Başkalarına Hizmet Forumu
Başkalarına Hizmet Forumu
Ana Sayfa | Bilgilerim | Kayıt Yaptır | Aktif Konular | Forum Üyeleri | Site içi Arama
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni Hatırla
Şifre hatırlatma servisi

  Forum
 Kanal Bilgileri
 Kanal Bilgileri
 Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Önceki Sayfa | Sonraki Sayfa
Yazar  Mesaj Sonraki Konu
Sayfa: Toplam Sayfa 39

Tgur


1251 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 16/12/2019 :  18:11:30  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
:)

Edited by - Tgur on 16/12/2019 18:12:20
Go to Top of Page

Tgur


1251 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 20/12/2019 :  09:13:47  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
HİPER KİNETİK DUYUMSAYIŞ

Dalga üzeride çok durduğumuz ve K.ların o geldiğinde insanlık "hiper kinetik duyumsama" denilen bir yeni algılama ve bilinmeyen bir hale bürünüp olanları özümseyeceklerdir şeklinde bir nebze din kehanetlerinde o korku veren kıyamet günü ile ilgili mesajlar verir gibi olmaktalar, korkutucu geliyor zira bilinmeyenlerin bol olduğu yeni bir durum olarak zihinlerimizde beliriyor ,

Ancak bunca verilen olağan üstü metafizik ve sipiritüel bilgiler ve K.ların zihni kişisel çalıştırarak bizi getirdiği bilinç genişliğinde olacak şeylerin ne kadar bilinmezlerle dolu olsa da göğüsleyeceğimiz ve hatta merakla beklediğimiz bir fenomen haline getirip korkunun o ilkel duyumsamaları dışına çıkabiliyoruz,
Hiper ve kinetik enerjinin ne olduğunu ve bu normal üstü bir enerji ile algılarımızın daha ileri bir bilinmeyen yeni oluşlara doğru gelişeceğini ve onu da bir nevi duyumsama adapte olma olarak tarif edebiliriz,

Evvela evvelce üzerinde durup anlatmaya çalıştığımız üçlü döngünün ne olduğunu hatırlayalım ve bu döngü gurubunun anımsanması veya deneyimlenmesi işinin de bilinç yani algılama yoluyla olduğunu ve böylece değişken dalgalar mekaniğinde bizim zaman ölçümüzle bir kati tespit yapamayacağımıza da anlamaya çalışalım,

--------------------------------------------------------------
S: (L) Pekala, 3600 yıllık bir komet kümesi döngüsü var. İkiz güneş ise tamamen başka bir döngü ve bir de dalga var ki o da Büyük Döngü oluyor. Demek doğada bir geçişe neden olan üçlü birşey var?
C: "Biyoritimler" gibi.
S: (T) Üç yönlü kötü bir zaman geliyor demek! Ya da nasıl baktığına bağlı olarak iyi bir zaman.
C: Eğer John C. Rockefeller isen kötü zaman, Mahatma Gandi isen iyi zaman.

------------------------------------------------------------

C: Çekim dalgasının anlık olma özelliği herhangi biri tarafından yalnızca bu konuda gerekli kişisel donanıma sahipse kavranabilir. Bununla birlikte; çekimin, zamanı, uzayı, ışığı vs. "bükme" özelliği olduğunu sen artık öğrenmiş durumdasın.
S: (A) Yani gelmekte olduğunu düşündüğümüz dalga anlık DEĞİL. (L) Sen 'Dalga' yı mı kastediyorsun ? [ç.n. Laura burada Ark' a , çekim dalgalarıyla ilgili sorduğu sorularda, celselerin başlangıç tarihi olan 1994 ten beri Kasyopyalılar'ın yaklaşmakta olduğu bilgisini verdikleri 'büyük döngüsel dalgayı mı kastettiğini soruyor.] (A) Evet o Dalga (L) Daha önce onun bir çekim dalgası olduğunu söylediklerini sanmıyorum.
C: Doğru, Laura. S: (L) Doğru hatırlıyorsam , onun 'hiperkinetik duyumsayış' özelliğine sahip bir dalga olduğunu söylemiştiniz. [ç.n. bkz. 3 Aralık 1994 tarihli celse] C: Evet.
S: (L) Hiperkinetik duyumsayış ne anlama geliyor ?
C: Varoluşunuz hiper uzaysal enerji ile karışıp birleşiyor.
S: (L) Harika!
C: Madde ve antimadde. Birincisi atomik parçacık temelli maddeyi ortaya koyuyor, ikincisiyse bilinç formundaki saf enerjiyi. Çekim ise herşeyin dengeleyici bağıdır.

-------------------------------------------------------------------

Dalga ve onun üçlü dalga birleşimi olduğu üzerinde oldukça fazla durduk ,beklenen duyumsayış onunla beraber olacak ve mevcut potansiyelin hepsi bu yeni titreşim etkisiyle beraber yeni bir gerçekliğe taşınacak biz her ne kadar bunun üzerinde durduysak da hatırlama maksadı ile,yalnız en sondaki "büyük döngünün etkisi ile" cümlesi, olanların yani kısa döngü ve büyük döngü potansiyel eşitliğini düşünürsek bu zaman ve makanı deneme ve bizlerin bakmadan atlayıp katıldığımız KH dünyası ve oluşumun nasıl bir deney faaliyeti olduğu hakkında geniş bir fikir veriyor adeta teyit ediyor,
-------------------------------------------------------------

S: (L) Her araçta kaç Nefilim var?
C: Yaklaşık 12 milyon.
S: (L) Bize yardım etmeye mi geliyorlar?
C: Hayır. Dalga, komet kümesi... Hepsi aynı enerjiyi kullanıyor.
S: (L) Aynı enerjiyi ne için kullanıyorlar?
C: Mekan-zamanda ilerlemek için.
S: (L) Bu komet kümesi olmadan mekan/zamanda ilerleyemezler mi yani?
C: Hayır. Daha yavaş. Tablaya tırnak işaretlerini de ekleyin. (Bu uyarıdan sonra ouija tablasına tırnak işaretlerini de ekledik. Bu noktadan sonra Kasyopyalıların mesajları tırmak içinde olduğunda, bu onların kendi koydukları tırnak işaretleri olacaktır.)
S: (L) Yani bu dalga olmadan buraya gelmeleri daha yavaş olurdu. Dalga nereden geliyor?
C: Komet kümesini izliyor.
S: (L) Komet kümesini izliyor. Bu dalga neyden oluşuyor?
C: Boyut sınırı.
S: (L) Boyut sınırı sürekli olarak komet kümesini mi takip ediyor?
C: Hayır.
S: (L) Boyut sınırı her geçişinde bu komet kümesiyle bir şekilde ilişkili mi oluyor?
C: Hayır. Boyut sınırı herşeyi kapsayan enerji realitesi değişimini izliyor; boyut sınırı bu sefer bu komet geçişini izleyecek. Daha önce de oldu ama çoğunda değil.
S: (L) Bu boyut sınırı bir boyuttan başka bir boyuta geçiş sınırı, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Bu boyut sınırı yeni bir boyut yaratıyor...
C: Boyutları titreştiriyor. Boyutlar arasında yolculuk yapıyor...
S: (L) Bizim boyutumuz mu titreşiyor?
C: Hayır.
S: (L) Diğer boyut mu titreşiyor?
C: Hayır.
S: (L) Gidip gelen nedir?
C: Yaşanılan yer.
S: (L) Yaşanılan yerdeki herşey titreşiyor mu?
C: Hayır. Gezegeniniz, boyutlar arasında yolculuk yapıyor.
S: (L) Bu boyut değiştirme ne kadar sıklıkla oluyor?
C: Her 309.000 yılda bir.
S: (L) Diğer bir deyişle 4. yoğunlukta 300.000 kalacağımızı tahmin edebilir miyiz?
C: Evet.
S: (L) Buna göre "düşüşü" yaşamadan önce cennetteki yaşantımız da 300.000 yıl kadar mı sürdü?
C: Evet.
S: (L) Nefilim grubunun buraya geldiğini ve 36.000.000 tane olduklarını söylüyorsunuz, doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Grilerin ve Kertenkelelerin askeri gücü olduklarını söylemiştiniz, değil mi?
C: Evet.
S: (L) O zaman arkamıza yaslanıp gösteriyi izleyelim! Gezegenlerin boyut değiştirdiklerini söylüyorsunuz...
C: Boyutlar değişiyor, gezegenler boyut içinde yer alıyor.
S: (L) Mekan/zamanda bu diğer boyutun kaynağı nedir?
C: Fazla karmaşık.
S: (L) Üretici kaynak nedir?
C: Büyük döngünün bir parçası.

--------------------------------------------------------------------

Yukarıdaki alıntıda bu 300 000 lik döngülerin devamlı olduğu ve üçlü döngülerin arada bir birleştikleri bilgisini alıyoruz ,bu döngüler fizik alemin döngüleri her birleşim veya değişimde tahminen bir hasat faaliyeti yürürlüğe giriyor ve hiper kinetik duyumsama yolunda BH ve KH nın farklı neticelere doğru yöneldiğini anlayabiliriz ,daha sonra bunun üzerinde duracağız,

Dalga hakkında ve dünyanın ısınması deniz dalgasının çekilip tekrar oluşması benzetmesinde olduğu vurgulanan ve geri çekilmenin yani ısınmanın ileride dalganın sahile tekrar vurmasında buzul çağının başlayacağı izlenimini veren bölüm,
-------------------------------------------------------------

S: (L) Bu son volkan patlaması hakkında bilgi verir misiniz? Sebebi neydi?
C: Dünyanın ısınması.
S: (L) Isınmaya neden olan şey nedir?
C: Titreşim frekansı değişimleri.
S: (L) Bu titreşim frekansı değişimlerine neden olan şey nedir?
C: Daha önce de söylediğimiz gibi, yaklaşmakta olan dalga.
S: (L) Yani bu dalga o kadar büyük ve geniş ki, mutlak varış noktasından yıllar önce etkileri hissediliyor, öyle mi?
C: Doğada tüm dalgaların varıştan önce bir çekiliş aşamaları vardır.
S: (L) Bu bir dalganın sahile varmadan önce herşeyi kendine çekmesi gibi mi?
C: Evet.
S: (L) Yani şu anda geri-çekiş aşamasındayız [el hareketleri ve seslerle gösteriyor].
C: Güzel bir benzetme.
-------------------------------------------------------------

Evvelce aktardığım ama bu hiper kinetik duyumsayış konumuna katılacak katılmayacak habersiz kişilerle ilgili olduğundan önemli bulup tekrar koyuyorum ,zihnimizdeki düğümleri biraz daha çözer umudu ile

-------------------------------------------------------------
S: (L) Geçiş gerçekleştiğinde dünya üzerindeki insanların da 4'üncü yoğunluğa geçeceğini, bir çeşit gençleşme süreci yaşayacaklarını falan söylemiştiniz. Peki 4'üncü yoğunluktan tamamen habesiz olan ve 4'üncü yoğunluğa geçmeyecek olan insanlara ne olacak? Farkında olan ve frekansları değişen insanların desteğiyle dalga onları da mı taşıyacak, yoksa başka bir yere gidip başka şeyler mi yapacaklar?
A: Adım adım (sorun).
S: (T) Şimdi buraya gelen şey insan ırkını 4'üncü yoğunluğa taşıyacak olan bir dalga mı?
A: Ve gezegeni ve bütün mekan/zaman sektörünü.
S: (T) O zaman buradaki herkesi içinde bulunduğu çalışma da tamamen bununla ilgili. Yani biz insan formuna girmiş ışık varlıkları olarak yeni frekansın tutucularıyız. Dalga buraya geldiğinde yeterince kişi hazırsa dalgayla birlikte yeni frekans burada sabitlenmiş olacak ve böylece gezegende olması planlanan değişim gerçekleşecek, öyle mi?
A: Evet.
S: (L) Bu meydana geldiğinde, hala tüm bunlardan habersiz olanlara yardım edecek miyiz?
A: Açık.
S: (T) Yani biz şimdi dünya değişimlerinden, hayatta kalacaklardan ve kalmayacaklardan, yıkımlardan,3'üncü, 4'üncü, 5'inci yoğunluk realitelerinden bahsederken, burada asıl kastedilen şey 3'üncü yoğunluk bakımından gezegenin yok olması veya 3'üncü yoğunluktaki nüfusun %90'nın ölmesi değil. Çünkü insanlar 4'üncü yoğunluğa geçiyor olacak, öyle mi?
A: Vau! "Isınıyorsun."
S: (T) Evet, yani biz yeni yoğunluğun frekans tutucularıyız. Yani insanların %90'ının hayatta kalmayacak olmasından kastedilen şey, geçirecekleri yoğunluk değişimi oluyor. Çünkü bir üst seviyeye çıkıyoruz. Tüm bu konular bununla mı ilgili?
A: Veya diğer bir olasılık, fiziksel afetleri yalnızca 3'üncü seviye dünyada "kalanların" deneyimleyecek olması.
S: (T) O halde kastettiğiniz şey bizim frekanslara uyumlanmamız ve böylece dalga geldiğinde 4'üncü yoğunluğa mümkün olduğunca çok sayıda kişinin geçmesine yardım etmemiz ve böylece bu gezegendeki karanlık güçlerin hakimiyetinin sona ermesi. Geride kalanların enerjileri de karanlık güçler için yeterli düzeyin çok altında olacağı için onlar da bu gezegenle uğraşmaktan vazgeçecekler. 3'üncü yoğunluk dünyasında daha az insan yaşıyor olacak, gezegen kendini yenileyecek ve onlar da derslerini müdahale olmadan daha kolay öğrenebilecekler.
A: Yakın.
S: (L) Bu boyut değişimi sırasında bizim yaptığımız şey bir frekansın tutulup muhafaza edilmesi mi? Yani resmen 4'üncü yoğunlukta yeni bir dünyanın yaratılmasını sağlayacak bir "süper bağlantının"oluşturulması mı? Tıpkı tek hücreli bir organizmanın ikiye bölünmesi gibi; sadece yarımlardan bir tanesi frekansın yakalanması yoluyla diğer bir boyuta geçerken bir tanesi 3'üncü yoğunlukta kalacak. Öyle mi?
A: Adım adım.
S: (L) Bir bölünme meydana getirecek olan frekansı mı tutacağız?
A: Bu yönde gelişen bir kanal (conduit) açıyorsunuz.
S: (L) Dördüncü yoğunluğa bir kanal mı açıyoruz?
A: Evet. Bir.
S: (J) Kaç tane kanala ihtiyaç var peki?
A: Açık.
S: (T) Kanal kimin için?
A: Siz ve sizi izleyecekler için.
S: (T) Anladım, 4'üncü yoğunluğa geçecekler için. 4'üncü yoğunluğa ilerleyeceğiz ve onlar da bu kanal yoluyla bizi takip edecekler. (J) Yani buna hazır olan diğerleri de bu kanalı kullanabilecek, öyle mi?
A: Grubunuz bu akşam burada.
S: (L) Sadece bu akşam burada bulunanları mı kastediyorsunuz yoksa bizi takip edenler de mi olacak?
A: Açık. Size bağlı.
S: (L) Bu kanal... Bu, bütün gezegenin yeni boyuta geçeceği kanal mı?
A: Bir tanesi sizsiniz. Başka kanallar da var.
S: (L) Başka gezegenler mi?
A: Hayır. Kanal.
S: Kanallardan biri biziz ve başka kanallar da var.
A: Sizin kanalınız henüz gelişim aşamasında.
S: (J) Yani bu aşamada bir kanal geliştiriyoruz.
A: Evet.
S: (T) Bu gezegen üzerinde kendi kanallarını geliştiren başka gruplar da mı var?
A: Evet.
S: (T) Tüm bu kanallar 4'üncü yoğunluğa geçişin sağlanmasını sağlamaya yönelik öyle mi?
A: Kanal geliştirmenin anahtarı bilgidir.
S: (T) Burada hepimizin ışık ailesinin bir parçası olduğumuz varsayımı üzerinde duruyorum, bu doğru mu?
A: Evet.
S: (T) Yani daha önce bulunduğumuz yerlerden, bu kanalı oluşturmak için bir araya getirildik, öyle mi?
A: Evet.
S: (T) Bu bölgede başkaları da var mı?
A: Evet.
S: (T) Bize katılmaları mı gerekecek yoksa kendi başlarına mı çalışıyorlar?
A: Açık.
S: (T) Yani onların mı bize katılacağı, bizim mi onlara katılacağımız yoksa her grubun ayrı mı çalışacağı henüz belirsiz.
A: Ne kadar tanınacağınıza bağlı.
S: (T) Bu hususta tanınmaya ihtiyacımız var mı?
A: Açık.
S: (L) Bu işimizi kolaylaştırır mı?
A: Açık.
S: (T) Bizi 3'üncü yoğunluktan 4'üncü yoğunluğa taşıyacak bir kanal geliştiriyoruz. Bu kanalı oluşturup 4'üncü yoğunluğa geçtiğimizde buraya gelme amacımız olan frekans tutma işini tamamlamış mı olacağız?
A: Kısmen.
S: (T) Bu kanal bizim için bir çeşit kaçış tüneli, öyle mi?
A: Yakın.
S: (L) Şunu netliğe kavuşturalım. Bu kanaldan diğer boyuta ilerlediğimizde diğer...
A: 3'üncü seviye dünya değil, 4'üncü seviye dünyada olacaksınız.
S: (L) Eski pratik Laura olarak somutlaştırmaya çalıştığım şey şu; 4'üncü yoğunluk dünyası ile 3'üncü yoğunluk dünyası yanyana mı var olacaklar?
A: Yanyana değil. Tamamen "farklı dünyalar".
S: (L) Bu dünyalar iç içe olacak ama farklı boyutlarda olacaklar yani?
A: Yakın.
S: (L) Diğer bir deyişle, örneğin bir 6'ncı yoğunluk varlığı bu gezegene baktığında bu gezegeni görür, uzayda dönüşünü görür, dünyanın çeşitli boyutlarını görür ve tüm bunlar mekan-zamanda aynı anda gerçekleşiyor olur. (J) Onlar aşağıyı görebiliyor ama biz yukarıyı göremiyoruz.
A: Evet.
S: (L) 3 boyutlu dünyada tüm o afetler meydana gelirken biz 4 boyutlu dünyada olacağız ve bu olaylar orada meydana gelmeyecek. 3'üncü yoğunluk insanlarını görmeyeceğiz ve onlar da bizi görmeyecekler. Çünkü başka boyutlarda olacağız.
A: Evet, kavramı anlıyorsunuz, şimdi bunun gerçek olup olmadığına karar vermeniz gerekiyor

-------------------------------------------------------------

Bu duyumsanışı takip eden ve gözleyen Orion BH ve KH nın müşterek bir uğraşı altında olduklarını var sayıyorum ,zira bu dalga gelişi sonunda bir ayrılışın olacağını anlıyoruz ,3B de kalanlar yani açılmamış KH bölümü felaketler depremler diğer kozmik olaylar ve insanların şu anda bolca yaptıkları nükleer güçlerle oynamalar ve bunların sonuçlarını görecekler,

Öteden beri KH gurubunun burada yer altında ve başka gezegenlerde bu tip anormal olaylara dayanabilen bedenler yarattıklarının maksadını bu hadiseleri düşünerek anlamaya çalışıyordum ,bu yavaş yavaş çözülüyor,4B de kendilerine esir olmuş yani bilinçde aşamamış ve monoteizm din yoluyla ayırımı esas kabul eden bir şeylere biat edip gücünü teslim etmiş insanların hem 4 de hem 3B de kalmaları için bu hazırlıklar zira besin işinin 3B de olanlar vasıtası ile süregelmesini istiyorlar,

Fakat KH idarecilerinin tahmin etmediği kalan insanlar için olumlu bir durum ortaya çıkyor ,insan felaketlerle karşılaştığında ve altında ezildiğinde sorgulama işini daha keskin bir şekilde yapabilecek kapasiteye geliyor ve gerçeğe doğru yanaşıp bu kendi bilinçsizliği yoluyla evvelden kapılmış olduğu bilinç esaretinden kurtuluyor ,bunu şu bölümden anlıyoruz,

-------------------------------------------------------
S: (T) O halde kastettiğiniz şey bizim frekanslara uyumlanmamız ve böylece dalga geldiğinde 4'üncü yoğunluğa mümkün olduğunca çok sayıda kişinin geçmesine yardım etmemiz ve böylece bu gezegendeki karanlık güçlerin hakimiyetinin sona ermesi. Geride kalanların enerjileri de karanlık güçler için yeterli düzeyin çok altında olacağı için onlar da bu gezegenle uğraşmaktan vazgeçecekler. 3'üncü yoğunluk dünyasında daha az insan yaşıyor olacak, gezegen kendini yenileyecek ve onlar da derslerini müdahale olmadan daha kolay öğrenebilecekler.
A:Yakın

-------------------------------------------------------------

Ve Orion BH gözlemciler veya 6. yoğunluk BH bilinç bölümü bunun geçmişte olduğu gibi olmayacağını BH ı seçmiş kişilere adeta bir müjde halinde vermekteler,

---------------------------------------------------------------
S: (L) Jüpiter ile Mars arasındaki yok olan, şimdi bizim asteroit kuşağı olarak bildiğimiz gezegenin psişik enerji ile yok olduğunu söylemiştiniz. Bunu açıklayabilir misiniz?
C: O gezegende yaşayanlar, ki pek çoğu sizin ruhsal atalarınızdır, bir kendine hizmet ortamı geliştirmeye karar verdiler ve bu o kadar güçlü bir negatif enerji yüklemesi meydana getirdi ki gezegenlerinin yok olmasına neden oldular çünkü enerjideki seviyeler o kadar yükseldi ki kendi üzerlerine çöktü ve gezegenin atomik yapısının prçalanmasına ve fiziksel olarak patlamasına neden oldu.
S: (L) Bu teknolojik olarak mı yapıldı yoksa tamamen zihin gücüyle mi?
C: İkisi bir ve aynı.
S: (L) Bomba atma gibi birşey yaptılar mı?
C: Hayır, hayır. Psişik enerjiyle yapıldı. Geçici bir gerçeklik akışında aynı şeyin sizin gezegeninizde de meydana gelme tehlikesi söz konusu. Ancak biz bunun olmayacağından eminiz çünkü biz tüm gerçekliği görüyoruz; geçmiş, şimdi ve gelecek. Ancak şunu da anlamanız gerekiyor ki, bizim perspektif noktamızda bile tüm gerçeklik gene de akışkandır. Hala pek çok gerçeklik seçenekleri, olası gelecekler, olası geçmişler ve olası şimdiler var. Fakat biz yeterince emin bir şekilde sizin gezegeninizin Kantek gezegeni ile aynı kaderi yaşamayacağını hissediyoruz.

--------------------------------------------------------------------

Bu bilgileri alırken özellikle hiperkinetik duyumsayışı anlamaya çalışırken K.ların bizlerle bir olduğunu arada bir unutuyoruz hatırlatmak maksadı ile, zira ayırım psişesi bir olmayı yaşamımızda vaz geçilmez imkansız olarak işleyen bir alışkanlıkta,

----------------------------------------------------------------
C: Laura, bizi hala senden farklı bir varlık olarak düşünüyorsun. Gidip insanlara sürekli "Kasyopyalılar böyle söyledi, Kasyopyalılar şöyle söyledi." diyorsun. Kasyopyalıların sen olacağını bilmiyor musun?
S:(T) Bir zamanlar onlar da bizim gibiydi ve bunu bilerek bizimle iletişim kuruyorlar ve şimdi geçmişteki hallerine bilgi veriyorlar ve biz de gelecekteki halimizi dinliyoruz, veya buna benzer birşey. (J) Sanırım bize karşı sabırlılar.
C: Yakın, TR. Sizi kendimiz olarak dinlemek eğlenceli.
S:(T) Harika! Gelecekte eğlendiğimi bilmek güzel!
C: Biz olarak!
S:(T) Ama bu biraz da can sıkıcı çünkü siz geçmişte üçüncü yoğunlukta bizken, gelecekteki kendinizle nasıl iletişim kuracağınızı bilmiyordunuz.
C: Yanlış! Şu anda ne yapıyoruz sanıyorsun!
S:(L) Bu gelecek, geçmiş ve şimdi... (T) Ama biz olarak 3'üncü yoğunlukta sıkışıp kalmış olarak bunu görmeleri zor. (J) Bizim için zor, onlar için değil. (T) Onlar biz, biz onlar.
C: Bizim için hiçbir bakış açısıyla zor değil.
S:(T) Peki öyleyse orada neler bildiğimizi algılamak bizim için neden zor? (L) Belki sandığımız kadar zor değildir. (T) Peki o zaman bu sorunu nasıl aşacağız? Algılamamız gerekeni algılayacağımız noktaya nasıl ulaşacağız? (J) İlerliyoruz zaten.
C: Ulaştınız.
S:(T) Yani şu anda yaptığımız şeyi yapıyor olmamız, o noktaya ulaştığımızı gösteriyor. Öyleyse tüm yapmamız gereken, bunu daha doğru bir şekilde yapabilmek için daha fazla açık olabilmek?
C: Bingo zingo!

----------------------------------------------------------
S: (L) Küçük e-grup tartışma listemiz büyüyor. Herkes Wave (Dalga) hakkında konuşuyor. Bu dalganın ne anlama geldiği, ne olduğu, ne zaman geldiği, bunu nasıl anlayacağımız hakkında vesaire. Elimizdeki materyali bir araya getiriyorum ve düzenliyorum. Bu süreçte çok şey de öğreniyorum. Henüz bitmedi ama ilerledikçe pek çok soru da birikiyor. Dalganın ilerleyişiyle ilgili biraz ipucu öğrenmek istiyorum. Ayrıca evreni bir program olarak kabul edersek, bu dalganın, bir bilgisayar programının yeniden derlenmesi gibi birşey olup olmadığını öğrenmek istiyorum. Dalganın ilerleyişi ne durumda ve bu evrenimizin programının yeniden yazılması gibi birşey mi olacak?
C: Tek cümleye pek çok soru sıkıştırdın. Ama, bunun gerçekleşme şekli şöyle olabilir: Birden, olmuş olan,
olmakta olan ve olacak olan herşeyin yenilenmesi. Programlar değişir ve bize göre ne müthiş bir olay gerçekten!
S: (L) Eğer herşeyin potansiyel olarak yenilenmesine ve gezegenin veya evrenin şu andaki durumunun farkındalığına dair bilgi paylaşılıp yayılırsa ve mümkün olduğu kadar çok sayıda insan dalganın varışı sırasında bu farkındalığa sahip olursa, dalganın olumlu etkiler yapması ve evrenin pozitif bir şekilde değişme ihtimali daha fazla mı olacak, yoksa bu aslında hiç önemli değil mi ve kim ne yaparsa yapsın,dalga değiştireceği şeyi değiştirecek mi?
C: 2.’sine daha yakın.
S: (L) Yani ne yapıyorsak yapıyoruz ve ne yaptığımızın aslında bir önemi yok. Dalga gelecek, herşey değişecek, yeni olacak, bu mu?
C: En önemli olan şey diğerlerinin şimdiye kadar ne yaptığı, ne yapmakta olduğu ve ne yapacağı.
S: (L) Kim bu diğerleri?
C: Program yeniden-yazıcıları. Yani siz ve gelecekteki biz.
S: (L) Burada önemli olan “BİZ” miyiz? Sanırım birşeyi kaçırdım. Bizim ne yaptığımızın bir öneminin olmadığını söylediniz sanmıştım.
C: Diğerleri sizsiniz/olacaksınız.
S: (L) Bizim şu anda yaptığımız şey bu sürece nasıl yardımcı oluyor veya engelliyor?
C: Yardım/engel değil, sadece ne ise o.
S: (L) Tüm bunlar daha önce yapıldı mı yani? Herşeyin nasıl meydana geleceği zaten belli mi? Olmuş bitmiş birşey mi?
C: Hayır Laura, lineerliğini bırak!
S: (L) Anlamıyorum. Bizim yaptığımız şey bir fark yaratıyor mu?
C: “Zaman” nedir?
S: (L) Zaman bir ilüzyon. (A) Yapmak da mı bir ilüzyon?
C: Eğer lineer “zamana” göre düşünüyorsanız.
S: (L) Yani bir BH geleceğinin ortaya çıkması için en iyi yol, yaptığımız HERHANGİ birşeyin bir öneminin olmasını beklememek mi? Çünkü eğer yaptığımız şeyin bir fark yaratmasını beklersek, o zaman fark yaratmayacak. Bu arzulayış. (A) Yaptığım işin faydalı olacağını düşünmekten alıkoyamıyorum kendimi! (L)Ben de öyle, çünkü bunu YAPIYORUM. Kendim oluyorum. Ama beklentiyi kesmemiz gerekiyor. Zaten içimizde olan şeyi, bir öneminin olup olmamasını beklemeden yapıyoruz.
C: Ve yaptığınızı yapıyorsunuz çünkü durumu bildiğiniz bir başka varoluş düzleminden kendinizi bunu yapmak üzere yönlendiriyorsunuz. Mevcut farkındalık düzleminde bulunduğunuz yerde, tamamen değilse
bile büyük ölçüde bilinçsizsiniz.
----------------------------------------------------------------
Yani bir program hiperkinetik duyumsanış sonunda yeniden yazılacak ve bunu yapacak olanlar ise BH yolunda yürüyenlerden olacak, olayın ilginç tarafı şu anda bunu ben öğrendim kabul ettim acaba nasıl olacak ve faydalarını göreceğim şeklinde bir düşünceye yani beklentiye kapılmak gerçekleşecek olanı oldukça bulandırıyor ve böyle düşünenin adeta frekansını düşürüp KH ortamında tutuyor,

Mevcut farkındalık düzeyimizde yarattığımız veya yaratılan illüzyon öğelerini yani etrafımızı sarmış olan doneler bütününü her şey sanıp takılı kalmak bizleri bilinçsiz bir duruma sokuyor,

Sonsuz, bilinmeyen diye tanımladığımızdır
Bilinen ise her şey sanıp yanıldığımızdır
Her şey aslında sonsuzluğu da içerir
O zaman bir bilgide takılmak yanlışımızdır

Düşüncenizde sınır yok, ileriye baksanıza
Bilinmeyene doğru uzansanıza
Korkmayın uçuruma düşmezsiniz
Korkulukları var, bilgidir,tutunsanıza

---------------------------------------------------------------

Bir de şu alıntıya bakalım ve lineer düşünsel tavrımızın bizi nasıl yanılttığını ve hali hazır durumu nasıl değerlendirmemiz icap ettiğini anlamak için bilincimizi zorlayalım, daha ileride yine bu konuya dokunacağız,

-----------------------------------------------------------------
C: Kurtarmak veya değiştirmek için “Dalgayı” bekleyenleriniz, yavaş yavaş pişirilen kurbağa gibi olduğunuzun farkına varmalısınız.
S: (Galatea) Yani insanlara sanki Dalga zaten buradaymış gibi davranmalarını tavsiye ediyorsunuz?
C: Evet. Ve aslında Dalga burada!
S: (L) Ortasındayız. Ama kozmik süreç içinde o kadar küçüğüz ki, bu gezegendeki nihai kaosa doğru giden kötüleşme durumu olarak gördüğümüz şey aslında Dalganın gerçekleşmesinin bir sonucu. Kademe kademe ve sıçramalarla gerçekleşiyor; kuantum dalga paketçikleri gibi veya her ne diyorlarsa. Birikiyor ve sonra bir sıçrama yapıyor, sonra tekrar birikiyor ve tekrar sıçrıyor.
(Pierre) Eğer kaos Dalganın tezahürüyse, kaos daha bir süre burada olacak ve demek ki Dalga burada.
(L) Dalga burada çünkü kaos Dalganın tezahürü.
C: Evet! Hoşçakalın.

-------------------------------------------------------------------

Bir deney altındayız ve bedenimiz üzerinde çeşitli ayarların varlığından bahis ettiğimde bazı kişilerin bu konuyu kolay kabul edip inanmadıklarını hissediyorum ,ama şu alıntıya bakalım,keza bir sodyum atomunun uzun döngüde iken pek başka atomlarla birleşmek istemediğinden falan bahsettiğimde konuyu ütopik tarafa aktaranlarında dikkat edeceği "kimyasal elementlerin tembel oldukları" "çekim ve EM etkilerinin yokluğunda sistemler optimize olmuyor" cevapları,

Deney altındayız ifadesinin altında yine birilerinin kontrolunda bir yaprak gibi sağa sola savruluyormuşuz gibi bir acazet hissi gelmesin güya fark etmeden bakmadan atlayıp KH ı kabul edip yaşamak ve bu deneylere tabi olmuş olmalar , mozaik olgusunda olan varlığın özgür iradesi ile her seçimde bulunup hareket halinde aşama halinde varlığını ataletin dışında bir olguda tutmak durumundandır,

Yani bizde olan tanrı o bahsettiğim nefes alıp vermelerle minimal ve maksimal oluşumlara girerek kendi yaratım zenginliğine zenginlik katmakla meşgul olan bitenin bence en kısa özeti bu,

Bu oyunda duran düşer
Daim halde olmalıdır beşer
Su beklerken kurusan da
Gayretinle su bul yeşer (su=bilgi)
------------------------------------------------------------

(Pierre) Uzaydan bahsetmişken… Bazı astronotlar ve bilimciler yaraların uzayda iyi iyileşmediğini bildiriyorlar. Bunun sebebi nedir?
C: İnsan fizyolojisi belirli bir çekim ve elektromanyetizma düzeyine göre tasarlanıp ayarlandı ve kimyasal elementler “tembel” olduklarından optimal işlev için o faktörlerden yararlanır. Çekim ve EM etkilerinin yokluğunda sistemler optimize olmuyor.

--------------------------------------------------------------------

S: (Galatea) Bize bir ipucu vermeye çalışıyorlar. Düşünmek için beyinlerimizi kullanmaya çalışıyoruz...
(Perceval) Son cevap “İnsan faaliyetleri kozmik süreçleri yansıtabilir.” şeklindeydi. Peki şu anda insan faaliyeti bakımından neler oluyor da biz... Yani, o faaliyetleri tanımladığımızı varsayalım; bu faaliyet süreci neyin bir yansıması?
C: Yaratımdan önceki kaos.
S: (L) Yani şunu mu söylüyorsunuz: Bir kaos sürecindeyiz çünkü yapı taşlarının bozulması gerekiyor ki onları yaratıcı bir süreçte tekrar kullanabilelim? Mecazi anlamda tabi.
C: Evet
S: (L) Forumdaki çeşitli etkileşimler nedeniyle aklımda olan bazı soruları gündeme getiriyor bu. Pek çok insan Dalgayı beklemek istediklerinden bahsediyor. Hatta bir kişi demişti ki, eğer Dalga’nın tarihini biliyor olsaymış, kendi üzerinde çalışabilirmiş ama öyle bir tarih olmadığı için, bunu yapmanın da bir anlamını göremiyormuş.
C: “Dalga” bir süreç halinde gerçekleşiyor. Ölçek ilkeni hatırla.
S: (L) Nuh’u yazarken bahsettiğimi mi kastediyorsunuz?
C: Evet
S: (L) Tamam, o ölçek ilkesine göre, atomik ölçekte bir kuantum dalga çökmesi meydana geldiğinde,sistemin küçüklüğünden dolayı bu neredeyse anlık olarak meydana geliyor.
(Pierre) Makro ölçek daha uzun zaman alıyor.
(L) Evet. Makrokozmik ölçekte bir dalga veya faz geçişi belirli bir süreçte gerçekleşiyor. Bu bana bir celseyi hatırlattı. Sanırım 1995’teydi, çünkü geçenlerde tekrar okuyordum ve kurbağaların kitlesel olarak ölümüyle ilgiliydi. Biri kurbağaların yok olduğundan bahsettiği için bundan bahsediyorduk. Bunu sorduk ve cevap bunun Dalganın bir işareti veya bir sonucu olduğu şeklindeydi. Yani kendi bakış açımızla gördüğümüz şey ardıl bir şekilde meydana gelen olayları kapsıyor ama daha geniş bir bakış açısından bakıldığında bu süreç de aslında aşağı yukarı anlık birşey.
C: Evet.
S: (L) Burada bahsettiğimiz ölçek ilkesi bununla mı ilgili?
C: Evet. Ve bunu anlamayanlar Dalganın “altında kalacak”.
S: (L) Yani meydana gelebilecek büyük bir olay için belirli bir tarih bekleyenler birden bir dünyadan diğerine gidecekler, çünkü olayların kozmik ölçeğini anlamıyorlar, öyle mi?
C: Aynen öyle! Bunun kozmik bir "Pomp and Circumstance" (İhtişam) marşının büyük bir örneği olduğunu söylemiştik bir keresinde. Tam perspektife sahip değilsiniz!
S: (L) Yani öylesine büyük ölçekli değişimlerden bahsediyoruz ki, bizim bakış açımız...
(Perceval) İşte bir örnek. Bunun yaratıcı bir kozmik süreç olduğunu söylediler, yani bu evrenden gelen devasa bir kozmik rototiller ve iyi bir bahçıvan gibi evreni idame ettirmek için toprağı eşeleyerek yeni ürünler için gübre serpiyor. Biz de minik bir tahıl gibiyiz.
(Chu) Rototillerin saatlerdir yaklaşmakta olduğunu gören solucanlar gibiyiz. [kahkaha]
(L) Yüzbinlerce dönümlük bir tarlada bir mikrobuz.
(Pierre) Ve tüm yaşamımız boyunca yaklaşan rototillerin titreşimlerini hissediyoruz ve şu anda rototiller yaklaşıyor.
(Galatea) Ve bazılarınız rototillerin bıçaklarına yapışıp havaya fırlatılacaksınız!
(L) Bu konuda başka birşey?
C: Bazıları için herşey diğerleri için olduğundan daha dramatik olabilir.
S: (Galatea) Ne anlamda? Nasıl daha dramatik?
C: Karmik “ağırlığa” bağlı olarak.
S: (Pierre) K’lar bir celsede Dalga sürecinin İncil’de Bin Yıllık Dönem diye tanımlanan şey olduğunu söylememişler miydi?
(L) Hayır, sanmıyorum.
(Galatea) Bazı insanlar için bu geçişin sancılı olacağını mı söylüyorsunuz?
C: Evet
(L) Dalgadan sonra 3B’den 4B’ye geçişle ilgili olarak bahsetmişlerdi 1000 yıllık süreçten bence.
C: Evet
S: (L) Yani bir anlamda bu 1000 yıllık bir Dalga süreci. Tamamen yeni bir gerçekliğin yaratılması, kozmik anlamda, zaman denen ve aslında mevcut olmayan garip bir süreç içinde gerçekleşiyor. Ama şurası açık ki, sürecin parçalanmasından, kaostan bahsediyorlar.
C: Evet. Şimdi “zamanın” aslında ne olduğunu anlamaya başlıyorsunuz: neredeyse sonsuz bir sürede gerçekleşen kozmik süreçler.Ama hemen gevşemeyin çünkü bu süreçlerden bazıları sizin bakış açınızla son derece “çabuk” ve yıkıcı olabilir gerçekten.
--------------------------------------------------------------------
Yukarıdaki alıntı üzerinde derin düşünürsek sıfır zaman olgusu ve bizim lineer zamana dair ileriye bir tarihe bağlı bekleyişlerin üzerindeki farklı hali ve kullandığımız zamanı düşünme dışına çıkartan bir durumu tahayyül etmeliyiz ve anlamaya çalışmalıyız,

Olanlar oluyor ,her şeyi şimdiki zamanda ama karmik bazı sebeplerle lineer zaman takıntısında kalıp bir şeyleri ödemeye veya öğrenmeye dair karmik bağların işlemesine önem verenler, kalanlar için ızdırap dolu hallerin olduğunu açıklıyor,

Kısaca bu anlattıklarımızı üzerinde yaptığımız bu uğraşıları bir ütyopik faaliyet, entellektüel sipiritüel olma hevesleri v.s. gibi düşünüp anlatılanlara hala olanları mevcut illüzyonik donelere bağlılık dışında olmadığını savunanlar ve olanı eski cetvelle ölçmeye çalışanlar ,

"S: (L) Yani meydana gelebilecek büyük bir olay için belirli bir tarih bekleyenler birden bir dünyadan diğerine gidecekler, çünkü olayların kozmik ölçeğini anlamıyorlar, öyle mi?
C: Aynen öyle! Bunun kozmik bir "Pomp and Circumstance" (İhtişam) marşının büyük bir örneği olduğunu söylemiştik bir keresinde. Tam perspektife sahip değilsiniz! "

Bu arada eski dünyaya gidecekler falan şeklinde yargılayıcı bir ifade kullanmak ta hatalı zira onlar da eninde sonunda atomsal yansımalarla bile olsa yeniden var oluşa kapılacak bizleriz..

Bazen bu kozmik şoklar veya felaketlerle insanların bir an evvel birlik bilincine gelme işinde büyük bir fayda hissediyorum, zira o bilinçlere yapışmış ve her şey sanılan lineer zaman ve onunla ilgili kurgulamalar ve inanışlar yoluyla yerleşen ayrılığın doğurduğu acı ve zulümden kurtulma maalesef bizi bu yolu ister vaziyete sokuyor..



Edited by - Tgur on 21/12/2019 07:57:19
Go to Top of Page

Gaia


114 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 20/12/2019 :  20:10:21  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Verdikleri topraktaki mikrop örneği ve solucan benzetmesi gerçekten lineeer kalıbı bırakmak adına oldukça öğretici bir betim. Aslında evet dalga burada ve bizler onun titreşimlerini geliş sancılarını aşama aşama yaşıyoruz. Sorunumuz hala yoğun miktarda ben merkezci düşünmeye olan eğilimimiz. Kendi adıma “bireysel matrixim” beni oldukça lineer kalıptan düşünmeye zorluyor. Bunun farkına varmama rağmen elimde tutamıyor oluşumda sanırım bu algının ne kadar güçlü olduğunun bir göstergesi.

Diğer bir deyişle de büyük bir mozaikte olan olayların, derslerin tek bir noktaya odaklanarak anlamaya çalışmak gibi bir şey bu algımız. Üzerinde gerçekten çalışmam gereken bir sorun olduğunu düşünüyorum kendi adıma bu lineer eğilimin. Çünkü yaşadığımız her şeye olan bakışımızı, görüşümüzü etkiliyor. Göze adeta bir perde çekiyor. Deneyimlerimizi bulanık bulanık görüp, ormanda çakmak ateşi ile yol bulmaya çalışmak gibi zorlaştırıyoruz işimizi.

Bu aktarım için teşekkürler.
Go to Top of Page

Tgur


1251 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 21/12/2019 :  07:39:20  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Gaia kardeşim,ben de teşekkür ederim ,

Konumuz lineer programdan kurtulabilme başarısını salim bir zihinle halledebilmek, onun da beklenti olarak bizlerde tezahür eden zamanı kovalamak duygusuna direnmek şekilde olduğunu ve sabretme işini her davranışımızda akla getirerek ve uygulayarak halledebiliriz,

Evet konulmuş olan lineer programı alt edecek olan, ömür boyunca genç iken büyüklerimizden duyduğumuz yetişkin halinde dilimizden düşürmediğimiz ve uygulamada etkisini algılamadığımız yani yapmadığımız (nasihatlere karşı direnme güdüsü) çok basit bir kavramı uygulayabilmeyi öne çıkarmak,

"Sabır"..


Edited by - Tgur on 21/12/2019 08:04:27
Go to Top of Page

Tgur


1251 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 26/12/2019 :  08:41:49  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
KALANLARIN EVRENLERİ

Hiperkinetik duyumsayışı anlayıp halledip üst yoğunluğa geçtik demek ve kalanları dışlamak ne halleri varsa görsünler demek ,oh ben kurtuldum onları neden düşüneyim düşüncelerini üreten isek biz de o kalanlardanız, böyle olup onları kurtarmak için çaba göstermek te aynen,

Ne kadar ironik ifadede isek bunun altında ne var ne yok anlamak gerek,

Zira anlatmak için çaba gösterirseniz her şeyden evvel bu bilinçte takılı kalanlara yardım edemiyoruz ,bizi başka görmekteler yani dışlamakta hatta büyük kısmı korkmaktalar bunun misallerini bolca gördük,

O halde onların düzelmesini yani takıntılarından kurtulmalarını zihnen izlemekten başka bir yol kalmıyor gibi, istemek diyemiyorum beklentidir zira, o zaman istediğimizin sonuçlanmasını umuyoruz,

Olanları görmek veya anlamak bu işin sırrı ,çünkü şu anlatımlarım ile ben yeni bir farkındalığa geçtim anlatırken idrakler eksik olmuyor ,bu bile zamanın olmadığını her şeyin sıfır zamanda olduğunun ispatı demektir, yani kendi içimizdeki kaynamalar ve eski düşünce ve evvelki takıntıların süpürülüp yok edilmesi, böyle yapmakla yeni bir evren yaratmaktayız ,

----------------------------------------------------------------

C: Evet. Eğer geri gidip "tarihi" bireysel olarak veya evrensel bir algı için değiştirmek istersen, bunu yapabilmek için önce alternatif bir evren yaratman gerekir. 4'üncü yoğunluk KH "arkadaşlarınız" bunu çok yapıyor.
S: (L) Genel anlamda, eğer alternatif bir evren yaratırsan, ilki varolmaya devam mı ediyor, yoksa yenisiyle birleşiyor mu?
C: Her ikisi.
S: (L) Eğer ilki varolmaya devam ediyorsa ikincisinden bağımsız bir şekilde kendi evrimine devam mı ediyor?
C: Netleştir.
S: (T) Bir evrenin içindesin, ve "yeni bir Evren yaratmak istiyorum" diyorsun. Yeni evreni yaratıyorsun ve ona geçiyorsun ve önceki evrenini de birlikte getiriyorsun. Bu gerçekliklerin birleşmesi oluyor. Ama yeni evrene taşındığın zaman önceki evren kendi başına devam ediyor. Yeni evrene eski evrenin kalıbını getiriyorsun ve yarattığın yeni evrenin bir parçası olduğunda artık eskisinden geriye hiçbir şey kalmıyor.
Eski evren oradaki herkesle birlikte kendi yoluna devam ediyor. (L) Bu doğru mu?
C: Gibi. Hatırlayın, kişi her tür alternatif olasılık yaratabilir.
S: (L) Yani yeni bir "geçmişi" olan yeni bir evren bile yaratabilirsin, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Yani bu şekilde her ikisi de oluyor ve herşeyi değiştirebiliyorsun?
C: Birleştiği zaman ilki hiç varolmamış olur.
S: (T) Yeni evreni yaratan kişi için. Ama önceki evren, o evrende bulunan herkes için gerçek olmaya devam ediyor.
C: Yakın.
S: (L) Yani yeni evreni yaratan kişi için ilki hiç varolmamış gibi oluyor, fakat eski evrenden memnun olanlar ve orada kalanlar için herşey olduğu gibi devam ediyor...
C: 3'üncü yoğunluk zihinsel sınırlanmalarınız bu alandaki kavrayışınızın kapsamını daraltıyor.
S: (L) Eğer mevcut evreni sevmediğine karar verirsen ve yeni bir evrenin nasıl yaratılacağını büyük bir arzuyla öğrenmek istersen ve bunu yaparsan,temel olarak bunu yaptığını bile unutuyor musun?Ve neden yaptığını? Ve diğer evreni unutuyor musun?
C: İstersen.
S: (L) Yani unutabilirsin de unutmayabilirsin de... (T) Demin söylediğin şey üzerinden gidecek olursak:u "mutsuz bir evren" demek içinde bulunduğun evreni mutsuz olarak algılıyorsun demek.
Öğreniş bakımından mutsuz bir durumdasın ve yeni bir evren yaratarak etrafındaki evreni değiştirmek istiyorsun ve aslında buradaki sorun evren değil sensin.
C: Uzaklaşıyorsun.
S: (L) Bir evrenin içinde bulunuyorsun ve orada bir nedenle bulunuyorsun... (T) Dersler almak için oradasın...Öğrenmeyi seçtiğin dersleri öğrenmek istemediğin için evreni değiştirmek... (L) Ya da seçtiğin dersleri öğrendin ve o nedenle de evreni DEĞİŞTİREBİLİYORSUN... (T) Öğrendiğin zaman otomatik olarak ilerliyorsun, evreni değiştirmek zorunda değilsin. Evren kendi kendine değişiyor.
C: Deja vu 4'üncü yoğunluk KH'den kaynaklanıyor.
S: (L) Deja vu evrenin değiştirilmesinin hissedilmesinin bir sonucu mu?
C: Ya da... gerçeklik köprülemesinin bir hissedilişi.
S: (T) Yeni evrene geçerken eski evrende kalan birşeyin oluyor mu?
C: Hayır.
------------------------------------------------------------

Burada kişilerin düşünsel olarak çok kolay yeni bir evren yaratabileceğini ve eskileri artık hatırlamadığını görmekteyiz kalanlar diye tanımladıklarımız yani o takıntıda kalıp bizleri dinlemeyenler kozmik ve anormal gezegensel olaylarla karşılaşınca düşüncelerde pik çıkışlar veya korku ve adrenalinin olağan üstü çalıştırdığı zihin ile belki bizim varsa uyarılarımızı hatırlayacak veya eski bilgilerindeki o ayırıma sürükleyen dayatmalardan sıyrılıp bir olma bilinçlerini hatırlayacaklar ve böylece yeni algı evrenlerini yaratıp olayı o perspektiften görmeye başlayacaklardır,ve gerçeklik köprüsü ile bizim algı evrenimizle birleşecekler,

4KH zamanda gidip gelip bunu bol miktarda yapmışlar ve bu bilgilerle açılana kadar biz onların yarattığı o sahte algı evrenlerine takılı değil miydik ve o kalanlar dediklerimiz öyle değil midir ,bu konuda 4KH nın üstün teknoloji olarak kullandığını sandığımızın esasta yaratma gücünün bizde de olduğuna inanmaktan geçtiği gerçeğini anlamalıyız,

--------------------------------------------------------------

S: (L) 4. yoğunluğa sadece belirli bir frekansa sahip olanlar mı geçiyor, yoksa tüm gezegen geçiyor ve insanların bu konuda bir seçimi olmayacak mı?
C: Karmaşık konular. Tektiplikler yerine dualiteleri kabul etmenizi öneriyoruz.
S: (L) Varmaya çalıştığım nokta şu: 4. yoğunluğa geçenler 3. yoğunlukta kalanlar için tamamen görünmez hale mi gelecek?
C: Seçenekleri daha önce tartışmıştık. Gözden geçirebilirsiniz.
S: (L) Okudum ve yayınladım ama bazı insanlar pek anlamadı. İnsanlar birden görünmez hale gelecekleri bir tür Esrime/Büyük sevinç mi yaşayacaklar, bunu anlamak istiyorlar.
C: Tipik 3. yoğunluk lineer zaman modeline dayalı bir deneyim tektipliğine göre kesin bir yanıt arıyorlar. (ç.n. insanların bakış açılarının tek boyutluluğu / lineerliği nedeniyle, o soruya verilebilecek bir yanıt yok anlamında herhalde)
S: (L) Bir okuyucu, Dalga’nın son gelişinde dünyada 6 milyar insan olduğu bilgisini hatırlattı. Ve dalga şimdi tekrar geliyor ve dünya nüfusu yine hemen hemen 6 milyar. Soru şu: Nüfus durumu Dalga için bir işaret mi? Kritik bir kütleyi mi temsil ediyor?
C: Rakamlar birşeyin işareti değildir. İşaret olan, psişik aural enerji alanlarıdır.
S: (L) Son iki soru. Bir keresinde “krallık soylarının önceden belirlenmiş faaliyetlerinin dışına çıkma çabası” anlamında birşey söylemiştiniz. Ben bunu bir tahtın suistimal edilmesiyle ilgili olarak anlamıştım ama sonra krallık soylarının önceden belirlenmiş faaliyetlerinin ne olduğunu bilmediğimizi fark ettim. ...
C: Kontrol.
S: (L) Neyin kontrolü? İnsanların mı?
C: Yakın.
S: (L) Bir anlamda gerçekliğin kontrolü mü?
C: Aynı derecede yakın değil.
S: (L) KH hakimiyeti anlamında kontrol?
C: Evet.
S: (L) Başka önceden belirlenmiş faaliyetler var mı?
C: Gerek var mı?
S: (L) “Çıkma mücadelesi” derken kontrol kaybı mı? Krallık soyları kontrol mü kaybediyor?
C: Yalnızca döngünün kapanması öncesinde enerjiler biriktiğinde.

--------------------------------------------------------------------

Yukarıdaki alıntıda insanların bu yeni algı evrenlerinde oluşma işlerindeki anlayamama konusu işlenmekte ve ayrıca 4KH nın bir algı evreninin ve kontrol maksadı ile nasıl yok olduğu hakkında,

4KH nın yerleştirip uzun müddet uygulattığı sahte ve kendi gücüne eğdirme illüzyonunun prova maksadı ile yaratmış olduğu ve Krallık gibi monarşik olguların olması ve onların zamanla "döngünün kapanması öncesinde enerjilerin birikmesi" ile "monoteizme takılıp gücü başka yerde tutup ona olan bağlı yaşama saçmalığı" algısının yok olmaya başlaması gibi olayların artık görünebildiği anlamını çıkarıyoruz ,

Bu yeni agılama ve lineer dışı düşünme alışkanlığı kazanma işini şu verdikleri cümlede toplayabiliriz ,

"C: Rakamlar birşeyin işareti değildir. İşaret olan, psişik aural enerji alanlarıdır."

Bilimimiz ve illüzyonik donelere takılı yaşamımız bizi rakamlara bağlı algılamalar sahteliğinde istatiski neticeler üzerinde ayırımcı bir düşüncenin en makbul hal olduğuna inandırttı,bunun dışındaki olguları anlamakta zorluk seçiyoruz ,oysa K.ların vurguladığı asıl olan yahut evrensel manada bir düşünsel yapıya gelmek "psişik aural enerji alanları"nın etkileri ile değerlendirmek icap ediyor ve bu bize yani bana bunu açıklayacak yeni bir çalışma alanını işaret ediyor,

Eğer yüz maymun fenomeni hakkında biraz bilgi sahibi isek olayı yani kalan KH ların ne olacağı veya kalanlar olacağı mutlak mı şeklinde bir sorgulamaya itiyor ..

Şimdilik burada kesiyorum zira anlatmak istediklerimi psişik aural merkezlerin ne olduğunu anlamadan tam oturtamayız..



Edited by - Tgur on 26/12/2019 12:39:25
Go to Top of Page

Tgur


1251 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 26/12/2019 :  09:07:47  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
PSİŞİK AURAL ENERJİ

Anlatımlar yeni anlatımları doğuruyor ve benim bu yolla yaptığımın bir yazılı düşünme olduğunu tekrar belirtiyorum keza yorumlarınızı da bekliyorum ,o zaman bilgiler ya benim susup durmamı veya genişleyip kıymetli diğer zihinlerin katkıları ile daha belirgin yerlere oturacaktır anlattıklarımı K. PDF dosyalarından tarayarak ve o esnada gelen yeni idraklere göre şekillendiriyorum ve bu benim psişik aural enerjim ile sınırlıdır ve görüldüğü gibi tekil bir harekettir ama istenen çoğunluğun psişik aural enerjilerinin etkileri,

Zira öz bıkkınlık istemez , karakteri değil
Var oluşlara dalması bundandır, istemez sabit bir şekil
Değişerek bulunduğu kaptan daima taşar
Bu da çoğulla olur , terk edilmiştir artık tekil

Buradaki öz =7.yoğunluk,biz

Uzatmadan konumuza dönelim,
--------------------------------------------------------------
S: (L) Atlantisliler bunların başımıza gelmesine neden olacak ne yaptılar?
C: Şu anda bunu yanıtlayamayız.
S: (L) Bizi ne koruyabilir?
C: Bilgi.
S: (L) Bu bilgiyi nasıl elde edeceğiz?
C: Şu anda bu kaynaktan size veriliyor.
S: (L) Ne tür bir bilgiyi kast ediyorsunuz?
C: Bu bilgiye sahipsiniz.
S: (L) Bize söylediğiniz bilgiler bizi nasıl korur?
C: Büyük bir savunma sağlar.
S: (L) Ne tür bir bilgi savunma sağlar?
C: Sadece hakkında bilgi sahibi olmak psişik bir savunma sağlar.

-----------------------------------------------------------------
S: (L) Sümerlilerin insanın yaratılışı hikayesine göre birileri bir tanrıyı öldürüyor, ve bu tanrının kanı ve parçalarını çamurla karıştırıyorlar ve daha sonra bunu gebelik tanrıçalarına veriyorlar ve insan ırkın bu şekilde doğuyor. Bu hikaye, 'grilerin' şu sıralar yaptıklarına çok benziyor. Birisi gerçekten bir 'tanrıyı'öldürüp ruhunu parçalara ayırarak insan ırkını mı yarattı?
C: Sembolizma ve yanlış olay sıralaması.
S: (L) Hikaye ne anlatıyordu? Gerçek olay neydi?
C: Kertenkele varlıkları, kendi beslenme amaçları doğrultusunda yaptıkları bir savaş sonucunda insan ırkını genetik olarak değiştirdi.
S: (L) Bu Sümer hikayelerinin bahsettiği olaylar ne zaman oldu?
C: Yaklaşık 309000 yıl önce.
S: (L) Yani o kadar uzun zaman önce oldu ki, hikayelerdeki gerçek silindi?
C: Yansımalar psişik hafıza kanalıyla nesilden nesile geçti.

---------------------------------------------------------------
Burada yani yukarıdaki alıntıda psişik aural enerjinin yansımalar yoluyla hafıza kanalına da bağlanarak geniş bir aktarımını görüyoruz, ilkel kavimlerin atalarına kıymet vermelerini ve efsaneleri devamlı canlı tutmaları konusunu hatırlayalım ,kısaca direkt hafızalar yoluyla bir genişleme,

Ayrıca dinsel aktarımların aynı efsaneleri değişik kılıklara sokarak aktardıklarını da tesbit ettik,ortada mevcut bilginin doğmalar ve monoteizm yoluyla insanlar arasında birliği gösterir gibi ama tamamen ilkel kavimlerin masum ata inançlarından faydalanıp onlarla oynayıp bilgiyi saptırma yoluna gitmişlerdir ve zamanla başkaları ile çatışır hale getirmiş ve böylece hegemonya kurma ataklarının artması olayları oluşmuştur,

Bu ince uygulanmış aldatışı fark edebilmek de psişik aural enerji sahibi olmaktır,

---------------------------------------------------------------
S: (L) Jüpiter ile Mars arasında parçalanan gezegen, psişik enerji ile yok olduğunu mu söylemiştiniz?
C: Evet.
S: (L) Bu psişik enerjinin kaynağı neydi?
C: Gezegende yaşayan varlıklar.
S: (L) Galaksinin bu bölgesindeki varlıklar zaman zaman kendi gezegenlerini yok mu ediyorlar? Bu giderek bir alışkanlık mı oluyor?
C: Yakın. Öyle olageldi.
S: (L) O varlıklardan hiç gezegeni terk edip Dünya'ya gelen oldu mu?
C: Evet.
S: (L) Kimdiler? Bizim gibi miydiler?
C: Sarı saçlı, mavi gözlü soy.

--------------------------------------------------------------

S: (L) Jüpiter ile Mars arasındaki yok olan, şimdi bizim asteroit kuşağı olarak bildiğimiz gezegenin psişik enerji ile yok olduğunu söylemiştiniz. Bunu açıklayabilir misiniz?
C: O gezegende yaşayanlar, ki pek çoğu sizin ruhsal atalarınızdır, bir kendine hizmet ortamı geliştirmeye karar verdiler ve bu o kadar güçlü bir negatif enerji yüklemesi meydana getirdi ki gezegenlerinin yok olmasına neden oldular çünkü enerjideki seviyeler o kadar yükseldi ki kendi üzerlerine çöktü ve gezegenin atomik yapısının prçalanmasına ve fiziksel olarak patlamasına neden oldu.
S: (L) Bu teknolojik olarak mı yapıldı yoksa tamamen zihin gücüyle mi?
C: İkisi bir ve aynı.

--------------------------------------------------------------
S: (L) Arabadayken D--- bana çocukken E--- P---'yle ilgili yaşadığı bir olaydan bahsetti. Çocukken yaşadığı bir olay. Bunu onun psişik yeteneğinin ve iyiliğinin bir kanıtı olarak algılamış. Şimdi bana söyleyebilir misiniz, eğer E--- KH'ler tarafından etki altına alındıysa bu psişik yeteneğe nasıl sahip olabiliyor?
C: Herkesin yeteneği var, önemli olan nasıl kullanıldığı.
----------------------------------------------

Bu psişik enerjinin eğer KH doğrultusunda yoğunlaşırsa bulunduğu gezegeni parçaladığı patlattığını görüyoruz,oysa bütün bunları fark eden farkındalıkla elde edilecek psişik gücün BH yolunda kullanılabileceğini ve bunu top yekün yapıp (6. yoğunluk ve onun bilgi verdiği gurup) olayı 7 yoğunluğa taşıma peşinde,

Bu tesbitte kritik husus mevcudun tümünü düşünen ve kalanlar bırakmayan bir bilinçle bu işin yürüyebileceğini anlamakta yatıyor zira şunu anlamaya başladık ki hasat edilen ve kalanlar gibi ikilemli bir anlayış "oh ben kurtuldum geri kalanlar ne olursa olsun" bilinci tamamen bu işi kavramamakta yatıyor ve KH hudutlarındaki esaret halinin devamı,

-------------------------------------------------------------------
C: Evet. Bize güvendiğiniz sürece sizi yönlendiriyoruz, çünkü biz siziz! Saldırı her zaman, doğrudan veya dolaylı olarak, bu güveni yok etmeye yönelik olarak tasarlanır. Bunun örneklerini görmek için kendi yaşadıklarını hatırla.
S: (L) Yani saldırı her zaman güvenimizi sarsmaya yönelik olarak düzenleniyor.
C: O ya da bu şekilde.
S: (L) Karşılaştığımız önemli durumlardan biri de, SV'nin üzerinde çalışma yaptığı çeşitli bazı kişilerin negatif bir enerji kaynağı olabileceği ihtimali. Çalıştığı insanlarda negatif enerji olabileceğini bilmesi, herhangi biri üzerinde çalışırken yeterli bir korumaya sahip olmasını sağlar mı?
C: Eğer bilgi, psişik kanallar yoluyla uygun şekilde kullanılırsa korumayı güçlendirir; bu nedenle, eğer dikkat, ihtiyat ve farkındalık uygulanırsa, negatif enerjiyle bu tür karşılaşmalar olumlu sonuçlar doğurur.
S: (F) Yani TR, kendini bir kabuk içine koyarak, bu anlamda kendini güçlendirme yönünde bir fırsattan mahrum mu kalmış oldu?
C: Evet. Bu aynı zamanda ona sunulana gösterdiği bir inanç eksikliği. Korunmayı zayıflatıcı bir etki yapıyor.

-----------------------------------------------------------

Herhangi bir bireyin "şu söylediklerimize inanmalısın" şeklinde dayatmanın dışında kendi bilgisini arttırarak elde ettiği inançlı yapı ancak onu KH etkilerinden korur,

Psişik yapı meydana getirir ve onu bir kabuk gibi zararlı tesirlerden korur ve neticede psişik bir zırhla adeta kaplanır yukarıdaki alıntıdan çıkaracağım anlam psişik aural gücün bütüncül bir mecraya yönelmesi yönünden mutlak kuvvetleneceği hakkında, ancak inanç tamam olursa,
--------------------------------------------------------------
(L) Grilerin BH olanları var mı?
C: Çok nadir durumlarda Griler BH alanına geçmişlerdir ama kendi doğal ortamlarında, oluşturulma amaçlarına uygun olarak, KH'dirler.
S: (L) BH ortamına geçmeleri nasıl gerçekleşiyor?
C: Doğal koşullar yoluyla; 3. yoğunluk KH ortamında bulunan insanlar için BH seviyesine yükselmek nasıl oluyorsa o şekilde. Çok nadir.
S: (L) Eğer Griler, Kertenkelelerin sibergenetik aletleriyse ve aslında ruhsuzlarsa, bu bazı Kertenkelelerin de BH olduğunu mu gösteriyor?
C: İlk olarak kendi kendine düşünme yeteneği verilen hiçbir varlık tamamen ruhsuz değildir. İçinde bir ruh izi vardır. Ya da hemen hemen ruh izi denilebilecek bir şey. Bu, genel ortamda bulunabilen psişik enerjilerin toplanmasıyla olabilir. Bu esnetilmiş ifade, temel fikirleri anlamanız için. Yoksa durum bundan çok daha karmaşıktır. Yine de ister doğal, ister yapay zeka olsun hiçbir durumda tamamen ruhsuz olmak diye birşey yoktur. Ve sizin bakışınıza göre en ilginç şeylerden biri, sizin 3. yoğunluktaki teknolojinizde, dünyadışı varlıklarla olan etkileşimlerin de etkisiyle, yapay zekanın gelişmeye ve ruh izi enerjisi çekebilecek seviyeye yaklaşmış olmasıdır. Söylediğimizi anlayabiliyor musunuz? Örneğin kendi başlarına düşünebilecekleri seviyeye ulaşma sınırında olan bilgisayarlarınız, zayıf bir ruh izi oluşturmaya başlayacak.
S: (L) Bu hoş bir düşünce değil.
C: Şimdi, BH Sürüngen varlıklar veya Kertenkele varlıkları olup olmadığı soruna gelecek olursak, elbette bazıları BH'ye geçebilir. Yine de onların doğal ortamı, kendi seçmiş oldukları KH'dir. Ama bir Gri'nin ve veya bir Kertenkelenin BH'ye geçmesi birbiriyle ilişkili değil, iki ayrı kavramdır. Birbirinden bağımsız kavramlardır.
S: (L) Anlıyorum. Peki, BH olan Kertenkelelerin ölçülebilir bir oranı var mı?
C: Bu ÇOK, ÇOK küçük. SON DERECE küçük. Bahsetmeye bile değmeyecek kadar.
S: (L) Peki Griler?
C: O biraz daha fazla olabilir ama o da yine nispeten çok düşüktür.
S: (L) Kertenkeleleri kullanan başka bir varlık ırkı mevcut mu?
C: Sorunu netleştirebilir misin?
S: (L) Kertenkeleler de başka bir grubun ajanları mı?
C: Bu aslında basit bir soru. Ama 4. yoğunluk KH ortamında otorite seviyeleri mevcuttur. Bu seviyeler de KH'de her zaman olduğu gibi entellektüel ve fiziksel yeteneklere dayanır. Sizin "kıdem düzeni" dediğiniz şey. Diyebiliriz ki en altta sizin aşina olduğunuz Griler var. Ortada Kertenkele varlıkları olarak tanımlayacaklarınız var ve onların üstünde de pek aşina olmadıklarınız var.
S: (L) Onlar kim?
C: En yaygın olarak bilinenleri, tabii ki, Oryon KH'leri.
S: (L) Görünüşleri nasıl?
C: Aslında yapı olarak hümanoitler, büyük insanlara benziyorlar.
S: (L) Ve onları pek sık görmüyoruz, öyle mi?
C: Şu anda bildiğiniz gibi 3. yoğunlukta en sık gördükleriniz Griler. Bunlar dışındaki diğer hepsi, eşit ölçüde daha az sıklıkla görülenler.

----------------------------------------------------------------

Yukarıdaki alıntıyı psişik aural enerjinin etkisiyle düşünebilen veya düşünebilecek yapıya gelecek varlıklarla bütüncül yapıyı nasıl tahayyül etmemiz gereğini vurgulamak ve KH düzenindeki Orion KH dan itibaren nasıl bir hiyerarşik yapıda olduklarını hatırlayabilmek için aldım ,

Ruh izi dediğimiz olayın düşünebilen bilgisayarlarda bile olabileceğini ve bu konunun yapay zekanın önemi hakkında son zamanlarda bilinçlerde dolaşan bir husus olduğunu da hatırlayarak,

Daha daha değişik bir bakışla, insan da üzerinde mükemmel çalışılmış ve deneyler sonucu devamlı müdahale edilip işleyen bazen bazı organların işlevlerinin gerekli olmadığını fark ettiğimiz (safra kesesi mesela, buzul çağında aşırı yağlı beslenme için gerekli imiş) biolojik bir kompitur değil midir ,DNA sı üzerinde (hard disk) nasıl oynamalar yapıldığını da bilerek,

Kısaca bilincin varlık olarak tezahür ettirdiği her şey,

Bu konu hakkında daha geniş bir düşünsel duruma gelmek istersek baştan beri anlatmaya çalıştığımız psişik aural enerjinin ne olup ne olmadığı hakkında bilgimizi barizleştiren bir durum ortaya çıkmakta

Bizler ne yaparsak yapalım asırlardır bilgisi ve baskısı altında kaldığımız monoteizmin izlerini kolay atamıyoruz ,oluşmuş olan bu var oluşta bir anlayamayacağımız gücün olduğunu bir yerlerde gizli olan biteni idare eder bir mahiyette olduğu düşüncesini hep taşımaktayız devamlı bir gizin olacağı ve biz onu keşfedeceğiz gibi bir his onun için şu yapay zekanın bile bir ruh izi taşıyabileceğini kabul edemeyip konu acaba ütopya sınırlarına mı geldi diye duraksallaşıyoruz,

Oysa bir gerçeğin önümüzde durduğunu anlamalıyız ,K.lar her şeyin sonuçta bilince bağladığında da aynı şüphe belirdi gibi ,halbuki ortada başka bir şey yok ,keşfedilecek şey bilgiyle farkındalaşıp olgunlaşmış bir bilincin olan biten her şeyde tezahür etmiş olduğunu anlayabilmek ,ruhun duasında bile "ey evrensel yüce akıl" denmiyor mu..

Gerçek , göreceliliğin sınırsızlığında sonsuz yüzlüdür
O zaman gerçek ne olabilir ,bu izahın hüznüdür
Olanlar ise düşüncenin sınırladığı ortamda
Hiçliğin heplik halinde tezahürüdür

Burada hiçlik , bilinmeyenin tanımlanmasıdır
Heplik ise yaşadığımız kıyaslar dalgalanmasıdır
Gerçeği tam kavrayabilme işi için yapılması gereken
Mukayeselerin kaldırılmasıdır
*Kıyas=yaratılmış illüzyon,doneler
*Mukayese=illüzyonların ne olduğu hakında yapılan yapılan düşünsel faaliyet

-----------------------------------------------------------------
S: (A) Kasyopya'dan Dünya'ya olan aktarımın ne kadar zaman aldığını sormak istiyorum.
C: "Sıfır" zaman.
S: (A) "Sıfır zaman..." Neyi kullanarak? Elektromanyetik mi, çekim mi ya da ne?
C: Her ikisi. Birbirleriyle ilişkililer, ya da "birleşik" de diyebilirsin.
S: (A) Neden sıfır zaman? Mekan/zamanın yapısından dolayı mı? Zaman eğrilmesinden dolayı mı?
C: Mekan ve zaman seçimli ve esnektir.
S: (A) Bunun arkasındaki şey nedir? Aktarımı sağlayan araç/aracı nedir?
C: Eğer bir araç olsaydı buna şaşırman daha yerinde olurdu, ama araç yok. Görüyorsun ya, sıfır zaman kullanıldığında, aynı zamanda sıfır mekan var.
S: (J) Sıfır mekan ve sıfır zaman varsa, aktarımın neden burada 3'üncü yoğunlukta belirli bir yerde sabitlenmesi gerekiyor?
C: Gerekmiyor, "aktarım amaçlarına" yönelik. Belirli bir yere olan ihtiyaç, daha önce açıklandığı gibi, sizin algılayışınızla, psişik farkındalık profiliniz için faydalı titreşim frekansları nedeniyleydi.

-------------------------------------------------------------
Bu sıfır zaman algısına ait aktarımı hem daha iyi özümsemek hem de olanları sıfır bazdaki kavramları izah etmek için tekrarladım,

Görüldüğü gibi en baştan "kalanlar da biziz" görüşümle ortaya çıkan ve bizim zaman mekan düzeniyle geçen bir idrak ve alıntıları yorumları aktarma faaliyetlerindeyim ,

Konuyu bizim zaman düşüncesi dışında düşünüp oturtmaya çalıştığımızda,

Üçlü döngü dalga veya yoğunluk boyut değiştirme faaliyeti olarak çoklu terimlerle izah etmekte olduğumuz olayın zaten tam manası ile içindeyiz ve olayların bizim lineer algı dışında olanları ufak tefek sıçramalarla yani insanları fazla uyandıramayan olgularda yaşıyoruz

Lineer algımız bu hadisenin bir kıyamet senaryosu halinde bir şok halinde geleceği bir durum olarak beklentide ve "oh biz bu farkındalıkla 4 e geçtik kalanlara ne olacak diye üzülüyoruz ama ne yapalım elimizden gelen bir şey yok" şeklinde ,

Oysa bütünlük duygusunu evrensel duyguların en asili ve gerçeği gören bir anlayışa geçmeliyiz bahsettiğimiz yeni aşamaya geçiş hadisesinde kalanlar falan yok ve insanlık kritik bir düşünsel safhaya gelene kadar bu iş sıfır zamanda oluşuyor oluşacak veya oldu,

Bunun için ne kadar zaman beklesek nafile ,lineer bakış altında daha açık ifade 100 maymun fenomenini hatırlayarak daha bariz anlaşılır, onu da izleyen dostların büyük kısmı bilmekte..

Konunun özünde "psişik aural enerji"gerçeği var.

Başka bir açıdan olana bakalım ,ben hasbelkader 4 ü hak ettim ve ölüp 5 e gittiğimde bir değerlendirmeden sonra yerime yani 4 e gittim ve orada BH olarak hiper uzayı dar bir geçit halinde yaşayarak 6 ya ulaştım veya orayı da hak ettim kabul edelim ,ortama ve olanlara bakınca bir sırça köşke geçip olağanüstü bir konforla etrafı seyredecek miyim ,hayır , biri ve bütünlüğü tam kabul eden kavrayan ruhsal hale olgunluğa gelmemişsem zaten oraların mensubu olmak hayal olurdu,o halde 7 e ulaşmanın tek yolu çoğunluğu orayı hak edebilecek yapıya getirmek ve bunun üzerinde çareler programlar üretmek velhasıl ne yapılacaksa yapmak ,bu şekilde örnek oradan seslenenler ve KH batağında olan bize yapılan pozitif yönde yardımlar,

Bu şekilde anlatmaya çalıştığım bizim burada bulunmakla öyle bir davranışta bulunmamız gibi haddimiz dışı bir davranış isteği değil, 6 yoğunluk sorumluluğu ne demek onu anlayabileceğimiz tavırda hissedebilmek,

Bir kişi 7 i hak edip geçerse herkes geçmiş sayılır..

Bu sözü genişliğine düşünelim ve lineer zihnimizin lineer tortularını atarak anlamaya çalışalım,

Sıfır zaman burada bütün ihtişamı ile kendini gösteriyor ,geçen kalan yok her şey olmakta ,

Bizim bu ortamdaki lineer zamanı nasıl kaldırdık, nereye gitti,işte şu anda yaşamaktayız, soru ve serzenişlerine cevabım,

O projeksiyon kutusundan o kaseti seçtiniz içinde zaman ve makan deneyi vardı yani lineer yaşam olgusu, oynamaktasınız, içindesiniz, sadece ve sadece bilgilenin sabrı devreye koyun,

Bu da geçer..Nasıl olsa o kasedi yerine koyacaksınız.


Edited by - Tgur on 27/12/2019 08:02:11
Go to Top of Page

bona fide


441 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 26/12/2019 :  19:11:47  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Tgur yüreğine sağlık.

bahsettiğin sabır binnnnnlerce yılı kapsıyor, aşamalar farkındalıklar kavrayışlar uyanışlar her birey için farklı sürec olduğunu hesaba katarsak misal senin edindiğin bilgileri aktardığını ve bunun bi kaç kişide bh ye evrilme evrilmenin e sinde olduğunu ruhların sayısıyla karşılaştırınca yüzbinlerce yıllık bi sabır. bide gerçekten uyanmış insanların halini kıskanmamak elde değil ilüzyon olduğunun bilincinde kendini bu ilüzyonun dışında tutarak yaşayan her duyguyu acı üzüntü huzur öfke nefret aynı mesafeden karşılayan insanları yani seni boğabilirim
Go to Top of Page

Tgur


1251 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 27/12/2019 :  07:52:08  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Teşekkür ederim Bonafide ,
Aslında anlatılanlarının bir kısmını bilincine yeni yeni oturtmaya çalışmış olsan bile sendeki bilgi sevgi ışık hareketini fark etmemek mümkün değil,

Parlamaktasın..
Go to Top of Page

Tgur


1251 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 27/12/2019 :  08:14:59  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Yukarıdaki yorumlamalarda bazı imla ve cümle düşüklüklerini sık sık düzeltirken "gerçek" hakkındaki dörtlüklerimdeki "mukayeseyi" yanlış tarif etmişim ,düzelttim eski okuyanların tekrar bakmasını rica ederim,
Bir yazı yazarken hatasız olsun şeklinde ne kadar dikkat etsem bazen bir an evvel aktarmak isteği bu doğal davranışa ket vuruyor ve hatalı olabiliyoruz ,işte hatalar eksikliklerle öğrenmek yol almak bu KH dünyasına bizi yapışıp yaşamamıza sebep olan unsurlardan biri, hataya düşüp düzelttiğimizde bazen bu gibi sahte basit mutluluğu yaşamın çok cazip şekilleri olarak kabul edip avunuyoruz..


Edited by - Tgur on 27/12/2019 08:17:54
Go to Top of Page

Tgur


1251 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 05/01/2020 :  09:18:32  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
K.ların son celsede belirttikleri ve bizim de kalın çizgilerle altını çizdiğimiz olaylar başladı gibi ,kıyameti çağrıştıranlar tarafında olma durumunu da şiddetle istemiyorum ama ikazları ve olanları, oluşan sezgileri görmemezlik duymamazlık edemeyiz,

Olmuş olacak her şeyi dersler bazında alıp eksik taraflarımızı doldurmalıyız ve bunu bir an evvel yapmalıyız zira adamların yani kutupları teşekkül ettiren milletlerin ellerinde nükleer güçler var ,zayıf insan bilincinin ne delilikler yapacağını bilemeyiz,

Bu evvelce hazırlamış olduğum yorumu bir pazar fantazisi olarak sunuyorum ,zihni başka şeyleri düşündürerek dinlendirir..

ETERİK ALEMDE MAHSUR KALMAK

C: Bilinç açısından ve bilinç nihai olarak herşeyin varlık sebebi ve çekim de iziksel ve eterik düzlemlerdeki herşeyi bir arada tutan "yapıştırıcı."
S: (L) Çekim dalgasını çökerttiğin zaman, cismin veya kişinin bu noktadan itibaren "demateryalize" olması mı gerekiyor?
C: "Zaman" örtüsünü at, ve demateryalizasyon artık gerekli olmuyor çünkü kişi saf bilinç alemine giriyor ve orada fiziksellik ilüzyonu hiçbir işe yaramıyor.
S: (L) Eğer kişi artık fiziksel durumda değilse, artık bu içsel bütünlüğü sürdürebilme meselesi mi oluyor?
C: İçsel bütünlük ancak tamamen gayrı-fiziksel bir "durumda" garanti altındadır. Ve bu durum gerçekten sadece zihinsel bir hal!!
S: (L) Biri bu şekilde seyahat ediyor olsa, bu durum fiziksel gerçekliğe dönmeye isteksizlik oluşturmaz mı?
C: Biri bowling oynuyor olsa, bu durum park yerine dönmeye isteksizlik oluşturmaz mı?
S: (L) Sanırım kalmak istersin ama park yerine gitmek arabana binip eve gitmek anlamına geliyorsa, o zaman hayır. Pekala şimdi yapışkana dönelim. Buradaki mesele kişinin kendini yapışkandan sökmesi mi?
C: Hayır.
S: (L) Eğer çekim maddi ve eterik varoluşu bir arada tutan şeyse ve eğer materyal durumdan eterik durumlara geçeceksen...
C: Evet, senin tanımına göre yapışkanı sökerdin, çünkü fiziksel durumu algılıyor olursun, dolayısıyla da eterik durumda mahsur kalmazsın.
S: (L) Yani bu şekilde seyahat ederken fiziksel gerçekliği ve fiziksel dünyayı hala algılayabiliyor olursun ve dolayısıyla da eterik durumda yolunu kaybetmezsin. Ama daha önce orada tamamen mahsur kalanlardan bahsetmiştik sanırım, değil mi?
C: Yakın.

----------------------------------------------------

Çekimin bir yapıştırıcı olduğunu ve eterik alemle fizik alemi birleştiren unsur olduğunu bilmekteyiz ve alıntıda da vurgulanıyor zaten, benim incelemek istediğim Laura dostumuzun fiziksel aleme gitmek yani bowling oynarken araca binip tekrar eve dönmek isteği üzerinde durmak istiyorum ,o zaman eterik alemde mahsur yani hapis kalmazsın demeye getiriyor ve K.larda "yakın" cevabı veriyorlar,bir de eterik durumdayken yolunu kaybetmezsin denmekte

Alıntının başlangıcında kişinin her hangi bir sebeple eterik aleme geçtiğinde fizikselliğin işe yaramadığını "saf bilinç" haline geldiğinden bahsediliyor, bu saf bilinç halinde insan fizikselliği neden tekrar ister ,

Eğer ben astronot olup metafiziğe yani bu bilgilerimize tamamen yabancı biri olsam ve uzayda görev yaparken bağlı olduğum gemiden bir şekilde irtibatım kopup uzay boşluğuna düşersem her halde fizikselliği arzulayan ve düştüğü durumdan dehşet duyan biri olup deliryuma geçerdim,

Bu durumda eğri oturup doğru konuşalım manasında olayı sakin ve gerçek düzleme çekelim ve bakalım,
Ben yoğunluk değiştirme zamanında yani göçme zamanında bu astronot gibi dehşete mi düşerim yoksa her şeyin benim bilincimde olduğunu hatırlayıp olayı büyük bir soğukkanlılıkla kabul edip olacakları izler bir hale mi gelirdim ,

İşte burada bilgi ve inanç devreye giriyor ,fiziksellik dışına çıkınca saf bilince geçip fiziğin vermiş olduğu o korku ve dehşet halleri ile ilgili kesiklik oluştuğundan o hep duyduğumuz astrala geçmiş bedenin duyduğu huzuru ve mutluluk hissini duyan artık korku ve dehşet hallerinden tamamen sıyrılmış durumdadır bilinçli de olduğundan zihnini kullanıp istediği seçimi serbestçe yapacaktır,

Esasta örnek verdiğimiz astronot o ölmeden evvelki duyduğu dehşeti belki uzayda bu şartlarda bir zaman gelip yoğunluk değiştirirse yani ölürse (illaki ölecektir çünkü mevcut oksijeni bir zaman gelip tükenecektir) o da bahsi geçen fiziksellik dışı mutluluk duygularını tadacaktır zira fizik dışına çıkılınca bilgisiz dahi olunsa mutluluk hissi duyuluyor zira fiziksel bedenin fizyolojik sıkıntıları son buluyor ama fiziksel dehşet izleri veya 3 y e aşırı bağlılık eterik bedende yine işlevini sürdürüp hatırlatma yapıyordur genellikle öldüğünde bu dünyada şiddetle kalmak isteyenlerin kaldığını ama fiziksel bedene sahip olamadığından sadece dönüşü seçene kadar hayaletler dediğimiz fenomeni yarattığını da biliyoruz ,

---------------------------------------------
S: (L) Bir hayalet, mekan/zamana yansıyan birer iz midir?
C: Bazen.
S: (L) Peki bir kişinin gerçek ruhunun ortalıkta dolaşarak bu olaylara neden olduğu olaylar da var mı?
C: Evet.
S: (L) Bunu yüzyıllar boyunca da yapabilirler mi?
C: Evet çünkü zaman yok.
-----------------------------------------------------

Hayaletlerin bu türü de var ekleyelim bilgi eksik kalmasın
------------------------------------------------------
C: Tüm olaylar aural enerji alanları üzerinde sürekli izler bırakır. Bazı hayalet görülmesi olaylarının açıklaması budur. "Hayaletler " bazen sadece doğal ortamdaki aural kayıtların kendiliğinden etkinleşmesinden ibarettir.
----------------------------------------------------------

Bu arada bedenin 4 bileşenini de hatırlamamız lazım,
-----------------------------------------------------------
C: Ama neden mutsuz? Düşün canım... Ve hatırla, bilinciniz dört seviyede işliyor, sadece bir değil!
S: (L) Peki bu dört seviye nedir?
C: Fiziksel beden, bilinç, genetik beden ve ruhsal-eterik beden.
S: (L) Bunlar 3'üncü yoğunluktaki insan varlığının dört bileşeni mi oluyor?
C: 3'üncü ve 4'üncü.
------------------------------------------------------------

Sanırım 5 ten sonra fiziksellik olmadığından bilinç ve ruhsal -eterik beden işin içinde..


Edited by - Tgur on 05/01/2020 10:23:34
Go to Top of Page

Tgur


1251 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 08/01/2020 :  11:37:25  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Ortalık karışmaya başladı insanlık için aklı selimli davranış istemekten başka yol yok,

Çok sık oluyor diye kendimi frenliyordum ama dostların düşünsel yoğunluğundaki noktaların ortak koordinatta olduğunu görünce zararı yok yayınlayayım dedim bir de çocukça "az sonra" reklamları vererek, ne kadar büyüsek de içimizdeki çocuğu öldürmemişiz ,

YOĞUNLUKLARIN BOYUTLARIN DANSI

Yoğunluk tabirini dünyevi bilim tanımlamaları dışına çıkarıp kısaca farkındalıkta gelinen bilinç kademeleri olarak kabul ettik , boyutlar ise sonsuz sayıdaki bilinç birimleri olarak kabul ediliyor ve bir tür zar olarak da tanımlanabiliyor, bu zarlar yani bilinçteki aşamalar insanların arada bir geçtikleri yani farkında olmaları gereken olağan üstülerin olduğunu belirtmeye çalışsa da insanlık farkındalığa erişmek için bunların büyük kısmını es geçip eski takıntılarından vaz geçmiyor,

"S: (L) Yıldızların birer geçit olduğunu söylüyorsunuz. Spesifik olarak neyin geçitleri? Ne geçidi? Veya neyden neye geçit?
C: Başka bir boyuta ne dersin? Hatırla, yoğunluk ve boyutsal kavramlar kesişiyor. Yoğunluk seviyesi daha ziyade bilinçli farkındalıkla ilişkili ama boyutlar bilince ve diğer herşeye ev sahipliği yapıyor."

Hristiyanlar kafirdir kafirler cehennemlik
Dinmedi bağnazın dilinden ne son ne de ilk
Edisonun ampulü altında secdeye yatan
Sorarım size hangi cennetlik

Bu vaktiyle işlemiş ve üzerinde yorumlar yaptığımız konuları tekrar ortaya getiriş nedenim bu anlattıklarımızı yeni bilinçler de izliyor ve belki de bilgileri anlamaya doğru gevşek bir istek duyuyorlar ama neticede bu olağan üstü denilebilecek bilgileri anlamak için bir merak geliştiriyorlar yahut bizler deli miyiz veya boş şeylerle mi uğraşıyoruz ayırımını yapma peşindeler ,

Zira bazı dostlar günümüzdeki olayları derinlemesine irdeleyecek aktarım ve yorumlar da yapıyor onlara bakılırsa bu çıkarımlar profesyonel ve göz ardı edilemeyecek şekilde, şu anki 3Y ile bağdaşabilecek durumda ilgilenilen yep yeni fenomenlerle ilgili ve buna göre o dışarıdan yeni gelip bakanlar bir tercih için ikilemdeler,

Olayları böyle basit ama derinlemesine şu andaki gerçekleri samimi bir tarzda ortaya dökme işinin bu ilgilendiğimiz konuların genel mantığı üzerinde onlara belki yeni bir yol açabilir,kendilerini geliştirecek bir atakta olabilirler,

6 yoğunluk dostlar her zaman siz bizsiniz muhabbeti yapmaktalar ve biz onların aktardığı bu olağan üstü bilgileri anlamaya çalışırken yaptığımız faaliyetlerde gerçekten hakiki birleşmelerin önemini hissedebiliyoruz bu durumda bazen öğretmen veya dayattırıcı bir şekilde vurgulamalar yaptığımızda kendimizi mazur görebiliriz ,bu husus bir haddi bilmemek değil gerçekten o birleşimi ortaya çıkaran husus oluyor,

Bu söylediklerim şu anda benim hissiyatımdır ama konuyu samimi bir vicdan ile ile muhakeme edip bir yerlere varalım, zira bir çok dostum yaptıkları bilgi açıcı faaliyetlerde (tercüme ,aktarım yorum ve güncel olaylar hakkında fikir ileri sürmeler) o bahsettiğim birleşimi devreye alıyor,zira ortada içten bir çaba ile bilgilenip gerçeğe uzanma gayreti var,

----------------------------------------------------------------

S: (Ark) Üç boyutlu maddi evrenimizi, daha fazla boyut içeren bir uzayda yüzen bir tür zar olarak düşünmek doğru olur mu?
C: Çok yakın.
S: (Ark) Eğer bu çok yakınsa, bu dış evrende kaç tane boyut var?
C: Sonsuz.
S: (Ark) Sonsuz! Çok iyi [kahkaha] Şimdi yatağa mutlu bir şekilde gidebilirim.
(L) Neden?
(Ark) Çünkü sonsuz iyi bir rakam. 5 veya 6 veya 7 gibi değil. [kahkaha] Her zaman 12 olmasını ummuştum. Ama hayır, sonsuz.
Peki, eğer evrenimiz bu sonsuz boyutlu evrende bir zarsa [kahkaha], orada yüzden başka zarlar var mı? [kahkaha]
C: Evet
S: (Ark) Birbirlerine temas edebilirler mi?
C: Evet
S: (L) Ve bu değişken çekim dalgalarıyla mı ilgili?
C: Evet
S: (L) Peki bahsettiğiniz bilgi alanı bir zarın sadece içinde mi işliyor yoksa zarlar arasında da gidiyor mu?
C: Dış ve iç arasında.
S: (Ark) Peki elektromanyetizma her bir zarın sadece içinde mi işliyor, yoksa aynı zamanda zarlar arasında mı?
C: Koşullar uygunsa her ikisi.
S: (Joe) Dalga sonucu meydana gelecek olan şey bu mu? İki zarın kesişmesi?
C: Bir kısmı bu.
S: (Joe) Bu bir Big Bang’e mi neden olacak? Büyük Patlama denen şey bu mu?
C: Aşağı yukarı.
S: (Chu) Herşeyin kökü bilgi diye düşünmüştüm.
C: Bilgi çekimdir.
S: (Ark) Sonsuz boyutlar. Bunun iki türü var: 1, 2, 3, 4 ve devamı gibi sayılabilir nitelikte bir sonsuzluk mu, yoksa bir çizginin üzerindeki noktalar gibi sayılamaz nitelikte mi?
C: Sayılamaz.

---------------------------------------------------------------
(Ark) Mesele şu: Bir zamanlar BAT hakkında konuşuyorduk. Einstein, Bergmann, Kaluza, Klein, 5 boyut ve “silindir döngüsü”konuları gündeme geldi (bkz. 2 Aralık 95 celsesi) ve bu Einstein’ın başlattığı birşeydi ama tamamlaması engellendi. Ama son zamanlardaki tartışmalar 5’ten ziyade sonsuz boyutlarla ilgiliydi ve sonsuz boyutlarda bir zar halinde yüzen evrenler var.Standart BAT’taki 5 boyut ile son celsede bahsedilen sonsuz boyutları nasıl uzlaştıracağım?

C: Sonsuz bir şekilde kendini kopyalayan beş boyutlu bir “vücut” düşün.
--------------------------------------------------------------
(L) Tamam, 1'inci yoğunluk, mineraller ve bitkiler... Kayalar ve mineraller, büyüme, suda çözünme, erozyon ve diğer yollarla bitkilerle birleşiyor. Gerçekten sınırlı bir varlıkları var. Ve çoğunlukla hayvanlar gelip onları yiyor. (F) Arılar çiçekleri polenliyor. (L) Ağaçlarda çok çeşitli hayvanlar yaşıyor. (T) Bazı hayvanlar yer altında ve mağaralarda yaşıyor. (TR) Yani kayaların, minerallerin ve bitkilerin, onlarla çeşitli şekillerde etkileşen hayvanlarla ilgili gerçekten sınırlı bir anlayışı var.

C: Evet, ve siz de sizin üzerinizdeki yoğunluklarla ilgili sınırlı bir anlayışa sahipsiniz.

S:(L) Gene de şu soru ortaya çıkıyor ki... (TR) Örneğin bugün hepimiz yıldırım dediğimiz birşeyi deneyimledik ama bundan fazlası olduğunun hepimiz farkındaydık. 4'üncü yoğunlukta olan birşeyi bir şekilde algıladık. O realiteyi sınırlı bir şekilde algıladık.

C: Laura, zihnindeki blokları kaldır; kayalar ve bitkiler sizi "görüyor mu?"

S:(J) Muhtemelen görmüyorlar. (D) Tam olarak bilmiyoruz. (TR) 1'inci yoğunluk maddelerinin 3'üncü yoğunluktaki yansımalarını görüyoruz. 1'inci yoğunluğu kendini algıladığı gibi görmüyoruz. 4'üncü yoğunluktakiler de bizi bizim kendimizi algıladığımız gibi değil, 4'üncü yoğunluğa yansıdığımız şekilde görüyorlar.
C: TR, hızlı bir ilerleme kaydediyorsun. Laura kıçını oynatmakta zorlanıyor! [Gülüşme]
S:(V) Merak ediyorum. Kayalar birbirlerini görüyor mu? (L) Soralım. Kayalar birbirlerine baktıklarında ne görüyorlar?
C: Birbirlerini algılayabiliyorlar.
S:(L) Bir kaya bir diğer kayanın farkına varlığında algıladığı şey, bizim dıuyu organlarımızdan hangisine daha yakın?
C: Bu çapraz bir kavramsallaştırma ve işe yaramaz.
S:(L) Yani bir kayanın algıladığı şeyi yorumlamamızın bir yolu yok. Diğer bir 1'inci yoğunluk örneği de bitkiler. Bitkilerin belirli bireylere pozitif olarak, belirli bazı bireylere de negatif olarak tepki gösterebildiklerini biliyoruz. Bitkileri poligraf makinelerine bağlayarak bu tepkileri ölçmüşler. (J) Müziğe de tepki veriyorlar.
(TR) Üçüncü yoğunlukta görünen tepkiler.
C: Evet.
S:(L) Eğer bitkiler birbirleriyle etkileşiyorsa, birbirlerine karşı bir yakınlık duyuyorlar mı?
C: Buna benzer birşey.
S:(L) Bir bitkiyi yediğimizde bu onu incitir mi?
C: Bir "Kertiş" sizi yediğinde bu sizi incitir mi?
S:(TR) Evet, biz 3'üncü yoğunluktayız ve 1'inci ve 2'inci yoğunluğu yiyoruz, 4'üncü yoğunluk da bizi yiyor. (D) Biz bitkileri yiyoruz, Kertişler bizi yiyor, peki yemeden nasıl hayatta kalabiliriz?
C: Fizikselliğe duyduğunuz arzuyu bıraktığınızda, yemek yemeğe ihtiyacınız olmayacak.
S:(L) Yani fiziksel varoluşa düşüş ve cennet hikayesi kısmen fiziksellik ve yeme ihtiyacı ile ilgili.
C: Lusifer, "Düşen Melek." Bu sizsiniz.
S:(L) Yani "düşmek", başka hayatlarla, başka canlılarla beslenmek zorunda olduğun fiziksel bir varoluşa girmek anlamına geliyor, öyle mi?
C: Evet.
S:(TR) Bitkiler 1'inci seviye varlıklarla örneğin kayalar, sular vb ile beslendiğinde, 1'inci yoğunluk acı hissediyor mu?
C: Bu husus üzerinde durmamız gereksiz. Bu konuyu irdeledik.
S:(TR) Yani bir bitki besin aldığında... (L) Bitki minerallerle aynı yoğunlukta, yani bu şey gibi... (TR) İki ayrı varlık birleşiyor gibi mi? (V) Jeffrey Dahmer gibi... [Gülüşme] ... (LM) Mineraller suda çözünüyor ve sonra bitki tarafından emiliyor, bunda ne acı olabilir?
C: Subjektif, LM.
S:(L) Belki örneğin fosfatın suda çözünmesi, onun için bir nevi ölümdür...
C: Yakın. Yalnızca 3'üncü seviyede algıladığınızda ve varolan tek algının bu olduğunu düşündüğünüzde kendinizi sınırlandırıyorsunuz.
S:(L) Yani diğer bir deyişle, 4'üncü seviye anlayış üzerinde çalışırken 1'inci, 2'inci ve 3'üncü seviyeyi de algılayabilmeliyiz, öyle mi?
C: Hayır. 4'üncü, 5'inci ve 6'ncı üzerinde çalışın.
S:(L) Altımızda ne olduğunu anlama egzersizi olarak 1'inci ve 2'inci yoğunluk seviyelerini de anlamak faydalı olmaz mı?

C: Her zaman yükselmeye çalışın.

S:(V) Gelişen ruhlar olarak 1'inci ve 2'nci seviye çalışmalarımızı zaten tamamlamadık mı?
C: Evet.
S:(V) Geri adım atmaya gerek yok. (TR) 4'üncü seviyedeki Kertişleri kim yiyor?
C: Kimse. 4'üncü seviye, KH'nin tam ifadesinin mümkün olduğu son yoğunluktur.
S:(TR) Yani 5'inci ve 6'ncı seviyedeki varlıklar saf enerjiyle besleniyorlar.
C: Evet.
S:(TR) 4'üncü seviye tam KH için son aşama. Peki "düşünme ve değerlendirme" seviyesi olarak tanımladığınız 5'inci seviyedeki bir KH varlığının durumu nedir?
C: 1'inci, 2'inci, 3'üncü ve 4'üncü seviyenin ruhları, enkarnasyonları arasında 5'e gider.
S:(T) Yani 4'üncü seviyedeki varlıklar, bir sonraki enkarnasyonları için 4'e dönmeden önce 5'inci seviyeye gidiyor?
C: Aynen.
S:(T) Bu yüzden düşünme ve değerlendirme seviyesi olarak isimlendiriliyor. Gidip yaptığın şeyler hakkında düşünüyorsun. (TR) Peki ya 6'ncı yoğunluktaki ruhlar? (L) 6'ncı yoğunluk KH varlıkları var mı?
C: 6'ya ulaştığında artık 5'e kadar olan döngüye girmezsin.
S:(L) Peki 6'ncı yoğunlukta bir KH deneyimi var mı? 6'ncı seviye Oryonlar gibi?
C: Bunlar yalnızca bireylerin yansımalarıdır, birleşik varlıklar değil. Bu yansımalar denge için vardır. Bunlar bütün birer varlık değildir, sadece düşünce formlarıdır.
S:(L) 6'ncı seviye varlıkları İncil'de Eyüp'ün hikayesinde Lusifer'in Tanrı'nın önüne gelişi gibi bir araya gelmiş melekleri mi ifade ediyor?
C: Evet.
S:(L) Yani 6'ncı yoğunlukta KH ve BH var ve birbirlerini dengeliyorlar?
C: Dengeye yönelik bir yansıma.
S:(L) Bunda bir herhangi bir hiyerarşi var mı? Bu varlıklar bir çeşit "Büyük Konsey"in önüne gelip planlar yapıp tartışıyor, kararlar verip bunları uyguluyorlar mı?
C: Hayır.
S:(L) Peki nasıl oluyor? Herşey enerjilerin doğal bir etkileşimiyle mi meydana geliyor?
C: Evet.
S:(V) Biz 3'üncü yoğunluktayız ve siz bizimle çalışıyorsunuz ve biz 4'üncü yoğunluğa geçmeye çalışıyoruz ve siz de 6'ıncı yoğunluktan 7'nciye geçmeye mi çalışıyorsunuz?
C: Evet.
S:(TR) Bize yardım etmeniz, 7'nci yoğunluğa ulaşmanıza yardımcı oluyor mu? (V) Tıpkı sizin bizimle çalışmanız gibi, daha yüksek yoğunluklarda olup sizinle çalışan başka varlıklar var mı?
C: Hayır, 7'ye hepimiz birlikte ulaşıyoruz.
S:(L) Diğer bir deyişle, siz bizi yukarı çıkarmaya çalışıyorsunuz ve herkes de yukarı çıkıyor ve tüm parçalar tekrar bir araya geldiğinde hepimiz 7'ye gidiyoruz öyle mi?
C: Evet.
S:(TR) Bize yardım etme amacınız bu mu?
C: Bu doğal bir süreç.
S:(TR) 6'ncı yoğunluğa ulaştığımızda bizim işlevimiz, tıpkı sizin şu anda yapmakta olduğunuz gibi 3'üncü yoğunluktakilere yardım etmek mi olacak?
C: Evet. Biz gelecekteki siziz.
S:(TR) Ruhların yüzde elliden fazlası 6'ya ulaştığında ve 7'ye geçmeye hazırlandığında, geri kalanların hepsi de otomatik olarak 7'ye mi geçecek?
C: Doğru kavram değil. 3'üncü yoğunluk "Yılan Kardeşliği" ilhamlı matematiksel hesaplama ve fikirleri kullanıyorsun.
S:(J) Yani bu işin yüzdesi yok. (TR) Yani her bir ruhun oraya ulaşması gerek. (V) 3'üncü yoğunluk matematiğini uygulayamayacağımız kadar yüksek değil bu bence. (TR) Çoğunluk diyelim.
C: Hayır. Hala 3'üncü yoğunluk matematiğini kullanıyorsunuz.
S:(L) Pekala, 7'nci yoğunluğa kesin geçişin ölçütleri nedir?
C: Derslerin tamamlanması.
S:(J) Evet. (TR) Tüm ruhlar 7'nci yoğunluğa geçtiğinde tüm ruhlar tek bir ruh haline mi gelecek?
C: Yakın.
S:(TR) O yüzden herkesin gelmesi gerek, çünkü hepimiz 7'nci yoğunlukta bir olacağız. (D) O zaman oyunu değiştirip tekrar ilgi çekici hale getirmek için ne yapmamız gerekecek?
C: Birşey "yapmak" zorunda değiliz, yaptık, yapacağız, yapıyoruz!!!

-------------------------------------------------------------------

Yukarıdaki alıntıyla hatıra gelen konulardan biri de "din hayattır" sözü ve anlamı ile "1,2,3.yoğunlukla uğraşmayı bırakın 4,5,6 üzerinde çalışın" sözü arasındaki ironik durumu da çözmemiz gerek,

Din hayattır konusu bize etrafımızda ne olduğu hakkında gözlem ve dikkat içinde olmamız hakkında sadece ikaz şeklinde ,zira bu yoğunluğun ne halde olduğuna bakmadan mevcut insani düşünce çoğunluğunun tavrı hakkında bilgi sahibi olmadan bu hayatı burada sürdürebilmek mümkün olamaz, keza doğal gezegensel olayların değişkenliği bu yönden olabilecek tehlikeleri de göz ardı etmeden yaşamak,

Ancak alıntıda belirtildiği gibi mineraler suda çözününce acı duyar mı v.s. şeklinde abartılı duygusal alanlara da fazla dalmamak kaydiyla kısaca fizik alemde ne olup bittiğinin farkında olacağız ama bir salatalığı dalından koparıp yediğimizde acaba ne zarar verdim şeklinde bütün benliğimizle acı duymak ve bunun yüzünden başka hiçbir şeyle ilgilenmemek gibi manik durumlara gelmemek şeklinde,

Konumuzu veya enerjimizi asırlardır KH güçlerinin elinde hallaç pamuğu gibi atılıp karma karışık hale gelmiş bilgilerin içinden en doğrularını yakalayıp düşünsel ve sezgisel yönden en uygununu bulup algı mekanizmamızı ,inanç sistemimizi ona göre takıntılara kapılmayan bir halde oluşturmaya çalışacağız, benim çıkardığım netice bu,

Diğer yandan, en son cümle çok çarpıcı ,burada zorunda değilsin birak her şeyi sadece izle yeter bir şeyler yapma denmiyor ,

Bilakis gayretin çabanın lineer uygulama anlayışı dışında devam ettiği ve önemli olduğu vurgulanıyor zira ortada "yapmak" fiili üzerinde izah var,

Yapma üzerine neler söyleniyor, bakalım,

--------------------------------------------------------------

S: (L) Neden böyle şeyler yapılıyor?
C: Oryonlular ve onların insan ortakları, yeni bir ırk yaratmak ve bu ırkı insanlığın geri kalanı ile birlikte
kontrol etmek üzere büyük bir çaba harcıyorlar.
S: (L) Ruhlara ne oluyor? Bu proje yalnızca fiziksel mi?
C: Fiziksel. Ruhlar devam ediyor.
S: (L) Ruhlar nereye gidiyor?
C: Çoğunlukla buraya geri dönüyorlar.
S: (L) Bir kısmı başka yerlere mi gidiyor?
C: Bazıları diğer gezegenlere gidiyor.
S: (L) Bu projeden kim sorumlu?
C: Konsorsiyum.
S: (L) Bu iğrenç!
C: 'İğrenç' subjektif.
S: (L) Fakat tüm bunlar çok korkunç.
C: Hislerinizi anlıyoruz, fakat herşey sizin perspektifinize uymaz.
S: (L) Bunlar dünyaya neden oluyor?
C: Karma.
S: (L) Ne tür bir karma bunu getirebilir?
C: Atlantis.
S: (L) Atlantisliler bunların başımıza gelmesine neden olacak ne yaptılar?
C: Şu anda bunu yanıtlayamayız.
S: (L) Bizi ne koruyabilir?
C: Bilgi.
S: (L) Bu bilgiyi nasıl elde edeceğiz?
C: Şu anda bu kaynaktan size veriliyor.
S: (L) Ne tür bir bilgiyi kast ediyorsunuz?
C: Bu bilgiye sahipsiniz.
S: (L) Bize söylediğiniz bilgiler bizi nasıl korur?
C: Büyük bir savunma sağlar.
S: (L) Ne tür bir bilgi savunma sağlar?
C: Sadece hakkında bilgi sahibi olmak psişik bir savunma sağlar.
S: (L) İnsanlara bunu nasıl söyleyelim? Ve kime söyleyelim?
C: Diğerlerini yalnızca dolaylı olarak bilgilendirin.

-------------------------------------------------------------------

C: Kelimenin ifade ettiği kavramın tüm olası anlamlarını kapsıyor. Sadece tek bir terimin, bu tek kelimenin nasıl bu kadar çok mana taşıdığını düşünebiliyor musunuz? Bunun tamamen farkında olmadığınızı algılıyoruz. Aydınlanmanın belirtilerini görebilirsiniz ve aydınlanma bilgiden gelir. Bilgi elde etmek ve bilginizi arttırmak için sürekli olarak çaba gösterirseniz, meydana gelebilecek tüm olası negatif şeylere karşı kendinize bir koruma sağlamış olursunuz. Bunun neden böyle olduğunu biliyor musunuz? Daha fazla bilginiz oldukça, kendinizi nasıl koruyacağınız konusunda daha fazla farkındalığınız olur. Sonunda bu farkındalık o kadar güçlü ve o kadar kapsamlı hale gelir ki, kendinizi korumanız için belirli şeyler veya ritüeller yapmanıza hiç gerek kalmaz. Koruma, bu farkındalıkla birlikte doğal olarak gelir.

--------------------------------------------------------------------

C: Eğer bunun bir şekilde onun veya aktardığı bilgilerin üzerinde bir gölge veya bir leke oluşturduğunu düşünüyorsanız, söylediklerimize yeterince dikkat etmiyorsunuz demektir. Bilgi karşısında takıntı ile ilgili olarak söylenenleri duymadınız mı? İçlerinde, gelişimin tüm noktalarında daha fazla bilgiye erişmek için gerçekten çaba gösterenler, belirttiğiniz gayrımeşruiyet ile ilgili herhangi bir fikir ile bloke olmazlar. Eğer gelişip bilgi kazanmayı seçerseniz, hiçbir noktada hiçbir şey hakkında asla bloke olmaz veya takıntılanmazsınız. Fakat eğer bilginizi sınırlandırmayı ve takıntılanmayı seçerseniz, o zaman kendinizi sürekli bloke olmuş halde bulursunuz ve bu durum tüm yaşam deneyimlerinizde kendini gösterir. Bu, bireysel ruh gelişimi kalıbının bir parçasıdır. Tamamen seçime dayalı birşeydir. Bu nedenle bir başkasının bilgi edinme seçimine veya bunu nasıl yaptığına veya yapmadığına müdahale etmeniz mümkün değildir. Bir başkasının algılarını değiştirmeye çalışmanın gereği yoktur çünkü özgür iradeye müdahale anlamına gelir.

Eğer biri aydınlanmak yerine takıntılanmayı seçiyorsa, bu onun seçimidir!
-----------------------------------------------------------

"Takıntılanmayı seçiyorsa bu onun seçimidir" bu durum üzerinde duralım,

Etrafımız bu seçimi yapmış olanlar ile dolu ,böylece konuya yabancı olanlarla ayıran ve israrla bu tiplere sırtımızı çevirip ortada belirmiş olan ayırım çizgileri esastır şeklinde bir anlayış geliştirip o izde gidersek KH tarafından kurulmuş aynı tuzağın içindeyiz demektir

En son celsede de belirtildiği gibi (ki K.lar seneler içinde defalarca bu tip uyarıları yeni gelen sene içinde gelecek olaylar şeklinde çok bahsettiler) kaos ve garipliklerin yakında geleceği şeklinde uyarılarda bulunmaktalar ve bu son celsede ilk defa şaşkınlığa girmiş olanlara "yardım etmemizi" istemekteler ,

Bu üçlü dalga sürecinin zaten içinde olduğumuzu artık anladığımız bizler bu gibi anormal olayların olacağını zaten bilmekteyiz ve takıntıları yüzünden ilgiyi kesip bıraktığımız kişilerle yine beraberiz ve onlar bu halde iken bize doğru gelmekten başka yol bilemeyecekler , zira onlara olayı az da olsa belirtecek bilgileri vermeye çalışan kişilerdik ,

Bu anlatmaya çalıştığım , sorumluluğu duymak ve onları tamamen gözden çıkarmamak gerekir,

Konuyu başka yönden inceleyelim, zira en son gelen celsedeki (28 12.2019 ) o son cümle evvelce yoğunluk değiştirmek hakkı kazananlarla dünyasal felaketlerle karşılaşabilecek olanların kesin ayırımını ortadan kaldırır bir anlam kazandırıyor ,

Veya başka bir görüşle,bize bu cümle ile böyle görev verileceği düşünülüyorsa ne yaparsak yapalım yoğunluk değiştirme hakkını henüz kazanamadık hiç olmazsa edindiğimiz bu kısıtlı farkındalıkla etrafımıza yardım edebilelim, insanlar dehşeti yaşamasın,

Şok bir durum,

Bu yazılı düşünme insanı nerelere getiriyor ,şahsen kendimizi azıcık da olsa BH adayı sayıyorduk ve avunuyorduk, neler çıkardık,

Ama düşünce genişliğinin diğer alanlarına doğru yönelince, bu celse direkt bize değil Laura ve ekibine geldi ve onların BH adayı olduklarını ve hatta kanal açıp 4BH i hak ettiklerinden bahsetmişlerdi hatta onlar israrla bu söyediğiniz gerçek mi diye sorunca işte bahsettiklerimiz bu gece burada demekteydiler,o halde kollektif bir davranış düşünebiliriz,

Kıskançlık ,kin ,intikam ,hırs,nefret,gibi duygularla dolu olup bunların insanı KH bazında tutan unsurlardır diyemiyen ,anlayamayan bireyler evvelce bahsedilen "psişik aural enerji" nin skalasını düşük düzeyde tutmaktalar ve bu yönde gelişen bu aural enerji geneli pek cazip olmayan yaşam şekillerinde bırakmakta

Oysa seçim yapıp buraları deneyen ruhların bu yaşamları arasında adeta dar bir alana sıkışmış gibi gözüken hümanist olma ,bağımsız olma ve hürriyeti soluma gibi arada bir fark edilip ortaya çıkan bütünlük duygusu gibi hasletler belirmelidir ve yaşamların bu tarzda inşa etmeleri gerek ,

İşte bilgi alıp özümsemek ve her tarafından sağlam olup olmadığına bakıp gerçekliği üzerinde bir inanç sahibi olmak, ortamın "psişik aural enerji" seviyesini hızla yükseltip yoğunluk derecesini artmış bir duruma sokar ve en başta bahsettiğim insanlık için ilkel olarak nitelendirilecek karmik unsurlarla da döşenmiş olan o mevcut döngüyü parçalar ve yeni yüksek yoğunluklara aday veya hak etmiş bir duruma sokar,

----------------------------------------------------------

C: 'İğrenç' subjektif.
S: (L) Fakat tüm bunlar çok korkunç.
C: Hislerinizi anlıyoruz, fakat herşey sizin perspektifinize uymaz.
S: (L) Bunlar dünyaya neden oluyor?
C: Karma.
S: (L) Ne tür bir karma bunu getirebilir?
C: Atlantis.
S: (L) Atlantisliler bunların başımıza gelmesine neden olacak ne yaptılar?
C: Şu anda bunu yanıtlayamayız.
S: (L) Bizi ne koruyabilir?
C: Bilgi.

---------------------------------------------------------
S: (L) Kasyopyalılar hiç fiziksel bedenler içinde bulundular mı?
C: "Hiç" subjektif.
S: (L) Tamam, zaman-mekanda herhangi bir noktada fiziksel bedenler içinde bulundunuz mu?
C: Bulunduk, bulunacağız ve bulunuyoruz

-----------------------------------------------------------------
S:(J) Tablada dört kişi birden istiyorlar! (L) Hayır. Bu gece onlarla konuşmak istemiyorum, bana çirkin davranıyorlar! (D) Bana kendimi inanılmaz önemliymiş gibi hissettiriyorlar!
C: Çirkin subjektif. Biz seniz Laura.
S:(L) Buna inandığımdan emin değilim.
C: Neden kendimize çirkin davranalım? Ama fizikselliğin esaretini ve biyolojik eğilimlerini anlıyoruz.

------------------------------------------------------------------

Yoğunlukların en güçlü bölümüne yanaşmış 6. yoğunluktaki K. dostların bilgi verdikleriyle bir olmak sanırım ısrarlarla anlatmak istediğim bütünlük duygusunun "objektif" olduğunu tanımlıyor,

Bu his esasta her insanda bulunan diğer varlıklarla empati kurmak onların her duygusuna ortak olabilme isteği gibi ince hasletleri içerir ancak bireyselliği ortaya koyan ayrılık çizgileri ve onları barizleştirmek için elinden geleni yapan KH güçleri tarafından insanlık şaşkın durumdadır ve ayırıcı duruma sarılmak her zaman kolay gelmektedir, onun için takıntı cehennemi her alanda kolay yolunu bulmakta dünya sahasını genişçe işgal etmektedir,

İşte bilgi ve düşünebilen bir bilinç bu sahte paradigmayı parçalar, bahsetmek istediğim budur..


Edited by - Tgur on 09/01/2020 12:13:30
Go to Top of Page

Gaia


114 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 08/01/2020 :  22:50:43  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Aktarımlar için teşekkürler.
Go to Top of Page

Tgur


1251 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 09/01/2020 :  08:18:20  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Sağol kardeşim

Edited by - Tgur on 09/01/2020 08:41:07
Go to Top of Page

Tgur


1251 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 17/01/2020 :  09:19:35  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
DÖRDÜNCÜ YOĞUNLUKTA GEZİNME

Meseleyi bilinçte yerli yerine oturtmak için frekans yani titreşim ve düzlem hakkında bazı konular üzerinde durmamız gerek,ve bilinç ile madde arasındaki bağı hatırlamamız anlamamız lazım,

Evvela titreşimin yani frekansın ne olduğunu basitçe tekrarlayalım,

Her şeyin özü enerjidir. Kütle, enerjinin yoğunlaşmış halidir. Düşünce enerjidir.Enerji sürekli titreşerek bir salınım oluşturur Bizler de insanoğlu olarak sürekli titreşen enerjileriz. Titreşim seviyemiz düşük olduğu için yeryüzünde çökeltilmiş şekilde yani kütle-beden olarak hayatlarımızı devam ettiriyoruz. Bizim titreşimimize uygun şekilde titreşen enerjileri de kendi titreşim dünyamızda kütle olarak görebiliyoruz (diğer insanlar, hayvanlar, masa, sandalye vs.) İnsan bedeninin doğal titreşim düzeyi saniyede ortalama 300 titreşimdir. (bu paragraf alıntıdır)

Özetle biz illüzyon veya dünyasal done olarak gördüklerimizin frekansı dışındaki ölçülerde frekans sahibi objeleri göremiyoruz ama mevcutlar,

Belki bulunduğumuz yer bir şelale veya orman veya yaşayan başka tip varlıklar var onlarla beraber yaşıyoruz ama göremiyoruz ,beş duyu algı frekansımız dışındalar, bu konuya artık büyük kısmınız açıktır ve bilmekteler,

Bunu kabul etmek istemeyen insan yoğunluğu kendine bilinmeyenlerin korku dünyasını yaratmış ve sorgulamalar sınırını bu yüzden aşamaz haldedirler ve KH nın da karıştırmaları ile ve bunları anlamış bilgilerde olup kendine bu güçlerle olağanüstü önlemler verdiren ve bunlara acazet ve korku ile bakıp tapan gurupları sömüren sürükleyen bazı menfaat peşinde koşan kişi ve guruplar oluşmuş ve bunlar birbirlerini dışlayan bir halde dünya yaşam cehennemini yaratmışlardır,

Onun için bu yoğunluğunu değiştiren yani vefat eden kişiler hakkında "onlar kurtuldular" dediğimde bana başka türlü bakmaktalar..

Dördüncü yoğunlukta karşılaşacağımız KH karakterleri hakkında şu doygun malümatı evvelce vermek gerek,zaten bu dünya takılmışlar gurubunu izlersek bu KH varlıklarının oradaki isteklerine uygun dönüşmüş kendindeki güce değil de başka güçlere itaat eden tapan bir bilincin hakim olduğunun görüldüğünü fark etmekteyiz , tablo maalesef böyle,

Bütün mesele yani bizlerin genel olarak şu anda yaptığımız faaliyet, farkında olan nüfusun mümkün olduğu kadar "psişik aural enerji" özelliği ile bu esaretten kurtulabilen niceliksel değil de niteliksel özelliğe doğru yürümesini sağlamak,

Bu iş için zannedildiği gibi kişilerin kolundan zorla tutup "yürü bak yanlış yoldasın gibi" aşırı ters ve müdahaleci bir tavırla değil de sadece bireysel zihin olarak kendimizi geliştirmekle olduğunu artık anladık sanırım,

Yardım isteyen bize bilgi için yanaşan ve sorgulayan varsa ne ala,

------------------------------------------------------------

S: (L) Nasıl işlev gösteriyorlar? Robot gibiler mi?
C: Kertenkele varlıklarının ruhlarıyla etkileşme yoluyla işlev gösteriyorlar. Bu teknoloji sizin aşina olduğunuz teknolojiden aşırı ölçüde daha fazla gelişmiş bir teknolojidir; Griler yapay olarak tasarlanıp üretilme bir yana, doğrudan Kertenkele varlıklarının zihinsel ve psişik birer projeksiyonu olarak işlev gösteriyorlar. Dört boyutlu birer araç gibiler.
S: (L) Dört boyutlu araçlar olarak yetenekleri neler?
C: Kertenkele varlıklarının tüm yeteneklerine sahipler ama tabii fiziksel görünüşleri tamamen farklı, kendi ruhları yok ve ayrıca biyolojik yapıları içsel olarak farklı. Ancak işlevleri aynı ve projeksiyon varlıklar olarak kalabilmek için hem ruhsal olarak hem de fiziksel olarak Kertenkele varlıklarıyla aynı şekilde besin tüketmeleri gerekiyor. Gerekli yakıtın negatif enerji olmasının nedeni ise hem Kertenkele varlıklarının hem de Grilerin dördüncü yoğunluk seviyesinde yaşıyor olmalarıdır. Dördüncü bilinç yoğunluğu seviyesi, bu varlıklarda olduğu gibi yalnızca kendine hizmet ederek varolunabilen en yüksek yoğunluk seviyesidir. Bu yüzden negatif enerji tüketmeleri gerekir çünkü dördüncü yoğunluk seviyesi, kendine hizmetin yani negatif düşünce kalıbının en yüksek örneğidir. Dördüncü yoğunluk seviyesine üçüncü yoğunluk seviyesinden ilerlenerek gelinir. Yukarı doğru her bir yükselişte, bireysel bilinçli varlığın varoluşu o kadar daha az zor hale gelir. Bu nedenle dördüncü yoğunlukta varoluş, üçüncü yoğunluktakine göre daha az zordur ve üçüncü de ikinciden daha az zordur vs. Ruh enerjisi üzerinde daha az yük yaratır. Bu nedenle dördüncü yoğunluk seviyesinde varolan varlıklar üçüncü yoğunluk seviyesinde varolan varlıklardan negatif ruh enerjisini çekebilirler. Aynı şekilde, üçüncü yoğunluk seviyesindeki varlıklar, ikinci yoğunluk seviyesindeki varlıklardan enerji çekebilir. Bu enerji alış biçimi diğeri kadar gerekli değildir ama gene de yapılıyor. Üçüncü yoğunluk seviyesinde bulunan insanların ikinci yoğunluk seviyesindeki hayvan krallığındaki varlıkların sıkça sıkıntı ve acı çekmesine neden olmalarının sebebi de budur; çünkü sizler de esas olarak kendine hizmet eden varlıklar olarak ikinci seviye ve birinci seviyedeki varlıklardan negatif ruh enerjisi çekiyorsunuz. Sizin için yaklaşmakta olan dördüncü yoğunluk seviyesine doğru ilerlerken, başkalarına hizmete ilerlemek ile kendine hizmette kalmak arasında bir seçim yapmanız gerekiyor. Bu, kendinizi uyumlandırmak için epey vakit gerektirecek olan seçim olacak. Bu, "bin yıllık süreç" olarak tanımlanan şeydir. Sizin takvim ölçülerinizle bu, diğerlerine hizmete mi yükseleceğiniz yoksa kendine hizmet seviyesinde mi kalacağınızı belirleyecek olan dönemdir. Kertenkele varlıkları olarak tanımlanan varlıklar kendilerini sıkı bir şekilde kendine hizmete sabitlemeyi seçtiler. Ve bunun mümkün olduğu en yüksek yoğunlukta oldukları için, üçüncü seviye, ikinci seviye ve birinci seviyede bulunanlardan sürekli olarak büyük miktarlarda negatif enerji çekmeleri gerekiyor ve tüm o yaptıklarının sebebi de bu. Bu durum ırklarının ölmekte olmasını da açıklıyor; çünkü kendine hizmetten başkalarına hizmete nasıl geçireceklerini öğrenebilmiş değiller. Bu seviyede sizin ölçülerinize göre çok uzun bir süredir kalmış olduklarından buraya sıkıca yapışmış durumdalar bu yoğunlukta nüfuslarını da arttırdılar. Irklarının ölmekte olmasının ve gözleri kararmış bir şekilde sizden mümkün olduğunca çok enerji almaya çalışarak ırklarını metabolik olarak yeniden yaratmaya çalışmalarının sebebi bu.
S: (L) Peki eğer biz onlar için bir besin ve enerji kaynağı isek neden bizi kendi gezegenlerinde insan kümeslerinde beslemiyorlar?
C: Besliyorlar.
S: (L) Burada çok sayıda bulunduğumuza göre neden gelip buranın yönetimine el koymuyorlar?
C: Niyetleri bu. Çok uzun bir süredir bu niyetteler. Herşeyi istedikleri gibi ayarlamak ve bu gezegenin deneyimleyeceği dördüncü yoğunluğa geçişte mümkün olduğu kadar çok negatif enerji emebilmek için zamanda ileri ve geri yolculuk yapıyorlar. Buradaki amaç dördüncü yoğunlukta sizin yönetiminizi ele geçirmek ve bir dizi şeyi gerçekleştirmek; 1: Irklarını sürdürülebilir halde tutumak, 2: Sayılarını arttırmak,3: Güçlerini arttırmak, 4: Irklarını dördüncü yoğunluk alemine yaymak. Bunların tümünü gerçekleştirebilmek için sizin takviminize göre yaklaşık 74 bin yıldır olaylara müdahale ediyorlar. Bu çalışma sırasında zamanda ileri ve geri yolculuklar yapmak suretiyle tüm bunları tamamen sabit bir zaman-mekan aralığında gerçekleştiriyorlar. Ama ne kadar ilginçtir ki tüm bu çalışmalar başarısız olacak.
S: (L) Başarısız olacaklarından nasıl bu kadar emin olabiliyorsunuz?
C: Çünkü bunu görüyoruz. Biz sadece görmek istediğimizi değil herşeyi görebiliyoruz. Onların başarısızlıklarının sebebi sadece görmek istediklerini görmeleri. Diğer bir deyişle bu "arzuya dayalı düşünme" olarak tanımlayacağınız şeyin en yüksek ifadesidir. Ve dördüncü yoğunluk seviyesinde deneyimlenen arzuya dayalı düşünme, o seviye için gerçek olur. Ne kadar arzuya dayalı bir şekilde düşündüğünüzü biliyor musunuz? Siz üçüncü yoğunluk seviyesinde bulunduğunuz için bu realiteyi pek bilmezsiniz, fakat eğer dördüncü yoğunlukta olsaydınız ve şimdiki işlevlerinizi sürdürüyor olsaydınız sizinde gerçeklik algınız bu olurdu. Onlar bizim gördüklerimizi göremezler çünkü biz kendimize değil,başkalarına hizmet ediyoruz ve altıncı seviyede bulunduğumuz için, tüm noktalardaki herşeyi olmalarını istediğimiz gibi değil, oldukları gibi görebiliyoruz.

------------------------------------------------------------

C: Lütfen... uzaklaşıyoruz! A---'ya "aether"in dünya materyal biliminin "ether"i tanımlama biçimi olduğunu söyle. Sorun şu ki, tamamen bilinçten oluşan bir varoluş düzlemini fizikselleştirmenin yolu yoktur. Tüm yaratılışın/gerçekliğin temeli ve özü, iki "hal" veya düzlem arasındaki mükemmel dengeli birleşimdir. Biri olmadan diğeri olmaz!
S: (L) İki hal veya düzlem derken fiziksel durum ve bilinç durumunu kastediyorsunuz, değil mi?
C: Evet.
S: (L) Ve biri olmadan diğeri de olmaz. Bilinç ile madde öyle bir bağlantılılığa sahip ki, biri olmadan diğeri olmuyor...
C: Evet, ilişik, bağlı, içiçe... Birleşik.
S: (T) Evrenin yapısı tüm seviyeleri bir arada tutuyor... herşey birbirine bağlı. 6'ncı yoğunluğun bilinci diğer yoğunluklarla mükemmel dengeli bir ilişki içinde.
C: Evet, ama dünya bilimadamları fiziksel materyal düzlemde bir şekilde ölçülemeyen, tahmin edilemeyen,hesaplanamayan ve temsil edilemeyen hiçbir şeyin mevcut olamayacağına inanmaya programlı. Bu doğru değil!!!!!!! Örneğin biz HİÇBİR ŞEKİLDE fiziksel değiliz.

--------------------------------------------------------------------

S: (A) Hazırladığım son bir sorum var. Demek bu iki fiziksel felaket olayımız var. Kahverengi yıldızın ve komet kümesinin gelişi. Ama bu sefer bunun farklı olacağını, çünkü buna bir düzlem kavuşumunun eşlik ettiğini söylemiştiniz. (ç.n.: düzlem kavuşumu: 4'üncü yoğunluk dalgasının gelişi kastediliyor)
C: Evet. Manyetik alan değişimi.
S: (A) Bu düzlemsel kavuşum veya bu manyetik alan değişimi, yoğunluk geçişiyle ilgili sanırım. 4'üncü yoğunluk aleminin sınırı.
C: 'Alem.' (ç.n.: "realm") Bu kelimenin kökü nedir?
S: (L) Realite.
C: Evet. Manyetik alanla ilişkisi?

--------------------------------------------------------------
S: (L) Matematiğin KENDİSİNİN ruhsal dünyanın ifadesi olduğunu mu söylüyorsunuz?
C: Köprü.
S: (L) Her şey ilüzyon olduğuna göre, maddi dünyayı tanımlayan matematik aynı zamanda ruhsal dünyayı da tanımlıyor olabilir. Belki de yalnızca bir zıt görüntü halinde.
C: İlüzyonlar yalnızca kendi alemlerine uyar, ihtiyaç duyulduğu gibi. Neden sonsuzluk kavramınız var?
S: (A) Çünkü elimizde doğal sayılar var. Ve sonsuz sayıda doğal sayı olduğunu kolayca ispatlayabiliyoruz.
C: Ama bu, doğası gereği aslında dairesel olana lineer bir ölçek dayatmaya yönelik umutsuz bir çaba.
S: (A) Sonsuzluktan kurtulmamız gerektiğini mi söylüyorsunuz? 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 0, 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 0 diye mi saymamız gerekiyor? Sonsuzluğa ihtiyacımız yok mu? Hayır, muhtemelen değil, çünkü soru bilinç hakkındaydı... ve sonsuzluk hakkında düşünmeye yönlendirilmedik – herşey dairesel. Az önce düzlemi düşünüyordum ve sonlu ve dairesel olan kürenin aksine düzlem sonsuz. Düzlemin iyi, kürenin kötü olduğunu söylediniz. O halde...
C: Hayır.
S: (A) Ama düzlem kendi başına sonsuzdur. Sonsuzluğa da bu şekilde varıyoruz, çünkü sonsuz bir düzlemimiz var...
C: Dairesel düzlem nedir?
S: (A) Ne?! Bir disk. Bazen onlara sorduğumuzdan başka soruların yanıtlarını alıyoruz... Son soru: Genel bir hayalkırıklığı hali içindeyim çünkü öğrenecek çok fazla şey, izlenecek pek çok yol, araştırılacak pek çok şey, kanıtlanacak pek çok teori, geliştirilebilecek pek çok matematiksel kavram, ekin çemberleri örneğinde olduğu gibi matematiğin ve fiziğin dışında araştırılacak pek çok şey var ve nereden başlayacağımı bilmiyorum. Hiçbir yere çıkmayan bir labirente girmek istemiyorum... Ne yapmam gerekiyor?
C: Böyle bir karmaşayla karşılaşıldığında, en iyisi önyargısız ve korkusuz bir şekilde sadece yapmaktır. Diğer bir deyişle, bırak yol kendini yaratsın.

-----------------------------------------------------------

Yol kendini yaratsın ifadesinde o yolda ilerlemeye çalışan bizlerin yaratıma eklemelerimiz olacak tabiiki,var sayım bile olsa bazı şeyleri ifade edebiliriz,

Dairesel düzlemin belirli, bir frekans sahibi objelerin olduğu mesela "fiziksel materyal düzlemi "olarak kabul edebiliriz, şu alıntıya bakalım,

"C: Evet, ama dünya bilimadamları fiziksel materyal düzlemde bir şekilde ölçülemeyen, tahmin edilemeyen,hesaplanamayan ve temsil edilemeyen hiçbir şeyin mevcut olamayacağına inanmaya programlı. Bu doğru değil!!!!!!! Örneğin biz HİÇBİR ŞEKİLDE fiziksel değiliz."

Bu kısıtlı inanç düzeyi aksine baştaki frekans bilgilerine aşina olan kişilerin kabul eder bilinç yapısı yani fizikselin dışında da objelerin olduğu gerçeğini kabul eden kişilerin farkındalığı yeni bir dairesel düzlem yaratır buna "algı evrenleri yaratmak" ta diyebiliriz (ki üzerinde çok konuştuk) o zaman bu yeni algı evrenini yukarıdaki verdiğimiz şu alıntı parçasıyla birleştirip konuyu yerli yerine oturtabiliriz,

"C: Evet. Manyetik alan değişimi.
S: (A) Bu düzlemsel kavuşum veya bu manyetik alan değişimi, yoğunluk geçişiyle ilgili sanırım. 4'üncü yoğunluk aleminin sınırı. "

Kısaca eskisini unutturup rafa koyan ve yenisiyle eskisi hiç olmamış gibi birleşen (gerçeklik köprüsü ile yeni evrenlerin birleşmesi,ondan da evvelce bahsedildi) yeni bir dairesel düzlem ,

Eski dairesel düzlemde kalacaklar için hatırlayın şu alıntı üzerinde durulmuştu,

"S: (T) O halde kastettiğiniz şey bizim frekanslara uyumlanmamız ve böylece dalga geldiğinde 4'üncü yoğunluğa mümkün olduğunca çok sayıda kişinin geçmesine yardım etmemiz ve böylece bu gezegendeki karanlık güçlerin hakimiyetinin sona ermesi. Geride kalanların enerjileri de karanlık güçler için yeterli düzeyin çok altında olacağı için onlar da bu gezegenle uğraşmaktan vazgeçecekler. 3'üncü yoğunluk dünyasında daha az insan yaşıyor olacak, gezegen kendini yenileyecek ve onlar da derslerini müdahale olmadan daha kolay öğrenebilecekler."

Yakın zamanda anlattıklarımızın üzerinde giderek olayın altındaki kalın çizgileri barizleştiriyoruz ,bu arada şu alıntıyı da tekrarlamaktan kendimi alamıyorum ,sondaki "uzaklaşıyorsun Laura" ikazına dikkat ediniz,

-------------------------------------------------------------------

C: 4'üncü yoğunluk adayısın.
S:(TR) Yani biz 4'üncü yoğunluk adayıyız ama bu mutlaka 4'üncü yoğunluğa geçebileceğimiz anlamına gelmiyor, öyle mi?
C: Kısmen.
S:(TR) 4'üncü yoğunluk adayları doğru frekans titreşimine ulaşmışlarsa ve o noktada dalganın onları taşıyacağı bir noktaya yükselmişlerse 4'üncü yoğunluğa geçecekler, doğru mu?
C: Yeterince yakın.
S:(TR) 4'üncü yoğunluğa geçenler o noktada varlıklarının tüm diğer yoğunluklarıyla çok kısa bir süre için de olsa bir birleşme, bir bütünlük mü deneyimleyecekler?
C: Ölçülemeyecek derecede kısa bir an. "Aydınlanma" denen şey işte bu!
S:(TR) Aslında zaman diye birşey olmadığı için bireyin deneyimine göre o kısacık an binlerce yıl gibi de olabilir, değil mi?
C: "Sonsuza kadar" sürmüş görünebilir.
S:(L) "Rapture" (kendinden geçme, vurgun, mest) olarak bilinen şey mi bu?
C: Bazıları iç güdüsel düşünce kalıplarını bu şekilde açıklamaya çalıştı.
S:(L) 4'üncü yoğunluğa geçmek, yani afet olayları ve benzeri büyük etkiler altındaki 3'üncü yoğunluğu aşarak veya terk ederek bunların hiçbirinin olmadığı bir yere geçmek, "rapture" olarak bilinen şey bu mu?
C: Uzaklaşıyorsun Laura.

-----------------------------------------------------------------

"Uzaklaşmak" anlatılanlara bir daha göz atmak gerek demek, bütünlük sesini duyup hissedene kadar..

------------------------------------------------------------

S: (T) Şimdi buraya gelen şey insan ırkını 4'üncü yoğunluğa taşıyacak olan bir dalga mı?
A: Ve gezegeni ve bütün mekan/zaman sektörünü.
S: (T) O zaman buradaki herkesi içinde bulunduğu çalışma da tamamen bununla ilgili. Yani biz insan formuna girmiş ışık varlıkları olarak yeni frekansın tutucularıyız. Dalga buraya geldiğinde yeterince kişi hazırsa dalgayla birlikte yeni frekans burada sabitlenmiş olacak ve böylece gezegende olması planlanan değişim gerçekleşecek, öyle mi?
A: Evet.
S: (L) Bu meydana geldiğinde, hala tüm bunlardan habersiz olanlara yardım edecek miyiz?
A: Açık.
S: (T) Yani biz şimdi dünya değişimlerinden, hayatta kalacaklardan ve kalmayacaklardan, yıkımlardan, 3'üncü, 4'üncü, 5'inci yoğunluk realitelerinden bahsederken, burada asıl kastedilen şey 3'üncü yoğunluk bakımından gezegenin yok olması veya 3'üncü yoğunluktaki nüfusun %90'nın ölmesi değil. Çünkü insanlar 4'üncü yoğunluğa geçiyor olacak, öyle mi?
A: Vau! "Isınıyorsun."
-------------------------------------------------------------

Yukarıdaki alıntıda "yeterince kişi hazırsa" ifadesi üzerinde duracağım,

Burada matematiksel olarak bu kişi sayısını devreye alırsak yanılırız ,zira 3Y sayısal nicelik dışında nitelik özelliğini kullanmalıyız, bu da "aural psişik alan" kavramı içinde olan bir anlayışı ortaya koyar ve bunu farkındalık seviyesindeki kişisel genişlik olarak nitelendirmeliyiz,

Yani kişi farkındalık seviyesinde tam bir genişlik kazanmamışsa dünyasal derslerini tamamlamamışsa mesela her şey kabul ama ben reenkarnasyonu kabul etmiyorum derse veya dualarımda ve hatta "ruhun duasında" "ey evrensel yüce akıl" deyip o aklın kendi zihni ve bilinci olduğunun farkında değil de yine başka güçlerle bir beklenti içinde olursa farkındalık tam değildir ve "psişik aural alanı"dardır

Görüldüğü gibi kişi sayısının hiç önemi yok esas olan farkındalık alanının dar veya geniş olması,bu genişliği sağlamak zor mudur, hayır, bilgiler üzerinde inatla yürüyen ve düşünsel sezgisel faaliyetini canlı tutan eninde sonunda bu geniş alana sahip olur, olamıyorum derse bile bu zaman ve mesafe deneyimi denen yaşamın karmik faaliyetleri bu işin sırrıdır,

Beklenir, bu tip yaşamlar sıfır zamanda olduğunu anlayanlarca seyredilir , kişi yaşamlar sonunda zamansızlık bilinci oturunca bilmeceyi çözer.. "Ömür biter yol bitmez." ( Bu son söz benden değil)

Konumuzun başlığındaki hususun yani dördüncü yoğunlukta gezinme hakkında aşağıdaki alıntıda onun "kuşatma" olarak tanımlandığı sızıntıların ne olduğunu göreceğiz gerçekten çok ilginç ,ve bize mevcut donelerin üzerindeki olgular hakkında geniş görüş açısı veriyor ,bu tip vizyonların tıpatıp aynı olmasa da ben ve benim gibi bazı dostlar karşısına çıktığını da biliyorum ,bu yönden o değişik atmosferin ne olduğu hakkında bilgi sahibi olmak bize bulunduğumuz fizik alemin her şey olmadığı söylemlerimizin bir nebze ispatı oluyor

------------------------------------------------------------------
(L) JR ve ben 4'üncü yoğunluktaki sanatsal ifadeyi çok merak ediyoruz. Bu boyutta çoğumuz sanat ve müziği çok olumlu bir şekilde deneyimliyoruz ve bazen müzik çok ruhsal ve dönüştürücü olabiliyor. İnsanı çok sıradışı yerlere götürebiliyor. 4'üncü yoğunluktaki durum nedir?
C: 4'te örneğin sesleri "görebilir", renkleri "duyabilirsiniz."
S:(L) Peki, bu... Lütfen bu soruyu sorduğumda sakin olun ama... (F) Ne soracağını biliyorum... (L) Birşey söylemeyeceksin ama tamam mı? Yıllar önce 60'lar ve 70'lerin bir çocuğuyken LSD denedim. (TR) Ne soracağını çok iyi biliyorum, evet, çünkü onu ben de gördüm! (J) Evet. (L) Çok ilginç! Müzikle birlikte geometrik şekiller ve renkler ortaya çıkıyordu. (TR) Evet! (L) Burada bahsettiğimiz şey de bu mu?
C: Bingo!
S:(L) Yani diğer bir deyişle...
C: Sıradaki sorunun cevabı evet, 4'üncü yoğunluktan bir sızıntı deneyimledin.
S:(F) Yani 4'üncü yoğunluğa bir bakış etkisi yapmış. (L) Bu realiteye erişim için bu yöntemi tavsiye ediyor musunuz?
C: Açık.
S:(TR) Sorun şu ki, bazı insanlar hep bunu yapacak ve bunu doğal bir yolla yapma üzerinde çalışmayacaktır.
C: Evet.
S:(TR) Bazıları bunun bağımlısı olacak ve aşırı ölçüde kullanacaktır. (J) Ve kendilerine zarar verecekler. (L) Evet, çok dikkatli bir şekilde yaklaşılması gereken birşey. Bunu teşvik edemeyiz. (J) Bu, normal olarak deneyimlediğimiz 3 boyuta yeni boyutlar ekleme gibi birşey mi?
C: Evet. 4'üncü yoğunluk seviyesi yeni bir deneyim boyutunu ima ediyor, değil mi?
S:(TR) Birinci boyut tek bir nokta, ikincisi noktanın bir doğru şeklinde hareketi, üçüncüsü doğrunun bir düzlem oluşturacak şekilde hareketi ve zaman da buna süreklilik kazandırıyor. Peki dördüncü boyut nedir?
C: Keşfet!
S:(TR) 4'teki zaman frekansı, bizim zamanı algıladığımız gibi mi?
C: Sizin algıladığınız gibi değil.
S:(TR) Biz zamanı lineer/doğrusal olarak algılıyoruz ama aslında duyu organlarımızın bu algısı pek sağlıklı değil, öyle mi?
C: Belki.
S:(L) Daha önce bize zamanın, "düşme" sırasında bize dayatılan bir ilüzyon, bir aldatma olduğunu söylemişlerdi. (J) Işığın spektrumunu hepimiz görmüşüzdür. Bizim gözlerimizle algılayabildiğimiz, ışığın yalnızca sınırlı bir kısmı. Gerçek de böyle birşey mi? Algılayabildiğimiz şey, titreşimler spektrumunun yalnızca küçük bir kısmı mı?
C: Yakın.
S:(TR) 4'üncü yoğunluğa geçtiğimizde bu elektromanyetik bandın daha fazlasını mı göreceğiz?
C: Çok daha fazlası.
S:(J) Yani farkındalığımızı genişletecek.
C: Evet.
S:(L) Birkaç yıl önce meditasyon yaparken "kuşatılma" olarak tanımladığım birşey yaptım. Tanımlanması çok zor bir durum. Durduğum yerden sanki kaybolup sonra geri gelmiştim. Önce kafamda güçlü bir elektriksel zınlama sesi duydum. Kafamda "varlık yaklaşıyor" gibi şeyler duydum ve hemen bunun Şekina yani "Tanrısal mevcudiyetin" bir "yaklaşması" olarak düşündüm. Biraz gerildim çünkü böyle bir deneyimi veya ziyareti deneyimleyecek bir hazırlık konumunda değildim. Kendimi daha "ciddi ve özenli" bir hale getirdim sonra feci şekilde sıkışmış olduğumu ve hemen tuvalete gitmem gerektiğini farkettiğim ana kadar neler olduğunu hatırlamıyorum. Arada ne kadar zaman geçtiğini bilmiyorum ama o kadar sıkışmış olmam için epeyce sürenin geçmiş olması gerekir. Yatağım yatak odasıyla tuvalet arasındaki bir duvara bitişikti ve arada küçük bir geçiş vardı. Kalkarken kafamı duvara vurmamak için dikkatli olmam gerekiyordu. Yataktan kalktım ve kafamın ve omuzlarımın duvarın içinden geçtiğini fark edince afalladım.Bunu fark eder fark etmez başka ne deneyimlemekte olduğumu incelemeye başladım. Tüm fiziksel nesnelerin saydam birer renk ve ışık parçaları olduğunu fark ettim. Evin duvarları mevcut değildi ve diğer odalarda çocukları yataklarında görebiliyordum; bedenleri ışıktı. Evden dışarıyı görebiliyordum ve bizim algıladığımız gibi bir karanlık değildi. Gece olduğunun farkındaydım ama ağaçlar, bitkiler ve diğer nesneler, renk ve ışık olarak görünüyordu. Uzaktaki birşeyi çok kısa bir an için aklıma geldiğinde sanki teleskopik bir bakışla ona zum yapabiliyordum. Ayrıca 360 derecelik bir bakış açım olduğunu fark ettim yani tüm yönleri aynı anda görebiliyordum. Tüm bunlar çok hızlı oldu veya öyle göründü ve sonra bedenimde olmadığımı fark ettim. Bu düşünce beni korkuttu ve korktuğum an lastik bir bantla fırlatılır gibi tekrar bedenime döndüm. Kendimi kafamda o elektriksel zınlamayı duymadan önceki halimde buldum. Sanırım 4'üncü yoğunluk bu tür bir algıyla ilgili. (F) Hatırla, Whitley Strieber kitabında bedeninin dışında havada bulunduğundan ve elektrik hatları etrafındaki alanlar gibi farkına vardığı pek çok ilginç şeyden bahsediyordu. (L) Çok garip bir deneyimdi, en hafif deyişle. (TR) Trans durumunu tanımlarken "kuşatma olarak tanımladığım birşey. Tanımlayamıyorum" dedin. 4'üncü yoğunluğun nasıl birşey olduğunu sorarken Kasyopyalıların bize söylediği şey de bu işte. (J) Evet, fiziksel bir referans çerçevesi yok. (L) Evet, bilinçsizdim diyemem, çünkü herşeyin yoğun bir şekilde farkındaydım. Ama herhangi birşeye odaklanmıyordum. (F) Tüm bu şeyleri neden açıklamayacaklarıyla ilgili olarak geçen celsede bazı ipuçları vermişlerdi. 1'inci yoğunluktaki bitkilerden ve kayalardan bahsederken... Bir hayvan, evreni bir insan gibi algılamaz. Bana öyle geliyor ki, köpeklerle, kedilerle vs aynı mekanı paylaşmamıza rağmen, onların evren algısı o kadar farklı ki, onlar adeta başka bir gezegende yaşıyor. (TR) Bilim, köpeklerin gözlerinin yalnızca siyah-beyaz olarak gördüğünü söylüyor. (F) Sadece fiziksel olarak neyi görebildikleri ve nasıl gördükleri değil, nasıl algıladıkları ve anladıkları ve nasıl düşündükleri. Bir insanınkinden o kadar farklı ki... Bazı insanlar çok duygusal davranarak hayvanları da tıpkı insanlar gibi görüyorlar. Bir köpeğin, "Ben bir köpeğin, hmm, sanırım şimdi biraz uyuyacağım." diye aklından geçirdiğini düşünsenize. Hiçbirşey anlamıyoruz. Bence aynı şey üst yoğunluklar içinde geçerli. 4'tekileri düşünün. Bizi tamamen anlayabilirler ama görüşleri çok ama çok farklı.
-------------------------------------------------------------

Bu konu hakkında dururken evvelce bahsettiğim ve aşina olmayanların "olur mu öyle şey" diye tanımladıklarını zannettiğim bir durumun açıklanabilir kısmı ile karşılaştım ,arada ilave etmeden geçemeyeceğim,

İleri sürdüğüm bilgi, insanların bir deney mahsulü olduğu ve yapılan çok çeşitli araştırmalar sonucunda oluşmuş mükemmel bir "biolojik kompitur "oldukları hakkındaydı ,

K.ların son celselerde değindiği ve şu anda dünyadaki sanal ortamdaki güncel anlayış hareketliliğini de ele alırsak yapay zeka mahsulü akıllı robotların yaratılabileceği ve hatta onların bir safhada bir nevi "ruh izi"taşıyabilecekleri konusundaki izahı açmıştık,

------------------------------------------------------------
S: (L) Andromedalılara göre “bizimkine en yakın 8 galakside 135 milyar insan bulunuyor. Başka ırklar da var. Bu ırklardan bazılarının insan ırkıyla pek çok çatışması var ve çatışma sürüyor. Ama bu sorunu hafifleteceği umulan bazı gelişmeler de var...”

C: Mevcut konumunuzda, mevcut fiziksel formunuz üzerinde gelişmiş biyogenetik mühendislikle çeşitli ayarlar yapıldı. Bu devam eden bir süreç.

----------------------------------------------------------

S: (L) Bu konuda bize biraz daha bilgi verebilir misiniz? Eğer onları ruhsuz olarak canlandırıyorlarsa, buradaki canlandırıcı güç veya enerji nedir?
C: Diğer insanlardan ayırt edilemez.
S: (L) Diğer insanlardan ayırt edilemez. (LM) Bu nasıl mümkün olabilir?
C: Teknoloji herşeyi mümkün kılıyor!!!
S: (L) Elbette 4'üncü yoğunluk teknolojisinden bahsediyorsunuz, değil mi?
C: Evet.
S: (L) Peki bir çeşitli enerji yüklenerek yeniden canlandırılan bir beden... (SV) "Çi" enerjisi olabilir mi? (L) ...Biz ruhu fiziksel bedenin canlandırıcı gücü olarak algılıyoruz. Yani ruh gittiğinde beden ölür. Doğru değil mi?
C: Sınırlı veriye dayalı varsayımlarda bulunuyorsun.
S: (L) Peki o halde bir bedenin ruh olmadan nasıl yeniden canlandırıldığını söyleyerek veritabanımı genişletir misiniz?
C: Karmaşık teknoloji; elektronik biyo-üretim frekans uyumlaması ve tüm işlevlerin izlenmesi ve kontrolü için son derece yüksek frekanslı radyo sinyali aktarıcıları; düşünce kalıbı taklidi ve duygu frekansı titreşim oranı modülasyonu dahil!!!!
S: (L) Bunu yaptıklarında fiziksel beden...
C: Evet.
S: (L) Kan, kalbin atışları ve herşey...
C: Hücre dahil tüm işlevler taklit ediliyor.
S: (SV) Peki ya aura? (L) Böyle bir varlığın aurası olur mu?
C: Projekte ediliyor.
S: (L) Diğer tüm frekanslar ve diğer şeyler gibi o da projekte ediliyor. Peki... (SV) Etrafımızda bu türde
yürüyen çok ölü var mı?
C: Matrix materyalinde anlatılan "Robotlar"ın yerine kullanılan varlıklar.
S: (L) Normal bir insanın bu tür bir varlığı tespit etmesi mümkün mü?
C: Hayır.
S: (L) Tüm gezegende normal bir insanmış gibi davranan, bu türde yaklaşık kaç varlık var?
C: 2.000.000.
S: (L) Yaklaşık 2 milyon mu?
C: Evet.
S: (L) Pekala...
C: Laura, onlardan 7 tanesi ile karşılaştın.
S: (L) Kim onlar?
C: Keşfet.
-----------------------------------------------------------

Konuya yani 4. yoğunlukta nasıl bir ortam ve algılamalar olacak, bunun için biraz uzun olsa da son derece önemli 4. yoğunluk gezinmeleri hakkında bilgiler verilen şu celseyi hiç bir kısmını kaçırmadan tetkik etmenizi tavsiye ediyorum,

https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=7&whichpage=3#566

Oluşacak bu olağan üstü haller karşısında eğer bunları bilmesek görmesek ve üzerinde konuşmasak bizler de dehşeti deneyimleyecektik ama bilginin koruyuculuğu yönündeki derinlemesine idrak ve inanç bize bu durumlar hakkında nasıl hareket edeceğimiz yönünde yardımcı olacak gibi ,gibi diyorum dün akşamki rüyamda dalga tam idrak edildiğinde nasıl hareket edebilirim konsunda biraz sıkıntı yaşadım böyle olağanüstü karşılaşmalarda dördüncü yoğunluğun değişken fiziksellik yoğunluğunu bilerek şaşkınlık durumunda zihinsel bir seçim yapmanın yani gücün bizde olduğunu bilerek zihinsel değişken daha emin durumlar üzerine seçim yapabilir miyim şeklinde kendimi zorladım ama biraz sıkıntı verdi başarılı oldum mu olamadım mı anlayamadan uyandım ,

Sonra düşündüğümde, bu seçimlerimiz hangi yönde olabilirdi, tekrar aşina olduğumuz dünya hayatındaki eski form ve yaşantıyı istemek bana sıkıcı geldi daha üst yoğunlukları hak edip etmediğimizi bilebilmek için beşinci yoğunluk şartlarına gitmek yani oraya doğru yolculuk yapma seçimi daha cazip geldi, mesela oraya ulaşıp rehberlerimizle görüşüp karar vermek daha uygundu , eğer karma veya başka görev varsa onu öğrenmek,

Konuya biraz mizahi ve hayali çıkarımlar yaparsak,

Bu masal gibi anlattığım hadisede içten içe keşke daha üst yoğunlukları hak eden yani "dar bir şekilde hiper uzayı yaşamak" hakkı elde emiş miydim acaba düşüncesi tatlı bir his şeklinde içimde esti ama sonra bu yorum bölümünde evvelce uzun uzun anlattığım hümanist halin gereği aklıma geldi,

Oralardan kanat çırpıp yükselerek altıncı yoğunlukta isek sırça köşklerde oturup keyif çatmak yok en etkin ve davranış tarzı şevk ile dolu olarak insana hizmetti , aklıma geldi ve sonuçta bu zihin muhakemesi ile şimdi ancak dua edersem bu şaşkın hali geçiştirebilirim dedim ve öyle yaptım..

Ve gerçekten insan kendini ne kadar seviyor ve kendine hizmet halinde ,hep duyarız, kişiler reenkarnasyon bilincinde iseler genellikle eski hayatlarını kurcaladıklarında kral kraliçe mihrace v.s. idim şeklinde kendilerine yakıştırmalar yapar ,bizimki de öyle altıncı yoğunluklardan falan bahsediyorum hadsizliğe bakın..

Bu derin olarak dördüncü yoğunlukta olabilecek halleri kısmen anlatılan celsede karşılaşılacak ve insanı karmakarışık edecek durumlarda mesela AVM çıkışında girdiğiniz mahalden değilde Moskovadan çıkarsanız eğer kendinizi biraz toplar ve düşüncenizi devreye alırsanız mesele yok, düşünce seçiminizi düzeltir yine eski mahali ister ve orada olursunuz ,

Ama akşam dişi yatıp sabah aynaya baktığınızda erkek olduğunuzu anlarsanız ne olacak ,

O zaman cinsiyetin devrede olmadığı halin esas olduğu farkındalıkta tam iseniz beis yok, bir de bu cinsiyet halini deneyeyim der yolunuza devam edersiniz ,veya!..

Korkulacak bir şey yok zihniniz bilinciniz bir de ise seçim sizin,

Seçin hangi cinste olduğunuzu ve onu yaşayın ,zira dünyaya gelmeden evvel de aynı seçimi yapmıştınız..


Edited by - Tgur on 17/01/2020 12:41:17
Go to Top of Page

Tgur


1251 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 29/01/2020 :  09:15:28  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
BEŞİNCİ YOĞUNLUK

Görüldüğü gibi bilgilerimiz üzerine mercek tutup önemli bölümler hakkında anda yaşam özelliğine bağlı yeni yorumlar getirebiliyoruz veya başka bir ifade ile idraklerde taze yaklaşımların önemli olduğu düşüncesi ile çıkarımlar macerama devam ediyorum ,

Son günlerde bazı olayların serpilmiş gibi çoğaldığını adeta yağmağa başladığını görmekteyiz ,zaten oluşmaya başlamış olan değişimin sergilenişinde sürat kazanlmış gibi ,kıyametçi havalarına bürünmeden bu olayların sorgulama yapmayıp bilinmeyene karşı kendilerine duvar örmüş kişilerde dehşet ve korku dolu duygular doğurduğunu bilmekteyiz,

Ama o halin bile bir sonu olacak kişi bilinç kapakları önlerindeki duvarı yıkıp bu işte başka şeyler var demeye başlayacaklar,yani sorgulama ve yaşam sürülüşündeki diğer gerçeklere doğru yöneleceklerdir ,

Tahmin ediyorum bu hallerde "psişik aura alanı" yaratma ustası olan siz dostlarıma belki son celsede belrtildiği gibi yardım çağrıları gelecektir, biraz mizah katalım,

Cem Yılmazın bazı parodilerinde belirttiği gibi "ha.. zaman geldi sen müslüman mısın geç sıraya birazdan o ulumuzla görüşeceksin sırayı bozma sakın ha .." gibi sahneleri devrede olmayacağını biliyoruz ama aşağıdaki alıntılarda bildiğimiz ilginç bölümleri tekrarladım, karşılaşacaksınız,

Beşinci yoğunluk nötral yoğunluk, üçü terk edenin direkt gideceği düşünce dinlenme yoğunluğu olarak da tanımlanan ve kaderi planların hazırlandığı karmik yolculukta çok önemli olan fizik dışı bir yoğunluk,

Dinsel aktarımların insanlara senin aklın fazla ermez ama ben ne olacağını biliyorum yani buralarda neler var şeklinde sızıntı bilgilerle insanları korkutan, kurulan ve mahkeme-i kübra ismi verilip insafsız ve cezalandırıcı bir hava ile yapılan kötülüklerin bedeli olarak kaynar sular ve alevler içindeki ortamlarda yanacakları şeklinde yorumlar yapılan, güya böylece insan dünya yaşamındaki düzeni sağlamaya yönelik yorumlarla asırlar boyu KH etkisi altında bırakılan bilgilerle dolduk ve her haliyle merhamet dolu bir gücün kendi yarattıklarına evlatlarına nasıl böyle gaddarca davranır sorgulamalarını bastırarak ,"itaat et başka şeye aklın ermez" dayatmaları halinde ömür geçirdik, halen bu akıl almaz tavır oluşan yer hareketleri sıklığı ile karşımızda parmak sallayan bir durumda duruyor,arada bir sesleniyorlar "fıtrat bu",

Ne güzel ki bu sahte korkutucu hal aldığımız bilgi ve algı zenginliğimiz ile yavaş yavaş sıyrılıyor,bilgilenmede sabır ve itidali bırakmadan yürürsek, söylenecek çok şey var ,

Ama onlardan evvel yoğunlukların bir "brain storm"(beyin fırtınası) yapan tabla başındaki kıymetli dostların özet aktarımının faydalı olacağı kanaatindeyim,

Evvela üçüncü yoğunluğu terk eden fizik beden üzerine alıntı,
------------------------------------------------------------

S: (L) Annem kremasyonun (ölünün yakılması) sakıncalarının ne olduğunu soruyor. Konu hakkında birşeyler okumuş... (T) Endişelenmesine gerek yok, ölene kadar yakmıyorlar.
C: Bir sakıncası yok.
S: (L) Yani bedenin yakılmasının ve...
C: Beden üçüncü yoğunluk; beşinci yoğunluk değil.
S: (L) Okuduğu kitapta, ruhun bedenden tamamen ayrılmasının belirli bir süre aldığı, ölümden sonra her bir hücre ölene kadar bedendeki hücresel bilincin bundan acı duyabileceği yazıyormuş. Bu doğru mu?
C: Hayır. Ruhun bedenden çıkışı anlıktır. Bilinç kalıntısı ve "yavaş" çıkma diye birşey yok. Öldüyse ölmüştür.
S: (T) Bunun neden olduğu tek sıkıntı, mezar yeri ve görkemli cenaze törenleri satışı yapan ve kremasyon trendinin devam etmemesini ümit edenlerin çektiği sıkıntı! (F) İnsanlar sürekli gömülürse, sonunda yer bulma sıkıntısı olmayacak mı? (T) Bazı yerlerde mezarlıkları yıkıp baştan yapıyorlar! Ben yakılmak istiyorum.
-------------------------------------------------------------

S: (L) Hiç yoğunluk tanımı yapmış mıydık TR? (T) Sadece yedi seviye hakkında. (L) Peki, yoğunluk tanımı nedir?
C: Bilgi tabanınızı kullanarak inceleyin; aranızda.
S: (L) Yoğunluktan ne anlıyoruz? (T) Yedi yoğunluk seviyesi var. (L) İlk yoğunluk seviyesi taşlar, mineraller, bitkiler. O seviye içinde bir farkındalıkları var. Taşlar bile büyüyüp hareket edebiliyor, ama bunu o kadar yavaş bir şekilde yapıyorlar ki, biz algılayamıyoruz. İkinci seviye hayvanlar krallığı. Bu yoğunluktaki farkındalık geometrik ilerleme ile ilgili. İlk seviyedeki farkındalık düz bir çizgi şeklinde. İkinci seviyenin farkındalığı ise çizginin kendine dik hareketle bir alan oluşturmasına dayalı, yani düzlemler. Üçüncü yoğunlukta insanlar var ve düzlemin kendine dik açıyla hareketine dayalı bir farkındalığı var, ama bunu hiç tam olarak deneyimleyemiyoruz. Herşeyi yalnızca üç boyutlu olarak görüyoruz çünkü hafıza ve bilgiye dayalı bir ilüzyon yaratıyoruz. Baktığımız herhangi birşeyin öbür tarafını veya içini bilemiyoruz. (J) Heinlein'ın kitabındaki denekler, bir yapıya farklı açılardan baktırıldıkları halde, sorulduğu zaman yalnızca soru anında görebildiklerine göre yanıt veriyorlardı... (L) Üçüncü yoğunluk böyle birşey. Herşeyi kendi algımıza göre bilebiliyoruz. Yani birinci yoğunluğu ikinciye, üçüncüye ve dördüncüye uygulayarak dördüncü yoğunluğun nasıl birşey olduğunu anlamaya çalışıyoruz. Dördüncü yoğunlukta herhangi bir cismi aynı anda tüm yönlerden görebiliyorsun. (T) Her yoğunluk, kendi altındaki yoğunlukları da kapsıyor, yani dördüncü yoğunluk, ilk üç yoğunluğa yeni bir yoğunluğun eklenmiş hali. Buna göre beşinci yoğunluk da, dördüncü yoğunluğun kendine dik açı yapan hali oluyor. Aynı şey altıncı yoğunluk ve Kasyopyalıların "Bir" olarak isimlendirdikleri yedinci yoğunluk için de geçerli. Tamamlanma noktası. (L) Tüm bu şeyleri nasıl ifade edeceğimiz konusunda hiçbir fikrimiz yok. Bize Boyutötesi Atomik Remolekülerizatörlerden bahsettiler, öyle birşeyi nasıl yapabileceğimizi sorduk. Oturup bir iki gün boyunca onları dinleyip notlar alacak vaktimiz olup olmadığını sordular. (RS) Benim var! Benim var! (L) Evet, biz de öyle söyledik ama gerekli parçaları nereden bulacağımızı sordular. (RS) Bu tıpkı Roma devrinde elektronik cihazlar yapmaya çalışmak gibi... (T) Veya bir köpekten bir kol saati yapmasını istemek gibi. ... (RS) Algımızın ne kadar aldatıcı olduğu konusu, deniz kabuklarıyla bilimsel olarak kanıtlandı. Bunu sizinle konuşmuştuk değil mi? (T) Evet. (RS) Üçüncü seviyede, boyutun değerinin mevcut enerji ile değiştirildiği veya birimin değerini değiştirmek için enerjinin kullanıldığı doğru mu?
C: Bu kavram yoğunluk sınırını aşıyor; üçüncü seviye ile sınırlı değil.
S: (RS) Dördüncü seviyeye geçiyor. Bu da UFO'ların itiş sistemini açıklıyor.
C: Farkındalıkta meydana gelen "patlamanın" nedeni yaklaşan dalga. Şimdi, bunu gözünüzde canlandırın, yanıtlar orada.... Bir süre bunun üzerinde düşündükten sonra Roger şu anda ruhunun "merkezinde" yer alan bulmacayı çözmesini sağlayacak büyük soruya "rastlayacak"; şu anda sadece tek bir parça eksik. ...
S: (T) Dördüncü yoğunlukla birlikte fiziksellikle sınırlılık sona eriyor. Anahtar kelimesi ise "fizikselliğin değişkenliği." 3'üncü yoğunluktan 4'üncü yoğunluğa geçiliyor ve yedinci yoğunluğa kadar yükseliş devam ediyor. Bilgini, farkındalığını belirli bir seviyeye çıkardığında bir sonraki seviyeye geçebiliyorsun. Üçüncü yoğunluktan dördüncüye geçtiğimizde, gerçekliğimizin ne olduğunu zihnimizde canlandırma ve buna karar verme yeteneğimiz var. Dördüncü seviyeden itibaren gerçekliği kendimiz yaratıyoruz. Yani belirli bir noktadan sonra artık somut bir gerçeklik olmayabilir. Herşey enerji olabilir ve biz de ışıktan varlıklar...
Sadece düşünce yoluyla dilediğimiz somutlukta gerçeklikler yaratabiliriz. Dördüncü yoğunluktan itibaren, bizim algıladığımız şekliyle zaman diye birşey yok. Bizim zaman algımız yalnızca ilk üç yoğunluk için geçerli. (RS) Bizim zamanda ileri ve geri hareket dediğimiz şey, dördüncü seviyede bir anlam ifade etmiyor ve bizim bu kavramdan algıladıklarımızı kolayca yapabiliyorlar. (L) Tıpkı bir sürü kapı gibi; birinde 1917 yazıyor, diğerinde 1943 veya herneyse, ve istedikleri kapıdan girebiliyorlar. (T) Boyut sınırı kavramı var. Dünya, 4'üncü yoğunluk alanına doğru gidiyor. Veya o bize doğru geliyor veya her ikisi. Bu yoğunluk geçişi sınırı, boyutlar arasında da bir geçiş sağlıyor. Kasyopyalılara göre boyutlar yanyana dizili gerçeklikler gibi; bir yoğunluk seviyesi dahilindeki olası sonsuz gerçeklikler. Yani yoğunluk ile boyut arasında bir farkvar. (RS) Bu harika bir toplantı çünkü matematiksel olarak üçüncü seviyeden dördüncü seviyeye geçiş hakkındaki soruya verilen yanıt, yani birimlerin değiştirilmesi, tam da kitabımda önerdiğim çözümdü. ... (T) Tüm seviyelerde evrenin hayat dolu olduğu söylendi ve insanlar bunun parçalarından yalnızca bir tanesi. (L) Ve anladığım kadarıyla, bu gelen yoğunluk sınırının, bu yoğunluk değişiminin hissedildiğini ve bunun bilinci canlandırdığını söylüyorlar. Gelen şeyin bir Büyük Döngü'nün sona erişi olduğunu söylediler. Bir Büyük Döngü 300.000 yıl... (T) Birkaç yıl eksik veya fazla. (L) Bu Büyük Döngü'nün başlangıcında farkındalığımızın düşürülmesi için genetik olarak değiştirildik ve DNA'mızda yapılan değişiklikler, zamanı algılamamıza neden oldu. Şu andaki sınırlılığımız DNA'larımızdaki bir sınırlandırılmayla ilişkili. Şimdi, bu 300.000 yıllık döngünün sonunda pek çok insan, enerjideki değişimlerin bir sonucu olarak bölünmüş DNA'larını yeniden birleştiriyorlar ve bu onların zihin güçlerinin ve algılarının katlanarak artmasını sağlıyor. Sanırım Kasyopyalılar bu enerjinin yaptığı etkinin, üzerinde çalıştığımız bulmacanın tamamlanması için ihtiyaç duyduğumuz hamleyi gerçekleştirmemizi sağladığını söylüyorlar. Şu anda sana verilen kavramları kullanarak bu gerçekliği algılayabileceksin ve bu sana bir anahtar sağlayacak. (RS) Sanırım soruları doğru bir şekilde ifade etmezsek... (L) Yanıt alamazsın! Spesifik ol. C: Aynı kavram alanıyla bağlantısı olmayan çok fazla veri ortaya koyarak akıl karışıklığı yaratmamaya dikkat edin, çünkü ziyaretçi temel olarak belirli bir hususla ilgileniyor; aşinalığının artması için bırakın veriler araştırmacı tarafından kendine uygun bir planla hazmedilsin! Matematiği bölümlenmiş dozajlarla öğrenmek gibi!
--------------------------------------------------------------

Yoğunlukları aşmanın bir merdivenin basamaklarını çıkmak gibi gözükse de üçüncü yoğunluğun fiziksel olayını ölüm diye adlandırılan kapıdan geçişte hemen dördüncü yoğunluk kapısından girmiyor yani o basamağa adımımızı atmıyor direkt beşinci yoğunluğa geçiyoruz,
Bu neden böyle oluyor,

Konuyu anlayabilmek için çakralar hakkında bilgimizi tazelememiz veya K.lar vasıtası ile işin esasını öğrenmemiz lazım,

----------------------------------------------------------------
S: (T) Ne söylediğimi ben bile bilmiyorum! (L) Şöyle deneyelim. Bir auradan bahsediyoruz. İnsan aurası bazen kişinin hem ruhsal hem de fiziksel durumunu yansıtabilir. Bulunduğumuz yer bir çakra gibi mi?
C: Öyle tercih ediyorsanız. Veya başka.
S: (L) Çakraya benzer birşey mi?
C: Bunlar yalnızca etiket.
S: (L) Tamam, yani bir enerji girdabı gibi mi?
C: Evet...
S: (L) Bedendeki bir enerji girdabı, yani bedendeki bir çakra, beden enerjisinin evrene açıldığı bir nokta. Bize çakraları anlat S---. (SV) Pek çok farklı tür var. Yedi temel çakra var. Ayrıca avuçiçinde ve vücudun neredeyse her ekleminde bir çakra var... (T) Çakralar ne yapıyor? (L) Bir bağlantı noktası mı? (SV) Evet. (L)Burada bahsettiğimiz konu bununla mı ilgili? Bu yoğunluk ile diğer yoğunluklar arasında bir bağlantı noktası mı?
C: Öncelikle "çakralar" az anlaşılmış ve kanıtlanmamış bir fenomen. Sadece varolduğu biliniyor ama sözde "ruhsal" topluluklardaki pek çok kişi tarafından anlatılandan farklı bir şekilde. Gördünüz mü, bir "solucan kutusu" daha açtınız.
S: (L) ... Bu sorunun tüm geceyi alacağını biliyordum! Neden sordum ki? (SV) İyice anlayalım! (L) Pekala, ilk solucan... (T) Solucan bir... (L) Çakra tam olarak nedir?
C: Birinci, ikinci, üçüncü veya dördüncü yoğunluğu beşinci yoğunlukla birleştiren bir enerji alanı.
S: (T) İlk dört yoğunluğu beşinci yoğunluk derin düşünme seviyesiyle birleştiren bir odak noktası mı?
C: Yakın.
S: (T) Çakralar yoluyla derin düşünme seviyesine bağlanmamızın amacı nedir?
C: Kısa dalga döngüsünde hepiniz beşinci seviye ile bağlantılısınız; transkriptlere gözatın.
S: (L) Söylendiği gibi her bir çakra bir renkle mi ilişkili?
C: Bir anlamda, ama önemli olan husus o değil.
S: (L) Önemli husus nedir?
C: Fiziksel noktayla ilişki.
S: (L) İçinde bulunduğumuz bölgeyle mi? Ev konusuna geri mi döndük?
C: Fiziksel bir bedende, birden dörde kadarki yoğunluklar.


--------------------------------------------------------------

S: (L) Peki ruhlu bir bireyi şarj eden enerji de benzer bir havuzdan, örneğin bir “insan” havuzundan mı geliyor?
C: Hayır, yüksek bir yaratıcı enerji merkezi olan cinsel merkezden enerji şarjı yapılıyor. Uyku sırasında alt zihinsel merkez ve hareket merkezi tarafından bloke olmayan duygusal merkez, cinsel merkezden enerji alıyor. Ve yine uyku sürecinde, yüksek duygusal ve zihinsel merkezler, alt merkezler tarafından çok sevilen sinir bozucu organik portallarla etkileşim nedeniyle o merkezlerde meydana gelen enerji boşaltımına karşı dinlenebiliyor. Sadece bu ara bile bir fark yaratmak için yeterli. Ama bundan da fazlası, uyku sırasında cinsel merkezin enerjisi diğer yüksek merkezlere de gidiyor.
S: (L) O halde bir sonraki soru şu: “cinsel merkez” denen merkez enerjisini nereden alıyor?
C: Cinsel merkez, “dişil” yaratıcı “Seni seviyorum” düşüncesi içinde, 7. yoğunlukla doğrudan temas içindedir.Kısıtlanmanın giderilmesini sağlayan “Tanrısal nefes.” Nabız. Değişken Çekim Dalgaları.
S: (L) Mouravieff’in tanımladığı “merkezler”, “çakralar” fikriyle ilişkili mi?
C: Çok yakından. Organik portal olan bir bireyde, yüksek çakralar diye tanımlanan çakralar, bu enerjinin ruhlu bireylerden çalınması yoluyla “teşkil edilir.” Bu onlara ruhlu bireyleri taklit etme yeteneği verir. Ruhlu birey bu tür bir bireye “ruhsal nitelikler” atfederken, kendi ruhunun bir aynasını algılamaktadır. S: (L) Mouravieff tarafından tanımlandığı şekliyle cinsel merkez, bazal/kök çakrasına mı tekabül ediyor?
C: Hayır. “Cinsel merkez” solar pleksusa tekabül eder. Alt hareket merkezi: bazal çakra. Alt duygusal merkez: cinsel çakra. Alt zihinsel merkez: boğaz çakrası. Yüksek duygusal merkez: kalp çakrası. Yüksek zihinsel merkez: taç çakra.
S: (L) Peki ya yedinci çakra veya “üçüncü göz çakrası” denen şey? (ç.n.: görünüşe göre yedinci değil, altıncı çakrayı kastediyor)
C: Görücü. Yüksek duygusal ve yüksek zihinsel merkezlerin birliği. [Laura’nın notu: Bu, “çobanın asasının kıvrımındaki” “devreyi kapatıyor” (ç.n.: bunun ne anlama geldiğiyle ilgili hiçbir somut fikrim yok. bilgi eksiğim nedeniyle bu ve diğer çeşitli bilgilerin çevirisi ‘ideal’ durumda olmayabilir.]
S: (V) Peki ya şu anda Barbara Marciniak gibi new age kaynakları tarafından öğretilen 12 çakrayla ilgili fikirler?
C: Böyle birşey yok. Bu, fiziksel endokrin sisteminin aktivasyonunun, manyetik merkezin yaratılması ve birleştirlmesiyle aynı şey olduğu yanlış düşüncesine dayalı bozuk bir kavramsallaştırma. Yüksek merkezler ancak “manyetize” olunarak ‘yerleşikleştirilir’. Ve bu aşağı yukarı “Dışsal” olan durum bazı bireylerce algılanmış ve daha sonra da algılann potansiyel ‘yerleşim’ yerleriyle birleştirilmiştir. Bu, varsayıma dayalı bir “çapraz kavramsallaştırmaya” neden oldu.
-----------------------------------------------------------

Psişik aural enerji alanı hakkında konuşurken bunun sadece nicelik değil nitelik yönünden de değerlendirilmesi üzerinde durmuştuk ancak nitelik derken nicelik yani sayısal durumun tamamen gözardı edilmemesi üzerinde pek durmadık ,netice olarak niteliğin kuvvetlenmesi için sayısal birim adetleri de etkili ona da yer vermek gerek,

Bunların yanında İntron bölgeler yoluyla kapatılmış işlev göremez hele gelmiş DNA mekanizmasında DNA nın sıvılaşması yoluyla bu barajların aşılabileceğini yani bilgiyle çakralarını birleştirebilmeyi başarmış ve kritik duruma yanaşmış insan özelliğinin yeniden bağlantı ile DNA aktiflenmesi ve yoğunluk aşabilecek duruma gelmesi hakkında ilginç bir kısım,

-------------------------------------------------------------------

(L) Yani sıvı DNA... K’ların o zaman söylediği şeyi destekleyen bir bilgi gibi görünüyor. Bir hücreyi enfekte etmek amacıyla DNA’ların katı halden sıvı hale dönüşebilmesi. Genetik mühendislik bağlamındaki kesik sıvı referansı. Ama aynı zamanda DNA’nın faydalı değişiklikler meydana getirebileceğini biliyoruz. Zamanın bir noktasında bizi enfekte eden DNA’larımız var. O DNA’lar, hücrelerimizde zaten mevcut olan başka bazı DNA’ların akışını kesintiye uğrattı. Fakat hiçbir şey yapamıyor çünkü blokaj intronları yerleştiren bir enfeksiyonla bloke olmuş durumda. Sanırım zamanın bir yerinde bu durum değişebilir, hatta tersine dönebilir, hem de çok hızlı bir şekilde. Birşeylere yaklaşıyor muyum?
C: Kesinlikle! Yaklaşan zamanlar çok ilginç olacak, özellikle de ağ tam kabile gücüne doğru genişlerse ve pek çok başkaları da merdivendeki bir sonraki basamağa çıkmak için inisiyatif alırsa.
S: (L) Yani bir bakıma diyorsunuz ki, çakraların birleştirilmesi örneğinde olduğu gibi ağın genişlemesi gerekiyor ve bu da muhtemelen az önce bahsettiğiniz “yardımcı” faktörlerin devreye girmesine yardımcı oluyor. İnsanlar birleştiği zaman birbirlerine hem beden içinde hem de beden dışında yardımcı olabiliyorlar, böylece DNA değişiklikleri yapabiliyorlar ve tüm sistemlerinde değişiklik yapabiliyorlar. Önemli birşey. Ağ güçlendiği zaman, çakralar birleştiği zaman, yardımcılar bedenlere yardımcı olduğu için insanlar bu DNA değişikliklerini yaşayacaklar ve bunu yaşadıkları için de mezun olmaları, bir üst seviyeye çıkmaları gerekiyor. Bu herkese anlamlı geliyor mu?
(Pierre) Daha fazla üye ve...
(L) Daha ilgili, daha aktif...
(Chu) Miktar önemli değil ama. Güç diyor çünkü.
(Perceval) Bunu soralım: Tam kabile gücü nedir?
(L) Bu nicelik anlamına mı, yoksa nitelik anlamına mı geliyor?
(Data) Yoksa her ikisi mi?
C: Her ikisi.
S: (Pierre) Yani bu kritik kütleye ulaştığın zaman, bu etkiye sahip olabiliyorsun. Grubun gücü tüm üyelere yayılıyor ve değişiklikleri tetikleyebiliyor?
(L) Söylediğiniz şey bu mu?
C: Evet!
S: (L) Kabile kritik kütleye ulaştığında, insanların DNA’sını değiştirmeye başlayacak.
(Pierre) Değişmeye başlayacağız. Yeni kollarımız, duyargalarımız, ekstra gözlerimiz olacak... [kahkaha]
(Perceval) Ve kürkümüz!
(Kniall) Pierre, aynı anda dört alet tutabileceksin!
(Chu) Ve pek çok başkası da merdivende bir sonraki basamağa çıktığında, yeni insanların yükselmesi için yer açılmış olacak.
(L) Sanırım şu çok önemli; eğer insanlar bu geçişi yapmak istiyorlarsa [ç.n.: İncil’de bahsedilen] akıllı bakireler gibi olmaları gerekiyor: inançlarını korumalılar, çabalarını sürdürmeliler ve kendileri için hemen netice elde edemeseler bile bir günden bir güne bir adım atmalılar. Doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Tamam.
(Perceval) Tam kabile gücü, Gurdjieff’in bahsettiği “200 kişi” ile alakalı bir kavram mı?
C: Yeterince yakın.
S: (L) Aklıma getirdiğiniz, sormak istediğim başka birşey vardı ama aklımdan uçtu gitti. Oo! Bu tam kabile gücü daha önce “daha geniş alıcılık/algılama kapasitesi” diye anlattığınız şeyle mi alakalı? Yani bu bir bireyle sınırlı değil; bu bir dizi antenden oluşan bir ağ oluşturmak gibi...
(Perceval) Alınan sinyal antenler dizisi boyunca yayılıyor...
C: Evet evet evet!
S: (L) Tamam.
(PoB) Bu tam kabile gücü ilerlemeyi etkiliyor ve DNA’yı değiştiriyor. Peki bu aşamalı olarak mı meydana geliyor yoksa bir anda mı oluyor?
(L) Açık-Kapalı gibi mi demek istiyorsun?
(PoB) Evet.
C: Kritik kütleyle yakından ilgili.
S: (L) Yani geçişin olması için ulaşılması gereken kritik bir kütle var.
(Andromeda) Yani daha çok on/off gibi.
(L) Bireysel bazı kümülatif şeyler var ama büyük değişiklikler kritik kütleye dayalı.
C: Evet.
S: (L) Yani diyet yoluyla, soğuk terapisi yoluyla, ağ çalışması yoluyla, duygusal yüklerimizden kurtulma yoluyla, birbirimizle nasıl anlaşacağımızı öğrenme yoluyla kendimiz üzerinde bireysel olarak çalışabiliriz. Ama tüm bunlar esasında bir durum değişikliğine hazırlık gibi, öyle mi?
C: Evet.
S: (Pierre) Şu anda bu tam kabile gücünün yüzde kaçına ulaşmış durumdayız? [kahkaha]
C: Yeterli miktarda olmadığı açık.
S: (PoB) Ulaştığımızda bunu bilecek miyiz?
(Perceval) Evet, Pierre’in bir dokungacı olacak.
C: Gerçekten de bileceksiniz!
S: (L) Pekala.
(Chu) Yeni bir yüzdelik ölçümü: “yeterli miktarda değil.”
(Andromeda) Bulmamız gereken kayıp aile bireylerimiz var!

-----------------------------------------------------------------

Ve konu beşinci yoğunluğa geçiş mekanizmasında hassas noktalar,

--------------------------------------------------------------------

C: Hayır, fiziksel bedeninizin fonksiyonunun sona ermesi ve beşinci yoğunluğa girme süreci tek, yalnızca tek bir bir yolla gerçekleştirilir: özel olarak üçüncü yoğunluk ile beşinci yoğunluk arasında transfer amacıyla açılan bir kanaldan geçerek. Sizin terminolojizde gümüş kordon olarak tanımlanan şey, bu geçiş kanalına ihtiyaç duyulduğunda açılan kapalı bir hat gibidir. Bu oldukça kaba bir benzetmedir, fakat bunu tanımlamanın tek yoludur. Yani fiziksel beden sona erdiğinde, bu hat açılmakta ve ruhun doğal bir şekilde geçtiği bir kanal oluşturmaktadır. Fakat bu kanalın özelliklerinden biri şudur ki, hiçbir yoğunluk seviyesinden hiçbir güç bu kanalı kesinlikle delemez. Dolayısıyla, üçüncü yoğunluktan beşinci yoğunluğa transfer sürecindeki ruhlara hiçbir şekilde müdahale edilemez. Fiziksel bedendeki ruh uzantısının beşinci yoğunlukla her zaman bir bağlantısının olduğunun ve bunun "gümüş kordon" denen şey aracılığıyla olduğunun da belirtilmesi gerekir. Bu bağlantı, üçüncü yoğunluk ruhların beşinci yoğunluğa geçiş kanalı olarak her zaman mevcuttur. İhtiyaç duyulduğunda anında açılabilir. Açıldığında bir geçiş kanalı haline gelir. Ruh bu kanaldan geçer. Ve hiçbirşeyin müdahalesine maruz değildir. Bu bilinçli bir tasarım değildir; ikinci yoğunluk seviyesindeki, kendi bilinçli düşünce süreçleriyle kendilerini koruma yeteneğine sahip olmayan yaratıkların koruma mekanizmaları olarak tanımlanabilecek şeye benzer doğal bir süreçtir.
Örneğin kaplumbağa, onu koruyan bir kabuk içindedir. Kabuk kamplumbağayı doğa koşullarına karşı korur. Gümüş kordon aracılığıyla beşinci yoğunlukla olan bağlantı buna benzetilebilir. Gümüş kordonun açılmasıyla oluşan kanaldan geçen ruha müdahale edilemez. Anlıyor musunuz?
S: (L) Evet, fakat neden bu kadar çok sayıda ruh bedenlerini terk ederken bu kanaldan geçmek yerine dünyada kalıyorlar ve diğer bedenlere ilişiyorlar? Bunun nedeni nedir?
C: Bu karmaşık bir soru, fakat en iyi yanıt, bunun üçüncü yoğunluk düzleminden ayrılmak istemeyen ruhların seçimiyle ilgili olduğudur. Bunu yapmanın tek olası yolu, fonksiyonu sona ermiş olan bedenden ayrılmış olmak, fakat halen üçüncü yoğunluk düzlemi içinde olmaktır, ki bu doğal değildir fakat yine de olabilmektedir. Sizin kaynaklarınızda hakkında çeşitli yanlış tanımlamalar bulunan bu tür durumlarda, gümüş kordon hala ruha ilişiktir fakat kanaldan ziyade bir kordon olarak durmaktadır. Ruh hala gümüş kordona bağlıdır fakat işlevi biten bedenden ayrılmıştır. Bunun sonucu, bir üçüncü yoğunluk beden birimi içinde olmaksızın üçüncü yoğunluk ortamının bilinçli bir şekilde farkında olmaya çok benzer bir durumdur. Anlıyor musunuz?
S: (L) Evet. Peki...
C: Ve ayrıca şunun da farkında olun ki, ruh fiziksel beden sınırlandırmalarından bir kez ayrıldığında, hala üçüncü yoğunluk düzleminde olsa bile zaman geçişi ilüzyonu ortadan kalkar. Dolayısıyla o ruh, herhangi bir zaman geçişi algılamaz. Bunu belirtmemizin tek amacı, bunun ne gibi anlamlara gelebileceği üzerinde düşünmenizdir.

------------------------------------------------------------

İzahın son kısmındaki bahsedilenler bizlerin "hayalet" veya "yapışık ruh" şeklinde tanımlamalarımız olmalı,

Görüldüğü gibi beşinci yoğunluk birden altıya kadar olan yoğunlukların ara bölümü ,başlarda üçten neden direkt dörde değil de beşe gidiyoruz hususuna bu neden oluyor şeklinde bir soru ile yaklaşmıştım,cevap olarak ,

Bu yoğunluk bir dağıtım bölgesi gibi yani üçte olmayı görev kabul edip bedenlenen beşinci ve altıncı yoğunluk elemanları da olabilir onlar bilemediğimiz derecelendirmelerle veya öz istekleri ile bu sefer çeşitli yoğunluklarda olmayı isteyebilirler, sevk edilirler demiyorum zira varlığın ferdi iradesi ve seçimi her kademede etkindir,

K.lar beşinci yoğunluk içinde olanlar hakkında düşünme derecelendirme yoğunluğudur kavramından fazla bir şey söylemiyorlar bu konuda detayı o aklı almaz ve son derece değerli bilgileri usta hipnoz çalışmaları ile yazdığı "Ruhların Yolculuğu " ve "Ruhların Kaderi "kitaplarından (sitemizin kitaplık bölümünde var) bize hediye eden Michael Newton dostumuzu yad ederek bazı kısımları alıntılacağım, yeri gelmişken okumamış dostlara tekrar şiddetle ön sözünü kaçırmadan tetkik etmelerini tavsiye ederim ben ve okumuş dostların gerçekten etkilendiğini tahmin ettiğimi ilave ederek ve senelerce yapmış olduğu denek çalışmaları sonunda su götürmez ispatlarla yapmış olduğu araştırmaların takdire şayan olduğunu bir kere daha belirterek,

Yıldızlı ayırdığım bölümler evveli onun izahlarıdır,

-----------------------------------------------------------

**********************************************
Deneklerim arasında, Vaka 15'in de deneyimlediği gibi, çeşitli gruplar arasında bir bariyer olduğu duygusunun o varlığın olgunluğuna bağlı olarak farklı versiyonları vardır. Bir sonraki bölümde özgürce girip çıkmayla ilgili bir diğer perspektife yer vereceğim. Temel çalışmalarla ilgili yapılacak pek çok işi olan ortalama bir ruh kendi ruhunun diğerlerinden ayrılmasını aynı okulda ama farklı sınıflarda okumaya benzetmektedir. Ayrıca kendi okul odalarında diğerlerinden bütünüyle ayrı yaşadıklarını hisseden deneklerim de olmuştur. Rehber öğretmenlerin idaresi altındaki ruhsal okullar benzetmesi ipnoz altındaki kişiler tarafından o kadar sık kullanılmıştır ki aynı terminolojiyi kullanmak benim için de bir alışkanlık haline gelmiştir.
********************************************
Dr. N: Dağıtım alanından ayrıldıktan ve ait olduğun ruhsal uzaya ulaştıktan sonra neler yapıyorsun?
D: Arkadaşlarımla birlikte okula gidiyoruz.
Dr. N: Yani bir çeşit ruhsal sınıfın olduğunu mu söylemek istiyorsun?
D: Evet, orada ders çalışıyoruz.
Dr. N: Oraya ulaştığın andan başlayarak beni okula götürmeni istiyorum ki neler olup bittiğini takdir edebileyim. Dışarıdan neler gördüğünü anlatarak başla.
D: (hiç tereddüt göstermeden) Kusursuz bir kare biçiminde ve büyük, yontularla bezeli sütunları olan bir Grek mabedi görüyorum, çok güzel. Onu tanıyorum, çünkü burası benim her devirden (hayattan) sonra döndüğüm yer.
Dr. N: Klasik Grek mabedinin ruh dünyasında ne işi var?
D: (omuzlarını silkerek) Bana niçin öyle göründüğünü bilmiyorum, fakat doğal bir görüntüsü var... Yunanistan'daki hayatlarımdan dolayı.
Dr. N: Tamam, devam edelim. Seni karşılamaya gelen birileri var mı?
D: (deneğin yüzünde geniş bir gülümseme beliriyor) Öğretmenim Karla.
Dr. N: Sana nasıl bir şekilde görünüyor?
D: (kendinden emin) Onun mabedin girişinden çıkıp bana doğru geldiğini görüyorum... bir tanrıça olarak... uzun boylu... uzun etekli uçuşan bir giysi giyiyor... tek omuzu çıplak... saçı toplanmış ve altın bir tokayla tutturulmuş... yanıma geliyor.
Dr. N: Kendi üstüne bak. Sen de aynı tarzda giysiler mi giyiyorsun?
D: Biz... hepimizin aynı giyindiği görülüyor... ışıkla parlıyoruz... ve değişebiliyoruz... Karla benim onun şu anda göründüğü tarzdan hoşlandığımı biliyor.
Dr. N: Diğerleri nerede?
D: Karla beni mabet okulumun içine götürdü. Büyük bir kütüphane görüyorum. Küçük topluluklar ses çıkarmadan konuşuyorlar... masalarda. Öyle ağırbaşlı... sıcak... ve çok tanıdık olduğum güvenlik hissi veren bir ortam ki.
Dr. N: Bu kişiler sana yetişkin kadın ve erkekler olarak mı görünüyor?
D: Evet, fakat.grubumda kadınlar daha fazla.
Dr. N: Niçin?
D: Çünkü bu, şu anda onların en rahat ettiği valans.
Not: Bu deneğin cinsiyet tercihini belirtmek için valans (valence) kelimesini kullanması garip bir seçim, fakat uyuyor. Kim- yada valans, başka elementlerle bileşik oluştururken oran belirleyen artı ya da eksi değerlerdir. Gruplardaki ruhlar da kadın ve erkek kimliklere veya karışık durumda olmaya eğilimli olabilmektedirler.
Dr. N: Peki, sonra ne yapıyorsun?
D: Karla beni en yakın masaya götürüyor ve arkadaşlarım beni hemen aralarına alıyorlar. Ah, geri gelmek öyle hoş ki.
Dr. N: Bu belirli kişilerin mabette seninle birlikte olmalarının nedeni nedir?
D: Çünkü biz hepimiz aynı çalışma grubundayız. Şu anda bir kere daha onlarla beraber olmaktan ne kadar mutluluk duyduğumu anlatamam (denek bu sahneye kendini öyle kaptırıyor ki tekrar başlamasını sağlamak bir dakikamı alıyor).
Dr. N: Bu kütüphanede seninle birlikte kaç kişi var?
D: (zihinsel olarak sayarken ara veriyor) Yirmi kadar.
Dr. N: Yirmisi de yakın arkadaşın mı?
D: Hepimiz yakınız... Onları çağlardan beri tanıyorum. Fakat beş tanesi en sevdiğim arkadaşlarım.
Dr. N: Yirmi kişinin her biri yaklaşık aynı öğrenim düzeyinde mi?
D: Eh.., hemen hemen. Bazıları diğerlerinden biraz daha önde.
Dr. N: Bildiğin kadarıyla kendini grupta nereye koyuyorsun?
D: Ortalarda bir yere.
Dr. N: Öğrendiğiniz derslere gelecek olursak, en iyi beş arkadaşına kıyasla nasıl bir yerdesin?
D: Hepimiz aynıyız... birlikte çalışmamız çok fazla.
Dr. N: Onlara nasıl hitap ediyorsun?
D: (kıkırdıyor) Birbirimize taktığımız isimler var.
Dr. N: Neden takma isim kullanıyorsunuz?
D: İşte... özümüzü tanımlamak için. Bunlar yeryüzüyle ilgili şeyleri temsil ediyor.
Dr. N: Senin takma adın ne?
D: Diken.
Dr. N: Bu isim senin kişisel bir özelliğini mi temsil ediyor?
D: (ara) Ben... döngülerimde (hayat devrelerinde) yeni durumlara verdiğim sivri tepkilerle ünlüyümdür.
Dr. N: Kendini en yakın hissettiğin varlığa hangi isimle sesleniyorsun ve neden?
D: (hafifçe gülüyor) Sprey. O döngülerinde halsiz kalır... enerjisini öyle hızlı dağıtır ki her tarafa sıçrar, tıpkı yeryüzündeyken çok sevdiği su gibi.
Dr. N: Aile grubunun çok özellikli olduğu anlaşılıyor. Şimdi bana senin ve arkadaşlarının bu kütüphane ortamında fiilen ne yaptığınızı açıklayabilir misin?
D: Masama giderim ve kitaplara bakarız.
Dr. N: Kitaplar mı? Ne çeşit kitaplar?
D: Hayat kitapları.
Dr. N: Onları iyice tanımlar mısın?
D: Resimli kitaplardır... kalın beyaz kenarlı... altı yedi santim kalınlığında, oldukça büyük.
Dr. N: Bu kitaplardan birisini aç ve senin ve masadaki arkadaşlarının ne gördüğünü bana açıkla.
D: (denek eliyle bir kitabı tutma ve onu açma hareketi yaparken kısa bir ara oluşuyor) Hiç yazı yok. Gördüğümüz her şey canlı resimler halinde.
Dr. N: Aksiyon halinde resimler.., fotoğraflardan farklı mı?
D: Evet, bunlar çok boyutlu. Hareket ediyorlar.., yer değiştiriyorlar... kristal bir merkezden.., yansıyan ışıkla birlikte.
Dr. N: Demek ki resimler düz değil ve hareket eden ışık dalgalarının da derinliği var öyle mi?
D: Doğru, faal haldeler.
Dr. N: Arkadaşlarının ve senin bu kitapları nasıl kullandığınızı anlat.
D: İlk başta, kitabı ilk açtığın anda bir odak noktası yoktur. Sonra istediğimiz şeyi düşünürüz, kristal koyudan açığa dönüşür ve... aynı hizaya girer. Sonra.., minyatür şeklinde... geçmiş hayatlarımızı ve alternatiflerimizi görebiliriz.
Dr. N: Zaman bu kitaplarda nasıl işlem görür?
D: Çerçevelerle... sayfalarla... zaman hayat kitaplarıyla sıkıştırılır.
Dr. N: Şu anda geçmişinin üzerinde durmak istemiyorum ama kitaba bir göz at ve ilk gördüğün şeyi bana söyle.
D: Geçmiş hayatımda kendimi disipline sokma yetersizliği, çünkü zihnimde bu konu var. Kendimi genç yaşta, aşk yüzünden çıkan bir kavgada ölürken görüyorum. Bir hiç yüzünden öldüm.
Dr. N: Hayat kitabında gelecekteki hayatları da görür müsün?
D: Geleceğe ait olasılıklara bakabiliriz... küçük parçalar halinde.., ders biçiminde.., çoğunlukla bu seçenekler başkalarının yardımıyla daha sonra önümüze gelir. Bu kitapların asıl amacı geçmiş eylemlerimizi vurgulamaktır.
Dr. N: Küme grubunla birlikte bu kütüphane atmosferinde bulunmanın ardındaki maksatla ilgili izlenimini bana aktarabilir misin?
D: Hepimiz bir döngü sırasındaki yanlışlarımızın üstünden geçmede birbirimize yardımcı oluruz. Öğretmenimiz gelir gider ve birlikte pek çok inceleme yaparız ve seçimlerimizin değerini tartışırız.
Dr. N: Bu binada kişilerin çalışma yapmasına ayrılan başka odalar var mı?
D: Hayır, burası yalnızca bizim için. Yakınımızda değişik gruplar için başka binalar var.
Not: Okuyucu burada ne denmek istediğinin bir örneği olarak S. 117'deki Şekil 1'e bakabilir. Grafikte 3-7. kümeler, ruh dünyasında birbirine yakın durmalarına rağmen seyrek olan grup etkileşimlerini simgelemektedir.
Dr. N: Bu binalarda çalışmalarda bulunan topluluklardaki kişiler sizin grubunuzdakilerden daha geri ya da daha ileri düzeydeki kişiler mi?
D: İkisi de.
Dr. N: Ruhların çalıştıkları başka binaları ziyaret etmenize izin verilir mi?
D: (uzun bir ara) Düzenli olarak gittiğimiz bir tane var.
Dr. N: Hangisi?
D: Daha yeniler için olan bir yer. Öğretmenlerinin bulunmadığı zamanlarda onlara yardım ediyoruz. Size ihtiyaç duyulması hoş bir şey.
Dr. N: Onlara nasıl yardım ediyorsunuz?
D: (gülerek) Ev ödevlerinde.
Dr. N: Fakat bu rehber öğretmenlerin sorumluluğu değil mi?
D: Aslına bakarsan öğretmenler.., çok daha ilerideler (gelişim bakımından).., bu grup bizim asistanlığımızı takdir ediyor çünkü onlarla kolaylıkla ilişki kurabiliyoruz.
Dr. N: O zaman bu gruba biraz öğretmenlik yapıyorsunuz.
D: Evet, fakat bunu başka bir yerde yapmıyoruz.
Dr. N: Neden yapmıyorsunuz? Neden daha gelişmiş gruplar arada bir kütüphanenize gelip size yardımcı olmuyorlar?
D: Olmuyorlar; çünkü biz yeni gelenlerden ilerideyiz. Ve biz onlara müdahale de etmiyoruz. Eğer birisiyle bağlantı kurmak istersem bunu çalışma merkezinin dışında yaparım.
Dr. N: Çalışma alanlarındaki ruhları rahatsız etmediğin sürece etrafta herhangi bir yerde dolaşabilir misin?
D: (kaçamak bir yanıt veriyor) Kendi mabedimin civarından ayrılmayı canım istemiyor, fakat herhangi birisine ulaşabilirim.
Dr. N: Zihinsel olarak daha uzaklara ulaşabilmene rağmen ruh enerjinin bu ruhsal mekanla kısıtlı olduğu gibi bir izlenim edindim.
D: Kendimi kısıtlanmış hissetmiyorum...dolaşabileceğimiz bol bol yer var..., fakat kimseye çekim duymuyorum.

-----------------------------------------------------------

Ruh guruplarının hepsi mutlaka bu okullara gidecek şeklinde bir sabit fikir olamaz ,dünya yaşamlarında yaptıklarına veya derslerini alıp alamadıklarına ,hatalı yollara başvurduklarında v.s. göre sınıflandırmalar ve yeniden değerlendirilme ,yapılandırma faaliyetleri vardır ,bunların nasıl olduğuna dair bu kitaplarda geniş malümat var,ama şimdilik yazarın çıkarmış olduğu şu derecelendirmelere bakalım,

------------------------------------------------------------

Ruhsal gelişime göre yerlerine yerleştirilmelerini konu almak bakımından, ruhsal grupların hiçbirisine aşırı vurgu yapamam. Başlangıç seviyesindeki ruhları (1. ve 2. düzeyler) konu alan 9. Bölüm böyle bir ruh grubunun nasıl işlev yaptığını daha yakından inceleyecektir. Ancak devam etmeden önce ruh grubuna atanmaların temel prensipleri hakkında öğrendiklerimi özetlemek istiyorum.
• Yeni başlayan statüsünü yetkinleştirdikten sonra göreceli yaratılış zamanına bakılmaksızın, tüm yeni başlayan ruhlar kendi anlayış düzeylerindeki yeni bir ruh grubuna atanırlar.
• Yeni bir ruh dayanışma grubu oluşturulduğu zaman, gelecekte bu gruba yeni üyeler eklenemez.
• Ruhların homojen gruplaşmaları için sistematik bir seçme yöntemi var gibi görünmektedir. Ego benzerlikleri, bilinçli farkındalık, dışavurum ve arzu dikkate alınır.
• Boyuta bakılmaksızın, küme grupları birbirlerinin enerjisiyle doğrudan karışmazlar, fakat ruhlar birincil ve ikincil grup sınırlarını aşarak birbirleriyle iletişim kurabilirler.
• Düzey 1 ve 2'deki birincil kümeler çalışma amaçlı olarak daha küçük alt kümelere ayrılabilirler, fakat tek bir ruhsal küme bünyesindeki entegre bütünlükten kopmazlar.
• Emsal grup üyeleri arasındaki öğrenme değerleri çeşitlilik gösterebilir. Bir küme grubundaki belli ruhlar diğerlerinden daha hızlı ilerleyeceklerdir, buna karşılık tüm öğrenciler müfredat programının tüm alanlarında aynı derecede yetkin ve etkin olmayabilirler. Orta eğitim düzeyinin çevresinde özel yetenekler (iyileştirme, öğretme, yaratma vs.) sergileyen ruhların kendi küme gruplarından ayrılmadan daha ileri bir çalışma için spesifikleşme gruplarına katılmalarına izin verilir.
• Bir ruhun gelişiminin tüm alanlarında ihtiyaçlarının, itkilerinin ve performans yeteneklerinin tam olarak Düzey 3’te bulunduğuna hükmedildiği noktada, böyle ruhlardan daha gevşek yapıda bir "bağımsız eğitim" çalışma grubu oluşturulur. Genellikle eski rehberleri tek bir üstat öğretmenin ardında onları gözlemlemeye devam eder. Böylece birincil ve ikincil gruplar içindeki pek çok kümeden, Düzey 3'ten tam olarak mezun olmaya doğru giden yeni bir varlıklar topluluğu bir araya getirilmiş olur.
• 4. Düzeye yaklaştıkları zaman ruhlara daha bağımsız dışsal grup aktiviteleri verilir. Ruhlar ilerledikçe grubun hacmi azalmasına rağmen, orijinal emsal grup üyeleri ile aralarındaki mahrem temas asla yitirilmez.
• Ruh rehberlerinin grup bileşkesine bağlı olarak geniş bir yelpazede çeşitli öğretme yöntemleri vardır ve eğitime yönelik olarak çeşitli şahsiyetlere bürünürler.
*****************************************
Deneklerimin pek çoğu kendi spiritüel dersliklerinin yapısını tek katlı yapılar şeklinde görselleştirir; bununla birlikte sıradaki vakada, Rudalph adlı orta düzey bir ruhun anlattıklarında olduğu gibi, bazı istisnalar da vardır.
******************************************
Dr. N: Rudalph, son istasyonda duruşundan sonra bana gideceğin yere yani ruh dünyasında ait olduğun yere yaklaştıkça neler gördüğünü anlat.
D: Kendi bölmeme yaklaştıkça, bir kırlık alan ya da park gibi çok güzel ve huzurlu bir atmosfer olduğunu görüyorum. İçlerinde ruhların bulunduğu düz ve şeffaf olan kabarcık kümeleri var.
Dr. N: Peki, kendi bölmeni fark ediyor musun?
D: Oh... evet.., her ne kadar... referanslarım... alışılmışın dışındaysa da... beceriyorum. Bunu kendi başıma yapabilirdim, ama rehberim Tahama (bir Amerikan yerlisi olarak görünüyor) bana bu yolda eşlik ediyor, çünkü uzun süren, zor bir hayatın ardından yorgun olduğumu biliyor. (Denek 1937 yılında eksen üç yaşında ölmüştü) Çok düşüncelidir.
Dr. N: Tamam, şimdi bana kendi bölmeni anlat.
D: Bölmemi büyük bir kabarcık şeklinde görüyorum, bu dört kata ayrılmış bir okul binası. Kabarcıkların içinde çok sayıda parlak, renkli ruh enerjisi noktaları var.
Dr. N: Peki bütün bunlar senin dışarıdan görebileceğin şekilde şeffaf mı?
D: Yarı şeffaf... süt gibi.
Dr. N: Tamam, şimdi içeri gir ve bu dört katta neler gördüğünü, bunların sana ne ifade ettiğini anlat.
D: Dört kat da şeffaf ve cam gibi görünüyor. Her seviye bir ucunda çalışma için ayrılmış bir bölümü olan bir merdivenle birbirine bağlı. Her katta, eğitim alan gruplar var. İlk kata giriyorum, orada on sekiz ruhtan oluşan bir başlangıç grubu, Bion adlı bir misafir öğretmeni dinliyor. Onu tanıyorum, gençlerin düştüğü tuzakları iyi bilir. Güçlüdür ama aynı zamanda müşfiktir de.
Dr. N: Bu okuldaki bütün öğretmenleri tanıyor musun?
D: Oh, elbette. Ben de onlardan biriyim... henüz başlangıç düzeyindeyim tabii. Lütfen kendimi övdüğümü düşünme, ben sadece bir öğrenci öğretmenim, ama bundan çok gurur duyuyorum.
Dr. N: Duymalısın da Rudalph. Bana söyler misin, her katta tek bir birincil grup mu var?
D: (duraksıyor) Şey, ilk ikisinde evet. İkinci seviyede çalışan on iki tane var. Üst katlarda kendi bireysel uzmanlıkları üzerinde çalışan başka gruplardan ruhlar var.
Dr. N: Rudalph, bu bağımsız çalışma gruplarıyla aynı şey mi?
D: Bu doğru olacaktır.
Dr. N: Tamam, peki sonra ne oluyor?
D: Tahama bana nerede olmam gerektiğini söylüyor. Benim üçüncü seviyeye ait olduğumu, ama istediğim kadar zamanım olduğunu hatırlatıyor. Sonra da benden ayrılıyor.
Dr. N: Niye böyle yapıyor?
D: Oh, bilirsin... rehberlerimiz bu merkezde bizimle bir öğretmen-öğrenci ilişkisi sürdürürler. Bizimle... sosyal bir açıdan gerçekten tanışık olmamaya çalışırlar, kendi... profesyonel statüleri yüzünden. Bununla onların yeryüzündeki kurumların profesörleri gibi davrandıklarını söylemeye çalışmıyorum. Benim rehberim ve Relon gibi üstat öğretmenler, öğrencilerinin aralarındaki bireysel ifadelerine olanak tanımak için, eğitim sırasında olmadıklarında öğrencileriyle aralarına bir mesafe koyarlar. Öğrencinin gelişimi için daima onların çevrelerinde dolaşmamanın önemli olduğunu düşünürler.
Dr. N: Bu çok ilginç. Lütfen devam et Rudalph.
D: Peki, Tahama beni daha sonra göreceğini söylüyor. Dürüst olmak gerekirse, henüz bu yere kendimi tam olarak ayarlamış değilim. Geri döndüğümde böyle oluyorum. Benim için bir yere alışmak daima biraz süre alır, bu yüzden zemin kattaki çocuklarla eğlenmeye ve gevşemeye gidiyorum.
Dr. N: Çocuklar? Bu ilk seviye ruhlara çocuk mu diyorsun?
D: (gülerek) Şey, artık bir parça azametli görünüyorum. Sadece başlangıç düzeyindekileri böyle tanımlıyoruz, gelişimlerinde daha çocuksu olabiliyorlar. Bu grup gerçekten henüz başlıyor. Beni kabul ediyorlar, çünkü onlarla kaynaştım. Öz disiplini olmadığı için aynı hataları tekrarlayıp duranlar var. Gelişmek için çok çaba harcamıyorlar. •Uzun süre kalmıyorum, çünkü dikkatlerinin Bion'un dersinden başka yöne çekilmesini istemiyorum.
Dr. N: Yavaş gelişenlere karşı öğretmenin tutumu ne oluyor?
D: Açık söylemek gerekirse, ilk seviyenin öğretmenleri ilerlemeyi neredeyse daima reddeden belli bazı öğrencilerden yoruluyorlar, bu yüzden onları çok yalnız bırakıyorlar.
Dr. N: Öğretmenlerin zorluk çeken öğrencileri desteklemeyi bıraktığını mı söylüyorsun?
D: Zaman anlamsız olduğu için öğretmenlerin de sınırsız bir sabrı olduğunu anlaman gerek. Onlar öğrenci dik durmaktan bıkana kadar beklemekten hoşnut olurlar ve daha sıkı çalışmak gerektiğini söylerler.
Dr. N: Anlıyorum. Lütfen okuldaki turuna devam edelim.
D: İkinci seviyeye bakan camdan tavandan içeri göz atıyorum. Şimdi gideceğim yer orası. Bu ruhlar buradan uzun tüylü, gazlı bez yığınları gibi görünüyorlar. Aslında bir merdivene ihtiyacım yok, ama bu zihnimde bir geçiş aracını temsil ediyor. İkinci kata tırmandıkça, ergenleri görüyorum. Aşırı derecede aktif gençler gibiler... yerinde duramayan bir enerjiyle dolu... bir sürü bilgiyi hızla emen ve bu bilgiye göre davranmaya çalışan süngerler gibi. Kendilerine hakim olmayı öğreniyorlar, ama birçoğu etkin biçimlerde başkalarına nasıl geri vereceklerini henüz bilmiyor.
Dr. N: Bir öğretmen olarak, bu ruhların fazlasıyla kendi işlerine daldıklarını söyleyebilir misin?
D: (gülüyor) Bu normal, ayrıca dışarıdan bir desteğe sürekli ihtiyaçları da var. (daha ciddi biçimde) Ben henüz bu seviyedekilere eğitim vermede yetkin değilim. Burada Enit görevli, o engin kalbi olan bir amirdir. Tam da bu anda bir mola veriyorlar. Onları eğlenceli buluyorum, çünkü yeryüzünde işleri başarmayı öğrenme tarzım hakkında bilgi almak için hepsi çevremde ağzımı arıyor. Çok geçmeden benim için üçüncü seviyeye gitme zamanı geliyor.
Dr. N: Bu öğrencilerden biri seni üçüncü seviyeye izlerse ne olur?
D: (gülüyor) Bir keresinde meraklı bir tanesi peşimden daha ilerlemiş alanlara kadar gelecekti. Bu üçüncü sınıfta olan birinin altıncı sınıfa giden koridorda yürümesine benzer. O çocuk kaybolacaktır. Yeryüzünde biraz şaka yollu takılabilirler böylelerine, ama birisi hemen onları kendi sınıflarına geri götürecektir. Burada da aynı.
Dr. N: Güzel, şimdi beni üçüncü seviyeye götürmeye hazır olduğunu tahmin ediyorum. Bana bu yerle ilgili izlenimlerini anlatabilir misin?
D: (sevinç içinde) Burası benim alanım. Biz genç yetişkinler gibi görünüyoruz. Birçoğumuz öğretmen olma eğitimi görüyoruz. Zihinsel zorluklar burada daha sürekli. Şimdi durumlara sadece tepki vermek yerine ustalık üzerinde çalışıyoruz. Korumayı bilgilendirmeyi, gözlerimizi açık tutmayı ve dünyevi rotasyonlarımızda başkalarının gözünden çevreyi görmeyi öğreniyoruz.
Dr. N: Tanıdığın insanlar görüyor musun?
D: Oh, Elan'ı görüyorum. (hem geçmişteki hem de o anki yaşamındaki kocası, birincil bir ruh eşi) Bana son yaşamımızda olduğumuz gibi görünüyor. Elan sevgisiyle benim yorgun enerjimi canlandırıyor. Bu, soğuk bir sobayı tutuşturmaya benziyor bu. Uzun bir süredir duldum. (ağlamaklı) Kısa bir an için birlikte bir mutluluk havuzuna dalıyoruz.
Dr. N: (bir duraklamanın ardından) Başka birini görüyor musun?
D: Herkesi! Esent (o anki hayatta annesi) ve Blay (o anki hayatında çok iyi bir kız arkadaşı). (deneğin birdenbire dikkati dağılıyor) Kızım Anna'yı (o anki hayatında da kızı) görmek için kısa bir süreliğine dördüncü düzeye gitmem gerekiyor.
Dr. N: Bana dördüncü seviye hakkında neler anlatabilirsin?
D: Orada sadece üç ruh var, aşağıdan bakıldığında altın rengi ve gümüşi mavi renkte biçimsiz gölgeler gibi görünüyorlar. Tam yetişkin olan bu ruhların çevresinde büyük bir sıcaklık ve sevgi var. Ruhların, kendi insan bedenlerinden gerçekten yarar sağlamalarına yardım etme konusunda çok bilgeler. Tanrısal bir özün onlarla daha fazla temas ettiğini hissediyorum. Kendi varoluşlarıyla uyum içindedirler. Fiziksel bir yaşamdan geri döndüklerinde benim gibi kendilerini alıştırmaları gerekmez.
Dr. N: Kıdemli rehberler, İhtiyarlar ve onlara benzeyen diğerleri gibi daha yaşlı yetişkinler nerede?
D: Onlar bu kabarcıkta değil, ama onları her yerde görürüz.

-------------------------------------------------------------------
Orada kütüphaneler de var,

-------------------------------------------------------------------
Danışanlarımdan bazıları ruh dünyasına döndükten sonra kütüphaneye tek başına giderken, bazılarının yanında rehberler vardır ve bu yere giderken onlara eşlik ederler. Bir rehber öğrencisini çalışmaya başlattıktan sonra oradan ayrılabilir. Birçok öğe burada rol alır: Araştırmanın karmaşıklığı, öğrenci ruhun gözden geçireceği zaman gibi. Öğrenciler bu çalışma salonlarındayken, kimi zaman çiftler halinde çalışırlar, ama çoğunlukla gereken Yaşam Kitaplarının bulunmasında Arşivcilerden yardım aldıktan sonra araştırmalarını tek başına yaparlar.
Doğu felsefesi, geçmişimizdeki her hayattan, içinde bulunduğumuz her olayla birlikte, her düşünce, söz ve işin Akaşik Kayıt'ta kaydedildiğine inanır. Gelecekteki olayların olasılıkları bu kayıtlar yardımıyla görülebilir. "Akaşa" sözcüğü esasen işitsel/görsel manyetik bir bant gibi var olan her enerji titreşimini kaydeden, bütün evrensel belleğin özü anlamına gelir. Tanrısal, ölümsüz ve bilinçli belleğin bağlantılarını tartışmıştım. Kaçırılmış fırsatları ve geçmiş eylemlerle ilgili sorumluluklarımızı incelediğimiz zamansız yerler, spiritüel kütüphanelere dair insani kavramsallaştırmamız, bu bellek bağlantılarının bir örneğidir. Doğulu insanlar geçmiş, şimdi ve gelecek her olayın özünün enerji parçacıkları içinde tutulma yoluyla korunduğunu, sonra da titreşimsel ayarlamalarla kutsal bir spiritüel ortamda yeniden elde edildiğini tasavvur etmişlerdir. Her birimiz için kişisel spiritüel kayıtlar olduğu kavramının, gerçekte Hindistan'da ya da yeryüzündeki başka bir yerde meydana çıkmadığını düşünüyorum. Bu bizim hayatlar arasında bu kayıtlara dair bilgiye halihazırda sahip olan spiritüel zihinlerimizle başlamıştır.

-----------------------------------------------------------

Ölümden sonra gidilecek yoğunluğu yargılanma, cezalar alma ve kılıcından kanlar damlayan güçler tarafından verilen hükümlerle kötü koşullu bölümlere sevk etme gibi korkutucu yollarla insanlara dehşet tabloları yaratanların esasta kendi konforlu köşklerinde rahat yaşaması için itaatten başka bir şey düşünemeyen topluluklar yaratma olayı olduğu bilincini veren yazarın yorumunu sunuyorum,

-----------------------------------------------------------------
********************************************
İnsanın Yargılanma ve Cezalandırılma Korkuları
Ruhlar, kendi ruh gruplarına geri dönmelerinin üzerinden çok geçmeden bilge varlıkların toplantısına çağrılırlar. Rehberlerimizin bir iki basamak ötesinde olan bu üst düzey üstatlar hala bedenlenmekte olan danışanlarımın ruh dünyasında tanıyabildikleri en ilerlemiş varlıklardır. Onlara, Yaşlılar, Kutsal Üstatlar, Saygıdeğerler gibi farklı adlar ve Sorgucular ya da Komite gibi pragmatik ünvanlar verilir. Bu gelişmiş üstatlara verildiğini duyduğum en yaygın iki ad Meclis ve Yaşlılar’dır, bu yüzden bu grubu tanımlarken ben de bu sıfatları kullanacağım.

Yaşlılar Meclisi ruh dünyasındaki otoriteyi temsil ettiği için, onlardan ruhlara geçmiş yaşamlarındaki performansları hakkında sorular sormak isteyen cübbeli varlıklar olarak söz ettiğimde hemen kuşkuya kapılanlar olur. Toronto'da bir adam, kendini tutamayıp herkesin önünde yüksek sesle bağırmıştı: "İşte, bunu biliyordum! Bir mahkeme, yargılama ve ceza!" Peki bu kadar çok sayıda insanın zihnindeki ötealem hakkında bu korku ve cezalandırılma düşüncesi nereden kaynaklanıyor?

Dini kurumlar, sivil ve askeri mahkemeler kafamıza, milyonların tavrını etkileyen ahlak doğruluğu ve adaletle ilgili kanunlar yerleştirir. İnsanların, kabile günlerimizden bu yana bizimle olmuş olan ihlalleri ve günahlarına yönelik sert hükümlerin yer aldığı kültürel gelenekler, suç ve ceza vardır. Tarih boyunca tüm dinlerle ilişkili davranış ve ahlaki kaidelerin olumlu etkileri muazzam olmuştur. Tanrısal ceza korkusunun kitleleri köşeye sıkıştırıp onları doğru yola sevk ettiğini iddia edenler bu korku olmaksızın insanların yoldan çıkacağını savunmaktadırlar. Bununla birlikte, insanların eninde sonunda azap verici bir otoriteyle ve ölüm sonrası cehennem zebanileriyle karşılaşacağını iddia ederek onları kişisel ıstıraba sürükleyen tüm dini öğretilerin olumsuz etkileri olduğunu düşünüyorum.

Kurumsallaşmış dinler sadece son beş bin yıldır bizimle birliktedir. Antropologlar önceki bin yıllarda insanların, canlı ve cansız her şeyin iyi ve kötü ruhları olduğuna inanan doğacılar olduğunu söylüyorlar. Bu açıdan, eski kabile uygulamaları tarihsel dinlerin putperestliğinden o kadar da farklı değildi. Eskinin birçok tanrısı, gazap dolu ve affetmeyen; geri kalanı ise iyiliksever ve yardımsever tanrılardı. İnsanoğlu kendi kontrolü dışında olan güçler, özellikle de ölümden sonraki hayatlarını yönetebilecek tanrısal varlıklar konusunda her zaman rahatsızlık duymuştur.

Varlığını sürdürmeyle ilgili korkular daima yaşamımızın bir parçası olduğu için, bunu insanoğlunun ölümü mutlak tehlike olarak görmesi izler. Uzun tarihimiz boyunca, hayatın vahşiliği yargılama, ceza ve acı çekmenin büyük olasılıkla ölümden sonra da bir şekilde devam edeceği anlamına gelmiştir. Yeryüzündeki birçok kültür kendi amaçları doğrultusunda bu inançları beslemiştir. İnsanlar iyi ya da kötü her ruhun ölümden hemen sonra tehlike ve yargılanmanın karanlık diyarına geçeceğine inanmaya yöneltilmiştir.

Batı'da, araf çok uzun bir süre cennette cehennem arasında sıkışmış ruhlar için tek ara istasyon olarak resmedilmiştir. Son zamanlarda, muhafazakar olmayan kiliselerin araf konusunda ruhun cennete girmeden önce günahlarından ve kusurlarından arınacağı bir tecrit yeri biçiminde daha özgür tanımları olmuştur. Doğu felsefesinde, özellikle de Hinduizm ve Mahayana Budizmi kanunlarında, geri seviyeli ruhsal hapishanelerden bahseden eski bir gelenek vardır. Bu fikir, ölümden sonra ruhun yolculuğunu anlatmak için bir harita olarak, çoklu astral planların oluşturduğu ortak merkezli daire betimlemesini kullanmaya karşı olmamın bir diğer nedenidir. Tarihsel olarak bakıldığında, bunlar hakimlerin, mahkemelerin ve iblislerin bulunduğu bir ölüler diyarındaki çok sayıdaki araf hücresini göstermek için düzenlenmiştir.

Ceza evrelerinden çok, aydınlanma evrelerinden geçeriz. Bununla birlikte, insan toplumunun büyük kesimleri binlerce yıllık kültürel koşullama üzerine kurulu olan yargılanma ve cezanın tıpkı yeryüzünde olduğu gibi ötedünyada da bir biçimde varolması gerektiği şeklindeki rahatsız edici histen kurtulmayı başaramaz. Belki bu, karanlığın kuvvetlerinin işkence yaptığı bir cehennem değildir, ama hoşa gitmeyecek bir şeydir. Benim umudum, bu bölümde söyleyeceklerimin ölümden sonra ceza görme olasılığından korku duyma eğiliminde olan insanları rahatlatacağıdır. Diğer yandan, bir Yaşlılar Meclisine karşı sorumluluk duyanların hiç de rahat olmayabilecekleri de söz konusu olacaktır. Bu dünyanın Epikürcüleri, yani başkalarının içinde bulunduğu kötü duruma dikkat etmezken kendilerini sadece yaşamda sınırsız haz almaya adayanlar, bu bölümden hoşlanmayabilir. Ahlaki ya da başka türlü herhangi bir türde otoriteye karşı olan ikonoklastlar da aynı şekilde hoşlanmayacaklardır.

Ruh dünyası düzene sahip bir yerdir ve Yaşlılar Meclisi adaleti temsil eder. Bu meclis mutlak bir tanrısal otorite kaynağı değildir, ama yeryüzünde hala bedenlenmekte olan ruhlardan sorumlu olan son istasyon gibi görünmektedir. Bu bilge varlıklar, insanın zayıflığına karşı büyük bir anlayışa sahiptirler ve hatalarımıza sınırsız bir sabır gösterirler. Gelecek yaşamlarda bize çok sayıda ikinci şans verilecektir. Bunlar kolay karmik seçenekleri olan yaşamlar olmayacaktır, öyle olsaydı yeryüzüne gelmişlerden hiçbir şey öğrenmemiş olurduk. Bununla birlikte, bu gezegendeki aklı başındalık ve yaşam riskleri, ölümden sonra bize daha fazla acı çektirmek için düzenlenmemiştir.

-------------------------------------------------------------

Bu bilgiden kaçan ve sorgulama yapmadığından korku veren kişilerin tuzağından kurtulamayan bilinçler bizim bu bilgilerle yanaştığımızda şiddetle kaçar olduklarını sık sık görmekteyiz işte sebep budur,kişi kendi gayretini bilgi yolundan alıkoyacak şekilde bu sahte korku ceza bildirimleri ile adeta paralize olmuştur ve uzak durmayı kendi emniyeti için bir kurtuluş olduğunu sanmaktadır,ne yazık,

Bu kitap İzmir Pier mağazasında bir kitap evinde dolaşırken adeta önümde yere düştü ve etkilenip aldım okudukça hayran kaldım zira bu tip bilgileri veren (öte alemdeki hayat) Dolores Conyon ve bazı ismini hatırlayamadığım bir kaç yazarın kitaplarını da okumuştum hiç biri böyle uzun bir araştırma (12 sene) sonunda yazılmamış ve hipnozun yan etkilerini aşmış ve çapraz sorgulama ile gerçeği kaydetme yönünde büyük bir titizlik gösteren ve yeni usuller bulan tatbik eden kişinin kalitesine ulaşamamıştı,

Özetle yazarın muhayilesinden çıkan kurgu bilim tarzı bir kitap değildi ayrıca hipnozun telkin etkisi gibi istenmeyen etkilerini aşmış bu yeni usuller uygulanarak deneklerin gerçek bilgiler verip vermediği her an kontrol edilmiştir,

Bu hususu neden tekrar ettim veya yeri gelmişken tekrarları neden sık devreye alıyorum, zira okuyan bazı dostlarıma tekrarlar ters gelebilir ,

Konuyu anlatabilmek için tekrarları lineer zaman kavramı üzerinde değil de "sıfır zaman" veya "anda yaşam" bilinciyle değerlendirmek icap ettiğini belirtmeliyim ,

Böyle olunca tekrarlar aynı bölgede yükselen bir helozoni bir yapı gibi zihnimde beliriyor ,yani aynı konu tekrar edilince ileriye doğru değil yukarı da diyemiyeceğim zira anda yaşamda aşağı yukarı diye de bir kavram yok ,daireler içinde daireler ama çapları birbirine uymayan helozoni bir birleşimde diyelim çapların aynı olmaması her tekrarın onunla ilgilenilen zamanda (zira anda yaşanma olayında ilgilenilen konu ancak seçim ile tesbit edilir) sahneye konan bilgi, farkındalıkta kazanılan yeni idrak anlayışları ile değişik anlamlarla belirir ve kişiye yeni görüş ve algılama sahneleri açar,

Farkındalıkta yeni idrakler kazanılmamışsa ilgilenilen konuda bir takıntıda kalmaktan bahsedebiliriz, onun için bilgilenme hadisesini bir döngü ama helezoni bir döngü olarak kabul ederim, aynı yerlerdeki anlayışı ve algıyı sabitleyen bir daire veya döngü yerinde sayan bilinç olarak ta tanımlanabilir,

"Harabeye eskiye tarihe dikkatli bakın
Ama tarihi tekerrür ettirmeyin sakın
Bilin ki ileri atacağınız her yeni bir adım
Size tarihten çok çok daha yakın"

Beşinci yoğunluğun ve orada olanların detaylı olayların ne olduğunu tabiiki tam manası ile anlayamayız ama bu iki kitapdaki bilgilerin içine giren bir bilinç o üzerinde fazla konuşulmamış ve bilinmeyenin korkusu ile insanların devamlı kaçtıkları ve örttükleri bilgileri harikulade bir şekilde önümüze serdiğinden çok kıymetlidir,

Meclislerin çalışmalarından , yaşamında en KH davranışlarda bulunan varlıkların bile daha çok insanların korkutucu mahkeme celseleri gibi değil de sevgi ve iyileştirme çabalarından başka bir davranış görmedikleri ve ruhu rafineleştiren dinginleştirici olayların sergilendiği bir tablo önümüze çıkıyor ,gerçek hümanist ve bütünlüğü kavrayan uygulamalar gönüllerdeki o sahte yerleşmiş korkuyu silip sevginin bu anlatılmaya çalışılan şeklini ortaya çıkarıyor ,

Ve izleyen bizler o KH tarafından sekse bulaşmış sevgi diye bilinçlere kazınan sahte halden kurtulup gerçek sevginin ne olduğunu biraz zor olsa da yavaş yavaş anlıyoruz,

Aşağıda bu meclis toplantılarının nasıl olduğuna dair yazar yorumları ile beraber kısa alıntılar sunuyorum bir fikir verebilir,

---------------------------------------------------------
*********************************************
Meclis toplantılarının biçimi ve işleyişi hakkında anlatılanlar bütün hipnoz denekleri arasında çok tutarlıdır. Bir danışanımın görüşmesinin bu kısmıyla başlayacaksam, genel yaklaşımım ona bilge varlıklardan oluşan bir grubun önüne çıkma zamanı geldiğinde neler olduğunu sormak olur. İşte, verilen tipik yanıtlara ilişkin bir örnek:

“Beklediğim zaman geldi. Kutsalları göreceğim. Rehberim Linil geliyor ve küme grubumdan diğer derslikleri geçen uzun bir koridora doğru bana eşlik ediyor. Mermer sütunların dizili olduğu daha büyük bir koridorun bulunduğu başka bir alana geçiyoruz. Duvarlar birçok renkten oluşan buzlu cam panel gibi görünen bir şeyle dokunmuş. Hafif bir koro müziği ve telli çalgılar duyuyorum. Işıklar da hafifletilmiş, altın rengi bir tondalar. Her şey çok gevşetici, rahatlatıcı, hatta tensel, ama biraz endişeliyim. Güzel bitkilerle dolu olan ve bir fıskiyenin bulunduğu bir avluya geliyoruz. Burası bekleme yeri. Çok geçmeden, Linil beni yüksek kubbeli bir tavanı olan yuvarlak bir odaya götürüyor. Işık yukarıdan aşağı doğru parlayarak yayılıyor. Kutsallar uzun, hilal şeklinde bir masada oturuyorlar. Masanın önüne, odanın ortasına doğru ilerliyorum, Linil ise arkamda, solumda duruyor.”

Ruhların Değerlendirilme Ortamı

Deneklerim bir bedenlenmenin hemen sonrasında kendi meclislerinin önüne çıktıklarını ifade eder, birçoğu da yeniden doğumun hemen öncesinde bu meclisi ikinci kez ziyaret edeceğini söyler. Bu iki meclisin ilki ruh üzerinde en büyük etkiye sahip olanı gibi görünmektedir. Bu toplantı süresince, henüz yaşamış olduğumuz hayatta yaptığımız başlıca seçimler bizimle birlikte gözden geçirilir. Kendi karmik yolumuzdaki önemli kavşaklarda yaptığımız hareketlerimizden duyduğumuz sorumluluk ve davranışlarımız dikkatlice incelenir. Bu ilk görüşmede, özellikle de başkalarına zarar vermişsek, hatalarımızın net bir şekilde farkındayızdır. Yeniden bedenlenmeye yaklaştıkça ikinci bir ziyaret olacaksa, bu gelecek yaşam için olası seçenekler, fırsatlar ve beklentiler çevresinde toplanan görüşmelerle daha rahat bir toplantı olur.
Rehberlerimiz meclisin önüne çıkma zamanı geldiğinde bunu bize bildirecek ve genellikle bu üst düzey üstatların adalarına giderken bize eşlik edeceklerdir. Ortalama bir danışan için, rehberler bu görüşmelerde büyük bir rol oynar gibi görünmez. Bununla birlikte daha ilerlemiş bir ruh, bana bu toplantıya tek başına gittiğinde, rehberini orada mecliste otururken görmenin olağandışı bir şey olmadığını söyler. Rehberlerimiz meclisin önünde bizimle birlikte göründüklerinde, onlar genellikle sessiz kalırlar. Bunun nedeni son yaşamımız hakkındaki perde arkası tartışmaların rehberlerimizle meclis üyeleri arasında zaten yapılmış olmasıdır.

Dr. N: Meclisinde kaç üye var?
D: Ben onlara Bilge Olanlar demeyi tercih ediyorum. Masada altı tane oturuyor.
Dr. N: Bana her bir Bilge Olan'ın ne giydiğini anlatıp, gördüklerine ilişkin izlenimlerini açıklar mısın?
D: (duraklama) Eee, ortadaki mor bir cüppe giyiyor, diğerleri morla karışık beyaz ... ah ... sağ uçta oturan hariç. O bir parça sarı olmakla birlikte büyük ölçüde beyaz. Bana karşı diğerlerinden daha neşeli.
Dr. N: Tüm bu renkler senin için ne anlama geliyor?
D: Henüz ayrılmış olduğum yaşama bağlı bir şekilde. Sağdaki beyazlar içindeki Bilge benim işleri daha açık görmemi istiyor. Sarı cübbeli olanın.., destek alma ve vermemle ilgili bir şeyleri var.., ama bunun benimle şu anda ne ilgisi olduğunu bilmiyorum. Koyu kırmızı bir cübbe giyen diğerinin ise iki yaşam önceki yerinde olduğunu hatırlıyorum. Bu benim fiziksel olarak sakat kaldıktan sonra eve (ruh dünyasına) döndüğüm zamandı.
Dr. N: İki yaşam önce onun kırmızı cübbesini gördüğünde ne düşünmüştün?
D: Fiziksel bedene uygun bir renk. Koyu kırmızı Olan o beden konusundaki karmik etkilerle ilgiliydi. O yaşamdan sonra gerçekten yıpranmış ve öfkeli bir haldeydim. Yeşil giyen Bilge de o zaman oradaydı, ama şimdi burada yok.
Dr. N: Niçin yeşil?
D: Onlar Şifa konusunda ustadır... hem zihinsel hem de fiziksel.
Dr. N: Demek genellikle Bilgelerin bu renklerde cübbeler giydiğini görüyorsun, öyle mi?
D: Aslında hayır. Onları çoğunlukla mor renginin tonlarını giyerken görürüm. Bu kez, bazı özel mesajlar almam bekleniyor.
Dr. N: Ortadaki mor cübbeli olan hakkında konuşalım mı? Onun önemli biri olduğunu düşünüyor musun?
D: (bana gülüyor) Hey, onların hepsi önemli!
Dr. N: Tamam, diğerlerine kıyasla senin için daha önemli diyelim.
D: Evet, o lider. İşleri yönetiyor gibi.
Dr. N: Niçin öyle, sana bunu düşündüren ne?
D: Çünkü diğerleri ona uyuyor gibi görünüyor. İşleri o yürütüyor. Çoğunlukla diğerleri onun aracılığıyla konuşuyor sanki.
Dr. N: Onun adını biliyor musun?
D: (gülüyor) Asla! Buralarda aynı sosyal ortamda değiliz.
Dr. N: Toplantı senin için nasıl başlıyor?
D: Yönetici bana "Hoş geldin, bir kez daha seninle olmaktan memnunuz" diyor.
Dr. N: Sen ne söylüyorsun?
D: "Teşekkür ederim," diyorum. Bir yandan da şöyle düşünüyorum: "Umarım işler yolunda gider."
Dr. N: Peki işleri idare eder gibi görünen başkandan ne tür düşünceler alıyorsun?
D: O benim Bilgelerin kendileriyle konuşamayacağım kadar üstün olduklarını düşünmemi istemiyor. Bu toplantı benim için. Sonra şöyle diyor: "Seni son gördüğümüzden bu yana ilerlemen hakkında neler düşünüyorsun? Üzerinde konuşabileceğimiz yeni bir şey öğrendin mi?" (duraklıyor) Toplantının açılma biçimi böyle. Söyleyeceklerimi dinlemek istiyorlar.
Dr. N: Artık kendini daha rahatlamış hissediyor musun?D: Evet.
Dr. N: Burada işlerin nasıl ilerlediğine dair bana bir fikir verebilir misin?
D: (duraklıyor) Doğru yaptığım şeylerle başlıyoruz. Son yaşamımda birçok insanın çalıştığı başarılı bir şirketim vardı. Zihnimde bunu evirip çeviriyorum. Yaptığım hayır işlerinden söz ederek onlarda iyi bir izlenim bırakmak istiyorum... bilirsin, yaptığım iyi işlerden yani. (duraklıyor) Sonra konu şirketimi işletme biçimime geliyor... çatışmalardan kaçınma konusundaki yeteneksizliğim, çalışanlarla aramdaki anlaşmazlıklar ve öfke. (denek rahatsız oluyor) Bu insanda fazlasıyla engellenmişlik duygusu yaratan bir şey... bunun üzerinde çalışıyorum.., ama sonra... (duruyor)
Dr. N: Lütfen devam et. Rehberin sana bu konuda herhangi bir şekilde yardım ediyor mu?
D: Rehberim Joaquin arkamda duruyor ve oradan konuşuyor. Büyük Buhran, insanları işe alarak topluma katkı yapma doğrultusundaki amaçlarım ve yaşamımın başlıca bölümlerini özetliyor.
Dr. N: Bana iyi gibi göründü. Joaquin’in seni Bilgelere takdim etme tarzından mutlu oluyor musun?
D: Şey, evet. Ne yapmak istediğimi, sonra da gerçekte neler olduğunu anlatıyor. Tonu düz. Joaquin beni savunmuyor ya da övmüyor, sadece Amerika'daki kötü bir dönem boyunca yaşanan olaylardaki rolümü anlatıyor.
Dr. N: Joaquin'i savunma avukatın gibi mi düşünüyorsun?
D: (aniden) Hayır, işler burada öyle yürümüyor.
Dr. N: Joaquin yaşamının özetini verirken objektif mi?
D: Evet, ama zor başladık. Ailemin geçimini başarıyla sağlamamla ilgili düşüncelerime şekil veriyorum, ama bu şekilde profesyonel hayatımla karışıyor... Çalışanlarıma nasıl davrandığımı aklımdan çıkaramıyorum. Bu canımı gerçekten sıkıyor. Joaquin şimdi sessiz, düşüncelerime müdahale etmek istemiyor.
Dr. N: Öyleyse seninle Bilgeler meclisin arasındaki düşüncelere odaklı kalalım. Lütfen devam et.
D: Onların sorularını tahmin etmeye çalışıyorum. Hayatımda maddi şeyler biriktirmekten hoşlandığımı biliyorum. Benden bunun nedenini öğrenmek istiyorlar, ben de bunun kendimi bir kişi olarak değerli hissetmemi sağladığını söylüyorum, ama bir yandan da insanları ezdim. Sonra önceki yaşamlarımdaki benzer davranışlardan söz ediyorlar... ve daha iyisini yapabileceğimi hissediyorum.
Dr. N: Onların düşünceleriyle senin geçmişini incelemesinin o anki hayatının özetini bir şekilde tehlikeye attığını düşünüyor musun?
D: Hayır, sorularında sert bir yan yok. Bu konuda bir sorunum yok, ama artık zihnim oradan oraya koşuşturuyor ve vurgulamam gereken bir şey olarak tekrar hayır işlerimi düşünüyorum... sonra... (duruyor)
Dr. N: (yüreklendirerek) Çok iyi bir iş çıkarıyorsun, bana ondan sonra ne olduğunu anlat.
D: Ortadaki Bilge... onun güçlü zihni beni kuşatıyor.
Dr. N: Sana tam olarak ne anlatıyor?
D: (yavaşça) Zihnimde işittiklerim şunlar: "Emmanual, biz burada seni yargılamak, seni cezalandırmak ya da düşüncelerini bastırmak için bulunmuyoruz. Senin, kendine bizim gözlerimizden bakmanı istiyoruz, tabii yapabilirsen. Bu kendini bağışlaman anlamına geliyor. Bizimle geçirdiğin zamanın en çetin yanı bu, çünkü bizim isteğimiz sana duyduğumuz koşulsuz sevgi gibi senin de kendini olduğun gibi kabul etmen. Yeryüzündeki işinde sana destek vermek için buradayız. Bu amaç doğrultusunda, sana otobüs durağı olayını anımsatacağız."
Dr. N: Otobüs durağı olayı mı? Neden bahsediyorlar?
D: (duraksama...) O bunu söylediğinde benim de kafam karışıyor. Yardım almak için arkaya Joaquin'e bakıyorum.
Dr. N: Sonra ne olduğunu anlat Emmanual.
D: Ortadaki Bilge... onun düşünceleri bir kez daha buna geliyor: "Bu olayı hatırlamıyor musun? Bir gün otobüs durağında otururken yardım ettiğin kadını?" "Hayır," diyorum, "Hatırlamıyorum." Sonra, anılarımı gözden geçirmemi bekliyorlar ve birisi zihnime bir resim gönderiyor. Anlamaya başlıyorum.., eskiden, bir kadın vardı... Elimde evrak çantamla ofisime doğru yürüyordum. Acelem vardı. Sonra sol tarafımda bu kadının sessiz sessiz ağladığını duydum. Kaldırımın kenarındaki bir otobüs durağında oturuyordu. Büyük Buhran yıllarıydı, insanlar umutsuz bir haldeydi. Durdum. Sonra ani bir istekle yanına oturdum ve onu rahatlatmak için kolumu boynuna doladım. Bu benim yapacağım doğal bir hareket değildi. (duraklıyor) Tanrım, ilgilendikleri şey bu mu? O kadının sadece otobüs gelene kadar birkaç dakika yanında oldum. Bir daha da hiç görmedim.
Dr. N: Peki şimdi Bilge'nin bu olayı sana hatırlatması hakkında ne hissediyorsun?
D: Bu çok çılgınca! Bütün bir yaşam boyu hayır işlerine verilen paralar, ama onlar bununla ilgileniyorlar! O kadına hiç para vermedim, sadece konuştuk...

--------------------------------------------------------------------
Meclisler ve olanlar hakkında daha fazla bilgi kitabın diğer kısımlarında mevcut, bizim kastımız o bilinmeyen ve hakkında korkutucu ve dehşet tabloları yaratan KH tesirlerine uygun kişi korku negatifleri ile beslenmenin önüne geçen farkında ve bilen kişilerin bilinçlerine doğru ve gerçeği resimlemek,

Bu kısımda ise oldukça ilginç olan meclis heyetlerinin bazı madalyonlar ve simgeler taşıması ve onların muhatap olan kişilerin üzerindeki etkileri, küçük bir pasaj,

--------------------------------------------------------------
*******************************************
Madalyonlar genellikle bir zincirle asılır, kimi zamansa sadece bir iple. Çoğunlukla metalik disk altından olur, ama bunun yanı sıra gümüş ya da bronz da olabilir. Pek çok danışanım genellikle mecliste sadece bir madalyona odaklanır ve bu madalyonu hemen hemen her zaman baş sorgucu takar. Bu Yaşlı, genellikle ruhun tam önünde yer almaktadır.
*******************************************
Vaka 40
Dr. N: Önünde kaç meclis üyesi oturuyor?
D: Beş.
Dr. N: Kaçı bir şey giyinmiş?
D: Hepsi beyaz cübbeler giyiyor.
Dr. N: Dikkatlice bakmam istiyorum — bu bilge varlıklardan herhangi biri cübbesinin üzerine bir şey takmış mı? Takmamışsa sorun değil, endişe etme, sadece merak ettim.
D: (duraklıyor) Evet, ortadakinin boynunda bir şey var.
Dr. N: Lütfen gördüğün şeyi anlatır mısın?
D: Bilmiyorum. Bir zincirin ucunda.
Dr. N: Zincirin ucundaki ne?
D: Yuvarlak bir şey, metal bir disk.
Dr. N: (bu soruyu her zaman sorarım) Büyüklüğü yaklaşık ne kadar; bir greyfurt, bir portakal ya da ceviz kadar mı?
D: (olağan yanıt) Bir portakal kadar.
Dr. N: Ne renk peki?
D: Altın rengi.
Dr. N: Bu altın madalyonun ne anlama geldiğini düşünüyorsun?
D: (normal yanıt) Oh, muhtemelen makamın bir nişanıdır ya da belki onun kendi uzmanlık alanının.
Dr. N: Demek öyle. Peki sence birbirlerine göre konumlarını ya da sahip oldukları belirli bir yeteneği belirtmek için meclis üyelerinin amblem taşıması gerekli mi?
D: (kafası karışık bir şekilde) Şey... bilmiyorum... Nasıl bilebilirim ki?
Dr. N: Hadi, o kadar kolay vazgeçme. Birlikte bir şeyler öğrenebiliriz.
D: (yanıt yok)
Dr. N: Altın madalyonun üzerinde ne gördüğünü tarif eder misin?
D: (alışıldık yanıt) Pek iyi göremiyorum.
Dr. N: Biraz daha yaklaşmanı istiyorum, böylece amblemi daha açık görebilirsin.
D: (gönülsüzce) Bunu yapacağımdan emin değilim.
Dr. N: Gel bu işe mantıklı bir şekilde bakalım. Amblemi görmemen gerekseydi, başkanın onu görmene izin vermeyecekti. Bunu bir düşün. Bu oldukça gelişmiş varlıkların senin görmemen gereken bir şeyi cübbelerinin üzerinde açıkça göstermeleri anlamlı mı sence? Hem niçin birbirlerine gösterme ihtiyacı duysunlar ki?
D: Sanırım haklısın. (hala gönülsüzce) Galiba biraz daha yaklaşmamda bir sorun olmayacak.
Dr. N: Senin de bildiğin gibi, benimle bu konuda konuşmak gizliliği ihlal eden bir şey değil. Amblemi taşıyan Yaşlı’nın yüzündeki ifadeye bak. Senin ne düşündüğünü biliyor. Bana ne gördüğünü söyle.
Sevecen bir ifade... bana yararlı.
Dr. N: Öyleyse eminim bu toplantıya ait bir şeyi kaçırmanı istemeyecektir. İlerle ve bana metal diskin üzerinde ne gördüğünü söyle.
D: (artık kendine daha güvenli) Çevresindeki yazıları çıkaramıyorum, telle işlenmiş bir oyaya benziyor, ama diskin ortasındaki kabartılı bölümün üzerinde ağzı açık olan büyük bir kedi görüyorum.
Dr. N: Bana kediyle ilgili biraz daha ayrıntı verebilir misin? Bir ev kedisi mi?
D: (daha güçlü) Hayır, vahşi bir yüzü ve büyük dişleri olan bir dağ aslanı profili.
Dr. N: Başka bir şey?
D: (birden farkına vararak) Oh, aslanın boynunun altında kama tutan bir el var. (uzun bir duraklama) Ah... evet...
Dr. N: Artık bunun ne için olduğunu biliyorsun, değil mi?
D: (sessizce) Evet, sanırım biliyorum. Bu benim Yerli hayatımdan.
Dr. N: Bu yaşam hakkında konuşmamıştık. Bana bu yaşamın nerede ve ne zaman geçtiğini söyle ve bu büyük kedinin o yaşamdaki yerini.
*******************************************
Ruh adı Wan olan bu danışan 1740 yılında Kuzey Amerika'da genç bir yerli kadın olduğunu anlatmaya başladı. Bir gün iki çocuğuyla birlikte ormanda kök topluyormuş. Köyündeki erkekler o sırada avdaymış. Birden bir ağaçtan atlayıp çocuklarına doğru giden büyük bir kedi görmüş. Wan elindeki sepeti bırakıp hemen kediye doğru koşmuş. Sonra bana şunları söyledi: "O üzerimdeydi ve taş bıçağımı çıkaracağım tek bir an vardı. Aslan beni öldürmeden hemen önce onun boynuna saplayabildim. Daha sonra erkekler beni buldu, aslan ölmüş, ama çocuklar kurtulmuştu." Wan'a niçin bu kedi ambleminin kendisine gösterildiğini sorduğumda şöyle dedi: "Orada sergilediğim cesareti göstermek için, bu cesareti diğer yaşamlarda da kullanmalıyım." Daima görüşmelerimin sonunda posthipnotik bir telkinle madalyonun üzerindeki oymaların desenini doğrularım. Danışanlarım arasında gördüklerini çizenler de oldu. Wan'ın bu olayda gördükleri şekil 9A'da gösterilmiştir.

----------------------------------------------------------------

Monoteist anlayış, insanların bilincini kapatıp bireysel iradesinin devrede olmadığı yaşam hallerine kendini bırakmak üzere adeta suda sürüklenen bir yaprak gibi başka ellerden idare edilen bir algı sistemine sokmuştur,

Bu yüzden kendini sorgulama yolunu devreye almayan ve gerçeği aramaya kapatan bir hale sokmuş ve yankı odalarına kapanıp bir sürü halinde yaşam şekilleri doğurmuştur,

Oysa bu bahsi geçen araştırmalarla beşinci yoğunlukta yapılan bu okul çalışmaları kütüphanelerde rehberler yanındaki araştırmalar, meclislere girip eski hayatlarda yapılanların taranması, tavsiyeler iyileştirmeler düzeltmeler yoğunluğunu görüyoruz,

Bunlar niçin ,gerek var mıydı ,bütün hallerimi ayarlayan o yüksek gücün emrinde ve uygulamasındaki kaderi yaşamak ve başka bir şey yapmamak benim en rahat yolum olamaz mı,

Whatsapp gurubunda bir hanımın uzaylılarla teması hakkında youtube uygulamalarını işaret etmişti bir dost ve ben de biraz bu kişinin söylediklerini izledim , ilginç bilgiler ve aktaran bu kişi oldukça saf bir bilinç ve uzaylılara heyecanla soruyor "o taptığımız güç nerededir" cevap ,

"O her şeyin içinde var ve onun içinde de her şey mevcut.."

Kadersel planın yapılması konusunda enteresan çalışmalardan bir demet sunuyorum,

Herkes kendi kaderini yapar dediğimde beni ütopik yaşantının en uçlarına doğru atanlarla çok karşılaştım her neyse,

Evvela "hayat seçim dairesi" nedir,

----------------------------------------------------------------
***********************************************
Bir varlık tekrar bedenlenmeye karar verdiği zaman, geri dönüş sürecindeki bir sonraki aşamada hayat seçimi yerine yöneltilmektedir. Ruhlar yeni hayatlarında kim olacaklarına karar vermeden önce yeryüzüne ne zaman ve nereye gitmek istedikleriyle ilgili bir değerlendirme yaparlar. Bu ruhsal çalışma nedeniyle, hayat seçimi ve bedenin seçimiyle ilgili son kararı daha anlaşılır olması bakımından iki bölüme ayırdım.
Bedenlenmenin zamanının ve yerinin ve kim olmak istediğimizin seçilmesi, bütünüyle ayrı kararlar değildir. Bununla beraber ilk önce, gelecekteki zaman dilimlerindeki belli ortamların bize ne ölçüde uygun olabileceğini gözden geçirme fırsatını elde etmekle işe başlarız. Sonra dikkatimizi bu bölgelerde yaşayan kişilere yöneltiriz. İlk başta bu prosedür biraz kafamı karıştırmıştı, fakat sonradan bir varlığın kronolojik zaman dilimi içindeki katılımcılardan olduğu kadar, kültürel şartlar ve olaylardan da büyük ölçüde etkilendiğini fark ettim.
Dr. N: Yeryüzüne geri gelmek kararını verdikten sonra, bir sonraki adımda neler olur?
D: Eğitmenim ve ben işleri tamamlama zamanının geldiği hakkında anlaştıktan sonra düşüncelerimizi yollarız...
Dr. N: Devam et.
D: Mesajlarım koordinatörler tarafından alınır.
Dr. N: Kimdir onlar? Bedenlenmeyle ilgili bütün düzenlemeleri eğitmen rehberin yürütmez mi?
D: Tam olarak değil. Koordinatörlerle konuşur ve Daire'deki hayat olasılıklarını önceden görmede bize fiilen yardımcı olanlar onlardır.
Dr. N: Daire nedir?
D: Gittiğim yer. Oraya Kader Dairesi deriz.
Dr. N: Ruh dünyasında ona benzer başka bir yer var mıdır?
D: (ara) Ee... sanırım onlardan çok sayıda olmalı, fakat onları görmem.
Dr. N: Tamam, şimdi üçe kadar saymamın ardından birlikte Daire'ye gidelim. Saymayı bitirdiğim zaman sen bu deneyimin bütün ayrıntılarını hatırlama kapasitesine sahip olacaksın. Gitmeye hazır mısın?
D: Evet.
Dr. N: Bir, iki, üç! Şimdi ruhun hayat seçimi yerine doğru gidiyor. Ne gördüğünü açıkla.
D: (uzun ara) Ben... Daire'ye doğru yüzüyorum... halka şeklinde.., dev bir kabarcık gibi...
Dr. N: Devam et. Başka neler söyleyebilirsin?
D: Konsantre durumda bir enerji gücü var.., ışık çok yoğun. İçeri doğru emiliyorum... bir huninin içinden geçerek... huni biraz daha karanlık.
Dr. N: Korkuyor musun?
D: Hmm... hayır, daha önce de burada bulunmuştum zaten. İlginç olacak. Beni bekleyenlerden dolayı heyecanlıyım.
Dr. N: Tamam, Daire'nin içine sürüklenirken ilk izlenimlerin neler?
D: (sesini alçaltarak) Ben... biraz çekiniyorum.., fakat enerji beni gevşetiyor. Benimle ilgilenildiğine... özen gösterildiğine dair bir farkındalığım var... Kendimi yalnız hissetmiyorum... eğitmenimin varlığı da benimle beraber.
Dr. N: Her şeyi rapor etmeye devam et. Şimdi ne görüyorsun?
D: Daire kenarlarda ekranlarla çevrili, onlara bakıyorum.
Dr. N: Ekranlar duvarlarda mı?
D: Duvarlar onlardan oluşmuş gibi görünüyor, fakat gerçekte hiçbir şey katı değil... bütünüyle... esnek... ekranlar etrafımda bükülüyor... hareket ediyorlar...
Dr. N: Biraz daha ekranları anlat.
D: (gergin) Bir an için bir durağanlık oluyor... hep böyle... sonra sanki bir el bir film makinesine dokunuyor. Ekranlar görüntülerle canlanıyor ve renk de var.., hareket de... ışık ve sesle dolu...
Dr. N: Rapor etmeye devam et. Ekranlara göre ruhun nerede bulunuyor?
D: Ortada salınarak her tarafımdaki hayat icralarını seyrediyorum... yerleri... kişileri... (kaygısızca) Bu şehri tanıyorum!
Dr. N: Ne görüyorsun?
D: New York'u.
Dr. N: New York'u görmeyi sen mi istedin?
D: Oraya geri gideceğim hakkında konuşmuştuk... (kaptırarak) Aa... değişmiş... daha çok bina var.., ve arabalar... her zamanki kadar gürültülü.
Dr. N: Birkaç dakika içinde yine New York'a geleceğiz. Ama şu anda Daire'nin içinde senden ne beklenildiğini anlatmanı istiyorum.
D: Panoyu zihnimle işleme sokacağım.
Dr. N: Nedir o?
D: Ekranların önündeki bir tarama cihazı. Onu bir yığın ışık ve düğme olarak görüyorum. Sanki bir uçağın pilot kabininde gibiyim.
Dr. N: Ve bu mekanik nesneleri ruhsal bir mekanda görüyorsun, öyle mi?
D: Kulağa uçuk geldiğini biliyorum, fakat sana ne yaptığımı açıklayabilmem için içimden bana ulaşan şey böyle.
Dr. N: İyi gidiyor, bunun için endişelenme. Sadece bana panoyla ne yapman gerektiğini anlat.
D: Tarayıcıyı zihnimle işleterek kontrolü sağlayanların ekranlardaki görüntüleri değiştirmesine yardım edeceğim.
Dr. N: Oo, yani sinemadaki bir görevli gibi bir film makinesi mi çalıştıracaksın?
D: (gülüyor) Film makinesi değil, tarayıcı. Her neyse, zaten onlar da film değil. New York sokaklarında yaşanan gerçek bir hayatı izliyorum. Zihnim, izlediğim sahnelerin ilerleyişini kontrol için tarayıcıya bağlanıyor.
Dr. N: Bu aygıtın bir bilgisayara benzediğini söyleyebilir misin?
D: Bir bakıma... bir izleme sistemine etki ediyor ve dönüştürüyor...
Dr. N: Neyi dönüştürüyor?
D: Komutlarımı... aksiyonun izini bulabilmem için bunlar panoya kaydediliyor.
Dr. N: Panonun önünde pozisyon al ve onu işletirken bir yandan da her şeyi açıklamaya devam et.
D: (ara) Kontrolü üstlendim. Bir dizi sahnedeki çeşitli noktalarla buluşan hatlar görüyorum... Şimdi hatların üzerinde yol alarak zamanın içinden geçiyorum ve ekranlardaki görüntülerin değişmesini izliyorum.
Dr. N: Ve sahneler sürekli etrafında hareket mi ediyor?
D: Evet, sonra sahnenin durmasını istediğimde hatların üzerindeki noktalarda ışık yanıyor.
Not: Yolculuk hatları terimini daha önce de, ruhun naklinin tanımlandığı başka ruhsal bölgelerde duymuştuk (bk. Vaka 14).
Dr. N: Bütün bunları neden yapıyorsun?
D: Tarıyorum. Durmalar hayatın yollarındaki başlıca dönüm noktaları.., bu kapsamda önemli kararlar... olasılıklar... zaman içindeki alternatif seçeneklerin değerlendirilmesini gerektiren olaylar var.
Dr. N: Demek hatlar zaman ve uzay içindeki bir olaylar dizisinin içinden geçen yaya yollarını işaretliyor, öyle mi?
D: Evet, yol alış Daire'den kontrol ediliyor ve bana naklediliyor.
Dr. N: Yolda ilerlerken hayat sahnelerini sen mi yaratıyorsun?
D: Yo, hayır! Ben sadece onların hatların üzerindeki zamanda akışlarını kontrol ediyorum.
Dr. N: Hatlar hakkında başka ne söyleyebilirsin?
D: Enerji hatları.., üzerinde işaret okları gibi öne, arkaya yürütebildiğim veya durdurabildiğim renkli ışık noktalarının bulunduğu yollardır.
Dr. N: Bir video kasetini, başlat, hızlı ileri, durdur ve geri sar düğmelerine basarak yürütebilmen gibi mi?
D: (gülerek) Öyle.
Dr. N: Tamam, yol boyunca giderek sahneleri tarıyorsun ve durmaya karar veriyorsun. Bundan sonra ne yaptığını anlat.
D: İçine girebilmek için sahneyi donduruyorum.
Dr. N: Ne? Yani senin de sahnenin bir parçası olduğunu mu söylüyorsun?
D: Evet, şimdi eyleme doğrudan giriyorum.
Dr. N: Nasıl bir yolla? Sahnedeki bir kişi mi oluyorsun, yoksa insanlar etrafta hareket ederken sen bir ruh olarak onların başlarının üzerinde mi dolanıyorsun?
D: Her ikisi de. Hem sahnedeki herhangi birisiyle hayatın nasıl olduğunu deneyimleyebilir, hem de bir gözlem noktasından onları seyredebilirim.
Dr. N: Nasıl oluyor da bir yandan Daire'den eylemi gözetlerken diğer yandan panodan ayrılıp yeryüzündeki bir sahnenin içine gidebiliyorsun.
D: Muhtemelen bunu anlamayacağını biliyorum ama bir parçam herhangi bir anda sahneyi tekrar başlatmak ve durdurmak için kumandada kalıyor.
Dr. N: Galiba anlıyorum. Enerjini bölebiliyor musun?
D: Evet ve geriye kendime düşünce yollayabiliyorum. Tabii kumandayı elinde tutanlar da sahnelerin içine girip çıkarken yardım ediyorlar.
Dr. N: O halde temel olarak yol alırken zamanı ileri geri hareket ettirebiliyor ve durdurabiliyorsun.
D: Evet... Daire'nin içindeyken.
Dr. N: Daire'nin dışındayken, ruh dünyasında zaman seninle eş zamanlı olarak var mıdır ya da ilerler mi?
D: Burada benimle eş zamanlı olarak vardır, ancak onun yeryüzündeki ilerleyişini de görebiliriz.
Dr. N: Öyle görünüyor ki ruhlar Kader Dairesi'nin içindeyken zamanı adeta bir alet gibi kullanmaktalar.
D: Ruhlar olarak biz zamanı kullanırız... sübjektif olarak. Şeyler ve olaylar etrafta dolanılar... ve zaman içinde nesneler haline gelirler...fakat bizim için zaman bütündür.
Dr. N: Benim zaman yolcuğuyla ilgili paradoksum, olup bitecek şeyin zaten olup bitmiş olduğu, bu şekilde sen gelecekteki hayat sahnelerinin içine girip çıkarken bir insanın içindeki kendi ruhunla bir araya gelebilmiş olman.
D: (esrarlı bir gülümsemeyle) Temas kurulduğu sırada bedene bağlı ruh bir anlığına askıya alınır. Oldukça kısa bir süredir. Zaman içinde yol alırken hayat devrelerine müdahale etmeyiz.
Dr. N: Peki sizin zaman içinde yol aldığınız sırada gerçekte geçmiş, şimdi ve gelecek birbirinden ayrı değilse, geleceği zaten görebiliyorken niçin seçenekleri düşünmek için sahneleri durduruyorsun?
D: Korkarım Daire'nin kontrolündeki zaman kullanımının asıl amacını anlamıyorsun. Hayat hala şartlara bağlıdır. İlerleyen zaman bizi sınamak için yaratılmıştır. Bize bir sahnenin bütün olası sonları gösterilmez. Hayatların bazı kısımları biçim için örtüktür.
Dr. N: Her şeyi göremediğinize göre, zaman, hayatlara bakılarak genel bir bilgi edinmenizi sağlayan bir ilave unsur olarak kullanılıyor, öyle mi?
D: Evet, çözüm bulma yeteneğimizi sınamamız için. Olayların zorluğu karşısında yeteneğimizi tahmin ederiz. Daire deneyerek seçim yapmamız için farklı deneyler kurar. Yeryüzünde onları çözümlemeye çalışırız.
Dr. N: Daire'de yeryüzünün dışındaki başka gezegenlerdeki hayatlara bakabilir miyiz?
D: Ben bakamam, çünkü ben yeryüzündeki zamanda yol almaya programlandım.
Dr. N: Ekranlardan, zamanın içinde sıçrayabiliyor olman bir topu hatırlatıyor.
D: (sırıtarak) Canlandırıcı olduğu kesin, fakat etrafta koşup oynayamayız; çünkü bir sonraki hayat için verilmesi gereken ciddi kararlar söz konusudur. Eğer bir hayatı iyi bir şekilde yürütemezsem, seçimlerimden kaynaklanan yanlışların sonuçlarına katlanmam gerekecektir.
Dr. N: Yaşamayı planladığın hayatın bir kısmını fiilen deneyimlemene rağmen nasıl olup da seçimlerinde birçok ciddi yanlışlar yapabileceğini hala anlayabilmiş değilim.
D: Hayat ortamları hakkındaki seçeneklerim sınırsız değildir. Söylediğim gibi, muhtemelen zamanın bir kesitindeki bir sahnenin tamamını görmeyi başaramam. Sana göstermediklerinden dolayı da bütün beden seçenekleri bir risk taşır.
Dr. N: Eğer bir kişinin kaderi tam olarak önceden kararlaştırılmamışsa, senin de anlattığın gibi, niçin bu yere Kader Dairesi diyorsun?
D: Oo, kader vardır, tamam. Hayat devreleri yerli yerindedir. Sadece pek çok alternatif vardır ve bunlar net değildir.
*************************************************
9. BÖLÜM: KADER DAİRESİ
Gelecek Yaşamları izleme Odası
Gelecek yaşam seçim yeri, parlayan enerji ekranlarının son derece konsantre kuvvet alanlarını içeren bir küre olarak görülür. Spiritüel kütüphanelerle ilgili bölümde de söz ettiğim gibi, yaşam seçim yeri bir sonraki bedenimizi ilk olarak gözlemlediğimiz Kader Dairesi olarak nitelenmiştir. Pek çok denek bu yeri, kendileri gölgeli bir izleme alanındayken çevrelerini tümüyle saran yerden tavana panoramik ekranların olduğu dairesel, kubbeli bir sinema salonu gibi görür. Bazı kişiler bu ekranları iki ya da üç yanda görürler; bu sırada kendileri ya ayakta dururlar ya da yükseltilmiş bir güvertede otururlar. Bu gözlem güvertesinden, ruh dünyasının diğer öğrenim merkezlerinde görülen ekranlara kıyasla çok büyük olan ekranlara bakabilirler. Daire, ruhun gelecek yaşamda karşılaşacağı olaylardan ve insanlardan sahneler gösterir. Bazı danışanlar her bir ekranın gözden geçirmekte oldukları bedenlerin çocukluk, ergenlik, yetişkinlik ve yaşlılık evrelerini yansıttığı yorumunu yaparken, bazıları da bütün ekranların aynı anda aynı sahneyi gösterdiğini söylemektedir.
İzleme odasının bütün spiritüel yapısı izleyene, tıpkı kütüphanelerde olduğu gibi, eylemin gözlenmesi ya da o eyleme katılma yeteneği verecek şekilde tasarlanır. Bana öyle görünüyor ki yaşam seçimi sırasında Daire'nin ekranlarına girmeyi seçen kişilerin sayısı diğer öğrenim merkezlerindeki ekranlara girmeyi seçenlerden daha fazladır. Gerçekten de herhangi bir nihai karardan önce belli bazı bedenlerde gelecek olaylardan küçük parçalar yaşamak isterler. Bir sahneye girme ya da sadece gözleme tercihi daima ruhun kendisine bırakılır. Daha küçük konsollarda olduğu gibi, Daire de söz konusu eylemi denetlemek için bulunan kontrol paneli denebilecek şeylere sahiptir. İnsanlar bu prosedürü zaman çizgilerini taramak olarak tanımlar, daha ilerlemiş ruhlar ise olayların düzenini önlerinde zihinleriyle kontrol edebildiklerini anlatırlar. Olaylar dizisi, belli bir ölçüde, ruhun daha dikkatle üzerinde düşünmek isteyebileceği gelecek bir yaşamın bazı parçalarındaki eylemi durdurmak için ayarlanabilir.
Bütün deneklerimin görmekte oldukları şeyin kendi yararları için düzeltilmiş olduğunu hissettiklerini ya da izleyebildikleri şey üzerinde, örneğin kütüphaneye kıyasla, daha az kontrole sahip olduklarını söyleyemem. Ayrıca, geleceğe bakarken, çok önceki bir hayattan daha fazla şey gördükleri izlenimine de sahibim. Bunun nedeni belki de benim danışanımı gördüğüm zaman itibariyle o yılların zaten geçmiş olmasından kaynaklanan bir şeydir. Yeni bir yaşamın en önemli izleme yılları, yaşamda başlıca yol ayrımlarının belirmeye başladığı sekiz ila yirmili yaşlar arasında gibi görünmektedir. Birçok kişi bana kendilerine belli bazı yılların çok ayrıntılı bir şekilde gösterildiğini, gelecek yaşamın diğer parçalarının ise tümüyle atlandığını anlatır. Kontrol panellerinin burada hiçbir yardımı yok gibidir, ama bu durum deneklerimi sıkan bir şey değildir. Onların şimdiki unutmalarının da bir rol oynadığını düşünüyorum. Kırk dokuz yaşındaki bir adamın anlattığı gibi, "Şimdiki bedenim bana dört, on altı ve yirmi sekiz yaşındayken gösterildi, ama sonradan bu gördüğüm şeyleri hatırlamamın engellendiğini düşünüyorum artık."
İzleme süresince, ekranlar sudan bir zar gibi çekilip akar. Kadın danışanlarımdan biri bu deneyim hakkındaki duygularını anlatmak için uygun bir metafor kullanmıştı:
“Ekranlar açıldığında üç boyutlu bir su altı akvaryumuna benzerler. Bir yaşama baktığımda bu, derin bir nefes alıp su altına dalmaya benzer. İnsanlar, yerler, olaylar... her şey siz sanki suda boğulmaktaymışsınız gibi gözlerinizin önünden hızla geçip gider bir anda. Sonra yüzeye çıkarsınız. Size gösterilen yaşamdan bir sahneyi gerçekten örnek olarak denerken, bu da kişinin su altında kalabildiği zamanı yansıtır.”
Birçok açıdan, deneklerimin yaşam seçimindeki son deneyimleri ve beden seçimi konusundaki yorumları hakkındaki anılarının açığa çıkması ipnoz görüşmelerimin en iyileştirici ve en bilgilendirici yönlerinden biridir. Bir danışanın şimdiki hayatıyla ilgisi yüzünden Daire'ye geri döndüğü an, klinik çalışmalarımın en önemli anlarından biridir. Okuyucuya bu süreçle ilgili daha kapsamlı bir resim sunarak yaşam döngülerimizdeki her bir hayatın önemine dair daha büyük bir anlayış, bir değerbilirlik getirmeyi umuyorum.
Bu bölüm listeme ekleyeceğim son bir uzmanlık alanı içeriyor. Bu uzmanlar insanlar ve olaylardan geçmiş, şimdi ve gelecek zaman çizgileriyle uğraşan koordinatörler olan Zaman Üstatlarıdır. Zaman Üstatları daire şeklindeki tiyatromuzdaki temsilleri gerçekten yönettikleri izlenimini veren son derece becerikli uzmanlardır. Bu üstat ruhlar, geleceğimizi tasarlamayla ilgilenen rehberlerin, Arşivcilerin ve meclisteki Yaşlılar'ın dahil olduğu bütün bir plancılar grubunun üyeleridir.
Deneklerimin büyük bir bölümü izleme odalarında Zaman Üstatlarını hiç görmez. Bazı danışanlar, bir "makinist" dışında Dairede tek başına olduklarını hissederler. Bazıları ise yaşam seçimi süresince kendilerine yardım edeceğini bildikleri tek danışman olan bir kişisel rehber ya da belki de bir Yaşlıyla Daireye girecektir. Kendi girdilerimiz açısından, birçok ruh bir sonraki hayatları hakkındaki düşüncelerini zaten düzenlemiş durumda olur. Rehberlerimiz ve meclis üyeleri bizim bir sonraki yaşamımızın ne hakkında olacağına ve bize en iyi uyabilecek insan tipine ilişkin düşüncelerimizle ilgili sorularla bu düşüncelere incelik kazandırmışlardır. Yine de, yaşam seçim odasına girdikten sonra bize sunulan seçimlere gerçekten hazır değilizdir. Ortalama bir ruh için bir hayret, hatta bir endişe duygusu söz konusudur.
Daire'nin Zaman Üstatları, geri plandaki belirsiz figürlerdir; bize izleme alanlarında eşlik eden rehberlerden bilgi almış olabilirler. Görünürde olsalar bile, danışanlarım gözlemleri süresince onlarla iletişim kurma eğiliminde olmazlar. Sıradaki vakamın tipik olmamasının nedeni de budur.
****************************************
Dr. N: Bana yaşam seçimi küresine girdiğinde neler olduğuna dair bir tablo çizer misin?
D: Rehberim Fyum ile birlikte çalışmak için ortaya çıkan iki kişi daha var. Rehberim onları iyi tanıyor gibi.
Dr. N: Her yeni yaşamdan önce bu yerde görür müsün onları?
D: Hayır, sadece özellikle zor olacak bir gelecek yaşamdan önce... yani zorlu beden seçimleri söz konusu olduğunda.
Dr. N: Alışılmıştan daha fazla sayıda beden seçimini mi, yoksa daha karmaşık bedenleri mi kastediyorsun?
D: Şey... genellikle iki üç beden seçimim olur, böylesi benim için işleri kolaylaştırır.
Dr. N: Fyum ile konuşan bu iki uzmanın adlarını biliyor musun?
D: (koltuğuna siniyor) Kesinlikle hayır! Bu benim bileceğim bir şey değil. Burada ... bu Zaman Üstatlarıyla öyle samimi olunmaz. Fyum'un yanımda olmasının nedeni de bu zaten.
Dr. N: Anlıyorum. Demek bu Zaman Üstatlarının neye benzediğine dair bana fikir verme konusunda tüm yapabileceğim bu kadar?
D: (şimdi daha rahatlamış) Tamam, 1 numara Erkek görünümlü, tavrı da sert gibi. Onun bana belli bir bedeni, en yararlı olacak bedeni seçtirmeye eğilimli olduğunun farkındayım. Bu beden bana gelecek hayatımda ihtiyacım olan en iyi deneyimi verecek
Dr. N: Oh... duyduklarımdan çıkardığım kadarıyla Daire yöneticileri oldukça sessiz, dikkat çekmeyen varlıklar.
D: Şey... evet, bu doğru, ama seçim süresince plancıların en iyi olduğunu düşündükleri tercih edilmiş bir beden seçimi vardır daima. Bu beden dikkat çeken bir şekilde (duraksama...) Bu seçimleri ilk görüşüm olduğunu herkes biliyor.., ve seçimimin verimli olmasını istiyorlar.
Dr. N: Ben de öyle duymuştum. Peki 2 numara hakkında neler söyleyebilirsin?
D: (gülüyor) O bir kadın, daha yumuşak ... daha esnek. İçinde olmaktan memnun olacağım bir bedeni kabul etmemi istiyor. Ilımlılığa inanıyor ve 1 numaraya dönüp derslerimi öğrenecek çok zamanım olduğunu söylüyor. Benim yararım için kendi aralarında kasıtlı bir çelişki olduğu duygusunu taşıyorum.
Dr. N: Bir sorgulama sırasındaki iyi polis kötü polis gibi bir şey mi?
D: (gülüyor) Evet, belki. Bu yüzden Fyum her iki taraf adına orta yolu tutan avukatım olacak.
Dr. N: Yani Fyum bir tür hakem mi?
D: Hımm... hayır, öyle değil. Fyum, seçeneklerimi düşünüp taşındığım sırada ne yumuşak ne de serttir. Açıkça beden seçiminin yalnızca bana ait olduğunu, çünkü o bedenle yaşayacak olanın ben olduğumu gösterir. (birden kahkahayı koyuveriyor) Hey, bir sözcük oyunu yaptım!
Dr. N: Evet, yaptın. Gerçekten de seçimlerimizle yaşamak durumundayız. İlerlemeden önce niçin bana son yaşamındaki beden seçimin hakkında olup biteni anlatmıyorsun?
D: Son yaşamımda, evliliğinin iki yılı içinde ölecek bir kadının bedeninde zor bir yol seçmiştim. O yaşamdaki kocamın, önceki yaşamdan kalan karmik bir borç nedeniyle çok sevdiği birinin kaybını yaşaması gerekiyordu.
Dr. N: Yani o bedenin genç bir yaşta ölecek olması yüksek olasılıktı, asıl soru da senin o bedeni seçecek olan ruh olup olmayacağın mıydı?
D: Evet, aynen öyle.
Dr. N: Peki, lütfen devam et ve bana o yaşamda genç bir kadın olarak ölümünü çevreleyen koşullardan söz et.
D: İzleme odasında Texas, Amarillo yakınlarındaki bir hayvan çiftliğinde yaşamımı içeren kısıtlı bir zaman süresince ölümle ilgili üç seçeneğim olduğunu gördüm. İki sarhoş adamın arasındaki bir silahlı çatışmadaki serseri bir kurşunla çabucak ölebilirdim. Sıçrayan bir attan düşerek daha yavaş ölebilirdim. Ve bir nehirde boğularak ölebilirdim.
Dr. N: Yaşama şansın yok muydu hiç?
D: (duraksama...) Çok küçük bir şans, böyle bir seçim o bedenle birleşmemdeki amacı bozardı.
Dr. N: Neydi o amaç?
D: Ruh eşim ve ben, o hayvan çiftliğinde karı koca olmayı seçmiştik, onun için gereken dersti bu. Diğer beden seçeneklerini reddettim. Ona yardım ettim.
Dr. N: İzleme odasında bu üç seçeneğe bakarken aklından geçenleri söyler misin?
D: Kurşunu seçtim tabii. Ölüm şeklim bu seçimlerle ilgili değildi, genç ölmemin ardındaki anlamdı daha önemli olan.
Okuyucu karma yasalarının gelecek olasılık ve olabilirliklerle bağlantısını merak edebilir. Karma sadece eylemlerimizle ilgili değildir, aynı zamanda içseldir, düşüncelerimizi, duygularımızı ve isteklerimizi de yansıtır. Her şey sebep-sonuç bağlantısı içindedir. Karma, başkalarına karşı uygun davranışlar takınmaktan daha fazlasıdır... aynı zamanda bunu yapma niyetine sahip olmaktır. Bu kadın için zaman çizgisinin kısa olması çok büyük bir olasılıktı, ama erkenden ölmesi kesinlikle belirlenmiş bir olay değildi. Buradaki değişkenlerden biri o bedende bulunacak olan ruh tipiydi. Bu bedeni seçecek olan ruh kısa bir yaşam beklentisi içinde olsa bile, düşünülmesi gereken özgür irade unsuru da vardı. Bu kadının o silahlı çatışmanın meydana geldiği salonun karşısındaki sokakta durduğu sırada isabet eden serseri bir kurşunla genç yaşta ölmesinin yüzde yüz kesin olmadığını öğrendim. O gün gereken şeyleri almak için Amarillo'ya gitmesen de olur muydu diye sorduğumda, danışanım "Evet, ama bir şey oraya gitmeye itti... tam da orada olacağım anda, nedenini bilmesem de az daha gitmeyecektim" dedi. Başka bir ruh, o da nedenini bilmese de, son anda gitmemiş olabilirdi.
---------------------------------------------------------

İşaretler,

Yeni hayat ve kadersel plan yapılırken beden seçimi bitip dünyaya gelmeden evvel provalar yapılır sanki bir filim veya tiyatro eserinin provalarıdır bunlar ve hayatta karşılaşılacak kişilerle son bir uyuşma planı olur , bunlar hakkında geniş bilgi kitabın iyi tetkikinde anlaşılır ,

Ancak yaşam sürdürülürken bu incelikli hazırlanmış ve bazı işaretlerle de belirlenmiş kader kişinin dünyaya geldikten sonra kapalı bilinçle yürüteceği ferdi iradesi ile bulunur şekillenir veya bulunmaz kaybedilir,

Karmik macera işte budur ,

Karşılaşılacak kişiler dedik ,onların bir kısmı dünyadadır ama ilgili olanların yüksek benlikleri veya yaşama katılmamış enerjilerinin bir kısmı halen beşinci yoğunlukta beklemektedir,

İşaretler hakkında bilgi vermek için alıntıladığım bölümler,

-----------------------------------------------------------

Dr. N: Bir başka hayat için ruh dünyasını terk etme zamanın yaklaştı mı?
D: Evet.., hemen hemen hazırım.
Dr. N: Hayat seçimi yerinden ayrıldıktan sonra, yeryüzünde kim olacağına ve orada kimlerle karşılaşacağına karar vermiş miydin?
D: Evet, her şey bir araya gelmeye başladı.
Dr. N: Zaman dilimi veya belirli bir insan bedeni tercihinle ilgili tereddütlerin olsaydı ne olurdu? Vazgeçebilir miydin?
D: (içini çekerek) Evet, evvelce bunu yapardım, hepimiz yapmışızdır, en azından benim tanıdığım kişiler. Çoğu zaman yeryüzünde tekrar yaşamak hakkında düşünmek kişiyi karıştırabilir.
Dr. N: Ama ya bedenlenmene çok az bir zaman kala yeryüzüne geri dönmeye direnç gösterseydin ne olurdu?
D: O kadar... katı değildir. Kesin kararımı vermeden önce... özel öğretmenim ve arkadaşlarımla yeni bir hayatla ilgili olasılıkları.. ve kaygılarımı tartışma imkanına her zaman sahip oldum. Özel öğretmenler ne zaman bocaladığımızı bilirler, fakat ben kararımı verdim.
Dr. N: Buna memnun oldum. Şimdi bana şunu söyle. Yeryüzüne geri dönmeyi kesin olarak beyan ettikten sonra, ruh dünyasında senin için önemli olan başka herhangi bir şey olur mu?
D: Tanıma sınıfına gitmem gerekir.
Dr. N: Burası nasıl bir yerdir?
D: Arkadaşlarımla.., bir gözlem toplantısıdır... onları daha sonra tanıyabilmem için.
Dr. N: Parmaklarımı şıklattığım zaman, derhal bu sınıfa gideceksin. Hazır mısın?
D: Hazırım.
Dr. N: (parmaklarımı şıklatarak) Bana ne yaptığını açıkla.
D: Diğerleriyle birlikte... konuşmacıyı dinlemek için içeri süzülüyorum.
Dr. N: Sana eşlik etmek istiyorum, ama gözüm kulağım sen olacaksın, tamam mı?
D: Tabii, ama biraz acele etmeliyiz.
Dr. N: Sana nasıl bir yer olarak görünüyor?
D: Hmm... daire şeklinde bir toplantı salonu, ortasında bir kürsü var, burası konuşmacıların bulunduğu yer.
Dr. N: içeri süzülüp yerimize mi oturacağız?
D: (başını sallıyor) Neden oturmaya ihtiyacımız olsun?
Dr. N: Sadece merak ettim. Etrafımızda kaç ruh var?
D: On ya da on beş... önümdeki hayatta benim yakınımda olacak kişiler.
Dr. N: Gördüğün ruhların sayısı bu kadar mı?
D: Hayır, sen bana etrafımda kaç tane var diye sormuştun. Başkaları da var.., daha ileride gruplar halinde... konuşmacıları dinlemeye hazırlanıyorlar.
Dr. N: Etrafındaki on ya da on beş ruhun hepsi senin küme grubundan mı?
D: Bazıları.
Dr. N: Bu topluluk, son hayatının hemen ertesinde giriş kapısının yakınında seni karşılayanların bir benzeri mi?
D: Yo hayır, o daha sessiz ve sakin bir buluşmaydı... yalnız ailem vardı.
Dr. N: Bu eve dönüş toplantısı niçin şimdikinden daha sakindi?
D: Bedenimi yitirmiş olmaktan dolayı hala bir şaşkınlık içindeydim. Burada ise etrafta bir sürü söyleşi ve önceden bilme... güvenli bir bekleme var... enerjimiz gerçekten yüksek. Haydi, acele etmeliyiz. Konuşmacıların söylediklerini duymam lazım.
Dr. N: Bu konuşmacılar senin özel öğretmenlerin mi?
D: Hayır, onlar suflör.
Dr. N: Bu çeşit bir işte uzmanlaşmış ruhlar mı?
D: Evet, marifetli fikirler öne sürerek bize işaretleri verirler.
Dr. N: Tamam, bir yandan içeri girip suflöre yaklaşalım, bir yandan da sen bana neler olduğunu anlatmaya devam et.
D: Kürsünün etrafında bir halka oluşturuyoruz. Suflör ortada, bir oraya bir buraya yüzüp duruyor, parmağını her birimize yönelterek çok dikkatli olmamızı söylüyor. Çok dikkatli olmam lazım!
Dr. N: (sesimi alçaltarak) Anlıyorum ve bir şey kaçırmanı hiç istemem, yalnız bana işaretle neyi kastettiğini açıklar mısın?
D: Bu suflör gelecek hayatta ne beklememiz gerektiğini bilmemizi sağlamak üzere burada. Daha ileride insan olarak anılarımızı hatırlamak için şu anda zihnimize işaretler yerleştiriliyor.
Dr. N: Ne tip işaretler?
D: İşaret bayrakları.., hayat yolu üzerindeki alametler.
Dr. N: Daha açık olabilir misin?
D: Yol işaretlerinin görevi, hayatta belli zamanlarda önemli bir şeyin olmasının gerektiği sıralarda bizi yeni bir yöne doğru itmek... ve ayrıca birbirimizi tanımak için de işaretleri bilmek zorundayız.
Dr. N: Her yeni hayatın öncesinde ruhlar bu sınıfa gelir mi?
D: Doğal olarak. Küçük şeyleri hatırlamaya ihtiyacımız var...
Dr. N: Fakat daha önceden hayat seçimi yerinde gelecek hayatının ayrıntılarını görmemiş miydin?
D: Ama küçük ayrıntıları değil. Ayrıca o sırada benimle beraber işlev yapacak kişilerin tamamını tanımıyordum. Bu sınıf hepimizi bir araya toplayan... son bir gözden geçirme.
Dr. N: Birbirinin hayatına etki edecek olanlarınız için mi?
D: Evet, temel olarak bir hazırlık sınıfı, çünkü Yeryüzünde ilk başta birbirimizi tanımayacağız.
Dr. N: Birinci derecedeki ruh eşin de burada mı?
D: (heyecanlanarak)... o burada... ve temas kurmanın beklenildiği başka kişiler var.., ya da onlar benimle bir şekilde temas kuracaklar... onların da kendi işaretlerine ihtiyaçları var.
Dr. N: Demek farklı gruplardan bu karışık topluluğun burada bulunma nedeni bu. Hepsi de birbirlerinin hayatlarında önemli bir rol oynayacaklar.
D: (sabırsızca) Evet, ama sen konuşurken söylenenleri dinleyemiyorum... şşş
Dr. N: (yeniden sesimi alçaltarak) Tamam, üçe kadar sayacağım ve hiçbir şeyi kaçırmaman için birkaç dakikalığına bu sahneyi askıya alacağım. (yumuşak bir sesle) Bir, iki, üç. Konuşmacı şu anda bir şey söylemiyor ve sen de bu arada bana bayrakları ve işaretleri biraz daha açıklayacaksın, tamam mı?
D: ...sanırım olabilir.
Dr. N: Ben bu işaretleri hafıza tetikleyicileri diye adlandırıyorum. Şimdi sen buradaki bütün bu kişilerin her biri için özel hafıza tetikleyicileri olduğunu mu söylüyorsun?
D: Buraya getirilmemizin nedeni bu. Hayatımda bu kişilerin ortaya çıkacağı zamanlar olacak. Onlarla ilgili bir miktar faaliyeti.., nasıl göründüklerini... nasıl hareket ettiklerini... konuştuklarını hatırlamaya çalışmam lazım.
Dr. N: Her bir işaret senin için bir anıyı mı tetikleyecek?
D: Evet ve bazılarını unutacağım. İşaretlerin tam zamanında hafızamızda tıklaması ve bize şöyle söylemesi gerek, "Güzel, buraya geldin." içimizde... kendimize şöyle diyebilmeliyiz, "Bir sonraki aşama üzerinde çalışma zamanı geldi." Bunlar küçük, önemsiz şeyler gibi görünebilir, fakat bu işaret bayrakları hayatımızdaki dönüm noktalarıdır.
Dr. N: Ya kişiler senin de söylediğin gibi suflörlerin size anlattıklarım unuttuklarından dolayı bu yol işaretlerini veya tanıma işaretlerini atlarlarsa ne olur? Ya da kendi eğilimlerini görmezden gelerek başka bir yola saparsan?
D: (ara) Başka seçeneklerimiz vardır, eşit derecede iyi olmayabilecek seçenekler, inatçı davranabilirsin, fakat... (duruyor)
Dr. N: Fakat ne?
D: (inançla) Bu sınıfın sonrasında genellikle önemli işaretleri unutmayız.
Dr. N: Niçin rehberlerimiz yeryüzünde ihtiyacımız olacak bütün cevapları vermiyor? Şeyleri hatırlayacağımız bu işaretler için bütün bu uğraş niye?
D: Aynı sebepten dolayı yeryüzüne her şeyi önceden bilmeksizin gideriz. Ruh kuvvetimiz kendi yaptığımız keşiflerle büyür. Bazen derslerimizi oldukça çabuk hallederiz... ama genellikle öyle değildir. Yolun en ilginç kısmı dönemeçlerdir ve zihnimizdeki işaret bayraklarını bilmezlikten gelmesek iyi olur.
Dr. N: Peki, şimdi ondan bire kadar geri sayacağım ve bir dediğim zaman sınıf yine hareketlenecek ve sen suflörün işaretleri vermesini dinleyeceksin. Sen sağ elinin işaret parmağını kaldırmadıkça ben konuşmayacağım. Bu dersin bittiğine ve hatırlaman gereken işaretleri bana nakledeceğine dair benim işaretim olacak. Hazır mısın?
D: Evet.
------------------------------------------------------------

Şimdilik bu kadar..


Edited by - Tgur on 31/01/2020 14:21:04
Go to Top of Page

Gaia


114 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 31/01/2020 :  12:45:31  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Geçtiğimiz haftalarda gördüğüm bir rüyada ruh grubum olduğunu varsaydığım 3 4 kişilik bir varlık ile samimi bir ortamda kendi biyografim üzerinde espirili bir dille sohbet ettiğimizi görmüştüm. Karşımda deniz anaları şeffaflığında bir beden yapısında olan bir varlık oturuyordu. Saçı olsun, sakalı olsun, bedeni olsun tıpkı deniz anaları gibi şeffaf bir tondaydı. Hani sanarsınız suyun altında bir yerdeyiz. Baya enteresan bulmuştum görüntüyü ve şaşkın bir şekilde ona bakıyordum. Üniversitede okuduğum dönemde yaşadığım bir dönemle ilgili bölümü okuyorduk biyografimde ve baya geyik yapıyorduk. Aşırı pozitif hissetmiştim uyandığımda. Orada bulunurken çevredeki mekan komple beyazlıydı ve simitçilerde olan samimi hissettiren küçük masalar ve ufak oturaklar vardı. Öyle bir alanda oturuyorduk ve benim biyografimdeki bahsettiğim üniversite anılarıyla ilgili geyik yapıyorduk. Şimdi bu aktarımları okuyunca yeniden anımsadım onları ve yine içimde rüyadan sonraki pozitiflik oluştu.

Sıkıldığım ve baya bıkmış hissettiğim bir dönem yaşıyordum gördüğüm sırada rüyayı. Sanki beni duymuşlarda küçük bir gösteri yapmak için toplaşmışlar gibi geldi deneyim sonradan üzerinde düşündüğümde yorumladığım kadarıyla.

Şu 5. yoğunlukluk gerçektende tatil gibi bir yer olmalı bizim burada yaşadığımız deneyimlerin yanında. Fakat dersler işte. Öğreniyoruz, öğretiyoruz, birlikte ilerliyoruz. Aktarımlar içine teşekkürler.
Go to Top of Page

Tgur


1251 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 31/01/2020 :  14:19:01  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Evet dostum tatil yapmak hatta esas yuvaya dönmek demekte deneklerin büyük kısmı ,bilginin, farkındalığın insanın içini korkularla değil de mutluluk ışıkları ile doldurması ne mutlu,
Ben de teşekkür ederim.


Edited by - Tgur on 31/01/2020 14:21:28
Go to Top of Page

cqkq


6 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 10/02/2020 :  03:24:01  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Arkadaşlar Ronna Herman kanalından bu Şubat ayında, BM Mikail'den edinilen bilgiye göre çok sıkı olan özgür irade sapmasında çok ufak bir güncelleme yapılmış. Bu demek değil ki bu varlıklar bize karışacak, tahmin ettiğiniz üzere hasat zamanı geldi ve daha fazla hasat istiyorlar, bu sebeple isteyen kimselere yardım edilecek. Çekinmeden isteyin arkadaşlar, bu çok önemli bir esneklik. Bu arada "Tgur" a teşekkür ediyorum çok bilgilendirici yazılar okudum sayesinde.
Go to Top of Page

Tgur


1251 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 10/02/2020 :  08:24:14  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
cqkq iltifatlı davranışınıza ben de teşekkür ederim ,

K. bilgilerine göre BH müdahalesini bilgi vererek yapar ,bilinci açılan kendine yardım yolları kendi uğraşısı içindedir
Bu uğraşının içinde algı mekanizmasındaki değişkenlikler ve olan bitene erişebildiği görüş açısını büyük tabloyu görebildiği kadar açarak yapma becerisi girer ,

Kusura bakmayın bu keskin ifadem için belki de bu görüş bizim PLE-RA-KASYOPYA bilgileri takıntısındandır, bizler için koşulsuz bilgilerdeki ve new age tavrı bilgiler için Bozadi dostumuz veya başka dostlar size daha geniş malümat verebilir tabii bu isteğim onların özgür iradesi kapsamındadır,

Zira bu bahsi geçen bilgilerle baştan çok meşgul olduk ama zamanla biraz ara verme gereğini duyduk,

Size sevgi dolu günler dilerim..



Edited by - Tgur on 10/02/2020 12:46:57
Go to Top of Page

cqkq


6 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 10/02/2020 :  17:26:46  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Ne demek illaki kendi görüşünüz olacak. Ple, RA ve Kasyopya benim temel aldığım kaynaklardandır. Ancak dediğim güncelleme kısa bir süre önce bizzat ilk yaratıcı tarafından bir mesaj eşliğinde yapıldı. Hizmet gruplarının müdahale kapsamı genişletildi. Tabi bu genişletmenin tek nedeni bence hasat artırmak değil, daha çok KH gruplarının özgür iradeye müdahalenin sınırlarını çok zorlaması sebebiyle yapılmıştır. İki hizmet grubunun da kapsamını eşitlemeye çok özen gösteriyorlar.
Teşekkür ederim.
Go to Top of Page

Tgur


1251 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 14/02/2020 :  09:12:44  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
ALTINCI YOĞUNLUK

Sıra geldi ,artık bu yoğunluğu da tanımak ,anlayabilmek ve bunları yazan ve okuyan olarak bilinçte nerelere geldik kendimizi test etmek, yaşantımızın bu bilgiye doğru olan macerasında neleri idrak etmişiz, etmemişiz ,doğru yolda mıyız değil miyiz kontrollarını elden bırakmamak durumundayız,hiç bir yola körü körüne saplanmak gerekmediğini çetrefilli davranış ve anlayışlarla karşılaşan yaşam macerasında yeteri derecede öğrendik sanıyorum,

Bu testte şahsen kendimi örnek alırsam eski inanç kalıplarım ile geldiğim yeni inanç özelliklerini devamlı karşılaştırırım ve özümle yani samimi içsel sesimle onaylamalarda bulunur ve yola devam ederim,

Aşırı şüpheci bir varlık olduğumdan tam bu noktalarda yani çözemediğim tereddütte kaldığım konularda çeşitli vizyonlar rüyalar gördüm, önüme çıkan kitaplar ve aradığım konulardaki izahları çeşitli kişilerin hiç alakası olmayan şahısların üzerinde durduğum konularda bazen kendilerinin bile sonradan etraflıca izah edemeyecekleri beyanlarda işaretlerde bulundular onlara baktım değerlendirdim, şüphenin de paranoyaya kadar dereceleneceği bir konuma da gelmemek gerektiğini de öğrendim ,velhasıl bir denge ile olanı idrak için çalıştım ve halen çalışmaktayım,

Bahsettiğim ple -ra- kasyopya bilgilerindeki müşterek noktalar ve özellikle K.ların bilinci çalıştırarak kendi gayretimizle neticelere doğru getirtme ve konuları o yönde sabitleme tekniklerine hayran kaldım zira geldiğiniz son noktalarda kendi samimi araştırmalarınızın saflığını ve gerçeği vurgulayan özelliği hissediyorsunuz, benimsiyorsunuz,

Sipiritüel arayışımda hayatım boyunca KH nın bariz aldatma teknikleri ve sizleri bilgiye doğru çalıştırdıkları sahteliği veren mekanizmalarla da karşılaştım hatta bir müddet çalıştım ve onları sitemizin sipiritüel konularının toplandığı bölümde "Negatif Mekanizmaları" başlığı ile de yayınladım ,eski dostlar bilir, neticede bütün bunların derslerin alınıp yerleştirilmesi için gerekli olduğu inancına vardım

Yaşayarak öğrenmek,

Altıncı yoğunluğa bakalım,
---------------------------------------------------------------

S: (L) Daha önceki bir celsede hangi gezegenden olduğunuz sorulmuştu ve yanıt da Korsoka'ydı. Sonra "Daha spesifik olabilir misiniz?" sorusuna verilen yanıt "2 dilor" idi. Bu hatalı bir yazım mıydı veya ne anlama geliyor?
C: Korsoka dediğiniz şey aslında sizin anlayışınızla gezegen olarak tanımlayabileceğiniz birşey değildir. Çünkü bu altıncı yoğunluk seviyesinde olan birşeydir ve sizin altıncı hissiniz dışındaki hislerinizin erişimi dışındadır. Bu nedenle altıncı yoğunlukta olmayla ilgili konuları kavrayamazsınız. Bu nedenle de burada "gezegen" kavramı anlamsızdır. Ama gerçekten de bizim kaldığımız yerdir. Fakat bunu burada sonlandırmak en iyisi çünkü oranın nasıl olduğunun size tanımlanması hayal gücünüzün ötesinde birşeydir.
------------------------------------------------------

Yine geldik "sana bu kadar bilgi yeter"tavrına benzer bir davranışa,
Durum bu safhaya gelse de biz bilincimizi ucu açık bir durumda tutmaya karar verdiğimizden küçük bir çocuğun annesinden imkansız bir şey isteyip de isterim isterim diye tutturması gibi yorum şımarıklığı yapmak isteriz, aklımızn alamayacağı şey nasıl olabilir

Tahminim, 4Y' e ulaşıldığında sahip olabileceğimiz matematik usullerle mevcut fiziksel ve eterik bilgilerimizin de itilimiyle bunun nasıl olabileceği hakkında yani o giz hakkında malümat sahibi olacağız ,

Bunu nereden söyleyebilirim bir ara "kertenkelelerin kullandığı matematik sizin anlayacağınız şekilde değil" şeklinde K bilgisi almıştık kertişler o matematiği kullanıp üst yoğunluk nedir ne olacaktır şteklinde bir merak içinde olmadıklarından sadece KH yolunda nasıl alt taraftan kaliteli besin peşinde oluruz uğraşısı içinde olduklarından aynen bizdeki sipiritüel ve metafizik konusuna yanaşmayan bilim adamlarına benzer bir tavır sergilemektedirler,

Kısaca o matematik bize bu bilinmeyenlerin kapısını açabilir,
----------------------------------------------------------

S:(L) Belki örneğin fosfatın suda çözünmesi, onun için bir nevi ölümdür...
C: Yakın. Yalnızca 3'üncü seviyede algıladığınızda ve varolan tek algının bu olduğunu düşündüğünüzde kendinizi sınırlandırıyorsunuz.
S:(L) Yani diğer bir deyişle, 4'üncü seviye anlayış üzerinde çalışırken 1'inci, 2'inci ve 3'üncü seviyeyi de algılayabilmeliyiz, öyle mi?
C: Hayır. 4'üncü, 5'inci ve 6'ncı üzerinde çalışın.
S:(L) Altımızda ne olduğunu anlama egzersizi olarak 1'inci ve 2'inci yoğunluk seviyelerini de anlamak faydalı olmaz mı?
C: Her zaman yükselmeye çalışın.
S:(V) Gelişen ruhlar olarak 1'inci ve 2'nci seviye çalışmalarımızı zaten tamamlamadık mı?
C: Evet.
S:(V) Geri adım atmaya gerek yok. (TR) 4'üncü seviyedeki Kertişleri kim yiyor?
C: Kimse. 4'üncü seviye, KH'nin tam ifadesinin mümkün olduğu son yoğunluktur.
S:(TR) Yani 5'inci ve 6'ncı seviyedeki varlıklar saf enerjiyle besleniyorlar.
C: Evet.
S:(TR) 4'üncü seviye tam KH için son aşama. Peki "düşünme ve değerlendirme" seviyesi olarak tanımladığınız 5'inci seviyedeki bir KH varlığının durumu nedir?
C: 1'inci, 2'inci, 3'üncü ve 4'üncü seviyenin ruhları, enkarnasyonları arasında 5'e gider.
S:(T) Yani 4'üncü seviyedeki varlıklar, bir sonraki enkarnasyonları için 4'e dönmeden önce 5'inci seviyeye gidiyor?
C: Aynen.
S:(T) Bu yüzden düşünme ve değerlendirme seviyesi olarak isimlendiriliyor. Gidip yaptığın şeyler hakkında düşünüyorsun. (TR) Peki ya 6'ncı yoğunluktaki ruhlar? (L) 6'ncı yoğunluk KH varlıkları var mı?
C: 6'ya ulaştığında artık 5'e kadar olan döngüye girmezsin.
S:(L) Peki 6'ncı yoğunlukta bir KH deneyimi var mı? 6'ncı seviye Oryonlar gibi?
C: Bunlar yalnızca bireylerin yansımalarıdır, birleşik varlıklar değil. Bu yansımalar denge için vardır. Bunlar bütün birer varlık değildir, sadece düşünce formlarıdır.
S:(L) 6'ncı seviye varlıkları İncil'de Eyüp'ün hikayesinde Lusifer'in Tanrı'nın önüne gelişi gibi bir araya gelmiş melekleri mi ifade ediyor?
C: Evet.
S:(L) Yani 6'ncı yoğunlukta KH ve BH var ve birbirlerini dengeliyorlar?
C: Dengeye yönelik bir yansıma.
S:(L) Bunda bir herhangi bir hiyerarşi var mı? Bu varlıklar bir çeşit "Büyük Konsey"in önüne gelip planlar yapıp tartışıyor, kararlar verip bunları uyguluyorlar mı?
C: Hayır.
S:(L) Peki nasıl oluyor? Herşey enerjilerin doğal bir etkileşimiyle mi meydana geliyor?
C: Evet.
S:(V) Biz 3'üncü yoğunluktayız ve siz bizimle çalışıyorsunuz ve biz 4'üncü yoğunluğa geçmeye çalışıyoruz ve siz de 6'ıncı yoğunluktan 7'nciye geçmeye mi çalışıyorsunuz?
C: Evet.
S:(TR) Bize yardım etmeniz, 7'nci yoğunluğa ulaşmanıza yardımcı oluyor mu? (V) Tıpkı sizin bizimle
çalışmanız gibi, daha yüksek yoğunluklarda olup sizinle çalışan başka varlıklar var mı?
C: Hayır, 7'ye hepimiz birlikte ulaşıyoruz.
S:(L) Diğer bir deyişle, siz bizi yukarı çıkarmaya çalışıyorsunuz ve herkes de yukarı çıkıyor ve tüm parçalar tekrar bir araya geldiğinde hepimiz 7'ye gidiyoruz öyle mi?
C: Evet.
S:(TR) Bize yardım etme amacınız bu mu?
C: Bu doğal bir süreç.
S:(TR) 6'ncı yoğunluğa ulaştığımızda bizim işlevimiz, tıpkı sizin şu anda yapmakta olduğunuz gibi 3'üncü yoğunluktakilere yardım etmek mi olacak?
C: Evet. Biz gelecekteki siziz.
S:(TR) Ruhların yüzde elliden fazlası 6'ya ulaştığında ve 7'ye geçmeye hazırlandığında, geri kalanların hepsi de otomatik olarak 7'ye mi geçecek?
C: Doğru kavram değil. 3'üncü yoğunluk "Yılan Kardeşliği" ilhamlı matematiksel hesaplama ve fikirleri kullanıyorsun.
S:(J) Yani bu işin yüzdesi yok. (TR) Yani her bir ruhun oraya ulaşması gerek. (V) 3'üncü yoğunluk matematiğini uygulayamayacağımız kadar yüksek değil bu bence. (TR) Çoğunluk diyelim.
C: Hayır. Hala 3'üncü yoğunluk matematiğini kullanıyorsunuz.
S:(L) Pekala, 7'nci yoğunluğa kesin geçişin ölçütleri nedir?
C: Derslerin tamamlanması.
S:(J) Evet. (TR) Tüm ruhlar 7'nci yoğunluğa geçtiğinde tüm ruhlar tek bir ruh haline mi gelecek?
C: Yakın.
S:(TR) O yüzden herkesin gelmesi gerek, çünkü hepimiz 7'nci yoğunlukta bir olacağız. (D) O zaman oyunu değiştirip tekrar ilgi çekici hale getirmek için ne yapmamız gerekecek?
C: Birşey "yapmak" zorunda değiliz, yaptık, yapacağız, yapıyoruz!!!
----------------------------------------------------------------
Altıncı yoğunluğu anlatırken aşağıdaki alıntıda algıların gelişen farkındalıkla ilgili olduğunu belirten ve algılama hadisesinde olaya bakışın gelinilen bilgiyle ilgili olduğunu belirten özellik,

Annem ölmeden evvel on sene yatalak vaziyette yaşadı ve kız kardeşim ona bu müddet zarfında şefkatle baktı ve ham bilinçteyken bu uzun yatalak halin sadece annemle ilgili bir karmik hadise olduğunu zan ediyordum ama esasta ders kız kardeşime ait imiş,

Ama karmik unsurları da gözden kaçırmamalıyız,
-----------------------------------------------------------

S: (L) Şu melek konusu bugünlerde bayağı popüler. Etrafta koşuşan bir sürü melek var. İlk düşüncem şuydu: "Bu, kötü varlıkların melek kılığında faaliyet göstermesi için mükemmel bir yöntem."
C: Doğru değil!!! BH yanlış bir şekilde "melek" olarak algılanan varlıklar olarak GÖRÜNEBİLİR ama gerçekten bir altıncı yoğunluk varlığıysa, yanlış anlama mümkün değildir.
S: (L) Anlamıyorum. İnsanları kandıran bir sürü varlık var. Garip olaylar yaratıyorlar, insanların "iyi hissetmesini", rüyalar görmesini sağlayan bir sürü şey yapıyorlar. Yanlış anlama mümkün değil derken neyi kastediyorsunuz? Bu sürekli oluyor!
C: Hayır.
S: (L) Peki buradaki hikaye nedir?
C: Titreşimsel etkileşim nedeniyle algı yeteneklerin kısadevre yapıyor.
S: (L) Algılamakta olduğun birşeyin sorguladığın tarafı dışındaki herşeyi sahte olabilir.
C: Denklemin bir parçası.
S: (L) Eğer iletişim kurulan şey gerçekten bir 6'ncı yoğunluk varlığıysa bu kişide öyle bir etki yapar ki, hiçbir şüphe kalmaz, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Denklemin diğer parçası nedir?
C: Bizi neden sorguluyorsun? Öncelikle bizi sorguluyorsun çünkü bu noktada iletişim sınırlı... Daha güçlü bir gelişme için henüz hazır değilsin.
S: (P) Yani dua etmeye devam mı etmem gerekiyor?
C: Tüm dualar 6'ıncı yoğunluğa gidiyor.
S: (P) Diyelim ki lösemiden ölmekte olan küçük bir çocuğum var. Ve ben de tüm varlığımla dua ediyorum ama çocuk yine de ölüyor. Bunu anlamıyorum. Bu nasıl açıklanabilir?
C: Yanlış. Eğer çocuk ölürse, bu senin ders profilindir.
S: (P) Şu andaki durumumda hayatımda devam eden şeyle ilgili ders profilimde neden ilerleme yok?
C: İlerleme var, ders devam ediyor.
-----------------------------------------------------------

Orionluların ne olup olmadığı ve insan olarak bizimle nasıl bir ilişki olduğu hakkında kafa karıştıran bilgileri tanzim etmek ve bu işin ardındaki gizi çözebilmek için altıncı yoğunluğun genel karakteri hakkında da bazı ip uçlarına erişmemiz mümkün olmalı,o maksatla,

--------------------------------------------------------------------

S:(L) Değiştirilen maymunumsuların embriyoları gebelik için dişi maymunumsulara mı yerleştirildi?
C: Hayır. Yalnızca ruhlar.
S:(L) Ruhları bu maymunumsu bedenlere mi koydular?
C: Yakın.
S:(L) Ruhun mevcudiyeti maymunumsu bedenin genetiğinin ve DNA'sının değişmesine mi neden oldu?
C: Evet.
S:(L) Ardından da önce Oryon Birliği tarafından değiştirildiler...
C: Size benziyorlar.
S:(L) Kim bize benziyor?
C: Oryonlar.
S:(L) Oryonlardan pek bahsetmemiştik..
C: Oryon Birliği. Oryon Toplumunda başkaları da var.
S:(L) Oryonların bazıları bizim değişimizle kötü adamlar mı?
C: Evet.
S:(L) Bazıları da iyi adamlar mı?
C: Evet.
S:(L) Yani asıl yaratıcıların veya genetik mühendislerin Oryonlar olduğunu söylüyorsunuz.
C: Yakın. Asıl mühendisler ama Dünya'da kalmıyorlar.

-----------------------------------------------------------------
A: "Kertişler", karanlığın güçlerinin 4'üncü seviyedeki temsilcileri, 6'ncı seviyedeki değil ve siz de 3'üncü seviyedeki temsilcilerisiniz.
S: (L) Karanlığın güçlerinin 6'ncı seviye bir temsilcisi var mı?
A: Evet.
S: (L) Peki bu 6'ncı seviye temsilcisi ne olarak biliniyor veya görünüşü nasıl?
A: Oryon, sizin "civarınızda".
S: (L) Oryonlar 6'ncı seviye Kendine Hizmet varlıkları mı?
A: Evet.
S: (L) Sizin gibi onlar da birer düşünce formu mu?
A: Evet.
S: (L) Hiç fiziksel madde içinde ortaya çıkarlar mı?
A: Çıkabilirler.
S: (L) Kertişleri kontrol eden güç onlar mı?
A: Yakın.
------------------------------------------------------------

C: İstemeseniz de olacak. Termonükleer bir patlama gibi olacak. Mesaj geliyor: Rotayı görün. Oryon,
Pleyades, Arkturas, Kasyopya; Dünya'ya uzaklıklarını kontrol edin; bunu ilerleterek, dalganın dünyaya
uzaklığını kendi zaman-mekan ölçülerinizle belirleyin. Kanallanan mesajları karşılaştırın; tarih ve yerleri
kontrol edin. Neredeysek oyuz. (Ç.N.: Pleyades-->Pleiades)
S: (L) Neredeysek oyuz derken neyi kastediyorsunuz?
C: Zaman ve uzaklıkları karşılaştırın.
S: (L) Bu karşılaştırmaları yapmak için hangi kitabı kullanmamız gerekir?
C: Herhangi bir yıldız haritası ve Marciniak, Arkturas Kanalı, Oryon Literatürü ve Biz. Dalganın tepesinden konuşuyoruz, peki şu anda neredeyiz?
S: (L) Bu bir bilmece mi?
C: Dalganın tepesinden iletişim kuruyoruz.
S: (L) Dalganın tepesinden mi konuşuyorsunuz? (T) Dalganın üzerinde misiniz?
C: Evet.
S: (L) Diğer bir celsede 6 bin mil uzaklıkta olduğunuzu söylemiştiniz?
C: Aktarım penceresi.
S: (L) Tüm bu söylediklerinizi bizim anlayabileceğimiz bir şekilde açıklayacağınızı umut ediyoruz...
C: Gayet açık.
S: (L) Bunları anlamamız için biz zavallı 2-sarmal DNA'lılara yardımcı olabilir misiniz?
C: Kasyopya ne kadar uzaklıkta?
S: (L) Kesin mesafelere mi ihtiyacımız var?
C: Genel olarak da olabilir.
S: (L) Yani eğer genel mesafeyi bulursak... Peki bu yıldız kümelerinin her biri dalganın genel bir alanını mı temsil ediyor?
C: Her biri mekan-zamandaki noktaları temsil ediyor. Mesafelerle birlikte kanal mesajlarının yayınlanma tarihlerini karşılaştırın, böylece hızı ve varış zamanını hesaplayabilirsiniz.
S: (L) Anladım! Yani diyorsunuz ki siz Arkturuslularsınız, Pleyadeslilersiniz ve şimdi de Kasyopyalılarsınız çünkü neredeyseniz osunuz! Ve dalgayla birlikte ilerliyorsunuz. Bu dalga tüm bu takımyıldızları birleştiren düz bir çizgi şeklinde mi ilerliyor?
C: Dairesel bir rotada.
S: (L) Yani spiral gibi mi?
C: Evet.
S: (L) Yani bir yıldız haritası alıp rotayı çizebiliriz, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Oryon'dan konuştuğumuzda Oryonlarız. Pleyades'ten konuştuğumuza Pleyadesleriz ve bunun gibi. Yani belirttiğiniz tüm bu kanal kitapları aynı kaynaktan farklı kanallar yoluyla geliyor.
C: Evet. Size dalganın tepe noktasının yerini söyledik. Neredeysek oralıyız ve o şekilde konuşuyoruz. Anladınız mı?
S: (L) Siz dalganın tepesi mısınız?
C: Biz Marciniak'ın Pleyadeslileriyiz. Neredeysek oyuz.
S: (T) Yani aslında Kasyopya Takımyıldızı'nda yaşayan Kasyopyalılar değilsiniz?
C: Biz Gezici Yolcularız.
S: (T) Yani dalga dünyaya ulaştığında dünyadaki başka biriyle iletişime geçip kendinizi "dünyalı" olarak mı tanıtacaksınız?
C: Dalga dünyaya ulaştığında sizinle birleşeceğiz.

--------------------------------------------------------------------
Orionun ne olduğunu anlayabilmek ve insan ile ilişkisi evvelce verdiğim şu alıntıda ,hatırlatmak maksadı ile ,
---------------------------------------------------------

C: 3'üncü ve 4'üncü yoğunluk evreninizin bu kısmında, özellikle sizin "galaksinizde", İnsan tipinde varlıkların tek tabii mekanı Oryon olarak bilinen bölgedir... bunun üzerinde düşünün! Tek yer değil, doğal merkez üs. Yeniden incelemeye en çok ihtiyaç duyduğunuz şey, "dünyadışı varlık" verilerinizde doğru bir profil oluşturmak.
S: (RC) Ben insanların Lyra'da tohumlandığını ve sonra orada bir savaş olduğunu ve sonra da insanların kendilerini Oryon'da bulduğunu düşünüyordum.
C: Lyra'da kalan yok. Tüm yerlerde evler olmuştur, fakat bazıları geçicidir ve bazıları ise değildir. Oryon'u dikkatle inceleyin! Bu sizin soyunuzun evi ve nihai hedef konumunuz. Şimdi Oryon'un mutlak doğru profili geliyor: Samanyolu galaksisinin en yoğun nüfuslu bölgesidir! 3'üncü ve 4'üncü yoğunluk alanına, onunla aranızdaki mesafe kadar geniş bir ölçekte yayılan bir bölgedir. Bu bölgede iskan edilen 3444 gezegen var. (bu izahın devamı var)
---------------------------------------------

Ve insanların hümonoit ve ırklar ile karıştırılmaları hakkında, deney altındayız yorumlarıma bakınız, fizik evreninin insan prototipi macerası var oluşun en önemli olayı, algı ve değerlendirme özelliğimizi bu yönde ayarlamalıyız,

Dünya dışı ayırımı ve insanı merkez gören düşüncenin adeta parçalanışını görüyoruz,bu kadar ırklar ve varlıklar harmanlaması sonunda dünya dışı diyebileceğimiz durum kalmıyor,

Bu konu üzerinde neden duruyorum ,uzun seneler boyunca çeşitli dostların aktarmalarına dayanarak hem kendi rüyalarımızda veya eski varlık formlarımızın arada bir gözüktüğü dünya dışı dediğimiz hümonoit yapılı varlıklarla beraber olduğumuz sahneleri hatırlayınız hatta en son Gaia dostumuz rüyasında bir ortamda çeşitli insanlarla beraber deniz anası gibi bir varlıkla da beraber olduğundan bahsetti ve irkilmediğini yabancı görmediğini belirtmişti,

Rüya ortamı ruhsal yaşantının çeşitli yoğunluklarındaki tıpa tıp benzerini aktarır,K.lar ve çeşitli kanal bilgileri aynı durumu söyler,
---------------------------------------------------------

S: (L) Oryon KH, şu kötü şöhretli kırmızı kafalı Nordik dünyadışılar mı?
C: Evet, ve diğer tüm hümanoit kombinasyonlar.
S: (L) Eğer bu, Nordik tiplerle başladıysa ve diğer hümanoit kombinasyonların kaynağı da buysa, insan varlıkları için hangi genetik kombinasyonlar kullanıldı? Örneğin Zenciler / Siyah insanlar "Nordiklere" hiç benzemiyor.
C: Nordik genler Neandertal olarak bilinen, Dünya'da zaten mevcut olan gen havuzuyla karıştırıldı.
S: (L) Doğu ırklarını elde etmek için hangi genetik kombinasyon kullanıldı?
C: Doğulular efsanelerinizde "Lemurya" olarak bilinen bir bölgeden getirildiler. Dünya'nın o zamanki iklim ve kozmik ışın koşullarına iyi uyum sağlayacak şekilde Oryon Birliği içindeki 7 genetik kod yapısının önceki bir melezlemesi yoluyla tasarlandılar.
S: (L) Pekala, ya Sami ve Akdeniz halkları?
C: Yeni bir topluluğun "yerleştirildiği" her defasında, ilgili topluluklar yerleştirildikleri ortama en iyi uyumu sağlayacakları şekilde tasarlandılar. Ariler tek istisnadır çünkü Dünya'ya acil bir durumla getirilmeleri gerekti.
S: (L) Irklar Dünya'ya en iyi uyumu sağlayacak şekilde tasarlanıyorlarsa, Sami ırkıyla ilgili olarak hangi faktörler dikkate alındı?
C: Diğer hepsi gibi onlar da Dünya'da değil, Oryon laboratuarında tasarlandılar. Orta Doğu'ya "yerleştirildiler".
S: (L) Atlantisliler hangi genetik tipteydi?
C: Kızılderililerinkiyle aynı.
S: (L) Kızılderili tipinin kökleri nedir? Gezegende mevcut olan ve Oryon laboratuarına götürülüp genetik olarak değiştirilerek tekrar Dünya'ya yerleştirilen temel bir tür mü vardı?
C: Hayır!!! Söylediklerimize dikkat ediyor musun?!?!
S: (L) Neyi kaçırdım? Neden bazı Kızılderililer Pleyades'ten geldiklerine inanıyor?
C: Pleyades nerede?
S: (L) Oryon yakınında. (RC) Aa tamam, Pleyades'i Oryon'un bir parçası olarak kabul ediyorlar. Peki ya Siryus?
C: Bir yer olarak Siryus karıştırılıyor çünkü kuzey yarımküre göğündeki benzer bir yere benzetiliyor.
Kızılderililer gözlem noktları itibariyle benzer görünüşteki bir yer nedeniyle yorumlamada karışıklık yaşadılar.
S: (L) Tamam. (RC) Ama Siryus açık bir şekilde Siryus! Gökyüzündeki en parlak yıldız... tüm efsanelerde var!
(L) Belki yalnızca yanlış yorumlama değil, aynı zamanda bilinçli bir dezenformasyondur? (RC) Bu nasıl yanlış yorumlanabilir? Bu belli değil! Yıldız haritaları çok açık!
C: KENDİ efsanelerinizi SİZ nasıl yanlış yorumladınız?
S: (F) Görünüşe göre şu anki kültürümüzde herşeyi ve hatta yakın tarihimizdeki pek çok şeyi bile kolayca çok yanlış anlayabiliyoruz. Daha eski efsanelerin de çarpıtılmış, abartılmış veya yanlış sunulmuş olabileceğini düşünmek zor değil.
C: Bu celsenin başında söylediğimiz şeyi tekrar gözden geçirin.
S: (L) Dogon'lar Siryus'tan mı geldi?
C: Tüm hümanoit türlerin kökeni Oryon bölgesidir; milyonlarca koloni var oldu, oluyor ve olacak.
-----------------------------------------------------------

Ama Orionların ne olduğunu belirten evvel söylediklerimize ters gibi gelen ama "gezici yolcular" kavramı içinde düşünülünce onları salt Orion KH olarak görüp sınırlar içine sokamayacağımız bir bakış geliştirmeliyiz ve düşünmeliyiz bu altıncı yoğunluğun genel karakteri nedir ,

Bence dengenin aklımızın kolay alamayacağı bir şekilde tatbik edildiği ve bütünlüğün hemen kenarında birlik bilincinin tam teşekkül edip yedinci yoğunluğa en yakın özellik olduğunun bir çeşit ispatı,ama en baştaki alıntıda da belirttikleri gibi oranın nasıl olacağını siz tahayyül bile edemezsiniz denip bizleri şimdiye kadar olan farkındayız zannettiğimiz bilgi ve illüzyon çorbası içindeki kısıtlı mantığımıza bırakıyorlar, kabul etmekten başka çare yok ,

Ama onun da faydalı bir tarafı var ,bizleri takılı kalıp bilgisel ve hayal yolunda sabit bir dairede bırakmamış oluyorlar,ileriye hareketi bekleyip yerinde duramayan eşeleyen bir at gibi oluyoruz,

Karadeniz tarafının bir tekerlemesi aklıma geldi ,neşe..
Yerini eşerse at
Söz dinlerse evlat
Evde gülerse avrat
Nideceksin düğünü, gir oyna çık oyna

--------------------------------------------------------------
S: (L) Oryonlar olarak tanımladığınız 6'ncı yoğunluk KH varlıkları insanoğlunu genetik olarak tasarlayan veya yaratan varlıklar, öyle mi?
C: Hayır.
S: (L) Yaratılıştan sonra bizi ilk değiştirenler mi?
C: Yakın.
S: (L) Yani hem BH ve hem de KH yönelimli Gezici Yolcular var?
C: Gezici Yolcular "gezgin."
S: (L) Peki "gezgin" nedir?
C: Gezici Yolcu.
S: (L) Ra Bilgileri'ne göre Gezginler kavramı bize yardım etmek için 3'üncü yoğunluğa dönmeyi seçen 4'üncü veya 5'inci yoğunluk varlıkları oluyor. Aynı gezginlerden mi bahsediyoruz?
C: 5'inci veya 6'ıncı yoğunluk.
-----------------------------------------------------------

Ve devamında bir ifşa,
--------------------------------------------------------------------
S: (L) Dünya'daki tüm Teozofistler için sormak istiyorum, Helena Blavatsky tarafından yazılan "Isis Unveiled" kitabındaki bilgilerin kaynağı neydi? (Ç.N.: Kitap adı, "İsis Perdesi Aralandı" gibi bir anlamda sanırım.)
C: KH ve BH Oryonlar. 6'ncı yoğunluk.
S: (L) Yani kitaptaki bilgiler her iki taraftandı? Hangi bilginin hangi tarafa ait olduğunu çıkarmak da okuyucuya kalıyor yani?
C: İyi fikir.
------------------------------------------------------

Açıklayıcı bir bölüm daha,
-------------------------------------------------------
S: (L) Dalga nereden çıktı?
C: Bir yerden çıkmadı.
S: (L) Evrende sürekli bir döngüde mi?
C: Yakın.
S: (T) 6'ncı yoğunlukta bu dalganın tepesinde ilerliyorsunuz, doğru mu?
C: Evet. Biz 6'ncı yoğunluktaki siziz.
S: (T) Biz misiniz? Yani T---, Laura, J--- ve F--- mi?
C: Evet.
S: (L) Üst yoğunluklara uzanan diğer benliklerimiz misiniz?
C: Uzay-zamanda mevcut bulunduğunuz yere göre biz gelecekteki siziz.
S: (T) Biz sizin kaderiniz miyiz?
C: Ve tersi.
S: (L) Herhangi bir şekilde o garip peygamber devesi varlıklarından biri olma ihtimaliniz yok değil mi?
C: Evet ve hayır.
S: (T) Yani bizim diğer parçalarımızsınız, öyle mi? Siz, biz, Kertenkeleler, karıncalar, Griler, ağaçlar...
C: Biz sizin bütüncül benliğiniziz; 6'ncı yoğunluktayız.
S: (T) Yani siz bizim olmaya çalıştığımız şeysiniz öyle mi? Yani bizsiniz?
C: Evet.
S: (T) O halde 4'üncü yoğunluğa geçiş sırasında siz bütüncül benliklerimizle birleştiğimizde bir süre için sizi de göreceğiz, öyle mi?
C: Bütüncül benliklerle birleşme geçici olacak.
S: (L) Ama 4'üncü yoğunluğa geçince...
C: Daha yakın olacaksınız.
S: (L) Biz, bu odadakiler, diğerlerinden daha mı yakın olacağız?
C: Hayır, genel olarak tanımladık.

-------------------------------------------------------

Beslenme işi ,görülüyor ki her yoğunluğun bir beslenme tarzı var beslenmenin hiç bir şeklini yadırgamamalıyız ,en zor beslenme insan formunda 3. yoğunluk beslenmesi, çeşit biraz bol olsa da denge için boşaltımda çekilen sıkıntılar ve o artıkların bir şekilde doğaya ortamı bozmayacak şekilde asimile edilememesi o yaratılan dünya cehenneminin bir unsuru haline gelebilir,

Altıncı yoğunluğun beslenmesi baştan pek rahat gözükse de 3Y anlayışıyla değerlendirirsek yine de çok asil dediğimiz öyle rahat yaşayıp kalmak yok ,alt yoğunluklara dalıp oradakileri bilgiyle kotarabilmek için farkına vardığımız gibi bir çok usulleri tatbik mecburiyetleri var ,

Tekrar ediyorum 3Y anlayışıyla bu tesbitleri yapıyoruz ,etrafımızı kaplayan ve olumsuz yolda KH tarafından da beslenen illüzyon ve kapıldığımız sexe bulaşmış yanlış sevgi imajı o bütünlüğü kaplayan ve ondan bir parça olduğunun tam farkında olan gerçek sevgi algılamasını tam hissetiremiyor ve ne olduğunu bu şartlarda tam tarif edemiyoruz ve 6Y nin bu asil davranışı şimdilik bize külfet gibi geliyor,

-----------------------------------------------------------
S: (T) Tamam, ve Kertişlerin negatif enerjiyle beslendiklerini söylemiştiniz?
C: Evet.
S: (T) Peki pozitif enerjiyle kim besleniyor?
C: Siz.
S: (T) Pozitif enerjiyle nasıl besleniyoruz?
C: Bir'le yani 7'nci seviyeyle birliğe doğru ilerliyorsunuz.
S: (L) Diğer bir deyişle başka birine yakıt sağlamak yerine kendi yakıtını üretiyorsun. (T) Siz 6'ncı
seviyedesiniz, siz neyle besleniyorsunuz?
C: Yanlış kavram. Biz diğerlerine veriyoruz ve diğer BH'lerden alıyoruz. Birbirimizi besliyoruz.
S: (T) Yani birbirinizi besleyerek ilerliyorsunuz ama KH yolundakiler birbirlerini beslemiyorlar ve bu yüzden başkalarıyla beslenmeleri gerekiyor. (T) Şu anda bizimle konuşuyorsunuz. Bu BH mi?
C:Evet.
S: (T) Kanal için de enerji sağlıyoruz, size de enerji veriyor muyuz?
C: Hayır.
S: (T) Programın gerisinde kalıyorsun T---. (L) Bizden ne istiyorsunuz?
C: Saf BH iken birşey istemeyiz. Geldik çünkü SİZ istediniz. Diğerleriyle paylaşana kadar bu da KH.
S: (L) Yani bu bilgileri paylaşmamız gerekiyor, öyle mi?
C: Size kalmış, bu bir özgür irade seçimi.

-------------------------------------------------------------------
Yukarıdaki bölümde kritik bir durum var ,beslenmenin hangi yol veya tip olursa olsun her yoğunluk mensubu için gerekli olduğunu söyledik, ama 3 Y deki birisi kendisine yardımcı olan 6Y varlıklarına beslenme için enerji veremiyor denmekte ,

Bunun bir istisnası olmalı,

Buradaki gezginlerin yaptıkları bilinçte açılmamış insanların farkındalığını açmak üzere yaptıkları faaliyetler ki bunun ortama sevgi ışınları falan göndererek değil de bilgide evvela kendisini açmak ve böylece psişik aural alanını genişletmekte olduğunu yavaş yavaş anlamaya başladık ,

Yani sen bunu mutlaka öğreneceksin yoksa şöyle böyle olur gibi korkutma ve dayatmalar olmadan meselenin evvela kendindeki cevhere ulaşmak olduğunu anlayan bir yapı (ki bu yüksek farkındalıklı gezgin dediğimiz kişiler) o enerjiyi 6Y e erişmişlere aktarabilir, veya başka bir ifade ile "siz biz "barajı aşıldığından o enerjiyi birlik bilinci kapasamında almış olurlar,

----------------------------------------------------------
S:(L) Peki 6'ncı yoğunlukta bir KH deneyimi var mı? 6'ncı seviye Oryonlar gibi?
C: Bunlar yalnızca bireylerin yansımalarıdır, birleşik varlıklar değil. Bu yansımalar denge için vardır. Bunlar bütün birer varlık değildir, sadece düşünce formlarıdır.
S:(L) 6'ncı seviye varlıkları İncil'de Eyüp'ün hikayesinde Lusifer'in Tanrı'nın önüne gelişi gibi bir araya gelmiş melekleri mi ifade ediyor?
C: Evet.
S:(L) Yani 6'ncı yoğunlukta KH ve BH var ve birbirlerini dengeliyorlar?
C: Dengeye yönelik bir yansıma.
S:(L) Bunda bir herhangi bir hiyerarşi var mı? Bu varlıklar bir çeşit "Büyük Konsey"in önüne gelip planlar yapıp tartışıyor, kararlar verip bunları uyguluyorlar mı?
C: Hayır.
S:(L) Peki nasıl oluyor? Herşey enerjilerin doğal bir etkileşimiyle mi meydana geliyor?
C: Evet.
-------------------------------------------------------

Yine evvelce aktardığımız bir bölüm ,ancak buradaki
"S:(L) Peki nasıl oluyor? Herşey enerjilerin doğal bir etkileşimiyle mi meydana geliyor? C: Evet."
kısmı ile yorumum var ,
Denge konusu üzerindeki bildiklerimizi ve idraklerimizi yoklayıp bunu açıklayabiliriz,

Bahsedilen doğal etkileşim 3Y deki kutupları yaşayıp onun kıskaçlarından kurtulabilme asaleti, yani yadırgamayan ve birbirine müdahele etmeyi tamamen ortadan kaldıran bir anlayışı anlamaya çalışmalıyız,

Hatırlayınız "kızılderililer yardım istedi, hayır edemeyiz dedik" veya "1.derece karmik göreve müdahele edemeyiz" buna benzer yardım çağrılarını ret eden bir davranış 3Y mantığımızla insafsız bir davranış olarak gözükebilir ama varlıkların bireysel derslerini tam almadan karmik unsurlarını dengeleyip temizlemeden yardım alarak o an için ferahlamış olsalar da derslerini eksik aldıklarından aynı hataları tekrarlayan davranışlar ve yüksek idraklerden mahrum kalacaklar tehlikesini doğurur, bu da gelişime doğal olarak ket vuran bir unsur olur ,

Özetle kutuplaşmış bir yapıda KH ve BH mutlak karşılıklı etkileşim içinde olmalılar ve 6Y de de bu işin devam etmesi ama dengeyle nötralleşmeye doğru giden sonuç isteği, yedinci yoğunluğa doğru gidişte avantaj sağlayan bir unsurdur,

İşin özünde yani var oluşun genel özelliğinde o sevgi dediğimiz hadisenin genel tablosu mutluluk ve neşe üzerine kurulu ,nobran ve kötü bakışlı olmak, karamsar olmak 3Y de KH etkisinde kalmış işin farkında olmayan bireylerin bir nevi hastalıklı hali ,bundan kurtulabilenlere ne mutlu,

--------------------------------------------------------------
S:(TR) Orada çok eğlenceli 6'ncı yoğunluk varlıkları var sanırım?
C: Evet, burası onlarla dolu! [gülüşme]
S:(L) Tamam, kesin şunu, burada bir soru sormaya çalışıyorum!
C: Neyi keselim?
S:(L) Oyalanmayalım, bu soruları bitirmek istiyorum.
C: Ama eğleniyoruz, bunda yanlış olan nedir?
S:(L) Hayır, ama bu soruların yanıtlarını almak istiyorum. (TR) Gevşe biraz, ihtiyacımız olan şey eğlenceli bir celse.
C: Laura gergin! [gülüşme]
S:(TR) Bu gece canlı bir celsemiz var.
C: Evet.

-------------------------------------------------------------
C: Boşver Laura, bu yalnızca çok, pek çok öğrenme deneyiminden biriydi. Bunlar bizi çok zenginleştirdi.
S:(L) Unutmam gereken öğrenme deneyimi nedir?
C: Hayatlar boyu "keder."
S:(T) Bu onun/sizin kederli hayatlarından biri mi?
C: O şekilde bakarsak tüm hayatlar öyle.
S:(J) Şunu söylemem gerek... (T) Bu 4'üncü yoğunluk hayatını da kapsıyor mu? (J) Yazmakta zorlanıyorum ve diğer yandan da söyleyecekleri şeyi tahmin etmeye çalışıyorum. Zorlanıyorum.
C: Gereği düşünüldü!
S:[Gülüşme] (T) 6'ıncı seviyeye ulaşıldığında hala mizah olduğunu bilmek güzel!
C: Burada mizah bol. Orada eksik. Sevgili JR, kalemi ve kağıdı D---'ye ver.
S:(T) JR'den sevgilerle! [Gülüşme] (D) Ne güzel boşta oturuyordum...
C: Duydum/duyduk D---! Bu arada konuşan biziz.
S:(T) "Bu arada"yı BTW (ing.: by the way) olarak kısaltabilirsiniz.
C: BTO.
S:(L) Bu ne?
C: Bachman Turner Overdrive! (bir müzik grubu)
S:[Gülüşme] (L) Bunu bilemediysen, kötü durumdasın demektir TR! (T) Emerson, Lake ve Palmer! Electric Light Orchestra! (L) Birşey söylemek istiyorum...
C: Pekala Laura, sorman gerekiyorsa sor.
S:(J) Şeyi sormak istiyorum...
C: Önce Laura sorsun, biz/o çileden çıkmak üzere.
S:[Gülüşme] (T) Evet, şimdi sor. (L) Biliyorum bana çok kızacaksınız çünkü hep uçlarda gidiyorum...
C: Biliyoruz, ne istersen sorabilirsin!!!!
-------------------------------------------------------

Bazen durup dururken sıkıntılar bezginlikler içinde olduğumuzu hissederiz ve çoğunlukla buna sebep olarak etrafımızdaki olaylara kişilere bakıp bu sıkıntı sebeplerini onlara yamamaya çalışırız , sebep oluyorlar şeklinde, bu da bizim kötümser halimizin geçmemesini sağlar ve belki de haksız kötümser davranışlarla etrafımızı sıkar geri dönülmesi güç veya dengelenmesi zor durumlar yaratır ortamdaki hali toptan negatife çeviririz ,bunun sebebi ne imiş,

-------------------------------------------------------------

C: Neden bir başkası için sıkıntı dileyesiniz?
S:(L) Ben kimse için sıkıntı dilemiyorum; sadece hepimizin çektiği sıkıntıları anlamanızı istiyorum... (T)Anlıyorlar... (J) Ve biz de anlıyoruz... Bunları seninle birlikte yaşadılar. Tüm bu sıkıntıları tek başına yaşamadın! (T) Onlar senler!
C: Neden bir başkası için sıkıntı dileyesiniz? Herkesin kendi dersleri var, paylaşmak ister misiniz?
S:(L) Yani daha kötü olmadığı için şükredin diyorsunuz. (D) Birşey sormak istiyorum çünkü muhtemelen sen anladın ama ben anlamadım. Eğer 6'ncı yoğunluksak ve aynı zamanda 3'üncü yoğunluksak, gelecekte başka bir 3'üncü ve başka bir 6'ncı mı olacağız? (F) Bizim 3'üncü yoğunluk algımızla öyle. Çünkü bizim zamanımız doğrusal ve gelecekteki kendimize bakıyoruz ve şimdideki kendimizle konuşuyoruz ama tüm bunlar aynı anda oluyor çünkü aslında zaman yok. Ve bu muhtemelen, bir gün 6'ncı yoğunluktan buraya bakacağımız anlamına da geliyor... (D) Aynı şeyi hep tekrarlayacak mıyız? (F) Hem evet, hem hayır... Bu konunun her yönünü tamamen anlayabileceğimizi sanmıyorum. (T) Sorun şu ki...
C: 6'ncı yoğunlukta olduğunuzda anlayacaksınız!!! O yüzden "şimdi ve burada"nın tadını çıkarın!
S:(T) 4'üncü yoğunlukta bile şu andakinden çok daha fazla şeyi anlayacağız. Bize üçüncü seviyenin ötesinde kavramlar veriyorlar. 4'üncüye geçtiğimizde olan bitenler konusunda iyi bir başlangıç yapabilmemiz için bizimle bir hazırlık çalışması yapıyorlar. Frekansı oluşturmamız için bizi aslında zaten olduğumuz yere yükseltiyorlar. 4'üncü yoğunluktan bunu yapmak için geldik. Hatırlayabilmemiz için bize gerekli bilgileri veriyorlar... (F) Tıpkı Hansel ile Gretel'in ormana gidip, dönüşte yollarını bulabilmeleri için kırıntılar bırakmaları gibi. Yapmamız gereken şeyi yapmak için 4'üncüden 3'üncüye geldik ve şimdi tekrar 4'e gidiyoruz veya buna benzer birşey. ... (T) Şu anda bulunduğumuz yerde herşeyi kavrayamıyoruz ve zaten bu seviyede bunu yapmamız da gerekmiyor.
C: Hepiniz öğreniyorsunuz. Laura bir DNA ipliği daha edindi ve sıkıntılarının nedeni de bu, tamam mı?
-----------------------------------------------------------

Dördüncü yoğunluktan dünya nasıl görünüyor atlanmış bir 4Y bilgisi olsa da gerekli gördüğümden koydum ,

----------------------------------------------------
S:(L) 4'üncü yoğunlukta Dünya nasıl görünüyor?
C: Görünmüyor.
S:(J) Ha? (L) Görünmüyor derken?
C: Yalnızca istemeyle görünür. Fizikselliğin değişkenliği.
S:(L) Yani Kertişler ve Oryonlar için dünya görünmez mi?
C: Dünya'yı düşünmediklerinde.
S:(J) Dünya hakkında düşünmediklerinde Dünya onlar için mevcut değil mi yani? Görünür olması için üzerinde odaklanmaları mı gerekiyor?
C: Yakın.
S:(T) Ama bir keresinde 4'üncü yoğunluktaki herkesin bizi görebildiğini söylemiştiniz?
C: Evet.
S:(J) Dünya'yı, bizi değil. (T) Bizi neyin üzerinde görüyorlar?
C: İstediklerinde sizi görebiliyorlar.
S:(J) Yani bizi görebilecekleri frekansa odaklanıyorlar. (L) Bu tıpkı ikinci yoğunluktaki hayvanlar gibi. Yolda giderken eğer odaklanmazsan, etrafındaki şeyleri görmüyorsun. (J) Onları görmek için odaklanmadıkça...
(T) Ormanda öylece durduğunda belirli bir süre sonra bazı şeyleri görebilmek gibi. (J) Herşey algıya dayalı.
C: Evet, ama 4'üncü seviye, gerçek değişkenliğe sahip ilk yoğunluk.
--------------------------------------------

Siz bizsiniz beraberliği K.lar tarafından bolca belirtildi ve biz 3Y deki bilincimizle bu işin fiziksel bütünlüğmüz ile tamamen beraberlik olarak algılayıp çektiğimiz fiziksel zaafların tümünü onlar da aynen hissediyor sanmaktaydık, bu aktarımda bunun böyle olmadığını işin çinde bazı hassas ayırımların olduğunu hissediyoruz,

Pek tabii ki fizikte yaşam seçimini yapan bizleriz duyduğumuz acılar veya sıkıntılar bilincimize yansıdıkça her halde 6Y varlıkları tarafından fark ediliyoruz ve bu bilinç matrixinden onlar ayıklayabildikleri kadarı ile bizle beraber olmaktalar ,kısaca bahsi geçen bu geçici birleşmeler bilince aktarılmış doneler yoluyla oluyor,

Bunu başka yollarla da anlatabiliriz, benim izahım bu kadar,
Ama oldukça üzerinde durulup anlaşılması icap eden bir husus ,
Konuya derin girmek istersek ,içinde celseye katılanların şahsi isteklerinin yoğun olduğu esasta biz takip edenlere bu hallerin biraz sıkıntı verdiğini söylesek de üzerinde düşülünce bu işin bilinç yönünden bazı bilgi kapılarını açtığını da dile getirebiliriz,

28.06.2005
Sizler , sizler beni gözleyenler
Bazen beni benden çok bilenler
Dünya yaşamının zorluğunu ama
Bilemezsiniz , gördüğünüz ,düşünceden aksedenler

Ben çekerim acının en katmerlisini
Bazen de sevginin en renklisini
Zıtlık evriminin o mahir döngüsüyle
Ben bulurum burada gerçeğin en zahmetlisini

--------------------------------------------------------------------
C: İstediğiniz zaman ayarlayabilirsiniz. Laura, biraz daha kafein lütfen.
S:(T) Kahve içmek mi istiyorsunuz? Kafein müptelası olmuş olmanız ve buna yalnızca bizim aracılığımızla ulaşabiliyor olmanız mümkün mü?
C: Açık. Bir 6'ncı yoğunluk ışık varlığı, 3'üncü yoğunluktan herhangi birşeye nasıl "müptela" olur?
S:(S) Hadi bakalım, açıkla onlara şimdi TR! (T) İletişim frekansımızdan. (L) Benim içtiğim kafein size de ulaşıyor mu?
C: Hayır.
S:(T) Bizde meydana getirdiği frekans değişimi sizi de etkiliyor mu?
C: Gerçekten öyle oluyorsa ne güzel! [Gülüşme]
S:(L) Sanırım kafein sadece uykumuzu erteleyip onlara ayak uydurmamızı sağlıyor.
C: Evet.
S:(T) Hadi ama! Siz de tadına bakıyorsunuz! Evet evet! ...
C: TR, celseden önce ne içtin?
S:(T) A ha! Ondan da istiyorlar! Ho-ho-ho, neşe, neşe. (S) İçtiğin purolardan olmalı TR! [MOLA] (L) Ekonomi hakkındaki sohbetimizi herhalde dinliyordunuz?
C: Her zaman olduğu gibi.
S:(L) Bize bu konuda rehberlikte bulunabilir misiniz, bir güvence verebilir misiniz? Çünkü biz hala 3'üncü yoğunluğuz ve bazı bakımlardan güvencelere ihtiyacımız var.
C: Çok fazla şeye ihtiyaç duyacak kadar 3'üncü yoğunluksunuz hala, aşkım!
----------------------------------------------------------

C: Ruth Montgomery tarafından tanımlandığı şekliyle bir walk-in, bir ruhun, bir farkındalık seviyesinde çeşitli nedenlerle terk etmeyi seçtiği bedeni devralmayı seçen başka bir ruhtur. Bu şekilde, daha üst seviyeden gelen bir varlık, başka bir seviyede daha önce başka bir varlığın kullandığı bedene girebilir.
S: (T) Yani dördüncü seviye bir ruh, üçüncü seviyedeki bir bedene girebilir mi?
C: Hatırlayın, daha önce de tanımladığımız gibi, birinciden dördüncüye kadarki yoğunluklar, kısa dalga döngüsü, veya sizin deyişinizle reenkarnasyon içerir. Bu yoğunluk seviyelerinin her birinde ruh-beden evliliği vardır. Bu yoğunluk seviyelerinin her birinde, yaşam deneyimlerinin incelenmesi ve değerlendirilmesi için, döngü sürecinde beşinci yoğunluğa geçişler vardır. 6'ncı yoğunluk, kısa dalga döngüsünün gerekli olmadığı ilk yoğunluktur çünkü artık fiziksel eğilim yoktur. Bu nedenle, birden dörde kadarki tüm seviyelerde, fiziksel durumdayken, fiziksel bedenin bir ruh yansıması vardır. Bu nedenle kısa dalga döngüsünün çeşitli noktalarında, çeşitli türlerde bedenlenmeler mümkün ve hatta oldukça muhtemeldir. Anlıyor musunuz?
S: (T) Sayılır. Üzerinde epey düşünmek gerek. (J) Yani birinci yoğunluktan dördüncü yoğunluğa kadarki kısa dalga döngüsünde fiziksellik var. (L) Yani bir dördüncü yoğunluk varlığı, döngü sürecindeki beşinci yoğunluk aralarından birinin dönüşünde, bir üçüncü yoğunluk bedenine girmeye de karar verebilir, öyle mi?
C: Kullanılabilecek yöntemlerden biri budur, evet.
------------------------------------------------------------

Bu alıntıda kısa dalgadaki olanlar hakkında ve walk-in konusu üzerinde bilgiler mevcut,

Ancak"6. yoğunluk varlıklarının kısa döngü gerekliliği yoktur" sözü düşüncelere soktu, buradaki anlatımın özünü çözmemiz lazım,

Birinci husus ruhların seçip geldikleri ve kendilerini KH BH kutuplaşamasına sokup 5.yoğunluktaki o geniş idraklerle ve karmik macera ile süregelen husus, fiziksel gerekliliğin en bariz uygulaması olduğunu anlıyoruz ,

İkinci husus ,6 .yoğunluk mensubu olmanın fizikselde olan bizlerin lineer görüşle sandığımız merdivensi bir kademe özelliğinde değil bambaşka bir şey,

Ve oradaki olan biteni veya bir altıncı yoğunluk olgularını siz tahayyül bile edemezsiniz ifadesinin bizlerce bir kere daha anlaşılmaya çalışılması gerçeği,

Fiziksel var oluş dediğimiz sadece bizim dünyamız değil sayılamayacak derecedeki gezegenler güneş sistemleri v.s.bunu biliyoruz ,

6.yoğunluk bunlardan azade ve fiziksel var oluş veya fizikseli seçenler (ki içinde 3Y BH olanlar da var )onların muhtelif deneysel ve bilgisel yönden uğraştıkları bilinç yönünden yükseltmeye çalıştıkları bir kol, böylece 6Y nin bizim hayal edemeyeceğimiz başka uğraşıları da var, bu yoğunluğu biz kendi gerçeklik perspektifimizle bir sonuç olarak görememekteyiz, siz bizsiniz dediklerinde hemen eşdeğer koltukta falan oturduğumuzu sanmamalıyız,

----------------------------------------------------------------
6Y hakkındaki taramalarımda özellikle Gaia dostumuzun rüyasında gördüğü denizanası görünümlü şeyler hakkında ilginç bir bölüm yakaladım ,biraz anlayabiliriz sanırım,

-----------------------------------------------------------------
S: (L) Geçen ay RC'nin evinde bir video izledim. Çok garip UFO'lar görünüyordu ve RC onların Merkaba'lar olduğunu söyledi. Devasa, yarı şeffaf, canlı yaratıklar gibiydiler. Denizanası gibi jölemsi bir yapıları vardı. Ve görünüp kayboluyorlardı. Bu şeyler neydi?
C: Yoğunluk öncülü dalga etki paketleri yoluyla ortaya çıkan 6'ncı yoğunluk etkileri.
S: (L) Bu şeyleri kamerayla çeken kişi onları çağırabiliyor gibiydi. Bunu nasıl yapabiliyordu?
C: Izgara matrisindeki manyetik konum noktaları üçlemesi düşünce formu projeksiyonlarıyla etkileşiyor.
S: (L) Bu kişiyle ilgili sıradışı bir özellik var demek mi oluyor bu?
C: Yalnızca bilinçaltı paralel dönüştürme bakış açısından.
S: (L) İstersek bu yaratıklardan birini ortaya çıkarmamızın bir yolu var mı?
C: Son derece zor olur, çünkü konum-matris şu anda senin için avantajlı bir durumda değil.
S: (L) Yani bu konumla, bir konum ızgarasıyla ilgili birşey?
C: Evet.
---------------------------------------------------------

Bir kıymetli dostumuz "ilk tanrı"dan bahsetti ,bu beni oldukça düşünsel olarak meşgul etti ,şimdiye kadar yazdıklarımı genel inancımı defalarca sorguladım bu izlemi veren bir düşüncenin tamamen dışında ve defalarca, fırsat buldukça monoteizm dışındaki bir farkındalığı devreye koyan ifadelerim aklıma geldi ve hatta bu dosta

"https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=283&whichpage=1"

topicteki "perde" dörtlüğümü tavsiye edip okutmak falan gibi hiç istemediğim bencil dayatmacı düşünceler aklımdan geçti kendimden utandım bu hallerin dışında olmalıydım,

Ama yine de topiği işaret ediyorum, bu nedendir şeklindeki davranışa izah, kutupların maddede yaşayan karmaşasına kapılmış insan halleri üzerinedir, kutupların çatışması dengenin insanlık hasleti üzerinde oluşumu için son derece doğal ve normaldir zira bir yönde bireyselliği denemek diğer yanda ise bütünlüğü kavramak gibi aşırı uçların insan davranışı üzerindeki tesirlerini inceliyoruz ve bu dengeyi sağlama hallerinden kendimizi sıyıramıyoruz..

Netice olarak tanrının "ilkliği /sonluğu/ ortalığı" diye bir kavramın dışındaki bir anlayış için bilgide senelerimi verdiğimi hatırladım ve taramalarımda şu vurgu önüme geldi, zira her şeyde olan tanrı, mikro hallerden makroda olan her şey ile birdir,

-------------------------------------------------------------------
S: (L) Şimdiki soru: Birinin üst yoğunluklardan bir varlığı mı yoksa ölmüş bir 3'üncü yoğunluk varlığını mı kanalladığını nasıl anlayabiliriz?
C: Düzeltmeler ve netleştirmeler gerekiyor: "Ölmüş bir 3'üncü yoğunluk varlığı" 5'inci yoğunluk varlığıdır. 3'üncü yoğunlukta ya takılı kalmıştır, ya da 5'inci yoğunluktan iletişim kuruyordur ama her iki durumda da artık 3'üncü yoğunluk değildir!! 1'inci yoğunluk bilinç seviyesi altındaki tüm fiziksel maddeyi kapsıyor. 6'ncı yoğunluk ışık seviyesi olarak tektiptir çünkü bu yoğunluk seviyesinde tam bir denge vardır ve ışık bilgi olarak temsil edilir. 7'nci yoğunluk bir ile birliktir... Kelimenin her anlamında sonsuzdur çünkü "özü" olası tüm farkındalık boyutlarında var olan herşeye yayılır. Bir varlığın herbir bilinçli fiziksel varlığının sona ermesi sonrasında gördüğü ışık birliğin kendisidir. Hatırlayın, 4'üncü yoğunluk değişken fizikselliğe sahip ilk yoğunluktur!! Bunun üzerinde dikkatlice düşünün!!! Ve hatırlayın, yalnızca tek bir "Tanrı" var ve yaratıcı yaratılan herşeyi kapsıyor ve yaratılan herşey de yaratıcıyı ..
-------------------------------------------

Ve zerrede olup bütünlüğü sınayan durum Lauranın fotoğrafta görünmemesini sağlıyor ,zira kanalın oluşumunda 3 ve 6 Y ile birleşimi mevzubahis, burada fizik dışında olanları ortaya çıkaran harikulade bir anlatım var, metafizik devrede,

------------------------------------------------------------

S: (AM) Makineyi şuraya çekeyim... Şimdi L'nin fotoğrafını çekmek istiyorum. (S) F'nin fotoğrafına bak. Kolunun üzerinde bir el var sanki! (F) Ben hiçbirşeye benzetemedim. (AM) Elleriniz tablada bir poz almaya çalışacağım. (L) Oradakiler! Poz vermeye hazır mısınız?
C: Evet.
S: (AM) Derin bir nefes al ve tut... [L'nin aura fotoğrafı çekiliyor] (L) [Kendi aura fotoğrafına bakıyor] Bu çok garip. F kendi fotoğrafında görünüyor ama ben kendi fotoğrafımda görünmüyorum. Fiziksel olarak neden belli değilim?
C: Öğrenme ruhsal gelişim sağlar ve farkındalık bilgiyi "somutlaştırır."
S: (L) Tamam oradakiler, gülümseyin! [L'nin ve F'nin parmakları planşet üzerindeyken tablanın aura fotoğrafı çekiliyor.] (L) Tamam ama bu neden fotoğrafta görünmediğimi açıklamıyor.
C: Çünkü 3'üncü ve 6'ncı yoğunluk seviyesi arasındaki kanallama celseleri için olağan bir şekilde, enerji alanı örtüsü seni kanalla birleştiriyordu.
S: [Tablanın fotoğrafı hazırlanıyor ve ortaya çıkan geometrik şekil grubun şaşırma seslerine neden oluyor] (L) Bu geometrik şekil nedir?
C: Kanalın görsel bir temsili!!! Bu kadar berrak bir parlaklık olmasının nedeni fotoğraf çekildiği anda düşünce merkezlerinizin temiz ve açık olmasıydı. Diğer bir deyişle, 6'ncı yoğunluk aktarım noktasından gelen orantısız bir enerji vardı. Bakmakta olduğunuz şey, sizin üzerinizden aktarılan bozulmamış bilginin %100 saf ışık enerjisi. Bu daha önce 3'üncü yoğunlukta hiç görülmedi. Henüz bunun anlamlarının tam olarak farkında değilsiniz ama olacaksınız. Bu gece tarih yazdık millet!!!!! [Diğer bireylerin fotoğraflarının çekilmesi için mola verildi. Çekim bittiğinde AM ve W ekipmanları topladı ve ayrıldı.]
------------------------------------------------------------

Aşağıdaki alıntıda 6Y olmanın daha 7 ile birleşmenin tam olmadığını belirten bir aktarım göreceksiniz madde olma hali dışında birlik ve bütünlük düşünsel özelliğinin mükemmel bir oluşumunu gösteren 6Y karakterinin alttaki yoğunluklarda bulunmayı pek istemediklerini düşünüyorum ,bilgi ve o tip her türlü yardımı yapalım ama yine pek alt yoğunluklarda olmayalım ,

Gerçi bu durumun istisnasını gezgin yolcu tanımlanan alt yoğunluklarda bedenlenmiş varlıklarda görebiliyoruz ve her halde onların bu ilkel yoğunluktaki maceralara atılmalarını büyük özveri olarak kabul etmeliyiz hele kapalı bilinçle gelip uyanmakta zorluk çekenler halinde iken,bu arada onların mutlaka 6Y oldukları da şüpheli 5 ve 4 den olabilirler,

--------------------------------------------------------------
S: (Pk) Hiç gülüyor musunuz?
C: Evet.
S: (Pk) 3'üncü yoğunlukta olmayı özlüyor musunuz?
C: Siz 2'inci yoğunlukta olmayı özlüyor musunuz? Veya birinci?
S: (Pk) Bize gülüyor musunuz?
C: Evet. Ve hayır. Pk, gerçekten bir zamanlar 3'üncü yoğunluk varlıklarıydık ve aslında şu anda "gelecekteki" siziz! Sizdik ve siziz. Bu cümlenin önemini anlıyor musun? Biz siziz ve sizdik, 3'üncü yoğunluktuk ama artık 3'üncü yoğunluk değiliz ve siz de henüz 6'ncı yoğunluk değilsiniz.
S: (L) "Zamanınızı" nasıl geçiriyorsunuz?
C: Öğreterek, paylaşarak, yardımcı olarak.
S: (L) Eğlenmek için ne yapıyorsunuz?
C: Bu eğlenceli!
S: (P) Bunları birbirinizle mi yapıyorsunuz?
C: Hayır 1, 2, 3, 4, 5'inci yoğunluk.

-------------------------------------------------------------------
Kişinin hangi yoğunlukta olması hakkında karar vereceği yerin 5Y olduğundan bahsetmiştik ve 6 Y e gidip gitmeyeceği hakkında aşağıdaki alıntı açıklıkla bazı şeyleri ortaya koyuyor,

Ve sonuçtaki "düşünüşün "karar verme yolunda ne kadar etkili olduğunu görüyoruz ,dikkat edilirse rehberlerin diğerlerinin tavsiyeleri kişinin kendi seçimine karşı yapacağı kadersel planda sadece öneri olarak kalabiliyor,

Buradan o her şeyi ayarlayan "ilk tanrı" nerede sorusuna cevap bulabiliriz ,her yerde ve seçim yapıp uygulayan o kişide..

------------------------------------------------------------------
S: (L) Bu gece 5'inci yoğunluk hakkında birşeyler sormak istiyorum. 4 fiziksel yoğunluk ile 5'inci yoğunluk arasındaki "ayrım çizgisi" nasıl işlev gösteriyor?
C: Çevrim döngüsü bölgesi. 1'den 4'e kadar olan yoğunluklardaki enkarnasyonlar arasında
düşünme/öğrenme ihtiyacını karşılamak için kişinin 6'ncı yoğunluktaki varlıklarla mükemmel dengede
doğrudan bir iletişim kurması gerekir.
S: (L) Bir kişi 1'inci yoğunluktan 4'üncüye kadarki tüm deneyimlerini tamamladıktan sonra 6'ncı yoğunluğa geçmeden önce bir süre 5'nci yoğunlukta mı kalıyor?
C: Evet.
S: (L) 3'üncü yoğunlukta ölüp 5'inci yoğunluğa giderken 4'üncü yoğunluktan mı geçiyorsun veya onu görüyor musun?
C: Hayır.
S: (L) 5'inci yoğunluk seviyesinde bulunan varlıkların hizmetinin bir bölümü bir rehber görevi görmeyi mi gerektiriyor? Yani 5'inci yoğunlukta iki tür varlık mı var; çevrim için orada bulunanlar ve kendi bilinç seviyesi 5'inci yoğunluk olanlar?
C: Hayır. 5'inci yoğunlukta herkes varolan herşeyin zamansız kavrayışına sahip.
S: (L) Eğer 5'inci yoğunlukta herhangi bir varlığın zaman ötesi bir kavrayışı varsa, o varlığın 5'inci yoğunluktan 6'ncı yoğunluğa geçmek yerine "çevrim döngüsüyle" önceki bir yoğunluğa dönmesini
belirleyen şey nedir?
C: Düşünüş ihtiyaç duyulan kaderi ortaya koyuyor.
-----------------------------------------------------------

Yakın zamanda çok sevdiğim bir dostum ile görüşürken onun çok nahif hissettiğim ruh yapısının dünya yaşamını yani fizikselliğin getirdiği ilkelliği ve kabalığı pek kaldıramadığını hissettim ,hatta beni izleyen dostların tümünün de ,

Yaşamdaki zik zak olayların yani kabalığın ve inceliğin bir bakıma değişik ve çok kuvvetli olan yapısı olan algıyla doğal ve normal olduğunu kendime adapte etmeye çalışsam da çok defa beceremediğimi ve o yaldızlarımın /zırhımın döküldüğünü hissettiğim anlar olmakta, yani bilgi bilgi diye ısrarla bu gibi şeyleri nasıl alt edilebileceği gerçeğini vurgulasak ta başarı tam olamıyor ,zira ortamda ruhu olmayan varlıkların akla gelecek gelmeyecek bin türlü halleriyle karşılaşmaktayız ,ayrıca içsel dünyamızda KH tesirleri ile oluşmuş duygu karmaşaları bunlar fiziksel dünya yaşamını cehenneme çevirmekte ve bir de insanlara din yoluyla yoğunluk değişince başka zor dünyalar cehennemler olduğu bilgisini dayatmakta ve korkutmaktalar halbuki dönüp dolaşılıp gelinecek yer ve karmik hesapların ödenti yeri burası bu cehennem,

İşte bu alıntıda dostlarımı da ihtiva ettiğini kuvvetle kabul ettiğim "gezginler"fenomeni,

----------------------------------------------------------
S: (L) Tamam, Gezginlerin dünyadaki bu sistem içinde kendilerini yabancı gibi hisseden bireyler olduğunu söylemek doğru bir tanım olur mu?
C: Evet ama bir ölçüde adapte olabilirler.
S: (L) Onların da bazen fiziksel bir...
C: Fizikselliğe tepkisellik.
S: (T) Fizikselliğe tepkisellik mi? Fizikselliği sevmiyorlar mı? Ama buradalar! (J) Burada olmaları fizikselliği sevmelerini gerektirmez! (L) Tamam, bu her zaman bir ipucu mu?
C: Evet.
S: (L) Onlar hakkında söyleyebileceğiniz... (J) Bir saniye başka bir sorum var. Fizikselliğe tepkisellik... Bu,fizikselliğin değişken olduğu üst yoğunluklardan farklı olarak 3'üncü yoğunluğun tamamen fiziksel ve sabit olmasından hoşlanmama anlamında mı?
C: 3'üncü yoğunluk "tamamen" fiziksel değil.
S: (L) Ruhsal şeyler de... (J) Anlıyorum, ama fiziksel beden sabit bir fiziksellik. (L) Sanırım anlatmak istedikleri şey farklı... (J) Onu anlamaya çalışıyorum. (L) Sanırım söyledikleri şey şu; referans noktası olarak fiziksel duyumlar değil de ruhsal veya zihinsel veya hissel duyumlar üzerinde odaklanma bakımından bir ayrım var...
C: Evet.
S: (L) Şu anda okuduğum kitaptaki adam da bundan bahsediyor. Beden hayvani. Hayvani insanların sadece hayvani deneyimlerin arayışı içinde olduğunu, bunları yücelttiklerini, fiziksel duygularını geliştirdiklerini söylüyor.
C: 3'üncü yoğunluğun yerlileri fiziksel olan şeylere odaklanma ve bir ölçüde fiziksellikten zevk alma
eğiliminde.
S: (T) Şu anda yaptıkları şey de bu! (L) Evet. (T) Şu anda bunu büyük ölçekte gerçekleştiriyorlar. Ve bunu sürekli yoğunlaştırıyorlar. (J) Varmaya çalıştığım nokta şu; bir süre 3'üncü yoğunlukta kalmak durumunda olan Gezginler fizikselliğin değişkenliğini özlüyor mu? (L) Hatırla, Gezginler 6'ncı yoğunluk varlıkları.
C: Yokluğu.
S: (T) Fizikselliğin yokluğu mu?
C: Evet. Özledikleri şey.
S: (L) Fiziksizliği özlüyorlar. (J) Evet. (L) Fizikselliğin değişkenliğini özlüyorlar. ...
C: Fiziksizliği özlemekten de ziyade fizikselliğe adapte olma zorluğu deneyimliyorlar.
S: (J) Bu tıpkı kör olup görmeyi özlemek gibi...

-----------------------------------------------------------------

Halen dünya yepyeni bir virüs ile adeta katliamı yaşıyor Çinden başladı aşağıdaki alıntıda bahsedilen canlı organizmalardan birisi olmasın, işin içinde Çinden nefret eden USA var,

--------------------------------------------------------------------
S: (T) Bu gezegenden birilerinin zaten bir Mars sondası göndermiş olduğunu söylediniz. Ve yeni bir sonda daha gönderileceğini. Kimse bunlar hakkında bilgi sahibi değil. Çünkü bundan hiç söz edilmedi. Yani gizli bir sonda. Kime ait?
C: ABD derin devleti.
S: (T) Uzay mekiklerinden biriyle mi gönderildi?
C: Hayır.
S: (J) Ne zaman gönderildi?
C: 1995 Eylül'ü.
S: (L) Geçen Eylül, bir yıl önce. Yani bir yıl önce gönderildi. Buradan oraya ulaşması ne kadar sürüyor? Bir iki yıl mı? Belki de o kadar değil. Şu anda yolu yarılamış durumda falan mı?
C: Evet.
S: (T) Ne yapacak?
C: Gelecek yıl.
S: (T) Bir sonraki sonda mı?
C: Evet.
S: (T) İkinci sondayı herkesin bilgisi dahilinde mi gönderecekler?
C: İkisi de açıklandı.
S: (T) Bu sondaların amacı nedir?
C: Yaşayan organizmaları göstermek için kazı.
S: (T) Göstermek için mi? (L) Evet, halka göstermek için. Yani kaya olayından sonra şimdi de bunu
yapacaklar... (T) Hmm.. Yani kazıp organizmaları bulacaklar ve bu görüntüler halka gösterilecek! (L) Evet!
(T) Connie Kourek o organizmalarla bir röportaj yapar! (L) Doğru! (F) Önce hiçbir kanıt bulamadıklarını söylediler, sonra da bunun kesin olmadığını... Kimbilir neler bulmuşlardır! Önce fosilleri gösterirler, sonra da giderek daha canlı kanıtlar... (L) Demek insanları hazırlamak için bir sonra yapacakları şey Mars'taki canlı organizmaları göstermek...
C: Evet.
S: (L) Yani bu devam eden bir süreç olacak ve giderek ısınacak. Etrafta koşturup bununla ilgili haberler yayan insanlar... Uzaylıların inmesi...
C: Ama yeni yüzler gösterilmeyecek.
S: (L) Başka "Mars'taki Yüz" olayı olmayacak yani, öyle mi? Göstermeyecekler...
C: Gösterilmeyecek. Mars Kaşifi'ne ne olduğu sanıyorsunuz?
S: (L) Ne oldu? ...
C: Hoagland NASA'nın elini zorladı.
S: (T) Mars Kaşifi'ne ne olduğu konusunda ne mi düşünüyoruz? Bence kanallarını değiştirdiler. Bir iletişim noktasından diğerine taşıdılar ve yapması gerekenleri yapmaya devam ediyor. Bunu öyle bir şekilde yaptılar ki NASA'dakiler ne olduğunu bilmiyor. Sorulduğu zaman da "Ona ne olduğunu bilmiyoruz!" diyecekler tabii. Çünkü gerçekten ne olduğunu bilmiyorlar. (L) Uzaydan saldırı, uçak kazaları, Olimpiyatlardaki olaylar, Mars Kaşifleri... aslında tüm bu olaylar dünyadışı varlıkların doğrudan girip bizzat yaptıkları şeyler değil...
C: Evet.
S: (L) ... daha ziyade insanların zihinlerinin 4'üncü yoğunluktan manipüle edilmesiyle ilişkili birşey... doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Yani bu Mars sondasını gönderenler, tüm bu şeyleri yapmaya manipüle ediliyorlar ve bunun aslında belirli bir amacı var. Bu amaç nedir?
C: Fazla karmaşık.
S: (L) Fazla karmaşık. Yani sadece kontrol değil.
C: Size açıklanamayacak kadar karmaşık.
S: (T) Çünkü 4'üncü, 5'inci ve 6'ncı yoğunluk sebepler var.
C: Sadece 4'üncü.
S: (T) Bir sorum var. Canlı organizmalar gösterecekler dediniz. Bu organizmalar ne kadar büyük olacak? Ne kadar gelişmiş?
C: Çok küçük.
S: (T) Yani mikroskopik organizmalardan mı bahsediyoruz?
C: Evet.
S: (J) Yani bize el sallamayacaklar!
C: Ama canlı olacaklar. Buradaki ilerlemeyi göremiyor musunuz? Tutucuları ve piyasayı ürkütmek
istemiyorlar!
S: (L) Bu gece bize söylemek istediğiniz başka birşey var mı?
C: Hayır. Hoşçakalın.
-------------------------------------------------------------

Zamanın uygulanması veya bizim uyguladığımız zamanın bir KH esri olduğunu ,esasta başka türlü ama bizim kavrayamayacağımız bir zaman sistemi olduğunu "müzik kutusundan" seçimli bir uygulama gibi olduğunu (ki bu da bizim basit algıyla kendi kendimize uydurabildiğimiz bir zaman öyküsü anda yaşamı bu basit donelerle anlatabiliyoruz) ve ekin çemberlerinin genel tanımı ve bir zaman gelip tamamen çözülebileceğini belirten alıntı,ama Sirera dostumun aramaya söz verdiği "arabada köpekler ve kediler"hakkında yapacağı araştırma belki başka kapıları açabilir,

-----------------------------------------------------------

S: (L) Daha önce zamanın "seçici ve değişken" olduğunu söylemiştiniz. Bu tam olarak ne anlama geliyor?
C: "Seçici" derken zamanı jukebox (müzik kutusu) gibi düşünmenizi önerdik. Orada seçebileceğiniz pek çok şey var, seçtiğiniz şeyi dinleyebiliyorsunuz. Ama parçaları sırasıyla çalmanız gerekmez, eğer bildiğiniz tek çalış yöntemi bu değilse. Parçalar her zaman orada, değil mi? (ç.n.: kastedilen şeyi ben de bu açıklamayla kavradığım için "selective" kelimesinin bu bağlamdaki daha uygun karşılığının "seçici" değil de "seçimli" veya "seçmeli" olduğu sonucuna varıyorum.)
S: (L) Bu çılgınlık! Herşey öyle rastgele bir sırayla olur mu hiç?!
C: Algılayıcının bakış açısıyla rastgele.
S: (L) Zamanı ancak ardıl şekilde algılayabilmemize neden olan şey nedir?
C: Arkadaşlarımız 4'üncü yoğunluk KH'nin eseri olan DNA yeniden yapılandırması.
S: (L) Bu DNA'yı yeniden kazanma veya yeniden yapılandırma olasılığımız var mı?
C: Daha önce oradaydı, yine orada olacak (ç.n.: düzelecek). ... Sizin için, özellikle de Arkadiusz için zaman, "ekin çemberleriyle" ilgili öğrenebildiğiniz herşeyi öğrenme ve bunları doğrudan araştıranlarla yakın bağlantı kurma zamanı.
S: (L) Neden ekin çemberleri?
C: Tüm soruların yanıtları orada, veya olacak.
S: (L) Ekin çemberlerinin 6'ncı yoğunluktan gelen düşünceleri temsil ettiğini söylemiştiniz. Bu ne anlama geliyor?
C: Tüm dünya insanlığı için bir el kitabı ve almanak derliyoruz. Bunu yapmamızın nedeni Büyük Döngü
Dönüşümü arifesinde cevapları bilmek isteyen milyonların mevcut olması. Fakat, bu iletişim biçimini
deneyip bir kanal açmayı seçen çok az sayıda değerli kişi var.
S: (L) Peki kaç kişi bunu anlayabilecek?
C: En üst düzey bilginin erişilebilirliğinin tamamen sınırlanması 7'nci Seviye Baş Direktife uygun olmazdı!!!
S: (L) Demek tüm dünyanın bilmesi için tüm hikayeyi oraya koymaya çalışıyorsunuz, öyle mi?
C: "Çalışmıyoruz" canım, koyuyoruz.
S: (L) Tamam, ekin çemberleri bir çeşit dil. Peki bunlar matematikle bir şekilde ilişkili mi?
C: Matematik tek evrensel dil.
S: (L) Bunların anlamlarının nasıl çözülebileceğini anlamıyorum.
C: Çemberlerimizin kodunun "kırılması" için gerekli tüm zihinsel güç bu odada mevcut; tabii buna
Wroclaw'daki "odayı" da dahil ediyoruz.
S: (L) Nasıl başlayabiliriz?
C: Tüm ihtiyaç duyulan bir bilgisayar programı oluşturmak için bir temel girdi. Ve bunu size zaten verdik.
S: (L) Ama söylediklerimizi duymak isteyen kimse yok!
C: Çemberlerin varlığı inkar edilemez; sizinle olan iletişimimiz inkar edilebilir.

---------------------------------------------------------------

Altıncı yoğunluk hakkında başka çok şey var ama çok uzun olunca sıkıntı verdiğini de hissediyorum ,
Bu kısmı kesiyorum ileride devam ümidi ile ..


Edited by - Tgur on 16/02/2020 07:31:42
Go to Top of Page

gerçek tosun paşa


683 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 15/02/2020 :  03:22:27  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
İlgiyle takipteyiz, eline sağlık Tgur abi.
Go to Top of Page

Tgur


1251 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 15/02/2020 :  07:34:32  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Sağol, motive ediyorsun..

Edited by - Tgur on 15/02/2020 10:17:03
Go to Top of Page

sirera


387 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 15/02/2020 :  13:23:42  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Çıkarım ve esinlenmelerin paylaşımı için teşekkürler sevgili Tgur.
Eklenti:
Zamanın uygulanması veya bizim uyguladığımız zamanın bir KH esri olduğunu ,esasta başka türlü ama bizim kavrayamayacağımız bir zaman sistemi olduğunu "müzik kutusundan" seçimli bir uygulama gibi olduğunu (ki bu da bizim basit algıyla kendi kendimize uydurabildiğimiz bir zaman öyküsü anda yaşamı bu basit donelerle anlatabiliyoruz) ve ekin çemberlerinin genel tanımı ve bir zaman gelip tamamen çözülebileceğini belirten alıntı,ama Sirera dostumun aramaya söz verdiği "arabada köpekler ve kediler"hakkında yapacağı araştırma belki başka kapıları açabilir

At araba sürücü örneği ezoterik öğretilerde bulunuyor. Kökeni vedalar ve bhagavad gita isimli destan.
Destan, büyük bir savaşın ortasında Arjuna isimli komutanın ya da kralın savaşın anlamsızlığını bir anda görerek silahını bırakması ile başlar.
Sahip olduğu zenginliğe sırtını çevirip Krsihna dan yardım ister. Krishna bir ata binmiş olarak Arjuna' ya görünür. Ve anlatmaya başlar hayatın sırlarını, gizemlerini. Tanrısal özüne ait bilgileri, K'ların çekim dedikleri tüm varoluşun merkezi bileşimini.
Krishna şuur un temsili olarak arabada sürücüdür. Atlar istek ve arzular ile yönlendirilir, beş duyunun temsilidir.. Yolcu ya da arabanın sahibi birisi vardır akıl zeka temsili.

At sembolünü şamanlar da kullanmış. Türk destanları at sembolü ile doludur. Gökyüzüne yükselme temasını işleyen tüm anlatımlarda ata binilir.
Bunu yaşayan evliya ve peygamberler bu ata isimler vermişler veya atlar isimleri ile gelmişler, ruhsal idare merkezleri ile irtibat kurmuşlar.
4.yol öğretisinde de bu mevzuya sıkça değinilmiş. Zaman algısı ile beraber ele aldıkları arabadaki kediler ve köpekler mevzusunu bulamadım.Arabadaki kedi kendi isteği ve kendi sevilme arzusu ile geldiğine dair bir anlatım var. Sizi sevmek gibi bir arzusu yok. Sembollere dayalı bir düşünüş yönlendirilerek gerçekliğin kapısını aralayabiliyor.Onun görünmek ya da sevilmek gibi bir arzusu yok gibi yorumlayabilirim.
Ancak sembollerle bağlantı kurmak zaman algısını
çözüp geçebilmeyi mümkün kılıyor anladığım kadarıyla. Ekinçemberlerinin yorumlanması zevki ve huzur verici olma etkisi bundan belki. Sembollerin bilgi ile güçlü bir bağı var. Tüm varoluşun merkezi bileşimi olarak tanımladıkları "çekim" sembollerle anlatılabiliyor. Bir celsede yine bu meselle ilgili bir sembol ve bir mantra vermiş K'lar ama o celseyi bulamadım.





Go to Top of Page

Tgur


1251 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 16/02/2020 :  07:25:57  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Alıntı Ekle
Sirera dostum ben de teşekkür ederim,

Özellikle ilgi ve uğraşın bahsettiğim kapıları mutlaka açıyor 6Y çalışmam devamında bunlara biraz dokunacağım ,her şeyi tam tarif edecek kapasitede olduğumuz söylenemez ama en azından bilinç üstüne çıkma eksersizleri olarak karşılaşacağımız yeni durum ve bilgilerde bizleri acabalar içinde olmaktan kurtarıp yeni anlayışlara kolay adapte olmamızı sağlar diye düşünüyorum.


Edited by - Tgur on 16/02/2020 07:32:05
Go to Top of Page
Sayfa: Toplam Sayfa 39  Mesaj Sonraki Konu  
Önceki Sayfa | Sonraki Sayfa
 Yeni Konu Aç  Konuya Cevap Ver
Forum Seç:
Başkalarına Hizmet Forumu © Kasyopya celselerini ve diğer mesajları farklı ortamlara kopyalamadan önce lütfen izin isteyin: baskalarinahizmet@gmail.com Yukarıya git
Snitz Forums 2000

Design by Sizinsayfaniz.com

Bu sayfa 4,7 saniyede oluşturuldu.