte bana ne olduğunu açıklayabilir misiniz?
C: Gelişim.
S: (L) Bu algıyı diğer insanlarla paylaşmaya çalıştım ve insanlara sonunda herşeyi gerçek hallerinde gördüğümü ve bunun HİÇ güzel bir resim olmadığını söylediğimde neredeyse istisnasız olarak hepsi "sen ciddi bir negatif varlığın kontrolüne girmişsin ve tüm bunları onun gözüyle görüyorsun" dedi! Neden böyle söylüyorlar?
C: Öncelikle "herşeyi böyle karanlık ve felaket havasında" algılamak doğru değil. Bu yalnızca çıkmakta olduğun sahtelikler kozasından kaynaklanan birşey. Dengeyi kutla. Dengesizlik ilüzyonunun ölümü için yas tutma.
S: (L) Buradan nereye gidiyorum? Hepimiz nereye gidiyoruz?
C: Heryere.

------------------------------------------
S: (L) Bu gece 5'inci yoğunluk hakkında birşeyler sormak istiyorum. 4 fiziksel yoğunluk ile 5'inci yoğunluk arasındaki "ayrım çizgisi" nasıl işlev gösteriyor?
C: Çevrim döngüsü bölgesi. 1'den 4'e kadar olan yoğunluklardaki enkarnasyonlar arasında düşünme/öğrenme ihtiyacını karşılamak için kişinin 6'ncı yoğunluktaki varlıklarla mükemmel dengede doğrudan bir iletişim kurması gerekir.
S: (L) Bir kişi 1'inci yoğunluktan 4'üncüye kadarki tüm deneyimlerini tamamladıktan sonra 6'ncı yoğunluğa geçmeden önce bir süre 5'nci yoğunlukta mı kalıyor?
C: Evet.
S: (L) 3'üncü yoğunlukta ölüp 5'inci yoğunluğa giderken 4'üncü yoğunluktan mı geçiyorsun veya onu görüyor musun?
C: Hayır.
S: (L) 5'inci yoğunluk seviyesinde bulunan varlıkların hizmetinin bir bölümü bir rehber görevi görmeyi mi gerektiriyor? Yani 5'inci yoğunlukta iki tür varlık mı var; çevrim için orada bulunanlar ve kendi bilinç seviyesi 5'inci yoğunluk olanlar?
C: Hayır. 5'inci yoğunlukta herkes varolan herşeyin zamansız kavrayışına sahip.
S: (L) Eğer 5'inci yoğunlukta herhangi bir varlığın zaman ötesi bir kavrayışı varsa, o varlığın 5'inci yoğunluktan 6'ncı yoğunluğa geçmek yerine "çevrim döngüsüyle" önceki bir yoğunluğa dönmesini belirleyen şey nedir?
C: Düşünüş ihtiyaç duyulan kaderi ortaya koyuyor.
S: (L) Yani 5'inci yoğunluktaki diğer varlıklarla birleştiğinde, kendi derslerin hakkında bir tür kavrayışa sahip oluyorsun...
C: Dengeli. Ve bu, canım, tüm yaratımın bağlayıcısı olarak çekimin diğer bir örneği... "Büyük Dengeleyici!"
S: (L) Zihnimdeki resme göre döngü dışarı yayılıyor, sonra giderek birleşip kaynağa dönüyor. Bu doğru mu?
C: Yakın.
S: (L) Varolan herşeyin tam olarak yarısı dengesizliğe doğru hareket ediyor ve diğer yarısı da dengeye doğru hareket ediyor. Bu doğru mu?
C: Yakın.
S: (L) Tüm kozmos mu? Varolan herşey mi?
C: Evet.
S: (L) Kozmosun bir bölgesindeki enerji daha çok denge arayan bir enerjiyken, diğer bölümünün daha çok dengesizlik arayan enerjiyle dolu olması mümkün mü?
C: Ou evet!
S: (L) Dünya şu anda dengeden ziyade dengesizliğin hakim olduğu bölgelerden biri mi?
C: Evet, ama hızla dengeye geri dönüyor.
S: (L) Yoğunluk Sınır dalgasının geçişi bu dengelenmenin bir parçası mı?
C: Evet.
S: (V) Birkaç hafta önce birkaçımız içsel ısınma, uykusuzluk ve diğer sorunlar yaşadık. Bu neydi?
C: Zihinde canlandır. DNA yapısındaki derin lif bağlantıları birleşimi.
S: (V) Sıcak basması deneyimini zihnimde mi yaşıyorum yoksa gerçekten beden ısım mı yükseliyor?
C: Yalnızca 4'üncü yoğunlukta.
S: (V) Anlamadım.
C: Sızıntılar, bunlara alışın!
S: (L) Yani gerçekten bir 4'üncü yoğunluk sızıntısı mı deneyimliyoruz?
C: Zihninde canlandır.
S: (V) Gördüğüm küçük ışık parıltıları bunun etkileri mi?
C: Olabilir ama bunun fizikselden ziyade eterik önemi üzerinde yoğunlaşmaya çalış.
S: (L) "Lif bağlantılarının derin birleşimi" derken, bu birer 4'üncü yoğunluk bedeni geliştirmekte olduğumuz anlamına mı geliyor?
C: Yavaşça ama kesin bir şekilde. Şimdi mesaja hazır olun: Yaklaşmakta olan "değişimlerin" çok popülerleştirilen fiziksel faktörlerden ziyade ruhsal ve farkındalıksal faktörlerle ilgili olduğunu söylemiştik. Sembolizm öğretmede her zaman gerekli bir araçtır. Ama önemli husus, semboller ile sunulan gizli dersi
okuyabilmektir, sembollerin birebir anlamlarına takılıp kalmak değil!
S: (L) Sembolojinin gizli anlamlarla ilgili olduğunu söylüyorsunuz. DNA'daki derin lif bağlantılarını zihnimizde canlandırmamızı söylerken bu da fizikselden ziyade sembolik mi?
C: Evet.
S: (L) Sizin "zihinde canlandırma" tanımınız nedir? Bizim pek çok tanımımız var.
C: Tekrar tekrar gördüğün gibi Laura, öğrenmek eğlencelidir!
S: (L) ...Neden herşeyi bulma görevi sürekli bana veriliyor?
C: Çünkü gerçekliğin tümündeki en önemli konuları anlama "gücünü" istedin. Ve biz de güçlenmene yardımcı oluyoruz.
S: (L) DNA bağlantısı... (V) "Güç" kelimesini tırnak içine aldılar.
C: Bunu şimdilik bir kenara koyun, yeteri kadar yakında bileceksiniz.
S: (V) Bu 4'üncü yoğunluk bedeni zaten mevcut olan ve bizim iletişim kurduğumuz birşey mi?
C: Habeas Corpus? (ç.n.: "İhzar emri" anlamına gelen hukuki bir terim.)
S: (V) Bu ne anlama geliyor? (L) Sanırım sen zaten osun. Yavaş yavaş dönüşüyorsun ve yaşadığımız tüm küçük nahoş yan etkiler de bunun bir parçası.
C: Evet.

------------------------------------------------------

Bu bölüm kısa ama yorumlanması bence epeyi derin olmalı ,4. yoğunlukta eğer 3Y için istek ve arzulu düşüncenin getirdiklerine doymamışsak onu yaratıp yaşayacağız yani yeşil çimenli çiçekli ortamlar ,huriler veya nuriler envai çeşitlilikte istenen yiyecekler yatlarla denizlerde lüx yaşamlar v.s gibi cennetsi imaj altında bahsedilenler, belki 1000 yıllık yaşam dedikleri,

Bunların tabiiki tahminimce sıkıntılı bölümlerin devamı gibi handikapları var yani boşaltım işi belki devam edecek eskisi gibi bazı bedeni sıkıntıları yine çekmek olacak ama bir yönü var eğer anti madde bölümüne yani farkındalıkla geçilip o maddesel hususlardan kopmayı becerebilirsek madde bedeni sıkıntılar kalmayacak ruhsal yaşantının saflığı ve o özel şimdi tarif edemiyeceğimiz mutluluğu sevginin o şeklini tadacağız ve bütün bu işlerin sadece ve sadece inanç dolu bir seçim ile olabileceğine bilirsek ve farkında olursak

-------------------------------------------------------
S: (L) 4. Yoğunluk hem madde hem de anti-maddenin denge içerisinde olduğu bir yoğunluk mu ?
C: Denge içerisinde olduğu değil, görülebildiği.
S: (L) Yani madde ve anti-maddenin her ikisi de istek ve farkındalıklarına bağlı olarak varlıkların kullanımına
açık ?
C: Yakın. Anti-madde ve madde her yerde dengededir.

------------------------------------------------------

Orionu incelemeye ve düşünmeye başladım bu aralar ,Ra bilgilerinde Orion tamamen KH doğrultusunda hatta "Haçlı Kuvvetler"şeklinde hüküm sürmeyi sembolizma eden bir tavırla anlatılıyor, son zamanlarda sitemize takılıp biraz yargılayıcı bir ifade ile "kanal obsedasyonuna takılı"dediğimiz dost, aldığı kanal bilgisi ve takılı kaldığı bu Ra'nın Orion hakkındaki olumsuz aktarımlarından K.ları benimseyemedi ve sonunda isrardan vaz geçmeyince ayrıldı,

Bundan da etkilenerek yaptığım inceleme sonunda Orion KH ve Orion BH ayırımı ile ve her ikisinin bazen eşit konumda etkili değerlendirilmeleri K. literatüründe konuyu dengeleme yolunda israrları bazı yeni oluşum kanaatlerine doğru beni itti ,

Yanılıyorsam bilgilendiriniz,

Orionun geniş bir sahada insan formu üzerinde yaptığı deney faaliyetlerini çeşitli kademelerde aktardım yorumladım
Takip edenler hatırlarlar antik çamurdan DNA açık büfesi ve yaratma yolunda yapılan çalışmalara ve kuluçka modundaki bebek ruhlara ve bu ruhların tekamülü gezegenlerden insan ırkını dünyaya taşımak ve kaynaşmalarını beklemek ve uzun döngüden kısa döngüye geçmek bu arada enkarnasyon yoluyla insan formunun farkındalık yolunda yapılan yaşam yoluyla geliştirici ve bu işlerde serbest seçim uygulamalarına katiyen müdahele etmeden mozaiksel bir var oluşun hür yollarla oluşumunu izlemek ve dünyaya geliş gidişlerde insanları kapalı bir bilinçle örtülü perdeli bir zihin içinde olmaları ve bu yolla bilgiye doğru hamle yapmaları veya yapmayıp diğer enkarne olma halini beklemeleri ,
Bütün bu anlatımın arkasında olan bazı şeyleri açıklama isteği var,

*Biz var oluşun insan varlıkların deneylendiği bir bölümünün içindeyiz,

*Bundaki maksat tahminimce yaratıcı gücün kullanılmasının serbest seçim uygulama isteğindeki çeşitlilikte kazanılan tam tanımlayamayacağımız bir özel bir güçle sonsuza doğru açılma isteği olabilir,

*Bunu ele alan faktörlerin tanımlandığı oluşum Orion diye adlanıyor,

*Orion geniş bir Astrolojik bir bölge olduğu gibi çeşitli birleşimlerin değişik adlar halinde federe meclisler v.s.şeklinde sınıflanması da devrede ,

*Yine aynı güçler tarafından kutupların KH yönünden barizleşmesi için insan varlıkların DNA sında eksiltme yapılarak kısa döngünün genel işlevi devreye konmuş ,tahminen bu da BH yönünden aşırı yüklenilmeye mani olmak ve bu büyük ve akıl almaz deneyimi denge içinde sürdürmek için olabilir,

*Var oluşun biz "oluş" diye tanımladığımız ama yetersiz kaldığımız tanımlayamayacağımız başka bölümleri de var ,

Orion hakkında alıntılarla devam var ama unutmadan bir noktayı özel olarak vurgulamalıyım,

Orion veya hiç bir bilgi kümesine bağlı ve takılı kalmayan o "özel ve hür bilinç" benim ve K.ların çeşitli çıkarımlarıyla insanlıkta ortaya dökmeye ve o doğrultuyu göstermeye ait bilgiler ve oluş hadisesidir, bunu bir ara şöyle belirtmişlerdi,
"nereye gidiyoruz" "her yere"

"S: (L) Buradan nereye gidiyorum? Hepimiz nereye gidiyoruz?
C: Her yere."

Diğer bir tesbit ve vurgulama,

Kısa döngü deneyindeki insan formu dünya yaşamına neden örtülü bilinçle gelmekte ,

Açık bilinç gelse gerçekten uzun döngü için bahsedilen tekamülün imkansızlığı veya gecikmesi olacaktı veya BH halinde yaşam tekamülünü güç duruma sokan bir vaziyetteydi,

Bu konuyu daha açık izah etmek istersek, ki evvelce de bundan bahsetmiştik,

BH durumunda insan açık bilinçle dünyaya geliyor ama birle irtibatı olduğunu onun bir parçası olduğunu veya rehberleri vasıtası ile teması kesmediğinden farkında olmanın ne olduğu hatırlatılmakta dünya yaşamındaki en ufak bir zorlamada yoğunluk değiştirmekte doğaya hayvana insana verdiği zararları nasıl olsa döner tekrar öderim telafi ederim düşüncesinde,

Gerçekten hem kendisinin hem de insan formuna ulaşmak için uzun evreler geçiren 1 ve 2. yoğunluk varlıklarının tekamülü gecikecekti burada biz şimdiki izafi zaman ölçümüzle gecikecekti diyoruz ama belki de hiç olmayacaktı zira dağılmış parçaların serbest seçim serbestisinde müdahale yok, sınırlama isteği yok, beklenti diye bir şey bilinmiyor hele arzulu düşünce katiyetle bilinç dışı, görüleceği gibi genel deneyin yürümesini aksatacak bir durumdu,

Mizahi bir örnek ,
"ben mutlu ve rahat birle irtibatını bilen bir sodyum atomuyum niye klorla birleşip tuz olayım"

Sonuçta ne lüzum vardı bunlara ve bu deneylere şeklinde bir düşünce üretebiliriz ,

Bir KH olarak dünya zevklerinden hoşnut değil misiniz ,
Yahut farkına varmış bir BH adayı olarak bir le birleşmek ve onun ne olduğunu anlamak istemiyor musunuz, bu dertli zor dünyadan çıkıp gitmek istemiyor musunuz ,birleşmeye doğru giderken etrafta ne başka oluşumlar var görmek geçici yaşamak istemiyor musunuz,

Bazıları da atomlarıma ayrılayım ben bıktım bu oluş macerasından demekte sanırım, onu da kabul etmeliyiz,serbest seçimdir,saygı duyulur..
-------------------------------------------------

(L) Neredensiniz?
C: Kasyopya (Kraliçe Takımyıldızı).
S: (L) Bu takımyıldız nerede?
C: Oryon yakınında.
S: (L) Oryonluların 'kötü adamlar' olduklarını duymuştum. Oryon grubu kötü mü?
S: (L) Kendinize mi, yoksa başkalarına mı hizmet ediyorsunuz?
C: Ben her ikisine hizmet ediyorum.
S: (L) Felsefeniz nedir?
C: Bir.

-----------------------------------------------------
C: Oryonlular ve onların insan ortakları, yeni bir ırk yaratmak ve bu ırkı insanlığın geri kalanı ile birlikte kontrol etmek üzere büyük bir çaba harcıyorlar.
S: (L) Ruhlara ne oluyor? Bu proje yalnızca iziksel mi?
C: Fiziksel. Ruhlar devam ediyor.
S: (L) Ruhlar nereye gidiyor?
C: Çoğunlukla buraya geri dönüyorlar.
S: (L) Bir kısmı başka yerlere mi gidiyor?
C: Bazıları diğer gezegenlere gidiyor.
S: (L) Bu projeden kim sorumlu?
C: Konsorsiyum.
S: (L) Bu iğrenç!
C: 'İğrenç' subjektif.

------------------------------------------------------
C: Çeşitli faktörler. Çok sayıda ruh, fiziksel varoluşu arzuladı ve başlangıçta Griler yoluyla Kertenkeleler olmak üzere, Nefalim ve Oryon birliği tarafından değiştirildi.
S:(L) Bize tekrar Nefilim denenlerin kim olduğunu söyler misiniz?
C: Baskı gücü. Oryon'un köleleri. 3C gezegeninden veya 3. yıldız, 3. gezegen.
S:(L) Geçen gece Nefalim'in Akrep takımyıldızı civarından geldiğini söylemiştiniz, bu doğru mu?
C: Esas olarak orada tohumlandılar. Siz de öyle.
S:(L) Aslen başka yer de mi tohumlandık? Nerede? Oryon'da mı? Gezegenin adı nedir?
C: D'Ankhiar. Ankh, bu gezegenin eski bir sembolüdür. Ana gezegen anlamına geliyor.
S:(L) O gezegen bizim asıl evimiz mi?
C: Evet.
S:(L) Eski evimizin durumu nedir?
C: Tükendi. Kül oldu. Yandı.
S:(L) Yani evimize dönemeyiz, öyle mi?
C: Evet.

----------------------------------------------
Çok verdiğimiz alıntı tekraren,

-----------------------------------------------
S:(L) Ruhun mevcudiyeti maymunumsu bedenin genetiğinin ve DNA'sının değişmesine mi neden oldu?
C: Evet.
S:(L) Ardından da önce Oryon Birliği tarafından değiştirildiler...
C: Size benziyorlar.S:(L) Kim bize benziyor?
C: Oryonlar.
S:(L) Oryonlardan pek bahsetmemiştik..
C: Oryon Birliği. Oryon Toplumunda başkaları da var.
S:(L) Oryonların bazıları bizim değişimizle kötü adamlar mı?
C: Evet.
S:(L) Bazıları da iyi adamlar mı?
C: Evet.
S:(L) Yani asıl yaratıcıların veya genetik mühendislerin Oryonlar olduğunu söylüyorsunuz.
C: Yakın. Asıl mühendisler ama Dünya'da kalmıyorlar.
S:(L) Dünya gezegenindeki bedenlere giren ruhlar nereden geldi? Buraya gelmeden önce başka bir gezegendeki bedenlerde miydiler?
C: Bu grup değil.

----------------------------------------------
S: (L) Anladım! Yani diyorsunuz ki siz Arkturuslularsınız, Pleyadeslilersiniz ve şimdi de Kasyopyalılarsınız çünkü neredeyseniz osunuz! Ve dalgayla birlikte ilerliyorsunuz. Bu dalga tüm bu takımyıldızları birleştiren düz bir çizgi şeklinde mi ilerliyor?
C: Dairesel bir rotada.
S: (L) Yani spiral gibi mi?
C: Evet.
S: (L) Yani bir yıldız haritası alıp rotayı çizebiliriz, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Oryon'dan konuştuğumuzda Oryonlarız. Pleyades'ten konuştuğumuza Pleyadesleriz ve bunun gibi.
Yani belirttiğiniz tüm bu kanal kitapları aynı kaynaktan farklı kanallar yoluyla geliyor.
C: Evet. Size dalganın tepe noktasının yerini söyledik. Neredeysek oralıyız ve o şekilde konuşuyoruz.Anladınız mı?
S: (L) Siz dalganın tepesi mısınız?
C: Biz Marciniak'ın Pleyadeslileriyiz. Neredeysek oyuz.
S: (T) Yani aslında Kasyopya Takımyıldızı'nda yaşayan Kasyopyalılar değilsiniz?
C: Biz Gezici Yolcularız.S: (T) Yani dalga dünyaya ulaştığında dünyadaki başka biriyle iletişime geçip kendinizi "dünyalı" olarak mı tanıtacaksınız?
C: Dalga dünyaya ulaştığında sizinle birleşeceğiz.
S: (L) Oryon'dayken Oryonlarla birleştiniz mi?
C: Boyut sınır geçişine uygun frekansta değiller.
S: (L) Peki dalga Oryon bölümünde ne etki yaptı?
C: Hiç. Zaten 4'üncü yoğunluk.
S: (L) Dalga nereden çıktı?
C: Bir yerden çıkmadı.
S: (L) Evrende sürekli bir döngüde mi?
C: Yakın.
S: (T) 6'ncı yoğunlukta bu dalganın tepesinde ilerliyorsunuz, doğru mu?
C: Evet. Biz 6'ncı yoğunluktaki siziz.
S: (T) Biz misiniz? Yani T---, Laura, J--- ve F--- mi?
C: Evet.
S: (L) Üst yoğunluklara uzanan diğer benliklerimiz misiniz?
C: Uzay-zamanda mevcut bulunduğunuz yere göre biz gelecekteki siziz.
S: (T) Biz sizin kaderiniz miyiz?
C: Ve tersi.

-------------------------------------------------
Ve Oryon hakkında geniş bir bilgi kümesi

---------------------------------------------------
C: Yavaş!! Durun bir saniye, bulunduğumuz yerden çok ileriye atlamayalım. R---'nin söylediği şey tam olarak gerçek değildi. Hatırlayın, elenecek çok dezenformasyon var.
S: (RC) Gerçek olmayan ne söyledim?
C: 3'üncü ve 4'üncü yoğunluk evreninizin bu kısmında, özellikle sizin "galaksinizde", İnsan tipinde varlıkların tek tabii mekanı Oryon olarak bilinen bölgedir... bunun üzerinde düşünün! Tek yer değil, doğal merkez üs.
Yeniden incelemeye en çok ihtiyaç duyduğunuz şey, "dünyadışı varlık" verilerinizde doğru bir proil oluşturmak.
S: (RC) Ben insanların Lyra'da tohumlandığını ve sonra orada bir savaş olduğunu ve sonra da insanların kendilerini Oryon'da bulduğunu düşünüyordum.
C: Lyra'da kalan yok. Tüm yerlerde evler olmuştur, fakat bazıları geçicidir ve bazıları ise değil dir. Oryon'u dikkatle inceleyin! Bu sizin soyunuzun evi ve nihai hedef konumunuz. Şimdi Oryon'un mutlak doğru proili geliyor: Samanyolu galaksisinin en yoğun nüfuslu bölgesidir! 3'üncü ve 4'üncü yoğunluk alanına, onunla aranızdaki mesafe kadar geniş bir ölçekte yayılan bir bölgedir. Bu bölgede iskan edilen 3444 gezegen var.Bazıları sizin bildiğiniz gezegenler. Bazıları yapay olarak inşa edilmiş gezegensiler. Bazıları boşlukta süzülen ev-gemiler. Ve bazıları da "uydu"lar. 2'nci, 3'üncü ve 4'üncü yoğunlukların tümünde birincil evler,seyahat istasyonları ve kuluçka laboratuarları var. 5'inci ve 6'ncı yoğunluklarda denetim bölgeleri var.
Yaklaşık yarısı BH ve yarısı da KH. Başka yerlerdeki diğer pek çok kolonilerle birlikte, çeviri olarak Oryon Federasyonu deniyor. Oryonlar, Grileri sibergenetik varlıklar olarak 5 türde yarattı ve onları Zeta Retikuli 1, 2, 3 ve 4'e ve Barnard Yıldızı yörüngesinde dönen 2 gezegene yerleştirdi. Sürüngenimsiler de (ç.n.:reptilians / kertişler) 4'üncü yoğunlukta Oryon bölgesindeki 6 gezegende kalıyor ve Oryon KH 'nin köleleri ve hatta bazı durumlarda evcil hayvanlarıdır!!! "Oryon" adı bu bölgenin gerçek yerel adıdır ve bu ad dünyaya doğrudan getirilmiştir. Paralellikler için "tanrı" Oryon efsanesini inceleyin.
S: (L) Oryon KH, şu kötü şöhretli kırmızı kafalı Nordik dünyadışılar mı?
C: Evet, ve diğer tüm hümanoit kombinasyonlar.
S: (L) Eğer bu, Nordik tiplerle başladıysa ve diğer hümanoit kombinasyonların kaynağı da buysa, insan varlıkları için hangi genetik kombinasyonlar kullanıldı? Örneğin Zenciler / Siyah insanlar "Nordiklere" hiç benzemiyor.
C: Nordik genler Neandertal olarak bilinen, Dünya'da zaten mevcut olan gen havuzuyla karıştırıldı.
S: (L) Doğu ırklarını elde etmek için hangi genetik kombinasyon kullanıldı?
C: Doğulular efsanelerinizde "Lemurya" olarak bilinen bir bölgeden getirildiler. Dünya'nın o zamanki iklim ve kozmik ışın koşullarına iyi uyum sağlayacak şekilde Oryon Birliği içindeki 7 genetik kod yapısının önceki bir melezlemesi yoluyla tasarlandılar.
S: (L) Pekala, ya Sami ve Akdeniz halkları?
C: Yeni bir topluluğun "yerleştirildiği" her defasında, ilgili topluluklar yerleştirildikleri ortama en iyi uyumu sağlayacakları şekilde tasarlandılar. Ariler tek istisnadır çünkü Dünya'ya acil bir durumla getirilmeleri gerekti.
S: (L) Irklar Dünya'ya en iyi uyumu sağlayacak şekilde tasarlanıyorlarsa, Sami ırkıyla ilgili olarak hangi faktörler dikkate alındı?
C: Diğer hepsi gibi onlar da Dünya'da değil, Oryon laboratuarında tasarlandılar. Orta Doğu'ya "yerleştirildiler".
S: (L) Atlantisliler hangi genetik tipteydi?
C: Kızılderililerinkiyle aynı.S: (L) Kızılderili tipinin kökleri nedir? Gezegende mevcut olan ve Oryon laboratuarına götürül
üp genetik olarak değiştirilerek tekrar Dünya'ya yerleştirilen temel bir tür mü vardı?
C: Hayır!!! Söylediklerimize dikkat ediyor musun?!?!
S: (L) Neyi kaçırdım? Neden bazı Kızılderililer Pleyades'ten geldiklerine inanıyor?
C: Pleyades nerede?
S: (L) Oryon yakınında. (RC) Aa tamam, Pleyades'i Oryon'un bir parçası olarak kabul ediyorlar . Peki ya Siryus?
C: Bir yer olarak Siryus karıştırılıyor çünkü kuzey yarımküre göğündeki benzer bir yere benzetiliyor.
Kızılderililer gözlem noktları itibariyle benzer görünüşteki bir yer nedeniyle yorumlamada karışıklık yaşadılar.
S: (L) Tamam. (RC) Ama Siryus açık bir şekilde Siryus! Gökyüzündeki en parlak yıldız... tüm efsanelerde var!
(L) Belki yalnızca yanlış yorumlama değil, aynı zamanda bilinçli bir dezenformasyondur? (RC) Bu nasıl yanlış yorumlanabilir? Bu belli değil! Yıldız haritaları çok açık!
C: KENDİ efsanelerinizi SİZ nasıl yanlış yorumladınız?
S: (F) Görünüşe göre şu anki kültürümüzde herşeyi ve hatta yakın tarihimizdeki pek çok şeyi bile kolayca çok yanlış anlayabiliyoruz. Daha eski efsanelerin de çarpıtılmış, abartılmış veya yanlış sunulmuş olabileceğini düşünmek zor değil.
C: Bu celsenin başında söylediğimiz şeyi tekrar gözden geçirin.
S: (L) Dogon'lar Siryus'tan mı geldi?
C: Tüm hümanoit türlerin kökeni Oryon bölgesidir; milyonlarca koloni var oldu, oluyor ve olacak.
S: (RC) Siryus'un gökyüzü bizimkisi gibi mavi değil yeşil. (L) Yıldız mı?! (RC) Hayır, gezegenler . Evet, Siryus'un yeşil bir atmosferi var... açık yeşil. (F) Ben maviyi tercih ederim! (L) Bugünlerde propagandası yapılan bilgilerin pek çoğu kafakarıştırma ve dezenformasyon içeriyor. Tüm bunların amacı nedir?
C: Kendin yanıtladın. Kafakarışıklığı ve dezenformasyon.
S: (L) Bir tür geçişin hemen öncesine ulaşana kadar gerçeğin herhangi büyük bir ölçekte bilinmeyeceği şeklinde bir teorim var...
C: Peki "gerçeği" öğrenmeyi bekliyor musun o zaman?
S: (RC) Kesinlikle! (L) Gözlemlerime göre bu gerçekçi bir beklenti olmayabilir...
C: Varolan herşey / tek şey derslerdir, kestirme yok!


Edited by - Tgur on 22/09/2019 17:19:31
Go to Top of Page

Tgur


1194 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 30/09/2019 :  13:48:32  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
ANTİK UZAYLILAR MİTOS TANRILAR VE BAŞKALARI

Tv de Antik Uzaylılar belgeselini hiç izlediniz mi ,tavsiye ederim,

http://belgeselx.com/belgeseldizi/antik-uzaylilar

Bu konu üzerinde bir şeyler belirtmem gerekli olduğu düşüncesindeyim bu belgeselde özellikle tapınaklar tanrılar ve yaratımın üzerinde durdum oldukça bilgilendirici bir çok bilinmeyeni açıyor ,ekin çemberleri ile açılamayan sorgulamayan bir bilince nasıl etki eder bilemiyorum ama hasbel kader merak edip takılınırsa zihinsel açılıma belki sebep olabilir,

Konuların magazinsel anlatımı olduğu gibi ilgili bölümlerde insan üstü bilinç zorlamaları ile bazı gerçeklere objektif dokunulmuş, ama biz biliyoruz ki tarihsel radyo karbon testi ve insan lineer algılaması izahlardaki paranormal yorumlar bizlerin bir miktar açılmış bilgi ile algılamamızda farklılıklar yaratmakta, çoklukla tarihler üzerinde,
-------------------------------------
S: (L) Neredensiniz?
C: Kasyopya.
S: (L) Spesifik olarak nerede yaşıyorsunuz?
C: Her zaman ve her yerde.
S: (L) Bu ne anlama geliyor?
C: Tüm yoğunluklarda.
S: (L) Ortamınızın nasıl bir yer olduğunu bize anlatabilir misiniz?
C: Şu anda çok zor.
-----------------------------------------------
S: (L) Dün gece onları gördüğüm için mi kaçırılacağım?
C: Kısmen. M--- ve J--- seni bildirdi.
S: (L) Uzaylılarla işbirliği mi yapıyorlar?
C: Bilinçli olarak değil.
S: (L) O zaman nasıl?
C: Bilinçaltı. İmplantlar.
S: (L) Bizde implant var mı?
C: İki implant; biri izleyici.
S: (L) İzleyici ile implant arasındaki fark nedir?
C: Hepsi izleyici. İmplant süreklidir. F--- ve Laura'nın sürekli implantları var. S---'ye üç ay önce bir izleyici
takıldı. Sırada implant var.
S: (L) Neden?
C: Sizi izlemek ve gözlemlemek için.
S: (L) Neden?
C: Hepiniz dünyaya göre üst seviye varlıklarsınız.
--------------------------------------------------
S: Uzaylılar bu olayda duygusal bir kargaşa yaratmak için herhangi birşey yaptılar mı?
C: Her zaman yapıyorlar.
S: Yardımcı olmak için bu durumla ilgili yapılabilecek herhangi birşey var mı?
C: Herkes öğreniyor.
---------------------------------------------------

Kısa döngü üzerindeki izahtan bir parça
----------------------------------------------------
Dünya'da fiziksel bedenler içindeki ruhların deneyimlediği şey de budur çünkü ruh döngünün yarısında eterik/ruhsal bir halde deneyim yaşarken, döngünün diğer yarısında fiziksel bir durumda deneyim yaşar. Bu iki yarı, zaman olarak sizin zamanı ölçüm şeklinizle ölçülemez ama elde edilen deneyimin bütünü her iki yarıda eşittir.
----------------------------------------------------
C: Kertenkeleler insanlar arasında yaşamadılar ama zamanda çeşitli noktalarda insanlarla doğrudan etkileşime girdiler. Bu koşullar, insanların tamamen yabancı bir yerden gelen tanrıları kabul etmeye ve tapınmaya hazır, istekli ve muktedir oldukları noktalarda gerçekleşti. Yakın geçmişte böyle birşey olması söz konusu değildi. Ama dikkat edin, çok yakında bu tekrar gerçekleşebilir.
------------------------------------------------------
C: Korsoka dediğiniz şey aslında sizin anlayışınızla gezegen olarak tanımlayabileceğiniz birşey değildir. Çünkü bu altıncı yoğunluk seviyesinde olan birşeydir ve sizin altıncı hissiniz dışındaki hislerinizin erişimi dışındadır. Bu nedenle altıncı yoğunlukta olmayla ilgili konuları kavrayamazsınız. Bu nedenle de burada "gezegen" kavramı anlamsızdır. Ama gerçekten de bizim kaldığımız yerdir. Fakat bunu burada sonlandırmak en iyisi çünkü oranın nasıl olduğunun size tanımlanması hayal gücünüzün ötesinde birşeydir.
--------------------------------------------------------

Zamanın izafi yani göreceli olduğunu ve K.ların bunun dışında düşünmemiz icap ettiğini çok duyduk bunun üzerinde artık fazla durmayacağım bazı cımbızlamalarla önemli addettiğim yani görüşümüzü ve algılama kapasitemizi ayarlamamız gereken bir platforma doğru çekmek istiyorum,

Gençliğimde o eskiden Direklerarası denen semt yani Şehzadebaşında tiyatrolar yerini sinemalar almıştı ve ağabeyimle birlikte kumbaradaki paralarımızı tırtıklayıp o sinemalarda günde sekiz filim birden seyrederdik sanki uzaylının gelip bilgisayara elini basıp bütün dünyasal bilgileri özümsediği gibi bizi o yaşta bu durum oldukça geniş yetiştirmişti, "Saba Melikesi Belkıstan" tutun "Baytekin uzay maceraları 51 kısım tekmili birden" filimlerine kadar ,hayal dünyamız çok genişledi,onun için evrensel konulara dalıp bilgilenme çağında bu ultra şüphe dolu şahıs yani ben bazı konularda çözemediğim bir yere oturtamadığım bilgiler için öğretici rüya veya vizyonlarla karşılaştım gençliğimde çok film seyrettim hayal bunlar halisunasyonlar görüyorum herhalde deyip es geçtim ama çapraz başka ispatlar veya teyit eden bilgilerle karşılaşınca inanç haline geldi, ama yine de şüphe ışığım devamlı yanıktır,

Her neyse yine kendimden istemediğim halde bahsetmeye başladım ama konularda bolca edebiyat ve insan hatıralarına dalmam yazım işinde uğraşanlarda konulara ara verme bir nevi tatlandırma "tenevvu" denen araları vermek alışkanlığından olsa da ayrıca konumuza sinema perdesinden gireceğim,

Platform dedim meramımı anlatmak için olayları sinemaskop bir perdede düşünün, dinazorlar bir yerde mitos tanrılar yaratma işleriyle uğraşırken bir bölümde maymunlar ,mağara adamları ayrı bir yerde ,homo sapiens bir yerde ,piramitler sümerlilerin çivi yazıları, uzaylıların ufoları v.s bilip mevcudiyetlerini öğrenmeye çalıştığımız bütün varlıklar ve olaylarının bizim algıladığımız zamanda değil de anda olduğunu ve işlediklerini hayal edin,

Lineer bakış, dairesel düzlem,bunun üzerinde biraz durmalıyız,
Kantekliler/Belialoğulları/Atlantisler/Sümerler kısa döngüyü başlattıklarında ,yani altın kapıdan atlandığında ,Havva o elmayı yediğinde veya Oryon deney üstadları maddesel oluşumun yeni bir uygulamasını deney sahasına sürdüklerinde tekamülün kobayı olan bizler yani bu biçare homo sapiensler genlerindeki o oldukça fazla eksiltmeden başka lineer olguya kilitlenen bir anlayışı düzenleyen algılamaya büründük ve zaman denen göreceli bir tarihlemeye bulaşır olduk,

Böyle mizahi anlatım nedense hoşuma gidiyor bazen konuları araştırırken ekşi sözlükte harikulade çıkarımları mizahi bir şekilde anlatan bilge insan manzaraları ile de karşılaşıyoruz işte sırası gelmişken lineeri tarif eden birisinin alıntısı,
------------------------------------------------

"ayrışmayan her ne varsa, niteliği, örneklerle çoğaltılamamasında saklı. aklı ve ötesinde olanları ayıran doğrultuda olup bitenleri anlamlı kılma çabasına eklenirken sayılar tarafından çoğaltılır, uzaklaşır, derinleşir ve yakınlaşır belki de eksiltilir orda olan. aslında bu nicel tavrın yerinden oynatamadığı yalan da gerçek de aynıdır: yerli yerindedir.
bu makul bir yalnızlık tanımı olabilirdi ya da akla aykırı bir masumiyet tasviri. sebebi.
bir doğrultu boyunca...
22.02.2019 02:34 darkpoe"
-------------------------------------------------------

Üzerinde derin düşündüren harika bir anlatım ,bize kalan tortu lineerin bir doğrultu boyunca mesafeyi zaman içinde hapsedip içine düşüp yaşadığımız ve hayat bu başka türlü olamaz denilen algılama, oysa bu algılama dışında her olayın aynı anda olduğunu düşünmek "dairesel düzlem"in ne olduğunu anlayabilmek gerekiyor,

Sinemaskop perdede olanlar aynı anda oluşuyor, dinazorların yediği insanlar da var mitos tanrıların atmosferi denizleri ve antik çamuru kullanıp binbir çeşit olguları ve varlığı yaratmaları da var,sodyum atomunun klorla birleşeyim mi birleşmeyeyim mi tereddütü de var velhasıl akla gelebilecek oluş denilen her şey hepsi aynı anda sergileniyor ,ortada dairesel bir düzlem var ama onun başlangıç veya sonuç diye bir derdi yok,
-------------------------------------------------------

S: (L) Matematiğin KENDİSİNİN ruhsal dünyanın ifadesi olduğunu mu söylüyorsunuz?
C: Köprü.
S: (L) Her şey ilüzyon olduğuna göre, maddi dünyayı tanımlayan matematik aynı zamanda ruhsal dünyayı da tanımlıyor olabilir. Belki de yalnızca bir zıt görüntü halinde.
C: İlüzyonlar yalnızca kendi alemlerine uyar, ihtiyaç duyulduğu gibi. Neden sonsuzluk kavramınız var?
S: (A) Çünkü elimizde doğal sayılar var. Ve sonsuz sayıda doğal sayı olduğunu kolayca ispatlayabiliyoruz.
C: Ama bu, doğası gereği aslında dairesel olana lineer bir ölçek dayatmaya yönelik umutsuz bir çaba.
S: (A) Sonsuzluktan kurtulmamız gerektiğini mi söylüyorsunuz? 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 0, 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8,9, 0 diye mi saymamız gerekiyor? Sonsuzluğa ihtiyacımız yok mu? Hayır, muhtemelen değil, çünkü soru bilinç hakkındaydı... ve sonsuzluk hakkında düşünmeye yönlendirilmedik – herşey dairesel. Az önce düzlemi düşünüyordum ve sonlu ve dairesel olan kürenin aksine düzlem sonsuz. Düzlemin iyi, kürenin kötü olduğunu söylediniz. O halde...
C: Hayır.
S: (A) Ama düzlem kendi başına sonsuzdur. Sonsuzluğa da bu şekilde varıyoruz, çünkü sonsuz bir düzlemimiz var...
C: Dairesel düzlem nedir?
S: (A) Ne?! Bir disk. Bazen onlara sorduğumuzdan başka soruların yanıtlarını alıyoruz... Son soru: Genel bir hayalkırıklığı hali içindeyim çünkü öğrenecek çok fazla şey, izlenecek pek çok yol, araştırılacak pek çok şey, kanıtlanacak pek çok teori, geliştirilebilecek pek çok matematiksel kavram, ekin çemberleri örneğinde olduğu gibi matematiğin ve iziğin dışında araştırılacak pek çok şey var ve nereden başlayacağımı bilmiyorum. Hiçbir yere çıkmayan bir labirente girmek istemiyorum... Ne yapmam gerekiyor?
C: Böyle bir karmaşayla karşılaşıldığında, en iyisi önyargısız ve korkusuz bir şekilde sadece yapmaktır. Diğer bir deyişle, bırak yol kendini yaratsın. Ve bu yanıtla birlikte, iyi geceler.
--------------------------------------------------

Lineere kısılmış bir bilinçle anda oluşumu anlamak kolay değil mevcut donelerimiz müsait değil bir şeyi anlamak için mutlaka o mantık dedikleri kurguyu akla getirmek gerek onda da anlamak için kıyaslama yani karşılaştırma yapmak gerek karşılaştıracak sağlam bir done olmazsa konu ütyopik denilen çöp kutusuna atılır,
Halbuki çöp DNA dediler senelerce ilgilenmediler ancak ilerleyen bilinçler yani ütyopyayı dahi nedir diye bakanlar bazı genetik alimleri, belgeselin "yaratım" bölümünü izlerseniz göreceksiniz bu DNA da bilinmeyen çok şey var demekteler,

O zaman "mantık efendin değil hizmetkarın olunca" "Spinoza"nın sözüne kulak vermek lazım yani algılamayı geliştirmek için mevcut kısıtlı donelere yapışmış lineer mantık dışına çıkmak gerek olan her şeyi bütün açıklığı ile izah edemiyor çünkü,

Belgeselde Piramitlerin ,tapınakların, dikilitaşların sadece süs mezar ,anıt olarak değil mükemmel bir şekilde astrolojik sıralamalar ve düzenlemeler ile birer enerji yaratan ve ileten öğeler olduğuna da dokunuyorlar o zaman konuyu uzaysal müdaheleler ile teknolojinin alabildiğine geniş bir şekilde devrelerin uygulandığı bir dünya aklımıza geliyor ve ilgilendiğimiz RA-PLE-K.bilgilerinde verilenlerin bir ütyopik aktarımlar değil gerçekleri verdiklerini ispat ediyor ,bu izahlarımız tabiiki bunları anlayan zaten bilen dostlar için değil yankı odalarında hapsolmuş anlayışını kilitlemiş ve bazen bizim uğraştığımız bilgiler için adeta "deli bunlar" damgası vuran biçareler için söylüyorum,

-----------------------------------------------------

S: (L) Başarısız olacaklarından nasıl bu kadar emin olabiliyorsunuz?
C: Çünkü bunu görüyoruz. Biz sadece görmek istediğimizi değil herşeyi görebiliyoruz. Onların başarısızlıklarının sebebi sadece görmek istediklerini görmeleri. Diğer bir deyişle bu "arzuya dayalı düşünme" olarak tanımlayacağınız şeyin en yüksek ifadesidir. Ve dördüncü yoğunluk seviyesinde deneyimlenen arzuya dayalı düşünme, o seviye için gerçek olur. Ne kadar arzuya dayalı bir şekilde düşündüğünüzü biliyor musunuz? Siz üçüncü yoğunluk seviyesinde bulunduğunuz için bu realiteyi pekbilmezsiniz, fakat eğer dördüncü yoğunlukta olsaydınız ve şimdiki işlevlerinizi sürdürüyor olsaydınız sizinde gerçeklik algınız bu olurdu. Onlar bizim gördüklerimizi göremezler çünkü biz kendimiz e değil,başkalarına hizmet ediyoruz ve altıncı seviyede bulunduğumuz için, tüm noktalardaki herşeyi olmalarını istediğimiz gibi değil, oldukları gibi görebiliyoruz.
S: (L) Zechariah Sitchen büyük piramidin güneş sisteminde yolculuk etmeye yönelik sabit bir işaretleme sistemi olarak inşa edildiğini iddia ediyor, bu ikir hakkındaki yorumlarınızı söyler misiniz?
C: Bu yanlış. Piramitler enerji depolama ve nakletme tesisleri olarak inşa edildiler. Ruh konularında sizin atalarınız olan Atlantislilerin torunları tarafından inşa edildiler. Herhangi birşeyi işaretlemek için inşa edilmediler.

--------------------------------------------------------------
S: (J) Mısır'daki piramitlerle ilgili bir program seyrediyorduk ve piramit matematiğinin oluşturulmasında hiçbir sıradışı şeyin olmadığını söylüyorlardı. Başlangıçta uzatılan ölçüm şeritlerini kullandıklarını ama hesapların yanlış çıktığını ama sonra bir ölçüm tekerleği kullanarak çok büyük matematiksel hesaplara gerek olmadan sonuca ulaştıklarını söylüyorlar. Bu doğru mu?
C: Hayır.
S: (L) Bunu biliyordun. (T) Piramit matematiğinde pi sayısının ortaya çıkması bununla ilgili mi?
C: Ortalama konusunu ele alın. Yani konuya farklı açılardan yaklaşın.
S: (J) Konuya farklı bir açıdan yaklaşmamız gerekiyor. (LM) Tüm ders kitaplarında, taş blokları kütükler üzerinde taşıyarak piramitleri inşa eden yüz binlerce köle resmediliyor.
C: Ders kitapları propaganda.
S: (T) Piramitler, Coral Castle ile aynı yolla mı yapıldı?
C: Yakın.
----------------------------------------------------

"Coral Castle" anlatılmıştı kısaca ses enerjisi ile, ve piramitlerin aynı zamanda bir inisiye mekanizması ihtiva ettikleri ve dinler programı başlarındaki Musanın İbrahimin inisiye edilip topluma çıkarıldığını da ispatlayan kısım,
-------------------------------------------------------

S: (L) Kral'ın odasının işlevi neydi?
C: Kraliçe'nin odasının dengeleyicisi.
S: (L) Kraliçe'nin odasındaki oyuk neydi? Arkadyalı Çoban tablosundaki taştaki çatlağa ve St.Anthony tablosundaki pencereye benzeyen şey? İşlevi neydi?
C: Zihin hızlandırıcı.
S: (L) Oturabildiğin ve enerjinin yoğunlaştığı sandalye gibi birşey mi vardı?
C: Yakın.
--------------------------------------------------------

Ahit sandığına da geleceğiz,
Çok kapsamlı anlatılıyor,
-----------------------------------------------------------
S: (L) "Ahit Sandığı" (Ark of the Covenant) neydi?
C: Güç hücresi.
S: (L) Bu güç hücresinin aslı nedir?
C: Kertenkeleler, diğer insanları manipüle etmeleri için Yahudilere vermişti.
S: (L) Bu nesneye yaklaşanların veya dokunanların ölmesinin nedeni neydi?
C: Aşırı enerji yüklemesi; ters elektromanyetizma yoluyla etki.
S: (L) Ters elektromanyetizma nedir?
C: İçe dönme.
S: (L) Bunun yarattığı etki nedir?
C: Maddenin sıvılaşması.
S: (L) Evet, çok hoş. Bu "hücre" bir çeşit süslü bür kutuda saklanıyordu, değil mi?
C: Evet.
S: (L) Yalnızca rahiplerin dokunabilmesinin nedeni neydi?
C: Yalnızca bencil bir amaç için kullanmayacak olanlar dokunabiliyordu.
S: (L) Yani bu nesneye yaklaşmak bile insanı yaralayabiliyordu, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Peki rahipler nasıl yaklaşabiliyordu?
C: Bencilce olmayan enerji alanı.
S: (L) Yani düşünce alanlarıyla etkileşebiliyordu?
C: Evet.
-------------------------------------------------------
S: (L) Hmmm, okumayı yeni bitirdiğim bu ilginç kitapta Ahit Sandığı'nın Etiyopya'da olduğu yönünde
geleneksel bir kabul ifade ediliyor. Ahit sandığı gerçekten Etiyopya'daki Siyon'lu Azize Meryem Kilisesi'nde mi?
C: Hayır.
S: (L) Peki nerede?
C: Eğer bu bilgiyi sana ifşa etseydik, bu bir bebeğe el bombası vermeye yakın birşey olurdu!!
-------------------------------------------------------------

"Bir şey biliyorum o da hiç bir şey bilmediğimdir"

--------------------------------------------------------------
S: (L) Sadece bir sorayım dedim işte! Kanarya Adaları'ndaki tuhaf olayların tarihini yazan bu harika Hakluyt
Derneği'nin Etiyopya'da olan şeylerin de kaydını tuttuğunu gördüm. Söyledikleri şeylerden biri, Ahit Sandığı'nın kırmızı veya sarı kafalı adamlardan oluşan bir grup tarafından taşındığıydı. Bir de Etiyopya'daki çeşitli nesneler üzerinde Tapınakçı haçı varmış. Gül Haç. Tapınakçılar gerçekten orada bulundular mı,veya neler oldu? Sandık oradaydı da başka bir yere mi götürüldü?
C: Ahit Sandığı düşündüğün şey değil.
S: (L) Bir güç hücresi olduğunu söylemiştiniz. Bununla ilgili romantik bir ikrim yok. Bunu kabul edebilirim.
Ama hakkında çok hikaye var ve pek çok efsanede geçiyor. Bunu neden söylediniz? Sandık nedir?
C: Oak Island'ı incele.
S: (L) Görünüşe göre Chartres'deki katedrali Tapınakçılar inşa etmiş. Melkizedek ve Saba Melikesi bir sundurmada resmedilmiş. Tam aralarında ise bir araba içinde Ahit Sandığı. Melkizedek kutsal kase olduğu iddia edilen bir kap tutuyor. Bu kabın içinde silindirik bir taş cisim var. Bu nedir?
C: Daha derin ve geniş görüş.
S: (L) Ne?! (A) Bir sembol mü yoksa bir cihaz mı?
C: Neden her ikisi olamasın?
S: (A) Her ikisi olabilir tabii, ama her ikisi mi?
C: Evet.
S: (A) Yani daha büyük bir görüş elde etmek için kullanılan kristal bir küre gibi bir cihazdı, öyle mi?
C: Yalnızca tam olarak işlevine uygun şekilde kullanıldığında.
S: (L) Bu cihazla bir işi nasıl hallediyorsun?
C: Biri neden bu cihazla birini "halletmek" istesin?
S: (L) Anlamadık...
C: Laura "halletmek" dedi.
--------------------------------------------------------

K. celselerinin yüzde yetmiş doğru olduğunu doğruluğu bozmaya yönelenlerin baştan ve bir müddet kanalın oturtulması ve Lauranın hazırlanmasında etken olanların Frank ve Vincent olduğunu öğrendik KH davranışları fark edilince dışlandı çıktılar, Vincent ile yapılan ayna celsesinde esas maksat ve tehlikenin savuşturulduğu bölümün muhakemesi ile ilgili,

------------------------------------------------------------
S: (L) Tamam. Vincent’ın eyleminin ardındaki güç neydi? 4. yoğunluk manipülasyonları mı?
C: Yakın.
S: (L) Herhangi bir satanik tarikat faaliyetiyle bağlantısı var mı?
C: Hayır.
S: (L) Ayna celsesinde gördüğüm gibi çok sayıda yapışık ruhu var mıydı gerçekten?
C: Evet.
S: (L) Bu ilişik ruhların kaynağı neydi?
C: Ritüeller.
S: (L) Pekala. Beni “ahit sandığının” gömülü olduğu yeri keşfetmeye zorlamasının ardındaki amaç neydi?Onu bulmaya yönelik kendi arzusu mu yalnızca?
C: Evet.
S: (L) Bu soru sormaya veya aramaya programlandı mı?
C: Evet.
S: (L) Eğer benden yanıtı almayı başarmış olsaydı bunun sonuçları ne olurdu?
C: Öldürülürdünüz.
S: (L) Kendisi bu olasılığın farkında mıydı az da olsa?
C: Evet.
S: (L) Görünüşe göre yeterince farkında değilmiş. Hala bunun bir oyun olduğunu düşünüyor.
C: Evet.
S: (L) Sırra çok yaklaşırsan ölürsün. Hala bunun ne kadar ciddi olduğunu anlamıyor.
C: Evet. Sen de anlamadın.
S: (L) Pek çok soruyu yanıtlamamanızın nedeni bu mu?
C: Evet.
S: (L) Bu iyi bir neden sanırım. Bizi hayatta tutmak. (Ark) Vincent’a bu emri kim verdi? Programlandığını biliyoruz. 4. yoğunluk tarafından mı? (L) Şöyle sorayım. Bu bilgiye ulaşmaya programlandığına göre ve 4.yoğunluk KH bu sırrı ya bilmiyor veya erişemiyor, öyle mi?
C: Evet.S: (L) Keşfetmek için sabırsızlanıyorlar. Hem de çok.
C: Evet.

-----------------------------------------------------------
S: (L) Kral Davut konusunu da incelemem gerekiyor. Robin Hood gibiymiş. Peki, İbrahim’in Tanrı’yla konuşması konusu nedir? Monoteizm bundan mı doğdu?
C: Yakın.
S: (L) Yani İbrahim ve kabilesiyle birlikte başladı. Hitit diyarından gelip kabilesine katılan Levi kardeşleri oldu
mu?
C: Yakın.
S: (L) Bu hikayede değinmem gereken ama değinmediğim herhangi bir ayrıntı var mı?
C: Davut bir Levi’ydi.
S: (L) İbrahim’in soyundan mı geliyor?
C: Hayır.
S: (L) “Hitit diyarından” mı geldi?
C: Yakın.
S: (L) Ailesi Filistin bölgesine geldikten kaç nesil sonra doğdu?
C: 5.
S: (L) İbrahim’in akrabaları mıydılar?C: Kısmen.
S: (L) Uzaktan akrabalık. Peki Davut ne yaptı? Gelip insanları mı birleştirdi?
C: Evet.
S: (L) Ahit Sandığı onlarda mıydı? Bu cisim 4. yoğunluk tarafından bu insanlara mı verildi?
C: Yakın.
S: (L) Esas olarak kime verildi?
C: İbrahim.
S: (L) Kim verdi?
C: Sara.
S: (L) Rachel’in babasının evinde yaptığı hırsızlık hikayesi aslında Sara’nın Akhenaton’dan Ahit Sandığı’nı çalması hikayesi mi?
C: Evet.
S: (L) Akhenaton’un hırsla onları takip etmesine şaşmamak lazım. Demek Sara’nın peşinde değilmiş, Ahit Sandığı’nı geri almak istemiş.
C: Evet.
S: (L) O cismi Akhenaton’a kim verdi?
C: KH 4. Yoğunluk.
S: (L) Burnuma kötü kokula geliyor! Davut’un büyükannesi Ruth’un bir Moablı olduğunu okuduk. O hikayede başlıbaşına bir gizem. Pekala, Yahudi’lerin hapsedilme, köleleştirilme, ezilme vs ile ilgili anlattığı hikayenin kökeni nedir? Esaretle ilgili bu kabile anısının kaynağı nedir?
C: Sümer kavramı.
S: (L) Bu anlamlı. Sümerlerin Kutsal Kitap hikayelerindeki karışıma katkıları bu esaret ikri yani. Sümerlilerin genetik olarak kölelik için yaratılmayla ilgili kadim bir efsaneleri var. Tanrıların hizmetçileriydiler...

----------------------------------------------------
S: (L) Vincent Bridges’in Ahit Sandığı veya Kutsal Kase’yi aradığı yönünde bazı teorilerimiz var. Bunun çeşitli önemli faydaları olan bir tür lensing (ç.n. lensleme?) cihazı olduğunu düşünüyorum. Doğru mu?
C: Evet.
S: (L) KH gruplarının, evet dünyadaki herkesin KH olduğunu biliyoruz, ama, şu daha ağır KH gruplarının bir zamanlar bu cihaza sahip olduğunu, sonra onu kaybettikleri veya kontrolünü kaybettikleri tahminini ifade etmiştik daha önce. Bu doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Nasıl kaybettiler?
C: “Kaybolmaktan” ziyade “alınıp” emniyetli bir yere götürüldü.
S: (L) Kim aldı?
C: 4. yoğunluk BH misyonu.
S: (L) Şu anda arayanlar kim? 3. yoğunluk KH mi, yoksa 4. yoğunluk mu?
C: Her ikisi.
S: (L) Eğer 3. yoğunluk bir cihazsa, 4. yoğunluk varlıklar onu neden istiyor?
C: Her iki boyutla da bağlantısı olan bir cihaz.
S: (L) Eğer 4. yoğunluk KH teknik olarak o kadar ilerilerse, neden başka bir tane yapamıyorlar?
C: Bu cihaz bilinç ile ayarlanıyor. Öyle bir frekansta ki, KH yetenekleri böylesine bir kesinlik üretemiyor.Frekans genişliği çoklu olasılık vektörlerini kapsıyor. KH dar bir frekans aralığında faaliyet gösterir.
S: (R) Yani yenisini yapamıyorlar, ama kullanabilirler. Yapılmış olanı bulmaları gerekiyor. (L) Bu mümkün mü? (A) Bilinçle mi çalıştırılıyor? (L) Çalıştırılıyor demediler, ayarlanıyor dediler. [bu konunun tartışılması]
...Ayarlanıyor derken, yaratımın ayarlanması mı, yoksa cihazın çalışma için ayarlanması mı? (ç.n. cihaz yoluyla yapılan bir yaratım mı kastediliyor?)
C: Yaratım.
S: (A) Yani bir kez ayarlanınca, ayarlanmış oluyor. (R) Evet. Ve eğer bizim bilgisayar simülasyonumuza benziyorsa, benzer frekanslara maruz bırakılarak ayarlama yapılıyordur. (L) Veya kendi ürettiği frekanslar yoluyla. Ama KH’lerin onu görüp göremediklerini anlayamadık henüz. O cihazı bulamama ne denleri, ya bir frekansla veya birşeyle korunuyor olması, ya da cihazın nerede olduğunu bilmiyor olmaları. Doğru mu?
C: Çoğunlukla. Genel bir ikirleri var.
S: (L) Cismin kesin yerini tespit edip ele geçirmelerini önleyen şey nedir tam olarak?
C: Oklüzyon. (ç.n.: örtme/kapatma)
--------------------------------------------------------

Bundan sonraki bölümler ahit sandığının kimlere aktarıldığı ve KH saptırmaları ile monoteizmin dinlerin nasıl yaratıldığına dair geniş bilgiler bunlara evvelden çok dokunduk ve İbrahimin Musanın Saranın Neferettinin Truvalı Helenin Akhenetonun karmakarışık yapılmış birleştirilmiş veya ayrı olan kişilikleri ile bilgiler oldukça fazla yer tutuyor ,yazdıklarımızı izleyenler bunlar hakkında çok aktarımlar yaptığımı biliyorlar ,burada tekrar almayacağım ve bu anlatıma şimdilik son veriyorum.



Edited by - Tgur on 30/09/2019 20:11:13
Go to Top of Page

bozadi


9624 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 30/09/2019 :  21:47:25  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Paylaşım için teşekkürler Tgur. Kadim uzaylılar temasına rastlıyordum yerli-yabancı bazı belgesellerde ama linkini verdiğin belgesel dizisini izlediğimden emin değilim, kontrol etmeye çalışacağım.

Gençliğinde yaşadığın vizyonlar konusu da ilginç geldi :) Daha önce herşeyin birliğini hissettiğin vizyon tarzı birşeyden bahsettiğini hatırlıyorum ama başka ilginç vizyon deneyimlerin de olduysa, duymak, bilmek isterim doğrusu.
Go to Top of Page

Tgur


1194 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 01/10/2019 :  09:04:22  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Bozadi sağol,

Anlattıklarımız aktardığımız yorumladığımız konular yeni okuyanlar varsa onlara kurgu bilim gibi geliyordur hele vizyonlar rüyalar v.s. ile desteklediğimizi görünce okumaktan vazgeçsem mi ikilemi ile kalırlar ama düşünme,doğrulama araştırma faaliyetlerine girerlerse büyük ve harikulade bilgiler kapısını açmış olurlar,

Bunca sene yani biraz uzun seneler bu gezegende kaldığımız ve şüpheci bir varlık olduğumuzu defalarca belirttik (ifadeler bile gizemli gibi, dünya demiyorum gezegen diyorum) her yeni bir bilgi kapısını açmak için olağan üstü rastlantılarla beraber araştırma doğrulama kısmına düşüncemi ve mevcut bilgimi yanlış yapma korkularımı katarak daldım ve bilgiyi doğrulamak üzere sağlam bir yol bulamadığımda öğretici rüyalar ve vizyonlar veya olağanüstü şeyler söyleyen ama tam ilgilenmekte olduğum konularla ilgili konuşan davranan kişiler ve hadiselerle karşılaştım,bu olayların tümü pozitif yolda değildi içlerinde abartılı yollara sokmak isteyen özel durumlarla da karşılaştım ve her zaman söylediğim gibi böyle durumlarda daha fazla bilgiye doğru uzanarak ve öz sesini dinleyerek doğru yolu buldum sanırım ,ama bütün bunların sonunda mülahazat hanesi açıktı eski terimdir yani şüphe vardı ve var,

Bu şüphenin olmaması kişiyi rahata ve takıntıya gelinilen son bilginin yankı odasına sokar yani merak dürtüsünü tamamen yok eder,o zaman edindiğim anlayışa göre varlık durmaktadır bu da doğanın oluş maksadına tamamen ters bir durumdur ,mozaik oluşumda varlığın serbest seçim ile yürüyebileceği alan artık tıkanmıştır,

"Bu oyunda duran düşer
Daim halde olmalıdır beşer
Su beklerken kurusan da (su=bilgi)
Gayretinle su bul yeşer"

Araya bir dörtlüğümü sıkıştırmak meselenin izahına tam oturduğundandır,

Bütün bu olanlar her fert için kendini açmaya doğru karar veren yürüyenler için geçerlidir yani biz müstesna bir varlık değiliz yakın zamanda meditasyon yaptıklarında çeşitli renkler v.s gören dostlar var onlar bilgi yolunun harika yolculuklarında olduklarının idrakinde olan kıymetli dostlar ve gördüklerini açıklıyorlar olağan üstü arayan yeni başlayan diğer dostlar için birer ispattır yani bilinç üstüne çıkma gayretleri öyle korkulacak çekinilecek bir şey değildir,o kişilerin beyanları bilgi ve idrak dolu hürriyet havasının ortaya konmasıdır,

Yine fazla uzatmadan o istediğin vizyon veya olağan üstü olayları çeşitli izahlarımda araya sıkıştırıp parça parça vermiştim ama madem istek duymuşsun çok eskiden diğer sitede belirtmiştim son anlattıklarıma destek olan bir vizyonumdan kaleme aldığım bir parça,

21.05.2006
Bazen ejderhanın alev dili,bazen bir ceylan gözünün irisi
Bazen bir beygirin akciğer alveolü, bazen gergedanın derisi
Bazen taşta sert bir molekül,bazen toprak serpintisi
Bazen bunları okuyanın hayret etmiş beyin hücresi
Bazen Mozartın prelüdünde bir mezür
Sahi bu yazılanlar nedir
Bilinç okyanusuna bunları hissedince girilir



Edited by - Tgur on 01/10/2019 11:52:31
Go to Top of Page

Tgur


1194 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 05/10/2019 :  08:54:24  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
ÇEKİMİN TOPLANIP DAĞILMASI YANSIMALARI HAKKINDA VE BAŞKA BAKIŞLAR

Çekim konusu yine karşımıza çıktı ,zihinsel olarak ne kadar kaçarsak kaçalım madde denilen şu ortamda maddelerden müteşekkil beynin işleve soktuğu bilinç karanlık noktalar halinde kalan kısımları aydınlatmak için biteviye çalışıyor,var sayımlar dahi olsa bir şeyler yakalamaya çalışıyor,

Çekimin ne olduğunu K.lara dayanarak anlatabildiğimiz kadar anlattık akılda kalan en önemli özet bilgi fizik ve eteri birleştiren yapıştıran bir bağ ama bunu tarif edecek nicelik bilgilerinden yoksunuz ,yani uzun mu kısa mı elastik mi sert mi ,elektromanyetizma veya düşünce enerjisinin harekete geçmesi gibi soyut kavramlarla tarif etmeye çalışıyoruz ne derece başarıyoruz belli değil ,ancak maddenin oluşumunda asıl bir görevi olduğunda hemfikiriz,

Sahneye bir big bang hadisesi ile çıkıyor ve yaratılan her gezegenin başlangıç kısmını bu füzyon hadisesi ile tarif etmeye başlıyoruz, daha sonra oluşan fiziksel olgularda çekimin toplanıp dağılmasının yansıması olarak adlandırılan ama hiç bir nicelik olgusu konduramadığımız toplanmada negatif olgular dağılmada pozitif olgular kısaca toplanmanın KH, dağılmanın BH olarak adlandırıldığı bir sahaya geliyoruz yani düşünce ve anlama platformu ,konuyu bu yönden incelemeye koyuluyoruz,

Toplanmanın KH olgusu fizik üzerine varlığını idame ettirmek isteyen faaliyetler yönünde olduğundan beş duyu ile temas edip yaşadığımız olguları didikleyip incelemek dünya mevcut bilimi olarak devrede ve az çok sınırlandığı ortamlarda neler olduğunu anladık işin kötüsü bu bilim denilen çoğunlukla sınırlanmış bir anlayışa hapsedilmiş dünya bilimi olgularıyla çekimin dağılmasının yansımasını anlamak durumundayız ,buradan yola çıkarak ve her şeyin biraz da ruhsal alem anlayışıyla bir şeyler anlatmaya çalışıyoruz tabiiki bu bölümde mevcut inanç kalıplarından biraz ileriye yönelmiş kurgu bilim izahlarını kabul edip etmemek var,

Evvela dünya bilimi big bang tarifinde lazım olacak fisyon olayı hakkında ne demekteler,
-------------------------------------------------------------------

Fisyon (Çekirdek Parçalanması):

Fisyon Olayı
Fisyon bir nötronun, uranyum gibi ağır bir element atomunun çekirdeğine çarparak yutulması, bunun sonucunda bu atomun kararsız hale gelerek daha küçük iki veya daha fazla farklı çekirdeğe bölünmesi reaksiyonudur. Dolayısıyla Fisyon, bir çekirdek tepkimesidir. Parçalanma sonucunda ortaya çıkan atomlara fisyon ürünleri denir. Bunların bazıları radyoaktiftir. Bir nötron yutulması ile başlayan fisyon tepkimesi sonucunda, büyük miktarda enerji ile birlikte, birden fazla nötron ortaya çıkar. Çekirdek tepkimeleri sonucunda açığa çıkan enerji, kimyasal tepkimelere göre yaklaşık bir milyon kat düzeyinde daha fazladır.
Zincirleme Reaksiyon: Fisyon sonucunda ortaya çıkan nötronların, ortamda bulunan diğer fisyon yapabilen atom çekirdekleri tarafından yutularak, onları da aynı reaksiyona sokması ve bunun ardışık olarak tekrarlanmasıdır. Kontrolsuz bir zincirleme reaksiyon, çok çok kısa bir süre içinde çok büyük bir enerjinin ortaya çıkmasına neden olur. Atom bombasının patlaması bu şekildedir. Nükleer santrallarda ise zincirleme reaksiyon kontrollu bir şekilde yapılır. Bu kontrolun kaybedilerek nükleer yakıtın bir bomba haline dönüşmesi fiziksel olarak olanaksızdır.
--------------------------------------------------------------

Bu bilimsel açıklamanın ötesinde biz bilinç üzerini de çalıştırarak "nötrinolar" kısmına geçeceğiz gerçi K.lar bu konuda aşağıdaki aktarımlarda oldukça geniş bilgi ve ip uçları vermişler bizdeki sorular dünya bilimcilerinin "Cern Deneyi , Higgs Bozonu" arşatırmalarıyla karıştırarak bir sonuca veya izah edilebilir bir konuma gelebilir mi ,

Bilindiği gibi Higgs Bozonu araştırması maddenin yapısını belirleyen bir özel partikülü bulabilmek ve bulduk ta diyorlar ve kütlesini belirtecek ölçüm birimlerinin en küçüklerinden birini vererek tanımlamaya çalışıyorlar,bunun için fisyon olayının benzerini ortaya çıkarıp nötron bombardımanı yani atom bombası uygulamasındaki açığa çıkan enerjinin benzerin ulaşmak ama aşırı tahripkar olmaması için çeşitli düzenekler kurma yolundalar ,görüldüğü gibi konu mevcut bilim sonuçlarının içinde bir ispatı elde etme yolunda ,fiziksel bir partikülü dünyasal birim ölçekleri ile tartmak peşindeler, ufo gerçeğini ekin çemberlerini ,izah edilemeyen antik yapıları piramitlerın olması ve gizleri gerçeği V.S. ortada dururken, metafizik adı üstünde, fizik dışında,

Bahsi geçen nötrinoların taşıdıkları enerji diye tanımladığımız şey bir bing bang sonucu ortaya çıkmış enerjinin insana farkındalık yaratmak üzere veya maddesel bir ortamda bir şey oluşturmak için veya oluşturulanı onarmak değiştirmek için diğer yoğunluklardan pencerelerden gelen veya gönderilen bir yapıcı DNA kodonu parçası olamaz mı ve biz buna düşünce enerjisi ile maddeler veya farkındalık pıtırcıkları yaratmak için diyemez miyiz,

Nötrinoların taşıyıcı özelliklerine geçelim ,pencerelerin nasıl geniş bir yelpazede olduklarını (atomun içinde, hücre çeperinde) dünyanın merkezinde ve etrafında çeşitli bölgelerde ve birçok yerde biliyoruz hücre içindeki protein antenleri ,bedendeki sinir sisteminde VEN hücrelerinin radar özelliklerini anlattık bütün bunları düşünce enerjisi denen bir kavramda toparlayıp anlayabiliyoruz ,o halde,

--------------------------------------------------------------
C: Atomsal ilkelerle ilgili. Atomsal ilkelerle birlikte çekim, maddesel olanla olmayanın sınırını oluşturuyor.Sizce burada temeli oluşturan hangi teorik atomik parçacık olabilir?
S: (L) Takyonlar mı?
C: Belki nötronlar?
S: (A) Nötronlar mı yoksa nötrinolar mı?
C: Nötrinolar.
S: (A) Önce nötronlar dediler, sonra da nötrinolar. Daha doğrusu “Belki nötronlar” dediler. Ben “nötrinolar mı” dedim, onlar da “evet” dedi. Yani “belki” kelimesi yalnızca bir yönlendirici. Nötrinolar tuhaf parçacıklar, çünkü kütlesizler. Ama bazı insanlar nötrinoların var olduğuna inanmıyor. Benim tahminime göre varlar. Nötrinolar var mı?
C: Tamam, dikkatliliği bir kenara bırakıp “evet” diyeceğiz. [Gülüşme]
S: (L) Nötrinolar ve ruh bileşimi... Anılar bu nötrinolarla nasıl oluşturuluyor veya tutuluyor?
C: Uygun olduğunda bırakılmak üzere nötrinolar içinde tutuluyor.
S: (L) Anılar nötrinolar içinde mi depolanıyor?
C: Yakın.
S: (L) Nötrinoların oluşturduğu kalıplar içinde mi?
C: Daha yakın.
S: (L) Yani eğer bir “bilinç birimi” veya ruh başka bir bilinç biriminden daha fazla anıya veya deneyime
sahipse, o zaman onun daha fazla nötrinosu var demek oluyor, öyle mi?
C: Hayır.
S: (B) Kalıplar mı farklı oluyor?
C: Hayır.
S: (L) Fark nedir?
C: Birim başına daha fazla veri, gibi.
S: (L) Yani bir nötrino veri içeriği bakımından başka bir nötrinodan daha “yoğun” olabiliyor mu?
C: Yakın.
S: (L) Bu artan veri yoğunluğu o nötrinonun yapısını veya işlevini değiştiriyor mu?
C: Belki de farkındalığın işlevini değiştiriyor, böylece de çevreyi.
S: (L) Bir bilinç birimi veya ruh meydana getiren belirli bir nötrino sayısı var mı?
C: Sayının doğru kavram olduğu pek söylenemez. Oryantasyon/yönelim daha yakın.
S: (L) Yönelim seçenekleri nelerdir?
C: Titreşim frekansları.
S: (L) Veri yoğunluğunun artmasıyla birlikte titreşim frekansları artıyor mu, yoksa azalıyor mu?
C: Değişiyor; nicelememek daha iyi.
S: (A) Ruhtan bahsediyoruz. Kavramsal olarak ruhun yoğunluğu nedir?
C: Ark, nötrinolar bir şekilde saf enerjiye giden köprü kavramıyla ilgili mi?
S: (A) Evet. Ben de bunu düşünüyordum. Neden fotonlardan değil de nötrinolardan bahsettiğinizi merak ediyordum. Çünkü bence fotonlar da saf enerjiye giden bir köprü. Fotonlarla nötrinolar arasındaki fark şu ki, fotonlar bozon, nötrinolar ise fermiyon. Nötrinolar birbirlerine dokunmamak için dans etmek zorundalar. Bozonlar nötrino ve foton çiftleri gibiler. Bozonlar mekanda/boşlukta istedikleri gibi hareket
edebiliyorlar.
C: Bu tartışma bağlamında fotonlardan bahsedebilirdik ama Web Sayfalarını okuyan bazılarının “sevgi ve ışık” fantazisi temelinde konuyu yanlış yorumlama eğilimi nedeniyle bahsetmiyoruz.
S: ... (A) Nötrinolar herşeyin temel yapı taşları mı? Yani en temel parçacık?
C: Daha ziyade küresel dışa genişleme niteliğine sahip bir orta nokta. Tetrahedron, beşgen, altıgen.

----------------------------------------------------------------
S: (A) Lodz ile ilgili ipuçları ararken tanıdığım Lodz'lu birinin internet sayfasına denk geldik. Işıktan ızlı
parçacıklar hakkında spekülasyonlarda bulunuyor. Temel hipotez, nötrinoların aslında ışıktan daha hızlı
seyahat ettiği. Bu doğru mu?
C: Bu hiper uzaya bir kapı açıyor.
S: (A) Bu konunun araştırılması mı?
C: Yakın.
S: (A) Yoksa nötrinoları kullanmak mı?
C: Solucan deliklerinin yolundakilerle birleştir
----------------------------------------------------------------
C: Enerji merkezleri çakıştığında olan şey.
S: (L) Hangi enerji merkezleri çakışıyor?
C: Düşünce enerjisi merkezleri.
S: (L) Kimin düşünceleri?
C: Ahh, biraz fazla hızlı gitmiyor muyuz? Düşünceler tüm yaratımın temelidir. Düşünce olmadan hiçbirşey olmazdı. Olur muydu?
S: (L) Doğru.
C: O nedenle, çatışan enerji merkezleri düşünce kalıplarıyla ilgilidir. Düşünce kalıbı enerjilerinin kesişimi olarak da adlandırılabilir.

------------------------------------------------------------------
S: (L) Veda'larda verilen bilgilerin doğruluk yüzdesi nedir? Genel?
C: Hangi seviyede doğru?
S: (L) Üçüncü yoğunluk.
C: Hangi ölçekte veya hangi biçimle doğru?
S: (L) Genel anlamda, kişinin yaşadığı ve evreni algıladığı biçim anlamında.
C: Bu yanıtlaması son derece zor bir soru, çünkü evreni algılama ve kişinin hayatını yaşaması gibi şeyleri belirlemede doğruluk tamamen yoruma açıktır. Herhangi biri verilen bilgiye uygunluk gösteren bir paralel evrene referansta bulunarak doğruluğa karar verebilir. Ve daha önce belirttiğimiz gibi, düşünce enerjisiyle paralel evrenler yaratmak mümkündür ve doğal bir şekilde yaratıldığında, bu paralel evrenler onlara verilmiş anlamla uygunluk gösterir.
S: (L) Mantra'ların kullanımından elde edilebilecek herhangi bir fayda var mı?
C: Özellikle zihin bu faydanın olduğunu söylediğinde. Hatırlayın, gerçekliği ve fizikselliği değiştirmek için gerekli gücün çoğu zihnin inanç merkezinde bulunur. Bu, fizikselliğin artık bir hapishane değil, istediğiniz gibi değiştirebildiğiniz için eviniz gibi olduğu 4'üncü yoğunluk gerçekliğine ulaştığınızda daha yakından anlayacağınız birşeydir. Mevcut durumunuzda, gerçekliğin sonlu olduğuna dair bir inançsal yanlış yorumlamanız var ve sonlu fiziksel varoluşla ilgili çektiğiniz sıkıntı da bundan temelleniyor. Bu kavramı hala tam olarak kavrayamamış olman bizi şaşırttı.
--------------------------------------------------------------
C: Evet. Öğrenmek mi istersin, yoksa varsaymayı mı tercih edersin?
S: (L) Bu görünen şeyler nedir?
C: Görünenler 5'inci yoğunluk düşünce projeksiyonu enerji dalgaları.
S: (L) Yani ailesi, bu 5'inci yoğunluk düşünce enerjisi dalgalarını alıyor.
C: İyi takip etmiyorsun.
S: (S) Yani aile üyeleri negatif şeyler gördüğünde, bu onların kendi suçu mu?
C: 5'inci yoğunlukta zaman yok. Tüm olay dizileri sonsuza kadar ve bir an içinde, bir kerede olur.
S: (L) Bunun soruyla ilgisi nedir?
C: Huzur içinde olup olmadığını, kendini oraya "ayarlayıp ayarlamadığını" sordunuz. Sizin birinin "öldüğünün" farkına vardığınız "zaman" içinde, o temel olarak tüm 5'inci yoğunluk enkarnasyon döngüsünü, öğrenmeyi ve düşünme deneyimini "sıfır zamanda" yapmış oluyor!
--------------------------------------------------------------------

Bu "sıfır zaman" anlatmaya çalıştık lineer bir bilince odaklanmış insanın bunu idrak etmesi çok zor ,bir iki vizyonla bunu gördüm ve sizlere muhtelif zamanlarda aktardım ,bu vizyonlarımdan bahsetmek gerçekten bana utanç veriyor şu adama bakın olağanüstüyüm ben demek için fırsat arıyor dedirtecek kadar ve böyle anılacak bir kişi olarak aşağılık his ettiriyor bana, aşağılık diyorum zira kendinde böyle bir iki özellik görüp insanları şahsi menfaatleri yönünden sürükleyen kişiler bana öyle gelmekte ,şiddetle kınıyor ve o istemediğim yargılama moduna giriyorum, herkesin kendine göre kabiliyet ve kapasitesinde başkalarından üstün vasıfları vardır mesela ben yaşlandım siz gençler görünüş veya beden olarak ve yaşanacak deneyler ve duyulacak hayal yönünden benden kat kat üstünsünüz ,daha dün bir ileri bilinç dostumun PC konusundaki bilgi ve atakları konusunda ne kadar aciz olduğumu anladım gençlerin düşüncesi şimdi şöyle herhalde "bilgisayarı bilmeden yaşanır mı yahu" konuya bir de böyle bakalım haklı değil miyim,

Her neyse, vizyonlardan falan bahsetmekten kastım, ilgilenmekte olduğumuz konunun tecrübe ve görgü ile desteklenmiş bir obje olduğunu vurgulamak bir nevi doğruluğunu ispat içindir ama malüm inanç haline getirmek kişinin serbest iradesi ile ve yapacağı şahsi faaliyetlerle ilgili,

Bu sıfır zamanı anlamak için her olgunun "olmuş /olmakta/olacak" hallerini ortadan kaldırmak lazım bunlar zaman faktörüne ait donelerdir ve biz onun içindeyiz ,bu durumda bu ortamda bunu tarif etmek anlamak imkansızdır ,zira ben onlarla ilgili durumlarla karşılaştığım ve anlamaya çalıştığım vakit deliriyorum sandım ve o halden kısa bir anda uykuya dalmayı seçerek kurtuldum çok şükür, ama deneylemem böyle bir durumun ispatını çok zor da olsa bana yaptı, o halde bu şartlarla ilgili yoğunluk özelliklerine geçtiğimizde bunu bilmenin verdiği rahatlıkla o delirme nöbetlerine girmeyeceğiz demektir bilinen şey artık korku endişe veya akıl tutulması teşevvüş gibi hususları ortadan kaldırır ,

Bilgi bunun için koruyucu ve kurtarıcıdır ,

Aşağıdaki alıntıyı belki evvelce verdim ama kaçırmalarda olan bitenleri ne olduğunu ve sıfır zaman konusu iyi işlendiği için hatırlatmaktan çekinmiyorum,
---------------------------------------------------------

C: Öncelikle, çok acele sonuç çıkarıyorsun. Gerçekten bir ışık sütununun gelip "seni parçalara ayırdığını",bedenini fiziksel olarak bir uzay aracına taşıdığını, bir çeşit muayene veya buna benzer birşey yaptığını ve sonra da bir acı giderici olmadan bedenini tekrar bir araya getirdiğini mi düşünüyorsun?
S: (L) Bunun bana olduğunu söylemedi, kendisine olduğuna söyledi. ... Böyle birşeyin mümkün olup olmadığıyla ilgili ne düşündüğüme gelince, şimdiye kadar yaptığım araştırmalardan öğrendiklerime göre sanırım bu mümkün. Söylenen varlıkların zamanı manipüle etme yeteneklerini göz önünde bulunduracak olursak, böyle birşeyin hiç zaman kaybı farkındalığı olmadan gerçekleşmesi tamamen mümkün.
C: Evet, bu doğru, fakat, önceki celselerde "kaçırılma" olarak ifade ettiğiniz şey için kullanılan metodolojiyi ayrıntılı olarak anlattık. Eğer şimdiye kadar elde ettiğiniz transkriptlerin içeriğini kavradıysan, bunun nasıl yapıldığını gayet iyi biliyor olman gerekir. Belirttiğin hipnoz celsesinde söylenenle ilgili yaptığın tanımlama tam olarak doğru değil, ya da en azından, hipnoz celsesi sırasında verilen bilgileri yorumlayış şeklin yanlış.
Burada şu da belirtilmeli ki, "bu doğru değil," veya "o doğru değil" gibi tanımlar kullanmak çok yaptığımız birşey değildir çünkü sizin ve diğerlerinin varlık durumunuzun niteliği, çeşitli derecelerde bağlı ilüzyon içeren türdendir. Bu nedenle çoğu durumda herhangi ve tüm olasılıklar mevcuttur. Fakat, bu bağlı ilüzyonlardan iki veya daha fazlası yanlış hizalandığında, mutlak doğruluk veya mutlak yanlışlık mümkündür. Bu olayda, bağlayışta bir yanlış hizalama var ve gerçekten tam bir yanlışlık var. Ayrıca, kendiniz öğrenmenizi çok istememize rağmen süreci tekrar açıklayacağız çünkü öğrenme eğrisinde fazla erken bir şekilde sonuca atlıyor olabilirsin, ki bu sıkıntı yaratan birşey ama bununla sonra ilgileneceğiz.Lütfen bu bilgiyi unutmamaya çalışın çünkü geçmişiniz olarak tanımladığınız gerçekliğinizde meydana gelmiş olabilecekler yanında, şimdinizin çeşitli olası varyasyonlarında olanlar ve geleceğiniz olarak tanımladığınız gerçekliğinizdeki olaylar için de bu çok önemli. Bu deneyimlerin niteliği bir bütün olarak bilinmelidir. Normal olarak, fiziksel bir üçüncü yoğunluk varlığı olarak bir yerden diğerine taşınmazsınız. Olan şey çok basittir. Normal olarak zaman çerçevesi dondurulur ve "donma" terimini, daha iyi bir terim olmadığı için kullanıyoruz. Bunun anlamı, üçüncü yoğunlukta fiziksel bedeninizde bu süreçte zaman algısı durur ve bu, insan ırkınızın çeşitli üyeleri tarafından "sıfır zaman" olarak tanımlanmaktadır. Fiziksel bedeni kullanan ruh uzantısı bedenden zorla çıkarılır, başka bir yere taşınır ve inceleme, implantasyon ve diğer amaçlarla ayrı bir fiziksel beden olarak remolekülerize edilir. Sonra da demolekülerize edilir. Ruh uzantısıyla beden kopyalama yapılır. Sonra klonlanan beden demolekülerize edilir ve ruh uzantısı asıl bedene tekrar yerleştirilir. Süreç bu şekilde gerçekleşir. Bazen, kaçırmayı gerçekleştiren dördüncü yoğunluk varlıkları üçüncü yoğunluk ilüzyonunun zaman referansı noktalarını belirlemede hata yapabilirler. Bu durum, kaçırılma sonrasında, kaçırılma öncesindekinden farklı bir deneyime girme veya aynı deneyimin tekrarlanması gibi bir etki yaratabilir, aslında tek bir deneyim yaşanıyor olmasına rağmen.
Sizin durumunuzda da bu gerçekleşti. Sen iki "geminin" geçtiğini algıladığın sırada aslında tek bir gemi vardı ve burada gemi sözcüğünü, daha açıklayıcı bir terimin olmaması nedeniyle kullanıyoruz. Bunun nedeni, sıfır zamanda olayın başlangıcındaki ve sonundaki zaman çerçevesi referansı ilüzyonu arasındaki farklılıktı. Bu olayda fazla sorun yaratmaz. Nadir de olsa bazı durumlarda, kaçırılma deneyimini yaşayan kişi, kaçırılma sonrası kendini olayın başladığı noktadan birkaç saat, birkaç gün, birkaç hafta, veya hatta ne yazık ki birkaç yıl öncesinde bulabilir, ve tabii bu da akıl sağlığını yitirme veya benzer sonuçlar doğurabilir. Neyse ki sizin durumunuzda bu olmadı, fakat yine de zaman çerçevesi referansı ilüzyonunda hafif bir kırılma vardı. Aslında tek bir gemi görmüş olmana rağmen iki gemi gördüğünü düşünmenin nedeni buydu. Bu deneyimin tam olarak fiziksel bir üçüncü yoğunluk olayı olmadığını anlamanız çok önemli. Tüm birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü yoğunluk varlıklarının sahip olduğu ruh uzantısı vardır ve kaçırılma sırasında bu uzantı bedenden çıkarılır. Ruh uzantısı aracılığı ile dördüncü yoğunlukta görünen bir kopya veya klon beden yapılır ve beden incelenir ve sonra ruh uzantısı alındığı yoğunluktaki asıl bedene geri konur. Normal olarak süreç bu şekilde gerçekleşir. Çoğu durumda, eğer üçüncü yoğunluk varlığı fiziksel bedeni ile birlikte bütün olarak alınırsa, üçüncü yoğunluğa geri bırakılmaz. Sürekli olarak dördüncü yoğunlukta kalır. Nadir durumlarda geri bırakılma olsa da, bu istisnaidir. Tüm inceleme, algı değiştirme ve implant yerleştirme işlemleri dördüncü yoğunlukta kopya beden üzerinde gerçekleştirilebildiği için, bunların üçüncü yoğunlukta gerçekleştirilmesine ihtiyaç yoktur. Anlıyor musunuz?
S: (T) Yerleştirilen bir implant, üçüncü yoğunlukta aynı yerde durmakta olan asıl bedene nasıl girer?
C: Remolekülerizasyon içeren süreçle. Dördüncü yoğunluğun üçüncü yoğunluğa çevrilişini size tanımlamak çok karmaşık olur, fakat şöyle söyleyebiliriz ki, istendiği durumda, dördüncü yoğunluktaki klon bedende gerçekleştirilen herşey üçüncü yoğunluktaki bedende aynen gerçekleşir. Yalnızca bedenin içindeki bir nesne değil, üçüncü yoğunluğa ait olan bedenin tamamı üzerinde etki edilmektedir.
S: (L) Yani diğer bir deyişle ruh uzantısı dördüncü yoğunluğa gittiğinde fiziksel bedenin bir kopyası üretiliyor ve kopya üzerinde yapılan herşey, ruh uzantısı asıl bedene geri gönderildiğinde o bedende de meydana geliyor.
C: Aynen öyle. Ekleyebileceğimiz tek şey, dördüncü yoğunluktan gelen implantların veya eklenen
maddelerin, remolekülerizasyon yoluyla üçüncü yoğunluğa aynı şekilde çevrilmesini sağlayan bir
teknolojinin kullanıldığıdır.
-------------------------------------------------------------

Bu alıntıda Laura özel bir felç gibi hal geçiriyor bunun üzerindeki soru ve cevaplar ilginç, sıfır zamanı akışkan olmayan bir durum olarak belirtiyor ,bir nevi donmuş gibi ,akışkan olmayan bir var oluş hali,

Pekala algılama kayıtlarımızda akışkan hayatın izleri halen durmakta ise ve biz bunu yaşamın tek ve vaz geçilmez hali olarak kabul eden bir anlayışta isek olayı deliriyoruz olarak kabul eder telaşlanırız,

Bu noktada bunları aktarırken bir yeni idrake geldim ,bunun hakkında o meşhur vizyonlardan birini aktarmıştım bir önce de bahsettim bütün hislerin aynı anda duyulduğu bir hal ve deliriyorum dedim ve kurtarıcı olarak bir şeyler daha gördüm ve bana uyku işaret edildi uyudum kurtardım diye şu ana kadar oyalanır oldum ama zihnimde "neden bu hali deneyledim" sorusu silinmemişti ,aşağıdaki alıntıda göreceksiniz düşünün deniyor ve ben konu üzerine tekrar uzun düşündüm ve soruma cevap buldum ,

Akışkan algılamayı, lineer hayatın tek hayat şekli olarak değil de olabilen var oluş hallerinden biri olarak kabul etmek ve bizim KH manipülasyonu ile zorlandığımız bir durum olduğu bilgisini hatırlayınca yani her şeyin olabilirliği farkındalığına gelince bu sıfır zamanın telaşı ve delirtecek unsurları ortadan kalkıyor olsun bir de bu hali görelim denen o mozaik oluşturma macerasındaki her şeyi coşku ile izleyen hale geliyorsunuz ve ne olacak bundan sonra korkusu yok oluyor,

İlave olarak bir başlangıç ve sonun olmadığını mevcut gerçekliğin bittiğinde bilinmeyen bir çok şey olabilir endişesini de bırakmak gerek her türlü gerçekliğe ve duruma dönebilme serbest seçimine haiz olduğunuzu kabul etmeniz ve buna inancı kuvvetlendirip gerçekleştirmek için ne yapmamız lazımsa yapmak gerek,

Bu samimi itiraf ile öyküyü niçin anlattım, hani durmadan bilgiyi alın ama evirin çevirin vaazları veriyorum, onlara bir örnek olsun görüldüğü gibi insan bilgi yolunda yürürken her an yeni bir idrak ve anlayışa kavuşabiliyor,

--------------------------------------------------------------
S: (L) Peki bu deneyimdeki olay neydi?
C: Çakışan düşünce merkezlerinin neden olduğu bir enerji kesişimiydi.
S: (L) Hangi enerjilerin kesişimiydi?
C: İki zıt gerçeklik birimi ne zaman kesişse, bu durum sürtünme denen bir duruma neden olur ve bu da,aslında mevcut olmayan zaman ile ilgili kavramınızın ölçülemeyecek kadar küçük bir miktarında, tüm işlevlerin ortadan kalkmasına veya durmasına neden olmaktadır. Bizim çakışma dediğimiz şey budur.Arada, veya herhangi kesişen, karşıt varlıklar durumunda daima sıfır zaman, sıfır hareket, sıfır aktarım,sıfır alışveriş vardır. Şimdi bunun üzerinde düşün. Dikkatlice düşün.
S: (L) Yani temel olarak bir mevcut olmayış durumunda mı kaldım?
C: Mevcut olmayış uygun bir terim olmaz. Akışkan olmayan varoluş daha yakın. Anlıyor musun?
S: (L) Evet. Donmuş gibi mi?
C: Donmuş gibi.
S: (L) Bu deneyimin bana herhangi bir faydası oldu mu?
C: Tüm deneyimlerin fayda potansiyeli vardır.
S: (L) Bu deneyimin bana herhangi bir zararı oldu mu?
C: Tüm deneyimlerin zarar potansiyeli vardır. Paralellikleri görüyor musun? Doğadaki çatışan herhangi
güçlerden bahsediyoruz. Karşı karşıya geldiklerinde sonuç hem faydanın en uç seviyesine, hem de zararın en uç seviyesine kadar gidebilir. Veya ortada simetrik olarak mükemmel bir şekilde dengede kalabilir veya tarafların bir tanesinde kısmen dengede kalabilir. Dolayısıyla, gerçekliğin kesişen noktalarında tüm potansiyeller gerçekleşebilir.
-------------------------------------------------------------------

Anlattıklarımızı desteklemek hakkında,

------------------------------------------------------------------
S: (L) Hadi sor. (T) Yanlış soru diye birşey yok. Hepimiz aptalca olduğu ortaya çıkan sorular sormuşuzdur.Hepimiz utandığımız durumlar yaşadık, o yüzden çekinme. Bunu bizim için gayet iyi idare ediyorlar. (TK)Bilmiyorum, bu şey gibi görünüyor... Bu tür şeyleri bilmek gerçekte ne fark yaratır ki? (L) Çünkü... (J)Sadece farkında olarak... (L) Daha fazla... (TK) Farkında olmak, evet, tamam. Anlayabiliyorum. (J) Bazen herşey bundan ibaret... (L) Ayrıca bize dediklerine göre daha fazla bilgi topladıkça, o bilgi frekansını gerçekten değiştiriyor, temel bir seviyede varlığına, kimliğine güç katıyor. Fiziksel olarak değil, psişik olarak. ... İncil'de ne diyor? "Halkım bilgisizlikten yok oluyor..." diyor ve "gerçeği bileceksiniz ve gerçek sizi özgür kılacak." diyor. Bilgin arttıkça kozmik ve psişik bir anlamda büyüyorsun, daha güçlü oluyorsun, ve...
--------------------------------------------------------------------
C: 5'inci yoğunlukta zaman yok. Tüm olay dizileri sonsuza kadar ve bir an içinde, bir kerede olur.
S: (L) Bunun soruyla ilgisi nedir?
C: Huzur içinde olup olmadığını, kendini oraya "ayarlayıp ayarlamadığını" sordunuz. Sizin birinin "öldüğünün" farkına vardığınız "zaman" içinde, o kişi temel olarak tüm 5'inci yoğunluk enkarnasyon döngüsünü, öğrenmeyi ve düşünme deneyimini "sıfır zamanda" yapmış oluyor

--------------------------------------------------------------
S: (T) Kasyopya'dan aktarım yapmayla ilgili bir sorun vardı Arkadiusz. Soru neydi? (A) Sanırım soru aktarım yapmak için neden evrende belirli bir yere ihtiyaç duyduklarıydı.
C: Sizin bulunduğunuz yerden görüldüğü şekliyle Kasyopya takımyıldızının 300 ışık yılı arkasındaki pulsardan dolayı Kasyopya'dan dünyaya olan güçlü sinyal yayını açıklığını kullanıyoruz. Bu, 6'ncı yoğunluktan 3'üncü yoğunluğa bir temiz kanal aktarımı olanağı sağlıyor.
S: (A) Kasyopya'dan Dünya'ya olan aktarımın ne kadar zaman aldığını sormak istiyorum.
C: "Sıfır" zaman.
S: (A) "Sıfır zaman..." Neyi kullanarak? Elektromanyetik mi, çekim mi ya da ne?
C: Her ikisi. Birbirleriyle ilişkililer, ya da "birleşik" de diyebilirsin.
S: (A) Neden sıfır zaman? Mekan/zamanın yapısından dolayı mı? Zaman eğrilmesinden dolayı mı?
C: Mekan ve zaman seçimli ve esnektir.
S: (A) Bunun arkasındaki şey nedir? Aktarımı sağlayan araç/aracı nedir?
C: Eğer bir araç olsaydı buna şaşırman daha yerinde olurdu, ama araç yok. Görüyorsun ya, sıfır zaman kullanıldığında, aynı zamanda sıfır mekan var.
S: (J) Sıfır mekan ve sıfır zaman varsa, aktarımın neden burada 'üncü yoğunlukta belirli bir yerde sabitlenmesi gerekiyor?
C: Gerekmiyor, "aktarım amaçlarına" yönelik. Belirli bir yere olan ihtiyaç, daha önce açıklandığı gibi, sizin algılamanızla, psişik farkındalık profiliniz için faydalı titreşim frekansları nedeniyleydi
-------------------------------------------------------------------
Yukarıdaki alıntının başında bizim zaman ve mekan algılamamıza göre verdikleri bilgiyi yani ışık yılı v.s olarak tarif ettiklerini aktarımın en son cümlesinde açıklıyorlar ,

"Belirli bir yere olan ihtiyaç, sizin algılamanızla farkındalık profiliniz için faydalı titreşim frekansları nedeniyleydi"

Matematikçi falan değiliz ancak bazı zorlamalarla şu bilinç denilen kısıtlanmış bilgiyle doldurulmuş zihni anlatılmaya çalışılan sıfır zamandaki BAT v.s. hakkındaki bilgiyle çakıştırıp bazı neticelere varmak istiyoruz bu maksatla aşağıdaki alıntıyı dikkatle izlemeli ve düşünmeli kanaatimce,
--------------------------------------------------------------------
S: (A) Kuantum teorisinin tüm bunlarla ilişkisi hakkında bir ipucu daha istiyorum. Hilbert kuantum teorisiyle ilgileniyordu. Einstein'ın hayal ettiği gibi, BAT'dan bir kuantum teorisi türetilebilir mi?
C: Evet.
S: (A) Hilbert uzayı konusunun çoklu gerçekliklerle ilişkisi nedir? Bunu anlamadım. Bir ipucu verebilir misiniz?
C: Neyi anlamadın?
S: (A) Hilbert matematiğinin Çoklu Gerçekliklerle ne ilgisi olduğunu. Bildiğim kadarıyla çoklu gerçekliklerde çeşitli solucan delikleri ve köprüler var ve...
C: Solucan delikleri köprü. Hilbert'in matematiği, aynı evren içindeki uzak mesafeleri algılanan zaman geçişini değiştirmeden katetmek için paralel evrenlerden nasıl geçileceğiyle ilgili.
S: (A) Üzerinde düşünülebilecek ilginç bir konu.
C: Yani "sıfır zaman" ve uzayın katlanması. Tam Birleşik Alan teorisi'nin devreye girdiği yer de burası.Görüyorsun ya, burada çözüme ihtiyaç duyan soru, tüm alemlerden eşzamanlı olarak yararlanmada elektromanyetik alan uygulamaları anahtar olarak kullanılarak, mekan ve zamanın değiş tokuş edilebilirliğini, ve çekim ve manyetizmanın aynı kaynaktan nasıl doğduğunu göstermek. Hoşçakalın.
---------------------------------------------------------------

Sinemoskop perdede gördüklerimdeki anlatmıştım hani dinazorla insanlar mitos tanrılar v.s aynı alanda meğer BAT ı tasvir ediyormuşum ,paralel evrende olanlar ve onların bulunduğumuz gerçekliklere taşınması için solucan deliklerine zaman tünellerine lüzum yok "sıfır zaman" olgusunda olanların hepsi burada

Bozadinin sık sık söylediği gibi "şimdi burada"

Hemen hınçla bir soru geliyor tahmin ediyorum ki,
Şimdi niye görmüyoruz hani neredeler
Uykunuzda görüyorsunuz yaşıyorsunuz ama uyandığınızda maalesef bu örtülü ve unutturulmuş dünya gerçeğini yaşamaktayız ,
Yine hınçla dolu bir cümle,"ben görmediğim şeye inanmam"
O zaman buyurun dünyada dolulukla o güzel odanızda yaşayın ve merak etmeyin 5. yoğunluktaki o harikulade öğretmenlerin olduğu masalarda tabletlerin etrafta kitapların bol ve çeşitli olduğu pırıl pırıl bir ışıkla aydınlanmış dershaneler sizi bekliyor,

Yeter ki bilin inanın ve derslerinizi böylece tamamlayın,

Bu istihza dolu sözlerden bilen dostları tenzih ederim, neşe her zaman iyidir..

Şimdilik burada bırakıyorum..


Edited by - Tgur on 05/10/2019 12:10:57
Go to Top of Page

Tgur


1194 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 14/10/2019 :  08:54:35  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
EGZERSİZ DANS VE AÇILAN KANAL

Neandertal insan halimizden evveli artık biliyoruz ve bedensel fonksiyonların kaçma koşma gibi av olmadan kaçma veya avlanma mecburiyetlerine göre dizayn edildiğini kısaca buna uygun olduğunu, buna karşı her yapılan ve zihinlerin normal modernleşme olarak kabul edip hareketsizliğe doğru yönelten her davranış ve keşfedilen hareketten uzaklaştıracak kolaylama araçları insanı zihnen ve vücut olarak hantal ve hastalıklı hale sokmakta ,bu gerçeği de idrak ettik,

İnternet ve akıllı telefonlar şu anda bunların en çılgın bir şekilde devrede olduğunu bizlere gösteriyor,dedemizin ismini bile unutup telefondan aramaya yöneldik, yemeklerimizi yemek sepetinden temin etmek çok daha cazip,

Hantallığa doğru yönelmek o bahsi geçen KH spiralinde kök noktalara gidişi arttırmakta ,neticede istenen robotlaşmış duran bir insanlık figürü,

Oysa beden hazırlanmış olduğu hareketleri uygulayan bir ruhla birleşirse yani kişi bu gerçeğe yönelirse harekete yönelerek bir çok avantaj kazanır ,bunlardan en göze çarpanı haraket eden bu biolojik yapı hele yürüyüşe exersize yönelmişse vücudunda üretilen endomorfin ile buluşacak bedenen ve zihnen mutluluğu tadacaktır, aldığımız kök tıp bilgilerine göre endorfin morfin benzeri bir kimyasaldır ve exersizde üretilen bu uyşturucu alışkanlık yapar ama konu sadece egzersizle sınırlıdır ,yani yürüyorsanız yürümeye, koşuyorsanız koşmaya alışır ve istersiniz ve bu da hiç bir zamam zararlı ölçüde değildir,

Arada burada durmam lazım, sebep, egzersiz yoluyla bedende "Endokannabinoid Sistem" denen bir sistem de harekete geçermiş ,bu husus yeni bir tıp açılımı ,cannabidiol kenevirden elde edilen ve "esrar" dediğimiz uyuşturucunun adı aynı sistem bedende de var ve ismi bu, tıp alanında üzerinde çok çalışma yapılıyor ve bağışıklık sisteminin kuvvetlenmesinden tutun hücre yenilenmesi yaşlılığa karşı koyma gibi faydaları bulunmuş ve bedenin hareket halinde olması ve bahsi geçen salgılamalar ile daha konforlu bir vücut özelliğine ulaşılıyor,

Buradan dansa ve açılan kanallara yöneleceğiz,

Ancak ondan evvel bu çalışmaları yaparken ülkemizin ordusu bir harekete girişti ve kurgulanmış ve dönülmez bir hale gelmiş bu durum bahsettiğimiz gibi açılmamış bilinçleri kendine ram eden KH güçleri ve uğraşılarıyla hayatımızı idame ettirmek için tasvip edilecek bir hale gelmiştir ,yapılan hareketin ülkemiz insanı ve diğerleri için olumlu yolda olması yönünde dualarımız olacak ve olaydan yoğunluk değiştireceklerin mümkün olduğu kadar az olmasını arzulayacağız,

Böyle ifadelerle ne demek istiyoruz,

Konuya maximal açıdan bakarsak,

Savaşmak ordu beslemek mecburiyeti insanların her ne farkındalık yapısına gelmişse gelsin, hayvansal içgüdülerindeki av bulma ve hayatiyetini bu yolla devam ettirme gerekliliğinin mutlaka insan yaşamına da monte etmek zorunluluğu gibi bir hali gerçek zanneden ilkel bilinçlilerin içinde yaşarken ele almakta olduğu bir husus,

Yakın tarihe bir bakalım dünya insanı iki cihan harbi görüp milyonlarca insanın telef olmasına rağmen halen bu yolla hayatiyetini devam ettirme yolundaki davranışı en doğal davranış kabul edenlerin itkisiyle sürüklenmekte, bu itkiyi de evvelce bahsettik ve görenler artık rahatça görebilmekteler harb ağır sanayisini ekonomik yaşantısında bir numaralı davranış haline getiren USA ve onu takip edip bu yolla kazançlarını devam ettirmeyi genel ilke olarak kabul eden diğer batı ülkeleri ve Rusya ,

USA nın güney sınırımızdaki teröristleri beslediğini ve anormal silah yardımı yaptığını görmekteyiz eğer başka bir kavimle anlaşsa yine aynı yardımı yapacaktı ,bize yapamazdı zira biz o zokayı Natoya girdiğimiz zaman yedik ve yapılan her yardımı bu yeni cumhuriyette gelişmeye çalışan fakirlikten çıkmaya çalışan muhteşem halkımız son kuruşuna kadar arızalanan aracın gerecin her bir cıvatasına kadar geri ödedi ve USA depolarındaki çürüyen eski model araç ve silahı böylece bize kendi paramızla harcattı bu hayatımın bir kısmında yaptığım askerlikte şahsen şahit oldum,

O halde USA oradaki teröristler olmasa denize dökse bile bu harcamayı yapmak mecburiyetindedir zira ağır sanayi depoları doldu taşıyor ve fabrikalarındaki işçiler işsiz kalmamalı ,bu işte Trump istemese bile derin devlet dediğimiz o savaştan pasta yiyenler, aletleri CİA ve ekonominin çarklarını elde tutanlar mutlaka etkin olmak durumdalar ancak USA askerini kırdıracak bir savaş durumuna da giremez ,Kore Vietnam belki de yakın zamandaki Irak onlara bu yönde negatif ders oldu ,

Bu ara bilgiden sonra konumuza dönelim ,

Böyle danslarla exersizlerle anlatmak istediğimiz, maddede karnını doyurmaya mecbur olan insanlık bu gereksinimini daha yumuşak yollarla bedenini zinde tutarak ve aşırıya kaçmanın negatif yanlarının olduğunu görerek tıpkı 3BH toplulukları gibi gerektiği kadar ve mevcut olan 2. yoğunluk varlıklarından istifade edecek ve onların yaşamlarını şimdiki gibi acıya sokmadan sağlayacak Aborjinler Kızılderililer ve tekno -spirütüel teknikleri uygulama sağlayan farkındalık kazananlar gibi ,

Tahmin ediyorum ki insanların büyük kısmı bu çoğumuzun çok romantik ve imkansız gördüğümüz usuller ve hallerden bahsetmeme bıyık altından gülüyordur ,ama sipiritüel konulara aşina olanlar bu yolla enerji temin etme yolunda olanların bu uygulamalarının bilincindelerdir , geçmiş kavimler (Harut Marutlar)ve belki de hala bu yolla yaşayan olduğunu bildiğimiz (Avusturalyada Aborjinilerle bir ay kadar beraber yaşayıp gördüklerini "Bir Çift Yürek "isimli kitabında yazan Amerikalı bir yazara istinaden ) kişiler her hangi bir 2. yoğunluk varlığını mecburen tüketmek durumunda toplu oturup düşünce yoğunluğu sağlayarak o varlığın ruh havuzundan müsaade istiyerek yapmaktalar ,ayrıca efsaneler ve dinsel anlatımlara da girmiş olan asa vurup yerden su çıkarmalar ve gökten besinler sağlamalar gibi tekno spiritüel uygulamalar,toprağı üzen tarımsal uygulamalara kapılmadan sadece ortamın doğal şekilde üretmiş olan meyve ve diğer besinlerden istifade etmeler ,

Anlattıklarımın masal olduğunu benliğimin KH tarafı bağırarak belirtse dürtse de aldığımız bilgilerle o bahsi geçen sadece enerji ile beslenme kademelerinden evvel bu yolların olduğunu ve tatbik edildiğini biliyoruz,ve farkındalık yolundaki genişlemenin bu yolları açacağını tahmin ediyoruz,

Tekno spiritüel uygulamalar,
-----------------------------------------------------------
S: Michael’ın insanlığın başlangıcını 58.000 yıl öncesine dayandırması meselesi hakkında ne söyleyebilirsiniz?
C: Hayır. 58.000 yıl önce, sizin algıladığınız şekliyle, dünya üzerindeki insan türleri çok uzun süredir kök salmış güçlü bir tekno-toplum durumundaydı.
---------------------------------------------------------------
Böylece Lemurya Atlantis ve batırılmaları sonrası Sümerler Firavunlara kadar olan dönemdeki uzaysal yardımlarla da güçlü olan teknolojide çok üstün olan insan topluluğunun var olduğu ortaya çıkmakta,
-------------------------------------------------------------------
S: (L) Tamam, bir başka soru: “Psyche’nin [Cassiopaea.org forumunda] yayınladığı makale gerçekten ilginçti. Yazarlar tahıl tarımının insanlar arasında yakın zamanlı bir icat olduğunu, son yalnızca 10 bin yıl içinde geliştirildiğini söylüyor. Belki de bu konuda K’lere sorulabilecek soru, daha önceki medeniyetlerin herhangi bir tahıl ürünü yiyip yemedikleri veya hatta bugün bildiğimiz şekliyle tarım yapıp yapmadıkları. Veya, önceki medeniyetler, tahıl diyetinden etkilenmedikleri için, bizim bilmediğimiz bilgilere mi sahipti?” C: Bu okuyucunun transkriptleri veya sizin yazılarınızı neden okumadığını merak ediyoruz, çünkü yanıt orada.
S: (L) Yani bunun “Secret History of the World” kitabımda yazdığım 19-yıllık döngü, ana taş ve boyutötesi konuyla ilgili olduğunu söylüyorsunuz, değil mi? C: Evet.
S: (L) Yani daha önceki medeniyetler tarım yapmıyordu, doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Tahıl tarımı ve genel olarak tarım yalnızca son 10 bin yıl içinde geliştirildi, ve tekno-spiritüalite uygulayabildiğimiz o durumdan “düşüşümüzün” bir sonucu olarak meydana geldi, doğru mu?
C: Evet. Yakında tekrar ulaşılması planlanan durum!
S: (Perceval) Kamut yemek bizim için uygun mu? “Eski buğday” gibi birşey.
C: Evet. Roma’dayken...
S: (L) Diğer bir deyişle, 3. yoğunlukta, tekno-spiritüalite yapamazken, insan yapması gerekeni yapmalı. Kastettiğiniz şey bu mu, temel olarak?
C: Evet.
S: (Bubbles) Bir zamanlar tekno-spiritüalite yapabiliyor muyduk? (L) Evet, insanlık, evet. (Bubbles) Demek o kadar geriledik ki artık yapamıyoruz?
C: O ve de kozmik ortamdaki değişiklik.
S: (L) Yani bu kozmik ortamdaki veya titreşimlerdeki veya birşeydeki bir değişimle ilgili. (Bubbles) Ama titreşimler yakında tekrar geri dönecek, öyle mi?
C: Evet.
S: (Bubbles) Harika! (Andromeda) Ve o zaman kendi yiyeceğimizi materyalize edebileceğiz ve bu bizim için iyi olacak. (Perceval) Kendi sağlıklı yiyeceğimizi materyalize edebileceğiz. (Mr. Scott) Sağlıklı pizzalar yaratabileceğiz!! [gülüşme]
C: Evet.
S: (Mr. Scott) Wau, GÜZEL!!! Ve hatta mozzarella peyniri gibi tat verebilecek?!
C: Evet, isterseniz!
S: (Mr. Scott) Aman tanrım... (Bubbles) Kendi cinimiz olacağız yani? (ç.n. Alaaddin’in lambası)
C: Aşağı yukarı.
S: (Bubbles) Bir soru sorabilir miyim? Burada herkesin yaptığı şey ve gelecekte yapmakta olduğumuz şey,
gelecek üzerinde bir etki yaratacak mı? Bunlar hatırlanacak mı?
C: Öyle umulur!
S: (L) Sanırım bu evet anlamına geliyor. (Bubbles) Bundan en az yüz yıl sonrasında, dünya üzerinde bir etki yapmış olacak mıyız?
C: Plan bu.
S: (Bubbles) Harika. (Perceval) Şimdi tek yapman gereken bunun olmasını sağlamak.
------------------------------------------------------------

Dansa geçelim ,evvela dünyasal alıntılar,güzel tarif edilmiş,

****************************************
Dansın tarihi neredeyse insanlık tarihi kadar eskidir. Mağara duvarlarına çizilmiş resimlerden, tarih öncesi çağlarda dahi insanların çeşitli sebeplerle dans ettikleri bilinmektedir. Arkeologların bu resimler üzerinde yaptıkları çalışmalar sonucunda, insanların konuşmaya başlamadan önce dans ettikleri anlaşılmıştır. Sevinçlerini, duygularını beden hareketleriyle ifade ediyorlardı.

******************************************
Yazılı tarihin başından beri dansın izlerini bulageldik. Öyle görülüyor ki; bizim dans etmek ile olan ilişkimiz aslında onun ibadet ve şifa amaçlı olmasından kaynaklanmaktadır. Animistik kültürler doğanın ve doğadaki bütün elementlerin “Büyük Ruh”un bir ifadesi olduğuna inanır. Hareket ve ses aracılığıyla doğayı taklit etmek, söz konusu “Büyük Ruh” ile bağlantıya geçmenin güçlü ve etkili bir yoludur. Dansın kaynağı da burasıdır.
Ruhsal dans kültürlerarası bir fenomen olarak bireyin gücünün ve özgünlüğünün kanıtıdır.

Gezegenimizdeki tüm kıta kültürleri, aynı zamanda yaşam buldukları doğa çevresinde varolan tüm hayvanları ve elementleri temel alan benzersiz dans formlarını kucakladılar. Onların dans etmekteki temel amaçları “idrak” kabiliyetlerini geliştirmek veya güneş, ay ve çeşitli bitki ve hayvanların ruhlarını hissetmekti. Onlar tüm bu dans ritüelleri aracılığıyla doğadaki ruhların, insanın cesaret ve merhamet gibi yeteneklerini güçlendirdiğini ve geleceğe dair bir önsezi yarattığına inanıyorlardı.

Binlerce yıllık spiritüel danslar bizlere, dünyamız ile ilişkimizin korunması ve geliştirilmesinin gerekliliğinde ve dansın bunun önemli bir parçası olduğunu kanıtladılar. “Doğa gibi dans etmek”, yaratıcının titreşimi ile dolmak gibiydi, sanki yeni doğan bir bebeğin varoluşun sevgisi ve hazzı içerisinde etrafını taklit etmeye çalışması gibi.

Dans, dua etmek ve saygı göstermek ile eşanlamlı hale gelirken, düzenli dans etmek ruhsal ve fiziksel sağlığımızı ve canlılığımızı yükseltti.

Yazan: Wilbert Alix, Trance Dance International

*********************************************
Ülkemiz halk danslarına bayılırım her yörenin kültürünü buram buram aksettirirler

https://tr.pinterest.com/pin/536913586802400790/

*********************************************
http://www.shamandancetheatre.com/

*********************************************
https://www.gazeteduvar.com.tr/dunya/2019/03/19/saldiri-sonrasi-neden-haka-dansi-yapiyorlar/

*********************************************
Ve K. ların dans hakkında fazla ilaveler gerektirmeyecek çok şey anlatan bölüm,
----------------------------------------------------------------

S: (L) Pekala o halde! Şimdi… Forumda iyi sorular soran insanlar var. Ama şu anda bu sorulardan hangilerini soracağımıza karar vermedik. Aklımızda kendi bazı sorularımız var. Bugün son celseyi yayınladıktan sonra, forum üyelerinden biri, Labirent Dansları, Ariadne Dansı veya Turna Dansı denen dans hakkında bir makale yayınladı. (ç.n.: labirent dansı: halaysı/spiral danslar anlamında sanırım.) Bu dansın download edilebileceği veya izlenebileceği bir link bile koydular. (Ark’a) Download ettin mi? (Ark) Senin için hepsini indirdim. (L) İzleyebilir miyiz? (Ark) İzleyebiliriz. (L) Tamam, onları sonra izleriz – ya da, şimdi izlesek daha iyi olur sanırım. Bir mola vereceğiz ve bu danslar hakkında soru sormadan önce onları izleyeceğiz. (5 dans videosunu izlemek için mola) (L) Hala orada mısınız?
C: Oo, evet! İlham vericiydi, değil mi?
S: (L) Evet. Bu danslardan herhangi biri asıl labirent danslarına yakın mıydı?
C: Birkaçında eski tekno-spiritüel uygulamanın unsurları vardı. Birinci ve ikincisi, adım ve hız olarak en
yakınıydı.
S: (L) Orijinale daha yakın hale getirmek için adım ve hız nasıl olmalı?
C: İki yoldan biriyle: ortadan dönüşte “köprüyle” birlikte spiral biçimde dans yap veya gerçek bir labirentte dans et ve dönüşlerde aynı hareketleri yap. (ç.n.: henüz, kastedilen videoları tespit edip hareketleri izlemediğim için, bu cümlede anlatılan manevralarla ilgili talimatları doğru çevirmemiş olabilirim.)
S: (L) Sanırım köprü, ellerini birleştirip içten dışa döndükleri yer. (DD) Evet, çok güzeldi. Bu dansın yapılışında uyulan temponun herhangi bir önemi var mı?
C: Evet, fakat amaca göre farklı olabilir. Bu hareketlerin, katılımcıların hareket etmekte olduğu “alanı” gerçekten değiştirdiğini hatırlayın. Herşeyi pek çok seviyede değiştirebilir, ve buna DNA’nın açılıp kapatılması dahil. S: (L) Neredeydi hatırlamıyorum ama bir keresinde her insanın morfik alan gibi belirli bir alanı olduğunu ve insanların alanlarının, etkileşime girdikleri alanla çeşitli şekillerde bağlantı kurduğunu söylemiştim. Yani herşeyin bir alanı olduğunu ve tüm bu alanların etkileşime girdiğini... Ve şu anda bilmediğimiz veya anlamadığımız bir teknolojiye dayalı bazı hareketleri yapan insanların.... çünkü biri bana bir bilgisayarda bilginin, bir mikroçipte belirli bir şekilde hareket eden tek bir elektron tarafından depolandığını veya çıkarıldığını, o elektronun izlediği belirli bir yol olduğunu söylemişti. İşte bu yüzden insanların da bir anlamda, belirli bir alanda hareket eden elektronlar gibi olabileceğini düşündüm. Eğer bir grup elektron belirli şekilde dizilir ve belirli şekilde hareket ederse, bu çok önemli birşey ortaya çıkarır, büyük bir enerji akımı gibi, yani bir akım yaratır. Ve bu akım yaratımı, insanın diğer boyutla, diğer yoğunlukla bağlantı kurmasını sağlayan birşey. Bu tıpkı bir kordon, bir bağlantı borusu veya bir tür...
C: Bir “kanal” belki? (ç.n.: üst seviye varlıklarla kurulan iletişim anlamındaki kanal (“channel”) değil, bir üst yoğunluğa geçiş için açılan bir çeşit boyut köprüsü anlamındaki kanal (“conduit”).
S: (L) İşte, her neyse, bu doğru mu? (Ark) Teorik olarak anlamlı. Ama diyelim ki bu yapıldı. Ve belki de pek çok insan tarafından yapıldı. Bunun görünür sonuçları ne olur?
C: Doğru koşullar altında, bilgiyle, farkındalıkla, ve en önemlisi de OLUŞLA (mesajın çok hızlı gelen diğer kısımlarının aksine, bu harfler çok yavaş bir şekilde geldi), pek çok amaç için pek çok portal açılabilir. Marutları ve sepetlerini hatırlıyor musunuz? Eğer pozitif bir amaç için ihtiyaç duyuluyorsa, küçük bir “yolculuğa” ne dersiniz?
S: (L) Tamam, Marutlar belirli özel bir soydan geliyordu, dans ediyorlardı ve dansları tüm kabile için bazı faydalar sağlıyordu. Gökler açılıyordu, içi yiyecek ve ihtiyaç duydukları şeylerle dolu sepetler iniyordu. Gökyüzünden kudret helvası inişiyle ilgili hikaye gibi. Ama Marutlarınki tatsız-tuzsuz birşey değilmiş. Tam istedikleri veya ihtiyaç duydukları şeymiş. Çıtır çıtır (lezzetli mısır gevreği)! (gülüşme)
C: Tekno-spiritüel tekniklerin işe yaraması için, “soydan” insanların arınması/saflaşması ve çakralarının
“birleşmesi” gerektiğini aklınızda bulundurun. Eğer bu yapılırsa, daha da önemli işlevler vardır. Örneğin: 4B KH saldırılarına karşı zihinsel blokaj. 200 kadar insanın bu biçimde toplanıp yağmacılara karşı bir blok oluşturabileceğini düşünebiliyor musunuz? Üstelik dalga yaklaşıyor ve “dansçılar” bunun gezegeninizi ve realiteyi nasıl etkilediğini çok iyi bir şekilde anlayabilirler. Dünyanızın “eliti”nin 4B KH güç kaynaklarının kesilmesi durumunda ne olacağını hayal edebiliyor musunuz? Uyguladıkları zihin kontrol teknikleri ve frekans çitleri “bozuluverirse”?
S: (L) Wau, bu çılgınca! (Ark) Güç kaynaklarının kesilmesi nasıl olabilir? Anlamadım.
C: Zihinsel blokaj.
S: (DD) Kendi kendilerini mi bloke ederler? (önceki yanıt yeniden inceleniyor) (A---) Danstan bahsediyorlar. Birlikte bu dansı yapan insanların bir tür blok meydana getireceğini söylüyorlar.
C: Kesinlikle.
S: (A---) Bu, dans yapmayı öğrenmek için iyi bir neden! (Ark) Blokajı yeterince sürdürmek için ne kadar uzun süre dans etmek gerekir?
C: Bunu dansla, ilahiyle, müzikal halle yaratırsınız ve sonra sadece ihtiyaç duyulduğu kadar güç eklersiniz.
S: (S) Biraz uzatma kablosu koyarız, ve... (gülüşme) (L) Peki ne kadar sıklıkla güç eklenir?
C: Akım dengesizken, yaklaşık haftada bir. Sonra, akım dengelendiğinde, ayda bir kez olabilir... Ay döngüsü sonunda (ç.n.: Yeniay’dan önceki birkaç gün.)
S: (S) “Güç eklemek” derken neyi kastediyorlar? (L) Tekrar yapmak. (P) Haftanın belirli bir günü mü? (L) Ayda bir kere, ay döngüsünün sonunda... Oo, eğer haftada bir yapılıyorsa demek istiyorsun. Hangi gün?
C: Ay-günü. (ç.n.: Pazartesi. Moon-day/Monday)
S: (L) Bunlar çok ilginç şeyler. Neden bunları bize daha önce anlatmadınız? (gülüşme)
C: Sanırız bunun nedenini biliyorsunuz! Güç kazanmak için kendi başınıza öğrenmeniz gereken çok şey vardı ve ayrıca güven faktörü vardı. İnsanlığın defalarca yanlış yönlere sevk edildiğini ve çok miktarda metafizik “gürültü” olduğunu görüyoruz. Geleceğin ve gerçeğin “açık” yapısını göz önünde bulundurarak bile, biz sizi yanlış yönlendirmediğimizi düşünüyoruz. İlk 6 yıl, farkındalığınızı arttırmaya çalışarak ve ilüzyonlardan kurtulmanıza yardım ederek geçti. Şimdi dünyanızda, bahsettiğimiz değişiklikleri görüyorsunuz. Şimdi, ümidin var olduğunu anlamaya başlayacağınızı ümit ediyoruz, fakat biz ve diğer tüm BH varlıkları, yalnızca, kolektif anlamda sizin üzerinizden hareket edebiliriz.
S: (L) Anlıyorum. (Ak) Ne anlıyorsun? (L) “Kolektif” kelimesi dikkatimi çekti. (Ark) Ümidin olduğunu mu söylediler? (ç.n.: cevaplar ouija tablasından harf harf alındığı ve biri tarafından kağıda not edilerek
anlaşıldığı için, bazı katılımcılar verilen cevapları hemen öğrenemiyor. Ark’ın soruları bununla ilgili
olabilir.) (L) Sanırım ümit dalgayla nasıl buluştuğumuza ve dünyanın dalgadan sonraki durumuna bağlı. Bir dalga, bir tsunami olduğunda, Krakatoa filmindeki adam gibi yapabilirsin. Demir atarsın, gemini dalgaya doğru çevirirsin, kendini dümene bağlarsın ve dalgayla yüzleşirsin! Çok iyiydi! Demek burada temel olarak bundan bahsediyoruz? Dalga olacak ve onunla nasıl buluştuğumuz ise hazırlanmak için ne yaptığımıza bağlı, ve...
C: Evet. Ve “elit”ten pek çokları dalganın altında kalacak. Bir keresinde dediğimiz gibi, Rockefeller ve onun türündekiler için “üçlü kötü bir gün” olacak.
S: (L) Yani dans etmeyi öğrenmemiz gerekiyor. HERKESİN mi dans etmeyi öğrenmesi gerekiyor?! (gülüşme)
C: Hayır, yalnızca genç ve bunu yapabilecek olanlar. Gerçekten güçlü olur!
S: (Ark) Evet, bilirsin, birinin bunu yapması gerekiyor (bağdaş kuruyor ve çok zor görünen sıçrama
hareketleri yapıyor)... (L) Aslında kimsenin canını acıtacak bir dans değil. Aşırı çaba gerektirmiyor. (DD) Dizlerin yere inme hareketleri dışında. (Ark) Tamam, yarın egzersiz yapmaya başlayacağım! (C) Bu 200 kişinin hepsinin aynı yerde olması gerekmiyor değil mi? Yoksa gerekiyor mu?
C: Bir grupta en az yedi kişinin bulunması iyidir. 8 daha iyi.
S: (L) En az. Yani ne kadar çok, o kadar iyi, öyle mi?
C: Evet.
S: (Ark) Bu tıpkı şamanların yağmur yağdırmak için dans etmesine benziyor, değil mi?
C: O yozlaştırıldı. Bunun bir grup işi olduğu ve 3B’de hiçbir bireyin (4B’ye karşı) tek başına duracak “varlığa” sahip olmadığı bilgisini çoktan yitirmişlerdi.
S: (L) Ama Kızılderililer yağmur dansını birlikte yapıyorlardı, değil mi?
C: Evet. Ama onlar da çok bilgi yitirdiler.
S: (L) Bulunulan yerin, dansın etkililiği üzerinde bir etkisi var mı?
C: Olabilir, ama üzerinde çok fazla düşünecek kadar önemli değil. Ama negatif enerjili yerlerinden sakınmak isteyebilirsiniz.
S: (DD) Buradaki gibi göle doğru yeraltı sularının aktığı bir yerde değil belki...
C: Akan su iyi.
S: (A---) Bugün çardağı taşıdığımız yer, orada güzel bir açıklık var. (Joe) Bu odadaki yedi kişi şu anda buna benzer birşey yapabilir mi?
C: Bu çaba, buradaki herkes için, DNA ve diğer faydalar bakımından özellikle ve son derece faydalı olur. Fakat küresel amaçlar için daha büyük bir sayı gerekiyor. Her bir bireyin eklenmesiyle güç üssel olarak artıyor. Şu deyişi hatırlayın: Nerede iki veya DAHA FAZLANIZ (harfler yavaş geldi) bir araya...
S: (L) Planşet bu küçük, yavaş, ilginç hareketi yaptığında, büyük harfleri vurguluyorsunuz sanırım, değil mi?
C: Evet.
S: (DD) Pazartesi günleri dans etmek için belirli bir zaman var mı, gündoğumu veya günbatımı gibi?
C: Günbatımı daha iyi. Hatta küçük bir güneşe bakma uygulaması yapabilirsiniz.
S: (L) Güneşe bakıyorsun, kendini şarj ediyorsun ve sonra da dans etmeye başlıyorsun, öyle mi?
C: Evet.
S: (Joe) Bunun öncesinde nefes egzersizi yapmak iyi bir fikir mi?
C: Kesinlikle!
S: (L) Dans adımlarını atarken biraz Pipe Breathing (ç.n.: kasyopya forumda tanımlanmış bir soluyuş biçimi sanırım) nasıl olur?
C: Belki. Dene!
S: (DD) Dans adımlarını belirledik mi? (L) Birinci ve ikinci danslardaki adımların doğru olduğunu söylediler. Veya bunların bir kombinasyonu. (Joe) Ya müzik?
C: Amaca göre değişir. Bunu belirlemek için ağ çalışması yapabileceğinizi düşünüyoruz. (ç.n.: ağ çalışması /networking, herhangi bir konuda bilginin arttırılması, birşeyin kararlaştırılması veya bir sorunun çözülmesi için bir grup insanın birbiriyle görüşmesi, konuşması, tartışması, yardımlaşması vs).
S: (Joe) Eğer amacın şöyle birşeyse (agresif duruşları gösteriyor)... (L) Savaş seslerine ihtiyacın olur sanırım. (S) Ve kötü adamları bloke etmek için 200 kişiyle yapılacak son dans için, Pink Floyd’un the Wall şarkısını kullanabiliriz! (gülüşme) (L) Duvara bir tuğla daha, ha? (ç.n.: yapılmaya çalışılan şey için katkı sağlayan birşey.)
C: Öyle.
S: (gülüşme) (L) Fena fikir değil! (Allen) İnsanlara bu dansların nasıl yapıldığını öğretmek için seminerler mi düzenleyelim?
C: Önce kendiniz öğrenmeniz daha iyi.
S: (L) Sanırım o ilk iki videoyu tekrar tekrar izlemeniz gerekecek. (A---) Kolayca çözeriz. (L) Pekala millet, bitiriyor muyuz? Yoksa, sadece bir mola mı veriyoruz? (Mola) (L) İnsanların solumayı öğrenmeleri gerektiğini vurgulamamız gerek. Soluyuş, fizyolojilerinde birşeyleri değiştirebilir. Ayrıca kendilerini meditatif bir hale veya biyoenerjitik soluma yapabilecekleri bir duruma getirecek şekilde soluma yapmaları gerekiyor. Bu da karmik ve mevcut yaşam programlarından kurtulmalarına ve arınmalarına yardımcı olacak. Temizlenmeye başlar başlamaz, sürekli veri ve bilgi girişine müsait hale gelecekler ve geldikçe de temizlenecekler. Bu meditasyon ve soluyuş bir kaçış değil, iyileşme. Ayrıca gün boyunca, realiteye dikkat etmeniz ve ilüzyona düşmemeniz gerekiyor. Tamam, programın bu bölümünü hallettik.İnsanlar travmalarından ve programlarından arınıp ilüzyonlardan kurtulduklarında, realiteyle daha iyi bir şekilde yüzleşebilecek ve düşünce güçleriyle çakralarını birleştirebilecek. Sanırım bu, üst entellektüel merkez ve üst duygusal merkezle bağlantı kurmak anlamına geliyor. Elbette önce duygusal merkezle bağlantı kuruyorsun ve zeka da onunla birlikte geliyor. Diğer bir deyişle, insanlar bu yolla bir anlamda gelecekteki kendileriyle birleşiyorlar. Doğru izde miyim?
C: Evet. Ama tüm “ruhlu” bireylerin, parçalı bir 6B ruhunun/varlığının üyeleri olduğunu belirtmek istiyoruz. Gelecekteki/yüksek merkezleriyle bağlantı kurmaya başladıklarında, bu aynı zamanda, ruh gruplarının diğer üyeleriyle de doğal bir bağlantı kurulması anlamına geliyor.
S: (L) Tamam, ve insanlar bu bağlantıları yapmaya başlar başlamaz, bu spiral veya labirent hareketini
yapmaya başlıyorlar... Aman tanrım, bu tıpkı insanların, toprak üzerinde ekin çemberleri haline gelmesi
ve dünyanın zihninde veya bedeninde sinir devreleri yaratması gibi birşey. Veya şu anda anladığım şey
böyle. Ve bu da onların zihinsel blokaj gibi şeyler yapmalarını sağlıyor... Bu zihinsel bloklamayı etkili bir şekilde nasıl yaparsın? Sadece “Ben zihinsel blokajım! Ben zihinsel blokajım” diye düşünüp dans mı
edersin?
C: Hayır hayır hayır! “Ruhun Duası”nı hatılıyor musun?
S: (L) Yani dans ederken bunu söylememiz gerekiyor, öyle mi?
C: Bazen. Bazen de kelimeler farklı olacaktır. Bazen ilahi, bazen şarkı gibi olacaktır.
S: (L) Peki bu kelimeleri nereden bulacağız?
C: Bunları rüyalarınızda size veriyor olacağız.

------------------------------------------------------------------

Sonuçta hareketin beden için çok gerekli olduğu ve fiziksel meditasyonel yönlerinin yanında ondan bir sonraki adım yani" dans" kişinin bedeni ile beraber zihnini de çalıştıran ve hele toplu şekilde yapılırsa çok daha etkileyici birleştirici yönleri ile kuvvetlenen bir özelliği sergiliyor,

İnsanın dil bile bilmeden en ilkel haldeyken doğayı taklit etme isteği ve iletişimle birleşen tavrı ile olan başlangıç yapması ve bunu yaparken şahsi meditasyonal öğelerini de ortaya çıkaran çok özel durumu bize dans üzerinde oldukça fazla durmamızı icap ettiriyor,

Yukarıdaki alıntıda açık bir şekilde belirtildiği gibi ruhların üst merkezleri ile irtibatını sağlayan kanalın açılması ve farkındalık yolundaki yaptığı yolculukta çok avantajlı bir zihinsel blokaj yanında bir ile bütünleşmede önüne çıkacak maniaları atlatacak bir özellik arz ediyor..



Edited by - Tgur on 14/10/2019 08:58:42
Go to Top of Page
Sayfa: Toplam Sayfa 36  Mesaj Sonraki Konu  
Önceki Sayfa
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Forum Seç:
Başkalarına Hizmet Forumu © Kasyopya celselerini ve diğer mesajları farklı ortamlara kopyalamadan önce lütfen izin isteyin: baskalarinahizmet@gmail.com Yukarıya git
Snitz Forums 2000

Design by Sizinsayfaniz.com

Bu sayfa 5,21 saniyede oluşturuldu.