Başkalarına Hizmet Forumu
Başkalarına Hizmet Forumu
Ana Sayfa | Bilgilerim | Kayıt Yaptır | Aktif Konular | Forum Üyeleri | Site içi Arama
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni Hatırla
Şifre hatırlatma servisi

  Forum
 Kanal Bilgileri
 Kanal Bilgileri
 Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Önceki Sayfa
Yazar  Mesaj Sonraki Konu
Sayfa: Toplam Sayfa 38

Tgur


1239 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 16/12/2019 :  18:11:30  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
:)

Edited by - Tgur on 16/12/2019 18:12:20
Go to Top of Page

Tgur


1239 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 20/12/2019 :  09:13:47  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
HİPER KİNETİK DUYUMSAYIŞ

Dalga üzeride çok durduğumuz ve K.ların o geldiğinde insanlık "hiper kinetik duyumsama" denilen bir yeni algılama ve bilinmeyen bir hale bürünüp olanları özümseyeceklerdir şeklinde bir nebze din kehanetlerinde o korku veren kıyamet günü ile ilgili mesajlar verir gibi olmaktalar, korkutucu geliyor zira bilinmeyenlerin bol olduğu yeni bir durum olarak zihinlerimizde beliriyor ,

Ancak bunca verilen olağan üstü metafizik ve sipiritüel bilgiler ve K.ların zihni kişisel çalıştırarak bizi getirdiği bilinç genişliğinde olacak şeylerin ne kadar bilinmezlerle dolu olsa da göğüsleyeceğimiz ve hatta merakla beklediğimiz bir fenomen haline getirip korkunun o ilkel duyumsamaları dışına çıkabiliyoruz,
Hiper ve kinetik enerjinin ne olduğunu ve bu normal üstü bir enerji ile algılarımızın daha ileri bir bilinmeyen yeni oluşlara doğru gelişeceğini ve onu da bir nevi duyumsama adapte olma olarak tarif edebiliriz,

Evvela evvelce üzerinde durup anlatmaya çalıştığımız üçlü döngünün ne olduğunu hatırlayalım ve bu döngü gurubunun anımsanması veya deneyimlenmesi işinin de bilinç yani algılama yoluyla olduğunu ve böylece değişken dalgalar mekaniğinde bizim zaman ölçümüzle bir kati tespit yapamayacağımıza da anlamaya çalışalım,

--------------------------------------------------------------
S: (L) Pekala, 3600 yıllık bir komet kümesi döngüsü var. İkiz güneş ise tamamen başka bir döngü ve bir de dalga var ki o da Büyük Döngü oluyor. Demek doğada bir geçişe neden olan üçlü birşey var?
C: "Biyoritimler" gibi.
S: (T) Üç yönlü kötü bir zaman geliyor demek! Ya da nasıl baktığına bağlı olarak iyi bir zaman.
C: Eğer John C. Rockefeller isen kötü zaman, Mahatma Gandi isen iyi zaman.

------------------------------------------------------------

C: Çekim dalgasının anlık olma özelliği herhangi biri tarafından yalnızca bu konuda gerekli kişisel donanıma sahipse kavranabilir. Bununla birlikte; çekimin, zamanı, uzayı, ışığı vs. "bükme" özelliği olduğunu sen artık öğrenmiş durumdasın.
S: (A) Yani gelmekte olduğunu düşündüğümüz dalga anlık DEĞİL. (L) Sen 'Dalga' yı mı kastediyorsun ? [ç.n. Laura burada Ark' a , çekim dalgalarıyla ilgili sorduğu sorularda, celselerin başlangıç tarihi olan 1994 ten beri Kasyopyalılar'ın yaklaşmakta olduğu bilgisini verdikleri 'büyük döngüsel dalgayı mı kastettiğini soruyor.] (A) Evet o Dalga (L) Daha önce onun bir çekim dalgası olduğunu söylediklerini sanmıyorum.
C: Doğru, Laura. S: (L) Doğru hatırlıyorsam , onun 'hiperkinetik duyumsayış' özelliğine sahip bir dalga olduğunu söylemiştiniz. [ç.n. bkz. 3 Aralık 1994 tarihli celse] C: Evet.
S: (L) Hiperkinetik duyumsayış ne anlama geliyor ?
C: Varoluşunuz hiper uzaysal enerji ile karışıp birleşiyor.
S: (L) Harika!
C: Madde ve antimadde. Birincisi atomik parçacık temelli maddeyi ortaya koyuyor, ikincisiyse bilinç formundaki saf enerjiyi. Çekim ise herşeyin dengeleyici bağıdır.

-------------------------------------------------------------------

Dalga ve onun üçlü dalga birleşimi olduğu üzerinde oldukça fazla durduk ,beklenen duyumsayış onunla beraber olacak ve mevcut potansiyelin hepsi bu yeni titreşim etkisiyle beraber yeni bir gerçekliğe taşınacak biz her ne kadar bunun üzerinde durduysak da hatırlama maksadı ile,yalnız en sondaki "büyük döngünün etkisi ile" cümlesi, olanların yani kısa döngü ve büyük döngü potansiyel eşitliğini düşünürsek bu zaman ve makanı deneme ve bizlerin bakmadan atlayıp katıldığımız KH dünyası ve oluşumun nasıl bir deney faaliyeti olduğu hakkında geniş bir fikir veriyor adeta teyit ediyor,
-------------------------------------------------------------

S: (L) Her araçta kaç Nefilim var?
C: Yaklaşık 12 milyon.
S: (L) Bize yardım etmeye mi geliyorlar?
C: Hayır. Dalga, komet kümesi... Hepsi aynı enerjiyi kullanıyor.
S: (L) Aynı enerjiyi ne için kullanıyorlar?
C: Mekan-zamanda ilerlemek için.
S: (L) Bu komet kümesi olmadan mekan/zamanda ilerleyemezler mi yani?
C: Hayır. Daha yavaş. Tablaya tırnak işaretlerini de ekleyin. (Bu uyarıdan sonra ouija tablasına tırnak işaretlerini de ekledik. Bu noktadan sonra Kasyopyalıların mesajları tırmak içinde olduğunda, bu onların kendi koydukları tırnak işaretleri olacaktır.)
S: (L) Yani bu dalga olmadan buraya gelmeleri daha yavaş olurdu. Dalga nereden geliyor?
C: Komet kümesini izliyor.
S: (L) Komet kümesini izliyor. Bu dalga neyden oluşuyor?
C: Boyut sınırı.
S: (L) Boyut sınırı sürekli olarak komet kümesini mi takip ediyor?
C: Hayır.
S: (L) Boyut sınırı her geçişinde bu komet kümesiyle bir şekilde ilişkili mi oluyor?
C: Hayır. Boyut sınırı herşeyi kapsayan enerji realitesi değişimini izliyor; boyut sınırı bu sefer bu komet geçişini izleyecek. Daha önce de oldu ama çoğunda değil.
S: (L) Bu boyut sınırı bir boyuttan başka bir boyuta geçiş sınırı, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Bu boyut sınırı yeni bir boyut yaratıyor...
C: Boyutları titreştiriyor. Boyutlar arasında yolculuk yapıyor...
S: (L) Bizim boyutumuz mu titreşiyor?
C: Hayır.
S: (L) Diğer boyut mu titreşiyor?
C: Hayır.
S: (L) Gidip gelen nedir?
C: Yaşanılan yer.
S: (L) Yaşanılan yerdeki herşey titreşiyor mu?
C: Hayır. Gezegeniniz, boyutlar arasında yolculuk yapıyor.
S: (L) Bu boyut değiştirme ne kadar sıklıkla oluyor?
C: Her 309.000 yılda bir.
S: (L) Diğer bir deyişle 4. yoğunlukta 300.000 kalacağımızı tahmin edebilir miyiz?
C: Evet.
S: (L) Buna göre "düşüşü" yaşamadan önce cennetteki yaşantımız da 300.000 yıl kadar mı sürdü?
C: Evet.
S: (L) Nefilim grubunun buraya geldiğini ve 36.000.000 tane olduklarını söylüyorsunuz, doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Grilerin ve Kertenkelelerin askeri gücü olduklarını söylemiştiniz, değil mi?
C: Evet.
S: (L) O zaman arkamıza yaslanıp gösteriyi izleyelim! Gezegenlerin boyut değiştirdiklerini söylüyorsunuz...
C: Boyutlar değişiyor, gezegenler boyut içinde yer alıyor.
S: (L) Mekan/zamanda bu diğer boyutun kaynağı nedir?
C: Fazla karmaşık.
S: (L) Üretici kaynak nedir?
C: Büyük döngünün bir parçası.

--------------------------------------------------------------------

Yukarıdaki alıntıda bu 300 000 lik döngülerin devamlı olduğu ve üçlü döngülerin arada bir birleştikleri bilgisini alıyoruz ,bu döngüler fizik alemin döngüleri her birleşim veya değişimde tahminen bir hasat faaliyeti yürürlüğe giriyor ve hiper kinetik duyumsama yolunda BH ve KH nın farklı neticelere doğru yöneldiğini anlayabiliriz ,daha sonra bunun üzerinde duracağız,

Dalga hakkında ve dünyanın ısınması deniz dalgasının çekilip tekrar oluşması benzetmesinde olduğu vurgulanan ve geri çekilmenin yani ısınmanın ileride dalganın sahile tekrar vurmasında buzul çağının başlayacağı izlenimini veren bölüm,
-------------------------------------------------------------

S: (L) Bu son volkan patlaması hakkında bilgi verir misiniz? Sebebi neydi?
C: Dünyanın ısınması.
S: (L) Isınmaya neden olan şey nedir?
C: Titreşim frekansı değişimleri.
S: (L) Bu titreşim frekansı değişimlerine neden olan şey nedir?
C: Daha önce de söylediğimiz gibi, yaklaşmakta olan dalga.
S: (L) Yani bu dalga o kadar büyük ve geniş ki, mutlak varış noktasından yıllar önce etkileri hissediliyor, öyle mi?
C: Doğada tüm dalgaların varıştan önce bir çekiliş aşamaları vardır.
S: (L) Bu bir dalganın sahile varmadan önce herşeyi kendine çekmesi gibi mi?
C: Evet.
S: (L) Yani şu anda geri-çekiş aşamasındayız [el hareketleri ve seslerle gösteriyor].
C: Güzel bir benzetme.
-------------------------------------------------------------

Evvelce aktardığım ama bu hiper kinetik duyumsayış konumuna katılacak katılmayacak habersiz kişilerle ilgili olduğundan önemli bulup tekrar koyuyorum ,zihnimizdeki düğümleri biraz daha çözer umudu ile

-------------------------------------------------------------
S: (L) Geçiş gerçekleştiğinde dünya üzerindeki insanların da 4'üncü yoğunluğa geçeceğini, bir çeşit gençleşme süreci yaşayacaklarını falan söylemiştiniz. Peki 4'üncü yoğunluktan tamamen habesiz olan ve 4'üncü yoğunluğa geçmeyecek olan insanlara ne olacak? Farkında olan ve frekansları değişen insanların desteğiyle dalga onları da mı taşıyacak, yoksa başka bir yere gidip başka şeyler mi yapacaklar?
A: Adım adım (sorun).
S: (T) Şimdi buraya gelen şey insan ırkını 4'üncü yoğunluğa taşıyacak olan bir dalga mı?
A: Ve gezegeni ve bütün mekan/zaman sektörünü.
S: (T) O zaman buradaki herkesi içinde bulunduğu çalışma da tamamen bununla ilgili. Yani biz insan formuna girmiş ışık varlıkları olarak yeni frekansın tutucularıyız. Dalga buraya geldiğinde yeterince kişi hazırsa dalgayla birlikte yeni frekans burada sabitlenmiş olacak ve böylece gezegende olması planlanan değişim gerçekleşecek, öyle mi?
A: Evet.
S: (L) Bu meydana geldiğinde, hala tüm bunlardan habersiz olanlara yardım edecek miyiz?
A: Açık.
S: (T) Yani biz şimdi dünya değişimlerinden, hayatta kalacaklardan ve kalmayacaklardan, yıkımlardan,3'üncü, 4'üncü, 5'inci yoğunluk realitelerinden bahsederken, burada asıl kastedilen şey 3'üncü yoğunluk bakımından gezegenin yok olması veya 3'üncü yoğunluktaki nüfusun %90'nın ölmesi değil. Çünkü insanlar 4'üncü yoğunluğa geçiyor olacak, öyle mi?
A: Vau! "Isınıyorsun."
S: (T) Evet, yani biz yeni yoğunluğun frekans tutucularıyız. Yani insanların %90'ının hayatta kalmayacak olmasından kastedilen şey, geçirecekleri yoğunluk değişimi oluyor. Çünkü bir üst seviyeye çıkıyoruz. Tüm bu konular bununla mı ilgili?
A: Veya diğer bir olasılık, fiziksel afetleri yalnızca 3'üncü seviye dünyada "kalanların" deneyimleyecek olması.
S: (T) O halde kastettiğiniz şey bizim frekanslara uyumlanmamız ve böylece dalga geldiğinde 4'üncü yoğunluğa mümkün olduğunca çok sayıda kişinin geçmesine yardım etmemiz ve böylece bu gezegendeki karanlık güçlerin hakimiyetinin sona ermesi. Geride kalanların enerjileri de karanlık güçler için yeterli düzeyin çok altında olacağı için onlar da bu gezegenle uğraşmaktan vazgeçecekler. 3'üncü yoğunluk dünyasında daha az insan yaşıyor olacak, gezegen kendini yenileyecek ve onlar da derslerini müdahale olmadan daha kolay öğrenebilecekler.
A: Yakın.
S: (L) Bu boyut değişimi sırasında bizim yaptığımız şey bir frekansın tutulup muhafaza edilmesi mi? Yani resmen 4'üncü yoğunlukta yeni bir dünyanın yaratılmasını sağlayacak bir "süper bağlantının"oluşturulması mı? Tıpkı tek hücreli bir organizmanın ikiye bölünmesi gibi; sadece yarımlardan bir tanesi frekansın yakalanması yoluyla diğer bir boyuta geçerken bir tanesi 3'üncü yoğunlukta kalacak. Öyle mi?
A: Adım adım.
S: (L) Bir bölünme meydana getirecek olan frekansı mı tutacağız?
A: Bu yönde gelişen bir kanal (conduit) açıyorsunuz.
S: (L) Dördüncü yoğunluğa bir kanal mı açıyoruz?
A: Evet. Bir.
S: (J) Kaç tane kanala ihtiyaç var peki?
A: Açık.
S: (T) Kanal kimin için?
A: Siz ve sizi izleyecekler için.
S: (T) Anladım, 4'üncü yoğunluğa geçecekler için. 4'üncü yoğunluğa ilerleyeceğiz ve onlar da bu kanal yoluyla bizi takip edecekler. (J) Yani buna hazır olan diğerleri de bu kanalı kullanabilecek, öyle mi?
A: Grubunuz bu akşam burada.
S: (L) Sadece bu akşam burada bulunanları mı kastediyorsunuz yoksa bizi takip edenler de mi olacak?
A: Açık. Size bağlı.
S: (L) Bu kanal... Bu, bütün gezegenin yeni boyuta geçeceği kanal mı?
A: Bir tanesi sizsiniz. Başka kanallar da var.
S: (L) Başka gezegenler mi?
A: Hayır. Kanal.
S: Kanallardan biri biziz ve başka kanallar da var.
A: Sizin kanalınız henüz gelişim aşamasında.
S: (J) Yani bu aşamada bir kanal geliştiriyoruz.
A: Evet.
S: (T) Bu gezegen üzerinde kendi kanallarını geliştiren başka gruplar da mı var?
A: Evet.
S: (T) Tüm bu kanallar 4'üncü yoğunluğa geçişin sağlanmasını sağlamaya yönelik öyle mi?
A: Kanal geliştirmenin anahtarı bilgidir.
S: (T) Burada hepimizin ışık ailesinin bir parçası olduğumuz varsayımı üzerinde duruyorum, bu doğru mu?
A: Evet.
S: (T) Yani daha önce bulunduğumuz yerlerden, bu kanalı oluşturmak için bir araya getirildik, öyle mi?
A: Evet.
S: (T) Bu bölgede başkaları da var mı?
A: Evet.
S: (T) Bize katılmaları mı gerekecek yoksa kendi başlarına mı çalışıyorlar?
A: Açık.
S: (T) Yani onların mı bize katılacağı, bizim mi onlara katılacağımız yoksa her grubun ayrı mı çalışacağı henüz belirsiz.
A: Ne kadar tanınacağınıza bağlı.
S: (T) Bu hususta tanınmaya ihtiyacımız var mı?
A: Açık.
S: (L) Bu işimizi kolaylaştırır mı?
A: Açık.
S: (T) Bizi 3'üncü yoğunluktan 4'üncü yoğunluğa taşıyacak bir kanal geliştiriyoruz. Bu kanalı oluşturup 4'üncü yoğunluğa geçtiğimizde buraya gelme amacımız olan frekans tutma işini tamamlamış mı olacağız?
A: Kısmen.
S: (T) Bu kanal bizim için bir çeşit kaçış tüneli, öyle mi?
A: Yakın.
S: (L) Şunu netliğe kavuşturalım. Bu kanaldan diğer boyuta ilerlediğimizde diğer...
A: 3'üncü seviye dünya değil, 4'üncü seviye dünyada olacaksınız.
S: (L) Eski pratik Laura olarak somutlaştırmaya çalıştığım şey şu; 4'üncü yoğunluk dünyası ile 3'üncü yoğunluk dünyası yanyana mı var olacaklar?
A: Yanyana değil. Tamamen "farklı dünyalar".
S: (L) Bu dünyalar iç içe olacak ama farklı boyutlarda olacaklar yani?
A: Yakın.
S: (L) Diğer bir deyişle, örneğin bir 6'ncı yoğunluk varlığı bu gezegene baktığında bu gezegeni görür, uzayda dönüşünü görür, dünyanın çeşitli boyutlarını görür ve tüm bunlar mekan-zamanda aynı anda gerçekleşiyor olur. (J) Onlar aşağıyı görebiliyor ama biz yukarıyı göremiyoruz.
A: Evet.
S: (L) 3 boyutlu dünyada tüm o afetler meydana gelirken biz 4 boyutlu dünyada olacağız ve bu olaylar orada meydana gelmeyecek. 3'üncü yoğunluk insanlarını görmeyeceğiz ve onlar da bizi görmeyecekler. Çünkü başka boyutlarda olacağız.
A: Evet, kavramı anlıyorsunuz, şimdi bunun gerçek olup olmadığına karar vermeniz gerekiyor

-------------------------------------------------------------

Bu duyumsanışı takip eden ve gözleyen Orion BH ve KH nın müşterek bir uğraşı altında olduklarını var sayıyorum ,zira bu dalga gelişi sonunda bir ayrılışın olacağını anlıyoruz ,3B de kalanlar yani açılmamış KH bölümü felaketler depremler diğer kozmik olaylar ve insanların şu anda bolca yaptıkları nükleer güçlerle oynamalar ve bunların sonuçlarını görecekler,

Öteden beri KH gurubunun burada yer altında ve başka gezegenlerde bu tip anormal olaylara dayanabilen bedenler yarattıklarının maksadını bu hadiseleri düşünerek anlamaya çalışıyordum ,bu yavaş yavaş çözülüyor,4B de kendilerine esir olmuş yani bilinçde aşamamış ve monoteizm din yoluyla ayırımı esas kabul eden bir şeylere biat edip gücünü teslim etmiş insanların hem 4 de hem 3B de kalmaları için bu hazırlıklar zira besin işinin 3B de olanlar vasıtası ile süregelmesini istiyorlar,

Fakat KH idarecilerinin tahmin etmediği kalan insanlar için olumlu bir durum ortaya çıkyor ,insan felaketlerle karşılaştığında ve altında ezildiğinde sorgulama işini daha keskin bir şekilde yapabilecek kapasiteye geliyor ve gerçeğe doğru yanaşıp bu kendi bilinçsizliği yoluyla evvelden kapılmış olduğu bilinç esaretinden kurtuluyor ,bunu şu bölümden anlıyoruz,

-------------------------------------------------------
S: (T) O halde kastettiğiniz şey bizim frekanslara uyumlanmamız ve böylece dalga geldiğinde 4'üncü yoğunluğa mümkün olduğunca çok sayıda kişinin geçmesine yardım etmemiz ve böylece bu gezegendeki karanlık güçlerin hakimiyetinin sona ermesi. Geride kalanların enerjileri de karanlık güçler için yeterli düzeyin çok altında olacağı için onlar da bu gezegenle uğraşmaktan vazgeçecekler. 3'üncü yoğunluk dünyasında daha az insan yaşıyor olacak, gezegen kendini yenileyecek ve onlar da derslerini müdahale olmadan daha kolay öğrenebilecekler.
A:Yakın

-------------------------------------------------------------

Ve Orion BH gözlemciler veya 6. yoğunluk BH bilinç bölümü bunun geçmişte olduğu gibi olmayacağını BH ı seçmiş kişilere adeta bir müjde halinde vermekteler,

---------------------------------------------------------------
S: (L) Jüpiter ile Mars arasındaki yok olan, şimdi bizim asteroit kuşağı olarak bildiğimiz gezegenin psişik enerji ile yok olduğunu söylemiştiniz. Bunu açıklayabilir misiniz?
C: O gezegende yaşayanlar, ki pek çoğu sizin ruhsal atalarınızdır, bir kendine hizmet ortamı geliştirmeye karar verdiler ve bu o kadar güçlü bir negatif enerji yüklemesi meydana getirdi ki gezegenlerinin yok olmasına neden oldular çünkü enerjideki seviyeler o kadar yükseldi ki kendi üzerlerine çöktü ve gezegenin atomik yapısının prçalanmasına ve fiziksel olarak patlamasına neden oldu.
S: (L) Bu teknolojik olarak mı yapıldı yoksa tamamen zihin gücüyle mi?
C: İkisi bir ve aynı.
S: (L) Bomba atma gibi birşey yaptılar mı?
C: Hayır, hayır. Psişik enerjiyle yapıldı. Geçici bir gerçeklik akışında aynı şeyin sizin gezegeninizde de meydana gelme tehlikesi söz konusu. Ancak biz bunun olmayacağından eminiz çünkü biz tüm gerçekliği görüyoruz; geçmiş, şimdi ve gelecek. Ancak şunu da anlamanız gerekiyor ki, bizim perspektif noktamızda bile tüm gerçeklik gene de akışkandır. Hala pek çok gerçeklik seçenekleri, olası gelecekler, olası geçmişler ve olası şimdiler var. Fakat biz yeterince emin bir şekilde sizin gezegeninizin Kantek gezegeni ile aynı kaderi yaşamayacağını hissediyoruz.

--------------------------------------------------------------------

Bu bilgileri alırken özellikle hiperkinetik duyumsayışı anlamaya çalışırken K.ların bizlerle bir olduğunu arada bir unutuyoruz hatırlatmak maksadı ile, zira ayırım psişesi bir olmayı yaşamımızda vaz geçilmez imkansız olarak işleyen bir alışkanlıkta,

----------------------------------------------------------------
C: Laura, bizi hala senden farklı bir varlık olarak düşünüyorsun. Gidip insanlara sürekli "Kasyopyalılar böyle söyledi, Kasyopyalılar şöyle söyledi." diyorsun. Kasyopyalıların sen olacağını bilmiyor musun?
S:(T) Bir zamanlar onlar da bizim gibiydi ve bunu bilerek bizimle iletişim kuruyorlar ve şimdi geçmişteki hallerine bilgi veriyorlar ve biz de gelecekteki halimizi dinliyoruz, veya buna benzer birşey. (J) Sanırım bize karşı sabırlılar.
C: Yakın, TR. Sizi kendimiz olarak dinlemek eğlenceli.
S:(T) Harika! Gelecekte eğlendiğimi bilmek güzel!
C: Biz olarak!
S:(T) Ama bu biraz da can sıkıcı çünkü siz geçmişte üçüncü yoğunlukta bizken, gelecekteki kendinizle nasıl iletişim kuracağınızı bilmiyordunuz.
C: Yanlış! Şu anda ne yapıyoruz sanıyorsun!
S:(L) Bu gelecek, geçmiş ve şimdi... (T) Ama biz olarak 3'üncü yoğunlukta sıkışıp kalmış olarak bunu görmeleri zor. (J) Bizim için zor, onlar için değil. (T) Onlar biz, biz onlar.
C: Bizim için hiçbir bakış açısıyla zor değil.
S:(T) Peki öyleyse orada neler bildiğimizi algılamak bizim için neden zor? (L) Belki sandığımız kadar zor değildir. (T) Peki o zaman bu sorunu nasıl aşacağız? Algılamamız gerekeni algılayacağımız noktaya nasıl ulaşacağız? (J) İlerliyoruz zaten.
C: Ulaştınız.
S:(T) Yani şu anda yaptığımız şeyi yapıyor olmamız, o noktaya ulaştığımızı gösteriyor. Öyleyse tüm yapmamız gereken, bunu daha doğru bir şekilde yapabilmek için daha fazla açık olabilmek?
C: Bingo zingo!

----------------------------------------------------------
S: (L) Küçük e-grup tartışma listemiz büyüyor. Herkes Wave (Dalga) hakkında konuşuyor. Bu dalganın ne anlama geldiği, ne olduğu, ne zaman geldiği, bunu nasıl anlayacağımız hakkında vesaire. Elimizdeki materyali bir araya getiriyorum ve düzenliyorum. Bu süreçte çok şey de öğreniyorum. Henüz bitmedi ama ilerledikçe pek çok soru da birikiyor. Dalganın ilerleyişiyle ilgili biraz ipucu öğrenmek istiyorum. Ayrıca evreni bir program olarak kabul edersek, bu dalganın, bir bilgisayar programının yeniden derlenmesi gibi birşey olup olmadığını öğrenmek istiyorum. Dalganın ilerleyişi ne durumda ve bu evrenimizin programının yeniden yazılması gibi birşey mi olacak?
C: Tek cümleye pek çok soru sıkıştırdın. Ama, bunun gerçekleşme şekli şöyle olabilir: Birden, olmuş olan,
olmakta olan ve olacak olan herşeyin yenilenmesi. Programlar değişir ve bize göre ne müthiş bir olay gerçekten!
S: (L) Eğer herşeyin potansiyel olarak yenilenmesine ve gezegenin veya evrenin şu andaki durumunun farkındalığına dair bilgi paylaşılıp yayılırsa ve mümkün olduğu kadar çok sayıda insan dalganın varışı sırasında bu farkındalığa sahip olursa, dalganın olumlu etkiler yapması ve evrenin pozitif bir şekilde değişme ihtimali daha fazla mı olacak, yoksa bu aslında hiç önemli değil mi ve kim ne yaparsa yapsın,dalga değiştireceği şeyi değiştirecek mi?
C: 2.’sine daha yakın.
S: (L) Yani ne yapıyorsak yapıyoruz ve ne yaptığımızın aslında bir önemi yok. Dalga gelecek, herşey değişecek, yeni olacak, bu mu?
C: En önemli olan şey diğerlerinin şimdiye kadar ne yaptığı, ne yapmakta olduğu ve ne yapacağı.
S: (L) Kim bu diğerleri?
C: Program yeniden-yazıcıları. Yani siz ve gelecekteki biz.
S: (L) Burada önemli olan “BİZ” miyiz? Sanırım birşeyi kaçırdım. Bizim ne yaptığımızın bir öneminin olmadığını söylediniz sanmıştım.
C: Diğerleri sizsiniz/olacaksınız.
S: (L) Bizim şu anda yaptığımız şey bu sürece nasıl yardımcı oluyor veya engelliyor?
C: Yardım/engel değil, sadece ne ise o.
S: (L) Tüm bunlar daha önce yapıldı mı yani? Herşeyin nasıl meydana geleceği zaten belli mi? Olmuş bitmiş birşey mi?
C: Hayır Laura, lineerliğini bırak!
S: (L) Anlamıyorum. Bizim yaptığımız şey bir fark yaratıyor mu?
C: “Zaman” nedir?
S: (L) Zaman bir ilüzyon. (A) Yapmak da mı bir ilüzyon?
C: Eğer lineer “zamana” göre düşünüyorsanız.
S: (L) Yani bir BH geleceğinin ortaya çıkması için en iyi yol, yaptığımız HERHANGİ birşeyin bir öneminin olmasını beklememek mi? Çünkü eğer yaptığımız şeyin bir fark yaratmasını beklersek, o zaman fark yaratmayacak. Bu arzulayış. (A) Yaptığım işin faydalı olacağını düşünmekten alıkoyamıyorum kendimi! (L)Ben de öyle, çünkü bunu YAPIYORUM. Kendim oluyorum. Ama beklentiyi kesmemiz gerekiyor. Zaten içimizde olan şeyi, bir öneminin olup olmamasını beklemeden yapıyoruz.
C: Ve yaptığınızı yapıyorsunuz çünkü durumu bildiğiniz bir başka varoluş düzleminden kendinizi bunu yapmak üzere yönlendiriyorsunuz. Mevcut farkındalık düzleminde bulunduğunuz yerde, tamamen değilse
bile büyük ölçüde bilinçsizsiniz.
----------------------------------------------------------------
Yani bir program hiperkinetik duyumsanış sonunda yeniden yazılacak ve bunu yapacak olanlar ise BH yolunda yürüyenlerden olacak, olayın ilginç tarafı şu anda bunu ben öğrendim kabul ettim acaba nasıl olacak ve faydalarını göreceğim şeklinde bir düşünceye yani beklentiye kapılmak gerçekleşecek olanı oldukça bulandırıyor ve böyle düşünenin adeta frekansını düşürüp KH ortamında tutuyor,

Mevcut farkındalık düzeyimizde yarattığımız veya yaratılan illüzyon öğelerini yani etrafımızı sarmış olan doneler bütününü her şey sanıp takılı kalmak bizleri bilinçsiz bir duruma sokuyor,

Sonsuz, bilinmeyen diye tanımladığımızdır
Bilinen ise her şey sanıp yanıldığımızdır
Her şey aslında sonsuzluğu da içerir
O zaman bir bilgide takılmak yanlışımızdır

Düşüncenizde sınır yok, ileriye baksanıza
Bilinmeyene doğru uzansanıza
Korkmayın uçuruma düşmezsiniz
Korkulukları var, bilgidir,tutunsanıza

---------------------------------------------------------------

Bir de şu alıntıya bakalım ve lineer düşünsel tavrımızın bizi nasıl yanılttığını ve hali hazır durumu nasıl değerlendirmemiz icap ettiğini anlamak için bilincimizi zorlayalım, daha ileride yine bu konuya dokunacağız,

-----------------------------------------------------------------
C: Kurtarmak veya değiştirmek için “Dalgayı” bekleyenleriniz, yavaş yavaş pişirilen kurbağa gibi olduğunuzun farkına varmalısınız.
S: (Galatea) Yani insanlara sanki Dalga zaten buradaymış gibi davranmalarını tavsiye ediyorsunuz?
C: Evet. Ve aslında Dalga burada!
S: (L) Ortasındayız. Ama kozmik süreç içinde o kadar küçüğüz ki, bu gezegendeki nihai kaosa doğru giden kötüleşme durumu olarak gördüğümüz şey aslında Dalganın gerçekleşmesinin bir sonucu. Kademe kademe ve sıçramalarla gerçekleşiyor; kuantum dalga paketçikleri gibi veya her ne diyorlarsa. Birikiyor ve sonra bir sıçrama yapıyor, sonra tekrar birikiyor ve tekrar sıçrıyor.
(Pierre) Eğer kaos Dalganın tezahürüyse, kaos daha bir süre burada olacak ve demek ki Dalga burada.
(L) Dalga burada çünkü kaos Dalganın tezahürü.
C: Evet! Hoşçakalın.

-------------------------------------------------------------------

Bir deney altındayız ve bedenimiz üzerinde çeşitli ayarların varlığından bahis ettiğimde bazı kişilerin bu konuyu kolay kabul edip inanmadıklarını hissediyorum ,ama şu alıntıya bakalım,keza bir sodyum atomunun uzun döngüde iken pek başka atomlarla birleşmek istemediğinden falan bahsettiğimde konuyu ütopik tarafa aktaranlarında dikkat edeceği "kimyasal elementlerin tembel oldukları" "çekim ve EM etkilerinin yokluğunda sistemler optimize olmuyor" cevapları,

Deney altındayız ifadesinin altında yine birilerinin kontrolunda bir yaprak gibi sağa sola savruluyormuşuz gibi bir acazet hissi gelmesin güya fark etmeden bakmadan atlayıp KH ı kabul edip yaşamak ve bu deneylere tabi olmuş olmalar , mozaik olgusunda olan varlığın özgür iradesi ile her seçimde bulunup hareket halinde aşama halinde varlığını ataletin dışında bir olguda tutmak durumundandır,

Yani bizde olan tanrı o bahsettiğim nefes alıp vermelerle minimal ve maksimal oluşumlara girerek kendi yaratım zenginliğine zenginlik katmakla meşgul olan bitenin bence en kısa özeti bu,

Bu oyunda duran düşer
Daim halde olmalıdır beşer
Su beklerken kurusan da
Gayretinle su bul yeşer (su=bilgi)
------------------------------------------------------------

(Pierre) Uzaydan bahsetmişken… Bazı astronotlar ve bilimciler yaraların uzayda iyi iyileşmediğini bildiriyorlar. Bunun sebebi nedir?
C: İnsan fizyolojisi belirli bir çekim ve elektromanyetizma düzeyine göre tasarlanıp ayarlandı ve kimyasal elementler “tembel” olduklarından optimal işlev için o faktörlerden yararlanır. Çekim ve EM etkilerinin yokluğunda sistemler optimize olmuyor.

--------------------------------------------------------------------

S: (Galatea) Bize bir ipucu vermeye çalışıyorlar. Düşünmek için beyinlerimizi kullanmaya çalışıyoruz...
(Perceval) Son cevap “İnsan faaliyetleri kozmik süreçleri yansıtabilir.” şeklindeydi. Peki şu anda insan faaliyeti bakımından neler oluyor da biz... Yani, o faaliyetleri tanımladığımızı varsayalım; bu faaliyet süreci neyin bir yansıması?
C: Yaratımdan önceki kaos.
S: (L) Yani şunu mu söylüyorsunuz: Bir kaos sürecindeyiz çünkü yapı taşlarının bozulması gerekiyor ki onları yaratıcı bir süreçte tekrar kullanabilelim? Mecazi anlamda tabi.
C: Evet
S: (L) Forumdaki çeşitli etkileşimler nedeniyle aklımda olan bazı soruları gündeme getiriyor bu. Pek çok insan Dalgayı beklemek istediklerinden bahsediyor. Hatta bir kişi demişti ki, eğer Dalga’nın tarihini biliyor olsaymış, kendi üzerinde çalışabilirmiş ama öyle bir tarih olmadığı için, bunu yapmanın da bir anlamını göremiyormuş.
C: “Dalga” bir süreç halinde gerçekleşiyor. Ölçek ilkeni hatırla.
S: (L) Nuh’u yazarken bahsettiğimi mi kastediyorsunuz?
C: Evet
S: (L) Tamam, o ölçek ilkesine göre, atomik ölçekte bir kuantum dalga çökmesi meydana geldiğinde,sistemin küçüklüğünden dolayı bu neredeyse anlık olarak meydana geliyor.
(Pierre) Makro ölçek daha uzun zaman alıyor.
(L) Evet. Makrokozmik ölçekte bir dalga veya faz geçişi belirli bir süreçte gerçekleşiyor. Bu bana bir celseyi hatırlattı. Sanırım 1995’teydi, çünkü geçenlerde tekrar okuyordum ve kurbağaların kitlesel olarak ölümüyle ilgiliydi. Biri kurbağaların yok olduğundan bahsettiği için bundan bahsediyorduk. Bunu sorduk ve cevap bunun Dalganın bir işareti veya bir sonucu olduğu şeklindeydi. Yani kendi bakış açımızla gördüğümüz şey ardıl bir şekilde meydana gelen olayları kapsıyor ama daha geniş bir bakış açısından bakıldığında bu süreç de aslında aşağı yukarı anlık birşey.
C: Evet.
S: (L) Burada bahsettiğimiz ölçek ilkesi bununla mı ilgili?
C: Evet. Ve bunu anlamayanlar Dalganın “altında kalacak”.
S: (L) Yani meydana gelebilecek büyük bir olay için belirli bir tarih bekleyenler birden bir dünyadan diğerine gidecekler, çünkü olayların kozmik ölçeğini anlamıyorlar, öyle mi?
C: Aynen öyle! Bunun kozmik bir "Pomp and Circumstance" (İhtişam) marşının büyük bir örneği olduğunu söylemiştik bir keresinde. Tam perspektife sahip değilsiniz!
S: (L) Yani öylesine büyük ölçekli değişimlerden bahsediyoruz ki, bizim bakış açımız...
(Perceval) İşte bir örnek. Bunun yaratıcı bir kozmik süreç olduğunu söylediler, yani bu evrenden gelen devasa bir kozmik rototiller ve iyi bir bahçıvan gibi evreni idame ettirmek için toprağı eşeleyerek yeni ürünler için gübre serpiyor. Biz de minik bir tahıl gibiyiz.
(Chu) Rototillerin saatlerdir yaklaşmakta olduğunu gören solucanlar gibiyiz. [kahkaha]
(L) Yüzbinlerce dönümlük bir tarlada bir mikrobuz.
(Pierre) Ve tüm yaşamımız boyunca yaklaşan rototillerin titreşimlerini hissediyoruz ve şu anda rototiller yaklaşıyor.
(Galatea) Ve bazılarınız rototillerin bıçaklarına yapışıp havaya fırlatılacaksınız!
(L) Bu konuda başka birşey?
C: Bazıları için herşey diğerleri için olduğundan daha dramatik olabilir.
S: (Galatea) Ne anlamda? Nasıl daha dramatik?
C: Karmik “ağırlığa” bağlı olarak.
S: (Pierre) K’lar bir celsede Dalga sürecinin İncil’de Bin Yıllık Dönem diye tanımlanan şey olduğunu söylememişler miydi?
(L) Hayır, sanmıyorum.
(Galatea) Bazı insanlar için bu geçişin sancılı olacağını mı söylüyorsunuz?
C: Evet
(L) Dalgadan sonra 3B’den 4B’ye geçişle ilgili olarak bahsetmişlerdi 1000 yıllık süreçten bence.
C: Evet
S: (L) Yani bir anlamda bu 1000 yıllık bir Dalga süreci. Tamamen yeni bir gerçekliğin yaratılması, kozmik anlamda, zaman denen ve aslında mevcut olmayan garip bir süreç içinde gerçekleşiyor. Ama şurası açık ki, sürecin parçalanmasından, kaostan bahsediyorlar.
C: Evet. Şimdi “zamanın” aslında ne olduğunu anlamaya başlıyorsunuz: neredeyse sonsuz bir sürede gerçekleşen kozmik süreçler.Ama hemen gevşemeyin çünkü bu süreçlerden bazıları sizin bakış açınızla son derece “çabuk” ve yıkıcı olabilir gerçekten.
--------------------------------------------------------------------
Yukarıdaki alıntı üzerinde derin düşünürsek sıfır zaman olgusu ve bizim lineer zamana dair ileriye bir tarihe bağlı bekleyişlerin üzerindeki farklı hali ve kullandığımız zamanı düşünme dışına çıkartan bir durumu tahayyül etmeliyiz ve anlamaya çalışmalıyız,

Olanlar oluyor ,her şeyi şimdiki zamanda ama karmik bazı sebeplerle lineer zaman takıntısında kalıp bir şeyleri ödemeye veya öğrenmeye dair karmik bağların işlemesine önem verenler, kalanlar için ızdırap dolu hallerin olduğunu açıklıyor,

Kısaca bu anlattıklarımızı üzerinde yaptığımız bu uğraşıları bir ütyopik faaliyet, entellektüel sipiritüel olma hevesleri v.s. gibi düşünüp anlatılanlara hala olanları mevcut illüzyonik donelere bağlılık dışında olmadığını savunanlar ve olanı eski cetvelle ölçmeye çalışanlar ,

"S: (L) Yani meydana gelebilecek büyük bir olay için belirli bir tarih bekleyenler birden bir dünyadan diğerine gidecekler, çünkü olayların kozmik ölçeğini anlamıyorlar, öyle mi?
C: Aynen öyle! Bunun kozmik bir "Pomp and Circumstance" (İhtişam) marşının büyük bir örneği olduğunu söylemiştik bir keresinde. Tam perspektife sahip değilsiniz! "

Bu arada eski dünyaya gidecekler falan şeklinde yargılayıcı bir ifade kullanmak ta hatalı zira onlar da eninde sonunda atomsal yansımalarla bile olsa yeniden var oluşa kapılacak bizleriz..

Bazen bu kozmik şoklar veya felaketlerle insanların bir an evvel birlik bilincine gelme işinde büyük bir fayda hissediyorum, zira o bilinçlere yapışmış ve her şey sanılan lineer zaman ve onunla ilgili kurgulamalar ve inanışlar yoluyla yerleşen ayrılığın doğurduğu acı ve zulümden kurtulma maalesef bizi bu yolu ister vaziyete sokuyor..



Edited by - Tgur on 21/12/2019 07:57:19
Go to Top of Page

Gaia


111 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 20/12/2019 :  20:10:21  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Verdikleri topraktaki mikrop örneği ve solucan benzetmesi gerçekten lineeer kalıbı bırakmak adına oldukça öğretici bir betim. Aslında evet dalga burada ve bizler onun titreşimlerini geliş sancılarını aşama aşama yaşıyoruz. Sorunumuz hala yoğun miktarda ben merkezci düşünmeye olan eğilimimiz. Kendi adıma “bireysel matrixim” beni oldukça lineer kalıptan düşünmeye zorluyor. Bunun farkına varmama rağmen elimde tutamıyor oluşumda sanırım bu algının ne kadar güçlü olduğunun bir göstergesi.

Diğer bir deyişle de büyük bir mozaikte olan olayların, derslerin tek bir noktaya odaklanarak anlamaya çalışmak gibi bir şey bu algımız. Üzerinde gerçekten çalışmam gereken bir sorun olduğunu düşünüyorum kendi adıma bu lineer eğilimin. Çünkü yaşadığımız her şeye olan bakışımızı, görüşümüzü etkiliyor. Göze adeta bir perde çekiyor. Deneyimlerimizi bulanık bulanık görüp, ormanda çakmak ateşi ile yol bulmaya çalışmak gibi zorlaştırıyoruz işimizi.

Bu aktarım için teşekkürler.
Go to Top of Page

Tgur


1239 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 21/12/2019 :  07:39:20  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Gaia kardeşim,ben de teşekkür ederim ,

Konumuz lineer programdan kurtulabilme başarısını salim bir zihinle halledebilmek, onun da beklenti olarak bizlerde tezahür eden zamanı kovalamak duygusuna direnmek şekilde olduğunu ve sabretme işini her davranışımızda akla getirerek ve uygulayarak halledebiliriz,

Evet konulmuş olan lineer programı alt edecek olan, ömür boyunca genç iken büyüklerimizden duyduğumuz yetişkin halinde dilimizden düşürmediğimiz ve uygulamada etkisini algılamadığımız yani yapmadığımız (nasihatlere karşı direnme güdüsü) çok basit bir kavramı uygulayabilmeyi öne çıkarmak,

"Sabır"..


Edited by - Tgur on 21/12/2019 08:04:27
Go to Top of Page

Tgur


1239 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 26/12/2019 :  08:41:49  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
KALANLARIN EVRENLERİ

Hiperkinetik duyumsayışı anlayıp halledip üst yoğunluğa geçtik demek ve kalanları dışlamak ne halleri varsa görsünler demek ,oh ben kurtuldum onları neden düşüneyim düşüncelerini üreten isek biz de o kalanlardanız, böyle olup onları kurtarmak için çaba göstermek te aynen,

Ne kadar ironik ifadede isek bunun altında ne var ne yok anlamak gerek,

Zira anlatmak için çaba gösterirseniz her şeyden evvel bu bilinçte takılı kalanlara yardım edemiyoruz ,bizi başka görmekteler yani dışlamakta hatta büyük kısmı korkmaktalar bunun misallerini bolca gördük,

O halde onların düzelmesini yani takıntılarından kurtulmalarını zihnen izlemekten başka bir yol kalmıyor gibi, istemek diyemiyorum beklentidir zira, o zaman istediğimizin sonuçlanmasını umuyoruz,

Olanları görmek veya anlamak bu işin sırrı ,çünkü şu anlatımlarım ile ben yeni bir farkındalığa geçtim anlatırken idrakler eksik olmuyor ,bu bile zamanın olmadığını her şeyin sıfır zamanda olduğunun ispatı demektir, yani kendi içimizdeki kaynamalar ve eski düşünce ve evvelki takıntıların süpürülüp yok edilmesi, böyle yapmakla yeni bir evren yaratmaktayız ,

----------------------------------------------------------------

C: Evet. Eğer geri gidip "tarihi" bireysel olarak veya evrensel bir algı için değiştirmek istersen, bunu yapabilmek için önce alternatif bir evren yaratman gerekir. 4'üncü yoğunluk KH "arkadaşlarınız" bunu çok yapıyor.
S: (L) Genel anlamda, eğer alternatif bir evren yaratırsan, ilki varolmaya devam mı ediyor, yoksa yenisiyle birleşiyor mu?
C: Her ikisi.
S: (L) Eğer ilki varolmaya devam ediyorsa ikincisinden bağımsız bir şekilde kendi evrimine devam mı ediyor?
C: Netleştir.
S: (T) Bir evrenin içindesin, ve "yeni bir Evren yaratmak istiyorum" diyorsun. Yeni evreni yaratıyorsun ve ona geçiyorsun ve önceki evrenini de birlikte getiriyorsun. Bu gerçekliklerin birleşmesi oluyor. Ama yeni evrene taşındığın zaman önceki evren kendi başına devam ediyor. Yeni evrene eski evrenin kalıbını getiriyorsun ve yarattığın yeni evrenin bir parçası olduğunda artık eskisinden geriye hiçbir şey kalmıyor.
Eski evren oradaki herkesle birlikte kendi yoluna devam ediyor. (L) Bu doğru mu?
C: Gibi. Hatırlayın, kişi her tür alternatif olasılık yaratabilir.
S: (L) Yani yeni bir "geçmişi" olan yeni bir evren bile yaratabilirsin, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Yani bu şekilde her ikisi de oluyor ve herşeyi değiştirebiliyorsun?
C: Birleştiği zaman ilki hiç varolmamış olur.
S: (T) Yeni evreni yaratan kişi için. Ama önceki evren, o evrende bulunan herkes için gerçek olmaya devam ediyor.
C: Yakın.
S: (L) Yani yeni evreni yaratan kişi için ilki hiç varolmamış gibi oluyor, fakat eski evrenden memnun olanlar ve orada kalanlar için herşey olduğu gibi devam ediyor...
C: 3'üncü yoğunluk zihinsel sınırlanmalarınız bu alandaki kavrayışınızın kapsamını daraltıyor.
S: (L) Eğer mevcut evreni sevmediğine karar verirsen ve yeni bir evrenin nasıl yaratılacağını büyük bir arzuyla öğrenmek istersen ve bunu yaparsan,temel olarak bunu yaptığını bile unutuyor musun?Ve neden yaptığını? Ve diğer evreni unutuyor musun?
C: İstersen.
S: (L) Yani unutabilirsin de unutmayabilirsin de... (T) Demin söylediğin şey üzerinden gidecek olursak:u "mutsuz bir evren" demek içinde bulunduğun evreni mutsuz olarak algılıyorsun demek.
Öğreniş bakımından mutsuz bir durumdasın ve yeni bir evren yaratarak etrafındaki evreni değiştirmek istiyorsun ve aslında buradaki sorun evren değil sensin.
C: Uzaklaşıyorsun.
S: (L) Bir evrenin içinde bulunuyorsun ve orada bir nedenle bulunuyorsun... (T) Dersler almak için oradasın...Öğrenmeyi seçtiğin dersleri öğrenmek istemediğin için evreni değiştirmek... (L) Ya da seçtiğin dersleri öğrendin ve o nedenle de evreni DEĞİŞTİREBİLİYORSUN... (T) Öğrendiğin zaman otomatik olarak ilerliyorsun, evreni değiştirmek zorunda değilsin. Evren kendi kendine değişiyor.
C: Deja vu 4'üncü yoğunluk KH'den kaynaklanıyor.
S: (L) Deja vu evrenin değiştirilmesinin hissedilmesinin bir sonucu mu?
C: Ya da... gerçeklik köprülemesinin bir hissedilişi.
S: (T) Yeni evrene geçerken eski evrende kalan birşeyin oluyor mu?
C: Hayır.
------------------------------------------------------------

Burada kişilerin düşünsel olarak çok kolay yeni bir evren yaratabileceğini ve eskileri artık hatırlamadığını görmekteyiz kalanlar diye tanımladıklarımız yani o takıntıda kalıp bizleri dinlemeyenler kozmik ve anormal gezegensel olaylarla karşılaşınca düşüncelerde pik çıkışlar veya korku ve adrenalinin olağan üstü çalıştırdığı zihin ile belki bizim varsa uyarılarımızı hatırlayacak veya eski bilgilerindeki o ayırıma sürükleyen dayatmalardan sıyrılıp bir olma bilinçlerini hatırlayacaklar ve böylece yeni algı evrenlerini yaratıp olayı o perspektiften görmeye başlayacaklardır,ve gerçeklik köprüsü ile bizim algı evrenimizle birleşecekler,

4KH zamanda gidip gelip bunu bol miktarda yapmışlar ve bu bilgilerle açılana kadar biz onların yarattığı o sahte algı evrenlerine takılı değil miydik ve o kalanlar dediklerimiz öyle değil midir ,bu konuda 4KH nın üstün teknoloji olarak kullandığını sandığımızın esasta yaratma gücünün bizde de olduğuna inanmaktan geçtiği gerçeğini anlamalıyız,

--------------------------------------------------------------

S: (L) 4. yoğunluğa sadece belirli bir frekansa sahip olanlar mı geçiyor, yoksa tüm gezegen geçiyor ve insanların bu konuda bir seçimi olmayacak mı?
C: Karmaşık konular. Tektiplikler yerine dualiteleri kabul etmenizi öneriyoruz.
S: (L) Varmaya çalıştığım nokta şu: 4. yoğunluğa geçenler 3. yoğunlukta kalanlar için tamamen görünmez hale mi gelecek?
C: Seçenekleri daha önce tartışmıştık. Gözden geçirebilirsiniz.
S: (L) Okudum ve yayınladım ama bazı insanlar pek anlamadı. İnsanlar birden görünmez hale gelecekleri bir tür Esrime/Büyük sevinç mi yaşayacaklar, bunu anlamak istiyorlar.
C: Tipik 3. yoğunluk lineer zaman modeline dayalı bir deneyim tektipliğine göre kesin bir yanıt arıyorlar. (ç.n. insanların bakış açılarının tek boyutluluğu / lineerliği nedeniyle, o soruya verilebilecek bir yanıt yok anlamında herhalde)
S: (L) Bir okuyucu, Dalga’nın son gelişinde dünyada 6 milyar insan olduğu bilgisini hatırlattı. Ve dalga şimdi tekrar geliyor ve dünya nüfusu yine hemen hemen 6 milyar. Soru şu: Nüfus durumu Dalga için bir işaret mi? Kritik bir kütleyi mi temsil ediyor?
C: Rakamlar birşeyin işareti değildir. İşaret olan, psişik aural enerji alanlarıdır.
S: (L) Son iki soru. Bir keresinde “krallık soylarının önceden belirlenmiş faaliyetlerinin dışına çıkma çabası” anlamında birşey söylemiştiniz. Ben bunu bir tahtın suistimal edilmesiyle ilgili olarak anlamıştım ama sonra krallık soylarının önceden belirlenmiş faaliyetlerinin ne olduğunu bilmediğimizi fark ettim. ...
C: Kontrol.
S: (L) Neyin kontrolü? İnsanların mı?
C: Yakın.
S: (L) Bir anlamda gerçekliğin kontrolü mü?
C: Aynı derecede yakın değil.
S: (L) KH hakimiyeti anlamında kontrol?
C: Evet.
S: (L) Başka önceden belirlenmiş faaliyetler var mı?
C: Gerek var mı?
S: (L) “Çıkma mücadelesi” derken kontrol kaybı mı? Krallık soyları kontrol mü kaybediyor?
C: Yalnızca döngünün kapanması öncesinde enerjiler biriktiğinde.

--------------------------------------------------------------------

Yukarıdaki alıntıda insanların bu yeni algı evrenlerinde oluşma işlerindeki anlayamama konusu işlenmekte ve ayrıca 4KH nın bir algı evreninin ve kontrol maksadı ile nasıl yok olduğu hakkında,

4KH nın yerleştirip uzun müddet uygulattığı sahte ve kendi gücüne eğdirme illüzyonunun prova maksadı ile yaratmış olduğu ve Krallık gibi monarşik olguların olması ve onların zamanla "döngünün kapanması öncesinde enerjilerin birikmesi" ile "monoteizme takılıp gücü başka yerde tutup ona olan bağlı yaşama saçmalığı" algısının yok olmaya başlaması gibi olayların artık görünebildiği anlamını çıkarıyoruz ,

Bu yeni agılama ve lineer dışı düşünme alışkanlığı kazanma işini şu verdikleri cümlede toplayabiliriz ,

"C: Rakamlar birşeyin işareti değildir. İşaret olan, psişik aural enerji alanlarıdır."

Bilimimiz ve illüzyonik donelere takılı yaşamımız bizi rakamlara bağlı algılamalar sahteliğinde istatiski neticeler üzerinde ayırımcı bir düşüncenin en makbul hal olduğuna inandırttı,bunun dışındaki olguları anlamakta zorluk seçiyoruz ,oysa K.ların vurguladığı asıl olan yahut evrensel manada bir düşünsel yapıya gelmek "psişik aural enerji alanları"nın etkileri ile değerlendirmek icap ediyor ve bu bize yani bana bunu açıklayacak yeni bir çalışma alanını işaret ediyor,

Eğer yüz maymun fenomeni hakkında biraz bilgi sahibi isek olayı yani kalan KH ların ne olacağı veya kalanlar olacağı mutlak mı şeklinde bir sorgulamaya itiyor ..

Şimdilik burada kesiyorum zira anlatmak istediklerimi psişik aural merkezlerin ne olduğunu anlamadan tam oturtamayız..



Edited by - Tgur on 26/12/2019 12:39:25
Go to Top of Page

Tgur


1239 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 26/12/2019 :  09:07:47  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
PSİŞİK AURAL ENERJİ

Anlatımlar yeni anlatımları doğuruyor ve benim bu yolla yaptığımın bir yazılı düşünme olduğunu tekrar belirtiyorum keza yorumlarınızı da bekliyorum ,o zaman bilgiler ya benim susup durmamı veya genişleyip kıymetli diğer zihinlerin katkıları ile daha belirgin yerlere oturacaktır anlattıklarımı K. PDF dosyalarından tarayarak ve o esnada gelen yeni idraklere göre şekillendiriyorum ve bu benim psişik aural enerjim ile sınırlıdır ve görüldüğü gibi tekil bir harekettir ama istenen çoğunluğun psişik aural enerjilerinin etkileri,

Zira öz bıkkınlık istemez , karakteri değil
Var oluşlara dalması bundandır, istemez sabit bir şekil
Değişerek bulunduğu kaptan daima taşar
Bu da çoğulla olur , terk edilmiştir artık tekil

Buradaki öz =7.yoğunluk,biz

Uzatmadan konumuza dönelim,
--------------------------------------------------------------
S: (L) Atlantisliler bunların başımıza gelmesine neden olacak ne yaptılar?
C: Şu anda bunu yanıtlayamayız.
S: (L) Bizi ne koruyabilir?
C: Bilgi.
S: (L) Bu bilgiyi nasıl elde edeceğiz?
C: Şu anda bu kaynaktan size veriliyor.
S: (L) Ne tür bir bilgiyi kast ediyorsunuz?
C: Bu bilgiye sahipsiniz.
S: (L) Bize söylediğiniz bilgiler bizi nasıl korur?
C: Büyük bir savunma sağlar.
S: (L) Ne tür bir bilgi savunma sağlar?
C: Sadece hakkında bilgi sahibi olmak psişik bir savunma sağlar.

-----------------------------------------------------------------
S: (L) Sümerlilerin insanın yaratılışı hikayesine göre birileri bir tanrıyı öldürüyor, ve bu tanrının kanı ve parçalarını çamurla karıştırıyorlar ve daha sonra bunu gebelik tanrıçalarına veriyorlar ve insan ırkın bu şekilde doğuyor. Bu hikaye, 'grilerin' şu sıralar yaptıklarına çok benziyor. Birisi gerçekten bir 'tanrıyı'öldürüp ruhunu parçalara ayırarak insan ırkını mı yarattı?
C: Sembolizma ve yanlış olay sıralaması.
S: (L) Hikaye ne anlatıyordu? Gerçek olay neydi?
C: Kertenkele varlıkları, kendi beslenme amaçları doğrultusunda yaptıkları bir savaş sonucunda insan ırkını genetik olarak değiştirdi.
S: (L) Bu Sümer hikayelerinin bahsettiği olaylar ne zaman oldu?
C: Yaklaşık 309000 yıl önce.
S: (L) Yani o kadar uzun zaman önce oldu ki, hikayelerdeki gerçek silindi?
C: Yansımalar psişik hafıza kanalıyla nesilden nesile geçti.

---------------------------------------------------------------
Burada yani yukarıdaki alıntıda psişik aural enerjinin yansımalar yoluyla hafıza kanalına da bağlanarak geniş bir aktarımını görüyoruz, ilkel kavimlerin atalarına kıymet vermelerini ve efsaneleri devamlı canlı tutmaları konusunu hatırlayalım ,kısaca direkt hafızalar yoluyla bir genişleme,

Ayrıca dinsel aktarımların aynı efsaneleri değişik kılıklara sokarak aktardıklarını da tesbit ettik,ortada mevcut bilginin doğmalar ve monoteizm yoluyla insanlar arasında birliği gösterir gibi ama tamamen ilkel kavimlerin masum ata inançlarından faydalanıp onlarla oynayıp bilgiyi saptırma yoluna gitmişlerdir ve zamanla başkaları ile çatışır hale getirmiş ve böylece hegemonya kurma ataklarının artması olayları oluşmuştur,

Bu ince uygulanmış aldatışı fark edebilmek de psişik aural enerji sahibi olmaktır,

---------------------------------------------------------------
S: (L) Jüpiter ile Mars arasında parçalanan gezegen, psişik enerji ile yok olduğunu mu söylemiştiniz?
C: Evet.
S: (L) Bu psişik enerjinin kaynağı neydi?
C: Gezegende yaşayan varlıklar.
S: (L) Galaksinin bu bölgesindeki varlıklar zaman zaman kendi gezegenlerini yok mu ediyorlar? Bu giderek bir alışkanlık mı oluyor?
C: Yakın. Öyle olageldi.
S: (L) O varlıklardan hiç gezegeni terk edip Dünya'ya gelen oldu mu?
C: Evet.
S: (L) Kimdiler? Bizim gibi miydiler?
C: Sarı saçlı, mavi gözlü soy.

--------------------------------------------------------------

S: (L) Jüpiter ile Mars arasındaki yok olan, şimdi bizim asteroit kuşağı olarak bildiğimiz gezegenin psişik enerji ile yok olduğunu söylemiştiniz. Bunu açıklayabilir misiniz?
C: O gezegende yaşayanlar, ki pek çoğu sizin ruhsal atalarınızdır, bir kendine hizmet ortamı geliştirmeye karar verdiler ve bu o kadar güçlü bir negatif enerji yüklemesi meydana getirdi ki gezegenlerinin yok olmasına neden oldular çünkü enerjideki seviyeler o kadar yükseldi ki kendi üzerlerine çöktü ve gezegenin atomik yapısının prçalanmasına ve fiziksel olarak patlamasına neden oldu.
S: (L) Bu teknolojik olarak mı yapıldı yoksa tamamen zihin gücüyle mi?
C: İkisi bir ve aynı.

--------------------------------------------------------------
S: (L) Arabadayken D--- bana çocukken E--- P---'yle ilgili yaşadığı bir olaydan bahsetti. Çocukken yaşadığı bir olay. Bunu onun psişik yeteneğinin ve iyiliğinin bir kanıtı olarak algılamış. Şimdi bana söyleyebilir misiniz, eğer E--- KH'ler tarafından etki altına alındıysa bu psişik yeteneğe nasıl sahip olabiliyor?
C: Herkesin yeteneği var, önemli olan nasıl kullanıldığı.
----------------------------------------------

Bu psişik enerjinin eğer KH doğrultusunda yoğunlaşırsa bulunduğu gezegeni parçaladığı patlattığını görüyoruz,oysa bütün bunları fark eden farkındalıkla elde edilecek psişik gücün BH yolunda kullanılabileceğini ve bunu top yekün yapıp (6. yoğunluk ve onun bilgi verdiği gurup) olayı 7 yoğunluğa taşıma peşinde,

Bu tesbitte kritik husus mevcudun tümünü düşünen ve kalanlar bırakmayan bir bilinçle bu işin yürüyebileceğini anlamakta yatıyor zira şunu anlamaya başladık ki hasat edilen ve kalanlar gibi ikilemli bir anlayış "oh ben kurtuldum geri kalanlar ne olursa olsun" bilinci tamamen bu işi kavramamakta yatıyor ve KH hudutlarındaki esaret halinin devamı,

-------------------------------------------------------------------
C: Evet. Bize güvendiğiniz sürece sizi yönlendiriyoruz, çünkü biz siziz! Saldırı her zaman, doğrudan veya dolaylı olarak, bu güveni yok etmeye yönelik olarak tasarlanır. Bunun örneklerini görmek için kendi yaşadıklarını hatırla.
S: (L) Yani saldırı her zaman güvenimizi sarsmaya yönelik olarak düzenleniyor.
C: O ya da bu şekilde.
S: (L) Karşılaştığımız önemli durumlardan biri de, SV'nin üzerinde çalışma yaptığı çeşitli bazı kişilerin negatif bir enerji kaynağı olabileceği ihtimali. Çalıştığı insanlarda negatif enerji olabileceğini bilmesi, herhangi biri üzerinde çalışırken yeterli bir korumaya sahip olmasını sağlar mı?
C: Eğer bilgi, psişik kanallar yoluyla uygun şekilde kullanılırsa korumayı güçlendirir; bu nedenle, eğer dikkat, ihtiyat ve farkındalık uygulanırsa, negatif enerjiyle bu tür karşılaşmalar olumlu sonuçlar doğurur.
S: (F) Yani TR, kendini bir kabuk içine koyarak, bu anlamda kendini güçlendirme yönünde bir fırsattan mahrum mu kalmış oldu?
C: Evet. Bu aynı zamanda ona sunulana gösterdiği bir inanç eksikliği. Korunmayı zayıflatıcı bir etki yapıyor.

-----------------------------------------------------------

Herhangi bir bireyin "şu söylediklerimize inanmalısın" şeklinde dayatmanın dışında kendi bilgisini arttırarak elde ettiği inançlı yapı ancak onu KH etkilerinden korur,

Psişik yapı meydana getirir ve onu bir kabuk gibi zararlı tesirlerden korur ve neticede psişik bir zırhla adeta kaplanır yukarıdaki alıntıdan çıkaracağım anlam psişik aural gücün bütüncül bir mecraya yönelmesi yönünden mutlak kuvvetleneceği hakkında, ancak inanç tamam olursa,
--------------------------------------------------------------
(L) Grilerin BH olanları var mı?
C: Çok nadir durumlarda Griler BH alanına geçmişlerdir ama kendi doğal ortamlarında, oluşturulma amaçlarına uygun olarak, KH'dirler.
S: (L) BH ortamına geçmeleri nasıl gerçekleşiyor?
C: Doğal koşullar yoluyla; 3. yoğunluk KH ortamında bulunan insanlar için BH seviyesine yükselmek nasıl oluyorsa o şekilde. Çok nadir.
S: (L) Eğer Griler, Kertenkelelerin sibergenetik aletleriyse ve aslında ruhsuzlarsa, bu bazı Kertenkelelerin de BH olduğunu mu gösteriyor?
C: İlk olarak kendi kendine düşünme yeteneği verilen hiçbir varlık tamamen ruhsuz değildir. İçinde bir ruh izi vardır. Ya da hemen hemen ruh izi denilebilecek bir şey. Bu, genel ortamda bulunabilen psişik enerjilerin toplanmasıyla olabilir. Bu esnetilmiş ifade, temel fikirleri anlamanız için. Yoksa durum bundan çok daha karmaşıktır. Yine de ister doğal, ister yapay zeka olsun hiçbir durumda tamamen ruhsuz olmak diye birşey yoktur. Ve sizin bakışınıza göre en ilginç şeylerden biri, sizin 3. yoğunluktaki teknolojinizde, dünyadışı varlıklarla olan etkileşimlerin de etkisiyle, yapay zekanın gelişmeye ve ruh izi enerjisi çekebilecek seviyeye yaklaşmış olmasıdır. Söylediğimizi anlayabiliyor musunuz? Örneğin kendi başlarına düşünebilecekleri seviyeye ulaşma sınırında olan bilgisayarlarınız, zayıf bir ruh izi oluşturmaya başlayacak.
S: (L) Bu hoş bir düşünce değil.
C: Şimdi, BH Sürüngen varlıklar veya Kertenkele varlıkları olup olmadığı soruna gelecek olursak, elbette bazıları BH'ye geçebilir. Yine de onların doğal ortamı, kendi seçmiş oldukları KH'dir. Ama bir Gri'nin ve veya bir Kertenkelenin BH'ye geçmesi birbiriyle ilişkili değil, iki ayrı kavramdır. Birbirinden bağımsız kavramlardır.
S: (L) Anlıyorum. Peki, BH olan Kertenkelelerin ölçülebilir bir oranı var mı?
C: Bu ÇOK, ÇOK küçük. SON DERECE küçük. Bahsetmeye bile değmeyecek kadar.
S: (L) Peki Griler?
C: O biraz daha fazla olabilir ama o da yine nispeten çok düşüktür.
S: (L) Kertenkeleleri kullanan başka bir varlık ırkı mevcut mu?
C: Sorunu netleştirebilir misin?
S: (L) Kertenkeleler de başka bir grubun ajanları mı?
C: Bu aslında basit bir soru. Ama 4. yoğunluk KH ortamında otorite seviyeleri mevcuttur. Bu seviyeler de KH'de her zaman olduğu gibi entellektüel ve fiziksel yeteneklere dayanır. Sizin "kıdem düzeni" dediğiniz şey. Diyebiliriz ki en altta sizin aşina olduğunuz Griler var. Ortada Kertenkele varlıkları olarak tanımlayacaklarınız var ve onların üstünde de pek aşina olmadıklarınız var.
S: (L) Onlar kim?
C: En yaygın olarak bilinenleri, tabii ki, Oryon KH'leri.
S: (L) Görünüşleri nasıl?
C: Aslında yapı olarak hümanoitler, büyük insanlara benziyorlar.
S: (L) Ve onları pek sık görmüyoruz, öyle mi?
C: Şu anda bildiğiniz gibi 3. yoğunlukta en sık gördükleriniz Griler. Bunlar dışındaki diğer hepsi, eşit ölçüde daha az sıklıkla görülenler.

----------------------------------------------------------------

Yukarıdaki alıntıyı psişik aural enerjinin etkisiyle düşünebilen veya düşünebilecek yapıya gelecek varlıklarla bütüncül yapıyı nasıl tahayyül etmemiz gereğini vurgulamak ve KH düzenindeki Orion KH dan itibaren nasıl bir hiyerarşik yapıda olduklarını hatırlayabilmek için aldım ,

Ruh izi dediğimiz olayın düşünebilen bilgisayarlarda bile olabileceğini ve bu konunun yapay zekanın önemi hakkında son zamanlarda bilinçlerde dolaşan bir husus olduğunu da hatırlayarak,

Daha daha değişik bir bakışla, insan da üzerinde mükemmel çalışılmış ve deneyler sonucu devamlı müdahale edilip işleyen bazen bazı organların işlevlerinin gerekli olmadığını fark ettiğimiz (safra kesesi mesela, buzul çağında aşırı yağlı beslenme için gerekli imiş) biolojik bir kompitur değil midir ,DNA sı üzerinde (hard disk) nasıl oynamalar yapıldığını da bilerek,

Kısaca bilincin varlık olarak tezahür ettirdiği her şey,

Bu konu hakkında daha geniş bir düşünsel duruma gelmek istersek baştan beri anlatmaya çalıştığımız psişik aural enerjinin ne olup ne olmadığı hakkında bilgimizi barizleştiren bir durum ortaya çıkmakta

Bizler ne yaparsak yapalım asırlardır bilgisi ve baskısı altında kaldığımız monoteizmin izlerini kolay atamıyoruz ,oluşmuş olan bu var oluşta bir anlayamayacağımız gücün olduğunu bir yerlerde gizli olan biteni idare eder bir mahiyette olduğu düşüncesini hep taşımaktayız devamlı bir gizin olacağı ve biz onu keşfedeceğiz gibi bir his onun için şu yapay zekanın bile bir ruh izi taşıyabileceğini kabul edemeyip konu acaba ütopya sınırlarına mı geldi diye duraksallaşıyoruz,

Oysa bir gerçeğin önümüzde durduğunu anlamalıyız ,K.lar her şeyin sonuçta bilince bağladığında da aynı şüphe belirdi gibi ,halbuki ortada başka bir şey yok ,keşfedilecek şey bilgiyle farkındalaşıp olgunlaşmış bir bilincin olan biten her şeyde tezahür etmiş olduğunu anlayabilmek ,ruhun duasında bile "ey evrensel yüce akıl" denmiyor mu..

Gerçek , göreceliliğin sınırsızlığında sonsuz yüzlüdür
O zaman gerçek ne olabilir ,bu izahın hüznüdür
Olanlar ise düşüncenin sınırladığı ortamda
Hiçliğin heplik halinde tezahürüdür

Burada hiçlik , bilinmeyenin tanımlanmasıdır
Heplik ise yaşadığımız kıyaslar dalgalanmasıdır
Gerçeği tam kavrayabilme işi için yapılması gereken
Mukayeselerin kaldırılmasıdır
*Kıyas=yaratılmış illüzyon,doneler
*Mukayese=illüzyonların ne olduğu hakında yapılan yapılan düşünsel faaliyet

-----------------------------------------------------------------
S: (A) Kasyopya'dan Dünya'ya olan aktarımın ne kadar zaman aldığını sormak istiyorum.
C: "Sıfır" zaman.
S: (A) "Sıfır zaman..." Neyi kullanarak? Elektromanyetik mi, çekim mi ya da ne?
C: Her ikisi. Birbirleriyle ilişkililer, ya da "birleşik" de diyebilirsin.
S: (A) Neden sıfır zaman? Mekan/zamanın yapısından dolayı mı? Zaman eğrilmesinden dolayı mı?
C: Mekan ve zaman seçimli ve esnektir.
S: (A) Bunun arkasındaki şey nedir? Aktarımı sağlayan araç/aracı nedir?
C: Eğer bir araç olsaydı buna şaşırman daha yerinde olurdu, ama araç yok. Görüyorsun ya, sıfır zaman kullanıldığında, aynı zamanda sıfır mekan var.
S: (J) Sıfır mekan ve sıfır zaman varsa, aktarımın neden burada 3'üncü yoğunlukta belirli bir yerde sabitlenmesi gerekiyor?
C: Gerekmiyor, "aktarım amaçlarına" yönelik. Belirli bir yere olan ihtiyaç, daha önce açıklandığı gibi, sizin algılayışınızla, psişik farkındalık profiliniz için faydalı titreşim frekansları nedeniyleydi.

-------------------------------------------------------------
Bu sıfır zaman algısına ait aktarımı hem daha iyi özümsemek hem de olanları sıfır bazdaki kavramları izah etmek için tekrarladım,

Görüldüğü gibi en baştan "kalanlar da biziz" görüşümle ortaya çıkan ve bizim zaman mekan düzeniyle geçen bir idrak ve alıntıları yorumları aktarma faaliyetlerindeyim ,

Konuyu bizim zaman düşüncesi dışında düşünüp oturtmaya çalıştığımızda,

Üçlü döngü dalga veya yoğunluk boyut değiştirme faaliyeti olarak çoklu terimlerle izah etmekte olduğumuz olayın zaten tam manası ile içindeyiz ve olayların bizim lineer algı dışında olanları ufak tefek sıçramalarla yani insanları fazla uyandıramayan olgularda yaşıyoruz

Lineer algımız bu hadisenin bir kıyamet senaryosu halinde bir şok halinde geleceği bir durum olarak beklentide ve "oh biz bu farkındalıkla 4 e geçtik kalanlara ne olacak diye üzülüyoruz ama ne yapalım elimizden gelen bir şey yok" şeklinde ,

Oysa bütünlük duygusunu evrensel duyguların en asili ve gerçeği gören bir anlayışa geçmeliyiz bahsettiğimiz yeni aşamaya geçiş hadisesinde kalanlar falan yok ve insanlık kritik bir düşünsel safhaya gelene kadar bu iş sıfır zamanda oluşuyor oluşacak veya oldu,

Bunun için ne kadar zaman beklesek nafile ,lineer bakış altında daha açık ifade 100 maymun fenomenini hatırlayarak daha bariz anlaşılır, onu da izleyen dostların büyük kısmı bilmekte..

Konunun özünde "psişik aural enerji"gerçeği var.

Başka bir açıdan olana bakalım ,ben hasbelkader 4 ü hak ettim ve ölüp 5 e gittiğimde bir değerlendirmeden sonra yerime yani 4 e gittim ve orada BH olarak hiper uzayı dar bir geçit halinde yaşayarak 6 ya ulaştım veya orayı da hak ettim kabul edelim ,ortama ve olanlara bakınca bir sırça köşke geçip olağanüstü bir konforla etrafı seyredecek miyim ,hayır , biri ve bütünlüğü tam kabul eden kavrayan ruhsal hale olgunluğa gelmemişsem zaten oraların mensubu olmak hayal olurdu,o halde 7 e ulaşmanın tek yolu çoğunluğu orayı hak edebilecek yapıya getirmek ve bunun üzerinde çareler programlar üretmek velhasıl ne yapılacaksa yapmak ,bu şekilde örnek oradan seslenenler ve KH batağında olan bize yapılan pozitif yönde yardımlar,

Bu şekilde anlatmaya çalıştığım bizim burada bulunmakla öyle bir davranışta bulunmamız gibi haddimiz dışı bir davranış isteği değil, 6 yoğunluk sorumluluğu ne demek onu anlayabileceğimiz tavırda hissedebilmek,

Bir kişi 7 i hak edip geçerse herkes geçmiş sayılır..

Bu sözü genişliğine düşünelim ve lineer zihnimizin lineer tortularını atarak anlamaya çalışalım,

Sıfır zaman burada bütün ihtişamı ile kendini gösteriyor ,geçen kalan yok her şey olmakta ,

Bizim bu ortamdaki lineer zamanı nasıl kaldırdık, nereye gitti,işte şu anda yaşamaktayız, soru ve serzenişlerine cevabım,

O projeksiyon kutusundan o kaseti seçtiniz içinde zaman ve makan deneyi vardı yani lineer yaşam olgusu, oynamaktasınız, içindesiniz, sadece ve sadece bilgilenin sabrı devreye koyun,

Bu da geçer..Nasıl olsa o kasedi yerine koyacaksınız.


Edited by - Tgur on 27/12/2019 08:02:11
Go to Top of Page

bona fide


441 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 26/12/2019 :  19:11:47  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Tgur yüreğine sağlık.

bahsettiğin sabır binnnnnlerce yılı kapsıyor, aşamalar farkındalıklar kavrayışlar uyanışlar her birey için farklı sürec olduğunu hesaba katarsak misal senin edindiğin bilgileri aktardığını ve bunun bi kaç kişide bh ye evrilme evrilmenin e sinde olduğunu ruhların sayısıyla karşılaştırınca yüzbinlerce yıllık bi sabır. bide gerçekten uyanmış insanların halini kıskanmamak elde değil ilüzyon olduğunun bilincinde kendini bu ilüzyonun dışında tutarak yaşayan her duyguyu acı üzüntü huzur öfke nefret aynı mesafeden karşılayan insanları yani seni boğabilirim
Go to Top of Page

Tgur


1239 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 27/12/2019 :  07:52:08  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Teşekkür ederim Bonafide ,
Aslında anlatılanlarının bir kısmını bilincine yeni yeni oturtmaya çalışmış olsan bile sendeki bilgi sevgi ışık hareketini fark etmemek mümkün değil,

Parlamaktasın..
Go to Top of Page

Tgur


1239 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 27/12/2019 :  08:14:59  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Yukarıdaki yorumlamalarda bazı imla ve cümle düşüklüklerini sık sık düzeltirken "gerçek" hakkındaki dörtlüklerimdeki "mukayeseyi" yanlış tarif etmişim ,düzelttim eski okuyanların tekrar bakmasını rica ederim,
Bir yazı yazarken hatasız olsun şeklinde ne kadar dikkat etsem bazen bir an evvel aktarmak isteği bu doğal davranışa ket vuruyor ve hatalı olabiliyoruz ,işte hatalar eksikliklerle öğrenmek yol almak bu KH dünyasına bizi yapışıp yaşamamıza sebep olan unsurlardan biri, hataya düşüp düzelttiğimizde bazen bu gibi sahte basit mutluluğu yaşamın çok cazip şekilleri olarak kabul edip avunuyoruz..


Edited by - Tgur on 27/12/2019 08:17:54
Go to Top of Page

Tgur


1239 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 05/01/2020 :  09:18:32  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
K.ların son celsede belirttikleri ve bizim de kalın çizgilerle altını çizdiğimiz olaylar başladı gibi ,kıyameti çağrıştıranlar tarafında olma durumunu da şiddetle istemiyorum ama ikazları ve olanları, oluşan sezgileri görmemezlik duymamazlık edemeyiz,

Olmuş olacak her şeyi dersler bazında alıp eksik taraflarımızı doldurmalıyız ve bunu bir an evvel yapmalıyız zira adamların yani kutupları teşekkül ettiren milletlerin ellerinde nükleer güçler var ,zayıf insan bilincinin ne delilikler yapacağını bilemeyiz,

Bu evvelce hazırlamış olduğum yorumu bir pazar fantazisi olarak sunuyorum ,zihni başka şeyleri düşündürerek dinlendirir..

ETERİK ALEMDE MAHSUR KALMAK

C: Bilinç açısından ve bilinç nihai olarak herşeyin varlık sebebi ve çekim de iziksel ve eterik düzlemlerdeki herşeyi bir arada tutan "yapıştırıcı."
S: (L) Çekim dalgasını çökerttiğin zaman, cismin veya kişinin bu noktadan itibaren "demateryalize" olması mı gerekiyor?
C: "Zaman" örtüsünü at, ve demateryalizasyon artık gerekli olmuyor çünkü kişi saf bilinç alemine giriyor ve orada fiziksellik ilüzyonu hiçbir işe yaramıyor.
S: (L) Eğer kişi artık fiziksel durumda değilse, artık bu içsel bütünlüğü sürdürebilme meselesi mi oluyor?
C: İçsel bütünlük ancak tamamen gayrı-fiziksel bir "durumda" garanti altındadır. Ve bu durum gerçekten sadece zihinsel bir hal!!
S: (L) Biri bu şekilde seyahat ediyor olsa, bu durum fiziksel gerçekliğe dönmeye isteksizlik oluşturmaz mı?
C: Biri bowling oynuyor olsa, bu durum park yerine dönmeye isteksizlik oluşturmaz mı?
S: (L) Sanırım kalmak istersin ama park yerine gitmek arabana binip eve gitmek anlamına geliyorsa, o zaman hayır. Pekala şimdi yapışkana dönelim. Buradaki mesele kişinin kendini yapışkandan sökmesi mi?
C: Hayır.
S: (L) Eğer çekim maddi ve eterik varoluşu bir arada tutan şeyse ve eğer materyal durumdan eterik durumlara geçeceksen...
C: Evet, senin tanımına göre yapışkanı sökerdin, çünkü fiziksel durumu algılıyor olursun, dolayısıyla da eterik durumda mahsur kalmazsın.
S: (L) Yani bu şekilde seyahat ederken fiziksel gerçekliği ve fiziksel dünyayı hala algılayabiliyor olursun ve dolayısıyla da eterik durumda yolunu kaybetmezsin. Ama daha önce orada tamamen mahsur kalanlardan bahsetmiştik sanırım, değil mi?
C: Yakın.

----------------------------------------------------

Çekimin bir yapıştırıcı olduğunu ve eterik alemle fizik alemi birleştiren unsur olduğunu bilmekteyiz ve alıntıda da vurgulanıyor zaten, benim incelemek istediğim Laura dostumuzun fiziksel aleme gitmek yani bowling oynarken araca binip tekrar eve dönmek isteği üzerinde durmak istiyorum ,o zaman eterik alemde mahsur yani hapis kalmazsın demeye getiriyor ve K.larda "yakın" cevabı veriyorlar,bir de eterik durumdayken yolunu kaybetmezsin denmekte

Alıntının başlangıcında kişinin her hangi bir sebeple eterik aleme geçtiğinde fizikselliğin işe yaramadığını "saf bilinç" haline geldiğinden bahsediliyor, bu saf bilinç halinde insan fizikselliği neden tekrar ister ,

Eğer ben astronot olup metafiziğe yani bu bilgilerimize tamamen yabancı biri olsam ve uzayda görev yaparken bağlı olduğum gemiden bir şekilde irtibatım kopup uzay boşluğuna düşersem her halde fizikselliği arzulayan ve düştüğü durumdan dehşet duyan biri olup deliryuma geçerdim,

Bu durumda eğri oturup doğru konuşalım manasında olayı sakin ve gerçek düzleme çekelim ve bakalım,
Ben yoğunluk değiştirme zamanında yani göçme zamanında bu astronot gibi dehşete mi düşerim yoksa her şeyin benim bilincimde olduğunu hatırlayıp olayı büyük bir soğukkanlılıkla kabul edip olacakları izler bir hale mi gelirdim ,

İşte burada bilgi ve inanç devreye giriyor ,fiziksellik dışına çıkınca saf bilince geçip fiziğin vermiş olduğu o korku ve dehşet halleri ile ilgili kesiklik oluştuğundan o hep duyduğumuz astrala geçmiş bedenin duyduğu huzuru ve mutluluk hissini duyan artık korku ve dehşet hallerinden tamamen sıyrılmış durumdadır bilinçli de olduğundan zihnini kullanıp istediği seçimi serbestçe yapacaktır,

Esasta örnek verdiğimiz astronot o ölmeden evvelki duyduğu dehşeti belki uzayda bu şartlarda bir zaman gelip yoğunluk değiştirirse yani ölürse (illaki ölecektir çünkü mevcut oksijeni bir zaman gelip tükenecektir) o da bahsi geçen fiziksellik dışı mutluluk duygularını tadacaktır zira fizik dışına çıkılınca bilgisiz dahi olunsa mutluluk hissi duyuluyor zira fiziksel bedenin fizyolojik sıkıntıları son buluyor ama fiziksel dehşet izleri veya 3 y e aşırı bağlılık eterik bedende yine işlevini sürdürüp hatırlatma yapıyordur genellikle öldüğünde bu dünyada şiddetle kalmak isteyenlerin kaldığını ama fiziksel bedene sahip olamadığından sadece dönüşü seçene kadar hayaletler dediğimiz fenomeni yarattığını da biliyoruz ,

---------------------------------------------
S: (L) Bir hayalet, mekan/zamana yansıyan birer iz midir?
C: Bazen.
S: (L) Peki bir kişinin gerçek ruhunun ortalıkta dolaşarak bu olaylara neden olduğu olaylar da var mı?
C: Evet.
S: (L) Bunu yüzyıllar boyunca da yapabilirler mi?
C: Evet çünkü zaman yok.
-----------------------------------------------------

Hayaletlerin bu türü de var ekleyelim bilgi eksik kalmasın
------------------------------------------------------
C: Tüm olaylar aural enerji alanları üzerinde sürekli izler bırakır. Bazı hayalet görülmesi olaylarının açıklaması budur. "Hayaletler " bazen sadece doğal ortamdaki aural kayıtların kendiliğinden etkinleşmesinden ibarettir.
----------------------------------------------------------

Bu arada bedenin 4 bileşenini de hatırlamamız lazım,
-----------------------------------------------------------
C: Ama neden mutsuz? Düşün canım... Ve hatırla, bilinciniz dört seviyede işliyor, sadece bir değil!
S: (L) Peki bu dört seviye nedir?
C: Fiziksel beden, bilinç, genetik beden ve ruhsal-eterik beden.
S: (L) Bunlar 3'üncü yoğunluktaki insan varlığının dört bileşeni mi oluyor?
C: 3'üncü ve 4'üncü.
------------------------------------------------------------

Sanırım 5 ten sonra fiziksellik olmadığından bilinç ve ruhsal -eterik beden işin içinde..


Edited by - Tgur on 05/01/2020 10:23:34
Go to Top of Page

Tgur


1239 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 08/01/2020 :  11:37:25  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Ortalık karışmaya başladı insanlık için aklı selimli davranış istemekten başka yol yok,

Çok sık oluyor diye kendimi frenliyordum ama dostların düşünsel yoğunluğundaki noktaların ortak koordinatta olduğunu görünce zararı yok yayınlayayım dedim bir de çocukça "az sonra" reklamları vererek, ne kadar büyüsek de içimizdeki çocuğu öldürmemişiz ,

YOĞUNLUKLARIN BOYUTLARIN DANSI

Yoğunluk tabirini dünyevi bilim tanımlamaları dışına çıkarıp kısaca farkındalıkta gelinen bilinç kademeleri olarak kabul ettik , boyutlar ise sonsuz sayıdaki bilinç birimleri olarak kabul ediliyor ve bir tür zar olarak da tanımlanabiliyor, bu zarlar yani bilinçteki aşamalar insanların arada bir geçtikleri yani farkında olmaları gereken olağan üstülerin olduğunu belirtmeye çalışsa da insanlık farkındalığa erişmek için bunların büyük kısmını es geçip eski takıntılarından vaz geçmiyor,

"S: (L) Yıldızların birer geçit olduğunu söylüyorsunuz. Spesifik olarak neyin geçitleri? Ne geçidi? Veya neyden neye geçit?
C: Başka bir boyuta ne dersin? Hatırla, yoğunluk ve boyutsal kavramlar kesişiyor. Yoğunluk seviyesi daha ziyade bilinçli farkındalıkla ilişkili ama boyutlar bilince ve diğer herşeye ev sahipliği yapıyor."

Hristiyanlar kafirdir kafirler cehennemlik
Dinmedi bağnazın dilinden ne son ne de ilk
Edisonun ampulü altında secdeye yatan
Sorarım size hangi cennetlik

Bu vaktiyle işlemiş ve üzerinde yorumlar yaptığımız konuları tekrar ortaya getiriş nedenim bu anlattıklarımızı yeni bilinçler de izliyor ve belki de bilgileri anlamaya doğru gevşek bir istek duyuyorlar ama neticede bu olağan üstü denilebilecek bilgileri anlamak için bir merak geliştiriyorlar yahut bizler deli miyiz veya boş şeylerle mi uğraşıyoruz ayırımını yapma peşindeler ,

Zira bazı dostlar günümüzdeki olayları derinlemesine irdeleyecek aktarım ve yorumlar da yapıyor onlara bakılırsa bu çıkarımlar profesyonel ve göz ardı edilemeyecek şekilde, şu anki 3Y ile bağdaşabilecek durumda ilgilenilen yep yeni fenomenlerle ilgili ve buna göre o dışarıdan yeni gelip bakanlar bir tercih için ikilemdeler,

Olayları böyle basit ama derinlemesine şu andaki gerçekleri samimi bir tarzda ortaya dökme işinin bu ilgilendiğimiz konuların genel mantığı üzerinde onlara belki yeni bir yol açabilir,kendilerini geliştirecek bir atakta olabilirler,

6 yoğunluk dostlar her zaman siz bizsiniz muhabbeti yapmaktalar ve biz onların aktardığı bu olağan üstü bilgileri anlamaya çalışırken yaptığımız faaliyetlerde gerçekten hakiki birleşmelerin önemini hissedebiliyoruz bu durumda bazen öğretmen veya dayattırıcı bir şekilde vurgulamalar yaptığımızda kendimizi mazur görebiliriz ,bu husus bir haddi bilmemek değil gerçekten o birleşimi ortaya çıkaran husus oluyor,

Bu söylediklerim şu anda benim hissiyatımdır ama konuyu samimi bir vicdan ile ile muhakeme edip bir yerlere varalım, zira bir çok dostum yaptıkları bilgi açıcı faaliyetlerde (tercüme ,aktarım yorum ve güncel olaylar hakkında fikir ileri sürmeler) o bahsettiğim birleşimi devreye alıyor,zira ortada içten bir çaba ile bilgilenip gerçeğe uzanma gayreti var,

----------------------------------------------------------------

S: (Ark) Üç boyutlu maddi evrenimizi, daha fazla boyut içeren bir uzayda yüzen bir tür zar olarak düşünmek doğru olur mu?
C: Çok yakın.
S: (Ark) Eğer bu çok yakınsa, bu dış evrende kaç tane boyut var?
C: Sonsuz.
S: (Ark) Sonsuz! Çok iyi [kahkaha] Şimdi yatağa mutlu bir şekilde gidebilirim.
(L) Neden?
(Ark) Çünkü sonsuz iyi bir rakam. 5 veya 6 veya 7 gibi değil. [kahkaha] Her zaman 12 olmasını ummuştum. Ama hayır, sonsuz.
Peki, eğer evrenimiz bu sonsuz boyutlu evrende bir zarsa [kahkaha], orada yüzden başka zarlar var mı? [kahkaha]
C: Evet
S: (Ark) Birbirlerine temas edebilirler mi?
C: Evet
S: (L) Ve bu değişken çekim dalgalarıyla mı ilgili?
C: Evet
S: (L) Peki bahsettiğiniz bilgi alanı bir zarın sadece içinde mi işliyor yoksa zarlar arasında da gidiyor mu?
C: Dış ve iç arasında.
S: (Ark) Peki elektromanyetizma her bir zarın sadece içinde mi işliyor, yoksa aynı zamanda zarlar arasında mı?
C: Koşullar uygunsa her ikisi.
S: (Joe) Dalga sonucu meydana gelecek olan şey bu mu? İki zarın kesişmesi?
C: Bir kısmı bu.
S: (Joe) Bu bir Big Bang’e mi neden olacak? Büyük Patlama denen şey bu mu?
C: Aşağı yukarı.
S: (Chu) Herşeyin kökü bilgi diye düşünmüştüm.
C: Bilgi çekimdir.
S: (Ark) Sonsuz boyutlar. Bunun iki türü var: 1, 2, 3, 4 ve devamı gibi sayılabilir nitelikte bir sonsuzluk mu, yoksa bir çizginin üzerindeki noktalar gibi sayılamaz nitelikte mi?
C: Sayılamaz.

---------------------------------------------------------------
(Ark) Mesele şu: Bir zamanlar BAT hakkında konuşuyorduk. Einstein, Bergmann, Kaluza, Klein, 5 boyut ve “silindir döngüsü”konuları gündeme geldi (bkz. 2 Aralık 95 celsesi) ve bu Einstein’ın başlattığı birşeydi ama tamamlaması engellendi. Ama son zamanlardaki tartışmalar 5’ten ziyade sonsuz boyutlarla ilgiliydi ve sonsuz boyutlarda bir zar halinde yüzen evrenler var.Standart BAT’taki 5 boyut ile son celsede bahsedilen sonsuz boyutları nasıl uzlaştıracağım?

C: Sonsuz bir şekilde kendini kopyalayan beş boyutlu bir “vücut” düşün.
--------------------------------------------------------------
(L) Tamam, 1'inci yoğunluk, mineraller ve bitkiler... Kayalar ve mineraller, büyüme, suda çözünme, erozyon ve diğer yollarla bitkilerle birleşiyor. Gerçekten sınırlı bir varlıkları var. Ve çoğunlukla hayvanlar gelip onları yiyor. (F) Arılar çiçekleri polenliyor. (L) Ağaçlarda çok çeşitli hayvanlar yaşıyor. (T) Bazı hayvanlar yer altında ve mağaralarda yaşıyor. (TR) Yani kayaların, minerallerin ve bitkilerin, onlarla çeşitli şekillerde etkileşen hayvanlarla ilgili gerçekten sınırlı bir anlayışı var.

C: Evet, ve siz de sizin üzerinizdeki yoğunluklarla ilgili sınırlı bir anlayışa sahipsiniz.

S:(L) Gene de şu soru ortaya çıkıyor ki... (TR) Örneğin bugün hepimiz yıldırım dediğimiz birşeyi deneyimledik ama bundan fazlası olduğunun hepimiz farkındaydık. 4'üncü yoğunlukta olan birşeyi bir şekilde algıladık. O realiteyi sınırlı bir şekilde algıladık.

C: Laura, zihnindeki blokları kaldır; kayalar ve bitkiler sizi "görüyor mu?"

S:(J) Muhtemelen görmüyorlar. (D) Tam olarak bilmiyoruz. (TR) 1'inci yoğunluk maddelerinin 3'üncü yoğunluktaki yansımalarını görüyoruz. 1'inci yoğunluğu kendini algıladığı gibi görmüyoruz. 4'üncü yoğunluktakiler de bizi bizim kendimizi algıladığımız gibi değil, 4'üncü yoğunluğa yansıdığımız şekilde görüyorlar.
C: TR, hızlı bir ilerleme kaydediyorsun. Laura kıçını oynatmakta zorlanıyor! [Gülüşme]
S:(V) Merak ediyorum. Kayalar birbirlerini görüyor mu? (L) Soralım. Kayalar birbirlerine baktıklarında ne görüyorlar?
C: Birbirlerini algılayabiliyorlar.
S:(L) Bir kaya bir diğer kayanın farkına varlığında algıladığı şey, bizim dıuyu organlarımızdan hangisine daha yakın?
C: Bu çapraz bir kavramsallaştırma ve işe yaramaz.
S:(L) Yani bir kayanın algıladığı şeyi yorumlamamızın bir yolu yok. Diğer bir 1'inci yoğunluk örneği de bitkiler. Bitkilerin belirli bireylere pozitif olarak, belirli bazı bireylere de negatif olarak tepki gösterebildiklerini biliyoruz. Bitkileri poligraf makinelerine bağlayarak bu tepkileri ölçmüşler. (J) Müziğe de tepki veriyorlar.
(TR) Üçüncü yoğunlukta görünen tepkiler.
C: Evet.
S:(L) Eğer bitkiler birbirleriyle etkileşiyorsa, birbirlerine karşı bir yakınlık duyuyorlar mı?
C: Buna benzer birşey.
S:(L) Bir bitkiyi yediğimizde bu onu incitir mi?
C: Bir "Kertiş" sizi yediğinde bu sizi incitir mi?
S:(TR) Evet, biz 3'üncü yoğunluktayız ve 1'inci ve 2'inci yoğunluğu yiyoruz, 4'üncü yoğunluk da bizi yiyor. (D) Biz bitkileri yiyoruz, Kertişler bizi yiyor, peki yemeden nasıl hayatta kalabiliriz?
C: Fizikselliğe duyduğunuz arzuyu bıraktığınızda, yemek yemeğe ihtiyacınız olmayacak.
S:(L) Yani fiziksel varoluşa düşüş ve cennet hikayesi kısmen fiziksellik ve yeme ihtiyacı ile ilgili.
C: Lusifer, "Düşen Melek." Bu sizsiniz.
S:(L) Yani "düşmek", başka hayatlarla, başka canlılarla beslenmek zorunda olduğun fiziksel bir varoluşa girmek anlamına geliyor, öyle mi?
C: Evet.
S:(TR) Bitkiler 1'inci seviye varlıklarla örneğin kayalar, sular vb ile beslendiğinde, 1'inci yoğunluk acı hissediyor mu?
C: Bu husus üzerinde durmamız gereksiz. Bu konuyu irdeledik.
S:(TR) Yani bir bitki besin aldığında... (L) Bitki minerallerle aynı yoğunlukta, yani bu şey gibi... (TR) İki ayrı varlık birleşiyor gibi mi? (V) Jeffrey Dahmer gibi... [Gülüşme] ... (LM) Mineraller suda çözünüyor ve sonra bitki tarafından emiliyor, bunda ne acı olabilir?
C: Subjektif, LM.
S:(L) Belki örneğin fosfatın suda çözünmesi, onun için bir nevi ölümdür...
C: Yakın. Yalnızca 3'üncü seviyede algıladığınızda ve varolan tek algının bu olduğunu düşündüğünüzde kendinizi sınırlandırıyorsunuz.
S:(L) Yani diğer bir deyişle, 4'üncü seviye anlayış üzerinde çalışırken 1'inci, 2'inci ve 3'üncü seviyeyi de algılayabilmeliyiz, öyle mi?
C: Hayır. 4'üncü, 5'inci ve 6'ncı üzerinde çalışın.
S:(L) Altımızda ne olduğunu anlama egzersizi olarak 1'inci ve 2'inci yoğunluk seviyelerini de anlamak faydalı olmaz mı?

C: Her zaman yükselmeye çalışın.

S:(V) Gelişen ruhlar olarak 1'inci ve 2'nci seviye çalışmalarımızı zaten tamamlamadık mı?
C: Evet.
S:(V) Geri adım atmaya gerek yok. (TR) 4'üncü seviyedeki Kertişleri kim yiyor?
C: Kimse. 4'üncü seviye, KH'nin tam ifadesinin mümkün olduğu son yoğunluktur.
S:(TR) Yani 5'inci ve 6'ncı seviyedeki varlıklar saf enerjiyle besleniyorlar.
C: Evet.
S:(TR) 4'üncü seviye tam KH için son aşama. Peki "düşünme ve değerlendirme" seviyesi olarak tanımladığınız 5'inci seviyedeki bir KH varlığının durumu nedir?
C: 1'inci, 2'inci, 3'üncü ve 4'üncü seviyenin ruhları, enkarnasyonları arasında 5'e gider.
S:(T) Yani 4'üncü seviyedeki varlıklar, bir sonraki enkarnasyonları için 4'e dönmeden önce 5'inci seviyeye gidiyor?
C: Aynen.
S:(T) Bu yüzden düşünme ve değerlendirme seviyesi olarak isimlendiriliyor. Gidip yaptığın şeyler hakkında düşünüyorsun. (TR) Peki ya 6'ncı yoğunluktaki ruhlar? (L) 6'ncı yoğunluk KH varlıkları var mı?
C: 6'ya ulaştığında artık 5'e kadar olan döngüye girmezsin.
S:(L) Peki 6'ncı yoğunlukta bir KH deneyimi var mı? 6'ncı seviye Oryonlar gibi?
C: Bunlar yalnızca bireylerin yansımalarıdır, birleşik varlıklar değil. Bu yansımalar denge için vardır. Bunlar bütün birer varlık değildir, sadece düşünce formlarıdır.
S:(L) 6'ncı seviye varlıkları İncil'de Eyüp'ün hikayesinde Lusifer'in Tanrı'nın önüne gelişi gibi bir araya gelmiş melekleri mi ifade ediyor?
C: Evet.
S:(L) Yani 6'ncı yoğunlukta KH ve BH var ve birbirlerini dengeliyorlar?
C: Dengeye yönelik bir yansıma.
S:(L) Bunda bir herhangi bir hiyerarşi var mı? Bu varlıklar bir çeşit "Büyük Konsey"in önüne gelip planlar yapıp tartışıyor, kararlar verip bunları uyguluyorlar mı?
C: Hayır.
S:(L) Peki nasıl oluyor? Herşey enerjilerin doğal bir etkileşimiyle mi meydana geliyor?
C: Evet.
S:(V) Biz 3'üncü yoğunluktayız ve siz bizimle çalışıyorsunuz ve biz 4'üncü yoğunluğa geçmeye çalışıyoruz ve siz de 6'ıncı yoğunluktan 7'nciye geçmeye mi çalışıyorsunuz?
C: Evet.
S:(TR) Bize yardım etmeniz, 7'nci yoğunluğa ulaşmanıza yardımcı oluyor mu? (V) Tıpkı sizin bizimle çalışmanız gibi, daha yüksek yoğunluklarda olup sizinle çalışan başka varlıklar var mı?
C: Hayır, 7'ye hepimiz birlikte ulaşıyoruz.
S:(L) Diğer bir deyişle, siz bizi yukarı çıkarmaya çalışıyorsunuz ve herkes de yukarı çıkıyor ve tüm parçalar tekrar bir araya geldiğinde hepimiz 7'ye gidiyoruz öyle mi?
C: Evet.
S:(TR) Bize yardım etme amacınız bu mu?
C: Bu doğal bir süreç.
S:(TR) 6'ncı yoğunluğa ulaştığımızda bizim işlevimiz, tıpkı sizin şu anda yapmakta olduğunuz gibi 3'üncü yoğunluktakilere yardım etmek mi olacak?
C: Evet. Biz gelecekteki siziz.
S:(TR) Ruhların yüzde elliden fazlası 6'ya ulaştığında ve 7'ye geçmeye hazırlandığında, geri kalanların hepsi de otomatik olarak 7'ye mi geçecek?
C: Doğru kavram değil. 3'üncü yoğunluk "Yılan Kardeşliği" ilhamlı matematiksel hesaplama ve fikirleri kullanıyorsun.
S:(J) Yani bu işin yüzdesi yok. (TR) Yani her bir ruhun oraya ulaşması gerek. (V) 3'üncü yoğunluk matematiğini uygulayamayacağımız kadar yüksek değil bu bence. (TR) Çoğunluk diyelim.
C: Hayır. Hala 3'üncü yoğunluk matematiğini kullanıyorsunuz.
S:(L) Pekala, 7'nci yoğunluğa kesin geçişin ölçütleri nedir?
C: Derslerin tamamlanması.
S:(J) Evet. (TR) Tüm ruhlar 7'nci yoğunluğa geçtiğinde tüm ruhlar tek bir ruh haline mi gelecek?
C: Yakın.
S:(TR) O yüzden herkesin gelmesi gerek, çünkü hepimiz 7'nci yoğunlukta bir olacağız. (D) O zaman oyunu değiştirip tekrar ilgi çekici hale getirmek için ne yapmamız gerekecek?
C: Birşey "yapmak" zorunda değiliz, yaptık, yapacağız, yapıyoruz!!!

-------------------------------------------------------------------

Yukarıdaki alıntıyla hatıra gelen konulardan biri de "din hayattır" sözü ve anlamı ile "1,2,3.yoğunlukla uğraşmayı bırakın 4,5,6 üzerinde çalışın" sözü arasındaki ironik durumu da çözmemiz gerek,

Din hayattır konusu bize etrafımızda ne olduğu hakkında gözlem ve dikkat içinde olmamız hakkında sadece ikaz şeklinde ,zira bu yoğunluğun ne halde olduğuna bakmadan mevcut insani düşünce çoğunluğunun tavrı hakkında bilgi sahibi olmadan bu hayatı burada sürdürebilmek mümkün olamaz, keza doğal gezegensel olayların değişkenliği bu yönden olabilecek tehlikeleri de göz ardı etmeden yaşamak,

Ancak alıntıda belirtildiği gibi mineraler suda çözününce acı duyar mı v.s. şeklinde abartılı duygusal alanlara da fazla dalmamak kaydiyla kısaca fizik alemde ne olup bittiğinin farkında olacağız ama bir salatalığı dalından koparıp yediğimizde acaba ne zarar verdim şeklinde bütün benliğimizle acı duymak ve bunun yüzünden başka hiçbir şeyle ilgilenmemek gibi manik durumlara gelmemek şeklinde,

Konumuzu veya enerjimizi asırlardır KH güçlerinin elinde hallaç pamuğu gibi atılıp karma karışık hale gelmiş bilgilerin içinden en doğrularını yakalayıp düşünsel ve sezgisel yönden en uygununu bulup algı mekanizmamızı ,inanç sistemimizi ona göre takıntılara kapılmayan bir halde oluşturmaya çalışacağız, benim çıkardığım netice bu,

Diğer yandan, en son cümle çok çarpıcı ,burada zorunda değilsin birak her şeyi sadece izle yeter bir şeyler yapma denmiyor ,

Bilakis gayretin çabanın lineer uygulama anlayışı dışında devam ettiği ve önemli olduğu vurgulanıyor zira ortada "yapmak" fiili üzerinde izah var,

Yapma üzerine neler söyleniyor, bakalım,

--------------------------------------------------------------

S: (L) Neden böyle şeyler yapılıyor?
C: Oryonlular ve onların insan ortakları, yeni bir ırk yaratmak ve bu ırkı insanlığın geri kalanı ile birlikte
kontrol etmek üzere büyük bir çaba harcıyorlar.
S: (L) Ruhlara ne oluyor? Bu proje yalnızca fiziksel mi?
C: Fiziksel. Ruhlar devam ediyor.
S: (L) Ruhlar nereye gidiyor?
C: Çoğunlukla buraya geri dönüyorlar.
S: (L) Bir kısmı başka yerlere mi gidiyor?
C: Bazıları diğer gezegenlere gidiyor.
S: (L) Bu projeden kim sorumlu?
C: Konsorsiyum.
S: (L) Bu iğrenç!
C: 'İğrenç' subjektif.
S: (L) Fakat tüm bunlar çok korkunç.
C: Hislerinizi anlıyoruz, fakat herşey sizin perspektifinize uymaz.
S: (L) Bunlar dünyaya neden oluyor?
C: Karma.
S: (L) Ne tür bir karma bunu getirebilir?
C: Atlantis.
S: (L) Atlantisliler bunların başımıza gelmesine neden olacak ne yaptılar?
C: Şu anda bunu yanıtlayamayız.
S: (L) Bizi ne koruyabilir?
C: Bilgi.
S: (L) Bu bilgiyi nasıl elde edeceğiz?
C: Şu anda bu kaynaktan size veriliyor.
S: (L) Ne tür bir bilgiyi kast ediyorsunuz?
C: Bu bilgiye sahipsiniz.
S: (L) Bize söylediğiniz bilgiler bizi nasıl korur?
C: Büyük bir savunma sağlar.
S: (L) Ne tür bir bilgi savunma sağlar?
C: Sadece hakkında bilgi sahibi olmak psişik bir savunma sağlar.
S: (L) İnsanlara bunu nasıl söyleyelim? Ve kime söyleyelim?
C: Diğerlerini yalnızca dolaylı olarak bilgilendirin.

-------------------------------------------------------------------

C: Kelimenin ifade ettiği kavramın tüm olası anlamlarını kapsıyor. Sadece tek bir terimin, bu tek kelimenin nasıl bu kadar çok mana taşıdığını düşünebiliyor musunuz? Bunun tamamen farkında olmadığınızı algılıyoruz. Aydınlanmanın belirtilerini görebilirsiniz ve aydınlanma bilgiden gelir. Bilgi elde etmek ve bilginizi arttırmak için sürekli olarak çaba gösterirseniz, meydana gelebilecek tüm olası negatif şeylere karşı kendinize bir koruma sağlamış olursunuz. Bunun neden böyle olduğunu biliyor musunuz? Daha fazla bilginiz oldukça, kendinizi nasıl koruyacağınız konusunda daha fazla farkındalığınız olur. Sonunda bu farkındalık o kadar güçlü ve o kadar kapsamlı hale gelir ki, kendinizi korumanız için belirli şeyler veya ritüeller yapmanıza hiç gerek kalmaz. Koruma, bu farkındalıkla birlikte doğal olarak gelir.

--------------------------------------------------------------------

C: Eğer bunun bir şekilde onun veya aktardığı bilgilerin üzerinde bir gölge veya bir leke oluşturduğunu düşünüyorsanız, söylediklerimize yeterince dikkat etmiyorsunuz demektir. Bilgi karşısında takıntı ile ilgili olarak söylenenleri duymadınız mı? İçlerinde, gelişimin tüm noktalarında daha fazla bilgiye erişmek için gerçekten çaba gösterenler, belirttiğiniz gayrımeşruiyet ile ilgili herhangi bir fikir ile bloke olmazlar. Eğer gelişip bilgi kazanmayı seçerseniz, hiçbir noktada hiçbir şey hakkında asla bloke olmaz veya takıntılanmazsınız. Fakat eğer bilginizi sınırlandırmayı ve takıntılanmayı seçerseniz, o zaman kendinizi sürekli bloke olmuş halde bulursunuz ve bu durum tüm yaşam deneyimlerinizde kendini gösterir. Bu, bireysel ruh gelişimi kalıbının bir parçasıdır. Tamamen seçime dayalı birşeydir. Bu nedenle bir başkasının bilgi edinme seçimine veya bunu nasıl yaptığına veya yapmadığına müdahale etmeniz mümkün değildir. Bir başkasının algılarını değiştirmeye çalışmanın gereği yoktur çünkü özgür iradeye müdahale anlamına gelir.

Eğer biri aydınlanmak yerine takıntılanmayı seçiyorsa, bu onun seçimidir!
-----------------------------------------------------------

"Takıntılanmayı seçiyorsa bu onun seçimidir" bu durum üzerinde duralım,

Etrafımız bu seçimi yapmış olanlar ile dolu ,böylece konuya yabancı olanlarla ayıran ve israrla bu tiplere sırtımızı çevirip ortada belirmiş olan ayırım çizgileri esastır şeklinde bir anlayış geliştirip o izde gidersek KH tarafından kurulmuş aynı tuzağın içindeyiz demektir

En son celsede de belirtildiği gibi (ki K.lar seneler içinde defalarca bu tip uyarıları yeni gelen sene içinde gelecek olaylar şeklinde çok bahsettiler) kaos ve garipliklerin yakında geleceği şeklinde uyarılarda bulunmaktalar ve bu son celsede ilk defa şaşkınlığa girmiş olanlara "yardım etmemizi" istemekteler ,

Bu üçlü dalga sürecinin zaten içinde olduğumuzu artık anladığımız bizler bu gibi anormal olayların olacağını zaten bilmekteyiz ve takıntıları yüzünden ilgiyi kesip bıraktığımız kişilerle yine beraberiz ve onlar bu halde iken bize doğru gelmekten başka yol bilemeyecekler , zira onlara olayı az da olsa belirtecek bilgileri vermeye çalışan kişilerdik ,

Bu anlatmaya çalıştığım , sorumluluğu duymak ve onları tamamen gözden çıkarmamak gerekir,

Konuyu başka yönden inceleyelim, zira en son gelen celsedeki (28 12.2019 ) o son cümle evvelce yoğunluk değiştirmek hakkı kazananlarla dünyasal felaketlerle karşılaşabilecek olanların kesin ayırımını ortadan kaldırır bir anlam kazandırıyor ,

Veya başka bir görüşle,bize bu cümle ile böyle görev verileceği düşünülüyorsa ne yaparsak yapalım yoğunluk değiştirme hakkını henüz kazanamadık hiç olmazsa edindiğimiz bu kısıtlı farkındalıkla etrafımıza yardım edebilelim, insanlar dehşeti yaşamasın,

Şok bir durum,

Bu yazılı düşünme insanı nerelere getiriyor ,şahsen kendimizi azıcık da olsa BH adayı sayıyorduk ve avunuyorduk, neler çıkardık,

Ama düşünce genişliğinin diğer alanlarına doğru yönelince, bu celse direkt bize değil Laura ve ekibine geldi ve onların BH adayı olduklarını ve hatta kanal açıp 4BH i hak ettiklerinden bahsetmişlerdi hatta onlar israrla bu söyediğiniz gerçek mi diye sorunca işte bahsettiklerimiz bu gece burada demekteydiler,o halde kollektif bir davranış düşünebiliriz,

Kıskançlık ,kin ,intikam ,hırs,nefret,gibi duygularla dolu olup bunların insanı KH bazında tutan unsurlardır diyemiyen ,anlayamayan bireyler evvelce bahsedilen "psişik aural enerji" nin skalasını düşük düzeyde tutmaktalar ve bu yönde gelişen bu aural enerji geneli pek cazip olmayan yaşam şekillerinde bırakmakta

Oysa seçim yapıp buraları deneyen ruhların bu yaşamları arasında adeta dar bir alana sıkışmış gibi gözüken hümanist olma ,bağımsız olma ve hürriyeti soluma gibi arada bir fark edilip ortaya çıkan bütünlük duygusu gibi hasletler belirmelidir ve yaşamların bu tarzda inşa etmeleri gerek ,

İşte bilgi alıp özümsemek ve her tarafından sağlam olup olmadığına bakıp gerçekliği üzerinde bir inanç sahibi olmak, ortamın "psişik aural enerji" seviyesini hızla yükseltip yoğunluk derecesini artmış bir duruma sokar ve en başta bahsettiğim insanlık için ilkel olarak nitelendirilecek karmik unsurlarla da döşenmiş olan o mevcut döngüyü parçalar ve yeni yüksek yoğunluklara aday veya hak etmiş bir duruma sokar,

----------------------------------------------------------

C: 'İğrenç' subjektif.
S: (L) Fakat tüm bunlar çok korkunç.
C: Hislerinizi anlıyoruz, fakat herşey sizin perspektifinize uymaz.
S: (L) Bunlar dünyaya neden oluyor?
C: Karma.
S: (L) Ne tür bir karma bunu getirebilir?
C: Atlantis.
S: (L) Atlantisliler bunların başımıza gelmesine neden olacak ne yaptılar?
C: Şu anda bunu yanıtlayamayız.
S: (L) Bizi ne koruyabilir?
C: Bilgi.

---------------------------------------------------------
S: (L) Kasyopyalılar hiç fiziksel bedenler içinde bulundular mı?
C: "Hiç" subjektif.
S: (L) Tamam, zaman-mekanda herhangi bir noktada fiziksel bedenler içinde bulundunuz mu?
C: Bulunduk, bulunacağız ve bulunuyoruz

-----------------------------------------------------------------
S:(J) Tablada dört kişi birden istiyorlar! (L) Hayır. Bu gece onlarla konuşmak istemiyorum, bana çirkin davranıyorlar! (D) Bana kendimi inanılmaz önemliymiş gibi hissettiriyorlar!
C: Çirkin subjektif. Biz seniz Laura.
S:(L) Buna inandığımdan emin değilim.
C: Neden kendimize çirkin davranalım? Ama fizikselliğin esaretini ve biyolojik eğilimlerini anlıyoruz.

------------------------------------------------------------------

Yoğunlukların en güçlü bölümüne yanaşmış 6. yoğunluktaki K. dostların bilgi verdikleriyle bir olmak sanırım ısrarlarla anlatmak istediğim bütünlük duygusunun "objektif" olduğunu tanımlıyor,

Bu his esasta her insanda bulunan diğer varlıklarla empati kurmak onların her duygusuna ortak olabilme isteği gibi ince hasletleri içerir ancak bireyselliği ortaya koyan ayrılık çizgileri ve onları barizleştirmek için elinden geleni yapan KH güçleri tarafından insanlık şaşkın durumdadır ve ayırıcı duruma sarılmak her zaman kolay gelmektedir, onun için takıntı cehennemi her alanda kolay yolunu bulmakta dünya sahasını genişçe işgal etmektedir,

İşte bilgi ve düşünebilen bir bilinç bu sahte paradigmayı parçalar, bahsetmek istediğim budur..


Edited by - Tgur on 09/01/2020 12:13:30
Go to Top of Page

Gaia


111 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 08/01/2020 :  22:50:43  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Aktarımlar için teşekkürler.
Go to Top of Page

Tgur


1239 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 09/01/2020 :  08:18:20  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Sağol kardeşim

Edited by - Tgur on 09/01/2020 08:41:07
Go to Top of Page

Tgur


1239 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 17/01/2020 :  09:19:35  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
DÖRDÜNCÜ YOĞUNLUKTA GEZİNME

Meseleyi bilinçte yerli yerine oturtmak için frekans yani titreşim ve düzlem hakkında bazı konular üzerinde durmamız gerek,ve bilinç ile madde arasındaki bağı hatırlamamız anlamamız lazım,

Evvela titreşimin yani frekansın ne olduğunu basitçe tekrarlayalım,

Her şeyin özü enerjidir. Kütle, enerjinin yoğunlaşmış halidir. Düşünce enerjidir.Enerji sürekli titreşerek bir salınım oluşturur Bizler de insanoğlu olarak sürekli titreşen enerjileriz. Titreşim seviyemiz düşük olduğu için yeryüzünde çökeltilmiş şekilde yani kütle-beden olarak hayatlarımızı devam ettiriyoruz. Bizim titreşimimize uygun şekilde titreşen enerjileri de kendi titreşim dünyamızda kütle olarak görebiliyoruz (diğer insanlar, hayvanlar, masa, sandalye vs.) İnsan bedeninin doğal titreşim düzeyi saniyede ortalama 300 titreşimdir. (bu paragraf alıntıdır)

Özetle biz illüzyon veya dünyasal done olarak gördüklerimizin frekansı dışındaki ölçülerde frekans sahibi objeleri göremiyoruz ama mevcutlar,

Belki bulunduğumuz yer bir şelale veya orman veya yaşayan başka tip varlıklar var onlarla beraber yaşıyoruz ama göremiyoruz ,beş duyu algı frekansımız dışındalar, bu konuya artık büyük kısmınız açıktır ve bilmekteler,

Bunu kabul etmek istemeyen insan yoğunluğu kendine bilinmeyenlerin korku dünyasını yaratmış ve sorgulamalar sınırını bu yüzden aşamaz haldedirler ve KH nın da karıştırmaları ile ve bunları anlamış bilgilerde olup kendine bu güçlerle olağanüstü önlemler verdiren ve bunlara acazet ve korku ile bakıp tapan gurupları sömüren sürükleyen bazı menfaat peşinde koşan kişi ve guruplar oluşmuş ve bunlar birbirlerini dışlayan bir halde dünya yaşam cehennemini yaratmışlardır,

Onun için bu yoğunluğunu değiştiren yani vefat eden kişiler hakkında "onlar kurtuldular" dediğimde bana başka türlü bakmaktalar..

Dördüncü yoğunlukta karşılaşacağımız KH karakterleri hakkında şu doygun malümatı evvelce vermek gerek,zaten bu dünya takılmışlar gurubunu izlersek bu KH varlıklarının oradaki isteklerine uygun dönüşmüş kendindeki güce değil de başka güçlere itaat eden tapan bir bilincin hakim olduğunun görüldüğünü fark etmekteyiz , tablo maalesef böyle,

Bütün mesele yani bizlerin genel olarak şu anda yaptığımız faaliyet, farkında olan nüfusun mümkün olduğu kadar "psişik aural enerji" özelliği ile bu esaretten kurtulabilen niceliksel değil de niteliksel özelliğe doğru yürümesini sağlamak,

Bu iş için zannedildiği gibi kişilerin kolundan zorla tutup "yürü bak yanlış yoldasın gibi" aşırı ters ve müdahaleci bir tavırla değil de sadece bireysel zihin olarak kendimizi geliştirmekle olduğunu artık anladık sanırım,

Yardım isteyen bize bilgi için yanaşan ve sorgulayan varsa ne ala,

------------------------------------------------------------

S: (L) Nasıl işlev gösteriyorlar? Robot gibiler mi?
C: Kertenkele varlıklarının ruhlarıyla etkileşme yoluyla işlev gösteriyorlar. Bu teknoloji sizin aşina olduğunuz teknolojiden aşırı ölçüde daha fazla gelişmiş bir teknolojidir; Griler yapay olarak tasarlanıp üretilme bir yana, doğrudan Kertenkele varlıklarının zihinsel ve psişik birer projeksiyonu olarak işlev gösteriyorlar. Dört boyutlu birer araç gibiler.
S: (L) Dört boyutlu araçlar olarak yetenekleri neler?
C: Kertenkele varlıklarının tüm yeteneklerine sahipler ama tabii fiziksel görünüşleri tamamen farklı, kendi ruhları yok ve ayrıca biyolojik yapıları içsel olarak farklı. Ancak işlevleri aynı ve projeksiyon varlıklar olarak kalabilmek için hem ruhsal olarak hem de fiziksel olarak Kertenkele varlıklarıyla aynı şekilde besin tüketmeleri gerekiyor. Gerekli yakıtın negatif enerji olmasının nedeni ise hem Kertenkele varlıklarının hem de Grilerin dördüncü yoğunluk seviyesinde yaşıyor olmalarıdır. Dördüncü bilinç yoğunluğu seviyesi, bu varlıklarda olduğu gibi yalnızca kendine hizmet ederek varolunabilen en yüksek yoğunluk seviyesidir. Bu yüzden negatif enerji tüketmeleri gerekir çünkü dördüncü yoğunluk seviyesi, kendine hizmetin yani negatif düşünce kalıbının en yüksek örneğidir. Dördüncü yoğunluk seviyesine üçüncü yoğunluk seviyesinden ilerlenerek gelinir. Yukarı doğru her bir yükselişte, bireysel bilinçli varlığın varoluşu o kadar daha az zor hale gelir. Bu nedenle dördüncü yoğunlukta varoluş, üçüncü yoğunluktakine göre daha az zordur ve üçüncü de ikinciden daha az zordur vs. Ruh enerjisi üzerinde daha az yük yaratır. Bu nedenle dördüncü yoğunluk seviyesinde varolan varlıklar üçüncü yoğunluk seviyesinde varolan varlıklardan negatif ruh enerjisini çekebilirler. Aynı şekilde, üçüncü yoğunluk seviyesindeki varlıklar, ikinci yoğunluk seviyesindeki varlıklardan enerji çekebilir. Bu enerji alış biçimi diğeri kadar gerekli değildir ama gene de yapılıyor. Üçüncü yoğunluk seviyesinde bulunan insanların ikinci yoğunluk seviyesindeki hayvan krallığındaki varlıkların sıkça sıkıntı ve acı çekmesine neden olmalarının sebebi de budur; çünkü sizler de esas olarak kendine hizmet eden varlıklar olarak ikinci seviye ve birinci seviyedeki varlıklardan negatif ruh enerjisi çekiyorsunuz. Sizin için yaklaşmakta olan dördüncü yoğunluk seviyesine doğru ilerlerken, başkalarına hizmete ilerlemek ile kendine hizmette kalmak arasında bir seçim yapmanız gerekiyor. Bu, kendinizi uyumlandırmak için epey vakit gerektirecek olan seçim olacak. Bu, "bin yıllık süreç" olarak tanımlanan şeydir. Sizin takvim ölçülerinizle bu, diğerlerine hizmete mi yükseleceğiniz yoksa kendine hizmet seviyesinde mi kalacağınızı belirleyecek olan dönemdir. Kertenkele varlıkları olarak tanımlanan varlıklar kendilerini sıkı bir şekilde kendine hizmete sabitlemeyi seçtiler. Ve bunun mümkün olduğu en yüksek yoğunlukta oldukları için, üçüncü seviye, ikinci seviye ve birinci seviyede bulunanlardan sürekli olarak büyük miktarlarda negatif enerji çekmeleri gerekiyor ve tüm o yaptıklarının sebebi de bu. Bu durum ırklarının ölmekte olmasını da açıklıyor; çünkü kendine hizmetten başkalarına hizmete nasıl geçireceklerini öğrenebilmiş değiller. Bu seviyede sizin ölçülerinize göre çok uzun bir süredir kalmış olduklarından buraya sıkıca yapışmış durumdalar bu yoğunlukta nüfuslarını da arttırdılar. Irklarının ölmekte olmasının ve gözleri kararmış bir şekilde sizden mümkün olduğunca çok enerji almaya çalışarak ırklarını metabolik olarak yeniden yaratmaya çalışmalarının sebebi bu.
S: (L) Peki eğer biz onlar için bir besin ve enerji kaynağı isek neden bizi kendi gezegenlerinde insan kümeslerinde beslemiyorlar?
C: Besliyorlar.
S: (L) Burada çok sayıda bulunduğumuza göre neden gelip buranın yönetimine el koymuyorlar?
C: Niyetleri bu. Çok uzun bir süredir bu niyetteler. Herşeyi istedikleri gibi ayarlamak ve bu gezegenin deneyimleyeceği dördüncü yoğunluğa geçişte mümkün olduğu kadar çok negatif enerji emebilmek için zamanda ileri ve geri yolculuk yapıyorlar. Buradaki amaç dördüncü yoğunlukta sizin yönetiminizi ele geçirmek ve bir dizi şeyi gerçekleştirmek; 1: Irklarını sürdürülebilir halde tutumak, 2: Sayılarını arttırmak,3: Güçlerini arttırmak, 4: Irklarını dördüncü yoğunluk alemine yaymak. Bunların tümünü gerçekleştirebilmek için sizin takviminize göre yaklaşık 74 bin yıldır olaylara müdahale ediyorlar. Bu çalışma sırasında zamanda ileri ve geri yolculuklar yapmak suretiyle tüm bunları tamamen sabit bir zaman-mekan aralığında gerçekleştiriyorlar. Ama ne kadar ilginçtir ki tüm bu çalışmalar başarısız olacak.
S: (L) Başarısız olacaklarından nasıl bu kadar emin olabiliyorsunuz?
C: Çünkü bunu görüyoruz. Biz sadece görmek istediğimizi değil herşeyi görebiliyoruz. Onların başarısızlıklarının sebebi sadece görmek istediklerini görmeleri. Diğer bir deyişle bu "arzuya dayalı düşünme" olarak tanımlayacağınız şeyin en yüksek ifadesidir. Ve dördüncü yoğunluk seviyesinde deneyimlenen arzuya dayalı düşünme, o seviye için gerçek olur. Ne kadar arzuya dayalı bir şekilde düşündüğünüzü biliyor musunuz? Siz üçüncü yoğunluk seviyesinde bulunduğunuz için bu realiteyi pek bilmezsiniz, fakat eğer dördüncü yoğunlukta olsaydınız ve şimdiki işlevlerinizi sürdürüyor olsaydınız sizinde gerçeklik algınız bu olurdu. Onlar bizim gördüklerimizi göremezler çünkü biz kendimize değil,başkalarına hizmet ediyoruz ve altıncı seviyede bulunduğumuz için, tüm noktalardaki herşeyi olmalarını istediğimiz gibi değil, oldukları gibi görebiliyoruz.

------------------------------------------------------------

C: Lütfen... uzaklaşıyoruz! A---'ya "aether"in dünya materyal biliminin "ether"i tanımlama biçimi olduğunu söyle. Sorun şu ki, tamamen bilinçten oluşan bir varoluş düzlemini fizikselleştirmenin yolu yoktur. Tüm yaratılışın/gerçekliğin temeli ve özü, iki "hal" veya düzlem arasındaki mükemmel dengeli birleşimdir. Biri olmadan diğeri olmaz!
S: (L) İki hal veya düzlem derken fiziksel durum ve bilinç durumunu kastediyorsunuz, değil mi?
C: Evet.
S: (L) Ve biri olmadan diğeri de olmaz. Bilinç ile madde öyle bir bağlantılılığa sahip ki, biri olmadan diğeri olmuyor...
C: Evet, ilişik, bağlı, içiçe... Birleşik.
S: (T) Evrenin yapısı tüm seviyeleri bir arada tutuyor... herşey birbirine bağlı. 6'ncı yoğunluğun bilinci diğer yoğunluklarla mükemmel dengeli bir ilişki içinde.
C: Evet, ama dünya bilimadamları fiziksel materyal düzlemde bir şekilde ölçülemeyen, tahmin edilemeyen,hesaplanamayan ve temsil edilemeyen hiçbir şeyin mevcut olamayacağına inanmaya programlı. Bu doğru değil!!!!!!! Örneğin biz HİÇBİR ŞEKİLDE fiziksel değiliz.

--------------------------------------------------------------------

S: (A) Hazırladığım son bir sorum var. Demek bu iki fiziksel felaket olayımız var. Kahverengi yıldızın ve komet kümesinin gelişi. Ama bu sefer bunun farklı olacağını, çünkü buna bir düzlem kavuşumunun eşlik ettiğini söylemiştiniz. (ç.n.: düzlem kavuşumu: 4'üncü yoğunluk dalgasının gelişi kastediliyor)
C: Evet. Manyetik alan değişimi.
S: (A) Bu düzlemsel kavuşum veya bu manyetik alan değişimi, yoğunluk geçişiyle ilgili sanırım. 4'üncü yoğunluk aleminin sınırı.
C: 'Alem.' (ç.n.: "realm") Bu kelimenin kökü nedir?
S: (L) Realite.
C: Evet. Manyetik alanla ilişkisi?

--------------------------------------------------------------
S: (L) Matematiğin KENDİSİNİN ruhsal dünyanın ifadesi olduğunu mu söylüyorsunuz?
C: Köprü.
S: (L) Her şey ilüzyon olduğuna göre, maddi dünyayı tanımlayan matematik aynı zamanda ruhsal dünyayı da tanımlıyor olabilir. Belki de yalnızca bir zıt görüntü halinde.
C: İlüzyonlar yalnızca kendi alemlerine uyar, ihtiyaç duyulduğu gibi. Neden sonsuzluk kavramınız var?
S: (A) Çünkü elimizde doğal sayılar var. Ve sonsuz sayıda doğal sayı olduğunu kolayca ispatlayabiliyoruz.
C: Ama bu, doğası gereği aslında dairesel olana lineer bir ölçek dayatmaya yönelik umutsuz bir çaba.
S: (A) Sonsuzluktan kurtulmamız gerektiğini mi söylüyorsunuz? 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 0, 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 0 diye mi saymamız gerekiyor? Sonsuzluğa ihtiyacımız yok mu? Hayır, muhtemelen değil, çünkü soru bilinç hakkındaydı... ve sonsuzluk hakkında düşünmeye yönlendirilmedik – herşey dairesel. Az önce düzlemi düşünüyordum ve sonlu ve dairesel olan kürenin aksine düzlem sonsuz. Düzlemin iyi, kürenin kötü olduğunu söylediniz. O halde...
C: Hayır.
S: (A) Ama düzlem kendi başına sonsuzdur. Sonsuzluğa da bu şekilde varıyoruz, çünkü sonsuz bir düzlemimiz var...
C: Dairesel düzlem nedir?
S: (A) Ne?! Bir disk. Bazen onlara sorduğumuzdan başka soruların yanıtlarını alıyoruz... Son soru: Genel bir hayalkırıklığı hali içindeyim çünkü öğrenecek çok fazla şey, izlenecek pek çok yol, araştırılacak pek çok şey, kanıtlanacak pek çok teori, geliştirilebilecek pek çok matematiksel kavram, ekin çemberleri örneğinde olduğu gibi matematiğin ve fiziğin dışında araştırılacak pek çok şey var ve nereden başlayacağımı bilmiyorum. Hiçbir yere çıkmayan bir labirente girmek istemiyorum... Ne yapmam gerekiyor?
C: Böyle bir karmaşayla karşılaşıldığında, en iyisi önyargısız ve korkusuz bir şekilde sadece yapmaktır. Diğer bir deyişle, bırak yol kendini yaratsın.

-----------------------------------------------------------

Yol kendini yaratsın ifadesinde o yolda ilerlemeye çalışan bizlerin yaratıma eklemelerimiz olacak tabiiki,var sayım bile olsa bazı şeyleri ifade edebiliriz,

Dairesel düzlemin belirli, bir frekans sahibi objelerin olduğu mesela "fiziksel materyal düzlemi "olarak kabul edebiliriz, şu alıntıya bakalım,

"C: Evet, ama dünya bilimadamları fiziksel materyal düzlemde bir şekilde ölçülemeyen, tahmin edilemeyen,hesaplanamayan ve temsil edilemeyen hiçbir şeyin mevcut olamayacağına inanmaya programlı. Bu doğru değil!!!!!!! Örneğin biz HİÇBİR ŞEKİLDE fiziksel değiliz."

Bu kısıtlı inanç düzeyi aksine baştaki frekans bilgilerine aşina olan kişilerin kabul eder bilinç yapısı yani fizikselin dışında da objelerin olduğu gerçeğini kabul eden kişilerin farkındalığı yeni bir dairesel düzlem yaratır buna "algı evrenleri yaratmak" ta diyebiliriz (ki üzerinde çok konuştuk) o zaman bu yeni algı evrenini yukarıdaki verdiğimiz şu alıntı parçasıyla birleştirip konuyu yerli yerine oturtabiliriz,

"C: Evet. Manyetik alan değişimi.
S: (A) Bu düzlemsel kavuşum veya bu manyetik alan değişimi, yoğunluk geçişiyle ilgili sanırım. 4'üncü yoğunluk aleminin sınırı. "

Kısaca eskisini unutturup rafa koyan ve yenisiyle eskisi hiç olmamış gibi birleşen (gerçeklik köprüsü ile yeni evrenlerin birleşmesi,ondan da evvelce bahsedildi) yeni bir dairesel düzlem ,

Eski dairesel düzlemde kalacaklar için hatırlayın şu alıntı üzerinde durulmuştu,

"S: (T) O halde kastettiğiniz şey bizim frekanslara uyumlanmamız ve böylece dalga geldiğinde 4'üncü yoğunluğa mümkün olduğunca çok sayıda kişinin geçmesine yardım etmemiz ve böylece bu gezegendeki karanlık güçlerin hakimiyetinin sona ermesi. Geride kalanların enerjileri de karanlık güçler için yeterli düzeyin çok altında olacağı için onlar da bu gezegenle uğraşmaktan vazgeçecekler. 3'üncü yoğunluk dünyasında daha az insan yaşıyor olacak, gezegen kendini yenileyecek ve onlar da derslerini müdahale olmadan daha kolay öğrenebilecekler."

Yakın zamanda anlattıklarımızın üzerinde giderek olayın altındaki kalın çizgileri barizleştiriyoruz ,bu arada şu alıntıyı da tekrarlamaktan kendimi alamıyorum ,sondaki "uzaklaşıyorsun Laura" ikazına dikkat ediniz,

-------------------------------------------------------------------

C: 4'üncü yoğunluk adayısın.
S:(TR) Yani biz 4'üncü yoğunluk adayıyız ama bu mutlaka 4'üncü yoğunluğa geçebileceğimiz anlamına gelmiyor, öyle mi?
C: Kısmen.
S:(TR) 4'üncü yoğunluk adayları doğru frekans titreşimine ulaşmışlarsa ve o noktada dalganın onları taşıyacağı bir noktaya yükselmişlerse 4'üncü yoğunluğa geçecekler, doğru mu?
C: Yeterince yakın.
S:(TR) 4'üncü yoğunluğa geçenler o noktada varlıklarının tüm diğer yoğunluklarıyla çok kısa bir süre için de olsa bir birleşme, bir bütünlük mü deneyimleyecekler?
C: Ölçülemeyecek derecede kısa bir an. "Aydınlanma" denen şey işte bu!
S:(TR) Aslında zaman diye birşey olmadığı için bireyin deneyimine göre o kısacık an binlerce yıl gibi de olabilir, değil mi?
C: "Sonsuza kadar" sürmüş görünebilir.
S:(L) "Rapture" (kendinden geçme, vurgun, mest) olarak bilinen şey mi bu?
C: Bazıları iç güdüsel düşünce kalıplarını bu şekilde açıklamaya çalıştı.
S:(L) 4'üncü yoğunluğa geçmek, yani afet olayları ve benzeri büyük etkiler altındaki 3'üncü yoğunluğu aşarak veya terk ederek bunların hiçbirinin olmadığı bir yere geçmek, "rapture" olarak bilinen şey bu mu?
C: Uzaklaşıyorsun Laura.

-----------------------------------------------------------------

"Uzaklaşmak" anlatılanlara bir daha göz atmak gerek demek, bütünlük sesini duyup hissedene kadar..

------------------------------------------------------------

S: (T) Şimdi buraya gelen şey insan ırkını 4'üncü yoğunluğa taşıyacak olan bir dalga mı?
A: Ve gezegeni ve bütün mekan/zaman sektörünü.
S: (T) O zaman buradaki herkesi içinde bulunduğu çalışma da tamamen bununla ilgili. Yani biz insan formuna girmiş ışık varlıkları olarak yeni frekansın tutucularıyız. Dalga buraya geldiğinde yeterince kişi hazırsa dalgayla birlikte yeni frekans burada sabitlenmiş olacak ve böylece gezegende olması planlanan değişim gerçekleşecek, öyle mi?
A: Evet.
S: (L) Bu meydana geldiğinde, hala tüm bunlardan habersiz olanlara yardım edecek miyiz?
A: Açık.
S: (T) Yani biz şimdi dünya değişimlerinden, hayatta kalacaklardan ve kalmayacaklardan, yıkımlardan, 3'üncü, 4'üncü, 5'inci yoğunluk realitelerinden bahsederken, burada asıl kastedilen şey 3'üncü yoğunluk bakımından gezegenin yok olması veya 3'üncü yoğunluktaki nüfusun %90'nın ölmesi değil. Çünkü insanlar 4'üncü yoğunluğa geçiyor olacak, öyle mi?
A: Vau! "Isınıyorsun."
-------------------------------------------------------------

Yukarıdaki alıntıda "yeterince kişi hazırsa" ifadesi üzerinde duracağım,

Burada matematiksel olarak bu kişi sayısını devreye alırsak yanılırız ,zira 3Y sayısal nicelik dışında nitelik özelliğini kullanmalıyız, bu da "aural psişik alan" kavramı içinde olan bir anlayışı ortaya koyar ve bunu farkındalık seviyesindeki kişisel genişlik olarak nitelendirmeliyiz,

Yani kişi farkındalık seviyesinde tam bir genişlik kazanmamışsa dünyasal derslerini tamamlamamışsa mesela her şey kabul ama ben reenkarnasyonu kabul etmiyorum derse veya dualarımda ve hatta "ruhun duasında" "ey evrensel yüce akıl" deyip o aklın kendi zihni ve bilinci olduğunun farkında değil de yine başka güçlerle bir beklenti içinde olursa farkındalık tam değildir ve "psişik aural alanı"dardır

Görüldüğü gibi kişi sayısının hiç önemi yok esas olan farkındalık alanının dar veya geniş olması,bu genişliği sağlamak zor mudur, hayır, bilgiler üzerinde inatla yürüyen ve düşünsel sezgisel faaliyetini canlı tutan eninde sonunda bu geniş alana sahip olur, olamıyorum derse bile bu zaman ve mesafe deneyimi denen yaşamın karmik faaliyetleri bu işin sırrıdır,

Beklenir, bu tip yaşamlar sıfır zamanda olduğunu anlayanlarca seyredilir , kişi yaşamlar sonunda zamansızlık bilinci oturunca bilmeceyi çözer.. "Ömür biter yol bitmez." ( Bu son söz benden değil)

Konumuzun başlığındaki hususun yani dördüncü yoğunlukta gezinme hakkında aşağıdaki alıntıda onun "kuşatma" olarak tanımlandığı sızıntıların ne olduğunu göreceğiz gerçekten çok ilginç ,ve bize mevcut donelerin üzerindeki olgular hakkında geniş görüş açısı veriyor ,bu tip vizyonların tıpatıp aynı olmasa da ben ve benim gibi bazı dostlar karşısına çıktığını da biliyorum ,bu yönden o değişik atmosferin ne olduğu hakkında bilgi sahibi olmak bize bulunduğumuz fizik alemin her şey olmadığı söylemlerimizin bir nebze ispatı oluyor

------------------------------------------------------------------
(L) JR ve ben 4'üncü yoğunluktaki sanatsal ifadeyi çok merak ediyoruz. Bu boyutta çoğumuz sanat ve müziği çok olumlu bir şekilde deneyimliyoruz ve bazen müzik çok ruhsal ve dönüştürücü olabiliyor. İnsanı çok sıradışı yerlere götürebiliyor. 4'üncü yoğunluktaki durum nedir?
C: 4'te örneğin sesleri "görebilir", renkleri "duyabilirsiniz."
S:(L) Peki, bu... Lütfen bu soruyu sorduğumda sakin olun ama... (F) Ne soracağını biliyorum... (L) Birşey söylemeyeceksin ama tamam mı? Yıllar önce 60'lar ve 70'lerin bir çocuğuyken LSD denedim. (TR) Ne soracağını çok iyi biliyorum, evet, çünkü onu ben de gördüm! (J) Evet. (L) Çok ilginç! Müzikle birlikte geometrik şekiller ve renkler ortaya çıkıyordu. (TR) Evet! (L) Burada bahsettiğimiz şey de bu mu?
C: Bingo!
S:(L) Yani diğer bir deyişle...
C: Sıradaki sorunun cevabı evet, 4'üncü yoğunluktan bir sızıntı deneyimledin.
S:(F) Yani 4'üncü yoğunluğa bir bakış etkisi yapmış. (L) Bu realiteye erişim için bu yöntemi tavsiye ediyor musunuz?
C: Açık.
S:(TR) Sorun şu ki, bazı insanlar hep bunu yapacak ve bunu doğal bir yolla yapma üzerinde çalışmayacaktır.
C: Evet.
S:(TR) Bazıları bunun bağımlısı olacak ve aşırı ölçüde kullanacaktır. (J) Ve kendilerine zarar verecekler. (L) Evet, çok dikkatli bir şekilde yaklaşılması gereken birşey. Bunu teşvik edemeyiz. (J) Bu, normal olarak deneyimlediğimiz 3 boyuta yeni boyutlar ekleme gibi birşey mi?
C: Evet. 4'üncü yoğunluk seviyesi yeni bir deneyim boyutunu ima ediyor, değil mi?
S:(TR) Birinci boyut tek bir nokta, ikincisi noktanın bir doğru şeklinde hareketi, üçüncüsü doğrunun bir düzlem oluşturacak şekilde hareketi ve zaman da buna süreklilik kazandırıyor. Peki dördüncü boyut nedir?
C: Keşfet!
S:(TR) 4'teki zaman frekansı, bizim zamanı algıladığımız gibi mi?
C: Sizin algıladığınız gibi değil.
S:(TR) Biz zamanı lineer/doğrusal olarak algılıyoruz ama aslında duyu organlarımızın bu algısı pek sağlıklı değil, öyle mi?
C: Belki.
S:(L) Daha önce bize zamanın, "düşme" sırasında bize dayatılan bir ilüzyon, bir aldatma olduğunu söylemişlerdi. (J) Işığın spektrumunu hepimiz görmüşüzdür. Bizim gözlerimizle algılayabildiğimiz, ışığın yalnızca sınırlı bir kısmı. Gerçek de böyle birşey mi? Algılayabildiğimiz şey, titreşimler spektrumunun yalnızca küçük bir kısmı mı?
C: Yakın.
S:(TR) 4'üncü yoğunluğa geçtiğimizde bu elektromanyetik bandın daha fazlasını mı göreceğiz?
C: Çok daha fazlası.
S:(J) Yani farkındalığımızı genişletecek.
C: Evet.
S:(L) Birkaç yıl önce meditasyon yaparken "kuşatılma" olarak tanımladığım birşey yaptım. Tanımlanması çok zor bir durum. Durduğum yerden sanki kaybolup sonra geri gelmiştim. Önce kafamda güçlü bir elektriksel zınlama sesi duydum. Kafamda "varlık yaklaşıyor" gibi şeyler duydum ve hemen bunun Şekina yani "Tanrısal mevcudiyetin" bir "yaklaşması" olarak düşündüm. Biraz gerildim çünkü böyle bir deneyimi veya ziyareti deneyimleyecek bir hazırlık konumunda değildim. Kendimi daha "ciddi ve özenli" bir hale getirdim sonra feci şekilde sıkışmış olduğumu ve hemen tuvalete gitmem gerektiğini farkettiğim ana kadar neler olduğunu hatırlamıyorum. Arada ne kadar zaman geçtiğini bilmiyorum ama o kadar sıkışmış olmam için epeyce sürenin geçmiş olması gerekir. Yatağım yatak odasıyla tuvalet arasındaki bir duvara bitişikti ve arada küçük bir geçiş vardı. Kalkarken kafamı duvara vurmamak için dikkatli olmam gerekiyordu. Yataktan kalktım ve kafamın ve omuzlarımın duvarın içinden geçtiğini fark edince afalladım.Bunu fark eder fark etmez başka ne deneyimlemekte olduğumu incelemeye başladım. Tüm fiziksel nesnelerin saydam birer renk ve ışık parçaları olduğunu fark ettim. Evin duvarları mevcut değildi ve diğer odalarda çocukları yataklarında görebiliyordum; bedenleri ışıktı. Evden dışarıyı görebiliyordum ve bizim algıladığımız gibi bir karanlık değildi. Gece olduğunun farkındaydım ama ağaçlar, bitkiler ve diğer nesneler, renk ve ışık olarak görünüyordu. Uzaktaki birşeyi çok kısa bir an için aklıma geldiğinde sanki teleskopik bir bakışla ona zum yapabiliyordum. Ayrıca 360 derecelik bir bakış açım olduğunu fark ettim yani tüm yönleri aynı anda görebiliyordum. Tüm bunlar çok hızlı oldu veya öyle göründü ve sonra bedenimde olmadığımı fark ettim. Bu düşünce beni korkuttu ve korktuğum an lastik bir bantla fırlatılır gibi tekrar bedenime döndüm. Kendimi kafamda o elektriksel zınlamayı duymadan önceki halimde buldum. Sanırım 4'üncü yoğunluk bu tür bir algıyla ilgili. (F) Hatırla, Whitley Strieber kitabında bedeninin dışında havada bulunduğundan ve elektrik hatları etrafındaki alanlar gibi farkına vardığı pek çok ilginç şeyden bahsediyordu. (L) Çok garip bir deneyimdi, en hafif deyişle. (TR) Trans durumunu tanımlarken "kuşatma olarak tanımladığım birşey. Tanımlayamıyorum" dedin. 4'üncü yoğunluğun nasıl birşey olduğunu sorarken Kasyopyalıların bize söylediği şey de bu işte. (J) Evet, fiziksel bir referans çerçevesi yok. (L) Evet, bilinçsizdim diyemem, çünkü herşeyin yoğun bir şekilde farkındaydım. Ama herhangi birşeye odaklanmıyordum. (F) Tüm bu şeyleri neden açıklamayacaklarıyla ilgili olarak geçen celsede bazı ipuçları vermişlerdi. 1'inci yoğunluktaki bitkilerden ve kayalardan bahsederken... Bir hayvan, evreni bir insan gibi algılamaz. Bana öyle geliyor ki, köpeklerle, kedilerle vs aynı mekanı paylaşmamıza rağmen, onların evren algısı o kadar farklı ki, onlar adeta başka bir gezegende yaşıyor. (TR) Bilim, köpeklerin gözlerinin yalnızca siyah-beyaz olarak gördüğünü söylüyor. (F) Sadece fiziksel olarak neyi görebildikleri ve nasıl gördükleri değil, nasıl algıladıkları ve anladıkları ve nasıl düşündükleri. Bir insanınkinden o kadar farklı ki... Bazı insanlar çok duygusal davranarak hayvanları da tıpkı insanlar gibi görüyorlar. Bir köpeğin, "Ben bir köpeğin, hmm, sanırım şimdi biraz uyuyacağım." diye aklından geçirdiğini düşünsenize. Hiçbirşey anlamıyoruz. Bence aynı şey üst yoğunluklar içinde geçerli. 4'tekileri düşünün. Bizi tamamen anlayabilirler ama görüşleri çok ama çok farklı.
-------------------------------------------------------------

Bu konu hakkında dururken evvelce bahsettiğim ve aşina olmayanların "olur mu öyle şey" diye tanımladıklarını zannettiğim bir durumun açıklanabilir kısmı ile karşılaştım ,arada ilave etmeden geçemeyeceğim,

İleri sürdüğüm bilgi, insanların bir deney mahsulü olduğu ve yapılan çok çeşitli araştırmalar sonucunda oluşmuş mükemmel bir "biolojik kompitur "oldukları hakkındaydı ,

K.ların son celselerde değindiği ve şu anda dünyadaki sanal ortamdaki güncel anlayış hareketliliğini de ele alırsak yapay zeka mahsulü akıllı robotların yaratılabileceği ve hatta onların bir safhada bir nevi "ruh izi"taşıyabilecekleri konusundaki izahı açmıştık,

------------------------------------------------------------
S: (L) Andromedalılara göre “bizimkine en yakın 8 galakside 135 milyar insan bulunuyor. Başka ırklar da var. Bu ırklardan bazılarının insan ırkıyla pek çok çatışması var ve çatışma sürüyor. Ama bu sorunu hafifleteceği umulan bazı gelişmeler de var...”

C: Mevcut konumunuzda, mevcut fiziksel formunuz üzerinde gelişmiş biyogenetik mühendislikle çeşitli ayarlar yapıldı. Bu devam eden bir süreç.

----------------------------------------------------------

S: (L) Bu konuda bize biraz daha bilgi verebilir misiniz? Eğer onları ruhsuz olarak canlandırıyorlarsa, buradaki canlandırıcı güç veya enerji nedir?
C: Diğer insanlardan ayırt edilemez.
S: (L) Diğer insanlardan ayırt edilemez. (LM) Bu nasıl mümkün olabilir?
C: Teknoloji herşeyi mümkün kılıyor!!!
S: (L) Elbette 4'üncü yoğunluk teknolojisinden bahsediyorsunuz, değil mi?
C: Evet.
S: (L) Peki bir çeşitli enerji yüklenerek yeniden canlandırılan bir beden... (SV) "Çi" enerjisi olabilir mi? (L) ...Biz ruhu fiziksel bedenin canlandırıcı gücü olarak algılıyoruz. Yani ruh gittiğinde beden ölür. Doğru değil mi?
C: Sınırlı veriye dayalı varsayımlarda bulunuyorsun.
S: (L) Peki o halde bir bedenin ruh olmadan nasıl yeniden canlandırıldığını söyleyerek veritabanımı genişletir misiniz?
C: Karmaşık teknoloji; elektronik biyo-üretim frekans uyumlaması ve tüm işlevlerin izlenmesi ve kontrolü için son derece yüksek frekanslı radyo sinyali aktarıcıları; düşünce kalıbı taklidi ve duygu frekansı titreşim oranı modülasyonu dahil!!!!
S: (L) Bunu yaptıklarında fiziksel beden...
C: Evet.
S: (L) Kan, kalbin atışları ve herşey...
C: Hücre dahil tüm işlevler taklit ediliyor.
S: (SV) Peki ya aura? (L) Böyle bir varlığın aurası olur mu?
C: Projekte ediliyor.
S: (L) Diğer tüm frekanslar ve diğer şeyler gibi o da projekte ediliyor. Peki... (SV) Etrafımızda bu türde
yürüyen çok ölü var mı?
C: Matrix materyalinde anlatılan "Robotlar"ın yerine kullanılan varlıklar.
S: (L) Normal bir insanın bu tür bir varlığı tespit etmesi mümkün mü?
C: Hayır.
S: (L) Tüm gezegende normal bir insanmış gibi davranan, bu türde yaklaşık kaç varlık var?
C: 2.000.000.
S: (L) Yaklaşık 2 milyon mu?
C: Evet.
S: (L) Pekala...
C: Laura, onlardan 7 tanesi ile karşılaştın.
S: (L) Kim onlar?
C: Keşfet.
-----------------------------------------------------------

Konuya yani 4. yoğunlukta nasıl bir ortam ve algılamalar olacak, bunun için biraz uzun olsa da son derece önemli 4. yoğunluk gezinmeleri hakkında bilgiler verilen şu celseyi hiç bir kısmını kaçırmadan tetkik etmenizi tavsiye ediyorum,

https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=7&whichpage=3#566

Oluşacak bu olağan üstü haller karşısında eğer bunları bilmesek görmesek ve üzerinde konuşmasak bizler de dehşeti deneyimleyecektik ama bilginin koruyuculuğu yönündeki derinlemesine idrak ve inanç bize bu durumlar hakkında nasıl hareket edeceğimiz yönünde yardımcı olacak gibi ,gibi diyorum dün akşamki rüyamda dalga tam idrak edildiğinde nasıl hareket edebilirim konsunda biraz sıkıntı yaşadım böyle olağanüstü karşılaşmalarda dördüncü yoğunluğun değişken fiziksellik yoğunluğunu bilerek şaşkınlık durumunda zihinsel bir seçim yapmanın yani gücün bizde olduğunu bilerek zihinsel değişken daha emin durumlar üzerine seçim yapabilir miyim şeklinde kendimi zorladım ama biraz sıkıntı verdi başarılı oldum mu olamadım mı anlayamadan uyandım ,

Sonra düşündüğümde, bu seçimlerimiz hangi yönde olabilirdi, tekrar aşina olduğumuz dünya hayatındaki eski form ve yaşantıyı istemek bana sıkıcı geldi daha üst yoğunlukları hak edip etmediğimizi bilebilmek için beşinci yoğunluk şartlarına gitmek yani oraya doğru yolculuk yapma seçimi daha cazip geldi, mesela oraya ulaşıp rehberlerimizle görüşüp karar vermek daha uygundu , eğer karma veya başka görev varsa onu öğrenmek,

Konuya biraz mizahi ve hayali çıkarımlar yaparsak,

Bu masal gibi anlattığım hadisede içten içe keşke daha üst yoğunlukları hak eden yani "dar bir şekilde hiper uzayı yaşamak" hakkı elde emiş miydim acaba düşüncesi tatlı bir his şeklinde içimde esti ama sonra bu yorum bölümünde evvelce uzun uzun anlattığım hümanist halin gereği aklıma geldi,

Oralardan kanat çırpıp yükselerek altıncı yoğunlukta isek sırça köşklerde oturup keyif çatmak yok en etkin ve davranış tarzı şevk ile dolu olarak insana hizmetti , aklıma geldi ve sonuçta bu zihin muhakemesi ile şimdi ancak dua edersem bu şaşkın hali geçiştirebilirim dedim ve öyle yaptım..

Ve gerçekten insan kendini ne kadar seviyor ve kendine hizmet halinde ,hep duyarız, kişiler reenkarnasyon bilincinde iseler genellikle eski hayatlarını kurcaladıklarında kral kraliçe mihrace v.s. idim şeklinde kendilerine yakıştırmalar yapar ,bizimki de öyle altıncı yoğunluklardan falan bahsediyorum hadsizliğe bakın..

Bu derin olarak dördüncü yoğunlukta olabilecek halleri kısmen anlatılan celsede karşılaşılacak ve insanı karmakarışık edecek durumlarda mesela AVM çıkışında girdiğiniz mahalden değilde Moskovadan çıkarsanız eğer kendinizi biraz toplar ve düşüncenizi devreye alırsanız mesele yok, düşünce seçiminizi düzeltir yine eski mahali ister ve orada olursunuz ,

Ama akşam dişi yatıp sabah aynaya baktığınızda erkek olduğunuzu anlarsanız ne olacak ,

O zaman cinsiyetin devrede olmadığı halin esas olduğu farkındalıkta tam iseniz beis yok, bir de bu cinsiyet halini deneyeyim der yolunuza devam edersiniz ,veya!..

Korkulacak bir şey yok zihniniz bilinciniz bir de ise seçim sizin,

Seçin hangi cinste olduğunuzu ve onu yaşayın ,zira dünyaya gelmeden evvel de aynı seçimi yapmıştınız..


Edited by - Tgur on 17/01/2020 12:41:17
Go to Top of Page
Sayfa: Toplam Sayfa 38  Mesaj Sonraki Konu  
Önceki Sayfa
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Forum Seç:
Başkalarına Hizmet Forumu © Kasyopya celselerini ve diğer mesajları farklı ortamlara kopyalamadan önce lütfen izin isteyin: baskalarinahizmet@gmail.com Yukarıya git
Snitz Forums 2000

Design by Sizinsayfaniz.com

Bu sayfa 1,5 saniyede oluşturuldu.