Başkalarına Hizmet Forumu
Başkalarına Hizmet Forumu
Ana Sayfa | Bilgilerim | Kayıt Yaptır | Aktif Konular | Forum Üyeleri | Site içi Arama
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni Hatırla
Şifre hatırlatma servisi

  Forum
 Kanal Bilgileri
 Kanal Bilgileri
 Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Önceki Sayfa | Sonraki Sayfa
Yazar  Mesaj Sonraki Konu
Sayfa: Toplam Sayfa 38

bona fide


441 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 17/11/2019 :  18:31:03  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
)) Tgur, dar açıdan bakıp, forumda istenen yardımı ele aldığını -sıg-düşünerek evet ama mazeretimde hazır hani nava arkadaşın paylaşımlarından sonra senin yardım etmek -istemek yazını okumuş olmam hemen şahsi değerlendirmeye götürdü. buraya ilk geldiğinde sudan çıkmış balık gibi çırpınıp soru yağmuruna tutan kendimi hatırladım genele ifade olarak düşünemedim ki kendini önemseyen bencil bonafido devredeydi hayır böyle olunca bi gıdım yol almadığım da ortaya çıkıyor bu haldeyken navaya dün yorumlama hatalarımızdan negatif düşüncelere geçiyoruz bakış açısını değiştirdikçe pozitif dönüşler sağlanır gibi telkinde bulunmuştum.kendim bu çıkmazı sana doğrudan sorabilme imkanıyla anlayabildim ki evet heterojen anlayışla dolu dünya ve fersah fersah uzaktan bana göre daha üst frekanslardan senin ne kastettiğini alt seviyede algısı düşük benim gibi insan ve varlıkların evrensel ve herkesi kapsayacak ifadeleri kendine göre yorumlama hatası. bu yaşadığım mevzu dahi bilginin bilmeyen ellerde ne kadar tehlikeli sonuçlar doğuracağının en basit örneği kitleyi yanlış yönlendime babında yani sorun mesajı verende mesajda kanalda değil, dediğin gibi sorun alanda heterojen yapıda seviyelerde, inançların yanında algı kapasitesi. birini eleştirdiğimde beni vurun nasıl bi kepazelik bencilce değerlendirme yazık onca zamana kendime hayret ediyorum yazını okurken uyukluyordum ondandır kesin, mikemmel alıcılarım açıkken böyle bir gaflete düşmem düşemem mümkünatı yok. op merkezinden sevgiler bizim birimde katalizör olarak foruma teması ben sağlıyorum

bu kaçıncı yerin dibine geçiş unuttum artık.
nava buradaki son dört mesajı okusun seviye farkını görsün ))
Go to Top of Page

nava


27 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 17/11/2019 :  22:59:40  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Açıkçası yardım mesajını hazırladığım an bu mesajla karşılaştım ve önce okuyup sonra iletmek istedim. Bir çok soruma ciddi manada cevaplar ve alıntılar içeren, özenle hazırlanmış mesaja gerçekten sevindim. Ancak seninde ifade ettiğin gibi sevgili bona fide tam olarak aynı yerde takılı kaldım. Ancak ben kendimi ifade edemedim sanırım diye de kendimi daha açık ifade etmeye çalıştım. İyi ki sormuşsun diyelim o zaman bende cevap almış oldum senin sayende. Evet yolun çok başındayım hatta yolda mıyım onu da bilmiyorum. Sorgusuz sualsız kabul eden bir birey olsaydım kesinlikle şuan bu kadar sorgulayan biri olacağımı da sanmıyorum. Sevgili Tgur eminim hayatında benim gibi yolun başında olan çok insanla karşılaşınca cevaplarının keskinleştiğini düşünüyorum ve bu konuda haksız da sayılmaz.
Go to Top of Page

Tgur


1239 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 18/11/2019 :  08:41:10  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Bonafide dostum kendini op paraleline sokmak şaka bile olsa bence kendine yaptığın büyük insafsızlık,senin gibi bir başka varlık için içi maksimum seviyede titreyen empati yapan zor bulunur bunu çeşitli durumlardaki izahlarından anladık,her şeyin özü olan sevgi ışık, bilgi üçlüsü ancak böyle kristalleşir,

Heterojen algı meselesi sadece sende değil hepimizde mevcut, görüyorsun hayatımız zikzak duygusal fenomenlerle dolu,bu da yine büyük laf edeyim, var oluşun özünün tarifi o olmazsa yaratılış olmazdı yani kah dibe vuracağız kah semalara çıkıp alemin seyrine bakacağız (güzel ve çok şey anlatan türküdür çok severim),

https://www.youtube.com/watch?v=F8CA-tE6m48

Nava kardeşim dilimin keskinliği bu ve evvelki hayatımın bir kısmında askerlikten kalma bir alışkanlık bir takıntı, bu vesileyle kimi kırdıysam mazur görsün genelde saydam bir insanımdır,

Evet senin gibi kanalı açılmış veye açılmakta olanlarla fazla karşılaştım eğer işaret ettiğim bu konudaki yazı ve yorumları okumuşsan konuyu anlamaya başlamışsındır olay bu sitedeki çalışmalardan sonra idrak ettiğim ve anlatmaya çalıştığım gibi "karmik kadersel" bir olaydır kısaca bazı kişiler kaderi programlarını 5. yoğunlukta hazırlarken bu hususta dünyada yaşarken "kanalım açılsın" işreti koymuşsa bu gerçekleşir kişinin anlayıp kendine gelmesi için adeta standart dediğim o açılış yetiştirme faaliyeti başlar konuyu oturtmak bu hususta bilgi sahibi olmak ve bu anlattıklarıma inanmak ile olur inanç bilgi ile gelişmemişse ki sende bunu teşhis ediyorum (belki de yanılıyorumdur), bilgi peşinde olmanı ve okuduğunu anlamayı tavsiye ettim ,anlamadıklarını sorabilirsin bu yolla bir gelişmişlik olursa o sana musallat olan dediklerini bir seleksiyona tabi tutabilir farkındalığına gelebilirsin yani bu konuda da seçim gerekir,

Bazı insanların kanalları niye açılmıyor dersek o da onların kendileri için biçtikleri bir kadersel işaret tabiiki en makbul dediğimiz o yol yani farkında olmadan farkındalığa erişmek,

Netice olarak dikkat ederseniz bu izahatımda bile bazı olağan kabul edilmeyen şeylerden bahsettim mesela reenkarnasyonu bilmeyen anlamayan kişi, kaderi bir başka kuvvetin yaptığına inanan kişi için bu söylediklerim ütopiktir,

Yine sivri laflara dalmadan sevgiyle burada kesiyorum ne demek istediğim anlaşılmıştır tahmin ederim..


Edited by - Tgur on 18/11/2019 08:46:12
Go to Top of Page

nava


27 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 18/11/2019 :  12:59:28  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Yardımcı olmaya çalıştığınızı anlıyorum bu yüzden kırılmak ya da kızmak gibi bir şey hissetmedim. Çoğu bilgiye sahibim ama sizinde dediğiniz gibi inanç ve kabullenme de ciddi sorunlar yaşıyorum. Bir şekilde içinde bulunduğum toplumun bilinciyle hareket ediyorum. Elimdeki kontrolsüz güç başıma sadece bela oluyor. Hiç tanımadığı birini bu kadar bilgilendirmeye çalışmanıza diyecek bir kelime bulamıyorum. Elimden geleni yapacağım.

Edited by - nava on 28/11/2019 08:15:20
Go to Top of Page

Tgur


1239 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 18/11/2019 :  16:33:43  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Sevgili Nava sabah yazdıklarımda epey kabalaşmışım senli benli dialoga bir de askerlik bahaneleri falan koymuşum kusura bakmayın insan görüldüğü gibi bazen endazeyi kaçırıyor ,

Stres altındayım yakında sistoskopi yaptıracağım mesanede sorun var rutin kontrol ama oldukça fazla meşgul ediyor ,belki ondan dildeki bu sertlik,dünya fizik bedeni malüm etkilerle her zaman baskı altında kırkbeş sene eczacılık yaptığım halde bir çok konuyu bilgilerimle ve ilaçla tedavi yoluna gitsem de bir noktada biçare kalabiliyorsunuz olsun olan her şeyin bir sebebi var düşüncesi majör bilgimdedir ve fizik beden macerası daim değildir ama ruhsal hayat devam eder ,kişilerin karmik macerasına maalesef kapalıyız ve onu da bir yorumumda belirtmiştim her şeyi bilen bir bilinçle bu kısa döngü macerası bazı eksik noktaları denemeden bıraktığımızda yani bazı deney yapıp öğrenmemiz icap edenleri kaçırmış olabiliriz neticesini doğurabilir,

Yine derslere başladık, nedense öğretmenlik hevesimden kurtulamıyorum onun da bir sebebi vardır zamanla buluruz ,

İyilikler diliyorum..



Edited by - Tgur on 18/11/2019 17:05:38
Go to Top of Page

nava


27 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 18/11/2019 :  20:54:06  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Hiç sorun değil sevgili Tgur içinizden geldigi gibi ifade edin. Saygıyı kelimelerde aramıyorum. Bende zaten neye göre üslup belirlemişim belli değil. Üstelik bu yoğun vaktinizle yardımcı olmaya çalışmışsınız. Şifalar diliyorum. Her şeyin sebebi tabiki vardır demekki benimde bunların üzerinde durmam gerekiyordur.
Go to Top of Page

bozadi


9788 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 20/11/2019 :  14:49:56  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Sohbetinizi okumak güzeldi arkadaşlar, teşekkürler. Tgur ben de geçmiş olsun deyip şifa dileğimi paylaşıyorum.
Go to Top of Page

sirera


385 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 20/11/2019 :  19:27:16  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Sevgili Tgur. Yılların tecrübesi ile yaptığın rehberlik gerçekten harika ve sonsuz değerli. Acil şifalar diliyorum.
Go to Top of Page

Tgur


1239 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 21/11/2019 :  08:07:31  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Şifa dileyen dostlarıma gönülden sevgiler sunarım,

Kontrol tamam asayiş berkemal yani endişe edilecek bir şey yok bir miktar daha bu gezegende yaşamı sürdüreceğiz ,sürdüreceğiz diyorum kalbinden endişe ettiğim eşimin de geçen gün kontrolunu yaptırdım hayret edilecek derecede sağlam koroner damarları var gözlerimle iki uzman Dr. ile gördük ve tanı için bu tip girişimsel olmayan "kardiak bt" yani "sanal anjio" işini siz arkadaşların eğer gerekirse anne baba dedelerine tavsiye ederim biraz tuzlu ama hiç bir sıkıntı vermeden neticeye gidiyorsunuz ,

Anadoludan bir deyim ile sonlandırayım geçen gün unutmuşum hatırlayayım diye epeyi uğraştım şimdi telefonumun not defterine işledim ,Süleyman Demirelin o hem işe yarar ama bir şey çözemeyen deyimlerine benziyor, "Mazot va dı da biz mi içtik" gibi,

"Diyacaksınız ki bu niye böyle ,işte öyle.."


Edited by - Tgur on 21/11/2019 08:42:26
Go to Top of Page

Tgur


1239 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 26/11/2019 :  09:07:43  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle

DOĞAL OLAYLAR VEYA DOĞAL OLMAK

Bilgileri incelersek doğal olmak veya doğal olaylar bol miktarda karşılaştığımız bir fenomen veya fenomen olarak tanımlamak da doğal bakış olamıyor gibi, bu konuyu anlamak çözmek gerekli şeklinde bir kanaate vardım,

K. celselerinde çeşitli yerlerde "doğal olaylar" "doğal gidiş sebebiyle "şeklinde cevaplar görürüz ,adeta bir sabite ,aksi düşünülmemeli gibi biraz da din programlarındaki doğmatik dayatmalar gibi geliyor "itaat et başkasını düşünme" şeklinde ,kabul etmiyorum arkasındaki esas gizemi irdelemeliyiz,

Lise tahsilinde Astronomi hocamız vardı ve saman yolu hakkında "vega burcunun apex noktasına doğru saatte .... km hızla ve helezoni olarak gitmektedir" öğretisini yapmıştı ,yarım yamalak bilgiyle uzun müddet beri devam ettik ama bunu helezoni dönü hareketin başka varoluşlardada mesela DNA da olduğu gibi genel bir oluşumun ispatı olarak kabul etmiş ve döngü izahlarımda özellikle tek bir bilinç döngüsünde takılı kalmamayı izah için bol bol kullanmışımdır ,biraz ileri gidersek helezoni döngü o her yerde rastladığımız dönü işinin devamlı ve sonu olmayan izahıdır, zira atom, atomaltı parçalar dahil elektron orbitalleri ,altın oranla tarif edilmeye çalışılan yaprakların dalların döngüsü ,iklimlerin rutin döngüsü bulutların hareketi v.s. gibi bir çok oluşumda karşılaşırız ve K.ların "dairesel düzlem" dediğimiz genellemenin de ana izahıdır,kısaca burada devreye aldığımız "döngü,helezoni döngü" artık "doğal bir olaydır",

Diğer yandan buna aklımıza geldikçe bir çok rutin ve "evrenin mimarisi" dediğimiz bir çok olayda oluşmuş ve rutinleşmiş yani belli bir stabiliteye gelmiş olmazsa olmaz olayları da katabiliriz hücrede amino asitlerden ve DNA emirleri yoluyla imal edilen protein sentezi gibi olaylar ve bir çok başka vaz geçilmez şeyler ,bunları topluca "doğal olaylar" klasmanına sokabiliriz ,ama bunların başka hiç bir şeyden etkilenmeyeceğini söyleyemeyiz "değişken çekim dalgaları "dediğimiz ve özellikle bilincin de ortak olduğu etkiler bu stabiliteleri bozar gibi olsa da hadise yoğunluklar farkındalığında bilinçle başka yerlere taşınır ama bu tesbit edilen gerçekler yerindedir, stabillerdir, tarif için idrak için yerlerini ve konumlarını korurlar,

Her şeyden evvel uğraştığım ve siz dostlara açıkladığım hususlarda katiyen ve katiyen vaaz vermek veya kendi var sayımlarımı dayattırmak peşinde olmadığımı peşinen tekrar belirteyim ,o zaman var sayımlar üretip onlara dayanaklar bulma gibi saçma bir davranışa kapılmış olurum her zaman ortaya koyduğum izahlarda yanılgılarımın siz dostlar tarafından belirtilmesini istiyorum lütfen bundan çekinmeyin aksi halde o zaman yanlışın ortalıkta dolaşmasını sağlamış oluruz görüldüğü gibi sorumluluğu size de yüklemiş oluyorum beklenti mi arzulu düşünüş mü veya objektif bir yaklaşım mı düşünmek karar vermek lazım,

Hadiseyi böyle genele yaymak "hayat dindir" felsefesini bir nevi uygulamak oluyor ,dikkat ederseniz izahlarımda yakın dostlarımın tavsiyelerini veya henüz yaşanmış olan bir olayı rahatlıkla dile getiriyorum, zira yaşadığımız şeyler olma hadisesinin genel çatısını veya omurgasını teşkil eden şeylerdir hiç birini göz ardı etmemek gerekirse ortaya konup yaşam olgusunu hiç bir şeyi kaçırmadan gözlem altına almak gerek yani samimi olmak ,yani işte bu kadar laftan sonra gerçek yavaş yavaş ortaya çıkıyor "doğal olmak",
Doğal olmanın böyle içi dışında olan bir insan durumda olmaya çalışmak yanında var olmuş olanın yani çeşitli yüksek varlıklarla yaratılmış üzerinde oynanmış ve şimdiki algımızla "başka türlü olamaz mükemmel bir işleyiş gösteriyor" dediğimiz biolojik belki biraz da fiziksel yapılardaki oluşumları da kapsadığını fark etmemiz gerekir ,

Kısaca o arkadaşımın söylediği gibi uzun ve anlaması zor cümlelere dalmadan ,durgunluktan bir tesir ile var olmaya koyulmuş ilkten dalga olan sonra çeşitli tezahürlere yönelen o oluş hadisesinde ortaya çıkmış çıkmakta olan fizikseli de kapsayan ruhsal manadaki yansımalarını anlamaya çalıştığımız var oluş olayındaki doğal diyeceğimiz yapılar ,"doğal olaylar",

Durgunluğun hareket haline geçmesi ile kutuplar oluşmuş ,ışık ve karanlığın bir dengeyi sağlayacak hareketlerinin tümüne ve bu yöndeki oluşumun her hareketini doğal olaylar kapsamı içine alabiliriz,
------------------------------------------------------------
"C: Her dev ışığını daha önce ışığın olmadığı yere tutar. Bir zamanlar sadece ışıktan ibaret olan yere! "

Ve ilgili dörtlüklerim,

27.06.2004
Işıksızlık yoktur ,ışığın bir bölümü kendini hudutlar
Yani bir gurup ışık kendini karanlığa sokar
Bilginin o müthiş düğmesi çevrilince
Parlar o maceradakiler sınırı ışıklar yarar

Böyle parlayıp sönmeler neden derseniz
Sorular denizine girersiniz
Kendinize bakın durgunluktaydınız
Şimdi ise her biri ayrı söz söyler tek tek hücreniz

Bir insan mesela ,yaratılmış biolojik bir prototip ,mükemmel işleyen hücresinden en büyük organına kadar ahenkle çalışan belli ki üzerinde oldukça fazla işlem yapılmış doğal bir olgu,şu anda onun beyin çalışması üzerindeki açılımlarla uğraşmaktayız ve işin ilginç tarafı kendi kendimizi mikroskop altına almış gibiyiz, bu mükemmeliyetin tümü doğal bir yapıdır,onun her bir parçasını ele alıp bir çok bilinmezi çözmekte doğal bir olayın incelenmesi konumunda tam bir faaliyetteyiz, yani olay düğümü çözmek için o düğümü meydana getirenleri incelemek anlamakta yatıyor,

Yalnız burada affınıza sığınarak bir acizliğimizden bahsetmem gerekiyor ,mevcut bilimimiz bazı şeyleri bütün detayları ile çözebilecek teknolojiye sahip olmadığından ,onları üst yoğunluklara geçince anlayacağımızdan ,çitlerini aşmayı beceremeyen veya yandaki açılabilecek kapının nasıl açılacağını bilemeyen bir kuzu gibiyiz onun için uğraşıp ta çözemediğimiz her şey şimdilik bizim için "doğal olaylar" kapsamına giriyor ,bunu da belirtmeden geçemiyeceğim,yine o alıntı,

-------------------------------------------------------------

C: Sizin ırkınızın ve onların ırkının doğal ilerleyişine müdahale etmek olurdu. Yahudiler onlara yardım etmemiz için bizi çağırdılar fakat bunu yapamazdık. Ve, sizin ülkenizin yerlileri bizden yardım istediler fakat onları sizin ırkınızdan koruyamazdık; bunu da yapmadık. Bu doğal ilerleyiş, anlıyor musunuz?
S: (L) Peki biz bu doğal ilerleyişin bir sonucu olarak silinip gidecek miyiz?
C: Belki. Özel olduğunuzu düşündüren şey nedir?

----------------------------------------------------------

S: (L) Vejetaryenlik bizim için en uygun yeme biçimi mi?
C: Bu fizik üzerinde odaklanıştır. Beden önemli değil.
S: (L) Yani herhangi bir şekilde beden üzerinde durmak yanlış mıdır?
C: Yakın. Bedendeki hayata konsantre olmayın. Ruha konsantre olun.
S: (L) Yani Laura kalp durumunu önemsemesin mi?
C: Bu hususta endişelenme. Ruhu iyileştir.
S: (L) Fakat biz bedende olmaktan, doğal hayat ve yaratılışın güzel şeylerinden zevk alıyoruz. Bu kadar güzel olan birşeye erişimimizi kesmek istememek çok doğal.
C: Her zaman erişiminiz olacak.

----------------------------------------------------------

Her zaman erişiminiz olacak ifadesi yani kalp durumuna pek önem verme ölsen dahi ruh önemlidir kısmına karşı geleceğim ,bu insanı dünyasal hayatı tamamen bırakması gerekir gibi düşünceye sokuyor ama K. bilgilerinin ileri kısımlarında bedeni hastalıklardan kollayacak bir çok öneri veriyorlar, bu ironinin içindeki hassas konu şudur, bir bilgide takılıp kalma manzarayı genel ölçüleriyle gör ve sorgulayan zihnini bu çalışmanın dışında tutma demektir, zira bu bedene girilmiş bir hayat sürdürme macerası başlamıştır süregelen zamanda karşılaşılacak her olay ruhun gelişmesine yardım edecek bir kayıt, çentik atılacak ve genetik bedenle ruh evlenmesi denen olayın birbiri ile irtibat sağlayan ve gelişen özelliğine fayda sağlayacaktır, mozaik oluşum, renk ve fırça darbeleri ister,

Diğer yandan "her zaman erişiminiz olacak" ifadesi de ilginç, eksik kalmış yaşamsal hallerimiz varsa yeni bir enkarne olmak boşluğu dolduracaktır veya değişken fiziksel ortamda kaçırmış olduklarımızı doğal bir dönüşümle yaşayacak tatmin duvarına kadar deneyler devam edecek olarak da izah edebiliriz, ama konu aşağıdaki alıntıda daha bariz bir şekilde anlatılıyor, bakalım,

--------------------------------------------------------------
S: (L) Bedenlerimizi dördüncü yoğunluğa dönüştürmede yararlanabileceğimiz herhangi bir egzersiz var mı?
C: Gerekli değil. Önemli olan ruh.
S: (L) Yani ruhsal gelişim üzerinde odaklanırsak, dönüşüm zamanı bedenlerimiz otomatik olarak mı dönüşecek?
C: Hayır. Bu doğal bir süreç. Hazırlığa gerek yok.
S: (L) Yani dönüşeceksen dönüşeceksin, dönüşmeyeceksen dönüşmeyeceksin, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Bedenim belirli besinlere tepki gösterdiğinde o besinleri yemeyi bırakmam gerekir mi? Bedenim bana birşey mi söylemeye çalışıyor?
C: Sana bağlı. Hiçbirşeyin sana birşey "söylemesine" gerek yok.
S: (L) Bunu açıklayabilir misiniz?
C: Gerekmeyen bir durumda neden rehberlik arıyorsun?
S: (L) Yani, her gün, her an doğal olarak karşımıza en iyi seçim olarak gelen şeyleri yaparsak doğru yolda mı oluruz?
C: Aynen öyle.
S: (V) Dördüncü boyuta dönüşme ile ilgili bilgiyi çok ilginç ve aynı zamanda doğal buluyorum ve tabii bunun gelecekte deneyimleyeceğim birşey olup olmadığını bilmek istiyorum, tabii ölüm dışında.
C: Belirsiz soru.
S: (L) Eğer bir birey teorik olarak.... Şu anda hissettiğim garip duygunun nedeni nedir?
C: Hızlanan öğrenme ile birlikte gelişen metabolik değişimler.
S: (L) Bu üçümüze de oluyor mu?
C: Evet.
S: (L) Evet, şunu söyleyecektim, teorik olarak eğer bir birey doğru seçimleri yaparak doğal bir şekilde gelişirse ve geçişin yapılacağı zamana ulaşırsa, o bireyin bedeni de fiziksel olarak bu geçişi yaşar mı? Tabii bunu teorik bir soru olarak soruyorum.
C: Elbette.
S: (L) Bu teorik kişinin diğer boyuta geçiş yaptığını düşünelim, o durumda bedeni ne durumda olur? Somutluk bakımından şu anda olduğu gibi mi olurdu? Ne tür bir deneyim olurdu?
C: Buradaki anahtar kavram fizikselliğin değişkenliğidir.
S: (L) Yani herkesin durumu farklı mı olacak, yoksa her birey, bedenin maddesi ve yapısı üzerinde daha büyük bir kontrole mi sahip olacak?
C: İkisi de sayılmaz. Fizikselliğiniz gereksinim ve koşullara göre değişken olacak.
S: (L) Yani bazen ışıktan bir bedenimiz mi olacak?
C: Yakın.
S: (L) Bazen de bedenlerimiz şu andaki kadar somut olacak, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Ortalama yaşam süresi ne kadar olacak?
C: 400 yıl.
S: (L) Bu geçişi 50 yaşındayken deneyimleyecek olanlar da aynı şekilde 400 yıl mı yaşacaklar?
C: Yenilenerek genç bir görünüm elde edecekler.
S: (L) Işığın ve karanlığın süresi bakımından günler şimdikinden farklı mı olacak?
C: Bu önemsiz. Gezegen de 4. yoğunluk olacak.
S: (L) Ama günler ve geceler, yörünge farklı mı olacak? Eksen açısı değişecek mi?
C: 3'üncü seviye yoğunluk açısından düşünüyorsun. Kurallar o kadar farklı olacak ki, fiziksel temelli karşılaştırmalar anlamsız kalıyor.
S: (L) Fakat ben güneşin doğuşunu, kuşların ötüşünü ve rüzgarları seviyorum. Bu şeylerin de aynı kalıp kalmayacağını bilmek istiyorum.
C: Bir şekilde evet.
S: (L) Birkaç ipucu veremez misiniz?
C: Bunu kendinizin görmenize izin vermemiz gerek.
---------------------------------------------------------------

Irkların doğal karıştırılması ve bunların deney kapsamı içinde alınmasındaki olaylar,anladığım kadarı ile ayrılıkların birleşime yönelmesi isteği yüzünden bu deney daha çok "BH" kapsamlı oluyor,denge unsurlarının devrede olduğu bizim de hasbel kader içnde olduğumuz veya seçtiğimiz bu deney işi gerçekten bambaşka gözle bakılması değerlendirilmesi icap eder bir vaziyette,
-------------------------------------------------------------

S: (L) Dünyadaki en eski ırk hangisi?
C: Hepsi aynı.
S: (L) Diğer gezegenden gelen Ariler/Keltler de mi?
C: Evet.
S: (L) Tarihte Kantek, Martek ve Dünya'nın her üçü arasında birbirleriyle iletişim kuran varlıklar yaşadımı hiç?
C: Hayır.
S: (L) Peki tarihte aynı anda her üç gezegende canlıların yaşadığı zamanlar oldu mu?
C: Evet.
S: (L) Neden farklı ırklar var?
C: Pek çok sebep. Deneysel yaratımlar. Kısmen.
S: (L) Doğulular nereden geldi?
C: Diğer tümüyle aynı. Deney sonucu.
S: (L) Bu gezegende mi var oldular? Bu gezegenin yerlileri mi?
C: Her ikisi. Doğulular en gelişmiş ruhlar için, Ariler en agresif ruhlar için, Zenciler de dünya titreşimsel frekansına en doğal şekilde uyumlu ruhlar için ayrıldı. Kızılderili "yerliler" de öyle.
S: (L) Benim baskın genetik türümü belirleyebilir misiniz?
C: Kafkas.
S: (L) Kafkas, Ari veya Keltden farklı mı?
C: Ari alt grubu.
S: (L) Bir Kafkas olarak bende hiç Zenci kanı var mı?
C: Zayıf bir iz.
S: (L) Veda'larda bahsedilen mavi derili halk kimdi?
C: Ariler.
S: (L) Ariler asıl olarak mavi derili miydiler?
C: Hayır.
S: (L) Peki neden mavi derili insanlardan, Apalaşyaların uzak bölgelerindeki mavi derili insanlardan
bahsediliyor?
C: Beyazlar gerçekten "beyaz" mı?
S: (L) Hiç gerçekten mavi derili insan oldu mu?
C: Hayır. Derilerinin incelikleri ve yerli halkla kıyaslanma bakımından mavi olarak algılandılar.
--------------------------------

Uzun döngüden kısa döngüye geçişte pozitif ve negatif neticeleri inceleyince K.lar negatif olarak 1 ve 2 yoğunluğun istemediği halde mecburen sıkıntılı bir evrime mecbur olduklarını belirtiyorlar ve biz KH tavrı içinde baştan bunu pek anlamaya yanaşmıyoruz en tabii hakkımız beslenmek demekteyiz hatta ve hatta din öğretilerinin içinde bunun en normal uygulanması için kurban v.s. ritüelleri önerilmesi ile ve size koyunlar besinler verdik en tabii hakkınız yiyin beslenin gibi bu yoğunlukta olan varlıkların en tabii kabul ettiğimiz doğal yaşamı seçme hakkına tecavüz etme işini meşrulaştırılması durumundayız ,oysa doğanın besin için tarım kültürüne tabi olması, saf bakir özelliğinin hallaç pamuğu gibi atılması faunanın hoyrat muamelelere tutulması neticede bir nevi intikam alma gibi bu işi doğal kabul edenlerin bizlerin zararına dönmektedir ,bunu şu sıralar yaşamaktayız ,detayları sıralamama gerek yok,

Doğalı tahrip edip normal işleyişine mani olan acı veren neticelere katlanacaktır,bu bir deneydir ne yapalım demek kolay,

------------------------------------------------------------

C: Pozitif yan-ürün göreli enerjide meydana gelen bir enerji artışıdır. Bu enerji ruhun ve onun tek boyutlu ve iki boyutlu etkileşimli partnerlerinin öğrenme sürecini hızlandırır. Partnerler flora, fauna, mineraller vb'dir. Bu kısa dalga döngüsündeki fiziksel/ruhsal transfer yoluyla hepsi tekrar-birleşmeye doğru olan gelişim ve hareketi daha hızlı bir şekilde deneyimler. Negatif olarak ise aynı varlıklar için pek çok negatif durum söz konusu olur, çünkü 1. ve 2. bilinç yoğunluğu seviyesinde bulunan flora ve fauna normal olarak fiziksel düzlemde uzunvadeli veya uzun dalga döngülü bir deneyim yaşayacaktı ama insanlarla olan etkileşimleri nedeniyle kısa dalga ruhsal/fiziksel döngüde deneyim elde etmek durumundalar.
------------------------------------------------------------

Bütün bu haller bir deney ortamında olduğumuzu ayrıca ortaya koyan faaliyetlerdir doğal olma seyrini sürdüren bir sodyum atomu ancak başka tesirlerle mesela su baskınlarında sürüklendiği değişik bir ortamda klor ile karşılaştığında eğer her iki atom birleşmek isterse elektron alış verişi yapıp tuz haline gelecek ve her ikisi yeni bir oluşumu deneyeceklerdi ama bu ancak ferdi iradelerine uygun olup seçim yaparlarsa ,yoksa her iki atom o hallerinde devam edecekti ,bu durumda birileri yani farkındalıkta gelişmiş varlıkların bir kısmı ortalığı karıştırıp yeni bir uygulama diye kısa döngüyü başlatmış zaman mesafe denemesi devreye girmiş ve fizikseldeki o kutuplaşmalar ortaya çıkıp güya tekamülde ileri ve hızlı bir aşama yaratıyorum şeklinde o istenilen mozaik hallerinin bir kısmında etkili olmaya çalışmış,buna gerek var mıydı yok muydu tartışmalarını yaratma hadisesinin doğal kabul edilen mimarisi içinde düşünmek lazım veolay görüldüğü gibi ileri felsefik bir konu haline gelmeye başladı ama bütün var oluş hallerinin böyle çeşitliliği kabul edilen bir farkındalıkta düşünüldüğünde "doğal olaylar" torbasına atmamız lazım..

Aşağıdaki alıntının son üç cümleye dikkatle bakarsanız ne anlatmak istediğim sanırım anlaşılır,

----------------------------------------------------------------
C: Herşeyin arzu edilmeyen sonuçları yanında arzu edilebilir sonuçları da vardır, fakat burada şu da belirtilmelidir ki evrenin tüm boyutlarında var olan herşey, varoluşu yalnızca iki şekilde deneyimleyebilir. Bunlar uzun dalga döngüsü ve kısa dalga döngüsüdür. İnsanların neden fiziksel madde içinde esir olduklarıyla ilgili soruna dönecek olursak, ki elbette bu gönüllü bir şekilde ve seçimle gerçekleşti, sizin tamamen eterik veya ruhsal bir varoluş olarak tanımlayacağınız uzun dalga döngüsü deneyiminden, fiziksel varoluş dediğiniz kısa dalga döngüsüne geçmenizden kaynaklandı. Bu iki yol arasındaki fark şudur; uzun dalga döngüsünde evrimde döngüsel bir tarzda çok yavaş bir değişim meydana gelir. Kısa dalga döngüsünde ise bir ikilik/dualite vardır. Dünya'da fiziksel bedenler içindeki ruhların deneyimlediği şey de budur çünkü ruh döngünün yarısında eterik/ruhsal bir halde deneyim yaşarken, döngünün diğer yarısında fiziksel bir durumda deneyim yaşar. Bu iki yarı, zaman olarak sizin zamanı ölçüm şeklinizle ölçülemez ama elde edilen deneyimin bütünü her iki yarıda eşittir. Ruhların grup zihni tamamen eterik/ruhsal bir varlık yerine fizikselliği deneyimlemeyi seçtiğinde bu kısa dalga döngüsüne geçme gereksinimi doğal olarak, evrenin doğal bağları yoluyla gerçekleşti.

---------------------------------------------------------------

Bu aralar sitemize yeni giren bir dostumuzun eski dostlarla çatışma eşiğine geldiğini görmekteyiz belki de sözlü çatışma devam edecek ediyor bu yazıları yazarken karşılaştığımız sıcak bir durum müdahele edip etmeme konusunda tereddütte kaldım zira çatışma hadisesi bana yabancıdır kanımca konu bilgilenme konusunda biraz aceleci davranmak ve bilginin kişiyi nasıl koruyacağı ve ruhen sağlamlaştıracağı yönündeki idrak eksiklikler çaba ve sabırı devreye almayan davranışlar ve etki tepki fizikselinin tezahürü ,bunu doğal olayların idrakinde bilgini ne kadar önemli olduğuna dair şu alıntıyla barizleştirmek istiyorum, çok tekrar ettik ama olsun,

-------------------------------------------------------------

C: Kelimenin ifade ettiği kavramın tüm olası anlamlarını kapsıyor. Sadece tek bir terimin, bu tek kelimenin nasıl bu kadar çok mana taşıdığını düşünebiliyor musunuz? Bunun tamamen farkında olmadığınızı algılıyoruz. Aydınlanmanın belirtilerini görebilirsiniz ve aydınlanma bilgiden gelir. Bilgi elde etmek ve bilginizi arttırmak için sürekli olarak çaba gösterirseniz, meydana gelebilecek tüm olası negatif şeylere karşı kendinize bir koruma sağlamış olursunuz. Bunun neden böyle olduğunu biliyor musunuz? Daha fazla bilginiz oldukça, kendinizi nasıl koruyacağınız konusunda daha fazla farkındalığınız olur. Sonunda bu farkındalık o kadar güçlü ve o kadar kapsamlı hale gelir ki, kendinizi korumanız için belirli şeyler veya ritüeller yapmanıza hiç gerek kalmaz. Koruma, bu farkındalıkla birlikte doğal olarak gelir.
S: (L) Bilginin, edinilmesi veya kabulü dışında bir cismi veya bir varlığı var mı?
C: Bilgi tüm cisimleri kapsar. Tüm varoluşun çekirdeğine gider.
S: (L) Yani bilgi kazanmak, kişinin kendi varlığına birşeyler eklemesi anlamına da geliyor...
C: Öyle. Kişinin, varlığına arzu edilebilir herşeyi katması demektir. Ve ayrıca, şu anda olduğu gibi ışığa ulaşma yolunda çaba gösterirken, gerçekten bilin ki ışık bilgidir. Bu, tüm varoluşun çekirdeğindeki bilgidir. Bilgi, tüm varoluşun çekirdeğinde mevcut olması ile, varoluştaki tüm negatiflik biçimlerine karşı koruma sağlar.Işık herşeydir ve herşey bilgidir ve bilgi herşeydir. Siz de bilginizi arttırmada son derece başarılısınız.
Şimdi tüm ihtiyacınız olan şey, tüm ihtiyacınız olan şeyin bilgi edinmek olduğuna inanmanız ve bunu kavramanızdır.

-------------------------------------------------------------------

Aşağıdaki alıntıda Nefilim dediğimiz dev adamlar hakkında bilgiler var ve dünyanın doğal yapısına uyamadıklarından silinmişler,
Alıntının devamında ise Nefilimlerin geldikleri gezegenin Oryon kompleksi içinde olduğu ve dünyanın nuh tufanından sonra nüfusunun "hastalıklar ve genetik havuzundaki manipulasyonlara uyamama" yüzünden giderek azldığından bahsediliyor ki bu ifade evvelce bahsettiğim "deney dünyalar" konusunun Oryon gözetiminde olan deneyler, genetik havuzundaki labaratuar çalışmaları meselesini teyit eden özellikte, bu yüzden vurguladım,

-----------------------------------------------------------

S: (L) Nefilim hakkında bilgi istiyoruz.
C: Nefilim, bu galaksinin başka bir noktasındaki bir gezegenden gelen, üçüncü yoğunluk seviyesindeki bir ırk. Geçmişinizdeki belirli bir dönemde asker gücü olarak görev yapmak üzere Kertenkele varlıkları tarafından alınan, daha doğrusu kaçırılıp, tekrar-programlanıp alıkoyulan bir ırk.
S: (L) Bu hangi dönemdeydi?
C: Bu yaklaşık olarak 8 ila 5 bin yıl öncesine rastlıyor fakat 12 ila 14 bin yıl öncesine ait tarihler ve başka tarihler de var. Bu sizin tarihleme sisteminiz ve bizim için mevcut değil.
S: (L) Bu varlıklar ne kadar süre boyunca Dünya'mızda kaldılar?
C: Yaklaşık 1500 ila 1800 yıl arasında. Tükendiler çünkü Dünya'nın atmosferinde doğal olarak üreyemiyorları ve onları genetik olarak insanlarla çiftleştirme deneyi başarısız oldu.
S: (L) Sonuncusu ne zaman öldü?
C: Muhtemelen 6-7 bin yıl önce. Fakat 12-14 bin yıl öncesine ait bir referans daha var.
S: (L) Geldikleri gezegenin adı neydi?
C: Dorlakua.
S: (L) Bu gezegen nerede bulunuyordu?
C: Bu gezegen Oryon kompleksi içindeydi.
S: (L) "Nuh tufanından" sonra tüm dünyada afetten sonra hayatta kalan kaç kişi vardı?
C: Yaklaşık 19 milyon.
S: (L) O noktadan sonra dünya nüfusu neden azalmaya devam etti?
C: Hastalıklar ve genetik havuzdaki yapay manipülasyonlara uyumlanamama nedeniyle.

------------------------------------------------------------------
S:(L) Diğer bir deyişle hisset. (S) Temel bilgilere ihtiyacım yok mu?
C: Duyumsa, bilgi içeride, sadece gerektikçe daha fazlasının kilidini aç.
S:(S) Bu bazen çok zor... (L) Devam et, sorularını sor. (S) Sfenoid kemiğinin yeniden ayarlanmasının hipofiz beziyle bir ilişkisi var mı?
C: Tüm bu prosedürler senin kendi doğal iyileştirme yeteneklerine bağlıdır. Doğal içgüdülerini izleyip güvenirsen içeriden gelecektir.
S:(T) Evet gerçekten dedikleri gibi. (S) Yüz kaslarının gevşetilmesi, kendi bazı korkularımı, tereddütlerimi çözmeme yardımcı olur mu?
C: Tek yapman gereken olağanüstü yeteneklerine güvenmek.
S:(T) Sanırım sana söylemeye çalıştıkları şey şu; doğru olduğunu düşündüğün şeyi yap çünkü doğru lacak,çünkü içinden geliyor. Oraya mı dokunduğun yoksa buraya mı dokunduğun o kadar önemli değil, asıl önemli olan niyetin. Niyetini hisset. (S) Ama bu ülkenin ve eyaletin kanunlarına göre sana "evet, bunu yapabilirsin" diyen kağıt parçasına da ihtiyacın var.
C: Bravo TR!
S:(T) Teşekkür ederim, teşekkür ederim! (L) Tabii devam edip lisansını al ve doğru olduğunu hissettiğin şeyi yap. Doğru olanı yapıyorsun. Yaptığın herşeyi içgüdülerine göre yapıyorsun, biliyorsun, derslere devam et. (S) Mesela karpal tünel sendromuna yönelik üç veya dört yol biliyorum ve bunlar birbirinden
tamamen farklı... (L) Hepsini dene; belki farklı insanlar için farklı yollar etkili olabilir, belki de hepsi işe yarıyordur, bilirsin.
C: Önemli olan fiziksel metot değildir.
S:(J) Doğru izi bulduğunda akışı takip et yeter.
C: Otoritelere uyum sağla ama onlar senden daha iyi bilmiyor.
S:(S) Bazı şeyleri kullanma konusunda neden bu kadar isteksizim, çok sayıda derse girdiğim, çok sayıda düşünce ekolünü incelediğim için kafam mı karışıyor?
C: Korkuyu bırak ve sadece yap!

-------------------------------------------------------------------

Korkuların atmış ve içgüdülerine uygun hareket "doğal davranış" oluyor,yukarıda detaylı anlatılan kavram bu ,önemli olan iç güdüyü dinler iken dünyasal KH' e modlanmış zihnin karıştırmalarına kapılmamak büyük ustalık istiyor ,

Bazen içgüdülerine bağlı davranış otoritenin koymuş olduğu kurallar yüzünden gerçekleşemiyor gibi gözüktüğünde geçici süreler yaşamı "rol yapar" şeklinde sürdürmek mecburiyetinde de kalıyoruz o da bir gerçek ,zira yok olma veya ızdırap çekmeye zorlanmak olabilir, önemli olan kavramlar karmaşasındaki zihni bilgi ve iman ile belirli bir rotada tutmak, o da serbest seçim ile olur ,sanırım çoğumuzun çektiği sıkıntı seçimlerimizde tereddütlü olmamız ,

-------------------------------------------------------------------

S: (L) Yani hepimizin, ister birlikte, ister ayrı ayrı olsun, bu hayatımızda takip edeceğimiz kendimize özgü amaçları ve yolu var ve bunlar önceden seçilmiş ve önceden belirlenmiş şeyler, bu doğru mu?
C: Bu, üçüncü seviyedeki herkes için geçerli.
S: (L) Bu odadaki hiç kimse buraya yanlışlıkla gelmedi, doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Ve bu odadaki hiç kimsenin her gün burada bulunma amacını sorgulamasına gerek yok, doğru mu?
C: Yakın. Ama olayları belirli bir yöne "zorlamaya" yönelik arzulara karşı dikkatli olun; bu, saldırı altında olma işaretidir! Herşeyin doğal bir şekilde yerini bulmasına müsaade edin!
---------------------------------------------------------------

Yukarıdaki alıntıda "doğal olayların" anlamını oturtmaya çalışırken "zorlamaya yönelik arzulu düşünce" üretmemek işini bu zaman ve mekan yoğunluğunda "sadece olmak" şeklinde anlıyorum ,ve bu işin de her davranışta bu yoğunlukta oldukça güç olduğunu da idrak ediyorum zira ileriye doğru bir istek duyup gerçekleştirmezsek ve bekleyip oluşuna dikkat etmezsek ,oluşmuyorsa sağını solunu düzeltip oldurmaya çalışmazsak aç kalır veya yok oluruz ,hassas bir durum ,

Sanırım şöyle davranmalıyız ,yaşaman için gerekeni yap bundan yüksünme ama oluşup oluşmadığı konusunda fazla endişe üretme çıkan netice ne olacaksa olsun onu algılama değişikliği işe başka bir konuma oturtma serbestliğine geç, bunu fark etmeden uyguladığımı hatırladım ,bir örnek olarak belirtiyorum (kendimi parlatmak değil) araçla herhangi bir yere gidip park etme konusunda eşim büyük telaş gösterir, yer bulacak bulmayacağız konusunda, ama ben katiyen telaş duymam, bulamazsak dolaşır durur daireler çizer gerekirse park etmeden geri eve döneriz herhangi bir beis yok şeklinde düşünce içindeyimdir ,

Sonuçta park yeri bulamadığım çok nadirdir,

----------------------------------------------------------------

S: (L) Bunu şimdilik unutabiliriz o halde. Son celsede Frekans Rezonans Titreşimi konusunu gündeme getirdiniz. Bazı KH güçlerinin 3. yoğunlukta doğrudan ortaya çıkmak amacıyla frekansını yükselttikleri bazı bedenler geliştirmeye, yaratmaya veya ayarlamaya çalıştıklarını söylediniz. Sanırım açık bir istilayı asıl önleyen asıl engel yoğunluk farkı. Biz 3. yoğunluktayız, onlar 4. yoğunlukta. Şimdi, aynı şey BH bireyleri için de geçerli olabilir. Özgür iradeyi ihlal etmemek amacıyla enkarnasyon yoluyla gelecekten bu zaman periyoduna gelen pek çok birey dikkatli bir şekilde belirli DNA yapısına sahip bedenleri seçiyor ve 4. yoğunluk veya daha üst benliklerinin bu gerçeklikte ortaya çıkabilmesi için bu DNA’ları adım adım etkinleştiriyor gibi görünüyorlar. O varlıkların, 3. yoğunlukta uyandırılmış veya ayarlanmış bu tür bedenlerde ortaya çıkması mümkün mü?
C: BH bu süreci herşeyin doğal akışı içinde gerçekleştirme eğilimindedir. KH kendi amaçları doğrultusunda yaratılış süreçlerini değiştirmeye çalışır.

------------------------------------------------------------------

Bu konuda evvelce hatta dostlarla da beraber yorumlamalarımız olmuştur ,takip edenler hatırlarlar bundan evvelki sayfalarda, onları tekrar etmeyeceğim yalnız 6 BH nın bu konuda ironik olarak düşünebileceğimiz davranışından bahsedeceğiz, bu 3 de olan bizleri uyandırıcı celseler bir nevi zamanda geri gelip aydınlatma yoluyla aynı şeyi yapmıyor mu ,geliştikçe yeni DNA lar alıyoruz veya tekrar bağlantı yapıyoruz ,

İşte buradaki asil davranış diyeceğimiz hassasiyeti ortaya çıkarmamız gerek

Bu yaptığımız çalışmalar ile üst yoğunluk özel teknolojilerini kullanarak DNA da düzeltmeler yapılmıyor ,kişi bilgi yolunda yürüttüğü gayret ve bilincindeki hamleler ile bu özellikleri elde ediyor ve bu sayede genetik ile ruh evlenmesi denen husus ortaya çıkıp BH yolunda geri dönülemeyecek bir halde üst yoğunluklara aday haline geliyor ,özetle kendi çabası ile gelişme ivmesi kazanılmış oluyor,

-------------------------------------------------------------------
S: (L) Kendini BH tarzında kaçırıp bu şekilde kendine yardım edebilir misin peki? Bu BH olabilir mi?
C: Hayır, bu BH değil.
S: (L) Yani bu olduğu zaman, eğer oluyorsa, KH parametresinde oluyor?
C: Evet.
S: (L) BH ne yapıyor peki?
C: Böyle şeylerle ilgilenmiyorlar.
S: (L) Eğer KH’ler bizim algılamadığımız bir nedenle, farklı bazı sonuçlara ulaşabilmek için kendileri üzerinde genetik bazı oynamalar yapıyorlarsa, BH tarafında da bunu dengeleyecek bir eylem olması gerekmez mi?
C: KH temelli düşünüyorsun. Ama bu doğal, çünkü 3. yoğunluk insan KH.
S: (L) BH varlıkları böyle şeylerle ilgilenmez diyorsunuz. Gelecekten gelen BH bireyleri neyle ilgileniyor peki?
C: Yardım çağrılarına bilgiyle yanıt veriyorlar.
S: (L) Geçmişe gelen KH bireyleri, atalarını genetik olarak değiştirmekle ne yapmayı umuyorlar? Farklı meydana gelmesini istedikleri ne oldu?
C: Bu sorunun sonsuz sayıda olası yanıtı var.
S: (L) Yani çok çeşitli zaman hatlarından her tür amaçla geliyorlar ve yaptıkları herşey kendilerine hizmet etmek üzere tasarlanıyor.

--------------------------------------------------------------
Oluşumdaki mineral hareketleri ve daha sonra organik oluşumlar bu hususta da "antik çamur "bahsinde oyalanmış, bahsetmiştik,

-----------------------------------------------------------------
S: (A) Çekirdekte kristalin amonyak... (L) Etrafında kristalin demir. Demir kristal mi? (A) O basınçta
muhtemelen kristaldir. (L) Amonyağın etrafındaki demir kristalin mi?
C: Evet.
S: (L) Peki bir sonraki katman?
C: Eriyik demir.
S: (A) Pekala, biliyoruz ki bazı gezegenlerde bu kristalin amonyak var, bazılarında yok. Peki içinde bu kristal amonyağa sahip gezegenler o noktaya nasıl geldi? Gezegenin oluşumundaki ilk durum bu mu? Yoksa önce gezegen oluştu da sonra mı amonyak içeri çöküp kristalleşti?
C: Amonyağın süpernovalardan demir toplaması doğal oluşum süreci.
--------------------------------------------------------------

S: (A) Peki dünyanın merkezinde bu yeni fiziğin ortaya çıkmasına neden olan şey nedir? Etrafımızda bu yeni fiziğe bir ihtiyaç görmüyoruz. Ama görünüşe göre gezegenin merkezinde öyle koşullar var ki, bunlar yeni bir fiziğe girilmesini gerektiriyor.
C: Pencereler.
S: (L) Çok yoğun bir elektromanyetik alana maruz bırakılan birşeyin sıcaklığını ölçmek mümkün olsaydı, nasıl bir sıcaklık derecesi çıkardı? (A) Soru farklı. Önce dünyanın içinde neden amonyak kristal bulunduğunu sorduk. Yanıt bunun doğal bir süreç olduğuydu. Ama şimdi içeride bir pencere olduğunu öğreniyoruz.
İçeride bu pencerenin bulunma nedeni nedir? Sana göre içeride pencere bulunmasının nedeni, bir şekilde
çok güçlü elektromanyetik alanlar olması. İçerideki pencere standart fiziğin ötesine geçmemizin gerekliliğiyle mi ilişkili? İçeride çok güçlü elektromanyetik bir alan olmasıyla mı ilişkili?
C: Çift taraflı işlev.

-------------------------------------------------------------
Evet fizik kuralları üzerinde yeni yaklaşımlar lazım,

Bu arada yeni celse istekleri var ,buna bir nevi cevap gibi, doğallığın seyri,

------------------------------------------------------------------
S: (A) Önümüzdeki toplantılar için küçük bir tavsiye rica ediyorum. Bir takvim mi belirleyelim, yoksa her şeyi doğal seyrine mi bırakalım?
C: İkisi arasında bir şey olsa? Esas odak BH ilkelerine göre ağ çalışması yapmak olmalı.

--------------------------------------------------------------------

Yine fazla uzamadan kesiyorum..
Go to Top of Page

sirera


385 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 27/11/2019 :  23:54:21  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Sevgili Tgur uzun uzun yazdıklarım kendiliğinden silindi. Evdeki bilgisayar dahil tüm makinalar bozuldu. Keshe jeneratörü konusunda araştırma yapıyordum bakır tel alıp denemelere başlasam buraya da yazsam diye düşünüyordum artik baska bir zamana kaldi. Belki sizler konuyu arastirir
Go to Top of Page

sirera


385 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 27/11/2019 :  23:57:18  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Belki sizler konuyu arastirirsuniz oldukça enterasan ve yeni fizik kuralları ortaya koymakta. Tgur, yazılarını okurken bazen herman hesse okuyorum gibi hissediyorum bunu daha önce de söylemek istemiştim. Ne harika bir lise öğretmeniymiş samanyolu galaksisinin alex noktası neymiş acaba bu helezonik evriliş ile mi kutup yıldızının değişimi açıklanıyor merak ettim..
Go to Top of Page

sirera


385 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 27/11/2019 :  23:59:10  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Telefonda okumak, yazmak ve göndermek kolay olmuyor. Son olarak, Sonsuz gerçeklik içinde güneş kayaya der ki; durulan , dönüp duran güneşin ışıltılı hâli , sevginin senin yüzünde özgürce dolaşmasıdır.
Go to Top of Page

Tgur


1239 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 28/11/2019 :  08:10:00  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle

Sevgiler Sirera ,güneş kaya sevgi üçlemesi güzeldi,

Sanırım yazıyı hazırlarken bir saldırı olmuş o benim başıma çok gelir onun için yazdıklarımı sık sık kopyalarım ama senin bilgisayarın tümden gitmiş ,üzülecek bir şey yok algını karamasarlığa sokmayacak kadar usta birisin tahmin ederim, yazmak istedikleri akla gelir gelmese de önemi yok yaşamda dokunulacak çok konu var,

Vega burcunun apex noktası konusunda fazla bildiğim yok astronomide sınıfta kalırım bana helezoni döngülü ilerleyiş ilginç gelmişti,

Hess hakkında ve yazım şekli tavrı hakkında da bilgim yok ama internetten baktığımda bizim uğraştığımız konularda usta biri imiş,eğer ister ve kısaca kısaca özetlersen bilgi dağarcığına atmaktan zevk duyarım belki de başka bilgi kapıları açar,

Astronomi derken en yakın zamanda şunu öğrendim Fatih zamanında İstanbulda mevcut rasathaneyi bizimkiler yıkmışlar sebep,o sıralar veba salgını varmış salgına o rasathanedeki meleklerin bacaklarını gözetliyorlar o yüzden bu felaket başımıza geldi imiş..

Acaba bunu mizah sayfasına mı koysaydım .

Go to Top of Page

maskesiz


384 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 28/11/2019 :  10:42:06  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Sevgili Sirera öncelikle geçmiş olsun,tekrar burda olmana sevindim. Benzer şeyleri bir çoğumuz yaşıyoruz. Herşeyin iyi ve güzel olmasını temenni ediyorum.

Sevgi ve ışığın önünde saygıyla eğiliyorum.
Go to Top of Page

bozadi


9788 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 28/11/2019 :  15:44:55  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
sirera, bir hususu danışmak için forumda kayıtlı eposta adresine bir mesaj attım birkaç gün önce ama yanıt alamadım. Ulaşmamış olabilir veya gereksiz kutusuna düşmüş olabilir. Gerçi halen aynı adresi kullanıp kullanmadığını da bilmiyorum. Masajı görmediğini varsayarak, o eposta adresini kontrol etme şansın varsa etmeni ya da yeni bir adres kullanıyorsan, forumun üyelik başvuru adresine aktif olarak kullandığın bir eposta adresinden mesaj atmanı rica ediyorum.
Go to Top of Page

sirera


385 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 28/11/2019 :  23:10:35  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Maskesiz tesekkurler ,selam, nasılsın. Tgur bir arkadaşım bilgisayar verdi windows kurup ayarları yapıp gireceğim o zaman daha rahat olacak hesse anlatımı. Bisikletle pedallarken gözüme sinek çarptı tuz biberi oldu. Bozadi daha aktif mail adresi ile gönderdim. Sevgi ve selamlarimla.
Go to Top of Page

Tgur


1239 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 06/12/2019 :  09:03:16  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
ALGI İNŞA ETMEK

Algının ne olduğu konusuna yabancı değiliz ,bu husustaki inşaatımız sonucunda farkındalık, sabit kalacak betonarme bir bina gibi değil de Japon evleri gibi depremlerde zarar görmeyecek tarzda hafif malzemelerden veya temelleri hareketli raylı binalardaki gibi sarsılamayacak şekilde olmasını istiyoruz ,

Zira insanlığın çektiği sıkıntıların baş sebebi bu algı işinde sabit yerlerde durmak ve terk etmeye pek yanaşmamak,oysa var dediğimiz her şey maddi manevi değişken çekim dalgalarının etkisi altındadır değişmez sağlam diye dayanırsanız sizi ummadığınız bir yerde yaya bırakabilir,

Bu hadise kadim dediğimiz çok eskilerden beri devam etmekte ve şu anki fiziğimizle anlatmaya çalışırsak sinoidal bir tavırdadır yani ana eksen artı ve eksi yönleri ile devamlı işlemdedir ,daha açık ifade ile çeşitli yollarla gelişmişlik ve kayıplar birbirini peşi sıra devam ettirmişlerdir mesela MU ve Atlantis zamanında teknoloji çok ileri iken zamanla kayıplar izlenmiş ve günümüzde o teknolojiye ulaşılmak istenen yeni bir hal içindeyiz ve işin ilginç yönü son çağlarda hızlı bir gelişme gösterilmekte,

Fizikteki bu fraksiyonu niye algıyla bağdaştırmaya çalışılıyor dersek olay aşırı fizikselliğin devrede olduğu bir ortamda gerçekleşmektedir ve biz onun içinde yaşam sürmekteyiz, K.lar sık sık siz evrenler yaratacaksınız derler ve biz bunu devamlı fiziksel oluşumlar olarak düşünürüz oysa yaratma hadisesinde somut madde dışı evrenler de mevzu bahistir ,uğraştığımız metafizik anlayışta manevi bazlı "algı evrenleri" de yer tutar,

Kısaca algı oluşumundaki bu manevi evren yaratma işi, farkındalık yolunda yürümeye karar vermiş kişilerde en dikkate değer bir konumda olmalıdır, mevcut yeni bilinç ortamında algımızı devamlı yeni şartlara göre inşa etmek mecburiyetindeyiz yoksa o mahut takılı kalma döngüsünde yani bağnazlık halkasında aynı dairede kalırız, ve bu sabit düşünüşle yaşam bizi zaman zaman stresli ızdıraplı bir kimse haline getirir ve korkular içinde adım atmaya mecalsiz bir hale gelebiliriz ,zira konuya yeni bir algı penceresinden bakamıyoruz, orada aşılmaz dağ gibi belirmiş bir takıntı yumağı var aşalım,

Akan suda damla olma hepsi ol
Durduramaz seni hiç bir engel hiç bir kol
Kaynaktaysan fark etmez zaten hepsi sensin
Boşalana dolarsın yoktur orada başka yol

---------------------------------------------------------

S: (L) Kasyopyalıların görünüşü nasıl?
C: Işık formunda.
S: (L) Işık formundan neyi kastediyorsunuz?
C: Hümanoit ışık formu.
S: (L) Atomsal anlamda bir fizikselliğiniz var mı?
C: Herşey algılayıcıya göre değişir.
S: (L) Yani kendinizi algılayıcının isteğine göre mi düzenliyorsunuz?
C: Hayır. Algılayıcının algı kapasitesini kastediyoruz.
S: (L) Bize görünebilir misiniz?
C: Hayır. Sizin yoğunluk seviyenizi çevreleyen titreşim frekansı örtüsü bunu engeller.
S: (L) Herhangi bir şekilde fizikselliğiniz oluyor mu?
C: Boyuta göre değişen ölçülerde.
------------------------------------------------------------------

Burada "yoğunluk seviyesini çevreleyen titreşim frekansı" üzerinde duralım ,

Mevcut dünyasal ortamımızda insanların farkındalık seviyesi ile oluşmuş bir takıntılı düşünüş yahut algı olarak da bunu niteleyebiliriz, o da defalarca izah etmeye anlamaya çalıştığımız ve çalışacağımız (ki devam eden çalışmalarım var) "illüzyon" denilen şeydir özetle bu yoğunluk sınırı olarak gözüken aşılmaz bir dağ gibi durandır,

Ben algımı genişlettim ve metafizik benim yabancım değil derseniz de bu dağ aşılamıyor zira çoğunlukla aynı sazı çalmak lazım veya aynı melodiyi söylemek kısaca farkındalıkta aynı kapasite yükseliminde hep beraber çoklukla olmak lazım ,

Yine bu kısımda "Laura ve ekibine "siz bir kanal oluşturuyorsunuz sizi izleyenlere yol açıyorsunuz" dendiğinde oh ben onlardanım işte zira aynı şeyleri kabul eden bilinçteyim deseniz de iş orada bitmiyor şu düşünceye ve anlayışa baksanıza geriye çekilin ve bu mutluluk tablosuna bir bakın tam manası ile KH düşünce,

Gerçeği anlamayı sağlayan yoğunluk göçünden sonra gelinilen 5. yoğunlukta muhasebe yapıldığında buraya tekrar gelip yardım etmekten başka yol olmadığını anlayacağız, boşuna K.lar "siz istediniz biz de geldik" şeklinde bilgi vermeye çalışıyorlar ve o bulundukları 6. yoğunlukta "siz biziz "benzetmeleri yapıyorlar lütfen yukarıdaki dörtlüğümün son mısraını tekrar okuyunuz,

6. yoğunluk her şeyin biz de olduğunun tam manası ile idrak edildiği yoğunluktur ama idrak kafi değil eylem lazım ve onlar da BH a uygun bir eylemde,alt yoğunlukta olanları yukarı çekmeye çalışıyorlar, birleşerek,

Biraz heyecanlı çıkışlarımdan mazur görün dilin ucuna gelenleri tutamıyorum,bir de insanı korkutucu irkilten gibi gelse de lütfen her seçimin size sadece size ait olduğunu kimsenin bunu değiştirmeye gücü yetmeyeceğini anlamanızı istiyorum, kendimi birdenbire cehennem azabı ile korkutan korkunç din alimleri gibi hissettim bunu terk etmeliyim,

Zira içimizde "bir daha buraya gelecek kadar bilinçsiz miyim" feryatları var,

------------------------------------------------------------------
S: (L) Peki doğru algı nedir? Dünya gezegeni ve üzerindeki insanlar, burada meydana gelen şeyler, bizim
normalde düşündüğümüzden daha mı önemli?
C: Dünya bir Birleşme noktası.
S: (L) Her zaman bir birleşme noktası mı buldu? Birleşme noktası olarak mı tasarlandı? Yoksa sadece bir
kereye mi mahsus?
C: Bir kerede çok fazla soru.
S: (L) Başlangıçtan itibaren bir birleşme noktası olarak mı tasarlanmıştı?
C: Doğal işlevi.
S: (L) Yani her zaman bir birleşme noktası mıydı? Burada böyle garip şeylerin olmasının nedeni bu mu?
C: Bunu yanıtlamak zor çünkü "zaman" hakkındaki anlayışınız yanlış.
S: (V) Bu tür buluşmalar diğer gezegenlerde başka gruplar tarafından da gerçekleştirildi mi hiç?
C: Gerçekleştirildi, gerçekleştiriliyor ve gerçekleştirilecek.
S: (L) Yani yapısı veya üzerindekiler farklı olabilecek olmakla birlikte birleşme noktaları olan başka gezegenler de var? (V) Bunlar paralel evrenlerde mi?
C: Uzaklaşıyorsunuz.
S: (L) Eğer bu birleşme noktaları bütün evrene dağılmışsa, bu boyut geçişi birleşmesi evrendeki bütün birleşme noktalarında aynı anda mı gerçekleşecek?
C: Hayır.
S: (L) O halde, zamanda herhangi belirli bir noktayı ele aldığımızda, belirli veya seçilmiş birleşme noktalarında meydana geliyor?
C: Yakın.
S: (L) Peki boyut sınırlarının coğrafi noktalarla bir ilişkisi var mı?
C: Boyut sınırları dalgalar üzerinde ilerler.
S: (L) Peki bu dalgalar nereden geliyor?
C: Sürekli bir döngüdeler.
S: (L) Peki dünya mı ona doğru ilerliyor yoksa o mu dünyaya doğru geliyor?
C: İkisinden biri.
S: (F) Dünya üzerinde yaşayan varlıkların mevcut olmasının, bu buluşma veya birleşmeyle bir ilgisi var mı?
C: Evet. Çünkü gelişiminizde kritik bir kavşaktasınız

-------------------------------------------------------------

Biraz felaket kehaneti gibi gelse de "kritik bir kavşak" hadisesini başka bir algı ile yorumlamamız gerek, yaratma işinde bu dünyada bir çok varlık oluşumları kadim zamanlarda safha safha oluşmuş ve bir zaman üzerinde yaratılmış olan varlıklar yok olmuş başka varlıklar gelmiş devreye girmiş, olan biten her şeyin mozaik oluşumunda bir deney gibi olduğunu sanırım yavaş yavaş anladık ,buradaki yok edilmiş ifadesinde başka güçlerin başka yoğunluktaki teknolojilerin alt yoğunluğa etkileri olarak da düşünebiliriz, biz insan olarak 1 ve 2 yoğunluklardaki varlıkları gerektiğinde mesela bir salgın hastalıkta sığır vebası ,kuş gribinde toplu hayvan itlafları veya verimsizliğe başlayan toprağı üzerindeki bitkileri yok edip nadasa bırakma gibi faaliyetlerde bulunmuyor muyuz, bu benzetmeleri ele alalım ve geniş düşünelim ,

Bunu böyle nitelendirdiğim vakit kıymetli ve olanları yeni anlamaya çalışan bir dostum "yine işin içinde bir başka yerlerden idare eden var gibi konuşuyorsun" demekte ,monoteizmi vurguluyor ve ben de yaratma işinde insanların kendi esas DNA larına kavuştuğu vakit yani ölüme yakın son zamanlarındaki bazı kişilerin felçli yatalak vaziyette ise ayağa kalkıp rahatça hareket edebildiği veya hiç konuşamayan dilsiz birinin o anlarda dilinin çözülüp konuştuğu örneklerini de vererek nasıl bir kısıtlanmaya uğramış DNA ile burada olduğumuzu anlatmaya ve eğer 4. yoğunluğu hak edebilir de orada olursak yaratıcı benliğine kavuşmuş ve KH gurubunun sahip olduğu teknoloji avantajları ile eşit durumda olacağımızı anlatıyorum ve daha derinlere girerek konuyu detaylı anlatamıyorum zira henüz bilgileri inceleme işinde yeni,

İşte böyle bir farkındalıkta aşma noktasına gelen ve gelemeyen bilinç heterojenliği içinde yoğunluk döngüsü eşiğindeki dünya için kritik bir kavşağa gelinmiş denmekte,

Algıdaki takılı kalmanın yani frekans farklılığındaki "zar"lar boyutlar gerçekliğinin henüz tam idrak edilemediği ve zaman diye bir göreceli bir hal içinde olan insanların esasta ne içinde olduğunu belirten alıntı,

---------------------------------------------------------------

S: (L) Ahhh. Benden daha kurnazlar. Geçen gece neredeyse kalp krizi geçirmeme neden olacak olan o ani vizyon doğru muydu? Göklerin açıldığını ve bir sürü varlığın bizim gerçekliğimize doluştuğunu gördüm.
C: Evet. Ama bu bir kehanet mi, yoksa mevcut gerçeklik mi?
S: (L) Aman tanrım! (F) Senin bunu yaşadığın gündü sanırım benim zihnimde de benzer bir algı oluştu. Herşey şu anda oluyor. Algılarımızın sınırlılığı nedeniyle bunu göremiyoruz. Biz birgün göklerin yırtılacağını ve kozmik bir olay olacağını bekliyoruz. Ama aslında perde zaten aralanmış durumda ve teker teker giriyorlar. Son grup da girdikten sonra birden tamamen açılacak. Biz bir gün UFO'ların dünyamızı işgal edeceklerini düşünüyoruz. Bunun şu anda zaten olduğunu algılayamıyoruz. Karla Turner bunu "Dünya'nın Sonu" olarak tanımlamıştı ve kendisi ve ailesi için gerçekten de öyleydi.

--------------------------------------------------------------------
Solid madde olarak beş duyumuzla algıladığımız evren denilen bu ortamda esasta bir dalga veya dalgalar kümesinin şekillenmiş kümelenmiş hali gibi olduğumuzu anlatan biraz derin incelenip anlaşılması gereken bölüm,

-------------------------------------------------------------

C: Işık, çekim, optik, atomik parçacıklar, madde, anti-madde... birleştir.
S: (RS) Bu listede herşey var... (J) Hepsinin ortak özelliği nedir? (RS) Ou! Hepsi evreni dolduran şeyin titreşimleri! Biz şeyleri algılıyoruz, herşeyi, hatta şeyler arasındaki boşlukları. Gerçek ise bunun zıddı.
Çünkü ışık bir dalga, tıpkı ses gibi. Eğer havayı çıkarırsan, ses yayılamaz. Işık da aynı şey. Işık bir dalgadır ve tüm evreni dolduran bir aracı olmadan yayılamaz. Yani bizim somut ve boş olarak algıladığımız şey doğru bir algı değil. Tüm evren, eter denen bu aracının titreşimiyle dolu. Bu aracı olmasaydı her yer karanlık olurdu. Yani ışık, bu aracının bir salınımı. Parçacık da bir salınım, yalnızca dalga yayılıyor ve salınım devam ediyor. Elimi buradan buraya hareket ettirdiğimde, salınımı hareket ettirmiş oldum. Boşluk sürekli salınıyor. Biz tamamen boşuz, ama boşluk dolu. Yani yanıt, hepsinin ortak tarafı, hepsinin, tüm evreni dolduran bu aracının salınımları olması ve sanırım bu hem üçüncü, hem de dördüncü seviye için geçerli. (L) Belki de bunları spektral anlamda söylediler. (RS) Olabilir...

----------------------------------------------------------

K. bilgilerinin neden özel olduğunu ve büyük bir istekle üzerinde neden durduğumuzu vurgulayan bölüm

İnsan bilincini çalıştıran ama var sayımlar ile kendi oluşturdukları cevaplara göre bilgi istenmeye çalışıldığında yani arzulu düşünce işin içine girdiğinde belirsizleşen (burada müphemleşen ifadesi daha yakışırdı ama bu sefer gençlerle diyalogda başka lisandan konuşur gibi oluyoruz) verilen cevaplarla ortamdaki bilinci fazla karıştırmayan durumun izahı ,

Ve izahın üzerinde olayı genişletirsek vahiy ve diğer kanal yolları ile gelenin olduğu gibi kabulü ve anlaşılması ve halka açılması için kişi yorumlarının devreye girmesi ile ve ortamı böylece boş ve müsait bulan KH nın bu yorum keşmekeşine karışıp yorum yapanların bilinçleri üzerinde oynayarak açılan hassas bilgilerin nasıl karma karışık hale getirildiğini izlemekte ve idrak içindeyiz,

Mesela bu konuları yeni başlayan dostlara KH tarafından bu karıştırmaların etkisi olarak asırlar boyunca verilen yorumlanan bilgilerin aynı konuyu değişik yorumlayan tarikatların mezheplerin ve bunların inanarak sürüklediği insanları ve zamanla bunların savaşlar halinde birbiri üzerinde hegemonya kurma istemeleri gereksiz insan ölümleri neticesi doğurduğunu söylediğimizde ve halen devam ettiğini belirttiğimizde inanmıyorlar CİA etkisi ,komünist etkisi .dolar milyarderlerinin etkisi demekteler ,pekala bunlar kimin elçileri ,

Bunun üzerine baştan başlayıp KH nın ne olduğu ve karakteri üzerinde durmaya başlamak zorunlu hale geliyor,

------------------------------------------------------------

S: (L) Bana öyle göründü ki, bilgi aldığımız yaklaşık ilk altı ayda bilgiler ve yanıtlar çok daha açıktı. Öyle görünüyor ki, soru sorduğumda soruyorum çünkü cevabın şekli ile ilgili bir beklenti içinde olmaksızın verilecek yanıtı gerçekten duymak istiyorum. Bu hayatımda yaptığım çok sayıdaki çalışmalardan şunu anlıyorum ki, yanıtları anlayabilecek durumda değildim ve susup dinlemeye hazırdım. Diğer insanlar soru sorduğunda, görünüşe göre çoğu zaman sadece kendi zihinlerinde zaten oluşturmuş oldukları yanıtları
doğrulamak için soruyorlar.
C: Bu senin bakış açınla doğru bir algı, fakat tanımladığın bu önyargı, çeşitli soru ve yanıt fırsatlarında üçüncü yoğunluktaki tüm herkesin o ya da bu seviyede suçlanabileceği birşey. Eğer yanıtları daha derinlemesine incelersen, daha az insanın mevcut olduğu celselerde bile bilgi dağıtımına yönelik açıkık veya istekliliğin derecelerinin değişkenlik gösterdiğini görürsün.
S: (L) Doğru. Önyargıların miktarını sürekli azaltmaya, bilgiyi duymaya istekliliği arttırmaya ve yanıtın ne olacağı ile ilgili önyargılı kavramları bırakmaya çalışacağım. İlk aşamalarda elbette gelen yanıt türlerini ve ölçütleri test ediyor ve inceliyordum ve sanırım ilginç bir şekilde,uyguladığım az ya da çok katı testetme sürecine rağmen,daha çok kişinin olduğu sonraki celselerle karşılaştırıldığında ilk celselerde daha iyi ve daha tam yanıtlar verildi.
C: Mümkün.
S: (L) Bunun sebebi ne olabilir?
C: Bunu önceki yanıtta tanımladık. Katılımcıların sayısı arttıkça, açıktır ki önyargı fırsatları da artmaktadır.

-----------------------------------------------------------------
Sonuçta yukarıdaki alıntı üzerinde biraz daha fikir yürütürsek dinleyenlerin bilinçleri ve var sayımları niye bu kadar önemli aldırış etmeden doğru bilgi düz olarak verilmez miydi dersek cevaben

Bazı bilgilerin tam anlaşılması için biraz da insan var sayımları yani ortam bilinci de gerekli onlara 180 derece ters gelen bilgi anlaşılamayan bilgi olarak kalacak ,pilot olmayan biri bir boeing uçağının kokpitinde göstergelere aval aval bakan kişi gibi olacaklar ve bilginin kendisi ile hiç uğraşmayıp terk edecek başka taraflara ilgiyi saptıracaklardı, konuyu böylece karma bir mantıkla değerlendirmeli ve bilgi verilmeli, onlar da tahminen bu yolu izlemekteler, kimseye müdahale etmeden bilgi aktarmaya çalışmanın bütün zorluklarını bilen bir teknoloji veya davranış tarzı işin içinde,

Ayrıca "biz siziz" demekteler ve aynı ortama oturmaktalar ,yoksa ayrılık durumu devam edecekti ,

Bütün bunları BH nın deneysel bilgi aktarma davranışları olarak da kabul edebiliriz ,kitaplar, peygamberler medyumlar veya direkt kanallamalar oujo tablası ve en son Laura yakında gösterecek , "yazma kanalı sistemi" otomatik yazma değil,

------------------------------------------------------------------
Algı inşaatının bilgiye ulaşmak ve onu kontrol edip iman haline getirmekle ilgili olduğunu perçinleyen ve "derslerle karşılaşma" şeklinde yaşam şeklimizdeki ana maksadını açıklayan bölüm, muhatap Laura değil başka bir birey,

-------------------------------------------------------------------
C: Tüm dualar 6'ıncı yoğunluğa gidiyor.
S: (P) Diyelim ki lösemiden ölmekte olan küçük bir çocuğum var. Ve ben de tüm varlığımla dua ediyorum ama çocuk yine de ölüyor. Bunu anlamıyorum. Bu nasıl açıklanabilir?
C: Yanlış. Eğer çocuk ölürse, bu senin ders profilindir.
S: (P) Şu andaki durumumda hayatımda devam eden şeyle ilgili ders profilimde neden ilerleme yok?
C: İlerleme var, ders devam ediyor.
S: (P) Biliyorum ders devam ediyor ama...
C: O halde?
S: (P) Ne düşündüğümü duyabiliyor musunuz?
C: Evet.
S: (P) Peki o halde neden sormam gerekiyor?
C: Çünkü özgür iradeye asla müdahale etmeyiz.
S: (P) Eğer dua etmeye devam edersem, herşey daha iyi hale gelmeye devam eder mi?
C: Herşey niyet edilen yörüngesinde devam edecek.
S: (P) Hayatımın önceden belirlenmiş olduğunu mu söylüyorsunuz?
C: Hayır. Dua etmeye devam etmen hiçbir şekilde derslerinin ortadan kalkmasına veya ertelenmesine neden olmaz. Bunun üzerinde düşün.
S: (P) Yani şu andaki durum devam edecek, sona ermeyecek.
C: Hayır, cevapla ilgili kavrayışını arttırmaya çalışmanı kastettik.
S: (P) Anlamıyorum. (L) Sanırım şu çok açık ki, deneyimlemekte olduğun şeyler derslerin bir parçası.
C: Neyse o... yani; que sera sera.
S: (P) Ama bu yine herşeyin önceden belirlenmesine gelmiyor mu?
C: Hayır, dersler.
S: (P) Kaç lanet ders almak gerekiyor?
C: Kaç "lanet" derse ihtiyacın varsa!

------------------------------------------------------------------
Yakın zamanda en son gelen celselerden birini tekrar incelerken dinler konusu üzerinde bir kısım arkadaşların mükemmel açıklama yorum ve aktarımlarıyla tekrar buluştum genelde benim de bu dinler ve monoteizmin KH nın bir numaralı dezenformasyon faaliyetinin Atlantis ile ilgili nasıl başlangıç yaptığına dair bir yorumum mevcut ,arada o da var ,

Neticede bu işler böyle değil işin içinde başka şeyler var şeklinde sorgulayan ve araştırmalarını islamda Tasavvuf şeklinde öğretileri saflaştırmaya çalıp bir çok eser çıkaran kişilerin uğraşıları olarak ve genelde "sufi öğretileri" şeklinde adlanan kısımla ilgili bölüm ve K.ların dikkat çeken ikazları,

--------------------------------------------------------------------
C: Seni kastediyoruz Laura, araştırmanın bir parçası olarak değişken çekim dalgaları hakkında düşüncelerini derinleştir.
S: (L) Tamam. Sufiler hakkında birkaç soru daha sormamda bir sakınca var mı?
C: Kendi patikandan uzaklaşmak istemediğin sürece yok.
S: (L) Bu şu anda ilerlediğimiz yoldan uzaklaşmaya mı neden olur?
C: Sufi öğretilerini İncil ve benzer kaynaklarla karşılaştırma yapabilecek kadar ezberlemediğin sürece olmaz.
S: (L) Tamam. Sufi öğretilerinde önemli şeyler var. Ama ilerlediğimiz patikada bir değişiklik yapmamıza gerek yok. Sanırım onların Kuran'la olan ilişkileri, bazı mistiklerin İncil'le olan ilişkileri gibi. Önemli şeyler içeriyor ama aynı zamanda çarpıtılmış yanları var. Sufi öğretilerinden perdenin aşılabildiğini anladım ve bu bana ilerlemek için güç verdi.
C: Değişken çekim dalgaları kuantum fiziğinin henüz bilinmeyen sırlarının kilidini açarak kristal berraklığında bir resim ortaya koyuyor.

----------------------------------------------------------------

Tarihçilerin dünya tarihi diye tanımlamaya çalıştığımız ve olanları araştıranların bu KH zamanda ileri geri hareketleri ile işlenmiş olaylar üzerinde nasıl oynadıklarını biz aşağı yukarı anlamaya başladık ve hatta buna ilaveten tarihçi olarak belirtilmiş kişilerin tarihsel olayları kaydederken insan zaaflarının da devrede olduğunu evvelki yorumlarımdan birinde belirtmiştim,

Bunu olanları bilmeyen veya inanmayan kişilerin bu karışmış bulgularla yapacakları yeni tarihsel araştırmaların beyhude olduğu bir gerçektir yakın bir dostumun bu hususta çok detaylı araştırmalarla bir kitap dahi hazırladığını biliyorum ve ona evrensel gerçekleri anlatırken bu ikazı da yaptım tabii fazla dayatmacı olmadan ,sonuçta seçim onun hür ferdi iradesindedir ama bu çok kıymetli ve bilgili dostum bana Atatürkün bir söyleşisinden bahsetti ,

"Tarihçiler tarihi yaşadıkları gibi aynen hiç bir şey katmadan yazsalardı dünyanın durumu böyle olmazdı"

Dondum kaldım, bizim keşfetmeye çalıştığımızı o dahi evvelce bilmekte imiş,

Aşağıda evvelce de belirttiğimiz "niçin bunlar niçin" sorusuna cevap vermeye çalışan ,algıların nasıl dizayn edileceği veya edilemeyeceğini belirten bölüm,

--------------------------------------------------------------
S: (L) Tamam. Zaten diğer bir konuya geçmek istiyordum. 3'üncü yoğunluk realitesinde zamanın bir ilüzyon olduğunu, zamanın 3'üncü yoğunluk ilüzyonu olduğunu ve bunun DNA'mıza işlenmiş birşey olduğunu, zaman algımızdaki sorunun bununla ilgili olduğunu söylediniz. Ama bir şekilde bu ilüzyon bir yöntem veya faaliyetle bir noktada somut gerçekliğe dönüşüyor. Bu dönüşüm noktasının ne olduğunu ve bunun nasıl olduğunu öğrenmek istiyorum.
C: Alakasız. Dönüştüğünü kim söyledi?
S: (L) Sonuçta somut bir gerçeklik algılıyoruz! Çarptığın zaman canını acıtan ŞEYLER var!
C: Bu algı da ilüzyonun bir parçası.
S: (L) Ama sonuçta MUTLAK ilüzyon değil. Bu ilüzyonun diğer parçaları neler? Eğer bir algı varsa, orada
algılanan birşey vardır, öyle değil mi?
C: Evet.
S: (L) Peki algıladığımız şey nedir?
C: Algılamaya programlandığınız şey.
S: (L) Bu algı, kendimizin dışında olarak algıladığımız bu şeyler, bunların bir gerçekliği yok mu neticede?
Onları kendimize göre algılıyor olsak bile onların bir formu yok mu?
C: Elbette var, ama bunun "zamanla" ne ilgisi var?
S: (L) Oraya geliyorum! "Dışarıda" bir dünya algılıyoruz. Ağaçlar, arabalar, evler, tuğlalar, tahtalar, binalar,
insanlar, köpekler, vs, vs.
C: Arka bahçe barbekülerini unuttun!
S: [Gülüşme] (L) Çok komik! Dışarıda birşeyler algılıyoruz. Bunların yapısı nedir?
C: Madde.
S: (L) Madde neyden oluşuyor?
C: Atomik yapı.
S: (L) Atomlar neyden oluşuyor?
C: Düşünceler.
S: (L) Kimin düşünceleri?
C: Sizin.
S: (L) Herşey mi?
C: Herşey.
S: (L) Algıladığım herşey düşüncelerimden mi oluşuyor? V---'nin algıladığı herşey onun düşünceleri mi?
C: Evet.
S: (L) Onun düşünceleriyle benim düşüncelerim arasındaki fark nedir?
C: Sizi bağlayan şey de bu işte. Bu yalnızca bir program.
S: (L) Ayrı bireyler olduğumuzu düşündüren şey yalnızca bir program mı?
C: Onu kastetmedik.
S: (L) Neyi kastettiniz? Bizi bir arada tutan şey nedir? Program nereden geliyor?
C: Programlarınız nereden geliyor?
S: (L) 7'nci yoğunluktan mı? Kendimizden mi? Kertişlerden mi?
C: Bilgisayarlarınızdaki programları soruyoruz.
S: (L) Benim bilgisayarım mı? Farklı yerlerden. Alıyorum ve bilgisayara yüklüyorum. Programlar "düşünce
merkezleri" olarak mı mevcut ve yaptığımız şey bunları kendimize yüklemek mi?
C: Neden unuttun? 309.000...
S: (L) Ou. 4'ncü yoğunluk KH'nin yönetimine girmeyi kastediyorsunuz. Ama anlamaya çalıştığım şey şu; sonuçta DNA'mız var. Eğer ortada bir DNA olmasaydı DNA'nın yeniden programlanmasından bahsedilemezdi. Eğer programlanabilecek birşey olmasaydı. İçinde bulunduğumuz bu gerçekliğin yapısı nedir?
C: Yeni cevapladın.
S: (L) Anlamadım.
C: Olmayan birşeye birşey yükleyemezsin.
S: (L) Güzel! Peki o ilk olarak olan şey nedir?
C: Önceki DNA yapınız.
S: (L) Önceki DNA yapısı nereden geldi?
C: Önceki program.
S: (L) O program nereden geldi?
C: Verilen bilgileri gözden geçir.
S: (L) Bir keresinde fiziksel bedenlerin molekülerize olması için süpernova olmaya hazır bir yıldızı olan bir gezegende olmak gerektiğini söylemiştiniz. Bilmek istediğim şey şu; düşüncenin madde olarak ortaya çıkma süreci nedir?
C: Bu bağlantı yöntemi için fazla karmaşık. Başka bir yönteme ihtiyacın var. Daha fazla kelime kullanımına izin veren birşey.
S: (L) Sadece bir ipucu verin: Düşünce nasıl madde oluyor?
C: İki taraflı.
S: (L) "İki taraflı" derken?
C: İkili ortaya çıkış.
S: (L) Ne ve ne olarak ortaya çıkış?
C: "Ne ve ne olarak ortaya çıkış" değil, daha çok "neyden neye."
S: (L) Neyden ne çıkıyor?
C: Başlangıç sondan ortaya çıkıyor ve tersi.
S: (L) Peki başlangıç nedir, son nedir?
C: Bir ile birleşme.
S: (L) Bir nedir?
C: 7'nci yoğunluk, yani olan ve olmayan herşey.
---------------------------------------------------------------

Algılama işinin ne kadar çetrefil ve kısıtlı DNA'a sahip zihni melekelerimizle çözülmesi zor olduğunu belirten, anlaşılması için farkındalık halimizin nasıl olduğu ile kendi kendimizi sorguladığımız bölüm,

--------------------------------------------------------------

C: Farkındalık gerçekliği birleştiren bağ.
S: (L) Hissettiğim sıcaklığın "liflerin gelişimi" veya yeni gerçekliğin sızıntısı olduğunu söylemiştiniz. Bu aşamalı olarak gerçekleşen birşey mi? (T) Dalganın yaklaşmasıyla ilgili... (L) Bunu tam olarak nasıl soracağımı bilmiyorum...
C: Çünkü cevapları nasıl anlayacağını pek bilmiyorsun...
S: (L) Çekimin tüm gerçekliğin bağlayıcısı olduğunu söylemiştiniz.
C: Evet.
S: (L) Şimdi algının bağlayıcılığını söylüyorsunuz.
C: Evet. Şimdi çekimin nasıl tüm gerçekliğin bağlayıcısı olduğunu zihninde canlandırmaya çalış!!!
S: (L) Eğer çekim bağlayıcıysa, çekim bilinç mi?
C: Pek sayılmaz. 4'üncü yoğunluktan 7'nci yoğunluğa kadarki yoğunluklarda "sağ" ve "sol"un mevcut olmadığını biliyor muydunuz? Eğer bunu tam olarak zihninizde canlandırabilirseniz, sorduğunuz tüm
soruların yanıtlarını da anlayabilirsiniz. Eğer bunu zihninizde canlandıramıyorsanız, iyisi mi bu soruları şimdilik bir kenara bırakın. Çünkü ancak "daha sonra" üzerinde düşünüp gözden geçirdiğinizde etkili bir öğrenme olabilecek.

-----------------------------------------------------------------

Bu kısıtlı DNA mızdaki mevcut programlarla veya programsızlıkla yön duygusunun olmadığı bir hali düşünmek ve yerli yerine oturtmak mümkün değil gibi gözükse de bu işin yani bu yetersizliğin bir başka ispat kapısını açmış olduğunu hissediyorum, olayda gelişmekle yani bilmekle bilginin verdiği genişlikle algı durumunun daima ileriye doğru yönelttiren özelliği ortaya çıkıyor,her şeyden evvel sabit olmanın takılı kalmanın var oluş genel karakterinde olmadığını gösteriyor,

Bir üçgen düşünelim tepede bilgi olsun ,şimdi üçgeni çizip izah daha kolay olur dersek de biraz itici oluyor zira okul sıralarında matematik geometri çoğumuzu oldukça fazla zorlamıştı ama matematik gerektiğinde evrensel bilgileri de kesin açıcı bir yol gösteriyor , onun için sadece tarif edeceğim,

Bu üçgenin alt köşelerinde "illüzyon" ve "bilinç" var ve bu üçgenin genel tanımı "inşa edilen algı",algı inşaatında her üçünün etkileri var ve bu etkilerde değişkenlik yaratan tepedeki bilginin diğer kutuplara etki etmesi ,bilginin tümüne birden bire kavuşmak zaten 7. yoğunlukta olmak demek ,halbuki biz onun dağılmış bir unsuruyuz ve ona ulaşmaya çalışıyoruz ,

Burada kritik izah edilmesi hatırlatılması gereken bir hal var, parçasıyız dağılmışız dersek yanılıyoruz o zaman bir bütünden kopmuş ve bütünün kabiliyet ve kapasitesini kaybetmiş yap bozun dağılmış parçaları gibi değil ,birleştiğinde genel manzarayı ortaya koyan bir yap boz parçaları dşünmeyelim, her bir parça onun bütün kabiliyetlerini içinde tutuyor, özel bir nitelik ,ulaşım kendi içinde olan kapanmış kapıları bilgi ile açarak sağlanıyor ,bu hususta çok şey söylendi fazla da uzatmamak lazım zaten siz dostlar buna vakıfsınız,

Bu üçgendeki bilgi değişkenliği illüzyonu yaratan bilinci devreye sokuyor ,işte KH faaliyetleri tepede bilgi dediğimiz üzerinde oynayarak onu sabit hale getirmekle ilgili, ,monoteizm ,dinler, biat etme mecburiyeti kıyamet kehanetleriyle beslenmiş korku verme dayanakları ile bu üçgenin genel algı karakterini insanları yankı odalarından çıkamayacak bir durumda tutmakta ,tepedeki bu sabitlik ancak kişinin merak ve sorgulama motorunu çalıştırması ile bozuluyor ve ona bağlı olarak bilinç illüzyonları değiştirerek yeni algılar inşası ile yolculuğuna devam etme fırsatı buluyor,

Kısacası bu durumda inşa edilmiş algı bir katalizör olarak bahsettiğim üçgendeki kavram kriterlerinde iş görüyor ve sonuçta derslerin tanınmasına yani gerçekliğin ki bu da eş zamanlılık oluyor ortaya çıkmasına yardımcı ,bakalım,

------------------------------------------------------------

S: (L) Doğru kavram nedir?
C: Ancak algı öğrenmek için bir katalizör olduğu zaman tüm olaylar eşzamanlıdır.
S: (TH) Bu bağlamda eşzamanlı ne anlama geliyor?
C: Ancak ders tamamlandığında keşfedilir.
S: (TH) Tüm olayların zamanın dışında mevcut olduğunu ama bizim onları sıralı olarak algılamakta
olduğumuzu mu kastediyorlar?
C: Yakın Tom.
----------------------------------------------------------

Yukarıdaki izaha tekrar dikkatle bakarsak algı bir katalizör yani oluşun genelinde etkili bir reaksiyona girip her hangi bir kutupta sabitlenip kalmıyor ,değişken özelliği ile gerçeğe bakanların önlerini aydınlatıyor,

Empati yoluyla algıyı imşa etme işinde bazı hassas noktalar var malüm empati vicdanlı bir bireyin en yakınından ilgi duyduğu dost ve diğer kimseler ve daha genişçe tüm dünya insanları için devreye koyduğu genel bir davranış ,bu husus ruhsalda ilerlemeyi kendine yol yapmışın vaz geçemeyeceği bir şey,

Empatiye bağlı algı oluşturma işi kişinin davranışlarını oldukça sınırlayan ve insani hasletleri harekete geçiren velhasıl davranışlarında dokuz düşün bir yap sistemini kullanması icap eden hal,

Herhangi bir inanç ve ulvi düşünce için yola çıkan ve bu yolda insana davranışlarında eski dilde "takiye" denilen ve bazılarınca yanlış uygulanan ,ulvi sanılan hedefe ulaşmak için her yolu dene şeklinde ve doğaya hayvana insana zarar vermeyi mesela hasbel kader kazanılan idareci makamlarında halkı soymayı da bu işin içinde normal gören hırsızlık yolsuzluk gibi ahlaksızlık iskeleti ile kurulmuş algıdan bahsetmiyoruz bunun örneği içinde ülkece yaşadığımızdan bu konuya dokunmadan edemiyoruz

Monoteist ve din dayatmalarında 6 yoğunluk seslerini aktaranların yaptıkları işin bir kanal hadisesi olduğunun farkına varamadıkları ve yaptıkları işin monoteist anlayıştaki biatın dışında düşünemediklerinden kanalın negatif ve pozitife açık olması yüzünden ve negatif karıştırmaların farkına varamadıklarından insanlara yanlış olumsuz yolları doğal sanarak vermeye çalışmışlar ve KH nın zamansal gidiş gelişleri ile de karıştırma faaliyetlerini de içine alan yorumlamalar ile de insanların bilinçlerini allak bullak ettiğinden empati yolu ile diğer insanlara davranışı oluşturacak algı oluşturma şu anda oldukça zor bir yolu bizlere gösteriyor onun için şahsen yaşadığım ortamdaki kurmaya çalıştığım algı izleri ve buna bağlı davranış sahneye çıkan bir aktörün "rol" yapması şeklinde oluyor,

Yaşanan hayattan kendinizi koparamazsınız ,hem bu konuda hem de K.ların bilgi vermede nasıl bir usul devreye koyduklarını anlatan alıntılar,

İkinci alıntı, K. bilgi verme sisteminin nasıl değişik bir yol olduğunu bunu alıp işleyenlerin samimi bir şekilde hangi aşamalarla bu işi kotardıklarını anlatan gerçekten özet bir beyin fıtrtınası ve çalışmasının ortaya dökülmesi yönünden bence önemli,

Kişilerin bilgi yolunda yaptıkları objektif çalışma, "al bilgiyi şu kehanetleri de gör ve biat et başka şey düşünme ben doğruyum iman et" dayatmasının tamamen ötesinde ve insanın kendini bilerek tanrısal gücünü mevcut açılıma göre devreye alması yönünden değerli,

-----------------------------------------------------------------
S: (L) Sanırım ilk açmak istediğim konu şu: Birkaç gün önce Chu ile konuştuğumuz bir konu. Ona Beau ile yaptığım kısa bir konuşmadan bahsetmiştim ve herşeyin ne kadar korkunç göründüğünden bahsettik. Dünyada şu an meydana gelen deliliğin ve gerçeği inkar edişin bizi neden bu kadar üzdüğünü merak ediyorduk. Neden biz de herkes gibi emekli maaşımızı alıp kendi işimize bakamıyoruz? Neden olanlara gözümüzü yumup keyfimize bakamıyoruz?
(Artemis) Yüksek empati.
C: Yüksek empatinin yanında, yalanlar bireyselleşmiş ruhu genellikle küçültüyor.
S: (L) Yani sağıyla-soluyla gerçekliğe çok dikkat etmek gerekiyor. Gerçekle ilgilenmezsen, kabul etmezsen, ona göre hareket etmezsen geçmişteki bir hayal oluyorsun. Ve geçmişteki bir hayal olduğunda, bu yok olman anlamına mı geliyor?
C: Pek çokları için evet.
S: (Artemis) Yüksek empati sahibi olduğunda, sorumluluk duygun da daha yüksek oluyor.

--------------------------------------------------------------------
C. (..bir kısım konu dışında olduğundan atlandı) Şimdi, buradakilerden herhangi biri, Ark ve Laura ile doğrudan etkileşimin bir sonucu olarak bilgilerinde meydana gelen ilerlemelerin farkında mı?
S: (Joe) Evet... (Allen) Elbette...
C: Bunları sıralayabilir misiniz lütfen?
S: (Herkes soran yüzlerle birbirine bakıyor.)
C: Bu sorunun ciddi bir amacı var!
S: (L) Demek hiçbir faydası yokmuş, o halde çadırımızı toplayıp eve dönebiliriz! (Allen) “Bunları sıralayın lütfen” diyorlar. Spesifik bir şekilde. (Joe) Bu, altı yıllık bir etkileşim ve deneyimlerin sonucu olan birşey...Bunları hiç bir liste halinde sıralamayı düşünmemiştim, ama elbette ki bunun üzerinde düşünebilirim.(PL)Bana göre bu ayırt etme ile ilgili birşey. Yerinde öğrenme, yeni bir durumla karşılaşma, onu öğrenme, ağ çalışması yapma, her bakış açısını tartışma, veri toplama, karar verme süreci ki bu sabit bir formüle göre olmuyor... mesele sadece karar vermek değil, aceleye getirilmemesi gerekiyor, tartışılıp olgunlaştırılması gerekiyor... ve değişikliğe de açık olması gerekiyor. Biz de değişebiliyoruz. (L) Ve fikrini değiştirebiliyorsun.
(Joe) Kesinlikle. Olaylara yaklaşımda herşeye açık olmak gerekiyor... denemek gerekiyor ve kendini herşeye açtığında, her birini denemen gerekiyor. Gerçek potansiyel gerçeklikmiş gibi bir denemek...
Böylece aralarından en iyisini elde etme şansını arttırıyorsun veya birşey kendini belli ediyor. Bu aslında korkutucu birşey, çünkü çoğu insan sadece kesin yanıtlar istiyor. (L) Somut ve hızlı, siyah-beyaz yanıtlar istiyorlar. (Joe) Bunu kontrol etmek, bilmek istiyorlar... Asıl önemli olan sınırsız olasılıklara açık olmak.
(PL) Sizden öğrenmekte olduğum ama henüz tam olarak öğrenemediğim diğer bir öğreti de, şimdiye kadar sevgi ve şefkat diye öğrendiğimiz şeyi bırakmak. Kastettiğim şey, sahte sevginin ötesine geçmek...
Acıma örneğinde olduğu gibi tüm o sahte sevgi biçimlerini bırakmak ve gerçekte sevginin ne olduğunu öğrenmeye çalışmak.(C-)Benim buna ekleyeceğim şey,sürekli olarak kendinize vediğerlerine sabrı öğretiyor olmanız. Gerçek empati... Ve empoze etmekten ziyade örnekleyerek öğretiş. İnsanların hatalar yapmasına ve bu hatalardan birşeyler öğrenmelerine izin vermek ve hata yaptığımızda kendimize karşı daha affedici olmak. Verdiğiniz aynalar çok, çok verici. Yaptığınız küçük yorumlarda bile her zaman bir ders var. (Joe) İnsanların kendi hatalarını yapmalarına ve çıldırmadan derslerini öğrenmelerine müsaade etmek. Birşeye duygusal bir bağımlılığı olan insanların, o şeyi kontrol etmeye çalışmadan,deneyimlemeleri gerekeni deneyimlemelerine müsaade etmek... (Scottie) Ark örneğin bana disiplinle ilgili bu kitabı okumamı söyledi veya Laura bana birşey söylüyor, ve elbette bazen bunu yapıyorum, bazen de yapmıyorum. Bir “efendi” durumunda ise, efendi “Bunu yap” der... Öğrendiğim onca şeyi listleyebilirim elbette, ama... Laura’yla oturduğumda bana anlattığı pek çok şey oldu. Neyi kastediyorum...
Bilmiyorum... Ark’la beraberken gördüğün 50 milyon şeyi nasıl listeleyebilirsin, bilmiyorum... (G---) Benim aklımdaki şeylerden biri, sanal bir ağda açıklanması hiç kolay olmayan pek çok şeyin, burada kendi aramızda, etkileşimimizdeki canlı ağda öğreniliş biçimi... ve sanırım şimdi yapılması gereken şey, bu dinamikleri sanal ağda öğretme yeteneğimizi ortaya koymak.
-----------------------------------------------------------

Sanırım fazla uzatmadan algı hakkındaki bilgi ve yorumlar için bu kadarı şimdilik kafidir.


Edited by - Tgur on 07/12/2019 08:43:57
Go to Top of Page

Tgur


1239 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 07/12/2019 :  08:34:26  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Hem algı konusunda yazdıklarımda olmuş imla hatalarını düzeltim hem de başka bir kanaldan şu aktaracağım kısma ilavem var,

S: (L) Neyden ne çıkıyor?
C: Başlangıç sondan ortaya çıkıyor ve tersi.
S: (L) Peki başlangıç nedir, son nedir?
C: Bir ile birleşme.
S: (L) Bir nedir?
C: 7'nci yoğunluk, yani olan ve olmayan her şey.

İlave edeceğim kısım,

"Sebebi yaratan sebep neticeden çıkar"

Sıfır zaman algısını şu lineer bilincimize oturtmaya çalışmaktan başka çare yok gibi gözüküyor..


Edited by - Tgur on 07/12/2019 10:30:43
Go to Top of Page

Tgur


1239 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 14/12/2019 :  07:58:32  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
KORKUNUN ANATOMİSİ

Korkunun hayvansal bir içgüdü halinde insanca yaşama taşınan ve üzerinde mücadele yürüttüğümüz bir fenomen halinde olduğunu biliyoruz bedensel fizyolojik yaşamda ise ağrı ateş gibi bedenin zarar göreceği endişesinde bir alarm düzeyi halinde faaliyet gösterdiğini ve kişiyi uyarıp tehlikelerden koruduğunun da bilincindeyiz ,

Süregelen insansal yaşamda toplumun yarattığı muhtelif illüzyonların bazılarında fobi denen anormal korku takıntıları doğurduğunu ve bir çok kişinin bu fobiler yüzünden hayatını zehir ettiğini ve panik atak nöbetleri denen hastalıkla boğuştuğu da gerçektir bu fobilerin nörolojik alemde 400 kadar olduğu tesbit edilmiş ve nörologlar bazen "fıstık ezmesi yediğimde damağıma yapışır mı" gibi saçma halleri de içine alan hastalıkları düzeltmek için özel ilaçlar ve muhtelif tedavi teknikleri kullanmaktalar,

Bizim korku olarak ele alacağımız konu bu fobilerin dışında insan yaşam süregelliğini bilinç yönünden meşgul eden yönünü alt etmekle ilgili, sözün gelişinde bilginin korkuyu yenebilecek en önemli bir silah halinde olduğunu hatıra getirmek meseleyi daha sağlam bir zemin üzerinde incelememizi doğurmaktadır,

Kişinin korkusunu tetikleyen en önemli faktör bilmediği ile karşılaşma endişesindendir ,karanlık bir korku kaynağıdır ama bilmek yani ışığı devreye sokmak her şeyi bitirir ortam aydınlanır,

Korku toplum düzenini korumak için kullanılmakta ve bunu temin eden polis asker gibi elemanların teessüsü ve onların konulan kanun çerçevesinde iş görmesini heterojen bir bilinç yapısında olan toplum desteklemekte ve kendini böylece korunmuş bir ortamda olduğunu hissetmektedir ,haklılardır, çok yakın zamanda bir o.p. nin durup dururken genç bir kızımızı öldürmesini dehşetle izliyoruz ve toplum bunu yapan psikopatinin neden olduğu üzerinde çeşitli sebepler aramakta ama biz bu tip davranışın o.p.lerin karakteri üzerinde bilgi sahibi olduğumuzdan hadiseyi bir yere oturtuyoruz ama tabiiki elde olmayan bir hal olduğundan bir şey yapamıyoruz bu bilgiyi topluma anlatsanız hiç bir işe yaramayacağının da idrakindeyiz, hatta daha dehşete düşürür ve toplumu şoka sokar diyoruz, ama ,şu alıntıya bir bakalım,

-----------------------------------------------------------
S: Bu kanallama yaşamlarımızda ve yaşam biçimimizde değişikliklere neden olacak şekilde etki edecek mi?
C: Evet.
S: Kendimizi buna adarsak, bu bir şekilde korunacağımız ve yardım alacağımız anlamına gelir mi?
C: Yakın.
S: İlk celsede S--- ile çalışırken çocukların organlarının çıkarılması ve benzer korkutucu şeylerle ilgili bilgiler almıştık. O bilginin kaynağı neydi? O bilgi sizden mi geldi?
C: Evet. Şok için üzgünüz ama kanalın genişletilmesi için gerekli.

---------------------------------------------------------------

Evet, şok bir bilgi ,yani korkuyu K.lar da kullanmışlar ve "kanalın genişletilmesi için gerekli "ifadesi var Bu durumda kanal nasıl genişler acaba bu başlangıç celselerinde Frankın olması ve onun karıştırması ile mi ilgili gibi sorular geliyor aklımıza onu bilemiyoruz ama kısıtlı bilincimizle ruhsal gelişmeye karar vermiş bir bireyin bazı şeylerden yılıp vaz geçmesi onun ileride karşılaşabileceği engelleri aşamayacak kadar manevi zayıflıkta olmasını ortaya çıkarıyor konusunda bir izah olarak yorumluyoruz,

Yani yılmayıp bilgilenmeye devam bu durumda korkusunu yenebilmeyi başarmış bireylerin ruhen yükselmesine yardım eder, kanal bu tip korkuyu yenmişlerle, arkasındaki gerçekliğin ne olduğu üzerine arayışlarla genişler,
---------------------------------------------------------

S:(L) Anunaki'ler kimdi?
C: Uzaylılar.
S:(L) Nereden geliyorlardı?
C: Zeta Retikuli.
S:(L) Komet kümesi Dünya'ya her yaklaştığında oluşan korku, kaos vs.'nin yarattığı ruh enerjisini emmek için mi geliyorlar?
C: Evet
S:(L) İki olay bağlantılı mı?
C: Evet.
S:(L) Şimdi burada olmalarının sebebi bu mu?
C: Yakın.

--------------------------------------------------------------
Korkunun üzerinde masumane doneler üzerinde dururken ve bu şok halleri açıklamak korkutucu geliyorsa da ,insan toplumunun korku ve müeyideler ile silahlanmış toplum düzeni sağlama işlerini doğal karşılaması yanında bu durumu motive eden ve korkudan beslenen KH gurubunun mevcudiyeti işi başka yönlere doğru kaydırıyor ,ilk okuyan ve başlayanlar için kim bu KH ler korkuyu nasıl besin olarak kullanıyorlar şeklindeki sorgulara de cevap bulmamız lazım derken "kanalın genişlemesi için şok lazım" diyen K.lara hak vermek geliyor evet konulara tam girip telaşa girmeden bu sitede anlatılanları özellikle kanal bilgilerini bahsettiğimiz PLE-RA-KAS. düzeninde okuyup farkındalıkta yola devam ederlerse gerekli cevabı bulacaklardır,

Yine eski dostlar mazur görsün bu tekrarlamalarımıza sebep çok yakın yeni dostlarımdan bir kısmı merak edip bizim yazdıklarımızı da okuyorlar ve hatta birisi sadece senin yorumlarını okuyorum diğer aradaki alıntıları atlıyorum zira bana karışık ve bazen korkutucu geliyor gibi serzenişlerde de bulunuyorlar ben de benim basit yorumlarımdan çok o alıntılar veya verdiğimiz düzende devam edersen daha iyi olur falan demekteyim ama her işin sonunda kendi seçiminin önemli konusunu da belirtmekte ihmal etmiyorum,

--------------------------------------------------------------

S: (L) 144.000 kişi, bizim deyişimizle iyi adamlar mı, yoksa kötü adamlar mı?
C: Her ikisi. Üst seviye bilgisi olanlar.
S: (L) Bunlar insan mı?
C: Evet.
S: (L) Yani dünya üzerinde üst seviye bilgisi olan 144.000 kişi olacak, öyle mi?
C: Yaklaşık olarak.
S: (L) Peki bu 144,000 kişi arasında biz de var mıyız? Sadece merak ettim.
C: Belki.
S: (L) "Onların dudaklarında hiçbir yalan bulunamaz çünkü onlar masum, lekesiz, kusursuzdurlar. Ve sonra gökyüzünde ebedi kutsal kitapla uçan başka bir melek gördüm. Dünya'daki insanlara, her ırka, her kabileye ve halka güçlü bir sesle şunu söylüyordu: Tanrı'ya saygı gösterin, onu onurlandırın çünkü yargı saati geldi, onun önünde yere kapanın, hürmet gösterin. Dünyayı, cenneti, denizi ve su kaynaklarını yaratan Tanrı'ya tapının." Buradan ne anlamamız gerekiyor?
C: Sorgulanabilir bir kaynak tarafından sonradan eklendi.
S: (L) "Sonra ikinci bir melek geldi ve dedi ki: Düştü, Büyük Babil düştü. Tutkulu iffetsizliğinin şarabıyla bütün milletleri sarhoş etmişti..." Babil kim ve düşmesinden kastedilen şey nedir?
C: Önceki cevapla aynı.
S: (L) "Üçüncü bir melek çıkarak güçlü bir sesle, her kim canavara hürmet gösterir ve onun damgasının alnına veya eline basılmasına izin verirse, o da Tanrı'nın kızgınlık ve gazap şarabından içmek zorunda kalacak ve kutsal meleklerin ve kuzunun huzurunda ateş ve kükürtle işkence görecek..."
C: Dezenformasyon. Korku ve direnç yaratarak dünya-dışıların bu negatif duyguların enerjisiyle beslenebilmeleri amacına hizmet ediyor.
S: (L) "Tekrar baktım ve beyaz bir bulut gördüm ve bulutun üzerinde de altın bir taç giymiş bir insana benzeyen birinin oturduğunu gördüm ve elinde de keskin bir tırpan vardı.." Bu da bir eklenti mi?
C: Evet.
S: (L) "Tapınaktan başka bir melek daha çıktı ve bulutun üzerinde oturana güçlü bir sesle dedi ki: Tırpanını al ve biçmeye başla çünkü dünyanın tarlası hasat için uygun hale geldi.."
C: Yine korku temelli dezenformasyon.

--------------------------------------------------------------
Baştan bahsedilen 144000 kişi konusu beni ayrıca meşgul ediyor ama o bilgi şimdilik bende kalsın,üzerinde duracağım konu tahminen incildeki vahiy kitabında geçen ve korkutma maksadını önde tutan dini bilgilerden bahsetmek ,

Monoteizm ve dinler programındaki genel maksadı anlayan bir bilinçle yani ayırımı ve insanları korkutmayı bir numaralı davranış haline getirme işinin sadece bir dinde olmadığını peygamberler yoluyla aktarılan bilgilerin tümünde olduğunu bilmekteyiz ve bunu silah yapıp insanları hegemonyasında istediği gibi kullananlar elinde korkunun nasıl bir silah olduğunu uydurulmuş efsanelerle masallarla barizleştiren durum, kişinin bundan sıyrılmasının bu saçma dayatmalardan kurtulmasının tek yolun bilgilenme olmasını kabul edene kadar bu iş devam eder,

--------------------------------------------------------------
S: (L) Bir defasında, belirli dünyadışı varlıkların insanları kaçırdıklarını ve "maksimum enerji transferi" sağlamak için onları vahşi ölümlere maruz bıraktıklarını söylemiştiniz. Bu anlamda, uzun, yavaş, işkenceli bir ölüm sürecinde meydana gelen bu maksimum enerji transferi nedir?
C: Aşırı korku ve endişe negatif nitelikte bir korku/endişe enerjisi üretir ve bu enerji o varlıklar için bir yakıttır. Metabolik yapıları bakımından beslenme biçimlerinden biri budur.
S: (L) Metabolik yapıları nedir?
C: Çok karmaşık olduğu için tanımlaması çok zor çünkü bu sizin anlamadığınız dördüncü bilinç yoğunluğu seviyesinde gerçekleşir. Fakat onların dördüncü yoğunluk seviyesinde var olma nedenleri kısmen, hem ruhsal/eterik yöntemlerle hem de fiziksel yöntemlerle kendilerini besleyebilmeleridir. Dolayısıyla, bu enerji transferi eterik/ruhsal beslenme yöntemini temsil eder. Diğeri de fiziksel olarak gerçekleştirilir.
S: (L) Diğeri nasıl?
C: Kan ve kanın yan ürünlerinin tüketilmesi buna bir örnek olarak gösterilebilir.
S: (L) Bunu yapıyorlar mı?
C: Evet ama alım şekli sizin düşüneceğiniz şekilde değildir. Gözenekler yoluyla yapılır.
---------------------------------------------------------------

Biraz kan ve dehşet dolu bigiler ve 4KH nın beslenme şekli aktarırken ürpersek dahi içindeki esas meselenin ne olduğunu çözmemiz gerek zira bilgilenme yoluyla algımızı yeni baştan dizayn etmezsek vahşi konunun etkisinde takılıp donup kalırız ve bu da hiç bir şeyi halletmez,

Bu tip beslenmenin onların metobolitik özellikleri dolayısı ile olduğunu ve bunun mekanizmasını ancak 4. yoğunlukta görebilip tam anlayacağımızdan bahsediyorlar ,bu hususa bilgi olarak yaklaşabilmek için bizim 3. yoğunlukta beslenmemimizin ve hoyratça ve hiç verdiğimiz acı ve ızdırabı düşünmeden 1ve 2 . yoğunluk elemanlarına nasıl davrandığımızı düşünün ve bir ara bahsetmiştim bizim onlardan acımasız davranıp çekip kullandığımız besinin hücrelerimizde en son adenozin tri fosfatın (nükleotid)üçünçü tuzunun suda çözülmesi ile olduğuna kadarını bilim yoluyla çözebildiğimizi ondan sonra nasıl hayatiyetimizi devam ettirebilmek için diğer faaliyetler nedir daha bilemediğimizden söz etmiştim,

Kısaca enerji elde etmek ve bunun için diğer yoğunluklara pervasız davranmak fiziksel yaratımda olanların en doğal davranışı şeklinde düşünsek te geldiğimiz farkındalık yapısında artık şu fizik hadisenin kıskaçlarından kurtulup ruhsal alemin rahat ve sükun veren dinginliğinde olmak isteği baskın gelmiyor mu ama bunun için fiziğimizin şu andaki kalıbına ruha serbestiyet veriyorum şeklinde intihar falan tavsiye etmiyorum sakın, onun olduğunda bu kısa döngüsel hadisesinin başlarına gidip olan biteni şu kahredici dünyasal zaman düzeyine kısılmış olarak tekrar etme tehlikesinin de bilincindeyiz,

Tavsiyemiz, bilgilenme yollarına her hangi bir takıntı barajı koymadan bulunduğumuz yoğunlukta gerçeği kavramaya çalışıp fiziği böylece alt eden bir yükselişi istemek ,istemek denilince de arzulu düşünce içinde olup bir nevi bu yoğunlukta takılı kalmayı kabul ettiğimizi fark edip o düşünceyi de alt edip sadece bilgilenip ne olacaksak olmak ,böylece algı dizaynı zenginliğine kavuşup korkuları atabilmek,

Bu alıntıyı tekrarlamak gerekti, zira dizayn edilen algının takıntılı bilgilere bağlı olmasının ve bunu korku ve trajedi yaratmayla kullananların olabileceği şeklindeki tehlikeleri açıklıyor,

-------------------------------------------------------------
S: (L) Bilgiyi edindiğim kaynağın aldatıcı bir kaynak olmadığından emin olmak isterim.
C: Eğer imanınız varsa, edinebileceğiniz hiçbir bilgi yanlış olamaz çünkü böyle birşey yoktur. Size yanlış bir bilgi veya veri vermeye çalışan herkes ve herşey başarısız olacaktır. Tüm varoluşun kökünde olduğu için, bilginin kabul ettiği şey, sizi yanlış veriyi benimsemekten koruyacaktır. Yanlış veri bilgi değildir. Sadece açık bir şekilde bilgi edinmeye çalıştığınızda yanlış veriyi benimseme konusunda korku duymanıza gerek yoktur. Bilgi koruma sağlar -- ihtiyaç duyabileceğiniz tüm korumayı.
S: (L) Açık ve inançlı olduğu halde zarar gören ve arkalarından vurulan bir sürü insan var.
C: Hayır. Bu sizin algılamanız. Algılamayı başaramadığınız şey, o insanların gerçekten bilgi toplamıyor olduklarıdır. O insanlar ilerledikleri yolun bir noktasında takılıyorlar ve sizin takıntı dediğiniz gizli bir süreçten geçiyorlar. Takıntı bilgi değildir, takıntı atalettir. Bu nedenle, kişi takıntılı hale geldiğinde, ruhsal gelişimin sağlanması, ilerletilmesi durdurulmuş olur, çünkü bu ancak gerçek bilginin edinilmesiyle mümkündür. Kişi takıntılandığında korunması da azalır, bu nedenle kişi sorunlara, trajedilere ve her tür zorluğa açık hale gelir. Ve kişi bunları deneyimler.

----------------------------------------------------------
S: (L) Pekala, 3600 yıllık bir komet kümesi döngüsü var. İkiz güneş ise tamamen başka bir döngü ve bir de dalga var ki o da Büyük Döngü oluyor. Demek doğada bir geçişe neden olan üçlü birşey var?
C: "Biyoritimler" gibi.
S: (T) Üç yönlü kötü bir zaman geliyor demek! Ya da nasıl baktığına bağlı olarak iyi bir zaman.
C: Eğer John C. Rockefeller isen kötü zaman, Mahatma Gandi isen iyi zaman.
S: (L) Yani atomaltı geçişlerde de mi üçlü bir olay gibi birşey olacak? Biyoritim gibi?
C: Evet.
S: (L) Demek göz önünde bulundurulması gereken üç faktör var... yoksa üçten fazla mı?
C: İkisinden biri.
S: (L) Rastgele sayıda olaylar da olabilir mi?
C: İstersen.
S: (L) Faktörleri azaltıp arttıran şey kısmen gözlemciye mi dayalı? Bilinç?
C: Evet.
S: (T) Demek burada birleşecek olan üç ayrı döngü göreceğiz...
C: Her şeyin makro dinamik ve mikro dinamik yansımaları var. Şimdilik bunları hazmetmenizi öneriyoruz; ve, korkmayın! Bu hemen olmak üzere değil!

---------------------------------------------------------------

Konuyu tam anlamayıp dinsel ve efsaneler yoluyla devamlı tekrarlanan ve insanları alabildiğine korkutan kıyamet kehanetlerinin esasta ikiz güneş ,komet kütlesi ve büyük döngünün kapanması ile dalganın gelmesi ile üçlü dönüş denen ve bunun farkında ve bilgisinde olanların "hiperkinetik uyumsanış"olarak deneyimleyeceği ve bundan habersiz olanların korku ve dehşet içinde olacağını belirten bölüm,
Bu halin olacağını şimdiden bilir ve inanırsanız o KH tarafindan da fazla ve lezzetli besin alma maksadı ile motive edilen korku modunda olmazsınız sadece fazla zihni bozunmaya uğramadan yeni olacaklara kolayca adapte olma duaları yaparsınız,

Bilinç altındaki korku izlerinin evveliyatı üzerinde de durmalıyız ve bunun yaşanılan son ortamlarda bazı belirsiz yansımalarını görüp o durdurmaya çalıştığımız korku fenomeninin nasıl ortaya tekrar tekrar istemsiz hallerde çıktığını izleriz,

Evveliyat konusu denilince antik çamur oluşması dahil varlıkların olma oluşturulma hallerindeki korkuya dair istemsiz olayları nasıl kaydettiklerini de anımsamalı bilmeliyiz,

Evet atomsal yapıdan minerale ve oradan kaya toprak oluşumundan canlı oluşumu dahil insan olarak bu hale gelmemize kadarki metamorfozik oluşum evrelerinde ve özellikle canlı oluşumundaki DNA teşekkülü ile bu korku kayıtları benliğimize işlemiştir ,
Zira korku özgül irade ile yapılan varlık faaliyetinde dış müdaheleler ile doğanın anormal davranışına maruz kalmalar (özellikle atom mineral halinde iken) daha ileri safhalarda canlı oluşturma işinde görev alan üst varlıkların kontrol maksadı ile belirtilen sınırlarda hareket ettirme ve istekleri yüzünden ve hatta insan halinde iken bilinçsiz kişilerin ortama zarar vermesin diye konulmuş ceza ve müeyyideler ve malüm bunu besin olarak kullanan KH gurubu kafa karıştırıcı korku arttıracak faaliyetleri , insan olarak yaşantımızda biz ne kadar bilgiye ulaşarak bu korku izlerini artık attık dersek te eksik kaldığımızı bilmeliyiz ,

Bu sebeplere ilaveten korku baştan bahsettiğim gibi bir ağrı ateş sinyali gibi bedeni tehlikeden kurtaracak ani refleks halinde ve hatta hiç uyaran olmasa bile aşağıdaki alıntıda da göreceğiniz gibi "psişik EM patlamaları" halinde de kendini bize göstermekte,

-------------------------------------------------------------
S: (L) Gece evin etrafında duyduğumuz garip gürültülerin de ne olduğunu öğrenmek istiyor.
C: Evin tüm bireyleri çeşitli dalga bombardımanları deneyimliyor ve bu da kendini psişik kargaşalar şeklinde gösteriyor.
S: (L) Duyduğumuz gürültüleri üreten şey ev halkının üyeleri mi yoksa dalgalar mı?
C: Savunmaya yönelik psişik EM patlamaları tarafından oluşturuluyor.
S: (A) Savunma olduğuna göre bu gürültüleri biz üretiyoruz demektir. Birşeye karşı bir savunma yapıyoruz. Evimiz bir tür saldırı altında. Yani savunmalarımız elektromanyetik. Ne tür saldırılar?
C: Çeşitli dalgalar.
S: (L) Demek vurma seslerinin kaynağı biziz. O sesleri duyduğum sırada hiç korkmamıştım. (L) Ben de. Vuruş sesinin dış bir kaynaktan, mesela bir avcıdan geldiğine dair bir his yoktu. Birşey dışarıdan geldiğinde, bir davetsiz misafir varmış gibi bilinçaltı bir korku duyuyorsun her zaman. Bu olayda öyle birşey yoktu. (A) Doğru. (L) Öyle birşey olsaydı yataktan sıçrayıp ne olduğuna bakmazdım!

----------------------------------------------------------
Şüphe ve güvenme ikilisi hayatımızda her zaman dengede tutmamız gereken bir öğe,

Aşırı şüpheli olursak ve bunu israrla her konuda sürdürürsek yani ortamda güvenilecek hiç bir şey olmadığı paranoyasına girersek kendimize güven sağlar diye tutunduğumuz ipler sonuçta bizi boğan halatlar haline gelebilir ,yaşarken bazı şeyleri de itimat edecek dayanak olarak kabul etmemiz gerekir sonuçta o da amiyane ifade ile fos çıkar bizi yanıltırsa onu denemenin de bir sebebi vardır algı inşaatına girmeliyiz, kimbilir o durum bize ders almamız için veya ödenti için yaşamımıza koyduğumuz kadersel bir yapı olabilir, atlatır ileriye bakarız ,

----------------------------------------------------------------

C: Eğer SD kendi mevcut blokajını aşabilirse, o konu da bir şekilde çözümlenecek.
S: (L) SD'nin blokajı nedir?
C: Gerçekten güvenememe diye tanımlanabilecek şeyle desteklenen korku. Kontrol ettiği ipler onu boğabilecek halatlara dönüşebilir.
S: (Perceval) Yani burada ilginç bir denge var. Eğer SD güvensizliğini aşamazsa,onu yönetenlere yapışacak. Eğer güvensizliğini aşabilirse... (L) Sınırsız seçenekleri olacak. (Perceval) Ama o bağlı olduğu çevreden kurtulabilecek mi? (Mr. Scott) Veya nasıl...
C: Bekleyin ve görün. Sadece şunu soralım, "İnsan bütün dünyayı kazanıp da canından olursa, bunun kendisine ne yararı olur?"
----------------------------------------------------------
Bahsettiğim korku kayıtları hakkında ve kimyasalla uyarılan duygusal davranışlar,

Ejder=monoteizm ve buna dair korkuyu besleyen dinsel dayatmalar yorumlar ve bunlara sahiplenen kullanan bireyler

-----------------------------------------------------------

S: (L) Başka soru? --- konusunda ne yapacağız? (tartışma) (Perceval) Duygusal merkezi olmamak, psikopat olmakla aynı şey mi?
C: Tam olarak değil, ama yakın.
S: (Andromeda) Herhangi bir duygu hisseder mi?
C: Gerçek duygular dediğiniz şeyleri değil. Ama siz de henüz hepsini deneyimlemediniz. Deneyimlediklerinizin çoğu kimyasal, ama gerçek bir duygusal bileşen içeriyor. Hala “kuledeki presensessiniz.” Sizi esir tutmak için oraya konmuş ejderler tarafından esir tutulmaktasınız.
S: (L) Ejderler nedir?
C: Çocukluğunuzda programlanan korku ve duygusal merkez sapmaları. Elmayı yediniz ve transa girdiniz.
S: (Andromeda) Ama kalıcı olarak değil, öyle değil mi?
C: Gerçek sevgi herşeye kadirdir. Ama kimyasallar genellikle yalnızca ejderi besler; en azından ejder efendi olduğu sürece.

-------------------------------------------------------------------
Duygusal ve kimyasallardan bahsedince konuyu biraz toparlamak maksadı ile korkunun insan üzerindeki etkilerini özetlemek lazım,

Bedenin korku esnasında hormonsal aşırı bir faaliyeti olur tehlikeden kaçmak veya direnebilmek mücadele edebilmek için adrenalin ve kortizol gibi damarları genellikle büzüp kişiyi dirençli gücü aşırı kullanabilecek pozisyona getirebilme olayı ortaya çıkar ,bu bazıları için tehlikeli olur damar sertliği olan bir kişi kalp krizi ve buna bağlı koroner damar hastalıklarına açık bir hale gelir ,veya beyindeki kılcal damar hassasiyeti yüzünden beyin kanaması geçirebilir malüm bu da felç hadisesine yol açar,
Vücut yönündeki bu etkiler dışında baştan da belirttiğimiz psiklojik fobi tarzı davranış bozuklukları da göz ardı etmemek lazım, bu hal insan normal yaşayışını zorlaştıracak bir çok aksi durumun ortaya çıkmasına sebep olur ,iş bulamaz ,sosyalleşemez, yükseklere çıkamaz v.s.ve o ortalama 400 kadar sayılan fobilerin sebep olduğu kısıtlamalı hayatlar,

Evrensel manada korkunun bununla bulaşmış bilgilerin etkisinde kalmanın kişiyi hürriyetini kısacak ve o çok önem verilen ruhi gelişmedeki genişlemeyi akamete uğratan barajla takıntıyla ilgili bilgiler üzerinde çok fazla durduk devam etmeye lüzum yok,

Korkunun bir de bu türlüsü var ,isteğe göre düzenlenmeyen hayatla ilgili,

-------------------------------------------------------------
C: Sorunlarından ve meselelerinden düşünerek kurtulabileceğini sanıyorsun hala. O şekilde kurtulamazsın.
KORKUNU ve KIZGINLIĞINI ne zaman bırakacaksın?
S: (ankhepiphan) Neye dair korku ve kızgınlık?
C: Hayat senin onun olmasını istediğin gibi olmadığı için.

----------------------------------------------------------------

Şokla kanalın genişletilmesi için faydalı olduğu söylenmişti ,ama aşağıdaki alıntıda baştan aksi söylenmiş gibi gelse de şok un insan düşünce ve psişesinde nasıl etki yaptığı üzerinde başka bir bilgi genişleme tarzı veya izahı görüyoruz, ayrıca sondaki kızılderili şamanının sözü üzerinde düşünelim, Mevlananın "ölüm günüm düğün günümdür" sözüne nasıl benziyor..

------------------------------------------------------------------
(Ark) Hayır! Bilgi şokla büyümez. Bilgi ancak daha fazla gerçeğe ulaşarak büyür. Şok ancak tohumun bir iş yapmasına neden olabilir.
(L) Ne gibi?
(Ark) Birşeyler biliyor olabilirsin ve aynı zamanda hiçbir şey yapmayabilirsin! Sonra şok gelir ve bilgini o zamana kadar kullanmadığının farkına varırsın!(Perceval) Sessizce bilgileri sindiren ama tüm o programlamalar vs nedeniyle hiçbir şey yapamayan çok sayıda forum üyesi için geçerli bir durum bu sanırım. O insanlarda bilgi tohumu ekili durumda ama o bilgiyle henüz hiçbir şey yapmadılar.
(L) Ama durum ciddileşince...
(Perceval) “Aman tanrım, anlatılanlar sadece teori değilmiş! Bir meteor Washington D.C.’nin altını üstüne getirdi!” deyip gerçeklerin farkına vardıkları zaman... İnşallah... [Kahkaha] O zaman teori gerçek haline gelecek onlar için ve bu durum içlerinde yavaşça büyüttükleri bilgiyi etkinleşebilir.
(L) Yani şok korkuyu yok edecek çünkü insanları durduran şey aslında korku: tüm o programlar, tamponlar...Sezar’ın geçen hafta söylediği şey. İçsel doğaya sadık olunmasını ve korkulmamasını söylemişti. Hiçbir şeyden korkmadığın noktaya ulaşman gerekiyor. Kızılderili şamanı Kara Geyik’in savaşa girmeden önce dediği gibi “Ölmek için güzel bir gün” diyebileceğin noktaya ulaşman gerekiyor.

--------------------------------------------------------------

Korkunun DNA etkinleşmesi ile ile sanki bir nevi mikro deprem tarzı neticeler doğurmasını gelebilecek makro depremlere hazırlanmada bir nevi aşılanma şekli diye düşündüğümüzde "her müsibetin bir hayrı vardır" sözünün gerçek olduğu zırhına bilgi yoluyla ulaşmış oluyoruz gerçekten eşimin ve benim geçirdiğim onca hastalık ve ameliyat için sonuçta böyle bir kanaate varmak huzur veriyor,tabiiki DNA larımız etkinleşti mi etkinleşmedi mi bilemiyoruz ama en sonunda yeni bir algı inşaatı yapmış oluyoruz kendimizi aldatmış gibi olsak ta, acı veren hastalıklara bakış açımın değişmesinden mutluyum,

-----------------------------------------------------------------
S: (Joe) “Cumartesi Gecesi Ateşimin” nedeni neydi? [kahkaha]
C: DNA değişikliği!
S: (Pierre) Tükettiğin GDO’lar! [kahkaha]
(Joe) İyot mu?
C: Evet. Dolaylı olarak.
S: (Data) Pozitif bir değişiklik mi, yoksa negatif mi?
C: Pozitif. Yeni DNA iplikleri etkinleşti.
S: (Data) Tebrikler! [kahkaha]
(Galatea) “Evrim geçirdin. Yeni hisler deneyimliyorsun: anksiyete, korku, dehşet!" [kahkaha] (Joe) Neden o zamandan beri anksiyete ve korku gibi semptomlar deneyimliyorum?
C: Tüm DNA etkinleşmeleri birden fazla beden sistemi üzerinde etkiler yapar. İçinde çok sayıda mikro-depremler yaşadın.
S: (Joe) Fiziksel dünyada mikro-deprem dizileri genellikle Büyük Depremden önce olur. [kahkaha]
(L) Her zaman değil.
(Joe) Umarım değildir. Dalganın gelmesinden falan bahsediyoruz... K’lar geçmiş celselerde bunun termonükleer bir patlama gibi olacağını söylemişlerdi. Sanırım bu farklı kişiler için farklı olabilir, değil mi?
C: Şimdi bunun neye benzediği konusunda bir fikrin var.
S: (Joe) Kendimi “iyileştirmek” için çılgınlar gibi besin takviyeleri ve tedavi protokolleri için kasmam büyük ölçüde anlamsız o zaman?
C: Eğer süreci kolaylaştırıyorsa, anlamsız değil.
S: (Joe) Muhtemelen ne kadar sürer?
C: Sana bağlı!

----------------------------------------------------------------
Korkuları anlamlandırmak için gösterilen çabanın yanında kurtulmak için yeni bir ritüele mi dayanmalıyız hayır ,aşağıda Lauranın makalesinden bir parça alıntıladım önerilen nefes programının inceliklerini sitedeki açılmış olan

https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=436
topikten de incelikli bir şekilde tetkik edilip anlaşılacağı gibi bu bir ritüel değil beden fizyolojisinin önemli hassas noktalarını uyararak otomatik bir meditasyona girmek ve olanları o açılmış olan berrak zihinle korkuları da atarak daha net idrak için bulunmaz bir fırsattır,

Lauranın makalesinden kısa bir bölüm,

------------------------------------------------------------------

İnsanlık için bu noktada görebildiğim tek çözüm uyanış bilinçlerini birleştirmeleri,eğer mümkünse durumu iyileştirmek üzere ellerinden geleni YAPMALARI ve psikopatların gezegenimizde yarattığı bu korku halinden kurtulmalarıdır. Önemli soru şu: Bunu etkili ve verimli bir şekilde nasıl yapabiliriz? Diğer bir deyişle, gerçekten işe yarayacak olan nedir? Herkesi aynı noktada buluşturacak ve Gerçeğe doğru aynı yönde ilerletecek olan şey nedir? Buna cevabım Kasyopyalıların mümkün olan tek yol olarak özetledikleri
şeyi yapmaktır: etkili ağ çalışmasının, etkili GÖRMENİN ve doğruyu yanlıştan etkili bir şekilde ayırt etmenin önünde duran eski duygusal programları hızlı bir şekilde temizlememize yardımcı olan
uygulamaya yönelmek: Kasyopyalıların yardımıyla hazırladığım Éiriú Eolas programı. Temelde ticari bir amacı olmamakla birlikte DVD’leri satın almanızın bize çok faydası olur. Böylece bunları çoğaltıp
yayabiliriz ama aslında ona da gerek yok; tüm programı ücretsiz olarak EE web sayfasında izleyebilirsiniz.
Dolayısıyla, yapılacak ilk iş: temizlenmek. İkincisi ise tüm insanlığın aynı şey için dua etmesi. Bu nedenle EE programının bir parçası olan Ruhun Duası, tamamen uyanmanıza yardımcı olmak için tasarlanmıştır.
Meditasyon, nefes egzersizleri ve dua, görünmeyeni görmeniz ve diğerleriyle birlikte çalışırken sizin üzerinize düşenin ne olduğunu bilmeniz için gerekli olan bilinç haline ulaşmanızı hızlı bir şekilde kolaylaştıracaktır.
EE’nin giriş videosu bölümünde açıkladığım gibi, stres tüm dünyayı saran bir salgındır. Yetişkinlerin dünyasındaki bir numaralı hastalık depresyondur. Depresyon, sinir sistemimizdeki stresin en uç halidir.
Ama şu da var: stres tepkisi tehlike anında hayatta kalmak açısından hayati bir önem taşır. Sorun, bu tepkinin fazla kuvvetli ve fazla sık verilmesidir.
Bu anlamda, insanlığın verdiği stres tepkilerinin had safhada olması bize dünya hakkında önemli bir şey söylüyor! Bir TEHLİKE ile karşı karşıyayız ve bu tehlike patolojik bireyler kılığında aramızda gizleniyor!
Sürekli stres altındayız çünkü bilişsel bir uyumsuzluk içindeyiz. Tehlikeyi hissediyoruz ama GÖREMİYORUZ çünkü yalanlar ve sahte gerçeklik yapıları yoluyla onu GÖRMEMEYE programlandık.
James Surowiecki’nin ‘Kalabalıkların Bilgeliği’ (“The Wisdom of Crowds”) adlı kitabına göre, uzmanların sınırlandırılmış bakış açılarından ziyade, farklı kulvarlardan gelen bireylerin çeşitli bakış açıları, karmaşık konular hakkında bilinçli kararlara varmada hayati öneme sahiptir. Birbirinden epeyce farklı insanlardan
veri toplamak, mikroskoplar, teleskoplar, turnusol kağıdı, gerilme testi, ses ötesi araçları, terazi ve daha nicesi gibi araçlarla veri toplamaya benziyor.
Elbette burada kastedilen şey bir sürü DUYGUSAL bakış açısıyla durumu değerlendirmek değil, daha çok dışarıdaki gerçekle, paylaşılan Asıl Realiteyle ilgili algılar ve değerlendirmelerdir. Gerçek bir gerçeklik olduğunu ve onun olduğu gibi olduğunu kabul etsek bile, hiçbirimiz dışarıda olanın tüm unsurlarını
anlamamızı sağlayacak şekilde bu gerçekliğin her yönünü algılama yeterliliğine sahip değiliz.

Dolayısıyla, oluşturulan ağın kendisi Öğretmendir.



Edited by - Tgur on 14/12/2019 08:48:26
Go to Top of Page

ogeday


232 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 15/12/2019 :  13:44:40  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Tesekkurler Tgur.Kafami kurcalayan bir soru var paylastigin celselerden birinde anunakilerin Zeta Retikuli den geldigi soyleniyor.Baska bir ceslede insanligin orion irki tarafindan tohumlandirildigi soylenmisti.Bu demek oluyor ki Zekeriya nin anunakiler insanligin yaraticisidir iddiasi yanlis degil mi.Onlar yanlizca buraya olumsuz enerjiden beslenmek icin gelen KH ler
Go to Top of Page

Tgur


1239 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 15/12/2019 :  14:51:11  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle

"Tesekkurler Tgur.Kafami kurcalayan bir soru var paylastigin celselerden birinde anunakilerin Zeta Retikuli den geldigi soyleniyor.Baska bir ceslede insanligin orion irki tarafindan tohumlandirildigi soylenmisti.Bu demek oluyor ki Zekeriya nin anunakiler insanligin yaraticisidir iddiasi yanlis degil mi.Onlar yanlizca buraya olumsuz enerjiden beslenmek icin gelen KH ler"
-------------------------------------------

Ogeday dostum "DENEY DÜNYALAR" yorumumda da alıntıladığım ve belirttiğim gibi bu deney işinin baş mimarı Orion gurubu ve bölgesi hem KH hem BH yolunda uğraşıları var ama KH dünyası yaratma işinde aktif rolleri var ve Dünyada başka gezegenlerde yaptıkları çalışmaların adeta dalgadan evvel son bir düzeltimleri var gibi ve dalganın getireceği üçlü buluşmanın sonunda ne olacağını izler ve bekler gibi bir halleri var
Zira ona "hiper kinetik uyumsanış" adı verilmiş,

--------------------------------------------------
S: (L) Hiperkinetik duyumsayış ne anlama geliyor ?
C: Varoluşunuz hiper uzaysal enerji ile karışıp birleşiyor.
S: (L) Harika!
C: Madde ve antimadde. Birincisi atomik parçacık temelli maddeyi ortaya koyuyor, ikincisiyse bilinç formundaki saf enerjiyi. Çekim ise herşeyin dengeleyici bağıdır."

-------------------------------------------------------
Bu hal üzerinde geniş bir arştırma yapmam lazım bu arada o da ortaya çıkıyor bir nevi güncelleme ama bidiğimiz güncelleme manası dışında,

Her neyse Oriona dönelim,şu alıntı tahmin ederim bazı şeyleri anlatıyor,

-----------------------------------------------------------

C: Lyra'da kalan yok. Tüm yerlerde evler olmuştur, fakat bazıları geçicidir ve bazıları ise değildir. Oryon'u dikkatle inceleyin! Bu sizin soyunuzun evi ve nihai hedef konumunuz. Şimdi Oryon'un mutlak doğru proili geliyor: Samanyolu galaksisinin en yoğun nüfuslu bölgesidir! 3'üncü ve 4'üncü yoğunluk alan ına, onunla aranızdaki mesafe kadar geniş bir ölçekte yayılan bir bölgedir. Bu bölgede iskan edilen 3444 gezegen var.Bazıları sizin bildiğiniz gezegenler. Bazıları yapay olarak inşa edilmiş gezegensiler. Bazıları boşlukta süzülen ev-gemiler. Ve bazıları da "uydu"lar. 2'nci, 3'üncü ve 4'üncü yoğunlukların tümünde birincil evler,seyahat istasyonları ve kuluçka laboratuarları var. 5'inci ve 6'ncı yoğunluklarda denetim bölgeleri var.
Yaklaşık yarısı BH ve yarısı da KH. Başka yerlerdeki diğer pek çok kolonilerle birlikte, çeviri olarak Oryon Federasyonu deniyor. Oryonlar, Grileri sibergenetik varlıklar olarak 5 türde yarattı ve onları Z eta retikuli 1, 2, 3 ve 4'e ve Barnard Yıldızı yörüngesinde dönen 2 gezegene yerleştirdi. Sürüngenimsiler de (ç.n.:reptilians / kertişler) 4'üncü yoğunlukta Oryon bölgesindeki 6 gezegende kalıyor ve Oryon KH 'nin köleleri ve hatta bazı durumlarda evcil hayvanlarıdır!!! "Oryon" adı bu bölgenin gerçek yerel adıdır ve bu ad dünyaya doğrudan getirilmiştir. Paralellikler için "tanrı" Oryon efsanesini inceleyin.
S: (L) Oryon KH, şu kötü şöhretli kırmızı kafalı Nordik dünyadışılar mı?
C: Evet, ve diğer tüm hümanoit kombinasyonlar.
S: (L) Eğer bu, Nordik tiplerle başladıysa ve diğer hümanoit kombinasyonların kaynağı da buysa, insan varlıkları için hangi genetik kombinasyonlar kullanıldı? Örneğin Zenciler / Siyah insanlar "Nordiklere" hiç benzemiyor.
C: Nordik genler Neandertal olarak bilinen, Dünya'da zaten mevcut olan gen havuzuyla karıştırıldı.
S: (L) Doğu ırklarını elde etmek için hangi genetik kombinasyon kullanıldı?
C: Doğulular efsanelerinizde "Lemurya" olarak bilinen bir bölgeden getirildiler. Dünya'nın o zamanki iklim ve kozmik ışın koşullarına iyi uyum sağlayacak şekilde Oryon Birliği içindeki 7 genetik kod yapısının önceki bir melezlemesi yoluyla tasarlandılar.
S: (L) Pekala, ya Sami ve Akdeniz halkları?
C: Yeni bir topluluğun "yerleştirildiği" her defasında, ilgili topluluklar yerleştirildikleri ortama en iyi uyumu sağlayacakları şekilde tasarlandılar. Ariler tek istisnadır çünkü Dünya'ya acil bir durumla getirilmeleri gerekti.
S: (L) Irklar Dünya'ya en iyi uyumu sağlayacak şekilde tasarlanıyorlarsa, Sami ırkıyla ilgili olarak hangi faktörler dikkate alındı?
C: Diğer hepsi gibi onlar da Dünya'da değil, Oryon laboratuarında tasarlandılar. Orta Doğu'ya "yerleştirildiler".
S: (L) Atlantisliler hangi genetik tipteydi?
C: Kızılderililerinkiyle aynı.S: (L) Kızılderili tipinin kökleri nedir? Gezegende mevcut olan ve Oryon laboratuarına götürülüp genetik olarak değiştirilerek tekrar Dünya'ya yerleştirilen temel bir tür mü vardı?
C: Hayır!!! Söylediklerimize dikkat ediyor musun?!?!
S: (L) Neyi kaçırdım? Neden bazı Kızılderililer Pleyades'ten geldiklerine inanıyor?
C: Pleyades nerede?
S: (L) Oryon yakınında. (RC) Aa tamam, Pleyades'i Oryon'un bir parçası olarak kabul ediyorlar Peki ya Siryus?
C: Bir yer olarak Siryus karıştırılıyor çünkü kuzey yarımküre göğündeki benzer bir yere benzetiliyor.Kızılderililer gözlem noktları itibariyle benzer görünüşteki bir yer nedeniyle yorumlamada karışıklık yaşadılar.
S: (L) Tamam. (RC) Ama Siryus açık bir şekilde Siryus! Gökyüzündeki en parlak yıldız... tüm efsanelerde var!
(L) Belki yalnızca yanlış yorumlama değil, aynı zamanda bilinçli bir dezenformasyondur? (RC) Bu nasıl yanlış yorumlanabilir? Bu belli değil! Yıldız haritaları çok açık!
C: KENDİ efsanelerinizi SİZ nasıl yanlış yorumladınız?
S: (F) Görünüşe göre şu anki kültürümüzde herşeyi ve hatta yakın tarihimizdeki pek çok şeyi bile kolayca çok yanlış anlayabiliyoruz. Daha eski efsanelerin de çarpıtılmış, abartılmış veya yanlış sunulmuş olabileceğini düşünmek zor değil.
C: Bu celsenin başında söylediğimiz şeyi tekrar gözden geçirin.
S: (L) Dogon'lar Siryus'tan mı geldi?
C: Tüm hümanoit türlerin kökeni Oryon bölgesidir; milyonlarca koloni var oldu, oluyor ve olacak.
---------------------------------------

Netice olarak Anunaki faaliyeti "Tanrılarınnın Hizmetçileri"insanı DNA sı üzerinde eksiltme yapılarak ortaya çıkmış ama bütün bu faaliyetleri Orion KH faaliyeti olarak nitelendirmeliyiz, zira ırk karıştırmaları ile deneyin süregelenliği var ve hepsi Orion içinde genel KH uygulamaları,
------------------------------------------------------------
C: Ama şunu bilin ki 4KH “Karargahında” keyif için savaş ve karışıklıkları kışkırtanlar var.
S: (L) Yani Anunaki’yi unutalım. Sadece 4KH.




Edited by - Tgur on 15/12/2019 15:08:32
Go to Top of Page

ogeday


232 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 15/12/2019 :  15:36:57  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
simdi kafamda ki sorular netlesti.Demek ki diger gezegenlerden dunyaya getirilen irklarda orion yapimiymis.Tesekkurler
Go to Top of Page

Tgur


1239 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 15/12/2019 :  17:32:41  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
:)

Edited by - Tgur on 15/12/2019 17:34:51
Go to Top of Page

Gaia


111 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 16/12/2019 :  17:57:28  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Ayın 14'ünde paylaştığın korku temalı gönderin ilaç gibi geldi. Dönüp dönüp okumak gerek bunu. Çünkü gerçektende bazen kendi içimde emin olduğum bazı yönlerim hakkında peşin fikirli tavrım bana enteresan dönüşlerle gelebiliyor. Çevresel etkiler, bireysel dersler ve 4kh nin kendi hissesine düşeni alma çabaları gibi etkiler insanın içinde adeta 'mikro depremler' etkisi yaratıyor. Bu da anksiyete, korku ve dehşet olarak insana dönüyor. Tabi baktığın perspektifte önemli. Yaşanılan deneyimleri yorumlama motivasyonumuz, içinde bulunduğumuz ruh hali tarafından manipule edilebiliyor ve kendimizi kandırır halde bulabiliyoruz. Bu aktarım için tekrar teşekkürler Tgur.
Go to Top of Page
Sayfa: Toplam Sayfa 38  Mesaj Sonraki Konu  
Önceki Sayfa | Sonraki Sayfa
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Forum Seç:
Başkalarına Hizmet Forumu © Kasyopya celselerini ve diğer mesajları farklı ortamlara kopyalamadan önce lütfen izin isteyin: baskalarinahizmet@gmail.com Yukarıya git
Snitz Forums 2000

Design by Sizinsayfaniz.com

Bu sayfa 1,39 saniyede oluşturuldu.